Abraham H. Lass - 100 Büyük Roman 1.pdf

A B R A H /\ 1 H .

L A
DÜNYA EDEBİYATININ ŞAHESER
^ EL' f' iHAÎLL' ^l *
- GURUR VI AŞK tPRİÛE AND P R E .JU liC :. ■K AFİf. , ■•. ■'
* * ^ ^ S İy A H 'P A f tM A H A N A İT ;S ..£ E F İL _ E = - M O ''P E Oi.’-if '■]
A N O C T'P E R E G C W lO fT->C «IO T B A B A )* M O H lıff.H L ic

J«»Y Û k :K - T O «A M C A 'N \i- - . jL'.':eES-'IJNCLE rC M 'i 'ıL '
4İÖHTIİ* ■■■İ'.,VAR Y• CH.O‘,‘f;V • BABü.j, iR vi ■ yiCK'lt
C 0 t* te ? te L O - -' :HRIh-i!^A-'Lii-3U-Ü^<. UMİTL^-. ■_____ :■
■ ■SVİ TR
$ y Ç V tC L ^ A • K A R A t/.ÎJ'.- KAPDCŞLLR- "O 'l SA Îİr'Ü R • HUCl : ■■:■■■'■ i ■
.U(îr;;1 8a7 DE.'JZC0a ı'LINiN GOR^^tnÜ^Ü • BİR hANIMiJJ POfi^RL.V '
HO(sâUıti..».R P ftN A V ISl' a lic e HARİK.ALAR Dİ’'AR1ND'’-• A\-'IA I A • H;;
b E f:fr- rR A L T iM £ )A ?o s '‘;r E 7 i- . ■■ - ciB M iriA L “ REv-,'!-:'.* a;
l « l P L L ! î * [ ) E f jN E A D A S ■ j:.:R İA ‘ , ^ - A '.T A fO l
K A ftD E ş ıır q ıq w fe ''; b ir '■■ ■■. - a :, a îİ • B ^ fıa n t ■arpq : h ■ , - ı ■t j
\ ÎÂ M ANW5 ■BI. NGA '■ ■e .R AY i, T HIH Â V E s I •OR MA h: ■
. ı; vJ •
'flDHNARD'iî^ CURMÜ 'P E M Ö jlM LE » İD A SI • OOSTA BERLİNG £^5Afv;‘;ı •B ..DL'T'
E Ö ’ SİK V Lİ D A Ç - I M « O f i A Ü S T - K . 'ı L ? A Z A . '< _ A S - ': 'j N E S C ^ ‘
fcfl1?SE^a«.IKÇI ‘aERİigljJfi Fr.iM. t;r^ vr nrkr. ır'.; ,<;Tnc. i.-ır.ı . ^
IS V ftH • A L L A H ' R
fG jK R - K A ^ fc l

TOMJON p , . . .
YKiVAKf'fis!
U R U ^ £UG£»JtE GR^
■t\0
BÜYÜK
U | I Y
I
K â
<i
»i
05-
r
ı IVL/IVI ROMAN
^?",SSY .'■-■L
* J İ* H A R P V ' "lii
¥1» ‘ ■"
V/t
TH-îJ! fî’roî'^-j.vv'-^'i iîî
■*1 ■■i’O lı:;''^jiî;X K /Jlf;?! ■■SİHÎRLİ D;
^ ; . '. ı î x: r a ^ inTifAfi e a l
r . G£lWİİOEKfl$¥A!'‘ m
■“ ».y •'"'•■••••■••■ ;< rm A H öNDf
>.'■.' ■■■ ;i'j ufujti
asHA!«‘^şlî<DF'
5; -C' ‘ ki “i.c;

OZET-TEKNIK-KRITIK
KARAKTER ANALİ ZLERİ
YAZAR BİYOGRAFİLERİ OTUKEN

■ i- ■ 1' 'i l - / ''' .: '!’;:**• - i " , ; Milıi'jn

■ ^ K L İ
B a tı E d eb iy atın ı iyi ö ğ re n e b ilm e k için bu e d e b iy a tı oluşturan
e s e rle r ve yazarlan h ak kın d a bilgi sah ibi o lm a k g erek ir, “ 1 0 0 DÜNYA
Büyük R o m a n ' b u ih tiy a c ı k a rş ıla m a k için h a z ırla n m ış ve EDEBİYATININ
d ö rt c ilt h a lin d e o k u y u c u y a su n u lm u ş tu r. ŞAHESERLERİ
A y rıc a , birinci cild in b a ş ın d a y a z a n n
- ! 1 r: , R om ancının realite görüşü,
■ L ' R o m a n c ın a s ılç a lış ır ? ,
R o m a n a b a k ış tarzı. H ik â y e , Ü s lû p
h a k k ın d a k i g iriş yazıs ın ın d a ro m a n k o n u s u y la ilg ile n e n le r BÜYÜK
için fa y d a lı o ld u ğ u n u b e lirtm e k isteriz.
B u kitabın h e rş e y d e n ö n c e ö ğ re tm e n ve ö ğ re n c ile rle rom an
ROMAN
m e ra k lıla rın a yararlı o la c a ğ ın a inanıyoruz.

ISBN 975-437-634 ,4

376340

Abraham H. Lass

Dünya Edebiyatının Şaheserleri

100
B ü yü k R om an

Çeviren:
Nejat Muallimoğlu

Özet-Teknik-Kritik
K arakter analizleri
Y azar biyografileri

M
ÖTÜKEN

YAYIN NU: 688
EDEBÎ ESERLER: 305

1. Basım: 1980
2. Basım: 1993
3. Basım: 1995
4. Basım: 1998
5. Basım: 2003

TC.
KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
SERTİFİKA NUMARASI
1206-34-003178

978-975-437-633-3 (Tk)
ISBN 978-975-437-634-0

Ö T Ü K E N N EŞR İY A T A .Ş ?
istiklâl Cad. Ankara Han 65/3 34433 Beyoğlu-İstanbul
Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12
Ankara irtibat bürosu:
Yüksel Caddesi: 33/5 Yenişehir - Ankara
Tel: (0312) 431 96 49
İnternet: www.otuken.com.tr
E-posta: otuken@otuken.com.tr

Kapak Tasarımı: grataNONgrata
Dizgi - Tertip: Ötüken
Kapak Baskısı: Birlik Ofset
Baskı: Özener Matbaası
Cilt: Yedigün Mücellithanesi
İstanbul - 2007

İÇİNDEKİLER Takdim/ 7 Roman Nasıl Okunur? / 1 0 Don Kişot/ 23 Robinson Cmsoe / 35 Güliver’in Seyahatleri / 43 Candide / 53 Tom Jones / 64 Wakefield Papazı / 73 Gurur ve Aşk / 82 Kara Şövalye / 91 Kırmızı ve Siyah /1 0 0 Pârma Manastırı /1 0 9 S efiller/120 .

6 • 1 0 0 B üyük R o m an Nötre Dame’nın Kamburu / 1 2 9 Eugenie Grandet / 1 4 0 Pere Goriot / 1 4 4 Mohikanlar’ın Sonu / 1 5 4 Moby Dick / 1 6 2 Tom Amca’nın Kulübesi / 1 7 0 Ölü Canlar / 1 7 9 Monte Kristo Kontu / 1 8 7 Madam Bovary / 200 Oblomov / 209 Babalar ve Oğullar / 216 Picku/ick’in Evrakı / 226 David Copperfield / 233 İki Şehrin Hikâyesi / 240 .

100 büyük R om an ■ Y a z a r l a r a G ö r e A lfa b et İk Fİ h r İst Austin. 23 Cooper. 140 Balzac. Charles / Pickvvick’in Evrakı/ s. 187 Fielding. 240 Dickens. Oliver / Wakefıeld Papazı/ s. Herman / Moby Dick / s. Henry / Tom Jones/ s. 154 Defoe. 120 Melville. 179 Goldsmith. 64 Flaubert. 73 Goncharov. Ivan Alexandrovich / Oblomov / s. James Fenimore / Mohikanlar’ın Sonu / s. 35 Dickens. 226 Dumas Pere. 216 Voltaire / Candide / s. 109 Stowe. 53 . 162 Scott. 129 Hugo. Gustave / Madam Bovary / s. 91 Stendhal / Kırmızı ve Siyah/ s. 43 Stendhal / Parma Manastın / s. 82 Balzac. 209 Hugo. Alexandre / Monte Kristo Kontu / s. Jane / Gurur ve Aşk / s. Nikolai / Ölü Canlar / s. Daniel / Robinson Crusoe / s. Harriet Beecher / Tom Amca’nın Kulübesi / s. 100 Swift. 144 Cervantes / Don Kişot / s. 233 Dickens. Charles / David Copperfıeld / s. Jonathan / Güliver’in Seyahatleri / s. Charles / İki Şehrin Hikâyesi / s. 170 Turgenev. V iaor / Nötre Dame'nın Kamburu / s. Victor / Sefiller / s. Sir Walter / Kara Şövalye / s. Ivan Sergeyevich / Babalar ve Oğullar/ s. Honore de / Pere Goriot / s. Honore de / Eugenie Grandet / s. 200 Gogol.

öğret­ menlik. Batı’daki bu çeşit kitapların da hâlâ tercüme edilmemesi. eleştiril­ mesi ve yazarları hakkında bilgi verilmesi olduğuna göre. Eğitim programlarına giren Batı edebiyatını iyi öğrenebilmenin baş­ lıca yolunun. eğitimle ilgili çeşitli kitapları vardır. lise öğrencilerine faydalı olmak istiyoruz. Türkçe öğretmenlerine. edebiyat fakülteleri ve eğitim enstitüleri öğrencilerine. Amerika’da milyonlarca (evet milyonlarca) sat­ . şüphesiz bir kayıptı. New York’un Bro- oklyn semtindeki Abraham Lincoln Lisesi’nin müdürlüğünü yürüten Abraham H. elinizdeki kitaba benzer bir kitabın niye şimdiye kadar yayınlanmadığına hay­ ret etmem ek elde değil. ayrıca gazete yazarlığı da yaptığı ve haftada bir gün yazdığı “Üni­ versite ve Siz” başlıklı yazıları senelerce. bu edebiyatı oluşturan eserlerin tanıtılması. müdürlük ve yazarlık yaptı. Senelerce. Lass. Mr. The Phila- delphia Enquirer ve diğer gazetelerde yayınlandı. Lass’ın üç cilt halinde birincisi 1966 yılında ya­ yımlanan bu kitabı. Boston Traveler. The Detroit Free Press. dört ciltten oluşacak 100 Bü- yü/c Roman adlı bu kitapta. her şey­ den önce. Ülkemizde bugüne kadar böyle bir eser y a­ zılmamış olduğu halde. New York Herald Tribüne. TaKDİM Türkiye’de benzeri pek bulunm ayan bu tür bir kitapla. New York Post. yokluğu derin bir tarzda hissedilen bu boşluğu kapatm a yolunda esaslı bir adım attığımıza inanıyoruz. Elinizdeki kitabın yazan Abraham H. Abraham H. Lass’ın. Biz. Lass. Mr. Amerika’da.

lise vc üniversite öğrencilerinin bilhassa okuması gereken kitaplar arasına alındı. her rom an. 4. bu kitabı ile iki tür okuyucuya hitap etmek istediğini söylüyor. Her yazann hayatı hakkında bilgiler. zeki ve anla­ yışlı okuyucuları. Gerçekte Amerikalı yazar. üslûplar) hakkında çok şey öğrenecek. “Klâsikler ve ticarî kitaplar” var. burada tanıtılan romanlar. Böylece. büyük kitaplar ve hem en hem en büyük sayılan kitaplar var. şu şekilde ele alınıyor: 1. hâlâ okunuyor ve tartışılıyor. Romanlardaki başlıca hadise ve tezlerin özünün. tezler. inanıyoruz ki. bu romanların tam am ı­ nın okum a aşkının yerleştirilmesi. nasıl insanlardır? 2. kilometre taşlan var. kendisi için bir hazine gömülü olduğunu bilmesine rağmen. yeni rom anlar vc yeni fikirier çıktı. Bu kitabın. Beızıları “tohum ” kitapları rolünü oyna­ dı. rom an türünün geliştirilmesinde hangi mevkii işgal ettiği gösteriliyor. İkincisi: Bu rom an şölenindeki eserlerden çoğu­ nu tadan okuyucuya. Hepsi. Biz. kitapla­ rın sadece birkaç tanesini okuyabilenlerde. Başlıca karakterler kimlerdir. berrak ve anlaşılır ifadelerle anlatılması. . günümüzdeki eleştirisiyle ilgili kısa bir yazı. onlar (karakter. O nun iştahını aiyaklandırmak için önüne geniş kapsamlı bir panoram a koyuyor. çağdaş okuyucu ve eleştiricilerin onları nasıl ele aldıkları anlatılıyor. Göreceğiniz gibi. kendi programlarını seçmeye teşvik edecektir. Böy­ lece ele alınan eserin. sadece öğrenciler için hazırlanmadığına da bilhassa dikkati çekmek isteriz. Romanlann. onların gerçekten nefis eserler olduğunu bir defa d aha göstermek. m em nun etmesi bekle­ nemez. kitabın 1974’deki yedinci baskısın­ dan yaptık. Biz bu tercümeyi. bu rom anlardan. rom anlan okum adan önce. Hepsi m odern okuyucunun mirasının bir parçası. Okuyacağınız sayfalarda şaheserler var. plânlar. ele alınan kitapların herkesi. Şüphesiz. 3.8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n tı. Birincisi: Bu kitaplarda.

sanatkâr olduğu için mazur görebileceğimiz mağrur bir davranışı ile ne dem ek istediğini anlamaktır: “Bir romancı olduğum için. D. Lavvrence’in. bize kendimiz hakkında. Roman. bir filozofun ve bir şairin üstünde görüyorum. ruhun. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 Eğer aralarındaki yaş ve davranış farklarına rağmen. şaheser bir m acerasında yer almaktır. kendimi.” N ejat Muallimoglu . değerlerini hiçbir zaman kaybetmeyecekle­ ri şeyler söylemeleri ve bunu sanatın gösterdiği yolla bize iletmiş ol- maları”dır. o da. hepsinin (Word- sworth’un kelimeleriyle). “İnsanların fânilikleri üzerinde durdukları. H. Bu romanları okumak ve yeniden okumak. bir velinin. bir ilim adamının. bu rom an­ ların hepsinde müşterek bir nokta var ise. hayatın parlak bir kitabıdır.

kendim izi ru h en yüksel­ m iş buluyoruz. M alaya’nm Patusan orm anlarına götürür. üzerinde d ü şü n d ü ğ ü ­ m üz bir k onunun bazı yönlerinin aydınlandığını görebili­ riz. Patna adlı gemi ile A rabistan’a. Bir diğer rom anda. hem derin gö­ rüşler takdim eder. Roman Nasıl Okunur? Niye rom an okuyacağız? Bin bir güçlükle dolu dünya bizim için yeterli değil mi? A m a yine. Batavya’ya. yazarın projektör ışıkları altında göz kam aştırırcasına doğrulanır. Gra- ham G reen’in dediği gibi. Hangi rom an olursa olsun. hikâ­ ye. sanatkârın ferdî . Kalkü- ta’ya. başka şeyler keşfetm ek gerek. Yi­ ne de kendi kendim izi anlam ak için bir vasıta. b ir sayfa çe­ virir ve bir diğerinin dünyasm a gireriz. “bir eğlence” bulabiliriz. Jim ’in. insanın bir yönü aydınlanır. başkalarına dahi anlatm aktan zevk duyabiliriz. R angun’a. Böylece. bizi. Penag’a. nefes alm ak. Bu yolcu­ luktan sonra evimize döndüğüm üz zam an. bize hem macera. Bir rom anda. eğlenm em iz. zevk alm am ız için gözlerim iz önüne se­ rilir. heyecanlı bir yolculuk boyunca Bom bay’a. Ç ünkü h er rom an. tü m in­ sanların tecrübelerindeki bazı derin “psikolojik-ahlâkî” m uğlaklıkları anladığım ız için. Bir rom an ekseriya. dinle­ mek. yazarın dünyasm a derin­ den bakm ak iyi olur. Joseph C onrad’m Lord Jim adlı rom anı. H attâ okuduklarım ızı. İnsan tecrübesi hakkında bazı şüphelerim iz.

Romancının realite görüşü Okuyucu tevazu içinde. Heatcliff. .” Rom ancıya onun dünyasının yaşanmayacak bir dünya olduğunu söyleyerek şikâyet etm eden önce. O nun keşiflerini paylaşabilm ek için. Bu m etodu yakından incelem ek gerek. gözyaşlarını içine sindirerek harbe gider. bu dünyanın “âdetlerini. kendi pence­ resinden gördüğü dünyaya bakmalıyız. rom ancı B de dikey. Ölmeyen A şk’ın (W uthering H eights) ilk oyuncuları üzerinde öyle­ sine k ötü bir intiba bırakm ış olm alı ki. yazar Jude the Obscure’ın karşılaştığı düşm anca m u ­ am eleden sonra. onun görüşünü engelliyor dem ektir. “p u tp erestten pek farklı değildi”. kronolojik çizgide giden A. iklim ini. yazarla kendim iz ara­ sına giriyor. şöyle başlayan m eşh ur cüm lesi ile kızkardeşini savundu. Eğer h er durum bizi hem en huzursuzluğa sevkediyor ve herkes kötü görü­ nüyorsa. 1 0 0 Büyük R o m a n » İ l görüşüdür. h üküm lerini” bize anlatm asına m üsaade etmeliyiz. sonuna kadar gider ve durur. Peter Prentice doğar. yaratılm ası gerek­ tiğidir. kahram anının hayatı­ nın başladığı yerde başlar ve bu yolda. (karakter ve saiklerle bağlantılı. bu hayatın ufkî kesim ini verir. realitenin. Düz. Adam Bede’deki Broxton Pa­ pazı. onun üzerinde bıraktığı direkt izle­ nimdir. Tess ve }u- de. George Eli- o t’un okuyucuları indinde. okula başlar. Thom as H ardy’nin okuyucularına öylesine hakaret e t­ ti ki. pekâlâ. kendi peşin hüküm lerim iz. "H eatcliff gibi yaratıkların yaratılm asının doğru olup ol­ m adığını bilm iyorum . bir sayıda ilgi çekici m uğ­ laklıklardan sonra) evlenir ve ölür. Romancı A. der. bir daha rom an yazmadı. bana bu hayatın bir parçasını göster. Lucy Lovela- ce ile tanışır. C harlotte Bronte. m eclislerini. Şahsî kanaatim .

Swami V itrananda ile bu toplantıda garip bir konuşm a yapm ıştı. Woolf. Dalloway. bir şuur anının o r­ tasına bırakacaktır. "seziş inceliği”n e sahip rom ancıla­ rın. N e zam an vuku bulduklarını gösterm eksizin. "B. rom anına son vermeyecek. Ge­ riye gidilerek Lady G rasm ere’nin garden partisinden bah­ sedilir. hayatın inkârı olarak görüyor­ du) arasında vuku buldu. John Golsw^orthy (Bn. onun hatıralarından. W oolf (böylece Rom ancı A’yı yıkar). coşkunluklarından. Bn. rom ancılar ara­ sında da yarım asırdır süren bir tartışm a var. sim etrik bir şekilde konm uş sahne ışıkları değildir. "ışıklı bir hale. Mrs. Brow n’da. Tabiî çevrenin. istediği anda geriye veya ileriye gidebileceği tarzda. şu u ru n u n baş­ langıcından sonuna kadar çevreleyen. The Common Reader’deki “M odern R om an” başlıklı m eşh u r m akalesinde.” diyen Bn. insanı. H akikînin.12 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Diğer taraftan B ise. öz yerine kum aş üzerinde o kadar fazla duruyorlar ki. G. Woolf. okuyucunun. “Şuur akım ı” üslûpçularının takip edeceği yolu gös­ terdi: "Hayat. yarı şeffaf bir zarf ”tır. H. realitenin m ahiyetinin m ânâsı üzerine. Brovi^n’da ve Bn. Eğer Rom ancı B oldukça m o­ dern biri ise. Bu konuda­ ki en aydınlatıcı kavgalardan biri. sözlerine şöyle devam etti: Hayat. özü görmüyorlar. kahram anını (ki hiç de bir kahram an değildir). Lucy nezaketsiz Cyril G rasm er’e ilk defa bu p arti­ de rastlam ış. bu rom ancıların. realiteyi kendi rom anlarının m obilyalarıyla nasıl ö rttü ğ ü n ü anlattı. ıstırap­ larından. sos­ yal çevrenin donuk ve kasvetli yönleri. Bn. Virginia W oolf ile Ar- nold B ennette. To the Lighthouse ve The Wa- ves adlı rom anlarında "realite” hakikatinin yattığına inan­ dığı şu u r altındaki akım ları nazik ve ustaca işleyerek ken­ . onların “m ateryalizm ’ini. hayallerinden bahseder. Wells. Woolf. Peter. kronolojiye sırt verir ve tam ince­ lem em izin o rtasm da P eter’i ikiye ayırır. filo­ zoflar ve fizikçiler arasında olduğu kadar.

karakterlerin hakikî ol­ masıdır. tanıdıkları arasında kendilerine benzeyenlerin bulunm am asına rağm en. onun ve Joyce’in ve birçok çağdaşlarım ızın eserlerinde. “karanlığın üçgen şeklindeki çekirdeği”nde. Ramsey için. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 3 dİ aydınlatıcı. ken­ di kendisini bulm asının karanlığında. ki bu gayri-m ükem m el dünyada. parlak ü slûbunu geliştirdi. bir çok rom anlardakinden veya pek çok insa­ nın kendi tecrübelerinden çok farklı bir realite. B ennett ve Bn. H eathcliff veya . “bu huzur içinde. karakterleriyle ilgili ipuçlarını bir araya getirdiği zam an. hayat üzerinde galebe çalar. Bn. rom ancının. onun ahengi. belki de başlıca sebebi. “Şuur akım ı”. bırakın başkalarını. hayat bir ân b ü tü n m ânâsını kay­ bettiği ve hareket etm eğe gerek duyulm adığı bir anda. hem en hem en lirik bir akarsu oldu. hiç olm azsa bir noktada bir­ leşirler: rom ancının baş düşüncesi “k arakterler”dir. Woolf. bunu. Bugün bu tü r realiteyi rom anda gören bir okuyucu. Tabiî. bir şiir re­ alitesini ele alırcasm a hareket etm elidir. Biz. görünm eyen hakikati anladığım ız hayaline kapılarak huzura kavuşu­ ruz. bir rom andaki karak­ terlerin. her şeyden önce bizi teselli etm eleridir. zam an tan ı­ m ayan h âtıra ve izlenim lerin akışıdır. rom ancının dünyasında. ro­ m anın başarılı olm asının ilk şartı. W oolf’un karakterlerinden biri. Romanlardaki karakter B. "daha fazla an­ laşılabilen ve böylece daha fazla yoğrulabilen bir beşer ır­ kı” görür ve böylece. B unun. bu ebedîlik içinde” h er şey düzelir. To the Lighthouse’ daki Bn. O nun üzerinde duracağı taraf. Okuyucu. h e ­ m en sınırsızca tecrübe yaşanacağı im â edilir. Kadın. m uhayyile gücü. bu. kendim izi pek anlayamayız. insanlar hakkında gizli.

Onlar. Buradaki “oynam a” kelim esinin dikkatli kullanılm adı­ ğını söyleyelim. E ustacia Vye’i tanıyabilm ek için. o n u n sezgisiyle açıklarlar. yapm asını istediği şey. Rom ancının dünyasındaki insanlar. yazmaya başladığı zam an kendilerini. bu insanlar üzerindeki tesirle­ ri nelerdir? Daha önce cereyan eden olaylar hakkında neler biliyo­ rum? Kendilerini harekete geçiren dürtülerin hangi işaretlerini sezebiliyorum? Çatışmanın (roman kahramanının içinde ve dışında) delil­ leri nelerdir? . her an çok m eşguldürler. Fakat u sta bir rom ancı ve "Rom an Ü zerine” adlı yazı­ sı ile de en fazla aydınlatıcı bir tenkitçi olduğunu ortaya koyan Elizabeth Bowen’e göre. bulunarak ortaya çıkarılır. Şu hâlde. belirli bir tarzda konuşuyorlar veya konuşm uyorlar ve m eydanda bulunm adıkları zam an da. altern atif tu tu m lar arasında bir tercih yapıyorlar. bir sahnede oynanan bir dram ı seyrettiklerini hissetm eleri gerekir. aynı soruları rom andaki kim seler hakkında da sorabilir: içinde bulundukları ortamın. H ardy’nin sayfalarını okuyanların. rom ancının okuyucudan. hikâyedeki rollerini oynayan insanı tanım alarıdır. onlar o n u n şu u ru n d a daha önceden m evcutturlar ve “loş bir tren kom partım anında karşı karşıya o tu ran yolcular gibi”. kendilerini. kendisini âdeta h er şeyi bi­ len Yaratıcı gibi düşünür. karakterleri yaratan ro ­ m ancı değildir. Sahnede görünen bo­ yalı yüzlü kim seler hakkında kendi kendisine gayri şuurî olarak nasıl sorular yöneltiyorsa. Onlar. diğer karakterler tarafından tartışılıyorlar.14 • 1 0 0 Büyük R om an Philip Carey veya Pecksinff veyahut Becky Sharp hakkın­ daki gerçekleri sezdiği zaman.

Tabiî. kendisine söylenen bir şeyi nasıl baş­ kalarına aktardığını bilir. rom an okuyucusundan.. her karakterin kalbindeki sırrı m eydana çıkarabilir. âdeta bir piyesi seyrediyor- m uş gibi hareket etm esini istiyoruz.” der.” di­ yen kom şusunun. kendisini nasıl görmelerini istiyor? Diğerleri. bir n u tu k veya cinayet kadar delil sayılabileceğini belirtiyor. sadece yem ek yiyorlar. İpuçları bazen çok küçüktür. m elodram değil. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 5 Bu insan. “M eselâ. . mimikleriyle. yaygın bir ağız tıraş olurken çenesini kesm iş). piyes yazarı. sahnede olup bitenlerin m uğlak. am a aynı zam anda ya daha m utlu oluyorlar veya hayatları parçalanıyor. çünkü ya­ zar böyle istiyor. Ve Foster de. bir m asada yem ek yiyor. onu nasıl görüyor? Kendisini -jestleriyle. insanlar. okuyucunun h er gün oynadığı oyundan biraz farklı. bunun ortaya çıkması kaçınılmaz mıydı? Ve b u n lar gibi. m ektupla­ rından birinde. karakterler izah edilebilir. bunları bilir ve işte b unun için de biz. D ram larında. hayata vücut veren bin ­ lerce küçük darbenin akisleri bulunan Çekov. Rom anlarda ise. belli başlı kararları anlar. bu kom binezonların ne m ânâya geldiklerini anlam aya çalışır. kendisini nasıl görüyor? Diğerlerinin. Fakat H enry Jam es.. “Ben dedikoduyu hiç sevm em . bir kadının ellerini m asaya koyarak ayağa kalkar ve size belirli bir tarzda bakarsa. Ve şayet okuyucunun sezgi gücü kuvvet­ li ise. Bu. am a yine günlük realitede vuku bulanlar kadar basit olm aları gerek­ tiğini söyler. H er okuyucu önem li hâdiseleri. tesadüfen söylenen bir kelim e veya işaretin. m etroda karşısında o tu ran kim ­ senin yüzündeki ifadeleri okum aya çalışır (ıstırap dolu gözler. kullandığı kelimelerle- nasıl dışan vuruyor? Bu kimsenin içinde bulunduğu çatışmalar zirveye ne za­ man çıkar? Daha önce olup bitenler göz önünde tutuldu­ ğunda. bu da belirli bir olaydır diyor.

evlendiği b ü tü n kocalarının n a­ sıl insanlar olduklarını öğreniyoruz. bizim hayatım ıza hayat katarlar. Elizabeth Bowen. ıstırap çeker. o ıssız adada kendisini nasıl hissettiğini ve ne düşündüğünü biliyoruz. kaç defa yem ek yenir? O nların h er biri bir “delil”dir. Onlar. aynı zam anda gözyaşlarını kalbine akıttığını görü­ yoruz. önceden belirlenm eyecek şekilde davranırlar. Bn. H âm isi Lady C atherine de Bourgh ile zevk­ le hazırlanm ış bir yem ek yiyen ve adı ağzına alınm ayan Mr. Moll Flander’in ağzından. Am a edebî nitelikten ö tü rü de D ickens’in karakterlerini kaybetm ek ne acı bir şey! Dehâ. karikatürlerdir. sadece "yuvarlak” olm aları gerektiğini söyler. kalplerini önüm üze sererler. gi­ diş gelişe bir yoldur. dinam iktir. ideal rom anlardaki karak­ terlerin. K ahram anların hayatlarını paylaşm ak. ağzından dökülen kelim elerle. F orster’in kelim esi ile "tatsız”dır. Micawber.”. O nlarla beraber âşık olur. Biz R obinson C rusoe’nin. bizi hiçbir zam an hayrete d ü şü r­ mezler. insanın içinde bu­ lunduğu şartlar hakkında öğrenm ek istediğim iz bilgiyi bi­ ze verirler. Joe G argery’nin Noel partisinde yem ek yiyen küçük Pip’in. D ickens’in karakterleri. tam am en benim sediğim iz canlı karakter­ leri. hiç de karakter değil. tâbir caizse. U riah Heep h er zam an “m ütevazı. belirli davranış ve reaksiyonlarıyla kim ler olduk­ ları h em en bilinir. nefret ederiz. H er zam an aynı şekilde görünürler. Collins.16 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Rom anlarda. “düm düz”lerle de hareket getirebilir. D ickens’in Büyük Ümitleri’nde. kendilerine sakla­ m asını bilenlerdir. küstah bir snob olarak suçlanır. (Burada h em en belirtelim ki. önceden tahm in edildi­ ği üzere iyim serdir. Bu statik karakterler. Bu tü r karakterler karşısında yer alanlar ise “yuvarlak”tır. Hakikî insanlar. gerçi h er zam an kaçınılm azcası­ n a hareket ederlerse de. Mr.) R om anların. O kuyucunun rolü nedir? D iğerleri­ . kendilerini. kitaplardaki karakterler. dünyaya. çok defa. “d ü m d ü z”dür.

bilhassa kim senin ziyarete gelmediği sabahlar. b ü tü n o cana ya­ kın m ü srif ve âvârelerin ve kendi kendilerini feda eden ro ­ m antiklerin bir sem bolü olur. Aşağıda. artık. R om an okuyucuları. çok defa kendi kafalarında esneklik b u lu n ­ m adığından canlarının sıkıldıklarını hatırlasınlar. T horeau’n u n Wal- d en ’de yaptığı gibi. bizim hayat hakkındaki m erakım ızı tatm in edebilir. bizim m u ­ hayyilem izde büyüdükçe ve sem patim izi kazandıkça. onları okuyanlar kadar çeşitlidir. rom anlar. bu işi niye yapm asın? Okuyucular. Karakterler. bizi eğlendirdiği m ü d ­ detçe. H er rom ancı. bu kontrol noktalarının kısa bir listesini b u ­ lacaksınız.” Hiçbir rom ancı diğerine benzem ez. Romancı nasıl çalışır? George Eliot dedi ki: “Bir yazar. bir onsekizinci asır avukatı olm aktan çıkar. beşer değerlerini kavrayabilme. kendine has b ir tarz­ da ulaşır. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 7 nin dünyasını anlayabilm ek. süratli bir parlaklıkla anlatılır: . eğer mizacı. Çok derin edebî analize gir­ m eksizin. Karakterlerin belirtilmesi Bir hikâyeyi anlatan insan bir ressam değildir. Gurur ve A şk’da (Pride and Prejudice) Bay ve Bayan Ben- net. tahayyülî bir sem pati hissi. fakat okuyucunun kafasında im ajlar bırakmalıdır. hayattan da büyük bir m ânâ ifade ederler. bir hikâyeyi en gayri-m untazam bir şe­ kilde anlatm asını gerektiriyorsa. rom anını bizi zevklendirm ek için yazan rom an­ cı. ken­ dilerinden daha büyük b ir m ânâ. kendi kendilerine arkadaşlık ederler. m uhtem elen. hiç olm azsa. Sydney C arton. bu noktaya.

A usten. Büyük Ümitler'de (Great Expectations) Dickens. oldukça iyi. Em- m a’nm Bn. ne ses tonu zarifti. El­ ton hakkında da çok şey anlatıyor. tesellisi de. sıcak ekmeğini. alaylı bir mizah hissi. Trabb’m dükkânını ziyaret edişini şöyle anlatır: "Mr. Kendisini hoşnut his­ setmediği zaman. yeni bir elbise için ölçü aldırm ak üzere JVIr. kızlarını evlendirmek. Pip’in. Kadın. ama zarafeti yoktu ve hattâ genç bir kadın. kansı. A usten ile işbirliği yaparsanız. Ha­ yatının bütün işi.zavallı Bn. ağırbaşlılık ve kapris g i­ bi küçük parçalardan oluşan öylesine garip bir birleşimdi ki." Em m a W oodhouse’m H artfieid’deki bu dünyası -Jane A u sten ’in dünyası hakkında olduğu kadar. Trabb. Huyu.. insanla­ rı. Elton'u hiç de sevmedi. "Emma Bn. ilk defa nasıl gördüğünü şöyle anlatır. üç yün yatak gibi kesmiş ve battaniyeler arasına tereyağı sürerek kapatmak üzere idi. Ben içeri girdiğim zaman (Trabb'ın işçisi çocuk) dükkânı süpürüyordu ve çöpleri onun üzerine doğru süpürerek . rahatlatıcı fazla bir tarafı da bulun­ madığına hemen hemen emindi. onun par­ lak ve zarif bir tarafı olmadığını sandı. yüzü. öylesine zengin ve h issî bir teferruatla yeniden yaratır ki. Bennet. insanı rahatlatıyor­ du. b ü tü n dünya. hiç de çirkin değildi. Gerçi Elton. bir yaban­ cı. ama ne vücudu. diğerle­ rini ziyaret etmek ve dedikodu idi.. bil­ gisiz ve gayri-muayyen huylu biri idi. m uhata­ bında derhal hatâ bulacak tiplerden değilse de. E lton’u. M e­ selâ. Eğer. daha fazla zevklenm ez m isiniz? Bn. yazar Bn. bir gelin olarak da. her şeyi kötüye çeken.18 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Mr. ne tavırlan. kendisinin sinirli olduğunu sanırdı. sanki onun icadı im iş gibi görünür. Emma’da. yirmi üç senelik tecrübeden sonra dahi onun ka­ rakterini anlayamıyordu.

Rom ancılık M esleği’nde rom ancının. h er şeyi bilen bir kuvvet olarak içeri­ den anlatabilir. görüş noktası. yeter ki. b ü tü n dünyam parça parça olur. Trabb. rom ancının ahlakî adeselerine bağlıdır. bir defadan fazla yer değiştirdiği hâlleri göste­ rdi: dehâ.” Lubbock. rom ancının. hem devam lı olan bir dünya getirebilsin.. Görüş noktası Percy Lubbock şunları yazıyor: “Rom ancılık m esleğin­ deki nazik m etod m eselesi. Eğer berrak olam azsam .. kumaşın parlaklığını bana gösterdi. Raftan bir top kumaş indiren Mr.gözlerini nasıl kullandığı­ nın pek önem i yoktur. havada uçuyormuşçasına masa üzerine yaydıktan sonra. rom ancının. rom ancının. rom ancı­ nın şevk ve heyecanını anlam aya çalışmaktır." Ve bunlar gibi. karak­ terlerini. kendi kurallarını getirir.” . hikâyeyi anla­ tanın hikâye ile olan ilgisi m eselesi etrafında döner. O nun bize gösterecekleri. Yine diğerlerini harekete geçiren saikleri bilm eyen bir karakterin görüş noktasından hareket edebi­ lir. tarafsız veya taraflı bir m üşahit olarak dışarıdan veya m uhtem elen. Froster. Stendhal. Balzac’a m ektubunda diyordu ki: “Ben sade­ ce bir tek kural görüyorum . oldukça iyi bir tarzda. h er zam an. bizim gözlerim iz önüne hem m uhtem el. fotoğraf m akinesi. Bizim için. hikâyede bir görüş no k tasına sadık kalm asını ve keyfî olarak yer değiştirm e­ m esini tavsiye etti ise de. berrak olmak. O kuyucunun yapacağı ilk şey. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 19 emeğini tatlılaştırdı.. Gerçi H arry Jam es..

niye öyle olduğunu anlatır. rom anı değer­ lendirecek bazı tarifler. B ununla bera­ ber. Tez Bunlar.2 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Plân. “Kral öldü ve ardından Kraliçe de kederinden öldü. Muhteşem Gatsby’nin çatısı. Büyük Ümitler’in. Fakat ders kitabı terim lerinin kötü ve hoyratçasına kullanıldığına dikkat etti iseniz. (Bunun için henüz bir tezim iz yok. hem en hem en h er şey. m u h telif ülkelerde yazılan bir hikâyenin plânını anlatır: Bir vilâyetin m ütevazı h a ttâ esrarengiz bir ailesin­ de dünyaya gelen bir delikanlının. Hikâye. Ve bu da bizi. Kır­ mızı ve Siyah’m . bu belirli hikâyeyi.” plândır. şu veya bu şekilde. Plânı. Hikâye. H enry Jam es’in. sebebinin gösterilm e­ sine bağlı. Tez. "Ve ardından ne oldu?" sorusunun cevabıdır. hikâye ve tez. sosyeteye nasıl girdiği­ nin hikâyesi. m antık dışındaki ifadeleri veya sebep­ leri olm aksızın hiçbir şey ifade etm ez. yazann niye anlatmak istediğini belirtir. Bu. plân. kendisinden başka bir m azeret tanım ayan şairâne bir ifade. m evcut olduğu için. okuyucu onlara dikkat etm ek m ecburiyetinde de­ ğil. . The Princess Casamassima’ya yazdığı takdim yazısında Lionel Triling. oynanacak kelimeler. hepsinin özü olan bir şey.) H er şey. buyurun. ondokuzuncu asırda. Eğer yazar onları iyi kul­ lanırsa. Veya F o rster’in zevklendirici basitleştirm esi ile: “Kral öldü ve sonra Kraliçe de öldü. üslûp m eselesine getiriyor.” hikâyedir. rom an­ cının şahsî görüşü.

Buffon’a ait olanı: “Ü slûp in san d ır” bugün hâlâ en doğru bir söz. bir yazarın m esleğini nasıl ele aldığı hakkında şunları okuyoruz: Sophie Andreevna dedi ki: "Turgenev. . olduğu gibi. kendisine sordum: 'Ivan Sergeevich. A rnold B ennette. okum a­ m ız için. Şimdi yaşlandım ve artık âşık olamam ve işte bunun için de yazmayı bıraktım . ölümünden uzun bir zaman önce Yasnayalarda kaldığı zaman.'" Ve kendisinden bahseden Tolstoy. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 21 Üslûp Leo Tolstoy’un Tolstoy ile Konuşmaları’nda. kendi vücudundan bir parçasını hokkada bırakmadıkça yaz- m am alıdır" “Ah. rom an yazm anın ne dem ek olduğunu bir başkasının kalem inden okuyalım. yaşadığı dakika­ dan başka bir şey görmeyen. Journals’ında. R uslar böyle d ü şü n ü r!” dem em eniz için. Bu konudaki en eski söz. mazi hakkında hiçbir şey ha­ tırlamayan bir bebek veya çılgın gibi görm eli. her zaman biraz âşık olmam gerek. kalemi mürekkep hokkasına batırdığı zaman." Söylenecekleri söylemeye çalıştık: Romancı. h er sayfayı bizim için im zaladı. çaresizlik içinde der ki: "Bir kimse. şöyle der: "Romancı çevresini kabaca. niye artık yazmıyorsun?' Cevap verdi: 'Yaz­ mak için. câhilce görme yeteneklerine dört elle sanimalı. basitçe.

kitabın başında yönelttiğim iz soruya dönü­ yoruz. bir insanın dünyasına girdik. Şimdi biz artık.2 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Ve şimdi. Lass . Abraham H. Bir rom anı nasıl okuyacağız? Bundan basit bir soru düşünülebilir mi? Sol tarafından iyi ışık gelen bir koltuğa göm ülecek ve kitabın sayfasını çevireceğiz.

Juna Panza: (11. e fe n d is in in ro m a n tik id e a liz m in in k a rşı k u tb u n d a y e r alır. a r is to k ra tik b ir a ile d e n d ü n y a y a g elm iş asil b ir h a n ım o la ra k g ö rü r. k e n d is in in .ta k m a adı) R om anın k a h ra m a n ıd ır. y a p m a c ık n e d ir b ilm e y e n b ir k ad ın . k ad ın ı. Dulcinea del Toboso: (Don Q u ix o te’ın A ld o n za L o ren zo ’ya v erd iğ i isim ) İriy arı b ir k ö y lü kızı: D on Q uixote. Don Kişot Yazan: Miguel de Cervantes Saavedra (1 5 4 7 -1 6 1 6 ) Başlıca Karakterler I. b a s itlik ve k u rn a z lığ ın k a rışım ın d a n o lu şa n b ir k a ra k te ri v a rd ır. se y ­ y a r s ila h ş ö rle rin s o n u n c u s u o ld u ğ u n a in a n a n b u y aşlı c e n tilm e n in â d e ta a ç lık ta n ve h a s ta lık ta n z a y ıfla m ış b ir g ö rü n ü m ü v a rd ır. . Sancho Panza (P an za -k arın v e y a göbek-) D on Q u x io te'ın u şağı. m u h a y y ile sin d e . Maritornes: Köy o te lin d e g a rs o n lu k y a p a n b ir kız. h a y a ta p ra tik a ç ıd a n b a k a n b u k ö ylü. Kitap Don Quixote (A lonso: Q u ija n o ’n u n -ki b u so y adı m u h te lif şe k ille rd e te lâ ffu z ed ilir. K itap ta k e n d is in d e n T e ra s a d iy e b a h s o lu n u r) S an ch o ’ n u n k a n s ı. Master Nicholas: Köy b e rb e ri. Pero Perez: D on Q u ix o te’u n k ö y ü n ü n p a p a z ı. k o cası g ibi b a s it. D on Q u ix o te’u n a k lî b o ­ z u k lu ğ u n u d ü z e ltm e ğ e çalışır.

H ıris­ tiy a n o lm a k istiy o r. Ricote: M oriscolu b ir m ü lteci.2 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Gines de Passamonte: D on Q u ix o te’u n k u rta rd ığ ı b ir k a d ırg a k ö lesi. Juan Perez de Viedna: Ş im di b ir h âkim o la n K ap tan ın e rk e k k a rd e şi. Dertli Duenna: D ü k 'ü n h iz m e tç ile rin d e n b irin in ta k m a adı. Dorotea: (Don Q u ix o te ’ın P re n se s M icom icona d iy e b ildiği kız) F e rn a n ­ d o ta ra fın d a n a ld a tıld ı. Aselmo. Quiteria: G am ach o ile n işa n lı b ir kız. Doktor Pedro Recio Tirteafuera: S an ch o ’n u n B a rataria v aliliğ in i y a p ­ tığ ı sıra d a k i ö z e l d o k to ru . . fa k a t e b e v e y le rin in z o ru ile F ern an d o ' ile n işa n la n d ı. D on’a. Clara: Ju a n 'ın kızı. Altisodora: D on Q u ix o te’a âş ık m ış gibi h a re k e t e d e n b ir kız. Fernando: K ad ın ların g ü v e n e m e y e c e k le ri g enç b ir a s ilz a d e . Lotairo ve Camila: C a rd e n io 'n u n . k e n d is in i b ir A lm an h acısı d iy e ta n ıtır. “K endi Y ararını D ü ş ü n m e ­ y ec e k K adar M eraklı Bir A dam ın H ik ây esi”n d e k i k a ra k te rle r. b ü tü n em eli b ir ş a ir olm ak . Ruy P e re z ’e âşık. K itap ta g ezici b ir k u k lacı o la ra k g ö rü n ü r. Kitap Sanson Carrasco: S alam an ca Ü n iv e rsite s i'n in y irm i d ö r t y a şın d a k i b e k â r b ir ö ğ re n c isi. s a rs a k atı. D ü şe s’e re fa k a t e d e n d ad ı. n. k a b a şa k a la rd a n h o şla n ır. n a z ik ve sevim li. Roque Guinart: K atalo n y alı b ir eşk ıy a. Cid Hamete Benengali: C e rv a n te s 'in . II. Cardenio: L u scin d a'y a â ş ık c e n tilm e n b ir d elik an lı. Camacho: Z en g in b ir k ö ylü. Rozinante: D on Q u ix o te’u n zay ıf. Zoroida: F aslı b ir kız. Dona Rodriguez de Frijalba. D on’a y a p ı­ lan b ü y ü k b ir o y u n d a rol alır. Luis: C lara’y a â ş ık g en ç b ir cen tilm e n . b ilg isin in k ay n ağ ı o la ra k g ö s te r ­ d iğ i ta h a y y ü l! b ir A rap tarih ç isi. o ld u k ç a acı ve k ab a şa k a la r y a p ıy o rla r. Dük ve Düşes: D o n ’u n ev sa h ip le ri. Don Lorenzo: D on D o eg o ’n u n oğlu. Don Diçgo de Mirando: Z engin b ir köy a ğ a sı. Q u ite ria 'y a â ş ık fak ir b ir köylü. ü n iv e rs ite ta le b e s i. Luscinda: C a rd e n io 'y u se v iy o r. o n u n la C e z a y ir’d e a y rıld ı. Basilio.

O n a. k e n d is in i b ir A rap k a p ta n ı d iy e ta n ıtır. Aynca. diğerleri üzerinde izlenim bırakıcı Dulcinea del Toboso adını verir. ona resmen şövaJye unvanının verilmesidir ki. hanın diğer misafirlerini de eğlendire­ rek mükemmel bir şekilde yerine getirir Köyüne dönen yeni . bu­ nu da. Anna Felix: R ico te'n in kızı. kendisi yapamayacağından. Kendisini. Lord'dan. aristokratik bir ailede dünyaya gelmiş güzel ve faziletli bir hanım olarak canlandınr Kendisi için de Don Quixote (Don Kişot) ismini seçer. ken­ disine bir iki defadan fazla görmediği ve hakkında hiçbir şey bilm ediği. Hikâye 1. 100 büyük R om an • 25 Don Antonia Moreno: B acelonalı z e n g in b ir c e n tilm e n . başka birinin yapması ge­ rekecektir. resmî bir merasimle şövalye yapmasını ister. yâni. ba­ şına miğfer olarak geçirmek üzere bir berber tası alır. devlerle çarpışan ve ejderhalon ö l­ düren eski romantik çağların seyyar şövalyelerinin hayat hikâ­ yelerini okunnak olan Alonso Q uijano adında bir centilmen yaşar. önceki çağ- lann şövalyelik müessesesinin canlandırılması gerektiğine ina­ nır. bu tür edebiyata öylesine verir ki. Yolcunun. genç kız ve hanımlan. Şimdi. okuduğu hikâyelerdeki bütün seyyar şövalyeler aynı zamanda âşık olarak da gösterildiğinden. Rozinan- te adındaki bitkin ve sarsak bir ata binerek. paslı bir kılıç. Kitap Onaltıncı asır Ispanya'sında La Mancha bölgesindeki kü­ çük bir köyde. onu kendi muhayyilesinde. başlıca zevki. kendisine eski bir zırhlı elbise. Böylece. Macera peşinde yola çıkan Don Quixote. muhayyilesinde büyük bir şato olarak canlandırdığı bir hana rastlar. basit ve kaba bir köylü kızını seçer. macera peşinde gitmeğe başlar. bu rolünü. karşılaştık- lan tehlikelerden kurtaran. yapılması gere­ ken tek şey. hanın sahibinden kendisini. zararsız bir çılgın olduğunu sanan han sahibi.

burada bahsedilmeyecek kadar çök. geceki ürkütücü sesleri. Bununla beraber.2 6 • 1 0 0 Büyük R om a n şövalye yolda. Don Quixote. şato sandıkları ve içinden ürkütücü seslerin çıktığı bir binaya rastlarlar. bu şarap tulumlarına hücum eder Hatâları kendisine gösterildiği vakit. beraberinde güzel bir Faslı kızı da getirmesidir.sayıda macera geçer. mükâfat o la ­ rak bir ada bahşedeceğini ve bu adanın valisi yapacağını vaadeder. "değirmene saldırmak" sözü. değirmen veya şarap tulumlan şeklinde görünüy­ orlar. ikinci derecedeki bir diğer macera da. genellikle tuhaf ve gülünçtür ve kötü neticeler verir. herkesin bildiği bu m aceralar atasözlerine ka­ dar geçmiştir. onun kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister ve şövalyelikle büyük bir servet kozandıklan zaman Sancho'ya. Yine bir gün. yüksek ölçüde romantik bir m acera­ ya dönüştürür. iki genç âşığın kilisede resmen evlenebilmeleri için karşılaştıklan engellerle ilgilidir. günlük hayatta vukû bulabilecek olaylar olduklann- dan. döner kollu devler sandığı. daha inandıncı. Don Quixote şarap tu- lumlanndan damlayan şarapların kan olduğunu sanarak. Meselâ. İkisinin başlanndan geçen maceralar. Don Q uixote'in muhayyilesi. en gülünç durum larr bile. Sancho Ponza adında bir köylüye rastlar. Başlarından. "Şato"ya hücum etmek için günün ağarm a­ sını beklerler. Yine. Değirmenlere hücum eden Don Quixote ve Sancho. Karşısına çıkan devler. ama daha hücuma geçmeden. Don Quixote ve Sancho'nun maceralarında. ikinci derece- dekiler. imalâthanedeki makinelerin çıkardığını anlarlar. çünkü kötü niyetli büyücüler. bazılan o kadar meşhurdur ki. bir dizi yeldeğirmenine mızrağı ile saldır­ masını hatırlatır. kendisini haklı çıkarmak için. Bu mace­ . kimsenin aksini iddia edemeyeceği tarzda cevaplar verir. bir handa kaldıklan sırada. Cezayir'deki Faslılar'ın elinden kaçan bir İspanyol harp esiri­ nin. Bu tür başlıca maceralardan biri. kahraman düşmanlarını (yani Don Q uixote'i) aldatmak için onların şekillerini değiştiri­ yorlar.

Don Quixote'ı bir kafese girmeye ikna eder ve bir öküz ara­ basıyla geri getirirler. II. Şövalye Don Quixote. Kitap Don Quixote. Sancho. gü­ zel hanım Dulcinea'yı bulmak üzere Toboso'ya giderler. şimdi şaşkın ve halsizdir. evine dönmesini istediğini söyleyerek. kötü niyetli büyücülerin ona büyü yaptıklannı ve şeklini değiştirdiklerini söyler. eğer bu köylü kızı. bir köylü kızını aristokratik bir hanımdan hâlâ ayırabildiğinden. hanımı Dulciriea'nın. romandaki karakterlerin birbirlerine anlattıkları eğlendi­ rici hikâyelerle genişletildiğinden. İlkin ne onun ne de Sancho'nun gördüğü. Dük'ün şa­ tosundaki delikanlılann ve hizmetçilerin de yer aldığı bu oyun­ . bu aldatışını pahalı bir şekilde öder. Sanc­ ho. hürmet edilecek. onu tekrar aralarında gör­ mekten sevinir ve iyileştirmeye çalışırlar. tek­ rar yola çıkarlar. sıkıntı ve ümitsizlik içindeki hanımlann dertle­ rine çare bulunması için Don Quixote'tan yardım istenecek. onun hayret uyan- dıncı maceralannı işiten ve kendisine kaba şakalar yapmaya karar veren Dük ve Düşesin şatosuna ulaşır. Oynanacak oyu­ na göre. kı­ sacası. Daha sonraki bö­ lümlerde. Dük'ün komik rolünü oynayacağı fakat Don Quixote için gayret ciddî görüneceği bir piyes sergilenecek. Don Quixote'ın söyledikleri gayet ciddiye alınacak kendisi Sir Lancelot veya Sir Rolan imişcesine eğlendirilecek. Bir müddet sonra. onun güvenli­ ğinden endişe etmeye başlarlar. Don Quixote bir sürü maceradan sonra. 1 0 0 Büy ü k R o m a n • 2 7 ralar. her şeye inanacak kadar çılgın olduğunu sandığından. Kasaba berberi ve papazı. rastladıklan ilk köylü kızın Dulcinea olduğunu söyler. sıhhatini yeniden kazanırsa da. hikâye içinde hikâyeler var­ dır Bu arada Don Quixote'ın ailesi ve dostlan. Don Quixote. Sancho'ya. evindekiler ve yeğeni. muhayyi­ lesindeki hanımefendi ise. Don Quixote ve Sancho. aklı hâlâ ye­ rinde değildir. artık efendisinin.

Dük. çevresindekileri hayrette bırakarak birdenbire tamamen normal bir insan halini alır Sancho efendisine beraberce ço­ banlık yapmalan ve Lady Dulcinea'nın tekrar peşinden gitmek için iyileşmesini söylerse de. dürüst ve akıllıca yürütün Bununla beraber. bu ceza­ yı kendisinin uygulayacağını söyleyerek. Don Quixote artık hayallerini red­ deder. Don Quixote. aptal değildir. na­ musluca yönettiğini ispat etmek için de. Köy halkına. Don Quixote. Sancho'ya yönetmesi. Fakat hastalık. Barata­ na denen bu "ada" Dük'ün malikânesinin sınırlan içinde bir köydür. mağlûp olan. sevdiği yemeklerden hiç birisini yemesine müsaade etmeyen resmî doktoru kendisine ıstırap çektirir Köye sahte bir hücum düzenlenir ve Sancho. Dulcinea'nın bü­ yüden kurtulacağı söylenir. Sancho. Sonunda. okuma yazması olmayan basit bir insan ise de.2 8 • 1 0 0 B üyük R o m an da. vasiyetini söyler ve aklı başında bir Hıristiyan olarak son nefesini verir. Oyun sırasında. yeni "vali"lerine itaat etmeleri söylenir. kır hayatı ile ilgili şiirlerde an­ latıldığı tarzda bir hayat süreceğini söyler. fevkalâde güzel periler ve korkunç cadılar da vardır. Düelloyu Sanson kazanır ve Don Q uixote'a evine dönerek bir sene silâh taşıma­ masını emreder Don Quixote. yatağa düşer. valiliğe başlamadan önce cebinde beş parası bulunmadığını ve aynidığı zaman da meteliksiz olduğunu söyler Nihayet. fakat Sancho zamanı geldiğinde. kırbaçtan kurtulmasını bilir. galip gelenin emirlerine riayet etmeye söz verdiği takdir­ de. on iki günlük yönetimden sonra. Don Quixote. Sancho'ya yaptığı bir vaadi de ye­ rine getirerek. Sancho. . üzülürse de sözünde durur ve hatta. görevinden istifa eder. fena halde dövülür. kendi kö­ yünden Sanson Carrasco adındaki bir genç sayesinde aklî durumunu düzeltir. Sancho'yu derhal kır­ baçlamaya hazırdır. Don Quixote'a Sancho'nun poposuna üç bin üç yüz kırbaç vurulmasına müsaade ettiği takdirde. Bir şövalye gibi giyinen Sanson. görevini. Don Quixote'ın. bu projesini uygulamasına imkân vermez. Don Quixote'u bir düelloya davet eder. artık çobanlık yapacağını. için bir ada verir.

K itabın bazı bö­ lü m lerin d e. onlara olan sem patisini de devam ettirdi. Am a onaltıncı asırda. haçlı seferlerine katılan en son şövalyelerdendi. karakteri eski idealle geliştirilen insanlar hâlâ görülüyordu veya kısa bir m ü d ­ det öncesine kadar vardı. Gerçi Don Q uixote. D on Q uixote. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 9 Eleştiri Don Kişot’un diğer özellikleri ne olursa olsun. 1532’de yayım lanan Or- lando Furiose (Öfkeli Orlando) adlı kitabı idi. Böylece kendisinin hazırladığı oyunlarla kendisini gülünç d u rum lara soktuğu zam anlarda. A riosto’nun. Tabiî. C ervantes’ten bazen. C ervantes’in. B unlar arasın­ da en fazla okunanı. yazarın ölm üş eşeği kam çıladığını sanabilir. o rta çağların ideallerine ölüm darbesini indiren adam diye bahsolunur. onun bu kararsızlığını da gözö- n ünde b u lu n d u rm ak m ecburiyetindeyiz. okuyan pek bulunm adığından ve Kral A rth u r gibi bir kim se dahi artık çocukların m uhayyileleri­ ni harekete geçirm ediğinden. kahram anı karşısındaki m uğlak tu tu m u ­ nu anlam aya çalışırken. C ervantes’i bugün okuyan biri. günüm üzde bilginler ve uz­ m anlar dışında. Bu kitapları. şövalyeliğin ro m an tik gelenekleriyle alay ederse de. C er­ van tes’in kendi karakterinde. ona pek az sem pati d u ­ . şövalye­ lik artık kaybolm uştu. sadece gülünç bir insan. onun görüşünü çok basitleştirm ek olur. şövalyelerin başların­ dan geçtiği söylenen m aceraların hakikatten son derece uzak olduğunu idrak etti ise de. hiç de küçüm senm eyecek ölçüde şövalyelik vardı. “Le chevalier sans p eu r et sans reproche” (kusursuz ve korkusuz şövalye) diye bilinen Bayard 1524’de öldü ve C ervantes’in patron ve hâm isi AvusturyalI Don John da. şöval­ yeliği alaylı bir tarzda hicveden bir eser olduğundan şüp­ he edilem ez. Fakat onu bu açıdan görm ek. fakat yine de. C ervantes. bu tü r kitaplar popülerdi. alayları ve hicivle­ riyle.

D ük’ün şatosu­ n a geldiği sırada. şefkat ve anlayışla yum uşatıldığı. Kitapta. çevresindeki D ük ve D üşes gibi aklı başında insanlar zalim ve bayağı görünürler. Bu bö­ lümler. Bil­ h assa II. vakur ve h ü rm ete değer bir insan olarak yücelir. kendisine saygısı olan. ta- hayyülî Arap tarihçisi Cid H em ata Benengeli m eselesi vardır ki. bize bunların m asal olarak red­ dedilm esi gerektiğini söylüyor. . ekseriya hikâyenin başlarm da rom an geliştikçe. kendi anlattığı hikâyelerin doğru ol­ d u ğuna okuyucuyu hem en hem en inandırıyor. ağırbaşlı nazik. Don Q uixote. C ervantes. C ervantes. şu halde bir kom edi olm a­ sına rağm en. hikâyenin kaynağı ola­ rak onu gösterir. Don Qu- ixote hakkında. Sonra. Avellaneda tarafından yazılm ış uydurm a hikâyeler var. kapıldığı hayallerden ö tü rü sevmeye başlıyoruz. şövalye­ lik taslam asına rağm en değil. b ü tü n çılgm lıklarm a rağm en. böylece. kendi hikâyelerine bile tam am iyle güvenilem eyeceğini söylem esine rağm en. kahram anın gerçek şaşaasını kıskançlıkla küçültm ek istem iş olabilir. aşağı seviyede bir kom edi veya sahtekârlık değil. m izahın sevgi ve m erham ete çok yaklaştığı. sevm iştir. Benengeli’nin güvenilir bir tarihçi ol­ mayacağını ikaz etm esine rağm en. Kısacası. H er bölüm de bu m esele ile karşı karşıyayız. En ciddî bir noktadan ele alındığı takdirde. diğer­ lerinin gerçek olm ayan hikâyelerine karşı bizi ikaz ederek. ahm ak ve ihtiyar bir adam dır ve başm a gelenlerden tam am en kendisi m esuldür. realite ve hayalin m ahiyetinin felsefî bir araştırılm a­ sı olarak düşünülebilir. Bu gibi hallerde. Bu kitap. Don Q uixote’m. İlkin (kolaylıkla görm em ezliğe gelinecek). alayın. C ervantes. gayet İnsanî ve öğreti­ ci bir komedidir.3 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yuyoruz. artık okuyucu kendisini tam am en be­ nim sem iş. Ö te yan­ dan. D on Qu- ixote. yaradılış­ tan vakur ve haysiyet sahibi bir insan olduğu anlaşılır. Biz şim di bu eski şövalyeyi.

tem kinli ve zarif hareket ediyor. şu soruda daha da ısrarlı bir şekilde ortaya çıkıyor: D on Q uixote ne derece çılgın bir adam? G erçekten. artık âdeta şairm iş gibi hareket etm ez. D on Q uixote’ın şövalyelik karşısındaki tu tu m u bu. hisseder ve hareket ederlerse. herkese kabul ettirm esi gerçekten hayret uyandırıyor. neyin h a ­ yal. Böylece Don Q uixote. Don Qu- ixote’un. Böylece. Gayet k ötü bir şaka yapmayı düşünen Dük. çevresin­ dekilere ve birkaç bin kişinin yaşadığı bir köy halkına. eğer fevkalâde şiirler yazabilirse. Ken­ disinin bir şair olduğunu sanan bir kim se. realite dünyasından sıyrılarak bir hayal dünyasına daldığı zam an­ lar var. insanlar. psikiyatrik standartlara göre. in­ sanların yaşadıkları hayal dünyasıdır. kendisine sadakatle hizm et ettiği takdirde. Sancho’ya gelince. zira böylece. onun tek saplantısıyla ilişkili olm ayan b ü tü n konularda. o da ne yaptığını tam am en bili­ yor. fakat gayet sam im î bir şekilde yapılan bir teklifi de red­ detm iyor. şüphesiz. Sanc- h o ’yu. aklı başında bir insan. 1 0 0 B ü y ü i İ R o m a n • 31 Realite ve hayal m eselesi. kendisini. tıpkı Süperm en rolünü oynayan bir çocuğun kendi oyununun kendisini al­ datm adığını bildiği gibi. Meselâ. Sancho’n u n bu hayali. inanılm ayacak şekilde gerçekleşi­ yor. Don Q uixote’un realitesinin. taklit ettiği şeyi yaratm ış oluyor. Don Q u ixote’ın çılgın hayalinin âdeta gerçekleşm işçesine hareket etm elerini em reder. şüphe içinde. Diğer zam anlarda. şövalyeliğin artık hem en h e ­ m en hiç kalm adığını söylem ekle beraber. bir adanın valiliği ile m ükâfatlandıracağı vaadini ele alalım. Realite. şöval­ yeler gibi düşünür. Sancho. M ark Van D oren. görevini öylesine ciddiye alır ve "ada” . A rdından. Kendi yaşadığı soysuzlaşm ış çağda. istedi­ ğini yapar ve diğerleri birer aptal rolünde görünürler. pek inanmıyor. Üstelik. neyin realite olduğunu ayırm ak zorlaşıyor. onun bu rolü. onun belki bir rol yaptığını. realite­ de de bir şövalye olacaklarını anlatıyor. boşuna giden bir hareket de­ ğildir.

bu hikâyenin göz alıcı noktalarından biri. İyileş­ tiği takdirde. son bö­ lüm lerde ortaya çıkıyor. beraberce güzel D ulcinea’yı yeniden aram a­ ya koyulacaklarını söylüyor. edebî türde sık sık başvurulan bir diyalog şeklini. şö­ valye ve u şak rollerini oynayanların. onunla devamlı m ünakaşa eder veya n asihat etm eye çalı­ şır. uzun m ü d d et iyi bir insan olarak hatırlanır. İkisinin ortaklığı.3 2 • 1 0 0 B üyük R om a n Sim o kadar iyi yönetir ki. Rom an. bir tek adam haline gelinceye kadar beraberce büyüdükleri. şahsiyetleri birbirininki ile karışıyor. Belki b ü tü n bu hayallerinin birer oyuncak olduğunu biliyordu. b ü tü n hayallerini reddediyor. A rtık oyun tam am en tersine dönm üş durum da. debat de corps et coeur’u (ruh ve vücut arasındaki diyalog) akla getiriyor. Don Q uixote’un. Gerçekte. hepim izde m evcut olan akıl ve hayal ve­ ya pragm atizm ve idealizm arasındaki gerginliği tem sil eden insanlar olarak da ele alabiliriz. Aylarca aynı tecrübeleri paylaş­ tık tan sonra. vücut ve ru h arasındaki bir ilişki gibi görülüyor. A rtık alay edilen insan D ük’tür. Başlangıçta. Don Q uixote de. kim in akıllı adam ve kim in aptal oldu­ ğunu şim di bilem iyoruz. birbirinden kutuplar kadar uzaktalar. Sancho. Efendisinin çılgın biri olduğuna inanan Sancho. biz bu iki kişiyi. halk ağ­ zı ile atasözleri ile konuşm aya başlıyor. Bazen kavga ederler. tartışm aları da ortaçağların sonlarında. Aynı şekilde. uyum adan önce b ü tü n oyuncaklarını bir kenara koyan bir çocuk gibi. R om anın nihaî istihzası. âdeta. Fakat şim ­ di Sancho. geliştirdikleridir. İşte. bu iki insan. m evkiini terkettikten sonra da­ hi. oyuna devam etm esi için ona yalvarıyor. şövalyeliğin gerektirdiği "saray” konuşm a tarzı­ nın bazı kısım larını öğrenirken. çürüm ekte olan bir m üessese ile alay . asırlar boyunca sağladığı popü­ laritesinin ve ölm ezliğe hak kazanışının sırrını burada aramalıyız. h er bi­ ri diğerinin konuşm a üslû b u n u n bir kısm ını benim siyor. Ö lüm yatağındaki D on Quixote.

bu kahram anlık n u m uneleri yanında bir antikahram an ya­ ratır ki. p ratik ve günlük hayata yönelik şahsiyeti. A m adis veya Roland. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 3 3 etmiyor. Avus­ tralyalI general Don Juan’dan. Don Carlos ve Kraliçe İsabelle’in ölümlerinden sonra yazdığı bir kaç şiir ilgi toplamıştı. Prens H al'ın Falstaff’ı Sherlock H olm es’ın D oktor W altson’u vardır. Sardinya’yı. Davy Croc- k ett veya Süperm an ya da Batm an da denir. Ele aldığı tez. daim î ve evrensel. Bur- gundy’yi ve Almanya’nın bazı kısımlarını içine alan Hapsburg İmparator- luğu’nun bir parçası idi. onun. edebiyat ve güzel sanatların hızla gelişmesine hizmet ediyordu. büyük bir dünya impara­ torluğunun da merkezi idi. İnsan hayali. Henüz tanınmış bir edebî şahsiyet olmamakla beraber. daha sonra 1570’de. günümü­ zün Belçika ve Hollanda’sını. Cervantes’in hayatını oldukça karanlıklaştırdı ise de. aynı zamanda. Ispanyol ordusuna er olarak girdi. Cervantes. Ispanyol tarihinin heyecanlı bir çağı idi. Amerika kıtasından ülkeye gelen zenginlik. gemisi. sık sık bir şehirden diğerine gitmek zorunda kal­ dığından. Böy­ lece. Is­ panya’nın Altın Çağının başlangıcı idi. Napoli’yi. Babası. Fakat 1575’te. mesleğini yürütmek için. Bu. Cervantes. Ispanya’nın papalıktaki temsilcisi ile İtalya’ya gitti. yaşadığı zaman. Yanında. Yazar Zaman ve efsane. Avusturya'yı. yirmi yaşlarında iken. İspanya. Alcala de Heneras’te 1547'de doğdu. Cervan- . ispanya. Tunus’tan Ispanya’ya giderken. Ceza­ yirli Türkler’in eline geçti ve Cervantes Cezayir’e getirildi. Parlak zırhlı el­ bisesi içinde dünyayı dolaşan ve kahram anca işler yapan şövalye. esas çizgiler hâlâ açık ve kesin. H erkül y ahut Perseus. insan hayalinin daim î ve ilk örneğidir. diğeri için gerekli ve h er biri kendi hayatım ızın bir parçasıdır. Bazen ona. Cervantes’in. H er biri. onun subay olmasını isteyen bir mektup vardı. sistematik bir eğitim yapamadı. Böylece kendisinin tanınmış bir kimse olduğu anlaşıldı ve iade edil­ mesi için İspanyol hükümetinin büyük bir fidye ödemesi istendi. Hiç de başarılı olmayan bir eczacı­ nın oğlu olan Cervantes. adaşında bulunm ayan yönleri ve parçaları tam am lar. Sicilya’yı.

fakat kızın annesinin kim olduğu bilinmiyor. Cervantes. İngiltere’yi istilâ etmeyi düşünen İspanya ordusunun ikmal şu­ besine tayin olundu. Hayatının son yıllannda yazdıkları arasında. verilmedi. Onu ölmezliğe kavuşturan bu kitap (I. 1582’den itibaren kendisini edebiyata verdi. 1616’da Madrit’te öldü. 1597’de. yazarı kitabı ile zengin olmadı. bir devlet memuriyeti peşinde gitti. kendisine verilen emirlere uyarak. Kısa bir müddet Portekiz’de görev yaptıktan sonra. Bir defasın­ da. defalarca kaçmaya çalıştı. Kitap. Hatta Alonzo Fernandez de Avelaneda adlı (muhtemelen takma bir ad) biri. Nihayet. No- velas exemplares (İbret Alınacak Hikâyeler). Gayrîmeşru dünyaya gelmiş bir kızı vardı. 1587’de. 1614’de. şöhretine hiçbir şey ilâve etmedi. 1590'da. Cervantes. Ispanya'nın Amerika’daki müstem­ lekelerinde bir iş almak istedi ise de. 1584’te. kitap) 1605’te basıldı ve devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinin kıskançlık ve nefret dolu yorumlarına rağmen. Sadece. Cervantes hayatta iken. Daha sonraki hayatı hakkında pek az bilgi var. Fakat bu çift. Cervantes. kendisine göre devamını da yaz­ mamış olsa idi belki kitabın ikinci kısmını da yazmayacaktı. Birçok kitap yazdı ise de. bir kiliseye ait eşyayı aldı ve kısa bir müddet için aforoz edildi. kendisinden onsekiz yaş küçük olan Catalina Salazary Palacios adında bir kızla evlendi. . kendisine şöhret sağladı. Cervantes. yakalandı ve nerede İse öldürülmesine bile karar verilecekti. uzun müddet. Hesapları o kadar kötü idi ki. Çok sayıdaki piyesleri. Kitabın son kısımlannda. Cezayir’de beş sene kaldı. son dere­ ce fakir bir hayat sürdü ve işte bu sıralarda da Don Qulxote’u yazdı. Bu. der­ hal ülke çapında tutuldu. İspanyol hükümeti. Don Quixote. birbiri ile anlaşamadı ve çok defa bir­ birinden ayrı yaşadılar. derhal işe koyuldu ve ertesi yıl. Don Quixote’un yazarına lâyık bir eser. kız kendisine bir miktar başlık vermişti.3 4 • 1 0 0 Büyük R om an tes. müteaddit baskı yaptı ise de. sadece bir kitabı. edebî çevrelerdeki düşmanlarına hücumlar da vardır. Şövalye ve uşağı şimdi atasözlerine geçti ve Don Kişotvari sıfatı İspanyolcaya ve ardından diğer dillere geçti. bir şair olmadığını gösterdi ve La Galatea adlı pastoral romanı da artık okunmu­ yor. devlet memurluğundan atıldı ve kısa bir süre için Seville’de hap­ sedildi. bu kitabın. beş yüz düka altın ödemeyi kabul etti­ ğinden. Cervantes ülkesine döndü. şiirleri. kesin olarak bi­ linmiyor. fakat düzensiz bir yönetici olduğu anlaşılıyor. Mezarı. bilhassa bir tanesi. Kitap’ı yazdı. Cervantes’in şuurlu. kimsenin takdir etmediği zor bir işti. II.

