A B R A H /\ 1 H .

L A
DÜNYA EDEBİYATININ ŞAHESER
^ EL' f' iHAÎLL' ^l *
- GURUR VI AŞK tPRİÛE AND P R E .JU liC :. ■K AFİf. , ■•. ■'
* * ^ ^ S İy A H 'P A f tM A H A N A İT ;S ..£ E F İL _ E = - M O ''P E Oi.’-if '■]
A N O C T'P E R E G C W lO fT->C «IO T B A B A )* M O H lıff.H L ic

J«»Y Û k :K - T O «A M C A 'N \i- - . jL'.':eES-'IJNCLE rC M 'i 'ıL '
4İÖHTIİ* ■■■İ'.,VAR Y• CH.O‘,‘f;V • BABü.j, iR vi ■ yiCK'lt
C 0 t* te ? te L O - -' :HRIh-i!^A-'Lii-3U-Ü^<. UMİTL^-. ■_____ :■
■ ■SVİ TR
$ y Ç V tC L ^ A • K A R A t/.ÎJ'.- KAPDCŞLLR- "O 'l SA Îİr'Ü R • HUCl : ■■:■■■'■ i ■
.U(îr;;1 8a7 DE.'JZC0a ı'LINiN GOR^^tnÜ^Ü • BİR hANIMiJJ POfi^RL.V '
HO(sâUıti..».R P ftN A V ISl' a lic e HARİK.ALAR Dİ’'AR1ND'’-• A\-'IA I A • H;;
b E f:fr- rR A L T iM £ )A ?o s '‘;r E 7 i- . ■■ - ciB M iriA L “ REv-,'!-:'.* a;
l « l P L L ! î * [ ) E f jN E A D A S ■ j:.:R İA ‘ , ^ - A '.T A fO l
K A ftD E ş ıır q ıq w fe ''; b ir '■■ ■■. - a :, a îİ • B ^ fıa n t ■arpq : h ■ , - ı ■t j
\ ÎÂ M ANW5 ■BI. NGA '■ ■e .R AY i, T HIH Â V E s I •OR MA h: ■
. ı; vJ •
'flDHNARD'iî^ CURMÜ 'P E M Ö jlM LE » İD A SI • OOSTA BERLİNG £^5Afv;‘;ı •B ..DL'T'
E Ö ’ SİK V Lİ D A Ç - I M « O f i A Ü S T - K . 'ı L ? A Z A . '< _ A S - ': 'j N E S C ^ ‘
fcfl1?SE^a«.IKÇI ‘aERİigljJfi Fr.iM. t;r^ vr nrkr. ır'.; ,<;Tnc. i.-ır.ı . ^
IS V ftH • A L L A H ' R
fG jK R - K A ^ fc l

TOMJON p , . . .
YKiVAKf'fis!
U R U ^ £UG£»JtE GR^
■t\0
BÜYÜK
U | I Y
I
K â
<i
»i
05-
r
ı IVL/IVI ROMAN
^?",SSY .'■-■L
* J İ* H A R P V ' "lii
¥1» ‘ ■"
V/t
TH-îJ! fî’roî'^-j.vv'-^'i iîî
■*1 ■■i’O lı:;''^jiî;X K /Jlf;?! ■■SİHÎRLİ D;
^ ; . '. ı î x: r a ^ inTifAfi e a l
r . G£lWİİOEKfl$¥A!'‘ m
■“ ».y •'"'•■••••■••■ ;< rm A H öNDf
>.'■.' ■■■ ;i'j ufujti
asHA!«‘^şlî<DF'
5; -C' ‘ ki “i.c;

OZET-TEKNIK-KRITIK
KARAKTER ANALİ ZLERİ
YAZAR BİYOGRAFİLERİ OTUKEN

■ i- ■ 1' 'i l - / ''' .: '!’;:**• - i " , ; Milıi'jn

■ ^ K L İ
B a tı E d eb iy atın ı iyi ö ğ re n e b ilm e k için bu e d e b iy a tı oluşturan
e s e rle r ve yazarlan h ak kın d a bilgi sah ibi o lm a k g erek ir, “ 1 0 0 DÜNYA
Büyük R o m a n ' b u ih tiy a c ı k a rş ıla m a k için h a z ırla n m ış ve EDEBİYATININ
d ö rt c ilt h a lin d e o k u y u c u y a su n u lm u ş tu r. ŞAHESERLERİ
A y rıc a , birinci cild in b a ş ın d a y a z a n n
- ! 1 r: , R om ancının realite görüşü,
■ L ' R o m a n c ın a s ılç a lış ır ? ,
R o m a n a b a k ış tarzı. H ik â y e , Ü s lû p
h a k k ın d a k i g iriş yazıs ın ın d a ro m a n k o n u s u y la ilg ile n e n le r BÜYÜK
için fa y d a lı o ld u ğ u n u b e lirtm e k isteriz.
B u kitabın h e rş e y d e n ö n c e ö ğ re tm e n ve ö ğ re n c ile rle rom an
ROMAN
m e ra k lıla rın a yararlı o la c a ğ ın a inanıyoruz.

ISBN 975-437-634 ,4

376340

Abraham H. Lass

Dünya Edebiyatının Şaheserleri

100
B ü yü k R om an

Çeviren:
Nejat Muallimoğlu

Özet-Teknik-Kritik
K arakter analizleri
Y azar biyografileri

M
ÖTÜKEN

YAYIN NU: 688
EDEBÎ ESERLER: 305

1. Basım: 1980
2. Basım: 1993
3. Basım: 1995
4. Basım: 1998
5. Basım: 2003

TC.
KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
SERTİFİKA NUMARASI
1206-34-003178

978-975-437-633-3 (Tk)
ISBN 978-975-437-634-0

Ö T Ü K E N N EŞR İY A T A .Ş ?
istiklâl Cad. Ankara Han 65/3 34433 Beyoğlu-İstanbul
Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12
Ankara irtibat bürosu:
Yüksel Caddesi: 33/5 Yenişehir - Ankara
Tel: (0312) 431 96 49
İnternet: www.otuken.com.tr
E-posta: otuken@otuken.com.tr

Kapak Tasarımı: grataNONgrata
Dizgi - Tertip: Ötüken
Kapak Baskısı: Birlik Ofset
Baskı: Özener Matbaası
Cilt: Yedigün Mücellithanesi
İstanbul - 2007

İÇİNDEKİLER Takdim/ 7 Roman Nasıl Okunur? / 1 0 Don Kişot/ 23 Robinson Cmsoe / 35 Güliver’in Seyahatleri / 43 Candide / 53 Tom Jones / 64 Wakefield Papazı / 73 Gurur ve Aşk / 82 Kara Şövalye / 91 Kırmızı ve Siyah /1 0 0 Pârma Manastırı /1 0 9 S efiller/120 .

6 • 1 0 0 B üyük R o m an Nötre Dame’nın Kamburu / 1 2 9 Eugenie Grandet / 1 4 0 Pere Goriot / 1 4 4 Mohikanlar’ın Sonu / 1 5 4 Moby Dick / 1 6 2 Tom Amca’nın Kulübesi / 1 7 0 Ölü Canlar / 1 7 9 Monte Kristo Kontu / 1 8 7 Madam Bovary / 200 Oblomov / 209 Babalar ve Oğullar / 216 Picku/ick’in Evrakı / 226 David Copperfield / 233 İki Şehrin Hikâyesi / 240 .

240 Dickens. 53 . Henry / Tom Jones/ s. 23 Cooper. 209 Hugo. 100 Swift. 216 Voltaire / Candide / s. James Fenimore / Mohikanlar’ın Sonu / s. Gustave / Madam Bovary / s. 35 Dickens. Nikolai / Ölü Canlar / s. Jonathan / Güliver’in Seyahatleri / s. Honore de / Pere Goriot / s. 162 Scott. 144 Cervantes / Don Kişot / s. 91 Stendhal / Kırmızı ve Siyah/ s. 233 Dickens. Charles / David Copperfıeld / s. Daniel / Robinson Crusoe / s. V iaor / Nötre Dame'nın Kamburu / s. 43 Stendhal / Parma Manastın / s. Ivan Sergeyevich / Babalar ve Oğullar/ s. 73 Goncharov. 100 büyük R om an ■ Y a z a r l a r a G ö r e A lfa b et İk Fİ h r İst Austin. Sir Walter / Kara Şövalye / s. 82 Balzac. 64 Flaubert. Jane / Gurur ve Aşk / s. 120 Melville. Harriet Beecher / Tom Amca’nın Kulübesi / s. Victor / Sefiller / s. 129 Hugo. Charles / İki Şehrin Hikâyesi / s. 109 Stowe. 187 Fielding. 154 Defoe. 140 Balzac. 226 Dumas Pere. Herman / Moby Dick / s. Oliver / Wakefıeld Papazı/ s. 170 Turgenev. Ivan Alexandrovich / Oblomov / s. 179 Goldsmith. 200 Gogol. Alexandre / Monte Kristo Kontu / s. Charles / Pickvvick’in Evrakı/ s. Honore de / Eugenie Grandet / s.

New York’un Bro- oklyn semtindeki Abraham Lincoln Lisesi’nin müdürlüğünü yürüten Abraham H. Lass’ın üç cilt halinde birincisi 1966 yılında ya­ yımlanan bu kitabı. Türkçe öğretmenlerine. eleştiril­ mesi ve yazarları hakkında bilgi verilmesi olduğuna göre. Amerika’da milyonlarca (evet milyonlarca) sat­ . her şey­ den önce. Eğitim programlarına giren Batı edebiyatını iyi öğrenebilmenin baş­ lıca yolunun. Abraham H. Ülkemizde bugüne kadar böyle bir eser y a­ zılmamış olduğu halde. yokluğu derin bir tarzda hissedilen bu boşluğu kapatm a yolunda esaslı bir adım attığımıza inanıyoruz. New York Post. edebiyat fakülteleri ve eğitim enstitüleri öğrencilerine. Biz. Boston Traveler. The Phila- delphia Enquirer ve diğer gazetelerde yayınlandı. elinizdeki kitaba benzer bir kitabın niye şimdiye kadar yayınlanmadığına hay­ ret etmem ek elde değil. öğret­ menlik. lise öğrencilerine faydalı olmak istiyoruz. dört ciltten oluşacak 100 Bü- yü/c Roman adlı bu kitapta. Lass. Senelerce. Mr. Elinizdeki kitabın yazan Abraham H. Amerika’da. The Detroit Free Press. New York Herald Tribüne. bu edebiyatı oluşturan eserlerin tanıtılması. Lass. şüphesiz bir kayıptı. Mr. eğitimle ilgili çeşitli kitapları vardır. Batı’daki bu çeşit kitapların da hâlâ tercüme edilmemesi. Lass’ın. TaKDİM Türkiye’de benzeri pek bulunm ayan bu tür bir kitapla. ayrıca gazete yazarlığı da yaptığı ve haftada bir gün yazdığı “Üni­ versite ve Siz” başlıklı yazıları senelerce. müdürlük ve yazarlık yaptı.

günümüzdeki eleştirisiyle ilgili kısa bir yazı. Böylece. yeni rom anlar vc yeni fikirier çıktı. nasıl insanlardır? 2. üslûplar) hakkında çok şey öğrenecek. hâlâ okunuyor ve tartışılıyor. her rom an. burada tanıtılan romanlar. rom anlan okum adan önce. Romanlann. O nun iştahını aiyaklandırmak için önüne geniş kapsamlı bir panoram a koyuyor. zeki ve anla­ yışlı okuyucuları. onlar (karakter. kitabın 1974’deki yedinci baskısın­ dan yaptık. Biz bu tercümeyi. rom an türünün geliştirilmesinde hangi mevkii işgal ettiği gösteriliyor. Başlıca karakterler kimlerdir. Böy­ lece ele alınan eserin. çağdaş okuyucu ve eleştiricilerin onları nasıl ele aldıkları anlatılıyor.8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n tı. bu romanların tam am ı­ nın okum a aşkının yerleştirilmesi. . sadece öğrenciler için hazırlanmadığına da bilhassa dikkati çekmek isteriz. Birincisi: Bu kitaplarda. “Klâsikler ve ticarî kitaplar” var. büyük kitaplar ve hem en hem en büyük sayılan kitaplar var. şu şekilde ele alınıyor: 1. m em nun etmesi bekle­ nemez. Bu kitabın. bu rom anlardan. Gerçekte Amerikalı yazar. Beızıları “tohum ” kitapları rolünü oyna­ dı. lise vc üniversite öğrencilerinin bilhassa okuması gereken kitaplar arasına alındı. Göreceğiniz gibi. plânlar. Okuyacağınız sayfalarda şaheserler var. kitapla­ rın sadece birkaç tanesini okuyabilenlerde. Her yazann hayatı hakkında bilgiler. Romanlardaki başlıca hadise ve tezlerin özünün. Biz. tezler. 3. onların gerçekten nefis eserler olduğunu bir defa d aha göstermek. kilometre taşlan var. 4. ele alınan kitapların herkesi. kendisi için bir hazine gömülü olduğunu bilmesine rağmen. bu kitabı ile iki tür okuyucuya hitap etmek istediğini söylüyor. İkincisi: Bu rom an şölenindeki eserlerden çoğu­ nu tadan okuyucuya. berrak ve anlaşılır ifadelerle anlatılması. Hepsi. kendi programlarını seçmeye teşvik edecektir. inanıyoruz ki. Şüphesiz. Hepsi m odern okuyucunun mirasının bir parçası.

bir velinin. sanatkâr olduğu için mazur görebileceğimiz mağrur bir davranışı ile ne dem ek istediğini anlamaktır: “Bir romancı olduğum için. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 Eğer aralarındaki yaş ve davranış farklarına rağmen. bir ilim adamının. bir filozofun ve bir şairin üstünde görüyorum. değerlerini hiçbir zaman kaybetmeyecekle­ ri şeyler söylemeleri ve bunu sanatın gösterdiği yolla bize iletmiş ol- maları”dır. hepsinin (Word- sworth’un kelimeleriyle). D. hayatın parlak bir kitabıdır. bize kendimiz hakkında. Bu romanları okumak ve yeniden okumak. ruhun. “İnsanların fânilikleri üzerinde durdukları. şaheser bir m acerasında yer almaktır. o da. kendimi. H.” N ejat Muallimoglu . Roman. Lavvrence’in. bu rom an­ ların hepsinde müşterek bir nokta var ise.

Bir rom anda. M alaya’nm Patusan orm anlarına götürür. Penag’a. Joseph C onrad’m Lord Jim adlı rom anı. İnsan tecrübesi hakkında bazı şüphelerim iz. üzerinde d ü şü n d ü ğ ü ­ m üz bir k onunun bazı yönlerinin aydınlandığını görebili­ riz. Hangi rom an olursa olsun. zevk alm am ız için gözlerim iz önüne se­ rilir. Böylece. insanın bir yönü aydınlanır. bizi. b ir sayfa çe­ virir ve bir diğerinin dünyasm a gireriz. sanatkârın ferdî . bize hem macera. Ç ünkü h er rom an. Yi­ ne de kendi kendim izi anlam ak için bir vasıta. heyecanlı bir yolculuk boyunca Bom bay’a. dinle­ mek. Bir rom an ekseriya. nefes alm ak. H attâ okuduklarım ızı. Gra- ham G reen’in dediği gibi. Patna adlı gemi ile A rabistan’a. kendim izi ru h en yüksel­ m iş buluyoruz. Roman Nasıl Okunur? Niye rom an okuyacağız? Bin bir güçlükle dolu dünya bizim için yeterli değil mi? A m a yine. başkalarına dahi anlatm aktan zevk duyabiliriz. Batavya’ya. Bu yolcu­ luktan sonra evimize döndüğüm üz zam an. yazarın dünyasm a derin­ den bakm ak iyi olur. başka şeyler keşfetm ek gerek. Kalkü- ta’ya. eğlenm em iz. yazarın projektör ışıkları altında göz kam aştırırcasına doğrulanır. tü m in­ sanların tecrübelerindeki bazı derin “psikolojik-ahlâkî” m uğlaklıkları anladığım ız için. Bir diğer rom anda. Jim ’in. “bir eğlence” bulabiliriz. R angun’a. hem derin gö­ rüşler takdim eder. hikâ­ ye.

pekâlâ. Lucy Lovela- ce ile tanışır. bana bu hayatın bir parçasını göster. O nun keşiflerini paylaşabilm ek için. Thom as H ardy’nin okuyucularına öylesine hakaret e t­ ti ki. rom ancı B de dikey. h üküm lerini” bize anlatm asına m üsaade etmeliyiz. onun üzerinde bıraktığı direkt izle­ nimdir. yazar Jude the Obscure’ın karşılaştığı düşm anca m u ­ am eleden sonra. Adam Bede’deki Broxton Pa­ pazı. gözyaşlarını içine sindirerek harbe gider. der. okula başlar. Ölmeyen A şk’ın (W uthering H eights) ilk oyuncuları üzerinde öyle­ sine k ötü bir intiba bırakm ış olm alı ki. realitenin. Düz. Romancının realite görüşü Okuyucu tevazu içinde. 1 0 0 Büyük R o m a n » İ l görüşüdür. kendi pence­ resinden gördüğü dünyaya bakmalıyız. kronolojik çizgide giden A. Romancı A. Peter Prentice doğar. bir sayıda ilgi çekici m uğ­ laklıklardan sonra) evlenir ve ölür. Tess ve }u- de. C harlotte Bronte. "H eatcliff gibi yaratıkların yaratılm asının doğru olup ol­ m adığını bilm iyorum . iklim ini. Şahsî kanaatim . (karakter ve saiklerle bağlantılı. . bir daha rom an yazmadı. Heatcliff. Bu m etodu yakından incelem ek gerek. bu hayatın ufkî kesim ini verir. bu dünyanın “âdetlerini. “p u tp erestten pek farklı değildi”. George Eli- o t’un okuyucuları indinde. onun görüşünü engelliyor dem ektir. kahram anının hayatı­ nın başladığı yerde başlar ve bu yolda. şöyle başlayan m eşh ur cüm lesi ile kızkardeşini savundu. m eclislerini. yaratılm ası gerek­ tiğidir.” Rom ancıya onun dünyasının yaşanmayacak bir dünya olduğunu söyleyerek şikâyet etm eden önce. kendi peşin hüküm lerim iz. sonuna kadar gider ve durur. yazarla kendim iz ara­ sına giriyor. Eğer h er durum bizi hem en huzursuzluğa sevkediyor ve herkes kötü görü­ nüyorsa.

hayatın inkârı olarak görüyor­ du) arasında vuku buldu. özü görmüyorlar. Peter. onların “m ateryalizm ’ini. bir şuur anının o r­ tasına bırakacaktır. Mrs. Dalloway. "seziş inceliği”n e sahip rom ancıla­ rın. sözlerine şöyle devam etti: Hayat. sos­ yal çevrenin donuk ve kasvetli yönleri. realitenin m ahiyetinin m ânâsı üzerine. ıstırap­ larından.12 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Diğer taraftan B ise. rom ancılar ara­ sında da yarım asırdır süren bir tartışm a var. şu u ru n u n baş­ langıcından sonuna kadar çevreleyen. Bn. filo­ zoflar ve fizikçiler arasında olduğu kadar. kahram anını (ki hiç de bir kahram an değildir). Ge­ riye gidilerek Lady G rasm ere’nin garden partisinden bah­ sedilir. onun hatıralarından. Bn. Wells. "B. realiteyi kendi rom anlarının m obilyalarıyla nasıl ö rttü ğ ü n ü anlattı. rom anına son vermeyecek. Brow n’da. okuyucunun. istediği anda geriye veya ileriye gidebileceği tarzda. sim etrik bir şekilde konm uş sahne ışıkları değildir. Woolf. W oolf (böylece Rom ancı A’yı yıkar). Woolf. H. kronolojiye sırt verir ve tam ince­ lem em izin o rtasm da P eter’i ikiye ayırır. G. To the Lighthouse ve The Wa- ves adlı rom anlarında "realite” hakikatinin yattığına inan­ dığı şu u r altındaki akım ları nazik ve ustaca işleyerek ken­ . Brovi^n’da ve Bn. coşkunluklarından. "ışıklı bir hale. Lucy nezaketsiz Cyril G rasm er’e ilk defa bu p arti­ de rastlam ış. “Şuur akım ı” üslûpçularının takip edeceği yolu gös­ terdi: "Hayat. Eğer Rom ancı B oldukça m o­ dern biri ise. Bu konuda­ ki en aydınlatıcı kavgalardan biri. Virginia W oolf ile Ar- nold B ennette. bu rom ancıların. The Common Reader’deki “M odern R om an” başlıklı m eşh u r m akalesinde.” diyen Bn. insanı. Tabiî çevrenin. N e zam an vuku bulduklarını gösterm eksizin. John Golsw^orthy (Bn. yarı şeffaf bir zarf ”tır. Swami V itrananda ile bu toplantıda garip bir konuşm a yapm ıştı. Woolf. hayallerinden bahseder. öz yerine kum aş üzerinde o kadar fazla duruyorlar ki. H akikînin.

bu. Ramsey için. ki bu gayri-m ükem m el dünyada. rom ancının. B unun. rom ancının dünyasında. W oolf’un karakterlerinden biri. hem en hem en lirik bir akarsu oldu. parlak ü slûbunu geliştirdi. bir rom andaki karak­ terlerin. her şeyden önce bizi teselli etm eleridir. Tabiî. Biz. m uhayyile gücü. bir şiir re­ alitesini ele alırcasm a hareket etm elidir. Bn. ro­ m anın başarılı olm asının ilk şartı. Woolf. karakterleriyle ilgili ipuçlarını bir araya getirdiği zam an. bu ebedîlik içinde” h er şey düzelir. H eathcliff veya . kendim izi pek anlayamayız. bırakın başkalarını. Kadın. Bugün bu tü r realiteyi rom anda gören bir okuyucu. “bu huzur içinde. insanlar hakkında gizli. karakterlerin hakikî ol­ masıdır. Romanlardaki karakter B. “karanlığın üçgen şeklindeki çekirdeği”nde. bunu. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 3 dİ aydınlatıcı. bir çok rom anlardakinden veya pek çok insa­ nın kendi tecrübelerinden çok farklı bir realite. hiç olm azsa bir noktada bir­ leşirler: rom ancının baş düşüncesi “k arakterler”dir. zam an tan ı­ m ayan h âtıra ve izlenim lerin akışıdır. görünm eyen hakikati anladığım ız hayaline kapılarak huzura kavuşu­ ruz. hayat bir ân b ü tü n m ânâsını kay­ bettiği ve hareket etm eğe gerek duyulm adığı bir anda. h e ­ m en sınırsızca tecrübe yaşanacağı im â edilir. tanıdıkları arasında kendilerine benzeyenlerin bulunm am asına rağm en. onun ve Joyce’in ve birçok çağdaşlarım ızın eserlerinde. “Şuur akım ı”. ken­ di kendisini bulm asının karanlığında. belki de başlıca sebebi. To the Lighthouse’ daki Bn. O nun üzerinde duracağı taraf. hayat üzerinde galebe çalar. Okuyucu. onun ahengi. "daha fazla an­ laşılabilen ve böylece daha fazla yoğrulabilen bir beşer ır­ kı” görür ve böylece. B ennett ve Bn.

bulunarak ortaya çıkarılır. altern atif tu tu m lar arasında bir tercih yapıyorlar. o n u n sezgisiyle açıklarlar. onlar o n u n şu u ru n d a daha önceden m evcutturlar ve “loş bir tren kom partım anında karşı karşıya o tu ran yolcular gibi”. her an çok m eşguldürler. rom ancının okuyucudan. yapm asını istediği şey. bu insanlar üzerindeki tesirle­ ri nelerdir? Daha önce cereyan eden olaylar hakkında neler biliyo­ rum? Kendilerini harekete geçiren dürtülerin hangi işaretlerini sezebiliyorum? Çatışmanın (roman kahramanının içinde ve dışında) delil­ leri nelerdir? . E ustacia Vye’i tanıyabilm ek için. Onlar. Sahnede görünen bo­ yalı yüzlü kim seler hakkında kendi kendisine gayri şuurî olarak nasıl sorular yöneltiyorsa. Rom ancının dünyasındaki insanlar. diğer karakterler tarafından tartışılıyorlar. Şu hâlde. kendisini âdeta h er şeyi bi­ len Yaratıcı gibi düşünür. Onlar. hikâyedeki rollerini oynayan insanı tanım alarıdır. Buradaki “oynam a” kelim esinin dikkatli kullanılm adı­ ğını söyleyelim. aynı soruları rom andaki kim seler hakkında da sorabilir: içinde bulundukları ortamın. karakterleri yaratan ro ­ m ancı değildir.14 • 1 0 0 Büyük R om an Philip Carey veya Pecksinff veyahut Becky Sharp hakkın­ daki gerçekleri sezdiği zaman. H ardy’nin sayfalarını okuyanların. Fakat u sta bir rom ancı ve "Rom an Ü zerine” adlı yazı­ sı ile de en fazla aydınlatıcı bir tenkitçi olduğunu ortaya koyan Elizabeth Bowen’e göre. bir sahnede oynanan bir dram ı seyrettiklerini hissetm eleri gerekir. kendilerini. yazmaya başladığı zam an kendilerini. belirli bir tarzda konuşuyorlar veya konuşm uyorlar ve m eydanda bulunm adıkları zam an da.

hayata vücut veren bin ­ lerce küçük darbenin akisleri bulunan Çekov. tesadüfen söylenen bir kelim e veya işaretin.. onu nasıl görüyor? Kendisini -jestleriyle. kendisini nasıl görüyor? Diğerlerinin. Ve şayet okuyucunun sezgi gücü kuvvet­ li ise. m ektupla­ rından birinde. m elodram değil. mimikleriyle. bir kadının ellerini m asaya koyarak ayağa kalkar ve size belirli bir tarzda bakarsa. her karakterin kalbindeki sırrı m eydana çıkarabilir. bir m asada yem ek yiyor. H er okuyucu önem li hâdiseleri. karakterler izah edilebilir. kendisine söylenen bir şeyi nasıl baş­ kalarına aktardığını bilir. rom an okuyucusundan. sahnede olup bitenlerin m uğlak. bunları bilir ve işte b unun için de biz. am a yine günlük realitede vuku bulanlar kadar basit olm aları gerek­ tiğini söyler.. bunun ortaya çıkması kaçınılmaz mıydı? Ve b u n lar gibi. sadece yem ek yiyorlar. insanlar. bu kom binezonların ne m ânâya geldiklerini anlam aya çalışır. kullandığı kelimelerle- nasıl dışan vuruyor? Bu kimsenin içinde bulunduğu çatışmalar zirveye ne za­ man çıkar? Daha önce olup bitenler göz önünde tutuldu­ ğunda. İpuçları bazen çok küçüktür. yaygın bir ağız tıraş olurken çenesini kesm iş). Bu. çünkü ya­ zar böyle istiyor. Fakat H enry Jam es. belli başlı kararları anlar. Ve Foster de. piyes yazarı. m etroda karşısında o tu ran kim ­ senin yüzündeki ifadeleri okum aya çalışır (ıstırap dolu gözler. âdeta bir piyesi seyrediyor- m uş gibi hareket etm esini istiyoruz. am a aynı zam anda ya daha m utlu oluyorlar veya hayatları parçalanıyor.” der. bu da belirli bir olaydır diyor. Tabiî. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 5 Bu insan. . D ram larında. kendisini nasıl görmelerini istiyor? Diğerleri. “Ben dedikoduyu hiç sevm em . okuyucunun h er gün oynadığı oyundan biraz farklı. bir n u tu k veya cinayet kadar delil sayılabileceğini belirtiyor.” di­ yen kom şusunun. “M eselâ. Rom anlarda ise.

K ahram anların hayatlarını paylaşm ak. aynı zam anda gözyaşlarını kalbine akıttığını görü­ yoruz. Mr. Collins. kitaplardaki karakterler. Joe G argery’nin Noel partisinde yem ek yiyen küçük Pip’in. dinam iktir. insanın içinde bu­ lunduğu şartlar hakkında öğrenm ek istediğim iz bilgiyi bi­ ze verirler. çok defa. Micawber. dünyaya. “düm düz”lerle de hareket getirebilir. O kuyucunun rolü nedir? D iğerleri­ . kalplerini önüm üze sererler. ideal rom anlardaki karak­ terlerin. o ıssız adada kendisini nasıl hissettiğini ve ne düşündüğünü biliyoruz. gi­ diş gelişe bir yoldur. hiç de karakter değil. gerçi h er zam an kaçınılm azcası­ n a hareket ederlerse de. Moll Flander’in ağzından. evlendiği b ü tü n kocalarının n a­ sıl insanlar olduklarını öğreniyoruz. belirli davranış ve reaksiyonlarıyla kim ler olduk­ ları h em en bilinir. F orster’in kelim esi ile "tatsız”dır.) R om anların. küstah bir snob olarak suçlanır. O nlarla beraber âşık olur. D ickens’in karakterleri. H er zam an aynı şekilde görünürler. önceden belirlenm eyecek şekilde davranırlar. tâbir caizse. bizim hayatım ıza hayat katarlar. kendilerini.”.16 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Rom anlarda. bizi hiçbir zam an hayrete d ü şü r­ mezler. Elizabeth Bowen. Bu tü r karakterler karşısında yer alanlar ise “yuvarlak”tır. tam am en benim sediğim iz canlı karakter­ leri. ıstırap çeker. Hakikî insanlar. U riah Heep h er zam an “m ütevazı. önceden tahm in edildi­ ği üzere iyim serdir. kaç defa yem ek yenir? O nların h er biri bir “delil”dir. sadece "yuvarlak” olm aları gerektiğini söyler. Biz R obinson C rusoe’nin. Am a edebî nitelikten ö tü rü de D ickens’in karakterlerini kaybetm ek ne acı bir şey! Dehâ. (Burada h em en belirtelim ki. Bu statik karakterler. D ickens’in Büyük Ümitleri’nde. Onlar. H âm isi Lady C atherine de Bourgh ile zevk­ le hazırlanm ış bir yem ek yiyen ve adı ağzına alınm ayan Mr. kendilerine sakla­ m asını bilenlerdir. karikatürlerdir. nefret ederiz. Bn. “d ü m d ü z”dür. ağzından dökülen kelim elerle.

Karakterler. ken­ dilerinden daha büyük b ir m ânâ. onları okuyanlar kadar çeşitlidir. Sydney C arton. tahayyülî bir sem pati hissi. bizim hayat hakkındaki m erakım ızı tatm in edebilir. bir onsekizinci asır avukatı olm aktan çıkar. Aşağıda. bu işi niye yapm asın? Okuyucular. bir hikâyeyi en gayri-m untazam bir şe­ kilde anlatm asını gerektiriyorsa. eğer mizacı. bizim m u ­ hayyilem izde büyüdükçe ve sem patim izi kazandıkça. hiç olm azsa. fakat okuyucunun kafasında im ajlar bırakmalıdır. Karakterlerin belirtilmesi Bir hikâyeyi anlatan insan bir ressam değildir. H er rom ancı. artık. bu kontrol noktalarının kısa bir listesini b u ­ lacaksınız. süratli bir parlaklıkla anlatılır: . Çok derin edebî analize gir­ m eksizin. Romancı nasıl çalışır? George Eliot dedi ki: “Bir yazar. kendine has b ir tarz­ da ulaşır. bizi eğlendirdiği m ü d ­ detçe. rom anlar. Gurur ve A şk’da (Pride and Prejudice) Bay ve Bayan Ben- net. rom anını bizi zevklendirm ek için yazan rom an­ cı. bu noktaya. hayattan da büyük bir m ânâ ifade ederler. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 7 nin dünyasını anlayabilm ek. bilhassa kim senin ziyarete gelmediği sabahlar. T horeau’n u n Wal- d en ’de yaptığı gibi. kendi kendilerine arkadaşlık ederler. R om an okuyucuları.” Hiçbir rom ancı diğerine benzem ez. beşer değerlerini kavrayabilme. çok defa kendi kafalarında esneklik b u lu n ­ m adığından canlarının sıkıldıklarını hatırlasınlar. b ü tü n o cana ya­ kın m ü srif ve âvârelerin ve kendi kendilerini feda eden ro ­ m antiklerin bir sem bolü olur. m uhtem elen.

bil­ gisiz ve gayri-muayyen huylu biri idi. alaylı bir mizah hissi. kızlarını evlendirmek. bir gelin olarak da. "Emma Bn. b ü tü n dünya. ne tavırlan. Bennet. Gerçi Elton. onun par­ lak ve zarif bir tarafı olmadığını sandı. Ha­ yatının bütün işi. kendisinin sinirli olduğunu sanırdı. Pip’in. Kendisini hoşnut his­ setmediği zaman. ama ne vücudu. bir yaban­ cı. yazar Bn. ama zarafeti yoktu ve hattâ genç bir kadın. öylesine zengin ve h issî bir teferruatla yeniden yaratır ki. tesellisi de. ilk defa nasıl gördüğünü şöyle anlatır. Em- m a’nm Bn. Emma’da.. daha fazla zevklenm ez m isiniz? Bn. ağırbaşlılık ve kapris g i­ bi küçük parçalardan oluşan öylesine garip bir birleşimdi ki. sıcak ekmeğini. diğerle­ rini ziyaret etmek ve dedikodu idi. Büyük Ümitler'de (Great Expectations) Dickens. Elton'u hiç de sevmedi. Kadın. yirmi üç senelik tecrübeden sonra dahi onun ka­ rakterini anlayamıyordu. Trabb’m dükkânını ziyaret edişini şöyle anlatır: "Mr. insanı rahatlatıyor­ du. E lton’u. El­ ton hakkında da çok şey anlatıyor. M e­ selâ.. A usten ile işbirliği yaparsanız. kansı. yeni bir elbise için ölçü aldırm ak üzere JVIr. rahatlatıcı fazla bir tarafı da bulun­ madığına hemen hemen emindi. Huyu. insanla­ rı. ne ses tonu zarifti. A usten. Ben içeri girdiğim zaman (Trabb'ın işçisi çocuk) dükkânı süpürüyordu ve çöpleri onun üzerine doğru süpürerek . Trabb.zavallı Bn. oldukça iyi. her şeyi kötüye çeken. yüzü. Eğer. üç yün yatak gibi kesmiş ve battaniyeler arasına tereyağı sürerek kapatmak üzere idi. m uhata­ bında derhal hatâ bulacak tiplerden değilse de." Em m a W oodhouse’m H artfieid’deki bu dünyası -Jane A u sten ’in dünyası hakkında olduğu kadar. sanki onun icadı im iş gibi görünür. hiç de çirkin değildi.18 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Mr.

Görüş noktası Percy Lubbock şunları yazıyor: “Rom ancılık m esleğin­ deki nazik m etod m eselesi.. kendi kurallarını getirir.gözlerini nasıl kullandığı­ nın pek önem i yoktur. tarafsız veya taraflı bir m üşahit olarak dışarıdan veya m uhtem elen. Bizim için.” . hem devam lı olan bir dünya getirebilsin. rom ancının. rom ancının. karak­ terlerini. rom ancı­ nın şevk ve heyecanını anlam aya çalışmaktır. görüş noktası. hikâyede bir görüş no k tasına sadık kalm asını ve keyfî olarak yer değiştirm e­ m esini tavsiye etti ise de." Ve bunlar gibi. bizim gözlerim iz önüne hem m uhtem el. rom ancının ahlakî adeselerine bağlıdır. fotoğraf m akinesi. havada uçuyormuşçasına masa üzerine yaydıktan sonra.. h er zam an. rom ancının. kumaşın parlaklığını bana gösterdi. Raftan bir top kumaş indiren Mr.” Lubbock. h er şeyi bilen bir kuvvet olarak içeri­ den anlatabilir. berrak olmak. hikâyeyi anla­ tanın hikâye ile olan ilgisi m eselesi etrafında döner. Trabb.. oldukça iyi bir tarzda. Eğer berrak olam azsam . O nun bize gösterecekleri. O kuyucunun yapacağı ilk şey. yeter ki. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 19 emeğini tatlılaştırdı. Gerçi H arry Jam es. Stendhal. Rom ancılık M esleği’nde rom ancının. bir defadan fazla yer değiştirdiği hâlleri göste­ rdi: dehâ. Yine diğerlerini harekete geçiren saikleri bilm eyen bir karakterin görüş noktasından hareket edebi­ lir.. b ü tü n dünyam parça parça olur. Balzac’a m ektubunda diyordu ki: “Ben sade­ ce bir tek kural görüyorum . Froster.

m evcut olduğu için. hikâye ve tez.2 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Plân. Tez Bunlar. Veya F o rster’in zevklendirici basitleştirm esi ile: “Kral öldü ve sonra Kraliçe de öldü. "Ve ardından ne oldu?" sorusunun cevabıdır. Ve bu da bizi. ondokuzuncu asırda. m antık dışındaki ifadeleri veya sebep­ leri olm aksızın hiçbir şey ifade etm ez. hem en hem en h er şey. Hikâye. üslûp m eselesine getiriyor.” hikâyedir. The Princess Casamassima’ya yazdığı takdim yazısında Lionel Triling. yazann niye anlatmak istediğini belirtir. “Kral öldü ve ardından Kraliçe de kederinden öldü. rom an­ cının şahsî görüşü. sebebinin gösterilm e­ sine bağlı. hepsinin özü olan bir şey. Bu. niye öyle olduğunu anlatır.) H er şey. Muhteşem Gatsby’nin çatısı. Kır­ mızı ve Siyah’m . . Tez. Eğer yazar onları iyi kul­ lanırsa. buyurun. oynanacak kelimeler. (Bunun için henüz bir tezim iz yok. okuyucu onlara dikkat etm ek m ecburiyetinde de­ ğil. m u h telif ülkelerde yazılan bir hikâyenin plânını anlatır: Bir vilâyetin m ütevazı h a ttâ esrarengiz bir ailesin­ de dünyaya gelen bir delikanlının. kendisinden başka bir m azeret tanım ayan şairâne bir ifade. Fakat ders kitabı terim lerinin kötü ve hoyratçasına kullanıldığına dikkat etti iseniz. bu belirli hikâyeyi. sosyeteye nasıl girdiği­ nin hikâyesi. Plânı. B ununla bera­ ber.” plândır. rom anı değer­ lendirecek bazı tarifler. Büyük Ümitler’in. şu veya bu şekilde. H enry Jam es’in. plân. Hikâye.

Journals’ında. bir yazarın m esleğini nasıl ele aldığı hakkında şunları okuyoruz: Sophie Andreevna dedi ki: "Turgenev. olduğu gibi. niye artık yazmıyorsun?' Cevap verdi: 'Yaz­ mak için. yaşadığı dakika­ dan başka bir şey görmeyen. mazi hakkında hiçbir şey ha­ tırlamayan bir bebek veya çılgın gibi görm eli. Bu konudaki en eski söz. kendi vücudundan bir parçasını hokkada bırakmadıkça yaz- m am alıdır" “Ah. R uslar böyle d ü şü n ü r!” dem em eniz için. Şimdi yaşlandım ve artık âşık olamam ve işte bunun için de yazmayı bıraktım . rom an yazm anın ne dem ek olduğunu bir başkasının kalem inden okuyalım.'" Ve kendisinden bahseden Tolstoy. kendisine sordum: 'Ivan Sergeevich. şöyle der: "Romancı çevresini kabaca. çaresizlik içinde der ki: "Bir kimse. kalemi mürekkep hokkasına batırdığı zaman." Söylenecekleri söylemeye çalıştık: Romancı. A rnold B ennette. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 21 Üslûp Leo Tolstoy’un Tolstoy ile Konuşmaları’nda. basitçe. ölümünden uzun bir zaman önce Yasnayalarda kaldığı zaman. her zaman biraz âşık olmam gerek. okum a­ m ız için. h er sayfayı bizim için im zaladı. . Buffon’a ait olanı: “Ü slûp in san d ır” bugün hâlâ en doğru bir söz. câhilce görme yeteneklerine dört elle sanimalı.

Lass . Abraham H. Şimdi biz artık. Bir rom anı nasıl okuyacağız? Bundan basit bir soru düşünülebilir mi? Sol tarafından iyi ışık gelen bir koltuğa göm ülecek ve kitabın sayfasını çevireceğiz. kitabın başında yönelttiğim iz soruya dönü­ yoruz. bir insanın dünyasına girdik.2 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Ve şimdi.

k ad ın ı. Master Nicholas: Köy b e rb e ri.ta k m a adı) R om anın k a h ra m a n ıd ır. D on Q u ix o te’u n a k lî b o ­ z u k lu ğ u n u d ü z e ltm e ğ e çalışır. k o cası g ibi b a s it. Pero Perez: D on Q u ix o te’u n k ö y ü n ü n p a p a z ı. Maritornes: Köy o te lin d e g a rs o n lu k y a p a n b ir kız. Sancho Panza (P an za -k arın v e y a göbek-) D on Q u x io te'ın u şağı. a r is to k ra tik b ir a ile d e n d ü n y a y a g elm iş asil b ir h a n ım o la ra k g ö rü r. Dulcinea del Toboso: (Don Q u ix o te’ın A ld o n za L o ren zo ’ya v erd iğ i isim ) İriy arı b ir k ö y lü kızı: D on Q uixote. h a y a ta p ra tik a ç ıd a n b a k a n b u k ö ylü. y a p m a c ık n e d ir b ilm e y e n b ir k ad ın . k e n d is in in . Juna Panza: (11. . Kitap Don Quixote (A lonso: Q u ija n o ’n u n -ki b u so y adı m u h te lif şe k ille rd e te lâ ffu z ed ilir. m u h a y y ile sin d e . Don Kişot Yazan: Miguel de Cervantes Saavedra (1 5 4 7 -1 6 1 6 ) Başlıca Karakterler I. se y ­ y a r s ila h ş ö rle rin s o n u n c u s u o ld u ğ u n a in a n a n b u y aşlı c e n tilm e n in â d e ta a ç lık ta n ve h a s ta lık ta n z a y ıfla m ış b ir g ö rü n ü m ü v a rd ır. b a s itlik ve k u rn a z lığ ın k a rışım ın d a n o lu şa n b ir k a ra k te ri v a rd ır. K itap ta k e n d is in d e n T e ra s a d iy e b a h s o lu n u r) S an ch o ’ n u n k a n s ı. e fe n d is in in ro m a n tik id e a liz m in in k a rşı k u tb u n d a y e r alır.

fa k a t e b e v e y le rin in z o ru ile F ern an d o ' ile n işa n la n d ı. Lotairo ve Camila: C a rd e n io 'n u n . “K endi Y ararını D ü ş ü n m e ­ y ec e k K adar M eraklı Bir A dam ın H ik ây esi”n d e k i k a ra k te rle r. Q u ite ria 'y a â ş ık fak ir b ir köylü. Luis: C lara’y a â ş ık g en ç b ir cen tilm e n . n a z ik ve sevim li. Clara: Ju a n 'ın kızı. Rozinante: D on Q u ix o te’u n zay ıf. D on’a y a p ı­ lan b ü y ü k b ir o y u n d a rol alır. Juan Perez de Viedna: Ş im di b ir h âkim o la n K ap tan ın e rk e k k a rd e şi. Quiteria: G am ach o ile n işa n lı b ir kız. Altisodora: D on Q u ix o te’a âş ık m ış gibi h a re k e t e d e n b ir kız. Doktor Pedro Recio Tirteafuera: S an ch o ’n u n B a rataria v aliliğ in i y a p ­ tığ ı sıra d a k i ö z e l d o k to ru . k e n d is in i b ir A lm an h acısı d iy e ta n ıtır. Ricote: M oriscolu b ir m ü lteci. Roque Guinart: K atalo n y alı b ir eşk ıy a. Camacho: Z en g in b ir k ö ylü. ü n iv e rs ite ta le b e s i.2 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Gines de Passamonte: D on Q u ix o te’u n k u rta rd ığ ı b ir k a d ırg a k ö lesi. Cardenio: L u scin d a'y a â ş ık c e n tilm e n b ir d elik an lı. D on’a. n. Zoroida: F aslı b ir kız. o n u n la C e z a y ir’d e a y rıld ı. Dük ve Düşes: D o n ’u n ev sa h ip le ri. Aselmo. Basilio. Don Lorenzo: D on D o eg o ’n u n oğlu. D ü şe s’e re fa k a t e d e n d ad ı. Dona Rodriguez de Frijalba. H ıris­ tiy a n o lm a k istiy o r. b ü tü n em eli b ir ş a ir olm ak . K itap ta g ezici b ir k u k lacı o la ra k g ö rü n ü r. Cid Hamete Benengali: C e rv a n te s 'in . Luscinda: C a rd e n io 'y u se v iy o r. II. k a b a şa k a la rd a n h o şla n ır. s a rs a k atı. Dorotea: (Don Q u ix o te ’ın P re n se s M icom icona d iy e b ildiği kız) F e rn a n ­ d o ta ra fın d a n a ld a tıld ı. . o ld u k ç a acı ve k ab a şa k a la r y a p ıy o rla r. Don Diçgo de Mirando: Z engin b ir köy a ğ a sı. b ilg isin in k ay n ağ ı o la ra k g ö s te r ­ d iğ i ta h a y y ü l! b ir A rap tarih ç isi. Ruy P e re z ’e âşık. Fernando: K ad ın ların g ü v e n e m e y e c e k le ri g enç b ir a s ilz a d e . Kitap Sanson Carrasco: S alam an ca Ü n iv e rsite s i'n in y irm i d ö r t y a şın d a k i b e k â r b ir ö ğ re n c isi. Dertli Duenna: D ü k 'ü n h iz m e tç ile rin d e n b irin in ta k m a adı.

Kendisini. bu­ nu da. ken­ disine bir iki defadan fazla görmediği ve hakkında hiçbir şey bilm ediği. bu rolünü. k e n d is in i b ir A rap k a p ta n ı d iy e ta n ıtır. paslı bir kılıç. aristokratik bir ailede dünyaya gelmiş güzel ve faziletli bir hanım olarak canlandınr Kendisi için de Don Quixote (Don Kişot) ismini seçer. zararsız bir çılgın olduğunu sanan han sahibi. başka birinin yapması ge­ rekecektir. Aynca. Lord'dan. hanın diğer misafirlerini de eğlendire­ rek mükemmel bir şekilde yerine getirir Köyüne dönen yeni . kendisine eski bir zırhlı elbise. 100 büyük R om an • 25 Don Antonia Moreno: B acelonalı z e n g in b ir c e n tilm e n . önceki çağ- lann şövalyelik müessesesinin canlandırılması gerektiğine ina­ nır. kendisi yapamayacağından. Yolcunun. Macera peşinde yola çıkan Don Quixote. basit ve kaba bir köylü kızını seçer. macera peşinde gitmeğe başlar. bu tür edebiyata öylesine verir ki. diğerleri üzerinde izlenim bırakıcı Dulcinea del Toboso adını verir. Kitap Onaltıncı asır Ispanya'sında La Mancha bölgesindeki kü­ çük bir köyde. ona resmen şövaJye unvanının verilmesidir ki. Anna Felix: R ico te'n in kızı. Rozinan- te adındaki bitkin ve sarsak bir ata binerek. ba­ şına miğfer olarak geçirmek üzere bir berber tası alır. muhayyilesinde büyük bir şato olarak canlandırdığı bir hana rastlar. onu kendi muhayyilesinde. yapılması gere­ ken tek şey. devlerle çarpışan ve ejderhalon ö l­ düren eski romantik çağların seyyar şövalyelerinin hayat hikâ­ yelerini okunnak olan Alonso Q uijano adında bir centilmen yaşar. Böylece. karşılaştık- lan tehlikelerden kurtaran. Hikâye 1. O n a. Şimdi. yâni. başlıca zevki. resmî bir merasimle şövalye yapmasını ister. hanın sahibinden kendisini. okuduğu hikâyelerdeki bütün seyyar şövalyeler aynı zamanda âşık olarak da gösterildiğinden. genç kız ve hanımlan.

ikinci derece- dekiler. Bu tür başlıca maceralardan biri. Sancho Ponza adında bir köylüye rastlar. genellikle tuhaf ve gülünçtür ve kötü neticeler verir. Bu mace­ . döner kollu devler sandığı. Meselâ. mükâfat o la ­ rak bir ada bahşedeceğini ve bu adanın valisi yapacağını vaadeder. kendisini haklı çıkarmak için. Yine bir gün. ikinci derecedeki bir diğer macera da. Değirmenlere hücum eden Don Quixote ve Sancho. onun kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister ve şövalyelikle büyük bir servet kozandıklan zaman Sancho'ya. bir handa kaldıklan sırada. değirmen veya şarap tulumlan şeklinde görünüy­ orlar. imalâthanedeki makinelerin çıkardığını anlarlar. Başlarından. bazılan o kadar meşhurdur ki. burada bahsedilmeyecek kadar çök. herkesin bildiği bu m aceralar atasözlerine ka­ dar geçmiştir. Karşısına çıkan devler. "değirmene saldırmak" sözü. daha inandıncı. geceki ürkütücü sesleri. çünkü kötü niyetli büyücüler.2 6 • 1 0 0 Büyük R om a n şövalye yolda. İkisinin başlanndan geçen maceralar. bir dizi yeldeğirmenine mızrağı ile saldır­ masını hatırlatır. bu şarap tulumlarına hücum eder Hatâları kendisine gösterildiği vakit. iki genç âşığın kilisede resmen evlenebilmeleri için karşılaştıklan engellerle ilgilidir. yüksek ölçüde romantik bir m acera­ ya dönüştürür. Yine. günlük hayatta vukû bulabilecek olaylar olduklann- dan. en gülünç durum larr bile. "Şato"ya hücum etmek için günün ağarm a­ sını beklerler. kimsenin aksini iddia edemeyeceği tarzda cevaplar verir.sayıda macera geçer. Don Quixote ve Sancho'nun maceralarında. ama daha hücuma geçmeden. şato sandıkları ve içinden ürkütücü seslerin çıktığı bir binaya rastlarlar. Cezayir'deki Faslılar'ın elinden kaçan bir İspanyol harp esiri­ nin. beraberinde güzel bir Faslı kızı da getirmesidir. Bununla beraber. kahraman düşmanlarını (yani Don Q uixote'i) aldatmak için onların şekillerini değiştiri­ yorlar. Don Q uixote'in muhayyilesi. Don Quixote şarap tu- lumlanndan damlayan şarapların kan olduğunu sanarak. Don Quixote.

aklı hâlâ ye­ rinde değildir. evindekiler ve yeğeni. kötü niyetli büyücülerin ona büyü yaptıklannı ve şeklini değiştirdiklerini söyler. muhayyi­ lesindeki hanımefendi ise. Don Quixote ve Sancho. Sancho'ya. Don Quixote'ın söyledikleri gayet ciddiye alınacak kendisi Sir Lancelot veya Sir Rolan imişcesine eğlendirilecek. eğer bu köylü kızı. gü­ zel hanım Dulcinea'yı bulmak üzere Toboso'ya giderler. Sanc­ ho. onun hayret uyan- dıncı maceralannı işiten ve kendisine kaba şakalar yapmaya karar veren Dük ve Düşesin şatosuna ulaşır. Oynanacak oyu­ na göre. hanımı Dulciriea'nın. Don Quixote'ı bir kafese girmeye ikna eder ve bir öküz ara­ basıyla geri getirirler. artık efendisinin. Daha sonraki bö­ lümlerde. Sancho. sıkıntı ve ümitsizlik içindeki hanımlann dertle­ rine çare bulunması için Don Quixote'tan yardım istenecek. hürmet edilecek. bir köylü kızını aristokratik bir hanımdan hâlâ ayırabildiğinden. tek­ rar yola çıkarlar. Dük'ün komik rolünü oynayacağı fakat Don Quixote için gayret ciddî görüneceği bir piyes sergilenecek. İlkin ne onun ne de Sancho'nun gördüğü. evine dönmesini istediğini söyleyerek. Şövalye Don Quixote. Dük'ün şa­ tosundaki delikanlılann ve hizmetçilerin de yer aldığı bu oyun­ . sıhhatini yeniden kazanırsa da. rastladıklan ilk köylü kızın Dulcinea olduğunu söyler. şimdi şaşkın ve halsizdir. bu aldatışını pahalı bir şekilde öder. Bir müddet sonra. onun güvenli­ ğinden endişe etmeye başlarlar. Don Quixote. II. romandaki karakterlerin birbirlerine anlattıkları eğlendi­ rici hikâyelerle genişletildiğinden. 1 0 0 Büy ü k R o m a n • 2 7 ralar. kı­ sacası. her şeye inanacak kadar çılgın olduğunu sandığından. Don Quixote bir sürü maceradan sonra. Kasaba berberi ve papazı. hikâye içinde hikâyeler var­ dır Bu arada Don Quixote'ın ailesi ve dostlan. onu tekrar aralarında gör­ mekten sevinir ve iyileştirmeye çalışırlar. Kitap Don Quixote.

fakat Sancho zamanı geldiğinde. Don Quixote'ın. yatağa düşer. için bir ada verir. okuma yazması olmayan basit bir insan ise de. Don Quixote. Sancho'yu derhal kır­ baçlamaya hazırdır. bu projesini uygulamasına imkân vermez.2 8 • 1 0 0 B üyük R o m an da. kır hayatı ile ilgili şiirlerde an­ latıldığı tarzda bir hayat süreceğini söyler. Düelloyu Sanson kazanır ve Don Q uixote'a evine dönerek bir sene silâh taşıma­ masını emreder Don Quixote. fevkalâde güzel periler ve korkunç cadılar da vardır. Sancho'ya yaptığı bir vaadi de ye­ rine getirerek. Fakat hastalık. Sancho'ya yönetmesi. aptal değildir. fena halde dövülür. mağlûp olan. Don Quixote'a Sancho'nun poposuna üç bin üç yüz kırbaç vurulmasına müsaade ettiği takdirde. Sancho. Köy halkına. Sancho. Oyun sırasında. artık çobanlık yapacağını. dürüst ve akıllıca yürütün Bununla beraber. Bir şövalye gibi giyinen Sanson. na­ musluca yönettiğini ispat etmek için de. üzülürse de sözünde durur ve hatta. Don Quixote. Dulcinea'nın bü­ yüden kurtulacağı söylenir. . valiliğe başlamadan önce cebinde beş parası bulunmadığını ve aynidığı zaman da meteliksiz olduğunu söyler Nihayet. galip gelenin emirlerine riayet etmeye söz verdiği takdir­ de. Don Quixote artık hayallerini red­ deder. Don Quixote'u bir düelloya davet eder. kırbaçtan kurtulmasını bilir. on iki günlük yönetimden sonra. Don Quixote. bu ceza­ yı kendisinin uygulayacağını söyleyerek. vasiyetini söyler ve aklı başında bir Hıristiyan olarak son nefesini verir. Dük. görevinden istifa eder. yeni "vali"lerine itaat etmeleri söylenir. sevdiği yemeklerden hiç birisini yemesine müsaade etmeyen resmî doktoru kendisine ıstırap çektirir Köye sahte bir hücum düzenlenir ve Sancho. çevresindekileri hayrette bırakarak birdenbire tamamen normal bir insan halini alır Sancho efendisine beraberce ço­ banlık yapmalan ve Lady Dulcinea'nın tekrar peşinden gitmek için iyileşmesini söylerse de. Sonunda. Barata­ na denen bu "ada" Dük'ün malikânesinin sınırlan içinde bir köydür. görevini. kendi kö­ yünden Sanson Carrasco adındaki bir genç sayesinde aklî durumunu düzeltir.

şövalye­ lik artık kaybolm uştu. ona pek az sem pati d u ­ . kahram anı karşısındaki m uğlak tu tu m u ­ nu anlam aya çalışırken. Tabiî. C ervantes’i bugün okuyan biri. yazarın ölm üş eşeği kam çıladığını sanabilir. B unlar arasın­ da en fazla okunanı. C ervantes’ten bazen. “Le chevalier sans p eu r et sans reproche” (kusursuz ve korkusuz şövalye) diye bilinen Bayard 1524’de öldü ve C ervantes’in patron ve hâm isi AvusturyalI Don John da. C ervantes’in. Bu kitapları. A riosto’nun. Fakat onu bu açıdan görm ek. şövalyelerin başların­ dan geçtiği söylenen m aceraların hakikatten son derece uzak olduğunu idrak etti ise de. Am a onaltıncı asırda. haçlı seferlerine katılan en son şövalyelerdendi. onun görüşünü çok basitleştirm ek olur. Böylece kendisinin hazırladığı oyunlarla kendisini gülünç d u rum lara soktuğu zam anlarda. bu tü r kitaplar popülerdi. fakat yine de. okuyan pek bulunm adığından ve Kral A rth u r gibi bir kim se dahi artık çocukların m uhayyileleri­ ni harekete geçirm ediğinden. C er­ van tes’in kendi karakterinde. günüm üzde bilginler ve uz­ m anlar dışında. şövalyeliğin ro m an tik gelenekleriyle alay ederse de. onlara olan sem patisini de devam ettirdi. onun bu kararsızlığını da gözö- n ünde b u lu n d u rm ak m ecburiyetindeyiz. Gerçi Don Q uixote. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 9 Eleştiri Don Kişot’un diğer özellikleri ne olursa olsun. şöval­ yeliği alaylı bir tarzda hicveden bir eser olduğundan şüp­ he edilem ez. hiç de küçüm senm eyecek ölçüde şövalyelik vardı. sadece gülünç bir insan. C ervantes. o rta çağların ideallerine ölüm darbesini indiren adam diye bahsolunur. D on Q uixote. K itabın bazı bö­ lü m lerin d e. alayları ve hicivle­ riyle. 1532’de yayım lanan Or- lando Furiose (Öfkeli Orlando) adlı kitabı idi. karakteri eski idealle geliştirilen insanlar hâlâ görülüyordu veya kısa bir m ü d ­ det öncesine kadar vardı.

b ü tü n çılgm lıklarm a rağm en. ağırbaşlı nazik. Avellaneda tarafından yazılm ış uydurm a hikâyeler var. . Sonra. alayın. ekseriya hikâyenin başlarm da rom an geliştikçe. sevm iştir. diğer­ lerinin gerçek olm ayan hikâyelerine karşı bizi ikaz ederek. aşağı seviyede bir kom edi veya sahtekârlık değil. Don Qu- ixote hakkında. Benengeli’nin güvenilir bir tarihçi ol­ mayacağını ikaz etm esine rağm en. Don Q uixote’m.3 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yuyoruz. C ervantes. hikâyenin kaynağı ola­ rak onu gösterir. realite ve hayalin m ahiyetinin felsefî bir araştırılm a­ sı olarak düşünülebilir. ta- hayyülî Arap tarihçisi Cid H em ata Benengeli m eselesi vardır ki. D ük’ün şatosu­ n a geldiği sırada. H er bölüm de bu m esele ile karşı karşıyayız. İlkin (kolaylıkla görm em ezliğe gelinecek). Bu kitap. Kitapta. böylece. kapıldığı hayallerden ö tü rü sevmeye başlıyoruz. Don Q uixote. şövalye­ lik taslam asına rağm en değil. vakur ve h ü rm ete değer bir insan olarak yücelir. Bu bö­ lümler. çevresindeki D ük ve D üşes gibi aklı başında insanlar zalim ve bayağı görünürler. Kısacası. C ervantes. Biz şim di bu eski şövalyeyi. gayet İnsanî ve öğreti­ ci bir komedidir. ahm ak ve ihtiyar bir adam dır ve başm a gelenlerden tam am en kendisi m esuldür. Bu gibi hallerde. kendi hikâyelerine bile tam am iyle güvenilem eyeceğini söylem esine rağm en. m izahın sevgi ve m erham ete çok yaklaştığı. yaradılış­ tan vakur ve haysiyet sahibi bir insan olduğu anlaşılır. Ö te yan­ dan. artık okuyucu kendisini tam am en be­ nim sem iş. kendisine saygısı olan. şefkat ve anlayışla yum uşatıldığı. kahram anın gerçek şaşaasını kıskançlıkla küçültm ek istem iş olabilir. D on Qu- ixote. şu halde bir kom edi olm a­ sına rağm en. Bil­ h assa II. C ervantes. kendi anlattığı hikâyelerin doğru ol­ d u ğuna okuyucuyu hem en hem en inandırıyor. En ciddî bir noktadan ele alındığı takdirde. bize bunların m asal olarak red­ dedilm esi gerektiğini söylüyor.

şüphesiz. Don Q u ixote’ın çılgın hayalinin âdeta gerçekleşm işçesine hareket etm elerini em reder. onun bu rolü. hisseder ve hareket ederlerse. artık âdeta şairm iş gibi hareket etm ez. A rdından. o da ne yaptığını tam am en bili­ yor. istedi­ ğini yapar ve diğerleri birer aptal rolünde görünürler. fakat gayet sam im î bir şekilde yapılan bir teklifi de red­ detm iyor. taklit ettiği şeyi yaratm ış oluyor. şövalyeliğin artık hem en h e ­ m en hiç kalm adığını söylem ekle beraber. Böylece. tıpkı Süperm en rolünü oynayan bir çocuğun kendi oyununun kendisini al­ datm adığını bildiği gibi. Sancho’ya gelince. çevresin­ dekilere ve birkaç bin kişinin yaşadığı bir köy halkına. inanılm ayacak şekilde gerçekleşi­ yor. görevini öylesine ciddiye alır ve "ada” . Kendi yaşadığı soysuzlaşm ış çağda. onun belki bir rol yaptığını. 1 0 0 B ü y ü i İ R o m a n • 31 Realite ve hayal m eselesi. M ark Van D oren. Don Q uixote’un realitesinin. Diğer zam anlarda. kendisine sadakatle hizm et ettiği takdirde. tem kinli ve zarif hareket ediyor. realite dünyasından sıyrılarak bir hayal dünyasına daldığı zam an­ lar var. pek inanmıyor. bir adanın valiliği ile m ükâfatlandıracağı vaadini ele alalım. onun tek saplantısıyla ilişkili olm ayan b ü tü n konularda. Üstelik. Don Qu- ixote’un. psikiyatrik standartlara göre. eğer fevkalâde şiirler yazabilirse. boşuna giden bir hareket de­ ğildir. aklı başında bir insan. kendisini. şüphe içinde. Realite. Sancho. Sancho’n u n bu hayali. herkese kabul ettirm esi gerçekten hayret uyandırıyor. Gayet k ötü bir şaka yapmayı düşünen Dük. D on Q uixote’ın şövalyelik karşısındaki tu tu m u bu. realite­ de de bir şövalye olacaklarını anlatıyor. insanlar. Meselâ. neyin realite olduğunu ayırm ak zorlaşıyor. in­ sanların yaşadıkları hayal dünyasıdır. şöval­ yeler gibi düşünür. neyin h a ­ yal. şu soruda daha da ısrarlı bir şekilde ortaya çıkıyor: D on Q uixote ne derece çılgın bir adam? G erçekten. Sanc- h o ’yu. zira böylece. Ken­ disinin bir şair olduğunu sanan bir kim se. Böylece Don Q uixote.

beraberce güzel D ulcinea’yı yeniden aram a­ ya koyulacaklarını söylüyor. bu hikâyenin göz alıcı noktalarından biri. biz bu iki kişiyi. Belki b ü tü n bu hayallerinin birer oyuncak olduğunu biliyordu. birbirinden kutuplar kadar uzaktalar. A rtık alay edilen insan D ük’tür. Aylarca aynı tecrübeleri paylaş­ tık tan sonra. R om anın nihaî istihzası. Ö lüm yatağındaki D on Quixote. Gerçekte. edebî türde sık sık başvurulan bir diyalog şeklini. m evkiini terkettikten sonra da­ hi. Aynı şekilde. halk ağ­ zı ile atasözleri ile konuşm aya başlıyor. h er bi­ ri diğerinin konuşm a üslû b u n u n bir kısm ını benim siyor. b ü tü n hayallerini reddediyor. asırlar boyunca sağladığı popü­ laritesinin ve ölm ezliğe hak kazanışının sırrını burada aramalıyız. geliştirdikleridir. Efendisinin çılgın biri olduğuna inanan Sancho. Başlangıçta. çürüm ekte olan bir m üessese ile alay .3 2 • 1 0 0 B üyük R om a n Sim o kadar iyi yönetir ki. âdeta. onunla devamlı m ünakaşa eder veya n asihat etm eye çalı­ şır. bu iki insan. Fakat şim ­ di Sancho. Sancho. oyuna devam etm esi için ona yalvarıyor. İşte. şö­ valye ve u şak rollerini oynayanların. Rom an. A rtık oyun tam am en tersine dönm üş durum da. vücut ve ru h arasındaki bir ilişki gibi görülüyor. tartışm aları da ortaçağların sonlarında. şövalyeliğin gerektirdiği "saray” konuşm a tarzı­ nın bazı kısım larını öğrenirken. son bö­ lüm lerde ortaya çıkıyor. uzun m ü d d et iyi bir insan olarak hatırlanır. şahsiyetleri birbirininki ile karışıyor. debat de corps et coeur’u (ruh ve vücut arasındaki diyalog) akla getiriyor. bir tek adam haline gelinceye kadar beraberce büyüdükleri. hepim izde m evcut olan akıl ve hayal ve­ ya pragm atizm ve idealizm arasındaki gerginliği tem sil eden insanlar olarak da ele alabiliriz. kim in akıllı adam ve kim in aptal oldu­ ğunu şim di bilem iyoruz. Don Q uixote’un. Bazen kavga ederler. İyileş­ tiği takdirde. Don Q uixote de. uyum adan önce b ü tü n oyuncaklarını bir kenara koyan bir çocuk gibi. İkisinin ortaklığı.

diğeri için gerekli ve h er biri kendi hayatım ızın bir parçasıdır. Don Carlos ve Kraliçe İsabelle’in ölümlerinden sonra yazdığı bir kaç şiir ilgi toplamıştı. büyük bir dünya impara­ torluğunun da merkezi idi. Bazen ona. Cervantes. Cervantes. insan hayalinin daim î ve ilk örneğidir. Avusturya'yı. Is­ panya’nın Altın Çağının başlangıcı idi. Sardinya’yı. mesleğini yürütmek için. A m adis veya Roland. edebiyat ve güzel sanatların hızla gelişmesine hizmet ediyordu. Böylece kendisinin tanınmış bir kimse olduğu anlaşıldı ve iade edil­ mesi için İspanyol hükümetinin büyük bir fidye ödemesi istendi. Fakat 1575’te. yirmi yaşlarında iken. Cervantes’in. Ispanyol tarihinin heyecanlı bir çağı idi. Ispanya’nın papalıktaki temsilcisi ile İtalya’ya gitti. Bu. Napoli’yi. H erkül y ahut Perseus. İspanya. Amerika kıtasından ülkeye gelen zenginlik. sık sık bir şehirden diğerine gitmek zorunda kal­ dığından. günümü­ zün Belçika ve Hollanda’sını. Ispanyol ordusuna er olarak girdi. onun subay olmasını isteyen bir mektup vardı. onun. Davy Croc- k ett veya Süperm an ya da Batm an da denir. Hiç de başarılı olmayan bir eczacı­ nın oğlu olan Cervantes. daha sonra 1570’de. Parlak zırhlı el­ bisesi içinde dünyayı dolaşan ve kahram anca işler yapan şövalye. Alcala de Heneras’te 1547'de doğdu. ispanya. Cervan- . Tunus’tan Ispanya’ya giderken. İnsan hayali. gemisi. Sicilya’yı. bu kahram anlık n u m uneleri yanında bir antikahram an ya­ ratır ki. Babası. Prens H al'ın Falstaff’ı Sherlock H olm es’ın D oktor W altson’u vardır. Ceza­ yirli Türkler’in eline geçti ve Cervantes Cezayir’e getirildi. Ele aldığı tez. adaşında bulunm ayan yönleri ve parçaları tam am lar. Yazar Zaman ve efsane. daim î ve evrensel. Avus­ tralyalI general Don Juan’dan. p ratik ve günlük hayata yönelik şahsiyeti. H er biri. sistematik bir eğitim yapamadı. Cervantes’in hayatını oldukça karanlıklaştırdı ise de. Yanında. esas çizgiler hâlâ açık ve kesin. Henüz tanınmış bir edebî şahsiyet olmamakla beraber. yaşadığı zaman. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 3 3 etmiyor. Bur- gundy’yi ve Almanya’nın bazı kısımlarını içine alan Hapsburg İmparator- luğu’nun bir parçası idi. Böy­ lece. aynı zamanda.

derhal işe koyuldu ve ertesi yıl. kimsenin takdir etmediği zor bir işti. Kitap. Hayatının son yıllannda yazdıkları arasında. Cervantes ülkesine döndü. edebî çevrelerdeki düşmanlarına hücumlar da vardır. Ispanya'nın Amerika’daki müstem­ lekelerinde bir iş almak istedi ise de. şöhretine hiçbir şey ilâve etmedi. Don Quixote. müteaddit baskı yaptı ise de. Gayrîmeşru dünyaya gelmiş bir kızı vardı. Cervantes hayatta iken. Çok sayıdaki piyesleri. defalarca kaçmaya çalıştı. Cervantes’in şuurlu. Bu. yazarı kitabı ile zengin olmadı. kitap) 1605’te basıldı ve devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinin kıskançlık ve nefret dolu yorumlarına rağmen. Hatta Alonzo Fernandez de Avelaneda adlı (muhtemelen takma bir ad) biri. . Cervantes. uzun müddet. Cervantes. Kitap’ı yazdı. Daha sonraki hayatı hakkında pek az bilgi var. Sadece. Kitabın son kısımlannda. 1614’de. 1597’de. fakat düzensiz bir yönetici olduğu anlaşılıyor. Cervantes. Don Quixote’un yazarına lâyık bir eser.3 4 • 1 0 0 Büyük R om an tes. kesin olarak bi­ linmiyor. kendisinden onsekiz yaş küçük olan Catalina Salazary Palacios adında bir kızla evlendi. Kısa bir müddet Portekiz’de görev yaptıktan sonra. beş yüz düka altın ödemeyi kabul etti­ ğinden. bir şair olmadığını gösterdi ve La Galatea adlı pastoral romanı da artık okunmu­ yor. Nihayet. bu kitabın. bir kiliseye ait eşyayı aldı ve kısa bir müddet için aforoz edildi. devlet memurluğundan atıldı ve kısa bir süre için Seville’de hap­ sedildi. 1587’de. Mezarı. İspanyol hükümeti. birbiri ile anlaşamadı ve çok defa bir­ birinden ayrı yaşadılar. sadece bir kitabı. Onu ölmezliğe kavuşturan bu kitap (I. kendisine verilen emirlere uyarak. bilhassa bir tanesi. kendisine şöhret sağladı. yakalandı ve nerede İse öldürülmesine bile karar verilecekti. verilmedi. fakat kızın annesinin kim olduğu bilinmiyor. İngiltere’yi istilâ etmeyi düşünen İspanya ordusunun ikmal şu­ besine tayin olundu. kendisine göre devamını da yaz­ mamış olsa idi belki kitabın ikinci kısmını da yazmayacaktı. Birçok kitap yazdı ise de. der­ hal ülke çapında tutuldu. II. Şövalye ve uşağı şimdi atasözlerine geçti ve Don Kişotvari sıfatı İspanyolcaya ve ardından diğer dillere geçti. Bir defasın­ da. Fakat bu çift. 1582’den itibaren kendisini edebiyata verdi. Cezayir’de beş sene kaldı. Cervantes. Hesapları o kadar kötü idi ki. No- velas exemplares (İbret Alınacak Hikâyeler). 1616’da Madrit’te öldü. 1584’te. kız kendisine bir miktar başlık vermişti. bir devlet memuriyeti peşinde gitti. son dere­ ce fakir bir hayat sürdü ve işte bu sıralarda da Don Qulxote’u yazdı. 1590'da. şiirleri.

bu sözünü unutur. gemici olarak macera pe­ şinde gitmeye karar verir. anne ve babasına daima itaat edeceğine ve bir daha denize çıkmaya­ cağına söz verir. m a h a re ti ve k e n d is in e o la n g ü v en i s a y e sin d e h a y a tın ı d ev a m e ttir e n b ir d e ­ n izci. Böylece on do­ kuz yaşındaki bu çocuk. Friday: C ru so e ta r a fm d a n m e d e n ile ş tirild ik te n so n ra . Limandan aynlır aynimaz. eğer sağ salim bir limana vanrlarsa. şiddetli bir fırtına kopar ve genç Crusoe. kendisinin bir avukat olmasını istiyorsa da genç Robinson Crusoe. Denizcilerin cesaretlerinin ve kendisine gösterdikleri ya­ kınlığın tesiri altında kalan Crusoe. . Hikâye Gerçi babası. o n u n s a d ık bir h iz m e tk â rı v e a rk a d a ş ı o lan b ir yam yam . 1 Eylül 1651'de Hull adındaki liman kasabasından Londra'ya hareket edecek bir gemiye binmeye karar verir. denizci olmaya azimli. Fakat deniz sakinleştiği zaman. Robinson Crusoe Yazan: Danlel Defoe (1 6 6 0 -1 7 3 1 ) Başlıca Karakterler Robinson Crusoe: K im sesiz b ir a d a y a bıralcılm asına rağ m en .

etlerini yer. kendisini beraberce Afrika'ya gidip köle getirmeye ikna eder. Yiyecek ve giyecek için de adadaki yaban keçile­ rini vurur. gemi. barut. şeker ka­ mışı ziraati yapmaya başlar ve oldukça başanlı da o lu r Fakat çiftliğinde çalışmaları için kölelere ihtiyacı olduğunu anlar. hayatını bağışladığı için Allah'a şükreder ve bu adada yaşayabileceğine inanır. Bir İngiliz şeker kamışı ekicisi. Dalgalar Crusoe'yi ıssız bir adaya sürükler. derilerini dabaklar Gemiden getirdiği ar­ pa ve mısırın yansını eker. kaba bir sal yapar ve on beş gün. Crusoe. Crusoe. boşa gittiklerini dehşetle görür Yağmur sulannı muhafaza et­ mek için küp yapmanın son derece güç bir iş olduğunu anlar ve kulübesinin çevresine diktiği a ğ a çla rda bir türlü tutmaz. Ne var ki. piposundan ve bir miktar tütününden başka hiçbir şey yoktur Geminin tamamen batmamış ve kayalar arasında par­ çalanmış olması Crusoe'yi sevindirir. devamlı olarak içinde yaşayacağı bir kulübe inşa et­ meye boşlar. deniz sakinle­ şince. birkaç testere. kayalar ara­ sındaki parçalanmış gemi ile sahil arasında gidip gelerek silah. Crusoe. korsanlann hücumuna uğrar ve Crusoe bir köle olarak satılır Hayatını tehlikeye atarak. küçük bir kayıkla kaçar ve Brezilya'ya giden bir Portekiz şilebi tarafından kurtanlır O rada. Ba­ şından geçenleri ve düşüncelerini de günü gününe yazmaya başlar Bu dehşet verici hadisenin tesirinden kurtulduktan sonra. yanında bıça­ ğından. kendisini diğer adalara götürecek bir ka­ yık yapamamış olmasıdır Büyük bir sedir ağacının gövdesi üze­ rinde beş ay çalışır ve nihayet denize hazır bir tekne meydana . En fazla canını sıkan şey. fakat yanlış bir mevsimde ektiği için. bir balta ve bir çekiç getirir Yine gemide 36 İngiliz lirası bulunduğunu da görür Dünyadaki bütün altın- lann kendisine bu ıssız adada hiçbir faydası dokunmayacağını bilmesine rağmen parayı da alır. Ertesi gün.3 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Afrika'dan ticarî eşya taşıyan bir gennide çalışırken. gemi Güney Afrika'nın ku­ zey doğu köşesindeki bilinmeyen bir ada açığında bator Cru- soe'den başka herkes ölür.

nihayet hububat ekmesini. esir­ lerden birini pişirmişler ve diğer ikisini de öldürmeye hazırlan- m aktadırlar Crusoe. tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür Crusoe. üzerlerine hücum ederek onlan öldürmeye karar verir Bir mağarayı. zira adada. insan kemikleri ve parçalanmış insan organ- lan da görür Güney Amerika kıtasındaki yamyamlann harp esirleriyle buraya geldiklerini ve onlan öldürdükten sonra ye­ diklerini sanır Crusoe. birçok yamyamı öldürür. Crusoe. diğerleri de. dolu iki si­ lah ve bir kılıçla üzerlerine hücum ettiği zaman. Adada yirmi iki yıl yaşadıktan sonra Crusoe. Crusoe'nın artık bir arkadaşı vardır. ilkin böyle bir vakıa karşısında ürperirse de. ona Friday (Cuma) ismini verir Crusoe. kum üzerinde. Cru­ soe. ona bu eski âdetlerinden nefret etmesini öğretir. kendi kulübesine getirir ve zamanla anlaşabilecek kadar İngilizce öğretir Aslında zeki bir insan olan ve bütün bir aşiret­ . Adada hiçbir insan görmemesine rağmen. Kurtardığı adam da bir yamyamdır. bir gün hayret uyandıncı bir vakıa ile karşılaşır: Kulübesin­ den çok uzaklardaki bir sohil boyunca. 1 0 0 Büyük R o m a n » 3 7 çıktığı zaman da yapıldığı yerden sahile taşınmayacak kadar ağır olduğunu görür. ayak izlerinin civannda bir ma­ ğarada saklanır ve senelerce. otuz kadar vahşinin. kö­ lelerden birini geride bırakarak kaçarlar Yirmi dört yıl tek ba­ şına yaşadıktan sonra. bu vahşî insanlar buraya bir daha geldik­ leri takdirde. vahşiler. kulübesi­ ni tahkim eder Böyle yapması iyi olmuştur. küçük bir kale haline getirir Ve bir gün. öylesi­ ne kızgınlık duyar ki. adanın bu kısmını araştınr. on iki sene süren ve tamamen yalnız geçen bir hayattan sonra. Köleyi cuma günü kurtardığından. kendisini deh­ şete düşürücü bir şey daha keşfeder Daha önce ayak izleri gördüğü sahilde. Fri- day'i. keçileri ehlileştirmesini öğrenir ve hatta kendisine arkadaşlık etmesi için bir papağanı bile eğitir. insana ait olduklan belli olan ayak izlerine rastlar onun kim olduğunu öğrenmeye azmeden Crusoe. bir ateş önünde. ci­ van gözetlediği sırada. fakat Crusoe.

bu defa hemen deniz kenarında. Portekiz'e bir seyahat yaptıktan sonra. Crusoe onlan kurtarmaya karar verir. kendi yaptığı yeni tek­ ne ile adaya gönderir Bu arada. Crusoe'nun senelerce önce parçalandığını gördüğü bir gemide bulunan yaşlı bir Ispanyol olduğu anlaşılır. Ana ve babasının öldükle­ rini öğrenir. Geminin kaptanı. kölelerden biri beyazdır. İspanyol'un ve Friday'ın babasının. Crusoe ve Friday ellerindeki ateşli silahlarla onlara hücum ederler. Kurtarılan kölelerden biri Friday'ın babasıdır Baba ve oğul sevinç içinde kucaklaşırlar. Friday ile birlikte otuz iki sene sonra İngiltere'ye döner. Crusoe ve Friday. kö­ leyi kurtanrlar. onun Brezilya'daki tarlasını da onun nâmına işletmiştir ve şimdi Por­ tekiz'de. çoluk ço­ cuk sahibi olur. gemilerini tekrar'ele geçirmeleri için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere'ye dönerler. diğer beyazlan kurtarmaları için. tekrar denize açılır . Crusoe. İngiltere'ye döner. Friday ile birlikte. kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduklannı Crusoe'ye söyler. Kansı öldüğü zaman. Nâmına yatınlan parayı almak için. evlenir. sağ­ lam ve her türlü havaya dayanabilecek bir tekne yapar. muhakeme edilerek sonunda asılmaktansa. yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür ve iki. İngiltere'ye dönüp. Friday. Kurtardıklan beyaz adamın. Fakat ilkin. Crusoe. Tam denize açılmak üzeredirler ki. Crusoe. Crusoe'ye minnettarlık besler ve onun güve­ nilir bir hizmetkân ve arkadaşı olur. biraz ileride demir atmış bir İngiliz gemisi görür. bu Ispanyol'u. namuslu bir Portekizli kaptan. adasının duru­ munu görmek için.3 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n ten gelen Friday. 10. iki safdık gemici gönder­ miştir. üç kayık dolusu vahşî. iki köleyi Crusoe'nun adasına getirirler. Friday'ın babası ile birlikte. Crusoe'nun her türlü yiyecek maddelerini depo­ ladığı adasında kalmayı tercih ederler Tayfalar geride bırakılır. Crusoe artık zengin bir adamdın Bdtık İspanyol gemisin­ den aldığı paradan başka. Friday'ın adasındaki esir beyazlan kurtardıklannı öğrenince. İsyan eden tayfalar. bir gün onlan ziyaret etmeyi düşünür.000 Ingiliz lirası vardır.

adasında. kendisinin olan küçük bir m edeniyet de kurar. halkın büyük ilgisini çekti. Bazı moceralardon sonra (Crusoe'nun sadık dostu Friday. adadaki hayatı ile ilgili kitaplar yazıldı. Böy­ le bir edebî fırsatı kaçırm am ak isteyen Defoe. R obinson C rusoe’nun. Selkirk’in tek başına bu adada yaşam ası. Vasat . diğer bir adanın yerli ka- dınlanyla evlenirler ve hareketli bir topluluk kurarlar. gemileri porçalanmış Ispanyollar ve asi İngiliz denizcileri el ele verirler. doğru olduğu sanıldı. tekrar İngilte­ re'ye döner. İngiltere’den ayrıldı ve Şili sa­ hillerindeki Ju an Ferdandez adasında. denize elveda der. yazılm ıştı ki. Eleştiri A lexander Selkirk. bazen h asta ve ekseriya kor­ kulu b ir hayat süren C rusoe. Selkirk’in m aceralarını hayalinde genişleterek bu m eşh u r kitabı. Adada. Defoe’n u n şu n u söylem ek istediği anlaşılıyor. Gem inin kaptanı ile kavga eden Selkirk. 1 7 H ’de. ürk ü tü rcesin e yalnız. 100 B ü y ü k R om an • 39 Daniel Detoe'nın Robinson Crusoe'nun Daha Sonraki M a­ ceraları adlı öteki kitabında. Kitap. beş sene tek başına yaşadıktan sonra İngiltere'ye döndü. basit ve kaba ü slûbuna rağm en H o m er’in Odyssey’ni h atırlatan esatirî özellikleri vardır. hayatının sonuna kadar tatmin edici bir hayat sürer. bu adaya bırakılm asını ister ve n iha­ yet Kaptan W oodes Rogers adlı biri tarafından kurtarılır. Ste- venson (Treasure Island-Define Adası) ve tabiî. Bir gemici olarak. böyle bir çarpışnnada kahramanca ölür) Crusoe. İngiltere’de bir sansasyon yarattı. sadece aklını başında tutm akla kalmaz. Wyss fSwıss Family Robinson-İsviçreli Robinson) da vardır. öylesine sade ve açık bir üslûpta. Bunlar arasında Swift (Gulliver’s Travels-Güliver’in Seyahatleri). R obinson C rusoe. Ro- binson Crusoe’yu yazdı. birçok yazarlara tesir etti. tek başına geçirdiği b u uzun yıllar boyunca.

yirmi üç yaşında iken Mary TuffIey ile evlendiği. h em en hem en h er sayfasında kendini h issettiri­ yor. M anzaraya Friday da katıldığı zam an. çorap tüc­ carlığı yaptığı. Avrupa’da sık sık seyahat ettiği ve 1688’de III. efendisine olan sadakat ve m innettarlığını defalarca gösterir. okuyucular üzerinde en fazla tesir bırakan yönlerinden biri. ahlâken ne kadar zayıf da olsa. muhtemelen 1660’da. Am erika kıtasının keşfedilm esine ve ehlileştirilm esine im kân veren bu inanış. anne ve babasına itaat etm e­ diğinden ö tü rü vicdan azabı çeker. o n u n değerli bir arkadaşıdır. şüphesiz. C rusoe’n u n psikolojisi çok daha faz­ la ilgilendirirse de. Defoe. Crusoe. İnsanlar. Robinson Cru­ soe’nun. hayatını bahşettiği için A llah’a şükıe- der. h er tü rlü şartlar altında hayatını devam ettirebileceğine derinden inanıyorlardı. kendisinin mensubu bulunduğu dinî grubun na­ sıl baskı altında tutulabileceğini istihzalı ve alaylı bir üslûpla anlattı. Çağdaş bir yazarı. Kitabın. Defoe. Brezilya’d a köle sahibi olan C rusoe.4 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n bir insan. Onun. 1702’de. VVilliam’ın ordusuna katıldığı dışında. Defoe’nin yaşadığı zam anda. Fakat adadaki ilk gün­ lerinden itibaren. bilinm eyen ve iş­ lenm em iş cesaret. o n u n fizik faaliyetleri üzerinde durur. Bro­ . O andan itibaren de. o n u n bu yoldaki azim ve kararlılığıdır. “Muhalifleri ortadan kaldırmanın en kısa yoiu” adlı bir broşür yayımlayarak. on u kendisine bir uşak yapar ve iki ki­ şiden oluşan bir m üstem leke sistem i kurar. Fakat Friday aynı zam anda. Yazar Bir kasabın oğlu olan Daniet Defoe. bir kim senin. gençlik yılları hakkında fazla bir şey bilinmi­ yor. Londra’da doğdu. zam an zam an dehşet uyandırıcı bir yalnızlığın acılarını çeker. taham m ül ve m aharet kaynaklarm a sa­ hiptir. adasını küçük bir İngiltere hali­ ne getirm ek için çalışır.

Hapishanenin.. yete­ neklerini tam mânâsıyle gösterdi. bu arada başka gazetelerde de yazıları ya­ yımlandı. halbuki o yıl. yayımlanan broşür ve kitaplarının sayısı 250’den fazla ve bunların birçokları da politika ile ilgilidir.” Dinî bir muhalif ve son derece ikna edici partili bir yazar olarak De­ foe. en iyi romanlanndan bazılannın yayımlandığı senelerdi. Bu sırada yayımlanan bir diğer eseri Journal of the Plague Yeariyeba Salgını) İdi. Kitapta. Moll Flanders’in heyecanlı h a­ yatını anlatır. fakat genellikle düşmanlarından bir iki adım önde gitmesini bildi. her zaman hapsedilme veya daha kötü tehlikelerle karşı karşıya kal­ dı. 26 Nisan 1731’de. 1665’te. Londra’da binlerce ki­ şinin ölümüne'sebep olan Büyük Taun’u. Londra’daki evinde öldü. Bir mahkemede şahitlik edemeyecek biri. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 41 şürü. Defoe. Moll Flanders ve Roxano. çağdaşlarının indinde oldukça sahtekâr ve kurnaz bir adam ve siyasî bir oportünisttir. ahlâken sağlam olmayan iki kadını konu alan klâsik kitaplardır. velûd bir gazeteci idi. The Review adU gaze­ tenin dokuz cildini o yazdı. sadece beş yaşında İdi. müsamahasızlığı hicvedici olmasına rağmen. Durmaksızın yazdı. Defoe yanlış anlaşıl­ dı. Defoe. sık sık ev­ . Robinson Crusoe’nm yayımlanmasından (1719) sonraki beş yıl De­ foe’nun. Diğer Eserleri Robinson Crusoe’den üç yıl sonra yazılan Moll Flan- ders’in. İngiliz rom an tarihinde m uaz­ zam bir yeri vardır. Defoe. aynı zamanda.. yalancı bir çapkın. İngiliz edebiyatında roman türü­ nün yerleşmesinde onun muazzam bir rolü oldu..” te ­ zi üzerine dayanan rom an. Romanlarında. Ingiliz romanını derinden etkiledi. realist bir yazar olarak. Defoe’nun karakterine tesir ettiği anlaşılıyor. Artık her şeyden şüphe eden biri oldu ve parasını daha dikkatli harcamaya baş­ ladı. gözleriyle görmüşçesine anlat­ tı. kendisine işkence yapıldı ve hapsedildi. üç kâğıtçı.. bu eserinde. realizm ve idealleştirilmiş hayaller yerine günlük hayattaki konuların işlenmesi. Pek çok erkeğin peşinden gittiği. “Sefalet kadar kötü bir şey yoktur... CezalandınIdı. Çağdaşı büyük yazar Joseph Addison. onu şöyle anlatır: “Sahtekâr. birincisinden fazla. Da- niel Defoe.

Flanders’in m aceralarının anlatıl­ dığı kitapta. onsekizinci asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tı m uazzam bir panoram a hâlinde önüm üze serilir. b ü tü n haka­ re t ve istihzaları yener. on iki çocuk anasıdır. Ekseriya. Virginia’da. kadın böylece. N ew gate’e gönderi­ lir. orta sınıfa m ensup in­ sanların özelliklerine sahipti. Kadın. Robin- son C rusoe’m bastırılam ayacak ru h u n u akla getirircesine. Moll F landers şehvetli ve tehlikeli b ir hayat sürerse de.4 2 • 1 0 0 Büyük R o m an lenen Flanders. Defoe’nu n anladığı m ânâda. hayati­ yetini kaybetm eyen kahram anlarından biridir. bu dünyada kendisine bir yer yap­ m aya azmeder. artık h ü rm et edilen bir ana ve çiftlik sahibidir. yeni arkadaşı bir eşkiya ile birlikte Virginia’ya (Am erika’ya) gitm esine m ü ­ saade edilir. . İngiliz rom anının. h er güçlüğün altından kalkar ve yeni m aceralara başlar. bir fahişeden başka bir şey olm am asına rağm en Moll. Ele geçtiği zam an pişm anlık duygusunu söyleyen ka­ dın polisleri ikna eder ve asılm ak yerine. Moll Flanders.

Güliver’in Seyahatleri Yazan Jonathan Swlft (1 6 6 7 -1 7 4 5 ) Başlıca Karakterler Lemuel Gulliver: M acera tu tk u n lu ğ u n u n e tk isi a ltın d a u z a k ve e g z o tik ü lk e le re g id e n sa f ve b a s it b ir İngiliz c e rra h ı ve d e n iz c isi. k ü ç ü k b ir b e b e k m iş gibi şe fk a tle m u a m e le ed er. Glumdalclitch: B ro b d in g n ag lı b ir ç iftç in in kızı. G ü liv er’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n a. Liliput imparatoru: On b e ş s a n tim e tre b o y u n d a ve sa d ık u y ru k la rın ın . h ilek âr. in s a n lık ta n n e fre t e tm e s in d e n v a z g e ç ir­ m ey e ç a lış a n P o rte k iz li n â z ik b ir k a p ta n . G ü liv er’in a rk a d a ş ı. Flimnap: L ilip u t’u n . Reldresal: L ilip u t’u n Ö zel İşleri V ekili. ö lm e le rin e m ü sa a d e e d ilm e le ri o lan m u ts u z ö lü m s ü z le r d e n (lâ y e m u tla r) o lu şa n b ir ırk. G ü liv er’in. k u rn a z ve k ısk a n ç h a z in e d a rı. sa ra y d a b a ş d ü şm a n ı o lu r. Brobdingnag Kralı: B a rışsev er o lm a sın a ra ğ m en b ir o rd u y a s a h ip b ir dev. Lord Munodi: Evi a y a k ta d u rd u ğ u ve ta rla sı m a h s û l v e rd iğ i için Lapu- tia sa ra y ı ile a ra s ı iyi o lm a y a n ç a lışk an b ir L aputialı. Yahoolar: G ü liv er’in k e n d ile rin d e n o ld u ğ u n u id d ia e d e n ve m a y m u n a b e n z e y e n p is b ir ırk. Pedro de Mendez: G ü liv er’i. k e n d is in d e n . “K âin atın n eşe ve te rö rü " diye b a h s e ttik le ri kral. Houyhynhnmler: (W hinnim o k u n u r) Y ahooları y ö n e te n m âk u l ve n â z ik a tla rd a n o lu ş a n b ir ırk. Strulbruglar: Y egâne a rz u la rı. .

basit ve dostça tavırlanndan ve onlann çok garip olan dil ve âdetlerini bilhassa öğrenmek istemesinden ötürü. ona Ouinbus Flestrin. Güliver. zamanla Liliputlar'ın güzel insanlar olduklannı ân­ lar. şimdiye kadar kimsenin bilmediği ve boylan on beş santimetre olan Liliputlann esiridir. çok küçük olduklanndan. Liliputlar arasında gayet iyi bir intiba yaratır. yüzerek karaya çıkar ve sahile ayak basar basmaz uykusu gelir. M inik vücutlu olduklanndan mekanik işlerde gayet . fakat Güliver. zehirli mızraklanyla G üliver'i tehdit ederler. tabancası ve saati Liliputlar arasında büyük ölçüde hayret ya­ ratır. tam a­ men kendileri gibi insanlann yaşadığı ve yine iç çatışmalan içinde bulunan Blefuscu adındaki bir ülke ile harp halindedir. G em i. vücudu üzerinde oynaşan bu insanlar. Liliputlar. Güliver. kendisine Liliput dili öğretilir ve imparatorun huzuruna çıkarılır.4 4 • 1 0 0 Büyük R om a n Hikâye İyi ahlâklı olduğundan. Londra'da yürüttüğü tıp mesleğin­ de başanlı olnnayon Lemuel Gultiver. yüzlerindeki leke ve kusurlan göremez. kendisinin binlerce incecik iplikle bağlandığını görür. şimdiye kadar böy- lesine büyük bir insan görmemişlerdir. Ülkede. 1688'de. 4 Mayıs. Güliver. yatar. Güney Denizlerine gitmek üzere Bristol'dan aynlır Gemi. Liliputlar'ın hayretini uyandınr. Van Diemen ülkesinin kuzeybatısında çıkan bir fırtına neticesinde parçalanır. High-Hecls (Yüksek Topuklular) ve Low Heels (Alçak Topuklular) adında iki siyasî parti ve yumurtanın en iyi hangisi tarafından kınlacağı üzerine şiddetli tartışmalar yürüten Büyük Endianlılar ve küçük Endianlılar adında iki dinî hizip vardır. Antelope adlı bir gem i­ nin doktoru o larak çalışmaya başlar. Uyandınidığı za­ man. G üliver'in tarağı. yani Büyük İnsan Dağı adını verir­ ler Güliver. ülkenin M il- dendo adındaki merkez şehrine getirilir. Güliver. bir tür muğlak ve küçültücü ip dansını en iyi oy­ nayanlara siyasî çıkar sağlar. Li­ liput sarayı.

) G üliver'in yeni arkadaşı Reldresal. fakat onlar orasında da küçük işler peşinde giden. Blefuscu adasındaki düşmanlar bir istilâ hazırlı­ ğı içindedirler Vücudunun büyüklüğünden ötürü. yiyecek tedariki için bilinm e­ . Krali­ çenin sarayındaki bir yangını söndürmekle kendisini sevdire­ ceğini umarsa da. karısına göz koyduğunu da sanır. bu işi onların bilmediği bir yolla yaptığın­ dan daha da fazla suçlanır. Güliver artık öldürülecek biridir Güliver öldürüleceğini öğre­ nince. başından geçenle­ ri ispat etmek için minik Liliput inekleri vardın Ingiltere'de kansına ve çocuklanna kavuşan Güliver. kendisine fırlotılon ok yağmuru oltmda. onu öldürm ek ister. G üliver'e. Böylece Güliver. aynca G üliver'in. bu kayıkla denize açılır Bir gemi kendisini alır ve İngiltere'ye götürür G üliver'in yanında. bu hareketleriyle bir an için sarayın gözünde yü­ celirse de. çünkü. Blefusculular'a sığınır ve kendisine gayet iyi muamele edilir Bir gün. Blefuscudialılar'ı tamamen yıkmayı ve onlan Lili- putlar'ın köleleri haline getirmeyi reddettiğinden. tedricen saray entrikalanna karışır. tekrar göz­ den düşer Blefuscidialılar'm hürriyetlerini savunduğundan. donanmalannı çekerek Liliputlar'a getirir Güliver. Liliputlar için yapacağı bir büyük hizmet bulun­ duğu söylenir. Güliver. bir müddet sonra yeniden yerinde duramaz ve bu defa Hindis­ tan'a giden Adventura (Macera) adındaki bir gemiye biner Gemi rotasını şaşınr Gemiciler. 800 metredir. fesat tohumlan saçanlar vardır. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 4 5 ustadırlar. Güliver. Liliput'un yediğini Güliver tek başına yiyor. kendisinin. mahkemeye verileceğini ikaz eder. onlann do- nanmalannı tahrip etmesi istenir İki ada arasındaki mesafe. birbirleri aleyhinde plânlar çevirenler. yürüyerek Blefuscudialılar'ın adasına gider. Kendi­ sine şerefli Nardac unvanı verilir ve Hazinedar Flimnap'ın baş düşmanı o lu r (Flimnap. büyük bir kayık karaya vurur ve Ingiltere gözünde tüten Güliver.

İngiltere hakkında ona bir sürü soru sorar.0 0 0 kilomet­ re genişliğinde Brobdingnag ülkesinde olduğunu öğrenir. filozoflar ve yaşlı akıllı insanlar G üliver'e güler­ ler. Muazzam büyüklükteki farelere karşı çarpışır. onlar da o derece kaba ve çirkin devlerdir Glumdalclitchler. Sarayda. Böylesine minik insanlardan oluşan bir ırk nasıl mevcut olabilir? Kral. N i­ hayet. kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir kimse olduğunu ay­ naya baktığı zaman daha iyi anlan Sarayın hanımlan kendisi­ ne gayet kaba muamele eder. onu bir kafese koyarak. Bir gün. dev gibi köylüler ekin biçmekle meşgullerdir. artık Kraliçe'nin bir oyuncağı. Güliver. Küçüklüğünden ötürü. Güliver. dokuz met­ re boyundaki saray cücesi onu kıskanır ve süt güğümünün içi­ ne atar. talih G üliver'e güler. her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. kı­ zı G lum dalclitch'i eğlendirmesi için onu evine getirir. İngiltere'nin kazandığı büyük zaferler­ den gururla bahseder. Güliver'den servet kazanmak isteyen kızın babası. G ü li­ ver. köylü onu. G üliver'e bir ev hayvanı muamelesi ya­ parlar. Bir tanesi. ev hayvanıdır. bu acayip mahlûku. her an teh­ likededir. böylesine küçük insanlann birbirlerine karşı harp ilân etmeleri kral üzerinde tiksinti yara­ tır Güliver. Brobdingnag'taki hayatı sırasında her gün dehşet verici hâdiselerle karşılaşır. "shov/"lann sayısını artırır. Güliver zor zahmet boğulmaktan kurtulur. köylü Güliver ölmeden çok daha fazla para kazanabilmek için. Lili- putlar ne kadar küçük ve nazik insanlarsa. kendisinin 10. boylarının on üç metreye kadar yükseldiği bir buğday tarlası ortasında bu­ lur. erkekliğini ciddiye alm azlar . M am afih. para karşılığında hal­ ka göstermek için köy köy dolaşır Söyleşine kaba muamele edilen G üliver hastalanınca.4 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n yen bir ülkeye doğru giderler. Karaya çıktıkları vakit. diğer gemicileri kaybeder ve bu defa kendisini. sıla hasreti çeken Güliver.000 kilometre uzunluğunda ve 8 . Kraliçeye satar. fırtına­ lı havalarda tenis topu büyüklüğünde dolu yağan Sarayda bi­ le. Güliver.

içinde yaşadığı kafesle birlikte gagasıyla kaldınr ve deniz üze­ rinde uçmaya başlar Fakat kuş. 1 0 0 Büyük R om a n • 4 7 Böylece. Lagodo'dan. Balnibardi. evleri başaşağıdır. Sezar ve Pompey gibi tarihin . yeni maceralar peşinde gitmek için yanıp tutuşur. normal büyüklükte insanlardır. G üliver'i. Balnibardi müstemlekesi üzerine havadan koca koca kayalar bırakmak suretiyle burasını yönetir. Japonya'nın hemen doğu­ sundaki Balnibardi adasına çıkar. renkleri. devamlı tehlikeler içinde yaşayan Güliver. korsanlar gemiye saldınr ve Güliver küçük bir kayığa ko­ nularak denize bırakılır Güliver. fakat hayatta onlan ilgilendiren sadece iki şey vardır: Musikî ve matematik. büyücü ve cadılann yaşadığı G lub- budrib adasına giden Adanın valisi. böyle­ ce yerlilerin başkaldırmalannı önler. Fakat bütün entelektüel yete­ neklerine rağmen. Güliver. G üliver'i görür ve alın Brobdingnaglann ülkesinde başından geçenlerin tesirin­ den kurtulur kurtulmaz. onlann ülkenin merkezi Lagodo şehrindeki projek­ tör akademisinden bilhassa gurur duyduklannı öğrenir. körler. kafesi düşürür: İngiltere'ye g i­ den bir gemi. Derin (soyut) düşünceler içinde kendilerinden geçen bu insan- lan normal düşünmeye sevketmek için uşaklar. Laputa adı veri­ len yüzen bir ada tarafından havadan yönetilen bir müstemle­ kedir. sık sık onların yüzleri önünde çıngırak çalarlar. Laputalılar. Lapu- talı ilim adamlan burada salatalıktan güneş ışığını çıkarmak veya insan dışkısından yiyecek yapmak gibi aptalca projeler üzerinde senelerce çalışır Akademide. elleriy­ le dokunarak tayin ederler Evlerin önce damları yapılın Güliver. Anibal. Sadece Lord M unodi adında birinin hakikî bir evi ve mahsûl veren tar­ lası vardır Fakat bu başanlanndan ötürü de. Laputalılar'ın ellerinden pratik hiçbir iş gel­ mez. Bu yolculuğun­ da. iki se­ ne sonra bu ülkeden kaçmayı başanr: Dev bir kuş. G ü live r'in önüne MakedonyalI İskender. Elbiseleri vücutlanna uymaz. Güliver tekrar denize çıkmak. diğer Laputalılar kendisini sevmezler Laputa Kralı.

1710 Ağusto- su'nda. kendilerininkinden daha alt se­ viyede olmasına hamlederler. Houyhnhnm denen atlann yaklaştık- lannı görünce dehşet içinde kaçarlar (Bu kelimelerin telâffu­ zu. yaşamak için bütün şevklerini kaybediyor ve ölmek istiyorlar Güliver. Kâinatın sırlarını öğrenebilmek için. fakat Houyhnhnm'lar. onun bu eg- zantrikliğini.4 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n büyüklerinin hayallerini getirir Hepsi teker teker. fizikî bünyesinin. G üliver de­ nize bırakılır Güliver. Güliver. medenî ve son derece makul yaratıklardır Onlar. önlerinde uzun bir zaman olduğundan. akıllannm başlannda olmadığını ve hayata küskünlükle baktıklannı an­ la r Gerçi ölmüyorlar. bir Ho­ uyhnhnm ailesinin ahırına yerleşir ve onlann süt. maymun gibi. kendi giyeceklerini yapar. lâyemut (ölümsüz) Struldbrug denen insanlar yaşar. atların kişnemesini andınr) Adanın yöneticileri bu atlardır Houyhnhnmler. ne kadar vahşî ve mantıksız mahluklarsa. genetik kanunlanna göre evleniyor ve ölümü. gemiyi ele geçirir ve ken­ disini hapsederler. . G üiiver'i hayal kınklığına uğratan bir hâdise anlatır ve böyle­ ce. onlan yakından tanıyınca. sakin bir şekilde kabul ediyorlardı. tekrar denize açılır Bu defa geminin kaptanıdır G ü ­ ney Denizi'nde. tarihin resmî kayıtlarının bir sürü yalan olduklarını gösterir. bu insanlann çok mutlu ve çok akıllı ol- duklannı sanın Fakat. ama gittikçe yaşlanıyor ve halsizleşiyor. Nihayet. Güliver. onun çıplak dolaşmadığına hayret ederler M am afih. Luggnagg adasında da hayal kınklığına uğrar. Japonya üzerinden İngiltere'ye döner Kısa bir müddet ailesiyle birlikte oturduktan sonra.bir Yohoo olduğunu sanırlar. zira bir attan ziyade bir Ya- hoo'ya benzemektedir Yahoolar. G üliver'in sorularını cevaplandınr Her biri. bcşordıklan işler hakkında. Bu adada. G üliver'in -daha nazik ve mâkul biri olsa da. Yahoo denen pis. şifa verici bit­ kiler ve saman pastalanndan oluşan yiyeceklerini bile sever Güliver. uzun bir kayık içinde. G üliver'in tayfalan. atlar da o kadar nazik. Güliver. tiksindi­ rici insanların yaşadıklan garip bir adaya çıkar Pisliklerini Gü- liver'e fırlatan Yahoolar.

G üliver'in zeki bir Yahoo olduğu­ nu düşünen atlar. onlara tahammül ede­ mez. Atlar. hiç arzu etmemesine rağ­ men G üliver'in adayı terketmesi istenir. Güliver. Harbin dehşetlerinden bahset­ tiği sırada. Brobdingnag'da olduğundan daha tem­ kinli ve daha az vatanseverdir Houyhnhnm'lerle birlikte. zira onlann indinde. kendi nazik davranış ve tutumlanyla. Hatta dişi Yahoolar. 1 00 büyük R om an • 4 9 Güliver. uzun bir müddet kendisini. anlayışlı ve nazik bir kaptan olan Pedro de Mendez'in kumandasındaki bir Portekiz gemisi tarafından kurtanlır. Avrupa'ya dönene kadar kabinesine çekilir Fakat Mendez. son seyahatinden sonra niha­ yet ailesinin yanına döndüğü zaman. sadece atlann arasında mut­ lu hisseder. onlar) böylesine huysuz. Bir çeşit parlâmento olan Houyhnhnm Büyük M ecli­ si. bir vakıayı gizlemek için değil. Houyhnhnmlere İngiliz hayatını anlatır. Yahoolar kadar nefret edilecek kimseler olm adıkla- nnı göstermeye çalışır. Atlann İngiltere'de yük hayvanı olarak kullanılmasını hakaret sayarlar. Güliver. hareketleriyle. G üliver'i cinsel bakım­ dan cazip bile görüyorlardı. herkesin. kendisine bir kayık yapar ve denize açılır. atlarla birlikte ga­ yet mutlu bir hayat sürmeye başlar. fakat (Bro- dingnag Kralı gibi. M aam afih. kelimeler. sonunda. . Güliver artık tam bir mizantrop (insanlardan nefret eden kimse) olur. onun gerçekte bir Yahoo oldu­ ğuna karar verir. G üliver'in. kötü bir ırkın ger­ çekte Yahoolardan biraz daha iyi insanlar olm alanna rağmen kendilerini dünyanın hâkimi saymaları karşısında irkilir. Böylece. onun kendi medeniyetleri için bir tehlike teş­ kil ettiğine karar verirler. G üliver'in bu banş ülkesindeki mutluluğu uzun sürmez. yalan söyleme kavramanın ne mânâ ifade et­ tiğini anlayamaz. Güliver. maymun ırkı sayılan m ahallî Yahoolardan daha medenî görünmesine rağmen. tiksin­ ti duyarlar. insa­ nın kötü ve şeytanî bir yaratık olduğunu kabul eder ve tama- miyle rasyonel olan (mantıkî) bu cemiyette. yaratıklann aralannda muhabere etmele­ ri için kullanılmalıdır.

Liliput sarayındaki entrikalarla anlatm aya çalışır. saray entrikası. Dil üzerindeki saplantısı sayesinde. hem in san lan n bayağı. beşer ırkını lânetleyişi dışında kalır.5 0 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n Eleştiri Hicvedici. Svvift’in.” Sadece birkaç kişi. insanların. yobazlık. birbirleri . Tabiî. başlayıcı bir m izahî üslûpla ele aldığı konular arasında politika. kendi insanlarının b ü tü n yaratıkların hâkim i olduklarına inanırlar. Brobdingnag Kralı’nm bir sözünü benim ser: beşerî yaratıklar. fizikî ve kültürel farklarına rağm en. m eşhur İngiliz İlim Akadem isi. H erkesle kolaylıkla dostluk kurabilen bir iyim ser olarak başlayan Güliver. kötü bencil. "tabiatın. kendi ism inin de im â ettiği gibi. Svvift’in asıl anlatm ak istediği şey. sonunda. Fakat se­ yahatleri sırasında. büyük bir İnsanî kusurdan m u sta­ rip olduklarını gösterirler. beşerî bencillik ve zulm ün h er şekli vardır. Güliver ziyaret ettiği b ü tü n yabancı ülkeler ve oralarda yaşam a­ yanlar için kelim e uydurur. zulm edici yönlerine karşı girişilen çok ağır bir hücum dur. G üliver’in ziyaret ettiği h er ülke. Güliver’in Se­ yahatleri (sansür edilm iş şekli içinde) hem çocuklar için fevkalâde bir kitap. hayalî bir seyahat kitabı olarak. İngiliz hüküm etindeki en tri­ kaları. Svvift’in. m aym un veya at. h er tarafta aslında aynı ol­ duklarını görür. Güliver’in Seyahatleri. m enfaatçi. Güliver. h er şeye inanan saf ve tem iz biridir. English Royal Society’dh. Svvift’in m izahî dehasının en iyi tem silcisidir. küçük işler peşinde giden. hepsi büyük veya k ü ­ çük. Teorik ilm e olan güvensizliğini de. Fakat. Lagado Yüksek İlim ­ ler A kadem isi’ni hicivli bir şekilde anlatm akla gösterir. kendisinin dünyanın en büyük ülkesi. yeryüzünün sathına bırakm ak m ecburiyetinde kaldığı için büyük ıstırap duyduğu en iğrenç haşaratın oluşturduğu en habîs ırktır. D ünyanın d ö rt köşe­ sine yaptığı geziler sırasında Güliver.

Şair Jotın Deryden’in kuzeni olan Swift. Dublin’deki Tri- nity Koleji’nde eğitim gördü. birbirlerine yaptıkları zulüm ve iş­ kencenin. daha akıllı bir insan olur. iğrenç. son derece bencil B robdingnaglarla soyutlaşm ış gayrîinsanî Laputa- lar’la ve pis. daha hüzünlü. fakat kolejin disiplinine karşı geldiğinden sık sık cezalandınidı. daha sonra. politika ve ede­ biyat tartışmalarına dalıyordu. insan-altı Yahop’Iarla karşılaşır. düşünm e kapasitesi vardır. daha da tiksindirici oldu­ ğunu söyledi: İnsanın. Swift. . bu gururunu hiçbir zam an haklı gös­ terem ez. İngiltere'yi sık sık ziyaret ediyor. Sir VVilliam Temple’in. çağının önde giden edebiyatçılatjyja çok yakın dostluklar Sürdürdü. İrlan d alIlard a rinin bir kahramanı saydılar. Yine bu sırada Esther (Stella) Johnson’a âşık oldu. kendile­ Kulübü adı altında bir yazarlar kulübü kurdu. Bu kitaplar 1704’te basıldı. Güliver. 1 0 0 Büyük R o m a n « 5 1 aleyhine entrikalar hazırlayan Liliputlarla. insanların. Arbuthnot ve Gay ile birlikt. ilk hiciv kitaplarını yazdı: The Battie of the Books ve A Tale of a Tub. Yazar İngiliz mizah yazarlarının en büyüğü sayılan Jonatlıan Swift. 1667’de Dublin’de doğdu. Sonraları. Gerçi bir liberal olarak başladı ise de. çünkü m ânâ- sızcasm a g u ru rlu d u r ve onun harpten. St. fakat bunu ya yanlış kullanır veya hiç kullanm az. İrlanda'daki İngili2f yönetimini en kızgın bir şekilde hicvetmişti. şu sebeplerden ötürü. işkenceden ve kan­ dan hoşlanm ası da. onunla gizlice evlenmiş olabilir. Popye. H attâ en fazla iyi niyetle ele alınan H ouyhnhnm ’ler bile. Temple 1699’da öldüğü zaman. Seyahatlerinin sonunda. Swift.e Scriblerus onu. Güli- ver’i aralarından uzaklaştırm akla gösterdikleri şekilde çok m antıkî yaratıklardır. çünkü Swift. Swift. bir din adamı oldu ve İrlan­ da’da yaşamaya başladı. cana yakın bir insandı. sekreteri oldu ve onun hizmetinde iken. Patrick kated­ raline kardinal tayin edildi. Bu tür kitapları arasında en fazla tanına­ nı A Modest Proposafdır (1729). 1710’da Muhafazakârlar’a döndü ve üç sene sonra da. İnsan tabiatını acı bir şekilde tenkit eden görüşlere sahip de olsa.

5 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Swift. kendisinin yazdırdığı kitabe­ sindeki şu sözler kadar hiçbir şey anlatamaz. mezanna. vahşî haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan biri yatıyor. “Burada. hayatının sonlarına doğru.” . gittikçe kötüleşen zihnî bir hastalı­ ğa yakalandı. Svvift’in karakterini.

Cacambo: C a n d id e ’n in u şa ğ ı. Candide Yazan Voltalre (Françols Marle Arouet) (1 6 9 4 -1 7 7 8 ) Başbca Karakterler Not: C a n d id e ’d ek i d ü z in e le rle k a ra k te rd e n . H ay ata k a ­ ra m s a r b a k ış ı ile P an g lo ss’ın iy im se rliğ i k a rş ıs ın d a y e r alır. y a o n u n b ild ik le rin i v ey a lâf eb eliğ in i im â e d e rc e s in e . te s a d ü fi o la ra k b ir iki sa y fa d a g ö rü n ü rle r. k u r­ n a z . k ısm e n İsp an y o l. Cunegonde: T h u n d e rte n T ro n c k h ’n in kızı. d a h a iy isin in m ü m k ü n o lm a d ığ ın a in a n ­ d ığı d ü n y a d a y a şa d ığ ın ı sö y le r. k ısm e n K ızılderili. sa d e c e a ş a ğ ıd a k ile r d e v a m ­ lı ro l o y n a rla r. C a n d id e ’n in sevgilisi. D iğ erleri. “sa d e c e d il” d e m e k tir. Pangloss: C a n d id e ’n in h o cası. A d ın ın m â n âsı. Martin: C a n d id e ’n in d o s tlu k k u rd u ğ u fa k ir b ir ilim a d am ı. b a z ı b ü y ü k ta lih siz lik le ri v e y a a ş ik â r a p ta l­ lık ları g ö s te rm e k için. . Candide: H ik ây en in k a h ram an ı: a d ı sa flık ve te m iz lik ifad e e d e n . a z im li v e e fe n d isin e sadık. ca n a y ak ın v e m a h a re tli b ir genç.

hemen hemen boğulacak kadar tehlikeler atlattıktan sonra Lizbon'u yıkan 1 755 depreminden biraz önce şehre gelirler. Candide harbin. VVestphalia'yı tamamen yıktığını ve Cunegonde'nin ailesi ile birlikte öldüğünü anlar. Esrarengiz bir kadın. felsefî bir iyim­ serdir. iyi eder ve Candi­ de. kendisinin ırzı­ na geçtiklerini ve barsaklannm alındığını itiraf eder. Pangloss. kendisini önemli addeden Thunderten Tronckh Baro­ nu. kaybettiği Cunegonde'si olduğunu görür. fakat bun- lann hiç de öldürücü bir şey olmadıklannı söyler. derhal Abare denen bir ülke ile harp halinde bu­ lunan Bulgar ordusunda askere alınır Kanlı bir çatışmadan sonra. beraberce. Ardından. ikinci derecede olmakla beraber. Pangloss ve Candide. olup bitenlerin. Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda'ya sığınır. -son derece sevinç içinde. Burada. bir gün baron kendisini Cunegonde'yi öperken yakalar ve şato­ sundan atar. dehşet içinde kalan Candide. onsekizinci asırda. samimî ve Baron'un gayrimeşru dünyaya gel­ miş yeğeni d. sorgusuz sualsiz kabul eder. hakikî hayata giren Candide. . bu doktrini. şişman kansı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşa­ maktadır.5 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n Hikâye Westphalia'da. dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini. eski hocası Pangloss olduğunu anlar. kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar. din düşmanlannı bağnn- da banndıran bu şehre Allah'ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon. Cunegonde. cana yakın. Depremin. Candide'ye bakar.e aynı konakta otururlar. Candide. D r Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adın­ da. mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına. C an­ dide. sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun. Por­ tekiz'e giderler ve denizde. Pangloss'u asar ve Candide'yi de kamçılar. Böylece. Kadın ölmemiştir.onun. vuku bulabilecek en iyi şeyler olduğuna inanır.

başlanna başka talih­ sizlikler gelir. kader ve hür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: biri. dış dünyanın standartlanna göre. kumar ve ilâhiyat hakkında fikirlerini geliştirir Başka bir maceralan onlan Venedik'e götürür Candide. Surinam'a giderler Candide. o zaman. Pangloss'un iyimserliğinin tamamiyle karşı­ tıdır Yolculuk boyunca. Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide. aynimasına müsaade ederler Candide. tiyatrolan. her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak. İspanyol valisi Cunegonde'ya göz koyar ve Can­ dide. rahip de yoktur Güzel sanatlar ve ilim. beraber­ ce Paris'e gelirler ve Candide. bütün halkın. Cunegonde ile birlikte. Herkes âdil olduğundan. Paraguay'a kaçar. yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide. onu öldürmek ister. 1 00 B ü y ü k R om an • 55 Kadın. yanına kendisini. Paris sosyetesi. Kumandan (ki hem bir albay. akıllı ve faziletli insanlar olmasıdır. Eldorada adındaki m itolojik bir krallığı ziyaret eder Bu ülkede. askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. Daha hayret uyandıran tarafı. hem de bir papazdır) Candide'yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde'nin kardeşi olduğunu açık­ lar Kumandan. hâlâ Cunegonde'yi düşünür Nihayet. Candide'nin kız kardeşini hâlâ sevdiğini öğre­ nince. Bu ülke. O rada. Candide tekrar kaçar. bir Yahudi bankacı. Cacambo ile Buenos Aires'teki valiye rüşVet gönderir ve kendisi de Avrupa'ya giden bir gemi­ ye binen Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. kum ve çakıl taşları ka­ dar çoktur. inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır Candide ve Cacambo. Nihayet. avukat bu­ lunmaz ve herkes faziletli olduğundan. kitap­ lar ve tenkitçiler. diğeri Engizisyon Baş hâkimi! Candide. bura­ . daha sonra. devletin destek ve himayesi altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın dahi yüksek bir hayat standardı vardır Gerçi bu insanlar. fazilet ve kötülük. Cu- negonde/yi geri vermesi için. bir gemiye binerek Arjantin'e kaçar. altın ve kıymetli taşlar. Bu ada­ mın hayat görüşü. iyi ve kötü.

Cunegonde. ama Candide. bu meyveleri pazarlarda satar Candide. yine de geride kalanlar­ la. onu nazik bir şekilde kucaklar. İstanbul şehri dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar Cacambo da. Candide. ânında. Hıristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve M ar­ tin. mümkün olabilecek hayat tarzlan altında. Pangioss (ki Lizbon'da asılmıştır) ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırokmayan Cunegonde'nin kardeşi ile buluşurlar. yeryüzündeki insanların müşterek kaderi olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimsenin bulunmadığına derinden inanın Şimdi. İstanbul'a giderler ve orada bir dizi mesut tesadüflerle Ca- cambo. mese­ leleri artık felsefî yönden ele almaz ve soyut olaylar. nihayet. huysuz bir kadındır.5 6 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n da her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyor Pococuronte adlı asilzadeden ve §u veya bu şekilde ellerindeki krallıklan kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir Candide artık dünyada (Eldorada dışında). en iyisinin şimdi yaşadıklan hayat olduğunu söyler. Cunegonde. Sadece şu cevabı verir: "Kendi bahçemizi işleyelim. hattâ yemek pişirmesini bile öğrenir Hattâ tartışmak­ tan zevk alan bilgiç edâlı filozofluğunu hâlâ muhafaza eden Pangioss. bir görev ve mesuli­ yet duygusu altında onunla evlenir Candide'nin. artık buruşuk yüzlü. akla geldiği gibi sözlerden oluşan bir şaheserdir ve titizlikle plânlanm ış bir rom an olarak ele . Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklanyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur Ar­ tık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir. Eldorada'dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir. fakat Candide. münaka­ şalar artık onu ilgilendirmez." Eleştiri Candide. C u­ negonde.

bir m acera rom anı düşünm üyor. m eşru b at verdiler. kom ik de­ ğil. m üstehcen m uhtevalar içinde göstererek alay etm ektir. başlarına talihsizlikler. hakikî insanlar olarak kabul edeceksek. onları beklenm eyen veya h a tta açık saçık. çok az devam lı­ lık vardır ve hikâyeye tesir etm eksizin. Pangloss’un aşk yapm asının tecrübî fiziğin bir dersi olarak anlatılm ası gibi. d aha birinci sayfadan itibaren gördüğü lâtifeli. Ç ünkü onları. onların iki boyutlu karak­ terler olm alarını gerektirir. Kitapta. Okuyucunun. çünkü b u onun faziletini ar­ tırm aya yarar! Fakat sık sık başvurulan vasıta. bunlardan çoğu­ nun yerleri değiştirilebilir. Voltaire. öylesine birbirine eklenm iştir ki. d eh şet uyandırıcı olur ve kitabın düşüncesiz. cinaslı to n hâdiseleri dikkatli bir şekilde ele alm akla kurulur. burada anlatılm ak iste­ nen şu ki. Vbitaire. kü stah ­ ça tonu bizi rahatsız ederdi. besbelli ki. M eselâ. felsefenin teknik terim lerini. bağdaşm az fikir ve im ajları biraraya getirm ekten büyük zevk duyar. bir dizi akıl alm az tesadüflere bağlıdır. nükteli vecizeler veya edebe aykırı. p ortreler de­ ğil. Hikâyede görülen devam lılık ise. Lizbon’daki engizisyonu anlatırken d er ki: “Salondaki yerim fevkalâde idi ve dinî tören ve idam lar arasında ka­ dınlara. Voltaire. Açıkça görülü­ yor ki.” Tabiî. idam lar dahi dinleyicilerin hoppalığı ve saçm a­ lığı kadar şaşırtıcı değildir. insafsız para­ dokslar var. C unegonde. Olayları anlatırken ele alınan bu tü r bir vasıta. eserin plânı. aynı şekil­ de gelişigüzel ele alınm ıştır: Bu karakterler. h er yeni ta­ lihsizlik karşısında. C andide’nin. plânı üzerinde ciddiyetle ıltırmadı veya okuyucularının da duracaklarını um m adı. G erçekten. 1 0 0 büy ük R om an • 57 ■ılmmalıdır. şerefli bir hanım ın ırzı­ na geçilebileceğini söylüyor. m ü m kün olan en iyi bir dünyada yaşam akta olduğunda ıs­ . m eselâ C unegon- de. Olaylar. bir fikri belirten veya bir kötülüğü anlatan karikatür­ lerdir. R om anın karakterleri de. istihzalı. Dr. gülünç liir hicviye yazıyordu. istihzalı bir tarzda.

fakat fikirle­ rin oyunu üzerine kurulm uştur. daha büyük bir iyiliğin ortaya çıkm asına zem in hazırlayan. fakat o n u n bu sadelik ve basitliği. h er birini teker teker ele alarak. bunlardan kaçınılm ayacağını veya onların gerçekte daha büyük bir iyiliğe hizm et ettiklerini anlatır. fizikî kötülükler (baş­ lıca.5 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m an rar edişidir. iyi olan İlâhî plânın ge­ rekli bir parçasıdır. ateşin verdiği acıyı hissettiklerinden. C andide ciddî bir eser. sınırlı ve gayri m ükem m el kötülüklerdir). D enem e) adlı şiirinde. bu d ü ­ şünceleri. Başka bir ifade ile biz. kendileri­ nin yakılm alarına m üsaade etm eyecekler ve dünyanın. yaşadığım ız dünya. daha da ileri götürdü ve An Essay O n M an {İn­ san Üzerine Bir Makale. acı ve ıstırap) ve ahlâkî kötülükler. ıstırapları ve ölüm leri ne ile izah edeceğiz?” Leibnitz. m ü m k ü n olabilecek bir dünyanın en iyisidir. H er ikisi de. hiç olm azsa. Leibnitz. Bütün bu şaka ve lâtifeye rağm en. büyük bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösteriyor. A lm an filozofu G ottfried W ilhelm Leibniz (1646- 1716) ve İngiliz şairi A lexander Pope’ın (1688-1744) o r­ taya sürdükleri iyim ser felsefeyi gülünç bir tarzda göster­ m ektir. bu kö tü ­ lükleri böylece b elirttikten sonra. ta­ ham m ül edeceğinden fazla bir nüfusa erişm em esi için öleceklerdir. Hiciv. üç çeşit kötülük bulunduğunu söyler: m etafizik kötülükler. bir b ü tü n olarak ele alındığı zam an. Böylece insanlar. Pope. Eser boyunca. çok sade kelim eler kullanır ve C andide’nin şahsiyeti gibi. kelim e oyunlarıyla ifade ediliyor. daha da per­ vasız bir şekilde belirtti: . (bunlar. iyilik ve kö tü ­ lüğün bir tü r kom binezonunu yaşarız ve bundan böyle. tâ en eski zam anlardan kendi çağla­ rına (tabiî bizim de çağımıza) kadar gelen kötülükler üzerinde durdular: “H er şeye kaadir bir Allah tarafından yaratıldığı söylenen bir dünyadaki günahları. Bu tü r m ünakaşanın esası şu: kötülük. m ükem m el olm asa dahi. Voltaire. basit cüm leler ku­ rar. K itabın alay ettiği esas konu.

iyim serlik dışında. insan içgüdüsünün buna isyan ettiğini söyler. daha b ü ­ yük bir iyiliğe katkıda bulunm asıyla izah edilem ezdi. bu tü r iyimserliği reddetm eye teşebbüs ederek. yönler. dünyada. Bulgarlar ve A bereler arasındaki harp gerçekte. Yedi Sene Marbi’dir. Başlıcası harp. 100 büy ük R om an • 59 Bütün tabiat. Candide haykırır: “Eğer bu en iyisi ise. uydurm adığını söyleyebilirdi. görüşlerini desteklem ek için ileri sürdüğü de­ lilleri. tarih î şahsiyetlerdir. Senin görmediğin bütün tesadüfler. kaygan ağızlarla ifıâde edilem eyecek derecede pek çok ıstırap vardır. daha pek çok şeye hücum eder. diğerlerinin de öldü­ rülm elerine yol açması için öldürülen İngiliz am irali. ahenkler. Candi- d e’deki olayların ekserisi. "m üm kün olan dünyaların en iyisi” ibaresi bir alay olur. bilhassa Engizisyon ile ilgili sayfalarda. Voltaire. Gurura. H arp­ ten sonra. C andide’nin başka hiçbir sayfasında dışarı vurm az. ilh. diğerleri nasıldır?” Voltaire. “Eğer Pope. Bütün bu kısmî kötülükler. Böyle­ ce. 1755’de. hepsi doğru­ dur. Leibnitz ile bir tartışm aya girmez. kahram anını. o kadar fazla acı ve istif . hiç olm azsa. Fakat Voltaire’in. Vol­ taire’in dediği gibi. senin bilemeyeceğin bir sanat eseridir. dehşet kolek­ siyonundaki en değerli eser. ta­ lihsiz John Byng’dir. Anlamadığın bütün dengesizlikler.pîa karşı karşıya bırakır ki. h er şey iyi” diyebilir miydi? Voltaire. Candide. Bir hakikat apaçıktır: N e oluyorsa olsun. Lizbon’u görse idi.. Venedik’te bahsedilen. evrensel iyilikler. aklın hatâlarına rağmen. Abere köyünü "beynelm ilel kanunla­ ra göre yakan” B ulgarlar’ı anlatırken gösterdiği kızgınlığı. Lizbon’u yıkan ve o tuz bin kişinin enkaz altında kalarak ölm esine yol a:çan deprem dir.. tahtlarından d ü şü ­ rülm üş altı kral. gerçekte vuku bulm uştu. dinî . Bu öylesine büyük bir felâket idi ki.

Candide. am a onu daha da geliştirm ek m üm kün. T hunderten Tronckh Baronun şahsında. Berrak ve zarif üslûbu. Pangloss’a kendi bahçesi­ ni işlem esini söylediği zam an. Pangloss’un şahsında da bilgiçlik taslam akla alay edi­ lir. dem ek istediği budur. C an­ dide. ayrıca. çünkü herkes akıllı ve faziletlidir. Candide. halkın hepsi “d eist’tirler. akıl ve vicdanla idrak olunan. Bu. Fransız te n ­ kitçileri ve b ü tü n bir A lm an m illeti. Bu sefalet ve aptallık katalogunda. Bu ülkenin k itap ta­ ki fonksiyonu. h er çağda çok sayıda insanın görm em ezliğe geldiği bazı hakikatleri berrak bir tarzda görebilm e yetkisine sahip. Voltaire. kendisine ibadet etm ek için kiliseye veya rahiplere ihtiyaç hissettirm eyen bir A llah’a inanırlar. C andide. Eldorada’nm m u h telif yönleri.6 0 • 1 0 0 B üyük R om a n m üsam ahasızlık ve işkencelere hücum eder. hakikî dünyaya döner ve hayatın hiç olm azsa bazı kötülüklerine karşı kısm î bir hal çaresi b u ­ lur: çok çalışm ak ve teorilerinden kaçınm ak. bir m evkiin verdiği gururla. on u klâsik Fransız nesrinin bir m odeli yaptı. zevkle okunacak bir kitap. Dr. yani İlâhî tebliğ veya m ucizelerle değil. Yâni harp ve . m üm kün olabilen dünyaların en iyisi olmayabilir. derin bir ahlâkî inanış gizli. Eldorada krallığının bir istisn a teşkil ettiği anlaşılıyor. Voltaire’in bil­ h assa bazı düşüncelerini aksettiriyor: İlim ve teknolojiye duyulan h ü rm et ve bu ülkede avukat bulunm adığı (Volta­ ire’in kendisi de b ir avukattı). D aha da önem lisi. m ukayese için ideal bir cem iyet takdim e t­ m ek suretiyle. zam an zam an kavga ettiği kim selere de hücum eder: H ollanda kitap yayımcıları. Voltaire. dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. kahram anının Eldorado’d a kalm asına m ü sa­ ade etm ez. hakikî dünyadaki kötülükleri daha iyi be­ lirtm ektir. am a okuyucunun da böyle bir yerin m evcut olabileceğini düşüneceği beklenem ez. Voltaire. herkesin zevkle okuyacağı bir kitap ve b ü tü n bu lâtife ve şakalar ge­ risinde.

hür düşünceli edebiyatçılarla geçirmeyi tercih etti. on yedi yaşında oku­ lu terk etti. vaktini. herkesin gözü önünde fena halde dövdüler ve Voltaire yeniden Bastille’e atıldı. kendi çağının dinî inanışlarını konu almıştı. C andide’yi yaz­ dığı tarih ten bugüne kadar geçen iki yüz sene zarfında pek bir şey değişm ediğini söyleyecekti. âdeta hakaret sayılacak kadar yumuşak geçmesine rağmen. enaıjiye. meşhur Bastille hapishanesinde on bir ay geçirmesine sebep oldu. zarafete sahipti ki. henüz yirmi yaşların­ da olmasına rağmen. onların dindarlıkları kendisinde bir tesir bırakmadı ise de. Hakikî adı. müstear adı idi ve orijini de bilinmiyor. imtiyazın tek­ rar küstahçasına uygulanmasıyla karşı karşıya kaldı. onu kralın gözünde yüceltmiş. Bunlar. piyes. şüphesiz. cem iyet daha iyi bir şekle sokulmalıdır. piyes yazarı. Fakat ardından. Eğitimini. Kısa bir zaman içinde nüktedan. Gerçekte. zamanın sosyal adaletsizlikleri üzerine yazılmış bir şiir. filozof ve sosyal reformcu. Bu şiirlerden biri. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 61 yobazlık k ötü şeylerdir. Cizvit pa­ pazlarından aldı. putperest hurafelerine hücum ediyorsa da. fakat genç Arouet. Paris’te burjuva bir ailede 1694’te doğdu. asilzadenin uşakları Voltaire’i sokakta. tenkitçi. Eğer Voltaire bugün yaşasaydı. çağın en iyi hocaları. Hapisten çıktıktan sora. Bu arada sonraları Henriade olarak bilinecek esatirî IV. Yazar Şair. Voltaire. Oedipe adlı bir piyes yazdı. Gerçi intikam histeriyle tutuşuyorsa da . Voltaire. öylesine parlak bir zekâya. babası onun avukat olmasını istiyordu. Voltaire. otorite­ nin keyfî bir tarzda kullanılmasına hayatı boyunca derin bir nefret besle­ mesine yol açtı. başka­ larının şiirlerini müstear adla yayımlamakla suçlandı. François Marle Arouet idi. Volta­ ire bunların hepsi idi ve bunların hiçbirinde büyük olmamasına rağmen. o kadar başarılı oldu ki. babası noterdi. Henry adlı şiirin birinci bölümünü yayınladı. radikal fikirlere sahip ve hicvî yazılarıyla ün kazanan bi­ ri olarak kendisine isim yaptı. Chevaierde Rohan adındaki genç bir asilzâde ile giriştiği bir kavga sonucu. gerçekte. bütün çağların en evrensel dehası olarak kabul edilir. Fransa’nın önde gi­ den yazarları arasına sokmuştu. H ırs ve aptallık dünyanın h er ta­ rafında vardır. bilgileri ve yetişme tarzlarını benimsedi. Böylece hapsedilme­ si. romancı.

hikâyeler. hür müesseseler altında yaşamanın çok daha akıllıca bir hare­ ket olacağına karar verdi ve 1726’da İngiltere’ye giderek üç sene kaldı. fakat deniz tutmasından korktuğundan vazgeçti ve Cenevre’ye gitti. Fransa’da olduğu gi­ bi Prusya’da da baskı altında tutulamayacağını gösterdi ve Frederick de dahil herkesle kavga etti. 1734 ve 1749 arasında akıllı ve kurnaz bir kadın olan Marguese du Clatelet’in sevgilisi olarak. Voltaire. altına bir araba verildi ve bir saray unvanı da takdim edildi. insanların. 1729’da Fransa’ya döndü ve parlak mesleğine başladı. Nihayet 1760’da Fransa ve İsviçre arasında . şiirler. Dünyayı. bu şehrin dinî bağnazlığı kendisini rahatsız etti. Bir ara. Voltaire. ilkin. “Şüphesiz. Bilhassa. kollannı heyecanla Voltaire’e açtı: kendisine emeklilik bağlandı. en iyi hâmisi kraldı. Ken­ disini güzel sanatların hâmisi sayan kral. yeni bir edebiyatı inceledi ve tevkif edilmek korkusu altında kal­ maksızın istediğini söyleyebildi. Bir ara Penns- ylvania’ya (Amerika) göç etmeyi dahi düşündü. Denilir ki: Voltaire. Potsdam. Nevvton’un fiziğini popülerleştirmeye çalıştı. kitaplarından gelen para ve temkinli yatınıinlanyla zenginlik yolunda giden biri de olmuştu. İngiltere. Voltaire’i de kendisinin edebî çevresine almakla gurur duydu. kralın resmî metresi Madam Pompadour hakkında. Bütün bu müddet zarfında. Kendi paralelinde yetenek ve düşüncele­ re sahip ve aralarında Swift ve Pope gibi çağın İngiltere’sinin tanınmış ya­ zarlarının da bulunduğu edebiyatçılarla dostluk kurdu. Voltaire. kadın edebî ve İlmî zevkleri olan. 6 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n Voltaire. çok sevdiği amatör tiyatro eserle­ rini dahi sahneye koyamadı. uzun bir zamandır Prusya’yı ziyaret etmesini is­ teyen Büyük Frederick’in davetini kabul etti. Voltaire. onun evinde kaldı. tarih ve felsefe eserleri yazdı. rasyonalist ve amprisist (her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefe) filozof John Locke’in etkisinde kaldı. 1746’da da Fransız Akademisi’ne seçildi. dini. Fa­ kat Voltaire. Ta­ lih kendisine yardım etti. kitaplara ve kiliseye ihtiyaç hissetmeksizin fazilet­ le olabileceklerini ve Allah’a ibadet edebileceklerini söyleyen Shaffesbury gibi deistlerin eserlerini inceledi. maamafih. fizikî ka­ nunlarla yönetilen düzenli ve mantıkî bir yapı olarak gören Nevvton’un fi­ ziğini. onun ufkunu genişletti. 1753’te tekrar yola çıktı. Voltaire piyesler. ne krali­ çeyi. Burada yeni bir dil öğ­ rendi. Fakat burada da. Nevvton ve Locke hakkında Voltaire’in duyduğu heyecanı benimseyen ve Paris sosyetesinin tanınmış bir sima­ sı idi. bilge biri olarak ■döndü. ne de kralı memnun eden bir şiir yazmak dikkatsizliğini gösterdi. Fransa’yı bir şair olarak terketti. Ar­ tık.

berrak. 1 0 0 Büyü k R o m a n • 6 3 Ferney'de yerleşti. Mantıkî ve şüpheci bir mizacı vardı. diğerle­ rinin fikirlerini popüleştirmekte kendini gösterdi. dünya­ nın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. Bu heyecan ve yorgunluk. seksen altı yaşındaki bir kimse için çok fazla idi ve aynı yılın mayıs ayında öldü. daha hafif olanlar. tarihî eserler. dinden değil hurafeden ve bağnazlıktan nefret ediyordu. Onun mahareti. Hiç de bir filozof değildi. Dindar Hıristiyanlar. fakat ihtilâle giden yolun hazırlanmasında bir ölçüde onun da rolü olmuştu. onbinlerce Paris’linin çılgın nümayişleri arasında başına defne dalından çelenk kondu. köyün gelişmesi için kullandı. Maamafih. bazen günde otuz mektup yazıyordu. devamlı surette mektuplaştı. Artık son derece zengin bir insandı ve sermayesini. bir ülkenin bağnazlığından diğerine kaçabilirdi. fakat her çağın en büyük felsefî yazarı idi. eserlerinin birinin oynandığı Paris’i ziyaret etme­ ye ikna olundu. yüzlerce tanınmış kimse kendisini ziyarete geldi. Ve bilhassa şu bakımdan hürmet görüyordu ki. Gerçekte ise. Ferney’deki son yıllan. Avrupa’nın her ta­ rafından onu görmeye geliyorlardı. öylesine zarif. Voltaire. zarif ve zeki. . öy­ lesine düşünceli. düşünür olarak. Voltaire’in. Burası İsviçre sınırına o kadar yakındı ki. öylesine medenîdir ki. Kendisini görmeye gelemeyenlerle. Kadınlar heyecandan bayıldılar. hayatının herhangi bir çağı gibi büyük bir ça­ lışma içinde geçti. 1778’de. adaletsizlik ve dinî müsamahasızlı­ ğa uğrayanların savunuculuğunu yüklendi. Böylece. hikâyeler. bir deist idi. bilhassa Fransa’da- kiler. Bir yazar olarak nüktedan. halkın sevgi tezahürlerinden öldüğünü söylemek yanlış bir şey olmaz. asrın faziletlerinin ekserisini ve kötülüklerinin de bazılannı gösterdi. derin olmaktan ziyade kolayca anlaşılan biri idi. Onun trajik ve esatirî eserleri artık okunmuyorsa da. yazılarına (piyesler. hislere pek yer ayırmadı. bu ihtilâlin aşırılıklan onu muhtemelen dehşet içinde bırakacaktı. onu her zaman bir dinsizlik ucubesi olarak gördüler. Yine de. Dünyaca da tanınıyordu. makaleler) ara vermek­ sizin devam etti. Şehre bir kahraman gibi girdi. dünya­ nın her tarafındaki insanlar onları hâlâ zevkle okuyorlar. sadece Fransa’da değil. Fransız ihtilâlini bir iki sene ile kaçırdı. bilhassa Candide gibi felsefî eserleri öylesine nükteli.

a n a s ı ve b a b a s ı ta ra fın d a n te rk e d ilm iş . Bn. Black George: S q u ire A llvvorthy’n in s a rh o ş . Thwackum v e Squire: R iyakâr iki p ed ag o g . Fitzpatrick: S o p h ia’n ın k u z e n i. . Sophia: S q u ire VVestern’in g ü z e l ve d ik b a ş h kızı. h iç b ir işe y a ra m a y a n aylak b ek çisi. ç ılg ın c a sın a k ısk a n ç k o c a s ın d a n k a ­ çar. Lady Bellaston: Bn. Squire VVestern: K ırm ızı y ü z lü ve ç a b u k k ız a n . m ü te m a d iy e n d o la p çev irm ek le m e şg u l o ğ lu . d ü ş ü n c e s iz h a re k e tle ri y ü z ü n d e n b ir sü rü m ü şk ü lle k a rşıla ş ır. Mr. Partridge: Fakir. açık k alp li v e sa m im î. ro m a n ın k a h ra m a n ı. Tom Jones Yazan Henry Fielding (1 7 0 7 -1 7 5 4 ) Başlıca Karakterler Squire Allworthy: Z engin. m ü şfik k ız k a rd e şi. Blifil: B rid g et’in . F itz p a tric k 'in k ü ltü rlü ve g ö rg ü lü L ondralı b ir d o s ­ tu . . g e rç e k te g a y rim e şru o la ra k d ü n y a y a g elm iş. c ö m e rt ve iyi ta b ia tlı. m o d e l b ir İngiliz to p ­ ra k ağ ası. Tom Jones: D o ğ d u ğ u z a m a n . içm ek v e a v la n m a k o lan b ir to p r a k ağ ası. sa f b ir ilk o k u l m ü d ü rü . Bridget: S q u ire Allvvorthy’n in sa d e ve b a s it. b a ş lıc a d ü ş ü n c e s i y e ­ m ek .

Blifil ise. iyi mizacından ve zenginliğinden ötürü. Jenny'yi kasabadan dışan gönderir O kul müdürü de aynlır Çocuğa Tom Jones adı verilir. ay­ lak bekçisi Black G eorge'dır Beraberce kırlarda avlanırlar. Allvvorthy'nin evinde kalmıştı. Bridget. eğitimi de böylece so­ na erer Tom'un bir arkadaşı Allworthy'nin. çocuğun annesinin mahallî ilkokul müdürü Partridge'in hizmetçisi Jenny Jones olabileceğini düşü­ nürler Bridget. en fazla hürmet edilen toprak sahibi Squire Allw orthy'dir Bekâr kızkardeşi Brid- get ile beraber yaşar Londra'da birkaç ay kaldıktan sonra. tembel. ken­ dini bir şey sanan. M ahallî dedikodudan korkan Squire Allvvorthy. bir gece evine döndüğü zaman. müte­ madiyen at koşturan. Kısa bir müddet sonra. açık kalpli. bü­ yükleri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını düşünen ruhsuz bir ukalâdır Allvvorthy. sümsük. çocuğu sık sık döverler Fakat Tom. zira Tom. sa­ mimi ve oldukça yaramaz bir çocuk. servet peşinde koşan Yüz­ başı Blitil ile evlenir ve ondan bir erkek çocuğu o lu r İki çocuk bir arada büyütülür Squire Allv^^orthy'nin mirasına konmayı dü­ şünen Yüzbaşı Blifil'e inme iner ve oğlu küçük yaşta iken ö lü r Tom ve genç Blifll iyi geçinemezler. 1 0 0 büy ük R om an • 65 Hikâye Somersetshire'deki toprak sahipleri arasında. başlanna bir dizi belâ gelir. onun sert ve . cömertliğin­ den. vaktini sık sık VVestern ailesi ile geçirir. her zaman. bir müddet önce hasta olduğu zaman Jenny Jones. kibirli Square'i kasabanın sürtük kadını Molly Seagrim'le aşk yaparken yakalar. bir erkek bebeğin kendi yatağın­ da yattığını görür ve şaşkına döner Çocuğu kilise bekçisinin ^kapısı önüne bırokmaktansa kendisi büyütmeye karar verir Çocuğun ana ve babasının kimler olduğu büyük bir sırdır Toprak ağası ve kızkardeşi. çünkü Squire Western. Thvvackum ve Square'den Tom'u yetiştirme­ lerini ister O n la r da. çabuk kızan biridir Tom. bütün bunlar Squire'i üzer Civardaki bir malikânede Squire Western adında bir toprak ağası ile güzel kızı Sophic yaşar Toprak ağası çok içen.

