Vous êtes sur la page 1sur 36

0

Anti-Emperyalist ve Anti-Oligarþik Mücadelede

KURTULUÞ CEPHESÝ
Zafer Bizim Olacaktýr !

http://www.kurtuluscephesi.com YIL: 16 SAYI: 87 Eylül-Ekim 2005

Devrim
Nasýl Yapýlýr?

Mevcut Durum Üzerine

Mevcut Durumda
“Globalist”ler ve “Sol”lar

TÜPRAޒtan
Özelleþtirme Dersleri:
Ofer, Doðan Holding ve Legal Sol

Yasallýðýn
Oportünizmi

Che Guevara

Türkiye Halk Kurtuluþ Partisi-Cephesi


Halkýn Devrimci Öncüleri
Levent Ertümer, Faruk Açil
Ziya Erdönmez, Serdar Soyergin

“AB’ye bir an önce girelim de


nasýl girersek girelim”

Ýþte Oligarþi ve AKP Zenginleri!


100 Milyar Dolarlýk 100 Ýþbirlikçi
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Bir ülkede devrim yapmanýn nesnel DEVRÝM


ve öznel koþullarý ile buna baðlý
!
NASIL
olarak saptanmýþ devrim stratejisinin
YAPILIR?
devrim mücadelesindeki belirleyiciliði
üzerine bir deðerlendirme.

Ülkemizde geliþen siyasal olaylarýn


MEVCUT
%
nesnel ve sýnýfsal niteliklerinin deðer-
lendirildiði bir yazý. DURUM ÜZERÝNE

Faþist milislerin “linç” olaylarýyla


birlikte baþlattýklarý güç gösterisi
karþýsýnda “globalist” küçük-burjuva MEVCUT DURUMDA

!
aydýnlarý ve legal solun tutumu “GLOBALÝST”LER
üzerine bir deðerlendirme. VE “SOL”LAR

“Tüpraþ vatandýr, satýlamaz” vb. TÜPRAޒTAN


sloganlarla yürütülen Tüpraþ
“özelleþtirmesi”ne karþý eylemlerin ÖZELLEÞTÝRME DERSLERÝ:

$
ortaya koyduðu gerçekler üzerine. OFER, DOÐAN HOLDÝNG
VE LEGAL SOL

12 Eylül sonrasýnda yürütülen depoli-


tizasyon sonrasýnda solda egemen
olan ideolojisizleþmeye dayanan

YASALLIÐIN
legalizm ve bu legalizmin oportünist
niteliði üzerine. OPORTÜNÝZMÝ

Che Guevara’nýn
ölümünün 38. yýlý anýsýna. $ CHE GUEVARA

Onlar,
halkýn THKP-C SAVAÞÇILARI
devrimci
LEVENT ERTÜMER, FARUK AÇÝL
öncüleriydiler,
savaþarak, savaþta öldüler. % ZÝYA ERDÖNMEZ, SERDAR SOYERGÝN

Güngor Uras’ýn 3 Ekim AB “AB’YE BÝR AN ÖNCE GÝRELÝM DE


görüþmeleri üzerine bir yazýsý.
' NASIL GÝRERSEK GÝRELÝM”

“Türkiyenin En Zengin 100 Kiþisi”


sýralamasýna iliþkin Ekonomist dergi-
sinden bir yazý. ! ÝÞTE OLÝGARÞÝ VE
AKP ZENGÝNLERÝ!

KURTULUÞ CEPHESÝ Ýnternet Adresi:


SORUMLU (V.i.S.d.P) : Sezai Görür http://www.kurtuluscephesi.com
Yazýþma Adresi: http://www.kurtuluscephesi.org
Postfach 1414 E-Posta Adresi:
55504 Bad Kreuznach / Deutschland kurcephe@kurtuluscephesi.org

Bu sayý ÝLKER Matbaasý’nda basýlmýþtýr. Baský Tarihi: 5 Ekim 2005


Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

Devrim
Nasýl Yapýlýr?

Bir ülkede devrimin nesnel koþullarý cut düzenin deðiþmesi gerektiðini kitlelere
mevcutsa, devrim yapmanýn temel koþulu, göstermeyi ve buna baðlý olarak kitlelerin
devrimci sýnýflarýn, devrimin gerekliliðinin devrimin gerekliliði ve zorunluluðunun bi-
ve zorunluluðunun bilincine sahip olmala- lincine ulaþmalarýný saðlamayý hedefler.
rýdýr. Bu bilince sahip olan devrimci sýnýf- Devrimin gerçekleþtirilmesi sorunu bu
larýn örgütlenmesi ve devrimin gerçekleþti- þekilde ortaya konulduðunda, devrimci
rilmesi için harekete geçirilmesi ise, dev- mücadelenin hedefleri ve amaçlarý açýk ve
rimci bir partinin varlýðýný gerektirir. Bu ne- net hale gelir. Ancak devrimin gerçekleþti-
denle, bir ülkede devrimin gerçekleþtirilme- rilmesi bu kadar açýk ve net hedeflere yö-
si için, devrimci bir partinin varlýðý ve kitle- nelik bir mücadele yürütülmesine baðlý ol-
lerin bilinçli ve örgütlü olmasý þarttýr. (Dev- masýna karþýn, nesnel koþullar da ne denli
rimin öznel koþullarý.) uygun olursa olsun, devrim gerçekleþme-
Bu temel bir kez saptandýktan sonra, yebilir. Yýllar, on yýllar kitlelerin bilinçlendi-
devrimci mücadelenin kýsa, orta ve uzun rilip örgütlendirilmesi için yürütülen çalýþ-
vadeli hedefleri ve devrimci öncünün gö- malarla geçer. Ama devrim bir türlü ger-
revleri saptanabilir. çekleþmez.
Eðer bir ülkede devrimin bu öznel ko- Kitlelerin bilinçlendirilmesi ve örgütlen-
þullarý mevcut ise, yapýlacak tek iþ, nesnel mesi yönünde sürdürülen çalýþmalar belli
koþullarýn en olgun olduðu bir aþamada bir ilerleme saðladýðýnda, hiç beklenmedik
politik iktidarýn ele geçirilmesi için kitlele- geliþmelerle bu ilerleme duraksar, geriler
rin harekete geçirilmesidir. 1917 Ekim Dev- ve ilk baþlangýç noktasýna geri döner. Bu
rimi’nde olduðu gibi, nesnel koþullarýn en geri dönüþler “devrimci mücadelenin ye-
olgun olduðu anda (milli kriz), partinin ön- nilgisi” olarak tanýmlandýðý ölçüde, “devrim
derliðinde baþlatýlacak bir silahlý ayaklan- neden yenildi” üzerine tartýþmalar da baþ-
mayla iktidar ele geçirilir. lar. Bu tartýþmalarda, kimi durumda emper-
Buraya kadar devrim sorunu, devrimci yalizm ve oligarþinin “çok güçlü” olduðu
öncünün varlýðý ve kitlelerin bilinçli ve sonucuna ulaþýlýr, kimi durumlarda “karþý
örgütlü olmasý sorunu olarak somutlaþýr. tarafýn” elindeki propaganda ve pasifikas-
Devrimci öncü mevcut ise, görev, kitlele- yon araçlarýnýn (özel olarak “medya”) “çok
rin bilinçlendirilmesi ve örgütlendirilmesi- yaygýn ve geliþmiþ” olduðuna karar verilir.
dir. Bunun için mevcut düzenin niteliðini Buna paralel olarak da, devrimin gerçek-
ortaya koyan geniþ bir siyasi gerçekleri leþtirilmesi için, ya “çok güçlü” olunmasý
açýklama kampanyasý yürütülerek, devri- gerektiðine, ya da emperyalizmin ve oligar-
min gerekliliði ve zorunluluðu kitlelere gös- þinin propaganda ve pasifikasyon araçlarý-
terilir. Devrimci öncünün yürüteceði tüm nýn etkisizleþtirilmesi gerektiðine hükmedi-
propaganda ve ajitasyon çalýþmalarý, mev- lir. !
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Birinci durumdan çýkartýlan sonuç, ala- lýr, silahlý ayaklanmanýn koþullarýnýn ne ka-
bildiðine örgütlenmek ve örgütlenerek “güç dar olgunlaþýp olgunlaþmadýðýna bakýlýr ve
biriktirmek” olurken; ikinci durumda dev- devrimci öncünün kurmayý, buna baðlý ola-
rimci propaganda çalýþmalarýnýn ve araçla- rak silahlý ayaklanma kararý alýr.
rýnýn alabildiðine geliþtirilmesi ve güçlendi- Silahlý ayaklama kararý alýndýðý ana ka-
rilmesi gerektiði sonucuna ulaþýlýr. Ve böy- dar devrimci öncü, bilinçli ve örgütlü kitle-
lece bir kez daha devrim mücadelesi “kal- nin içinde silahlý ayaklanmanýn hazýrlýklarýný
dýðý yerden” baþlar. baþlatýr. Bunun için “silahlý devrimci komi-
Yýllar ve on yýllar geçer. Bir yandan yeni te” oluþturulur, iþçi ve köylü milisleri silah-
insanlar örgütlenir, diðer yandan tüm mad- landýrýlýr, yurtsever askerler arasýnda ajitas-
di olanaklar seferber edilerek propaganda yon ve propaganda çalýþmalarý yürütülür,
çalýþmalarý için her türlü araç devreye so- baþarýlý bir silahlý ayaklanma için gerekli di-
kulur. Günlük, haftalýk ve aylýk yayýnlara ðer “önlemler” alýnýr. Olasý bir silahlý ayak-
baþlanýlýr, daha fazla maddi olanak bulu- lanma durumu hesaba katýlarak daha ön-
nursa “televizyon ve radyo” alanýna geçi- ceki süreçlerde askeri eðitim verilmiþ ve
lir. Amaç “karþý tarafýn” propaganda ve pa- belli ölçüde silahlý mücadele deneyimi ka-
sifikasyon araçlarýný etkisiz kýlmaktýr. Yeni zandýrýlmýþ kadrolar aracýlýðýyla iþçi ve köy-
unsurlar örgütlenir, kadrolaþtýrýlýr. Bunlar lü milisleri eðitilir. Ve herþeyin olgunlaþtýðý-
kitlelerin bilinçlendirilmesi ve örgütlenme- na karar verildiðinde, yani 24 Ekim 1917 ak-
si çalýþmalarýnda etkin biçimde görevlen- þamý Kýþlýk Saray’a saldýrý baþlatýlýr, Kýþlýk
dirilir. Ýþler yeniden baþlamýþtýr. Saray ele geçirilir. Devrim gerçekleþmiþtir.
Ama, bir yanda devrimci propaganda Ancak burada gerçekleþen devrim, teo-
araçlarýnýn maddi olanaklarý artan oranda rik planda gerçekleþmiþtir. Gerçek yaþam-
tüketmesi, öte yanda örgütlenen ve hatta da iþler Ekim 1917’de olduðu gibi böyle git-
kadrolaþtýrýlan yeni unsurlarýn giderek dü- mez.
zen içinde eriyip gitmeleri sonucunda, Sondan baþlarsak, önce Kýþlýk Saray
maddi olanak bulma ve kadro sorunu te- mevcut olmayabilir. Sonra silahlý ayaklan-
mel sorun haline dönüþür. ma için koþullarýn olgun olup olmadýðýna
Maddi olanak gereksinmesinin kitleler iliþkin tartýþmalarda Zinovyev ve Kamenev
örgütlendikçe, onlarýn devrime ve örgüte gibi “kurmaylar” ortaya çýkar. Ýþçi ve köylü
baðlýlýðý ve fedakarlýklarý ile çözüleceði dü- milisleri silahlandýrýlacaktýr, ama silah depo-
þünülür. Kadro sorunu ise, ayný biçimde larý mevcut deðildir. Daha da geriye gidil-
onlarýn devrime ve örgüte baðlýlýklarý, feda- diðinde Þubat 1917 Devrimi gerçekleþme-
karlýklarý ölçüsünde çözülecektir ve kadro- miþtir.
lar kalýcýlaþacaktýr. Bu olasýlýklar göz önüne alýndýðýnda ya-
Ancak bir yandan devrimin sýnýflarýnýn pýlacak iþ, “güç biriktirmek”, propaganda
yoksulluðu, diðer taraftan “kadro”larýn yaþa- ve ajitasyon çalýþmalarýna devam etmek,
mak zorunda olduklarý için düzenin eko- kitlelerin politize olduðu, Þubat 1917’de ol-
nomik iliþkileri içinde “çalýþmaya” baþlama- duðu gibi silahla ayaklandýðý koþullarý bek-
larý (eðer üniversite öðrencileri iseler okul- lemekten ibarettir. Bir diðer ifadeyle, devri-
larýný bitirip iþe girmeleri), yeniden bir adým min nesnel koþullarýnýn olgunlaþmasý,
ileri, iki adým geriyi yaþatýr. yani milli krizin derinleþmesi beklenecek-
Yine de ilerleme saðlanabilir, devrimci tir. Artýk tüm devrimci mücadele, nesnel
mücadelenin geliþmesi için bir çýkýþ yolu koþullar olgunlaþana kadar, kitlelerin mev-
bulunabilir ya da nesnel koþullarýn ortaya cut düzene karþý tepkileri açýða çýkana ka-
çýkardýðý kendiliðinden tepkilerin açýða çýk- dar, yani kitleler tepkilerini kendiliðinden
masýyla daha geniþ kitlelerin devrim müca- ayaklanmalarla ortaya koyana kadar “iþleri
delesine katýlmasýnýn koþullarý oluþabilir. idare etmek”ten ibaret olacaktýr. Kadrolar-
Bu durumda, bir kez daha politik ikti- dan beklenen, bu koþullara kadar “diri dur-
darýn ele geçirilmesi için planlar yapýlýr. Uy- mak”, “umudu büyütmek” ve devrimci
gun bir anda baþlatýlacak bir silahlý ayak- “kararlýlýðý” yitirmemektir. “O gün, bir gün
lanma için hazýrlýklara giriþilir. Lenin’in mutlaka gelecektir” inancýný korumaktýr.
Ekim Devrimi öncesinde yaptýðý gibi, mev- Eðer “ülke içinde pazarýn geniþlemesine
" cut durum ve güçler dengesi tahlilleri yapý- paralel olarak þehirleþme, haberleþme ve
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

ulaþým çok geliþmiþ ve ülkeyi að gibi sar- kisinin açýða çýkartýlmasý.)


mýþ”, “eski dönemlerdeki halkýn üzerinde- Ýkincisi, kitlelere politik hedef göster-
ki zayýf feodal denetim –emperyalizmin fi- mek, siyasi gerçekleri açýklamak, onlarý
ili durumu bütün ülke çapýnda deðil ticari bilinçlendirmek ve örgütlemektir. (Kitlele-
merkezlerde ve ana haberleþme yerlerin- rin tepkilerinin kanalize edilmesi.)
deydi– yerini, çok daha güçlü oligarþik dev- Henüz halk kitlelerinin mevcut düzene
let otoritesine býrakmýþ”, “oligarþik devletin karþý tepkilerinin açýða çýkmadýðý, bilinçsiz
ordusu, polisi ve de her çeþit pasifikasyon tepkilerinin pasifize edildiði, kýsacasý halk
ve propaganda araçlarý ülkenin her köþe- kitlelerinin bilinçlendirilip örgütlendirileme-
sinde egemenliðini kurmuþ” ise, “artýk geri- diði evrede silahlý propaganda devrimci ön-
býraktýrýlmýþ ülkelerdeki oligarþik devlet ay- cü tarafýndan yürütülür. Devrimci öncünün,
gýtý, mevcut üretim iliþkilerini –buna ülke- silahlý propagandayý temel, diðer klasik
deki kapitalizm iç dinamikle geliþmediði politik kitle mücadele biçimlerini tali (ikin-
için, emperyalist üretim iliþkileri demek cil) olarak ele alýp yürüttüðü mücadelenin
yanlýþ olmayacaktýr– uzun bir süre koruya- adý Öncü Savaþýdýr.
bilecek seviyeye gelmiþ, bu ülkelerdeki “Silahlý propagandayý temel alan
halk kitlelerinin özellikle geniþ emekçi yý- örgüt, öteki mücadele biçimlerini de
ðýnlarýnýn tepkileri pasifize edilerek, bu tep- gücü oranýnda ele alýr. Ancak öteki
kiler ile oligarþi arasýnda suni bir denge mücadele biçimleri talidir. Silahlý
kurulmuþ” ise, “o gün” bir türlü gelmeye- propaganda, temel mücadele biçi-
cektir. midir. Bu ekonomik ve demokratik
Bu koþullarda yapýlmasý gereken, bir kitle hareketlerine seyirci kalýnmasý
yandan halkýn tepkileri ile oligarþi arasýn- demek deðildir. Örgüt, gücü oranýn-
da kurulmuþ olan suni dengeyi bozmak, di- da, ekonomik ve demokratik hak ve
ðer yandan oligarþik devletin ordusunu, istemler etrafýnda kitleleri örgütle-
polisini, yani silahlý güçlerini yenilgiye uð- meye çalýþýr. Oligarþiye karþý her çe-
ratacak halkýn silahlý güçlerini yaratmaktýr. þit tepkiyi yönlendirmeyle uðraþýr.
“Oligarþi ile halkýn düzene karþý Ancak baþlangýçta asla her yere koþ-
memnuniyetsizlik ve genellikle bi- maz, gücünü aþan silahla güven al-
linçsiz tepkileri arasýnda kurulmuþ týna alýnamayan kitle hareketlerinin
olan suni dengeyi bozmanýn, kitleleri içine girmez. Gücüyle orantýlý ola-
devrim saflarýna çekmenin temel rak silahlý propagandanýn dýþýn-
mücadele metodu silahlý propagan- daki, bilinçlendirme, siyasi eðitim,
dadýr. propaganda ve örgütlendirme iþ-
Emekçi kitlelerin ekonomik ve leri ile uðraþýr.
demokratik mücadelelerinin, oligar- Klâsik politik kitle mücadelesi
þik diktatörlük –isterse temsili görü- ile silahlý propaganda birbirini
nüm içinde olsun– tarafýndan terör- izler ve birbirinin içinde, birbiri-
le bastýrýldýðý merkezi otoritenin or- ne baðýmlýdýrlar, her biri diðerini
dusu, polisi, vs. ile ‘dev’ gibi güçlü karþýlýklý etkiler.
olarak halk kitlelerine gözüktüðü, Silahlý propagandanýn dýþýn-
gizli iþgalin var olduðu bu ülkelerde, daki öteki politik, ekonomik, de-
kitlelerle temas kurmanýn, onlarý ge- mokratik mücadele biçimleri si-
niþ bir siyasi gerçekleri açýklama lahlý propagandaya tabidir ve si-
kampanyasý ile devrim saflarýna ka- lahlý propagandaya göre biçimle-
zanmanýn temel mücadele metodu nirler.”*
silahlý propagandadýr.”* Öncü Savaþýnýn amacý, suni dengeyi
Silahlý propaganda iki unsuru içerir: bozmak ve kitlelere politik hedef göster-
Birincisi, suni dengeyi bozmaktýr, yani mek, siyasi gerçekleri açýklamak, onlarý bi-
kitlelere oligarþinin gücünün mutlak olma- linçlendirmek ve örgütlemektir.
dýðýný, ona karþý savaþýlabileceðini göster- Devrimin gerçekleþtirilebilmesi için uza-
mektir. (Kitlelerin düzene karþý olan tep- týlmýþ bir savaþ, yani Halk Savaþý zorunlu-
dur. Emperyalizmin ve oligarþinin askeri
* Mahir Çayan, Kesintisiz Devrim II-III. gücünü yenmenin tek yolu Halk Savaþýdýr. #
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Halk Savaþý ise, Giap’ýn ifadesiyle, biz- gütlenmeler, kitlelerin bilinçlendirilmesinin


den maddi ve teknik olarak güçlü düþ- ve harekete geçirilmesinin ikincil araçlarý
mana karþý mutlak siyasi ve moral üstün- olarak ele alýnýr. Silahlý propagandayý temel
lüðü saðladýðýmýz þartlarda verilir. Yani alan örgütün kitlelerin ekonomik ve de-
geniþ halk kitlelerinin silahlý mücadeleye mokratik hak ve istemler etrafýnda örgüt-
katýlmasý için hakim sýnýflarýn siyasi olarak lenmesi ve mücadelesine yaklaþýmý, lega-
tecrit edilmesi gerekir. Bu koþullarda, Halk listlerin ve oportünistlerin yaklaþýmýndan te-
Savaþýný yürütecek silahlý güç (Halk Ordu- melden farklýdýr.
su) ortaya çýkartýlýr. Kitlelerin acil gereksinmeleri etrafýnda
Öncü Savaþýnýn amacý, geniþ halk kit- kitleleri örgütleyip, eyleme sokma ve kit-
lelerini silahlý mücadeleye kazanmak, ya- lelere siyasi bilinç götürüp örgütleme, yani
ni Halk Savaþýný baþlatmaktýr. III. bunalým emekçi kitlelerin ekonomik ve demokra-
dönemi ülkelerinde hakim sýnýflarýn siyasal tik hak ve istemleri etrafýnda kitleleri örgüt-
tecridi (II. bunalým döneminde olduðu gibi leyip, siyasi hedefe yönlendirme legalizmin
kitlelerin yoðun eylemler halinde ortaya ve oportünizmin tipik çizgisidir. Ekonomik
çýkan tepkilerinin siyasal çalýþma ile kana- ve demokratik hak ve istemler için yürütü-
lize edilmesiyle deðil) her þeyden önce su- len mücadele, her durumda bu hak ve is-
ni dengenin bozulup bu tepkilerin açýða temlerin elde edilmesi ile sona erer ve bu
çýkartýlmasýyla olur. Oligarþinin siyasal tec- mücadelede yer alan kitlelerin bilinci “sen-
ridi Öncü Savaþýyla gerçekleþir. dikal” bilinçten öteye geçmez. Kitleleri po-
Bunlar bir kez saptandý mýydý, artýk so- litik iktidarý ele geçirmeye yöneltecek olan
run, Öncü Savaþýný yürütecek bir gücün or- mücadele, onlarýn ekonomik ve demokra-
taya çýkartýlmasýdýr. Böyle bir gücün, “de- tik hak ve istemler etrafýndaki mücadele-
mokratik hak ve özgürlüklerin kullanýlama- sine “politik nitelik” kazandýrýlarak gerçek-
dýðý –rafa kaldýrýldýðý–, daha doðru bir de- leþtirilemez. Ekonomik-demokratik müca-
yiþle oligarþi tarafýndan kullanýlmasýna ‘izin’ dele ile politik iktidar mücadelesini birbiri-
verilmediði, ordusu, polisi ve diðer güçleri ne karýþtýrmak, birinciyi ikincinin basit bir
ile emekçi kitlelere tam bir tenkil politika- aracý ve ön aþamasý olarak görmek devrim-
sýnýn izlendiði” koþullarda legal olarak ör- ci bir bakýþ açýsý deðildir.
gütlenemeyeceði açýktýr. Kafasýndan tek Bizler, devrim yapmanýn tek doðru yolu-
akým geçen legalizm yandaþý bile bu ger- nun Politikleþmiþ Askeri Savaþ Strateji’sinde
çeði anlamakta fazla zorlanmayacaktýr. ifadesini bulan devrimci çizgi olduðunu
Yasadýþý ve gizli faaliyet yürüten bir ör- söylüyoruz. Ancak bu, Politikleþmiþ Askeri
gütün, gizlilik kurallarýný hiçe saymaksýzýn Savaþ Stratejisi’nin ortaya koyduðu temel
geniþ kitlelere ulaþmasý ne denli zorsa, bu ve tali mücadelelerin yürütüldüðü anlamý-
mücadele içinde yer almak isteyenlerin na gelmemektedir. Bizler böyle bir aþama-
böyle bir örgüte ulaþmalarý da o denli zor- da olduðumuzu iddia etmiyoruz. Bizlerin
dur. söylediði tek þey, bu doðru devrimci çizgi-
Bu, ekonomik ve demokratik kitle hare- nin izlenmesiyle devrimin kaçýnýlmaz ola-
ketlerine seyirci kalýnmasý, bu mücadele caðýdýr. Bulunulan her yerde, Politikleþmiþ
alanlarýnýn legalistlerin ve oportünistlerin Askeri Savaþ Stratejisi’nin bakýþ açýsýna uy-
denetimine terk edilmesi demek deðildir. gun olarak çalýþmak, örgütlenmek ve mü-
Bu mücadelelerin içine girilmesi, kitlelerin cadele etmek günümüzün temel görevidir.
ekonomik ve demokratik hak ve istemler Bu mücadelede yer almak isteyen her kiþi-
etrafýnda örgütlenmesi zorunludur. Bu tali nin görevi, Politikleþmiþ Askeri Savaþ Stra-
mücadele biçimleri, temel mücadele biçi- tejisi’nin tek doðru devrim stratejisi olduðu-
mine göre þekillenecektir. Bunu yaparken, nu kavrayarak, bulunduklarý alanda bu stra-
yasadýþý çalýþmalar ile yasal çalýþmalar asla tejik çizgi etrafýnda toplanmak, onun pro-
birbirine karýþtýrýlmaz. pagandasýný yapmak ve buna paralel ola-
Kitlelerin ekonomik ve demokratik hak rak bulunulan alandaki mücadelelerin bu
ve istemler etrafýnda örgütlenmesi ve mü- stratejik çizgiye uygun olarak yürütülmesi-
cadelesi, kesinkes “kadro” kaynaðý ya da ni saðlamaktýr. Her devrimcinin görevi dev-
örgüt propagandasýnýn yapýldýðý alanlar ola- rim yapmaktýr. Devrim yapmanýn bugünkü
$ rak düþünülemez. Bu mücadeleler ve ör- temel ve acil görevi budur.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

Mevcut
Durum
Üzerine

2001 Þubat krizi, Türkiye tarihinin en türlü ithal malýna yönelik talep alabildiði-
aðýr ekonomik bunalýmýnýn doruk noktasý ne artarken, hiç kimse bu “deðirmenin” su-
olmuþtur. “Globalizm” propagandalarýyla yunun nereden geldiðine aldýrýþ bile etme-
körüklenen tüketim ekonomisinin bu aðýr miþtir. Tüm topluma dalga dalga yayýlan tü-
krizi, herþeyden önce, Sovyetler Birliði’nin ketim hastalýðý, giderek tüketmekten baþka
daðýtýlmýþlýðýyla birlikte emperyalizmin dün- birþeyle ilgilenmeyen bir toplumsal iliþki or-
yaya tam olarak egemen olduðu, bu ege- taya çýkarmýþtýr. Öyle bir toplumsal iliþki or-
menliðinin “kapitalizmin zaferi” olarak ilan taya çýkmýþtýr ki, ülke tarihinin en aðýr dep-
edildiði bir dönemin sonunda ortaya çýk- remlerinden birisi olan Marmara depremin-
mýþtýr. Küçük-burjuva ekonomistlerinin “te- de ölen on binlerce insaný bile birkaç gün-
levoleci” türlerinin “ertelenmiþ talep” diye- de unutabilmiþtir. Marmara depreminde
rek göklere çýkardýklarý tüketim, bir yandan annesi, babasý, eþi, çocuklarý, kardeþleri
borsa maceralarýyla, diðer yandan ithal ölenler, birkaç milyon uðruna tüm ölüleri-
mallara yönelik tüketimle, ülke tarihinde ni bir kenara itip, daðýtýlacaðý söylenen pa-
görülmedik bir düzeye yükselmiþtir. “Kapi- ranýn kuyruðuna girmeye koþmuþlardýr.
talizmin zaferi” çýðlýklarý eþliðinde ithalata Böylesine duyarsýzlaþtýrýlmýþ, tüketmek-
baðýmlý bu tüketim patlamasý, toplumun ten baþka birþey düþünemez hale gelmiþ
her kesimini içine almýþ, kentlerden köy- toplum, AB üyeliði uðruna kendi ülkesin-
lere, tüm toplumsal kesimleri sonu hiç gel- den, memleketinden, topraklarýndan kolay-
meyecekmiþcesine tüketmeye yöneltmiþtir. ca vazgeçebilecek bir hale de gelmiþtir. Ce-
Borsayla, yüksek faizle, rüþvet ve yolsuz- bine “AB pasaportu” koyduðunda kapaðý
luklarla, banka hortumlamalarýyla, turizm Avrupa’ya atma hayalleri gören bu toplum,
hizmetçiliðiyle ve nihayetinde kredi kartla- ülke kaynaklarýnýn alabildiðine ve pervasýz-
rýyla beslenen bu tüketim patlamasý, üret- ca talan edilmesine aldýrýþ bile etmemiþtir.
meden tüketen bir toplumsal davranýþ bi- Tersine, ülke kaynaklarýnýn “özelleþtirme”
çimi ortaya çýkarmýþtýr. adýyla talan edilmesinin kendilerine getire-
Geniþ halk kitleleri, özel olarak kent kü- ceði üç-beþ kuruþla neler alacaðýnýn plan-
çük-burjuvazisi, bu üretmeden tüketmeyi larýný yapan alelade insan topluluðu haline
“globalizm”in bir nimeti olarak algýlamýþ ve dönüþmüþlerdir.
kapitalizmin sonsuza kadar varlýðýný sürdü- Özellikle kent küçük-burjuvazisinin tü-
recek bir “tüketim toplumu” olduðu inan- ketim çýlgýnlýðý, vurdumduymazlýðý dalga
cýyla tüm geçmiþ yýllarýn “acýsýný” çýkart- dalga ülke sathýna yayýlmýþ, neredeyse Lale
maya baþlamýþtýr. devrinin “vur patlasýn, çal oynasýn” günleri
Borsa rekordan rekora koþarken, repo, yaþanmaya baþlamýþtýr. Her köþe baþýnda
ters-repo sözcükleri dillerde dolaþýrken, her “halk konserleri”, “simit saraylarý” bu yay- %
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

gýnlaþmanýn arabesk kültür olgularý olarak burjuvazisinin tutumunda hiçbir deðiþikliðe


her yerde görülmeye baþlanmýþtýr. yol açmamýþtýr.
Kent küçük-burjuvazisinin tüketim çýl- Kemal Derviþ yeni kurtarýcý, kendi “ya-
gýnlýðý, vurdumduymazlýðý, üretmeden tü- þam tarzlarý”nýn koruyucusu olarak alkýþla-
ketme düþüncesi ne denli ülke sathýna ya- nýrken, AB yolunda engel olarak ortaya çýk-
yýlmýþsa, hizmetler sektörü o denli geliþmiþ týðý düþünülen herkes ve her kesim “med-
ve neredeyse tek “üretken” sektör haline ya” aracýlýðýyla kötülenmiþ ve sindirilmiþtir.
gelmiþtir. Kredi kartlý yaþam sahipleri, man- Artýk IMF ve AB komiserlerinin her de-
gal partilerinde, bayram turizminde günle- diði yapýlmalýdýr! Onlarýn tüketim çýlgýnlýðýný
rini gün ederken, hizmetler sektörü kýrsal sürdürebilmelerinin tek yolu bu olmuþtur.
alanlardan kentlere yeni göç eden insan- Nasýl olsa AB üyeliðiyle birlikte ülkeyi terk
larý istihdam etmeye baþlamýþtýr. edecekleri için, ülkenin ne olacaðý da, ülke-
Tüketim ekonomisinin itme verdiði hiz- nin geleceði de onlarý ilgilendirmemiþtir. Ül-
metler sektöründeki geliþmeler ve bu sek- ke, isteyenin istediði yeri alabileceði boþ ve
törün iþgücü ihtiyacýný karþýlayan yeni göç deðersiz bir toprak parçasý haline dönüþ-
dalgasý, büyük kentlerde ve turizm bölge- müþtür. Ermenilere “soykýrým” karþýlýðý ola-
lerinde yeni bir toplumsal yapý ortaya çýkar- rak þuralarý, Kýbrýs’ta “iþgal” karþýlýðý olarak
maya baþlamýþtýr. “Medyatik” dilde “beyaz buralarý, Ege’de “antik Yunan” karþýlýðý ola-
Türkler” denilen, ancak büyük bölümünü rak her yeri bol keseden daðýtmaya baþla-
kent küçük-burjuvazisinin oluþturduðu ke- mýþlardýr.
simin üretmeden tüketme mantýðýyla be- Onlar, Avrupa yolculuðu için bavullarýný
lirlenen “çalýþmama” ve “çalýþmayý” kü- toplarken, ülke topraklarý her isteyene veril-
çümseme tutumu, yeni göçmenlerin hiz- meye hazýr hale getirilirken, “varoþlar” yeni
metler sektöründe tek çalýþan kesim hali- göçlerle dolmuþ, onlarýn boþalttýklarý her
ne gelmesine yol açmýþtýr. Özellikle Güney alan hýzla doldurulmuþtur.
Doðu Anadolu’dan göç eden Kürtler bu ke- 2002 Ekim seçimlerinde büyük gönül
simin en büyük bölümünü oluþturmuþtur. rahatlýðý içinde AKP saflarýna geçen bu
AB üyeliði ile birlikte cebine “AB pasa- kent küçük-burjuvalarý, AKP sayesinde ül-
portu”nu koyanýn ülkeyi terk etmeyi düþün- kede geçirecekleri bu son günlerde elde
düðü bu ortamda, onlarýn terk etmeye ha- kalan son þeyleri de tüketmeye yönelmiþ-
zýrlandýklarý her alan yeni göçmen nüfus ta- lerdir.
rafýndan, özellikle de Kürt göçmenler tara- Daha 2001 Þubat krizinin üzerinden iki
fýndan hýzla doldurulmuþtur. Artýk bu ülke- yýl geçmeden yeniden baþlayan tüketim
de çalýþan, üreten sadece bu yeni göçmen hastalýðý, AKP’nin þeriatçý “sermaye”sinin
kitlesi olmuþtur. Giderek bu göçmen kitle- katýlýmýyla ülkenin son kalan kaynaklarýnýn
si, inþaat alanýndan turizm hizmetlerine, da hýzla tüketilmesine yol açmýþtýr. Ekono-
mahalle bakkallarýndan lokantalara kadar minin düzeldiðine iliþkin “medyatik” propa-
“beyaz Türkler”in boþalttýðý alanlarý doldur- gandalar tüketimi daha da canlandýrmýþ,
muþlardýr. AB komiserlerinin birbiri ardýna yaptýklarý
Borsa vurguncusu, banka hortumcusu, açýklamalarla AB kapýsýnýn açýldýðý düþün-
kamu kuruluþlarýnýn “özelleþtirme” vurgun- cesi tüketimi katlayarak büyütmüþtür.
cularýnýn yanýnda istihdam edilen kredi Tüketimdeki her artýþ, hizmetler sektö-
kartlý “beyaz Türkler”, kent küçük-burjuva- ründe yeni bir büyüme dalgasýna yol aça-
zisi, bu yeni göçmen kitlenin canla baþla rak, bu alanlarda istihdam edilen nüfusu
çalýþmasýndan, kendilerine sunduklarý hiz- da büyütmüþtür. Böylece hizmetler sektörü,
metten çok mutlu olmuþlar, yakýn zaman- sadece yeni göçmenlerin istihdam edildik-
da Avrupa’ya kapaðý atacaklarýndan onlarýn leri bir yapýya dönüþmüþtür.
daha da geliþip yayýlmalarý için “yardýmcý” Ülkede üretim yapýlmadýðýndan, varolan
olmuþlardýr. kamu kuruluþlarý da “özelleþtirmeler”le el-
2001 Þubat krizi bu tüketim çýlgýnlýðýna, den çýkartýldýðýndan, sanayi iþçilerinin sayýsý
toplumsal yapýdaki yozlaþma ve çürümeye sürekli azalmýþtýr.
bir ölçüde engel oluþturmuþsa da, tüket- 20 Mart 2003, “kapitalizmin zafer”inin
mekten ve AB üyeliðiyle ülkeyi terk etmek- ilan edildiði, sonsuz kapitalizm cennetinde
& ten baþka þey düþünemeyen kent küçük- tüketmekten baþka birþey yapmak gerek-
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

mediðini düþünenlerin “globalleþen barýþ þil Türkler”in almasýndan ibaret kalmýþtýr.


dünyasý”ný darmadaðýnýk etmiþtir. Ameri- Turizm sektöründe “herþey içinde” uy-
kan emperyalizminin Irak iþgali, özellikle gulamalarýyla fiyatlarýn alabildiðine düþmesi
“dar gelirli”, dolayýsýyla tüketim çýlgýnlýðýn- ise, bu sektördeki rekabeti þiddetlendirmiþ,
dan fazlaca nasiplerini alamamýþ, ülke kay- giderek bu sektörde yeni bir paylaþým sava-
naklarýnýn talan edilmesiyle giderek daha þýna yol açmýþtýr. Bu paylaþým savaþýnda bu
da zor duruma düþmüþ halk kitlelerini de- sektörde istihdam edilen Kürt göçmenle-
rinden sarsmýþtýr. Irak iþgali, özellikle Ame- rin “vurucu güç” olarak yer aldýklarý ölçü-
rikan emperyalizminin doðrudan iþbirlik- de, rekabet “Türk-Kürt” ayrýþmasýna ve ça-
çisi haline gelmiþ olan Kuzey Irak Kürtleri- týþmasýna dönüþmüþtür. Turizm bölgelerin-
ne karþý büyük bir tepkinin de ortaya çýk- de, özellikle Kuþadasý’nda meydana gelen
masýna yol açmýþtýr. Amerikan emperyaliz- bombalý eylemler, “medya” tarafýndan ne
mine karþý duyulan tepki, “iþbirlikçi Kürt- kadar “önemsizleþtirilmiþ” olursa olsun, her
lere” karþý duyulan tepkiyle birleþmiþ ve durumda turizm sektöründeki paylaþým sa-
“tüm Kürtler”le özdeþleþmiþtir. vaþýnýn bir parçasý olmuþtur. Bu paylaþým
Kuzey Irak Kürtlerinin, kendileri için “en savaþýnda AKP’nin “yerliler”den yana tutum
büyük fýrsat” olarak gördükleri Amerikan takýnacaðý beklentisiyle AKP saflarýna geç-
emperyalizminin Irak iþgali sayesinde “ken- miþ “yerli tur operatörleri”, AKP’nin tüccar
di devletlerine sahip olma” olanaðýný ele zihniyeti karþýsýnda “aldatýldýklarýný” ve “yal-
geçirdikleri düþüncesiyle ve Baas iktidarýnýn nýz býrakýldýklarýný” düþünmeye baþlamýþlar-
ve Irak ordusunun daðýtýlmasýyla ülkedeki dýr. Bu sektörde belli bir güç oluþturan “ül-
tek örgütlü silahlý güç olmanýn avantajýyla kücü mafya” denilen kesimler, ortaya çý-
ortaya çýkýþlarý, “medya”ya yansýyan tutum kan güvensizliðin “hamisi” haline gelmeye
ve beyanlarý, Amerikan iþgaline karþý olan baþlamýþlardýr. Bunun sonucu olarak turizm
tüm halk kesimlerinin “tüm Kürtlere” olan sektöründeki rekabette “vurucu güç” ola-
tepkisini daha da büyütmüþtür. rak kullanýlan Kürt göçmenlerin karþýsýna
Diðer yandan AKP iktidarýyla, en azýn- “öz be öz Türk mafyasý” çýkmaya baþlamýþ-
dan Anadolu sanayi ve ticaret sermayesi- týr.
nin biraz daha güçleneceði beklentisi ger- Birkaç yýl öncesine kadar “beyaz Türk-
çekleþmemiþ, tersine AKP destekçisi “yeþil ler”in tüketim “çeþitliliði”ne cevap vermek
sermaye” kesimlerinin daha da semirmesi- amacýyla hizmetler sektöründe, özel olarak
ne ve güçlenmesine yol açmýþ olmasý kü- lokanta vb. hizmetlerde “Doðu Anadolu ye-
çük ve orta sermaye kesimlerinin hoþnut- mekleri” için açýlan yeni pazarýn büyüme-
suzluðunu daha da artýrmýþtýr. Uzanlarýn si ve artan talep, giderek “yerli” iþyerlerinin
“yolsuzluklarý”nýn üstüne gidilmesiyle “be- kapanmasýna neden olmaya baþlamýþtýr.
yaz Türkler”in üzerine gidileceði beklentisi Doðu ve Güneydoðu’daki “sýnýr ticare-
içine giren küçük ve orta sermaye kesim- ti” üzerindeki eski sýnýrlamalarýn AKP ikti-
lerinin, Uzanlardan boþaltýlan alanlarýn darýyla birlikte kaldýrýlmasýyla artan “itha-
AKP’li “yeþil sermaye”nin eline geçerek “is- lat”ýn giderek Batý bölgelerindeki hizmetler
lami sosyete”nin semirme alanlarý haline sektörünün mal taleplerini de karþýlamaya
dönüþmesi AKP’ye olan umutlarý sarsmýþtýr. yönelmesi, yeni bir çatýþma alaný daha orta-
AKP iktidarýna kadar “beyaz Türkler”in elin- ya çýkarmýþtýr. Bir dönem turizm bölgele-
de bulunan ithal mallarý ticaretinin, AKP ik- rindeki “halý ticareti” alanýnda görülen “sýnýr
tidarýyla birlikte “islami sosyete”nin eline ticareti” kaynaklý çatýþma, çeþitlenmiþ ve
geçmesi, Anadolu küçük ve orta sermaye yaygýnlaþmýþtýr.
kesimlerinin AKP’den kopmalarýna yol aç- 2004 yýlý sonlarýna gelinirken, “medya”-
mýþtýr. nýn ekonomiye iliþkin “pembe” tablolarýna
Ýthal mallarýna yönelik “kredi kartlý ta- karþýn, geniþ halk kesimlerinin alým gücü-
lep”teki artýþa karþýn, iç pazar için üretim nün sürekli düþmesi, ucuz dolara baðlý ar-
yapan sermaye kesimleri ile bu ürünlerin tan ithalatla beslenen iþsizlik, “beyaz Türk-
ticaretiyle uðraþan tüccar ve esnaf kesim- ler” (kent küçük-burjuvazisi) dýþýnda kalan
lerinin durumunda hiçbir deðiþiklik olma- kesimlerin tepkilerinin yoðunlaþmasýna ne-
mýþtýr. AKP iktidarýyla birlikte ortaya çýkan den olmuþtur.
tek deðiþiklik, “beyaz Türkler”in yerini “ye- Bu koþullarda, özellikle 17 Aralýk “AB '
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

zirvesi” öncesinde AB komiserlerinin (özel ya da “faþist güruhlarýn kýþkýrtmasý” olarak


olarak Verheugen’in) ulusal ve dinsel azýn- deðerlendirmek de o kadar yanlýþtýr.
lýklar konusunda yaptýklarý açýklamalar, “AB Toplumsal ve siyasal geliþmelerle milli
ilerleme raporu”nda yer alan talepler, AB’- krizin derinleþmeye yöneldiði bugünkü ko-
ye baðlanan “umutlarý” tümüyle ortadan þullarda, geliþmeleri parçasal düzeyde ele
kaldýrmýþtýr. almak ve buna baðlý olarak parçalarda mü-
AB’ye baðlanan “umutlar”ýn ortadan cadele etmeyi öne çýkarmak, ülkenin em-
kalkmasýyla birlikte, son beþ yýl içinde mey- peryalizme baðýmlýlýðýný görmezlikten gele-
dana gelen geliþmelerin yarattýðý tüm çatýþ- rek “özelleþtirmeler”e karþý “kamu kuruluþ-
ma dinamikleri 2005 yýlýyla birlikte görünür larý yabancýlara peþkeþ çekilemez” türün-
hale gelmiþtir. Nevroz kutlamalarý sýrasýn- den “mücadeleler” yürütmekle özdeþtir.
da Mersin’de meydana gelen “bayrak ola- Emperyalizme baðýmlý, ekonomisinden dýþ
yý”yla birlikte çatýþma açýða çýkmýþtýr. politikasýna kadar IMF, AB ve Amerikan
“Medya”nýn küçük-burjuva “globalist kö- emperyalizmi tarafýndan yönetilen bir ülke-
þe yazarlarý”nýn “etnik çatýþma” olarak ta- de “ulusal baðýmsýzlýðýn tehlikede olduðu”
nýmlamaya çalýþtýklarý çatýþmalar, ekono- ne kadar anlamsýz ve halkýn bilincini sap-
mik, toplumsal ve siyasal alanlardaki çe- týrýcýysa, “özelleþtirme” ya da AB karþýtý par-
liþkilerin birleþerek bir bütün oluþturduklarý çasal “mücadeleler” de o denli anlamsýz
milli krizin derinleþme koþullarýnýn çatýþ- ve bilinç saptýrýcýdýr.
malarýndan baþka bir þey deðildir. Geçmiþ Ayný þekilde, toplumsal ve siyasal alan-
dönemlerden tek farklý yaný, bu milli kri- daki geliþmeler ve bunlarýn ortaya çýkarmýþ
zin derinleþme koþullarýnda düzene alter- olduðu çatýþmalarý, “derin devletin provo-
natif bir gücün, devrimci bir gücün maddi kasyonu” ya da “bir avuç faþist güruhun
bir güç olarak mevcut olmayýþýdýr. Dolayý- kýþkýrtmasý” olarak deðerlendirmek ve bu
sýyla çatýþmalar, devrimci bir alternatif gü- deðerlendirmeden yola çýkarak “birleþik
cün mevcut olmadýðý koþullarda, sýnýflar cephe” önerileri yapmak, ülkedeki milli kri-
arasýndaki çeliþkilerin “ulusal” kimlik altýn- zin niteliðini ve derinleþmesini görmemekle
da, “milliyetçilik” temelinde siyasallaþma- özdeþtir.
sýnýn dýþavurumlarý olmuþtur. Bugün milli krizin derinleþme sürecin-
Çatýþmada yer alan “ulusal” kimlik sa- de faþist milisler, ortaya çýkan geliþmeleri
hiplerinin bir bölümü, emperyalizme ba- kendi yönlerine kanalize etmeye çalýþmak-
ðýmlý bir ülkede “ulusal baðýmsýzlýðýn tehli- tadýrlar. Mevcut koþullarda devrimci alter-
kede olduðu” düþüncesiyle hareket eder- natifin maddi bir güç olarak mevcut olma-
ken, diðer bir bölümü kendi “ulusal hakla- masý nedeniyle, faþist milisler bu faaliyet-
rýný” elde edebilmenin koþullarýnýn her za- lerinde, çeliþkilerin ve çatýþmalarýn “ulusal”
mankinden daha fazla olduðu düþüncesiyle görünüm almasýndan yararlanmaya çalýþ-
hareket etmektedir. Þeriatçý AKP kadrola- maktadýrlar. Dolayýsýyla çeliþkilerin ve çatýþ-
rýnýn herþeye raðmen “laik askeri darbe”yi malarýn gerçek niteliklerinin ortaya konul-
önleme çabasý içinde oluþlarý, giderek ça- masý, faþist milislerin “ulusal çatýþma” te-
týþmada “devlet güçleri”nin “tarafsýz” ve melindeki faaliyetlerinin etkisizleþtirilmesi-
“etkisiz” kalmalarýna yol açtýkça, çatýþma nin ana halkasý durumundadýr. “Ulusal”
daha fazla “tabana” yayýlmaya ve “sivil güç- yan ne denli ikincil hale getirilirse, sýnýfsal
ler”in daha fazla etkin olmasýna yol açmýþ-
týr.* * Bu durum, solda pek çok yanlýþ deðerlendirmele-
Milli krizin toplumsal ve siyasal geliþme- re neden olmaktadýr. Kendilerini “marksist leninist
lerle derinleþmeye baþladýðý, her türden çe- komünistler” olarak tanýmlayan Atýlým dergisine gö-
re, “Türk burjuvazisinin, Türk iþçi ve emekçilerini
liþkinin kendisini dýþa vurmasý için koþullarý ‘bölücü terör’ demagojisiyle zehirleyip kendine ye-
olgunlaþtýrdýðý bir dönemde, olaylarý dýþsal deklediðinden kimsenin kuþkusu yoktur”. (abç)
gözlemlerle deðerlendirmek ve buna baðlý (Atýlým, “An’ý yakalamak”, Sayý: 70, 2 Eylül 2005.)
olarak “Türk ve Kürt halklarýnýn kardeþliði” Eðer “Türk iþçi ve emekçileri”, “Türk burjuvazisi”ne
“kuþkusuz” bir biçimde “yedeklenmiþlerse”, ortada
baðlamýnda “barýþ ve itidal” tavsiyelerinde
sadece devrimciler için deðil, “marksist leninist ko-
bulunmak ne denli anlamsýzsa, bu çatýþ- münistler” için de ciddi bir sorun var demektir. Bu
malarda faþist milislerin etkinliðini öne çý- konuyu bu sayýmýzda yer alan bir baþka yazýmýzda
 kartarak geliþmeleri “yükselen milliyetçilik” ayrýntýlý olarak ele alacaðýz.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

temel o denli öne geçecektir. Bu nedenle le, oligarþik devletin araçlarýna karþý
sorun, faþist milislerin “kýþkýrtýcýlýðýna” karþý olan tavrýn içindedir. Klâsik faþizmin
“cephe”ler kurma önerileri yapmak yerine, ideolojik savunucusu MHP’nin sýnýf
geliþme ve çatýþmalarýn sýnýfsal niteliðini desteði ve kitlelerle olan çeliþkisi
sergileme yönünde mücadele etmektir. Bu dikkate alýnarak, olaylar içinde oli-
ise, öncelikle siyasi gerçeklerin açýklan- garþik devlet-MHP iþbirliði kitlelere
masý demektir ve hangi mücadele biçimi gösterilip, gerek MHP’nin ideolojik
temel alýnarak bu siyasi gerçeklerin açýk- etkileri kýrýlmalý, gerekse de oligarþi-
lanacaðýný bilmek meselesidir. nin kitlelerden tecrit edilmesi göre-
Bu devrimci görevler bir yana býrakýla- vi yerine getirilmelidir.”*
rak, bir yandan “marjinal” konularla uðra- Bugün ülkedeki mevcut geliþme ve ça-
þýrken, diðer yandan “faþist mafyacý gü- týþmalardan en çok etkilenen kesim, tüm
ruh”un “kitleleri kýþkýrtmasýndan” söz et- tüketim sapkýnlýðýna karþýn kent küçük-bur-
mek, buna karþý “birleþik, yurtsever vs. cep- juvazisidir. Özellikle AB’den umudunu tü-
he” önerileri ve giriþimleri yapmak, henüz müyle kesmiþ olan bu kesim mensuplarý,
maddi bir güç olmamýþ devrimci alternati- giderek ülkenin “parçalanmasý” ve “iþgal
fi daha ruþeym halindeyken yok etmekle edilmesi” korkusu içine düþmüþlerdir. Bu
özdeþtir. Yýllar önce faþist MHP’ye iliþkin kesimlerin bu korkusu, 28 Þubat sürecin-
olarak yapýlmýþ olan þu deðerlendirme bu- deki “laikliðin elden gitmesi” korkusundan
gün için de yol gösterici olacaktýr: daha derindir. Bu kesimlerin “Þu Çýlgýn
“Bugün ülkemizdeki siyasal geliþ- Türkler” kitabýna karþý gösterdikleri ilgi bu
melerde MHP, kitlelerin gerek ideo- korkunun boyutlarýný göstermeye yetecek
lojik etkiler altýna alýnmasý, gerekse niteliktedir.
pasifleþtirilmesi için önemli bir görev “Küçük-burjuvazi, sýnýfsal yapýsý
üstlenmiþtir. Baþka bir ifadeyle, oli- gereði, çabuk pasifize olan ve çabuk
garþi, kitleleri pasifleþtirmede milis tepki gösteren bir sýnýftýr. Bu neden-
güçlerini kullanmaktadýr. Hükümet- le, oligarþiye karþý ilk tepkiyi koyan
ler, bu saldýrý ve sindirme eylemle- sýnýf olmakla birlikte, siyasal zor kar-
rini ‘adi vakalar’ olarak lanse etmek- þýsýnda ilk pasifize olan sýnýftýr da.
te ve devletin araçlarý ile bazý du- Eðilimini güç dengesine göre somut-
rumlarda fiilen pasifikasyonu yürüt- laþtýrýr. Bu nedenle siyasi mücadele-
mektedir. Bu iþleyiþ, oligarþik yöne- mizde ilk yanýmýza gelecek ve yine
timin normal bir iþleyiþidir ve mut- ilk uzaklaþacak olan sýnýftýr.”**
laka tavýr alýnmasý gereklidir. MHP’- Bu nedenden dolayý, bu kesimlerin kor-
nin militanlarýna karþý alýnacak tavýr, kularý ne abartýlmalýdýr, ne de yok sayýlma-
tek baþýna ele alýnamaz. MHP, oli- lýdýr. Bugün “ülkenin üzerinde oynanan
garþinin yaþattýðý bir güçtür. Bugün- oyunlar” karþýsýnda büyük korku duyan bu
kü görevi, kitleleri pasifleþtirmek ve kesimler, ayný zamanda 1980 öncesindeki
þovenist sloganlarla kitleleri ideolo- çatýþmalarýn benzerinin bir kez daha yaþan-
jik etki altýna almak olduðu halde, masýndan da korkmaktadýr. Bu nedenle,
devrimci hareketi saptýrma görevini bir yanýyla anti-emperyalist ve AKP karþýtý
de üstlenmiþtir. Hedef, devrimcileri mücadelenin radikal bir biçimde yükseltil-
sýnýf mücadelelerinden saptýrmak ve mesinden yana tavýr takýnýrken, diðer ya-
kýsa bir ‘vuruþma’ya indirgemektir. nýyla bu yükselecek mücadelenin “bir iç
Dünya tarihinde bunun örnekleri var- savaþ görünümü” almasýndan korkmakta-
dýr. En son örnek, Lübnan’da yaþan- dýr. Bu korkusuyla, “linç” olaylarýnýn “Türk-
maktadýr. Kürt çatýþmasý” boyutuna karþý çýkarken,
Bu durumda MHP’ye karþý alýna- “ülkenin parçalanmasý” endiþesiyle “bir
cak tavýr ihmal edilemez. Ancak, þeylerin” yapýlmasýný da desteklemektedir.
mücadelenin tek boyutunu da teþkil Bir yandan anti-emperyalist, ulusal baðým-
etmez. MHP’ye karþý alýnacak tavýr,
oligarþinin siyasal zoruna karþý alýna- * Ýlker Akman, Mevcut Durum ve Devrimci Tak-
cak tavrýn içinde mütalaa edilmeli- tiðimiz, 1976.
dir. MHP’ye karþý verilecek mücade- ** Ýlker Akman, agy.

KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

sýzlýkçý bir devrimci mücadelenin geliþmesi- týr. Büyük özel ve kamu kuruluþlarýnda ça-
ni isterken, diðer yanýyla devrimci müca- lýþan iþçiler giderek “aristokrat iþçi” haline
delenin ortaya çýkartacaðý daha üst ve sert dönüþürken, küçük ve orta sanayi kuru-
mücadelelerden korkmaktadýr. Her durum- luþlarýndaki iþçiler, sendikal örgütlenmeye
da faþist milis örgütlenmelere (adýnýn MHP bile sahip olmayan örgütsüz, “kendi ken-
ya da BBP olmasýnýn önemi yoktur) karþý dine bir sýnýf” haline dönüþmüþtür. Bu ne-
olan bu kesimler, solun ulusal baðýmsýzlýk denden dolayý, dýþa baðýmlý, dolayýsýyla it-
ve ulusal konularda “tutarsýz” oluþundan halata dayalý ekonominin ortaya çýkardýðý
yola çýkarak “milliyetçi” bir yöne kaymýþlar- “özelleþtirmeler” karþýsýnda sadece kendi
dýr. parçasal-kiþisel çýkarlarýnýn peþine düþerek
Geçmiþ dönemlerle kýyaslanmayacak çýkýþ yollarý aramaya yönelmiþtir. Bu neden-
ölçüde ikircikli hale gelmiþ olan kent kü- le, “özelleþtirmeler”e karþý yürütülen müca-
çük-burjuvazisinin bu sýnýfsal özellikleri, ge- deleler, hükümet ya da özelleþtirilen kuru-
liþen siyasal olaylar karþýsýnda güvenilir bir luþlarýn yeni sahipleriyle daha elveriþli ko-
kitle tabaný oluþturmaktan uzaktýr. DÝSK’in þullarda pazarlýk edebilmenin aracý olarak
12 Eylül’ün 25. yýlý nedeniyle düzenlenen ortaya çýkmýþtýr. SEKA olayý açýktýr.
mitinge katýlmama kararý ve mitingin iptali- Ýþçi sýnýfýnýn “kendisi için sýnýf” olmak-
ni istemesinin arkasýnda yatan bu sýnýfsal tan “kendi kendine sýnýf” olmaya doðru ge-
özelliktir. riye döndürülmesinde yýllar boyu sürdürü-
Bugünkü koþullarda köylülük, sahipsiz len karþý-devrimci propagandalar ve oligar-
ve kimsesiz bir “topluluk” olarak tümüyle þik devletin zor uygulamalarý belirleyici ol-
dýþlanmýþtýr. Soldaki legalizm ve kent mer- muþsa da, soldaki legalizmin egemenliðinin
kezli politikalar nedeniyle kendi kaderine de bu pasifize olmada önemli katkýsý bu-
terk edilmiþ olan köylü kitleleri, geliþen si- lunmaktadýr.
yasal olaylarýn basit ve sýradan bir izleyici- Bugün iþçi sýnýfý, köylülükten sonra, ül-
si durumundadýrlar. Özellikle tarým ürünleri kede geliþen siyasal olaylar karþýsýnda ba-
ithalatýndan ve ucuz dolar politikasýndan en sit bir “izleyici” konumunda bulunan “ken-
fazla etkilenen kesim olan köylülük, “pa- di kendine sýnýf” durumundadýr.
zar ekonomisi”ndeki geliþmelerle artan Ýþçi ve köylü kitlelerinde görülen bu
oranda sýnýfsal farklýlaþmaya uðradýðýndan, “edilgenlik” ve “izleyicilik”, devrimci alter-
eski dönemlerden çok daha daðýnýk, ör- natifin maddi bir güç olmamasýnýn ortaya
gütsüz ve heterojen bir topluluk haline gel- çýkardýðý bir durumdur. Bu nedenle, bu sý-
miþtir. Bu yapýsýyla her türlü siyasal yön- nýflarýn etkin bir siyasal güç haline gelme-
lendirmeye her zamankinden daha fazla sinin yolu, devrimci maddi bir gücün ortaya
açýktýr. Ülkede geliþen olaylarýn ve çatýþma- çýkmasýyla olanaklýdýr.
larýn gerçek niteliðini kavrayamadýklarý sü- Ýþte bu koþular altýnda, bugün izlenme-
rece, bu çatýþmalarýn içine çekilmeleri ola- si gereken siyasal çizgi, anti-emperyalist ve
sýlýðý gittikçe artmaktadýr. En tehlikeli geliþ- anti-oligarþik mücadeleyi, mevcut durumun
me, köylülerin, “Türk-Kürt çatýþmasý” teme- öne çýkarttýðý politik hedeflere yönelik ola-
line oturtulmuþ milli krizin derinleþmesinin rak, politikleþmiþ askeri savaþ temel, de-
yaratmýþ olduðu çatýþmalarýn içine çekilme- mokratik muhalefet tali olmak üzere, her
sidir. yerde, iþçi-köylü ittifaký temeli üzerinde
Ýthalata dayalý ekonomi-politikanýn bir maddi ve fiili örgütlenmeyi, yani halkýn kur-
sonucu olarak üretmeden tüketmenin ala- tuluþ cephesini inþa ederek yürütmektir.
bildiðine yaygýnlaþmasýndan en fazla etki- Bunun ilk adýmý, legalizmin ekonomik-de-
lenen diðer kesim ise iþçi sýnýfý olmuþtur. mokratik kitle mücadeleleri üzerindeki ide-
1980 öncesindeki mücadelelerle elde edil- olojik ve fiili egemenliðini ortadan kaldýr-
miþ iþçi haklarý ne ölçüde 12 Eylül döne- maktýr. Bu yapýldýðý ölçüde, devrimci alter-
minde ortadan kaldýrýlmýþ ve sendikalar ne natifin maddi bir güç haline gelmesi ve po-
denli güçsüzleþtirilmiþse de, iþçi sýnýfýnýn litikleþmiþ askeri savaþ temelinde mücade-
1991 sonrasýnda tüketim ekonomisine leyi geliþtirmesi için gerekli koþullar yaratý-
eklemlenmesi ve basit “tüketici kitle” için- labilecektir.
de yer almasý, küçük-burjuva ideolojisinin Mevcut durumun öne çýkardýðý temel
 iþçi sýnýfý içinde yaygýnlaþmasýna yol açmýþ- olgular ve görevler bunlardýr.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

Mevcut Durumda
“Globalist”ler
ve “Sol”lar

12 Eylül askeri darbesi öncesinde yük- man olduðu gibi, ilk sonuçlarýný küçük-
selen silahlý devrimci mücadeleye karþý oli- burjuva “globalist aydýnlarý” arasýnda ver-
garþinin faþist milis gücü olarak devreye so- meye baþlamýþtýr. Daha düne kadar AB
kulan “ülkücüler”, bugün Amerikan emper- üyeliði ile ülkeye refah ve demokrasi gele-
yalizminin Irak iþgaliyle birlikte yükselen ceðinden söz eden, AB sayesinde “darbe-
anti-emperyalist ve anti-amerikancý tepki- ler döneminin” sona erdiði propagandasý
leri denetim altýna almak ve “derin devlet”- yapan bu “globalist aydýnlar”, faþist milis-
in, yani oligarþik yönetimin çýkarlarýna tabi lerin eylemleri karþýsýnda giderek “can tela-
kýlmak amacýyla devreye sokulmuþtur. þýna” düþmüþlerdir. Kýbrýs sorunundan Kürt
Sivil faþistlerin devreye sokulmasý, Ame- sorununa, Fener Patrikhanesi sorunundan
rikan emperyalizminin AKP’den umudunu Ermeni sorununa kadar her konuda ahkam
kestiðinin bir göstergesi deðildir. Sivil faþist- kesen, tüm sorunlarýn AB üyeliðiyle, “ulu-
lerin devreye sokulmasý, Amerikan emper- sal devlet”in daðýtýlmasýyla çözüleceðini ilan
yalizminin elindeki tüm güçleri kullanarak eden “globalist aydýnlar”ýn, güçlü olduklarý
geliþen anti-emperyalist ve anti-amerikan- kentlerden baþlayarak metropollere doðru
cý tepkileri pasifize etmeye karar verdiðinin yayýlan faþist güç gösterisi karþýsýnda içine
bir göstergesidir. düþtükleri “can telaþý”, “düþük yoðunluklu
Bugün Amerikan emperyalizminin Irak askeri darbe” teorilerinin ortaya atýlmasý-
iþgaliyle birlikte yükselen anti-emperyalist nýn da zeminini oluþturmuþtur.
ve anti-amerikancý tepkiler, “milliyetçilik” “Globalist aydýnlar”ýn “can telaþý”,
temelinde sivil faþistler aracýlýðýyla pasifize “aman provokasyona gelmeyelim”ci legal
edilmeye çalýþýlmaktadýr. Bu pasifikasyon solcularýn 12 Eylül öncesindeki korkularýný
giriþiminde sol, Kürt ulusal hareketi karþý- da canlandýrmaya yetmiþtir. Sadece “birþey
sýnda gösterdiði kararsýz ve tutarsýz tutumu yapýyormuþ gibi görünmek” adýna yapýlma-
nedeniyle kolayca hedef tahtasýna oturtu- ya çalýþýlan 12 Eylül’ün “25. yýl eylemleri”
labilmiþtir. karþýsýnda DÝSK adýna Süleyman Çelebi’nin
Mart ayýndan itibaren süregiden faþist takýndýðý tavýr, bu korkunun ne kadar bü-
milis eylemler, gerek anti-emperyalist ve yük ve canlý olduðunun kanýtý olmuþtur.
anti-amerikancý tepkilerin pasifize edilme- “Ermeni konferansý” öncesinde bir zaman-
sinde, gerek bu tepkilerin “milliyetçilik” larýn “faþizme karþý direniþ komiteleri” teo-
söylemiyle yönlendirilmesinde önemli iler- risyenlerinden Taner Akçam’ýn da içinde
lemeler kaydetmiþtir. “Medyatik” dilde “linç yer aldýðý “globalist” küçük-burjuva neo-li-
giriþimleri” olarak sunulan faþist milis ey- beral aydýnlarý adýna devletten “can güven-
lemler, giderek faþist milislerin güç gös- liðinin saðlanmasý” talebinde bulunulmasý
terisine dönüþmüþtür. korkunun nelere kadir olduðunu da açýkça
Faþist milislerin güç gösterileri, her za- göstermiþtir. !
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Legal solun daha “radikal” kesimlerinin Mevcut durumdaki geliþmelerin göster-


ise, neredeyse hiçbir þey olmamýþcasýna ve diði gibi, önümüzdeki süreç, faþist milisle-
olmayacakmýþcasýna kendi “gündemlerini” rin güç gösterileri ve “globalist” küçük-bur-
izlemeyi sürdürmeleri ise, gerek ülkedeki juvalarýn bunun karþýsýnda duyduklarý kor-
siyasal geliþmelere, gerekse bu geliþmele- kularýyla belirlenmektedir.
rin kitleler üzerindeki etkilerine ne denli il- Legal solun, “faþizme karþý birleþik cep-
gisiz olduklarýnýn göstergesi olmuþtur. he”, “özel harp usullü sermaye taktikleri-
Ancak faþist milislerin güç gösterisinin ne ve Amerikan emperyalizmine hizmet
giderek yaygýnlaþmasý ve etkisinin metro- eden kontra politikalarýna karþý kitlesel bir-
pol kentlerde görülmeye baþlanýlmasý üze- leþik mücadele”5, “antifaþist güçlerin en
rine, legal solun her kesimi tek bir koro ha- kararlý bölüklerini birleþtirerek emekten, öz-
linde “faþizme geçit vermeyeceðiz” þeklin- gürlükten yana güçleri cepheleþtirme”6,
de özetlenebilecek bir söyleme yönelmiþtir. “meþru direnme mevzisi”7 oluþturma çað-
Daha birkaç ay önce faþist milislerin eylem- rýlarý, “Emekçiler, devrimciler 12 Eylül önce-
leri “provokasyon” olarak deðerlendirilir- si hiçbir faþist saldýrýyý cevapsýz býrakmadý-
ken, þimdi “demokrasi mücadelesi”nden lar”8 söylemleri, “globalist” küçük-burjuva-
söz edilmeye baþlanmýþtýr. Hýzýný alama- lar “sol” politika sahnesinden tecrit edilme-
yanlar “linç saldýrýlarýnýn sorumlusu AKP’ dikleri, “kredi kartlý” kent küçük-burjuvala-
dir”1 türünden baþlýklar atmaya bile baþla- rýn yaþam tarzlarýna uyarlanmýþ “etkinlik-
mýþlardýr. Ancak daha bu deðerlendirmele- ler”den uzaklaþýlmadýðý sürece hiçbir deðe-
rin mürekkebi kurumadan “kýþkýrtýp sal- re sahip deðildir. Bunlarý dikkate almayan
dýrtan, yakýp yýktýrtan Devlet’tir”2 baþlýk- tüm legal ya da illegal sol örgütlenmeler,
larý atýlabilmiþtir. Öte yandan, faþist milis- ya “globalist” küçük-burjuvalarýn kuyruðu-
lerin güç gösterisinin, “küçük bir grup na takýlacaklardýr, ya da kendilerine ve
MHP’li faþistten, mafyacý serserilerden kendi “faaliyet alanlarýna” faþist milis sal-
ibaret olan provokatörlerin kýþkýrtma- dýrýlar olana kadar “marjinal” mücadeleler-
larý”3 olduðuna iliþkin deðerlendirmeler ya- le idare ederek kitlelerden kopacaklardýr.
pýlýrken, “Türk burjuvazisinin, Türk iþçi ve “Faþizme karþý birleþik cephe” ya da
emekçilerini ‘bölücü terör’ demagojisiyle “direniþ komiteleri” türünden geçmiþten
zehirleyip kendine yedeklediðinden kim- alýnmýþ eðreti kýlýklar ve söylemlerle mev-
senin kuþkusu yoktur” yargýlarý bile ilan cut durumdaki geliþmeler karþýsýnda “poli-
edilebilmiþtir.4 tikalar üretmek”, geçmiþin tüm özgünlü-
Legal solun “radikal” kesimleri dýþýnda ðünü bir yana býrakmaktan öte, onun tüm
kalan legal sol partiler ise, gerek günlük ve yanlýþlýklarýný yinelemekten baþka sonuç
haftalýk gazeteleriyle, gerek “parti” faaliyet- vermeyecektir.
leriyle geliþen olaylara iliþkin “haberler”e Bugün, öðrenci gençlik baþta olmak
yer vermekle yetinmiþler, sözcüðün tam üzere, tüm açýk alanlarda yer alan devrim-
anlamýyla ortalýkta görünmemeye çalýþmýþ- cilere düþen görev, “globalist” küçük-bur-
lardýr. juvalarý kendi korkularý ve kendi “hayat
Faþist milislerin güç gösterileri karþýsýn- tarzlarý”ný koruma çabalarýnda kendi baþ-
da neo-liberal küçük-burjuvalarýn “kimyala- larýna býrakmaktýr. Bu yapýlýrken, öðrenci
rý” hýzla bozulmaya baþlamýþtýr. Özellikle gençlik, “globalist” küçük-burjuvalarýn üret-
üniversite kürsülerinde boy gösteren bu tiði her türlü “demokratizm” yanýlsamasýn-
neo-liberal “globalist” küçük-burjuvalar, gi- dan kendisini arýndýrmalýdýr. Gecekondu
derek “demokratik” görünümlerini terk et- bölgelerinde “mahalle dayanýþmasý” çerçe-
mektedirler. Buna paralel olarak devrimci vesine oturtulmaya çalýþýlan “anti-faþist mü-
öðrenci hareketinin kendilerini “korumasý” cadele” anlayýþý terk edilmeli, eski DY opor-
gerektiði yönünde “kamuoyu” oluþturmaya tünistlerinin “mevcut demokratik mevzile-
çalýþmaktadýrlar.
5
A. Cihan Soylu, “Halka karþý özel harp taktikleri”,
Evrensel, 8 Eylül 2005.
1
Yürüyüþ, Sayý: 16, 4 Eylül 2005. 6
Atýlým, “Emekçi çözüm hattýnda cepheleþmeye”,
2
Yürüyüþ, Sayý: 17, 11 Eylül 2005. Sayý: 72, 16 Eylül 2005.
3
Yürüyüþ, Sayý: 16, 4 Eylül 2005. 7
Yürüyüþ, Sayý: 15, s. 4, 28 Aðustos 2005.
" 4
Atýlým, “An’ý yakalamak”, Sayý: 70, 2 Eylül 2005. 8
Yürüyüþ, Sayý: 17, s. 4, 11 Eylül 2005.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

ri korumak için diþe diþ bir direniþ” mantý- saldýrýlarýný göðüslemek” söylemiyle yapýla-
ðý bir yana býrakýlmalýdýr. Legal sol örgüt- cak olan “protesto” eylemlerinin, “linçler”e
lenmelerin saflarýnda yer alan tüm samimi karþý mücadele olmadýðý bilinmelidir. Faþist
ve iyiniyetli devrimcilere düþen görev, mev- milislerin güç gösterisine karþý mücade-
cut durumun ortaya çýkardýðý gerçeklerin le esas olmalýdýr. Bu mücadele, birkaç
ýþýðýnda, silahlý devrimci mücadelenin ya- “molotoflama” eylemiyle yürütülen bir mü-
nýnda yer almaktýr. Bunun için, bulundukla- cadele deðildir. Daha henüz mevcut düze-
rý her alanda, silahlý devrimci mücadele- ne karþý “protesto”larýný, “4x4 savaþ araçla-
nin bu alanlarda faaliyeti olup olmama- rý” bir yanda dururken, belediye otobüsleri-
sýna bakmaksýzýn, doðru devrimci çizgiyi ni “molotoflama” ile göstermekten bir adým
savunmalýlar ve bu çizgiyi faaliyetlerinin te- öteye geçirmemiþ “cephe” çaðrýcýlarýyla bu
meli haline getirmelidirler. mücadele yürütülemez.
“Linçlere karþý mücadele” ya da “linç

#
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

TÜPRAޒtan Özelleþtirme Dersleri:


Ofer, Doðan Holding
ve Legal Sol TÜPRAª
TL Cent
2000
4 Ocak 74.000 13,7
1 ªubat 54.000 9,7
1 Mart 47.500 8,3
4 Nisan 35.500 6,0
1 Aðustos 33.500 5,3
1 Eylül 29.000 4,4
2 Ekim 26.500 4,0
1 Kasým 32.500 4,8
1 Aralýk 22.500 3,3
2001
Geçen ayýn en “büyük olayý”, ne 12 Eylül’ün 25. 3 Ocak 24.500 3,7
yýlý, ne 6-7 Eylül olaylarýnýn 50. yýlý oluþu, ne de faþist 31 Ocak 28.000 4,1
milislerin “linç” eylemleriyle yaptýklarý güç gösterisi de- 3 Eylül 31.500 2,3
ðil, “nefes nefese”, “kýran kýrana” geçen “Tüpraþ özel- 3 Ekim 8.500 0,5
1 Kasým 10.500 0,7
leþtirme ihalesi” olmuþtur. Maliye Bakaný Kemal Un-
3 Aralýk 11.000 0,7
akýtan’ýn “babalar gibi satarým” dediði kamu kuruluþla- 2002
rýndan TÜPRAÞ, “Koç gibi” satýlmýþtýr. 2 Ocak 12.250 0,8
Geçen yýl yapýlan ve Petrol-Ýþ sendikasýnýn Danýþ- 31 Ocak 11.750 0,9
tay’a açtýðý dava sonucu iptal edilen “ilk satýþta” 1,3 2 Eylül 7.300 0,5
1 Ekim 7.000 0,4
milyar dolar fiyat verilen TÜPRAޒýn 12 Eylül günü ya- 1 Kasým 8.200 0,5
pýlan yeni “özelleþtirme” ihalesini 4,14 milyar dolar fi- 2 Aralýk 10.750 0,7
yat veren Shell-Koç ortaklýðýnýn kazanmasýyla bir “özel- 2003
leþtirme” daha tamamlandý. 2 Ocak 8.000 0,5
Tüpraþ ihalesini Shell-Koç grubunun 4,14 milyar 31 Ocak 11.700 0,7
1 Eylül 11.500 0,8
dolara almasýyla birlikte, legal solun “özelleþtirmeye 1 Ekim 12.300 0,9
hayýr” kampanyalarý, Petrol-Ýþ’in “Tüpraþ vatandýr, sa- 3 Kasým 12.600 0,9
týlamaz” sloganlarý yeni “özelleþtirme”lere doðru yel- 1 Aralýk 11.000 0,8
ken açarken, Tüpraþ’ýn 2004 yýlýndaki “özelleþtirme” 31 Aralýk 11.700 0,8
2004
ihalesini Danýþtay’a dava açarak iptal ettiren Petrol-Ýþ
2 Ocak 12.300 0,9
“hukuki yollarý sonuna kadar kullanmaya” devam ede- 30 Ocak 12.000 0,9
ceðini açýkladý. Böylece legal solun “kamu kuruluþla- 1 Eylül 11.800 0,8
rýný sattýrmayýz” kampanyasý, Petrol-Ýþ’in “hukuk sava- 1 Ekim 12.300 0,8
þý”yla süre gitmektedir. 1 Kasým 13.700 0,9
1 Aralýk 14.500 1,0
Petrol-Ýþ’e göre, Shell-Koç grubunun Tüpraþ’ýn %51 2005
hissesi için verdiði 4,14 milyar dolarlýk fiyat, “iddia edil- 5 Ocak 12.800 1,0
diði gibi çok yüksek deðildir”. Ancak Petrol-Ýþ, iþin sa- 1 ªubat 15.800 1,2
dece parasal bölümüyle de ilgili deðildir. Týpký legal 1 Mart 16.800 1,3
1 Nisan 18.300 1,4
sol’un “özelleþtirmeye hayýr” ya da “sattýrmayýz” kam-
2 Mayýs 18.000 1,3
panyalarýnda olduðu gibi, Petrol-Ýþ de, bu “özelleþtir- 2 Haziran 17.500 1,3
me” sonucunda Türkiye’nin “enerji politikalarýný be- 1 Temmuz 19.200 1,4
lirleme gücü”nün Shell’in, dolayýsýyla “yabancýlarýn” 1 Aðustos 19.800 1,5
eline geçmesine karþýdýr. 1 Eylül 22.100 1,6
9 Eylül 24.000 1,8
Legal sol, özel olarak SÝP’ten bozma legal T“K”P, 16 Eylül 24.250 1,8
“yaz rehaveti”ni “Tüpraþ’ý sattýrmayýz” “mücadelesi”yle 19 Eylül 24.000 1,8
$ aþmaya çalýþýrken, satýþ sonrasýnda “dersler” çýkartmýþ 3 Ekim 23.900 1,7
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

ve Tüpraþ “özelleþtirmesi”nin “iþçi sýnýfýný deleler”in baþarýya ulaþmamasýnýn nedeni-


örgütsüz yakalamýþ” olduðunu, “oyunu bo- ni “iþçi sýnýfýnýn örgütsüzlüðüne” baðlamak,
zacak olanýn, iþçilerin örgütlü gücü” oldu- gerçeðin üstünü örtmekle özdeþtir. Gerçek,
ðunu ve nihayetinde “bu gücün henüz ya- “iþçi sýnýfýnýn örgütsüzlüðü” deðil, “globa-
ratýlamamýþ” olduðunu keþfetmiþtir.* lizm” propagandalarýyla emperyalizme ve
Tüm yazýlanlara bakýldýðýnda, sorunun oligarþiye yedeklendikleridir. SEKA ola-
bir tarafýnýn Türkiye’nin dýþa baðýmlýlýðýnýn yýnda da görüldüðü gibi, “örgütsüz iþçi sýný-
daha fazla artacaðý olurken, diðer tarafýnýn fý”, iþlerini kaybetmemek ya da “baþka” he-
“özelleþtirme” bedellerinin çok düþük ol- saplarla “özelleþtirmeye karþý” eylemlerde
masý, dolayýsýyla kamu kuruluþlarýnýn yað- yer almaktadýrlar. Her “özelleþtirme” son-
malanmasý olarak konulduðu görülmek- rasýnda ortaya çýkan “uzlaþma” ve eylem-
tedir. Tüpraþ’ýn %14,76’sýný “Ýsrailli” Ofer lerin sona eriþi birþeylerin yanlýþ yapýldý-
grubunun almasýyla ortaya çýkan “yolsuz- ðýnýn açýk olgularýdýr.
luk” da, kamu kuruluþlarýnýn “özelleþtir- “Özelleþtirme karþýtý” “mücadeleler”le
me” yoluyla “yaðmalanmasý”ný daha fazla yapýlan tek þey, sermayenin “risk” payýný
öne çýkartmaktadýr. Ama hiç söylenmeyen, artýrarak daha elveriþli koþullarda “özelleþ-
yazýlmayan, Tüpraþ hisselerinin kimlere ait tirme”nin gerçekleþmesini saðlamak ol-
olduðudur. muþtur. Tüpraþ olayýnda görüldüðü gibi,
Tüpraþ “özelleþtirilmesi”nin baþlangýcý T. “Tüpraþ vatandýr, satýlamaz” sloganlarý eþli-
Özal dönemine uzanýr. Ancak yapýlan, Tüp- ðinde “yurtsever mücadele”nin kazananý
raþ’ýn %1’lik hissesinin ÝMKB’de gösterme- AKP iktidarý olmuþtur. “Özelleþtirme”den
lik olarak pazarlanmasýndan ibarettir. Amaç elde edilecek olan gelirle cari iþlemler açýðý
ÝMKB’nin “cazibesini” artýrmak olduðun- sorununun bir ölçüde rahatlatýlacaðýný eko-
dan, Tüpraþ hisselerinin bu “halka arz”ý nomiyle azçok ilgisi olan herkes kolayca
“özelleþtirme” olarak ciddiye alýnabilecek görecektir.
ölçüde olmamýþtýr. Kurulduklarý günden itibaren iþbirlikçi
Tüpraþ’ýn ilk büyük “özelleþtirmesi” 6-7 tekelci burjuvazinin ucuz girdi kaynaðý ola-
Nisan 2000 yýlýnda %30,65’inin “halka ar- rak kullanýlmýþ olan büyük kamu sanayi
zý”yla gerçekleþtirilmiþtir. kuruluþlarýnýn “özelleþtirilmesi”, iç ve dýþ
Tüpraþ “çalýþanlarý”na 26.350 liradan borçlarýn faiz ödemelerinin karþýlýðý olduðu,
(4,5 cent) satýlan Tüpraþ hisseleri, “rezer- bir baþka ifadeyle, dýþ ve iç borçlarýn öde-
vasyonlu müþterilere” 27.280 liradan (4,6 nememesinin karþýlýðý olarak “haciz” edil-
cent) ve “açýk satýþlar”da 31.000 liradan dikleri gerçeði de bir tarafa býrakýlamaz.
(5,3 cent) satýlmýþtýr. Bu satýþ iþlemleri so- Sorun, “özelleþtirmeler” karþýsýnda “sat-
nucunda %30,65 hissenin karþýlýðý olarak týrmayacaðýz” diyerek ihale gününe kadar
1,235 milyar dolar “hasýlat” elde edilmiþ ve “mücadele” etmek deðil, ihale sonrasýn-
hisseler 477.829 “yatýrýmcý” tarafýndan sa- da satýn alanlarýn “özelleþtirilmiþ” kuruluþ-
týn alýnmýþtýr. Toplam 5.000 Tüpraþ “çalý- larý yönetemez hale getirilmesidir.
þaný”ndan 1.830 kiþi, 169.353 lot hisse için Tüpraþ “özelleþtirmesi”nin ortaya çýkar-
4,4 trilyon lira, yani 7,5 milyon dolar öde- dýðý diðer bir gerçek ise, Özelleþtirme Ýdare-
miþlerdir. si tarafýndan TÜPRAޒýn %14,76’lýk hisse-
Bugün Tüpraþ’ýn ilk büyük “özelleþtir- sinin “aracý kurumlar” aracýlýðýyla “yurtdýþý
me”sinde hisse alan 1.830 Tüpraþ “çalýþa- yerleþik yatýrýmcýlara” 446 milyon dolara
ný”ndan kaçýnýn hisseleri elinde bulundur- Ocak ayýnda satýþýna iliþkin “yolsuzluk”
maya devam ettiðine iliþkin bir kayýt olma- haberlerinde gizlidir.
makla birlikte, Tüpraþ hisselerinin piyasa “Yurtsever benzin” sayesinde “yükselen
deðerinin hâlâ ilk alýþ fiyatýna ulaþmadýðý milliyetçilik” dalgasý üzerinden para kazan-
bir gerçektir. 2000 yýlýnda Tüpraþ “çalýþan- ma peþinde olan Doðan Holding’in “medya
larýnýn” 4,5 centten aldýklarý hisselerin bu- grubu”nun “üzerine gittiði” bu “yolsuzluk”,
günkü deðeri 1,7 centtir. TÜPRAÞ hisselerin Ýsrailli Sami Ofer tara-
Bu gerçek bir tarafta dururken, Tüpraþ fýndan satýn alýnmasý ve bu hisselerin
“özelleþtirmesi”ne karþý yürütülen “müca- (%14,76) deðerinin (12 Eylül ihalesinde
Shell-Koç “ortak giriþim grubu”nun verdiði
* Kemal Okuyan, “TÜPRAÞ dersleri”, 16 Eylül 2005. fiyata göre) 1,2 milyar dolara yükselmesiy- %
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

le net 754 milyon dolarlýk kâr elde edilme- kýnda yaptýðý yayýnlarýn arkasýnda baþka he-
sidir. saplarýn olduðu açýktýr.
Ancak Sami Ofer grubunun sekiz ay Doðan “medya grubu”nun, Ofer grubu-
içinde elde ettiði Tüpraþ kârý bununla da na karþý baþlattýðý kampanyanýn en önem-
kalmamýþ, Tüpraþ’ýn daðýtmýþ olduðu te- li yaný, Tüpraþ ihalesine, Aydýn Doðan’ýn
mettüden kendi paylarýna düþen 58 mil- Petrol Ofisi (POAÞ) ile Ofer grubunun
yon dolarý da almýþlardýr. Böylece Ofer gru- TAC’ýnýn (Tüpraþ Acquisition Consortium)
bunun sekiz aylýk net kârý 812 milyon do- “Ortak Giriþim Grubu” olarak birlikte ka-
lar olmuþtur. týlmýþ olmalarýdýr. Üstelik “TÜPRAÞ Aqusi-
“Ýsrailli Sami Ofer” olayý bununla bitme- tion Cons.-Petrol Ofisi ortak giriþim grubu”
miþtir. Sýrada Galataport, Erdemir ve Uzan- sözcüsü, Doðan Holding CEO’su Tufan
larýn “Star medya grubu” ihaleleri bulun- Darbaz’dýr.
maktadýr. Ofer grubu bu ihalelerden Gala- 12 Eylül günü yapýlan Tüpraþ ihalesine,
taport ihalesini almýþ, Star ihalesinde öne Doðan Holding’in CEO’sunun sözcülüðün-
geçmiþ ve Erdemir ihalesine hazýrlanmak- de Aydýn Doðan ve “Ýsrailli” Sami Ofer or-
tadýr. tak olarak katýlmýþken, 13 Eylül günü “Do-
Böylece Ofer grubunun “Tüpraþ yolsuz- ðan medya grubu”, “gizli görüþmeler” yo-
luðu”, giderek yeni özelleþtirme ihalelerine luyla Ofer grubunun Tüpraþ’ýn %14,76’lýk
dikkatlerin dönmesine yol açmýþtýr. Artýk hissesini nasýl ucuza kapattýðýna iliþkin ya-
“özelleþtirme”den çok, “özelleþtirilecek” yýnlara baþlamýþlardýr. Tüm Aydýn Doðan
kamu þirketlerinin kimin tarafýndan satýn “medyasý”nýn yayýnlarýnda Sami Ofer siyah
alýnacaðý konusu öne geçmeye baþlamýþtýr. kalýn gözlüklü fotoðrafýyla çizgi roman hýr-
“Özelleþtirme”lerle kamu sanayi kuruluþla- sýzlarý “imajý”yla sunulurken, Tüpraþ ihale-
rýnýn yerli ve yabancý özel kiþi ve þirketlere sine birlikte girdiklerine iliþkin tek bir satýr
yok pahasýna satýldýðý bilinen gerçek olma- yer almamýþtýr.
sýna karþýn, bu kez “yerli ve milli sermaye” “Medya” Tüpraþ ihalesinde Ofer ile Ay-
ile “yabancý ve gayri-milli sermaye” arasýn- dýn Doðan ortaklýðýný görmezlikten gelirken,
da bir rekabet sözkonusudur. Rekabet ala- legal sol yayýnlarda da buna iliþkin her-
ný da “stratejik kuruluþlar” olarak adlandýrý- hangi bir haber ya da bilgi de yer alma-
lan Tüpraþ, Erdemir gibi büyük sanayi ku- maktadýr.
ruluþlarý ile “medya” alanýdýr. Tüpraþ özelleþtirmesinin en önemli ol-
“Ýsrailli” Ofer grubunun Kemal Unaký- gularýndan birisi de, Ofer-Doðan iþbirliðine
tan’la Davos vb. yerlerde yaptýðý gizli görüþ- iliþkin legal sol yayýnlarýn sessizliðidir. Dev-
melerle gerçekleþtirilen Tüpraþ hisse satýþ- rimci mücadeleyle ilgili ilgisiz her konuda
larýna iliþkin “yolsuzluk” haberlerinin en il- birþeyler yazmayý “yayýn politikasý” bel-
ginç tarafý ise, bu haberlerin Doðan Hol- lemiþ legal solun Aydýn Doðan ve holdingi
ding’e baðlý “medya grubu” tarafýndan sü- hakkýnda böylesine sessiz kalýþý dikkat çe-
rekli gündemde tutulmasýdýr. kicidir. Kendileri açýsýndan mutlaka bunun
Aydýn Doðan, bir yýlý aþkýn süredir pek bir “izahý” vardýr. Ancak neredeyse tüm le-
çok þirketini ve bankasýný satarak “nakit”e gal sol yayýnlarý daðýtan YAYSAT’ýn Doðan
geçerken, bunu Türk Telekom ve Petkim Holding’in bir þirketi olduðu gerçeðinin bu
“özelleþtirmeleri” için yaptýðý yazýlýp çizil- “sessizliðin” bir nedeni olabileceði, düþü-
miþtir. Ama her iki ihalede de açýkça görül- nen her insan için somut bir gerçektir.
düðü gibi, Aydýn Doðan’ýn þirket ve banka Tüpraþ’ýn “özelleþtirilmesi”nin son “der-
satýþlarýndan elde ettiði “nakit”i buralara si” ise, feodal-tacir AKP mehteran takýmýnýn
yatýrmaya hiç niyeti yoktur.* Dolayýsýyla Ay- “ticaret” anlayýþýdýr. Bir taraflarýyla þeriatçýlý-
dýn Doðan’ýn “medya grubu”nun Ofer hak- ðýn “ümmetçiliði”ne, diðer taraflarýyla “Mil-
li Görüþ”ün Almanya’nýn federal yapýsýndan
* Buna itiraz olarak, Aydýn Doðan’ýn, Ýþ Bankasý’nýn elde etmiþ olduðu “görgül bilgi”ye dayanan
elindeki POAÞ hisselerini 616 milyon dolara satýn AKP yöneticileri için “ticaret”, pazarlýk de-
aldýðý söylenebilir. Aydýn Doðan’ýn bu hisse devrin-
mektir. Anadolu kasabalarýndaki tefeci-tüc-
de ödediði nakit miktarý 316 milyon dolardýr. Kalan
bölüm 2010 yýlýna kadar taksitle ödenecektir. Oysa car yazýhanelerinde yapýlan pazarlýklarda ilk
Aydýn Doðan, sadece Dýþbank satýþýndan 1,1 milyar tedrisatýný yapmýþ olan AKP mehteran taký-
& dolar almýþtýr. mý, “koyunun etinden çok postuyla” ilgile-
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

nir. Onlarýn “ticaret zekasý”, malý satmaktan büyük “özelleþtirme” ihaleleriyle birlikte
çok, bununla elde edilecek “yan gelirler”le “milli savaþ”a dönüþmüþtür. Savaþýn taraf-
ilgilenir. T. Özal’ýn “iþbitiriciliði” karþýsýnda larý, yabancý sermayenin kazandýðý ihaleler-
secdeye varan AKP mehteran takýmý, “özel- den komisyon alan iþbirlikçiler ile yabancý
leþtirme”lere, elde edilecek kamu gelirle- sermayenin “yerli ortaðý” olarak hisse iste-
rinden çok, kendilerine ve “yeþil sermaye”- yen iþbirlikçilerdir. Yeni-sömürgeciliðin ti-
ye nasýl bir özel avantaj saðlayacaðýna ba- pik iþbirlikçi burjuvazisi, giderek kendileriy-
kar. le “ortaklýk” yapmayan yabancý nakit ser-
Ýþte bu feodal-tacir kafa yapýsýyla AKP maye giriþlerinden rahatsýz olmaya baþla-
yöneticileri “Ýsrailli” Sami Ofer ve oðullarýyla mýþtýr. Bu da, “neo-liberal” politikalara karþý
iliþkiye geçmiþlerdir. Davos zirvesinde ya- “milli sermaye” demagojisiyle millici ve
pýlan pazarlýklarýn ardýndan Tüpraþ’ýn %14, milliyetçi akýmlarý desteklemeye yöneltmiþ-
76 hissesinin “yurtdýþý yerleþik kurumsal tir. Reina’da Mahir Çayan ve yeni-sömür-
yatýrýmcýlara” satýldýðý açýklamasýyla Ofer gecilik “muhabbeti” yapanlarýn baþýný çek-
grubuna devredilmesiyle, sýra “özel avan- tiði bu demagoji ve yönelimin çýkýþ nokta-
tajlar”a gelmiþtir. sý ise, Mahir Çayan yoldaþýn þu saptamasýn-
Tayyip Erdoðan’ýn “Ýstanbul baþbakaný” da bulunmaktadýr:
oluþuyla belirlenen “özel avantaj”, “mede- “... özellikle II. yeniden paylaþým
niyetler buluþmasý” paravanasý altýnda, savaþýndan sonralarýný kaplayan an-
uluslararasý yahudi sermayesinin “yeþil ser- ti-emperyalist ve millici akýmlar,
maye” ile iþbirliði içine girmesidir. Gala- zorunlu olarak emperyalizmin sömü-
taport ihalesi bu iþbirliðinin “Ýstanbulcasý” rü metodunda deðiþiklikler yapmýþ-
olmuþtur. AKP’li “yeþil sermaye”nin Alman- týr. Bu deðiþiklikler emperyalizmin
ya-Ýtalya-Türkiye “saadet üçgeni” içinde yü- çirkin yüzünün saklanmasý ve de sö-
rüttükleri “saadet ihracatý”nýn týkanmasýyla mürge ülkelerde pazar geniþletilme-
uluslararasý yahudi sermayesine daha faz- sini amaçlayan yeni-sömürgecilik
la yönelmiþlerdir. metodlarýdýr.”**
AKP’nin yahudi sermayesi ile ilk iþbirliði Eski iþbirlikçilik günlerinin avantajlarýný
ise Kuþadasý’nda gerçekleþmiþtir. Ofer-Kut- sürdürmek isteyen iþbirlikçi-tekelci burjuva-
man ikilisinin Kuþadasý limaný iþletmesini zi de, yabancý sermayenin yeni iþbirlikçisi
üstlenmeleri* sýrasýnda ortaya çýkan “bü- olmayý bekleyen tekelleþememiþ sanayi ve
rokratik engeller” bir gecede Tayyip Erdo- ticaret burjuvazisi de, “yükselen milliyetçi-
ðan tarafýndan kaldýrýlmýþtýr. Böylece Ofer lik dalgasý” sayesinde yabancý sermayenin
grubu Kuþadasý’na yerleþirken, Kuþadasý’- kendileriyle “ortaklýk” yapmak zorunda ka-
nýn “eski egemenleri” olan “ülkücü mafya”, lacaklarýný hesaplamaktadýrlar.
“derin devlet” ve turizmci ÖDP’liler için ye- Tüpraþ “özelleþtirilmesi”nin son dersi,
ni bir süreç baþlamýþtýr. Turizmci ÖDP’liler iþbirlikçi-tekelci burjuvazi ile tekelleþeme-
hýzla AKP saflarýna geçerken, “ülkücü maf- miþ sanayi ve ticaret burjuvazisinin doðru-
ya” ve “derin devlet” eski egemenliklerini dan yabancý sermaye giriþine karþý belli
sürdürebilmek için “savaþ” kararý almýþlar- bir “consensus”a doðru yöneldikleridir. Bu
dýr. “consensus”un “neo-milliyetçilik” temeline
Kuþadasý’nda baþlayan “yerel savaþ”, oturup oturmayacaðý ise, bugünün sorunu
deðildir.

* Mehmet Kutman’ýn sahibi olduðu Global Menkul


Deðerler ile Ofer Grubu, Emekli Sandýðý’na ait Kuþa-
dasý Limaný’nýn iþletmesini 25 milyon dolara 30 yýl-
lýðýna üstlenmiþlerdir. Konsorsiyumun % 20’lik di-
ðer büyük ortaðý Rouse TRI Party, ABD’li bir þirkettir.
%20’lik payla diðer yerli ortaðý olan Ýbrahim Çeçen
IC otellerinin sahibidir. Grubun küçük ortaklarýndan
Nihat Özdemir’in Limak Ýnþaat’ý, Tekel’in alkollü iç-
kiler bölümünü alan Mey Ýçki’nin de ortaklarý arasýn-
da yer almaktadýr. Nihat Özdemir, ayný zamanda
Tayyip Erdoðan’ýn “takýmý” Fenerbahçe’nin ikinci
baþkanlýðýný yürütmektedir. ** Mahir Çayan, Kesintisiz Devrim II-III.
'
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Yasallýðýn
Oportünizmi

“‘Özlemi duyulacak olan mücadele, mümkün olan mücadeledir,


ve mümkün olan mücadele belli bir anda verilmekte olan mücade-
ledir’. Bu, kendini edilgen olarak kendiliðindenliðe uyduran sýnýrsýz
oportünizm eðiliminin ta kendisidir.” (Lenin, Ne Yapmalý?, s. 63.)

Bir dönemler Türkiye solunda en çok bu süreçte içeriði boþaltýlmýþ kavramla-


ve en sýk kullanýlan sözcüklerden birisi rýn arasýnda yer almýþtýr. Bugün herhangi
“oportünizm” sözcüðüydü. Günlük dilde bir politik ve ideolojik metinde karþýlaþýlan
oportünizm sözcüðü, revizyonizm ve pasi- oportünizm sözcüðü, gerek kavram olarak,
fizm sözcükleri gibi, ideolojik ve politik an- gerek sözcük olarak bir suçlama ve haka-
lamýndan (kavramsal anlamýndan) çok, ret amacýyla kullanýlýyorsa da, bu sözcü-
karþý görüþe yönelik bir suçlama ve haka- ðün ne anlama geldiði unutulup gitmiþtir.
ret anlamýnda kullanýlmýþtýr. Oligarþinin 12 “... oportünizmin genel özellikle-
Eylül askeri darbesinden sonra baþlayan ri üzerinde kýsaca duralým. Oportü-
süreçte solda meydana gelen daðýlma, çö- nizm bukalemun gibidir. Çeþitli kýlýk-
zülme ve ideolojisizleþmeyle birlikte, opor- lara bürünerek sosyalist hareket için-
tünizm sözcüðü de (revizyonizm ve pasi- de ortaya çýkar. Oportünizmin kýlýk
fizm sözcükleri gibi) yavaþ yavaþ günlük kýyafetini o ülkenin ekonomik ve
kullanýmdan çýkmýþ, sadece bazý teorik sosyal bünyesi, iþçi sýnýfýnýn politik
metinlerde görülebilen bir sözcük haline bilinç ve örgütlenme seviyesi, kýsa-
dönüþmüþtür. Bu deðiþim, özellikle Sovyet- ca ülkenin içinde bulunduðu dev-
ler Birliði’nin daðýtýlmasýyla birlikte uluslara- rimci aþamanýn niteliði belirler. An-
rasý modern revizyonizmin merkezi yapýsý- cak her çeþit oportünizm proletarya-
nýn ortadan kalkmasýyla belirginleþmiþtir. nýn devrimci potansiyeline inanma-
1980’lerde solda ortaya çýkan ve giderek maya dayanýr. Genellikle sað opor-
egemen unsur haline gelen ideolojisizleþ- tünizmin temelinde korkaklýk, azim-
me sürecinde pek çok kavram kullanýlmaz sizlik, ve proletaryanýn devrimci za-
hale gelirken, pek çok kavramýn içeriði bo- ferine inanmamak yatar. Bu yanla-
þaltýlmýþtýr. Dolayýsýyla kavramlar ve hatta rýný örtmek için o, en ‘keskin’ gözük-
politik sözcükler, artýk ne anlama geldiði mek zorundadýr. Aslýnda ise Marksiz-
belli olmayan, herkesin kendine göre bir min lafýzlarýna, Stalin’in deyiþiyle
anlam ve içerik yüklediði sýradan sözler ha- kölece baðlý kalarak pasifizmini ser-
 line dönüþmüþtür. Oportünizm kavramý da, giler. Bir baþka deyiþle pasifizm ayný
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

zamanda dogmatiktir de. ‘Vebadan 2001 krizinden en kârlý çýkan holdinglerden


korkar gibi devrimden korkan’ Ýkin- birisi olmuþtur.**
ci Enternasyonal oportünizmi bunun Borsa spekülatörü, stokçu, karaborsacý,
en somut örneðidir. Bunlar Marks- vurguncu, hortumcu birer oportünisttir. Da-
izmde neyin kesin olduðunu yani ha tam ifadeyle, ekonomik iliþkiler alanýn-
Marksizmin belkemiði olan diyalek- da ticaret, fýrsatlarýn deðerlendirilmesine
tiði hiç ama hiç anlamýþ deðillerdir. dayanan bir mantýkla yürütülür, bu neden-
Ve hepsinin de ortak yaný Kautsky’- le de tüm ticaretle uðraþanlar oportünist-
lerden Plehanov’lara kadar, korkaklý- tirler. Darda kalmýþ, baþý sýkýþmýþ herhangi
klarýný en süslü ve devrimci lafýzlar- bir kiþinin elinde bulundurduðu herhangi
la maskeleyerek Marksist önermeleri bir varlýðý ya da malý satmaya kalkýþtýðýnda,
içi boþ dogmalar haline getirmekte karþýsýnda bulduðu “zihniyet” oportünizm-
gösterdikleri bilgiçlik ve lafazanlýkla- dir. “En namuslu tüccar” bile, karþýsýna çý-
rýdýr. kan fýrsatlarý deðerlendirmesiyle ünlüdür.
Oportünizmde ilke istikrarý diye Her ne kadar halk arasýnda “aðlayanýn malý
birþey yoktur. Düne kadar savundu- gülene yaramaz” sözü türetilmiþse de, her
ðu ilkelerin niteliði kitlelerin gözün- durumda fýrsatçýlýk, ticaret dünyasýnýn ken-
de açýklýða kavuþunca, o bu ilkeleri dine özgü mantýðý, zihniyeti ve nihayetin-
en aðýr suçlamalarla karalar. Onun de gerçeðidir.
için tek þey önemlidir : ‘Herþeye rað- Daha yaþamlarýnýn ilkokul günlerinde
men proletaryanýn devrimci hareke- döviz bürolarýyla tanýþan, TL olarak aldýklarý
tini nasýl pasifize edebilirim?’. Bu okul harçlýklarýný dolara nasýl çevirecekle-
eyleminde Marksist ilkeler sadece rini öðrenen kuþaklar için “fýrsatlardan ya-
basit birer araçlardýr.”* rarlanmak” “akýllý” olmanýn bir ölçüsü ol-
Bugün bu sözleri bilen çok az insan muþtur. Bu kuþaðýn insanlarý “siyaset” dün-
vardýr. 12 Eylül sonrasýnda solda egemen yasýna yöneldiklerinde, karþýlarýnda bul-
olan ideolojisizleþmenin tipik bir olgusu- duklarý “siyasal oportünizm” olmuþtur ve
dur bu. Kökleri ise, 1980 sonrasý uygulama- bunu da hiç yadýrgamamýþlardýr. Solda “le-
ya sokulan “neo-liberal” ekonomi politika- gal olanaklardan yararlanma” söyleminin
larda yatar. arkasýna gizlenen “legalizm”, ayný insanlar
“Serbest piyasa ekonomisi”yle birlikte tarafýndan “ortak akýl”ýn bir ürünü olarak
baþlayan yeni ekonomik iliþkilerde “fýrsat- kabul edilmiþtir. Legal solun sözleri ve ya-
lardan yararlanma” egemen bir zihniyet ha- zýlarý, “baþka amaçlar”ýn “eðilip bükülmüþ”
line gelmiþtir. Ülkenin “en saygýn kurumu” ifadeleri olarak sunuldukça, “ortak akýl”ýn
olarak sunulan TSK’nin (Türk Silahlý Kuv- “aklý” olarak oportünizm benimsenmiþtir.
vetleri) sahibi olduðu holdingin (OYAK) ge- “Piyasanýn ihtiyaçlarýna göre eðitim” yaygýn-
nel müdürü bile “krizin olduðu yerde yeni laþtýkça, “piyasa” bakýþ açýsý legal solda
fýrsatlar vardýr” diyebilmiþ ve OYAK Þubat oportünizmin örtüsü haline gelmiþtir. Legal
sol yayýnlarda egemen olan “piyasa” söy-
lemleri bu durumun ifadeleri olmuþtur.
* Mahir Çayan, Yeni Oportünizmin Niteliði Üzerine, Körfez Savaþý günlerinin söylemine uygun
1970. olarak “devrim hedefine kitlenilmiþ”, Mar-
** Hiçbir þeyin uzun süre belleklerde tutulmadýðý,
en acý veren olaylarýn bile birkaç gün içinde bizzat mara Depremi günlerinin söylemine uygun
o acýyý çekenler tarafýndan unutulduðu bir ülkede olarak da “fay kýrýlmalarý”ndan söz edilir ol-
TSK’nýn holdinginin “kriz vurgunculuðu” da artýk muþtur. Küçük-burjuvazinin “mangal parti-
anýmsanmamaktadýr. T. Özal için, “helal olsun, ye- leri” “sol pikniklerin”, belediyelerin “halk
mesine yiyor ama birþeyler de yapýyor” denildiði,
OYAK’ýn “kriz vurguncusu” olduðu bu ülkede, þimdi
konserleri” “sol festivallerin” yadýrganma-
sýra “yeþil sermaye”ye gelmiþtir. AKP iktidarýyla bir- yacaðý bir ortam yaratmýþtýr.
likte “yeþil sermaye” için yeni fýrsatlar ortaya çýkmýþ Oportünizm, “fýrsatlardan devrimci mü-
ve onlar da bu fýrsatlarý deðerlendirmektedirler. Fýr- cadele adýna yararlanmak”tan söz eder.
satçýlýk, ayýplanan, kýnanan ve kötülenen bir sýfat de-
Ancak bundan anladýðý, devrimci mücade-
ðil, özenilen bir meziyet olarak görüldüðü için, her
yiyici, vurguncu ve hortumcu “aferin” alabilmekte- le açýsýndan “elveriþli koþullar”dan yararlan-
dir. Tek koþul, “aferin” diyenlerin çýkarlarýna zarar mak deðil, “elveriþli fýrsatlarý” kendi oportü-
vermemiþ olmaktýr. nist amaçlarý için kullanmaktan ibarettir. 
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Oportünizmin en temel özelliði, devrim hiç çekinmeksizin “gerilla þubeleri” açar-


yapmak diye bir sorununun olmamasýdýr. lar, kendi oportünistliklerinin bilincinde ol-
Mahir yoldaþýn da ifade ettiði gibi, böyle bir mayan iyiniyetli ve silahlý mücadelenin ge-
sorunu olmadýðý için, o “en keskin” görün- rektiðini düþünen “kadrolar” bu “gerilla þu-
mek zorundadýr. Pasifizmini “keskin” söz- beleri”nde görevlendirilir. Böylece bir taþla
lerle ve sloganlarla gizler. Her çeþit oportü- iki kuþ vurulur. Hem silahlý mücadelenin
nizmin ortak özelliði, ilkesizliktir, bütünsel prestij kazandýðý ortamda, “bakýn biz de ya-
ve kendi iç tutarlýlýðý olan bir siyasal çizgi- pýyoruz” diyerek kendi oportünistliklerini
ye sahip olmamasýdýr. gizlemenin yeni bir yolunu bulurlar; hem
Örneðin yýllarca “küçük-burjuva devrim- de kendi içlerindeki silahlý mücadele yan-
cisi” diyerek karaladýklarý Che’nin gençlik lýlarýný “gerilla þubeleri” yoluyla elde tutma-
arasýnda büyük bir sempatiye sahip oldu- ya devam ederler.
ðunu gördüklerinde, hiç tereddütsüz en Oysa legalistlerin de “illegal” “devrim”
keskin Che yandaþý kesilirler. Her buldukla- teorileri vardýr. Gerektiðinde bu teori orta-
rý fýrsatta Che’nin devrimciliðine, mücade- ya çýkartýlýr, kendilerine “legalist” diyenle-
leciliðine vb. gönderme yaparlar. Bu saye- rin “aðzýnýn payý” da verilir!
de, kendilerinin de “Che’nin izinden gittik- Arnavutlukçu sosyal-emperyalistçi MLKP
lerini” göstermeye çalýþýrlar. Artýk Che, yýl- bakýn kendi teorilerini nasýl ortaya koyuyor:
larca iddia ettikleri gibi “maceracý” deðil- “Büyük kentlerin iç merkezlerin-
dir, Che’nin “maceralarý” her devrimci gen- de lokal, kentsel ya da bölgesel, ge-
cin örnek almasý gereken devrimci bir ya- nel grevler, genel direniþler ve silahlý
þam olarak sunulur. Oportünizm bunu ya- ayaklanmalarý, bunlarýn hazýrlanma-
parken, özenle kendi “görüþlerini” gizleme- sýnda milis ve müfrezenin, giderek
ye çalýþýr. Onun için tek þey geçerlidir: “kul- partizan savaþýnýn oynayacaðý rolü
lanmak”. açýklayan parti strateji ve taktiðine,
Ýþte Çin KP’sinin “üç dünya teorisi”yle bunlarý gerçekleþtirecek kuvvetlerin
birlikte “Enver Hocacý” olan, Arnavutluk biriktirilip hazýrlanmasýna sýký sýkýya
Emek Partisi’ni dünyanýn tek “marksist-leni- baðlanmamýþ bir parti çalýþmasýnýn
nist” partisi olarak kabul eden yeminli Che hiçbir ufku yok demektir. Ýçerisinde
ve Küba devrimi karþýtlarý, bugün MLKP lokal, bölgesel ayaklanmalarý, barýþ-
adýyla Che’yi sahiplenme yarýþýna girmiþ- çýl ya da yasadýþý her türlü kitle ha-
lerdir. “Resmi parti belgeleri”nde þöyle ya- reketi biçimini de kapsayan bir iç sa-
zarlar: vaþtan (iç savaþlar serisinden) genel
“Maoizm, Küba ve Kuzey Kore ayaklanmaya doðru ilerleyecek dev-
yanlýsý akýmlar küçük burjuva sosya- rimci geliþme, her belirli durumdan
lizmini savunan, iþçi sýnýfýyla sýnýfsal -örneðin taktik dönemden- ileriye
temelden baðý olmayan ve bir nevi sýçrarken daima kapsamlý bir hazýr-
iþçi sýnýfý-sosyalizm nostaljisi yaþayan lýðý gerektirir.”**
hareketlerdir. Bunlarýn siyasi anlayýþý Görüldüðü gibi MLKP’nin de bir teorisi,
biraz kaþýnýrsa karþýmýza revizyonizm devrimin nasýl yapýlacaðýna iliþkin “teorisi”
çýkar.”* vardýr. “Teori”ye göre, kentlerin iç merkez-
Oportünizmin belirgin özelliklerinden bi- lerinden baþlatýlacak olan grevler, direniþler
risi de, devrimci mücadeleye iliþkin tutarlý ve silahlý ayaklanmalar, giderek genel grev-
ve bütünsel bir belirlemeye sahip olmama- lere, genel direniþlere ve genel silahlý ayak-
sýdýr dedik. Tutarlý ve bütünsel bir devrim lanmaya dönüþecektir; bu dönüþüm süre-
teorisi, kendi varlýklarýna terstir. Oportünizm cinde, barýþçýl ya da yasadýþý her türlü kit-
her türlü “fýrsat”tan yararlanmayý hedefle- le hareketi biçimini de kapsayan bir iç sa-
diðinden, devrim teorisi önlerine en büyük vaþ, iç savaþlar serisinden geçilecek ve bu
engel olarak çýkar. Bu nedenle, onlarýn geçiþ sürecinde “partizan savaþý” rol oyna-
“devrim teorisi”, her türlü mücadele biçi- yacaktýr.
mini kabul ettiklerini söylemekten ibaret- Burada amacýmýz legal solun oportüniz-
tir. Eðer silahlý mücadele prestij kazanýrsa, mini açýða çýkartmak olduðundan, burada

 * MLKP, II. Kongre Belgeleri, s. 208. ** MLKP, II. Kongre Belgeleri, s. 94.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

MLKP’nin “teorisi”nin eleþtirisini yapacak önceden tasarlanmýþ herhangi bir


deðiliz. Ancak MLKP’nin “teorisi”nin Marks- planla ya da siyasal mücadele yön-
ist-Leninist literatürdeki karþýlýðýnýn “sovye- temiyle sýnýrlandýrmaz; partinin elin-
tik ayaklanma” olduðu kesindir. Onlarýn de bulunan güçlere denk düþtüðü
tek yaptýklarý, bu “sovyetik ayaklanma”yý il- sürece bütün mücadele araçlarýný
legal T“K”P revizyonizminden ödünç al- benimser.”**
maktan ibarettir. Dolayýsýyla ortada “özgün” Ama Lenin’in ayný konuda yazdýðý þu
bir “teori” bulunmamaktadýr. Ama yine de saptamalarý da görmezlikten gelirler:
SBKP revizyonizminin “resmi” temsilcisi “Akla-uygun olmak koþuluyla,
olan T“K”P’den birþeyleri ödünç alýrken, bütün mücadele araçlarýný, bütün
onlarýn her türlü basmakalýp sözlerini de mücadele plan ve yöntemlerini ilke
alma becerisini gösterebilmiþlerdir. Örneðin olarak kabul etmek ile belirli bir si-
“iþe”, “kentlerin iç merkezlerinden”den yasal anda sýký sýkýya uygulanan bir
baþlamak gibi. Umarýz, bugün kendilerinin plan gereðince hareket yönünü be-
her fýrsatta kullanmaktan çok hoþlandýklarý lirleme istemini birbirine karýþtýrmak,
“varoþlar”ýn, kentlerin “iç merkezleri” deðil, eðer taktikten sözediyorsak, hastalýk-
“dýþ bölgeleri” olduðunu da öðrenmeye larý tedavi etmenin çeþitli yöntemle-
baþlamýþlardýr. rinin týp tarafýndan tanýnmasý ile belli
Ýþte oportünizmin tipik özelliði. Ezbere, bir hastalýða belli bir tedavi yöntemi-
basmakalýp sözleri yineleyerek “teori” ku- nin uygulanmasý gereðini birbirine
rarlar, ama somutta hiçbir geçerliliðe sahip karýþtýrmayla ayný þeydir.”***
olmayan bu “teori”nin dýþýnda pratik sergi- Lenin’in sürekli “sistemli ve planlý ha-
lerler. “Teori”de “kentlerin iç merkezlerin- zýrlýktan”, yani devrim strateji ve taktikleri-
de lokal, kentsel ya da bölgesel”den genel nin belirlenmesi ve buna baðlý olarak mü-
ayaklanmaya hazýrlýkta “partizan savaþý”nýn cadelenin yürütülmesi gerektiðinden söz et-
oynayacaðý rolden söz ederler, ama pratik- mesi oportünistler için hiçbir deðere sahip
te “gerilla yapan þubeler” kurmakla yetinir- deðildir. Onlar için, varsa da yoksa da “fýr-
ler.* satlardan” yararlanmak önemlidir. Bu ne-
Legalizmin baþlý baþýna bir çizgi olduðu denle devrim stratejisi olmaksýzýn “örgüt-
günümüzde, oportünistlere mevcut düze- sel çalýþmadan” ve “örgütlenmekten” söz
nin ve devletin niteliði ortaya konularak “le- ederler. Onlarýn tek bildikleri, her fýrsattan
gal” mücadelenin mutlaklaþtýrýlmasýnýn yararlanarak “örgütlenmek”tir, örgütlenmiþ
yanlýþlýðý anlatýldýðýnda ise, hiç duraksa- insanlarýn ne yapacaklarýnýn önemi yoktur.
maksýzýn “biz legal ve illegal her türlü mü- Bakýn “Enver Hocacý” sosyal-emperya-
cadeleyi kabul ediyoruz” diyerek yanýt ve- listçi oportünistler, “Önderleþmek Ýçin Ka-
rirler. Oportünistler için, legal ve illegal ça- dýn Kitlelerine Hücum” baþlýklý bir yazýda
lýþma, silahlý ve silahsýz mücadeleler “fýrsat- neler yazýyorlar:
lara” göre verilecek mücadelelerdir, “ge- “Sadece toplantý, bildiri, basýn
rektiðinde” bu mücadeleleri yürütmekten açýklamasý vb. ile yetinmemeli mü-
de “geri” kalmayacaklardýr. Onlar, Lenin’in cadele araçlarýmýzý geliþtirmeliyiz.
þu sözlerini kendilerine dayanak yaparlar: Film gösterimleri, sokak þenlikleri,
“Sosyal-demokrasi kendi elini- tiyatro gösterimleriyle kadýnlara git-
kolunu baðlamaz, eylemlerini daha meliyiz. Teknik geliþmeleri örgütlen-
me çalýþmamýzda en iyi þekilde kul-
* 1990 baþlarýnda kurduklarý ve Kolombiya’daki M- lanabilmeliyiz. Özellikle yaz aylarýn-
19 gerilla örgütünden esinlenerek “M-18 gerillalarý” da açýk hava etkinliklerini iyi deðer-
dedikleri örgütlenme bugün unutturulmuþtur. Þimdi
yine Kolombiya’dan esinlenerek FARC’ýn yerli adap-
lendirmeliyiz...
tasyonu olarak FESK’ten söz etmektedirler. M-18’in Eylem tarzýmýzýn zenginleþtiril-
esinlenildiði Kolombiya’daki M-19 gerilla örgütü si- mesi de bir zorunluluk olarak ken-
lahlý mücadeleyi terk etmiþ ve legal sosyal-demok- dini dayatmaktadýr. Burjuva medya-
rat örgüt haline dönüþmüþtür. Þimdi esinlendikleri
nýn görmezden gelemeyeceði ilginç-
FARC ise, onlarýn yýllar boyu “sosyal-emperyalizmin
ajanlarý” dedikleri Kolombiya Komünist Partisi’ne
baðlýdýr. Umarýz bu ikincisi de, birincisi gibi tarihin ** Lenin, Nereden Baþlamalý?
unutturulmuþlarý safýna katýlmaz. *** Lenin, Ne Yapmalý?, s. 61.
!
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

likte eylemlere imza atabilmeliyiz. de tarihin döl yataðýna düþen MLKP”dirler


Kýz kulesinde yapýlan tarzda, dikkat- ****, “sapýna kadar erkek”tirler.
leri üzerine çeken eylemler örgütle- Ancak bunlar, “Mao Zedung Düþün-
me çabamýzý yoðunlaþtýrmalýyýz. cesi”nden Arnavutlukçu çizgiye geçen, sos-
Özellikle burjuvalarýn ve medyasý- yal-emperyalizm teorisini sadece “illegal
nýn mekan tuttuðu yerlerde eylem- parti kongreleri”nde ifade edip geçiþtiren
ler yapmalýyýz. Bu her gün haberler- legal oportünistlere özgü deðildir. Bu Arna-
de bile dakikalarca gösterilen lüks vutlukçu çizginin “Sovyet sosyal-emperya-
eðlence yerleri, tatil mekanlarý ola- lizminin ajanlarý” dedikleri T“K”P’liler de
bilir...”* ayný özellikleri gösterirler.
“Burjuva medyanýn görmezden gele- Sovyetler Birliði’nin daðýtýlmýþlýðýyla bir-
meyeceði ilginçlikte eylemlere imza atabil- likte modern revizyonizmin “merkezsiz” ka-
mek” peþinde koþan bu “Arnavutlukçu” lýþýyla sahipsiz kalan yerli revizyonistler artýk
sosyal emperyalistçilerin söyledikleri “san- “geçmiþten dersler çýkarmýþlar”dýr. Onlar
sasyonel eylemler”den baþka birþey deðil- da, diðer oportünist kardeþleri gibi, her tür-
dir. Bu oportünistler, ne kadar çok “san- den mücadele “biçimini” kabul ederler, ge-
sasyonel eylem” yaparlarsa bilinçsiz kitle- rektiðinde “illegal” ve hatta “silahlý” müca-
nin kendilerine geleceðini ve kendilerine deleye bile geçeceklerini kapalý kapýlar ar-
ne kadar gelirlerse o kadar güçlenecekleri dýnda yineleyip dururlar. Gençlik kitlesinin
hesaplarý içindedirler. Bunun için “kadýn 12 Eylül sonrasýnda apolitikleþtirilmiþliðin-
kitlelere hücum” talimatýyla “hücum”a ge- den yola çýkarak, akla gelebilecek her tür-
çerler ve “varoþlarda ‘yaþadýðýmýz semtleri den “apolitik” faaliyeti “politik faaliyet” gibi
birlikte güzelleþtirelim’ vb. tarzda kampan- sunmakta diðer yasal oportünistlerle yarýþýr-
yalar örgütleyerek”** bu iþi yapacaklarýný lar. Birileri 11. yýl kutlamasý yaparken, on-
“illegal” yayýnlarýnda açýklarlar. lar 85. yýl “etkinlikleri” yaparlar.
“Hayatýn her alanýnda örgütlenme” söy- Onlar da, ML-KP’nin KP’si olarak bir
lemleriyle, “çokyönlü mücadele yürütülü- “teori”ye, “devrim teorisi”ne sahiptirler. An-
yor” havalarýyla ortalýkta dolaþan oportü- cak ne KP-ML örgütlenmeleri gibi illegal,
nistler, bir yandan “kadýn kitlelere hücum” ne ML-KP’ler gibi illegal görüntü altýnda le-
marþý çalarken, diðer yandan þöyle yazabi- gal çalýþma yapma “geleneði”ne sahip ol-
lirler: madýklarýndan, bu “teori”lerini her yerde
“Yapýlan araþtýrmalar, kadýnlarýn bulup öðrenmek olanaklý deðildir. Sahip
sezgisel zekasýnýn, ayrýntýlarý ayýrdet- çýktýklarý 85 yýllýk TKP mirasý çerçevesinde,
me özelliðinin, güzel sanatlara yat- arif olan anlar, arayan bulur misali “teori”-
kýnlýðýnýn daha güçlü olduðunu gös- leri “sovyetik ayaklanma”dan baþkasý deðil-
termesine karþý, rasyonel zeka, veri- dir. Ancak “devrimci durum”a iliþkin kla-
ler üzerinden soyutlama-genelleme sik revizyonist bakýþ açýsýyla evrim ve dev-
yapma, sonuç çýkarma ve coðrafi rim aþamalarýný birbirinden kesin çizgilerle
yön tayini, teknik beceri gibi yanla- ayýrýrlar. Dolayýsýyla MLKP’ler gibi, biraz ora-
rýnýn zayýf olduðunu göstermiþtir.”*** dan, biraz buradan eklektik “teori”ler yeri-
Kadýnlarý “rasyonel zeka”ya sahip olma- ne, milli krizin en olgun olduðu bir anda
yan ve hatta “coðrafi yön tayini”ni becere- genel ayaklanmayla iktidarýn ele geçirilme-
meyen “zayýf” kiþilikler olarak düþünen sine dayanan bir “sovyetik ayaklanma teo-
oportünistler, kuruluþlarýnýn 11. yýlýný kok- risi”ne sahiptirler.
teyllerle, havai fiþek gösterileriyle kutla- Ýster dünün modern revizyonistleri ol-
maktan da geri durmazlar. Çünkü onlar sun, ister sosyal-emperyalistçileri olsun, her
“Devrimin zaferi için baþarýlý bir birlik dev- türden legal soldaki oportünizmin ortak
rimi gerçekleþtirerek ‘94 yýlýnýn 10 Eylül’ün- özelliði, devrimci mücadelede yer almak is-
teyen samimi unsurlarý kendi oportünist ör-
gütlenmeleri altýna alýp kullanmaktan iba-
* Partinin Sesi, MLKP Merkez Yayýn Organý, Sayý:
rettir. Bu nedenle, politik olarak aktif ke-
45, Eylül-Ekim 2004.
** agy. simleri ve devrimci mücadeleye katýlmak
*** Teoride Doðrultu, Kadýn Psikolojisi, Sayý: 17, s.
" 80. **** Atýlým, Parti 11 yaþýnda, Sayý: 72, 16 Eylül 2005.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

isteyenleri “örgütleyebilmek” için akla gel- Buradan anladýklarý, nasýl olursa olsun
medik yollar ve yöntemler geliþtirirler. Ne- “herkese yapacak iþ vermek”ten ibarettir.
rede bir kitlesel eylem olsa, onlar orada Bunun için akla gelmedik eylemler düþü-
hazýr ve nazýrdýrlar. 1970’lerdeki gecekon- nürler ve önerirler. Bu çerçevede havai fi-
du “direniþleri”nden sonra gecekonducu- þek gösterileri düzenlerler, “yaz aylarýnda
larýn T. Özal’ýn verdiði “tapular”la nasýl açýk hava etkinliklerini iyi deðerlendirirler”,
“emlak zengini” olduklarýný bilmezlikten Halil Ýbrahim sofralarý kurarlar. 1 Mayýs gibi
gelip, yeniden gecekondu yýkýmlarýnýn “yýl- devrimci mücadelenin simgesi olan günler
maz savaþçýlarý” olurlar. SEKA iþçileri ey- ise, birbirleriyle pankart ve kafa sayýsý yarý-
lem yaptýðýnda onlar ordadýrlar. Tüpraþ þýna girdikleri “birlik ve rekabet” günleri
“özelleþtirmesi” gündeme girince, yine le- olarak deðerlendirilir.
gal solun oportünistleri hazýr ve nazýrdýrlar. Kýsacasý, oportünistler için, eylemde
Ýþlerine geldiðinde seçimleri “boykot” eder- Marksist ilkeler sadece basit birer araçlar-
ler, iþlerine geldiðinde seçimlere katýlma- dýr.
nýn ne kadar önemli olduðuna iliþkin sayfa- Ancak oportünizme karþý mücadele ko-
lar dolusu yazýlar yazarlar. Bu “pratik”lerin- lay deðildir. Oportünizm bukalemun gibi-
de kendilerine küçük-burjuva yaþam tar- dir. Çeþitli kýlýklara bürünerek sosyalist ha-
zýný kýlavuz olarak alýrlar. Küçük-burjuvalar reket içinde ortaya çýkar. Bu nedenle opor-
“mangal partileri”ne gidiyorsa, onlar da tünizme karþý mücadele, oportünizmin bu-
“piknik” düzenlerler; küçük-burjuvalar “sa- lunduðu her yerde ve ortaya çýktýðý her so-
nat ve kültür” iþleriyle uðraþýyorlarsa, onlar mutlukta yürütülmesi gereken bir mücade-
da “kültür ve sanat alanýna özel ilgi du- ledir. Marksist ilkeler onlar için basit birer
yan, yetenekleri olduðunu sezdiðimiz kadro araç olduðu için, onlarýn “teorik” görüþleri-
ve taraftarlarý teþvik etmek, desteklemek nin eleþtirisi fazlaca etkin deðildir. Yapýlan
özel olarak görevlendirip, kendilerini geliþ- her teorik eleþtiri karþýsýnda, kolaylýkla de-
tirmeleri için olanak sunmak, ihmal edile- magojiye baþvururlar. Kimi zaman küçüm-
mez görevlerimiz arasýndadýr”* diyerek or- seyici bir havada “siz yapýn da görelim” di-
talýða çýkarlar. Kendi söylemleriyle “varoþ- yerek eleþtirileri etkisizleþtirmeye çalýþýrlar,
larda ‘yaþadýðýmýz semtleri birlikte güzelleþ- kimi zaman “biz olmasak eleþtirecek birþey
tirelim’ vb. tarzda kampanyalar örgütle- bulamayacaklar” diyerek böbürlenirler.
mek”ten söz ederler ve böylece küçük-bur- Bugün oportünizme karþý mücadelenin
juva yaþam tarzýna uygun “çevre” oluþtur- en zorlu olduðu bölüm, “özlemi duyulacak
mayý meþrulaþtýrýrlar. olan mücadele, mümkün olan mücadele-
Bir yerde “kitle”leri þöyle ya da böyle dir, ve mümkün olan mücadele belli bir
etkileri altýna aldýklarýnda ise, tüm dikkat- anda verilmekte olan mücadeledir” man-
lerini bu “kitleyi” nasýl ellerinde tutacakla- týðýnýn tartýþmasýz biçimde devrimci müca-
rýna yöneltirler. Bunun için Lenin’in þu söz- delede yer alan ve almak isteyen kiþilere
lerini sýkça yinelerler: kabul ettirilmiþ olmasýdýr. Oysa baþka bir
“Gizli bir örgütü yönetmenin bü- mücadele mümkün olmanýn ötesinde bir
tün sanatý, mümkün olan her þey- gerçektir; tarihiyle, pratiðiyle ve teorisiyle
den yararlanmakta, ‘herkese yapa- mevcuttur. Politikleþmiþ Askeri Savaþ Stra-
cak bir iþ vermekte’ ve ayný zaman- tejisi, bu tarihin, pratiðin ve teorinin gerçek-
da bütün hareketin önderliðini, sýrf liðidir. Tek yapýlmasý gereken, bu stratejik
birtakým yetkilere dayanarak deðil, çizgi etrafýnda toplanmaktýr. Oportünizme
otoriteye, canlýlýða, daha fazla tec- karþý mücadelenin baþarýsýný belirleyecek
rübeye, daha çok yönlülüðe ve daha olan da budur.
fazla yeteneðe sahip olarak elde tut-
makta yatar.”**

* Partinin Sesi, Sayý: 45, Eylül-Ekim 2004.


** Lenin, Bir Yoldaþa Mektup.
#
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Ernesto
Che Guevara

“EMPERYALÝZMÝN BÝR DÜNYA SÝSTEMÝ OLDUÐUNU, KAPÝTALÝZMÝN SON


AÞAMASI OLDUÐUNU AKLIMIZDAN ÇIKARMAMALIYIZ – VE O DÜNYA ÇA-
PINDA YENÝLGÝYE UÐRATILMAK ZORUNDADIR. BU MÜCADELENÝN STRA-
TEJÝK SONU, EMPERYALÝZMÝN YIKILMASI OLACAKTIR. BÝZE, BU DÜNYANIN
SÖMÜRÜLENLERÝNE VE AZGELÝÞMÝÞLERÝNE DÜÞEN PAY, EMPERYALÝZMÝN
TEMELLERÝNÝ ORTADAN KALDIRMAKTIR: BÝZ EZÝLEN ULUSLAR, ONLARA
SERMAYE, HAMMADDE, TEKNÝSYEN VE UCUZ EMEK VEREREK, VE ONLAR-
DAN YENÝ EGEMENLÝK ARAÇLARI OLAN YENÝ SERMAYE, SÝLAH VE HER
ÇEÞÝT MATERYAL ALARAK MUTLAK BÝR BAÐIMLILIK ÝÇÝNE SÜ-
RÜKLENMEKTEYÝZ.
BU STRATEJÝK HEDEFÝN TEMEL UNSURU
TÜM HALKIN GERÇEK KURTULUÞU OLACAK-
TIR. PEKÇOK OLAYDA BU KURTULUÞ SÝLAH-
LI MÜCADELEYLE GERÇEKLEÞECEK VE BÝ-
ZÝM AMERÝKA’DA SOSYALÝST DEVRÝM KA-
ÇINILMAZ OLACAKTIR.
EMPERYALÝZMÝN YIKILMASI HEDEFLE-
NÝRKEN, ONUN BAÞINI KÝMÝN ÇEKTÝÐÝ
KESÝNLÝKLE BELÝRLENMEK ZORUNDA-
DIR. BU, ABD’DEN BAÞKASI DEÐÝLDÝR.
TAKTÝK HEDEFÝ, DÜÞMANI ÇEVRE-
SÝNDEN KOPARIP ONU YAÞAM ALIÞ-
KANLIKLARIYLA GERÇEÐÝN GÜCÜNÜN
ÇARPIÞTIÐI YERLERDE SAVAÞMAYA
ZORLAMAK OLAN, GENEL ANLAMDA
BÝR GÖREVÝ GERÇEKLEÞTÝRMELÝ-
YÝZ. DÜÞMAN KÜÇÜMSENEMEZ;
ABD ASKERLERÝ, TEKNÝK YETE-
NEKLERE SAHÝPTÝR VE ONU
KORKUTUCU KILACAK ÖLÇÜDE
SÝLAHLARLA VE KAYNAKLARCA
DESTEKLENMEKTEDÝR. ONUN
SAHÝP OLMADIÐI ÞEY, BU-
GÜN ONUN EN BÜYÜK DÜÞ-
MANI OLAN VÝETNAMLI AS-
KERLERÝN EN YÜKSEK DÜ-
$ ZEYDE SAHÝP OLDUKLARI
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

ÝDEOLOJÝK MOTÝVASYONDUR. BÝZ, BU ORDUYU MORALÝNÝ BOZARAK YE-


NEBÝLÝRÝZ – VE BU MORAL, ONLARI BOZGUNA UÐRATARAK VE DAHA FAZ-
LA KAYIP VERDÝREREK BOZULABÝLÝR.
FAKAT ZAFERE GÖTÜREN BU KISA YOL DAHA ÞÝMDÝDEN ÇOK AÇIKÇA
ÝSTENMESÝ GEREKEN FEDAKARLIKLARI ÝÇERMEKTEDÝR. VE BUNLAR, SÜRE-
KLÝ OLARAK MÜCADELEDEN KAÇTIÐIMIZ VE BAÞKALARININ BÝZÝM ÝÇÝN
KENDÝLERÝNÝ TEHLÝKEYE ATMALARINI ÝSTEDÝÐÝMÝZ ZAMAN DAYANMAYA
MECBUR OLACAÐIMIZ FEDAKARLIKLARDAN BELKÝ DAHA AZ ACI VERÝCÝ
OLACAKTIR.
SON KURTULACAK ÜLKE, BÜYÜK OLASILIKLA, SÝLAHLI MÜCADELE OL-
MAKSIZIN VE EMPERYALÝZME KARÞI UZUN VE ACIMASIZ BÝR SAVAÞIN ET-
KÝLERÝNDEN KAÇINARAK GERÇEKLEÞECEKTÝR. AMA BU MÜCADELEDEN VE
BU MÜCADELENÝN DÜNYA ÇAPINDAKÝ SONUÇLARINDAN KAÇINMAK OLA-
NAKSIZ OLACAKTIR; ONUN ETKÝLERÝ AYNI, HATTA DAHA BÜYÜK OLACAK-
TIR. GELECEÐÝ ÖNCEDEN KESTÝREMEYÝZ, AMA ÖZGÜRLÜÐÜ ÖZLEYÝP DE
ZAFERÝN BÝR KIRINTISI OLARAK KENDÝ ÖZGÜRLÜÐÜNÜ BEKLEYEN VE
ONUN ÝÇÝN MÜCADELEDEN KAÇAN BÝR ULUSUN ÖNCÜSÜ OLMAYI ÝSTE-
MEK GÝBÝ BOZGUNCU ÝÐVALARA ASLA KAPILMAMALIYIZ.
YARARSIZ ÖZVERÝLERDEN KAÇINMAK KESÝNLÝKLE DOÐRUDUR. BUNUN
ÝÇÝN DE BAÐIMLI AMERÝKA’NIN KENDÝSÝNÝ BARIÞÇI YOLDAN KURTARMAK
ÝÇÝN SAHÝP OLDUÐU GERÇEK OLANAKLARI AÇIKÇA ORTAYA KOYMAK ÇOK
ÖNEMLÝDÝR. BÝZÝM ÝÇÝN BU SORUNUN ÇÖZÜMÜ ÇOK AÇIKTIR: BUGÜNKÜ
AÞAMA, MÜCADELEYE BAÞLAMAK ÝÇÝN UYGUN BÝR AN OLABÝLÝR YA DA
OLMAYABÝLÝR, AMA SAVAÞMAKSIZIN ÖZGÜRLÜÐÜ ELDE EDEBÝLECEÐÝMÝZ
KONUSUNDA HÝÇBÝR YANILSAMAYA KAPILAMAYIZ VE BÖYLE BÝR YANIL-
SAMA HAKKINA SAHÝP DEÐÝLÝZ. VE BU SAVAÞ, NE GÖZYAÞARTICI BOM-
BALARA KARÞI TAÞLARLA VERÝLEN BÝR SOKAK ÇATIÞMASI, YA DA PASÝFÝST
GENEL GREV OLACAKTIR; NE DE EGEMEN OLÝGARÞÝLERÝN BASKI MEKA-
NÝZMASINI ÝKÝ-ÜÇ GÜNDE YIKAN ÖFKELÝ BÝR HALKIN ÇATIÞMASI OLACAK-
TIR; BU MÜCADELE, UZUN, SERT BÝR MÜCADELE OLACAKTIR VE ONUN
CEPHESÝ, ÞEHÝRLERDEKÝ GERÝLLALARIN BARINAKLARI, SAVAÞÇILARIN EV-
LERÝ –BASKI GÜÇLERÝ ONLARIN AÝLELERÝ ARASINDA KENDÝNE KURBAN-
LAR ARAYACAKTIR–, KATLÝAMLARA UÐRATILMIÞ KIRSAL NÜFUS, DÜÞMAN
BOMBARDUMANI ÝLE YIKILMIÞ ÞEHÝRLER VE KASABALAR OLACAKTIR.
ONLAR, BÝZÝ BU MÜCADELEYE ÝTÝYORLAR; BU MÜCADELEYE HAZIR OL-
MAK VE BU MÜCADELEYE GÝRÝÞMEKTEN BAÞKA BÝR ALTERNATÝF YOKTUR.
BAÞLANGIÇ KOLAY OLMAYACAKTIR; HATTA AÞIRI ÖLÇÜDE ZOR OLA-
CAKTIR. OLÝGARÞÝLERÝN TÜM BASKI GÜCÜ, TÜM DEMAGOJÝ VE VAHÞÝLÝY-
LE ONLARIN AMAÇLARININ HÝZMETÝNDE OLACAKTIR. ÝLK SAATTE BÝZÝM
GÖREVÝMÝZ HAYATTA KALMAKTIR; DAHA SONRA SÝLAHLI PROPAGANDA
(VÝETNAMCA ANLAMIYLA, YANÝ DÜÞMANA KARÞI YÜRÜTÜLEN KAZINILSIN
YA DA KAYBEDÝLSÝN –AMA SAVAÞARAK– ÇARPIÞMALARIN PROPAGANDASI)
YÜRÜTEN GERÝLLA ÖRNEÐÝNÝ ÝZLEMEK OLACAKTIR: GERÝLLALARIN YE-
NÝLMEZLÝÐÝ DERSÝ SAHÝPSÝZ KÝTLELER ARASINDA KÖK SALACAK; ULU-
SAL RUHUN ELEKTRÝKLENDÝRÝCÝ GÜCÜ, DAHA ÞÝDDETLÝ BASKILARA KARÞI
KOYMAK ÝÇÝN DAHA ZORLU GÖREVLERE HAZIRLAYACAK; MÜCADELENÝN
BÝR UNSURU OLARAK NEFRET, DÜÞMANIN NEFRETÝ, BÝZÝ, ÝNSANIN DO-
ÐAL SINIRLARINI AÞAN VE ONUN ÖTESÝNE GEÇEN, ÝNSANI ETKÝN, ÞÝDDET-
LÝ, SEÇÝCÝ VE SOÐUK BÝR ÖLÜM MAKÝNASINA DÖNÜÞTÜRMEYE ZORLAYA-
CAKTIR. BÝZÝM ASKERLERÝMÝZ BÖYLE OLMAK ZORUNDADIR; DÜÞMANDAN
NEFRET ETMEYEN BÝR HALK VAHÞÝ BÝR DÜÞMANI YENEMEZ.”

%
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

LEVENT ERTÜMER
1959/BERGAMA
14 EYLÜL 1977/BERGAMA

LEVENT ERTÜMER ve FARUK AÇÝL yoldaþ-


lar, 1977 yýlýnda THKP-C/HDÖ üyesi olarak örgüt-
sel faaliyette bulundular. 14 Eylül 1977 günü faþist
milislere yönelik silahlý eylem hazýrlýðý sýrasýnda
yanlarýnda bulunan bombalarýn patlamasý üzerine
yaþamlarýný yitirdiler.

FARUK AÇÝL
1959/BERGAMA
14 EYLÜL 1977/BERGAMA

ZÝYA ERDÖNMEZ
1954 SÝVAS/KANGAL
17 EKÝM 1980 ÝSTANBUL/KADIKÖY

1954 Sivas/Kangal doðumlu Ziya yoldaþ, 1973


yýlýnda Ýstanbul Ýktisat Fakültesi’ne giriþiyle devrimci
mücadeleye aktif olarak katýlmýþtýr. 1973-76 arasýn-
da öðrenci hareketi içinde çalýþmýþ ve 1974 yýlýn-
da AÖS’ne yönelik faþist saldýrýlarda yaralanmýþtýr.
1975-76 döneminde ÝYÖKD Yönetim Kurulu üyesi
olarak çalýþmýþ ve 1977’de THKP-C/HD֒nin Öncü
Savaþýna baþlamasýyla birlikte profesyonel kadro
olarak devrimci savaþa katýlmýþtýr. 1979 sonlarýn-
da THKP-C/HDÖ-Ýstanbul Ýl Komitesi üyeliðine ge-
tirilmiþ ve 1980’de Genel Komite üyesi olmuþtur.
17 Ekim 1980 günü Kadýköy Nüfus Dairesi’nin ba-
sýlmasý eylemi sýrasýnda oligarþinin resmi zor güçle-
& riyle girdiði çatýþmada katledilmiþtir.
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

SERDAR SOYERGÝN
1960/ADANA
26 EKÝM 1980/ADANA

1960 yýlýnda Adana’da doðdu. Faþist milis saldýrýlarýn yoðunlaþtýðý bir


dönemde, lisede devrimci mücadeleye katýlmýþtýr. Liseden sonra Adana
Eðitim Enstitüsü’ne girmiþ ve burada THKP-C/HD֒nin örgütsel faaliyetle-
riyle tanýþmýþtýr. 1979 yýlýnda THKP-C/HDÖ üyesi olarak okul ve mahalle
iliþkilerinde çalýþmýþ ve 1979 ortalarýnda Adana Çukobirlik Yað Fabrikasý’na
iþçi olarak girerek, sendikal çalýþmalarýn örgütlenmesine katýlmýþtýr. Bu çalýþ-
malarýndaki etkinliði, sarý sendikacýlar tarafýndan etkisizleþtirilmek amacýyla
polise ihbar edilmiþ ve bir süre polis tarafýndan gözaltýna alýnmýþtýr. 1980
baþýndan itibaren polis tarafýndan aranmasý üzerine, illegal örgütsel faali-
yette bulunmakla görevlendirilmiþtir.
14 Eylül 1980 günü Süleyman AYDEMÝR yoldaþla birlikte gerçekleþtir-
dikleri cezalandýrma eylemi sonrasýnda oligarþinin resmi zor güçleriyle silahlý
çatýþmaya girmiþler ve çatýþmada bir tank yüzbaþýsýný öldürmüþlerdir. Serdar
yoldaþ, çatýþma sýrasýnda aldýðý iki kurþun yarasý sonucu oligarþinin eline
tutsak düþmüþtür.
Olayda bir yüzbaþýnýn öldürülmesi nedeniyle 12 Eylül faþist askeri yöne-
timi çýlgýna dönmüþ, halka ve devrimcilere duyduklarý bütün kinlerini Serdar
yoldaþýn yargýlanmasýnda göstermiþlerdir.
40 gün süren tüm yargý-yargýtay ve onay iþlemleri, hiç bir hukuk kuralý-
na uyulmaksýzýn gerçekleþtirilmiþ ve idam cezasý 25-26 Ekim 1980 gecesi
infaz edilmiþtir.
Serdar yoldaþýn son isteði, zafer günü yoldaþlarýyla birlikte içmeyi tasar-
ladýðý kahveyi, cellatlarýn gözlerinin içine bakarak içmek olmuþtur.
'
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

“AB’ye bir an önce girelim de


nasýl girersek girelim”

AB’ye girelim de nasýl girersek girelim (mi?)

Cstwertskst þehrinde Marichelli Borboie adýnda ihtiyar bir kýz vardý. So-
fuluðuyla, kýz oðlan kýz oluþuyla, yaptýðý hayýr iþleriyle ün kazanmýþtý. Kafa-
sýný tek bir þeye takmýþtý. Öbür dünyada Aziz Pierre’nin elini sýkarak cen-
nete girmek istiyordu.
Fakat Tanrý, bayan Borboie’nin sabrýný sýnamak için olsa gerek onun
baþýna bir bela gönderdi. Yetim kalan yeðeni Bobillas, bayan Borboie’nin
hayatýný zindan eyledi. Bu dinsiz, imansýz haylaz çocuk, sarhoþluðu, kav-
galarý, kötü kadýnlara düþkünlüðü, iyi kadýnlarý iðfal etmesi ile Cstwertskst
þehrinin baþ belasý oldu.
Derken efendim, ülkesinin karýþtýðý bir savaþ, bayan Borboie’ye yeðe-
ninden kurtulmak için bir fýrsat yarattý. Yeðenini askere gönderecekti. Bo-
billas’ý süvari birliðine yazdýrdý. Atýna bindirip cepheye yolladý.
Bobillas askere gideli altý ay olmuþtu. Poldev ordularý sýnýrda savaþýrken
bir salgýn hastalýk Cstwertskst þehrini kasýp kavurdu.
Bayan Borboie hastalýða ilk yakalananlardan biri oldu. Ölümünü sükun-
la karþýladý. Malýný mülkünü kiliseye baðýþladý. Tanrýnýn adýný anarak öldü.
Haber þehre yayýldýðýnda herkes ihtiyar kýzýn o akþam yemeðini cennet
melekleriyle birlikte yiyeceðinden emindi.
Bayan Borboie, bu dünyada gözünü kapayýp, öbür dünyada açýnca, gök
kapýlarýnda tuhaf bir manzara ile karþýlaþtý. Savaþta þehit olan askerleri
cennete öncelikle aldýklarýndan siviller aylardýr cennet kapýsý önünde bekleþi-
yordu. Kalabalýðý yararak ve de askerlerin arasýna karýþarak birkaç defa
kapýya kadar ulaþýp, kapýdaki meleklere:
“– Beni tanýmadýnýz mý? Ben Bayan Borboie’yim...
Yaþým altmýþsekiz. Hâlâ bakireyim. Elime erkek eli deðmedi. Tanrý ve
kilise ne buyurdu, ne istedi ise yaptým. Benden istenip de yapmadýðým bir
þey kalmadý...”
Cennete ben girmeyeceðim de kim girecek, þeklinde yakarmalarý hiçbir
sonuç vermedi.
Kapýnýn önünde sýra beklemeye baþladý. O beklerken sýra sýra cennete
giren askerleri izledi. Kahroldu. Günler, aylar geçti...
Bir gün birden irkildi. Önünden geçen atlýlarýn biri, ciðeri beþ para et-
mez yeðeni Bobillas deðil miydi? Ýsyan edercesine atlýlara doðru atýldý:
“– Hey, sefil herif... Þerefsiz haydut... Sen de mi cennete giriyorsun?
! Hem de ben burada, kapýnýn önünde günlerdir, aylardýr beklerken...”
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

Bobillas, ihtiyar kadýný gördü:


“– Aðlama, seni de sokarým cennete” dedi. Belinden kavradýðý gibi atý-
nýn arkasýna oturttu.
Ýhtiyar kadýn ne olduðunu anlayamadan cennetin kapýsýna geldiler. Aziz
Pierre, askerin atýnýn terkisindeki yaþlý kadýný gördü:
“– Hey asker, durun bakalým... Atýn terkisindeki bu kadýn da kim oluyor?
O giremez!..” diye baðýrdý.
Ýhtiyar kadýn korkusundan ne yapacaðýný þaþýrmýþ, tam anlamýyla çök-
müþtü. Nerede ise attan düþecekti. Süvari Bobillas, üzengilerinin üzerinde
hafifçe doðruldu. Kalpaðýný çýkararak Aziz Pierre’yi selamladý:
“– Alayýn orospusudur, efendim!”
“– Ha pekala.. Alayýn orospusu ise mesele yok... Geçin...”
Bayan Borboie, bu muazzam alçalýþý, bir hýçkýrýk içinde sineye çekti.
Bir “bakire” ve de “Tanrý’nýn sevgili kulu” olarak giremediði cennete, “alayýn
orospusu” olarak girmiþti... Ne yapabilirdi ki... Burada niçinler, nasýllar hiç-
bir anlam taþýmýyordu...

Bu hikâyeyi, Varlýk Yayýnlarý tarafýndan 1956 yýlýnda bastýrýlan 1 TL fi-


yatla satýlan “Marcel Ayme”nin “Duvargeçen” isimli hikâye kitabýnda oku-
muþtum. Daha önce baþka olaylar nedeniyle de okuyucularýma aktardýðým
bu hikâyeyi bugün ekonomi sayfasýnda yayýmlamamýn bir nedeni var. “Çok
bekledik, çok fedakârlýk ettik... Alýnganlýk göstermeye ve de dert etmeye
gerek yok... AB’ye bir an önce girelim de nasýl girersek girelim” havasýnýn
aðýr bastýðý þu günlerde hikâyeyi sayýn okuyucularýma hatýrlatmak istedim.

[Güngör Uras, Milliyet, 3 Ekim 2005.]

!
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

Ýþte Oligarþi
ve AKP Zenginleri!
100 Milyar Dolarlýk
100 Ýþbirlikçi

[Aþaðýdaki yazý “Türkiye'nin En Zengin 100 + 4 milyar $


Kiþisi” sýralamasýný yapan Ekonomist dergisin- 1 Koç Koç Holding
den alýnmýþtýr. Yazýyý olduðu gibi yayýnlýyoruz:] 2 Sabancý Sabancý Holding
3-4 milyar $
3 ªahenk Doðuþ Grubu
4 Aydýn Doðan Doðan Holding
2-3 milyar $
5 Ülker Ülker Grubu
6 Dinçkök Akkök Grubu
7 Eczacýbaþý Eczacýbaþý Holding
8 Þarýk Tara Enka Holding
1.5–2 milyar $
9 Kamil Yazýcý Anadolu Grubu
Onlar Türkiye’nin en zengin kiþi ya da ai- 10 Ýzzet Özilhan Anadolu Grubu
leleri. Bazýlarý dünya çapýnda dereceye gi- 11 Asým Kocabýyýk Borusan Holding
12 Konukoðlu Sanko Holding
ren servetlere sahip. Türkiye’nin en çok me-
13 Ahmet N. Zorlu Zorlu Holding
rak edilen, en güçlü topluluðunu oluþturuyor- 14 Hüsnü Özyeðin Fiba Holding
lar. Ekonomist, bu yýl ikincisini yaptýðý ve cid- 1-1.5 milyar $
di bir referans olan araþtýrmasýný, bu yýl da 15 Turgay Ciner Park Grubu
büyük bir özenle gerçekleþtirdi. Türkiye’nin 16 Çolakoðlu Çolakoðlu Grubu
en zengin 100 kiþi-ailesi belirlendi. Buna ek 17 Ýhsan Doðramacý Tepe Grubu
olarak servet artýþý ile birlikte tüketim eðilim- 18 Faruk-Cengiz Yalçýn Makyal Ýnþaat
leri ve yaþam biçimlerindeki deðiþim de ince- 19 Ýsak Lodrik Enboy Tekstil
lendi. Ýþte Türkiye’nin en tepesindekiler ve 20 Kadir Has Has Grubu
21 Ahmet Çalýk Çalýk Grubu
onlarýn temsil ettiði sosyo-ekonomik grubun
22 Yýlmaz Soyak Soyak Ýnþaat
merak edilen yaþam biçimleri.
23 Salih Tatlýcý Tatlýcý Grubu
24 Kibar Ailesi Kibar Holding
ZENGÝNLER ÝÇÝN “VEYA” YOK, 25 Necati Kurmel Saray Halý
“VE” VAR 750 milyon-1 milyar $
26 Feyyaz Berker Tekfen Holding
Ekonomi biliminin üzerine kurulduðu te- 27 Nihat Gökyiðit Tekfen Holding
mel düþünce, insanlarýn elindeki kaynakla- 28 Necati Akçaðlýlar Tekfan Holding
rýn sýnýrlý, ihtiyaçlarýn ise sonsuz olmasý. Oy- 29 Boyner Ailesi Boyner Holding
sa onlar için neredeyse kaynaklar da sonsuz. 30 Demir Sabancý -
31 Ýdris Yamantürk Güriº Holding
Dolayýsý ile ekonomi biliminin üzerine inþa
32 Demir Karamancý O.Anadolu Tekstil
edildiði temel, ultra-zenginler tarafýndan sar- 33 Lucien Arkas Arkas Holding
sýlabiliyor. Onlar için “veya” yok, “ve” var. Fer- 34 Oðuz Gürsel Kiska Holding
rari ya da Mercedes arasýnda seçim yapmak 35 Ýshak Alaton Alarko Holding
zorunda deðiller. Ýkisini de hatta daha fazla- 36 Garih Alarko Holding
sýný alabiliyorlar ve alýyorlar da. Farklý kulla- 37 Kamhi Profilo Holding
nýmlar için farklý otomobillere sahipler. 38 Çarmýklý Nurol Holding
! Konut sahipliðinde de benzer bir durum 39 Sudi Özkan Özkanlar Grubu
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

500-750 milyon $ 70 Ahmet Çetinkaya Saray Örme


40 Zafer Yýldýrým Orjin Grubu 71 Hasan Aslan Ortadoðu Rulman
41 Zafer Kurºun Orjin grubu 72 Ahmet Keleþoðlu Selçuk Ecza
42 Ýnan Kýraç Kýraça 73 Ertuðrul Kurdoðlu Ata Holding
43 Selahattin Beyazýt Bayazýt Grubu 74 Nafi Güral Güral Porselen
44 Murat Vargý Turkcell 75 Yüksel Gamgam Gamgam Grubu
45 Erol Üçer Gama Ýnþaat 76 Ýmam Altýnbaþ Altýnbaþ Holding
46 Ulusoy Ailesi Ulusoy Holding 77 Molu Ailesi Karsu Tekstil
47 M. Nazif Günal MNG Holding 78 Eskiyapan Nuh Grubu
48 Nihat Özdemir Limak Ýnþaat 79 Ýlyas Özsüer Maya Ýnþaat
49 Celal Sönmez Sönmez Holding 80 Nuri Özaltýn Özaltýn Grubu
50 M.Tahincioðlu Kent Gýda 81 Adnan Çebi Makyol Ýnþaat
51 Ethem Sancak Hedef Grubu 82 Ýhsan Kalkavan Kalkavan Deniz
52 ªükrü ªankaya Yeºim Tekstil 83 Hüseyin Özdilek Özdilek Grubu
53 Ünsal Aysal Unimar 200-300 milyon $
54 Selçuk Yaºar Yaºar Holding 84 Vitali Hakko Vakko
55 Çiftçi Ailesi Çiftçiler Holding 85 Hamdi Akýn Afken
56 Firuz Kanatlý Eti Grubu 86 Burhan Silahtaroðlu Silkar Holding
57 Sadioðlu Banker 87 Nuri Akýn Akýn Tekstil
58 Recep Yazýcý Diler Grubu 88 Nevzat Kalkavan Türkom Grubu
59 Mermerci Akfil Tekstil 89 Melih Sipahioðlu Tamek Holding
300-500 milyon $ 90 C.Kaptanoðlu Kaptanoðlu D.
60 Kemal Gülman Gülman Grubu 91 Fikret Öztürk Opet
61 Aziz Zapsu Azizler Holding 92 T. Haznedaroðlu H.Ýnþaat
62 Recep Gencer Baðfaþ 93 Murat Dedeman Dedeman Holding
63 Boydak Ailesi Boydak Grubu 94 Ahmet Eren Eren Grubu
64 Ali-Ýsmet Abalýoðlu Abalýoðlu Holding 95 Barut Abdi Ýbrahim Ýlaç
65 Kemal ªahin ªahinler Holding 96 Cemalettin Sarar Sarar Giyim
66 Ýsfendiyar Zülfikar Zülfikalar Grubu 97 Bayram Aslan Ýçdaþ
67 Mustafa Baysal Baysal Tekstil 98 Gürel Ailesi Sunel Tütüncülük
68 Ýbrahim Bodur Kale Grubu 99 Fikret Evyap Evyap Grubu
69 Erdoðan Özgörkey Özgörkey Grubu 100 Türkan Özsezen Gripin

söz konusu. Boðaz kýyýsýnda bir yalý sahibi nede geçirdiklerini, iþadamlarýnýn ise sýklýkla
olmak, her zenginin gönlünde yatýyor. Türki- tekneyi býrakarak kýsa sürelerle iþlerinin baþ-
ye’nin en zengin ailelerinin büyük kýsmýnýn larýna döndüklerini anlatýyor.
Boðaz’da bir yalýsý mutlaka bulunuyor. Hatta “Rahmi Koç, Mustafa Koç, Cem Boyner,
bazý ailelerin birden fazla yalýsý olduðu bili- Ömer Dinçkök gibi isimler her yýl Göcek’te
niyor. buluþurlar. Toplu halde 3 gün-1 hafta bura-
Ancak yalý arzý artmadýðý için talep þehir da kalýnýr. Tekne davetleri verilir. Sonra her-
dýþýndaki konutlara yönelmiþ durumda. En te- kes kendi yoluna gider. Tekne ile açýlýrlar.
pedekilerin yalýlardan sonraki ilk seçimi Bey- Verdikleri davetlerden hiç kimsenin haberi ol-
koz Konaklarý gibi çok üst düzey gelir grup- maz. Hiç kimsenin haberi olmadan çok faz-
larýna hitap eden projeler oluyor. la davet verirler. Ve bu davetlere magazin
Bu kiþilerin günlük yaþamlarý ise bir baþ- basýnýnýn sýzmasýna imkan yoktur”
ka merak konusu.
Hello Dergisi Eðlence editörü Ersin Sü- FÝYATLARI “SONSUZ”
zer, Türkiye’nin en elit kesiminin Ýstanbul’daki
favori mekanlarýný, Reina, Ulus 29, Þamdan, Dünyanýn belki de en çok taklit edilen
Vogue, Hisar’da Ýskele, Bebek Balýkçýsý ve ürünü olan Louis Vuitton, 1854 yýlýndan bu
Anadolu Yakasý’nda Serdar Bilgili’nin sahip yana þýk seyahat sanatýnýn güçlü sembolü
olduðu A’jia otel ve restoraný olarak sýralýyor. olarak tanýnýyor. Louis Vuitton, Türkiye’de ilk
Tek bir farkla, onlar bu mekanlara kame- maðazasýný 1996’da Niþantaþý’nda açtýðýnda
ralar ve kameralar önünde olmak isteyen in- maðaza önünde kuyruk oluþmuþtu. Türkiye’-
sanlar evlerine döndükten sonra genellikle de de sadece hazýr çanta satmayan Louis Vuit-
hafta ortasý gidiyorlar. ton, özel sipariþ de alýyor. Çantalarýn fiyatla-
Ersin Süzer, ailelerin yazý çoðunlukla tek- rý bin 500 dolardan baþlarken özel sipariþlerin !!
KURTULUÞ CEPHESÝ Eylül-Ekim 2005

fiyatlarý tahmin edilemeyecek rakamlara çý- veliahtý Baran Süzer’in de dahil olduðu 100
kýyor. Fiyatlarý tanýmlayanlar, “1.500 dolardan Türk satýn almýþ.
sonsuza” terimini kullanmayý tercih ediyor. Þaþalý yaþama bir örnek de, Türkiye’nin
Üst fiyat limiti sonsuz markalardan birisi de önemli ailelerinden birinin özel jetinde baþ
Tiffany& Co. Þirketin yönetim kurulu üyesi hostes olarak çalýþmýþ Diana’dan:
Dilek Erten, yeni ürünlerin yýlda bir ya da iki “Yýlýn sadece 6 ayý çalýþýyordum. Ancak
kez yapýlan çok özel bir defileyle tanýtýldýðýný çalýþtýðým aylarda 24 saat her an çalýþmaya
söylüyor. Fiyatlarsa 30 bin dolardan baþlayýp hazýr oluyordum. Cebimde bir çaðrý cihazý
“sonsuz”a doðru gidiyor! vardý. Gece bir anda Milano’da alýþveriþe git-
Türkiye’de de satýþa sunulan Nokia’nýn mek isteyebiliyorlardý. Birkaç kez iþ saatleri
kardeþ þirketi Vertu cep telefonlarý da 30 bin dýþýnda ünlü ayakkabý maðazalarýna ya da
euroluk fiyatýna raðmen gördüðü ilgiden dükkanlara gittiðimiz oluyordu. Dükkanýn sa-
memnun. El yapýmý, safir kristal ekranlý, ya- hibini arayýp dünyanýn en ünlü alýþveriþ mer-
kut taþlardan oluþan telefonu, piyasaya çýktý- kezlerindeki bazý maðazalarý açtýrabiliyor-
ðý mayýs ayýndan bu yana Süzer Holding’in lardý.”

!"
ERÝÞ YAYINLARI
Eylül-Ekim 2005 KURTULUÞ CEPHESÝ

Ýnternet Adresi:
www.kurtuluscephesi.com
www.kurtuluscephesi.org
www.kurtuluscephesi.net

E-Posta Adresi:
kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyayinlari@kurtuluscephesi.org

MAHÝR ÇAYAN : KESÝNTÝSÝZ DEVRÝM II-III


THKP-C/HDÖ : TÜRKÝYE DEVRÝMÝNÝN ACÝL SORUNLARI-I
ÝLKER AKMAN: MEVCUT DURUM VE DEVRÝMCÝ TAKTÝÐÝMÝZ
THKP-C/HDÖ : OLÝGARÞÝ NEDÝR?
THKP-C/HDÖ : MARKSÝZM-LENÝNÝZM BÝR DOGMA DEÐÝL, EYLEM KILAVUZUDUR-III
THKP-C/HDÖ : THKP-C/HDÖ VE 15 YIL
THKP-C/HDÖ : POLÝTÝKLEÞMÝÞ ASKERÝ SAVAÞ STRATEJÝSÝ VE DEVRÝMCÝ TAKTÝÐÝMÝZ
THKP-C/HDÖ : GRAMSCÝ ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : REVÝZYONÝZMÝN REVÝZYONU
THKP-C/HDÖ : ULUSAL SORUN ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : “BDS”: BÝR PRAGMATÝK SAPMA
THKP-C/HDÖ : “YENݔ OPORTÜNÝZM ÜZERÝNE
THKP-C/HDÖ : ZAFER BÝZÝM OLACAKTIR! [Ankara Davasý Savunmasý]
THKP-C/HDÖ : DEVRÝM PROGRAMLARI
THKP-C/HDÖ : RUS DEVRÝMÝNDEN ÇIKAN DERSLER
THKP-C/HDÖ : ESKÝ BÝR GERÝLLANIN “EMEK”Ý
THKP-C/HDÖ : PASS VE “YENÝ ÇÖZÜM”ÜN FIRSATÇILIÐI

DEVRÝMCÝ MARÞLAR VE EZGÝLER


DÜNYADA VE TÜRKÝYE’DE EKONOMÝK BUNALIM [Kurtuluþ Cephesi Seçmeler-I]
LAÝKLÝK VE ÞERÝATÇILIK ÜZERÝNE [Kurtuluþ Cephesi Seçmeler-II]
Tarihte devrimci düþünürlerin öðretileri ile, kurtuluþlarý için
savaþým veren ezilen sýnýflar önderlerinin öðretileri baþýna bir-
çok kez gelen þey bugün de Marks öðretisinin baþýna geliyor.
Egemen sýnýflar, saðlýklarýnda büyük devrimcileri ardý arkasý gel-
mez kýyýcýlýklarla ödüllendirirler; öðretilerini, en vahþi düþmanlýk,
en koyu kin, en taþkýn yalan ve karaçalma kampanyalarýyla karþý-
larlar. Ölümlerinden sonra, büyük devrimcileri zararsýz ikonlar
durumuna getirmeye, söz uygun düþerse, azizleþtirmeye, ezilen
sýnýflarý “teselli etmek” ve onlarý aldatmak için adlarýný bir hâle
ile süslemeye çalýþýrlar. Böylelikle, devrimci öðretileri içeriðinden
yoksunlaþtýrýlýr, deðerden düþürülür ve devrimci keskinliði gide-
rilir. Burjuvazi ve iþçi hareketi oportünistleri, bugün iþte marksiz-
mi “evcilleþtirme” biçimi üzerinde birleþiyorlar. Öðretinin devrimci
yaný ve devrimci ruhu unutuluyor, siliniyor ve deðiþtiriliyor. Bur-
juvazi için kabul edilebilir ya da öyle görünen þeyler, ön plana
çýkarýlýyor ve övülüyor. Bugün bütün sosyal-þovenler, -gülmeyin!-
“marksist”tirler. Ve daha düne dek marksizmin kökünü kazýma
iþinde uzmanlaþmýþ burjuva Alman bilginleri, þimdi bir soygun
savaþýnýn yürütülmesi için son derece iyi örgütlenmiþ o iþçi sen-
dikalarýný eðitecek bir “ulusal-Alman” Marks’tan gitgide daha sýk
sözediyorlar!

Lenin, Devlet ve Devrim.