şiddetli bir fırtına kopar ve genç Crusoe. anne ve babasına daima itaat edeceğine ve bir daha denize çıkmaya­ cağına söz verir. bu sözünü unutur. gemici olarak macera pe­ şinde gitmeye karar verir. Denizcilerin cesaretlerinin ve kendisine gösterdikleri ya­ kınlığın tesiri altında kalan Crusoe. Robinson Crusoe Yazan: Danlel Defoe (1 6 6 0 -1 7 3 1 ) Başlıca Karakterler Robinson Crusoe: K im sesiz b ir a d a y a bıralcılm asına rağ m en . o n u n s a d ık bir h iz m e tk â rı v e a rk a d a ş ı o lan b ir yam yam . Limandan aynlır aynimaz. . kendisinin bir avukat olmasını istiyorsa da genç Robinson Crusoe. eğer sağ salim bir limana vanrlarsa. denizci olmaya azimli. m a h a re ti ve k e n d is in e o la n g ü v en i s a y e sin d e h a y a tın ı d ev a m e ttir e n b ir d e ­ n izci. Hikâye Gerçi babası. 1 Eylül 1651'de Hull adındaki liman kasabasından Londra'ya hareket edecek bir gemiye binmeye karar verir. Friday: C ru so e ta r a fm d a n m e d e n ile ş tirild ik te n so n ra . Böylece on do­ kuz yaşındaki bu çocuk. Fakat deniz sakinleştiği zaman.

birkaç testere. barut. Ne var ki. gemi. Crusoe. deniz sakinle­ şince. küçük bir kayıkla kaçar ve Brezilya'ya giden bir Portekiz şilebi tarafından kurtanlır O rada. fakat yanlış bir mevsimde ektiği için. yanında bıça­ ğından. şeker ka­ mışı ziraati yapmaya başlar ve oldukça başanlı da o lu r Fakat çiftliğinde çalışmaları için kölelere ihtiyacı olduğunu anlar. kayalar ara­ sındaki parçalanmış gemi ile sahil arasında gidip gelerek silah. hayatını bağışladığı için Allah'a şükreder ve bu adada yaşayabileceğine inanır.3 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Afrika'dan ticarî eşya taşıyan bir gennide çalışırken. gemi Güney Afrika'nın ku­ zey doğu köşesindeki bilinmeyen bir ada açığında bator Cru- soe'den başka herkes ölür. En fazla canını sıkan şey. korsanlann hücumuna uğrar ve Crusoe bir köle olarak satılır Hayatını tehlikeye atarak. piposundan ve bir miktar tütününden başka hiçbir şey yoktur Geminin tamamen batmamış ve kayalar arasında par­ çalanmış olması Crusoe'yi sevindirir. Ertesi gün. kendisini diğer adalara götürecek bir ka­ yık yapamamış olmasıdır Büyük bir sedir ağacının gövdesi üze­ rinde beş ay çalışır ve nihayet denize hazır bir tekne meydana . derilerini dabaklar Gemiden getirdiği ar­ pa ve mısırın yansını eker. bir balta ve bir çekiç getirir Yine gemide 36 İngiliz lirası bulunduğunu da görür Dünyadaki bütün altın- lann kendisine bu ıssız adada hiçbir faydası dokunmayacağını bilmesine rağmen parayı da alır. Ba­ şından geçenleri ve düşüncelerini de günü gününe yazmaya başlar Bu dehşet verici hadisenin tesirinden kurtulduktan sonra. etlerini yer. Crusoe. Bir İngiliz şeker kamışı ekicisi. kaba bir sal yapar ve on beş gün. boşa gittiklerini dehşetle görür Yağmur sulannı muhafaza et­ mek için küp yapmanın son derece güç bir iş olduğunu anlar ve kulübesinin çevresine diktiği a ğ a çla rda bir türlü tutmaz. Dalgalar Crusoe'yi ıssız bir adaya sürükler. kendisini beraberce Afrika'ya gidip köle getirmeye ikna eder. Crusoe. Yiyecek ve giyecek için de adadaki yaban keçile­ rini vurur. devamlı olarak içinde yaşayacağı bir kulübe inşa et­ meye boşlar.

Adada yirmi iki yıl yaşadıktan sonra Crusoe. kendisini deh­ şete düşürücü bir şey daha keşfeder Daha önce ayak izleri gördüğü sahilde. Crusoe. diğerleri de. otuz kadar vahşinin. fakat Crusoe. adanın bu kısmını araştınr. vahşiler. 1 0 0 Büyük R o m a n » 3 7 çıktığı zaman da yapıldığı yerden sahile taşınmayacak kadar ağır olduğunu görür. keçileri ehlileştirmesini öğrenir ve hatta kendisine arkadaşlık etmesi için bir papağanı bile eğitir. Cru­ soe. kulübesi­ ni tahkim eder Böyle yapması iyi olmuştur. kum üzerinde. Crusoe'nın artık bir arkadaşı vardır. Köleyi cuma günü kurtardığından. ci­ van gözetlediği sırada. öylesi­ ne kızgınlık duyar ki. üzerlerine hücum ederek onlan öldürmeye karar verir Bir mağarayı. Kurtardığı adam da bir yamyamdır. bir gün hayret uyandıncı bir vakıa ile karşılaşır: Kulübesin­ den çok uzaklardaki bir sohil boyunca. insan kemikleri ve parçalanmış insan organ- lan da görür Güney Amerika kıtasındaki yamyamlann harp esirleriyle buraya geldiklerini ve onlan öldürdükten sonra ye­ diklerini sanır Crusoe. kendi kulübesine getirir ve zamanla anlaşabilecek kadar İngilizce öğretir Aslında zeki bir insan olan ve bütün bir aşiret­ . kö­ lelerden birini geride bırakarak kaçarlar Yirmi dört yıl tek ba­ şına yaşadıktan sonra. birçok yamyamı öldürür. dolu iki si­ lah ve bir kılıçla üzerlerine hücum ettiği zaman. ayak izlerinin civannda bir ma­ ğarada saklanır ve senelerce. ona Friday (Cuma) ismini verir Crusoe. Adada hiçbir insan görmemesine rağmen. ilkin böyle bir vakıa karşısında ürperirse de. zira adada. küçük bir kale haline getirir Ve bir gün. on iki sene süren ve tamamen yalnız geçen bir hayattan sonra. bir ateş önünde. ona bu eski âdetlerinden nefret etmesini öğretir. Fri- day'i. esir­ lerden birini pişirmişler ve diğer ikisini de öldürmeye hazırlan- m aktadırlar Crusoe. insana ait olduklan belli olan ayak izlerine rastlar onun kim olduğunu öğrenmeye azmeden Crusoe. tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür Crusoe. nihayet hububat ekmesini. bu vahşî insanlar buraya bir daha geldik­ leri takdirde.

Kurtardıklan beyaz adamın. evlenir. kölelerden biri beyazdır. İngiltere'ye döner. Crusoe'nun senelerce önce parçalandığını gördüğü bir gemide bulunan yaşlı bir Ispanyol olduğu anlaşılır. Friday. Kansı öldüğü zaman. Crusoe. Fakat ilkin. iki safdık gemici gönder­ miştir. İngiltere'ye dönüp. bir gün onlan ziyaret etmeyi düşünür. adasının duru­ munu görmek için. kö­ leyi kurtanrlar. sağ­ lam ve her türlü havaya dayanabilecek bir tekne yapar. Friday ile birlikte otuz iki sene sonra İngiltere'ye döner.000 Ingiliz lirası vardır. Crusoe. tekrar denize açılır . muhakeme edilerek sonunda asılmaktansa. gemilerini tekrar'ele geçirmeleri için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere'ye dönerler. onun Brezilya'daki tarlasını da onun nâmına işletmiştir ve şimdi Por­ tekiz'de. namuslu bir Portekizli kaptan. Crusoe ve Friday. Portekiz'e bir seyahat yaptıktan sonra. kendi yaptığı yeni tek­ ne ile adaya gönderir Bu arada. diğer beyazlan kurtarmaları için. Crusoe artık zengin bir adamdın Bdtık İspanyol gemisin­ den aldığı paradan başka. yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür ve iki. Kurtarılan kölelerden biri Friday'ın babasıdır Baba ve oğul sevinç içinde kucaklaşırlar. Friday'ın babası ile birlikte. 10. Crusoe ve Friday ellerindeki ateşli silahlarla onlara hücum ederler. kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduklannı Crusoe'ye söyler. Ana ve babasının öldükle­ rini öğrenir. iki köleyi Crusoe'nun adasına getirirler. İspanyol'un ve Friday'ın babasının. bu defa hemen deniz kenarında. Tam denize açılmak üzeredirler ki. Crusoe'nun her türlü yiyecek maddelerini depo­ ladığı adasında kalmayı tercih ederler Tayfalar geride bırakılır. çoluk ço­ cuk sahibi olur. Crusoe onlan kurtarmaya karar verir. Crusoe. Geminin kaptanı. bu Ispanyol'u. İsyan eden tayfalar. biraz ileride demir atmış bir İngiliz gemisi görür.3 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n ten gelen Friday. Crusoe'ye minnettarlık besler ve onun güve­ nilir bir hizmetkân ve arkadaşı olur. üç kayık dolusu vahşî. Nâmına yatınlan parayı almak için. Friday'ın adasındaki esir beyazlan kurtardıklannı öğrenince. Friday ile birlikte.

kendisinin olan küçük bir m edeniyet de kurar. Eleştiri A lexander Selkirk. Gem inin kaptanı ile kavga eden Selkirk. Selkirk’in tek başına bu adada yaşam ası. Bir gemici olarak. bazen h asta ve ekseriya kor­ kulu b ir hayat süren C rusoe. Bunlar arasında Swift (Gulliver’s Travels-Güliver’in Seyahatleri). Defoe’n u n şu n u söylem ek istediği anlaşılıyor. Adada. tek başına geçirdiği b u uzun yıllar boyunca. İngiltere’den ayrıldı ve Şili sa­ hillerindeki Ju an Ferdandez adasında. 1 7 H ’de. doğru olduğu sanıldı. beş sene tek başına yaşadıktan sonra İngiltere'ye döndü. İngiltere’de bir sansasyon yarattı. Böy­ le bir edebî fırsatı kaçırm am ak isteyen Defoe. diğer bir adanın yerli ka- dınlanyla evlenirler ve hareketli bir topluluk kurarlar. halkın büyük ilgisini çekti. adadaki hayatı ile ilgili kitaplar yazıldı. gemileri porçalanmış Ispanyollar ve asi İngiliz denizcileri el ele verirler. 100 B ü y ü k R om an • 39 Daniel Detoe'nın Robinson Crusoe'nun Daha Sonraki M a­ ceraları adlı öteki kitabında. öylesine sade ve açık bir üslûpta. Bazı moceralardon sonra (Crusoe'nun sadık dostu Friday. böyle bir çarpışnnada kahramanca ölür) Crusoe. bu adaya bırakılm asını ister ve n iha­ yet Kaptan W oodes Rogers adlı biri tarafından kurtarılır. Vasat . birçok yazarlara tesir etti. Selkirk’in m aceralarını hayalinde genişleterek bu m eşh u r kitabı. denize elveda der. adasında. yazılm ıştı ki. Ro- binson Crusoe’yu yazdı. ürk ü tü rcesin e yalnız. R obinson C rusoe’nun. hayatının sonuna kadar tatmin edici bir hayat sürer. Kitap. Ste- venson (Treasure Island-Define Adası) ve tabiî. sadece aklını başında tutm akla kalmaz. R obinson C rusoe. tekrar İngilte­ re'ye döner. Wyss fSwıss Family Robinson-İsviçreli Robinson) da vardır. basit ve kaba ü slûbuna rağm en H o m er’in Odyssey’ni h atırlatan esatirî özellikleri vardır.

Defoe. şüphesiz. Kitabın.4 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n bir insan. Avrupa’da sık sık seyahat ettiği ve 1688’de III. h er tü rlü şartlar altında hayatını devam ettirebileceğine derinden inanıyorlardı. anne ve babasına itaat etm e­ diğinden ö tü rü vicdan azabı çeker. zam an zam an dehşet uyandırıcı bir yalnızlığın acılarını çeker. 1702’de. çorap tüc­ carlığı yaptığı. taham m ül ve m aharet kaynaklarm a sa­ hiptir. o n u n bu yoldaki azim ve kararlılığıdır. Bro­ . M anzaraya Friday da katıldığı zam an. bir kim senin. kendisinin mensubu bulunduğu dinî grubun na­ sıl baskı altında tutulabileceğini istihzalı ve alaylı bir üslûpla anlattı. on u kendisine bir uşak yapar ve iki ki­ şiden oluşan bir m üstem leke sistem i kurar. İnsanlar. “Muhalifleri ortadan kaldırmanın en kısa yoiu” adlı bir broşür yayımlayarak. ahlâken ne kadar zayıf da olsa. hayatını bahşettiği için A llah’a şükıe- der. Londra’da doğdu. Defoe’nin yaşadığı zam anda. o n u n değerli bir arkadaşıdır. gençlik yılları hakkında fazla bir şey bilinmi­ yor. VVilliam’ın ordusuna katıldığı dışında. yirmi üç yaşında iken Mary TuffIey ile evlendiği. Çağdaş bir yazarı. Brezilya’d a köle sahibi olan C rusoe. Onun. o n u n fizik faaliyetleri üzerinde durur. okuyucular üzerinde en fazla tesir bırakan yönlerinden biri. Robinson Cru­ soe’nun. bilinm eyen ve iş­ lenm em iş cesaret. efendisine olan sadakat ve m innettarlığını defalarca gösterir. Yazar Bir kasabın oğlu olan Daniet Defoe. h em en hem en h er sayfasında kendini h issettiri­ yor. Am erika kıtasının keşfedilm esine ve ehlileştirilm esine im kân veren bu inanış. Fakat Friday aynı zam anda. adasını küçük bir İngiltere hali­ ne getirm ek için çalışır. Fakat adadaki ilk gün­ lerinden itibaren. muhtemelen 1660’da. Crusoe. C rusoe’n u n psikolojisi çok daha faz­ la ilgilendirirse de. Defoe. O andan itibaren de.

1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 41 şürü. 26 Nisan 1731’de. Ingiliz romanını derinden etkiledi... Defoe. Bir mahkemede şahitlik edemeyecek biri. Moll Flanders’in heyecanlı h a­ yatını anlatır. sık sık ev­ . Robinson Crusoe’nm yayımlanmasından (1719) sonraki beş yıl De­ foe’nun. realizm ve idealleştirilmiş hayaller yerine günlük hayattaki konuların işlenmesi. Defoe yanlış anlaşıl­ dı. Defoe’nun karakterine tesir ettiği anlaşılıyor. realist bir yazar olarak. Londra’da binlerce ki­ şinin ölümüne'sebep olan Büyük Taun’u.” te ­ zi üzerine dayanan rom an. “Sefalet kadar kötü bir şey yoktur. Bu sırada yayımlanan bir diğer eseri Journal of the Plague Yeariyeba Salgını) İdi. çağdaşlarının indinde oldukça sahtekâr ve kurnaz bir adam ve siyasî bir oportünisttir. birincisinden fazla. kendisine işkence yapıldı ve hapsedildi. aynı zamanda. gözleriyle görmüşçesine anlat­ tı. sadece beş yaşında İdi.. İngiliz edebiyatında roman türü­ nün yerleşmesinde onun muazzam bir rolü oldu. Hapishanenin. Defoe. Diğer Eserleri Robinson Crusoe’den üç yıl sonra yazılan Moll Flan- ders’in. Londra’daki evinde öldü. Moll Flanders ve Roxano. bu arada başka gazetelerde de yazıları ya­ yımlandı. Romanlarında. onu şöyle anlatır: “Sahtekâr. bu eserinde. halbuki o yıl. fakat genellikle düşmanlarından bir iki adım önde gitmesini bildi.” Dinî bir muhalif ve son derece ikna edici partili bir yazar olarak De­ foe... ahlâken sağlam olmayan iki kadını konu alan klâsik kitaplardır. yete­ neklerini tam mânâsıyle gösterdi. müsamahasızlığı hicvedici olmasına rağmen. en iyi romanlanndan bazılannın yayımlandığı senelerdi. Da- niel Defoe. Defoe. üç kâğıtçı. Durmaksızın yazdı. yayımlanan broşür ve kitaplarının sayısı 250’den fazla ve bunların birçokları da politika ile ilgilidir. The Review adU gaze­ tenin dokuz cildini o yazdı. her zaman hapsedilme veya daha kötü tehlikelerle karşı karşıya kal­ dı. 1665’te. Pek çok erkeğin peşinden gittiği. Kitapta.. CezalandınIdı. Çağdaşı büyük yazar Joseph Addison. velûd bir gazeteci idi. Artık her şeyden şüphe eden biri oldu ve parasını daha dikkatli harcamaya baş­ ladı. İngiliz rom an tarihinde m uaz­ zam bir yeri vardır. yalancı bir çapkın.

orta sınıfa m ensup in­ sanların özelliklerine sahipti. Virginia’da. onsekizinci asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tı m uazzam bir panoram a hâlinde önüm üze serilir. Moll F landers şehvetli ve tehlikeli b ir hayat sürerse de. yeni arkadaşı bir eşkiya ile birlikte Virginia’ya (Am erika’ya) gitm esine m ü ­ saade edilir. İngiliz rom anının. kadın böylece. Ele geçtiği zam an pişm anlık duygusunu söyleyen ka­ dın polisleri ikna eder ve asılm ak yerine. Flanders’in m aceralarının anlatıl­ dığı kitapta. bu dünyada kendisine bir yer yap­ m aya azmeder. . N ew gate’e gönderi­ lir. bir fahişeden başka bir şey olm am asına rağm en Moll. Defoe’nu n anladığı m ânâda. b ü tü n haka­ re t ve istihzaları yener. h er güçlüğün altından kalkar ve yeni m aceralara başlar. Robin- son C rusoe’m bastırılam ayacak ru h u n u akla getirircesine. hayati­ yetini kaybetm eyen kahram anlarından biridir. Ekseriya. artık h ü rm et edilen bir ana ve çiftlik sahibidir. Moll Flanders. Kadın.4 2 • 1 0 0 Büyük R o m an lenen Flanders. on iki çocuk anasıdır.

Glumdalclitch: B ro b d in g n ag lı b ir ç iftç in in kızı. Reldresal: L ilip u t’u n Ö zel İşleri V ekili. Brobdingnag Kralı: B a rışsev er o lm a sın a ra ğ m en b ir o rd u y a s a h ip b ir dev. “K âin atın n eşe ve te rö rü " diye b a h s e ttik le ri kral. k u rn a z ve k ısk a n ç h a z in e d a rı. in s a n lık ta n n e fre t e tm e s in d e n v a z g e ç ir­ m ey e ç a lış a n P o rte k iz li n â z ik b ir k a p ta n . sa ra y d a b a ş d ü şm a n ı o lu r. Pedro de Mendez: G ü liv er’i. G ü liv er’in. Flimnap: L ilip u t’u n . G ü liv er’in a rk a d a ş ı. . Lord Munodi: Evi a y a k ta d u rd u ğ u ve ta rla sı m a h s û l v e rd iğ i için Lapu- tia sa ra y ı ile a ra s ı iyi o lm a y a n ç a lışk an b ir L aputialı. G ü liv er’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n a. k ü ç ü k b ir b e b e k m iş gibi şe fk a tle m u a m e le ed er. Liliput imparatoru: On b e ş s a n tim e tre b o y u n d a ve sa d ık u y ru k la rın ın . h ilek âr. k e n d is in d e n . Güliver’in Seyahatleri Yazan Jonathan Swlft (1 6 6 7 -1 7 4 5 ) Başlıca Karakterler Lemuel Gulliver: M acera tu tk u n lu ğ u n u n e tk isi a ltın d a u z a k ve e g z o tik ü lk e le re g id e n sa f ve b a s it b ir İngiliz c e rra h ı ve d e n iz c isi. Yahoolar: G ü liv er’in k e n d ile rin d e n o ld u ğ u n u id d ia e d e n ve m a y m u n a b e n z e y e n p is b ir ırk. Strulbruglar: Y egâne a rz u la rı. ö lm e le rin e m ü sa a d e e d ilm e le ri o lan m u ts u z ö lü m s ü z le r d e n (lâ y e m u tla r) o lu şa n b ir ırk. Houyhynhnmler: (W hinnim o k u n u r) Y ahooları y ö n e te n m âk u l ve n â z ik a tla rd a n o lu ş a n b ir ırk.

Londra'da yürüttüğü tıp mesleğin­ de başanlı olnnayon Lemuel Gultiver. yüzlerindeki leke ve kusurlan göremez. M inik vücutlu olduklanndan mekanik işlerde gayet . Ülkede. Uyandınidığı za­ man. basit ve dostça tavırlanndan ve onlann çok garip olan dil ve âdetlerini bilhassa öğrenmek istemesinden ötürü. çok küçük olduklanndan. Güliver. şimdiye kadar kimsenin bilmediği ve boylan on beş santimetre olan Liliputlann esiridir. 4 Mayıs. Güney Denizlerine gitmek üzere Bristol'dan aynlır Gemi. Güliver.4 4 • 1 0 0 Büyük R om a n Hikâye İyi ahlâklı olduğundan. tabancası ve saati Liliputlar arasında büyük ölçüde hayret ya­ ratır. kendisine Liliput dili öğretilir ve imparatorun huzuruna çıkarılır. G em i. ona Ouinbus Flestrin. Liliputlar'ın hayretini uyandınr. 1688'de. Güliver. Liliputlar arasında gayet iyi bir intiba yaratır. Güliver. fakat Güliver. yatar. şimdiye kadar böy- lesine büyük bir insan görmemişlerdir. vücudu üzerinde oynaşan bu insanlar. ülkenin M il- dendo adındaki merkez şehrine getirilir. zamanla Liliputlar'ın güzel insanlar olduklannı ân­ lar. yani Büyük İnsan Dağı adını verir­ ler Güliver. Liliputlar. bir tür muğlak ve küçültücü ip dansını en iyi oy­ nayanlara siyasî çıkar sağlar. Li­ liput sarayı. yüzerek karaya çıkar ve sahile ayak basar basmaz uykusu gelir. G üliver'in tarağı. kendisinin binlerce incecik iplikle bağlandığını görür. Van Diemen ülkesinin kuzeybatısında çıkan bir fırtına neticesinde parçalanır. High-Hecls (Yüksek Topuklular) ve Low Heels (Alçak Topuklular) adında iki siyasî parti ve yumurtanın en iyi hangisi tarafından kınlacağı üzerine şiddetli tartışmalar yürüten Büyük Endianlılar ve küçük Endianlılar adında iki dinî hizip vardır. tam a­ men kendileri gibi insanlann yaşadığı ve yine iç çatışmalan içinde bulunan Blefuscu adındaki bir ülke ile harp halindedir. Antelope adlı bir gem i­ nin doktoru o larak çalışmaya başlar. zehirli mızraklanyla G üliver'i tehdit ederler.

bu işi onların bilmediği bir yolla yaptığın­ dan daha da fazla suçlanır.) G üliver'in yeni arkadaşı Reldresal. Güliver. Böylece Güliver. Liliput'un yediğini Güliver tek başına yiyor. aynca G üliver'in. karısına göz koyduğunu da sanır. büyük bir kayık karaya vurur ve Ingiltere gözünde tüten Güliver. Krali­ çenin sarayındaki bir yangını söndürmekle kendisini sevdire­ ceğini umarsa da. bu kayıkla denize açılır Bir gemi kendisini alır ve İngiltere'ye götürür G üliver'in yanında. 800 metredir. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 4 5 ustadırlar. Kendi­ sine şerefli Nardac unvanı verilir ve Hazinedar Flimnap'ın baş düşmanı o lu r (Flimnap. Liliputlar için yapacağı bir büyük hizmet bulun­ duğu söylenir. Güliver artık öldürülecek biridir Güliver öldürüleceğini öğre­ nince. Blefusculular'a sığınır ve kendisine gayet iyi muamele edilir Bir gün. Blefuscu adasındaki düşmanlar bir istilâ hazırlı­ ğı içindedirler Vücudunun büyüklüğünden ötürü. onu öldürm ek ister. kendisinin. bu hareketleriyle bir an için sarayın gözünde yü­ celirse de. Blefuscudialılar'ı tamamen yıkmayı ve onlan Lili- putlar'ın köleleri haline getirmeyi reddettiğinden. donanmalannı çekerek Liliputlar'a getirir Güliver. yiyecek tedariki için bilinm e­ . Güliver. tekrar göz­ den düşer Blefuscidialılar'm hürriyetlerini savunduğundan. fesat tohumlan saçanlar vardır. G üliver'e. tedricen saray entrikalanna karışır. birbirleri aleyhinde plânlar çevirenler. başından geçenle­ ri ispat etmek için minik Liliput inekleri vardın Ingiltere'de kansına ve çocuklanna kavuşan Güliver. mahkemeye verileceğini ikaz eder. kendisine fırlotılon ok yağmuru oltmda. yürüyerek Blefuscudialılar'ın adasına gider. fakat onlar orasında da küçük işler peşinde giden. onlann do- nanmalannı tahrip etmesi istenir İki ada arasındaki mesafe. çünkü. bir müddet sonra yeniden yerinde duramaz ve bu defa Hindis­ tan'a giden Adventura (Macera) adındaki bir gemiye biner Gemi rotasını şaşınr Gemiciler.

Bir gün. Bir tanesi. Güliver. Güliver zor zahmet boğulmaktan kurtulur. N i­ hayet. erkekliğini ciddiye alm azlar . Güliver'den servet kazanmak isteyen kızın babası. G ü li­ ver.000 kilometre uzunluğunda ve 8 . M am afih. onlar da o derece kaba ve çirkin devlerdir Glumdalclitchler. kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir kimse olduğunu ay­ naya baktığı zaman daha iyi anlan Sarayın hanımlan kendisi­ ne gayet kaba muamele eder. Güliver. ev hayvanıdır.4 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n yen bir ülkeye doğru giderler. sıla hasreti çeken Güliver. para karşılığında hal­ ka göstermek için köy köy dolaşır Söyleşine kaba muamele edilen G üliver hastalanınca. kı­ zı G lum dalclitch'i eğlendirmesi için onu evine getirir. kendisinin 10. "shov/"lann sayısını artırır. artık Kraliçe'nin bir oyuncağı. diğer gemicileri kaybeder ve bu defa kendisini. fırtına­ lı havalarda tenis topu büyüklüğünde dolu yağan Sarayda bi­ le. filozoflar ve yaşlı akıllı insanlar G üliver'e güler­ ler.0 0 0 kilomet­ re genişliğinde Brobdingnag ülkesinde olduğunu öğrenir. her an teh­ likededir. böylesine küçük insanlann birbirlerine karşı harp ilân etmeleri kral üzerinde tiksinti yara­ tır Güliver. bu acayip mahlûku. talih G üliver'e güler. Karaya çıktıkları vakit. her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. İngiltere'nin kazandığı büyük zaferler­ den gururla bahseder. boylarının on üç metreye kadar yükseldiği bir buğday tarlası ortasında bu­ lur. Brobdingnag'taki hayatı sırasında her gün dehşet verici hâdiselerle karşılaşır. onu bir kafese koyarak. Böylesine minik insanlardan oluşan bir ırk nasıl mevcut olabilir? Kral. İngiltere hakkında ona bir sürü soru sorar. Güliver. dev gibi köylüler ekin biçmekle meşgullerdir. Muazzam büyüklükteki farelere karşı çarpışır. Kraliçeye satar. dokuz met­ re boyundaki saray cücesi onu kıskanır ve süt güğümünün içi­ ne atar. köylü onu. Küçüklüğünden ötürü. Sarayda. Lili- putlar ne kadar küçük ve nazik insanlarsa. G üliver'e bir ev hayvanı muamelesi ya­ parlar. köylü Güliver ölmeden çok daha fazla para kazanabilmek için.

böyle­ ce yerlilerin başkaldırmalannı önler. iki se­ ne sonra bu ülkeden kaçmayı başanr: Dev bir kuş. kafesi düşürür: İngiltere'ye g i­ den bir gemi. Elbiseleri vücutlanna uymaz. onlann ülkenin merkezi Lagodo şehrindeki projek­ tör akademisinden bilhassa gurur duyduklannı öğrenir. renkleri. büyücü ve cadılann yaşadığı G lub- budrib adasına giden Adanın valisi. Fakat bütün entelektüel yete­ neklerine rağmen. Lagodo'dan. Sadece Lord M unodi adında birinin hakikî bir evi ve mahsûl veren tar­ lası vardır Fakat bu başanlanndan ötürü de. 1 0 0 Büyük R om a n • 4 7 Böylece. Sezar ve Pompey gibi tarihin . normal büyüklükte insanlardır. fakat hayatta onlan ilgilendiren sadece iki şey vardır: Musikî ve matematik. Balnibardi. korsanlar gemiye saldınr ve Güliver küçük bir kayığa ko­ nularak denize bırakılır Güliver. sık sık onların yüzleri önünde çıngırak çalarlar. Güliver tekrar denize çıkmak. G üliver'i. Lapu- talı ilim adamlan burada salatalıktan güneş ışığını çıkarmak veya insan dışkısından yiyecek yapmak gibi aptalca projeler üzerinde senelerce çalışır Akademide. yeni maceralar peşinde gitmek için yanıp tutuşur. içinde yaşadığı kafesle birlikte gagasıyla kaldınr ve deniz üze­ rinde uçmaya başlar Fakat kuş. Laputa adı veri­ len yüzen bir ada tarafından havadan yönetilen bir müstemle­ kedir. körler. Derin (soyut) düşünceler içinde kendilerinden geçen bu insan- lan normal düşünmeye sevketmek için uşaklar. devamlı tehlikeler içinde yaşayan Güliver. Japonya'nın hemen doğu­ sundaki Balnibardi adasına çıkar. Laputalılar'ın ellerinden pratik hiçbir iş gel­ mez. G ü live r'in önüne MakedonyalI İskender. Balnibardi müstemlekesi üzerine havadan koca koca kayalar bırakmak suretiyle burasını yönetir. Bu yolculuğun­ da. diğer Laputalılar kendisini sevmezler Laputa Kralı. Anibal. G üliver'i görür ve alın Brobdingnaglann ülkesinde başından geçenlerin tesirin­ den kurtulur kurtulmaz. Güliver. Laputalılar. evleri başaşağıdır. elleriy­ le dokunarak tayin ederler Evlerin önce damları yapılın Güliver.

Yahoo denen pis. gemiyi ele geçirir ve ken­ disini hapsederler. G üliver'in -daha nazik ve mâkul biri olsa da. atların kişnemesini andınr) Adanın yöneticileri bu atlardır Houyhnhnmler. Houyhnhnm denen atlann yaklaştık- lannı görünce dehşet içinde kaçarlar (Bu kelimelerin telâffu­ zu. sakin bir şekilde kabul ediyorlardı. ne kadar vahşî ve mantıksız mahluklarsa. kendilerininkinden daha alt se­ viyede olmasına hamlederler. bir Ho­ uyhnhnm ailesinin ahırına yerleşir ve onlann süt. onun bu eg- zantrikliğini. akıllannm başlannda olmadığını ve hayata küskünlükle baktıklannı an­ la r Gerçi ölmüyorlar. uzun bir kayık içinde. yaşamak için bütün şevklerini kaybediyor ve ölmek istiyorlar Güliver. Bu adada. fakat Houyhnhnm'lar.4 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n büyüklerinin hayallerini getirir Hepsi teker teker. G üiiver'i hayal kınklığına uğratan bir hâdise anlatır ve böyle­ ce. Nihayet. ama gittikçe yaşlanıyor ve halsizleşiyor. G üliver de­ nize bırakılır Güliver. bcşordıklan işler hakkında. G üliver'in tayfalan. tarihin resmî kayıtlarının bir sürü yalan olduklarını gösterir. bu insanlann çok mutlu ve çok akıllı ol- duklannı sanın Fakat. Luggnagg adasında da hayal kınklığına uğrar. maymun gibi. G üliver'in sorularını cevaplandınr Her biri. önlerinde uzun bir zaman olduğundan. atlar da o kadar nazik. onun çıplak dolaşmadığına hayret ederler M am afih. şifa verici bit­ kiler ve saman pastalanndan oluşan yiyeceklerini bile sever Güliver. onlan yakından tanıyınca. lâyemut (ölümsüz) Struldbrug denen insanlar yaşar. Güliver. genetik kanunlanna göre evleniyor ve ölümü. Güliver. fizikî bünyesinin. tiksindi­ rici insanların yaşadıklan garip bir adaya çıkar Pisliklerini Gü- liver'e fırlatan Yahoolar. kendi giyeceklerini yapar. Güliver. tekrar denize açılır Bu defa geminin kaptanıdır G ü ­ ney Denizi'nde.bir Yohoo olduğunu sanırlar. Japonya üzerinden İngiltere'ye döner Kısa bir müddet ailesiyle birlikte oturduktan sonra. . medenî ve son derece makul yaratıklardır Onlar. 1710 Ağusto- su'nda. Kâinatın sırlarını öğrenebilmek için. zira bir attan ziyade bir Ya- hoo'ya benzemektedir Yahoolar.

Güliver. maymun ırkı sayılan m ahallî Yahoolardan daha medenî görünmesine rağmen. kendisine bir kayık yapar ve denize açılır. onun kendi medeniyetleri için bir tehlike teş­ kil ettiğine karar verirler. Brobdingnag'da olduğundan daha tem­ kinli ve daha az vatanseverdir Houyhnhnm'lerle birlikte. Atlann İngiltere'de yük hayvanı olarak kullanılmasını hakaret sayarlar. Güliver. Yahoolar kadar nefret edilecek kimseler olm adıkla- nnı göstermeye çalışır. M aam afih. tiksin­ ti duyarlar. kötü bir ırkın ger­ çekte Yahoolardan biraz daha iyi insanlar olm alanna rağmen kendilerini dünyanın hâkimi saymaları karşısında irkilir. insa­ nın kötü ve şeytanî bir yaratık olduğunu kabul eder ve tama- miyle rasyonel olan (mantıkî) bu cemiyette. G üliver'i cinsel bakım­ dan cazip bile görüyorlardı. Bir çeşit parlâmento olan Houyhnhnm Büyük M ecli­ si. sadece atlann arasında mut­ lu hisseder. bir vakıayı gizlemek için değil. Houyhnhnmlere İngiliz hayatını anlatır. kendi nazik davranış ve tutumlanyla. kelimeler. yaratıklann aralannda muhabere etmele­ ri için kullanılmalıdır. Harbin dehşetlerinden bahset­ tiği sırada. yalan söyleme kavramanın ne mânâ ifade et­ tiğini anlayamaz. Güliver. hiç arzu etmemesine rağ­ men G üliver'in adayı terketmesi istenir. 1 00 büyük R om an • 4 9 Güliver. . Güliver artık tam bir mizantrop (insanlardan nefret eden kimse) olur. fakat (Bro- dingnag Kralı gibi. G üliver'in zeki bir Yahoo olduğu­ nu düşünen atlar. Hatta dişi Yahoolar. zira onlann indinde. Atlar. G üliver'in bu banş ülkesindeki mutluluğu uzun sürmez. hareketleriyle. herkesin. Avrupa'ya dönene kadar kabinesine çekilir Fakat Mendez. onlara tahammül ede­ mez. uzun bir müddet kendisini. sonunda. G üliver'in. Böylece. anlayışlı ve nazik bir kaptan olan Pedro de Mendez'in kumandasındaki bir Portekiz gemisi tarafından kurtanlır. onun gerçekte bir Yahoo oldu­ ğuna karar verir. onlar) böylesine huysuz. atlarla birlikte ga­ yet mutlu bir hayat sürmeye başlar. son seyahatinden sonra niha­ yet ailesinin yanına döndüğü zaman.

m aym un veya at. h er şeye inanan saf ve tem iz biridir.5 0 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n Eleştiri Hicvedici. m enfaatçi. Güliver’in Seyahatleri. Tabiî. insanların. Svvift’in m izahî dehasının en iyi tem silcisidir. hepsi büyük veya k ü ­ çük. English Royal Society’dh. G üliver’in ziyaret ettiği h er ülke. yeryüzünün sathına bırakm ak m ecburiyetinde kaldığı için büyük ıstırap duyduğu en iğrenç haşaratın oluşturduğu en habîs ırktır. kendisinin dünyanın en büyük ülkesi. Svvift’in. sonunda. "tabiatın. Güliver’in Se­ yahatleri (sansür edilm iş şekli içinde) hem çocuklar için fevkalâde bir kitap. birbirleri . h er tarafta aslında aynı ol­ duklarını görür. İngiliz hüküm etindeki en tri­ kaları. Liliput sarayındaki entrikalarla anlatm aya çalışır. beşerî bencillik ve zulm ün h er şekli vardır. Teorik ilm e olan güvensizliğini de. Brobdingnag Kralı’nm bir sözünü benim ser: beşerî yaratıklar. zulm edici yönlerine karşı girişilen çok ağır bir hücum dur. Fakat. kötü bencil. Güliver ziyaret ettiği b ü tü n yabancı ülkeler ve oralarda yaşam a­ yanlar için kelim e uydurur. Svvift’in asıl anlatm ak istediği şey. küçük işler peşinde giden. H erkesle kolaylıkla dostluk kurabilen bir iyim ser olarak başlayan Güliver. Svvift’in. beşer ırkını lânetleyişi dışında kalır. saray entrikası. fizikî ve kültürel farklarına rağm en. Lagado Yüksek İlim ­ ler A kadem isi’ni hicivli bir şekilde anlatm akla gösterir. Güliver. m eşhur İngiliz İlim Akadem isi. yobazlık. hem in san lan n bayağı. başlayıcı bir m izahî üslûpla ele aldığı konular arasında politika. kendi insanlarının b ü tü n yaratıkların hâkim i olduklarına inanırlar. hayalî bir seyahat kitabı olarak. Fakat se­ yahatleri sırasında. büyük bir İnsanî kusurdan m u sta­ rip olduklarını gösterirler. Dil üzerindeki saplantısı sayesinde. kendi ism inin de im â ettiği gibi. D ünyanın d ö rt köşe­ sine yaptığı geziler sırasında Güliver.” Sadece birkaç kişi.

Dublin’deki Tri- nity Koleji’nde eğitim gördü. iğrenç. çağının önde giden edebiyatçılatjyja çok yakın dostluklar Sürdürdü. ilk hiciv kitaplarını yazdı: The Battie of the Books ve A Tale of a Tub. kendile­ Kulübü adı altında bir yazarlar kulübü kurdu. 1710’da Muhafazakârlar’a döndü ve üç sene sonra da. bir din adamı oldu ve İrlan­ da’da yaşamaya başladı. fakat bunu ya yanlış kullanır veya hiç kullanm az. H attâ en fazla iyi niyetle ele alınan H ouyhnhnm ’ler bile. çünkü m ânâ- sızcasm a g u ru rlu d u r ve onun harpten. Güli- ver’i aralarından uzaklaştırm akla gösterdikleri şekilde çok m antıkî yaratıklardır. birbirlerine yaptıkları zulüm ve iş­ kencenin. daha da tiksindirici oldu­ ğunu söyledi: İnsanın. . Sir VVilliam Temple’in. fakat kolejin disiplinine karşı geldiğinden sık sık cezalandınidı. politika ve ede­ biyat tartışmalarına dalıyordu. İrlan d alIlard a rinin bir kahramanı saydılar. Yine bu sırada Esther (Stella) Johnson’a âşık oldu. Arbuthnot ve Gay ile birlikt. Bu kitaplar 1704’te basıldı. Popye. insanların. daha hüzünlü. Bu tür kitapları arasında en fazla tanına­ nı A Modest Proposafdır (1729). düşünm e kapasitesi vardır. 1 0 0 Büyük R o m a n « 5 1 aleyhine entrikalar hazırlayan Liliputlarla. Gerçi bir liberal olarak başladı ise de. 1667’de Dublin’de doğdu. cana yakın bir insandı. insan-altı Yahop’Iarla karşılaşır. Güliver. çünkü Swift. Yazar İngiliz mizah yazarlarının en büyüğü sayılan Jonatlıan Swift. onunla gizlice evlenmiş olabilir. Sonraları.e Scriblerus onu. Seyahatlerinin sonunda. Swift. St. son derece bencil B robdingnaglarla soyutlaşm ış gayrîinsanî Laputa- lar’la ve pis. İngiltere'yi sık sık ziyaret ediyor. daha akıllı bir insan olur. Şair Jotın Deryden’in kuzeni olan Swift. bu gururunu hiçbir zam an haklı gös­ terem ez. Patrick kated­ raline kardinal tayin edildi. Temple 1699’da öldüğü zaman. işkenceden ve kan­ dan hoşlanm ası da. Swift. daha sonra. sekreteri oldu ve onun hizmetinde iken. Swift. şu sebeplerden ötürü. İnsan tabiatını acı bir şekilde tenkit eden görüşlere sahip de olsa. İrlanda'daki İngili2f yönetimini en kızgın bir şekilde hicvetmişti.

“Burada. mezanna. gittikçe kötüleşen zihnî bir hastalı­ ğa yakalandı. hayatının sonlarına doğru. Svvift’in karakterini.5 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Swift.” . kendisinin yazdırdığı kitabe­ sindeki şu sözler kadar hiçbir şey anlatamaz. vahşî haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan biri yatıyor.

b a z ı b ü y ü k ta lih siz lik le ri v e y a a ş ik â r a p ta l­ lık ları g ö s te rm e k için. k ısm e n K ızılderili. A d ın ın m â n âsı. H ay ata k a ­ ra m s a r b a k ış ı ile P an g lo ss’ın iy im se rliğ i k a rş ıs ın d a y e r alır. a z im li v e e fe n d isin e sadık. D iğ erleri. k ısm e n İsp an y o l. “sa d e c e d il” d e m e k tir. Candide: H ik ây en in k a h ram an ı: a d ı sa flık ve te m iz lik ifad e e d e n . Martin: C a n d id e ’n in d o s tlu k k u rd u ğ u fa k ir b ir ilim a d am ı. Pangloss: C a n d id e ’n in h o cası. te s a d ü fi o la ra k b ir iki sa y fa d a g ö rü n ü rle r. ca n a y ak ın v e m a h a re tli b ir genç. d a h a iy isin in m ü m k ü n o lm a d ığ ın a in a n ­ d ığı d ü n y a d a y a şa d ığ ın ı sö y le r. Cunegonde: T h u n d e rte n T ro n c k h ’n in kızı. y a o n u n b ild ik le rin i v ey a lâf eb eliğ in i im â e d e rc e s in e . . k u r­ n a z . C a n d id e ’n in sevgilisi. sa d e c e a ş a ğ ıd a k ile r d e v a m ­ lı ro l o y n a rla r. Candide Yazan Voltalre (Françols Marle Arouet) (1 6 9 4 -1 7 7 8 ) Başbca Karakterler Not: C a n d id e ’d ek i d ü z in e le rle k a ra k te rd e n . Cacambo: C a n d id e ’n in u şa ğ ı.

kendisini önemli addeden Thunderten Tronckh Baro­ nu. C an­ dide. derhal Abare denen bir ülke ile harp halinde bu­ lunan Bulgar ordusunda askere alınır Kanlı bir çatışmadan sonra. ikinci derecede olmakla beraber. hemen hemen boğulacak kadar tehlikeler atlattıktan sonra Lizbon'u yıkan 1 755 depreminden biraz önce şehre gelirler. dehşet içinde kalan Candide. Candide harbin. sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun. -son derece sevinç içinde. Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda'ya sığınır. sorgusuz sualsiz kabul eder. mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına. D r Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adın­ da.5 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n Hikâye Westphalia'da. kendisinin ırzı­ na geçtiklerini ve barsaklannm alındığını itiraf eder. kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar. VVestphalia'yı tamamen yıktığını ve Cunegonde'nin ailesi ile birlikte öldüğünü anlar. eski hocası Pangloss olduğunu anlar. Pangloss'u asar ve Candide'yi de kamçılar. Por­ tekiz'e giderler ve denizde. Ardından. Candide'ye bakar. Cunegonde. Böylece. şişman kansı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşa­ maktadır. iyi eder ve Candi­ de.onun. kaybettiği Cunegonde'si olduğunu görür. beraberce. bir gün baron kendisini Cunegonde'yi öperken yakalar ve şato­ sundan atar. hakikî hayata giren Candide. Depremin. Esrarengiz bir kadın.e aynı konakta otururlar. din düşmanlannı bağnn- da banndıran bu şehre Allah'ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon. Burada. . onsekizinci asırda. Pangloss. vuku bulabilecek en iyi şeyler olduğuna inanır. dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini. fakat bun- lann hiç de öldürücü bir şey olmadıklannı söyler. felsefî bir iyim­ serdir. cana yakın. bu doktrini. Kadın ölmemiştir. Pangloss ve Candide. olup bitenlerin. samimî ve Baron'un gayrimeşru dünyaya gel­ miş yeğeni d. Candide.

kumar ve ilâhiyat hakkında fikirlerini geliştirir Başka bir maceralan onlan Venedik'e götürür Candide. hâlâ Cunegonde'yi düşünür Nihayet. bir Yahudi bankacı. onu öldürmek ister. askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. devletin destek ve himayesi altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın dahi yüksek bir hayat standardı vardır Gerçi bu insanlar. İspanyol valisi Cunegonde'ya göz koyar ve Can­ dide. şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: biri. kader ve hür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. bir gemiye binerek Arjantin'e kaçar. hem de bir papazdır) Candide'yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde'nin kardeşi olduğunu açık­ lar Kumandan. kum ve çakıl taşları ka­ dar çoktur. dış dünyanın standartlanna göre. Bu ülke. bütün halkın. Paraguay'a kaçar. altın ve kıymetli taşlar. Candide tekrar kaçar. Cu- negonde/yi geri vermesi için. akıllı ve faziletli insanlar olmasıdır. beraber­ ce Paris'e gelirler ve Candide. daha sonra. inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır Candide ve Cacambo. yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide. aynimasına müsaade ederler Candide. Surinam'a giderler Candide. Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide. diğeri Engizisyon Baş hâkimi! Candide. Candide'nin kız kardeşini hâlâ sevdiğini öğre­ nince. O rada. Pangloss'un iyimserliğinin tamamiyle karşı­ tıdır Yolculuk boyunca. Kumandan (ki hem bir albay. Cacambo ile Buenos Aires'teki valiye rüşVet gönderir ve kendisi de Avrupa'ya giden bir gemi­ ye binen Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. Eldorada adındaki m itolojik bir krallığı ziyaret eder Bu ülkede. Daha hayret uyandıran tarafı. avukat bu­ lunmaz ve herkes faziletli olduğundan. bura­ . yanına kendisini. tiyatrolan. Bu ada­ mın hayat görüşü. iyi ve kötü. kitap­ lar ve tenkitçiler. başlanna başka talih­ sizlikler gelir. 1 00 B ü y ü k R om an • 55 Kadın. o zaman. rahip de yoktur Güzel sanatlar ve ilim. Cunegonde ile birlikte. fazilet ve kötülük. Herkes âdil olduğundan. her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak. Paris sosyetesi. Nihayet.

ânında. bu meyveleri pazarlarda satar Candide. huysuz bir kadındır. bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur Ar­ tık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir. münaka­ şalar artık onu ilgilendirmez. mümkün olabilecek hayat tarzlan altında. nihayet. Cunegonde. Candide. Hıristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve M ar­ tin." Eleştiri Candide. Pangioss (ki Lizbon'da asılmıştır) ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırokmayan Cunegonde'nin kardeşi ile buluşurlar. Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklanyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. Sadece şu cevabı verir: "Kendi bahçemizi işleyelim. ama Candide. bir görev ve mesuli­ yet duygusu altında onunla evlenir Candide'nin. İstanbul şehri dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar Cacambo da. en iyisinin şimdi yaşadıklan hayat olduğunu söyler. Cunegonde. mese­ leleri artık felsefî yönden ele almaz ve soyut olaylar. yeryüzündeki insanların müşterek kaderi olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimsenin bulunmadığına derinden inanın Şimdi. Eldorada'dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir. hattâ yemek pişirmesini bile öğrenir Hattâ tartışmak­ tan zevk alan bilgiç edâlı filozofluğunu hâlâ muhafaza eden Pangioss. fakat Candide. C u­ negonde. onu nazik bir şekilde kucaklar.5 6 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n da her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyor Pococuronte adlı asilzadeden ve §u veya bu şekilde ellerindeki krallıklan kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir Candide artık dünyada (Eldorada dışında). artık buruşuk yüzlü. İstanbul'a giderler ve orada bir dizi mesut tesadüflerle Ca- cambo. akla geldiği gibi sözlerden oluşan bir şaheserdir ve titizlikle plânlanm ış bir rom an olarak ele . yine de geride kalanlar­ la.

Okuyucunun. cinaslı to n hâdiseleri dikkatli bir şekilde ele alm akla kurulur. onların iki boyutlu karak­ terler olm alarını gerektirir. Hikâyede görülen devam lılık ise. d eh şet uyandırıcı olur ve kitabın düşüncesiz. kü stah ­ ça tonu bizi rahatsız ederdi. başlarına talihsizlikler. M eselâ. Voltaire. nükteli vecizeler veya edebe aykırı. aynı şekil­ de gelişigüzel ele alınm ıştır: Bu karakterler. p ortreler de­ ğil. eserin plânı. Dr. Olaylar. R om anın karakterleri de. gülünç liir hicviye yazıyordu. Voltaire. kom ik de­ ğil. m üstehcen m uhtevalar içinde göstererek alay etm ektir.” Tabiî. d aha birinci sayfadan itibaren gördüğü lâtifeli. plânı üzerinde ciddiyetle ıltırmadı veya okuyucularının da duracaklarını um m adı. çok az devam lı­ lık vardır ve hikâyeye tesir etm eksizin. burada anlatılm ak iste­ nen şu ki. Lizbon’daki engizisyonu anlatırken d er ki: “Salondaki yerim fevkalâde idi ve dinî tören ve idam lar arasında ka­ dınlara. C unegonde. Kitapta. idam lar dahi dinleyicilerin hoppalığı ve saçm a­ lığı kadar şaşırtıcı değildir. G erçekten. 1 0 0 büy ük R om an • 57 ■ılmmalıdır. m eşru b at verdiler. m eselâ C unegon- de. m ü m kün olan en iyi bir dünyada yaşam akta olduğunda ıs­ . Ç ünkü onları. Vbitaire. Olayları anlatırken ele alınan bu tü r bir vasıta. besbelli ki. felsefenin teknik terim lerini. bir dizi akıl alm az tesadüflere bağlıdır. bağdaşm az fikir ve im ajları biraraya getirm ekten büyük zevk duyar. bir m acera rom anı düşünm üyor. bunlardan çoğu­ nun yerleri değiştirilebilir. C andide’nin. öylesine birbirine eklenm iştir ki. çünkü b u onun faziletini ar­ tırm aya yarar! Fakat sık sık başvurulan vasıta. insafsız para­ dokslar var. h er yeni ta­ lihsizlik karşısında. istihzalı bir tarzda. Pangloss’un aşk yapm asının tecrübî fiziğin bir dersi olarak anlatılm ası gibi. onları beklenm eyen veya h a tta açık saçık. hakikî insanlar olarak kabul edeceksek. Açıkça görülü­ yor ki. bir fikri belirten veya bir kötülüğü anlatan karikatür­ lerdir. şerefli bir hanım ın ırzı­ na geçilebileceğini söylüyor. istihzalı.

H er ikisi de. ıstırapları ve ölüm leri ne ile izah edeceğiz?” Leibnitz. Başka bir ifade ile biz. acı ve ıstırap) ve ahlâkî kötülükler. daha da ileri götürdü ve An Essay O n M an {İn­ san Üzerine Bir Makale. sınırlı ve gayri m ükem m el kötülüklerdir). C andide ciddî bir eser. fizikî kötülükler (baş­ lıca. yaşadığım ız dünya. m ükem m el olm asa dahi. basit cüm leler ku­ rar. A lm an filozofu G ottfried W ilhelm Leibniz (1646- 1716) ve İngiliz şairi A lexander Pope’ın (1688-1744) o r­ taya sürdükleri iyim ser felsefeyi gülünç bir tarzda göster­ m ektir. fakat fikirle­ rin oyunu üzerine kurulm uştur. kendileri­ nin yakılm alarına m üsaade etm eyecekler ve dünyanın. daha büyük bir iyiliğin ortaya çıkm asına zem in hazırlayan. bir b ü tü n olarak ele alındığı zam an. Böylece insanlar. bunlardan kaçınılm ayacağını veya onların gerçekte daha büyük bir iyiliğe hizm et ettiklerini anlatır. daha da per­ vasız bir şekilde belirtti: . Voltaire. (bunlar. bu kö tü ­ lükleri böylece b elirttikten sonra. tâ en eski zam anlardan kendi çağla­ rına (tabiî bizim de çağımıza) kadar gelen kötülükler üzerinde durdular: “H er şeye kaadir bir Allah tarafından yaratıldığı söylenen bir dünyadaki günahları. hiç olm azsa. bu d ü ­ şünceleri. ateşin verdiği acıyı hissettiklerinden. üç çeşit kötülük bulunduğunu söyler: m etafizik kötülükler. iyi olan İlâhî plânın ge­ rekli bir parçasıdır. Eser boyunca. kelim e oyunlarıyla ifade ediliyor. K itabın alay ettiği esas konu. çok sade kelim eler kullanır ve C andide’nin şahsiyeti gibi. Pope. h er birini teker teker ele alarak. ta­ ham m ül edeceğinden fazla bir nüfusa erişm em esi için öleceklerdir. m ü m k ü n olabilecek bir dünyanın en iyisidir. D enem e) adlı şiirinde. Leibnitz. Hiciv. Bu tü r m ünakaşanın esası şu: kötülük. fakat o n u n bu sadelik ve basitliği. büyük bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösteriyor. iyilik ve kö tü ­ lüğün bir tü r kom binezonunu yaşarız ve bundan böyle.5 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m an rar edişidir. Bütün bu şaka ve lâtifeye rağm en.

aklın hatâlarına rağmen. ta­ lihsiz John Byng’dir. Venedik’te bahsedilen. h er şey iyi” diyebilir miydi? Voltaire. insan içgüdüsünün buna isyan ettiğini söyler. o kadar fazla acı ve istif . Leibnitz ile bir tartışm aya girmez. "m üm kün olan dünyaların en iyisi” ibaresi bir alay olur.. diğerlerinin de öldü­ rülm elerine yol açması için öldürülen İngiliz am irali. Bir hakikat apaçıktır: N e oluyorsa olsun. Candide. görüşlerini desteklem ek için ileri sürdüğü de­ lilleri. Voltaire. daha pek çok şeye hücum eder. Fakat Voltaire’in. Candide haykırır: “Eğer bu en iyisi ise. ahenkler. “Eğer Pope. Böyle­ ce. yönler. daha b ü ­ yük bir iyiliğe katkıda bulunm asıyla izah edilem ezdi. bu tü r iyimserliği reddetm eye teşebbüs ederek. Yedi Sene Marbi’dir.. uydurm adığını söyleyebilirdi. H arp­ ten sonra. tahtlarından d ü şü ­ rülm üş altı kral. Lizbon’u yıkan ve o tuz bin kişinin enkaz altında kalarak ölm esine yol a:çan deprem dir. kahram anını. hepsi doğru­ dur. dinî . senin bilemeyeceğin bir sanat eseridir.pîa karşı karşıya bırakır ki. Başlıcası harp. 100 büy ük R om an • 59 Bütün tabiat. Bütün bu kısmî kötülükler. kaygan ağızlarla ifıâde edilem eyecek derecede pek çok ıstırap vardır. dünyada. Bu öylesine büyük bir felâket idi ki. Abere köyünü "beynelm ilel kanunla­ ra göre yakan” B ulgarlar’ı anlatırken gösterdiği kızgınlığı. gerçekte vuku bulm uştu. Vol­ taire’in dediği gibi. Lizbon’u görse idi. ilh. hiç olm azsa. diğerleri nasıldır?” Voltaire. tarih î şahsiyetlerdir. dehşet kolek­ siyonundaki en değerli eser. Senin görmediğin bütün tesadüfler. Candi- d e’deki olayların ekserisi. iyim serlik dışında. evrensel iyilikler. Bulgarlar ve A bereler arasındaki harp gerçekte. Gurura. bilhassa Engizisyon ile ilgili sayfalarda. Anlamadığın bütün dengesizlikler. 1755’de. C andide’nin başka hiçbir sayfasında dışarı vurm az.

Candide. am a onu daha da geliştirm ek m üm kün. çünkü herkes akıllı ve faziletlidir. zam an zam an kavga ettiği kim selere de hücum eder: H ollanda kitap yayımcıları. ayrıca. Voltaire. am a okuyucunun da böyle bir yerin m evcut olabileceğini düşüneceği beklenem ez. C an­ dide. h er çağda çok sayıda insanın görm em ezliğe geldiği bazı hakikatleri berrak bir tarzda görebilm e yetkisine sahip. m üm kün olabilen dünyaların en iyisi olmayabilir. Candide. dem ek istediği budur. Bu ülkenin k itap ta­ ki fonksiyonu. Voltaire’in bil­ h assa bazı düşüncelerini aksettiriyor: İlim ve teknolojiye duyulan h ü rm et ve bu ülkede avukat bulunm adığı (Volta­ ire’in kendisi de b ir avukattı). Berrak ve zarif üslûbu. Bu sefalet ve aptallık katalogunda. hakikî dünyadaki kötülükleri daha iyi be­ lirtm ektir. derin bir ahlâkî inanış gizli. kendisine ibadet etm ek için kiliseye veya rahiplere ihtiyaç hissettirm eyen bir A llah’a inanırlar. Pangloss’un şahsında da bilgiçlik taslam akla alay edi­ lir. herkesin zevkle okuyacağı bir kitap ve b ü tü n bu lâtife ve şakalar ge­ risinde. halkın hepsi “d eist’tirler. D aha da önem lisi. yani İlâhî tebliğ veya m ucizelerle değil. Bu. Dr. m ukayese için ideal bir cem iyet takdim e t­ m ek suretiyle. Eldorada’nm m u h telif yönleri. akıl ve vicdanla idrak olunan. Yâni harp ve . Fransız te n ­ kitçileri ve b ü tü n bir A lm an m illeti. Pangloss’a kendi bahçesi­ ni işlem esini söylediği zam an. T hunderten Tronckh Baronun şahsında. Voltaire. Voltaire. zevkle okunacak bir kitap. kahram anının Eldorado’d a kalm asına m ü sa­ ade etm ez. Eldorada krallığının bir istisn a teşkil ettiği anlaşılıyor. C andide. hakikî dünyaya döner ve hayatın hiç olm azsa bazı kötülüklerine karşı kısm î bir hal çaresi b u ­ lur: çok çalışm ak ve teorilerinden kaçınm ak. bir m evkiin verdiği gururla. dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar.6 0 • 1 0 0 B üyük R om a n m üsam ahasızlık ve işkencelere hücum eder. on u klâsik Fransız nesrinin bir m odeli yaptı.

putperest hurafelerine hücum ediyorsa da. Hakikî adı. Eğitimini. babası noterdi. zarafete sahipti ki. müstear adı idi ve orijini de bilinmiyor. Chevaierde Rohan adındaki genç bir asilzâde ile giriştiği bir kavga sonucu. Volta­ ire bunların hepsi idi ve bunların hiçbirinde büyük olmamasına rağmen. fakat genç Arouet. radikal fikirlere sahip ve hicvî yazılarıyla ün kazanan bi­ ri olarak kendisine isim yaptı. C andide’yi yaz­ dığı tarih ten bugüne kadar geçen iki yüz sene zarfında pek bir şey değişm ediğini söyleyecekti. meşhur Bastille hapishanesinde on bir ay geçirmesine sebep oldu. Bu şiirlerden biri. Yazar Şair. vaktini. imtiyazın tek­ rar küstahçasına uygulanmasıyla karşı karşıya kaldı. babası onun avukat olmasını istiyordu. Gerçekte. Gerçi intikam histeriyle tutuşuyorsa da . asilzadenin uşakları Voltaire’i sokakta. filozof ve sosyal reformcu. Cizvit pa­ pazlarından aldı. çağın en iyi hocaları. herkesin gözü önünde fena halde dövdüler ve Voltaire yeniden Bastille’e atıldı. Henry adlı şiirin birinci bölümünü yayınladı. Bu arada sonraları Henriade olarak bilinecek esatirî IV. gerçekte. o kadar başarılı oldu ki. onların dindarlıkları kendisinde bir tesir bırakmadı ise de. onu kralın gözünde yüceltmiş. piyes yazarı. Böylece hapsedilme­ si. enaıjiye. cem iyet daha iyi bir şekle sokulmalıdır. piyes. Voltaire. şüphesiz. Bunlar. Kısa bir zaman içinde nüktedan. Paris’te burjuva bir ailede 1694’te doğdu. bütün çağların en evrensel dehası olarak kabul edilir. başka­ larının şiirlerini müstear adla yayımlamakla suçlandı. Fakat ardından. romancı. Voltaire. öylesine parlak bir zekâya. Fransa’nın önde gi­ den yazarları arasına sokmuştu. H ırs ve aptallık dünyanın h er ta­ rafında vardır. François Marle Arouet idi. Eğer Voltaire bugün yaşasaydı. hür düşünceli edebiyatçılarla geçirmeyi tercih etti. tenkitçi. on yedi yaşında oku­ lu terk etti. bilgileri ve yetişme tarzlarını benimsedi. Voltaire. zamanın sosyal adaletsizlikleri üzerine yazılmış bir şiir. henüz yirmi yaşların­ da olmasına rağmen. Oedipe adlı bir piyes yazdı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 61 yobazlık k ötü şeylerdir. otorite­ nin keyfî bir tarzda kullanılmasına hayatı boyunca derin bir nefret besle­ mesine yol açtı. kendi çağının dinî inanışlarını konu almıştı. âdeta hakaret sayılacak kadar yumuşak geçmesine rağmen. Hapisten çıktıktan sora.

kitaplara ve kiliseye ihtiyaç hissetmeksizin fazilet­ le olabileceklerini ve Allah’a ibadet edebileceklerini söyleyen Shaffesbury gibi deistlerin eserlerini inceledi. Fransa’da olduğu gi­ bi Prusya’da da baskı altında tutulamayacağını gösterdi ve Frederick de dahil herkesle kavga etti. tarih ve felsefe eserleri yazdı. Kendi paralelinde yetenek ve düşüncele­ re sahip ve aralarında Swift ve Pope gibi çağın İngiltere’sinin tanınmış ya­ zarlarının da bulunduğu edebiyatçılarla dostluk kurdu. uzun bir zamandır Prusya’yı ziyaret etmesini is­ teyen Büyük Frederick’in davetini kabul etti. Ta­ lih kendisine yardım etti. onun ufkunu genişletti. ne krali­ çeyi. Bir ara Penns- ylvania’ya (Amerika) göç etmeyi dahi düşündü. Nevvton ve Locke hakkında Voltaire’in duyduğu heyecanı benimseyen ve Paris sosyetesinin tanınmış bir sima­ sı idi. hür müesseseler altında yaşamanın çok daha akıllıca bir hare­ ket olacağına karar verdi ve 1726’da İngiltere’ye giderek üç sene kaldı. Bir ara. maamafih. Voltaire piyesler. Nihayet 1760’da Fransa ve İsviçre arasında . bu şehrin dinî bağnazlığı kendisini rahatsız etti. Nevvton’un fiziğini popülerleştirmeye çalıştı. Burada yeni bir dil öğ­ rendi. fizikî ka­ nunlarla yönetilen düzenli ve mantıkî bir yapı olarak gören Nevvton’un fi­ ziğini. hikâyeler. en iyi hâmisi kraldı. Fa­ kat Voltaire. Fransa’yı bir şair olarak terketti. Voltaire. yeni bir edebiyatı inceledi ve tevkif edilmek korkusu altında kal­ maksızın istediğini söyleyebildi. kollannı heyecanla Voltaire’e açtı: kendisine emeklilik bağlandı. Bilhassa. fakat deniz tutmasından korktuğundan vazgeçti ve Cenevre’ye gitti. Bütün bu müddet zarfında. 1729’da Fransa’ya döndü ve parlak mesleğine başladı. ne de kralı memnun eden bir şiir yazmak dikkatsizliğini gösterdi. kralın resmî metresi Madam Pompadour hakkında. çok sevdiği amatör tiyatro eserle­ rini dahi sahneye koyamadı. 6 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n Voltaire. 1746’da da Fransız Akademisi’ne seçildi. Voltaire. Potsdam. 1753’te tekrar yola çıktı. Voltaire. Fakat burada da. Voltaire. Ken­ disini güzel sanatların hâmisi sayan kral. altına bir araba verildi ve bir saray unvanı da takdim edildi. “Şüphesiz. onun evinde kaldı. 1734 ve 1749 arasında akıllı ve kurnaz bir kadın olan Marguese du Clatelet’in sevgilisi olarak. ilkin. şiirler. İngiltere. rasyonalist ve amprisist (her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefe) filozof John Locke’in etkisinde kaldı. Ar­ tık. bilge biri olarak ■döndü. insanların. Dünyayı. Voltaire’i de kendisinin edebî çevresine almakla gurur duydu. kitaplarından gelen para ve temkinli yatınıinlanyla zenginlik yolunda giden biri de olmuştu. Denilir ki: Voltaire. kadın edebî ve İlmî zevkleri olan. dini.

bazen günde otuz mektup yazıyordu. zarif ve zeki. fakat her çağın en büyük felsefî yazarı idi. diğerle­ rinin fikirlerini popüleştirmekte kendini gösterdi. Avrupa’nın her ta­ rafından onu görmeye geliyorlardı. Burası İsviçre sınırına o kadar yakındı ki. fakat ihtilâle giden yolun hazırlanmasında bir ölçüde onun da rolü olmuştu. Ferney’deki son yıllan. Artık son derece zengin bir insandı ve sermayesini. bu ihtilâlin aşırılıklan onu muhtemelen dehşet içinde bırakacaktı. Dünyaca da tanınıyordu. Onun mahareti. hikâyeler. 1778’de. hislere pek yer ayırmadı. devamlı surette mektuplaştı. Bir yazar olarak nüktedan. bilhassa Fransa’da- kiler. asrın faziletlerinin ekserisini ve kötülüklerinin de bazılannı gösterdi. seksen altı yaşındaki bir kimse için çok fazla idi ve aynı yılın mayıs ayında öldü. Kadınlar heyecandan bayıldılar. Maamafih. bir deist idi. dünya­ nın her tarafındaki insanlar onları hâlâ zevkle okuyorlar. Gerçekte ise. Böylece. derin olmaktan ziyade kolayca anlaşılan biri idi. halkın sevgi tezahürlerinden öldüğünü söylemek yanlış bir şey olmaz. Şehre bir kahraman gibi girdi. adaletsizlik ve dinî müsamahasızlı­ ğa uğrayanların savunuculuğunu yüklendi. yüzlerce tanınmış kimse kendisini ziyarete geldi. hayatının herhangi bir çağı gibi büyük bir ça­ lışma içinde geçti. . Fransız ihtilâlini bir iki sene ile kaçırdı. köyün gelişmesi için kullandı. dinden değil hurafeden ve bağnazlıktan nefret ediyordu. Voltaire’in. Dindar Hıristiyanlar. Yine de. eserlerinin birinin oynandığı Paris’i ziyaret etme­ ye ikna olundu. Onun trajik ve esatirî eserleri artık okunmuyorsa da. onu her zaman bir dinsizlik ucubesi olarak gördüler. Hiç de bir filozof değildi. tarihî eserler. yazılarına (piyesler. makaleler) ara vermek­ sizin devam etti. Kendisini görmeye gelemeyenlerle. düşünür olarak. Ve bilhassa şu bakımdan hürmet görüyordu ki. 1 0 0 Büyü k R o m a n • 6 3 Ferney'de yerleşti. Voltaire. sadece Fransa’da değil. Mantıkî ve şüpheci bir mizacı vardı. berrak. bilhassa Candide gibi felsefî eserleri öylesine nükteli. öy­ lesine düşünceli. öylesine zarif. daha hafif olanlar. Bu heyecan ve yorgunluk. dünya­ nın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. öylesine medenîdir ki. bir ülkenin bağnazlığından diğerine kaçabilirdi. onbinlerce Paris’linin çılgın nümayişleri arasında başına defne dalından çelenk kondu.

ç ılg ın c a sın a k ısk a n ç k o c a s ın d a n k a ­ çar. Blifil: B rid g et’in . m ü şfik k ız k a rd e şi. m ü te m a d iy e n d o la p çev irm ek le m e şg u l o ğ lu . açık k alp li v e sa m im î. içm ek v e a v la n m a k o lan b ir to p r a k ağ ası. Thwackum v e Squire: R iyakâr iki p ed ag o g . g e rç e k te g a y rim e şru o la ra k d ü n y a y a g elm iş. c ö m e rt ve iyi ta b ia tlı. Sophia: S q u ire VVestern’in g ü z e l ve d ik b a ş h kızı. Bn. Mr. Tom Jones Yazan Henry Fielding (1 7 0 7 -1 7 5 4 ) Başlıca Karakterler Squire Allworthy: Z engin. ro m a n ın k a h ra m a n ı. sa f b ir ilk o k u l m ü d ü rü . b a ş lıc a d ü ş ü n c e s i y e ­ m ek . m o d e l b ir İngiliz to p ­ ra k ağ ası. . Lady Bellaston: Bn. Black George: S q u ire A llvvorthy’n in s a rh o ş . Tom Jones: D o ğ d u ğ u z a m a n . a n a s ı ve b a b a s ı ta ra fın d a n te rk e d ilm iş . F itz p a tric k 'in k ü ltü rlü ve g ö rg ü lü L ondralı b ir d o s ­ tu . Squire VVestern: K ırm ızı y ü z lü ve ç a b u k k ız a n . Fitzpatrick: S o p h ia’n ın k u z e n i. Partridge: Fakir. h iç b ir işe y a ra m a y a n aylak b ek çisi. d ü ş ü n c e s iz h a re k e tle ri y ü z ü n d e n b ir sü rü m ü şk ü lle k a rşıla ş ır. . Bridget: S q u ire Allvvorthy’n in sa d e ve b a s it.

müte­ madiyen at koşturan. Bridget. Thvvackum ve Square'den Tom'u yetiştirme­ lerini ister O n la r da. sümsük. başlanna bir dizi belâ gelir. çünkü Squire Western. en fazla hürmet edilen toprak sahibi Squire Allw orthy'dir Bekâr kızkardeşi Brid- get ile beraber yaşar Londra'da birkaç ay kaldıktan sonra. ay­ lak bekçisi Black G eorge'dır Beraberce kırlarda avlanırlar. sa­ mimi ve oldukça yaramaz bir çocuk. tembel. iyi mizacından ve zenginliğinden ötürü. bir erkek bebeğin kendi yatağın­ da yattığını görür ve şaşkına döner Çocuğu kilise bekçisinin ^kapısı önüne bırokmaktansa kendisi büyütmeye karar verir Çocuğun ana ve babasının kimler olduğu büyük bir sırdır Toprak ağası ve kızkardeşi. zira Tom. Jenny'yi kasabadan dışan gönderir O kul müdürü de aynlır Çocuğa Tom Jones adı verilir. servet peşinde koşan Yüz­ başı Blitil ile evlenir ve ondan bir erkek çocuğu o lu r İki çocuk bir arada büyütülür Squire Allv^^orthy'nin mirasına konmayı dü­ şünen Yüzbaşı Blifil'e inme iner ve oğlu küçük yaşta iken ö lü r Tom ve genç Blifll iyi geçinemezler. 1 0 0 büy ük R om an • 65 Hikâye Somersetshire'deki toprak sahipleri arasında. kibirli Square'i kasabanın sürtük kadını Molly Seagrim'le aşk yaparken yakalar. çocuğu sık sık döverler Fakat Tom. açık kalpli. cömertliğin­ den. eğitimi de böylece so­ na erer Tom'un bir arkadaşı Allworthy'nin. vaktini sık sık VVestern ailesi ile geçirir. M ahallî dedikodudan korkan Squire Allvvorthy. ken­ dini bir şey sanan. bü­ yükleri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını düşünen ruhsuz bir ukalâdır Allvvorthy. bir müddet önce hasta olduğu zaman Jenny Jones. Kısa bir müddet sonra. onun sert ve . bir gece evine döndüğü zaman. çocuğun annesinin mahallî ilkokul müdürü Partridge'in hizmetçisi Jenny Jones olabileceğini düşü­ nürler Bridget. çabuk kızan biridir Tom. her zaman. Allvvorthy'nin evinde kalmıştı. Blifil ise. bütün bunlar Squire'i üzer Civardaki bir malikânede Squire Western adında bir toprak ağası ile güzel kızı Sophic yaşar Toprak ağası çok içen.

gerçeği öğrendiği zaman. Squire Allvvorthy'nin hasta olduğunu ve muhtemelen iyileşmeyeceğini öğrenince. ihtiyatsız Tom'a olan aşkını gizlemek için. Tom'un bir an önce vasiyeti okumak için sabırsızlan­ dığını söyler. Tom'un nasıl körkütük sarhoş o l­ duğunu. Sophia'nın Londra'dan gelen teyzesi. Sophia ve Blifil'in evlene­ ceklerini sanır ve Squire VVestern'e. onu odasına kilitler Fakat kurnaz hizmetçisi sayesinde. Blifil. Sophia'nın kaçan atını yakalamak isterken kolunu kırar Bu müddet zarfında VVesternler'in yanın­ da kalır Tom ve Sophia birbirlerine âşık olurlar Tom. beş parasız. Annesini yeni kaybeden Bli- til. onun gayrimeşru olarak dünyaya geldiğini söyler ve iki genç kavga ederler Bu arada. Tom. Bir gün. hemen hâmisinin başucuna koşar. özür dilerse de. avlan­ maya çıktıklan sırada. Tom'a hiddetlenen ve hayal kırıklığına uğrayan Allvvorthy. hem o hem VVestern son derece hiddetlenirler Tilki avcısı VVestern. kızı Sophia da onun samimiyetinin tesirinde kalır.6 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n erkekçe tutumlarına ve ata binişine hayranlık beslerken. evlilik için hazırlık yapma­ sını söyler Fakat Sophia'nın teyzesi. Sophia. gayri meşru dünyaya gelen bir kimseyi kendisine dam at olarak düşünemez. orada Blifil'in. Bu arada Squire Allvvorthy de tamamen iyileşmiştir Blifil. fena halde azarlar -Tom kendisini sctvunamayacak kadar dehşet içindedir. Tom'un bu tutumunu hakaret sayar Tom. babası. Allvvorthy'e tiksinti verici şekilde yaltaklık ettiğini görür Fakat Allworthy. onu meşru yeğeninden daha fazla sevmesine rağ­ men. zil zurna sarhoş olur. kadınlann gözdesi Blifil ile ilgilenmeye başlar. Tom'u seviyorsa da. onun çok hasta olduğu gece. bir gece evden kaçar ve Londra'daki teyzesine gitmek üzere yola çıkar .ve evinden kovar Başının çaresine bakması için de Tom'a 500 Ingiliz lirası verir Tom parayı har vurup har­ man savurur Sophia da ailesine leke getirmiştir Hiçbir şart altında Blifil ile evlenmeyeceğini söyleyince. mucizevî bir tarzda iyileşir ve Tom öyle­ sine sevinir ki.

handan aynidıktan kısa bir müddet sonra. kansı kaçan adam içeri girer. Bn. kadının babasını. Tom'un odası gösterilir. bu şehirde. Waters adlı orta yaşlı bir kadın görürler. şimdi Tom'un macera arkadaşı olur. Londra'nın zevklerini tattıracak Bel- laston adında bir kadınla tanışın Tom ve Partridge. el kürkünü kasten handa bırakır. bu berber. kuzeni Bn. Bn. Fitzpatrik adında biridir ve Bn. hiddetle handan aynlır. saf taşra kızına. Somersetshire'den kovulan Partridge'din Partridge. Fitzpat- rick'in yataklanna kabul edilin Tom bir gece. kendisine saldırmak isteyen askerlere karşı koymaya çalışan Bn. dikkatsiz bir tu­ tumla. Fitzpatrick kocasının Tom ile g i­ riştiği münakaşa sonucu handan kaçmıştır Sophia ve Bn. Partridge. Sophia'nın peşinden Londra'ya giderler Miller adında bir kadının boş evinde kalırlar Tom. Tom. tiyatroda Sop- hia'yı görür. beraberce. Tom. Tom araya girer. Londra'da Nancy Nightingaie adında bir kadına âşık olur. M iller de sevinin . pa­ tırtı başlar: Kansının kendisini terkettiğini iddia eden gözü dön­ müş bir adama. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n » 6 7 Tom. Yaralannı mahallî bir berber İyi­ leştirir. sabahleyin kürkü görün Sophia. ona sadakatinden hiçbir şey kaybetmediğini ısrar­ la söyler ve tavrını düzelteceğine söz verin İki âşık banşırlan Partridge de. kızı Nancy'nin Partrid­ ge ile evlenmesine razı olmaya ikna eder. Londra'ya giderler Sophia. Fitz­ patrick. içeride Bn. Sophia'ya âşığının sadakatsizliğinden bahseder Sop­ hia. Fitzpatrick ile karşılaşır. yolda bir sürü kabadayı ve sarhoş askere rastlar ve onlarla bir handa kavga eder. Wa- ters ile beraberdir. Nancy'nin arkadaşı Bn. Tom'u kendi­ siyle aşk yapmaya ikna eder. Par­ tridge değil. Bu arada. fakat kadının babası Partridge'i damat olarak iste­ mez. Waters'in koca­ sı değildir Durum normale dönünce. bir gürültü. Tom kadını kurta- nr ve Upton kasabasında bir hana getirir. Bir ormanda. bo­ zulmamış. Kadın. kısa bir za­ man sonra Londra sosyetesine ve Lady Bellaston ile Bn. buna sadece. Waters haykırır Adam. Londra'ya gitmekte olan Sophia ve hizmetçisi de Upton hanına gelirler Çok geçmeden handa.

Tom'un annesi olm adı­ ğını anlatır Tom'un hakikî annesi. ölmeden önce. adamı yaralar ve hapsedilir Tom'un Upton'da bir gece geçirdiği Bn. Bridget. Fitzpatrick'in evine gider. yani Tom'un annesi olduğunu söyler Tom. daha sonra bu kadının Jenny James. fakat Bn. Partridge. adamın. kızını bulmak için Londra'ya gider. kızı­ nın kendisi ile evlenmesine hiçbir zaman razı olmayacağını bil­ diğinden. Tom'u affedeceği sırada. Tom ile yaptığı düelloda ölmemesi halinde. Böylece temize çıkan Tom. zarif bir hareketle. Tom'un suçu olmadığını söyler Squire Allvvorthy. ona olan eski sev­ gisi canlanır Allvvorthy. Tom'un. Bn. Waters. Blifil. Fitzpatrick'in. Waters. Tom. Kızını Lady Bel- laston'un evinde bulur. kendi evine getirir. hid­ detlenir. hainlik ederek bu mesajı tahrip etti. Allvvorthy'nin kendi kız kar­ deşi Bridget idi. şaşkınlaşır ve artık gelişigüzel aşk hayatından vazgeçmeye ye­ min eder Bn. Allvvorthy'ye. Fitzpatrick ile yaptığı düel­ lodan sorumlu olmadığını Squire Allvvorthy'ye anlatır Yaralan iyileşmekte olan Fitzpatrick de. Fitzpatrick'in kıskanç kocası Tom'u tanır ve kendi­ sini düelloya davet eder. Tom'un kederini daha da artıran bir haber getirir Squire Allv^orthy de Londra'dadır ve Blifil. Tom'u astırması için rüşvet de teklif et­ mişti. Tom. onun Bn. kızı Sophia He evlenebilecek biri olduğuna karar verir ve iki sevgili resmen birleşirler İğrenç Blifil dışında herkes şimdi . serbest bırakılır ve talih kendisi­ ne güler Squire Allvvorthy. kendisini hapishanede ziyaret eder. Sophia ile evlenecektir Tom yardım dilemek üzere.6 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n Sophia'nın evden kaçtığını öğrenen Spuire Western. M iller Tom'u savunur. Waters ile macerasını öğrenir Bu iyi adam. Tom'un annesi oldu­ ğunu anlatan bir yazıyı Blifil'e verdi ise de. Blifil. tilki avını bırakır. ile evlenmesi için zorladığı Sop- hia'dan pzür diler ve Squire Western'e Tom'un kendisinin haki­ kî yeğeni ve vârisi olduğunu söyler Squire VVestern de. Blifil. kendisini affeder. fakat kötü talih burada da peşini bı­ rakmaz: Bn. kedere boğulur Partridge. Tom'a yeniden kızar.

h er zam an yararlı olm asa da. o zam ana kadar olup bi­ tenleri. Tom Jones’m plânı­ nı ustalıkla uyguladı. üçüncüsü Lon­ dra hayatı. Tom ]ones. Fielding böylece. Allvvorthy ve W estern m alikânelerinin bulunduğu kırdaki hayat. Joseph Andrevvs adlı eserinde olduğu gibi. 1 0 0 Büyük R o m a n • 69 memnundur. akıllı ve m üşfik bir insan oldu­ ğunu gösteren bu yazıları ile kendi çağdaşlarına hitap edi­ yordu. o zam andan beri çok sayıda İngiliz yazarına tesir etti. İngiliz rom anına yapı. Fielding. Tom Jones’dâ da. Bu eserde. K itaptaki bölüm lerin h er biri. bilhassa. Bu tü r yazıların da. U pton’daki han m anza­ rası ile zirveye erişen yoldaki m aceralar. “sam im i bir insanın başına gelenler. ro­ m anın karakterleri ve insan tabiatı hakkında gayet yerin­ de görüşler ileri sürülür. kendi zam anındaki İngiliz hayatını tastam am önüm üze seriyor. genişçe işlenecek. düzgün ve eşit bir şekilde üç parçaya ayrıl­ m ıştır: Birincisi. fakat şatafatlı cüm lelerden. Tom ve Sophia. sade ve basit” bir tarzda. Tom Jones’deki panoram ik m anzara. Bir piyes yazarı ola­ rak uzu n tecrübesine dayanan Fielding. Eleştiri Fielding. Yoldaki m aceralar ve onsekizinci asrın hanları ile ilgili kısımlar. karakter ve to n standartları getirdi. Dickens. D ickens’i etkiledi. son derece nükteli özetleyen bir yazı ile başlar. İngiliz rom anının daha em eklem e çağında iken yayım lanan bu eseri. başka yere gönderilir. kendisinin kom ik diye nitelenc^irdiği bir m ace­ rayı n esir halinde anlatm ak istedi. . kendisine yıllık maaş bağlanarak. plânından aynlm aksızm . saçm a hâdiselerden veya ahlâkî derslerden kaçınılacaktı. Squire Allvvorthy'nin malikânesinde mutlu bir hayat sürmeye başlarlar. İkincisi. Thackeray ve Trollope ü zerin­ de etkileri oldu.

hizmetçisi Mary Daniel ile evlendi. tertem iz bir dünya da değildir. Blifıl. Halk için komedi ve müzikal piyesler yazarak geçimini temin etti. Ö te yandan. gayet nazik bir insan ve dışarıdan bakıldığında da son derece hürm etk âr biri. Londra’da küçük bir tiyatronun menacerliğini ve gazete­ cilik yaptı. D üşüncesizce hareket ettiğinden. Fielding 12 Nisan 1707’de dünyaya geldi. ge­ nellikle dikkatsiz. Blifıl’in karşısına Tom’u çıkaran Fielding. h er türlü yolu yordam ı bilen. Bununla beraber ge­ çimini temin için. sonunda gerçekten doğru ve n a­ m uslu bir insan olduğunu gösterir. hayatının bü­ yük bir kısmında mücadele etmek zorunda kaldı. 1734’te Tom Jones’da Sophia ve son romanında Amelia için model olarak kullandığı söylenen Charlotte Cradocak ile evlendi. Fielding. 1728 ile 1737 arasında. 1744'te karısı öldü ve üç sene sonra. Fielding’in. tecrübesiz ve zevk peşinde giden beşer tabiatının. aslında iyi olduğunu ve kendi ahlâkî anlayışını geliştirm esi için yalnız bırakılm ası gerektiğini söylem ek istiyor. Fielding’in dünyası ahlâkî bir dünya olm akla beraber. Fakat gerçekte. roman yolundaki ilk tecrübeleri Joseph Andrews (1742) ile vahşicesine istihzalı Jonathan M///d(1743) idi. 1730’da yazdığı Tom Thumb \d\. sırf para kazanmak için bu türde çok sayıda eser verdi: bunlann en meşhuru. başını bir d ert­ ten diğerine sokan Tom. geçimini temin için. Fakat 1748’de Middile- sex ve VVestminester bölgeleri için hâkim tayin edildikten ve cemiyetin . onsekizinci asrın iyimserliği teşkil eder. Yazar Desmond Dükü’nün torununun torunu olan Henry Fielding bir asilza­ de olarak dünyaya gelmekle beraber. Avukatlığa başladı ve 1740’da baroya kabul edildi. Squire A llw orthy’nin m i­ rasını konm ak için h er türlü hile ve ihanete başvurm aktan çekinm eyen tam bir riyakâr ve habis bir insan.7 0 • 1 0 0 B üyük R om a n Tom Jones’in ana tezini. Eton lisesine ve Leyden Üniversitesi’ne devam etti. 1739 ve 1741 arasında Champion adlı gazetenin editörlüğünü yürüttü.

Ölümünden sonra yayımlanan Lizbon’a Bir Seyahatin l-lil<âyesi adlı kitabında. Diğer Eserleri Joseph Andrews: R ichardson’un Pamela adlı kitabındaki tertem iz. Adaletsizlik dışında hiçbir beşerî özellik. son derece basit ve se­ vimli bir kim se olan Parson A dam s’dır. B ununla beraber. hissî. tipik bir şekilde canlı ve zinde. şehvete düşkün Lady Booby’ nin üniform alı uşağının (Pam ela’nın erkek kardeşi diye tanıtılır) m aceralarını anlatır. orta oyunu şeklinde mizahî roman- . 1751) meydana çıktı. son iki romanı (Tom Jo- nes. Başaramayınca. Böylece. içli bir şekilde anlatır. ülkede derin bir sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğünü gördü. Kitap baştanbaşa ahlakî öğütlerle dolu idi. Cemiyeti Richardson’dan çok daha iyi bilen Fieldlng’in büyük romanı Tom Jones’a hâkim olan bir sağduyusu vardı. Fielding’in sıhhati 1754’te fena hâlde bozuldu ve şifa bulmak üzere Portekiz’e gitti. K itapta ü stü n lü k kuran Adams. genellikle. “S/ıame/a" adında kısa bir mizahî eser yazdı ve ardından yayınlanan Joseph Andrews'de konuyu. hem Josep h ’i hem de o nun gerçek sevgilisi Fanny Good- will’i yanından atar. 8 Ekim 1754’te Lizbon’da öldü. ■ başlayan Fielding. Lady Booby. m u htem elen Wakefîeld Papazı’ndaki Dr. 1740'da. geçimini temin için piyasa yazarlığı ve hâkimliği sırasında edindiği tecrübelerle. 1 0 0 büy ük R o m a n * 7 1 bütün kesimleri hakl<ında bilgi edindikten sonra. . bu son derece faziletli genci baştan çıkarm aya çalışır. iyi huylu. ilk hakiki Ingiliz romanı sa­ yılan Pamela’y\ yazmıştı. onun yabancı­ sı değildi ve hem hâkimliği sırasında hem de 1752’de kurduğu Covent Garden Journal adlı gazetedeki makalelerinde adaletsizlikle ara vermek­ sizin mücadele etti. son derece müşfik bir insandı. çok dahıa istihzalı ve alaylı bir tarzda inceledi. Samuel Richardson. Joseph Andrews’de. sahte ve riyakârca ahlâk hocalığı yap­ tığını iddia eden Fielding. Son derece popüler olan bu romanın. zengin karakter ve hâdiselerle dolu romanlar yazdı. ahlakî düşünceleri tebessüm le karşılayan Fielding. Goodwill’i bu kötü dünyadan k urtaran Joseph değil. Fielding. sıhhatini yeniden kazanmak için Lizbon'a gittiği­ ni. Fielding. 1749 ve Amelia.

Bu m ahkûm M iss M atthew s adında ka­ til bir kadındır ve W illiam ’ı iğfal eder. W illiam Booth adında. kom edi olarak başlar ve onşekizinci asırdaki İn­ giliz hayatının bir g ö rü n tü sü n ü önüm üze sererek bitirir. zayıf iradeli ve m asum bir insan.7 2 • 1 0 0 Büyük R om a n Prim rose’a örnek alınan kim sedir. Bu arada. “C ervantes’i taklit ede­ rek" yazdığını söyleyen Fielding. . Joseph Andrews% bir or­ ta oyunu. son dakikada ya­ pılan bir m üdahale ile W illiam hapishaneden çıkarıhr ve A m elia ile evlenir. ıstırap çeken A m elia’ya olan aş­ kından bahseder. Am elia da bir sürü güçlüklerle karşılaşır. borcunu ödeyem ediğinden hapse atılır ve hapishanedeki bir m ahkûm arkadaşına. Gerçekte onşekizinci asrın m ahkem e ve h a­ pishanelerindeki adaletsizliği konu alan ciddî bir kitap. N ihayet. Amelia: Fielding’in hayatının sonlarına doğru y a z ıl^ bu eser önceki rom anlarındaki hareketli canlılığından m ahrum dur.

Squire ThornhilI: P rim ro se ’m ev sah ib i. sa flık ve b a ­ sitliğ i ço k d e fa b a ş m a z o rlu k la r ç ık a rırs a d a. h iç b ir m e s le k te b a ş a rılı o la ­ m a y ın c a a s k e re g id e r. m ü şfik . b a z e n so s y e te h a y a tın a g irm e k is ­ te r s e d e. n a zik . O livia’d a n d a h a c id d î v e d a h a a z h ercaî. . m e z iy e tle ri ö ğ re n i­ le n e k a d a r sa m im iy e ti ile P rim ro se la rı k ız d ırır. Mr. Sophia: O livia’n ın k ız k a rd e şi. Burchell: Başka b ir k isv e a ltın d a g ö rü n m e sin e ra ğ m e n . Deborah Primrose: P a p a z ın k a rısı. Wakefield Papazı Yazan Oliver Goldsmith (1 7 2 8 -1 7 7 4 ) Başlıca Karakterler Charles Primrose: VVakefieId’in m ü şfik . d ü n y e v î o lm ay an . k ö tü g itm e ­ sin i d e m e ta n e tle k a rşıla y a n p a p a z ı. İş h a ­ y a tın a a tılm a k iste r. y akışıklı. ta lih in in y a v e f g itm e sin i te v a z u . e ğ itim in i ev d e y a p tı. k a d ın la ra d ü şk ü n . n eşeli. k o cası ta ra fın d a n g erçeğ e d ö n d ü rü lü r. g e rç e k te S q u ire T h o rn h iU ’in am c a sı Sir VVilliam T ho rn h ilI. h a re k e tli. Moses: P rim ro se la rın d iğ e r e rk e k ço cu k ları. m ü te v a z ı. b a b a s ın d a n d a saf. Olivia: P rim ro se la rın e n b ü y ü k k ızları. flö rtü s e v e n bu k ız a ile n in y ü re k a cısı o lu r. George: P rim ro se la rın e n b ü y ü k ç o cu k ları.

hayatın ba­ sit yönlerinden zevk alır. büyük bir sevinç için­ de evlilik için hazırlanmaktadır. hayatını kazanması için Londra'ya gönderilir. Hikâye VVakefield papazı Mr. Charles Primrose. Burc- hell'in. onun bir diğer yolcuya cömertçe hareket etmesi. yeni­ den evlenmesi gerekip gerekmeyeceği hakkında Arabella'nın babası ile şiddetli bir tartışma yapar (Primrose. kansı öldükten sonra. Ephraim Jenkinson: B irçok i<isve a ltın d a g ö rü n e n sa h te k â r: felsefe ve esk i d iller h a k k ın d a k i s a th î b ilg isi. Primrose bir kimsenin. Prim­ rose ailesi de. onu kendilerine sevdirin Primroselar- la beraber yolculuk yapan Burchel. daha zor bir yaşayış içine girer Yeni evlerine g i­ derlerken. Roman başladığı sırada. VVilmot ise. k u rb a n la rı ü z e rin d e d e rin b ir iz ­ len im b ırak ır. Bir gün. kendilerini her zaman ziyaret edebileceğini söylerler . M r Burchell ile karşılaşırlar. dördüncü defa evlenmeye hazırlanıyordu. atından düşen Sophia'yı kurtararak. O xford'u he­ nüz bitiren en büyük oğlu George. Hayatındaki bu âni değişiklik ve VVilmot ile kavgasından ötürü. İyi bir kadınla evlenen ve a l­ tı gürbüz ve güzel çocuğun babası olan Primrose. artık sadece papazlık maaşı ile kıt kanaat geçinmek zorundadır.) Bu ara­ da Primrose'un bir komisyoncunun oyununa geldiği ve rahat hayatının bozulduğu görülür. büyük ve yüksek ruhlu Sir V/illiam ThornhiH'in yeğenidir. yeni ev sahipleri Squire ThornhilI hakkında bilgi verir ThornhilI. komşulanndan birinin kızı olan Arabella VVilmot'a âşıktır ve iki aile.7 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Arabella VVilmot: G eorge P rim ro se 'in n işa n lısı. İngiltere'de hâlin­ den en hoşnut insanlardan biridir. Mr. bir erkeğin bir kadından başka kadınla evlenmemesi gerektiğine inanır. kendisini Primroselara daha da sevdirin Primroselar. vaktini kadınlar peşinde git­ mekle geçirin Bu arada. George'la Arabelle arasın­ daki nişan da bozulur George.

fakat bölgedeki bütün güzel kızlan baştan çıkardığı söylenen ThornhiH'in "şöhret"i Primrose'ı rahatsız eder. kızını kur yapmaya teşvik eder. onun kızı ile evleneceğine inanır. ThornhilI. artık evlerini sık s'ık ziyaret eden fakir BurchelI'den çok daha caziptir. Primrose onlann bu teklifini gayet iyi karşılar. Primrose. Primroselann küçük çocuklan Dickve Bili için bisküvi ge­ tirir. Primrose ve Mr. Primrose'in ikinci oğlu Moses -ki iş hayatına girmeye hazırlanıyordu. bir gün ev sahipleri Squire Thornhill'i. daha iyisini satın alması için kasabaya gönderilir. Bn. gözalıcı bir tarzda giyinmiş iki ha­ nımla geldiği zaman Primrose ailesi heyecanlanır. Bn. Londra'nın saf ve yeni yetişmiş hanım kızlar için iyi bir yer olmayacağını söyleye­ rek itiraz ederler. Atı iyi bir fiyatla satar. Primrose. Bunun­ la beraber. elin­ deki parayı böyle harcamasına üzülür. sakin Sophia'ya ilgi duyar ve her geli­ şinde. ailenin hantal atının satılmasında. Burchell. Olivia bu yakışıklı toprak ağasına derhal âşık olur. Mr. şayet iki genç kız kendileriyle beraber gelecek olurlarsa gayet memnun olacaklarını söylerler. Primroselann kızlan buna çok sevinirler. fakat bir at . Primrosela- rın. Lady Blarney ve Miss Carolina VVilelmina Amelika Skeggs. Primroselar yeni evlerine yerleştikten kısa bir müddet sonra. Bn. Flamboough ile ocak başında bir aile oyunu oynadıkian sırada. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 7 5 Sonbaharda. ciddî. bir gün. kaba ve samimi köylü komşulan Mr. kendilerini daha gösterişli bir şekilde her pazar kiliseye götürecek daha iyi bir atın satın alınmasında ıs­ rar eder Böylece. ihtişamla içeri girerler. büyük düşüncelere saplanır. zaten pek varlıklı olmayan Burchell'in. at üzerin­ de giderken görürler. Squire ThornhilI. Sophia ve O livia üzerinde derin bir iz bırakır ve Londra'ya gittiklerini söyleyen hanımlar. Burchell. Hanımlann kültürlü konuşmaları. ThornhiH'in zenginlik ve sosyal mev­ kiinin etkisi altında kalarak. Primrose. Fakat Mr. bir müddet Londra'da kaldıklan takdirde tavırlannın kibarlaşaca­ ğını ve sosyal evlilikler için daha iyi bir durumda olacaklannı anlatır.bu atı satıp. Kadının indinde.

şimdi gezici bir aktör grubu ile beraberdin George Avrupa'ya gittiğini. VVilmot. Burchell olduğunu öğrenince papaz. tekrar yola koyulur ve Arabella VVilmot'a rastlar.7 6 • 1 0 0 Büyük R om a n cambazı kendisini aldatır ve önceki atlanndan daha kötü bir atı kendisine yutturur. ders verdiğini ve musikî ile meşgul . artık Primroselan daha sık ziyaret etmeye başlarsa da Bn. Olivia'ya evlenme teklifinde bulunmazsa. O livia'nın. eğer Squire ThornhilI. George'ın nerede oldu­ ğunu soran Mn Primrose. oğlunun. Primrose. Dick Primrose. kederli bir hal­ de. kızlan hakkında gayet kötü iftiralarda bulunulduğunu öğrenin Primroselar. George. Bn. zira "evlilik günü"ndeh dört gün önce. fakat ThornhilI hiçbir suçu olmadığını söyler. hayatını kazanmak için Londra'ya gittiğinden beri bir haber almadığını söylen Ş im d i' Squire ThornhilI. Şimdi. Burcheli'in itirazlanna rağmen. Primrose. oğlu George'ı. Fakat yolculuktan birdenbire vazgeçilir. yine de Primro- se'ın yarasını deşercesine. onun evlenmeyi pek düşünmediğin­ den. yakında Williams adındaki bir köylü ile evleneceğini söylerler. evden kaçan kızını aramaya koyulun Kızını ararken hasta­ lanır ve bir handa üç hafta yatan İyileşince. Olivia'yı. bu iftirala- n yayanın Mr. Moses. VVilliams ile evlenmesinin iyi olacağını anlatır Fakat evlilik hakkındaki bütün bu düşünceler âniden kaybolur. Mr. bu oyunu doğru bulmaz. kızının oldukça ağır çalışmasına rağ­ men. şüphelenir. evi terket- mesini ister Yaptıklanna pişmanlık duymayan Burchell evden aynlır. çünkü Bn. satın aldığı atı. bir araba içinde iki adamla giderken görün Primroseler. Mr. bir handa kaldığı sırada görür. Olivia'nın nerede olduğunu soran Primrose. ilkin kızlannı kaçıranın Spuire ThornhilI olduğu­ nu düşünürler. Arabella'ya göz koymuştur. gururla eve getirir ve "günnüş" diye yutturulan başlığının da bakır olduğu anlaşılır Mr. Squire Thornhill'i evli­ liğe zorlamak için. Primrose. gerçekte. suç M r Burchell'e yüklenir Mn Primrose. aile kızlannı Londra'ya göndermeye hazırlanır. Londralı hanımlara. Squire ThornhilI. Primrose ve O livia.

ThornhilI. Burcheil ile değil Squire ThornhilI ile kaçmıştır. Arabeila VVilmot ile evleneceği haberi. Primrose. onlann kınk dökük bir eve taşm- malanna yardımcı olurlar. terkedilmiş ve sefil bir halde. Primrosela- nn bütün. dört aydır ödemediği kirasını ister Primrose'ın parası yoktur. O livia Mr. bir han­ da bulur ve kız nasıl kaçınidığını anlatır. gerçekte fahi- şedirler. Papaz. Moses'e hiçbir işe yaramayan atı satan ve hattâ papazı dahi aldatan Ephraim Jenkinson'a rastlar. Thorn- hill'in küstahlığı. Sahte bir papazın yerine getirdiği sahte bir nikâh töreninden sonra. Hayatı sahtekârlık ve suç işlemekle geçen Jenkinson . onu hâlâ seven Olivia'yı daha da kedere boğar ThornhilI ise. Olivia'yı her zaman görebilmesi için onun. Müşfik komşulan. Primrose. kızı Olivia'yı. papaz evin alevler için­ de yandığını ve kansı Deborah'ı iki küçük çocuklan Dick ve Bill'in yangında kaybolduklannı haykınrken görür. şimdi nerede yaşayacaklannı bilemezler. George'in ken­ disine bir engel olmamasını isteyen Squire ThornhilI. Papaz. yaptıklanna nedamet getiren kızını affeder ve evlerine dönmek üzere beraberce yola çıkarlar. Squire Thornhill'in. Primrose'dan. O gece evlerine ulaştıklan sırada. Hapishanede iken. ThornhilI kızı iğfal eder. kasabada sefil bir yer bulur Primrose'ın iki çocuğu da. ThornhiH'i kolundan tutarak evden atar. Primrose'ı öylesine hiddetlendirir ki. köyden bir kimse ile evlenmesini tavsiye eder. ThornhilI de. Da­ ha önce tanıştırdığı Londralı nazik iki hanım ise. W ilm ot'la nikâhını Primrose'ın kıymasını ister ve küstahlığını daha da ileri götürerek. babasının yanında kalırlar. 1 0 0 Büyük R om a n • 7 7 olduğunu söylerse de yanında. hapis­ hanede. ertesi günü. Ailesi. halkın kızgın protestolan arasında. rüşvetle onu orduya kaydettirir. eşyalan yandığından. borçlannı ödeyemeyenlerin tutuklandığı hapishaneye götürülür. Londra'ya gitmek üzere evden aynidığı zamandakinden daha az para vardır. O livia'dan kısa bir zaman içinde bıkar ve ken­ di başına evine dönmesi için onu Londra'da yalnız bırakır.

zira kızlardan birine mâlik olmayan ThornhilI. Sophia'yı kaçırdıklannı söyleyerek felâketi katmerleştirir. Squire Thornhill'in adamlanydı- lar. Burchell'e Sophia ile evlenebi­ leceğini söylen O zaman. Londralı ka­ dınlara. şahsî faziletleri için sevip sevmediğini anlamak ga­ yesiyle kimliğini belirtmemiştin) Kızlan hakkında. Perişan bir hale düşen ve hastalanan Mr. asılarak öldürülecektir. Primrose. ilkin. diğerini elde etmeye azmetmişti. yeğeninin ihanet ve zulmünden bahseder. Kendi başına gelen bir sürü felâkete rağmen Primrose. Olivia ile ken­ disinin yalancıktan nikâhlannı kıymalan için. . çünkü kızlann. Burchell'in. yeğenine kızgınlık duyan Bu arada Ephraim Jenkinson. Jenkin- son'un bir haberi ile felâket hâlini alır: Jenkinson.7 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n hapishanede kendisini ıslah etmeye çalışır. felâketlere nasıl tahammül edebileceklerini an­ latır. Sir VVilliam ThornhiH'e bir mektup ya­ zarak. kıyafet değiştirmiş Squire Thornhill'in amcası Sir VVilliam ThornhilI olduğu anlaşılır (Sophia'nın kendisini. kaçınlıp ter- kedildiğinden bu yana solup sararan O livia'nın öldüğünü söy­ ler. para­ sı için değil. parça parça olaylan bir araya getiren Sir VVilliam. Burchell. iftira eden mektubu o yazmıştır. zengin ve yüksek ruhlu. Primrose'm başına gelen talihsizlikler. kızı Sophia'yı eşkıyalardan kurta­ ran Mr. Bu arada. onların eline düştüğü takdirde. meşru bir şekilde evlediklerini anlatın ThornhilI. Mr. eşkıyalann. bütün faziletlerini kaybedeceklerini bil­ mektedir Sophia'yı kaçıranlar. onlardan birini yaralar. G eorge'a ölüm cezası verilir. Jenkinson'a ve diğer suçlu­ lara vaaz verir. Sophia ile birlikte kendisini ziyaret eder Se­ vinçten çılgına dönen Primrose. Her tarafı yara bere içinde olan oğlu George da hapsedilir. Primrose için hayatın kapkaranlık göründüğü bir sırada. George de bu arada. Mr. Jenkinson'dan. talih biraz yüzüne güler. Olivia ve Squire Thornhill'in. Deborah Primrose da. Mn Primrose'm yardımıyla. Primrose'm başına gelen felâketler bir türlü bitmek bilmez. Squire Thornhill'in kızkardeşinin şatosuna giderek intikam a l­ mak ister Fakat Thornhill'in hizmetkârlan kendisini döverler. gerçekte.

fakat gösteriş- . sonraları ondan şantajla pa­ ra sızdırabileceğini düşünerek hakikî bir papaz getirmiştir. dram atik bir tarzda anlatılıyor. İlkin. (Bilhassa h a­ pishane sahnelerinin anlatılışı. Nihayet. ılımlı bir tarzda m izahî. fakat "felâketleri nasıl metanetle karşılamışsa. Primrose. ThornhiH'in. G oldsm ith zam anın en iyi bir üslûpla yazanlarından biri idi. Fakat Jenkinson. Ve Primro- se'ın sevincine sevinç katarcasına.) İkincisi. m ütem adiyen kötü talihle karşılaştıktan sonra. Joseph Adams’ındaki papaz A dam s’ dan başlayarak. Mr. pek çok okuyucunun ilgisini çeke­ cek surette. kendisini son derece sevindiren bir haber daha alır: Olivia ölmemiştir. hayatta arzu edebileceği bir şey yoktur. böylece. şimdi Arabella W ilm ot'la evlenemez. ThornhilI ve Olivia artık gerçekten evli olduklanndan. 1 00 büyük R om an • 79 sahte bir papaz bulunmasını istedi. Bunun sebebi açık. Primrose'm ThornhilI ve Arabella W ilm ot'un evlenmelerini onaylaması için Olivia'nın öldüğü ha­ berini de Jenkinson yaydı. Eleştiri Wakefield Papazı. Jenkinson'un yeni arkadaşı hakkında takibat açtırmayacağını ummuştu. onsekizinci asrın en çok sevilen ro ­ m anlarından biri idi. G oldsm ith’in hisler ve tesâdüfler üzerinde norm alden fazla durd uğunu sezerlerse de. pek tabiî. efendisi hakikî olarak evlendiği takdirde. R ahat ve akıcı. Mr. Primrose'm parasını alıp ka­ çan adamın Antwep'de yakalandığı ve paranın kendisine aide edileceği haberi gelir. Thorn- hill. Prim rose aile­ sinin başına gelenler. en başarılı olanlarından biridir. Fieldings’in. Hayatın binbir tecrübesinden geçmiş pa­ paz için artık. Prim rose. iyi talihinden ötürü daha da fazla minnettarlık" duyar. en k ü ltü r­ lü okuyucular. G oldsm ith’in iyi bir piyes yazarı olduğunu gösteriyor. sonunda talihin tekrar yüzü­ ne güldüğü adam ın hikâyesi hepim izi ilgilendirir.

hayatı boyunca. Dickens. “Terkedilmiş köy" adlı şiirinde olduğu gibi. Gold- sm ith. nükte ve ma­ haretlerine rağmen. daima para sıkıntısı çekti. neşeli bir m etanetle b ü tü n bunlara taham m ül eder. bu rom a­ nı çok sevdi ve ondan çok şey öğrendi. Bölümü’nde anlatılan. so­ n u n d a h er şeyin iyi olacağına inanır ve gerçek de. İngi­ liz rom anında m uazzam bir tesiri oldu. . Ardından Edinburg ve Leyden üniversitelerinde tıp tahsil etti. Hanları. Basit plânına ve tesadüflere bağlı kalm asına rağm en. Wakefield Papazı’ndaki cümleler. G oldsm ith’in kır hayatını cazip bir tarzda anlatışı. George Primrose’ın avare hayatı. Papaz olmak istedi. O lgun bir okuyucu için. karşılaştığı b ü tü n talihsizlik ve felâket­ lere rağm en. onun düşü n d ü ğ ü gibi tecelli eder. muhtemelen Fransa. sadelikleriyle klâsik­ leştiler. gerçekte oto-biyografik. G österişsiz b ü tü n cazibesine rağm en. A llah’a karşı gelmez. onsekizinci asır İngiltere’sinin m ütevazi kır hayatını anlatan ifadeleri em ­ salsizdir. ocak başında toplanan papaz ailesinin. nihayet 1749’da mezun ol­ du. zam anı­ m ızdan çok daha b asit ve sade zevk ve eğlencelerini. Yazar Wakefield Papazfnm XX. bu hayatı bir uzm anm ışçasına anlatıyor. İsviçre ve İtalya’da dolaşmaları sırasında da diplomasını aldı. İngiliz rom anı tarihinde em salsiz bir yer ka­ zandı. Wakefield Papazı. oku­ yanın ilgisini çekecek tarzda anlatm asını biliyor. Bir İrlandalI papazın oğlu olan Oli- ver Goldsmith. Wake- field Papazı. yolları ve hapishaneleri.8 0 • 1 0 0 Büyük R om an S İ Z . G oldsm ith’in. Prim rose. Bilâkis. 1728’de doğdu. Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti ve bir defa okuldan kaçmasına rağmen. gerçekte. Jane A ustin ve George E lliot’u etkiledi. isyan etm ez. büyük m alikâneleri ve hepsinin ü stü n d e. Mr. Sinikal biri onunla alay ederse de. 10 Kasım. fakat reddedildi. stoik m etan et üzerine yazılm ış ciddî bir eserdir.

Goldsmith’in edebî değerini takdir ediyordu. “Kulüp”ün diğer üyeleri Goldsmith’i. büyük şahsiyetlerin yanında ne söyleyeceğini bilmeyen biri olarak gördülerse de Johnson. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 81 Goldsmith. 1756’da Londra’ya döndü. gayrıresmî fakat meşhur “Kulüp”ün üyesi oldu. şiirden sahne eserlerine. başarılı olamadı ve çeşitli mecmualarda yazılar yazmaya başladı. 1761’de İngiliz edebî hayatının büyük diktatörü Samuel Johnson’la tanıştı ve böylece hayatının en büyük dostluğunu kurdu. siyasî gazetecilikten tarihe ka­ dar her sahada eser verdi. beceriksiz bir palyaço. cazibe ve sağduyu ile doludur. meşhur ressam Sir Joshua Reynolds (ki Goldsmith'in en iyi res­ mini o yaptı) vardı. hayatta iken tutulduğunu görmesi­ ne rağmen. İngiltere’nin en tanınmış kimselerinin gömülü bulunduğu VVestminister Abbey’de onun nâmına bir âbide dikti. bu arada Garrick. Goldsmith. bir gün. 4 Nisan 1774’te öldü. Johnson’un “Kulüp”ü. VVakefield Papaz/’ndan sonra en iyi bilinen eserleri şunlar: “Terkedilmiş Köy (1770): “The Goodnatur’d M arf (1776) ve “She Stops to Conquef (1773) adlı iki gayet neşeli sahne eseri ve “Dünya Vatandaşf (1762) ad­ lı mizahî “Mektuplar” Bazı şiirlerinin ve sahne eserinin. tıp ve öğretnienlik mesleğini yürüterek hayatını kazannrıak istedi ise de. Goldsmith’in borcunu ödedi. kendi kendisini tedâvi etmeye ça­ lıştığı sırada. . zayıf. Eserleri neşe. Johnson. Oldukça gariptir ki. Goldsmith. her zaman başkalarından borç alarak yaşadı. borcunu ödemediğinden hapishaneye gönderildi. Goldsmith’in odasında VVakefield Papazfnm müsveddelerini gördü ve hemen bir ya­ yımcıya götürerek 60 İngiliz lirasına sattı. Kulübün üyeleri arasında çağın en tanınmış şahsiyetleri. paniğe kapılarak Johnson’a acele mektup yazdı. Goldsmith. Goldsmith her zaman parasız.

Fitzwilliam Darcey: B ingley’n in so n d e re c e z e n g in . . g ü z e l k ız k a rd e şi h a m a ra t ve nâzik . B en n et’in a p ta l karısı. Charles Bingley: C ana y ak ın . George Vickham: G ö ste rişli ve se fih b ir g en ç su b a y . işi g ü cü d e d ik o d u ve ç ö p ç a ta n - hk. H e rtfo rd sh i- r e ’d e m ü te v â z ı b ir m a lik â n e si v a rd ır. z e n g in b ir d elik an lı. Bennet: Beş k ız b a b a sı. Jane Bennet: E liz a b e th ’in e n b ü y ü k . Gurur ve Aşk (Pride and Prejudice) Yazan Jan e Austin {1775-1817) Başlıca Karakterler Mr. B e n n etle­ rin y a n ın d a k i N eth erfie ld m a lik â n e s in i k iralar. k u ru b ir m iz a h h is s in e sa h ip . m a ğ ru r a rk a d a ş ı. Bennet: Mr. c e n tilm e n . h â m isi Lady C a th e rin e de B ourgh’dir. Charlotte Lucas: Sade g en ç b ir k ız E liz a b e th ’in a rk a d a ş ı. Bn. n ü k te d a n ve h a re k e tli b ir kız ce m iy e ti g a y e t iyi m ü ş a h e d e e d e r. Papaz William Collins: K ibir ve ah m ak lığ ı h a y re t u y a n d ırıc ı b ir ta r z d a ş a h s ın d a b irle ş tirm iş biri. Elizabeth Bennet: B e n n etle rin ikinci kızı. Caroline Bingley: B ingley’n in k ü ç ü k kız k a rd e şi D arcy ile e v le n m e k is ­ ter.

kızkardeşine bakmak için çamurlu yolda beş kilometre yürüyerek Bingley'in malikânesine gider Saçı başı dağınık. Bennet. Darcey'nin bu kır ce­ miyetini aşağılayan sözlerini. h e rk e s in m u tla k b ir şe k ild e k e n d is in e ita a t e tm e s in i iste r. civardaki malikâneler­ den birini. Bing- ley'in bu konuda bir tercih hakkı olabileceğini söyler Nihayet. Elizabeth Bennet ile tanışmak istemeyin­ ce. . Bennet kocasını. Bn. evlenme çağın­ da beş kızlan bulunan Bennet ailesi heyecanlanır. üs­ tü başı çamur içinde içeri girince. yakışıklılığına ve zenginliğine rağmen. Elizabeth'e olan tutumunu yumuşatır ve ikisi garip bir şekilde nişanlanırlar Bir gün Bingleyleri yağmur yağdığı sırada ziyaret eden Ja­ ne hastalanır ve Netherfield Park'ta kalmaya mecbur kalır Eli­ zabeth. Baloda daha başarılı olanlar. Bingley'e hoş geldiniz demeye ikna eder. Fakat kansından çok çeken Mr. Baloda Bingley'in aristokratik arkadoşı Fitzvvilliam Dar- cey de vardır Darcey. Elizabeth hakkında derhal bir sürü dedikodu yapar Fakat Bn. hiçbir şeyden şüphelenmeyen Bingley ile hangi kızını evlendireceğini düşünür. Bennet ailesinin kızlan arasında en hareketli ve zeki olan Elizabeth Bennet. Netherfield Park'ı kiraladığı zaman. Ne dediğini bilmeyen Bn. Bingley. kız. 1 0 0 B üyük R om a n • 83 Lady Catherine de Bourgh: D arcy ’n in k ü s ta h te y z e s i. cana yakın M r Bingley ile gü­ zel. onun birisi ile yaptığı konuşma sı­ rasında duyan Darcey. Darcey. birtakım plânlar hazırla­ maya başlar. Bennet'in kabalığından tiksinir ve kızlanna da yüz vermez. Netherfield Park'ını resmen ziyaret ederek. Hikâye Zengin ve genç bekâr Mr. iyi tabiatlı ve Elizabeth'in büyük bir bağlılık hissettiği abla­ sı Jane'dir Kısa bir zaman sonra Bingley ve onun kızkardeşi Ja- ne Bennet ile arkadaş olurlar ve Bingley'le Jane arasında aşk başlar Sonunda. ona cephe alır. Bingley'in küçük kız kardeşi. Bennet. Bennet'in kızları Merytone balosunda M r Bingley ile tanış­ mışlar.

kendi­ sinden evlenmesini istediğinden (ve onun sözleri emirdir). tekrar evlenme teklifinde bulunur. Darcey. Kadın. Elizabeth'in bir arkadaşı olan. Eliza- beth'in bayağı. çapkın. miras hakkından mahrum bıraktığını söyler Darcey ile yüz yüze gelmekten korktuğu için VVickham. babasının sözünü yerine getirmeyerek. Londra'ya gitmek üzere Netherfieid'den aynlırlar. kompliman yapar ve bu da C aroline'nin fenia halde kıskançlığını çeker. atılgan. soğuk kalpli bir insan olduğunu. VVickham'ın sözleri­ ni ve tutumunu yanlış değerlendiren Elizabeth. Bu arada Bennetlerin bir kuzeni. basit Mary. mütemadiyen . Darcey'den şüphelenmeye başlar. Bennet memnun olur. genç bir subay George VVickham. Bennet. gü­ lünç bir mağrur eda ile Elizabeth'e evlilik teklif eder. bu hadiseyi. uy­ sal ve basit Charlotte Lucas ile nişanlanır. kızının bu tutu­ munu beğenmezse de.8 4 • 1 0 0 Büyük R o m an Bennet. kendisini. Reddedilmesine rağmen. Bingiey ve kız kardeşleri. Elizabeth. Elizabeth. Col- lins. Jane ve Bingiey arasındaki ilişkileri pekiş­ tirmek için büyük bir fırsat olarak görür. Balodan kısa bir müddet sonra. Bingley'nin kızkardeşi Caroline. Bn. Elizabeth'e Darcey'nin kötü niyet­ li. Elizabeth. Eliza­ beth hakkında bir sürü yatan söyleyerek. bıktıracak kadar bahseder. hâmisi ve Darcey'in teyzesi zengin ve mağrur Lady Cathe- rine de Bourgh'dan. Bennet'ten sonra ma­ likânede miras hakkına sahip bulunacak Papaz VVilliam Col- lins. kız kardeşi­ ne baktığı sırada. Darcey'i ondan uzak­ laştırmaya çalışır Bu aşk yolundaki daha ciddî bir engel. bunun üzerine. Darcey'nin de geleceği bir baloya gitmez. onun bu teklifini derhal reddeder. Bennetleri ziyaret eder Son derece kibirli biri olan Mr. kızlan arasında en fazla Elizabeth'i se­ ven Mr.entrika peşinde koşan annesi ve Bennetlerin küçük kızlandır Hercaî subaylara âşık Lydia ile Kitty ve soğuk. fakat sonunda mağlûbiyeti kabul eder Collins. Darcey'nin tanıdıklanndan biri olan. yüzü kızarmayan Collins. Darcey'e tutkundur. Mr. ona daha fazla yaklaşır. .

1 0 0 Büyük R o m a n • 85

kızkardeşlerinin Jane'i, Bingley'e lâyık görmediklerine, ağa­
beyleri ile evlenmesini önlemek istediklerine inanır. Jane, nişa­
nın böylece bozulmasını, zahiren üzüntü ile karşılamazsa da,
kısa bir müddet sonra, Bingley'e rastlayacağını umarak, Lon­
dra'daki teyzesi Bn. G ardner'i ziyarete gider Ardından Eliza-
beth de kızkardeşinin yanına Londra'ya gider. Elizabeth, Bing-
ley'in, Londra'da Jane'i hiç ziyaret etmediğini öğrenince, Dar-
cey'nin Jane'in şehirde bulunduğunu Bingley'den sakladığına
inanır
Mart ayında, Elizabeth, şimdi Collins ile evli olan Charlotte
Lucas'ı Kent şehrinde ziyaret eder Charlotte'e büyük sempati
duyan Elizabeth, yaşı ilerlemiş bu ev kızının, evde kalmaktan,,
yalnız ve sefalet içinde bir hayat geçirmekten korktuğu için, Mr.
Collins ile evlendiğini anlar.
Elizabeth, bu şehirde teyzesi Lady Catherine de Bourgh'u zi­
yaret eden Darcey'e rastlar. Darcey, Elizabeth'in tekrar peşine
düşer. Kıza öylesine mağrur bir edâ ile evlenme teklifinde bu­
lunur ki, Elizabeth, onun teklifini reddeder, kızkardeşine yaptığı
haksız muameleden ve talihsiz VVickham'a yaptıklanndan ötü­
rü onu azarlar. Darcey, bu ithamlan sessizce dinler Ertesi gü­
nü, Elizabeth'e bir mektup yazarak, Bennet ailesini, Bingley a i­
lesinden küçük gördüğünden, Bingley'i Jane'den uzaklaştırdı­
ğını itiraf eder. Maamafih Vickham'a, herhangi bir kötülük yap­
tığını şiddetle reddeder ve VVickham'ın, mirastan mahrum bıra­
kıldığı iddiasının doğru olmadığını ispat eder. Aynca Wick-
ham'ın, kızkardeşi Georgiana ile birlikte fesat plânı hazırlan­
dığını da Elizabeth'e anlatır.
Bennet ailesine tepeden bakmasına rağmen, bu mektup,
Elizabeth'in Darcey hakkındaki hükümlerini yumuşatır Dar-
cey'nin esasında samimî bir insan olduğuna inanmaya başlar.
Bu arada, uzun yıllardır Darcey ailesinin hizmetinde bulunan
yaşlı kimsenin Darcey hakkındaki sözleri de Elizabeth'i Dar­
cey'ye yaklaştınr. Elizabeth, zeki insanlar olan ve göz alacak
şekilde iyi giyinen amcası ve teyzesiyle yaptığı bir yolculuk sıra­
sında tekrar Darcey'e rastlar.

8 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

Lydia ise, daha önceleri, Elizabeth'in itirazlarına rağmen,
VVickham'ın birliğinin bulunduğu Brighton'a gitmekte ısrar
eder. Çok geçmeden, kızkardeşi Jane'den aldığı bir mektup,
Elizabeth'i şaşkın eder. Jöne, mektubunda, Lydia'nın Wick-
ham'a kaçtığını anlatır Elizabeth, olup bitenlerden Darcey'i
haberdar eder, sorumluluk hislerinden mahrum kızkardeşi hak­
kında endişe duyarak eve döner.
Bu arada, Elizabeth'in ıstıraplan deha da artar: Kız, artık
sevmeye başladığı Darcey'nin, kendisini sevmediğini anlar, zi­
ra kızkardeşi Lydia'nın tutumunun, Darcey'nin Bennet ailesi
hakkında söylediklerini, ailenin alelade bir aile olduğunu doğ­
ruladığına inanır. M amafih, Darcey, Elizabeth'i hayrete düşürür,
zira artık kızı sevmeye başlamıştır, gizlice Londra'ya giderek,
Lydia ve VVickham'ı bulur VVickham'ın bir sürü borcunu öder
ve Lydia'ya evlenmesi için, 100 Ingiliz lirası verir
M r Bennet, çitti aramak için Londra'ya giderse de bulam a­
dan dönen Lydia evine döndüğü zaman, Elizabeth'e, Dar­
cey'nin, düğünde bulunduğunu anlatır Elizabeth, bu evlenme­
de, Darcey'nin büyük bir rol oynadığına inanmaya başlar Bil­
hassa teyzesi Bn. G ardiner'den gelen bir mektup, bu inancını
sağlamlaştınr Darcey, olup bitenleri bu kadına anlatmış, fakat
kimseye söylememesine yemin ettirmişti.
Lydia ve Wickham aynidıktan sonra M r Bingley, Darcey ile
birlikte, Netherfield'e döner Çok geçmeden, Bingley, Bennet
ailesini sevindirir, Jane ile nişanlanır
Elizabeth ve Darcey'nin nişanlanacağı söylentilerini duyan
küstah Lady Catherine de Bourgh de hiddetlenir. (Lady Cathe-
rine, Darcey'nin, soğuk meziyetsiz, cazibesiz kendi kızı ile ev­
lenmesini istiyordu.) Elizabeth'den, küstahçasına, Darcey'den
vazgeçmesini talep eden Maamafih Elizabeth gereken cevabı
verin Sakin bir tavırla, kiminle evleneceğinin Lady Catherine'yi
ilgilendirmeyeceğini söylen Lady Catherine Elizabeth'in kendi­
sinden vazgeçmediğini Darcey'e anlatın Darcey de Elizabeth'in
artık kendisini reddetmeyeceğini uman

1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 8 7

Böylece cesaretlenen Darcey, Elizabeth'e tekrar ve bu defa
gayet mütevazı bir tavırla evlenme teklifi yapar. Elizabeth de
mutluluk içinde kabul eder. Uç kızını evlendiren Bn. Bennet se­
vinç içindedir Mr. Bennet, öteki kızlonnın kısmetlerinin de ya­
kında açılacağını inanır.

Eleştiri

Jane A ustin diyor ki: “Ben, Aşk ve Para hakkında yazı­
yorum. H aklarında yazılacak başka bir şey var m ıdır? Aşk
ve Gurur, aşk ve paranın karşılıklı etkileri üzerinde kurul­
m uş sosyal bir kom edinin m ükem m el bir örneği: Darcey,
Bingleyler ve B ennetler arasındaki sınıf farkları, Bingley
ve Jane, Darcey ve Elizabeth arasındaki aşkı şekillendiri­
yor. Bu farklar, İngiltere’de o rta sınıfın sosyal bir sınıf ola­
rak yükselm esini etkiliyor. O zam ana kadar, Darcey gibi
bir kim se ile Elizabeth gibi bir burjuva arasında bir evlilik
pek düşünülem ezdi. H attâ hikâyenin geçtiği zam anda bi­
le, çiftin evlenm esinden önce birçok engellerin aşılm ası
gerekiyordu.
Rom ana ism ini veren çatışm a, D arcey’nin soğuk aris­
tokratik g u ruru ve bir d an sta kendisine dudak büken, te ­
peden bakan bu adam a karşı Elizabeth’in içgüdüsel hid ­
deti etrafında toplanır. Ç atışm a neticelenm eden önce bu
anlaşm azlık, erkek ve kadın kahram an arasında fevkalâde
n ü kte oyunlarına sahne olur; kitabın bu kısım ları, Shakes-
p eare’nin Much Ado About Notfımg’indeki Beatrice ve Bene-
dick arasındaki karşılıklı istihzalı nükteleri hatırlatıyor.
Satıhdaki n ü k te ve hafifliğine rağm en. Aşk ve Gurur,
şefkat ve m erham et hislerinden m ahrum bir hikâye de de­
ğildi. Bunu da bilhassa, Jane’in, Bingley’in kayıtsızlığını
kabul edişinde ve evde kalm ak tehlikesi ile karşılaşan Eli­
zabeth’in arkadaşı C harlotte Lucas’m sırf evlenebilm ek
için ehveni şerre tercih etm ek zorunda kaldığını görüyo­

8 8 • 1 0 0 B üvüK R om an

ruz. Gerçi Elizabeth, Mr. CoIIins’e yakasını kaptırm aktan
kendisini ustaca kurtarm asını bilirse de kitabı kapadıktan
sonra, daha az talihli C harlotte’nin, kendisine nasıl bir
hayat seçtiği düşüncesinden kendim izi sıyıram ıyoruz. Ja-
ne A ustin’in, C h arlotte'e olan m uam elesinde, C harlot-
te ’in içinde b u lunduğu acıklı d u ru m u daha da dokunaklı
bir tarzda görüyoruz.
Jane A u stin’in sanatının em salsizliği şuradaki, son de­
rece yakından tanıdığı bu hayatın hissî derinliklerine ine­
biliyor. O n u n hayatı, kır kulüplerini ziyaretten, çaylardan,
danslardan ve diğer tâli sosyal fonksiyonlardan oluşm uş­
tu. Kitabında, hayatın şahsen tanıklık etm ediği hiçbir yö­
nün d en bahsetm ez. B unun içindiS" ki, rom anlarının hiçbi­
rinde, yanlarında kadın bulunm ayan iki erkek görülm ez.
B ütün bu sınırlara rağm en Jane A ustin, cem iyetin bilhas­
sa genç âşıklar üzerindeki baskısını em salsiz bir tarzda
analiz eder. Ferdin ihtiyaçları karşısında, sosyal tu tu m la­
rın em poze ettiklerine de sem pati besleyen Jane Austin,
bu ikisinin gerginliğinden bir kom edi çıkarır.

Yazar
Jane Austin, 16 Aralık, 1775’te doğdu; babası bir papazdı. Ailede, al­
tı erkek çocuğu ve aynca, Jane’in sevgili kızkardeşi Canssandra vardı.
Austinler eğitim görmüş bir aile olmalarına rağmen, hiç de varlıklı sayıl­
mazlardı. Kendi çağındaki kızların ekserisi gibi, Jane evde eğitim gördü,
henüz ondört yaşında iken, evlerde sahnelenecek piyesler yazmaya baş­
laması, onun diyalogları zaptetmekteki emsalsiz işitme hissini gösterir.
Yine, genç bir kız iken, aileler arasında oynanacak komik ve saçma pi­
yesler yazdı. Bu piyeslerde Austinlerin anlayabilecekleri şekilde, dostla­
rından ve komşulanndan bahsediliyordu.
Ailenin mutlu olduğu anlaşılıyor ve istikbalin romancısı için daha da
önemli olan yön Austinlerin. Jane’in kelimeleriyle “roman okumaktan son
derece zevk alan” bir aile olması idi.

Mr. Jane’in doğduğu Stevenson kadar küçük bir kasaba olan Chavırton’a gittiler. Austinler o zaman zengin ai­ lelerinin oturdukları deniz kıyısındaki Bath kasabasına gittiler ve burada. H er ikisinin başından m utsuz aşk m aceraları . Austinler. Sağduyu tim sali Elinor ile ro ­ m antik duygular veya h iper duygularla dolu M arianne’nin hayatları. 1 0 0 Büyük R o m a n • 89 Babası 1801’de emekli olduğu zaman. Böylece Jane Austin’in bellibaşlı altı romanı. Rom an. datia sonraları Sense and Sensibility ve Northanger Abey adları altında yaymlanacak romanlarının ilk müsved­ delerini hazırladı. Jane A ustin'in daha sonra üzerinde duracağı tezlerin neler olacaklarını ilân ediyordu. Emma’yı 1814’te ve en son romanı olan ve normalin üstünde romantik Persuasion't da 1815’te yazdı. Austin ölünce. Maamafih. yazmaya devam etti. Bath’a hareketlerinden beş yıl önce Jane. Jane’in sosyal perspektifi genişledi. Bath’da geçirdikleri zaman. ilk üçteki romanların­ dan daha ciddî bir hava verdi. 1797’de. Jane Austin. on senelik bir sessizlik­ le ayrılan iki grupta toplanabilir. Mansfield Park ve Persu- asiortde. son romanlarına. Diğer Eserleri Sense and Sensibility (His ve Hassasiyet): Yazarlık haya­ tın ın ilk yıllarında yazdığı bu rom an. Kitabı yayınlayacak bir yayınevi bulamamasına rağ­ men. İki er­ kek kardeşinin deniz askeri olmalanna rağmen. birbirine zıt karakterlere sahip iki kız- kardeşin hayatlarını anlatır. Ne zaman ki. Jane için. bütün Avrupa’yı kapla­ yan Napoleon Harpleri dahi onun hayatını pek etkilemedi. Halkın sezgi gücünün kuvvetli bir romancı olduğunu anlayamadığı Jane Austin. 18 Temmuz 1817’de öldü. en yararlı seneler oldu. cemi­ yeti burada müşahede etti ve gördüklerini daha sonraki kitaplarında kul­ landı. Fakat Jane’in bu şehri sevmediği anlaşılıyor. daha öncesi kitaplarındaki neşe ve canlılık pek yoktur. Jane Austin’in kendi zahirî hayatında hiçbir çatışma görülmedi. Jane yeniden yazmaya başladı. aile Southampton’a gitti ve 1806’dan 1809'a ka­ dar orada kaldı. Gerçekten de. En ihtiraslı romanı olan Mar)sfield Park\ 1811’de. Aşk ve Gürol’un ilk müsveddelerini (İlk İzlenimler altında) yazmıştı. Yayımcılann ve okuyucunun tutumundan ümitsizliğe düşen.

orta yaşlı iyi bir in­ sanla evlenir. E m m a’ya ev­ lenm e teklifinde bulunduğu ve H arriet de bir çiftçi ile ev­ lendiği zam an. Gurur ve Aşfe'tan daha zengin ve m uğlak bir rom an ise de. bu çapkın âşığının p eşinden Londra’ya gitm ekle. fakat M arianne. beklenm edik neticeler verir. nerede ise adını lekeler. Knightly. küçük bir İngiliz köyündeki sın ıf farkla­ rım ve aşkı. John K nightiy’nin k en d isin e âşık o ld u ğ u n u sanır. onu. oldukça alelâde b ir kız olan Rarriet Smith’i h i­ m ayesine alır. rom antik hislerden kurtulur. Aşk ve Gurur’daki Lydia gibi. E m m a ise -ki Mr. Jane A ustin’in daha önceki rom anlarındaki canlılıktan yoksun­ dur. Yerinde duram ayacak kadar canlı bir kız olan Em m a W oodhouse. Ferras. So­ nunda. hatâlar kom edisi sona erer.Mr. K nightiy’i h er zam an arkadaş olarak görm üştü. . Har- riet. kom ik ve fevkalâde bir tarzda ele alan b ir ro ­ m an. sonunda E linor’a döner. Fakat Em m a’nın arkadaşının hayatına. Emma: Em m a.9 0 • 1 0 0 B üyük R o m an geçer: Luq^ Steele’in bir tü r koltuk değneği hâlinde olan ve annesi tarafından reddedilen Edw ard F errar’a âşık olan Elinor ve gönlünü John W illiughby adında bir çapkına kaptıran M arianne. Emma. iyi niyetli de olsa karışm ak istem esi. kültürlü bir şekilde yetiştirm ek ve böylece m ahallî papazla evlenebilecek seviyeye eriştirm ek ister. K nightiy’ye âşık olduğunu anlar. yanlış bir düşünceye kapılarak.

Kara Şövalye (Ivanhoe) Yazan: Sir Walter Scott (1 7 7 1 -1 8 3 2 ) Başlıca karakterler Cedric the Saxon: Rothervvood G range L ord’u. Atheisane o f Coningsburgh: Rovvena’n ın asil b ir a ile d e n g elm e Saxon n işa n lısı. Isaac of York: T a k ib a ta u ğ ra y a n b ir Y ahudi tefecisi. . Kral I. N o rm a n la r’a şid d e tle m u h alif. Richard: Haçlı S eferleri sıra s ın d a k i k a h ra m a n lık la rın d a n ö tü rü k e n d is in e A slan Y ürekli R ichard d en ir. Rowena: C e d ric’in g ü z e l y eğ en i: C e d ric’in v e sâ y e ti a ltın d a d ır. u z u n y ıllar İn g ilte re ’d e n u z a k k alm ıştır. Wilfred o f Ivanhoe: C e d ric’in oğlu. Lucas de Beaumanoir: K n ig h ts T e m p la r’ın b ü y ü k ü sta d ı. Reginald Front de Boeuf: Z alim b ir N orm an şö v a ly esi. N o rm an Kralı A slan Y ürekli Ric- h a r d ’ın o r d u s u n d a Haçlı S eferleri’ne k atıld ığ ı için b a b a s ı ta ra fın d a n re d d e d ilm iş tir. Sir Brian de Bois-Guillbert: N orm an K nights T e m p la r K alesi'nin m ağ ­ ru r k u m a n d a n ı. Rebecca: Isaac 'ın g ü z e l v e ira d e li kızı.

Sa- won kraliyet ailesinden gelen kız. misafirseverlik kurallanna hürmet eder ve onlara yer gösterir. yaptıklanndan gurur­ la bahsettiği sırada. Bois-Guilbert. İngiltere'nin N orm aniar tarafından istilâ edil­ mesini hâlâ hazmedemedi ise de. Onlar. Hikâye Domuz çobanı Gurth ve saray komedyeni VVomba. Ced­ ric'in vesayetindeki güzel yeğeni Lady Rowena içeri girdiği za­ man.9 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Prens John: R ich a rd ’ın k ö tü ru h lu . Gerçi Cedric. Brian de Bois-Guilbert kıza şehvetli gözlerle bakar. karınlannı doyurur. Wamba: G u rth ’u n a rk a d a ş ı. Bu Saxonlu serfier. Gurth: N am u slu b ir Saxon d o m u z ço b an ı. Ivenhoe'nin ondan daha fazla hizmet ettiğini söyler. onlara yol gösterir. N orm anlar'm mı. mahcubiyetinden yüzünü örter. Saxon Cedric'in evinin Rotherwood'un neresinde bulunduğunu sorarlar. beraber geldikleri hacı. Hep beraber masa etrafında otururlarken. yoksa Saxonlar'ın mı Haçlı Seferleri'nde daha fazla hizmet ettikleri üzerinde tartışırlar. halkın nefret ettiği Norm anlar'ı. bir ge­ ce ormanda sohbet ederlerken Jorvaux baş rahibi Aymer ve Knights Templar Locası'nın mağrur kumandanı Sir Brion de Bo- is-Guilbert. Rovvena. sa ra y k o m ed y en i. kasten yanlış bir istikamete gönderirlerse de. Cedric ve adamları büyük masada oturmaktadırlar. adamlanyla birlikte Ashby de la Zouche'deki kraliyet yarışmalannı seyretmeye gidi­ yorlardı. gerçekte. fakat geceyi Cedric'i malikânesinde geçirmeyi düşün­ müşlerdi. gerçekte Norman Kralı Richard'ın peşinde gittiği için evlâtlıktan çıkanlan İvan- . Bu hacı ise. Haçlı Seferle- ri'nden dönen ve Rotherwood'a gitmekte olan bir hacı. ih tira s lı k a rd e şi. Norm aniar geldikleri sırada. R ich a rd 'ın ü lk e d ı­ ş ın d a b u lu n d u ğ u y ılla rd a İn g ilte re ta h tın a v e k â le t e d e r. Kral Alfred'in sülâlesiriden At- helstane of Coninsburg'a nişanlıdır.

evlâtlıktan çıkanlan Ivanhoe. Ivanho. Tabiî. gider Ertesi günkü yanşma. diğerinin başında ise Bois-Guilbert vardır Üç kişi ile çarpışmak mecburiyetinde kalan Ivanhoe. Bois-Guilbert. sahaya yeni bir şampiyon çıkan O nun zırhında şu yazılıdır. Ivanhoe. Ashby de la Zouche yanşmalanno katılması için Ivan- höe'ye bir at ve zırh verir Yanşmayı görmeye gelenler arasında. Bois-Guilbert'in başkanlığındaki Normanlar. müsabakayı seyretmek için gelen kalabalı­ ğa. O gece Rotherwood'da kalmak için gelenlerden biri de Yorklu bir Yahudi olan tajzci Isaac'tır. Aslan Yürekli Richard ülke dışında bulunduğu sırada tahta vekâlet eden ve aslında tahtı ele geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşi Prens John da vardır Prens John. o. yanşmayı kazananın. daha önceki yarışmaya katılmadığı için halkın . Bois-Guilbert ve adomlan arasındaki fısıltılı bir muhavereye kulak kabartır ve Knight Templar'ın Yahudi'nin parasına el koymak istediğini an­ la r Ivonhoe. Ivonhoe'nun gizlice İngiltere'ye döndüğünü ve şimdi masada karşısında oturduğu­ nu bilmemektedir. onunla korşı karşıya kav­ ga etmekten çekinmeyeceğini söyler. Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin ede­ ceğini ilân eder. bu kraliçenin Rovvena olduğunu söyler ve halkın kendisini alkışlamasına bile meydan vermeden uzaklaşır. 100 B üyük R om an • 93 hoe. onun giz­ lice evden çıkmasını sağlar Ivanhoe'ya minnettar kalan Yahu­ di de. kendile­ rine meydan okuyan herkesi yenerler Ardından. Bois-Guilbert ve diğer Norman şövalyelerine meydan okur ve hepsini mağlûp eder Bu galibiyet ona. durumu Isaac'a bildirir ve ertesi sabah. düellolar başlar İlkin. ertesi günkü yanşmalara nezâret edecek Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin etme hakkını verir. Ivanhoe. yani Cedric'in oğludur. Babası dahi.e'nin gerçekten kahra­ man biri olduğunu kabul ederse de. "Evlâtlıktan çı- kanlan". yine başka bir kisve altındaki Ivanhoe'dur Ivanhoe. çok müşkül bir duruma düşer Tam bu sırada. ellişer kişilik şövalyelerden oluşan iki grup arasındadır Birinin başında.

Isaac. Rovvena'ya göz koyar. Rowena'nın elini öperken. domuz çobanı Gurth. Yangın arasından kaçmayı başaran De Bracy. Rebecca'yı kaçınr. kimyevi bir madde ile Bois-Guilbert'i öldürmek ister. Çatışma sırasında Athelstane. Isaac fidye vermeye ha­ zırlanır.baş­ kanlığındaki bu grup. derhal Prens John'a giderek. bir kral sülâlesinden gelmiştir. Kara Şövalye'nin. Ivanhoe ve Rov^ena'yı kurtarmaya muvaffak olur. bayılır. Ivanhoe. Beraberce. Ka­ ra Şövalye. kendilerine katılan Athelstane ve Saxon Cedric'Ie birlikte -ki hâlâ bu şövalyenin kendi oğlu olduğunu bilmiyor. Rebecca. Front de Boeuf de. siyah zırhlı bir şövalye Ivonhoe'nm yardımına gelir.9 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n kendisine Kara Tembel adını verdiği. çarpışmada aldığı ya- ralann tesiri ile düşer. güvel Rebecca'yı ister. Ivanhoe'nun kendi evlerine getirilerek tedâvi edilmesini teklif eder. Bois-Guilbert de dahil. onlan Front de Boeuf'un şatosuna (Torguilsto- ne) götürürler De Bracy. Bois-Gu- ilbert. çünkü bir Sa- xon olmasına rağmen. Kızını babasından ayıran Bois-Guil- bert. gizlice . tiksinerek reddeder Bu arada. fakat bir kılıç darbesiyle yere dü­ şer ve öldüğü anlaşılır.ayrılırlar. fakat Bois-Guilbert. onunla evlenebilmek için Rebecca'nın Hıristiyanlığı kabul etmesini ister Rebecca. mükâfatını almak üzere başlığını çıkanr. Rov\^ena kendisini tanır ve heyecandan haykı- nr Ivanhoe. şatoya hücum eder ve binayı yakar. Bu arada Bois- G uilbert'in atı yaralanır Rov/ena'nın önüne gelen Ivanhoe. Kara Şövalye atını mahmuzlar ve uzaklaşır. bazı köylülerden ve kanun dışı adamlardan oluşturduğu bir grupla şatoya hücum etmeye hazırlanır: G rup arasında Robin Hood ve adamlan da vardır Kara Şövalye'nin -ki gerçekte Aslan Yürekli Richard'dır. Yorklu Isaac'ın siyah saçlı güzel kızı. Fakat yolda karşılanna çıkan Bois-Guilbert ve aralannda Maurice de Bracy ve Geginald Front de Boeuf'un da bulundu­ ğu şövalyeler. karşılanna çıkanların hepsini mağlûp ederler. onlan serbest bırakmak suretiyle Isaac'tan ve onun zengin arkadaşlanndan para koparmayı düşünür.

Rovvena'nın elinden tuta­ bilmesi için. tam üzerine kılıçla gittiği sırada. kendisini savunacak bir şampi­ yon talep eder ve Lucas de Beaumannoir de kızın arzusunu ka­ bul eder. Isaac. 1 0 0 Büyük R o m a n » 9 5 İngiltere'ye dönen ve tahtını geri isteyecek kardeşi Richard Plantegenet olduğunu söyler John. Ivanhoe. Knights TemjDİar'm büyük üstadı Lucas de Beauma- noir'e giderek kızı Rebecca'nın iade edilmesini ister. Gururunu korumak isteyen Bois-Guilbert. Ivanhoe'yi atından düşürür. kendisinin Kral Richard olduğunu ifşa eder ve şimdi ne istediğini bilir. Cedric. Richard. Böyle bir kimsenin bulunup bulunmadı­ ğı üç defa ilân edildikten sonra. Ivanhoe ısrar edince. kızın bir cadı oldu­ ğunu ve kendisine büyü yaptığından terkedemediğini söyler. Richard'ı hapsetmeye az­ meder. Kara Şövalyeyi Rotherv/ood'a davet eder. iki kişi öldürücü bir kavgaya başlarlar. fakat Ivanhoe'nın. Kara Şövalye. ilkin. Bir müddet sonra. yalvanr. Rowena'nın şatoda ölen nişanlısı Athelstane'nin ölümünden itibaren iki sene geçmesini emreder Tam bu sırada herkesi hayrette bırakırcasma Athelstane içe­ ri giren Bir hayalet gibi solgun yüzlü Athelstane. Bois- Guilbert. Rebecca. kızın yakılarak öldürülmesini emreder. Rebecca. Ivanhoe. kendisini öldürür Rebecca serbest bırakılır Kız ve babası. yakılmak üzere bağlanır. fakat o zaman­ daki âdetlere göre. Bois-Guil- bert'in kılıç darbesiyle yere düştüğü zaman kendisini kaybetti­ . atı üzerinde görünür. bu Cedric'in davetinde ne kadar samimi olduğunu gösterecektin Ardından şatoda ölen Athels- tane'in ölümü münasebetiyle verilen yemek ziyafetinde. Templar Şövalyeleri'nin şampiyonu Bois-Guilbert. dinî inanışlannı istedikleri gibi sürdüreceklerine inandıkları Ispanya'ya gitmeye karar verirler Bu arada Torv/uilstone şatosunda kendisini yanmaktan kur- tardıklanndan. kendisini müdafaa ede­ cek şampiyonu bekler. yaralı Ivanhoe ile çarpışmak istemez ise de. onun bu davetini bir şartla kabul eden Kendisin­ den öyle bir şey isteyecek ki. Lucas.

en iyileri arasında yer almaz.9 6 • 1 0 0 Büyük R o m an ğini ve . Düğünde.ancak. Scott. evine m isafir gelen Bois . Aslan Yürekli R ichard ve Robin Hood. Ivanhoe’yı kendisinden daha fazla sevdiğini görünce. İn­ giliz tarih ve efsânesinin iki gözde konusunu seçti. İngiltere'nin hukukî kralına karşı gelmekle suçlar Richard. yeniden bir banş devresinin başlayacağı ümit edilir Eleştiri Ivanhoe. olayların cereyan ettiği fonu derinleştirm eye ve ilk defa olarak İskoç kaynaklarına dayanm aksızın bir rom an yazmaya karar verdi. kendisinden de fazla Ivanhoe'yı sevdiğini kabul eden Athelstane. N orm anlar'a beslediği b ü tü n nefrete rağm en. Scott’un 1819’da yakalandığı hastalıktan son­ raki kısa nekahet devresinde yazıldı. bu eserinde. Ivanhoe ve Rowena'nın düğününe katılan Richard'a sadakatle­ rini bildirirler. kendisini tekrar kral ilân eder Temple üzerinde tekrar krallığın bayrağı dalga- lannnaya başlar Robin Hood ve diğer kanun dışı Saxonlar. N orm an A thelstane. İngiltere'de. Gerçi Ka­ ra Şövalye. Saxon Cedric. Onları. kendi rom an üslû b u n u olm asa da. bir kilisedeki açık tabutta yatarken kendisine geldiğini anlatır Rowena'nın. Olayın geçtiği yer olarak İskoçya’dan ayrılan Scott. nişanlısını Ivanhoe'ye verir Kara Şövalye. şövalyelik şerefi ve rekabet gibi m uğlak bir hikâyede bir araya getirir. Kights Templar'a gider ve onlan. birbirine şövalye üslûbu ile hitap eder ve feodal çatışm a kurallarına göre çarpışırlar. nişanlısını ona verir. Bir­ birlerinin can düşm anları Ivanhoe ve Brian de Bois Guil- b ert bile. tekrar tahtını ele geçirdiğinden ve arkadaşı Ivanhoe da babası tarafından affedildiğinden. bölün­ müş. o n u n en popüler rom anlarından biri ise de. hem Norm anlar'ın hem de Saxsoniar'ın ileri ge­ lenleri vardır Artık Richard. Rovvena’nın.

kim liği bilinm eyen b ir değil iki kahram an vardır (Ivanhoe ve I. Öyle ise. Yine. 1771’de Edinburg’da doğdu. 15 Ağustos. kitap popülaritesini niye sürdürdü? Bunun cevabı şurada: Scott. aristokrasi dışındaki ka­ rakterleri de Isaac ve Rebecca. Fakat onun büyük aşkı folklor ve halk şarkıları idi. Kitapta. Bunların ilki. H epsinin ü stünde. Kara Şövalye’de bir sü rü kusur var. Scott. Çok sayıdaki b ü ­ yük m acera ve hareket (A shby'deki uzun yarışm a. M odern zevklere hi­ tap etm ek için tesâdüflere çok dayanan rom anın plânı faz­ lasıyla basitleştirilm iştir. onikinci asrın İngiliz âdetleri hakkında pedantik davranm aktan da ken­ disini kurtaram az. Richard). G urth ve VVamba-hareketli ve neşeli gösterecek şekilde İnsanî tarafi da vardır. . istisnasız tek boyutludur ve okum ayı zorlaştıran kesik ve gayritabiî bir tarzda konuşurlar. The Lay of the Last Minstrel (1805) son derece tutuldu. Daha sonra efsâne ve folklarla kuvvetlendirdiği romantik şiirler yazdı. 1803 yılında Iskoç halk şarkıları üzerine üç ciltlik bir eser yayımladı. Yazar Sir Walter Scott. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 9 7 G uilbert’i gayet nâzik bir şekilde karşılar. m acera rom anlarında bir ü stad d ır ve bu tü rü n b ü tü n cihazlarını da Ivanhoe’da gayet tesirli bir şekilde kullanır. Lise ve üniversite tahsilini Edinburg’da yaptı ve 1892’de Edinburg barosuna l<a- bul edildi. Kara Şöval- ye’deki b ü tü n hareketlerin tem elini Scott için hayatta en önem li şey olan ve feodalizm in ölüm ünden yüz yıllarca sonra dahi titizlikle boyun eğilen feodal çağlann şeref ku­ ralları idi. Turqu- ilstone şato su n a baskın ve Rebecca’nın yakılarak öldürül­ m esinden kurtarılm ası) gösterişli ve iddialı rom anın “gü- n ah lar’’ını affettiriyor. Ardından Marmi- on’u (1808) ve The Ladyofthe Lake'\ yazdı (1810). Scott’un. Rom andaki karakterlerin hepsi.

Scott’un. Sıhhatini kazanmak için İtalya’ya gitti ise de. eserlerinin edebî değerini de etkiledi. 1812’de. onun sadece fizikî bün­ yesine tesir etmekle kalmadı. 1832’de öldü. iyi d a ­ madan döndü ve 21 Eylül.000 İngiliz lirası borçlandı. Fakat bütün bu çalışmalar. yedi yıl sonra. Yine de. konuştu ve sonunda ölümüne sebep olacak bir plân hazırlayarak. Söyleşine sıkı çalışma.000 İngiliz lirası ödedi). Ha­ yatının sonlarına doğru yazdığı romanlar. önceki romanlardaki sağleımlık ve yüksek romantik ruhtan mahrumdur. romanlarını anonim olarak yayımladı. onu son derece yordu. 130. Scott. o romanları kendisinin yazdığını itiraf etti. Scott. kendisine borç verenlerle oturdu. 1819’da yazdığı Kara Şövalye'ye (Ivanhoe) kadar Scott. borçlarını ödemeye başladı. şimdi roma­ na döndü ve ilk adımını VVaverley (1814) ile attığı velüt çağını başlattı. şimdi insanüstü bir gayretle çalışıyor­ du (iki senede 40. Bu romantik şiir üslûbunda yazılmıştı. fakat bu romanının halk arasındaki popülaritesine ve Fransız tarihi fonu üze­ rinde yazılan Ouentin Dumarda (1823) rağmen. halk onları okudu ve Scott. tarih aşkı ve aristokratik gururunun etkisi altında. Tweed Nehri kıyısında bir yer satın alarak gotik mimarî tarzında büyük bir şato yaptırdı. sanatının zirvesine eriştiğine inanılır. VVaverlefm ardından. Ve ancak 1827’de. Guy Mannering (1815) Old Mortality (1816) ve ekseri eleştiriciler tarafından. fakat Scott. Scott. bu borcunu ödemek istemeyebilirdi. 1826’da. İskoç tarihindeki hâdiselerden alındı ve Scott bu sahada bir uzman oldu. Başka bir insan. kolayca yazı yazan biri olmasına rağmen. roman ma­ teryali olarak İskoç kaynaklarından başka materyal kullanmıyordu. Kitap yayımcılığı yolunda yaptığı yanlış bir yatırım ve İngil­ tere'deki büyük ekonomik kriz Scott için malî bir felâketle neticelendi. Scott. Scott’un ilk romanlarının esâsını. onun Iskoç folkloruna olan bağlılığı oluşturur. Onun zamanında roman hiç tutulmadığından. VVaverly ve­ ya Iskoç romanlarında. . bu gruptaki en iyi roman olarak kabul edilen The Heart of Midliothian'ı yazdı (1818).9 8 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Lord Byron’un 1812'de yayımlanan Childe Harold adlı eseri büyük bir başarı sağladı. kendisine baron unvanının verilme­ siyle. borcunu ödedi. Onun bu romanları. bitirdi.

Effîe D ean’ın. M aamafih. Plân üzerinde gerektiği kadar durulm adığından ve Scott’un birçok rom anında görüldüğü üzere. Waverly rom anları­ nın en iyisi olduğu söylenir. Rom an. Quentin Durward da. m uhtem elen. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 9 Diğer Eserleri Ouentin Durward: Kara Şövalye gibi. S cott’un rom anlarındaki en iyi karakterlerdir. şaşırtıcı ka­ rakterlere yer verilm ediğinden. The Heart o f Midlothian. Hâdise. Fran­ sa’da yerleşen genç bir İskoçyalı’dır. rom anın kahram anı. Waverly grubundaki rom anlardan biri değildir. Louis çağının sonunda. gayrim eşru çocuğunu öl­ dürdüğü için hapsedildiği Edinburg H apishanesi’nde ge­ çer. Gerçi kadının üvey kız kardeşi Jeanie. Q u en tin ve Isabelle evlenirler. hain W illiam de la M arck’ın güzel İsabell de Croye’yi ka­ çırm asını önler. The Heart o f Midlothian: Genellikle. M ensuplarının birbir­ lerinin kuyularını kazmaya çalıştıkları Fransız sarayında. XI. K ardeşine olan sevgisi ve şeref hissi arasında ne yapacağını bilm eyen Jaenie Deans. Bir sürü dehşet uyandırıcı m aceradan sonra. gerçek bir hâdiseyi konu alır. ablasını bir ya­ lanla kurtarabilecek durum da ise de bir sürü m üşkül ve zorluklara rağm en norm al yollarla Effıe’yi kurtarm aya ça­ lışır. . Jeanie D eans’i psikolojik açıdan inceleyen em salsiz bir eserdir.

k e n d is in i ö n e m li b iri o la ra k g ö re n b ir im alatçı. Mm. so n z a m a n la rd a . J u lie n ’in m e sle k î ve ru h î h a y a ­ tın ın g e lişm e s in i c a n d a n iste r. k e n d i h e d e fin e u la ş m a sı için d e ğ e rle rin i k u lla n ­ m a k ta n çek in m e z . b ay ağ ı ve so n ra d a n g ö r­ m e k ü s ta h b ir ad am . k atı ve ta- m a h k â r b ir in sa n . k u rn a z . Ju lia n ’a â ş ık o lu r. Kırmızı ve Siyah Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) (1 7 8 3 -1 8 4 2 ) Başlıca karakterler Julien Sorel: R o m an ın k a h ram an ı. sa d ık ve g ö s te riş te n u z a k b ir g e n ç a d am . V e rrie re s’tek i b a ş lıc a rakibi. m esle ğ i m a ra n g o z lu k . Mme de Renal: B elediye b a ş k a n m m karısı. Elisa: R en al'ın e v in d e b ir h iz m e tç i. sa d e. Foılque: J u lie n 'in b ir a rk a d a şı. g e rç e k te iyi b ir in sa n . y a şa d ığ ı y e rd e n k ap ı d ı­ şa rı e d ilm iştir. Cure Chelam: Yaşlı b ir p a p a z . . k e n d is in e b ir asil m u a m e le s i y a p ılm a sın ı iste r. k e re s te tic a re ti ile iştig a l ed e r. Pere Sorel: J u lia n ’m b a b a sı. b a s it. M. aslı köyü o la n g e n ç b ir a d a m zeki. Valenod: R enal’ın. d ü n y a n im e tle rin d e g ö z ü o lm a y a n b ir k a d ın r ço­ c u k la rın a d e rin b ir sev g i ile b a ğ lıd ır. Derville: M m e. m a ğ ru r. a r is to k r a tik b a ğ la n tıla rı b u ­ lu n an . sa m im i.de R enal’ın k u z e n i ve a rk a d a ş ı. ih tira s lı. de Renal: V e rrie re s B elediye B aşkanı.

ca n a yak ın . fa k a t b a ş k a b ir m e z iy e ti o lm a y a n b ir genç. Napole- on'un ordusuna girebilir. fe s a t p lâ n la rı h a z ırla y a n b ir p a p a z . tıpkı Bernadotte gibi. The Cbevalier de Beauvosis: Z arif ve k ib ar g en ç b ir c e n tilm e n . Agde Piskoposu: Sağcı. Birkaç sene öncesi. g erç e k b ir d ü n y a a d a m ı o la ra k g ö re n b ir Rus. J u lie n ’e. siyasî ve dinî bir kaynoşma içindeydi. de Frilair: B e san ço n 'd a b ir p a p a z . ç e v re s in d e k i e rk e k le rd e n ço k d a h a k u v v etli v e ih tira s lı o ld u ğ u için J u lie n ’e y ak laşır. Hikâye Fransa. Conte Altamira: D in d a r b ir d u l kad ın . cemiyette yeni­ den nüfuz sahibi olmuş. se v im li. yine asiller hâkimdi. Orduda ve hükümette. papazlar. Prens Krasoff: K en d isin i. 1820'lerde. kendi yeteneklerine göre bir mev­ ki kazanmak ihtirası içindedir. Mathilde de la Mole: M arquis’in kızı. a rtık z e n g in o lm u ş. büyük ölçüde siyasî nüfuz kazanmışlardı. s iy a sî ve m e s le k î d ü ş ­ m an ı. M. on sekiz yaşında. Kral X. n e ş e li v e s o n d e re c e n ü k te d a n . oldukça iyi bir eği­ tim görmüştür ve cemiyette. F ra n sa ’y a göç e d e n bu asil. P ira rd ’ın. Charles ülkeyi İlâhî haklarla yönetiyordu. a le la d e ve sa d e b ir d e ­ likanlı. Kilise de. zeki ve ihtiraslı bir gencin Babası bir köylü olmasına rağmen. M athilde'yi k ısk a n d ırm a k iç in b u k a d ın a a ş k ilân e d e r. zek i. o n d o k u z . iyi y e tişm iş . Juli- e n ’le b ir d ü e llo y a p a r. onlara hiçbir şey öğretmemişti. J u lie n ’a. g u r u r ­ lu. Julien. Marquis de Croisenois: M a th ild e’n in n işa n lısı. 1 0 0 B üy ü k R o m a n • 101 Abbe de Pirard: B esan ço n ’d ak i se m in e rin d ire k tö rü : k atı ve sa ğ la m b ir Ja n se n ç i. Norbert de la Mole: M ath ild e’n in e rk e k k a rd e şi. iktidar dışında geçirdikleri yir­ mi yıl. Marquis de la Mole: J u lie n ’in P aris'tek i p a tro n u . y irm i y a şın d a. n ü fu z k a z a n m ış tır. k a d ın la n b a ş ta n çık a rm a s a n a tı h a k k ın d a d e rs v e rir. France-Comte'in küçük bir kasabası olan Verrieres'de otu­ ran Julien Sorel. b ü y ü k b ir n e z â k e t v e a n la y ış la m u a m e le e d e r. erlikten krallığa . Ju lie n .

dinî seminere girmek için Lâtince ve ilâhiyat tahsili yaptı. Sosyal mevkiinden ötürü bir aşağılık duygusu içinde bu­ lunan Julien. şiddetli bir iktidar mücadelesi yürütülmektedir: Bir ta­ rafta. din adamlannın si­ yahını seçti. Julien'i de bu oyunları ve entrikaları arasına almak isterler. Seminer. Kısa bir za­ man sonra. Julien. Böylece. diğer tarafta da direktör muavi­ ninin liderliğindeki Cizvit yanlısı hizip. Sonunda. Kitabın isminden anlaşıldı­ ğı üzere. Taraflar. kendisine. şüpheleri başka tarafa çevirmeyi başarırlarso da. Verriâres'i terketmeye mecbur kalır ve Besançon'daki seminere girer. bir Jansenist olan Pirard. zalim ve entrika dolu siyasî ha­ yatı Julien'e tanıtır. de Renal'a anlatılır.1 0 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n kadar yükselebilirdi. Martin Luther adını verirler ve her fırsatta onunla alay ederler. silâhlı kuvvetlerin kırmızısını değil. Çok mahirce hareket eden Julien ve Mme de Renal. Julien. dünyevî hayattan uzaklaş­ mış bir hayat değildir. fakat talebelerin zekâya hürmet et­ mediklerini. se­ minerde. on­ ların önüne geçmek ister. haşin ve kendisini inandığı dâvâya adamış direktör Abbe Pirard'ın dikkatini çeker. ne aşk ne de şehvet hislen­ dir. Arkadaşlanndan daha fazla çalışarak. bilâkis zeki ve çalışkan kimselere kızgınlık duyduk- lannı görür. Bağımsız bir ruha sahip olduğundan kendisine. Onu bu yola sevkeden sâikler. sadece erkekliğini. patronunun karısı ile bir aşk hayatı yaşamaya baş­ lar. müca­ . de Renal'ın çocuklanna özel öğretmen olması istenir. ele geçirmek istediğine sahip çıkabile­ ceğini ve patronuna bir darbe vurabileceğini ispat etmek iste­ mesidir. fakir bir çocuk için iyi mevkilere giden yol kiliseden geçer. elinden geldiği kadar tarafsız hareket etmeye çalışır. alt tabakalardan gelen diğer insanla­ ra yapıldığı şekilde muamele ettirmemeye azmeder. Fakat şimdi ülke barış içindedir ve ülkeyi yönetenler de Bourbonlardır. seminerdeki hayat. Maamafih. Mektebi iyi bir derece ile bitiren Julien'in. Fakat onun yetenekleri. Julien. du­ rum imzasız bir mektupla M. O n lar bu işi öylesine açıktan açığa yürütürler ki. M aamafih. Verrieres Beledi­ ye Başkanı M.

zira kızını bir düke vermeyi dü­ şünmektedir. Bonifice'nin kafası kopanidıktan sonra. Julien'i de yanma alarak Paris'e gider. Bir ara. ilgi çekici olmayan kimseler olarak görür Kızın idealleştirdiği erkek tipi. Julien şimdi. iki âşık birbi­ rinden ayrılır ve Julien. aynca şe­ hir hayatının inceliklerini öğrenir. Mathilde. kendi irade gücünün sağlamlığının bir başansı olarak ele alır. Marquis de ia Mole adlı zengin ve nüfuzlu bir asilzâdenin özel sekreteri olur. bir entrikada yer aldı­ ğı için 1574 'te öldürülmüştü. De la Mole gazap içindedir. Bu iki gencin aşk yapması. daima bir çeşit harbi andınr: Juli­ en. hareketli bir kızdır. gizli ve siyasî görevlere gön­ derir. Fakat Julien. dul bir sosyete kadınına aşk ilân eder. Kendisine ve­ rilen işleri fevkalâde bir şekilde yerine getiren Julien. Julien. damadına. kendi resmî nişanlısı M. ölümün böylece yerine getirilmesine hayranlık du­ yar. mevkiinden istifa eder. de Croisenois de dahil. bir oyuna getirilmemesi veya kendisinin aptal yerine konul­ maması için her zaman tetikte bulunur. cemiyet tarafından biraz daha kolaylıkla kabul edilmesi için. Mathilde. kraliçe. Mathilde'yi kıskandırmak için. ona itimat eder. Navarreli Marguerite'nin âşığı Bonifice de la M ole'dir. Julien'i sever. sık sık ti­ yatro ve operalara gider ve hatta biri ile düello bile yapar. Julien'de ecdadında hayranlık duyduğu bazı vasıflan görür. sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömmüştü. Sonunda. köylü aslından gelmesine rağmen. Mathilde hâmile ka­ lır. Mathilde'yi böy­ lece ele geçirmesini. onun evine girer. her yönü ile kabul eder ve babasına. kendisini. Fakat evlilikten ön­ . sosyal bir zafer. ordudon bir rüt­ be temin eder ve küçük bir de unvan sağlar. özel bir maaş bağlar. bu tür ölümün satın alınmayacak farklı bir ölüm olduğunu söyler. bu adam. çevre­ sindeki erkekleri uyuşuk. onun sekrete­ ri ile evleneceğini söyler. 100 B ü y ü k R o m a n • 103 deleden bıkan ve ümitsizliğe düşen Pirard. Julien'i. iyi giyinmeye başlar. Bununla beraber onlann evlenmelerine razı olur ve Julien'in. adamın on dokuz yaşındaki kızı Mathilda de Mole üzerinde de zafer kazanır Mathilde canlı. Pat­ ronu.

Stendhal’m bir arkadaşı M. şimdi nisbî bir huzura kavuşmuştur Mahkemede. en fazla okunan bir rom anm m plânm ı ver­ di. şim­ di intikam almak ister Jüri. bunun için zengin ai­ lelerin teveccühlerini kazanmaya çalıştığı ve bu ailelerdeki ka­ dınlan baştan çıkardığı anlatılır. Fa­ kat bu yara kadını öldürmez. talihsiz ecdadı. Mathilde'ye. Julien tevkif edilir. Julien'in. M ichoud de la Tour . âdeta ölümü davet eder Jüriye nüfuz etmek için temaslar yapılır (bu soysuzlaşmadaki başrolü. kızgınlıktan ne ya­ pacağını bilemez. de Renal'in. kalp ağnsından ölün Mathilde de. Fakat Mme de Renal'ün ger­ çek hislerini yansıtmayan bu mektup. Mme. Mektup bir trajediyi hazırlar. S tendhal’a. mahallî din adamlan oy­ nar) ve Julien'in beraat edebileceği ihtimalleri ortaya çıkar Fa­ kat. Mme de Renal'in aşk hayatını itiraf ettiği kimse tarafından ya­ zılmıştır. sevgilisi Julien'in başını kendi elleriyle gömen Julien. hiç o l­ mazsa öldüğü zaman. kızının hiçbir şort altında Ju- lien ile evlenemeyeceğini söyler Julien de. Navarreli Marguerite'nin sevgilisinin başını kendi elleriyle gömmesi gibi. Julien'in. Julien'i suçlu bulur. Derhal Verrieres'e gider. Suçlu. bu hayalini gerçekleştir­ mek imkânını vermiştin Eleştiri G renoble’de 1828 Şubatı’nda bir kişinin idam edilm e­ si.1 0 4 • 1 0 0 B üyük R o m a n ce. onun tarafından değil. sosyetede yük­ selmekten başka hiçbir şey düşünmediği. öldürülmesine karar verilir. Mektupta. Son derece hiddetlenen Marki. Verriâres'deki hayatı hakkında araştırma yapar Böylece Mme de Renal'dan Julien'in haysiyetini beş pa­ ralık eden bir nnektup alır. M arki. aldığı yaralardan değil. iki tabanca alır ve Mme de Renal'dan kilisede dua ettiği sırada intikamını alır. kafası kopanlır Kısa bir müddet sonra. Mme de Renal. jüridekilerden biri. kendisini savun­ maz. yargılanması yapıldıktan sonra. Julien. daha önce peşinde gidenlerden biridir ve kadın kendisine yüz vermediğinden.

buradan da kovuldu. B erthet. G renoble’de. M ichoud’a beslediği kızgınlık öylesine art­ m ıştı ki. Gerçekte. B erthet. hem ailenin ço­ cuklarını eğittiğini hem de kadının yeni âşığı olduğunu gördü. fakat is­ tikrarsız bir gençti. B erthet’in hayatını o kadar andırıyor ki. M ichould de la Tour'u baştan çıkardı veya kadın bu genci baştan çıkardı. A ntoine B erthet adında zeki. C om te de C ordon ailesinde öğretm enlik buldu. rom anın ikinci derecedeki şahsiyetleri olan Mme. M me. Hâlâ im paratorluk hayali . yeniden m etresine döndü. Abbe Chelan. giyotinde can verdi. A rtık başka bir yerde iş bulam ı­ yordu. Julien Sorel’in başından geçenler. M echoud de la Tour ailesi. onun b ir papaz olacak ye­ teneklere sahip olm adığını söyledikleri zam an. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 05 ailesinin çocuklarının özel öğretm eni olan D auphinoisli bir dem ircinin oğlu. Kırmızı ve Siyah’taki (Le Rouge et le Noir) portresi için. Ya bu genç M. bir diğer gencin. Rom anda. ailenin kızı ile geçirdiği bir aşk m acerasından son­ ra. asillik unvanla­ rını kabul ettiklerini görüyoruz. Papaz Pirardi. kadını köyün kilisesinde ibadet ederken öldür­ m ek istedi. fakat kadın ölm em iş. Geniş bir açıdan bakıldığın­ da. Bu suçundan ö tü rü . Derville. yine İhtilâlden. Ve M me. Valenod ve F ouque’n in kendilerinden bahsettiğini anlayan diğer in­ sanlar da m u h tem elen vardı. çünkü Stendhal. bu rom an­ dan ö tü rü S tendhal’ı hiçbir zam an affetm edi. S tendhal’m önünde oturdu. zam an zam an birbirine karıştırm am ak elde değil. b ü tü n Fransa. günün sosyal ve politik hareket­ lerinde yer alan kim seleri canlandırm asını bilhassa iste­ m işti. ailenin yanın­ dan kovuldu ve bir Katolik sem inerine bırakıldı. Tica­ re t ve im alâtla zenginleşen burjuvazinin. Fakat. sadece yaralanm ıştı. aristokrasinin. Hâdise nasıl cereyan etm iş olu rsa olsun. önce ya­ şadıkları gibi yaşatm ak istediklerini ve m utlak iktidarı ele geçirm ek için entrikalar hazırladıklarını görüyoruz. rom andaki karakterlerin. Bert- h e t’in öğretm enleri ve papazlar.

N apoleon efsânesi yoğurdu veya daha doğrusu dejenereleştirdi. çünkü o n u n uşaklarından biri kendisine kaba bir tarzda bakm ıştır. Mm. yakışıklı bir çocuk olduğunu görm üştü. de Renal’la ilk defa görüştü­ ğü zam an. Beauvosis ile düello yapar. gözlerini ihtiras bürüm üş. h er adım ı. her hareketi. N apoleon çağın­ da dünyaya gelm eyen Sorel. kendilerine birer mevki kapan insanları sem bolize ediyor: D anton. diğerlerinin. kaybetseler dahi hiçbir şey kaybetm iş olmayacak. aristok­ ratlar arasında yaşayan bir köylü olduğunu hiçbir zaman u n u tm az ve kendisine dudak bükülm em esi. azm inin şuurlu bir şekilde uygula­ nan gücünü gösterir. kendisiyle alay e t­ tiklerini sanır. gizliden gizliye N apoleon’a hayranlık besler. halbuki kadın. kadının kendisine hakaret ettiğini zanneder. Fakat çok defa. iradesinin. Böylece. hiçbir zam an b asit hislerle hareket etm ez. M athilde’nin yatak odasına girdiği zam an. hiç de dostça olm ayan ve partizan hislerle gösteren sosyolo­ jik bir araştırm adır. Sorel’deki sınıf şu uru bir saplantı hâlindedir. R obespierre veya Na- poleon gibi. perestiş eder. O nun karakterini. İhtilâl ve im para­ to rluk kargaşası arasında. bir nesil öncesi. im paratorun bir resm ini yatağında tu ta r ve Saint Helena Hatıralan’nı sık sık okur. kim ­ . son Bourbon kralının yönetim indeki Fransa’yı. Bu cem iyette. iğfal e t­ tiği kadından daha kuvvetli olduğunu gösterm ek.1 0 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n içinde yaşayan B onapartçılar’ı görüyoruz ve artık siyasî iktidarı da eline geçiren kilisenin. Ro­ m an. ekseri insanların aksine. hedefine erişm ek için hiçbir vasıtayı kullanm aktan çekinm eyen. onun çocuklarına iyi davranacak. kendi­ sine hakaret edileceğini. Sorel. Sevişirken dahi. hakaret edil­ m em esi için daim a tetik te bulunur. elindeki bu gücü hiçbir vicdan azabı duym aksızın uyguladığını görüyoruz. Sorel. kendisi­ ni tatm in etm ek için. zevksizce ve kabaca hareket eder. fakat kazandıkları zam an çok şey kazanm ış olacak insanlar. iradesinin.

Julien’in ıstırabı bilhassa şuradadır ki. Sorel’i değil. güvenini kötüye kullanan bir adam a kar­ şı kullanacak bir silahı eline geçirdiğini sandı. Gerçekte. 100 B üyük R om an • 107 senin hiçbir şeyden şüphelenm em esine rağm en. m u h tem eldir ki. Şu halde. kendi kendisini aldat­ m asının örneklerini görüyoruz. kont gibi dünyayı görm üş bir kim senin. M athilde. de Renal’m. inanm ak istediği için bu m ektuba inandı. Böyle dahi olsa. Din harpleriyle geçen yılların hayalini yaşar ve gerçekte. kitabın başhca m esele­ si. oldukları gibi gö­ remez. Sorel’in ölüm ü ile bu hayalini gerçekleştirir. bu realite önünde boyun eğm ek zorunda kalacaktı. okuyucu böyle bir hareket için hiçbir şekilde uyarılm am ıştır. onun kendi kendisine acım asının. aşkı dahi bir sınıf harbi hareketi olarak görür. B ütün bu hallerde. Sorel’in d u ru m u hâlâ da kuvvetli idi. sorup soruşturm aksızın derhal kabul etm esini ne ile izah edeceğiz? Kont. Sorel’in Mme. Renal’a hücum udur. kendisini veya diğerlerini. Ama. bir kraliçenin sevgilisi olan ve sonunda idam edilen kendi ecdadı Boniface de la M ole’ı sever. o da aynı şekilde. M athilde’ye gelince. kendi hayalleri­ nin esiridir. Mme. azimli M athilde kendinden geçerek Sorel’i Pa­ . terkedilm iş bir m etresten gelen bir m ektubu. Ve nihayet. kont da er veya geç. karakterleri dışında hareket ediyor gibi. silâhlanm ıştır. bu işi M arki’nin değil de kendisinin yapm ış ol­ m asından acı bir h o şn u tlu k duyar. N orbert veya C roisenois’in kendisine hücum edeceğini sanarak. belki onaltıncı asır için yerinde olabilirse de. ondokuzuncu aşıra hiçbir şekil­ de uym ayan bir tarzda m elodram atik bir jestle son bulur. rû h î direktörünün büyük baskısı altında. M athilde’yi kendisine b enzetti­ ği zam an. hâm ile idi ve on u n la evlenm ek istiyordu. hâdi­ seye adları karışan herkes. Eleştiricilerin ekserisi indinde. Navar- re’nin M arguerite’sinin yaptığı gibi sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömer. sevdiği adam aleyhinde o m ektubu yazdı­ ğını kabul edelim . Kitap böylece.

H em m ingis (Stendhal’ın Rom anları üzerinde bir inceleme. Bu üzerinde tartışılm ayacak kadar ağır bir itham .J. 1964) bü tü n bu sorular ve diğerleri üzerin­ de uzun uzadıya durdu. H a­ yatı boyunca. Verrieres’e yaptığı uzun yolculuk­ ta (o zam an dem iryolu yoktu) düşünm ek için vakti vardı. d ü şü n ü p tartışm adan hareket ettiği bir an dahi yoktu. âdeta huzur içinde isteye­ rek giyotine gider: N ihayet. bu şerefsiz lekeyi tem izleyebi­ lir. Sorel’in. Şu hâlde. hislerinin en gergin olduğu bir sırada. kendi kendisinin efendisi ol­ m uştur. servetini m esleğini ve asaleti tekm eleyerek. önündeki im kânları ortadan kaldıran bir diğe­ rini öldürebilir. aristokrasinin altında gördü. Ancak kesin bir hareketle. ger­ çekte. kendisini şerefsiz bir tu tu m la suçlandır- m ıştı. am a Sorel alelâde bir insan değildi. kendi faziletini haklı çı­ karm ak için böyle hareket etm iş olabileceğini söyledi. kendisini. Ve b u n u da. Tekrar ele ge­ çirebileceği b ü tü n avantajları karısını. Sorel’in hareketini nasıl izah edeceğiz? Alelâde bir adam.1 0 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n ris’e çağırdı da. m ütem âdiyen entrikalar peşinde koşan bi­ ri olm adığını gösterm ek suretiyle yapabilir.W. bazı eleştiricilerin söyledikleri gibi onun. şim ­ di bir asilzâde. Sorel. . babasını kendi tarafına çekene kadar niye on u n la tartışm adı? N ihayet. kendi çıkarı uğruna. Haya­ tında. bir çılgın m ı olduğunu söyleyeceğiz? F.

Clâlia Conti. p a ta v a ts ız . y a m y a s sı y ü z lü b ir re a k siy o n e r. Asconio del Dongo: M a rch e se’in e n b ü y ü k oğlu. . y ak ışık lı. d eli d o lu b ir genç. ca z ib e li. ih tira s lı. F ab­ riz io ile W aterlo o ’d a d o s tlu k k u ra r. D ü şes Sanseve- rin e: M a rch e se'in k ız k a rd e şi. kib irli ve kinci. General Fabio Conti: P arm alı b ir g e n e ra l. Margot: S avaş a la n ın d a k i a s k e rle re y iy e c e k ve içki sa ğ la y a n k a d ın . n a z ik ve sevim li. Z en g in b ir d elik an lı. te z can lı. Marchesa del Dongo: G enç k arısı. b a b a s ı k a d a r re a k siy o ­ n e r v e h ain . Kızı. m u h te ­ m e le n F a b riz io ’n u n g erç e k b a b a sı. a z im li ve v ic ­ d a n s ız . L iberal p a rti ü y esi. Angelina Valserra (Gina). Fabrizio Valserra. g ü z e l p arlak . K ontes P ie tra n e ra . b ir a ra G ina’n ın sev g ilisi. Marchese del Dongo: A v u s tu ry a ta ra fın ı tu ta n M ilanolu b ir a silz a d e : şişm a n . s o n ra la rı. Parma Manastırı Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) Başbca karakterler Teğmen Robert: N ap o leo n ’u n İta ly a ’d ak i o r d u s u n d a b ir su b a y . ta m a h k â r. Priore Blanes: Yaşlı ve m ü şfik b ir p a p a z . h o b isi a s tro lo jid ir. Marcbesina del Dongo: R om anın k a h ra m a n ı. Umercati.

ç e k in g e n b ir kad ın . k e n d in i b e ğ e n m iş b ir genç. . 1 1 0 • 1 0 0 Büyük R om a n Kont Mosca della Rovere: P arm a B aşvekili. F a b rizio ’ya âşık. hiç d e tam a- m iyle a p ta l b ir in sa n değil. k u rn a z te c ­ rü b eli v e d ü n y a y ı g ö rm ü ş b ir politik acı. Sanrino: F a b riz io ’n u n C lelia’d a n o lan kızı. Marchese Crescenzi: C lelia ile n işa n la n m ış o lm a k ta n b a ş k a h içb ir ö zelliğ i o lm a y a n z e n g in b ir ad am . Landriani: P arm a Baş P isk o p o su . fa k a t hiç d e esk i o lm a y a n u n v a n ın a a s â le t g e tire c e k itib a r ­ lı b ir m ev k i p e ş in d e d ir. m u tla k b ir h ü k ü m d a r. n e fre t e d ile n b ir re a k siy o n e r. k e n d is in in ö ld ü rü le c e ğ i k o rk u su a ltın d a d e m o ra liz e o lm u ş ve ü lk e s in d e b ir te rö r e s tirm e y e b a ş la m ış tır. b o ş z a m a n la rın d a şiir y a z a r. n a m u s lu b ir in sa n . Lodovico: F a b riz io ’n u n sâ d ık uşağı. Conte M: K ıskanç. m ah ç u p . çek in g en . so n d e re c e ç e k in g e n b ir çocuk. ş a h s e n g ö ze b a ta n b ir ta ­ rafı yok. Clara-Paolina: P re n sin a rk a d a ş ı. sıska. k e n d is in in ilg isin i çek e n y e g â n e sa h a m in e ro lo ji (m ad en ilm i). Ferrante Palla: D o k to r. Don Cesare: G en eral C o n ti’n in k a rd e şi ve P arm a K alesi’n in p a p a z ı. Prenses Isotta: Ülkeyi y ö n e te n ailed ek i y aşlı ve ev d e k alm ış b ir p r e n ­ ses. Kont Zurla: İçişleri Bakanı. Gilletti: M a rietta’n ın se v g ilisi. Dük Sansevarina-Taxis: Yaşlı b ir a risto k ra t. elli y a ş la rın d a . ç irk in ve kinci. Rassi: P arm a Baş H âkim i. h alk a r a s ın d a n y e tiş tiğ in d e n y ü k se k m ev k id ek i k im se le r k e n d isin i ko lay lık la y ıld ırırla r. F a u sta ’ya âşık. Ranuccio Ernesto V: P arm a V eliahtı. k o c a sın ın b ir m e t­ resi o ld u ğ u v e k e n d is iy le k o n u şm a d ığ ı için m u ts u z b ir kad ın . Marietta Valserra: G üzel g en ç b ir a k tris. La Mammacia: M a rietta’n ın a n n e s i o ld u ğ u n u sö y le y e n ta m a h k â r ve h a y s iy e tsiz y aşlı b ir k ad ın . b ilh a s s a ta m a h k â rlığ ı ile bilin ir. Ranuccio-Ernesto IV: P arm a P rensi. Fausta: T a n ın m ış b ir şark ıcı. Marchesa Balbi: P re n sin m e tre si. General Fontana: P re n sin y av eri. Gonzo: M archese C re s c e n z i’n in y a n ın d a n a y rılm a y a n biri. Marchesa Raversi: M u h alif L iberal p a rtin in lid eri. Annetta Marini: Bir tü c c a rın kızı. ş ir r e t b ir k adın. şa ir ve ih tilâlci.

en güzel. en zeki. ona karşı gösterdiği sevgi. Fabrizio'nun bir asker veya bir devlet adamı olarak. son za­ manlarda dul kalmıştın Büyüdükçe. hemen he­ men ne olduğunu anlayamaz. ardından gelen reaksiyon devresine kadar uzanır. Fabrizio. Napoleon ordusundaki bir su­ bayın oğlu olduğuna inanılın Kendisini anlamayan. muhafazakâr bir asilzâde olan Marchese del Dongo'nun oğlu ise de çocuğun. sempati duymayan babası ve mağrur yaşlı ağabey Ascanio'dan ötürü. Ranuccio-Ernesto IV bile ona iştahlı gözlerle bakan G i­ na ve Kont. ülkeyi tam bir Matternich kurnazlığı ile yönetin Gina'yı Parma'da yerleştirmek için yaşlı ve zengin bir dükle evlendirir. Napoleon çağının son yıllarında başlar. El- ba'dan döndüğü zaman. 1 0 0 B üyük R om a n » İ l i Hikâye Parma Manastırı (La Chartreuse de Parma). en kurnaz ve en nüfuzlu bir kadın olduğunu ispat eder. Çocuğun. göz kamaştıncı nişan­ lar da verildiğinden dük. zâhi- ren. bağımsız Parma Prensliğinin Başvekili Kont Mosco adında metresidir. Kuzey İtalya'da geçer. reaksiyoner Avusturya hükümetinin sert bir şekilde yö­ nettiğini görün Ağabeyi kendisini polise haber verdiğinden. kendisine böylece boynuz takılmasın­ dan memnundun Gina. kendisini yakın hissettiği kimse. orduya katılmak için derhal Fransa'ya gider ve VVaterloo'ya ulaşın Bu tecrübe. Napoleon çağının böylece nihaî olarak kapanmasından sonra. çocukluğu ıstıraplı geçer. Çocukluktan erişkinliğe geçtiği sırada Fabri- zio'nun başından donkişotvari bir macera geçen Napoleon. son derece yakışıklı ve câzibeli bir genç olur. istikbali tehlikeye düşmüştün Teyzesi Gina şimdi. hiçbir zaman tamamen açı­ ğa vurulmaz. teyzesi G ina'dır (Kontes Pietranera). imparatorluk hisleriyle dolu Fabrizio. za­ manla aşka dönüşürse de bu aşk. Kontes. İtalya'ya döner ve ül­ kesini. hattâ Prens. onun için öylesine şaşırtıcıdır ki. gerçekte. Kont Mosca. Fabrizio için plânlar hazırlarlar Yapacağı tek şey . Parma sarayında. Hikâyenin kahramanı. teyzesinin.

Böylece. onun dindar. onu serbest bırakacak plânlar hazırlan Mosca. ilâhiyat eğitimi için dört sene müddetle henüz kilise tarafından onaylanan bir papoz değil­ d ir Fabrizio. Kont dahi onu kıskanır Fabrizio. kendisine metres olarak Marietta adında genç bir aktristi seçer Gayet ağır başlayan bu macera. pek üzülmez. arkadaşı Mosca'yı da incitmek niyetinde değildir Böylece. artık dinî mesleği sona ermiştir Gina. bunu. yirmi sene hapse mahkOm e dilir Mahkeme kendisini temize çıkarmadıkça. Genellikle. Gina. öylesine yakışıklı bir genç olmuştur ki. böyle bir durumda. bilgili veya seksüel bakımdan saf olması beklenmeyecektir. fakat şimdi siyasî düşünceler. onun tekrar yar- gılanamayacağı ile ilgili maddeleri kaldırmaz. cür'etli bir tarzda ka­ . trajik bir kavga ile sona erer: Alelâde bir aktör olan rakibi Gilletti'yi. onun hakkında başka bir şey düşünmez. hâdiseyi. yüksek mevki- lerdeki bazılanna rüşvet verir ve Fabrizio. polis genci ele geçirince. Fabrizio serbest bırakılmadığı takdirde. onu Parma Kalesi'ne hapseder Fabrizio. düş­ manlan Mosca'yı zor durumda düşürecek bir fırsat olarak kul­ lanırlar Gina'nın kendisinden vazgeçmesini hâlâ kabul ede­ meyen prens.1 1 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n kiliseye intisap etmektir. mübalâğalı bir tarzda önemli gösteriyordu. Kalenin kumandanı General Conti'nin. prensi tehdit ederek. Bir asilzâde olduğundan. Parma'nm liberalleri. kendisini savunmak için öldürür ve polisi tek­ rar peşinde görür. Parma'dan aynlacağmı söyler Hem Gina'ya malik olmak hem de onu küçültmek isteyen Ranuccio-Ernesto. hıya­ net yoluna başvurur Fabrizio'yu atfederse de. ai­ le bağlan ve Mosca'nın nüfuzu onu. Gina'ya sevgili yeğeni vasıtasıyla bir darbe indir­ mek ister Gıyaben yargılanan Fabrizio. sonunda Parma'nm baş­ piskoposu yapacaktır. beraat ede­ bilirdi. teyzesine sadece minnettarlık duyar. Clelia adında güzel bir kızı vardır Fabrizio genç kızla tanışır ve haya­ tında ilk defa olarak ciddî bir tarzda âşık o lu r Fabrizio. kalede mutlu bir hapis hayatı geçirirken. Böylece.

Parma'da bir cumhuriyetçi isyanı başla­ tırsa da. yine yeğenini kaçırmayı düşünür Prense giderek. 100 Büyük R om a n *113 leden kaçırılır. Fabrizio'nun şehir hapishanesinde tu­ tulmasını ister ve güvenlik kuvvetleri vekili olarak da. teyzesini aklına dahi getirmez. ne Fabrizio'nun ve ne de Mosca'nın güven içinde olacağına inanır. Gina kendisini prense terket- tiği takdirde. durumunu anlatır. Clelia'dan başka birini düşünmez. hafitçe kafadan çatlak Palla adın­ da bir şair de vardır. Fabrizio serbest olunca. Baş Hâkim Rassi'nin kontrolü altında­ dır. M ineroloji- den başka birşey düşünmeyen yeni prens. Gine şimdi. kendisine verilen talimatın ötesine çıkar. tabiî bu da Fabrizio'nun teslim olmasını gerektirecektir. yargılanması başlamadan. burası onun kontrolü altındadır. Ranuccio- Ernesto'yu öldürmek için plânlar hazırlar. Kadın. Mosca'nın baş düşmanı. ne kendisinin. Fabrizio'nun temize çıkanlmasını isteyen Gina'nın ısrarlan karşısında dayanamaz. prens hayatta olduğu müddetçe. Kale. Mosca. Bu işi yerine getirdikten sonra. mutlak iktidann zevkli bir şey olduğunu öğrenmiştir ve Gina'yı da. bu oyuna gelmez. Bununla beraber. Prens. fakat kazandığı zafer uzun . Clelia'yı tekrar görebilmek ümidi ile kaleye teslim olur. kendisinin bir hapishanesin­ de bir vatandaşın. Rassi'nin de. mahkûmu zehirle­ yeceği anlaşılır. Gina. G ina. Fanatik bir cumhuriyetçi olan Palla. Gina ve Mosca şimdi hedeflerine erişmişlerdir. Fabrizio. ga­ yet cazip bir kadın olarak görür. G i­ ne'nin öpücüklerine ve parasına dayanamaz. Prens. kısa bir hükümdarlık devresinden sonra. Mosca bu ayaklanmayı kolayca bastınr. tıpkı babası gibi. Fakat kara sevdaya tutulan Fabrizio. prensi zehirleme­ yi kabul eder. Gina. prense olan borcunu mümkün olduğu kadar geciktirme­ ye çalışır. yeğeninin temize çıkaniması için onun yeniden muhake­ me edilmesini ister. bilhassa suçsuz bir vatandaşın zehirle öldü- rülemeyeceğine inanacak kadar saftır. kesinlikle beraat ettirildikten ve kilisedeki unvanla- nna bir daha geri alınmayacak şekilde sahip olduktan sonra. Kendisine hayranlık duyan pek çokları arasında. Fabrizio'yu serbest bırakacağını söyler.

daîmi bir engeldir. tatlı-acı son bir hareket katar Clelia evlendikten sonra. artık ül­ kenin en güçlü dinî adamıdır. dindar halk. Bu birleşmeden. Böylelikle. onaltıncı ve onyedinci asırlarda. ka­ dın ülkeyi terkeder. Tabiî artık. böylece. fakat her adımda fecî ta­ lihsizlikle karşılaşmıştır Şimdi onun yapacağı tek şey. Ro­ m a’da işlenen suç ve skandallar hakkında bilgi toplam ak­ . dindar bir kimse olduğu hakkında hak etmediği bir şöhret sağlar ve kiliselerdeki vaaz­ larını dinleyenlerin sayısı gitgide kabanr Âşıklar. kendilerine lâyık olmayan bir piskopos tarafından lekelenmiş olmayacaktır Bir din adamı olarak işlediği bütün günahlara rağmen. Sandrino adında bir çocuk doğar ve henüz iki yaşıncfa iken ölür. böyle­ ce yeminini çiğnemediğine inanır. hayatının. Fabrizio'yu Parma'da bırakır. Stendhal’m hobilerinden biri. cinsî ilişkiler kuramayacağına dair verdiği söz. dünyevî saadet ve başanya ulaşmaya kendisini adamış. vicdanında. ne Clelia'nın evli olması ne de Fabrizio'nun. bir müddet. Bir müd­ det sonra yaşlı başpiskoposun yerini alacak Fabrizio. Fabrizio ve Clelia arasındaki aşka. Kısa bir müddet sonra da Clelia ö lü r Fabrizio yıkılır. birbirini görmemezliğe gelirlerse de. Gina'nın yatağından aynidıktan yarım saat sonra. Fabri- zio'nun bitkin ve soluk görünüşü ona. zengin ve mağrur bir "marchese" ile evlenmiştir. Clelia ile evlenemez ve Clelia da. Sonunda. Kadın. dünyadan elini ayağını çekmektir. N apoli'de yerleşir. Stendhal bu noktada.1 1 4 * 1 0 0 B üyük R om a n sürmez. sadık Mosca da sonun­ da yanına gelir. hâlâ iyi bir Katolik olduğundan ve kendi kendisiyle samimi bir insan oldu­ ğundan. temizlenmesi gereken çok leke bulundu­ ğunu idrak eder. bu iki âşık ihtiraslarına boyun eğerler Clelia Fabrizio'yu hiç görmeyeceğine dair Meryem Ana üzerine yemin etmiştir Onu sadece geceleri görür. hüzünlü son günlerini geçirmek için Parma'daki manastıra çekilir Eleştiri Civitavecchia’daki konsolosluğu sırasında.

teferruatı oldukça değiştirdi: Par- m a’yı. aynı aile arasındaki aşk ihtirasları ve çeşitli aşk m aceraları ile. kilise hiyerarşisinde yükselm esini Kar­ dinal Rodrigo Borgia’nm m etresi olan teyzesine borçlu idi. en iyi bildi­ ği yeri seçti. Topladığı m alzem e arasında. tem ­ kinli hareket ederek. JMateryalin aslında yedi yüz kelim eden oluşan bu ilk izah sayfası. kom şu M odena Dü- kalığmı idare eden IV. yatak odalarında tayin edilir. A lessandro. h apishâneden kaçtı. yatm adan önce m uhtem el bir ka­ tilin saklanıp saklanm adığından em in olm ak için. asil bir kadını kaçırdığından hapsedildi. hikâyeyi m o­ dernleştirm ek istedi. daha sonraları III. Papa Paul olarak katolik kilisesinin başına geçecek ve Farnese m alî im paratorluğunu kuracak A lessandro Farnese adında genç bir İtalyan’ın da hayat hikâyesi vardı. fesat ve nifak yönetir ve vekillerin kaderi. Prens. M etresinin doğurduğu çocuk. rom anın geçtiği yer olarak. ondokuzuncu asır İtalya’sından ziyâde. h er akşam. zam anla Parm a D ükü oldu. Paul’un hayatı artık tari­ hin malı idi ve sanat düşünceleriyle iyi bir tarzda ele alı­ nam azdı. başve­ . Stendhal. Parma Manastın’nın başlangıç noktası idi. Parma. Gençliğinde. küçük bir devlet olm asına rağm en. Kendi zam anının kuzey İtalya’sı. Tabiî. entrikalar ve zehirlem e hâdiseleri ile. Böylece. tiksindirici politik m ücadelelere ve entrikalara sahne olur. karikatürleş- m iş bir otokrattır. Bu m alzemeye göre. bu hânedanlık onsekizinci asırda son b u lm u ştu ve Stendhal’m zam anında Parm a’yı. 100 bü y ü k R o m a n • 115 tı. fakat yine de kardinalliğe ve sonunda papalığa yükseldi. Françis olabilir. R om anın atm osferi. sanki Farnesi’nin yönetim i devam ediyorm uşçasm a anlattı. Gerçekte. S tendhal’m despotik prensi. A ptal veya korkak mizaçlı biri olm ası­ n a rağm en. çünkü III. diplom asiden ziyade. Ülkeyi. Napole- o n ’un ikinci karısı olan ve kendi zam anı için oldukça libe­ ral bir h ü k ü m d ar sayılan AvusturyalI M arie Louise yöne­ tiyordu. onaltm cı asır İtalya’sını hatırlatır.

Fakat. kendisini zevke ve dinî riyakârlığa kaptırır. Çocuk iken. Sadece. Sonraları. kahram anları oluşturan bir şey vardır. H epsinin ahlâkî inanışları zayıf. W aterloo’daki tu tu m u ile yüksek bir idealizm e de sahip olabileceğini gösterir. des- p otik bir h ü k ü m eti yönetm eye m ecbur kalm ıştır. politika değil de. şaheser bir karakter üçlü­ sü canlılık getiriyor: Parlak. en iyileri Fabri- zio’dur. Bu. çok daha az liberal insanlardır. eski zam anların m elodram larından kalm a bir habistir ve bu insanların birbiijerine karşı giriştikleri m anevralar bir opera komik’i hatırlatm aktadır. dünyevî değerlere bağlı M osca ve yakışıklı haylaz Fabri- zio. tehlike karşı­ sında tasasız neşelerinden ö tü rü kendilerini sevm em ek elde değil. kendisinin de bilm e­ diği tarzda. m âzisini u n u t­ turacak bir seviyeye yücelm esini bilir. Baş hâkim Ras- si. En akıllıları M osca’dır ve ağzından çıkan keli­ m eler La Rochefocauld’un vecizelerini andırır. şaşaalı D üşes Sanseverina. M uhale­ fet liderleri. En h are­ ketli. hepsi am oral. yatağının altına bakm asını em reder. G eneraller ba­ ru ttan korkar. ileri görüşlü bir insan olm akla beraber. iki du rum da ciddî birer m esele ile karşılaşıyoruz. Fakat belki.tem sil eden ihtilâlci Ferrante Palla. azim lerinden. doğm akta olan yeni İtal­ ya’yı -Silvio Pellico ve M azzini’nin rüyâsını gördükleri İtalya’yı. eski hânedanlıkları silip süpüren ve İtalya’ya m odern bir h ü k ü m et getiren Napoleon. sevim liliklerinden. çünkü olgunlaşan veya karakteri yücelen yegâne insan odur. hikâye­ nin sonunda.1 1 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n kiline. bayağı saray en ­ trikaları dışına sadece iki kişi çıkıyor: Kısa bir zam an için­ de. fakat yine de. Z âhiren bir anti kahram an olm asına rağm en içinde. Hikâyedeki kusurlardan biri şu: Fabrizio’nun m eslek hayatını son yılları ve kendisini bir m anastıra çekilmeye . M uhafazakâr lider Mosca. canlı karakter Gina'dır. askerlerin üniform alarındaki düğm elerin eksik olm am asına bilhassa dikkat ederler. kutsal b ir insan olm azsa bile. Hikâyeye.

Âşık b ir başpis­ koposun hikâyesi. din adamları tarafından eğitildi. Yedi yaşında iken anne­ si öldü ve çocuğu. kendisini. Şekilci eleştiriciler. büyük ölçüdeki canlılığından ö tü rü haysiyetini sürdürüyor. Böylece 1799’da. her ikisinden de nefret etti. gerçekte. mesleği doktorluk olan büyük babası verdi. Beyle’ye edebiyat aşkını. tam bir burjuva idi. Bu kusur. Parma Mamıstm. ba­ bası da Grenoble’de bir avukattı. Ahlâkçı eleştiriciler. haşin. Daru adında uzaktan bir akrabası. imzasını Henri de Bey’le diye attı. rom anın “am oralite”si ve ciddiyetten m ahrum oluşu karşısında hayret ve şaşkınlık duyuyorlar. bu düzeltm eleri yapm adan öldü. Beyle. 1 0 0 büy ük R om an * 1 1 7 sevkeden hâdiseler oldukça hızlı geçilir. en azından üç rom anhk m alzem e var. bir hükümet darbesi ile Fransa’nın başına geçtiğinin ertesi gü­ nü Paris’e ayak bastı. başlıbaşına bir rom an konusudur ve Clelia’nın ö lüm ünden sonra. rom anın yaygın plânını ten k it ediyor­ lar. sahte bir asalete sahip imişçesine. Parma Manastın. onun karakterini tümü ile babasına ve öğret­ menlerine olan reaksiyonu oluşturdu: Kavgacı. edebî zevke sahip. 1783’te doğdu. kuru ve temkinli babası ile teyzesi Seraphie ye­ tiştirdi: Stendhal. o n un hangi noktalarda büyük bir ro ­ m an olduğunu pek söyleyem ezlerse de. Yazar Stendhal’in gerçek adı. Zaman zaman. bu yılların büyük etkisi oldu. onun zihnî duru m u n u n analizi gereklidir. Bu hali ile dahi. yayımlayı­ cınındır. bü tü n dünyanın büyük diye kabul ettiği bir rom an. Matematiği gayet iyi anlayan çocuğun. Stendhal’in değil. On üç yaşında. R om anın orijinal nüshasının kısıtlanm ası gereki­ yordu ve Stendhal. Gerçekte. Gerçi okuyucular. Paris’teki Ecole Poiytecni- que’e devam ederek mühendis olacağına inanıldı. daha sonraları ruhban sınıfına karşı cephe almasında. ilkin. ancal< Julien Sorel’den bekleneceği tarzda. plânda. ülkenin imparatorluk gayelerine adadı. şehvanî ve disiplinsiz bir kimse idi. B ütün bu kusurlarına rağm en. Marie-Henri Bey’le idi. Napoleon’un çevresinde idi ve sonraları devlet bakanı olmuş­ . Grenoble’deki Ecoie Centra’e gönde­ rildi. Na- poleon’un. reybî (şüpheci) egoist. Bir mühendis olmak için Paris’e geldiğini unutarak.

canı sıkılıyordu. İtalyan kadınlarını çok sevdi. Beyle edebiyata döndü. burası. artık kendisinden. yaşadığı aşk maceralarının hikâyesidir. İtalya'ya gittiği zaman. Beyle. bir as­ teğmen olarak orduya katıldı ve İtalya’daki Fransız ordusuna gönderildi. Fal<at bu iş. Ardından gelen seneler tam bir faaliyet yılları idi. 1806’da. onun şahsiyetinin öylesine bir parçası haline gelmişti ki bir defasında. Beyle. Smolensk ve Borodino savaşlarında bulundu. radikal bir insan olarak tanındığından AvusturyalIlar kendisini is­ temediler. İtalya. Hepsinin başında. bu ülke hakkında hiçbir şey bilmiyor idi ise de. mezar taşına. Hükümetin 1830’da değişmesi. X. Fransa ve İngiltere’de kıt kanaat yaşadı. ordu ile birlikte Batı Avrupa’ya çekildi. onun ikinci ülkesi oldu. Kendisine hürmet duyulmasına rağmen. cemiyet­ te yükseldi. İtalya. hükümet namına Viyana’ya gönderildi ve imparatorun ordusunun peşinden Rus­ ya’ya gitti. Ardından papalık devletlerinden Civitavecchia’ya gönderildi. henüz on yedi yaşında olmasına rağmen. özel hayatı. İtalyan operasından büyük zevk duydu. Aynı yıl. Treste’ye konsolos olarak gönderildi ise de. Ardından yine aynı vakarla. Da­ ha sonraları. Moskova’nın ya­ nışını seyretti ve bu büyük yangının estetik bakımdan tatmin edici oldu­ ğunu söyledi. Louis Philippe’nin gelişi. bu andan itibaren. Londra ve Paris mecmualarında çeşitli makaleler. da­ ha kuvvetli ve (ondokuzuncu asırdaki burjuva anlamı ile) daha az medenî olan mizaçlarını çok cazip buldu. Sıhhatinin kötü­ lüğünden ötürü. Ertesi yıl. Napoleon’un imparatorluğu çöküyordu. Almanya ve Avusturya’ya uzun seyahatler yaptı. ama çok sevdiği Roma hemen yakınında idi. Cimaraso’nun mûsikisi­ ni ve Correggio’nun tablolarını çok sevdi. biraz Almanca öğrendi. yeni­ den hükümet kapısını açtı. uzun süreler boyunca işinin başında bulunamadı ise de. Milano” yazılmasını teklif etti. bellibaşlı romanlarına bu ülkeyi ko­ nu seçti. Stendhal’a. Savunma Vekâleti’nde ona bir iş buldu. Burada. Paris düştüğü zaman da. bilhassa Roma ve Milano. genç Henri için çok hafifti. “Enrico Beyle. İtalyan resminin tarihi. Charles . Bu yıllarda (1820’lerde) çeşitli sahalarda yazılar yazdı: Meşhur kompozitör­ lerin bayatlan. İtalyanlar’ın daha ihtiraslı. Kırmızı ve Siyah. tahta bir burjuva hanedanının. artık hükümetten iş alamayacağını düşünerek Paris’ten ayrıldı. hayatının sonuna kadar bu mevkide kaldı. Şimdi Fransa. Bourbonların yönetiminde idi. Daru. onu meşhur yapan Stendhal adı ile bahsedeceğiz. genellikle. turistik Roma rehberi. tekrar dev­ let hizmetine girdi ve o zaman Fransız işgalindeki Brunsvvick’te bir yöne­ ticilik mevkii ile görevlendirildi. aşk üzerine bir inceleme. Maaş azdı.1 1 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n tu.

şöhrete yavaş erişti. onu onsekizinci asır insanlanndan uzak tuttu. Par­ ma Manastırı. Lamartine’in hissiliği de onda yoktu. kendisinin takdir edilmeyeceğini söyle­ di. “Az sayıda mutlu insanlar'’ İçin yazdı­ ğını İddia etti ve 1880’e kadar da. Bu arada başka romanlar yazdı. edebî ufuktan çekildikleri vakit. 1839'da yayımlandı. günün edebî ör­ neklerinden hiçbirine uymuyordu. Hugo’nun muhteşem mev­ kiinden mahrum olduğu gibi. Stendhal’in hangi sahada büyük olduğunu görebiliriz: psikolojik realizm’in de. İtalya’da geçen mâcera ve entrikalarla İlgili olan bu roman. 1 0 0 Büyük R o m a n « l i g devrinin son yılında yazıldı. Ancak bu adamlar. modası geçmişti. Stendhal. İkinci şaheseri. . (Kitapta Bourbonlara hücum eden par­ çalarından ötürü). ama ro­ mantiklere de tam mânâsı ile benzemiyordu. Kitap yayımlandığı zaman (1831) zamanının dışında kalmış. Stendhal. Belki güçlük şurada idi ki. Bunda haklı çıktı. Uzun bir hastalıktan sonra. Napoleon gibi bencil kahramanlara duyduğu sevgi. kalp sektesinden Pa­ ris’te öldü (1842).

ü m its iz lik iç in d e ­ d ir. U ltu m u s F au ch elev en t. s o n ­ ra la rı b ir m a h k û m o la ra k h a y a ta k ü sk ü n lü k d u y a r. Feliz Tholomyes: B aşın d a k avak yelleri e s e n P arisli b ir taleb e. Magloire: Evinin işle rin e b a k an k adın.6 0 1 v e No: 9. Mile. h e rk e se iy ilik y a p m a y ı ço k se v er. No: 24 . Urba- in Fable. Charles François Bienvenu Myriel. Mm. g e rç e k b ir so sy a l a d a le te in an ır. . P ere M adelenie. Şu ta k m a a d la rı v a rd ır. ç a lışk a n b ir köylü. P isk o p o s Mriel ve e v lâ t e d in d iğ i k ızı C o s e tte 'n in o rta y a k o y d u ­ ğ u iyi ö rn e k le rle ısla h o lu r. Fentine: T h o lo m y e s’in m e tre si.4 3 0 . ş a rtla r k e n d isin i. b ir fa h işe o lm ay a z o rla r. G: Millî İh tilâl K o n g resi'n in ö n cek i b ir ü y esi. İlkin b a s it. Fameuil: Z ep h in e. D’nin Piskoposu (Mösyö Bien- venu): M elek gibi y a şlı b ir in sa n . Sefiller Yazan Victor Hugo (1 8 0 2 -1 8 8 5 ) Başbca karakterler Jean Va^ean: R o m an ın k a h ra m a n ı. Baptistine: K ızk ard eşi e v le n m e m iştir. M izacı itib a riy le m ü te v a z ı b ir kız ise d e. Petit Gervais: S av o y ard lı o n iki y a şın d a k i b ir la te rn a c ı. Tholemy£s’in arkadaşları ve onların metresleri: Ustolier: D ahlia. c e m iy e tte y a ra rlı b ir in sa n h a lin e gelir.

aç g ö z lü ve v ic d a n ­ s ız b ir a d a m . Euphrasie (Cosette): F e n tin e ’n in k ızı. ö n c e le ri n o te rk e n s o n u n d a P etit P icpus r a h ib e m a n a s tırın d a b a h ç ıv a n o lu r. M. m ü srif. m e le k gibi b ir k im se. Scaufflaire: M -sur M-de. Thenardier: K arısı. M. g en ç. Thenardier: Ç av u ş. Albay Baron Georges Pantmercy: W aterlo o 'd a ç a p k ın b ir su b a y : y a ş ­ la n ın c a esk i h u y la rı k a lm a z . Gillenormand: Eski re jim in b ir b u rju v a sı. y ak ışık lı ve cid d î. evli d e ğ ild ir. F e n tin e'y e h a k a re t e d e r. Mabeuf: P o n tm e rc y ’n in esk i b ir a rk a d a ş ı. Champmathieu: K en d isin in V aljean o ld u ğ u s a n ıla n b ir köylü. Eponine: T h e n a rd ie r'in . b o ta n is t. kavgacı. h a n cı. se fil fa k a t g ü z e l kızı. Gavroche: B aşıboş d o la ş a n b ir çocuk: T h e n a rd ie r’in oğlu. k ita p b irik tirir. d iğ e rle ri ü z e r in ­ d e h â k im iy e t k u rm a k iste y e n y aşlı b ir ad am . n â z ik . M arius’a âşık. h is s i ve ro m a n ­ tik. m ü şfik . Marifus Pontmercy: A lb ayın oğlu. iffetlilik ta s la y a n biri. Courfeyrac: Bir a s ilz â d e n in oğlu. . h u y su z . k o n u şk a n . Azelma: T h e n a rd ie r'in . k iralık a tla rın b u lu n d u ğ u ta v la y a b a k a n ad am . d o la n d ırıc ı ve k rim in al. şak acı. s e ­ v im li b ir kız. ç e k in g e n ve m ü şfik . Fauchelevent: Yaşlı b ir ad am . s o n d e re c e s â d ık v e sâ m im î. Bahorel: G ö z ü p e k . Teodule Gillenormand: G ille n o rm a n d 'ın y eğ en i: y ak ışık lı b ir g en ç s u ­ bay . ay n ı ş e k ild e v ic d a n s ız . E^jolras: Yirmi iki y a ş ın d a m ilita n ih tilâlci. Prouvaire: Z en g in b ir a d a m ın oğlu. Mere Plutarch: E vinin işle rin e b a k a n kad ın . Bamatobois: P aris d ış ın d a n g e le n b ir z ü p p e . V aljean 'ın evlâtlığı. lâtife y i se v er. Feuilly: K endi k e n d is in i y e tiş tirm iş biri. k e n d is in i çiçek y e tiş tirm e y e v e rir. Gillenormand: Kızı. Mm. d iğ e r kızı. 1832 is y a n ın d a rol a la n ta le b e le r ve k ışk ırtıc ıla r. T ak m a isim leri: J o n d r e tte . Mile. Rahibe Ana Innocent: P etit P ic p u s’u n b a ş râ h ib e si. Javert: Polis m e m u ru . Rahibe Simplice: C h a rty râ h ib e si. v a n tila tö r y a p ıp sa tıy o r. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 121 Blaheville: F avorite. k e n d is in i b a b a s ın ın h â tır a s ın a a d a ­ y a n m ü şfik b ir g en ç. Comlteferre: G ru b u n filo z o fu . Abbe Mabeuf: Erkek k a rd e şi. h iç b ir şe k ild e s a tın a lın m a y a c a k k a d a r n a m u s lu . F ab o n to u .

z o rb a . aç ailesini doyurmak için bir somun ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekme­ ye mahkûm edilmiştir. yemek takımını Vai- . “Deux Milliards. onun misafirsever- liğine. e s m e r ve v a n trlo g (k a rn ın d a n k o n u ­ şan). Babet: S ıska. kimse onu banndırmak istemez. Claquesous: E srare n g iz b ir ad am . fakat merkez doku­ su Jean Valjeon adlı bir köylünün. d a h a ö n c e le ri d iş çekici. Hikâye Sefiller'in plânı muazzam ve muğlaktır. mahkûmiyet müddeti on dokuz seneye çıkarılır. Güney Fransa'da D-kasabasına gider. Nihayet 1815'te serbest bırakılır. k u rn a z . Po­ lis. Joly: T ıp fa k ü lte si ta le b e si. Defalarca kaçmak istediğinden. şimdi kızgın. yanı­ na alır ve ona gayet nazik davranır. h ip o k o n d ria k (vesv eseli. Patron-Menette’nin eşkıyaları: Gueulemer: İri y a n . Boulatruelle: M o n tferm ailli b ir yol işçisi. Montparnasse: G enç. M ire Httcheloup: Reu d e la C h a n v re ri’de hancı.1 2 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Lesgel (Laigle) de Meaux (Bossuet): N eşeli fa k a t ta lih siz .” Magnon: G ille n o rm a n d ’ın b ir h iz m e tç isi. evham lı). Brujon. Piskopos. k ab a. Valjean. y ak ışık lı ve o ld u k ç a d a z ü p p e . piskoposun yemek takımlannı çalmakla karşılık verir. kısa bir zaman sonra onu tevkif eder ve piskoposa getirir. niha­ yet. on dokuzuncu asnn ilk otuz senesindeki maceralarını anlatır. Mere Bougon: G o rb eu a M alikânesi’n in ev sah ib i. Valjean'ı hayrete düşürürcesine. o n d a n iki e rk e k ço cu ğ u v a rd ır. ümidini yitirmiş bir adamdır. yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabonın piskoposu. T ak m a adı: Le C abuc. Thenardier’le işbirliği yapan diğer kriminaller: Bigrenaille. Bir kürek mahkûmu olduğundan. Valjean. k ü sta h . Valjean. Toussaint: V aljean ’ın h iz m e tç isi. Grantaire: F izikî b a k ım d a n ç irk in b ir se p tik .

bir rahibe manastınnda bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve C o ­ sette da manastınn okuluna gider. Valjean şimdi. Kuzey Fransa'da bir kasabada gö­ rüyoruz. düşüncelerini değiştirir. Cosette adındaki küçük bir kızı aramak olur. pisko­ posun bu güvenine lâyık olmaya. tam bir dedektiftir ve âmirinin kimliğinden şüphe eder Onu tam yakalattıracağı sırada. Valjean. Böylece. onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır ve istifa etmek is­ ter. bir zamanlar yanında çalışan Fentine'nin kızıdır. ona gayet kötü mu­ amele etmektedir. 100 büyük R oman »123 jean'a verdiğini. Beraberce Paris'e giderler Valjean. başka bir suçtan yakalandığını ve tek­ rar bir kadırgaya gönderileceği haberini alır Çok mahçup bir duruma düşen polis müfettişi. Para. Ondan sonra. adının Valjean o l­ duğu bir diğer insanın. takma bir ad altında. belediye başkanından özür diler. Valjean hâlâ ken- . Fentine artık ölmüş­ tür ve kızı yetiştiren üvey ana ve babası. Kahra­ manca bir hareketle mahkemeye gider. onu derinden etkiler ve tavnnı. Valjean kaçar ve kuzeye gider. imalâtta. Voiiean'm. onu rahatça geçindirebilecek ve çevresine yardım etmesine de imkân verecektir. ıslah olur. mahkûmiyet geçirmiş bir kimsenin hukukî olarak yapamayacağı bir iştir). Kız. kendi ismini taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesi vicdanını rahatsız eder. kendisini tanıtır ve ken­ di isteği ile kürek mahkûmluğuna döner Birkaç sene sonra. kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta be­ lediye başkanı dahi seçilmiştir (Bu. İlk işi. seneler sonra karşılaştığı bu müşfik hareket. kızı evlâtlık alır ve ona derin bir sev­ gi ile bakmaya başlar. daimî bir gü­ venlik içinde bulunduğunu hissederse de. fakat istifası kabul edilmez. mümkün olduğu kadar fazi­ letli bir hayat sürmeye söz verir. bir iki basit gelişme gerçekleştirdiğinden. kapitalist olarak geçirdiği yılların mükâfatı olan parayı gömmüştür. şimdi varlık­ lı bir insandır. bir hediye olduğunu söyler ve gümüş şamdan- lan niye almadığı için de Valjeon'ı azarlar. Kasabanın po­ lis müfettişi Javert. Fen- tine kızına bakmak için fahişelik yapmıştır. ucuz mücevherat imalâtçısıdır. Valjean'ı seneler sonra.

kimin kurtardığını bilmemektedir. Hâdiseler. hayatını. barikatlar ardına çekilen âsiler çevrilir. şimdi Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir.1 2 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n dişinin peşinden giden Javert'ten kurtulur ve senelerce güven­ lik içinde yaşar. Javert'i ortadan kaldıracaksa da Valjean Javert'i serbest bırakır. bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete olan bağlılığından ötürü. Cosette ve Marius. Burası hoş bir yer olmasa da. intihar eder. Cosette'nin. yer altında. Karşı ta­ rafın kuvvetleri daha fazladır. sahte faraziyele- re göre yürütmüştür. Valjean'ı tevkif etmek yerine. kim olduğunun meydana çıkmasına dahi aldırış etme­ yen Valjean da isyana katılır. Cosette büyüyünce. Marius'u sırtında taşıyarak. Marius'u sevdiğini ve onunla evlenmek iste­ . Kendisini tamamen kaybetmiş ve he­ men hemen ölü olan Marius. Sosyalistler. bütün hayatını. kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşü­ nür. Ja- vert'in keskin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlâkî dünyasını altüst eder. Marius'u eski bir bur­ juva olan büyük babası yetiştirmiştir. Valjean. Hayatında ilk defa olarak. Valjean. Gerçi bir tek kurşun. ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında zirveye erişir. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Marius ve arkadaşla- n. Sokak çatışmalannın ortasında. lâğım kanallanna götürür. eski düşmanı Javert ile karşılaşır. Yirmi yaşındaki Marius yoksul bir hayat sürer ve radi­ kallerle arkadaşlık eder. Paris'te hanedanlığa karşı başansız ka­ lan bir başkaldırma hareketine girişirler. Paris'in Luxemburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean'm kendisini ve Cosette'yi gizli tutmasına rağmen. onun bütün hayatı şimdi elin­ dedir. Napoleon'un kendisini baron yaptığı eski bir subay olan babasının hâtırası ile yaşar. Bir polis memuru olarak. Valjean'm bu âlicenaplığı. Marius. 1832'de. büyük babasının evine getirilir. Parisli bir talebe olan Marius Pont Mercy adında bir genç onunla ilgilenir. çatış­ ma sahnesinden uzaktır. fakat o. gizliden gizliye mektupla­ şırlar. Bu arada. bir mahkûmun.

Tabiî 1832 isyanı ise. gerçekte. aziz gibi biri olan piskoposun. Marius. H er biri bir rom an büyüklüğünde beş kitap. bir tezi olan rom an. kısm en G eneral H ugo’dur. ölüm yatağında. ilkin bunu kabul eder. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 2 5 diğini anlar. Valjean. fakat hayatını kurtaranın Valjean oldu­ ğunu öğrenince. Piskopos Myriel. Jean Valjean’ın hayatı teşkil ediyor ve M ari­ u s ve C osette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. Cosette'ye büyük miktarda para verdikten sonra. adaletsizliğe karşı bir h ü ­ cum . Cosette ile birlikte. R om anın esa­ sını şüphesiz. küçük suçlar için küreğe m ahkûm . piskoposun kendisiyle d o stlu k kurduğu önceki kürek m ahkûm u (sonradan ser­ b est bırakıldı) Pierre M aurin adında biridir. Hugo. Sefiller. Eleştiri Yazılmasına 1840’ın ilk aylarında başlanan Sefiller. okuyucu­ nun. ham asî kelim esi ile anlatacağı bir eser. M uhteviyatı ise daha da derin bir izlenim bırakıyor. eski bir kürek mahkûmunun. Valjean’ın ka­ pitalist olduğu M -sur M gerçekte M ontreuil S urm er’dir M arius. son bir defa daha görmek için ihtiyar adamın başucuna giderler Karşılaşma hazin olu Her üçü de gözyaşlannı tutamaz. inanılmaz bir jest le kedisine hediye ettiği ve böylece Valjean'ın ruhunu kazand ğı gümüş şamdanlan Cosette'ye hediye eder. se nelerce önce. rom anda h er şey var. şimdi bir barones olan Cosette'yi mahçûp duruma sokacağını düşünerek inzivaya çekilir. insanları. son zam anların tarihidir. hem de m uhtevasından ötürü. H ugo’n u n kendi gençliğidir ve Albay Ponmercy de. Sefiller. H ikâyenin büyük b ir kısm ı vakıalara dayanıyor. hem büyüklüğünden. Hugo. 1860’da G uernsey’de yeniden yazmaya başladı ve ertesi yıl tam am ladı. rom anını. G üney Fransa’daki Digne Piskoposu Mi- ollis idi ve Valjean da kısm en. da­ ha sonraki on sene zarfında H ugo’yu zam an zam an m eş­ gul etti.

hepsinin üstünde. tıpkı H ugo’nun geç­ tiği saflardan geçiyor. ilkin kralcı. sosyal m ese­ leler üzerinde derinden derine durm az. Piskopos Myriel. Burada biz sefaletin kokusunu.1 2 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n eden. Meselâ. Böylece anlatılan ahlâkî ders. anlattığı m anzara­ lara sem pati beslem ekle beraber uzaktan m üşahede eden biri intibaını yaratıyor. krim inallikten çıkarak iyi bir insan olm ası yolunda kesin bir rol oynuyor. Valjean’a gelince. halkı im pa­ ratorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya on­ ları. ta­ dını ve hislerini veren Zola’nın Germinal’indeki realizm i görm ediğim iz gibi. o da diğerlerine tesir ediyor. Hugo. Böyle­ ce. M aamafih. ekonom ik sistem in işlem leriyle ilgi­ lendiğinin işaretleri de yok. İm para­ torluk hakkındaki. son derece kötü bir insan bile. göz hapsi altında tahliyeye im kân verm eyen barbarca bir h u ­ kuk ve ceza sistem ini ifşa ediyor. af­ . bir cöm ertlik ve fedakârca sevgi m odeli. suçluyu ıslah etm ekten ziyade cezalandırm ak üze­ rinde duran hafifletici sebepler üzerinde durm ayan. M amafih. pratik politi­ ka hakkında bildiklerini anlatıyor. Şurası garip: Hugo. aziz m ertebesinde bir adam ve o n u n Valjean üzerindeki ahlâkî nüfuzu onun. ölm eleri için barikatlara gönderen siyasî hareketin m istisizm i hakkında şevk ve heyecan duyuyor. onların doğru yola girm e­ lerine im kân hazırlıyor. bu da bir rom ancı için belki en zor tezlerden biridir. politikayı gerçekten bilerek anlatıyor. dinî kitaplardan çıkarılıyor. bu halleri yaratan ve taham m ül eden cemiyeti suçlar. Hugo. Bourbon restorasyonu hakkındaki ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri (bir ölçüde m ü ­ balağaya taham m ül edersek) okunm aya değer. M arius’un siyasî düşünceleri. ardından Bonapartcı ve nihayet cum huriyetçi. kutsallık üzerine ahlâkî ve dinî incelem edir ki. senelerce Fran­ sız M illet M eclisi’nde bulunm asına rağm en. aziz m ertebesinde biri değilse de. Sefiller. Louis Philippe’nin karakterleri şaheser bir tarzda İncelen­ m ekte.

W aterloo’da olup bi­ tenler şaheser bir tarzda anlatılıyor. Fentine’nin bir fahişe olm asm a rağm en. bir şaheser. Hugo bunları yazdığı sıra­ da. Böyle­ ce. hayat. lağım ların anlatılışı. B unların bazıları göz kam aştırıcı. Böyle­ ce m eselâ. kendisine sevgi ile m uam ele edilm ekle. Ve Hugo. Z ola’yı hazırlayan bir rea­ lizm ve sem bolizm kom binezonu. şehri. zam an zam an idealist his­ lerle hareket ettiği intibaını yaratıyorsa. A m a bu. N ihayet H ugo’nun. Javert. hikâye ile organik bir bağlantısı olm ayan m uazzam m ik­ tarda çeşitli bilgi ve yorum u da önüm üze koyuyor. argonun tarihi. fazla düşünm eksizin ortaya sürülen anti-tezle- . hayatının dayandığı ahlakî tem ellerin parçalandığını görür. Valjean onunla tem asa geçm ekten yüksünm ez. doğru yola girebilir. 1 0 0 B üyük R o m a n • 1 2 7 fedilmekle. nam uslu bir insan olarak bu dünyadan göçm üştü. ku­ surları yok dem ek değil. m odern bir zevkin kolaylıkla kabul edemiye- ceği ölçüde m elodram ve tesadüflere dayanıyor. Paris’in lâğım ları ve W aterloo savaşı hakkında âdeta bağım sız m a­ kaleler okuyoruz. Ro­ m anın plânı. O nun yaygın. Bu sosyal. konudan konuya atlayan yapısını kabul etsek dahi. m etabolizm a ve ölüm işlem leriyle yaşayan bir organizm a halinde görebile­ cek kadar böylesine derin hislere sahipti. Valjean hayatm ı bağışladı­ ğı zam an. Paris’in eski m ahalleleri hakkında sevgi dolu hikâye ve anekdotlarını da zikretm eliyiz. diğer kusurları var. Pek az yazar. Val- jean’ı kabul eder ve yem ek takım m ı çalm asm ı affeder. bir m ahkûm olm asm a rağm en. Valjean’ın orijini. Sefiller. hiç şüphe edilem ez. bu m ahalleler yıkılıyor. hızla kaybolm akta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi (has­ reti) yansıtıyor. m ahkûm M aurine’i hatırlayalım : Piskopos Miollis kendi­ sini kabul etm iş ve M aurine de. üslûp gösterişli. yeni ve geniş yollar yapılıyor­ du ve H ugo’n u n bunlarla ilgili yazıları. Myriel. siyasî ve ahlakî tezlere ilâve olarak Hugo. rahibe m anastırlarında hayat.

. to n gösterişli. Bu kusurlara rağm en Valjean ve onun piskoposu. ikin­ ci derecedeki kaynaklarının tam am en tükendiğinin farkı­ n a varm ayan ve h ü m o r hissinden m ahkûm bir yazarm ış gibi hareket ediyor. edebî lâyem utluğa (ölüm süzlük) eriştiler ve Sefiller’i okuyan herkes de onları unutam az. âdeta.1 2 8 • 1 0 0 BÜYÜK R o m a n re dayalı. iddialı ve m übalâğalı.

h ü rm e t e d ile n b ir d u l k adın. Pierre Gringoire: İkinci d e re c e d e b ir şa ir ve p iy e s y a z a rı. k e n d is iy le ala y e d e n ­ lere v a h şîc e d a v ra n ır. m ü s rif ve h a y la z . c e m iy e tin h em e n h e m e n d ış ın d a y a şa r. K uvvetli ve ç irk in b ir ad am . Arcdecon Claude Frollo: H aşin ve b ilgili p a p a z . kab ad ay ı. H ay at b o y u s ü re n b ek ârlığ ı ve k e n d is in i b ilg iy e a d a ­ m ası o n u . Pâquetta-la Chantefleurie (Kız kardeş Gudule): Ç in g en e le rin k açır dığı ç o c u ğ u n u n m â te m in i tu ta n b ir k adın. e fe n d isi C lau d e F rollo hariç. n eşeli ve g ü z e lc e . du Moulin: C lau d e’n in e rk e k k a rd e şi. Y azıları h a k ­ k ın d ak i ta b iî k ib irliliğ i d ış ın d a . Fleur-de Lys de Gondelaurier: P h o e b u s’u n n işa n lısı. . Jean (Jehan) Frollo. La Esmeralda: G enç b ir çin g e n e d a n s ö z ü . Nötre Dame’nm Kamburu Yazan Victor Hugo Başlıca Karakterler Quasimodo: Sağır b ir k am b u r. N ötre D am e K ilisesi’n in ça n ın ı çalm ak la g ö re v le n d irilm iş. Dame Aloise de Gondelaurier: A nnesi. in z iv a y a ç e k ilm iştir. Phoebus de Chateupers: E sm e ra ld a ’n ın sev d iğ i g en ç b ir y ü z b a ş ı. b ir s ü r ü k a d ın la d ü ş ü p k alk ar. d e rh a l ö fk e le n e n b iri y a p m ıştır. iyi h u y lu ve b o h e m â d e tle re sa h ip an la y ış lı b iri. aynı z a m a n d a el-sim - y a ile u ğ ra şır.

tam bir din adamı hayatı yaşamış. Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir." Louis XI: Kral.1 3 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Jacques Charmoule: D inî m a h k e m e n in g ö rev lisi. Frollo o zamana kadar. Kralın en büyük oğlunun Burgundayli M argaret'le düğün törenlerinde bulunmak üzere Flannan vatandaşlarını temsil eden bir grup Paris'e gelmiştir. Nötre Dame Ka­ tedrali civannda Place de Greve'de inziva hayatına çekilmiştir. Kendi ma­ zisi ile olan yegâne bağlantısı. Her çeşit hareket ve kargaşalı­ ğa müsaade edilen yıllık Aptallar Ziyafeti karnavalı devam et­ mektedir. O nun bir gün.” Mathias Hungyadi Spicali: “M ısır ve B ohem ya D ü k ü . bunlar hakkında hiçbir şey bilmez. çocuğunun çalınıp yendiğine inanmış. Hikâye Sahne. Esmeralda. Şehir heyecan içinde­ dir. h alk ta b a k a s ın d a n ve d e m o k ra t. Zavallı kadın. on altı sene önce. tabiî. kendi annesini bul­ masına yardım edeceğine inanın Esmeralda genç. Paris dilencilerinin liderleri: Clopin Trouillefou: “T u n u s K ralı.” Guilleume Rousseau: "Galile İm p arato ru . Guilleaume Rym: G h en t'in b ir v a ta n d a ş ı ve k ralın ajan ı. şehvanî bakışlan- nı kızdan ayıramaz. güzel ve bâkiredir. kendisini bilgiye vermiş ve dünyevî arzulann- . şe y ta n î b ir e n ­ trik acı. Arcdecon Claude Frollo. boynuna astığı bir torba içinde sakladığı bir bebek patiğidir. ş e y ta n c a s ın a k u rn a z y aşlı b ir ad am . F ra n sız s a ra y m d a d eleg e. Sokaklardaki kalabalıklar arasında hayatını şarkı söylemekle. dans etmekle ve alıştınlmış küçük bir keçisi ile ba­ zı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kı­ zı da vardır. Nötre Dame Katedra- li'ndeki bir papaz. E sm erald a'n m s o ­ r u ş tu r m a işle m in d e n m e s u ld ü r. Maamofih. Jacques Coppenole: G h en tli b ir ço rap çı. 1842 O cak ayındaki Paris'tir. ta m a h k â r ve zalim . çingeneler onu beşiğinden ka­ çırmış ve yerine çirkin ve sakat i>ir çocuk bırakmışlardı.

1 0 0 Büyük R o m a n * 1 3 1

dan uzak duruşu tavırlarına tesir etmiştir Arzulanna gem vuru­
şu, kalçasından, sinirli dudaklarından, haşin yüzünden ve kız­
gınlık okunan gözlerinden bellidir. Gizliden gizliye el-simya ça­
lışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da söylenir.
Frollo'nun başlıca İnsanî hareketi, on altı yıl önce, merha­
metli bir insanın kendisine acıyarak evlât edineceği ümidi ile ki­
lisenin önünde bırakılan küçük bir çocuğu alıp yetiştirmesidir
Bu çocuk bugün yirmi yaşında ve tarife sığmaz derecede çirkin
ve kambur olan Guasimodo'dır. Besbelli ki, Esmaralda'yı ça­
lan çingenelerin, onun yerine bıraktığı çocuk budun Frollo'nun
kendisine gösterdiği şefkatten ötürü Guasim odo, ona bir kö­
pek sadakati ile bağlanmıştır; diğer insanlar, onunla alay veya
ona eziyet eder yohut tiksinti duyarak ondan kaçarlar. Katedra­
lin çanlannı çalmakla görevlendirilen Guasim odo, katedralde
yaşar Büyük çanların çıkardığı ses, onun kulaklarını da sağır-
laştırmıştır, fakat o bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildi­
ği yegâne yerdir.
Eğlentilerle ilgili olarak, Paris şehri, hânedanlık ailesinin dü­
ğünü münasebetiyle ahlâk üzerine bir piyes sahneler Piyesin
yazarı, Gringoire adlı bir bilgindir; Frollo kadar ihtiraslı olm a­
sa da, o da güzel Çingene dansöze göz koyar Piyesin sahne­
lenmesinden sonra, Gringoire -ki eseri için kendisine telif ücre­
ti ödenmemiştir- Paris'in karanlık sokaklannda dolaşırken, Es-
meralda'nın, iki kişinin hücumuna maruz kaldığını görür Fa­
kat, tesirli bir şekilde savunamaz, kendini koruyamaz; o anda,
muhafız bölüğü yüzbaşısı gelir ve kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve
polis, onun şeytanî papaz Frollo olduğunu bir türlü öğrenemez.
Esmeralda'ya saldıran diğer insan G uasim odo'dur ve bu su­
çundan ötürü de çarmıha gerilir. Guasim odo'nun sırtı yediği
kırbaçlardan ötürü kan içindedir ve halk kendisiyle alay eder
Bu anda G uasim odo yalvararak su ister ve Esmeralda da ona
su verecek kadar şefkat hislerine sahip bulunduğunu gösterir
G uasim odo'nun ağzına bir maşrapa su tutar Sadece yan be­

13 2 • 1 0 0 Büyük R om an

şerî bir yaratık sayılacak olan kambur, beklemediği bu hareket
karşısında gözyaşlannı tutamaz.
Bu arada G ringoire'nin, yatacak yeri yoktur. Ne yapacağı­
nı bilmeyerek yürürken, kendisini, namuslu hiçbir kimsenin bi­
lerek ve silâhsız giremeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hır­
sızlar, G ringoire'i ele geçirir ve parası olmadığını görünce ö l­
dürmek isterlerse de, bu esirin, çingene kadınlanndan biri ile
evlendirilebileceğini düşünürler Esmeralda, onun daha önce
kendisini kurtarmaya çalışan kimse olduğunu görerek G ringo­
ire'nin hayatını kurtarmak için, dört sene müddetle, çingene
usulü, onunla evleneceğini söyler Esmeralda, bunu sadece İn­
sanî hislerle yapmıştır; evlilik yerine getirilmez; çünkü Esmeral­
da, kendisini Frollo'dan kurtaran yakışıklı yüzbaşı Phoebus da
Chateaupers'e âşıktır Gringoire, böylece, çingeneler arasına
katılır ve elinden başka bir iş gelmediğinden sokaklarda cam ­
bazlık yapmaya başlar
Gerçi avını ilk teşebbüsünde elinden kaçırmış ise de, Arc-
decon Frollo, Esmeralda'yı bırakmış değildir. Kızı elde etmek
için, Yüzbaşı Phoebus'u kullanır Phoebus, iyi bir kadınla nişan­
lı olmasına rağmen, Esmeralda, Phoebus'un kendisiyle evle­
neceğini sanır ve onu kenar mahallelerdeki bir evin tavan ara­
sında bekler. Frollo, Phoebus'un peşinden gider, onlan gözet­
ler, kıskançlıkla üzerlerine saldınr Phoebus'u bıçaklar (öldür­
düğünü sanır) ve yine kaçar
Esmeralda, Phoebus'u öldürmeye teşebbüs etmekle suçla­
nır ve tevkif e dilir Gerçekte onun suçu sadece çingene olması
ve bundan başka, büyücülük yaptığından şüphe edilmesidir.
Hattâ onun keçisi bile o kadar zeki bir hyavandır ki, hayvana
bile büyü yapıldığına inanılır Esmeralda, işkence altında, ken­
disinin itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına
çarptınlır Phoebus, ölmemesine rağmen (sadece ağır yaralan­
mıştır), kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz; bu nâhoş hâdise­
ye j<anşmak istemez. Frollo da, tabiatiyle Esmeralda'nın suçsuz
olduğunu bilmektedir Kızı hapishanede ziyaret ederek kendisi­

• 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 13 3

ne teslim olduğu takdirde, serbest bırakacağını söyler. Kız,
dehşetle irkilir ve papazı kovar. Frollo, eğer kıza kendisi sahip
oinnazsa, kimsenin de olmamasını ister; kendi ıstıraplcnno son
vermek için, kızın ölmesini tercih eder.
Ö ldijrüleceği gön, zamanın âdetine göre, Esmeralda, N öt­
re Dame Kilisesi'nin önüne getirilir. Aralarında Frollo'nun da
bulunduğu papazlar, onun günahlarının of edilmesi için dua
edeceklerdir. Kız, papazlar önünde diz çöktüğü sırada, Quasi-
modo, âniden ve dramatik bir tarzda, kilisenin balkonundan
bir iple yere atlar ve Esmeralda'yı kiliseye kaçırır. Kız, burada
güvenlik içindedir, zira en dehşet saçıcı bir katil dahi, katedra­
lin içinde tevkif edilemez. Guasim odo, kendisinden geçmiş va­
ziyette Esmeralda'yı kilisenin kulesindeki bir odaya götürür, yi­
yecek ve giyecek getirir ve sâdıkçasına ona hizmet eder. G u ­
asimodo, çarmıha gerili olduğu zaman, Esmeralda'nın kendi­
sine su verdiğini unutmamıştır ve efendisi Frollo gibi, Esmeral-
da'ya prestij edercesine bakarsa da onun bakışında şehvanî
arzulardan ziyade hürmet vardır.
Esmeralda, tabiî, hâlâ kilisede esir durumdadır ve katedra­
li terkeder etmez tevkif edilecektir. Gringoire, Frollo'nun da kış­
kırtmasıyla, Esmeralda'yı kurtarmalan için Paris çingenelerinin
başkaldırmalannı teklif eder. G gece, çingeneler ve serseriler­
den oluşan bir grup sessiz bir şekilde Paris sokaklanndan ge­
çerek Nötre Dame'ın kilitli kapılan önünde toplanır. Kulesin­
den bakan Guasim odo, aşağıdakilerin, Esmeralda'yı kurtar­
mak için geldiklerini bilmez; bildiği tek şey kiliseye hücum edi­
leceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek
başına kahramanca bir savunmaya geçer; aşağıdakilere taş ve
odun fırlatır; kaçış merdivenlerini serbest bırakır, hücum eden­
lerin üzerlerine erimiş kurşun döker. Nihayet, Chateaupers'in
liderliğindeki kral muhafızlan yetişir ve grubu dağıtırlar.
Katedralin önündeki çatışmalar sürerken Frollo ve G ringo­
ire, kimseye belli etmeksizin katedrale girer ve Esmeralda'yı ka-
çınrlar. Peşlerinden gelenleri nihayet şaşırtmaya muvaffak olur

1 3 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n

ve Esmeralda'nın daha önce asılacağı Ploce de Greve'e gider­
ler. Frollo, tekrar Esmaraldc'ya aynı teklifi yapar; yo kendisini
Frollo'ya bırakacak veya idam edilecek! Kız yine reddeder. Se­
nelerce bütün çingenelere karşı fanatik bir nefret hissi besleyen
Hemşire G udule'nin hücresi de buradadır. Esmeralda'yı kadı­
nın hücresine sürükleye Frollo, hücrenin penceresine vurarak
bağırır: "Hemşire Gudulel işte bir Mısırlı! Gel intikamını al!"
Kocakan, Esmeralda'nın kızı olduğunu bilmeden vahşî bir hay­
van gibi üzerine saldınr. Fakat Esmeralda, boynuna asılı torba
içinde hâlâ bebeklik patiğini taşımaktadır. Mücadele sırasında,
ihtiyar kadın, kaybolmuş çocuğu için işlediği patiği tanır. Şimdi
kızı kurtarmak ister, fakat iş işten geçmiştir. Görevliler gelir ve
Esmeralda'yı orada asarlar.
Frollo ve Guosim odo, Nötre Dame'in kulesinden kızın
idam edilmesini seyrederler, ip, Esmeralda'nın boynuna geçiril­
diği sırada, Frollo şeytanî, zalimce, bir kahkaha kopanr. Q u-
asimodo, bunu işitmez, fakat görür ve âni bir kızgınlıkla efen­
disini, balkonun parmaklıklanndan aşağı iter. Frollo düşer, el­
leriyle bir boruya asılır; fakat boru, onun ağırlığı ile kınlır ve
Frollo kaldınma düşüp ölür. Guasim odo kaybolur Montfa-
ucon'daki idam edilenlerin atıldıklan çukura gider ve Esmeral-
da'nın vücuduna sanlarak ölür.

Eleştiri

Nötre Dame’in Kamburu (Nötre Dame de Paris) Victor Hu-
go tarafından yazılm asına rağm en, Sir W alter Scott’un
dehasına dikilm iş bir âbide. Bu, 1815 ve 1830 arasında,
halkı son derece zevklendiren Waverly rom anlarından
sonra, Fransa’da H ugo’nun zam anında başlayan tarihî ro ­
m an akım ının ilk örneğidir. Bu tü rü n karakteristikleri,
canlı bir plân ve kuvvetli hareketler, fazlasıyle pitoresk
izahat, m ahallî renklendirm e ve geçmiş asırlardaki haya­
tın canlı teferruatlarıyle anlatılm ası veya anlatıldığının id­

O zam an. belirli bir şahsiyete sahip ve m uazzam . kitapta. sevgi ve sadakat doludur ve C hateaupers de karşı tarafta yer alır. R om anda görü­ len bu m uğlakhk veya hayret unsurları. Böyle bir rom an. bir eğlencede. Hugo. kasvetli şato­ lardan. yerine getirem ediği cinsî hisleri altında kıvranır. O ndokuzuncu asrın başların­ da. 100 büyük R om an • 135 dia edilm esi idi. zâhiren m akul ve iyi. o rta çağların Paris’i. M aamafıh. birinin idam edilm esinde veya bir isyanda bir araya gelen alelâde insanlardan oluşan kalabalık kitleler bize. suç ve şid­ det arasında büyüm esine rağm en. incelik ve ustalıkla be­ lirtilm esini değil. hain papaz. Esm eralda. karakterlerin. çirkin Q uasim odo. kiliseyi. an­ lata anlata bitirem ez ve tabiî katedralin kulesi ve m uaz­ zam çanları da Q uasim odo’dan ayrılamaz. O rta Çağ Fransası’nın G otik âbidelerinin yeniden sev­ . başından sonuna kadar hâkim iyet kuran “k arak ter”. H ugo’yu etkileyen bir diğer tesir de kuv­ vetli sansasyonel plânlara göre hazırlanan. zevkle anlatılıyor. Böylece. D aha az dram atik olarak belirtilm iş ise de. Lewis’in Papaz adlı eserindeki A m brosio’dur. K itabın diğer sayfalarında. ince ve ciddî yapısı ile o rta çağların ru h u n u sem bolize eden büyük N ötre D am e Katedralidir. belki. hakikî bir haya­ tın canlı bir m anzarasını verirler. saf ve baki­ redir. dikkatli tarih î araştır­ malarla. şeytanî. onların hâdiselere göre şeytanî. istih- zalı anti-tez usûlünden. faziletli ve­ ya gülünç m ü olduklarını derhal anlarız. Kül gibi yüzü ve alev alev yanan gözleri ve kar­ şı gelinen şehvet hisleri. göz ahcı bir tarzda anlatılm asını gerek­ tirir. kendisinin m eşhur bir büyücü olduğu söylentileri ile A rcdecon Frollo. içinden hâin. k ötü niyetli erkeklerin kollarında bayılan nazik genç kızlardan bahseden ve onsekizinci asrın sonra­ ları ile ondokuzuncu asrın başlarında çok tu tu la n Gotik rom anı idi. H ugo’nun. daha fazla ikna edici yön. bir kim senin akla yatkın olm ayan hislerinin kom binezonundan çıkarılır.

Nötre Dame’ın Kamburu. şevk. Q u a sim o d o ’ya gelince. geçmiş bir çağın pa­ noram ik bir g ö rü n tü sünü. pitoresk m anzaralar ve hayatın kendisi de­ ğilse de o n u n yerine konulan hayli su n ’i ilgi çekici . Hugo. kendisine sırt çevirm ekle h u zu ra kavuşacağı edebî devlerden biri. m ükem m el sinem atografik bir m anzara. rom anı en iyi bir tarzda okum anın yolu. ya tam bir saflık­ la okum ak veya oldukça m odern bir okuyucu saflığıyla ele alm ak. Q uasim odo’nun m erdivenleri güruhun üzerine atm ış olm ası ve kaynar kurşun dökm esi ve kaldı­ rım üzerinde ölm eden önce yetm iş m etre yükseklikte h a­ vada asılı kalan Frollo. 1831’deki bir okuyucunun m uhtem elen okuduğu tarzda. geceleyin yapılan hücum un canlı bir şe­ kilde anlatılışı. on d a tarih î bir rom anın b ü tü n güzelliklerini bulacaktır. heyecan. uzun rom an olm am akla bera­ ber. nisbeten gevşek bir tarzda bina edilm iştir. yirm inci asrın. Hugo. âd eta 1923’ü n klâsik sessiz film inde oynayan Lon C haney için yazılmış. bu sayfaların büyük etkisi görüldü. Hugo. Katedrale. Gerçekte. bu hikâye­ yi m uhtem elen bir rom an olarak değil. dem okratik C oppenole arasındaki (ve sem bolik olarak Bastil zinda­ nında gösterilen) tartışm a (gerçi başlıbaşına ilgi çekici m alzem e iseler de) anlatılıyor. Nötre Dame’tn Kamburu. bin­ lerce film de g ö rü ld ü. bir zam anlar popüler ve hâlâ m eşh u r olan ve belirli bir çağın eseri olarak her zam an okunacak bir rom anın iyi bir örneği. Frollo ve Esm eralda’nm kade­ riyle hiç ilgisi olm asa da. Yine de rom anı. senaryo olarak ele alırdı. sırf rom anın özelliklerinden ötü rü okuyan bir okuyucu. o devrin fıkra ve hikâyeleriyle önüm üze seriyor. Böylece. sa­ dece bir hikâye anlatm ak istem iyor. Böyle olduğu için de.1 3 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n gi ve takdirle ele alınm asında. Flam an ziyaretçileri. hem en hem en aynı m anzaralar. şayet bir asır sonra yaşam ış olsa idi.

Napoleon düştüğü zaman. Hugo’nun biyografisini kaleme alanlardan biri. Napoleon’un generallerinden birinin oğlu idi. hiç de uzak olmayan ecdadı arasında köylü soyun­ dan gelenler vardır. Hugo’nun. onların m üellifinin özel hayalle­ rini doğurdu. Hugo ailesinin durumu da bozuldu. Okulun talebeleri. ülke dışın­ da görevli babasının yanında uzun zaman kaldı. maamafih. liberal-demokratik prensiplere bağlandı. Aile. annesi öldü ve Victor beş parasız kaldı: Bir sene. esatiri m itolojinin ilkel şaşaası görülür ve bu dahilî hakikat de. bur­ juva olmakla beraber. çocuklar kâh analannın. Zihnî gıdasını. karakterlerin su n ’iliğini kabul etm ekle beraber. Ispanyol aristokratlan için özel olarak kurulan bir okula yazıldılar. Yazar Victor Hugo. H ugo’n u n biyografilerini yazanlardan A ndre Ma- urois. onun daha az başarılı hayalî eserlerinden bi­ ridir. çocukluk yıllannda. sistematik olmayan bir tarzda yü­ rüttü ve daha sonraki hayatında görülen bazı entelektüel sathiliklerin se­ bebi de belki bu gayri sistematik eğitimdi. On dokuz yaşın­ da iken. yi­ ne onları savunuyor. kendilerinin olan bir hayata eriştiler. Ailesi. eğitimini. “Bu karakterler. General. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 3 7 vak’alar. özel olarak okuduğu kitaplardan aldı ve vaktinden önce gelişti. kendisinin çok daha belirli bir soydan gel­ diğini göstermek istemesi. Hugo’nun çocuklarını son­ radan görme ve Fransız diye aralarına almadılar ve çocukların bu okul­ daki hayatları mutlu geçmedi. . Ebeveynleri birbiri ile geçinemediklerinden ve genellikle birbirlerinden ayrı yaşadığından. genellikle. Bir taraftan prestij ve unvanlara hasret du­ yarken. Bu karak­ terler çevresinde. Çocukluğu kaotik geçti. Hugo’nun aristokrasi hakkında beslediği müphem hislerin bu okul­ dan sonra yerleştiğini yazar. Daha çocuk yaşlarında iken muntazam bir şekilde yazmaya başladı. tekrar Paris’e döndü ve Victor. kâh babalarının yanında yaşadılar. Üç İspanyol vilâyetinin vâliliğini yürüten babasına bir İspanyol kontu unvanı da veril­ mişti ve çocukları da. Hugo. b ü tü n ülkeler ve ırklardaki okuyucular arasında. aç sefil bir ha­ yat sürdü. öte yandan da. bir ara Mad- rit’te idi ve çocuğunun parlak bir istikbali olacağına inanıldı.

Böylece 1827’de. Napoleon aleyhinde en şiddetli yazılarını yazdı. Fakat romantizm akımı başlıyordu. Gautier ve Lamartine. Hugo. “yüce bir çocuk" dediği mâbudu Chateaubriand’ın dikkat ve ilgisini çek­ meye başladı. Bourbon’lardan Orleans hânedanlığına geçti ve kendisine. O yı­ lın aralık ayında Louis Napoleon cumhurbaşkanı olunca. Hugo. bu hanedanlık mensuplarıyla aynı hakka sahip olduğunu gösteren bir unvan verildi. eleştirici Sainte-Beuve’nin metresi olan kendi karısı Adele’ye göstermedi. Nodier. Hugo’ya aylık bağladı. Ardından.1831’de yayımlandı. Durumunu böylece düzelten Hugo. birbiri ardından şiir. çağın. bir çocukluk arkadaşı ile evlendi ise de. aşk şiirlerinden çoğunu ithaf etmişti. Hugo. Hernani (1830) geldi. Kısa bir zaman sonra da. kardeşi Eughe- ne’in davranışı bu evlilik üzerine gölge düşürdü: Karısı Adele’yi. artık şöhret ve şeref kazanmıştı: 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi ve 1845’te de. Vlgny.13 8 • 1 0 0 Büyük R om an Yirmi yaşında il<en ilk şiirlerini yayımladı. XVIII. 1851’deki darbe ile kendisini imparator ilân ettiği zaman. aynı sadakat ve şefkati. politika hayatında Fransızlar’ın ekserisinin düşüncelerini yan­ sıtma yeteneğine sahipti. Bununla be­ raber. isyana yaklaşan tezahü­ rat yapıldı. Hugo’nun sahnedeki macerası kendisine şöhret. kendisine. onu des­ tekledi ise de. Cromwelt'\ yazdı ve böylece romantik hareketin manifestosunu hazırladı. Bu şiirlerindeki kesin kralcı hislerden ötürü. ye- ni-klâsizmin geleneklerinden tamamen koparak. Hugo. Hugo ülkeden aynidı ve İngiliz toprağı olmakla beraber Fransızca konuşulan Channel Adalan'nda yerleşti. burada hemen hemen yirmi sene kaldı. Bu şu­ urlu ve dramatik mülteci hayatı sırasında. daha sonra -belki kabinede bir sandalye teklif edilmeme­ sinden duyduğu kızgınlıktan ötürü. ertesi günü çıldırdı. kendisinin af edilmesi yolunda­ ki teklifleri reddetti ve III. Ardından gelen seneler boyunca Hugo. İlkin poli­ tikada kralcı ve üslûpta da gelenekçi idi (gerçekte ikisinin beraber gitme­ si gerekiyordu). Napoleon. Hugo. Nötre Dame’in Kamburu-ki yayınlayıcı ile yaptığı bir muka­ veleyi yerine getirmek için altı ayda yazmıştı. (1862) . zenginlik ve Juliet Drout adında bir metres kazandırdı. ilkin. kendisinin bir cumhuri­ yetçi olduğunu anladı ve cumhurbaşkanlığı için namzetliğini koydu. piyes ve roman yazdı. Louis. yükselmekte olan yazar­ ları arasındaki yerini aldı. 1848 ihtilâlinden sonra. Bu eserin sahnelenmesi sırasında. Eugene’in de seviyordu ve kardeşi.ona karşı cephe aldı. otuz seneden fazla sa­ dık kaldığı bu kadına. Sefiller’] de burada tamamladı.

Fransız edebiyatının. Fransa’da ise bir şair. sesli armoni­ lerinin inceliği ve yeni klâsizmin teamüllerinden sıyrılışı onu. kompleksli denilebilecek kadar gururlu bir insan­ dı ve bu yüzden zaman zaman kendisinden gösterişli. Hugo 1855’te öldü ve Pant- heon’da gömüldü. 1 0 0 B üyük R om a n * 1 3 9 Üçüncü Cumhuriyet’in kurulması ile Hugo. Hugo. fakat son yıllarındaki kitaplarının kalitesi. kendi nesli­ nin en nüfuzlü şâiri yaptı. pratik bir politikacı olarak hiç nüfuzu yoktu. bütün ülkenin hayranlığı altında Fransa’ya döndü. Bu arada cilt cilt eserleri yayımlan­ dı. genellikle bir romancı olarak bilinir. zevksiz ve hümor- suz bir mübalâğa ile bahsetti. Hugo. yirminci asırda rahat­ ça nefes alabilmesi için. Ölçülerindeki mahareti. Tekrar Millet Meclisi’nde yer aldı ise de. onun Fransız edebiyatında kazandığı mevkie yeni bir şey ilâve etmedi. Hugo. Fransızca’nın konuşulmadığı ülkelerde. ondokuzuncu asnn sırtına binmiş bu devin yıkıl­ ması gerekiyordu. vasat bir entelektüellikle kol kola giden teknik ustalık ve orta sınıf okuyuculannın müphem bir şekilde hisettiklerini kuvvetli bir tarzda anla­ tabilme yeteneği. . kendi İngiliz çağdaşı Tennyson’un birçok iyi ve kötü taraflarını daha belirli bir tarzda ortaya koydu: Muazzam bir ve­ rim.

b an k a c ı d e G ran ssin s. A bbe C ru sc h o t. o ğ lu A d o lp h e de G ra n ssin s. Nanon: G ra n d e tle rin . ilk in y ap m acık lı ve z ü p p e bir genç. Grandet: Ç ek in g en . M adem e d e G ran ssin s. h iz m e tç isi. in a tç ı ve cim ri. y eğ en i H âkim C ru se h o t ve B onfons. sa d ık ve ç a lış k a n b ir k ö y lü kızı. s o n ra la rı sin ik a l b ir o p o rtü n is t. Ne kadar parası bulunduğunu söylemeyecek kadar kurnaz olan bu adamın servetinin. k u rn a z . Eugenie Grandet: K ızları. şarapçı ve önceki belediye başkanı. iri y a n . Hikâye Bourbon restorasyonu sırasında Sounner'in en zengin ada­ mı yaşlı Grandet'tir: Fıçı imâlatçısı. u y sa l k arısı. b ir p a p a z . sağ lam . Bunun içindir ki. saf. Eugenie Grandet Yazan Honore de Balzac (1 7 9 9 -1 8 5 0 ) Başlıca Karakterler Grandet: S au m erli b ir fıçı im a lâ tç ısı ve şa ra p ç ı. Mme. milyonlarca frank olduğunu da kasaba halkı tahmin eder. adamın tek ço­ . d in d a r ve fe d ak âr. Saumur halkı: N o ter C ru sc h o t. Charles Grandet: G ra n d e t'in y eğ en i.

çeyiz için altın paralar ver­ miştin Bunlann değeri fazlasıyla arttığından. Charles'in. en yakın bir li­ mana gidebilmesi için yol masrafını ödemeyi kabul eder. kasabada. Tam bir sat ve uysal kız olan Eugenie'nin. mektuptan. kardeşi. birkaç hafta kalmak üzere amcasının evine ge­ lir. babasının ölümünü öğrenince kederinden yüzü­ koyun düşer. kardeşinin iflâs ve utancından intihar ettiğini öğrenir. Zarif bir Parisli olan Charles'in lüks zevkleri ve gardrobunun zenginliği herkesin gözünü kamaştırır. dam at namzetlerini birbirine karşı kullanır. Grandet'in avu­ katının oğlu ve bankacının oğlu Adolphe de Granssins vardır. Cruschot ve de Granssins. aile­ . kuzenine âşık olur. peşinde en fazla gidilen kız­ dır. baba­ sından yaşlı Grandet'e muhteviyatını bilmediği bir mektup var­ dır Grandet. Böylece Grandet. bir anda kendinden geçen Eugenie. birbirine aşk ilân eder ve kader kendilerini birleştirdiği zaman evlenme­ ye söz verirler Eugenie'nin. Eugenie için düşünülen muhtemel kocalar arasındadır. Grandet. Charles'i himayesine almasını ve ya­ nına yeterince sermâye vererek bir iş tutmasında yardımcı o l­ masını veya muhtemelen Indies Adalan'na gönderilmesini rica eder. paralann toplam tutan altı bin franka yükselmiştin Kız. bilhassa tercih ettiği bir genç yoktur. Charles Grandet de. Eugenie'ye kur yaparlarken. Bunlar arasında bilhassa Hâkim Cruschot. Charles beklenme­ dik bir tarzda. Charles'in yanında. bunun gizli kalmasını isten Bu arada. onlan borç olarak almasını söyler. kendisine tevdi edilen bu mesuliyetten rahatsızlanın Eugenie ve annesi de Charles'e sempati duyarlan Bu anın verdiği hisler altında da Charles ve Eugenie. G randet'in de. kendisine seneler boyunca. fakat babasının ne diyeceğini bildiği için. ye­ ğeni için hazırladığı bir plân vardın Charles'in. senelerce önce Paris'e giden ve şarap tüccarlı­ ğı yaparak oldukça varlıklı bir adam haline gelen bir kardeşi vardın Bu kardeşinin oğlu. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 141 cuğu olan kızı Eugenie. Charles. nişanlısına yardım etmek için bir plânı vardın Babası. Bir gün. Grandet'in.

fakat kocası ile yaptığı müna­ kaşalar ve kavgalar neticesinde hastalanır ve ölüm döşeğinde yatar. yedi sene­ dir kendisine mektup yazmamıştır. ken­ disine devretmeye onu ikna eder. babasının bu cezasına inatla karşı kor ve hiz­ metçileri Nanon da geceleri. Zamanla. önceleri hiçbir zaman karşı gelmeyen Mme. elini papazın. bunlann çoğu. Eugenie. malikânedeki hakkını. her zaman kendisinin say­ maktadır. Sadece malî ziyan olduğundan değil. mütebakisini de erteler. kendisine her çeşit yiyecek getirir. böylece Eugenie'ye daha iyi muamele e tm t. uzlaşmaya hazırdırlar ve Grandet. fa ­ kat kız. Eugenie'nin. onlann elindeki senetlerini hakikî değerlerinin çok altında bir fiyatla satın alır. elde ettiği paranın bü­ yük bir kısmını kendisi için sermaye yapar. Kalan para ile de kardeşinin borçlonnm bir kısmını öder. bu paralan. değerlerinden az fiyatla ondan satın alır ve babasının bıraktığı malikâneyi. babasının istediğini. kızının annesinin miras hakkı üzerinde ısrar eJ-’ bileceğini düşünür. Grandet nihâyet ölür. elindeki altın paralan Charles'e verdiğini öğ­ renir. kızının. şimdi. Kocasına. Eugenie'nin şimdi. Grandet. kendi kendini tebrik eder­ ken. hâlâ Charles'i beklemektedir ve Charles de. kansının ö. ekmeğin muhafaza edildiği altın kutu­ ya uzatır. böylece aradan çı­ kınca. Grandet. G ran­ det öldükten sonra da. kardeşinin. bütün borçlanyla birlikte. kardeşinin malını satar. Grandet. Eugenie de.1 4 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n nin mücevheratını. fakat ölmeden önce. Charles döndüğü zaman. on dokuz milyon frankı vardır. O . bir odaya kapatılır. Cruschot ve de Granssins. mala mül­ ke önem vermeyen kimselerin gururu içinde yapar. Kız. kızla tekrar ilgilenmeye başlar. ağzına koyacağı kutsal ekmeğe değil de. kendine devretmesini ister. paralann tarihî de­ ğerlerine de üzülür ve kızının bu beklenmedik hareketi kendisi­ ni hayrete boğar. kızının tarafını tutar. papaz son bir defa odasına geldiği zaman. G ran­ det. Mme. kendisine sadece ekmek ve su verilir. tamamen bambaşka biridir. Köle ticareti ile büyük bir kontun . bu başansından ötürü.^ "eğini anlayınca. karar verir. Charles.

taraflar. çünkü Eugenie.son derece tu­ tumlu bir hayat sürmeye başlar. amcasının borçlarını fâizi ile birlikte öder. Eugenie'nin yeniden evlenebileceğini imâ ederse de. Eugenie'ye.önceki sevgilisi evlenemez. borcunu ödemeyen bir adama vermekte mütereddittir. Zamanla Granssins de ölür ve Eugenie. Kız. evlilik hayatı veya annelik bilmeden dul bir kadın olur. Charles'ten tiksinti duyarcasına. çünkü amcasının malikânesi şimdi onundur. romanın son sayfasında. nihayetinde Granssins ile evlenir. Charles'i daha da kötü bir duruma soka­ bilir. 1 0 0 Büyük R o m a n » 1 4 3 çirkin bir kızı ile parlak bir sosyal evlilik için anlaşmak üzeredir. Charles'in evliliği de tehlike içindedir. kan koca gibi yaşamayacaklanna önceden söz verirler. zira kont. Fakat bu bir kolaylık evliliğidir. böylesine zengin bir kıza hayır demekle ne büyük bir hata işlediğini hay­ ret ve pişmanlık içinde idrak eder. kızını. Fakat Eugenie. in­ zivaya çekilir. . soğuk bir mektup yazarak. Charles. kendisini dine verir ve babasının kasvetli eski evinde -cömertçe yürüttüğü hayır işleri dışında. okuyucu bunu şüphe ile karşılayabilir. fakat artık iş işten geçmiştir. kendisiyle ev­ lenemeyeceğini söyler ve aldığı borcu gönderir. Eğer kız hiç­ bir şey yapmazsa -ki kanun onu zorlayamaz. isterse. M aamatih. Eugenie de. Sonunda. Yazar.

Pere Goriot (Goriot Baba) Yazan Honore de Balzac Başlıca Karakterler Pere Goriot: Em ekli o lm u ş b ir im alâtçı. k e n d is in i m a h ç u p d u ru m la ra so k a rla r. b ü tü n h a y a tı. Kont de Restaud: A n a s ta sie ’n in kocası. Baron de Nucingen: D e lp h in e ’n in kocası. a s ille r ta r a fın ­ d a n k ab u l e d ilm e sin i iste r. Mme. Kontes Anastasie de Restaud: G o rio t'ın e n b ü y ü k kızı. iyi n iy etli am a rü şv e tle s a tın a lın a b ile c e k biri. g ü z e l. Barones de Nucingen (Delphine): G o rio t’ın ikinci kızı. Mme. n a z ik y e s e ­ vim li b ir kız. te m iz . d ü ş ü n c e s iz h a re k e t e d er. Counture. Viscountess de Beauseant: E ugene’n in b ir k u z e n i. z a m a n a u y m a y a n k a y ın p e d e ri ve k a lp s iz k arısı. y ü k se lm e k için P aris’e gelir. Eugene de Rastignac: Asil b ir a ile d e n g elm ek le b e ra b e r. fa k a t ben cil. ih tira slı. p a rla k ve m a h a r e t­ li. Victorine Taillefer: M oison V au q u er’d e o tu ra n saf. . b e n c il ve d ü z e n ­ siz k ız la rı ü z e rin e to p la n m ıştır. ço k fak ir b ir genç. v ic d a n s ız b ir m aliyeci. Vauquer: U cuz b ir o te lin sa h ib e si: cim ri ve k ü çü k h e s a p la r p e ­ şin d e g id e n b ir k ad ın . V icto rin e’n in b ir a k ra b a s ı ve h âm isi.

Maison Vauquer'de kalanlardan biri. Mile. Paris'in gıpta edilen sosyetesine girmeyi başanr. İki güzel kızı asil ailelerin çocuklanyla evlen­ miştir. kızlanndan biri şimdi kontestir. Asil bir ailede dünyaya gelmekle beraber fa ­ kirdir ve Paris'te hem mesleğinde. Sylvie ve Christophe: M aison V a u q u e r’d ek i h iz m e tç ile r. eğlence ve sefahat âlemine dalar. Horace Bianchon: M üşfik ve n a z ik b ir tıp ta leb esi. H ap isten k açm ış b ir m a h k û m : a z im li. şimdi en ucuz dairede kalır ve elbiseleri lime lime denecek kadar da eskimiştir. üniversiteyi unutur. s o n ra la rı m e ş h u r b ir d o k to r. Vauquer'in Paris'in her türlü kötü­ lüklerin işlendiği bir mahallesindeki yıkık dökük. onu kendi evlerinde görmek istemezler Kızlannı şımartarak yetiştiren G oriot. kayınpederlerinin zenginliğinden memnun iseler de. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 4 5 Vautrin. annesi ile kızkarde- şinin mücevherlerini satarak kendisine gönderdikleri parayı harcar. Mme. Kont Mazime de Trailles: K ontes d e R e sta u d ’u n sev g ilisi. tedri­ cen açığa çıkar. makarna imalâtçılı­ ğından emekli olmuş G oriot adında biridir. Hikâye 1819 senesinde. O nun başına gelenler. b e c e rik li ve b e ş e r ta b ia tı v e ce m iy e t h a k k m d a sin ik a l (şü p h eci). Poiret: Em ekli b ir k âtip . zeki. z ü p p e ve ıs ­ lah o lm a z b ir k u m a rb a z . fakat iyi bir isinn bırakmış oteline Eugene de Rastignac adında genç bir hu­ kuk talebesi gelir. şimdi hayatı­ . Otelde kolanlann anlattıklarına göre. fakat kızlan kibirli ve müsrif insanlardır Kocalan. Bu hayatın ca­ zibesine kapılarak kendisinden geçen genç. Michonneau: Evde k a lm ış k u p k u ru b ir kız. Marquis d’Adjuda-Pinto: V isc o u n te ss d e B e a u se a n t’m sev g ilisi. böylece. hem sosyal sahada yüksele­ rek ailesinin servetini geri almayı ümit eder Yanında Viscoun­ tess de Beauseant'tan bir tavsiye mektubu vardır ve böylece. diğeri de barones. önceleri epeyce zengin ve hürmet edilen biri olan G oriot.

Vautrin de. kızın erkek karde­ şini öldürecek ve kimse bunun bir cinayet olduğundan şüphe­ lenmeyecektir Vautrin. vicdansız ve oldukça şeytanî Vautrin adında biri de vardır Vautrin. kızını ve Eugene'yi zaman zaman ziyaret eder. onun için. G oriot da böylece. Kız aynı za­ manda. Eugene.1 4 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n nı. ilkin. Kız. sathî de olsa hürmetle muamele etmesini ister. onların kaprislerini yerine getirmekle geçirir. Bu arada. babası G oriot'e. Eugene. kızın kocasının servete konacağını anlatır. sevgililerinin dahi borçlannı öder. babasının ailenin son bulmasını istemeyeceğini ve kı­ zı tanıyacağını söyler. Eugene'nin. Victorine'nin kocası olm ak­ tan daha şevklendiricidir Vautrin. o zaman kuzeni Viscontes'in tavsiye­ si üzerine. rahat bir daire tutar. sonunda Victorine'yu muvakkat . Viscontes tarafından kabul edilmek şartı ile kız. bu iş için. bu genç arkada­ şını soysuzlaştırabileceğine innnır ve onu yoldan çıkarmak için her çareye başvurur. ara sıra sokakta görür. onu evine alır. Eugene. Eugene'e Victorine'nin erkek kardeşi öldüğü takdirde. fakat babasının arkadaşı olduğunu öğre­ nince. Eugene'ye. Burada iki âşık buluştuğu gibi. Victorine'ye kur yapmasını söyler. Vautrin. Eugene'nin sevgilisi olmayı kabul eder. G oriot. Eugene'den. Fakat para suyunu çektikten sonra. Viscountess de Beauseant tarafından kabul edilmek ve sosyetede yükselmek isteyen kızkardeşi Baroness de Nucin- gen'e kur yapmaya başlar. Böyle bir durumda da. böyle bir teklif karşısında şaşkınlığa uğrar. adamın kızlannı ziyaret etmesine müsaade edilmez ve onlan ancak. babası onun kendi kızı olduğun­ dan şüphe ettiğinden. maamafih. Eugene'den kânn sadece beşte birini isten Eugene. Victorine Taillefer adında bir kız yaşar Zengin bir adamın kızı olmakla beraber. Eugene. sadece onların değil. Maison Va- uquer'de. Delphine'nin sevgilisi olmak. Victorine. sefalet içinde yaşamaktadır Otelde zeki. bu arada başka işlerin de peşindedir. vazgeçer. G oriot'm büyük kızı Countess de Restaund ile ta­ nışır ve onun kim olduğunu bilmeksizin delicesine tutulur.

Eugene vasıtasıyla davet edildiği Viskontes'in ba­ losundan başka bir şey düşünmez. perişanlık içinde geçmiştir. bir düelloda öldürülür. fakat dehşet içinde kalan Eugene. yıllık tahsisatı ödemek zorundadır. Gerçi hâlâ bu cemiyet üzerinde zafer kazanmak isterse de. Ondan sonra. Eugene ile Bianchon adında iyi kalpli bir tıp talebesinden başka kimse yoktun Gömm e masrofını onlar üzerlerine alırlar. Eugene'nin. sorumluluklannı ye­ rine getirmek için. Kızlan cena­ zeye de katılmazlar. Eugene. Babas: ölmek üzere bulun­ duğu bir sırada dahi. Victorine'nin kardeşi. polise ihbar ederler. Otelde. bu cemiyetle olan ilişkilerinde daha temkinli hareket etmeye karar verir. oyunun ikinci safhası ger­ çekleşir. Balzac. Anas- tasie. G oriot. Şimdi. Kızlannın kap­ risleri yüzünden. Ardından. bu insanlardan nefret eder. böyle olduğunu hiçbir şekilde tahayyül etmediği vicdansız ve sefil Paris sosyetesinden tiksinti duyar. onun bir hapishane kaçağı olduğunu bilen iki kişi. kendi çağını öylesine fev­ . Delphine de Nu- cingen'le birlikte yemek yer. O zaman Vautrin tevkif edilir. Bu m üphem sıfat. 10 0 Büyük R o m a n * 1 4 7 olarak kur yapmaya ve kızın kendisine âşık olmasına imkân hazırlamaya karar verir. Bu arada ihtiyar G oriot da ölmek üzeredir. ölür ve o anda başucunda. asrının en gerekli yazarlarından biri olduğu söylenir. onun bir yazar olarak başlıca rom antizm ve realizm akım larında bellibaşlı bir mevkii elinde b u lu n d u rd u ğ u nu ve kendi neslinin Fransız cemiye­ tini gayet başarılı bir tarzda anlattığından Fransız edebi­ yatındaki yerini gösterir. kocasının aile­ sinin mücevheratını satmıştır ve G oriot da. kızla evlenemeyeceğini söyler. son günleri. bir gece elbisesi için ödenmesi gereken bin frank meselesi vardır Delphine ise. Aynca. kedisini baloya götürmesin­ de ısrar eder. Eleştiri Balzac’ın. sevgilisinin kumar borçlannı ödemek için.

Toplam olarak doksan altı kitap. “gerekli” sıfatı. birbirleriyle bağlantılı yaratıkların g ruplan olarak gördü: Paris dışında yaşayan biri. Aynı zam anda. İlkin. Önceki m evkilerini yeniden . onun eserlerini okum ayan bi­ rinin. C harles ve Louis Philippe çağlarından alındı. Fakat bu şartlarla anlatılm ak istenen ne olursa olsun. N apoleon. geniş bir başlık altında toplanabi­ lir: Özel H ayattan Manzaralar. onların hepsini anlatm a ve sınıflandırm a işini yüklendi.1 4 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n kalâde bir tarzd a anlattı ki. X. Felsefî İncele­ m eler ve A nalitik İncelemeler. Balzac. d ö rt Fransız h ü ­ küm darının. d ü şünülen ve­ ya plânlanan elli rom anın daha isim leri var. bir Parisliden farklıdır ve Balzac. bir b ü tü n olarak İnsanlık Komedisi (La Comedie Hu- maine) diye bilinen rom anlarını düşünün. herkes. ekseri eleş­ tiricilerin Balzac’ı. beşeriyeti. Kır Hayatı. bir rom andan diğerine aktarılır. Louis. diğerleri rom anlarının plânı üzerinde duruyorlar. beraberin­ de h ü k ü m et m erkezinin şaşaa ve soysuzluğunu getiren C harles G randet'in d u rum unda olduğu gibi. Balzac’m sırt çevrilmeyecek bir yazar olduğunda m üttefik. Louis Philippe çağı hakkında hiçbir şey bilm esine im kân yoktur. A ristokrasiden gang­ sterlere kadar. Paris stan ­ dartları kendilerini hissettirir. XVIII. elim izde. tabiî tarihi sınıf­ landırarak ele alan büyük bilgin Linnaeus’u hatırlatıyor. S aum er’e yaptığı m u tsu z ziyarette. Rom anlardaki karakterler. köylü­ n ün çiftçiden farklı olm ası kadar. Bu zengin ve değişik cem iyetin sinir m erkezi Paris’tir. bazıları. Balzac’m eserlerinin sjnıflandınlışı. ce­ m iyetteki her sınıf insanı kapsar. R om anların ekserisi orada geçer ve Paris dışında geçenle­ rin de dahi. belirli şartlar altında övdüklerini belir­ tir. Ekserisinin konulan. Balzac’m rom anları. Bu karakterlerin toplam sayısı iki bin ka­ dar ve hepsinin hayatları. o n u n üslûbu. K itapların hepsi tam am lanm adı.

Onlar. daim a çıkar peşindedirler. 100 büyük R om an • 149 ele geçiren eski aristokrasinin sosyal liderleri şim di. onlar da tıpkı Parisliler kadar vicdansız olabilirler. da­ h a az görgülü ve k ü ltürlü olabilirse de G randet ve kızları arasındaki dahilî m ücadelenin ortaya koyduğu gibi. onlardan d aha az çıkarcı değiller. şim di güçlü o rta sınıftadır ve N ucingen gibi şaibe­ li işadam ları da. Para. ih­ tilâlde m aruz kaldıkları zorlukları telâfi etm eye çalışıyor­ lar. Balzac’m pek çok karakterleri. o n lan n günleri sayılıdır. kır hayatı hakkındaki düşüncelerinde hissî değil. aptalca bir şey olur. sosyal tiplerden başka bir şey değil­ . zira yeni in­ sanlar gelmişlerdir. Diğerleri. en trika hâkim dir. Bu çeşitli türdeki entrikalar birle­ şir. Balzac’ın ahlâkî h ü küm leri açık ve kesin. Saflık ve fazilet. Eugene G randet. Fakat Balzac’m faziletler­ den ziyade kötülüklerden şevkle bahsettiğini sanm am ak da elde değil. bir tek ihtirasın pençesine düşm üşlerdir. G rantet altını sever ve D elphine. O kuyucunun sönük ve yavan V ictorine’den fazla V autrin gibi güçlü bir karakteri hatırlam ası çok daha m uhtem el. kendilerinin. G randet gibi önceleri köylü olan in­ sanlar. Balzac’m cem iyet hakkındaki hüküm leri haşin. ister iş ve siyasette veya isterse cem iyet hayatında ol­ sun. Bir erkek. İnsanlık Komedisi’ni ahlâksızlıkla suçlam ak. belli belirsiz. bir kadına kur yapabilir veya siyasî hayatta yükselm ek için o n u n m etresi ile ilişki kurar. Erkekler. asiller sınıfına girm ek üzere. ister aşk. kadının vereceği başlığı serm aye olarak kul­ lanacağından. sosyete tarafından tan ı­ m ak ister. Balzac’ın ba­ zı çağ d aşların ın y ap tık ları gibi. A m a Bal- zac. cem iyette­ ki m evkilerinin ne olduğunu veya ne iş yaptıklarını göste­ ren form üllere hem en hem en irca edilebilir. G oriot kızlarını sever. h er şe­ yin hâkim idir. B ununla beraber. gerilerde kalm ışlardır. vicdan­ sızdır ve aşağı yukarı cem iyetin to n u n u tayin eden karıla­ rı da. N anon veya kız kardeşler Rastignaclarda olduğu gibi.

C harles Gran- d et gibi dünya görm üş biri. m e­ selâ. Baudelaire’in şiirlerinin şehri. Aynı şekilde Paris bir şehir değil. ne de ikna edicidir. M me. Yine de. B unların ekserisi. ru h î bir durum . Gerçekte. m anzara ve durum ları realistçesine gösterm e­ siyle m eşhur. hakikiden biraz daha fazla bir şey olduklarını hissediyorlar. hem en hem en oto­ m attırlar. kı­ lıksız o tu rm a odasının. Balzac. realizm den çok daha başka bir şey. m eşh u r dedektif Vidocq örnek tu tu lm u ş­ tur. bir karakter. Vauquer de. Bunun fevkalâde bir örneği. yı­ kık atm osferi ve h ü rm et duyulan sefaleti ile anlattığı Mai- son Vauquer. ne önce­ den tahm in edilebilir. bir gece içinde sâdık bir sev­ gili haline gelem ez veya centilm enlikten köle tacirliğine ve tekrar centilm enliğe kolaylıkla geçemez. Statik olm ayanları da sonunda bozulurlar. küçük bir kâtip. Perdelerdeki h er leke ve resim çerçevelerin­ deki h er sinek pisliği belirtilm iştir. N anon sadık bir hizm etçidir. sadece m uhayyilenin yarattığı bir tip olduğu sanılan parlak zekâlı ve m eş’um biri. Balzac. yazarın. şüphesiz bir realist. Mme. statiktirler. önceden tahm in edileceği üzere.1 5 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n dir: N ucingen bankacıdır. En fazla hay­ ret uyandıran karakter V autrin’dir. on parayı hesap eden b ir otel sahibesi ve Poiret de. Bu sosyal belgeleri hayata geti­ ren de. Okuyucu Balzac’ın bir otelden ziyade bir kafa yapısını. Vauquer ve onun otelinde kalanların şahsiyetlerinin projektörü olduğunu görm ek istiyor. . Ara sıra. Rastignac. fakat okuyucularının ekserisi. bu tü r anlatı­ lışın toplam tesiri. kırık dökük. göz kam aştırıcı. dejenere. rom anlarının. kırılm ış üm itler ve yıkılm ış h a ­ yatlar üzerine kurulm uş şehir. güçlü şâirâne muhayyilesidir. iyi niyet ve heyecan dolu bir halde Paris’e gelir am a soysuzlaştırılır.

ekseriya. kendisi­ ni öldürürcesine. avukatlık mesleğini bilfiil yürütmesini is­ tediği zaman. eski rejimin bir üyesi ve annesi olabiiecek yaşta Mme. platonik taban üzerinde sürdürdü . fakat Honore. Mafıallî okullara devam ettikten sonra. daha sonra kitap yayımcılığına baş­ ladı ve bu sahada daha da az başarılı oldu. Bu kitaplar ken­ disini meşhur yaptı ve tedavi edilemez bir müsrif olmasa idi. Doğum l<ayıtları. Bu konularda. bol bol kahveden başka bir şey yemedi. içmedi. bunların hiçbirinde. Balzac’ın borçlarını so­ nunda annesi ödedi. is­ tikbal ümitleri göremediler. gece gündüz yazıyordu. Balzac. Honore isyan etti. Tours’un kır bölgelerinde yaşayan bir avukattı. saat on ikiye kadar uyudu sonra uyandı. ailenin Bassa adındal^i i<öylülerden geldiğini gösteriyor ve tarif edatı “de” bir hileden başl<a bir şey değil. daha muvakkat ve halk tabakalarına mah­ sus aşk hayatını da ihmal etmedi). ertesi günün öğle üze­ rine kadar yazdı. 1829’da. oğlundan. 100 B ü y ü k R o m a n *1 5 1 Yazar Balzac adında asil bir Fransız ailesi vardır. onları gevşek bir tarzda birleştirerek. Artık. Daha sonra matbaa harfi imalathanesi kurdu ve üç sene sonra iflâs etti. Paris’te hukuk tahsil etti ve bir noterin yanında üç sene kaldı. de R a s tiq n a c veya Charles Grandet kadar sosyal merdivende yükselen biri idi Metres­ lerinden birincisi. bu ailenin bir mensubu değil. üst üste yığılan borçlarını ödemek ve yanıp tutuştu­ ğu şöhrete erişmek için yeniden roman yazmaya başladı. Bir hukukçu olarak edindiği tecrübeler.ve çılgın bir hızla. onun ça­ lışma üniforması idi. bu arada. Henüz yirmi yaşlarında iken. daha ziyade anaerkil idi ve fizikî özelliğini kaybettikten uzun bir zaman sonra dahi. iş hayatını yakından görmesine zemin hazırladı. Balzac. de Berny idi. Aralarında­ ki ilişki. Bu iş. zengin de olabilirdi. beyaz manastır kaftanını giydi -bu kaftan. Honore. Her akşam. Balzac'ıff ikinci . Ya­ zarın babası. Hikâye­ ler yığıldıkça. Balzac’ın yaşında idi. Balzac’ın büyük plânına göre tamamlanmadı ise de bu hâli ile bile hemen yüz başlık altında toplanan kitaplar yazdı. fakat eleştiriciler. kadının oğullarından biri. 1799’da burada doğdu. zamanının sosyal ta­ rihini anlatan muazzam bir eser yazmayı düşündü ve Dante’yi taklit ede­ rek. Her biri aristokrat olan üç metresi. buna daha sonraları İnsanlık Komedisi adını vereceği çalışmaya ko­ yuldu. Fa­ kat Balzac’ın babası. düzineler­ le roman ve küçük hikâye yazdı. Balzac’ın hayatında önemli roller oynadılar (Balzac. Balzac.

ikisini uzun yıllar birbirine yaklaştı­ ran aşk. Çift. Yayınlayıcılarıyla yaptığı muka­ velelerini yerine getiremediğinden aleyhine dâvâlar açıldı. karısının sevgilisine itiraz etmedi ve birkaç sene sonra da öldü. Kont. Bununla beraber. hapse girmeyi tercih etti. romanlarındaki birçok karakterlerde. İsmen Katolik’ti. kendisini genellikle. gitti. mutsuz bir evlilik iıayatı yaşadı­ ğı ve son derece zengin olduğu imâ edildiğinden. fakat çocukluğun­ dan itibaren annesinin derin tesiri altında kaldı ve annesinin de Tabiat-üs- tü felsefesini. Bourbon’ların ta­ rafını tuttu. İsviçre’de bir randevu hazırladı ve aralarındaki ilgi normal bir tabana oturtuldu. Balzac’ın dinî görüşleri muğlaktı. Balzac. yazarın bu tür görüş­ lere sahip olduğunu düşünemezse de. karısı için Paris’te bir ev yaptırmıştı ve İçini sanat eser­ leriyle doldurmuştu. Hans- ka’yı ziyaret etmek için kış aylarında Rusya’ya yaptığı seyahat sebep ol­ du. Fakat Balzac. nihayet 1840’da evlendi ve Balzac ve karısı Paris’e döndüler. Maamafih. bu konuda olur olmaz yer­ lerde konuştuğundan. Bonapartçı olarak baş­ ladı. Balzac derhal ilgilendi. çünkü konte­ . Balzac'a “yabancı" diye imzaladığı anonim mektuplar gönderiyor­ du. kadının güzel olduğu. kısmen de. Yine Sardin- ya’da Romanlılar’dan kalma bazı gümüş madenlerini yeniden işleterek madencilik yapmayı düşündü. bir diğeri kendisinden önce davrandı. İsveçli Svvedenborgain adlı bir mistiğin eserierini ihtiva eden kitaplığı vardı. kısmen çok çalışması. ha­ yatının sonuna kadar iş hayatında servet yapmak düşüncesini hiçbir za­ man terketmedi. Mme. fakat belki de Mme. Mektuplardan. bir erkek olmasından zi­ yade. Balzac’ın ölümüne. Bu bağlar arasında en roman­ tik olanı. ünlü bir yazar olduğu için bağlanan İVIarquise de Castries ile ilgili idi. Balzac. evlenmeler^den kısa bir müddet sonra uçtu. Politikaya atıldı ve Fransız Millet Meclisi’ne seçildi. Hanska adındaki PolonyalI bir kontesle sürdürdüğü ilişki oldu. hiç de övgü- cü olmayan bir tarzda göstererek öc aldı. de Berny’nin nüfuzu altında. kanunların dışında tuttu ve 1835’te Millî Muhafızlar’da hizmet görmektense. Gerçi nişanlı idilerse de Çar’ın müsaadesini almak gerektiğinden ev­ lilik gecikiyordu. Seraphita adlı romanında. Politikaya. Balzac da.1 5 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n macerası. Balzac bu arada birtakım projeler üzerinde de duruyordu ve insanın bunlara nasıl vakit bulduğuna hayret etmemesi de elde değil. edebî aslan avına çıkan ve Balzac’a. Eugânie Grandeü okuyan biri. kadını. bu gö­ rüşleri sistematik bir tarzda ileri sürer. despotik bir hükümeti teorik olarak desteklemesi­ ne rağmen. Kadın.

onun. Bronşit ve kalp yetersizliğinden. borçlan da. Hayatının son saatlerinde. sonunda. bu dünya. Dr. onun indinde tamamen gerçek­ leşti. Bianchon’un getirilme­ sini istedi. Kendisinin tahayyül ettiği dünyanın Balzac üzerindeki etki­ si öylesine derindi ki. Goriot Ba­ ha’da bir tıp talebesi olan Bianchon. hayalî karakterlerinden biri idi. . bir­ kaç ay sonra öldü. kendisinin söylediği kadar az değildi. Balzac’ın tahmin ettiği kadar büyük olmadığı gibi. Bianchon. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 53 sin serveti. daha sonraki romanlarında meşhur bir doktordur.

U zun b o y lu . D eri Ç orap. . sağ lam yap ılı. a z im li. Mohikanlar'ın Sonu (The Last of the Mohicans) Yazan Jam es Fenimore Cooper (1 7 8 9 -1 8 5 1 ) Başlıca Karakterler Natty Bumppo: (Aynı z a m a n d a . o rm a n c ıla rın fo lk lo ­ r u n u n şe re fi ve efe n d ile ri. G eyik Ö ld ü rü c ü ve İz S ü rü cü o la ra k d a bilinir). A tm aca G özü. fa k a t h a ­ in. iyi ve g ü z e l k o n u şu r. m ü k e m m e l b ir o rm a n a d a m ı ve ta b iî b ir ah lâk çı. y akışıklı. C ildi­ n in ren g i. sa k in bir ad am . Chingachgook: Asil Vahşi: D elaw are a ile s in d e n b ir M ohikan. U zun T üfek. canlı. y irm i y a ş la rın d a . Cora: A lbay’ın b ü y ü k kızı. "M ohikanlar’ın s o n u ”. o rijin in in “k a ra n lık ” ta ra fın ı o rta y a koyar. a s k e rî ve ş a h sî ta lih s iz lik le ­ rin e ra ğ m e n h ü rm e t e d ile n y a şlı b ir ad am . Magua: K ötü R uhlu K ızılderili. k o rk u ve hile b ilm e y e n K ızılderili. şid d e tli b ir d ü şm a n ve sa d ık b ir a rk a d a ş. d a h a d a asil b ir v ah şi. Albay Munro: K u şatılm ış W illiam H enry K alesi'nin k u m a n d a n ı. b e y a z la rın en b e r b a t ta r a f ­ larım alm ıştır. g ü z e l. b a z e n de filo z o f gibi k o n u şu r. az im li b ir ask er. Uncas: Oğlu. G u ru rlu ve sadık. ç o c u k ­ ların ı se v en b ir b a b a . H u ro n la rm (veya D elavvarelilerin d ilin d e M ingolar) e n k o rk u n ç t a ­ ra fla rın ı te v a rü s e tm iş ve ay n ı z a m a n d a . b a z e n b ir o rm a n ad a m ı.

şa rtla rın d e rh a l te s irin d e k alan b ir kız. Kendisine "Uzun Silâh" da denen Natty. cesur ormancı Natty Bumppo ve Kızılderili arkadaşı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 15 5 Alice: C o ra’n ın sa rış ın ü v e y k ız k a rd e şi. fa k a t u ta n ­ gaç. Champlain Gölü civarındaki ve Albay M unro'nun kumandasındaki Willi- am Henry Kalesi. Kızılderili arka- daşlan atlan gizlerken. David Gamut: U zu n . Binbaşı Duncan Heyvrard: Bir s ö m ü rg e su b a y ı. istikamete. b a k a n ın g ö z ü n ü k a m a ş tıra c a k b ir g ü z e llik te . Grupta. derhal Magua'yı yakalamak isterlerse de. ölüme hazırdırlar. z a y ıf ve h a n ta l. Hikâye Sene 1 757. h a y re t u y a n d ıra n b ir ta h a m m ü l g ü cü v a rd ır. İki kız kardeşten daha canlı ve azimli . Fakat yolları. Onlar. çalılar arasında gizlediği bir kayığa bindirerek. dehşet içinde kişne­ meye başlar ve M ingolar da. şe refli. Chingachgook ve cesur oğlu. Bu kanun kaçak­ ları. c e s u r. sa m im i. karşı sahildeki en cesur M ingo'yu seçer. İlâhi söyleme öğretmeni olan han­ tal ve egzotik David Gamut. grubu çevirdiklerini anlayan Natty. Alice M u nro'ya âş ık tır. C o ra’d a n d ö r t v e y a b e ş y a ş d a ­ h a k ü çü k . Fakat üzerlerine gelen kurtlan gören atlar. Yukarı New York'taki (Amerika). Fransızlar ve Huron Kızılderilileri (Mingolar) tarafından kuşatılmıştır. b ira z m ağ ru r. "M ohikanlar'ın Sonu" Uncas'm yolu ile birleşir. nisbe- ten güvenlik içinde istirahat edebilecekleri bir mağara vardır. Edward Kale- si'nden aynlarak Hudson nehri kıyılarından. karanlık çökünceye kadar beklemelerini ister. K ızıld erililer ve o n la rın n asıl ç a rp ıştık la rı h ak k ın d a bilg isi y o k tu r. Burada. Magua ormana kaçar. diğerlerini. Magua. İlâh ile r o k u m a k ta n z e v k a la n b ir genç. onları yanlış. yolu kaybettiğini söyleyerek. Cora ve Alice Munro. gösterişli ve nazik Binbaşı Duncan Heyward. düşmanlannm nerede olduklan- nı görerek hücum ederler. Huron bölgesine götürür. O zaman. M ingolar'ın. babalonnm yanı­ na gitmek isterler. vahşî ve kurnaz Kızılderili rehber Magua da vardır. Natty ve arkadaşlarının mermileri tükenir. nehirdeki bir adaya götürür.

kendi yollarında gitmek zorundadırlan Kale kumandanı Natty'ye. bir mektup vererek Edvvard Kalesi kumandanı İngiliz VVebb'e götürmesini isten Mektupla. W illiam Henry Kale­ si civannda yakalanın General Montcalm. Şiddetli bir çarpışma başlar ve Magua hariç. kıza. Kızılderililerden biri. Binbaşı hleyvı/ard. Hey- ward döndüğü zaman Munro. Chingachgook ve Uncas. fa ­ kat Heyvvard da Montcalm'dan tutarlı bir bilgi edinemez. Kızılderili. bir silâh sesi duyulur ve Kızılderili vurularak ölür. onlan kurtarmaya gelmiş­ lerdir. gözyaşartıcı bir tarzda kucaklaşırlar Ama kale muhasara altında olduğundan. İstemeyerek de olsa. kaleden fırlatılan bir topun kovanını yakar ve grubu sağ salim kaleye götürün Albay Munro ve kızlan. William Henry Kalesi'ne gitmek üzere tekrar yola ko­ yulun Kale. gerçi sis kaleyi düşmanlardan gizliyorsa da. kendisinin ve Kızılderili arkadaşlannın. İstirahat sırasında M agua. elindeki baltasını Alice'e fırlatın Balta kızın başını sıyırarak geçer. VVebb'in mektubu­ nu alır ve Natty'yi serbest bırakın Şahsî bir mülâkat için Mun- ro'yu davet eden M unro. onlara da yollarını kaybettirin Keskin gözlü Un­ cas. görevi hakkındaki raporundan . kendi yerine Heyvvard'ı gönderir. Cora kendi kansı olmayı kabul ettiği takdir­ de. kaçmalarını teklif eder. fakat o anda. Montcalm'ın birlikleri tarafından kuşatılmıştın Fakat kale bir sis perdesi altındadır. iplerini çözer ve kendisini vahşilerden biri üzerine fırlatır. Natty ve Heyvvard. onun elin­ den kurtulur ve bıçağını indirmek üzere kaldınr. David Gomut ve genç kızlan yakalarlar Cora. Gazaba gelen M agua. yardım istenmektedir VVebb'in cevabî mektubunu getiren Natty. Huronlar.1 5 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n olan Cora. maamafih. Alice'i serbest bırakacağını söyler Cora tiksinerek redde­ der. Kızılderili­ ler yakalanın Natty. Notty. on­ lan takip ettiklerini anlatın Grup. seni bununla öldürürüm dercesine baltasını gösterir. Uncas ve Chingachgook kendilerini akıntıya bırakır ve orm a­ nın karşı tarafında kıyıya çıkarlar. Heyv^ard. bir dal parçası ile geçtikleri yollan işaret ederse de. Natty.

Cora'yı. hapisten kaçan G am ut'u görürler. bu ayının mahallî bir sihirbaz . civardaki Delaware aşiretine götü­ rür. Huronlular'ın kampına geldikleri za­ man. Huronlar. şerefli bir şekilde teslim olmak imkânlannı verece­ ğini söyleyince. Hu- ronlar. Fakat melez ilk karısından olan Cora'nın reddedildiğini düşünen Munro. Heyvvord hiç de samimî olmayan bir tareda. M ontcalm. kaleden ayrılan bir grup kadın ve çocuğa saldırır. Uncas yakalanır ve Huronlar. kendilerine. esirlerini. durumun kendi aleyhin­ de olmasına rağmen çarpışacağını söyler. birlikler arasındaki Kızılderililer'in vahşeti­ ne mâni olamaz. o zaman. Liderleri M agua. kendisinin lideri olduğu Huronlar'ın kampına götü­ rür. tekrar Cora ve Alice'i ve -kızlan ko­ rumak için elinden geleni yapan. Heyvvard. M unro ve Heyward'la birlikte onlann peşindedir. kadının yanına götürül­ meden önce. hislerini açıklamasını ister. kendisine lekeli bir kimse olarak bakarlar. Munro kabul eder. onlara yardım gönderemeyeceğini ve bu yüz­ den teslim olmalannı tavsiye eden VVebb'in mektubunu göste­ rir Büyük bir ümitsizliğe düşen Albay. Fakat Natty ve Kızılderili arkadaşlan.) Alice'i onla­ ra bırakan M agua. zerrece merhamet duymaksızın hepsini ö l­ dürürler. Heyv/aH. Kızılderililer. G am ut'un çılgın olduğunu sanmışlardır. Magua. onlann lideri olmakla beraber. Heyvvard. Alice'i sevdiğini itiraf eder. Fakat Montcalm. Munro'nun düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyince Albay. bir ayı Heyvvard ve Huron Kızılderilisi'ni takip eder Huron. (Magua. hastalıktan tedavi eden bir kimse sıfatı ile Huron kampına girmeye karar verin Kızılde­ rililer muvakkaten kabul ederler ve hatta biri çocuğunun has­ ta kansına bakmasını ister. Heyward'ın raporunu dinler ve onunla birlikte Montcalm'ın ya­ nına gitmeye karar verir. Lâkin Montcalm. viski içtiği için. ona ne yapacakla- n üzerinde bir toplantı yaparlar Hasta kadının yanına giderken. Heyward'ın Alice'e âşık olm a­ sını tasvip etmez.G am ut'u yakalar. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 5 7 önce.

bir nişancı olarak inanılmaz yeteneğini göstererek kim olduğunu belli eder. Grup yeniden Delavvare kampına ulaşır. Ka­ dını tedavi etmesi için yalnız bırakıldığı zaman. Tamemund. Fakat M agua. zira Delavvare kanunlarına göre. fakat Cora. bütün İngiliz esirlerinin kendisine verilmesini isteyen Ma- gua'nın sözlerini dinler. Hey- v^ard ve Natty Alice'i alarak Delaware kampına kaçarlar. kızın yerini almak isterse de. Tamemund kabul eder. Natty kendisini zararsız hale getirir. on­ lann peşindedir. güneş batar batmaz. Yaşlı Delavvare aşiret başkanı Tame- mund. pe­ şinden geleceğini söyler. Uncas'ın avcılık gömleğini yırtar ve hayretle geri çekilir. kendisinin yerini alacağını söyler. bu da. Heyvard. Çünkü. iki adamı ile birlikte Cora'yı . aralannda Heyv/ard ve Natty'nin bu­ lunduğu Delavvareliler. Cora'yı talep eder. iki kız kardeşin kendisine verilmesini ister ve Natty'yi şikâyet eder. Natty. Uncas'ın cesur tutumu Delawa- reliler'i hayran bırakırsa da. Magua'nın isteği kabul edilir. onlann karşısına çıkarsa da. Delav^areliler'den biri. M agua. Tamemund. Güneşin batmasıyla. onnu öldürülmesini talep eder. fakat M agua. "Uzun Silâh" olduğunu söyle­ yince. altında Natty Bumppo vardır! Bero- berce Alice'in hapsedildiği mağaraya giderler. Uncas. Delav/areliler'in çıktıklan Mohikanlılar'ın totemleridir. Heyvvard. Magua alaylı bir kahkaha kopanr ve aynlır. M agua.1 58 • 1 0 0 Büyük R o m a n olduğunu bilirse de bunu bilmeyen Heyward heyecanlanır. Magua'ya. Magua'nın peşine takılırlar Öldürücü bir çarpışma başlar. fev­ kalâde bir şekilde işlenmiş küçük bir kurbağa vardır. Uncas'ın da konuşmasını ister. Savaşın Delavvareliler'in aleyhine gittiği bir anda civarda saklanan Albay ve Chingachgook meydana çıkarlar ve savaşın kaderini tayin ederler Huronlar mağlup edilir ve kaçarlar. maamafih. Natty. daha sonra tekrar H uronlar'a döner ve ayı elbisesi ile Uncas'ı kurtanr. ayının kafasını çıkardığını görür. kız onun esiridir Kartal gözlü. Uncas'ın göğsünde. şimdi Uncas'a hürmetle muamele eder ve onun.

cesur ve inanılm azcasına m aharet sahibi öncüler. Öyle görülüyor ki. M agua. tasavvur edilm eye­ cek hâdiseler. Hü­ zünlü bir gömme töreninden sonra. A m erikalılar ve Avru- palılar’ın kafalarında bir “Kızılderili” ve “A m erika’ya ilk yerleşen” im ajını derinden yerleştirdi. uzun yazarlık haya­ tı boyunca. N atty bir genç iken yazıldı. Bu kitapta. Mohikanlar’tn Sonu (1826) ve İz Sürücü (1840) N atty yetm işinde iken yazılan Öncüler (1823) ve seksenini aşkın bir ihtiyar iken yazılan Yayla’dıı. Geyik Öldürücüsü (1841). m edeniyetin. karakterlerin etkisiz konuşm aları. kayalar arasından kaçıp kaybolacağı sırado. 100 büyük R om an • 159 yakalar ve kaçırır. büyük ve balta girm em iş orm anlar. Bu. Uncas'ı öldürürken. plânın. artık onu silm ek de m üm kün değil. Delaware kampı mateme bürünmüştür. Uncas peşlerinden giderse de. m aalesef fenâ halde tah rif edilm iş bir imaj. fakat Natty. bu. B ütün bu rom anlar arasında en cazip olanı Mohikan­ lar’tn Sonu’dur. Eleştiri C ooper’in Deri Çorap Hikâyeleri. tekrar tekrar başladığı yere gelm e­ . sadece inanılm az değil. bütün beyazlar kendi me­ deniyetlerine dönerler. M agua. C hingachgook'ia birlikte geride kalır. bir diğer Kızılderili de Cora'yı öldürür. m u h telif zam anlarda basılan rom anları. A m erika’nın bâkir ve geniş panoram ası görülür. tedricen ve m ü tered d it kabul edilişi. kova­ lam alar peşinde ve kurtarm alarda görüyoruz. A m e­ rika’nın ilk çağlan hakkında güçlü bir efsâne yarattı. alba­ yın ve cesur kızının ölümü C hingachgook'u kedere boğar. Asil oğlunun. bir kurşunla temizler. asıl Chingachogook ve onun daha asil oğlu U ncas’ı heyecanla takipler sırasında. C ooper’in. N a tty ’nin otuz beş ve otuz dokuz yaşları arasın­ da yazılanlar. Deri Çorap’m krono­ lojisine göre. onun ölü­ mü olur. habis ve asil vahşiler. Notty.

İngiltere’de ge­ çen nazik ve ahlâkî ve hikâye üzerine Precaution adlı kitabını yazdı (1820). Mohikanlar’ın Sonu’ndaki okuyucuyu soluksuz bırakan hareketler. bir şilepte çalışarak İngiltere’ye gitti. Cooper 1806’da. “bütün edebiyattaki en güzel. M ark Twain. aktif bir kır centilmeni olarak yetişti. Cooper. en parlak m anzaralar” diyor). büyük ve devamlı popülaritesini haklı çıkarıyor. orm anların. Mohikanlar’ın Sonu. Amerikan istiklâl Harbi sırasında şiddet­ le İngilizler’in tarafını tutmuştu. . b ü tü n bu m enfî tenkitleri kom ik bir tarz­ da belirterek. 1789’da Amerika’nın New Jersey eyaletin­ de doğdu. yani Cooper’in kasabasıdır). kam pların ve yerleşim bölgelerinin canlı m anzarası (D. Cooper 1811’de zengin bir toprak ağasının Susan Augusta Del Lancey adındaki kızı ile evlendi. tabiatla başbaşa ge­ çen bu hayatında (Kızılderililer çok daha önce ayrılmışlardı). pastoral görüntüleri. A m e­ rika’da ilk yerleşenlerin şâirane. Amerikan Donanması’nda üç sene subay olarak hizmet gördü ve babasının ölümü üzerine. Lawrence. Bir sene sonra yayınlanan ve Amerikan fonu üzerine Amerikan karakterleri ile işlenen The Spy (casus) çok daha önemli bir eserdi ve halk arasında muazzam bir tarzda tutundu. kendisini hâlâ okutuyor.160 • 100 B ü y ü k R o m a n si. Bu aile. ailenin malikânesini yürütme işini yüklendi. fakat daha sonraları. Fakat Cooper. baba­ sının tavsiyesi üzerine. Böylece. ro ­ m anın. fakat bir arkadaşının odasına patlayıcı madde koyarak küçük bir in- filâke sebep olduğundan üniversiteden kovuldu. Cooper’in romancı olacağını kimse sanmıyordu. Yazar James Fenimore Cooper. bu sözünü yerine getirmesini istedi. babası New York eyaletinin güneyin­ de Otsego gölü civarında yerleşti. Cooper bir yaşında iken. kan- sına. A m erikan edebiyatındaki en büyük m acera rom anlarından biridir. burada büyük bir toprağı vardı (bugün Cooperstown. Özel olarak yetiştirildikten sonra Yale Koleji’ne girdi. Fakat 1819’da. Karısı. yarat­ tığı devamlı heyecan. C ooper’in bir hikâye anlatm aktan âciz oldu­ ğunu söyledi. H. beraberce okudukları bir romandan daha iyisini yazabileceğini söy­ ledi.

Halkın ekseriyeti kitapta yazılanların doğru olduğunu ka­ bul etti. Bu tenkitlerini Amerikan Demokratı adlı kitabında topladı (1838). Cooper’in hayatının son on yedi senesi (düşmanlannın genellikle gö­ remedikleri). bütün dünya onun. . 1851’de Coopers- tovvn’da öldüğü zaman. kendi mülkiyetine de sık sık tecavüz ediliyordu (Cooper genel­ likle bu hücumlara başarı ile karşı koydu) Cooper. Canlı ve hareketli hikâyelerin yer aldı­ ğı bu kitaplarda. İz Sürücü (1840) ve Geyik Öldürücü (1841). Amerika’yı haksız tenkitleri karşısında Amerikan milliyetçiliği­ nin tesiri altında Amerikan Inanışlan adlı kitabını yazdı (1828). jngilizler’in. hem sıhhatini kazanmak hem de kitaplarının telif haklarını korumak için. Avrupa’da iken. Fakat ül­ kesine döndüğü zaman. aristokratik sosyal prensiplerle demokratik siyasî prensiple­ rin savunulması mücadelesi uğrunda geçti. Natty Bumppo’nun hayatı ile ilgili olan ve Amerika’nın “vahşi” tabiatının “medenîleştirilmesi” üzerinde duran Deri Çorap Hikâyelerdir: Öncüler (1823) Mohikaniar'ın Sonu (1826). Amerika’nın ilk büyük roman­ cısı olduğunu kabul etmişti. Aleyhinde bir sürü dâvâ açıl­ dığı gibi. Yayla (1827). Avrupa’da yaşadı. sosyal kitaplar ve denizcilik tarihi ile ilgili eserler de yaz­ dı. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 6 1 Cooper. Pilot The Red Rover {^828) ve İki Amiral (1842) bilhassa tutundu. ayrıca se­ yahat kitapları. otuz bir yaşından ölümüne kadar. Tabiî bunlar arasında en önemli olanları. denizcilik tarihinin gerçek vakıaları da anlatılır. otuz üç roman. Coo- per’in deniz hikâyeleri arasında. Cooper (1826’dan 1833'e kadar). Jackson demokrasinin Amerika’da yarattığı de­ ğişiklikleri tenkit etti.

b e ş e rî b ir y a ra tık ta n z iy a d e bir v a s ıta d ır. A hab'ı b u s a p la n tıs ın d a n v a z g e ç irm e k is te r s e d e b a ş a rılı o lam az. A hap’ın m ız ra k ç ısı. Queequeg: V ü cu d u d ö v m eli b ir y am y am . Fedallah: E srare n g iz b ir Parsi. F lask’ın m ız ra k ç ısı. S tu b b ’u n m ız ra k ç ısı. Ahab: P e q u o d ’u n k a p tan ı. İsm ail'in c e s u r ve m ü şfik y o ld a şı. Flask: P e q u o d ’u n d ö rd ü n c ü k ap tan ı. h a y a tta k i fo n k siy o n u b a lin a ö ld ü r ­ m e k te n b a ş k a b ir şe y o lm a d ığ ın d a n . b ü tü n b e ş e rî h is ve s e m p a ­ tile rin d e n a rın m ış m alû l b ir adam . c e s u r ve m ak u l b ir ad am . k a p ta n y a rd ım c ısı Star- b u c k ’u n m ız ra k ç ısı. . H ikâyeyi a n la ta n kim se. ta b ia t ü s tü y e te n e k ­ lere s a h ip o ld u ğ u n a v e ş e y ta n î k u v v e tle rle de işb irliğ i y a p tığ ın a in a ­ nılır. Starbuck: P e q u o d ’u n ikinci k ap tan ı. d ik k a tsiz . M oby D ick a d m d a k i b ü y ü k b e y a z b a lin a n ın am a n v e rm e k s iz in p e ş in d e g ittiğ in d e n . k a ra d a k i h a y a tın d a n ü m itsiz liğ e d ü ş tü ­ ğ ü z a m a n d e n iz e aç ıla n b ir genç. Tashtego: Gay H ead a ş ire tin d e n b ir k ızıld erili. d ü ş ü n c e s iz . Daggoo: İri y arı b ir zen ci. k o rk u su z . Moby Dick Yazan Herman Melville (1 8 1 9 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İsmail. Stubb: P e q u o d ’u n ü ç ü n c ü k a p ta n ı.

Gemi ancak limandan iyice uzaklaştıktan sonra. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 63 Papaz Mapple: New B ed ford lim a n ın d a k i B alinacılar K ilisesi'n in g ay et iyi k o n u şa n v aizi. malûl bir adam dır Güya şey­ . Gerçi Elijah adlı güngörmüş ve tecrübeli bir denizci onlara. vücudu döv­ meli Queequeg adlı bir yamyam olduğunu dehşetle görür. Hikâye Yanında pek az para kalan ve karadaki hayatı kasvetli bu­ lan İsmail. Pe- quod'la gitmemelerini ikaz ederse de. Fakat aynı odada kaldığı kimsenin. O gece aynı odada kaldıktan son­ ra. kendi içimizden yükselen emirlere kar­ şı gelmeliyiz. balina avına çıkan gemilerden birin­ de iş bulmak ümidi ile Nantucket'e gider. Yolda (gemide) Q u- eequeg. kaptan Ahab görünür Adeta bronzdan yapılmış intibaını uyandıran uzun boylu. denize açılmaya karar verir. "Eğer biz Al­ lah'a boyun eğeceksek." İsmail. Queequeg ve İsmail arkadaş olurlar. kendisi ile alay eden kaba bir Amerikalı'yı önce ikaz eder. Pequod gem i­ sini bulurlar ve Queequeg'in mızrağı büyük bir maharetle kul­ lanmasından ötürü. Ertesi sabah pazar o l­ duğundan İsmail Balinacıların Kilisesi'ne gider ve bir zamanlar balina avcılığı yapan Papaz M apple'in vaazını heyecanla din­ ler Papazın o günkü konuşmasının ana tezi şudur. New Bedford'a gider ve Spouter hanında kalır. nasıl asil bir insan olduğunu daha sonra anlayaca­ ğı Queequeg ile birlikte. Fakat Queequeg ger­ çekten sevimli bir insandır. daha sonra denize düştüğü zaman. geniş omuzlu Ahab. atlaya­ rak onu kurtanr. New York'un M anhat­ tan kasabasından ayrılarak. Adam bir Congo mâbuduna tapar ve balta olarak kullandığı âleti aynı zamanda tütün çubuğudur da. geminin sa­ hipleri İsmail'e çok küçük bir ücret vereceklerini de söylerler. Nantucket'e geldikleri zaman. onlar bu sözlere aldınş- etmezler. fakat adam. derhal işe alınırlar Maamafih.

164 • 100 B ü y ü k R o m a n tanlarla yaptığı mücadele sonunda aldığı yara. Flask'inki de iriyan bir zenci olan Daggoo. geminin bütün mürettebatını güvertede toplayarak. Bir ayağı beyazdır. büyük şişeler içinde rom (bir çeşit içki) verir. Nihayet. ellerindeki mız­ rakları. Ardından. kumanda ettikleri balina kayıklannda. bu onun şeytanlarla muharebe halinde oldu­ ğunu göstermektedir. Ahab'ın azim ve gücü­ ne sahip olmadığından başanlı olamaz. sadece geçimi için balina avlar. mızrakçılardan. Çok geçmeden Ahab'ın ne yapmak istediği anlaşılır: Her ne pahasına olursa olsun Moby Dick'i bulacak ve onu öldürecek­ tir. mızrakların oyuk kısımlarını içki ile doldurarak Moby Dick'in ölümü için iç­ melerini ister. beyaz saçların­ dan yüzüne kadar iner. silâh çatarcasına çatmalarını ister ve her bir mızrağın ortasından tutar. düşüncesiz. balinaların öldürülmesinde beşerî bir vasıtadan başka bir şey değildir. dikkatsiz. Daha sonra. Pequod denizde seyrederken diğer gemilere rastlar ve ha­ ber alıp vermek için durur. balina yağı ile dönen Bac- helor vardır Bu geminin mürettebatı. sözlerinin mürettebat üzerinde gerçekten derin bir iz bıraktığına emin olmak için. parayı ona vereceğini söyler. geminin ana direğine. İkinci kaptan Starbuck cesur. altın bir İspanyol parası çiviler ve beyaz balinaya mızrağı ilk defa kim indirirse. Üçüncü kaptan Stubb. Moby Dick. Her birinin. mizaçlanna uygun birer mızrakçılan vardır: Starbuck'ın mızrak­ çısı Queequeg. şimdi onlan Amerika'ya götürmekte­ . hepsine. büyük bir balinanın dişlerinden yapılmıştır Dehşet saçıcı hikâyelerin kaynağı. Ahab. Uç kaptan yardımcısının. hayret uyandırıcı çelişkili özellikle­ ri vardır. fakat mantıkî bir insan­ dır. Stubb'inki Gay Head Kızılderilisi'nden Tashte- go. onun bacağını koparmış­ tır. iradesinin kuvveti ile yardımcılarından. kor­ kusuz biridir. kısa bir müddet sonra. mu­ azzam bir beyaz balina. Palinezya adalarında yer­ li k d a r h evlenmişlerdir. Dördüncü kaptan Flask ise. Ahab'ın manyakçasına saplantısına sadece o karşı gelir ise de. Limana.

Kaptan. Starbuck. garip kehanetler söyler Ahab bunlan anlam adı­ ğından iyiye hamleden Fedallah. içinde kapta­ nın on iki yaşındaki oğlunun da bulunduğu bir balina kayığını kaybetmiştir. Suratı daima asıktır. genç kansının ve çocuğunun verdiği zevkleri red­ dettiğini göstermek için. Ahab'm insanlıktan gittikçe uzaklaşmasının sembolü Fedal- lah'tır Parsi (ateşe tapan Iranlılar) gruplarından birinin lideri olan bu adamı Ahab. Alevim si'parlak yuvarlaklann geminin direk­ lerinin uçlarını yaladığı büyük bir fırtma sırasında Ahab. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 65 dirler. Fedallah. kimseye göstermeden gemiye almıştır. geminin derinlik ölçen cihazını parçalar. şeytanın adı­ nı söyler. kendisini beşerî durumlardan uzak­ laştırır Evinin. geminin dem ir­ cisinin yaptığı mızrağı. Jereboam adlı gemi ise. kaybolan çocuğun araştırılmasına katılmayı kabul etmez. denizde boğulmaktan kurtanlan. Ahab. yan-deli Pip adındaki kü­ çük bir Zenci çocuğudur. zaman za­ man. Parsi'nin gözü önünde. hiçbir netice alamaz. Ahab'm uzun yıllar arkadaşı olmasına rağmen. belki ay­ nı zamanda onun şeytanî ruhudur da. yelkenci iğnelerinden pusulalar yapar Fedallah. Ahab'm biraz olsun İnsanî hislerle muamele ettiği tek kişi. her geçen gün. Allah'ın adını değil. şimşeğe meydan okur Fırtına. ölümden önce iki cenaze . Ahab'm ne cenaze arabasına ne de bir tabuta konacağını söyler. Ahab'm mızrakçısı ve Ahab herhangi bir şeytanî ha­ reket yaptığı zaman daima yanında bulunduğundan. küfreder. ondan mürettebatı düşünmesini isterse de. beyaz balinanın Tann olduğunu söyler. Ahab. üç putperest mızrakçının kanlanyla vaf­ tiz eder ve bu işi yaparken de. fa ­ kat Moby D ick'i hiçbir zaman unutmaz. Ve en üzücü olanı da Rachel'in başına gelenlerdir: Bu gemi. Ahab. Moby Dick ile yaptığı mücade­ lede yara almıştır ve gemide bulunan Gabriel adındaki çılgın bir kâhin. Ahab. ümitsizlik içinde olduğu yüzünden anlaşılır. pusulalann yönünü değiştirince Ahab. piposunu denize atar. ayağı­ nı Parsi'nin üzerine koyar ve bir eli ile de geminin ana direği­ ni tutarak.

bu defa dehşet saçar. mızrak iplerini karıştınr ve Ahab'ın balina dişinden yapılmış ayağını parçolar. . Ahab. yerini belli eder Ahab. bir gün önce kendisine saplanan mızrağın ucunda Fedallah'ın vücudundan parçalar bulunduğu görülür. kırık mızraklar görülür Balina kayıkları hemen denize indirilir Moby Dick. Balinanın çevre­ sinde yüzlerce deniz kuşu uçuşmaktadır. üç kayığı da devirir. Ame­ rika'da yetişen bir ağaçtan yapılmıştın Ahab'ın kayığı. mızrak hedefine isabet etmez ve Ahab. mürettebat Moby D ick'i görür. Ertesi gün Moby Dick'in nefes verirken çıkardığı su sütunu. hâdisenin kötüye alâmet olduğunu söylemek isteyen Starbuck'a istihza ile sırt çe­ virir. Parsi'nin kehanetinin bir kısmı doğrulanmıştır: Fedallah. ikinci cenaze arabasıdır. balinanın peşinde gitmekten vazgeçmez. kıran Bu dehşet uyandıncı hâdise sırasında Fedallah kaybolur. Önceki iki gün aldığı mızrak yaralannın gazaba getirdiği balina. Dev balina. Balinanın muazzam sırtında. Ahab'ı ve Par- si'yi denize fırlatır. Birincisini. Aylarca süren yorucu bir takipten sonra. onları birbirinden uzaklaştı­ rır ve bu arada. peşinden gelenleri aldatır. Ahab'dan önce ölecektir. ikinci defa olarak Starbuck'un sözle­ rini dinlemez. Gemiye alınan Ahab. Ahab'ın pilotu olm ak için ondan önce gitmiştir. aniden Pequod'un kara gövdesini görür ve hızla üzeri­ ne giderek olanca kuvvetiyle gemiye çarpar Gemi derhal yan yatar ve yavaş yavaş batmaya başlar. İkincisi de. hafif­ çe meydanda olan bafindan çok yüksektedir. tekrar görülür ve kovalama yeniden başlar. fâni olmayan eller yapmıştır. Kehanetin ikinci kısmı da gerçekleşmek üzeredir: Pequod. Amerika'da yetişen bir ağacın kerestesinden yapıl­ mıştır Üstelik. kayıkla­ rın aralarına girerek suyu karıştırır. onun pilotu vazifesini görecek. yine balinanın peşindedir. beyaz balinanın yanına gelir ve elindeki mızrağı Moby Dick'in üzeri­ ne fırlatın M aamafih. Gazaba gelen balina. Ahab bir iple öldürülebilir ve Fedallah da.166 • 1 0 0 Büyük R om a n arabası görecektir. Hayvanın göz kamaştınrcasına parlak sırtı. Ertesi gün Moby Dick.

Böylece kapalı tabutun içinde dalgalar üstünde kalan İsmail. ancak o zam an kendisini belli etti. M oby D ick’i güçlü olduğu b ir zam anda kalem e aldı. “Ben hayatım ı. Gerçi bu hikâyeler. Pequod'dan denize düşmüştür.” Öyle anlaşılıyor ki. yirm i beş yaşım dan itibaren başlatırım . sınırlı bir dünyadır. anlatılmak isteneni tak­ viye etmezlerse de. böylece şâirane. M onom anyak kaptan ve peşinden gittiği m uaz­ zam balina. balina avı ile geçinenler. İp boynuna sanlır ve derhal kayıktan denize düşer ve hemen ölür. heyecanlı m aceralar ve dram atik çatışm alar da var. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 1 6 7 kendisine çarpmaması için eğildiği zaman. Moby D ick’in. sadece b ir balina gem isi değildir. Sadece İsmail kurtulur. Tabut. ken­ disinde hiçbir gelişm e görm ediğini yazdı. küçük. “hayatını kurtarm ak için yüzm eye zorlayan” bir derinliği var. m aksadını değiştirdi. M elville. Eleştiri M oby Dick. oldukça ko­ m ik bir balina avcılığı olarak ele alm ak istedi ise de. yirm i beş yaşına kadar. Parsi'nin keha­ neti şimdi tümü ile doğrulanmıştır. Bir m ektubunda. realist. balinalann alış- kanlıklan hikâyede sık sık yer alıyor ve böylece. M oby Dick’i. Ahab. bir iple öldürülmüş­ tür. balina çeşitleri. insanı. hâlâ kaptanın oğlunu arayan Rachel tarafından kurtanlır İsmail'in hikâyesi boyunca. balina avı hakkında bölümler araya sıkıştınimıştır. bir fon vazifesini görürler ve bir sembolizmi işaret ederler Balinalann nerelerde bulunduklan. hüm orlu. yüce ve derin bir kitap. Yazı sahasındaki gelişme. Ü slûp. rom antik ve gerçek. A rtık Pequ- od. balinanın vücudu. k itap ta realist yaratıklar olarak gösteriliyorsa . hikâyeyi de de­ rinleştiriyorlar. Queequeg'in yaptığı bir tabutun içi­ ne girer. canh bir hareket. Hikâyede. yirm i ikinci bölüm den sonra.

ailesi New York eyaletinin Albany şehrine taşındı ve Herman da iki sene müddetle Albany Akademisi’ne devam etti. ırgatlık ve geniş bir eğitimi olmamasına rağmen. iyiyi ortadan kaldırm ak isteyen. Fakat bir eleştiricinin söylediği üzere. "cebirde olduğu gibi” herkesçe “kabul edilm iş bir cevap üzerinde durm ak. “en iyi bir deniz hikâyesi”. Ve aynı zam anda. çeşitli işlerde çalıştı. Belki daha iyi bir iş bulamadığından. bir gemicinin hayatındaki romantik bütün kavramları yıktı. Dört se­ . vakıaları olduğu gibi kabul etm esi gerektiğinden. bazı eleştiricilerin de söylediği gibi. Beş sene müddetle kâtiplik. çılgın veya sorum suz veyahut hedefini yanlış seçen biri m idir? Bunlar. on sekiz yaşında iken gemici ol­ du ve Liverpool’a giden şilepte kamarot yardımcısı olarak çalışmaya baş­ ladı. Ü stelik bazı m eselelere. çok iddialı bir şey olur. deli. aynı zam anda. yoksa kâinatın kötülüğüne ve kötü ka­ dere karşı gelen biri m idir? Yoksa A hab sadece bir. on üç yaşındaki ço­ cuk.1 6 8 • 1 0 0 Bü yü k R o m a n da. Ahab. sem bolik şekiller. On bir yaşında iken. Yazar New York şehrinde doğan Harman Melville (1819). b ü tü n sözlere kulak tıkayan bir adam ın da destanıdır. ortaya sürülen ve “cevaplandırılan” sual­ lerden sadece bir tanesi. Al­ lah ’a karşı çıkan veya kendisini bir Tanrı yerine koyan bi­ ri m idir? Ahab. herkesçe kabul edilecek cevaplar da veri­ lem ezdi. öğretmenlik bile yaptı. h er okuyucunun kendisinin yorum layacağı büyük ve m uğlak yaratıklar hâline gelirler. Gemide gördüğü zulüm ve Liverpool’un kenar mahallelerindeki se­ falet. okuyucuyu “derine dalm aya” sevkeden bir kitap ise. aynı zam anda. okuyucunun düşüncesine m eydan okuyan. Çok borç bırakarak ölen babası ardından. “balina avcılığı destanı ve an- siklopedisi”dir de. yaradılışın sırrını anlam aya çalışan bir kahram an mıdır. İskoç-İngiliz ve Hollanda asıllı idi.” E ğerM oby Dick.

Yamyamlarla geçirdiği ha­ yatı anlatan Typee (1846). . yerliler arasında dolaştı. romandan ziyade bir allegori (remiz ve kinayeli hikâye) fakat mizahî yorumlarında fevkalâde olmasına rağmen muğlâk ve bu yüzden. Gerçi bu hayat. 1847’de evlendi ve aile yükümlülüklerinden ötürü. 1891’de öldü. Güney Denizlerinde balina avcılığına çıkan Acush- nef adlı bir gemide çalışmaya başladı. ve Birleşik Amerika’nın bir harp gemisindeki son yolculuğu üzerinde VVhite Jacket (1850). onun tecrübesini zenginleştirdi ise de. denizcilik hayatı da sona ermişti. tahammül edilemeyecek derecede idi. Melville. Liverpool’a yaptığı ilk yolculuğu anlatan Redburn (1849). Fakat öldükten sonra. Melvil- le’nin şiirleri. Hemen hemen tamamen unutulmuş olarak. Acushnet ile deniz çıkmasından üç sene sonra Boston’a geldiği zaman. şöhreti bir anda yükseldi. Mardi (1849). böylece bir arkadaşı ile birlikte Mar- quesas adalarında gemiyi terketti ve bir ay. Başka bir iş bulamadığından. yazarının beğenmediği romantik yarı otobiyografik hikâye anlatış türünden uzaklaştı. New York gümrüğünde müfettiş oldu ve 1886’ya kadar bu işte kaldı. bir başkaldırmada yer aldıktan ve kısa bir müd­ det için hapsedildikten sonra. biyografik romanları gibi hiç tutunmadı. ilk dört kitabında belirtti. Eleştiriciler. Daha sonra kitapları da tu­ tulmadı ve yazarın verimi ondan sonra düştü. Nihayet. Ondokuzuncu asır Amerika’sının yazarları arasında kitapları en fazla okunan ve kendisin­ den en çok bahsedilen iki kişiden biri oldu. konferanslar vermeye başladı. Melville. Diğeri Mark Tvvain’dir. hem beğenmediler ve satış hiç de iyi değildi. Gemideki hayat şartları. {Mardi gibi). Bir zamanlar sırt çevrilen Herman Melville. 1866’da. mecmu­ alarda yazmaya. misyonerlerden ziyade onların yanında kaldı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 69 ne sonra Amerika’ya döndüğü zaman. okuyucuyu mem­ nun etmekle beraber. bugün Amerika’nın en büyük romancılann- dan biri olarak kabul ediliyor. Fakat yine. Tahiti'deki maceralannı anlatan Omoo (1847). kitabı. Honolu- lu’da on dörtjıafta bir jimnastik salonunda çalıştı ve Amerika’ya giden bir askerî gemiye er olarak girdi. Melville’in büyük romanı Moby Dick. hem beğendiler. Tahiti civarında Eimeo’da gemiden ayrıldı. balina avına çıkan bir AvustralyalI gemi kendisini kurtardığı zaman mem­ nun olmuştu. Melville yazmaya başladı ve denizde geçirdiği tecrübeleri. kendisini karada tutacak iyi bir iş bulamadı ve bu defa. Güney Pasifik’te avlanan bir balina gemisi ile Havvaii’ye geldi. hikâyeleri ve romanları tekrar tekrar basıldı. Typee adlı yamyam bir aşire­ tin misafiri oldu.

fa k a t T o m ’u n k e n d is in e en fa z la ih tiy a ç h iss e ttiğ i b ir z a m a n d a . k e n d isin i fe d â e d e n k arısı. o n u n İn sa n î s e m p a tile rin i k ısa b ir m ü d d e t için ö rte r. Eliza Harris: Sevim li. T o m ’u n. “o ld u k ç a iyi b ir in ­ s a n ı. Arthur Shelby. sâ d ık . m ü te v a z ı. fa k a t ısla h o la b ile c e k b ir ad a m . Chole Teyze: M eşh u r b ir aşçı. Tom Loker: Bir köle av cısı.” iyi ta b ia tlı v e m ü srif. Emily Shelby: K arısı fe v k a lâ d e b ir h a n ım . K en tu ck y ’deki e fe n d isi. Senatör John Bird: A slın d a iyi b ir in sa n . fa k a t sa h te p r e n s ip le r ve o p o r tü n is tik p o litik a. . Harry: Son d e re c e se v im li ço cu k ları. s â d ık b ir h iz m e tç i. iyilik y a p m a k ta azim li. T o m ’u n . Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) Yazan Harrlet Beecher Stowe (1 8 1 1 -1 8 9 6 ) Başlıca Karakterler Tom Amca: Z enci b ir köle. Dan Haley: H içbir b e ş e rî y ö n ü b u lu n m a y a n b ir köle taciri. n a z ik . c e s u r b ir köle. George Harris: E liza’n ın g u ru rlu ve zek i kocası. k e n d i çıkarı p e ş in d e g id e n o rtağ ı. o n a y a rd ım e d e m e y e c e k k a d a r g ü ç sü z . Marks: O n u n k u rn a z .

C lare’n in evini k a rm a k a rış ık b ir şe k le so k a n y a ra m a z k ü ç ü k b ir ze n c i kızı. in a n ışı ve iy ilik sev erliğ i d e ğ ild ir. kansı Emily. Clare: V erm o n t e y a le tin d e k i k u zen i: Yeni İn g ilte re d e n e n b u b ö lg e h a lk ın ın iyi v e k ö tü ta ra fla rın ı te c e s s ü m e ttire n b ir kad ın . C ana y ak ın . Çiftliğin sahibi Arthur Shelby. ş e fk a t ve fa z ile tin i m u h a fa z a e d er. fa k a t ü m its iz ve d e h ş e t iç in d e b ir köle. âdeta bir insan muamelesi yapılır. Simon Legree: T o m 'u n so n e fe n d isi. Phineas Flecber: M ücadeleci b ir k ad ın . Evangeline (Eva): St. L egree. C a ssy ’n in y e rin e k o y m ak için o n u s a tın a lm ıştır. k e n d is in i h a re k e te g e ti­ re n sâ ik le r s a d e c e in sa n la ra o lan se v g isi. a n ti-k ö le lik ak ım ın ı y ü rü tü r. sin ik al (şü p h eci) b ir a d a m ise d e. Kentucky'deki Shelby çiftliği. oğullan George ise. k e n d is in e e n â d i b ir ta r z d a h iz m e t e t ­ m esi İçin o n u z o rla rs a d a. mutlu bir yer olarak görünür. Marie St. cana yakın ve nazik bir gençtir. Topsy: Eva’n ın se v g isi ile re fo rm d a n g eç e n e k a d a r St. Shelby'nin mutemet ada­ mıdır. v icd an lı. sadece mükemmel bir aşçı değil. d in d a r. a s lın d a id e a lis t ve ıs tıra p iç in ­ d e k ıv ra n a n biri. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 171 Rachel Halliday. Hikâye Amerikan Dahilî Harbi'nden önce. Dorcas Teyze: T o m L oker’in d a d ısı. Kansı Chole Teyze. Clare: Bencil k arısı. çiftlikteki herkes kendisini sever. Augustine St. Legree. o n u iyi e d e r ve İn sa n î v a s ıfla rın ın geri g elm e sin e h iz m e t e d e r. Clare: T o m ’u n New O rlean s'd ak i e fe n d isi. Dindar ve sâdık bir Zenci olan Tom Amca. Cassy: T a lih s iz b ir m elez. Simoen Halliday: R ach el'in kocası. C lare’n in m e le k gibi kızı. T o m ’u n k a h ra m a n lık ö rn eğ i. z â h ire n k u r ­ n a z . Emmeline: G üzel. Ophella St. müşfik ve samimî bir dindardır. . iyi h u y lu b ir k a d ın . bir eşya muamelesi değil. o n la rı k u rta rır. s a d is tik ve h ay v an ı. Kölelere. cömert ve iyi tabiatlı bir insandır. duimbo ve Sambo: L egree’n in d e je n e re le ş tird iğ i iki ze n c i kölesi. sa m im i. Mr.

kanayarak. Kana- da'ya kaçmaya ve hürriyetine kavuşmaya karar verir. Tom Amca'yı. Eliza onu görür Çılgıncasına. George Harris de. köleliğin günah olduğuna inandı­ ğından. Eliza'nın beş yaşındaki oğlunu ve George Harris'i de satmak mecburi­ yetindedir. ardından bir diğerine ve başka bir buz parçasına. o da kaçmaya hazırlanır Çocuğunu kucağına-alarak yola çıkan Eliza. Dan Haley adında kaba bir köle tâcirine satmaya mecbur kalır. borçlarından ötürü. Gözyaş­ larını tutamayarak. Senatör Bird. onun mülkiyetindeki güzel bir melez.1 7 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Shelby ailesinin hemen hemen bir mensubudur. Güneyden gelmiş bir çiftçiye götürür Bu çiftçi. Missi- sippi Nehri'ndeki köle pazannda satılmaktan korkan ve artık efendisine tahammül edemeyecek hale gelen George. diğerlerinin de . hissiz köle sahibinin malı bir diğer mele. ebeveynleri gibi sağlam insanlar olarak yetişecekleri ümi­ dini verir Fakat Mr. Ve çocukların da. yer yer buz tutmuş nehir üzerinden karşı tarafa götürecek oir vapur bekler. Böylece. karısından ve çocuğundan aynlır. sıçrayarak. kendisine. nehrin kenanndaki par­ maklıktan. maamafih kendisine refakat eden Shelby kölelerinin yanlış yoldan götürmeleri neticesinde gecikir. O hio Neh- ri'nin kıyılannda bir köye geldiği zaman yorgunluktan düşecek gib idir Burada bir hana iner ve kenHisJni. Shelby. O nun ay- niışından kısa bir müddet sonra. zavallı Eliza ve Harry'yi g ö ­ rünce. şefkat duyguları ayaklanır ve onlan. Fakat sefil Haley kadını takip etmiştir. Senatör Bird'in evine gitmesini söylerler. Tom ile birlikte. su üzerindeki bir buzun üzerine atlar. Harry.zdir. Harry'yi de satmayı kabul ettiğini öğrenir ve böyle bir hâle tahammül ede­ meyeceğini düşünerek. temkinli ve tutumlu bir adam değildir. kadın Shelby'nin. mucizevî bir şekilde O hio eyaleti tarafına geçer O rada. düşerek. Kaçak kölelere yardım edilmesinin yasaklanmasını isteyen ka­ nun lehinde rey vermesine rağmen. "prensipleri"nin mahkûmu olmuş iyi bir insandır. ka­ yarak. kendi kölelerini serbest bıraktığı gibi.

Tom Loker'i uçuumdan aşağı atar Göçmenler. O nun Shelby çiftli­ ğinden aynlışı. bu ev­ de ümitlenir. Tom'u Mississippi Nehri'ndeki vapurlardan biriyle New Orleans'a götürün Va­ purda köleliğin dehşet saçıcı manzaralanyla karşılaşır. birbirlerine ta­ hammül edemeyen kadının kendisini denize atarak intihar edi- şi. gözyaşlarını tutamayarak ağlaşırlar. Eva vapurdan düştüğü zaman. âdeta bir çılgına dönen George Shelby. O rada evlen­ memiş kuzeni Ophelia St. yolculuk yapan Evangeline (Eva) adında küçük bir kızla birlikte arkadaşlık kurar. vahşî Loker ve onun gaddar yardımcısı Marks. Tom. Eliza ve Harry'yi G uakeradlı dinî bir grubun yerleşim bölgesindeki Rachel ve Simoen Hallidayların evine götürür Karı koca. İlâhiler söyler. Tom nehre atlayarak onu kurtanr. Kız. Phineas Fletcher adında bir diğer cesur Guaker kadınının refakatinde George. Al­ tın saçlı babası ile birlikte. Vermont eyaletinden dönmektedir. Eliza ve Harry yeniden kaçarlar. korkunç ve tiksindirici fa rtia r altında yaşayan insanlar. kahramanca mücadele eder ve Phineas da. Clare. iki köle avcısını hizmetine almıştır. göçmenlerin izlerini takip ederler. Eliza ve kocası Geor- ge'ın da buluşmasını sağlarlar. çocuklar. babası St. dar bir geçitte onlan kuşatırlarsa da. Eliza. Clare'ye tesir ederek Tom'u satın aldınn St. ama yine de ümitsizdir. Incil'ini okur. bu hâdiseden sonra. Haley bu arada. G eor­ ge. Clare'yi ziyaret eder ve onu St. kölelikten nefret ederler. 100 büyük Rom an » 1 7 3 kaçmalarına yardım eder. Loker ve adamlan. şefkat görür. kayıkla hür bir ülke olan Kanada'ya geçerler Tom Amca'nın hayatı böyle iyi değildir. C la ­ re malikânesine çeki düzen vermesi için beraberinde getirir . büyüdüğü zaman Tom Amca'yı geri alacağına yemin eder Haley. yamana silâh almış ve kendisini bir İspanyol diye tanıtmış­ tır. Hürriyete âşık biri olan Geor- ge. ümit­ sizlik içindedir. aile efradını kedere boğar: Chole Teyze. Halliday'lar.

ağır bir şekilde yaralanır ve ölür. dinî inanışı kendisini ayakta . "Ben. Gittikçe solar." der. Simon Legree adındaki hayvanî bir çiftlik sahibi satın alır. aile perişan o iu r Fazlasıyla sep­ tik (şüpheci) bir adam olan St. Eva'nın ölüşü.1 7 4 • 1 0 0 B ü yük R o m a n Malikânenin işlerine bakan adam tembeldir. Eva. Eva'ya perestiş edercesine bağla­ nır ve kız da ona son derece sevgi ile muamele eder. kendi şahsî zevkleri için kullanır. Eva'nın sev­ gisi rol oynar. Legree. Clare. "kimsenin benim dünyaya gelmemi istediğini sanmıyo­ rum. fakat ruhî ışık hâlâ kendisini terketmiş değildir. Tom da onlar arasındadır. Kızın te­ mel özelliği sevgidir ve herkesle sevgiye dayanan ilişki kurar Eva. bir kahvehanede kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışırken. saranr. onun Allah'a yükselişidir Eva'nın ölümünden sonra. kendi kendisine acıma ve bencillik duyguları arasında kaybolmuş biri. Tom'un oradaki mevcudiyeti olduk­ ça rahat geçer Tom Amca. kocasının vasiyetini hiçe sayarak. Bir gün. Tom ıstırap içindedir. Topsy. Maamafih. karısı da. hipo- kondria. Tom ki St." Topsy sonunda uslulaşır. köle­ leri satmaya karar verir. başanlı olamaz. Marie bi­ le. her gün bir adım daha ölüme yaklaşır. kendiliğimden yetiştim. Bir köle de­ posundaki açık artırma sonunda Tom'u ve on beş yaşındaki güzel bir kız olan Emmeline'yi. O phelia'nın haşin­ liği ve ahlakî ölçülerinden çok daha fazla olarak. Tom'dan nefret eder ve ona zalimce muamele eder. bütün kölelerin serbest bırakılmasını vasiyet eder Maamafih karısı Marie. büyüdüm. artık kendi kendisine acımaktan vazgeçer. kızı. azad gününü mütema­ diyen erteler. melez metresi Cassy'nin yerine kor. Clare. İlahî gayeler uğrunda dinî inanışlara bağlanmak isterse de. Tom'u bir gün azad etmeyi düşünebiliyorsa da. Fakat ö l­ meden önce. bir hayvan gibi çalıştırır Emmeline'yi. yalan söylediğinden ve çaldığından ötürü zaman zaman dövülen Topsy adındaki küçük Zenci kızına bile sevgi ile mu­ amele eder. onu Eva'nın ısrarlcn karşısında serbest bırakacağına söz vermiştir Eva'nın günlerinin sayılı olduğunu bilir. bunda Bn.

kızlann saklandıkları yeri söylemez. Q uim bo ve Sambo adlı iki soysuz köleye. çiftlikteki heyecan sırasında kaçan Emmeltne ve Cassy'i görür ve onlan korur Yolculuk sırasında Madam de Thoux adında bir Fransız hanımı ile tanışırlar Kendisinin Kentuckyli olduğunu öğrenince. hattâ hasta bir kadını kamçılamak istemediğinden Leg- ree'nin. onlann nerede olduklannı bilir. Legree'nin ken­ disine işkence yapmasını ve onun iki uşağı tarafından dövül­ mesine rağmen. Emmeline ve Cassy arkadaş olurlar. Fransız hanımın erkek kardeşidir. 1 0 0 Büyük R o m a n • 175 tutar. Legree'nin hay- vanîliğinden korumak ister. hiç olmazsa Legree'yi dövmekle ve Tom'u gör­ mekle. derin dinî ina­ nışını hâlâ terketmeyen Tom'u. biraz olsun tatmin o lu r Mutsuz bir halde. onun peşlerinden gelmeye cesaret edemeyeceğini bildiklerin­ den. Tom. Cassy bir plân düşünür Legree'nin cehaleti ve hurafelerle ilgili korkuları üzerinde durur. Leg­ ree'nin kaçak köleleri yakalamak için yetiştirilmiş köpekleri. Tom Amca. Cassy ve Emmeline. onlann bu plânlan uygulamalarını önler Sonunda. on­ lann bataklığa kaçtığı hissini yaratarak. bu işkenceler sonunda ö lü r Ö lüm yatağında iken. George'm kansının adının Eliza olduğunu ve onun . tavan arasında saklanırlar. hemen he­ men öldürünceye kadar kendisini kamçılatmasına dahi taham ­ mül eder. G eor­ ge Harris hakkında ısrarla bilgi edinmek ister George Harris. Kaçmayı düşünürlerse de. çocuk yaşlannda birbirinden aynlmışlardır Kadının West Indies âdasındaki zengin çiftlik sa­ hibi kocası ölmüştür ve şimdi de George'ı aramakla meşgul­ dür Cassy. kendisini Ken- tucky'ye götürecek vapura biner Vapurda. (barbarca icraatını yürüttüğü) tavan arasının hayaletler tarafından ziyaret edildiğine inandınn Adından. Legree'yi de affeder George. Emmeline'i. artık bir delikanlı olan George Shelby ziyaret eder Fakat Tom'un fidyesini verip kurtarmak için vakit çok geçmiştin Tom. ölürken. G eorge'a minnettar kaldığı­ nı söyler. İki çocuğunun kendi­ sinden alınarak satıldığı Cassy.

Cassy de onlarla bera­ ber gelir. G e­ orge ve ablası sevinç gözyaşlan içinde kucaklaşırlar. arzu ederlerse. Eleştiri Tom Amca’nın Kulübesi’nin yayım lanm asından. “D em ek bu büyük harbe sebe­ biyet veren küçük hanım sizsiniz. çıldırarak ölür Maamatih. Genç Shelby hariç. George Shelby. George Harris. Topsy.” dedi. harp yine de patlayacaktı. acı ve ıstırapla geçen bir ha­ yattan sonra nispeten mesut. fakat rahat bir hayat içinde bulurlar Anası ve kızı. Gerçekte. Tabiî. çiftliğine döner ve bütün kölelerini serbest bırakır. Eliza'nın senelerce önce kendisinden alı­ nan kızı olduğunu anlar. m ilyonlarca n ü s­ h a sattı. Aiken tarafından sahneye kondu ve yüz sene m üddetle oynadı. “dünya rom an tarihinin en sansasyonel hâdisesi” diye bahsedildi. vaftiz olur ve misyoner olarak Afrika'ya gider. mü­ tevazı. O phelia St. A m eri­ ka’nın en çok sevilen ve en çok nefret edilen kadını yaptı. George L. Legree. H arriet Beecher Stow e’ı. yoğun bir aram a­ dan sonra bulunur ve yakında o da Nijerya'ya annesinin yanı­ na gidecektir. H arriet Beecher Stowe. Q uim bo ve Sambo. Köleliğin ya­ . onlan. D üzinelerle yabancı dille tercüm e edildi. Tom'un kahra­ manca ölüşünün etkisi altında yeniden Hıristiyan dinini benim­ serler. geçirdikleri tecrübelerin kendile­ rine imkân verdiği ölçüde mutlu bir hayata kavuşurlar.1 7 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n hayatını öğrenince. Elinden alınan öteki çocuğu. hiç de harp davulu çalm ak niyetinde değildi ve onun bu rom anı yayım lanm a­ m ış dahi olsa idi. beraberce Kana- da'ya giderek George ve Elizo'yı ararlar. A m erika dahilî harbi sırasında kendisiyle tanıştığı zam an. C um hurbaşkanı Lincoln. oğlu. Clare ile birlikte Vermant'a döner. kendi ırkına yardım etmek için Eliza ve Harry ile birlikte Nijerya'ya gider. Nihayet. Simon Legree dışında hepsi. onlann ücretli işçiler olarak çalışabileceklerini söyler.

kölelikten nefret ettirm eye çalıştı. basm akalıp tiplerine herkesçe söylenen klişeleş­ m iş hâdiseler üzerinde durm asına rağm en. o da papaz olacaktı. Fakat bu saha ona kapandığından. Kitap. ilkin. Calvin E. Harfite. Bn. çağın İncil üzerindeki tanınmış ilim adamlarından Prof. Ailevî ve dinî görevlerine rağmen Harri­ et yazmaya başladı ve çocukluğundan beri başka sahalara yöneltilen ta­ hayyül gücünü serbest bıraktı. Harriet'in yedi çocuğu oldu. ihtiraslı ve güçlü. tahayyülî bir tarzda gösterm ek suretiyle. “Ben sadece onun söylediklerini kay­ d ettim . Stowe ile evlendi. Papaz Lyman Beec- her’in yedinci çocuğu idi ve derin bir dinî inanışla yetiştirildi. rom anın ya­ rattığı derin izi silemez. Fakat bu büyük kitabının kendi iradesi dışında olduğunu söyledi. Rom an kötü bir tarzda bina edilm iş ve karakterler de daha kötü seçilmiştir. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 7 7 rattığı zulm ü. dehşet içinde kalm am asına. kitabı bugün okuyan birinin dahi. M elod­ ram ına. Fakat bunların hiçbiri. Yazar Harriet Beecher. h atâ ve tahrifle dolu. sunilikle. o insan­ lara acım am asına im kân yok. yapabileceği şeyi yaptı. Kitap. 1851'de VVashington’daki kölelik aleyhtarı The National Era adındaki bir gazetede tefrika etmeye . Amerikan tarihinin en tanınmış papazlarından biridir. Eğer bir er­ kek olarak dünyaya gelmiş olsa idi. Babası bu kolejin de­ kanı idi. Harriet Beecher’in. Henry Ward Beecher adındaki erkek kardeşi. On dört yaşında iken öğretmen oldu.” dedi. ailesiyle birlikte Cincinati şeh­ rine taşındı ve bir ara bir kolejde ilâhiyat dersi verdi. papazlıktan sonra. Beecher. Yirmi dört yaşında iken. Tom Amca'nın Kulübestni. şüphesiz altı erkek kardeşi. hislerle. gibi. in­ sanları. aşikârlık- la ilgili yüz tan e hatâsı var.” Tom Amca’mn Kulübesi’nin. “O nu A llah yazdı. yirmi bir yaşına gelince. Amerika’nın kuzeydoğusunda New England diye adlandırılan bölgenin Connecticut eyaletinde doğdu.

Romanın büyük bir başarı sağlaması. öldüğü 1896’ya kadar elli yıl yazdı. pek çok eleştiricinin. fakat diğerleri. on altı eser verdi. Harriet Beecher Stovve. on- >:*an iyi olduğunu söyledikleri diğer kitapları üzerine gölge düşürdü.” . büyük bir yazarın olgun eserlerini gösterircesine sevimli ve komiktirler. “gerçek olmak­ tan başka. Bazılarının “zamanı geçmiştir”.178 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n başladı.

e k s e ri k o ­ n u la rd a a p ta l. h âk im . Manilov: C h ich ik o v ’u n iş y a p tığ ı b ir to p r a k sa h ib i. p o s ta m ü d ü rü . . e tk isiz ve b e lirli ö z e llik le ri b u lu n m a y a n biri. k a b a d a y ı. Plevvshkin: B eşinci b ir to p r a k sa h ib i. ayı gibi b ir in sa n . Sobakevich: D ö rd ü n c ü b ir to p r a k sa h ib i. ço k içen ve c o şk u n . k u m a rb a z v e m ü z m in b ir y alan cı. k ab a. p o lis m ü d ü rü . fa k a t m a lik â n e n in y ö n e tim i k o n u s u n d a k u rn a z . ih tiy a r b ir kad ın . Selifah ve Petrushka: C h ich ik o v 'u n h iz m e tç ile ri: v u rd u m d u y m a z . Korobochka Anne: Bir d iğ e r to p ra k sa h ib i. ö lü Canlar Yazan Nikolai Gogol (Nikolai Vassilievich Gogol Janovsky) (1 8 0 9 -1 8 5 2 ) Başlıca Karakterler Pavel İvanovich Chichikov: H ik ây en in k a h ra m a n ı. h e rk e s te g ü v e n y a ­ ra ta n se v im li b ir m aceracı. sa ğ lam yap ılı. Diğerleri: Vali. Nozdryev: Ü çüncü b ir to p ra k sa h ib i. v a lin in k ızı. k e n d in i ö v en . cim riliğ i h a s ta lık h a lin e g e tire n b iri. isim ­ leri v e rilm e y e n iki h an ım . se v im li. a p ­ ta l v e y ık an m ay ı se v m e y e n p is kızlar.

Kendisi de. Çiçikov. evlerine davet eder. Gerçekte ise. malikânelere biçtikleri fiyat da o derecede düşük olacaktır. onların. bir kasabaya gelir ve kasabanın ekonomik durumunu. Kendisinin. toprak sahipleri. ölümlerin.toplam ak ve mevcut olmayan mülkiyeti rehine koya­ rak para almaktır. Romanın birinci bölümünde. bellibaşlı toprak sahiplerinin adlannı. onu önemli ve sevimli bir kimse sa­ narak aralanna alırlar. Çiçikov. Ukrayna'da bir çiftliği bulun­ duğunu ve serfleri orada çalıştıracağını söyler. "üniversite danışmanı" olduğunu söy­ ler. Çağın Rus kanunlanna göre. Bu maha­ reti. alanı bu belgeleri -ki hukukî bel­ gelerdir. satın alabildiği kodar ölü can belgesi toplar ve tabiî bu alışve­ rişin mahiyetini de gizli tutar. kendi mallonnın satıldığını gösteren belgeleri takdim ettikleri takdirde. devlet memurlannın karakterierini ve serflerin sayısını iyice öğrenir. zira vergi memurlanna. Ç içikov'un. Toprak sahiple­ ri. kanlan ve kızları da Ç içikov'a kur yapariar. Çiçikov'un efsanevî zenginliğe sahip biri o l­ duğu şâyialan yayılır. böyle bir alışverişten memnundur. gümrük dairesinde çalışmış ve kaçakçılarla işbiHiği yoptığı için koyulmuştur. Başlıca özelliği övücü sözlerie. Alışveriş mahallî mahkemede koy­ da geçtiği zaman.1 8 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Hikâye Pavel İvanovich Chichikov (ivanoviç Çiçikov) maharetleri ile yaıayan biri. hemen hemen doğumlan dengeleyeceği düşüncesi ile bir son­ raki nüfus sayımına kadar değiştirilmezdi. . ustaca tertiplenen çabucak zengin olma plânının uygulan­ masında kendisine yardım eder. malikânele­ rinde çalışan "canlar"ın yâni serflerin sayısına göre vergi ödü­ yordu. Her nüfus sayımında tespit edilen bu rakam. ülkede dolaşarak. Bu arada. M ahallî eşraf. zengin ve nüfuzlu kimselerin güvenini kazanmasıdır. Kendisini eğlencelere. son nüfus sayımından itibaren ölen "ölü canlar"ın ölüm belgelerini satın alır.

Eleştiri Ölü Canlar. G ünüm üze kadar gelen bazı bölüm ler. ideal bir toprak sahibi ve m ükem m el bir kadının da bulunduğu. Çiçikov. Gogol. Çiçikov. tam am lanm am ış bölüm leri su n ’i bu ld u ­ lar. biz onun ıslah olm asını istem eyiz ve kitaptaki faziletli karakterler de zinde değil. Fakat kendisi öylesine müzmin bir yalancıdır ki. nasıl bir ülke idi. gerçekten faziletli insanlarla karşılaşacaktı. sar­ hoş olur ve Çiçikov'un yaptığını anlatır. rom anın bitm em iş şekli sanat tarihi için büyük bir kayıp sayılmaz. adil bir vali. bir sonraki macerası için. Çiçikov'un. ölmüş serflerin piyasadaki fiyotlannın ne o l­ duğunu sorar. daha sonraki m aceralarında. rom anın nasıl olacağını gösteriyor. O nların etkileri altında. kom ik can­ lılıkta insanlardır ve bu yüzden birçok A m erikalı’ya Huck- leberry Fmn’deki bazı sayfaları hatırlatır. kendisini reform dan geçirecek. birinci kısm ı olacaktı. onu üç kısım dan tam am lam ak istedi ve elim izdeki kitap. kendisinin alda­ tıldığını anlayarak. Çiçikov. bir casus. bir rom anın sadece küçük bir parçasıdır. işin içyüzü meydana çıkar. inandırıcı olm adığını söylediler. tam am landığı takdirde. böylece yeniden doğum un bir hikâyesi ve -bundan çıkarılan benzetişler- Rusya’nm bir hikâyesi olacaktı: Rusya. nasıl bir ülke olabilirdi? Eleştiriciler. M aamafıh. öylesine se­ vimli bir sahtekârdır ki. Şu halde. atlı araba­ sı içinde hızla gitmektedir. hatta kılık değiştirmiş Napoleon Bona- part'tır. m uhtem elen. valinin kızı ile evlenmek istediğini söylen Diğerleri­ ne göre ise. Valinin balosunda bir diğer toprak sahibi. sözlerine kimse inanamaz. Toprak sahibi bir kadın. araların­ da şerefli bir tüccar. Çiçikov. 1 0 0 Büyük R o m a n « 1 8 1 Çiçikov'un i| yaptığı kimselerin tedbirsizliği yüzünden. onun ta- . alelacele kasabadan ayrılır Ve kendisini en son gördüğümüz zaman. Bazılan. rom an.

Kitapta. dedikoducu kadınlar ve ayyaş serfler. Fakat hikâyeyi. okuyucunun. eğitim derecesi ve h ü k ü m et dairelerindeki işleri. Teamül­ lere göre bu gerçeklerin rom anın başlangıcında anlatılm a­ sı gerekirdi. okuyucunun o zam ana kadar hiçbir şey bilmediği. kilerde bulunan yiyeceklerden. Gogol’un gerçekleştirilm em iş büyük plânının perspektifi üzerine koyarak değerlendirir­ sek. kendisine em eklilik hakkı verilm esi veya tazm inat ödenm esi için günlerce ve günlerce devlet dairelerinin ka­ pılarını aşındırır. sansür edilen parçalardan biri. Kitap. Rusya’nın bu m anzarası­ nın gerçek olduğunu kabul etm esi kolay. Gogol. Yüzbaşıya artık taham m ül edem eyen h ü küm et. bir ayıyı andıran Sobakeviç. h ü k ü m eti bilhassa kızdırdı. dükkân- . Rusya’da böyle bir şey olabileceğini ka­ bul etm iyordu. tam ahkâr Plevşkin ve bir sürü dejenere ve zorba devlet m em uru. günlük hayatı. Ölü Canlar. Yüzbaşı Kopeikin’in başından ge­ çenlerle ilgilidir: N apoleon H arplerinde m alûl kalan Ko- peikin. on u hapseder ve o da sonunda eşkıyalığa başlar. elim izdeki şekli ile tam am lanm ış bir eser: On- dokuzuncu asrın başlarındaki Rus cem iyetini kıyasıya hic­ vediyor. Rom anın devlet m em urlarına hücum edişi. Çarlık hüküm eti. yapıdaki bir anorm alliği gösteriyor. m alikâne sahibinin oturduğu evin üslûbundan. Yazar. en küçük teferruatı ile olduğu gibi anlattığından. kahram anın. geriye dönerek. Burad^. varlığı ile yokluğunun hiçbir tesiri olm ayan Manilov. unutulm ayacak sahtekârların parlak bir ga­ lerisi. bu "flashback" (geriye dönüp geçm işf aydınlatm a) ye- rindedir. yalancı Nozd- ryev. plânm da başa­ rılı olam ayıp kasabayı terkettikten sonra. m üellifi. beklenm eyen son bölüm . bir köy so­ kağının m im arî tarzm dan. önceki yılları hakkında bilgi verir: Ailesi. h er şeyden şüphelenen Korobocka A nne.1 8 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n m arnlanm am ış olu şu . Çiçikov.

akıl- dah . Gogol. Burada. ‘sevimli hanım ’ın geldi­ ği haber verilince. İki kadının kucaklaşarak öpüşm esi gibi basit bir teferru at bile. . başlıca teşh ir eş­ yası Çiçikov’dur. derin bir Rus milliyetçisi idi. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 83 lan n tabelâlarındaki yazılardan ve kaldırım ların durum la­ rından uzun uzadıya bahseder. sevdiği ülkeyi acım aksızın tenkit edişi. anaları henüz kendilerine. okuyucu. derhal aşağı inerek. Tolstoy gibi bir rom ancının eserlerinde bulunm ayan bu teferruatın bazıları hoş ve bazıları da inanılm azcasm a ko­ m ik. sosyal önem i haiz bir vakıa olarak gösterilir: “H er h u su sta sevimli hanım ’a. bazı eleş­ tiriciler. h ü k ü m et san­ sürcülerini aldatm ak için böyle yaptığı sanılabilir. o n u n m illiyetçiliği şovenlik derecesine bile vardı. babalarının zenginlik ve mevki itibariyle ken­ dileriyle boy ölçüşecek derecede olm adığını söylem elerin­ den önce birbirini yeniden gören iki genç kız gibi haykır­ dılar.çıkmayan cazibesi. Böyle d ü şünm ek doğru değil. Gerçekte. köksüz veya değer hü k ü m sü z bir o portünist. kendi ru h u n u n . B unun neticesi olarak ki­ tap. Gogol’un hikâye dışı­ n a çıkarak. teferruat. alışveriş ettiği kim se- lerinki kadar ölü olduğunu bilmeyen. birbirinin elini tuttular. gözle görünenleri zengin bir teferruatla anlatıyor. Zevksizliğin ve gösterişliliğin. kitabın ahlâkî tezini anlatm ası için titizlikle seçilm iştir: Rus hayatının bayağı­ lığı ve ru h î boşluğu. Hanım lar. öpüştüler ve yatılı m ektebi bitirdikten kısa bir m üddet sonra. D iğerlerinden daha zeki ve tem iz olabi­ lir. büyüklüğü. Rusya’yı tan ıtm ak istem esini hayretle karşılı- yçr: Rus dili. G örünenlere böylesine sadık kaldığından. Gogol’un. ülkenin tabiî m anzaraları. am a içinde. hiç de. Fa­ kat yazarın. Gogol’un basit bir realistten başka bir şey olm a­ dığını söylediler. sahtekârlığın bu yekne­ sak m anzarası ortasında. onu kapıda karşıla­ dı.” B ütün bu sahte değerler dünyasında. boş.

dünyanın bir ucundan ötekine giden bir atlı ara­ baya benzetir: "Ve sen. bir ara Saint Petersburg Üniversitesi’nde tarih dersleri vermesine yol aç­ tı. . fakat bu düşünceleri. arabasında giderken. Ukrayna’nın. Fakat Go­ gol. Hem bir bilgin. onu yal­ nız bırakm ak için geri çekiliyorlar. hem öğretmen olarak yeteneksizdi. Hayatının oldukça erken bir çağında. gerçekte.” Yazar Gogol’un kısa süren hayatı müşküller İçinde geçti. orta çağlardaki tarihi ile il­ gili bir kitap yazmayı düşündü. bir dedi­ ğini iki etmeyen anası ondan daha uzun yaşadı. Sonraları. Bir ara aktör olmayı düşündü ve kısa müddet için de devlet memu­ ru olarak çalıştı.184 • 100 B üvO k R o m a n on u n istikrarsız bir insan olduğunu değil. R om anın son sayfasında. ülkesini. Saint Petersburg'a gitti. A rabanın zilleri m elodik bir şekilde çalmaya başlar. onun zamanının büyük Rus yazarları arasında en az eğitim gördüğü söy­ lendi. olarak kul­ lanmaya başladı. Yine. Rus­ ya’yı sevdiğini gösterir. sanki parça parça yırtılm ıştır ve fırtına çıkar. bir kız mektebin­ de ders vererek ve özel öğretmenlik yaparak geçimini sağladı. Ecdadından bi­ ri. Hava. henüz on yaşlarında iken babası öldü. derslerinin ekseri­ sine gitmedi ve on altı ay sonra da istifa etti. Polonya krallarının hizmetinde bulunmuştu. Rusya nereye gidiyorsun? Cevap ver! Cevap vermiyor. Gogol. sadece Gogol. küçük bir toprağa sahip bulunan bir ailede 1809 yılında doğdu. diğer m illetler ve ülkeler. Ukrayna’da. allak bullak durum daki Çiçikov. Bu kitap yazılmadı. hiçbir zaman. On dokuz yaşında Nyezin lisesini bitiren Gogol. bilhassa bilgili ve çok okuyan biri değildi. Polonyo dilini hatırlatan Gogol-Janovsky adını. Nikolai. fakat ailesindeki bu yaban­ cı izi onu daima mahçup bıraktı. yeryüzündeki her şey. hızla gelip geçiyor ve endişeli göz­ lerle Rusya’ya bakıyor. bilâkis. Önemli ilk kitaplarının konuları Ukrayna hayatından alın­ mıştı. ona geniş bir okuyucu kitlesi kazandırdı. Ukrayna kır hayatını ve folklorunu anlatan bir kitabı.

dine sarıldı. çikolata kutulan üzerindeki dokunulamaz mabüdelere benzeyen yaratıklar. ne de değiştirebiliyordu. Gogol’u sevilen biri yapmadı. onu kıyafet değiştirmiş müfettiş sanır ve kim olduğu meydana çıkana kadar. Gogol’un başlıca meselesi seksüel idi. marazi denecek kadar şüp­ heleniyordu. Gogol derinden derine nörotik bir adamdı ve sık sık depresyon geçirirdi. Bir sürü yolsuz işlerle İştigal eden mahallî devlet görevlileri. birçok hususlarda Ölü Canlaı’ m temelini hazırladı. ne olduğu gibi kabul ediyor. l^/y adındaki romanı (1835) grotesk folklora olan tutkusunu gösterir. Gogol. arka- dâşlanna. yarattığı karak­ terlerde de görülür. Pi­ yes büyük başarı sağladı ise de. eğlendirirler. hayata komikçe bakış tarzı gitgide söndü ve sonraları ken­ disini büyük terimlerle anlatan ahlâkî bir hoca ve bir peygamber gibi gör­ dü. Piyes. Gençlik ve orta yaşlarında. şeytanların ortadan kaldırdığı bir adamın hikâyesidir. Onlar. Doğru. Müfettiş ad\\ kitabının (1836) tezi. ama Çar kitabı okumuş ve sahnelenmesini emretmişti. hakkındaki kararsızlığı. Bu ki­ tap. Çiçikov’un. Kitabın (piyes) konusu. nllıayet Kazaklar’ı konu alan ve Sir Walter Scot’un üslûbunda yazılan Taraş Bulba adındaki kabadayıca romanda kendini gösterdi. hariçte yaşadı. kendisinden. şüphesiz yasaklanırdı. roman. Gogol. Kadınlar. Rus hikâyeciliğinde önemli bir kilometre taşıdr Hikâye. güzel bir paltoya sahip olmanın hayali İçinde yaşayan bir devlet memurunu anlatır. Piyes. Palto (1842).ıslah olduğu­ nu göstermek için Ölü Canlai’ı devam ettirdi ve Rusya dışından. son derece dindar birl idi. ya Korobocka gibi kocakarılardır veya bir Rus tenkitçisinin söylediği üzere. Aynı yıl. bir kıza evlenme teklifinde bulundu ise de. bir hüküm verecek olursak. Rusya hakkında her şeyi ve aslında birer Slav müesseseleri . bu fevkalâde komediyi vicdan üzerine remizli ve kinayeli bir tarzda yorumladı. Roma’da yazıldı. aralarındaki ilgi ta­ mamen ruhî kalacaktı. Rus hayatı­ nın unutulmayacak manzaralarını önümüze seren Ölü Canlar. hükümet müfettişinin beklendiği bir kasabaya gelen sevimli bir sahtekârdır. bir ziyafetten diğerine davet eder. Mûfettiş’lne bir sonuç yazarak. Kadınlara hiç ilgi duyma­ dı. Kendisini. Rusya’dan ayrıldı ve kısa ziyaretler dışında. devlet dairelerindeki soysuzlaşma­ dır. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 8 5 Gogol’un Ukrayna’ya beslediği sevgi. realitelerle sağlam bir temas kurmasına imkân veren. Elimizdeki delillere göre. hakikî müfettişin beklenmedik bir anda gelmesiyle son bulur. şahsına ıstırap verircesine. Bir asır sonra.

Gogol. fanatik Ortodoks Hıristiyan ve anti-liberaller ve Gogol kendisini. ken­ disini Gogol’un son yıllarında. hiçbir şey yemedi. Gogol’un son kelimeleri. fakat kimse ne demek istedi­ ğini bilmiyordu. hem de papaz. nihaî fedakârlığı yaptı: On senedir üze­ rinde çalıştığı müsveddelerini. Avrupa’nın hümanist kültürünü yeren mektuplar gönderdi. asık çehresiyle işe devam etti ve müsveddeler kül haline gelince. cehennem ateşlerinin tehdidi altında dehşet içinde tuttu. Arkadaşları tarafından reddedilmesi. 1847). bu yıkım tamamlandı. efendisinin durumunu görerek önünde diz çöktü ve yazılarını yakmaması için yalvardı. onun ruhî direktörü olacak Papaz Matvey Kontastinovski ile tanıştırdığı zaman. Ölü Canlaı'm tamamlanmamış kısmını^ tahrip etti. Nihayet bir gece 1852 Şubat’ında. . Artık yaşa­ mak istemiyordu. kendisi­ ni tedaviye gelen doktorlarla kavga etti. Hem Tolstoy.1 8 6 • 1 0 0 B üyük R o m an olan sertlik ve otokrasiyi de öven. Avrupa libera­ lizmine yönelen entelektüellerin bir manifestosu oldu. her çeşit sanat ve edebiyatın aleyhinde idi ve mü­ ridini. Dokuz gün sonra öldü. önün­ de haç çıkardı. Arkadaşları onun bu mektuplarını iyi karşılamadı ve Byelinsky adındaki tenkitçinin yazdığı kızgın bir cevap. Ve Kont Alexander Tolstoy (meşhur Leo değil). Gogol'un kendisine olan itima­ dını kökünden sarstı. Derin bir depresyona daldı. Semyon’u öptü ve yatarak ağlamaya başladı. İşlerine bakan Semyon adındaki çocuk. kendi benliğinden mazohistik bir tarzda vazgeçercesine onlara terketti. {Arkadaşlarımla Yaptığım Mektuplaşmalardan Se­ çilmiş Pasajlar. Papaz Matvey. Gogol. “Bana merdiveni verin!” idi.

Fernand Mondego: K atalanyalı b ir balıkçı. Lord Wilmore. H aro ao n ad lı g e m in in sa h ib i. Morrell: M arsilyalı b ir tü c c a r. İlkin s a m i­ m î v e g ü v e n ilir b ir in s a n d ır. s o n ra la rı a s k e r ve A rn a v u t­ lu k ’tak i a s k e rî b ir m aceracı. M erced es'le n işa n lı. Monte Kristo Kontu Yazan Alexandre Dumas Pere (1 8 0 2 -1 8 7 0 ) Başhca Karakterler Edmond Dantes: M arsilyalı b ir d e n iz c i. Mazimilian Morrel: O ğlu. C en in eli Ali P aşa’n ın kızı. Gemici Sindebad. M. . M ondego ta r a fın d a n köle p a z a r ın d a s a tılır v e M onte K risto ta r a fın d a n k u rta rılır. Louis Dantes: E d m o n d ’u n b a b a sı. Haydee. s o n u n d a . a rk a d a ş la rın a cö m e rt. d ü ş ­ m a n la rın a k a rşı kinci ve h e r z a m a n e s ra re n g iz b ir ad a m . s o n ra la rı V alen tin e de V illefo rt'a â ş ık o lu r. Dantes’in kendisini tanıttığı diğer isimler: Abbe Busoni. M onte K risto K ontu o larak g ö ste riş li b ir şe k ild e z e n g in ve gü çlü . fa k a t h a p is h a n e d e g eçird iğ i y ılla r s o ­ n u n d a in tik a m h iss i ile y a n ıp tu tu ş u r . Mercedes: K uzeni E d m o n d ’la n işa n lı. so n ra la rı F e rn a n d ’la ev len ir. C om te d e M orcerf u n v a n ı ile tü m g e n e ra l.

Debray. de V illefo rt’u n k a y ın p e d e ri ve k ay ın v alid esi. Luigi Vampa. . so n ra la rı V am pa’n ın eşk ıy a g ru b u n d a y e r alır. k e n d i­ sin i B inbaşı A n d rea C a v alcan ti’n in oğlu o la ra k ta k d im e d e r.188 • 100 B ü yük R o m an Vicomte Albert de Morcerf: F e rn a n d ’m oğlu. b a ğ ım sız b ir kız. te rz i. M axim ilian M orrel’e âşık. R om alı b ir eşkıya. Pepino: Bir ço b an . Gaspard Caderousse: Louis D a n te s’in k o m şu su . Noirtier: K ü stah v e az im li b ir B o n a p artçı fe sa tç ı. Albert de Morcerrin arkadaşları: Beauchamp. Valentine de Villeford: R e n ee'n in kızı. ö n c e le ri V illefo rt'a âşık. V alen tin e ile n işa n lı. s o n ra la rı Baron D an g lars. Château-Renaud D’Avrigny: De V illefo rt’u n d o k to ru . N o irtie r’le y a p tığ ı bir d ü e llo d a ö ld ü rü lü r. Abbe Faria: D’lf Ş a to su ’n d a k i b ir m ah k û m . k en d i ih tira s la rıy la çelişkili o ld u ğ u z a m a n la rd a v ic d a n s ız . Lauise d’Armilly: E u g en ie’n in a rk a d a ş ı ve m u sik î h o cası. Heloise: V illefo rt’u n H elo ise’d e n o lan oğlu. Barones Danglars: Karısı. E ugenie D a n g la rs’la n i­ şan lı o lm ak la b e r a b e r kızı se v m ez. Monte Kristo Kontu’nun hizmetçileri. Gerard de Vlllefort: O ğlu. Baron Franz d’Epinay: O ğlu. b an kacı. Renee de Saint-Meran: K ızları. Bertuccio. M. Benedotte: V illefo rd v e B arones D a n g la rs’ın g a y rim e şru çocuğu. D a n te s’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n u eğ itir. Marqis ve Marqüise de Saint Meran: Eski a ris to k ra s i m e n s u p la rı. Madelenine Caderousse (L acarcote d iy e çağırılır). Karısı. Baptistin Ali. Dagnlars: D a n te s’in g e m isin d e k arg o şefi. g en ellik le v ic d a n lı biri o lm a sın a ra ğ ­ m en . savcı. V iellefo rt'u n ilk karısı. a k tr is t o lm ak istS r. General Flavin de Quesnel: Kralcı b ir g en eral. Binbaşı Bartolomeo Cavalcanti: İtalyalı b ir m aceracı. so n ra la rı h ancı. Eugenie Danglars: Kızı.

hayatının başlıca iki hedefine erişmek üzeredir. N apoleon'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir entrikaya ortak olduğunu bilmez. Pharaon'un kaptanı. Dantes evlenmeden bir iki saat önce tevkif edilir. Pharaon gemisinin de ikinci kaptanı. Dan- tes'in düşmanları da vardır. Dagnlars. Noirti- er adında bir Parisli'ye iletilmesi için bir mektup verirler. geminin kap­ tanı âniden ölür ve Dantes kaptan olur. Biri. Mercedes'in. imparatorun mektubunu götürdüğü aynı N oirtier'in oğlu. Dantes'in. Kargaşalı siyasî durumda onlara yardım eder.ve diğeri de. Hikâyenin kahraman! Edmond Dantes. Louis vardır. üstelik M er­ cedes adlı Katalanyalı güzel bir kızla evlenmek üzeredir. Gelgelelim. Cade- rousse adlı ayyaş bir komşulannın yardımı ile Edmond'u ara­ dan çıkarmayı plânlar. onunla evlen­ mek isteyen Fernand M ondega adlı yeğeni. de Villefort'tur: Dantes'in. Bonapartçı olduğunu ihbar eder ve mek­ tubu de Fernand ile gönderir. Dantes'in ihbar edildiği şahıs savcı M. ölümünden kısa bir müddet önce. Na- poleon da Elbe adasındadır. Bununla beraber. Hikâye 1815'te boşlar: Paris'te Kral XVIII. Dan- tes'in bu mevkide devamlı kalmasını ister. bu muhaberelerin muhtevasını ve böylece. Dan- tes'in siyasî inanışlan yoktur. şimdi zor bir durumdadır. 100 büyük R o m an • 189 Hikâye Bu tür bir kitabın sayfalarında. Böy­ lece. Geminin sahibi. olup bitenlerden haberdardır. kamarotuna mü­ hürlü bir paket vererek^ Elbe adasındaki Napoleon'a götür­ mesini istemişti. Paketi Dantes götürür ve kendisine M. Bu iki kişi. M ahallî otoritelere bir mektup yazarak. zira babası felâh bulmaz bir Bona- . henüz on dokuz yaşında olmasına rağmen. Monte Kristo Kontu'nun 118 bölümünün özetini vermek mümkün değil. Bourbon rejiminin bir kamu görevlisi olan de Villefort. Dantes. N apoli'den Marsilya'ya gittiği sırada. Pharaon'un kargo şefi -ki kaptan olm ak ister. Marsilyalı bir denizcidir.

tasavvur edilemeyecek kadar zengin ve her istediğini yapacak kadar da güçlüdür. Dantes serbest bırakılmadan. bu arada bazı yabancı dilleri de öğretir İtalyan papazı. Bunun üzerine. ipleri çözer ve yüzerek sahile çıkar. Torba denize atılacağı zaman. Şa­ todaki bir diğer mahkûm. yerini ancak kendisinin bildiği gizli bir hâzineden pay vereceğini söy­ leyerek serbest bırakılmasını ister. intikam şa­ irane adaletin şaheser bir örneği olacaktır. Dantes. Dantes'in getirdiği mektubu okurken. rejim düşer ve Bourbon'lar yeniden iktidara gelirler. Dantes. aralannda paylaşacaklannı söyler. Dentes. artık tehlikeli bir Bonapartçı olarak lekelenir ve d 'lf şatosu'nda on dört sene kalır. M orrel. Fakat plânı uygulamaya geçmeden önce papaz ölür. ölüm dar­ . Dantes'in. bu hâzinenin mevcut olduğu hakkında Dantes'e garanti verir ve beraberce kaçtıklan takdirde. Fernanda M ondego. muhtevası açıklandığı takdirde. Papazın -onaltıncı asra kadar uzanan. Danglars. O toriteler papazı çılgın addederler. Dantes'in önünde şimdi kaçabilmek için bir tek yol vardır: Papazın cese­ dini kendi yatağına sürükler ve kendisini.1 9 0 • 1 0 0 Büyük R o m an partçıdır. Faria'nın gömülece­ ği torbanın içine kor. meslek hayatının sona ereceğini anlar. Kendisini hapseden dört kişiden intikam almaya yemin eder.hâzinesi Tuscan ta ­ kım adalanndaki Monte Kristo adında. Yüz gün süren Napoleon yönetiminin geri getirilmesi sıra­ sında. Abbe Faria adındaki bir İtalyan pa­ pazıdır. mektubu yakar ve Dantes'i tehlikeli siyasî suç işleyenlerin tutulduklan Marsilya limanındaki d 'lt Şatosu'na gönderir. Faria. kimsenin yaşamadığı bir adadır. bu papazla gizliden gizliye muhabere eder ve dostluk kurar. son derece ze­ ki bir insandır ve mahkûm arkadaşına birçok şey. Dantes artık. Dantes oraya gider ve arkadaşının sözlerinin doğ­ ru olduğunu görür. imparatora yaptığı hizmetleri olduk­ ça mübalâğalı bir tarzda anlatarak serbest bırakılması için ça­ lışır. maruz kaldığı adaletsizlik kendisini derinden sarsar. Caderousse ve de Villefort. O nlara. zira onlara. M am afih.

asla beklemedikleri bir zamanda önle­ rine gelen bu nimetle yetinmezler. 100 B üyük R om an * 1 9 1 besini Dantes indirmeyecek. Böylece. 1838'de İtalya'da. ilkin. Dantes'in görünüşünü değiştirmesine ve zamana ihtiyacı o la ­ caktır. Her gittiği yerde bir sansasyon ve hiç olmazsa hanım­ lar arasında da hayranlık ve korkunun oluşturduğu bir ürperti yaratır Kont. Yanında İstanbul'dan satın aldığı bir Yunan kızı vardır. elması bir kuyumcuya satar ve adamı öldürerek de geri alırlar. Nihayet. Sonralon kaçarsa da. O nun ne kadar tam ahkâr olduğunu bilen Kont. esrarengiz bir yabancı görünür. Yolculuğa çıktığı za­ man. de Villefort'un gayrimeşru çocuğuna şantaj yapar ve kendi ölümünü hazırlar. bir papaz veya İngiliz olarak dolaşır. neden öldürüldüklerini ve intikam alanın kim olduğunu bilmelidir. her biri. başka bir görünüm altında. Caderousse bu suçundan ötürü. zira Dantes'in hapsedilmesinde pasif bir suç ortağı rolünü oynamıştır. . onu intihar etmekten kurtanr ve kendisine ayrıca yeni bir gemi verir. M orrel'in güçlükler içinde çırpındığı bir sı­ rada vanr: M orrel'in şirketinin bütün gemileri denizde batmış­ tır ve borçlannı ödeyemez durumdadır. korsan ve eşkıyalarla işbirliği yaptığı ve üç kıtada haremi bulunduğu söylenir. Adamın. hıyanet ve ihtiras. ona kıymetli bir elmas verir Caderousse ve kansı. O nun. kendisini bir İn­ giliz bankasının temsilcisi olarak tanıtın M orrel'in borçlannı öder. küreğe mahkûm edilir.kurbanı olacaklar­ dır. Yaşayışı. doğu sultan- lannı akla getirir. Maltalı o l­ duğu. bir müddet sora. Kont. daimî uşağı da Nubiyalı bir dilsizdir. efsanevî zenginliğe sahip. her tarafta odamlan vardır ve her şeyi bilir. eski işyerine ve hâmisi M orrel'e olan borcunu öder. Yunanistan'da bir gümüş madeni keşfettiği. kendisinin Monte Kristo Kontu olduğunu söyleyen. Bu şeytanî plânını uygulamak için. bu habislerin her biri kendi kötü­ lüklerinin -tamahkârlık. Marsilya'ya. Kont'un eski düşmanlan arasında en az suçlusu Cadero- usse'dir. önceki suç ortağı.

Bu karışık hâdiseler yumağı çözülürken de Viilefort'un bi­ rinci kansından Valentine adlı meşru bir kızı ve ikinci kansın- dan da Edouard adında hiç de sevimli olmayan bir erkek ç o ­ cuğu olur. Seneler­ ce önce. Fransa'ya zengin biri olarak dönmüş ve tümgeneral rütbesini de kazanarak kendisini. efendisini sultana ihbar etmiş. M orcerf ailesi­ nin dolabında bir iskelet bulunduğunu söyler. çünkü Dantes'in mahkûm edilmesinden istifade ederek Mercedes'le evlenmiştir. Benedotte. aslında canlı olan be­ beği gizlice bahçeye gömmüştür. Monte Kristo. üvey ebeveynlerini soyar ve küreğe mahkûm edilir. kısa bir zaman içinde. sadece çocuğu . Balkanlar'da bir askerî macerası olmuştur. gazetelerde. yaşarrıası sağlanır ve Bertuccio adındaki bir kaçakçı tarafından yetiştirilir. bir sürü ciddî suç işle­ mesine rağmen. Danglers'in karısından bir çocuğu olmuş ve bebeğin ölü doğduğu söylenmiştir. M orcerf'in şerefli bir insan olan oğlu. Danglers'e. Fransız ordusunda hizmet görmüş ve ardından. Monte Kristo'nun arkadaşı olan Haydee'dir ve Haydee'nin de Ali Pa- şa'nın kızı olduğu ve M orcerf'i gayet iyi hatırladığı ortaya çı­ kar. M orcerf'in karısı ve kızı kendisini ve servetini reddederek terkeder ve Morcerf intihar eder. Hâdisenin başlıca şahidi. Fakat hiç de muhtemel g ö ­ rülmeyen bir dizi hadiseler sonucu. Caderousse'nin bir suç ortağı olarak gördüğümüz Benedotte'dir. şimdi baş savcıdır (Procureur de roi). çocuk ölmeden mezardan çıkanlır. suç işleme temayüllerini ortaya koyar. Mazisi lekelidir. Bu çocuk. Comte de Morcerf olarak tanıtmaya başlamıştır. De Villefort. Ali Paşa'ya yapılan hıyanet hakkında îmalı yazılar çıkar ve Lord- lar Meclisi meseleyi araştınr. daha önce. Ardından. Aradan geçen yıllar zarfında.1 9 2 • 1 0 0 Büyük R o m an Kontun başlıca düşmanı Fernand M ondega'dır. Arnavut Ali Paşa'nın hizmetinde bulunduktan sonra. Danglers araştırır ve nişan bozulur. babasının hakikî karakteri hakkın­ da hiçbir şey bilmez ve Danglers'in kızı Eugenie ile istemeye istemeye nişanlanır. De Viilefort'un ikinci karısı Heloise. Dantes'i mahkûm eden de Villefort.

ilkin. De Villefort. Kadına. hapishane kaçağı Benedotte'yi teklif eder Göz alıcı bir tarzda giyindiğinden. 1815'ten bu ya­ na. fakat Ali Paşa skandali meydana çıktığından beri. Danglers. 1 0 0 Büyük R o m a n • 193 için yaşar ve kocasının birinci kansından elde ettiği servetin önüne dikilecek bütün vârislerini ortadan kaldırmak ister N or­ mal olarak bu miras tabiî. birkaç daki­ ka sonra çıldınr Danglers. mütereddit bir tarzda Albert de M orcerf'la nişanlanmıştır. ağır bir şekilde hastalanır. Heloise ailesiyle dostluk kurar. yeterli parası bulunduğundan ve sahte bir şecere ile de göründüğünden. daha sonra Vaientine de Vil- lefort. onu en hassas iki yönünden vurabilir: Sosyal ihtirası ve tam ahkârlı­ ğı. Bunun takip eden aylar boyunca da Villetort ailesi men­ suplarından bazılan esrarengiz bir şekilde ölürler. bu noktada. kendisinin resmî görevidir. Danglers'in istediği bir da­ mattır Fakat nikâh kıyılacağı sırada. kendisine daha iyi bir dam at a ra r Monte Kris­ to.ülkenin baş savcısının kendi öz babası olduğunu ve be­ bek iken kendisini öldürmek istediğini söyler De Villefort. ardından efendisi için hazırlanan içki­ yi kazaen içen babasının uşağı. pe­ rişan bir halde evine döner. Danglers'in kızı. alelacele Caderousse'm katili olarak yargılanan Benedotte -ki artık ebeveynlerinin kimler olduğunu bilir. o da sosyal merdivende yükselmiş. Heloise ve Edouard'm kendilerini öldürdüklerini ve Dantes'in de onlann cesetlerinin başucunda şeytanî bir kahkaha kopardığını g ö rür Baş savcı. . öldürülmekten kurtulması için intihar etmesini söyler Fakat onun bu teklifi kabul edip et­ mediğini beklemeden. polis. Valentine'nin hakkıdır Monte Kristo Kontu. Caderousse'yi ö l­ dürme suçu ile Benedotte'yi tevkif eder. ölmez ise de. Şimdi kadını tevkif etmek. kendisine Baron unva­ nı verilmiştir Aristokratik bir kadınla evlidir Monte Kristo. bir kaza olmadıkça. ka­ tilin birinci karısı olduğunu anlar. birin­ ci kansının ebeveynleri. daha hafif bir ceza ile kurtulur. kadının güvenini kazanır ve kadının nefes darlı­ ğım'giderecek ilâçlar gelirmişçesine bir şişe zehir verir.

K itabın adı.194 • 100 B üyük R om an Danglers'in itibarı sarsılmıştır. Sonunda.P. kendisinin eski hâmisi Maximilian M orrel'in oğlu ile evlen­ mesini mümkün kılar. M aam afih. fakat bu arada Danglars'ın saçlan bembeyaz olmuştur. Fiorentino ile birlikte yazıldı. gerçekten sevdiği erkek­ le. Monte Kristo onu serbest bırakır. esrarengiz bir şekilde. Roma'ya kaçar ve orada da. düşmanlannın çocuklanna götür­ mez. vicdan azabı duyarak. fakat daha da ıstırap çekme­ si gerek. Eleştiri Monte Kristo. birin­ ci bölüm gibi yazıldığına dikkat ediniz) ve kontun önceki . Danglars'ın yanındaki bütün para tükenene kadar haftalarca devam eder. (Edouard'ın ölümü kaza idi. Monte Kristo. M onte Kristo adasından gelir. La Poliçe Devoile adlı küçük hikâyesinden gelir. derhal yakalarlar. Danglers'in normalin üstünde kredi verdiği bir zamanda çeker. zehiri içerek hastalanan kızı kurtarır. Allah'ın intikam meleği rolünü oynamakta ileri gidip gitmediğini ken­ di kendisine sorar. Monte Kristo'nun yanında. hâlâ kendisiyle bera­ berdir ve mutluluk ihtimalleri başgösterir Velentine ve Maxi- m ilian'a Allahaısmarladık diyerek. bu adaya ayak basm am ış sadece 1842’de vapur­ dan görm üştür. Kont'un emirleriyle hareket eden eşkıyalar kendisini. Bir mağaraya götürülür ve bir tavuğa beş bin altın vermedikçe kendisini aç bırakırlar Bu. Aşkın ve nefretin eski borçları artık ödendiğinden. Monte Kristo. P euchet’i. Haydee. Pa­ rayı. Valentine'ye gelince.) Albert de M orcerf'le arkadaşlık kurar ve Mercedes'i cezalandırmaktan vazgeçer. A uguste M acquet ve A.. gel­ diği gibi ayrılır. bölüm ün. D um as. Denglers'in bankasından beş milyon lira çekebileceğine dair kredi mektupları vardır. Hikâyenin. ilkin İtalya’da geçmesi düşünülüyordu (XXXI. Monte Kristo intikamını. Esrarengiz yabancı da. Danglers yıkılmıştır. onun ölece­ ğini tahmin etmişti.

Balzac. D antes’in. hiç ol­ mazsa. Belki. hikâye. D um as’a satır hesabı ücret öden­ diğini hatırlayacağız. Kitabın niye bu kadar p o ­ p ü ler olduğu üzerinde durm ak gerek. zira tefrika edildiği zam an. yarım satır­ . form a tefrika edildi ve "bir sonraki sayıda devam edecek hikâye” okuyucularının ilgisini çekebilm ek için. M acquet’in teklifi üze­ rine. Gautier. Stevenson ve A ndrew Youn. 1844’te on iki cilt olarak basıldı ve sekiz sene sonra. birbirle­ rine. D an tes’in m ahkûm iyeti ile ilgili ilk otuz bölüm . G ünüm üzde bu kitabı bilhassa çocuklar. ilkin. okuyucusunu hiçbir zam an d ü şü n ­ meye sevketm eyen. (D um as. üç bölüm de ele alınır. rom an. Rom anın m uazzam . da­ ha sonra eklendi. 1840’larm okuyucula­ rı. forma. günüm üzden az sofistike (kültürlü) idiler. Böylece. Monte Kristo Kontu’nda h atâ bulm ak kolay. Rom a ve Paris. şâirane inanış için gereklidir. B ununla beraber. d ’If şatosundan kaçıp kaçmadığını sordu­ lar. yayımcılar. Marsilya. er­ genlik yaşındaki çocuklar okuyor. çünkü kendi tü rü n ­ de bir şaheser olm akla beraber. fakat bitirm eden bırakılam ayan kitap­ lardan biri.hiç de derin bir şekilde ele alınam az. 100 B ü y ü k R o m a n * 1 9 5 hayatı daha sonraları anlatılacaktı. sadece tek heceli kelim elerle konuşan bir karak­ ter de araya koym ak istedi ise de. K itabın u zunluğuna ve zam an zam an görünen uzun cüm lelere gelince. h er Parisli okudu ve sokaklarda. h er bölüm de heyecanlı bir m acera anlatm ak zo­ rundaydı. ço­ cuklar için düşünülm em işti. d ö rt ayrı piyes halinde sahne­ ye kondu. m uğlâk ve teferruatıyla ele alınm ış tesadüfler­ le dolu plânı. Monte Kristo Kontu. ekseri tenkitçilerin üze­ rinde duracakları tip te bir şaheser değil. kitabın bu sihirli yönünden bahsettiler. H âdiselerin bu derece ü st üste yığılm asının sebebi şu idi ki. Rom an. bu anlaşm adan istifade e t­ m ek için. inanılm azlığın verdiği istekli hayret dışında -ki Coleridge’e göre.

M aamafih. D antes öylesine saf bir efsanedir ki. Jules Verne’nin N a u tilu s’un kaptanı M em o böy­ le biri. parlak bir hayat yaşamayı hayal eden herkesin tahayyül gücünü harekete geçirir. H atırdan çıkmayacak tek yaratık M onte K risto’nun kendi­ si. D um as’ın kendisinin de hayal ettiği ve hem en gerçekleştirdiği hayatı yaşar.1 9 6 • 1 0 0 B üyük R o m a n dan az satırlar için ücret ödem ek istem ediklerinden. bu karakterden vazgeçildi. Bunun sebebi de. tutum suzluğu. onun diğerlerinden daha fazla hakikî olm asından değil. Bugün bile.) D um as’m karakterleri hakkm da da fazla bir şey söyle­ yemeyiz. uzun boyludur. bu tü r karakter­ ler fazla. okuyucunun hayallerinin istediği şekilde hareket etm ek m ecburiyetinde. M elod­ ram sanatı. H enry Jam es’in sanatı değildir. D antes bazı hallerde D um as’m kendine benziyor: Cöm ertliği. O nun kitabm daki habisler. şüphesiz. kahram anlar. Şüphesiz. dünya görm üş insanlara m ahsus bir dav­ ranış. O nun kahram anları gibi. bonkörlüğü. M onte Kris- to K ontu’nu küçüm sem ek saçm a bir hareket olur. M elodram ın sırrı. büyük babası bir "m arquis” ve büyük annesi ile köle olan fakir bir çocuğun hayallerini yansıtıyor. Bu­ gün bu tü r karakterler ikinci derecedeki film lerde veya ço­ cuklar için hazırlanan televizyon program larında bulunur. Byron’un kahram anları sülâlesinden. son derece ve fevkalâde gayri hakiki ol­ duğundan. okuyanı öylesine te ­ . bu noktalar üzerinde durarak. zengin ve güçlü olmayı. bir arzunun yerine ge­ tirilm esidir: Kahram an. Edebî şecere terim leriyle ele alınacak olursa. hanım hanım cık kadınlarla m uğlâklık veya derinlik yoktur. yine orijinini gizleyen esrarengiz bir havası var ve m azideki aşk yaralarını örten. saçları siyah ve solgun yüzlü. M onte Kristo. dram atik jestleri çok sevmesi ile adadaki m ağarasında. O ndokuzuncu asrın rom anlarında. Kendisine zarar verenlerden aldığı dehşetli intikam . onun kendi kanunları vardır.

kadının sonraları. Paris civarındaki bir köye çekildi. gizli odalarla ve cesetlerle dolu. yetenekli herkese ilerleme imkânı ve­ ren politikasından ötürü otuz yaşında bir korgeneral oldu. edebî bir eğitimden geçmemiş olmasına veya böyle bir ihtirası da bulunmamasına rağmen. öldü. genellik­ . d ’If Şatosu’ndaki m uha­ fızlar. Gotik sahneleri. Bu piyeslerin en meşhuru. bugün bile. tiyatrolara devam et­ meye başladı ve -daha önce. Tek çocuğu Alexandre. la Traviata) adlı eseriyle ün kazanacak Alexandre Dumas adlı bir oğlu vardı. bilgisiz ve gör­ güsüz bir köylü çocuğundan başka bir şey değildi. başka hiçbir şey bilmiyorsa. bir er olarak or­ duya intisap etti ve Napoleon’un. ilkel bir eğitimden geçti. La Tour de Nesle (1832) adlı tarihî bir dramdı. Uzun boylu ve yakışıklı bir melez olan babası. Dumas'ın bundan sonra hayatına giren kadınların adları uzun bir liste oluşturmuştur. Dumas da. dramatik etkin­ liğin ne olduğunu biliyordu ve piyesleri tutuldu. Napoleon’la kavga ettikten sonra. derin düşünceli ByronvarI kahramanlar ve diğer melodramatik vasıtalar kullandı. Yazar 1802 tarihli nüfus kâğıdında Dumas'ın tam ismi. Alexandre Dumas Davy de la Pelleterie olarak gösterilir. Fakat yerinde duramı­ yordu ve hükümet merkezinde aradığı heyecanı bulacağına inandı ve ba­ basının eski bir silâh arkadaşının yardımı ile Paris’te Duc'de Orleans’ın sekreteri oldu. On altı yaşında iken. Şehirde böylece yerleştikten sonra. Bu kadınlar. bu başarısının tesiri altında Catherine Lebay adında bir ter­ zi ile metres hayatı yaşamaya başladı. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 9 7 siri altında bırakır ki. Başarısının büyük bir se­ bebi. gösterişli geleneklerinden sıyrılmış olmasına borçludur: Terbiyeli bir üslûpla ele alınmış klâsik tezler yerine. Davy de la Pelleterie. babasının sağlam vücudunu ve kıvırcık zen­ ci saçlarını tevarüs etti. mahallî bir kızla evlendi ve kırk dört yaşında. Dumas. bir zenci köle olan büyük annesinin adı idi. Camille (La Da- me axu Camelies] operatik şekli. Santo Do- mingo’da yerleşerek çiftçilik yapan bir Fransız markizi olan büyük baba­ sının adı idi. annesinin ma­ vi gözlerini ve beyaz tenini. Dumas.tiyatro eserleri yazma­ ya karar verdi. sansasyonel tezleri işledi. ihtilâlden önce. Eğer Dumas. onun m ahkûm tu tu ld u ğ u hücreyi gösterirler. kasvetli mahzenlerle. neo-klâsik trajedinin tantanalı.

Le VI- comte de Bragelonne (1848-1850). ata eyersiz binen Adah Menken adında bir Amerikan aktrisi idi. Dumas’ı bir “roman fabrikası” işlet­ mekle ve az ücret ödenen yazarlann sırtından zengin olmakla itham edenler vardır. 1846). altı veya on cilt­ lik. evlilik kısa sürdü. Yine iyi bilinen eserler arasında şunlar zikredebilir: Yirmi Sene Sonra (Vigt Ans Apres. Ûç Silâhşörler (Les Trois Mausquetaries) adı altında yayımlandı. Fakat bu suçlamalann yerinde olduğu söylenemez. 1845) Kraliçe Mar- got (La Reine Margot. IVlenken. 1845). işbirliği yaptığı kimselerin hiçbiri kendi başlarına. Du- mas’ın bütün eserlerini okuyan bir kimse gösterilemezdi. bazılarında çağdaş vakıalar üze­ rinde duruldu ve diğerleri de dedektif hikâyeleri idiler. Yine unutmamak gerekir ki. 1849-1850). Kara Lâle (La Tulipe Noire. bu “roman fabrikası”nın sihiri Dumas’dı. bugün bilhassa bir romancı olarak hatırlanır. bir anda. 1847'de de kendi eserlerini sahnelemek için bir tiyatro kurdu. Monte Kristo Kontu. Du­ mas ve mesai arkadaşı. Bilginler. . kendilerinin iyi ücret aldıklarını söylediler ve her za­ man cömert bir adam olan Dumas da. daha önce uzun müddet devam etti ise de. iki veya üç kitap yayımlıyorlardı. onyedinci ve onsekizinci asırlar­ da geçen aşk ve macera romanlarıydı. ne kadarının Macquet tarafından yazıldığını uzun uzun tartıştılar. Metreslerinden biri ile bir ara evlendi: Ida Ferrier adındaki bu kadınla ilişkisi. çünkü Du- mas’ın 1860 ile 1880 arasında yazdığı kitapların sayısı 277’dir! Birçokla­ rı sahneye kondu ve Dumas. Kraliçenin Gerdanlığı (La Collier de la Reine. onun ne kadarının Dumas. piyeslerinden birini düzeltmek için kendisine yardım eden Mecquet adındaki bir öğretmenle arkadaşlık kurduğu za­ man başladı. Muhtemelen. Kırk Beş Muhafız (Les Quarente-Cing 1847-1848). İkisi 1700’de basılan Memories de Monsieur r'artagnan ad- lı eski bir kitaba dayalı tarihî bir roman plânı hazırladılar. Bunlann çoğu. tarihî araştırmanın büyük bir kıs­ mını Macguet yaptı ve hikâyenin kabataslak bir plânını da hazırladı. Öyle görülüyor ki.198 • 100 B ü y ü k R o m an le aktrislerdi ve bunların onuncusu ve en meşlıuru da. hatırlanacak bir eser vermedi. Monsoreaulu Hanım (La dame de Monsro- reau. onların yardımlannı daima takdir etti. Svvinbur- ne ve Dickens gibi edebiyatçılarla da ilişkiler kurmuştu. inanılmaz bir süratle. zira Macguet ve diğerleri. 1850) ve OIympe de Cleves (1852). Eser. Ûç Silâhşörler ile hemen hemen aynı zamanda yayımlandı ve onun kadar da tutundu. Dumas. onaltıncı. Roman hayatın­ daki mesleği 1840’larda. Gautier.

tiyatro dünyası bilhassa Du- mas’ın tiyatrosu için felâket getirdi. Garibaldi'nin Napoli’yi Bourbonlardan kurtarmasına yardımcı olabilmek için İtalya’ya gitti. akla ünlü sinema yapımcısı De Mille’nin filmlerinde­ ki krallan hatırlatıyor. Dumas’ın tavsiyesi olduğu söylenir. villa satıldı ve 1851’de borçlandı­ ğı kimselerden kaçmak için Brüksel’e gitti. Pompei’deki arkeolojik bir araştırmaya nezaret etti. Kendi müsrifliği yüzünden uçuruma giden yolda daha da fazla yol aldı. son nefesini ver­ diği ana kadar. . Dumas. fakat kimse. babasının aşırılıklan- nı frenlemek istedi. 1853’te bir gazete kurdu ve içindeki yazılardan çoğunu kendisi yazdı. villasında. Parisli okuyucuların zevkleri değişiyordu ve Dumas gitgide. oğullarının yardımıyla yaşıyordu. bir çocuk kadar kibirli bir şekilde de. Hizmetçilerine verilecek şarap kalma­ yınca bir kasa şampanya açtı. aktrisleri. Bir ara. Ardından. enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti ve 1860’da. 1 0 0 B üyük R om a n « 1 9 9 Bu romanlar. sefil ve kötürümdü: Adeta. şimdi hayatının üçüncü mesleğine başladı: Gazetecilik. Nihayet. fakat sonra­ ları. enerjisi ve canlılığı azalmaya başladı. çarçur edilmeyecel< kadar büyük değildi. Prusya birlikleri şehre giriyorlardı. Alexandre’nin Dieppe civarın­ daki villasında. arkadaşlarını. Dumas’ı zengin yaptı ise de. villa hakkında günümüze kadar gelen bilgiler. yüzündeki müşfik gülümseme eksik olmadı. Paris dışında kendisine “Mon­ te Kristo” adını verdiği büyük bir villa yaptırdı. hiçbir servet onun için. 1870’de. İtalyan birliğinin kurucusu Garibaldi’nin birliklerinin sırt- lanndaki meşhur kırmızı gömleklerin. parça­ lanmakta olan bir dağı andıran bu adam. Nihayet. bu işten bıkarak Paris’e döndü. Dumas maamafih. 1848 ihtilâli geldi. Hayatının son on senesini ekseriya istirahat ederek geçirdi. Biyograficisi Andre Mauris’e göre. ihtilâl. merak peşinde gidenleri ve asalakları eğlen­ dirdi. devrini ta­ mamlamış bir yazar olarak görünmeye başladı. bu haberi ona iletecek ce­ sarete sahip değildi. Ne var ki. Dumas. Ahlâkî eserleri ile tutulan ve sayılan biri olan oğlu. Ölüm yatağında iken. İki yıllık sıkı bir çalışma ve tu­ tumluluk devrinden sonra malî durumunu aşağı yukarı düzelterek Paris’e döndü.

Madam Bovary Yazan Gustave Flaubert ( 1821 . Charles Deniş Bartholome Bovary: C h arle Bovary’n in b a b a sı. z in d e . Mme. N o rm a n d iy a b ö lg e s in d e k i k ü ç ü k b ir k a s a b a n ın a s k e rî d o k to ru : E m m a B o v a ry 'n in sa d ık k o cası. v arlık lı. se fa h a ta d a ­ lar. Rouault: E m m a’n m b a b a sı. Bovary’lere y em eğ e d ev a m e d e r ve E m m a'ya iyi b ir h a y a tın n e o ld u ğ u n u g ö ste rir. ev in h âk im i. Berthe Bovary: C h a rle s v e E m m a’n ın y e g â n e ço cu k ları. r a h a tın a ve a i­ le sin e d ü ş k ü n b ir k ö ylü. A lelade. Emma Bovary: H ik â y e n in b a ş ro lü n ü o y n a y a n kad ın . b a s it. . Heloi se Dubuc: B irin ci Mme. sa m im î. em ek li b ir su b ay . k ısk an ç k a d ın . C h a rles B ovary'nin ikinci k arısı. Bovary Senior: C h a rle s'in a n n e si. e le a ld ığ ı h iç b ir şey i b a ş a rıy a u la ş tıra m a z . B ir k ö y lü n ü n k ızı o lm a sın a ra ğ m en . v a s a t b ir in sa n .1880 ) Başlıca Karakterler Charles Bovary. iyi n iy etli u y sa l v e ih tira s s ız . Marquis d’Andervilliers: M ahallî b ir p o litik a c ı ve esk i b ir a ris to k ra tik a ile n in m e n s u b u . d ırd ırc ı. y e rin e g e tirilm e si m ü m k ü n o lm a y a n ro m a n tik ilh a m la r p e ş in d e g ittiğ in d e n . g elin in i k ısk a n ır. Bovary o rta yaşlı çirk in b ir d u l. h a y a tın ­ d a n m ü te m a d iy e n şik â y e t ed er.

O n u n in d in d e b u ilişki v a k it g e ç irm e k te n b a ş k a b ir şe y d e ğ ild ir. fakat bir kanama so­ nunda ölmesi. Homais: M ahallî ecza cı. Rudolphe Boulanger: Bir kır c e n tilm e n i. m a ğ ru r. K en­ d isin i. kendisine başka zevkler bulur ve hostalanndan bi­ ri olan Rouault adında zengin bir çift ile dostluk kurar. id d iacı v e k e n d i çık arın ı d ü ş ü n e n b irid ir. sakin gös­ terişsiz tavırlonyla tamamen mutlu biridir . Kadın. onun Tostes adlı kü­ çük bir kasabada mesleğini yürütmesi imkânını sağlar ve hattâ evlendirir. Leheureux: Emma’yı malî yıkıma sürükleyen vicdansız b ir esnaf. V o ltaire’n in g e le n e ğ in d e n b ir a n ti ru h b a n . H o u g leu rlu ta n ın m ış b ir h ek im . Bournisien: Bir k öy p a p a z ı çalışk an . o n u c a z ip b u lu r.adında kır bölgesinde büyümüş bir çocuk. Normandiya. Büyük bir yeteneği yoksa da. Charles'den çok daha yaşlı bir duldur. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary -ki sağlam yapılı. Onun indinde. E m m a’n ın sev g ilisi o lu r. k ad ın . a y d ın la n m a n ın ve g e lişm e n in k u v v e tle rin i ş a h s ın d a teces- sü m e ttire n b iri o la ra k g ö rü r ise de g erç e k te . GüiUoumiıı: Bir avukat. G üçlü v e y a d e ­ rin b ir k a ra k te ri y o k tu r. b e n c il v e şe h v a n î. okula gitmek üzere Rouen'e gelir. bir sağlık görevlisi olmayı başanr. evlilik bir aşk oyunudur ve Charles. Annesi. annesinin zoru ile nihayet. Dr. zevk sahibi nazik tavırlı biri olduğu iddiasında Emma adında güzel bir kızı vardır. Lariviere. çalışmakta istekli değildir ve tahayyül gücü zayıftır. eğitimini rahibelerin yönettiği bir mektepte tamamlayan. Char­ les özerinde hâkimiyet kurar ve kıskançtır Charles. Hikâye Yer. s a th î. Charles'in karısı kıskançtır. 1 0 0 Büyük R om a n » 2 0 1 Leon Dupuis: Bir a v u k a t kâtibi. onu resimden çıkanrve Charles artık. Adamın. bir müd­ det bekledikten sonra Emme ile evlenebilecek durumdadır. çağ ondokuzuncu asrın ikinci çeyreği. ç ü n k ü k a d ın ın d a v ­ ra n ışın ı y a n s ıtır ve o n u n h isle rin i b e n im se r. Hippolyte: Seyis y a rd ım c ısı b ir çocuk. ta h a y y ü l g ü c ü n d e n m a h ru m biri. E m m a'nın b ir d iğ e r se v g ilisi.

2 0 2 • 100 B üyük R om an Öte yandan. canı sıkılmaya başlar. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı dahi. Hostes'ten daha da fazla hoş­ nutsuzluk duyması için yeterlidir. ihtirassız adamla geçirdiği rutin hayatın. Pa­ ris'te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evine bir miktar za­ rafet vermeye çalışır. Artık moda dergileri okur. bu vurdumduymaz. okuduğu kitaplardaki g i­ bi. civarda yerleşen ve çağa ayak uyduran centilmen bir çiftçinin. Nihayet çaresizlik ve can sıkıntısı. bu hayal­ lerle yaşar. . hastalık arazı şeklinde görünür ve Charles. her zamanki rutin yaşayışına baş­ larken Emma. Bovarylere hoş geldiniz diyenler arasında. Emma. Bütün hislerini kaybeden Emma şimdi. fakat Emma uzun zamandır hasretini çektiği gerçek bir aş­ kın ümidini taşır. Gittikçe pervasızlaşan Emma. kadının sıhhati uğruna (şim­ di hamiledir). Bu hayata artık tahammül edemeyen Leon. Emma'nın ro­ mantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir in­ tiba bırakmak ister. her gün' biraz daha müsrifleşir ve kocasının haberi olmaksızın kasabadaki dükkân sahibi Monsieur Lheureux'a çok fazla borçlanır. Yonville l'Abbaye adında küçük bir ticaret kasa­ basına taşınır. Evlilikte. Kadın onun metresi olur. belirli bir özelliği bulunmayan bir yerdir. bu gerçekleştirilmemiş veya hatta belirtilmemiş bir aşktır. Bovary. Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değil­ dir. Yonville. kendisinin Leon'a âşık olduğunu sanır. uyuşuk. Rudolphe Boulanger adlı bir bekânn ilgisini çeker. derin bir hissî bağlılık bulacağını umar. Paris'e git­ mek üzere kasabadan aynlır. rüyalannda yaşattığı evlilik ola­ bileceğine inanmaz. Leon. Fakat halayından sonra. Bu iliş­ ki. zevklerini çağın hissî ronnan ve şiirle­ rinden almış bir romantiktir. Hale Markis d'Anden/illiers'in yemek ve balosuna davet edildiği zaman huzursuzluğu artar. yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Monsieur Homais adındaki eczacı ile Hemais'in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır.

nöbet geçirir. eve döndüğü zaman. Leon'u. bu konu­ da gerekli mahareti yoksa da. zimmetine para geçirmeye ik­ . Hastanın haykı- rışlan kasabada yansırken. zira adam. sarsılır. şimdi ümitsizlik içinde yan çılgın bir haldedir. zinanın evlilik kadar bayağılaşabileceğini anlan Bir gün. Emma da. Paris'ten çok da­ ha fazla dünya görmüş ve sofistike davranışla dönen Leon'a te­ sadüf ederler Emma. aynı şekilde dine sanlın Nihayet iyileşir ve kocası onu Rouen operasına götürür. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 0 3 Bu arada Homais. yirmi dört saat zarfında 320 frank ödemesi gerektiği ile ilgili olarak mahkeme karan- nın kendisine iletildiğini görün Emma. Charles'i bir handa mahallî seyis yar­ dımcısı olan Hipolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayakla- nnın ameliyatla düzeltilmesine ikna eder Emma da. Çocuk kangren olur ve bacağı kesmek için bir cerrah çağrılır. aralanndaki iliş­ kiyi kopardığını söyler. kendi meslekî hayatında yükselmesini engelleyeceğini gördüğü gibi. Leon ile kurduğu ilişki de normal seyrini tam am lar. O rada. onun malî işlerini de noter kanalı ile kendisine aktann Kadın. nihayet. bir ara kendi­ sini dine verir ve daha önceleri nasıl şevk ve heyecanla kendi­ sini zinaya verdi ise. kocasının haberi olmadan hastalann öde­ yeceği ücretlerin kendisine verilmesinde ve hattâ emlâk satmak için kullanın Nihayet. Artık kocasından tiksinen Emma. geri çevrilir. Rudolphe'la kaçmaya ka­ rar verir. Kadına bir mektup göndererek. bu ilişkinin. şimdi Leon'la ilişki kurar ve musikî dersi bahanesiy­ le haftada bir defa Rouen'e giderek Leon ile buluşun Bu yolcu- luklan karşılamak için Lheureux'tan borç alır ve kocasını ikna ederek. ameliyatı yapar. tüm ümidini kaybeden ve mahcubi­ yetten sokağa çıkmayan Charles evinde oturmaya mecbur ka­ lır. bu gücünü. Emma. kocasının. kendi mesleğinde başanlı olması için eline fırsat geçtiğine inanır ve o da Charles'i zorlar. Leon'la kavga ettikten sonra. Tefe­ cilere koşar. çırpınır ve aylarca hasta yatar Gayet yavaş iyileşen kadın. Charles'in. Rudolphe ise Emma'dan bıkar ve devamlı bir ilişki kur­ mak istemez.

kızı. Tedri­ cen. Homais'in dükkânına girer. Charles. ve bir sürü hileli ve dolambaçlı ve kendi kendisini reklâm eden bayağı yollardan geçtikten sonra en büyük ihtirasına ka­ vuşur. Tamamen perişan bir halde. evin işlerini bir düzene koymaya çalışır. yardımcısını. Bunu yaparken. hayal­ ler dünyasındaki şahsiyeti öylesine m ükem m eldir ki. kendi içinden cinleri de çı­ karm ak istiyordu. Kendisini. çaresizlik içinde. bir fabrikada işçi olarak çalıştıran fakir teyzesinin yanına gönderilir. huysuz. derin bir kedere boğulmuş o l­ masına rağmen. Yardım etmek için gittiği bir avukat. avuç dolusu arsenik yutar ve ölmek için evine gider. zenginle­ şir. çılgıncasına. Rudolphe ve Leon'un mektuplannı da bularak. O nun. onun bu durumun­ dan istifade etmek ister Sonunda. karakterleri hakkında hüküm verm ek iste­ m ediğini söyledi. Homais. büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilirse de. kısa bir müddet sonra o da ölür ve kızı Berthe. Fransız diline yeni bir kelim e getirdi: Bovarisme. ecza deposunun anahtannı ken­ disine vermeye zorlar.rom antizm hare­ ketinin prensip ve hislerini inceleyen ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felâkete sürüklendiğini gösterm ekti. karısının insafsızlığını ve sadâkatsizliğini öğrenir.2 04 * 100 B üyük R om an na eder ve kendisine gayet soğuk muamele eden Rudolphe'a yalvanr. F laubert’in gayesi -bir zam anlar kendisinin de geçerli saydığı. Kadının çırpınışları arttıkça. Flaubert. Emma'nın ken­ disini sevmemiş olduğunu anlar. beşer aptallıklarının açık ka­ . Nihayet. felce uğraya­ cak kadar paniğe kapılır ve Honfleur'dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir. Cenazeden sonra Charles. kendisine Fransız devletinin şeref madalyası verilir Eleştiri D on K işot’un şövalyelik çağı için yaptığını Madam Bo- vary rom antik hareket için yapar. diğer taraftan. kadın o yıl ölür ve Berthe ardından.

patates çalan biri sanır. Fransız orta sınıfında nefret ettiği h er şeyi tecessüm ettiren eczacı H am ais’e saklam ış­ tır: Çıkarcı. Bes­ belli ki. sem pati duyularak ele alınıyor ve uyuşük ve sönük C harles Bovary de olduğundan başka bir şekilde görünm ek istem ediğinden. zangoç.” İkinci derecedeki olay­ lar dahi istihzaî m aksatlara çevrilir: Ju tin adındaki çocuk. En acı alaylarını. ölm ek istedi ve Paris’te yaşam ak istedi. Em m a’nın m ezarında ağlarken. Gerçekten de. . kadına olan tu tu m u n u m uğlaklaştırıyor. Ro­ m anın diğer bir sayfasında. Flaubert’in başlıca silâhı istihza ve kahram anlarına herkesin söylediği sözleri söyletm ektir. hikâyesindeki h er teferruatı gerçeklerle yoğurm aya bilhassa dikkat etti. 100 b ü y ü k Rom an • 20 5 falı ve serinkanlı bir gözlemcisi olarak gördü. Şuurlu bir realist olduğundan. Flaubert. Ö te yandan. karısının sadakatsizliği ile perişan bir halde ölen N orm andiyalı bir kasaba doktoru vardır: Yonville ka­ sabası ise gerçekte. H onfleur yakınındaki Ry idi. bu hâl. bayağı. Bunun en iyi bir örneği Em m a ve Rudolphe arasındaki aşk diyaloğu arası­ na sıkıştırdığı. F laubert’in. ziraî panayır­ daki. ihtiyar köylü Rouault. kendisini. fakat kendi şahsiyetinde de. gösterişli ve aptal. E m m a’yı sevmiyor. en iyi beslenm iş dom uz ve iyi bir şekilde hazırlan­ m ış gübrelerin sahiplerine m ükâfat verdiği nutkudur. Yine. yönetim kurulu başkanının. N orm andiya’daki her eczacı­ nın F laubert’e bu yüzden hakaret ettiği söylenir. ikinci derecedeki bazı karakterlerin hakikî kim seler ol­ dukları anlaşıldı ve kitapta kahredici bir tarzda karikatüri- ze edilen H om ais’e gelince. E m m a’nın m üphem ve kö­ püklü hasreti kısa bir cüm le ile anlatılıyor: “Kadın. Gerçekte. bu kadının şahsiyetinden bir parça bulunduğunu idrak et­ tiğinden. h attâ h ü rm etim i­ zi kazanıyor. şefkatim izi. karakterleri hakkında kuvvetli kanaatlere sahip ve onların kim ler olduklarında da bizi şüphe içinde bırakm az.

alelâde ob­ jeler üzerinde harcanır. istihzayı m ükem m el b ir tarzd a gösterdiği için veya üslû b u n u tam bir kontrol altında bulundurduğu için oku­ sun. sem boller oldular: Emma. Okuyucu m eselâ birçok bölüm lerin sonundaki kısa ve tam değerle­ riyle ifade edilm em iş cüm lelerin tesirlerine dikkat etm eli­ dir. kamçı gibi yakıyorlar. orta-sınıf bir aileden 1821’de doğdu. bu m anzarayı anlatm ak için kendisine arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışm aya verdiği ve bu yüzden h asta olduğu söylenir. realizm hareketinin klasik bir rom anıdır. tam am en yerinde kelim eleri. Ü zerinde bilhassa hiç durulm adığı intibaını veren bu cümleler. şüphesiz.2 0 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Flaubert’in realizm i. hiç de haksız olmayarak. O nun. çiçeğin tu ttu ru ld u ğ u tele takar ve kendi­ sinin öldüğü zam an ne olabileceğini düşünür. bazı paragraf ve cüm ­ ledeki ritm ik ahenk de delil olarak gösterilebilir. birinci M adam B ovary'nin gelinliğinde taktığı solm uş çiçeği gördüğü za­ m an. ister psikolojik sezgi gücünden.) Diğer teferruat. can sıkıcı. bu arada. parm ağını. kitabın dikkatli m im arisi derhal belli olur. sadece yerinde de­ ğil. (Flaubert’in. kısacası. Bilhassa sarıldığı yegâne zevki sanattı ve bunu da kendisini tama­ men adayarak yürüttü. okuyucu. Rouen’de. gerçekte. en iyi anlayanlar Fransız okuyucularıdır. Yazar Gustave Flaubert’in hayatında pek az sayıda dramatik maceralar gö­ rüldü. onun kendi asrının en m ü ­ kem m el rom anlarından biri olduğunu söylediler. saplantı denecek bir şe­ kilde bulm aya çalışm asını. bugün dahi daha iyisinin b u ­ lunam adığı standartlar getirdi. realist teferruatı tam bir şekilde ele aldığı için. F laubert’in ünlü üslûbu. Tercüm ede dahi. Zola’nın natüralizm ine öncülük eden korkunç veya tiksindirici teferruatın anlatıldığı za­ m anlar da vardır. . Madam Bovary. Bazı ten k it­ çiler. fakat E m m a’nın ölüm ünü anlatan m anzarada olduğu gibi. genellikle.

Nadiren Paris’e gidiyordu ve edebiyatçı arkadaşlarının kendisini ara sıra ziyaret etmeleri dışında. çok defa mektupla haberleştiler. Madam Bovary’i yazdığı sırada. 1849-1851’de bir arkadaşı ile birlikte Mısır. kadını birdenbire terketti. Gençliğinde. Lariveire'nin örnek aldığı tanınmış bir dok­ tordu. Suriye. Gustave. Flaubert. Madam Bovary büyük güçlükler arasında yayımlandı. Hükümet. hukuk tahsili için Paris’e gönderildi. sansürcülerin. Bu arada. Muhakeme (ki beraat- le neticelendi) ülke çapında bir hâdise yarattı. Flaubert’in peşinden gittiği bir sırada. buna razı olmadı ve hükümet de kamunun ahlâk ve dinine ha karet ettiği gerekçesiyle dergi aleyhine davâ açtı. Rouen civarında Croisset denen bir aile ma­ likânesine yerleşti. . Louise Cilet adında üçüncü sınıf bir şair olan kadınla metres hayatı yaşadı. katı bir rutinlik ve hemen hemen manastırımsı bir yalnızlık içinde geçirdi. bir gün içinde meşhur oldu. Yine 1858’de.hükümetin. defalarca yazdı. radikal görüşleri savunduğun­ dan şüphelendikleri Revue de Paris dergisinde tefrika edildi. kendi istediği tarzda ahenkli olması yolundaki çalış­ maları bazen ona ıstırap veriyordu. bu iliş­ ki. Maamafih. Nihayet. zaman zaman. Roman. fakat hukuku anlaşılmayacak bir konu olarak bulduğundan vazgeçti. Romanın tezi - zina. 1844’te. günlerini. onun yazılarını aksattığından. bir garın bekleme salonun­ dan bekçiler tarafından zorla dışarı çıkarıldı. Arnoux olarak görünen Mme. onu daha da fazla yalnızlığa itiyordu. Fakat Louise bundan memnun değildi. Kendisini Flaubert’e öylesine vermişti ki. Bir cümlenin. Madam Bovary'de Dr. bir eseri için malzeme toplamak üzere eski Kar- taca şehrinin bulunduğu yere gitti. çocukluğunu ailesinin yaşadığı hastanenin bahçelerinde geçirdi. Özelliği nörotik veya nörolojik olan kronik bir hasta­ lık. Türkiye ve Yunanis­ tan’ı gezdi. hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini hatır­ ladı. Sonraları. bilhassa bu romandan ötürü dergiyi kapatmak istiyordu. Burada. ve herhangi bir zor­ lukla karşılaşmak istemeyen yayıncılar da bazı bölümleri atmak istedile Flaubert. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken çocukluğunda. bu dergiyi kapatması için yeterli idi. Hissf Eğitim (L’education Sen- timantale) adlı kitabında Mme. on sekiz yaşında iken. Flaubert hiç evlenmedi. Schlesinger adında birine platonik aşkla bağlandı. 1 0 0 B üyük R o m a n • 2 0 7 Babası. artık efsaneleşen yazı tarzını ge­ liştirdi. bir gün. bir tek sayfayı günler­ ce. ta­ mamen yalnız bir hayat sürdü. iki defa Fransa dışına çıktı. ailesiyle birlikte. İlkin.

Öte yandan. Fransa-Prusya Harbi sırasında. Sa/ammbo geldi. Hikâyede. Üç Hii<âye (1877). Flaubert. İlk basılan belli başlı eseri Madam Bovary (1857). bir realist olma­ ya zorladı. ar­ kadaşları ölüyor veya kendilerini cemiyete küskün ve yabancı hissediyor­ lardı. 1874). Flaubert. burjuvaziyi sevmelerini. Fakat bu komedi tutulmadı ve beşerî cemiyeti hicveden geniş kapsamlı bir romanı. Flaubert’in daha önceki eserlerinde görülmeyen bir şekilde. şuurluca antiromantikti. çalışmalannı sürdürdü ve 1880’de felce yakalandı ve öldü. şuurlu bir ob- jektivite ile yazılarına. Mısır ve Kartaca gibi egzotik ülkelere duydukları sevgiyi paylaştı. kuru ve objektifliğe rağ­ men. ancak doldurulmuş bir papağana gösteren Nor- mandiyalı basit bir hizmetçi kadının hikâyesi de vardır. kendi mahallî romantikliğini. Bir eserinde. her iki mizacı ele aldı: kitapta. birl<aç ay Alman askerleri tarafından işgal edildi.208 • 100 B üyük R om an Flaubert'in daha sonraki yıllan acı içinde geçti. istihza zevkini. Croisset. kendi şahsiyetini katmamak için gösterdiği dikkat­ le ve alelâde hayatı titiz bir realizmle kaydetmesi ile disiplin altında aldı. Ardından. . müellifi öldükten sonra yayımlandı. Hıristiyanlık çağının ilk yıllarındaki azizlerin ıstırap ve coşkunluklannı (1847) anlatır. Romantizm ve realizm arasındaki bu gerginlik. mizacı itibariyle bir romantik idi. Es­ ki Kartaca’nın ve onun kanlı medeniyetinin bir manzarası. Flaubert’in süslü doğuculuğunu tatmin eden Herodias’ın hikâyesi ile hayatı dar ve mânâsız bulan ve ça­ resizlik içindeki hislerini. 1864’te. romanlarının tezlerindeki değişikliklerde kendini gösterir. Hastalık ve melankoliye rağmen. mo­ dern Paris’te geçen ve genellikle. 1873’de. kendisini. Namzet {La Candidat. Madam Bovary. Kendi romantik neslinin melankolik mizacını. Bouvard et Pecuchet (1881). Flaubert’in şaheseridir ve belki de realist roman tarzının en belirli bir ör­ neği. disiplinli üslûp ve yapının bir modelidir. hikâye­ nin kahramanına beslenen şefkat ve anlayış görülür. Flaubert’in talebelik hayatındaki hatıra- lanna dayanan Hissi Eğitim geldi. Maamafih. Bu küçük hikâye. komedi de yazdı. ailesinin malî durumu kötüleşti ve sıhhati de gittikçe bozuluyordu.

Marya Mihailovna: O lga’n ın te y z e s i. O b lo m o v ’un a rk a d a ş ı o ld u ğ u n u sö y le r. kavgacı fa k a t s a d ık u şa ğ ı. k e n d is in i so sy a l fa a liy e tle re v e re n u şa ğ ı S udbins- ki: Bir d iğ e r a rk a d a ş ı. Sudbinski: Bir b a ş k a a rk a d a ş ı. Zeki ve h a re k e tli. h u y s u z b ir asalak . . sa m im i ve se v im li. Z ah ar’la evli. Penkin: E d eb iy atla u ğ ra ş a n b a ş k a b ir a rk a d a ş ı. İvan Geresimiç Alexeyev: Bir b a ş k a a rk a d a şı. Volkov: O b lo m o v ’u n . Oblomov Yazan Ivan Alexandrovich Goncharov (1 8 1 2 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İlya İiyiç Oblomov: T o p ra ğ ın d a n k a z a n d ığ ı g elirle y a ş a y a n b ir c e n til­ m en. sa k in . Zahar Trofimiç: O b lo m o v ’u n te m b e l. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . te m b e lliğ in d e n k u rta rm a k ister. Olga Sergeyevna İiyinski: O b lo m o v ’u n se v d iğ i g en ç b ir kız. Mihey Andreyiç Taranteyev: K üstah. fa k a t so ru m lu lu k h is s in d e n m a h ru m ve p a ­ to lo jik çe tem b el. O b lo m o v ’u. g erç e k b ir iş a d a ­ m ı. h a y a tta h iç b ir am acı o lm a y a n b iri. h isle rin i d ışa rı v u rm a y a n b ir k ad ın . p is. ra n d ım a n lı. Anisya: O b lo m o v ’u n aşçısı. Andrey İvaniç Stolz: O b lo m o v 'u n en y ak ın a rk a d a ş ı. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n .

Agafya Matveyevna Pshenitsin: A gafya’n ın e rk e k k a rd e şi. üç yüz ka­ dar serfin çalıştığı orta büyüklükteki çiftliğin sağladığı kazançla yaşar Evinde. onun. Andrey: A gafya ve O b lo m o v ’u n oğlu. d ü n y a g ö rm ü ş n a z ik b ir in sa n . Uya lyliç. İrina Penteleyevna: İvan M atyeviç’in k arısı. Uya liyiç Oblom ov. Masna: A g afy a'n ın kızı. ihmalkâr. bir aşçısı ve Zahar adındaki valesi ile birlikte ya­ şar Ailesinin eski bir adamı olan Zdftar.oldu­ ğundan. Vanya: A g afy a'n ın oğiu. arkadaşlanyla mektuplaşmayı ihmal eder. devlette bir iş almak için Oblom ovko adlı köyünden aynimış ve Saint Petersburg'a gelmiştir Fakat sorum­ luluğu bulunan rutin işten zevk almadığından işini bırakmış ve vaktini tembel tembel geçirmeye başlamıştır Öğle üzerine ka­ dar yatağında yatar. efendisine. kör bir sadakat­ le bağlıdır. O lg a'n ın b ir a rk a d a ş ı. kendisini ziyaret eden arkadaşlan vardır (Kendisi. O blom ov'u az . pis. Saint Petersburg'daki apartman dairesinde. zararsız ve bir şey talep etmeyen biri . kendisine faydalı olacak hiçbir iş öğ­ renmez. hayatında. kavgacı ve gayrisamimi olmasına rağmen. sıhhatinin.2 1 0 • 1 0 0 Büyük R om an Baron von Langwagen: M arya M ihailovna’n ın esk i b ir a rk a d a ş ı. Otuz yaşlanndaki bu bekâr. birbi­ ri ardına gelen sahtekâr veya beceriksiz müdürlerin yönettiği malikânesinin işlerine aldınş etmez. çok tembel olduğundan onları ziyaret etmez. sosyal hayatının veya ka­ fasının gelişmesine yardım etmek isterlerse de. k u rn a z ve v ic d a n s ız . Saniçka. Hikâye Serfliğe dayalı bir cemiyetin sebep olduğu kötülüklerden bi­ ri -yarattığı adaletsizlik dışında. mesleğinde yükselmesine. böyle biridir. k ü ç ü k b ir d e v le t m e m u ru .sarf sahibi kimse üzerindeki de- moralize edici tesiridir: Başkalarının emekleriyle geçinmeye ah­ şan bu adam.) Arkadaşlan. O blom ov hoş. en basit kararlan bile verirken çaresizlik içinde bunalır.

iyi bir ev ka­ dınıdır. onu sorumlu ve yaratıcı faaliyete sürükle­ mek ve Stolz gibi biri hâline gelmesini sağlamaktır. 100 B ü y ü k R om an *211 da olsa harekete geçirebilecek tek insan. Stolz vasıtası ile uyuşuk kalbinde. kendisini kadının hizmetine bırakır. O blom ov'un tatlı ve sevimli mizacını görür­ se de. O lga'nın halasına. hemen nişanlan­ mayı arzu ettiğini söylediği zaman. Oblomov. O lga. çalışmak ve tembellik arasında ne yapacağına karor veremez. Agafya Matveyevna Pshenitsin adında bir genç bir dulun. evlilik bir türlü gerçekleşmez. onun istediği gibi biri ola­ mayacağını düşünür. Oblomov. yeğeni ile evlenmek is­ tediğini. Olga'yı gerçekten sevemeyeceğini. böylece. hayatı saldır­ gan bir hisle ele almak vasıflannı tevarüs etti. Oblomov. Oblom ov. Kadın. zih­ nen. Oblomov. avukatından malî durumu hakkında kesin rapor beklerken. O blom ov'dan da tembel olmakla beraber. nihayet tembel nişanlısının hiçbir şey ya­ pamayacağını anlar. O lga. gitgide daha da tembel bir insan olun (Evden atılacağı tehdidi altında) zorla kendini toparlayarak. Hâlen genç bir işadamıdır ve şüphesiz. O blom ov'un şahsiyeti üzerinde kendi üs­ tünlüğünü kurarak. Bu aşk ilişkisi. beklenmeyen bir aşk heyecanı yaratan O lga Sergeyevna adında genç bir ka­ dınla tanışır. metodiklik. Andrey İvaniç Stolz adındaki çocukluk arkadaşıdır. derin aşk ilânları ardından tereddüt ve gözyaşlannın geldiği engebeli bir yol ta­ kip eder. başlıca gayesi. zamanla servet ve zenginliğe kavuşacaktır. on­ dan çalışkanlık. Babası Alman olan Stolz. bu işte kendisine yardımcı olmasını. nişanı bozar Üzüntü ve kızgınlığını gizle­ mek için de. ilişkisinin ciddî olduğunu gösterir. mül­ kiyetindeki bir banliyö apartman dairesine taşınır. Avrupa'da bir geziye çıkar. sanki anne­ sinin kollarında uyuyormuşcasına. Agafya'nın vicdansız erkek kardeşi onun bu halinden yararlanır ve O blom ov'a kendisine borçlu olduğuna dair kâğıt . sonunda Stolz ile ev­ lenir Bu arada. romantik olmamak. Oblom ov. iyi bir annedir ve iyi bir aşçıdır. yeni bir ev için plânlar hazırlar.

Oblom ov da b u n ­ lardan biri. Andrey adını verdiği bir çocuğu olur. Rus okuyucuları. bir netice ve bir sem boldü. pastoral cazibe­ sine rağm en. kendi şahsiyetlerinin tiplerini öylesine iyi bir şekilde ifade ederler ki. Şurası önem li ki. İlya İiyiç’in doğum yeri olan Oblom ovka. Stolz'un.2 1 2 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n imzalatır. O blo- movizmin gayet kötü tesirinden kurtulacaktır. O blo- mov'u kurtanr. O blom ov'un borcunu öder ve O blom ov- ka'nın yönetimini üzerine alarak. Oblom ov. ilkin. Mr. Eleştiri Edebiyattaki bazı karakerler (Gargatua. beklenmeyen bir sırada görünmesi. tevârüsle kazanılan im tiyazın nesiller üzerin­ deki soysuzlaştırıcı rolünün bir yorum u olarak ele alındı. orasını. bu tü r karakterlerin ilk ö r­ neği olur ve artık bu isim lerle bilinirler. onlar. Stolz. Goncharov. sonunda Agafya ile evlenir ve on­ dan. Stolz. pratik. di­ siplinli. Don Kişot. O blom ov’un rom anı yayım landığı zam an. bu hareketsiz hayatın neticesinde. bir gece uyurken kendisine felç gelir ve ölür. m odern dünyanın tesirlerinden uzakta idi. Oblomov. İlmî. o sadece yarı-Rus. ülke­ yi bir istihaleden geçireceği ü m it edilen yeni nesle aitti. Stolz. babası bir Alm an olduğundan. Pickwick). cem iyete yepyeni bir yön verm ek isteyenlerin kökünden değiştirm ek istedikleri bir yerdi. fakat ne yeniden Oblom ovka'ya gidecek ne de O lga ve Stolz'u ziyaret edebile­ cek canlılığı kendinde bulur. para getiren bir işye­ ri hâline koyar. diğer bir Oblomov. böylece sanırız ki Andrey. anti-rom antik ve ilerici olan h er şeyi A lm an- lar’ın tem sil ettiklerini farzediyordu.. serfliğin hüküm sürdüğü bir cem iyette. ihtiraslı orta-sm ıf âdetleri. Bu yan-ortaçağ hayatın­ da uşak Zahar.. Stolz’un hafifçe h is­ siz. Zamanla. genç Andrey'i evlâtlık edinir. Aşağı kadem e­ de ele aldığımız takdirde. Ve öylece anlaşılıyor ki. Rus edebiyatındaki yeni realizm ekolüne ve Babalar ve Oğullar’da da görülen sosyolojik yorum lara alı­ şıyorlardı. arkadaşı İlya’nın aristokra­ .

Aynı şekilde. göbeğinin kesilm e­ diğini gösteriyordu. onun psikolojik önem ini bilhassa idrak ederler. bir asilzadenin veya büyük . okşandığı.şuurlu bir sa­ vunm a m ekanizm ası değildir. am a gizliden gizliye de. Sevildiği. Bir bakım a hayat. istihale hâlindeki b ü tü n cem iyetlerin özellikle­ ridir. Böylece Oblom ovko halkına gülü­ yoruz. Hepim izde. Stolz’a h ü rm et besliyorsak da. onun h er şeye karışan. d o k triner tabiatını da zevksiz buluyoruz. O blom ov’u n uyuşukluğu. Gerçekte. sadece bir tek sı­ nıfın veya h attâ bir m illetin kötülüğü değildir. zira ne Olga’nın dil döküşleri ne de Stoiz’u n at si­ neğini h atırlatan yapışkanlığı O blom ov’a. kom edi­ dir. onların asırlardır devam et­ tirdikleri. onu harekete geçirebilecek bir kuvvettir. O blom ov ve Stolz arasındaki m ücadelenin. bir ölçüde Oblom ovizm vardır. Bu ana rahm inde barış içinde h u zu r içinde geçen hayata dönülm ek istenm esini tem sil eder. onun bu ta ­ rafı üzerinde zafer kazanır. trajedi. Oblomov. İkisi arasındaki gerginlik. b ü tü n varlığı ile kıza itiraz eder. bir trajedi değil. 1 0 0 Büy ü k R o m a n » 2 1 3 tik uyuşukluğunu rahatsız eder. ana rahm indeki var­ lığının takribi bir şekli. h er ikisi hakkındaki düşüncelerim izde bir ölçüde kararsız kalm am ızı da sağlıyor. Olga. bu sebepten ötürü. karanlık yatağı. Oblo- m ov’u. Tam bir ataletle. sırtındaki eski bir geceliği ile sırt ü stü yattığı ılık. kucaklarda gezdirildiği çocukluğu ile bir bakıma. hayat üzerinde zafer ka­ zanır. M odern eleştiriciler. yapm ak iste­ m ediği bir şeyi yaptırabilir. sakin ve gayri-pratik hayatlarını devam ettir­ m ek istem elerine de gıpta ile bakıyoruz. fakat yazar. ye­ nisi lehine sonuçlanm ası gerektiğini biliyoruz. O blom ov’u n sosyolojik tarafını küçüm sem ezlerse de. m ağlûp etm ez. yani. Klâsik tarife göre. O blom ov’un. Eski ve yeni hayat arasın­ daki. Fakat tam başarılı olacağı sırada. Evliliği sürüncem ede bırakm ası -ki O l­ ga ile nişanlılığının bozulm asına yol açar.

Hikâyede anlatılm ak istenen şey. Oblomov. G argantua ve F lasstaff’la ve edebi­ yatın diğer kahram anlarıyla aynı kategoride.2 1 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n potansiyel gücü olan birinin. D ünyada hiçbir şekilde yaşam adığından. aristok­ rat ve burjuva. onun "kum rununkini andıran nezake- ti”nden bahseder. kendi m izacındaki bazı ek­ siklikler tarafından ortadan kaldırılm asıdır: M eselâ. ahlâkî değerlerin nasıl olm ası gerektiğini onlardan daha iyi anladığını gösteriyor. h u zursuz ve bencil olarak ten k it ettiği zam an. . Bilhassa. kısım daki çocukluk hayalleridir: Safiyeti bozulm am ış bu kır bölgesinde. Mac- b e th ’in ihtirası veya O thello’n u n herşeye kolayca inanan asil saflığı. sivil takvim e göre değil. Bazı imajlar. Fakat bu “m utlu cennet” m azidedir ve ancak bir hayalde düşünülebilir. sem boller gibi tekrar ediliyor: Olga’nın kullandığı leylâk losyonu veya yatağında derin düşüncele­ re daldığı anlarda O blom ov’un vücudunu saran doğu kaf­ tanı. plân basittir. insanın sadık. kilisedeki ziyafetle­ re göre tesp it edilir. b ü tü n bu m arazî tem belliğine rağm en. Fakat uyurken gelen sakin bir ölüm ü yıkım di­ ye kabul etm ediğim iz takdirde. O blom ov’un 9 ’uncu Bölüm I. Ü st-sm ıf m ensubu arkadaşlarının yaşadığı hayatı su n ’i. O blom ov hiç de yıkılmış biri değildir. bir hayalden başka bir şey değildir. Şüphesiz. Hikâye gayet ağır hareket eder. Ol- ga’nın Stolz’la evlenm esi gibi ikinci derecedeki m alzem e. para hem en hem en hiç kullanılm az ve h a ttâ günler. Belki de bu tü r bir h a­ yat. Olga. Yapı. Agafya ve Olga. hiç de tiksindirici bir insan değil. esas k onunun dışında kalır. Oblomov. saf ve h ürm et uyandırıcı faziletlere sahip bulunm ası gerektiğine inanır. m im arî m aharet ve çelişkili tezler üzerinde ti­ tizlikle durularak hazırlanm ış: Rusya ve Avrupa. Z ahar ve Stolz. O blom ov’da hiç de sinikallik yoktur. Belki de en önem li pasaj. m uğlak değildir. hiçbir şeyin vuku bulm adığı olduğundan. onda bozulm am ış cezbedici bir saflık görür­ ler. arkadaşları. kır ve şehir.

(Sibirya demiryolu da o zaman yapıl­ mamıştı). Bu seyahat hatıralarını 1857’de yazdı. yayımlayıcıların baskısı altında yaşamadı. devlet gö­ revlisi olmaktı. Hayatının son yılları uzun ve yalnız geçen bir emeklilik oldu. bu heyete katılmak için fazla düşünmeden müracaat etti. Goncharov. Yazılarını boş vakitlerinde yazdı ve böylece. gerçi nazik ve uysal kahramanından çok daha fazla huysuz ve şüpheci bir adam hâline geldi ise de. Hiç evlenmedi. Bazı hususlar­ da. fakat Goncharov. onun bu şüphelerinin yaşlandığı zaman yakalandığı paronianın tesirinden doğduğu anlaşılıyor. bellibaş- lı bir eser olarak kabul edildi. yaşlı ve müşfik bir babanın sağlam bir tarzda yönettiği aile etrafın­ da döner. zamanla ha­ yallerini kaybedişi ve sinikal bir oportünist oluşu ile ilgilidir. Zengin bir tüccar olan babası on yaşındaki oğlunu Moskova’daki bir liseye ve ardından üniversiteye gön­ derdi. aynı şekilde bitmese de. fakat iş işten geçmişti. bu emek­ lilik yılları. Oblomov’u hatırlatıyor. onların çevrelerine girmedi. fakat bu gö­ revini. hükümet merkezine gelen saf bir kasaba idalistinin. Oblomovda aynı yıl yayımlandı ve hiç olmazsa Rusya’da. Gayesi. Volga bölgesinde­ ki bir kır kasabasında. Bir söylentiye göre. kabul edildiği zaman da caymak istedi. ekseri sansürcülerden de az gayrı-liberal bir ruhla. onu bir çeşit Oblomov yaptı. Goncharov. bir romancı için sönük ve tatsız bir işti. tutumla yürüt­ tü. Rusya dışındaki okuyucular kendisini. hayatının büyük kısmında Maliye Vekaletinde ça­ lıştı. 1 0 0 Büyük R o m a n » 2 1 5 Yazar Ivan Alexandrovich ağır ve zaman zaman yazdı. Söyleşine yorucu bir seyahat. çok uzaktan da olsa bir tür macerayı andı­ ran tek hâdise. ticaret heyetinin sekreteri olarak Japonya’ya yaptığı seya­ hat idi. ancak altmış sene sonra İngilizce’ye çevrildi. Uçurum (1869) seneler süren çalış­ manın mahsulü idi. sadece bir tek kitabı ile tanırlar. Volga nehri üzerindeki bir kasaba hayatını anlatan ro­ man. Deniz yoluyla seyahat etti (o zaman Süveyş kanalı henüz açılma­ mıştı) ve Sibirya üzerinden döndü. Goncharov’un üçüncü romanı. böylece. İlk romanı olan Alelâde Bir Hikâye. kitabın tezi. . Hemen hemen aynı zamanda. Bu bilhassa. Dostoyevski gibi o da. Maliye Vekaleti’ndeki işini bıraktı ve Eğitim Vekaletinde edebî sansür dairesinde çalışmaya başladı. şüphesiz sakin bir hayat yaşayan Goncharov’un mizacı ile bağdaşmıyordu. Kendi neslinin entelektüel liderlerinin ekserisi de aynı anda talebe idiler. Goncharov’un hayatında. Turgenev’in bu kitaptan aşırmalar yaptığı iddia etti ise de. Kitap. 1812'de doğdu.

e lb ise le ri te rte m iz . k e n d is in e g a y e t iyi b a k a r. Yvgeny Vasiliç Bazarov: P arlak b ir tıp ta leb esi: A rk ad y 'n in b ir a rk a d a ­ şı. b ilh a ss a ap ta llık . m ü şfik . u ta n g a ç v e g ü z e l b ir k ö y lü kızı. Babalar ve Oğullar Yazan Ivan Sergeyevich Turgenev {1818-1883) Başlıca Karakterler Nikolai Petroviç Kirsanov: O rta yaşlı b ir k ır c e n tilm e n i. h a s s a s iy e t ve in s a n la ­ rın k e n d i k e n d ile rin i a ld a tm a la rıy la ala y e d e r. m u t­ s u z b ir a ş k m a c e ra sı g e ç ird iğ in d e n s o m u rtk a n ve h issi. d a v ra n ışla rı. b a s it ve sev im li b ir in sa n ise d e p a r ­ lak. Bir n ih ilis ttir. Fedosya Nikolayevna Savişna (Feniçka): N ik o lai'n in m e tre si. Arkady Nikolayeviç Kirsanov: N ikolai’n in b ü y ü k oğlu. h e r şeyle. n â z ik ve m ü şfik : o ğ lu n u ço k se v e r. k im se ile sık ı fı­ kı d o s tlu k k u rm a k iste m e d iğ i in tib a ın ı y a ra tır. ü n iv e r s ite d e n y en i m e z u n o lm u ş tu r. Vassily İvanoviç Bazarov: Y vgeny’n in b a b a s ı. G en çliğ in d e. c e m iy e te k ü sk ü n ve d ü ş m a n a rk a d a ş ı B a zaro v ’u n ço k fa z la te s i­ ri a ltın d a d ır. kır b ö lg e s in d e sa k in b ir h a y a t sü re r. Em ekli b ir su b a y . T am b ir a risto k ra t. . k o n u ş u ş u z a m a n z a m a n acı. Pavel Petroviç Kirsonov: N ikolai’n in e rk e k k a rd e şi. te k b a ş ın a y a ş a y a n b ir b ek âr. A slında.

ileri fikirlere sahip iyi ni­ yetli bir insandır Kendisinin daha eskiye bağlı komşulan. K o casın d an a y rılm ış z e n g in b ir k a d ın . k e n d is in in ö n e m li o ld u ğ u n u sa n ır. m a h ir b ir p o litik a c ı ve y ö ­ n etici. m ü şfik ve a ile s in e sâdık. s o n d e ­ rece h u y su z . B azarov’u ta k lit e tm e y e ça lışa n ve o n u n y a ­ n ın d a n a y rılm a y a n b iri. zamanına göre. K irsan o v ların a k ra b a sı. o rijin a l v e ­ y a k u rn a z b ir ad a m o lm a m a sın a ra ğ m e n . onun bir radikal olduğunu sanırlar. Anna Sergeyevna Odintsov. sadece kardeşi Pavel'in sınıflar hakkındaki peşin hükümlerine saygı gösterdiğinden onunla evlenmez. A bla­ sın d a n d a h a sa k in ve d a h a gelen ek çi. O d in tso v 'u n k ü ç ü k kız k a rd e şi. şimdi Nikolai'nin yanında oturur Ateşi sön­ müş bir aşk hayatı onu. Ken­ d isin i k u rta rılm ış b ir k a d ın sa y ar. B azarov’u n âşığı. Pavel. Avdotya Nikitişna Kukşin. Z engin b ir d u l. N ikolai’n in z ü p p e le ş m iş u şa ğ ı. A n ti-e n te lle k tü e l o lm a sın a ve h u ra fe le re b ağ lı b u lu n m a s ın a rağ m en . k u ra lla ra b ağ lı d e ğ ild ir. Katerina Sergeyevna Loktiv: Bn. Papaz Alexei: B azaro v ’u n k öy p a p a z ı. Kansı öldüğünden. Hikâye Kirsanovlar. e sk iy e b ağ lı n â z ik bir k ad ın . A v ru p a’d a b a s ıla n k ita p la rı o k u r ve k im y ay a çalışır. Mahhev İliç Kolyazin: Bir h ü k ü m e t g ö rev lisi. Nikolai Petroviç.: Bn. O d in tso v ’u n y a n n d a y a ş a y a n y aşlı b ir a k ra b a s ı. Piotr. Viktor Stitnikov: Bir g en ç. k u v v etli in a n ışla rı ve h is s î b a ğ la n ­ tıla rı y o k tu r. Sevim li b ir in sa n d ır. emekli bir subaydır. hayattaki ihtiras veya hedeflerinden sı- . Prenses K. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 2 1 7 Arina Vlassyevna Bazarov: Y vgeny’n in a n n e s i. Feniçka adındaki bir köylü kızı ile metres hayatı yaşar. Açık gö­ rü ş lü d ü r. Rusya'nın kır bölgelerindeki ailelerinden biri ve kendi sınıflannm diğer mensuplanndan daha cazibeli insanlar­ dır. Serfle'rini azat etmiştir ve şimdi malikânesinden kira toplamakta güçlüklerle karşılaşmaktadır.

sadece Feniçka ve bebek­ tir Bazarov'un bu misafirliği sırasında. ba­ basının çiftliğine döner. Hiçbir hayali bulunmadı­ ğını söyler. Kirsanov- . yirmi yaşlarında neşeli iyi ta­ biatlı bir gençtir. misafir gel­ diği bu evde uzun bir zaman kalır veya ev sahiplerine. üniversiteyi bitirdikten sonra. Bazarov. onun ya­ nında kendilerini rahat hissedenler. Her ikisi de. Nikolai'nin oğlu Arkady. Anna âşık olmayacak bir kadındır Sebep olduğu aşk ate­ şi onu dehşete düşürür. genç bir dul olan Anna Sergeyevna Odintsov ve onun kızkardeşi Katya ile tanışırlar Hızlı ve anti-gelenekçi bir kafaya sahip bulunan Anna. civardaki vi­ layet merkezine sık sık giderler. Ba- zarov. daha sonra kır bölgesinde sakin bir ha­ yat yaşayan Bazarov'un ebeveynlerini ziyaret ederler Babası. bir nihilisttir: Hiçbir şeye hürmet beslemez. Rusya'daki bütün sosyal sınıflarla alay eder ve eski­ ye bağlı her şeyi gülünç bulur. ilkin. kendisi ile arkadaşı arasındaki mesafenin genişle­ diğini idrak eder. gerçekte. kendisini cazibesine kaptırdı­ ğı Bazarov adında bir genç ve parlak bir tıp talebesi vardır. iki genç bir ara yumruk yumruğa kavga edecek hâle gelirlerse de. eskiye bağlı bir ka­ dın. muhte­ lif şekillerde tesir eder Nikolai şaşırmıştır ve hayret içindedir. orada. oğuilanna perestiş ederler Bu ziyaret sırasın­ da. hissiyatla ilgili değildir. Her işte arkadaşının yap­ tığını yapmak isteyen Arkady. ilişkiyi keser. Bu oturmamış genç. Arkady. yanında. her şeyle alay eder. zevkleri kendisininkine daha yakın olan Katya'ya tutulun Arkady ve Bazarov. Pavel Amca ile alay edişine gücenir.2 1 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yırmıştır. nihilistlik prensiplerine rağmen Anna'ya âşık olur. Bu ziyaretler sı­ rasında Bazarov. Arkady. hiç de bir nihilist değildir ve Baza­ rov'un. iki genç. Pavel hakarete uğramıştır Arkody ona perestiş eder. bu gençleri cazip bulur ve kendilerini davet eder. 1859 Mayısı'nda. annesi de basit. Kalben. fakat flörtü seven biri olduğu intibaını yaratmasına rağ­ men. kendisinin de Anna'ya âşık olduğunu sanır. emekli bir ordu subayıdır.

canı sıkılır Bir gün. nekahati sırasında. cemiyete karşı duyduğu acı hisleri ve küskünlüğü hâlâ terketmeden cesur bir şekilde. diğerleri için mutlu sona erer. iki kişi. Bununla beraber. Aşağı yukarı. Arkady ve Anna'ya elveda diyerek. iyi bir vatandaş ve ileri görüşlere sahip olmakla beraber ih­ tilâlci değildir. sevmemekle beraber bir gün seveceğini umduğu biri ile evlenir. kendisini. Bu Arkady'nin Ba- zarov'dan ve onun nihilizminden aynidığı son adımdır. gerçekten sevdiği kadını terketmemesini ve Fenişka ile evlenmesini ister. hikâye. Okuyu­ cu öyle hissediyor ki. Arkady yaşlandıkça babasına daha fazla benzeyecek: Şuurlu bir toprak sahibi. Almanya'ya giderek boş hayatını orada sürdürür. 1 0 0 büy ük R om an * 2 1 9 lar'ın çiftliğine gitmeye karar verirler.zorla çalınan bir öpücük dışında hiçbir şey olmaz. elinden kayar ve elini keser Birkaç gün sonra. Gerçekte. zira Kirsanov ailesinde ikili bir evlenme vardır. henüz. Bazarov'a gelince. hattâ An- na. fakat Pavel bunu görür ve Bazarov'u düelloya davet eder. Tur- . Katya'yı gerçekten sevmeye başlar Kıza ev­ lenme teklif eder ve derhal kabul edilir. Niko- lai'nin metresi Feniçka ile flört etmek suretiyle Anna'yı unutmak ister. aynı hastalık­ tan ölür. kansına bağlı bir koca. aşağı yukan banşırlarve arala- nndaki anlaşmazlığı anlatmak için bir hikâye uydururlar. so­ murtkan bir yüzle doğduğu köye giderek. Eleştiri Babalar ve Oğullar’m plânı b asittir ve oldukça bağlantı­ sız. gençliğinde sevdiği kadınla ilgili güçlü hatıralannı düşünür. meşgul etmek için. yeşil ve huzur verici otlar yetişir. Pavel. gevşek bir tarzda biraraya getirilm iştir. Arkady. Nikolai'ya yalvararak. Bozarov'a hiçbir şey olmaz ve Pavel de sade­ ce bir yara ile kurtulur. Acı ve ıstırap içinde kıvranan Bazarov'un mezan üze­ rinde. Pavel. Bazarov orada. doktor babasının yardımcısı olarak çalışmaya başlar. Bu arada. tifüsten ölen bir kimsenin üzerine otopsi yapar Bıçak. Düelloda. huzursuzdur. M aamafih.

2 2 0 * 1 0 0 Büy ü k R o m a n

genev’in rom anları, titizlikle hazırlanm ış plânlardan ziya­
de, her zam an hatırlanan küçük hikâyelerden ve karakter
skeçlerinden oluşurlar. Hikâyede iki aşk m acerası, bir d ü ­
ello ve bir ölüm vardır ki, başka bir yazar, bu malzemeyi
ro m an tik veya m elodram atik bir şekle sokabilirdi; Turge-
nev, bunları, gerçek değerlerinden daha az işledi. Gerçek­
te tez, kitabın adıdır: İki nesil arasında, genellikle m izaç­
lar ve fikirler etrafında dönen ve ifadelerini sadece konuş­
m alarda gösteren çatışm a.
Bu âşinâsı olduğum uz bir çatışm a. Babaların daha yaş­
lı nesli ya Pavel gibi açıktan açığa m uhafazakâr veya Niko-
lai gibi çekingen liberaldirler. Çocukları, babalarını, başla­
rını kum a göm m üş insanlar olarak görüyor ve onları
şaşkına çevirm ekten zevk alıyorlar. Nikolai, bu durum da,
yeni hiçbir şey bulunm adığını, kendi gençliğinde de ebe­
veynlerine, onların başka bir çağa ait olduklarını söyledi­
ğini hatırlatır. Şimdi ise kendi çocuğu isyancılar arasında­
dır. M aamafıh, çatışm a önceden tahm in edildiği şekilde
sona erer. A rkady’nin oldukça gelenekçi karısı ile yaşam a­
ya başladıktan sonra, kendi çağının m uhtevası içinde, ba-
basınınkine benzer bir hayat süreceği im a edilir.
H ikâyenin büyük m eselesi Bazarov, onun, yaşlandıkça
nasıl bir insan olarak gelişeceği hakkında bir şey söylem e­
yiz, zira genç yaşında ölür. Şüphesiz, Turgenev'in en m eş­
h u r karakteri o. Turgenev’in yarattığı insanlardan ekserisi
ya Pavel gibi nörotik m alûller veya Nikolai gibi, varlığı ile
yokluğu belli olm ayan nazik insanlar. Fakat Bazarov baş­
ka bir insan; İster Pavel gibi, kendisinden nefret etsinler,
ister Arkady gibi tap sınlar veyahut A nna gibi ondan uzak
durm aya çalışsınlar, karşılaştığı herkes üzerinde izini bı­
rakır. Gerçi diğerleri onu, kanatlarına göre değerlendirir­
lerse de, gerçekte, bir şahsiyet olarak kendi izini bırakır.
Ö lüm , anında cesur ve bilhassa aptallar hakkında h ü k ü m ­
lerinde şiddetli ve alaycı. Ve nihayet âşık olduğu zaman.

100 b ü y ü k R o m an • 221

kendisini bu aşka, A rkady’nin kur yapm ası gibi verm ez,
b ü tü n vücudunu sarsarcasm a derin bir ihtirasla bırakır.
H izm etçiler ve çocuklar dışında, herkes üzerinde h u şû ya­
ratır. Ö ldüğü zam an, beraberce sakin bir hayat yaşayacak
Arkady ve Katya’nm , bir zam anlar hayatlarında tesiri olan
bu garip kuvveti her zam an hatırlayacaklarına em iniz.
Bazarov, ilk nih ilisttir veya daha keskin olacaksak, ke­
limeyi bize ilk defa Turgenev, bu kitabında tan ıttı. Gerçek­
te kelime, m evcut olan h er şeyi reddeden, felsefî skeptik-
liği anlatm ak için 1836’da görüldü. Turgenev, nihilisti, ne
kadar h ü rm et edilirse edilsin, yerleşm iş prensip ve hiçbir
otorite tanım ayan birini anlatm ak için kullanır. Böylece
Bazarov, dinle, şiirle (bilhassa rom antik şair Puşkin), va-
tanseverlilikle, politikacılarla (bilhassa liberal parlam an-
terlerle) tabiatla (ki rom antik nesil tabiata tapm ıştı) ve
h a ttâ bir biyolojik olarak değil de his olarak ele alınan
aşkla dahi alay etti. M aamafıh, onun tanıdığı ve onun kar­
şısında kendi nihilizm inin dahi ikinci derecede kaldığı bir
genel prensip vardır: “H areketlerim izi yöneten ütilitedir
(yararlı olma, fayda sağlam a)” diyor. “G ünüm üzde en fay­
dalı şey, red d etm ek tir ve bizim yaptığım ız da b u .” Başka
bir ifade ile nihilizm , m evcut tarihî şartlar altında, onun
ütiliterciliğinin talep ettiği stratejidir. A lternatif yönden
bakıldığında, onun bir nom inalist (genellikle ilim diye bir
şey bulunm adığını, sadece faydalı sanatların m evcut ol­
duklarını söyleyen) veya pozitivist (bir kim yagerin otuz
şaire bedel olduğunu iddia eden) olduğunu söyleyebiliriz.
Söylemeye dahi gerek yoktur ki, İngilizce konuşan insan­
lar pozitivizm ve ü tiliterianizm ’in ne olduğunu bilirlerse
de aradaki fark şudur; Ekolün İngiliz tem silcileri genel­
likle Bazarov’un hareket teknik ve üslûbuna sahip olm a­
yan akadem ik kişilerdir. Gerçek Bazarovlar’m sayıları çok
azdır; fakat Arkady ve Sitinikov gibi taklitçilerinin, ü n i­
versite talebelerinin toplandıkları her yerde, düzinesi on

2 2 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

kuruş. M uhtem eldir ki, onların yaşlıları, gururlarını ve
entelektüel tem belliklerini devam ettirdikleri m üddetçe,
h er zam an bizim le beraber olacaklardır.
Turgenev’in kadınlarının, erkeklerinden daha fazla iz­
lenim bırakan kim seler oldukları sık sık işitilir. Bu rom an­
da, liberal entelijansiya ve Batı fikirlerinin dokunm adığı
hakiki R uslar arasında eşit bir tarzda yayılan m üteaddid
tanınm ış kadın vardır. Bn. Kukkin, entelektüel bir kadını
en gülünç bir şekli ile gösterir. Kimya ile m eşgul olur, m i­
m arlık yapm aya çalışır ve A m erikan edebiyatını okur.
E m erson’u George Sand’e tercih eder. Bu kadın s u n ’idir,
yapm acıktır, sinirlidir, tatm in olunm am ıştır. D aha orijinal
ve zeki bir kadın olan Bn. Odintsov, Bazarov’u n özellikle­
rini, hepsinden fazla takdir eder ve kitapta, peşin hü k ü m ­
lere kapılm aksızm ve sam im i bir şekilde, Bazarov’la eşit
şartlar altında konuşabilecek yegâne insan odur. Fakat yi­
ne de, kadının şahsiyetinin çekirdeğinde, kadının ciddî
bağlılıklar kurm asını engellem eyen nörotik bir yara var.
Kadın bazen huzu ra kavuşuyorsa da gerçekte hiçbir za­
m an m u tlu değildir.
Ö teki aşırı uçta da, Bazarov’un annesi yer alıyor: "Es­
ki ekole m ensup hakikî bir Rus hanım efendisi, M osko­
va’nın eski günlerinde, iki asır önce yaşam ış olabilirdi.”
A rina Vlassyevna, kehanetlere ve ruhlara inanır. Senede
azam î bir veya iki m ektup yazar; fakat hizm etçilerine kar­
şı m üşfiktir, dilencilere cöm ert ve oğlunu da sever. Bes­
belli ki, iyi bir kadın. Turgenev, böyle insanların sayıları­
nın çok azaldığına üzülür. Sonra utangaç, nazik ve sevim ­
li Feniçka vardır ki, A rina kadar halis bir Rus. O nun ses­
siz, kendisini belli etm eyen aşkı, Rus köylüsünün niha­
yetsiz ıstıraplara dayanabilm ek kapasitesinin bir neticesi.
Bu karakter Turgenev’de, Batı ve Slav idealleri arasın­
da bir gerginlik bulunduğu hissini uyandırır. Bazarov, ye­
ni tü rd e bir Rus; N e serf ne asil, Rusya’yı Doğu uyuşuklu­

100 büyük Rom an • 223

ğundan kurtarm ayı vaadeden bağım sız bir ruh. Feniçka,
karşı kutuptaki bir ideal; E ntelektüel olm aktan ziyade
sezgi gücü kuvvetli olan biri, sadeliğinden, kuvvetli ve
halkın hayatını yakından biliyor. Slav ruhunda. Batı Avru­
p a ru h u n d a m evcut olm ayan özel bir derinlik bulunduğu­
n u söyleyen eleştiriciler, b u n u n en iyi örneğini Feniçka’da
bulacaklar. Turgenev, Bazarov’u yarattığı zam an bir Batılı
olarak yazdı; Feniçka’yı yarattığı zam an da, bir Slavofil
olarak.

Yazar

İvan Sergeyeviç Turgenev, kendi neslinin Rus yazarları arasında,
davranışı ile Avrupa’ya en yakın olan ve bu yüzden Batı’nın hayranlık
duyduğu ilk Rus yazardır. Varlıklı bir çiftçi ailesinde dünyaya geldi. Anne­
si, onların beşerî yaratık olduklarını unutarak son derece haşin davranan
eski ekole mensup otokrat bir Rus kadını idi. Bn. Turgenev’in çocukluğu
ve evliliği son derece kötü şartlar altında geçtiğinden, çocukları da dahil,
herkese zalimce muamele etti. Böylece, ilkin Moskova’da, daha sonra
Saint Petersburg’da ve nihayet Berlin’de eğitim gören İvan, bu haşin at­
mosferden kendisini kurtarmış oldu. Rusya’ya 1841’de döndüğü zaman
yirmi üç yaşında idi; bir devlet dairesinde çalıştı; ardından annesinin iti­
razlarına rağmen, edebiyatçı olmaya karar verdi. Annesi ölünceye kadar,
yıllarca, bir tür bohem hayatı yaşadı. Daha sonra, rahat bir hayat sürecek
tarzda servet sahibi oldu.
Turgenev hiç evlenmedi. Gençliğinde -ki sonralan, köleliğin düşmanı
olarak şöhret kazanacaktı- kendi kuzeninden bir serf kızı satın aldı ve
onunla, kendi ailesinin malikânesinde metres hayatı yaşadı. Fakat birkaç
yıl kadar süren bu hayattan bıktı ise de gayrimeşru kızını, şuurlu bir şe­
kilde eğitti, evleninceye kadar baktı. Turgenev, maamafih en derin aşkını
sonraları Bn. Viardot adını alacak Pauline Garcia adında bir şarkıcıya
sakladı. Bu ilişki tamamen platonik kaldı (Turgenev, fizikî ihtiyaçlarını
başka yerlerde tatmin edebiliyordu). Bn. Viardot, Turgenev’e müsamaha
etti ve kocası da onu bir tehlike olarak görmedi. Bununla beraber Turge­
nev, bu kadına gerçekten âşık oldu. Avrupa’da her yerde onu takip etti.
Turgenev’i kozmopolit biri yapan özellik, kendi entelektüel yönü olduğu

Kitabın bu saf başlığına rağmen. müellifin 1860’da Al­ manya’da tanıştığı bir Rus doktoru örnek tutularak işlendi. Sosyal protestonun önemli bir belgesi olarak ele alınan bu kitap Tom Amca’nın Kulübesi ile mukayese edildi. gerçek tez serf ve efendi­ si arasındaki ilişki idi. Turgenev’in en büyük romanı Babalar ve Oğullar’ın kahramanı Bazarov. Turgenev’in belli başlı ilk kitabı. Öte yandan. son derece cazibeli bir kadına tutulmuş zayıf iradeli bir adamın hikâyesini anlatan Duman adlı kitabı yayımlandı. 1856’dan 1883’e kadar. Ölü Canlaı’m yazarı Nikolai Go- gol’un ölümü üzerine. Alekxander olarak tahta ge­ çecek Tsareviç’in sertliği ortadan kaldırma yolundaki gayretlerinde yar­ dımcı olduğu söylenir. 1840’larda yazıldığı halde 1852’de basılan ve kır hayatından manzaralar anlatan Bir Sporcunun Hayatından Parçalar \d\. Turgenev köylüleri. Bazarov’la beraberdi. Okuyucu. Sa/c/n İnsanların Bir Yuvası. 1867’de. Turgenev’in Dostoyevski ile münasebetleri gayet kö­ tü idi. Edmond de Goncourt. Babalar ve Oğullaı’m tutulması neticesinde Turgenev Avrupa’da kal­ maya karar verdi. günün realiteleri ile bağdaşmadığı söylenerek tenkit edildi. daha sonraları II. Maamafih. Turgenev. bu da. Başlıca karakteri Lavretsky -ki Turgenev’in gayrikah- raman kahramanlanndan biridir. Tolstoy ile de bir düello yaptı. esaret ve zulmün bir düşmanı olarak yerleşti. Turgenev’in son yılları. yemeklerini çok defa beraberce yediler ve bu anlara da “ıslıklanan yazarların yemeği” adını verdiler. Bu beş kişi. Muhafazakârlar. bellibaşlı haricî macera veya hâdiseden yok­ sundu. fakat onun içgüdüsel sempatileri eski nesilden yana idi. Turgenev. daha sonraki kitaplarında sosyal tezler üzerinde durdu. Alphonse Daudet ve Emile Zola gibi realistler takdir ettiler. çağın anlayışı­ na çok yaklaşmış bulunduğundan.2 2 4 * 1 0 0 B üyük R o m a n kadar kadının cazibesi idi.evlendiği kadın ile sevdiği kadın arasın­ da ne yapacağını bilemeyen tesirsiz bir adamdır. onu öven bir yazı yazdığından kısa bir müddet için hapsedildi. Entelektüel olarak. Bazarov’un karikatürize edildiğini söylediler. kitap çok ilgi çekti. ülkesine yaptığı kısa ziyaretler dışında Batı’da yaşadı. aris­ tokrasi içinde geçer. Bunun neticesinde de. Turgenev. yıkıcı buldular. böylece adı. aynı yıl. Kitabın. radikaller de. fa­ kat onların da beşerî yaratıklar olduklarını anlattı. Bir ihtilâlciyi anlatan Rudln adlı romanına Turgenev’in Berlin’de tanıdığı Mi- keal Bakünin’i örnek tuttuğu söylenir. hissî bir tarzda ele almadı. Avru­ pa’da bilhassa Flaubert. Bazarov’u kimse sevmedi. Turgenev’in kendi kahramanı hakkında ne düşündüğünü merak ediyor. daha sonraki romanları. On sene sonra .

. ekseriya. Bununla beraber. bu üç Rus roman­ cısı arasında da en büyüğü Turgenev’dir. Rusya’da tutunmadı. Turge- nev’de. Turgenev. genellikle Fransa’da ya­ şadı. Tolstoy’un hamasiliği veya Dostoyevski’nin ihtirası yoktur. Bu kitap da. gut hastalığına yakalanmış bir ihtiyar adam olarak ara sıra Rusya’yı ziyaret etti. Roman­ larında. fazla üzerlerine varmadan ten­ kit eder. ölmekte olan bir sınıfı. Hayatının sonuna doğru. Rus köylüsünün adaletsizliği karşısındaki âciz durumunu ele al­ dı. Rusya’nın çok büyük yazarlarından biri olarak anıldı. birçok eleştiricinin indinde. 100 büyük R om an • 225 Bakire Toprak aü\) romanında. halkın lideri olmak isteyen zayıf bir kahra­ manın. Öldü­ ğü zaman. bu eleştirici düşmanlık azaldı.

Mr. e v le n m e m iş k ız k a rd e ş. . Mr. Arabella Ailen: Mr. Tracy Tupman: Pickvvick K u lü b ü 'n ü n şişm a n . Pickvvick’in. VVinkle’in h a y a tın ın aşkı. y aşı ile rle m iş. W ardle’ın. Pickvvick’in L o n d ra’daki ev sa h ib e si. VVardle'm kızı. Pickvvick’in sa d ık u şa ğ ı. iriy a rı ve c a n a y a k ın b iri. b ir “co ck n ey "d ir (L ondra’n ın k e n a r m a h a lle s in d e y e tiş e n b ir ad am ). a ş k m a c e ra la rı p e ş in d e g id e n b ir ü y esi. se v im li. o rta y a şlı b ir ad am . k ısa te lg ra fv a ri cü m le le rle d u rm a k s ız ın k o n u şu r. Sam Waller: Mr. Emily Wardle. az im li ve e ş s iz b ir in sa n . Pickwick’in Evrakı (The Pickwick Papers) Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler Sammuel Pickwick: İyi h u y lu . Rachael Wardle: Mr. Bardell: Mr. h e rşe y i b ilm e k is te r ve m aceray ı se v er. Pickw ick K u lü b ü ’n ü n ş a ir ru h lu ü y esi. Augustus Snodgrass. o n u b ir d o k to rla e v le n d irm e k iste r. m a a m a fih k ız ın e rk e k k a r­ d eşi. Nathaniel Winkle: Pickvvick K ulübü’n ü n e n u ta n g a ç ü y esi. Bn. saf. Wardle: R o c h e ste r c iv a rın d a k i M anor Ç iftliğ i’n in sa h ib i. Alfred Jingle: G ezici b ir a k tö r ve sırd a ş . k e n d i­ sin e â ş ık o ld u ğ u n u sa n ır.

handa bir balo tertiplendiğini öğre­ nirler M r Jingle. bir dtlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar Kulüp üyeleri. zira şişman. Henüz yola çıkmışlardır ki. 100 B üyük R om an • 227 Mr. Sanığın kendi elbiselerini giyinen M r Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickvvick'li korkudan tir tir tit­ . o akşam. beraberce. çabuk kı­ zan bu doktoru çileden çıkartır Ertesi sabah. zira elbisenin bulunduğu bavul çalınmıştır M r Jing­ le. hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler. bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler M r Tupman. Serjean Buzfuz: Bn. bir grup kabadayının hücumu­ na uğrarlar. böylece M r VVinkle'in resmî elbisesini Alfred Jingle için "ödünç" a lır Alfred Jingle de. Mr. İngiltere'nin uzak bölgelerine giderek. mahallî âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. baloda D r Slam- m er'in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek. Rochester'e geldikleri vakit. Bob Svvyer: A rab ella A llen’in re d d e ttiğ i g en ç ve se v im li b ir tıp ta le ­ b esi. Beraberce Rochester'e gider­ lerken. şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde on­ lara anlatır Yolda fıçılarla midye yedikten sonra. Bu yan-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde. efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler Zavallı M r Winkle ise. utangaç Tupman'ı balodaki. Samuel PickVVick. M r Tupman'a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu. Hikâye Pickwick kulübünün kibar. gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu dâlm î başkanı Mr. Natheniel VVinkle. D r Slammer'in uşağı M r VVinkle'i ziyaret ede­ rek. Mr. 13 Mayıs. geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırla­ mayacak kadar sarhoştur. dünya görmüş've maharetli biri kendilerini kurtarır. Alfred Jingle adında kibar. balo için resmî elbisesi bulunmadığını üzüle­ rek anlatır. B ardell’in v ic d a n s ız av u k atı. Mr. 1827'de kulübünün üç üyesi ile birlikte (Mr. Augustus Snodgrass ve M r Tracy Tupman).

M r Winkle. PickvvickIiler. zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı'nm akıllı uşağı Sam VValler'in yardımıyla Londra'da yakalarlar Jingle'e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna eder­ ler. bu aktör ve şarlatanı M anor çiftliğine davet eder. şişman ve sevimli *M r W ardle'in iki kızı. Mr. W ardle'e âşık olur ve M r Winkle de güzel Arabella Allen'e tutulur. kaldıklan handan on mil mesafedeki hana ulaşırlar. şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Racha- el ile birlikte yaşadığı M anor çiftliğine davet edilirler Ertesi gü­ nü öğleden sonra. Bardell'in bu tutumu karşısında Londra'da yaşayama­ yacağını anlayan M r Pickwick ve arkadaşları. derhal bu çiftin pe­ şine takılır. Bn. öğleden sonra. Slammer düello yerine geldiği zaman. M r Tupman. Pickwick Kulübünün şa­ iri Mn Snodgrass'tır. Eastanswill kasa­ basına giderler Kasabada "Blue"lar ve "B uff"lar arasında şid­ . VVardle. zavallı Bn. yaşlı Bn. bayılmış gibi hareket ederek kendisini M r Pickv»/ick'in kol­ larına bırakır Bn. Daima bir fırsat kollayan Jingle. tekrar Jingle'e rastlar Mr. Aynı gün. Yordımosı. be­ raberce Gosling Street'teki yerine gelirler Mn Pickvvick'in ev sahibesi Bn. PickvvickIiler. onu kendisine uşak olarak tutar. garip düşünceler içindedir.2 2 8 * 1 0 0 B üy ü k R o m a n reyerek. zorlu bir yolculuk yaparak. Winkle'nin yanlış biri olduğunu kimse bilmez. tüfeklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çı­ kar ve kazaen M r Tupman'ı elinden vurur Kriket maçı sırasında M r Pickwick. bera­ berce kaçarlar M r Wardle ve M r Pickvvick. M r Pickwic'in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır Kadın. Bardell. Yiğitliğini ispat etmek için. Wordle de gözyaşlanyla M anor Çiftliği'ne geti­ rilir Londralı bir arabacının oğlu olan Sam W aller'in zekâsına hayran kalan M r Pickvvick. Pickv^/ick'in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an. düello yerine gelir. se- fil-perişan bir vaziyetten. W ardle'in zengin bir kadın olduğunu sanır. Dr. onu M r Tupman'dan soğuttuktan sonra.

Bath kasabasının kaplıcalannda bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. gerçekte bir aşk mektubu oldu­ ğuna hâkimi inandırır. efendisini savunmak ister. M r Pickvvick. kendisinin yatılı bir okula giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle'nin plânını bozduğunu sanır. Londra'ya döndüğü zaman Mr. "Buff". pis bir seçim mücadelesi sonunda. Sam VValler. VVardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve M r Winkle'nin Arabella Allen'la olan aşkı da­ ha da gelişir. Mr. Mr. Bn. hâkimi daha da kızdırmaktan başka birşey yapmaz. jüri. pirzola yer ve şarap içer­ lerken. Pick- vvick'in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça is­ temek için gönderdiği yazının. Pickvvick burada. . arkadaşı VVinkle ile Arabella Allen'in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Savvyer'i red­ dettiğini öğrenince. Seçim he­ yecanı sırasında. Allen'in bir parkta. fakat hâkim onun kurnaz zekâsının "cockney"lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler Fiâkimler. 100 büyük R om an • 229 detli seçim mücadelesi yapılmaktadır. Pickwick'in şahidi iyi niyetli. vaadini yerine getirmedi­ ği için dâvâ açtığını hayretle öğrenir. Mr. Pickvvick. 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyece­ ğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler. rakibi Horatio Fizkin'e karşı zafer kazanmıştır. M r VVinkle ile bu­ luşmasına aracılık eder. Mr. Fakat muhakeme boşla­ madan önce. Dodson ve Fogg hukukî fir­ masının avukatı Mr. Pickvvick. fakot ta ­ mamen beceriksiz M r VVinkle. Bir "Blue" olan Muhte­ rem Scmuel Slumkey. Mr. Bn. Pickvvick'in suçlu olduğuna karar verir. tekrar Jingle'i görür. Pickwick. M r Pickvvick'in. Serjean Buztuz'un oyunu ve sahtekârlıkla- nna karşı kendisini savunmalıdır Vicdansız avukat. Londra'ya dönen Mr. Adale­ tin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen M r Pick- wick. Borçiannı ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street Hapisha- nesi'ne yollanılmadan önce. Bardell'in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine.

Arabella'yı erkek kardeşi ile banştınr. fakat şim­ di Mr. bu güçlüklerin hepsini hâlleder. Mr. müvekkillerini hapsettirdiler.. Pickvvick. Bu çitf. Adam çok kötü bir durum dadır Mr. bir hizmetçi ile evlenerek. Mr. Pickwick'in işlerini yapmaya devam eder . Pickvvick. Üstelik. onlann ücretlerini ödemeyince. Uşağı Sam da. Snodgrass'a derinden tutulduğunu söyler. Pickwick'i hapishanede ziyaret ede­ rek. bir gön Bn. Cömertliğini hiçbir zaman terketmeyen Mr. Bu arada. Kadın.2 3 0 » 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Mr. Emily Wardle ile evlenir.Üç ay hapiste kaldıkton sonra. kardeşinin itirazlarına rağmen. Pickwick'i ziyaret eden M r Wardle. Snodgrass. Bardell ve oğlunun da Fleet Stre­ et Hapishanesi'ne atıldıklannı görür. Bn. Bardell'e tazminatı öder ve hapisten çıkar. Mr. Bardelllere para verir ve hapisten kurtulmalan için yar­ dımcı olacağını vaodeder. Mr. Pickv/ick'in hijcresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar. efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. karısı ile birlikte Mr. borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşi­ ni banştırmasını rica eder. adamın hâline acır. kendisine elbise alması ve karnı­ nı doyurması için para verir. gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce. buna hayır diyemez. Pickv\/ick. Pick­ vvick. oğlunu affe­ der. Mr. W inkle'in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu. VVinkle'in babası. Arabella. Pickwick. hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. dinle­ meyerek). Mr. hattâ Sam Waller de. Pickwick (avukatının ve Sam W aller'in sözlerini. kızı Emily'nin fakir şair Mr. VVinkle ile evlenir. Mr. Pickwick. Mr. mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir. . Mr. mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Pick- wick'in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşü­ nüyordu. Kadının dâvâsını ücretsiz üzerine alan Dodson ve Fogg adındaki hukuk bürosu.

Fielding’in ve Sm ollet’in pitoresk rom anlarına döndü ve ondokuzuncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tını büyük bir panoram ik rom an halinde gösterdi. Cervan- te s ’in. o zam an bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi. Kitabın nasıl son bu­ lacağını bilm eksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilm eye başlandı. yirm i d ö rt yaşında D ickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi rom anın yazılarını yazm asını ister. “Phiz” im zası ile D ickens’in ilk kitapla­ rından birçoklarını resim ledi. kulübü dağıtır ve W aller'le birlikte bir kır evine çekilerek Winklelerin ve Snodgrasslann çocuklarına manevî babalık eden Eleştiri 1836 yılında bir gün R obert Seym our adında bir sa­ natkâr. Pickwick. Dickens dehasını gösterm eye başlam ıştı. kitabı yazdığı sırada D ickens'in rom an konusunda pek az . b ü ­ yük ressam George C ruiksahnk aldı. M aamafıh. bu ressam da. Mn Pickvvick. o n u n en m eşh u r rom anlarından biri oldu. Brov/ne’ye veril­ di. sonraları onun yerini. bu iş H ablot K. rom anın ortasında ressam - sız kaldı. bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi: Resimler. Çok gevşek bir yapı üzerine kurulm uş olm asına rağ­ m en. Pickvvick’in Evrakı’m n oldukça basit orijinal plânı kaldırıldı. 100 büyük R o m a n • 231 Bütün bu yorucu maceralardan sonra. A rtık cockney “sporcular”m gülünç m aceralarına bağlı kalm a­ yan Pickvvick. çocukluğunda okuduğu rom anlara. araya Sarh W aller’in girm esiyle derhal tu tu n d u . . Başlangıçta halkın pek ilgisini çekm eyen bu seri. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens. Resim ler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler rom anlarını hatırlatırcasına. Bu arada Sey­ m o u r in tih ar etti ve Dickens. ikinci derecede kalacaktı. Bu iş için görüştüğü kim selerden biri. bir grup am atör sporcunun kom ik m ace­ ralarını gösteriyordu.

Dic­ kens’in daha sonraları ele aldığı tezlerden ekserisi. Aylık tefrikalar hâlinde yazdığın­ dan. b u ­ gün de zevkle okunan bir kitap.2 3 2 • 100 B üyük R o m a n tecrübesi vardı ve rom anı iyi yapan unsurların neler oldu­ ğunu da pek bilm iyordu. rom an ilerledikçe. ailelerin N oel’de biraraya gelm eleri. D ickens’in bü­ yük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. ilkin Pickwick’in Evrakı’ndaki beşerî sayfalarda görüldü. yem ek sofraları. . hareketlerin birbirlerine karışm a­ sına. Ancak daha sonraları. kanunun adaletsizli­ ği ve saçmalığı. Gelişigüzel plânına. Sanayileşm e çağından ö n ­ ceki İngiltere’nin hanları ve atı arabaları. plânı da istediği gibi değiştirdi. Pickvvick. çok sayıdaki karakterlerine rağm en. borçlarını ödem eyenlerin atıldıkları hapis­ hanelerin dehşet saçıcı durum larıyla dengeleniyor. tefrika edilen bir rom anın da resm î bir düzeni olm ası gerektiğini öğrendi.

Mr. b ir gün. Küçük Emily: P e g g o tty ’n in saf. y e tim k u z e n i. David Copperfield Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler David Copperfield: H ikâyeyi a n la ta n genç. James Steerforth: D av id ’in d e rin d e n ro m a n tik . Betsey Trotvvood: D av id 'in e g z a n trik . Barkis: Sakin. b a ş a rılı b ir ro m a n c ı o lm a ­ d a n ö n c e b a ş m d a n p e k çok h a d is e g eçm iş. Mr. M u rd s to n e ’in h a ş in kız k a rd e şi. Mr. Wilkins Micawber: E zelî nikbin. Tommy Traddles: D av id ’in b ir d iğ e r okul a rk a d a ş ı. Creakle: S alem H o u se o k u lu n u n h a ş in m ü d ü rü . . VVickfeld: B etsey T rotvvood’u n C a n te rb u ry li av u k atı. fa k a t ta m a m e n b en cil ç o c u k lu k a rk a d a ş ı. Murdstone: D av id ’in za lim ve a s ık y ü z lü ü v e y b a b a sı. Daniel Peggotty: P eg g o tty ’n in sa d ık . h a y a tm in iş ve ç ık ışla rı­ nı ta tm ış tır. Ham: P e g g o tty ’n in saf. Jane Murdstone: Mr. fa k a t iyi kalpli b ü y ü k h alası. y e tim y eğeni. için e k ap alı biri. Peggotty: D av id ’in şiş m a n . b a s it e rk e k k a rd e şi. iyi ta b ia tlı ve açık k alpli. sev im li d a d ısı. "şu v ey a bu ş e k ild e ” m u a z z a m b o rc u n u ö d e y e c e ğ in e in an ır.

çün­ kü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir David'in ilk yıllan mutlu geçer. hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. Dora: Mr. Yarmouth'dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı. sahildeki rahat bir balıkçı ka- yığındo yaşar Daniel'in Ham adında bir yeğeni ve Emily adın­ da bir kuzeni vardır. M r Murdsto- ne'm elini ısınr ve derhal Salem House okuluna gönderilin Okulun müdürü. yakışıklı. fy\urdstone dindar ve kasvetli kızkardeşi Jane'i onlar­ la yaşaması için getirmiştir ve Murdstoneler beraberce David'in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. Uriah Heep: Mr. Fakat kadın öfke ile çıkar. se v im li ve a p ta l kızı. Peggotty'nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır. ç ırak o la ra k y a n la rın a alır. Peggotty bir gün David'i Yarmouth li­ man şehrine gezmeye götürür. Çocuğun güzel. genç anne­ si. D av id ’i. Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir David'i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey. yeni arkodaşlandır. David'in dünyaya geldiği gece. VVickfieId’in m u h a ta b ın ı ra h a ts ız e d e rc e s in e ta tlı dilli k âtib i. onun tarafın­ dan hırpalanmaya artık tahammül edemeyince. g ü z e ) ve h is s î b ir kız. her ikisi de yetim olan bu çocuklar Da- vid'le iyi arkadaş olurlar. David.2 3 4 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Agnes: A v u k atın kızı. Spenlovv’u n g ü z e l. Hikâye David Copperfield'in Suffolk şehrinin Blunderstone bölge­ sinde babası ölür ve genç dul kansıno ayda 105 Ingiliz lirası bir gelirle Peggoty adında sâdık bir hizmetçi bırakır. Mr. Mr. bir dediğini iki etmez. Spenlow: Spenlovv v e J o rk in s h u k u k b ü ro s u n u n k u ru c u la rın d a n . onun büyük halası olan egzantrik Bayan Betsey Trotv^ood da odadodır. David. aristokratik James Steerforth ve .

etiketlemektir Beraber çalıştığı kimseler alelâde in­ sanlar olan Mick VValker ile Mealy Potatoes'tır David. bununla beraber. âdeta kızkardeşi imişçesine muamele eder . bü­ yük halasının avukatı M r Wickfield'in yanında kalır ve M r VVickfieId'in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve ken­ disini hiç sevmez. Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan M icawber'lerden başka bir yerde oturmak istemediğinden. Micav^ber. dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışın Islah olmaz bir iyimser olan M r Micavvber. David'e. eşkıyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David. borçlulannın mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen. hafifçe kaçık kiracısı M r Dick'in tavsi­ yesi üzerine. iğrenç Murdstone'lann da Dover'e gelerek David'i zorla götürmek istemelerinin de tesiri o lu r David bu defa M r Creakle'mkinden çok daha iyi bir okula. büyük halası Betsey Trotvvood'un yaşadığı Dover'e gitmek üzere Londra'dan aynlır Yolda. Da­ vid. Betsey. üvey babası da kendisiyle ilgilenmez. "Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği"ni durumun iyileşeceğini söy­ ler. annesi­ nin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer Hattâ sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. David. David yalnız kalır. hemen he­ men aç kalır işi farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yı­ kamak ve . 100 Büyük R om an • 235 her zaman neşeli Tommy Traddles. halasının evine geldiği zaman pe­ rişan bir haldedir David'in bir kız olmayışını hiçbir zaman haz­ medemeyen Bn. Fakat M r Micawber. on yaşına geldiği zaman Londra'ya gönderilerek Murdstone ve Grinby ticarethanesinde çalışırsa da. Fakat okul günleri. çocuğu yanma almaya karar verir Kadının bu ha­ reketinde. Lon­ dra'da M r VVilkins Micawber adında birinin yanında kalır Mr. tujumsuz bir adamdır. David. Canterbury'deki M r Strong'un okuluna gönderilir O rada. M r W ickfield'in güzel kızı Anges'ten çok hoşlanır ve ona. Betsey. sonunda borçlannı ödemeyenlerin ha­ pishanesine gönderilir ve David'in de yatacak yeri kalmaz. David'i yıkar ve kar­ nını doyurur Bn.

Steerforth ve küçük Emily birbirleri­ ne âşık olurlar Emily. Barkins'in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmo­ uth'a gider.236 • 100 Büyük R om an Mr. David. kansı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar Bununla beraber. Spenlovv'a çıraklık ücretini öde­ yemediğinden. Strong'un okulundan çok iyi derecede ile mezun olan David. şimdi nazik ve sevimli bir genç o l­ muştur David. Mr. halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep'in. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlovv ölür. VVickfieId'in firmasına ortak olduğunu öğrenir. yeğenini aramaya koyulmuştur Halası artık David'in. Bir iş için Canterbury'ye giden David. Yarmouth'a gide­ rek Peggotty ailesini ziyaret eder. Yolda eski okul arkadaşı Ste- erforth'a rastlar. Micav\/ber'in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle. Dora'yı görmeye devam eder. Londra'ya dönerek Spenlow ve Jorkins hukuk firm a­ sında pratisyen olarak çalışmaya başlar M r Spenlox'un güzel lâkin aptal kızı Dora'ya âşık o lu r Fakat kısa bir müddet sonra. Ham ile nişanlıdır David. Micav^ber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. fakat ilkin. David ve Dora evlenirler ve David'in kazandığı çok az pa­ ra ile geçinmeye çclışıriar. avukat olmaya karar verir. Heep'i. stenografi kâtipliği yapar Durumundaki değişikliğe rağmen. da­ ha da üzen bir vakıa. iğrenç Mr. evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de. M r W ickfield'in güzel kızı Agnes'le evlenmek istemesidir . Daha da kötüsü. dalave­ reli yollarla. Mr. Steerforth'u da davet eder ve Yarmouth'da ge­ çirdikleri iki hafta zarfında. nişanlı olmasına rağmen. şimdi Uriah Heep'in yanında çalışan M r M icawber'i görün M r Heep. Spenlovv. sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles'i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler. Derin bir kedere boğulan. Steer­ forth ile kaçtığını öğrenir. Steerforth. O rada. güzel fakat randımansız ka­ rısının. David. David. M r VVickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır David'i. onlann evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesin­ likle karşı çıkar. Emily'nin. yaşlı Da- niel Peggotty.

Agnes'in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Agnes'i ziyaret eder.tedricen bozulur. Agnes. Bir gemi dalgclann tesiri altında sahile vurmak üzeredir. Steerforth'u kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür. David ve Agnes evlenirler ve Bn. Dora'nın sıhhati -ki gerçekte. Da- vid'e Uriah Heep'in Mr. yegâne teselli Agnes'in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir. Mr. bu habere üzülür. müşfik ve temiz kalpli Daniel Peggotty. Micavvber'in Avustralya'ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. David de. ilkin Yarmouth'a gider. fazlasıy­ la başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar. Halasının çöpça­ tanlık teşviki altında. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır.ye­ ğenini atfeder ve şimdi İngiltere'nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar.. İngiltere'ye döndüğü za­ man. Do- ra öldüğü zaman. Trotwood'dan. Bn. Çok sayıda çocuklan olur. üç sene Avrupa'da dolaşır. Yalnız kaldıkları bir sı­ rada. VVickfieId'den para sızdırdığını söyler. Micavvber. David. David'in biraz seyahat ederek tesel­ li bulmasını tavsiye eder. Trotwood. Agnes'e her zaman bir kızkardeşi imişçe- sine muamele etmişse de. Ham Peggotty. Agnes. David. sonunda. kendisinden başka kimseyi sevmediğini David'e itiraf eder. 100 B ü yük R o m a n • 2 3 7 Nihayet. geminin enkazı arasın­ da kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar. Bu kederli günlerde. Eleştiri D ickens’in en çok sevilen rom anları arasında David Copperfıeld. D ickens’in kendisine m ahsus özellikleriyle . aslında samimî bir insan olan Mr. hissiz bir şekilde kendi­ ni terkettiği zaman. henüz çocuk yaşındaki kansının sararıp solma­ sını derin bir üzüntü içinde seyreder. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bn. Gerçi David. orada. Micawber. Steerforth. "şu veya bu şekilde" durumunun düzeleceğine inanır Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily'nin amcası da vardır. Trotwood buna çok sevinir. her zaman nazikti.

fakat sevimli kız ile ev­ lenm iş olsa idi. aptalca. Bu oto ­ biyografik u n su rlara şifi-eli cüm lelerle konuşan Barkis’ten kaygan ağızlı habis U riah H eep’e kadar çok sayıda egzan- trikleri ihtiva eden bir portre galerisi ekledi. Dickens. kendi evlili­ ğinden önce tanıdığı M aria Beadnell’e olan aşkı idi. o n u n hakkında hiçbir şey hatırlam ak istem edi. rom andaki D ora’dır. David Copperfieid’de saf ve tem iz çocukluk yıllarını ve C en n etten Mr. Dickens artık. Fakat. en yakın­ larına dahi bahsetm edi. D ickens’in yarı tenkitçi. rom anın plânını dokuyan m u h telif iplikleri birbirine bağlam akla m eşguldür. Bu ancak. hislerini dışarı vurm a­ yan karısı yerine bu zayıf. Micawber. D ickens’in inam im azcasına velût m uhayyilesi ile m üm ­ kün oldu. D ickens’in kendi çocuk­ luk yıllarını heyecanlı bir sam im iyet ve kızgınlıkla anlat­ m ış olmasıdır. bir hayalet gibi peşi­ m izi bırakm ayan bir diğer hatıra D ickens’in. David’in M urdstone ve Grindy şirketindeki çıraklı­ ğının kâbusunu yarattı. L ondra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı m utsuz günle­ rinde. Bu ka­ dın. daha sonraları. kitabın gerçek kuvveti. ken­ di kendini analiz etm em ek için birtakım itiraflarda bulun­ m ak yerine. Bu kâbusu. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay. Genç yaşında evlenen David’in ha­ yatını anlatan kısım son derece dokunaklı. Dickens. David Copperfield’in sayfalarında. b u n u n nasıl bir evlilik olacağını gayet can­ lı bir şekilde hatırlıyor. D ickens’in karakterleri arttıkça ve onlar birtakım tesa- . kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. M urdstone tarafindan nasıl ko­ vulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi smifi halkının yaşadığı yerlere nasıl düştü ğ ü n ü anlatır. onun için öylesine korkunç bir kâbus idi ki. sadece sanatı vasıta­ sıyla belirtti.238 • 100 Büyük R o m an dolu büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. Mr. fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe. yarı sevimli ve tu tu m su z kendi babasıdır.

1 0 0 B üyük R o m a n • 2 3 9

düfî yollarla birbirlerine bağlandıkça rom anın plânı ina-
nılm azcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından
kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hâle geldikçe, rom an
m uazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerin­
de durur. Bu karakterler, Micavvber veya U riah H eep gibi,
geniş bir m uhayyile gücünün eseri olarak ortaya çıktıkla­
rı zam an rom an gayet canlı. Fakat Steerforth gibi Byron’u
h atırlatan stero-tipler veya Victoria çağının m elekvarî tip ­
leri veyahut'Em ily gibi terkedilm iş kadın üzerinde d u rd u ­
ğu zam an canlılığından kaybediyor.
David Copperfıeld, D ickens’in m eslekî hayatının ortala­
rında yazdığı rom anlara tipik bir örnek. Yüksek derecede­
ki h ü m o r ve şiddetli bir kızgınlık, plânın hem en hem en
kontrol edilm eyen m uğlaklığı, rom andaki karakterlerin
m uazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulm ası, Dic­
kens’in tan ıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekil­
de rom ancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zam an gö­
rülüyor.

iki Şehrin Hikâyesi
(A Tale of Two Cities)

Yazan
Charles Dlckens
(1 8 1 2 -1 8 7 0 )

Başlıca Karakterler

Dr. Alexandre Manette: Bir z a m a n la rın g ü çlü , p a rla k d o k to ru ; B astille
z in d a n ın d a g eçird iğ i o n se k iz se n e s o n u n d a h e m e n h e m e n y ık ılm ış­
tır.
Luice Manette: Dr. M a n ette’n in n a z ik a ltın saçlı kızı.
Jarvis Lorry: T ellso n b a n k a s ın ın b ir "iş adam ı"; a ld a tırc a s ın a h u y su z .
Charles Darnay: K endi k e n d is in i y ık a n fa k a t p a rla k b ir av u k at.
Madam Defarge: A risto k ra tla rd a n in tik am a lm a k ta n b a ş k a b ir şe y d ü ­
şü n m e y e n k ad ın .
Sydney Carton: K endi k e n d is in i y ıkan, fak at p a rla k b ir av u k at; C h arles
D a rn ay 'a b e n z e r.
Ernest Defarge: Bn. D efarg e’n in "esm er, k ızg ın , te h lik e li” kocası; Pa­
r is ’te ih tilâ lc ile rin sık sık b u lu ş tu k la rı b ir m e y h a n e n in sa h ib id ir.
Bn. Pross: L ucie’n in k ab a ve g ü çlü h iz m e tç isi ve a rk a d a ş ı.
Jerry Cruncher: E lin d en b in b ir tü r lü iş g elen, d ik b a şlı b ir ad am . T ell­
s o n b a n k a s ın d a ça lışır ve b o ş v a k itle rin d e "K urtarıcı A d am ”d ır v ey a
tıp ta le b e le rin e k a d a v ra te m in ed er.

1 0 0 Büyük R om a n * 2 4 1

Hikâye

1 775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, es­
ki ve hürmet edilen Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis
Lorry, bir posta arabası ile Dover şehrine gider. O rada son
günlerde, Londra'dan geri dönmesi için ülkesine çağnian Lucie
Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce
Paris'e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defargelerin
meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmekte­
dir. D r Manette, Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek ba­
şına on sekiz yıl hapis tutulmuştur Şimdi, aklî dengesi bozuldu­
ğundan, İngiltere'ye mülteci olarak götürülmektedir. Jerry
Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de re­
fakat eder
Defargelerin meyhanesi, Paris'teki ihtilâlcilerin merkezidir.
Eski rejimin boş düşmanlan olan Detargeier, tavan arasını D r
Manette'ye vermişlerdir ve Manette de her gün saatlerce mazi­
sini hatırlamaya çalışmıştır Bn. Defarge, bu arada, ihtilâl gel­
diği zaman ortadan kaldınimasını arzu ettiği bütün aristokrat-
lann isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
Lucie ve Jarvis Lorry'nin, yaşlı Dr. Manette'yi Londra'ya ge­
tirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry
Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere
aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adın­
daki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulu­
nurlar Manetteler, beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye dö­
nerlerken Darney'e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler Dar-
ney'i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtanr. Carton sa­
nığa o kadar benzer ki, diğer avukat M r Stryver, sanığı "tanı-
yanlar'ın ifadelerini altüst eder
Muhakemeden sonra, Darney ve Carton, Manettelerin
mütevazı evlerini sık sık ziyaret ederler Darney'in, St. Evremon-
de'ler denen soğukçasına bencil Fransız aristokratlannın vârisi
olduklan anlaşılır O nlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya az­

2 4 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n

meden Darney, bir Fransızca hocası olarak Londra'da yaşama­
ya karar vermiştir.
Parlak, fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver'in yük­
lendiği dâvâlann hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok de­
fa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki
genç de Lude'ye kur yaparlar. Kız Darney'i seçtiği zaman, C ar­
ton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie'nin seçtiği bir kim­
se için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
Darney ve Lücie evlenirler Fransa'da ihtilâl patlayıp ih­
tilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkum­
lan serbest bıraktıklan vakit küçük kızlan altı yaşındadır. Uzun
yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gaza­
ba getiren bir hâdise, Charles Darney'in amcası hissiz St. Ev-
remonde Markisi'nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu
öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası. Markisi mahkemeye ge­
tirdiği başaramayınca yatağında öldürmüş ve bunun neticesin­
de de asılmıştır.
Bir gün İngiltere'deki yeni St. Evremonde Markisi'ne bir
mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin
ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markis'e müdaha­
le ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği
zaman, Charles'in emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka
aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünce
ile Fransa'ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
Böylece, Paris'e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yü­
rütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez,
ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber,
İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manetta, yardım için Fran­
sa'ya gelirler Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr
Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı o la ­
cağını düşünür.
Manetteler Paris'e geldiği zaman, Terör Rejimi tam bir hâki­
miyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet
ediyorlarsa da, Defargelerin St. Evremonde ailesi mensuplan-

gerçekte ailenin ser­ vetinin yıllarca zarar verdikleri halka iade edilmesini emrettiği­ ni söyler Halkın hürmet ettiği Dr. şeytanî atkısını örer ve Darney'in öldürülmesini ister Charles. Darney'in yeni muhakemesinde. uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklannda görür. Bu önemli ve lanetleyici belge. Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darney'in. Manet- teler bu zaferi henüz kutlamışlardı ki. ■ Şimdi. M. mahkeme önüne çıkarılmadan önce. Darney. Evremon- deleri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkanr Adam. ihtiyar doktor tarafından Bas- til'deki uzun hapis yıllan sırasında yazılmış ve ihtilâlciler bura­ sını ele geçirdikleri zaman. Bu senelerce önce İngiltere'deki muhakemede Darney aleyhine şahitlik eden hain John Barsad'dır. daha önce İngiltere için ca­ susluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak. . kendisini itham edenin kim olabileceği­ ni düşünürken. bir buçuk yıl hapsedilir. Darney aleyhindeki şahitler arasında gösterir. Fransa'dan İngiltere'ye gitmesine müsaade edilmez. halk düşmanlığı ile itham etmiştir. nihayet. hücresinde teselli edilemez bir vaziyette. Lucie'nin eski sadık hizmetçisi Bn. St. Detarge. mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlar­ lar. St. Manetta'yı da. Defrge. Dr. Darney. Sydney Carton da Paris'tedir. belgeyi Dn Manette'nin hücresinde bulmuştur. Darney serbest bırakılır. Darney. mahkeme salonunun ön sırasında oturur. Defargeler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu. Evremondelerle hiçbir alışverişi olmadığmı ısrarla anlatır. kocasını görmesine müsaade edilmez. ihtilâlcilerin bir casusu olan Barsad'la görüşün Kendisini. Pross. Bn. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman. Lucie'nin. 100 Büyük R om an • 243 rta besledikleri nefret öylesine derindir ki. mahkeme önüne çıkanlır. Defarge. Darney yeniden tevkif edi­ lir. onunla gizli bir anlaşma yapar. Bütün bu müddet zarfnda do.

hayatı bo­ yunca sağır bırakır Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar. Pross çıkar ve Dar- neylar Fransa'dan kaçarlarken. çevri­ len oyunun farkına varmaz ve Darney ailesine kavuşur Bu arada. Darney'in içkisine uyuşturucu madde katar. Darney'in. Lucie'nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette'nin evine gider Bn. Defarge'in kızkarde- §i fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir Kız ölüm yatağında iken. St. Carton. Bn. onunla el­ biselerini değiştirir ve Barsad'ın arkadaşını hücreden çıkarma­ sını ister Mahkûma çok benzediğinden. Bn. kendisi gibi iriyan ve kuvvetli Bn. bu belgede. Evremonde ailesini lânetlemektedir Uzun yıllardır unutulan bu belgenin. St. Evremonde'nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille'e atılmıştır D r Manette. Pross'la çekişirken. Bn. Markis. Darney'in ye­ rine. giyotin altında öldürülm e­ sine koror verilir Fakat yıllardır kendini terkeden Sydney Carton. Defarge'nin onlan yakalama­ sını engeller İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdı­ ğına üzülen Defarge. hâkimler üzerine tesiri o lu r Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen D r Manete'nin sözleri göz önüne alınmaz. bütün St. Defarge'nin karşısına. Bn. Evremonde Markisi'nin suçsuz bir aile üzerin­ de işlediği dehşet saçıcr bir suçu öğrendiği için. Dn Manette. şimdi sevdi­ ği kadjnın kocası namına hareket etmeye karar verir Şantaj yaptığı Barsad'ın yardımı ile Carton'un hücresine girmeye mu­ vaffak o lu r Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek. Carton. Defarge. Pross'u. kendi tabancasıy­ la kendini vurur Tabancanın patlaması. D r Manet- te'nin nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır Soylulann hukukuna '(le droit de seigneur") göre. ecdadının işlediği suçlann cezasını çekmesi gerekti­ ği kanaatiyle yirmi dört saat içinde.2 4 4 » 1 0 0 Büy ü k R o m a n Belgede. giyotin altına yatacaktır Hapishane dışındaki halk. mahkûmları öldüre- .

100 Büyük R om an • 245 çekleri yere götürürken. an­ cak kan getirir. Carton der ki: "Şimdiye kadar yaptığım her işten çok çok daha iyi bir şey yapıyorum. sonunda kendisini suçlu m evki­ ine g ö tü rü r ve Fransız ihtilâlinin m eydana çıkardığı vahşî kan banyosunu. m uhtem elen. Dickens. intikam . onların çoğunu okum adı. intikam peşinde giden mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır Giyotin düşmeden önce. İki Şehrin Hikâyesi’ni Dic- kens’in en popüler rom anlarından biri hâline getirm işse de. Cariyle. Tünnbrellerden birinde. Barnaby Rudge de senelerce önce işlenen bir suçun intikam ı üze­ rinde durur. B unun yerine. ihtilâlin tarihini yeniden yazm ak istem edi. sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır Ya­ nındaki. romancıya. tarih î rom an yazm akla kendisini hiçbir za­ m an rahatlık içinde hissetm edi. T hom as Cariyle’nin Fransız İhtilâli adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens. Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım. Cariyle’in m evcut şartlar altında." Eleştiri M uğlak ve heyecanlı plânı. o zam anın at­ m osferini bir hikâyede belirterek. bir defa d aha tarih î bir rom an yazm ak istedi. onun belki de en az tu tu la n rom anıdır. m üşfik ve bencil hislerden uzak beşerî kalpler durdurabilir. araştırm a yapm ası için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi. Barnaby Rudge (1841). D aha sonraki kitabı gibi. anti- Katolik başkaldırm aları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir. fakat Dickens. ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına em in olduğundan. Bn. Carlyle’ın bu hâdiseler­ den çıkardığı ahlâkî dersi gösterm ek istedi: Yâni kan. . Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı. B ununla beraber. Detarge'nin bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında bahsedilir. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları.

bir terö r rejimi yarattılar. İki Şehrin Hikâyesi’ni yaz­ dığı sırada. Rom anın tezi. Bencil ve zalim aristokrasi. intikam ve vahşet hisle­ rine m ağlûp olan ihtilâlciler. fakat gü­ ruh yönetim inin ve kana susam ışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürü­ lür.2 4 6 • 1 0 0 Büyük R om an Bu düşünce ile ortaya çıkaıj kitap aslında bir m elod­ ramdır. Fakat ardından. bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı. D ickens’in öteki rom anlarındaki yüksek ölçüdeki hüm ordan m ahrum dur. aslında iyi olan ta ­ raflarının. hiç kim seye bir zarar vermeyen. . Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. beşeriyetin geleceğine ü m it ışığı tutacağını gösterm ek istiyor. ancak kendi kendini feda etm esiy­ le günahlarından tem izlenen C arton’un. ihtilâlden önceki baskı reji­ mi gibi. Dickens rom anında. Dickens. am atör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria m elodram ının etkisindedir. Rom anın sonunda. Pickwick’in Evrakı ve David Copperfîeld gibi önceki rom anlarından da­ ha yaygın ve rahatlıkla okunan bir rom an değildir. Dic­ kens’in buradaki başlıca düşüncesi. Sydney C arton. hızh hareket eden bir plân hazırlam aktı. aslında. yıllardır acı ve ıs­ tırap içinde kıvranan Fransız halkının. İki Şehrin Hikâyesi.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful