Vous êtes sur la page 1sur 36

0

Anti-Emperyalist ve Anti-Oligarþik Mücadelede

KURTULUÞ CEPHESÝ
Zafer Bizim Olacaktýr !

http://www.kurtuluscephesi.com YIL: 17 SAYI: 91 Mayýs-Haziran 2006

Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu (THKO)


Ocak 1971 Tarihli Bildirisi

“Çakar almaz silahlarla


üç genç mi yýkacaktý anayasal düzeni?”

Nurhak:
Bir Kýr Gerilla Deneyimi

Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu Savaþçýlarý


Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdoðan
Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan

Türkiye Halk Kurtuluþ Partisi-Cephesi Savaþçýlarý


Hüseyin Cevahir, Leyla Doðan, Aðadede Sarýkaya

TKP(ML) Kurucusu ve Önderi


Ýbrahim Kaypakkaya

1 Mayýs’ýn
Ardýndan

Danýþtay Saldýrýsý Sonrasýnda


Þeriatçý Manipülasyon ve Dezenformasyon

Þeriatçýlýk ve Laiklik Arasýnda


“Sivil Toplumculuk” Ruhu

Ekonomide “Balans Ayarý” mý?


[Ekonomik Krizin Ayak sesleri]
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu’nun THKO’NUN


Ocak 1971 tarihinde yayýnladýðý OCAK 1971 TARÝHLÝ
bildiri.
! BÝLDÝRÝSÝ
Oportünist ve legalistlerin “Denizlerin
yolundayýz” nidalarýyla yürüttükleri “ÇAKAR ALMAZ SÝLAHLARLA

#
THKO önder kadrolarýnýn mücade- ÜÇ GENÇ MÝ
lelerini “evcilleþtirme” faaliyetleri YIKACAKTI ANAYASAL DÜZENÝ?”
üzerine.

THKO’nun 1971 yýlýnda Maraþ’ýn


NURHAK:
BÝR KIR GERÝLLA
Nurhak bölgesinde oluþturduklarý ilk
gerilla birliðinin deneyimi üzerine bir
deðerlendirme.
 DENEYÝMÝ

THKO SAVAÞÇILARI:
SÝNAN CEMGÝL
KADÝR MANGA
ALPASLAN ÖZDOÐAN
Onlar,
DENÝZ GEZMÝÞ
halkýn

#
devrimci YUSUF ASLAN
öncüleriydiler. HÜSEYÝN ÝNAN
Mücadelelerinin
ve sonuçlarýnýn THKP-C SAVAÞÇILARI:
bilincinde HÜSEYÝN CEVAHÝR
olarak
savaþtýlar.
$ LEYLA DOÐAN
AÐADEDE SARIKAYA

& TKP(ML) KURUCU VE ÖNDERÝ


ÝBRAHÝM KAYPAKKAYA

'
Legalizmin ve legal oportünizmin 1 1 MAYIS’IN
Mayýs “gösteri”lerinin 2006 deðerlen- ARDINDAN
dirmesi.
DANIÞTAY SALDIRISI SONRASINDA
17 Mayýs günü Danýþtay 2. Daire ÞERÝATÇI
üyelerine yönelik saldýrý sonrasýnda

!
MANÝPÜLASYON
baþlatýlan manipülasyon ve dezenfor-
masyon üzerine bir deðerlendirme. VE DEZENFORMASYON

ÞERÝATÇILIK
Þeriatçýlýk karþýsýnda laikliði savunan VE LAÝKLÝK ARASINDA
kesimlerin üzerindeki “sivil toplum- “SÝVÝL TOPLUMCULUK”
cu” ideolojik saptýrmanýn etkileri ve
sonuçlarý üzerine bir deðerlendirme. & RUHU

EKONOMÝDE
“BALANS AYARI” MI?
Mayýs ortasýndan itibaren döviz ve
!!
[EKONOMÝK KRÝZÝN
faizlerde meydana gelen yükseliþin AYAK SESLERÝ]
olasý sonuçlarý üzerine.

KURTULUÞ CEPHESÝ Ýnternet Adresi:


SORUMLU (V.i.S.d.P) : Sezai Görür http://www.kurtuluscephesi.com
Yazýþma Adresi: http://www.kurtuluscephesi.org
Postfach 1414 E-Posta Adresi:
55504 Bad Kreuznach / Deutschland kurcephe@kurtuluscephesi.org

Bu sayý ÝLKER Matbaasý’nda basýlmýþtýr. Baský Tarihi: 2 Haziran 2006


Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

TÜRKÝYE
HALK KURTULUÞ
ORDUSU
Ocak 1971 Tarihli Bildirisi

Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu’nun Sesidir:


1. Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu halkýmýzýn baðýmsýzlýðýnýn silah-
lý mücadele ile kazanýlacaðýna ve bu yolun tek yol olduðuna inanýr.
2. Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu bütün yurtseverleri bu kutsal
mücadele saflarýna çaðýrýr ve hainlere karþý giriþtiði kavgada son
savaþçýsýna kadar devam edeceðini bildirir.
3. Amacýmýz Amerika’yý ve tüm yabancý düþmanlarý temizleyerek,
hainleri yok etmek ve düþmandan temizlenmiþ tam baðýmsýz Türkiye’yi
kurmaktýr.
4. Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu ezilen halkýmýzýn öncü gücüdür,
halkýmýzýn kurtuluþu dýþýnda hiçbir harekete giriþmez.
5. Halkýmýza þunu duyuruyoruz. Düþmanýn zenginliðine, sayýsý-
na, imkanlarýna ve dehþetine aldanmayýnýz. Düþmana boyun eðmeyiniz,
haklarýmýzý zorla alacaðýz, çünkü onlar her þeyi bizden zorla alýyorlar.
Bütün Yurtseverler:
Þerefsiz yaþamaktansa þerefle ölmek, yalvarmak yerine zora
baþvurmak, baþkasýna deðil kendine ve kendin gibi olanlara güvenmek,
nerede ve nasýl olursa olsun hainlere boyun eðmemek parolamýzdýr.
Devrimciler:
Barýþçýl þartlar içinde mücadele metodlarýný býrakýnýz. Halk kit-
lelerini kurtuluþa götürecek olacak olan þiddet politikasýný temel alan
silahlý mücadeleye Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu’nun saflarýnda katý-
lýnýz. Ulusal kurtuluþ savaþýnýn haklý bayraðýný emperyalizmin saldýrgan
politikasýna karþý hep beraber dalgalandýralým.
Ýþçiler, Köylüler:
Hainler sürüsünün jandarmasý ve polisi her gün yeni katliamlar
hazýrlamaya devam ediyor. Doðu’da Komando saldýrýlarýnda, 16
Haziran’da, Bossa’da ve daha birçok yerlerde, kurþunlanan ve iþkence
edilen kardeþlerimizin intikamýný henüz alamadýk. Alýnterimize el koyan
hainler sürüsüne karþý isyan bayraðýný hep birlikte açalým.
Öðretmenler, Küçük Memurlar:
Bir kuru ekmek parasýný zorla veren, hesabýna gelmeyince diyar
diyar sürgün çocuðu yapan ve sizleri elinin altýnda bir uþak gibi kullan-
mak isteyen bu satýlmýþlardan aman dilemeyiniz.
Ezilenlerin tek kurtuluþ yolu ezenlere karþý giriþtikleri kutsal isyan-
dýr.
!
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Daha þimdiden polisinden, Devlet Baþkanýna kadar hiç birisi evin-


de rahat uyuyamaz, çoðu ise evine rahat gidemez olmuþtur. Onlar ya-
rýn ne olacaðýný çok iyi biliyorlar ve bugün bir avuç savaþçýsý olan Türkiye
Halk Kurtuluþ Ordusu’nun, yarýn binler ve milyonlar olduðu zaman ne
yapacaklarýný düþünüyorlar.
Tekrar ediyoruz: Düþmanýn sayýsýna, zenginliðine, dehþetine ve
imkanlarýna aldýrmayýnýz. Onun elindeki silah ve imkanlarýna aldýrmayýnýz.
Onun elindeki silah ve imkanlarý aldýðýmýz zaman, bizi durduracak hiç
bir güç kalmayacaktýr. Kendimize ve kendimiz gibilere olan güvensizliði
yok edelim. Þunu iyi bilelim ki, halkýn, yani bizlerin gücü karþýsýnda hiç
bir kuvvet dayanmaya muktedir deðildir.
Bu þerefli kavgada, kutsal görevimizi alalým. Yarýnýn Türkiye’si
bize cennet, düþmana zindan olacaktýr. Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu,
bu mücadeleye en son neferine kadar ve kanýnýn son damlasýna kadar
devam edeceðini bildirir.

TÜRKÝYE HALK KURTULUÞ ORDUSU


Ocak 1971

"
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

“Çakar almaz silahlarla


üç genç mi yýkacaktý
anayasal düzeni?”

“Aklý baþýnda bir giriþ yaptý Berhan Þimþek:


“Bu sözlerinizi vicdanen mi söylüyorsunuz? Siz ‘Mustafa Kemal
Yürüyüþü’ düzenlemiþ üç genç hakkýnda idam kararý verdiðiniz için vicda-
nen rahat mýsýnýz?”
Tuð, sinirlendi ve ezberinden çýkarýp söyledi:
“Silahlý örgütle anayasal düzeni yýkmaya teþebbüs etmiþlerdi!”
Berhan Þimþek doðru zamanlamayla sordu:
“Çakar almaz silahlarla üç genç mi yýkacaktý anayasal düzeni?””*

Lenin, Devlet ve Devrim kitabýnýn giriþin- unutuluyor, siliniyor ve deðiþtiriliyor.


de þunlarý yazar: Burjuvazi için kabul edilebilir ya da
“Egemen sýnýflar, saðlýklarýnda öyle görünen þeyler, ön plana çýka-
büyük devrimcileri ardý arkasý gel- rýlýyor ve övülüyor.”**
mez kýyýcýlýklarla ödüllendirirler; öð- Lenin’in bu sözlerinin üzerinden yakla-
retilerini, en vahþi düþmanlýk, en ko- þýk 90 yýl geçti. Ancak devrimcilere, özel-
yu kin, en taþkýn yalan ve karaçal- likle tarihsel dönemeçlerde yer almýþ dev-
ma kampanyalarýyla karþýlarlar. rimcilere karþý ayný tutum, “devrimci öðre-
Ölümlerinden sonra, büyük devrim- tileri içeriðinden yoksunlaþtýrma, deðerden
cileri zararsýz ikonlar durumuna ge- düþürme ve devrimci keskinliði giderme”
tirmeye, söz uygun düþerse, azizleþ- giriþimleri devam etmektedir.
tirmeye, ezilen sýnýflarý ‘teselli etmek’ Bugün Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu’nu
ve onlarý aldatmak için adlarýný bir kurmuþ ve bu örgüt çatýsý altýnda savaþmýþ
hâle ile süslemeye çalýþýrlar. Böyle- Deniz Gezmiþ ve arkadaþlarýnýn baþýna da
likle, devrimci öðretileri içeriðinden ayný þeyler gelmektedir.
yoksunlaþtýrýlýr, deðerden düþürülür “Denizler” diye söze baþlayan herkes,
ve devrimci keskinliði giderilir. Bur- onlarýn ne kadar “insansever” olduklarýn-
juvazi ve iþçi hareketi oportünistleri, dan söz etmekte, Deniz Gezmiþ, Yusuf As-
bugün iþte marksizmi ‘evcilleþtirme’ lan ve Hüseyin Ýnan’ýn 6 Mayýs 1972 günü
biçimi üzerinde birleþiyorlar. Öðreti- idam edilmelerinin “yanlýþ”lýðýný “onlar kim-
nin devrimci yaný ve devrimci ruhu seyi öldürmediler” diyerek açýklama çabasý
içine girmektedirler.
* Habertürk’de yayýnlanan “Basýn Kulübü” progra- Her 6 Mayýs’ta yeniden ve yeniden ser-
mýndan akt. Ece Temelkuran, “Meraklý çocuklara:
‘Genel olarak’ üç idam”, Milliyet, 10 Mayýs 2006. ** Lenin, Devlet ve Devrim, s. 13.
#
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

gilenen bu tutumlar, giderek Deniz Gezmiþ yanlar, üstelik THKO’nun ideolojik-politik


ve arkadaþlarýnýn düþünceleri, amaçlarý ve çizgisine temelden karþý olanlar, “Denizle-
örgütlü mücadele ediþlerinin unutturul- rin yolundayýz” sloganlarý eþliðinde Deniz-
masýna dönüþtürülmüþtür. lere duyulan sempatiyi kendilerine devþir-
Kendilerine “68’liler” diyen bazý çevre- meye, oportünist ve pasifist çizgilerine ya-
lerin Denizler üzerinden siyaset yapmala- mamaya çabalamaktadýrlar.
rýyla baþlayan bu süreç, giderek Denizlere Bunu öylesine piþkinlik içinde, öylesine
duyulan sempatinin “prim” yaptýðýnýn görü- vurdumduymazlýkla yapmaktadýrlar ki,
nür hale gelmesiyle “Denizlere sahip çýkma THKO’nun silahlý mücadele veren bir ör-
yarýþý”na dönüþmüþtür. Artýk her önüne güt olduðu, “Denizlerin yolu”nun THKO bil-
gelen, onlarýn ne kadar “kararlý”, ne kadar dirisinde açýkça ifade edildiði gibi, “þiddet
“cesur” insanlar olduklarýný söyleyerek, politikasýný temel alan silahlý mücadele” yü-
“Denizlerin yolunda” olduklarýný, her 6 Ma- rüten bir örgütün yolu olduðunu bilmiyor-
yýsta yapýlan gösterilerle, yeminlerle, andlar muþ gibi davranabilmektedirler.
içerek kanýtlama peþine düþmüþlerdir. Kendilerinin SBKP revizyonizminin prag-
Þüphesiz bu ortamý besleyen tarihsel matist temsilcileri olduklarý gerçeðini, “ardý-
nedenler de vardýr. cýl devrim” savunucusu, “toplumsal ilerle-
Denizler örgütsüz kalmýþlardýr. me” yandaþý ve nihayetinde “kapitalist ol-
Denizlerin kurduklarý ve içinde yer al- mayan yol”un izleyicisi “gelenek”ten gel-
dýklarý THKO, 1972 yýlýndan itibaren fiilen diklerini unutturmaya çalýþanlar bile (SÝP-
ortadan kalkmýþtýr. TKP), “Denizlerin yolundayýz” sloganlarý eþ-
THKO’nun 1971-72 mücadelesinden ar- liðinde genç ve samimi insanlarý etraflarýna
ta kalanlarýnýn bir bölümünün “sosyal-em- toplama gayreti içine girebilmektedirler.
peryalizm” teorisini keþfederek ve silahlý Kendilerini “kuzu” gibi saf ve temiz gös-
mücadelenin yanlýþlýðýný ilan ederek ken- terme gayreti içinde olan bu kesimin en
dilerini, önce Halkýn Kurtuluþu gazetesi et- son “sunum”u ise, “biz Denizlerin kararlý-
rafýnda, sonra illegal TDKP içinde ve niha- lýk ve cesaretlerinin mirasçýsýyýz” þeklinde
yetinde legal EMEP olarak farklýlaþtýrmalarý; olmuþtur.
bir diðer bölümünün “Emeðin Birliði” der- Þöyle yazabilmektedirler, olanca piþkin-
gisinden SBKP’nin revizyonist çizgisine likleriyle:
uyumlandýrýlmýþ TKEP ve nihayetinde onu “‘70’li yýllarýn genç devrimcilerinin
da feshederek ortadan kayboluþlarýyla, geleneðimiz içinde yer bulmalarý
THKO’nun varlýðý fiilen sona ermiþtir. tam bununla ilgilidir. Mahir Çayan
1972’den günümüze kadar geçen süreç- kimileri için suni denge olabilir. De-
te, gerek THKO adý, gerekse THKO’nun si- niz Gezmiþ kimileri için gerilla savaþý
lahlý mücadele çizgisini izleyen, savunan olabilir.
herhangi bir oluþum ya da örgütlenme or- Her iki isim birlikte ‘Ýkinci Kurtu-
taya çýkmadýðý için*, her türden oportünist, luþ Savaþý’ný ya da iþçi sýnýfýnýn öncü
revizyonist ve legalist kolayca Denizlere güç olarak görülmediði bir demokra-
sahip çýkabilmektedirler. tik devrim perspektifini ifade edebi-
Yeni kuþaklarýn Denizlere olan sempa- lir. Ya da bu devrimcilerin savunduk-
tileri bu “sahiplenme” yarýþýný daha da hýz- larý silahlý mücadele stratejisini za-
landýrmýþ ve tüm fýrsatçýlar “Denizlerin yo- mandan ve mekandan baðýmsýz bir
lundan” söz etmekte hiçbir sakýnca görmez ‘doktrin’ olarak algýlayarak, onlarý bu
olmuþlardýr. doktrine sýkýþtýranlar çýkabilir.
Bu yýlýn baþ sloganý “Denizlerin yolun- Bizim için bu devrimcilerin anla-
dayýz” olmuþtur. mý bunun ötesinde ve bundan farklý-
SÝP-TKP’sinden Atýlýmcý MLKP’lilere ka- dýr.”**
dar THKO ile uzaktan yakýndan ilgisi olma- Onlar için “bu devrimcilerin anlamý” ise
basitçe ifade edilmiþtir: Mücadelede kararlý-
lýk ve cesaret.
* Burada þunu ekleyelim ki, Hüseyin Ýnan’ýn “Tür-
kiye Devriminin Yolu” adlý broþüründen yola çýka-
rak oluþturulmaya çalýþýlmýþ olan “TDY” hareketi ** Mehmet Kuzulugil, “Denizlerin mirasý”, “Komü-
$ etkili olamamýþ ve bir süre sonra daðýlmýþtýr. nist”(!), Sayý: 266, 19 Mayýs 2006.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Aðýzlarýný açtýklarýnda Denizlerden, Ma- Denizler, bu ülkede devrimin silahlý mü-