Allvvorthy'e tiksinti verici şekilde yaltaklık ettiğini görür Fakat Allworthy. hem o hem VVestern son derece hiddetlenirler Tilki avcısı VVestern. kadınlann gözdesi Blifil ile ilgilenmeye başlar. fena halde azarlar -Tom kendisini sctvunamayacak kadar dehşet içindedir. Tom'u seviyorsa da. Sophia ve Blifil'in evlene­ ceklerini sanır ve Squire VVestern'e. özür dilerse de. gerçeği öğrendiği zaman. onun gayrimeşru olarak dünyaya geldiğini söyler ve iki genç kavga ederler Bu arada. Sophia'nın kaçan atını yakalamak isterken kolunu kırar Bu müddet zarfında VVesternler'in yanın­ da kalır Tom ve Sophia birbirlerine âşık olurlar Tom. Sophia. Tom'un bu tutumunu hakaret sayar Tom. beş parasız. Sophia'nın Londra'dan gelen teyzesi. onu odasına kilitler Fakat kurnaz hizmetçisi sayesinde. evlilik için hazırlık yapma­ sını söyler Fakat Sophia'nın teyzesi. Tom'un bir an önce vasiyeti okumak için sabırsızlan­ dığını söyler. bir gece evden kaçar ve Londra'daki teyzesine gitmek üzere yola çıkar . Bu arada Squire Allvvorthy de tamamen iyileşmiştir Blifil. Tom'un nasıl körkütük sarhoş o l­ duğunu. Squire Allvvorthy'nin hasta olduğunu ve muhtemelen iyileşmeyeceğini öğrenince. gayri meşru dünyaya gelen bir kimseyi kendisine dam at olarak düşünemez. ihtiyatsız Tom'a olan aşkını gizlemek için.6 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n erkekçe tutumlarına ve ata binişine hayranlık beslerken.ve evinden kovar Başının çaresine bakması için de Tom'a 500 Ingiliz lirası verir Tom parayı har vurup har­ man savurur Sophia da ailesine leke getirmiştir Hiçbir şart altında Blifil ile evlenmeyeceğini söyleyince. kızı Sophia da onun samimiyetinin tesirinde kalır. zil zurna sarhoş olur. mucizevî bir tarzda iyileşir ve Tom öyle­ sine sevinir ki. Tom'a hiddetlenen ve hayal kırıklığına uğrayan Allvvorthy. orada Blifil'in. hemen hâmisinin başucuna koşar. babası. Annesini yeni kaybeden Bli- til. Blifil. Bir gün. Tom. avlan­ maya çıktıklan sırada. onu meşru yeğeninden daha fazla sevmesine rağ­ men. onun çok hasta olduğu gece.

Fitzpatrick kocasının Tom ile g i­ riştiği münakaşa sonucu handan kaçmıştır Sophia ve Bn. Bn. handan aynidıktan kısa bir müddet sonra. Par­ tridge değil. Sophia'nın peşinden Londra'ya giderler Miller adında bir kadının boş evinde kalırlar Tom. Bir ormanda. fakat kadının babası Partridge'i damat olarak iste­ mez. Bu arada. kansı kaçan adam içeri girer. bu berber. şimdi Tom'un macera arkadaşı olur. Waters haykırır Adam. kızı Nancy'nin Partrid­ ge ile evlenmesine razı olmaya ikna eder. Waters'in koca­ sı değildir Durum normale dönünce. Waters adlı orta yaşlı bir kadın görürler. Fitzpatrik adında biridir ve Bn. Londra'da Nancy Nightingaie adında bir kadına âşık olur. dikkatsiz bir tu­ tumla. bu şehirde. bir gürültü. el kürkünü kasten handa bırakır. saf taşra kızına. Tom kadını kurta- nr ve Upton kasabasında bir hana getirir. Sophia'ya âşığının sadakatsizliğinden bahseder Sop­ hia. Kadın. Nancy'nin arkadaşı Bn. ona sadakatinden hiçbir şey kaybetmediğini ısrar­ la söyler ve tavrını düzelteceğine söz verin İki âşık banşırlan Partridge de. Yaralannı mahallî bir berber İyi­ leştirir. tiyatroda Sop- hia'yı görür. bo­ zulmamış. yolda bir sürü kabadayı ve sarhoş askere rastlar ve onlarla bir handa kavga eder. Partridge. Tom. pa­ tırtı başlar: Kansının kendisini terkettiğini iddia eden gözü dön­ müş bir adama. Fitzpatrick ile karşılaşır. kendisine saldırmak isteyen askerlere karşı koymaya çalışan Bn. Tom araya girer. kısa bir za­ man sonra Londra sosyetesine ve Lady Bellaston ile Bn. M iller de sevinin . Tom. Fitz­ patrick. Tom'u kendi­ siyle aşk yapmaya ikna eder. Tom'un odası gösterilir. içeride Bn. Londra'ya giderler Sophia. Londra'nın zevklerini tattıracak Bel- laston adında bir kadınla tanışın Tom ve Partridge. Bn. buna sadece. Londra'ya gitmekte olan Sophia ve hizmetçisi de Upton hanına gelirler Çok geçmeden handa. Wa- ters ile beraberdir. Fitzpat- rick'in yataklanna kabul edilin Tom bir gece. hiddetle handan aynlır. kadının babasını. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n » 6 7 Tom. kuzeni Bn. beraberce. sabahleyin kürkü görün Sophia. Somersetshire'den kovulan Partridge'din Partridge.

kızı­ nın kendisi ile evlenmesine hiçbir zaman razı olmayacağını bil­ diğinden. Fitzpatrick ile yaptığı düel­ lodan sorumlu olmadığını Squire Allvvorthy'ye anlatır Yaralan iyileşmekte olan Fitzpatrick de. adamı yaralar ve hapsedilir Tom'un Upton'da bir gece geçirdiği Bn. Fitzpatrick'in kıskanç kocası Tom'u tanır ve kendi­ sini düelloya davet eder. Tom'un annesi oldu­ ğunu anlatan bir yazıyı Blifil'e verdi ise de. Waters ile macerasını öğrenir Bu iyi adam. kendi evine getirir. Tom. kendisini hapishanede ziyaret eder. Kızını Lady Bel- laston'un evinde bulur. Tom'un kederini daha da artıran bir haber getirir Squire Allv^orthy de Londra'dadır ve Blifil. fakat Bn. kendisini affeder. Tom. Bridget.6 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n Sophia'nın evden kaçtığını öğrenen Spuire Western. şaşkınlaşır ve artık gelişigüzel aşk hayatından vazgeçmeye ye­ min eder Bn. Blifil. onun Bn. kızını bulmak için Londra'ya gider. kızı Sophia He evlenebilecek biri olduğuna karar verir ve iki sevgili resmen birleşirler İğrenç Blifil dışında herkes şimdi . Partridge. Tom'u astırması için rüşvet de teklif et­ mişti. zarif bir hareketle. tilki avını bırakır. yani Tom'un annesi olduğunu söyler Tom. serbest bırakılır ve talih kendisi­ ne güler Squire Allvvorthy. fakat kötü talih burada da peşini bı­ rakmaz: Bn. adamın. Tom'un suçu olmadığını söyler Squire Allvvorthy. Allvvorthy'ye. Waters. hainlik ederek bu mesajı tahrip etti. ile evlenmesi için zorladığı Sop- hia'dan pzür diler ve Squire Western'e Tom'un kendisinin haki­ kî yeğeni ve vârisi olduğunu söyler Squire VVestern de. hid­ detlenir. ona olan eski sev­ gisi canlanır Allvvorthy. Waters. Fitzpatrick'in evine gider. Tom'un annesi olm adı­ ğını anlatır Tom'un hakikî annesi. daha sonra bu kadının Jenny James. Tom'un. M iller Tom'u savunur. ölmeden önce. Böylece temize çıkan Tom. Tom'u affedeceği sırada. Blifil. Blifil. Bn. Tom'a yeniden kızar. kedere boğulur Partridge. Sophia ile evlenecektir Tom yardım dilemek üzere. Fitzpatrick'in. Allvvorthy'nin kendi kız kar­ deşi Bridget idi. Tom ile yaptığı düelloda ölmemesi halinde.

genişçe işlenecek. D ickens’i etkiledi. Squire Allvvorthy'nin malikânesinde mutlu bir hayat sürmeye başlarlar. Bu tü r yazıların da. Bu eserde. o zam ana kadar olup bi­ tenleri. düzgün ve eşit bir şekilde üç parçaya ayrıl­ m ıştır: Birincisi. h er zam an yararlı olm asa da. Bir piyes yazarı ola­ rak uzu n tecrübesine dayanan Fielding. Eleştiri Fielding. karakter ve to n standartları getirdi. Tom Jones’deki panoram ik m anzara. Tom Jones’m plânı­ nı ustalıkla uyguladı. plânından aynlm aksızm . kendi zam anındaki İngiliz hayatını tastam am önüm üze seriyor. saçm a hâdiselerden veya ahlâkî derslerden kaçınılacaktı. Thackeray ve Trollope ü zerin­ de etkileri oldu. İkincisi. “sam im i bir insanın başına gelenler. . İngiliz rom anına yapı. Tom Jones’dâ da. U pton’daki han m anza­ rası ile zirveye erişen yoldaki m aceralar. başka yere gönderilir. K itaptaki bölüm lerin h er biri. fakat şatafatlı cüm lelerden. akıllı ve m üşfik bir insan oldu­ ğunu gösteren bu yazıları ile kendi çağdaşlarına hitap edi­ yordu. sade ve basit” bir tarzda. son derece nükteli özetleyen bir yazı ile başlar. Fielding böylece. 1 0 0 Büyük R o m a n • 69 memnundur. Tom ve Sophia. Fielding. kendisinin kom ik diye nitelenc^irdiği bir m ace­ rayı n esir halinde anlatm ak istedi. ro­ m anın karakterleri ve insan tabiatı hakkında gayet yerin­ de görüşler ileri sürülür. İngiliz rom anının daha em eklem e çağında iken yayım lanan bu eseri. Allvvorthy ve W estern m alikânelerinin bulunduğu kırdaki hayat. o zam andan beri çok sayıda İngiliz yazarına tesir etti. Dickens. kendisine yıllık maaş bağlanarak. Tom ]ones. Joseph Andrevvs adlı eserinde olduğu gibi. bilhassa. Yoldaki m aceralar ve onsekizinci asrın hanları ile ilgili kısımlar. üçüncüsü Lon­ dra hayatı.

aslında iyi olduğunu ve kendi ahlâkî anlayışını geliştirm esi için yalnız bırakılm ası gerektiğini söylem ek istiyor. Blifıl. 1728 ile 1737 arasında. D üşüncesizce hareket ettiğinden. başını bir d ert­ ten diğerine sokan Tom. geçimini temin için. Halk için komedi ve müzikal piyesler yazarak geçimini temin etti. Fakat gerçekte. Fakat 1748’de Middile- sex ve VVestminester bölgeleri için hâkim tayin edildikten ve cemiyetin . Fielding’in dünyası ahlâkî bir dünya olm akla beraber. hayatının bü­ yük bir kısmında mücadele etmek zorunda kaldı. roman yolundaki ilk tecrübeleri Joseph Andrews (1742) ile vahşicesine istihzalı Jonathan M///d(1743) idi.7 0 • 1 0 0 B üyük R om a n Tom Jones’in ana tezini. Bununla beraber ge­ çimini temin için. Blifıl’in karşısına Tom’u çıkaran Fielding. Eton lisesine ve Leyden Üniversitesi’ne devam etti. sırf para kazanmak için bu türde çok sayıda eser verdi: bunlann en meşhuru. 1730’da yazdığı Tom Thumb \d\. Avukatlığa başladı ve 1740’da baroya kabul edildi. Squire A llw orthy’nin m i­ rasını konm ak için h er türlü hile ve ihanete başvurm aktan çekinm eyen tam bir riyakâr ve habis bir insan. ge­ nellikle dikkatsiz. Fielding. sonunda gerçekten doğru ve n a­ m uslu bir insan olduğunu gösterir. Fielding’in. Yazar Desmond Dükü’nün torununun torunu olan Henry Fielding bir asilza­ de olarak dünyaya gelmekle beraber. 1739 ve 1741 arasında Champion adlı gazetenin editörlüğünü yürüttü. 1734’te Tom Jones’da Sophia ve son romanında Amelia için model olarak kullandığı söylenen Charlotte Cradocak ile evlendi. onsekizinci asrın iyimserliği teşkil eder. h er türlü yolu yordam ı bilen. Londra’da küçük bir tiyatronun menacerliğini ve gazete­ cilik yaptı. tecrübesiz ve zevk peşinde giden beşer tabiatının. Fielding 12 Nisan 1707’de dünyaya geldi. Ö te yandan. hizmetçisi Mary Daniel ile evlendi. 1744'te karısı öldü ve üç sene sonra. tertem iz bir dünya da değildir. gayet nazik bir insan ve dışarıdan bakıldığında da son derece hürm etk âr biri.

iyi huylu. 1749 ve Amelia. içli bir şekilde anlatır. Ölümünden sonra yayımlanan Lizbon’a Bir Seyahatin l-lil<âyesi adlı kitabında. onun yabancı­ sı değildi ve hem hâkimliği sırasında hem de 1752’de kurduğu Covent Garden Journal adlı gazetedeki makalelerinde adaletsizlikle ara vermek­ sizin mücadele etti. m u htem elen Wakefîeld Papazı’ndaki Dr. Fielding. tipik bir şekilde canlı ve zinde. . son derece müşfik bir insandı. geçimini temin için piyasa yazarlığı ve hâkimliği sırasında edindiği tecrübelerle. çok dahıa istihzalı ve alaylı bir tarzda inceledi. 8 Ekim 1754’te Lizbon’da öldü. Kitap baştanbaşa ahlakî öğütlerle dolu idi. Böylece. Son derece popüler olan bu romanın. son derece basit ve se­ vimli bir kim se olan Parson A dam s’dır. Samuel Richardson. sahte ve riyakârca ahlâk hocalığı yap­ tığını iddia eden Fielding. Cemiyeti Richardson’dan çok daha iyi bilen Fieldlng’in büyük romanı Tom Jones’a hâkim olan bir sağduyusu vardı. ülkede derin bir sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğünü gördü. ■ başlayan Fielding. Diğer Eserleri Joseph Andrews: R ichardson’un Pamela adlı kitabındaki tertem iz. genellikle. Joseph Andrews’de. B ununla beraber. orta oyunu şeklinde mizahî roman- . “S/ıame/a" adında kısa bir mizahî eser yazdı ve ardından yayınlanan Joseph Andrews'de konuyu. hem Josep h ’i hem de o nun gerçek sevgilisi Fanny Good- will’i yanından atar. 1751) meydana çıktı. Fielding’in sıhhati 1754’te fena hâlde bozuldu ve şifa bulmak üzere Portekiz’e gitti. Başaramayınca. 1 0 0 büy ük R o m a n * 7 1 bütün kesimleri hakl<ında bilgi edindikten sonra. Goodwill’i bu kötü dünyadan k urtaran Joseph değil. ilk hakiki Ingiliz romanı sa­ yılan Pamela’y\ yazmıştı. sıhhatini yeniden kazanmak için Lizbon'a gittiği­ ni. şehvete düşkün Lady Booby’ nin üniform alı uşağının (Pam ela’nın erkek kardeşi diye tanıtılır) m aceralarını anlatır. Fielding. hissî. 1740'da. son iki romanı (Tom Jo- nes. Adaletsizlik dışında hiçbir beşerî özellik. zengin karakter ve hâdiselerle dolu romanlar yazdı. bu son derece faziletli genci baştan çıkarm aya çalışır. K itapta ü stü n lü k kuran Adams. Lady Booby. ahlakî düşünceleri tebessüm le karşılayan Fielding.

borcunu ödeyem ediğinden hapse atılır ve hapishanedeki bir m ahkûm arkadaşına. W illiam Booth adında. Bu m ahkûm M iss M atthew s adında ka­ til bir kadındır ve W illiam ’ı iğfal eder. Am elia da bir sürü güçlüklerle karşılaşır. Gerçekte onşekizinci asrın m ahkem e ve h a­ pishanelerindeki adaletsizliği konu alan ciddî bir kitap. “C ervantes’i taklit ede­ rek" yazdığını söyleyen Fielding. ıstırap çeken A m elia’ya olan aş­ kından bahseder. kom edi olarak başlar ve onşekizinci asırdaki İn­ giliz hayatının bir g ö rü n tü sü n ü önüm üze sererek bitirir. son dakikada ya­ pılan bir m üdahale ile W illiam hapishaneden çıkarıhr ve A m elia ile evlenir. N ihayet.7 2 • 1 0 0 Büyük R om a n Prim rose’a örnek alınan kim sedir. Amelia: Fielding’in hayatının sonlarına doğru y a z ıl^ bu eser önceki rom anlarındaki hareketli canlılığından m ahrum dur. zayıf iradeli ve m asum bir insan. . Bu arada. Joseph Andrews% bir or­ ta oyunu.

ta lih in in y a v e f g itm e sin i te v a z u . n a zik . Mr. flö rtü s e v e n bu k ız a ile n in y ü re k a cısı o lu r. Olivia: P rim ro se la rın e n b ü y ü k k ızları. k ö tü g itm e ­ sin i d e m e ta n e tle k a rşıla y a n p a p a z ı. h iç b ir m e s le k te b a ş a rılı o la ­ m a y ın c a a s k e re g id e r. k a d ın la ra d ü şk ü n . n eşeli. h a re k e tli. g e rç e k te S q u ire T h o rn h iU ’in am c a sı Sir VVilliam T ho rn h ilI. Sophia: O livia’n ın k ız k a rd e şi. . y akışıklı. İş h a ­ y a tın a a tılm a k iste r. Moses: P rim ro se la rın d iğ e r e rk e k ço cu k ları. Wakefield Papazı Yazan Oliver Goldsmith (1 7 2 8 -1 7 7 4 ) Başlıca Karakterler Charles Primrose: VVakefieId’in m ü şfik . b a z e n so s y e te h a y a tın a g irm e k is ­ te r s e d e. Squire ThornhilI: P rim ro se ’m ev sah ib i. d ü n y e v î o lm ay an . Deborah Primrose: P a p a z ın k a rısı. Burchell: Başka b ir k isv e a ltın d a g ö rü n m e sin e ra ğ m e n . m e z iy e tle ri ö ğ re n i­ le n e k a d a r sa m im iy e ti ile P rim ro se la rı k ız d ırır. k o cası ta ra fın d a n g erçeğ e d ö n d ü rü lü r. m ü şfik . e ğ itim in i ev d e y a p tı. O livia’d a n d a h a c id d î v e d a h a a z h ercaî. sa flık ve b a ­ sitliğ i ço k d e fa b a ş m a z o rlu k la r ç ık a rırs a d a. b a b a s ın d a n d a saf. m ü te v a z ı. George: P rim ro se la rın e n b ü y ü k ç o cu k ları.

Hayatındaki bu âni değişiklik ve VVilmot ile kavgasından ötürü. Ephraim Jenkinson: B irçok i<isve a ltın d a g ö rü n e n sa h te k â r: felsefe ve esk i d iller h a k k ın d a k i s a th î b ilg isi. Hikâye VVakefield papazı Mr.) Bu ara­ da Primrose'un bir komisyoncunun oyununa geldiği ve rahat hayatının bozulduğu görülür. Burc- hell'in. Prim­ rose ailesi de. komşulanndan birinin kızı olan Arabella VVilmot'a âşıktır ve iki aile.7 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Arabella VVilmot: G eorge P rim ro se 'in n işa n lısı. O xford'u he­ nüz bitiren en büyük oğlu George. bir erkeğin bir kadından başka kadınla evlenmemesi gerektiğine inanır. büyük bir sevinç için­ de evlilik için hazırlanmaktadır. dördüncü defa evlenmeye hazırlanıyordu. Charles Primrose. yeni ev sahipleri Squire ThornhilI hakkında bilgi verir ThornhilI. büyük ve yüksek ruhlu Sir V/illiam ThornhiH'in yeğenidir. vaktini kadınlar peşinde git­ mekle geçirin Bu arada. kendilerini her zaman ziyaret edebileceğini söylerler . M r Burchell ile karşılaşırlar. kendisini Primroselara daha da sevdirin Primroselar. İngiltere'de hâlin­ den en hoşnut insanlardan biridir. onu kendilerine sevdirin Primroselar- la beraber yolculuk yapan Burchel. İyi bir kadınla evlenen ve a l­ tı gürbüz ve güzel çocuğun babası olan Primrose. k u rb a n la rı ü z e rin d e d e rin b ir iz ­ len im b ırak ır. kansı öldükten sonra. daha zor bir yaşayış içine girer Yeni evlerine g i­ derlerken. artık sadece papazlık maaşı ile kıt kanaat geçinmek zorundadır. Roman başladığı sırada. Bir gün. yeni­ den evlenmesi gerekip gerekmeyeceği hakkında Arabella'nın babası ile şiddetli bir tartışma yapar (Primrose. VVilmot ise. hayatın ba­ sit yönlerinden zevk alır. Mr. onun bir diğer yolcuya cömertçe hareket etmesi. George'la Arabelle arasın­ daki nişan da bozulur George. atından düşen Sophia'yı kurtararak. Primrose bir kimsenin. hayatını kazanması için Londra'ya gönderilir.

Bunun­ la beraber. onun kızı ile evleneceğine inanır. Lady Blarney ve Miss Carolina VVilelmina Amelika Skeggs. ThornhilI. Bn. Primrosela- rın. kaba ve samimi köylü komşulan Mr. Burchell. at üzerin­ de giderken görürler. Primroselann küçük çocuklan Dickve Bili için bisküvi ge­ tirir. Primrose onlann bu teklifini gayet iyi karşılar. Burchell. ThornhiH'in zenginlik ve sosyal mev­ kiinin etkisi altında kalarak. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 7 5 Sonbaharda. bir gün. kızını kur yapmaya teşvik eder. Primrose. ailenin hantal atının satılmasında. Londra'nın saf ve yeni yetişmiş hanım kızlar için iyi bir yer olmayacağını söyleye­ rek itiraz ederler. Primrose'in ikinci oğlu Moses -ki iş hayatına girmeye hazırlanıyordu.bu atı satıp. sakin Sophia'ya ilgi duyar ve her geli­ şinde. Bn. Primrose. elin­ deki parayı böyle harcamasına üzülür. Bn. artık evlerini sık s'ık ziyaret eden fakir BurchelI'den çok daha caziptir. ihtişamla içeri girerler. Primrose ve Mr. Kadının indinde. Olivia bu yakışıklı toprak ağasına derhal âşık olur. daha iyisini satın alması için kasabaya gönderilir. Fakat Mr. büyük düşüncelere saplanır. kendilerini daha gösterişli bir şekilde her pazar kiliseye götürecek daha iyi bir atın satın alınmasında ıs­ rar eder Böylece. fakat bir at . Hanımlann kültürlü konuşmaları. Atı iyi bir fiyatla satar. şayet iki genç kız kendileriyle beraber gelecek olurlarsa gayet memnun olacaklarını söylerler. Primroselar yeni evlerine yerleştikten kısa bir müddet sonra. Flamboough ile ocak başında bir aile oyunu oynadıkian sırada. Primrose. zaten pek varlıklı olmayan Burchell'in. gözalıcı bir tarzda giyinmiş iki ha­ nımla geldiği zaman Primrose ailesi heyecanlanır. Primroselann kızlan buna çok sevinirler. Sophia ve O livia üzerinde derin bir iz bırakır ve Londra'ya gittiklerini söyleyen hanımlar. Mr. bir gün ev sahipleri Squire Thornhill'i. ciddî. fakat bölgedeki bütün güzel kızlan baştan çıkardığı söylenen ThornhiH'in "şöhret"i Primrose'ı rahatsız eder. bir müddet Londra'da kaldıklan takdirde tavırlannın kibarlaşaca­ ğını ve sosyal evlilikler için daha iyi bir durumda olacaklannı anlatır. Squire ThornhilI.

Bn. Arabella'ya göz koymuştur. Fakat yolculuktan birdenbire vazgeçilir. evi terket- mesini ister Yaptıklanna pişmanlık duymayan Burchell evden aynlır. George. suç M r Burchell'e yüklenir Mn Primrose. çünkü Bn. onun evlenmeyi pek düşünmediğin­ den. Mr. eğer Squire ThornhilI. hayatını kazanmak için Londra'ya gittiğinden beri bir haber almadığını söylen Ş im d i' Squire ThornhilI. Primrose. aile kızlannı Londra'ya göndermeye hazırlanır. bu oyunu doğru bulmaz. Mr. Olivia'yı. kederli bir hal­ de. bir handa kaldığı sırada görür. ilkin kızlannı kaçıranın Spuire ThornhilI olduğu­ nu düşünürler. zira "evlilik günü"ndeh dört gün önce. Londralı hanımlara. satın aldığı atı. tekrar yola koyulur ve Arabella VVilmot'a rastlar. yine de Primro- se'ın yarasını deşercesine. gururla eve getirir ve "günnüş" diye yutturulan başlığının da bakır olduğu anlaşılır Mr. Burchell olduğunu öğrenince papaz. Şimdi. Squire Thornhill'i evli­ liğe zorlamak için. kızının oldukça ağır çalışmasına rağ­ men. gerçekte. O livia'nın. fakat ThornhilI hiçbir suçu olmadığını söyler. oğlu George'ı. Burcheli'in itirazlanna rağmen. Primrose. Olivia'ya evlenme teklifinde bulunmazsa. Squire ThornhilI. bir araba içinde iki adamla giderken görün Primroseler.7 6 • 1 0 0 Büyük R om a n cambazı kendisini aldatır ve önceki atlanndan daha kötü bir atı kendisine yutturur. George'ın nerede oldu­ ğunu soran Mn Primrose. Primrose. şimdi gezici bir aktör grubu ile beraberdin George Avrupa'ya gittiğini. Moses. Olivia'nın nerede olduğunu soran Primrose. Primrose ve O livia. oğlunun. ders verdiğini ve musikî ile meşgul . Dick Primrose. kızlan hakkında gayet kötü iftiralarda bulunulduğunu öğrenin Primroselar. VVilmot. yakında Williams adındaki bir köylü ile evleneceğini söylerler. artık Primroselan daha sık ziyaret etmeye başlarsa da Bn. VVilliams ile evlenmesinin iyi olacağını anlatır Fakat evlilik hakkındaki bütün bu düşünceler âniden kaybolur. bu iftirala- n yayanın Mr. evden kaçan kızını aramaya koyulun Kızını ararken hasta­ lanır ve bir handa üç hafta yatan İyileşince. şüphelenir.

rüşvetle onu orduya kaydettirir. Primrose'dan. bir han­ da bulur ve kız nasıl kaçınidığını anlatır. papaz evin alevler için­ de yandığını ve kansı Deborah'ı iki küçük çocuklan Dick ve Bill'in yangında kaybolduklannı haykınrken görür. gerçekte fahi- şedirler. Primrose. O gece evlerine ulaştıklan sırada. dört aydır ödemediği kirasını ister Primrose'ın parası yoktur. ertesi günü. kızı Olivia'yı. eşyalan yandığından. kasabada sefil bir yer bulur Primrose'ın iki çocuğu da. babasının yanında kalırlar. ThornhiH'i kolundan tutarak evden atar. ThornhilI kızı iğfal eder. terkedilmiş ve sefil bir halde. W ilm ot'la nikâhını Primrose'ın kıymasını ister ve küstahlığını daha da ileri götürerek. Hapishanede iken. Olivia'yı her zaman görebilmesi için onun. borçlannı ödeyemeyenlerin tutuklandığı hapishaneye götürülür. ThornhilI. Thorn- hill'in küstahlığı. Papaz. Burcheil ile değil Squire ThornhilI ile kaçmıştır. Moses'e hiçbir işe yaramayan atı satan ve hattâ papazı dahi aldatan Ephraim Jenkinson'a rastlar. Hayatı sahtekârlık ve suç işlemekle geçen Jenkinson . Primrosela- nn bütün. ThornhilI de. halkın kızgın protestolan arasında. köyden bir kimse ile evlenmesini tavsiye eder. O livia Mr. George'in ken­ disine bir engel olmamasını isteyen Squire ThornhilI. Arabeila VVilmot ile evleneceği haberi. yaptıklanna nedamet getiren kızını affeder ve evlerine dönmek üzere beraberce yola çıkarlar. Ailesi. Primrose'ı öylesine hiddetlendirir ki. onlann kınk dökük bir eve taşm- malanna yardımcı olurlar. onu hâlâ seven Olivia'yı daha da kedere boğar ThornhilI ise. O livia'dan kısa bir zaman içinde bıkar ve ken­ di başına evine dönmesi için onu Londra'da yalnız bırakır. Squire Thornhill'in. Papaz. Da­ ha önce tanıştırdığı Londralı nazik iki hanım ise. Müşfik komşulan. 1 0 0 Büyük R om a n • 7 7 olduğunu söylerse de yanında. Primrose. Londra'ya gitmek üzere evden aynidığı zamandakinden daha az para vardır. Sahte bir papazın yerine getirdiği sahte bir nikâh töreninden sonra. hapis­ hanede. şimdi nerede yaşayacaklannı bilemezler.

Jenkin- son'un bir haberi ile felâket hâlini alır: Jenkinson. Perişan bir hale düşen ve hastalanan Mr. . Primrose için hayatın kapkaranlık göründüğü bir sırada. Primrose'm başına gelen felâketler bir türlü bitmek bilmez. Squire Thornhill'in kızkardeşinin şatosuna giderek intikam a l­ mak ister Fakat Thornhill'in hizmetkârlan kendisini döverler. iftira eden mektubu o yazmıştır. eşkıyalann. diğerini elde etmeye azmetmişti. Sophia'yı kaçırdıklannı söyleyerek felâketi katmerleştirir. Burchell. kaçınlıp ter- kedildiğinden bu yana solup sararan O livia'nın öldüğünü söy­ ler. Jenkinson'a ve diğer suçlu­ lara vaaz verir. asılarak öldürülecektir. Primrose'm başına gelen talihsizlikler. Olivia ve Squire Thornhill'in. şahsî faziletleri için sevip sevmediğini anlamak ga­ yesiyle kimliğini belirtmemiştin) Kızlan hakkında. zengin ve yüksek ruhlu. yeğeninin ihanet ve zulmünden bahseder. para­ sı için değil. talih biraz yüzüne güler. zira kızlardan birine mâlik olmayan ThornhilI. Burchell'in. kıyafet değiştirmiş Squire Thornhill'in amcası Sir VVilliam ThornhilI olduğu anlaşılır (Sophia'nın kendisini. Londralı ka­ dınlara.7 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n hapishanede kendisini ıslah etmeye çalışır. çünkü kızlann. Mr. Squire Thornhill'in adamlanydı- lar. George de bu arada. onlardan birini yaralar. Mn Primrose'm yardımıyla. felâketlere nasıl tahammül edebileceklerini an­ latır. Olivia ile ken­ disinin yalancıktan nikâhlannı kıymalan için. Mr. Primrose. Jenkinson'dan. Bu arada. kızı Sophia'yı eşkıyalardan kurta­ ran Mr. ilkin. Sir VVilliam ThornhiH'e bir mektup ya­ zarak. gerçekte. onların eline düştüğü takdirde. Sophia ile birlikte kendisini ziyaret eder Se­ vinçten çılgına dönen Primrose. bütün faziletlerini kaybedeceklerini bil­ mektedir Sophia'yı kaçıranlar. Kendi başına gelen bir sürü felâkete rağmen Primrose. parça parça olaylan bir araya getiren Sir VVilliam. Her tarafı yara bere içinde olan oğlu George da hapsedilir. G eorge'a ölüm cezası verilir. Burchell'e Sophia ile evlenebi­ leceğini söylen O zaman. meşru bir şekilde evlediklerini anlatın ThornhilI. yeğenine kızgınlık duyan Bu arada Ephraim Jenkinson. Deborah Primrose da.

Mr. Primrose'm parasını alıp ka­ çan adamın Antwep'de yakalandığı ve paranın kendisine aide edileceği haberi gelir. R ahat ve akıcı.) İkincisi. sonraları ondan şantajla pa­ ra sızdırabileceğini düşünerek hakikî bir papaz getirmiştir. dram atik bir tarzda anlatılıyor. Joseph Adams’ındaki papaz A dam s’ dan başlayarak. Jenkinson'un yeni arkadaşı hakkında takibat açtırmayacağını ummuştu. Bunun sebebi açık. ılımlı bir tarzda m izahî. böylece. Hayatın binbir tecrübesinden geçmiş pa­ paz için artık. Primrose. Prim rose. pek çok okuyucunun ilgisini çeke­ cek surette. şimdi Arabella W ilm ot'la evlenemez. Nihayet. Thorn- hill. onsekizinci asrın en çok sevilen ro ­ m anlarından biri idi. en başarılı olanlarından biridir. G oldsm ith’in hisler ve tesâdüfler üzerinde norm alden fazla durd uğunu sezerlerse de. Mr. sonunda talihin tekrar yüzü­ ne güldüğü adam ın hikâyesi hepim izi ilgilendirir. efendisi hakikî olarak evlendiği takdirde. Fakat Jenkinson. Fieldings’in. G oldsm ith zam anın en iyi bir üslûpla yazanlarından biri idi. Ve Primro- se'ın sevincine sevinç katarcasına. hayatta arzu edebileceği bir şey yoktur. m ütem adiyen kötü talihle karşılaştıktan sonra. G oldsm ith’in iyi bir piyes yazarı olduğunu gösteriyor. fakat gösteriş- . Eleştiri Wakefield Papazı. iyi talihinden ötürü daha da fazla minnettarlık" duyar. Primrose'm ThornhilI ve Arabella W ilm ot'un evlenmelerini onaylaması için Olivia'nın öldüğü ha­ berini de Jenkinson yaydı. İlkin. (Bilhassa h a­ pishane sahnelerinin anlatılışı. kendisini son derece sevindiren bir haber daha alır: Olivia ölmemiştir. pek tabiî. ThornhilI ve Olivia artık gerçekten evli olduklanndan. en k ü ltü r­ lü okuyucular. fakat "felâketleri nasıl metanetle karşılamışsa. 1 00 büyük R om an • 79 sahte bir papaz bulunmasını istedi. ThornhiH'in. Prim rose aile­ sinin başına gelenler.

isyan etm ez. İsviçre ve İtalya’da dolaşmaları sırasında da diplomasını aldı. onun düşü n d ü ğ ü gibi tecelli eder. İngiliz rom anı tarihinde em salsiz bir yer ka­ zandı. zam anı­ m ızdan çok daha b asit ve sade zevk ve eğlencelerini. Dickens. Bir İrlandalI papazın oğlu olan Oli- ver Goldsmith. büyük m alikâneleri ve hepsinin ü stü n d e. hayatı boyunca. Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti ve bir defa okuldan kaçmasına rağmen. bu hayatı bir uzm anm ışçasına anlatıyor. “Terkedilmiş köy" adlı şiirinde olduğu gibi. George Primrose’ın avare hayatı. nükte ve ma­ haretlerine rağmen. G österişsiz b ü tü n cazibesine rağm en. nihayet 1749’da mezun ol­ du. bu rom a­ nı çok sevdi ve ondan çok şey öğrendi. Jane A ustin ve George E lliot’u etkiledi. Wakefield Papazı. İngi­ liz rom anında m uazzam bir tesiri oldu. G oldsm ith’in. daima para sıkıntısı çekti. G oldsm ith’in kır hayatını cazip bir tarzda anlatışı. gerçekte. O lgun bir okuyucu için. Prim rose. 1728’de doğdu. stoik m etan et üzerine yazılm ış ciddî bir eserdir.8 0 • 1 0 0 Büyük R om an S İ Z . so­ n u n d a h er şeyin iyi olacağına inanır ve gerçek de. Hanları. Wake- field Papazı. oku­ yanın ilgisini çekecek tarzda anlatm asını biliyor. neşeli bir m etanetle b ü tü n bunlara taham m ül eder. onsekizinci asır İngiltere’sinin m ütevazi kır hayatını anlatan ifadeleri em ­ salsizdir. ocak başında toplanan papaz ailesinin. Bilâkis. 10 Kasım. . Bölümü’nde anlatılan. Papaz olmak istedi. fakat reddedildi. Ardından Edinburg ve Leyden üniversitelerinde tıp tahsil etti. muhtemelen Fransa. yolları ve hapishaneleri. Gold- sm ith. A llah’a karşı gelmez. gerçekte oto-biyografik. sadelikleriyle klâsik­ leştiler. Basit plânına ve tesadüflere bağlı kalm asına rağm en. karşılaştığı b ü tü n talihsizlik ve felâket­ lere rağm en. Wakefield Papazı’ndaki cümleler. Yazar Wakefield Papazfnm XX. Sinikal biri onunla alay ederse de. Mr.

meşhur ressam Sir Joshua Reynolds (ki Goldsmith'in en iyi res­ mini o yaptı) vardı. şiirden sahne eserlerine. 1756’da Londra’ya döndü. büyük şahsiyetlerin yanında ne söyleyeceğini bilmeyen biri olarak gördülerse de Johnson. Goldsmith’in edebî değerini takdir ediyordu. 4 Nisan 1774’te öldü. “Kulüp”ün diğer üyeleri Goldsmith’i. beceriksiz bir palyaço. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 81 Goldsmith. Goldsmith her zaman parasız. 1761’de İngiliz edebî hayatının büyük diktatörü Samuel Johnson’la tanıştı ve böylece hayatının en büyük dostluğunu kurdu. Goldsmith. Eserleri neşe. hayatta iken tutulduğunu görmesi­ ne rağmen. borcunu ödemediğinden hapishaneye gönderildi. Johnson. paniğe kapılarak Johnson’a acele mektup yazdı. Johnson’un “Kulüp”ü. her zaman başkalarından borç alarak yaşadı. İngiltere’nin en tanınmış kimselerinin gömülü bulunduğu VVestminister Abbey’de onun nâmına bir âbide dikti. Oldukça gariptir ki. Goldsmith’in borcunu ödedi. gayrıresmî fakat meşhur “Kulüp”ün üyesi oldu. . bir gün. Goldsmith’in odasında VVakefield Papazfnm müsveddelerini gördü ve hemen bir ya­ yımcıya götürerek 60 İngiliz lirasına sattı. başarılı olamadı ve çeşitli mecmualarda yazılar yazmaya başladı. tıp ve öğretnienlik mesleğini yürüterek hayatını kazannrıak istedi ise de. Goldsmith. Kulübün üyeleri arasında çağın en tanınmış şahsiyetleri. siyasî gazetecilikten tarihe ka­ dar her sahada eser verdi. zayıf. Goldsmith. kendi kendisini tedâvi etmeye ça­ lıştığı sırada. cazibe ve sağduyu ile doludur. bu arada Garrick. VVakefield Papaz/’ndan sonra en iyi bilinen eserleri şunlar: “Terkedilmiş Köy (1770): “The Goodnatur’d M arf (1776) ve “She Stops to Conquef (1773) adlı iki gayet neşeli sahne eseri ve “Dünya Vatandaşf (1762) ad­ lı mizahî “Mektuplar” Bazı şiirlerinin ve sahne eserinin.

H e rtfo rd sh i- r e ’d e m ü te v â z ı b ir m a lik â n e si v a rd ır. c e n tilm e n . Gurur ve Aşk (Pride and Prejudice) Yazan Jan e Austin {1775-1817) Başlıca Karakterler Mr. Fitzwilliam Darcey: B ingley’n in so n d e re c e z e n g in . B e n n etle­ rin y a n ın d a k i N eth erfie ld m a lik â n e s in i k iralar. z e n g in b ir d elik an lı. George Vickham: G ö ste rişli ve se fih b ir g en ç su b a y . B en n et’in a p ta l karısı. k u ru b ir m iz a h h is s in e sa h ip . Charles Bingley: C ana y ak ın . n ü k te d a n ve h a re k e tli b ir kız ce m iy e ti g a y e t iyi m ü ş a h e d e e d e r. g ü z e l k ız k a rd e şi h a m a ra t ve nâzik . işi g ü cü d e d ik o d u ve ç ö p ç a ta n - hk. Caroline Bingley: B ingley’n in k ü ç ü k kız k a rd e şi D arcy ile e v le n m e k is ­ ter. Charlotte Lucas: Sade g en ç b ir k ız E liz a b e th ’in a rk a d a ş ı. m a ğ ru r a rk a d a ş ı. Bennet: Mr. h â m isi Lady C a th e rin e de B ourgh’dir. Elizabeth Bennet: B e n n etle rin ikinci kızı. Jane Bennet: E liz a b e th ’in e n b ü y ü k . Bn. Papaz William Collins: K ibir ve ah m ak lığ ı h a y re t u y a n d ırıc ı b ir ta r z d a ş a h s ın d a b irle ş tirm iş biri. . Bennet: Beş k ız b a b a sı.

Ne dediğini bilmeyen Bn. Bennet. üs­ tü başı çamur içinde içeri girince. Darcey'nin bu kır ce­ miyetini aşağılayan sözlerini. h e rk e s in m u tla k b ir şe k ild e k e n d is in e ita a t e tm e s in i iste r. Bennet'in kızları Merytone balosunda M r Bingley ile tanış­ mışlar. Bennet kocasını. Bennet'in kabalığından tiksinir ve kızlanna da yüz vermez. Bn. 1 0 0 B üyük R om a n • 83 Lady Catherine de Bourgh: D arcy ’n in k ü s ta h te y z e s i. hiçbir şeyden şüphelenmeyen Bingley ile hangi kızını evlendireceğini düşünür. onun birisi ile yaptığı konuşma sı­ rasında duyan Darcey. Bingley'in küçük kız kardeşi. Hikâye Zengin ve genç bekâr Mr. kızkardeşine bakmak için çamurlu yolda beş kilometre yürüyerek Bingley'in malikânesine gider Saçı başı dağınık. Bennet ailesinin kızlan arasında en hareketli ve zeki olan Elizabeth Bennet. kız. Bennet. Bingley. yakışıklılığına ve zenginliğine rağmen. birtakım plânlar hazırla­ maya başlar. Darcey. iyi tabiatlı ve Elizabeth'in büyük bir bağlılık hissettiği abla­ sı Jane'dir Kısa bir zaman sonra Bingley ve onun kızkardeşi Ja- ne Bennet ile arkadaş olurlar ve Bingley'le Jane arasında aşk başlar Sonunda. Netherfield Park'ını resmen ziyaret ederek. Baloda Bingley'in aristokratik arkadoşı Fitzvvilliam Dar- cey de vardır Darcey. Elizabeth hakkında derhal bir sürü dedikodu yapar Fakat Bn. civardaki malikâneler­ den birini. ona cephe alır. Fakat kansından çok çeken Mr. evlenme çağın­ da beş kızlan bulunan Bennet ailesi heyecanlanır. . Elizabeth Bennet ile tanışmak istemeyin­ ce. Netherfield Park'ı kiraladığı zaman. Bingley'e hoş geldiniz demeye ikna eder. cana yakın M r Bingley ile gü­ zel. Baloda daha başarılı olanlar. Bing- ley'in bu konuda bir tercih hakkı olabileceğini söyler Nihayet. Elizabeth'e olan tutumunu yumuşatır ve ikisi garip bir şekilde nişanlanırlar Bir gün Bingleyleri yağmur yağdığı sırada ziyaret eden Ja­ ne hastalanır ve Netherfield Park'ta kalmaya mecbur kalır Eli­ zabeth.

Darcey'e tutkundur. babasının sözünü yerine getirmeyerek. ona daha fazla yaklaşır. kompliman yapar ve bu da C aroline'nin fenia halde kıskançlığını çeker. Reddedilmesine rağmen. Elizabeth. hâmisi ve Darcey'in teyzesi zengin ve mağrur Lady Cathe- rine de Bourgh'dan. Kadın. Bu arada Bennetlerin bir kuzeni. Elizabeth. .8 4 • 1 0 0 Büyük R o m an Bennet. Bingiey ve kız kardeşleri. kendi­ sinden evlenmesini istediğinden (ve onun sözleri emirdir). Londra'ya gitmek üzere Netherfieid'den aynlırlar. bunun üzerine. Darcey'nin tanıdıklanndan biri olan. genç bir subay George VVickham. Elizabeth'e Darcey'nin kötü niyet­ li. Eliza­ beth hakkında bir sürü yatan söyleyerek. kızlan arasında en fazla Elizabeth'i se­ ven Mr. tekrar evlenme teklifinde bulunur. Bennet'ten sonra ma­ likânede miras hakkına sahip bulunacak Papaz VVilliam Col- lins. Bingley'nin kızkardeşi Caroline. Darcey. fakat sonunda mağlûbiyeti kabul eder Collins. kız kardeşi­ ne baktığı sırada. VVickham'ın sözleri­ ni ve tutumunu yanlış değerlendiren Elizabeth. bu hadiseyi. uy­ sal ve basit Charlotte Lucas ile nişanlanır. Darcey'i ondan uzak­ laştırmaya çalışır Bu aşk yolundaki daha ciddî bir engel. Jane ve Bingiey arasındaki ilişkileri pekiş­ tirmek için büyük bir fırsat olarak görür. Mr. Bennet. Bn. mütemadiyen . Elizabeth. Balodan kısa bir müddet sonra. basit Mary. miras hakkından mahrum bıraktığını söyler Darcey ile yüz yüze gelmekten korktuğu için VVickham. bıktıracak kadar bahseder. Bennet memnun olur.entrika peşinde koşan annesi ve Bennetlerin küçük kızlandır Hercaî subaylara âşık Lydia ile Kitty ve soğuk. soğuk kalpli bir insan olduğunu. yüzü kızarmayan Collins. Darcey'den şüphelenmeye başlar. Elizabeth'in bir arkadaşı olan. kendisini. çapkın. atılgan. Eliza- beth'in bayağı. Bennetleri ziyaret eder Son derece kibirli biri olan Mr. gü­ lünç bir mağrur eda ile Elizabeth'e evlilik teklif eder. Col- lins. onun bu teklifini derhal reddeder. kızının bu tutu­ munu beğenmezse de. Darcey'nin de geleceği bir baloya gitmez.

1 0 0 Büyük R o m a n • 85

kızkardeşlerinin Jane'i, Bingley'e lâyık görmediklerine, ağa­
beyleri ile evlenmesini önlemek istediklerine inanır. Jane, nişa­
nın böylece bozulmasını, zahiren üzüntü ile karşılamazsa da,
kısa bir müddet sonra, Bingley'e rastlayacağını umarak, Lon­
dra'daki teyzesi Bn. G ardner'i ziyarete gider Ardından Eliza-
beth de kızkardeşinin yanına Londra'ya gider. Elizabeth, Bing-
ley'in, Londra'da Jane'i hiç ziyaret etmediğini öğrenince, Dar-
cey'nin Jane'in şehirde bulunduğunu Bingley'den sakladığına
inanır
Mart ayında, Elizabeth, şimdi Collins ile evli olan Charlotte
Lucas'ı Kent şehrinde ziyaret eder Charlotte'e büyük sempati
duyan Elizabeth, yaşı ilerlemiş bu ev kızının, evde kalmaktan,,
yalnız ve sefalet içinde bir hayat geçirmekten korktuğu için, Mr.
Collins ile evlendiğini anlar.
Elizabeth, bu şehirde teyzesi Lady Catherine de Bourgh'u zi­
yaret eden Darcey'e rastlar. Darcey, Elizabeth'in tekrar peşine
düşer. Kıza öylesine mağrur bir edâ ile evlenme teklifinde bu­
lunur ki, Elizabeth, onun teklifini reddeder, kızkardeşine yaptığı
haksız muameleden ve talihsiz VVickham'a yaptıklanndan ötü­
rü onu azarlar. Darcey, bu ithamlan sessizce dinler Ertesi gü­
nü, Elizabeth'e bir mektup yazarak, Bennet ailesini, Bingley a i­
lesinden küçük gördüğünden, Bingley'i Jane'den uzaklaştırdı­
ğını itiraf eder. Maamafih Vickham'a, herhangi bir kötülük yap­
tığını şiddetle reddeder ve VVickham'ın, mirastan mahrum bıra­
kıldığı iddiasının doğru olmadığını ispat eder. Aynca Wick-
ham'ın, kızkardeşi Georgiana ile birlikte fesat plânı hazırlan­
dığını da Elizabeth'e anlatır.
Bennet ailesine tepeden bakmasına rağmen, bu mektup,
Elizabeth'in Darcey hakkındaki hükümlerini yumuşatır Dar-
cey'nin esasında samimî bir insan olduğuna inanmaya başlar.
Bu arada, uzun yıllardır Darcey ailesinin hizmetinde bulunan
yaşlı kimsenin Darcey hakkındaki sözleri de Elizabeth'i Dar­
cey'ye yaklaştınr. Elizabeth, zeki insanlar olan ve göz alacak
şekilde iyi giyinen amcası ve teyzesiyle yaptığı bir yolculuk sıra­
sında tekrar Darcey'e rastlar.

8 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

Lydia ise, daha önceleri, Elizabeth'in itirazlarına rağmen,
VVickham'ın birliğinin bulunduğu Brighton'a gitmekte ısrar
eder. Çok geçmeden, kızkardeşi Jane'den aldığı bir mektup,
Elizabeth'i şaşkın eder. Jöne, mektubunda, Lydia'nın Wick-
ham'a kaçtığını anlatır Elizabeth, olup bitenlerden Darcey'i
haberdar eder, sorumluluk hislerinden mahrum kızkardeşi hak­
kında endişe duyarak eve döner.
Bu arada, Elizabeth'in ıstıraplan deha da artar: Kız, artık
sevmeye başladığı Darcey'nin, kendisini sevmediğini anlar, zi­
ra kızkardeşi Lydia'nın tutumunun, Darcey'nin Bennet ailesi
hakkında söylediklerini, ailenin alelade bir aile olduğunu doğ­
ruladığına inanır. M amafih, Darcey, Elizabeth'i hayrete düşürür,
zira artık kızı sevmeye başlamıştır, gizlice Londra'ya giderek,
Lydia ve VVickham'ı bulur VVickham'ın bir sürü borcunu öder
ve Lydia'ya evlenmesi için, 100 Ingiliz lirası verir
M r Bennet, çitti aramak için Londra'ya giderse de bulam a­
dan dönen Lydia evine döndüğü zaman, Elizabeth'e, Dar­
cey'nin, düğünde bulunduğunu anlatır Elizabeth, bu evlenme­
de, Darcey'nin büyük bir rol oynadığına inanmaya başlar Bil­
hassa teyzesi Bn. G ardiner'den gelen bir mektup, bu inancını
sağlamlaştınr Darcey, olup bitenleri bu kadına anlatmış, fakat
kimseye söylememesine yemin ettirmişti.
Lydia ve Wickham aynidıktan sonra M r Bingley, Darcey ile
birlikte, Netherfield'e döner Çok geçmeden, Bingley, Bennet
ailesini sevindirir, Jane ile nişanlanır
Elizabeth ve Darcey'nin nişanlanacağı söylentilerini duyan
küstah Lady Catherine de Bourgh de hiddetlenir. (Lady Cathe-
rine, Darcey'nin, soğuk meziyetsiz, cazibesiz kendi kızı ile ev­
lenmesini istiyordu.) Elizabeth'den, küstahçasına, Darcey'den
vazgeçmesini talep eden Maamafih Elizabeth gereken cevabı
verin Sakin bir tavırla, kiminle evleneceğinin Lady Catherine'yi
ilgilendirmeyeceğini söylen Lady Catherine Elizabeth'in kendi­
sinden vazgeçmediğini Darcey'e anlatın Darcey de Elizabeth'in
artık kendisini reddetmeyeceğini uman

1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 8 7

Böylece cesaretlenen Darcey, Elizabeth'e tekrar ve bu defa
gayet mütevazı bir tavırla evlenme teklifi yapar. Elizabeth de
mutluluk içinde kabul eder. Uç kızını evlendiren Bn. Bennet se­
vinç içindedir Mr. Bennet, öteki kızlonnın kısmetlerinin de ya­
kında açılacağını inanır.

Eleştiri

Jane A ustin diyor ki: “Ben, Aşk ve Para hakkında yazı­
yorum. H aklarında yazılacak başka bir şey var m ıdır? Aşk
ve Gurur, aşk ve paranın karşılıklı etkileri üzerinde kurul­
m uş sosyal bir kom edinin m ükem m el bir örneği: Darcey,
Bingleyler ve B ennetler arasındaki sınıf farkları, Bingley
ve Jane, Darcey ve Elizabeth arasındaki aşkı şekillendiri­
yor. Bu farklar, İngiltere’de o rta sınıfın sosyal bir sınıf ola­
rak yükselm esini etkiliyor. O zam ana kadar, Darcey gibi
bir kim se ile Elizabeth gibi bir burjuva arasında bir evlilik
pek düşünülem ezdi. H attâ hikâyenin geçtiği zam anda bi­
le, çiftin evlenm esinden önce birçok engellerin aşılm ası
gerekiyordu.
Rom ana ism ini veren çatışm a, D arcey’nin soğuk aris­
tokratik g u ruru ve bir d an sta kendisine dudak büken, te ­
peden bakan bu adam a karşı Elizabeth’in içgüdüsel hid ­
deti etrafında toplanır. Ç atışm a neticelenm eden önce bu
anlaşm azlık, erkek ve kadın kahram an arasında fevkalâde
n ü kte oyunlarına sahne olur; kitabın bu kısım ları, Shakes-
p eare’nin Much Ado About Notfımg’indeki Beatrice ve Bene-
dick arasındaki karşılıklı istihzalı nükteleri hatırlatıyor.
Satıhdaki n ü k te ve hafifliğine rağm en. Aşk ve Gurur,
şefkat ve m erham et hislerinden m ahrum bir hikâye de de­
ğildi. Bunu da bilhassa, Jane’in, Bingley’in kayıtsızlığını
kabul edişinde ve evde kalm ak tehlikesi ile karşılaşan Eli­
zabeth’in arkadaşı C harlotte Lucas’m sırf evlenebilm ek
için ehveni şerre tercih etm ek zorunda kaldığını görüyo­

8 8 • 1 0 0 B üvüK R om an

ruz. Gerçi Elizabeth, Mr. CoIIins’e yakasını kaptırm aktan
kendisini ustaca kurtarm asını bilirse de kitabı kapadıktan
sonra, daha az talihli C harlotte’nin, kendisine nasıl bir
hayat seçtiği düşüncesinden kendim izi sıyıram ıyoruz. Ja-
ne A ustin’in, C h arlotte'e olan m uam elesinde, C harlot-
te ’in içinde b u lunduğu acıklı d u ru m u daha da dokunaklı
bir tarzda görüyoruz.
Jane A u stin’in sanatının em salsizliği şuradaki, son de­
rece yakından tanıdığı bu hayatın hissî derinliklerine ine­
biliyor. O n u n hayatı, kır kulüplerini ziyaretten, çaylardan,
danslardan ve diğer tâli sosyal fonksiyonlardan oluşm uş­
tu. Kitabında, hayatın şahsen tanıklık etm ediği hiçbir yö­
nün d en bahsetm ez. B unun içindiS" ki, rom anlarının hiçbi­
rinde, yanlarında kadın bulunm ayan iki erkek görülm ez.
B ütün bu sınırlara rağm en Jane A ustin, cem iyetin bilhas­
sa genç âşıklar üzerindeki baskısını em salsiz bir tarzda
analiz eder. Ferdin ihtiyaçları karşısında, sosyal tu tu m la­
rın em poze ettiklerine de sem pati besleyen Jane Austin,
bu ikisinin gerginliğinden bir kom edi çıkarır.

Yazar
Jane Austin, 16 Aralık, 1775’te doğdu; babası bir papazdı. Ailede, al­
tı erkek çocuğu ve aynca, Jane’in sevgili kızkardeşi Canssandra vardı.
Austinler eğitim görmüş bir aile olmalarına rağmen, hiç de varlıklı sayıl­
mazlardı. Kendi çağındaki kızların ekserisi gibi, Jane evde eğitim gördü,
henüz ondört yaşında iken, evlerde sahnelenecek piyesler yazmaya baş­
laması, onun diyalogları zaptetmekteki emsalsiz işitme hissini gösterir.
Yine, genç bir kız iken, aileler arasında oynanacak komik ve saçma pi­
yesler yazdı. Bu piyeslerde Austinlerin anlayabilecekleri şekilde, dostla­
rından ve komşulanndan bahsediliyordu.
Ailenin mutlu olduğu anlaşılıyor ve istikbalin romancısı için daha da
önemli olan yön Austinlerin. Jane’in kelimeleriyle “roman okumaktan son
derece zevk alan” bir aile olması idi.

cemi­ yeti burada müşahede etti ve gördüklerini daha sonraki kitaplarında kul­ landı. Sağduyu tim sali Elinor ile ro ­ m antik duygular veya h iper duygularla dolu M arianne’nin hayatları. En ihtiraslı romanı olan Mar)sfield Park\ 1811’de. son romanlarına. Böylece Jane Austin’in bellibaşlı altı romanı. 1 0 0 Büyük R o m a n • 89 Babası 1801’de emekli olduğu zaman. Jane Austin. Austin ölünce. Jane A ustin'in daha sonra üzerinde duracağı tezlerin neler olacaklarını ilân ediyordu. Maamafih. bütün Avrupa’yı kapla­ yan Napoleon Harpleri dahi onun hayatını pek etkilemedi. on senelik bir sessizlik­ le ayrılan iki grupta toplanabilir. Austinler o zaman zengin ai­ lelerinin oturdukları deniz kıyısındaki Bath kasabasına gittiler ve burada. daha öncesi kitaplarındaki neşe ve canlılık pek yoktur. Bath’da geçirdikleri zaman. Yayımcılann ve okuyucunun tutumundan ümitsizliğe düşen. Mansfield Park ve Persu- asiortde. birbirine zıt karakterlere sahip iki kız- kardeşin hayatlarını anlatır. Mr. Kitabı yayınlayacak bir yayınevi bulamamasına rağ­ men. Rom an. Jane Austin’in kendi zahirî hayatında hiçbir çatışma görülmedi. Emma’yı 1814’te ve en son romanı olan ve normalin üstünde romantik Persuasion't da 1815’te yazdı. Austinler. Jane’in doğduğu Stevenson kadar küçük bir kasaba olan Chavırton’a gittiler. Jane’in sosyal perspektifi genişledi. Gerçekten de. yazmaya devam etti. Aşk ve Gürol’un ilk müsveddelerini (İlk İzlenimler altında) yazmıştı. H er ikisinin başından m utsuz aşk m aceraları . Jane yeniden yazmaya başladı. ilk üçteki romanların­ dan daha ciddî bir hava verdi. Fakat Jane’in bu şehri sevmediği anlaşılıyor. İki er­ kek kardeşinin deniz askeri olmalanna rağmen. en yararlı seneler oldu. 18 Temmuz 1817’de öldü. aile Southampton’a gitti ve 1806’dan 1809'a ka­ dar orada kaldı. Bath’a hareketlerinden beş yıl önce Jane. Diğer Eserleri Sense and Sensibility (His ve Hassasiyet): Yazarlık haya­ tın ın ilk yıllarında yazdığı bu rom an. datia sonraları Sense and Sensibility ve Northanger Abey adları altında yaymlanacak romanlarının ilk müsved­ delerini hazırladı. 1797’de. Ne zaman ki. Halkın sezgi gücünün kuvvetli bir romancı olduğunu anlayamadığı Jane Austin. Jane için.

orta yaşlı iyi bir in­ sanla evlenir. Knightly. nerede ise adını lekeler. Har- riet. Ferras. iyi niyetli de olsa karışm ak istem esi. Yerinde duram ayacak kadar canlı bir kız olan Em m a W oodhouse. So­ nunda. Jane A ustin’in daha önceki rom anlarındaki canlılıktan yoksun­ dur. fakat M arianne. Emma. kültürlü bir şekilde yetiştirm ek ve böylece m ahallî papazla evlenebilecek seviyeye eriştirm ek ister.Mr. E m m a’ya ev­ lenm e teklifinde bulunduğu ve H arriet de bir çiftçi ile ev­ lendiği zam an. bu çapkın âşığının p eşinden Londra’ya gitm ekle. Fakat Em m a’nın arkadaşının hayatına. sonunda E linor’a döner. K nightiy’i h er zam an arkadaş olarak görm üştü. küçük bir İngiliz köyündeki sın ıf farkla­ rım ve aşkı. Gurur ve Aşfe'tan daha zengin ve m uğlak bir rom an ise de. beklenm edik neticeler verir. oldukça alelâde b ir kız olan Rarriet Smith’i h i­ m ayesine alır. Emma: Em m a.9 0 • 1 0 0 B üyük R o m an geçer: Luq^ Steele’in bir tü r koltuk değneği hâlinde olan ve annesi tarafından reddedilen Edw ard F errar’a âşık olan Elinor ve gönlünü John W illiughby adında bir çapkına kaptıran M arianne. John K nightiy’nin k en d isin e âşık o ld u ğ u n u sanır. rom antik hislerden kurtulur. kom ik ve fevkalâde bir tarzda ele alan b ir ro ­ m an. onu. yanlış bir düşünceye kapılarak. E m m a ise -ki Mr. Aşk ve Gurur’daki Lydia gibi. . K nightiy’ye âşık olduğunu anlar. hatâlar kom edisi sona erer.

Lucas de Beaumanoir: K n ig h ts T e m p la r’ın b ü y ü k ü sta d ı. Sir Brian de Bois-Guillbert: N orm an K nights T e m p la r K alesi'nin m ağ ­ ru r k u m a n d a n ı. Atheisane o f Coningsburgh: Rovvena’n ın asil b ir a ile d e n g elm e Saxon n işa n lısı. Rebecca: Isaac 'ın g ü z e l v e ira d e li kızı. Kral I. Kara Şövalye (Ivanhoe) Yazan: Sir Walter Scott (1 7 7 1 -1 8 3 2 ) Başlıca karakterler Cedric the Saxon: Rothervvood G range L ord’u. Isaac of York: T a k ib a ta u ğ ra y a n b ir Y ahudi tefecisi. N o rm an Kralı A slan Y ürekli Ric- h a r d ’ın o r d u s u n d a Haçlı S eferleri’ne k atıld ığ ı için b a b a s ı ta ra fın d a n re d d e d ilm iş tir. Wilfred o f Ivanhoe: C e d ric’in oğlu. Rowena: C e d ric’in g ü z e l y eğ en i: C e d ric’in v e sâ y e ti a ltın d a d ır. Richard: Haçlı S eferleri sıra s ın d a k i k a h ra m a n lık la rın d a n ö tü rü k e n d is in e A slan Y ürekli R ichard d en ir. Reginald Front de Boeuf: Z alim b ir N orm an şö v a ly esi. . u z u n y ıllar İn g ilte re ’d e n u z a k k alm ıştır. N o rm a n la r’a şid d e tle m u h alif.

Wamba: G u rth ’u n a rk a d a ş ı. gerçekte Norman Kralı Richard'ın peşinde gittiği için evlâtlıktan çıkanlan İvan- . R ich a rd 'ın ü lk e d ı­ ş ın d a b u lu n d u ğ u y ılla rd a İn g ilte re ta h tın a v e k â le t e d e r. Norm aniar geldikleri sırada. Bois-Guilbert. Sa- won kraliyet ailesinden gelen kız. Brian de Bois-Guilbert kıza şehvetli gözlerle bakar. İngiltere'nin N orm aniar tarafından istilâ edil­ mesini hâlâ hazmedemedi ise de. Hep beraber masa etrafında otururlarken. Bu hacı ise. Saxon Cedric'in evinin Rotherwood'un neresinde bulunduğunu sorarlar. N orm anlar'm mı. yaptıklanndan gurur­ la bahsettiği sırada. kasten yanlış bir istikamete gönderirlerse de. onlara yol gösterir. Onlar. mahcubiyetinden yüzünü örter. ih tira s lı k a rd e şi.9 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Prens John: R ich a rd ’ın k ö tü ru h lu . Cedric ve adamları büyük masada oturmaktadırlar. fakat geceyi Cedric'i malikânesinde geçirmeyi düşün­ müşlerdi. Bu Saxonlu serfier. karınlannı doyurur. Rovvena. Gerçi Cedric. sa ra y k o m ed y en i. halkın nefret ettiği Norm anlar'ı. yoksa Saxonlar'ın mı Haçlı Seferleri'nde daha fazla hizmet ettikleri üzerinde tartışırlar. beraber geldikleri hacı. Kral Alfred'in sülâlesiriden At- helstane of Coninsburg'a nişanlıdır. misafirseverlik kurallanna hürmet eder ve onlara yer gösterir. Hikâye Domuz çobanı Gurth ve saray komedyeni VVomba. Haçlı Seferle- ri'nden dönen ve Rotherwood'a gitmekte olan bir hacı. adamlanyla birlikte Ashby de la Zouche'deki kraliyet yarışmalannı seyretmeye gidi­ yorlardı. gerçekte. bir ge­ ce ormanda sohbet ederlerken Jorvaux baş rahibi Aymer ve Knights Templar Locası'nın mağrur kumandanı Sir Brion de Bo- is-Guilbert. Ivenhoe'nin ondan daha fazla hizmet ettiğini söyler. Gurth: N am u slu b ir Saxon d o m u z ço b an ı. Ced­ ric'in vesayetindeki güzel yeğeni Lady Rowena içeri girdiği za­ man.

müsabakayı seyretmek için gelen kalabalı­ ğa. Aslan Yürekli Richard ülke dışında bulunduğu sırada tahta vekâlet eden ve aslında tahtı ele geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşi Prens John da vardır Prens John. durumu Isaac'a bildirir ve ertesi sabah. diğerinin başında ise Bois-Guilbert vardır Üç kişi ile çarpışmak mecburiyetinde kalan Ivanhoe. yanşmayı kazananın. Ivanho. Ivonhoe'nun gizlice İngiltere'ye döndüğünü ve şimdi masada karşısında oturduğu­ nu bilmemektedir. Ivanhoe. Bois-Guilbert ve adomlan arasındaki fısıltılı bir muhavereye kulak kabartır ve Knight Templar'ın Yahudi'nin parasına el koymak istediğini an­ la r Ivonhoe. daha önceki yarışmaya katılmadığı için halkın . Ivanhoe. Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin ede­ ceğini ilân eder. Bois-Guilbert'in başkanlığındaki Normanlar. ertesi günkü yanşmalara nezâret edecek Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin etme hakkını verir. Bois-Guilbert ve diğer Norman şövalyelerine meydan okur ve hepsini mağlûp eder Bu galibiyet ona. onunla korşı karşıya kav­ ga etmekten çekinmeyeceğini söyler. bu kraliçenin Rovvena olduğunu söyler ve halkın kendisini alkışlamasına bile meydan vermeden uzaklaşır. Ashby de la Zouche yanşmalanno katılması için Ivan- höe'ye bir at ve zırh verir Yanşmayı görmeye gelenler arasında. "Evlâtlıktan çı- kanlan". evlâtlıktan çıkanlan Ivanhoe.e'nin gerçekten kahra­ man biri olduğunu kabul ederse de. Bois-Guilbert. Babası dahi. çok müşkül bir duruma düşer Tam bu sırada. yani Cedric'in oğludur. ellişer kişilik şövalyelerden oluşan iki grup arasındadır Birinin başında. O gece Rotherwood'da kalmak için gelenlerden biri de Yorklu bir Yahudi olan tajzci Isaac'tır. gider Ertesi günkü yanşma. kendile­ rine meydan okuyan herkesi yenerler Ardından. o. düellolar başlar İlkin. 100 B üyük R om an • 93 hoe. Tabiî. sahaya yeni bir şampiyon çıkan O nun zırhında şu yazılıdır. yine başka bir kisve altındaki Ivanhoe'dur Ivanhoe. onun giz­ lice evden çıkmasını sağlar Ivanhoe'ya minnettar kalan Yahu­ di de.

Bu arada Bois- G uilbert'in atı yaralanır Rov/ena'nın önüne gelen Ivanhoe. onunla evlenebilmek için Rebecca'nın Hıristiyanlığı kabul etmesini ister Rebecca. çünkü bir Sa- xon olmasına rağmen. Fakat yolda karşılanna çıkan Bois-Guilbert ve aralannda Maurice de Bracy ve Geginald Front de Boeuf'un da bulundu­ ğu şövalyeler. Yorklu Isaac'ın siyah saçlı güzel kızı. gizlice . onlan serbest bırakmak suretiyle Isaac'tan ve onun zengin arkadaşlanndan para koparmayı düşünür. derhal Prens John'a giderek. Çatışma sırasında Athelstane. tiksinerek reddeder Bu arada.ayrılırlar. çarpışmada aldığı ya- ralann tesiri ile düşer. Kızını babasından ayıran Bois-Guil- bert. Ivanhoe'nun kendi evlerine getirilerek tedâvi edilmesini teklif eder. fakat bir kılıç darbesiyle yere dü­ şer ve öldüğü anlaşılır. Isaac fidye vermeye ha­ zırlanır. Rowena'nın elini öperken. Isaac. Front de Boeuf de. bayılır. Beraberce.9 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n kendisine Kara Tembel adını verdiği. Bois-Guilbert de dahil. siyah zırhlı bir şövalye Ivonhoe'nm yardımına gelir. Yangın arasından kaçmayı başaran De Bracy. karşılanna çıkanların hepsini mağlûp ederler. mükâfatını almak üzere başlığını çıkanr. Rovvena'ya göz koyar. bir kral sülâlesinden gelmiştir. Rov\^ena kendisini tanır ve heyecandan haykı- nr Ivanhoe. Kara Şövalye atını mahmuzlar ve uzaklaşır. Kara Şövalye'nin. Ka­ ra Şövalye. Ivanhoe. kimyevi bir madde ile Bois-Guilbert'i öldürmek ister. güvel Rebecca'yı ister. şatoya hücum eder ve binayı yakar. bazı köylülerden ve kanun dışı adamlardan oluşturduğu bir grupla şatoya hücum etmeye hazırlanır: G rup arasında Robin Hood ve adamlan da vardır Kara Şövalye'nin -ki gerçekte Aslan Yürekli Richard'dır. onlan Front de Boeuf'un şatosuna (Torguilsto- ne) götürürler De Bracy. fakat Bois-Guilbert. Ivanhoe ve Rov^ena'yı kurtarmaya muvaffak olur. kendilerine katılan Athelstane ve Saxon Cedric'Ie birlikte -ki hâlâ bu şövalyenin kendi oğlu olduğunu bilmiyor. Rebecca'yı kaçınr. Rebecca.baş­ kanlığındaki bu grup. Bois-Gu- ilbert. domuz çobanı Gurth.

dinî inanışlannı istedikleri gibi sürdüreceklerine inandıkları Ispanya'ya gitmeye karar verirler Bu arada Torv/uilstone şatosunda kendisini yanmaktan kur- tardıklanndan. yalvanr. ilkin. Ivanhoe'yi atından düşürür. Rebecca. Knights TemjDİar'm büyük üstadı Lucas de Beauma- noir'e giderek kızı Rebecca'nın iade edilmesini ister. Bois- Guilbert. yaralı Ivanhoe ile çarpışmak istemez ise de. Ivanhoe. Richard'ı hapsetmeye az­ meder. Isaac. Böyle bir kimsenin bulunup bulunmadı­ ğı üç defa ilân edildikten sonra. tam üzerine kılıçla gittiği sırada. Lucas. Rebecca. kendisini savunacak bir şampi­ yon talep eder ve Lucas de Beaumannoir de kızın arzusunu ka­ bul eder. Kara Şövalyeyi Rotherv/ood'a davet eder. onun bu davetini bir şartla kabul eden Kendisin­ den öyle bir şey isteyecek ki. kendisinin Kral Richard olduğunu ifşa eder ve şimdi ne istediğini bilir. Templar Şövalyeleri'nin şampiyonu Bois-Guilbert. fakat o zaman­ daki âdetlere göre. Cedric. Kara Şövalye. yakılmak üzere bağlanır. Bois-Guil- bert'in kılıç darbesiyle yere düştüğü zaman kendisini kaybetti­ . fakat Ivanhoe'nın. 1 0 0 Büyük R o m a n » 9 5 İngiltere'ye dönen ve tahtını geri isteyecek kardeşi Richard Plantegenet olduğunu söyler John. Gururunu korumak isteyen Bois-Guilbert. kızın bir cadı oldu­ ğunu ve kendisine büyü yaptığından terkedemediğini söyler. Rowena'nın şatoda ölen nişanlısı Athelstane'nin ölümünden itibaren iki sene geçmesini emreder Tam bu sırada herkesi hayrette bırakırcasma Athelstane içe­ ri giren Bir hayalet gibi solgun yüzlü Athelstane. Ivanhoe. kendisini müdafaa ede­ cek şampiyonu bekler. atı üzerinde görünür. kendisini öldürür Rebecca serbest bırakılır Kız ve babası. Ivanhoe ısrar edince. kızın yakılarak öldürülmesini emreder. bu Cedric'in davetinde ne kadar samimi olduğunu gösterecektin Ardından şatoda ölen Athels- tane'in ölümü münasebetiyle verilen yemek ziyafetinde. Richard. Bir müddet sonra. Rovvena'nın elinden tuta­ bilmesi için. iki kişi öldürücü bir kavgaya başlarlar.

en iyileri arasında yer almaz. bu eserinde. kendisinden de fazla Ivanhoe'yı sevdiğini kabul eden Athelstane. nişanlısını Ivanhoe'ye verir Kara Şövalye. İngiltere'de. N orm an A thelstane. Scott’un 1819’da yakalandığı hastalıktan son­ raki kısa nekahet devresinde yazıldı. Saxon Cedric. bölün­ müş. Bir­ birlerinin can düşm anları Ivanhoe ve Brian de Bois Guil- b ert bile. şövalyelik şerefi ve rekabet gibi m uğlak bir hikâyede bir araya getirir. olayların cereyan ettiği fonu derinleştirm eye ve ilk defa olarak İskoç kaynaklarına dayanm aksızın bir rom an yazmaya karar verdi. İngiltere'nin hukukî kralına karşı gelmekle suçlar Richard. birbirine şövalye üslûbu ile hitap eder ve feodal çatışm a kurallarına göre çarpışırlar. hem Norm anlar'ın hem de Saxsoniar'ın ileri ge­ lenleri vardır Artık Richard. nişanlısını ona verir. tekrar tahtını ele geçirdiğinden ve arkadaşı Ivanhoe da babası tarafından affedildiğinden. Ivanhoe ve Rowena'nın düğününe katılan Richard'a sadakatle­ rini bildirirler. o n u n en popüler rom anlarından biri ise de. Aslan Yürekli R ichard ve Robin Hood. İn­ giliz tarih ve efsânesinin iki gözde konusunu seçti.ancak. kendi rom an üslû b u n u olm asa da. kendisini tekrar kral ilân eder Temple üzerinde tekrar krallığın bayrağı dalga- lannnaya başlar Robin Hood ve diğer kanun dışı Saxonlar. Kights Templar'a gider ve onlan. Gerçi Ka­ ra Şövalye. evine m isafir gelen Bois .9 6 • 1 0 0 Büyük R o m an ğini ve . Scott. Düğünde. yeniden bir banş devresinin başlayacağı ümit edilir Eleştiri Ivanhoe. Ivanhoe’yı kendisinden daha fazla sevdiğini görünce. Rovvena’nın. Onları. bir kilisedeki açık tabutta yatarken kendisine geldiğini anlatır Rowena'nın. N orm anlar'a beslediği b ü tü n nefrete rağm en. Olayın geçtiği yer olarak İskoçya’dan ayrılan Scott.

The Lay of the Last Minstrel (1805) son derece tutuldu. 1771’de Edinburg’da doğdu. Öyle ise. Fakat onun büyük aşkı folklor ve halk şarkıları idi. Lise ve üniversite tahsilini Edinburg’da yaptı ve 1892’de Edinburg barosuna l<a- bul edildi. Scott. Yine. aristokrasi dışındaki ka­ rakterleri de Isaac ve Rebecca. Kara Şövalye’de bir sü rü kusur var. Richard). Ardından Marmi- on’u (1808) ve The Ladyofthe Lake'\ yazdı (1810). H epsinin ü stünde. Yazar Sir Walter Scott. . kitap popülaritesini niye sürdürdü? Bunun cevabı şurada: Scott. Bunların ilki. Scott’un. M odern zevklere hi­ tap etm ek için tesâdüflere çok dayanan rom anın plânı faz­ lasıyla basitleştirilm iştir. Rom andaki karakterlerin hepsi. m acera rom anlarında bir ü stad d ır ve bu tü rü n b ü tü n cihazlarını da Ivanhoe’da gayet tesirli bir şekilde kullanır. Kitapta. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 9 7 G uilbert’i gayet nâzik bir şekilde karşılar. kim liği bilinm eyen b ir değil iki kahram an vardır (Ivanhoe ve I. G urth ve VVamba-hareketli ve neşeli gösterecek şekilde İnsanî tarafi da vardır. Çok sayıdaki b ü ­ yük m acera ve hareket (A shby'deki uzun yarışm a. 1803 yılında Iskoç halk şarkıları üzerine üç ciltlik bir eser yayımladı. Kara Şöval- ye’deki b ü tü n hareketlerin tem elini Scott için hayatta en önem li şey olan ve feodalizm in ölüm ünden yüz yıllarca sonra dahi titizlikle boyun eğilen feodal çağlann şeref ku­ ralları idi. Daha sonra efsâne ve folklarla kuvvetlendirdiği romantik şiirler yazdı. onikinci asrın İngiliz âdetleri hakkında pedantik davranm aktan da ken­ disini kurtaram az. Turqu- ilstone şato su n a baskın ve Rebecca’nın yakılarak öldürül­ m esinden kurtarılm ası) gösterişli ve iddialı rom anın “gü- n ah lar’’ını affettiriyor. 15 Ağustos. istisnasız tek boyutludur ve okum ayı zorlaştıran kesik ve gayritabiî bir tarzda konuşurlar.

o romanları kendisinin yazdığını itiraf etti. sanatının zirvesine eriştiğine inanılır. Fakat bütün bu çalışmalar. Ve ancak 1827’de. şimdi roma­ na döndü ve ilk adımını VVaverley (1814) ile attığı velüt çağını başlattı.000 İngiliz lirası ödedi). Onun bu romanları. şimdi insanüstü bir gayretle çalışıyor­ du (iki senede 40. VVaverly ve­ ya Iskoç romanlarında. VVaverlefm ardından. Söyleşine sıkı çalışma. iyi d a ­ madan döndü ve 21 Eylül. konuştu ve sonunda ölümüne sebep olacak bir plân hazırlayarak. Scott. onun Iskoç folkloruna olan bağlılığı oluşturur. borçlarını ödemeye başladı. bitirdi. fakat Scott. Onun zamanında roman hiç tutulmadığından. Sıhhatini kazanmak için İtalya’ya gitti ise de. fakat bu romanının halk arasındaki popülaritesine ve Fransız tarihi fonu üze­ rinde yazılan Ouentin Dumarda (1823) rağmen. Guy Mannering (1815) Old Mortality (1816) ve ekseri eleştiriciler tarafından. Scott. önceki romanlardaki sağleımlık ve yüksek romantik ruhtan mahrumdur. Bu romantik şiir üslûbunda yazılmıştı.9 8 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Lord Byron’un 1812'de yayımlanan Childe Harold adlı eseri büyük bir başarı sağladı. Scott.000 İngiliz lirası borçlandı. yedi yıl sonra. İskoç tarihindeki hâdiselerden alındı ve Scott bu sahada bir uzman oldu. onun sadece fizikî bün­ yesine tesir etmekle kalmadı. Tweed Nehri kıyısında bir yer satın alarak gotik mimarî tarzında büyük bir şato yaptırdı. kendisine baron unvanının verilme­ siyle. Scott’un ilk romanlarının esâsını. Scott. kendisine borç verenlerle oturdu. Kitap yayımcılığı yolunda yaptığı yanlış bir yatırım ve İngil­ tere'deki büyük ekonomik kriz Scott için malî bir felâketle neticelendi. 1819’da yazdığı Kara Şövalye'ye (Ivanhoe) kadar Scott. bu gruptaki en iyi roman olarak kabul edilen The Heart of Midliothian'ı yazdı (1818). 1826’da. Yine de. borcunu ödedi. eserlerinin edebî değerini de etkiledi. halk onları okudu ve Scott. romanlarını anonim olarak yayımladı. . 1812’de. onu son derece yordu. Ha­ yatının sonlarına doğru yazdığı romanlar. tarih aşkı ve aristokratik gururunun etkisi altında. Scott’un. 130. 1832’de öldü. kolayca yazı yazan biri olmasına rağmen. bu borcunu ödemek istemeyebilirdi. roman ma­ teryali olarak İskoç kaynaklarından başka materyal kullanmıyordu. Başka bir insan.

XI. The Heart o f Midlothian. Hâdise. Quentin Durward da. Waverly grubundaki rom anlardan biri değildir. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 9 Diğer Eserleri Ouentin Durward: Kara Şövalye gibi. Louis çağının sonunda. Fran­ sa’da yerleşen genç bir İskoçyalı’dır. gayrim eşru çocuğunu öl­ dürdüğü için hapsedildiği Edinburg H apishanesi’nde ge­ çer. Gerçi kadının üvey kız kardeşi Jeanie. M ensuplarının birbir­ lerinin kuyularını kazmaya çalıştıkları Fransız sarayında. . Waverly rom anları­ nın en iyisi olduğu söylenir. S cott’un rom anlarındaki en iyi karakterlerdir. Plân üzerinde gerektiği kadar durulm adığından ve Scott’un birçok rom anında görüldüğü üzere. K ardeşine olan sevgisi ve şeref hissi arasında ne yapacağını bilm eyen Jaenie Deans. şaşırtıcı ka­ rakterlere yer verilm ediğinden. Q u en tin ve Isabelle evlenirler. Rom an. Jeanie D eans’i psikolojik açıdan inceleyen em salsiz bir eserdir. hain W illiam de la M arck’ın güzel İsabell de Croye’yi ka­ çırm asını önler. m uhtem elen. Bir sürü dehşet uyandırıcı m aceradan sonra. The Heart o f Midlothian: Genellikle. rom anın kahram anı. gerçek bir hâdiseyi konu alır. Effîe D ean’ın. M aamafih. ablasını bir ya­ lanla kurtarabilecek durum da ise de bir sürü m üşkül ve zorluklara rağm en norm al yollarla Effıe’yi kurtarm aya ça­ lışır.

b a s it. k atı ve ta- m a h k â r b ir in sa n . Kırmızı ve Siyah Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) (1 7 8 3 -1 8 4 2 ) Başlıca karakterler Julien Sorel: R o m an ın k a h ram an ı. Pere Sorel: J u lia n ’m b a b a sı. sa d e. sa d ık ve g ö s te riş te n u z a k b ir g e n ç a d am . Valenod: R enal’ın. m esle ğ i m a ra n g o z lu k . M. k e re s te tic a re ti ile iştig a l ed e r. ih tira s lı. Elisa: R en al'ın e v in d e b ir h iz m e tç i. g e rç e k te iyi b ir in sa n . de Renal: V e rrie re s B elediye B aşkanı. k u rn a z . J u lie n ’in m e sle k î ve ru h î h a y a ­ tın ın g e lişm e s in i c a n d a n iste r. . m a ğ ru r. Mme de Renal: B elediye b a ş k a n m m karısı. b ay ağ ı ve so n ra d a n g ö r­ m e k ü s ta h b ir ad am . so n z a m a n la rd a .de R enal’ın k u z e n i ve a rk a d a ş ı. sa m im i. k e n d i h e d e fin e u la ş m a sı için d e ğ e rle rin i k u lla n ­ m a k ta n çek in m e z . a r is to k r a tik b a ğ la n tıla rı b u ­ lu n an . k e n d is in i ö n e m li b iri o la ra k g ö re n b ir im alatçı. Cure Chelam: Yaşlı b ir p a p a z . Derville: M m e. Ju lia n ’a â ş ık o lu r. k e n d is in e b ir asil m u a m e le s i y a p ılm a sın ı iste r. y a şa d ığ ı y e rd e n k ap ı d ı­ şa rı e d ilm iştir. d ü n y a n im e tle rin d e g ö z ü o lm a y a n b ir k a d ın r ço­ c u k la rın a d e rin b ir sev g i ile b a ğ lıd ır. Mm. aslı köyü o la n g e n ç b ir a d a m zeki. Foılque: J u lie n 'in b ir a rk a d a şı. V e rrie re s’tek i b a ş lıc a rakibi.

on sekiz yaşında. zek i. büyük ölçüde siyasî nüfuz kazanmışlardı. de Frilair: B e san ço n 'd a b ir p a p a z . Ju lie n . ca n a yak ın . g u r u r ­ lu. fe s a t p lâ n la rı h a z ırla y a n b ir p a p a z . M athilde'yi k ısk a n d ırm a k iç in b u k a d ın a a ş k ilân e d e r. g erç e k b ir d ü n y a a d a m ı o la ra k g ö re n b ir Rus. papazlar. kendi yeteneklerine göre bir mev­ ki kazanmak ihtirası içindedir. J u lie n ’a. 1820'lerde. Mathilde de la Mole: M arquis’in kızı. Marquis de Croisenois: M a th ild e’n in n işa n lısı. yine asiller hâkimdi. Hikâye Fransa. France-Comte'in küçük bir kasabası olan Verrieres'de otu­ ran Julien Sorel. fa k a t b a ş k a b ir m e z iy e ti o lm a y a n b ir genç. 1 0 0 B üy ü k R o m a n • 101 Abbe de Pirard: B esan ço n ’d ak i se m in e rin d ire k tö rü : k atı ve sa ğ la m b ir Ja n se n ç i. se v im li. Kral X. Kilise de. Orduda ve hükümette. oldukça iyi bir eği­ tim görmüştür ve cemiyette. siyasî ve dinî bir kaynoşma içindeydi. y irm i y a şın d a. iyi y e tişm iş . tıpkı Bernadotte gibi. n ü fu z k a z a n m ış tır. Prens Krasoff: K en d isin i. Napole- on'un ordusuna girebilir. The Cbevalier de Beauvosis: Z arif ve k ib ar g en ç b ir c e n tilm e n . Birkaç sene öncesi. o n d o k u z . s iy a sî ve m e s le k î d ü ş ­ m an ı. cemiyette yeni­ den nüfuz sahibi olmuş. Norbert de la Mole: M ath ild e’n in e rk e k k a rd e şi. a rtık z e n g in o lm u ş. Julien. ç e v re s in d e k i e rk e k le rd e n ço k d a h a k u v v etli v e ih tira s lı o ld u ğ u için J u lie n ’e y ak laşır. Agde Piskoposu: Sağcı. erlikten krallığa . F ra n sa ’y a göç e d e n bu asil. Juli- e n ’le b ir d ü e llo y a p a r. Charles ülkeyi İlâhî haklarla yönetiyordu. J u lie n ’e. b ü y ü k b ir n e z â k e t v e a n la y ış la m u a m e le e d e r. M. zeki ve ihtiraslı bir gencin Babası bir köylü olmasına rağmen. n e ş e li v e s o n d e re c e n ü k te d a n . P ira rd ’ın. Marquis de la Mole: J u lie n ’in P aris'tek i p a tro n u . Conte Altamira: D in d a r b ir d u l kad ın . iktidar dışında geçirdikleri yir­ mi yıl. k a d ın la n b a ş ta n çık a rm a s a n a tı h a k k ın d a d e rs v e rir. onlara hiçbir şey öğretmemişti. a le la d e ve sa d e b ir d e ­ likanlı.

Martin Luther adını verirler ve her fırsatta onunla alay ederler. Sosyal mevkiinden ötürü bir aşağılık duygusu içinde bu­ lunan Julien. Çok mahirce hareket eden Julien ve Mme de Renal. zalim ve entrika dolu siyasî ha­ yatı Julien'e tanıtır. du­ rum imzasız bir mektupla M. bir Jansenist olan Pirard. müca­ . din adamlannın si­ yahını seçti. Seminer. Sonunda. dinî seminere girmek için Lâtince ve ilâhiyat tahsili yaptı. Julien'i de bu oyunları ve entrikaları arasına almak isterler. O n lar bu işi öylesine açıktan açığa yürütürler ki. alt tabakalardan gelen diğer insanla­ ra yapıldığı şekilde muamele ettirmemeye azmeder. Verriâres'i terketmeye mecbur kalır ve Besançon'daki seminere girer. de Renal'a anlatılır. bilâkis zeki ve çalışkan kimselere kızgınlık duyduk- lannı görür. dünyevî hayattan uzaklaş­ mış bir hayat değildir. de Renal'ın çocuklanna özel öğretmen olması istenir. Julien. Maamafih. M aamafih. Böylece. on­ ların önüne geçmek ister. Verrieres Beledi­ ye Başkanı M. Julien. şüpheleri başka tarafa çevirmeyi başarırlarso da. Arkadaşlanndan daha fazla çalışarak. fakat talebelerin zekâya hürmet et­ mediklerini. sadece erkekliğini. Fakat onun yetenekleri. Kitabın isminden anlaşıldı­ ğı üzere. haşin ve kendisini inandığı dâvâya adamış direktör Abbe Pirard'ın dikkatini çeker. Mektebi iyi bir derece ile bitiren Julien'in. Bağımsız bir ruha sahip olduğundan kendisine. fakir bir çocuk için iyi mevkilere giden yol kiliseden geçer. silâhlı kuvvetlerin kırmızısını değil. Onu bu yola sevkeden sâikler. seminerdeki hayat. Julien. Taraflar. Kısa bir za­ man sonra. kendisine. ne aşk ne de şehvet hislen­ dir. elinden geldiği kadar tarafsız hareket etmeye çalışır. diğer tarafta da direktör muavi­ ninin liderliğindeki Cizvit yanlısı hizip. se­ minerde. şiddetli bir iktidar mücadelesi yürütülmektedir: Bir ta­ rafta. patronunun karısı ile bir aşk hayatı yaşamaya baş­ lar. Fakat şimdi ülke barış içindedir ve ülkeyi yönetenler de Bourbonlardır.1 0 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n kadar yükselebilirdi. ele geçirmek istediğine sahip çıkabile­ ceğini ve patronuna bir darbe vurabileceğini ispat etmek iste­ mesidir.

ona itimat eder. daima bir çeşit harbi andınr: Juli­ en. de Croisenois de dahil. onun evine girer. Julien'i. onun sekrete­ ri ile evleneceğini söyler. adamın on dokuz yaşındaki kızı Mathilda de Mole üzerinde de zafer kazanır Mathilde canlı. hareketli bir kızdır. Mathilde hâmile ka­ lır. Kendisine ve­ rilen işleri fevkalâde bir şekilde yerine getiren Julien. Bir ara. Mathilde'yi kıskandırmak için. Julien'i de yanma alarak Paris'e gider. Marquis de ia Mole adlı zengin ve nüfuzlu bir asilzâdenin özel sekreteri olur. Julien'i sever. Julien şimdi. kendi resmî nişanlısı M. Bununla beraber onlann evlenmelerine razı olur ve Julien'in. Fakat Julien. iki âşık birbi­ rinden ayrılır ve Julien. özel bir maaş bağlar. aynca şe­ hir hayatının inceliklerini öğrenir. dul bir sosyete kadınına aşk ilân eder. iyi giyinmeye başlar. Sonunda. Mathilde'yi böy­ lece ele geçirmesini. kendisini. gizli ve siyasî görevlere gön­ derir. bu tür ölümün satın alınmayacak farklı bir ölüm olduğunu söyler. Bu iki gencin aşk yapması. De la Mole gazap içindedir. ölümün böylece yerine getirilmesine hayranlık du­ yar. 100 B ü y ü k R o m a n • 103 deleden bıkan ve ümitsizliğe düşen Pirard. Julien. her yönü ile kabul eder ve babasına. sık sık ti­ yatro ve operalara gider ve hatta biri ile düello bile yapar. ilgi çekici olmayan kimseler olarak görür Kızın idealleştirdiği erkek tipi. bir oyuna getirilmemesi veya kendisinin aptal yerine konul­ maması için her zaman tetikte bulunur. mevkiinden istifa eder. Julien'de ecdadında hayranlık duyduğu bazı vasıflan görür. bu adam. bir entrikada yer aldı­ ğı için 1574 'te öldürülmüştü. Fakat evlilikten ön­ . Mathilde. Mathilde. kendi irade gücünün sağlamlığının bir başansı olarak ele alır. sosyal bir zafer. ordudon bir rüt­ be temin eder ve küçük bir de unvan sağlar. Navarreli Marguerite'nin âşığı Bonifice de la M ole'dir. Bonifice'nin kafası kopanidıktan sonra. zira kızını bir düke vermeyi dü­ şünmektedir. sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömmüştü. çevre­ sindeki erkekleri uyuşuk. Pat­ ronu. köylü aslından gelmesine rağmen. kraliçe. cemiyet tarafından biraz daha kolaylıkla kabul edilmesi için. damadına.

mahallî din adamlan oy­ nar) ve Julien'in beraat edebileceği ihtimalleri ortaya çıkar Fa­ kat. Julien. yargılanması yapıldıktan sonra. Julien'i suçlu bulur. şimdi nisbî bir huzura kavuşmuştur Mahkemede. kendisini savun­ maz. kafası kopanlır Kısa bir müddet sonra. Mathilde'ye. iki tabanca alır ve Mme de Renal'dan kilisede dua ettiği sırada intikamını alır. kalp ağnsından ölün Mathilde de. de Renal'in. sosyetede yük­ selmekten başka hiçbir şey düşünmediği. Navarreli Marguerite'nin sevgilisinin başını kendi elleriyle gömmesi gibi. Mektup bir trajediyi hazırlar. bunun için zengin ai­ lelerin teveccühlerini kazanmaya çalıştığı ve bu ailelerdeki ka­ dınlan baştan çıkardığı anlatılır. kızının hiçbir şort altında Ju- lien ile evlenemeyeceğini söyler Julien de. onun tarafından değil. Julien'in. Stendhal’m bir arkadaşı M. Verriâres'deki hayatı hakkında araştırma yapar Böylece Mme de Renal'dan Julien'in haysiyetini beş pa­ ralık eden bir nnektup alır. şim­ di intikam almak ister Jüri. M arki. M ichoud de la Tour . Fa­ kat bu yara kadını öldürmez. Mme. Mektupta. âdeta ölümü davet eder Jüriye nüfuz etmek için temaslar yapılır (bu soysuzlaşmadaki başrolü. kızgınlıktan ne ya­ pacağını bilemez. bu hayalini gerçekleştir­ mek imkânını vermiştin Eleştiri G renoble’de 1828 Şubatı’nda bir kişinin idam edilm e­ si. Julien tevkif edilir. talihsiz ecdadı. jüridekilerden biri. sevgilisi Julien'in başını kendi elleriyle gömen Julien. S tendhal’a. Suçlu. hiç o l­ mazsa öldüğü zaman. Derhal Verrieres'e gider. Mme de Renal'in aşk hayatını itiraf ettiği kimse tarafından ya­ zılmıştır. aldığı yaralardan değil.1 0 4 • 1 0 0 B üyük R o m a n ce. öldürülmesine karar verilir. en fazla okunan bir rom anm m plânm ı ver­ di. Son derece hiddetlenen Marki. daha önce peşinde gidenlerden biridir ve kadın kendisine yüz vermediğinden. Fakat Mme de Renal'ün ger­ çek hislerini yansıtmayan bu mektup. Julien'in. Mme de Renal.

B erthet. ailenin kızı ile geçirdiği bir aşk m acerasından son­ ra. yeniden m etresine döndü. Rom anda. b ü tü n Fransa. fakat kadın ölm em iş. asillik unvanla­ rını kabul ettiklerini görüyoruz. çünkü Stendhal. rom anın ikinci derecedeki şahsiyetleri olan Mme. Kırmızı ve Siyah’taki (Le Rouge et le Noir) portresi için. A ntoine B erthet adında zeki. C om te de C ordon ailesinde öğretm enlik buldu. Gerçekte. Hâdise nasıl cereyan etm iş olu rsa olsun. Bu suçundan ö tü rü . önce ya­ şadıkları gibi yaşatm ak istediklerini ve m utlak iktidarı ele geçirm ek için entrikalar hazırladıklarını görüyoruz. Bert- h e t’in öğretm enleri ve papazlar. Ve M me. fakat is­ tikrarsız bir gençti. bir diğer gencin. ailenin yanın­ dan kovuldu ve bir Katolik sem inerine bırakıldı. G renoble’de. bu rom an­ dan ö tü rü S tendhal’ı hiçbir zam an affetm edi. aristokrasinin. hem ailenin ço­ cuklarını eğittiğini hem de kadının yeni âşığı olduğunu gördü. yine İhtilâlden. Hâlâ im paratorluk hayali . zam an zam an birbirine karıştırm am ak elde değil. M ichould de la Tour'u baştan çıkardı veya kadın bu genci baştan çıkardı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 05 ailesinin çocuklarının özel öğretm eni olan D auphinoisli bir dem ircinin oğlu. Fakat. Valenod ve F ouque’n in kendilerinden bahsettiğini anlayan diğer in­ sanlar da m u h tem elen vardı. sadece yaralanm ıştı. B erthet. Tica­ re t ve im alâtla zenginleşen burjuvazinin. B erthet’in hayatını o kadar andırıyor ki. giyotinde can verdi. Julien Sorel’in başından geçenler. M echoud de la Tour ailesi. M ichoud’a beslediği kızgınlık öylesine art­ m ıştı ki. Abbe Chelan. M me. Ya bu genç M. Geniş bir açıdan bakıldığın­ da. Derville. rom andaki karakterlerin. Papaz Pirardi. A rtık başka bir yerde iş bulam ı­ yordu. S tendhal’m önünde oturdu. günün sosyal ve politik hareket­ lerinde yer alan kim seleri canlandırm asını bilhassa iste­ m işti. buradan da kovuldu. onun b ir papaz olacak ye­ teneklere sahip olm adığını söyledikleri zam an. kadını köyün kilisesinde ibadet ederken öldür­ m ek istedi.

Fakat çok defa. iradesinin. gizliden gizliye N apoleon’a hayranlık besler. Mm. yakışıklı bir çocuk olduğunu görm üştü. İhtilâl ve im para­ to rluk kargaşası arasında. perestiş eder. Sorel. kadının kendisine hakaret ettiğini zanneder. elindeki bu gücü hiçbir vicdan azabı duym aksızın uyguladığını görüyoruz. hiçbir zam an b asit hislerle hareket etm ez. Sevişirken dahi. O nun karakterini. gözlerini ihtiras bürüm üş. halbuki kadın. R obespierre veya Na- poleon gibi. h er adım ı. hedefine erişm ek için hiçbir vasıtayı kullanm aktan çekinm eyen. iradesinin. onun çocuklarına iyi davranacak. iğfal e t­ tiği kadından daha kuvvetli olduğunu gösterm ek. N apoleon efsânesi yoğurdu veya daha doğrusu dejenereleştirdi. ekseri insanların aksine.1 0 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n içinde yaşayan B onapartçılar’ı görüyoruz ve artık siyasî iktidarı da eline geçiren kilisenin. çünkü o n u n uşaklarından biri kendisine kaba bir tarzda bakm ıştır. N apoleon çağın­ da dünyaya gelm eyen Sorel. diğerlerinin. kendi­ sine hakaret edileceğini. Sorel’deki sınıf şu uru bir saplantı hâlindedir. her hareketi. kendisiyle alay e t­ tiklerini sanır. Beauvosis ile düello yapar. Bu cem iyette. Ro­ m an. kendisi­ ni tatm in etm ek için. son Bourbon kralının yönetim indeki Fransa’yı. M athilde’nin yatak odasına girdiği zam an. de Renal’la ilk defa görüştü­ ğü zam an. kendilerine birer mevki kapan insanları sem bolize ediyor: D anton. zevksizce ve kabaca hareket eder. Sorel. aristok­ ratlar arasında yaşayan bir köylü olduğunu hiçbir zaman u n u tm az ve kendisine dudak bükülm em esi. azm inin şuurlu bir şekilde uygula­ nan gücünü gösterir. kaybetseler dahi hiçbir şey kaybetm iş olmayacak. Böylece. hakaret edil­ m em esi için daim a tetik te bulunur. bir nesil öncesi. hiç de dostça olm ayan ve partizan hislerle gösteren sosyolo­ jik bir araştırm adır. im paratorun bir resm ini yatağında tu ta r ve Saint Helena Hatıralan’nı sık sık okur. kim ­ . fakat kazandıkları zam an çok şey kazanm ış olacak insanlar.

Mme. kendisini veya diğerlerini. N orbert veya C roisenois’in kendisine hücum edeceğini sanarak. terkedilm iş bir m etresten gelen bir m ektubu. Eleştiricilerin ekserisi indinde. karakterleri dışında hareket ediyor gibi. Böyle dahi olsa. okuyucu böyle bir hareket için hiçbir şekilde uyarılm am ıştır. onun kendi kendisine acım asının. hâm ile idi ve on u n la evlenm ek istiyordu. Ve nihayet. Sorel’in d u ru m u hâlâ da kuvvetli idi. bu realite önünde boyun eğm ek zorunda kalacaktı. sorup soruşturm aksızın derhal kabul etm esini ne ile izah edeceğiz? Kont. M athilde’ye gelince. bu işi M arki’nin değil de kendisinin yapm ış ol­ m asından acı bir h o şn u tlu k duyar. o da aynı şekilde. kont gibi dünyayı görm üş bir kim senin. kont da er veya geç. Şu halde. M athilde. B ütün bu hallerde. Sorel’in ölüm ü ile bu hayalini gerçekleştirir. Din harpleriyle geçen yılların hayalini yaşar ve gerçekte. m u h tem eldir ki. inanm ak istediği için bu m ektuba inandı. güvenini kötüye kullanan bir adam a kar­ şı kullanacak bir silahı eline geçirdiğini sandı. Sorel’in Mme. silâhlanm ıştır. oldukları gibi gö­ remez. belki onaltıncı asır için yerinde olabilirse de. kitabın başhca m esele­ si. Julien’in ıstırabı bilhassa şuradadır ki. sevdiği adam aleyhinde o m ektubu yazdı­ ğını kabul edelim . ondokuzuncu aşıra hiçbir şekil­ de uym ayan bir tarzda m elodram atik bir jestle son bulur. rû h î direktörünün büyük baskısı altında. kendi kendisini aldat­ m asının örneklerini görüyoruz. Ama. Sorel’i değil. aşkı dahi bir sınıf harbi hareketi olarak görür. Kitap böylece. Navar- re’nin M arguerite’sinin yaptığı gibi sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömer. Gerçekte. azimli M athilde kendinden geçerek Sorel’i Pa­ . M athilde’yi kendisine b enzetti­ ği zam an. bir kraliçenin sevgilisi olan ve sonunda idam edilen kendi ecdadı Boniface de la M ole’ı sever. 100 B üyük R om an • 107 senin hiçbir şeyden şüphelenm em esine rağm en. hâdi­ seye adları karışan herkes. de Renal’m. Renal’a hücum udur. kendi hayalleri­ nin esiridir.

H em m ingis (Stendhal’ın Rom anları üzerinde bir inceleme. kendi faziletini haklı çı­ karm ak için böyle hareket etm iş olabileceğini söyledi. servetini m esleğini ve asaleti tekm eleyerek. önündeki im kânları ortadan kaldıran bir diğe­ rini öldürebilir. aristokrasinin altında gördü. kendi kendisinin efendisi ol­ m uştur. hislerinin en gergin olduğu bir sırada. m ütem âdiyen entrikalar peşinde koşan bi­ ri olm adığını gösterm ek suretiyle yapabilir.J. babasını kendi tarafına çekene kadar niye on u n la tartışm adı? N ihayet. şim ­ di bir asilzâde. H a­ yatı boyunca. Sorel’in hareketini nasıl izah edeceğiz? Alelâde bir adam. 1964) bü tü n bu sorular ve diğerleri üzerin­ de uzun uzadıya durdu. . Tekrar ele ge­ çirebileceği b ü tü n avantajları karısını. Ancak kesin bir hareketle. Şu hâlde. am a Sorel alelâde bir insan değildi.W. bu şerefsiz lekeyi tem izleyebi­ lir. Sorel’in. bir çılgın m ı olduğunu söyleyeceğiz? F. âdeta huzur içinde isteye­ rek giyotine gider: N ihayet. kendisini. Ve b u n u da.1 0 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n ris’e çağırdı da. d ü şü n ü p tartışm adan hareket ettiği bir an dahi yoktu. Bu üzerinde tartışılm ayacak kadar ağır bir itham . ger­ çekte. Sorel. kendisini şerefsiz bir tu tu m la suçlandır- m ıştı. Verrieres’e yaptığı uzun yolculuk­ ta (o zam an dem iryolu yoktu) düşünm ek için vakti vardı. bazı eleştiricilerin söyledikleri gibi onun. kendi çıkarı uğruna. Haya­ tında.

m u h te ­ m e le n F a b riz io ’n u n g erç e k b a b a sı. b ir a ra G ina’n ın sev g ilisi. d eli d o lu b ir genç. te z can lı. Z en g in b ir d elik an lı. kib irli ve kinci. s o n ra la rı. b a b a s ı k a d a r re a k siy o ­ n e r v e h ain . Marchese del Dongo: A v u s tu ry a ta ra fın ı tu ta n M ilanolu b ir a silz a d e : şişm a n . General Fabio Conti: P arm alı b ir g e n e ra l. y a m y a s sı y ü z lü b ir re a k siy o n e r. ta m a h k â r. F ab­ riz io ile W aterlo o ’d a d o s tlu k k u ra r. ca z ib e li. h o b isi a s tro lo jid ir. y ak ışık lı. ih tira s lı. Marcbesina del Dongo: R om anın k a h ra m a n ı. Angelina Valserra (Gina). L iberal p a rti ü y esi. Fabrizio Valserra. Margot: S avaş a la n ın d a k i a s k e rle re y iy e c e k ve içki sa ğ la y a n k a d ın . p a ta v a ts ız . Clâlia Conti. D ü şes Sanseve- rin e: M a rch e se'in k ız k a rd e şi. Asconio del Dongo: M a rch e se’in e n b ü y ü k oğlu. Marchesa del Dongo: G enç k arısı. n a z ik ve sevim li. . Umercati. a z im li ve v ic ­ d a n s ız . Priore Blanes: Yaşlı ve m ü şfik b ir p a p a z . Parma Manastırı Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) Başbca karakterler Teğmen Robert: N ap o leo n ’u n İta ly a ’d ak i o r d u s u n d a b ir su b a y . Kızı. g ü z e l p arlak . K ontes P ie tra n e ra .

Marchesa Raversi: M u h alif L iberal p a rtin in lid eri. Ranuccio Ernesto V: P arm a V eliahtı. Prenses Isotta: Ülkeyi y ö n e te n ailed ek i y aşlı ve ev d e k alm ış b ir p r e n ­ ses. b ilh a s s a ta m a h k â rlığ ı ile bilin ir. ş a h s e n g ö ze b a ta n b ir ta ­ rafı yok. n a m u s lu b ir in sa n . k o c a sın ın b ir m e t­ resi o ld u ğ u v e k e n d is iy le k o n u şm a d ığ ı için m u ts u z b ir kad ın . F a b rizio ’ya âşık. Marchesa Balbi: P re n sin m e tre si. Kont Zurla: İçişleri Bakanı. şa ir ve ih tilâlci. fa k a t hiç d e esk i o lm a y a n u n v a n ın a a s â le t g e tire c e k itib a r ­ lı b ir m ev k i p e ş in d e d ir. Ranuccio-Ernesto IV: P arm a P rensi. so n d e re c e ç e k in g e n b ir çocuk. Rassi: P arm a Baş H âkim i. Dük Sansevarina-Taxis: Yaşlı b ir a risto k ra t. . Gilletti: M a rietta’n ın se v g ilisi. Lodovico: F a b riz io ’n u n sâ d ık uşağı. Sanrino: F a b riz io ’n u n C lelia’d a n o lan kızı. General Fontana: P re n sin y av eri. ş ir r e t b ir k adın. ç irk in ve kinci. k e n d in i b e ğ e n m iş b ir genç. k e n d is in in ilg isin i çek e n y e g â n e sa h a m in e ro lo ji (m ad en ilm i). La Mammacia: M a rietta’n ın a n n e s i o ld u ğ u n u sö y le y e n ta m a h k â r ve h a y s iy e tsiz y aşlı b ir k ad ın . k e n d is in in ö ld ü rü le c e ğ i k o rk u su a ltın d a d e m o ra liz e o lm u ş ve ü lk e s in d e b ir te rö r e s tirm e y e b a ş la m ış tır. b o ş z a m a n la rın d a şiir y a z a r. k u rn a z te c ­ rü b eli v e d ü n y a y ı g ö rm ü ş b ir politik acı. çek in g en . h alk a r a s ın d a n y e tiş tiğ in d e n y ü k se k m ev k id ek i k im se le r k e n d isin i ko lay lık la y ıld ırırla r. Ferrante Palla: D o k to r. sıska. Don Cesare: G en eral C o n ti’n in k a rd e şi ve P arm a K alesi’n in p a p a z ı. hiç d e tam a- m iyle a p ta l b ir in sa n değil. Clara-Paolina: P re n sin a rk a d a ş ı. elli y a ş la rın d a . Marchese Crescenzi: C lelia ile n işa n la n m ış o lm a k ta n b a ş k a h içb ir ö zelliğ i o lm a y a n z e n g in b ir ad am . Landriani: P arm a Baş P isk o p o su . Marietta Valserra: G üzel g en ç b ir a k tris. 1 1 0 • 1 0 0 Büyük R om a n Kont Mosca della Rovere: P arm a B aşvekili. Annetta Marini: Bir tü c c a rın kızı. Conte M: K ıskanç. Fausta: T a n ın m ış b ir şark ıcı. Gonzo: M archese C re s c e n z i’n in y a n ın d a n a y rılm a y a n biri. m u tla k b ir h ü k ü m d a r. ç e k in g e n b ir kad ın . m ah ç u p . n e fre t e d ile n b ir re a k siy o n e r. F a u sta ’ya âşık.

Çocuğun. za­ manla aşka dönüşürse de bu aşk. Hikâyenin kahramanı. Fabrizio'nun bir asker veya bir devlet adamı olarak. son derece yakışıklı ve câzibeli bir genç olur. en kurnaz ve en nüfuzlu bir kadın olduğunu ispat eder. Kuzey İtalya'da geçer. 1 0 0 B üyük R om a n » İ l i Hikâye Parma Manastırı (La Chartreuse de Parma). göz kamaştıncı nişan­ lar da verildiğinden dük. zâhi- ren. sempati duymayan babası ve mağrur yaşlı ağabey Ascanio'dan ötürü. reaksiyoner Avusturya hükümetinin sert bir şekilde yö­ nettiğini görün Ağabeyi kendisini polise haber verdiğinden. istikbali tehlikeye düşmüştün Teyzesi Gina şimdi. ona karşı gösterdiği sevgi. İtalya'ya döner ve ül­ kesini. Napoleon çağının böylece nihaî olarak kapanmasından sonra. Fabrizio için plânlar hazırlarlar Yapacağı tek şey . Napoleon ordusundaki bir su­ bayın oğlu olduğuna inanılın Kendisini anlamayan. muhafazakâr bir asilzâde olan Marchese del Dongo'nun oğlu ise de çocuğun. imparatorluk hisleriyle dolu Fabrizio. en güzel. teyzesi G ina'dır (Kontes Pietranera). El- ba'dan döndüğü zaman. Ranuccio-Ernesto IV bile ona iştahlı gözlerle bakan G i­ na ve Kont. son za­ manlarda dul kalmıştın Büyüdükçe. Kont Mosca. orduya katılmak için derhal Fransa'ya gider ve VVaterloo'ya ulaşın Bu tecrübe. hattâ Prens. hiçbir zaman tamamen açı­ ğa vurulmaz. hemen he­ men ne olduğunu anlayamaz. Parma sarayında. kendisine böylece boynuz takılmasın­ dan memnundun Gina. Çocukluktan erişkinliğe geçtiği sırada Fabri- zio'nun başından donkişotvari bir macera geçen Napoleon. gerçekte. bağımsız Parma Prensliğinin Başvekili Kont Mosco adında metresidir. teyzesinin. çocukluğu ıstıraplı geçer. Kontes. kendisini yakın hissettiği kimse. Napoleon çağının son yıllarında başlar. en zeki. ülkeyi tam bir Matternich kurnazlığı ile yönetin Gina'yı Parma'da yerleştirmek için yaşlı ve zengin bir dükle evlendirir. Fabrizio. onun için öylesine şaşırtıcıdır ki. ardından gelen reaksiyon devresine kadar uzanır.

beraat ede­ bilirdi. onun hakkında başka bir şey düşünmez. Gina'ya sevgili yeğeni vasıtasıyla bir darbe indir­ mek ister Gıyaben yargılanan Fabrizio. artık dinî mesleği sona ermiştir Gina. Parma'nm liberalleri. kendisini savunmak için öldürür ve polisi tek­ rar peşinde görür. teyzesine sadece minnettarlık duyar. hıya­ net yoluna başvurur Fabrizio'yu atfederse de. düş­ manlan Mosca'yı zor durumda düşürecek bir fırsat olarak kul­ lanırlar Gina'nın kendisinden vazgeçmesini hâlâ kabul ede­ meyen prens. onun tekrar yar- gılanamayacağı ile ilgili maddeleri kaldırmaz. onu serbest bırakacak plânlar hazırlan Mosca. Bir asilzâde olduğundan.1 1 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n kiliseye intisap etmektir. Böylece. polis genci ele geçirince. Gina. Kont dahi onu kıskanır Fabrizio. kalede mutlu bir hapis hayatı geçirirken. onu Parma Kalesi'ne hapseder Fabrizio. öylesine yakışıklı bir genç olmuştur ki. pek üzülmez. prensi tehdit ederek. ilâhiyat eğitimi için dört sene müddetle henüz kilise tarafından onaylanan bir papoz değil­ d ir Fabrizio. cür'etli bir tarzda ka­ . böyle bir durumda. Fabrizio serbest bırakılmadığı takdirde. yirmi sene hapse mahkOm e dilir Mahkeme kendisini temize çıkarmadıkça. arkadaşı Mosca'yı da incitmek niyetinde değildir Böylece. onun dindar. Kalenin kumandanı General Conti'nin. ai­ le bağlan ve Mosca'nın nüfuzu onu. mübalâğalı bir tarzda önemli gösteriyordu. sonunda Parma'nm baş­ piskoposu yapacaktır. bunu. Genellikle. Parma'dan aynlacağmı söyler Hem Gina'ya malik olmak hem de onu küçültmek isteyen Ranuccio-Ernesto. kendisine metres olarak Marietta adında genç bir aktristi seçer Gayet ağır başlayan bu macera. trajik bir kavga ile sona erer: Alelâde bir aktör olan rakibi Gilletti'yi. bilgili veya seksüel bakımdan saf olması beklenmeyecektir. Böylece. yüksek mevki- lerdeki bazılanna rüşvet verir ve Fabrizio. Clelia adında güzel bir kızı vardır Fabrizio genç kızla tanışır ve haya­ tında ilk defa olarak ciddî bir tarzda âşık o lu r Fabrizio. fakat şimdi siyasî düşünceler. hâdiseyi.

Clelia'dan başka birini düşünmez. fakat kazandığı zafer uzun . yine yeğenini kaçırmayı düşünür Prense giderek. Baş Hâkim Rassi'nin kontrolü altında­ dır. Kendisine hayranlık duyan pek çokları arasında. ne kendisinin. durumunu anlatır. Kale. Fabrizio'nun temize çıkanlmasını isteyen Gina'nın ısrarlan karşısında dayanamaz. G i­ ne'nin öpücüklerine ve parasına dayanamaz. prensi zehirleme­ yi kabul eder. G ina. Mosca bu ayaklanmayı kolayca bastınr. Gina ve Mosca şimdi hedeflerine erişmişlerdir. Prens. kısa bir hükümdarlık devresinden sonra. Gina kendisini prense terket- tiği takdirde. kendisine verilen talimatın ötesine çıkar. Bununla beraber. burası onun kontrolü altındadır. Prens. Fanatik bir cumhuriyetçi olan Palla. Clelia'yı tekrar görebilmek ümidi ile kaleye teslim olur. mahkûmu zehirle­ yeceği anlaşılır. M ineroloji- den başka birşey düşünmeyen yeni prens. Ranuccio- Ernesto'yu öldürmek için plânlar hazırlar. tıpkı babası gibi. Fabrizio serbest olunca. Gina. prense olan borcunu mümkün olduğu kadar geciktirme­ ye çalışır. hafitçe kafadan çatlak Palla adın­ da bir şair de vardır. prens hayatta olduğu müddetçe. ga­ yet cazip bir kadın olarak görür. yargılanması başlamadan. Kadın. teyzesini aklına dahi getirmez. Gine şimdi. Fabrizio. kesinlikle beraat ettirildikten ve kilisedeki unvanla- nna bir daha geri alınmayacak şekilde sahip olduktan sonra. bu oyuna gelmez. Mosca'nın baş düşmanı. bilhassa suçsuz bir vatandaşın zehirle öldü- rülemeyeceğine inanacak kadar saftır. ne Fabrizio'nun ve ne de Mosca'nın güven içinde olacağına inanır. yeğeninin temize çıkaniması için onun yeniden muhake­ me edilmesini ister. Fakat kara sevdaya tutulan Fabrizio. Mosca. Bu işi yerine getirdikten sonra. kendisinin bir hapishanesin­ de bir vatandaşın. Fabrizio'nun şehir hapishanesinde tu­ tulmasını ister ve güvenlik kuvvetleri vekili olarak da. mutlak iktidann zevkli bir şey olduğunu öğrenmiştir ve Gina'yı da. tabiî bu da Fabrizio'nun teslim olmasını gerektirecektir. Gina. 100 Büyük R om a n *113 leden kaçırılır. Parma'da bir cumhuriyetçi isyanı başla­ tırsa da. Fabrizio'yu serbest bırakacağını söyler. Rassi'nin de.

Böylelikle. fakat her adımda fecî ta­ lihsizlikle karşılaşmıştır Şimdi onun yapacağı tek şey. böylece. Stendhal’m hobilerinden biri. ne Clelia'nın evli olması ne de Fabrizio'nun. kendilerine lâyık olmayan bir piskopos tarafından lekelenmiş olmayacaktır Bir din adamı olarak işlediği bütün günahlara rağmen. Sandrino adında bir çocuk doğar ve henüz iki yaşıncfa iken ölür. hâlâ iyi bir Katolik olduğundan ve kendi kendisiyle samimi bir insan oldu­ ğundan. Stendhal bu noktada. Ro­ m a’da işlenen suç ve skandallar hakkında bilgi toplam ak­ . onaltıncı ve onyedinci asırlarda.1 1 4 * 1 0 0 B üyük R om a n sürmez. vicdanında. zengin ve mağrur bir "marchese" ile evlenmiştir. daîmi bir engeldir. Fabrizio ve Clelia arasındaki aşka. dindar bir kimse olduğu hakkında hak etmediği bir şöhret sağlar ve kiliselerdeki vaaz­ larını dinleyenlerin sayısı gitgide kabanr Âşıklar. Fabri- zio'nun bitkin ve soluk görünüşü ona. dindar halk. temizlenmesi gereken çok leke bulundu­ ğunu idrak eder. böyle­ ce yeminini çiğnemediğine inanır. cinsî ilişkiler kuramayacağına dair verdiği söz. dünyadan elini ayağını çekmektir. Tabiî artık. tatlı-acı son bir hareket katar Clelia evlendikten sonra. hayatının. Bir müd­ det sonra yaşlı başpiskoposun yerini alacak Fabrizio. sadık Mosca da sonun­ da yanına gelir. N apoli'de yerleşir. hüzünlü son günlerini geçirmek için Parma'daki manastıra çekilir Eleştiri Civitavecchia’daki konsolosluğu sırasında. Clelia ile evlenemez ve Clelia da. ka­ dın ülkeyi terkeder. Gina'nın yatağından aynidıktan yarım saat sonra. bir müddet. Fabrizio'yu Parma'da bırakır. Kadın. artık ül­ kenin en güçlü dinî adamıdır. Bu birleşmeden. Kısa bir müddet sonra da Clelia ö lü r Fabrizio yıkılır. dünyevî saadet ve başanya ulaşmaya kendisini adamış. bu iki âşık ihtiraslarına boyun eğerler Clelia Fabrizio'yu hiç görmeyeceğine dair Meryem Ana üzerine yemin etmiştir Onu sadece geceleri görür. Sonunda. birbirini görmemezliğe gelirlerse de.

rom anın geçtiği yer olarak. zam anla Parm a D ükü oldu. karikatürleş- m iş bir otokrattır. bu hânedanlık onsekizinci asırda son b u lm u ştu ve Stendhal’m zam anında Parm a’yı. Françis olabilir. h er akşam. entrikalar ve zehirlem e hâdiseleri ile. teferruatı oldukça değiştirdi: Par- m a’yı. Prens. Paul’un hayatı artık tari­ hin malı idi ve sanat düşünceleriyle iyi bir tarzda ele alı­ nam azdı. Papa Paul olarak katolik kilisesinin başına geçecek ve Farnese m alî im paratorluğunu kuracak A lessandro Farnese adında genç bir İtalyan’ın da hayat hikâyesi vardı. S tendhal’m despotik prensi. ondokuzuncu asır İtalya’sından ziyâde. Bu m alzemeye göre. Napole- o n ’un ikinci karısı olan ve kendi zam anı için oldukça libe­ ral bir h ü k ü m d ar sayılan AvusturyalI M arie Louise yöne­ tiyordu. aynı aile arasındaki aşk ihtirasları ve çeşitli aşk m aceraları ile. diplom asiden ziyade. sanki Farnesi’nin yönetim i devam ediyorm uşçasm a anlattı. Topladığı m alzem e arasında. Parma Manastın’nın başlangıç noktası idi. Parma. onaltm cı asır İtalya’sını hatırlatır. küçük bir devlet olm asına rağm en. daha sonraları III. yatm adan önce m uhtem el bir ka­ tilin saklanıp saklanm adığından em in olm ak için. hikâyeyi m o­ dernleştirm ek istedi. fesat ve nifak yönetir ve vekillerin kaderi. h apishâneden kaçtı. Gerçekte. fakat yine de kardinalliğe ve sonunda papalığa yükseldi. Böylece. en iyi bildi­ ği yeri seçti. Kendi zam anının kuzey İtalya’sı. R om anın atm osferi. kom şu M odena Dü- kalığmı idare eden IV. asil bir kadını kaçırdığından hapsedildi. başve­ . Ülkeyi. A ptal veya korkak mizaçlı biri olm ası­ n a rağm en. A lessandro. Stendhal. Gençliğinde. çünkü III. M etresinin doğurduğu çocuk. kilise hiyerarşisinde yükselm esini Kar­ dinal Rodrigo Borgia’nm m etresi olan teyzesine borçlu idi. 100 bü y ü k R o m a n • 115 tı. JMateryalin aslında yedi yüz kelim eden oluşan bu ilk izah sayfası. Tabiî. tiksindirici politik m ücadelelere ve entrikalara sahne olur. tem ­ kinli hareket ederek. yatak odalarında tayin edilir.

politika değil de. yatağının altına bakm asını em reder. Hikâyedeki kusurlardan biri şu: Fabrizio’nun m eslek hayatını son yılları ve kendisini bir m anastıra çekilmeye . iki du rum da ciddî birer m esele ile karşılaşıyoruz. Çocuk iken. Hikâyeye. çünkü olgunlaşan veya karakteri yücelen yegâne insan odur. des- p otik bir h ü k ü m eti yönetm eye m ecbur kalm ıştır. kutsal b ir insan olm azsa bile. bayağı saray en ­ trikaları dışına sadece iki kişi çıkıyor: Kısa bir zam an için­ de.1 1 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n kiline. sevim liliklerinden. ileri görüşlü bir insan olm akla beraber. Z âhiren bir anti kahram an olm asına rağm en içinde. En h are­ ketli. fakat yine de. Sadece. canlı karakter Gina'dır. Baş hâkim Ras- si. kendisinin de bilm e­ diği tarzda. şaşaalı D üşes Sanseverina. Fakat belki. hikâye­ nin sonunda. çok daha az liberal insanlardır. G eneraller ba­ ru ttan korkar. tehlike karşı­ sında tasasız neşelerinden ö tü rü kendilerini sevm em ek elde değil. kendisini zevke ve dinî riyakârlığa kaptırır. M uhafazakâr lider Mosca. şaheser bir karakter üçlü­ sü canlılık getiriyor: Parlak. H epsinin ahlâkî inanışları zayıf. Fakat. askerlerin üniform alarındaki düğm elerin eksik olm am asına bilhassa dikkat ederler. En akıllıları M osca’dır ve ağzından çıkan keli­ m eler La Rochefocauld’un vecizelerini andırır. dünyevî değerlere bağlı M osca ve yakışıklı haylaz Fabri- zio. azim lerinden. Bu. m âzisini u n u t­ turacak bir seviyeye yücelm esini bilir. eski zam anların m elodram larından kalm a bir habistir ve bu insanların birbiijerine karşı giriştikleri m anevralar bir opera komik’i hatırlatm aktadır. Sonraları. hepsi am oral.tem sil eden ihtilâlci Ferrante Palla. en iyileri Fabri- zio’dur. eski hânedanlıkları silip süpüren ve İtalya’ya m odern bir h ü k ü m et getiren Napoleon. doğm akta olan yeni İtal­ ya’yı -Silvio Pellico ve M azzini’nin rüyâsını gördükleri İtalya’yı. M uhale­ fet liderleri. kahram anları oluşturan bir şey vardır. W aterloo’daki tu tu m u ile yüksek bir idealizm e de sahip olabileceğini gösterir.

yayımlayı­ cınındır. Beyle’ye edebiyat aşkını. Ahlâkçı eleştiriciler. en azından üç rom anhk m alzem e var. Bu kusur. ancal< Julien Sorel’den bekleneceği tarzda. Daru adında uzaktan bir akrabası. bu yılların büyük etkisi oldu. Marie-Henri Bey’le idi. bu düzeltm eleri yapm adan öldü. imzasını Henri de Bey’le diye attı. 1783’te doğdu. rom anın “am oralite”si ve ciddiyetten m ahrum oluşu karşısında hayret ve şaşkınlık duyuyorlar. Paris’teki Ecole Poiytecni- que’e devam ederek mühendis olacağına inanıldı. Gerçi okuyucular. büyük ölçüdeki canlılığından ö tü rü haysiyetini sürdürüyor. şehvanî ve disiplinsiz bir kimse idi. Matematiği gayet iyi anlayan çocuğun. Yedi yaşında iken anne­ si öldü ve çocuğu. bir hükümet darbesi ile Fransa’nın başına geçtiğinin ertesi gü­ nü Paris’e ayak bastı. Parma Mamıstm. Zaman zaman. 1 0 0 büy ük R om an * 1 1 7 sevkeden hâdiseler oldukça hızlı geçilir. din adamları tarafından eğitildi. R om anın orijinal nüshasının kısıtlanm ası gereki­ yordu ve Stendhal. Böylece 1799’da. Parma Manastın. Stendhal’in değil. tam bir burjuva idi. Yazar Stendhal’in gerçek adı. Napoleon’un çevresinde idi ve sonraları devlet bakanı olmuş­ . ba­ bası da Grenoble’de bir avukattı. Na- poleon’un. Şekilci eleştiriciler. On üç yaşında. Bu hali ile dahi. haşin. Bir mühendis olmak için Paris’e geldiğini unutarak. B ütün bu kusurlarına rağm en. gerçekte. ilkin. kendisini. kuru ve temkinli babası ile teyzesi Seraphie ye­ tiştirdi: Stendhal. Grenoble’deki Ecoie Centra’e gönde­ rildi. Âşık b ir başpis­ koposun hikâyesi. Gerçekte. başlıbaşına bir rom an konusudur ve Clelia’nın ö lüm ünden sonra. edebî zevke sahip. mesleği doktorluk olan büyük babası verdi. o n un hangi noktalarda büyük bir ro ­ m an olduğunu pek söyleyem ezlerse de. onun karakterini tümü ile babasına ve öğret­ menlerine olan reaksiyonu oluşturdu: Kavgacı. onun zihnî duru m u n u n analizi gereklidir. rom anın yaygın plânını ten k it ediyor­ lar. plânda. ülkenin imparatorluk gayelerine adadı. Beyle. her ikisinden de nefret etti. sahte bir asalete sahip imişçesine. reybî (şüpheci) egoist. daha sonraları ruhban sınıfına karşı cephe almasında. bü tü n dünyanın büyük diye kabul ettiği bir rom an.

Stendhal’a. turistik Roma rehberi. biraz Almanca öğrendi. artık hükümetten iş alamayacağını düşünerek Paris’ten ayrıldı. Fal<at bu iş. Ardından gelen seneler tam bir faaliyet yılları idi. Şimdi Fransa. yaşadığı aşk maceralarının hikâyesidir. artık kendisinden. Savunma Vekâleti’nde ona bir iş buldu. 1806’da. Burada. Ardından yine aynı vakarla. İtalyan kadınlarını çok sevdi. Daru. canı sıkılıyordu. Paris düştüğü zaman da. onu meşhur yapan Stendhal adı ile bahsedeceğiz. onun ikinci ülkesi oldu. Smolensk ve Borodino savaşlarında bulundu. Charles . ordu ile birlikte Batı Avrupa’ya çekildi. Beyle edebiyata döndü. Da­ ha sonraları. Cimaraso’nun mûsikisi­ ni ve Correggio’nun tablolarını çok sevdi. Beyle. bilhassa Roma ve Milano. Bu yıllarda (1820’lerde) çeşitli sahalarda yazılar yazdı: Meşhur kompozitör­ lerin bayatlan. Ertesi yıl. Hükümetin 1830’da değişmesi. bu andan itibaren. X. hayatının sonuna kadar bu mevkide kaldı. onun şahsiyetinin öylesine bir parçası haline gelmişti ki bir defasında. Kendisine hürmet duyulmasına rağmen. İtalya'ya gittiği zaman. Ardından papalık devletlerinden Civitavecchia’ya gönderildi. Beyle. İtalyan operasından büyük zevk duydu. Hepsinin başında. Louis Philippe’nin gelişi. Bourbonların yönetiminde idi. Treste’ye konsolos olarak gönderildi ise de. burası. Sıhhatinin kötü­ lüğünden ötürü. Napoleon’un imparatorluğu çöküyordu. da­ ha kuvvetli ve (ondokuzuncu asırdaki burjuva anlamı ile) daha az medenî olan mizaçlarını çok cazip buldu. radikal bir insan olarak tanındığından AvusturyalIlar kendisini is­ temediler. Milano” yazılmasını teklif etti. Almanya ve Avusturya’ya uzun seyahatler yaptı. genellikle. İtalyanlar’ın daha ihtiraslı. Moskova’nın ya­ nışını seyretti ve bu büyük yangının estetik bakımdan tatmin edici oldu­ ğunu söyledi. bu ülke hakkında hiçbir şey bilmiyor idi ise de. hükümet namına Viyana’ya gönderildi ve imparatorun ordusunun peşinden Rus­ ya’ya gitti. Fransa ve İngiltere’de kıt kanaat yaşadı. Maaş azdı.1 1 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n tu. bellibaşlı romanlarına bu ülkeyi ko­ nu seçti. genç Henri için çok hafifti. Londra ve Paris mecmualarında çeşitli makaleler. tahta bir burjuva hanedanının. İtalya. “Enrico Beyle. bir as­ teğmen olarak orduya katıldı ve İtalya’daki Fransız ordusuna gönderildi. yeni­ den hükümet kapısını açtı. uzun süreler boyunca işinin başında bulunamadı ise de. henüz on yedi yaşında olmasına rağmen. İtalya. Kırmızı ve Siyah. ama çok sevdiği Roma hemen yakınında idi. aşk üzerine bir inceleme. cemiyet­ te yükseldi. mezar taşına. İtalyan resminin tarihi. tekrar dev­ let hizmetine girdi ve o zaman Fransız işgalindeki Brunsvvick’te bir yöne­ ticilik mevkii ile görevlendirildi. Aynı yıl. özel hayatı.

Bu arada başka romanlar yazdı. kalp sektesinden Pa­ ris’te öldü (1842). Bunda haklı çıktı. Belki güçlük şurada idi ki. Uzun bir hastalıktan sonra. İtalya’da geçen mâcera ve entrikalarla İlgili olan bu roman. ama ro­ mantiklere de tam mânâsı ile benzemiyordu. Stendhal. Kitap yayımlandığı zaman (1831) zamanının dışında kalmış. Hugo’nun muhteşem mev­ kiinden mahrum olduğu gibi. Lamartine’in hissiliği de onda yoktu. . (Kitapta Bourbonlara hücum eden par­ çalarından ötürü). onu onsekizinci asır insanlanndan uzak tuttu. İkinci şaheseri. günün edebî ör­ neklerinden hiçbirine uymuyordu. şöhrete yavaş erişti. modası geçmişti. Stendhal’in hangi sahada büyük olduğunu görebiliriz: psikolojik realizm’in de. Stendhal. kendisinin takdir edilmeyeceğini söyle­ di. Napoleon gibi bencil kahramanlara duyduğu sevgi. 1 0 0 Büyük R o m a n « l i g devrinin son yılında yazıldı. 1839'da yayımlandı. Par­ ma Manastırı. Ancak bu adamlar. edebî ufuktan çekildikleri vakit. “Az sayıda mutlu insanlar'’ İçin yazdı­ ğını İddia etti ve 1880’e kadar da.

s o n ­ ra la rı b ir m a h k û m o la ra k h a y a ta k ü sk ü n lü k d u y a r. M izacı itib a riy le m ü te v a z ı b ir kız ise d e. İlkin b a s it. g e rç e k b ir so sy a l a d a le te in an ır. Sefiller Yazan Victor Hugo (1 8 0 2 -1 8 8 5 ) Başbca karakterler Jean Va^ean: R o m an ın k a h ra m a n ı. b ir fa h işe o lm ay a z o rla r. D’nin Piskoposu (Mösyö Bien- venu): M elek gibi y a şlı b ir in sa n . P ere M adelenie. h e rk e se iy ilik y a p m a y ı ço k se v er. No: 24 . ü m its iz lik iç in d e ­ d ir. Baptistine: K ızk ard eşi e v le n m e m iştir. ç a lışk a n b ir köylü. Tholemy£s’in arkadaşları ve onların metresleri: Ustolier: D ahlia. Şu ta k m a a d la rı v a rd ır. Mile. Urba- in Fable.6 0 1 v e No: 9. Mm. P isk o p o s Mriel ve e v lâ t e d in d iğ i k ızı C o s e tte 'n in o rta y a k o y d u ­ ğ u iyi ö rn e k le rle ısla h o lu r. Magloire: Evinin işle rin e b a k an k adın. Feliz Tholomyes: B aşın d a k avak yelleri e s e n P arisli b ir taleb e.4 3 0 . . c e m iy e tte y a ra rlı b ir in sa n h a lin e gelir. Fentine: T h o lo m y e s’in m e tre si. Fameuil: Z ep h in e. ş a rtla r k e n d isin i. Charles François Bienvenu Myriel. Petit Gervais: S av o y ard lı o n iki y a şın d a k i b ir la te rn a c ı. U ltu m u s F au ch elev en t. G: Millî İh tilâl K o n g resi'n in ö n cek i b ir ü y esi.

Rahibe Ana Innocent: P etit P ic p u s’u n b a ş râ h ib e si. h u y su z . se fil fa k a t g ü z e l kızı. Thenardier: Ç av u ş. k o n u şk a n . k iralık a tla rın b u lu n d u ğ u ta v la y a b a k a n ad am . Abbe Mabeuf: Erkek k a rd e şi. evli d e ğ ild ir. Thenardier: K arısı. Mm. Mere Plutarch: E vinin işle rin e b a k a n kad ın . F e n tin e'y e h a k a re t e d e r. d iğ e rle ri ü z e r in ­ d e h â k im iy e t k u rm a k iste y e n y aşlı b ir ad am . s e ­ v im li b ir kız. 1832 is y a n ın d a rol a la n ta le b e le r ve k ışk ırtıc ıla r. . b o ta n is t. Teodule Gillenormand: G ille n o rm a n d 'ın y eğ en i: y ak ışık lı b ir g en ç s u ­ bay . Marifus Pontmercy: A lb ayın oğlu. T ak m a isim leri: J o n d r e tte . Albay Baron Georges Pantmercy: W aterlo o 'd a ç a p k ın b ir su b a y : y a ş ­ la n ın c a esk i h u y la rı k a lm a z . E^jolras: Yirmi iki y a ş ın d a m ilita n ih tilâlci. Feuilly: K endi k e n d is in i y e tiş tirm iş biri. h iç b ir şe k ild e s a tın a lın m a y a c a k k a d a r n a m u s lu . Mile. ö n c e le ri n o te rk e n s o n u n d a P etit P icpus r a h ib e m a n a s tırın d a b a h ç ıv a n o lu r. Rahibe Simplice: C h a rty râ h ib e si. Javert: Polis m e m u ru . M. ay n ı ş e k ild e v ic d a n s ız . aç g ö z lü ve v ic d a n ­ s ız b ir a d a m . ç e k in g e n ve m ü şfik . Euphrasie (Cosette): F e n tin e ’n in k ızı. v a n tila tö r y a p ıp sa tıy o r. Prouvaire: Z en g in b ir a d a m ın oğlu. m ü şfik . F ab o n to u . h is s i ve ro m a n ­ tik. d o la n d ırıc ı ve k rim in al. Mabeuf: P o n tm e rc y ’n in esk i b ir a rk a d a ş ı. d iğ e r kızı. Eponine: T h e n a rd ie r'in . Gillenormand: Eski re jim in b ir b u rju v a sı. Fauchelevent: Yaşlı b ir ad am . M. Bahorel: G ö z ü p e k . g en ç. Gillenormand: Kızı. şak acı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 121 Blaheville: F avorite. h a n cı. M arius’a âşık. k e n d is in i çiçek y e tiş tirm e y e v e rir. k e n d is in i b a b a s ın ın h â tır a s ın a a d a ­ y a n m ü şfik b ir g en ç. Champmathieu: K en d isin in V aljean o ld u ğ u s a n ıla n b ir köylü. Gavroche: B aşıboş d o la ş a n b ir çocuk: T h e n a rd ie r’in oğlu. V aljean 'ın evlâtlığı. n â z ik . Comlteferre: G ru b u n filo z o fu . y ak ışık lı ve cid d î. Scaufflaire: M -sur M-de. s o n d e re c e s â d ık v e sâ m im î. iffetlilik ta s la y a n biri. Courfeyrac: Bir a s ilz â d e n in oğlu. m e le k gibi b ir k im se. Bamatobois: P aris d ış ın d a n g e le n b ir z ü p p e . m ü srif. lâtife y i se v er. kavgacı. Azelma: T h e n a rd ie r'in . k ita p b irik tirir.

1 2 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Lesgel (Laigle) de Meaux (Bossuet): N eşeli fa k a t ta lih siz . k ü sta h . aç ailesini doyurmak için bir somun ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekme­ ye mahkûm edilmiştir. on dokuzuncu asnn ilk otuz senesindeki maceralarını anlatır. d a h a ö n c e le ri d iş çekici. T ak m a adı: Le C abuc. Valjean. e s m e r ve v a n trlo g (k a rn ın d a n k o n u ­ şan). Grantaire: F izikî b a k ım d a n ç irk in b ir se p tik . yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabonın piskoposu. Güney Fransa'da D-kasabasına gider. şimdi kızgın. o n d a n iki e rk e k ço cu ğ u v a rd ır. evham lı). k ab a. h ip o k o n d ria k (vesv eseli. Defalarca kaçmak istediğinden. Patron-Menette’nin eşkıyaları: Gueulemer: İri y a n . Toussaint: V aljean ’ın h iz m e tç isi. Montparnasse: G enç. piskoposun yemek takımlannı çalmakla karşılık verir. onun misafirsever- liğine. Po­ lis. Thenardier’le işbirliği yapan diğer kriminaller: Bigrenaille. yanı­ na alır ve ona gayet nazik davranır. Joly: T ıp fa k ü lte si ta le b e si. yemek takımını Vai- . “Deux Milliards. niha­ yet.” Magnon: G ille n o rm a n d ’ın b ir h iz m e tç isi. fakat merkez doku­ su Jean Valjeon adlı bir köylünün. kısa bir zaman sonra onu tevkif eder ve piskoposa getirir. Mere Bougon: G o rb eu a M alikânesi’n in ev sah ib i. ümidini yitirmiş bir adamdır. Valjean. Valjean. k u rn a z . z o rb a . kimse onu banndırmak istemez. Piskopos. Bir kürek mahkûmu olduğundan. mahkûmiyet müddeti on dokuz seneye çıkarılır. Nihayet 1815'te serbest bırakılır. M ire Httcheloup: Reu d e la C h a n v re ri’de hancı. Boulatruelle: M o n tferm ailli b ir yol işçisi. y ak ışık lı ve o ld u k ç a d a z ü p p e . Valjean'ı hayrete düşürürcesine. Claquesous: E srare n g iz b ir ad am . Hikâye Sefiller'in plânı muazzam ve muğlaktır. Brujon. Babet: S ıska.

başka bir suçtan yakalandığını ve tek­ rar bir kadırgaya gönderileceği haberini alır Çok mahçup bir duruma düşen polis müfettişi. kapitalist olarak geçirdiği yılların mükâfatı olan parayı gömmüştür. Cosette adındaki küçük bir kızı aramak olur. kendisini tanıtır ve ken­ di isteği ile kürek mahkûmluğuna döner Birkaç sene sonra. Kız. Valjean şimdi. daimî bir gü­ venlik içinde bulunduğunu hissederse de. onu derinden etkiler ve tavnnı. kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta be­ lediye başkanı dahi seçilmiştir (Bu. bir iki basit gelişme gerçekleştirdiğinden. onu rahatça geçindirebilecek ve çevresine yardım etmesine de imkân verecektir. onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır ve istifa etmek is­ ter. Voiiean'm. bir hediye olduğunu söyler ve gümüş şamdan- lan niye almadığı için de Valjeon'ı azarlar. 100 büyük R oman »123 jean'a verdiğini. Para. Valjean. düşüncelerini değiştirir. mahkûmiyet geçirmiş bir kimsenin hukukî olarak yapamayacağı bir iştir). Kahra­ manca bir hareketle mahkemeye gider. mümkün olduğu kadar fazi­ letli bir hayat sürmeye söz verir. pisko­ posun bu güvenine lâyık olmaya. ucuz mücevherat imalâtçısıdır. fakat istifası kabul edilmez. belediye başkanından özür diler. Valjean kaçar ve kuzeye gider. Beraberce Paris'e giderler Valjean. tam bir dedektiftir ve âmirinin kimliğinden şüphe eder Onu tam yakalattıracağı sırada. Fentine artık ölmüş­ tür ve kızı yetiştiren üvey ana ve babası. Valjean hâlâ ken- . seneler sonra karşılaştığı bu müşfik hareket. İlk işi. Böylece. kendi ismini taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesi vicdanını rahatsız eder. adının Valjean o l­ duğu bir diğer insanın. Kuzey Fransa'da bir kasabada gö­ rüyoruz. Valjean'ı seneler sonra. takma bir ad altında. ıslah olur. kızı evlâtlık alır ve ona derin bir sev­ gi ile bakmaya başlar. bir rahibe manastınnda bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve C o ­ sette da manastınn okuluna gider. Kasabanın po­ lis müfettişi Javert. Fen- tine kızına bakmak için fahişelik yapmıştır. Ondan sonra. şimdi varlık­ lı bir insandır. imalâtta. ona gayet kötü mu­ amele etmektedir. bir zamanlar yanında çalışan Fentine'nin kızıdır.

barikatlar ardına çekilen âsiler çevrilir. Valjean. intihar eder. 1832'de. lâğım kanallanna götürür. Cosette'nin. gizliden gizliye mektupla­ şırlar.1 2 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n dişinin peşinden giden Javert'ten kurtulur ve senelerce güven­ lik içinde yaşar. Bir polis memuru olarak. Marius ve arkadaşla- n. Sokak çatışmalannın ortasında. bir mahkûmun. şimdi Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir. ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında zirveye erişir. büyük babasının evine getirilir. Hayatında ilk defa olarak. onun bütün hayatı şimdi elin­ dedir. Javert'i ortadan kaldıracaksa da Valjean Javert'i serbest bırakır. Burası hoş bir yer olmasa da. bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete olan bağlılığından ötürü. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Marius. Parisli bir talebe olan Marius Pont Mercy adında bir genç onunla ilgilenir. Paris'te hanedanlığa karşı başansız ka­ lan bir başkaldırma hareketine girişirler. Marius'u eski bir bur­ juva olan büyük babası yetiştirmiştir. sahte faraziyele- re göre yürütmüştür. Karşı ta­ rafın kuvvetleri daha fazladır. Ja- vert'in keskin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlâkî dünyasını altüst eder. çatış­ ma sahnesinden uzaktır. Kendisini tamamen kaybetmiş ve he­ men hemen ölü olan Marius. Cosette büyüyünce. Marius'u sırtında taşıyarak. kim olduğunun meydana çıkmasına dahi aldırış etme­ yen Valjean da isyana katılır. eski düşmanı Javert ile karşılaşır. Napoleon'un kendisini baron yaptığı eski bir subay olan babasının hâtırası ile yaşar. Marius'u sevdiğini ve onunla evlenmek iste­ . hayatını. Valjean'ı tevkif etmek yerine. Paris'in Luxemburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean'm kendisini ve Cosette'yi gizli tutmasına rağmen. Hâdiseler. fakat o. Valjean'm bu âlicenaplığı. kimin kurtardığını bilmemektedir. Cosette ve Marius. Bu arada. Gerçi bir tek kurşun. yer altında. Yirmi yaşındaki Marius yoksul bir hayat sürer ve radi­ kallerle arkadaşlık eder. Valjean. Sosyalistler. bütün hayatını. kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşü­ nür.

inanılmaz bir jest le kedisine hediye ettiği ve böylece Valjean'ın ruhunu kazand ğı gümüş şamdanlan Cosette'ye hediye eder. küçük suçlar için küreğe m ahkûm . R om anın esa­ sını şüphesiz. Cosette ile birlikte. M uhteviyatı ise daha da derin bir izlenim bırakıyor. Cosette'ye büyük miktarda para verdikten sonra. Marius. se nelerce önce. Piskopos Myriel. hem de m uhtevasından ötürü. rom anda h er şey var. 1860’da G uernsey’de yeniden yazmaya başladı ve ertesi yıl tam am ladı. Jean Valjean’ın hayatı teşkil ediyor ve M ari­ u s ve C osette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. Sefiller. fakat hayatını kurtaranın Valjean oldu­ ğunu öğrenince. son zam anların tarihidir. okuyucu­ nun. Hugo. ham asî kelim esi ile anlatacağı bir eser. Valjean’ın ka­ pitalist olduğu M -sur M gerçekte M ontreuil S urm er’dir M arius. şimdi bir barones olan Cosette'yi mahçûp duruma sokacağını düşünerek inzivaya çekilir. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 2 5 diğini anlar. Sefiller. hem büyüklüğünden. son bir defa daha görmek için ihtiyar adamın başucuna giderler Karşılaşma hazin olu Her üçü de gözyaşlannı tutamaz. adaletsizliğe karşı bir h ü ­ cum . Eleştiri Yazılmasına 1840’ın ilk aylarında başlanan Sefiller. gerçekte. eski bir kürek mahkûmunun. kısm en G eneral H ugo’dur. H ugo’n u n kendi gençliğidir ve Albay Ponmercy de. Hugo. H ikâyenin büyük b ir kısm ı vakıalara dayanıyor. rom anını. aziz gibi biri olan piskoposun. piskoposun kendisiyle d o stlu k kurduğu önceki kürek m ahkûm u (sonradan ser­ b est bırakıldı) Pierre M aurin adında biridir. H er biri bir rom an büyüklüğünde beş kitap. da­ ha sonraki on sene zarfında H ugo’yu zam an zam an m eş­ gul etti. Valjean. ölüm yatağında. insanları. bir tezi olan rom an. G üney Fransa’daki Digne Piskoposu Mi- ollis idi ve Valjean da kısm en. ilkin bunu kabul eder. Tabiî 1832 isyanı ise.

tıpkı H ugo’nun geç­ tiği saflardan geçiyor. onların doğru yola girm e­ lerine im kân hazırlıyor. Bourbon restorasyonu hakkındaki ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri (bir ölçüde m ü ­ balağaya taham m ül edersek) okunm aya değer. Valjean’a gelince. aziz m ertebesinde biri değilse de. Böylece anlatılan ahlâkî ders. Burada biz sefaletin kokusunu. İm para­ torluk hakkındaki. sosyal m ese­ leler üzerinde derinden derine durm az. politikayı gerçekten bilerek anlatıyor. pratik politi­ ka hakkında bildiklerini anlatıyor. Hugo. ölm eleri için barikatlara gönderen siyasî hareketin m istisizm i hakkında şevk ve heyecan duyuyor. Hugo. Şurası garip: Hugo. hepsinin üstünde. M amafih. o da diğerlerine tesir ediyor. Sefiller. Louis Philippe’nin karakterleri şaheser bir tarzda İncelen­ m ekte.1 2 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n eden. Piskopos Myriel. dinî kitaplardan çıkarılıyor. ilkin kralcı. göz hapsi altında tahliyeye im kân verm eyen barbarca bir h u ­ kuk ve ceza sistem ini ifşa ediyor. Böyle­ ce. bir cöm ertlik ve fedakârca sevgi m odeli. senelerce Fran­ sız M illet M eclisi’nde bulunm asına rağm en. anlattığı m anzara­ lara sem pati beslem ekle beraber uzaktan m üşahede eden biri intibaını yaratıyor. son derece kötü bir insan bile. ta­ dını ve hislerini veren Zola’nın Germinal’indeki realizm i görm ediğim iz gibi. aziz m ertebesinde bir adam ve o n u n Valjean üzerindeki ahlâkî nüfuzu onun. bu halleri yaratan ve taham m ül eden cemiyeti suçlar. kutsallık üzerine ahlâkî ve dinî incelem edir ki. ardından Bonapartcı ve nihayet cum huriyetçi. ekonom ik sistem in işlem leriyle ilgi­ lendiğinin işaretleri de yok. suçluyu ıslah etm ekten ziyade cezalandırm ak üze­ rinde duran hafifletici sebepler üzerinde durm ayan. halkı im pa­ ratorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya on­ ları. af­ . krim inallikten çıkarak iyi bir insan olm ası yolunda kesin bir rol oynuyor. M aamafih. M arius’un siyasî düşünceleri. bu da bir rom ancı için belki en zor tezlerden biridir. Meselâ.

O nun yaygın. 1 0 0 B üyük R o m a n • 1 2 7 fedilmekle. doğru yola girebilir. W aterloo’da olup bi­ tenler şaheser bir tarzda anlatılıyor. Paris’in eski m ahalleleri hakkında sevgi dolu hikâye ve anekdotlarını da zikretm eliyiz. nam uslu bir insan olarak bu dünyadan göçm üştü. Z ola’yı hazırlayan bir rea­ lizm ve sem bolizm kom binezonu. zam an zam an idealist his­ lerle hareket ettiği intibaını yaratıyorsa. m odern bir zevkin kolaylıkla kabul edemiye- ceği ölçüde m elodram ve tesadüflere dayanıyor. Sefiller. konudan konuya atlayan yapısını kabul etsek dahi. Javert. ku­ surları yok dem ek değil. Böyle­ ce m eselâ. fazla düşünm eksizin ortaya sürülen anti-tezle- . Val- jean’ı kabul eder ve yem ek takım m ı çalm asm ı affeder. hayat. B unların bazıları göz kam aştırıcı. bir şaheser. Ve Hugo. rahibe m anastırlarında hayat. argonun tarihi. diğer kusurları var. Hugo bunları yazdığı sıra­ da. bir m ahkûm olm asm a rağm en. Valjean’ın orijini. hayatının dayandığı ahlakî tem ellerin parçalandığını görür. N ihayet H ugo’nun. hızla kaybolm akta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi (has­ reti) yansıtıyor. hiç şüphe edilem ez. m etabolizm a ve ölüm işlem leriyle yaşayan bir organizm a halinde görebile­ cek kadar böylesine derin hislere sahipti. kendisine sevgi ile m uam ele edilm ekle. Valjean hayatm ı bağışladı­ ğı zam an. Valjean onunla tem asa geçm ekten yüksünm ez. Pek az yazar. Fentine’nin bir fahişe olm asm a rağm en. siyasî ve ahlakî tezlere ilâve olarak Hugo. lağım ların anlatılışı. yeni ve geniş yollar yapılıyor­ du ve H ugo’n u n bunlarla ilgili yazıları. Bu sosyal. üslûp gösterişli. bu m ahalleler yıkılıyor. Paris’in lâğım ları ve W aterloo savaşı hakkında âdeta bağım sız m a­ kaleler okuyoruz. hikâye ile organik bir bağlantısı olm ayan m uazzam m ik­ tarda çeşitli bilgi ve yorum u da önüm üze koyuyor. şehri. Ro­ m anın plânı. Myriel. m ahkûm M aurine’i hatırlayalım : Piskopos Miollis kendi­ sini kabul etm iş ve M aurine de. A m a bu. Böyle­ ce.

ikin­ ci derecedeki kaynaklarının tam am en tükendiğinin farkı­ n a varm ayan ve h ü m o r hissinden m ahkûm bir yazarm ış gibi hareket ediyor.1 2 8 • 1 0 0 BÜYÜK R o m a n re dayalı. Bu kusurlara rağm en Valjean ve onun piskoposu. . to n gösterişli. âdeta. iddialı ve m übalâğalı. edebî lâyem utluğa (ölüm süzlük) eriştiler ve Sefiller’i okuyan herkes de onları unutam az.

du Moulin: C lau d e’n in e rk e k k a rd e şi. Dame Aloise de Gondelaurier: A nnesi. iyi h u y lu ve b o h e m â d e tle re sa h ip an la y ış lı b iri. m ü s rif ve h a y la z . H ay at b o y u s ü re n b ek ârlığ ı ve k e n d is in i b ilg iy e a d a ­ m ası o n u . N ötre D am e K ilisesi’n in ça n ın ı çalm ak la g ö re v le n d irilm iş. in z iv a y a ç e k ilm iştir. Nötre Dame’nm Kamburu Yazan Victor Hugo Başlıca Karakterler Quasimodo: Sağır b ir k am b u r. Phoebus de Chateupers: E sm e ra ld a ’n ın sev d iğ i g en ç b ir y ü z b a ş ı. . e fe n d isi C lau d e F rollo hariç. n eşeli ve g ü z e lc e . K uvvetli ve ç irk in b ir ad am . k e n d is iy le ala y e d e n ­ lere v a h şîc e d a v ra n ır. d e rh a l ö fk e le n e n b iri y a p m ıştır. Jean (Jehan) Frollo. Fleur-de Lys de Gondelaurier: P h o e b u s’u n n işa n lısı. Pâquetta-la Chantefleurie (Kız kardeş Gudule): Ç in g en e le rin k açır dığı ç o c u ğ u n u n m â te m in i tu ta n b ir k adın. Y azıları h a k ­ k ın d ak i ta b iî k ib irliliğ i d ış ın d a . Pierre Gringoire: İkinci d e re c e d e b ir şa ir ve p iy e s y a z a rı. h ü rm e t e d ile n b ir d u l k adın. aynı z a m a n d a el-sim - y a ile u ğ ra şır. c e m iy e tin h em e n h e m e n d ış ın d a y a şa r. b ir s ü r ü k a d ın la d ü ş ü p k alk ar. Arcdecon Claude Frollo: H aşin ve b ilgili p a p a z . kab ad ay ı. La Esmeralda: G enç b ir çin g e n e d a n s ö z ü .

Kralın en büyük oğlunun Burgundayli M argaret'le düğün törenlerinde bulunmak üzere Flannan vatandaşlarını temsil eden bir grup Paris'e gelmiştir. Nötre Dame Katedra- li'ndeki bir papaz. Her çeşit hareket ve kargaşalı­ ğa müsaade edilen yıllık Aptallar Ziyafeti karnavalı devam et­ mektedir. on altı sene önce. Kendi ma­ zisi ile olan yegâne bağlantısı. Nötre Dame Ka­ tedrali civannda Place de Greve'de inziva hayatına çekilmiştir. çocuğunun çalınıp yendiğine inanmış.” Guilleume Rousseau: "Galile İm p arato ru . ta m a h k â r ve zalim . tabiî. Sokaklardaki kalabalıklar arasında hayatını şarkı söylemekle. Frollo o zamana kadar. Arcdecon Claude Frollo. F ra n sız s a ra y m d a d eleg e." Louis XI: Kral. Maamofih. O nun bir gün. kendi annesini bul­ masına yardım edeceğine inanın Esmeralda genç. Paris dilencilerinin liderleri: Clopin Trouillefou: “T u n u s K ralı. ş e y ta n c a s ın a k u rn a z y aşlı b ir ad am . 1842 O cak ayındaki Paris'tir. Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir. bunlar hakkında hiçbir şey bilmez. güzel ve bâkiredir. h alk ta b a k a s ın d a n ve d e m o k ra t. Guilleaume Rym: G h en t'in b ir v a ta n d a ş ı ve k ralın ajan ı. şehvanî bakışlan- nı kızdan ayıramaz. dans etmekle ve alıştınlmış küçük bir keçisi ile ba­ zı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kı­ zı da vardır. şe y ta n î b ir e n ­ trik acı.” Mathias Hungyadi Spicali: “M ısır ve B ohem ya D ü k ü .1 3 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Jacques Charmoule: D inî m a h k e m e n in g ö rev lisi. Zavallı kadın. çingeneler onu beşiğinden ka­ çırmış ve yerine çirkin ve sakat i>ir çocuk bırakmışlardı. Hikâye Sahne. Jacques Coppenole: G h en tli b ir ço rap çı. boynuna astığı bir torba içinde sakladığı bir bebek patiğidir. Esmeralda. Şehir heyecan içinde­ dir. tam bir din adamı hayatı yaşamış. kendisini bilgiye vermiş ve dünyevî arzulann- . E sm erald a'n m s o ­ r u ş tu r m a işle m in d e n m e s u ld ü r.

1 0 0 Büyük R o m a n * 1 3 1

dan uzak duruşu tavırlarına tesir etmiştir Arzulanna gem vuru­
şu, kalçasından, sinirli dudaklarından, haşin yüzünden ve kız­
gınlık okunan gözlerinden bellidir. Gizliden gizliye el-simya ça­
lışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da söylenir.
Frollo'nun başlıca İnsanî hareketi, on altı yıl önce, merha­
metli bir insanın kendisine acıyarak evlât edineceği ümidi ile ki­
lisenin önünde bırakılan küçük bir çocuğu alıp yetiştirmesidir
Bu çocuk bugün yirmi yaşında ve tarife sığmaz derecede çirkin
ve kambur olan Guasimodo'dır. Besbelli ki, Esmaralda'yı ça­
lan çingenelerin, onun yerine bıraktığı çocuk budun Frollo'nun
kendisine gösterdiği şefkatten ötürü Guasim odo, ona bir kö­
pek sadakati ile bağlanmıştır; diğer insanlar, onunla alay veya
ona eziyet eder yohut tiksinti duyarak ondan kaçarlar. Katedra­
lin çanlannı çalmakla görevlendirilen Guasim odo, katedralde
yaşar Büyük çanların çıkardığı ses, onun kulaklarını da sağır-
laştırmıştır, fakat o bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildi­
ği yegâne yerdir.
Eğlentilerle ilgili olarak, Paris şehri, hânedanlık ailesinin dü­
ğünü münasebetiyle ahlâk üzerine bir piyes sahneler Piyesin
yazarı, Gringoire adlı bir bilgindir; Frollo kadar ihtiraslı olm a­
sa da, o da güzel Çingene dansöze göz koyar Piyesin sahne­
lenmesinden sonra, Gringoire -ki eseri için kendisine telif ücre­
ti ödenmemiştir- Paris'in karanlık sokaklannda dolaşırken, Es-
meralda'nın, iki kişinin hücumuna maruz kaldığını görür Fa­
kat, tesirli bir şekilde savunamaz, kendini koruyamaz; o anda,
muhafız bölüğü yüzbaşısı gelir ve kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve
polis, onun şeytanî papaz Frollo olduğunu bir türlü öğrenemez.
Esmeralda'ya saldıran diğer insan G uasim odo'dur ve bu su­
çundan ötürü de çarmıha gerilir. Guasim odo'nun sırtı yediği
kırbaçlardan ötürü kan içindedir ve halk kendisiyle alay eder
Bu anda G uasim odo yalvararak su ister ve Esmeralda da ona
su verecek kadar şefkat hislerine sahip bulunduğunu gösterir
G uasim odo'nun ağzına bir maşrapa su tutar Sadece yan be­

13 2 • 1 0 0 Büyük R om an

şerî bir yaratık sayılacak olan kambur, beklemediği bu hareket
karşısında gözyaşlannı tutamaz.
Bu arada G ringoire'nin, yatacak yeri yoktur. Ne yapacağı­
nı bilmeyerek yürürken, kendisini, namuslu hiçbir kimsenin bi­
lerek ve silâhsız giremeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hır­
sızlar, G ringoire'i ele geçirir ve parası olmadığını görünce ö l­
dürmek isterlerse de, bu esirin, çingene kadınlanndan biri ile
evlendirilebileceğini düşünürler Esmeralda, onun daha önce
kendisini kurtarmaya çalışan kimse olduğunu görerek G ringo­
ire'nin hayatını kurtarmak için, dört sene müddetle, çingene
usulü, onunla evleneceğini söyler Esmeralda, bunu sadece İn­
sanî hislerle yapmıştır; evlilik yerine getirilmez; çünkü Esmeral­
da, kendisini Frollo'dan kurtaran yakışıklı yüzbaşı Phoebus da
Chateaupers'e âşıktır Gringoire, böylece, çingeneler arasına
katılır ve elinden başka bir iş gelmediğinden sokaklarda cam ­
bazlık yapmaya başlar
Gerçi avını ilk teşebbüsünde elinden kaçırmış ise de, Arc-
decon Frollo, Esmeralda'yı bırakmış değildir. Kızı elde etmek
için, Yüzbaşı Phoebus'u kullanır Phoebus, iyi bir kadınla nişan­
lı olmasına rağmen, Esmeralda, Phoebus'un kendisiyle evle­
neceğini sanır ve onu kenar mahallelerdeki bir evin tavan ara­
sında bekler. Frollo, Phoebus'un peşinden gider, onlan gözet­
ler, kıskançlıkla üzerlerine saldınr Phoebus'u bıçaklar (öldür­
düğünü sanır) ve yine kaçar
Esmeralda, Phoebus'u öldürmeye teşebbüs etmekle suçla­
nır ve tevkif e dilir Gerçekte onun suçu sadece çingene olması
ve bundan başka, büyücülük yaptığından şüphe edilmesidir.
Hattâ onun keçisi bile o kadar zeki bir hyavandır ki, hayvana
bile büyü yapıldığına inanılır Esmeralda, işkence altında, ken­
disinin itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına
çarptınlır Phoebus, ölmemesine rağmen (sadece ağır yaralan­
mıştır), kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz; bu nâhoş hâdise­
ye j<anşmak istemez. Frollo da, tabiatiyle Esmeralda'nın suçsuz
olduğunu bilmektedir Kızı hapishanede ziyaret ederek kendisi­

• 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 13 3

ne teslim olduğu takdirde, serbest bırakacağını söyler. Kız,
dehşetle irkilir ve papazı kovar. Frollo, eğer kıza kendisi sahip
oinnazsa, kimsenin de olmamasını ister; kendi ıstıraplcnno son
vermek için, kızın ölmesini tercih eder.
Ö ldijrüleceği gön, zamanın âdetine göre, Esmeralda, N öt­
re Dame Kilisesi'nin önüne getirilir. Aralarında Frollo'nun da
bulunduğu papazlar, onun günahlarının of edilmesi için dua
edeceklerdir. Kız, papazlar önünde diz çöktüğü sırada, Quasi-
modo, âniden ve dramatik bir tarzda, kilisenin balkonundan
bir iple yere atlar ve Esmeralda'yı kiliseye kaçırır. Kız, burada
güvenlik içindedir, zira en dehşet saçıcı bir katil dahi, katedra­
lin içinde tevkif edilemez. Guasim odo, kendisinden geçmiş va­
ziyette Esmeralda'yı kilisenin kulesindeki bir odaya götürür, yi­
yecek ve giyecek getirir ve sâdıkçasına ona hizmet eder. G u ­
asimodo, çarmıha gerili olduğu zaman, Esmeralda'nın kendi­
sine su verdiğini unutmamıştır ve efendisi Frollo gibi, Esmeral-
da'ya prestij edercesine bakarsa da onun bakışında şehvanî
arzulardan ziyade hürmet vardır.
Esmeralda, tabiî, hâlâ kilisede esir durumdadır ve katedra­
li terkeder etmez tevkif edilecektir. Gringoire, Frollo'nun da kış­
kırtmasıyla, Esmeralda'yı kurtarmalan için Paris çingenelerinin
başkaldırmalannı teklif eder. G gece, çingeneler ve serseriler­
den oluşan bir grup sessiz bir şekilde Paris sokaklanndan ge­
çerek Nötre Dame'ın kilitli kapılan önünde toplanır. Kulesin­
den bakan Guasim odo, aşağıdakilerin, Esmeralda'yı kurtar­
mak için geldiklerini bilmez; bildiği tek şey kiliseye hücum edi­
leceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek
başına kahramanca bir savunmaya geçer; aşağıdakilere taş ve
odun fırlatır; kaçış merdivenlerini serbest bırakır, hücum eden­
lerin üzerlerine erimiş kurşun döker. Nihayet, Chateaupers'in
liderliğindeki kral muhafızlan yetişir ve grubu dağıtırlar.
Katedralin önündeki çatışmalar sürerken Frollo ve G ringo­
ire, kimseye belli etmeksizin katedrale girer ve Esmeralda'yı ka-
çınrlar. Peşlerinden gelenleri nihayet şaşırtmaya muvaffak olur

1 3 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n

ve Esmeralda'nın daha önce asılacağı Ploce de Greve'e gider­
ler. Frollo, tekrar Esmaraldc'ya aynı teklifi yapar; yo kendisini
Frollo'ya bırakacak veya idam edilecek! Kız yine reddeder. Se­
nelerce bütün çingenelere karşı fanatik bir nefret hissi besleyen
Hemşire G udule'nin hücresi de buradadır. Esmeralda'yı kadı­
nın hücresine sürükleye Frollo, hücrenin penceresine vurarak
bağırır: "Hemşire Gudulel işte bir Mısırlı! Gel intikamını al!"
Kocakan, Esmeralda'nın kızı olduğunu bilmeden vahşî bir hay­
van gibi üzerine saldınr. Fakat Esmeralda, boynuna asılı torba
içinde hâlâ bebeklik patiğini taşımaktadır. Mücadele sırasında,
ihtiyar kadın, kaybolmuş çocuğu için işlediği patiği tanır. Şimdi
kızı kurtarmak ister, fakat iş işten geçmiştir. Görevliler gelir ve
Esmeralda'yı orada asarlar.
Frollo ve Guosim odo, Nötre Dame'in kulesinden kızın
idam edilmesini seyrederler, ip, Esmeralda'nın boynuna geçiril­
diği sırada, Frollo şeytanî, zalimce, bir kahkaha kopanr. Q u-
asimodo, bunu işitmez, fakat görür ve âni bir kızgınlıkla efen­
disini, balkonun parmaklıklanndan aşağı iter. Frollo düşer, el­
leriyle bir boruya asılır; fakat boru, onun ağırlığı ile kınlır ve
Frollo kaldınma düşüp ölür. Guasim odo kaybolur Montfa-
ucon'daki idam edilenlerin atıldıklan çukura gider ve Esmeral-
da'nın vücuduna sanlarak ölür.

Eleştiri

Nötre Dame’in Kamburu (Nötre Dame de Paris) Victor Hu-
go tarafından yazılm asına rağm en, Sir W alter Scott’un
dehasına dikilm iş bir âbide. Bu, 1815 ve 1830 arasında,
halkı son derece zevklendiren Waverly rom anlarından
sonra, Fransa’da H ugo’nun zam anında başlayan tarihî ro ­
m an akım ının ilk örneğidir. Bu tü rü n karakteristikleri,
canlı bir plân ve kuvvetli hareketler, fazlasıyle pitoresk
izahat, m ahallî renklendirm e ve geçmiş asırlardaki haya­
tın canlı teferruatlarıyle anlatılm ası veya anlatıldığının id­

O zam an. Kül gibi yüzü ve alev alev yanan gözleri ve kar­ şı gelinen şehvet hisleri. yerine getirem ediği cinsî hisleri altında kıvranır. hain papaz. incelik ve ustalıkla be­ lirtilm esini değil. faziletli ve­ ya gülünç m ü olduklarını derhal anlarız. Böylece. Esm eralda. şeytanî. karakterlerin. Lewis’in Papaz adlı eserindeki A m brosio’dur. dikkatli tarih î araştır­ malarla. Hugo. saf ve baki­ redir. D aha az dram atik olarak belirtilm iş ise de. O ndokuzuncu asrın başların­ da. sevgi ve sadakat doludur ve C hateaupers de karşı tarafta yer alır. R om anda görü­ len bu m uğlakhk veya hayret unsurları. onların hâdiselere göre şeytanî. hakikî bir haya­ tın canlı bir m anzarasını verirler. suç ve şid­ det arasında büyüm esine rağm en. k ötü niyetli erkeklerin kollarında bayılan nazik genç kızlardan bahseden ve onsekizinci asrın sonra­ ları ile ondokuzuncu asrın başlarında çok tu tu la n Gotik rom anı idi. o rta çağların Paris’i. kendisinin m eşhur bir büyücü olduğu söylentileri ile A rcdecon Frollo. O rta Çağ Fransası’nın G otik âbidelerinin yeniden sev­ . kiliseyi. çirkin Q uasim odo. bir kim senin akla yatkın olm ayan hislerinin kom binezonundan çıkarılır. K itabın diğer sayfalarında. daha fazla ikna edici yön. H ugo’yu etkileyen bir diğer tesir de kuv­ vetli sansasyonel plânlara göre hazırlanan. istih- zalı anti-tez usûlünden. göz ahcı bir tarzda anlatılm asını gerek­ tirir. belirli bir şahsiyete sahip ve m uazzam . zâhiren m akul ve iyi. belki. ince ve ciddî yapısı ile o rta çağların ru h u n u sem bolize eden büyük N ötre D am e Katedralidir. Böyle bir rom an. kasvetli şato­ lardan. bir eğlencede. M aamafıh. birinin idam edilm esinde veya bir isyanda bir araya gelen alelâde insanlardan oluşan kalabalık kitleler bize. an­ lata anlata bitirem ez ve tabiî katedralin kulesi ve m uaz­ zam çanları da Q uasim odo’dan ayrılamaz. H ugo’nun. zevkle anlatılıyor. 100 büyük R om an • 135 dia edilm esi idi. başından sonuna kadar hâkim iyet kuran “k arak ter”. içinden hâin. kitapta.

on d a tarih î bir rom anın b ü tü n güzelliklerini bulacaktır. Hugo. Böyle olduğu için de. Yine de rom anı. 1831’deki bir okuyucunun m uhtem elen okuduğu tarzda. nisbeten gevşek bir tarzda bina edilm iştir. bir zam anlar popüler ve hâlâ m eşh u r olan ve belirli bir çağın eseri olarak her zam an okunacak bir rom anın iyi bir örneği. Gerçekte. şayet bir asır sonra yaşam ış olsa idi. bu hikâye­ yi m uhtem elen bir rom an olarak değil. Nötre Dame’ın Kamburu. Q uasim odo’nun m erdivenleri güruhun üzerine atm ış olm ası ve kaynar kurşun dökm esi ve kaldı­ rım üzerinde ölm eden önce yetm iş m etre yükseklikte h a­ vada asılı kalan Frollo. rom anı en iyi bir tarzda okum anın yolu. pitoresk m anzaralar ve hayatın kendisi de­ ğilse de o n u n yerine konulan hayli su n ’i ilgi çekici . Q u a sim o d o ’ya gelince. hem en hem en aynı m anzaralar. geceleyin yapılan hücum un canlı bir şe­ kilde anlatılışı. m ükem m el sinem atografik bir m anzara. Böylece. şevk. bu sayfaların büyük etkisi görüldü. ya tam bir saflık­ la okum ak veya oldukça m odern bir okuyucu saflığıyla ele alm ak. yirm inci asrın. Frollo ve Esm eralda’nm kade­ riyle hiç ilgisi olm asa da. Nötre Dame’tn Kamburu. dem okratik C oppenole arasındaki (ve sem bolik olarak Bastil zinda­ nında gösterilen) tartışm a (gerçi başlıbaşına ilgi çekici m alzem e iseler de) anlatılıyor. Hugo. sırf rom anın özelliklerinden ötü rü okuyan bir okuyucu. bin­ lerce film de g ö rü ld ü. o devrin fıkra ve hikâyeleriyle önüm üze seriyor.1 3 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n gi ve takdirle ele alınm asında. senaryo olarak ele alırdı. geçmiş bir çağın pa­ noram ik bir g ö rü n tü sünü. uzun rom an olm am akla bera­ ber. heyecan. Katedrale. kendisine sırt çevirm ekle h u zu ra kavuşacağı edebî devlerden biri. âd eta 1923’ü n klâsik sessiz film inde oynayan Lon C haney için yazılmış. Hugo. Flam an ziyaretçileri. sa­ dece bir hikâye anlatm ak istem iyor.

sistematik olmayan bir tarzda yü­ rüttü ve daha sonraki hayatında görülen bazı entelektüel sathiliklerin se­ bebi de belki bu gayri sistematik eğitimdi. kendilerinin olan bir hayata eriştiler. genellikle. liberal-demokratik prensiplere bağlandı. çocukluk yıllannda. kendisinin çok daha belirli bir soydan gel­ diğini göstermek istemesi. Hugo’nun çocuklarını son­ radan görme ve Fransız diye aralarına almadılar ve çocukların bu okul­ daki hayatları mutlu geçmedi. annesi öldü ve Victor beş parasız kaldı: Bir sene. Napoleon düştüğü zaman. eğitimini. Hugo’nun biyografisini kaleme alanlardan biri. ülke dışın­ da görevli babasının yanında uzun zaman kaldı. kâh babalarının yanında yaşadılar. öte yandan da. Hugo. Hugo ailesinin durumu da bozuldu. Hugo’nun. tekrar Paris’e döndü ve Victor. H ugo’n u n biyografilerini yazanlardan A ndre Ma- urois. esatiri m itolojinin ilkel şaşaası görülür ve bu dahilî hakikat de. aç sefil bir ha­ yat sürdü. Hugo’nun aristokrasi hakkında beslediği müphem hislerin bu okul­ dan sonra yerleştiğini yazar. . Daha çocuk yaşlarında iken muntazam bir şekilde yazmaya başladı. onun daha az başarılı hayalî eserlerinden bi­ ridir. Bu karak­ terler çevresinde. Ailesi. bir ara Mad- rit’te idi ve çocuğunun parlak bir istikbali olacağına inanıldı. General. “Bu karakterler. Ispanyol aristokratlan için özel olarak kurulan bir okula yazıldılar. Üç İspanyol vilâyetinin vâliliğini yürüten babasına bir İspanyol kontu unvanı da veril­ mişti ve çocukları da. Okulun talebeleri. Napoleon’un generallerinden birinin oğlu idi. karakterlerin su n ’iliğini kabul etm ekle beraber. özel olarak okuduğu kitaplardan aldı ve vaktinden önce gelişti. Ebeveynleri birbiri ile geçinemediklerinden ve genellikle birbirlerinden ayrı yaşadığından. hiç de uzak olmayan ecdadı arasında köylü soyun­ dan gelenler vardır. çocuklar kâh analannın. Çocukluğu kaotik geçti. onların m üellifinin özel hayalle­ rini doğurdu. Aile. b ü tü n ülkeler ve ırklardaki okuyucular arasında. Bir taraftan prestij ve unvanlara hasret du­ yarken. Zihnî gıdasını. Yazar Victor Hugo. bur­ juva olmakla beraber. yi­ ne onları savunuyor. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 3 7 vak’alar. On dokuz yaşın­ da iken. maamafih.

yükselmekte olan yazar­ ları arasındaki yerini aldı. ilkin. isyana yaklaşan tezahü­ rat yapıldı. Kısa bir zaman sonra da. ye- ni-klâsizmin geleneklerinden tamamen koparak. Böylece 1827’de. Ardından gelen seneler boyunca Hugo. kardeşi Eughe- ne’in davranışı bu evlilik üzerine gölge düşürdü: Karısı Adele’yi. ertesi günü çıldırdı. Durumunu böylece düzelten Hugo. Hugo’nun sahnedeki macerası kendisine şöhret. Hugo’ya aylık bağladı. aynı sadakat ve şefkati.13 8 • 1 0 0 Büyük R om an Yirmi yaşında il<en ilk şiirlerini yayımladı. Hugo. burada hemen hemen yirmi sene kaldı. Ardından. Cromwelt'\ yazdı ve böylece romantik hareketin manifestosunu hazırladı. Fakat romantizm akımı başlıyordu. Hernani (1830) geldi. onu des­ tekledi ise de. artık şöhret ve şeref kazanmıştı: 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi ve 1845’te de. bu hanedanlık mensuplarıyla aynı hakka sahip olduğunu gösteren bir unvan verildi. İlkin poli­ tikada kralcı ve üslûpta da gelenekçi idi (gerçekte ikisinin beraber gitme­ si gerekiyordu). eleştirici Sainte-Beuve’nin metresi olan kendi karısı Adele’ye göstermedi. Napoleon. Bununla be­ raber. daha sonra -belki kabinede bir sandalye teklif edilmeme­ sinden duyduğu kızgınlıktan ötürü. Nötre Dame’in Kamburu-ki yayınlayıcı ile yaptığı bir muka­ veleyi yerine getirmek için altı ayda yazmıştı. “yüce bir çocuk" dediği mâbudu Chateaubriand’ın dikkat ve ilgisini çek­ meye başladı. Hugo. Hugo. Hugo. Louis. birbiri ardından şiir. zenginlik ve Juliet Drout adında bir metres kazandırdı. çağın. kendisine. Bu şu­ urlu ve dramatik mülteci hayatı sırasında. 1848 ihtilâlinden sonra. kendisinin bir cumhuri­ yetçi olduğunu anladı ve cumhurbaşkanlığı için namzetliğini koydu. Bu şiirlerindeki kesin kralcı hislerden ötürü. bir çocukluk arkadaşı ile evlendi ise de. 1851’deki darbe ile kendisini imparator ilân ettiği zaman. Napoleon aleyhinde en şiddetli yazılarını yazdı. kendisinin af edilmesi yolunda­ ki teklifleri reddetti ve III. Vlgny. aşk şiirlerinden çoğunu ithaf etmişti. O yı­ lın aralık ayında Louis Napoleon cumhurbaşkanı olunca. Eugene’in de seviyordu ve kardeşi. Bourbon’lardan Orleans hânedanlığına geçti ve kendisine. (1862) .1831’de yayımlandı. piyes ve roman yazdı. Nodier. Hugo.ona karşı cephe aldı. Hugo ülkeden aynidı ve İngiliz toprağı olmakla beraber Fransızca konuşulan Channel Adalan'nda yerleşti. Bu eserin sahnelenmesi sırasında. politika hayatında Fransızlar’ın ekserisinin düşüncelerini yan­ sıtma yeteneğine sahipti. Gautier ve Lamartine. XVIII. otuz seneden fazla sa­ dık kaldığı bu kadına. Sefiller’] de burada tamamladı.

1 0 0 B üyük R om a n * 1 3 9 Üçüncü Cumhuriyet’in kurulması ile Hugo. zevksiz ve hümor- suz bir mübalâğa ile bahsetti. kendi İngiliz çağdaşı Tennyson’un birçok iyi ve kötü taraflarını daha belirli bir tarzda ortaya koydu: Muazzam bir ve­ rim. genellikle bir romancı olarak bilinir. pratik bir politikacı olarak hiç nüfuzu yoktu. Bu arada cilt cilt eserleri yayımlan­ dı. fakat son yıllarındaki kitaplarının kalitesi. Tekrar Millet Meclisi’nde yer aldı ise de. . onun Fransız edebiyatında kazandığı mevkie yeni bir şey ilâve etmedi. sesli armoni­ lerinin inceliği ve yeni klâsizmin teamüllerinden sıyrılışı onu. yirminci asırda rahat­ ça nefes alabilmesi için. Hugo. bütün ülkenin hayranlığı altında Fransa’ya döndü. Hugo 1855’te öldü ve Pant- heon’da gömüldü. Hugo. vasat bir entelektüellikle kol kola giden teknik ustalık ve orta sınıf okuyuculannın müphem bir şekilde hisettiklerini kuvvetli bir tarzda anla­ tabilme yeteneği. kompleksli denilebilecek kadar gururlu bir insan­ dı ve bu yüzden zaman zaman kendisinden gösterişli. Fransa’da ise bir şair. Hugo. kendi nesli­ nin en nüfuzlü şâiri yaptı. Fransızca’nın konuşulmadığı ülkelerde. Fransız edebiyatının. Ölçülerindeki mahareti. ondokuzuncu asnn sırtına binmiş bu devin yıkıl­ ması gerekiyordu.

şarapçı ve önceki belediye başkanı. Hikâye Bourbon restorasyonu sırasında Sounner'in en zengin ada­ mı yaşlı Grandet'tir: Fıçı imâlatçısı. Grandet: Ç ek in g en . y eğ en i H âkim C ru se h o t ve B onfons. Nanon: G ra n d e tle rin . d in d a r ve fe d ak âr. Ne kadar parası bulunduğunu söylemeyecek kadar kurnaz olan bu adamın servetinin. h iz m e tç isi. u y sa l k arısı. b an k a c ı d e G ran ssin s. ilk in y ap m acık lı ve z ü p p e bir genç. Charles Grandet: G ra n d e t'in y eğ en i. Saumur halkı: N o ter C ru sc h o t. in a tç ı ve cim ri. sağ lam . milyonlarca frank olduğunu da kasaba halkı tahmin eder. Mme. Bunun içindir ki. iri y a n . sa d ık ve ç a lış k a n b ir k ö y lü kızı. k u rn a z . M adem e d e G ran ssin s. s o n ra la rı sin ik a l b ir o p o rtü n is t. o ğ lu A d o lp h e de G ra n ssin s. adamın tek ço­ . A bbe C ru sc h o t. Eugenie Grandet: K ızları. b ir p a p a z . saf. Eugenie Grandet Yazan Honore de Balzac (1 7 9 9 -1 8 5 0 ) Başlıca Karakterler Grandet: S au m erli b ir fıçı im a lâ tç ısı ve şa ra p ç ı.

kendisine seneler boyunca. Grandet'in. Charles. Charles'i himayesine almasını ve ya­ nına yeterince sermâye vererek bir iş tutmasında yardımcı o l­ masını veya muhtemelen Indies Adalan'na gönderilmesini rica eder. fakat babasının ne diyeceğini bildiği için. baba­ sından yaşlı Grandet'e muhteviyatını bilmediği bir mektup var­ dır Grandet. Cruschot ve de Granssins. mektuptan. Grandet'in avu­ katının oğlu ve bankacının oğlu Adolphe de Granssins vardır. Zarif bir Parisli olan Charles'in lüks zevkleri ve gardrobunun zenginliği herkesin gözünü kamaştırır. Eugenie'ye kur yaparlarken. senelerce önce Paris'e giden ve şarap tüccarlı­ ğı yaparak oldukça varlıklı bir adam haline gelen bir kardeşi vardın Bu kardeşinin oğlu. Charles'in. dam at namzetlerini birbirine karşı kullanır. Grandet. Eugenie için düşünülen muhtemel kocalar arasındadır. babasının ölümünü öğrenince kederinden yüzü­ koyun düşer. Böylece Grandet. bir anda kendinden geçen Eugenie. kasabada. kuzenine âşık olur. aile­ . onlan borç olarak almasını söyler. peşinde en fazla gidilen kız­ dır. Charles beklenme­ dik bir tarzda. bilhassa tercih ettiği bir genç yoktur. Bunlar arasında bilhassa Hâkim Cruschot. ye­ ğeni için hazırladığı bir plân vardın Charles'in. Charles Grandet de. Tam bir sat ve uysal kız olan Eugenie'nin. paralann toplam tutan altı bin franka yükselmiştin Kız. bunun gizli kalmasını isten Bu arada. çeyiz için altın paralar ver­ miştin Bunlann değeri fazlasıyla arttığından. nişanlısına yardım etmek için bir plânı vardın Babası. birbirine aşk ilân eder ve kader kendilerini birleştirdiği zaman evlenme­ ye söz verirler Eugenie'nin. Charles'in yanında. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 141 cuğu olan kızı Eugenie. kardeşinin iflâs ve utancından intihar ettiğini öğrenir. kardeşi. kendisine tevdi edilen bu mesuliyetten rahatsızlanın Eugenie ve annesi de Charles'e sempati duyarlan Bu anın verdiği hisler altında da Charles ve Eugenie. en yakın bir li­ mana gidebilmesi için yol masrafını ödemeyi kabul eder. G randet'in de. birkaç hafta kalmak üzere amcasının evine ge­ lir. Bir gün.

bu paralan. böylece aradan çı­ kınca. kızının. tamamen bambaşka biridir. Cruschot ve de Granssins. Kocasına. bütün borçlanyla birlikte. Grandet. ağzına koyacağı kutsal ekmeğe değil de. babasının bu cezasına inatla karşı kor ve hiz­ metçileri Nanon da geceleri. bu başansından ötürü. değerlerinden az fiyatla ondan satın alır ve babasının bıraktığı malikâneyi. kızının annesinin miras hakkı üzerinde ısrar eJ-’ bileceğini düşünür. papaz son bir defa odasına geldiği zaman. fakat ölmeden önce. ekmeğin muhafaza edildiği altın kutu­ ya uzatır. bunlann çoğu. on dokuz milyon frankı vardır. her zaman kendisinin say­ maktadır. hâlâ Charles'i beklemektedir ve Charles de. önceleri hiçbir zaman karşı gelmeyen Mme. kızla tekrar ilgilenmeye başlar. Grandet nihâyet ölür. Kız. mala mül­ ke önem vermeyen kimselerin gururu içinde yapar. Köle ticareti ile büyük bir kontun . kendisine her çeşit yiyecek getirir. G ran­ det. G ran­ det öldükten sonra da. mütebakisini de erteler. uzlaşmaya hazırdırlar ve Grandet. elde ettiği paranın bü­ yük bir kısmını kendisi için sermaye yapar. Charles. malikânedeki hakkını. Eugenie de. Grandet. kardeşinin malını satar. elini papazın. Grandet. elindeki altın paralan Charles'e verdiğini öğ­ renir. Eugenie'nin. Kalan para ile de kardeşinin borçlonnm bir kısmını öder. Sadece malî ziyan olduğundan değil. şimdi. kendine devretmesini ister. kendi kendini tebrik eder­ ken. bir odaya kapatılır. kansının ö. Eugenie.^ "eğini anlayınca. O . Eugenie'nin şimdi. böylece Eugenie'ye daha iyi muamele e tm t. yedi sene­ dir kendisine mektup yazmamıştır. kendisine sadece ekmek ve su verilir. karar verir. onlann elindeki senetlerini hakikî değerlerinin çok altında bir fiyatla satın alır. kızının tarafını tutar. ken­ disine devretmeye onu ikna eder. kardeşinin. babasının istediğini.1 4 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n nin mücevheratını. paralann tarihî de­ ğerlerine de üzülür ve kızının bu beklenmedik hareketi kendisi­ ni hayrete boğar. Charles döndüğü zaman. Zamanla. Mme. fakat kocası ile yaptığı müna­ kaşalar ve kavgalar neticesinde hastalanır ve ölüm döşeğinde yatar. fa ­ kat kız.

borcunu ödemeyen bir adama vermekte mütereddittir. kendisini dine verir ve babasının kasvetli eski evinde -cömertçe yürüttüğü hayır işleri dışında. Eugenie'ye. romanın son sayfasında. kan koca gibi yaşamayacaklanna önceden söz verirler. in­ zivaya çekilir. M aamatih. Charles'in evliliği de tehlike içindedir. Zamanla Granssins de ölür ve Eugenie. Charles'i daha da kötü bir duruma soka­ bilir. Charles. böylesine zengin bir kıza hayır demekle ne büyük bir hata işlediğini hay­ ret ve pişmanlık içinde idrak eder. kendisiyle ev­ lenemeyeceğini söyler ve aldığı borcu gönderir. nihayetinde Granssins ile evlenir.önceki sevgilisi evlenemez. soğuk bir mektup yazarak. fakat artık iş işten geçmiştir. okuyucu bunu şüphe ile karşılayabilir. çünkü amcasının malikânesi şimdi onundur. Eugenie de. Fakat Eugenie. 1 0 0 Büyük R o m a n » 1 4 3 çirkin bir kızı ile parlak bir sosyal evlilik için anlaşmak üzeredir. çünkü Eugenie. Kız. kızını. evlilik hayatı veya annelik bilmeden dul bir kadın olur. Eğer kız hiç­ bir şey yapmazsa -ki kanun onu zorlayamaz. Eugenie'nin yeniden evlenebileceğini imâ ederse de. isterse. . Sonunda.son derece tu­ tumlu bir hayat sürmeye başlar. Fakat bu bir kolaylık evliliğidir. Charles'ten tiksinti duyarcasına. amcasının borçlarını fâizi ile birlikte öder. Yazar. taraflar. zira kont.

n a z ik y e s e ­ vim li b ir kız. Vauquer: U cuz b ir o te lin sa h ib e si: cim ri ve k ü çü k h e s a p la r p e ­ şin d e g id e n b ir k ad ın . Victorine Taillefer: M oison V au q u er’d e o tu ra n saf. Viscountess de Beauseant: E ugene’n in b ir k u z e n i. te m iz . y ü k se lm e k için P aris’e gelir. Barones de Nucingen (Delphine): G o rio t’ın ikinci kızı. v ic d a n s ız b ir m aliyeci. z a m a n a u y m a y a n k a y ın p e d e ri ve k a lp s iz k arısı. ço k fak ir b ir genç. a s ille r ta r a fın ­ d a n k ab u l e d ilm e sin i iste r. Kontes Anastasie de Restaud: G o rio t'ın e n b ü y ü k kızı. k e n d is in i m a h ç u p d u ru m la ra so k a rla r. . fa k a t ben cil. Kont de Restaud: A n a s ta sie ’n in kocası. g ü z e l. Counture. d ü ş ü n c e s iz h a re k e t e d er. V icto rin e’n in b ir a k ra b a s ı ve h âm isi. Pere Goriot (Goriot Baba) Yazan Honore de Balzac Başlıca Karakterler Pere Goriot: Em ekli o lm u ş b ir im alâtçı. Mme. b ü tü n h a y a tı. Baron de Nucingen: D e lp h in e ’n in kocası. Eugene de Rastignac: Asil b ir a ile d e n g elm ek le b e ra b e r. Mme. ih tira slı. iyi n iy etli am a rü şv e tle s a tın a lın a b ile c e k biri. p a rla k ve m a h a r e t­ li. b e n c il ve d ü z e n ­ siz k ız la rı ü z e rin e to p la n m ıştır.

O nun başına gelenler. Mme. H ap isten k açm ış b ir m a h k û m : a z im li. z ü p p e ve ıs ­ lah o lm a z b ir k u m a rb a z . annesi ile kızkarde- şinin mücevherlerini satarak kendisine gönderdikleri parayı harcar. zeki. s o n ra la rı m e ş h u r b ir d o k to r. kızlanndan biri şimdi kontestir. Asil bir ailede dünyaya gelmekle beraber fa ­ kirdir ve Paris'te hem mesleğinde. Poiret: Em ekli b ir k âtip . 1 0 0 Büyük R om a n * 1 4 5 Vautrin. Michonneau: Evde k a lm ış k u p k u ru b ir kız. makarna imalâtçılı­ ğından emekli olmuş G oriot adında biridir. Otelde kolanlann anlattıklarına göre. Maison Vauquer'de kalanlardan biri. Paris'in gıpta edilen sosyetesine girmeyi başanr. Mile. kayınpederlerinin zenginliğinden memnun iseler de. fakat kızlan kibirli ve müsrif insanlardır Kocalan. diğeri de barones. hem sosyal sahada yüksele­ rek ailesinin servetini geri almayı ümit eder Yanında Viscoun­ tess de Beauseant'tan bir tavsiye mektubu vardır ve böylece. böylece. Vauquer'in Paris'in her türlü kötü­ lüklerin işlendiği bir mahallesindeki yıkık dökük. eğlence ve sefahat âlemine dalar. İki güzel kızı asil ailelerin çocuklanyla evlen­ miştir. Marquis d’Adjuda-Pinto: V isc o u n te ss d e B e a u se a n t’m sev g ilisi. Horace Bianchon: M üşfik ve n a z ik b ir tıp ta leb esi. önceleri epeyce zengin ve hürmet edilen biri olan G oriot. üniversiteyi unutur. onu kendi evlerinde görmek istemezler Kızlannı şımartarak yetiştiren G oriot. Kont Mazime de Trailles: K ontes d e R e sta u d ’u n sev g ilisi. Hikâye 1819 senesinde. Bu hayatın ca­ zibesine kapılarak kendisinden geçen genç. b e c e rik li ve b e ş e r ta b ia tı v e ce m iy e t h a k k m d a sin ik a l (şü p h eci). Sylvie ve Christophe: M aison V a u q u e r’d ek i h iz m e tç ile r. fakat iyi bir isinn bırakmış oteline Eugene de Rastignac adında genç bir hu­ kuk talebesi gelir. tedri­ cen açığa çıkar. şimdi hayatı­ . şimdi en ucuz dairede kalır ve elbiseleri lime lime denecek kadar da eskimiştir.

Victorine Taillefer adında bir kız yaşar Zengin bir adamın kızı olmakla beraber. ilkin. fakat babasının arkadaşı olduğunu öğre­ nince. babasının ailenin son bulmasını istemeyeceğini ve kı­ zı tanıyacağını söyler. sonunda Victorine'yu muvakkat . Böyle bir durumda da. Eugene'ye. onu evine alır. G oriot da böylece. Kız. babası onun kendi kızı olduğun­ dan şüphe ettiğinden. Eugene. bu genç arkada­ şını soysuzlaştırabileceğine innnır ve onu yoldan çıkarmak için her çareye başvurur. Eugene'nin sevgilisi olmayı kabul eder. rahat bir daire tutar. kızın kocasının servete konacağını anlatır. Fakat para suyunu çektikten sonra. G oriot. Victorine. Delphine'nin sevgilisi olmak. Eugene'e Victorine'nin erkek kardeşi öldüğü takdirde. Vautrin de. ara sıra sokakta görür. onun için. sathî de olsa hürmetle muamele etmesini ister. onların kaprislerini yerine getirmekle geçirir. vazgeçer. bu arada başka işlerin de peşindedir. Victorine'nin kocası olm ak­ tan daha şevklendiricidir Vautrin. kızın erkek karde­ şini öldürecek ve kimse bunun bir cinayet olduğundan şüphe­ lenmeyecektir Vautrin. G oriot'm büyük kızı Countess de Restaund ile ta­ nışır ve onun kim olduğunu bilmeksizin delicesine tutulur. Victorine'ye kur yapmasını söyler. Viscountess de Beauseant tarafından kabul edilmek ve sosyetede yükselmek isteyen kızkardeşi Baroness de Nucin- gen'e kur yapmaya başlar. Eugene'den. babası G oriot'e. Burada iki âşık buluştuğu gibi. Eugene'nin. Kız aynı za­ manda.1 4 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n nı. o zaman kuzeni Viscontes'in tavsiye­ si üzerine. Eugene. vicdansız ve oldukça şeytanî Vautrin adında biri de vardır Vautrin. Bu arada. Eugene'den kânn sadece beşte birini isten Eugene. kızını ve Eugene'yi zaman zaman ziyaret eder. bu iş için. Viscontes tarafından kabul edilmek şartı ile kız. Eugene. sadece onların değil. Eugene. Maison Va- uquer'de. sefalet içinde yaşamaktadır Otelde zeki. Vautrin. sevgililerinin dahi borçlannı öder. maamafih. adamın kızlannı ziyaret etmesine müsaade edilmez ve onlan ancak. böyle bir teklif karşısında şaşkınlığa uğrar.

Ondan sonra. Otelde. G oriot. Eugene. bu cemiyetle olan ilişkilerinde daha temkinli hareket etmeye karar verir. ölür ve o anda başucunda. Eugene vasıtasıyla davet edildiği Viskontes'in ba­ losundan başka bir şey düşünmez. oyunun ikinci safhası ger­ çekleşir. son günleri. fakat dehşet içinde kalan Eugene. Bu m üphem sıfat. Balzac. Victorine'nin kardeşi. asrının en gerekli yazarlarından biri olduğu söylenir. böyle olduğunu hiçbir şekilde tahayyül etmediği vicdansız ve sefil Paris sosyetesinden tiksinti duyar. Aynca. kendi çağını öylesine fev­ . yıllık tahsisatı ödemek zorundadır. Eugene'nin. Anas- tasie. Kızlan cena­ zeye de katılmazlar. Babas: ölmek üzere bulun­ duğu bir sırada dahi. bir gece elbisesi için ödenmesi gereken bin frank meselesi vardır Delphine ise. 10 0 Büyük R o m a n * 1 4 7 olarak kur yapmaya ve kızın kendisine âşık olmasına imkân hazırlamaya karar verir. bir düelloda öldürülür. Şimdi. perişanlık içinde geçmiştir. polise ihbar ederler. bu insanlardan nefret eder. Eugene ile Bianchon adında iyi kalpli bir tıp talebesinden başka kimse yoktun Gömm e masrofını onlar üzerlerine alırlar. Gerçi hâlâ bu cemiyet üzerinde zafer kazanmak isterse de. onun bir yazar olarak başlıca rom antizm ve realizm akım larında bellibaşlı bir mevkii elinde b u lu n d u rd u ğ u nu ve kendi neslinin Fransız cemiye­ tini gayet başarılı bir tarzda anlattığından Fransız edebi­ yatındaki yerini gösterir. onun bir hapishane kaçağı olduğunu bilen iki kişi. sorumluluklannı ye­ rine getirmek için. kızla evlenemeyeceğini söyler. Kızlannın kap­ risleri yüzünden. Ardından. Delphine de Nu- cingen'le birlikte yemek yer. Bu arada ihtiyar G oriot da ölmek üzeredir. sevgilisinin kumar borçlannı ödemek için. Eleştiri Balzac’ın. O zaman Vautrin tevkif edilir. kocasının aile­ sinin mücevheratını satmıştır ve G oriot da. kedisini baloya götürmesin­ de ısrar eder.

Bu zengin ve değişik cem iyetin sinir m erkezi Paris’tir. birbirleriyle bağlantılı yaratıkların g ruplan olarak gördü: Paris dışında yaşayan biri. Balzac’m sırt çevrilmeyecek bir yazar olduğunda m üttefik. köylü­ n ün çiftçiden farklı olm ası kadar. N apoleon. Ekserisinin konulan. Önceki m evkilerini yeniden . Aynı zam anda. Bu karakterlerin toplam sayısı iki bin ka­ dar ve hepsinin hayatları. Rom anlardaki karakterler. beşeriyeti. onların hepsini anlatm a ve sınıflandırm a işini yüklendi. d ö rt Fransız h ü ­ küm darının. Louis. S aum er’e yaptığı m u tsu z ziyarette. beraberin­ de h ü k ü m et m erkezinin şaşaa ve soysuzluğunu getiren C harles G randet'in d u rum unda olduğu gibi. o n u n üslûbu. bir rom andan diğerine aktarılır. belirli şartlar altında övdüklerini belir­ tir. bazıları. Toplam olarak doksan altı kitap. Balzac’m eserlerinin sjnıflandınlışı. C harles ve Louis Philippe çağlarından alındı. X. Balzac. XVIII. İlkin. K itapların hepsi tam am lanm adı. A ristokrasiden gang­ sterlere kadar. bir Parisliden farklıdır ve Balzac. bir b ü tü n olarak İnsanlık Komedisi (La Comedie Hu- maine) diye bilinen rom anlarını düşünün. tabiî tarihi sınıf­ landırarak ele alan büyük bilgin Linnaeus’u hatırlatıyor. herkes. “gerekli” sıfatı. Kır Hayatı. ekseri eleş­ tiricilerin Balzac’ı. diğerleri rom anlarının plânı üzerinde duruyorlar. ce­ m iyetteki her sınıf insanı kapsar. Louis Philippe çağı hakkında hiçbir şey bilm esine im kân yoktur. R om anların ekserisi orada geçer ve Paris dışında geçenle­ rin de dahi. Felsefî İncele­ m eler ve A nalitik İncelemeler. Paris stan ­ dartları kendilerini hissettirir. Fakat bu şartlarla anlatılm ak istenen ne olursa olsun. elim izde. onun eserlerini okum ayan bi­ rinin.1 4 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n kalâde bir tarzd a anlattı ki. Balzac’m rom anları. d ü şünülen ve­ ya plânlanan elli rom anın daha isim leri var. geniş bir başlık altında toplanabi­ lir: Özel H ayattan Manzaralar.

G oriot kızlarını sever. en trika hâkim dir. bir kadına kur yapabilir veya siyasî hayatta yükselm ek için o n u n m etresi ile ilişki kurar. ister iş ve siyasette veya isterse cem iyet hayatında ol­ sun. kadının vereceği başlığı serm aye olarak kul­ lanacağından. belli belirsiz. şim di güçlü o rta sınıftadır ve N ucingen gibi şaibe­ li işadam ları da. O kuyucunun sönük ve yavan V ictorine’den fazla V autrin gibi güçlü bir karakteri hatırlam ası çok daha m uhtem el. vicdan­ sızdır ve aşağı yukarı cem iyetin to n u n u tayin eden karıla­ rı da. onlardan d aha az çıkarcı değiller. N anon veya kız kardeşler Rastignaclarda olduğu gibi. onlar da tıpkı Parisliler kadar vicdansız olabilirler. Bir erkek. Balzac’ın ba­ zı çağ d aşların ın y ap tık ları gibi. G randet gibi önceleri köylü olan in­ sanlar. asiller sınıfına girm ek üzere. kendilerinin. İnsanlık Komedisi’ni ahlâksızlıkla suçlam ak. Balzac’m pek çok karakterleri. sosyete tarafından tan ı­ m ak ister. Balzac’ın ahlâkî h ü küm leri açık ve kesin. A m a Bal- zac. Fakat Balzac’m faziletler­ den ziyade kötülüklerden şevkle bahsettiğini sanm am ak da elde değil. o n lan n günleri sayılıdır. sosyal tiplerden başka bir şey değil­ . Eugene G randet. Bu çeşitli türdeki entrikalar birle­ şir. cem iyette­ ki m evkilerinin ne olduğunu veya ne iş yaptıklarını göste­ ren form üllere hem en hem en irca edilebilir. Diğerleri. ih­ tilâlde m aruz kaldıkları zorlukları telâfi etm eye çalışıyor­ lar. daim a çıkar peşindedirler. G rantet altını sever ve D elphine. Para. Saflık ve fazilet. bir tek ihtirasın pençesine düşm üşlerdir. ister aşk. 100 büyük R om an • 149 ele geçiren eski aristokrasinin sosyal liderleri şim di. B ununla beraber. aptalca bir şey olur. Onlar. Balzac’m cem iyet hakkındaki hüküm leri haşin. Erkekler. zira yeni in­ sanlar gelmişlerdir. kır hayatı hakkındaki düşüncelerinde hissî değil. da­ h a az görgülü ve k ü ltürlü olabilirse de G randet ve kızları arasındaki dahilî m ücadelenin ortaya koyduğu gibi. h er şe­ yin hâkim idir. gerilerde kalm ışlardır.

bir gece içinde sâdık bir sev­ gili haline gelem ez veya centilm enlikten köle tacirliğine ve tekrar centilm enliğe kolaylıkla geçemez. iyi niyet ve heyecan dolu bir halde Paris’e gelir am a soysuzlaştırılır. m anzara ve durum ları realistçesine gösterm e­ siyle m eşhur. N anon sadık bir hizm etçidir. şüphesiz bir realist. yı­ kık atm osferi ve h ü rm et duyulan sefaleti ile anlattığı Mai- son Vauquer. bir karakter. sadece m uhayyilenin yarattığı bir tip olduğu sanılan parlak zekâlı ve m eş’um biri. . güçlü şâirâne muhayyilesidir. yazarın. on parayı hesap eden b ir otel sahibesi ve Poiret de. kırılm ış üm itler ve yıkılm ış h a ­ yatlar üzerine kurulm uş şehir. Statik olm ayanları da sonunda bozulurlar. göz kam aştırıcı. Vauquer ve onun otelinde kalanların şahsiyetlerinin projektörü olduğunu görm ek istiyor. Mme. Rastignac. Aynı şekilde Paris bir şehir değil. M me. bu tü r anlatı­ lışın toplam tesiri. Balzac. hakikiden biraz daha fazla bir şey olduklarını hissediyorlar. Balzac. kırık dökük. önceden tahm in edileceği üzere. dejenere. En fazla hay­ ret uyandıran karakter V autrin’dir. statiktirler. Yine de. realizm den çok daha başka bir şey. Bu sosyal belgeleri hayata geti­ ren de. m e­ selâ. fakat okuyucularının ekserisi. C harles Gran- d et gibi dünya görm üş biri. m eşh u r dedektif Vidocq örnek tu tu lm u ş­ tur. Baudelaire’in şiirlerinin şehri. B unların ekserisi. rom anlarının. Bunun fevkalâde bir örneği. Vauquer de. Perdelerdeki h er leke ve resim çerçevelerin­ deki h er sinek pisliği belirtilm iştir. ru h î bir durum . Ara sıra. ne de ikna edicidir. Gerçekte. kı­ lıksız o tu rm a odasının. küçük bir kâtip. ne önce­ den tahm in edilebilir. Okuyucu Balzac’ın bir otelden ziyade bir kafa yapısını.1 5 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n dir: N ucingen bankacıdır. hem en hem en oto­ m attırlar.

Bu konularda. 100 B ü y ü k R o m a n *1 5 1 Yazar Balzac adında asil bir Fransız ailesi vardır. daha ziyade anaerkil idi ve fizikî özelliğini kaybettikten uzun bir zaman sonra dahi. is­ tikbal ümitleri göremediler. Balzac’ın büyük plânına göre tamamlanmadı ise de bu hâli ile bile hemen yüz başlık altında toplanan kitaplar yazdı. 1829’da. daha sonra kitap yayımcılığına baş­ ladı ve bu sahada daha da az başarılı oldu. Her biri aristokrat olan üç metresi. Ya­ zarın babası. bu ailenin bir mensubu değil. içmedi. zamanının sosyal ta­ rihini anlatan muazzam bir eser yazmayı düşündü ve Dante’yi taklit ede­ rek. bunların hiçbirinde. bol bol kahveden başka bir şey yemedi. oğlundan. zengin de olabilirdi. Balzac. Henüz yirmi yaşlarında iken. gece gündüz yazıyordu. de R a s tiq n a c veya Charles Grandet kadar sosyal merdivende yükselen biri idi Metres­ lerinden birincisi. Bu kitaplar ken­ disini meşhur yaptı ve tedavi edilemez bir müsrif olmasa idi. fakat Honore. Balzac. Bu iş. eski rejimin bir üyesi ve annesi olabiiecek yaşta Mme. üst üste yığılan borçlarını ödemek ve yanıp tutuştu­ ğu şöhrete erişmek için yeniden roman yazmaya başladı. ekseriya. onun ça­ lışma üniforması idi. kadının oğullarından biri. beyaz manastır kaftanını giydi -bu kaftan. bu arada. Balzac. Daha sonra matbaa harfi imalathanesi kurdu ve üç sene sonra iflâs etti. Aralarında­ ki ilişki. Bir hukukçu olarak edindiği tecrübeler. Artık. Doğum l<ayıtları. 1799’da burada doğdu. düzineler­ le roman ve küçük hikâye yazdı. Her akşam. daha muvakkat ve halk tabakalarına mah­ sus aşk hayatını da ihmal etmedi). Balzac’ın yaşında idi.ve çılgın bir hızla. platonik taban üzerinde sürdürdü . saat on ikiye kadar uyudu sonra uyandı. avukatlık mesleğini bilfiil yürütmesini is­ tediği zaman. Mafıallî okullara devam ettikten sonra. ertesi günün öğle üze­ rine kadar yazdı. Balzac’ın borçlarını so­ nunda annesi ödedi. fakat eleştiriciler. Balzac’ın hayatında önemli roller oynadılar (Balzac. de Berny idi. Fa­ kat Balzac’ın babası. Tours’un kır bölgelerinde yaşayan bir avukattı. Paris’te hukuk tahsil etti ve bir noterin yanında üç sene kaldı. onları gevşek bir tarzda birleştirerek. Balzac'ıff ikinci . Hikâye­ ler yığıldıkça. Honore. buna daha sonraları İnsanlık Komedisi adını vereceği çalışmaya ko­ yuldu. Honore isyan etti. kendisi­ ni öldürürcesine. iş hayatını yakından görmesine zemin hazırladı. ailenin Bassa adındal^i i<öylülerden geldiğini gösteriyor ve tarif edatı “de” bir hileden başl<a bir şey değil.

Balzac bu arada birtakım projeler üzerinde de duruyordu ve insanın bunlara nasıl vakit bulduğuna hayret etmemesi de elde değil. Bu bağlar arasında en roman­ tik olanı. kısmen de. kadının güzel olduğu. Eugânie Grandeü okuyan biri. Balzac’ın dinî görüşleri muğlaktı. kendisini genellikle. Mme.1 5 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n macerası. Balzac. Bourbon’ların ta­ rafını tuttu. kanunların dışında tuttu ve 1835’te Millî Muhafızlar’da hizmet görmektense. Seraphita adlı romanında. Balzac da. ha­ yatının sonuna kadar iş hayatında servet yapmak düşüncesini hiçbir za­ man terketmedi. bir diğeri kendisinden önce davrandı. Hanska adındaki PolonyalI bir kontesle sürdürdüğü ilişki oldu. çünkü konte­ . Politikaya. Balzac'a “yabancı" diye imzaladığı anonim mektuplar gönderiyor­ du. bu konuda olur olmaz yer­ lerde konuştuğundan. Bonapartçı olarak baş­ ladı. Bununla beraber. de Berny’nin nüfuzu altında. kısmen çok çalışması. nihayet 1840’da evlendi ve Balzac ve karısı Paris’e döndüler. yazarın bu tür görüş­ lere sahip olduğunu düşünemezse de. mutsuz bir evlilik iıayatı yaşadı­ ğı ve son derece zengin olduğu imâ edildiğinden. Fakat Balzac. fakat çocukluğun­ dan itibaren annesinin derin tesiri altında kaldı ve annesinin de Tabiat-üs- tü felsefesini. edebî aslan avına çıkan ve Balzac’a. fakat belki de Mme. Gerçi nişanlı idilerse de Çar’ın müsaadesini almak gerektiğinden ev­ lilik gecikiyordu. Çift. İsviçre’de bir randevu hazırladı ve aralarındaki ilgi normal bir tabana oturtuldu. ikisini uzun yıllar birbirine yaklaştı­ ran aşk. Kont. hiç de övgü- cü olmayan bir tarzda göstererek öc aldı. karısı için Paris’te bir ev yaptırmıştı ve İçini sanat eser­ leriyle doldurmuştu. kadını. Balzac. Mektuplardan. Yine Sardin- ya’da Romanlılar’dan kalma bazı gümüş madenlerini yeniden işleterek madencilik yapmayı düşündü. romanlarındaki birçok karakterlerde. Balzac’ın ölümüne. ünlü bir yazar olduğu için bağlanan İVIarquise de Castries ile ilgili idi. İsmen Katolik’ti. bu gö­ rüşleri sistematik bir tarzda ileri sürer. Kadın. Hans- ka’yı ziyaret etmek için kış aylarında Rusya’ya yaptığı seyahat sebep ol­ du. bir erkek olmasından zi­ yade. karısının sevgilisine itiraz etmedi ve birkaç sene sonra da öldü. gitti. Yayınlayıcılarıyla yaptığı muka­ velelerini yerine getiremediğinden aleyhine dâvâlar açıldı. despotik bir hükümeti teorik olarak desteklemesi­ ne rağmen. evlenmeler^den kısa bir müddet sonra uçtu. İsveçli Svvedenborgain adlı bir mistiğin eserierini ihtiva eden kitaplığı vardı. hapse girmeyi tercih etti. Politikaya atıldı ve Fransız Millet Meclisi’ne seçildi. Balzac derhal ilgilendi. Maamafih.

Hayatının son saatlerinde. kendisinin söylediği kadar az değildi. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 53 sin serveti. Dr. Bianchon. onun. daha sonraki romanlarında meşhur bir doktordur. borçlan da. sonunda. . Bronşit ve kalp yetersizliğinden. Balzac’ın tahmin ettiği kadar büyük olmadığı gibi. Bianchon’un getirilme­ sini istedi. bir­ kaç ay sonra öldü. onun indinde tamamen gerçek­ leşti. hayalî karakterlerinden biri idi. Kendisinin tahayyül ettiği dünyanın Balzac üzerindeki etki­ si öylesine derindi ki. bu dünya. Goriot Ba­ ha’da bir tıp talebesi olan Bianchon.

G eyik Ö ld ü rü c ü ve İz S ü rü cü o la ra k d a bilinir). g ü z e l. ç o c u k ­ ların ı se v en b ir b a b a . Cora: A lbay’ın b ü y ü k kızı. k o rk u ve hile b ilm e y e n K ızılderili. a z im li. Mohikanlar'ın Sonu (The Last of the Mohicans) Yazan Jam es Fenimore Cooper (1 7 8 9 -1 8 5 1 ) Başlıca Karakterler Natty Bumppo: (Aynı z a m a n d a . canlı. Chingachgook: Asil Vahşi: D elaw are a ile s in d e n b ir M ohikan. U zun b o y lu . C ildi­ n in ren g i. y irm i y a ş la rın d a . d a h a d a asil b ir v ah şi. Albay Munro: K u şatılm ış W illiam H enry K alesi'nin k u m a n d a n ı. az im li b ir ask er. şid d e tli b ir d ü şm a n ve sa d ık b ir a rk a d a ş. o rm a n c ıla rın fo lk lo ­ r u n u n şe re fi ve efe n d ile ri. H u ro n la rm (veya D elavvarelilerin d ilin d e M ingolar) e n k o rk u n ç t a ­ ra fla rın ı te v a rü s e tm iş ve ay n ı z a m a n d a . Uncas: Oğlu. fa k a t h a ­ in. b e y a z la rın en b e r b a t ta r a f ­ larım alm ıştır. y akışıklı. D eri Ç orap. b a z e n b ir o rm a n ad a m ı. Magua: K ötü R uhlu K ızılderili. b a z e n de filo z o f gibi k o n u şu r. a s k e rî ve ş a h sî ta lih s iz lik le ­ rin e ra ğ m e n h ü rm e t e d ile n y a şlı b ir ad am . G u ru rlu ve sadık. o rijin in in “k a ra n lık ” ta ra fın ı o rta y a koyar. m ü k e m m e l b ir o rm a n a d a m ı ve ta b iî b ir ah lâk çı. A tm aca G özü. sa k in bir ad am . "M ohikanlar’ın s o n u ”. sağ lam yap ılı. . U zun T üfek. iyi ve g ü z e l k o n u şu r.

istikamete. derhal Magua'yı yakalamak isterlerse de. Fakat üzerlerine gelen kurtlan gören atlar. M ingolar'ın. İlâhi söyleme öğretmeni olan han­ tal ve egzotik David Gamut. "M ohikanlar'ın Sonu" Uncas'm yolu ile birleşir. dehşet içinde kişne­ meye başlar ve M ingolar da. sa m im i. Huron bölgesine götürür. c e s u r. b a k a n ın g ö z ü n ü k a m a ş tıra c a k b ir g ü z e llik te . şa rtla rın d e rh a l te s irin d e k alan b ir kız. nehirdeki bir adaya götürür. Champlain Gölü civarındaki ve Albay M unro'nun kumandasındaki Willi- am Henry Kalesi. h a y re t u y a n d ıra n b ir ta h a m m ü l g ü cü v a rd ır. Fakat yolları. vahşî ve kurnaz Kızılderili rehber Magua da vardır. Grupta. Onlar. z a y ıf ve h a n ta l. Edward Kale- si'nden aynlarak Hudson nehri kıyılarından. onları yanlış. Fransızlar ve Huron Kızılderilileri (Mingolar) tarafından kuşatılmıştır. C o ra’d a n d ö r t v e y a b e ş y a ş d a ­ h a k ü çü k . nisbe- ten güvenlik içinde istirahat edebilecekleri bir mağara vardır. babalonnm yanı­ na gitmek isterler. diğerlerini. grubu çevirdiklerini anlayan Natty. karanlık çökünceye kadar beklemelerini ister. Burada. Natty ve arkadaşlarının mermileri tükenir. çalılar arasında gizlediği bir kayığa bindirerek. İlâh ile r o k u m a k ta n z e v k a la n b ir genç. Chingachgook ve cesur oğlu. b ira z m ağ ru r. Hikâye Sene 1 757. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 15 5 Alice: C o ra’n ın sa rış ın ü v e y k ız k a rd e şi. Magua ormana kaçar. Cora ve Alice Munro. Kendisine "Uzun Silâh" da denen Natty. şe refli. K ızıld erililer ve o n la rın n asıl ç a rp ıştık la rı h ak k ın d a bilg isi y o k tu r. Yukarı New York'taki (Amerika). Bu kanun kaçak­ ları. gösterişli ve nazik Binbaşı Duncan Heyward. cesur ormancı Natty Bumppo ve Kızılderili arkadaşı. Binbaşı Duncan Heyvrard: Bir s ö m ü rg e su b a y ı. İki kız kardeşten daha canlı ve azimli . yolu kaybettiğini söyleyerek. Kızılderili arka- daşlan atlan gizlerken. O zaman. David Gamut: U zu n . karşı sahildeki en cesur M ingo'yu seçer. Alice M u nro'ya âş ık tır. düşmanlannm nerede olduklan- nı görerek hücum ederler. fa k a t u ta n ­ gaç. ölüme hazırdırlar. Magua.

VVebb'in mektubu­ nu alır ve Natty'yi serbest bırakın Şahsî bir mülâkat için Mun- ro'yu davet eden M unro. gözyaşartıcı bir tarzda kucaklaşırlar Ama kale muhasara altında olduğundan. bir mektup vererek Edvvard Kalesi kumandanı İngiliz VVebb'e götürmesini isten Mektupla. onlan kurtarmaya gelmiş­ lerdir. elindeki baltasını Alice'e fırlatın Balta kızın başını sıyırarak geçer. Cora kendi kansı olmayı kabul ettiği takdir­ de. seni bununla öldürürüm dercesine baltasını gösterir. Huronlar. Hey- ward döndüğü zaman Munro. Notty. bir silâh sesi duyulur ve Kızılderili vurularak ölür. Chingachgook ve Uncas. Kızılderililerden biri. İstirahat sırasında M agua. kaleden fırlatılan bir topun kovanını yakar ve grubu sağ salim kaleye götürün Albay Munro ve kızlan. kendisinin ve Kızılderili arkadaşlannın. onlara da yollarını kaybettirin Keskin gözlü Un­ cas. Alice'i serbest bırakacağını söyler Cora tiksinerek redde­ der. kaçmalarını teklif eder. Gazaba gelen M agua. Şiddetli bir çarpışma başlar ve Magua hariç. gerçi sis kaleyi düşmanlardan gizliyorsa da. bir dal parçası ile geçtikleri yollan işaret ederse de.1 5 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n olan Cora. iplerini çözer ve kendisini vahşilerden biri üzerine fırlatır. David Gomut ve genç kızlan yakalarlar Cora. kendi yerine Heyvvard'ı gönderir. kendi yollarında gitmek zorundadırlan Kale kumandanı Natty'ye. Montcalm'ın birlikleri tarafından kuşatılmıştın Fakat kale bir sis perdesi altındadır. Heyv^ard. maamafih. Uncas ve Chingachgook kendilerini akıntıya bırakır ve orm a­ nın karşı tarafında kıyıya çıkarlar. fa ­ kat Heyvvard da Montcalm'dan tutarlı bir bilgi edinemez. İstemeyerek de olsa. Kızılderili­ ler yakalanın Natty. görevi hakkındaki raporundan . Natty. onun elin­ den kurtulur ve bıçağını indirmek üzere kaldınr. kıza. Kızılderili. yardım istenmektedir VVebb'in cevabî mektubunu getiren Natty. W illiam Henry Kale­ si civannda yakalanın General Montcalm. Natty ve Heyvvard. William Henry Kalesi'ne gitmek üzere tekrar yola ko­ yulun Kale. Binbaşı hleyvı/ard. fakat o anda. on­ lan takip ettiklerini anlatın Grup.

Fakat melez ilk karısından olan Cora'nın reddedildiğini düşünen Munro.) Alice'i onla­ ra bırakan M agua. G am ut'un çılgın olduğunu sanmışlardır. kendisine lekeli bir kimse olarak bakarlar. bu ayının mahallî bir sihirbaz . (Magua. Munro'nun düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyince Albay. onlann lideri olmakla beraber. Heyvvord hiç de samimî olmayan bir tareda. zerrece merhamet duymaksızın hepsini ö l­ dürürler. tekrar Cora ve Alice'i ve -kızlan ko­ rumak için elinden geleni yapan. birlikler arasındaki Kızılderililer'in vahşeti­ ne mâni olamaz. kadının yanına götürül­ meden önce. Heyvvard. Heyward'ın raporunu dinler ve onunla birlikte Montcalm'ın ya­ nına gitmeye karar verir. Hu- ronlar. Munro kabul eder. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 5 7 önce. hapisten kaçan G am ut'u görürler. Heyward'ın Alice'e âşık olm a­ sını tasvip etmez. M ontcalm. Lâkin Montcalm. Heyv/aH. civardaki Delaware aşiretine götü­ rür. şerefli bir şekilde teslim olmak imkânlannı verece­ ğini söyleyince.G am ut'u yakalar. durumun kendi aleyhin­ de olmasına rağmen çarpışacağını söyler. kaleden ayrılan bir grup kadın ve çocuğa saldırır. Liderleri M agua. Huronlular'ın kampına geldikleri za­ man. hastalıktan tedavi eden bir kimse sıfatı ile Huron kampına girmeye karar verin Kızılde­ rililer muvakkaten kabul ederler ve hatta biri çocuğunun has­ ta kansına bakmasını ister. kendilerine. viski içtiği için. esirlerini. ona ne yapacakla- n üzerinde bir toplantı yaparlar Hasta kadının yanına giderken. Magua. o zaman. Fakat Montcalm. Huronlar. Fakat Natty ve Kızılderili arkadaşlan. Uncas yakalanır ve Huronlar. bir ayı Heyvvard ve Huron Kızılderilisi'ni takip eder Huron. Cora'yı. M unro ve Heyward'la birlikte onlann peşindedir. Heyvvard. Kızılderililer. hislerini açıklamasını ister. Alice'i sevdiğini itiraf eder. onlara yardım gönderemeyeceğini ve bu yüz­ den teslim olmalannı tavsiye eden VVebb'in mektubunu göste­ rir Büyük bir ümitsizliğe düşen Albay. kendisinin lideri olduğu Huronlar'ın kampına götü­ rür.

Tamemund kabul eder. Savaşın Delavvareliler'in aleyhine gittiği bir anda civarda saklanan Albay ve Chingachgook meydana çıkarlar ve savaşın kaderini tayin ederler Huronlar mağlup edilir ve kaçarlar. M agua. onnu öldürülmesini talep eder. Natty. zira Delavvare kanunlarına göre. Delav^areliler'den biri. Çünkü. bütün İngiliz esirlerinin kendisine verilmesini isteyen Ma- gua'nın sözlerini dinler. şimdi Uncas'a hürmetle muamele eder ve onun. Uncas'ın göğsünde. Delav/areliler'in çıktıklan Mohikanlılar'ın totemleridir. Heyvard. Hey- v^ard ve Natty Alice'i alarak Delaware kampına kaçarlar. Yaşlı Delavvare aşiret başkanı Tame- mund. Uncas'ın avcılık gömleğini yırtar ve hayretle geri çekilir. Güneşin batmasıyla. iki kız kardeşin kendisine verilmesini ister ve Natty'yi şikâyet eder. bir nişancı olarak inanılmaz yeteneğini göstererek kim olduğunu belli eder. kendisinin yerini alacağını söyler. Uncas. Magua'ya. altında Natty Bumppo vardır! Bero- berce Alice'in hapsedildiği mağaraya giderler. Magua'nın isteği kabul edilir. Tamemund. Magua alaylı bir kahkaha kopanr ve aynlır. fakat Cora. kızın yerini almak isterse de. iki adamı ile birlikte Cora'yı . M agua. on­ lann peşindedir.1 58 • 1 0 0 Büyük R o m a n olduğunu bilirse de bunu bilmeyen Heyward heyecanlanır. fakat M agua. güneş batar batmaz. Natty kendisini zararsız hale getirir. pe­ şinden geleceğini söyler. aralannda Heyv/ard ve Natty'nin bu­ lunduğu Delavvareliler. Grup yeniden Delavvare kampına ulaşır. "Uzun Silâh" olduğunu söyle­ yince. ayının kafasını çıkardığını görür. fev­ kalâde bir şekilde işlenmiş küçük bir kurbağa vardır. Tamemund. Uncas'ın da konuşmasını ister. maamafih. daha sonra tekrar H uronlar'a döner ve ayı elbisesi ile Uncas'ı kurtanr. bu da. Natty. onlann karşısına çıkarsa da. Magua'nın peşine takılırlar Öldürücü bir çarpışma başlar. Cora'yı talep eder. Heyvvard. Fakat M agua. Uncas'ın cesur tutumu Delawa- reliler'i hayran bırakırsa da. kız onun esiridir Kartal gözlü. Ka­ dını tedavi etmesi için yalnız bırakıldığı zaman.

N a tty ’nin otuz beş ve otuz dokuz yaşları arasın­ da yazılanlar. N atty bir genç iken yazıldı. Deri Çorap’m krono­ lojisine göre. Mohikanlar’tn Sonu (1826) ve İz Sürücü (1840) N atty yetm işinde iken yazılan Öncüler (1823) ve seksenini aşkın bir ihtiyar iken yazılan Yayla’dıı. fakat Natty. bütün beyazlar kendi me­ deniyetlerine dönerler. 100 büyük R om an • 159 yakalar ve kaçırır. A m erikalılar ve Avru- palılar’ın kafalarında bir “Kızılderili” ve “A m erika’ya ilk yerleşen” im ajını derinden yerleştirdi. Eleştiri C ooper’in Deri Çorap Hikâyeleri. Öyle görülüyor ki. alba­ yın ve cesur kızının ölümü C hingachgook'u kedere boğar. Geyik Öldürücüsü (1841). bir kurşunla temizler. tekrar tekrar başladığı yere gelm e­ . tasavvur edilm eye­ cek hâdiseler. sadece inanılm az değil. C ooper’in. m edeniyetin. B ütün bu rom anlar arasında en cazip olanı Mohikan­ lar’tn Sonu’dur. C hingachgook'ia birlikte geride kalır. Hü­ zünlü bir gömme töreninden sonra. m u h telif zam anlarda basılan rom anları. cesur ve inanılm azcasına m aharet sahibi öncüler. kayalar arasından kaçıp kaybolacağı sırado. asıl Chingachogook ve onun daha asil oğlu U ncas’ı heyecanla takipler sırasında. bir diğer Kızılderili de Cora'yı öldürür. uzun yazarlık haya­ tı boyunca. onun ölü­ mü olur. Uncas peşlerinden giderse de. büyük ve balta girm em iş orm anlar. Uncas'ı öldürürken. Asil oğlunun. karakterlerin etkisiz konuşm aları. Bu kitapta. plânın. Notty. A m erika’nın bâkir ve geniş panoram ası görülür. kova­ lam alar peşinde ve kurtarm alarda görüyoruz. Bu. habis ve asil vahşiler. tedricen ve m ü tered d it kabul edilişi. A m e­ rika’nın ilk çağlan hakkında güçlü bir efsâne yarattı. m aalesef fenâ halde tah rif edilm iş bir imaj. M agua. artık onu silm ek de m üm kün değil. bu. Delaware kampı mateme bürünmüştür. M agua.

b ü tü n bu m enfî tenkitleri kom ik bir tarz­ da belirterek. Fakat 1819’da. A m erikan edebiyatındaki en büyük m acera rom anlarından biridir. Lawrence. Amerikan istiklâl Harbi sırasında şiddet­ le İngilizler’in tarafını tutmuştu. Bu aile. burada büyük bir toprağı vardı (bugün Cooperstown. Bir sene sonra yayınlanan ve Amerikan fonu üzerine Amerikan karakterleri ile işlenen The Spy (casus) çok daha önemli bir eserdi ve halk arasında muazzam bir tarzda tutundu. yani Cooper’in kasabasıdır). Cooper 1811’de zengin bir toprak ağasının Susan Augusta Del Lancey adındaki kızı ile evlendi. Mohikanlar’ın Sonu’ndaki okuyucuyu soluksuz bırakan hareketler.160 • 100 B ü y ü k R o m a n si. Fakat Cooper. kendisini hâlâ okutuyor. Cooper bir yaşında iken. 1789’da Amerika’nın New Jersey eyaletin­ de doğdu. bir şilepte çalışarak İngiltere’ye gitti. bu sözünü yerine getirmesini istedi. yarat­ tığı devamlı heyecan. fakat bir arkadaşının odasına patlayıcı madde koyarak küçük bir in- filâke sebep olduğundan üniversiteden kovuldu. babası New York eyaletinin güneyin­ de Otsego gölü civarında yerleşti. A m e­ rika’da ilk yerleşenlerin şâirane. tabiatla başbaşa ge­ çen bu hayatında (Kızılderililer çok daha önce ayrılmışlardı). Mohikanlar’ın Sonu. Yazar James Fenimore Cooper. C ooper’in bir hikâye anlatm aktan âciz oldu­ ğunu söyledi. orm anların. . pastoral görüntüleri. aktif bir kır centilmeni olarak yetişti. Cooper. Cooper 1806’da. Cooper’in romancı olacağını kimse sanmıyordu. “bütün edebiyattaki en güzel. ailenin malikânesini yürütme işini yüklendi. İngiltere’de ge­ çen nazik ve ahlâkî ve hikâye üzerine Precaution adlı kitabını yazdı (1820). Böylece. kam pların ve yerleşim bölgelerinin canlı m anzarası (D. beraberce okudukları bir romandan daha iyisini yazabileceğini söy­ ledi. ro ­ m anın. Karısı. en parlak m anzaralar” diyor). M ark Twain. Amerikan Donanması’nda üç sene subay olarak hizmet gördü ve babasının ölümü üzerine. baba­ sının tavsiyesi üzerine. büyük ve devamlı popülaritesini haklı çıkarıyor. H. fakat daha sonraları. kan- sına. Özel olarak yetiştirildikten sonra Yale Koleji’ne girdi.

kendi mülkiyetine de sık sık tecavüz ediliyordu (Cooper genel­ likle bu hücumlara başarı ile karşı koydu) Cooper. denizcilik tarihinin gerçek vakıaları da anlatılır. Jackson demokrasinin Amerika’da yarattığı de­ ğişiklikleri tenkit etti. Coo- per’in deniz hikâyeleri arasında. Cooper (1826’dan 1833'e kadar). . Canlı ve hareketli hikâyelerin yer aldı­ ğı bu kitaplarda. Pilot The Red Rover {^828) ve İki Amiral (1842) bilhassa tutundu. sosyal kitaplar ve denizcilik tarihi ile ilgili eserler de yaz­ dı. Avrupa’da iken. İz Sürücü (1840) ve Geyik Öldürücü (1841). 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 6 1 Cooper. Amerika’nın ilk büyük roman­ cısı olduğunu kabul etmişti. Tabiî bunlar arasında en önemli olanları. Bu tenkitlerini Amerikan Demokratı adlı kitabında topladı (1838). otuz bir yaşından ölümüne kadar. Aleyhinde bir sürü dâvâ açıl­ dığı gibi. Cooper’in hayatının son on yedi senesi (düşmanlannın genellikle gö­ remedikleri). hem sıhhatini kazanmak hem de kitaplarının telif haklarını korumak için. ayrıca se­ yahat kitapları. otuz üç roman. Halkın ekseriyeti kitapta yazılanların doğru olduğunu ka­ bul etti. Amerika’yı haksız tenkitleri karşısında Amerikan milliyetçiliği­ nin tesiri altında Amerikan Inanışlan adlı kitabını yazdı (1828). Yayla (1827). Fakat ül­ kesine döndüğü zaman. Avrupa’da yaşadı. bütün dünya onun. aristokratik sosyal prensiplerle demokratik siyasî prensiple­ rin savunulması mücadelesi uğrunda geçti. 1851’de Coopers- tovvn’da öldüğü zaman. Natty Bumppo’nun hayatı ile ilgili olan ve Amerika’nın “vahşi” tabiatının “medenîleştirilmesi” üzerinde duran Deri Çorap Hikâyelerdir: Öncüler (1823) Mohikaniar'ın Sonu (1826). jngilizler’in.

ta b ia t ü s tü y e te n e k ­ lere s a h ip o ld u ğ u n a v e ş e y ta n î k u v v e tle rle de işb irliğ i y a p tığ ın a in a ­ nılır. b e ş e rî b ir y a ra tık ta n z iy a d e bir v a s ıta d ır. Daggoo: İri y arı b ir zen ci. k a p ta n y a rd ım c ısı Star- b u c k ’u n m ız ra k ç ısı. d ü ş ü n c e s iz . . İsm ail'in c e s u r ve m ü şfik y o ld a şı. A hab'ı b u s a p la n tıs ın d a n v a z g e ç irm e k is te r s e d e b a ş a rılı o lam az. Fedallah: E srare n g iz b ir Parsi. Tashtego: Gay H ead a ş ire tin d e n b ir k ızıld erili. d ik k a tsiz . S tu b b ’u n m ız ra k ç ısı. Queequeg: V ü cu d u d ö v m eli b ir y am y am . c e s u r ve m ak u l b ir ad am . F lask’ın m ız ra k ç ısı. M oby D ick a d m d a k i b ü y ü k b e y a z b a lin a n ın am a n v e rm e k s iz in p e ş in d e g ittiğ in d e n . Moby Dick Yazan Herman Melville (1 8 1 9 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İsmail. k o rk u su z . b ü tü n b e ş e rî h is ve s e m p a ­ tile rin d e n a rın m ış m alû l b ir adam . Ahab: P e q u o d ’u n k a p tan ı. H ikâyeyi a n la ta n kim se. Stubb: P e q u o d ’u n ü ç ü n c ü k a p ta n ı. A hap’ın m ız ra k ç ısı. Starbuck: P e q u o d ’u n ikinci k ap tan ı. h a y a tta k i fo n k siy o n u b a lin a ö ld ü r ­ m e k te n b a ş k a b ir şe y o lm a d ığ ın d a n . Flask: P e q u o d ’u n d ö rd ü n c ü k ap tan ı. k a ra d a k i h a y a tın d a n ü m itsiz liğ e d ü ş tü ­ ğ ü z a m a n d e n iz e aç ıla n b ir genç.

kaptan Ahab görünür Adeta bronzdan yapılmış intibaını uyandıran uzun boylu. vücudu döv­ meli Queequeg adlı bir yamyam olduğunu dehşetle görür. denize açılmaya karar verir. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 63 Papaz Mapple: New B ed ford lim a n ın d a k i B alinacılar K ilisesi'n in g ay et iyi k o n u şa n v aizi. kendisi ile alay eden kaba bir Amerikalı'yı önce ikaz eder. Ertesi sabah pazar o l­ duğundan İsmail Balinacıların Kilisesi'ne gider ve bir zamanlar balina avcılığı yapan Papaz M apple'in vaazını heyecanla din­ ler Papazın o günkü konuşmasının ana tezi şudur. balina avına çıkan gemilerden birin­ de iş bulmak ümidi ile Nantucket'e gider. geminin sa­ hipleri İsmail'e çok küçük bir ücret vereceklerini de söylerler. Yolda (gemide) Q u- eequeg. derhal işe alınırlar Maamafih. kendi içimizden yükselen emirlere kar­ şı gelmeliyiz. New York'un M anhat­ tan kasabasından ayrılarak. Fakat Queequeg ger­ çekten sevimli bir insandır. Fakat aynı odada kaldığı kimsenin. atlaya­ rak onu kurtanr. New Bedford'a gider ve Spouter hanında kalır. Gemi ancak limandan iyice uzaklaştıktan sonra. O gece aynı odada kaldıktan son­ ra. Nantucket'e geldikleri zaman." İsmail. Queequeg ve İsmail arkadaş olurlar. "Eğer biz Al­ lah'a boyun eğeceksek. daha sonra denize düştüğü zaman. onlar bu sözlere aldınş- etmezler. Pe- quod'la gitmemelerini ikaz ederse de. Hikâye Yanında pek az para kalan ve karadaki hayatı kasvetli bu­ lan İsmail. Pequod gem i­ sini bulurlar ve Queequeg'in mızrağı büyük bir maharetle kul­ lanmasından ötürü. Gerçi Elijah adlı güngörmüş ve tecrübeli bir denizci onlara. fakat adam. Adam bir Congo mâbuduna tapar ve balta olarak kullandığı âleti aynı zamanda tütün çubuğudur da. geniş omuzlu Ahab. malûl bir adam dır Güya şey­ . nasıl asil bir insan olduğunu daha sonra anlayaca­ ğı Queequeg ile birlikte.

geminin ana direğine. sadece geçimi için balina avlar. Stubb'inki Gay Head Kızılderilisi'nden Tashte- go. balina yağı ile dönen Bac- helor vardır Bu geminin mürettebatı. büyük şişeler içinde rom (bir çeşit içki) verir. düşüncesiz. geminin bütün mürettebatını güvertede toplayarak. beyaz saçların­ dan yüzüne kadar iner. Flask'inki de iriyan bir zenci olan Daggoo. şimdi onlan Amerika'ya götürmekte­ . fakat mantıkî bir insan­ dır. iradesinin kuvveti ile yardımcılarından.164 • 100 B ü y ü k R o m a n tanlarla yaptığı mücadele sonunda aldığı yara. Çok geçmeden Ahab'ın ne yapmak istediği anlaşılır: Her ne pahasına olursa olsun Moby Dick'i bulacak ve onu öldürecek­ tir. mızrakçılardan. Dördüncü kaptan Flask ise. Ardından. Pequod denizde seyrederken diğer gemilere rastlar ve ha­ ber alıp vermek için durur. İkinci kaptan Starbuck cesur. onun bacağını koparmış­ tır. kumanda ettikleri balina kayıklannda. Ahab. silâh çatarcasına çatmalarını ister ve her bir mızrağın ortasından tutar. bu onun şeytanlarla muharebe halinde oldu­ ğunu göstermektedir. mızrakların oyuk kısımlarını içki ile doldurarak Moby Dick'in ölümü için iç­ melerini ister. büyük bir balinanın dişlerinden yapılmıştır Dehşet saçıcı hikâyelerin kaynağı. Nihayet. Uç kaptan yardımcısının. parayı ona vereceğini söyler. Bir ayağı beyazdır. Her birinin. Moby Dick. Limana. Ahab'ın manyakçasına saplantısına sadece o karşı gelir ise de. Daha sonra. sözlerinin mürettebat üzerinde gerçekten derin bir iz bıraktığına emin olmak için. hayret uyandırıcı çelişkili özellikle­ ri vardır. kor­ kusuz biridir. hepsine. ellerindeki mız­ rakları. Palinezya adalarında yer­ li k d a r h evlenmişlerdir. kısa bir müddet sonra. Ahab'ın azim ve gücü­ ne sahip olmadığından başanlı olamaz. dikkatsiz. balinaların öldürülmesinde beşerî bir vasıtadan başka bir şey değildir. mizaçlanna uygun birer mızrakçılan vardır: Starbuck'ın mızrak­ çısı Queequeg. mu­ azzam bir beyaz balina. altın bir İspanyol parası çiviler ve beyaz balinaya mızrağı ilk defa kim indirirse. Üçüncü kaptan Stubb.

Ahab. Jereboam adlı gemi ise. Ahab'm mızrakçısı ve Ahab herhangi bir şeytanî ha­ reket yaptığı zaman daima yanında bulunduğundan. beyaz balinanın Tann olduğunu söyler. küfreder. Suratı daima asıktır. Ahab'm uzun yıllar arkadaşı olmasına rağmen. pusulalann yönünü değiştirince Ahab. Moby Dick ile yaptığı mücade­ lede yara almıştır ve gemide bulunan Gabriel adındaki çılgın bir kâhin. Allah'ın adını değil. Fedallah. denizde boğulmaktan kurtanlan. Ahab. geminin dem ir­ cisinin yaptığı mızrağı. Ahab'm insanlıktan gittikçe uzaklaşmasının sembolü Fedal- lah'tır Parsi (ateşe tapan Iranlılar) gruplarından birinin lideri olan bu adamı Ahab. ümitsizlik içinde olduğu yüzünden anlaşılır. Starbuck. fa ­ kat Moby D ick'i hiçbir zaman unutmaz. ondan mürettebatı düşünmesini isterse de. belki ay­ nı zamanda onun şeytanî ruhudur da. Kaptan. genç kansının ve çocuğunun verdiği zevkleri red­ dettiğini göstermek için. garip kehanetler söyler Ahab bunlan anlam adı­ ğından iyiye hamleden Fedallah. içinde kapta­ nın on iki yaşındaki oğlunun da bulunduğu bir balina kayığını kaybetmiştir. kimseye göstermeden gemiye almıştır. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 65 dirler. her geçen gün. geminin derinlik ölçen cihazını parçalar. şeytanın adı­ nı söyler. kaybolan çocuğun araştırılmasına katılmayı kabul etmez. Parsi'nin gözü önünde. Alevim si'parlak yuvarlaklann geminin direk­ lerinin uçlarını yaladığı büyük bir fırtma sırasında Ahab. şimşeğe meydan okur Fırtına. zaman za­ man. piposunu denize atar. üç putperest mızrakçının kanlanyla vaf­ tiz eder ve bu işi yaparken de. Ahab. kendisini beşerî durumlardan uzak­ laştırır Evinin. Ahab'm ne cenaze arabasına ne de bir tabuta konacağını söyler. Ahab'm biraz olsun İnsanî hislerle muamele ettiği tek kişi. yan-deli Pip adındaki kü­ çük bir Zenci çocuğudur. yelkenci iğnelerinden pusulalar yapar Fedallah. ayağı­ nı Parsi'nin üzerine koyar ve bir eli ile de geminin ana direği­ ni tutarak. Ve en üzücü olanı da Rachel'in başına gelenlerdir: Bu gemi. Ahab. hiçbir netice alamaz. ölümden önce iki cenaze .

aniden Pequod'un kara gövdesini görür ve hızla üzeri­ ne giderek olanca kuvvetiyle gemiye çarpar Gemi derhal yan yatar ve yavaş yavaş batmaya başlar. hafif­ çe meydanda olan bafindan çok yüksektedir. peşinden gelenleri aldatır. . balinanın peşinde gitmekten vazgeçmez. Birincisini. Ahab. mürettebat Moby D ick'i görür. Balinanın çevre­ sinde yüzlerce deniz kuşu uçuşmaktadır. yine balinanın peşindedir. Hayvanın göz kamaştınrcasına parlak sırtı. ikinci defa olarak Starbuck'un sözle­ rini dinlemez. mızrak iplerini karıştınr ve Ahab'ın balina dişinden yapılmış ayağını parçolar. Ertesi gün Moby Dick. Parsi'nin kehanetinin bir kısmı doğrulanmıştır: Fedallah. beyaz balinanın yanına gelir ve elindeki mızrağı Moby Dick'in üzeri­ ne fırlatın M aamafih. tekrar görülür ve kovalama yeniden başlar. Ertesi gün Moby Dick'in nefes verirken çıkardığı su sütunu. bir gün önce kendisine saplanan mızrağın ucunda Fedallah'ın vücudundan parçalar bulunduğu görülür. hâdisenin kötüye alâmet olduğunu söylemek isteyen Starbuck'a istihza ile sırt çe­ virir. üç kayığı da devirir. Ahab'ın pilotu olm ak için ondan önce gitmiştir. Balinanın muazzam sırtında. Amerika'da yetişen bir ağacın kerestesinden yapıl­ mıştır Üstelik. bu defa dehşet saçar. fâni olmayan eller yapmıştır. yerini belli eder Ahab. Ame­ rika'da yetişen bir ağaçtan yapılmıştın Ahab'ın kayığı. kıran Bu dehşet uyandıncı hâdise sırasında Fedallah kaybolur. Dev balina. Gazaba gelen balina. mızrak hedefine isabet etmez ve Ahab. Kehanetin ikinci kısmı da gerçekleşmek üzeredir: Pequod. kayıkla­ rın aralarına girerek suyu karıştırır.166 • 1 0 0 Büyük R om a n arabası görecektir. onun pilotu vazifesini görecek. Ahab'ı ve Par- si'yi denize fırlatır. Ahab'dan önce ölecektir. kırık mızraklar görülür Balina kayıkları hemen denize indirilir Moby Dick. Aylarca süren yorucu bir takipten sonra. Gemiye alınan Ahab. onları birbirinden uzaklaştı­ rır ve bu arada. İkincisi de. ikinci cenaze arabasıdır. Önceki iki gün aldığı mızrak yaralannın gazaba getirdiği balina. Ahab bir iple öldürülebilir ve Fedallah da.

balina avı hakkında bölümler araya sıkıştınimıştır. Hikâyede. Parsi'nin keha­ neti şimdi tümü ile doğrulanmıştır. Ahab. Yazı sahasındaki gelişme. oldukça ko­ m ik bir balina avcılığı olarak ele alm ak istedi ise de. Eleştiri M oby Dick. ken­ disinde hiçbir gelişm e görm ediğini yazdı. küçük. “hayatını kurtarm ak için yüzm eye zorlayan” bir derinliği var. Sadece İsmail kurtulur. insanı. yirm i ikinci bölüm den sonra. yüce ve derin bir kitap. Queequeg'in yaptığı bir tabutun içi­ ne girer. Pequod'dan denize düşmüştür. balinalann alış- kanlıklan hikâyede sık sık yer alıyor ve böylece. bir iple öldürülmüş­ tür. k itap ta realist yaratıklar olarak gösteriliyorsa . heyecanlı m aceralar ve dram atik çatışm alar da var. ancak o zam an kendisini belli etti. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 1 6 7 kendisine çarpmaması için eğildiği zaman. İp boynuna sanlır ve derhal kayıktan denize düşer ve hemen ölür. Tabut. M elville. Bir m ektubunda. Gerçi bu hikâyeler. realist. anlatılmak isteneni tak­ viye etmezlerse de. “Ben hayatım ı. M oby D ick’i güçlü olduğu b ir zam anda kalem e aldı. rom antik ve gerçek. yirm i beş yaşım dan itibaren başlatırım . böylece şâirane. hâlâ kaptanın oğlunu arayan Rachel tarafından kurtanlır İsmail'in hikâyesi boyunca. Moby D ick’in. M onom anyak kaptan ve peşinden gittiği m uaz­ zam balina. balina avı ile geçinenler.” Öyle anlaşılıyor ki. balina çeşitleri. Ü slûp. yirm i beş yaşına kadar. hikâyeyi de de­ rinleştiriyorlar. m aksadını değiştirdi. hüm orlu. canh bir hareket. balinanın vücudu. bir fon vazifesini görürler ve bir sembolizmi işaret ederler Balinalann nerelerde bulunduklan. sınırlı bir dünyadır. Böylece kapalı tabutun içinde dalgalar üstünde kalan İsmail. sadece b ir balina gem isi değildir. A rtık Pequ- od. M oby Dick’i.

On bir yaşında iken. herkesçe kabul edilecek cevaplar da veri­ lem ezdi. Fakat bir eleştiricinin söylediği üzere. "cebirde olduğu gibi” herkesçe “kabul edilm iş bir cevap üzerinde durm ak. bir gemicinin hayatındaki romantik bütün kavramları yıktı. okuyucuyu “derine dalm aya” sevkeden bir kitap ise. Dört se­ . bazı eleştiricilerin de söylediği gibi. Ahab. Çok borç bırakarak ölen babası ardından. çılgın veya sorum suz veyahut hedefini yanlış seçen biri m idir? Bunlar. ırgatlık ve geniş bir eğitimi olmamasına rağmen. ortaya sürülen ve “cevaplandırılan” sual­ lerden sadece bir tanesi. çok iddialı bir şey olur. “en iyi bir deniz hikâyesi”. on üç yaşındaki ço­ cuk. ailesi New York eyaletinin Albany şehrine taşındı ve Herman da iki sene müddetle Albany Akademisi’ne devam etti. aynı zam anda. on sekiz yaşında iken gemici ol­ du ve Liverpool’a giden şilepte kamarot yardımcısı olarak çalışmaya baş­ ladı. sem bolik şekiller. iyiyi ortadan kaldırm ak isteyen. öğretmenlik bile yaptı. Ü stelik bazı m eselelere. yoksa kâinatın kötülüğüne ve kötü ka­ dere karşı gelen biri m idir? Yoksa A hab sadece bir. “balina avcılığı destanı ve an- siklopedisi”dir de.” E ğerM oby Dick. Gemide gördüğü zulüm ve Liverpool’un kenar mahallelerindeki se­ falet. İskoç-İngiliz ve Hollanda asıllı idi. vakıaları olduğu gibi kabul etm esi gerektiğinden. okuyucunun düşüncesine m eydan okuyan. aynı zam anda. Yazar New York şehrinde doğan Harman Melville (1819). yaradılışın sırrını anlam aya çalışan bir kahram an mıdır.1 6 8 • 1 0 0 Bü yü k R o m a n da. Beş sene müddetle kâtiplik. Al­ lah ’a karşı çıkan veya kendisini bir Tanrı yerine koyan bi­ ri m idir? Ahab. b ü tü n sözlere kulak tıkayan bir adam ın da destanıdır. h er okuyucunun kendisinin yorum layacağı büyük ve m uğlak yaratıklar hâline gelirler. Belki daha iyi bir iş bulamadığından. Ve aynı zam anda. deli. çeşitli işlerde çalıştı.

kendisini karada tutacak iyi bir iş bulamadı ve bu defa. . Tahiti'deki maceralannı anlatan Omoo (1847). tahammül edilemeyecek derecede idi. Liverpool’a yaptığı ilk yolculuğu anlatan Redburn (1849). Fakat öldükten sonra. bugün Amerika’nın en büyük romancılann- dan biri olarak kabul ediliyor. Gemideki hayat şartları. hikâyeleri ve romanları tekrar tekrar basıldı. misyonerlerden ziyade onların yanında kaldı. şöhreti bir anda yükseldi. Ondokuzuncu asır Amerika’sının yazarları arasında kitapları en fazla okunan ve kendisin­ den en çok bahsedilen iki kişiden biri oldu. denizcilik hayatı da sona ermişti. biyografik romanları gibi hiç tutunmadı. konferanslar vermeye başladı. Güney Pasifik’te avlanan bir balina gemisi ile Havvaii’ye geldi. böylece bir arkadaşı ile birlikte Mar- quesas adalarında gemiyi terketti ve bir ay. Güney Denizlerinde balina avcılığına çıkan Acush- nef adlı bir gemide çalışmaya başladı. Melvil- le’nin şiirleri. New York gümrüğünde müfettiş oldu ve 1886’ya kadar bu işte kaldı. Melville yazmaya başladı ve denizde geçirdiği tecrübeleri. ve Birleşik Amerika’nın bir harp gemisindeki son yolculuğu üzerinde VVhite Jacket (1850). 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 69 ne sonra Amerika’ya döndüğü zaman. Tahiti civarında Eimeo’da gemiden ayrıldı. hem beğendiler. 1847’de evlendi ve aile yükümlülüklerinden ötürü. bir başkaldırmada yer aldıktan ve kısa bir müd­ det için hapsedildikten sonra. Melville. hem beğenmediler ve satış hiç de iyi değildi. balina avına çıkan bir AvustralyalI gemi kendisini kurtardığı zaman mem­ nun olmuştu. Nihayet. Melville. Acushnet ile deniz çıkmasından üç sene sonra Boston’a geldiği zaman. 1891’de öldü. Typee adlı yamyam bir aşire­ tin misafiri oldu. okuyucuyu mem­ nun etmekle beraber. kitabı. Mardi (1849). Hemen hemen tamamen unutulmuş olarak. Gerçi bu hayat. Eleştiriciler. Başka bir iş bulamadığından. Honolu- lu’da on dörtjıafta bir jimnastik salonunda çalıştı ve Amerika’ya giden bir askerî gemiye er olarak girdi. Diğeri Mark Tvvain’dir. Bir zamanlar sırt çevrilen Herman Melville. Yamyamlarla geçirdiği ha­ yatı anlatan Typee (1846). {Mardi gibi). 1866’da. Daha sonra kitapları da tu­ tulmadı ve yazarın verimi ondan sonra düştü. onun tecrübesini zenginleştirdi ise de. romandan ziyade bir allegori (remiz ve kinayeli hikâye) fakat mizahî yorumlarında fevkalâde olmasına rağmen muğlâk ve bu yüzden. Melville’in büyük romanı Moby Dick. yerliler arasında dolaştı. mecmu­ alarda yazmaya. ilk dört kitabında belirtti. Fakat yine. yazarının beğenmediği romantik yarı otobiyografik hikâye anlatış türünden uzaklaştı.

T o m ’u n. T o m ’u n . Tom Loker: Bir köle av cısı. fa k a t sa h te p r e n s ip le r ve o p o r tü n is tik p o litik a. fa k a t ısla h o la b ile c e k b ir ad a m . Dan Haley: H içbir b e ş e rî y ö n ü b u lu n m a y a n b ir köle taciri. Chole Teyze: M eşh u r b ir aşçı. K en tu ck y ’deki e fe n d isi. iyilik y a p m a k ta azim li. Emily Shelby: K arısı fe v k a lâ d e b ir h a n ım . Senatör John Bird: A slın d a iyi b ir in sa n . sâ d ık . Arthur Shelby. Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) Yazan Harrlet Beecher Stowe (1 8 1 1 -1 8 9 6 ) Başlıca Karakterler Tom Amca: Z enci b ir köle. o n u n İn sa n î s e m p a tile rin i k ısa b ir m ü d d e t için ö rte r.” iyi ta b ia tlı v e m ü srif. s â d ık b ir h iz m e tç i. Marks: O n u n k u rn a z . k e n d isin i fe d â e d e n k arısı. Eliza Harris: Sevim li. o n a y a rd ım e d e m e y e c e k k a d a r g ü ç sü z . “o ld u k ç a iyi b ir in ­ s a n ı. . n a z ik . Harry: Son d e re c e se v im li ço cu k ları. fa k a t T o m ’u n k e n d is in e en fa z la ih tiy a ç h iss e ttiğ i b ir z a m a n d a . George Harris: E liza’n ın g u ru rlu ve zek i kocası. k e n d i çıkarı p e ş in d e g id e n o rtağ ı. m ü te v a z ı. c e s u r b ir köle.

sa m im i. Kansı Chole Teyze. C a ssy ’n in y e rin e k o y m ak için o n u s a tın a lm ıştır. oğullan George ise. Cassy: T a lih s iz b ir m elez. Simoen Halliday: R ach el'in kocası. . Legree. k e n d is in i h a re k e te g e ti­ re n sâ ik le r s a d e c e in sa n la ra o lan se v g isi. cana yakın ve nazik bir gençtir. Phineas Flecber: M ücadeleci b ir k ad ın . a s lın d a id e a lis t ve ıs tıra p iç in ­ d e k ıv ra n a n biri. âdeta bir insan muamelesi yapılır. Simon Legree: T o m 'u n so n e fe n d isi. C lare’n in m e le k gibi kızı. Dindar ve sâdık bir Zenci olan Tom Amca. Shelby'nin mutemet ada­ mıdır. Çiftliğin sahibi Arthur Shelby. müşfik ve samimî bir dindardır. Hikâye Amerikan Dahilî Harbi'nden önce. L egree. z â h ire n k u r ­ n a z . Dorcas Teyze: T o m L oker’in d a d ısı. k e n d is in e e n â d i b ir ta r z d a h iz m e t e t ­ m esi İçin o n u z o rla rs a d a. Marie St. Kölelere. T o m ’u n k a h ra m a n lık ö rn eğ i. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 171 Rachel Halliday. C lare’n in evini k a rm a k a rış ık b ir şe k le so k a n y a ra m a z k ü ç ü k b ir ze n c i kızı. Augustine St. Clare: V erm o n t e y a le tin d e k i k u zen i: Yeni İn g ilte re d e n e n b u b ö lg e h a lk ın ın iyi v e k ö tü ta ra fla rın ı te c e s s ü m e ttire n b ir kad ın . Clare: Bencil k arısı. v icd an lı. Evangeline (Eva): St. Mr. in a n ışı ve iy ilik sev erliğ i d e ğ ild ir. çiftlikteki herkes kendisini sever. sadece mükemmel bir aşçı değil. sin ik al (şü p h eci) b ir a d a m ise d e. iyi h u y lu b ir k a d ın . Clare: T o m ’u n New O rlean s'd ak i e fe n d isi. o n la rı k u rta rır. cömert ve iyi tabiatlı bir insandır. mutlu bir yer olarak görünür. bir eşya muamelesi değil. fa k a t ü m its iz ve d e h ş e t iç in d e b ir köle. ş e fk a t ve fa z ile tin i m u h a fa z a e d er. a n ti-k ö le lik ak ım ın ı y ü rü tü r. duimbo ve Sambo: L egree’n in d e je n e re le ş tird iğ i iki ze n c i kölesi. o n u iyi e d e r ve İn sa n î v a s ıfla rın ın geri g elm e sin e h iz m e t e d e r. Ophella St. Kentucky'deki Shelby çiftliği. C ana y ak ın . Topsy: Eva’n ın se v g isi ile re fo rm d a n g eç e n e k a d a r St. s a d is tik ve h ay v an ı. Emmeline: G üzel. d in d a r. kansı Emily.

Shelby. borçlarından ötürü. sıçrayarak. Ve çocukların da. hissiz köle sahibinin malı bir diğer mele. yer yer buz tutmuş nehir üzerinden karşı tarafa götürecek oir vapur bekler. Eliza onu görür Çılgıncasına. kendi kölelerini serbest bıraktığı gibi.zdir. Missi- sippi Nehri'ndeki köle pazannda satılmaktan korkan ve artık efendisine tahammül edemeyecek hale gelen George. maamafih kendisine refakat eden Shelby kölelerinin yanlış yoldan götürmeleri neticesinde gecikir. kadın Shelby'nin.1 7 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Shelby ailesinin hemen hemen bir mensubudur. zavallı Eliza ve Harry'yi g ö ­ rünce. o da kaçmaya hazırlanır Çocuğunu kucağına-alarak yola çıkan Eliza. Senatör Bird'in evine gitmesini söylerler. Eliza'nın beş yaşındaki oğlunu ve George Harris'i de satmak mecburi­ yetindedir. diğerlerinin de . onun mülkiyetindeki güzel bir melez. Böylece. şefkat duyguları ayaklanır ve onlan. Kaçak kölelere yardım edilmesinin yasaklanmasını isteyen ka­ nun lehinde rey vermesine rağmen. ardından bir diğerine ve başka bir buz parçasına. Tom Amca'yı. Harry. Güneyden gelmiş bir çiftçiye götürür Bu çiftçi. Fakat sefil Haley kadını takip etmiştir. köleliğin günah olduğuna inandı­ ğından. Gözyaş­ larını tutamayarak. Dan Haley adında kaba bir köle tâcirine satmaya mecbur kalır. Kana- da'ya kaçmaya ve hürriyetine kavuşmaya karar verir. kanayarak. temkinli ve tutumlu bir adam değildir. O hio Neh- ri'nin kıyılannda bir köye geldiği zaman yorgunluktan düşecek gib idir Burada bir hana iner ve kenHisJni. karısından ve çocuğundan aynlır. düşerek. Harry'yi de satmayı kabul ettiğini öğrenir ve böyle bir hâle tahammül ede­ meyeceğini düşünerek. ka­ yarak. ebeveynleri gibi sağlam insanlar olarak yetişecekleri ümi­ dini verir Fakat Mr. su üzerindeki bir buzun üzerine atlar. mucizevî bir şekilde O hio eyaleti tarafına geçer O rada. O nun ay- niışından kısa bir müddet sonra. "prensipleri"nin mahkûmu olmuş iyi bir insandır. kendisine. Tom ile birlikte. nehrin kenanndaki par­ maklıktan. Senatör Bird. George Harris de.

Eliza ve Harry'yi G uakeradlı dinî bir grubun yerleşim bölgesindeki Rachel ve Simoen Hallidayların evine götürür Karı koca. Tom'u Mississippi Nehri'ndeki vapurlardan biriyle New Orleans'a götürün Va­ purda köleliğin dehşet saçıcı manzaralanyla karşılaşır. Clare. vahşî Loker ve onun gaddar yardımcısı Marks. kölelikten nefret ederler. kayıkla hür bir ülke olan Kanada'ya geçerler Tom Amca'nın hayatı böyle iyi değildir. O rada evlen­ memiş kuzeni Ophelia St. yolculuk yapan Evangeline (Eva) adında küçük bir kızla birlikte arkadaşlık kurar. Clare'ye tesir ederek Tom'u satın aldınn St. Phineas Fletcher adında bir diğer cesur Guaker kadınının refakatinde George. korkunç ve tiksindirici fa rtia r altında yaşayan insanlar. Eliza ve Harry yeniden kaçarlar. bu hâdiseden sonra. âdeta bir çılgına dönen George Shelby. C la ­ re malikânesine çeki düzen vermesi için beraberinde getirir . birbirlerine ta­ hammül edemeyen kadının kendisini denize atarak intihar edi- şi. O nun Shelby çiftli­ ğinden aynlışı. yamana silâh almış ve kendisini bir İspanyol diye tanıtmış­ tır. İlâhiler söyler. Kız. büyüdüğü zaman Tom Amca'yı geri alacağına yemin eder Haley. bu ev­ de ümitlenir. G eor­ ge. Halliday'lar. şefkat görür. Tom nehre atlayarak onu kurtanr. Clare'yi ziyaret eder ve onu St. aile efradını kedere boğar: Chole Teyze. kahramanca mücadele eder ve Phineas da. çocuklar. 100 büyük Rom an » 1 7 3 kaçmalarına yardım eder. Loker ve adamlan. dar bir geçitte onlan kuşatırlarsa da. göçmenlerin izlerini takip ederler. Vermont eyaletinden dönmektedir. babası St. Eliza ve kocası Geor- ge'ın da buluşmasını sağlarlar. Incil'ini okur. Hürriyete âşık biri olan Geor- ge. Haley bu arada. Al­ tın saçlı babası ile birlikte. iki köle avcısını hizmetine almıştır. Eva vapurdan düştüğü zaman. gözyaşlarını tutamayarak ağlaşırlar. Tom Loker'i uçuumdan aşağı atar Göçmenler. Eliza. ama yine de ümitsizdir. Tom. ümit­ sizlik içindedir.

başanlı olamaz. kızı. kocasının vasiyetini hiçe sayarak. kendiliğimden yetiştim. Eva'ya perestiş edercesine bağla­ nır ve kız da ona son derece sevgi ile muamele eder. büyüdüm. köle­ leri satmaya karar verir. Gittikçe solar. Simon Legree adındaki hayvanî bir çiftlik sahibi satın alır. Bir köle de­ posundaki açık artırma sonunda Tom'u ve on beş yaşındaki güzel bir kız olan Emmeline'yi. Tom da onlar arasındadır. ağır bir şekilde yaralanır ve ölür. her gün bir adım daha ölüme yaklaşır. Tom'un oradaki mevcudiyeti olduk­ ça rahat geçer Tom Amca.1 7 4 • 1 0 0 B ü yük R o m a n Malikânenin işlerine bakan adam tembeldir. artık kendi kendisine acımaktan vazgeçer. Topsy. Eva. dinî inanışı kendisini ayakta . Bir gün. Tom ıstırap içindedir. saranr. "Ben. Clare. Fakat ö l­ meden önce." Topsy sonunda uslulaşır. bütün kölelerin serbest bırakılmasını vasiyet eder Maamafih karısı Marie." der. kendi şahsî zevkleri için kullanır. kendi kendisine acıma ve bencillik duyguları arasında kaybolmuş biri. Clare. Tom'u bir gün azad etmeyi düşünebiliyorsa da. bir kahvehanede kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışırken. bunda Bn. "kimsenin benim dünyaya gelmemi istediğini sanmıyo­ rum. Tom ki St. hipo- kondria. azad gününü mütema­ diyen erteler. İlahî gayeler uğrunda dinî inanışlara bağlanmak isterse de. karısı da. Kızın te­ mel özelliği sevgidir ve herkesle sevgiye dayanan ilişki kurar Eva. Eva'nın sev­ gisi rol oynar. Marie bi­ le. O phelia'nın haşin­ liği ve ahlakî ölçülerinden çok daha fazla olarak. onu Eva'nın ısrarlcn karşısında serbest bırakacağına söz vermiştir Eva'nın günlerinin sayılı olduğunu bilir. Tom'dan nefret eder ve ona zalimce muamele eder. yalan söylediğinden ve çaldığından ötürü zaman zaman dövülen Topsy adındaki küçük Zenci kızına bile sevgi ile mu­ amele eder. bir hayvan gibi çalıştırır Emmeline'yi. melez metresi Cassy'nin yerine kor. fakat ruhî ışık hâlâ kendisini terketmiş değildir. Maamafih. Legree. onun Allah'a yükselişidir Eva'nın ölümünden sonra. Eva'nın ölüşü. aile perişan o iu r Fazlasıyla sep­ tik (şüpheci) bir adam olan St.

George'm kansının adının Eliza olduğunu ve onun . hiç olmazsa Legree'yi dövmekle ve Tom'u gör­ mekle. onun peşlerinden gelmeye cesaret edemeyeceğini bildiklerin­ den. Tom Amca. çiftlikteki heyecan sırasında kaçan Emmeltne ve Cassy'i görür ve onlan korur Yolculuk sırasında Madam de Thoux adında bir Fransız hanımı ile tanışırlar Kendisinin Kentuckyli olduğunu öğrenince. Q uim bo ve Sambo adlı iki soysuz köleye. G eorge'a minnettar kaldığı­ nı söyler. on­ lann bataklığa kaçtığı hissini yaratarak. Cassy ve Emmeline. Legree'yi de affeder George. İki çocuğunun kendi­ sinden alınarak satıldığı Cassy. onlann nerede olduklannı bilir. çocuk yaşlannda birbirinden aynlmışlardır Kadının West Indies âdasındaki zengin çiftlik sa­ hibi kocası ölmüştür ve şimdi de George'ı aramakla meşgul­ dür Cassy. Tom. hemen he­ men öldürünceye kadar kendisini kamçılatmasına dahi taham ­ mül eder. Emmeline ve Cassy arkadaş olurlar. bu işkenceler sonunda ö lü r Ö lüm yatağında iken. tavan arasında saklanırlar. artık bir delikanlı olan George Shelby ziyaret eder Fakat Tom'un fidyesini verip kurtarmak için vakit çok geçmiştin Tom. Legree'nin hay- vanîliğinden korumak ister. Leg­ ree'nin kaçak köleleri yakalamak için yetiştirilmiş köpekleri. kızlann saklandıkları yeri söylemez. ölürken. Fransız hanımın erkek kardeşidir. G eor­ ge Harris hakkında ısrarla bilgi edinmek ister George Harris. derin dinî ina­ nışını hâlâ terketmeyen Tom'u. Cassy bir plân düşünür Legree'nin cehaleti ve hurafelerle ilgili korkuları üzerinde durur. Kaçmayı düşünürlerse de. biraz olsun tatmin o lu r Mutsuz bir halde. onlann bu plânlan uygulamalarını önler Sonunda. kendisini Ken- tucky'ye götürecek vapura biner Vapurda. (barbarca icraatını yürüttüğü) tavan arasının hayaletler tarafından ziyaret edildiğine inandınn Adından. Emmeline'i. 1 0 0 Büyük R o m a n • 175 tutar. hattâ hasta bir kadını kamçılamak istemediğinden Leg- ree'nin. Legree'nin ken­ disine işkence yapmasını ve onun iki uşağı tarafından dövül­ mesine rağmen.

acı ve ıstırapla geçen bir ha­ yattan sonra nispeten mesut. fakat rahat bir hayat içinde bulurlar Anası ve kızı. arzu ederlerse. Q uim bo ve Sambo. H arriet Beecher Stowe. A m eri­ ka’nın en çok sevilen ve en çok nefret edilen kadını yaptı. “D em ek bu büyük harbe sebe­ biyet veren küçük hanım sizsiniz. Gerçekte. Topsy. Cassy de onlarla bera­ ber gelir. m ilyonlarca n ü s­ h a sattı. yoğun bir aram a­ dan sonra bulunur ve yakında o da Nijerya'ya annesinin yanı­ na gidecektir. A m erika dahilî harbi sırasında kendisiyle tanıştığı zam an. oğlu. G e­ orge ve ablası sevinç gözyaşlan içinde kucaklaşırlar. Clare ile birlikte Vermant'a döner. Genç Shelby hariç. çiftliğine döner ve bütün kölelerini serbest bırakır. George Harris. Aiken tarafından sahneye kondu ve yüz sene m üddetle oynadı. Tabiî. “dünya rom an tarihinin en sansasyonel hâdisesi” diye bahsedildi. Köleliğin ya­ . beraberce Kana- da'ya giderek George ve Elizo'yı ararlar. onlan. George Shelby. çıldırarak ölür Maamatih. Tom'un kahra­ manca ölüşünün etkisi altında yeniden Hıristiyan dinini benim­ serler. vaftiz olur ve misyoner olarak Afrika'ya gider. H arriet Beecher Stow e’ı. harp yine de patlayacaktı. Elinden alınan öteki çocuğu.” dedi. C um hurbaşkanı Lincoln. George L. Eleştiri Tom Amca’nın Kulübesi’nin yayım lanm asından. geçirdikleri tecrübelerin kendile­ rine imkân verdiği ölçüde mutlu bir hayata kavuşurlar. mü­ tevazı. Legree. kendi ırkına yardım etmek için Eliza ve Harry ile birlikte Nijerya'ya gider. hiç de harp davulu çalm ak niyetinde değildi ve onun bu rom anı yayım lanm a­ m ış dahi olsa idi. Eliza'nın senelerce önce kendisinden alı­ nan kızı olduğunu anlar. O phelia St.1 7 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n hayatını öğrenince. Nihayet. D üzinelerle yabancı dille tercüm e edildi. Simon Legree dışında hepsi. onlann ücretli işçiler olarak çalışabileceklerini söyler.

çağın İncil üzerindeki tanınmış ilim adamlarından Prof. On dört yaşında iken öğretmen oldu. Tom Amca'nın Kulübestni. Fakat bu büyük kitabının kendi iradesi dışında olduğunu söyledi. hislerle. ihtiraslı ve güçlü. h atâ ve tahrifle dolu. “Ben sadece onun söylediklerini kay­ d ettim .” dedi. Babası bu kolejin de­ kanı idi. dehşet içinde kalm am asına. M elod­ ram ına. yirmi bir yaşına gelince. tahayyülî bir tarzda gösterm ek suretiyle. Harriet'in yedi çocuğu oldu. Harriet Beecher’in. papazlıktan sonra. Ailevî ve dinî görevlerine rağmen Harri­ et yazmaya başladı ve çocukluğundan beri başka sahalara yöneltilen ta­ hayyül gücünü serbest bıraktı. Kitap. “O nu A llah yazdı. Rom an kötü bir tarzda bina edilm iş ve karakterler de daha kötü seçilmiştir. kitabı bugün okuyan birinin dahi. yapabileceği şeyi yaptı. Henry Ward Beecher adındaki erkek kardeşi. Papaz Lyman Beec- her’in yedinci çocuğu idi ve derin bir dinî inanışla yetiştirildi. 1851'de VVashington’daki kölelik aleyhtarı The National Era adındaki bir gazetede tefrika etmeye . o da papaz olacaktı. Bn. Yirmi dört yaşında iken. ilkin. Harfite. Stowe ile evlendi. Amerika’nın kuzeydoğusunda New England diye adlandırılan bölgenin Connecticut eyaletinde doğdu. Eğer bir er­ kek olarak dünyaya gelmiş olsa idi. Kitap. rom anın ya­ rattığı derin izi silemez. in­ sanları. Calvin E. sunilikle. Amerikan tarihinin en tanınmış papazlarından biridir. şüphesiz altı erkek kardeşi. Beecher. Fakat bu saha ona kapandığından. ailesiyle birlikte Cincinati şeh­ rine taşındı ve bir ara bir kolejde ilâhiyat dersi verdi. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 7 7 rattığı zulm ü. aşikârlık- la ilgili yüz tan e hatâsı var.” Tom Amca’mn Kulübesi’nin. basm akalıp tiplerine herkesçe söylenen klişeleş­ m iş hâdiseler üzerinde durm asına rağm en. Fakat bunların hiçbiri. gibi. Yazar Harriet Beecher. kölelikten nefret ettirm eye çalıştı. o insan­ lara acım am asına im kân yok.

178 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n başladı.” . Romanın büyük bir başarı sağlaması. Bazılarının “zamanı geçmiştir”. on- >:*an iyi olduğunu söyledikleri diğer kitapları üzerine gölge düşürdü. pek çok eleştiricinin. büyük bir yazarın olgun eserlerini gösterircesine sevimli ve komiktirler. “gerçek olmak­ tan başka. Harriet Beecher Stovve. öldüğü 1896’ya kadar elli yıl yazdı. fakat diğerleri. on altı eser verdi.

cim riliğ i h a s ta lık h a lin e g e tire n b iri. v a lin in k ızı. e k s e ri k o ­ n u la rd a a p ta l. ö lü Canlar Yazan Nikolai Gogol (Nikolai Vassilievich Gogol Janovsky) (1 8 0 9 -1 8 5 2 ) Başlıca Karakterler Pavel İvanovich Chichikov: H ik ây en in k a h ra m a n ı. sa ğ lam yap ılı. h e rk e s te g ü v e n y a ­ ra ta n se v im li b ir m aceracı. k u m a rb a z v e m ü z m in b ir y alan cı. p o lis m ü d ü rü . . ih tiy a r b ir kad ın . Korobochka Anne: Bir d iğ e r to p ra k sa h ib i. Plevvshkin: B eşinci b ir to p r a k sa h ib i. k ab a. Diğerleri: Vali. isim ­ leri v e rilm e y e n iki h an ım . se v im li. h âk im . Sobakevich: D ö rd ü n c ü b ir to p r a k sa h ib i. fa k a t m a lik â n e n in y ö n e tim i k o n u s u n d a k u rn a z . ayı gibi b ir in sa n . Nozdryev: Ü çüncü b ir to p ra k sa h ib i. e tk isiz ve b e lirli ö z e llik le ri b u lu n m a y a n biri. Manilov: C h ich ik o v ’u n iş y a p tığ ı b ir to p r a k sa h ib i. k a b a d a y ı. p o s ta m ü d ü rü . k e n d in i ö v en . Selifah ve Petrushka: C h ich ik o v 'u n h iz m e tç ile ri: v u rd u m d u y m a z . ço k içen ve c o şk u n . a p ­ ta l v e y ık an m ay ı se v m e y e n p is kızlar.

gümrük dairesinde çalışmış ve kaçakçılarla işbiHiği yoptığı için koyulmuştur. kendi mallonnın satıldığını gösteren belgeleri takdim ettikleri takdirde. Alışveriş mahallî mahkemede koy­ da geçtiği zaman. Kendisi de. . zengin ve nüfuzlu kimselerin güvenini kazanmasıdır. Kendisini eğlencelere. Çağın Rus kanunlanna göre. onların. Başlıca özelliği övücü sözlerie. "üniversite danışmanı" olduğunu söy­ ler. M ahallî eşraf. malikânelere biçtikleri fiyat da o derecede düşük olacaktır. Çiçikov'un efsanevî zenginliğe sahip biri o l­ duğu şâyialan yayılır. Bu arada. Romanın birinci bölümünde. Bu maha­ reti. Çiçikov. ölümlerin. evlerine davet eder. Toprak sahiple­ ri. böyle bir alışverişten memnundur. son nüfus sayımından itibaren ölen "ölü canlar"ın ölüm belgelerini satın alır. ustaca tertiplenen çabucak zengin olma plânının uygulan­ masında kendisine yardım eder. satın alabildiği kodar ölü can belgesi toplar ve tabiî bu alışve­ rişin mahiyetini de gizli tutar. hemen hemen doğumlan dengeleyeceği düşüncesi ile bir son­ raki nüfus sayımına kadar değiştirilmezdi. zira vergi memurlanna.toplam ak ve mevcut olmayan mülkiyeti rehine koya­ rak para almaktır. onu önemli ve sevimli bir kimse sa­ narak aralanna alırlar. devlet memurlannın karakterierini ve serflerin sayısını iyice öğrenir. Her nüfus sayımında tespit edilen bu rakam. Ç içikov'un. Gerçekte ise. ülkede dolaşarak. bellibaşlı toprak sahiplerinin adlannı. Çiçikov.1 8 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Hikâye Pavel İvanovich Chichikov (ivanoviç Çiçikov) maharetleri ile yaıayan biri. Kendisinin. kanlan ve kızları da Ç içikov'a kur yapariar. bir kasabaya gelir ve kasabanın ekonomik durumunu. alanı bu belgeleri -ki hukukî bel­ gelerdir. Ukrayna'da bir çiftliği bulun­ duğunu ve serfleri orada çalıştıracağını söyler. toprak sahipleri. malikânele­ rinde çalışan "canlar"ın yâni serflerin sayısına göre vergi ödü­ yordu.

bir sonraki macerası için. Toprak sahibi bir kadın. kendisini reform dan geçirecek. bir rom anın sadece küçük bir parçasıdır. Valinin balosunda bir diğer toprak sahibi. bir casus. araların­ da şerefli bir tüccar. ölmüş serflerin piyasadaki fiyotlannın ne o l­ duğunu sorar. Çiçikov. rom an. rom anın nasıl olacağını gösteriyor. 1 0 0 Büyük R o m a n « 1 8 1 Çiçikov'un i| yaptığı kimselerin tedbirsizliği yüzünden. ideal bir toprak sahibi ve m ükem m el bir kadının da bulunduğu. onu üç kısım dan tam am lam ak istedi ve elim izdeki kitap. Bazılan. işin içyüzü meydana çıkar. biz onun ıslah olm asını istem eyiz ve kitaptaki faziletli karakterler de zinde değil. G ünüm üze kadar gelen bazı bölüm ler. kendisinin alda­ tıldığını anlayarak. sözlerine kimse inanamaz. alelacele kasabadan ayrılır Ve kendisini en son gördüğümüz zaman. tam am lanm am ış bölüm leri su n ’i bu ld u ­ lar. böylece yeniden doğum un bir hikâyesi ve -bundan çıkarılan benzetişler- Rusya’nm bir hikâyesi olacaktı: Rusya. M aamafıh. hatta kılık değiştirmiş Napoleon Bona- part'tır. birinci kısm ı olacaktı. daha sonraki m aceralarında. Çiçikov. O nların etkileri altında. gerçekten faziletli insanlarla karşılaşacaktı. Gogol. nasıl bir ülke idi. Çiçikov. atlı araba­ sı içinde hızla gitmektedir. valinin kızı ile evlenmek istediğini söylen Diğerleri­ ne göre ise. onun ta- . m uhtem elen. Eleştiri Ölü Canlar. nasıl bir ülke olabilirdi? Eleştiriciler. kom ik can­ lılıkta insanlardır ve bu yüzden birçok A m erikalı’ya Huck- leberry Fmn’deki bazı sayfaları hatırlatır. rom anın bitm em iş şekli sanat tarihi için büyük bir kayıp sayılmaz. Çiçikov'un. tam am landığı takdirde. öylesine se­ vimli bir sahtekârdır ki. sar­ hoş olur ve Çiçikov'un yaptığını anlatır. Fakat kendisi öylesine müzmin bir yalancıdır ki. Şu halde. inandırıcı olm adığını söylediler. Çiçikov. adil bir vali.

h ü k ü m eti bilhassa kızdırdı. bir köy so­ kağının m im arî tarzm dan. Ölü Canlar. Rusya’da böyle bir şey olabileceğini ka­ bul etm iyordu. önceki yılları hakkında bilgi verir: Ailesi. okuyucunun. Çiçikov. Burad^. m üellifi. günlük hayatı. elim izdeki şekli ile tam am lanm ış bir eser: On- dokuzuncu asrın başlarındaki Rus cem iyetini kıyasıya hic­ vediyor. dükkân- . varlığı ile yokluğunun hiçbir tesiri olm ayan Manilov. yapıdaki bir anorm alliği gösteriyor. tam ahkâr Plevşkin ve bir sürü dejenere ve zorba devlet m em uru. Rom anın devlet m em urlarına hücum edişi. eğitim derecesi ve h ü k ü m et dairelerindeki işleri. Yüzbaşı Kopeikin’in başından ge­ çenlerle ilgilidir: N apoleon H arplerinde m alûl kalan Ko- peikin. h er şeyden şüphelenen Korobocka A nne. dedikoducu kadınlar ve ayyaş serfler. plânm da başa­ rılı olam ayıp kasabayı terkettikten sonra. kahram anın. sansür edilen parçalardan biri. Rusya’nın bu m anzarası­ nın gerçek olduğunu kabul etm esi kolay. kendisine em eklilik hakkı verilm esi veya tazm inat ödenm esi için günlerce ve günlerce devlet dairelerinin ka­ pılarını aşındırır. kilerde bulunan yiyeceklerden. Gogol’un gerçekleştirilm em iş büyük plânının perspektifi üzerine koyarak değerlendirir­ sek. okuyucunun o zam ana kadar hiçbir şey bilmediği. Fakat hikâyeyi. Kitap.1 8 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n m arnlanm am ış olu şu . unutulm ayacak sahtekârların parlak bir ga­ lerisi. en küçük teferruatı ile olduğu gibi anlattığından. Yüzbaşıya artık taham m ül edem eyen h ü küm et. m alikâne sahibinin oturduğu evin üslûbundan. Gogol. Teamül­ lere göre bu gerçeklerin rom anın başlangıcında anlatılm a­ sı gerekirdi. geriye dönerek. bir ayıyı andıran Sobakeviç. beklenm eyen son bölüm . Yazar. Kitapta. on u hapseder ve o da sonunda eşkıyalığa başlar. yalancı Nozd- ryev. bu "flashback" (geriye dönüp geçm işf aydınlatm a) ye- rindedir. Çarlık hüküm eti.

Gogol’un. başlıca teşh ir eş­ yası Çiçikov’dur. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 83 lan n tabelâlarındaki yazılardan ve kaldırım ların durum la­ rından uzun uzadıya bahseder. D iğerlerinden daha zeki ve tem iz olabi­ lir. köksüz veya değer hü k ü m sü z bir o portünist. İki kadının kucaklaşarak öpüşm esi gibi basit bir teferru at bile. h ü k ü m et san­ sürcülerini aldatm ak için böyle yaptığı sanılabilir. kitabın ahlâkî tezini anlatm ası için titizlikle seçilm iştir: Rus hayatının bayağı­ lığı ve ru h î boşluğu. sosyal önem i haiz bir vakıa olarak gösterilir: “H er h u su sta sevimli hanım ’a. okuyucu. Gogol. o n u n m illiyetçiliği şovenlik derecesine bile vardı. Hanım lar. am a içinde. sevdiği ülkeyi acım aksızın tenkit edişi. babalarının zenginlik ve mevki itibariyle ken­ dileriyle boy ölçüşecek derecede olm adığını söylem elerin­ den önce birbirini yeniden gören iki genç kız gibi haykır­ dılar. sahtekârlığın bu yekne­ sak m anzarası ortasında. boş. Gerçekte. Fa­ kat yazarın. ülkenin tabiî m anzaraları. B unun neticesi olarak ki­ tap. akıl- dah .çıkmayan cazibesi. Zevksizliğin ve gösterişliliğin.” B ütün bu sahte değerler dünyasında. kendi ru h u n u n . Böyle d ü şünm ek doğru değil. Burada. derin bir Rus milliyetçisi idi. anaları henüz kendilerine. öpüştüler ve yatılı m ektebi bitirdikten kısa bir m üddet sonra. teferruat. bazı eleş­ tiriciler. Gogol’un basit bir realistten başka bir şey olm a­ dığını söylediler. ‘sevimli hanım ’ın geldi­ ği haber verilince. gözle görünenleri zengin bir teferruatla anlatıyor. birbirinin elini tuttular. G örünenlere böylesine sadık kaldığından. büyüklüğü. Tolstoy gibi bir rom ancının eserlerinde bulunm ayan bu teferruatın bazıları hoş ve bazıları da inanılm azcasm a ko­ m ik. Gogol’un hikâye dışı­ n a çıkarak. derhal aşağı inerek. Rusya’yı tan ıtm ak istem esini hayretle karşılı- yçr: Rus dili. onu kapıda karşıla­ dı. hiç de. . alışveriş ettiği kim se- lerinki kadar ölü olduğunu bilmeyen.

küçük bir toprağa sahip bulunan bir ailede 1809 yılında doğdu. ülkesini. Yine. bir dedi­ ğini iki etmeyen anası ondan daha uzun yaşadı. derslerinin ekseri­ sine gitmedi ve on altı ay sonra da istifa etti. dünyanın bir ucundan ötekine giden bir atlı ara­ baya benzetir: "Ve sen. Bu kitap yazılmadı. A rabanın zilleri m elodik bir şekilde çalmaya başlar. Ecdadından bi­ ri. Hem bir bilgin. diğer m illetler ve ülkeler. onu yal­ nız bırakm ak için geri çekiliyorlar. onun zamanının büyük Rus yazarları arasında en az eğitim gördüğü söy­ lendi. Ukrayna’da. Hayatının oldukça erken bir çağında. Polonya krallarının hizmetinde bulunmuştu. Rus­ ya’yı sevdiğini gösterir. yeryüzündeki her şey. Hava. bir kız mektebin­ de ders vererek ve özel öğretmenlik yaparak geçimini sağladı. Saint Petersburg'a gitti. R om anın son sayfasında.” Yazar Gogol’un kısa süren hayatı müşküller İçinde geçti. Sonraları. fakat ailesindeki bu yaban­ cı izi onu daima mahçup bıraktı. Gogol. Önemli ilk kitaplarının konuları Ukrayna hayatından alın­ mıştı. arabasında giderken. hiçbir zaman. orta çağlardaki tarihi ile il­ gili bir kitap yazmayı düşündü. Ukrayna kır hayatını ve folklorunu anlatan bir kitabı. fakat bu düşünceleri. sadece Gogol. Bir ara aktör olmayı düşündü ve kısa müddet için de devlet memu­ ru olarak çalıştı. bilâkis. . hem öğretmen olarak yeteneksizdi. Fakat Go­ gol. allak bullak durum daki Çiçikov. olarak kul­ lanmaya başladı. ona geniş bir okuyucu kitlesi kazandırdı. bir ara Saint Petersburg Üniversitesi’nde tarih dersleri vermesine yol aç­ tı. bilhassa bilgili ve çok okuyan biri değildi. Polonyo dilini hatırlatan Gogol-Janovsky adını. hızla gelip geçiyor ve endişeli göz­ lerle Rusya’ya bakıyor. sanki parça parça yırtılm ıştır ve fırtına çıkar.184 • 100 B üvO k R o m a n on u n istikrarsız bir insan olduğunu değil. gerçekte. henüz on yaşlarında iken babası öldü. Rusya nereye gidiyorsun? Cevap ver! Cevap vermiyor. Ukrayna’nın. Nikolai. On dokuz yaşında Nyezin lisesini bitiren Gogol.

