Vous êtes sur la page 1sur 84

AİLE ve TOPLUM DERGİSİ YAYIN İLKELERİ

1. Aile ve Toplum Dergisi, Başbakanlık Aile Araştırma


Kurumu tarafından üç ayda bir yayınlanır.
2. Dergide telif ve tercüme makaleler, araştırma makaleleri,
Sahibi bildiriler, yayın değerlendirme ve tartışma yazıları Türkçe
Başbakanlık Aile Araştırma ya da bir yabancı dilde yer alır.
3. Dergi, "Hakemli" bir yayındır. Dergiye gönderilen yazı,
Kurumu Başkanlığı Adına
konusu ile ilgili bir akademisyen ve Yayın Kurulu
Muammer Uğur tarafından incelendikten sonra yayınlanabilir. Dergiye
BAYBURTLUOĞLU gönderilen yazıların başka bir dergide yayınlanmamış ya
da yayınlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekir.
4. Gönderilen yazıların yayınlanma zorunluluğu yoktur.
Dergiye gelen yazılar yayınlansın ya da yayınlanmasın geri
Yazı İşleri Müdürü gönderilmez.
İrfan ÇAYBOYLU 5. Dergiye gönderilen yazıların Türkçe ve bir yabancı dilde
(İngilizce, Fransızca, Almanca) 100-150 kelimelik özetleri
çıkartılmalıdır. Yazı herhangi bir bilimsel toplantıda
Yayın Kurulu sunulmuş ise belirtilmelidir,
6. Dergide yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
M. Uğur BAYBURTLUOĞLU 7. Dergide yayınlanacak her yazının yazarına telif ücreti
Prof. Dr. Rüveyde ödenir.
BAYRAKTAR Prof. Dr. 8. Yazının kapak sayfasında, çalışmanın adı yazar/yazarların
Yıldırım Beyatlı (birden fazla yazar varsa sıralama yapılarak) adı, soyadı,
unvanları, çalıştıkları kurumlar belirtilmeli, Türkçe ve
DOĞAN İngilizce özetler yer almalıdır.
Doç. Dr. İbrahim GILGA 9. Makalelerdeki dipnot ve kaynakçalar mutlaka genel kabul
Filiz KAVACIKLI görmüş standartlara uygun olmalıdır.
10. Gönderilen yazıların dili açık ve anlaşılır olmalı, dilimizde
Erdal BOZKURT
karşılığı tam olarak olmayan ifadelerin Türkçe karşılığı
Dr. Aysel GÜNİNDİ ERSÖZ parantez içinde verilmeli ve gönderilen yazılar yazım
düzeni açısından aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:
- Yazılar, A4 boyutundaki beyaz kağıdın bir yüzüne, 1,5
Adres Meşrutiyet
satır aralıklı, bütün kenarlardan 3'er cm. boşluk
Caddesi No: 1 9 bırakılarak ve arial 11 punto kullanılarak yazılmalıdır.
06650 Kızılay-ANKARA - Dergiye gönderilen metin PC ile yazılmalı, Microsoft
Tel :(312)419 29 79-(l 2 Hat) Word'un Ofis 98 ve 2000 sürümleri tercih edilmelidir.
Fax (312)419 29 70 Metin tek kopya olarak sunulmalıdır. Ayrıca metin
diskete kaydedilmeli, disketin üzerinde kullanılan
bilgisayar programı ve sürüm numarası belirtilmelidir.
Aile ve Toplum Dergisi'nde Yazı, Hakem Kurulu'nun bir değişiklik önerisiyle kabul
yayınlanan edilmişse en son durumu içeren çalışma disketle birlikte
teslim edilmeli, önlem olarak dosyanın bir kopyası da
yazılardaki görüşler yazarına
yazarda bulunmalıdır.
aittir. - Satır sonlarında sözcükler kesinlikle hecelerine
bölünmemelidir.
Aile ve Toplum Dergisi üç - Çizimler bilgisayardan çıkarılmadı ise, beyaz aydınger
kağıt üzerinde çini mürekkebi ile çizilmelidir. Çizimlerde
ayda bir yayımlanır. fotokopi yöntemi kullanılmamalıdır. Fotoğraflar
siyah/beyaz, net ve parlak fotoğraf kağıdına basılmış
olmalıdır, Renkli fotoğraflar ve fotokopiye çekilmiş
Grafik & Baskı
fotoğraflar kullanılmamalıdır. Ayrıca, her bir şeklin metin
Ata Ofset Matbaacılık içinde gireceği yer açık bir biçimde gösterilmelidir.
(0312)312 42 41 -ANKARA
Prof. Dr. Belma AKŞİT Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Emine AKYÜZ A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Zehra ARIKAN Gazi Üniversitesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Çiğdem ARIKAN H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Meziyet ARI H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Orhan AYDIN H.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof, Dr. Ayla BAYIK Ege Üniversitesi Hemşirelik Y.O. Halk Sağlığı Bl. Başkanı
Prof. Dr. Rüveyde BAYRAKTAR H.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Müberra BABAOCUL H.Ü. Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Müdürü
Doç. Dr. Aylin GÖRGÜN BARAN H.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Beyza BİLGİN A.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretimi Üyesi
Prof. Dr. Latife BIYIKLI A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Işıl BULUT H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Doç. Dr. İbrahim CILGA H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Saynur CANAT A.Ü. Tıp Fakültesi Ergen Psikiyatrisi Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Bülent ÇAPLI A.Ü. İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Oya ÇİTCİ TODAİE Öğretim Üyesi
Doç. Dr. İhsan DAĞ H.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Yıldırım B. DOĞAN A.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Veli DUYAN H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Yıldız ECEVİT O.D.T.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Mehmet ECEVİT O.D.T.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Birsen GÖKÇE H.Ü. Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nergiz GÜVEN H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölüm Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ülker GÜRKAN A.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Mübeccel GÖNEN H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Talat HALMAN Bilkent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Seniha HASİPEK A.Ü. Ev Ekonomisi Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nuran HORTAÇSU O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Olcay İMAMOGLU O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Sunay İL H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Tülin İÇLİ H.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Zafer İLBARS A.Ü. D.T.C.F. Sosyal Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nuray KARANCl O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Velittin KALINKARA P.Ü. Denizli Meslek Yüksek Okulu Müdürü
Yrd. Doç. Dr. Kasım KARATAŞ H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Eser KERİMOĞLU A.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Duyan MAĞDEN H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK H.Ü. Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. İlber ORTAYLI A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ferhunde ÖKTEM H.Ü. Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nilgün SARP A.Ü. Sağlık Eğitimi Fak Sağlık Yönetimi Dekanı
Prof. Dr. Işık SAYIL A.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. İlhan TOMANBAY H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.Ö. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Günsel TERZİOĞLU H.Ü. Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Bölüm Başkanı
Doç. Dr. Gülay TOKSÖZ A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ergül TUNÇBİLEK H.Ü. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Sevda ULUĞTEKİN H.Ü. Sosyal Hizmetler Y.O. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Hamza UYGUN H.Ü. Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Serhat ÜNAL H.Ü. Tıp Fak. Enfeksiyon Has. Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ayşe YALIN A.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Böl. E. Öğretim Üyesi
Menopoza İlişkin Yaklaşımların ve Kültürlerarası Çalışmaların Gözden Geçirilmesi
Prof. Dr. Rüveyde BAYRAKTAR - Dr. Zehra UÇANOK. ..................................................................... 5

Hepatit-B İnfeksiyonu ve Koruyucu Önlemler


Prof. Dr. Ayfer KARADAKOVAN................................................................................................... 13

Ankara İlinde 1997-2000 Yılları Arasında Kamu Sektörünün Sağladığı


Aile Planlaması Yöntemlerinin "Couple Year Protection" (CYP) Değeri Ortak Analizi
Dr. Aydan BİRİ - Dr. jale ÖZTÛRK - Dr. Işıl MARAL....................................................................... 21

Çoğulcu Demokratik Toplum İçin Aile Eğitimi Projesi


Prof, Dr. Sevda ULUĞTEKİN - Doç, Dr. İbrahim OLCA - Yrd. Doç. Dr. Sunay İL..............................29

Empati ve Demografik Değişkenlerin Evlilik Uyumu İle İlişkisi


Şennur TUTAREL - KIŞLAK - Fazlı ÇABUKÇA .................................................................................35

Dünyada Yaygın Bir Sorun: Yaşlı İstismarı ve ihlali


Aynur UYSAL.. .............................................................................................................................43

Aile Mahkemeleri Tasarısı Üzerine Bir Değerlendirme


Doç. Dr. İbrahim CILGA ................................................................................................................51

Popüler Kültür Ürünlerinden Müzik Videolarının Gençler Üzerindeki Olumsuz Etkileri


Dr. Aysel Günindi - ERSÖZ...........................................................................................................61

Bir Kurum Hekimliği'nin Tanıtımı ve İdeal Hekim Hasta İlişkisinin Uygulanması Sonucunda
Hastanelere Sevk Edilen Hastaların Sayısındaki Değişim
Yrd. Doç. Dr. Sencer OZAN TOKER ...............................................................................................69

Akraba Evliliğinin Kültür Birikiminde ve Toplum Hayatındaki Bazı Görünümleri: Dil, Din ve Tıp
Dr. Dursun AYAN - Rahlme BEDER-ŞEN - Semra YURTKURAN - Gülsen ÜNAL..............................77
Menopoza İlişkin Yaklaşımların Ve
Kültürlerarası Çalışmaların
Gözden Geçirilmesi
Prof. Dr. Rüveyde BAYRAKTAR • Dr. Zehra UÇANOK

Özet Abstract
The present article aims to review the majör
Bu yazıda, menopoza ilişkin temel yaklaşımlar, approaches and empirical studies on menopausal
hem Türkiye'de hem de farklı kültürlerde yapılan symptoms and variables re/ated to these symptoms in
çalışmalar kısaca gözden geçirilmiştir. Menopoz, Turkey and cross-cuituraİİy. Menopause is a medlcai
biyolojik ve tıbbi anlamda son adet kanaması ola- term indicating the absence of menstrual bleeding for
one year, but the term climacteric İs used for the
rak tanımlanmakta, klimakterik terimi ise menopoz
entire processes including premenopause,
öncesi, menopoz ve menopoz sonrası dönemi içe- perimenopause and postme nopause. Early studies of
ren tüm sürece karşılık olarak kullanılmaktadır, the menopausal transition focused on patient
Menopoza ilişkin yapılan ilk çalışmalar genellikle populations that came to the attention of health çare
yoğun şikayetleri nedeniyle hastanelerin jinekoloji professionals because of problems reiated to
ve psikiyatri kliniklerine başvuran kadınlar üzerin- menopause. This focus produced a bias showing more
negative results than would occur in the general
de yapılmış ve bu çalışmalardan elde edilen bulgu-
population. More recently population-based studies
lar menopoz dönemindeki tüm kadınlara genel- ha ve been published and the results of these studies
lenmiştir. Ancak daha sonraları hastane kliniklerine began focusing more on the dispute regarding the
parelel olarak alanda yapılan çalışmalar sonucu universality of menopausal experience in women and
menopoz yaşantısının evrenselliği reddedilmiş, the role of the socio-cu/tural context A number of
bunun yerine menopoz yaşantısının anlaşılmasında studies ha ve shown that menopausal experi ence
varies across cultures. Research findings comparing
sosyokültürel bağlamın önemi üzerinde durul- women from Eastern and Western societies suggest
muştur. Farklı kültürlerde yapılan çalışmalar hem that Eastern women conceptualize menopause as a
kültürün kendi içinde hem de farklı kültürlerde natural developmentai processes and view this period
menopozun yaşanması açısından büyük farklılıklar more positive/y than their Western counterparts.
olduğunu ortaya koymuştur. Doğu ve Batı kültürle- Studies ha ve also shown that the re were large
differences in the menopausal experience within the
rindeki kadınları karşılaştıran çalışmalar, Doğudaki
same culture. İt was concluded that the combination
kadınların menopozu doğal bir süreç olarak gör- of variables such as physical changes, cultural
düklerini ve Batıdaki yaşıtlarına göre yaşamın bu influences and individual perceptions are very
dönemini daha olumlu değerlendirdiklerini gös- important in determining the so cal/ed menopausal
termiştir. Bu çalışmalardan yola çıkarak menopoza symptoms. Empirical studies conducted in Turkey are
ilişkin belirtilerin fiziksel değişmeler, kültürel etki- discussed within the framework of these latter studies
focusing on the psychological, demographic and
ler ve bireysel algıların bir kombinasyonu olduğu
socio-cultural variables on the appearance of
sonucuna varılmıştır. Türkiye'de yapılan görgül menopausal symptoms.
çalışmalar da bu bağlamda tartışılmıştır. Key Words: Middle age, climacteric, menopausal
Anahtar Sözcükler: Orta yaş dönemi, symptoms, psychological and social factors, cultural
klimakterik, menopoza ilişkin belirtiler, psikolojik effects
ve sosyal faktörler, kültürel etkiler

(*)
Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bö
Menapoza İlişkin Yaklaşımların ve Menopoz döneminde, kadınlarda somatik,
Kültürlerarası çalışmaların Gözden psikosomatik ve psikolojik birtakım belirtilerin
Geçirilmesi Tanım ve Sınıflama ortaya çıktığı öne sürülmekte ve yaygın olarak ifa-
de edilen bu belirtiler iki grupta toplanmaktadır.
Sıcak basması, gece terlemesi, uykusuzluk, sinir-
Biyolojik ve tıbbi anlamda, son adet kanaması lilik hali, konsantrasyon kaybı, unutkanlık, idrar
olarak tanımlanan menopoz, orta yaş dönemini yolu şikayetleri gibi ilk gruba giren belirtiler, bu
yaşayan tüm kadınlar için evrensel bir olaydır. Anı- dönemde kadını huzursuz edebilmekte, ancak tek
lan olay, yaşamın üretkenlik (doğurganlık) kısmının başına ciddi sağlık sorunlarına neden olmamakta-
sona erdiğine işaret eden bir parametredir. Meno- dır. Buna karşılık, osteoporoz adı verilen kemik
poz, geniş bir yaş ranjını içeren (35-65 yaş) ve yoğunluğunun kaybı ve kalp-damar hastalıkları
klimakterik olarak tanımlanan dönem içinde ya- gibi başlangıçta belirti vermeyen, ancak yıllar iler-
şanmaktadır. Yaş dönümü ya da klimakterik terimi, ledikçe ortaya çıkan ikinci gruba ait belirtiler ise
orta yaşta hem kadınlarda hem de erkeklerde or- ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Me-
taya çıkan hormonal, fiziksel ve duygusal değiş- nopoz sonrasında yaşanan fiziksel şikayetlerin
melerin geniş bir bileşimine karşılık olarak kulla- giderilmesi için yaygın olarak östrojen ve
nılmaktadır. Anılan dönemde hormon düzeylerinde progesteron içeren hormon tedavisi (hormon
meydana gelen değişmeler sonucunda 45 ile 55 replacement therapy) uygulanmaktadır. Anılan
yaş arasındaki kadınlar, adet kanamasının sona tedavi, menopoz döneminde kanda belirli bir dü-
ermesi ile doğurganlığın bitmesi anlamına gelen zeyin altına inen östrojen hormonunun yerine ko-
"menopoz" a (perimenopoz) girmektedirler. Meno- nulmasını içermektedir (Hunter, 1990).
poz döneminde, kandaki östrojen düzeyi düşmekte
ve buna bağlı olarak da FSH (follicule stimulating Tarihsel İnceleme
hormone) ve LH (luteinizing hormone) düzeyi art-
maktadır. Menopoza giriş yaşı 45 ile 55 yaşları
Tarihsel olarak incelendiğinde, menopoza iliş-
arasında değişmekle birlikte, genellikle 50 yaş
kin yaklaşımların zaman içinde değişikliğe uğradığı
civarıdır. Amerika Birleşik Devletleri'nde ortalama
görülmektedir. Ondokuzuncu yüzyılda, orta yaş
menopoz yaşı 51 olarak belirtilirken, Japonya'da
dönemindeki kadınların yaygın olarak depresyon ve
menopozun 50 yaş civarında yaşandığı bildirilmiştir
kaygıyı ifade eden "involüsyonel melankoli" yi
(Kono, 1990). Benzer şekilde, ülkemizde de
(invo/utİonal melancholia) yaşadığı görüşü kabul
menopozun 45-50 yaşları arasında başladığı belir-
edilmekteydi. Yirminci yüzyılın başlarında da
tilmektedir (Aksoy, 1988; Batıoğlu, 1990). Bu
depresyon, gerginlik, çabuk sinirlenme ve kişilikteki
doğrultuda hem kentte (Temiz ve Bayraktar 1999)
değişmeler, menopozun başlangıcına işaret eden
hem de kırsal kesimde yapılan bir çalışmada
belirtiler olarak değerlendirilerek menopoz döne-
(Alıtkan ve Bayraktar, 1999) menopoza girme yaşı-
minde ortaya çıkan kişilik bozuklukları ve nevrotik
nın ortalama olarak 48 olduğu görülmüştür. Ka-
belirtiler menopozun bir sonucu olarak kabul edil-
dınlar menopoza ilişkin değişimleri 35 yaşından
miştir. "Menopoz sendromu" terimi orta yaş döne-
itibaren yaşamaya başlamakta ve bu durum 50
mindeki kadınlarda meydana gelen tüm duygusal
yaşına kadar devam etmektedir. Menopozdan ön-
problemleri ifade etmekteydi. Menopozun pek çok
ceki yıllara menopoz öncesi dönem (premenopoz),
kadını "deli" ettiği düşüncesi zamanla çoğu kültür-
menopozdan sonraki yıllara ise menopoz sonrası
de kabul edilen bir kalıpyargı haline gelmiş ve
dönem (postmenopoz) adı verilmektedir. Anılan
değişimleri doğal olarak yaşamanın yanısıra, bazı
kadınlar sağlık nedenlerinden dolayı (örneğin yu-
murtalık kistleri, tümörleri, rahim miyomları gibi)
cerrahi yolla menopoza girmektedirler (Patterson
ve Lynch, 1988).
sözü edilen psikolojik belirtiler kadınların orta yaş nimi olduğu ifade edilmiştir (Hunter, 1993). Ayrıca
dönemlerinde beklenen bir durum olmuştur araştırma bulguları, menopoz döneminde ortaya
(Ballinger, 1990). çıktığı öne sürülen tüm belirtilerin hormon düze-
1950'li yıllara gelindiğinde, menopozun kadı- yindeki değişmelerden kaynaklanmadığını, orta yaş
nın ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğu ve döneminde yaşanan sosyal ve psikolojik değişme-
kadınların büyük çoğunluğunun bu dönemde dep- lerin de bu dönemdeki belirtilerle ilgili olabileceğini
resyon yaşadığı görüşü oldukça yaygındı. Özellikle, açıkça ortaya koymuştur (örn., Greene ve Cooke,
yoğun şikayetleri nedeniyle hastanelerin jinekoloji 1980; Polit ve LaRacco, 1980; Hunter, 1990; Holte
ve psikiyatri kliniklerine başvuran kadınlar üzerin- ve Mikkelsen, 1991; Avis ve McKinlay, 1991; Koster
de yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular, me- ve Davîdsen, 1993; Mittchell ve Woods, 1996;
nopoz döneminde olan tüm kadınlara genellen- Coope, 1996). Özet olarak, bu doğrultuda yapılan
mekteydi. Bu dönemde geleneksel biyolojik-tıbbi çalışmalar sonucu menopoz yaşantısının evren-
(biomedical) yaklaşım, menopozu kadının zihinsel, selliği reddedilmiş, bunun yerine sosyokültürel
duygusal ve fiziksel sağlığı üzerinde olumsuz bağlamın kadının menopozu algılamasında ve ya-
doğurguları olan östrojen eksikliği hastalığı olarak şamasında nasıl bir rol oynadığını incelemenin
ele almaktaydı (Palmlund, 1997). Ancak, 1970'li önemi üzerinde durulmuştur (Beyene, 1986; Lock,
yıllarda ve 19801i yılların başında hastane klinikle- 1 994; Kaufert, 1 996).
rine paralel olarak alanda daha kontrollü bir şekil-
de yapılan çalışmalar, sözü edilen görüş ile çelişkili Psikolojik, Sosyal ve Kültürel
bulguların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ge- Faktörlerin Önemi
nellikle enlemesine-kesitsel yöntemle yapılan bu
çalışmalardan elde edilen bulgular, sadece Menopoz, en basit şekliyle adet
vazomotor belirtilerin (sıcak basması ve gece ter- kanamasının sona ermesi olarak tanımlanmakla
lemeleri gibi) ve vajinal kuruluğun menopozla beraber, menopoz yaşantısının anlaşılabilmesi için,
doğrudan ilişkili olduğunu açık biçimde ortaya biyolojik faktörlerin olduğu kadar psikolojik, sosyal
koymuştur. Buna karşılık duygusal problemler ile ve kültürel faktörlerin de dikkate alınması
menopoz arasındaki ilişki sözü edilen araştırma gerekmektedir. Farklı kültürlerde menopoza
bulgularına göre belirsizdir. Bu nedenle orta yaş girmenin etkisinin değerlendirildiği bir yazıda
dönemindeki kadının tüm sıkıntılarını menopoza (Robinson, 1996), hem kültürün kendi içinde hem
bağlı hormon değişmelerine yüklemenin hatalı de farklı kültürlerde menopozun yaşanması
olacağı belirtilmiştir (Hunter, 1993). açısından büyük farklılıklar olduğu ve menopoza
1 980'li yıllara gelindiğinde, başta Kuzey Ame- ilişkin belirtilerin fiziksel değişmeler, kültürel etkiler
rika ve Avrupa olmak üzere geniş örneklem grup- ve bireysel algıların bir kombinasyonu olduğu
larının kullanıldığı boylamsal araştırmalar yapıl- sonucuna varılmıştır. Pek çok kültürde cinsellik,
mıştır. Sözü edilen alan araştırmaları bir bütün kadının toplumdaki rolleri, cinsiyete özgü stres ve
olarak değerlendirildiğinde, menopozun orta yaş yaşlanma gibi konular menopozun fiziksel ve
dönemindeki kadının sağlığında vazomotor belir- sembolik anlamı ile oldukça yakından ilgilidir. Doğu
tiler ve vajinal kuruluk dışında bir değişikliğe ne- ve Batı kültürlerindeki kadınları karşılaştıran
den olmadığını, daha önceki araştırma bulguları ile çalışmalar, Doğudaki kadınların menopozu doğal
belirlenen vazomotor belirti sıklığının ise %70 yeri- bir süreç olarak gördüklerini ve batıdaki yaşıtlarına
ne, %50 ile 60 arasında değiştiğini ortaya koy- göre yaşamın bu dönemini daha olumlu
muştur. Söz konusu belirtilerin en önemli değerlendirdiklerini göstermiştir (Lock, 1986;
yordayıcılarmın cerrahi yolla menopoza girme ve 1991; 1994; Lock ve ark., 1988; Bowles, 1990;
sigara içme alışkanlığının olduğu, diğer etkenlerin Adler ve ark., 2000) . Elde edilen bu farka ilişkin çok
daha fazla ve daha ayrıntılı araştırılmaya gereksi- sayıda açıklama getirildiyse de bu
fark henüz çok iyi anlaşılamamıştır. İleri yaşlarda Türkiye’de Yapılan Araştırmalar
kadının sosyal statüsü ile menopozu yaşaması
arasındaki bağ, bu kültürel farka getirilen açıkla-
malardan yalnızca birisidir. Sosyal statünün yaşla
birlikte arttığı toplumlarda ya da kültürlerde ka- Konuyla ilgili yazılı kaynaklar incelendiğinde,
dınların klimakterik döneme ilişkin olumsuz belir- depresyon ve menopoz arasındaki ilişkinin ince-
tileri daha az yaşadıkları görülmüştür. Bunun lendiği çok sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Bu
yanısıra, menopoza ilişkin kültürlerarasi çalışmalar eğilimin nedeni, menopozun kadının ruh sağlığı
Avrupalı ve Kuzey Amerikalı kadınların menopoza üzerinde büyük ölçüde olumsuz etkisi olduğu ve
ilişkin daha fazla şikayetleri olduğunu ve bu ne- kadınların büyük çoğunluğunun bu dönemde dep-
denle sağlık kuruluşlarına daha çok başvurduklarını resyon yaşadığı görüşünün yaygın olmasındadır.
ortaya koymaktadır (örn., Tang, 1994; Boulet ve Son yıllarda bu konuda yapılan bir çalışmada, a-
ark., 1994; Avis ve McKinlay, 1995). Ayrıca, beyaz, yakta depresyon tedavisi gören kadınlarda 40 ya-
orta sınıftan gelen ve Avrupa kökenli Amerikalı şından sonra depresyonun başlama sıklığının er-
keklerden anlamlı olarak farklı olmadığı görül-
kadınların diğerlerine göre özellikle hormon teda-
müştür. Elde edilen bu bulgu, yanlış inançların
visini içeren tedaviye daha fazla başvurdukları ve
aksine kadınların menopoz döneminde depresyon
genel olarak Batılı kadınların Batılı olmayanlara
geçirme olasılıklarının erkeklerden daha fazla ol-
göre daha fazla hormon kullandıkları görülmekte-
madığını göstermektedir (Benazzi, 2000). Bunun
dir. Ancak kültürlerarası karşılaştırmaları içeren ve
yanısıra, menopoz öncesi, menopoz sonrası ve
son on yılda ağırlık kazanan bu çalışmaların ge-
cerrahi yolla menopoza girmiş üç farklı grubu içe-
nellikle bazı özel gruplarla Kuzey Amerikalıların
ren bir çalışmada depresif belirtiler açısından
menopoz yaşantısını karşılaştırdığı ve Amerikada
gruplar arasında herhangi bir farklılık elde edil-
yapılan pek çok çalışmanın da sadece orta sınıf
memiştir (Barensten, 2001). Bu doğrultuda, ülke-
beyaz Avrupa kökenli Amerikalı kadınların meno-
mizde yapılan bir çalışmada, Beck Depresyon En-
poz yaşantılarına dayalı olduğu öne sürülmektedir.
vanteri kullanılarak menopoz öncesi ve menopoz
Buna karşılık, Amerika'da menopoz ve orta yaş
sonrası dönemdeki kadınlarda depresyon sıklığı
dönemi yaşantılarını ırk, etnik köken, eğitim düze-
incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Fırat Üniver-
yi, mesleki statü, kültür veya sosyoekonomik sta-
sitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
tüye göre karşılaştıran çalışmaların oldukça az
Anabilim Dalına başvuran 45-50 yaş grubu ve 50
sayıda olduğu belirtilmektedir (Adler ve ark., 2000)
yaş üstündeki kadınlar oluşturmuştur. Menopoz
Daha önce de belirtildiği gibi menopoz, evrensel
öncesi dönemdeki kadınların Beck Depresyon Öl-
biyolojik bir olgu olmakla birlikte, orta yaş
çeği puanlarının menopoz sonrası dönemdeki
dönemindeki kadının yaşamında meydana gelen
kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür.
pek çok değişiklikle iç içe yaşanmaktadır. Bilindiği
Ayrıca cerrahi müdahele gören menopoz sonrası
gibi, orta yaş dönemi pek çok birey için yaşamın
dönemdeki kadınlarda şiddetli depresyon düzeyi-
yeniden gözden geçirildiği bir dönemdir. Bu ne-
nin (% 53) aynı dönemdeki doğal menopozlu ka-
denle, bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülen be-
dınlara (% 4) göre daha yüksek olduğu görülmüştür
lirtilerde yaşın, menopoza girmenin ve meydana
(İçmeli ve Yılmaz, 1992).
gelen sosyal ve psikolojik değişikliklerin ayrı ayrı
Benzer şekilde yapılan bir başka çalışmada
katkısını belirlemek oldukça güçtür. Bu noktada,
menopoza girmiş kadınların Beck Depresyon Ölçe-
menopozu, ülkemizde orta yaş dönemi ve ilgili
ği'nden aldıkları puanlar, hormon tedavisi ve eği-
diğer değişkenler çerçevesinde irdeleyen ve ge-
tim düzeyleri açısından incelenmiştir. Eğitim düzeyi
nellikle bu bakış açısıyla yürütülen araştırmalardan
düşük kadınların Beck Depresyon Ölçeği'nden al-
bir kısmı izleyen bölümde kısaca özetlenmiştir.
dıkları puanların yüksek olduğu ve eğitim düzeyi
yükseldikçe depresyon puanlarının azaldığı görül-
müştür.
Hormon tedavisi alan grubun tedavi öncesi ve kin şikayetleri ile başetmede, evliliklerinin ve eşle-
sonrasındaki puanları arasında anlamlı bir fark riyle olan ilişkilerinin oldukça önemli bir rol oyna-
bulunmuş; hormon tedavisi sonucunda menopoz dığı gösterilmiştir (Montero ve ark. 1990; Koster ve
döneminde ortaya çıkan depresif duygu durumun- Davidsen, 1993). Bu doğrultuda yapılan bir çalış-
daki belirtilerin azaldığı veya tamamen ortadan mada, evli olmayan kadınların evli olanlara göre
kalktığı görülmüştür. Elde edilen bu sonuç çerçe- depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu, ancak
vesinde araştırmacılar, eğitim düzeyi yükseldikçe evlilikleri iyi gitmeyen kadınların depresif duygu
psikolojik belirtilerle baş etme becerisinin artabi- durumlarının daha kötü olduğu görülmüştür. Bu-
leceğini ve hormon tedavisinin depresif belirtilerin nun yanısıra, evlilikten alınan doyum ile menopoza
azalmasına katkıda bulunabileceğini bildirmişlerdir ilişkin belirtiler arasında olumsuz yönde ilişki elde
(Bulgurlu, Bayraktar ve Şen, 1993), edilmiştir (Kurpius ve arkadaşları, 2001). Ülkemiz-
Uçanok ve Bayraktar (1995) tarafından yapılan de yapılan bir çalışmada (Uçanok ve Bayraktar,
bir başka çalışmada ise, "klimakterik" ya da "orta 1996 a) yaşları 35 ile 65 arasında olan kadınlarda
yaş dönemini" temsil eden 40-65 yaşları arasındaki yaş, eğitim düzeyi, çalışma durumu, medeni hal,
kadınlarda depresyon İle yaşam olayları, sosyal yaşam olayları ve evlilikte uyum düzeyinin bu dö-
destek, menopoza girme ve bazı sosyo- nemdeki genel belirti düzeyini yordamaya olan
demografik değişkenlerin ilişkisi incelenmiştir. katkıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular, genel
Araştırmanın bulguları, depresyon puanlarının belirti düzeyini yordamaya anlamlı katkısı olan
yordanmasında anlamlı katkıları olan değişkenlerin değişkenlerin sırasıyla, evlilikte uyum düzeyi, eği-
sırasıyla eşten alınan sosyal destek ve çocuk sayısı tim düzeyi ve yaşam olayları olduğunu göstermiş-
olduğunu göstermiştir. Depresyon ve genel belirti tir. Kağıtçıbaşı'nın (1981) kültürlerarası bir proje
düzeyi ile yaşam olayları arasındaki ilişkinin ince- kapsamında 8 ülkeyi içeren çalışmasında, Türk
lendiği araştırmalarda, sosyal destek gibi stresin kadınlarının % 62'sînin "eşe yakın olmayı" birinci
zarar verici etkisini azaltabilecek bir ara değişken veya ikinci sırada bir değer olarak seçtikleri dikkate
üzerinde durulmuştur (Cohen ve Wills, 1985; alındığında, Türk toplumunda da evlilik ilişkisinin
Brown ve Harris, 1978). Anılan çalışmalarda evlilik niteliğinin ve eşten alınan sosyal desteğin
ve diğer yakınlardan alınan sosyal destek arasında klimakterik döneme ilişkin şikayetler ile baş etme-
bir ayırımdan söz edilmektedir. Eş önemli bir sırdaş de oldukça önemli rolü olduğu ileri sürülebilir.
olarak gözükmekte, anne-baba, akraba veya arka- Eğitim düzeyinin ve yaşam olaylarının genel belirti
daşla olan sırdaşlığın eşin verdiği desteği karşıla- düzeyini yordamada anlamlı katkısının olması bu
makta yeterli olmadığı belirtilmektedir. Araştırma- konuda yapılan diğer çalışmaların bulguları ile
nın örneklemi sınırlı olduğu için genelleme yapmak tutarlık göstermektedir (Polit ve LaRacco, 1980;
oldukça güç olmakla birlikte, araştırmada Batı Bulgurlu ve ark., 1993; Uçanok ve Bayraktar,
örnekleminde yapılan çalışmaların bulgularına pa- 1996b).
ralel olarak, arkadaştan ve akrabadan çok, eşten Ülkemizde bu doğrultuda yapılan bir başka
alınan sosyal desteğin önemli olduğu söylenebilir. çalışmada 29-60 yaş arasındaki kadınlarda meno-
Bunun yanısıra, çocuk sayısı ile depresyon puanları poza ilişkin belirtiler ve tutumlar hem gelişimsel
arasında elde edilen pozitif yöndeki ilişki, orta yaş olarak incelenmiş, hem de menopoz açısından
dönemindeki kadının çok sayıda çocuğun farklı kritik olan 45-54 yaşları arasındaki dönemin kendi
türden ihtiyaçlarını karşılamak durumunda kalma- içindeki değişimleri ayrıntılı olarak irdelenmiştir.
sının depresif belirtileri arttırıcı bir rolü olabilece- Belirlenen amaç çerçevesinde araştırmada, 29-34
ğini düşündürmektedir. yaş arası genç yetişkin grubu, 39-44 yaş arası
Evlilikteki uyum düzeyi ile menopoza ilişkin menopoz öncesi grubu, 45-54 yaş arası menopoz
belirtiler arasındaki ilişkiyi irdeleyen çalışmalarda, grubu ve 55-60 yaş arası menopoz sonrası grubu
menopoz dönemindeki kadınların bu döneme iliş- olmak üzere dört farklı yaş grubu kullanılmıştır.
Ayrıca araştırmada 45-54 yaş grubunu henüz me- Yaşa göre toplam belirtilere bakıldığında, en yük-
nopoza girmemiş, menopoza girmiş ve menopozda sek ortalamanın menopoz öncesi ve menopoz
olup kliniğe başvurmuş olmak üzere üç ayrı alt sonrası gruba ait olduğu görülmektedir. Boyutlar
grup oluşturmuştur. Anılan çalışmanın bulguları, açısından ayrı ayrı incelendiğinde, psikolojik belir-
kadınların menopoza ilişkin toplam belirti puanla- tilerin en yoğun olduğu dönem menopoz öncesi
rında yaşa göre bir farklılaşma olduğunu, 55-60 dönem, somatik belirtilerin ise en yoğun yaşandığı
yaş grubunun belirtiler açısından en yoğun grup dönemin menopoz dönemi olduğu dikkati çek-
olduğunu ve eğitim düzeyi yükseldikçe toplam mektedir. Bunun yanısıra eğitim düzeyi yükseldikçe
belirti puanının düştüğünü ortaya koymuştur. Ay- menopoza ilişkin toplam belirtilerde, somatik ve
rica, 45-54 yaşları arasındaki menopozda olup psikosomatik belirtilerde azalma olduğu görül-
kliniğe başvuran grubun toplam belirti puanının müştür. Psikolojik belirtilerde ise eğitim düzeyine
anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. göre bir farklılık gözlenmezken, psikosomatik be-
Menopoza ilişkin tutumlar açısından da sonuçlar, lirtilerde de yaşa göre bir farklılık elde edilmemiş-
yaş ilerledikçe ve eğitim düzeyi yükseldikçe meno- tir. Ayrıca araştırmada yaş ve eğitim düzeyinin
poza ilişkin tutumların daha olumlu hale geldiğini yanısıra, 45-54 yaş grubunda medeni durumun da
göstermiştir. Araştırmada yaşama bakış açısı (i- toplam belirtileri, psikolojik ve somatik belirtileri
yimserlik) ile menopoza ilişkin tutumlar arasında yordamaya anlamlı katkısı olduğu görülmüştür.
pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bu Araştırmanın örnekleminde bekar, boşanmış ya da
sonuç, menopoza ilişkin tutumların oluşmasında eşini kaybetmiş kadınların yeterince temsil edile-
kalıp yargıların ve menopoz yaşantısının olduğu memesi, medeni durumun daha sonraki çalışma-
kadar bireylerin kişilik Özelliklerinin de önemli bir larda ayrıntılı olarak ele alınması gereğini ortaya
faktör olabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca ça- koymaktadır. Menopoz dönemini temsil eden 45-
lışmada, menopoza ilişkin belirtiler ile yaşama 54 yaş grubuna ilişkin daha ayrıntılı bulgular, me-
bakış açısı arasında ters yönde bir ilişki olduğu, nopoz kliniğine başvuran kadınların hem genel
iyimserlik arttıkça toplam belirti puanında düşme şikayetlerinin daha fazla olduğunu hem de psiko-
olduğu görülmüştür (Uçanok ve Bayraktar, 1996b). lojik, somatik ve psikosomatik belirtilerinin daha
Ayrıca ülkemizde kentsel ve kırsal alanlarda fazla olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu yaş gru-
yaşayan kadınlar üzerinde de çalışmalar yapılmış- bunda yapılan analizler eğitim düzeyi yükseldikçe
tır. Temiz ve Bayraktar (1999) tarafından 35-64 hem genel belirtilerde hem de psikolojik, somatik
yaşları arasındaki Türk kadınlarının menopoza ve psikosomatik belirtilerde azalma olduğunu or-
ilişkin belirtilerini daha ayrıntılı olarak incelemek taya koymuştur. Bunun yanısıra medeni durumun
amacıyla yapılan çalışmada ise, bu amaca yönelik söz konusu belirtileri yordamada anlamlı katkısı
olarak Türk toplumuna özgü yeni bir ölçek gelişti- olduğu görülmüştür.
rilmiş, güvenirliği ve geçerliği saptanmıştır. Araş- Bu konuda Alıtkan ve Bayraktar (1999) tara-
tırmanın örneklemini kentte yaşayan, en az ilkokul fından yapılan paralel bir çalışmada ise, yaşları 35-
mezunu farklı eğitim düzeyindeki kadınlar oluş- 64 arasında olan, kırsal kesimde yaşayan ve okuma
turmuş; 34-44 yaş arası menopoz öncesi dönemi, yazması olmayan kadınlarda menopoza ilişkin be-
45-54 yaş menopoz dönemini ve 55-64 yaş arası lirtiler ve tutumlar incelenmiştir. Araştırmacıların
da menopoz sonrası dönemi temsil etmiştir. Me- bu örneklem grubu üzerinde geliştirdiği belirti
nopoz grubunda (45-54 yaş) hem alandan hem de tarama listesine verilen cevaplar üzerinden yapılan
menopoza girip bu şikayetleri nedeniyle kliniğe faktör analizi sonuçları vazomotor, somatik ve
başvuran kadınlar yer almıştır. Araştırmada Türk psikolojik olmak üzere üç faktör ortaya koymuştur.
kültürüne özgü olarak geliştirilen Belirti Tarama Çalışmada, aynı yaş döneminde olup kentte yaşa-
Listesi maddelerinin üç faktör (psikolojik, somatik yan kadınlar üzerinde yapılan çalışmadan farklı
ve psikosomatik) altında toplandığı görülmüştür. olarak vazomotor belirtiler ilk sırada ve ayrı bir
faktör olarak ortaya çıkmıştır. Psikolojik belirtileri lecek çok sayıda değişkenin birarada ele alınması-
içeren faktör ise son sırada yer almıştır. Yaş grup- nın yararlı olacağı düşünülmektedir. Ancak bu tür
larına göre bakıldığında, hem genel belirti düzeyi- çalışmalarla, klimakterik dönem boyunca meydana
nin hem de vazomotor ve psikolojik belirtilerin gelen sosyal, psikolojik ve biyolojik değişiklikler ve
menopoz dönemi olarak tanımlanan 45-54 yaş orta yaş dönemindeki kadının gelişim süreci tam
döneminde yoğunlaştığı, somatik belirtilerin ise olarak anlaşılabilir.
hem menopoz (45-54) hem de menopoz sonrası
(55-64) dönemde yoğunlaştığı görülmektedir. Kaynaklar
Ancak araştırmada menopoza ilişkin belirtiler ile
tutumlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış, Âdler, S. R., Fosket, j. R., Kagavva-Sİnger, M., McGravv, S. A.,
bunun yanısıra menopoza ilişkin tutumlarda yaşa Wong-Kim, E., Goid,
göre de herhangi bir değişme gözlenmemiştir. E. ve Sternfeld, B. (2000). Conceptualizing menopause and
midlîfe: Chinese American and Chinese women in the US.
Maturitas, 35, 11-23.
Sonuç Aksoy, M., Palaz, E. ve Semerci, E. (1989). Menopozun kadında
vücut ağırlığı, beslenme alışkanlığı, fizyolojik ve psikolo-
jik durumlarına etkisi. Sağlık Dergisi, 61 (1), 51-59.
Özet olarak, ülkemizde henüz çok yeni
Alıtkan, C. ve Bayraktar, R. (1999). Menopoza ilişkin belirti tarama
olan araştırmalar, Batı örnekleminde ve diğer farklı listesinin kırsal kesim için geçerlik ve güvenirlik çalışma-
kültürlerde yapılan çalışmaların sonuçları ile bir- sı. Yayınlanmamış makale. Ankara.
likte değerlendirildiğinde, menopozun yaşanma- Avis, N. E., ve McKinlay, S.M. (1991). A Longitudinal analysis of
women's attitudes toward menopause: Results from
sında bireysel ve kültürel düzeyde önemli farklılık-
Massachusetts Women's Health Study, Maturitas, 13, 65-
lar olduğu görülmektedir. Türk örneklemleri üze- 79.
rinde yapılan ve bu yazıda kısaca özetlenmeye Avis, N. E., ve McKinlay, S.M. (1995). The Massachusetts Women's
çalışılan çalışmalarda, 45-54 yaş ranjını içeren Health Study: An Epidemiologic investigation of the
menopause. Journal of American Medicine and Women's
menopoz döneminde genel olarak belirtilerin yo-
Association, 50, 45-63.
ğunlaştığı, menopoza girme ile vazomotor belirtiler Bailinger, C. B. (1990). Psychiatric aspects of the menopause.
arasında güçlü bir ilişki olduğu, ancak söz konusu British Journal of Psychiatry, 156, 773-787.
nedensellik ilişkisinin psikolojik şikayetler ya da Barentsen, R., van de Weijer, P. H.M., van Gend, S. ve Foekema, H.
(2001). Climacteric symptoms in a representative Dutch
deperesif belirtiler açısından daha ayrıntılı araştı-
population sample as measured wîth the Greene
rılmaya ihtiyacı olduğu görülmektedir. Ayrıca, yaş, Climacteric Scale. Maturitas, 38, 1 23-1 28.
eğitim düzeyi, medeni hal gibi sosyodemografik Batıoğlu, S., Songül, S., Keleş, G. ve Durmuş, Z. (1990). Ortalama
değişkenlerin yanısıra yaşam olayları, sosyal des- menopoz yaşı. Dr. Z.T.B. Kadın Hastanesi Kadın Doğum
Dergisi, 2, 19-22.
tek, yaşama bakış açısı gibi değişkenlerin bu dö-
Bayraktar, R. (2000). The role of women's education in middle
nemdeki belirtileri incelemede oldukça önemli rolü adulthood. The 4th Women's Conference for Peace in the
olduğu izlenmektedir. Bunun yanısıra, kentte ve Middle East Women and Culture of Peace, May 1 7-20,

kırsal kesimde yapılan paralel çalışmalardan elde Athens, Greece


Bayraktar, R. ve Uçanok, Z. (1999). Orta yaş gelişimi çerçevesinde
edilen sonuçlar, menopoz yaşantısının anlaşılması menopozun değerlendirilmesi. R. Okyayüz (Ed.) Sağlık
açısından her kültürün kendi içinde de sosyo- Psikolojisi (pp. 189-199). Türk Psikologlar Derneği Ya-
ekonomik düzey farklılıkları gösterebileceği görü- yınları, Ankara.

şüne önemli ölçüde destek sağlamaktadır. Ülke- Benazzi, F. (2000). Female depression before and after
menopause. Pyschotherapy and Psychosomatics, 69, 280-
mizde ileride bu konuda yapılacak olan çalışmalar- 283.
da, hem kentte hem de kırsal kesimde geliştirilen Beyene, Y. (1986). Cultural significance and physiological
ve geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sap- manifestations of menopause: A Biocultural analysis.
Culture, Medicine and Psychiatry, 1 0 , 4 7 - 7 1 .
tanan Belirti Tarama Listesinin kullanılmasının ve
Brown, G. W., & Harris, T. (1978). Social origins of depression: A
söz konusu döneme ilişkin belirtilerle ilişkili olabi- Study of psychiatric disorder in women. Tavistock,
Landon.
Boulet, M. J. Oddens, B. J., Lehert, P., Vemer, H. M. ve Visser A. Lock, M. (1994). Menopause in cultural context. Experimental
(1994). Climacteric and menopause in seven South-East Cerontology, 29, 307-317.
Asian countries. Maturitas, 19, 1 57-1 76. Bulgurlu, H., Lock, M., Kaufert, P. ve Gilbert, P. (1988). Cultural construction of
Bayraktar. R., & Şen, B. (1993). The relationship of the menopausal syndrome: The Japanese case. Maturitas,
educational level and socio-economic factors to 10, 317-332.
th
menapousal complaints in a Turkish sample. 7 Matthews, K. A. (1990). Myths and realities of the menopause.
International Congress on Menopouse, Stockholm, Psychosomatic Medicine, 54, 1-9.
Sweden, June 20-24, Abstract Book, 22. Cohen, S., & Mitchell, E. S. ve Woods, N. F. (1996). Symptom experiences of
Wills, A. (1985). Stress, social support and the midlife women:
buffering hypothesis. Psychological Bulletin, 98, 310- Observations from the Seattle Midlife Women's Health Study,
357. Coope, J. (1996). Hormonal and non-hormonal Maturitas, 25, 1-10.
interventions for Montero, I., Ruiz, I. ve Hernandez, I. (1993). Social functioning as
menopausal symptoms. Maturitas, 23, 159-168. Greene, a significant factor in women's help-seeking behavior
J. G. ve Cooke, D. J. (1980). Life stress and symptoms at during the climacteric period. Social Psychiatry
the climacterium. British Journal of Psychiatry, 136, 486- Epidemiology, 28, 178-183.
491. Holte, A. ve Mikkelsen, A. (1991). Psychosocial Palmlund, I. (1997). The social construction of menopasue as risk.
determinants of Journal of Psychosomatic Obstetric and Gynaecology, 1 8,
climacteric complaints. Maturitas, 13, 205-215. Hunter, 87-94.
M. S. (1990). Somatic experience of the menopause: A Patterson, M. M., & Lynch, A.Q. (1988). Menopause: Salient issues
Prospective study. Psychosomatic Medicine, 52, 357-367. for counselors.
İçmeli, C. ve Yılmaz, T. (1992). Premenopozal ve postmenopozal Journal of Counseling and Development, 67, 1 85-1 88.
dönemdeki kadınlarda depresyon sıklığının saptanmasında Beck Polit, D. F. ve Laracco, S. A.(1980). Social and psychological
Envanteri. VII. Ulusal Psikoloji Kongresi Bilimsel Çalışmaları (Ed. correlates of menopausal symptoms. Psychosomatic
Bayraktar ve Dağ pp.101-111) VII. Ulusal Medicine, 42 (3), 335-345.
Psikoloji Kongresi Düzenleme Kurulu ve Türk Psikologlar
Robinson, G. (1996). Cross-cultural perspectives on menopause.
Derneği Yayını, Ankara, 1992 Hunter, M. S. (1993).
Journal of Nervous Mental Disorder, 1 84 (8), 453-458.
Predictors of menopausal symptoms:
Tang, G. W. (1994). The climacteric of Chinese factory workers.
Psychosocial aspects. Baillieres-Clinical Endocrinology
Maturitas, 19, 177-182.
and Metabolism, 7(1), 33-45. Kağıtçıbaşı, Ç. (1981). Early
Temiz, N. ve Bayraktar, R. (1999). Menopoza ilişkin belirti tarama
childhood education and intervention.
listesinin geliştirilmesi: Geçerlik ve güvenirlik çalışması.
UNESCO: Child, Family, Community. Kaufert, P.A
Yayınlanmamış makale.
(1996). The social and cultural context of
Uçanok, Z., & Bayraktar, R. (1995). Orta yaş dönemindeki kadın-
menopause. Maturitas, 23, 169-180. Kono, S.,
larda demografik özelliklerin, menopozun, yaşam olayla-
Sunawagay, Y., Higa, H. ve Sunawagay, H. (1990). Age of
rının ve sosyal desteğin depresyonla ilişkisinin incelen-
menopause in Japanese women. Maturitas, 12 (1), 43-49.
mesi. Yayınlanmamış makale.
Koster, A. ve Davidsen, M. (1993). Climacteric complaints and
Uçanok, Z., & Bayraktar, R. (1996a). Klimakterik dönemdeki ka-
their relation to menopausal development: A
dınlarda demografik özelliklerin, menopozun, yaşam o-
retrospective analysis. Maturitas, 17, 155-166. Kurpius,
lavlarının ve evlilikteki uyum düzeyinin menopoza ilişkin
S.E.R., Nicpon, M. F. ve Maresh, S. E. (2001). Mood,
belirtilerle ilişkisinin incelenmesi. Yayınlanmamış makale.
marriage and menopause. Journal of Counseling
Psychology, 48 (1), 77-84. Uçanok, Z., & Bayraktar, R. (1996b). Farklı yaş gruplarındaki
Lock, M. (1986). Ambiguities of aging Japanese experience kadınlarda menopoza ilişkin belirtilerin, tutumların
perceptions of menopause. and. Culture, Medicine ve yaşama bakış açısının incelenmesi. 3P Dergisi: Psiko-
Psychiatry, 10(1), 23-46. Lock, M. (1991). Contested loji, Psikiyatri, Psikofarmokoloji, 4(1), 11-20.
meanings of menopause. The Lancet,
337, 1270-1272.
Hepatit-B İnfeksiyonu
Ve
Koruyucu Önlemler

Prof Dr. Ayfer KARADAKOVAN

ÖZET SUMMARY

Hepatit-B İnfeksiyonu dünyada yaygın olarak Hepatitis B is found wor/dwide, even in remote
görülmektedir. Görülme sıklığı nüfus yoğunluğu- areas. its incidence increases in areas of high
nun fazla olduğu ve kötü hijyen koşulları olan böl- population density and poor hygine.
gelerde daha fazladır. The majör sources of this infection are carriers
and clients with the acute process. Contact with
İnfeksiyonun en önemli kaynağı taşıyıcılar ve the serum of an infected client is the majör mode
hastalığın akut evresindeki bireylerdir. İnfekte bi- of transmission. The virüs also may be transmitted
reyin serumuyla temas infeksiyon geçişinin en by other body fluids, such as saliva and semen.
önemli yoludur. Virüs aynı zamanda tükürük, meni Health care workers are at high risk for
gibi diğer vücut salgıları yoluyla da bulaşır. hepatitis B because of theire close contact with the
Taşıyıcı ya da hasta bireylerin kanı ile yakın te- blood of carriers.
ması olan sağlık çalışanları Hepatit-B için yüksek Many health care facilities use disposable
risk grubundadırlar. eguipment, especially needles and syringes, to
Sağlık kuruluşlarının bir çoğunda hepatit reduce hepatitis transmission. Nondisposible
bulaşını en aza indirmek için özellikle tek kulla- equipment must be sterilized to prevent virüs
nımlık iğne ucu ve enjektörler kullanılmaktadır. transmission.
Tek kullanımlık olmayan gereçler, bulaşmayı önle- All health care workers, of course, follow the
mek için mutlaka steril edilerek kullanılmalıdır. Centers for Disease Control universal precautions.
Sağlık çalışanlarının tümü Hastalık Kontrol Mer- Keywords: Hepatitis B, Üniversal precautions.
kezinin önerdiği üniversal önlemlere uymalıdırlar.
Anahtar sözcükler: Hepatit-B, Üniversal önlem-
ler.

Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalık-


ları Hemşireliği Anabilimdalı Öğretim Üyesi e-mail:
ayferkaradakovan@turk.net
DünyaSağlık Örgütü (WH0) hastalığın endemik
olarak bulunduğu ülkemiz gibi bölgelerde çalışan
sağlık personelinde, hastanede çalışılan her yıl
Çalışma yaşamı ile insan sağlığı arasındaki ilişkiler, başına HBV infeksiyonuna yakalanma riskini % 0.6
yüzyıllardan beri bilinmektedir. Sağlık alanında - 1.4 olarak belirlemiştir. Taşıyıcılık sıklığının % 0.5
çalışanlar, çalışma ortamında hastalardan ve fizik olduğu A.B.D.'de her yıl görülen 300.000 yeni HBV
çevreden bulaşabilecek bir çok infeksiyon hastalığı infeksiyonunun 12.000'i sağlık personelinde ortaya
açısından risk altındadırlar. (5,13), Eğitimlerinin çıkmaktadır ( 2 ). Hastane personelinde HbsAg
1/3'nü bu alanlarda uygulama yaparak geçiren pozitiflik oranı saptamak amacıyla Kölan'ın yaptığı
hemşirelik öğrencileri için de infeksiyon riski çalışmada bu oran % 6.6, Batur ve arkadaşlarının
oldukça ciddi bir sorundur. yaptığı çalışmada %10.8 olarak bulunmuştur (3, 4).
Dünyada ve ülkemizde halen önemli bir Solak ve Abamor'un sağlık çalışanları ile ilgili yap-
infeksiyon hastalığı olan hepatit-B virisü (HBV) ile tıkları çalışmada sağlık çalışanlarının % 3'ü hepatit
infekte kişilerin sayısı hızla artmaktadır (8). Bugün B taşıyıcısı olduğunu, % 0.3'ü kronik hepatit B
tüm dünyada nüfusun yaklaşık % 5'inde HBV taşı- hastası olduğunu bildirmişlerdir (1 7).
yıcılığının sözkonusu olduğu varsayılmakta ve tüm A.B.D.'de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi
dünyadaki HBV taşıyıcılarının sayısının 350 milyon (CDC)'nin kayıtlarına göre her yıl 5.100 sağlık ça-
civarında olduğu kabul edilmektedir. Gelişmiş batı lışanı HBV ile infekte olmakta, bunların 250' si
ülkelerinde taşıyıcılık sıklığı % 1 den düşük, ge- hastanede yatarak tedavi edilmekte, 250 civarında
lişmekte olan bazı ülkelerde (örneğin Güneydoğu sağlık personeli HBV infeksiyonu ve buna bağlı
Asya'da) % 20'den fazladır (2). A.B.D.'de her yıl komplikasyonlar nedeniyle yaşamlarını yitirmekte-
140.000 yeni hepatit infeksiyonu bildirilmektedir dir (2,14,16).
(8). Fransa'da nüfusun binde beşi, dünyada
HBV infeksiyonunun sağlık personeline bulaş-
250milyon kişi HBV kaynağıdır (1). Dünyada yakla-
ması açısından günlük uygulamada en sık karşıla-
şık iki milyardan fazla kişinin HBV ile infekte oldu-
şılan yollar;
ğu, her yıl 1-2 milyon kişinin direkt olarak HBV
hastalar için kullanılan iğnelerin ele batması,
infeksiyonu ve komplikasyonlarına bağlı olarak
kanla kontamine kesici aletlerle yaralanma gibi
yaşamını yitirdiği bildirilmektedir (2, 7, 11).
perkütan temas veya infekte kan ya da vücut sıvı-
HBV dünyadaki primer hepaatosellüer karsinam
larının mukozalara sıçramasıdır.
(PHK) olgularının % 80'inden sorumlu olup, HBV
Kan yoluyla bulaşan hastalıklar açısından bulaş-
taşıyıcılarında PHK rastlanma sıklığının sağlıklı
tırma riski taşıyan vücut sıvıları ;
kişilere göre 200-400 kat fazla olduğu gösteril-
miştir. Bu bulgulara dayanarak Dünya Sağlık Ör- kan .genital sekresyonlar, plevra, perikard, pe-
gütü (WH0) tarafından HBV, sigaradan sonra ikinci riton, serebrospinal, sinovyal ve amnion sıvılarıdır.
önemli kanserojen olarak kabul edilmektedir (2). Buna karşın feçes, idrar, ter, tükrük, balgam, burun
sekresyonları ve kusma materyeli gözle görülür
T.C Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 1996 ve
miktarda kan içermedikleri takdirde bulaştırma
1997 yıllarında HBV infeksiyonu morbidite hızları
riski yaşımazlar. Hepatit B bulaşması açısından
yüzbinde 3.9 ve 6.9 (22), taşıyıcılık oranı % 5 - 8
infekte tükrüğün mukozal teması ile hastalığın
(11) ve % 4 - 14 (2) olarak bildirilmiştir. Türkiye'de
bulaşma olasılığının çok düşük de olsa, varlığı
HBV infeksiyonu seroprevalansının (HbsAg ve anti-
kabul edilmektedir (2).
HBs pozitifliği) % 25-60 arasında olduğu
bildirilmektedir (11). Sağlık personelinde HbsAg ve HbeAg pozitif kan
Ülkemizde HBV infeksiyon zincirinin önemli bir ile perkütan temas sonrası infeksiyon riski %20-40
halkasını sağlık personeli oluşturmaktadır. Bu o- olarak bildirilmektedir (11,18,19,20,21). Hepatit B
ranlar ülkemizde sağlık personeli açısından tehli- gelişen sağlık personelinin yaklaşık %50 kadarı
kenin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Yapılan bir perkütan bîr hasar tanımlamaktadır (21). A.B.D'de
çok araştırma ve gözlemlerde, hemşirelik öğrenci- Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) tarafından sağlık
lerinin ve hemşirelerin hastaya bakım verirken personelinin kan yoluyla bula şan tüm
infekte kişi ve taşıyıcılardan HBV aldıkları saptan- infeksiyonlardan korunmasına yönelik "Üniversal
mıştır. Sağlık personelinde HBV infeksiyonu sıklığı, Önlemler"adıyla bilinen bir klavuz hazırlanmıştır.
diğer mesleklere göre 3-6 kat daha fazladır. Bu klavuzda yer alan önlemler HIV, HBV ve kan
yoluyla bulaşan diğer viral infeksiyonlardan ko- kullanıma uygun ve kolay ulaşılabilir yerlerde
runmak için uygulanacak ortak önlemlerdir. Bu bulundurulmalıdır.
önlemler ana hatlarıyla aşağıda özetlenmiştir (2, 5) Yapılan tıbbi bir işlem sırasında kan veya diğer
15). vücut sıvılarının sıçrama olasılığı söz konu
suysa (örneğin kemik iliği aspirasyonu, lomber
ponksiyon yapılması gibi) ağız, burun ve göz
A) Genel Önlemler:
leri korumak amacı ile maske ve gözlük takıl-
1) Öykü ve fizik muayene ile HIV, HBV ve kanla
malı, diğer vücut yüzeylerine bulaşmayı önle
bulaşan diğer patojenlerle infekte hastaları
mek için koruyucu önlük giyilmelidir.
ayırdetme olanağı bulunmadığından tüm
6) Eksüdatif deri lezyonları olan sağlık personeli,
hastaların kan ve diğer vücut sıvıları potansi
bu lezyonlar iyileşinceye kadar hastalarla di
yel olarak infekte kabul edilerek gerekli ön
rekt temastan ve hastalarla ilişkili aletlere do
lemler alınmalıdır.
kunmaktan kaçınmalıdır.
7) Acil koşullarda ağız ağıza resüstasyon ihti
2) Aşağıdaki işlemler sırasında mutlak surette
malini minimale indirmek amacıyla ağızlık,
eldiven giyilmeli, işlem bittikten veya hasta ile
ambu v.b. ventilasyon aletleri resisütasyon
temastan sonra eldiven değiştirilmeli ve eldi
gerekebilecek yerlerde hazır bulundurulmalı
venler çıkarıldıktan hemen sonra eller yıkan
dır.
malıdır :
8) Beden fonksiyonlarını kontrol edebilen HIV
a) Her hastanın kan ya da diğer vücut sıvı ve/veya HBV infeksiyonlu hastaların rutin ba
ları veya bunlarla kontamine yüzeylerle kımı sırasında eldiven ya da koruyucu önlük
temas riski olduğunda, giyilmesine gerek yoktur.
b) Her hastanın mukoza veya sağlam ol 9) Gebe sağlık personeline HIV ve/veya HBV bu
mayan derisiyle temas riski olduğunda, laşma riski, gebe olmayanlardan daha fazla
c) Kan alma, damara girme veya benzeri bir değildir. Ancak her iki virüsün de perinatal
inravasküler işlem sırasında, dönemde bebeğe de geçme riski olduğundan,
3) Eğer eller veya diğer cilt yüzeyleri hastanın gebe personelin önerilen önlemlere özel bir
kan ya da diğer vücut sıvılarıyla kontamine o- dikkatle uyması sağlanmalıdır.
lursa derhal su ve sabunla yıkanmalıdır. 10) Diyare, pulmoner tüberküloz tanısı veya şüp
İğne batmasını önlemek için "disposible" iğ hesi olması gibi özel izolasyon önlemleri ge
neler kullanıldıktan sonra plastik kılıfları tek- rektiren haller dışında HIV/HBV infeksiyonlu
rar takılmamalı, iğneler enjektörden çıkartıl- hastaların ayrı özel odalarda bulundurulmala
mamalı, eğilip bükülmemelidir. Kullanılmış iğ- rına gerek yoktur. HIV ve diğer infeksiyonları
ne, enjektör, bisturi ucu ve diğer kesici aletler olan hastalar diğer bir immunosupresif has
imha edilmek üzere delinmeye dirençli sağlam tayla aynı odada tutulmamalıdır.
kutulara konulmalıdır. Bu kutular servis içinde
B) İnvaziv işlemler sırasında alınacak malıdır. Materyalin yerleştirilmesi sırasın-
da kutunun dışına ve laboratuvar kağıdı-
önlemler:
na bulaşma olmamasına dikkat edilmeli-
dir.
İnvaziv işlem CDC tarafından şu şekilde tanım-
2) Laboratuvarda hastadan alınan materyalle
lanmaktadır:
çalışan tüm personel mutlaka eldiven
a) Ameliyathane, acil servis, poliklinik veya giymeli ve işlem bittikten sonra eldivenler
muayenehane koşullarında doku, kavite çıkartılarak eller yıkanmalıdır. Çalışma
ya da organlarda cerrahi müdahale veya sırasında mukozalara sıvıların temas et
majör travmatik yaralanmaların tamiri, me riski varsa, gözlük ve maske takıl
b) Kardiak kateterizasyon ve anjiografi, malıdır.
c) Vajinal veya sezeryanla doğum ya da ka 3) Sıvılarla çalışıken ağız pipeti yerine mut
namanın oluşabileceği diğer obstetrik iş laka mekanik pipetler tercih edilmelidir.
lemlerdir. Labaratuvarda yeme ve içmeye izin veril
Yukarıda belirtilen genel önlemlere ek olarak memelidir.
invaziv bir işlem sırasında aşağıdaki kurallara da 4) İğne ve enjektörler ancak başka alternatif
uyulması gereklidir: olmadığında kullanılmalı, mutlak kulla
1) Tüm invaziv işlemler sırasında eldiven ve nılmaları gerekiyorsa, iğne batmasını
cerrahi maskeler takılmalıdır. İşlem sıra önlemek için önerilen kurallara uyulmalı
sında kan, diğer vücut sıvıları veya kemik dır.
parçacıklarının sıçrama olasılığı varsa
maskeye ek olarak gözlük (günlük kulla
D) Çevresel önlemler:
nılan gözlükler yeterli olup, ayrıca özel
tipteki gözlüklere gerek yoktur.) ve ko 1) Sterilizasyon ve dezenfeksiyon :
ruyucu önlükler giyilmelidir. Kontamine materyal eğer tekrar kullanılacaksa,
2) Doğum yaptıran veya yardımcı olan sağlık üzerindeki gözle görülür kirler mekanik olarak
personeli plesantayı veya kan ve amniotik temizlendikten sonra 121 °C de 1 5 dakika buhar
sıvı temizleninceye kadar, bebeği tutar otoklavda veya etilen oksitle gaz otaklavmda ste-
ken ve göbek kordonunun kesilmesi sı rilize edilebilir.
rasında eldiven giymelidir. Bronskop, gastrokop ve diğer optik cihazlar e-
3) İşlem sırasında eldiven yırtılır veya iğne tilen oksit ile sterilize veya % 2'lik glutaraldehitte
batması ya da bir başka kaza olursa, el 45 dakika tutularak yüksek düzeyde dezenfekte
diven çıkartılarak süratle bir yenisi giyil edilebilirler.
meli ve kazaya yol açan alet steril saha 2) Çevre temizliği :
dan uzaklaştırılmalıdır. Duvar, yer döşemesi ya da diğer yüzeylerden
hasta veya sağlık personeline infeksiyon bulaşması
C) Laboratuvarlarda alınacak önlemler: söz konusu değildir. Bu nedenle adı geçen bölge-
lerin dezenfeksiyon veya sterilizasyonuna gerek
Tüm hastalara ait kan ve vücut sıvıları infekte
yoktur, rutin temizlik yeterlidir. Temizleme yön-
kabul edilerek, tanımlanan genel önlemlere ek
temleri, işlemin uygulanacağı hastane bölgesi, yer
olarak aşağıdaki kurallara da uyulmalıdır:
ve kirlilik derecesine göre değişir. Hasta masaları
1) Bütün kan ve diğer vücut sıvıları örnekleri
ve hasta odalarının zemini gibi horizantal yüzeyler
taşınma sıramda akma ve sızmayı engel-
kirlendiğinde ya da hasta taburcu olduğunda dü-
leyecek sağlam, kapaklı kutulara konul-
zenli olarak temizlenmelidir. Duvar, perde ve gü- i- İlk 24 - 72 saat içinde 0.06 ml/kg
neşliklerin sadece kirlendiğinde temizlenmesi ye- Hepatit B
terlidir. Temizlik sırasında fırçalama ile mikroorga- Hiperimmunglobulin (HBIg) intramüsküler
nizmaların fiziksel olarak ortamdan uzaklaştırıl- yolla yapılmalı,
ması önemlidir. ii- Eş zamanlı olarak hepatit B aşısı deltoid a-
Hasta bakımının yapıldığı yerlerde infekte dale içine yapılmalı ve takiben 1 ay ve 6 ay
materyalle kontaminasyon halinde önce görülebilir sonra aynı dozda tekrarlanarak HBV na karşı
materyel silinmeli takiben 1/10 dilue çamaşır suyu aktif bağışıklık sağlanması amaçlanmalıdır.
gibi bir sıvı germisitle dekontamine edilmelidir. Aşı uygulaması 0, 1, 2 ve 1 2. Ay şeklinde de
Aynı olayın laboratuvar içinde olması halinde önce yapılabilir. Bu şekilde immünizasyon ile anti-
kontamine bölgeye sıvı germisit dökülüp, temiz- kor gelişmesinin daha hızlı olabileceği öne
lenmelidir. Sonra üzerine yeniden sıvı germisit sürülmüştür. Aşı ve hiperimmunglobulin
dökülmelidir. Tüm bu işlemler sırasında mutlaka birarada yapıldıklarında farklı vücut bölgele-
eldiven giyilmesi gereklidir. rine uygulanmalıdır.
3) Çamaşırhane ve mutfaklarda b) Kan veya vücut sıvısıyls temas edilen hasta
alınacak önlemler : nın ve/veya temas eden sağlık personelinin
Hastanelerin normal çamaşır ve bulaşık yıkama serolojik durumları bilinmiyorsa :
işlemleri hastaların kullandığı tepsi, tabak, çarşaf i-Hemen yukarıda belirlenen şekilde aktif
v.b. eşyaların yeterli dekontaminasyonunu sağlar. immünizasyon şemasına (aşı uygulaması)
Tüm kirlenmiş örtü ve çarşaflar hasta başında sil- başlanmalı,
kelenmeden ve ayrılmadan torbalanmalıdır. Bu ii- İlk 48 - 72 saat içinde serojolik veriler
eşyaların gidecekleri yere nakli mutlaka torba için- elde edilebiliyorsa, sonuçlar elde edildiğinde
de yapılmalıdır. hastanın HBs Ag' ni ( + ), buna karşın yara-
Eğer 70 °C nin üzerinde sıcak su kullanılıyorsa, lanan sağlık personeli taşıyıcı veya bağışık
çarşafları en az 71 °C de 25 dakika su ve deter- değilse 0.06 ml/kg Hepatit B
janla yıkamak yeterlidir. 70 °C nin altındaki sı- Hiperimmunglobulin (HBIg) intramüsküler
caklıklar için uygun kimyasal germisitler kullanıl- yolla yapılmalıdır.
malıdır. c) Anti HBs ve/veya anti HBc antikoru pozitif
Hasta kanı ve/veya diğer vücut sıvılarıyla olan ya da HBs antijeni pozitif sağlık perso
parenteral veya mukoza yoluyla temas eden sağlık neline temas sonrası aşı ya da HBIg uygu
personelinin alması gereken önlemler: lanmasına gerek yoktur.
Yaralanma sonrası temas bölgesi su ve sabunla d) Aşılanmayı takiben anti HBs antikoru pozitif
veya uygun bir antiseptikle yıkanmalıdır. Mukoza hale gelen kişilere rapel aşı yapılıp yapılma
temaslarında bol suyla temas bölgesinin yıkanması ması konusu tartışılmalıdır. Sağlık personeli
yeterlidir. Temas bölgesi sıkma, emme, dışındaki gruplarda yapılan çalışmalarda üç
kanatmaya çalışma v.b. yöntemlerle kesinlikle doz aşı sonrası 10 mlU/ml'nin üzerinde an
travmatize edilmemelidir. Normal yara bakımı dı- tikor gelişen kişilerde aşının etkinliğinin en
şında ek bir önleme gerek yoktur. az dokuz yıl süreyle devam ettiği gösteril
a) HBV taşıyan (HbsAg pozitif) bir hastanın kan miştir. Özellikle hasta kanı ve diğer vücut
veya diğer vücut sıvılarıyla iğne batması sıvılarıyla iş ortamında yoğun teması olan
mukoz membranlara sıçrama veya sağlam sağlık personeline bu sürenin sonunda veya
olmayan deriye bulaşma yoluyla temas eden antikor titresinin 10 mlU/ml'nin altına düş
anti-HBs veya antiHBc antikoru negatif tüğünde tek doz rapel aşı yapılabilir.
sağlık personeline :
e) HCV antikoru taşıyan bir kişinin kanıyla te ürünleri ve vücut sıvıları ile bulaşan HBV, HCV, HIV
mas eden sağlık personeline yukarıda ve diğer infeksiyon hastalıklarından korunması
tanımlanan lokal bakım önlemleri dışında, olasıdır.
yaralanmayı takiben ve 6 - 9 ay sonra HBV infeksiyonundan korunmada en etkili yön-
serolojik olarak HCV'ye karşı antikor araştı tem ise uygun biçimde aşılanmaktır. Hepatit-B
rılması önerilmelidir. Daha önceden korun aşılama ile korunmanın olası olduğu bir infeksiyon
ma amacıyla önerilen polivalan Ig uygula hastalığıdır. WHO, 1997 yılında bütün ülkelerde
masının yararsız olduğu anlaşıldığından ya evrensel bir aşılama stratejisinin yeni doğanlar için
pılmasına gerek yoktur (6). başlatılmasını önermiştir (1, 2, 7,11). A.B.D, Al-
f) HIV taşıyıcısı olan bir hastanın kanı ile temas manya, Fransa ve İspanya'nın da dahil olduğu ge-
sonrası, yukarıda sayılan yıkama ve normal lişmiş ülkelerin % 80'inde Hepatit-B aşısı ulusal
yara bakım işlemi yapılmalıdır. Bu tür bir aşılama programına alınmıştır (1). Türkiye'de 1998
yaralanmaya maruz kalan sağlık personelinin yılında yenidoğan rutin aşılama programına alın-
anti-HIV antikoru taşıyıp taşımadığı hemen ması kabul edilmiştir. Ancak pratik uygulamaya
serolojik olarak belirlenmelidir. Bu ilk test yönelik planlama çalışmaları henüz tamamlanma-
yaralanma nedeniyle bulaşma olup olmadı dığından etkin ve yaygın bir program başlamamış-
ğını değil , o kişinin daha önceden infekte tır (10). Hepatit-B aşısı yeni doğanlarda rutin aşı
olup olmadığını ortaya çıkartacaktır. Aynı takvimi içine alınmıştır. Ancak zorunlu aşılama
test yaralanmadan 6 hafta, 12 hafta ve 6 ay programı dışında kalan sağlık personeli Hepatit-B
sonra tekrarlanmalıdır. 6 Ay sonunda da ne aşısının öncelikle uygulanması gereken grupta yer
gatif bulunan testin bir daha yeni bir yara almaktadır (9,10,11,12,20,21). Eğitimleri gereği
lanma olmadıkça tekrarına gerek yoktur. Ya hastane ve diğer sağlık kuruluşlarında uygulama
pılan kısıtlı vaka içeren çalışmalarda temas yapan hemşirelik öğrencileri de aşının öncelikle
sonrası profilaksinin HIV bulaşını engellediği uygulanması gereken grupta yer almalıdır. Ancak
gösterilmiştir. aşılama veya doğal infeksiyon geçirme sonucu
HBV'na karşı bağışık hale gelmiş sağlık personeli-
HBV veya HIV ile infekte sağlık personelinin al- nin de diğer k an yoluyla bula şan v ir üs
ması gereken önlemler: infeksiyonlarından korunmak amacıyla yukarıda
belirtilen "Üniversal Önlemler" e uyması gerekir (2).
a) İnfekte personel üniversal önlemlere kesin
Gelecekte ülkemizin sağlık alanında önemli
likle uymalıdır.
görevler alacak hemşirelik öğrencilerinde hepatit
b) Eksudatif lezyonu olanlar hasta ve hastada
infeksiyonu görülme sıklığının, bu infeksiyondan
kullanılacak aletlerle direkt temas etmemeli
korunmak için serolojik inceleme ve aşılama yap-
dir.
tırma durumlarının ve bu konudaki bilgilerinin
c) İnvaziv işlemleri uygulayan her sağlık perso
incelenmesi amacıyla bir çalışma planlanmıştır.
neli kendi HIV ve HBV serolojisini, eğer
HbsAg pozitif ise HbeAg taşıyıp taşımadığını
bilmelidir. Kaynakça

d) HIV ve/veya HBV ( HbeAg taşıyanlar dahil )


ile infekte personelin bu koşullara uymak Ajjan N. Bağışıklama (Çev.Ed. Fikri Ali Türkay)
koşuluyla çalışmasının engellenmesine gerek Pasteur Merieux Connaught. 61-66, 1 27-1 30.
yoktur. 1. Akova M. "Sağlık Personeline Kan Yoluyla Bulaşan
Yukarıda özetlenen infeksiyon kontrol önlemle- Viral Infeksiyonlar". Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 1.

rinin uygulanması ile sağlık personelinin kan, kan


Ulusal Kongresi Kitabı (26-28 Kasım 1999 Ankara) 14. Newman L. "Answers to questions about health care
Genel-İş Matbaası, Ankara, 199, 48-54. workers and blood borne pathogens". Nursing 96
3. Batur Y, Erefe İ. "Sağlıklı Adolesan Kız Öğrencilerde May, 32, 1996.
Viral Hepatit Etmenleri ile Karşılaşma." Ege Üniv. 15. Özvarış ŞB. "Sağlık Kuruluşlarında Çalışanların Kan
Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 3:3, 19-27, 1987. Kaynaklı Patojenlerden Korunması Yaklaşımı". Sağlık
4. Bayık A. "Hastane İnfeksiyonları ve Epidemiyolojisi" Çalışanlarının Sağlığı 1 .Ulusal Kongresi Kitabı (26-
Ege Üniv.Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 3:3, 59- 28 Kasım 1999 Ankara) Genel-İş Matbaası Ankara,
77, 1987. 1999, 135,
5. Bilir N, "Sağlık Personelinin Sağlığı Çerçeve Bildiri" 16. Sepkovvİtz K.A. "Occupationally acquired infections
2.Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi Kitabı (4-7 Nisan 1988 în health çare vvorkers Part I." Annals of İnternal
Ankara) Doğruluk Matbaacılık San. Ve Tic. Ltd.Ştİ. Medicine Cilt:! 25, 1996, 826-834. Çeviri Deniz
İzmir, 1991, 323-332. Yılmaz. "Sağlık Personelinin Mesleki Edinsel Hasta
6. Çakmak A, Özkahraman Ş, Şen S ve ark. "Sağlık lıkları 1. Bölüm Literatür 25, 273-279, 1 997.
Çalışanlarının Hepatit B ile ilgili Bilgi Tutum ve Dav 17. Solak S, Abamor MY. "Sağlık Çalışanlarının Hepatit B
ranışları" Sağlık Çalışanlarının Sağlığı 1.Ulusal İnfeksiyonu Kontrollerine ve Bu Hastalıktan Korun
Kongresi Kitabı (26-28 Kasım 1999 Ankara) Genel- ma Yöntemlerine Yaklaşımı". Sağlık Çalışanlarının
İş Matbaası, Ankara, 1 999, 1 65. Sağlığı 1.Ulusal Kongresi Kitaabı (26-28 Kasım
7. Celements CJ, Kane M, Hu DJ, Kim-Farley R. 1 999 Ankara) Genel-İş Matbaası Ankara, 1 999, 1 76.
"Hepatitis B vaccine joins the fight against pandemic 18. Şahin N. "Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar: Dünyada
disease". World Health Forum 11:2, , 165-168, ve Türkiye'deki Durum". Sağlık ve Toplum. 8: 3-4,
1990. 61-67, 1998.
8. Editorial notes. Hepatitis by the numbers. Nursing 19. Uysal Ü, Ellidokuz H, Bengü N, Abacıoğlu H, Bahar
97. 27:6,. 61,1997. H. "Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Hemşireleri
9. Erefe İ, Bahar Z. "Viral Hepatit A ve B İnfeksiyonlari nin Hepatit B Yönünden İncelenmesi" AİDS Dergisi
Epidemiyolojisi Ege Üniv. Hemşirelik Yüksekokulu 5: 9, 38-41, 1997.
Dergisi 2:1, , 44-59, 1986. 20. Vlanenti MW. İnfection Control and The Pregnant
10. Erensoy S. "Viral Hepatitler". Hekim ve Yaşam. Ekim Health Care Worker (Edit Vicki Brinsko) The Nursing
11-14 ,1998. Clinics of North America WB Saunders Company 28:
11. Girgin N. Çocuklarda B Hepatiti (Ed. Alphan Cura, 3, 1993, Philadelphia, 679.
Raşit Vural Yağcı Çocukluk Çağında Hepatit). Meta 21. Yılmaz G. "Sağlık Kuruluşlarında Kan ile Bulaşan
Basım 1999 İzmir. 19-34. İnfeksiyonların Önlenmesi"
1 2. Kools M.A. "Güncel Testler ve Tedavi. Hepatitis A, B, Aktüel Tıp Dergisi. 1:6, 479-481,1996.
C, D ve E" Sendrom 4:8, 45-48, 1 992. 13.
Mamıkoğlu L. Sağlık Personeline Bulaşabilecek
İnfeksiyonlar ve Korunma Önerileri". ANKEM Dergisi
11:2, 197-201, 1997.
Ankara İlinden Seçilen Sağlık Ocağı Ve Ana-
Çocuk Sağlığı Ve Aile Planlaması (Açsap)
Bölgelerindeki 1 5-49 Yaş Grubu Kadınların
Sahip Oldukları Çocuk Sayısına Göre
Kullandıkları Aile Planlaması Yöntemleri
• Dr.Aydan BİRİ*, • Dr.Jale ÖZTÜRK**, • Dr.Mustafa N. İLHAN***, • Dr.lşıl MARAL***

Özet Summary
Amaç: Bu çalışmada, Ankara İlinden seçilen sağlık
ocağı ve AÇSAP bölgelerindeki 1 5-49 Yaş Kadın İzlem
With Regard To Their Number Of Children, The Family
Formlarının değerlendirilmesiyle, kadınların sahip olduk- Planning Methods Using By Women Between Age 15-49
ları çocuk sayılarına göre, kullandıkları aile planlaması Living İn Selected Primary Health Care Service And Mother
And Child Health Care-Family Planning Center Areas İn An-
yöntemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. kara
Yöntem: Bu çalışmanın verileri 2000 yılına ait 15-49 Objective: The aim of this study was to determine the
Yaş Kadın İzlem Formlarından elde edilmiştir. Araştırma- family planning methods that, with regard to their number of
children, use the women between age 15-49, living in
da Ankara iline bağlı Yenimahalle 1 Nolu AÇSAP (13415 selected Primary Health Çare Center and Mother and Child
form), Polatlı AÇSAP (9535 form), Saray Sağlık Ocağı Health Care-Family Planning Center areas in Ankara. For
(1298 form), Uyanış Sağlık Ocağı (584 form), 9 Nolu this study, the follow-up special document forms of women
between age 15-49 of the selected areas were investigated.
Sağlık Ocağı (3028 form) değerlendirmeye alınmıştır. Method: The data of this study were obtained from the
Formlardan kadınların sahip oldukları çocuk sayıları ve year 2000 records of the follow-up special document forms
kullandıkları aile planlaması yöntemleri belirlenmiştir. ofwomen betıveen age 15-49. Yenimahalle No 1 Mother and
Child Health Care-Family Planning Center (13415 forms),
İstatistiksel değerlendirmelerde ki-kare önemlilik testi Polatlı Mother and Child Health Care-Family Planning Center
uygulanmış ve Epi-info versiyon 6.0 istatistik paket (9535 forms), Saray Primary Health Çare Center (1298
programı kullanılmıştır. forms), Uyaniş Primary Health Çare Center (584), No 9 Primary
Health Çare Center (3028 forms) were included to this study.
Bulgular: Modern yöntemlerin kullanımı %52.4, et- The number of children that each woman ha ve, and, the
kisiz yöntemlerin kullanımı ise %12.6'dır. İncelenenlerin family planning methods that they use were determined from
these forms. İn s tat istical evaluations, Epi-lnfo version 0.6
%4.2'si yöntem kullanmamaktadır. Modern yöntemlerden statistical packet program was used and Chi Sguare test was
en çok RİA (%42.8), ikinci ve üçüncü sırada ise kondom applicated.
(%17.0) ve hap (%12.1) kullanılmaktadır. Bekar olanların Results: The use of modern methods was 52.4%, the
use of ineffective methods was 12.6%. The 4.2% of the
hiçbiri yöntem kullanmamaktadır. Kadınların sahip ol- investigated women were not us İng any methods. Among the
dukları çocuk sayısına yöntem kullanma durumları ara- modern methods IUD was the most commonly used method
sında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (42.8%), in the second and third rank were condom (17.0%)
and o rai contraceptives (12.1%). No ne of the single women
(p<0.05). were using any contraceptive methods. There was a
Sonuç: Bu çalışma ile saptanmış olan, aile planla- statistically significant diffe rence between the status of using
any contraceptive methods of the women with regard to their
ması yöntemi kullanma sıklığı sahip olunan çocuk sayısı- number of children (p<0.05).
na göre kullanılan aile planlaması yöntemleri 1998 Tür- Conclusion: The freguency of using any family
kiye, Nüfus Sağlık Araştırması sonuçlarına göre Türkiye planning methods, the methods using with regard to the
number of children that the women ha ve, determined with
için saptanmış olan sonuçlara oldukça benzerdir. Ancak this study, were quite simi/ar to the results that 1998 Türk is h
modern yöntemler Türkiye için saptanmış sonuçlara göre Demographic Health Survey was determined for Turkey.
daha fazla kullanılmaktadır. Otherwise, modern methods were using more than the
results determined for Turkey.
Anahtar Kelimeler: Aile planlaması, 1 5-49 yaş ka- Key Words: Family planning, women betıveen age 15-
dın, modern yöntem, geleneksel yöntem. 49, modern method, traditional method

Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve


Doğum, ***Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Ankara **Ankara
İl Sağlık Müdürlüğü (AÇSAP Şb. Md.), Ankara
Giriş ve Amaç Gereç ve Yöntem

Aşırı doğurganlık, ana ve çocuk sağlığını o- Bu çalışmanın verileri 2000 yılına ait 15-49
lumsuz yönde etkilemekte, gelişmekte olan ülke- Yaş Kadın İzlem Formlarından elde edilmiştir. A-
lerde sosyal ve ekonomik alanlarda pek çok sorunu raştırmada kayıtları düzenli ve güvenilir olan An-
beraberinde getirmektedir. Türkiye'deki ana-çocuk kara iline bağlı Yenimahalle 1 Nolu AÇSAP (13415
sağlığı göstergeleri ve yüksek olan nüfus artış hızı, form), Polatlı AÇSAP (9535 form), Saray Sağlık O-
aile planlaması hizmetlerine, diğer sağlık hizmet- cağı (1298 form), Uyanış Sağlık Ocağı (584 form), 9
leri arasında öncelik vermeyi gerektirmektedir (1). Nolu Sağlık Ocağı (3028 form) değerlendirmeye
Türkiye'de aile planlaması konusunda yaklaşık alınmıştır. Formlardan kadınların sahip oldukları
35 yıldır, riskli gebelikleri önleyerek, kadın ve ço- çocuk sayıları ve kullandıkları aile planlaması yön-
cuk sağlığını korumayı amaçlayan, ailelere gerekli temleri belirlenmiştir.
bilgi ve hizmeti sunarak doğurganlıkları ile ilgili İstatistiksel değerlendirmelerde ki-kare ö-
özgürce ve bilinçli seçim yapmalarını sağlayan nemlilik testi uygulanmış ve Epi-info versiyon
politikalar izlenmektedir. (2) 6.0 istatistik paket programı kullanılmıştır
Türkiye'de Ana çocuk sağlığı hizmetlerinin
değerlendirilmesinde birinci basamak sağlık kuru- Sonuçlar
luşlarında 15-49 yaş kadın izlem formları kullanıl-
maktadır. Bu formlarda kadınların doğurganlık Araştırmada toplam 27860 adet 15-49 Yaş
özellikleri, son gebeliğe ilişkin bilgiler, aile planla- Kadın İzlem Formu değerlendirilmiştir.
ması yöntemi kullanılıp kullanılmadığı, bağışıklama Tablo 1 'de incelenenlerin yerleşim yerleri ve
bilgileri gibi bilgiler yer almaktadır. sahip oldukları çocuk sayılarına göre aile planla-
Bu çalışmada, Ankara ilinden seçilen sağlık ması yöntemi kullanma durumları verilmiştir.
ocağı ve AÇSAP bölgelerindeki 1 5-49 Yaş Kadın
İzlem Formlarının değerlendirilmesiyle, kadınların
sahip oldukları çocuk sayılarına göre, kullandıkları
aile planlaması yöntemlerinin belirlenmesi amaç-
lanmıştır.
Tablo 1: 15-49 Yaş Kadınların Yerleşim Yerleri ve Sahip Oldukları Çocuk Sayılarına Göre, Kullandıkları Aile Planlaması Yöntemlerinin
Dağılımı, Ankara, 2000.

AÇSAP Merkezleri/Sağlık Ocakları

Çocuk Sayısı Yenimahalle 1 Polatlı Saray Sağlık Uyanış Sağlık 9 Nolu Sağlık Toplam
Kullanılan Yöntemler Nolu AÇSAP AÇSAP Ocağı Ocağı Ocağı
Yüzde* Yüzde* Yüzde* Yüzde* Yüzde* Yüzde**
Bekar Modern Yöntemler _ _ _ _ _ _
Hap - - - - - -
Kondom - - - - _
RİA _ - - -
Tüp Ligasyonu _ _ - - - -
Vazektomi - - - - - -
1 Aylık Depo Enjeksiyon - _ - - -
3 Aylık Depo Enjeksiyon - - _ - - -
Etkisiz Yöntemler _ _ _ _ _
Yöntem Kullanmayanlar 100.0 100.0 100.0 _ _ 100.0
Toplam 100.0 100.0 100.0 _ _ 100.0
Modern Yöntemler 32.3 25.5 _ 23.3 62.1 29.6
Çocuksuz

Hap - 6.4 - 3.3 18.2 3.8


Kondom 32.3 19.1 _ 20.0 28.8 24.6
RİA - - - - 12.1 0.7
Tüp Ligasyonu - - - _ - -
Vazektomi - - - _
1 Aylık Depo Enjeksiyon - _ - 3.0 0.5
3 Aylık Depo Enjeksiyon - - - - - -
Etkisiz Yöntemler 30.4 44.4 2.4 _ 1.5 32.1
Yöntem Kullanmayanlar 37.3 30.1 97.6 76.7 36.4 38.3
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
Modern Yöntemler 59.3 78.8 58.2 64.7 87.5 72.0
1 Çocuklu

Hap 18.1 16.6 5.5 19.2 6.4 14.3


Kondom 10.3 22.5 25.4 20.2 33.4 20.7
RİA 27.4 39.2 26.9 19.7 45.3 34.8
Tüp Ligasyonu _ _ - - 0.1 -
Vazektomi _ - - -
1 Aylık Depo Enjeksiyon 3.5 0.5 - 4.6 1.0 1.9
3 Aylık Depo Enjeksiyon _ _ 0.4 1.0 1.3 0.3
Etkisiz Yöntemler 25.6 17.6 14.9 10.0 9.5 18.1
Yöntem Kullanmayanlar 15.1 3.6 26.9 25.3 3.0 9.9
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
Modern Yöntemler 61.5 92.8 73.5 79.9 90.3 77.6
2 Çocuklu

Hap 8.5 12.2 7.8 25.1 8.6 10.1


Kondom 18.8 18.0 19.3 22.6 25.9 20.2
RİA 28.5 61.5 43.3 25.7 52.7 43.6
Tüp Ligasyonu 2.0 0.3 2.0 0.5 0.3 1.1
Vazektomi _ 0.1 - - _ 0.0
1 Aylık Depo Enjeksiyon 2.6 0.7 - 4.5 1.9 1.8
3 Aylık Depo Enjeksiyon 1.1 _ 1.1 1.5 0.9 0.8
Etkisiz Yöntemler 32.4 5.8 15.9 6.0 4.0 17.2
Yöntem Kullanmayanlar 6.1 1.4 10.6 14.1 5.7 5.2
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
3 Çocuklu Modern Yöntemler 60.1 90.3 77.0 85.9 91.2 77.6
Hap 8.0 18.7 5.4 25.1 3.8 12.1
Kondom 16.6 12.4 19.1 23.9 31.6 17.0
RİA 25.9 56.8 47.9 23.9 52.8 42.8
Tüp Ligasyonu 6.7 1.8 3.9 1.1 0.7 3.8
Vazektomi - 0.1 - - - 0.0
1 Aylık Depo Enjeksiyon 2.3 0.5 - 6.5 0.9 1.3
3 Aylık Depo Enjeksiyon 0.6 - 0.7 5.4 1.4 0.6
Etkisiz Yöntemler 36.1 5.4 14,4 7.6 5.4 18.2
Yöntem Kullanmayanlar 3.8 4.3 8,6 6.5 3.4 4.2
Toplam 100,0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
4 Çocuklu Modern Yöntemler 82.1 79.9 77.9 100.0 91.5 82.0
Hap 16.7 15.5 - - 4.6 14.3
Kondom 22.4 13.5 9.5 39.1 40.0 20.2
RİA 31.5 41.9 63.2 30.4 45.4 37.8
Tüp Ligasyonu 7.1 7.1 5.2 - 1.5 6.5
Vazektomi - 0.2 - 4.4 - 0.1
1 Aylık Depo Enjeksiyon 3.4 1.5 - 8.7 2.4
3 Aylık Depo Enjeksiyon 1.0 0.2 - 17.4 - 0.7
Etkisiz Yöntemler 12.6 17.0 14.7 - 0.8 13.2
Yöntem Kullanmayanlar 5.3 3.1 7.4 _ 7.7 4.8
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
5 Çocuklu Modern Yöntemler 86.3 85.8 71.0 100.0 89.0 86.0
Hap 15.8 13.4 _ 25.0 8.3 14.3
Kondom 29.5 6.5 9.7 62.5 30.6 20.0
RİA 35.5 46.3 51.6 12.5 47.3 40.5
Tüp Ligasyonu 1.1 18.2 9.7 - 2.8 8.2
Vazektomi - 0.4 - - - 0.2
1 Aylık Depo Enjeksiyon 4.4 0.8 - - - 2.7
3 Aylık Depo Enjeksiyon - 0.2 - - - 0.1
Etkisiz Yöntemler 12.5 9.4 19.3 _ 5.5 11.0
Yöntem Kullanmayanlar 1.2 4.8 9.7 5.5 3.0
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
5'ten Daha Fazla Modern Yöntemler 78.8 75.9 29.4 100.0 86.6 77.1
Çocuklu Hap 18.9 10.9 - - 13.3 16.2
Kondom 36.3 8.6 5.8 100.0 13.3 28.5
RİA 15.4 5.2 23.6 - 46.6 13.7
Tüp Ligasyonu 8.2 48.3 - - - 17.8
Vazektomi _ 0.6 - - 0.1
1 Aylık Depo Enjeksiyon - - - - 6.7 0.1
3 Aylık Depo Enjeksiyon - 2.3 - - 6.7 0.7
Etkisiz Yöntemler 20.8 15.5 29.4 _ 6.7 19.3
Yöntem Kullanmayanlar 0.4 8.6 41.2 _ 6.7 3.6
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
Tüm İncelenenler Modern Yöntemler 40.7 56.4 52.3 71.0 88.9 52.4
Hap 7.4 10.2 4.1 19.7 7.0 8.4
Kondom 12.6 10.8 14.0 22.8 30.2 14.2
RİA 16.5 32.1 31.8 20.5 48.9 26.1
Tüp Ligasyonu 2.2 2.7 1.9 0.3 0.4 2.1
Vazektomi - 0.1 - 0.2 - 0.0
1 Aylık Depo Enjeksiyon 1.6 0.4 - 5.1 1.3 1.2
3 Aylık Depo Enjeksiyon 0.4 0.1 0.5 2.4 1.1 0.4
Etkisiz Yöntemler 17.3 8.5 11.6 6.7 6.0 12.6
Yöntem Kullanmayanlar 42.0 35.1 36.1 22.3 5.1 35.0
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0
Yüzdeler kolon yüzdesidir.
*Her bir Yerleşim Yeri ve Çocuk Sayısı grubu üzerinden yüzde hesaplanmıştır.
**Her bir Çocuk Sayısı grubu için tüm yerleşim yerleri üzerinden yüzde hesaplanmıştır.
Yenimahalle 1 Nolu AÇSAP, Polatlı AÇSAP, Sa- yanlar %36.1 sıklıktadır (3). TNSA 98'de belirlenen
ray Sağlık Ocağı, Uyanış Sağlık Ocağı ve 9 Nolu aile planlaması kullanım sıklığı ile araştırmamızın
Sağlık Ocağında modern yöntemlerin kullanımı sonuçları oldukça benzerdir. Ancak, modern yön-
sırasıyla %52.4, etkisiz yöntemlerin kullanımı ise temlerin kullanımı araştırmamızda daha fazla sık-
%12.6'dır. İncelenenlerin %4.2'si yöntem kullan- lıktadır.
mamaktadır. 1995 yılında Malatya-Yeşilyurt'da yapılan bir
Modern yöntemlerden en çok RİA (%42.8), i- araştırmada incelenenlerin %43.2'si modern yön-
kinci ve üçüncü sırada ise kondom (%17.0) ve hap temlerle korunurken, %22.2'sînin geleneksel yön-
(%12.1) kullanılmaktadır, Bekar olanların hiçbiri temlerle korunduğu, %34.6'sının ise korunmadığı
yöntem kullanmamaktadır. belirlenmiştir (4). Bu araştırmanın sonuçları da
Çocuksuz olanlar içinde yöntem kullanma- araştırmamızla oldukça benzerdir.
yanlar en fazladır (%38.3). Bu grupta etkisiz yön- Araştırmamızda en çok kullanılan aile planla-
temler %32.1 sıklıkta kullanılmaktadır. Modern ması yönteminin geleneksel yöntemler olduğu
yöntemler ise %29.6 sıklıkta kullanılmakta; en fazla belirlenmiştir. En çok kullanılan modern aile plan-
kondom tercih edilmektedir (%24.6). laması yöntemi ise RİA, ikinci ve üçüncü sırada ise
Bir ve daha fazla sayıda çocuğu olanlar ara- kondom ve haptır. TNSA98'de de çok kullanılan
sında ise modern yöntem kullananlar en fazladır. modern yöntem RİA olmasına karşın, geleneksel
1, 2, 3, 4, 5 ve 5'den fazla çocuğu olanların mo- yöntemlerin toplamı araştırmamızla benzer şekilde
dern yöntemleri kullanımı sırasıyla %72.0, %77.6, RİA'dan fazladır (3) (Araştırmamızda %26.1, TNSA
%77.6, %82.0, %86.0 ve %77.1 'dir. 98'de %19.8 sıklıkta RİA kullanılmaktadır. Gele-
neksel yöntemler ise sırasıyla %1 2.6 ve %25.5 sık-
Bir ile 5 arasında çocuğa sahip olanlar modern
lıkta kullanılmaktadır).
yöntemlerden en fazla RİA'ı kullanmaktadır (sıra-
sıyla %34.8, %43.6, %42.8, %37.8, %40.5). 5'den 1999 yılında Edirne-Keşan'da, yapılan bir a-
fazla çocuğu olanlar ise en fazla kondom kullan- raştırmada da en çok kullanılan aile planlaması
maktadır (%28.5). yönteminin RİA olduğu belirlenmiştir (5). İstan
bul'da ve Gemlik'te yapılan araştırmalarda ise in
Bekar olanlar değerlendirme dışı tutularak,
celenen kadınların en fazla geri çekme yöntemini,
kadınların sahip oldukları çocuk sayısına yöntem
2. sırada ise RİA'ı kullandıkları belirlenmiştir (6,7).
kullanma durumları arasında istatistiksel değerlen-
Ankara-Gölbaşı'nda 1988 yılında yapılan bir araş
dirme yapıldığında; sahip olunan çocuk sayısı
tırmada da aynı şekilde aile planlaması yöntemi
grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark
olarak en çok geri çekme, 2.sırada da RİA kullanıl
bulunmuştur (p<0.05). Fark çocuksuz olan gruptan
dığı saptanmıştır (8).
kaynaklanmaktadır. Bu grupta aile planlaması
yöntemleri daha az kullanılmaktadır. Antalya'da 2000 yılında hastaneye başvuran
hastalar arasında yapılan bir araştırmada en çok
tercih edilen modern aile planlaması yönteminin
Tartışma
RİA (%54.4) olduğu, ikinci sırada da kondomun
(%31.0) yer aldığı (9); sahada yapılan bir başka
Modern yöntemlerin kullanımı %52,4, etkisiz araştırmada ise kadınların %50.0'sinin modern,
yöntemlerin kullanımı ise %12.6'dır. İncelenenlerin %28.0'inin de geleneksel aile planlaması yöntemi
%35.0'i yöntem kullanmamaktadır. kullandığı belirlenmiştir (10). Bu bulgular araştır-
Tüm Türkiye'den örnek alınarak yapılan Tür- mamızın sonuçlarıyla da uyumludur.
kiye Nüfus Sağlık Araştırmasında ise incelenen 2000 yılında Van'da yapılan bir araştırmada
kadınların %37.7'si modern yöntem, %25.5'i gele- ise aile planlaması yöntemlerinden en çok geri
neksel yöntem kullanmaktadır. Yöntem kullanma-
çekme yönteminin, ikinci sırada da RİA'ın kullanıl- çocuk istenmemesinden hem de gebelik aralıklarını
dığı belirlenmiştir (11). açma isteğinden kaynaklanmış olabilir.
Kayseri'de 1998 yılında yapılan bir araştırma- Bu çalışma ile saptanmış olan, aile planlaması
da incelenen kadınların %54.8'inin modern, yöntemi kullanma sıklığı sahip olunan çocuk sayı-
%6.7'sinin geleneksel yöntemleri kullandıkları, en sına göre kullanılan aile planlaması yöntemleri
çok RİA ve ikinci sırada da kondomu kullandıkları 1 998 Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması sonuçlarına
belirlenmiştir (1 2). göre Türkiye için saptanmış olan sonuçlara oldukça
2000 yılında Çankırı'da yapılan bir araştırma- benzerdir. Ancak modern yöntemler Türkiye için
da ise en çok geleneksel yöntemlerin kullanıldığı, saptanmış sonuçlara göre daha fazla kullanılmak-
modern yöntemlerden de RİA ve kondomun en tadır.
fazla kullanıldığı belirlenmiştir (1 3).
2000 yılında Elazığ'da sahada yapılan bir ça- Kaynaklar
lışmada kadınların %38.2'sinin modern,
%40.9'unun geleneksel yöntemleri kullandığı, mo- Özvarış ŞB. Üreme Sağlığı/Aile Planlaması. İç: Biçer S. Bulut
dern yöntemler içinde de en çok RİA ve ikinci sıra- A. Çalı Ş. Durmuşoğlu F. Gürol F. Harmancı HG. Ortaylı N. Özek B.
da da kondomun kullanıldığı belirlenmiştir (14). Özvarış ŞB. Özyurda F. Tomruk DG. Urman B. Yıldırım A. (Yayın
Türkiye genelinde yapılan çalışmalarla araş- krl). Aile Planlamasında Temel Bilgiler. İstanbul: İnsan Kaynağını
tırmanın sonuçları benzerdir. Kadınlar ilk sırada Geliştirme Vakfı, 1 997:1-1 5. Akın A. Özvarış ŞB. Ana Sağlığı ve
geleneksel/etkisiz yöntemleri, ikinci sırada ise RİA'ı Aile Planlaması. İç:Bertan M. Güler Ç. (Editörler). Halk Sağlığı
2.
kullanmaktadır. Temel Bilgiler. Ankara: Halk Sağlığı Vakfı, 1 997: 11 7-1 56.
Ankara-Gölbaşı'nda 1988 yılında yapılan bir Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü. Türkiye
araştırmada incelenenlerden %49.3'ünün modern 3. Nüfus ve Sağlık Araştırması 1998. Hacettepe Üniversitesi Nüfus
yöntem, %50.7'sinin geleneksel yöntem kullandığı Etütleri Enstitüsü, Macro International Inc., Ankara, 1999, 45-65
belirlenmiştir (8). 2000 yılında Ankara'da yapılan Genç M. Güneş M. Şahin M. Karaoğlu L. Pehlivan E. Yeşil-
bir çalışmada da en çok kullanılan aile planlaması yurt. Malatya Merkezindeki 1 5-49 Yaş Grubu Evli Kadınların
yönteminin modern yöntemlerden RİA, ikinci sırada 4. Aile Planlamasına İlişkin Bilgi Düzeylerinin ve Uygulamalarının
ise geleneksel yöntemler olduğu belirlenmiştir (1 5). İncelenmesi. V. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı

Aynı ilde yapılan iki ayrı araştırmada (bizim araş- 1996:49-54.

tırmamız ve 2000 yılında yapılan araştırma); 10 yıl Yorulmaz F. Dağdeviren N. Şahin EM. Keşan İlçesi Ana

öncesine göre modern yöntemlerin kullanım duru- Çocuk Sağlığı Dispanserinin 1987-1999 Aile Planlaması

munun artması aile planlaması hizmetlerinde ba- Çalışmalarının Değerlendirilmesi. VI. Ulusal Halk

şarılı olunduğunu düşündürmektedir. Sağlığı Günleri Bildiri Özet Kitabı 1999: 147. Yardımcı E.
6. Sabuncu H. Yardımcı O. Baysal B. Onat I. İstanbul Üniversitesi
Araştırmada incelenen merkezlerde yaşayan
İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Polikliniğine
kadınlardan 1 ve üzerinde yaşayan çocuğu olanla-
Başvuran 15-49 Yaş Grubunda Evli Kadınların Bildikleri ve
rın aile planlaması yöntemi kullanımı anlamlı de-
Kullandıkları Kontraseptif Yöntemler; Kullanımı Etkileyen
recede artmaktadır. TNSA 98'de Türkiye genelinde
Faktörler. IV. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı
0-1 sayıda çocuğa sahip kadınlar daha az korun-
1994: 77-80.
maktadır (3). 1993 yılında İstanbul'da yapılan bir
Okan N. Kentsel Alanda Evli Kadınların Aile Planlaması
araştırmada (6) ve Erzurum-Pasinler'de yapılan
Yöntemleri Kullanma Eğilimleri ve Sonuçları. Halk Sağlığı
başka bir araştırmada ise iki ve üzerinde çocuğa
Günleri I Bildiri Özetleri 1989: 56-57.
sahip olan kadınların aile planlaması yöntemi kul- 8.
Ayçan S. Arıtürk MO. Özaltın S. Bumin Ç. Gölbaşı Merkez Sağlık
lanma durumlarının önemli derecede arttığı belir-
Ocağında 15-49 Yaş Grubu Evli Kadınların Aile Plan-
lenmiştir (17). Yaşayan çocuk sayısı arttıkça ko-
runmaya olan istek de artmaktadır. Bu hem fazla
laması Hakkındaki Bilgi ve Tutumları ile İlgili Araştırma. 1 3. Gün İ. Öztürk A. Öztürk Y. Evaluation of Fertility and Using
Halk Sağlığı Günleri I Bildiri Özetleri 1989: 58-59. Family Planning Methods in Çankırı Province. International
9. Akdeniz M. Çocuk Sayısı, Öğrenim Durumu, Yaş ve İsteye Public Health Congress Abstracts 2000:35.
rek Yapılan Düşüklerin Kontraseptif Seçimine Etkisi. I. U- 14. Güngör Y. Güngör L Açık Y. Elazığ Yenimahalle Eğitim ve
luslararası ve II. Ulusal Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma Sağlık Ocağı Bölgesinde Sunulan Ana Çocuk
Kongresi Abstrakt Kitabı 2001:1 Sağlığı ve Aile Planlaması Hizmetlerinin Değerlendirilmesi.
10. Dönmez L. Aydın Ö. Bulur HB. Antalya 10 No'lu Sağlık Ocağı 1. Ulusal Ana-Çocuk Sağlığı Kongresi. 2001:245
Bölgesinde Aile Planlaması Yöntem Kullanma Durumu ve 15. İlhan MN. Yıldırım A. Maral I. Comparison of The Preferred
15-49 Yaş Kadın Formlarının Güvenilirliği. I. Uluslararası ve Contraceptive Methods and The Causes of Not Using
II. Ulusal Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi Contraceptive Methods Between Semi-Urban and Urban
Abstrakt Kitabı 2001:120 Women Of Reproductive Age. International Public Health
11. Şahin G. Şahin HA. Zeteroğlu Ş, Tuncel H. Van Yöresinde Congress Abstracts 2000:27.
Kullanılan Aile Planlaması Yöntemleri. I. Uluslararası ve II. 16. Güraksın A. Pasinler Eğitim ve Araştırma Bölgesinde 1 5-49
Ulusal Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi Abstrakt Yaş Grubu Evli Kadınların Gebeliği Önleyici Yöntem Kullan
Kitabı 2001:81 ma Durumları ve Etkileyen Faktörler. III. Halk Sağlığı Günleri
12. Şahinöz T. Şahinöz S. Ceyhan O. Öztürk Y. 15-49 Yaş Evli Kongre Kitabı 1993: 341-345.
Kadınların Aile Planlaması Kullanma Durumlarını Etkileyen
Faktörler. I. Uluslararası ve II. Ulusal Üreme Sağlığı ve Aile
Planlaması Kongresi Abstrakt Kitabı 2001:1 56
Çoğulcu Demokratik Toplum İçin
Aile Eğitimi Projesi

• Prof. Dr. Sevda ULUĞTEKİN * 0 Doç. Dr. İbrahim CILGA * Yrd. Doç. Dr. Sunay İL

Özet: Abstract:
Türkiye'de demokratik toplumun gelişmesinde Famjly js seen as the basjc lnstitutlon in tne
aile temel kurumlardan biridir. Bu projenin a- maçı, process of development of a democratic society
gecekondu bölgelerinde yaşayan göç etmiş aile in Turkey The aim of thjs proJect js to support
üyelerini, yurttaşlık bilinci kazanarak yerel members of the migrated families, living now in
yönetimlerin karar mekanizmalarına gecekondu areas, to gain a citizenship
katılımını sağlamak için desteklemektir. consciousness in order to participate in decision
making process of local governments.

H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu Öğretim Üyesi


reysel düşünceye saygı ve hoşgörü bulunur. De-
mokrasi ortamında birey, hak ve sorumluluklarının
bilincinde olmalıdır. Sorumluluk bilinci, vatandaşlık
Ekonomik ve sosyal gelişme, bir arada, çağdaş ve kentlilik bilinci gelişmiş insanların bulunduğu
demokratik topluma ulaşmanın temel koşuludur. bir kent ortamında yaşamak, katılımcı ve payla-
Bu açıdan, günümüz Türkiye'sinde ekonomik ge- şımcı bir demokrasi kültürünün de sürekli beslen-
lişme kadar sosyal gelişme de göz ardı edilmemesi mesini ve yeni boyutlar kazanmasını sağlar.
gereken bîr konudur.
Sosyal gelişme, kentleşme sürecinde kentli- Toplumda her düzeydeki hak ve sorumluluk-
leşmenin önemini gündeme getirmiştir. Başka bir larının bilincinde olan insanlara sahip olmak için
deyişle sosyal gelişme ile çoğulcu demokratik ya- yapılacak en önemli iş, insana yatırım, yani eğitim-
pıya uygun kentlileşme arasında olumlu bir bağ- dir. Eğitimin ilk ve temel kaynağı ise bireyin içinde
lantı vardır. yaşadığı ailesidir.
Çoğulcu demokratik yapıya uygun kentlileş- Yaşam döngüsü içinde katılım, dayanışma,
menin temelinde "etkileşimci kültürel çoğulculuk" hak ve sorumluluk gibi kavramların ilk "denendiği"
kavramı yatmaktadır (Tekeli,1996). Etkileşimci grup olan aile, bireyin sosyalizasyonunda -hâlâ-
kültürel çoğulculuk, kentlileşme sürecindeki in- çok önemli bir kurumdur. Ailenin demokratikleşme
sanların kendilerinden her yönden farklı olanlarla düzeyi gerek aile içi ilişkileri, gerekse ailenin top-
karşılıklı bir ilişki içine girerek, ortak bir yaşamın lumdaki diğer kişi, grup ve kurumlarla olan ilişki-
"asgari müşterekleri" ni yeniden üretmeleri anlamı- lerinin niteliğini belirler. Başka bir deyişle, kent
na gelmektedir. Böyle bir deneyim, toplumsal ya- ortamında etkileşimci kültürel çoğulculuk modeli,
şamı zenginleştirirken katılımcılığı pekiştirir, fark- ailelerin demokratikleşme düzeyi ile de yakından
lılıklara hoşgörü ile bakmayı öğretir ve sonuçta bağlantılıdır.
yaşam kalitesini etkiler. Çünkü yaşam kalitesi, nes- Bugün, Türkiye'de kentle bütünleşme sürecini
nel boyutta insanların ekonomik, sosyal ve kültürel zorlayan gecekondu yörelerindeki insanların, daha
yaşam koşullarını geliştirirken, öznel boyutta onla- çok kültürel izolasyon modeline uygun olarak ya-
rın bilgi, bilinç ve doyum düzeylerini yükseltmeyi şadıkları bir gerçektir. Çoğunluğu, sadece kendi
amaçlar (Cılga, 1994). Değişimi içeren bu süreç, yerleştikleri mekân hakkında bilgi sahibi olup,
aynı zamanda vatandaşlık ve kentlilik bilincinin kentin sosyokültürel zenginliğinden yararlanmadan
gelişmesi için uygun bir ortam yaratarak, demok- ve ona katkı vermeden kentten kopuk yaşamakta-
ratik ve barışçıl bir toplum oluşmasına katkı sağlar. dır. "Kentli" olma yolunda bir "değişme" süreci içine
Etkileşimci kültürel çoğulculuğun karşıtı "kül- tam olarak girememişlerdir ve bu ailelerde de-
türel izolasyon" modelidir (Tekeli, 1996). Bu mo- mokratikleşme çok sınırlıdır. Çocuk ve gençlerin
delde insanlar sadece kendileri gibi olanları kabul sosyalizasyonunda geleneksel değer ve inançlar
eder, diğerlerini dışlar ve "öteki" leştirir. Bunun geçerliliğini sürdürmektedir. Bu durum, bir bütün
sonucunda toplumda kamplaşma ve çatışmalar olarak kültürel izolasyonun bireysel ve grupsal
ortaya çıkar. Ayrıca bireysel ve grupsal düzeyde düzeydeki olumsuz sonuçlarının ortaya çıkmasına
yabancılaşma, kimlik bunalımı, kendini gerçekleş- ve kent ortamlarında demokratik ve barışçıl bir
tirememe gibi olumsuzluklar yaşanırken, gelenek- yaşamın gelişememesine neden olmaktadır.
sel kalıplara sıkı sıkıya sarılma ve antidemokratik Göç eden ailelerin kentle bütünleşme süreçle-
etkinliklere yönelme de görülebilir. rinin demokratik olarak yönlendirilmesi ve onlara
etkileşimci kültürel çoğulculuğun gerektirdiği bir
Kent ortamında etkileşimci kültürel çoğulcu- bilincin kazandırılması, tam bu noktada yaşamsal
luğun özümlenebilmesi, demokrasi kültürünün bir önem kazanmaktadır. Çoğulcu Demokratik
gelişmesine bağlıdır. Demokrasinin temelinde bi- Toplum İçin Aile Eğitimi Projesi işte bu gerekçeyle
oluşturulmuştur. Proje, kentleşme sürecindeki c) Göç, kentleşme, kentin tarihi, mimari ve
ailelerle çalışarak, vatandaşlık eğitimi çerçevesinde sosyal dokusu ile çok kültürlülük hakkında bilgi
ailenin iç ve dış ilişkilerini güçlendirmeyi ve onları lendirmek,
demokratik çoğulcu kent toplumunun "etkili ak- d) Kent ortamındaki demokratik değer, tutum
törleri" haline getirerek yaşam kalitelerini yükselt- ve davranışlar konusunda bilinçlendirmek,
meyi amaçlamaktadır. e) Çok kültürlü yaşamda gerekli olan empati,
iletişim ve sorun çözme becerilerini kazandırmak,
Projenin Amaç ve Hedefleri
f) Kentlilik bilinci çerçevesinde, ailelerin ken
di arasındaki ve kentsel örgütlerle olan etkileşimini
Projenin temel amacı, kentlileşme sürecindeki
güçlendirmek,
gecekondu ailelerinde demokrasi bilincini gelişti-
g) Ailelerin örgütlenme ve "mahalle, yurttaş i-
rerek demokrasi kültürünü hayata geçirmelerini
nisiyatifleri" oluşturma çabalarını desteklemek,
sağlamaktır. Aile içi ve aile dışı ilişkilerin demokra-
h) Ailelerin örgütlü bir güç olarak yerel yöne-
tik değerler bağlamında yeniden örgütlenerek,
timlerin karar mekanizmalarına katılımını sağla-
ailelerin demokratik bir yapıya kavuşması ve yerel
mak.
yönetimlerin karar mekanizmalarını etkilemesi
projenin alt amaçlarını oluşturmaktadır.
Projenin alt amaçlarını gerçekleştirmeye ilişkin Projenin İçeriği ve Nitelikleri
hedefler ise aşağıda belirtilmektedir.
1) Aile içi ilişkilerin demokratik değerler Proje, çoğulcu demokrasi kültürünün yaşama
bağlamında yeniden örgütlenmesini gerçekleştir geçirilmesi için yerel düzeyde insan unsurunu öne
çıkarmayı ve insanın değer, tutum ve davranışla-
mek üzere söz konusu hedefler şunlardır:
rında bir değişme yaratmayı amaçlamaktadır. Pro-
a) Aile üyeleri arasında duyarlılık geliştirmek,
jenin genel politikası insanca gelişme ve bunun için
b) Aileye kendi yaşam koşullan ve ilişkilerinin
göç eden ailelerin yaşam kalitesini yükseltmektir.
niteliği konusunda bilinç kazandırmak,
Gerçekleştirilecek değişme, çoğulcu demokrasi
c) Sağlıklı aile içi ilişkiler konusunda bilgilen kültürünün yapısal koşullarını düzenlemeyi, yurttaş
dirmek,
bağlılığını geliştirmeyi, çok aktörlü yönlendirme ile
d) Aile içi ilişkilerde demokratik değer, tutum demokrasiyi yaşanabilir kılmayı sağlayacaktır.
ve davranışlar hakkında bilinçlendirmek, Proje, amaç ve hedefleri doğrultusunda dört
e) Empati, iletişim ve sorun çözme konusun aşamada planlanmış olup, içerik ve nitelik buna
da beceri kazandırmak, göre belirlenmiştir.
f) Demokratik anlayışa dayalı yeni etkileşim
biçimlerinin aile içi ilişkilere yansımasını sağlamak.
Birinci Aşama: Ön Hazırlık Çalışmaları
1) Projenin uygulanacağı yerleşim yerinin
2) Aile dışı ilişkilerin demokratik değerler
belirlenmesi (il, ilçe ve mahalle bazında kentlileşme
bağlamında yeniden örgütlenmesi ve ailelerin yerel
sürecinde belli bir aşama kaydetmiş gecekondu
yönetimlerin karar mekanizmalarını etkilemesini
bölgeleri)
gerçekleştirmek üzere söz konusu hedefler şunlar
2) Projenin uygulanacağı mekanla ilgili durum
dır:
analizinin yapılması (yörenin sosyal, ekonomik ve
a) Aileler arasında duyarlılık geliştirmek,
demografik özellikleri ile toplum kaynaklarının
b) Onlara göç ve bulundukları çevre / kent / sistematik araştırma ve katılarak gözlem yoluyla
toplum sorunları hakkında bilinç kazandırmak, saptanması)
3) Proje hakkında yöre halkının katılımının Dördüncü Aşama: Değerlendirme
sağlanması (bir sosyal aksiyon süreci gerçekleştir
Çalışmaları
mek için duyarlılık geliştirme, bilgilendirme ve
Projenin etkili ve verimli olmasını sağlamak
bilinç kazandırma çalışmaları)
üzere her aşamada ara değerlendirmeler ve genel
4) Projeye katılmak isteyen öncü ailelerin
değerlendirme yapılacaktır.
saptanması ve bir sonraki aşamaya yönlendirilmesi.
Ara değerlendirmeler, öncü ailelerin, ulaşabil-
dikleri aile popülasyonu, somut olarak çözümlenen
İkinci Aşama: Eğitim Çalışmaları sorunlar, projelerde sağlanan gelişme düzeyleri,
1) Aile hayatı eğitimi (aile üyelerinin rol ve yaşanılan sorunlar (direnç ve çatışma durumları)
sorumlulukları; aile ve yasal boyut; aktif ana- v.b. gibi ölçütleri dikkate alarak, kendi kendilerine
babalık ve çocuk yetiştirme yöntemleri; sorun yapacakları değerlendirmelerdir. Genel değerlen-
çözme bilinci ve dayanışmanın geliştirilmesi) dirmeler, proje yönteminde yer alan birimlerin
2) Çok kültürlü yaşam eğitimi (kentsel ya katılımıyla, çeşitli değerlendirme teknikleri kulla-
şamda çok kültürlülük ve empatik yaklaşım; ço nılarak çalışmaların bütününün değerlendirilmesi-
ğulcu kent yönetimi ve örgütsel yapılar) dir.
3) Halk katılımı ve toplum örgütlenmesi eği
timi (katılımın önemi ve yararları; sorun çözmeye Projenin Nitelikleri
yönelik proje geliştirme ve uygulama bilgisi; ör 1) Projede katılım olgusu temeldir.
gütlenme süreci, ilke ve modelleri)
2) Projede insan merkezli (aktif öğrenme) e-
4) Kentlilik ve vatandaşlık bilinci geliştir ğitim yaklaşımı benimsenmiştir (İl, 1 992; 1 995). Bu
meye yönelik hak ve sorumluluklar eğitimi (te nedenle, yukarıda açıklanan eğitim çalışmalarının
mel hak ve özgürlükler; sosyal, ekonomik, siyasal içeriği katılımcıların görüşleriyle son şeklini ala
katılım ve örgütlenme hakları; anayasa ve ilgili caktır.
mevzuat)
3) Projede aile bir bütün olarak ele alınmak
tadır. Ailenin tüm üyelerinin eşit koşullarda ve
Üçüncü Aşama: Örgütlenme birlikte çalışmalara katılımı sağlanacaktır.
Çalışmaları 4) Projede "aileden aileye", "hemşehriden
1) Öncü ailelerin örgütlenme modelleri üze hemşehriye" ve "eski kentliden yeni kentliye"
rinde çalışmaları ve mahalle inisiyatif grupları gibi etkileşim süreçlerinden yararlanılmaktadır.
oluşturmaları, 5) Projede yerel yönetimlerin yeni sorumlu
2) Mahallenin değişik sorun alanlarına ilişkin luklar alması ve bu doğrultuda işlevsellik kazan
olarak inisiyatif grupların proje çalışmalarında bu ması beklenmektedir.
lunmaları,
3) Çalışmalara dayanak olacak örgütsel yapı Projenin Yöntem ve Teknikleri
nın oluşturulması için inisiyatif grupların "mahalle
evlerini gerçekleşmesi, Amaç ve hedefleri doğrultusunda,
4) Mahalle evleri aracılığı ile halkın yerel yö projenin yöntemi şu özelliklere sahiptir :
netimlerin karar mekanizmalarına katılımlarının 1) İlgilenilen toplumu bir bütün olarak ele al
sağlanması. mak,
2) Sosyolojik nitelikleri ve işlevleri gereği aile
üzerinde odaklaşmak,
3) Birey-aile-mahalle-kent bağlamında bir lışmalarının üç ayda bitirileceği bu proje, sonuç
sistematik ortaya koymak, olarak iki yıl altı aylık bir süreyi kapsamaktadır.
4) Toplumla çalışma teknikleri, örgütlenme Proje, mahalle evlerindeki yurttaş inisiyatif grupla-
teknikleri, insan merkezli aktif öğrenme teknikleri rınca kalıcı bir yapıya dönüşecek biçimde yönlen-
ve değerlendirme tekniklerinden yararlanarak bir dirilecektir.
sosyal aksiyon oluşturmak.
Projede kullanılacak teknikler iletişim kurma, Kaynakça
sorun çözme, empati, kendi kendini yönlendirme,
inisiyatif ve yaratıcılığı kullanma, değişik düzeyler- CILGA, İbrahim. Gençlik ve Yaşam Niteliği. Ankara: T.C.
de kendini ifade etme ve gerçekleştirme yollarını Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Yay. 1994.
içermektedir. Projenin her aşamasında birbirini İL, Sunay. "Aktif öğrenme Yaklaşımına İlişkin Gözlemler". H.Ü.
tamamlayan ve işlevsel olan tekniklerin uygulan- Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Dergisi. Cilt 10, Sayı 1-2-
masında ev ziyaretleri, kent gezileri, eğitim top- 3 : Sayfa. 11-26, 1992.
lantıları, grup katılımıyla yapılan çalışmalar ile İL, Sunay. "Aktif Öğrenme:Eğitimde Öğrenci Özerkliği/Yaratıcı
resim, şiir, öykü, el işi, film, tiyatro, müzik, halk Düşünme ve Yaşam Boyu Öğrenme Motivasyonu". 1. Sis-
oyunları, konferans, panel ve seminer etkinliklerin- tem Mühendisliği ve Savunma Uygulamaları Sempozyu-
den yararlanılacaktır. Katılımcıların proje hazırla- mu, Bildiriler II. Ankara: Kültür Sitesi Yay. 1 995.

maları ve uygulamaları özellikle önem verilen bir TEKELİ, İlhan. "Türkiye'de Çoğulculuk Arayışları ve Kent Yönetimi
etkinlik olacaktır. Üzerine". Kentte Birlikte Yaşamak Üstüne. Ed. Ferzan
Bayramoğlu Yıldırım. İstanbul: Dünya Yerel Yönetim ve
Demokrasi Akademisi ( WALD ) Yay. 1 996, s.l3-26.
Proje Yönetimi ve Süreci

Projeden sorumlu kuruluş belediyedir.


Proje "Belediye Başkanlığına bağlı olarak, "Sağlık
ve Sosyal Hizmetler Dairesi" veya "Kültür Dairesi"
içinde, değişik mesleklerin yer aldığı bir "proje
yürütme ekibi" tarafından yönlendirilecektir. Ekip,
ilgili sivil toplum kuruluşları, üniversiteden ve
belediyeden katılacak olan yönetici, sosyolog,
mimar, ekonomist, sosyal hizmet uzmanı ve
eğitimcilerden oluşacaktır.
Proje belediye tarafından finanse edilecektir.
Bunun yanında halkın kaynak yaratma gücü hare-
kete geçirilecektir. İlgili çalışmalar doğrultusunda
sivil toplum kuruluşlarının finansal katılımı sağla-
nacaktır. Proje bütçesi, uygulama sürecinin aşa-
malarına göre proje yürütme ekibi tarafından
hazırlanacaktır.
Proje zaman yönünden uzun vadelidir. Proje-
nin yürütme ekibi üç içerisinde oluşturulacaktır. Ön
hazırlık çalışmaları altı ay, eğitim çalışmaları bir yıl
içerisinde tamamlanacak; örgütlenme çalışmaları
ise altı aylık bir süre alacaktır. Değerlendirme ça-
Empati ve Demografik Değişkenlerin
Evlilik Uyumu ile İlişkisi

• ŞennurTUTAREL-KIŞLAK* • Fazlı ÇABUKÇA

Özet Summary
Bu çalışmanın amacı, demografik değişkenler The Relationship among Empathy,
ile empatinin evlilik uyumunu yordamadaki katkı- Demographic Variables and Marital Adjustment
larını araştırmak ve cinsiyete bağlı olarak empati
puanları arasında fark olup olmadığını belirlemek- The purpose of this study was to investigate
tir. Bu nedenle 150 evli kişiye (75 kadın, 75 erkek) demographic variables and empathy in predicting
Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ve Evlilikte Uyum Ölçe- marital adjustment and to examine the difference
ği (EUÖ) uygulanmıştır. Yapılan hiyerarşik between men and women in terms of empathy
regresyon analizi sonuçlarına göre, evlilik uyumu- scores. Empathic Tendency Scale and Marital
nu yordayan anlamlı değişkenin empati olduğu Adjustment Test were administered to 150
belirlenmiştir. Bu durumda empati ile ilişkinin ni- married peop/e (75 women and 75 men).
teliği birbiriyle olumlu olarak bağlantılı görün- Hierarchical regression analysis indicated that
mektedir. Empati puanlarının cinsiyete bağlı olarak empathy significantly predicted the marital
değişmediği de belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, adjustment, so empathy and relationship guaiity
diğer araştırma bulguları çerçevesinde tartışılmış- are positively associated. İn addition, t test result
tır. yielded that empathy scores were not significantly
different in terms of gender. The findings were
Anahtar kelimeler: Evlilik uyumu, empati, de- discussed in the context of literatüre.
mografik değişkenler
Key words: Marital adjustment, empathy,
demographic variables

(*) Y. Doç. Dr., A.Ü. Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi, Psikoloji Bölümü
(**) Bu makale danışmanlığını Y.Doç.Dr.Şennur Tutarel-Kışlak'ın yaptığı, Fazlı Çabukça'nın (2000) yürüttüğü lisans tez verilerine
dayanmaktadır.
Empati, bir insanın kendisini karşısındaki in- sel ve duyuşsal öğeleri içermekte ve davranışsal
sanın yerine koyarak onun düşüncelerini doğru tepki ile ifade edilmektedir. Bilişsel empati, zihinsel
olarak anlama, duygularını hissetme ve bu durumu olarak diğer kişinin bakış açısıyla bakma
ona anlatma sürecidir. Bugün üzerinde uzlaşılan bu (perspective), onun rolünü alma ya da diğerinin
tanım, Rogers'ın 70'li yıllarda ulaştığı empati tanı- yerinde kendini imgeleme anlamını taşır (Giblin,
mıdır (Dökmen, 1999). Diğer bir ifade ile empati, 1996; Gladstein, 1983). Duyuşsal (affective)
bir başkasının ayakkabılarını giyebilmek ve onlarla empati, diğer kişinin duygusuna aynı duygu ile
hissetmektir, ancak o kişiyle birlikte üzülmek yani karşılık vermektir (Gladstein, 1983). Pitchers
sempati duymak değildir. Empati içgörüyü içerir; (1994) empatiyi, 'bilişsel olarak diğerinin bakış
birisine empati duyabilirseniz, o insanın niye öyle açısını algılayıp, içindeki duyuşsal uyarılmayı tanı-
davrandığını daha iyi anlayabilirsiniz. Empati oto- mak ve bu algılarla artan güdülenme üzerine mer-
matik bir tepki değildir, zihinsel ve duygusaldır. hametli (compassionate) davranışsal tepkileri o-
Diğer bir insanı anlamak için sabır ve gerçekten luşturmaktır' şeklinde özetlemiştir. Davranışsal
istemek gerekmektedir (Donahue, 1 997). tepki vermenin iki yolu vardır. Bunlar; yüzümüzü,
Empatinin varlığının tutum ve davranışlar ü- bedenimizi kullanmak ve sözlü olarak karşımızda-
zerinde yararlı, yokluğunun ise olumsuz etkileri kini anladığımızı ifade etmektir (Dökmen, 1999).
vardır. Empatinin yardım davranışını arttırdığı da Miller'a (2000) göre, zihinsel anlayıştan merhametli
belirlenmiştir (Batson ve ark., 1997; Dökmen, eyleme geçiş, ne çok az ne de çok fazla olmayıp,
1994). Stephan ve Finlay'e (1999) göre, empati uygun dozda olmalıdır.
olumlu sosyal davranışa yol açarken, empatinin Evlilik uyumu ve olaylara eşin bakış açısıyla
yokluğu antisosyal davranışlara neden olmaktadır. bakma arası ilişkiyi inceleyen araştırmalar vardır.
Empatik anlayış her zaman kişilerarası alan i- Franzoi ve arkadaşları (1985) eşlerle çalışmış ve
çinde oluşur. Kişilerarası etkileşim her iki yönde olaylara eşin bakış açısıyla bakmanın evlilikte yaşa-
bilgi ve duyguların akışını içerir, bu da karşılıklı nan gerilimi azaltmada yardımcı olduğunu gör-
geribildirim süreçlerini güçlendirip, anlayışı arttırır müşlerdir. Davis ve Oathout (1987), 264 romantik
(Starcevic ve Piontek 1997). Shamasundar'a (1999) çift ile çalışmış ve olaylara eşin bakış açısıyla bak-
göre, empati bireyin diğerini anlamasına yardım manın eş doyumunu etkileyen çeşitli davranışların
eder. İki empatik birey dili fazla kullanmadan, bir- güçlü yordayıcısı olduğunu ortaya koymuşlardır.
birini kolayca ve etkili bir şekilde anlayabilir. Long ve Andrews (1990) ise, bu durumun evlilik
Empati karşılıklı olarak, diğerinin duygu durumuna uyumunu anlamlı olarak yordadığını belirlemişler-
açık olmaya hazır oluş ve kişilerarası ilişkideki 'çok dir. Ayrıca, evli kadınlar, hem kocaları hem de ken-
yakın olma' (intimacy) ile bağlantılıdır. Rampage'ye dileri tarafından daha iyi rol alıcı olarak algılan-
(1994) göre, çok yakın olma; eşler arası eşitlik, mışlardır.
karşılıklı yaşantılara empati kurma, anlam ve eylem Karlsberg ve Karlsberg (1 994) yaptıkları araş-
işbirliğini istemeye dayalıdır. Sosyal açıdan çok tırmada, yakın ilişki ve duygulanım arasındaki ba-
yakın ilişki adını alan söz konusu ilişki, kısmen ğın karşılıklı empati ile arttığını ve bunun duygusal
terapi ilişkisini de anlamlı ve yararlı kılmaktadır açılımı başlattığını gözlemişlerdir. Olumsuz du-
(Shamasundar, 1999). Giblin'e (1996) göre ise, yuşsal ifadenin, özellikle evlilik öncesi ilişkilerde
empati evlilik ve aile terapisinin kalbinde yer alır, yaşanan doyumla negatif yönde ilişkili olduğu da
kısaca etkili terapi için empati çok önemlidir. Smith ve arkadaşları (1990) tarafından belirlenmiş-
Giblin'in (1996) aktardığına göre Mc Carthy tir. Uzunöz'e (1988) göre, çeşitli ileti düzeyleri
(1992) empatiyi duyuş, biliş, imge, beceriye dayalı, arasındaki tutarsızlıklar arttıkça, kişilerarası ilişki-
yaşama karşı tutum veya eğilim gibi farklı öğelere lerde sorunların çıkması kaçınılmaz hale gelmekte-
ayırmaktadır. Pitchers'a (1999) göre, empati biliş- dir.
USA Today Magazine (April,2000), empatinin edememişlerdir. Eşlerle çalışan Zubaroğlu (1996),
insanların bağışlama ve unutmasına yardımcı oldu- çocuklu eşlerin iletişim biçimleri ve çatışmaları
ğuna ilişkin sonuçlar elde eden çalışmalara yer üzerine yaptığı araştırmasında çatışmayı çözen
vermiştir. Makalede, doyumun yüksek olduğu ev- eşlerin, iletişimlerinde eşlerinin bakış açısını göz
liliklerde, karşılıklı olarak incinme durumunda, önünde bulundurabildiklerini belirlemiştir.
özrün ardından, kırıcı olan eşin bağışlandığı ve Bu araştırmanın amacı, eşlerin evlilik uyum
bağışlamayı sağlayan şeyin ise empati olduğu vur- düzeyini, empatik eğilim düzeyi ile yaş, cinsiyet, ev
gulanmaktadır. Everett'e (1998) göre, kîşilerarası işini üstlenme, evlilik yılı, çocuk sayısı, iş, eğitim
bağışlama bağlamındaki bağışlama süreçleri - gibi demografik değişkenler açısından incelemek-
empati, alçakgönüllülük ve bağlanma- çiftler tir. Ayrıca, cinsiyete bağlı olarak empati eğilim
arasında da vuku bulmaktadır. düzeyleri arasında fark olup olmadığı da araştırıl-
Stephan ve Finlay'a (1999) göre, empati eği- mıştır. Türk kültüründen elde edilecek bulguları
timle arttırılabilir. Long ve Angera (1999), romantik literatürde yer alan bulgularla karşılaştırmak he-
ilişki yaşayan 48 çifte on saatlik empati eğitimi deflenmiştir.
vermişler ve altıncı ayın sonunda empatideki o-
lumlu değişimin, ilişkiden alınan doyumla olan Yöntem
pozitif ilişkisini ortaya koymuşlardır.
Son yıllarda empati araştırmalarının sayısı a- Denekler
zalmıştır. Duan ve Hill'in (1996) eleştirisine göre,
Araştırmaya 75 evli kadın ve 75 evli erkekten
bu durumun altında yatan neden,
oluşan toplam 150 denek gönüllü olarak katılmış-
Gladstein'ın (1983) yayınladığı derlemede,
tır. Denekler Ankara ve İzmir'de yaşamakta olup,
empatinin terapötik işlevine yer verip diğer faktör-
seçkisiz olarak değişik SED'den, eğitim düzeyinden
lere dayanan çalışmaları desteklememesi yatmak-
ve yaşlardan seçilmeye çalışılmışlardır. Deneklerin
tadır; ayrıca ilgili derlemede gelecekte yapılacak
%49.3'ü ilköğretim ve lise mezunu, % 50.7'si üni-
çalışmalara başarılı öneriler getirilememiştir. Duan
versite mezunudur. Deneklerin %48.7'si ev işlerini
ve Hill yeni empati çalışmalarına ihtiyaç olduğuna,
çok, %40.7'si biraz, %10.7'si ise hiç üstlenmemek-
örneğin kültürün empatik deneyimler üzerindeki
tedir. %75.3'ü bir işte çalışmakta olup, %24.7'si
rolünün ihmal edilmiş bir alan olduğuna değin-
çalışmamaktadır. Ortalama aylık gelirleri 465 mil-
mişlerdir.
yondur. Deneklerin yaş, çocuk sayısı ve evlilik yılı
Empati için durum böyleyken, literatürde ev-
ile ilgili ranj ve ortalamaları Tablo 1'de gösteril-
lilik doyumu üzerine pek çok çalışmaya rastlan-
miştir.
maktadır (Bkz. Bradbury ve ark., 2000). Ülkemiz-
deki çalışmalar incelendiğinde ayrı ayrı evlilik uyu-
Tablo 1
mu (örn. Tutarel-Kışlak, 1997; Yıldırım, 1992;
Deneklerin Bazı Demografik Değişkenlerinin
A.Binici, 2000; Fışıloğlu, 1992; Yılmaz, 2001) ve Ranj ve Ortalamaları
empati (örn. Dökmen, 1987; 1988; 1990; Pişkin,
1989; Ataşalar, 1996; Aydın, 1996; Alver, 1998; Ranj Ortalama
Demografik
Eroğlu, 1995; Akçalı, 1991) üzerine yapılan çeşitli Özellikler
çalışmalara rastlanmaktadır. Ceyhan (1993) ise,
Yaş Çocuk 17-65 1- 38 2
ana-babaların empatik eğilim düzeylerini araştır- sayısı Evlilik 7 1-42 14
mış ve annelerin empatik eğilim düzeylerini daha yılı
yüksek bulmuştur. Bayram ve arkadaşları (1995)
çalışmalarında, erkekler ve kadınlar arasında Veri Toplama Araçları
empati düzeyi açısından fark olup olmadığını araş-
tırmış ve cinsiyet açısından anlamlı bir fark elde
Araştırmada veri toplama amacıyla Kişisel Bilgi test güvenirliği .57'dir. Ölçüt bağımlı geçerlik
Formu, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ve Evlilikte korelasyon katsayısı ise -.54'dür. Ölçekte puanlar
Uyum Ölçeği'nden (EUÖ) yararlanılmıştır. uyumsuzluktan uyumluluğa doğru artmaktadır.

1.Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ). EEÖ Dökmen İşlem


(1988) tarafından kişilerin günlük yaşamlarındaki Uygulamada Kişisel Bilgi Formu, EEÖ ve EUÖ
empati kurma potansiyallerini ölçmek amacıyla bir zarfa konmuş ve doldurulduktan sonra kapatı-
hazırlanmıştır. Dökmen Ölçeği, kendisinin Aşamalı larak araştırıcılara geri iletilmiştir. Deneklerden
Empatik Sıralama Modeli'nin kuramsal temelinden isim alınmamış, eş olan deneklerin yanıtlarını bir-
geliştirmiştir. EEÖ likert tipi bir ölçek olup 5 birlerine göstermemeleri ve bu konuda tartışma-
basamaklı dereceleme sistemiyle 20 maddeden maları gerektiği yönergede vurgulanarak, doğru
oluşmaktadır (tamamen aykırı (1) oldukça aykırı bilgi alma olasılığı arttırılmaya çalışılmıştır.
(2) kararsızım (3) oldukça uygun (4) tamamen
uygun (5)). Maddelerin yaklaşık yarısı kişilerin evet
Bulgular
deme eğilimlerini ortadan kaldırmak için negatif
olarak yazılmıştır. Bireylerin her bir madde için
Araştırmada öncelikle örneklemi oluşturan evli
işaretlediği sayı kişinin o maddeye ilişkin puanını
kadın ve erkeklerin, cinsiyet açısından EEÖ toplam
oluşturmaktadır. Puanlar yükseldikçe empatik
puanları arasında fark olup olmadığı araştırılmış ve
eğilim düzeyi artmakta, puanlar düştükçe empatik
kadınların toplam puanları (x=75) ile erkeklerin
eğilim düzeyi azalmaktadır.
toplam puanları (x=72) arasında anlamlı fark elde
Ölçek, 70 kişilik bir öğrenci grubuna üç hafta
edilememiştir (t=l .65, p>.05).
ara ile uygulanmış, her iki ölçümden elde edilen
Araştırmanın amacı doğrultusunda yaş, cinsi-
puanlar arasındaki korelasyon katsayısı .82 (test-
yet, ev işini üstlenme, evlilik yılı, çocuk sayısı, çalı-
tekrar test güvenirlik katsayısı) bulunmuştur. Ölçe-
şıp çalışmama, eğitim ve empatik eğilim düzeyinin
ğin tek ve çift maddelerinden alınan toplam puan-
evlilik uyumunu yordamada anlamlı katkılarının
lar arasındaki güvenirlik katsayısı ise .68 (iki yarım
olup olmadığını incelemek amacıyla elde edilen
test güvenirliği) olarak elde edilmiştir.
verilere hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır.
Dökmen, 24 kişilik üniversite öğrenci grubuna
Hiyerarşik regresyon analizi yapılırken ilk aşamada
ölçüt bağımlı geçerlik korelasyon katsayısını belir-
demografik değişkenler, ardından araştırmada
lemek amacıyla, EEÖ ile Edwards Kişisel Tercih
temel değişken olan empati eğilim düzeyi girilmiş-
Envanteri'nin 'Duyguları Anlama' adlı alt ölçeğini
tir.
uygulamış ve toplam puanlar arasındaki korelasyon
Demografik değişkenler ile empatik eğilim
katsayısını .68 olarak belirlemiştir.
düzeyinden hangisinin evlilik uyumunun daha iyi
yordayıcısı olduğu araştırılmış ve elde edilen de-
2.Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ). Locke ve ğerler Tablo 2'de gösterilmiştir.
Wallace (1959) tarafından geliştirilen EUÖ 15 mad- Tablo 2'de görüldüğü gibi, empati evlilik u-
delik bir ölçektir. Hunt'ın (1978) ve Freeston ile yumunu anlamlı olarak yordayan değişken olarak
Plechaty'nin (1997) puanlama sistemleri doğrul- belirlenmiştir.
tusunda, ölçeğin geçerlik ve güvenirliği Tutarel-
Kışlak (1999) tarafından yapılmıştır. EUÖ bir genel
uyum sorusu, olası anlaşma alanlarını ölçen sekiz
soru ile çatışma çözme, bağlılık ve iletişimi ölçen
altı soruyu içermektedir. EUÖ'nin iç tutarlık güve-
nirliği .90, iki yarım test güvenirliği .84, test-tekrar
Tablo 2
Evlilik Uyumu Puanlarına İlişkin Hiyerarşik Regresyon Analizi Sonuçları

Analiz Yordayıcı R R2 Beta F t

aşaması değişken
1 Yaş .20 .04 .17 .87 1.19

Cinsiyet .02 .19


Ev işi -.04 -.38
Evlilik yılı -.27 -1.72
Çocuk sayısı .09 1.02
İş .13 1.45
Eğitim .01 .07
2 Empatik eğilim .51 .26 .48 6.18* 6.45*
*p<.01

olarak değişmediğine işaret eden başka çalışmalar


Tartışma da mevcutur. (Hoffman ve Levant, 1985; Fışıloğlu,
1992). Bu durumda evlilik uyumu, ana baba rolü
Bu araştırmada, eşlerin evlilik uyumlarının yaş, ya da karı koca rolünün çocuk sayısıyla farklılaş-
cinsiyet, ev işlerini üstlenme, evlilik yılı, çocuk sa- madığı ve birbirlerinden ayrı işledikleri söylenebilir.
yısı, iş ve eğitim düzeyleri gibi demografik değiş- Diğer demografik değişkenler için de durum aynı-
kenler ile empati düzeyinin evlilik uyumunu dır.
yordayıp yordamadığını ortaya koymak amaçlan- Analizin ikinci aşamasında yer alan araştırma-
mıştır. nın temel değişkeni empati düzeyinin, evlilik uyu-
Ayrıca, cinsiyete bağlı olarak empati eğilim munu yordadığı belirlenmiştir. Simpson ve arka-
puanları arasında fark olup olmadığı incelenmiştir. daşlarının (1995) aktardığına göre, empatik anlayış
Söz konusu nedenle yapılan t testi sonucunda, evli ve ilişkinin niteliğinin olumlu olarak bağlantılı ol-
kadın ve erkeklerin empatik eğilim düzeyleri ara- duğuna dair kanıtların yanısıra (Kahn, 1970; Noller
sında fark olmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bu ve Ruzzene, 1991; Ruzzene, 1990), tersi kanıtlar
bulgu, annelerin empatik eğilimini daha yüksek da (Floyd, 1988; Gottman, 1979; Kowalik ve
bulan Ceyhan'ın (1993) bulgularını destekleme- Gotlib,1987; Sillars ve ark., 1984) mevcuttur.
mektedir. Ancak söz konusu bulgu, Bayram ve Sillars ve arkadaşlarına (1984) göre, eşler arasın-
arkadaşları (1995) ile Riehl-Emde ve Willi'nin daki tartışma odağı, ilişkiyi daha az tehdit eden,
(1999) bulgularıyla örtüşmektedir. Riehl-Emde ve daha az çatışmaya yol açan bir konuysa aradaki
Willi'nin vurguladığı gibi, empatik eğilim düzeyleri ilişki olumlu, ancak yüzleşilmesi gerekenler çok
arasındaki fark cinsiyete özgü olmak yerine daha önemli, çatışmalı, tehdit edici konular ise aradaki
çok çiftlere ya da evliliğe özgü olabilir. ilişki olumsuz olmaktadır. Bu durumda araştırma-
Araştırmada ele alınan demografik değişken- mızın bulguları, empati ve evlilik uyumu ilişkisi
lerin evlilik uyumunu yordamadığı belirlenmiştir. arasındaki bağın olumlu yönde olduğuna işaret
Kısaca, eşlerin evlilik uyumlarının evlilik yılı, çocuk eden bulguları desteklemektedir.
sayısı gibi değişkenlerle bağlantılı olmadığı anla- Empatik anlayış ben-merkezcilikten uzak
şılmaktadır. Evlilik uyumunun çocuk sayısına bağlı davranış anlamına da gelir (Akt. Dökmen, 1999).
Bencil güdü yükleme boyutunun evlilik uyumu ü- nışları. Yüksek Lisans Tezi, Ankara: Hacettepe Üniversi-
tesi.
zerindeki rolü Tutarel-Kışlak (1997) tarafından
Aydın, A. (1996). Empatik becerinin çeşitli değişkenler açısından
belirlenmiştir. Eşin bencil yönleri davranışlarına ne incelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İzmir: E-
kadar az yansırsa -ki buna ne kadar empatik an- ge Üniversitesi.
layışı yüksekse de denebilir- evlilik uyumu da Azizoğlu-Binici, S. (2000). Psikolojik yardım için başvuruda bulu
buna bağlı olarak artmaktadır. Franzoi ve arkadaş- nan ve bulunmayan evli çiftlerin evlilik ilişkilerini değer
lendirmelerinin karşılaştırılması. Yayınlanmamış
larının (1985), Davis ve Oathout (1987) ile Long ve Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.
Andrews'in (1990) ileri sürdüğü gibi olaylara eşin Batson, C.D., Sager, K,, Garst, E., Kang, M., Rubchinsky, K. And
bakış açısıyla bakabilme yani empati kurma evlilik Dawson, K.(1997). Is empathy-induced helping due to self-
uyumunu anlamlı olarak yordamaktadır. Karlsberg other merging? Journal of Personality and Social
Psychology, 73, 495-509.
ve Karlsberg'in (1994) belirttiği gibi empati duy-
Bayram, C, Şimşek, E. U., Dilbaz, N. (1995). Üç farklı meslek
gusal açılımı başlatmakta ve incinme durumunda grubunda empatik beceri düzeylerinin karşılaştırılması.
da empati devreye girerek bağışlama süreçlerini Kriz Dergisi, 3(1-2), 205-207.
harekete geçirip (Everett, 1998), doyumun yüksek Bradbury.T.N., Fincham, F.D. and Beach, S.R.H. (2000). Research
kalmasını sağlamakta olabilir. on the nature and determinants of marital satisfaction: A
decade in Review. Journal of Marriage and the Family, 62,
Zubaroğlu'nun (1996) çalışması ve araştırma 964-980.
bulgusu, Türk Ailesinde de empatinin çatışmayı Ceyhan, A.A. (1993). Ana-babaların empatik eğilim düzeylerinin
çözdüğüne ve evlilik uyumunu arttırdığına işaret bazı değişkenler açısından incelenmesi. Yayımlanmamış
etmektedir. Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi.
Davis, M.H. and Oathout, H.A. (1987). Maintenance of satisfaction
Genel olarak empati olumlu sosyal davranış- in romantic relationships: Empathy and relationai
lara ve tutum değişimlerine yol açmaktadır ve competence. Journal of Personality and Social Psychology,
empati eğitimle arttırılabilir (Stephan ve Finlay, 53(2), 397-410.
1999). Long ve Angera (1999) çiftlere verilen Donahue, M.C. (1997). Empathy: Putting yourself in another
person's shoes. CurrentHealth, 2, 24(3), 22-25.
empati eğitiminden altı ay kadar sonra eşini daha
Dökmen, Ü.(1987). Empati kurma becerisi ile sosyometrik statü
empatik olarak algılayan eşlerin, ilişkilerinden al- arasındaki ilişki, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fa-
dıkları doyumun da arttığını belirlemişlerdir. kültesi Dergisi, 20, 183-207.
Giblin'in (1996) belirttiği gibi, etkili bir evlilik Dökmen, Ü.(1988). Empatinin yeni bir modele dayanılarak ölçül-
terapisi için empatinin önemi büyüktür. Eşlerin mesi ve psikodrama ile geliştirilmesi. Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,21(1 -2), 155-190.
karşılıklı olarak empati kurmalarını sağlamaya ça-
Dökmen, Ü.(1990). Yeni bir empati modeli ve empatik becerinin
lışmak eş terapilerinin önemli bir basamağıdır iki farklı yaklaşımla ölçülmesi. Psikoloji Dergisi, 7(24),
(Soylu ve ark., 1999). Araştırma bulgularına göre, 42-50.
yakın ilişki bağlamındaki empati ve uyumsuz Dökmen, Ü. (1999). Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışma-
ları ve Empati. İst: Sistem Yay.
eşlere verilecek empati eğitimi evlilik doyumunun,
Duan, C. and Hill, C. E. (1996). The current state of empathy
uyumunun artmasında önemli görünmektedir.
research. Journal of Counseling Psychology, 43(3), 261-
274.
Kaynaklar Eroğlu, N. (1995). Empatik eğilim düzeyleri farklı annelerin ço-
cuklarının uyum ve başarı düzeyleri. Yayınlanmamış
Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.
Akçalı, F.Ö. (1991). Kaygı seviyesinin empatik beceriye Everett, L. (1998). An empathy-humility-commitment model of
etkisi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul:Marmara Ü- forgiveness applied within family dyads. Journal of Family
Therapy, 20(l),59-77.
niversitesi.
Fışıloğlu, H.(1992). Lisans üstü öğrencilerinin evlilik uyumu.
Alver, B. (1998). Bireylerin uyum düzeyleri ile empatik becerileri
Psikoloji Dergisi, 7 (28), 16-23.
arasındaki ilişkiler. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Franzoi, S.L, Davis, M.H. and Young, R. D.(1985).The effects of
Erzurum: Atatürk Üniversitesi.
private self-consciousness and perspective taking on
Ataşalar, J. (1996). Üniversite öğrencilerinin empatik eğilim dü-
satisfaction in close reiationships. Journal of Personality
zeylerine cinsiyet ve yaşlarına göre kendini açma davra-
and Social Psychology, 48(6), 1 584-1 594.
Freeston, M.H., Plechaty, M. (1997). Reconsideration of the Rampage, C. (1994). Povver, gender and marital intimacy. Journal
Locke-Wallace Marital Adjustment Test: Is it stili relevant of Family Therapy, 1 6, 1 25-1 37.
for the 1990's?Psychological Reports, 81, 419-434. Riehl-Emde, A. and Willi, J. (1999). 'Is his marriage also her
Giblin, P. (1996). Empathy: The essence of marriage and family 1
marriage? -An old question in a new light. System
therapy? Family Journal, 4(3), 229-236. Familie, 12(3), 132-138.
Cladstein (1983). Understanding empathy: Integrating Sillars, A.L; Pike, G.R.; Jones, T.S. and Murphy, M.A. (1984).
counseling, developmental, and social psychology Communication and understanding in marriage. Human
perspectives. Journal of Counseling Psychology, 30, Communication Research,} 0, 31 7-350.
467-482. Haley, J. (1988/ İletişim. Psikolojik Sorunlar Simpson, JA, lekes, W and Blackstone, T (1995). When the head
ve Psikoterapi proteets the heart: Empathic Accuracy in dating
(Çev.A.Uzunöz). Ankara: Çark Kitabevi Yay. Hoffman, SR relationships. Journal of Personality and Social
and Levant, RF. (1985). A comparison of childfree Psychology, 69(4),629-641.
and child-anticipated marriage couples. Family Relations, Smith, D.A., Vivian D. And O'Leary, K.D. (1990). Longitudinal
34(2),1 97-203. Hunt, R.A. (1978). The effect of item predietion of marital discord from premarital
vveighting on the Locke- expressions of affect. Journal of Consulting and Clinical
Wallace Marital Adjustment Scale. Journal of Marriage and Psychology, 58(6), 790-799.
the Family, 40, 249-256. Karlsberg, J.A. and Karlsberg, Soylu, M.L., Uğuz, Ş. ve Levent, B.A. (1999). Davranışçı sistemik eş
R.C. (1994). The affectionate bond: terapileri: Vaka sunumu. 3P {Psikiyatri Psikoloji
the goal of couple-centered therapy. The Journal of Psikofarmakoloji) Dergisi, 7(4), 290-297.
Humanistic Psychology, 34(1), 132-142. Locke, H.J., Starcevic, V. and Piontek, CM. (1997). Empathic understanding
VVallace, K.M. (1959). Short marital adjustment and revisited: Conceptualisation, controversies, and
predietion tests: Their reliability and validity. Marriage limitations. American Journal of Psychotherapy, 51(3),
and Family Living, 21,251-255. Long, E. and Andrevvs, D.
317-328.
(1990).Perspective taking as a predictor
Stephan, W. C. and Finlay, K. (1999). The role of empathy in
of marital adjustment. Journal of Personality and Social
improving intergroup relations. Journal of Social Issues,
Psychology, 59,1 26-1 31. Long, E.CJ. and Angera, J.
55(4), 729-747.
(1999). Understanding the one you
Tutarel-Kışlak, Ş. (1997). Evlilik uyumu ile nedensellik ve sorum-
love: A longitudinal assessment of an empathy training
luluk yüklemeleri arasındaki İlişkiler. Türk Psikoloji Der-
program for couples in romantic relationships. Family
gisi, 12(40), 55-65.
Relations,48(3), 235-243. Miller, H. M. (2000). A dose of
Tutarel-Kışlak, Ş. (1999). Evlilik Uyum Ölçeğinin güvenirlik ve
empathy. Reading Teacher, 54 (4),
geçerlik çalışması. 3P (Psikiyatri Psikoloji
380-382. Pişkin, (1989). Empatik kaygı ve çatışma eğilimi
Psikofarmakoloji) Dergisi, 7(1), 50-57. USA Today Maga-
arasındaki ilişki.
zine (2000). Empathy helps people forgive and forget,
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,
128(2659), 15-17.
22(2), 775-784. Pithers, W.D. (1994). Process
Yıldırım, İ. (1992). Evli bireylerin uyum düzeylerini etkileyen bazı
evaluation of a group therapy
etmenler. Yayınlanmamış Doktora Tezi Ankara: Hacette-
component designed to enhance sex offenders' empathy
pe Üniversitesi.
for sexual abuse survivors. Behavior, Research and
Yılmaz, A. (2001). Eşler arasındaki uyum, anne-baba tutumu ve
Therapy, 32, 565-570. Pithers, W.D. (1999). Empathy.
benlik algısı arasındaki ilişkilerin gelişimsel olarak ince-
Journal of Interpersonal Violence,
lenmesi. Türk Psikoloji Dergisi, 16(47), 1-24.
14(3), 257-285.
Zubaroğlu, S. (1996). Türkiye'de çocuklu eşler arasında iletişim
biçimleri ve iletişim çatışmalarının çözümlenmesi. IX. U-
lusal Psikoloji Kongresi.
Dünyada Yaygın Bir Sorun:

Yaşlı İstismarı Ve İhmali

O Aynur UYSAL*

Özet Summary
Sağlık çalışanlarının çoğunluğu çocuk İstis- A Wor/d-Wıde Problem: Elder Abuse And
marına karşı uzun zamandan beri duyarlı olurken, Neglect
yaşlıların istismarı ancak 1970'li yıllarda toplumun While most medical caregivers have long be en
dikkatini çekmiş ve ancak 1981 yılında devlet dü- sensitivized to the need for violence against child
zenleyicileri yaşlı istismarının sonuçlarına yönel- abuse, it has only been since the 19 70s t hat abuse
miştir. İstismar ve ihmal tüm ırklarda ve dini sınıf- of elder citizens has en tere d the public's
larda tanımlanmakta ve tüm sosyo-ekonomik dü- awareness, and not un ti I 1981 was the attention of
zeylerde görülmektedir. Yaklaşık olarak yaşlıların government regulators turned to the issue of elder
%3-4'ünün; travma, tıbbi problemlere dikkat edil- abuse. Abuse and neglect cross ali socio-economic
memesi, kötü hijyen veya su kaybı, uygun olmayan strata and have been identified in ali races and
ev koşulları, incinme, sözel istismar, ekonomik religious denominations. Estimates suggest that
istismar, zorla eve hapsedilme veya aile üyeleri, approximately 3% t o 4% of the elder ar e victims of
komşular, yabancılar ya da yaşlıya bakım veren "elder mistreatment" the broad um bre I la ter m that
görevliler tarafından yapılan diğer zarar şekilleri includes: trauma, unattended medical problems,
"Yaşlı İstismar ve İhmali " şemsiyesi altında topla- poor hygiene or dehydration, substandard
nan "Yaşlıya Yönelik Kötü Muamele" kurbanı oldu- housing, battering, verbal abuse, financial abuse,
ğu tahmin edilmektedir. forced confinement or other types ofharm that can
occur at the hands offamily, neighbours, strangers
Anahtar Kelimeler: Yaşlı istismar ve ihmali, or professional caregivers.
yaşlı istismar ve ihmal belirtileri, yaşlı istismarını
önleme Key Words: Elder abuse and neglect,
indicators of elder abuse and neglect, elder abuse
prevention
'Araştırma Görevlisi, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı, Bornova/İzmi
rinin azaldığı bir dönemdir. Ayrıca yine bedenin dış
ve iç gerilimlere karşı direncinin azaldığı, pek çok
süreğen hastalığın yaşandığı bir dönemdir
Yaşlılık, önüne geçilmesi mümkün olmayan (Koptagel 1984; Bayık ve ark. 2000). Yaşlılık dö-
biyolojik, kronolojik ve sosyal yönleri ve sorunları neminde görülen tüm bu sosyal ve bedensel deği-
olan bir süreçtir. Yaşlılık, fizyolojik bir olay olarak şimlerle birlikte son günlerde dünya boyutunda
ele alınıp, fiziksel ve ruhsal güçlerin bir daha yerine tartışılan ve ABD'de 20 kişiden birini inciten bir
gelemeyecek şekilde kaybedilmesi, organizmanın durum olan yaşlı istismarı ve ihmali konusu gün-
iç ve dış etmenler arasında denge kurma potansi- deme gelmiştir (http:// www. ncemsf. org/pulse
yelinin azalması, kişinin fiziksel ve ruhsal yönden archive/ a5-2-2.htm).
gerilemesi şeklinde tanımlanabilir (Bilginer ve
ark.1996). 2.Yaşlı İstismarı ve İhmali
Beklenen yaşam süresinin uzaması ve doğur-
ganlığın azalması gibi nedenlerle yaşlı nüfus tüm Sağlık çalışanlarının çoğunluğu çocuk istis-
dünyada hem sayısal olarak hem de toplam nüfus marına karşı uzun zamandan beri duyarlı olurken,
içindeki payı yönünden artmaktadır. Örneğin yaşlıların istismarı ancak 1970'li yıllarda toplumun
1970'de dünyada 60 yaş ve üzerindeki yaklaşık dikkatini çekmiş ve devlet düzenleyicilerinin bu
291 milyon kişi toplam nüfusun %8'ini oluşturur- konu ile ilgilenmesinin ilk örneği Amerika Birleşik
ken, aynı grup 2000 yılında 585 milyon kişiye u- Devletleri'nde (ABD) görülmektedir. ABD'nde yaşlı
laşacak ve toplam nüfus içinde %9'luk paya sahip istismarı, 1978 yılında kapalı kapılar ardından çı-
olacaktır (Dönmez ve ark. 1996). Türkiye'de de kıp, aile içi şiddet konusu kapsamında ulusal dü-
benzer bir durum söz konusudur. 65 yaş ve üzeri zeyde duyurulmuş ve 1979 yılında özel yaşlı istis-
nüfus genel nüfusun %.2'sini oluştururken 1990'da marı yasası oluşturulmuştur (http:// www. ncemsf,
%4.0'a yükselmiştir, bu oranın 2010 yılında %6.1 'e, org/pulse/ archive/ a5-2-2.htm; Wolf, 2000).
2020 yılında %7.7'ye ulaşacağı tahmin edilmektedir Yaşlı istismarı konusundaki çalışmalar daha
(Vançelik 1 997, DİE ve DPT 1 994). çok Kuzey Amerika ve İngiltere gibi yaşlı nüfusu
Yaşlı nüfustaki bu artış nedeniyle gün geçtikçe fazla olan ülkelerde toplanmaktadır. Bu ülkelerdeki
yaşlılıkla ilgili sorunlarla daha sık karşılaşılması da araştırmalar da yalnızca son 1 5 yıldan beri gerçek-
kaçınılmazdır. Yaşlı insanların çağımızda en büyük leştirilmektedir. Bazı kişiler yaşlı istismarının, gele-
sorunları; parasal güvence yokluğu ve yalnızlık neksel aile yapı ve değerlerinin yitirilmesinin bir
olmaktadır. Eski dönemlerde, geleneksel geniş aile ürünü olarak batı kültürüne özgü olduğunu düşü-
sistemi yürürlükteyken, ailelerin yaşlı kişileri genç nebilirler. Aslında yaşlı istismarı, tarih boyunca
kuşakların bakımı ve beraberliği içinde bu güven- dünya çapında her kültürde varlığını sürdürmüştür.
ceyi yaşarlardı. Değişen toplum yapısıyla aileler Bazı geri kalmış ülkelerde yaşam süresinin kısa
küçüldükçe ve ailenin genç kuşakları kendi çekir- olması ve bundan dolayı da yaşlı nüfusunun az
dek ailelerini kurup, ana-baba kuşağından uzak- olması nedeniyle yaşlı istismarı da ender olarak
laştıkça, yaşlılık dönemi önemli bir psikososyal görülmektedir. Ancak her ülke, yaşlı nüfusu az da
sorun haline gelmiştir. Yaşanılan ülkenin ekonomik olsa, yaşlıların kolayca incitildiğine ilişkin olguları
düzenine bağlı olarak hayatın giderek pahalılaştığı rapor etmektedir (http://www.cyberbeach.net/).
durumlarda ve emeklilik ya da ailede para sağlayan Genel olarak yaşlı istismarı, yaşlı bireyin sağlık
kişinin ölümüyle gelirin azalması ile yaşlılar kendi veya iyilik halini tehdit eden veya zarar veren her-
geçimlerini sağlamada zorlanırlar. hangi bir davranıştır. İstismar bedensel, psikolojik
Yaşlılık dönemi bireylerin statü kaybettiği, ba- veya ekonomik olabilir, aynı zamanda ihmale de
ğımlılık ve kaza riskinin arttığı, fiziksel yetenekle-
dönüşebilir (Edelman and Mandle 1990; Cyphers, - İhmal
1999; - Kendi kendini ihmal
http://ut1 2.librarv.utoronto.ca/www/aqinq/onpea.
- Duygusal istismar
htm). ABD'de yaşlı istismarına ait ilk istatistiklerin
- Terk etme
toplandığı 1987 yılından 1994 yılına kadar yaşlı
istismar ve ihmali vakalarının %206 arttığı saptan 2.1. Fiziksel İstismar
mıştır (117.000'den 241.000'e çıkmıştır). Yaşlılara Yaşlı bireye bakan veya yaşlının güvendiği bir
yönelik kötü muamele tiplerine baktığımızda: konumda olan birisi tarafından yaşlıya kasıtlı olarak
%58.5 ihmal; %15.7 fiziksel istismar; 9612.3 eko ağrı, acı verici her tür bedensel uygulama fiziksel
nomik istismar; %7.3 duygusal istismar; %5.1 diğer; istismar olarak kabul edilir. Fiziksel istismar; doğ-
%6 bilinmiyor ve %5 cinsel istismar yer almaktadır. rudan vurma ve cinsel saldırıyla sınırlandırılamaz,
İstismarı uygulayan kişilerin %52'si kadın, %48'i de açıklanamayan fiziksel gerileme ve uzun süre su
erkektir. Yine kurbanların çoğunluğu da kadınlardır veya yemekten yoksun bırakılmayı da içerir.
(%62.1) ( http:// www. nvc. org/ stats/ elderly.
htm). Her yıl 25 Kanadalı'dan birinin istismar veya
2.2. Ekonomik İstismar
ihmal kurbanı olduğu bildirilmektedir ve bildirilen
Güvendiği bir konumda olan birisi tarafından
olgulardan ekonomik istismar yaşlı istismarının en
yaşlı bireyin para veya malının kötüye kullanılması
yaygın şekli olarak görülmekte ve olguların %40'ını
veya çalınması ekonomik istismar olarak kabul
oluşturmaktadır. %38 oranında utandırma, taciz ve
edilir.
sosyal ayırım şeklinde görülen duygusal istismar
ve %23 oranında da fiziksel istismar yer almaktadır
(Nahmiash, 1998; 2.3. İhmal
http://www.wwlia.orq/elderabuse.html). İngilte- Yiyecek veya günlük hizmetlerde bakım so-
re'de 65 yaş üstü yaşlıların %5'inden fazlasının rumluluğunu yerine getirmede yetersizliktir. İhmal
ailesinden birisi ya da yakın akrabası tarafından aşağıdaki durumları içerir ama bunlarla da sınır-
sözel; %2'sinin fiziksel; %2'sinin de ekonomik ola- landırılamaz:
rak kötü muamele gördüğü saptamıştır (Wolf, - Yaşlının bedensel temizliği veya giyinmesi
2000). ne yardım etmede yetersizlik
Yaşlı istismarı üç temel grupta incelenmekte- - Yaşlının bedensel ve ruhsal sağlık gereksi
dir: Ailesel, kurumsal ve kendi kendini ihmal. Ai- nimlerini sağlamada yetersizlik (bu yaşlının
lesel yaşlı istismarı, yaşlı bireye kendi evinde veya
tedaviyi reddettiği durumları içermez)
bir bakıcının evinde kötü muamelede bulunulması-
- Yaşlıyı sağlık ve güvenlik zararlarından
dır. Kurumsal istismar, yaşlı kişilerin yaşamlarını
korumada yetersizlik
sürdürmeleri için oluşturulmuş yerlerde, yaşlı bi-
reye kötü muamelede bulunulmasıdır. Örneğin,
huzur evleri, yaşlı bakım evleri gibi. Kendi kendini 2.4. Kendi Kendini İhmal
ihmal, yaşlı bireyin sağlık veya güvenliğini tehdit Yaşlının kendi kendine dikkat ve özeni sağla-
eder bir şekilde, tek başına yaşama davranışını mada yetersiz olmasıdır.
belirtir ( http://www.cyberbeach.net/; Cyphers,
1999).Yaşlı istismarı ve ihmali genel olarak 6 şekil-
2.5. Duygusal İstismar
de görülmektedir (http://www.oactrees.org/elder:
Yaşlının güvendiği konumda olan birisi tara-
Cyphers, 1999; Wolf, 2000):
fından kasıtlı olarak ruhsal açıdan acı verme psi-
- Fiziksel istismar
kolojik/duygusal istismar olarak kabul edilir. Ör-
- Ekonomik istismar neğin: sözel saldırılar, tehdit etme, utandırma,
kendi yaşıtından ayırma.
2.6. Terk Etme - Depresyon
Yaşlının, bakım ve nezaretinde ona eşlik eden - İnkar (red)
herhangi bir birey tarafından isteyerek terk edil- - Sıkıntı
mesidir (http://www.oactrees.org/elder).
3.4. Ekonomik İstismarın Olası Be-
3. Yaşlı İhmali ve İstismarının Saptanması lirtileri
- Banka hesaplarında olağan dışı veya bek
lenmedik değişiklik
Aşağıdaki belirtiler istismar ve ihmalin kesin
belirtileri değildir ama istismar ve ihmali tanılama- - Çeklerde yaşlı kişinin imzasına benzeme
da yararlı ipuçları olabilir. yen imzalar, yaşı birey imza atamadığında
çeklerin imzalanması
- Birey karar veremeyecek durumda oldu
3.1.İhmalin Olası Belirtileri ğunda onun yerine başka birisinin iş görme
- Hassas cilt veya kötü cilt hijyeni yetkisinin verilmesi veya yeni değişimler ya
- Hastalıkla ilişkisi olmayan vücutta su kaybı da vasiyetin düzenlenmesi
ve/veya beslenme bozukluğu - Yaşlı kişinin bakımına aşırı miktarda para
- Kilo kaybı harcanılmasına bakım veren kişinin olağan
dışı ilgisi
- Kirli giysi veya yatak
- Çok sayıda ödenmemiş faturalar, gecikmiş
kira
3.2.Fiziksel İstismarın Olası Belirtileri - Yeterli ekonomik gücü olmasına karşın
- Kesiler, küçük yara bereler kişisel eşyalarının (TV, uygun giysiler) ye
- Çürük, sopa veya kamçı izleri, lekeler tersiz olması
- Öyküyle uyumlu olmayan herhangi bir yara - Kendisine ait tablo, gümüş veya mücevhe
rin kaybolması
- Üzerinde durulmamış herhangi bir yara
- Bakım veren kişinin bütün kontrole tek
(bazen yaralar, normalde giysiyle örtülü o-
başına sahip olması nedeniyle, aileden ve
lan bölgelerde saklanmıştır).
arkadaşlardan kasıtlı ayırma
- Saçın olmaması ve/veya saçlı deride kana
ma
3.5.Bakıcı Tarafından Yapılan İhmalin
- Yanıklar: Sigara, kostik, asit, ip veya zincir Olası Belirtileri
sürtmesi nedeniyle olabilir. - Kir, dışkı/idrar kokusu veya yaşlının yaşa
mındaki diğer sağlık ve güvenlik zararları
3.3.Psikolojik/Duygusal İstismarın - Deride kızarıklıklar, yaralar
- Yaşlının uygunsuz giyinmesi
Olası Belirtileri
- Yaşlıda beslenme bozukluğu veya vücutta
- Çaresizlik
su kaybı
- Açıkça konuşmada kararsızlık, duraksama
- Yaşlının tedavisinin yapılmaması
- İnanılmaz öyküler
- Bilinç bulanıklığı veya uyum bozukluğu 3.6.Kendi Kendini İhmalin Olası Belir-
- Öfke tileri
- Korku - Kişisel parasal durumunu yönetmede ye
tersizlik: Biriktirmek, aşırı tüketmek, para
- Çekingenlik
sını kaptırmak veya faturaları ödeyememe.
- Kişisel bakım, alış-veriş, yemek hazırlama, - Bakıcının uygun olmayan savunması
ev işlerini içeren günlük yaşam etkinlikleri (http://www.oactrees.org/elder).
ni düzenlemede yetersizlik
- İntihar girişimleri, dolanıp durma, tıbbi te 4. Yaşlılar Neden İstismar Ediliyor
daviyi reddetme, ayırım, madde bağımlılığı
- Yetersiz tuvalet alışkanlığı Yaşlı istismarıyla çalışan araştırmacılar,
- Deride kızarıklıklar, yaralar, gaita/ idrar yaşlı istismarıyla ilgili birkaç faktör
kokusu, uygunsuz giyim, beslenme bo saptamıştır:
zukluğu, vücutta su kaybı vb. - Yaşam süresinin uzaması, bakıcılara so
- Düşünsel işlevlerde değişiklik: Bilinç bula rumluluk yükler, bu da yaşlının istismarına
nıklığı, uygunsuz veya hiç yanıt vermeme, yol açabilir. Bu durum özellikle bakıcının
yer ve zamana uyum sağlayamama, bilinç banyo ve tuvaletini yaptırma gibi yaşlının
kaybı, tutarsızlık bedensel gereksinimlerini gerçekleştirmek
zorunda olduğu durumlarda daha geçerli
- Ciddi hastalıklar için tıbbi şevkleri yerine
dir.
getirmeme
- Uzun zamandır işsiz olma gibi ekonomik
problemler, bakıcının yaşadığı gerilimi art
3.7.Bakıcı Tarafından Yapılan İstis- tırabilir ve ekonomik istismar ihtimali ar
marın Olası Belirtileri tar. Bunun yanı sıra, genelde daha az kay
- Yaşlıya bakıcısı (şüpheli istismarcı) olmak nak demek olan ekonomik yetersizlik, ak
sızın başkalarını görme veya onlarla kendi rabaları, yaşlı bireyin bakımına yardım et
başlarına konuşma sorumluluğu verilme meye yöneltebilir.
mesi - Yaşlılık konumunun daha düşük olduğu
- Değişen tutumlar veya yaşlıya karşı kız kültürel değişimler ve bunun sonucunda
gınlık ya da açık bir şekilde yardım etmeme gençlerden daha az saygı görme istismar
olasılığını arttırabilir.
- Aile üyelerinin veya bakıcısının yaşlıdan u-
tanması (Örn: İstemli olarak altına kaçırıyor - Madde bağımlılığı veya akıl/ruhsal bozuk
diye yaşlıyı suçlama) luklar gibi problemler, yaşlıların ihmal e-
dilmesine ve bazen istismarına neden ola
- Bakıcısı tarafından yaşlıya yönelik saldırgan
bilir.
davranışlar (tehdit, hakaret, taciz vb.)
- Toplumsal olarak ayırıma tutulmuş yaşlıla
- Yaşlı ile ilgilenen kişilerin eski istismar öy
rın sayısında artma; ki bu da daha fazla
küleri
yaşlının yalnız ve istismara açık olmasına
- Alkol veya ilaç problemleri
yol açar.
- Bakıcı tarafından gerçek olmayan sevgi
- Yaşlı kadınlar daha çok istismar edilmek
gösterisi
tedir, çünkü kadın nüfusu erkeklerden da
- Flört gibi uygun olmayan cinsel ilişki be ha fazladır. Bunun yanı sıra, kadınlar eko
lirtileri nomik olarak diğerlerine daha çok ba
- Bakıcı tarafından ailenin toplumsal ayırımı, ğımlıdır.
ailedeki diğer yaşlı kişilerle etkinlikleri sı
- Ev koşullarının iyi olmaması istismara kat
nırlama veya soyutlama
kıda bulunabilir.
- Yaşlının bakım planını uygulamada hizmeti
- Ailede şiddet öyküsünün olması, şiddetin
planlayan kişiye uymada, bakıcının isteksiz
gerilime bir yanıt olarak kullanıldığı anla
olması mına gelebilir.
- Kurumlarda yaşayan yaşlılar, güçsüz ve in- insidansı yaşla birlikte düşmesine rağmen, eşler
cinebilir olabilirler ve personel düşük üc- dövmeyi 60 yaşına kadar sürdürürler. Aslında a-
retli, yetersiz ve aşırı çalışıyor olabilir. Bu raştırmalar, rapor edilen yaşlı istismarı olgularının
faktörler yaşlı istismarını oluşturabilecek yarısından çoğunun eşler tarafından gerçekleştiril-
bir ortam yaratır diğini göstermiştir. Genç çiftlerdeki eş istismarıyla
(http://www.cyberbeach.net/). ilgili risk etkenlerinin çoğu yaşlı çiftlerde de görü-
lür. Bunlar; mal, işsizlik, alkol veya madde kullan-
ma, problemleri şiddet kullanarak çözme tutumla-
rıdır (http://www.cyberbeach.net/).

7. Kurumlarda Hangi Çeşit Yaşlı İstismarı


Olmaktadır
5. Hangi Durumlarda Yaşlıların İstismara istismarı şeklinde de gerçekleşir. Eş istismarı
Uğrama İhtimali Artar

Araştırmalar bazı yaşlı gruplarının diğerlerine


göre daha fazla istismara uğradıklarını göstermiş
ve bazılarının da belirli tip istismar türlerine daha Bildirilen edilen davranışların büyük bir bölümü
fazla uğradıklarını saptamıştır. Örneğin, fiziksel ve fiziksel istismardır. Kurumlarda belirtilen diğer
psikolojik istismar kurbanları büyük olasılıkla evli yaşlı istismarı tipleri cinsel istismar, ekonomik
veya çocuklarından biriyle yaşar. Ekonomik istismar istismar veya çalışanların iş düzeni içindeki uy-
kurbanları çoğunlukla boşanmıştır ve yalnız yaşar- gunsuz davranışlarıdır. Örneğin, bandajı keskin bir
lar. İhmal edilen yaşlılarda da boşanmış olma e- aletle kesme gibi. Bazen hasta istismarı onarılmaz
ğilimi vardır. Eğer bir yaşlının sağlığı kötü, top- zararlara da neden olabilmektedir.
lumsal olarak ayrılmış ya da çok az toplumsal İstismar, kurumda kalan yaşlıyı taciz etme
desteği varsa, istismarın tüm şekillerinden zarar veya ilaç ve yatıştırıcılarla kontrol etmeyi içeren
görme ihtimali artar (http://www. cyberbeach. şekillerde gizli olabilmektedir. Kurumda kalan
net/). yaşlının kişisel seçimlerini (banyo veya yemek yeme
zamanlarına, ne giyeceğine saygı) sınırlama da bir
6. İstismarcılar Kimlerdir istismar olabilir (http://www.cyberbeach.net/).

İstismarcıları kesin olarak tanımlayan özellik-


8.Bu Konuda Ne Yapılabilir
ler yoktur. Ancak akıl sağlığı, duygusal veya madde
bağımlılığı problemleri olan aile üyelerinin yaşlıyı
istismar etme ihtimali daha fazladır. Yaşlıya duy- Yaşlılar, yaşlı istismarının ne olduğunu anla-
gusal veya ekonomik olarak bağımlı olan akrabalar maya gereksinim duyarlar ve temel hakları konu-
veya bakıcılar da istismar riskini arttırabilir. Yaşlı sunda bilgilendirilmelidirler (istismar riskine karşı
bir bireye bakma gerilimi bazen istismar ya da korunma bilgisi gibi). Personelin yaşlı istismarı
ihmale yol açabilir, özellikle de istismara katkıda konusunda eğitilmesi, özellikle de genelde zararlı
bulunan diğer etkenler de varsa. olduğu pek bilinmeyen gizli istismar konusunda
Bunların yanı sıra, bir aile içi şiddet öyküsü, yararlı olabilir. Personelin yaşlı istismarının bir suç
yaşlı istismarı ile sonuçlanabilir. Örneğin bazı ol- olduğunu ve suçluların cezalandırabileceğini bil-
gularda, çocukluğunda kötü muamele gören yetiş- mesi gerekir.
kinler sonunda ailelerini istismar etmektedir Bunun yanı sıra, çalışanlar yaşlı bakımı konu-
(Browne 1993). Ancak tüm istismarlar yaşlının ye- sunda çatışmalarla karşılaştıklarında neler yapa-
tişkin çocuğu tarafından gerçekleştirilmez. Bazen cakları konusunda eğitilmelidir, böylece zor du-
yaşlı istismarı birlikteliğin bir devamı olarak eş rumlara şiddetle yanıt verme azaltılabilir. Kurumda
kalan yaşlılar kurumun işlemlerine (duş almaya hizmet ilanlarını, toplumda kullanılmak üzere uy-
zorlama gibi) itiraz ettiği zaman -duş için başka gun eğitim araç ve gereçlerini içeren yaşlı istisma-
zaman belirleme- personel, değişik seçenekler rını önlemeye yönelik eğitim kampanyalarını oluş-
araştırmalıdır (http://www.cyberbeach.net/). turulabilir (http://www. aoa. dhhs. gov/
factsheets/ abuse.html, http: / / ut12. library.
Sonuç utoronto. ca/ www/ aging/ onpea.htm).

Kaynaklar

Birçok yaşlının incindiği bir durum olan yaşlı


istismarı ve ihmali olguları kesinlikle rapor edil- 1. Administration on Aging, Elder Abuse Prevention. http://
melidir. Genellikle yaşlılar, istismar veya ihmale www. aoa. dhhs. gov/ factsheets/ abuse.html
uğradıklarını bildirmezler. Çünkü bunu söylerlerse; 2. Bayık A ve ark. (2000). Physical and psycosocial health
tekrar şiddete maruz kalacaklarını, aile üyeleriyle Problems of Elderly Residents Living in Nursing Home.
bağlarının kopacağını ve yakınmanın verdiği suç- International Public Health Congress "Health 21 in Action"
October 8-12, İstanbul.
luluk duygusuyla başedemeyeceklerini düşünürler. 3. Bilginer B ve ark. (1996). Adana Huzurevi ve Yeni Baraj
Ayrıca, bu durumu bildirmeleri halinde aileden Sağlık Ocağı Bölgesindeki 65 Yaş ve Üzeri Yaşlının Demog
ayrılıp sosyal bir kuruma gedeceklerinden ve poli- rafik Özellikleri. V. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kita
sin bu durumu yeterince önemli bulamayacağından bı, İstanbul, 168-169.
4. Browne K (1993). Violance in The Family and Its Links To
korkarlar. Oysa yaşlı istismarı çok önemli bir konu-
Child Abuse. Bailliere's Clinical Pediatrics. 1:1,1 49-1 64.
dur ve bildirimi yapılmalı ve durdurulmalıdır. Bun- 5. Cyphers, G.C. (1999). Elder Abuse and Neglect. Policy &
dan dolayı olay yaşlı istismarını içerdiğinde "başka Practice Human Services, 57:3, 25-31.
insanların evinde ne olduğu" herkesin sorumluluğu 6. Devlet İstatistik Enstitüsü ve DPT (1994). Türkiye'nin Nüfus
olmalıdır. Projeksiyonları.
7. Dönmez L ve ark. (1 996). Antalya Kent Merkezindeki Yaşlı
Bildirimlerin yanı sıra, yaşlı istismarı önlene- ların Sağlık Sorunları ve Günlük Yaşam Aktiviteleri. V.Ulusal
bilir bir durumdur ve yaşlılar incitilmeden önce Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı. İstanbul. 645-647.
bunu hazırlayan koşullar düzeltilebilir. Örneğin, 8. Edelman L.C., Mandle LC (1990). Health Promotion
yaşlı istismarı daha çok aşırı gerilim altındaki aile- throughout The Lifespan. Second Edition, The C.V. Mosby
Company. 543-546.
lerde olmaktadır, bu gerilimli durumun giderilme- 9. Elder Abuse and Crime Against The Elderly. http:// www.
siyle yaşlının istismar edilmesi önlenecektir ( nvc. org/ stats/ elderly.htm
http:// www. wwlia. org/ elderabuse. html). Yaşlı 10. Elder Abuse and Neglect, Recognizing Elder Abuse http://
istismarını önleme etkinlikleri 4 alanda toplanabilir: www. oactrees. org/ elder/
11. Elder Abuse vvithin the Family.
Mesleki Eğitim: Yaşlı bakımında çalışan perso- http.//www.cvberbeach.net/~seac/eldfam.htm
nel için beceri oluşturma çalışmaları; özel meslek 12. http://www.ncemsf.org/pulse/archive/a5-2-2.htm
gruplarını tanıtmak için çalışmalar düzenlenmesi; 13. Koptagel G. (1984). Tıpsal Psikoloji: Tıpta Davranış Bilimle
yaşlanma ve yaşlı istismarı konusunda yasaları ri, Beta Basım Dağıtım. 2.Baskı. İstanbul. 370-372.
14. Nahmiash D. (1998). Summary of Preventing, Reducing and
güçlendirme; yaşlı istismarı konusunda tüm hizmet
Stopping The Abuse and Neglect of Older Adults in
üreticilerine açık ülke çapında konferanslar; eğitim Canadian Communities. http:// wwwnfh. hwc. ca/ publicat/
rehberleri, videolar ve diğer araç ve gereçler geliş- execssumm/ nahmiash.htm
tirilebilir. 15. Storm W.A., Elder Abuse EMS on the Front Lines, http://
www. wwlia. org/ elderabuse.html
Ülke Hizmet Sistemleri ve Hizmeti Sunanların 16. The Ontario Network For The Prevention of Elder Abuse.
İşbirliği: Yaşlı istismarının bildiriminin yapılabileceği http:// ut12. library. utoronto. ca/ www / aging/
bir telefon hattı oluşturma; bölgesel disiplinler onpea.htm
arası ekipler ve güçbirliği oluşturma bu kapsamda 17. Vançelik S. (1997). Yaşlılık Sorunları ve Bu dönemde Veril
gerçekleştirilebilir. mesi Gerekli Olan Hizmetler. Toplum Hekimliği Bülteni.
18(1-2). 9-11,
Toplum Eğitimi: İlköğretim programlan için 1 8. Wolf, R.S. (2000). The Nature and Scope of Elder Abuse.
yaşlı istismarını önleme ders programları geliştiri- Generations, 24:2, 7-13.
lebilir; Radyo ve televizyon aracılığıyla, toplum
Aile Mahkemeleri Tasarısı Üzerine Bir
Değerlendirme

• Doç. Dr. İbrahim CILCA*

Özet Zusammenfassung
" Aile Mahkemesi" ; Türkiye'de yeni bir adım- " Das Familiengericht " ist der neuliche schritt
dır. Türk Medeni Kanununa bağlı olarak gelişen bir in der Türkei. Es ist e i ne Abtei/ung be i m
uzmanlık mahkemesidir. Aile mahkemeleri yasası, Amtgericht hinsichtlicht des Rechtszugs
evlilik ve aile hukuku açısından gerekli yasal bir unterscheidet es sich von dem Türkische
gelişmedir. Bürger/iche Gesetzbuch. Das Familien
Bu yazıda, aile mahkemesinin yapısı, mahke- gerichtgesetz ist für Ene und Famiiienrechts auf die
menin politikası ve stratejisi tartışılmıştır. Öngörü- Notvendigkeit einer gesetziichen Weiterentwick
len yasa; evliliği, aileyi, ve çocukları çatışma ve aile lung.
sorunları karşısında korumaktadır. Bu çalışma; in dem Art/kel wurde Struktur des
toplumsal durumun güçlüklerini, aile politikalarının Familiengerichts, Gerichtpolitik und Strategie
anlamını, yasal düzenlemenin geliştirilmesi için diskutiert. Dieser Arbeit ist es ein Zeitdokument,
bazı ipuçlarını sergileme denemesidir. Bu çalışma das in einer schwierigen gesellschhafttiche
başka çalışmalarla devam ettirilmelidir. Situation und Bedeutung der Familienpolitik auf
zuzeigen versucht und auf die Notvendigkeit einer
gesetziichen Weiterentwicklung der Familienhilfe
Anahtar Kelime: Aile Mahkemesi
hinweist. Dieser Arbeit soll folgend mit anderem
Arbeit dauern.

Schüsslwort: Das Familiengericht.

(*) Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu Öğretim


Üyesi
(Kağıtçıbaşı; 1994; 53)
Geleneksel aile modeli; aile bireylerinin öz-
gürleşmesini sağlayacak, ailede demokratikleşmeyi
Türk Medeni Kanununda yapılan değişikliklerin gerçekleştirecek dinamiklerden yoksundur. Gele-
bütünlüğü içinde Aile Mahkemelerinin kurulması neksel aile yapılarında yaşanılan sorunların çözü-
girişimi önemli bir adımdır. mü için üretilen yaklaşımlar ise; mutsuzluğu, oto-
riter tutum ve davranışları, ihmal ve istismarları
Türk Hukuk Devriminin temel taşlarından olan
ortaya çıkarmaktadır. Medeni kanunla tanımlanan
Medeni Kanun değişikliği demokratik aile oluşu-
süreçler ve işlemler gerçekleşememektedir. Norm-
munu ve gelişimini güçlendirmiştir. Toplumun
ların uygulamaya dönüştürülmesinde zorluklar
temeli olan ailenin tüm süreçlerinde yaşanılabile-
doğmaktadır.
cek olumsuz olayların, çatışma ve sorunlarının bir
uzmanlık mahkemesinde ele alınması ve koruyucu, Ailenin demokratikleşmesinde; bireysellik ve
önleyici ve geliştirici yaklaşımlarla karar alınmasını sosyallik önemlidir. Aile kompozisyonu içinde bi-
sağlanması ileri bir düzenlemedir. reysel düzeyde, bireyler arası etkileşim düzeylerin-
de, aileye ilişkin organizasyonlar düzeyinde, karar
Aileye sorun odaklı yaklaşım ve belirli aile
ve yönlendirme düzeylerinde ve toplumla işlevsel
sorunlarını çözmek için hüküm verme mekaniz-
ilişkiler kurma ve bütünleşme düzeylerinde ger-
ması olarak aile mahkemesi Türk Adalet Sistemi
çekleşen işleyişler önemlidir. Ailede mülkiyet ve
açısından olumlu bir gelişmedir.
karar yapısı ile karar, koordinasyon ve motivasyon
yapılarının birliği demokratik ilke ve standartlara
Aile Hukuku Açısından Yaşanılan Sorunlar göre işlemektedir (Erkan, 1994; 104-107).
ve Aile Mahkemesine Duyulan Gereksinme Medeni Kanun; aile hukuku alanında, demok-
ratik toplum düzeninin ve demokratik aile yaşamı-
Toplumsal değişme sürecinde; toplumsal yaşamın nın gelişmesine temel olacak düzenlemeler yap-
çağdaşlaşması doğrultusunda nitelik ve nicelik mıştır. Aile Mahkemesi Türk ailesinin tam bir yapı
kazanması, ailenin pozitif hukuk kuralları ile değiştirmesi sürecini destekleyecek mekanizma
tanımlanmış süreçler ve işlemlerle oluşması, olarak sistemi tamamlayıcı bir öğe olacaktır.
gelişmesi ve süreklilik kazanması ile olanaklıdır. Aile hukuku açısından evliliğin gerçekleşmesi
Geleneksel yaşam formları ve ilişkiler dinamiği, ve ailenin oluşumunda temel sorunlar bulunmakta-
kendine özgü adet, gelenek ve yaklaşımlarla bire- dır. Erkek ve kadın aile kurmak, evlenmek niyetle-
yin özgürleşmesini ve demokratik aile yapılarının rini açıklar, yetkili makam bu niyetin gerçekleşme
oluşumunu engellemektedir. Geleneksel aile mo- koşullarını saptar ve erkekle kadının birleşmesine
deli; karşılıklı bağımlılığı üreten yaşam koşullarında hukuksallık kazandırır. Toplumumuzda Medeni
kırsal yaşam kültürünü ve düşük refah düzeyini Kanunla düzenlenen bu mekanizmaya karşılık,
üreten aile yapılarına dayanmaktadır. Geleneksel Müslüman Osmanlı ailesinde egemen olan gele-
yapı ve yaşam kalıplarının ortaya çıkardığı aile sis- neksel evlilik formları sürdürülmektedir. Evliliğin
teminin içerdiği sosyalleşme değerleri; gruba bağ- hiçbir yetkili makamın müdahale etmediği özel akit
lılık, aba-babaya duygusal ve maddi yatırımı, kar- ile kurulması, dini nikah, sadece tarafları ilgilendi-
şılıklı bağımlılık değerlerini, çocuğa faydacı bakışı ren bir akit türü olarak sayılması düşüncesi, erke-
ve cinsiyet ayrımcılığını üretmektedir. Aile içi et- ğin birden fazla kadınla evlenmesi, evliliğin erkeğin
kileşim dinamiği; baskıcı ve kontrolcü çocuk yetiş- tek taraflı beyanı ile sona ermesi, müt' a ve sığa
tirmeyi, çocuğun ebeveynlere itaatini ve bağımlılık usulü denilen belli süreli geçici evlenmelerinin
yaklaşımını, karşılıklı bağımlılığı içermektedir. yapılması gibi durumlar günümüzde de sürmekte-
dir. Bu durumun sonucu olarak, hukuken evli ol- çıkarlarının korunması önemli bir ekonomik, sos-
madıkları halde kendilerini evli sayan ve yakın yal, psikolojik ve hukuki destek mekanizmasını
çevrelerince de evli sayılan, çok sayıda çiftin ve gerektirmektedir (Arıkan, 1 996).
sayıları yüz binlere ulaşan evlilik dışı çocuğun so- Aile içinde anne ve babalarca çocuğun ihmal
runları ortaya çıkmıştır (Fişek, 1 984; 6-7). ve istismar edilmesi, insanlık dışı kötü muamelenin
Erken evlenme, Medeni Kanunun saptadığı yaş yapılması, çocuğun aile içinde yaşama, yetişme ve
sınırlarının altında evlenme hukuken gerçekleş- korunma olanaklarının fiilen kalmaması, çocuğun
meyeceği için imam nikahı yoluyla evlenme önemli hakları bakımından önemli bir güvensizliktir. Ço-
bir eğilimdir. Aralarında evlenme akdi olmaksızın cuk Hakları Sözleşmesi ilke ve standartlarına göre,
evlenme ve evlendirme davranışı karşısında yasal çocuğun geçici veya alternatif bakım ortamlarına
evlenmenin yararının ve öneminin anlatılması ge- yerleştirilmesi gereksinimi günümüzde yaygın bir
reklidir. (Fişek, 1984; 8-9) (Özgen, 1984; 27-32). sorun alanı olarak gözlenmektedir. (Cılga, 2001;
Evlilik dışı birleşmeler ve bundan doğan ço- 69-73)
cuklar gerçeği çocukların kişisel hakları, korunma Korunma kapsamına alınan çocukların bakım
ve yetiştirilmeleri açısından önemli bir sorun alanı kurumlarında yeniden ihmal ve istismara uğrama-
oluşturmaktadır. ları günümüzde gözlemlenmektedir. Kurumsal
Akraba evliliği ve akrabalık nedeniyle yasada istismarın önlenmesi, sorumluların yargılanması ve
getirilen evlenme engeli uygulamaları önem ka- mağdurun korunması konusunda uzmanlık ka-
zanmaktadır. (Fişek, 1984; 11) Kadın kaçırma ko- zanmış destek mekanizmaların gereğini ortaya
nusunda; yaş, şiddet, tehdit veya hile ile kaçırma, çıkarmaktadır. (Cılga, 1989; 261-278).
alıkoyma eylemleri günümüzde önemli bir sorun- Türk aile yapısı üzerine yapılan araştırmalar,
dur (Özgen, 1984; 39-61). aile mahkemesinin gerekliliğini ve işlevselliğini
Medeni Kanunla getirilen, evli eşler arasındaki hangi alanlara ve sorunlara yönlendireceğini sergi-
eşitlikçi yaklaşımın aile yaşamında uygulanama- lemektedir. Türkiye'de yaşanılan yapısal dönü-
ması, hukuki eşitliğin gerçekleştirilmesi gereği şümler ve ekonomik kriz süreci; her yönden sağ-
açısından önemlidir. lıklı, olumlu ve gelişmeye açık ailelerin önemini bir
Aile içi yaşam sürecinde; eşler arasında ve an- kez daha ortaya çıkarmıştır. (Cılga, 2001), (DPT,
ne-baba ile çocuklar arasında her yönden yapıcı, 1989), (Aile Araştırma Kurumu, 1 994).
geliştirici bir diyalogun gerçekleştirilmesi günü- Kadınlara karşı her türlü Ayrımcılığın önlen-
müzde en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. mesi Uluslararası Sözleşmesi; kadınlara karşı ay-
Aile içi ilişkilerde ortaya çıkan anlaşmazlıklar, rımcılığın, hak eşitliği ve insan şeref ve haysiyetine
kavgalar, baskı ve şiddet uygulamaları aile bireyle- saygı ilkelerini ihlal ettiğini, kadınların erkeklerle
rinin kişisel güvenliklerini, kişi haklarını olumsuz eşit olarak ülkelerinin siyasi, sosyal, ekonomik ve
etkilemektedir. Duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik kültürel hayatlarına katılmalarını engellediğini,
istismar olayları hukuki açıdan birer dava konusu- toplumun ve ailenin refahının artmasına engel o-
na yoğun olarak dönüşmektedir. (Aktaş, 1997) luşturduğunu ve kadınların ülkeleri ve insanlık
(Aile Araştırma Kurumu, 1 995) hizmetinde kullanabilecekleri olanakları geliştir-
Boşanma süreci; aile birliğinin parçalanması, melerini zorlaştırdığını belirtmektedir. Toplum ve
eşlerin ve çocukların hakları açısından önemli bir aile içinde kadının haklarının korunması, günü-
sorun alanıdır. Zina, cana kast, kötü muamele, müzde önemli bir gereksinimdir (Kadının Statüsü
terk, ayrı yaşama ve şiddetli geçimsizlik gibi ne- ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 1993; 7-8).
denlerle aileler boşanma davaları açmaktadır. Dava Ailenin Korunmasına Dair Kanun, Medeni Ka-
öncesi, süreci ve sonrası; ailelerin bütünlüğünün nun yanında "eşlerden birinin veya çocukların veya
korunması, ayrılık halinde ise tarafların hak ve aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden
birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin aile hukukundan doğan dava ve işlerin çö-
veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde zümlenmesinde kendilerinden beklenen işlevi
Sulh Hukuk Hakimliğinin re' sen kusurlu eşe yö- yerine getirmesine engel olmaktadır.
nelik olarak önlemler almasını düzenlemiştir. Bu 9. Türk Medeni Kanununun özellikle aile huku
yasanın uygulanmasında Aile Mahkemesi önemli kuna ilişkin hükümlerinden beklenen amacın
bir işlevi yerine getirecektir (4320 Sayılı Ailenin gerçekleşmesi bakımından da aile mahkeme
Korunmasına Dair Kanun, 1 998, mad.l). lerinin kurulması bir gereksinim haline gel
miştir,
Öngörülen Aile Mahkemelerinin yapısı 10. Öngörülen aile mahkemeleri; yapısında psi
kolog, pedagog ve sosyal çalışmacıları içere
Genel Gerekçe: cek, aile hukukundan doğan dava ve işleri ta
1. Anayasanın 41. Maddesi gereğince toplumun raflar arasındaki karşılıklı saygı, sevgi ve hoş
temelini oluşturan ailenin korunması için ge görünün korunması ilkesini gözeterek, gerek
rekli önlemlerin alınması ihtiyacı her geçen tiğinde uzmanlardan da yararlanarak, eşlerin
gün artmaktadır. ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunların
2. Toplumda sosyal barış ve adaletin sağlanma sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışacaktır.
sında, demokratik haklara saygılı, sağlıklı, 11. Aile Mahkemeleri, yargılama görevinin yanında
topluma yararlı bireylerin yetiştirilmesinde ai toplumun temel taşı olan ailenin korunmasına
lenin önemi inkar edilemez bir gerçektir. yönelik koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler
3. Ailenin korunması görevi Devlete aittir. alması gibi önemli işlevleri de yerine getire
4. Günümüzde bir çok sahada olduğu gibi, sos cektir.
yal yapıdaki baş döndürücü gelişmeler ve
karmaşıklık, eşlerin ve çocukların sorunlarının Yaklaşım
artmasına ve olumsuzluklar yaşamalarına ne
den olabilmektedir. Bu sorunların çözümünde, Aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek
yargı alanına giren konular bakımından da bir üzere; bir uzmanlık alanı olarak, kuruluş, görev ve
takım yenilikler getirilmesi zorunluluğu bu
yargılama usulleri düzenlenmiş; kuruluşuna özgü
lunmaktadır.
belli esasları olan; atanacak hakim, psikolog, pe-
5. Bir çok ülkenin iç hukukunda aile mahkeme dagog ve sosyal çalışmacıda, diğer niteliklerinin
lerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, örne yanında aile hukuku ve aile sorunları alanında li-
ğin Kanada ve Almanya' da aile mahkemeleri sansüstü eğitim yapma koşulu aranan; görev alanı-
nin bulunduğu bilinmektedir. na giren konularda yetişkinler ve küçükler hakkında
6. Türkiye' de yürürlükte olan mevzuat hüküm koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alan; diğer
lerine göre, aileye ilişkin dava ve işler halen kanunlar yanında Türk Medeni Kanunu hükümlerini
genel mahkemelerde görülmektedir. temel alan ve ilgili yasalarla belirlenen usul hü-
7. Genel mahkemeler, aileye ilişkin davaların kümlerine göre uygulamalar yapan bir mahkeme-
yanı sıra diğer hukuk davalarına da bakmak nin kurulması ana yaklaşımdır.
durumundadırlar. Yeni mahkemenin kurulmasında bütüncü,
8. Aile ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde ge sistemci, disiplinler arası bir yaklaşım benimsen-
reksinme duyulan psikolog, pedagog ve sosyal miştir. Aile konusunda makro ve mikro ele alış
çalışmacı mahkeme bünyesinde bulunma düzeylerinin bütünlüğü öne çıkarken, toplum, aile
maktadır. Bu durum, mevcut mahkemelerin, ve aile bireyleri birbirini tamamlayan odaklar olarak
düşünülmüştür. Yetişkinler yanında küçükler kate-
gorisinin oluşturulması, aile, nüfus kompozisyonu- Süreçler ve İşlemler
na aynı önemin verildiğini göstermektedir. Eğitici,
koruyucu ve sosyal önlemler açısından aileye ilişkin
dava ve işlemlere bakış Türk adalet sisteminin
gelişmesi yönünden çağdaş hukuk yaklaşımlarına Uygulama;
uygunluk taşımaktadır. Türk Medeni Kanununda Yetişkinler hakkında kararlar:
son dönem sağlanan gelişmeleri tamamlayan bir 1. Evlilik birliğinden doğan yükümlülükler
öge olarak Aile Mahkemelerinin düşünülmesi, aile konusunda eşleri uyarmak ve gerektiğinde
hukuku uygulamaları açısından önemli bîr boyut- uzlaştırmaya karar vermek,
tur.
2. Ailenin ekonomik varlığının korunması
Aile sistemine yaklaşımda; içinde oluştuğu veya evlilik birliğinden doğan mali yüküm
toplumdan ve diğer ülkelerdeki gelişimlerden yola lülüklerin yerine getirilmesine ilişkin ge
çıkılarak bakılması, Aile sisteminin içerdiği sorun- rekli önlemleri almaya karar vermek,
ların birbirinden soyutlanamayacağının kabul edil-
3. Resmi veya özel sağlık kurumlarına, huzur
mesi, Aile sorunlarının birbirine sıkı sıkıya bağlı
evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye
olduğunun bilinmesi, -Aile sorunlarını, yaşayan
karar vermek,
taraflardan birine getirilen çözümün bir değeri için
bulunan çözümle doğrudan ve sıkıca ilişkili oldu- 4. Bir meslek edinme kursuna veya uygun
ğunun anlaşılması, Aile yapısının ve sorunlarının görülecek bir eğitim kurumuna vermeye
neden-sonuç ilişkisi içinde ele alınması, Ailenin bir karar vermek.
öğesinin diğer öğelerle birlikte düşünüldüğünde
hak ve çıkarlar yönünden işlevsel bir anlam taşı- Küçükler hakkında kararlar:
yacağının kavranılması, Aile sisteminin birbiriyle 5. Bakım ve gözetime yönelik nafaka yüküm
etkileşimli bütünlerden oluşmuş, çevresiyle etkile- lülüğü konusunda gerekli önlemleri almaya
şimli bir bütünlük olarak görülmesi önem kazan- karar vermek,
maktadır. 6. Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede
bulunan veya manen terk edilmiş halde
Politika ve Starateji kalan küçüğü, ana ve babadan alarak bir
aile yanına, resmi ya da özel bir sağlık ku
Aile ile ilgili dava ve işlerde, aile hukuku ve rumuna veya eğitimi güç çocuklara mahsus
aile sorunları konularında uzmanlaşmış nitelikli bir kuruma yerleştirmek,
elemanlardan oluşan; karşılıklı saygı, sevgi ve hoş- 7. Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına
görünün korunması ilkesini gözeten; eşlerin ve ilişkin önlemleri almaya karar vermek,
çocukların yaşadıkları sorunların barışçıl yollarla 8. Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli i-
çözümü, koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alan dareler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve ban
bir mahkemenin kurulması ana politika ve strateji- kalar tarafından kurulmuş teşekkül, mü
dir. essese ve işletmelere veya benzeri işyerle
Uzmanlık Mahkemesi olarak öngörülen Aile rine, yahut meslek sahibi birisinin yanına
Mahkemelerinin; Türkiye çapında, tüm iller ve nü- yerleştirmeye karar vermek.
fusu yüz bini aşan ilçelerde, iki yıl içerisinde, yeni
elemanların istihdamını sağlayarak kurulması ve Çalışma yoluna ilişkin:
yaygınlaştırılması bir diğer stratejidir. 9. Alınan kararların takip ve yerine getirilme
Aile Mahkemelerinin kuruluşunun genel poli- sinde psikolog, pedagog ve sosyal çalış
tika ve stratejileri gerçekçi ve geçerlidir. macılardan biri veya birkaçını görevlendir
mek,
1 0. Mahkemeye gelen dava ve işlerde esasa 14. Mahkemede görevli uzmanlar, 1086 sayılı
girmeden önce; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda
a) Eşlerin ve çocukların karşı karşıya düzenlenen, hakimin reddi sebeplerine
oldukları sorunları tespit etmek, göre reddedilebilir,
b) Sorunların barış yoluyla çözümünü,
gerektiğinde uzmanlardan da yarar Değerlendirme ve Öneriler
lanarak teşvik etmek,
Aile mahkemesi uygulamalarında
c) Barış sağlanamadığı takdirde yargı
düşünülen süreçlerin ve işlemlerin etkililik ve
lamaya devam ederek esas hakkında
verimlilik yönünden güçlendirilmesi
karar vermek,
zorunludur.
11. Mahkemede görevli uzmanlarca davanın
esasına girilmeden önce veya davanın
görülmesi sırasında ; 1. Uyarı ve Uzlaştırma Mekanizması
a) Mahkemece istenilen konular hak nın Güçlendirilmesi
kında taraflar arasındaki uyuşmazlık Eşlerin evlilik birliğinden doğan yükümlülük-
nedenlerine ilişkin araştırma ve in leri konusunda eşlerin uyarılması ve gerektiğinde
celeme yapmak ve sonucunu bildir uzlaştırılmaları birliği koruma yönünden önemli bir
mek, düşüncedir. Fiilen gerçekleştirilen bu mekanizma
b) Mahkemenin gerekli gördüğü haller uygulamada etkisiz kalmaktadır. Koruyucu ve ön-
de duruşmada hazır bulunmak, leyici yaklaşım açısından doğru olan bu çabanın
c) İstenilen konularda ilgili çalışmalar hakim, uzmanlar ve eşler arasında nasıl işleyeceği
yapmak ve görüş bildirmek. açıklanmalı, hakim bu işleme karar vererek uz-
manları aileye yönlendirmelidir. Uyarı ve uzlaştır-
ma mekanizması karardan sonra uzmanların mes-
Kararlara karşı denetim: leki çalışmalarıyla gelişen bir uygulama süreci ola-
12. Aile Mahkemesi kanunu uygulamasında; rak düşünülmelidir. Evli, yetişkin eşlerin evlilik
vesayet makamı olarak aile mahkeme birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda bil-
since verilen kararlara karşı Türk Medeni gilendirilmesi, değer, tutum ve davranış değişikli-
Kanununun 397. maddesinde belirtilen ğine yönelmeleri uzmanların mesleki çabası ile
denetim görevi varsa bir sonraki numaralı süreç içinde gerçekleşebilir. Bu sürece ilişkin işlem
aile mahkemesince, yoksa o yerdeki As basamakları hakim-uzmanlar ve eşler arasındaki
liye Hukuk Mahkemesince, asliye mah diyalogu temel alarak geliştirilmelidir. Uzmanların
kemesi derecesinde başka mahkeme uyarı ve uzlaştırma kararını koruyucu ve önleyici
yoksa en yakın yerdeki aile mahkemesi bir yaklaşımla ele almaları, etkili bir konuma geti-
veya 2. Maddenin ikinci fıkrasına göre rilmeleri gereklidir.
görevlendirilen asliye hukuk mahkeme
since yerine getirilir,
13. Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak 2. Aile üyelerini kurumlara yerleştir
kaydıyla, bu konuda hüküm bulunmayan me mekanizmasının güçlendiril
konularda 4721 sayılı Türk Medeni Kanu mesi
nunun aile hukukuna ilişkin usul hü Yetişkinlerin ve çocukların korunması, bakım,
kümleri ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Mu gözetim ve yetiştirilmeleri için öngörülen işlemler,
hakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır, ailenin çeşitli nedenlerle parçalanması veya dağıl-
ması açısından önemlidir. Aile bireylerinin; özel
sağlık kurumlarına, huzur evlerine yerleştirilmesi, 4. Ailenin, yetişkinlerin ve küçüklerin
bir meslek edinme ya da eğitim kursuna verilmesi,
ekonomik haklarının korunması o-
mahkeme ile ilgili kuruluşlar arasında etkili ve ve-
rimli bir diyalogun oluşturulmasını gerektirmekte-
lanaklarına işlerlik kazandırılması
dir. Bu diyalog; mahkemece alınacak kararın uygu- Ailenin ekonomik varlığının korunması, evlilik
lanabilir bir hukuki dayanağa kavuşturulması ile birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine
olanaklıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme getirilmesi, bakım ve gözetime yönelik nafaka yü-
Kurumu, İş Kur, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yerel kümlülüğü ve çocuk mallarının yönetimi ve korun-
Yönetimler yasalarında yeni düzenlemeler yapıl- ması Türk Medeni Kanununun ilgili maddelerinde
ması gerekir. İlgili kurumların yasalarında yapılacak düzenlenmiştir. Aile Mahkemesi uygulamalarının
madde düzenlemeleri ile Aile Mahkemesinin yer- bir yönetmenlikle ele alınarak süreçlerin ve işlem
leştirme kararlarına uygulama desteği sağlanmalı- basamaklarının tanımlanması, ilgili taraflar ve yasal
mekanizmaların ayrıntılı bir biçimde tanımlanması
dır.
gereklidir. Ailenin ve aile bireylerinin ekonomik
yönden korunması düşüncesi sadece aile birliğinin
3. Küçüklerin korunması için aile dı- bozulması durumuna ilişkin olarak ele alınmıştır.
şında alternatif bakım sağlanması Sosyal ve ekonomik süreçlere bağlı olarak yoksul
ailelerin durumu, ailenin ekonomik varlığının güç-
mekanizmasının güçlendirilmesi
lendirilmesi, aile yardımlarının ve hizmetlerinin
Yürürlükteki mevzuata göre; tasarıda öngörü-
sağlanması yönünden de mutlaka ele alınmalıdır.
len, küçüklerin korunma kapsamın alınması karar-
Türkiye' de yoksullaşan ve ekonomik yönden var-
larının işleyişi kolay olacak gibi görünmektedir.
lıksızlaşan ailelerin güçlendirilmesi için "aile hiz-
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
metleri" ve "aile yardımları" ayrıca düzenlenmeli-
mevzuatı bu yönden Aile Mahkemesine önemli bir
dir.
destek sağlamaktadır.
Aile Mahkemeleri Kanun Tasarısı bu yönden
Fakat, koruma sisteminin işleyişi, Çocuk Hak-
var olan düzen içinde işlerlik kazandırılacak bir
ları Sözleşmesinde öngörülen standartlara göre
zihniyetle ele alınmıştır. Aile ve çocuk alanındaki
işlememektedir. Çocuk için aile ortamında bakımın
diğer hizmetleri geliştirici ve yeni bir sistemleştir-
sağlanması temel yaklaşımdır. Küçüklerin ihmal ve
me düşüncesini tam anlamıyla sağlayamamıştır.
istismar nedenlerine bağlı olarak geçici sürelerde
alternatif bakım ortamına alınması, bu arada aile-
nin bütünlüğünün sağlanması, anne ve babanın 5. Aile Mahkemesinin örgütsel yapısı
eğitimi, aile ortamının düzeltilmesi hizmetlerin nın güçlendirilmesi
geliştirilmesi gereklidir. Mahkemenin oluşturulmasında genel kadro ve
Aile Mahkemesinin küçükler için öngördüğü birimleşme düzeninin temel alındığı görülmektedir.
koruma mekanizması bu yönden yeni ilke ve stan- Yazı İşleri Müdürlüğü ve Hakimlik birimleri temel
dartlara göre geliştirilmelidir. Öngörülen önlem var alınmıştır. Öngörüde yer alan uzmanlar grubunun
olan mevzuat çerçevesinde eksik, yetersiz ve sağ- (psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı) çalışma
lıksız olarak işlemektedir. Çocukların korunması yolları karar süreçleri içinde açıklanmış, fakat, bir
konusunda ilgili yasalarda yeni zihniyetlerle dü- birimleşme öngörüsü getirilememiştir. Uzmanlık
zenleme yapılmalı, Aile Mahkemesinin koruma Mahkemesi niteliklerinin öne çıkarıldığı Aile Mah-
kapsamına alınan çocuklarla ilgili karar süreçlerini kemelerinde yeni uzmanlar grubunun mahkeme
yeni bir strateji ile işletmesi sağlanmalıdır. içerisinde bir birim olarak organizasyonları ge-
reklidir. Aynı eksiklik Çocuk Mahkemelerinde de
getirilmiştir. Uzmanlık Mahkemesinin kuruluşu
"Aile Yöneltme Birimi" adı altında düzenlenmeye sağlamak c) Anlaşma sağlanamadığı aşamada
olanak sağlayacak bir yaklaşımla ele alınmalıdır. yargılamaya devam ederek esas hakkında karar
Yasada birim adı yer almalı, birimin ve uzmanların vermek şeklinde belirlenmiştir. Esas öncesi sayılan
görev ve sorumlulukları yönetmenlikle düzenlen- işler, uzmanların konumunu ve önemini arttır-
melidir. Uzmanlık Mahkemesinin kuruluşunun maktadır. İnceleme ve çözümün öne çıktığı süreç-
güçlendirilmesi; Mahkemenin görevlerine getirilen ler Uzmanlık Mahkemesinin karar süreçlerinde
yeni çerçevede, yargılama sürecine eklenen destek öncelik kazanmaktadır. Nitelikli elemanlardan o-
ve yardımların birimleşmesi ile olanaklıdır. "Aile luşacak görevlilerin ekip çalışması ilkeleriyle hare-
Hizmetleri" çerçevesinde, birimdeki uzmanların ket etmesi önemlidir.
mesleki ve bilimsel yönlendirmeleri kararlardaki Davanın esasına girilmeden önce veya davanın
etkililiği ve verimliliği arttıracaktır. görülmesi sırasında; a) mahkemece istenilecek
konularda araştırma, inceleme yapmak ve sonucu
bildirmek, b) uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araş-
6. Aile Mahkemelerinde Nitelikli Ele
tırma, inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek
man görevlendirilmesi görevleri, uzmanların çalışmalarını karar süreçleri-
Yasa tasarısında yer alan madde düzenleme- ne temel almayı ve ekip çalışması yaklaşımını güç-
lerinde; Hakimlerin ve Uzmanların nitelikleri olarak lendirmektedir.
gerçekleştirilen düzenlemeler olumludur. Uzmanlık
Mahkemece gerekli görüldüğü hallerde du-
mahkemesinin elemanlarında yaş, evli ve çocuk
ruşmada hazır bulunmak görevi uzmanların du-
sahibi olma aile hukuku ve aile sorunları alanların-
ruşma sürecine katılımlarının önemini ortaya çı-
da lisans üstü eğitim koşulları gerçekçi ve geçerli-
karmaktadır. Bu, bilirkişiliğin ötesinde önemli bir
dir. Görevlerinde uzmanlaşmış elemanların istih-
işlevsellik getirmektedir.
damı Aile Mahkemelerindeki uygulamaların düze-
Alınan kararların takip ve yerine getirilmesin-
yini yükseltecektir. Tasarıda öngörülen "aile huku-
de uzmanların görevlendirilmesi, mahkeme karar-
ku" ve "aile sorunları" alanlarında lisansüstü
larının uygulamaya dönüştürme gücünü arttırmak-
programların açılması önemli bir gereksinme ola-
tadır. Yargılama sonrası görevlerin boyutu; uz-
rak belirmektedir. Hukuk Fakültelerinde, Sosyal
manların birimleşmesini ve işbölümünün organi-
Hizmetler Yüksekokulunda, psikolog ve pedagog
zasyonunu gerektirmektedir. Kararların takibi ve
yetiştiren bölümlerde yeni programların düzenlen-
yerine getirilmesi sürecinde; yetişkinler ve küçükler
mesi gereklidir.
hizmetin hedef kitlesini oluştururken, işbirliği ya-
pacak kurum ve kuruluşları da gündeme getir-
7. Aile Mahkemesi Uzmanlarının Ça mektedir. Aile Mahkemelerinde kararların takibi ve
lışmaları, Çalışma Usulleri ve Yak yerine getirilmesinde, bağlantılı çalışma yaklaşımı
önem kazanmaktadır. Uzman elemanla verimi art-
laşımları
tırmak için diğer kurumları ortak çalışmaya sevk
Yasa tasarısında (mad.5, mad.6, mad.7); uz-
eden, ilgili yasalara gönderme yapan madde dü-
manlık mahkemesinde gerçekleşecek özgün sü-
zenlemeleri ele alınmalıdır.
reçler tanımlanmıştır. Yargılama süreci öncesinde,
yargılama sürecinde ve yargılama sonrasında ol-
mak üzere çeşitli süreçler ve işlemler öngörül- 8. Ailenin Bütünlüğü ve Sürekliliğini
müştür. Sağlama Anlayışının Güçlendiril-
Aile Mahkemesine gelen dava ve işlerle ilgili mesi
olarak esasa girmeden önce uzmanlarca geliştiri-
Yasa tasarısında koruyucu, eğitici ve sosyal
lecek çalışmalar; a) Eşlerin ve çocukların sorunlarını
önlemler "yetişkinler" ve "küçükler" kategorisinde
belirlemek, b) sorunların barışçıl yollarla çözümünü
düzenlenmiştir. Eğitici hizmetler, sadece meslek nedenle, yasanın uygulamaya dönük yeni yaklaşı-
eğitimi ve çocukların eğitiminde söz konusudur. mını güçlendirici önlemler ele alınmalı ve yeni
Çeşitli sorunlar ve uyuşmazlıklarla Aile Mah- madde düzenlemelerine yer verilmelidir.
kemelerine başvuranların "Aile" odağı içinde ele
alınması boyutu eksik kalmıştır. Öncelikle "Ailenin Kaynaklar
Korunması ve Sürekliliğinin Sağlanması İçin Alına-
cak Önlemler" bölümü eklenerek, yapılacak çalış- Aile Araştırma Kurumu, 1995, Aile İçi Şiddetin Sebep ve

malar belirtilmelidir. Uzmanlara, esasa girilmeden Sonuçları, Ankara.

Önce verilen araştırma ve inceleme yapmak görevi, Aile Araştırma Kurumu, 1998, III. Aile Şurası, Ankara.

uyarı ve uzlaştırma görevini güçlendirici yeni ça- Aktaş Mavili , Aliye, 1997, Aile İçi Şiddet ve Önleme Yolları,
Songür Eğitim Hizm. Yayıncılık, Ankara.
lışmalarla desteklenmelidir. Aile Mahkemesinin
Arıkan Çiğdem, 1996, Halkın Boşanmaya ilişkin Tutumları Araş-
önem kazanan bu işlevi yasa tasarısında güçsüz
tırması, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Bilim Serisi:
kalmıştır. Madde 6) 1-a da sayılan uyarı ve uzlaş-
96, Ankara
tırma yaklaşımı ve ilkeleri ile yöntem ve teknikleri Beyazova, Ufuk, Şahin, Figen, 2001, Çocuğun Şiddetten Korunma
yönünden birimin oluşturulması ve görevleri bir Hakkı, Milli Eğitim Dergisi, s. 151, s. 90-94
yönetmenlikle ele alınmalıdır. Cılga, İbrahim, 2001, Demokrasi, İnsan Haklan Kültürü ve Çocuk
Hakları, Milli Eğitim Dergisi, Ankara, s. 151, s. 69-73
Cılga, İbrahim, 1991, Toplumun Koruması Altındaki Çocukların
9. Aile Mahkemelerinin Görevlerinin İhmali ve İstismarı, Çocuk İstismarı ve İhmali, Çocukların
Güçlendirilmesi Kötü Muameleden Korunması I. Ulusal Kongresi, Ankara.

Uzmanlık Mahkemesinin ana dayanağı Türk Devlet Bakanlığı, 1998, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair

Medeni Kanunudur. Bunun yanında Ailenin Korun- Kanun ve Uygulaması, Ankara.


DPT, 1989, Türk Aile Yapısı Araştırması, VI. Beş Yıllık Kalkınma
masına Dair Kanun da, getirdiği düzenleme ile
Planı Ö.İ.K. Raporu, Ankara.
önemlidir. Tasarı bu dayanaklar kapsamındadır.
Erkan, Hüsnü,1994, Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, Türkiye
Aile Mahkemelerinin görevleri Medeni Kanunda yer
İş Bankası Yay., Ankara.
alan konulardaki dava ve işleri görmekle ilgilidir. Fişek, Hicri, 1984, Sunuş, Türkiye' de Ailenin Değişimi, Yasal
Evlenme, nişanlanma, evlenme ehliyeti ve en- Açıdan İncelemeler, Türk Sosyal Bilimler Derneği, Ankara.
gelleri, evlenme başvurusu ve töreni, batıl olan İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, 2001, Çocuk Mahkemele-
evlenmeler, boşanma, evliliğin genel hükümleri, rinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Ka-

eşler arasındaki mal rejimi, soy bağının kurulması, nun, İstanbul.


Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı, 1993, Kadına Yönelik
evlat edinme, velayet, çocuk malları, aile-ev düze-
Uluslararası Sözleşme ve Kararlar, Ankara.
ni, aile malları, vesayet düzeni, vesayet organları,
Kağıtçıbaşı, Çiğdem, 1995, Aileye Yaklaşımda Bir Kuramsal Çer-
vesayeti gerektiren haller, vesayetin yürütülmesi,
çeve ve Aile Değişim Modeli, Aile Kurultayı, Başbakanlık Aile
vesayetin sona ermesi ve kanunla verilen diğer Araştırma Kurumu, Ankara.
görev alanları Aile Mahkemesinin görev konularını Özgen, Eralp, 1984, Erken Evlenme, Başlık, Kadın Kaçırma, Tür-
içermektedir. kiye' de Ailenin Değişimi Yasal Açıdan İncelemeler, Türk
Görevler yönünden çok yönlü olup, Türk Me- Sosyal Bilimler Derneği Yay. Ankara.

deni Kanunundaki tüm boyutları kapsamaktadır. T.B.M.M, 2001, Adalet Bakanlığı' nca Hazırlanan Türk Medeni

Uzmanlık Mahkemesi olarak Aile Mahkemesi yeni Kanunu Tasarı ve Gerekçesi, Ankara.

yasanın uygulanmasını güçlendirici bir etki yapa-


caktır. Türk Medeni Kanununun getirdiği hükümler
yanında, kanunla verilen diğer görevlerde geniş bir
görev alanı oluşturulmaktadır,
Aile Mahkemeleri düzenlemesi bu açıdan ken-
dine özgü yeni süreç ve işlemleri getirmektedir. Bu
Popüler Kültür Ürünlerinden Müzik
Videolarının Gençler Üzerindeki
Olumsuz Etkileri
• Dr. Aysel GÜNİNDİ-ERSÖZ*

Özet Summary
Kitle iletişim araçları içinde en çok televizyon Probably the television is the most widely
kullanılmakta, dolayısıyla da insanları en çok tele- used mass-medîa and the more influential in
vizyon etkisi altına almaktadır. Kitle iletişim araç- people 's life. The researcher studying mass media
ları konusunda çalışanların üzerinde hemfikir ol- agree that mass media has an unconditional
duğu konu, bu araçların insanlar üzerinde mutlak impact. M o re över, the research facts ha ve shown
bir etkisi olduğu yönündedir. Yapılan araştırmalar the negative direction ofthis impact.
bu etkinin çoğu zaman olumsuz yönde olduğunu The music videos which are products of po-
göstermiştir. pular culture a/m at young people as the target
Popüler kültür ürünlerinden müzik videoları popula t/on and ha ve influence on the/r life
hedef kitle olarak gençleri almakta ve gençlerin practices varying form the/r preferences for
tüketim kalıplarından, duygusal ilişkilerine kadar consumption to the/r emotional relationships. The
olan yaşam pratikleri üzerinde olumsuz etki yap- messages of the music videos often include
maktadır. Müzik videoları mesajları çoğu zaman v/olence and aggressiveness and at the gender
şiddet, saldırganlık öğeleri içerirken, toplumsal roles are redefin/ng. More dramatically, the suicide
cinsiyet rolleri de yeniden üretilmektedir. Hatta event can be a scenic top/c. People handle these
daha da ileri gidilerek, intihar olgusu dahi tanımla- negative impacts of music videos like a magazine
narak müzik videolarında işlenebilmektedir. Müzik events.
videolarının bu olumsuz etkilerine de çoğu zaman The purpose of this study is to review the
magazinsel yaklaşılmakta, uzun dönemli etkileri research es that revealed the negative influence s of
ise, tamamen görmezden gelinmektedir. the music videos which seem to be an innocent
Bu çalışma, masum birer eğlence aracı olarak entertainment ways and thus draw attention of
görülen müzik televizyonlarının, dolayısıyla müzik corresponding bodies to the negative effects of
videolarının gençler üzerindeki olumsuz etkilerine music videos on the young people and propose
ilgili çevrelerin dikkatini çekmek ve bu konuda suggestions for the research studies to be done.
yapılacak araştırmalar için öneride bulunmak ama-
cıyla gerçekleştirilmiştir. Key Words; impacts of the music videos, po-
Anahtar Kelimeler; müzik videolarının etkileri, pular culture, messages of music videos
popüler kültür, müzik videolarının mesajları

(*) Sosyolog, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Daire Başkan Vekil


İlk müzik kanalının yayına başlamasına paralel
olarak, müzik videoları ile ilgili yapılan araştırmalar
da artış göstermeye başlamıştır. Müzik videoları ile
Kitle iletişim araçlarının özellikle de televizyonun ilgili yapılan çalışmalar ele alındığında, bu ürünle-
insan üzerindeki etkisi hiç kimse tarafından rin üç temel açıdan araştırıldığı görülmektedir.
yadsınamaz. Televizyon bugün Türkiye'de 16 ulu- 1. Müzik televizyonlarının, dolayısıyla müzik
sal yayın kanalı ile evlerimizin tamamında baş kö- videolarının genç izleyicilerin davranışları
şedeki yerini almıştır ve yine insanların çoğunluğu üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar,
tarafından daha çok boş zamanları değerlendirme
2. Müzik videolarının popüler kültür ve müzik
aracı olarak kullanılmaktadır. Bu kadar yakın ve sık
endüstrisi üzerindeki etkilerini ortaya
temas edilen bir aracın insanları etkilemesi, bu
koymaya çalışan çalışmalar,
etkinin olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabi-
3. Müzik videolarının cinsel, etnik ve şiddete
leceği konusunda tüm bilim çevreleri konsensüs
dayalı görsel imgelerinin içerik çözümle
içerisindedir. Kitle iletişim araçlarının etkileri ko-
mesi yöntemi ile incelendiği çalışmalar,
nusunda olumlu ya da olumsuz görüş bildirenlerin
üzerinde birleştiği nokta ise, bu araçların kesin bir Bu çalışmada; Kitle iletişim modellerine tarih-
etkisinin olduğu yönündedir. Televizyon, günümüz sel bir perspektiften bakıldıktan sonra, televizyo-
insanın düşünceleri, değer yargıları ile tutum ve nun bilgilendirme ve öğretme işlevi inkar edilme-
davranışlarının temel belirleyicilerinden birisi ol- den bir yana bırakılarak, popüler kültür ürünlerin-
muştur. Televizyon aynı zamanda bir toplumsal- den müzik videolarının içeriği, özellikle de çocuklar
laşma aracıdır ve aile kurumunun yapması gereken ve gençler üzerindeki olumsuz etkileri ortaya kon-
bir çok fonksiyonu yerine getirmektedir. maya çalışılacaktır. Çalışma da; Fleur'un Kültürel
Normlar Modeli esas alınarak, müzik videolarında
Yapılan çalışmalar, televizyonun en çok çocuk
yer alan saldırganlık, şiddet, cinsellik ve pornografik
ve gençleri etkilediği, bu etkinin çoğu zaman da
unsurlar ile erkek egemen bakış açılarının sıkça
olumsuz olduğunu göstermiştir. Dış dünyanın
vurgulandığı bunun da çocuk ve gençleri olumsuz
gerçeklerini, televizyon aracılığı ile sunulan ger-
etkilediği veya var olan tutum ve değer yargılarını
çekler ile kavramlaştıran çocuklar ve gençler kaçı-
pekiştirici etkisi olduğu konusu tartışılmaya çalışı-
nılmaz olarak bu etkiyi olumsuz yönde yaşamakta-
lacaktır.
dırlar. Araştırmalar, çocukların ve gençlerin özel-
likle şiddet, saldırganlık, cinsellik ve pornografik
yayınlardan olumsuz etkilendiğini ortaya koymak- Kitle İletişim Modelleri
tadır(Sherman ve Dominick 1986, Bulgu 1995, İlk dönem kitle iletişim modellerine bakıldı-
Yalın 1998). Yine, yapılan çalışmalardan elde edilen ğında, mesajın alıcıyı etkilemek amacında olduğu
bulgulara göre, müzik televizyonları ve müzik vi- daha baştan kabul edilir ve buradan iletişimin ikna
deoları gençleri hedef kitle olarak almakta, gençle- etmeye yönelik bir süreç olduğu sonucuna varılır
rin tüketim kalıplarından başlayıp, duygusal ilişki- (Mc Quail ve Windahl 1997:25). Kitle iletişimi ile
lerine kadar olan yaşam deneyimleri üzerinde etki ilgili kuramlara tarihsel perspektiften bakıldığında,
yapmaktadır(Batmaz ve Aksoy 1995, Odabaşı Frankfurt Okulu temsilcilerinin düşünceleri ilk ba-
1999). samağı oluşturur. Frankfurt Okulu düşünürleri;
Gençler, özellikle cinsel mesajlara karşı çok kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisini
duyarlı oldukları için, televizyonda izledikleri sem- bir şırınganın aşı şırınga lamasına benzetmişlerdir.
bolik çevrenin sunduğu mesajların, onların gerçek Bu yaklaşımda; medyanın içeriği, sanki dinle-
dünyadaki cinsel davranışlarının sıklığı ve yapısını yicinin-izleyicinin-okuyucunun damarlarına enjekte
etkilediği ileri sürülmektedir.
edilen bir ilaç gibi düşünülmekte ve izleyicinin değerlendirmeler sunar (Mc Quail ve Windahl
önceden tahmin edilen şekilde tepki göstereceği 1997:115).
varsayılmaktadır. Bu düşüncenin arkasında iki te- Örneğin kişisel cinsel davranış alanında kitle
mel düşünce bulunmaktadır (Mc Quail ve Windahl iletişim sık sık ve çoğu kez amaçsız olarak neyin
1997:60-61). normal, neyin onaylanmış veya onaylanmamış ol-
1. Modern toplumun, sosyal bağlantılarından duğu konusunda görüş sağlar. Bu görüş böylelikle
fazla etkilenmeden kendi şahsi bireyler tarafından neyin normal veya doğru oldu-
menfaatlarına göre hareket eden, kısmen ğuna ilişkin kendi kavramlarıyla birleştirilir.
atomize bireylerden oluşmuş, kümelerden Etkiler genelde gönderenler tarafından amaç-
meydana geldiği tasavvur ediliyordu. lanır; bunlar kısa süreli etkilerdir. Bireyin tutumsal,
2. Kitle iletişim araçlarının, güçlü kamu veya enformatif veya davranışsal, değişimleri ile ilgili-
özel (reklamcılar, siyasi partiler v.b.) kuru dirler; göreceli olarak izleyiciye doğrudan ulaşırlar
luşların maksatlarına göre davranışları et ( Mc Quail ve Windahl 1 997:1 16).
kilediği tasavvur ediliyordu .
Frankfurt Okulu'na eleştirel bir yaklaşım ola- Popüler Kültür ve Müzik Videoları
rak ortaya çıkan Etki Araştırmacıları; kitle iletişim
(Klipler)
araçlarının etkisinin bu ölçüde "anında" ve "tepki-
sel" olmadığını ispata yönelerek, kitle iletişim a-
raçlarını kullananların pasif birer alıcı olmadığını, Popüler Kültürün sözlük anlamı; bir toplumda
insanlar arası iletişimin bu etkilenme sürecinde yaygın biçimde paylaşılan, inançlar, pratikler ve
insan davranışlarında belirleyici rolü bulunduğunu nesnelerdir. Daha politik tanımıyla kitlelerin ya da
ve kitle iletişim araçlarının mesajı ile etkisi arasında bağımlı sınıfların kültürünü dile getirmekte kulla-
doğrudan bir bağlantı kurulamayacağını ileri sür- nılan bir deyimdir (Mutlu 1995:279).
müşlerdir. Marshall (1998:591) ise, bazen kitle kültürü
Her ne kadar Etki kuramcıları aynı ya da ben- olarak da adlandırılan popüler kültürün, daha yay-
zer mesajların, alıcı tarafından farklı biçimlerde gın ve herkes için erişilebilir bir içeriğe sahip oldu-
alımlanabileceği ve algılanabileceği saptamasından ğunu ve esas işinin eğlence olduğunu vurgular.
hareket etseler de, yaklaşımların önemli özelliği Popüler kültür ile ilgili farklı disiplinler tara-
şüphesiz "alıcı'nın" edilgen bir konuma sahip ol- fından yapılan tanımların ortak özelliği, popüler
duğunu kabul etmesi bir başka deyişle alıcıyı bir kültürün "halka ait" ve "yaygın" olma özelliklerini
"edimci" (aktör) olarak konumlandırmasıdır. taşımasıdır. Yaygın olma özelliği ile popüler kültür,
Kullanım ve Tatmin Modeli, kitle iletişim izle- geniş anlamda bir gündelik yaşamın kültürü olarak
yicilerinin herhangi bir yayını birbirlerinden çok tanımlanır. Belirli bir yaşam tarzının, ideolojik ola-
farklı şekilde yorumlayabileceğini ve yapımcının hiç rak yeniden üretilmesinin ön koşullarını sağlayan
planlamadığı sonuçları kendisi için çıkartabileceği- popüler kültür, böylece gündelik ideolojinin yay-
ni savunmuştur (Batmaz ve Aksoy 1995:19). Bu gınlaşma ve onaylanma ortamını da yaratmaktadır.
modele göre, insanlar kitle iletişim araçlarını ihti- Popüler olarak görünen veya sunulan, gerçekte
yaçlarını gidermek için kullanırlar. dünyaya belli bir açıdan bakmanın ürünüdür ve
halkı belli kurallara, görüşlere katılmayı teşvik et-
Fleur'un Kültürel Normlar Modelinde, kitle ile-
mektedir.
tişim araçları sadece bireyler üzerinde doğrudan
etkide bulunmaz. Aynı zamanda kültürü, bilgi biri- Popüler kültür ürünlerinin hem başlı başına
kimini, bir toplumun norm ve değer yargılarını da bir "sanayi" tarafından üretiliyor olması, hem de
etkiler. İzleyicilere kendi davranış biçimlerini belir- genç kuşaklar tarafından en kolay ulaşılan kültür
lerken kullanabilecekleri bir dizi imaj, düşünce ve ürünü kategorilerini oluşturması nedeniyle, bir
toplumun kültürel pratikleri açısından ayrıcalıklı Oysa, Türk televizyon dünyasında en fazla
yere sahiptirler. Toplumda egemen olan zihniyet ve vurgulanan olgu şiddet (%62) ve suç'tur (%48).
değerlerin yaygınlaştırılması ya da yeniden üretil- Sözlü ve fiziksel cinsellik % 59, (heteroseksüel ilişki
mesinde, dolaylı gibi gözüken, ancak bir o kadar %58 , sevgi sözleri ve görüntüleri % 35.9), ölüm %
da elverişli zemin oluştururlar. Popüler kültür ü- 33.3, alkol % 31.7 oranlarındadır. Kısmi çıplaklık
rünleri kültürel yeniden üretim bağlamında taşı- %18.6 olurken; tam çıplaklık %4.5 olarak gerçek-
dıkları mesajlar ve mesajların "etkileri" açısından leşmektedir (Batmaz ve Aksoy 1995:86).
önemlidirler (Eyüpoğlu ve Tanrıöver 2000:9). Nitekim yapılan bir çalışmada; her gün bir
Popüler kültür ürünlerini seyreder, tartışır, süre televizyon izlediğini söyleyen 362 çocuktan %
hayaller kurarız. Sevdiğimiz artistlerin tükettiklerini 20.7'si şiddete başvuran kahramandan rahatsız
tüketmeye çalışır; onların giydikleri, onların kullan- olurken, % 42'si hiç rahatsız olmadığını belirtmek-
dıkları ev dekorları, mobilyaları, güzellik malze- tedir (Bulgu 1995:176).
melerini kullanır; üzüntüleri, sevinçleri ve eğlence Yine başka bir çalışmada; yayınlardaki şid-
biçimlerine özenir ve taklit ederiz. Böylece popüler detten rahatsız olduğunu söyleyenlerin oranı %4.4
kültür izleyicisi olarak, kendi sömürümüzü kendi dür (Batmaz ve Aksoy:l 995:66). Şiddet içerikli
arzumuzla devam ettiririz (Alemdar ve Erdoğan yayınlardan bu kadar az rahatsız olunması bile,
1994:19). Kısacası, popüler kültür yaygın olan ciddi çalışmalar yapılması gerektiğinin ip uçlarını
tanımında kullanıldığı gibi bir gündelik yaşam vermektedir.
kültürü olur ve yediğimizden-giydiğimize, düşün- Kitle iletişim araçları mesajlarında, toplumun
düğümüzden-yaptığımıza kadar tüm yaşamımızı geleneksel kadın-erkek cinsel rol kalıplarının sür-
etkisi altına alır. mesine de aracılık etmektedir. Kadın hoş ve anne
Popüler Kültür ürünlerinden popüler müziğin (şampuan reklamı); erkek canlı, enerjik ve güçlü
özelliği, kişiyi yorucu tekrarında yakalaması ve (araba reklamı) olarak belli stereotipleri pekiştirici
etkisinin fiziksel olmasıdır. Tempo insanı ağlatıp işlev görmektedir. Kadınların araba reklamlarında
içine dokunaklılık verir, gençleri dans ettiren, zıp- yer alması ise çoğu zaman cinsel obje olarak kulla-
latan şey müziğin durmadan tekrar eden vuruşları nılması ile mümkün olabilmektedir.
dinleyiciyi denetler. Kitle halinde üretilen müzik Süregelen toplumsal roller ve cinsiyetçi bakış
egemen ideolojiyi yayar. Bu müziğin üretim tekniği, açıları, beğenilen reklamları bile cinsiyet temelinde
bu müziğin statükoyla ortaklığını tasdik eder. Ti- ayrıştırmaktadır. Erkekleri güç, enerji ve etkenlik
cari müzik kişinin kapitalizm altındaki yaşama bağlamında ön plana çıkaran araba ve coca-cola
uymasını kolaylaştırır (Alemdar ve Erdoğan reklamlarını erkekler; kadınları güzellik, masumluk
1994:53). ve cazibeleri ile sergileyen şampuan ve blue-jeans
Popüler kültür ürünlerinden yerli diziler ise, reklamlarını ise, kızlar daha cazip bulmaktadırlar
izleyicilerin kendilerine hem yakın buldukları, hem (Bulgu 1995:249). Bu, kitle iletişim araçlarının,
de yer yer özlem, gıpta ya da özenme duygularını popüler kültür ürünleri aracılığıyla, hakim kültürel
harekete geçiren karakter ve öykülere yer vermek- değerleri sürdürmeye yönelik işlevi üstlendiğinin
tedir. (Eyüpoğlu ve Tanrıöver 2000:97). açık bir kanıtıdır.
Televizyonlardaki karakterlerin çocuklar ve İlk müzik kanalı olan MTV 1981 yılında Ame-
gençler tarafından taklit edildiği, model alındığı rika Birleşik Devletlerinde yayına başlamıştır. Tür-
bilinmektedir. Özenilen bu kahramanların çoğunun kiye'nin ilk müzik kanalı ise, 1994 yılında yayına
şiddet kullanan kişiler olması olağandır. Çünkü, başlayan Kral TV dir. Bunu, 1995 yılında Number
çocukların ve gençlerin bellekleri, televizyonda One ve diğerleri izlemiştir.
verilen mesajların doğruluğu ya da yanlışlığını ayırt Müzik videoları (klipler); popüler şarkıların ta-
edebilecek durumda değildir. nıtılması amacıyla, müzik endüstrisi tarafından
üretilen ve bir şarkının söz dahil, müzikal unsurla- vizyonunu seyrettiği görülmüştür. Gençlerin %62'si
rını görselleştiren bir formdur (Çelikcan 1996:60). bilgilenme ve öğrenme, % 1 5'i zaman geçirmek, %
Müzik videoları; içerisinde belli bir ideolojik görüşü 11 'i okul ve aile ile ilgili sorunlarından kaçmak ve %
barındıran güçlü görsellikleri ile izleyiciye yorum 8'i sosyal iletişim için MTV'yi seyrettiğini söylemiş-
şansı veren, pembe dizi benzeri içerikleriyle tekrar tir. Bilgilenme ve öğrenme için MTV seyreden
tekrar izlenme şansı yaratırlar. Tekrar tekrar iz- gençlerin öğrenmeden kastettikleri şarkıcılar, şar-
lenme olasılığı da etkiyi artırmaktadır. Ayrıca, ob- kılar, tarzlar, yaşam stilleri, moda v.s, hakkındaki
jeler o kadar hızlı geçer ki vücudun hangi bölümü- bilgileri almaktır.
nün kullanıldığı anlaşılamaz ve yorum izleyiciye Bu çalışma, her ne kadar müzik televizyonları-
bırakılır. nın masum birer eğlence aracı olarak görüldüğüne
Müzik videolarının üretilmesi de başlı başına bir kanıt olarak değerlendirse de, müzik videoları
bir endüstri haline gelmiştir. Her gün saatlerce şarkıları, şarkıcıları ve onların sunduğu imajları
süren müzik yayınları, şarkıların kısa sürede eski- yaymaya ve satmaya devam etmektedir.
mesine, yeni şarkı ve müzik videolarının üretilme- Alemdar ve Erdoğan (1994:52-53), özellikle
sine yol açmaktadır. Müzik videoları; hangi man- 1980'lerin sonlarından beri video müziğinin yay-
kenlerin nasıl rol alacağına ilişkin günler öncesin- gınlaşmasıyla birlikte imajlarda da saldırgan, şiddet
den başlayan ve seyircileri sabırsız bir bekleyişe kullanan vahşiliğin görüldüğünü, sakin, gerilimsiz,
yönelten reklam amaçlı yayınları, dudaklarımızı mutlu, anlayış, barış, dayanışma, sevgi, incelik,
uçuklatan, telaffuz ederken zorlandığımız rakam- türü mesajları müzik videolarında bulmanın zor
lara mal olan bütçeleri ile müzik endüstrisine kat- olduğunu, diğer yandan grup halinde, uyumlu,
kıda bulunmaktadır. vahşi ve fasişt generaller gibi giysilere bürünmüş,
Televizyonlar da kullanılan müzik videoları i- sert hareketlerle dolu imajların müzik videolarına
se, hem kesintisiz yapılan yayınları masrafsız dol- egemen olduğunu belirtirler.
durmanın bir aracı, hem de genç izleyicileri ekran Şiddet içeren ürünlerin gösterilmesi kadar ö-
başına çekmenin bir yoludur. Ekran başına çekilen nemli bir diğer olgu da şiddetin sürekli seyredile-
gençte kendisine yönelik yoğun bir ürün reklamı ile rek olağanlaştırılmasıdır. Müzik videolarında şiddet
karşı karşıya kalmaktadır. Müzik videolarının tekrar ve saldırgan davranışlara oldukça fazla yer veril-
tekrar yayınlanmasının nedeni şarkıyı ve şarkıcıyı mektedir. Oysa araştırmacılar, bu tür şiddet içeren
tüketicilere benimsetmek ve ürünü satın almaya yayınların toplumda şiddet davranışlarının artması-
yöneltmektir. na ve şiddetin olağanlaştırılmasına yol açtığına
Amerika Birleşik Devletlerinin Kaliforniya eya- işaret etmektedirler.
letindeki bir okulda yapılan ve gençlerin neden Amerika Birleşik Devletlerinde gerçekleştirilen
MTV televizyonunu seyrettiğini araştıran bir çalış- ve müzik videolarındaki şiddet ve saldırganlığın
mada, gençlerin MTV televizyonunu seyretmesinin araştırıldığı bir çalışmada, 166 müzik videosunun
üç temel nedeni olduğu görülmüştür. Birincisi; %56'sında şiddet içeren davranışlar bulunmuştur.
gençler MTV televizyonunu bir eğlence aracı ola- Bu çalışmadaki saldırganların %73.3'ü erkek,
rak algılamakta ve eğlenmek için seyretmektedir- %26.7'si kadın dır. Buna karşın kadın mağdurların
ler. İkincisi; müzik ve görüntünün aynı anda olması oranı % 76.8, erkek mağdurların oranı ise, %23 dür.
genç izleyicilerin dikkatini çekmektedir. Üçüncüsü Müzik videolarının %3'ünde şiddet davranışı ölümle
ise; şarkıların görsel yorumlanması nedeniyle, hak- sonuçlanırken, video başına 2.86 oranında şiddet
kında görsel bir fikir sahibi de olunan müziğin içeren görüntü bulunmuştur (Sherman ve Dominick
daha kolay anlaşılmasıdır ( Sun ve Lull 1986:124). 1986: 86-87).
Sun ve Lull (1986: 119), tarafından yapılan Bulgu tarafından (1995: 125) yapılan çalışma-
araştırmaya katılan gençlerin %80'nin MTV tele- da, araştırmaya katılan çocukların % 23,6'sı "en
çok hangi tür programların kahramanlarına öze- pornografik unsurlara müzik videolarında yer veril-
nirsiniz ?" sorusuna en çok korku, şiddet ve gerilim diği görülmüştür (Günindi-Ersöz 2000:7-8).
türü filmlerin kahramanlarına özendiğini söylemiş- Aynı çalışmada, ana ve yan karakterlerin yaşa-
tir. dığı evler, bulundukları mekanlar, kullandıkları
Diğer popüler kültür ürünleri gibi müzik vide- araç ve gereçlerin oldukça zengin görünümlü oldu-
olarının da ideolojiden ve ideolojik yeniden üretim ğu, bunun da alt sosyo- ekonomik düzeydeki in-
sürecinden bağımsız olduğu düşünülemez. Müzik sanlar için oldukça olumsuz algılanabileceği vur-
videoları, toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden gulanmıştır. (Günindi-Ersöz 2000:7-8).
üretilmesinde de büyük role sahiptir. Müzik video-
ları yoluyla sunulan sembolik dünya, erkek egemen Genel değerlendirme ve Sonuç
bir dünyadır. Bu ürünlerde, kadına dair geleneksel
beklentilerin altı tekrar tekrar çizilmektedir. Bu
ürünlerde kadın, daha çok eş ve anne rolleri içinde Yapılan çalışmalar, insanların çoğunluğunun
veya geleneksel olarak kadına uygun görülen rol, günde ortalama 4 saatten fazla televizyon seyretti-
davranış ve eylemler içinde, çoğu zaman da kadın, ğini göstermiştir ( Batmaz ve Aksoy 1995, Bulgu
cinselliğin nesnesi olarak sunulmaktadır. Böylece, 1995, Yalın 1998). Yine yapılan çalışmalarda tele-
Müzik videoları aracılığıyla kadın hakkındaki içkin vizyon izleyicilerinin çoğunluğunun televizyonu
değer ve inançlar onaylanmakta ve sürüp gitmesi eğlence amaçlı veya boş zaman değerlendirme
sağlanmaktadır. etkinliği olarak kullandığı görülmüştür. Bu kadar
sık ve uzun süreli temas edilen bir aracın insanları
MTV'de yayınlanan müzik videolarındaki duy-
etkilememesi, özellikle de çocukları ve gençleri
gu içeren davranış ve eylemleri tespite yönelik
etkilememesi düşünülemez.
çalışmada; erkek karakterlerin kadınlardan daha
maceracı, saldırgan, otoriter, aldatıcı ve sert ol- Hangi maksatla üretilirse üretilsin, popüler
dukları; buna karşın kadınların hassas, bağımlı, kültür ürünleri, toplum üzerinde olumlu olduğu
ürkek ve bakıp koruyucu konumda gösterildikleri kadar olumsuz etkiler de yaratmaktadır. Medya
ve kadınların üçte birinin açık saçık giysiler giydik- kuruluşlarının ticari kuruluşlar olması ve reyting
leri saptanmıştır (Seidman 1994:254). endişesi düşünüldüğünde, bu etkinin yönünün
olumsuz olduğunu kabul etmek gerekir. Yetişkinler
MTV televizyonunda yayınlanan müzik video-
olumsuz etkileri azaltabilirken ne yazık ki çocukla-
ları ile ilgili bir başka çalışmada; Müzik videolarının
rın ve gençlerin bunu başarması zor olmaktadır.
% 75.9'unda cinsellik öğeleri bulunmuştur. Bunların
Ayrıca, kitle iletişim araçları sürekli aynı tür me-
%50'si flört etmek ve üstü kapalı dokunma, %20'si
sajlar ileterek, çocuk ve gençlere bilinçli seçme
açıkça dokunma (okşamak, sıvazlamak), %10 sar-
şansı da tanımamaktadırlar. Bu dönemin özelliği
maş-dolaş olmak ya da kucaklamak, %13'ünde
gereği, gerçeklik algısı televizyon tarafından sunu-
öpüşmek bulunmaktadır. Cinselliğin %70'i karşı
lan üzerinden oluşmaktadır. Gerçek ile televizyon
cinsle, %26.4'ü aynı cinsle, %3'ü ise diğer gele-
tarafından sürekli yenilenen mesajlar o yaş gru-
neksel olmayan davranış biçimleri içinde görül-
bundaki gençler için oldukça kafa karıştırıcıdır.
müştür (Sherman ve Dominick 1986:88-89 ).
Böylece çocuklar ve gençler simgesel dünya ile
Kral TV'de yayınlanan müzik videolarıyla ilgili
gerçek dünya arasında ilişki kurmakta zorlanmak-
bir içerik çözümlemesi çalışmasında; 42 ana ve yan
ta, gerçekleri simgesel dünyada sunulan ile özdeş-
karakterden 32'sinin cinsel obje olarak kullanıldığı,
leştirmektedirler.
kadın karakterlerin tamamına yakınının güzel, şık,
Televizyon aracılığıyla iletilen masajların ço-
bakımlı ve ideal vücut ölçülerinde olduğu görül-
ğunluğu; şiddet, saldırganlık, pornografi ve erotik
müştür. Yine aynı çalışmada şiddet, saldırganlık ve
mesajlar içermektedir. Yapılan araştırmalar, günde
ortalama 4-5 saat televizyon izleyen bir insanın, kitle iletişim araçlarının gerçeklik duygusu vererek
ortalama 40-50 şiddet mesajı ile karşılaşacağını gerçeğin algılanışını etkileyeceğini; sosyologlar
göstermektedir (Yalın 1998:10). Bu mesajlar ara- kitle iletişim araçlarının çocuğun sosyalleşmesinde
cılığıyla toplumsal yaşamda şiddet olağanlaştırılır- önemli bir yeri olduğunu, iletişimciler ve popüler
ken, yine erkek egemen popüler kültür ürünleri, kültür alanında çalışanlar ise bu ürünlerin mesajla-
kadını geleneksel rolleri olan aile, ev işleri ve çocuk rının egemen ideolojiyi yayma aracı olduğunu ve
bakım görevlerini yaparken göstermekte, bir ta- mesajlarının seyirci üzerinde mutlak etkisi olduğu-
raftan da geleneksel değer yargı ve tutumların nu söylemektedirler. Farklı disiplinler tarafından
devam etmesi sağlanmakta veya var olan değer yapılan çalışmaların ortak özelliği ise popüler kül-
yargıları pekiştirilmektedir. tür ürünlerinin şiddet, saldırganlık, erotizm ve
Her ne kadar gençler müzik videolarını müzik pornografik unsurlar içerdiği ve bunların da etki-
ve kısa film seyretmenin bir biçimi olarak görse de lerinin kaçınılmaz olduğunu söylemeleridir.
( Sun ve Lull 1986:124), bu ürünlerde yaratılan Müzik videolarının çocuklar ve gençler üzerin-
simgesel dünya, gerçek dünyanın algılanışını etki- deki etkilerinin ortaya konulabilmesi ve mesajların
lemektedir. "Bu Akşam Ölürüm" şarkısını ve müzik çözümlenebilmesi amacıyla nicel ve nitel araştır-
videosunu izledikten sonra intihar eden gençleri- malar yapılması gerekmektedir. Çocuğun sosyal-
miz halen hafızaiarımızdaki yerini korumaktadır. leşmesinden birinci derecede sorumlu olan ailele-
Yine, son günlerde herkesin söylediği "Depresyon- rin, çocukları ile birlikte televizyon seyretmesi, bu
dayım" şarkısını kaç gencin dinleyip bunalıma gir- doğrultu da başta aileler ve gençler olmak üzere
diğini gazetelerden takip ediyoruz. Diğer yandan toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilip, bilgi-
saldırganlık, şiddet, pornografi ve erotizm mesaj- lendirilmesi gerekmektedir. Öğretmen, sosyal ça-
larının uzun süreli etkileri ise henüz uyuyan aslan lışmacı, psikolog ve gençlere hizmet sunan diğer
durumundadır. meslek elemanlarına yönelik hizmet içi eğitim
Televizyon; çağdaş dünyada şiddetin nedeni programlarında konunun vurgulanması, Radyo
olmasa da, pekala, şiddet davranışlarına katkıda Televizyon Üst Kurulu'nun müzik televizyonlarını
bulunan bir etmendir. Tanımlayarak, boyutlarını da denetlemesi akla gelebilen kısa vadeli çözüm
büyütmektedir, vurgulayarak, abartmaktadır; tek- önerileridir. Uzun vadede ise, ders kitaplarından
rar tekrar göstererek özendirmektedir ( Yalın cinsiyetçi kalıp yargıların çıkarılması, İletişim Fa-
1998:9). Diğer taraftan, erkek egemen bir dünya kültelerinin eğitim programlarında bu tür mesajla-
sunarak, kadın hakkında geleneksel yargı ve tu- rın olumsuz yönlerine de yer verilmesi, kitle ileti-
tumları pekiştirmekte ve sürüp gitmesine neden şim araçlarından şiddet, pornografik ve saldırganlık
olmaktadır. Yine müzik videolarının verdiği mesaj- içeren mesajların ayıklanması amacıyla kitle ileti-
lar, gençleri tüketime yöneltmektedir. Blue jeans, şim araçları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları,
cep telefonu, kaset ve CD, spor ve güzellik malze- sivil toplum örgütleri ve toplumun tüm ilgili taraf-
melerinin reklamlarının en çok müzik televizyonla- ları arasında koordinasyon ve eşgüdüm sağlanması
rında yayınlanması da bir tesadüf değildir. Bu tür yararlı olacaktır.
reklamlar gençlerin tüketim kalıpları üzerinde ol-
dukça etkili olmakta, gençler bir taraftan marka
tutkunu haline getirilirken, diğer taraftan fazla
tüketime yönlendirilmektedir.
Sonuç olarak; konu, multidisipliner bir yakla-
şımla ele alınıp değerlendirildiğinde şöyle bir tablo
ile karşılaşılmaktadır. Psikiyatrist, psikolog, sosyal
çalışmacılar ve çocuk gelişimciler çocukların ve
gençlerin mesajlardan daha fazla etkileneceğini,
ODABAŞI.Y., 1999, Tüketim Kültürü Yetinen Toplumun
Kaynakça
Tüketen Topluma Dönüşümü, İstanbul.Sistem Ya-
ALEMDAR.K. ve ERDOĞAN,İ. 1994, Popüler Kültür ve yıncılık
İletişim, Ankara:Ümit Yayıncılık OSKAY.Ü., 1992, İletişim ABC'si, İstanbul: Simavi Yayınları
BATMAZ, V. ve AKSOY.A. 1995, Türkiye'de Televizyon ve ÖZBEK.M., 1994, Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Ara-
Aile Ankara: Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Ya- beski İstanbu:İletişim Yayınları
yınları
SEIDMAN.S., 1994, Müzik Videolarında Cinsiyet Rol Stereo
BOTTOMORE.T., 1989, Frankfurt Okulu (Eleştirel Kuram), Tipleşmesine İlişkin Bir Araştırma, Çeviren.Mine
Çeviren: Ahmet Çiğdem, İstanbul Ara Yayıncılık Gencel İletişim Gazi Üniversitesi, Sayı:1 -2,249-257
BULGU, N., 1995, Kitle İletişim Araçlarının Toplumsal
Yapıya Olumsuz Etkileri ve Sapma Davranışları,
H.Ü:Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara
SHERMAN, B.L. ve DOMINICK JOSEPH, Violence and Sex in
ÇELİKCAN.P., 1996 Müziği Seyretmek, Popüler
Music Videos:TV and Rock'n Roll, Journal of
Müzik-Medya İlişkileri Açısından Müzik Videosu ve
Communication Vol.36.N.l
Müzik Televizyonu, Ankara:Yansıma Yayınları
SLATER.P., 1989, Frankfurt Okulu Kökeni ve Önemi Çevi-
ERSÖZ-GÜNİNDİ, A., 2000, Popüler Kültür Ürünlerinden
ren:Ahmet Özden, İstanbul:BFS Yayınları
Müzik Videolarının Mesajlarına İlişkin Sosyolojik Bir
SUN, S. ve Lull, J., 1989, The Adolescent Audience for
İçerik Çözümlemesi, Eskişehir: Yayımlanmamış
Music Videos and Why They Watch Journal of
3.Ulusal Sosyolojisi Kongresi Bildirisi
Communication Vol.36.
ESİN.Ç., 1998, Bir Popüler Kültür Ürünü Olarak Müzik
TANRIÖVER,H. ve EYÜPOĞLU,A, 2000, Popüler Kültür
Videoları ve Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Yeniden
Ürünlerinde Kadın İstihdamını Etkileyebilecek Öğe-
Üretilmesi
ler, Ankara:Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları
4.Ulusal Kadın Çalışmaları Toplantısı "Kadın Sorunlarının
Genel Müdürlüğü Yayınları
Çözümüne Doğru Yöntem, Strateji ve Politikaları",
UĞURA, 1991, Yeni Teknoloji Videoclip Sanat Keşfedil-
İzmir:E.Ü.Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama
memiş Kıta, İstanbul İletişim Yayınları
Merkezi ve Ege Kadın Araştırmaları Derneği yayın-
ları WOLTON,D., 1992, Televizyon ve Yaşam Biçimleridir
Kimlik, Değişim ve Meşrulaştırma Faktörü (Der): Jean
KOZANOĞLU.C, 1992, Pop Çağı Ateşi, İstanbul.İletişim
Marie Charon
Yayınları
Medya Dünyası, Çeviren:Oya Tatlıpınar, Ankara:şim Ya-
MARSHALL.G., 1998, Sosyoloji Sözlüğü, Çevirenler Osman
yınları
AKINBAY; Derya KÖMÜRCÜ, Ankara: Bilim ve Sanat
Yayınları YALINA, 1998, Televizyondaki Şiddet ve Müstehcenliğin
Çocuk ve Aile Üzerindeki Etkisi, Ankara:Aile Araş-
MCQUAIL,D. ve WİNDAHL,S., 1997, Kitle İletişim Modelle-
tırma Kurumu Başkanlığı yayınları
ri, Çeviren:Konca Yumlu, Ankara:İmge Kitabevi
MUTLU, E., 1995, İletişim Sözlüğü, Ankara:Ark Yayınevi
Genişletilmiş ikinci Basım
Bir Kurum Hekimliğinin Tanıtımı ve
İdeal Hekim Hasta İlişkisinin
Uygulanması Sonucunda Hastanelere
Sevk Edilen Hastaların Sayısındaki
Değişim
Yrd.Doç.Dr. Sencer Ozan TOKER

Özet Summary
Bu araştırmada, Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerine Introduction of an Occupational Health Center and the
önemli katkılarda bulunan bir Kurum Hekimliği tanıtılmış, change at the number of patients who are sent to Hospitals
ve bu sağlık kuruluşunda sağlanan ideal hekim - hasta af ter the applîcation of İdeal Doctor - Pat/en t Relationship
ilişkisinin hastanelere sevk edilen hasta sayısına olan This study has been designed to introduce an
etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Occupational Health Center which have been giving support
Bu araştırma, tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araş- to Primary Health Services. And also, it was designed to find
tırmanın evrenini, 1993, 1994 ve 1995 yıllarında İzmir out the effect of ideal doctor - patient relationship to the
number of the patients who have been sent to hospitals
Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği isimli Kurum Hekimliği
(Secondary Health Units).
Polikliniği'ne başvuran hastaların tümü oluşturmuştur.
This research has been designed as a descriptive study.
Emniyet Başhekimliği'nin her türlü fiziki imkanlarında ve
Data were collected from ali of the patients who had come to
teknik yapısında 1993, 1994 ve 1995 yıllarında
the policlinics of İzmir Security Department Health Center in
herhangibir değişiklik olmamıştır. 1994 ve 1995 yılların- 1993, 1994 and 1995. İn these years, the re have been no
da belirlenen bir protokol çerçevesinde ideal düzeyde change at the technical and physical conditions of this health
hekim - hasta ilişkisi kurularak hizmetler yürütülmüştür. center. İn 1994 and 1995, health service s were given by
1993 yılında bu uygulama yapılmamıştır. Bu araştırmada means of an ideal doctor - patient relationship which had
oluşan verilerin istatistiksel analizleri sırasında ise " Ba- been designed by the help of a spesific protocol. İn 1993,
ğımsız Gruplarda İki Yüzde Arasındaki Farkın Önemlilik routine health services were given without ideal doctor-
Testi" uygulanmıştır. patient relationship. Statistical analyses of this study were
made by us İng "T test".
Kurum Hekimliklerinin de verdikleri sağlık hizmet
leri çağdaş düzeyde olmalıdır. Bu kurumlarda, tek başına Health services given by the occupational health units
should be at the comtemporary level. Even alone, application
ideal bir hekim - hasta ilişkisinin uygulanması bile, bi
of ideal doctor - patient relationship at these units, will
rinci basamaktan ikinci basamağa (hastanelere) sevk olan
reduce the number of patients who are sent to secondary
hastaların sayısını azaltmaktadır. Emniyet Başhekimii-
health units (hospitals). This fa et has been proved by means
ği'nde de bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bir şekil of this study which has been designed and performed at
de gözlenmiştir. Çalışmayı yaptığımız bu kurumda, 1994 Health Center of İzmir Security Department. İn 1994 and
yılındaki hasta sevk oranı, 1993 yılına göre % 5,5 azal 1995 the re have been statistically significant reduetions at
mıştır ( t = 1 5,27 ) ( p < 0,01 ). 1 995 yılında da the number of patients who have been sent to hospitals when
hasta sevk oranı yine 1993 yılına göre % 5,0 azalmıştır (t compared with 1993. İn 1994, the reduetion was 5.5 percent
= 15,15 ) ( p < 0,01 ). Her iki sevk oranındaki azalma (965.5) when compared with 1993 (t = 15,27) (p < 0,01).
istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İn 1995, the reduetion was 5.0 percent ( % 5.0 ) when
compared with 1993 (t = 15,15) (p < 0,01).
Key Words: Occupational health, health services,
Anahtar Kelimeler: Kurum hekimliği, sağlık hiz- doctor - patient relationship.
metleri, hekim - hasta ilişkisi.

(*) Ege Üniversitesi, Ödemiş Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi


3 ) R e h a b i l i t a s y o n H i z m e t l e r i ( 2 ) Bu bilgilerin
ışığında, kurum hekimliğinin hem koruyucu hem
Giriş ve Genel Bilgiler de tedavi edici sağlık hizmetlerinin bir parçası
olduğunu söyleyebiliriz. Yatay sağlık örgütlenmesi
Günümüzde sağlık kavramının tanımlanması, modeline uyum sağlayan ( bir nevi sağlık ocağı
çağdaş anlayışlara uygun şekilde şöyle yapılmakta- gibi çalışabilen ) kurum hekimliklerinin, toplumsal
dır; Sağlık, yalnızca hastalık veya sakatlığın bulun- bazda daha başarılı sağlık hizmetleri sunabileceği
maması demek olmayıp, fiziksel, mental ( ruhsal - inkar edilemez bîr gerçektir. Kurum hekimliği
moral) ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir (1). hizmetleri kapsamında genelde şu hizmetler
Sağlığın çağdaş tarifine uygun olarak, bireysel sunulabilir:
bazdan başlayıp toplumsal düzeye ulaşan sağlık 1) Bağışıklama; Sağlık Bakanlığı kurumları ile
hizmetlerinin, başarılı ve etkili bir şekilde verilmesi koordinasyon kurularak uygulanabilir.
gereklidir. Bu kapsamda Sağlık Hizmetleri kavramı- 2) Genel sağlık, beslenme, aile planlaması,
nı da açıklamak gereklidir. Sağlık Hizmetleri dedi- çeşitli hastalıkların anlatılması, sağlığın
ğimizde, genel olarak sağlığın korunması ve has- korunması ve benzeri konularda sağlık e-
talıkların tedavisi için yapılan çalışmaları anlarız. ğitimi çalışmalarının yapılması.
Günümüz tıp anlayışına göre Sağlık Hizmetleri 3) Hastalıkların erken tanı ve tedavisi.
aşağıdaki biçimde sınıflandırılabilmektedir (1) (2): 4) Kuruma başvuran hasta olsun veya olmasın
her bireyle iyi bir iletişim kurmak, onların
1) Koruyucu Hekimlik hizmetleri sağlık sorunlarını çözmeye çalışmak, kişi
a) Çevreye Yönelik Hizmetler: lere sağlık danışmanlığı hizmeti sunmak.
b) Kişiye Yönelik Hizmetler: 5) Tanı ve tedavide bazı pratik, uygulanması
kolay tetkik yöntemlerinin kullanılması.
- Bağışıklama ve ilaçla koruma
1961 yılından beri hizmet vermekte olan İzmir
- Beslenmeyi düzenleme
Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği, yukarıda sayılan
- Hastalıkların erken tanı ve tedavisi hizmetlerin beşinci maddede yazılı olanların dışın-
- Aşırı doğurganlığın kontrolü da ilk dördünü, başvuran emniyet çalışanlarına,
- Kişisel hijyen onların bakmakla yükümlü oldukları kişilere, ve
- Sağlık eğitimi emeklilerine sunmaktadır. Biri başhekim olmak
üzere toplam üç hekim, iki hemşire, bir idari me-
mur, bir hizmetli ve bir şoförden oluşan kadroyla
2) Tedavi Hizmetleri
ilgili sağlık hizmetleri sunulmaktadır. Emniyet Baş-
a) Kendi kendine bakım:
hekimliği, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün Konak'taki
Hastanın ev ilaçları veya eczaneden alınan i- Merkez Hizmet Binası'nın zemin katında bulun-
laçlarla kendisi veya yakınları tarafından tedavisi. maktadır (3).
b) Birinci basamak tedavi hizmeti:
Hastanın ilk başvurduğu hekim veya diğer Başhekimlik ünitesinin yakınında tüm Ege Böl-
sağlık personeli tarafından evde ve ayakta bakımı. gesi emniyet mensuplarına hizmet veren Bölge
c) İkinci basamak tedavi hizmeti: Polis Polikliniği isimli bir polis dispanserinin mev-
Bölge veya Devlet Hastaneleri gibi kurumlarda cudiyeti, ve burada tetkik imkanlarının bulunması
verilen tedavi hizmetleri. sebebiyle, Başhekimlik bünyesinde verilen sağlık
d) Üçüncü basamak tedavi hizmeti: hizmetlerinde çeşitli tetkik yöntemlerinin kullanıl-
Yüksek hekimlik teknolojisinin kullanıldığı masına gerek görülmemiştir.
merkezlerde verilen tedavi hizmetleri.
Ayrıca, Emniyet Başhekimliğinin ikinci basa- Gereç ve Yöntem
mak sağlık kurumlarına sevk oranı da oldukça
yüksek seyretmektedir. Bu sevk oranının yüksekli-
Bu araştırma, tanımlayıcı tipte bir çalışmadır.
ğinin en önemli sebebi Emniyet mensupları, onların
Araştırmanın evrenini, 1993, 1994 ve 1995 yılla-
yakınları ve emeklilerinin sayılarının çok fazla ol-
rında İzmir Emniyet Başhekimliği isimli Kurum
ması ( İzmir İli dahilinde yaklaşık seksen bin kişi )
Hekimliği Polikliniği'ne başvuran hastaların tümü
ve bu kişilerinin önemli bir kısmının İzmir
oluşturmuştur.
periferine doğru dağınık bir şekilde yerleşik bu-
lunmalarıdır. Bu kişilerin İzmir'in tam merkezi olan Emniyet Başhekimliği'nin her türlü fiziki im-
Konak'taki Emniyet Başhekimliği'ne gelmeleri ba- kanlarında ve teknik yapısında 1 993, 1 994 ve 1 995
zen güç olmakta ve böylece kendilerine daha yakın yıllarında herhangibir değişiklik olmamıştır. Bu
konumda olan diğer sağlık kurumlarına ( semt yıllar arasında hizmet açısından tek bir faktör ön
polikliniklerine, devlet ve üniversite hastanelerine plana çıkarılmış, ve sadece bu faktörün etkisiyle
vb... ) başvurmaları söz konusu olmaktadır. Bu hastaneye sevk edilen hastaların sayısının azalıp
durumda mecburi olarak bazı şevklerin kurum azalmayacağı incelenmiştir. Bu faktör, ideal bir
hekiminin insiyatifi dışında, tanı ve tedavi başla- hekim - hasta ilişkisinin oluşturulup uygulanması-
dıktan sonra sadece yasal formalitelerin yerine dır. Bu yöntem 1993 yılında uygulanmamış, 1994
getirilmesi açısından yapılması gerekmektedir. Bu ve 1995 yıllarında ise uygulanmıştır.
tür sevk oranlarının her yıl başvuran tüm hastaların Başhekimlik bünyesinde uygulanan " İdeal He-
yaklaşık yüzde otuzu ( % 30'u ) kadar olduğu geç- kim - Hasta İlişkisi " modelinin kapsamında yapı-
miş yıllardaki çalışma raporlarından izlenmektedir. lanlar şu şekilde gerçekleşmiştir:
Tüm yukarıda sayılan görevlerin yanısıra, Em- 1) Hastanın verdiği anamnez çok dikkatli ve
niyet Başhekimliği tarafından bazı durumlarda, detaylı bir şekilde alınmıştır.
yasal olarak zorunlu görevler kapsamında olma- 2) Hastanın sağlığıyla ilgili çeşitli endişeleri ve
masına rağmen, tamamen bir insanlık görevi ola- korkuları giderilmeye çalışılmıştır.
rak, Emniyet Müdürlüğü Binası'nda geçici süreyle 3) Hastaya yeterli zaman ayrılmıştır ( ortalama
gözlem altına alınmış bireylere de tanı ve tedavi 15 - 20 dakika).
hizmeti verilebilmektedir.
4) Hastaya sıcak davranmak gereği ihmal e-
dilmemiştir. ( Örneğin; hasta öncelikle ra
Hapishanelerde ve/veya gözlem altındaki ki- hatça oturtulmuş, kendisine ismi ile hitap
şilerde belirli halk sağlığı sorunları ve hastalıklar edilmiş, güleryüz gösterilmiş, hastaya karşı
görülebilmektedir; örneğin: çeşitli enfeksiyonlar ( duyarlı bir yaklaşım sağlanmıştır. )
solunum yolları enfeksiyonları, enteritler vb. ), 5) Anamnez alınırken ve muayenenin her a-
travmaya ve şiddete bağlı patolojiler, tüberküloz, şamasında hastayla konuşulmuş, gereken
HIV / AİDS, hepatitler, ruhsal bozukluklar, intihar açıklayıcı bilgiler verilmiş, hastanın soruları
girişimleri vb. Bu tür hastalık ve rahatsızlıklar ö- yanıtsız bırakılmamıştır.
zellikle gözlem süresi ve hapishanede kalış süresi- 6) İleri tetkik ve tedavi gerektiren, birinci ba
nin artmasına paralel olarak daha sık görülmekte- samak kapsamında tanı ve teşhise gidile
dirler. Bu grupların tıbbi bakım talepleri de daha meyen durumlarda, durum hastaya açıkça
özel bir sağlık hizmeti verilmesini gerektirmektedir söylenmiş, " Öncelikle Hastaya Zarar Ver
(4). Türkiye'mizde ise özellikle gözlem altındaki meme " prensibi ön plana alınmıştır.
kişilere verilebilecek sağlık hizmetlerinde bir belir- 7) Tedavi ve benzeri sağlık uygulamalarının
sizlik, karışıklık söz konusudur. Daha çok da sem- yapılması gereken durumlarda hastadan
patik ikmal yoluyla hastalara yardımcı olunmaya tıbbi kurallara uygun olacak şekilde bizzat
çalışılmaktadır. yardımı ve katkısı istenmiştir.
8) Mümkün olduğunca en uygun, en ucuz şe- Cumartesi günü tüm personelin mevcut oldu-
kilde reçete düzenlenmiş, gereksiz tanı ve ğu toplantıda, ideal hekim - hasta ilişkisi modeli
tedavi yöntemlerinden uzak durulmaya konusunda yapılan eğitimin genel değerlendirmesi
çalışılmıştır (5,6,7) sözlü olarak yapılmıştır. Söz konusu eğitim katı-
Yukarıda belirtilen sekiz maddeyle, uygulan- lımcılar tarafından çok ilginç ve başarılı bulun-
mış olan ideal hekim - hasta ilişkisi modelinin ana muştur. Yapılan bu çalışma sırasında, eğitim alan
hatları ortaya konmuştur. Bu modelin geliştirilmesi Başhekimimiz 30 yıllık, diğer hekim arkadaşımız-
ve uygulanması sürecinde, halk sağlığı uzmanı olan dan biri 15 ve diğeri ise 17 yıllık hekimlerdir. Hem
yazar, Bölge Polis Polikliniğinde sözleşmeli olarak eğitici hem de eğitim alan konumunda olan yazar
çalışan bir psikiyatri uzmanı ve Ege Üniversite- ise 5 yıllık hekimdir. Verilen bu eğitim gerek içeri-
si'nde öğretim üyesi olarak çalışan bir sosyolog ği gerekse kullanılan yeni eğitim teknikleri sebe-
tarafından oluşan bir eğitici ekip kurulmuştur. Bu biyle tüm katılımcıların azami düzeyde ilgisini
ekip Başhekimlik doktorlarına ideal hekim - hasta çekmiştir. Bu eğitim süreci sonunda, İzmir Emniyet
ilişkisi hakkındaki teorik bilgileri, 1993 yılının A- Müdürlüğü Başhekimliği'nde uygulanmaya başla-
ralık ayının ikinci haftasında vermiştir. Hafta içinde nan "İdeal Hekim - Hasta İlişkisi" Modeli tüm Baş-
mesai saatlerinden sonra (saat 17:00 ila 19:00 hekimlik personeli tarafından benimsenmiş ve
arasında), üç gün boyunca, ikişer saatlik üç ayrı 1994 ila 1995 yıllarında hiçbir taviz verilmeden
seansta ilgili eğitim verilmiştir. Ayrıca haftasonu uygulanmıştır.
tatiline denk gelen bir Cumartesi günü, Başhe- Bu araştırmada oluşan verilerin istatistiksel a-
kimlik personeli (doktorlar, hemşireler, memur ve nalizleri sırasında ise " Bağımsız Gruplarda İki Yüz-
hizmetli) İzmir'deki Polisevi toplantı salonunda de Arasındaki Farkın Önemlilik Testi ( T testi ) "
konuyla ilgili toplantıya çağrılmışlardır. uygulanmıştır (8 )
Bu toplantıda hekim dışı personele, uygula-
nacak olan ideal hekim - hasta ilişkisi konusunda Bulgular
bazı bilgiler, Başhekimimiz ve Yazar tarafından
aktarılmıştır. İdeal hekim - hasta ilişkisinin oluş-
İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne
turulması sürecinde sağlık kurumunda çalışan he-
1993 yılında toplam 37169, 1994 yılında toplam
kim dışı tüm çalışanların da önemli rolleri olduğu
34904 ve 1995 yılında ise toplam 45205 hasta
gerçeği bir kez daha ortaya konmuş ve ilgili kişiler
başvurusu olmuştur. 1 993, 1 994 ve 1 995 yıllarında
olumlu yönde motive edilmişlerdir.
yapılan tüm hasta başvuruları değerlendirildiğinde
Hekimlerin konuyla ilgili eğitim süreçlerinde, değişik sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlara göre
eğitici ekip kendi uzmanlık alanları çerçevesinde her üç yılda da en çok hasta başvurusu Emniyet
gerekli teorik bilgileri aktarmışlardır. Eğitim sıra- Kadrosunda fiilen çalışanlar tarafından olmuştur.
sında sözlü aktarımlar yapılırken konuyla ilgili say- Bunları çalışanların yakınları ve emniyet emeklileri
damlardan ve slaytlardan yararlanılmıştır. Yapılan izlemiştir ( Tablo 1 ). Yapılan hasta başvurularının
sözlü sunumların birer örneği yazılı olarak da ka- çoğunluğu erkekler tarafından yapılmıştır ( Tablo
tılımcılara verilmiştir. Hemşire arkadaşların yardı-
2). Yine her üç yılda yapılan tüm hasta başvuruları
mıyla role playing tarzında hekim - hasta ilişkileri
değerlendirildiğinde, en çok 35 - 44 yaş grubunda,
hakkında olumlu ve olumsuz senaryoları içeren
en az ise 65 ve üstü yaş grubunda hasta başvuru-
beşer dakikalık canlandırmalar gerçekleştirilmiştir.
ları olduğu anlaşılmıştır ( Tablo 3 ).
Her eğitim seansının sonunda yarım saatlik soru ve
tartışma bölümü ayrılmıştır.
Tablo 1. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1993, 1994 ve 1 995 yıllarında
yapılan hasta başvurularının hastaların çalışma durumlarına göre dağılımı

1993 Yılı 1994 Yılı 1995 Yılı

Sayı Yüzde (* ) Sayı Yüzde ( * ) Sayı Yüzde ( * )

Fiilen çalışanlar 22673 61 20942 60 28479 63

Emniyet emeklileri 5947 16 5236 15 6781 15

Çalışanların yakınları 8549 23 8726 25 9945 22

Toplam hasta başvurusu 37169 100 34904 100 45205 100

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler.

Tablo 2. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1993, 1994 ve 1995 yıllarında


yapılan hasta başvurularının hastaların cinsiyetlerine göre dağılımı

1993 Yılı 1994 Yılı 1995 Yılı

Sayı Yüzde ( * ) Sayı Yüzde ( *) Sayı Yüzde ( * )

Kadın 13381 36 13613 39 18534 41

Erkek 23788 64 21291 61 26671 59

Toplam hasta başvurusu 37169 100 34904 100 45205 100

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler.

Tablo 3. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1993, 1994 ve 1995 yıllarında


yapılan hasta başvurularının hastaların yaş gruplarına göre dağılımı

1993 Yılı 1994 Yılı 1995 Yılı

Sayı Yüzde ( * ) Sayı Yüzde ( * ) Sayı Yüzde (*)

1 5 - 24 yaş arası 6691 18 5934 17 6781 1 5

2 5 - 3 4 yaş arası 7805 21 7679 22 9041 20

3 5 - 4 4 yaş arası 10036 27 8726 25 12205 27

45 - 54 yaş arası 5575 15 4887 14 7685 17

55 - 64 yaş arası 3717 10 4188 12 4973 11

65 yaş ve üstü 3345 9 3490 10 4520 10

Toplam hasta başvurusu 37169 100 34904 100 45205 100

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler.

Not: Emniyet Başhekimliğine 1 5 yaşın altındaki hastaların başvurusu kabul edilmemektedir. Bu hastalara Bölge Polis
Polikliniği'ndeki Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları hizmet vermektedir.
İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne, edilmiş, 1 2329 tanesi ise ( % 35,3 ) sevk edilmiştir (
1993 yılında 37169 hasta başvurusu olmuş, baş Tablo 4). 1995 yılındaki toplam hasta başvurusu
vuruların 22013 tanesi ( % 59,2 ) bizzat kurumda 45205 olmuş, bu başvurulardan 29032 tanesi ( %
tedavi edilmiş, 1 5 1 5 6 tanesi ( % 40,8 ) ise ikinci 64,2 ) kurumda tedavi edilmiş, 16173 tanesi ise ( %
basamağa ( hastaneye ) sevk edilmiştir ( Tablo 4). 35,8 ) ise sevk edilmiştir ( Tablo 5).
1994 yılında, 34904 hasta başvurusu olmuş, baş
vuruların 22575 tanesi ( % 64,7 ) kurumda tedavi

Tablo 4. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1993 ve 1994 yıllarında yapılan hasta
başvurularının tedavi edilen ve sevk edilen hastalara göre dağılımı

1993 Yılı 1994 Yılı

Sayı Yüzde ( * ) Sayı Yüzde ( * )

Tedavi edilen hastalar 22013 59,2 22575 64,7

Sevk edilen hastalar 15156 40,8 12329 35,3

Toplam hasta başvurusu 37169 100,0 34904 100,0

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler. ( t =


15,27 ) ( p < 0,01 )

Tablo 5. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1993 ve 1995 yıllarında yapılan hasta
başvurularının tedavi edilen ve sevkedilen hastalara göre dağılımı
1993 Yılı 1995 Yılı

Sayı Yüzde (*) Sayı Yüzde ( * )

Tedavi edilen hastalar 22013 59,2 29032 64,2

Sevk edilen hastalar 15156 40,8 16173 35,8

Toplam hasta başvurusu 37169 100,0 45205 100,0

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler. (


t = 15,15 ) ( p < 0,01 )

1 994 yılında hasta sevk oranı 1 993 yılına göre 1995 yılında 1994 yılına göre tedavisini Kurum
% 5,5 azalmıştır ( t = 1 5,27 ) ( p < 0,01 ). 1 995 Hekimliği'nde yaptırmak isteyen ve sevk istemeyen
yılında da sevk oranı yine 1993 yılına göre % 5,0 hastaların başvuru sayısında oldukça fazla bir artış
azalmıştır ( t = 1 5,1 5 ) ( p < 0,01 ). Her iki sevk olmuştur. Bu sayı 1994 yılında 22575 iken, 1995
oranındaki azalma istatistiksel olarak anlamlıdır. yılında ise 29032 olmuştur. Uygulanan ideal Hekim
1995 yılında, 1994 yılına göre görülen sevk ora- - Hasta İlişkisi modelinin bu artışta rolü olduğu
nındaki % 0,5'lik artış istatistiksel olarak anlamlı ifade edilebilir ( Tablo 4) ( Tablo 5) ( Tablo 6).
bulunmamıştır ( t = 1,48 ) ( p > 0,05 ). Oysa,
Tablo 6. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği'ne 1994 ve 1995 yıllarında yapılan hasta
başvurularının tedavi edilen ve sevk edilen hastalara göre dağılımı

1994 Yılı 1995 Yılı

Sayı Yüzde ( *) Sayı Yüzde ( * )

Tedavi edilen hastalar 22575 64,7 29032 64,2

Sevk edilen hastalar 12329 35,3 16173 35,8

Toplam hasta başvurusu 34904 100,0 45205 100,0

( * ) Yüzdeler kolonların yüzdelerini ifade etmektedirler. (


t= 1,48 ) ( p > 0,05

Böylece, hastalar daha süratle, zaman kaybı ol-


maksızın, daha az mali kaynak harcanarak ve daha
az iş gücü kaybıyla tedavi edilebilmiştir. Ayrıca,
Tartışma ve Sonuç ikinci basamak sağlık kuruluşlarının ( hastanelerin )
iş yüklerinin azalmasına yardımcı olunmuştur.
Hastalığın teşhis ve tedavisindeki başarıda, i-
deal şartlarda oluşturulan hekim - hasta ilişkileri-
zmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliği isimli Kurum
nin çok önemli bir rolü olduğu Dünya'daki çeşitli
Hekimliği'nde, İdeal hekim - hasta ilişkisinin
araştırmaların sonucunda anlaşılmıştır. Diabet,
uygulanmadığı 1993 yılı ile uygulandığı 1994 ve
hipertansiyon, kalp hastalıkları ve benzeri birçok
1995 yılları karşılaştırıldığında, 1994 yılında
kronik hastalıklarla, psikosomatik ve psikiyatrik
1993'e göre; ve ayrıca, 1995 yılında 1993'e göre,
hastalıkların tedavilerinde ideal bir hekim - hasta
ikinci basamağa (hastaneye) olan hasta şevklerinin
ilişkisinin kurulmasının, sonraki tedavi sürecini
oranlarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar
olumlu yönde etkilediği günümüzde bilimsel olarak
görülmüştür (Tablo 4) (Tablo 5). 1995 yılında ise,
kanıtlanmıştır. İdeal şartlarda, hekim tıbbi bilgisini
1994 yılına göre, sevk oranında görülen çok az
kullanarak hastasına yardımcı olurken, hasta da
artış, istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır
aktif olarak kendi tedavisine katılmalıdır. Hem he-
(Tablo 6).
kimin hem de hastanın karşılıklı olarak birbirlerini
1993 yılında, ideal hekim - hasta ilişkisi mo- olumlu yönde etkilemeleri ve iletişim kurmaları çok
deli uygulanmadan önce, hekim başına günde or- önemlidir. Fakat ideal bir hekim - hasta ilişkisinin
talama 22 hastaya tanı ve tedavi hizmeti verilirken; kurulması sürecinde karşılıklı saygıdan da ödün
1994 yılında hekim - hasta İlişkisinin ideal şartlar- verilmemelidir, ciddiyetten uzaklaşılmamalıdır ( 5, 6
da uygulandığı dönemde, hekim başına günde ). İşte bu şartlar çerçevesinde geliştirilen ideal he-
ortalama yine 22 hastaya hizmet verilmiş olmasına kim - hasta ilişkileri özellikle birinci basamaktan
rağmen, hastaneye sevk oranında anlamlı bir azal- ikinci basamağa olan sevklerde anlamlı azalmalar
ma olmuştur. Yine aynı modelin uygulandığı 1995 sağlamaktadır. Bu durum hem ülkemiz hem de
yılında ise hekim başına günde ortalama 29 has- diğer ülkelerde yapılan çeşitli çalışmalarda ortaya
taya hizmet verilmiş olmasına rağmen, hastaneye konmuştur. Hastaların tedavilerinin birinci basa-
sevk oranında 1994 yılına göre anlamlı bir artış mak sağlık kurumlarında gerçekleşmesi sürecinde,
olmamıştır. Hasta - hekim ilişkileri daha iyiye git- sevk oranlarının da azalmasıyla, ikinci basamağı
tikçe ve ideal şartlara ulaştıkça, birinci basmak
sağlık kurumu gibi çalışmakta olan Emniyet Başhe-
kimliği'nden, ikinci basamak sağlık kurumlarına
yapılan şevklerde anlamlı azalmalar saptanmıştır.
oluşturan sağlık kurumlarının ( hastanelerin ) iş
yükü azalmakta, sağlık sektörü açısından verimlilik
artmakta, genelde sağlık hizmetlerinde belli oran-
Kaynaklar
da bir maliyet azalması sağlanmakta ve hastalar
açısından zaman kayıpları asgari düzeylere in-
mektedir (5,9,10).
1. Velicangil S. Koruyucu ve Sosyal Tıp. İstanbul: Filiz Kitabevi;
Sağlığın çağdaş tarifine uygun olarak bireysel
1980: 1.
bazdan başlayıp toplumsal düzeye ulaşan sağlık
2. Fişek NH: Halk Sağlığı'na Giriş. Ankara: Hacettepe Üniversitesi
hizmetlerinin, başarılı ve etkili bir şekilde verilmesi - Dünya Sağlık Örgütü Hizmet Araştırma ve Araştırıcı Yetiş-
gereklidir. Bu aşamada Birinci Basamak Sağlık Hiz- tirme Merkezi Yayını, No:2; 1983: 4-6.
metleri'nin sunumunda, Sağlık Evleri, Sağlık Ocak- 3. İzmir Emniyet Müdürlüğü Başhekimliğinin 1993 - 1994 ve

ları ve benzerlerinin yanısıra, iyi çalışan Kurum 1994 - 1995 yılları karşılaştırmalı çalışma ve genel değer-
lendirme raporları.
Hekimlikleri ile İşçi Sağlığı Merkezleri'ne de önemli
4. Weisbuch JB. Prison Health. İn: Last JM., Wallace RB (eds). Public
görevler düşmektedir. Kurum Hekimliği'nin, Birinci Health & Preventive Medicine. Connecticut, U.S.A.: Appleton
Basamaktaki önemini inkar etmeden, bu hekimlik- & Lange Publication; 1 992: 11 60.
lerin işlevlerini çağdaş düzeye getirmek gereklidir. 5. Speedling EJ, Rose DN. Building an effective doctor - patient
Bu aşamada, bu kurumlarda ideal hekim - hasta relationship; from patient satisfaction to patient
participation. Soc Sci Med, 1985; 21 ( 2 ): 11 5 - 20.
ilişkisininin uygulanmasının bile tek başına bu
6. Toker SO. Hekimler ve hastalar arası iletişim - etkileşim. Sağlık
kurumların işlevlerini arttırdığı ve hastanelere sevk
ve Sosyal Yardım Vakfı Dergisi, 1994; 4 ( 3 ): 8 - 9.
olan hastaların sayısını azalttığı bu çalışmamızla 7. Tuckett D. An Introduction to Medicai Sociology. London:
bir kez daha ortaya konmuştur. Tavistock Publications; 1986: 190.
Kurum hekimliği bazında verilen sağlık hiz- 8. Saunders BD, Trapp RG. Basic and Clinical Biostatistics.
Connecticut, U.S.A.: Appleton & Lange Publication; 1990.
metlerinde, iyi bir hekim - hasta ilişkisinin kurul-
9. Güler Ç. Sağlıkta iletişim. Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı Dergisi
masıyla, ikinci basamağı oluşturan sağlık kurumla-
1992; 2: 21-4.
rının ( hastanelerin ) yükünde anlamlı düzeyde bir 10. Kasapoğlu A. Hekim hasta ilişkisi ve uygulama davranışı.
azalma söz konusu olacaktır. Bu durum da, halkı- Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı Dergisi 1991; 1: 23-6.
mıza sağlık hizmetlerinin sunumu aşamasında çok
olumlu gelişmelere ve iyileşmelere sebep olacaktır.
Akraba Evliliğinin Kültür Birikiminde Ve
Toplum Hayatındaki Bazı Görünümleri :
Dil, Din Ve Tıp

• Dr. Dursun AYAN (Uzman) • Rahime BEDER-ŞEN (Uzman) • Semra YURTKURAN (Uzman)
Gülsen ÜNAL (İstatistikçi)

Özet Summary
Akraba evliliği olgusu tıp alanındaki çalışmalar Some Appearances of Consanguineous
ile bir sorun olarak kendinî gösterse de, aslında Marriage at Cultural Accumulation and Societal
kökleri tarihîn erken dönemlerine gitmektedir. Dil, Life: Language, Religion and Medicine.
din ve gündelik hayat pratiklerinin kültürel geri Hovvever, consanguinity have shovvn itself as a
planında akraba, akrabalık, kanbağı ve evlilik kav- problem with in studies at medicine, as a matter in
ramları hem birlikte hem de ayrı ayrı olarak vardır. fact, its roots have been going to early period of
Bu makalede akraba evliliği kavramı, bu olgunun history. Kin, kinship, consanguinity and family
çağcıl önemi açısından, bazı görünümleri ile ele concepts have been in cultural backgraund of
alınmıştır. Ayrıca okuyucu ve araştırmacılar için language, religion and everyday life practices as a
küçük bir kaynakça verilmiştir. unity and also with combination of each others. İn
this article consangeneous marriage concept
studied with its some appareances because of its
importance in modern age. And a brief
bibliographical list is given for readers and
researchers.

Bu yazı Aile Araştırma Kurumu Başkanlığınca yapılan Akraba Evliliğinin Kültürel Nedenleri-Ankara Örneği adlı çalışmanın birinci
kısmına dayanmaktadır. Söz konusu çalışmanı danışmanlığını Prof. Dr. Ergül Tunçbilek yapmıştır. Konuyu tamamlayıcı olması bak ı-
mından bkz. Ayan, D., R. Beder-Şen, G. Ünal, S. Yurtkuran"Ankara'da Akraba Evliliği", Aile ve Toplum, cilt. 1, sayı. 4, (s. 7-25).
Yazının bütünlüğü için yukarıda belirtilen çalışmadaki bazı bilgiler tekrarlanmıştır.
maktadır.2 Ancak hısım kavramına ayrıca deyinmek
gerekir.
Akrabadan başka Arapça'dan Türkçe'ye geçen
Konu
ve oldukça fazla kullanılan diğer bir kavram da
hısımdır. Hısımlık, yakınlık, evlilik bağı ile olan
Akraba evliliği, olgusu, tıp bilimlerindeki ça-
yakınlık, soydaşlık, aralarında yakınlık bulunan
lışmaların ilerlemesiyle birlikte, toplumun günde-
kimseler anlamındadır Anadolu'nun bazı bölgele-
minde daha çok ilgilenilen bir konudur. Akraba
rinde akraba ve hısım aynı anlamda kullanılsa bile
evliliği, aslında, kökleri tarihte olan olgu olduğu
kan bağı olanlara akraba; aralarında kan bağı ol-
için kültürel hayattaki görünümleri dilde, edebi-
mayanların evlilikleriyle oluşan, evlenen çocukların
yatta, halk biliminde oldukça yaygındır. Beşerî
yakınlarına hısım dendiği bilinmektedir.3 Bazı ak-
bilimlerin konuları, yapıları nedeniyle, diğer bilim-
raba evliliklerinden dolayı taraflar biri birilerine
lerin ve teknolojilerin konularıyla ortak alanlar
"hem hısımız, hem akrabayız" demektedir. Bu ay-
oluşturabilmekte, yeni disiplinler ortaya çıkmakta-
rım evlilik öncesi ve sonrasında ailelerin birbirleri-
dır. Akraba evliliği bağlamında da durum böyle bir
ne göre konumlarına işaret eden ayırımdır.
görünüm sergilemekte, tıp sosyolojisi, tıp antro-
polojisi gibi alanlar şekillenmektedir. Tıp bilimleri, Türkçe'nin erken dönemlerinde bu kavramı
akraba evliliğinin sakıncalarına deyinse de, Türki- yakın, yağu:k sözcükleri karşılamış görünmektedir.
ye'de ve diğer bazı kültürlerde akraba evliliğinin Aynı zamanda yakın; akraba için, zaman için ve
uzunca bir süre daha geçerli olacağını hesaba kat- yer için kullanılmaktadır. "Yekke yakın kelse /
mak gerekir. biligke yakın / özke yakın" bunlara birkaç örnek
olarak verilmektedir.4 (Clauson, 1972). Yakınlık da
Akraba evliliği doğrudan "akraba", "aile"
bu sözden türemiştir. Türkçede başka kavram ve
olguları ile ilgilidir, bu konulardaki tanımlar, yak-
terimler de kullanılmıştır: bunlardan soy ve sop
laşım biçimleri dil dünyası zenginliği ile bilimsel
sözcüklerini içeren bir kavram olarak oguş aile ve
akıl yürütmelere ve açıklamalara olanak vermektir.
akrabalığa işaret etmektedir. Türkçenin erken dö-
Bu yazıda akraba evliliği ile ilgili belli başlı kav-
nemlerini dikkate alan birinci el sözlüklerde
ramlara, tıp sosyolojisi için çağrıştırdıklarına deyi-
(Kaşgarlı Mahmud, Divan'ü Lügat'it Türk) ve Türkçe
nilecek ve okuyucu için küçük bir kaynakça veri-
etimoloji çalışanlarda (J. Nemeth, A.V. Gabain, A.
lecektir.
Caferoğlu, G. Clauson) oymak (Moğolca ayimak ve
Kavramlar
urug da hatırlanabilir) kabile, boy, soy, akraba,
nesil, aile olarak karşılanmaktadır.5
2.1- Akraba
Türk kültürüne akraba sözcüğü Arapça karîb
(tür. yakın) sözcüğünün çoğul şekli olan akribâ'dan 2
TDK, Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu yay., (dokuzuncu baskı),
gelmektedir. Türkçe ses uyumundan dolayı akraba Ankara
3
Türk Dil Kurumu'nun yayınladığı Derleme Sözlüğü ve Tarama
şeklini almıştır. Arapça' da kurb sözü yakınlık Sözlüğü bu kavramların farklı yörelerde kullanılmasını gös-
anlamına gelmektedir.1 Türk kültürü içinde kulla- termektedir.
4
nılarak bir kavram haline gelen akraba sözcüğü, Clauson, Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth
Century Turkish, Oxford, At Clarendon Press, Oxford, 1 972.
aynı zamanda antropoloji, sosyoloji, etnoloji gibi 5 Donuk, Abdülkadir "Çeşitli Topluluklarda ve Eski Türklerde Aile",
disiplinlerin önem verdiği konu olmuştur. Akraba İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, sayı:33,
kelimesi genel olarak, "kan ve evlilik yoluyla birbi- Mart 1980-1981, (s.147-168) ayrıca, in Dikeçligil, B. - A.
Çiğdem, (ed), "Türk Ailesi", Aile Yazılan, cilt: I, Aile Araştırma
rine bağlı olan kimseler, hısım" olarak tanımlan- Kurumu yay., Ankara 1991, (s. 287 - 301). Eröz, Meh-
met, Türk Ailesi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1977. ayrıca
in Dikeçligil, B. - A. Çiğdem, (ed) , "Türk Ailesi", Aile Yazıları,
Eyüboğlu, İsmet Zeki, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, (ikinci cilt: I, Aile Araştırma Kurumu yay., Ankara 1991, (s. 225-
baskı), Soysal yay., İstanbul, 1991. 247).
Batı dillerinde akraba karşılığı kullanılan evlilik..." 9( yakın akraba evliliği veya birinci dere-
kavramlardan birisi olan relative (İng)/ relatif (fr) ceden akraba evliliği kastedilmektedir. Bu tanımına
kavramı bu dillere Geç Dönem Latince'deki kardeş torunlarının evlilikleri uzak akraba evliliği
relatus/relativus sözcüğünden geçmiş. Bir yere, bir veya ikinci derece akraba evliliği de eklenince ta-
şeye dayanmak anlamındadır. Yakınlık, ilişki anla- nım birinci ve ikinci dereceden akrabaların evlilik-
mında da kullanılan relation (İng) da örneğin Orta lerini kapsamaktadır.
dönem İngilizce ve Fransızca'ya Latince'den Akraba evliliği kavramının yukarıda belirtilen
relatio'dan gelmektedir.6 sınıflamasından başka bir de paralel yeğen evliliği
İngilizce'de kullanılan ve köken olarak Orta (parallel-cousin marriage) ve çapraz yeğen evliliği
Dönem İngilizce'ye (kin / kiu / kuu) ve Anglo- (cross-cousin marriage) sınıflaması vardır. Amca
Saksonca'ya (cyuu / cyu / kin / kind) dayanan kin kızı-Amca oğlu ve Teyze Oğlu-Teyze Kızı arasın-
sözcüğü de aile, akraba, halk, doğumla veya evli- daki evlilikler paralel, Dayı Oğlu-Hala Kızı ve Hala
likle birbirine bağlı olanlar anlamındadır.7 Yakın ve Oğlu-Dayı Kızı arasındaki evlilikler çapraz yeğen
akraba kavramları gündelik hayatta oldukça geniş evlilikleridir.10
bir kullanım alanına sahiptir. Uzaktan akraba, yakın Akraba evliliği kavramının batı dillerindeki
akraba, akrabayı talukat, yakınım, soyum-sopum, bilimsel karşılığı olan consanguineous sözcüğü,
amcam-dayıcam gibi belirlemelerin hepsi geniş Latince kan anlamına gelen sanguis ve ortak an-
anlamda sosyolojik ve antropolojik birliğe işaret lamına gelen con sözcüklerinden yapılmıştır. Bu
etmektedir. Akraba kavramının incelenmesi sosyal kavramsal belirlemenin, örneğin İngilizce'deki ak-
bilimlerin tümü için önemli bir araştırma konusu raba, halk birliği, aile anlamına gelen "kin" sözcü-
olmuş, bu kavramın farklı kültürlerde tarif edici ve ğü ile değil de doğrudan kana dayanan bir söz-
tasnif edici özelliklerinden hareket ile aile ve evlilik cükle karşılanması bu kültürlerde de akraba kav-
olgularına/kurumlarına çeşitli yaklaşımlar sağlan- ramının geniş anlamından kaynaklanmaktadır.
mıştır.8

2.3-Aile
2.2- Akraba Evliliği Akrabalık ile yakından ilgili iki kavram olarak
Akraba kavramının bu geniş kullanımı yanında evlilik ve aile kavramlarına ve/ya olgularına bu
genetik biliminde (consanguineous marriage) ve çalışmada fazlaca deyinilmeyecektir. Bazı kuramcı-
kültür bilimlerinde kullanılan akraba evliliği (kin lara göre evlilik ve aile kurumları, daha geniş olan
marriage (İng)/ Verwandtenheire (alm)/ kavramı da akrabalık sisteminin birer parçası ve görüntüsü-
vardır ki bu özel bir kullanımdır. Gündelik dilde dürler. Sistemin anahtarı, akrabalık sözcüklerinde
kullanılan "akrabadan evlenmek" durumu her ko- saklıdır. Akrabalık sözcüklerini bir yana bırakarak
şulda kültür bilimleri ve genetik bilimleri açısından evlilik ve aileyi incelemek, olanak dışı değilse de
"akraba evliliği" sayılmamaktadır. Bilimsel anlamda zordur. Buna karşılık akrabalık sistemi, çözümle-
ve bu çalışmada kullanılan anlamıyla akraba evliliği nince, evlilik ve aile sistemleri çok kolaylıkla açık-
/ consanguineous marriage (İng):" Çeşitli evlilik lanabilmektedir.11
bağlarıyla akraba olan kimselerin; özellikle yeğen-
lerin (kardeş çocuklarının) birbirleri arasındaki 9
Sedat Veyis Örnek, Etnoloji Sözlüğü, Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih-Coğrafya Fakültesi yay., Ankara, 1971.
TO (Winick, Winick, Charles, Dictionary of Anthropology, Green
6
Webster's Webster's New Twentieth Century Dictionary, Wood Press, Connecticut,1969; Örnek, yage; Ergül Tunçbilek,
Unabridged Second Edition. "Türkiye'de Akraba Evlilikleri", Katkı, 6 / (2), 1985, (s. 129-
7
Webster's 136); A. Hanaoğlu- E. Tunçbilek, "Akraba Evlilikleri, Sosyo-
8
Ali Rıza Balaman, Akrabalık, Evlilik ve Türleri, Karınca Matbaa- Demografik Özellikleri ve Çocuk Ölümlerine Etkileri", Çocuk
cılık yay., İzmir 1982; Bozkurt Güvenç, İnsan ve Kültür, Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 1997, (s.139-1 53).
Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984. 11
Balaman, yage, Güvenç, yage; Sayın, Aile Sosyolojisi, Ege
Üniversitesi yayınları, İzmir, 1990.
Aile ile ilgili tanımlarda ön plâna çıkan belli 3.Akraba Evliliği İle Kurulan Aile
başlı unsurlar; cinsel ilişki; bu ilişkinin biyolojik,
sosyolojik, dinî, hukukî/kanunî /meşruiyeti; bu Akraba evliliği yoluyla kurulan aile olgusunun
ilişkiden doğan ve geçen kan bağı ile bağlı kuşak- birincil belirleyicisi eşler ve onların ataları arasında
lar; bu kuşaklar ve aile üyeleri arasındaki toplumsal kan bağının olmasıdır (kardeş çocukları, kardeş
ilişkilerde süreklilik ve bunun gereği olan toplum- torunları). Sosyolojik ve antropolojik yönden "ak-
sallaşma ve meşrulaştırma süreçleri. Bunlara ek rabadan evlenmek" gündelik dil kullanımında geniş
olarak ailenin kurulmasına öncülük eden ve ailenin aile olgusunu ve geniş aile tipini hatırlatır durumda
sürekliliği sırasında etkili olan evlilik süreçleri de olabilmektedir. Bir ölçüye kadar bazı yörelerde
aile kavramının tanımında dikkate alınmalıdır. devam eden, boy, sülale, aşiret ve kabileye bağlığı
"Bu bağlamda aile tanımları yapılırken aileyi da çağrıştırmaktadır. Akrabadan evlenenlerin kar-
oluşturan temel unsurlar dikkate alınmıştır. Aile, deş çocuğu ve kardeş torunu olanları dışındaki
kuşak ilişkilerine göre ana, baba ve çocuktan mey- uzaktan akrabalar birinci ve ikinci dereceden "ak-
dana gelen bir gruptur (Winch, 1965). Eşlerin cinsel raba evliliği" kapsamına girse de bunlar arasında
ilişkisine dayalı, çocuk sahibi olma ve bu çocukları kanbağının olması önemlidir. Eski zamanlardan
yetiştirme özellikleri gösteren bir gruptur (Maclver- beri oldukça işlevsel olan atalar ruhu, grup daya-
Page, 1965). Aile en az iki neslin bir arada bulun- nışması, aileler birliği gibi dinî, tarihî, mitolojik ve
duğu, kan bağı ile karakterize edilen küçük bir beşerî fenomenlerin kendini sürekli kıldığı önemli
sosyal örgüttür (Sumner-Keller, 1966). Aile ana, kültür dinamikleri hem işlevselliklerinden hem de
baba, çocuklar ve tarafların kan akrabalarından psikolojik etkilerinden dolayı yaşayagelmektedir.
(aile biçiminin gereğine göre) meydana gelmiş Akraba evliliğinin geleneksel, töresel ve örfî nite-
ekonomik ve toplumsal bir birliktir".12 likli kültürel boyutları da vardır. Ailelerin içlerine
"Güvenç (1972) toplumun evrimini ailenin ev- yabancı sokmak istememeleri, akrabalık ruhunun,
rimine bağlayan evrim teorilerinin bugün geçerlili- dayanışmasının dışarıdan birinin etkisi ile bozula-
ğini tümüyle yitirmiş olduğunu, akrabalık sistem- cağı inancı, üretim ve mülkiyet potansiyelinin akra-
lerinin modern toplumlar içerisindeki yeri ve önemi ba dışı insanlar tarafından parçalanmaması, gele-
üzerinde yapılmış sosyolojik araştırmaların, belki neksel otoriteye uyum ve bu yolla maddî, manevî
de bu teorinin tersinin daha da doğru olabileceğini birikimlerin varlığının ve geleceğinin güvence altına
gösterdiğini belirtir. Buradan giderek ailenin top- alınması akraba evliliği olgusunun temel kurum-
luma değil, toplumun aileye ve akrabalık sistemle- laşma dayanakları olarak dikkate alınabilir.
rine biçim verdiği söylenebilir. Yine aynı şekilde
toplum akraba evliliklerinin de yapılıp yapılmama- 4. Beşeri Bilimlerinden Tıp Bilimlerine
sında etkilidir".13 Akraba Evliliği

Genetik, biyoloji, veterinerlik ve diğer tıp bi-


limlerinin kaydettiği gelişmeler sonucu, belirli bir
12
Önal Sayın, Aile Sosyolojisi, Ege Üniversitesi yay., İzmir 1990;
oranda hastalıklı çocukların doğumuna neden ol-
ve Birsen Gökçe," Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme",
Hacettepe Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, cilt:8, sayı:l-2, masıyla, akraba evliliği kültür bilimlerinde olduğu
(s.46-77), ayrıca aynı yazı için bkz. Aile Yazılan, I, Başba- kadar genetik ve tıp sosyolojisinin de konusu ol-
kanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ankara, 1991, (s.205-
223). İtalik olarak gösterilen kaynaklar yukarıda verilen eser-
muştur.14 Ancak konunun bu şekilde gündeme
lerde belirtilmiştir.
14
13 Rahime Beder-Şen, Evliliğin Kuruluşuna İlişkin Özelliklerin Akraba Evliliğinin Kültürel Nedenleri - Ankara Örneğinde, % 7
Doğurganlık İle İlişkisi, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri kadardır. Bkz. D. Ayan, Beder-Şen, G. Ünal, S. Yurtkuran,
Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1998, yage. Ayrıca bkz. Attila Hancıoğlu, - Ergül Tunçbilek, "Akraba
gelmesi akraba evliliği ile hastalıklı çocuk doğum- Son yıllarda tıp sosyolojisi alanındaki çalış-
ları arasında bazen de aşırıya giden bir ilişki oldu- malar dikkati çekmekte yeni yeni konular gündeme
ğu kanısı uyandırmaktadır. Bir yanda, doğumdan gelmektedir. Bazı çalışmalarda tıp sosyolojisi bir
itibaren görülen tüm rahatsızlıkların, (oluşum/şekil organizasyon sosyolojisi gibi düşünülse de, tıp-
bozuklukları, genetik rahatsızlıklar gibi) nedeni, kültür bağlamı hak ettiği yeri almalıdır. Akraba
böyle olmasa da bir slogan gibi kolayca, akraba evliliği konusu da bu açıdan bakılması gereken
evliliğine bağlanabilirken diğer yanda bazı rahat- konulardan birisi olma durumundadır.
sızlıklar doğrudan akraba evliliğinden kaynaklansa
da bu durum bazı ailelerce ve kesimlerce kabulle- 5.Ensest/Fücur
nilmemektedir. Bu iki kanaatin yerli yersiz veya
eksik bilgi ve spekülasyonlardan dolayı yaygınlık İnsanlık tarihi, aile içi evlenme geleneği olan
kazanması toplumun bu konuda sağlıklı bilgi sahibi ensesti/fücürü önemli ölçüde geride bırakmıştır.
olmasını engellemektedir. Akraba evliliği ko- Ancak bu çağda bazı kabilelerde gelenek olarak
nusunda halkın bilgilendirilmesi bir tür yetişkin görülmektedir. Dünya genelinde de hemen hemen
eğitimi olarak da düşünülmelidir. hukuken yasaktır. Bir suç ve sapma davranışı ola-
Akraba evliliği ile ilgili çeşitli araştırmalarda, rak çağcıl (modern) toplumlarda örneklerine rast-
ulaşılan ailelerden alınan bilgiler bir rahatsızlık lansa da, konunun niteliği bakımından nesnel bil-
durumu ortaya koyuyorsa, konunun tıp sosyoloji- giye ulaşılması güçtür.
sinden uzak olmadığını düşünmek gerekmektedir. Akraba evliliğinin tarihîne ilişkin birincil kay-
Kültür bilimleri açısından yapılan çalışmalar hangi naklar bu makalenin konusu olarak doğrudan in-
düzeyde olur isi olsun, akraba evliliği olgusu, daha celenmemiş, Çok kısa olarak ikinci elden bazı in-
çok rahatsızlıkları olan çocukların doğumu ile ak- celemelere itibar edilmiştir. Kabile dışından, aile
raba evliliği arasında bir ilişki kurulması nedeniyle dışından evlilik (exogami), aile tarihî açısından
tıbbî bakımdan halkın daha çok dikkatini çekmiştir. önemli bir olgudur. Ancak, tarihîn bazı dönemle-
Böylece hem bilginin kaynağı ve niteliği (episte- rinde kültürlerin akraba evliliğine imkan vermiş
moloji) açısından hem de konuya yaklaşım (yön- olması mümkün görünmektedir. Buna ilişkin bilgi-
tem) açısından disiplinler arası yaklaşımın zorun- ler çok net olmamakla beraber, bazı çalışmalarda,
luluğu su yüzüne çıkmıştır. Aile sosyolojisi ile tıp akraba evliliğinin bugün için hemen hemen resmen
sosyolojisinin ayrıştığı ama birbirinden de kopuk uygulanmayan şekli olan ensest/fücür örneklerine
olmadığı bir kavşağa gelinmektedir. deyinilmektedir. Özellikle, Eski Mısır'da Firavun
1 - Akraba evliliğini etkileyen nedenler ve bu- sülalelerinde görülen baba-kız, anne-oğul, kız
nun kurumlaşma süreçleri, kardeş-erkek kardeş evlilikleri dikkat çekici ör-
2- Akraba evliliğinin sonucu olarak muhte neklerdir, ıs Böyle bir ensest evliliğin nedeni olarak,
melen ortaya çıkan rahatsızlıklar ve tıp hanedana dışarıdan girecek kimselerin saltanatı
bilimlerinin tanı ve sağaltım (teşhis ve te yıkmasını önlemek gösterilmektedir. Bugünkü Pe-
davi) süreçleri. ru'nun eski sakinleri olan İnkaların da akraba ev-
liliği yaptığına deyinilmektedir.16 Eski dönemlerdeki
3- Disiplinler arası yaklaşım açısından ise tıb
bütün kültürleri kapsayacak genel bir yargıda
bî bir olguya sosyolojik yaklaşım ve/ya
bulunmak mümkün değildir. Çünkü bugün için
sosyolojik bir olgunun muhtemel tıbbî so
birbiriyle çelişir görünen farklı bilgilere rastlan-
nuçları.
maktadır.

Evlilikleri, Sosyo-Demografik Özellikleri ve Çocuk Ölümleri 15 Anthony Smith, İnsan, Yapısı ve Yaşamı, (çev. Erzen Onur-
Üzerine Etkileri", Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, Nida
1998/41,(s. 139-153). Tektaş), Remzi Kitabevi, (ikinci baskı), İstanbul, 1979. 16
yage.
"Akraba evlilikleri, tarihîn çok eski devirlerin- mez. Katoliklerde ikinci derece kuzen evlilikleri
den beri yapılagelmektedir ve bu tip evlilikler için özel bir izne bağlıdır." 18
toplumların çok değişik değer yargıları vardır.
Etnografik araştırmalar hısımlıkla ilgili evlenme 6.Akraba Evliliğinin Tarihi Görünümlerinden
engelleri konusunda ilginç verileri kapsamaktadır. Bazı Örnekler
Totem sisteminde akrabalıkları pek uzak olsa bile
bir erkeğin annesinin totemine mensup kadınlarla Bu yazının içeriği, semavî olmayan dinlere mensup
evlenmesi yasak olduğu halde, Meksika'nın Sierra kültürlerin erken dönemlerinde akraba evliliğinin
Madre bölgesinde baba kız evlenmeleri oldukça sık olup olmadığına ilişkin bir yargıda bulunacak
ve büyük çoğunlukla ekonomik nedenlerle yapıl- verilere sahip değildir. Ancak Japon Medenî
makta idi. Aynı kabileden bir kızla evlenmeyi büyük Yasası'nın akraba evliliğini yasaklaması, daha ön-
bir dehşetle karşılayan Khondlar tehlikeyi önlemek celeri bu tür evliliklerin olduğuna ve bazı sakınca-
için kız çocuklarını öldürürlerdi. Veddahlar ise larının görüldüğüne işaret etmesi bakımından
erkeğin ablasıyla evlenmesini suç saydıkları halde, anlamlıdır.
kendisinden küçük kız kardeşi ile evlenmesini İbn Haldun'un toplumsal tarih niteliğindeki
hoşgörürlerdi. Güney Avustralya kabilelerinde bir Mukaddime adlı eserinde19 el-asabiye bağı20 ö-
erkeğin annesi, kız kardeşi, birinci ve ikinci dere- nemle vurgulanmaktadır. Bu kavramın akraba ev-
ceden kuzenleri ile cinsel ilişkisi yasak olduğu hal- liliğini kapsaması normaldir. İbn Haldun kent ha-
de, Java'daki Kalonglar arasında ana-oğul evlen- yatının (ümran) ilerleyen dönemlerinde "el-
melerinin uğur getirdiğine inanılırdı. Bali'nin soylu asabiye"nin dayanışma ruhunun zayıfladığını ve
ailelerinde ise farklı cinsten ikiz kardeşlerin ana uygarlıkların çöktüğünü belirtmektedir. İslâm dü-
rahminde birleştiği sanıldığından, evlenmeleri şünürü olarak, onun kültür çevresi 14-15. yüzyıl
mümkündü. Doğu Afrika'daki Teita ahalisi de kendi Endülüs ve Kuzey Afrikadır. Ancak belirlemeleri
anne ve kız kardeşleri ile tamamen ekonomik ne- bakımından dünya genelinde beşerî bilimler açısın-
denlerle evleniyorlardı. Eski Mısır ve İnkalarda so- dan kabul gören bir ünü vardır. Konu geçmiş ile
yun asaletinin devamı için kardeş-kardeş evlilikleri bugünü bağlayacak daha ayrıntılı çalışmalara
sık yapılırdı. Mısır'da bu o derece abartılmıştı ki muhtaçtır. Güncel verilerde Arap kültüründe akraba
prenseslerin asil kanı tahtın varislerinden başkala- evliliğinin yüksek olduğu bilinmektedir. Bu konuyla
rına geçirmeleri kesinlikle yasaktı. II.Ramses'in ilgili olarak Hz Muhammed'in amcasının oğlu
kendi kızı ile evlendiğini gösteren kanıtlar vardır. Hz.Ali ile kızı Hz. Fâtimâ'nın21 akraba evliliği yap-
Tarihîn zekası ile tanıdığı Kleopatra da bir baba-kız mış olmalarının bir sünnet-i seniyye teşkil edip
evlenmesinden doğmuştu." 17 etmediği de dikkate değer bir yön olarak akılda
Semavî dinlerin ortaya çıkması ve yaygınlaş- tutulmalıdır.
masıyla ensest/ fücur evlilik ayetler ile (Tevrat: Türk kültürünün İslâm öncesi döneminin ak-
Leviler Suresi ve Ku'ran: Nisa Suresi) yasaklanmış- raba evliliği açısından farklı coğrafyalarda ve farklı
tır. Ancak akraba evliliğine ilişkin bir yasak yoktur.
18
"Çeşitli dinlerde akraba evlilikleri ile ilgili kurallar Tunçbilek, yage.
19 İbn Haldun'unun Mukaddime adlı eseri Cumhuriyet döneminde
getirilmiştir. Çağcıl devletlerin medenî hukuklarını Türkçeye Kadiri Ugan (Milli Eğitim Bakanlığı yayını), Turan
geniş ölçüde etkilemiş bulunan iki büyük din Müs- Dursun (Onur yayınevi) ve Süleyman Uludağ (Dergah yayınevi)
lümanlık ve Hıristiyanlık, evlenme engelleri arasın- tarafından ayrı ayrı üç kez çevrildi ve yayınlandı. Mukaddime
ve İbn Haldun üzerine ayrıca pek çok çalışma da yayınlanmış-
da yakın hısımlığa büyük önem verirler. Ortodoks tır.
Kilisesi hukuku prensip olarak yedinci dereceye 20 Kavramın karşılı olarak çeşitli çeviriler şöyledir: kabile ruhu/
kadar kan hısımları arasında evlenmeye izin ver- dayanışma ruhu/ group solidarity/ group feeling.
21 Kandemir, M. Yaşar,"Fatıma" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı
İslâm Ansiklopedisi, cilt: 12, (s.219-223).
7
Ergül Tunçbilek, "Türkiye'de Akraba Evlilikleri".
kültür ortamları ile etkileşimde nasıl bir durum Doğu Anadolu bölgelerindeki evlilik oranının yük-
gösterdiğinin ayrıntılı olarak tespit edilmesi başlı sekliği, kentleşme, eğitim ve refah düzeyinin düşük
başına bir konudur. Türk kültür tarihi ile ilgili ça- olması ile açıklanabilse de Anadolu'nun geneliyle
lışmalarda bir kabile ve boy anlayışının geçerli karşılaştırıldığında bu oran yüksekliğinin daha çok
olduğu bilinmektedir.22 Örneğin kavimden devlete kültürel nedenli olduğu izlenimi doğmaktadır A-
geçişte İbn Haldun'un ifadesiyle "el-asabiye" benzer nadolu Türk kültürünün İslâm öncesi döneminin
bir duygusunun önemini inkar etmek mümkün akraba evliliği açısından farklı coğrafyalarda ve
değildir. Kut (kutsallık), küç (yönetim gücü) ve ülük farklı kültür ortamları ile etkileşimde nasıl bir du-
(toplumsal düzeyde üretim ve paylaşım süreçleri) rum gösterdiğinin ayrıntılı olarak tespit edilmesi
Türk tarihinin toplumsal yapı ve yönetim anlayışı- başlı başına bir konudur.
nın belli başlı göstergeleri olarak belirtilmektedir.
Uruk /boy/ güçlü olmalıdır. Ancak akraba evliliği- 7.Günümüz Toplumlarında Akraba Evliliğine
nin bugünkü anlamda geçerli olup olmadığının İlişkin Notlar
ortaya konulması başlı başına bir çalışma olarak
düşünülmelidir. Mete Hanı'ın amcasının kızıyla Akraba evliliği ana ve baba yönünde iki ana
evlenmesi bir örnek olarak verilebilir. gelişme şekli göstermektedir. Ancak yaygın olarak
İslâmiyet öncesi Türk tarihinin genel olarak baba soyu gelişmesi (amca oğlu-amca kızı ve amca
Arap kültür çevresinden farklılıklar gösterdiği bazı oğlu-hala kızı) etkilidir. Kentleşmenin gittikçe art-
kaynaklarda belirtilmektedir. Ancak İslâmiyet'in ması ana yönünde gelişen akraba evliliği örneği
kabulüyle bu iki kültür çevresi önemli düzeyde bir verebilmektedir.24
etkileşime girmiş, hemen hemen Türk tarihinin "Akraba evliliğinin en fazla rastlanan biçimi
İslâmî dönemi inceleme ve araştırmalarda ön koşu- olan amca kızı-amca oğlu evliliğine ilişkin olarak
na çıkmıştır. İslâmiyet'in kabulünden sonra da araştırma sonuçlarına dayalı farklı görüşler bulun-
geniş bir coğrafyada akraba evliliğinin incelenmesi maktadır. Barth (1954) amca kızı evliliğinin, soy
ilgilenilmeye değer bir konu olmalıdır. Türk Dün- sop dayanışmasını (solidarity) sağlayıcı bir rol oy-
yası'nın yayıldığı geniş coğrafyadaki kültürel etki- namakta olduğu görüşündedir. Rosenfeld (1958)
leşimlerin ve uzun yıllarını egemenliği altında ge- amca kızı evliliğinin mal-mülkün akrabalık grubu
çirdiği yönetim, ideoloji ve dünya görüşünün akra- içinde kalmasını sağladığını savunmaktadır.
ba evliliği yapma anlayışını nasıl etkilediği konusu Murphy ve Kasdan (1959)'a göre amca kızı evliliği
da dikkate değerdir. Hem Türk coğrafyasında hem babasoyunun doğal bölünme sürecinin engelle-
İslâm coğrafyasında bugün kendinî gösteren akra- mektedir. Patai (1959)'ye göre amca kızı evliliği
ba evliliği olgusunun değişik çalışmalar ile ayrıntılı babayani mirası kendi içinde muhafaza etmek-
bir incelemeye tabi tutulması dünya genelinde bu te,savunma gücünü kuvvetlendirmekte,hane halkı
konunun anlaşılmasında önemli bir yer edecektir. yapısının kararlılığını(stability) sağlamakta ve eşle-
Güncel araştırma verileri, özellikle Anado- rin statülerinin eşitliğini pekiştirmektedir. Yine
lu'da, dikkate değer oranda akraba evliliğine işaret Cuisenier (1962) için amca kızı evliliği eş seçimin-
etmektedir.23 İlk bakışta Doğu Anadolu ve Güney deki seçenekler dizisinde alternatiflerle simgelenen
yapının en önemli ifadesidir. Khuri (1970) amca
22
kızı evliliğinin uyumlu aile ilişkilerine katkıda bu-
Ziya Gökalp'in çalışmaları akla gelebilir. Bahaeddin Ögel'in Türk
Kültür Tarihine Giriş adlı dokuz ciltlik çalışması, Sencer lunduğunu belirtmektedir. Hilal (1970)'e göre amca
Divitçioğlu'nun antropolojik tarih yaklaşımı belirtilmelidir: kızı evliliği içinde kadın eş olarak güvence (namus
Divitçioğlu, Kök-Türkler, Ada yayıncılık, İstanbul ve S.
Divitçioğlu, Oğuzdan Selçuklu 'ya, Eren yayıncılık, İstanbul. Bu
açısından) altındadır. Pastner'e (1979) göre de
konudaki geniş kaynakçaya burada girilmemiştir,
24
23
Hancıoğlu, Attila - Ergül Tunçbilek, "Akraba Evlilikleri, Sosyo- Bu durum yukarıda belirtilen Ankara çalışmasında görülmekte-
Demografik Özellikleri ve Çocuk Ölümleri Üzerine Etkileri", dir. Toplumsal değişme kuramları açısından dikkate değerdir.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 1998/41, (s,l 39-1 53). Bkz. D.Ayan, R. Beder-Şen, C. Ünal, S. Yurtkuran, yage.
evlilik örüntüleri ile üretim tarzı ve siyasi yol ara- 8. Türkiye’de Akraba Evliliği Hakkında Bazı
sındaki ilişki iki farklı evlilik stratejisini ortaya çı- Belirlemeler
karır. Bunlardan birincisi siyasi görevlerin ve toprak
sahipliğinin yararına olan evlilik yatırımı Akraba evliliklerinin oranı endüstrileşmiş Batı
babayanındaki akrabaların dağılımını engellemek- toplumlarında çok düşük olmasına rağmen, Tür-
tedir. İkincisinde de akrabalık organizasyonunda kiye akraba evliliğinin yüksek olduğu ülkeler (bazı
iki yandanlığı ve kardeş birliğinin önemini yansıt- Asya ülkeleri ve İslâm ülkeleri) arasındadır. Tercihli
maktadır.25 amca kızı evliliği Orta-Doğu ülkeleri ile birlikte
Batı toplumlarında akraba evliliğinin bisikletin Türkiye'de de görülmektedir. Türkiye'de akraba
ve otomobilin icadıyla azaldığı belirtilirken, akraba evliliklerinde başı kardeş çocukları evliliği çek-
evliliğinin azalmasında en önemli etken kent nü- mektedir.28
fusunun ister istemez ortaya koyduğu tesadüfi Türkiye'de akraba evliliklerine ilişkin ülke ça-
nüfus yapısıdır. Sanayi toplumunun ve buna bağlı pındaki veriler, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüt-
olarak kentleşmenin değişik bölgelerden insanları leri Enstitüsü tarafından 1968'den bu yana beş
bir araya getirmesi akraba evliliklerinin azalmasına yıllık aralarla düzenli olarak yapılan demografik
neden olarak gösterilmektedir. Örneğin ABD'nin araştırmalardan elde edilmektedir. 1968 Türkiye'de
karışık ve hareket halindeki halkı onbinde sekiz Aile Yapısı ve Nüfus Sorunları Araştırması sonuçla-
(0.008) kardeş çocuğu evliliği ile yeni akıma iyi bir rına göre Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık olarak
örnektir. Bu tür evliliklere Utah eyaletinde 1870'te üçte birinin (9629) birbirleriyle yakın akraba olduk-
961, 1890'da %0.25, 1910'da %0.1 oranında rast- ları görülmektedir.
lanmaktaydı. Günümüzde ise yok gibidir. Fransa'da Atalay'ın (1981) çalışmasında geniş ailede
Loire-et-Cher'de bu oranlar 1918'de %6, 1932'de akraba evlilikleri oranı yadsınmayacak kadar yük-
963 ve 1952'de %1 idi. 26 Anthony Smith bazı ülke- sektir. Çekirdek ailelerde evli çiftlerin yüzde 17'si
lerde kardeş çocuğu ile evlenme oranlarını şöyle birbirleriyle akraba iken, geniş ailede bu oran yüz-
vermektedir: de 83'e çıkmaktadır. Kocası amcasının oğlu olanla-
rın yüzde 79.6'sı, kocası dayısının, halasının, tey-
İspanya % 4.6 zesinin oğlu olanların yüzde 84.6'sı geniş ailede
Japonya (Nagasaki) % 5.0 yaşamaktadır. Çekirdek ailede yaşayanlardan ise,
Japonya (Tarımsal Bölge) % 7.0 kocası amcasının oğlu olanlar yüzde 20, halasının,
dayısının, teyzesinin oğlu olanlar ise yüzde 15
İsviçre (Alp Köyleri) % 11.0
oranındadır. Birinci derecede yakın kan akrabaları
Hindistan (Bombay'da Parsi Etnik Grubunda) ile evlenme, geniş ailede yaşayanlarda en fazla
96 12.0 görülmesine karşın, uzak kan akrabaları ile evlen-
Brezilya (Köyleri) % 19.5 me de en fazla çekirdek ailede yaşayanlarda gö-
Fiji Adaları % 29.7 rülmektedir. Çekirdek ailelerde kocası ile çeşitli
derecelerde akraba olanların oranı, geniş aileye
Yukarıdaki tablodan anlaşıldığı kadarıyla, ak- oranla oldukça düşüktür. Geniş aile biçiminde ak-
raba evliliği oranları köylerden kente, doğudan raba evliliği oldukça pekişmiştir. Geniş ailede akra-
batıya geldikçe azalmaktadır.27 ba evliliklerinin yüksek olması, toprağın miras yolu
ile bölünmesini önlemek veya aynı nedenle birleş-
tirilmesini sağlamak, ailedeki bütünlüğü korumak,
25 Serpil Altuntek, 1993). Altuntek, Serpil, Van Yöresinde Akraba
Evliliği, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1993.
26
Smith, yage.
27 28
Smith, yage. Beder-Şen, yage,
asillik ve rençberlik özelliklerini pekiştirmek gibi yöresel/kültürel geleneklerin önemli bir yer tuttu-
nedenlere bağlanabilir.29 ğuna işaret etmektedir. 33
Şaylı30 çeşitli gruplarda yaptığı araştırmalar Geleneksel yapı ve toprağa bağımlılık, kan ya-
sonucunda akraba evliliği sıklığının %24-33 oran- kını evliliklerin sayısını arttırmıştır. Eğitim ve yaşam
ları arasında değiştiğini bulmuştur. Başaran'ın Di- düzeyi yükseldikçe akraba evliliklerinin sıklığında
yarbakır'da yaptığı çalışmalarda, merkezde %34 da azalmalar gözlenmektedir. Sosyo-ekonomik
oranında olan akraba evliliği sıklığı, köylerde %40'a gelişme, şehirleşme, endüstrileşme ve eğitim dü-
çıkmaktadır. Kalyoncu, Silivri'nin Fener köyünde zeyinin yükselmesi ile ailenin kuruluşundaki birçok
akraba evliliği sıklığını %1, Rize'nin Maden köyünde gelenekler ortadan kalktıkça akraba evliliği sıklı-
%47 olarak bulmuştur. Ankara Zekai Tahir Burak ğında azalmalar görüleceği kuşkusuzdur.34
Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ard
arda doğan 10.000 yeni doğanda yapılan bir çalış- 9. Semavi Din Metinlerinde Evlenmeleri Uygun
mada da akraba evliliği sıklığı %2] olarak bulun- Görülmeyenler
muştur.31
Periyodik olarak yapılan nüfus ve sağlık araş- Yeryüzünde pek çok dinîn varlığından
tırmalarına göre oldukça hızlı ekonomik, sosyal ve sözetmek mümkündür. Dinler bazı özelliklerine
demografik değişmelerin yaşandığı Türkiye'de göre belirli öbeklere ayrılmaktadır. Önemli din
akraba evliliğinin yaygınlığı devam etmektedir. öbeklerinden birisi Semavî Dinler, İbrahimî Dinler,
Akraba evliliği hem kadın hem de erkeğin eğitim Kitabî Dinler veya Tek Tanrılı Dinler olarak adlan-
düzeylerinin yüksek olduğu, Türkiye'nin gelişmiş dıran ve Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıktan
yörelerinde yetişen ve bu yörelerde yaşayan ve kent oluşan din öbeğidir. Semavî dinler dışındaki tüm
kökenli gruplar arasında düşük düzeylere inmekte, dinlerin evlilik ve akraba anlayışlarının bir dökü-
ancak geri kalan nüfus gruplarında yaygın bir uy- münü yapabilmek hemen hemen güçtür. Ancak,
gulama olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'de uzun yıllardan beri akrabalık ve evlilik konusunda
doğurgan yaştaki her dört kadından birinin eşiyle çalışan araştırmacıların bir kısmı inceledikleri ilkel
akraba olması, bu kadınların önemli bir bölümünün toplumlar yoluyla bazı Doğacı (Naturist) ve Ruhçu
de başlık parası alınan, imam nikahı kıyılan, geniş (Spritualist) din anlayışlarının telakkilerini yansıt-
aile içinde yaşayan ve evliliği ailesi tarafından ka- mışlardır.
rarlaştırılan kadınlar olması, Türkiye'de yalnızca Budizm, Brahmancılık, Şintoizm, Hinduizm gibi
akraba evliliği bakımından değil, evliliğin kurulu- semavî olmayan daha gelişmiş dinlerin de top-
şuna ilişkin diğer özellikler bakımından da gele- lumsal hayatı düzenleyen kurallarının olduğu ke-
nekleri sürdüren ve belki de toplumsal modern- sindir. İngiltere'de yapılan akraba evliliği ile ilgili
leşme ile büyük oranda uyum sorunları yaşayan bazı çalışmaların Hindistan örneklemi kullanması
büyük bir kitlenin varlığına işaret etmektedir.32 bu bölgedeki dinlere mensup aileler arasında da
Gerek (anadil île yaklaşık olarak belirlenen) akraba evliliğinin görülmesinin bir işaretidir. Ja-
etnik köken, gerekse bireylerin yetiştiği yörelere ponya'da medeni kanunun akraba evliliğini yasak-
göre akraba evliliği oranlarında önemli farklılıklar laması daha önce bu ülkede yaşayan dinlere men-
bulunması, akraba evliliklerinin nedenleri arasında sup ailelerin akraba evliliği yaptığına işaret etmek-
tedir.

29 Beder-Şen, yage.
30Şaylı, Bekir Sıtkı,"Anadolonun Genetik Yapısı Üzerine Çalışma- 33 Attila Hancıoğlu, - Ergül Tunçbiİek, "Akraba Evlilikleri, Sosyo-
laninfertil Evliliklerde Belirlenebilen İnfertilite Sebepleri", Demografik Özellikleri ve Çocuk Ölümleri Üzerine Etkileri",
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 8, (I), 1 / 3 ,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 1998/41, (s. 1 39-1 53).
1 991, (s,75-91). 34
Beder-Şen, yage.
31 Tunçbiİek, yage.
32 Beder-Şen, yage.
Türkiye nüfusunun hemen hemen tamamı Se- Muhammed'in amcasının oğlu olan dördüncü halife
mavî dinlerden İslâm dinîne mensuptur. Genel Hz. Ali ile evlenmiştir. Hz. Muhammed'in sünnet-
nüfusa oranları az olsa da Müslümanlık dışında lerini uygulamada ve Ehl-i Beyt'e saygı göstermede
kalan nüfusun Musevi ve Hıristiyan olan kesimi de çaba sarf eden İslâm Dünyası'nın akraba evliliği
Semavî din anlayışındadır. Tarihîn eski zamanların- konusunda böyle bir bilinçle hareket ettiği düşü-
dan beri kültürün oluşumunda etkili olan bu dinle- nülebilir.
rin akraba evliliğine ilişkin emirleri doğrudan akra- Akraba Evliliğinin Kültürel Nedenleri-Ankara
ba evliliği kavramından hareketle değildir. Bu din- Örneği çalışmasında anket uygulanan kişilerin bir
lerin evlilikte birinci derecede üzerinde durdukları kısmı akraba evliliği ile din arasında bir bağıntı
konu kimler ile evlilik yapılmayacağını belirtmek kursa da tamamen dinî bir nedenle akraba evliliği
şeklindedir. Yani, bu dinler evlenilmesi günah olan yapılmadığı dikkat çekmektedir. Belki ileride yapı-
yakın akrabaları belirtmektedir. Yapılması yasakla- lacak bir çalışmada böyle bir hipotezden hareket
nan ensest/fücür olacak ilişkinin sınırlarını belirt- edilebilir. Bu çalışmada akraba evliliğine İslâm di-
mektedir. nînin bakışı konusunda araştırma kapsamındaki
Uzun zamandan beri dünyanın değişik yörele- kadınların ve erkeklerin yarıdan fazlasının (%5 5 ve
rinde yapılan akrabalık ve evlilik araştırmaları da, %60) görüşü akraba evliliğinin din tarafından des-
bir iki örnek dışında, çok genel olarak ve önemli teklendiği yönündedir.
ölçüde ensestin/fücürün kabul görmediğini gös- İslâmiyet öncesi Semavî dinlerden olan Muse-
termektedir.35 Semavî dinlerin de evlilik yapmayı ve vilik/Yahudilik'te de bu dine inananların evlilik
cinsel ilişkide bulunmayı yasakladığı akrabalar, konusunda kendilerine yasaklanan kimseler var-
tüm dünyada ensestin/fücürün kapsamını hemen dır. 37 Bu kimseler hemen hemen Kuran-ı
hemen belirlemiştir. Kerim'deki evlenilmesi yasak kimseler listesiyle, süt
Kuran'ı Kerim'de36 "() Geçmişte olanlar hariç, anne ve süt kardeşler ayrı tutulur ise aynıdır.
artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Kitab-ı Mukaddes'in Eski Ahit (Tevrat) kısmı
Çünkü bu edepsizliktir, (Allah'ın) hısm(ı)dır ve iğ- Levililer Suresinde şu ayetler yer almaktadır: " 6-
renç bir yoldur. Size (şunlarla evlenmeniz) haram Sizden hiç biri kendi yakın akrabasından birine
kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, onun çıplaklığını açmak için yaklaşmayacaktır; Ben
halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş Rab'ım 7-Kendi babanın çıplaklığını, ve ananın
kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, çıplaklığını açmayacaksın, senin anandır; onun
karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan çıplaklığını açmayacaksın. 8-Babanın karısının
olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız- eğer çıplaklığını açmayacaksın; o senin babanın çıplaklı-
onlarla henüz birleşmemişseniz, (kızlarını almaktan ğıdır. 9-Kendi kız kardeşinin, babanın kızının,
ötürü) üzerinize günah yoktur- kendi sulbünüzden yahut ananın kızının çıplaklığını, evde doğmuş
gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir olsun yahut dışarıda doğmuş olsun, onların çıp-
arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hariç. Şüp- laklığını açmayacaksın. 10-Senin oğlunun kızının,
hesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir." yahut kendi kızının kızının çıplaklığını, onların
Bu ayetten anlaşılan şu ki kardeş çocuklarının çıplaklığını açmayacaksın; çünkü onların çıplaklığı
ve kardeş torunlarının evliliği olarak kavramlaştırı- seninkidir. 11- Babanın karısının kızının çıplaklığı-
lan birinci dereceden ve ikinci dereceden akraba nı, babandan olan senin kız kardeşindir, onun çıp-
evliliği İslâm dinînce yasaklanmamıştır. Hatta, Hz. laklığını açmayacaksın. 12-Babanın kız kardeşinin
Muhammed'in kızı olan Hz. Fatimâ Hz. çıplaklığını açmayacaksın; o senin babanın yakın
akrabasıdır. 13-Ananın kız kardeşinin çıplaklığını
35 Güvenç Bozkurt, İnsan ve Kültür.
36
açmayacaksın; çünkü senin ananın yakın akrabası-
Kuran-/ Kerim, Maide Suresi: 22 ve 23. Ayetler. Bkz. Kur'an-
Kerim, Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali, (Prof. Dr. Süleyman A-
teş), Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul. 37
Hristiyanlık için de Tevrat'taki bu kural geçerlidir.
dır. 14-Babanın kardeşinin çıplaklığını açmayacak- ile akraba evliliklerinde bir azalma olmuştur. Bu
sın, onun karısına yaklaşmayacaksın, senin yen- gün akraba evliliğinin gündemde olmasındaki ö-
gendir. 15-Kendi gelininin çıplaklığını açmayacak- nemli neden, bu tür evliliklerde doğan çocukların
sın; oğlunun karışıdır; onun çıplaklığını açmaya- bazı genetik rahatsızlıkları taşımalarıyla ortaya
caksın. 16-Kardeşinin karısının çıplaklığını açma- çıkan tıbbî bir durumdur.
yacaksın; o kardeşinin çıplaklığıdır. 17-Bir kadınla Bir yanda kültür konuları üzerine yapılan ça-
onun kızının çıplaklığını açmayacaksın: onun oğlu- lışmalar devam ederken diğer yanda biyoloji, fiz-
nun kızını yahut kızının kızını, onun çıplaklığını yoloji, kimya, genetik gibi temel tıp bilimlerinde
açmak için almayacaksın; onlar yakın akrabadır; kaydedilen gelişmeler kalıtsal olarak kan bağı ak-
alçaklıktır. 18-Bir kadını kendi kardeşi üzerine, onu rabalıklarının evlilikler yoluyla sürmesinin sonuçla-
kıskandırmak, o hayatta iken kendi yanında çıp- rına disiplinler arası yaklaşımı getirmiştir. Arkasın-
laklığını açmak için almayacaksın."38 da yüzlerce yıllık kültür birikimlerinin olduğu akra-
Museviler arasında da akraba evliliği yapıldığı- ba evliliği, böylelikle, tıp sosyolojisi konusu olarak
nın en önemli ve eski iki kanıtı, gene Tevrat'ta be- da ele alınabilecektir.
lirtilen, Hz. İsak'ın, amcasının kızı ile39 ve onun
oğlu olan Hz. Yakub'un ise dayısının kızları ile ev- 11.Kaynakça
lenmeleridir.40 Akraba evliliğinin Yahudiler arasında
yaygın olarak yapıldığına ilişkin bir bilgiye ula-
Akraba evliliği konusunun hem beşerî bilim-
şılmamıştır. Ancak İsrail'deki Müslüman ve Hıristi-
lerde hem de tıp bilimlerinde ele alınıp incelenmesi
yan Arap nüfusun akraba evliliği yapma eğilimi
bir ölçüye kadar sosyoloji /antropoloji ile tıp sos-
çeşitli nedenlerden dolayı oldukça yüksektir.
yolojisinin, halk sağlığının konularını biri birine
yaklaştırmaktadır. Bu aslında beşerî gerçekliğin
10.Sonuç ve Değerlendirme farklı yönlerine bakan bilim dallarının zorunlu bir
buluşmasıdır. Yazının bu kısmındaki kaynakça hem
Din, mitoloji ve tarih konularında yazılan e- metnin hazırlanmasında baş vurulan kaynakları
serlerden akraba evliliği olgusunun tarihin erken içermekte hem de ulaşılabildiğince farklı disiplin-
dönemlerinden beri görüldüğü anlaşılmaktadır. lerde yapılan çalışmaları göstermektedir. Bu kısım
Akraba evliliğinin sosyolojik/antropolojik nedenleri tamamlanmış bir akraba evliliği kaynakçaısı olarak
vardır. Ensest/fücür de ilginç bir akraba evliliği düşünülmemelidir. Belki ileride yapılacak bir kay-
türü olarak tarihin farklı dönemlerinde ve çeşitli nakça çalışması için ilk okumalar olarak düşünül-
toplumlarda izlenmiştir. Zamanımızda hemen mesi daha iyidir. İnternet olanaklarının arttığı dö-
hemen dünya genelinde yasaklanmış olan nemin başında olunmasına rağmen bazı kaynaklara
ensest/fücür olgusunun ortadan kalkmasında se- bu yolla ulaşılabileceği düşüncesiyle kaynakçanın
mavî dinlerin birinci derecede etkisi olmuştur. Türk internet dökümü burada verilmemiştir.
kültürünün uzunu bir tarih dönemden beri içinde
olduğu Müslümanlıkta ve diğer semavî dinlerde
akraba evliliği yasaklanmamıştır. Toplumsal de-
ğişme süreçlerinde özellikle kentlerin ortaya çık-
ması ve ulaşım araçlarının insan hayatına girmesi

38 Kitab-ı Mukaddes, Levililer: 18/6-18. Bkz. Kitab-ı Mukaddes,


Eski ve Yeni Ahit, (Tevrat ve İncil) Kitab-ı Mukaddes Şirketi
yay., 1991, İstanbul.
39 Kitab-ı Mukaddes, Tekvin; 24/ 47-49.
40 Kitab-ı Mukaddes, Tekvin: 29/1 3-20.
*Donuk, Abdülkadir, "Çeşitli Topluluklarda ve Eski Türklerde Aile",
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, sa-
yı:33, Mart 1980-1981, (s.147-168) ayrıca, in Dikeçligil, B.
- A. Çiğdem, (ed), "Türk Ailesi", Aile Yazıları, cilt: I, Aile A-
*Abu-Zahra, N., "Family and Kinship in a Tunisian Peasant raştırma Kurumu yay., Ankara 1 991, (s. 287 - 301).
Community" in J.G. Peristiany, (ed), Mediterranean Family
*Düzcan, Füsun, Sivas Populasyonunda Akraba Evliliği Sıklığı ve
Structures, Cambridge University Press, 1976, (s. 157-171).
Aileler Üzerindeki Tıbbi Etkileri, Cumhuriyet Üniversitesi
*Altuntek, Serpil, Van Yöresinde Akraba Evliliği, Kültür Bakanlığı Sağlık Bilimleri Enstitüsü, (doktora tezi), Sivas, 1994.
Yayınları, Ankara 1993.
*Eliböyük, Zehra, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi Genetik
*Altuntek, Serpil,"Van -Saray İlçesinde Evlilik Geleneği, Normlar, Ünitesine Başvuran Hastalarda Akraba Evliliği ve Tıbbi So-
Yaptırımlar", Anadolu Folkloru, 2 (14), 4/6, 1992, (s.565- nuçların İncelenmesi, Ankara, 1989.
567).
*Erdal, Rengin-Osman Saka, "Fertility Survey in Semi -Urban" Açta
*Arsan, Cevdet, "Zorla Evlendirme ve Nevroz," Sağlık Hastanesi ReproductivaTurcica, 7, (3/4), 1/4, 1986, ( s.53-65).
Dergisi, 2,(4/5),7/10, 1989.
*Erder, Türköz, (ed), Türkiye'de Ailenin Değişimi, Toplumbilimsel
*Balaman, Ali Rıza, Akrabalık, Evlilik ve Türleri, Karınca Matbacılık İncelemeler, Türk Sosyal Bilimler Derneği yay, Ankara 1 984.
yay., İzmir 1982.
*Erkul, Ali, "Sivas Merkez Köylerinde Aile Yapısı", Cumhuriyet
*Başaran,N., "Anadolu'nun Genetik Yapısı Üzerine Çalışmalar III, Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi,
Diyarbakır ve Çevresinde Yaşayan İnsanlar Arasındaki Kan (17) 1994/12, s. 17-49.
Yakını Evlenmeler ve Bunların Mediko-sosyal Yönü", A. Ü.
*Eröz, Mehmet,Türk Ailesi , Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1977.
Diyarbakır Tıp Fakültesi Dergisi, 1973 / 2.
ayrıca in Dikeçligil, B. - A. Çiğdem, (ed) , "Türk Ailesi", A-
*Bayık, Ayla,"Bornova Eğitim ve Araştırma Bölgesi Naldöken Sağlık ile Yazıları, cilt: I, Aile Araştırma Kurumu yay., Ankara
Ocağı Bölgesinde Akraba Evliliklerinin Yaygınlığı", Ege Ü- 1991, (s. 225-247).
niversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi, cilt: 9, sayı: 2,
*Eyüboğlu, İsmet Zeki, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, (ikinci
1993.
baskı), Soysal yay.,İstanbul, 1 991.
*Beder-Şen, Rahime, Evliliğin Kuruluşuna İlişkin Özelliklerin
*Genç, Reşat, "Onbirinci Yüzyılda Türklerde Evlenme", Türk Yurdu,
Doğurganlık İle ilişkisi, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüt-
10 /40, 1990/12, (s.12-93).
leri Enstitüsü, (yayınlanmamış yüksek lisans tezi), Ankara,
1998. *Gökçe, Birsen," Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme", Hacet-
tepe Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, cilt:8, sayı: 1 -2, (s.46-
*Bittles, A.H., "Consanguinity: A Mojor Variable in Studies on
77), ayrıca aynı yazı için bkz. Aile Yazıları, I, Başbakanlık
North African Reproductive Behavior, Morbidity and
Aile Araştırma Kurumu Yay., Ankara, 1 991, (s.205-223).
Mortality", Proceedings of the Demographic and Health
Surveys World Conference, Washington D.C., IRD/Macro *Gönüllü, Müzeyyen, "Akraba Evliliği ve Sakıncaları", Cumhuriyet
International Inc., 1991, (s.321-341). Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi,
(17), 1994 / 12, (s.89-103).
*Bittles,H.AIan, Emprical Estimates of the Global Prevalance of
Consanguineous Marriage" in Contemporary Society, *Görgünay, Neriman, "Savak Aşiretlerinde Evlenme Âdeti", Türk
Stanford Univesity, 1998. Kültürü, 24, (276), 1 988/4, (s.l 8-27).
*Cebeci, Lütfullah, Kuran'ın Hükümlerindeki Hikmet: Yakın Akraba *Göyüç, Nejat. "XI Yüzyılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da
Evliliği ve Genetik, İstişare yay., Kayseri, 1990. Yönetim ve Nüfus," Türk Kültürü, 32 (370), 1994/2, ( s.77-
86).
*Clauson, Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth
Century Turkish, Oxford, At Clarendon Press, Oxford, *Güvenç Bozkurt, İnsan ve Kültür, (geliştirilmiş dördüncü basım)
1972. Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984.
*Divitçioğlu, Sencer, Kök-Türkler, Ada yayıncılık, İstanbul *Hacettepe University, Institute of Population Studies, 1988
Turkish Population and Health Survey, Hacettepe Ünv. Yay.,
*Divitçioğlu, Sencer, Oğuzdan Selçuklu'ya. Eren yayıncılık, İstan-
Ankara, 1989.
bul, 2001.
*Hacettepe University, Institute of Population Studies, 1983
*Cresswell, Robert, "Lineage Endogamy Among Maronite
Turkish Population and Health Survey, Hacettepe Üniversi-
Moutaineers," in J.G. Peristiany, (ed), Mediterranean Family
tesi yay., Ankara, 1 987.
Structure, Cambridge University, Press, 1976, (s.101-114).
*Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, "Kan Yakını Evliliklerinin *Hancıoğlu, Attila - Ergül Tunçbilek, "Akraba Evlilikleri, Sosyo-
Diyarbakır Toplumundaki Sıklığı ve Bazı Etkileri Üzerine A- Demografik Özellikleri ve Çocuk Ölümleri Üzerine Etkileri",
raştırmalar", Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 12, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 1998/41, (s.l39-
(3/4), 1985, s. 149-160. 153).
*lşıl, Bulut, "Adolesan Evlilikleri," Hacettepe Üniversitesi Sosyal Family Structures, Cambridge Universİty Press, 1976, (s.
Hizmetler Yüksek Okulu Dergisi, 3/(1-2), 1/5, 1985, (s. 53- 115-136).
65). *Rosenfeld, Henry, "From Peasant to Wage Labor and Residual
*İlbars, Zafer, "Köy Kültürünün Özellikleri ve Sorunları", Gazi Peasantry: The Transformation of An Arab Village" in
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (6), 1990/1, (s.225- Robert A. Manners, (ed), Process and Pattern, Aidine
231). Publication Com., Chicago, 1964.
*İzgi, Özkan, İslamiyet'ten önceki Türklerde Kadın, Türk Kültür *Rosenfeld, Henry, "The Contradictions Between Property, Kinship
araştırmaları Enstitüsü yay., Ankara 1975. and Power as Reflected in the Marriage System of an Arab
Village" in J.G, Peristiany, (ed), Contributions to
Journal of Biosocial Science» United Kingdom.
Mediterranean Sociology, Mounton, 1968, Paris.
*Kalyoncu, C,Akraba Evlilikleri ve Doğuştan Kusurlar, (uzmanlık
*Rosenfe!d, Henry, " An Analaysis of Marriage and Mariage
tezi), Edirne Tıp Fakültesi Toplum Hekimliği Kürsüsü, Edir-
ne 1976. Statistics for a Moslem and Arab Village", International
Archives of Ethnography, vol. 68, 1 957, (s. 32-62).
*Kandemir, M. Yaşar,"Fatıma" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı
*Say, Burhan - E. Tunçbilek - S. Balcı - Z. Yalçın, Türk Halkında
İslâm Ansiklopedisi, cilt: 12, (s.219-223).
Çeşitli Konjenital Malformasyonların Görülme Sıklığı, Ha-
*Khuri, F., "Parallel Cousin Marriage Reconsidered", Man, vol.5, cettepe Üniversitesi yay., no: c.12, Ankara, 197.
no: 4.
*Sayın, Önal, Aile Sosyolojisi, Ege Üniversitesi yay., İzmir 1990.
*Kitab-ı Mukaddes, Kitab-ı Mukaddes: Eski ve Yeni Ahit, (Tevrat
ve İncil) Kitab-ı Mukaddes Şirketi yay., 1991, İstanbul. *Seddon, David, "Aspects of Kinship and Family Structure Among
the Ulad Stut of Zaio Rural Commune, Nador Province,
*Kur'an- Kerim, Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali, (Prof. Dr. Süleyman Morocco", in Peristiany, J.G., (ed), Mediterranean Family
Ateş), Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul. Structures, Cambridge Universİty Press, 1976, (s.1-26).
*Kuran, Ercüment, "Türk Ailesinin Tarihî Gelişimi", Türk Yurdu, *Sevinç, Necdet, Eski Türklerde Kadın ve Aile, Türk Dünyası Araş-
10/40, 1990/12, s. 54-55. tırmaları Vakfı yay., İstanbul 1987 .
*Küçük, Abdurrahman,"Dinlerde Evlilik Anlayışına Genel Bir Bakış," *Smith, Anthony.İnsan, Yapısı ve Yaşamı, (çev. Erzen Onur-Nida
Türk Yurdu, 10/40, 1990/12, (s. 57-61). Tektaş), Remzi Kitabevi, (ikinci baskı), İstanbul, 1979.
*Oto, Remzi, "Zihinsel Özürlü Çocukların Aileleri", Dicle Tıp Der- *Süngü, Selma, Sivas Yöresinde Akraba Evliliği Yapan ve Yapma-
gisi, 19 (1/2), 1992, (s.117-125). yan Çiftlerde Dermatoglifik Benzerlikler, Cumhuriyet Üni-
*Oy, Aydın, "Atasözü" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm An- versitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, (yüksek lisans tezi), Si-
siklopedisi, cilt: 4, İstanbul, 1992, (s. 44-46). vas 1984.
*Ögel Bahaeddin, Türk Kültür Tarihine Giriş (dokuz cilt) farklı *Şaylı, Bekir Sıtkı,"Anadolonun Genetik Yapısı Üzerine Çalışma-
tarihlerde baskıları yapılmıştır, Kültür Bakanlığı yay. Ankara. larinfertil Evliliklerde Belirlenebilen İnfertilite Sebepleri",
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 8, (I),
*Örnek, Sedat Veyis, Etnoloji Sözlüğü, Ankara Üniversitesi Dil ve
1/3,1991,(5.75-91).
Tarih-Coğrafya Fakültesi yay., Ankara, 1971.
*Şerifoğlu, Yusuf, "Ailede Birlik," Güneyde Kültür, 5,(49),1993/3,
*Özbay, Ferhunde, "Demografi ve Halk Sağlığı", Çalışma Ortamı,
(s.28-29).
(5), 11.1992, s. 49-51.
*Tan, M., "Toplumsal Tarihsel ve Hukuksal Yönleri ile Bir Evlenme
*Özder, Mustafa Adil, Halk Biliminde Düğün, Evlilik, Akrabalık
Engeli Olarak Hısımlık", Ankara İktisadi Ticari İlimler Aka-
Terimleri Sözlüğü, Ziya Gökalp Derneği yay., Ankara, 1981.
demisi Dergisi, s:7, 159, 1975.
*Peristiany, jean G."lnroduction", İn Peristiany, J.G, (ed),
Mediterranean Family Structures, Cambrİdge Universİty *Tezcan, Mahmut.Türk Kültüründe Başlık Parası Geleneği, Kültür
Press, 1976,(s.l-26). Bakanlığı yay,, Ankara, 1998.
*Timur, Serim.Türkiye'de Aile Yapısı, Hacettepe Üniversitesi yay.,
*Peristiany, jean G,, (ed), Contributîons to Mediterranean
D.15, Ankara,1972.
Sociology, Mouton Paris, 1968.
*Tunçbİlek, E.- M. Ulusoy, "Consanguinity in Turkey in 1988,
*Peristiany, Jean G., (ed), Mediterranean Family Structures,
Gambridge Universİty Press, 1976. Nüfusbilim Dergisi, 1989, cilt:! 1, (s.35-46).
*Tunçbilek, Ergül.'Türkiye'de Akraba Evlilikleri", Katkı, 6 / (2),
*Peters, Emrys Lloyd" Aspects of a Affinity in a Lebanese Maronite
1985, (s. 129-136),
Village", in Peristiany, J.G., (ed), Mediterranean Family
Structures, Cambridge Universİty Press, 1976, (s.27-79). *Tunçbilek,Ergül - E.Koç, "Consanguineous Marriage in Turkey
*Rosenfe!d, Henry, " Social and Economic Factors İn Explanation and its Impact on Fertility and Mortality", Ann. Humain
of the Increased Rate of Patrilinear Endogamy in the Arab Genetics, 1994/58, (s.321-329).
Village in Israel" in Peristiany, J.G., (ed), Mediterranean *Türk Yurdu , Aile Özel Sayısı,10/40,1990/1 2.
*Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, "Bursa'da Yerleşen
*Wilson, Chris- Tim Dyson, "Family Systems and Cultural Change:
Göçmenler Arasında Akraba Evliliği Sıklığı" Uludağ Üniver- Perspectives from Past and Presem", in Elza Berquo-Peter
sitesi Tıp Fakültesi Dergisi, I9,(2),I992, (s.147-153). Xenos,(ed), Family System and Cultural Change, Clarendon
*Ulusoy,Mahir - Ergül Tunçbilek, "Türkiye'de Akraba Evlilikleri ve Press, Oxford,1992, (s.31-45).
Çocuk Ölümlerine Etkileri", Nüfusbilim Dergisi, cilt:9,l987. *Winick, Charles, Dictionary of Anthropology, Green Wood Press,
*Uzun, Mustafa, Elazığ ve Çevresi Geleneksel Kültüründe Evlenme, Connecticut,1969.
Fırat Üniversitesi, (yüksek lisans tezi), 1992.
*Yıldız, Canan, Evlenme İle İlgili Adetlerimizin Halk Bilimi Açısın-
*Ünalan, Turgay, "İdeal Evlenme ve Doğum Yaşları", Nüfusbilim dan Tetkiki, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Dergisi, 16/1994. (yüksek lisans tezi) 1996.
*Webster's Webster's New Twentieth Century Dictionary, *Yurtbaşı, Metin, A Dictionary of Turkish Proverbs, Turkish Daily
Unabridged Second Edition. News yay..(üçüncü baskı),Ankara, 1993.
*Whitaker, lan, "Familial Roles in the Extended Patrilineal Kin *Yüksel, Şahika, "İnsestin Tanınması ve Değerlendirilmesi", Nöro
Group in Nortnern Albania", in J.G. Peristİany (ed), Psikiyatri Arşivi, 30, (2), 1993/4, (s.352-357).
Mediterranean Family Structures, Cambridge University
Press, 1976, (s.195-203).