hirlerden (ki Mahir Çayan yoldaþtan söz et- cadele yoluyla gerçekleþtirilmesi için yola
mekte fazlaca istekli deðillerdir) söz eden- çýkmýþ ve bu uðurda savaþmýþ ve yaþamla-
ler, ayný zamanda onlarýn devrimci kiþilikle- rýný çekinmeden feda etmiþ devrimcilerdir.
rinin, mücadelelerinin içini boþaltmakta hiç Sizler, istediðiniz kadar onlarý “devrim-
tereddüt etmemektedirler. ci demokrat” gibi aþaðýlayýcý sýfatlarla aný-
Denizler “sahipsiz” kalmýþlardýr. THKO’- nýz. Ýstediðiniz kadar onlarýn silahlý müca-
nun savunucularý yoktur. dele çizgilerini görmezlikten geliniz. Ýstedi-
Bu nedenle çok kolaylýkla THKO hare- ðiniz kadar imalý sözlerle, dolayýmlý ifade-
ketinin üstü çizilebilmekte* ve yine ayný ko- lerle, “sureti haktan” yana görünerek silahlý
laylýkla THKO hareketinin silahlý mücadele mücadelenin “yanlýþlýðýný” ilan ediniz, ger-
çizgisi olumsuzlanabilmektedir. çeði ve tarihi deðiþtiremezsiniz.
“Denizlerin yolundayýz” diyenlere göre, Ýstediðiniz kadar “silahlý mücadele stra-
“Mahir Çayan kimileri için suni denge ola- tejisi zamandan ve mekandan baðýmsýz bir
bilir. Deniz Gezmiþ kimileri için gerilla sava- ‘doktrin’ olarak algýlanamaz” deyiniz, ger-
þý olabilir”miþ! çekleri, tarihi deðiþtiremezsiniz.
Bu da yetmemiþ. Onlar, Denizler, Mahirler, THKO ve
Denizler ve Mahirler, “iþçi sýnýfýnýn öncü THKP-C, kendi yollarýný, mücadele anlayýþ-
güç olarak görülmediði bir demokratik dev- larýný, çizgilerini, ideolojilerini açýk ve net
rim perspektifi”ni de “ifade edebilir”lermiþ! biçimde ortaya koymuþlardýr. Onlarýn uðru-
Ýnsanlarýn tarih bilincinin silikleþtirildiði, na mücadele ettikleri devrimi nasýl ortadan
Marksist-Leninist teorinin önemsiz bir “ay- kaldýramazsanýz, onlarýn devrimci mücade-
rýntý” olarak sunulduðu bir süreçte, þüphe- le çizgilerini de ortadan kaldýramazsýnýz.
siz oportünistler de kendileri için uygun bir Bu devrimci çizgiyi, silahlý mücadele
zemin ortaya çýktýðýnýn bilincindedirler. Bu stratejisini “yanlýþ” bulabilirsiniz. Kendinize
yüzden, “Bu mücadele tarihini bir bütün uygun “çizgi”ler oluþturmuþ olabilirsiniz.
olarak, doðrularý ve yanlýþlarýyla sahipleni- Eðer oportünist tutumlarýnýzdan vazgeç-
yoruz” söylemleriyle “suret-i haktan” yana meye hiç niyetiniz yoksa bile, insanlarýn ve
görünerek istedikleri gibi konuþabilmekte- tarihin karþýsýnda tümüyle yüzsüz ve arsýz
dirler. kalmamak için yapmanýz gereken tek þey,
Hayýr beyler! “yanlýþ” gördüðünüz silahlý mücadele stra-
Denizler, THKO’dur. THKO, Denizlerdir. tejisini eleþtirmek, yanlýþlýðýný kanýtlamak-
týr.
* Burada þunu da söyleyelim ki, bu “gelenek” sa-
Oturunuz, yanlýþ olduðunu satýr aralarý-
hipleri çok kolaylýkla bir þeylerin üstünü “çizebil- na sýkýþtýrdýðýnýz, imalý sözlerle ifade ettiði-
mek”tedirler. “Baykuþ bakýþý” yazarý Lenin için þun- niz þeyleri kaleme alýnýz.
larý yazabilmiþtir: Kaleme alýnýz ki, insanlar sizin neyi nasýl
“Rus devrim tarihi, hain, ahmak ve diðer sýfatla-
savunduðunuzu, “yanlýþ” ilan ettiklerinizi
rýn taþýyýcýlarýndan daha fazla iyi, inanmýþ, kararlý
devrimcilerin tarihidir. neden ve nasýl “yanlýþ” gördüðünüzü bil-
Ýþte bu tarihte Lenin hemen her aktör için ‘bir sinler, anlasýnlar ve öðrensinler. Kaleme alý-
þey’(!) demiþ, yine hemen herkesten ‘bir þey’ iþit- nýz ki, “her nabza göre þerbet” veren ek-
miþtir. Bu tür þeylerin altý deðil üstü çizilmelidir. lektik görüþlerinizin de bir iç tutarlýlýðý oldu-
Örneðin bolþeviklerin zarif Kültür Komiseri Luna-
çarski, Lenin öyle yazdýðý için ‘budala’ deðildir. Týp- ðu bilinsin.
ký Lenin’in Gorki’nin saptamasýna raðmen asla ‘tý- Hem bunlarý yapmayýp, hem “onlarýn
marhane kaçkýný’ olmadýðý gibi... mirasçýsýyýz” diye ortaya çýkmak, þarlatanlýk
Ýþin ilginci Lenin benim bildiðim kadarýyla parti- deðilse bile, yüzsüzlüktür.
nin Merkez Komite üyelerinden en az Malinovski’e
laf etmiþtir. O da ne yazýk ki, önde gelen bolþevik
Evet beyler!
kadrolar içerisindeki tek polistir! Bugün THKO hareketi yoktur. Bugün in-
Peki bu tahammülsüzlüðün arkasýnda ne vardýr? sanlar Denizlere sempatiyle bakmaktadýr-
Neden bolþevik hareket yoldaþlýk hukukunun üze- lar. Kendi sözlerinizle ifade edersek, “De-
rine dostluk hukukunu yerleþtirememiþtir? Lenin bu-
nizler’i bu ülke insaný iyi tanýmaktadýr ve
nu bir zayýflýk olarak gördüðü için mi içindeki insaný
devrimciler arasýndaki iliþkilerde denetim altýna al- sevmektedir”. Ýnsanlarýn tanýdýðý, bildiði ve
mýþtýr?” (Kemal Okuyan, Lenin’i nasýl okumalý?, Ge- sevdiði insanlarý “evcilleþtirmek”, kendi le-
lenek, Sayý: 71, Ocak 2002.) galist ve reviziyonist çizginize monte etmek %
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

sizin haddinize deðildir. Demokrasiyi Koruma Komiteleri”ne dönüþ-


Bir “gelenek”ten geldiðinizi, yani Laz Ýs- türüldüðünü ve nihayetinde CHP afiþleri as-
mailli, Yakup Demirli TKP geleneðinden makla “görevlendirildiðini” anýmsayýnýz.*
geldiðinizi fýrsat buldukça ifade edip duru- Ve yine anýmsayýnýz, Yakup Demir’in 9
yorsunuz. Mart “sol cunta” beklentisiyle Ereðli kýyýla-
Biraz daha az imalarda bulununuz, bi- rýna çýkartma yapma giriþimini.
raz daha fazla bu “gelenek”inizin Denizler, Daha az Denizlerden, Mahirlerden söz
Mahirler için yazdýklarýný, çizdiklerini, Bizim ediniz. Onlarý “devrimci demokrat” gibi ne
Radyo’dan yapýlan yayýnlarý insanlara anla- anlama geldiði kendinizden menkul sýfat-
týnýz. larla tanýmlamak yerine, tarihi ve onlarýn
Denizlerin, Mahirlerin kendi “gelenek”i- devrimci mücadele tarihindeki yerlerini,
niz tarafýndan nasýl “sol sapýk”, “provoka- yollarýný açýkça ve dürüstçe ortaya koyu-
tör”, “goþist” ilan edildiðini açýklayýnýz. nuz. “Takiyye” yapmaktan vazgeçiniz.
Ve bunlarý açýklayýnýz ve bu deðerlen- Hayýr beyler!
dirmeleri paylaþýp paylaþmadýðýnýzý söyle- Sizin yolunuz “Denizlerin yolu” deðildir,
yiniz ki, basit bir “mirasyedi” olmaktan öte hiçbir zaman da olmamýþtýr.
bir deðeriniz olduðunu, “dostlarýnýz” ve Denizlerin yolu, Ýstanbul Hukuk amfisin-
“üyeleriniz” bilsinler, görsünler. den, ODTÜ yurtlarýndan, Þarkýþla üzerinden
“Silahlý mücadele stratejisinin zaman- Nurhak’a çýkar.
dan ve mekandan baðýmsýz bir ‘doktrin’ Onlarýn yolunu, basit “motosiklet anýsý”-
olarak” algýlanamayacaðý türünden “dokun- na dönüþtürerek saptýramazsýnýz. Kendi le-
durmalar”dan vazgeçiniz. Dosdoðru, açýkça galist ve revizyonist çizginize payanda ola-
“zaman ve mekana baðlý silahlý mücadele rak kullanamazsýnýz.
stratejisi”nin ne olduðunu söyleyiniz. Ve “artist”likten baþka meziyeti olma-
Ve bunlarý söylememenizin bahanesi yan Berhan Þimþek’in “çakar almaz silah-
olarak da “yasal zorunluluklar”ýn arkasýna larla üç genç mi anayasal düzeni yýkacaktý”
saklanmayýn. sözlerini yutmayýnýz, yutturmaya da çalýþ-
Evet, bu ülkenin bir tarihi vardýr. Ýnsan- mayýnýz.
larýn tarih bilinci ne kadar silikleþtirilmeye Evet, onlar devrim için yola çýktýlar.
çalýþýlýrsa çalýþýlsýn, tarih, yazýlý ve gerçek ta- Evet, onlarýn sayýsý az, düþmanýn sayýsý
rih ortadadýr. Beðenmediðiniz için ya da çoktu.
yanlýþ gördüðünüz için tarihi deðiþtiremez-
siniz.
du. Yüzlerce otobüsün örgütlenmesi, pankartlarýn
Yakýn geçmiþinizin hiç de “onurla” aný- hazýrlanmasý vs. Parti örgütleri, bu 1 Mayýs çalýþma-
lacak bir tarihe sahip olmadýðýný biliyorsu- larý sýrasýnda ciddi açýlým yapýp yeni kazanýmlar elde
nuz. ediyorlardý... Bunun sonucu olarak da Türkiye’deki
Ýnsanlarý 1 Mayýsa otobüslerle taþýmak Parti örgütlerinden, 1 Mayýs Komiteleri’nin daha sü-
rekli kalýcý hale getirilmesi türünden talepler ortaya
amacýyla kurduðunuz “1 Mayýs Komitele-
çýktý. Hatta biz o dönemde 1 Mayýs Komiteleri’nin
ri”nin 1978-80 döneminde nasýl “Can Gü- bir tür Sovyetler iþlevi bile görebileceðini düþünmeye
venliði Komiteleri”ne, ardýndan “Barýþ ve baþlamýþtýk... Bir Merkez Komitesi toplantýsýnda 1
Mayýs Komiteleri’nin, Can Güvenliði Komiteleri’ne
dönüþtürülmesi için karar alýndý. Can Güvenliði Ko-
* Kendisini “baykuþ bakýþ”lý olarak sunan bir SÝP- miteleri aslýnda ‘77 Konferansý’ndan sonra Ý. Bilen’in
TKP þefi 1976-80 döneminde yaptýklarýný þöyle an- kapanýþ konuþmasýnda ‘Barikata çýkacaðýz’, iþte ‘Hal-
latmaktadýr: kýmýzýn can güvenliðini koruyacaðýz’ gibi söylemlerle
“1 Mayýslar, öncesiyle ve sonrasýyla bu yýllarda de baðlanmýþ bir þeydi. 1 Mayýs Komiteleri’nin, Can
çok önemli bir eylem odaðýydý. Bu eylemin baþarýlý Güvenliði Komiteleri biçiminde devamý aslýnda dev-
olabilmesi için 1 Mayýs Komiteleri oluþturuluyordu. rimci bir açýlýmdý... Ýþçinin Sesi ayrýþmasýndan son-
1 Mayýs Komiteleri çok önceden çalýþmaya baþlýyor- ra bu Can Güvenliði Komiteleri, daha doðrusu 1 Ma-
lar, 1 Mayýs çerçevesinde, 1 Mayýs eylemliði hede- yýs Komiteleri, ‘Barýþ ve Demokrasiyi Koruma Komi-
fiyle, ama normal olarak Parti’nin doðrudan ulaþa- teleri’ haline getirildi ve CHP afiþleri asmak gibi gö-
madýðý çok geniþ bir kesime, Parti’nin görüþlerini revler üstlendiler.” (Kemal Okuyan, Gelenek, Sayý:
ulaþtýrýyorlardý ve fabrikalara uzanan, okullara iþyer- 67.)
lerine uzanan, geniþ örgütlenmeler saðlýyorlardý... Sanýyoruz bu dönemde, TKP’nin hiçbir zaman
Özel baðýþlar toplanýyordu. Türkiye’nin çeþitli yerle- ‘barikatlara çýkmadýðýný’, kimsenin ‘can güvenliðini’
rinden Ýstanbul’daki 1 Mayýs’a katýlmak için yapýlan de saðlamaya çalýþmadýðýný söylemeye gerek yok-
& organizasyon, baþlý baþýna büyük bir organizasyon- tur.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Evet, onlarýn silahlarý az ve küçük çap- gibi olan bu “parti”lerin “þerefli mirasýna”
lýydý. sahip çýkýp, bu mirasýn “þerefi”ni insanlar-
Ama hiç kimse onlar için, onlarýn silah- la paylaþmaktýr.
larý için “çakar almaz” diyebilecek cüreti “Siyasi mücadelede miras, babadan
gösteremez. oðula deðil, mücadele bayraðýný taþýyanlar-
Dünya devrimleri açýktýr. dan, mücadele bayraðýný taþýyanlara geçer”
O “çakar almaz” denilen silahlarla yola diyerek tarihten ve tarihsel gerçeklerden
çýkýlmýþ, emperyalizme karþý savaþýlmýþ ve kaçamazsýnýz.
zaferlere ulaþýlmýþtýr. Elinizde bir atýmlýk barutunuz kalmýþtýr.
Bu ülkede de, “çakar almaz” denilen si- Bunu da “ama Denizler, Mahirler TÝP’ten
lahlarla savaþýlmýþtýr ve savaþýlmaktadýr. çýktýlar” diyerek boþuna tüketmeyiniz. TÝP’
Biraz daha az “Denizlerin yolundayýz”- in ne olduðunu bilmeyen yeni bir kuþaðý
dan söz ediniz. “Denizler”in evcilleþtirilme- bu sözlerle belki bir süre kandýrabilirsiniz.
sinden uzak durunuz. Berhan Þimþek gibi Ama unutmayýnýz ki, TÝP de ayný yöntemi
“artist”lerin “çakar almaz” ilan ettikleri si- kullanarak devrimci gençlik hareketini pa-
lahlarýn ülkenin tarihini nasýl deðiþtirdiðini sifize etmeyi baþaramamýþtýr.
unutmayýnýz. Arasýra “haddinizi” aþýp aþmadýðýnýzý da
Ucuz demagojilerle, sonradan görme düþünmelisiniz. Marks, Lenin, Stalin’i “gibi
“mirasyedi” havalarýyla tarihi gerçekleri çar- isimler” þeklinde ifade edebilecek tek “ko-
pýtmayýnýz. münist” sýfatlý parti olup olmadýðýnýzý da
THKO bildirisinde açýkça söylendiði gibi, düþünmenizde sonsuz yararlar vardýr.*
“Barýþçýl þartlar içinde mücadele metodla- Ve þu sözleri her zaman anýmsayýnýz:
rýný býrakýnýz”. “Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu
Dünya devrimci mücadelesinin tarihi halkýmýzýn baðýmsýzlýðýnýn silahlý mü-
sizin gibi adý “komünist” olan pek çok par- cadele ile kazanýlacaðýna ve bu yo-
tiyi tanýmýþtýr. Yapmanýz gereken, kendiniz lun tek yol olduðuna inanýr”.

* Kuzulugil, 19 Mayýs tarihli yayýnlarýnda þöyle yaz-


maktadýr: “TKP, kendini Türkiye’de ve dünyada be-
lirli bir teorik mirasla ve bir dizi pratikle anýlan bir
geleneðe baðlý görüyor. Marx, Lenin, Stalin gibi
isimleri, Þefik Hüsnü’yü, Ýsmail Bilen’i, Behice Bo-
ran’ý ve baþka marksistleri de barýndýran bir gele-
nek bu.”
Þüphesiz bu, Kuzulugil’in ilk “sabýkasý” deðildir.
Katýldýðý bir televizyon programýnda Sovyetler Birliði
hakkýnda söylediði sözler üzerine “Siyasi Büro”sunu
açýklama yapmak zorunda býrakmýþ “sivri dilli” bi-
risidir.
'
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Nurhak:
Bir Kýr Gerilla Deneyimi

31 Mayýs 1971 günü Maraþ’ýn Nurhak bölgesinde Ýnekli Köyü yakýnýnda


Türkiye Halk Kurtuluþ Ordusu (THKO) gerillalarýnýn pusuya düþürülmesinden
bu yana 35 yýl geçti. Bugün THKO adlý bir örgüt fiilen mevcut deðildir.
1974’lerde “sosyal-emperyalizm” teorilerine yönelen bir kýsým THKO üye-
lerinin “parti” konusundaki “eksikliklerini” gidermek amacýyla TDKP’yi
oluþturmaya yönelmeleri THKO’nun fiziki ve politik olarak sonunu oluþturan
bir adým olmuþtur. Kendilerini THKO-Mücadelede Birlik olarak tanýmlayan
kesimin “mucize adam”ýnýn ayný amaçla TKEP’i oluþturmaya yönelmesi
THKO adýnýn THKO-TDY dýþýnda tümüyle politik plandan çýkmasýna neden
olan son adýmdýr. Böylece THKO, Türkiye Devrimi’nde Deniz Gezmiþ, Si-
nan Cemgil, Yusuf Aslan, Kadir Manga, Alpaslan Özdoðan ve Hüseyin Ýnan’la
devrimci bir politik-askeri örgüt olarak tarihte yerini almýþtýr.
THKO, kýsa süren gerilla savaþýyla bir dizi deneyimi ve bu deneyimden
çýkan dersleri barýndýran özel bir tarihsel olgudur. Ýçerdiði “fokocu” gerilla
savaþý anlayýþýyla içine girdiði açmazlarý, önder kadrolarýn yitirilmesinden
sonra kalanlarýn silahlý devrimci savaþý terk etme tutumlarýyla aþamamasý,
örgüt olarak yok oluþu getirdiyse de, þehir ve kýr gerilla savaþýnýn ülkemiz-
deki ilk baþlatýcýlarý olarak zengin deneyimler býrakmýþtýr. Bu deneyimlerin
yanýnda THKO’nun 1971 yýlýnda gerçekleþtirdiði silahlý eylemler, ülkemiz-
deki devrimci mücadelenin geliþiminde önemli bir etkiye sahiptir.
THKO, devrimci silahlý mücadelenin Deniz Gezmiþ’le simgeleþen kuralla-
rýnýn ortaya çýkmasýnda da önemli bir yere sahiptir. Sivil halka zarar ver-
memek, emperyalizmin ve oligarþinin tutsak edilmiþ silahlý unsurlarýna
insanca davranmak vb. bazý kurallarýn halkýn bilincine kadar yerleþmesinde
etkili olmuþtur. 1971-72 döneminde THKP-C’nin devrimci silahlý mücadele-
nin sürdürülüþünde gösterdiði kararlýlýkla birleþen bu deðerler, daha sonra-
ki dönem üzerinde derin izler býrakmýþtýr.
THKO’nun kýr gerilla deneyimi, baþarýsýzlýkla sonuçlanmasýna raðmen,
ülke tarihindeki ilk olma özelliðiyle düþman tarafýndan kuþatýlmýþ bir arazi-
de kýr gerilla savaþýnýn hazýrlýðý, baþlatýlmasý ve sürdürülmesi konusunda
önemli derslerle doludur.
THKO’nun kýr gerillasý deneyiminin ana özelliði, düþman tarafýndan kuþa-
týlmýþ bir iç bölgede gerilla savaþýnýn örgütlenmesidir. Açýk sýnýr iliþkilerinin
kullanýlmadýðý, sýnýrlarýn sadece askeri lojistik için belli bir iþleve sahip oldu-
 ðu bir gerilla savaþý olarak ortaya çýkmýþtýr.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Ýkinci özelliði ise, “uygun alan-uygun nüfus” iliþkisinin gerillanýn planlan-


masýnda ve yer seçiminde bir ölçüt olarak kullanýlmasýdýr.
Böylece THKO, alýþýlagelmiþliðin dýþýna çýkmýþ ve sadece belli bir örgüt-
lülüðün varolduðu, dolayýsýyla ilk kadro sorununun kendiliðinden çözüldüðü
bir kavrayýþýn dýþýnda kalmýþtýr. Amaç, kýr gerilla birliðini, kýrsal alanlarda
köylülüðü örgütleyerek bir halk ordusu (düzenli ordu) haline getirmektir.
Böylece hareketli gerilla birliðinin, gelecekteki halk ordusunun çekirdeði ol-
masý ve halk ordusunun bu birliðin geliþimine baðlý olarak oluþturulmasý
anlayýþý THKO’nun faaliyetini belirlemiþtir.
Üçüncü özelliði ise, kýr gerilla savaþýný 3-5 kiþilik silahlý gruplarýn eylem-
lerinin geliþimi olarak deðil, kýr gerilla birliðinin eylemliliði olarak ele alma-
sýdýr. Doðal olarak, bu gerilla birliðinin, gerek kitle içinde geniþlemesi, ge-
rekse lojistik desteðini sürdürebilmesi “birlik” düzeyinde ele alýnmýþtýr. (O
dönemde ülkemizdeki milli krizin olgun olduðu düþünüldüðünden gerilla
savaþýnýn -Öncü Savaþý- hýzla Halk Savaþýna dönüþeceði varsayýlmýþtýr. Bu
da hazýrlýk aþamasýndan, gerillanýn faaliyet dönemine kadar her alanda orta-
ya çýkan eksikliklerde kendisini hissettirmiþtir.)
Bu temel özellikleri ile THKO’nun kýr gerillasý hazýrlýklarý, kendi perspek-
tiflerine uygun olarak sürdürülmüþtür.
Kýr gerilla savaþýnýn hazýrlýk aþamasýný Brezilya deneyimi ýþýðýnda Quar-
tim þöyle ortaya koymaktadýr:
“Debray’ýn önemsemediði gerilla fokosunun hazýrlanýþý, tüm dev-
rimci savaþ içersinde en az ötekilerden herhangi biri kadar önemli
temel bir basamaktýr. Bu basamak, Debray’ýn yazýlarýnda devrimci
sürecin bir aþamasý deðil de, devrimin bir çeþit tarih öncesi olarak
yer alýr. Devrimde Devrim’in sonunda kesin olarak ‘politik harekete
girmek isteyen biri askeri fokodan geçmelidir’ der. Bu yüzden en
önemli soru –ne yapmalý?– ile karþýlaþan devrimcilere verdiði cevap
çok basittir: Bir askeri foko kurun. Taktik soruya da –askeri foko nasýl
kurulur?– verdiði cevap ayný ölçüde basittir: Askeri eðitimle kadrolarý
bir araya toplayýn, para ve teçhizat edinin, hareket alanlarýnda depo-
lar kazýn, savaþ alanlarýný tanýyýn, hareket savaþý ile oyalamak için
düþmanýn geliþini bekleyin.
‘Baþarýlý bir pusu, iþkencecinin yok edilmesi, nakledilen silahlara
el koyuþ, bunlar herhangi bir Amerikan ülkesinde ortaya çýkabilecek
reformist yüreksizliðe en iyi cevaptýr.’ (Bkz. R. Debray, Devrimde Dev-
rim)
Debray’ýn görmediði, gerilla mücadelesini baþlatmaya hazýr olan
bir devrimci örgütün en önemli sorununun bu olmadýðýdýr. Daha kö-
tüsü yalnýz askeri eylemlerin politik etkilerine önem vermek, politik
sorunlarý askeri mücadelenin içinde boðmaktýr.”1
THKO’nun sað kalan kadrolarý (ki tamamý daha sonra THKO çizgisini
terk etmiþlerdir) 1974 yýlýnda yayýnladýklarý “Geçmiþin Eleþtirisi”nde hazýrlýk
aþamasýný þöyle ortaya koymuþlardýr:
“Halk Savaþý süresi içinde diðer herhangi bir aþama kadar önem-
li olan hazýrlýk aþamasýnda, sadece gerilla kolunun ‘teknik olarak’ ya-
ratýlmasý; belirli bir alanda silahý, sýrt çantasý, haritasý vs. ile birlikte
bir ‘askeri birlik’ olarak yerleþtirilmesi ve bu anlamda ‘harekete geç-
meye hazýr’ bulunmasý açýsýndan bakýldý.”2
Ayný yerde kýrdaki hazýrlýklar þöyle anlatýlmaktadýr:
“Ýlk adýmlar açýsýndan hareket ve geliþme alaný olarak seçilen böl-

1
J. Quartim, R. Debray ve Brezilya Devrimci Hareketi, s. 21-22, A Yay.
2
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.

KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

ge, baþta, önemli bir devrimci kitle potansiyeline sahip olmasý, diðer
bölgelerle kýyaslandýðýnda küçümsenmeyecek düzeyde yerel militan
kadrolarýn varlýðý, askeri koþullar bakýmýndan nispeten elveriþli de sayý-
labilecek konumu vb. gibi özellikleriyle seçimi doðru yapýlmýþ bir böl-
gedir.
Hazýrlýk çalýþmalarý bu son derece uygun þartlar üstünde, fakat
yine son derece sýnýrlý –her yanýyla sýnýrlý– bir kadro ile ve çok sýnýrlý
hedefler üstünde yürütüldü. Bu hedefler, kýsa vadede, gerilla kolu-
nun teknik ve diðer günlük ferdi ihtiyaçlarýný (silah, teçhizat vs.) kap-
sýyordu. Köylülerle kurulacak örgütsel veya politik iliþkiler, yerel
devrimci kadrolarla oluþturulmasý gereken baðlar (hareketimize çok
açýk eðilim duymakta olanlar da dahil) bu hedeflere girmiyordu. Ge-
rilla kolunun oluþturulmasý sorunu, bir ‘askeri devriye’nin oluþturul-
masý sorununa indirgenmiþti. Þehirden 20 arkadaþýn kýra geçirilmesi
ve banka eylemlerinden elde edilen maddi olanaklarla, onlarýn as-
keri donatýmýnýn tamamlanmasýyla herþey ‘halledilmiþ’ oluyordu”3
Ýþte hazýrlýk aþamasýndaki bu hatalar THKO’nun kýr gerillasýnýn pratikte
karþýlaþtýðý sorunlarý aþmasýný da engellemiþtir.
Herþeye raðmen THKO, kendi perspektifi doðrultusunda kýr gerillasýný
oluþturma kararlýlýðýný göstermiþtir. Kentlerdeki kadrolarýn kýrsal bölgeye ak-
tarýlmasý, Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan’ýn yakalanmalarýyla
birlikte yöneticilik düzeyinde önemli bir engelle karþýlaþmýþtýr. Daha sonra-
ki günlerde gerilla birliði içinde baþgösteren baþýbozukluk, hepsinden önem-
lisi Sinan Cemgil’lerin grubunun pusuya düþürülmesinden sonra diðer gru-
bun kendi kendini daðýtmasý bu kayýplarýn önemini ortaya koymuþtur.
Denizlerin yakalanmasýna raðmen kýr gerilla birliði oluþturulmuþtur. Bir-
lik, “eylemler koymadan önce gerilla kolunun doðal þartlara uyumunu ve
‘fiziki’ dayanýklýlýðýnýn artýrýlabilmesi için ‘yürüyüþ-konaklama, tekrar yürüyüþ-
tekrar konaklama’ þeklinde duraðan bir hareketliliðe”4 geçer.
Daha ilk günden itibaren kentlerden gelen kadrolarýn koþullara uyum-
suzluðu ortaya çýkmýþtýr. Ama en önemli sorun gerilla birliði içindeki bozul-
madýr. Karþýlýklý küfürleþmeler, bencillikler, tembellikler, kaytarmalar, nöbet
tutmayý savsaklamalar bu bozulmanýn ifadeleri olarak görünür. Yiyecekle-
rin bile bireysellik konusu olmasý, bozulmanýn en uç noktasýna ulaþtýðýný
ortaya koyuyordu.
Tüm bu faaliyetler sýrasýnda politik faaliyet sürekli ikinci planda kalmýþtýr.
Rasgele iliþkiler gerillanýn dýþ baðlantýlarýný saðlýyordu.
“Bu iliþkiler sadece, zorunlu günlük gereksinmelerden ya da istih-
barat elde edebilmek için ‘dolaylý sorgu’ temeli üstünde oluþuyor ve
bunun dýþýnda, politik nitelikte her türlü iliþkiden dikkatle kaçýnýlýyor-
du. (Basit bir örnekleme gerekirse; komandolar gerilla birliðini izli-
yorlarken bile, köylülerin ne olup olmadýðýmýzla ilgili sorularýný, her
seferinde, ancak gerçek kimliðimizi gizleyerek cevaplandýrýyorduk, o
ki, köylülerin –biraz güç ama, hiç radyo dinlemediklerini varsaysak
bile– bizi tanýmýyor olmalarý biraz su götürür.)”5
THKO gerillalarýnýn bu “kendilerini soyutlamalarý”na iliþkin bir “avcý” hika-
yesi M. Yalçýner’in günlüðünde þöyle geçmektedir:
“6 Mayýs, Perþembe. Öðlene doðru aþaðý dereye H. Ali’nin oraya
balýk tutmaya gittik. Ýnsan görünce boðazý keþfe karar verdik. Tam
geçitte yemek yerken Çavuþkýr’dan yedi avcý bastýrdý. Konuþtuk. Pek

3
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.
4
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.
 5
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

fena insanlar deðillerdi. Az ekmek katýk verdiler. Keþfe çýkan iki kiþiyi,
velhasýl hemen herkesi gördüler. Tahminimce ne olduðunu anlaya-
madýlar. Geçitin ortasýnda nöbetçisiz yemek yememiz büyük eþeklik.
Kanýmca bu iþ böyle yürümez. Ya doðruyu söyleyeceðiz ya da hiç
görünmeyeceðimiz yerlerde olacaðýz. Yalan konuþurken ters þeyler
söylemek gerekiyor bazan.”
Bu hareket tarzý “Geçmiþin Eleþtirisi”nde þöyle deðerlendirilir:
“Oysa gerilla kolunun güvenliði, onun ‘gözden uzak’ ve ‘ulaþýlmasý
güç sarp alanlar’da yaþamasýyla saðlanamaz. Coðrafi bakýmdan çok
çetin þartlara dayanmak, gerilla için çok önemli bir avantaj deðildir.
Hele bunu halkýn yaþamadýðý alanlarla özdeþleþtirmek, –olsa olsa–
bu tali avantajý karþý avantaja dönüþtürmek olur. Kaldý ki o, salt bu
avantajýndan dolayý (bu avantajý birinci plana almakla) deðil, kendini
geliþtirmek ve aþmak, düþmanýn baský gücü karþýsýnda kendisini as-
keri planda koruyabilmesi bile mümkün olmaz. Gerilla, baþtan itiba-
ren, giderek artan ölçüde, sýnýf ve kitle temeline dayanarak; bu temeli,
doðal olarak öz yapýsýnda bulunan avantajlarla seyyar silahlý güç olma;
silahlý savaþý yürütme ve savunmayý son derece ‘esnek’ ve þaþýrtýcý
taktiklerle ve nispeten (baský güçleri için) ‘çetin alanlarda’ yapma
avantajlarla sürekli olarak birleþtirerek ve mutlaka da ‘politik öncü’
durumuna yükselmeyi hedefleyerek –bu hedefe vararak– bu görevi;
kendini geliþtirme ve aþma (dolayýsýyla da korunma) görevini baþa-
rabilir.
‘Sarp ve çetin alanlarý’ ve de ‘soyutlanma’yý birinci plana almak
özünde gerillayý sýradan bir ‘baskýn grubu’, bir ‘devriye kolu’na indir-
gemek olur. Halbuki o, baþtan beri tekrarladýðýmýz gibi bir askeri güç
olmaktan çok, bir ‘politik güç’tür. Tayin edici yaný ‘politik’ yanýdýr.
Onu ‘stratejik kuvvet’, hareketini de ‘stratejik hareket’ haline getiren
bu niteliðidir.”6
THKO’nun Nurhak gerilla faaliyeti, 1971 Mayýs sonlarýnda Kürecik Ame-
rikan radar üssünü basmaya karar vermeleriyle eylemliliðe geçiþ durumu-
na gelmiþtir. Bu eylem kararý, gerilla kolunun daðlarda varolmasýna raðmen,
ülkedeki geliþmeler karþýsýnda “hiçbir þey yapamamýþ olma” psikolojisine
girmesiyle birlikte ortaya çýkmýþtýr. Bu durumu ve sonuçlarýný “Geçmiþin
Eleþtirisi”nden okuyalým:
“Kolu coðrafi olarak dahi bilinmeyen, tanýnmayan bir bölgede, ye-
terli istihbarata dayanmayan –serinkanlýlýkla deðerlendirilince– tümüy-
le yanlýþ ve hatalý olarak hesaplanan eylemler planlamaya yönelten,
baþta bu psikolojik etki oldu. Ýçlerinde yönetici arkadaþlarýn da bu-
lunduðu bir grup, birbirinden oldukça uzak –300 km. kadar– ve ol-
dukça önemli iki hedefe bir kaç günlük bir süre içinde eylem koy-
makla, geriye kalan arkadaþlarýn tümü de eylemlerin yol açacaðý yeni
güçlüklerin daha kolay karþýlanabilmesi için, alýþkanlýk olduðu üzere
‘daha güvenlikli bir baþka bölgeye’ çekilmekle görevlendirildiler.
Eylem koymayý üstlenen arkadaþlarýn en ufak bir iliþkiye sahip
olmadýklarý ve hiç tanýmadýklarý bir alanda pusuya düþürülmeleri, bi-
rinci darbe (kýra geçiþte merkez kadronun kaybedildiði darbe) ile ayný
nitelikli (taktik planda düþman gücünün alabildiðince küçümsenme-
si olgusundan ve özünde, ‘eylem’i salt bir askeri sorun olarak deðer-
lendirmekten kaynaklanan) ve ayný þekilde yönelen ikinci bir darbe
olarak, kýrdaki pratiðimizi noktalayan ikinci bir yara oldu.”7

6
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.
7
THKO, Geçmiþin Eleþtirisi.
!
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

30 Mayýs 1971 günü Nurhak’ýn Ýnekli Köyü yakýnlarýnda pusuya düþürülen


THKO gerillalarýndan Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoðan ve Kadir Manga çatýþ-
mada öldürülmüþ ve kalanlar yakalanmýþtýr. Ve böylece ülkemiz tarihinin
ilk devrimci kýr gerilla deneyimi noktalanmýþtýr.
1972 sonlarýnda Ý. Kaypakkaya ve arkadaþlarýnýn Tunceli bölgesinde ge-
rilla örgütleme giriþimleri, ayrý bir perspektiften –Çin örneðinden– hareket
etmekle birlikte, hemen hemen benzer eksiklikler ve hatalarla, geliþmeden
sona ermiþtir.
THKP-C’nin 1972 baþlarýnda kýr gerillasýný oluþturmaya yönelik hareketi
ise, Denizlerin idamlarýný engellemeye yönelik eylem sonrasýna ertelenmiþtir.
Ama Ünye radar üssünde görevli iki Ýngiliz ile bir Kanadalýnýn tutsak edil-
mesi eylemi, ayný zamanda THKP-C’nin kýr gerilla savaþýnýn hazýrlýðý ve baþ-
latýlmasý yönündeki anlayýþýna uygun olmuþtur. Þehir gerilla savaþýndan kýr
gerilla savaþýna geçiþin özgün bir biçimini planlayan THKP-C, Kýzýldere’de
önder kadrolarýnýn imha edilmesiyle bunu pratiðe geçirememiþtir.
Bu deneyimler, özel olarak da THKO’nun Nurhak deneyimi, düþman ta-
rafýndan kuþatýlmýþ bir bölgede stratejik bir güç olarak gerilla birliðinin oluþ-
turulmasý ve harekete geçirilmesi konusunda, taktik, stratejik ve pratik bir
dizi dersle doludur. Bu derslerin en önemlisi, kýr gerilla savaþýnýn açýk bir
savaþ olmasý ve kýr gerillasýnýn stratejik bir güç olarak var edilmesidir.
Kýr gerilla savaþýnýn ve kýr gerillasýnýn, uzun bir savaþ sürecinin temel
taþý olduðu bir yana býrakýlarak, salt örgütsel ya da propagandatif amaçlar-
la ele alýnmasý, bu deneyimlerin ve bu savaþýn dýþýnda deðerlendirilmek
zorundadýr.
Yaþananlar bir kez daha THKO’nun Nurhak deneyiminin önemini gös-
termektedir. Ve Türkiye’de kýr gerilla savaþý bu deneyimleri doðru deðer-
lendirerek geliþecektir. Bu yolda þehit düþen tüm devrimcilerin deneyim-
lerinin zaferdeki katkýlarý hiç unutulmayacaktýr.

"
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

KADÝR MANGA ALPASLAN ÖZDOÐAN SÝNAN CEMGÝL


31 Mayýs 1971 / Nurhak

TÜRKÝYE HALK KURTULUÞ ORDUSU


KURUCU VE ÖNDERLERÝ

6 Mayýs 1972 / Ankara

YUSUF ASLAN DENÝZ GEZMÝÞ HÜSEYÝN ÝNAN

#
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

TÜRKÝYE HALK KURTULUÞ PARTÝSÝ-CEPHESÝ


Ýlk Genel Komite Üyesi
HÜSEYÝN CEVAHÝR
1 HAZÝRAN 1971
ÝSTANBUL/MALTEPE

1947’de Tunceli’de doðdu. Yüksek öðrenim için Ankara Siyasal


Bilgiler Fakültesine girdi. Burada devrimci gençlik hareketlerine ka-
týldý. Dev-Genç içinde yer alan Hüseyin yoldaþ, Mahir Çayan yoldaþla
bu mücadele içinde tanýþtý. THKP-C’nin oluþum sürecinde yer aldý
ve kurucularýndan oldu. Oluþturulan ilk Genel Komite’de yer alarak,
Doðu Anadolu Bölge Sorumluluðu’nu üstlendi.
THKP-C’nin 1971 yýlýnda baþlattýðý Öncü Savaþýnýn ilk evresinde
gerçekleþtirilen merkezi eylemlerin içinde yer aldý. Ýstanbul’da þehir
gerillasýnýn yaratýlmasý amacýyla alýnan karar üzerine Mahir yoldaþla
birlikte buraya geçti. Has’larýn günlük gelirlerinin kamulaþtýrýlmasý ve
Siyonist ajan E. Elrom’un tutsak alýnmasý eylemlerine katýldý.
Elrom eylemi üzerine oligarþinin baþlattýðý kuþatma ve imha ope-
rasyonu sýrasýnda, 29 Mayýs 1971’de Mahir yoldaþla birlikte Ýstanbul-
Maltepe’de kuþatýldýlar. Bu iki “adalý”nýn üç gün süren kuþatmasý, 1
Haziran günü baþlatýlan operasyonla sonlanýrken, Cevahir yoldaþ þehit
düþtü, Mahir yoldaþ aðýr yaralý olarak tutsak edildi.
Cevahir yoldaþýn sanat ve kültür üzerine yayýnlanmýþ çeþitli ya-
$ zýlarý yanýnda, Küba Devrimi üzerine bir yazýsý bulunmaktadýr.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

1960 yýlýnda Kars’da doðdu. 1977’de


devrimci mücadeleye THKP-C/HDÖ safla-
rýnda katýldý. 1977-1979 yýllarý arasýnda Kars
bölgesinde örgütsel faaliyette bulunan “De-
de”, bu dönemde faþist milis güçlere karþý
THKP-C/HD֒nin gerçekleþtirdiði silahlý ey-
lemlerde yer aldý. MHP Kars Ýl Baþkaný’nýn
cezalandýrýlmasý eylemine katýldý. 12 Eylül
askeri darbesi koþullarýnda tutsak edildi.
1986 yýlýna kadar Selimiye, Metris, Saðmal-
cýlar ve Erzurum Askeri Cezaevlerinde yat-
tý.
1986 yýlýnda tutsaklýðý sona erer ermez
pratik örgütsel faaliyet içinde yer aldý.
1991-1993 yýllarý arasýnda THKP-C/HD֒nin
gerçekleþtirdiði “30 Mart-Kýzýldere Harekâ-
tý” (1991); “Eylül Harekâtý” (1992) ve “15
Mart Harekâtý” (1993) içinde yer aldý.
THKP-C/HDÖ Ýstanbul Ýl Komitesi üyesi AÐADEDE SARIKAYA
olan “Dede” yoldaþ, bir þehir gerillasý ola- 1960/KARS
rak savaþýn tüm zorluklarýna ve olanaksýz- 9 MAYIS 1993/ÝSTANBUL
lýklarýna raðmen üstlendiði görevleri yerine
getirmekte tereddüt etmedi.
9 Mayýs 1993 Pazar günü saat 12’de Ýs-
tanbul/Fatih’teki örgüt evinin oligarþinin zor
güçlerince basýlmasýyla baþlayan çatýþmada
þehit düþtü.

1963 yýlýnda Kayseri’de doðdu. Daha he-


nüz Ortaokul sýralarýndayken devrimci mü-
cadeleyle tanýþtý. THKP-C/HDÖ sempatiza- LEYLA DOÐAN
ný olarak örgütsel çalýþmalarda kendisin- 1963/KAYSERÝ
den istenen her þeyi yerine getirmek için 21 MAYIS 1986/ANKARA
olanca gücüyle çalýþtý. Örgüt saflarýnda or-
taya çýkan II. Sað-sapmanýn yarattýðý kar-
gaþa içinde bir süre Kayseri ile sýnýrlý bir
iliþki içinde bulundu. 1979 sonlarýnda bu
saðcý unsurlara yönelik polis operasyonun-
da tutsak edildi. Ankara/Mamak cezaevin-
de yattý. Tutsaklýðýnýn ilk gününden itibaren
örgütle baðlantý kurdu ve THKP-C/HD֒nin
örgütsel iþleyiþine dahil edildi. 1981’de tut-
saklýðý sona erdikten sonra deðiþik kentler-
deki örgüt üyeleri arasýnda baðlantýlarýn ku-
rulmasýnda çalýþtý. Her koþulda cezaevin-
deki tutsak yoldaþlarýyla baðlantý kurmayý
baþardý. Bu görevlerini 1986 yýlýna kadar ak-
satmadan sürdürdü. Ýþkenceler sonucu
meydana gelen rahatsýzlýðý nedeniyle Anka-
ra’da kaldýrýldýðý hastanede 21 Mayýs 1986’-
da yaþamýný yitirdi. %
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

TKP(M-L) VE TÝKKO’NUN KURUCUSU VE ÖNDERÝ


ÝBRAHÝM KAYPAKKAYA
18 MAYIS 1973
DÝYARBAKIR

1949 yýlýnda Çorum’da doðdu. Ýlkokulu bitirdikten sonra Hasanoðlan Öð-


retmen Okulu’na girdi. Burayý bitirdikten sonra Ýstanbul Çapa Yüksek Öð-
retmen Okulu’na baþladý. Ayný zamanda Ýstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi-
Fizik Bölümü öðrencisi olan Kaypakkaya, sol düþüncelerle burada tanýþtý.
Mart 1968’de Çapa Fikir Kulübü’nün kurucularý arasýnda yer aldý. Çapa Fi-
kir Kulübü’nün baþkaný olan Kaypakkaya, 6. Filo’ya karþý bildiri yayýnladýðý
gerekçesiyle Kasým 1968’de okuldan atýldý.
FKF ve TÝP içinde ortaya çýkan ayrýþmada MDD kesiminde yer aldý. Ýþçi-
Köylü gazetesinin Ýstanbul’daki bürosunda çalýþan Kaypakkaya, Aydýnlýk ve
Türk Solu dergilerine yazýlar yazdý. Aydýnlýk içinde meydana gelen ayrýþmada
D. Perinçek’in baþýný çektiði PDA saflarýnda yer aldý. 1972 yýlýna kadar PDA
(TÝÝKP) saflarýnda çalýþtý ve DABK üyesi olarak görev yaptý. Bu tarihte PDA
oportünistleriyle yollarý ayrýldý. D. Perinçek ve çevresinin revizyonist ve opor-
tünist olduklarýný söyleyen Kaypakkaya, ayrýlýk sonrasýnda TKP(ML)-TÝKKO’yu
kurdu.
TKP(ML) faaliyetlerinin yoðunlaþtýrýldýðý Dersim bölgesinde mücadele
ederken, 24 Ocak 1973’de Vartinik mezrasýnda oligarþinin resmi zor güçleri
tarafýndan sarýldý. Çatýþma sýrasýnda Ali Haydar Yýldýz þehit düþerken, Kay-
pakkaya yaralý olarak çatýþma alanýndan uzaklaþtý. Ancak beþ gün sonra
kendisinin kaldýðý köydeki bir öðretmenin ihbarýyla yakalandý. Dört ay süren
iþkencelerde hiçbir þeyi kabul etmedi ve bu iþkenceler sonucu 18 Mayýs
1973’de þehit düþtü.
& Onun iþkencedeki kararlý tutumu tüm devrimciler için bir örnek olmuþtur.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

1 Mayýs’ýn
Ardýndan

Yer: Abide-i Hürriyet, 1 Mayýs 2003


“2003 1 Mayýs’ý 50 bine yakýn katýlýmla adýna yaraþýr þekilde coþ-
kuyla kutlandý... Ve halkýn her kesiminden korteje gelen, alanlarýný taþýdýk-
larý pankartlarla ifade eden gecekondulular, gençlik, devrimci gazeteciler,
memurlar, iþçiler, hukukçular, sanatçýlar...”1
“1 Mayýs Sosyalizme iþaret etti
80 bin emekçinin mücadeleci duruþuyla þekillenen Ýstanbul 1 Ma-
yýs’ýnda devrim ve sosyalizm sloganlarý en yaygýn atýlan sloganlar oldu...”2

Yer: Saraçhane, 1 Mayýs 2004


“Mitinge katýlanlar, Saraçhane’den Fatih’e kadar uzanan kortejler oluþ-
turdu. Mitinge katýlanlarýn sayýsý, toparlanmanýn tamamlanmasýyla 40 bini
buldu.”3

Yer: Kadýköy, 1 Mayýs 2005.


“Her yýl olduðu gibi, dergimiz, binlerce kiþilik kortejlerden 10-20 kiþilik
kortejlere kadar tüm kortejlerin sayýmýný yapmýþtýr. Bizim elimizdeki ra-
kamlarýn toplamý 35 bin yapmaktadýr (isteyen bu rakamlarýn dökümünü
dergimizden edinebilir). Alana doðrudan gelenleri, örgütsüz olarak kor-
tejlerin dýþýnda bulunanlarý da kattýðýmýzda ortaya ç›kan rakam, 45, hadi
diyelim ki 50 bindir.”4

Yer: Kadýköy, 1 Mayýs 2006


“Emek örgütleri tarafýndan Kadýköy’de düzenlenen 1 Mayýs kutlama-
larýna katýlan yaklaþýk 30.000 emekçi Haydarpaþa, Tepe ve Numune
Hastanesi önünde toplam üç ayrý koldan yürüyerek Kadýköy Meydaný’na
ulaþtý.”5
“Ýstanbul Kadýköy’de coþkulu 1 Mayýs!
Katýlým yönünden daha zayýf fakat geçmiþ yýllara göre daha nitelikli!
Kadýköy’deki 1 Mayýs mitingine 25 bin civarýnda insan katýldý. Katý-
lým rakamý geçen yýla göre gözle görülür ölçüde azalmýþtý.”6

1
Ekmek ve Adalet, Sayý: 59, 4 Mayýs 2003.
2
Yeni Atýlým, Sayý: 83, 1 Mayýs 2003.
3
Atýlým, Sayý: 1, 8 Mayýs 2004.
4
Ekmek ve Adalet, Sayý: 157, 8 Mayýs 2005.
5
Sendika.Org.
6
Kýzýl Bayrak, Sayý: 17, 6 Mayýs 2006.
'
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Yorumlar
“Katýlým rakamý geçen yýla göre gözle görülür ölçüde azalmýþtý. 1
Mayýs’ýn hafta içine gelmesi, devletin 1 Mayýs’ý terörize etme kampan-
yasý ve nihayet bazý siyasal çevrelerin ayrý kutlama yapma yoluna git-
meleri, katýlýmýn azalmasýnda baþlýca etkenler olarak sýralanabilir.”7

“Türkiye ilginç bir ülkedir ve sýnýf mücadelesinin bugünkünden çok


daha duraðanlaþtýðý yýllarda bile 1 Mayýslar hep belli bir standardý tut-
turmuþtur. Dolayýsýyla 1 Mayýs kutlamalarý bizim ülkemizde mücadele-
nin ne denli zayýf düþtüðünü, mücadele gerçekten zayýf olsa bile gös-
termez. Bizde 1 Mayýslar hep büyük gösteren bir aynadýr, yani hep ters-
ten yanýltýcýdýr.
Bu noktaya takýlmayalým ve yýllar arasýnda karþýlaþtýrma yapmakla
konumuzu daðýtmayalým. 1 Mayýs gibi geniþ ölçekli kitle gösterilerinde
tatil günü-iþ günü ayrýmý önemli olmaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn ve ilerici hare-
ketin örgütlü niceliði kýsýtlý kalmaya devam ederken bu zaaf aþýlamaz.
Sol yapýlarýn tek tek analiziyle uðraþmayacaðým için, bu yýlki genel ge-
rilemeyi kýsa yoldan bu faktörün sýrtýna yýkabiliriz. Elbette TKP ve Yurtse-
ver Cephe’nin niceliðin düþme eðiliminden etkilenmemesi, hafta sonu-
hafta içi farkýnýn siyasetin içeriðiyle silinebileceðine dair bir örnek ola-
rak kayda geçilmelidir.”8

“Herkesin gördüðü gibi, bu yýl baþta Ýstanbul olmak üzere çeþitli yer-
lerde katýlým geçen yýla göre daha düþük olmuþtur. Bunda bir ölçüde 1
Mayýsýn mesai günü olmasý etken olsa da, hiç kuþku yok ki bu tek ne-
den deðildir. Türkiye solunun gerek devletin, gerekse de sivil faþist güçle-
rin saldýrýlarý ve þovenizm karþýsýnda etkin bir set oluþturamamasý, oli-
garþinin baský ve terörünü etkisizleþtirecek halka güven verici bir müca-
dele hattý ortaya koyamamasý gibi etkenler, ilk akla gelenlerdir.
Dolayýsýyla þu sonuç çok açýktýr: Bu düþüþün en temel nedenlerin-
den biri solun açlýkla, iþsizlikle karþý karþýya olan emekçileri mücadele-
ye çekecek güven verici militan, radikal, birleþik bir mücadele hattý oluþ-
turamamasýdýr. Sol adýna AB’cilik, hatta sol adýna Amerikan çözümle-
rinden medet ummak, hiçbir alanda kazanmayý hedeflemeyen yasak sav-
macý mücadele anlayýþlarý, sivil toplumcu tarz, saldýrýlarý püskürtemedi-
ði gibi, kitleleri de umutsuzlaþtýrmakta ve uzaklaþtýrmaktadýr.”9

Sola sempati duyanlardan kendisini sol- giderek her 1 Mayýs sonrasýnda merakla
da “tanýmlayan”lara kadar hemen herke- beklenir hale gelmiþtir.
sin çok iyi bildiði gibi, 1 Mayýs’lar, son on Böylesine bir “merak” ve beklenti orta-
yýldýr sol örgütlerin, örgütlenmelerin kendi ya çýktýðý ölçüde, bu yöndeki yayýnlar da
güçlerini göstermeye çalýþtýklarý bir gün, bir giderek artmýþ ve her kesim bu “merak”larý
“platform” olmuþtur. gidermek için özel “istatistik görevlileri”
Sol örgütlenmelerin 1 Mayýs’ý baþlý baþý- oluþturmuþlardýr. Her ne kadar “istatistik
na bir “güç gösterisi” günü haline dönüþtür- görevlileri” kendi “kortejleri”ni sayýlamak-
meleriyle birlikte, 1 Mayýs’a katýlýmýn sayýla- tan diðerlerini bir parça “geçiþtirmiþ” görü-
rý, kimin kaç kiþi ile katýldýðý, toplam “kit- nüyor olsalar da, DÝE’yi kýskandýracak bir
le”nin ne kadar olduðuna iliþkin “bilgiler”, “görev aþký”yla iþlerini yaptýklarýný söyleye-
biliriz.
7
Kýzýl Bayrak, Sayý: 17, 6 Mayýs 2006.
Ancak bu yýl bir “ilk” gerçekleþmiþtir.
8
Aydemir Güler, 1 Mayýs’tan sonrasý var, “Komü- Geçen on yýlýn en büyük “istatistik çalýþ-
nist”, Sayý: 264, 5 Mayýs 2006. ma gruplarý”, ne yazýk ki 2006 1 Mayýs’ý “ve-
 9
Yürüyüþ, Sayý: 51, 7 Mayýs 2006. rileri”ni yayýnlanmaktan özenle kaçýnmýþ-
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

lardýr. Þüphesiz bu “ilk”in yaþanmasýnýn de bölgesel iþçi çalýþmalarýnýn pan-


temelinde, “katýlým”ýn “beklentilerin altýn- kartlarý yer aldý. BDSP kortejinde yer
da” gerçekleþmiþ olmasý yatmaktadýr. alan liseli gençlik kortejleri de alan-
“Birleþik ve kitlesel 1 Mayýs” sloganla- daki en kalabalýk liseli kortejiydi.
rýyla baþlayan 1 Mayýs 2006 “hazýrlýklarý” her Kaldýraç ve Alýnteri kortejleri de böl-
zamanki hýzýyla sürdürülmüþ olmakla bir- gesel iþçi çalýþmalarýnýn yansýdýðý
likte, “alanlarda”ki katýlým 20 binler düze- kortejlerdi. Demokratik Haklar Plat-
yinde kalmýþtýr. Ancak SÝP-TKP’sinin baþtan formu 850 kiþilik, kadýn, gençlik ve
hesaplanmýþ planlarý doðrultusunda Kar- kültür-sanat kortejleri ile yürüyüþ ko-
tal’da gerçekleþtirdiði “ayrý 1 Mayýs”a katý- lunun en kitlesel sol gruplarýndan bi-
lanlar da bu sayýlara eklendiðinde, “kitle”de riydi.
geçen yýldan çok fazla bir deðiþiklik olma- Haklar ve Özgürlükler Cephesi,
dýðý görülmektedir. ise 2000 kiþilik kortejiyle mitingin en
Yine de 20 binlik Kadýköy katýlýmý “ista- kalabalýk devrimci grubuydu.
tistik gruplarý” için “umut kýrýcý” olmuþtur. Devrimci 1 Mayýs Platformu’nda-
“Umutsuzluk” için bir neden olmadýðý- ki, kamusal haklar mücadelesi ve
na iliþkin “yorumlar” yapýlmýþ, hatta Kýzýl yoksul mahalle dinamiklerini örgüt-
Bayrak dergisinin yorumuyla “Katýlým yö- lenme faaliyeti sürdüren Halk Kültür
nünden daha zayýf fakat geçmiþ yýllara göre Merkezleri kortejinde geçen yýla gö-
daha nitelikli!..” olduðuyla “teselli” bulunma- re sayýca bir artýþ olmasa da gençler
ya çalýþýlmýþtýr. ve liseliler dikkat çekti.
Bu “teselli” edici yorumcularýn arasýn- Haydarpaþa yürüyüþ kolunun en
da SÝP-TKP’nin “sayýn genel baþkaný” da kalabalýk grubu Halkevleri oldu.
yer almýþtýr. “Sayýn genel baþkan” bu yýlki Ýstanbul’un yoksul mahallelerinden
1 Mayýs’ta “niceliðin düþme eðilimi”nden Kadýköy’e gelen Halkevciler, insan-
kendilerinin etkilenmediðini söylemesine ca yaþam taleplerini haykýrdýlar...
karþýn þunlarý yazmaktan da kendisini ala- Halkevleri 750 kiþilik kortejiyle alan-
mamýþtýr: da yerini aldý.
“1 Mayýs tarihinin talihsizliði bir Bu yýl ilki düzenlenen ve Halkev-
tür sezon sonuna denk gelmesidir. leri, Sendika.Org, DÝSK Sine Sen,
Türkiye’nin hem toplumsal dina- DÝSK Basýn Ýþ’in organize ettiði Ulus-
mikleri hem de nüfus yapýsý ilerici lararasý Ýþçi Filmleri Festivali korteji
hareketin baþta gelen kaynaðýnýn öð- de alanýn en renkli kortejlerinden
renci gençlik olmasýný kural haline birini oluþturdu.”11
getirmiþtir. Bu ay öðrenci hareketi- Bu “istatistik haber”den anlaþýlacaðý gi-
nin doðal olarak iniþe geçeceði mo- bi, “kamusal haklar mücadelesi ve yoksul
menttir..”10 mahalle dinamiklerini örgütlenme faaliyeti
Yine de 2006 1 Mayýs’ýnda “umduðu”n- sürdürenler” “umduklarýndan” fazlasýný bul-
dan fazlasýný bulanlar da olduðu söylen- muþ görünmektedirler. Üstelik “dikkat çeki-
mektedir. ci” olduðu söylenen ise, “liseli gençlik kor-
“Türk Ýþ’in ardýndan 450 kiþiyle tejleri”nin geçmiþ yýllardan çok daha fazla
Partizan grubu geliyordu. Bu kolda olduðudur.
yürüyen ÖDP gücünü yitiren gruplar- Evet, 1 Mayýs “niceliðin” düþtüðü, “nite-
dan biriydi. 500 kiþi yürüyen ÖDP’nin liðin” yükseldiði yorumlarý içinde, “1 Mayýs
arkasýnda ise ‘Devrimci 1 Mayýs Plat- tatil günü ilan edilsin” sloganlarý eþliðinde
formu’ yer aldý. Platformun en önün- “en renkli” görüntülerle sona erdi.
de ortak kortej ve pankartlar vardý. Umduðunun fazlasýný bulanlarýyla, um-
Devrimci 1 Mayýs Platformu’nda BD- duðunu bulamayanlarýyla, azlýðýyla, çok-
SP yýl içinde gerçekleþtirdiði iþçi ku- luðuyla, istatistik sayýlarýyla bu yýlýn 1 Mayýs’ý
rultaylarýný ve kurduðu iþçi platform- da geride kaldý.
larýný alana yansýtmýþtý. Sayýca belir- Herþeyin bir nedeni vardýr. Bu yýlki 1
gin bir artýþ gösteren BDSP kortejin- Mayýs’a katýlýmýn “az”lýðýnýn da bir nedeni
10
Aydemir Güler, agy, 5 Mayýs 2006. 11
Sendika.org. 
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

vardýr. Kimisi için þu, kimisi için bu olabi- Mayýs’ý, bu yýlkinden çok daha fazla “renk-
lir. Kimileri “linç giriþimleri”nde ifadesini li” görüntülere sahne olacaktýr. ÖDP’li “halý
bulan faþist saldýrýlar karþýsýnda etkin olun- saha ve bira müdavimleri” aracýlýðýyla fut-
mamasýný bir neden olarak ortaya koyar- bol tribünlerine taþýnan “sol sloganlar”ýn
ken, bir baþkasý Brezilya örneðinden yola yansýsý olarak ortaya çýkan Beþiktaþ Jimnas-
çýkarak “yoksul mahalle dinamiklerini ör- tik Kulübü “Çarþý Grubu” görüntülerinden
gütleme”nin ne kadar “yararlý” olduðuna çok daha renkli, 8 Mart’takinden çok daha
iliþkin nedenler sýralayabilir. Bir baþkasý “li- þenlikli 1 Mayýs’larýn “iþçi sýnýfýnýn birlik,
seli gençlik” içinde örgütlenmenin “kitlesel dayanýþma ve mücadele günü”nde “sah-
katýlým” açýsýndan en doðru “tutum” oldu- ne” alacaklarý, bu sayede “kitlesel katý-
ðunun altýný çizebilir. Ya da pragmatist re- lým”ýn artacaðý söylenebilir.
vizyonizmin temsilcisi SÝP-TKP gibi “bindi- Ve tüm bu olaylarý izleyen, içinde yer
rilmiþ kýtalar” yoluyla katýlým “az”lýðýndan alan insanlar bir gün þunu soracaklardýr:
etkilenilmeyeceðini söyleyebilir. Herþey iyi, güzel, coþkulu, renkli, þenlik-
Bütün bunlarýn gelecek yýlki 1 Mayýs için li, peki “iþçi sýnýfý” nerede? “Ýþçi sýnýfýnýn
birer “emsal” teþkil edeceðini þimdiden birlik, dayanýþma ve mücadele günü”ne ne
söyleyebiliriz. oldu?
Bugünden diyebiliriz ki, gelecek yýlýn 1

“Dar kapsamlý seçim çekiþmeleri; þurada burada seçimi kazananla-


rýn baþarýlarý; iki milletvekili, bir senatör, dört belediye baþkaný, halkýn
üzerine ateþ açýlarak daðýtýlan büyük çapta bir gösteri; bir öncekine göre
bir iki oy farkýyla kaybedilen yeni bir seçim; kazanýlan bir grev, kaybedi-
len on grev; bir adým ileri, on adým geri; belli bir kesimde zafer, bir di-
ðerinde on kez bozgun... Sonra birdenbire oyunun kurallarý deðiþir, her-
þeye yeniden baþlamak gerekir.
Bu tutum neden ileri geliyor? Halk enerjisini neden hep böyle boþuna
harcýyor? Bunun tek nedeni var: Bazý Amerika ülkelerinde ilerici güçler
taktik hedefler ile stratejik hedefleri korkunç bir þekilde birbirine karýþ-
týrýyorlar, küçük taktik sorunlarda büyük stratejik hedefler görmek iste-
miþlerdir. Bu önemsiz saldýrý mevzilerini ve elde edilen küçük kazançla-
rý, sýnýf düþmanýnýn temel hedefleri olarak göstermeyi bilen gericiliðin
akýllýca davrandýðýný kabul etmeliyiz.
Böylesine büyük hatalar iþlenen ülkelerde, halk hiçbir deðeri olma-
yan eylemler için son derece büyük fedakarlýklar pahasýna her yýl alay-
larýný seferber eder. Bunlar düþman topçusunun ateþine maruz kalan
geçici mevzilerdir.
Bu mevzilerin adý, parlamentodur, kanuniliktir, yasal ekonomik grev-
dir, ücret artýþýdýr, burjuva anayasasýdýr, bir halk kahramanýnýn serbest
býrakýlmasýdýr... Ve iþin en kötü tarafý þudur ki, bu mevzileri elde etmek
için bile, burjuva devletinin oyun kurallarýný kabul etmek ve bu tehlikeli
siyasal oyuna katýlmak iznini alabilmek için de uslu ve aklý baþýnda in-
sanlar olduðumuzu, hiçbir tehlike arz etmediðimizi; örneðin kýþlalara ve
trenlere saldýrmak, köprüleri uçurmak, katilleri ve iþkence uzmanlarýný
cezalandýrmak, daðlara çýkýp ayaklanmak ya da yumruklarýmýzý sert ve
kararlý bir biçimde kaldýrarak, Amerika’ya son kurtuluþ mücadelesinin
kesin müjdesini vermek gibi tehlikeli iþlerle bir alýþ-veriþimizin olmadý-
ðýný ispat etmek lazýmdýr.”
Che Guevara
 Latin-Amerika Devriminin Taktik ve Stratejisi
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Danýþtay Saldýrýsý Sonrasýnda


Þeriatçý
Manipülasyon
ve Dezenformasyon

“Türban” konusunda aldýðý kararla þeri- ranlarda boy göstermeye baþlamýþ, Danýþ-
atçý basýnýn baþ hedefi haline gelmiþ olan tay saldýrýsýný yapan kiþiyle iliþkileri, telefon
Danýþtay 2. Daire’sine 17 Mayýs günü yapý- görüþmeleri ayrýntýlý olarak verilmiþtir.
lan silahlý saldýrý, hiç tartýþmasýz laik kesim- Kimi köþe yazarlarýnýn “bir yerden düð-
lerin büyük bir tepkisine yol açmýþtýr. 18 meye basýlmýþ”casýna baþlayan bu yayýn-
Mayýs günü onbinlerce insan, Tayyip Erdo- larýn, haberlerin “belli bir merkezden servis
ðan ve mehteran takýmýnýn, laikliði aþýndýrý- yapýldýðý” þeklinde yazýlar kaleme almasý-
cý, “evrimci þeriatçý” politikalarýna, ABD ve na yol açabilecek kadar yoðunlaþtýrýlmýþtýr.
AB karþýsýnda gösterilen teslimiyetçiliðe Bu öylesine görünür hale gelmiþtir ki,
duyduðu tepkiyi ifade etmek için cenaze son dönemlerde açýkça AKP yanlýsý yayýn-
törenine katýlmýþtýr. lara aðýrlýk veren Karamehmetler “medya-
AKP’li bakanlara yönelik protestolar, sý”nýn* gazetesi Akþam’ýn Genel Yayýn Yö-
“türban” konusunda “orta yolcu” tutum ta- netmeni Serdar Turgut 25 Mayýs tarihli ya-
kýnan düzen partilerinin yöneticilerine karþý zýsýnda þöyle yazmak durumunda kalmýþtýr:
gösterilen tepkiler, yine hiç tartýþmasýz kit- “Gazetecilik mesleði içinde olan-
lenin laiklikten yana kesin bir tutum için- lar açýsýndan son günler hayli ilginç
de olduðunu göstermiþtir. ve tuhaf geçiyor olmalý. Danýþtay
Ve ne olduysa bu kitlesel tepkilerin açýk baskýnýndan sonra her zaman alýþýk
biçimde gösterilmesiyle olmuþtur. olmadýðýmýz bir hýzla olay çözülüyor
Saldýrýyý gerçekleþtiren kiþinin, saldýrýyý gibi görünüyor. Ama biraz tecrübesi
Danýþtay 2. Dairesi’nin “türban kararý” ne- olanlar açýsýndan hayli þüphe yarata-
deniyle gerçekleþtirdiðini söylemiþ olmasý- cak geliþmeler de yaþanýyor. Ýlk ön-
na karþýn, 19 Mayýs sonrasýnda birden “ha- ce ‘Ulusalcý tepki’ olarak adlandýrý-
va” deðiþmiþ, saldýrýnýn arkasýnda “malum labilecek ve AKP hükümetine düþ-
çete” olduðuna iliþkin haberler yazýlý ve gö- man oluþumdan bazý insanlarýn, tür-
rüntülü “medya”nýn tek gündem maddesi ban kararý gibi hükümeti rahatsýz
haline getirilmiþtir. eden bir karara imza atan daireyi
Gazeteler “Susurluk çetesi”, “Vatansever basmasý gibi tuhaf bir olayla karþý
Kuvvetler”, “Kýzýl Elmacýlar” ile Danýþtay sal- karþýyayýz.
dýrýsýný gerçekleþtiren kiþi arasýndaki “bað-
lantýlarý” manþetten verirken, tüm televiz- * Karamehmetler “medya”sýnýn son dönemdeki
yon kanallarý bunlarýn görüntülerini yayýn- AKP yanlýsý yayýnlarýnýn arka planýnda Çukurova Hol-
ding’in TMSF’ye olan borçlarý yatmaktadýr. Uzanla-
lamaya baþlamýþtýr. rýn ve Demirel ailesinin baþýna gelenlerin kendi ba-
Artýk Susurluk olayýnda aþina olunan þlarýna gelmemesi için en iyi yolun AKP “yaðdanlý-
isimler sýrayla gazete manþetlerinde ve ek- ðý” yapmak olduðuna karar vermiþlerdir.
!
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Bu iþte bir tuhaflýk olduðu gayet Emniyet Genel Müdürlüðü, ünlü “polis
net olarak görülüyor. Bu tuhaflýðýn istihbaratý”na dayanarak, Danýþtay saldýrýsýný
nereden kaynaklandýðýný açýkça an- “terör örgütü”nün iþi olduðunu açýkladýktan
lamamýz da kolay olmayacak gör- sonra, “Bazý örgütler kendi kendilerini isim-
düðüm kadarýyla. Görünen o ki; çok lendiriyor. Böyle bir isme biz rastlayama-
ciddi bir bilgi sýzdýrma mücadelesi dýk. Ama terör tanýmýna tamamen çakýþan
sürmekte. Son atýlan adýmlarla olay ve ikiden fazla kiþi olduðu için de bir ör-
‘Ulusalcý tepki’cilerin üzerine kalmýþ güt olan bir yapýyla karþý karþýyayýz” diye-
durumda. Bu gibi zamanlarda çok rek, “ikiden fazla kiþi”nin karýþtýðý her olayýn
kýsa vade içinde hükümet aleyhine “örgüt suçu” olarak cezalandýrýlmasýný is-
kullanýlabilecek bilgi veya fotoðrafla- teyen sýkýyönetim savcýlarýný bile geride bý-
rýn bir yerlerden sýzmasý çok da þa- raktý.
þýrtýcý olmaz.”* Gladyo vs. göndermeleriyle yürütülen
Bugün olaylarý izleyen herkes için “tu- dezenformasyon ve manipülasyon faaliyet-
haf” görünen bu durum, sözcüðün tam an- leri “Susurluk çetesi” üzerine yoðunlaþtýrýlýr-
lamýyla manipülasyon ve dezenformasyon- ken ortaya çýkan “manzara”, at iziyle, it izi-
da gözle görülür bir sýçrama anlamýna gel- nin karýþmasýndan baþka bir þey göstermi-
mektedir. yordu.
Bilindiði gibi, manipülasyon, yani güdü- Bu “manzara” içinde, “Susurluk çetesi”-
leme, belli konularda istenilen bir yöneli- nin Özal döneminde kurulmuþ olan “po-
min ortaya çýkmasý amacýyla belli olgunun lis istihbarat teþkilatý”nýn eski mensuplarý
bir bölümünün ya da olgular dizisinin seçi- olduklarýný ise hiç kimse anýmsamamýþtýr.
lerek ve kurgulanarak kamuoyuna sunul- Ve yine “medya”nýn anýmsamadýðý bir baþ-
masýdýr. ka gerçek ise, bu “polis istihbarat teþkila-
Kimilerinin “bilgi kirlenmesi” olarak ta- tý”nýn Özal ve Çiller dönemlerinde yürüttü-
nýmladýklarý dezenformasyon ise, belli ko- ðü dezenformasyon operasyonlarýdýr.
nulardaki olaðan bilgi akýþýný deðiþtirmek Günlerce “belli bir merkezden” “çete”,
amacýyla, kurgulanmýþ gerçekdýþý bilgilerin “örgüt” haberleri “medya”ya “servis” yapý-
kamuoyuna sunulmasýdýr. lýrken, bir tek “medya” mensubu çýkýp, bu
Manipülasyon belirlenmiþ bir amacýn ülkenin “milli istihbarat teþkilatý”nýn ne iþ
gerçekleþmesi yönünde hareket ederken, yaptýðýný bile sormamýþtýr.
dezenformasyon bu amacýn gerçekleþme- Oysa bu ülkede yaþayan hemen herkes,
sini engelleyen gerçeklerin, bilgilerin çar- bu “istihbarat teþkilatlarý”nýn “komünistle-
pýtýlmasý, deðiþtirilmesi ve “yalanlanmasý” rin nefes alýþýný bile” izlemekle böbürlen-
yönünde hareket eder. Bu nedenle mani- diðini çok iyi bilirken, ortaya çýkan “sessizli-
pülasyonun olduðu yerde dezenformasyon ði” “medya”nýn hiç garipsemiþ görünme-
da vardýr. mesi þaþýrtýcý olmuþtur.
Danýþtay saldýrýsýný gerçekleþtiren kiþinin Mayýs sonuna yaklaþýrken “Susurluk çe-
saldýrýyý “türban kararý nedeniyle” gerçek- tesi”, Gladyo vb. manipülasyonlarýn etkisi-
leþtirdiðini söylemiþ olmasýna karþýn, orta- ni yitirmeye baþlamasýyla birlikte yeni bir
lýk karýþmýþ, giderek olay “Susurluk çetesi- senaryo ortaya atýldý.
nin yeni icraatý” haline dönüþtürülmüþtür. Melih Aþýk bu senaryoya köþesinde þöy-
Hatta iþin içine ünlü Gladyo örgütü bile le yer vermiþtir:
girmiþtir.** “Senaryoyu bir dýþ istihbarat ör-
gütü yazýyor... Bu örgüt AKP’nin son
dönemdeki politikalarýna kýzan bir
* Serdar Turgut, “Bu iþte bir tuhaflýk var”, Akþam,
25 Mayýs 2006.
ülkenin örgütü olabilir... Alparslan
** Baþbakan Yardýmcýsý Mehmet Ali Þahin 24 Mayýs Arslan’ý tetikçi olarak kullanýyor... Az-
tarihli açýklamasýnda þunlarý söylemektedir: mettirici olarak da Muzaffer Tekin’i
“Saldýrý laik-anti laik çatýþmasý yaratmayý amaç- hazýrlýyor. Danýþtay baskýný sonrasýn-
lýyor. Zamansýz demeçler veren siyasilerin amacý da
da Muzaffer Tekin devreye sokulup
bu yönde. Saldýrýnýn bir amacý da siyasi istikrarý orta-
dan kaldýrmak. Hâlâ Türkiye’de Gladyo türü örgüt- dikkatler milliyetçi çevrelere yönlen-
lenmelerin kalýntýlarýnýn var olduðunu düþünüyo- dirilerek hedef þaþýrtýlýyor. Türkiye iç
" rum.” tartýþmalara giriyor. Gerçek azmetti-
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

riciler kendilerini gözden kaybettiri- kendilerine bilgi aktarmadýðý, bu nedenle


yor... Ýktidar ve emrindeki teþkilat, askeri darbe hazýrlýklarýný öðrenemedikle-
olayýn ucu kendisine dokunmasýn rine iliþkin açýklamasýndan sonra, T. Özal
diye hedef saptýrma senaryosuna tarafýndan yeniden canlandýrýlan hüküme-
katkýda bulunuyor. Olay düðüm olu- te baðlý “istihbarat” faaliyetleri, zamanýn
yor. Ortada kalýyor.”* Genelkurmay baþkaný Necdet Üruð hakkýn-
Melih Aþýk’ýn yayýnladýðý bu “senaryo”da da hazýrlanan “MÝT raporu” ile en üst sevi-
sözü edilen “dýþ istihbarat örgütü” ise, Mos- yesine çýkmýþtýr. Daha sonraki yýllarda “Em-
sad’tan baþkasý deðildir. niyet istihbarat dairesi”, “polis özel harekat
Böylesine “bilgi kirlenmesi” ve “senar- timleri”yle birlikte MÝT’ten baðýmsýz “istih-
yo”lar içinde yapýlan kimi yorumlar ise, Da- barat” örgütlenmesine aðýrlýk vermiþtir. Bu
nýþtay saldýrýsýný “türban kararý nedeniyle” geliþmenin ürünü ise, ünlü “kaset savaþla-
gerçekleþtirdiðini söyleyen Alparslan Ars- rý” olmuþtur.
lan’ýn “ikinci Aðca” olduðuna iliþkindir. Bugün, “Emniyet istihbarat dairesi”nin,
Böylesine dezenformasyon ve manipü- Danýþtay saldýrýsý sonrasýnda ortaya çýkan
lasyon ortamýnda, þeriatçýlardan “laikçiler”e dezenformasyon faaliyetlerinde “islamcý
kadar her kesim kendi “tez”lerini kanýtla- medya”ya “haber servisi” yaptýðýndan kim-
mak için “arþiv” çalýþmalarýný hýzlandýrdýlar. senin þüphesi yoktur.
Her kesim “servis” yapýlan haberlerin eþli- Sözü edilmeyen bir baþka gerçek ise,
ðinde “eteklerindeki taþý” dökmeye baþladý. gerek “Türk-Ýslam sentezcileri” içinde, ge-
Ama ortaya atýlan “senaryolar” ve “iddialar” rekse “radikal islamcýlar” arasýnda deðiþik
dýþýnda olayý açýklayan hiçbir bilgi ortaya örgütlenmelerin varlýðý, sürekli yeni ayrýþ-
çýkmadý. malarýn ve yeni örgütlenmelerin ortaya çýk-
Böylece bir kez daha Danýþtay 2. Dai- masýdýr. Özellikle AKP iktidarýyla þeriatçý
resi üyeleri “kim vurduya” gitti. Öylesine kesimlerin açýk ve aleni biçimde çalýþma
“kim vurduya” gittiler ki, saldýrýyý gerçekleþ- yapar hale gelmeleriyle birlikte, bu kesim-
tiren kiþi bile unutulur hale geldi. lerdeki örgütlenme çalýþmalarý ve yeni ay-
Yukarda da ifade ettiðimiz gibi, böylesi- rýþmalar daha da artmýþtýr.
ne dezenformasyon ortamýnda bazý ger- Ancak bu kesimlerdeki ayrýþmalar ve
çeklerden hiç söz eden olmamýþtýr. Örne- bölünmeler yeni deðildir. Erbakan “teslimi-
ðin “polis istihbarat”ýnýn geçmiþ yýllarda ba- yetçiliðine” karþý olan pek çok þeriatçý, de-
ðýmsýz bir dezenformasyon “servisi” olarak ðiþik zamanlarda ayrý örgütlenmelere yö-
baþbakanlýðýn hizmetinde çalýþtýðý, 28 Þubat nelmiþlerdir. Özellikle 1970’lerin sonlarýna
süreci sonrasýnda büyük ölçüde daðýtýlmýþ doðru MSP’nin gençlik örgütlenmesi olarak
olduðu gerçeði gibi. oluþturulmuþ olan “Akýncýlar” içinde orta-
“Þemdinli iddianamesi”ndeki bilgileri ya çýkan “radikal” yönelimler, Ýran’daki
“servise sokan” “Emniyet” Ýstihbarat Daire molla rejimiyle birlikte görünür hale gelmiþ
Baþkaný Sabri Uzun’un iki ay önce görev- ve silahlý örgütlenmelere dönüþmüþtür.
den alýnmasý da hiç anýmsanmadý.** Ýþte bu ortamda, dün Akit, bugün Vakit
1950 yýlýnda DP’nin iktidara gelmesiyle adýný taþýyan þeriatçý gazetenin yazarlarý
birlikte doðrudan hükümete baðlý “polis is- arasýnda bulunan Yýlmaz Yalçýner ortaya
tihbarat teþkilatý” yapýlanmasý zaman za- çýkmýþ ve 13 Ekim 1980 günü uçak kaçýr-
man “devlet içinde” çekiþmelere ve çatýþ- ma eylemini gerçekleþtirmiþtir.
malara sahne olmuþtur. Demirel’in, MÝT’in Yýlmaz Yalçýner “radikal islamcý” kesim-
lerin bir “idolü” durumundadýr. 12 Eylül
öncesinde Erbakan “teslimiyetçiliði”ne kar-
* Melih Aþýk, “Fikir jimnastiði”, Milliyet, 28 Mayýs
2006.
þý Þûra dergisi etrafýnda örgütlenen Yýlmaz
** “Emniyet” istihbarat daire baþkaný, Genelkurmay Yalçýner, uçak kaçýrma eylemiyle silahlý ör-
Baþkaný Hilmi Özkök ve “müstakbel” Genelkurmay gütlenmenin sýçrama yapacaðýný hesapla-
baþkaný Yaþar Büyükanýt’ýn Tayyip Erdoðan’la yap- mýþtýr. Cezaevinden çýktýktan sonra “silahsýz
týklarý özel görüþmeden sonra görevden alýnmýþtýr.
radikal islamcý” faaliyetlere yönelen Yýlmaz
Saadettin Tantan döneminde de istihbarat baþkanlýðý
yapan Sabri Uzun, daha sonra görevden alýnmýþ ve Yalçýner, daha sonraki yýllarda legal “radi-
AKP hükümetiyle birlikte yeniden “Emniyet” istih- kal islamcý” kesimlerle birlikte hareket et-
barat daire baþkanlýðýna getirilmiþtir. miþ ve Akit (Vakit) gazetesinde yer almýþtýr. #
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Ayný þekilde uçak kaçýrma eyleminde mýþ bir tek kitabý vardýr. Siyasal eyle-
Yýlmaz Yalçýner’in “sað kolu” durumunda- min partiyle, sanat ve edebiyatla ve
ki Mekki Yassýkaya ise, þeriatçý kitaplar ya- düþünceyle olmayacaðý duygusunu
yýnlayan “Erguvan Yayýnevi” ve “Alternatif yerleþtirme çabasý içindeydi. Ýran
Düþünce Yayýnlarý”nýn “editörü”dür. devriminin ardýndan, 1980’li yýllarda,
Burada Erbakan çevresinin takiyye po- 1980 darbecisi Kenan Evren Diyarba-
litikalarýný “teslimiyetçilik” olarak kabul kýr’da iken yanýna aldýðý arkadaþla-
eden kesimlerden çýkan ÝBDA-C’nin oluþu- rýyla bir uçak kaçýrmýþ, Ýran’a gide-
mundan ve gerçekleþtirdiði silahlý eylem- ceði yerde uçaðý Diyarbakýr havaala-
lerden söz etmek bile gerekmemektedir.* nýna indirmiþti!”**
Akit-Vakit yazarý Yýlmaz Yalçýner, kaba Evet, “teslimiyetçi” þeriatçý kesimden bir
bir benzetmeyle söylersek, “silahlý propa- yazar, önce “ülkücü”, sonra Kuvva-yý Milli-
ganda” yöntemiyle þeriatçý örgütlenme ye, Vesika, Þûra ve Tevhid dergileri yazarý,
oluþturmaya kalkýþmýþ ilk kiþidir. ÝBDA-C silahlý eylemci, þeriatçý, “radikal islamcý” Yýl-
ayný çizginin izleyicisi olmuþtur. maz Yalçýner portresini böyle çizmiþtir.
Þeriatçý kesimin “idolü” olan Yýlmaz Yal- Burada Yýlmaz Yalçýner ile Danýþtay sal-
çýner’i, Erbakan çizgisinde yayýn yapan Mil- dýrýsýný gerçekleþtiren Alpaslan Aslan’ýn
li Gazete’nin bir yazarý þöyle anlatmaktadýr: benzer bir geçmiþe sahip oluþlarý fazlaca
“Yýlmaz Yalçýner ... hakkýnda özet önemli deðildir. Buna benzer pek çok kiþi
bilgi verelim. Vakit gazetesinin arþiv þeriatçý kesimlerde vardýr. Necip Fazýl Kýsa-
sorumlusu sayýn Abdullah Birisi’ni kürek’in “milli þeriat” çizgisi, kimi zaman
bir çok okurumuz asýl adýyla tanýma- “Büyük Doðu” (ÝBDA-C’nin “BD”si) çerçe-
yabilir. Onun için biz yazýmýzda Yýl- vesinde “düþünce” olarak tekkelerde, çarþý
maz Yalçýner adýný öne çýkardýk. Es- esnafý dükkanlarýnda örgütlenirken, kimi
ki ülkücülerdendir! Gazeteci, bir çok zaman “Türk-Ýslam sentezi” çerçevesinde
gazete ve dergide yazmýþ. Sonra etkin olmuþtur.
Kuvva-yý Milliye, daha sonra çýkardý- Bu, þeriatçý kesimlerde bir çizgi oluþtur-
ðý Vesika, Þûra ve Tevhid gibi dergi- maktadýr. Bu çizgide yer almýþ kimi “radi-
lerle Ýslâmi duyarlýklý gençliðin mü- kal islamcý” daha sonra “ýlýmlý islam”a yö-
cadelesini –MTTB ile Akýncý gençliði– nelmiþlerse de, bu çizgi þeriatçý kesimle-
ana çizgisinden çýkarmak için radi- rin yeni kuþaklarý üzerinde her zaman et-
kal bir üslup tutturmuþtu. Yayýmlan- kili olmayý sürdürmüþtür.
Ýþte dezenformasyon ve manipülasyon
ortamýnda “dikkatlerden uzak” tutulan, þe-
* Þeriatçý kesimlerin ilk silahlý eylemcileri bunlar de- riatçý kesimler içindeki ayrýþmalar ve bu ay-
ðildir. Bilinen ilk silahlý eylem, 1952 yýlýnda Necip rýþmalarda þeriatýn silahla gerçekleþtirilece-
Fazýl Kýsakürek’ün Büyük Doðu çevresinden Hüse- ðine iliþkin görüþler ve örgütlenme giriþim-
yin Üzmez’in gazeteci Ahmed Emin Yalman’a sui-
leridir. Ve yine sürekli dikkatlerden kaçý-
kast giriþimidir. Hüseyin Üzmez, bugün Vakit gaze-
tesinin yazarlarý arasýndadýr. Ancak þeriatçý kesim- rýlan, þeriatçý kesimlerin “milli görüþ”te sim-
lerin “tarihsel iliþkileri” bununla sýnýrlý deðildir. TMSF geleþen, ama özünde Necip Fazýl Kýsakü-
baþkaný Ahmet Ertürk’ün babasý, Hüseyin Üzmez’in rek’in “Büyük Doðu”sunda ayrýntýlarýyla or-
“hamisi”dir. TMSF baþkaný, Ahmet Emin Yalman sui- taya konulmuþ olan “milli þeriat” anlayýþý-
kastinde Hüseyin Üzmez’in yardýmcýsý “Saatçi Musa”
nýn dükkanýnda kimleri tanýdýðýný þöyle anlatmakta- dýr. Ýktidara geldikleri ilk günlerde Abdul-
dýr: lah Gül ve Tayyip Erdoðan’ýn Necip Fazýl
“Sezai Karakoç’tan Erkan Beyazýt’a, Cahit Zarif- Kýsakürek’in “öðrencisi” olmakla övün-
oðlu’ndan, Nuri Pakdil’e, Kasým Özden Ören gibi o dükleri ise hiç anýmsanmamaktadýr.
dönemin edebiyatçýlarýnýn büyük bölümünü ben
orada tanýdým. Bugünün büyük politikacýlarýný da
Bugün “Emniyet istihbarat dairesi” ara-
orada tanýdým. Korkut Özal’ýndan tutun, bugünkü cýlýðýyla yürütülmüþ olan dezenformasyon
Meclis’te bizim kuþaðýmýzdan milletvekillerini, örne- faaliyetinin hedefi, tüm bu gerçekleri unut-
ðin Turizm Bakaný Atilla Koç’la da orada tanýþtým. turmak olmuþtur. Bu yolla, laikliði savunan
Koç, o zamanlar sanýyorum Ýçiþleri Bakanlýðý’nda da-
kesimlerde “þüpheler” oluþturulmaya çalý-
nýþman ya da kaymakam gibi bir görevde bulunu-
yordu. Bugünün bakanlarý Zeki Ergezen de, Abdul-
lah (Gül) Bey’de o dükkânýn müdavimleri arasýn-
$ daydý.” (Milliyet, 13 Ekim 2005.) ** Ali Haydar Haksal, Milli Gazete, 13 Ekim 2005.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

þýlmýþtýr. Burada “hedef kitle”, son dönem- si ve istemi içindedirler. Kendilerinin ve


de belli bir hareketlenme içinde olan laik kendi düþüncelerini paylaþanlarýn 12 Mart
demokratik cumhuriyeti savunan küçük- darbesiyle birlikte ordudan ihraç edildikle-
burjuvazinin sol kanadýdýr. rini, 12 Mart döneminde sýkýyönetim mah-
Bu kesim þimdi iki yönden sýkýþtýrýlmaya kemelerinde yargýlandýklarýný, 12 Eylül as-
ve demoralize edilmeye çalýþýlmaktadýr. keri darbesiyle birlikte din derslerinin zo-
Danýþtay’a yönelik saldýrýyla, bu kesim- runlu hale getirildiðini çoktan unutmuþ gö-
ler, laiklikten yana tutumlarýný sürdürdükleri rünmektedirler. 12 Eylül döneminde aske-
sürece, her zaman ve her yerde silahlý sal- ri cuntanýn Suudi Arabistan kaynaklý “Rabý-
dýrýya maruz kalabilecekleri tehdidiyle karþý ta” aracýlýðýyla þeriatçý kesimleri finanse et-
karþýyadýrlar. Diðer yandan ise, þeriatçý dez- tiðini ise hiç anýmsamamaktadýrlar.
enformasyonlarla demoralize olmuþlardýr. Küçük-burjuvazinin sol kanadý, uzun bir
Bunlardan daha önemli olaný ise, bu süredir diðer küçük-burjuva kesimlerin oli-
kesimlerin “globalizm” propagandalarýndan garþinin ve emperyalizmin saflarýnda yer al-
büyük ölçüde etkilenmiþ kesim olmalarýdýr. dýðýný, artýk bu kesimlerle birlikte hareket
Bu nedenle, her durumda ve her olayda etmenin koþullarýnýn kalmadýðýný bilmek ve
“neo-liberalizm”in etkisi altýndadýrlar ve anlamak zorundadýr.*
pragmatist söylemlerden kolayca etkilene- Demokratik devrimin tamamlanmadýðý
bilmektedirler. Bu nedenle, Danýþtay saldý- bir ülkede, ister AB aracýlýðýyla, ister “laik”
rýsý sonrasýnda geliþtirilen “eylemin kimin askeri darbe yoluyla, “yukardan aþaðý” ger-
tarafýndan yapýldýðýna deðil, bu eylemin ki- çekleþtirilecek her türlü demokratik ve laik
min iþine yaradýðýna bakýlmalý” biçiminde- “açýlýmýn”, þeriatçýlýk ile laiklik arasýndaki
ki pragmatist söylemlere kolayca itibar ede- çatýþmayý geniþletmekten ve sürekli hale
bilmektedirler. getirmekten baþka bir iþe yaramayacaðý gö-
Bu kesimin önde gelenleri laikliðin “sa- rülmediði sürece, ülkenin yazgýsý, þeriatçýlýk
vunucusu” olarak orduyu gördükleri için, ile askeri darbe arasýnda gidip gelecektir.
her durumda “laik askeri darbe” beklenti-

* Mahir Çayan yoldaþ Kesintisiz Devrim II-III’de bu


durumu þöyle açýklar:
“Bugün, özel olarak asker-sivil aydýn zümrenin,
genel olarak küçük-burjuvazinin sað kanadý, kesin
olarak oligarþinin saflarýndadýr. Orta kanadý ise, 12
Mart öncesinde, ‘kontrol kulesinden’, bir radikal ik-
tidar deðiþikliði gözlediðinden kendisini sol tarafa
doðru fýrlatmýþtý. Þimdi ise, çaktýrmadan iyice saða
yaklaþmýþtýr. Sol kanat ise, tabiatý gereði (darbeci-
devrimci geleneði gereði) asker-sivil aydýn zümre-
nin sað kanadý ile ittifak kurup iktidara geleceði hül-
yalarý içinde iken, 12 Mart darbesi kafasýna balyoz
gibi inmiþ, 12 Mart öncesi müttefiki olan asker-sivil
aydýn zümrenin evrimci kanadýnýn, kendisini yapa-
yalnýz býrakarak oligarþinin koluna girip, Mart son-
rasý balayýna çýkmasý, oligarþinin balyozu kadar etkili
olmuþtur. Ve bugün bu demoralize hava içinde geri
çekilip toparlanmaya çalýþmaktadýr.”
12 Mart’ýn üzerinden 35 yýl geçmiþ olmasýna kar-
þýn küçük-burjuvazinin laik kesimleri ayný düþünce
ve mantýk içinde hareket etmeyi sürdürmektedirler.
Son günlerde Deniz Baykal’ýn “saða açýlma” po-
litikalarý da, bu küçük-burjuva kesimlerin gelenek-
sel tutumunun bir yansýsýdýr.
%
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Þeriatçýlýk ve Laiklik Arasýnda


“Sivil Toplumculuk”
Ruhu

Þubat 2001 ekonomik krizinin ardýndan, nulan seçim sonuçlarý, %10 baraj desteðiy-
3 Kasým 2002 akþamý sandýktan çýkan AKP le meclis aritmetiðine yansýdýðýnda, ilerici
iktidarý, daha ilk günden içinde barýndýrdý- ve demokrat kamuoyu bu tablodan asýl
ðý nicel ve nitel temsil yetersizliðine rað- olarak “nitel temsil yetersizliði”nin çýkma-
men, alternatifsizliðin sunduðu nimetlerden sýndan rahatsýzlýk duymuþtu. Tayyip Erdo-
ideolojik amaçlarý doðrultusunda yararlan- ðan’nýn “deðiþtik” söylemine raðmen, 58.
makta ve “fýrsat bu fýrsattýr” telaþý içinde cumhuriyet hükümetini oluþturacak kadro-
“yol”unda ilerlemektedir. larýn anti-laik sabýka dosyasý bir hayli kaba-
AKP, emperyalizmin Büyük ya da Ge- rýktý. Bu durum, ülke tarihinde ilk kez, “laik,
niþletilmiþ Ortadoðu Projesi’nin (BOP) Tür- sosyal, demokratik hukuk devleti” ile hükü-
kiye uzantýsý olarak, RP içinden devþiril- meti arasýnda bir “kan uyuþmazlýðý”nýn ha-
miþ kadrolarla ve “merkez sað” görünüme bercisiydi.
uygun rötuþlanmýþ bir “siyasal vizyon”la, ül- Ertuðrul Özkök seçimin ertesi günü kö-
kenin siyasal ortamýna tepeden indirildi. þesinde, bir gazetecinin “þaka”sýna gönder-
ABD ve AB icazetli, iþbirlikçi burjuvazi des- me yaparak, “merak etmeyin ordu var”
tekli bu operasyonla hedeflenen, bir yan- diyor ve yazýyý þöyle bitiriyordu:
dan devlet deneyiminden, “teamül”ünden “Gördüðümüz tablo, ya Türkiye’yi
yoksun kadrolarý yönetimin baþýna getire- yeni baþtan kaosa sokacak yada ra-
rek her türlü sömürünün önünde hiçbir di- hat korkusuz istikrarlý bir toplumun
renç kalmamasýný saðlamak, diðer yandan kapýsýný aralayacak. Benim inancým,
bölgedeki tek laik cumhuriyetin, sol küçük ikinci ihtimalin daha aðýr bastýðý yo-
burjuva anti-emperyalist potansiyelini islam- lunda.”*
cý propagandayla saða çekerek, anti-em- Þimdilik, “merak etmeyin ordu var” ra-
peryalist ve devimci hareketi büyük ölçüde hatlatmasýný bir kenara býrakýp, bay %5'in
kitlesizleþtirmekti. “inancým” dediði “ikinci ihtimal”e bir baka-
Bu, Türkiye’de devrimin öznel þartlarý- lým.
nýn oluþmasýnýn, yani “ihtilalci insiyatifin” “Önsezi” ile “dilek” arasýnda gidip ge-
kitlelerle buluþmasýnýn önünü kesmek, di- len bu söylem, ilk bakýþta, 1980 sonrasý de-
ðer bir deyiþle devrimin geciktirilmesi de- politizasyonun yarattýðý ve “Project Democ-
mekti ve ilk sonuçlarýný, “merkez sol”dan racy” giriþimi sonucu kamuoyu oluþtur-
“merkez sað”a kayan ve çoðunluðunu kent mak (manipülasyon) misyonuyla “köþe”le-
küçük-burjuvazisinin oylarýnýn oluþturduðu re oturtulan yaldýzlý “medya prensleri”nin
%22’lik bir kopuþ olarak verdi.
Hemen seçim akþamý, iþbirlikçi medya- * Ertuðrul Özkök, “Bir þakanýn ardýndaki duygular”,
& da “sandýktan istikrar çýktý” yaygarasýyla su- Hürriyet, 4 Kasým 2003.
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

“mideden fikir üretme” alýþkanlýðýnýn sýra- zor gücü olan oligarþik devlet çýkar.
dan bir örneði gibi görünmektedir. Gerçek- Bizim gibi ülkelerde zor gücü, devlet ay-
teyse kabaca sergilenmiþ bir “toplum mü- gýtý, bazen “çizmelerini giyer, apoletlerini
hendisliði” ürünüdür, yani toplumsal olay- parlatýr”, açýk askeri zor uygular yani aske-
larýn deney tüplerindeki gibi dýþ müdaha- ri darbe olarak toplumu “hizaya” getirir; ba-
lelerle yönlendirilmesi, kontrol altýnda tutul- zen “temsili demokrasi”nin “barýþçýl”(!) or-
masý giriþimidir. tamýnda soluklanýr. Ama varlýðýný hep sür-
Yapýlan, nesnel süreçlerin toplum tara- dürür.
fýndan algýlanmasýna, sýradan bir cümle “Bizim gibi ülkelerdeki oligarþik
içinde, küçük bir müdahaledir. Bu ayný za- yönetim, rahatlýkla iþçi ve emekçi
manda, toplumun “bireyselleþtirilmiþ” bi- kitlelerin demokratik hak ve özgür-
reylerinin her birinin tek tek bilincine ve lüklerinin olmadýðý tam bir dikta yö-
bilinçleri üzerinden iradelerine, eylemleri- netimi ile ülkeyi yönetebilmektedir-
ne müdahale çabasýdýr. ler. Buna sömürge tipi faþizm de
Oysa “Ýnsanlarýn varlýðýný belirleyen, bi- diyebiliriz. Bu yönetim, ya klâsik bur-
linçleri deðildir; tam tersine, onlarýn bilin- juva demokrasisi ile uzaktan yakýn-
cini belirleyen, toplumsal varlýklarýdýr.”* Bu dan iliþkisi olmayan ‘temsili demok-
da bizi þu çýkarsamaya götürür: Ýnsanlar rasi’ ile icra edilir (gizli faþizm) ya
düþüncelerinin ifadesi olan iradeleri doðrul- da sandýksal demokrasiye itibar edil-
tusunda, eylemleri ile tarihlerini yaparlar. meden açýkça icra edilir. Ancak açýk
Düþünceleri ise, insanlarýn içinde bulun- icrasý sürekli deðildir. Genellikle, ipin
duklarý maddi yaþam koþullarýndan, yani ucunu kaçýrdýðý zaman baþvurduðu
onlarýn ait olduklarý sýnýftan gelir. bir yöntemdir.”**
Ertuðrul Özkök’ün “þakaya boðduðu” Bir baþka ifadeyle, siyasal zoru açýk as-
askeri müdahale seçeneði ile “ikinci ihti- keri zor olarak kullanmak oligarþinin sürek-
mal”, yani “rahat, korkusuz, istikrarlý bir li baþvurduðu bir yöntem deðildir.
toplum”sal düzenin, Türkiye’de emperyaliz- Bu kullanýmda, belirleyici olan durum-
min beklentileri doðrultusunda, þeriatçý bir lar, “a) Hakim sýnýflarýn kendi iç çeliþki-
parti eliyle gerçekleþtirilmesi operasyonu leri yüzünden idare edememeleri, b) Ge-
iki ayrý alternatif deðil; sömürge tipi faþiz- liþen sýnýfsal muhalefetlerin mevcut üre-
min, ülkenin somut tarihsel koþullarý tara- tim iliþkilerini tehdit eder bir nitelik al-
fýndan belirlenen dönüþümlü siyasal zor uy- malarý, c) Doðrudan doðruya iktidara
gulamalarýnýn iki farklý yansýmasýndan yönelik bir siyasal alternatifin ortaya çýk-
ibarettir. masý”dýr.***
“Merak etmeyin ordu var” ile “istikrarlý Bu koþullarýn belirgin olarak ortaya çýktý-
toplumsal düzen”, bir ve ayný egemen gü- ðý 60’lý ve 70li yýllarda, 12 Mart ve 12 Eylül
cün, dönemsel olarak sahneye konan iki askeri darbeleri gerçekleþtirilmiþtir.
ayrý yüzünün medyatik betimlemesidir. Em- Her iki askeri darbede de, bir yandan
peryalizme baðýmlý geri-býraktýrýlmýþ ülke- devrimci kadrolar imha edilerek “doðrudan
lerde varlýðýný hep koruyan, gücünü dýþ di- iktidara yönelik bir siyasal alternatifin orta-
namikle geliþtirilmiþ emperyalist-kapitalist ya çýkma” olasýlýðý ortadan kaldýrýlmaya ça-
üretim iliþkilerinden alan ve nihai görevi bu lýþýlmýþ, diðer yandan toplumsal ölçekte
iliþkilerin sürdürülmesi olan bu zor gücü- baský, terör ve pasifikasyon uygulamalarý
nün ülke içindeki “sahibi” oligarþidir. ile, “sýnýfsal muhalefeti” ilk kýpýrdanmasý
Oligarþinin kendi varlýk koþullarý demek aþamasýnda budayarak, “mevcut üretim
olan düzenin korunmasý, yani mevcut üre- iliþkilerini tehdit eder bir nitelik almasýný”
tim iliþkilerinin sürdürülmesi için baþvurdu- engelleyecek düzenlemeleri hýzla uygula-
ðu en temel araç, kendi karakterine bü- maya sokmuþtur.
ründürdüðü devlet aygýtýdýr. Böylece karþý- 1980 sonrasýnda bununla da yetinmeyip
mýza geri-býraktýrýlmýþ ülkelerdeki emperya- toplumun siyasallaþmasýna asla izin verme-
list-kapitalist üretim iliþkilerinin tipik siyasal
** Mahir Çayan, Kesintisiz Devrim II-III.
* Marx, Ekonomi Politiðin Eleþtirisine Katký, “Önsöz”, *** Ýlker Akman, Mevcut Durum ve Devrimci Tak-
Ankara 1993, s. 23. tiðimiz.
'
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

yecek ekonomik, toplumsal, siyasal, kültü- cak 12 Eylül sonrasý depolitizasyonu için bir
rel önlemler ve düzenlemelerle mutlak bir can simidi olarak piyasaya sunuldu. Böy-
depolitizasyonu gerçekleþtirip, “sivil yöne- lece solun tüm pasifistlerinin yanýnda sað
tim”e geçiþ saðlanmýþtýr. (Açýk askeri zor da Gramsci okuyup Gramsci yazmaya baþ-
uygulamasýndan gizli faþizme geçiþ.) ladý.
Emperyalizme yedeklenmiþ küçük-bur- Böylece, özsel olarak burjuva ideologla-
juva sol unsurlarýn aðýrlýkta olduðu bir “kad- rýnýn bir kategorisi ve kavramý olan “sivil
ro”nun bu baþarýsý, oligarþinin çizmelerini toplum”, Marksist bir söylemle, Gramsci’nin
giyermiþ gibi yaptýðý 28 Þubatý da post-mo- yapýtlarýyla ülkeye ithal edildi. Bu da ülke
dern giysilerle atlattýðý 25 yýla denk düþer. içinde iki farklý “sivil toplum” anlayýþýna yol
Bu süreçte, pasifikasyonun temel araç- açtý. Bir taraf Marksizm adýna “sivil top-
larýndan biri, her alana uyarlanan “sivil top- lumcu” görüþleri savunurken, diðer taraf
lumcu yaklaþým” olmuþtur. Leninizme karþý, somut olarak da silahlý
II. Yeniden Paylaþým Savaþý sonrasýnda, devrimci mücadeleye karþý “sivil toplum-
bazý Batý-Avrupalý burjuva aydýnlarý, Mark- cu” görüþleri kullanýyordu.
sizmi bozarak, burjuva ideolojisinin biçim Birinci tarafta yer alanlar, Gramsci ter-
deðiþtirmiþ ve kendini, yani burjuva özünü minolojisiyle yeni teoriler oluþtururken,
Marksist söylemle gizlemiþ bir halini, Gramsci’nin ortaya koyduðu savlarýn zorun-
“Marksizmin bunalýmý” savýyla birlikte ge- lu (mantýki) sonuçlarýndan uzak durmayý
liþtirdiler. “Avrupa Komünizmi” olarak su- tercih ediyorlardý.
nulan ise, diyalektiðin tepesi üstü durduðu Ýkinci kesim ise, genellikle bugüne ka-
Hegel’ci görüþten baþka bir þey deðildi.* dar hiçbir sol grup ya da örgütte yer alma-
Temel savý Marksizmin “bunalýmý”na mýþ entelektüel “sol” unsurlardan oluþuyor-
dayalý “sivil toplumculuk” olan ve tarihsel du. Küçük-burjuva aydýnýnýn tipik özelliði
referansýný Hegel’den deðil, Ýtalyan Komü- olan belli bir disiplin altýnda kollektif bir
nist Partisi genel sekreteri Gramsci’den mücadelede istikrarlý olarak yer almama
alan bu revizyonist görüþ 70’li yýllarda Avru- bu oluþumun ortak paydasýydý.
pa'da etkisini önemli ölçüde yitirmiþti. An- Bu entelektüellerin 12 Eylül sonrasýnda
bireyciliðin yaygýnlaþtýðý ve itibar gördüðü
* Hegel’e göre, bir toplum üç bölümden oluþur: Ai- bir ortamda, kendilerini göstermeleri ve
le-sivil toplum-devlet. Hegel, 18.yüzyýl Ýngiliz ve Fran- bunu da “sivil toplumcu” “bireysel özgür-
sýz yazarlardan esinlenerek, “sivil toplum”u aile ile lük” yanlýsý ve “uzlaþma kültürü” (consen-
devlet arasýna, bir “orta moment” olarak yerleþtirir. sus) sahibi olarak ifade etmeleri doðaldýr.
Marks-Engels, ilk yýllarýnda bu Hegel’ci kavramlarý
kendi yorumlarýyla kullanmýþlarsa da, zamanla bu
Gramsci’nin Marksistliði ile solda “meþru-
üçlü ayrýmý dünyayý kavrayýþlarýna uygun biçimde, luk” kazanan “sivil toplum” kavramý ve
birbirleri ile iliþkileri ve birbirini belirleyicilikleri açý- buna baðlý olarak ileri sürülen savlar, anti-
sýndan inceleyip yeniden düzenlemiþlerdir. Bu çalýþ- Leninist bir hareket için bu çevrelerce kul-
malarý ile ve özellikle de ailenin bir üretim iliþkisi
lanýldý. Birinciler gibi bunlar da, Gramsci’nin
olarak doðup geliþtiðini, toplumun bir ekonomik bi-
rimi olduðunu, dolayýsýyla da bir üçüncü moment savlarýný bir bütün olarak ya da Gramsci’-
deðil, toplumsal yaþamýn bir parçasý olarak algýlan- nin tahlillerinin mantýki sonuçlarýyla savun-
masý gerektiðini kanýtlamalarý, burjuva aile kavrayýþý- maktan uzak duruyorlardý. Ama bunlarýn
nýn yýkýlmasý demektir ve devrim niteliðindedir. Bu, uzak duruþ gerekçesi, Gramsci’nin teorisi-
onlarý burjuva düþünürlerden ayýran en temel ve be-
lirgin çizgidir. Marksizme göre bir toplum iki bölüm- nin pratiðe dönük yaný ve partiye yüklediði
den oluþur: temel ve üst yapý. Temel, yani belirle- misyondu. Bir örgüt disiplinine hiçbir za-
yici alan bir toplumdaki üretim iliþkilerinin bütünü- man gelemeyen bu çevreler, Gramsci’yi
dür ve o toplumun ekonomik yapýsýný oluþturur. Ýþte kýsmi olarak savunurken, kendi tezlerine,
bu ekonomik yapýnýn üzerine, o ekonomik yapýnýn
belirlediði bir iliþkiler bütünü oturur ki, bunlar üst
Leninist parti anlayýþýný eleþtirmeyi ya da
yapýyý meydana getirir. Üstyapý politik ve entelektüel mahkum etmeyi (!) ekleyebildiler. Bu özel-
yapýlarý (düzeyleri) içerir. “Toplumsal alan”, Hegel- likleriyle oligarþi tarafýndan kolayca “trans-
ci “sivil toplum”dan farklý olarak, ne temel, ne de formasyona” tabi tutulabildiler ve oligarþi-
üst yapýda yer almaz. Marks-Engels’te ekonomik te-
nin devþirme kadrolarý haline geldiler.
mel ile toplumsal yapý iç içedir ve toplum bir bütün
olarak “bir sosyo-ekonomik formasyon”dur. Bunu Gramsci iþe yaradý. Solda pasifizm, uz-
“sivil toplumun anatomisi ekonomi politikte aran- laþma, revizyonizm, ideolojisizleþme, Mark-
! malýdýr” saptamasýyla ortaya koymuþlardýr. sist-Leninist terminolojiden kopuþ, Marks-
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

ist-Leninist teorinin yok sayýlmasý ve toplum le, “sivil toplumcu” görüþlerin, siyasal zorun
tahlillerinde “sivil toplumculuk”un yerleþti- askeri biçimde maddeleþmesinin koþullarý-
rilmesini saðlayarak, solda ve saðda her nýn gerilediði bir süreçte, pasifikasyonun
türden karþý-devrimci söyleme dayanak sürdürülmesinde ve suni dengenin korun-
oluþturarak yaygýnlaþtý. Bu ideolojik bom- masýnda kullanýlmasý þaþýrtýcý deðildir.
bardýman altýnda Marks’ýn “kitlelerin alýk- Kent küçük-burjuvazisi, “sivil toplum”-
laþtýrýlmasý” dediði ideolojik operasyon ba- culuðun ideolojik saldýrýsýndan en fazla et-
þarýyla sonuçlandý. Suni dengenin sürdü- kilenen sýnýf olmasýnýn yanýnda, milli krizin
rülmesinde yeni bir araç daha ortaya çýkar- derinleþmesinden en hýzlý etkilenen sýnýf
týldý.* durumundadýr. 2001 Þubat krizinden günü-
Bu tarihsel zeminde küçük-burjuva ay- müze kadar geçen sürede bu durum gide-
dýnlarýn saf deðiþtirmesi, tüketim çýlgýnlýðý, rek belirginleþmiþ ve bireysel düzeyde his-
kadýn sorunu, çevre sorunu, okullarda þid- sedilir hale gelmiþtir.
det, ozon tabakasý gibi her türden soru ve Irak’ýn iþgaliyle anti-emperyalizmi yeni-
sorun, “sýnýflar üstü” konular olarak, “her den keþfetmiþ ve AB’den umudunu tümüy-
iþin baþý eðitim” ile “her türlü þiddete karþý- le kesmiþ olup, bir yandan “misak-ý milli”
yýz” arasýna yerleþtirilebilmiþtir. Bu neden- sýnýrlarýnýn tehdidi, diðer yandan laikliðin
þeriat düzeni ile yer deðiþtirmesi korkusuy-
la milliyetçilik rüzgarlarýnýn peþine düþme-
* “Sivil toplumculuk-Gramscicilik” burjuva Hegel fel- ye hazýr hale gelmiþtir. Bunda bazen edil-
sefesinin, Ýtalya’da 1920ler sonrasýnýn tarihsel koþul-
larýnda Marksizme devriklenmiþ halidir ve özetle, gen bazen zorbalýða çalan ama hep güçlü-
“sivil toplum” üzerinde “hegemonya” kurarak ikti- den yana olan sýnýfsal karakterinin payý
darý ele geçirme teorisidir. Kabaca þöyle özetlenile- büyüktür. 2002 seçimlerinde “merkez sol”
bilir: dan saða kayarak, AKP’nin aldýðý oylarýn
Hegel’de olduðu gibi Gramsci’de de toplum üç
bölümden oluþur: Aile-sivil toplum-devlet (üçlü mo-
büyük bir bölümünü oluþturmuþtur.
ment). “Ekonomik iliþkiler alaný kendi yasalarýyla Ýþte bu noktaya gelindiðinde, sömürge
kendi kendisine iþleyen bir ‘mekanizmaya’ sahip ol- tipi faþizmin “sivil yönetim”inin, 1980 son-
duðundan, sadece dýþtan izlemekle yetinilebilir” der. rasýnda, “project democracy” ve “sivil top-
Siyasal alana zor aygýtý, baskýcý aygýt olan devlet
lum”culuk silahlarýyla gerçekleþtirdiði, de-
oturmuþtur. Böylece, geriye diðerlerinden baðýmsýz
ve tümüyle özerk “sivil toplum” kalýr. politizasyon, ideolojisizleþtirme, pasifikas-
Öyle ise der Gramsci, tüm sorun “sivil” toplum- yon operasyonunun baþarýsýnýn önemi ve
dadýr. Egemenler, sivil toplumda hegemonya sahi- anlamý bir kez daha karþýmýza çýkar.
bi olmasalar, kendi düþüncelerini bu toplum birey- Küçük-burjuvazi, sýnýfsal yapýsý gereði,
lerine kabul ettirmemiþ olsalar, onlarýn siyasal top-
lumunu alt etmek iþten bile deðildir. Bu nedenle
çabuk pasifize olan ve çabuk tepki göste-
artýk tüm dikkatler sivil toplumda hegemonyanýn na- ren bir sýnýftýr. Bu nedenle, oligarþiye karþý
sýl kurulduðuna, nasýl sürdürüldüðüne, bunun için ilk tepkiyi koyan sýnýf olmakla birlikte, siya-
ne yapýldýðýna, kimlerin bu iþlerde yer aldýðýna yö- sal zor karþýsýnda ilk pasifize olan sýnýftýr
neltilmelidir.
da. Eðilimini güç dengesine göre somutlaþ-
Hegemonya siyasal toplumun “ceberrut” iþlerinin
sivil toplum tarafýndan onanmasýný saðlamaya, yani týrýr.
devletle sivil toplum arasýnda “consensus” saðlan- Küçük-burjuvazinin bu sýnýfsal özelliði
masýna yaramaktadýr. Hegemonyanýn dayanaklarý
saptanmalý ve karþýsýna da karþý-hegemonyanýn nasýl lumun, seçimden önce mi, seçimden sonra mý dire-
kurulacaðýnýn hesaplarý konmalýdýr. Bu noktadan neceðine kalmýþtýr.
sonra herþey sivil toplum denilen kesim üzerinde Görüldüðü gibi, sivil toplum teorisi, Marks-En-
hegemonya mücadelesine indirgenir. gels’in toplum tahlilinden temelde farklýdýr, anti-Le-
Çözüm, hegemonya için mücadele çerçevesin- ninisttir. Bir yandan marksizmi çarpýtýrken, diðer
de, bir yandan “alttakiler”in “organik aydýnlarýný ye- yandan devrimin eylem kýlavuzu olan Leninist teo-
tiþtirmek”, diðer yandan “geleneksel aydýnlar”dan riyi, en temel kavramý olan “öncünün rolü” baðla-
saflara adam devþirmektir. Yapýlacak iþ budur. mýnda dýþlar. Yerine “organik” aydýnlarýn eðitimi ile
Böylece, daha çocukluk günlerinden itibaren “geleneksel” aydýnlarýn devþirilmesini ve bunlarýn
“kültür merkezleri”nde eðitim sürecine dahil edilen pasifist hegemonya savaþýmýný koyar. Kýsaca, yenil-
“alttakiler”, zaten sayýsal olarak çok olduklarý sivil gi döneminin þokunu yaþamýþ, yanýlgý içindeki Mark-
toplumda giderek daha da çoðalýrlar, egemen olur- sist Gramsci, anti-Marksist, anti-Leninist bir teori
lar, hegemonya kurulur. Bundan sonra siyasal top- üretmiþtir. Böylece “sosyal alan” kendi kendine ba-
lumun devrilmesi bir “fiskelik” iþtir, hatta buna bile ðýmsýz (özerk anlamýnda) bir alan olarak ayrýlmýþ
gerek kalmayabilir. Çoðunluk olunduðundan ilk ge- ve ardýndan sosyal alana ait tüm konular, olgular,
nel seçimde iktidar olunur. Artýk sorun, siyasal top- “sivil toplum” yaklaþýmýyla tahlil edilir hale gelmiþtir.
!
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

çerçevesinde 17 Mayýs’ta Danýþtay’a yapýlan Bugün milliyetçilik rüzgarlarýnýn güçlü


saldýrý, laik cumhuriyete yapýlmýþ bir saldý- estiði, faþist cephede paylaþým savaþlarýnýn
rý olarak algýlandý. Saldýrýnýn ardýndan olu- baþladýðý, faþist milislerin saldýrganlýðýnýn
þan toplumsal tepkinin Anýtkabir’deki gö- arttýðý ve yaygýnlaþtýðý ve çeliþkilerin ve ça-
rüntüsü akýllara 1965-1971 günlerini getir- týþmalarýn ulusal görünüm almasýnýn yarat-
di. Avluyu dolduran küçük burjuva “Kema- týðý geliþmelerin “zinde güçler”e kanalize
list” aydýnlarýn bir kýsmý, o süreci yaþamýþ edilmeye çalýþýldýðý ortamda, feodal ideo-
olanlarýn kendileri, bir kýsmý da onlarýn ço- lojilerle, emperyalizmin çýkarlarýnýn silahlý
cuklarýydý. Depolitizasyondan geçirilmiþ, korucusu olan faþist milis güçlerle topye-
uzun yýllar sindirilmiþ, ama “cumhuriyete kün hesaplaþmanýn kaçýnýlmaz hale geldi-
baðlý” kuþaklarýn sol kesimi. ði bilinçlere yerleþtirilmelidir.
Coþkuluydular, tepkiliydiler, çokluklarýn- Bu, “kanlý bir hesaplaþma” olacaktýr.
dan umutluydular. “Beyinleri üzerine bü- Hiç kimse, geçmiþin tüm korkularýyla
tün ölmüþ kuþaklarýn geleneði büyük bir bu hesaplaþmayý geçiþtirmeye çalýþmama-
aðýrlýkla çökmüþtü”*. Ne var ki bu kez, bu lýdýr. Bu, tarihsel geliþimin kaçýnýlmaz bir
beyinsel çöreklenme itici deðil, pasifize edi- evresidir.
ci sonuçlar yaratmaktaydý. Ýnsanlar bir yan- Bu hesap görülmek zorundadýr.
dan Cumhuriyet’in devrimci-laik karakteri- “Sivil toplumcu” bakýþ açýlarýyla, “de-
ne baðlýlýk duygularýyla, “Türkiye laiktir, laik mokrasi bir uzlaþma kültürüdür” söylem-
kalacak” sloganlarý atarken, diðer yandan leriyle, “önce sivil toplumda hegemonya
önceki devrimci mücadelenin yükseliþi ar- kurulmalý” mantýklarýyla varýlacak yer pasi-
kasýndan gelen karþý-devrimci terör günle- fizm ve teslimiyetçilik olacaktýr.
rini, ödediklerini düþündükleri bedelleri ha- Ya evrimsel bir süreçle þeriat düzenine
týrlamadan edemiyorlardý. boyun eðeceklerdir, ya da askerileþtirilmiþ
Tepkileri “ulusalcýlýk” sýnýrlarý içine çeki- “laik” bir sivil-faþist iktidarýn payandasý ola-
lerek, faþistlerin “milliyetçilik” demagojile- caklardýr.
rinin istismarýna açýk hale getirildi. Ardýn- Bu ikilemden kurtulmanýn tek yolu dev-
dan da “merak etmeyin ordu var” söylemi rimdir.
dillere yeniden ve kolayca yerleþtirildi. Tüm ilerici, yurtsever, demokrat, laik
1919-1922 yýllarý arasýnda, açýk emperyalist herkese þu söylenmelidir: Artýk “devrimler
iþgal koþullarýnda, burjuva devrimini olma- çaðýnýn kapandýðý”na iliþkin sözlere kulak
yan “milli burjuvazi” adýna gerçekleþtirmek asmayýnýz. Devrimin kanlý ve zorlu bir mü-
için yola çýkan küçük-burjuvazi, bu defa cadele olmasýyla korkutulmaya karþý çýký-
ulusal kurtuluþ savaþý kazanmýþ o devrim- nýz. Her yerde ve her zaman devrimin ge-
ci ruhtan yoksun yerinde saydý. Bu kez, 60’- rekliliðini savununuz, devrimsiz her türlü
lý yýllarýn aksine karþýlarýna kimse çýkmadý. çözüm önerilerini, þeriatçýlýkla ya da aske-
Hareket sönümlendi, meslek örgütlerinin ri darbeyle “uzlaþmayý” reddediniz.
mevzi protestolarýna dönüþtü.

* Marks, Louis Bonaparte'ýn 18 Brumaire'i, Seçme


Yapýtlar, Cilt: I, s. 477-78.
Marks þöyle yazar:
“Ýnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama
kendi keyiflerine göre, kendi seçtikleri koþullar için-
de yapmazlar, doðrudan veri olan ve geçmiþten ka-
lan koþullar içinde yaparlar. Bütün ölmüþ kuþaklarýn
geleneði, büyük bir aðýrlýkla, yaþayanlarýn beyinleri
üzerine çöker. Ve, onlar kendilerini ve þeyleri, bir
baþka biçime dönüþtürmekle, tamamýyla yepyeni bir
þey yaratmakla uðraþýr göründüklerinde bile, özel-
likle bu devrimci bunalým çaðlarýnda, korku ile geç-
miþteki ruhlarý kafalarýnda canlandýrýrlar, tarihin yeni
sahnesinde o saygýdeðer eðreti kýlýkla ve baþkasýn-
dan alýnma aðýzla ortaya çýkmak üzere, onlarýn adla-
! rýný, sloganlarýný, kýlýklarýný alýrlar.”
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Ekonomide
“Balans Ayarý” mý?
[Ekonomik Krizin Ayak sesleri]

Herþey yolunda gidiyordu. Geçen yýl bü-


ÝMKB-100 yümede “dünya rekoru” kýrýlmýþtý. Cari
Endeks % Deðiþim açýkta meydana gelen artýþ “önemsiz” gö-
2 Mayýs 2006 44.414 0,87
rünüyor, bu konuda ters yönde fikir beyan
3 Mayýs 2006 44.648 0,53
4 Mayýs 2006 44.251 -0,89 eden ekonomi yazarlarý “cahillikle” suçla-
5 Mayýs 2006 44.213 -0,09 nýyordu. Çünkü tek baþýna hükümet olan
8 Mayýs 2006 44.713 1,13 AKP ülkeye “istikrar getirmiþ”ti.
9 Mayýs 2006 44.563 -0,34 TL’nin aþýrý deðerlenmesi, cari açýðýn ta-
10 Mayýs 2006 43.599 -2,16 rihte görülmemiþ seviyeye çýkmasý, ithalatta
11 Mayýs 2006 43.713 0,26 meydana gelen patlama, iþsizlik, tarýmýn
12 Mayýs 2006 41.971 -3,99
15 Mayýs 2006 40.269 -4,06
içler açýsý hali ise, “piyasa aktörleri”nin ve
16 Mayýs 2006 41.044 1,92 bunlarýn “medya”daki manipülatörlerinin
17 Mayýs 2006 40.439 -1,47 umurunda olmadýðý gibi, televizyonlarýn eð-
18 Mayýs 2006 39.644 -1,97 lence programlarýyla her þey tozpembe gö-
22 Mayýs 2006 36.351 -8,31 rünüyordu.
23 Mayýs 2006 37.235 2,43 Ve birden ortalýk “karýþtý”.
24 Mayýs 2006 36.101 -3,05
Borsanýn “düþtü-çýktý” haberleriyle, do-
25 Mayýs 2006 36.730 1,74
26 Mayýs 2006 38.593 5,07 larýn “kýmýldadý-sýçradý” manþetleriyle, “pi-
29 Mayýs 2006 38.909 0,82 yasalarýn tansiyonu yükseldi”, ortalýk “karýþ-
30 Mayýs 2006 37.861 -2,69 tý”.
31 Mayýs 2006 38.132 2,15 ÝMKB’de milyarlarca dolar kaybetmiþ
Aylýk Deðiþim -14,14 “küçük yatýrýmcý” artýk ortalýkta yoktu. Bu
Son iki hafta -9,15 nedenle borsa haberleri öylece geçiþtirildi.

Arjantin Brezilya Meksika Rusya Hong-Kong Hindistan Japonya Almanya


15 Mayýs 2006 -3,04 -2,37 -2,05 -3,61 -2,41 -3,77 -0,69 -1,00
16 Mayýs 2006 -0,44 0,37 0,62 0,84 -0,62 0,44 -1,99 -0,09
17 Mayýs 2006 -3,45 -2,85 -2,83 1,36 2,90 0,92 -3,40
18 Mayýs 2006 -1,77 -1,26 -0,22 -6,82 -2,10 -6,76 -1,35 0,24
19 Mayýs 2006 0,09 -0,20 -0,17 0,29 -3,98 0,42 0,11
22 Mayýs 2006 -3,91 -3,28 -4,03 -13,77 -3,11 -4,18 -1,84 -2,22
23 Mayýs 2006 1,66 -1,06 -1,47 9,26 0,37 3,25 -1,63 2,38
24 Mayýs 2006 -2,37 -0,88 -1,46 -2,68 -0,26 -2,31 1,97 -1,61
25 Mayýs 2006 4,96 3,19 3,60 -0,79 0,88 -1,34 2,13
26 Mayýs 2006 6,28 2,49 0,92 5,93 1,26 1,34 1,77 1,44
29 Mayýs 2006 1,20 -0,94 -0,43 -1,23 0,43 0,41 -0,34 -0,58
Son iki hafta % -6,02 -5,17 -7,82 -9,98 -5,55 -11,66 -4,13 -2,73
Aylýk deðiþim % -11,04 -5,50 -5,55 -11,81 -4,19 -8,43 -5,86 -4,24 !!
KURTULUÞ CEPHESÝ Mayýs-Haziran 2006

Devlet Ýç Borçlanma Senetleri Faiz Oranlarý Euro % Dolar %


(Gösterge: TRT090408T17) 2 Ocak 2006 1,5875 1,3418
Faiz Oraný Deðiþim % 2 ªubat 2006 1,5983 0,80 1,3199 -1,63
1 Mayýs 2006 13,69 0,22 3 Mart 2006 1,5510 -3,58 1,3060 -1,05
15 Mayýs 2006 14,83 2,21 4 Nisan 2006 1,6254 5,70 1,3417 2,73
16 Mayýs 2006 15,04 1,42 5 Mayýs 2006 1,6506 1,88 1,3155 -1,95
17 Mayýs 2006 14,84 - 1,33 15 Mayýs 2006 1,7945 10,94 1,3909 5,73
18 Mayýs 2006 15,41 3,84 16 Mayýs 2006 1,8615 4,82 1,4498 4,23
22 Mayýs 2006 15,70 1,88 17 Mayýs 2006 1,8553 -0,43 1,4484 -0,10
23 Mayýs 2006 15,95 1,59 18 Mayýs 2006 1,8291 -1,81 1,4185 -2,06
24 Mayýs 2006 16,07 0,75 22 Mayýs 2006 1,9017 5,12 1,4878 4,89
25 Mayýs 2006 16,23 1,00 23 Mayýs 2006 1,9207 1,28 1,5055 1,19
26 Mayýs 2006 16,17 - 0,37 24 Mayýs 2006 1,9483 1,83 1,5173 0,78
29 Mayýs 2006 16,25 0,49 25 Mayýs 2006 1,9754 1,79 1,5368 1,29
30 Mayýs 2006 16,49 1,48 26 Mayýs 2006 1,9663 -0,59 1,5396 0,18
31 Mayýs 2006 17,05 3,40 29 Mayýs 2006 1,9503 -1,04 1,5229 -1,08
Ýki haftalýk 14,97 30 Mayýs 2006 1,9427 -0,50 1,5227 -0,01
Aylýk 24,54 31 Mayýs 2006 1,9748 2,11 1,5368 0,93
Aylýk deðiþim % 19,64 16,82
Ocak-Mayýs % 24,40 14,53

Dikkatler dolar ve euro’daki yükseliþe %25’ler civarýnda artacaðý açýktýr. Bunun


çevrildi. “Televoleci ekonomistler”in oluþ- somut ifadesi ise %25 enflasyondur.
turduðu “iyimserlik” içinde, “nasýl çýktýysa “Enflasyon psikolojik bir olaydýr”la geçiþ-
öyle iner” rahatlýðý içinde izlenildi. tirilen ve maniple edilen “kamuoyu”, bu
“Çýktý-indi-çýktý” haberleri daha sýkça du- geliþmelerin ekonominin yasalarýna uygun
yulmaya baþlandý. 17 Mayýs’taki Danýþtay olarak fiyatlara ve oradan tüm toplumsal
saldýrýsý bile “piyasalar”ý fazlaca etkileme- yaþama yansýyýþýný ise, sadece yaþayacaktýr.
di. “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganlarý Üstelik “zaten YTL fazla deðerliydi, bu son
AKP’nin yoðun dezenformasyonu altýnda geliþmeler bir çeþit balans ayarýdýr” dema-
ezilirken, “piyasalar” sessiz ve derinden gojisiyle birlikte yaþayacaktýr.
sarsýlmaya devam etti. Düne kadar “mortgage geldi” haberle-
ÝMKB-100 endeksinin Mayýs baþýndaki riyle konut piyasasý þiþirilmiþken, bu mani-
44.414 seviyesinden 38.132’ye inmesi, yani pülasyonla konut kredileri “patlama” yap-
%14,1 deðer yitirmesi, “olaðan” karþýlanýr- mýþken, faiz oranlarýnýn yükseliþi karþýsýnda
ken, dolar ve euro’daki artýþ “balans aya- “mortgage”ýn “yürümeyeceði”ne iliþkin res-
rý” olarak sunuldu. mi açýklamalar yapýlabilmektedir.
Oysa ÝMKB-100 endeksinin dolar olarak Burada ekonominin son durumu ve ge-
Mayýs baþýndaki deðeri 33,7 cent iken, Ma- liþmeleri üzerine daha fazla deðerlendirme
yýs sonunda 24,4 cente düþmüþ, %27,7 de- yapmayacaðýz. Yukarda deðiþik ekonomik
ðer kaybetmiþti. verileri, dünya borsalarýndaki geliþmeleri
Resmi adý “Devlet Ýç Borçlanma Senet- tablo halinde sunduk. Ülkenin ve kendisi-
leri” olan hazine kaðýtlarýnýn faiz oranlarý nin geleceðini düþünen herkes bu tablola-
%13,69’dan %17,05’e yükselmiþti. rý incelediðinde, yapýlan manipülasyonlarý,
YTL’nin dolar karþýsýndaki aylýk deðer her türlü “psikolojik operasyonlar”ý kolay-
kaybý %16,8 olurken, euro karþýsýndaki kay- ca görebilecektir.
bý %19,5 olmuþtu. Bunlar emperyalizme baðýmlý bir ülke-
Euro olarak ele alýndýðýnda YTL’nin yýl nin yazgýsýnýn resmidir. Her zaman olduðu
baþýndan bugüne kadarki deðer kaybý gibi ve 4-5 yýlda bir yinelendiði gibi, bugün
%24,4; hazine kaðýtlarýnýn faiz oranlarýnda- emperyalist ülkelerdeki ekonomik bunalý-
ki yükseliþ %24,5 olurken, 27 Þubat’ta mýn faturasý bizim gibi ülkelere çýkartýlmak-
47.728 ile “zirve” yapmýþ olan borsanýn do- tadýr.
lar bazýnda deðer kaybý %33 olmuþtur. Ya bu fatura bir kez daha ödenecektir,
Bu geliþmelerin ekonominin her alaný- ya da sonsuza dek fatura ödemekten kur-
na yansýyacaðý, daha açýk ifadeyle her tür- tulunacaktýr. Baþka seçenek yoktur.
!" lü mal ve hizmetin fiyatýnýn ortalama olarak
ERÝÞ YAYINLARI
Mayýs-Haziran 2006 KURTULUÞ CEPHESÝ

Ýnternet Adresi:
www.kurtuluscephesi.com
www.kurtuluscephesi.org
www.kurtuluscephesi.net

E-Posta Adresi:
kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyayinlari@kurtuluscephesi.org

MAHÝR ÇAYAN: KESÝNTÝSÝZ DEVRÝM II-III


THKP-C/HDÖ : TÜRKÝYE DEVRÝMÝNÝN ACÝL SORUNLARI-I
ÝLKER AKMAN: MEVCUT DURUM VE DEVRÝMCÝ TAKTÝÐÝMÝZ
THKP-C/HDÖ : OLÝGARÞÝ NEDÝR?
THKP-C/HDÖ : MARKSÝZM-LENÝNÝZM BÝR DOGMA DEÐÝL, EYLEM KILAVUZUDUR-III
THKP-C/HDÖ : THKP-C/HDÖ VE 15 YIL
THKP-C/HDÖ : POLÝTÝKLEÞMÝÞ ASKERÝ SAVAÞ STRATEJÝSÝ VE DEVRÝMCÝ TAKTÝÐÝMÝZ
THKP-C/HDÖ : GRAMSCÝ ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : REVÝZYONÝZMÝN REVÝZYONU
THKP-C/HDÖ : ULUSAL SORUN ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : “BDS”: BÝR PRAGMATÝK SAPMA
THKP-C/HDÖ : “YENݔ OPORTÜNÝZM ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : ZAFER BÝZÝM OLACAKTIR! [Ankara Davasý Savunmasý]
THKP-C/HDÖ : DEVRÝM PROGRAMLARI
THKP-C/HDÖ : RUS DEVRÝMÝNDEN ÇIKAN DERSLER
THKP-C/HDÖ : ESKÝ BÝR GERÝLLANIN “EMEK”Ý
THKP-C/HDÖ : PASS VE “YENÝ ÇÖZÜM”ÜN FIRSATÇILIÐI

DEVRÝMCÝ MARÞLAR VE EZGÝLER


DÜNYADA VE TÜRKÝYE’DE EKONOMÝK BUNALIM [Kurtuluþ Cephesi Seçmeler-I]
LAÝKLÝK VE ÞERÝATÇILIK ÜZERÝNE [Kurtuluþ Cephesi Seçmeler-II]
TARÝHTE, GÜNÜMÜZDE VE DEVRÝMCÝ MÜCADELEDE KADINLAR