şeytanların ortadan kaldırdığı bir adamın hikâyesidir. Kendisini. Palto (1842). bir hüküm verecek olursak. Doğru. realitelerle sağlam bir temas kurmasına imkân veren. güzel bir paltoya sahip olmanın hayali İçinde yaşayan bir devlet memurunu anlatır. kendisinden. Kadınlara hiç ilgi duyma­ dı. arka- dâşlanna. çikolata kutulan üzerindeki dokunulamaz mabüdelere benzeyen yaratıklar. eğlendirirler. dine sarıldı. Piyes. Rus hayatı­ nın unutulmayacak manzaralarını önümüze seren Ölü Canlar. hariçte yaşadı. Onlar. yarattığı karak­ terlerde de görülür. Bir asır sonra. marazi denecek kadar şüp­ heleniyordu. Rusya’dan ayrıldı ve kısa ziyaretler dışında. son derece dindar birl idi. devlet dairelerindeki soysuzlaşma­ dır. Pi­ yes büyük başarı sağladı ise de. şahsına ıstırap verircesine. hükümet müfettişinin beklendiği bir kasabaya gelen sevimli bir sahtekârdır. aralarındaki ilgi ta­ mamen ruhî kalacaktı. ama Çar kitabı okumuş ve sahnelenmesini emretmişti. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 8 5 Gogol’un Ukrayna’ya beslediği sevgi. l^/y adındaki romanı (1835) grotesk folklora olan tutkusunu gösterir. Gogol derinden derine nörotik bir adamdı ve sık sık depresyon geçirirdi. şüphesiz yasaklanırdı. Kadınlar.ıslah olduğu­ nu göstermek için Ölü Canlai’ı devam ettirdi ve Rusya dışından. Rus hikâyeciliğinde önemli bir kilometre taşıdr Hikâye. hayata komikçe bakış tarzı gitgide söndü ve sonraları ken­ disini büyük terimlerle anlatan ahlâkî bir hoca ve bir peygamber gibi gör­ dü. roman. nllıayet Kazaklar’ı konu alan ve Sir Walter Scot’un üslûbunda yazılan Taraş Bulba adındaki kabadayıca romanda kendini gösterdi. hakkındaki kararsızlığı. Rusya hakkında her şeyi ve aslında birer Slav müesseseleri . Aynı yıl. Gençlik ve orta yaşlarında. onu kıyafet değiştirmiş müfettiş sanır ve kim olduğu meydana çıkana kadar. Gogol’u sevilen biri yapmadı. Bu ki­ tap. ne de değiştirebiliyordu. Kitabın (piyes) konusu. Mûfettiş’lne bir sonuç yazarak. Piyes. Çiçikov’un. Bir sürü yolsuz işlerle İştigal eden mahallî devlet görevlileri. bu fevkalâde komediyi vicdan üzerine remizli ve kinayeli bir tarzda yorumladı. bir ziyafetten diğerine davet eder. bir kıza evlenme teklifinde bulundu ise de. Gogol. hakikî müfettişin beklenmedik bir anda gelmesiyle son bulur. ne olduğu gibi kabul ediyor. Elimizdeki delillere göre. Gogol’un başlıca meselesi seksüel idi. birçok hususlarda Ölü Canlaı’ m temelini hazırladı. ya Korobocka gibi kocakarılardır veya bir Rus tenkitçisinin söylediği üzere. Gogol. Roma’da yazıldı. Müfettiş ad\\ kitabının (1836) tezi.

her çeşit sanat ve edebiyatın aleyhinde idi ve mü­ ridini.1 8 6 • 1 0 0 B üyük R o m an olan sertlik ve otokrasiyi de öven. Dokuz gün sonra öldü. hem de papaz. efendisinin durumunu görerek önünde diz çöktü ve yazılarını yakmaması için yalvardı. Avrupa’nın hümanist kültürünü yeren mektuplar gönderdi. onun ruhî direktörü olacak Papaz Matvey Kontastinovski ile tanıştırdığı zaman. Arkadaşları onun bu mektuplarını iyi karşılamadı ve Byelinsky adındaki tenkitçinin yazdığı kızgın bir cevap. “Bana merdiveni verin!” idi. Gogol’un son kelimeleri. Artık yaşa­ mak istemiyordu. ken­ disini Gogol’un son yıllarında. Derin bir depresyona daldı. kendisi­ ni tedaviye gelen doktorlarla kavga etti. cehennem ateşlerinin tehdidi altında dehşet içinde tuttu. bu yıkım tamamlandı. fanatik Ortodoks Hıristiyan ve anti-liberaller ve Gogol kendisini. Ve Kont Alexander Tolstoy (meşhur Leo değil). Gogol. fakat kimse ne demek istedi­ ğini bilmiyordu. Ölü Canlaı'm tamamlanmamış kısmını^ tahrip etti. Nihayet bir gece 1852 Şubat’ında. Avrupa libera­ lizmine yönelen entelektüellerin bir manifestosu oldu. hiçbir şey yemedi. İşlerine bakan Semyon adındaki çocuk. Arkadaşları tarafından reddedilmesi. . Semyon’u öptü ve yatarak ağlamaya başladı. nihaî fedakârlığı yaptı: On senedir üze­ rinde çalıştığı müsveddelerini. önün­ de haç çıkardı. asık çehresiyle işe devam etti ve müsveddeler kül haline gelince. Papaz Matvey. Gogol. 1847). kendi benliğinden mazohistik bir tarzda vazgeçercesine onlara terketti. Hem Tolstoy. Gogol'un kendisine olan itima­ dını kökünden sarstı. {Arkadaşlarımla Yaptığım Mektuplaşmalardan Se­ çilmiş Pasajlar.

İlkin s a m i­ m î v e g ü v e n ilir b ir in s a n d ır. s o n ra la rı a s k e r ve A rn a v u t­ lu k ’tak i a s k e rî b ir m aceracı. Morrell: M arsilyalı b ir tü c c a r. Louis Dantes: E d m o n d ’u n b a b a sı. Mazimilian Morrel: O ğlu. d ü ş ­ m a n la rın a k a rşı kinci ve h e r z a m a n e s ra re n g iz b ir ad a m . M ondego ta r a fın d a n köle p a z a r ın d a s a tılır v e M onte K risto ta r a fın d a n k u rta rılır. . a rk a d a ş la rın a cö m e rt. Haydee. C en in eli Ali P aşa’n ın kızı. C om te d e M orcerf u n v a n ı ile tü m g e n e ra l. M onte K risto K ontu o larak g ö ste riş li b ir şe k ild e z e n g in ve gü çlü . so n ra la rı F e rn a n d ’la ev len ir. M erced es'le n işa n lı. Monte Kristo Kontu Yazan Alexandre Dumas Pere (1 8 0 2 -1 8 7 0 ) Başhca Karakterler Edmond Dantes: M arsilyalı b ir d e n iz c i. Gemici Sindebad. s o n ra la rı V alen tin e de V illefo rt'a â ş ık o lu r. Mercedes: K uzeni E d m o n d ’la n işa n lı. Lord Wilmore. Fernand Mondego: K atalanyalı b ir balıkçı. H aro ao n ad lı g e m in in sa h ib i. Dantes’in kendisini tanıttığı diğer isimler: Abbe Busoni. fa k a t h a p is h a n e d e g eçird iğ i y ılla r s o ­ n u n d a in tik a m h iss i ile y a n ıp tu tu ş u r . s o n u n d a . M.

Debray. .188 • 100 B ü yük R o m an Vicomte Albert de Morcerf: F e rn a n d ’m oğlu. Barones Danglars: Karısı. E ugenie D a n g la rs’la n i­ şan lı o lm ak la b e r a b e r kızı se v m ez. de V illefo rt’u n k a y ın p e d e ri ve k ay ın v alid esi. Albert de Morcerrin arkadaşları: Beauchamp. a k tr is t o lm ak istS r. Marqis ve Marqüise de Saint Meran: Eski a ris to k ra s i m e n s u p la rı. savcı. Bertuccio. Renee de Saint-Meran: K ızları. k en d i ih tira s la rıy la çelişkili o ld u ğ u z a m a n la rd a v ic d a n s ız . V iellefo rt'u n ilk karısı. Eugenie Danglars: Kızı. Benedotte: V illefo rd v e B arones D a n g la rs’ın g a y rim e şru çocuğu. Noirtier: K ü stah v e az im li b ir B o n a p artçı fe sa tç ı. s o n ra la rı Baron D an g lars. ö n c e le ri V illefo rt'a âşık. g en ellik le v ic d a n lı biri o lm a sın a ra ğ ­ m en . Karısı. M. Dagnlars: D a n te s’in g e m isin d e k arg o şefi. b a ğ ım sız b ir kız. Madelenine Caderousse (L acarcote d iy e çağırılır). Luigi Vampa. Valentine de Villeford: R e n ee'n in kızı. Baptistin Ali. Gerard de Vlllefort: O ğlu. Binbaşı Bartolomeo Cavalcanti: İtalyalı b ir m aceracı. General Flavin de Quesnel: Kralcı b ir g en eral. Lauise d’Armilly: E u g en ie’n in a rk a d a ş ı ve m u sik î h o cası. so n ra la rı h ancı. M axim ilian M orrel’e âşık. Pepino: Bir ço b an . te rz i. R om alı b ir eşkıya. V alen tin e ile n işa n lı. N o irtie r’le y a p tığ ı bir d ü e llo d a ö ld ü rü lü r. Château-Renaud D’Avrigny: De V illefo rt’u n d o k to ru . Monte Kristo Kontu’nun hizmetçileri. Baron Franz d’Epinay: O ğlu. Abbe Faria: D’lf Ş a to su ’n d a k i b ir m ah k û m . Gaspard Caderousse: Louis D a n te s’in k o m şu su . b an kacı. k e n d i­ sin i B inbaşı A n d rea C a v alcan ti’n in oğlu o la ra k ta k d im e d e r. Heloise: V illefo rt’u n H elo ise’d e n o lan oğlu. so n ra la rı V am pa’n ın eşk ıy a g ru b u n d a y e r alır. D a n te s’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n u eğ itir.

bu muhaberelerin muhtevasını ve böylece. Dantes. Bonapartçı olduğunu ihbar eder ve mek­ tubu de Fernand ile gönderir. Kargaşalı siyasî durumda onlara yardım eder.ve diğeri de. M ahallî otoritelere bir mektup yazarak. Dantes'in. Dantes'in ihbar edildiği şahıs savcı M. de Villefort'tur: Dantes'in. Pharaon gemisinin de ikinci kaptanı. Pharaon'un kaptanı. Bu iki kişi. Louis vardır. Pharaon'un kargo şefi -ki kaptan olm ak ister. hayatının başlıca iki hedefine erişmek üzeredir. Biri. Monte Kristo Kontu'nun 118 bölümünün özetini vermek mümkün değil. zira babası felâh bulmaz bir Bona- . Hikâyenin kahraman! Edmond Dantes. Böy­ lece. N apoleon'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir entrikaya ortak olduğunu bilmez. Bourbon rejiminin bir kamu görevlisi olan de Villefort. onunla evlen­ mek isteyen Fernand M ondega adlı yeğeni. Bununla beraber. geminin kap­ tanı âniden ölür ve Dantes kaptan olur. Na- poleon da Elbe adasındadır. üstelik M er­ cedes adlı Katalanyalı güzel bir kızla evlenmek üzeredir. ölümünden kısa bir müddet önce. henüz on dokuz yaşında olmasına rağmen. Dagnlars. Paketi Dantes götürür ve kendisine M. Hikâye 1815'te boşlar: Paris'te Kral XVIII. kamarotuna mü­ hürlü bir paket vererek^ Elbe adasındaki Napoleon'a götür­ mesini istemişti. Geminin sahibi. Dan- tes'in siyasî inanışlan yoktur. imparatorun mektubunu götürdüğü aynı N oirtier'in oğlu. Cade- rousse adlı ayyaş bir komşulannın yardımı ile Edmond'u ara­ dan çıkarmayı plânlar. Dantes evlenmeden bir iki saat önce tevkif edilir. N apoli'den Marsilya'ya gittiği sırada. Dan- tes'in düşmanları da vardır. Gelgelelim. Dan- tes'in bu mevkide devamlı kalmasını ister. Noirti- er adında bir Parisli'ye iletilmesi için bir mektup verirler. 100 büyük R o m an • 189 Hikâye Bu tür bir kitabın sayfalarında. şimdi zor bir durumdadır. Marsilyalı bir denizcidir. olup bitenlerden haberdardır. Mercedes'in.

hâzinesi Tuscan ta ­ kım adalanndaki Monte Kristo adında. M orrel. Şa­ todaki bir diğer mahkûm. yerini ancak kendisinin bildiği gizli bir hâzineden pay vereceğini söy­ leyerek serbest bırakılmasını ister. bu papazla gizliden gizliye muhabere eder ve dostluk kurar. Dantes'in getirdiği mektubu okurken. Yüz gün süren Napoleon yönetiminin geri getirilmesi sıra­ sında. Faria'nın gömülece­ ği torbanın içine kor. zira onlara. intikam şa­ irane adaletin şaheser bir örneği olacaktır. Caderousse ve de Villefort. Dantes'in. imparatora yaptığı hizmetleri olduk­ ça mübalâğalı bir tarzda anlatarak serbest bırakılması için ça­ lışır. O toriteler papazı çılgın addederler. mektubu yakar ve Dantes'i tehlikeli siyasî suç işleyenlerin tutulduklan Marsilya limanındaki d 'lt Şatosu'na gönderir. M am afih. Bunun üzerine. bu hâzinenin mevcut olduğu hakkında Dantes'e garanti verir ve beraberce kaçtıklan takdirde. O nlara. tasavvur edilemeyecek kadar zengin ve her istediğini yapacak kadar da güçlüdür. Abbe Faria adındaki bir İtalyan pa­ pazıdır. Danglars. kimsenin yaşamadığı bir adadır. Fernanda M ondego. Faria. aralannda paylaşacaklannı söyler. Dantes'in önünde şimdi kaçabilmek için bir tek yol vardır: Papazın cese­ dini kendi yatağına sürükler ve kendisini. Fakat plânı uygulamaya geçmeden önce papaz ölür. muhtevası açıklandığı takdirde. son derece ze­ ki bir insandır ve mahkûm arkadaşına birçok şey. Dantes. Torba denize atılacağı zaman. Dantes. Papazın -onaltıncı asra kadar uzanan. meslek hayatının sona ereceğini anlar. rejim düşer ve Bourbon'lar yeniden iktidara gelirler.1 9 0 • 1 0 0 Büyük R o m an partçıdır. Dantes oraya gider ve arkadaşının sözlerinin doğ­ ru olduğunu görür. Dentes. maruz kaldığı adaletsizlik kendisini derinden sarsar. Kendisini hapseden dört kişiden intikam almaya yemin eder. bu arada bazı yabancı dilleri de öğretir İtalyan papazı. Dantes artık. artık tehlikeli bir Bonapartçı olarak lekelenir ve d 'lf şatosu'nda on dört sene kalır. ölüm dar­ . Dantes serbest bırakılmadan. ipleri çözer ve yüzerek sahile çıkar.

bir müddet sora. . Bu şeytanî plânını uygulamak için. önceki suç ortağı. küreğe mahkûm edilir. Yunanistan'da bir gümüş madeni keşfettiği. Kont. Sonralon kaçarsa da. ilkin. O nun ne kadar tam ahkâr olduğunu bilen Kont. elması bir kuyumcuya satar ve adamı öldürerek de geri alırlar.kurbanı olacaklar­ dır. zira Dantes'in hapsedilmesinde pasif bir suç ortağı rolünü oynamıştır. doğu sultan- lannı akla getirir. eski işyerine ve hâmisi M orrel'e olan borcunu öder. 1838'de İtalya'da. asla beklemedikleri bir zamanda önle­ rine gelen bu nimetle yetinmezler. Dantes'in görünüşünü değiştirmesine ve zamana ihtiyacı o la ­ caktır. Kont'un eski düşmanlan arasında en az suçlusu Cadero- usse'dir. bu habislerin her biri kendi kötü­ lüklerinin -tamahkârlık. Yolculuğa çıktığı za­ man. başka bir görünüm altında. bir papaz veya İngiliz olarak dolaşır. daimî uşağı da Nubiyalı bir dilsizdir. Marsilya'ya. Caderousse bu suçundan ötürü. Yanında İstanbul'dan satın aldığı bir Yunan kızı vardır. hıyanet ve ihtiras. neden öldürüldüklerini ve intikam alanın kim olduğunu bilmelidir. O nun. korsan ve eşkıyalarla işbirliği yaptığı ve üç kıtada haremi bulunduğu söylenir. esrarengiz bir yabancı görünür. Nihayet. Böylece. de Villefort'un gayrimeşru çocuğuna şantaj yapar ve kendi ölümünü hazırlar. her tarafta odamlan vardır ve her şeyi bilir. efsanevî zenginliğe sahip. ona kıymetli bir elmas verir Caderousse ve kansı. kendisinin Monte Kristo Kontu olduğunu söyleyen. her biri. onu intihar etmekten kurtanr ve kendisine ayrıca yeni bir gemi verir. kendisini bir İn­ giliz bankasının temsilcisi olarak tanıtın M orrel'in borçlannı öder. Maltalı o l­ duğu. M orrel'in güçlükler içinde çırpındığı bir sı­ rada vanr: M orrel'in şirketinin bütün gemileri denizde batmış­ tır ve borçlannı ödeyemez durumdadır. Her gittiği yerde bir sansasyon ve hiç olmazsa hanım­ lar arasında da hayranlık ve korkunun oluşturduğu bir ürperti yaratır Kont. 100 B üyük R om an * 1 9 1 besini Dantes indirmeyecek. Yaşayışı. Adamın.

Fransa'ya zengin biri olarak dönmüş ve tümgeneral rütbesini de kazanarak kendisini. Caderousse'nin bir suç ortağı olarak gördüğümüz Benedotte'dir. Fransız ordusunda hizmet görmüş ve ardından. babasının hakikî karakteri hakkın­ da hiçbir şey bilmez ve Danglers'in kızı Eugenie ile istemeye istemeye nişanlanır. üvey ebeveynlerini soyar ve küreğe mahkûm edilir. Ardından. M orcerf'in karısı ve kızı kendisini ve servetini reddederek terkeder ve Morcerf intihar eder. sadece çocuğu . Bu karışık hâdiseler yumağı çözülürken de Viilefort'un bi­ rinci kansından Valentine adlı meşru bir kızı ve ikinci kansın- dan da Edouard adında hiç de sevimli olmayan bir erkek ç o ­ cuğu olur.1 9 2 • 1 0 0 Büyük R o m an Kontun başlıca düşmanı Fernand M ondega'dır. Monte Kristo. M orcerf'in şerefli bir insan olan oğlu. çünkü Dantes'in mahkûm edilmesinden istifade ederek Mercedes'le evlenmiştir. daha önce. kısa bir zaman içinde. Ali Paşa'ya yapılan hıyanet hakkında îmalı yazılar çıkar ve Lord- lar Meclisi meseleyi araştınr. Danglers'in karısından bir çocuğu olmuş ve bebeğin ölü doğduğu söylenmiştir. gazetelerde. De Villefort. Seneler­ ce önce. Mazisi lekelidir. Monte Kristo'nun arkadaşı olan Haydee'dir ve Haydee'nin de Ali Pa- şa'nın kızı olduğu ve M orcerf'i gayet iyi hatırladığı ortaya çı­ kar. çocuk ölmeden mezardan çıkanlır. Balkanlar'da bir askerî macerası olmuştur. Hâdisenin başlıca şahidi. suç işleme temayüllerini ortaya koyar. Aradan geçen yıllar zarfında. Danglers araştırır ve nişan bozulur. Dantes'i mahkûm eden de Villefort. M orcerf ailesi­ nin dolabında bir iskelet bulunduğunu söyler. Danglers'e. yaşarrıası sağlanır ve Bertuccio adındaki bir kaçakçı tarafından yetiştirilir. Arnavut Ali Paşa'nın hizmetinde bulunduktan sonra. efendisini sultana ihbar etmiş. şimdi baş savcıdır (Procureur de roi). De Viilefort'un ikinci karısı Heloise. Bu çocuk. Benedotte. Fakat hiç de muhtemel g ö ­ rülmeyen bir dizi hadiseler sonucu. bir sürü ciddî suç işle­ mesine rağmen. Comte de Morcerf olarak tanıtmaya başlamıştır. aslında canlı olan be­ beği gizlice bahçeye gömmüştür.

o da sosyal merdivende yükselmiş. birkaç daki­ ka sonra çıldınr Danglers. hapishane kaçağı Benedotte'yi teklif eder Göz alıcı bir tarzda giyindiğinden. ilkin. Caderousse'yi ö l­ dürme suçu ile Benedotte'yi tevkif eder. mütereddit bir tarzda Albert de M orcerf'la nişanlanmıştır.ülkenin baş savcısının kendi öz babası olduğunu ve be­ bek iken kendisini öldürmek istediğini söyler De Villefort. kendisinin resmî görevidir. daha hafif bir ceza ile kurtulur. Bunun takip eden aylar boyunca da Villetort ailesi men­ suplarından bazılan esrarengiz bir şekilde ölürler. fakat Ali Paşa skandali meydana çıktığından beri. Kadına. kadının güvenini kazanır ve kadının nefes darlı­ ğım'giderecek ilâçlar gelirmişçesine bir şişe zehir verir. alelacele Caderousse'm katili olarak yargılanan Benedotte -ki artık ebeveynlerinin kimler olduğunu bilir. Danglers. birin­ ci kansının ebeveynleri. bu noktada. polis. ağır bir şekilde hastalanır. kendisine Baron unva­ nı verilmiştir Aristokratik bir kadınla evlidir Monte Kristo. 1 0 0 Büyük R o m a n • 193 için yaşar ve kocasının birinci kansından elde ettiği servetin önüne dikilecek bütün vârislerini ortadan kaldırmak ister N or­ mal olarak bu miras tabiî. Danglers'in istediği bir da­ mattır Fakat nikâh kıyılacağı sırada. daha sonra Vaientine de Vil- lefort. Heloise ve Edouard'm kendilerini öldürdüklerini ve Dantes'in de onlann cesetlerinin başucunda şeytanî bir kahkaha kopardığını g ö rür Baş savcı. Danglers'in kızı. Şimdi kadını tevkif etmek. ka­ tilin birinci karısı olduğunu anlar. bir kaza olmadıkça. 1815'ten bu ya­ na. Heloise ailesiyle dostluk kurar. ardından efendisi için hazırlanan içki­ yi kazaen içen babasının uşağı. yeterli parası bulunduğundan ve sahte bir şecere ile de göründüğünden. onu en hassas iki yönünden vurabilir: Sosyal ihtirası ve tam ahkârlı­ ğı. Valentine'nin hakkıdır Monte Kristo Kontu. öldürülmekten kurtulması için intihar etmesini söyler Fakat onun bu teklifi kabul edip et­ mediğini beklemeden. ölmez ise de. . pe­ rişan bir halde evine döner. kendisine daha iyi bir dam at a ra r Monte Kris­ to. De Villefort.

Danglers'in normalin üstünde kredi verdiği bir zamanda çeker.P. La Poliçe Devoile adlı küçük hikâyesinden gelir. fakat daha da ıstırap çekme­ si gerek. Kont'un emirleriyle hareket eden eşkıyalar kendisini. birin­ ci bölüm gibi yazıldığına dikkat ediniz) ve kontun önceki . Danglars'ın yanındaki bütün para tükenene kadar haftalarca devam eder. D um as. gerçekten sevdiği erkek­ le. Monte Kristo'nun yanında. gel­ diği gibi ayrılır. fakat bu arada Danglars'ın saçlan bembeyaz olmuştur. derhal yakalarlar. K itabın adı. kendisinin eski hâmisi Maximilian M orrel'in oğlu ile evlen­ mesini mümkün kılar. Haydee. Danglers yıkılmıştır.) Albert de M orcerf'le arkadaşlık kurar ve Mercedes'i cezalandırmaktan vazgeçer.. Eleştiri Monte Kristo. M aam afih. Esrarengiz yabancı da. M onte Kristo adasından gelir. hâlâ kendisiyle bera­ berdir ve mutluluk ihtimalleri başgösterir Velentine ve Maxi- m ilian'a Allahaısmarladık diyerek. Allah'ın intikam meleği rolünü oynamakta ileri gidip gitmediğini ken­ di kendisine sorar. Valentine'ye gelince. Fiorentino ile birlikte yazıldı. A uguste M acquet ve A. Aşkın ve nefretin eski borçları artık ödendiğinden. (Edouard'ın ölümü kaza idi. Hikâyenin.194 • 100 B üyük R om an Danglers'in itibarı sarsılmıştır. Monte Kristo. bölüm ün. ilkin İtalya’da geçmesi düşünülüyordu (XXXI. Monte Kristo onu serbest bırakır. düşmanlannın çocuklanna götür­ mez. bu adaya ayak basm am ış sadece 1842’de vapur­ dan görm üştür. Pa­ rayı. zehiri içerek hastalanan kızı kurtarır. esrarengiz bir şekilde. Monte Kristo intikamını. Denglers'in bankasından beş milyon lira çekebileceğine dair kredi mektupları vardır. onun ölece­ ğini tahmin etmişti. Roma'ya kaçar ve orada da. Sonunda. vicdan azabı duyarak. P euchet’i. Bir mağaraya götürülür ve bir tavuğa beş bin altın vermedikçe kendisini aç bırakırlar Bu. Monte Kristo.

D an tes’in m ahkûm iyeti ile ilgili ilk otuz bölüm . Balzac. kitabın bu sihirli yönünden bahsettiler. rom an. 1844’te on iki cilt olarak basıldı ve sekiz sene sonra. Rom an. (D um as. da­ ha sonra eklendi. h er bölüm de heyecanlı bir m acera anlatm ak zo­ rundaydı. üç bölüm de ele alınır. B ununla beraber. D um as’a satır hesabı ücret öden­ diğini hatırlayacağız. G ünüm üzde bu kitabı bilhassa çocuklar. form a tefrika edildi ve "bir sonraki sayıda devam edecek hikâye” okuyucularının ilgisini çekebilm ek için. Belki. Rom a ve Paris. günüm üzden az sofistike (kültürlü) idiler. yayımcılar. ekseri tenkitçilerin üze­ rinde duracakları tip te bir şaheser değil. sadece tek heceli kelim elerle konuşan bir karak­ ter de araya koym ak istedi ise de. H âdiselerin bu derece ü st üste yığılm asının sebebi şu idi ki. er­ genlik yaşındaki çocuklar okuyor. şâirane inanış için gereklidir. fakat bitirm eden bırakılam ayan kitap­ lardan biri. K itabın u zunluğuna ve zam an zam an görünen uzun cüm lelere gelince. bu anlaşm adan istifade e t­ m ek için. ço­ cuklar için düşünülm em işti. zira tefrika edildiği zam an. Monte Kristo Kontu. Rom anın m uazzam . d ö rt ayrı piyes halinde sahne­ ye kondu. 100 B ü y ü k R o m a n * 1 9 5 hayatı daha sonraları anlatılacaktı. Gautier. m uğlâk ve teferruatıyla ele alınm ış tesadüfler­ le dolu plânı. Marsilya. forma. okuyucusunu hiçbir zam an d ü şü n ­ meye sevketm eyen. Böylece. D antes’in. Stevenson ve A ndrew Youn. Monte Kristo Kontu’nda h atâ bulm ak kolay. çünkü kendi tü rü n ­ de bir şaheser olm akla beraber. birbirle­ rine. h er Parisli okudu ve sokaklarda. hikâye.hiç de derin bir şekilde ele alınam az. M acquet’in teklifi üze­ rine. ilkin. Kitabın niye bu kadar p o ­ p ü ler olduğu üzerinde durm ak gerek. d ’If şatosundan kaçıp kaçmadığını sordu­ lar. inanılm azlığın verdiği istekli hayret dışında -ki Coleridge’e göre. 1840’larm okuyucula­ rı. yarım satır­ . hiç ol­ mazsa.

kahram anlar. Kendisine zarar verenlerden aldığı dehşetli intikam . onun diğerlerinden daha fazla hakikî olm asından değil. tutum suzluğu. okuyucunun hayallerinin istediği şekilde hareket etm ek m ecburiyetinde. dram atik jestleri çok sevmesi ile adadaki m ağarasında. saçları siyah ve solgun yüzlü. M onte Kris- to K ontu’nu küçüm sem ek saçm a bir hareket olur. büyük babası bir "m arquis” ve büyük annesi ile köle olan fakir bir çocuğun hayallerini yansıtıyor. Şüphesiz. bu karakterden vazgeçildi.1 9 6 • 1 0 0 B üyük R o m a n dan az satırlar için ücret ödem ek istem ediklerinden. D antes öylesine saf bir efsanedir ki. bonkörlüğü. bu noktalar üzerinde durarak. hanım hanım cık kadınlarla m uğlâklık veya derinlik yoktur. M aamafih. O nun kitabm daki habisler. dünya görm üş insanlara m ahsus bir dav­ ranış. Bugün bile. O ndokuzuncu asrın rom anlarında. H enry Jam es’in sanatı değildir. M elod­ ram sanatı. M onte Kristo. şüphesiz. onun kendi kanunları vardır. son derece ve fevkalâde gayri hakiki ol­ duğundan. M elodram ın sırrı. Bu­ gün bu tü r karakterler ikinci derecedeki film lerde veya ço­ cuklar için hazırlanan televizyon program larında bulunur.) D um as’m karakterleri hakkm da da fazla bir şey söyle­ yemeyiz. Byron’un kahram anları sülâlesinden. parlak bir hayat yaşamayı hayal eden herkesin tahayyül gücünü harekete geçirir. Edebî şecere terim leriyle ele alınacak olursa. H atırdan çıkmayacak tek yaratık M onte K risto’nun kendi­ si. Jules Verne’nin N a u tilu s’un kaptanı M em o böy­ le biri. bir arzunun yerine ge­ tirilm esidir: Kahram an. yine orijinini gizleyen esrarengiz bir havası var ve m azideki aşk yaralarını örten. uzun boyludur. D antes bazı hallerde D um as’m kendine benziyor: Cöm ertliği. zengin ve güçlü olmayı. okuyanı öylesine te ­ . bu tü r karakter­ ler fazla. O nun kahram anları gibi. D um as’ın kendisinin de hayal ettiği ve hem en gerçekleştirdiği hayatı yaşar. Bunun sebebi de.

d ’If Şatosu’ndaki m uha­ fızlar. neo-klâsik trajedinin tantanalı. bilgisiz ve gör­ güsüz bir köylü çocuğundan başka bir şey değildi. sansasyonel tezleri işledi. öldü. Alexandre Dumas Davy de la Pelleterie olarak gösterilir. ilkel bir eğitimden geçti. bugün bile. bir zenci köle olan büyük annesinin adı idi. gösterişli geleneklerinden sıyrılmış olmasına borçludur: Terbiyeli bir üslûpla ele alınmış klâsik tezler yerine. Tek çocuğu Alexandre. tiyatrolara devam et­ meye başladı ve -daha önce. edebî bir eğitimden geçmemiş olmasına veya böyle bir ihtirası da bulunmamasına rağmen. Paris civarındaki bir köye çekildi. Fakat yerinde duramı­ yordu ve hükümet merkezinde aradığı heyecanı bulacağına inandı ve ba­ basının eski bir silâh arkadaşının yardımı ile Paris’te Duc'de Orleans’ın sekreteri oldu. Dumas'ın bundan sonra hayatına giren kadınların adları uzun bir liste oluşturmuştur. Dumas da. Napoleon’la kavga ettikten sonra. Bu piyeslerin en meşhuru. Başarısının büyük bir se­ bebi. derin düşünceli ByronvarI kahramanlar ve diğer melodramatik vasıtalar kullandı. bir er olarak or­ duya intisap etti ve Napoleon’un. babasının sağlam vücudunu ve kıvırcık zen­ ci saçlarını tevarüs etti. Dumas. Yazar 1802 tarihli nüfus kâğıdında Dumas'ın tam ismi. ihtilâlden önce. mahallî bir kızla evlendi ve kırk dört yaşında. bu başarısının tesiri altında Catherine Lebay adında bir ter­ zi ile metres hayatı yaşamaya başladı. gizli odalarla ve cesetlerle dolu. onun m ahkûm tu tu ld u ğ u hücreyi gösterirler. kasvetli mahzenlerle. Santo Do- mingo’da yerleşerek çiftçilik yapan bir Fransız markizi olan büyük baba­ sının adı idi. Uzun boylu ve yakışıklı bir melez olan babası. Şehirde böylece yerleştikten sonra. On altı yaşında iken. La Tour de Nesle (1832) adlı tarihî bir dramdı. Gotik sahneleri. Davy de la Pelleterie.tiyatro eserleri yazma­ ya karar verdi. annesinin ma­ vi gözlerini ve beyaz tenini. yetenekli herkese ilerleme imkânı ve­ ren politikasından ötürü otuz yaşında bir korgeneral oldu. genellik­ . kadının sonraları. Bu kadınlar. Eğer Dumas. Camille (La Da- me axu Camelies] operatik şekli. başka hiçbir şey bilmiyorsa. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 9 7 siri altında bırakır ki. dramatik etkin­ liğin ne olduğunu biliyordu ve piyesleri tutuldu. Dumas. la Traviata) adlı eseriyle ün kazanacak Alexandre Dumas adlı bir oğlu vardı.

Muhtemelen. Roman hayatın­ daki mesleği 1840’larda. Eser. altı veya on cilt­ lik. 1847'de de kendi eserlerini sahnelemek için bir tiyatro kurdu. onaltıncı. Le VI- comte de Bragelonne (1848-1850). piyeslerinden birini düzeltmek için kendisine yardım eden Mecquet adındaki bir öğretmenle arkadaşlık kurduğu za­ man başladı. Ûç Silâhşörler ile hemen hemen aynı zamanda yayımlandı ve onun kadar da tutundu. Gautier. bir anda. daha önce uzun müddet devam etti ise de. Kara Lâle (La Tulipe Noire. hatırlanacak bir eser vermedi. Bunlann çoğu. iki veya üç kitap yayımlıyorlardı. bazılarında çağdaş vakıalar üze­ rinde duruldu ve diğerleri de dedektif hikâyeleri idiler. Dumas. evlilik kısa sürdü. bu “roman fabrikası”nın sihiri Dumas’dı. Du- mas’ın bütün eserlerini okuyan bir kimse gösterilemezdi. 1849-1850). onların yardımlannı daima takdir etti. onun ne kadarının Dumas. İkisi 1700’de basılan Memories de Monsieur r'artagnan ad- lı eski bir kitaba dayalı tarihî bir roman plânı hazırladılar. 1845). Öyle görülüyor ki. onyedinci ve onsekizinci asırlar­ da geçen aşk ve macera romanlarıydı. çünkü Du- mas’ın 1860 ile 1880 arasında yazdığı kitapların sayısı 277’dir! Birçokla­ rı sahneye kondu ve Dumas. bugün bilhassa bir romancı olarak hatırlanır. zira Macguet ve diğerleri. Du­ mas ve mesai arkadaşı. 1845) Kraliçe Mar- got (La Reine Margot. 1846). Monsoreaulu Hanım (La dame de Monsro- reau. Kırk Beş Muhafız (Les Quarente-Cing 1847-1848). ata eyersiz binen Adah Menken adında bir Amerikan aktrisi idi. Bilginler. Yine iyi bilinen eserler arasında şunlar zikredebilir: Yirmi Sene Sonra (Vigt Ans Apres. 1850) ve OIympe de Cleves (1852). Metreslerinden biri ile bir ara evlendi: Ida Ferrier adındaki bu kadınla ilişkisi. IVlenken. Dumas’ı bir “roman fabrikası” işlet­ mekle ve az ücret ödenen yazarlann sırtından zengin olmakla itham edenler vardır. kendilerinin iyi ücret aldıklarını söylediler ve her za­ man cömert bir adam olan Dumas da. Svvinbur- ne ve Dickens gibi edebiyatçılarla da ilişkiler kurmuştu. inanılmaz bir süratle. Ûç Silâhşörler (Les Trois Mausquetaries) adı altında yayımlandı. tarihî araştırmanın büyük bir kıs­ mını Macguet yaptı ve hikâyenin kabataslak bir plânını da hazırladı. Yine unutmamak gerekir ki. Fakat bu suçlamalann yerinde olduğu söylenemez. ne kadarının Macquet tarafından yazıldığını uzun uzun tartıştılar. işbirliği yaptığı kimselerin hiçbiri kendi başlarına. Monte Kristo Kontu.198 • 100 B ü y ü k R o m an le aktrislerdi ve bunların onuncusu ve en meşlıuru da. Kraliçenin Gerdanlığı (La Collier de la Reine. .

bu haberi ona iletecek ce­ sarete sahip değildi. Biyograficisi Andre Mauris’e göre. 1870’de. Nihayet. arkadaşlarını. fakat sonra­ ları. Garibaldi'nin Napoli’yi Bourbonlardan kurtarmasına yardımcı olabilmek için İtalya’ya gitti. yüzündeki müşfik gülümseme eksik olmadı. Ne var ki. Hizmetçilerine verilecek şarap kalma­ yınca bir kasa şampanya açtı. sefil ve kötürümdü: Adeta. son nefesini ver­ diği ana kadar. villa satıldı ve 1851’de borçlandı­ ğı kimselerden kaçmak için Brüksel’e gitti. hiçbir servet onun için. bu işten bıkarak Paris’e döndü. Alexandre’nin Dieppe civarın­ daki villasında. Bir ara. İki yıllık sıkı bir çalışma ve tu­ tumluluk devrinden sonra malî durumunu aşağı yukarı düzelterek Paris’e döndü. Ahlâkî eserleri ile tutulan ve sayılan biri olan oğlu. akla ünlü sinema yapımcısı De Mille’nin filmlerinde­ ki krallan hatırlatıyor. Ölüm yatağında iken. Parisli okuyucuların zevkleri değişiyordu ve Dumas gitgide. Paris dışında kendisine “Mon­ te Kristo” adını verdiği büyük bir villa yaptırdı. 1848 ihtilâli geldi. villa hakkında günümüze kadar gelen bilgiler. Pompei’deki arkeolojik bir araştırmaya nezaret etti. şimdi hayatının üçüncü mesleğine başladı: Gazetecilik. 1853’te bir gazete kurdu ve içindeki yazılardan çoğunu kendisi yazdı. devrini ta­ mamlamış bir yazar olarak görünmeye başladı. aktrisleri. . Ardından. çarçur edilmeyecel< kadar büyük değildi. Kendi müsrifliği yüzünden uçuruma giden yolda daha da fazla yol aldı. tiyatro dünyası bilhassa Du- mas’ın tiyatrosu için felâket getirdi. villasında. enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti ve 1860’da. oğullarının yardımıyla yaşıyordu. bir çocuk kadar kibirli bir şekilde de. Nihayet. Prusya birlikleri şehre giriyorlardı. Dumas’ın tavsiyesi olduğu söylenir. Hayatının son on senesini ekseriya istirahat ederek geçirdi. İtalyan birliğinin kurucusu Garibaldi’nin birliklerinin sırt- lanndaki meşhur kırmızı gömleklerin. Dumas’ı zengin yaptı ise de. 1 0 0 B üyük R om a n « 1 9 9 Bu romanlar. babasının aşırılıklan- nı frenlemek istedi. merak peşinde gidenleri ve asalakları eğlen­ dirdi. parça­ lanmakta olan bir dağı andıran bu adam. Dumas maamafih. fakat kimse. enerjisi ve canlılığı azalmaya başladı. Dumas. Dumas. ihtilâl.

v arlık lı. y e rin e g e tirilm e si m ü m k ü n o lm a y a n ro m a n tik ilh a m la r p e ş in d e g ittiğ in d e n . ev in h âk im i. Marquis d’Andervilliers: M ahallî b ir p o litik a c ı ve esk i b ir a ris to k ra tik a ile n in m e n s u b u . Bovary Senior: C h a rle s'in a n n e si. A lelade. se fa h a ta d a ­ lar. Mme. B ir k ö y lü n ü n k ızı o lm a sın a ra ğ m en . . b a s it. em ek li b ir su b ay . Emma Bovary: H ik â y e n in b a ş ro lü n ü o y n a y a n kad ın . sa m im î. C h a rles B ovary'nin ikinci k arısı. N o rm a n d iy a b ö lg e s in d e k i k ü ç ü k b ir k a s a b a n ın a s k e rî d o k to ru : E m m a B o v a ry 'n in sa d ık k o cası. Bovary o rta yaşlı çirk in b ir d u l. Bovary’lere y em eğ e d ev a m e d e r ve E m m a'ya iyi b ir h a y a tın n e o ld u ğ u n u g ö ste rir. Madam Bovary Yazan Gustave Flaubert ( 1821 . k ısk an ç k a d ın .1880 ) Başlıca Karakterler Charles Bovary. iyi n iy etli u y sa l v e ih tira s s ız . h a y a tın ­ d a n m ü te m a d iy e n şik â y e t ed er. r a h a tın a ve a i­ le sin e d ü ş k ü n b ir k ö ylü. Charles Deniş Bartholome Bovary: C h arle Bovary’n in b a b a sı. Berthe Bovary: C h a rle s v e E m m a’n ın y e g â n e ço cu k ları. d ırd ırc ı. e le a ld ığ ı h iç b ir şey i b a ş a rıy a u la ş tıra m a z . v a s a t b ir in sa n . g elin in i k ısk a n ır. z in d e . Rouault: E m m a’n m b a b a sı. Heloi se Dubuc: B irin ci Mme.

adında kır bölgesinde büyümüş bir çocuk. V o ltaire’n in g e le n e ğ in d e n b ir a n ti ru h b a n . b e n c il v e şe h v a n î. ç ü n k ü k a d ın ın d a v ­ ra n ışın ı y a n s ıtır ve o n u n h isle rin i b e n im se r. çalışmakta istekli değildir ve tahayyül gücü zayıftır. s a th î. zevk sahibi nazik tavırlı biri olduğu iddiasında Emma adında güzel bir kızı vardır. id d iacı v e k e n d i çık arın ı d ü ş ü n e n b irid ir. E m m a'nın b ir d iğ e r se v g ilisi. bir müd­ det bekledikten sonra Emme ile evlenebilecek durumdadır. fakat bir kanama so­ nunda ölmesi. Hippolyte: Seyis y a rd ım c ısı b ir çocuk. Bournisien: Bir k öy p a p a z ı çalışk an . Adamın. Lariviere. Onun indinde. çağ ondokuzuncu asrın ikinci çeyreği. 1 0 0 Büyük R om a n » 2 0 1 Leon Dupuis: Bir a v u k a t kâtibi. Hikâye Yer. Normandiya. m a ğ ru r. kendisine başka zevkler bulur ve hostalanndan bi­ ri olan Rouault adında zengin bir çift ile dostluk kurar. Charles'den çok daha yaşlı bir duldur. k ad ın . onu resimden çıkanrve Charles artık. sakin gös­ terişsiz tavırlonyla tamamen mutlu biridir . a y d ın la n m a n ın ve g e lişm e n in k u v v e tle rin i ş a h s ın d a teces- sü m e ttire n b iri o la ra k g ö rü r ise de g erç e k te . Annesi. K en­ d isin i. Homais: M ahallî ecza cı. eğitimini rahibelerin yönettiği bir mektepte tamamlayan. H o u g leu rlu ta n ın m ış b ir h ek im . bir sağlık görevlisi olmayı başanr. Rudolphe Boulanger: Bir kır c e n tilm e n i. Kadın. okula gitmek üzere Rouen'e gelir. GüiUoumiıı: Bir avukat. Charles'in karısı kıskançtır. ta h a y y ü l g ü c ü n d e n m a h ru m biri. E m m a’n ın sev g ilisi o lu r. evlilik bir aşk oyunudur ve Charles. onun Tostes adlı kü­ çük bir kasabada mesleğini yürütmesi imkânını sağlar ve hattâ evlendirir. O n u n in d in d e b u ilişki v a k it g e ç irm e k te n b a ş k a b ir şe y d e ğ ild ir. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary -ki sağlam yapılı. annesinin zoru ile nihayet. G üçlü v e y a d e ­ rin b ir k a ra k te ri y o k tu r. Büyük bir yeteneği yoksa da. Dr. Char­ les özerinde hâkimiyet kurar ve kıskançtır Charles. o n u c a z ip b u lu r. Leheureux: Emma’yı malî yıkıma sürükleyen vicdansız b ir esnaf.

bu hayal­ lerle yaşar. derin bir hissî bağlılık bulacağını umar. . Bu iliş­ ki. her gün' biraz daha müsrifleşir ve kocasının haberi olmaksızın kasabadaki dükkân sahibi Monsieur Lheureux'a çok fazla borçlanır. Leon. uyuşuk. Yonville. ihtirassız adamla geçirdiği rutin hayatın. Emma'nın ro­ mantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir in­ tiba bırakmak ister. belirli bir özelliği bulunmayan bir yerdir. Bu hayata artık tahammül edemeyen Leon. civarda yerleşen ve çağa ayak uyduran centilmen bir çiftçinin. bu gerçekleştirilmemiş veya hatta belirtilmemiş bir aşktır. bu vurdumduymaz. Kadın onun metresi olur. Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değil­ dir. Evlilikte. Hale Markis d'Anden/illiers'in yemek ve balosuna davet edildiği zaman huzursuzluğu artar. Gittikçe pervasızlaşan Emma. okuduğu kitaplardaki g i­ bi.2 0 2 • 100 B üyük R om an Öte yandan. kendisinin Leon'a âşık olduğunu sanır. Nihayet çaresizlik ve can sıkıntısı. Rudolphe Boulanger adlı bir bekânn ilgisini çeker. yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Monsieur Homais adındaki eczacı ile Hemais'in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır. Bovarylere hoş geldiniz diyenler arasında. Pa­ ris'te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evine bir miktar za­ rafet vermeye çalışır. Bütün hislerini kaybeden Emma şimdi. kadının sıhhati uğruna (şim­ di hamiledir). Emma. rüyalannda yaşattığı evlilik ola­ bileceğine inanmaz. zevklerini çağın hissî ronnan ve şiirle­ rinden almış bir romantiktir. Fakat halayından sonra. Bovary. her zamanki rutin yaşayışına baş­ larken Emma. canı sıkılmaya başlar. Hostes'ten daha da fazla hoş­ nutsuzluk duyması için yeterlidir. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı dahi. fakat Emma uzun zamandır hasretini çektiği gerçek bir aş­ kın ümidini taşır. Yonville l'Abbaye adında küçük bir ticaret kasa­ basına taşınır. Paris'e git­ mek üzere kasabadan aynlır. hastalık arazı şeklinde görünür ve Charles. Artık moda dergileri okur.

yirmi dört saat zarfında 320 frank ödemesi gerektiği ile ilgili olarak mahkeme karan- nın kendisine iletildiğini görün Emma. Rudolphe ise Emma'dan bıkar ve devamlı bir ilişki kur­ mak istemez. sarsılır. geri çevrilir. Leon ile kurduğu ilişki de normal seyrini tam am lar. Paris'ten çok da­ ha fazla dünya görmüş ve sofistike davranışla dönen Leon'a te­ sadüf ederler Emma. Charles'in. ameliyatı yapar. zira adam. aralanndaki iliş­ kiyi kopardığını söyler. bu gücünü. Emma da. Tefe­ cilere koşar. O rada. Leon'u. kocasının haberi olmadan hastalann öde­ yeceği ücretlerin kendisine verilmesinde ve hattâ emlâk satmak için kullanın Nihayet. Çocuk kangren olur ve bacağı kesmek için bir cerrah çağrılır. kocasının. şimdi Leon'la ilişki kurar ve musikî dersi bahanesiy­ le haftada bir defa Rouen'e giderek Leon ile buluşun Bu yolcu- luklan karşılamak için Lheureux'tan borç alır ve kocasını ikna ederek. çırpınır ve aylarca hasta yatar Gayet yavaş iyileşen kadın. Leon'la kavga ettikten sonra. Emma. aynı şekilde dine sanlın Nihayet iyileşir ve kocası onu Rouen operasına götürür. bir ara kendi­ sini dine verir ve daha önceleri nasıl şevk ve heyecanla kendi­ sini zinaya verdi ise. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 0 3 Bu arada Homais. şimdi ümitsizlik içinde yan çılgın bir haldedir. tüm ümidini kaybeden ve mahcubi­ yetten sokağa çıkmayan Charles evinde oturmaya mecbur ka­ lır. kendi meslekî hayatında yükselmesini engelleyeceğini gördüğü gibi. zinanın evlilik kadar bayağılaşabileceğini anlan Bir gün. Kadına bir mektup göndererek. bu ilişkinin. Charles'i bir handa mahallî seyis yar­ dımcısı olan Hipolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayakla- nnın ameliyatla düzeltilmesine ikna eder Emma da. kendi mesleğinde başanlı olması için eline fırsat geçtiğine inanır ve o da Charles'i zorlar. bu konu­ da gerekli mahareti yoksa da. eve döndüğü zaman. Artık kocasından tiksinen Emma. Hastanın haykı- rışlan kasabada yansırken. nöbet geçirir. zimmetine para geçirmeye ik­ . Rudolphe'la kaçmaya ka­ rar verir. nihayet. onun malî işlerini de noter kanalı ile kendisine aktann Kadın.

çaresizlik içinde. Homais'in dükkânına girer. kendisine Fransız devletinin şeref madalyası verilir Eleştiri D on K işot’un şövalyelik çağı için yaptığını Madam Bo- vary rom antik hareket için yapar. diğer taraftan. Kadının çırpınışları arttıkça. Fransız diline yeni bir kelim e getirdi: Bovarisme. kızı. Emma'nın ken­ disini sevmemiş olduğunu anlar. kadın o yıl ölür ve Berthe ardından. Kendisini. Tedri­ cen. hayal­ ler dünyasındaki şahsiyeti öylesine m ükem m eldir ki. O nun. onun bu durumun­ dan istifade etmek ister Sonunda. Flaubert. beşer aptallıklarının açık ka­ . Rudolphe ve Leon'un mektuplannı da bularak. büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilirse de. Yardım etmek için gittiği bir avukat. kısa bir müddet sonra o da ölür ve kızı Berthe. kendi içinden cinleri de çı­ karm ak istiyordu.2 04 * 100 B üyük R om an na eder ve kendisine gayet soğuk muamele eden Rudolphe'a yalvanr. bir fabrikada işçi olarak çalıştıran fakir teyzesinin yanına gönderilir. ecza deposunun anahtannı ken­ disine vermeye zorlar. evin işlerini bir düzene koymaya çalışır. derin bir kedere boğulmuş o l­ masına rağmen. felce uğraya­ cak kadar paniğe kapılır ve Honfleur'dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir. huysuz. avuç dolusu arsenik yutar ve ölmek için evine gider. Nihayet. ve bir sürü hileli ve dolambaçlı ve kendi kendisini reklâm eden bayağı yollardan geçtikten sonra en büyük ihtirasına ka­ vuşur. Bunu yaparken. F laubert’in gayesi -bir zam anlar kendisinin de geçerli saydığı.rom antizm hare­ ketinin prensip ve hislerini inceleyen ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felâkete sürüklendiğini gösterm ekti. karısının insafsızlığını ve sadâkatsizliğini öğrenir. Homais. zenginle­ şir. yardımcısını. karakterleri hakkında hüküm verm ek iste­ m ediğini söyledi. Cenazeden sonra Charles. Tamamen perişan bir halde. çılgıncasına. Charles.

gösterişli ve aptal. 100 b ü y ü k Rom an • 20 5 falı ve serinkanlı bir gözlemcisi olarak gördü. patates çalan biri sanır. Em m a’nın m ezarında ağlarken. kadına olan tu tu m u n u m uğlaklaştırıyor. şefkatim izi. H onfleur yakınındaki Ry idi. hikâyesindeki h er teferruatı gerçeklerle yoğurm aya bilhassa dikkat etti. E m m a’yı sevmiyor. yönetim kurulu başkanının. fakat kendi şahsiyetinde de. Yine. karakterleri hakkında kuvvetli kanaatlere sahip ve onların kim ler olduklarında da bizi şüphe içinde bırakm az. ölm ek istedi ve Paris’te yaşam ak istedi. en iyi beslenm iş dom uz ve iyi bir şekilde hazırlan­ m ış gübrelerin sahiplerine m ükâfat verdiği nutkudur. zangoç. E m m a’nın m üphem ve kö­ püklü hasreti kısa bir cüm le ile anlatılıyor: “Kadın.” İkinci derecedeki olay­ lar dahi istihzaî m aksatlara çevrilir: Ju tin adındaki çocuk. Gerçekten de. sem pati duyularak ele alınıyor ve uyuşük ve sönük C harles Bovary de olduğundan başka bir şekilde görünm ek istem ediğinden. h attâ h ü rm etim i­ zi kazanıyor. ihtiyar köylü Rouault. kendisini. bu hâl. Ö te yandan. Flaubert. Fransız orta sınıfında nefret ettiği h er şeyi tecessüm ettiren eczacı H am ais’e saklam ış­ tır: Çıkarcı. Gerçekte. F laubert’in. bayağı. N orm andiya’daki her eczacı­ nın F laubert’e bu yüzden hakaret ettiği söylenir. Bunun en iyi bir örneği Em m a ve Rudolphe arasındaki aşk diyaloğu arası­ na sıkıştırdığı. ikinci derecedeki bazı karakterlerin hakikî kim seler ol­ dukları anlaşıldı ve kitapta kahredici bir tarzda karikatüri- ze edilen H om ais’e gelince. Ro­ m anın diğer bir sayfasında. Şuurlu bir realist olduğundan. Flaubert’in başlıca silâhı istihza ve kahram anlarına herkesin söylediği sözleri söyletm ektir. ziraî panayır­ daki. . Bes­ belli ki. karısının sadakatsizliği ile perişan bir halde ölen N orm andiyalı bir kasaba doktoru vardır: Yonville ka­ sabası ise gerçekte. En acı alaylarını. bu kadının şahsiyetinden bir parça bulunduğunu idrak et­ tiğinden.

Madam Bovary. sem boller oldular: Emma. alelâde ob­ jeler üzerinde harcanır. orta-sınıf bir aileden 1821’de doğdu. bugün dahi daha iyisinin b u ­ lunam adığı standartlar getirdi. parm ağını. realist teferruatı tam bir şekilde ele aldığı için. bazı paragraf ve cüm ­ ledeki ritm ik ahenk de delil olarak gösterilebilir. Rouen’de. tam am en yerinde kelim eleri. birinci M adam B ovary'nin gelinliğinde taktığı solm uş çiçeği gördüğü za­ m an. F laubert’in ünlü üslûbu. hiç de haksız olmayarak.2 0 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Flaubert’in realizm i. ister psikolojik sezgi gücünden. Ü zerinde bilhassa hiç durulm adığı intibaını veren bu cümleler. Zola’nın natüralizm ine öncülük eden korkunç veya tiksindirici teferruatın anlatıldığı za­ m anlar da vardır. çiçeğin tu ttu ru ld u ğ u tele takar ve kendi­ sinin öldüğü zam an ne olabileceğini düşünür. (Flaubert’in. gerçekte. fakat E m m a’nın ölüm ünü anlatan m anzarada olduğu gibi. kitabın dikkatli m im arisi derhal belli olur. Tercüm ede dahi. . realizm hareketinin klasik bir rom anıdır. can sıkıcı. onun kendi asrının en m ü ­ kem m el rom anlarından biri olduğunu söylediler. Bazı ten k it­ çiler.) Diğer teferruat. kamçı gibi yakıyorlar. O nun. Bilhassa sarıldığı yegâne zevki sanattı ve bunu da kendisini tama­ men adayarak yürüttü. kısacası. sadece yerinde de­ ğil. genellikle. saplantı denecek bir şe­ kilde bulm aya çalışm asını. en iyi anlayanlar Fransız okuyucularıdır. okuyucu. bu m anzarayı anlatm ak için kendisine arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışm aya verdiği ve bu yüzden h asta olduğu söylenir. şüphesiz. Yazar Gustave Flaubert’in hayatında pek az sayıda dramatik maceralar gö­ rüldü. bu arada. Okuyucu m eselâ birçok bölüm lerin sonundaki kısa ve tam değerle­ riyle ifade edilm em iş cüm lelerin tesirlerine dikkat etm eli­ dir. istihzayı m ükem m el b ir tarzd a gösterdiği için veya üslû b u n u tam bir kontrol altında bulundurduğu için oku­ sun.

defalarca yazdı. hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini hatır­ ladı. bir gün. Louise Cilet adında üçüncü sınıf bir şair olan kadınla metres hayatı yaşadı. Türkiye ve Yunanis­ tan’ı gezdi. Arnoux olarak görünen Mme. Burada. Suriye. sansürcülerin. Bu arada. Yine 1858’de. bilhassa bu romandan ötürü dergiyi kapatmak istiyordu. hukuk tahsili için Paris’e gönderildi. zaman zaman. Fakat Louise bundan memnun değildi. on sekiz yaşında iken. Roman. Schlesinger adında birine platonik aşkla bağlandı. bir eseri için malzeme toplamak üzere eski Kar- taca şehrinin bulunduğu yere gitti. Muhakeme (ki beraat- le neticelendi) ülke çapında bir hâdise yarattı. Hissf Eğitim (L’education Sen- timantale) adlı kitabında Mme. katı bir rutinlik ve hemen hemen manastırımsı bir yalnızlık içinde geçirdi. Flaubert. bir gün içinde meşhur oldu. çocukluğunu ailesinin yaşadığı hastanenin bahçelerinde geçirdi. Lariveire'nin örnek aldığı tanınmış bir dok­ tordu. buna razı olmadı ve hükümet de kamunun ahlâk ve dinine ha karet ettiği gerekçesiyle dergi aleyhine davâ açtı. 1 0 0 B üyük R o m a n • 2 0 7 Babası. iki defa Fransa dışına çıktı. artık efsaneleşen yazı tarzını ge­ liştirdi. bir tek sayfayı günler­ ce. onun yazılarını aksattığından. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken çocukluğunda. 1849-1851’de bir arkadaşı ile birlikte Mısır. radikal görüşleri savunduğun­ dan şüphelendikleri Revue de Paris dergisinde tefrika edildi. Madam Bovary büyük güçlükler arasında yayımlandı. Flaubert hiç evlenmedi. Madam Bovary’i yazdığı sırada. Sonraları. . fakat hukuku anlaşılmayacak bir konu olarak bulduğundan vazgeçti. çok defa mektupla haberleştiler.hükümetin. ta­ mamen yalnız bir hayat sürdü. kadını birdenbire terketti. Gençliğinde. onu daha da fazla yalnızlığa itiyordu. ailesiyle birlikte. Flaubert’in peşinden gittiği bir sırada. Bir cümlenin. günlerini. Romanın tezi - zina. Hükümet. Nihayet. Gustave. Kendisini Flaubert’e öylesine vermişti ki. Nadiren Paris’e gidiyordu ve edebiyatçı arkadaşlarının kendisini ara sıra ziyaret etmeleri dışında. 1844’te. bu dergiyi kapatması için yeterli idi. Maamafih. Özelliği nörotik veya nörolojik olan kronik bir hasta­ lık. Rouen civarında Croisset denen bir aile ma­ likânesine yerleşti. bu iliş­ ki. kendi istediği tarzda ahenkli olması yolundaki çalış­ maları bazen ona ıstırap veriyordu. İlkin. bir garın bekleme salonun­ dan bekçiler tarafından zorla dışarı çıkarıldı. Madam Bovary'de Dr. ve herhangi bir zor­ lukla karşılaşmak istemeyen yayıncılar da bazı bölümleri atmak istedile Flaubert.

1873’de. çalışmalannı sürdürdü ve 1880’de felce yakalandı ve öldü. Fakat bu komedi tutulmadı ve beşerî cemiyeti hicveden geniş kapsamlı bir romanı. Flaubert’in şaheseridir ve belki de realist roman tarzının en belirli bir ör­ neği. Hıristiyanlık çağının ilk yıllarındaki azizlerin ıstırap ve coşkunluklannı (1847) anlatır. kendisini.208 • 100 B üyük R om an Flaubert'in daha sonraki yıllan acı içinde geçti. romanlarının tezlerindeki değişikliklerde kendini gösterir. istihza zevkini. mo­ dern Paris’te geçen ve genellikle. mizacı itibariyle bir romantik idi. hikâye­ nin kahramanına beslenen şefkat ve anlayış görülür. kendi mahallî romantikliğini. Bu küçük hikâye. bir realist olma­ ya zorladı. Es­ ki Kartaca’nın ve onun kanlı medeniyetinin bir manzarası. ailesinin malî durumu kötüleşti ve sıhhati de gittikçe bozuluyordu. Fransa-Prusya Harbi sırasında. Bouvard et Pecuchet (1881). ancak doldurulmuş bir papağana gösteren Nor- mandiyalı basit bir hizmetçi kadının hikâyesi de vardır. Maamafih. her iki mizacı ele aldı: kitapta. Madam Bovary. Kendi romantik neslinin melankolik mizacını. Hastalık ve melankoliye rağmen. Flaubert. . 1864’te. şuurluca antiromantikti. Flaubert’in daha önceki eserlerinde görülmeyen bir şekilde. Croisset. Mısır ve Kartaca gibi egzotik ülkelere duydukları sevgiyi paylaştı. disiplinli üslûp ve yapının bir modelidir. şuurlu bir ob- jektivite ile yazılarına. İlk basılan belli başlı eseri Madam Bovary (1857). müellifi öldükten sonra yayımlandı. Bir eserinde. 1874). kuru ve objektifliğe rağ­ men. Flaubert’in süslü doğuculuğunu tatmin eden Herodias’ın hikâyesi ile hayatı dar ve mânâsız bulan ve ça­ resizlik içindeki hislerini. Üç Hii<âye (1877). Namzet {La Candidat. ar­ kadaşları ölüyor veya kendilerini cemiyete küskün ve yabancı hissediyor­ lardı. birl<aç ay Alman askerleri tarafından işgal edildi. Öte yandan. kendi şahsiyetini katmamak için gösterdiği dikkat­ le ve alelâde hayatı titiz bir realizmle kaydetmesi ile disiplin altında aldı. Ardından. komedi de yazdı. Sa/ammbo geldi. Flaubert. Flaubert’in talebelik hayatındaki hatıra- lanna dayanan Hissi Eğitim geldi. Hikâyede. burjuvaziyi sevmelerini. Romantizm ve realizm arasındaki bu gerginlik.

O b lo m o v ’un a rk a d a ş ı o ld u ğ u n u sö y le r. Mihey Andreyiç Taranteyev: K üstah. ra n d ım a n lı. Anisya: O b lo m o v ’u n aşçısı. Z ah ar’la evli. İvan Geresimiç Alexeyev: Bir b a ş k a a rk a d a şı. p is. Zahar Trofimiç: O b lo m o v ’u n te m b e l. sa m im i ve se v im li. . h isle rin i d ışa rı v u rm a y a n b ir k ad ın . g erç e k b ir iş a d a ­ m ı. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . Marya Mihailovna: O lga’n ın te y z e s i. sa k in . h a y a tta h iç b ir am acı o lm a y a n b iri. k e n d is in i so sy a l fa a liy e tle re v e re n u şa ğ ı S udbins- ki: Bir d iğ e r a rk a d a ş ı. Zeki ve h a re k e tli. te m b e lliğ in d e n k u rta rm a k ister. O b lo m o v ’u. Sudbinski: Bir b a ş k a a rk a d a ş ı. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . h u y s u z b ir asalak . kavgacı fa k a t s a d ık u şa ğ ı. Andrey İvaniç Stolz: O b lo m o v 'u n en y ak ın a rk a d a ş ı. Olga Sergeyevna İiyinski: O b lo m o v ’u n se v d iğ i g en ç b ir kız. Oblomov Yazan Ivan Alexandrovich Goncharov (1 8 1 2 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İlya İiyiç Oblomov: T o p ra ğ ın d a n k a z a n d ığ ı g elirle y a ş a y a n b ir c e n til­ m en. Penkin: E d eb iy atla u ğ ra ş a n b a ş k a b ir a rk a d a ş ı. Volkov: O b lo m o v ’u n . fa k a t so ru m lu lu k h is s in d e n m a h ru m ve p a ­ to lo jik çe tem b el.

kör bir sadakat­ le bağlıdır. O blom ov'u az . Uya lyliç. k ü ç ü k b ir d e v le t m e m u ru . pis. O lg a'n ın b ir a rk a d a ş ı. hayatında. efendisine. bir aşçısı ve Zahar adındaki valesi ile birlikte ya­ şar Ailesinin eski bir adamı olan Zdftar. zararsız ve bir şey talep etmeyen biri . Masna: A g afy a'n ın kızı. arkadaşlanyla mektuplaşmayı ihmal eder.sarf sahibi kimse üzerindeki de- moralize edici tesiridir: Başkalarının emekleriyle geçinmeye ah­ şan bu adam.oldu­ ğundan. ihmalkâr. devlette bir iş almak için Oblom ovko adlı köyünden aynimış ve Saint Petersburg'a gelmiştir Fakat sorum­ luluğu bulunan rutin işten zevk almadığından işini bırakmış ve vaktini tembel tembel geçirmeye başlamıştır Öğle üzerine ka­ dar yatağında yatar. Vanya: A g afy a'n ın oğiu. üç yüz ka­ dar serfin çalıştığı orta büyüklükteki çiftliğin sağladığı kazançla yaşar Evinde. k u rn a z ve v ic d a n s ız . mesleğinde yükselmesine. sıhhatinin. kendisine faydalı olacak hiçbir iş öğ­ renmez. O blom ov hoş. Hikâye Serfliğe dayalı bir cemiyetin sebep olduğu kötülüklerden bi­ ri -yarattığı adaletsizlik dışında.) Arkadaşlan. çok tembel olduğundan onları ziyaret etmez. kavgacı ve gayrisamimi olmasına rağmen. Saint Petersburg'daki apartman dairesinde. İrina Penteleyevna: İvan M atyeviç’in k arısı.2 1 0 • 1 0 0 Büyük R om an Baron von Langwagen: M arya M ihailovna’n ın esk i b ir a rk a d a ş ı. d ü n y a g ö rm ü ş n a z ik b ir in sa n . birbi­ ri ardına gelen sahtekâr veya beceriksiz müdürlerin yönettiği malikânesinin işlerine aldınş etmez. böyle biridir. onun. en basit kararlan bile verirken çaresizlik içinde bunalır. Uya liyiç Oblom ov. Otuz yaşlanndaki bu bekâr. Andrey: A gafya ve O b lo m o v ’u n oğlu. Saniçka. Agafya Matveyevna Pshenitsin: A gafya’n ın e rk e k k a rd e şi. sosyal hayatının veya ka­ fasının gelişmesine yardım etmek isterlerse de. kendisini ziyaret eden arkadaşlan vardır (Kendisi.

yeni bir ev için plânlar hazırlar. hemen nişanlan­ mayı arzu ettiğini söylediği zaman. romantik olmamak. çalışmak ve tembellik arasında ne yapacağına karor veremez. metodiklik. onun istediği gibi biri ola­ mayacağını düşünür. Oblomov. Stolz vasıtası ile uyuşuk kalbinde. sanki anne­ sinin kollarında uyuyormuşcasına. ilişkisinin ciddî olduğunu gösterir. O blom ov'un tatlı ve sevimli mizacını görür­ se de. evlilik bir türlü gerçekleşmez. iyi bir annedir ve iyi bir aşçıdır. Agafya Matveyevna Pshenitsin adında bir genç bir dulun. Olga'yı gerçekten sevemeyeceğini. onu sorumlu ve yaratıcı faaliyete sürükle­ mek ve Stolz gibi biri hâline gelmesini sağlamaktır. O lga'nın halasına. nihayet tembel nişanlısının hiçbir şey ya­ pamayacağını anlar. O blom ov'dan da tembel olmakla beraber. O blom ov'un şahsiyeti üzerinde kendi üs­ tünlüğünü kurarak. Babası Alman olan Stolz. Oblomov. bu işte kendisine yardımcı olmasını. mül­ kiyetindeki bir banliyö apartman dairesine taşınır. Oblom ov. kendisini kadının hizmetine bırakır. on­ dan çalışkanlık. iyi bir ev ka­ dınıdır. hayatı saldır­ gan bir hisle ele almak vasıflannı tevarüs etti. Avrupa'da bir geziye çıkar. sonunda Stolz ile ev­ lenir Bu arada. Oblomov. Agafya'nın vicdansız erkek kardeşi onun bu halinden yararlanır ve O blom ov'a kendisine borçlu olduğuna dair kâğıt . Bu aşk ilişkisi. Andrey İvaniç Stolz adındaki çocukluk arkadaşıdır. Hâlen genç bir işadamıdır ve şüphesiz. Oblomov. yeğeni ile evlenmek is­ tediğini. avukatından malî durumu hakkında kesin rapor beklerken. böylece. derin aşk ilânları ardından tereddüt ve gözyaşlannın geldiği engebeli bir yol ta­ kip eder. O lga. gitgide daha da tembel bir insan olun (Evden atılacağı tehdidi altında) zorla kendini toparlayarak. Oblom ov. beklenmeyen bir aşk heyecanı yaratan O lga Sergeyevna adında genç bir ka­ dınla tanışır. zih­ nen. başlıca gayesi. zamanla servet ve zenginliğe kavuşacaktır. O lga. nişanı bozar Üzüntü ve kızgınlığını gizle­ mek için de. 100 B ü y ü k R om an *211 da olsa harekete geçirebilecek tek insan. Kadın.

genç Andrey'i evlâtlık edinir. Pickwick). O blom ov'un borcunu öder ve O blom ov- ka'nın yönetimini üzerine alarak. bu tü r karakterlerin ilk ö r­ neği olur ve artık bu isim lerle bilinirler. diğer bir Oblomov. beklenmeyen bir sırada görünmesi. Ve öylece anlaşılıyor ki. Goncharov. tevârüsle kazanılan im tiyazın nesiller üzerin­ deki soysuzlaştırıcı rolünün bir yorum u olarak ele alındı. ülke­ yi bir istihaleden geçireceği ü m it edilen yeni nesle aitti. Stolz’un hafifçe h is­ siz. O blo- mov'u kurtanr. o sadece yarı-Rus. O blo- movizmin gayet kötü tesirinden kurtulacaktır. ihtiraslı orta-sm ıf âdetleri. Eleştiri Edebiyattaki bazı karakerler (Gargatua. İlya İiyiç’in doğum yeri olan Oblom ovka. Mr. di­ siplinli. Şurası önem li ki. sonunda Agafya ile evlenir ve on­ dan. Aşağı kadem e­ de ele aldığımız takdirde. babası bir Alm an olduğundan. Rus edebiyatındaki yeni realizm ekolüne ve Babalar ve Oğullar’da da görülen sosyolojik yorum lara alı­ şıyorlardı. Andrey adını verdiği bir çocuğu olur. Stolz. m odern dünyanın tesirlerinden uzakta idi. Rus okuyucuları.. Stolz. cem iyete yepyeni bir yön verm ek isteyenlerin kökünden değiştirm ek istedikleri bir yerdi. ilkin. Oblomov. onlar. O blom ov’un rom anı yayım landığı zam an. bu hareketsiz hayatın neticesinde. pratik. para getiren bir işye­ ri hâline koyar. bir gece uyurken kendisine felç gelir ve ölür. kendi şahsiyetlerinin tiplerini öylesine iyi bir şekilde ifade ederler ki. bir netice ve bir sem boldü. arkadaşı İlya’nın aristokra­ . pastoral cazibe­ sine rağm en. Oblom ov da b u n ­ lardan biri.. Stolz. serfliğin hüküm sürdüğü bir cem iyette. İlmî. Bu yan-ortaçağ hayatın­ da uşak Zahar. Stolz'un.2 1 2 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n imzalatır. böylece sanırız ki Andrey. orasını. fakat ne yeniden Oblom ovka'ya gidecek ne de O lga ve Stolz'u ziyaret edebile­ cek canlılığı kendinde bulur. Don Kişot. Oblom ov. Zamanla. anti-rom antik ve ilerici olan h er şeyi A lm an- lar’ın tem sil ettiklerini farzediyordu.

Eski ve yeni hayat arasın­ daki. Oblomov. kom edi­ dir. h er ikisi hakkındaki düşüncelerim izde bir ölçüde kararsız kalm am ızı da sağlıyor. O blom ov’u n sosyolojik tarafını küçüm sem ezlerse de. Klâsik tarife göre. okşandığı. Hepim izde. onun psikolojik önem ini bilhassa idrak ederler. Evliliği sürüncem ede bırakm ası -ki O l­ ga ile nişanlılığının bozulm asına yol açar. Stolz’a h ü rm et besliyorsak da. bir asilzadenin veya büyük . Aynı şekilde. ana rahm indeki var­ lığının takribi bir şekli. trajedi. fakat yazar. göbeğinin kesilm e­ diğini gösteriyordu. sakin ve gayri-pratik hayatlarını devam ettir­ m ek istem elerine de gıpta ile bakıyoruz. onların asırlardır devam et­ tirdikleri. kucaklarda gezdirildiği çocukluğu ile bir bakıma. yapm ak iste­ m ediği bir şeyi yaptırabilir. am a gizliden gizliye de. Fakat tam başarılı olacağı sırada. 1 0 0 Büy ü k R o m a n » 2 1 3 tik uyuşukluğunu rahatsız eder. onun h er şeye karışan. d o k triner tabiatını da zevksiz buluyoruz. sırtındaki eski bir geceliği ile sırt ü stü yattığı ılık. onu harekete geçirebilecek bir kuvvettir. zira ne Olga’nın dil döküşleri ne de Stoiz’u n at si­ neğini h atırlatan yapışkanlığı O blom ov’a. M odern eleştiriciler. Gerçekte. Bu ana rahm inde barış içinde h u zu r içinde geçen hayata dönülm ek istenm esini tem sil eder. Tam bir ataletle. bir trajedi değil. onun bu ta ­ rafı üzerinde zafer kazanır. Oblo- m ov’u. Böylece Oblom ovko halkına gülü­ yoruz. istihale hâlindeki b ü tü n cem iyetlerin özellikle­ ridir. sadece bir tek sı­ nıfın veya h attâ bir m illetin kötülüğü değildir. İkisi arasındaki gerginlik. yani. bu sebepten ötürü. ye­ nisi lehine sonuçlanm ası gerektiğini biliyoruz. bir ölçüde Oblom ovizm vardır. b ü tü n varlığı ile kıza itiraz eder. O blom ov’u n uyuşukluğu.şuurlu bir sa­ vunm a m ekanizm ası değildir. m ağlûp etm ez. O blom ov’un. hayat üzerinde zafer ka­ zanır. Sevildiği. O blom ov ve Stolz arasındaki m ücadelenin. Olga. Bir bakım a hayat. karanlık yatağı.

Z ahar ve Stolz.2 1 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n potansiyel gücü olan birinin. Hikâyede anlatılm ak istenen şey. Oblomov. sem boller gibi tekrar ediliyor: Olga’nın kullandığı leylâk losyonu veya yatağında derin düşüncele­ re daldığı anlarda O blom ov’un vücudunu saran doğu kaf­ tanı. kısım daki çocukluk hayalleridir: Safiyeti bozulm am ış bu kır bölgesinde. b ü tü n bu m arazî tem belliğine rağm en. saf ve h ürm et uyandırıcı faziletlere sahip bulunm ası gerektiğine inanır. kendi m izacındaki bazı ek­ siklikler tarafından ortadan kaldırılm asıdır: M eselâ. m uğlak değildir. Şüphesiz. Fakat uyurken gelen sakin bir ölüm ü yıkım di­ ye kabul etm ediğim iz takdirde. aristok­ rat ve burjuva. O blom ov’un 9 ’uncu Bölüm I. Fakat bu “m utlu cennet” m azidedir ve ancak bir hayalde düşünülebilir. onda bozulm am ış cezbedici bir saflık görür­ ler. Oblomov. Bilhassa. Agafya ve Olga. m im arî m aharet ve çelişkili tezler üzerinde ti­ tizlikle durularak hazırlanm ış: Rusya ve Avrupa. hiç de tiksindirici bir insan değil. Ol- ga’nın Stolz’la evlenm esi gibi ikinci derecedeki m alzem e. bir hayalden başka bir şey değildir. arkadaşları. kır ve şehir. kilisedeki ziyafetle­ re göre tesp it edilir. Hikâye gayet ağır hareket eder. G argantua ve F lasstaff’la ve edebi­ yatın diğer kahram anlarıyla aynı kategoride. Belki de bu tü r bir h a­ yat. ahlâkî değerlerin nasıl olm ası gerektiğini onlardan daha iyi anladığını gösteriyor. Belki de en önem li pasaj. esas k onunun dışında kalır. plân basittir. onun "kum rununkini andıran nezake- ti”nden bahseder. Olga. O blom ov’da hiç de sinikallik yoktur. sivil takvim e göre değil. . Yapı. insanın sadık. para hem en hem en hiç kullanılm az ve h a ttâ günler. h u zursuz ve bencil olarak ten k it ettiği zam an. D ünyada hiçbir şekilde yaşam adığından. Mac- b e th ’in ihtirası veya O thello’n u n herşeye kolayca inanan asil saflığı. hiçbir şeyin vuku bulm adığı olduğundan. Bazı imajlar. Ü st-sm ıf m ensubu arkadaşlarının yaşadığı hayatı su n ’i. O blom ov hiç de yıkılmış biri değildir.

Goncharov. Hemen hemen aynı zamanda. Söyleşine yorucu bir seyahat. bu emek­ lilik yılları. ancak altmış sene sonra İngilizce’ye çevrildi. hükümet merkezine gelen saf bir kasaba idalistinin. yayımlayıcıların baskısı altında yaşamadı. Dostoyevski gibi o da. Bu bilhassa. . hayatının büyük kısmında Maliye Vekaletinde ça­ lıştı. fakat iş işten geçmişti. Rusya dışındaki okuyucular kendisini. yaşlı ve müşfik bir babanın sağlam bir tarzda yönettiği aile etrafın­ da döner. Goncharov’un hayatında. İlk romanı olan Alelâde Bir Hikâye. zamanla ha­ yallerini kaybedişi ve sinikal bir oportünist oluşu ile ilgilidir. kitabın tezi. Hiç evlenmedi. Volga bölgesinde­ ki bir kır kasabasında. onun bu şüphelerinin yaşlandığı zaman yakalandığı paronianın tesirinden doğduğu anlaşılıyor. Kendi neslinin entelektüel liderlerinin ekserisi de aynı anda talebe idiler. Bu seyahat hatıralarını 1857’de yazdı. aynı şekilde bitmese de. devlet gö­ revlisi olmaktı. 1812'de doğdu. Gayesi. Goncharov. Hayatının son yılları uzun ve yalnız geçen bir emeklilik oldu. sadece bir tek kitabı ile tanırlar. Bir söylentiye göre. fakat bu gö­ revini. onların çevrelerine girmedi. Turgenev’in bu kitaptan aşırmalar yaptığı iddia etti ise de. fakat Goncharov. Volga nehri üzerindeki bir kasaba hayatını anlatan ro­ man. Kitap. böylece. Uçurum (1869) seneler süren çalış­ manın mahsulü idi. Oblomov’u hatırlatıyor. Zengin bir tüccar olan babası on yaşındaki oğlunu Moskova’daki bir liseye ve ardından üniversiteye gön­ derdi. Oblomovda aynı yıl yayımlandı ve hiç olmazsa Rusya’da. (Sibirya demiryolu da o zaman yapıl­ mamıştı). Bazı hususlar­ da. bellibaş- lı bir eser olarak kabul edildi. Maliye Vekaleti’ndeki işini bıraktı ve Eğitim Vekaletinde edebî sansür dairesinde çalışmaya başladı. tutumla yürüt­ tü. gerçi nazik ve uysal kahramanından çok daha fazla huysuz ve şüpheci bir adam hâline geldi ise de. Deniz yoluyla seyahat etti (o zaman Süveyş kanalı henüz açılma­ mıştı) ve Sibirya üzerinden döndü. çok uzaktan da olsa bir tür macerayı andı­ ran tek hâdise. kabul edildiği zaman da caymak istedi. Goncharov’un üçüncü romanı. bir romancı için sönük ve tatsız bir işti. onu bir çeşit Oblomov yaptı. şüphesiz sakin bir hayat yaşayan Goncharov’un mizacı ile bağdaşmıyordu. bu heyete katılmak için fazla düşünmeden müracaat etti. ticaret heyetinin sekreteri olarak Japonya’ya yaptığı seya­ hat idi. ekseri sansürcülerden de az gayrı-liberal bir ruhla. Yazılarını boş vakitlerinde yazdı ve böylece. 1 0 0 Büyük R o m a n » 2 1 5 Yazar Ivan Alexandrovich ağır ve zaman zaman yazdı.

. h a s s a s iy e t ve in s a n la ­ rın k e n d i k e n d ile rin i a ld a tm a la rıy la ala y e d e r. ü n iv e r s ite d e n y en i m e z u n o lm u ş tu r. te k b a ş ın a y a ş a y a n b ir b ek âr. Pavel Petroviç Kirsonov: N ikolai’n in e rk e k k a rd e şi. Em ekli b ir su b a y . n â z ik ve m ü şfik : o ğ lu n u ço k se v e r. k o n u ş u ş u z a m a n z a m a n acı. kır b ö lg e s in d e sa k in b ir h a y a t sü re r. h e r şeyle. Bir n ih ilis ttir. c e m iy e te k ü sk ü n ve d ü ş m a n a rk a d a ş ı B a zaro v ’u n ço k fa z la te s i­ ri a ltın d a d ır. Vassily İvanoviç Bazarov: Y vgeny’n in b a b a s ı. Arkady Nikolayeviç Kirsanov: N ikolai’n in b ü y ü k oğlu. b a s it ve sev im li b ir in sa n ise d e p a r ­ lak. T am b ir a risto k ra t. Babalar ve Oğullar Yazan Ivan Sergeyevich Turgenev {1818-1883) Başlıca Karakterler Nikolai Petroviç Kirsanov: O rta yaşlı b ir k ır c e n tilm e n i. k im se ile sık ı fı­ kı d o s tlu k k u rm a k iste m e d iğ i in tib a ın ı y a ra tır. u ta n g a ç v e g ü z e l b ir k ö y lü kızı. m ü şfik . k e n d is in e g a y e t iyi b a k a r. Yvgeny Vasiliç Bazarov: P arlak b ir tıp ta leb esi: A rk ad y 'n in b ir a rk a d a ­ şı. G en çliğ in d e. Fedosya Nikolayevna Savişna (Feniçka): N ik o lai'n in m e tre si. A slında. b ilh a ss a ap ta llık . d a v ra n ışla rı. e lb ise le ri te rte m iz . m u t­ s u z b ir a ş k m a c e ra sı g e ç ird iğ in d e n s o m u rtk a n ve h issi.

Prenses K. Viktor Stitnikov: Bir g en ç. e sk iy e b ağ lı n â z ik bir k ad ın . emekli bir subaydır. onun bir radikal olduğunu sanırlar. Z engin b ir d u l. Hikâye Kirsanovlar. zamanına göre. A v ru p a’d a b a s ıla n k ita p la rı o k u r ve k im y ay a çalışır. Sevim li b ir in sa n d ır. Rusya'nın kır bölgelerindeki ailelerinden biri ve kendi sınıflannm diğer mensuplanndan daha cazibeli insanlar­ dır. Anna Sergeyevna Odintsov. sadece kardeşi Pavel'in sınıflar hakkındaki peşin hükümlerine saygı gösterdiğinden onunla evlenmez. K o casın d an a y rılm ış z e n g in b ir k a d ın . s o n d e ­ rece h u y su z . k e n d is in in ö n e m li o ld u ğ u n u sa n ır. m a h ir b ir p o litik a c ı ve y ö ­ n etici. hayattaki ihtiras veya hedeflerinden sı- . Pavel. Papaz Alexei: B azaro v ’u n k öy p a p a z ı. Piotr. k u v v etli in a n ışla rı ve h is s î b a ğ la n ­ tıla rı y o k tu r. O d in tso v ’u n y a n n d a y a ş a y a n y aşlı b ir a k ra b a s ı. m ü şfik ve a ile s in e sâdık. Mahhev İliç Kolyazin: Bir h ü k ü m e t g ö rev lisi. Feniçka adındaki bir köylü kızı ile metres hayatı yaşar. Serfle'rini azat etmiştir ve şimdi malikânesinden kira toplamakta güçlüklerle karşılaşmaktadır. Katerina Sergeyevna Loktiv: Bn. K irsan o v ların a k ra b a sı. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 2 1 7 Arina Vlassyevna Bazarov: Y vgeny’n in a n n e s i. A bla­ sın d a n d a h a sa k in ve d a h a gelen ek çi. şimdi Nikolai'nin yanında oturur Ateşi sön­ müş bir aşk hayatı onu. Kansı öldüğünden. ileri fikirlere sahip iyi ni­ yetli bir insandır Kendisinin daha eskiye bağlı komşulan. Avdotya Nikitişna Kukşin. A n ti-e n te lle k tü e l o lm a sın a ve h u ra fe le re b ağ lı b u lu n m a s ın a rağ m en . B azarov’u n âşığı. k u ra lla ra b ağ lı d e ğ ild ir. O d in tso v 'u n k ü ç ü k kız k a rd e şi. N ikolai’n in z ü p p e le ş m iş u şa ğ ı. o rijin a l v e ­ y a k u rn a z b ir ad a m o lm a m a sın a ra ğ m e n . B azarov’u ta k lit e tm e y e ça lışa n ve o n u n y a ­ n ın d a n a y rılm a y a n b iri.: Bn. Nikolai Petroviç. Ken­ d isin i k u rta rılm ış b ir k a d ın sa y ar. Açık gö­ rü ş lü d ü r.

annesi de basit. kendisi ile arkadaşı arasındaki mesafenin genişle­ diğini idrak eder. Her ikisi de. Bu oturmamış genç. fakat flörtü seven biri olduğu intibaını yaratmasına rağ­ men. bu gençleri cazip bulur ve kendilerini davet eder. ba­ basının çiftliğine döner. kendisinin de Anna'ya âşık olduğunu sanır. Bu ziyaretler sı­ rasında Bazarov. misafir gel­ diği bu evde uzun bir zaman kalır veya ev sahiplerine. Bazarov. Nikolai'nin oğlu Arkady. bir nihilisttir: Hiçbir şeye hürmet beslemez. iki genç bir ara yumruk yumruğa kavga edecek hâle gelirlerse de. hiç de bir nihilist değildir ve Baza­ rov'un. civardaki vi­ layet merkezine sık sık giderler. eskiye bağlı bir ka­ dın.2 1 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yırmıştır. 1859 Mayısı'nda. genç bir dul olan Anna Sergeyevna Odintsov ve onun kızkardeşi Katya ile tanışırlar Hızlı ve anti-gelenekçi bir kafaya sahip bulunan Anna. Arkady. nihilistlik prensiplerine rağmen Anna'ya âşık olur. Pavel Amca ile alay edişine gücenir. oğuilanna perestiş ederler Bu ziyaret sırasın­ da. gerçekte. kendisini cazibesine kaptırdı­ ğı Bazarov adında bir genç ve parlak bir tıp talebesi vardır. zevkleri kendisininkine daha yakın olan Katya'ya tutulun Arkady ve Bazarov. iki genç. Kalben. orada. Arkady. Her işte arkadaşının yap­ tığını yapmak isteyen Arkady. onun ya­ nında kendilerini rahat hissedenler. emekli bir ordu subayıdır. daha sonra kır bölgesinde sakin bir ha­ yat yaşayan Bazarov'un ebeveynlerini ziyaret ederler Babası. ilkin. Anna âşık olmayacak bir kadındır Sebep olduğu aşk ate­ şi onu dehşete düşürür. ilişkiyi keser. Rusya'daki bütün sosyal sınıflarla alay eder ve eski­ ye bağlı her şeyi gülünç bulur. Hiçbir hayali bulunmadı­ ğını söyler. yirmi yaşlarında neşeli iyi ta­ biatlı bir gençtir. sadece Feniçka ve bebek­ tir Bazarov'un bu misafirliği sırasında. Pavel hakarete uğramıştır Arkody ona perestiş eder. üniversiteyi bitirdikten sonra. muhte­ lif şekillerde tesir eder Nikolai şaşırmıştır ve hayret içindedir. her şeyle alay eder. Kirsanov- . hissiyatla ilgili değildir. yanında. Ba- zarov.

Bu arada. elinden kayar ve elini keser Birkaç gün sonra. yeşil ve huzur verici otlar yetişir. Bazarov orada. fakat Pavel bunu görür ve Bazarov'u düelloya davet eder. cemiyete karşı duyduğu acı hisleri ve küskünlüğü hâlâ terketmeden cesur bir şekilde. kansına bağlı bir koca. gerçekten sevdiği kadını terketmemesini ve Fenişka ile evlenmesini ister. huzursuzdur. Tur- . hattâ An- na. doktor babasının yardımcısı olarak çalışmaya başlar. Bu Arkady'nin Ba- zarov'dan ve onun nihilizminden aynidığı son adımdır. henüz. Katya'yı gerçekten sevmeye başlar Kıza ev­ lenme teklif eder ve derhal kabul edilir. iki kişi. Eleştiri Babalar ve Oğullar’m plânı b asittir ve oldukça bağlantı­ sız. Arkady yaşlandıkça babasına daha fazla benzeyecek: Şuurlu bir toprak sahibi. Niko- lai'nin metresi Feniçka ile flört etmek suretiyle Anna'yı unutmak ister. Bazarov'a gelince. Almanya'ya giderek boş hayatını orada sürdürür. nekahati sırasında. sevmemekle beraber bir gün seveceğini umduğu biri ile evlenir. Arkady ve Anna'ya elveda diyerek. iyi bir vatandaş ve ileri görüşlere sahip olmakla beraber ih­ tilâlci değildir. Nikolai'ya yalvararak. meşgul etmek için. Acı ve ıstırap içinde kıvranan Bazarov'un mezan üze­ rinde. Düelloda. gençliğinde sevdiği kadınla ilgili güçlü hatıralannı düşünür. kendisini. Gerçekte. M aamafih. Aşağı yukarı. Bozarov'a hiçbir şey olmaz ve Pavel de sade­ ce bir yara ile kurtulur. Bununla beraber. Okuyu­ cu öyle hissediyor ki. Pavel. hikâye.zorla çalınan bir öpücük dışında hiçbir şey olmaz. so­ murtkan bir yüzle doğduğu köye giderek. Arkady. Pavel. diğerleri için mutlu sona erer. canı sıkılır Bir gün. 1 0 0 büy ük R om an * 2 1 9 lar'ın çiftliğine gitmeye karar verirler. gevşek bir tarzda biraraya getirilm iştir. zira Kirsanov ailesinde ikili bir evlenme vardır. aşağı yukan banşırlarve arala- nndaki anlaşmazlığı anlatmak için bir hikâye uydururlar. aynı hastalık­ tan ölür. tifüsten ölen bir kimsenin üzerine otopsi yapar Bıçak.

2 2 0 * 1 0 0 Büy ü k R o m a n

genev’in rom anları, titizlikle hazırlanm ış plânlardan ziya­
de, her zam an hatırlanan küçük hikâyelerden ve karakter
skeçlerinden oluşurlar. Hikâyede iki aşk m acerası, bir d ü ­
ello ve bir ölüm vardır ki, başka bir yazar, bu malzemeyi
ro m an tik veya m elodram atik bir şekle sokabilirdi; Turge-
nev, bunları, gerçek değerlerinden daha az işledi. Gerçek­
te tez, kitabın adıdır: İki nesil arasında, genellikle m izaç­
lar ve fikirler etrafında dönen ve ifadelerini sadece konuş­
m alarda gösteren çatışm a.
Bu âşinâsı olduğum uz bir çatışm a. Babaların daha yaş­
lı nesli ya Pavel gibi açıktan açığa m uhafazakâr veya Niko-
lai gibi çekingen liberaldirler. Çocukları, babalarını, başla­
rını kum a göm m üş insanlar olarak görüyor ve onları
şaşkına çevirm ekten zevk alıyorlar. Nikolai, bu durum da,
yeni hiçbir şey bulunm adığını, kendi gençliğinde de ebe­
veynlerine, onların başka bir çağa ait olduklarını söyledi­
ğini hatırlatır. Şimdi ise kendi çocuğu isyancılar arasında­
dır. M aamafıh, çatışm a önceden tahm in edildiği şekilde
sona erer. A rkady’nin oldukça gelenekçi karısı ile yaşam a­
ya başladıktan sonra, kendi çağının m uhtevası içinde, ba-
basınınkine benzer bir hayat süreceği im a edilir.
H ikâyenin büyük m eselesi Bazarov, onun, yaşlandıkça
nasıl bir insan olarak gelişeceği hakkında bir şey söylem e­
yiz, zira genç yaşında ölür. Şüphesiz, Turgenev'in en m eş­
h u r karakteri o. Turgenev’in yarattığı insanlardan ekserisi
ya Pavel gibi nörotik m alûller veya Nikolai gibi, varlığı ile
yokluğu belli olm ayan nazik insanlar. Fakat Bazarov baş­
ka bir insan; İster Pavel gibi, kendisinden nefret etsinler,
ister Arkady gibi tap sınlar veyahut A nna gibi ondan uzak
durm aya çalışsınlar, karşılaştığı herkes üzerinde izini bı­
rakır. Gerçi diğerleri onu, kanatlarına göre değerlendirir­
lerse de, gerçekte, bir şahsiyet olarak kendi izini bırakır.
Ö lüm , anında cesur ve bilhassa aptallar hakkında h ü k ü m ­
lerinde şiddetli ve alaycı. Ve nihayet âşık olduğu zaman.

100 b ü y ü k R o m an • 221

kendisini bu aşka, A rkady’nin kur yapm ası gibi verm ez,
b ü tü n vücudunu sarsarcasm a derin bir ihtirasla bırakır.
H izm etçiler ve çocuklar dışında, herkes üzerinde h u şû ya­
ratır. Ö ldüğü zam an, beraberce sakin bir hayat yaşayacak
Arkady ve Katya’nm , bir zam anlar hayatlarında tesiri olan
bu garip kuvveti her zam an hatırlayacaklarına em iniz.
Bazarov, ilk nih ilisttir veya daha keskin olacaksak, ke­
limeyi bize ilk defa Turgenev, bu kitabında tan ıttı. Gerçek­
te kelime, m evcut olan h er şeyi reddeden, felsefî skeptik-
liği anlatm ak için 1836’da görüldü. Turgenev, nihilisti, ne
kadar h ü rm et edilirse edilsin, yerleşm iş prensip ve hiçbir
otorite tanım ayan birini anlatm ak için kullanır. Böylece
Bazarov, dinle, şiirle (bilhassa rom antik şair Puşkin), va-
tanseverlilikle, politikacılarla (bilhassa liberal parlam an-
terlerle) tabiatla (ki rom antik nesil tabiata tapm ıştı) ve
h a ttâ bir biyolojik olarak değil de his olarak ele alınan
aşkla dahi alay etti. M aamafıh, onun tanıdığı ve onun kar­
şısında kendi nihilizm inin dahi ikinci derecede kaldığı bir
genel prensip vardır: “H areketlerim izi yöneten ütilitedir
(yararlı olma, fayda sağlam a)” diyor. “G ünüm üzde en fay­
dalı şey, red d etm ek tir ve bizim yaptığım ız da b u .” Başka
bir ifade ile nihilizm , m evcut tarihî şartlar altında, onun
ütiliterciliğinin talep ettiği stratejidir. A lternatif yönden
bakıldığında, onun bir nom inalist (genellikle ilim diye bir
şey bulunm adığını, sadece faydalı sanatların m evcut ol­
duklarını söyleyen) veya pozitivist (bir kim yagerin otuz
şaire bedel olduğunu iddia eden) olduğunu söyleyebiliriz.
Söylemeye dahi gerek yoktur ki, İngilizce konuşan insan­
lar pozitivizm ve ü tiliterianizm ’in ne olduğunu bilirlerse
de aradaki fark şudur; Ekolün İngiliz tem silcileri genel­
likle Bazarov’un hareket teknik ve üslûbuna sahip olm a­
yan akadem ik kişilerdir. Gerçek Bazarovlar’m sayıları çok
azdır; fakat Arkady ve Sitinikov gibi taklitçilerinin, ü n i­
versite talebelerinin toplandıkları her yerde, düzinesi on

2 2 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

kuruş. M uhtem eldir ki, onların yaşlıları, gururlarını ve
entelektüel tem belliklerini devam ettirdikleri m üddetçe,
h er zam an bizim le beraber olacaklardır.
Turgenev’in kadınlarının, erkeklerinden daha fazla iz­
lenim bırakan kim seler oldukları sık sık işitilir. Bu rom an­
da, liberal entelijansiya ve Batı fikirlerinin dokunm adığı
hakiki R uslar arasında eşit bir tarzda yayılan m üteaddid
tanınm ış kadın vardır. Bn. Kukkin, entelektüel bir kadını
en gülünç bir şekli ile gösterir. Kimya ile m eşgul olur, m i­
m arlık yapm aya çalışır ve A m erikan edebiyatını okur.
E m erson’u George Sand’e tercih eder. Bu kadın s u n ’idir,
yapm acıktır, sinirlidir, tatm in olunm am ıştır. D aha orijinal
ve zeki bir kadın olan Bn. Odintsov, Bazarov’u n özellikle­
rini, hepsinden fazla takdir eder ve kitapta, peşin hü k ü m ­
lere kapılm aksızm ve sam im i bir şekilde, Bazarov’la eşit
şartlar altında konuşabilecek yegâne insan odur. Fakat yi­
ne de, kadının şahsiyetinin çekirdeğinde, kadının ciddî
bağlılıklar kurm asını engellem eyen nörotik bir yara var.
Kadın bazen huzu ra kavuşuyorsa da gerçekte hiçbir za­
m an m u tlu değildir.
Ö teki aşırı uçta da, Bazarov’un annesi yer alıyor: "Es­
ki ekole m ensup hakikî bir Rus hanım efendisi, M osko­
va’nın eski günlerinde, iki asır önce yaşam ış olabilirdi.”
A rina Vlassyevna, kehanetlere ve ruhlara inanır. Senede
azam î bir veya iki m ektup yazar; fakat hizm etçilerine kar­
şı m üşfiktir, dilencilere cöm ert ve oğlunu da sever. Bes­
belli ki, iyi bir kadın. Turgenev, böyle insanların sayıları­
nın çok azaldığına üzülür. Sonra utangaç, nazik ve sevim ­
li Feniçka vardır ki, A rina kadar halis bir Rus. O nun ses­
siz, kendisini belli etm eyen aşkı, Rus köylüsünün niha­
yetsiz ıstıraplara dayanabilm ek kapasitesinin bir neticesi.
Bu karakter Turgenev’de, Batı ve Slav idealleri arasın­
da bir gerginlik bulunduğu hissini uyandırır. Bazarov, ye­
ni tü rd e bir Rus; N e serf ne asil, Rusya’yı Doğu uyuşuklu­

100 büyük Rom an • 223

ğundan kurtarm ayı vaadeden bağım sız bir ruh. Feniçka,
karşı kutuptaki bir ideal; E ntelektüel olm aktan ziyade
sezgi gücü kuvvetli olan biri, sadeliğinden, kuvvetli ve
halkın hayatını yakından biliyor. Slav ruhunda. Batı Avru­
p a ru h u n d a m evcut olm ayan özel bir derinlik bulunduğu­
n u söyleyen eleştiriciler, b u n u n en iyi örneğini Feniçka’da
bulacaklar. Turgenev, Bazarov’u yarattığı zam an bir Batılı
olarak yazdı; Feniçka’yı yarattığı zam an da, bir Slavofil
olarak.

Yazar

İvan Sergeyeviç Turgenev, kendi neslinin Rus yazarları arasında,
davranışı ile Avrupa’ya en yakın olan ve bu yüzden Batı’nın hayranlık
duyduğu ilk Rus yazardır. Varlıklı bir çiftçi ailesinde dünyaya geldi. Anne­
si, onların beşerî yaratık olduklarını unutarak son derece haşin davranan
eski ekole mensup otokrat bir Rus kadını idi. Bn. Turgenev’in çocukluğu
ve evliliği son derece kötü şartlar altında geçtiğinden, çocukları da dahil,
herkese zalimce muamele etti. Böylece, ilkin Moskova’da, daha sonra
Saint Petersburg’da ve nihayet Berlin’de eğitim gören İvan, bu haşin at­
mosferden kendisini kurtarmış oldu. Rusya’ya 1841’de döndüğü zaman
yirmi üç yaşında idi; bir devlet dairesinde çalıştı; ardından annesinin iti­
razlarına rağmen, edebiyatçı olmaya karar verdi. Annesi ölünceye kadar,
yıllarca, bir tür bohem hayatı yaşadı. Daha sonra, rahat bir hayat sürecek
tarzda servet sahibi oldu.
Turgenev hiç evlenmedi. Gençliğinde -ki sonralan, köleliğin düşmanı
olarak şöhret kazanacaktı- kendi kuzeninden bir serf kızı satın aldı ve
onunla, kendi ailesinin malikânesinde metres hayatı yaşadı. Fakat birkaç
yıl kadar süren bu hayattan bıktı ise de gayrimeşru kızını, şuurlu bir şe­
kilde eğitti, evleninceye kadar baktı. Turgenev, maamafih en derin aşkını
sonraları Bn. Viardot adını alacak Pauline Garcia adında bir şarkıcıya
sakladı. Bu ilişki tamamen platonik kaldı (Turgenev, fizikî ihtiyaçlarını
başka yerlerde tatmin edebiliyordu). Bn. Viardot, Turgenev’e müsamaha
etti ve kocası da onu bir tehlike olarak görmedi. Bununla beraber Turge­
nev, bu kadına gerçekten âşık oldu. Avrupa’da her yerde onu takip etti.
Turgenev’i kozmopolit biri yapan özellik, kendi entelektüel yönü olduğu

daha sonraki kitaplarında sosyal tezler üzerinde durdu. Edmond de Goncourt. Alphonse Daudet ve Emile Zola gibi realistler takdir ettiler. Kitabın. Muhafazakârlar. Bunun neticesinde de. Bazarov’un karikatürize edildiğini söylediler. Turgenev köylüleri. Maamafih. 1840’larda yazıldığı halde 1852’de basılan ve kır hayatından manzaralar anlatan Bir Sporcunun Hayatından Parçalar \d\. daha sonraları II. Başlıca karakteri Lavretsky -ki Turgenev’in gayrikah- raman kahramanlanndan biridir. günün realiteleri ile bağdaşmadığı söylenerek tenkit edildi. Kitabın bu saf başlığına rağmen. Turgenev’in belli başlı ilk kitabı. yıkıcı buldular. Bazarov’u kimse sevmedi.2 2 4 * 1 0 0 B üyük R o m a n kadar kadının cazibesi idi. Turgenev’in kendi kahramanı hakkında ne düşündüğünü merak ediyor. Turgenev’in en büyük romanı Babalar ve Oğullar’ın kahramanı Bazarov. daha sonraki romanları. aris­ tokrasi içinde geçer. onu öven bir yazı yazdığından kısa bir müddet için hapsedildi. ülkesine yaptığı kısa ziyaretler dışında Batı’da yaşadı. hissî bir tarzda ele almadı.evlendiği kadın ile sevdiği kadın arasın­ da ne yapacağını bilemeyen tesirsiz bir adamdır. Turgenev. Entelektüel olarak. 1867’de. kitap çok ilgi çekti. 1856’dan 1883’e kadar. On sene sonra . yemeklerini çok defa beraberce yediler ve bu anlara da “ıslıklanan yazarların yemeği” adını verdiler. Bazarov’la beraberdi. çağın anlayışı­ na çok yaklaşmış bulunduğundan. fakat onun içgüdüsel sempatileri eski nesilden yana idi. Ölü Canlaı’m yazarı Nikolai Go- gol’un ölümü üzerine. son derece cazibeli bir kadına tutulmuş zayıf iradeli bir adamın hikâyesini anlatan Duman adlı kitabı yayımlandı. Sa/c/n İnsanların Bir Yuvası. böylece adı. müellifin 1860’da Al­ manya’da tanıştığı bir Rus doktoru örnek tutularak işlendi. Turgenev’in son yılları. aynı yıl. Turgenev. Okuyucu. Turgenev’in Dostoyevski ile münasebetleri gayet kö­ tü idi. gerçek tez serf ve efendi­ si arasındaki ilişki idi. Bu beş kişi. bu da. fa­ kat onların da beşerî yaratıklar olduklarını anlattı. Bir ihtilâlciyi anlatan Rudln adlı romanına Turgenev’in Berlin’de tanıdığı Mi- keal Bakünin’i örnek tuttuğu söylenir. Alekxander olarak tahta ge­ çecek Tsareviç’in sertliği ortadan kaldırma yolundaki gayretlerinde yar­ dımcı olduğu söylenir. Turgenev. esaret ve zulmün bir düşmanı olarak yerleşti. radikaller de. Öte yandan. Tolstoy ile de bir düello yaptı. Sosyal protestonun önemli bir belgesi olarak ele alınan bu kitap Tom Amca’nın Kulübesi ile mukayese edildi. Babalar ve Oğullaı’m tutulması neticesinde Turgenev Avrupa’da kal­ maya karar verdi. Avru­ pa’da bilhassa Flaubert. bellibaşlı haricî macera veya hâdiseden yok­ sundu.

halkın lideri olmak isteyen zayıf bir kahra­ manın. Tolstoy’un hamasiliği veya Dostoyevski’nin ihtirası yoktur. bu üç Rus roman­ cısı arasında da en büyüğü Turgenev’dir. bu eleştirici düşmanlık azaldı. birçok eleştiricinin indinde. genellikle Fransa’da ya­ şadı. ölmekte olan bir sınıfı. . Öldü­ ğü zaman. gut hastalığına yakalanmış bir ihtiyar adam olarak ara sıra Rusya’yı ziyaret etti. Rusya’da tutunmadı. 100 büyük R om an • 225 Bakire Toprak aü\) romanında. Turgenev. Rus köylüsünün adaletsizliği karşısındaki âciz durumunu ele al­ dı. Turge- nev’de. fazla üzerlerine varmadan ten­ kit eder. ekseriya. Roman­ larında. Rusya’nın çok büyük yazarlarından biri olarak anıldı. Bununla beraber. Bu kitap da. Hayatının sonuna doğru.

e v le n m e m iş k ız k a rd e ş. iriy a rı ve c a n a y a k ın b iri. VVardle'm kızı. Rachael Wardle: Mr. m a a m a fih k ız ın e rk e k k a r­ d eşi. saf. o rta y a şlı b ir ad am . Arabella Ailen: Mr. Augustus Snodgrass. az im li ve e ş s iz b ir in sa n . Pickvvick’in sa d ık u şa ğ ı. Pickvvick’in L o n d ra’daki ev sa h ib e si. Bn. . Tracy Tupman: Pickvvick K u lü b ü 'n ü n şişm a n . k ısa te lg ra fv a ri cü m le le rle d u rm a k s ız ın k o n u şu r. Alfred Jingle: G ezici b ir a k tö r ve sırd a ş . Emily Wardle. Mr. b ir “co ck n ey "d ir (L ondra’n ın k e n a r m a h a lle s in d e y e tiş e n b ir ad am ). Pickwick’in Evrakı (The Pickwick Papers) Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler Sammuel Pickwick: İyi h u y lu . se v im li. o n u b ir d o k to rla e v le n d irm e k iste r. Wardle: R o c h e ste r c iv a rın d a k i M anor Ç iftliğ i’n in sa h ib i. Bardell: Mr. a ş k m a c e ra la rı p e ş in d e g id e n b ir ü y esi. k e n d i­ sin e â ş ık o ld u ğ u n u sa n ır. Pickw ick K u lü b ü ’n ü n ş a ir ru h lu ü y esi. W ardle’ın. VVinkle’in h a y a tın ın aşkı. Mr. Pickvvick’in. h e rşe y i b ilm e k is te r ve m aceray ı se v er. Sam Waller: Mr. y aşı ile rle m iş. Nathaniel Winkle: Pickvvick K ulübü’n ü n e n u ta n g a ç ü y esi.

zira elbisenin bulunduğu bavul çalınmıştır M r Jing­ le. Mr. baloda D r Slam- m er'in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek. Rochester'e geldikleri vakit. B ardell’in v ic d a n s ız av u k atı. Augustus Snodgrass ve M r Tracy Tupman). çabuk kı­ zan bu doktoru çileden çıkartır Ertesi sabah. efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler Zavallı M r Winkle ise. 100 B üyük R om an • 227 Mr. Mr. Natheniel VVinkle. dünya görmüş've maharetli biri kendilerini kurtarır. bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler M r Tupman. gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu dâlm î başkanı Mr. Bu yan-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde. M r Tupman'a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu. Serjean Buzfuz: Bn. mahallî âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. 13 Mayıs. Mr. D r Slammer'in uşağı M r VVinkle'i ziyaret ede­ rek. hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler. 1827'de kulübünün üç üyesi ile birlikte (Mr. bir grup kabadayının hücumu­ na uğrarlar. beraberce. o akşam. balo için resmî elbisesi bulunmadığını üzüle­ rek anlatır. utangaç Tupman'ı balodaki. Hikâye Pickwick kulübünün kibar. Beraberce Rochester'e gider­ lerken. Bob Svvyer: A rab ella A llen’in re d d e ttiğ i g en ç ve se v im li b ir tıp ta le ­ b esi. şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde on­ lara anlatır Yolda fıçılarla midye yedikten sonra. handa bir balo tertiplendiğini öğre­ nirler M r Jingle. İngiltere'nin uzak bölgelerine giderek. bir dtlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar Kulüp üyeleri. Henüz yola çıkmışlardır ki. geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırla­ mayacak kadar sarhoştur. Sanığın kendi elbiselerini giyinen M r Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickvvick'li korkudan tir tir tit­ . böylece M r VVinkle'in resmî elbisesini Alfred Jingle için "ödünç" a lır Alfred Jingle de. Samuel PickVVick. zira şişman. Alfred Jingle adında kibar.

2 2 8 * 1 0 0 B üy ü k R o m a n reyerek. düello yerine gelir. onu kendisine uşak olarak tutar. VVardle. Bn. W ardle'in zengin bir kadın olduğunu sanır. Pickwick Kulübünün şa­ iri Mn Snodgrass'tır. be­ raberce Gosling Street'teki yerine gelirler Mn Pickvvick'in ev sahibesi Bn. onu M r Tupman'dan soğuttuktan sonra. bu aktör ve şarlatanı M anor çiftliğine davet eder. Bardell'in bu tutumu karşısında Londra'da yaşayama­ yacağını anlayan M r Pickwick ve arkadaşları. garip düşünceler içindedir. yaşlı Bn. Winkle'nin yanlış biri olduğunu kimse bilmez. Eastanswill kasa­ basına giderler Kasabada "Blue"lar ve "B uff"lar arasında şid­ . se- fil-perişan bir vaziyetten. Yordımosı. PickvvickIiler. Pickv^/ick'in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an. tüfeklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çı­ kar ve kazaen M r Tupman'ı elinden vurur Kriket maçı sırasında M r Pickwick. bayılmış gibi hareket ederek kendisini M r Pickv»/ick'in kol­ larına bırakır Bn. öğleden sonra. zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı'nm akıllı uşağı Sam VValler'in yardımıyla Londra'da yakalarlar Jingle'e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna eder­ ler. Wordle de gözyaşlanyla M anor Çiftliği'ne geti­ rilir Londralı bir arabacının oğlu olan Sam W aller'in zekâsına hayran kalan M r Pickvvick. Slammer düello yerine geldiği zaman. derhal bu çiftin pe­ şine takılır. Dr. W ardle'e âşık olur ve M r Winkle de güzel Arabella Allen'e tutulur. Aynı gün. M r Tupman. Daima bir fırsat kollayan Jingle. M r Pickwic'in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır Kadın. Mr. M r Winkle. zavallı Bn. Yiğitliğini ispat etmek için. kaldıklan handan on mil mesafedeki hana ulaşırlar. şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Racha- el ile birlikte yaşadığı M anor çiftliğine davet edilirler Ertesi gü­ nü öğleden sonra. bera­ berce kaçarlar M r Wardle ve M r Pickvvick. tekrar Jingle'e rastlar Mr. PickvvickIiler. zorlu bir yolculuk yaparak. şişman ve sevimli *M r W ardle'in iki kızı. Bardell.

. Bir "Blue" olan Muhte­ rem Scmuel Slumkey. Adale­ tin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen M r Pick- wick. tekrar Jingle'i görür. Bath kasabasının kaplıcalannda bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. arkadaşı VVinkle ile Arabella Allen'in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Savvyer'i red­ dettiğini öğrenince. 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyece­ ğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler. jüri. Sam VValler. M r Pickvvick. rakibi Horatio Fizkin'e karşı zafer kazanmıştır. Bn. Bn. Mr. Serjean Buztuz'un oyunu ve sahtekârlıkla- nna karşı kendisini savunmalıdır Vicdansız avukat. Pickvvick. gerçekte bir aşk mektubu oldu­ ğuna hâkimi inandırır. Pick- vvick'in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça is­ temek için gönderdiği yazının. fakot ta ­ mamen beceriksiz M r VVinkle. Mr. 100 büyük R om an • 229 detli seçim mücadelesi yapılmaktadır. Londra'ya döndüğü zaman Mr. Mr. Seçim he­ yecanı sırasında. Pickvvick. Dodson ve Fogg hukukî fir­ masının avukatı Mr. hâkimi daha da kızdırmaktan başka birşey yapmaz. Pickwick. M r VVinkle ile bu­ luşmasına aracılık eder. pirzola yer ve şarap içer­ lerken. pis bir seçim mücadelesi sonunda. Allen'in bir parkta. fakat hâkim onun kurnaz zekâsının "cockney"lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler Fiâkimler. Borçiannı ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street Hapisha- nesi'ne yollanılmadan önce. Pickwick'in şahidi iyi niyetli. Londra'ya dönen Mr. efendisini savunmak ister. vaadini yerine getirmedi­ ği için dâvâ açtığını hayretle öğrenir. M r Pickvvick'in. Mr. Mr. Pickvvick burada. Pickvvick'in suçlu olduğuna karar verir. VVardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve M r Winkle'nin Arabella Allen'la olan aşkı da­ ha da gelişir. "Buff". Fakat muhakeme boşla­ madan önce. kendisinin yatılı bir okula giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle'nin plânını bozduğunu sanır. Bardell'in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine.

W inkle'in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu. . Mr. Mr. hattâ Sam Waller de. Bardell ve oğlunun da Fleet Stre­ et Hapishanesi'ne atıldıklannı görür. Mr. VVinkle ile evlenir. Snodgrass'a derinden tutulduğunu söyler. Pickv\/ick. gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce. buna hayır diyemez. oğlunu affe­ der. VVinkle'in babası. Kadın. Mr. karısı ile birlikte Mr. kendisine elbise alması ve karnı­ nı doyurması için para verir. Uşağı Sam da. Pickvvick. Arabella'yı erkek kardeşi ile banştınr. Bu çitf. Mr. adamın hâline acır. Pickwick'i hapishanede ziyaret ede­ rek. borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşi­ ni banştırmasını rica eder. kızı Emily'nin fakir şair Mr. Snodgrass.. bu güçlüklerin hepsini hâlleder. efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. kardeşinin itirazlarına rağmen. Pickwick. bir hizmetçi ile evlenerek. mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir. fakat şim­ di Mr. Adam çok kötü bir durum dadır Mr. dinle­ meyerek). bir gön Bn. Mr. Kadının dâvâsını ücretsiz üzerine alan Dodson ve Fogg adındaki hukuk bürosu. Bn. Arabella. Pickwick'i ziyaret eden M r Wardle. Cömertliğini hiçbir zaman terketmeyen Mr. Pickvvick.Üç ay hapiste kaldıkton sonra. Bu arada. hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. Mr.2 3 0 » 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Mr. Emily Wardle ile evlenir. Pickwick'in işlerini yapmaya devam eder . Pickv/ick'in hijcresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar. Bardelllere para verir ve hapisten kurtulmalan için yar­ dımcı olacağını vaodeder. Pick- wick'in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşü­ nüyordu. Pickwick. Pick­ vvick. Üstelik. Bardell'e tazminatı öder ve hapisten çıkar. Pickwick (avukatının ve Sam W aller'in sözlerini. Mr. müvekkillerini hapsettirdiler. onlann ücretlerini ödemeyince. mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Mr.

Çok gevşek bir yapı üzerine kurulm uş olm asına rağ­ m en. bir grup am atör sporcunun kom ik m ace­ ralarını gösteriyordu. Başlangıçta halkın pek ilgisini çekm eyen bu seri. Dickens dehasını gösterm eye başlam ıştı. Brov/ne’ye veril­ di. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens. Cervan- te s ’in. Mn Pickvvick. Pickvvick’in Evrakı’m n oldukça basit orijinal plânı kaldırıldı. Resim ler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler rom anlarını hatırlatırcasına. Bu arada Sey­ m o u r in tih ar etti ve Dickens. Fielding’in ve Sm ollet’in pitoresk rom anlarına döndü ve ondokuzuncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tını büyük bir panoram ik rom an halinde gösterdi. kitabı yazdığı sırada D ickens'in rom an konusunda pek az . yirm i d ö rt yaşında D ickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi rom anın yazılarını yazm asını ister. kulübü dağıtır ve W aller'le birlikte bir kır evine çekilerek Winklelerin ve Snodgrasslann çocuklarına manevî babalık eden Eleştiri 1836 yılında bir gün R obert Seym our adında bir sa­ natkâr. bu iş H ablot K. A rtık cockney “sporcular”m gülünç m aceralarına bağlı kalm a­ yan Pickvvick. araya Sarh W aller’in girm esiyle derhal tu tu n d u . . bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi: Resimler. ikinci derecede kalacaktı. rom anın ortasında ressam - sız kaldı. “Phiz” im zası ile D ickens’in ilk kitapla­ rından birçoklarını resim ledi. b ü ­ yük ressam George C ruiksahnk aldı. M aamafıh. çocukluğunda okuduğu rom anlara. Pickwick. Bu iş için görüştüğü kim selerden biri. bu ressam da. 100 büyük R o m a n • 231 Bütün bu yorucu maceralardan sonra. sonraları onun yerini. o n u n en m eşh u r rom anlarından biri oldu. Kitabın nasıl son bu­ lacağını bilm eksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilm eye başlandı. o zam an bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi.

ilkin Pickwick’in Evrakı’ndaki beşerî sayfalarda görüldü. D ickens’in bü­ yük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. Dic­ kens’in daha sonraları ele aldığı tezlerden ekserisi. yem ek sofraları. çok sayıdaki karakterlerine rağm en.2 3 2 • 100 B üyük R o m a n tecrübesi vardı ve rom anı iyi yapan unsurların neler oldu­ ğunu da pek bilm iyordu. kanunun adaletsizli­ ği ve saçmalığı. hareketlerin birbirlerine karışm a­ sına. tefrika edilen bir rom anın da resm î bir düzeni olm ası gerektiğini öğrendi. rom an ilerledikçe. Pickvvick. b u ­ gün de zevkle okunan bir kitap. borçlarını ödem eyenlerin atıldıkları hapis­ hanelerin dehşet saçıcı durum larıyla dengeleniyor. . plânı da istediği gibi değiştirdi. Ancak daha sonraları. Sanayileşm e çağından ö n ­ ceki İngiltere’nin hanları ve atı arabaları. Gelişigüzel plânına. ailelerin N oel’de biraraya gelm eleri. Aylık tefrikalar hâlinde yazdığın­ dan.

. fa k a t iyi kalpli b ü y ü k h alası. b a s it e rk e k k a rd e şi. Barkis: Sakin. y e tim y eğeni. y e tim k u z e n i. Jane Murdstone: Mr. David Copperfield Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler David Copperfield: H ikâyeyi a n la ta n genç. Creakle: S alem H o u se o k u lu n u n h a ş in m ü d ü rü . Küçük Emily: P e g g o tty ’n in saf. fa k a t ta m a m e n b en cil ç o c u k lu k a rk a d a ş ı. Murdstone: D av id ’in za lim ve a s ık y ü z lü ü v e y b a b a sı. M u rd s to n e ’in h a ş in kız k a rd e şi. Mr. h a y a tm in iş ve ç ık ışla rı­ nı ta tm ış tır. Mr. Wilkins Micawber: E zelî nikbin. James Steerforth: D av id ’in d e rin d e n ro m a n tik . Tommy Traddles: D av id ’in b ir d iğ e r okul a rk a d a ş ı. için e k ap alı biri. iyi ta b ia tlı ve açık k alpli. Daniel Peggotty: P eg g o tty ’n in sa d ık . Ham: P e g g o tty ’n in saf. b a ş a rılı b ir ro m a n c ı o lm a ­ d a n ö n c e b a ş m d a n p e k çok h a d is e g eçm iş. b ir gün. Peggotty: D av id ’in şiş m a n . sev im li d a d ısı. Betsey Trotvvood: D av id 'in e g z a n trik . VVickfeld: B etsey T rotvvood’u n C a n te rb u ry li av u k atı. Mr. "şu v ey a bu ş e k ild e ” m u a z z a m b o rc u n u ö d e y e c e ğ in e in an ır.

D av id ’i. David'in dünyaya geldiği gece. Yarmouth'dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı. David. M r Murdsto- ne'm elini ısınr ve derhal Salem House okuluna gönderilin Okulun müdürü.2 3 4 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Agnes: A v u k atın kızı. bir dediğini iki etmez. her ikisi de yetim olan bu çocuklar Da- vid'le iyi arkadaş olurlar. ç ırak o la ra k y a n la rın a alır. se v im li ve a p ta l kızı. çün­ kü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir David'in ilk yıllan mutlu geçer. Spenlow: Spenlovv v e J o rk in s h u k u k b ü ro s u n u n k u ru c u la rın d a n . g ü z e ) ve h is s î b ir kız. Uriah Heep: Mr. onun tarafın­ dan hırpalanmaya artık tahammül edemeyince. aristokratik James Steerforth ve . Fakat kadın öfke ile çıkar. Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir David'i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey. hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. Spenlovv’u n g ü z e l. onun büyük halası olan egzantrik Bayan Betsey Trotv^ood da odadodır. Peggotty bir gün David'i Yarmouth li­ man şehrine gezmeye götürür. David. Dora: Mr. fy\urdstone dindar ve kasvetli kızkardeşi Jane'i onlar­ la yaşaması için getirmiştir ve Murdstoneler beraberce David'in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. sahildeki rahat bir balıkçı ka- yığındo yaşar Daniel'in Ham adında bir yeğeni ve Emily adın­ da bir kuzeni vardır. yakışıklı. genç anne­ si. yeni arkodaşlandır. Mr. Çocuğun güzel. VVickfieId’in m u h a ta b ın ı ra h a ts ız e d e rc e s in e ta tlı dilli k âtib i. Hikâye David Copperfield'in Suffolk şehrinin Blunderstone bölge­ sinde babası ölür ve genç dul kansıno ayda 105 Ingiliz lirası bir gelirle Peggoty adında sâdık bir hizmetçi bırakır. Peggotty'nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır. Mr.

"Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği"ni durumun iyileşeceğini söy­ ler. David. bununla beraber. David yalnız kalır. sonunda borçlannı ödemeyenlerin ha­ pishanesine gönderilir ve David'in de yatacak yeri kalmaz. iğrenç Murdstone'lann da Dover'e gelerek David'i zorla götürmek istemelerinin de tesiri o lu r David bu defa M r Creakle'mkinden çok daha iyi bir okula. Betsey. Betsey. dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışın Islah olmaz bir iyimser olan M r Micavvber. borçlulannın mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen.etiketlemektir Beraber çalıştığı kimseler alelâde in­ sanlar olan Mick VValker ile Mealy Potatoes'tır David. âdeta kızkardeşi imişçesine muamele eder . üvey babası da kendisiyle ilgilenmez. David. 100 Büyük R om an • 235 her zaman neşeli Tommy Traddles. hemen he­ men aç kalır işi farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yı­ kamak ve . bü­ yük halasının avukatı M r Wickfield'in yanında kalır ve M r VVickfieId'in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve ken­ disini hiç sevmez. Da­ vid. Lon­ dra'da M r VVilkins Micawber adında birinin yanında kalır Mr. Micav^ber. Fakat okul günleri. Fakat M r Micawber. büyük halası Betsey Trotvvood'un yaşadığı Dover'e gitmek üzere Londra'dan aynlır Yolda. Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan M icawber'lerden başka bir yerde oturmak istemediğinden. David'e. eşkıyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David. halasının evine geldiği zaman pe­ rişan bir haldedir David'in bir kız olmayışını hiçbir zaman haz­ medemeyen Bn. M r W ickfield'in güzel kızı Anges'ten çok hoşlanır ve ona. hafifçe kaçık kiracısı M r Dick'in tavsi­ yesi üzerine. çocuğu yanma almaya karar verir Kadının bu ha­ reketinde. annesi­ nin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer Hattâ sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. tujumsuz bir adamdır. on yaşına geldiği zaman Londra'ya gönderilerek Murdstone ve Grinby ticarethanesinde çalışırsa da. David'i yıkar ve kar­ nını doyurur Bn. Canterbury'deki M r Strong'un okuluna gönderilir O rada.

Spenlovv. kansı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar Bununla beraber. iğrenç Mr. Derin bir kedere boğulan. da­ ha da üzen bir vakıa. Yolda eski okul arkadaşı Ste- erforth'a rastlar. fakat ilkin. Mr. Londra'ya dönerek Spenlow ve Jorkins hukuk firm a­ sında pratisyen olarak çalışmaya başlar M r Spenlox'un güzel lâkin aptal kızı Dora'ya âşık o lu r Fakat kısa bir müddet sonra. Steerforth'u da davet eder ve Yarmouth'da ge­ çirdikleri iki hafta zarfında. sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles'i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler. Bir iş için Canterbury'ye giden David. şimdi Uriah Heep'in yanında çalışan M r M icawber'i görün M r Heep. David. Strong'un okulundan çok iyi derecede ile mezun olan David. güzel fakat randımansız ka­ rısının. David. Emily'nin. stenografi kâtipliği yapar Durumundaki değişikliğe rağmen. Ham ile nişanlıdır David. yeğenini aramaya koyulmuştur Halası artık David'in. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlovv ölür. Yarmouth'a gide­ rek Peggotty ailesini ziyaret eder. yaşlı Da- niel Peggotty. David ve Dora evlenirler ve David'in kazandığı çok az pa­ ra ile geçinmeye çclışıriar. Barkins'in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmo­ uth'a gider. Daha da kötüsü. onlann evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesin­ likle karşı çıkar. avukat olmaya karar verir. Mr. halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep'in. dalave­ reli yollarla. Steerforth ve küçük Emily birbirleri­ ne âşık olurlar Emily. David. nişanlı olmasına rağmen. evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de. Heep'i. Steer­ forth ile kaçtığını öğrenir. M r W ickfield'in güzel kızı Agnes'le evlenmek istemesidir . Micav\/ber'in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle. M r VVickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır David'i. Dora'yı görmeye devam eder. Spenlovv'a çıraklık ücretini öde­ yemediğinden.236 • 100 Büyük R om an Mr. O rada. Micav^ber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. Steerforth. VVickfieId'in firmasına ortak olduğunu öğrenir. şimdi nazik ve sevimli bir genç o l­ muştur David.

kendisinden başka kimseyi sevmediğini David'e itiraf eder. Micavvber'in Avustralya'ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. Çok sayıda çocuklan olur. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır. Agnes'e her zaman bir kızkardeşi imişçe- sine muamele etmişse de..tedricen bozulur. Da- vid'e Uriah Heep'in Mr.ye­ ğenini atfeder ve şimdi İngiltere'nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar. Mr. Bir gemi dalgclann tesiri altında sahile vurmak üzeredir. Gerçi David. Steerforth. Micavvber. sonunda. Trotwood'dan. David'in biraz seyahat ederek tesel­ li bulmasını tavsiye eder. Dora'nın sıhhati -ki gerçekte. henüz çocuk yaşındaki kansının sararıp solma­ sını derin bir üzüntü içinde seyreder. yegâne teselli Agnes'in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir. Eleştiri D ickens’in en çok sevilen rom anları arasında David Copperfıeld. Steerforth'u kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür. David de. üç sene Avrupa'da dolaşır. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bn. Bu kederli günlerde. 100 B ü yük R o m a n • 2 3 7 Nihayet. VVickfieId'den para sızdırdığını söyler. Agnes. Trotwood. Agnes. David. D ickens’in kendisine m ahsus özellikleriyle . Yalnız kaldıkları bir sı­ rada. "şu veya bu şekilde" durumunun düzeleceğine inanır Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily'nin amcası da vardır. Agnes'in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Agnes'i ziyaret eder. bu habere üzülür. Ham Peggotty. hissiz bir şekilde kendi­ ni terkettiği zaman. aslında samimî bir insan olan Mr. Micawber. Bn. orada. David ve Agnes evlenirler ve Bn. Trotwood buna çok sevinir. her zaman nazikti. Do- ra öldüğü zaman. müşfik ve temiz kalpli Daniel Peggotty. ilkin Yarmouth'a gider. David. fazlasıy­ la başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar. Halasının çöpça­ tanlık teşviki altında. İngiltere'ye döndüğü za­ man. geminin enkazı arasın­ da kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar.

Bu oto ­ biyografik u n su rlara şifi-eli cüm lelerle konuşan Barkis’ten kaygan ağızlı habis U riah H eep’e kadar çok sayıda egzan- trikleri ihtiva eden bir portre galerisi ekledi. Fakat. Micawber. David Copperfieid’de saf ve tem iz çocukluk yıllarını ve C en n etten Mr. fakat sevimli kız ile ev­ lenm iş olsa idi. D ickens’in inam im azcasına velût m uhayyilesi ile m üm ­ kün oldu. D ickens’in karakterleri arttıkça ve onlar birtakım tesa- . Bu ancak. David Copperfield’in sayfalarında. bir hayalet gibi peşi­ m izi bırakm ayan bir diğer hatıra D ickens’in. aptalca. rom anın plânını dokuyan m u h telif iplikleri birbirine bağlam akla m eşguldür. Bu ka­ dın. o n u n hakkında hiçbir şey hatırlam ak istem edi. Dickens artık. L ondra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı m utsuz günle­ rinde. Genç yaşında evlenen David’in ha­ yatını anlatan kısım son derece dokunaklı. ken­ di kendini analiz etm em ek için birtakım itiraflarda bulun­ m ak yerine. David’in M urdstone ve Grindy şirketindeki çıraklı­ ğının kâbusunu yarattı. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay. D ickens’in yarı tenkitçi. yarı sevimli ve tu tu m su z kendi babasıdır. kitabın gerçek kuvveti. Dickens.238 • 100 Büyük R o m an dolu büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. onun için öylesine korkunç bir kâbus idi ki. rom andaki D ora’dır. D ickens’in kendi çocuk­ luk yıllarını heyecanlı bir sam im iyet ve kızgınlıkla anlat­ m ış olmasıdır. fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe. sadece sanatı vasıta­ sıyla belirtti. Bu kâbusu. hislerini dışarı vurm a­ yan karısı yerine bu zayıf. kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. kendi evlili­ ğinden önce tanıdığı M aria Beadnell’e olan aşkı idi. Mr. daha sonraları. Dickens. en yakın­ larına dahi bahsetm edi. b u n u n nasıl bir evlilik olacağını gayet can­ lı bir şekilde hatırlıyor. M urdstone tarafindan nasıl ko­ vulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi smifi halkının yaşadığı yerlere nasıl düştü ğ ü n ü anlatır.

1 0 0 B üyük R o m a n • 2 3 9

düfî yollarla birbirlerine bağlandıkça rom anın plânı ina-
nılm azcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından
kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hâle geldikçe, rom an
m uazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerin­
de durur. Bu karakterler, Micavvber veya U riah H eep gibi,
geniş bir m uhayyile gücünün eseri olarak ortaya çıktıkla­
rı zam an rom an gayet canlı. Fakat Steerforth gibi Byron’u
h atırlatan stero-tipler veya Victoria çağının m elekvarî tip ­
leri veyahut'Em ily gibi terkedilm iş kadın üzerinde d u rd u ­
ğu zam an canlılığından kaybediyor.
David Copperfıeld, D ickens’in m eslekî hayatının ortala­
rında yazdığı rom anlara tipik bir örnek. Yüksek derecede­
ki h ü m o r ve şiddetli bir kızgınlık, plânın hem en hem en
kontrol edilm eyen m uğlaklığı, rom andaki karakterlerin
m uazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulm ası, Dic­
kens’in tan ıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekil­
de rom ancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zam an gö­
rülüyor.

iki Şehrin Hikâyesi
(A Tale of Two Cities)

Yazan
Charles Dlckens
(1 8 1 2 -1 8 7 0 )

Başlıca Karakterler

Dr. Alexandre Manette: Bir z a m a n la rın g ü çlü , p a rla k d o k to ru ; B astille
z in d a n ın d a g eçird iğ i o n se k iz se n e s o n u n d a h e m e n h e m e n y ık ılm ış­
tır.
Luice Manette: Dr. M a n ette’n in n a z ik a ltın saçlı kızı.
Jarvis Lorry: T ellso n b a n k a s ın ın b ir "iş adam ı"; a ld a tırc a s ın a h u y su z .
Charles Darnay: K endi k e n d is in i y ık a n fa k a t p a rla k b ir av u k at.
Madam Defarge: A risto k ra tla rd a n in tik am a lm a k ta n b a ş k a b ir şe y d ü ­
şü n m e y e n k ad ın .
Sydney Carton: K endi k e n d is in i y ıkan, fak at p a rla k b ir av u k at; C h arles
D a rn ay 'a b e n z e r.
Ernest Defarge: Bn. D efarg e’n in "esm er, k ızg ın , te h lik e li” kocası; Pa­
r is ’te ih tilâ lc ile rin sık sık b u lu ş tu k la rı b ir m e y h a n e n in sa h ib id ir.
Bn. Pross: L ucie’n in k ab a ve g ü çlü h iz m e tç isi ve a rk a d a ş ı.
Jerry Cruncher: E lin d en b in b ir tü r lü iş g elen, d ik b a şlı b ir ad am . T ell­
s o n b a n k a s ın d a ça lışır ve b o ş v a k itle rin d e "K urtarıcı A d am ”d ır v ey a
tıp ta le b e le rin e k a d a v ra te m in ed er.

1 0 0 Büyük R om a n * 2 4 1

Hikâye

1 775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, es­
ki ve hürmet edilen Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis
Lorry, bir posta arabası ile Dover şehrine gider. O rada son
günlerde, Londra'dan geri dönmesi için ülkesine çağnian Lucie
Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce
Paris'e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defargelerin
meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmekte­
dir. D r Manette, Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek ba­
şına on sekiz yıl hapis tutulmuştur Şimdi, aklî dengesi bozuldu­
ğundan, İngiltere'ye mülteci olarak götürülmektedir. Jerry
Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de re­
fakat eder
Defargelerin meyhanesi, Paris'teki ihtilâlcilerin merkezidir.
Eski rejimin boş düşmanlan olan Detargeier, tavan arasını D r
Manette'ye vermişlerdir ve Manette de her gün saatlerce mazi­
sini hatırlamaya çalışmıştır Bn. Defarge, bu arada, ihtilâl gel­
diği zaman ortadan kaldınimasını arzu ettiği bütün aristokrat-
lann isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
Lucie ve Jarvis Lorry'nin, yaşlı Dr. Manette'yi Londra'ya ge­
tirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry
Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere
aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adın­
daki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulu­
nurlar Manetteler, beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye dö­
nerlerken Darney'e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler Dar-
ney'i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtanr. Carton sa­
nığa o kadar benzer ki, diğer avukat M r Stryver, sanığı "tanı-
yanlar'ın ifadelerini altüst eder
Muhakemeden sonra, Darney ve Carton, Manettelerin
mütevazı evlerini sık sık ziyaret ederler Darney'in, St. Evremon-
de'ler denen soğukçasına bencil Fransız aristokratlannın vârisi
olduklan anlaşılır O nlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya az­

2 4 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n

meden Darney, bir Fransızca hocası olarak Londra'da yaşama­
ya karar vermiştir.
Parlak, fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver'in yük­
lendiği dâvâlann hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok de­
fa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki
genç de Lude'ye kur yaparlar. Kız Darney'i seçtiği zaman, C ar­
ton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie'nin seçtiği bir kim­
se için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
Darney ve Lücie evlenirler Fransa'da ihtilâl patlayıp ih­
tilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkum­
lan serbest bıraktıklan vakit küçük kızlan altı yaşındadır. Uzun
yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gaza­
ba getiren bir hâdise, Charles Darney'in amcası hissiz St. Ev-
remonde Markisi'nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu
öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası. Markisi mahkemeye ge­
tirdiği başaramayınca yatağında öldürmüş ve bunun neticesin­
de de asılmıştır.
Bir gün İngiltere'deki yeni St. Evremonde Markisi'ne bir
mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin
ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markis'e müdaha­
le ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği
zaman, Charles'in emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka
aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünce
ile Fransa'ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
Böylece, Paris'e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yü­
rütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez,
ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber,
İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manetta, yardım için Fran­
sa'ya gelirler Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr
Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı o la ­
cağını düşünür.
Manetteler Paris'e geldiği zaman, Terör Rejimi tam bir hâki­
miyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet
ediyorlarsa da, Defargelerin St. Evremonde ailesi mensuplan-

Manet- teler bu zaferi henüz kutlamışlardı ki. kendisini itham edenin kim olabileceği­ ni düşünürken. bir buçuk yıl hapsedilir. Manetta'yı da. Darney'in yeni muhakemesinde. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman. belgeyi Dn Manette'nin hücresinde bulmuştur. Bu senelerce önce İngiltere'deki muhakemede Darney aleyhine şahitlik eden hain John Barsad'dır. Sydney Carton da Paris'tedir. gerçekte ailenin ser­ vetinin yıllarca zarar verdikleri halka iade edilmesini emrettiği­ ni söyler Halkın hürmet ettiği Dr. ihtilâlcilerin bir casusu olan Barsad'la görüşün Kendisini. Dr. mahkeme önüne çıkarılmadan önce. Darney serbest bırakılır. . ■ Şimdi. daha önce İngiltere için ca­ susluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak. halk düşmanlığı ile itham etmiştir. kocasını görmesine müsaade edilmez. mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlar­ lar. nihayet. Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darney'in. uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklannda görür. St. şeytanî atkısını örer ve Darney'in öldürülmesini ister Charles. Evremon- deleri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkanr Adam. onunla gizli bir anlaşma yapar. Detarge. ihtiyar doktor tarafından Bas- til'deki uzun hapis yıllan sırasında yazılmış ve ihtilâlciler bura­ sını ele geçirdikleri zaman. 100 Büyük R om an • 243 rta besledikleri nefret öylesine derindir ki. St. Defrge. hücresinde teselli edilemez bir vaziyette. Fransa'dan İngiltere'ye gitmesine müsaade edilmez. Defarge. Bu önemli ve lanetleyici belge. Darney. M. Bn. Darney yeniden tevkif edi­ lir. Defargeler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu. Darney aleyhindeki şahitler arasında gösterir. Lucie'nin. Pross. mahkeme salonunun ön sırasında oturur. Darney. Bütün bu müddet zarfnda do. Darney. mahkeme önüne çıkanlır. Lucie'nin eski sadık hizmetçisi Bn. Evremondelerle hiçbir alışverişi olmadığmı ısrarla anlatır.

Bn. Evremonde'nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille'e atılmıştır D r Manette. hayatı bo­ yunca sağır bırakır Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar. hâkimler üzerine tesiri o lu r Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen D r Manete'nin sözleri göz önüne alınmaz. Bn. Defarge'in kızkarde- §i fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir Kız ölüm yatağında iken. Bn. Darney'in ye­ rine. Pross çıkar ve Dar- neylar Fransa'dan kaçarlarken.2 4 4 » 1 0 0 Büy ü k R o m a n Belgede. Dn Manette. Evremonde ailesini lânetlemektedir Uzun yıllardır unutulan bu belgenin. kendisi gibi iriyan ve kuvvetli Bn. ecdadının işlediği suçlann cezasını çekmesi gerekti­ ği kanaatiyle yirmi dört saat içinde. Darney'in içkisine uyuşturucu madde katar. Defarge. Carton. D r Manet- te'nin nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır Soylulann hukukuna '(le droit de seigneur") göre. giyotin altında öldürülm e­ sine koror verilir Fakat yıllardır kendini terkeden Sydney Carton. Pross'la çekişirken. Pross'u. St. mahkûmları öldüre- . Darney'in. çevri­ len oyunun farkına varmaz ve Darney ailesine kavuşur Bu arada. Lucie'nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette'nin evine gider Bn. şimdi sevdi­ ği kadjnın kocası namına hareket etmeye karar verir Şantaj yaptığı Barsad'ın yardımı ile Carton'un hücresine girmeye mu­ vaffak o lu r Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek. Markis. bütün St. Defarge'nin karşısına. Evremonde Markisi'nin suçsuz bir aile üzerin­ de işlediği dehşet saçıcr bir suçu öğrendiği için. kendi tabancasıy­ la kendini vurur Tabancanın patlaması. giyotin altına yatacaktır Hapishane dışındaki halk. Carton. bu belgede. St. onunla el­ biselerini değiştirir ve Barsad'ın arkadaşını hücreden çıkarma­ sını ister Mahkûma çok benzediğinden. Bn. Defarge'nin onlan yakalama­ sını engeller İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdı­ ğına üzülen Defarge.

fakat Dickens. Cariyle’in m evcut şartlar altında. Cariyle. İki Şehrin Hikâyesi’ni Dic- kens’in en popüler rom anlarından biri hâline getirm işse de. romancıya. ihtilâlin tarihini yeniden yazm ak istem edi. Barnaby Rudge de senelerce önce işlenen bir suçun intikam ı üze­ rinde durur. Carton der ki: "Şimdiye kadar yaptığım her işten çok çok daha iyi bir şey yapıyorum. anti- Katolik başkaldırm aları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir. Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı. sonunda kendisini suçlu m evki­ ine g ö tü rü r ve Fransız ihtilâlinin m eydana çıkardığı vahşî kan banyosunu. m uhtem elen. onun belki de en az tu tu la n rom anıdır. Barnaby Rudge (1841). Carlyle’ın bu hâdiseler­ den çıkardığı ahlâkî dersi gösterm ek istedi: Yâni kan. bir defa d aha tarih î bir rom an yazm ak istedi. B unun yerine. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları. D aha sonraki kitabı gibi." Eleştiri M uğlak ve heyecanlı plânı. 100 Büyük R om an • 245 çekleri yere götürürken. sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır Ya­ nındaki. araştırm a yapm ası için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi. m üşfik ve bencil hislerden uzak beşerî kalpler durdurabilir. Detarge'nin bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında bahsedilir. onların çoğunu okum adı. intikam . Tünnbrellerden birinde. Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım. o zam anın at­ m osferini bir hikâyede belirterek. tarih î rom an yazm akla kendisini hiçbir za­ m an rahatlık içinde hissetm edi. Dickens. an­ cak kan getirir. Bn. T hom as Cariyle’nin Fransız İhtilâli adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens. ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına em in olduğundan. B ununla beraber. intikam peşinde giden mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır Giyotin düşmeden önce. .

Fakat ardından. hızh hareket eden bir plân hazırlam aktı. . bir terö r rejimi yarattılar. am atör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria m elodram ının etkisindedir. Dickens rom anında. Rom anın sonunda. aslında iyi olan ta ­ raflarının. ancak kendi kendini feda etm esiy­ le günahlarından tem izlenen C arton’un. fakat gü­ ruh yönetim inin ve kana susam ışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürü­ lür. Dic­ kens’in buradaki başlıca düşüncesi. İki Şehrin Hikâyesi. ihtilâlden önceki baskı reji­ mi gibi. Sydney C arton. bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı. Pickwick’in Evrakı ve David Copperfîeld gibi önceki rom anlarından da­ ha yaygın ve rahatlıkla okunan bir rom an değildir. D ickens’in öteki rom anlarındaki yüksek ölçüdeki hüm ordan m ahrum dur. hiç kim seye bir zarar vermeyen.2 4 6 • 1 0 0 Büyük R om an Bu düşünce ile ortaya çıkaıj kitap aslında bir m elod­ ramdır. intikam ve vahşet hisle­ rine m ağlûp olan ihtilâlciler. Dickens. yıllardır acı ve ıs­ tırap içinde kıvranan Fransız halkının. aslında. Rom anın tezi. Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. İki Şehrin Hikâyesi’ni yaz­ dığı sırada. Bencil ve zalim aristokrasi. beşeriyetin geleceğine ü m it ışığı tutacağını gösterm ek istiyor.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful