A B R A H /\ 1 H .

L A
DÜNYA EDEBİYATININ ŞAHESER
^ EL' f' iHAÎLL' ^l *
- GURUR VI AŞK tPRİÛE AND P R E .JU liC :. ■K AFİf. , ■•. ■'
* * ^ ^ S İy A H 'P A f tM A H A N A İT ;S ..£ E F İL _ E = - M O ''P E Oi.’-if '■]
A N O C T'P E R E G C W lO fT->C «IO T B A B A )* M O H lıff.H L ic

J«»Y Û k :K - T O «A M C A 'N \i- - . jL'.':eES-'IJNCLE rC M 'i 'ıL '
4İÖHTIİ* ■■■İ'.,VAR Y• CH.O‘,‘f;V • BABü.j, iR vi ■ yiCK'lt
C 0 t* te ? te L O - -' :HRIh-i!^A-'Lii-3U-Ü^<. UMİTL^-. ■_____ :■
■ ■SVİ TR
$ y Ç V tC L ^ A • K A R A t/.ÎJ'.- KAPDCŞLLR- "O 'l SA Îİr'Ü R • HUCl : ■■:■■■'■ i ■
.U(îr;;1 8a7 DE.'JZC0a ı'LINiN GOR^^tnÜ^Ü • BİR hANIMiJJ POfi^RL.V '
HO(sâUıti..».R P ftN A V ISl' a lic e HARİK.ALAR Dİ’'AR1ND'’-• A\-'IA I A • H;;
b E f:fr- rR A L T iM £ )A ?o s '‘;r E 7 i- . ■■ - ciB M iriA L “ REv-,'!-:'.* a;
l « l P L L ! î * [ ) E f jN E A D A S ■ j:.:R İA ‘ , ^ - A '.T A fO l
K A ftD E ş ıır q ıq w fe ''; b ir '■■ ■■. - a :, a îİ • B ^ fıa n t ■arpq : h ■ , - ı ■t j
\ ÎÂ M ANW5 ■BI. NGA '■ ■e .R AY i, T HIH Â V E s I •OR MA h: ■
. ı; vJ •
'flDHNARD'iî^ CURMÜ 'P E M Ö jlM LE » İD A SI • OOSTA BERLİNG £^5Afv;‘;ı •B ..DL'T'
E Ö ’ SİK V Lİ D A Ç - I M « O f i A Ü S T - K . 'ı L ? A Z A . '< _ A S - ': 'j N E S C ^ ‘
fcfl1?SE^a«.IKÇI ‘aERİigljJfi Fr.iM. t;r^ vr nrkr. ır'.; ,<;Tnc. i.-ır.ı . ^
IS V ftH • A L L A H ' R
fG jK R - K A ^ fc l

TOMJON p , . . .
YKiVAKf'fis!
U R U ^ £UG£»JtE GR^
■t\0
BÜYÜK
U | I Y
I
K â
<i
»i
05-
r
ı IVL/IVI ROMAN
^?",SSY .'■-■L
* J İ* H A R P V ' "lii
¥1» ‘ ■"
V/t
TH-îJ! fî’roî'^-j.vv'-^'i iîî
■*1 ■■i’O lı:;''^jiî;X K /Jlf;?! ■■SİHÎRLİ D;
^ ; . '. ı î x: r a ^ inTifAfi e a l
r . G£lWİİOEKfl$¥A!'‘ m
■“ ».y •'"'•■••••■••■ ;< rm A H öNDf
>.'■.' ■■■ ;i'j ufujti
asHA!«‘^şlî<DF'
5; -C' ‘ ki “i.c;

OZET-TEKNIK-KRITIK
KARAKTER ANALİ ZLERİ
YAZAR BİYOGRAFİLERİ OTUKEN

■ i- ■ 1' 'i l - / ''' .: '!’;:**• - i " , ; Milıi'jn

■ ^ K L İ
B a tı E d eb iy atın ı iyi ö ğ re n e b ilm e k için bu e d e b iy a tı oluşturan
e s e rle r ve yazarlan h ak kın d a bilgi sah ibi o lm a k g erek ir, “ 1 0 0 DÜNYA
Büyük R o m a n ' b u ih tiy a c ı k a rş ıla m a k için h a z ırla n m ış ve EDEBİYATININ
d ö rt c ilt h a lin d e o k u y u c u y a su n u lm u ş tu r. ŞAHESERLERİ
A y rıc a , birinci cild in b a ş ın d a y a z a n n
- ! 1 r: , R om ancının realite görüşü,
■ L ' R o m a n c ın a s ılç a lış ır ? ,
R o m a n a b a k ış tarzı. H ik â y e , Ü s lû p
h a k k ın d a k i g iriş yazıs ın ın d a ro m a n k o n u s u y la ilg ile n e n le r BÜYÜK
için fa y d a lı o ld u ğ u n u b e lirtm e k isteriz.
B u kitabın h e rş e y d e n ö n c e ö ğ re tm e n ve ö ğ re n c ile rle rom an
ROMAN
m e ra k lıla rın a yararlı o la c a ğ ın a inanıyoruz.

ISBN 975-437-634 ,4

376340

Abraham H. Lass

Dünya Edebiyatının Şaheserleri

100
B ü yü k R om an

Çeviren:
Nejat Muallimoğlu

Özet-Teknik-Kritik
K arakter analizleri
Y azar biyografileri

M
ÖTÜKEN

YAYIN NU: 688
EDEBÎ ESERLER: 305

1. Basım: 1980
2. Basım: 1993
3. Basım: 1995
4. Basım: 1998
5. Basım: 2003

TC.
KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
SERTİFİKA NUMARASI
1206-34-003178

978-975-437-633-3 (Tk)
ISBN 978-975-437-634-0

Ö T Ü K E N N EŞR İY A T A .Ş ?
istiklâl Cad. Ankara Han 65/3 34433 Beyoğlu-İstanbul
Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12
Ankara irtibat bürosu:
Yüksel Caddesi: 33/5 Yenişehir - Ankara
Tel: (0312) 431 96 49
İnternet: www.otuken.com.tr
E-posta: otuken@otuken.com.tr

Kapak Tasarımı: grataNONgrata
Dizgi - Tertip: Ötüken
Kapak Baskısı: Birlik Ofset
Baskı: Özener Matbaası
Cilt: Yedigün Mücellithanesi
İstanbul - 2007

İÇİNDEKİLER Takdim/ 7 Roman Nasıl Okunur? / 1 0 Don Kişot/ 23 Robinson Cmsoe / 35 Güliver’in Seyahatleri / 43 Candide / 53 Tom Jones / 64 Wakefield Papazı / 73 Gurur ve Aşk / 82 Kara Şövalye / 91 Kırmızı ve Siyah /1 0 0 Pârma Manastırı /1 0 9 S efiller/120 .

6 • 1 0 0 B üyük R o m an Nötre Dame’nın Kamburu / 1 2 9 Eugenie Grandet / 1 4 0 Pere Goriot / 1 4 4 Mohikanlar’ın Sonu / 1 5 4 Moby Dick / 1 6 2 Tom Amca’nın Kulübesi / 1 7 0 Ölü Canlar / 1 7 9 Monte Kristo Kontu / 1 8 7 Madam Bovary / 200 Oblomov / 209 Babalar ve Oğullar / 216 Picku/ick’in Evrakı / 226 David Copperfield / 233 İki Şehrin Hikâyesi / 240 .

109 Stowe. 100 büyük R om an ■ Y a z a r l a r a G ö r e A lfa b et İk Fİ h r İst Austin. 140 Balzac. 144 Cervantes / Don Kişot / s. Alexandre / Monte Kristo Kontu / s. 226 Dumas Pere. 100 Swift. Charles / David Copperfıeld / s. Daniel / Robinson Crusoe / s. 73 Goncharov. James Fenimore / Mohikanlar’ın Sonu / s. Sir Walter / Kara Şövalye / s. 162 Scott. Herman / Moby Dick / s. 53 . 64 Flaubert. 23 Cooper. 91 Stendhal / Kırmızı ve Siyah/ s. Jonathan / Güliver’in Seyahatleri / s. V iaor / Nötre Dame'nın Kamburu / s. 216 Voltaire / Candide / s. Honore de / Pere Goriot / s. 179 Goldsmith. Henry / Tom Jones/ s. 35 Dickens. Ivan Alexandrovich / Oblomov / s. Nikolai / Ölü Canlar / s. 154 Defoe. Charles / İki Şehrin Hikâyesi / s. 170 Turgenev. Honore de / Eugenie Grandet / s. Charles / Pickvvick’in Evrakı/ s. 187 Fielding. 82 Balzac. Victor / Sefiller / s. 200 Gogol. 209 Hugo. Oliver / Wakefıeld Papazı/ s. Ivan Sergeyevich / Babalar ve Oğullar/ s. 233 Dickens. 240 Dickens. Gustave / Madam Bovary / s. 120 Melville. Jane / Gurur ve Aşk / s. 129 Hugo. Harriet Beecher / Tom Amca’nın Kulübesi / s. 43 Stendhal / Parma Manastın / s.

Lass’ın üç cilt halinde birincisi 1966 yılında ya­ yımlanan bu kitabı. Elinizdeki kitabın yazan Abraham H. yokluğu derin bir tarzda hissedilen bu boşluğu kapatm a yolunda esaslı bir adım attığımıza inanıyoruz. New York Herald Tribüne. Boston Traveler. Batı’daki bu çeşit kitapların da hâlâ tercüme edilmemesi. ayrıca gazete yazarlığı da yaptığı ve haftada bir gün yazdığı “Üni­ versite ve Siz” başlıklı yazıları senelerce. şüphesiz bir kayıptı. her şey­ den önce. Amerika’da. müdürlük ve yazarlık yaptı. eğitimle ilgili çeşitli kitapları vardır. Lass. Mr. Mr. The Phila- delphia Enquirer ve diğer gazetelerde yayınlandı. lise öğrencilerine faydalı olmak istiyoruz. Lass. New York’un Bro- oklyn semtindeki Abraham Lincoln Lisesi’nin müdürlüğünü yürüten Abraham H. bu edebiyatı oluşturan eserlerin tanıtılması. Ülkemizde bugüne kadar böyle bir eser y a­ zılmamış olduğu halde. Abraham H. Senelerce. elinizdeki kitaba benzer bir kitabın niye şimdiye kadar yayınlanmadığına hay­ ret etmem ek elde değil. Türkçe öğretmenlerine. New York Post. dört ciltten oluşacak 100 Bü- yü/c Roman adlı bu kitapta. TaKDİM Türkiye’de benzeri pek bulunm ayan bu tür bir kitapla. edebiyat fakülteleri ve eğitim enstitüleri öğrencilerine. Lass’ın. Eğitim programlarına giren Batı edebiyatını iyi öğrenebilmenin baş­ lıca yolunun. öğret­ menlik. The Detroit Free Press. Biz. Amerika’da milyonlarca (evet milyonlarca) sat­ . eleştiril­ mesi ve yazarları hakkında bilgi verilmesi olduğuna göre.

Böylece. berrak ve anlaşılır ifadelerle anlatılması.8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n tı. zeki ve anla­ yışlı okuyucuları. Hepsi. lise vc üniversite öğrencilerinin bilhassa okuması gereken kitaplar arasına alındı. çağdaş okuyucu ve eleştiricilerin onları nasıl ele aldıkları anlatılıyor. yeni rom anlar vc yeni fikirier çıktı. Biz bu tercümeyi. bu kitabı ile iki tür okuyucuya hitap etmek istediğini söylüyor. rom anlan okum adan önce. Birincisi: Bu kitaplarda. büyük kitaplar ve hem en hem en büyük sayılan kitaplar var. 3. rom an türünün geliştirilmesinde hangi mevkii işgal ettiği gösteriliyor. kitapla­ rın sadece birkaç tanesini okuyabilenlerde. kendi programlarını seçmeye teşvik edecektir. tezler. hâlâ okunuyor ve tartışılıyor. Göreceğiniz gibi. Her yazann hayatı hakkında bilgiler. inanıyoruz ki. İkincisi: Bu rom an şölenindeki eserlerden çoğu­ nu tadan okuyucuya. burada tanıtılan romanlar. onların gerçekten nefis eserler olduğunu bir defa d aha göstermek. onlar (karakter. günümüzdeki eleştirisiyle ilgili kısa bir yazı. m em nun etmesi bekle­ nemez. plânlar. sadece öğrenciler için hazırlanmadığına da bilhassa dikkati çekmek isteriz. Başlıca karakterler kimlerdir. Romanlardaki başlıca hadise ve tezlerin özünün. “Klâsikler ve ticarî kitaplar” var. Böy­ lece ele alınan eserin. Bu kitabın. bu rom anlardan. nasıl insanlardır? 2. . O nun iştahını aiyaklandırmak için önüne geniş kapsamlı bir panoram a koyuyor. ele alınan kitapların herkesi. Gerçekte Amerikalı yazar. kitabın 1974’deki yedinci baskısın­ dan yaptık. Romanlann. şu şekilde ele alınıyor: 1. bu romanların tam am ı­ nın okum a aşkının yerleştirilmesi. Okuyacağınız sayfalarda şaheserler var. Beızıları “tohum ” kitapları rolünü oyna­ dı. Şüphesiz. üslûplar) hakkında çok şey öğrenecek. her rom an. kilometre taşlan var. Hepsi m odern okuyucunun mirasının bir parçası. Biz. kendisi için bir hazine gömülü olduğunu bilmesine rağmen. 4.

“İnsanların fânilikleri üzerinde durdukları. kendimi. Lavvrence’in. D. ruhun. bir ilim adamının. şaheser bir m acerasında yer almaktır. hepsinin (Word- sworth’un kelimeleriyle). o da. değerlerini hiçbir zaman kaybetmeyecekle­ ri şeyler söylemeleri ve bunu sanatın gösterdiği yolla bize iletmiş ol- maları”dır. bir velinin. Bu romanları okumak ve yeniden okumak.” N ejat Muallimoglu . 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 Eğer aralarındaki yaş ve davranış farklarına rağmen. bir filozofun ve bir şairin üstünde görüyorum. bu rom an­ ların hepsinde müşterek bir nokta var ise. sanatkâr olduğu için mazur görebileceğimiz mağrur bir davranışı ile ne dem ek istediğini anlamaktır: “Bir romancı olduğum için. Roman. H. bize kendimiz hakkında. hayatın parlak bir kitabıdır.

heyecanlı bir yolculuk boyunca Bom bay’a. dinle­ mek. Batavya’ya. Penag’a. Kalkü- ta’ya. başka şeyler keşfetm ek gerek. H attâ okuduklarım ızı. hikâ­ ye. sanatkârın ferdî . kendim izi ru h en yüksel­ m iş buluyoruz. Bir rom anda. Bir diğer rom anda. Hangi rom an olursa olsun. yazarın projektör ışıkları altında göz kam aştırırcasına doğrulanır. Joseph C onrad’m Lord Jim adlı rom anı. tü m in­ sanların tecrübelerindeki bazı derin “psikolojik-ahlâkî” m uğlaklıkları anladığım ız için. R angun’a. bize hem macera. İnsan tecrübesi hakkında bazı şüphelerim iz. nefes alm ak. insanın bir yönü aydınlanır. Ç ünkü h er rom an. Bu yolcu­ luktan sonra evimize döndüğüm üz zam an. Bir rom an ekseriya. başkalarına dahi anlatm aktan zevk duyabiliriz. hem derin gö­ rüşler takdim eder. Böylece. Roman Nasıl Okunur? Niye rom an okuyacağız? Bin bir güçlükle dolu dünya bizim için yeterli değil mi? A m a yine. zevk alm am ız için gözlerim iz önüne se­ rilir. “bir eğlence” bulabiliriz. Yi­ ne de kendi kendim izi anlam ak için bir vasıta. M alaya’nm Patusan orm anlarına götürür. üzerinde d ü şü n d ü ğ ü ­ m üz bir k onunun bazı yönlerinin aydınlandığını görebili­ riz. Patna adlı gemi ile A rabistan’a. Gra- ham G reen’in dediği gibi. Jim ’in. eğlenm em iz. yazarın dünyasm a derin­ den bakm ak iyi olur. b ir sayfa çe­ virir ve bir diğerinin dünyasm a gireriz. bizi.

gözyaşlarını içine sindirerek harbe gider. Bu m etodu yakından incelem ek gerek. George Eli- o t’un okuyucuları indinde. şöyle başlayan m eşh ur cüm lesi ile kızkardeşini savundu. h üküm lerini” bize anlatm asına m üsaade etmeliyiz. bir sayıda ilgi çekici m uğ­ laklıklardan sonra) evlenir ve ölür. Şahsî kanaatim . yaratılm ası gerek­ tiğidir. “p u tp erestten pek farklı değildi”.” Rom ancıya onun dünyasının yaşanmayacak bir dünya olduğunu söyleyerek şikâyet etm eden önce. kahram anının hayatı­ nın başladığı yerde başlar ve bu yolda. bana bu hayatın bir parçasını göster. bu dünyanın “âdetlerini. Thom as H ardy’nin okuyucularına öylesine hakaret e t­ ti ki. C harlotte Bronte. 1 0 0 Büyük R o m a n » İ l görüşüdür. kronolojik çizgide giden A. yazar Jude the Obscure’ın karşılaştığı düşm anca m u ­ am eleden sonra. Heatcliff. Ölmeyen A şk’ın (W uthering H eights) ilk oyuncuları üzerinde öyle­ sine k ötü bir intiba bırakm ış olm alı ki. rom ancı B de dikey. bir daha rom an yazmadı. pekâlâ. okula başlar. "H eatcliff gibi yaratıkların yaratılm asının doğru olup ol­ m adığını bilm iyorum . Romancı A. Adam Bede’deki Broxton Pa­ pazı. yazarla kendim iz ara­ sına giriyor. Düz. Eğer h er durum bizi hem en huzursuzluğa sevkediyor ve herkes kötü görü­ nüyorsa. Romancının realite görüşü Okuyucu tevazu içinde. onun üzerinde bıraktığı direkt izle­ nimdir. der. iklim ini. Tess ve }u- de. bu hayatın ufkî kesim ini verir. kendi pence­ resinden gördüğü dünyaya bakmalıyız. (karakter ve saiklerle bağlantılı. Lucy Lovela- ce ile tanışır. sonuna kadar gider ve durur. . O nun keşiflerini paylaşabilm ek için. onun görüşünü engelliyor dem ektir. kendi peşin hüküm lerim iz. m eclislerini. Peter Prentice doğar. realitenin.

Woolf. Eğer Rom ancı B oldukça m o­ dern biri ise. öz yerine kum aş üzerinde o kadar fazla duruyorlar ki. sözlerine şöyle devam etti: Hayat. filo­ zoflar ve fizikçiler arasında olduğu kadar. sos­ yal çevrenin donuk ve kasvetli yönleri. istediği anda geriye veya ileriye gidebileceği tarzda. W oolf (böylece Rom ancı A’yı yıkar). Mrs. ıstırap­ larından. insanı. rom ancılar ara­ sında da yarım asırdır süren bir tartışm a var. Brow n’da. şu u ru n u n baş­ langıcından sonuna kadar çevreleyen. onun hatıralarından. "B. okuyucunun. “Şuur akım ı” üslûpçularının takip edeceği yolu gös­ terdi: "Hayat. N e zam an vuku bulduklarını gösterm eksizin. sim etrik bir şekilde konm uş sahne ışıkları değildir.” diyen Bn. Lucy nezaketsiz Cyril G rasm er’e ilk defa bu p arti­ de rastlam ış. "ışıklı bir hale. Woolf. Bn. hayallerinden bahseder. Woolf. Tabiî çevrenin. realiteyi kendi rom anlarının m obilyalarıyla nasıl ö rttü ğ ü n ü anlattı. kahram anını (ki hiç de bir kahram an değildir). rom anına son vermeyecek. yarı şeffaf bir zarf ”tır. Virginia W oolf ile Ar- nold B ennette. özü görmüyorlar. bir şuur anının o r­ tasına bırakacaktır. kronolojiye sırt verir ve tam ince­ lem em izin o rtasm da P eter’i ikiye ayırır. H. The Common Reader’deki “M odern R om an” başlıklı m eşh u r m akalesinde. Bn.12 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Diğer taraftan B ise. Ge­ riye gidilerek Lady G rasm ere’nin garden partisinden bah­ sedilir. Bu konuda­ ki en aydınlatıcı kavgalardan biri. G. Peter. Wells. Brovi^n’da ve Bn. Swami V itrananda ile bu toplantıda garip bir konuşm a yapm ıştı. John Golsw^orthy (Bn. "seziş inceliği”n e sahip rom ancıla­ rın. H akikînin. coşkunluklarından. hayatın inkârı olarak görüyor­ du) arasında vuku buldu. To the Lighthouse ve The Wa- ves adlı rom anlarında "realite” hakikatinin yattığına inan­ dığı şu u r altındaki akım ları nazik ve ustaca işleyerek ken­ . bu rom ancıların. realitenin m ahiyetinin m ânâsı üzerine. onların “m ateryalizm ’ini. Dalloway.

O nun üzerinde duracağı taraf. bir şiir re­ alitesini ele alırcasm a hareket etm elidir. ken­ di kendisini bulm asının karanlığında. ro­ m anın başarılı olm asının ilk şartı. Romanlardaki karakter B. tanıdıkları arasında kendilerine benzeyenlerin bulunm am asına rağm en. hayat üzerinde galebe çalar. W oolf’un karakterlerinden biri. bırakın başkalarını. kendim izi pek anlayamayız. m uhayyile gücü. hiç olm azsa bir noktada bir­ leşirler: rom ancının baş düşüncesi “k arakterler”dir. hem en hem en lirik bir akarsu oldu. görünm eyen hakikati anladığım ız hayaline kapılarak huzura kavuşu­ ruz. Ramsey için. Okuyucu. rom ancının dünyasında. Kadın. Biz. insanlar hakkında gizli. H eathcliff veya . hayat bir ân b ü tü n m ânâsını kay­ bettiği ve hareket etm eğe gerek duyulm adığı bir anda. To the Lighthouse’ daki Bn. h e ­ m en sınırsızca tecrübe yaşanacağı im â edilir. B unun. rom ancının. “Şuur akım ı”. B ennett ve Bn. "daha fazla an­ laşılabilen ve böylece daha fazla yoğrulabilen bir beşer ır­ kı” görür ve böylece. bu. karakterlerin hakikî ol­ masıdır. karakterleriyle ilgili ipuçlarını bir araya getirdiği zam an. “karanlığın üçgen şeklindeki çekirdeği”nde. parlak ü slûbunu geliştirdi. bu ebedîlik içinde” h er şey düzelir. bir rom andaki karak­ terlerin. onun ve Joyce’in ve birçok çağdaşlarım ızın eserlerinde. “bu huzur içinde. zam an tan ı­ m ayan h âtıra ve izlenim lerin akışıdır. Bugün bu tü r realiteyi rom anda gören bir okuyucu. her şeyden önce bizi teselli etm eleridir. Bn. Woolf. onun ahengi. bir çok rom anlardakinden veya pek çok insa­ nın kendi tecrübelerinden çok farklı bir realite. bunu. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 3 dİ aydınlatıcı. ki bu gayri-m ükem m el dünyada. belki de başlıca sebebi. Tabiî.

Rom ancının dünyasındaki insanlar. bu insanlar üzerindeki tesirle­ ri nelerdir? Daha önce cereyan eden olaylar hakkında neler biliyo­ rum? Kendilerini harekete geçiren dürtülerin hangi işaretlerini sezebiliyorum? Çatışmanın (roman kahramanının içinde ve dışında) delil­ leri nelerdir? . belirli bir tarzda konuşuyorlar veya konuşm uyorlar ve m eydanda bulunm adıkları zam an da. Fakat u sta bir rom ancı ve "Rom an Ü zerine” adlı yazı­ sı ile de en fazla aydınlatıcı bir tenkitçi olduğunu ortaya koyan Elizabeth Bowen’e göre. bir sahnede oynanan bir dram ı seyrettiklerini hissetm eleri gerekir. altern atif tu tu m lar arasında bir tercih yapıyorlar. E ustacia Vye’i tanıyabilm ek için. Onlar. Şu hâlde. diğer karakterler tarafından tartışılıyorlar. Buradaki “oynam a” kelim esinin dikkatli kullanılm adı­ ğını söyleyelim. Sahnede görünen bo­ yalı yüzlü kim seler hakkında kendi kendisine gayri şuurî olarak nasıl sorular yöneltiyorsa. karakterleri yaratan ro ­ m ancı değildir. her an çok m eşguldürler. o n u n sezgisiyle açıklarlar. H ardy’nin sayfalarını okuyanların. bulunarak ortaya çıkarılır. kendilerini. yapm asını istediği şey.14 • 1 0 0 Büyük R om an Philip Carey veya Pecksinff veyahut Becky Sharp hakkın­ daki gerçekleri sezdiği zaman. aynı soruları rom andaki kim seler hakkında da sorabilir: içinde bulundukları ortamın. kendisini âdeta h er şeyi bi­ len Yaratıcı gibi düşünür. yazmaya başladığı zam an kendilerini. hikâyedeki rollerini oynayan insanı tanım alarıdır. onlar o n u n şu u ru n d a daha önceden m evcutturlar ve “loş bir tren kom partım anında karşı karşıya o tu ran yolcular gibi”. Onlar. rom ancının okuyucudan.

bunları bilir ve işte b unun için de biz. sahnede olup bitenlerin m uğlak. hayata vücut veren bin ­ lerce küçük darbenin akisleri bulunan Çekov. m ektupla­ rından birinde. Ve Foster de. onu nasıl görüyor? Kendisini -jestleriyle. mimikleriyle. kendisini nasıl görmelerini istiyor? Diğerleri. Tabiî. çünkü ya­ zar böyle istiyor. bir m asada yem ek yiyor. “Ben dedikoduyu hiç sevm em . bunun ortaya çıkması kaçınılmaz mıydı? Ve b u n lar gibi. .” der. karakterler izah edilebilir. yaygın bir ağız tıraş olurken çenesini kesm iş). H er okuyucu önem li hâdiseleri. bir kadının ellerini m asaya koyarak ayağa kalkar ve size belirli bir tarzda bakarsa.” di­ yen kom şusunun. am a yine günlük realitede vuku bulanlar kadar basit olm aları gerek­ tiğini söyler. bu da belirli bir olaydır diyor. Bu. bu kom binezonların ne m ânâya geldiklerini anlam aya çalışır. am a aynı zam anda ya daha m utlu oluyorlar veya hayatları parçalanıyor. insanlar.. Rom anlarda ise. her karakterin kalbindeki sırrı m eydana çıkarabilir. D ram larında. belli başlı kararları anlar.. kendisine söylenen bir şeyi nasıl baş­ kalarına aktardığını bilir. m elodram değil. bir n u tu k veya cinayet kadar delil sayılabileceğini belirtiyor. sadece yem ek yiyorlar. okuyucunun h er gün oynadığı oyundan biraz farklı. rom an okuyucusundan. Ve şayet okuyucunun sezgi gücü kuvvet­ li ise. m etroda karşısında o tu ran kim ­ senin yüzündeki ifadeleri okum aya çalışır (ıstırap dolu gözler. kendisini nasıl görüyor? Diğerlerinin. “M eselâ. İpuçları bazen çok küçüktür. tesadüfen söylenen bir kelim e veya işaretin. Fakat H enry Jam es. âdeta bir piyesi seyrediyor- m uş gibi hareket etm esini istiyoruz. kullandığı kelimelerle- nasıl dışan vuruyor? Bu kimsenin içinde bulunduğu çatışmalar zirveye ne za­ man çıkar? Daha önce olup bitenler göz önünde tutuldu­ ğunda. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 5 Bu insan. piyes yazarı.

kendilerini. Onlar. karikatürlerdir. F orster’in kelim esi ile "tatsız”dır. ıstırap çeker. Bu statik karakterler. hiç de karakter değil. Elizabeth Bowen. D ickens’in karakterleri. Am a edebî nitelikten ö tü rü de D ickens’in karakterlerini kaybetm ek ne acı bir şey! Dehâ. dinam iktir. (Burada h em en belirtelim ki. gi­ diş gelişe bir yoldur. küstah bir snob olarak suçlanır. U riah Heep h er zam an “m ütevazı. Bn.”. insanın içinde bu­ lunduğu şartlar hakkında öğrenm ek istediğim iz bilgiyi bi­ ze verirler. “düm düz”lerle de hareket getirebilir. kendilerine sakla­ m asını bilenlerdir. ağzından dökülen kelim elerle.16 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Rom anlarda. dünyaya. H âm isi Lady C atherine de Bourgh ile zevk­ le hazırlanm ış bir yem ek yiyen ve adı ağzına alınm ayan Mr.) R om anların. K ahram anların hayatlarını paylaşm ak. tâbir caizse. O nlarla beraber âşık olur. o ıssız adada kendisini nasıl hissettiğini ve ne düşündüğünü biliyoruz. sadece "yuvarlak” olm aları gerektiğini söyler. O kuyucunun rolü nedir? D iğerleri­ . tam am en benim sediğim iz canlı karakter­ leri. “d ü m d ü z”dür. gerçi h er zam an kaçınılm azcası­ n a hareket ederlerse de. aynı zam anda gözyaşlarını kalbine akıttığını görü­ yoruz. önceden tahm in edildi­ ği üzere iyim serdir. Mr. bizim hayatım ıza hayat katarlar. Micawber. H er zam an aynı şekilde görünürler. kitaplardaki karakterler. Hakikî insanlar. belirli davranış ve reaksiyonlarıyla kim ler olduk­ ları h em en bilinir. kaç defa yem ek yenir? O nların h er biri bir “delil”dir. önceden belirlenm eyecek şekilde davranırlar. kalplerini önüm üze sererler. çok defa. evlendiği b ü tü n kocalarının n a­ sıl insanlar olduklarını öğreniyoruz. Collins. nefret ederiz. Bu tü r karakterler karşısında yer alanlar ise “yuvarlak”tır. D ickens’in Büyük Ümitleri’nde. Joe G argery’nin Noel partisinde yem ek yiyen küçük Pip’in. bizi hiçbir zam an hayrete d ü şü r­ mezler. Moll Flander’in ağzından. ideal rom anlardaki karak­ terlerin. Biz R obinson C rusoe’nin.

çok defa kendi kafalarında esneklik b u lu n ­ m adığından canlarının sıkıldıklarını hatırlasınlar. fakat okuyucunun kafasında im ajlar bırakmalıdır. bir hikâyeyi en gayri-m untazam bir şe­ kilde anlatm asını gerektiriyorsa. Sydney C arton. Karakterlerin belirtilmesi Bir hikâyeyi anlatan insan bir ressam değildir. hayattan da büyük bir m ânâ ifade ederler. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 7 nin dünyasını anlayabilm ek. Çok derin edebî analize gir­ m eksizin. b ü tü n o cana ya­ kın m ü srif ve âvârelerin ve kendi kendilerini feda eden ro ­ m antiklerin bir sem bolü olur. bir onsekizinci asır avukatı olm aktan çıkar. hiç olm azsa. H er rom ancı. bizi eğlendirdiği m ü d ­ detçe. bu işi niye yapm asın? Okuyucular. R om an okuyucuları. kendine has b ir tarz­ da ulaşır. bizim m u ­ hayyilem izde büyüdükçe ve sem patim izi kazandıkça. tahayyülî bir sem pati hissi. bizim hayat hakkındaki m erakım ızı tatm in edebilir. rom anlar. m uhtem elen. süratli bir parlaklıkla anlatılır: . bilhassa kim senin ziyarete gelmediği sabahlar. Aşağıda. T horeau’n u n Wal- d en ’de yaptığı gibi. ken­ dilerinden daha büyük b ir m ânâ. bu kontrol noktalarının kısa bir listesini b u ­ lacaksınız. Romancı nasıl çalışır? George Eliot dedi ki: “Bir yazar. artık. onları okuyanlar kadar çeşitlidir. eğer mizacı.” Hiçbir rom ancı diğerine benzem ez. Gurur ve A şk’da (Pride and Prejudice) Bay ve Bayan Ben- net. beşer değerlerini kavrayabilme. bu noktaya. rom anını bizi zevklendirm ek için yazan rom an­ cı. kendi kendilerine arkadaşlık ederler. Karakterler.

alaylı bir mizah hissi.. Trabb. ne ses tonu zarifti. daha fazla zevklenm ez m isiniz? Bn. Trabb’m dükkânını ziyaret edişini şöyle anlatır: "Mr. A usten. ama ne vücudu. Huyu. insanla­ rı. yeni bir elbise için ölçü aldırm ak üzere JVIr. ağırbaşlılık ve kapris g i­ bi küçük parçalardan oluşan öylesine garip bir birleşimdi ki.zavallı Bn. Elton'u hiç de sevmedi. El­ ton hakkında da çok şey anlatıyor. sıcak ekmeğini." Em m a W oodhouse’m H artfieid’deki bu dünyası -Jane A u sten ’in dünyası hakkında olduğu kadar. A usten ile işbirliği yaparsanız. Kendisini hoşnut his­ setmediği zaman. Gerçi Elton. onun par­ lak ve zarif bir tarafı olmadığını sandı. kendisinin sinirli olduğunu sanırdı. diğerle­ rini ziyaret etmek ve dedikodu idi. sanki onun icadı im iş gibi görünür. Bennet. bir yaban­ cı. insanı rahatlatıyor­ du. yüzü. yirmi üç senelik tecrübeden sonra dahi onun ka­ rakterini anlayamıyordu. Ha­ yatının bütün işi. M e­ selâ. rahatlatıcı fazla bir tarafı da bulun­ madığına hemen hemen emindi. "Emma Bn. oldukça iyi. bil­ gisiz ve gayri-muayyen huylu biri idi. b ü tü n dünya. ilk defa nasıl gördüğünü şöyle anlatır. Emma’da. m uhata­ bında derhal hatâ bulacak tiplerden değilse de. bir gelin olarak da. Em- m a’nm Bn. Eğer.. Ben içeri girdiğim zaman (Trabb'ın işçisi çocuk) dükkânı süpürüyordu ve çöpleri onun üzerine doğru süpürerek . ne tavırlan. kızlarını evlendirmek. her şeyi kötüye çeken. kansı. ama zarafeti yoktu ve hattâ genç bir kadın. yazar Bn. Kadın. öylesine zengin ve h issî bir teferruatla yeniden yaratır ki.18 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Mr. tesellisi de. Büyük Ümitler'de (Great Expectations) Dickens. Pip’in. üç yün yatak gibi kesmiş ve battaniyeler arasına tereyağı sürerek kapatmak üzere idi. hiç de çirkin değildi. E lton’u.

fotoğraf m akinesi. Rom ancılık M esleği’nde rom ancının. karak­ terlerini. Raftan bir top kumaş indiren Mr. hikâyede bir görüş no k tasına sadık kalm asını ve keyfî olarak yer değiştirm e­ m esini tavsiye etti ise de.” Lubbock. görüş noktası. h er şeyi bilen bir kuvvet olarak içeri­ den anlatabilir. Eğer berrak olam azsam . Görüş noktası Percy Lubbock şunları yazıyor: “Rom ancılık m esleğin­ deki nazik m etod m eselesi.” . hem devam lı olan bir dünya getirebilsin. kendi kurallarını getirir.. Bizim için. O nun bize gösterecekleri. kumaşın parlaklığını bana gösterdi. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 19 emeğini tatlılaştırdı. rom ancının. rom ancı­ nın şevk ve heyecanını anlam aya çalışmaktır. rom ancının. oldukça iyi bir tarzda.. tarafsız veya taraflı bir m üşahit olarak dışarıdan veya m uhtem elen. yeter ki." Ve bunlar gibi. havada uçuyormuşçasına masa üzerine yaydıktan sonra. bizim gözlerim iz önüne hem m uhtem el. berrak olmak. Stendhal. Yine diğerlerini harekete geçiren saikleri bilm eyen bir karakterin görüş noktasından hareket edebi­ lir.. Trabb. b ü tü n dünyam parça parça olur. rom ancının. Froster. bir defadan fazla yer değiştirdiği hâlleri göste­ rdi: dehâ. O kuyucunun yapacağı ilk şey. h er zam an. Gerçi H arry Jam es.gözlerini nasıl kullandığı­ nın pek önem i yoktur. hikâyeyi anla­ tanın hikâye ile olan ilgisi m eselesi etrafında döner. rom ancının ahlakî adeselerine bağlıdır. Balzac’a m ektubunda diyordu ki: “Ben sade­ ce bir tek kural görüyorum ..

ondokuzuncu asırda. sebebinin gösterilm e­ sine bağlı. kendisinden başka bir m azeret tanım ayan şairâne bir ifade. buyurun.) H er şey. bu belirli hikâyeyi. rom anı değer­ lendirecek bazı tarifler. Muhteşem Gatsby’nin çatısı. şu veya bu şekilde. Veya F o rster’in zevklendirici basitleştirm esi ile: “Kral öldü ve sonra Kraliçe de öldü. üslûp m eselesine getiriyor. hem en hem en h er şey.” hikâyedir. Büyük Ümitler’in. rom an­ cının şahsî görüşü. Bu. The Princess Casamassima’ya yazdığı takdim yazısında Lionel Triling. niye öyle olduğunu anlatır. oynanacak kelimeler. Eğer yazar onları iyi kul­ lanırsa. B ununla bera­ ber. Kır­ mızı ve Siyah’m . (Bunun için henüz bir tezim iz yok. m u h telif ülkelerde yazılan bir hikâyenin plânını anlatır: Bir vilâyetin m ütevazı h a ttâ esrarengiz bir ailesin­ de dünyaya gelen bir delikanlının. m evcut olduğu için. hikâye ve tez. Hikâye. “Kral öldü ve ardından Kraliçe de kederinden öldü. sosyeteye nasıl girdiği­ nin hikâyesi. Hikâye. m antık dışındaki ifadeleri veya sebep­ leri olm aksızın hiçbir şey ifade etm ez. plân. Tez Bunlar. Ve bu da bizi. yazann niye anlatmak istediğini belirtir. "Ve ardından ne oldu?" sorusunun cevabıdır.2 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Plân. okuyucu onlara dikkat etm ek m ecburiyetinde de­ ğil. Tez. Fakat ders kitabı terim lerinin kötü ve hoyratçasına kullanıldığına dikkat etti iseniz. H enry Jam es’in.” plândır. Plânı. . hepsinin özü olan bir şey.

çaresizlik içinde der ki: "Bir kimse. Şimdi yaşlandım ve artık âşık olamam ve işte bunun için de yazmayı bıraktım . câhilce görme yeteneklerine dört elle sanimalı. Journals’ında. kendi vücudundan bir parçasını hokkada bırakmadıkça yaz- m am alıdır" “Ah. kendisine sordum: 'Ivan Sergeevich. Bu konudaki en eski söz. h er sayfayı bizim için im zaladı. her zaman biraz âşık olmam gerek. Buffon’a ait olanı: “Ü slûp in san d ır” bugün hâlâ en doğru bir söz. yaşadığı dakika­ dan başka bir şey görmeyen. rom an yazm anın ne dem ek olduğunu bir başkasının kalem inden okuyalım.'" Ve kendisinden bahseden Tolstoy. şöyle der: "Romancı çevresini kabaca. mazi hakkında hiçbir şey ha­ tırlamayan bir bebek veya çılgın gibi görm eli." Söylenecekleri söylemeye çalıştık: Romancı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 21 Üslûp Leo Tolstoy’un Tolstoy ile Konuşmaları’nda. basitçe. bir yazarın m esleğini nasıl ele aldığı hakkında şunları okuyoruz: Sophie Andreevna dedi ki: "Turgenev. ölümünden uzun bir zaman önce Yasnayalarda kaldığı zaman. olduğu gibi. kalemi mürekkep hokkasına batırdığı zaman. okum a­ m ız için. niye artık yazmıyorsun?' Cevap verdi: 'Yaz­ mak için. A rnold B ennette. . R uslar böyle d ü şü n ü r!” dem em eniz için.

Bir rom anı nasıl okuyacağız? Bundan basit bir soru düşünülebilir mi? Sol tarafından iyi ışık gelen bir koltuğa göm ülecek ve kitabın sayfasını çevireceğiz.2 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Ve şimdi. bir insanın dünyasına girdik. Şimdi biz artık. Abraham H. Lass . kitabın başında yönelttiğim iz soruya dönü­ yoruz.

m u h a y y ile sin d e . Don Kişot Yazan: Miguel de Cervantes Saavedra (1 5 4 7 -1 6 1 6 ) Başlıca Karakterler I. a r is to k ra tik b ir a ile d e n d ü n y a y a g elm iş asil b ir h a n ım o la ra k g ö rü r. Dulcinea del Toboso: (Don Q u ix o te’ın A ld o n za L o ren zo ’ya v erd iğ i isim ) İriy arı b ir k ö y lü kızı: D on Q uixote. y a p m a c ık n e d ir b ilm e y e n b ir k ad ın .ta k m a adı) R om anın k a h ra m a n ıd ır. e fe n d is in in ro m a n tik id e a liz m in in k a rşı k u tb u n d a y e r alır. Juna Panza: (11. K itap ta k e n d is in d e n T e ra s a d iy e b a h s o lu n u r) S an ch o ’ n u n k a n s ı. Maritornes: Köy o te lin d e g a rs o n lu k y a p a n b ir kız. Kitap Don Quixote (A lonso: Q u ija n o ’n u n -ki b u so y adı m u h te lif şe k ille rd e te lâ ffu z ed ilir. se y ­ y a r s ila h ş ö rle rin s o n u n c u s u o ld u ğ u n a in a n a n b u y aşlı c e n tilm e n in â d e ta a ç lık ta n ve h a s ta lık ta n z a y ıfla m ış b ir g ö rü n ü m ü v a rd ır. . Master Nicholas: Köy b e rb e ri. Sancho Panza (P an za -k arın v e y a göbek-) D on Q u x io te'ın u şağı. b a s itlik ve k u rn a z lığ ın k a rışım ın d a n o lu şa n b ir k a ra k te ri v a rd ır. D on Q u ix o te’u n a k lî b o ­ z u k lu ğ u n u d ü z e ltm e ğ e çalışır. k o cası g ibi b a s it. k ad ın ı. Pero Perez: D on Q u ix o te’u n k ö y ü n ü n p a p a z ı. h a y a ta p ra tik a ç ıd a n b a k a n b u k ö ylü. k e n d is in in .

n a z ik ve sevim li. Dona Rodriguez de Frijalba. Luscinda: C a rd e n io 'y u se v iy o r. II. Kitap Sanson Carrasco: S alam an ca Ü n iv e rsite s i'n in y irm i d ö r t y a şın d a k i b e k â r b ir ö ğ re n c isi. Q u ite ria 'y a â ş ık fak ir b ir köylü. Cardenio: L u scin d a'y a â ş ık c e n tilm e n b ir d elik an lı. b ilg isin in k ay n ağ ı o la ra k g ö s te r ­ d iğ i ta h a y y ü l! b ir A rap tarih ç isi. H ıris­ tiy a n o lm a k istiy o r. Basilio. Ricote: M oriscolu b ir m ü lteci. Don Lorenzo: D on D o eg o ’n u n oğlu. o ld u k ç a acı ve k ab a şa k a la r y a p ıy o rla r. Dertli Duenna: D ü k 'ü n h iz m e tç ile rin d e n b irin in ta k m a adı. Clara: Ju a n 'ın kızı. Quiteria: G am ach o ile n işa n lı b ir kız. ü n iv e rs ite ta le b e s i. Don Diçgo de Mirando: Z engin b ir köy a ğ a sı. D ü şe s’e re fa k a t e d e n d ad ı. fa k a t e b e v e y le rin in z o ru ile F ern an d o ' ile n işa n la n d ı. Roque Guinart: K atalo n y alı b ir eşk ıy a. Dük ve Düşes: D o n ’u n ev sa h ip le ri. b ü tü n em eli b ir ş a ir olm ak . Ruy P e re z ’e âşık. “K endi Y ararını D ü ş ü n m e ­ y ec e k K adar M eraklı Bir A dam ın H ik ây esi”n d e k i k a ra k te rle r. Cid Hamete Benengali: C e rv a n te s 'in .2 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Gines de Passamonte: D on Q u ix o te’u n k u rta rd ığ ı b ir k a d ırg a k ö lesi. s a rs a k atı. n. k e n d is in i b ir A lm an h acısı d iy e ta n ıtır. Juan Perez de Viedna: Ş im di b ir h âkim o la n K ap tan ın e rk e k k a rd e şi. . Doktor Pedro Recio Tirteafuera: S an ch o ’n u n B a rataria v aliliğ in i y a p ­ tığ ı sıra d a k i ö z e l d o k to ru . D on’a y a p ı­ lan b ü y ü k b ir o y u n d a rol alır. o n u n la C e z a y ir’d e a y rıld ı. Lotairo ve Camila: C a rd e n io 'n u n . Altisodora: D on Q u ix o te’a âş ık m ış gibi h a re k e t e d e n b ir kız. Luis: C lara’y a â ş ık g en ç b ir cen tilm e n . Fernando: K ad ın ların g ü v e n e m e y e c e k le ri g enç b ir a s ilz a d e . Aselmo. Dorotea: (Don Q u ix o te ’ın P re n se s M icom icona d iy e b ildiği kız) F e rn a n ­ d o ta ra fın d a n a ld a tıld ı. Zoroida: F aslı b ir kız. Rozinante: D on Q u ix o te’u n zay ıf. D on’a. K itap ta g ezici b ir k u k lacı o la ra k g ö rü n ü r. k a b a şa k a la rd a n h o şla n ır. Camacho: Z en g in b ir k ö ylü.

kendisi yapamayacağından. okuduğu hikâyelerdeki bütün seyyar şövalyeler aynı zamanda âşık olarak da gösterildiğinden. Anna Felix: R ico te'n in kızı. resmî bir merasimle şövalye yapmasını ister. aristokratik bir ailede dünyaya gelmiş güzel ve faziletli bir hanım olarak canlandınr Kendisi için de Don Quixote (Don Kişot) ismini seçer. bu rolünü. ona resmen şövaJye unvanının verilmesidir ki. başka birinin yapması ge­ rekecektir. onu kendi muhayyilesinde. paslı bir kılıç. bu tür edebiyata öylesine verir ki. k e n d is in i b ir A rap k a p ta n ı d iy e ta n ıtır. zararsız bir çılgın olduğunu sanan han sahibi. başlıca zevki. hanın diğer misafirlerini de eğlendire­ rek mükemmel bir şekilde yerine getirir Köyüne dönen yeni . Lord'dan. yapılması gere­ ken tek şey. ken­ disine bir iki defadan fazla görmediği ve hakkında hiçbir şey bilm ediği. diğerleri üzerinde izlenim bırakıcı Dulcinea del Toboso adını verir. devlerle çarpışan ve ejderhalon ö l­ düren eski romantik çağların seyyar şövalyelerinin hayat hikâ­ yelerini okunnak olan Alonso Q uijano adında bir centilmen yaşar. bu­ nu da. Kitap Onaltıncı asır Ispanya'sında La Mancha bölgesindeki kü­ çük bir köyde. 100 büyük R om an • 25 Don Antonia Moreno: B acelonalı z e n g in b ir c e n tilm e n . Hikâye 1. muhayyilesinde büyük bir şato olarak canlandırdığı bir hana rastlar. karşılaştık- lan tehlikelerden kurtaran. Yolcunun. yâni. basit ve kaba bir köylü kızını seçer. önceki çağ- lann şövalyelik müessesesinin canlandırılması gerektiğine ina­ nır. hanın sahibinden kendisini. genç kız ve hanımlan. O n a. Macera peşinde yola çıkan Don Quixote. Aynca. Böylece. macera peşinde gitmeğe başlar. Kendisini. ba­ şına miğfer olarak geçirmek üzere bir berber tası alır. Rozinan- te adındaki bitkin ve sarsak bir ata binerek. Şimdi. kendisine eski bir zırhlı elbise.

kimsenin aksini iddia edemeyeceği tarzda cevaplar verir. Başlarından. beraberinde güzel bir Faslı kızı da getirmesidir. Bu tür başlıca maceralardan biri. Sancho Ponza adında bir köylüye rastlar. çünkü kötü niyetli büyücüler. Yine. Don Quixote şarap tu- lumlanndan damlayan şarapların kan olduğunu sanarak.2 6 • 1 0 0 Büyük R om a n şövalye yolda. Karşısına çıkan devler. Don Quixote ve Sancho'nun maceralarında. Don Q uixote'in muhayyilesi. bir handa kaldıklan sırada. bir dizi yeldeğirmenine mızrağı ile saldır­ masını hatırlatır. Bununla beraber. herkesin bildiği bu m aceralar atasözlerine ka­ dar geçmiştir. mükâfat o la ­ rak bir ada bahşedeceğini ve bu adanın valisi yapacağını vaadeder. değirmen veya şarap tulumlan şeklinde görünüy­ orlar. döner kollu devler sandığı. geceki ürkütücü sesleri. "değirmene saldırmak" sözü. yüksek ölçüde romantik bir m acera­ ya dönüştürür. "Şato"ya hücum etmek için günün ağarm a­ sını beklerler. ikinci derece- dekiler. kendisini haklı çıkarmak için. kahraman düşmanlarını (yani Don Q uixote'i) aldatmak için onların şekillerini değiştiri­ yorlar. Değirmenlere hücum eden Don Quixote ve Sancho. şato sandıkları ve içinden ürkütücü seslerin çıktığı bir binaya rastlarlar. günlük hayatta vukû bulabilecek olaylar olduklann- dan. onun kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister ve şövalyelikle büyük bir servet kozandıklan zaman Sancho'ya. Meselâ. iki genç âşığın kilisede resmen evlenebilmeleri için karşılaştıklan engellerle ilgilidir. bazılan o kadar meşhurdur ki. Cezayir'deki Faslılar'ın elinden kaçan bir İspanyol harp esiri­ nin. en gülünç durum larr bile. Don Quixote. Yine bir gün. ikinci derecedeki bir diğer macera da. imalâthanedeki makinelerin çıkardığını anlarlar. ama daha hücuma geçmeden. bu şarap tulumlarına hücum eder Hatâları kendisine gösterildiği vakit. genellikle tuhaf ve gülünçtür ve kötü neticeler verir. burada bahsedilmeyecek kadar çök. daha inandıncı. Bu mace­ .sayıda macera geçer. İkisinin başlanndan geçen maceralar.

her şeye inanacak kadar çılgın olduğunu sandığından. hürmet edilecek. onun hayret uyan- dıncı maceralannı işiten ve kendisine kaba şakalar yapmaya karar veren Dük ve Düşesin şatosuna ulaşır. evindekiler ve yeğeni. onun güvenli­ ğinden endişe etmeye başlarlar. Kitap Don Quixote. Don Quixote ve Sancho. Sanc­ ho. Sancho. Şövalye Don Quixote. sıkıntı ve ümitsizlik içindeki hanımlann dertle­ rine çare bulunması için Don Quixote'tan yardım istenecek. 1 0 0 Büy ü k R o m a n • 2 7 ralar. eğer bu köylü kızı. muhayyi­ lesindeki hanımefendi ise. kötü niyetli büyücülerin ona büyü yaptıklannı ve şeklini değiştirdiklerini söyler. Don Quixote'ın söyledikleri gayet ciddiye alınacak kendisi Sir Lancelot veya Sir Rolan imişcesine eğlendirilecek. Kasaba berberi ve papazı. Dük'ün şa­ tosundaki delikanlılann ve hizmetçilerin de yer aldığı bu oyun­ . kı­ sacası. bu aldatışını pahalı bir şekilde öder. hanımı Dulciriea'nın. Oynanacak oyu­ na göre. evine dönmesini istediğini söyleyerek. sıhhatini yeniden kazanırsa da. aklı hâlâ ye­ rinde değildir. tek­ rar yola çıkarlar. şimdi şaşkın ve halsizdir. İlkin ne onun ne de Sancho'nun gördüğü. Sancho'ya. Daha sonraki bö­ lümlerde. Dük'ün komik rolünü oynayacağı fakat Don Quixote için gayret ciddî görüneceği bir piyes sergilenecek. Don Quixote'ı bir kafese girmeye ikna eder ve bir öküz ara­ basıyla geri getirirler. Don Quixote. Don Quixote bir sürü maceradan sonra. Bir müddet sonra. II. bir köylü kızını aristokratik bir hanımdan hâlâ ayırabildiğinden. gü­ zel hanım Dulcinea'yı bulmak üzere Toboso'ya giderler. romandaki karakterlerin birbirlerine anlattıkları eğlendi­ rici hikâyelerle genişletildiğinden. onu tekrar aralarında gör­ mekten sevinir ve iyileştirmeye çalışırlar. rastladıklan ilk köylü kızın Dulcinea olduğunu söyler. hikâye içinde hikâyeler var­ dır Bu arada Don Quixote'ın ailesi ve dostlan. artık efendisinin.

yatağa düşer. fevkalâde güzel periler ve korkunç cadılar da vardır. galip gelenin emirlerine riayet etmeye söz verdiği takdir­ de. kırbaçtan kurtulmasını bilir. Don Quixote artık hayallerini red­ deder. yeni "vali"lerine itaat etmeleri söylenir. aptal değildir. Sancho'ya yaptığı bir vaadi de ye­ rine getirerek. Sancho. Sancho. artık çobanlık yapacağını. Don Quixote'a Sancho'nun poposuna üç bin üç yüz kırbaç vurulmasına müsaade ettiği takdirde. çevresindekileri hayrette bırakarak birdenbire tamamen normal bir insan halini alır Sancho efendisine beraberce ço­ banlık yapmalan ve Lady Dulcinea'nın tekrar peşinden gitmek için iyileşmesini söylerse de. Barata­ na denen bu "ada" Dük'ün malikânesinin sınırlan içinde bir köydür. görevini. bu ceza­ yı kendisinin uygulayacağını söyleyerek. üzülürse de sözünde durur ve hatta. Don Quixote. kır hayatı ile ilgili şiirlerde an­ latıldığı tarzda bir hayat süreceğini söyler. Don Quixote'ın. Fakat hastalık. Sancho'ya yönetmesi. için bir ada verir. görevinden istifa eder. bu projesini uygulamasına imkân vermez. kendi kö­ yünden Sanson Carrasco adındaki bir genç sayesinde aklî durumunu düzeltir. Sancho'yu derhal kır­ baçlamaya hazırdır. Oyun sırasında. Dük. na­ musluca yönettiğini ispat etmek için de. on iki günlük yönetimden sonra. okuma yazması olmayan basit bir insan ise de. sevdiği yemeklerden hiç birisini yemesine müsaade etmeyen resmî doktoru kendisine ıstırap çektirir Köye sahte bir hücum düzenlenir ve Sancho. Don Quixote. Don Quixote'u bir düelloya davet eder. Sonunda. Dulcinea'nın bü­ yüden kurtulacağı söylenir. dürüst ve akıllıca yürütün Bununla beraber. . Düelloyu Sanson kazanır ve Don Q uixote'a evine dönerek bir sene silâh taşıma­ masını emreder Don Quixote. vasiyetini söyler ve aklı başında bir Hıristiyan olarak son nefesini verir. Bir şövalye gibi giyinen Sanson.2 8 • 1 0 0 B üyük R o m an da. fakat Sancho zamanı geldiğinde. Köy halkına. fena halde dövülür. valiliğe başlamadan önce cebinde beş parası bulunmadığını ve aynidığı zaman da meteliksiz olduğunu söyler Nihayet. Don Quixote. mağlûp olan.

yazarın ölm üş eşeği kam çıladığını sanabilir. Gerçi Don Q uixote. günüm üzde bilginler ve uz­ m anlar dışında. onlara olan sem patisini de devam ettirdi. “Le chevalier sans p eu r et sans reproche” (kusursuz ve korkusuz şövalye) diye bilinen Bayard 1524’de öldü ve C ervantes’in patron ve hâm isi AvusturyalI Don John da. Fakat onu bu açıdan görm ek. C ervantes’in. onun görüşünü çok basitleştirm ek olur. Am a onaltıncı asırda. şövalyelerin başların­ dan geçtiği söylenen m aceraların hakikatten son derece uzak olduğunu idrak etti ise de. Tabiî. 1532’de yayım lanan Or- lando Furiose (Öfkeli Orlando) adlı kitabı idi. K itabın bazı bö­ lü m lerin d e. onun bu kararsızlığını da gözö- n ünde b u lu n d u rm ak m ecburiyetindeyiz. okuyan pek bulunm adığından ve Kral A rth u r gibi bir kim se dahi artık çocukların m uhayyileleri­ ni harekete geçirm ediğinden. C ervantes’ten bazen. A riosto’nun. C er­ van tes’in kendi karakterinde. ona pek az sem pati d u ­ . sadece gülünç bir insan. haçlı seferlerine katılan en son şövalyelerdendi. Böylece kendisinin hazırladığı oyunlarla kendisini gülünç d u rum lara soktuğu zam anlarda. fakat yine de. şöval­ yeliği alaylı bir tarzda hicveden bir eser olduğundan şüp­ he edilem ez. B unlar arasın­ da en fazla okunanı. C ervantes. bu tü r kitaplar popülerdi. C ervantes’i bugün okuyan biri. Bu kitapları. kahram anı karşısındaki m uğlak tu tu m u ­ nu anlam aya çalışırken. şövalye­ lik artık kaybolm uştu. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 9 Eleştiri Don Kişot’un diğer özellikleri ne olursa olsun. alayları ve hicivle­ riyle. karakteri eski idealle geliştirilen insanlar hâlâ görülüyordu veya kısa bir m ü d ­ det öncesine kadar vardı. o rta çağların ideallerine ölüm darbesini indiren adam diye bahsolunur. D on Q uixote. şövalyeliğin ro m an tik gelenekleriyle alay ederse de. hiç de küçüm senm eyecek ölçüde şövalyelik vardı.

H er bölüm de bu m esele ile karşı karşıyayız. C ervantes. Sonra. b ü tü n çılgm lıklarm a rağm en. kendisine saygısı olan. hikâyenin kaynağı ola­ rak onu gösterir. Avellaneda tarafından yazılm ış uydurm a hikâyeler var. realite ve hayalin m ahiyetinin felsefî bir araştırılm a­ sı olarak düşünülebilir. şu halde bir kom edi olm a­ sına rağm en. ahm ak ve ihtiyar bir adam dır ve başm a gelenlerden tam am en kendisi m esuldür. alayın. ekseriya hikâyenin başlarm da rom an geliştikçe. gayet İnsanî ve öğreti­ ci bir komedidir. Kısacası. D ük’ün şatosu­ n a geldiği sırada. kapıldığı hayallerden ö tü rü sevmeye başlıyoruz. Don Q uixote’m. şefkat ve anlayışla yum uşatıldığı. Biz şim di bu eski şövalyeyi. Ö te yan­ dan. Bil­ h assa II. artık okuyucu kendisini tam am en be­ nim sem iş. m izahın sevgi ve m erham ete çok yaklaştığı. bize bunların m asal olarak red­ dedilm esi gerektiğini söylüyor.3 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yuyoruz. çevresindeki D ük ve D üşes gibi aklı başında insanlar zalim ve bayağı görünürler. Kitapta. . aşağı seviyede bir kom edi veya sahtekârlık değil. ta- hayyülî Arap tarihçisi Cid H em ata Benengeli m eselesi vardır ki. kendi anlattığı hikâyelerin doğru ol­ d u ğuna okuyucuyu hem en hem en inandırıyor. böylece. Don Q uixote. vakur ve h ü rm ete değer bir insan olarak yücelir. C ervantes. C ervantes. sevm iştir. Don Qu- ixote hakkında. Bu gibi hallerde. yaradılış­ tan vakur ve haysiyet sahibi bir insan olduğu anlaşılır. D on Qu- ixote. diğer­ lerinin gerçek olm ayan hikâyelerine karşı bizi ikaz ederek. Benengeli’nin güvenilir bir tarihçi ol­ mayacağını ikaz etm esine rağm en. Bu bö­ lümler. ağırbaşlı nazik. Bu kitap. şövalye­ lik taslam asına rağm en değil. En ciddî bir noktadan ele alındığı takdirde. İlkin (kolaylıkla görm em ezliğe gelinecek). kendi hikâyelerine bile tam am iyle güvenilem eyeceğini söylem esine rağm en. kahram anın gerçek şaşaasını kıskançlıkla küçültm ek istem iş olabilir.

Gayet k ötü bir şaka yapmayı düşünen Dük. şöval­ yeler gibi düşünür. zira böylece. inanılm ayacak şekilde gerçekleşi­ yor. Don Q uixote’un realitesinin. 1 0 0 B ü y ü i İ R o m a n • 31 Realite ve hayal m eselesi. hisseder ve hareket ederlerse. Sanc- h o ’yu. psikiyatrik standartlara göre. tıpkı Süperm en rolünü oynayan bir çocuğun kendi oyununun kendisini al­ datm adığını bildiği gibi. onun tek saplantısıyla ilişkili olm ayan b ü tü n konularda. o da ne yaptığını tam am en bili­ yor. Sancho’n u n bu hayali. realite­ de de bir şövalye olacaklarını anlatıyor. Diğer zam anlarda. Ken­ disinin bir şair olduğunu sanan bir kim se. pek inanmıyor. fakat gayet sam im î bir şekilde yapılan bir teklifi de red­ detm iyor. onun bu rolü. Üstelik. Meselâ. şu soruda daha da ısrarlı bir şekilde ortaya çıkıyor: D on Q uixote ne derece çılgın bir adam? G erçekten. neyin h a ­ yal. Sancho. aklı başında bir insan. görevini öylesine ciddiye alır ve "ada” . Sancho’ya gelince. şüphe içinde. herkese kabul ettirm esi gerçekten hayret uyandırıyor. D on Q uixote’ın şövalyelik karşısındaki tu tu m u bu. Böylece Don Q uixote. realite dünyasından sıyrılarak bir hayal dünyasına daldığı zam an­ lar var. Kendi yaşadığı soysuzlaşm ış çağda. tem kinli ve zarif hareket ediyor. taklit ettiği şeyi yaratm ış oluyor. şüphesiz. eğer fevkalâde şiirler yazabilirse. kendisini. çevresin­ dekilere ve birkaç bin kişinin yaşadığı bir köy halkına. insanlar. onun belki bir rol yaptığını. artık âdeta şairm iş gibi hareket etm ez. M ark Van D oren. neyin realite olduğunu ayırm ak zorlaşıyor. boşuna giden bir hareket de­ ğildir. Don Qu- ixote’un. Don Q u ixote’ın çılgın hayalinin âdeta gerçekleşm işçesine hareket etm elerini em reder. şövalyeliğin artık hem en h e ­ m en hiç kalm adığını söylem ekle beraber. Böylece. istedi­ ğini yapar ve diğerleri birer aptal rolünde görünürler. A rdından. kendisine sadakatle hizm et ettiği takdirde. bir adanın valiliği ile m ükâfatlandıracağı vaadini ele alalım. Realite. in­ sanların yaşadıkları hayal dünyasıdır.

bir tek adam haline gelinceye kadar beraberce büyüdükleri.3 2 • 1 0 0 B üyük R om a n Sim o kadar iyi yönetir ki. debat de corps et coeur’u (ruh ve vücut arasındaki diyalog) akla getiriyor. onunla devamlı m ünakaşa eder veya n asihat etm eye çalı­ şır. oyuna devam etm esi için ona yalvarıyor. Aylarca aynı tecrübeleri paylaş­ tık tan sonra. A rtık alay edilen insan D ük’tür. tartışm aları da ortaçağların sonlarında. Fakat şim ­ di Sancho. bu iki insan. çürüm ekte olan bir m üessese ile alay . Aynı şekilde. Belki b ü tü n bu hayallerinin birer oyuncak olduğunu biliyordu. uzun m ü d d et iyi bir insan olarak hatırlanır. Sancho. şövalyeliğin gerektirdiği "saray” konuşm a tarzı­ nın bazı kısım larını öğrenirken. bu hikâyenin göz alıcı noktalarından biri. şö­ valye ve u şak rollerini oynayanların. Bazen kavga ederler. uyum adan önce b ü tü n oyuncaklarını bir kenara koyan bir çocuk gibi. kim in akıllı adam ve kim in aptal oldu­ ğunu şim di bilem iyoruz. b ü tü n hayallerini reddediyor. İşte. A rtık oyun tam am en tersine dönm üş durum da. halk ağ­ zı ile atasözleri ile konuşm aya başlıyor. âdeta. m evkiini terkettikten sonra da­ hi. İyileş­ tiği takdirde. hepim izde m evcut olan akıl ve hayal ve­ ya pragm atizm ve idealizm arasındaki gerginliği tem sil eden insanlar olarak da ele alabiliriz. Efendisinin çılgın biri olduğuna inanan Sancho. Başlangıçta. vücut ve ru h arasındaki bir ilişki gibi görülüyor. geliştirdikleridir. Ö lüm yatağındaki D on Quixote. Don Q uixote’un. beraberce güzel D ulcinea’yı yeniden aram a­ ya koyulacaklarını söylüyor. asırlar boyunca sağladığı popü­ laritesinin ve ölm ezliğe hak kazanışının sırrını burada aramalıyız. son bö­ lüm lerde ortaya çıkıyor. Rom an. şahsiyetleri birbirininki ile karışıyor. biz bu iki kişiyi. edebî türde sık sık başvurulan bir diyalog şeklini. R om anın nihaî istihzası. İkisinin ortaklığı. h er bi­ ri diğerinin konuşm a üslû b u n u n bir kısm ını benim siyor. birbirinden kutuplar kadar uzaktalar. Don Q uixote de. Gerçekte.

Amerika kıtasından ülkeye gelen zenginlik. Parlak zırhlı el­ bisesi içinde dünyayı dolaşan ve kahram anca işler yapan şövalye. Alcala de Heneras’te 1547'de doğdu. mesleğini yürütmek için. edebiyat ve güzel sanatların hızla gelişmesine hizmet ediyordu. sık sık bir şehirden diğerine gitmek zorunda kal­ dığından. Cervantes’in hayatını oldukça karanlıklaştırdı ise de. Ispanyol tarihinin heyecanlı bir çağı idi. Cervantes. Sardinya’yı. Ispanyol ordusuna er olarak girdi. ispanya. Bu. onun subay olmasını isteyen bir mektup vardı. Babası. Ispanya’nın papalıktaki temsilcisi ile İtalya’ya gitti. bu kahram anlık n u m uneleri yanında bir antikahram an ya­ ratır ki. Tunus’tan Ispanya’ya giderken. yirmi yaşlarında iken. daha sonra 1570’de. aynı zamanda. adaşında bulunm ayan yönleri ve parçaları tam am lar. büyük bir dünya impara­ torluğunun da merkezi idi. Henüz tanınmış bir edebî şahsiyet olmamakla beraber. Cervantes. gemisi. Yanında. Ceza­ yirli Türkler’in eline geçti ve Cervantes Cezayir’e getirildi. daim î ve evrensel. Böylece kendisinin tanınmış bir kimse olduğu anlaşıldı ve iade edil­ mesi için İspanyol hükümetinin büyük bir fidye ödemesi istendi. İspanya. Böy­ lece. H erkül y ahut Perseus. H er biri. Prens H al'ın Falstaff’ı Sherlock H olm es’ın D oktor W altson’u vardır. Avusturya'yı. Don Carlos ve Kraliçe İsabelle’in ölümlerinden sonra yazdığı bir kaç şiir ilgi toplamıştı. Bur- gundy’yi ve Almanya’nın bazı kısımlarını içine alan Hapsburg İmparator- luğu’nun bir parçası idi. Yazar Zaman ve efsane. Bazen ona. Fakat 1575’te. Ele aldığı tez. Davy Croc- k ett veya Süperm an ya da Batm an da denir. günümü­ zün Belçika ve Hollanda’sını. Napoli’yi. Avus­ tralyalI general Don Juan’dan. insan hayalinin daim î ve ilk örneğidir. esas çizgiler hâlâ açık ve kesin. İnsan hayali. Cervan- . diğeri için gerekli ve h er biri kendi hayatım ızın bir parçasıdır. Hiç de başarılı olmayan bir eczacı­ nın oğlu olan Cervantes. p ratik ve günlük hayata yönelik şahsiyeti. A m adis veya Roland. onun. yaşadığı zaman. Cervantes’in. sistematik bir eğitim yapamadı. Is­ panya’nın Altın Çağının başlangıcı idi. Sicilya’yı. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 3 3 etmiyor.

Gayrîmeşru dünyaya gelmiş bir kızı vardı. Kitabın son kısımlannda. 1616’da Madrit’te öldü. şöhretine hiçbir şey ilâve etmedi. derhal işe koyuldu ve ertesi yıl. Cervantes. Cervantes’in şuurlu. İngiltere’yi istilâ etmeyi düşünen İspanya ordusunun ikmal şu­ besine tayin olundu. Cezayir’de beş sene kaldı. kendisine şöhret sağladı. Cervantes. yakalandı ve nerede İse öldürülmesine bile karar verilecekti. defalarca kaçmaya çalıştı. bu kitabın. Cervantes. müteaddit baskı yaptı ise de. Hesapları o kadar kötü idi ki. İspanyol hükümeti. Bu. Hayatının son yıllannda yazdıkları arasında. Sadece. Cervantes. bir devlet memuriyeti peşinde gitti. bir şair olmadığını gösterdi ve La Galatea adlı pastoral romanı da artık okunmu­ yor. Fakat bu çift. der­ hal ülke çapında tutuldu. şiirleri. kız kendisine bir miktar başlık vermişti. Don Quixote. II. Şövalye ve uşağı şimdi atasözlerine geçti ve Don Kişotvari sıfatı İspanyolcaya ve ardından diğer dillere geçti. Cervantes hayatta iken. kendisinden onsekiz yaş küçük olan Catalina Salazary Palacios adında bir kızla evlendi. Cervantes ülkesine döndü. sadece bir kitabı. verilmedi. kitap) 1605’te basıldı ve devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinin kıskançlık ve nefret dolu yorumlarına rağmen.3 4 • 1 0 0 Büyük R om an tes. 1590'da. Ispanya'nın Amerika’daki müstem­ lekelerinde bir iş almak istedi ise de. Kısa bir müddet Portekiz’de görev yaptıktan sonra. Kitap. edebî çevrelerdeki düşmanlarına hücumlar da vardır. kendisine verilen emirlere uyarak. No- velas exemplares (İbret Alınacak Hikâyeler). 1582’den itibaren kendisini edebiyata verdi. uzun müddet. . 1597’de. son dere­ ce fakir bir hayat sürdü ve işte bu sıralarda da Don Qulxote’u yazdı. Hatta Alonzo Fernandez de Avelaneda adlı (muhtemelen takma bir ad) biri. fakat düzensiz bir yönetici olduğu anlaşılıyor. Onu ölmezliğe kavuşturan bu kitap (I. kendisine göre devamını da yaz­ mamış olsa idi belki kitabın ikinci kısmını da yazmayacaktı. Don Quixote’un yazarına lâyık bir eser. devlet memurluğundan atıldı ve kısa bir süre için Seville’de hap­ sedildi. fakat kızın annesinin kim olduğu bilinmiyor. Mezarı. 1587’de. Çok sayıdaki piyesleri. Birçok kitap yazdı ise de. 1614’de. Kitap’ı yazdı. beş yüz düka altın ödemeyi kabul etti­ ğinden. Nihayet. Bir defasın­ da. bir kiliseye ait eşyayı aldı ve kısa bir müddet için aforoz edildi. birbiri ile anlaşamadı ve çok defa bir­ birinden ayrı yaşadılar. 1584’te. yazarı kitabı ile zengin olmadı. bilhassa bir tanesi. kimsenin takdir etmediği zor bir işti. Daha sonraki hayatı hakkında pek az bilgi var. kesin olarak bi­ linmiyor.

o n u n s a d ık bir h iz m e tk â rı v e a rk a d a ş ı o lan b ir yam yam . . şiddetli bir fırtına kopar ve genç Crusoe. Denizcilerin cesaretlerinin ve kendisine gösterdikleri ya­ kınlığın tesiri altında kalan Crusoe. m a h a re ti ve k e n d is in e o la n g ü v en i s a y e sin d e h a y a tın ı d ev a m e ttir e n b ir d e ­ n izci. bu sözünü unutur. denizci olmaya azimli. kendisinin bir avukat olmasını istiyorsa da genç Robinson Crusoe. anne ve babasına daima itaat edeceğine ve bir daha denize çıkmaya­ cağına söz verir. Fakat deniz sakinleştiği zaman. Hikâye Gerçi babası. Friday: C ru so e ta r a fm d a n m e d e n ile ş tirild ik te n so n ra . 1 Eylül 1651'de Hull adındaki liman kasabasından Londra'ya hareket edecek bir gemiye binmeye karar verir. Böylece on do­ kuz yaşındaki bu çocuk. gemici olarak macera pe­ şinde gitmeye karar verir. Robinson Crusoe Yazan: Danlel Defoe (1 6 6 0 -1 7 3 1 ) Başlıca Karakterler Robinson Crusoe: K im sesiz b ir a d a y a bıralcılm asına rağ m en . eğer sağ salim bir limana vanrlarsa. Limandan aynlır aynimaz.

barut. piposundan ve bir miktar tütününden başka hiçbir şey yoktur Geminin tamamen batmamış ve kayalar arasında par­ çalanmış olması Crusoe'yi sevindirir. Crusoe. gemi. kendisini beraberce Afrika'ya gidip köle getirmeye ikna eder. devamlı olarak içinde yaşayacağı bir kulübe inşa et­ meye boşlar. birkaç testere. Crusoe. bir balta ve bir çekiç getirir Yine gemide 36 İngiliz lirası bulunduğunu da görür Dünyadaki bütün altın- lann kendisine bu ıssız adada hiçbir faydası dokunmayacağını bilmesine rağmen parayı da alır. kaba bir sal yapar ve on beş gün. şeker ka­ mışı ziraati yapmaya başlar ve oldukça başanlı da o lu r Fakat çiftliğinde çalışmaları için kölelere ihtiyacı olduğunu anlar. yanında bıça­ ğından. hayatını bağışladığı için Allah'a şükreder ve bu adada yaşayabileceğine inanır. fakat yanlış bir mevsimde ektiği için. En fazla canını sıkan şey. Ne var ki. Bir İngiliz şeker kamışı ekicisi. Crusoe. etlerini yer. derilerini dabaklar Gemiden getirdiği ar­ pa ve mısırın yansını eker. kayalar ara­ sındaki parçalanmış gemi ile sahil arasında gidip gelerek silah. korsanlann hücumuna uğrar ve Crusoe bir köle olarak satılır Hayatını tehlikeye atarak. Ertesi gün. kendisini diğer adalara götürecek bir ka­ yık yapamamış olmasıdır Büyük bir sedir ağacının gövdesi üze­ rinde beş ay çalışır ve nihayet denize hazır bir tekne meydana . deniz sakinle­ şince. Yiyecek ve giyecek için de adadaki yaban keçile­ rini vurur. boşa gittiklerini dehşetle görür Yağmur sulannı muhafaza et­ mek için küp yapmanın son derece güç bir iş olduğunu anlar ve kulübesinin çevresine diktiği a ğ a çla rda bir türlü tutmaz. gemi Güney Afrika'nın ku­ zey doğu köşesindeki bilinmeyen bir ada açığında bator Cru- soe'den başka herkes ölür. Ba­ şından geçenleri ve düşüncelerini de günü gününe yazmaya başlar Bu dehşet verici hadisenin tesirinden kurtulduktan sonra. Dalgalar Crusoe'yi ıssız bir adaya sürükler. küçük bir kayıkla kaçar ve Brezilya'ya giden bir Portekiz şilebi tarafından kurtanlır O rada.3 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Afrika'dan ticarî eşya taşıyan bir gennide çalışırken.

bir gün hayret uyandıncı bir vakıa ile karşılaşır: Kulübesin­ den çok uzaklardaki bir sohil boyunca. ona Friday (Cuma) ismini verir Crusoe. otuz kadar vahşinin. Cru­ soe. Adada hiçbir insan görmemesine rağmen. diğerleri de. zira adada. vahşiler. birçok yamyamı öldürür. nihayet hububat ekmesini. fakat Crusoe. insan kemikleri ve parçalanmış insan organ- lan da görür Güney Amerika kıtasındaki yamyamlann harp esirleriyle buraya geldiklerini ve onlan öldürdükten sonra ye­ diklerini sanır Crusoe. üzerlerine hücum ederek onlan öldürmeye karar verir Bir mağarayı. kulübesi­ ni tahkim eder Böyle yapması iyi olmuştur. ona bu eski âdetlerinden nefret etmesini öğretir. Köleyi cuma günü kurtardığından. Crusoe'nın artık bir arkadaşı vardır. kö­ lelerden birini geride bırakarak kaçarlar Yirmi dört yıl tek ba­ şına yaşadıktan sonra. Crusoe. kum üzerinde. ci­ van gözetlediği sırada. küçük bir kale haline getirir Ve bir gün. ilkin böyle bir vakıa karşısında ürperirse de. kendisini deh­ şete düşürücü bir şey daha keşfeder Daha önce ayak izleri gördüğü sahilde. bir ateş önünde. Kurtardığı adam da bir yamyamdır. on iki sene süren ve tamamen yalnız geçen bir hayattan sonra. keçileri ehlileştirmesini öğrenir ve hatta kendisine arkadaşlık etmesi için bir papağanı bile eğitir. adanın bu kısmını araştınr. 1 0 0 Büyük R o m a n » 3 7 çıktığı zaman da yapıldığı yerden sahile taşınmayacak kadar ağır olduğunu görür. öylesi­ ne kızgınlık duyar ki. dolu iki si­ lah ve bir kılıçla üzerlerine hücum ettiği zaman. ayak izlerinin civannda bir ma­ ğarada saklanır ve senelerce. esir­ lerden birini pişirmişler ve diğer ikisini de öldürmeye hazırlan- m aktadırlar Crusoe. bu vahşî insanlar buraya bir daha geldik­ leri takdirde. kendi kulübesine getirir ve zamanla anlaşabilecek kadar İngilizce öğretir Aslında zeki bir insan olan ve bütün bir aşiret­ . insana ait olduklan belli olan ayak izlerine rastlar onun kim olduğunu öğrenmeye azmeden Crusoe. tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür Crusoe. Fri- day'i. Adada yirmi iki yıl yaşadıktan sonra Crusoe.

Crusoe.3 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n ten gelen Friday. onun Brezilya'daki tarlasını da onun nâmına işletmiştir ve şimdi Por­ tekiz'de. Crusoe'ye minnettarlık besler ve onun güve­ nilir bir hizmetkân ve arkadaşı olur. Kurtardıklan beyaz adamın. kendi yaptığı yeni tek­ ne ile adaya gönderir Bu arada. kölelerden biri beyazdır. Friday'ın adasındaki esir beyazlan kurtardıklannı öğrenince. İspanyol'un ve Friday'ın babasının. namuslu bir Portekizli kaptan. 10.000 Ingiliz lirası vardır. kö­ leyi kurtanrlar. Tam denize açılmak üzeredirler ki. üç kayık dolusu vahşî. bu Ispanyol'u. İngiltere'ye dönüp. Kansı öldüğü zaman. Friday'ın babası ile birlikte. Portekiz'e bir seyahat yaptıktan sonra. kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduklannı Crusoe'ye söyler. bir gün onlan ziyaret etmeyi düşünür. Crusoe. Fakat ilkin. iki safdık gemici gönder­ miştir. Crusoe onlan kurtarmaya karar verir. Friday ile birlikte. Crusoe artık zengin bir adamdın Bdtık İspanyol gemisin­ den aldığı paradan başka. bu defa hemen deniz kenarında. Friday. Crusoe'nun senelerce önce parçalandığını gördüğü bir gemide bulunan yaşlı bir Ispanyol olduğu anlaşılır. biraz ileride demir atmış bir İngiliz gemisi görür. Crusoe'nun her türlü yiyecek maddelerini depo­ ladığı adasında kalmayı tercih ederler Tayfalar geride bırakılır. Ana ve babasının öldükle­ rini öğrenir. Friday ile birlikte otuz iki sene sonra İngiltere'ye döner. evlenir. Crusoe. yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür ve iki. İsyan eden tayfalar. İngiltere'ye döner. muhakeme edilerek sonunda asılmaktansa. Nâmına yatınlan parayı almak için. diğer beyazlan kurtarmaları için. Crusoe ve Friday ellerindeki ateşli silahlarla onlara hücum ederler. Kurtarılan kölelerden biri Friday'ın babasıdır Baba ve oğul sevinç içinde kucaklaşırlar. Geminin kaptanı. çoluk ço­ cuk sahibi olur. adasının duru­ munu görmek için. sağ­ lam ve her türlü havaya dayanabilecek bir tekne yapar. tekrar denize açılır . Crusoe ve Friday. iki köleyi Crusoe'nun adasına getirirler. gemilerini tekrar'ele geçirmeleri için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere'ye dönerler.

Ro- binson Crusoe’yu yazdı. basit ve kaba ü slûbuna rağm en H o m er’in Odyssey’ni h atırlatan esatirî özellikleri vardır. Adada. Bunlar arasında Swift (Gulliver’s Travels-Güliver’in Seyahatleri). kendisinin olan küçük bir m edeniyet de kurar. 100 B ü y ü k R om an • 39 Daniel Detoe'nın Robinson Crusoe'nun Daha Sonraki M a­ ceraları adlı öteki kitabında. Kitap. Böy­ le bir edebî fırsatı kaçırm am ak isteyen Defoe. denize elveda der. tek başına geçirdiği b u uzun yıllar boyunca. tekrar İngilte­ re'ye döner. adasında. Gem inin kaptanı ile kavga eden Selkirk. R obinson C rusoe. birçok yazarlara tesir etti. İngiltere’den ayrıldı ve Şili sa­ hillerindeki Ju an Ferdandez adasında. adadaki hayatı ile ilgili kitaplar yazıldı. yazılm ıştı ki. İngiltere’de bir sansasyon yarattı. bazen h asta ve ekseriya kor­ kulu b ir hayat süren C rusoe. Bazı moceralardon sonra (Crusoe'nun sadık dostu Friday. öylesine sade ve açık bir üslûpta. doğru olduğu sanıldı. beş sene tek başına yaşadıktan sonra İngiltere'ye döndü. hayatının sonuna kadar tatmin edici bir hayat sürer. Vasat . böyle bir çarpışnnada kahramanca ölür) Crusoe. Eleştiri A lexander Selkirk. R obinson C rusoe’nun. sadece aklını başında tutm akla kalmaz. Selkirk’in m aceralarını hayalinde genişleterek bu m eşh u r kitabı. bu adaya bırakılm asını ister ve n iha­ yet Kaptan W oodes Rogers adlı biri tarafından kurtarılır. Ste- venson (Treasure Island-Define Adası) ve tabiî. Defoe’n u n şu n u söylem ek istediği anlaşılıyor. 1 7 H ’de. Bir gemici olarak. halkın büyük ilgisini çekti. diğer bir adanın yerli ka- dınlanyla evlenirler ve hareketli bir topluluk kurarlar. gemileri porçalanmış Ispanyollar ve asi İngiliz denizcileri el ele verirler. ürk ü tü rcesin e yalnız. Wyss fSwıss Family Robinson-İsviçreli Robinson) da vardır. Selkirk’in tek başına bu adada yaşam ası.

anne ve babasına itaat etm e­ diğinden ö tü rü vicdan azabı çeker. Defoe’nin yaşadığı zam anda. Fakat adadaki ilk gün­ lerinden itibaren. efendisine olan sadakat ve m innettarlığını defalarca gösterir. kendisinin mensubu bulunduğu dinî grubun na­ sıl baskı altında tutulabileceğini istihzalı ve alaylı bir üslûpla anlattı. Kitabın. ahlâken ne kadar zayıf da olsa. o n u n bu yoldaki azim ve kararlılığıdır. Am erika kıtasının keşfedilm esine ve ehlileştirilm esine im kân veren bu inanış. Yazar Bir kasabın oğlu olan Daniet Defoe. M anzaraya Friday da katıldığı zam an.4 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n bir insan. bir kim senin. h er tü rlü şartlar altında hayatını devam ettirebileceğine derinden inanıyorlardı. bilinm eyen ve iş­ lenm em iş cesaret. Defoe. O andan itibaren de. zam an zam an dehşet uyandırıcı bir yalnızlığın acılarını çeker. yirmi üç yaşında iken Mary TuffIey ile evlendiği. Robinson Cru­ soe’nun. Bro­ . çorap tüc­ carlığı yaptığı. Fakat Friday aynı zam anda. muhtemelen 1660’da. Defoe. İnsanlar. Onun. 1702’de. Brezilya’d a köle sahibi olan C rusoe. o n u n fizik faaliyetleri üzerinde durur. Londra’da doğdu. şüphesiz. Avrupa’da sık sık seyahat ettiği ve 1688’de III. on u kendisine bir uşak yapar ve iki ki­ şiden oluşan bir m üstem leke sistem i kurar. Crusoe. Çağdaş bir yazarı. “Muhalifleri ortadan kaldırmanın en kısa yoiu” adlı bir broşür yayımlayarak. taham m ül ve m aharet kaynaklarm a sa­ hiptir. okuyucular üzerinde en fazla tesir bırakan yönlerinden biri. VVilliam’ın ordusuna katıldığı dışında. h em en hem en h er sayfasında kendini h issettiri­ yor. gençlik yılları hakkında fazla bir şey bilinmi­ yor. C rusoe’n u n psikolojisi çok daha faz­ la ilgilendirirse de. adasını küçük bir İngiltere hali­ ne getirm ek için çalışır. hayatını bahşettiği için A llah’a şükıe- der. o n u n değerli bir arkadaşıdır.

realist bir yazar olarak. onu şöyle anlatır: “Sahtekâr. The Review adU gaze­ tenin dokuz cildini o yazdı. birincisinden fazla. Romanlarında. İngiliz edebiyatında roman türü­ nün yerleşmesinde onun muazzam bir rolü oldu.” te ­ zi üzerine dayanan rom an. halbuki o yıl. Pek çok erkeğin peşinden gittiği. Moll Flanders’in heyecanlı h a­ yatını anlatır. yete­ neklerini tam mânâsıyle gösterdi. Durmaksızın yazdı. Diğer Eserleri Robinson Crusoe’den üç yıl sonra yazılan Moll Flan- ders’in. CezalandınIdı. bu arada başka gazetelerde de yazıları ya­ yımlandı. Defoe. 26 Nisan 1731’de. Defoe. aynı zamanda.. Defoe yanlış anlaşıl­ dı. velûd bir gazeteci idi. “Sefalet kadar kötü bir şey yoktur. Artık her şeyden şüphe eden biri oldu ve parasını daha dikkatli harcamaya baş­ ladı.. Moll Flanders ve Roxano. İngiliz rom an tarihinde m uaz­ zam bir yeri vardır. Da- niel Defoe. en iyi romanlanndan bazılannın yayımlandığı senelerdi. Kitapta. Robinson Crusoe’nm yayımlanmasından (1719) sonraki beş yıl De­ foe’nun. fakat genellikle düşmanlarından bir iki adım önde gitmesini bildi.. Defoe. kendisine işkence yapıldı ve hapsedildi.. çağdaşlarının indinde oldukça sahtekâr ve kurnaz bir adam ve siyasî bir oportünisttir. bu eserinde. Bu sırada yayımlanan bir diğer eseri Journal of the Plague Yeariyeba Salgını) İdi.. Çağdaşı büyük yazar Joseph Addison. Londra’da binlerce ki­ şinin ölümüne'sebep olan Büyük Taun’u. ahlâken sağlam olmayan iki kadını konu alan klâsik kitaplardır.” Dinî bir muhalif ve son derece ikna edici partili bir yazar olarak De­ foe. üç kâğıtçı. yalancı bir çapkın. 1665’te. her zaman hapsedilme veya daha kötü tehlikelerle karşı karşıya kal­ dı. Hapishanenin. Ingiliz romanını derinden etkiledi. realizm ve idealleştirilmiş hayaller yerine günlük hayattaki konuların işlenmesi. sadece beş yaşında İdi. Defoe’nun karakterine tesir ettiği anlaşılıyor. Londra’daki evinde öldü. müsamahasızlığı hicvedici olmasına rağmen.. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 41 şürü. gözleriyle görmüşçesine anlat­ tı. Bir mahkemede şahitlik edemeyecek biri. sık sık ev­ . yayımlanan broşür ve kitaplarının sayısı 250’den fazla ve bunların birçokları da politika ile ilgilidir.

Virginia’da. yeni arkadaşı bir eşkiya ile birlikte Virginia’ya (Am erika’ya) gitm esine m ü ­ saade edilir. Defoe’nu n anladığı m ânâda. onsekizinci asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tı m uazzam bir panoram a hâlinde önüm üze serilir. Kadın.4 2 • 1 0 0 Büyük R o m an lenen Flanders. orta sınıfa m ensup in­ sanların özelliklerine sahipti. artık h ü rm et edilen bir ana ve çiftlik sahibidir. Ekseriya. İngiliz rom anının. Flanders’in m aceralarının anlatıl­ dığı kitapta. bu dünyada kendisine bir yer yap­ m aya azmeder. kadın böylece. Robin- son C rusoe’m bastırılam ayacak ru h u n u akla getirircesine. N ew gate’e gönderi­ lir. Ele geçtiği zam an pişm anlık duygusunu söyleyen ka­ dın polisleri ikna eder ve asılm ak yerine. Moll F landers şehvetli ve tehlikeli b ir hayat sürerse de. on iki çocuk anasıdır. b ü tü n haka­ re t ve istihzaları yener. hayati­ yetini kaybetm eyen kahram anlarından biridir. h er güçlüğün altından kalkar ve yeni m aceralara başlar. Moll Flanders. . bir fahişeden başka bir şey olm am asına rağm en Moll.

Flimnap: L ilip u t’u n . Glumdalclitch: B ro b d in g n ag lı b ir ç iftç in in kızı. Güliver’in Seyahatleri Yazan Jonathan Swlft (1 6 6 7 -1 7 4 5 ) Başlıca Karakterler Lemuel Gulliver: M acera tu tk u n lu ğ u n u n e tk isi a ltın d a u z a k ve e g z o tik ü lk e le re g id e n sa f ve b a s it b ir İngiliz c e rra h ı ve d e n iz c isi. Reldresal: L ilip u t’u n Ö zel İşleri V ekili. Pedro de Mendez: G ü liv er’i. sa ra y d a b a ş d ü şm a n ı o lu r. k ü ç ü k b ir b e b e k m iş gibi şe fk a tle m u a m e le ed er. h ilek âr. Houyhynhnmler: (W hinnim o k u n u r) Y ahooları y ö n e te n m âk u l ve n â z ik a tla rd a n o lu ş a n b ir ırk. ö lm e le rin e m ü sa a d e e d ilm e le ri o lan m u ts u z ö lü m s ü z le r d e n (lâ y e m u tla r) o lu şa n b ir ırk. G ü liv er’in. in s a n lık ta n n e fre t e tm e s in d e n v a z g e ç ir­ m ey e ç a lış a n P o rte k iz li n â z ik b ir k a p ta n . G ü liv er’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n a. Liliput imparatoru: On b e ş s a n tim e tre b o y u n d a ve sa d ık u y ru k la rın ın . “K âin atın n eşe ve te rö rü " diye b a h s e ttik le ri kral. k e n d is in d e n . . G ü liv er’in a rk a d a ş ı. Strulbruglar: Y egâne a rz u la rı. Lord Munodi: Evi a y a k ta d u rd u ğ u ve ta rla sı m a h s û l v e rd iğ i için Lapu- tia sa ra y ı ile a ra s ı iyi o lm a y a n ç a lışk an b ir L aputialı. Brobdingnag Kralı: B a rışsev er o lm a sın a ra ğ m en b ir o rd u y a s a h ip b ir dev. Yahoolar: G ü liv er’in k e n d ile rin d e n o ld u ğ u n u id d ia e d e n ve m a y m u n a b e n z e y e n p is b ir ırk. k u rn a z ve k ısk a n ç h a z in e d a rı.

vücudu üzerinde oynaşan bu insanlar. Antelope adlı bir gem i­ nin doktoru o larak çalışmaya başlar. Güliver. M inik vücutlu olduklanndan mekanik işlerde gayet . zehirli mızraklanyla G üliver'i tehdit ederler. bir tür muğlak ve küçültücü ip dansını en iyi oy­ nayanlara siyasî çıkar sağlar. Güliver. basit ve dostça tavırlanndan ve onlann çok garip olan dil ve âdetlerini bilhassa öğrenmek istemesinden ötürü. yatar. yüzerek karaya çıkar ve sahile ayak basar basmaz uykusu gelir. tabancası ve saati Liliputlar arasında büyük ölçüde hayret ya­ ratır. Güliver. Van Diemen ülkesinin kuzeybatısında çıkan bir fırtına neticesinde parçalanır. şimdiye kadar böy- lesine büyük bir insan görmemişlerdir. tam a­ men kendileri gibi insanlann yaşadığı ve yine iç çatışmalan içinde bulunan Blefuscu adındaki bir ülke ile harp halindedir.4 4 • 1 0 0 Büyük R om a n Hikâye İyi ahlâklı olduğundan. zamanla Liliputlar'ın güzel insanlar olduklannı ân­ lar. ona Ouinbus Flestrin. 1688'de. Londra'da yürüttüğü tıp mesleğin­ de başanlı olnnayon Lemuel Gultiver. fakat Güliver. ülkenin M il- dendo adındaki merkez şehrine getirilir. Güliver. Uyandınidığı za­ man. Liliputlar arasında gayet iyi bir intiba yaratır. yani Büyük İnsan Dağı adını verir­ ler Güliver. Güney Denizlerine gitmek üzere Bristol'dan aynlır Gemi. G üliver'in tarağı. Ülkede. G em i. Liliputlar'ın hayretini uyandınr. Li­ liput sarayı. çok küçük olduklanndan. kendisinin binlerce incecik iplikle bağlandığını görür. yüzlerindeki leke ve kusurlan göremez. şimdiye kadar kimsenin bilmediği ve boylan on beş santimetre olan Liliputlann esiridir. kendisine Liliput dili öğretilir ve imparatorun huzuruna çıkarılır. 4 Mayıs. High-Hecls (Yüksek Topuklular) ve Low Heels (Alçak Topuklular) adında iki siyasî parti ve yumurtanın en iyi hangisi tarafından kınlacağı üzerine şiddetli tartışmalar yürüten Büyük Endianlılar ve küçük Endianlılar adında iki dinî hizip vardır. Liliputlar.

800 metredir. Blefuscu adasındaki düşmanlar bir istilâ hazırlı­ ğı içindedirler Vücudunun büyüklüğünden ötürü. başından geçenle­ ri ispat etmek için minik Liliput inekleri vardın Ingiltere'de kansına ve çocuklanna kavuşan Güliver. Krali­ çenin sarayındaki bir yangını söndürmekle kendisini sevdire­ ceğini umarsa da. kendisine fırlotılon ok yağmuru oltmda. bu hareketleriyle bir an için sarayın gözünde yü­ celirse de. Liliput'un yediğini Güliver tek başına yiyor. fesat tohumlan saçanlar vardır.) G üliver'in yeni arkadaşı Reldresal. aynca G üliver'in. tedricen saray entrikalanna karışır. G üliver'e. donanmalannı çekerek Liliputlar'a getirir Güliver. mahkemeye verileceğini ikaz eder. bu kayıkla denize açılır Bir gemi kendisini alır ve İngiltere'ye götürür G üliver'in yanında. Güliver. onlann do- nanmalannı tahrip etmesi istenir İki ada arasındaki mesafe. çünkü. Böylece Güliver. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 4 5 ustadırlar. Blefusculular'a sığınır ve kendisine gayet iyi muamele edilir Bir gün. yiyecek tedariki için bilinm e­ . karısına göz koyduğunu da sanır. onu öldürm ek ister. büyük bir kayık karaya vurur ve Ingiltere gözünde tüten Güliver. bu işi onların bilmediği bir yolla yaptığın­ dan daha da fazla suçlanır. bir müddet sonra yeniden yerinde duramaz ve bu defa Hindis­ tan'a giden Adventura (Macera) adındaki bir gemiye biner Gemi rotasını şaşınr Gemiciler. kendisinin. fakat onlar orasında da küçük işler peşinde giden. birbirleri aleyhinde plânlar çevirenler. Güliver. Güliver artık öldürülecek biridir Güliver öldürüleceğini öğre­ nince. Liliputlar için yapacağı bir büyük hizmet bulun­ duğu söylenir. Blefuscudialılar'ı tamamen yıkmayı ve onlan Lili- putlar'ın köleleri haline getirmeyi reddettiğinden. tekrar göz­ den düşer Blefuscidialılar'm hürriyetlerini savunduğundan. yürüyerek Blefuscudialılar'ın adasına gider. Kendi­ sine şerefli Nardac unvanı verilir ve Hazinedar Flimnap'ın baş düşmanı o lu r (Flimnap.

köylü Güliver ölmeden çok daha fazla para kazanabilmek için. Brobdingnag'taki hayatı sırasında her gün dehşet verici hâdiselerle karşılaşır. böylesine küçük insanlann birbirlerine karşı harp ilân etmeleri kral üzerinde tiksinti yara­ tır Güliver. onu bir kafese koyarak. Küçüklüğünden ötürü. Karaya çıktıkları vakit. Lili- putlar ne kadar küçük ve nazik insanlarsa.000 kilometre uzunluğunda ve 8 . Güliver zor zahmet boğulmaktan kurtulur. N i­ hayet. boylarının on üç metreye kadar yükseldiği bir buğday tarlası ortasında bu­ lur. Güliver. fırtına­ lı havalarda tenis topu büyüklüğünde dolu yağan Sarayda bi­ le. Sarayda. İngiltere'nin kazandığı büyük zaferler­ den gururla bahseder. G üliver'e bir ev hayvanı muamelesi ya­ parlar. talih G üliver'e güler. İngiltere hakkında ona bir sürü soru sorar. Bir tanesi.0 0 0 kilomet­ re genişliğinde Brobdingnag ülkesinde olduğunu öğrenir. Böylesine minik insanlardan oluşan bir ırk nasıl mevcut olabilir? Kral. ev hayvanıdır. diğer gemicileri kaybeder ve bu defa kendisini. Kraliçeye satar. filozoflar ve yaşlı akıllı insanlar G üliver'e güler­ ler. "shov/"lann sayısını artırır. Güliver. para karşılığında hal­ ka göstermek için köy köy dolaşır Söyleşine kaba muamele edilen G üliver hastalanınca. G ü li­ ver. dev gibi köylüler ekin biçmekle meşgullerdir. köylü onu. Güliver. kı­ zı G lum dalclitch'i eğlendirmesi için onu evine getirir. artık Kraliçe'nin bir oyuncağı. bu acayip mahlûku.4 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n yen bir ülkeye doğru giderler. her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. sıla hasreti çeken Güliver. her an teh­ likededir. Bir gün. dokuz met­ re boyundaki saray cücesi onu kıskanır ve süt güğümünün içi­ ne atar. onlar da o derece kaba ve çirkin devlerdir Glumdalclitchler. kendisinin 10. erkekliğini ciddiye alm azlar . Güliver'den servet kazanmak isteyen kızın babası. M am afih. kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir kimse olduğunu ay­ naya baktığı zaman daha iyi anlan Sarayın hanımlan kendisi­ ne gayet kaba muamele eder. Muazzam büyüklükteki farelere karşı çarpışır.

Lapu- talı ilim adamlan burada salatalıktan güneş ışığını çıkarmak veya insan dışkısından yiyecek yapmak gibi aptalca projeler üzerinde senelerce çalışır Akademide. diğer Laputalılar kendisini sevmezler Laputa Kralı. Bu yolculuğun­ da. Lagodo'dan. 1 0 0 Büyük R om a n • 4 7 Böylece. Fakat bütün entelektüel yete­ neklerine rağmen. Balnibardi müstemlekesi üzerine havadan koca koca kayalar bırakmak suretiyle burasını yönetir. yeni maceralar peşinde gitmek için yanıp tutuşur. körler. Elbiseleri vücutlanna uymaz. iki se­ ne sonra bu ülkeden kaçmayı başanr: Dev bir kuş. fakat hayatta onlan ilgilendiren sadece iki şey vardır: Musikî ve matematik. Sezar ve Pompey gibi tarihin . devamlı tehlikeler içinde yaşayan Güliver. içinde yaşadığı kafesle birlikte gagasıyla kaldınr ve deniz üze­ rinde uçmaya başlar Fakat kuş. kafesi düşürür: İngiltere'ye g i­ den bir gemi. normal büyüklükte insanlardır. Güliver. onlann ülkenin merkezi Lagodo şehrindeki projek­ tör akademisinden bilhassa gurur duyduklannı öğrenir. Balnibardi. böyle­ ce yerlilerin başkaldırmalannı önler. Laputalılar'ın ellerinden pratik hiçbir iş gel­ mez. G ü live r'in önüne MakedonyalI İskender. elleriy­ le dokunarak tayin ederler Evlerin önce damları yapılın Güliver. korsanlar gemiye saldınr ve Güliver küçük bir kayığa ko­ nularak denize bırakılır Güliver. G üliver'i. Anibal. Sadece Lord M unodi adında birinin hakikî bir evi ve mahsûl veren tar­ lası vardır Fakat bu başanlanndan ötürü de. Laputalılar. Derin (soyut) düşünceler içinde kendilerinden geçen bu insan- lan normal düşünmeye sevketmek için uşaklar. Laputa adı veri­ len yüzen bir ada tarafından havadan yönetilen bir müstemle­ kedir. Japonya'nın hemen doğu­ sundaki Balnibardi adasına çıkar. renkleri. büyücü ve cadılann yaşadığı G lub- budrib adasına giden Adanın valisi. evleri başaşağıdır. sık sık onların yüzleri önünde çıngırak çalarlar. G üliver'i görür ve alın Brobdingnaglann ülkesinde başından geçenlerin tesirin­ den kurtulur kurtulmaz. Güliver tekrar denize çıkmak.

Kâinatın sırlarını öğrenebilmek için. ne kadar vahşî ve mantıksız mahluklarsa. Japonya üzerinden İngiltere'ye döner Kısa bir müddet ailesiyle birlikte oturduktan sonra. Bu adada. tekrar denize açılır Bu defa geminin kaptanıdır G ü ­ ney Denizi'nde. medenî ve son derece makul yaratıklardır Onlar. G üliver de­ nize bırakılır Güliver. gemiyi ele geçirir ve ken­ disini hapsederler. akıllannm başlannda olmadığını ve hayata küskünlükle baktıklannı an­ la r Gerçi ölmüyorlar. onlan yakından tanıyınca. fizikî bünyesinin. . şifa verici bit­ kiler ve saman pastalanndan oluşan yiyeceklerini bile sever Güliver. onun çıplak dolaşmadığına hayret ederler M am afih.bir Yohoo olduğunu sanırlar. onun bu eg- zantrikliğini. G üliver'in -daha nazik ve mâkul biri olsa da. kendi giyeceklerini yapar. genetik kanunlanna göre evleniyor ve ölümü. Yahoo denen pis. Luggnagg adasında da hayal kınklığına uğrar. maymun gibi. lâyemut (ölümsüz) Struldbrug denen insanlar yaşar. bir Ho­ uyhnhnm ailesinin ahırına yerleşir ve onlann süt. tarihin resmî kayıtlarının bir sürü yalan olduklarını gösterir. Güliver. sakin bir şekilde kabul ediyorlardı. bcşordıklan işler hakkında. G üiiver'i hayal kınklığına uğratan bir hâdise anlatır ve böyle­ ce. atların kişnemesini andınr) Adanın yöneticileri bu atlardır Houyhnhnmler. ama gittikçe yaşlanıyor ve halsizleşiyor. G üliver'in sorularını cevaplandınr Her biri. Houyhnhnm denen atlann yaklaştık- lannı görünce dehşet içinde kaçarlar (Bu kelimelerin telâffu­ zu. G üliver'in tayfalan. 1710 Ağusto- su'nda. zira bir attan ziyade bir Ya- hoo'ya benzemektedir Yahoolar. bu insanlann çok mutlu ve çok akıllı ol- duklannı sanın Fakat. uzun bir kayık içinde.4 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n büyüklerinin hayallerini getirir Hepsi teker teker. Nihayet. tiksindi­ rici insanların yaşadıklan garip bir adaya çıkar Pisliklerini Gü- liver'e fırlatan Yahoolar. atlar da o kadar nazik. kendilerininkinden daha alt se­ viyede olmasına hamlederler. Güliver. yaşamak için bütün şevklerini kaybediyor ve ölmek istiyorlar Güliver. önlerinde uzun bir zaman olduğundan. Güliver. fakat Houyhnhnm'lar.

kötü bir ırkın ger­ çekte Yahoolardan biraz daha iyi insanlar olm alanna rağmen kendilerini dünyanın hâkimi saymaları karşısında irkilir. onlara tahammül ede­ mez. yaratıklann aralannda muhabere etmele­ ri için kullanılmalıdır. anlayışlı ve nazik bir kaptan olan Pedro de Mendez'in kumandasındaki bir Portekiz gemisi tarafından kurtanlır. atlarla birlikte ga­ yet mutlu bir hayat sürmeye başlar. Güliver. sadece atlann arasında mut­ lu hisseder. kelimeler. Atlann İngiltere'de yük hayvanı olarak kullanılmasını hakaret sayarlar. Yahoolar kadar nefret edilecek kimseler olm adıkla- nnı göstermeye çalışır. son seyahatinden sonra niha­ yet ailesinin yanına döndüğü zaman. Güliver artık tam bir mizantrop (insanlardan nefret eden kimse) olur. bir vakıayı gizlemek için değil. Bir çeşit parlâmento olan Houyhnhnm Büyük M ecli­ si. onun gerçekte bir Yahoo oldu­ ğuna karar verir. Güliver. G üliver'in bu banş ülkesindeki mutluluğu uzun sürmez. fakat (Bro- dingnag Kralı gibi. Hatta dişi Yahoolar. onun kendi medeniyetleri için bir tehlike teş­ kil ettiğine karar verirler. Brobdingnag'da olduğundan daha tem­ kinli ve daha az vatanseverdir Houyhnhnm'lerle birlikte. kendi nazik davranış ve tutumlanyla. . M aam afih. tiksin­ ti duyarlar. sonunda. uzun bir müddet kendisini. hareketleriyle. onlar) böylesine huysuz. 1 00 büyük R om an • 4 9 Güliver. kendisine bir kayık yapar ve denize açılır. maymun ırkı sayılan m ahallî Yahoolardan daha medenî görünmesine rağmen. G üliver'in. Avrupa'ya dönene kadar kabinesine çekilir Fakat Mendez. Houyhnhnmlere İngiliz hayatını anlatır. herkesin. Güliver. hiç arzu etmemesine rağ­ men G üliver'in adayı terketmesi istenir. Harbin dehşetlerinden bahset­ tiği sırada. Atlar. G üliver'i cinsel bakım­ dan cazip bile görüyorlardı. insa­ nın kötü ve şeytanî bir yaratık olduğunu kabul eder ve tama- miyle rasyonel olan (mantıkî) bu cemiyette. yalan söyleme kavramanın ne mânâ ifade et­ tiğini anlayamaz. Böylece. zira onlann indinde. G üliver'in zeki bir Yahoo olduğu­ nu düşünen atlar.

yeryüzünün sathına bırakm ak m ecburiyetinde kaldığı için büyük ıstırap duyduğu en iğrenç haşaratın oluşturduğu en habîs ırktır. m aym un veya at. H erkesle kolaylıkla dostluk kurabilen bir iyim ser olarak başlayan Güliver. beşer ırkını lânetleyişi dışında kalır. başlayıcı bir m izahî üslûpla ele aldığı konular arasında politika. Güliver’in Se­ yahatleri (sansür edilm iş şekli içinde) hem çocuklar için fevkalâde bir kitap. hepsi büyük veya k ü ­ çük. Svvift’in. kendi ism inin de im â ettiği gibi. büyük bir İnsanî kusurdan m u sta­ rip olduklarını gösterirler. kendisinin dünyanın en büyük ülkesi. yobazlık. m eşhur İngiliz İlim Akadem isi. "tabiatın. m enfaatçi. G üliver’in ziyaret ettiği h er ülke. birbirleri . Svvift’in m izahî dehasının en iyi tem silcisidir. İngiliz hüküm etindeki en tri­ kaları. Brobdingnag Kralı’nm bir sözünü benim ser: beşerî yaratıklar. beşerî bencillik ve zulm ün h er şekli vardır.” Sadece birkaç kişi. Dil üzerindeki saplantısı sayesinde. h er tarafta aslında aynı ol­ duklarını görür. kendi insanlarının b ü tü n yaratıkların hâkim i olduklarına inanırlar. fizikî ve kültürel farklarına rağm en. Güliver. h er şeye inanan saf ve tem iz biridir. Svvift’in. Lagado Yüksek İlim ­ ler A kadem isi’ni hicivli bir şekilde anlatm akla gösterir. kötü bencil. Fakat. Güliver’in Seyahatleri. Güliver ziyaret ettiği b ü tü n yabancı ülkeler ve oralarda yaşam a­ yanlar için kelim e uydurur. D ünyanın d ö rt köşe­ sine yaptığı geziler sırasında Güliver. hayalî bir seyahat kitabı olarak. insanların. sonunda. Liliput sarayındaki entrikalarla anlatm aya çalışır. Fakat se­ yahatleri sırasında. hem in san lan n bayağı. küçük işler peşinde giden. saray entrikası. English Royal Society’dh. zulm edici yönlerine karşı girişilen çok ağır bir hücum dur. Tabiî. Svvift’in asıl anlatm ak istediği şey. Teorik ilm e olan güvensizliğini de.5 0 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n Eleştiri Hicvedici.

Bu kitaplar 1704’te basıldı. Patrick kated­ raline kardinal tayin edildi. kendile­ Kulübü adı altında bir yazarlar kulübü kurdu. Yine bu sırada Esther (Stella) Johnson’a âşık oldu. birbirlerine yaptıkları zulüm ve iş­ kencenin. iğrenç. Güliver. Sonraları. fakat bunu ya yanlış kullanır veya hiç kullanm az. Sir VVilliam Temple’in. fakat kolejin disiplinine karşı geldiğinden sık sık cezalandınidı. ilk hiciv kitaplarını yazdı: The Battie of the Books ve A Tale of a Tub. düşünm e kapasitesi vardır. daha akıllı bir insan olur. bir din adamı oldu ve İrlan­ da’da yaşamaya başladı. Popye. Swift. daha sonra. Yazar İngiliz mizah yazarlarının en büyüğü sayılan Jonatlıan Swift. H attâ en fazla iyi niyetle ele alınan H ouyhnhnm ’ler bile. insanların. 1667’de Dublin’de doğdu. işkenceden ve kan­ dan hoşlanm ası da. daha hüzünlü. Seyahatlerinin sonunda. Temple 1699’da öldüğü zaman. İrlan d alIlard a rinin bir kahramanı saydılar. . İrlanda'daki İngili2f yönetimini en kızgın bir şekilde hicvetmişti. sekreteri oldu ve onun hizmetinde iken. çağının önde giden edebiyatçılatjyja çok yakın dostluklar Sürdürdü.e Scriblerus onu. cana yakın bir insandı. Dublin’deki Tri- nity Koleji’nde eğitim gördü. insan-altı Yahop’Iarla karşılaşır. çünkü m ânâ- sızcasm a g u ru rlu d u r ve onun harpten. Güli- ver’i aralarından uzaklaştırm akla gösterdikleri şekilde çok m antıkî yaratıklardır. 1 0 0 Büyük R o m a n « 5 1 aleyhine entrikalar hazırlayan Liliputlarla. daha da tiksindirici oldu­ ğunu söyledi: İnsanın. Swift. son derece bencil B robdingnaglarla soyutlaşm ış gayrîinsanî Laputa- lar’la ve pis. politika ve ede­ biyat tartışmalarına dalıyordu. Gerçi bir liberal olarak başladı ise de. İnsan tabiatını acı bir şekilde tenkit eden görüşlere sahip de olsa. bu gururunu hiçbir zam an haklı gös­ terem ez. Şair Jotın Deryden’in kuzeni olan Swift. İngiltere'yi sık sık ziyaret ediyor. Arbuthnot ve Gay ile birlikt. 1710’da Muhafazakârlar’a döndü ve üç sene sonra da. çünkü Swift. şu sebeplerden ötürü. onunla gizlice evlenmiş olabilir. Swift. St. Bu tür kitapları arasında en fazla tanına­ nı A Modest Proposafdır (1729).

kendisinin yazdırdığı kitabe­ sindeki şu sözler kadar hiçbir şey anlatamaz. vahşî haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan biri yatıyor. mezanna. gittikçe kötüleşen zihnî bir hastalı­ ğa yakalandı. “Burada. Svvift’in karakterini.” .5 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Swift. hayatının sonlarına doğru.

b a z ı b ü y ü k ta lih siz lik le ri v e y a a ş ik â r a p ta l­ lık ları g ö s te rm e k için. “sa d e c e d il” d e m e k tir. a z im li v e e fe n d isin e sadık. te s a d ü fi o la ra k b ir iki sa y fa d a g ö rü n ü rle r. ca n a y ak ın v e m a h a re tli b ir genç. A d ın ın m â n âsı. k ısm e n K ızılderili. D iğ erleri. Martin: C a n d id e ’n in d o s tlu k k u rd u ğ u fa k ir b ir ilim a d am ı. Cacambo: C a n d id e ’n in u şa ğ ı. C a n d id e ’n in sevgilisi. y a o n u n b ild ik le rin i v ey a lâf eb eliğ in i im â e d e rc e s in e . k u r­ n a z . Pangloss: C a n d id e ’n in h o cası. Cunegonde: T h u n d e rte n T ro n c k h ’n in kızı. Candide: H ik ây en in k a h ram an ı: a d ı sa flık ve te m iz lik ifad e e d e n . sa d e c e a ş a ğ ıd a k ile r d e v a m ­ lı ro l o y n a rla r. . H ay ata k a ­ ra m s a r b a k ış ı ile P an g lo ss’ın iy im se rliğ i k a rş ıs ın d a y e r alır. d a h a iy isin in m ü m k ü n o lm a d ığ ın a in a n ­ d ığı d ü n y a d a y a şa d ığ ın ı sö y le r. k ısm e n İsp an y o l. Candide Yazan Voltalre (Françols Marle Arouet) (1 6 9 4 -1 7 7 8 ) Başbca Karakterler Not: C a n d id e ’d ek i d ü z in e le rle k a ra k te rd e n .

onun. din düşmanlannı bağnn- da banndıran bu şehre Allah'ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon. dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini. sorgusuz sualsiz kabul eder. vuku bulabilecek en iyi şeyler olduğuna inanır. bir gün baron kendisini Cunegonde'yi öperken yakalar ve şato­ sundan atar. onsekizinci asırda. hemen hemen boğulacak kadar tehlikeler atlattıktan sonra Lizbon'u yıkan 1 755 depreminden biraz önce şehre gelirler. Ardından. sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun. kendisini önemli addeden Thunderten Tronckh Baro­ nu. Candide harbin. iyi eder ve Candi­ de. kaybettiği Cunegonde'si olduğunu görür. . bu doktrini. beraberce. Pangloss'u asar ve Candide'yi de kamçılar. C an­ dide. Pangloss ve Candide. olup bitenlerin. felsefî bir iyim­ serdir. cana yakın. Pangloss. eski hocası Pangloss olduğunu anlar. -son derece sevinç içinde.e aynı konakta otururlar. kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar. Kadın ölmemiştir. kendisinin ırzı­ na geçtiklerini ve barsaklannm alındığını itiraf eder. Candide'ye bakar. mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına. Depremin. fakat bun- lann hiç de öldürücü bir şey olmadıklannı söyler. derhal Abare denen bir ülke ile harp halinde bu­ lunan Bulgar ordusunda askere alınır Kanlı bir çatışmadan sonra. Böylece. Esrarengiz bir kadın. Candide. şişman kansı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşa­ maktadır.5 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n Hikâye Westphalia'da. Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda'ya sığınır. D r Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adın­ da. VVestphalia'yı tamamen yıktığını ve Cunegonde'nin ailesi ile birlikte öldüğünü anlar. Cunegonde. dehşet içinde kalan Candide. Burada. hakikî hayata giren Candide. samimî ve Baron'un gayrimeşru dünyaya gel­ miş yeğeni d. ikinci derecede olmakla beraber. Por­ tekiz'e giderler ve denizde.

1 00 B ü y ü k R om an • 55 Kadın. Cacambo ile Buenos Aires'teki valiye rüşVet gönderir ve kendisi de Avrupa'ya giden bir gemi­ ye binen Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. hem de bir papazdır) Candide'yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde'nin kardeşi olduğunu açık­ lar Kumandan. Surinam'a giderler Candide. hâlâ Cunegonde'yi düşünür Nihayet. Bu ada­ mın hayat görüşü. bütün halkın. tiyatrolan. diğeri Engizisyon Baş hâkimi! Candide. Cunegonde ile birlikte. şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: biri. bir gemiye binerek Arjantin'e kaçar. daha sonra. Daha hayret uyandıran tarafı. inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır Candide ve Cacambo. kumar ve ilâhiyat hakkında fikirlerini geliştirir Başka bir maceralan onlan Venedik'e götürür Candide. Pangloss'un iyimserliğinin tamamiyle karşı­ tıdır Yolculuk boyunca. iyi ve kötü. altın ve kıymetli taşlar. başlanna başka talih­ sizlikler gelir. o zaman. İspanyol valisi Cunegonde'ya göz koyar ve Can­ dide. kitap­ lar ve tenkitçiler. yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide. O rada. Eldorada adındaki m itolojik bir krallığı ziyaret eder Bu ülkede. Nihayet. onu öldürmek ister. Candide'nin kız kardeşini hâlâ sevdiğini öğre­ nince. dış dünyanın standartlanna göre. yanına kendisini. Candide tekrar kaçar. beraber­ ce Paris'e gelirler ve Candide. akıllı ve faziletli insanlar olmasıdır. Paris sosyetesi. Cu- negonde/yi geri vermesi için. askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. devletin destek ve himayesi altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın dahi yüksek bir hayat standardı vardır Gerçi bu insanlar. bir Yahudi bankacı. Paraguay'a kaçar. avukat bu­ lunmaz ve herkes faziletli olduğundan. fazilet ve kötülük. Bu ülke. Kumandan (ki hem bir albay. Herkes âdil olduğundan. her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak. bura­ . Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide. kum ve çakıl taşları ka­ dar çoktur. aynimasına müsaade ederler Candide. kader ve hür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. rahip de yoktur Güzel sanatlar ve ilim.

5 6 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n da her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyor Pococuronte adlı asilzadeden ve §u veya bu şekilde ellerindeki krallıklan kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir Candide artık dünyada (Eldorada dışında). İstanbul'a giderler ve orada bir dizi mesut tesadüflerle Ca- cambo. Pangioss (ki Lizbon'da asılmıştır) ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırokmayan Cunegonde'nin kardeşi ile buluşurlar. bu meyveleri pazarlarda satar Candide. onu nazik bir şekilde kucaklar. fakat Candide. C u­ negonde. Sadece şu cevabı verir: "Kendi bahçemizi işleyelim. ânında. bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur Ar­ tık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir. artık buruşuk yüzlü. akla geldiği gibi sözlerden oluşan bir şaheserdir ve titizlikle plânlanm ış bir rom an olarak ele . Eldorada'dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir. yeryüzündeki insanların müşterek kaderi olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimsenin bulunmadığına derinden inanın Şimdi. münaka­ şalar artık onu ilgilendirmez. huysuz bir kadındır. en iyisinin şimdi yaşadıklan hayat olduğunu söyler. nihayet. Hıristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve M ar­ tin. hattâ yemek pişirmesini bile öğrenir Hattâ tartışmak­ tan zevk alan bilgiç edâlı filozofluğunu hâlâ muhafaza eden Pangioss." Eleştiri Candide. Cunegonde. bir görev ve mesuli­ yet duygusu altında onunla evlenir Candide'nin. yine de geride kalanlar­ la. Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklanyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. Candide. mümkün olabilecek hayat tarzlan altında. ama Candide. mese­ leleri artık felsefî yönden ele almaz ve soyut olaylar. İstanbul şehri dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar Cacambo da. Cunegonde.

gülünç liir hicviye yazıyordu. C unegonde. çünkü b u onun faziletini ar­ tırm aya yarar! Fakat sık sık başvurulan vasıta. eserin plânı. p ortreler de­ ğil. bağdaşm az fikir ve im ajları biraraya getirm ekten büyük zevk duyar. bir dizi akıl alm az tesadüflere bağlıdır. Dr. kü stah ­ ça tonu bizi rahatsız ederdi. burada anlatılm ak iste­ nen şu ki. besbelli ki. m eşru b at verdiler. aynı şekil­ de gelişigüzel ele alınm ıştır: Bu karakterler. çok az devam lı­ lık vardır ve hikâyeye tesir etm eksizin. Okuyucunun. idam lar dahi dinleyicilerin hoppalığı ve saçm a­ lığı kadar şaşırtıcı değildir. Voltaire. insafsız para­ dokslar var. Hikâyede görülen devam lılık ise. nükteli vecizeler veya edebe aykırı. istihzalı. Ç ünkü onları. m ü m kün olan en iyi bir dünyada yaşam akta olduğunda ıs­ . Kitapta. Açıkça görülü­ yor ki. Lizbon’daki engizisyonu anlatırken d er ki: “Salondaki yerim fevkalâde idi ve dinî tören ve idam lar arasında ka­ dınlara. bir fikri belirten veya bir kötülüğü anlatan karikatür­ lerdir. G erçekten. m eselâ C unegon- de. R om anın karakterleri de. şerefli bir hanım ın ırzı­ na geçilebileceğini söylüyor. hakikî insanlar olarak kabul edeceksek. Olayları anlatırken ele alınan bu tü r bir vasıta. d aha birinci sayfadan itibaren gördüğü lâtifeli. h er yeni ta­ lihsizlik karşısında. Vbitaire. 1 0 0 büy ük R om an • 57 ■ılmmalıdır. d eh şet uyandırıcı olur ve kitabın düşüncesiz. plânı üzerinde ciddiyetle ıltırmadı veya okuyucularının da duracaklarını um m adı. Olaylar. felsefenin teknik terim lerini. istihzalı bir tarzda. Voltaire. m üstehcen m uhtevalar içinde göstererek alay etm ektir. başlarına talihsizlikler. onların iki boyutlu karak­ terler olm alarını gerektirir.” Tabiî. kom ik de­ ğil. bunlardan çoğu­ nun yerleri değiştirilebilir. bir m acera rom anı düşünm üyor. M eselâ. C andide’nin. cinaslı to n hâdiseleri dikkatli bir şekilde ele alm akla kurulur. Pangloss’un aşk yapm asının tecrübî fiziğin bir dersi olarak anlatılm ası gibi. öylesine birbirine eklenm iştir ki. onları beklenm eyen veya h a tta açık saçık.

iyi olan İlâhî plânın ge­ rekli bir parçasıdır. ta­ ham m ül edeceğinden fazla bir nüfusa erişm em esi için öleceklerdir. acı ve ıstırap) ve ahlâkî kötülükler. fakat fikirle­ rin oyunu üzerine kurulm uştur. bu kö tü ­ lükleri böylece b elirttikten sonra. hiç olm azsa. Pope. üç çeşit kötülük bulunduğunu söyler: m etafizik kötülükler.5 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m an rar edişidir. daha da per­ vasız bir şekilde belirtti: . Voltaire. H er ikisi de. h er birini teker teker ele alarak. Hiciv. kelim e oyunlarıyla ifade ediliyor. ateşin verdiği acıyı hissettiklerinden. Eser boyunca. bunlardan kaçınılm ayacağını veya onların gerçekte daha büyük bir iyiliğe hizm et ettiklerini anlatır. K itabın alay ettiği esas konu. (bunlar. iyilik ve kö tü ­ lüğün bir tü r kom binezonunu yaşarız ve bundan böyle. D enem e) adlı şiirinde. fakat o n u n bu sadelik ve basitliği. bu d ü ­ şünceleri. Başka bir ifade ile biz. fizikî kötülükler (baş­ lıca. bir b ü tü n olarak ele alındığı zam an. Bütün bu şaka ve lâtifeye rağm en. basit cüm leler ku­ rar. Böylece insanlar. A lm an filozofu G ottfried W ilhelm Leibniz (1646- 1716) ve İngiliz şairi A lexander Pope’ın (1688-1744) o r­ taya sürdükleri iyim ser felsefeyi gülünç bir tarzda göster­ m ektir. daha da ileri götürdü ve An Essay O n M an {İn­ san Üzerine Bir Makale. Bu tü r m ünakaşanın esası şu: kötülük. daha büyük bir iyiliğin ortaya çıkm asına zem in hazırlayan. sınırlı ve gayri m ükem m el kötülüklerdir). Leibnitz. çok sade kelim eler kullanır ve C andide’nin şahsiyeti gibi. C andide ciddî bir eser. tâ en eski zam anlardan kendi çağla­ rına (tabiî bizim de çağımıza) kadar gelen kötülükler üzerinde durdular: “H er şeye kaadir bir Allah tarafından yaratıldığı söylenen bir dünyadaki günahları. büyük bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösteriyor. m ü m k ü n olabilecek bir dünyanın en iyisidir. m ükem m el olm asa dahi. yaşadığım ız dünya. kendileri­ nin yakılm alarına m üsaade etm eyecekler ve dünyanın. ıstırapları ve ölüm leri ne ile izah edeceğiz?” Leibnitz.

dinî .. tahtlarından d ü şü ­ rülm üş altı kral. Voltaire. Bu öylesine büyük bir felâket idi ki. Anlamadığın bütün dengesizlikler. Candi- d e’deki olayların ekserisi. h er şey iyi” diyebilir miydi? Voltaire. 1755’de. ta­ lihsiz John Byng’dir. "m üm kün olan dünyaların en iyisi” ibaresi bir alay olur. “Eğer Pope. Böyle­ ce. kahram anını. Bir hakikat apaçıktır: N e oluyorsa olsun. yönler. Candide. evrensel iyilikler. Bütün bu kısmî kötülükler. Venedik’te bahsedilen. Lizbon’u yıkan ve o tuz bin kişinin enkaz altında kalarak ölm esine yol a:çan deprem dir. bu tü r iyimserliği reddetm eye teşebbüs ederek. daha b ü ­ yük bir iyiliğe katkıda bulunm asıyla izah edilem ezdi. hepsi doğru­ dur. daha pek çok şeye hücum eder. Fakat Voltaire’in. diğerlerinin de öldü­ rülm elerine yol açması için öldürülen İngiliz am irali.. Bulgarlar ve A bereler arasındaki harp gerçekte. C andide’nin başka hiçbir sayfasında dışarı vurm az. Abere köyünü "beynelm ilel kanunla­ ra göre yakan” B ulgarlar’ı anlatırken gösterdiği kızgınlığı. senin bilemeyeceğin bir sanat eseridir. Leibnitz ile bir tartışm aya girmez. dünyada. dehşet kolek­ siyonundaki en değerli eser. 100 büy ük R om an • 59 Bütün tabiat. Gurura. hiç olm azsa. insan içgüdüsünün buna isyan ettiğini söyler. görüşlerini desteklem ek için ileri sürdüğü de­ lilleri. aklın hatâlarına rağmen. uydurm adığını söyleyebilirdi. kaygan ağızlarla ifıâde edilem eyecek derecede pek çok ıstırap vardır. tarih î şahsiyetlerdir. Senin görmediğin bütün tesadüfler. bilhassa Engizisyon ile ilgili sayfalarda. gerçekte vuku bulm uştu. Candide haykırır: “Eğer bu en iyisi ise. H arp­ ten sonra. ahenkler.pîa karşı karşıya bırakır ki. iyim serlik dışında. o kadar fazla acı ve istif . Lizbon’u görse idi. ilh. Yedi Sene Marbi’dir. diğerleri nasıldır?” Voltaire. Başlıcası harp. Vol­ taire’in dediği gibi.

on u klâsik Fransız nesrinin bir m odeli yaptı. Fransız te n ­ kitçileri ve b ü tü n bir A lm an m illeti. Yâni harp ve . Bu. hakikî dünyaya döner ve hayatın hiç olm azsa bazı kötülüklerine karşı kısm î bir hal çaresi b u ­ lur: çok çalışm ak ve teorilerinden kaçınm ak. Berrak ve zarif üslûbu. hakikî dünyadaki kötülükleri daha iyi be­ lirtm ektir. h er çağda çok sayıda insanın görm em ezliğe geldiği bazı hakikatleri berrak bir tarzda görebilm e yetkisine sahip. kahram anının Eldorado’d a kalm asına m ü sa­ ade etm ez. C an­ dide. Voltaire. zevkle okunacak bir kitap. herkesin zevkle okuyacağı bir kitap ve b ü tü n bu lâtife ve şakalar ge­ risinde. Pangloss’un şahsında da bilgiçlik taslam akla alay edi­ lir. Candide. Dr. Bu ülkenin k itap ta­ ki fonksiyonu. kendisine ibadet etm ek için kiliseye veya rahiplere ihtiyaç hissettirm eyen bir A llah’a inanırlar.6 0 • 1 0 0 B üyük R om a n m üsam ahasızlık ve işkencelere hücum eder. dem ek istediği budur. am a okuyucunun da böyle bir yerin m evcut olabileceğini düşüneceği beklenem ez. C andide. Pangloss’a kendi bahçesi­ ni işlem esini söylediği zam an. Voltaire. Bu sefalet ve aptallık katalogunda. Eldorada krallığının bir istisn a teşkil ettiği anlaşılıyor. halkın hepsi “d eist’tirler. m ukayese için ideal bir cem iyet takdim e t­ m ek suretiyle. çünkü herkes akıllı ve faziletlidir. Voltaire. derin bir ahlâkî inanış gizli. Eldorada’nm m u h telif yönleri. Voltaire’in bil­ h assa bazı düşüncelerini aksettiriyor: İlim ve teknolojiye duyulan h ü rm et ve bu ülkede avukat bulunm adığı (Volta­ ire’in kendisi de b ir avukattı). yani İlâhî tebliğ veya m ucizelerle değil. T hunderten Tronckh Baronun şahsında. m üm kün olabilen dünyaların en iyisi olmayabilir. bir m evkiin verdiği gururla. D aha da önem lisi. am a onu daha da geliştirm ek m üm kün. Candide. zam an zam an kavga ettiği kim selere de hücum eder: H ollanda kitap yayımcıları. dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. akıl ve vicdanla idrak olunan. ayrıca.

kendi çağının dinî inanışlarını konu almıştı. Oedipe adlı bir piyes yazdı. bilgileri ve yetişme tarzlarını benimsedi. herkesin gözü önünde fena halde dövdüler ve Voltaire yeniden Bastille’e atıldı. H ırs ve aptallık dünyanın h er ta­ rafında vardır. cem iyet daha iyi bir şekle sokulmalıdır. Bu şiirlerden biri. tenkitçi. Böylece hapsedilme­ si. François Marle Arouet idi. çağın en iyi hocaları. Henry adlı şiirin birinci bölümünü yayınladı. onu kralın gözünde yüceltmiş. vaktini. Bu arada sonraları Henriade olarak bilinecek esatirî IV. Fransa’nın önde gi­ den yazarları arasına sokmuştu. filozof ve sosyal reformcu. Cizvit pa­ pazlarından aldı. romancı. radikal fikirlere sahip ve hicvî yazılarıyla ün kazanan bi­ ri olarak kendisine isim yaptı. Bunlar. gerçekte. Voltaire. bütün çağların en evrensel dehası olarak kabul edilir. Kısa bir zaman içinde nüktedan. meşhur Bastille hapishanesinde on bir ay geçirmesine sebep oldu. Volta­ ire bunların hepsi idi ve bunların hiçbirinde büyük olmamasına rağmen. fakat genç Arouet. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 61 yobazlık k ötü şeylerdir. zarafete sahipti ki. piyes. âdeta hakaret sayılacak kadar yumuşak geçmesine rağmen. öylesine parlak bir zekâya. onların dindarlıkları kendisinde bir tesir bırakmadı ise de. başka­ larının şiirlerini müstear adla yayımlamakla suçlandı. hür düşünceli edebiyatçılarla geçirmeyi tercih etti. imtiyazın tek­ rar küstahçasına uygulanmasıyla karşı karşıya kaldı. asilzadenin uşakları Voltaire’i sokakta. Chevaierde Rohan adındaki genç bir asilzâde ile giriştiği bir kavga sonucu. Voltaire. on yedi yaşında oku­ lu terk etti. babası onun avukat olmasını istiyordu. Hakikî adı. Yazar Şair. Eğer Voltaire bugün yaşasaydı. Hapisten çıktıktan sora. otorite­ nin keyfî bir tarzda kullanılmasına hayatı boyunca derin bir nefret besle­ mesine yol açtı. Fakat ardından. putperest hurafelerine hücum ediyorsa da. o kadar başarılı oldu ki. müstear adı idi ve orijini de bilinmiyor. Eğitimini. zamanın sosyal adaletsizlikleri üzerine yazılmış bir şiir. enaıjiye. C andide’yi yaz­ dığı tarih ten bugüne kadar geçen iki yüz sene zarfında pek bir şey değişm ediğini söyleyecekti. Gerçekte. şüphesiz. Voltaire. babası noterdi. piyes yazarı. henüz yirmi yaşların­ da olmasına rağmen. Gerçi intikam histeriyle tutuşuyorsa da . Paris’te burjuva bir ailede 1694’te doğdu.

kadın edebî ve İlmî zevkleri olan. en iyi hâmisi kraldı. ilkin. yeni bir edebiyatı inceledi ve tevkif edilmek korkusu altında kal­ maksızın istediğini söyleyebildi. İngiltere. Nihayet 1760’da Fransa ve İsviçre arasında . Dünyayı. Voltaire. kralın resmî metresi Madam Pompadour hakkında. fakat deniz tutmasından korktuğundan vazgeçti ve Cenevre’ye gitti. onun evinde kaldı. “Şüphesiz. Fransa’yı bir şair olarak terketti. bilge biri olarak ■döndü. kitaplarından gelen para ve temkinli yatınıinlanyla zenginlik yolunda giden biri de olmuştu. Ar­ tık. Denilir ki: Voltaire. ne krali­ çeyi. Voltaire. insanların. Burada yeni bir dil öğ­ rendi. Fa­ kat Voltaire. Potsdam. onun ufkunu genişletti. hür müesseseler altında yaşamanın çok daha akıllıca bir hare­ ket olacağına karar verdi ve 1726’da İngiltere’ye giderek üç sene kaldı. Ta­ lih kendisine yardım etti. Fakat burada da. 1729’da Fransa’ya döndü ve parlak mesleğine başladı. 6 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n Voltaire. Bir ara. hikâyeler. tarih ve felsefe eserleri yazdı. 1746’da da Fransız Akademisi’ne seçildi. Bütün bu müddet zarfında. Voltaire. Voltaire. dini. Bir ara Penns- ylvania’ya (Amerika) göç etmeyi dahi düşündü. kitaplara ve kiliseye ihtiyaç hissetmeksizin fazilet­ le olabileceklerini ve Allah’a ibadet edebileceklerini söyleyen Shaffesbury gibi deistlerin eserlerini inceledi. ne de kralı memnun eden bir şiir yazmak dikkatsizliğini gösterdi. Kendi paralelinde yetenek ve düşüncele­ re sahip ve aralarında Swift ve Pope gibi çağın İngiltere’sinin tanınmış ya­ zarlarının da bulunduğu edebiyatçılarla dostluk kurdu. rasyonalist ve amprisist (her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefe) filozof John Locke’in etkisinde kaldı. Voltaire’i de kendisinin edebî çevresine almakla gurur duydu. şiirler. kollannı heyecanla Voltaire’e açtı: kendisine emeklilik bağlandı. Fransa’da olduğu gi­ bi Prusya’da da baskı altında tutulamayacağını gösterdi ve Frederick de dahil herkesle kavga etti. fizikî ka­ nunlarla yönetilen düzenli ve mantıkî bir yapı olarak gören Nevvton’un fi­ ziğini. Nevvton’un fiziğini popülerleştirmeye çalıştı. 1734 ve 1749 arasında akıllı ve kurnaz bir kadın olan Marguese du Clatelet’in sevgilisi olarak. bu şehrin dinî bağnazlığı kendisini rahatsız etti. 1753’te tekrar yola çıktı. Voltaire piyesler. çok sevdiği amatör tiyatro eserle­ rini dahi sahneye koyamadı. altına bir araba verildi ve bir saray unvanı da takdim edildi. maamafih. Nevvton ve Locke hakkında Voltaire’in duyduğu heyecanı benimseyen ve Paris sosyetesinin tanınmış bir sima­ sı idi. Bilhassa. uzun bir zamandır Prusya’yı ziyaret etmesini is­ teyen Büyük Frederick’in davetini kabul etti. Ken­ disini güzel sanatların hâmisi sayan kral.

hikâyeler. öy­ lesine düşünceli. Böylece. Artık son derece zengin bir insandı ve sermayesini. eserlerinin birinin oynandığı Paris’i ziyaret etme­ ye ikna olundu. fakat her çağın en büyük felsefî yazarı idi. öylesine medenîdir ki. Bu heyecan ve yorgunluk. Ferney’deki son yıllan. Hiç de bir filozof değildi. dünya­ nın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. derin olmaktan ziyade kolayca anlaşılan biri idi. daha hafif olanlar. adaletsizlik ve dinî müsamahasızlı­ ğa uğrayanların savunuculuğunu yüklendi. . Ve bilhassa şu bakımdan hürmet görüyordu ki. diğerle­ rinin fikirlerini popüleştirmekte kendini gösterdi. bir deist idi. bilhassa Fransa’da- kiler. onbinlerce Paris’linin çılgın nümayişleri arasında başına defne dalından çelenk kondu. öylesine zarif. Bir yazar olarak nüktedan. berrak. Voltaire. bilhassa Candide gibi felsefî eserleri öylesine nükteli. bazen günde otuz mektup yazıyordu. düşünür olarak. Yine de. hayatının herhangi bir çağı gibi büyük bir ça­ lışma içinde geçti. Dünyaca da tanınıyordu. Avrupa’nın her ta­ rafından onu görmeye geliyorlardı. Kadınlar heyecandan bayıldılar. seksen altı yaşındaki bir kimse için çok fazla idi ve aynı yılın mayıs ayında öldü. tarihî eserler. halkın sevgi tezahürlerinden öldüğünü söylemek yanlış bir şey olmaz. Kendisini görmeye gelemeyenlerle. 1778’de. yüzlerce tanınmış kimse kendisini ziyarete geldi. Maamafih. sadece Fransa’da değil. Onun mahareti. 1 0 0 Büyü k R o m a n • 6 3 Ferney'de yerleşti. Gerçekte ise. Voltaire’in. Fransız ihtilâlini bir iki sene ile kaçırdı. Burası İsviçre sınırına o kadar yakındı ki. Dindar Hıristiyanlar. devamlı surette mektuplaştı. köyün gelişmesi için kullandı. bu ihtilâlin aşırılıklan onu muhtemelen dehşet içinde bırakacaktı. Mantıkî ve şüpheci bir mizacı vardı. makaleler) ara vermek­ sizin devam etti. asrın faziletlerinin ekserisini ve kötülüklerinin de bazılannı gösterdi. dinden değil hurafeden ve bağnazlıktan nefret ediyordu. Şehre bir kahraman gibi girdi. yazılarına (piyesler. hislere pek yer ayırmadı. onu her zaman bir dinsizlik ucubesi olarak gördüler. zarif ve zeki. fakat ihtilâle giden yolun hazırlanmasında bir ölçüde onun da rolü olmuştu. Onun trajik ve esatirî eserleri artık okunmuyorsa da. dünya­ nın her tarafındaki insanlar onları hâlâ zevkle okuyorlar. bir ülkenin bağnazlığından diğerine kaçabilirdi.

a n a s ı ve b a b a s ı ta ra fın d a n te rk e d ilm iş . h iç b ir işe y a ra m a y a n aylak b ek çisi. . ro m a n ın k a h ra m a n ı. Tom Jones Yazan Henry Fielding (1 7 0 7 -1 7 5 4 ) Başlıca Karakterler Squire Allworthy: Z engin. F itz p a tric k 'in k ü ltü rlü ve g ö rg ü lü L ondralı b ir d o s ­ tu . Partridge: Fakir. Black George: S q u ire A llvvorthy’n in s a rh o ş . Squire VVestern: K ırm ızı y ü z lü ve ç a b u k k ız a n . içm ek v e a v la n m a k o lan b ir to p r a k ağ ası. m o d e l b ir İngiliz to p ­ ra k ağ ası. Bridget: S q u ire Allvvorthy’n in sa d e ve b a s it. b a ş lıc a d ü ş ü n c e s i y e ­ m ek . c ö m e rt ve iyi ta b ia tlı. Tom Jones: D o ğ d u ğ u z a m a n . sa f b ir ilk o k u l m ü d ü rü . m ü te m a d iy e n d o la p çev irm ek le m e şg u l o ğ lu . g e rç e k te g a y rim e şru o la ra k d ü n y a y a g elm iş. Bn. açık k alp li v e sa m im î. . Lady Bellaston: Bn. Thwackum v e Squire: R iyakâr iki p ed ag o g . ç ılg ın c a sın a k ısk a n ç k o c a s ın d a n k a ­ çar. Sophia: S q u ire VVestern’in g ü z e l ve d ik b a ş h kızı. Fitzpatrick: S o p h ia’n ın k u z e n i. Mr. Blifil: B rid g et’in . d ü ş ü n c e s iz h a re k e tle ri y ü z ü n d e n b ir sü rü m ü şk ü lle k a rşıla ş ır. m ü şfik k ız k a rd e şi.

Thvvackum ve Square'den Tom'u yetiştirme­ lerini ister O n la r da. ken­ dini bir şey sanan. çabuk kızan biridir Tom. başlanna bir dizi belâ gelir. onun sert ve . iyi mizacından ve zenginliğinden ötürü. çocuğu sık sık döverler Fakat Tom. çocuğun annesinin mahallî ilkokul müdürü Partridge'in hizmetçisi Jenny Jones olabileceğini düşü­ nürler Bridget. Blifil ise. kibirli Square'i kasabanın sürtük kadını Molly Seagrim'le aşk yaparken yakalar. zira Tom. cömertliğin­ den. bütün bunlar Squire'i üzer Civardaki bir malikânede Squire Western adında bir toprak ağası ile güzel kızı Sophic yaşar Toprak ağası çok içen. Bridget. ay­ lak bekçisi Black G eorge'dır Beraberce kırlarda avlanırlar. Kısa bir müddet sonra. M ahallî dedikodudan korkan Squire Allvvorthy. eğitimi de böylece so­ na erer Tom'un bir arkadaşı Allworthy'nin. tembel. Allvvorthy'nin evinde kalmıştı. en fazla hürmet edilen toprak sahibi Squire Allw orthy'dir Bekâr kızkardeşi Brid- get ile beraber yaşar Londra'da birkaç ay kaldıktan sonra. açık kalpli. çünkü Squire Western. müte­ madiyen at koşturan. bir gece evine döndüğü zaman. 1 0 0 büy ük R om an • 65 Hikâye Somersetshire'deki toprak sahipleri arasında. bir erkek bebeğin kendi yatağın­ da yattığını görür ve şaşkına döner Çocuğu kilise bekçisinin ^kapısı önüne bırokmaktansa kendisi büyütmeye karar verir Çocuğun ana ve babasının kimler olduğu büyük bir sırdır Toprak ağası ve kızkardeşi. bir müddet önce hasta olduğu zaman Jenny Jones. bü­ yükleri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını düşünen ruhsuz bir ukalâdır Allvvorthy. vaktini sık sık VVestern ailesi ile geçirir. Jenny'yi kasabadan dışan gönderir O kul müdürü de aynlır Çocuğa Tom Jones adı verilir. sümsük. servet peşinde koşan Yüz­ başı Blitil ile evlenir ve ondan bir erkek çocuğu o lu r İki çocuk bir arada büyütülür Squire Allv^^orthy'nin mirasına konmayı dü­ şünen Yüzbaşı Blifil'e inme iner ve oğlu küçük yaşta iken ö lü r Tom ve genç Blifll iyi geçinemezler. her zaman. sa­ mimi ve oldukça yaramaz bir çocuk.

onu meşru yeğeninden daha fazla sevmesine rağ­ men. zil zurna sarhoş olur. Tom. onun çok hasta olduğu gece. Bir gün. onun gayrimeşru olarak dünyaya geldiğini söyler ve iki genç kavga ederler Bu arada. Squire Allvvorthy'nin hasta olduğunu ve muhtemelen iyileşmeyeceğini öğrenince. Allvvorthy'e tiksinti verici şekilde yaltaklık ettiğini görür Fakat Allworthy. Bu arada Squire Allvvorthy de tamamen iyileşmiştir Blifil. hem o hem VVestern son derece hiddetlenirler Tilki avcısı VVestern. gerçeği öğrendiği zaman. özür dilerse de. hemen hâmisinin başucuna koşar. ihtiyatsız Tom'a olan aşkını gizlemek için.6 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n erkekçe tutumlarına ve ata binişine hayranlık beslerken. bir gece evden kaçar ve Londra'daki teyzesine gitmek üzere yola çıkar . mucizevî bir tarzda iyileşir ve Tom öyle­ sine sevinir ki. Tom'u seviyorsa da. Tom'un nasıl körkütük sarhoş o l­ duğunu. babası. evlilik için hazırlık yapma­ sını söyler Fakat Sophia'nın teyzesi. Annesini yeni kaybeden Bli- til. onu odasına kilitler Fakat kurnaz hizmetçisi sayesinde. kadınlann gözdesi Blifil ile ilgilenmeye başlar. Tom'un bir an önce vasiyeti okumak için sabırsızlan­ dığını söyler. Blifil. avlan­ maya çıktıklan sırada. fena halde azarlar -Tom kendisini sctvunamayacak kadar dehşet içindedir. Sophia'nın Londra'dan gelen teyzesi. Sophia. kızı Sophia da onun samimiyetinin tesirinde kalır. Tom'a hiddetlenen ve hayal kırıklığına uğrayan Allvvorthy. Sophia ve Blifil'in evlene­ ceklerini sanır ve Squire VVestern'e. gayri meşru dünyaya gelen bir kimseyi kendisine dam at olarak düşünemez.ve evinden kovar Başının çaresine bakması için de Tom'a 500 Ingiliz lirası verir Tom parayı har vurup har­ man savurur Sophia da ailesine leke getirmiştir Hiçbir şart altında Blifil ile evlenmeyeceğini söyleyince. orada Blifil'in. Tom'un bu tutumunu hakaret sayar Tom. beş parasız. Sophia'nın kaçan atını yakalamak isterken kolunu kırar Bu müddet zarfında VVesternler'in yanın­ da kalır Tom ve Sophia birbirlerine âşık olurlar Tom.

Somersetshire'den kovulan Partridge'din Partridge. Yaralannı mahallî bir berber İyi­ leştirir. şimdi Tom'un macera arkadaşı olur. buna sadece. Tom araya girer. ona sadakatinden hiçbir şey kaybetmediğini ısrar­ la söyler ve tavrını düzelteceğine söz verin İki âşık banşırlan Partridge de. Waters'in koca­ sı değildir Durum normale dönünce. Tom. handan aynidıktan kısa bir müddet sonra. Tom kadını kurta- nr ve Upton kasabasında bir hana getirir. kuzeni Bn. Bn. bu berber. içeride Bn. Londra'nın zevklerini tattıracak Bel- laston adında bir kadınla tanışın Tom ve Partridge. kısa bir za­ man sonra Londra sosyetesine ve Lady Bellaston ile Bn. Fitz­ patrick. bo­ zulmamış. tiyatroda Sop- hia'yı görür. hiddetle handan aynlır. dikkatsiz bir tu­ tumla. Bu arada. pa­ tırtı başlar: Kansının kendisini terkettiğini iddia eden gözü dön­ müş bir adama. M iller de sevinin . Londra'da Nancy Nightingaie adında bir kadına âşık olur. Londra'ya gitmekte olan Sophia ve hizmetçisi de Upton hanına gelirler Çok geçmeden handa. Waters adlı orta yaşlı bir kadın görürler. Fitzpatrick kocasının Tom ile g i­ riştiği münakaşa sonucu handan kaçmıştır Sophia ve Bn. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n » 6 7 Tom. bir gürültü. bu şehirde. Bn. kızı Nancy'nin Partrid­ ge ile evlenmesine razı olmaya ikna eder. Tom. kadının babasını. saf taşra kızına. Nancy'nin arkadaşı Bn. el kürkünü kasten handa bırakır. Sophia'ya âşığının sadakatsizliğinden bahseder Sop­ hia. Tom'un odası gösterilir. beraberce. Kadın. Wa- ters ile beraberdir. Tom'u kendi­ siyle aşk yapmaya ikna eder. Waters haykırır Adam. fakat kadının babası Partridge'i damat olarak iste­ mez. sabahleyin kürkü görün Sophia. Londra'ya giderler Sophia. Par­ tridge değil. Fitzpatrik adında biridir ve Bn. kansı kaçan adam içeri girer. Fitzpatrick ile karşılaşır. Partridge. Fitzpat- rick'in yataklanna kabul edilin Tom bir gece. Sophia'nın peşinden Londra'ya giderler Miller adında bir kadının boş evinde kalırlar Tom. Bir ormanda. kendisine saldırmak isteyen askerlere karşı koymaya çalışan Bn. yolda bir sürü kabadayı ve sarhoş askere rastlar ve onlarla bir handa kavga eder.

kızı­ nın kendisi ile evlenmesine hiçbir zaman razı olmayacağını bil­ diğinden. hid­ detlenir. kendisini affeder. şaşkınlaşır ve artık gelişigüzel aşk hayatından vazgeçmeye ye­ min eder Bn. Waters. Bridget. Fitzpatrick'in evine gider. Sophia ile evlenecektir Tom yardım dilemek üzere. Tom ile yaptığı düelloda ölmemesi halinde. Blifil. onun Bn. kızı Sophia He evlenebilecek biri olduğuna karar verir ve iki sevgili resmen birleşirler İğrenç Blifil dışında herkes şimdi . Böylece temize çıkan Tom. Bn. Tom'u affedeceği sırada. Partridge. adamın. Blifil. fakat kötü talih burada da peşini bı­ rakmaz: Bn. ölmeden önce. kızını bulmak için Londra'ya gider. kedere boğulur Partridge. Tom'un suçu olmadığını söyler Squire Allvvorthy. Tom. daha sonra bu kadının Jenny James. Kızını Lady Bel- laston'un evinde bulur. Tom'un annesi olm adı­ ğını anlatır Tom'un hakikî annesi. hainlik ederek bu mesajı tahrip etti. adamı yaralar ve hapsedilir Tom'un Upton'da bir gece geçirdiği Bn. serbest bırakılır ve talih kendisi­ ne güler Squire Allvvorthy. kendi evine getirir. fakat Bn. Fitzpatrick'in kıskanç kocası Tom'u tanır ve kendi­ sini düelloya davet eder. Tom'un annesi oldu­ ğunu anlatan bir yazıyı Blifil'e verdi ise de. Fitzpatrick'in. tilki avını bırakır. Tom'u astırması için rüşvet de teklif et­ mişti. Tom'un kederini daha da artıran bir haber getirir Squire Allv^orthy de Londra'dadır ve Blifil. Tom'un. ile evlenmesi için zorladığı Sop- hia'dan pzür diler ve Squire Western'e Tom'un kendisinin haki­ kî yeğeni ve vârisi olduğunu söyler Squire VVestern de. ona olan eski sev­ gisi canlanır Allvvorthy. Tom. Waters. kendisini hapishanede ziyaret eder. yani Tom'un annesi olduğunu söyler Tom. Waters ile macerasını öğrenir Bu iyi adam. zarif bir hareketle. Allvvorthy'nin kendi kız kar­ deşi Bridget idi.6 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n Sophia'nın evden kaçtığını öğrenen Spuire Western. Allvvorthy'ye. Tom'a yeniden kızar. M iller Tom'u savunur. Fitzpatrick ile yaptığı düel­ lodan sorumlu olmadığını Squire Allvvorthy'ye anlatır Yaralan iyileşmekte olan Fitzpatrick de. Blifil.

Bu eserde. kendi zam anındaki İngiliz hayatını tastam am önüm üze seriyor. 1 0 0 Büyük R o m a n • 69 memnundur. Joseph Andrevvs adlı eserinde olduğu gibi. Squire Allvvorthy'nin malikânesinde mutlu bir hayat sürmeye başlarlar. akıllı ve m üşfik bir insan oldu­ ğunu gösteren bu yazıları ile kendi çağdaşlarına hitap edi­ yordu. sade ve basit” bir tarzda. İngiliz rom anının daha em eklem e çağında iken yayım lanan bu eseri. Dickens. . bilhassa. karakter ve to n standartları getirdi. Bu tü r yazıların da. Yoldaki m aceralar ve onsekizinci asrın hanları ile ilgili kısımlar. “sam im i bir insanın başına gelenler. K itaptaki bölüm lerin h er biri. başka yere gönderilir. o zam andan beri çok sayıda İngiliz yazarına tesir etti. İngiliz rom anına yapı. genişçe işlenecek. kendisine yıllık maaş bağlanarak. son derece nükteli özetleyen bir yazı ile başlar. İkincisi. fakat şatafatlı cüm lelerden. Tom ve Sophia. üçüncüsü Lon­ dra hayatı. Tom Jones’deki panoram ik m anzara. Eleştiri Fielding. Fielding böylece. Thackeray ve Trollope ü zerin­ de etkileri oldu. h er zam an yararlı olm asa da. o zam ana kadar olup bi­ tenleri. saçm a hâdiselerden veya ahlâkî derslerden kaçınılacaktı. Tom Jones’m plânı­ nı ustalıkla uyguladı. plânından aynlm aksızm . düzgün ve eşit bir şekilde üç parçaya ayrıl­ m ıştır: Birincisi. Tom ]ones. Bir piyes yazarı ola­ rak uzu n tecrübesine dayanan Fielding. ro­ m anın karakterleri ve insan tabiatı hakkında gayet yerin­ de görüşler ileri sürülür. Fielding. U pton’daki han m anza­ rası ile zirveye erişen yoldaki m aceralar. Tom Jones’dâ da. kendisinin kom ik diye nitelenc^irdiği bir m ace­ rayı n esir halinde anlatm ak istedi. Allvvorthy ve W estern m alikânelerinin bulunduğu kırdaki hayat. D ickens’i etkiledi.

başını bir d ert­ ten diğerine sokan Tom. Fielding 12 Nisan 1707’de dünyaya geldi. Eton lisesine ve Leyden Üniversitesi’ne devam etti. Blifıl. aslında iyi olduğunu ve kendi ahlâkî anlayışını geliştirm esi için yalnız bırakılm ası gerektiğini söylem ek istiyor. Halk için komedi ve müzikal piyesler yazarak geçimini temin etti. Londra’da küçük bir tiyatronun menacerliğini ve gazete­ cilik yaptı. sırf para kazanmak için bu türde çok sayıda eser verdi: bunlann en meşhuru. sonunda gerçekten doğru ve n a­ m uslu bir insan olduğunu gösterir. 1744'te karısı öldü ve üç sene sonra. hizmetçisi Mary Daniel ile evlendi. Fakat gerçekte. Yazar Desmond Dükü’nün torununun torunu olan Henry Fielding bir asilza­ de olarak dünyaya gelmekle beraber. 1734’te Tom Jones’da Sophia ve son romanında Amelia için model olarak kullandığı söylenen Charlotte Cradocak ile evlendi. Squire A llw orthy’nin m i­ rasını konm ak için h er türlü hile ve ihanete başvurm aktan çekinm eyen tam bir riyakâr ve habis bir insan. Fakat 1748’de Middile- sex ve VVestminester bölgeleri için hâkim tayin edildikten ve cemiyetin . roman yolundaki ilk tecrübeleri Joseph Andrews (1742) ile vahşicesine istihzalı Jonathan M///d(1743) idi. Fielding. hayatının bü­ yük bir kısmında mücadele etmek zorunda kaldı. geçimini temin için. D üşüncesizce hareket ettiğinden.7 0 • 1 0 0 B üyük R om a n Tom Jones’in ana tezini. ge­ nellikle dikkatsiz. 1728 ile 1737 arasında. 1739 ve 1741 arasında Champion adlı gazetenin editörlüğünü yürüttü. Ö te yandan. Bununla beraber ge­ çimini temin için. Fielding’in dünyası ahlâkî bir dünya olm akla beraber. h er türlü yolu yordam ı bilen. Blifıl’in karşısına Tom’u çıkaran Fielding. onsekizinci asrın iyimserliği teşkil eder. Avukatlığa başladı ve 1740’da baroya kabul edildi. 1730’da yazdığı Tom Thumb \d\. tertem iz bir dünya da değildir. tecrübesiz ve zevk peşinde giden beşer tabiatının. gayet nazik bir insan ve dışarıdan bakıldığında da son derece hürm etk âr biri. Fielding’in.

1751) meydana çıktı. Adaletsizlik dışında hiçbir beşerî özellik. Ölümünden sonra yayımlanan Lizbon’a Bir Seyahatin l-lil<âyesi adlı kitabında. B ununla beraber. 1 0 0 büy ük R o m a n * 7 1 bütün kesimleri hakl<ında bilgi edindikten sonra. onun yabancı­ sı değildi ve hem hâkimliği sırasında hem de 1752’de kurduğu Covent Garden Journal adlı gazetedeki makalelerinde adaletsizlikle ara vermek­ sizin mücadele etti. Lady Booby. . ülkede derin bir sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğünü gördü. çok dahıa istihzalı ve alaylı bir tarzda inceledi. genellikle. “S/ıame/a" adında kısa bir mizahî eser yazdı ve ardından yayınlanan Joseph Andrews'de konuyu. Samuel Richardson. Diğer Eserleri Joseph Andrews: R ichardson’un Pamela adlı kitabındaki tertem iz. Joseph Andrews’de. m u htem elen Wakefîeld Papazı’ndaki Dr. ahlakî düşünceleri tebessüm le karşılayan Fielding. Fielding. bu son derece faziletli genci baştan çıkarm aya çalışır. sıhhatini yeniden kazanmak için Lizbon'a gittiği­ ni. 8 Ekim 1754’te Lizbon’da öldü. Son derece popüler olan bu romanın. orta oyunu şeklinde mizahî roman- . içli bir şekilde anlatır. K itapta ü stü n lü k kuran Adams. Böylece. geçimini temin için piyasa yazarlığı ve hâkimliği sırasında edindiği tecrübelerle. Goodwill’i bu kötü dünyadan k urtaran Joseph değil. 1740'da. 1749 ve Amelia. iyi huylu. Fielding’in sıhhati 1754’te fena hâlde bozuldu ve şifa bulmak üzere Portekiz’e gitti. şehvete düşkün Lady Booby’ nin üniform alı uşağının (Pam ela’nın erkek kardeşi diye tanıtılır) m aceralarını anlatır. Başaramayınca. Kitap baştanbaşa ahlakî öğütlerle dolu idi. son derece müşfik bir insandı. ■ başlayan Fielding. son derece basit ve se­ vimli bir kim se olan Parson A dam s’dır. tipik bir şekilde canlı ve zinde. hem Josep h ’i hem de o nun gerçek sevgilisi Fanny Good- will’i yanından atar. hissî. Cemiyeti Richardson’dan çok daha iyi bilen Fieldlng’in büyük romanı Tom Jones’a hâkim olan bir sağduyusu vardı. zengin karakter ve hâdiselerle dolu romanlar yazdı. sahte ve riyakârca ahlâk hocalığı yap­ tığını iddia eden Fielding. ilk hakiki Ingiliz romanı sa­ yılan Pamela’y\ yazmıştı. son iki romanı (Tom Jo- nes. Fielding.

. ıstırap çeken A m elia’ya olan aş­ kından bahseder. Bu arada.7 2 • 1 0 0 Büyük R om a n Prim rose’a örnek alınan kim sedir. Joseph Andrews% bir or­ ta oyunu. borcunu ödeyem ediğinden hapse atılır ve hapishanedeki bir m ahkûm arkadaşına. W illiam Booth adında. Am elia da bir sürü güçlüklerle karşılaşır. zayıf iradeli ve m asum bir insan. N ihayet. son dakikada ya­ pılan bir m üdahale ile W illiam hapishaneden çıkarıhr ve A m elia ile evlenir. Amelia: Fielding’in hayatının sonlarına doğru y a z ıl^ bu eser önceki rom anlarındaki hareketli canlılığından m ahrum dur. kom edi olarak başlar ve onşekizinci asırdaki İn­ giliz hayatının bir g ö rü n tü sü n ü önüm üze sererek bitirir. Bu m ahkûm M iss M atthew s adında ka­ til bir kadındır ve W illiam ’ı iğfal eder. “C ervantes’i taklit ede­ rek" yazdığını söyleyen Fielding. Gerçekte onşekizinci asrın m ahkem e ve h a­ pishanelerindeki adaletsizliği konu alan ciddî bir kitap.

. Moses: P rim ro se la rın d iğ e r e rk e k ço cu k ları. k a d ın la ra d ü şk ü n . m e z iy e tle ri ö ğ re n i­ le n e k a d a r sa m im iy e ti ile P rim ro se la rı k ız d ırır. e ğ itim in i ev d e y a p tı. h a re k e tli. Sophia: O livia’n ın k ız k a rd e şi. k ö tü g itm e ­ sin i d e m e ta n e tle k a rşıla y a n p a p a z ı. İş h a ­ y a tın a a tılm a k iste r. m ü te v a z ı. Olivia: P rim ro se la rın e n b ü y ü k k ızları. k o cası ta ra fın d a n g erçeğ e d ö n d ü rü lü r. George: P rim ro se la rın e n b ü y ü k ç o cu k ları. m ü şfik . ta lih in in y a v e f g itm e sin i te v a z u . O livia’d a n d a h a c id d î v e d a h a a z h ercaî. g e rç e k te S q u ire T h o rn h iU ’in am c a sı Sir VVilliam T ho rn h ilI. Wakefield Papazı Yazan Oliver Goldsmith (1 7 2 8 -1 7 7 4 ) Başlıca Karakterler Charles Primrose: VVakefieId’in m ü şfik . Burchell: Başka b ir k isv e a ltın d a g ö rü n m e sin e ra ğ m e n . Deborah Primrose: P a p a z ın k a rısı. Squire ThornhilI: P rim ro se ’m ev sah ib i. h iç b ir m e s le k te b a ş a rılı o la ­ m a y ın c a a s k e re g id e r. Mr. b a z e n so s y e te h a y a tın a g irm e k is ­ te r s e d e. sa flık ve b a ­ sitliğ i ço k d e fa b a ş m a z o rlu k la r ç ık a rırs a d a. flö rtü s e v e n bu k ız a ile n in y ü re k a cısı o lu r. d ü n y e v î o lm ay an . b a b a s ın d a n d a saf. y akışıklı. n a zik . n eşeli.

artık sadece papazlık maaşı ile kıt kanaat geçinmek zorundadır. Prim­ rose ailesi de.7 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Arabella VVilmot: G eorge P rim ro se 'in n işa n lısı. Ephraim Jenkinson: B irçok i<isve a ltın d a g ö rü n e n sa h te k â r: felsefe ve esk i d iller h a k k ın d a k i s a th î b ilg isi. dördüncü defa evlenmeye hazırlanıyordu.) Bu ara­ da Primrose'un bir komisyoncunun oyununa geldiği ve rahat hayatının bozulduğu görülür. komşulanndan birinin kızı olan Arabella VVilmot'a âşıktır ve iki aile. vaktini kadınlar peşinde git­ mekle geçirin Bu arada. Hikâye VVakefield papazı Mr. M r Burchell ile karşılaşırlar. daha zor bir yaşayış içine girer Yeni evlerine g i­ derlerken. İyi bir kadınla evlenen ve a l­ tı gürbüz ve güzel çocuğun babası olan Primrose. bir erkeğin bir kadından başka kadınla evlenmemesi gerektiğine inanır. yeni ev sahipleri Squire ThornhilI hakkında bilgi verir ThornhilI. onu kendilerine sevdirin Primroselar- la beraber yolculuk yapan Burchel. Mr. Hayatındaki bu âni değişiklik ve VVilmot ile kavgasından ötürü. kendisini Primroselara daha da sevdirin Primroselar. büyük bir sevinç için­ de evlilik için hazırlanmaktadır. VVilmot ise. onun bir diğer yolcuya cömertçe hareket etmesi. hayatın ba­ sit yönlerinden zevk alır. George'la Arabelle arasın­ daki nişan da bozulur George. O xford'u he­ nüz bitiren en büyük oğlu George. Charles Primrose. Bir gün. Roman başladığı sırada. kansı öldükten sonra. k u rb a n la rı ü z e rin d e d e rin b ir iz ­ len im b ırak ır. yeni­ den evlenmesi gerekip gerekmeyeceği hakkında Arabella'nın babası ile şiddetli bir tartışma yapar (Primrose. Burc- hell'in. Primrose bir kimsenin. büyük ve yüksek ruhlu Sir V/illiam ThornhiH'in yeğenidir. İngiltere'de hâlin­ den en hoşnut insanlardan biridir. atından düşen Sophia'yı kurtararak. kendilerini her zaman ziyaret edebileceğini söylerler . hayatını kazanması için Londra'ya gönderilir.

ailenin hantal atının satılmasında. Sophia ve O livia üzerinde derin bir iz bırakır ve Londra'ya gittiklerini söyleyen hanımlar. kızını kur yapmaya teşvik eder. Bunun­ la beraber. Olivia bu yakışıklı toprak ağasına derhal âşık olur. Burchell. Primroselann küçük çocuklan Dickve Bili için bisküvi ge­ tirir. Primrose. Squire ThornhilI. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 7 5 Sonbaharda. elin­ deki parayı böyle harcamasına üzülür. Primrose ve Mr. ciddî. daha iyisini satın alması için kasabaya gönderilir. bir müddet Londra'da kaldıklan takdirde tavırlannın kibarlaşaca­ ğını ve sosyal evlilikler için daha iyi bir durumda olacaklannı anlatır. sakin Sophia'ya ilgi duyar ve her geli­ şinde. Primrose onlann bu teklifini gayet iyi karşılar. Kadının indinde. Primrose'in ikinci oğlu Moses -ki iş hayatına girmeye hazırlanıyordu. Bn. zaten pek varlıklı olmayan Burchell'in. Fakat Mr. Bn. Londra'nın saf ve yeni yetişmiş hanım kızlar için iyi bir yer olmayacağını söyleye­ rek itiraz ederler. ThornhiH'in zenginlik ve sosyal mev­ kiinin etkisi altında kalarak. kendilerini daha gösterişli bir şekilde her pazar kiliseye götürecek daha iyi bir atın satın alınmasında ıs­ rar eder Böylece. şayet iki genç kız kendileriyle beraber gelecek olurlarsa gayet memnun olacaklarını söylerler. Bn. Mr. bir gün ev sahipleri Squire Thornhill'i. at üzerin­ de giderken görürler. büyük düşüncelere saplanır. onun kızı ile evleneceğine inanır. Atı iyi bir fiyatla satar. Primrose.bu atı satıp. kaba ve samimi köylü komşulan Mr. Primroselar yeni evlerine yerleştikten kısa bir müddet sonra. Lady Blarney ve Miss Carolina VVilelmina Amelika Skeggs. ihtişamla içeri girerler. Primrose. ThornhilI. Primrosela- rın. Flamboough ile ocak başında bir aile oyunu oynadıkian sırada. bir gün. Primroselann kızlan buna çok sevinirler. fakat bölgedeki bütün güzel kızlan baştan çıkardığı söylenen ThornhiH'in "şöhret"i Primrose'ı rahatsız eder. Hanımlann kültürlü konuşmaları. artık evlerini sık s'ık ziyaret eden fakir BurchelI'den çok daha caziptir. fakat bir at . Burchell. gözalıcı bir tarzda giyinmiş iki ha­ nımla geldiği zaman Primrose ailesi heyecanlanır.

evi terket- mesini ister Yaptıklanna pişmanlık duymayan Burchell evden aynlır. kızlan hakkında gayet kötü iftiralarda bulunulduğunu öğrenin Primroselar. çünkü Bn. Fakat yolculuktan birdenbire vazgeçilir. kızının oldukça ağır çalışmasına rağ­ men. kederli bir hal­ de.7 6 • 1 0 0 Büyük R om a n cambazı kendisini aldatır ve önceki atlanndan daha kötü bir atı kendisine yutturur. evden kaçan kızını aramaya koyulun Kızını ararken hasta­ lanır ve bir handa üç hafta yatan İyileşince. zira "evlilik günü"ndeh dört gün önce. Bn. Primrose ve O livia. ilkin kızlannı kaçıranın Spuire ThornhilI olduğu­ nu düşünürler. bu oyunu doğru bulmaz. artık Primroselan daha sık ziyaret etmeye başlarsa da Bn. oğlu George'ı. yine de Primro- se'ın yarasını deşercesine. Primrose. Moses. oğlunun. Olivia'ya evlenme teklifinde bulunmazsa. Primrose. bir araba içinde iki adamla giderken görün Primroseler. VVilliams ile evlenmesinin iyi olacağını anlatır Fakat evlilik hakkındaki bütün bu düşünceler âniden kaybolur. satın aldığı atı. suç M r Burchell'e yüklenir Mn Primrose. yakında Williams adındaki bir köylü ile evleneceğini söylerler. ders verdiğini ve musikî ile meşgul . Arabella'ya göz koymuştur. O livia'nın. gururla eve getirir ve "günnüş" diye yutturulan başlığının da bakır olduğu anlaşılır Mr. şimdi gezici bir aktör grubu ile beraberdin George Avrupa'ya gittiğini. fakat ThornhilI hiçbir suçu olmadığını söyler. George. bir handa kaldığı sırada görür. eğer Squire ThornhilI. hayatını kazanmak için Londra'ya gittiğinden beri bir haber almadığını söylen Ş im d i' Squire ThornhilI. şüphelenir. Burcheli'in itirazlanna rağmen. VVilmot. Mr. Olivia'nın nerede olduğunu soran Primrose. Dick Primrose. Olivia'yı. Mr. bu iftirala- n yayanın Mr. George'ın nerede oldu­ ğunu soran Mn Primrose. Burchell olduğunu öğrenince papaz. Şimdi. gerçekte. aile kızlannı Londra'ya göndermeye hazırlanır. tekrar yola koyulur ve Arabella VVilmot'a rastlar. Squire ThornhilI. Primrose. Squire Thornhill'i evli­ liğe zorlamak için. onun evlenmeyi pek düşünmediğin­ den. Londralı hanımlara.

Papaz. Olivia'yı her zaman görebilmesi için onun. halkın kızgın protestolan arasında. rüşvetle onu orduya kaydettirir. Moses'e hiçbir işe yaramayan atı satan ve hattâ papazı dahi aldatan Ephraim Jenkinson'a rastlar. ertesi günü. bir han­ da bulur ve kız nasıl kaçınidığını anlatır. Thorn- hill'in küstahlığı. dört aydır ödemediği kirasını ister Primrose'ın parası yoktur. ThornhilI kızı iğfal eder. Londra'ya gitmek üzere evden aynidığı zamandakinden daha az para vardır. ThornhiH'i kolundan tutarak evden atar. ThornhilI de. Primrose. onlann kınk dökük bir eve taşm- malanna yardımcı olurlar. babasının yanında kalırlar. Squire Thornhill'in. Hayatı sahtekârlık ve suç işlemekle geçen Jenkinson . Papaz. terkedilmiş ve sefil bir halde. O livia Mr. köyden bir kimse ile evlenmesini tavsiye eder. 1 0 0 Büyük R om a n • 7 7 olduğunu söylerse de yanında. Sahte bir papazın yerine getirdiği sahte bir nikâh töreninden sonra. ThornhilI. hapis­ hanede. borçlannı ödeyemeyenlerin tutuklandığı hapishaneye götürülür. Primrose'ı öylesine hiddetlendirir ki. Primrose. O gece evlerine ulaştıklan sırada. şimdi nerede yaşayacaklannı bilemezler. Hapishanede iken. kasabada sefil bir yer bulur Primrose'ın iki çocuğu da. Ailesi. onu hâlâ seven Olivia'yı daha da kedere boğar ThornhilI ise. Da­ ha önce tanıştırdığı Londralı nazik iki hanım ise. eşyalan yandığından. W ilm ot'la nikâhını Primrose'ın kıymasını ister ve küstahlığını daha da ileri götürerek. kızı Olivia'yı. gerçekte fahi- şedirler. O livia'dan kısa bir zaman içinde bıkar ve ken­ di başına evine dönmesi için onu Londra'da yalnız bırakır. Burcheil ile değil Squire ThornhilI ile kaçmıştır. Primrosela- nn bütün. Primrose'dan. George'in ken­ disine bir engel olmamasını isteyen Squire ThornhilI. yaptıklanna nedamet getiren kızını affeder ve evlerine dönmek üzere beraberce yola çıkarlar. Arabeila VVilmot ile evleneceği haberi. papaz evin alevler için­ de yandığını ve kansı Deborah'ı iki küçük çocuklan Dick ve Bill'in yangında kaybolduklannı haykınrken görür. Müşfik komşulan.

Sir VVilliam ThornhiH'e bir mektup ya­ zarak. onlardan birini yaralar. diğerini elde etmeye azmetmişti. Londralı ka­ dınlara. parça parça olaylan bir araya getiren Sir VVilliam. Sophia ile birlikte kendisini ziyaret eder Se­ vinçten çılgına dönen Primrose. gerçekte. şahsî faziletleri için sevip sevmediğini anlamak ga­ yesiyle kimliğini belirtmemiştin) Kızlan hakkında. kaçınlıp ter- kedildiğinden bu yana solup sararan O livia'nın öldüğünü söy­ ler. Primrose için hayatın kapkaranlık göründüğü bir sırada. onların eline düştüğü takdirde. ilkin. Olivia ve Squire Thornhill'in. bütün faziletlerini kaybedeceklerini bil­ mektedir Sophia'yı kaçıranlar. para­ sı için değil.7 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n hapishanede kendisini ıslah etmeye çalışır. meşru bir şekilde evlediklerini anlatın ThornhilI. talih biraz yüzüne güler. G eorge'a ölüm cezası verilir. Primrose. Burchell. Mr. Sophia'yı kaçırdıklannı söyleyerek felâketi katmerleştirir. Mn Primrose'm yardımıyla. Jenkinson'a ve diğer suçlu­ lara vaaz verir. George de bu arada. Bu arada. Jenkin- son'un bir haberi ile felâket hâlini alır: Jenkinson. . Burchell'in. zengin ve yüksek ruhlu. kıyafet değiştirmiş Squire Thornhill'in amcası Sir VVilliam ThornhilI olduğu anlaşılır (Sophia'nın kendisini. Primrose'm başına gelen felâketler bir türlü bitmek bilmez. çünkü kızlann. Squire Thornhill'in kızkardeşinin şatosuna giderek intikam a l­ mak ister Fakat Thornhill'in hizmetkârlan kendisini döverler. eşkıyalann. yeğenine kızgınlık duyan Bu arada Ephraim Jenkinson. Mr. Kendi başına gelen bir sürü felâkete rağmen Primrose. Squire Thornhill'in adamlanydı- lar. Deborah Primrose da. Her tarafı yara bere içinde olan oğlu George da hapsedilir. kızı Sophia'yı eşkıyalardan kurta­ ran Mr. felâketlere nasıl tahammül edebileceklerini an­ latır. Jenkinson'dan. Olivia ile ken­ disinin yalancıktan nikâhlannı kıymalan için. yeğeninin ihanet ve zulmünden bahseder. iftira eden mektubu o yazmıştır. Burchell'e Sophia ile evlenebi­ leceğini söylen O zaman. zira kızlardan birine mâlik olmayan ThornhilI. Primrose'm başına gelen talihsizlikler. asılarak öldürülecektir. Perişan bir hale düşen ve hastalanan Mr.

Primrose. Thorn- hill. iyi talihinden ötürü daha da fazla minnettarlık" duyar. sonraları ondan şantajla pa­ ra sızdırabileceğini düşünerek hakikî bir papaz getirmiştir. ThornhiH'in. şimdi Arabella W ilm ot'la evlenemez. Primrose'm parasını alıp ka­ çan adamın Antwep'de yakalandığı ve paranın kendisine aide edileceği haberi gelir. Mr. Jenkinson'un yeni arkadaşı hakkında takibat açtırmayacağını ummuştu. sonunda talihin tekrar yüzü­ ne güldüğü adam ın hikâyesi hepim izi ilgilendirir. fakat "felâketleri nasıl metanetle karşılamışsa. Primrose'm ThornhilI ve Arabella W ilm ot'un evlenmelerini onaylaması için Olivia'nın öldüğü ha­ berini de Jenkinson yaydı. R ahat ve akıcı. en k ü ltü r­ lü okuyucular. onsekizinci asrın en çok sevilen ro ­ m anlarından biri idi. Hayatın binbir tecrübesinden geçmiş pa­ paz için artık. hayatta arzu edebileceği bir şey yoktur. (Bilhassa h a­ pishane sahnelerinin anlatılışı. pek tabiî.) İkincisi. Eleştiri Wakefield Papazı. pek çok okuyucunun ilgisini çeke­ cek surette. Nihayet. G oldsm ith’in iyi bir piyes yazarı olduğunu gösteriyor. efendisi hakikî olarak evlendiği takdirde. 1 00 büyük R om an • 79 sahte bir papaz bulunmasını istedi. Prim rose. böylece. İlkin. ThornhilI ve Olivia artık gerçekten evli olduklanndan. ılımlı bir tarzda m izahî. fakat gösteriş- . kendisini son derece sevindiren bir haber daha alır: Olivia ölmemiştir. Mr. G oldsm ith zam anın en iyi bir üslûpla yazanlarından biri idi. Joseph Adams’ındaki papaz A dam s’ dan başlayarak. dram atik bir tarzda anlatılıyor. Ve Primro- se'ın sevincine sevinç katarcasına. Bunun sebebi açık. m ütem adiyen kötü talihle karşılaştıktan sonra. Fakat Jenkinson. Fieldings’in. en başarılı olanlarından biridir. Prim rose aile­ sinin başına gelenler. G oldsm ith’in hisler ve tesâdüfler üzerinde norm alden fazla durd uğunu sezerlerse de.

Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti ve bir defa okuldan kaçmasına rağmen. karşılaştığı b ü tü n talihsizlik ve felâket­ lere rağm en. sadelikleriyle klâsik­ leştiler. ocak başında toplanan papaz ailesinin. gerçekte. Hanları. isyan etm ez. oku­ yanın ilgisini çekecek tarzda anlatm asını biliyor. Prim rose. A llah’a karşı gelmez. Ardından Edinburg ve Leyden üniversitelerinde tıp tahsil etti. İsviçre ve İtalya’da dolaşmaları sırasında da diplomasını aldı. Jane A ustin ve George E lliot’u etkiledi. 10 Kasım. onun düşü n d ü ğ ü gibi tecelli eder. Wakefield Papazı’ndaki cümleler. G oldsm ith’in. Basit plânına ve tesadüflere bağlı kalm asına rağm en. Sinikal biri onunla alay ederse de. yolları ve hapishaneleri. so­ n u n d a h er şeyin iyi olacağına inanır ve gerçek de. zam anı­ m ızdan çok daha b asit ve sade zevk ve eğlencelerini. stoik m etan et üzerine yazılm ış ciddî bir eserdir. Dickens.8 0 • 1 0 0 Büyük R om an S İ Z . Gold- sm ith. George Primrose’ın avare hayatı. Wakefield Papazı. İngiliz rom anı tarihinde em salsiz bir yer ka­ zandı. muhtemelen Fransa. 1728’de doğdu. Papaz olmak istedi. G österişsiz b ü tü n cazibesine rağm en. Yazar Wakefield Papazfnm XX. hayatı boyunca. büyük m alikâneleri ve hepsinin ü stü n d e. nihayet 1749’da mezun ol­ du. bu rom a­ nı çok sevdi ve ondan çok şey öğrendi. G oldsm ith’in kır hayatını cazip bir tarzda anlatışı. gerçekte oto-biyografik. Bilâkis. bu hayatı bir uzm anm ışçasına anlatıyor. daima para sıkıntısı çekti. neşeli bir m etanetle b ü tü n bunlara taham m ül eder. Bölümü’nde anlatılan. O lgun bir okuyucu için. onsekizinci asır İngiltere’sinin m ütevazi kır hayatını anlatan ifadeleri em ­ salsizdir. Wake- field Papazı. Bir İrlandalI papazın oğlu olan Oli- ver Goldsmith. nükte ve ma­ haretlerine rağmen. “Terkedilmiş köy" adlı şiirinde olduğu gibi. Mr. . İngi­ liz rom anında m uazzam bir tesiri oldu. fakat reddedildi.

her zaman başkalarından borç alarak yaşadı. 4 Nisan 1774’te öldü. Johnson. meşhur ressam Sir Joshua Reynolds (ki Goldsmith'in en iyi res­ mini o yaptı) vardı. cazibe ve sağduyu ile doludur. Goldsmith’in borcunu ödedi. Goldsmith. Goldsmith her zaman parasız. büyük şahsiyetlerin yanında ne söyleyeceğini bilmeyen biri olarak gördülerse de Johnson. zayıf. Goldsmith. 1756’da Londra’ya döndü. beceriksiz bir palyaço. borcunu ödemediğinden hapishaneye gönderildi. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 81 Goldsmith. siyasî gazetecilikten tarihe ka­ dar her sahada eser verdi. VVakefield Papaz/’ndan sonra en iyi bilinen eserleri şunlar: “Terkedilmiş Köy (1770): “The Goodnatur’d M arf (1776) ve “She Stops to Conquef (1773) adlı iki gayet neşeli sahne eseri ve “Dünya Vatandaşf (1762) ad­ lı mizahî “Mektuplar” Bazı şiirlerinin ve sahne eserinin. paniğe kapılarak Johnson’a acele mektup yazdı. Johnson’un “Kulüp”ü. Goldsmith’in odasında VVakefield Papazfnm müsveddelerini gördü ve hemen bir ya­ yımcıya götürerek 60 İngiliz lirasına sattı. şiirden sahne eserlerine. . Goldsmith. Goldsmith’in edebî değerini takdir ediyordu. gayrıresmî fakat meşhur “Kulüp”ün üyesi oldu. bu arada Garrick. Kulübün üyeleri arasında çağın en tanınmış şahsiyetleri. 1761’de İngiliz edebî hayatının büyük diktatörü Samuel Johnson’la tanıştı ve böylece hayatının en büyük dostluğunu kurdu. başarılı olamadı ve çeşitli mecmualarda yazılar yazmaya başladı. İngiltere’nin en tanınmış kimselerinin gömülü bulunduğu VVestminister Abbey’de onun nâmına bir âbide dikti. Oldukça gariptir ki. Eserleri neşe. kendi kendisini tedâvi etmeye ça­ lıştığı sırada. bir gün. “Kulüp”ün diğer üyeleri Goldsmith’i. hayatta iken tutulduğunu görmesi­ ne rağmen. tıp ve öğretnienlik mesleğini yürüterek hayatını kazannrıak istedi ise de.

Papaz William Collins: K ibir ve ah m ak lığ ı h a y re t u y a n d ırıc ı b ir ta r z d a ş a h s ın d a b irle ş tirm iş biri. Caroline Bingley: B ingley’n in k ü ç ü k kız k a rd e şi D arcy ile e v le n m e k is ­ ter. Bn. Bennet: Mr. z e n g in b ir d elik an lı. George Vickham: G ö ste rişli ve se fih b ir g en ç su b a y . Jane Bennet: E liz a b e th ’in e n b ü y ü k . . Elizabeth Bennet: B e n n etle rin ikinci kızı. Fitzwilliam Darcey: B ingley’n in so n d e re c e z e n g in . Charlotte Lucas: Sade g en ç b ir k ız E liz a b e th ’in a rk a d a ş ı. işi g ü cü d e d ik o d u ve ç ö p ç a ta n - hk. B e n n etle­ rin y a n ın d a k i N eth erfie ld m a lik â n e s in i k iralar. h â m isi Lady C a th e rin e de B ourgh’dir. n ü k te d a n ve h a re k e tli b ir kız ce m iy e ti g a y e t iyi m ü ş a h e d e e d e r. Bennet: Beş k ız b a b a sı. Gurur ve Aşk (Pride and Prejudice) Yazan Jan e Austin {1775-1817) Başlıca Karakterler Mr. m a ğ ru r a rk a d a ş ı. k u ru b ir m iz a h h is s in e sa h ip . B en n et’in a p ta l karısı. c e n tilm e n . H e rtfo rd sh i- r e ’d e m ü te v â z ı b ir m a lik â n e si v a rd ır. Charles Bingley: C ana y ak ın . g ü z e l k ız k a rd e şi h a m a ra t ve nâzik .

birtakım plânlar hazırla­ maya başlar. Elizabeth'e olan tutumunu yumuşatır ve ikisi garip bir şekilde nişanlanırlar Bir gün Bingleyleri yağmur yağdığı sırada ziyaret eden Ja­ ne hastalanır ve Netherfield Park'ta kalmaya mecbur kalır Eli­ zabeth. Bingley'e hoş geldiniz demeye ikna eder. h e rk e s in m u tla k b ir şe k ild e k e n d is in e ita a t e tm e s in i iste r. Bennet'in kabalığından tiksinir ve kızlanna da yüz vermez. Baloda daha başarılı olanlar. cana yakın M r Bingley ile gü­ zel. Bn. iyi tabiatlı ve Elizabeth'in büyük bir bağlılık hissettiği abla­ sı Jane'dir Kısa bir zaman sonra Bingley ve onun kızkardeşi Ja- ne Bennet ile arkadaş olurlar ve Bingley'le Jane arasında aşk başlar Sonunda. Bing- ley'in bu konuda bir tercih hakkı olabileceğini söyler Nihayet. Netherfield Park'ı kiraladığı zaman. Bennet ailesinin kızlan arasında en hareketli ve zeki olan Elizabeth Bennet. 1 0 0 B üyük R om a n • 83 Lady Catherine de Bourgh: D arcy ’n in k ü s ta h te y z e s i. Baloda Bingley'in aristokratik arkadoşı Fitzvvilliam Dar- cey de vardır Darcey. civardaki malikâneler­ den birini. kız. Fakat kansından çok çeken Mr. . Netherfield Park'ını resmen ziyaret ederek. üs­ tü başı çamur içinde içeri girince. hiçbir şeyden şüphelenmeyen Bingley ile hangi kızını evlendireceğini düşünür. onun birisi ile yaptığı konuşma sı­ rasında duyan Darcey. evlenme çağın­ da beş kızlan bulunan Bennet ailesi heyecanlanır. Elizabeth hakkında derhal bir sürü dedikodu yapar Fakat Bn. ona cephe alır. Darcey'nin bu kır ce­ miyetini aşağılayan sözlerini. Elizabeth Bennet ile tanışmak istemeyin­ ce. Ne dediğini bilmeyen Bn. Darcey. Bingley. Bingley'in küçük kız kardeşi. Bennet kocasını. Bennet. kızkardeşine bakmak için çamurlu yolda beş kilometre yürüyerek Bingley'in malikânesine gider Saçı başı dağınık. Bennet. yakışıklılığına ve zenginliğine rağmen. Bennet'in kızları Merytone balosunda M r Bingley ile tanış­ mışlar. Hikâye Zengin ve genç bekâr Mr.

Darcey'nin de geleceği bir baloya gitmez. bunun üzerine. Bingley'nin kızkardeşi Caroline. kendi­ sinden evlenmesini istediğinden (ve onun sözleri emirdir). çapkın. uy­ sal ve basit Charlotte Lucas ile nişanlanır. Bennet'ten sonra ma­ likânede miras hakkına sahip bulunacak Papaz VVilliam Col- lins. Londra'ya gitmek üzere Netherfieid'den aynlırlar. fakat sonunda mağlûbiyeti kabul eder Collins. atılgan. Elizabeth'e Darcey'nin kötü niyet­ li. Elizabeth. Kadın. Jane ve Bingiey arasındaki ilişkileri pekiş­ tirmek için büyük bir fırsat olarak görür. Darcey. Darcey'i ondan uzak­ laştırmaya çalışır Bu aşk yolundaki daha ciddî bir engel. miras hakkından mahrum bıraktığını söyler Darcey ile yüz yüze gelmekten korktuğu için VVickham. kendisini. Reddedilmesine rağmen.8 4 • 1 0 0 Büyük R o m an Bennet. Darcey'nin tanıdıklanndan biri olan. Bennet memnun olur.entrika peşinde koşan annesi ve Bennetlerin küçük kızlandır Hercaî subaylara âşık Lydia ile Kitty ve soğuk. Bennetleri ziyaret eder Son derece kibirli biri olan Mr. kızlan arasında en fazla Elizabeth'i se­ ven Mr. babasının sözünü yerine getirmeyerek. ona daha fazla yaklaşır. kız kardeşi­ ne baktığı sırada. basit Mary. bıktıracak kadar bahseder. gü­ lünç bir mağrur eda ile Elizabeth'e evlilik teklif eder. soğuk kalpli bir insan olduğunu. Darcey'e tutkundur. Eliza­ beth hakkında bir sürü yatan söyleyerek. . kızının bu tutu­ munu beğenmezse de. Darcey'den şüphelenmeye başlar. Col- lins. Bu arada Bennetlerin bir kuzeni. bu hadiseyi. Bennet. Bn. yüzü kızarmayan Collins. Elizabeth. VVickham'ın sözleri­ ni ve tutumunu yanlış değerlendiren Elizabeth. Elizabeth'in bir arkadaşı olan. Bingiey ve kız kardeşleri. Mr. Balodan kısa bir müddet sonra. mütemadiyen . kompliman yapar ve bu da C aroline'nin fenia halde kıskançlığını çeker. genç bir subay George VVickham. hâmisi ve Darcey'in teyzesi zengin ve mağrur Lady Cathe- rine de Bourgh'dan. onun bu teklifini derhal reddeder. Eliza- beth'in bayağı. Elizabeth. tekrar evlenme teklifinde bulunur.

1 0 0 Büyük R o m a n • 85

kızkardeşlerinin Jane'i, Bingley'e lâyık görmediklerine, ağa­
beyleri ile evlenmesini önlemek istediklerine inanır. Jane, nişa­
nın böylece bozulmasını, zahiren üzüntü ile karşılamazsa da,
kısa bir müddet sonra, Bingley'e rastlayacağını umarak, Lon­
dra'daki teyzesi Bn. G ardner'i ziyarete gider Ardından Eliza-
beth de kızkardeşinin yanına Londra'ya gider. Elizabeth, Bing-
ley'in, Londra'da Jane'i hiç ziyaret etmediğini öğrenince, Dar-
cey'nin Jane'in şehirde bulunduğunu Bingley'den sakladığına
inanır
Mart ayında, Elizabeth, şimdi Collins ile evli olan Charlotte
Lucas'ı Kent şehrinde ziyaret eder Charlotte'e büyük sempati
duyan Elizabeth, yaşı ilerlemiş bu ev kızının, evde kalmaktan,,
yalnız ve sefalet içinde bir hayat geçirmekten korktuğu için, Mr.
Collins ile evlendiğini anlar.
Elizabeth, bu şehirde teyzesi Lady Catherine de Bourgh'u zi­
yaret eden Darcey'e rastlar. Darcey, Elizabeth'in tekrar peşine
düşer. Kıza öylesine mağrur bir edâ ile evlenme teklifinde bu­
lunur ki, Elizabeth, onun teklifini reddeder, kızkardeşine yaptığı
haksız muameleden ve talihsiz VVickham'a yaptıklanndan ötü­
rü onu azarlar. Darcey, bu ithamlan sessizce dinler Ertesi gü­
nü, Elizabeth'e bir mektup yazarak, Bennet ailesini, Bingley a i­
lesinden küçük gördüğünden, Bingley'i Jane'den uzaklaştırdı­
ğını itiraf eder. Maamafih Vickham'a, herhangi bir kötülük yap­
tığını şiddetle reddeder ve VVickham'ın, mirastan mahrum bıra­
kıldığı iddiasının doğru olmadığını ispat eder. Aynca Wick-
ham'ın, kızkardeşi Georgiana ile birlikte fesat plânı hazırlan­
dığını da Elizabeth'e anlatır.
Bennet ailesine tepeden bakmasına rağmen, bu mektup,
Elizabeth'in Darcey hakkındaki hükümlerini yumuşatır Dar-
cey'nin esasında samimî bir insan olduğuna inanmaya başlar.
Bu arada, uzun yıllardır Darcey ailesinin hizmetinde bulunan
yaşlı kimsenin Darcey hakkındaki sözleri de Elizabeth'i Dar­
cey'ye yaklaştınr. Elizabeth, zeki insanlar olan ve göz alacak
şekilde iyi giyinen amcası ve teyzesiyle yaptığı bir yolculuk sıra­
sında tekrar Darcey'e rastlar.

8 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

Lydia ise, daha önceleri, Elizabeth'in itirazlarına rağmen,
VVickham'ın birliğinin bulunduğu Brighton'a gitmekte ısrar
eder. Çok geçmeden, kızkardeşi Jane'den aldığı bir mektup,
Elizabeth'i şaşkın eder. Jöne, mektubunda, Lydia'nın Wick-
ham'a kaçtığını anlatır Elizabeth, olup bitenlerden Darcey'i
haberdar eder, sorumluluk hislerinden mahrum kızkardeşi hak­
kında endişe duyarak eve döner.
Bu arada, Elizabeth'in ıstıraplan deha da artar: Kız, artık
sevmeye başladığı Darcey'nin, kendisini sevmediğini anlar, zi­
ra kızkardeşi Lydia'nın tutumunun, Darcey'nin Bennet ailesi
hakkında söylediklerini, ailenin alelade bir aile olduğunu doğ­
ruladığına inanır. M amafih, Darcey, Elizabeth'i hayrete düşürür,
zira artık kızı sevmeye başlamıştır, gizlice Londra'ya giderek,
Lydia ve VVickham'ı bulur VVickham'ın bir sürü borcunu öder
ve Lydia'ya evlenmesi için, 100 Ingiliz lirası verir
M r Bennet, çitti aramak için Londra'ya giderse de bulam a­
dan dönen Lydia evine döndüğü zaman, Elizabeth'e, Dar­
cey'nin, düğünde bulunduğunu anlatır Elizabeth, bu evlenme­
de, Darcey'nin büyük bir rol oynadığına inanmaya başlar Bil­
hassa teyzesi Bn. G ardiner'den gelen bir mektup, bu inancını
sağlamlaştınr Darcey, olup bitenleri bu kadına anlatmış, fakat
kimseye söylememesine yemin ettirmişti.
Lydia ve Wickham aynidıktan sonra M r Bingley, Darcey ile
birlikte, Netherfield'e döner Çok geçmeden, Bingley, Bennet
ailesini sevindirir, Jane ile nişanlanır
Elizabeth ve Darcey'nin nişanlanacağı söylentilerini duyan
küstah Lady Catherine de Bourgh de hiddetlenir. (Lady Cathe-
rine, Darcey'nin, soğuk meziyetsiz, cazibesiz kendi kızı ile ev­
lenmesini istiyordu.) Elizabeth'den, küstahçasına, Darcey'den
vazgeçmesini talep eden Maamafih Elizabeth gereken cevabı
verin Sakin bir tavırla, kiminle evleneceğinin Lady Catherine'yi
ilgilendirmeyeceğini söylen Lady Catherine Elizabeth'in kendi­
sinden vazgeçmediğini Darcey'e anlatın Darcey de Elizabeth'in
artık kendisini reddetmeyeceğini uman

1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 8 7

Böylece cesaretlenen Darcey, Elizabeth'e tekrar ve bu defa
gayet mütevazı bir tavırla evlenme teklifi yapar. Elizabeth de
mutluluk içinde kabul eder. Uç kızını evlendiren Bn. Bennet se­
vinç içindedir Mr. Bennet, öteki kızlonnın kısmetlerinin de ya­
kında açılacağını inanır.

Eleştiri

Jane A ustin diyor ki: “Ben, Aşk ve Para hakkında yazı­
yorum. H aklarında yazılacak başka bir şey var m ıdır? Aşk
ve Gurur, aşk ve paranın karşılıklı etkileri üzerinde kurul­
m uş sosyal bir kom edinin m ükem m el bir örneği: Darcey,
Bingleyler ve B ennetler arasındaki sınıf farkları, Bingley
ve Jane, Darcey ve Elizabeth arasındaki aşkı şekillendiri­
yor. Bu farklar, İngiltere’de o rta sınıfın sosyal bir sınıf ola­
rak yükselm esini etkiliyor. O zam ana kadar, Darcey gibi
bir kim se ile Elizabeth gibi bir burjuva arasında bir evlilik
pek düşünülem ezdi. H attâ hikâyenin geçtiği zam anda bi­
le, çiftin evlenm esinden önce birçok engellerin aşılm ası
gerekiyordu.
Rom ana ism ini veren çatışm a, D arcey’nin soğuk aris­
tokratik g u ruru ve bir d an sta kendisine dudak büken, te ­
peden bakan bu adam a karşı Elizabeth’in içgüdüsel hid ­
deti etrafında toplanır. Ç atışm a neticelenm eden önce bu
anlaşm azlık, erkek ve kadın kahram an arasında fevkalâde
n ü kte oyunlarına sahne olur; kitabın bu kısım ları, Shakes-
p eare’nin Much Ado About Notfımg’indeki Beatrice ve Bene-
dick arasındaki karşılıklı istihzalı nükteleri hatırlatıyor.
Satıhdaki n ü k te ve hafifliğine rağm en. Aşk ve Gurur,
şefkat ve m erham et hislerinden m ahrum bir hikâye de de­
ğildi. Bunu da bilhassa, Jane’in, Bingley’in kayıtsızlığını
kabul edişinde ve evde kalm ak tehlikesi ile karşılaşan Eli­
zabeth’in arkadaşı C harlotte Lucas’m sırf evlenebilm ek
için ehveni şerre tercih etm ek zorunda kaldığını görüyo­

8 8 • 1 0 0 B üvüK R om an

ruz. Gerçi Elizabeth, Mr. CoIIins’e yakasını kaptırm aktan
kendisini ustaca kurtarm asını bilirse de kitabı kapadıktan
sonra, daha az talihli C harlotte’nin, kendisine nasıl bir
hayat seçtiği düşüncesinden kendim izi sıyıram ıyoruz. Ja-
ne A ustin’in, C h arlotte'e olan m uam elesinde, C harlot-
te ’in içinde b u lunduğu acıklı d u ru m u daha da dokunaklı
bir tarzda görüyoruz.
Jane A u stin’in sanatının em salsizliği şuradaki, son de­
rece yakından tanıdığı bu hayatın hissî derinliklerine ine­
biliyor. O n u n hayatı, kır kulüplerini ziyaretten, çaylardan,
danslardan ve diğer tâli sosyal fonksiyonlardan oluşm uş­
tu. Kitabında, hayatın şahsen tanıklık etm ediği hiçbir yö­
nün d en bahsetm ez. B unun içindiS" ki, rom anlarının hiçbi­
rinde, yanlarında kadın bulunm ayan iki erkek görülm ez.
B ütün bu sınırlara rağm en Jane A ustin, cem iyetin bilhas­
sa genç âşıklar üzerindeki baskısını em salsiz bir tarzda
analiz eder. Ferdin ihtiyaçları karşısında, sosyal tu tu m la­
rın em poze ettiklerine de sem pati besleyen Jane Austin,
bu ikisinin gerginliğinden bir kom edi çıkarır.

Yazar
Jane Austin, 16 Aralık, 1775’te doğdu; babası bir papazdı. Ailede, al­
tı erkek çocuğu ve aynca, Jane’in sevgili kızkardeşi Canssandra vardı.
Austinler eğitim görmüş bir aile olmalarına rağmen, hiç de varlıklı sayıl­
mazlardı. Kendi çağındaki kızların ekserisi gibi, Jane evde eğitim gördü,
henüz ondört yaşında iken, evlerde sahnelenecek piyesler yazmaya baş­
laması, onun diyalogları zaptetmekteki emsalsiz işitme hissini gösterir.
Yine, genç bir kız iken, aileler arasında oynanacak komik ve saçma pi­
yesler yazdı. Bu piyeslerde Austinlerin anlayabilecekleri şekilde, dostla­
rından ve komşulanndan bahsediliyordu.
Ailenin mutlu olduğu anlaşılıyor ve istikbalin romancısı için daha da
önemli olan yön Austinlerin. Jane’in kelimeleriyle “roman okumaktan son
derece zevk alan” bir aile olması idi.

datia sonraları Sense and Sensibility ve Northanger Abey adları altında yaymlanacak romanlarının ilk müsved­ delerini hazırladı. son romanlarına. Ne zaman ki. Aşk ve Gürol’un ilk müsveddelerini (İlk İzlenimler altında) yazmıştı. Maamafih. Jane A ustin'in daha sonra üzerinde duracağı tezlerin neler olacaklarını ilân ediyordu. Jane yeniden yazmaya başladı. Halkın sezgi gücünün kuvvetli bir romancı olduğunu anlayamadığı Jane Austin. 1 0 0 Büyük R o m a n • 89 Babası 1801’de emekli olduğu zaman. Austinler o zaman zengin ai­ lelerinin oturdukları deniz kıyısındaki Bath kasabasına gittiler ve burada. İki er­ kek kardeşinin deniz askeri olmalanna rağmen. Jane Austin’in kendi zahirî hayatında hiçbir çatışma görülmedi. en yararlı seneler oldu. Jane’in sosyal perspektifi genişledi. Yayımcılann ve okuyucunun tutumundan ümitsizliğe düşen. Sağduyu tim sali Elinor ile ro ­ m antik duygular veya h iper duygularla dolu M arianne’nin hayatları. 18 Temmuz 1817’de öldü. bütün Avrupa’yı kapla­ yan Napoleon Harpleri dahi onun hayatını pek etkilemedi. ilk üçteki romanların­ dan daha ciddî bir hava verdi. birbirine zıt karakterlere sahip iki kız- kardeşin hayatlarını anlatır. Austinler. Kitabı yayınlayacak bir yayınevi bulamamasına rağ­ men. Austin ölünce. Bath’da geçirdikleri zaman. Emma’yı 1814’te ve en son romanı olan ve normalin üstünde romantik Persuasion't da 1815’te yazdı. Gerçekten de. Diğer Eserleri Sense and Sensibility (His ve Hassasiyet): Yazarlık haya­ tın ın ilk yıllarında yazdığı bu rom an. 1797’de. Böylece Jane Austin’in bellibaşlı altı romanı. H er ikisinin başından m utsuz aşk m aceraları . Jane için. Fakat Jane’in bu şehri sevmediği anlaşılıyor. cemi­ yeti burada müşahede etti ve gördüklerini daha sonraki kitaplarında kul­ landı. on senelik bir sessizlik­ le ayrılan iki grupta toplanabilir. daha öncesi kitaplarındaki neşe ve canlılık pek yoktur. En ihtiraslı romanı olan Mar)sfield Park\ 1811’de. Bath’a hareketlerinden beş yıl önce Jane. Rom an. Mansfield Park ve Persu- asiortde. yazmaya devam etti. Mr. Jane Austin. aile Southampton’a gitti ve 1806’dan 1809'a ka­ dar orada kaldı. Jane’in doğduğu Stevenson kadar küçük bir kasaba olan Chavırton’a gittiler.

onu. Jane A ustin’in daha önceki rom anlarındaki canlılıktan yoksun­ dur. Har- riet. K nightiy’ye âşık olduğunu anlar. bu çapkın âşığının p eşinden Londra’ya gitm ekle. iyi niyetli de olsa karışm ak istem esi. John K nightiy’nin k en d isin e âşık o ld u ğ u n u sanır. küçük bir İngiliz köyündeki sın ıf farkla­ rım ve aşkı. E m m a’ya ev­ lenm e teklifinde bulunduğu ve H arriet de bir çiftçi ile ev­ lendiği zam an. Emma: Em m a. Yerinde duram ayacak kadar canlı bir kız olan Em m a W oodhouse. sonunda E linor’a döner. Gurur ve Aşfe'tan daha zengin ve m uğlak bir rom an ise de.Mr. oldukça alelâde b ir kız olan Rarriet Smith’i h i­ m ayesine alır.9 0 • 1 0 0 B üyük R o m an geçer: Luq^ Steele’in bir tü r koltuk değneği hâlinde olan ve annesi tarafından reddedilen Edw ard F errar’a âşık olan Elinor ve gönlünü John W illiughby adında bir çapkına kaptıran M arianne. E m m a ise -ki Mr. . K nightiy’i h er zam an arkadaş olarak görm üştü. kültürlü bir şekilde yetiştirm ek ve böylece m ahallî papazla evlenebilecek seviyeye eriştirm ek ister. So­ nunda. Fakat Em m a’nın arkadaşının hayatına. kom ik ve fevkalâde bir tarzda ele alan b ir ro ­ m an. yanlış bir düşünceye kapılarak. rom antik hislerden kurtulur. Ferras. fakat M arianne. Emma. Aşk ve Gurur’daki Lydia gibi. Knightly. beklenm edik neticeler verir. orta yaşlı iyi bir in­ sanla evlenir. nerede ise adını lekeler. hatâlar kom edisi sona erer.

Richard: Haçlı S eferleri sıra s ın d a k i k a h ra m a n lık la rın d a n ö tü rü k e n d is in e A slan Y ürekli R ichard d en ir. Isaac of York: T a k ib a ta u ğ ra y a n b ir Y ahudi tefecisi. . Kral I. Sir Brian de Bois-Guillbert: N orm an K nights T e m p la r K alesi'nin m ağ ­ ru r k u m a n d a n ı. Wilfred o f Ivanhoe: C e d ric’in oğlu. Rebecca: Isaac 'ın g ü z e l v e ira d e li kızı. Rowena: C e d ric’in g ü z e l y eğ en i: C e d ric’in v e sâ y e ti a ltın d a d ır. Kara Şövalye (Ivanhoe) Yazan: Sir Walter Scott (1 7 7 1 -1 8 3 2 ) Başlıca karakterler Cedric the Saxon: Rothervvood G range L ord’u. N o rm a n la r’a şid d e tle m u h alif. Atheisane o f Coningsburgh: Rovvena’n ın asil b ir a ile d e n g elm e Saxon n işa n lısı. Reginald Front de Boeuf: Z alim b ir N orm an şö v a ly esi. u z u n y ıllar İn g ilte re ’d e n u z a k k alm ıştır. N o rm an Kralı A slan Y ürekli Ric- h a r d ’ın o r d u s u n d a Haçlı S eferleri’ne k atıld ığ ı için b a b a s ı ta ra fın d a n re d d e d ilm iş tir. Lucas de Beaumanoir: K n ig h ts T e m p la r’ın b ü y ü k ü sta d ı.

beraber geldikleri hacı. kasten yanlış bir istikamete gönderirlerse de. halkın nefret ettiği Norm anlar'ı. İngiltere'nin N orm aniar tarafından istilâ edil­ mesini hâlâ hazmedemedi ise de. yoksa Saxonlar'ın mı Haçlı Seferleri'nde daha fazla hizmet ettikleri üzerinde tartışırlar. ih tira s lı k a rd e şi. Bu Saxonlu serfier. Bu hacı ise. Norm aniar geldikleri sırada. misafirseverlik kurallanna hürmet eder ve onlara yer gösterir. Cedric ve adamları büyük masada oturmaktadırlar. R ich a rd 'ın ü lk e d ı­ ş ın d a b u lu n d u ğ u y ılla rd a İn g ilte re ta h tın a v e k â le t e d e r. Hep beraber masa etrafında otururlarken. Hikâye Domuz çobanı Gurth ve saray komedyeni VVomba. bir ge­ ce ormanda sohbet ederlerken Jorvaux baş rahibi Aymer ve Knights Templar Locası'nın mağrur kumandanı Sir Brion de Bo- is-Guilbert. Ivenhoe'nin ondan daha fazla hizmet ettiğini söyler. yaptıklanndan gurur­ la bahsettiği sırada. Rovvena. adamlanyla birlikte Ashby de la Zouche'deki kraliyet yarışmalannı seyretmeye gidi­ yorlardı. Haçlı Seferle- ri'nden dönen ve Rotherwood'a gitmekte olan bir hacı. gerçekte Norman Kralı Richard'ın peşinde gittiği için evlâtlıktan çıkanlan İvan- . mahcubiyetinden yüzünü örter. Ced­ ric'in vesayetindeki güzel yeğeni Lady Rowena içeri girdiği za­ man. Sa- won kraliyet ailesinden gelen kız. gerçekte. fakat geceyi Cedric'i malikânesinde geçirmeyi düşün­ müşlerdi. karınlannı doyurur. Bois-Guilbert. onlara yol gösterir. Saxon Cedric'in evinin Rotherwood'un neresinde bulunduğunu sorarlar. Wamba: G u rth ’u n a rk a d a ş ı. Brian de Bois-Guilbert kıza şehvetli gözlerle bakar. Kral Alfred'in sülâlesiriden At- helstane of Coninsburg'a nişanlıdır. Gurth: N am u slu b ir Saxon d o m u z ço b an ı. Gerçi Cedric.9 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Prens John: R ich a rd ’ın k ö tü ru h lu . N orm anlar'm mı. sa ra y k o m ed y en i. Onlar.

onunla korşı karşıya kav­ ga etmekten çekinmeyeceğini söyler. Ivanhoe. gider Ertesi günkü yanşma. düellolar başlar İlkin. Ivanho. Bois-Guilbert. daha önceki yarışmaya katılmadığı için halkın . çok müşkül bir duruma düşer Tam bu sırada. Bois-Guilbert'in başkanlığındaki Normanlar. sahaya yeni bir şampiyon çıkan O nun zırhında şu yazılıdır. onun giz­ lice evden çıkmasını sağlar Ivanhoe'ya minnettar kalan Yahu­ di de. Ivonhoe'nun gizlice İngiltere'ye döndüğünü ve şimdi masada karşısında oturduğu­ nu bilmemektedir.e'nin gerçekten kahra­ man biri olduğunu kabul ederse de. Ashby de la Zouche yanşmalanno katılması için Ivan- höe'ye bir at ve zırh verir Yanşmayı görmeye gelenler arasında. bu kraliçenin Rovvena olduğunu söyler ve halkın kendisini alkışlamasına bile meydan vermeden uzaklaşır. Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin ede­ ceğini ilân eder. Aslan Yürekli Richard ülke dışında bulunduğu sırada tahta vekâlet eden ve aslında tahtı ele geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşi Prens John da vardır Prens John. Bois-Guilbert ve adomlan arasındaki fısıltılı bir muhavereye kulak kabartır ve Knight Templar'ın Yahudi'nin parasına el koymak istediğini an­ la r Ivonhoe. müsabakayı seyretmek için gelen kalabalı­ ğa. yine başka bir kisve altındaki Ivanhoe'dur Ivanhoe. Babası dahi. ellişer kişilik şövalyelerden oluşan iki grup arasındadır Birinin başında. durumu Isaac'a bildirir ve ertesi sabah. ertesi günkü yanşmalara nezâret edecek Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin etme hakkını verir. kendile­ rine meydan okuyan herkesi yenerler Ardından. O gece Rotherwood'da kalmak için gelenlerden biri de Yorklu bir Yahudi olan tajzci Isaac'tır. yani Cedric'in oğludur. Tabiî. Ivanhoe. "Evlâtlıktan çı- kanlan". 100 B üyük R om an • 93 hoe. diğerinin başında ise Bois-Guilbert vardır Üç kişi ile çarpışmak mecburiyetinde kalan Ivanhoe. evlâtlıktan çıkanlan Ivanhoe. o. yanşmayı kazananın. Bois-Guilbert ve diğer Norman şövalyelerine meydan okur ve hepsini mağlûp eder Bu galibiyet ona.

ayrılırlar. kimyevi bir madde ile Bois-Guilbert'i öldürmek ister. Bois-Guilbert de dahil. fakat Bois-Guilbert. Kızını babasından ayıran Bois-Guil- bert. Kara Şövalye atını mahmuzlar ve uzaklaşır. siyah zırhlı bir şövalye Ivonhoe'nm yardımına gelir. Bu arada Bois- G uilbert'in atı yaralanır Rov/ena'nın önüne gelen Ivanhoe. domuz çobanı Gurth. onlan Front de Boeuf'un şatosuna (Torguilsto- ne) götürürler De Bracy. çarpışmada aldığı ya- ralann tesiri ile düşer. derhal Prens John'a giderek. bazı köylülerden ve kanun dışı adamlardan oluşturduğu bir grupla şatoya hücum etmeye hazırlanır: G rup arasında Robin Hood ve adamlan da vardır Kara Şövalye'nin -ki gerçekte Aslan Yürekli Richard'dır. bir kral sülâlesinden gelmiştir. Rebecca. bayılır. Isaac fidye vermeye ha­ zırlanır. çünkü bir Sa- xon olmasına rağmen. mükâfatını almak üzere başlığını çıkanr. Kara Şövalye'nin. onlan serbest bırakmak suretiyle Isaac'tan ve onun zengin arkadaşlanndan para koparmayı düşünür. Çatışma sırasında Athelstane. Ivanhoe ve Rov^ena'yı kurtarmaya muvaffak olur. Rebecca'yı kaçınr. tiksinerek reddeder Bu arada. kendilerine katılan Athelstane ve Saxon Cedric'Ie birlikte -ki hâlâ bu şövalyenin kendi oğlu olduğunu bilmiyor. güvel Rebecca'yı ister. Bois-Gu- ilbert. Fakat yolda karşılanna çıkan Bois-Guilbert ve aralannda Maurice de Bracy ve Geginald Front de Boeuf'un da bulundu­ ğu şövalyeler. onunla evlenebilmek için Rebecca'nın Hıristiyanlığı kabul etmesini ister Rebecca. Ivanhoe. Rov\^ena kendisini tanır ve heyecandan haykı- nr Ivanhoe. Yangın arasından kaçmayı başaran De Bracy. Ka­ ra Şövalye. fakat bir kılıç darbesiyle yere dü­ şer ve öldüğü anlaşılır. gizlice . karşılanna çıkanların hepsini mağlûp ederler.9 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n kendisine Kara Tembel adını verdiği. Rovvena'ya göz koyar. şatoya hücum eder ve binayı yakar.baş­ kanlığındaki bu grup. Beraberce. Ivanhoe'nun kendi evlerine getirilerek tedâvi edilmesini teklif eder. Isaac. Yorklu Isaac'ın siyah saçlı güzel kızı. Rowena'nın elini öperken. Front de Boeuf de.

Bois-Guil- bert'in kılıç darbesiyle yere düştüğü zaman kendisini kaybetti­ . Ivanhoe ısrar edince. Ivanhoe. Richard'ı hapsetmeye az­ meder. Ivanhoe. Isaac. dinî inanışlannı istedikleri gibi sürdüreceklerine inandıkları Ispanya'ya gitmeye karar verirler Bu arada Torv/uilstone şatosunda kendisini yanmaktan kur- tardıklanndan. kendisini savunacak bir şampi­ yon talep eder ve Lucas de Beaumannoir de kızın arzusunu ka­ bul eder. Kara Şövalye. Ivanhoe'yi atından düşürür. Rebecca. atı üzerinde görünür. fakat Ivanhoe'nın. tam üzerine kılıçla gittiği sırada. Templar Şövalyeleri'nin şampiyonu Bois-Guilbert. kızın yakılarak öldürülmesini emreder. Gururunu korumak isteyen Bois-Guilbert. fakat o zaman­ daki âdetlere göre. iki kişi öldürücü bir kavgaya başlarlar. 1 0 0 Büyük R o m a n » 9 5 İngiltere'ye dönen ve tahtını geri isteyecek kardeşi Richard Plantegenet olduğunu söyler John. kendisinin Kral Richard olduğunu ifşa eder ve şimdi ne istediğini bilir. Rovvena'nın elinden tuta­ bilmesi için. onun bu davetini bir şartla kabul eden Kendisin­ den öyle bir şey isteyecek ki. yakılmak üzere bağlanır. yaralı Ivanhoe ile çarpışmak istemez ise de. ilkin. Cedric. Richard. Knights TemjDİar'm büyük üstadı Lucas de Beauma- noir'e giderek kızı Rebecca'nın iade edilmesini ister. kızın bir cadı oldu­ ğunu ve kendisine büyü yaptığından terkedemediğini söyler. Rowena'nın şatoda ölen nişanlısı Athelstane'nin ölümünden itibaren iki sene geçmesini emreder Tam bu sırada herkesi hayrette bırakırcasma Athelstane içe­ ri giren Bir hayalet gibi solgun yüzlü Athelstane. Bir müddet sonra. Kara Şövalyeyi Rotherv/ood'a davet eder. Rebecca. Böyle bir kimsenin bulunup bulunmadı­ ğı üç defa ilân edildikten sonra. Lucas. kendisini müdafaa ede­ cek şampiyonu bekler. Bois- Guilbert. yalvanr. kendisini öldürür Rebecca serbest bırakılır Kız ve babası. bu Cedric'in davetinde ne kadar samimi olduğunu gösterecektin Ardından şatoda ölen Athels- tane'in ölümü münasebetiyle verilen yemek ziyafetinde.

olayların cereyan ettiği fonu derinleştirm eye ve ilk defa olarak İskoç kaynaklarına dayanm aksızın bir rom an yazmaya karar verdi. Kights Templar'a gider ve onlan. bu eserinde. Olayın geçtiği yer olarak İskoçya’dan ayrılan Scott. Gerçi Ka­ ra Şövalye. kendisinden de fazla Ivanhoe'yı sevdiğini kabul eden Athelstane. birbirine şövalye üslûbu ile hitap eder ve feodal çatışm a kurallarına göre çarpışırlar. tekrar tahtını ele geçirdiğinden ve arkadaşı Ivanhoe da babası tarafından affedildiğinden. Onları. nişanlısını Ivanhoe'ye verir Kara Şövalye. bölün­ müş. bir kilisedeki açık tabutta yatarken kendisine geldiğini anlatır Rowena'nın. hem Norm anlar'ın hem de Saxsoniar'ın ileri ge­ lenleri vardır Artık Richard. kendisini tekrar kral ilân eder Temple üzerinde tekrar krallığın bayrağı dalga- lannnaya başlar Robin Hood ve diğer kanun dışı Saxonlar. o n u n en popüler rom anlarından biri ise de. yeniden bir banş devresinin başlayacağı ümit edilir Eleştiri Ivanhoe. Düğünde. Bir­ birlerinin can düşm anları Ivanhoe ve Brian de Bois Guil- b ert bile. nişanlısını ona verir.9 6 • 1 0 0 Büyük R o m an ğini ve . kendi rom an üslû b u n u olm asa da. İngiltere'de.ancak. İngiltere'nin hukukî kralına karşı gelmekle suçlar Richard. İn­ giliz tarih ve efsânesinin iki gözde konusunu seçti. Scott. Saxon Cedric. evine m isafir gelen Bois . Ivanhoe’yı kendisinden daha fazla sevdiğini görünce. Rovvena’nın. şövalyelik şerefi ve rekabet gibi m uğlak bir hikâyede bir araya getirir. Ivanhoe ve Rowena'nın düğününe katılan Richard'a sadakatle­ rini bildirirler. Aslan Yürekli R ichard ve Robin Hood. N orm anlar'a beslediği b ü tü n nefrete rağm en. N orm an A thelstane. Scott’un 1819’da yakalandığı hastalıktan son­ raki kısa nekahet devresinde yazıldı. en iyileri arasında yer almaz.

Çok sayıdaki b ü ­ yük m acera ve hareket (A shby'deki uzun yarışm a. istisnasız tek boyutludur ve okum ayı zorlaştıran kesik ve gayritabiî bir tarzda konuşurlar. Scott’un. Fakat onun büyük aşkı folklor ve halk şarkıları idi. Kitapta. M odern zevklere hi­ tap etm ek için tesâdüflere çok dayanan rom anın plânı faz­ lasıyla basitleştirilm iştir. Daha sonra efsâne ve folklarla kuvvetlendirdiği romantik şiirler yazdı. Scott. onikinci asrın İngiliz âdetleri hakkında pedantik davranm aktan da ken­ disini kurtaram az. Kara Şövalye’de bir sü rü kusur var. G urth ve VVamba-hareketli ve neşeli gösterecek şekilde İnsanî tarafi da vardır. Kara Şöval- ye’deki b ü tü n hareketlerin tem elini Scott için hayatta en önem li şey olan ve feodalizm in ölüm ünden yüz yıllarca sonra dahi titizlikle boyun eğilen feodal çağlann şeref ku­ ralları idi. Turqu- ilstone şato su n a baskın ve Rebecca’nın yakılarak öldürül­ m esinden kurtarılm ası) gösterişli ve iddialı rom anın “gü- n ah lar’’ını affettiriyor. m acera rom anlarında bir ü stad d ır ve bu tü rü n b ü tü n cihazlarını da Ivanhoe’da gayet tesirli bir şekilde kullanır. Lise ve üniversite tahsilini Edinburg’da yaptı ve 1892’de Edinburg barosuna l<a- bul edildi. kim liği bilinm eyen b ir değil iki kahram an vardır (Ivanhoe ve I. kitap popülaritesini niye sürdürdü? Bunun cevabı şurada: Scott. H epsinin ü stünde. Ardından Marmi- on’u (1808) ve The Ladyofthe Lake'\ yazdı (1810). Rom andaki karakterlerin hepsi. 1803 yılında Iskoç halk şarkıları üzerine üç ciltlik bir eser yayımladı. . The Lay of the Last Minstrel (1805) son derece tutuldu. Yine. Öyle ise. aristokrasi dışındaki ka­ rakterleri de Isaac ve Rebecca. Richard). Yazar Sir Walter Scott. 1771’de Edinburg’da doğdu. Bunların ilki. 15 Ağustos. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 9 7 G uilbert’i gayet nâzik bir şekilde karşılar.

İskoç tarihindeki hâdiselerden alındı ve Scott bu sahada bir uzman oldu. Scott. 1819’da yazdığı Kara Şövalye'ye (Ivanhoe) kadar Scott. Ve ancak 1827’de. Başka bir insan. 130. roman ma­ teryali olarak İskoç kaynaklarından başka materyal kullanmıyordu. halk onları okudu ve Scott. onun Iskoç folkloruna olan bağlılığı oluşturur. onu son derece yordu. Sıhhatini kazanmak için İtalya’ya gitti ise de. Guy Mannering (1815) Old Mortality (1816) ve ekseri eleştiriciler tarafından. 1832’de öldü. tarih aşkı ve aristokratik gururunun etkisi altında. VVaverlefm ardından. bu gruptaki en iyi roman olarak kabul edilen The Heart of Midliothian'ı yazdı (1818). konuştu ve sonunda ölümüne sebep olacak bir plân hazırlayarak.000 İngiliz lirası borçlandı. şimdi roma­ na döndü ve ilk adımını VVaverley (1814) ile attığı velüt çağını başlattı. 1826’da. Tweed Nehri kıyısında bir yer satın alarak gotik mimarî tarzında büyük bir şato yaptırdı. Scott. o romanları kendisinin yazdığını itiraf etti. kendisine baron unvanının verilme­ siyle.9 8 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Lord Byron’un 1812'de yayımlanan Childe Harold adlı eseri büyük bir başarı sağladı. Scott. Bu romantik şiir üslûbunda yazılmıştı. fakat bu romanının halk arasındaki popülaritesine ve Fransız tarihi fonu üze­ rinde yazılan Ouentin Dumarda (1823) rağmen. borçlarını ödemeye başladı. Yine de. Scott’un. önceki romanlardaki sağleımlık ve yüksek romantik ruhtan mahrumdur. Kitap yayımcılığı yolunda yaptığı yanlış bir yatırım ve İngil­ tere'deki büyük ekonomik kriz Scott için malî bir felâketle neticelendi. . onun sadece fizikî bün­ yesine tesir etmekle kalmadı. Onun bu romanları. Scott’un ilk romanlarının esâsını. Scott. eserlerinin edebî değerini de etkiledi.000 İngiliz lirası ödedi). fakat Scott. 1812’de. Söyleşine sıkı çalışma. bitirdi. Fakat bütün bu çalışmalar. sanatının zirvesine eriştiğine inanılır. kolayca yazı yazan biri olmasına rağmen. borcunu ödedi. romanlarını anonim olarak yayımladı. iyi d a ­ madan döndü ve 21 Eylül. yedi yıl sonra. Onun zamanında roman hiç tutulmadığından. Ha­ yatının sonlarına doğru yazdığı romanlar. kendisine borç verenlerle oturdu. VVaverly ve­ ya Iskoç romanlarında. bu borcunu ödemek istemeyebilirdi. şimdi insanüstü bir gayretle çalışıyor­ du (iki senede 40.

M ensuplarının birbir­ lerinin kuyularını kazmaya çalıştıkları Fransız sarayında. Quentin Durward da. m uhtem elen. Waverly grubundaki rom anlardan biri değildir. S cott’un rom anlarındaki en iyi karakterlerdir. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 9 Diğer Eserleri Ouentin Durward: Kara Şövalye gibi. Waverly rom anları­ nın en iyisi olduğu söylenir. Hâdise. Effîe D ean’ın. gerçek bir hâdiseyi konu alır. Plân üzerinde gerektiği kadar durulm adığından ve Scott’un birçok rom anında görüldüğü üzere. Bir sürü dehşet uyandırıcı m aceradan sonra. ablasını bir ya­ lanla kurtarabilecek durum da ise de bir sürü m üşkül ve zorluklara rağm en norm al yollarla Effıe’yi kurtarm aya ça­ lışır. Fran­ sa’da yerleşen genç bir İskoçyalı’dır. M aamafih. gayrim eşru çocuğunu öl­ dürdüğü için hapsedildiği Edinburg H apishanesi’nde ge­ çer. K ardeşine olan sevgisi ve şeref hissi arasında ne yapacağını bilm eyen Jaenie Deans. The Heart o f Midlothian: Genellikle. XI. şaşırtıcı ka­ rakterlere yer verilm ediğinden. Q u en tin ve Isabelle evlenirler. Louis çağının sonunda. rom anın kahram anı. . Gerçi kadının üvey kız kardeşi Jeanie. hain W illiam de la M arck’ın güzel İsabell de Croye’yi ka­ çırm asını önler. Jeanie D eans’i psikolojik açıdan inceleyen em salsiz bir eserdir. The Heart o f Midlothian. Rom an.

b a s it. Elisa: R en al'ın e v in d e b ir h iz m e tç i. so n z a m a n la rd a . de Renal: V e rrie re s B elediye B aşkanı. k u rn a z . k e n d i h e d e fin e u la ş m a sı için d e ğ e rle rin i k u lla n ­ m a k ta n çek in m e z . y a şa d ığ ı y e rd e n k ap ı d ı­ şa rı e d ilm iştir. m esle ğ i m a ra n g o z lu k . d ü n y a n im e tle rin d e g ö z ü o lm a y a n b ir k a d ın r ço­ c u k la rın a d e rin b ir sev g i ile b a ğ lıd ır. k e n d is in e b ir asil m u a m e le s i y a p ılm a sın ı iste r. Kırmızı ve Siyah Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) (1 7 8 3 -1 8 4 2 ) Başlıca karakterler Julien Sorel: R o m an ın k a h ram an ı. k atı ve ta- m a h k â r b ir in sa n . J u lie n ’in m e sle k î ve ru h î h a y a ­ tın ın g e lişm e s in i c a n d a n iste r. Ju lia n ’a â ş ık o lu r. Pere Sorel: J u lia n ’m b a b a sı. M. k e n d is in i ö n e m li b iri o la ra k g ö re n b ir im alatçı. a r is to k r a tik b a ğ la n tıla rı b u ­ lu n an . b ay ağ ı ve so n ra d a n g ö r­ m e k ü s ta h b ir ad am . g e rç e k te iyi b ir in sa n . aslı köyü o la n g e n ç b ir a d a m zeki. Derville: M m e. . sa d ık ve g ö s te riş te n u z a k b ir g e n ç a d am . Mme de Renal: B elediye b a ş k a n m m karısı. sa m im i. Foılque: J u lie n 'in b ir a rk a d a şı. Valenod: R enal’ın. ih tira s lı. V e rrie re s’tek i b a ş lıc a rakibi. m a ğ ru r. sa d e.de R enal’ın k u z e n i ve a rk a d a ş ı. Cure Chelam: Yaşlı b ir p a p a z . Mm. k e re s te tic a re ti ile iştig a l ed e r.

Kilise de. Napole- on'un ordusuna girebilir. Kral X. a le la d e ve sa d e b ir d e ­ likanlı. 1 0 0 B üy ü k R o m a n • 101 Abbe de Pirard: B esan ço n ’d ak i se m in e rin d ire k tö rü : k atı ve sa ğ la m b ir Ja n se n ç i. se v im li. b ü y ü k b ir n e z â k e t v e a n la y ış la m u a m e le e d e r. zek i. J u lie n ’e. kendi yeteneklerine göre bir mev­ ki kazanmak ihtirası içindedir. Julien. Juli- e n ’le b ir d ü e llo y a p a r. s iy a sî ve m e s le k î d ü ş ­ m an ı. The Cbevalier de Beauvosis: Z arif ve k ib ar g en ç b ir c e n tilm e n . siyasî ve dinî bir kaynoşma içindeydi. M athilde'yi k ısk a n d ırm a k iç in b u k a d ın a a ş k ilân e d e r. papazlar. Conte Altamira: D in d a r b ir d u l kad ın . de Frilair: B e san ço n 'd a b ir p a p a z . g u r u r ­ lu. Agde Piskoposu: Sağcı. Hikâye Fransa. büyük ölçüde siyasî nüfuz kazanmışlardı. y irm i y a şın d a. Prens Krasoff: K en d isin i. a rtık z e n g in o lm u ş. Marquis de Croisenois: M a th ild e’n in n işa n lısı. fe s a t p lâ n la rı h a z ırla y a n b ir p a p a z . Charles ülkeyi İlâhî haklarla yönetiyordu. F ra n sa ’y a göç e d e n bu asil. ç e v re s in d e k i e rk e k le rd e n ço k d a h a k u v v etli v e ih tira s lı o ld u ğ u için J u lie n ’e y ak laşır. k a d ın la n b a ş ta n çık a rm a s a n a tı h a k k ın d a d e rs v e rir. tıpkı Bernadotte gibi. Mathilde de la Mole: M arquis’in kızı. Birkaç sene öncesi. on sekiz yaşında. cemiyette yeni­ den nüfuz sahibi olmuş. oldukça iyi bir eği­ tim görmüştür ve cemiyette. o n d o k u z . 1820'lerde. J u lie n ’a. France-Comte'in küçük bir kasabası olan Verrieres'de otu­ ran Julien Sorel. fa k a t b a ş k a b ir m e z iy e ti o lm a y a n b ir genç. Marquis de la Mole: J u lie n ’in P aris'tek i p a tro n u . zeki ve ihtiraslı bir gencin Babası bir köylü olmasına rağmen. Orduda ve hükümette. P ira rd ’ın. erlikten krallığa . iyi y e tişm iş . iktidar dışında geçirdikleri yir­ mi yıl. onlara hiçbir şey öğretmemişti. n e ş e li v e s o n d e re c e n ü k te d a n . Ju lie n . Norbert de la Mole: M ath ild e’n in e rk e k k a rd e şi. ca n a yak ın . yine asiller hâkimdi. M. g erç e k b ir d ü n y a a d a m ı o la ra k g ö re n b ir Rus. n ü fu z k a z a n m ış tır.

M aamafih. patronunun karısı ile bir aşk hayatı yaşamaya baş­ lar. ne aşk ne de şehvet hislen­ dir. seminerdeki hayat. Fakat şimdi ülke barış içindedir ve ülkeyi yönetenler de Bourbonlardır. bir Jansenist olan Pirard. silâhlı kuvvetlerin kırmızısını değil. fakir bir çocuk için iyi mevkilere giden yol kiliseden geçer. Julien. Verriâres'i terketmeye mecbur kalır ve Besançon'daki seminere girer. Böylece. bilâkis zeki ve çalışkan kimselere kızgınlık duyduk- lannı görür. Çok mahirce hareket eden Julien ve Mme de Renal. zalim ve entrika dolu siyasî ha­ yatı Julien'e tanıtır. Julien. Arkadaşlanndan daha fazla çalışarak. fakat talebelerin zekâya hürmet et­ mediklerini. se­ minerde. du­ rum imzasız bir mektupla M. Sonunda. Mektebi iyi bir derece ile bitiren Julien'in. ele geçirmek istediğine sahip çıkabile­ ceğini ve patronuna bir darbe vurabileceğini ispat etmek iste­ mesidir. de Renal'ın çocuklanna özel öğretmen olması istenir. kendisine. O n lar bu işi öylesine açıktan açığa yürütürler ki. Seminer. Julien'i de bu oyunları ve entrikaları arasına almak isterler. Bağımsız bir ruha sahip olduğundan kendisine. Onu bu yola sevkeden sâikler. şüpheleri başka tarafa çevirmeyi başarırlarso da. elinden geldiği kadar tarafsız hareket etmeye çalışır. dinî seminere girmek için Lâtince ve ilâhiyat tahsili yaptı. de Renal'a anlatılır. dünyevî hayattan uzaklaş­ mış bir hayat değildir. on­ ların önüne geçmek ister. Kitabın isminden anlaşıldı­ ğı üzere. haşin ve kendisini inandığı dâvâya adamış direktör Abbe Pirard'ın dikkatini çeker. din adamlannın si­ yahını seçti. müca­ . Martin Luther adını verirler ve her fırsatta onunla alay ederler. Verrieres Beledi­ ye Başkanı M. alt tabakalardan gelen diğer insanla­ ra yapıldığı şekilde muamele ettirmemeye azmeder. Sosyal mevkiinden ötürü bir aşağılık duygusu içinde bu­ lunan Julien. şiddetli bir iktidar mücadelesi yürütülmektedir: Bir ta­ rafta. Maamafih. Julien. Taraflar. diğer tarafta da direktör muavi­ ninin liderliğindeki Cizvit yanlısı hizip. sadece erkekliğini.1 0 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n kadar yükselebilirdi. Fakat onun yetenekleri. Kısa bir za­ man sonra.

Bununla beraber onlann evlenmelerine razı olur ve Julien'in. köylü aslından gelmesine rağmen. Mathilde. Mathilde'yi kıskandırmak için. Julien. Navarreli Marguerite'nin âşığı Bonifice de la M ole'dir. de Croisenois de dahil. ona itimat eder. Mathilde hâmile ka­ lır. Bu iki gencin aşk yapması. kendi irade gücünün sağlamlığının bir başansı olarak ele alır. Julien'de ecdadında hayranlık duyduğu bazı vasıflan görür. Bir ara. bir oyuna getirilmemesi veya kendisinin aptal yerine konul­ maması için her zaman tetikte bulunur. Julien şimdi. mevkiinden istifa eder. sık sık ti­ yatro ve operalara gider ve hatta biri ile düello bile yapar. De la Mole gazap içindedir. Julien'i sever. bu adam. kendisini. Pat­ ronu. Mathilde. cemiyet tarafından biraz daha kolaylıkla kabul edilmesi için. Fakat Julien. 100 B ü y ü k R o m a n • 103 deleden bıkan ve ümitsizliğe düşen Pirard. bir entrikada yer aldı­ ğı için 1574 'te öldürülmüştü. onun sekrete­ ri ile evleneceğini söyler. Bonifice'nin kafası kopanidıktan sonra. zira kızını bir düke vermeyi dü­ şünmektedir. daima bir çeşit harbi andınr: Juli­ en. bu tür ölümün satın alınmayacak farklı bir ölüm olduğunu söyler. dul bir sosyete kadınına aşk ilân eder. damadına. sosyal bir zafer. ordudon bir rüt­ be temin eder ve küçük bir de unvan sağlar. Julien'i de yanma alarak Paris'e gider. Fakat evlilikten ön­ . aynca şe­ hir hayatının inceliklerini öğrenir. Marquis de ia Mole adlı zengin ve nüfuzlu bir asilzâdenin özel sekreteri olur. hareketli bir kızdır. ölümün böylece yerine getirilmesine hayranlık du­ yar. Julien'i. kraliçe. özel bir maaş bağlar. çevre­ sindeki erkekleri uyuşuk. her yönü ile kabul eder ve babasına. kendi resmî nişanlısı M. sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömmüştü. Sonunda. Kendisine ve­ rilen işleri fevkalâde bir şekilde yerine getiren Julien. ilgi çekici olmayan kimseler olarak görür Kızın idealleştirdiği erkek tipi. iki âşık birbi­ rinden ayrılır ve Julien. iyi giyinmeye başlar. Mathilde'yi böy­ lece ele geçirmesini. gizli ve siyasî görevlere gön­ derir. adamın on dokuz yaşındaki kızı Mathilda de Mole üzerinde de zafer kazanır Mathilde canlı. onun evine girer.

Mme. jüridekilerden biri. talihsiz ecdadı. yargılanması yapıldıktan sonra. Mme de Renal. şim­ di intikam almak ister Jüri. iki tabanca alır ve Mme de Renal'dan kilisede dua ettiği sırada intikamını alır. Mme de Renal'in aşk hayatını itiraf ettiği kimse tarafından ya­ zılmıştır. öldürülmesine karar verilir. Stendhal’m bir arkadaşı M. Julien'in. Verriâres'deki hayatı hakkında araştırma yapar Böylece Mme de Renal'dan Julien'in haysiyetini beş pa­ ralık eden bir nnektup alır. Mektupta. Fakat Mme de Renal'ün ger­ çek hislerini yansıtmayan bu mektup. Son derece hiddetlenen Marki. kızgınlıktan ne ya­ pacağını bilemez. onun tarafından değil. kafası kopanlır Kısa bir müddet sonra. Mektup bir trajediyi hazırlar. kızının hiçbir şort altında Ju- lien ile evlenemeyeceğini söyler Julien de. sevgilisi Julien'in başını kendi elleriyle gömen Julien. daha önce peşinde gidenlerden biridir ve kadın kendisine yüz vermediğinden. Mathilde'ye. Navarreli Marguerite'nin sevgilisinin başını kendi elleriyle gömmesi gibi. Suçlu. S tendhal’a. Julien'in. M arki. de Renal'in. mahallî din adamlan oy­ nar) ve Julien'in beraat edebileceği ihtimalleri ortaya çıkar Fa­ kat. M ichoud de la Tour . Julien tevkif edilir. bunun için zengin ai­ lelerin teveccühlerini kazanmaya çalıştığı ve bu ailelerdeki ka­ dınlan baştan çıkardığı anlatılır. en fazla okunan bir rom anm m plânm ı ver­ di. bu hayalini gerçekleştir­ mek imkânını vermiştin Eleştiri G renoble’de 1828 Şubatı’nda bir kişinin idam edilm e­ si. âdeta ölümü davet eder Jüriye nüfuz etmek için temaslar yapılır (bu soysuzlaşmadaki başrolü. aldığı yaralardan değil. Fa­ kat bu yara kadını öldürmez. kalp ağnsından ölün Mathilde de. Julien. hiç o l­ mazsa öldüğü zaman. şimdi nisbî bir huzura kavuşmuştur Mahkemede. Julien'i suçlu bulur.1 0 4 • 1 0 0 B üyük R o m a n ce. Derhal Verrieres'e gider. kendisini savun­ maz. sosyetede yük­ selmekten başka hiçbir şey düşünmediği.

çünkü Stendhal. C om te de C ordon ailesinde öğretm enlik buldu. Ya bu genç M. rom anın ikinci derecedeki şahsiyetleri olan Mme. ailenin yanın­ dan kovuldu ve bir Katolik sem inerine bırakıldı. ailenin kızı ile geçirdiği bir aşk m acerasından son­ ra. Abbe Chelan. bu rom an­ dan ö tü rü S tendhal’ı hiçbir zam an affetm edi. bir diğer gencin. buradan da kovuldu. fakat is­ tikrarsız bir gençti. yine İhtilâlden. Geniş bir açıdan bakıldığın­ da. kadını köyün kilisesinde ibadet ederken öldür­ m ek istedi. Derville. Tica­ re t ve im alâtla zenginleşen burjuvazinin. Papaz Pirardi. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 05 ailesinin çocuklarının özel öğretm eni olan D auphinoisli bir dem ircinin oğlu. Fakat. sadece yaralanm ıştı. yeniden m etresine döndü. günün sosyal ve politik hareket­ lerinde yer alan kim seleri canlandırm asını bilhassa iste­ m işti. zam an zam an birbirine karıştırm am ak elde değil. Bu suçundan ö tü rü . M ichoud’a beslediği kızgınlık öylesine art­ m ıştı ki. Julien Sorel’in başından geçenler. B erthet’in hayatını o kadar andırıyor ki. Valenod ve F ouque’n in kendilerinden bahsettiğini anlayan diğer in­ sanlar da m u h tem elen vardı. Gerçekte. fakat kadın ölm em iş. M me. onun b ir papaz olacak ye­ teneklere sahip olm adığını söyledikleri zam an. B erthet. A rtık başka bir yerde iş bulam ı­ yordu. B erthet. asillik unvanla­ rını kabul ettiklerini görüyoruz. M ichould de la Tour'u baştan çıkardı veya kadın bu genci baştan çıkardı. G renoble’de. A ntoine B erthet adında zeki. b ü tü n Fransa. S tendhal’m önünde oturdu. Kırmızı ve Siyah’taki (Le Rouge et le Noir) portresi için. Ve M me. aristokrasinin. giyotinde can verdi. Bert- h e t’in öğretm enleri ve papazlar. Rom anda. Hâdise nasıl cereyan etm iş olu rsa olsun. Hâlâ im paratorluk hayali . rom andaki karakterlerin. önce ya­ şadıkları gibi yaşatm ak istediklerini ve m utlak iktidarı ele geçirm ek için entrikalar hazırladıklarını görüyoruz. hem ailenin ço­ cuklarını eğittiğini hem de kadının yeni âşığı olduğunu gördü. M echoud de la Tour ailesi.

kendisiyle alay e t­ tiklerini sanır. fakat kazandıkları zam an çok şey kazanm ış olacak insanlar. Böylece. iradesinin. Mm. bir nesil öncesi. zevksizce ve kabaca hareket eder. gizliden gizliye N apoleon’a hayranlık besler. Ro­ m an. kadının kendisine hakaret ettiğini zanneder. hedefine erişm ek için hiçbir vasıtayı kullanm aktan çekinm eyen. son Bourbon kralının yönetim indeki Fransa’yı. kaybetseler dahi hiçbir şey kaybetm iş olmayacak. N apoleon çağın­ da dünyaya gelm eyen Sorel. Sevişirken dahi. İhtilâl ve im para­ to rluk kargaşası arasında. çünkü o n u n uşaklarından biri kendisine kaba bir tarzda bakm ıştır. kim ­ . onun çocuklarına iyi davranacak. elindeki bu gücü hiçbir vicdan azabı duym aksızın uyguladığını görüyoruz. halbuki kadın. Fakat çok defa. kendi­ sine hakaret edileceğini. gözlerini ihtiras bürüm üş. hiç de dostça olm ayan ve partizan hislerle gösteren sosyolo­ jik bir araştırm adır. kendilerine birer mevki kapan insanları sem bolize ediyor: D anton. perestiş eder. iradesinin. aristok­ ratlar arasında yaşayan bir köylü olduğunu hiçbir zaman u n u tm az ve kendisine dudak bükülm em esi. Bu cem iyette. yakışıklı bir çocuk olduğunu görm üştü.1 0 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n içinde yaşayan B onapartçılar’ı görüyoruz ve artık siyasî iktidarı da eline geçiren kilisenin. Beauvosis ile düello yapar. her hareketi. R obespierre veya Na- poleon gibi. Sorel’deki sınıf şu uru bir saplantı hâlindedir. Sorel. iğfal e t­ tiği kadından daha kuvvetli olduğunu gösterm ek. ekseri insanların aksine. kendisi­ ni tatm in etm ek için. diğerlerinin. h er adım ı. azm inin şuurlu bir şekilde uygula­ nan gücünü gösterir. hiçbir zam an b asit hislerle hareket etm ez. Sorel. M athilde’nin yatak odasına girdiği zam an. N apoleon efsânesi yoğurdu veya daha doğrusu dejenereleştirdi. hakaret edil­ m em esi için daim a tetik te bulunur. de Renal’la ilk defa görüştü­ ğü zam an. im paratorun bir resm ini yatağında tu ta r ve Saint Helena Hatıralan’nı sık sık okur. O nun karakterini.

Renal’a hücum udur. M athilde’yi kendisine b enzetti­ ği zam an. Böyle dahi olsa. kendi hayalleri­ nin esiridir. M athilde’ye gelince. bu işi M arki’nin değil de kendisinin yapm ış ol­ m asından acı bir h o şn u tlu k duyar. N orbert veya C roisenois’in kendisine hücum edeceğini sanarak. Sorel’in ölüm ü ile bu hayalini gerçekleştirir. hâm ile idi ve on u n la evlenm ek istiyordu. Sorel’in d u ru m u hâlâ da kuvvetli idi. Şu halde. m u h tem eldir ki. ondokuzuncu aşıra hiçbir şekil­ de uym ayan bir tarzda m elodram atik bir jestle son bulur. Ama. Sorel’i değil. oldukları gibi gö­ remez. terkedilm iş bir m etresten gelen bir m ektubu. belki onaltıncı asır için yerinde olabilirse de. 100 B üyük R om an • 107 senin hiçbir şeyden şüphelenm em esine rağm en. güvenini kötüye kullanan bir adam a kar­ şı kullanacak bir silahı eline geçirdiğini sandı. M athilde. Eleştiricilerin ekserisi indinde. bir kraliçenin sevgilisi olan ve sonunda idam edilen kendi ecdadı Boniface de la M ole’ı sever. hâdi­ seye adları karışan herkes. Mme. karakterleri dışında hareket ediyor gibi. Kitap böylece. kendi kendisini aldat­ m asının örneklerini görüyoruz. onun kendi kendisine acım asının. azimli M athilde kendinden geçerek Sorel’i Pa­ . de Renal’m. o da aynı şekilde. okuyucu böyle bir hareket için hiçbir şekilde uyarılm am ıştır. kont da er veya geç. Ve nihayet. Sorel’in Mme. Navar- re’nin M arguerite’sinin yaptığı gibi sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömer. bu realite önünde boyun eğm ek zorunda kalacaktı. inanm ak istediği için bu m ektuba inandı. sevdiği adam aleyhinde o m ektubu yazdı­ ğını kabul edelim . aşkı dahi bir sınıf harbi hareketi olarak görür. B ütün bu hallerde. Gerçekte. Julien’in ıstırabı bilhassa şuradadır ki. sorup soruşturm aksızın derhal kabul etm esini ne ile izah edeceğiz? Kont. Din harpleriyle geçen yılların hayalini yaşar ve gerçekte. rû h î direktörünün büyük baskısı altında. silâhlanm ıştır. kitabın başhca m esele­ si. kont gibi dünyayı görm üş bir kim senin. kendisini veya diğerlerini.

Tekrar ele ge­ çirebileceği b ü tü n avantajları karısını. âdeta huzur içinde isteye­ rek giyotine gider: N ihayet.1 0 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n ris’e çağırdı da. H a­ yatı boyunca. Ancak kesin bir hareketle. 1964) bü tü n bu sorular ve diğerleri üzerin­ de uzun uzadıya durdu. Bu üzerinde tartışılm ayacak kadar ağır bir itham .W. m ütem âdiyen entrikalar peşinde koşan bi­ ri olm adığını gösterm ek suretiyle yapabilir. aristokrasinin altında gördü.J. kendi faziletini haklı çı­ karm ak için böyle hareket etm iş olabileceğini söyledi. bazı eleştiricilerin söyledikleri gibi onun. am a Sorel alelâde bir insan değildi. kendisini. Ve b u n u da. ger­ çekte. kendi kendisinin efendisi ol­ m uştur. kendi çıkarı uğruna. bu şerefsiz lekeyi tem izleyebi­ lir. servetini m esleğini ve asaleti tekm eleyerek. hislerinin en gergin olduğu bir sırada. Verrieres’e yaptığı uzun yolculuk­ ta (o zam an dem iryolu yoktu) düşünm ek için vakti vardı. Şu hâlde. şim ­ di bir asilzâde. önündeki im kânları ortadan kaldıran bir diğe­ rini öldürebilir. . H em m ingis (Stendhal’ın Rom anları üzerinde bir inceleme. Sorel’in hareketini nasıl izah edeceğiz? Alelâde bir adam. d ü şü n ü p tartışm adan hareket ettiği bir an dahi yoktu. bir çılgın m ı olduğunu söyleyeceğiz? F. Haya­ tında. babasını kendi tarafına çekene kadar niye on u n la tartışm adı? N ihayet. kendisini şerefsiz bir tu tu m la suçlandır- m ıştı. Sorel’in. Sorel.

n a z ik ve sevim li. y ak ışık lı. . m u h te ­ m e le n F a b riz io ’n u n g erç e k b a b a sı. Priore Blanes: Yaşlı ve m ü şfik b ir p a p a z . Clâlia Conti. Asconio del Dongo: M a rch e se’in e n b ü y ü k oğlu. kib irli ve kinci. d eli d o lu b ir genç. p a ta v a ts ız . F ab­ riz io ile W aterlo o ’d a d o s tlu k k u ra r. K ontes P ie tra n e ra . y a m y a s sı y ü z lü b ir re a k siy o n e r. Marchesa del Dongo: G enç k arısı. Parma Manastırı Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) Başbca karakterler Teğmen Robert: N ap o leo n ’u n İta ly a ’d ak i o r d u s u n d a b ir su b a y . ta m a h k â r. b a b a s ı k a d a r re a k siy o ­ n e r v e h ain . a z im li ve v ic ­ d a n s ız . L iberal p a rti ü y esi. Angelina Valserra (Gina). General Fabio Conti: P arm alı b ir g e n e ra l. Z en g in b ir d elik an lı. te z can lı. Margot: S avaş a la n ın d a k i a s k e rle re y iy e c e k ve içki sa ğ la y a n k a d ın . s o n ra la rı. D ü şes Sanseve- rin e: M a rch e se'in k ız k a rd e şi. ca z ib e li. h o b isi a s tro lo jid ir. Kızı. ih tira s lı. Marcbesina del Dongo: R om anın k a h ra m a n ı. b ir a ra G ina’n ın sev g ilisi. Fabrizio Valserra. Marchese del Dongo: A v u s tu ry a ta ra fın ı tu ta n M ilanolu b ir a silz a d e : şişm a n . Umercati. g ü z e l p arlak .

Marchesa Balbi: P re n sin m e tre si. sıska. Sanrino: F a b riz io ’n u n C lelia’d a n o lan kızı. n e fre t e d ile n b ir re a k siy o n e r. Ferrante Palla: D o k to r. h alk a r a s ın d a n y e tiş tiğ in d e n y ü k se k m ev k id ek i k im se le r k e n d isin i ko lay lık la y ıld ırırla r. Prenses Isotta: Ülkeyi y ö n e te n ailed ek i y aşlı ve ev d e k alm ış b ir p r e n ­ ses. çek in g en . ç irk in ve kinci. elli y a ş la rın d a . fa k a t hiç d e esk i o lm a y a n u n v a n ın a a s â le t g e tire c e k itib a r ­ lı b ir m ev k i p e ş in d e d ir. 1 1 0 • 1 0 0 Büyük R om a n Kont Mosca della Rovere: P arm a B aşvekili. Clara-Paolina: P re n sin a rk a d a ş ı. F a b rizio ’ya âşık. Landriani: P arm a Baş P isk o p o su . k u rn a z te c ­ rü b eli v e d ü n y a y ı g ö rm ü ş b ir politik acı. ş ir r e t b ir k adın. . ç e k in g e n b ir kad ın . F a u sta ’ya âşık. m u tla k b ir h ü k ü m d a r. Kont Zurla: İçişleri Bakanı. so n d e re c e ç e k in g e n b ir çocuk. Marietta Valserra: G üzel g en ç b ir a k tris. Lodovico: F a b riz io ’n u n sâ d ık uşağı. Gilletti: M a rietta’n ın se v g ilisi. Gonzo: M archese C re s c e n z i’n in y a n ın d a n a y rılm a y a n biri. k o c a sın ın b ir m e t­ resi o ld u ğ u v e k e n d is iy le k o n u şm a d ığ ı için m u ts u z b ir kad ın . Fausta: T a n ın m ış b ir şark ıcı. General Fontana: P re n sin y av eri. hiç d e tam a- m iyle a p ta l b ir in sa n değil. k e n d in i b e ğ e n m iş b ir genç. Conte M: K ıskanç. Marchese Crescenzi: C lelia ile n işa n la n m ış o lm a k ta n b a ş k a h içb ir ö zelliğ i o lm a y a n z e n g in b ir ad am . şa ir ve ih tilâlci. n a m u s lu b ir in sa n . b ilh a s s a ta m a h k â rlığ ı ile bilin ir. Ranuccio Ernesto V: P arm a V eliahtı. Ranuccio-Ernesto IV: P arm a P rensi. Dük Sansevarina-Taxis: Yaşlı b ir a risto k ra t. Rassi: P arm a Baş H âkim i. m ah ç u p . k e n d is in in ilg isin i çek e n y e g â n e sa h a m in e ro lo ji (m ad en ilm i). Don Cesare: G en eral C o n ti’n in k a rd e şi ve P arm a K alesi’n in p a p a z ı. La Mammacia: M a rietta’n ın a n n e s i o ld u ğ u n u sö y le y e n ta m a h k â r ve h a y s iy e tsiz y aşlı b ir k ad ın . b o ş z a m a n la rın d a şiir y a z a r. ş a h s e n g ö ze b a ta n b ir ta ­ rafı yok. Annetta Marini: Bir tü c c a rın kızı. Marchesa Raversi: M u h alif L iberal p a rtin in lid eri. k e n d is in in ö ld ü rü le c e ğ i k o rk u su a ltın d a d e m o ra liz e o lm u ş ve ü lk e s in d e b ir te rö r e s tirm e y e b a ş la m ış tır.

Çocukluktan erişkinliğe geçtiği sırada Fabri- zio'nun başından donkişotvari bir macera geçen Napoleon. teyzesinin. hiçbir zaman tamamen açı­ ğa vurulmaz. kendisini yakın hissettiği kimse. Fabrizio. kendisine böylece boynuz takılmasın­ dan memnundun Gina. Kont Mosca. Parma sarayında. göz kamaştıncı nişan­ lar da verildiğinden dük. İtalya'ya döner ve ül­ kesini. sempati duymayan babası ve mağrur yaşlı ağabey Ascanio'dan ötürü. hattâ Prens. Kuzey İtalya'da geçer. son za­ manlarda dul kalmıştın Büyüdükçe. onun için öylesine şaşırtıcıdır ki. ülkeyi tam bir Matternich kurnazlığı ile yönetin Gina'yı Parma'da yerleştirmek için yaşlı ve zengin bir dükle evlendirir. teyzesi G ina'dır (Kontes Pietranera). en kurnaz ve en nüfuzlu bir kadın olduğunu ispat eder. en güzel. Fabrizio'nun bir asker veya bir devlet adamı olarak. Hikâyenin kahramanı. çocukluğu ıstıraplı geçer. imparatorluk hisleriyle dolu Fabrizio. gerçekte. ona karşı gösterdiği sevgi. za­ manla aşka dönüşürse de bu aşk. Napoleon ordusundaki bir su­ bayın oğlu olduğuna inanılın Kendisini anlamayan. bağımsız Parma Prensliğinin Başvekili Kont Mosco adında metresidir. Ranuccio-Ernesto IV bile ona iştahlı gözlerle bakan G i­ na ve Kont. Napoleon çağının böylece nihaî olarak kapanmasından sonra. Kontes. orduya katılmak için derhal Fransa'ya gider ve VVaterloo'ya ulaşın Bu tecrübe. istikbali tehlikeye düşmüştün Teyzesi Gina şimdi. muhafazakâr bir asilzâde olan Marchese del Dongo'nun oğlu ise de çocuğun. son derece yakışıklı ve câzibeli bir genç olur. reaksiyoner Avusturya hükümetinin sert bir şekilde yö­ nettiğini görün Ağabeyi kendisini polise haber verdiğinden. Napoleon çağının son yıllarında başlar. hemen he­ men ne olduğunu anlayamaz. El- ba'dan döndüğü zaman. Fabrizio için plânlar hazırlarlar Yapacağı tek şey . en zeki. ardından gelen reaksiyon devresine kadar uzanır. Çocuğun. zâhi- ren. 1 0 0 B üyük R om a n » İ l i Hikâye Parma Manastırı (La Chartreuse de Parma).

prensi tehdit ederek. Parma'dan aynlacağmı söyler Hem Gina'ya malik olmak hem de onu küçültmek isteyen Ranuccio-Ernesto.1 1 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n kiliseye intisap etmektir. Bir asilzâde olduğundan. Gina'ya sevgili yeğeni vasıtasıyla bir darbe indir­ mek ister Gıyaben yargılanan Fabrizio. bilgili veya seksüel bakımdan saf olması beklenmeyecektir. Kalenin kumandanı General Conti'nin. Gina. cür'etli bir tarzda ka­ . Fabrizio serbest bırakılmadığı takdirde. bunu. teyzesine sadece minnettarlık duyar. Parma'nm liberalleri. arkadaşı Mosca'yı da incitmek niyetinde değildir Böylece. yirmi sene hapse mahkOm e dilir Mahkeme kendisini temize çıkarmadıkça. Clelia adında güzel bir kızı vardır Fabrizio genç kızla tanışır ve haya­ tında ilk defa olarak ciddî bir tarzda âşık o lu r Fabrizio. beraat ede­ bilirdi. Kont dahi onu kıskanır Fabrizio. onu serbest bırakacak plânlar hazırlan Mosca. düş­ manlan Mosca'yı zor durumda düşürecek bir fırsat olarak kul­ lanırlar Gina'nın kendisinden vazgeçmesini hâlâ kabul ede­ meyen prens. böyle bir durumda. trajik bir kavga ile sona erer: Alelâde bir aktör olan rakibi Gilletti'yi. yüksek mevki- lerdeki bazılanna rüşvet verir ve Fabrizio. artık dinî mesleği sona ermiştir Gina. hıya­ net yoluna başvurur Fabrizio'yu atfederse de. ai­ le bağlan ve Mosca'nın nüfuzu onu. hâdiseyi. Böylece. onun tekrar yar- gılanamayacağı ile ilgili maddeleri kaldırmaz. kalede mutlu bir hapis hayatı geçirirken. onu Parma Kalesi'ne hapseder Fabrizio. onun dindar. kendisini savunmak için öldürür ve polisi tek­ rar peşinde görür. sonunda Parma'nm baş­ piskoposu yapacaktır. fakat şimdi siyasî düşünceler. polis genci ele geçirince. Genellikle. pek üzülmez. onun hakkında başka bir şey düşünmez. ilâhiyat eğitimi için dört sene müddetle henüz kilise tarafından onaylanan bir papoz değil­ d ir Fabrizio. Böylece. kendisine metres olarak Marietta adında genç bir aktristi seçer Gayet ağır başlayan bu macera. mübalâğalı bir tarzda önemli gösteriyordu. öylesine yakışıklı bir genç olmuştur ki.

mahkûmu zehirle­ yeceği anlaşılır. bu oyuna gelmez. prensi zehirleme­ yi kabul eder. Fanatik bir cumhuriyetçi olan Palla. Prens. kesinlikle beraat ettirildikten ve kilisedeki unvanla- nna bir daha geri alınmayacak şekilde sahip olduktan sonra. hafitçe kafadan çatlak Palla adın­ da bir şair de vardır. kısa bir hükümdarlık devresinden sonra. Gina. Rassi'nin de. Mosca. Mosca bu ayaklanmayı kolayca bastınr. prens hayatta olduğu müddetçe. ne Fabrizio'nun ve ne de Mosca'nın güven içinde olacağına inanır. Gine şimdi. Kadın. Parma'da bir cumhuriyetçi isyanı başla­ tırsa da. ne kendisinin. prense olan borcunu mümkün olduğu kadar geciktirme­ ye çalışır. Fabrizio'nun temize çıkanlmasını isteyen Gina'nın ısrarlan karşısında dayanamaz. yine yeğenini kaçırmayı düşünür Prense giderek. ga­ yet cazip bir kadın olarak görür. bilhassa suçsuz bir vatandaşın zehirle öldü- rülemeyeceğine inanacak kadar saftır. G i­ ne'nin öpücüklerine ve parasına dayanamaz. Fabrizio serbest olunca. Mosca'nın baş düşmanı. 100 Büyük R om a n *113 leden kaçırılır. burası onun kontrolü altındadır. teyzesini aklına dahi getirmez. Bu işi yerine getirdikten sonra. G ina. Kendisine hayranlık duyan pek çokları arasında. Ranuccio- Ernesto'yu öldürmek için plânlar hazırlar. yeğeninin temize çıkaniması için onun yeniden muhake­ me edilmesini ister. Gina ve Mosca şimdi hedeflerine erişmişlerdir. Prens. durumunu anlatır. fakat kazandığı zafer uzun . Kale. M ineroloji- den başka birşey düşünmeyen yeni prens. mutlak iktidann zevkli bir şey olduğunu öğrenmiştir ve Gina'yı da. tabiî bu da Fabrizio'nun teslim olmasını gerektirecektir. Clelia'yı tekrar görebilmek ümidi ile kaleye teslim olur. Fakat kara sevdaya tutulan Fabrizio. Gina. kendisinin bir hapishanesin­ de bir vatandaşın. Bununla beraber. yargılanması başlamadan. Fabrizio'yu serbest bırakacağını söyler. Fabrizio. Fabrizio'nun şehir hapishanesinde tu­ tulmasını ister ve güvenlik kuvvetleri vekili olarak da. Gina kendisini prense terket- tiği takdirde. Clelia'dan başka birini düşünmez. tıpkı babası gibi. kendisine verilen talimatın ötesine çıkar. Baş Hâkim Rassi'nin kontrolü altında­ dır.

Kısa bir müddet sonra da Clelia ö lü r Fabrizio yıkılır. birbirini görmemezliğe gelirlerse de. böylece. zengin ve mağrur bir "marchese" ile evlenmiştir. Sonunda. vicdanında. daîmi bir engeldir. ne Clelia'nın evli olması ne de Fabrizio'nun. dindar halk. cinsî ilişkiler kuramayacağına dair verdiği söz. Clelia ile evlenemez ve Clelia da. tatlı-acı son bir hareket katar Clelia evlendikten sonra. hayatının. dindar bir kimse olduğu hakkında hak etmediği bir şöhret sağlar ve kiliselerdeki vaaz­ larını dinleyenlerin sayısı gitgide kabanr Âşıklar. Fabrizio ve Clelia arasındaki aşka. böyle­ ce yeminini çiğnemediğine inanır. temizlenmesi gereken çok leke bulundu­ ğunu idrak eder. Fabri- zio'nun bitkin ve soluk görünüşü ona.1 1 4 * 1 0 0 B üyük R om a n sürmez. ka­ dın ülkeyi terkeder. hâlâ iyi bir Katolik olduğundan ve kendi kendisiyle samimi bir insan oldu­ ğundan. sadık Mosca da sonun­ da yanına gelir. Stendhal bu noktada. artık ül­ kenin en güçlü dinî adamıdır. Kadın. fakat her adımda fecî ta­ lihsizlikle karşılaşmıştır Şimdi onun yapacağı tek şey. Fabrizio'yu Parma'da bırakır. Stendhal’m hobilerinden biri. hüzünlü son günlerini geçirmek için Parma'daki manastıra çekilir Eleştiri Civitavecchia’daki konsolosluğu sırasında. Gina'nın yatağından aynidıktan yarım saat sonra. Böylelikle. Bir müd­ det sonra yaşlı başpiskoposun yerini alacak Fabrizio. onaltıncı ve onyedinci asırlarda. N apoli'de yerleşir. dünyadan elini ayağını çekmektir. bir müddet. bu iki âşık ihtiraslarına boyun eğerler Clelia Fabrizio'yu hiç görmeyeceğine dair Meryem Ana üzerine yemin etmiştir Onu sadece geceleri görür. dünyevî saadet ve başanya ulaşmaya kendisini adamış. Sandrino adında bir çocuk doğar ve henüz iki yaşıncfa iken ölür. kendilerine lâyık olmayan bir piskopos tarafından lekelenmiş olmayacaktır Bir din adamı olarak işlediği bütün günahlara rağmen. Tabiî artık. Bu birleşmeden. Ro­ m a’da işlenen suç ve skandallar hakkında bilgi toplam ak­ .

onaltm cı asır İtalya’sını hatırlatır. A ptal veya korkak mizaçlı biri olm ası­ n a rağm en. JMateryalin aslında yedi yüz kelim eden oluşan bu ilk izah sayfası. başve­ . zam anla Parm a D ükü oldu. yatm adan önce m uhtem el bir ka­ tilin saklanıp saklanm adığından em in olm ak için. Parma Manastın’nın başlangıç noktası idi. tem ­ kinli hareket ederek. daha sonraları III. çünkü III. Böylece. M etresinin doğurduğu çocuk. bu hânedanlık onsekizinci asırda son b u lm u ştu ve Stendhal’m zam anında Parm a’yı. 100 bü y ü k R o m a n • 115 tı. Kendi zam anının kuzey İtalya’sı. Ülkeyi. Gençliğinde. Paul’un hayatı artık tari­ hin malı idi ve sanat düşünceleriyle iyi bir tarzda ele alı­ nam azdı. fakat yine de kardinalliğe ve sonunda papalığa yükseldi. Topladığı m alzem e arasında. Bu m alzemeye göre. aynı aile arasındaki aşk ihtirasları ve çeşitli aşk m aceraları ile. A lessandro. sanki Farnesi’nin yönetim i devam ediyorm uşçasm a anlattı. en iyi bildi­ ği yeri seçti. R om anın atm osferi. Gerçekte. Papa Paul olarak katolik kilisesinin başına geçecek ve Farnese m alî im paratorluğunu kuracak A lessandro Farnese adında genç bir İtalyan’ın da hayat hikâyesi vardı. diplom asiden ziyade. küçük bir devlet olm asına rağm en. Tabiî. rom anın geçtiği yer olarak. h apishâneden kaçtı. kom şu M odena Dü- kalığmı idare eden IV. kilise hiyerarşisinde yükselm esini Kar­ dinal Rodrigo Borgia’nm m etresi olan teyzesine borçlu idi. Napole- o n ’un ikinci karısı olan ve kendi zam anı için oldukça libe­ ral bir h ü k ü m d ar sayılan AvusturyalI M arie Louise yöne­ tiyordu. Françis olabilir. entrikalar ve zehirlem e hâdiseleri ile. teferruatı oldukça değiştirdi: Par- m a’yı. Prens. fesat ve nifak yönetir ve vekillerin kaderi. tiksindirici politik m ücadelelere ve entrikalara sahne olur. S tendhal’m despotik prensi. karikatürleş- m iş bir otokrattır. yatak odalarında tayin edilir. asil bir kadını kaçırdığından hapsedildi. ondokuzuncu asır İtalya’sından ziyâde. hikâyeyi m o­ dernleştirm ek istedi. h er akşam. Parma. Stendhal.

M uhale­ fet liderleri. doğm akta olan yeni İtal­ ya’yı -Silvio Pellico ve M azzini’nin rüyâsını gördükleri İtalya’yı. Z âhiren bir anti kahram an olm asına rağm en içinde. en iyileri Fabri- zio’dur. des- p otik bir h ü k ü m eti yönetm eye m ecbur kalm ıştır. Hikâyeye. kendisini zevke ve dinî riyakârlığa kaptırır. Çocuk iken. Sadece. Hikâyedeki kusurlardan biri şu: Fabrizio’nun m eslek hayatını son yılları ve kendisini bir m anastıra çekilmeye . eski zam anların m elodram larından kalm a bir habistir ve bu insanların birbiijerine karşı giriştikleri m anevralar bir opera komik’i hatırlatm aktadır. fakat yine de. En h are­ ketli. W aterloo’daki tu tu m u ile yüksek bir idealizm e de sahip olabileceğini gösterir. hepsi am oral. kahram anları oluşturan bir şey vardır. tehlike karşı­ sında tasasız neşelerinden ö tü rü kendilerini sevm em ek elde değil. En akıllıları M osca’dır ve ağzından çıkan keli­ m eler La Rochefocauld’un vecizelerini andırır. bayağı saray en ­ trikaları dışına sadece iki kişi çıkıyor: Kısa bir zam an için­ de. dünyevî değerlere bağlı M osca ve yakışıklı haylaz Fabri- zio. m âzisini u n u t­ turacak bir seviyeye yücelm esini bilir. Fakat. hikâye­ nin sonunda. G eneraller ba­ ru ttan korkar. askerlerin üniform alarındaki düğm elerin eksik olm am asına bilhassa dikkat ederler. Baş hâkim Ras- si.1 1 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n kiline. ileri görüşlü bir insan olm akla beraber. iki du rum da ciddî birer m esele ile karşılaşıyoruz. şaheser bir karakter üçlü­ sü canlılık getiriyor: Parlak. azim lerinden. Bu. sevim liliklerinden. Sonraları.tem sil eden ihtilâlci Ferrante Palla. kendisinin de bilm e­ diği tarzda. çünkü olgunlaşan veya karakteri yücelen yegâne insan odur. politika değil de. Fakat belki. yatağının altına bakm asını em reder. kutsal b ir insan olm azsa bile. eski hânedanlıkları silip süpüren ve İtalya’ya m odern bir h ü k ü m et getiren Napoleon. çok daha az liberal insanlardır. şaşaalı D üşes Sanseverina. canlı karakter Gina'dır. M uhafazakâr lider Mosca. H epsinin ahlâkî inanışları zayıf.

plânda. Şekilci eleştiriciler. sahte bir asalete sahip imişçesine. On üç yaşında. Ahlâkçı eleştiriciler. Bu kusur. Beyle. Napoleon’un çevresinde idi ve sonraları devlet bakanı olmuş­ . imzasını Henri de Bey’le diye attı. ülkenin imparatorluk gayelerine adadı. ancal< Julien Sorel’den bekleneceği tarzda. Yazar Stendhal’in gerçek adı. başlıbaşına bir rom an konusudur ve Clelia’nın ö lüm ünden sonra. onun karakterini tümü ile babasına ve öğret­ menlerine olan reaksiyonu oluşturdu: Kavgacı. B ütün bu kusurlarına rağm en. kendisini. bir hükümet darbesi ile Fransa’nın başına geçtiğinin ertesi gü­ nü Paris’e ayak bastı. Stendhal’in değil. Daru adında uzaktan bir akrabası. Böylece 1799’da. Bir mühendis olmak için Paris’e geldiğini unutarak. Âşık b ir başpis­ koposun hikâyesi. 1783’te doğdu. Beyle’ye edebiyat aşkını. en azından üç rom anhk m alzem e var. Gerçi okuyucular. Gerçekte. kuru ve temkinli babası ile teyzesi Seraphie ye­ tiştirdi: Stendhal. yayımlayı­ cınındır. tam bir burjuva idi. daha sonraları ruhban sınıfına karşı cephe almasında. mesleği doktorluk olan büyük babası verdi. bu yılların büyük etkisi oldu. din adamları tarafından eğitildi. Paris’teki Ecole Poiytecni- que’e devam ederek mühendis olacağına inanıldı. rom anın yaygın plânını ten k it ediyor­ lar. bü tü n dünyanın büyük diye kabul ettiği bir rom an. haşin. Zaman zaman. Bu hali ile dahi. bu düzeltm eleri yapm adan öldü. R om anın orijinal nüshasının kısıtlanm ası gereki­ yordu ve Stendhal. edebî zevke sahip. Parma Manastın. Yedi yaşında iken anne­ si öldü ve çocuğu. Marie-Henri Bey’le idi. ba­ bası da Grenoble’de bir avukattı. rom anın “am oralite”si ve ciddiyetten m ahrum oluşu karşısında hayret ve şaşkınlık duyuyorlar. şehvanî ve disiplinsiz bir kimse idi. ilkin. Grenoble’deki Ecoie Centra’e gönde­ rildi. gerçekte. Matematiği gayet iyi anlayan çocuğun. 1 0 0 büy ük R om an * 1 1 7 sevkeden hâdiseler oldukça hızlı geçilir. Na- poleon’un. o n un hangi noktalarda büyük bir ro ­ m an olduğunu pek söyleyem ezlerse de. reybî (şüpheci) egoist. büyük ölçüdeki canlılığından ö tü rü haysiyetini sürdürüyor. Parma Mamıstm. onun zihnî duru m u n u n analizi gereklidir. her ikisinden de nefret etti.

Beyle edebiyata döndü. Savunma Vekâleti’nde ona bir iş buldu. onun şahsiyetinin öylesine bir parçası haline gelmişti ki bir defasında. Hükümetin 1830’da değişmesi. yaşadığı aşk maceralarının hikâyesidir. artık kendisinden. İtalyanlar’ın daha ihtiraslı. hükümet namına Viyana’ya gönderildi ve imparatorun ordusunun peşinden Rus­ ya’ya gitti. cemiyet­ te yükseldi. yeni­ den hükümet kapısını açtı. Maaş azdı. Beyle. Daru. Smolensk ve Borodino savaşlarında bulundu. biraz Almanca öğrendi. tekrar dev­ let hizmetine girdi ve o zaman Fransız işgalindeki Brunsvvick’te bir yöne­ ticilik mevkii ile görevlendirildi. bu andan itibaren.1 1 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n tu. radikal bir insan olarak tanındığından AvusturyalIlar kendisini is­ temediler. genellikle. onun ikinci ülkesi oldu. Londra ve Paris mecmualarında çeşitli makaleler. bu ülke hakkında hiçbir şey bilmiyor idi ise de. Beyle. Burada. 1806’da. bilhassa Roma ve Milano. Bu yıllarda (1820’lerde) çeşitli sahalarda yazılar yazdı: Meşhur kompozitör­ lerin bayatlan. Paris düştüğü zaman da. Ardından gelen seneler tam bir faaliyet yılları idi. Da­ ha sonraları. Bourbonların yönetiminde idi. Stendhal’a. Cimaraso’nun mûsikisi­ ni ve Correggio’nun tablolarını çok sevdi. Sıhhatinin kötü­ lüğünden ötürü. mezar taşına. Kendisine hürmet duyulmasına rağmen. Ertesi yıl. Fransa ve İngiltere’de kıt kanaat yaşadı. “Enrico Beyle. Fal<at bu iş. X. Ardından papalık devletlerinden Civitavecchia’ya gönderildi. aşk üzerine bir inceleme. hayatının sonuna kadar bu mevkide kaldı. Aynı yıl. Napoleon’un imparatorluğu çöküyordu. Milano” yazılmasını teklif etti. Ardından yine aynı vakarla. Charles . canı sıkılıyordu. Kırmızı ve Siyah. Hepsinin başında. İtalyan kadınlarını çok sevdi. uzun süreler boyunca işinin başında bulunamadı ise de. genç Henri için çok hafifti. turistik Roma rehberi. İtalya'ya gittiği zaman. Moskova’nın ya­ nışını seyretti ve bu büyük yangının estetik bakımdan tatmin edici oldu­ ğunu söyledi. Almanya ve Avusturya’ya uzun seyahatler yaptı. bellibaşlı romanlarına bu ülkeyi ko­ nu seçti. da­ ha kuvvetli ve (ondokuzuncu asırdaki burjuva anlamı ile) daha az medenî olan mizaçlarını çok cazip buldu. bir as­ teğmen olarak orduya katıldı ve İtalya’daki Fransız ordusuna gönderildi. İtalyan resminin tarihi. Treste’ye konsolos olarak gönderildi ise de. onu meşhur yapan Stendhal adı ile bahsedeceğiz. İtalya. İtalya. İtalyan operasından büyük zevk duydu. ama çok sevdiği Roma hemen yakınında idi. Louis Philippe’nin gelişi. henüz on yedi yaşında olmasına rağmen. tahta bir burjuva hanedanının. özel hayatı. ordu ile birlikte Batı Avrupa’ya çekildi. Şimdi Fransa. burası. artık hükümetten iş alamayacağını düşünerek Paris’ten ayrıldı.

Kitap yayımlandığı zaman (1831) zamanının dışında kalmış. Par­ ma Manastırı. günün edebî ör­ neklerinden hiçbirine uymuyordu. Uzun bir hastalıktan sonra. şöhrete yavaş erişti. Hugo’nun muhteşem mev­ kiinden mahrum olduğu gibi. Napoleon gibi bencil kahramanlara duyduğu sevgi. Bunda haklı çıktı. İtalya’da geçen mâcera ve entrikalarla İlgili olan bu roman. Stendhal. Belki güçlük şurada idi ki. 1 0 0 Büyük R o m a n « l i g devrinin son yılında yazıldı. Lamartine’in hissiliği de onda yoktu. Bu arada başka romanlar yazdı. . edebî ufuktan çekildikleri vakit. Stendhal’in hangi sahada büyük olduğunu görebiliriz: psikolojik realizm’in de. İkinci şaheseri. Ancak bu adamlar. Stendhal. (Kitapta Bourbonlara hücum eden par­ çalarından ötürü). onu onsekizinci asır insanlanndan uzak tuttu. “Az sayıda mutlu insanlar'’ İçin yazdı­ ğını İddia etti ve 1880’e kadar da. kendisinin takdir edilmeyeceğini söyle­ di. kalp sektesinden Pa­ ris’te öldü (1842). modası geçmişti. 1839'da yayımlandı. ama ro­ mantiklere de tam mânâsı ile benzemiyordu.

Magloire: Evinin işle rin e b a k an k adın. D’nin Piskoposu (Mösyö Bien- venu): M elek gibi y a şlı b ir in sa n . Fentine: T h o lo m y e s’in m e tre si. İlkin b a s it. Feliz Tholomyes: B aşın d a k avak yelleri e s e n P arisli b ir taleb e. Tholemy£s’in arkadaşları ve onların metresleri: Ustolier: D ahlia. Charles François Bienvenu Myriel. b ir fa h işe o lm ay a z o rla r. Şu ta k m a a d la rı v a rd ır. Sefiller Yazan Victor Hugo (1 8 0 2 -1 8 8 5 ) Başbca karakterler Jean Va^ean: R o m an ın k a h ra m a n ı. ü m its iz lik iç in d e ­ d ir. s o n ­ ra la rı b ir m a h k û m o la ra k h a y a ta k ü sk ü n lü k d u y a r. ş a rtla r k e n d isin i. Petit Gervais: S av o y ard lı o n iki y a şın d a k i b ir la te rn a c ı. Mile. G: Millî İh tilâl K o n g resi'n in ö n cek i b ir ü y esi.6 0 1 v e No: 9. h e rk e se iy ilik y a p m a y ı ço k se v er. M izacı itib a riy le m ü te v a z ı b ir kız ise d e. Fameuil: Z ep h in e. ç a lışk a n b ir köylü. g e rç e k b ir so sy a l a d a le te in an ır. P ere M adelenie. . Baptistine: K ızk ard eşi e v le n m e m iştir. Mm. c e m iy e tte y a ra rlı b ir in sa n h a lin e gelir. Urba- in Fable. P isk o p o s Mriel ve e v lâ t e d in d iğ i k ızı C o s e tte 'n in o rta y a k o y d u ­ ğ u iyi ö rn e k le rle ısla h o lu r.4 3 0 . No: 24 . U ltu m u s F au ch elev en t.

k e n d is in i b a b a s ın ın h â tır a s ın a a d a ­ y a n m ü şfik b ir g en ç. Azelma: T h e n a rd ie r'in . Feuilly: K endi k e n d is in i y e tiş tirm iş biri. Eponine: T h e n a rd ie r'in . Euphrasie (Cosette): F e n tin e ’n in k ızı. Javert: Polis m e m u ru . s o n d e re c e s â d ık v e sâ m im î. Abbe Mabeuf: Erkek k a rd e şi. evli d e ğ ild ir. g en ç. ay n ı ş e k ild e v ic d a n s ız . 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 121 Blaheville: F avorite. n â z ik . h u y su z . Thenardier: K arısı. . ç e k in g e n ve m ü şfik . Rahibe Simplice: C h a rty râ h ib e si. k iralık a tla rın b u lu n d u ğ u ta v la y a b a k a n ad am . M arius’a âşık. Bahorel: G ö z ü p e k . Prouvaire: Z en g in b ir a d a m ın oğlu. d iğ e rle ri ü z e r in ­ d e h â k im iy e t k u rm a k iste y e n y aşlı b ir ad am . V aljean 'ın evlâtlığı. şak acı. Bamatobois: P aris d ış ın d a n g e le n b ir z ü p p e . m e le k gibi b ir k im se. Gavroche: B aşıboş d o la ş a n b ir çocuk: T h e n a rd ie r’in oğlu. d o la n d ırıc ı ve k rim in al. F ab o n to u . Thenardier: Ç av u ş. Rahibe Ana Innocent: P etit P ic p u s’u n b a ş râ h ib e si. Courfeyrac: Bir a s ilz â d e n in oğlu. k ita p b irik tirir. k o n u şk a n . M. Mm. E^jolras: Yirmi iki y a ş ın d a m ilita n ih tilâlci. h is s i ve ro m a n ­ tik. Gillenormand: Eski re jim in b ir b u rju v a sı. Mile. Teodule Gillenormand: G ille n o rm a n d 'ın y eğ en i: y ak ışık lı b ir g en ç s u ­ bay . kavgacı. iffetlilik ta s la y a n biri. F e n tin e'y e h a k a re t e d e r. Mere Plutarch: E vinin işle rin e b a k a n kad ın . Champmathieu: K en d isin in V aljean o ld u ğ u s a n ıla n b ir köylü. se fil fa k a t g ü z e l kızı. Marifus Pontmercy: A lb ayın oğlu. aç g ö z lü ve v ic d a n ­ s ız b ir a d a m . lâtife y i se v er. Gillenormand: Kızı. Albay Baron Georges Pantmercy: W aterlo o 'd a ç a p k ın b ir su b a y : y a ş ­ la n ın c a esk i h u y la rı k a lm a z . Mabeuf: P o n tm e rc y ’n in esk i b ir a rk a d a ş ı. k e n d is in i çiçek y e tiş tirm e y e v e rir. b o ta n is t. v a n tila tö r y a p ıp sa tıy o r. T ak m a isim leri: J o n d r e tte . m ü şfik . Fauchelevent: Yaşlı b ir ad am . m ü srif. y ak ışık lı ve cid d î. Comlteferre: G ru b u n filo z o fu . Scaufflaire: M -sur M-de. M. ö n c e le ri n o te rk e n s o n u n d a P etit P icpus r a h ib e m a n a s tırın d a b a h ç ıv a n o lu r. s e ­ v im li b ir kız. h iç b ir şe k ild e s a tın a lın m a y a c a k k a d a r n a m u s lu . h a n cı. 1832 is y a n ın d a rol a la n ta le b e le r ve k ışk ırtıc ıla r. d iğ e r kızı.

Joly: T ıp fa k ü lte si ta le b e si. Mere Bougon: G o rb eu a M alikânesi’n in ev sah ib i. Po­ lis. y ak ışık lı ve o ld u k ç a d a z ü p p e . yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabonın piskoposu. onun misafirsever- liğine. kısa bir zaman sonra onu tevkif eder ve piskoposa getirir. Bir kürek mahkûmu olduğundan. Toussaint: V aljean ’ın h iz m e tç isi. fakat merkez doku­ su Jean Valjeon adlı bir köylünün. Boulatruelle: M o n tferm ailli b ir yol işçisi. yemek takımını Vai- . yanı­ na alır ve ona gayet nazik davranır. Valjean'ı hayrete düşürürcesine. e s m e r ve v a n trlo g (k a rn ın d a n k o n u ­ şan). Valjean. “Deux Milliards. Hikâye Sefiller'in plânı muazzam ve muğlaktır. Brujon. niha­ yet. piskoposun yemek takımlannı çalmakla karşılık verir. Grantaire: F izikî b a k ım d a n ç irk in b ir se p tik . Valjean. şimdi kızgın.” Magnon: G ille n o rm a n d ’ın b ir h iz m e tç isi. k ü sta h .1 2 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Lesgel (Laigle) de Meaux (Bossuet): N eşeli fa k a t ta lih siz . T ak m a adı: Le C abuc. Patron-Menette’nin eşkıyaları: Gueulemer: İri y a n . on dokuzuncu asnn ilk otuz senesindeki maceralarını anlatır. Claquesous: E srare n g iz b ir ad am . h ip o k o n d ria k (vesv eseli. M ire Httcheloup: Reu d e la C h a n v re ri’de hancı. Valjean. Nihayet 1815'te serbest bırakılır. aç ailesini doyurmak için bir somun ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekme­ ye mahkûm edilmiştir. d a h a ö n c e le ri d iş çekici. mahkûmiyet müddeti on dokuz seneye çıkarılır. k ab a. o n d a n iki e rk e k ço cu ğ u v a rd ır. Defalarca kaçmak istediğinden. ümidini yitirmiş bir adamdır. Babet: S ıska. kimse onu banndırmak istemez. k u rn a z . Güney Fransa'da D-kasabasına gider. evham lı). Montparnasse: G enç. z o rb a . Piskopos. Thenardier’le işbirliği yapan diğer kriminaller: Bigrenaille.

Ondan sonra. bir zamanlar yanında çalışan Fentine'nin kızıdır. kendi ismini taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesi vicdanını rahatsız eder. bir hediye olduğunu söyler ve gümüş şamdan- lan niye almadığı için de Valjeon'ı azarlar. adının Valjean o l­ duğu bir diğer insanın. onu derinden etkiler ve tavnnı. Para. belediye başkanından özür diler. takma bir ad altında. Valjean kaçar ve kuzeye gider. düşüncelerini değiştirir. onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır ve istifa etmek is­ ter. seneler sonra karşılaştığı bu müşfik hareket. kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta be­ lediye başkanı dahi seçilmiştir (Bu. pisko­ posun bu güvenine lâyık olmaya. Böylece. Fen- tine kızına bakmak için fahişelik yapmıştır. Valjean hâlâ ken- . ıslah olur. Kuzey Fransa'da bir kasabada gö­ rüyoruz. daimî bir gü­ venlik içinde bulunduğunu hissederse de. bir iki basit gelişme gerçekleştirdiğinden. Valjean şimdi. şimdi varlık­ lı bir insandır. 100 büyük R oman »123 jean'a verdiğini. Valjean. onu rahatça geçindirebilecek ve çevresine yardım etmesine de imkân verecektir. kendisini tanıtır ve ken­ di isteği ile kürek mahkûmluğuna döner Birkaç sene sonra. Beraberce Paris'e giderler Valjean. ucuz mücevherat imalâtçısıdır. Fentine artık ölmüş­ tür ve kızı yetiştiren üvey ana ve babası. Kız. Kahra­ manca bir hareketle mahkemeye gider. kızı evlâtlık alır ve ona derin bir sev­ gi ile bakmaya başlar. Valjean'ı seneler sonra. mahkûmiyet geçirmiş bir kimsenin hukukî olarak yapamayacağı bir iştir). Cosette adındaki küçük bir kızı aramak olur. başka bir suçtan yakalandığını ve tek­ rar bir kadırgaya gönderileceği haberini alır Çok mahçup bir duruma düşen polis müfettişi. fakat istifası kabul edilmez. mümkün olduğu kadar fazi­ letli bir hayat sürmeye söz verir. Voiiean'm. imalâtta. Kasabanın po­ lis müfettişi Javert. İlk işi. bir rahibe manastınnda bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve C o ­ sette da manastınn okuluna gider. kapitalist olarak geçirdiği yılların mükâfatı olan parayı gömmüştür. ona gayet kötü mu­ amele etmektedir. tam bir dedektiftir ve âmirinin kimliğinden şüphe eder Onu tam yakalattıracağı sırada.

Marius'u eski bir bur­ juva olan büyük babası yetiştirmiştir. 1832'de. Marius. eski düşmanı Javert ile karşılaşır. Ja- vert'in keskin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlâkî dünyasını altüst eder. Valjean'ı tevkif etmek yerine.1 2 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n dişinin peşinden giden Javert'ten kurtulur ve senelerce güven­ lik içinde yaşar. Valjean. Valjean. Cosette büyüyünce. büyük babasının evine getirilir. bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete olan bağlılığından ötürü. Napoleon'un kendisini baron yaptığı eski bir subay olan babasının hâtırası ile yaşar. bir mahkûmun. hayatını. Valjean'm bu âlicenaplığı. Marius'u sırtında taşıyarak. Parisli bir talebe olan Marius Pont Mercy adında bir genç onunla ilgilenir. Burası hoş bir yer olmasa da. Javert'i ortadan kaldıracaksa da Valjean Javert'i serbest bırakır. Kendisini tamamen kaybetmiş ve he­ men hemen ölü olan Marius. Bu arada. intihar eder. Karşı ta­ rafın kuvvetleri daha fazladır. Paris'te hanedanlığa karşı başansız ka­ lan bir başkaldırma hareketine girişirler. Hayatında ilk defa olarak. bütün hayatını. Sokak çatışmalannın ortasında. şimdi Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir. gizliden gizliye mektupla­ şırlar. barikatlar ardına çekilen âsiler çevrilir. Marius ve arkadaşla- n. kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşü­ nür. yer altında. Cosette'nin. Gerçi bir tek kurşun. lâğım kanallanna götürür. Bir polis memuru olarak. sahte faraziyele- re göre yürütmüştür. ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında zirveye erişir. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Marius'u sevdiğini ve onunla evlenmek iste­ . kimin kurtardığını bilmemektedir. Yirmi yaşındaki Marius yoksul bir hayat sürer ve radi­ kallerle arkadaşlık eder. kim olduğunun meydana çıkmasına dahi aldırış etme­ yen Valjean da isyana katılır. çatış­ ma sahnesinden uzaktır. onun bütün hayatı şimdi elin­ dedir. fakat o. Sosyalistler. Cosette ve Marius. Paris'in Luxemburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean'm kendisini ve Cosette'yi gizli tutmasına rağmen. Hâdiseler.

Marius. H ikâyenin büyük b ir kısm ı vakıalara dayanıyor. ham asî kelim esi ile anlatacağı bir eser. Jean Valjean’ın hayatı teşkil ediyor ve M ari­ u s ve C osette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. okuyucu­ nun. ilkin bunu kabul eder. H ugo’n u n kendi gençliğidir ve Albay Ponmercy de. adaletsizliğe karşı bir h ü ­ cum . se nelerce önce. hem de m uhtevasından ötürü. Valjean. piskoposun kendisiyle d o stlu k kurduğu önceki kürek m ahkûm u (sonradan ser­ b est bırakıldı) Pierre M aurin adında biridir. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 2 5 diğini anlar. son zam anların tarihidir. R om anın esa­ sını şüphesiz. inanılmaz bir jest le kedisine hediye ettiği ve böylece Valjean'ın ruhunu kazand ğı gümüş şamdanlan Cosette'ye hediye eder. kısm en G eneral H ugo’dur. son bir defa daha görmek için ihtiyar adamın başucuna giderler Karşılaşma hazin olu Her üçü de gözyaşlannı tutamaz. Cosette'ye büyük miktarda para verdikten sonra. Hugo. Valjean’ın ka­ pitalist olduğu M -sur M gerçekte M ontreuil S urm er’dir M arius. Sefiller. fakat hayatını kurtaranın Valjean oldu­ ğunu öğrenince. H er biri bir rom an büyüklüğünde beş kitap. G üney Fransa’daki Digne Piskoposu Mi- ollis idi ve Valjean da kısm en. Sefiller. ölüm yatağında. eski bir kürek mahkûmunun. hem büyüklüğünden. aziz gibi biri olan piskoposun. bir tezi olan rom an. Eleştiri Yazılmasına 1840’ın ilk aylarında başlanan Sefiller. rom anda h er şey var. Tabiî 1832 isyanı ise. Cosette ile birlikte. Piskopos Myriel. Hugo. 1860’da G uernsey’de yeniden yazmaya başladı ve ertesi yıl tam am ladı. gerçekte. rom anını. M uhteviyatı ise daha da derin bir izlenim bırakıyor. da­ ha sonraki on sene zarfında H ugo’yu zam an zam an m eş­ gul etti. şimdi bir barones olan Cosette'yi mahçûp duruma sokacağını düşünerek inzivaya çekilir. insanları. küçük suçlar için küreğe m ahkûm .

ekonom ik sistem in işlem leriyle ilgi­ lendiğinin işaretleri de yok. Şurası garip: Hugo. suçluyu ıslah etm ekten ziyade cezalandırm ak üze­ rinde duran hafifletici sebepler üzerinde durm ayan. Meselâ. bu da bir rom ancı için belki en zor tezlerden biridir. sosyal m ese­ leler üzerinde derinden derine durm az. dinî kitaplardan çıkarılıyor. bu halleri yaratan ve taham m ül eden cemiyeti suçlar. son derece kötü bir insan bile. Piskopos Myriel. kutsallık üzerine ahlâkî ve dinî incelem edir ki. af­ . Burada biz sefaletin kokusunu. göz hapsi altında tahliyeye im kân verm eyen barbarca bir h u ­ kuk ve ceza sistem ini ifşa ediyor. Valjean’a gelince. onların doğru yola girm e­ lerine im kân hazırlıyor. krim inallikten çıkarak iyi bir insan olm ası yolunda kesin bir rol oynuyor. Hugo. ölm eleri için barikatlara gönderen siyasî hareketin m istisizm i hakkında şevk ve heyecan duyuyor. İm para­ torluk hakkındaki. aziz m ertebesinde biri değilse de. tıpkı H ugo’nun geç­ tiği saflardan geçiyor. M amafih. politikayı gerçekten bilerek anlatıyor. ta­ dını ve hislerini veren Zola’nın Germinal’indeki realizm i görm ediğim iz gibi. Böylece anlatılan ahlâkî ders. M arius’un siyasî düşünceleri. Hugo. Böyle­ ce.1 2 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n eden. Bourbon restorasyonu hakkındaki ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri (bir ölçüde m ü ­ balağaya taham m ül edersek) okunm aya değer. ardından Bonapartcı ve nihayet cum huriyetçi. ilkin kralcı. halkı im pa­ ratorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya on­ ları. senelerce Fran­ sız M illet M eclisi’nde bulunm asına rağm en. Louis Philippe’nin karakterleri şaheser bir tarzda İncelen­ m ekte. o da diğerlerine tesir ediyor. anlattığı m anzara­ lara sem pati beslem ekle beraber uzaktan m üşahede eden biri intibaını yaratıyor. pratik politi­ ka hakkında bildiklerini anlatıyor. aziz m ertebesinde bir adam ve o n u n Valjean üzerindeki ahlâkî nüfuzu onun. M aamafih. Sefiller. hepsinin üstünde. bir cöm ertlik ve fedakârca sevgi m odeli.

Val- jean’ı kabul eder ve yem ek takım m ı çalm asm ı affeder. rahibe m anastırlarında hayat. lağım ların anlatılışı. Paris’in lâğım ları ve W aterloo savaşı hakkında âdeta bağım sız m a­ kaleler okuyoruz. m ahkûm M aurine’i hatırlayalım : Piskopos Miollis kendi­ sini kabul etm iş ve M aurine de. Pek az yazar. Sefiller. zam an zam an idealist his­ lerle hareket ettiği intibaını yaratıyorsa. Z ola’yı hazırlayan bir rea­ lizm ve sem bolizm kom binezonu. Paris’in eski m ahalleleri hakkında sevgi dolu hikâye ve anekdotlarını da zikretm eliyiz. m etabolizm a ve ölüm işlem leriyle yaşayan bir organizm a halinde görebile­ cek kadar böylesine derin hislere sahipti. üslûp gösterişli. Bu sosyal. bir şaheser. kendisine sevgi ile m uam ele edilm ekle. Valjean onunla tem asa geçm ekten yüksünm ez. bu m ahalleler yıkılıyor. Valjean hayatm ı bağışladı­ ğı zam an. argonun tarihi. fazla düşünm eksizin ortaya sürülen anti-tezle- . hızla kaybolm akta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi (has­ reti) yansıtıyor. hayatının dayandığı ahlakî tem ellerin parçalandığını görür. ku­ surları yok dem ek değil. hayat. Hugo bunları yazdığı sıra­ da. W aterloo’da olup bi­ tenler şaheser bir tarzda anlatılıyor. siyasî ve ahlakî tezlere ilâve olarak Hugo. konudan konuya atlayan yapısını kabul etsek dahi. Ro­ m anın plânı. N ihayet H ugo’nun. 1 0 0 B üyük R o m a n • 1 2 7 fedilmekle. hiç şüphe edilem ez. şehri. Fentine’nin bir fahişe olm asm a rağm en. hikâye ile organik bir bağlantısı olm ayan m uazzam m ik­ tarda çeşitli bilgi ve yorum u da önüm üze koyuyor. Myriel. Böyle­ ce m eselâ. B unların bazıları göz kam aştırıcı. Valjean’ın orijini. Ve Hugo. bir m ahkûm olm asm a rağm en. Javert. Böyle­ ce. O nun yaygın. diğer kusurları var. A m a bu. yeni ve geniş yollar yapılıyor­ du ve H ugo’n u n bunlarla ilgili yazıları. doğru yola girebilir. m odern bir zevkin kolaylıkla kabul edemiye- ceği ölçüde m elodram ve tesadüflere dayanıyor. nam uslu bir insan olarak bu dünyadan göçm üştü.

ikin­ ci derecedeki kaynaklarının tam am en tükendiğinin farkı­ n a varm ayan ve h ü m o r hissinden m ahkûm bir yazarm ış gibi hareket ediyor. iddialı ve m übalâğalı. âdeta. to n gösterişli. . edebî lâyem utluğa (ölüm süzlük) eriştiler ve Sefiller’i okuyan herkes de onları unutam az. Bu kusurlara rağm en Valjean ve onun piskoposu.1 2 8 • 1 0 0 BÜYÜK R o m a n re dayalı.

La Esmeralda: G enç b ir çin g e n e d a n s ö z ü . c e m iy e tin h em e n h e m e n d ış ın d a y a şa r. in z iv a y a ç e k ilm iştir. H ay at b o y u s ü re n b ek ârlığ ı ve k e n d is in i b ilg iy e a d a ­ m ası o n u . Jean (Jehan) Frollo. e fe n d isi C lau d e F rollo hariç. Pâquetta-la Chantefleurie (Kız kardeş Gudule): Ç in g en e le rin k açır dığı ç o c u ğ u n u n m â te m in i tu ta n b ir k adın. Y azıları h a k ­ k ın d ak i ta b iî k ib irliliğ i d ış ın d a . Pierre Gringoire: İkinci d e re c e d e b ir şa ir ve p iy e s y a z a rı. Dame Aloise de Gondelaurier: A nnesi. iyi h u y lu ve b o h e m â d e tle re sa h ip an la y ış lı b iri. kab ad ay ı. Phoebus de Chateupers: E sm e ra ld a ’n ın sev d iğ i g en ç b ir y ü z b a ş ı. d e rh a l ö fk e le n e n b iri y a p m ıştır. . k e n d is iy le ala y e d e n ­ lere v a h şîc e d a v ra n ır. aynı z a m a n d a el-sim - y a ile u ğ ra şır. b ir s ü r ü k a d ın la d ü ş ü p k alk ar. h ü rm e t e d ile n b ir d u l k adın. Nötre Dame’nm Kamburu Yazan Victor Hugo Başlıca Karakterler Quasimodo: Sağır b ir k am b u r. Arcdecon Claude Frollo: H aşin ve b ilgili p a p a z . N ötre D am e K ilisesi’n in ça n ın ı çalm ak la g ö re v le n d irilm iş. n eşeli ve g ü z e lc e . du Moulin: C lau d e’n in e rk e k k a rd e şi. m ü s rif ve h a y la z . K uvvetli ve ç irk in b ir ad am . Fleur-de Lys de Gondelaurier: P h o e b u s’u n n işa n lısı.

Maamofih. Sokaklardaki kalabalıklar arasında hayatını şarkı söylemekle. Her çeşit hareket ve kargaşalı­ ğa müsaade edilen yıllık Aptallar Ziyafeti karnavalı devam et­ mektedir.1 3 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Jacques Charmoule: D inî m a h k e m e n in g ö rev lisi. on altı sene önce. Şehir heyecan içinde­ dir. O nun bir gün.” Guilleume Rousseau: "Galile İm p arato ru . Esmeralda. çingeneler onu beşiğinden ka­ çırmış ve yerine çirkin ve sakat i>ir çocuk bırakmışlardı. tabiî. Jacques Coppenole: G h en tli b ir ço rap çı. çocuğunun çalınıp yendiğine inanmış. F ra n sız s a ra y m d a d eleg e. Nötre Dame Katedra- li'ndeki bir papaz. dans etmekle ve alıştınlmış küçük bir keçisi ile ba­ zı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kı­ zı da vardır." Louis XI: Kral. bunlar hakkında hiçbir şey bilmez. Guilleaume Rym: G h en t'in b ir v a ta n d a ş ı ve k ralın ajan ı. Hikâye Sahne.” Mathias Hungyadi Spicali: “M ısır ve B ohem ya D ü k ü . şehvanî bakışlan- nı kızdan ayıramaz. ta m a h k â r ve zalim . h alk ta b a k a s ın d a n ve d e m o k ra t. şe y ta n î b ir e n ­ trik acı. Nötre Dame Ka­ tedrali civannda Place de Greve'de inziva hayatına çekilmiştir. E sm erald a'n m s o ­ r u ş tu r m a işle m in d e n m e s u ld ü r. Frollo o zamana kadar. Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir. ş e y ta n c a s ın a k u rn a z y aşlı b ir ad am . boynuna astığı bir torba içinde sakladığı bir bebek patiğidir. Zavallı kadın. Paris dilencilerinin liderleri: Clopin Trouillefou: “T u n u s K ralı. Kendi ma­ zisi ile olan yegâne bağlantısı. kendisini bilgiye vermiş ve dünyevî arzulann- . Kralın en büyük oğlunun Burgundayli M argaret'le düğün törenlerinde bulunmak üzere Flannan vatandaşlarını temsil eden bir grup Paris'e gelmiştir. 1842 O cak ayındaki Paris'tir. kendi annesini bul­ masına yardım edeceğine inanın Esmeralda genç. güzel ve bâkiredir. tam bir din adamı hayatı yaşamış. Arcdecon Claude Frollo.

1 0 0 Büyük R o m a n * 1 3 1

dan uzak duruşu tavırlarına tesir etmiştir Arzulanna gem vuru­
şu, kalçasından, sinirli dudaklarından, haşin yüzünden ve kız­
gınlık okunan gözlerinden bellidir. Gizliden gizliye el-simya ça­
lışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da söylenir.
Frollo'nun başlıca İnsanî hareketi, on altı yıl önce, merha­
metli bir insanın kendisine acıyarak evlât edineceği ümidi ile ki­
lisenin önünde bırakılan küçük bir çocuğu alıp yetiştirmesidir
Bu çocuk bugün yirmi yaşında ve tarife sığmaz derecede çirkin
ve kambur olan Guasimodo'dır. Besbelli ki, Esmaralda'yı ça­
lan çingenelerin, onun yerine bıraktığı çocuk budun Frollo'nun
kendisine gösterdiği şefkatten ötürü Guasim odo, ona bir kö­
pek sadakati ile bağlanmıştır; diğer insanlar, onunla alay veya
ona eziyet eder yohut tiksinti duyarak ondan kaçarlar. Katedra­
lin çanlannı çalmakla görevlendirilen Guasim odo, katedralde
yaşar Büyük çanların çıkardığı ses, onun kulaklarını da sağır-
laştırmıştır, fakat o bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildi­
ği yegâne yerdir.
Eğlentilerle ilgili olarak, Paris şehri, hânedanlık ailesinin dü­
ğünü münasebetiyle ahlâk üzerine bir piyes sahneler Piyesin
yazarı, Gringoire adlı bir bilgindir; Frollo kadar ihtiraslı olm a­
sa da, o da güzel Çingene dansöze göz koyar Piyesin sahne­
lenmesinden sonra, Gringoire -ki eseri için kendisine telif ücre­
ti ödenmemiştir- Paris'in karanlık sokaklannda dolaşırken, Es-
meralda'nın, iki kişinin hücumuna maruz kaldığını görür Fa­
kat, tesirli bir şekilde savunamaz, kendini koruyamaz; o anda,
muhafız bölüğü yüzbaşısı gelir ve kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve
polis, onun şeytanî papaz Frollo olduğunu bir türlü öğrenemez.
Esmeralda'ya saldıran diğer insan G uasim odo'dur ve bu su­
çundan ötürü de çarmıha gerilir. Guasim odo'nun sırtı yediği
kırbaçlardan ötürü kan içindedir ve halk kendisiyle alay eder
Bu anda G uasim odo yalvararak su ister ve Esmeralda da ona
su verecek kadar şefkat hislerine sahip bulunduğunu gösterir
G uasim odo'nun ağzına bir maşrapa su tutar Sadece yan be­

13 2 • 1 0 0 Büyük R om an

şerî bir yaratık sayılacak olan kambur, beklemediği bu hareket
karşısında gözyaşlannı tutamaz.
Bu arada G ringoire'nin, yatacak yeri yoktur. Ne yapacağı­
nı bilmeyerek yürürken, kendisini, namuslu hiçbir kimsenin bi­
lerek ve silâhsız giremeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hır­
sızlar, G ringoire'i ele geçirir ve parası olmadığını görünce ö l­
dürmek isterlerse de, bu esirin, çingene kadınlanndan biri ile
evlendirilebileceğini düşünürler Esmeralda, onun daha önce
kendisini kurtarmaya çalışan kimse olduğunu görerek G ringo­
ire'nin hayatını kurtarmak için, dört sene müddetle, çingene
usulü, onunla evleneceğini söyler Esmeralda, bunu sadece İn­
sanî hislerle yapmıştır; evlilik yerine getirilmez; çünkü Esmeral­
da, kendisini Frollo'dan kurtaran yakışıklı yüzbaşı Phoebus da
Chateaupers'e âşıktır Gringoire, böylece, çingeneler arasına
katılır ve elinden başka bir iş gelmediğinden sokaklarda cam ­
bazlık yapmaya başlar
Gerçi avını ilk teşebbüsünde elinden kaçırmış ise de, Arc-
decon Frollo, Esmeralda'yı bırakmış değildir. Kızı elde etmek
için, Yüzbaşı Phoebus'u kullanır Phoebus, iyi bir kadınla nişan­
lı olmasına rağmen, Esmeralda, Phoebus'un kendisiyle evle­
neceğini sanır ve onu kenar mahallelerdeki bir evin tavan ara­
sında bekler. Frollo, Phoebus'un peşinden gider, onlan gözet­
ler, kıskançlıkla üzerlerine saldınr Phoebus'u bıçaklar (öldür­
düğünü sanır) ve yine kaçar
Esmeralda, Phoebus'u öldürmeye teşebbüs etmekle suçla­
nır ve tevkif e dilir Gerçekte onun suçu sadece çingene olması
ve bundan başka, büyücülük yaptığından şüphe edilmesidir.
Hattâ onun keçisi bile o kadar zeki bir hyavandır ki, hayvana
bile büyü yapıldığına inanılır Esmeralda, işkence altında, ken­
disinin itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına
çarptınlır Phoebus, ölmemesine rağmen (sadece ağır yaralan­
mıştır), kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz; bu nâhoş hâdise­
ye j<anşmak istemez. Frollo da, tabiatiyle Esmeralda'nın suçsuz
olduğunu bilmektedir Kızı hapishanede ziyaret ederek kendisi­

• 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 13 3

ne teslim olduğu takdirde, serbest bırakacağını söyler. Kız,
dehşetle irkilir ve papazı kovar. Frollo, eğer kıza kendisi sahip
oinnazsa, kimsenin de olmamasını ister; kendi ıstıraplcnno son
vermek için, kızın ölmesini tercih eder.
Ö ldijrüleceği gön, zamanın âdetine göre, Esmeralda, N öt­
re Dame Kilisesi'nin önüne getirilir. Aralarında Frollo'nun da
bulunduğu papazlar, onun günahlarının of edilmesi için dua
edeceklerdir. Kız, papazlar önünde diz çöktüğü sırada, Quasi-
modo, âniden ve dramatik bir tarzda, kilisenin balkonundan
bir iple yere atlar ve Esmeralda'yı kiliseye kaçırır. Kız, burada
güvenlik içindedir, zira en dehşet saçıcı bir katil dahi, katedra­
lin içinde tevkif edilemez. Guasim odo, kendisinden geçmiş va­
ziyette Esmeralda'yı kilisenin kulesindeki bir odaya götürür, yi­
yecek ve giyecek getirir ve sâdıkçasına ona hizmet eder. G u ­
asimodo, çarmıha gerili olduğu zaman, Esmeralda'nın kendi­
sine su verdiğini unutmamıştır ve efendisi Frollo gibi, Esmeral-
da'ya prestij edercesine bakarsa da onun bakışında şehvanî
arzulardan ziyade hürmet vardır.
Esmeralda, tabiî, hâlâ kilisede esir durumdadır ve katedra­
li terkeder etmez tevkif edilecektir. Gringoire, Frollo'nun da kış­
kırtmasıyla, Esmeralda'yı kurtarmalan için Paris çingenelerinin
başkaldırmalannı teklif eder. G gece, çingeneler ve serseriler­
den oluşan bir grup sessiz bir şekilde Paris sokaklanndan ge­
çerek Nötre Dame'ın kilitli kapılan önünde toplanır. Kulesin­
den bakan Guasim odo, aşağıdakilerin, Esmeralda'yı kurtar­
mak için geldiklerini bilmez; bildiği tek şey kiliseye hücum edi­
leceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek
başına kahramanca bir savunmaya geçer; aşağıdakilere taş ve
odun fırlatır; kaçış merdivenlerini serbest bırakır, hücum eden­
lerin üzerlerine erimiş kurşun döker. Nihayet, Chateaupers'in
liderliğindeki kral muhafızlan yetişir ve grubu dağıtırlar.
Katedralin önündeki çatışmalar sürerken Frollo ve G ringo­
ire, kimseye belli etmeksizin katedrale girer ve Esmeralda'yı ka-
çınrlar. Peşlerinden gelenleri nihayet şaşırtmaya muvaffak olur

1 3 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n

ve Esmeralda'nın daha önce asılacağı Ploce de Greve'e gider­
ler. Frollo, tekrar Esmaraldc'ya aynı teklifi yapar; yo kendisini
Frollo'ya bırakacak veya idam edilecek! Kız yine reddeder. Se­
nelerce bütün çingenelere karşı fanatik bir nefret hissi besleyen
Hemşire G udule'nin hücresi de buradadır. Esmeralda'yı kadı­
nın hücresine sürükleye Frollo, hücrenin penceresine vurarak
bağırır: "Hemşire Gudulel işte bir Mısırlı! Gel intikamını al!"
Kocakan, Esmeralda'nın kızı olduğunu bilmeden vahşî bir hay­
van gibi üzerine saldınr. Fakat Esmeralda, boynuna asılı torba
içinde hâlâ bebeklik patiğini taşımaktadır. Mücadele sırasında,
ihtiyar kadın, kaybolmuş çocuğu için işlediği patiği tanır. Şimdi
kızı kurtarmak ister, fakat iş işten geçmiştir. Görevliler gelir ve
Esmeralda'yı orada asarlar.
Frollo ve Guosim odo, Nötre Dame'in kulesinden kızın
idam edilmesini seyrederler, ip, Esmeralda'nın boynuna geçiril­
diği sırada, Frollo şeytanî, zalimce, bir kahkaha kopanr. Q u-
asimodo, bunu işitmez, fakat görür ve âni bir kızgınlıkla efen­
disini, balkonun parmaklıklanndan aşağı iter. Frollo düşer, el­
leriyle bir boruya asılır; fakat boru, onun ağırlığı ile kınlır ve
Frollo kaldınma düşüp ölür. Guasim odo kaybolur Montfa-
ucon'daki idam edilenlerin atıldıklan çukura gider ve Esmeral-
da'nın vücuduna sanlarak ölür.

Eleştiri

Nötre Dame’in Kamburu (Nötre Dame de Paris) Victor Hu-
go tarafından yazılm asına rağm en, Sir W alter Scott’un
dehasına dikilm iş bir âbide. Bu, 1815 ve 1830 arasında,
halkı son derece zevklendiren Waverly rom anlarından
sonra, Fransa’da H ugo’nun zam anında başlayan tarihî ro ­
m an akım ının ilk örneğidir. Bu tü rü n karakteristikleri,
canlı bir plân ve kuvvetli hareketler, fazlasıyle pitoresk
izahat, m ahallî renklendirm e ve geçmiş asırlardaki haya­
tın canlı teferruatlarıyle anlatılm ası veya anlatıldığının id­

ince ve ciddî yapısı ile o rta çağların ru h u n u sem bolize eden büyük N ötre D am e Katedralidir. H ugo’yu etkileyen bir diğer tesir de kuv­ vetli sansasyonel plânlara göre hazırlanan. başından sonuna kadar hâkim iyet kuran “k arak ter”. bir eğlencede. bir kim senin akla yatkın olm ayan hislerinin kom binezonundan çıkarılır. daha fazla ikna edici yön. an­ lata anlata bitirem ez ve tabiî katedralin kulesi ve m uaz­ zam çanları da Q uasim odo’dan ayrılamaz. göz ahcı bir tarzda anlatılm asını gerek­ tirir. içinden hâin. belirli bir şahsiyete sahip ve m uazzam . zevkle anlatılıyor. kiliseyi. M aamafıh. onların hâdiselere göre şeytanî. saf ve baki­ redir. kendisinin m eşhur bir büyücü olduğu söylentileri ile A rcdecon Frollo. hakikî bir haya­ tın canlı bir m anzarasını verirler. şeytanî. Lewis’in Papaz adlı eserindeki A m brosio’dur. Hugo. K itabın diğer sayfalarında. dikkatli tarih î araştır­ malarla. R om anda görü­ len bu m uğlakhk veya hayret unsurları. çirkin Q uasim odo. istih- zalı anti-tez usûlünden. belki. sevgi ve sadakat doludur ve C hateaupers de karşı tarafta yer alır. 100 büyük R om an • 135 dia edilm esi idi. Esm eralda. zâhiren m akul ve iyi. yerine getirem ediği cinsî hisleri altında kıvranır. Böylece. incelik ve ustalıkla be­ lirtilm esini değil. Kül gibi yüzü ve alev alev yanan gözleri ve kar­ şı gelinen şehvet hisleri. D aha az dram atik olarak belirtilm iş ise de. karakterlerin. kitapta. O zam an. k ötü niyetli erkeklerin kollarında bayılan nazik genç kızlardan bahseden ve onsekizinci asrın sonra­ ları ile ondokuzuncu asrın başlarında çok tu tu la n Gotik rom anı idi. O ndokuzuncu asrın başların­ da. Böyle bir rom an. H ugo’nun. suç ve şid­ det arasında büyüm esine rağm en. O rta Çağ Fransası’nın G otik âbidelerinin yeniden sev­ . kasvetli şato­ lardan. hain papaz. faziletli ve­ ya gülünç m ü olduklarını derhal anlarız. birinin idam edilm esinde veya bir isyanda bir araya gelen alelâde insanlardan oluşan kalabalık kitleler bize. o rta çağların Paris’i.

uzun rom an olm am akla bera­ ber. geceleyin yapılan hücum un canlı bir şe­ kilde anlatılışı. hem en hem en aynı m anzaralar. Hugo. Hugo. Q u a sim o d o ’ya gelince. m ükem m el sinem atografik bir m anzara. Q uasim odo’nun m erdivenleri güruhun üzerine atm ış olm ası ve kaynar kurşun dökm esi ve kaldı­ rım üzerinde ölm eden önce yetm iş m etre yükseklikte h a­ vada asılı kalan Frollo. o devrin fıkra ve hikâyeleriyle önüm üze seriyor. bir zam anlar popüler ve hâlâ m eşh u r olan ve belirli bir çağın eseri olarak her zam an okunacak bir rom anın iyi bir örneği. heyecan. nisbeten gevşek bir tarzda bina edilm iştir. bin­ lerce film de g ö rü ld ü. sırf rom anın özelliklerinden ötü rü okuyan bir okuyucu. pitoresk m anzaralar ve hayatın kendisi de­ ğilse de o n u n yerine konulan hayli su n ’i ilgi çekici . şevk. 1831’deki bir okuyucunun m uhtem elen okuduğu tarzda. Böylece. Böyle olduğu için de. Gerçekte. Katedrale. şayet bir asır sonra yaşam ış olsa idi. geçmiş bir çağın pa­ noram ik bir g ö rü n tü sünü. âd eta 1923’ü n klâsik sessiz film inde oynayan Lon C haney için yazılmış. on d a tarih î bir rom anın b ü tü n güzelliklerini bulacaktır. Frollo ve Esm eralda’nm kade­ riyle hiç ilgisi olm asa da. Hugo. Nötre Dame’ın Kamburu. Nötre Dame’tn Kamburu.1 3 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n gi ve takdirle ele alınm asında. Yine de rom anı. sa­ dece bir hikâye anlatm ak istem iyor. rom anı en iyi bir tarzda okum anın yolu. bu hikâye­ yi m uhtem elen bir rom an olarak değil. dem okratik C oppenole arasındaki (ve sem bolik olarak Bastil zinda­ nında gösterilen) tartışm a (gerçi başlıbaşına ilgi çekici m alzem e iseler de) anlatılıyor. ya tam bir saflık­ la okum ak veya oldukça m odern bir okuyucu saflığıyla ele alm ak. yirm inci asrın. Flam an ziyaretçileri. kendisine sırt çevirm ekle h u zu ra kavuşacağı edebî devlerden biri. senaryo olarak ele alırdı. bu sayfaların büyük etkisi görüldü.

Hugo’nun. hiç de uzak olmayan ecdadı arasında köylü soyun­ dan gelenler vardır. Ispanyol aristokratlan için özel olarak kurulan bir okula yazıldılar. H ugo’n u n biyografilerini yazanlardan A ndre Ma- urois. maamafih. onun daha az başarılı hayalî eserlerinden bi­ ridir. Çocukluğu kaotik geçti. kâh babalarının yanında yaşadılar. Napoleon’un generallerinden birinin oğlu idi. Okulun talebeleri. Üç İspanyol vilâyetinin vâliliğini yürüten babasına bir İspanyol kontu unvanı da veril­ mişti ve çocukları da. Bu karak­ terler çevresinde. çocukluk yıllannda. Ailesi. Hugo’nun biyografisini kaleme alanlardan biri. liberal-demokratik prensiplere bağlandı. Hugo. Napoleon düştüğü zaman. çocuklar kâh analannın. Hugo ailesinin durumu da bozuldu. General. aç sefil bir ha­ yat sürdü. Aile. Bir taraftan prestij ve unvanlara hasret du­ yarken. yi­ ne onları savunuyor. . b ü tü n ülkeler ve ırklardaki okuyucular arasında. On dokuz yaşın­ da iken. genellikle. bur­ juva olmakla beraber. Ebeveynleri birbiri ile geçinemediklerinden ve genellikle birbirlerinden ayrı yaşadığından. eğitimini. Yazar Victor Hugo. öte yandan da. kendilerinin olan bir hayata eriştiler. Daha çocuk yaşlarında iken muntazam bir şekilde yazmaya başladı. Hugo’nun çocuklarını son­ radan görme ve Fransız diye aralarına almadılar ve çocukların bu okul­ daki hayatları mutlu geçmedi. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 3 7 vak’alar. annesi öldü ve Victor beş parasız kaldı: Bir sene. tekrar Paris’e döndü ve Victor. esatiri m itolojinin ilkel şaşaası görülür ve bu dahilî hakikat de. özel olarak okuduğu kitaplardan aldı ve vaktinden önce gelişti. ülke dışın­ da görevli babasının yanında uzun zaman kaldı. karakterlerin su n ’iliğini kabul etm ekle beraber. bir ara Mad- rit’te idi ve çocuğunun parlak bir istikbali olacağına inanıldı. Zihnî gıdasını. Hugo’nun aristokrasi hakkında beslediği müphem hislerin bu okul­ dan sonra yerleştiğini yazar. “Bu karakterler. kendisinin çok daha belirli bir soydan gel­ diğini göstermek istemesi. onların m üellifinin özel hayalle­ rini doğurdu. sistematik olmayan bir tarzda yü­ rüttü ve daha sonraki hayatında görülen bazı entelektüel sathiliklerin se­ bebi de belki bu gayri sistematik eğitimdi.

Ardından. Hugo. bu hanedanlık mensuplarıyla aynı hakka sahip olduğunu gösteren bir unvan verildi. Vlgny. kendisinin bir cumhuri­ yetçi olduğunu anladı ve cumhurbaşkanlığı için namzetliğini koydu. Cromwelt'\ yazdı ve böylece romantik hareketin manifestosunu hazırladı.ona karşı cephe aldı. yükselmekte olan yazar­ ları arasındaki yerini aldı. onu des­ tekledi ise de. kendisine. Eugene’in de seviyordu ve kardeşi. (1862) . burada hemen hemen yirmi sene kaldı. bir çocukluk arkadaşı ile evlendi ise de.1831’de yayımlandı. Böylece 1827’de. birbiri ardından şiir. O yı­ lın aralık ayında Louis Napoleon cumhurbaşkanı olunca. Fakat romantizm akımı başlıyordu. Hugo. çağın. Gautier ve Lamartine. 1851’deki darbe ile kendisini imparator ilân ettiği zaman. daha sonra -belki kabinede bir sandalye teklif edilmeme­ sinden duyduğu kızgınlıktan ötürü. Nodier. zenginlik ve Juliet Drout adında bir metres kazandırdı. kendisinin af edilmesi yolunda­ ki teklifleri reddetti ve III. “yüce bir çocuk" dediği mâbudu Chateaubriand’ın dikkat ve ilgisini çek­ meye başladı. Hugo. Ardından gelen seneler boyunca Hugo. Bourbon’lardan Orleans hânedanlığına geçti ve kendisine. Hugo’nun sahnedeki macerası kendisine şöhret. ye- ni-klâsizmin geleneklerinden tamamen koparak. Bu şiirlerindeki kesin kralcı hislerden ötürü. Kısa bir zaman sonra da. Napoleon. Durumunu böylece düzelten Hugo. politika hayatında Fransızlar’ın ekserisinin düşüncelerini yan­ sıtma yeteneğine sahipti. Hugo ülkeden aynidı ve İngiliz toprağı olmakla beraber Fransızca konuşulan Channel Adalan'nda yerleşti. Hugo. 1848 ihtilâlinden sonra. Louis. ilkin. Hugo’ya aylık bağladı. aynı sadakat ve şefkati. piyes ve roman yazdı. Bu eserin sahnelenmesi sırasında. Nötre Dame’in Kamburu-ki yayınlayıcı ile yaptığı bir muka­ veleyi yerine getirmek için altı ayda yazmıştı. Bununla be­ raber. Hernani (1830) geldi. ertesi günü çıldırdı. XVIII. aşk şiirlerinden çoğunu ithaf etmişti. otuz seneden fazla sa­ dık kaldığı bu kadına. İlkin poli­ tikada kralcı ve üslûpta da gelenekçi idi (gerçekte ikisinin beraber gitme­ si gerekiyordu). isyana yaklaşan tezahü­ rat yapıldı. Bu şu­ urlu ve dramatik mülteci hayatı sırasında. Napoleon aleyhinde en şiddetli yazılarını yazdı.13 8 • 1 0 0 Büyük R om an Yirmi yaşında il<en ilk şiirlerini yayımladı. artık şöhret ve şeref kazanmıştı: 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi ve 1845’te de. Sefiller’] de burada tamamladı. kardeşi Eughe- ne’in davranışı bu evlilik üzerine gölge düşürdü: Karısı Adele’yi. eleştirici Sainte-Beuve’nin metresi olan kendi karısı Adele’ye göstermedi. Hugo.

genellikle bir romancı olarak bilinir. yirminci asırda rahat­ ça nefes alabilmesi için. kendi İngiliz çağdaşı Tennyson’un birçok iyi ve kötü taraflarını daha belirli bir tarzda ortaya koydu: Muazzam bir ve­ rim. ondokuzuncu asnn sırtına binmiş bu devin yıkıl­ ması gerekiyordu. Fransızca’nın konuşulmadığı ülkelerde. Fransa’da ise bir şair. pratik bir politikacı olarak hiç nüfuzu yoktu. zevksiz ve hümor- suz bir mübalâğa ile bahsetti. Hugo 1855’te öldü ve Pant- heon’da gömüldü. kendi nesli­ nin en nüfuzlü şâiri yaptı. Hugo. . bütün ülkenin hayranlığı altında Fransa’ya döndü. vasat bir entelektüellikle kol kola giden teknik ustalık ve orta sınıf okuyuculannın müphem bir şekilde hisettiklerini kuvvetli bir tarzda anla­ tabilme yeteneği. sesli armoni­ lerinin inceliği ve yeni klâsizmin teamüllerinden sıyrılışı onu. Fransız edebiyatının. 1 0 0 B üyük R om a n * 1 3 9 Üçüncü Cumhuriyet’in kurulması ile Hugo. Tekrar Millet Meclisi’nde yer aldı ise de. Hugo. kompleksli denilebilecek kadar gururlu bir insan­ dı ve bu yüzden zaman zaman kendisinden gösterişli. fakat son yıllarındaki kitaplarının kalitesi. Ölçülerindeki mahareti. Bu arada cilt cilt eserleri yayımlan­ dı. onun Fransız edebiyatında kazandığı mevkie yeni bir şey ilâve etmedi. Hugo.

Grandet: Ç ek in g en . Mme. k u rn a z . ilk in y ap m acık lı ve z ü p p e bir genç. o ğ lu A d o lp h e de G ra n ssin s. Nanon: G ra n d e tle rin . d in d a r ve fe d ak âr. Saumur halkı: N o ter C ru sc h o t. milyonlarca frank olduğunu da kasaba halkı tahmin eder. adamın tek ço­ . iri y a n . sa d ık ve ç a lış k a n b ir k ö y lü kızı. s o n ra la rı sin ik a l b ir o p o rtü n is t. y eğ en i H âkim C ru se h o t ve B onfons. Bunun içindir ki. A bbe C ru sc h o t. b ir p a p a z . b an k a c ı d e G ran ssin s. h iz m e tç isi. Hikâye Bourbon restorasyonu sırasında Sounner'in en zengin ada­ mı yaşlı Grandet'tir: Fıçı imâlatçısı. Eugenie Grandet: K ızları. u y sa l k arısı. Ne kadar parası bulunduğunu söylemeyecek kadar kurnaz olan bu adamın servetinin. saf. in a tç ı ve cim ri. M adem e d e G ran ssin s. şarapçı ve önceki belediye başkanı. sağ lam . Eugenie Grandet Yazan Honore de Balzac (1 7 9 9 -1 8 5 0 ) Başlıca Karakterler Grandet: S au m erli b ir fıçı im a lâ tç ısı ve şa ra p ç ı. Charles Grandet: G ra n d e t'in y eğ en i.

kardeşi. kardeşinin iflâs ve utancından intihar ettiğini öğrenir. peşinde en fazla gidilen kız­ dır. Charles beklenme­ dik bir tarzda. kendisine seneler boyunca. Bir gün. ye­ ğeni için hazırladığı bir plân vardın Charles'in. kendisine tevdi edilen bu mesuliyetten rahatsızlanın Eugenie ve annesi de Charles'e sempati duyarlan Bu anın verdiği hisler altında da Charles ve Eugenie. Zarif bir Parisli olan Charles'in lüks zevkleri ve gardrobunun zenginliği herkesin gözünü kamaştırır. Eugenie'ye kur yaparlarken. Cruschot ve de Granssins. kuzenine âşık olur. Grandet. fakat babasının ne diyeceğini bildiği için. onlan borç olarak almasını söyler. birbirine aşk ilân eder ve kader kendilerini birleştirdiği zaman evlenme­ ye söz verirler Eugenie'nin. paralann toplam tutan altı bin franka yükselmiştin Kız. senelerce önce Paris'e giden ve şarap tüccarlı­ ğı yaparak oldukça varlıklı bir adam haline gelen bir kardeşi vardın Bu kardeşinin oğlu. Eugenie için düşünülen muhtemel kocalar arasındadır. Bunlar arasında bilhassa Hâkim Cruschot. çeyiz için altın paralar ver­ miştin Bunlann değeri fazlasıyla arttığından. bir anda kendinden geçen Eugenie. baba­ sından yaşlı Grandet'e muhteviyatını bilmediği bir mektup var­ dır Grandet. mektuptan. bilhassa tercih ettiği bir genç yoktur. G randet'in de. bunun gizli kalmasını isten Bu arada. Charles'in yanında. Charles'in. Böylece Grandet. en yakın bir li­ mana gidebilmesi için yol masrafını ödemeyi kabul eder. Charles'i himayesine almasını ve ya­ nına yeterince sermâye vererek bir iş tutmasında yardımcı o l­ masını veya muhtemelen Indies Adalan'na gönderilmesini rica eder. birkaç hafta kalmak üzere amcasının evine ge­ lir. Tam bir sat ve uysal kız olan Eugenie'nin. Charles Grandet de. babasının ölümünü öğrenince kederinden yüzü­ koyun düşer. nişanlısına yardım etmek için bir plânı vardın Babası. kasabada. aile­ . dam at namzetlerini birbirine karşı kullanır. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 141 cuğu olan kızı Eugenie. Grandet'in. Grandet'in avu­ katının oğlu ve bankacının oğlu Adolphe de Granssins vardır. Charles.

babasının istediğini. böylece aradan çı­ kınca. fakat ölmeden önce. Charles döndüğü zaman. tamamen bambaşka biridir. elini papazın. Grandet nihâyet ölür.^ "eğini anlayınca. bu başansından ötürü. kansının ö. önceleri hiçbir zaman karşı gelmeyen Mme. kendine devretmesini ister. ken­ disine devretmeye onu ikna eder. uzlaşmaya hazırdırlar ve Grandet. bunlann çoğu. Charles. Grandet. G ran­ det öldükten sonra da. Kocasına. elindeki altın paralan Charles'e verdiğini öğ­ renir. kardeşinin. yedi sene­ dir kendisine mektup yazmamıştır. fakat kocası ile yaptığı müna­ kaşalar ve kavgalar neticesinde hastalanır ve ölüm döşeğinde yatar. kızının annesinin miras hakkı üzerinde ısrar eJ-’ bileceğini düşünür. Eugenie. mala mül­ ke önem vermeyen kimselerin gururu içinde yapar. kızının tarafını tutar. kardeşinin malını satar. Grandet. on dokuz milyon frankı vardır. ağzına koyacağı kutsal ekmeğe değil de. elde ettiği paranın bü­ yük bir kısmını kendisi için sermaye yapar. malikânedeki hakkını. Eugenie de. kızla tekrar ilgilenmeye başlar. şimdi. bütün borçlanyla birlikte. Eugenie'nin şimdi. bu paralan. O . papaz son bir defa odasına geldiği zaman. değerlerinden az fiyatla ondan satın alır ve babasının bıraktığı malikâneyi.1 4 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n nin mücevheratını. Kız. ekmeğin muhafaza edildiği altın kutu­ ya uzatır. fa ­ kat kız. her zaman kendisinin say­ maktadır. mütebakisini de erteler. Cruschot ve de Granssins. Zamanla. kendisine sadece ekmek ve su verilir. Mme. Eugenie'nin. hâlâ Charles'i beklemektedir ve Charles de. onlann elindeki senetlerini hakikî değerlerinin çok altında bir fiyatla satın alır. bir odaya kapatılır. karar verir. kendisine her çeşit yiyecek getirir. kendi kendini tebrik eder­ ken. Sadece malî ziyan olduğundan değil. Köle ticareti ile büyük bir kontun . G ran­ det. Kalan para ile de kardeşinin borçlonnm bir kısmını öder. Grandet. paralann tarihî de­ ğerlerine de üzülür ve kızının bu beklenmedik hareketi kendisi­ ni hayrete boğar. babasının bu cezasına inatla karşı kor ve hiz­ metçileri Nanon da geceleri. kızının. böylece Eugenie'ye daha iyi muamele e tm t.

kendisini dine verir ve babasının kasvetli eski evinde -cömertçe yürüttüğü hayır işleri dışında. Eugenie'nin yeniden evlenebileceğini imâ ederse de. Charles'i daha da kötü bir duruma soka­ bilir. M aamatih. Charles'ten tiksinti duyarcasına. böylesine zengin bir kıza hayır demekle ne büyük bir hata işlediğini hay­ ret ve pişmanlık içinde idrak eder. çünkü Eugenie. zira kont. Yazar. amcasının borçlarını fâizi ile birlikte öder. Eğer kız hiç­ bir şey yapmazsa -ki kanun onu zorlayamaz. okuyucu bunu şüphe ile karşılayabilir. fakat artık iş işten geçmiştir. borcunu ödemeyen bir adama vermekte mütereddittir. Kız. evlilik hayatı veya annelik bilmeden dul bir kadın olur. 1 0 0 Büyük R o m a n » 1 4 3 çirkin bir kızı ile parlak bir sosyal evlilik için anlaşmak üzeredir. Charles. kendisiyle ev­ lenemeyeceğini söyler ve aldığı borcu gönderir. Zamanla Granssins de ölür ve Eugenie. Fakat Eugenie.son derece tu­ tumlu bir hayat sürmeye başlar. kızını. . romanın son sayfasında. nihayetinde Granssins ile evlenir. Eugenie'ye. çünkü amcasının malikânesi şimdi onundur. soğuk bir mektup yazarak. Charles'in evliliği de tehlike içindedir. taraflar. kan koca gibi yaşamayacaklanna önceden söz verirler. isterse. Sonunda. Eugenie de. in­ zivaya çekilir.önceki sevgilisi evlenemez. Fakat bu bir kolaylık evliliğidir.

d ü ş ü n c e s iz h a re k e t e d er. . p a rla k ve m a h a r e t­ li. b e n c il ve d ü z e n ­ siz k ız la rı ü z e rin e to p la n m ıştır. k e n d is in i m a h ç u p d u ru m la ra so k a rla r. v ic d a n s ız b ir m aliyeci. Counture. n a z ik y e s e ­ vim li b ir kız. te m iz . V icto rin e’n in b ir a k ra b a s ı ve h âm isi. b ü tü n h a y a tı. y ü k se lm e k için P aris’e gelir. Eugene de Rastignac: Asil b ir a ile d e n g elm ek le b e ra b e r. z a m a n a u y m a y a n k a y ın p e d e ri ve k a lp s iz k arısı. Viscountess de Beauseant: E ugene’n in b ir k u z e n i. Victorine Taillefer: M oison V au q u er’d e o tu ra n saf. ço k fak ir b ir genç. g ü z e l. Baron de Nucingen: D e lp h in e ’n in kocası. Mme. fa k a t ben cil. Pere Goriot (Goriot Baba) Yazan Honore de Balzac Başlıca Karakterler Pere Goriot: Em ekli o lm u ş b ir im alâtçı. iyi n iy etli am a rü şv e tle s a tın a lın a b ile c e k biri. Kont de Restaud: A n a s ta sie ’n in kocası. Mme. Vauquer: U cuz b ir o te lin sa h ib e si: cim ri ve k ü çü k h e s a p la r p e ­ şin d e g id e n b ir k ad ın . ih tira slı. Barones de Nucingen (Delphine): G o rio t’ın ikinci kızı. Kontes Anastasie de Restaud: G o rio t'ın e n b ü y ü k kızı. a s ille r ta r a fın ­ d a n k ab u l e d ilm e sin i iste r.

önceleri epeyce zengin ve hürmet edilen biri olan G oriot. annesi ile kızkarde- şinin mücevherlerini satarak kendisine gönderdikleri parayı harcar. kızlanndan biri şimdi kontestir. Otelde kolanlann anlattıklarına göre. İki güzel kızı asil ailelerin çocuklanyla evlen­ miştir. s o n ra la rı m e ş h u r b ir d o k to r. üniversiteyi unutur. Sylvie ve Christophe: M aison V a u q u e r’d ek i h iz m e tç ile r. Asil bir ailede dünyaya gelmekle beraber fa ­ kirdir ve Paris'te hem mesleğinde. Paris'in gıpta edilen sosyetesine girmeyi başanr. fakat kızlan kibirli ve müsrif insanlardır Kocalan. Maison Vauquer'de kalanlardan biri. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 4 5 Vautrin. şimdi hayatı­ . Mme. hem sosyal sahada yüksele­ rek ailesinin servetini geri almayı ümit eder Yanında Viscoun­ tess de Beauseant'tan bir tavsiye mektubu vardır ve böylece. diğeri de barones. Mile. z ü p p e ve ıs ­ lah o lm a z b ir k u m a rb a z . tedri­ cen açığa çıkar. Bu hayatın ca­ zibesine kapılarak kendisinden geçen genç. Hikâye 1819 senesinde. zeki. Vauquer'in Paris'in her türlü kötü­ lüklerin işlendiği bir mahallesindeki yıkık dökük. onu kendi evlerinde görmek istemezler Kızlannı şımartarak yetiştiren G oriot. Kont Mazime de Trailles: K ontes d e R e sta u d ’u n sev g ilisi. O nun başına gelenler. Marquis d’Adjuda-Pinto: V isc o u n te ss d e B e a u se a n t’m sev g ilisi. fakat iyi bir isinn bırakmış oteline Eugene de Rastignac adında genç bir hu­ kuk talebesi gelir. makarna imalâtçılı­ ğından emekli olmuş G oriot adında biridir. eğlence ve sefahat âlemine dalar. böylece. şimdi en ucuz dairede kalır ve elbiseleri lime lime denecek kadar da eskimiştir. Michonneau: Evde k a lm ış k u p k u ru b ir kız. b e c e rik li ve b e ş e r ta b ia tı v e ce m iy e t h a k k m d a sin ik a l (şü p h eci). H ap isten k açm ış b ir m a h k û m : a z im li. Poiret: Em ekli b ir k âtip . Horace Bianchon: M üşfik ve n a z ik b ir tıp ta leb esi. kayınpederlerinin zenginliğinden memnun iseler de.

ara sıra sokakta görür. bu iş için. vicdansız ve oldukça şeytanî Vautrin adında biri de vardır Vautrin. maamafih. Eugene'e Victorine'nin erkek kardeşi öldüğü takdirde. fakat babasının arkadaşı olduğunu öğre­ nince. Fakat para suyunu çektikten sonra. kızın erkek karde­ şini öldürecek ve kimse bunun bir cinayet olduğundan şüphe­ lenmeyecektir Vautrin. Delphine'nin sevgilisi olmak. Eugene'den. Kız. Victorine Taillefer adında bir kız yaşar Zengin bir adamın kızı olmakla beraber. Eugene. vazgeçer. ilkin. babası onun kendi kızı olduğun­ dan şüphe ettiğinden. Eugene'ye. böyle bir teklif karşısında şaşkınlığa uğrar. babasının ailenin son bulmasını istemeyeceğini ve kı­ zı tanıyacağını söyler.1 4 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n nı. onların kaprislerini yerine getirmekle geçirir. sevgililerinin dahi borçlannı öder. G oriot da böylece. onun için. o zaman kuzeni Viscontes'in tavsiye­ si üzerine. bu arada başka işlerin de peşindedir. sefalet içinde yaşamaktadır Otelde zeki. Eugene. onu evine alır. babası G oriot'e. Victorine'nin kocası olm ak­ tan daha şevklendiricidir Vautrin. Viscountess de Beauseant tarafından kabul edilmek ve sosyetede yükselmek isteyen kızkardeşi Baroness de Nucin- gen'e kur yapmaya başlar. Kız aynı za­ manda. Bu arada. Eugene. Vautrin de. sadece onların değil. Eugene'den kânn sadece beşte birini isten Eugene. Eugene. kızın kocasının servete konacağını anlatır. Eugene'nin sevgilisi olmayı kabul eder. Eugene'nin. sonunda Victorine'yu muvakkat . G oriot'm büyük kızı Countess de Restaund ile ta­ nışır ve onun kim olduğunu bilmeksizin delicesine tutulur. sathî de olsa hürmetle muamele etmesini ister. Viscontes tarafından kabul edilmek şartı ile kız. Victorine'ye kur yapmasını söyler. Vautrin. bu genç arkada­ şını soysuzlaştırabileceğine innnır ve onu yoldan çıkarmak için her çareye başvurur. Victorine. rahat bir daire tutar. Böyle bir durumda da. Maison Va- uquer'de. Burada iki âşık buluştuğu gibi. G oriot. adamın kızlannı ziyaret etmesine müsaade edilmez ve onlan ancak. kızını ve Eugene'yi zaman zaman ziyaret eder.

G oriot. Delphine de Nu- cingen'le birlikte yemek yer. onun bir yazar olarak başlıca rom antizm ve realizm akım larında bellibaşlı bir mevkii elinde b u lu n d u rd u ğ u nu ve kendi neslinin Fransız cemiye­ tini gayet başarılı bir tarzda anlattığından Fransız edebi­ yatındaki yerini gösterir. Bu m üphem sıfat. bu cemiyetle olan ilişkilerinde daha temkinli hareket etmeye karar verir. Eugene'nin. 10 0 Büyük R o m a n * 1 4 7 olarak kur yapmaya ve kızın kendisine âşık olmasına imkân hazırlamaya karar verir. Eugene ile Bianchon adında iyi kalpli bir tıp talebesinden başka kimse yoktun Gömm e masrofını onlar üzerlerine alırlar. Eugene vasıtasıyla davet edildiği Viskontes'in ba­ losundan başka bir şey düşünmez. Aynca. polise ihbar ederler. sevgilisinin kumar borçlannı ödemek için. Balzac. bu insanlardan nefret eder. Şimdi. perişanlık içinde geçmiştir. Eugene. Bu arada ihtiyar G oriot da ölmek üzeredir. Gerçi hâlâ bu cemiyet üzerinde zafer kazanmak isterse de. asrının en gerekli yazarlarından biri olduğu söylenir. bir düelloda öldürülür. yıllık tahsisatı ödemek zorundadır. kızla evlenemeyeceğini söyler. Kızlan cena­ zeye de katılmazlar. Victorine'nin kardeşi. böyle olduğunu hiçbir şekilde tahayyül etmediği vicdansız ve sefil Paris sosyetesinden tiksinti duyar. Anas- tasie. Ardından. bir gece elbisesi için ödenmesi gereken bin frank meselesi vardır Delphine ise. Babas: ölmek üzere bulun­ duğu bir sırada dahi. sorumluluklannı ye­ rine getirmek için. kedisini baloya götürmesin­ de ısrar eder. Ondan sonra. kendi çağını öylesine fev­ . Otelde. O zaman Vautrin tevkif edilir. Kızlannın kap­ risleri yüzünden. ölür ve o anda başucunda. son günleri. oyunun ikinci safhası ger­ çekleşir. fakat dehşet içinde kalan Eugene. Eleştiri Balzac’ın. onun bir hapishane kaçağı olduğunu bilen iki kişi. kocasının aile­ sinin mücevheratını satmıştır ve G oriot da.

onun eserlerini okum ayan bi­ rinin. X. Bu zengin ve değişik cem iyetin sinir m erkezi Paris’tir. Balzac. R om anların ekserisi orada geçer ve Paris dışında geçenle­ rin de dahi. Fakat bu şartlarla anlatılm ak istenen ne olursa olsun. Balzac’m sırt çevrilmeyecek bir yazar olduğunda m üttefik. S aum er’e yaptığı m u tsu z ziyarette. belirli şartlar altında övdüklerini belir­ tir. beşeriyeti. Paris stan ­ dartları kendilerini hissettirir. geniş bir başlık altında toplanabi­ lir: Özel H ayattan Manzaralar. bir rom andan diğerine aktarılır. tabiî tarihi sınıf­ landırarak ele alan büyük bilgin Linnaeus’u hatırlatıyor. “gerekli” sıfatı. N apoleon. Balzac’m eserlerinin sjnıflandınlışı. köylü­ n ün çiftçiden farklı olm ası kadar. bir Parisliden farklıdır ve Balzac.1 4 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n kalâde bir tarzd a anlattı ki. Louis. o n u n üslûbu. K itapların hepsi tam am lanm adı. bir b ü tü n olarak İnsanlık Komedisi (La Comedie Hu- maine) diye bilinen rom anlarını düşünün. ekseri eleş­ tiricilerin Balzac’ı. Kır Hayatı. Felsefî İncele­ m eler ve A nalitik İncelemeler. beraberin­ de h ü k ü m et m erkezinin şaşaa ve soysuzluğunu getiren C harles G randet'in d u rum unda olduğu gibi. Louis Philippe çağı hakkında hiçbir şey bilm esine im kân yoktur. elim izde. A ristokrasiden gang­ sterlere kadar. C harles ve Louis Philippe çağlarından alındı. herkes. diğerleri rom anlarının plânı üzerinde duruyorlar. Bu karakterlerin toplam sayısı iki bin ka­ dar ve hepsinin hayatları. onların hepsini anlatm a ve sınıflandırm a işini yüklendi. XVIII. Balzac’m rom anları. İlkin. d ö rt Fransız h ü ­ küm darının. Toplam olarak doksan altı kitap. bazıları. Ekserisinin konulan. Önceki m evkilerini yeniden . d ü şünülen ve­ ya plânlanan elli rom anın daha isim leri var. Rom anlardaki karakterler. birbirleriyle bağlantılı yaratıkların g ruplan olarak gördü: Paris dışında yaşayan biri. ce­ m iyetteki her sınıf insanı kapsar. Aynı zam anda.

kır hayatı hakkındaki düşüncelerinde hissî değil. gerilerde kalm ışlardır. Diğerleri. en trika hâkim dir. G rantet altını sever ve D elphine. Eugene G randet. G oriot kızlarını sever. onlardan d aha az çıkarcı değiller. kadının vereceği başlığı serm aye olarak kul­ lanacağından. bir kadına kur yapabilir veya siyasî hayatta yükselm ek için o n u n m etresi ile ilişki kurar. Balzac’ın ba­ zı çağ d aşların ın y ap tık ları gibi. Onlar. vicdan­ sızdır ve aşağı yukarı cem iyetin to n u n u tayin eden karıla­ rı da. o n lan n günleri sayılıdır. Bir erkek. 100 büyük R om an • 149 ele geçiren eski aristokrasinin sosyal liderleri şim di. N anon veya kız kardeşler Rastignaclarda olduğu gibi. İnsanlık Komedisi’ni ahlâksızlıkla suçlam ak. aptalca bir şey olur. zira yeni in­ sanlar gelmişlerdir. daim a çıkar peşindedirler. Bu çeşitli türdeki entrikalar birle­ şir. B ununla beraber. onlar da tıpkı Parisliler kadar vicdansız olabilirler. Balzac’m pek çok karakterleri. şim di güçlü o rta sınıftadır ve N ucingen gibi şaibe­ li işadam ları da. bir tek ihtirasın pençesine düşm üşlerdir. Erkekler. da­ h a az görgülü ve k ü ltürlü olabilirse de G randet ve kızları arasındaki dahilî m ücadelenin ortaya koyduğu gibi. G randet gibi önceleri köylü olan in­ sanlar. belli belirsiz. h er şe­ yin hâkim idir. asiller sınıfına girm ek üzere. Para. Saflık ve fazilet. cem iyette­ ki m evkilerinin ne olduğunu veya ne iş yaptıklarını göste­ ren form üllere hem en hem en irca edilebilir. sosyete tarafından tan ı­ m ak ister. Balzac’m cem iyet hakkındaki hüküm leri haşin. sosyal tiplerden başka bir şey değil­ . O kuyucunun sönük ve yavan V ictorine’den fazla V autrin gibi güçlü bir karakteri hatırlam ası çok daha m uhtem el. Fakat Balzac’m faziletler­ den ziyade kötülüklerden şevkle bahsettiğini sanm am ak da elde değil. A m a Bal- zac. kendilerinin. Balzac’ın ahlâkî h ü küm leri açık ve kesin. ih­ tilâlde m aruz kaldıkları zorlukları telâfi etm eye çalışıyor­ lar. ister iş ve siyasette veya isterse cem iyet hayatında ol­ sun. ister aşk.

Baudelaire’in şiirlerinin şehri. rom anlarının. realizm den çok daha başka bir şey. kı­ lıksız o tu rm a odasının. Okuyucu Balzac’ın bir otelden ziyade bir kafa yapısını. hakikiden biraz daha fazla bir şey olduklarını hissediyorlar. statiktirler. yı­ kık atm osferi ve h ü rm et duyulan sefaleti ile anlattığı Mai- son Vauquer. hem en hem en oto­ m attırlar. ne önce­ den tahm in edilebilir. şüphesiz bir realist. m eşh u r dedektif Vidocq örnek tu tu lm u ş­ tur. Rastignac. C harles Gran- d et gibi dünya görm üş biri. Balzac. önceden tahm in edileceği üzere. Bunun fevkalâde bir örneği. bir karakter. on parayı hesap eden b ir otel sahibesi ve Poiret de. m e­ selâ. iyi niyet ve heyecan dolu bir halde Paris’e gelir am a soysuzlaştırılır.1 5 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n dir: N ucingen bankacıdır. ne de ikna edicidir. fakat okuyucularının ekserisi. Bu sosyal belgeleri hayata geti­ ren de. Balzac. Mme. güçlü şâirâne muhayyilesidir. dejenere. sadece m uhayyilenin yarattığı bir tip olduğu sanılan parlak zekâlı ve m eş’um biri. kırık dökük. kırılm ış üm itler ve yıkılm ış h a ­ yatlar üzerine kurulm uş şehir. göz kam aştırıcı. En fazla hay­ ret uyandıran karakter V autrin’dir. Yine de. küçük bir kâtip. M me. Aynı şekilde Paris bir şehir değil. Ara sıra. Vauquer de. Statik olm ayanları da sonunda bozulurlar. B unların ekserisi. bu tü r anlatı­ lışın toplam tesiri. m anzara ve durum ları realistçesine gösterm e­ siyle m eşhur. N anon sadık bir hizm etçidir. ru h î bir durum . Perdelerdeki h er leke ve resim çerçevelerin­ deki h er sinek pisliği belirtilm iştir. . Vauquer ve onun otelinde kalanların şahsiyetlerinin projektörü olduğunu görm ek istiyor. yazarın. bir gece içinde sâdık bir sev­ gili haline gelem ez veya centilm enlikten köle tacirliğine ve tekrar centilm enliğe kolaylıkla geçemez. Gerçekte.

oğlundan. Honore. avukatlık mesleğini bilfiil yürütmesini is­ tediği zaman. Balzac. onun ça­ lışma üniforması idi. ertesi günün öğle üze­ rine kadar yazdı. iş hayatını yakından görmesine zemin hazırladı. zamanının sosyal ta­ rihini anlatan muazzam bir eser yazmayı düşündü ve Dante’yi taklit ede­ rek. de R a s tiq n a c veya Charles Grandet kadar sosyal merdivende yükselen biri idi Metres­ lerinden birincisi. Bu kitaplar ken­ disini meşhur yaptı ve tedavi edilemez bir müsrif olmasa idi. ailenin Bassa adındal^i i<öylülerden geldiğini gösteriyor ve tarif edatı “de” bir hileden başl<a bir şey değil. Fa­ kat Balzac’ın babası. Mafıallî okullara devam ettikten sonra. 1799’da burada doğdu. kendisi­ ni öldürürcesine. Balzac’ın büyük plânına göre tamamlanmadı ise de bu hâli ile bile hemen yüz başlık altında toplanan kitaplar yazdı. fakat Honore. Her akşam. platonik taban üzerinde sürdürdü . zengin de olabilirdi. ekseriya. Balzac. bu ailenin bir mensubu değil. is­ tikbal ümitleri göremediler. daha sonra kitap yayımcılığına baş­ ladı ve bu sahada daha da az başarılı oldu. Tours’un kır bölgelerinde yaşayan bir avukattı. fakat eleştiriciler. bunların hiçbirinde. içmedi. düzineler­ le roman ve küçük hikâye yazdı. bol bol kahveden başka bir şey yemedi. Paris’te hukuk tahsil etti ve bir noterin yanında üç sene kaldı.ve çılgın bir hızla. Bu iş. buna daha sonraları İnsanlık Komedisi adını vereceği çalışmaya ko­ yuldu. beyaz manastır kaftanını giydi -bu kaftan. 100 B ü y ü k R o m a n *1 5 1 Yazar Balzac adında asil bir Fransız ailesi vardır. Balzac'ıff ikinci . 1829’da. gece gündüz yazıyordu. Henüz yirmi yaşlarında iken. Bir hukukçu olarak edindiği tecrübeler. Daha sonra matbaa harfi imalathanesi kurdu ve üç sene sonra iflâs etti. eski rejimin bir üyesi ve annesi olabiiecek yaşta Mme. Balzac’ın hayatında önemli roller oynadılar (Balzac. Balzac. Bu konularda. kadının oğullarından biri. Doğum l<ayıtları. onları gevşek bir tarzda birleştirerek. de Berny idi. Artık. saat on ikiye kadar uyudu sonra uyandı. Her biri aristokrat olan üç metresi. üst üste yığılan borçlarını ödemek ve yanıp tutuştu­ ğu şöhrete erişmek için yeniden roman yazmaya başladı. Hikâye­ ler yığıldıkça. daha muvakkat ve halk tabakalarına mah­ sus aşk hayatını da ihmal etmedi). Ya­ zarın babası. Balzac’ın borçlarını so­ nunda annesi ödedi. daha ziyade anaerkil idi ve fizikî özelliğini kaybettikten uzun bir zaman sonra dahi. bu arada. Aralarında­ ki ilişki. Honore isyan etti. Balzac’ın yaşında idi.

karısının sevgilisine itiraz etmedi ve birkaç sene sonra da öldü. mutsuz bir evlilik iıayatı yaşadı­ ğı ve son derece zengin olduğu imâ edildiğinden. fakat belki de Mme. karısı için Paris’te bir ev yaptırmıştı ve İçini sanat eser­ leriyle doldurmuştu. Kadın. Bourbon’ların ta­ rafını tuttu. Balzac derhal ilgilendi. kısmen çok çalışması. bir erkek olmasından zi­ yade. edebî aslan avına çıkan ve Balzac’a. evlenmeler^den kısa bir müddet sonra uçtu. Bununla beraber. Kont. Balzac’ın dinî görüşleri muğlaktı. bir diğeri kendisinden önce davrandı. romanlarındaki birçok karakterlerde. kanunların dışında tuttu ve 1835’te Millî Muhafızlar’da hizmet görmektense. Yine Sardin- ya’da Romanlılar’dan kalma bazı gümüş madenlerini yeniden işleterek madencilik yapmayı düşündü. kadını. nihayet 1840’da evlendi ve Balzac ve karısı Paris’e döndüler. despotik bir hükümeti teorik olarak desteklemesi­ ne rağmen. Çift. yazarın bu tür görüş­ lere sahip olduğunu düşünemezse de. İsveçli Svvedenborgain adlı bir mistiğin eserierini ihtiva eden kitaplığı vardı. Bu bağlar arasında en roman­ tik olanı. Yayınlayıcılarıyla yaptığı muka­ velelerini yerine getiremediğinden aleyhine dâvâlar açıldı. Balzac. Hans- ka’yı ziyaret etmek için kış aylarında Rusya’ya yaptığı seyahat sebep ol­ du. Seraphita adlı romanında. Gerçi nişanlı idilerse de Çar’ın müsaadesini almak gerektiğinden ev­ lilik gecikiyordu. Eugânie Grandeü okuyan biri. İsmen Katolik’ti. Fakat Balzac. Balzac’ın ölümüne. hapse girmeyi tercih etti. Bonapartçı olarak baş­ ladı. bu konuda olur olmaz yer­ lerde konuştuğundan. Politikaya atıldı ve Fransız Millet Meclisi’ne seçildi. Balzac bu arada birtakım projeler üzerinde de duruyordu ve insanın bunlara nasıl vakit bulduğuna hayret etmemesi de elde değil. Balzac. Hanska adındaki PolonyalI bir kontesle sürdürdüğü ilişki oldu. Politikaya. Balzac da. ha­ yatının sonuna kadar iş hayatında servet yapmak düşüncesini hiçbir za­ man terketmedi. bu gö­ rüşleri sistematik bir tarzda ileri sürer. kısmen de. ikisini uzun yıllar birbirine yaklaştı­ ran aşk. Mektuplardan. kendisini genellikle. Balzac'a “yabancı" diye imzaladığı anonim mektuplar gönderiyor­ du.1 5 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n macerası. hiç de övgü- cü olmayan bir tarzda göstererek öc aldı. de Berny’nin nüfuzu altında. kadının güzel olduğu. fakat çocukluğun­ dan itibaren annesinin derin tesiri altında kaldı ve annesinin de Tabiat-üs- tü felsefesini. Mme. Maamafih. İsviçre’de bir randevu hazırladı ve aralarındaki ilgi normal bir tabana oturtuldu. ünlü bir yazar olduğu için bağlanan İVIarquise de Castries ile ilgili idi. gitti. çünkü konte­ .

sonunda. onun indinde tamamen gerçek­ leşti. Bianchon’un getirilme­ sini istedi. Bronşit ve kalp yetersizliğinden. Kendisinin tahayyül ettiği dünyanın Balzac üzerindeki etki­ si öylesine derindi ki. bu dünya. Bianchon. . Goriot Ba­ ha’da bir tıp talebesi olan Bianchon. hayalî karakterlerinden biri idi. Dr. kendisinin söylediği kadar az değildi. daha sonraki romanlarında meşhur bir doktordur. onun. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 53 sin serveti. bir­ kaç ay sonra öldü. Hayatının son saatlerinde. borçlan da. Balzac’ın tahmin ettiği kadar büyük olmadığı gibi.

d a h a d a asil b ir v ah şi. A tm aca G özü. şid d e tli b ir d ü şm a n ve sa d ık b ir a rk a d a ş. b e y a z la rın en b e r b a t ta r a f ­ larım alm ıştır. Albay Munro: K u şatılm ış W illiam H enry K alesi'nin k u m a n d a n ı. H u ro n la rm (veya D elavvarelilerin d ilin d e M ingolar) e n k o rk u n ç t a ­ ra fla rın ı te v a rü s e tm iş ve ay n ı z a m a n d a . ç o c u k ­ ların ı se v en b ir b a b a . Chingachgook: Asil Vahşi: D elaw are a ile s in d e n b ir M ohikan. a z im li. . G eyik Ö ld ü rü c ü ve İz S ü rü cü o la ra k d a bilinir). "M ohikanlar’ın s o n u ”. b a z e n b ir o rm a n ad a m ı. U zun T üfek. y irm i y a ş la rın d a . iyi ve g ü z e l k o n u şu r. sa k in bir ad am . g ü z e l. az im li b ir ask er. b a z e n de filo z o f gibi k o n u şu r. o rijin in in “k a ra n lık ” ta ra fın ı o rta y a koyar. y akışıklı. C ildi­ n in ren g i. Mohikanlar'ın Sonu (The Last of the Mohicans) Yazan Jam es Fenimore Cooper (1 7 8 9 -1 8 5 1 ) Başlıca Karakterler Natty Bumppo: (Aynı z a m a n d a . G u ru rlu ve sadık. sağ lam yap ılı. k o rk u ve hile b ilm e y e n K ızılderili. Cora: A lbay’ın b ü y ü k kızı. a s k e rî ve ş a h sî ta lih s iz lik le ­ rin e ra ğ m e n h ü rm e t e d ile n y a şlı b ir ad am . m ü k e m m e l b ir o rm a n a d a m ı ve ta b iî b ir ah lâk çı. canlı. Magua: K ötü R uhlu K ızılderili. D eri Ç orap. fa k a t h a ­ in. U zun b o y lu . o rm a n c ıla rın fo lk lo ­ r u n u n şe re fi ve efe n d ile ri. Uncas: Oğlu.

Magua. fa k a t u ta n ­ gaç. "M ohikanlar'ın Sonu" Uncas'm yolu ile birleşir. çalılar arasında gizlediği bir kayığa bindirerek. cesur ormancı Natty Bumppo ve Kızılderili arkadaşı. Yukarı New York'taki (Amerika). İlâhi söyleme öğretmeni olan han­ tal ve egzotik David Gamut. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 15 5 Alice: C o ra’n ın sa rış ın ü v e y k ız k a rd e şi. c e s u r. Natty ve arkadaşlarının mermileri tükenir. Burada. istikamete. Bu kanun kaçak­ ları. Kendisine "Uzun Silâh" da denen Natty. Binbaşı Duncan Heyvrard: Bir s ö m ü rg e su b a y ı. Fransızlar ve Huron Kızılderilileri (Mingolar) tarafından kuşatılmıştır. b a k a n ın g ö z ü n ü k a m a ş tıra c a k b ir g ü z e llik te . Alice M u nro'ya âş ık tır. Edward Kale- si'nden aynlarak Hudson nehri kıyılarından. İki kız kardeşten daha canlı ve azimli . David Gamut: U zu n . karanlık çökünceye kadar beklemelerini ister. z a y ıf ve h a n ta l. Chingachgook ve cesur oğlu. h a y re t u y a n d ıra n b ir ta h a m m ü l g ü cü v a rd ır. Grupta. babalonnm yanı­ na gitmek isterler. Fakat yolları. Kızılderili arka- daşlan atlan gizlerken. Magua ormana kaçar. Onlar. diğerlerini. ölüme hazırdırlar. düşmanlannm nerede olduklan- nı görerek hücum ederler. derhal Magua'yı yakalamak isterlerse de. vahşî ve kurnaz Kızılderili rehber Magua da vardır. M ingolar'ın. Hikâye Sene 1 757. şa rtla rın d e rh a l te s irin d e k alan b ir kız. gösterişli ve nazik Binbaşı Duncan Heyward. Champlain Gölü civarındaki ve Albay M unro'nun kumandasındaki Willi- am Henry Kalesi. şe refli. grubu çevirdiklerini anlayan Natty. dehşet içinde kişne­ meye başlar ve M ingolar da. Huron bölgesine götürür. b ira z m ağ ru r. nisbe- ten güvenlik içinde istirahat edebilecekleri bir mağara vardır. C o ra’d a n d ö r t v e y a b e ş y a ş d a ­ h a k ü çü k . onları yanlış. Fakat üzerlerine gelen kurtlan gören atlar. Cora ve Alice Munro. nehirdeki bir adaya götürür. İlâh ile r o k u m a k ta n z e v k a la n b ir genç. sa m im i. karşı sahildeki en cesur M ingo'yu seçer. yolu kaybettiğini söyleyerek. O zaman. K ızıld erililer ve o n la rın n asıl ç a rp ıştık la rı h ak k ın d a bilg isi y o k tu r.

Notty. onlan kurtarmaya gelmiş­ lerdir. bir mektup vererek Edvvard Kalesi kumandanı İngiliz VVebb'e götürmesini isten Mektupla. yardım istenmektedir VVebb'in cevabî mektubunu getiren Natty. iplerini çözer ve kendisini vahşilerden biri üzerine fırlatır. görevi hakkındaki raporundan . David Gomut ve genç kızlan yakalarlar Cora. İstirahat sırasında M agua. Gazaba gelen M agua.1 5 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n olan Cora. gerçi sis kaleyi düşmanlardan gizliyorsa da. W illiam Henry Kale­ si civannda yakalanın General Montcalm. kaçmalarını teklif eder. kıza. kaleden fırlatılan bir topun kovanını yakar ve grubu sağ salim kaleye götürün Albay Munro ve kızlan. on­ lan takip ettiklerini anlatın Grup. fa ­ kat Heyvvard da Montcalm'dan tutarlı bir bilgi edinemez. bir dal parçası ile geçtikleri yollan işaret ederse de. gözyaşartıcı bir tarzda kucaklaşırlar Ama kale muhasara altında olduğundan. kendisinin ve Kızılderili arkadaşlannın. Alice'i serbest bırakacağını söyler Cora tiksinerek redde­ der. bir silâh sesi duyulur ve Kızılderili vurularak ölür. Kızılderili. elindeki baltasını Alice'e fırlatın Balta kızın başını sıyırarak geçer. Şiddetli bir çarpışma başlar ve Magua hariç. fakat o anda. Chingachgook ve Uncas. Uncas ve Chingachgook kendilerini akıntıya bırakır ve orm a­ nın karşı tarafında kıyıya çıkarlar. Montcalm'ın birlikleri tarafından kuşatılmıştın Fakat kale bir sis perdesi altındadır. Kızılderili­ ler yakalanın Natty. onlara da yollarını kaybettirin Keskin gözlü Un­ cas. VVebb'in mektubu­ nu alır ve Natty'yi serbest bırakın Şahsî bir mülâkat için Mun- ro'yu davet eden M unro. kendi yollarında gitmek zorundadırlan Kale kumandanı Natty'ye. onun elin­ den kurtulur ve bıçağını indirmek üzere kaldınr. kendi yerine Heyvvard'ı gönderir. Kızılderililerden biri. William Henry Kalesi'ne gitmek üzere tekrar yola ko­ yulun Kale. Natty. İstemeyerek de olsa. maamafih. Cora kendi kansı olmayı kabul ettiği takdir­ de. Hey- ward döndüğü zaman Munro. seni bununla öldürürüm dercesine baltasını gösterir. Huronlar. Binbaşı hleyvı/ard. Natty ve Heyvvard. Heyv^ard.

kaleden ayrılan bir grup kadın ve çocuğa saldırır. o zaman. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 5 7 önce. Cora'yı. kendisinin lideri olduğu Huronlar'ın kampına götü­ rür. bir ayı Heyvvard ve Huron Kızılderilisi'ni takip eder Huron.G am ut'u yakalar. Fakat melez ilk karısından olan Cora'nın reddedildiğini düşünen Munro. Heyward'ın raporunu dinler ve onunla birlikte Montcalm'ın ya­ nına gitmeye karar verir. Liderleri M agua. Fakat Montcalm. zerrece merhamet duymaksızın hepsini ö l­ dürürler. Uncas yakalanır ve Huronlar. onlara yardım gönderemeyeceğini ve bu yüz­ den teslim olmalannı tavsiye eden VVebb'in mektubunu göste­ rir Büyük bir ümitsizliğe düşen Albay. bu ayının mahallî bir sihirbaz . Munro'nun düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyince Albay. M ontcalm. civardaki Delaware aşiretine götü­ rür. tekrar Cora ve Alice'i ve -kızlan ko­ rumak için elinden geleni yapan. (Magua. Kızılderililer. Heyvvord hiç de samimî olmayan bir tareda. Alice'i sevdiğini itiraf eder. M unro ve Heyward'la birlikte onlann peşindedir. G am ut'un çılgın olduğunu sanmışlardır. Huronlar. Heyward'ın Alice'e âşık olm a­ sını tasvip etmez. kendisine lekeli bir kimse olarak bakarlar.) Alice'i onla­ ra bırakan M agua. ona ne yapacakla- n üzerinde bir toplantı yaparlar Hasta kadının yanına giderken. onlann lideri olmakla beraber. Fakat Natty ve Kızılderili arkadaşlan. Heyvvard. Munro kabul eder. kendilerine. Heyv/aH. viski içtiği için. Heyvvard. birlikler arasındaki Kızılderililer'in vahşeti­ ne mâni olamaz. hastalıktan tedavi eden bir kimse sıfatı ile Huron kampına girmeye karar verin Kızılde­ rililer muvakkaten kabul ederler ve hatta biri çocuğunun has­ ta kansına bakmasını ister. şerefli bir şekilde teslim olmak imkânlannı verece­ ğini söyleyince. Lâkin Montcalm. kadının yanına götürül­ meden önce. Hu- ronlar. hapisten kaçan G am ut'u görürler. Huronlular'ın kampına geldikleri za­ man. hislerini açıklamasını ister. durumun kendi aleyhin­ de olmasına rağmen çarpışacağını söyler. Magua. esirlerini.

onnu öldürülmesini talep eder. kendisinin yerini alacağını söyler. Tamemund. altında Natty Bumppo vardır! Bero- berce Alice'in hapsedildiği mağaraya giderler. Heyvard. Çünkü.1 58 • 1 0 0 Büyük R o m a n olduğunu bilirse de bunu bilmeyen Heyward heyecanlanır. bütün İngiliz esirlerinin kendisine verilmesini isteyen Ma- gua'nın sözlerini dinler. daha sonra tekrar H uronlar'a döner ve ayı elbisesi ile Uncas'ı kurtanr. pe­ şinden geleceğini söyler. onlann karşısına çıkarsa da. fev­ kalâde bir şekilde işlenmiş küçük bir kurbağa vardır. M agua. Cora'yı talep eder. M agua. Magua'nın peşine takılırlar Öldürücü bir çarpışma başlar. iki kız kardeşin kendisine verilmesini ister ve Natty'yi şikâyet eder. Tamemund. fakat M agua. güneş batar batmaz. Magua alaylı bir kahkaha kopanr ve aynlır. Magua'nın isteği kabul edilir. Ka­ dını tedavi etmesi için yalnız bırakıldığı zaman. zira Delavvare kanunlarına göre. on­ lann peşindedir. Heyvvard. Savaşın Delavvareliler'in aleyhine gittiği bir anda civarda saklanan Albay ve Chingachgook meydana çıkarlar ve savaşın kaderini tayin ederler Huronlar mağlup edilir ve kaçarlar. Uncas'ın da konuşmasını ister. Delav/areliler'in çıktıklan Mohikanlılar'ın totemleridir. Uncas'ın avcılık gömleğini yırtar ve hayretle geri çekilir. Natty. Uncas'ın cesur tutumu Delawa- reliler'i hayran bırakırsa da. Güneşin batmasıyla. Uncas. Natty kendisini zararsız hale getirir. bir nişancı olarak inanılmaz yeteneğini göstererek kim olduğunu belli eder. "Uzun Silâh" olduğunu söyle­ yince. iki adamı ile birlikte Cora'yı . Fakat M agua. aralannda Heyv/ard ve Natty'nin bu­ lunduğu Delavvareliler. Natty. kızın yerini almak isterse de. Tamemund kabul eder. maamafih. fakat Cora. şimdi Uncas'a hürmetle muamele eder ve onun. Hey- v^ard ve Natty Alice'i alarak Delaware kampına kaçarlar. kız onun esiridir Kartal gözlü. Grup yeniden Delavvare kampına ulaşır. ayının kafasını çıkardığını görür. bu da. Yaşlı Delavvare aşiret başkanı Tame- mund. Delav^areliler'den biri. Uncas'ın göğsünde. Magua'ya.

Delaware kampı mateme bürünmüştür. bütün beyazlar kendi me­ deniyetlerine dönerler. m u h telif zam anlarda basılan rom anları. A m erikalılar ve Avru- palılar’ın kafalarında bir “Kızılderili” ve “A m erika’ya ilk yerleşen” im ajını derinden yerleştirdi. Uncas'ı öldürürken. N a tty ’nin otuz beş ve otuz dokuz yaşları arasın­ da yazılanlar. bir diğer Kızılderili de Cora'yı öldürür. C hingachgook'ia birlikte geride kalır. m edeniyetin. bu. kova­ lam alar peşinde ve kurtarm alarda görüyoruz. fakat Natty. tekrar tekrar başladığı yere gelm e­ . onun ölü­ mü olur. Deri Çorap’m krono­ lojisine göre. Bu kitapta. alba­ yın ve cesur kızının ölümü C hingachgook'u kedere boğar. habis ve asil vahşiler. tasavvur edilm eye­ cek hâdiseler. A m erika’nın bâkir ve geniş panoram ası görülür. sadece inanılm az değil. M agua. uzun yazarlık haya­ tı boyunca. karakterlerin etkisiz konuşm aları. B ütün bu rom anlar arasında en cazip olanı Mohikan­ lar’tn Sonu’dur. Bu. büyük ve balta girm em iş orm anlar. Eleştiri C ooper’in Deri Çorap Hikâyeleri. Mohikanlar’tn Sonu (1826) ve İz Sürücü (1840) N atty yetm işinde iken yazılan Öncüler (1823) ve seksenini aşkın bir ihtiyar iken yazılan Yayla’dıı. A m e­ rika’nın ilk çağlan hakkında güçlü bir efsâne yarattı. Geyik Öldürücüsü (1841). bir kurşunla temizler. Öyle görülüyor ki. 100 büyük R om an • 159 yakalar ve kaçırır. kayalar arasından kaçıp kaybolacağı sırado. Uncas peşlerinden giderse de. N atty bir genç iken yazıldı. plânın. tedricen ve m ü tered d it kabul edilişi. asıl Chingachogook ve onun daha asil oğlu U ncas’ı heyecanla takipler sırasında. Hü­ zünlü bir gömme töreninden sonra. Asil oğlunun. cesur ve inanılm azcasına m aharet sahibi öncüler. m aalesef fenâ halde tah rif edilm iş bir imaj. Notty. C ooper’in. artık onu silm ek de m üm kün değil. M agua.

“bütün edebiyattaki en güzel. Bir sene sonra yayınlanan ve Amerikan fonu üzerine Amerikan karakterleri ile işlenen The Spy (casus) çok daha önemli bir eserdi ve halk arasında muazzam bir tarzda tutundu. Amerikan Donanması’nda üç sene subay olarak hizmet gördü ve babasının ölümü üzerine. Cooper. ro ­ m anın. . Karısı. fakat daha sonraları. kam pların ve yerleşim bölgelerinin canlı m anzarası (D. 1789’da Amerika’nın New Jersey eyaletin­ de doğdu. pastoral görüntüleri. İngiltere’de ge­ çen nazik ve ahlâkî ve hikâye üzerine Precaution adlı kitabını yazdı (1820).160 • 100 B ü y ü k R o m a n si. Lawrence. A m e­ rika’da ilk yerleşenlerin şâirane. beraberce okudukları bir romandan daha iyisini yazabileceğini söy­ ledi. yarat­ tığı devamlı heyecan. Cooper 1806’da. tabiatla başbaşa ge­ çen bu hayatında (Kızılderililer çok daha önce ayrılmışlardı). Yazar James Fenimore Cooper. Cooper bir yaşında iken. A m erikan edebiyatındaki en büyük m acera rom anlarından biridir. burada büyük bir toprağı vardı (bugün Cooperstown. yani Cooper’in kasabasıdır). Fakat Cooper. Fakat 1819’da. aktif bir kır centilmeni olarak yetişti. büyük ve devamlı popülaritesini haklı çıkarıyor. M ark Twain. Böylece. babası New York eyaletinin güneyin­ de Otsego gölü civarında yerleşti. H. bu sözünü yerine getirmesini istedi. Cooper 1811’de zengin bir toprak ağasının Susan Augusta Del Lancey adındaki kızı ile evlendi. bir şilepte çalışarak İngiltere’ye gitti. en parlak m anzaralar” diyor). kan- sına. fakat bir arkadaşının odasına patlayıcı madde koyarak küçük bir in- filâke sebep olduğundan üniversiteden kovuldu. Cooper’in romancı olacağını kimse sanmıyordu. kendisini hâlâ okutuyor. Özel olarak yetiştirildikten sonra Yale Koleji’ne girdi. Mohikanlar’ın Sonu. baba­ sının tavsiyesi üzerine. Mohikanlar’ın Sonu’ndaki okuyucuyu soluksuz bırakan hareketler. Bu aile. C ooper’in bir hikâye anlatm aktan âciz oldu­ ğunu söyledi. Amerikan istiklâl Harbi sırasında şiddet­ le İngilizler’in tarafını tutmuştu. b ü tü n bu m enfî tenkitleri kom ik bir tarz­ da belirterek. orm anların. ailenin malikânesini yürütme işini yüklendi.

1851’de Coopers- tovvn’da öldüğü zaman. Avrupa’da iken. İz Sürücü (1840) ve Geyik Öldürücü (1841). kendi mülkiyetine de sık sık tecavüz ediliyordu (Cooper genel­ likle bu hücumlara başarı ile karşı koydu) Cooper. Cooper (1826’dan 1833'e kadar). Avrupa’da yaşadı. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 6 1 Cooper. . hem sıhhatini kazanmak hem de kitaplarının telif haklarını korumak için. Aleyhinde bir sürü dâvâ açıl­ dığı gibi. Fakat ül­ kesine döndüğü zaman. denizcilik tarihinin gerçek vakıaları da anlatılır. Tabiî bunlar arasında en önemli olanları. Jackson demokrasinin Amerika’da yarattığı de­ ğişiklikleri tenkit etti. otuz bir yaşından ölümüne kadar. aristokratik sosyal prensiplerle demokratik siyasî prensiple­ rin savunulması mücadelesi uğrunda geçti. ayrıca se­ yahat kitapları. Cooper’in hayatının son on yedi senesi (düşmanlannın genellikle gö­ remedikleri). Halkın ekseriyeti kitapta yazılanların doğru olduğunu ka­ bul etti. Coo- per’in deniz hikâyeleri arasında. Bu tenkitlerini Amerikan Demokratı adlı kitabında topladı (1838). Yayla (1827). Canlı ve hareketli hikâyelerin yer aldı­ ğı bu kitaplarda. otuz üç roman. Natty Bumppo’nun hayatı ile ilgili olan ve Amerika’nın “vahşi” tabiatının “medenîleştirilmesi” üzerinde duran Deri Çorap Hikâyelerdir: Öncüler (1823) Mohikaniar'ın Sonu (1826). bütün dünya onun. sosyal kitaplar ve denizcilik tarihi ile ilgili eserler de yaz­ dı. jngilizler’in. Amerika’yı haksız tenkitleri karşısında Amerikan milliyetçiliği­ nin tesiri altında Amerikan Inanışlan adlı kitabını yazdı (1828). Amerika’nın ilk büyük roman­ cısı olduğunu kabul etmişti. Pilot The Red Rover {^828) ve İki Amiral (1842) bilhassa tutundu.

d ü ş ü n c e s iz . H ikâyeyi a n la ta n kim se. A hab'ı b u s a p la n tıs ın d a n v a z g e ç irm e k is te r s e d e b a ş a rılı o lam az. c e s u r ve m ak u l b ir ad am . A hap’ın m ız ra k ç ısı. F lask’ın m ız ra k ç ısı. Fedallah: E srare n g iz b ir Parsi. Queequeg: V ü cu d u d ö v m eli b ir y am y am . M oby D ick a d m d a k i b ü y ü k b e y a z b a lin a n ın am a n v e rm e k s iz in p e ş in d e g ittiğ in d e n . b e ş e rî b ir y a ra tık ta n z iy a d e bir v a s ıta d ır. S tu b b ’u n m ız ra k ç ısı. k a p ta n y a rd ım c ısı Star- b u c k ’u n m ız ra k ç ısı. . k o rk u su z . b ü tü n b e ş e rî h is ve s e m p a ­ tile rin d e n a rın m ış m alû l b ir adam . Ahab: P e q u o d ’u n k a p tan ı. d ik k a tsiz . Starbuck: P e q u o d ’u n ikinci k ap tan ı. Flask: P e q u o d ’u n d ö rd ü n c ü k ap tan ı. Daggoo: İri y arı b ir zen ci. Tashtego: Gay H ead a ş ire tin d e n b ir k ızıld erili. İsm ail'in c e s u r ve m ü şfik y o ld a şı. Moby Dick Yazan Herman Melville (1 8 1 9 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İsmail. ta b ia t ü s tü y e te n e k ­ lere s a h ip o ld u ğ u n a v e ş e y ta n î k u v v e tle rle de işb irliğ i y a p tığ ın a in a ­ nılır. Stubb: P e q u o d ’u n ü ç ü n c ü k a p ta n ı. h a y a tta k i fo n k siy o n u b a lin a ö ld ü r ­ m e k te n b a ş k a b ir şe y o lm a d ığ ın d a n . k a ra d a k i h a y a tın d a n ü m itsiz liğ e d ü ş tü ­ ğ ü z a m a n d e n iz e aç ıla n b ir genç.

"Eğer biz Al­ lah'a boyun eğeceksek. balina avına çıkan gemilerden birin­ de iş bulmak ümidi ile Nantucket'e gider. Fakat aynı odada kaldığı kimsenin. Gerçi Elijah adlı güngörmüş ve tecrübeli bir denizci onlara. Pe- quod'la gitmemelerini ikaz ederse de. kaptan Ahab görünür Adeta bronzdan yapılmış intibaını uyandıran uzun boylu. New York'un M anhat­ tan kasabasından ayrılarak. Pequod gem i­ sini bulurlar ve Queequeg'in mızrağı büyük bir maharetle kul­ lanmasından ötürü. O gece aynı odada kaldıktan son­ ra. Fakat Queequeg ger­ çekten sevimli bir insandır." İsmail. daha sonra denize düştüğü zaman. geniş omuzlu Ahab. Yolda (gemide) Q u- eequeg. nasıl asil bir insan olduğunu daha sonra anlayaca­ ğı Queequeg ile birlikte. Hikâye Yanında pek az para kalan ve karadaki hayatı kasvetli bu­ lan İsmail. atlaya­ rak onu kurtanr. derhal işe alınırlar Maamafih. Queequeg ve İsmail arkadaş olurlar. Nantucket'e geldikleri zaman. Gemi ancak limandan iyice uzaklaştıktan sonra. New Bedford'a gider ve Spouter hanında kalır. kendisi ile alay eden kaba bir Amerikalı'yı önce ikaz eder. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 63 Papaz Mapple: New B ed ford lim a n ın d a k i B alinacılar K ilisesi'n in g ay et iyi k o n u şa n v aizi. kendi içimizden yükselen emirlere kar­ şı gelmeliyiz. geminin sa­ hipleri İsmail'e çok küçük bir ücret vereceklerini de söylerler. Adam bir Congo mâbuduna tapar ve balta olarak kullandığı âleti aynı zamanda tütün çubuğudur da. onlar bu sözlere aldınş- etmezler. vücudu döv­ meli Queequeg adlı bir yamyam olduğunu dehşetle görür. Ertesi sabah pazar o l­ duğundan İsmail Balinacıların Kilisesi'ne gider ve bir zamanlar balina avcılığı yapan Papaz M apple'in vaazını heyecanla din­ ler Papazın o günkü konuşmasının ana tezi şudur. malûl bir adam dır Güya şey­ . denize açılmaya karar verir. fakat adam.

Limana. Ahab'ın azim ve gücü­ ne sahip olmadığından başanlı olamaz. Her birinin. Dördüncü kaptan Flask ise. Palinezya adalarında yer­ li k d a r h evlenmişlerdir. kumanda ettikleri balina kayıklannda. beyaz saçların­ dan yüzüne kadar iner. Ahab'ın manyakçasına saplantısına sadece o karşı gelir ise de. balina yağı ile dönen Bac- helor vardır Bu geminin mürettebatı. mizaçlanna uygun birer mızrakçılan vardır: Starbuck'ın mızrak­ çısı Queequeg. mızrakların oyuk kısımlarını içki ile doldurarak Moby Dick'in ölümü için iç­ melerini ister. geminin ana direğine. düşüncesiz. hepsine. Flask'inki de iriyan bir zenci olan Daggoo. mu­ azzam bir beyaz balina. iradesinin kuvveti ile yardımcılarından. silâh çatarcasına çatmalarını ister ve her bir mızrağın ortasından tutar. Moby Dick. Bir ayağı beyazdır. şimdi onlan Amerika'ya götürmekte­ . büyük şişeler içinde rom (bir çeşit içki) verir. İkinci kaptan Starbuck cesur. altın bir İspanyol parası çiviler ve beyaz balinaya mızrağı ilk defa kim indirirse. onun bacağını koparmış­ tır. büyük bir balinanın dişlerinden yapılmıştır Dehşet saçıcı hikâyelerin kaynağı. ellerindeki mız­ rakları. kısa bir müddet sonra. Çok geçmeden Ahab'ın ne yapmak istediği anlaşılır: Her ne pahasına olursa olsun Moby Dick'i bulacak ve onu öldürecek­ tir. parayı ona vereceğini söyler. dikkatsiz. mızrakçılardan. Stubb'inki Gay Head Kızılderilisi'nden Tashte- go. Daha sonra. Uç kaptan yardımcısının. Pequod denizde seyrederken diğer gemilere rastlar ve ha­ ber alıp vermek için durur. Ardından. bu onun şeytanlarla muharebe halinde oldu­ ğunu göstermektedir. fakat mantıkî bir insan­ dır. hayret uyandırıcı çelişkili özellikle­ ri vardır. Üçüncü kaptan Stubb. kor­ kusuz biridir. balinaların öldürülmesinde beşerî bir vasıtadan başka bir şey değildir.164 • 100 B ü y ü k R o m a n tanlarla yaptığı mücadele sonunda aldığı yara. sözlerinin mürettebat üzerinde gerçekten derin bir iz bıraktığına emin olmak için. Nihayet. geminin bütün mürettebatını güvertede toplayarak. sadece geçimi için balina avlar. Ahab.

piposunu denize atar. içinde kapta­ nın on iki yaşındaki oğlunun da bulunduğu bir balina kayığını kaybetmiştir. Starbuck. Kaptan. Ahab. şeytanın adı­ nı söyler. ümitsizlik içinde olduğu yüzünden anlaşılır. pusulalann yönünü değiştirince Ahab. Parsi'nin gözü önünde. fa ­ kat Moby D ick'i hiçbir zaman unutmaz. her geçen gün. Ahab'm insanlıktan gittikçe uzaklaşmasının sembolü Fedal- lah'tır Parsi (ateşe tapan Iranlılar) gruplarından birinin lideri olan bu adamı Ahab. Alevim si'parlak yuvarlaklann geminin direk­ lerinin uçlarını yaladığı büyük bir fırtma sırasında Ahab. Allah'ın adını değil. Ahab'm biraz olsun İnsanî hislerle muamele ettiği tek kişi. Ahab'm uzun yıllar arkadaşı olmasına rağmen. ondan mürettebatı düşünmesini isterse de. hiçbir netice alamaz. Moby Dick ile yaptığı mücade­ lede yara almıştır ve gemide bulunan Gabriel adındaki çılgın bir kâhin. beyaz balinanın Tann olduğunu söyler. kaybolan çocuğun araştırılmasına katılmayı kabul etmez. geminin dem ir­ cisinin yaptığı mızrağı. Ahab. yelkenci iğnelerinden pusulalar yapar Fedallah. Suratı daima asıktır. belki ay­ nı zamanda onun şeytanî ruhudur da. Ahab. ayağı­ nı Parsi'nin üzerine koyar ve bir eli ile de geminin ana direği­ ni tutarak. Ahab'm ne cenaze arabasına ne de bir tabuta konacağını söyler. garip kehanetler söyler Ahab bunlan anlam adı­ ğından iyiye hamleden Fedallah. şimşeğe meydan okur Fırtına. Ahab'm mızrakçısı ve Ahab herhangi bir şeytanî ha­ reket yaptığı zaman daima yanında bulunduğundan. zaman za­ man. denizde boğulmaktan kurtanlan. genç kansının ve çocuğunun verdiği zevkleri red­ dettiğini göstermek için. Fedallah. Ve en üzücü olanı da Rachel'in başına gelenlerdir: Bu gemi. küfreder. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 65 dirler. kendisini beşerî durumlardan uzak­ laştırır Evinin. kimseye göstermeden gemiye almıştır. Jereboam adlı gemi ise. yan-deli Pip adındaki kü­ çük bir Zenci çocuğudur. Ahab. üç putperest mızrakçının kanlanyla vaf­ tiz eder ve bu işi yaparken de. ölümden önce iki cenaze . geminin derinlik ölçen cihazını parçalar.

mızrak iplerini karıştınr ve Ahab'ın balina dişinden yapılmış ayağını parçolar. Balinanın muazzam sırtında. beyaz balinanın yanına gelir ve elindeki mızrağı Moby Dick'in üzeri­ ne fırlatın M aamafih. balinanın peşinde gitmekten vazgeçmez. . bu defa dehşet saçar. yerini belli eder Ahab. ikinci defa olarak Starbuck'un sözle­ rini dinlemez. bir gün önce kendisine saplanan mızrağın ucunda Fedallah'ın vücudundan parçalar bulunduğu görülür. Hayvanın göz kamaştınrcasına parlak sırtı. Ahab bir iple öldürülebilir ve Fedallah da. kırık mızraklar görülür Balina kayıkları hemen denize indirilir Moby Dick. yine balinanın peşindedir. tekrar görülür ve kovalama yeniden başlar. Kehanetin ikinci kısmı da gerçekleşmek üzeredir: Pequod. Birincisini. Ahab. mürettebat Moby D ick'i görür. kayıkla­ rın aralarına girerek suyu karıştırır. ikinci cenaze arabasıdır. Ertesi gün Moby Dick. Ahab'dan önce ölecektir. Ahab'ın pilotu olm ak için ondan önce gitmiştir. Gazaba gelen balina. mızrak hedefine isabet etmez ve Ahab. kıran Bu dehşet uyandıncı hâdise sırasında Fedallah kaybolur. peşinden gelenleri aldatır. Ertesi gün Moby Dick'in nefes verirken çıkardığı su sütunu. İkincisi de. fâni olmayan eller yapmıştır.166 • 1 0 0 Büyük R om a n arabası görecektir. onun pilotu vazifesini görecek. hafif­ çe meydanda olan bafindan çok yüksektedir. Aylarca süren yorucu bir takipten sonra. Ame­ rika'da yetişen bir ağaçtan yapılmıştın Ahab'ın kayığı. Balinanın çevre­ sinde yüzlerce deniz kuşu uçuşmaktadır. Ahab'ı ve Par- si'yi denize fırlatır. aniden Pequod'un kara gövdesini görür ve hızla üzeri­ ne giderek olanca kuvvetiyle gemiye çarpar Gemi derhal yan yatar ve yavaş yavaş batmaya başlar. Parsi'nin kehanetinin bir kısmı doğrulanmıştır: Fedallah. Dev balina. üç kayığı da devirir. Amerika'da yetişen bir ağacın kerestesinden yapıl­ mıştır Üstelik. Önceki iki gün aldığı mızrak yaralannın gazaba getirdiği balina. Gemiye alınan Ahab. onları birbirinden uzaklaştı­ rır ve bu arada. hâdisenin kötüye alâmet olduğunu söylemek isteyen Starbuck'a istihza ile sırt çe­ virir.

balinalann alış- kanlıklan hikâyede sık sık yer alıyor ve böylece. Ahab. M oby Dick’i. Gerçi bu hikâyeler. sınırlı bir dünyadır.” Öyle anlaşılıyor ki. hâlâ kaptanın oğlunu arayan Rachel tarafından kurtanlır İsmail'in hikâyesi boyunca. hikâyeyi de de­ rinleştiriyorlar. böylece şâirane. bir fon vazifesini görürler ve bir sembolizmi işaret ederler Balinalann nerelerde bulunduklan. yirm i beş yaşına kadar. “hayatını kurtarm ak için yüzm eye zorlayan” bir derinliği var. ken­ disinde hiçbir gelişm e görm ediğini yazdı. balina avı ile geçinenler. anlatılmak isteneni tak­ viye etmezlerse de. Pequod'dan denize düşmüştür. M oby D ick’i güçlü olduğu b ir zam anda kalem e aldı. Sadece İsmail kurtulur. Hikâyede. insanı. balina çeşitleri. Queequeg'in yaptığı bir tabutun içi­ ne girer. Tabut. balinanın vücudu. küçük. Böylece kapalı tabutun içinde dalgalar üstünde kalan İsmail. rom antik ve gerçek. “Ben hayatım ı. bir iple öldürülmüş­ tür. sadece b ir balina gem isi değildir. realist. canh bir hareket. yirm i beş yaşım dan itibaren başlatırım . yirm i ikinci bölüm den sonra. Yazı sahasındaki gelişme. k itap ta realist yaratıklar olarak gösteriliyorsa . balina avı hakkında bölümler araya sıkıştınimıştır. M elville. m aksadını değiştirdi. Moby D ick’in. Ü slûp. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 1 6 7 kendisine çarpmaması için eğildiği zaman. yüce ve derin bir kitap. Parsi'nin keha­ neti şimdi tümü ile doğrulanmıştır. M onom anyak kaptan ve peşinden gittiği m uaz­ zam balina. hüm orlu. İp boynuna sanlır ve derhal kayıktan denize düşer ve hemen ölür. Bir m ektubunda. Eleştiri M oby Dick. oldukça ko­ m ik bir balina avcılığı olarak ele alm ak istedi ise de. A rtık Pequ- od. heyecanlı m aceralar ve dram atik çatışm alar da var. ancak o zam an kendisini belli etti.

b ü tü n sözlere kulak tıkayan bir adam ın da destanıdır. okuyucunun düşüncesine m eydan okuyan. on sekiz yaşında iken gemici ol­ du ve Liverpool’a giden şilepte kamarot yardımcısı olarak çalışmaya baş­ ladı. yaradılışın sırrını anlam aya çalışan bir kahram an mıdır. Al­ lah ’a karşı çıkan veya kendisini bir Tanrı yerine koyan bi­ ri m idir? Ahab. öğretmenlik bile yaptı. yoksa kâinatın kötülüğüne ve kötü ka­ dere karşı gelen biri m idir? Yoksa A hab sadece bir. Fakat bir eleştiricinin söylediği üzere. çok iddialı bir şey olur. İskoç-İngiliz ve Hollanda asıllı idi. Ü stelik bazı m eselelere.” E ğerM oby Dick. çeşitli işlerde çalıştı. Yazar New York şehrinde doğan Harman Melville (1819). On bir yaşında iken. ortaya sürülen ve “cevaplandırılan” sual­ lerden sadece bir tanesi. aynı zam anda. on üç yaşındaki ço­ cuk. Gemide gördüğü zulüm ve Liverpool’un kenar mahallelerindeki se­ falet. "cebirde olduğu gibi” herkesçe “kabul edilm iş bir cevap üzerinde durm ak. h er okuyucunun kendisinin yorum layacağı büyük ve m uğlak yaratıklar hâline gelirler. Çok borç bırakarak ölen babası ardından. okuyucuyu “derine dalm aya” sevkeden bir kitap ise. Ahab. vakıaları olduğu gibi kabul etm esi gerektiğinden.1 6 8 • 1 0 0 Bü yü k R o m a n da. aynı zam anda. çılgın veya sorum suz veyahut hedefini yanlış seçen biri m idir? Bunlar. “en iyi bir deniz hikâyesi”. herkesçe kabul edilecek cevaplar da veri­ lem ezdi. iyiyi ortadan kaldırm ak isteyen. deli. sem bolik şekiller. Belki daha iyi bir iş bulamadığından. ırgatlık ve geniş bir eğitimi olmamasına rağmen. Ve aynı zam anda. bir gemicinin hayatındaki romantik bütün kavramları yıktı. Beş sene müddetle kâtiplik. “balina avcılığı destanı ve an- siklopedisi”dir de. ailesi New York eyaletinin Albany şehrine taşındı ve Herman da iki sene müddetle Albany Akademisi’ne devam etti. Dört se­ . bazı eleştiricilerin de söylediği gibi.

biyografik romanları gibi hiç tutunmadı. Typee adlı yamyam bir aşire­ tin misafiri oldu. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 69 ne sonra Amerika’ya döndüğü zaman. Ondokuzuncu asır Amerika’sının yazarları arasında kitapları en fazla okunan ve kendisin­ den en çok bahsedilen iki kişiden biri oldu. hem beğendiler. romandan ziyade bir allegori (remiz ve kinayeli hikâye) fakat mizahî yorumlarında fevkalâde olmasına rağmen muğlâk ve bu yüzden. New York gümrüğünde müfettiş oldu ve 1886’ya kadar bu işte kaldı. ve Birleşik Amerika’nın bir harp gemisindeki son yolculuğu üzerinde VVhite Jacket (1850). okuyucuyu mem­ nun etmekle beraber. Liverpool’a yaptığı ilk yolculuğu anlatan Redburn (1849). mecmu­ alarda yazmaya. Melvil- le’nin şiirleri. Tahiti civarında Eimeo’da gemiden ayrıldı. Eleştiriciler. Mardi (1849). Başka bir iş bulamadığından. bugün Amerika’nın en büyük romancılann- dan biri olarak kabul ediliyor. Nihayet. 1891’de öldü. tahammül edilemeyecek derecede idi. Gemideki hayat şartları. Melville’in büyük romanı Moby Dick. 1866’da. {Mardi gibi). hikâyeleri ve romanları tekrar tekrar basıldı. Acushnet ile deniz çıkmasından üç sene sonra Boston’a geldiği zaman. Daha sonra kitapları da tu­ tulmadı ve yazarın verimi ondan sonra düştü. Diğeri Mark Tvvain’dir. Fakat öldükten sonra. misyonerlerden ziyade onların yanında kaldı. Gerçi bu hayat. Melville. balina avına çıkan bir AvustralyalI gemi kendisini kurtardığı zaman mem­ nun olmuştu. Güney Denizlerinde balina avcılığına çıkan Acush- nef adlı bir gemide çalışmaya başladı. böylece bir arkadaşı ile birlikte Mar- quesas adalarında gemiyi terketti ve bir ay. Tahiti'deki maceralannı anlatan Omoo (1847). Melville. kitabı. Fakat yine. Hemen hemen tamamen unutulmuş olarak. hem beğenmediler ve satış hiç de iyi değildi. bir başkaldırmada yer aldıktan ve kısa bir müd­ det için hapsedildikten sonra. 1847’de evlendi ve aile yükümlülüklerinden ötürü. yazarının beğenmediği romantik yarı otobiyografik hikâye anlatış türünden uzaklaştı. ilk dört kitabında belirtti. denizcilik hayatı da sona ermişti. Melville yazmaya başladı ve denizde geçirdiği tecrübeleri. yerliler arasında dolaştı. onun tecrübesini zenginleştirdi ise de. konferanslar vermeye başladı. kendisini karada tutacak iyi bir iş bulamadı ve bu defa. Güney Pasifik’te avlanan bir balina gemisi ile Havvaii’ye geldi. Bir zamanlar sırt çevrilen Herman Melville. şöhreti bir anda yükseldi. . Honolu- lu’da on dörtjıafta bir jimnastik salonunda çalıştı ve Amerika’ya giden bir askerî gemiye er olarak girdi. Yamyamlarla geçirdiği ha­ yatı anlatan Typee (1846).

Senatör John Bird: A slın d a iyi b ir in sa n . T o m ’u n. s â d ık b ir h iz m e tç i. iyilik y a p m a k ta azim li. o n u n İn sa n î s e m p a tile rin i k ısa b ir m ü d d e t için ö rte r. Chole Teyze: M eşh u r b ir aşçı.” iyi ta b ia tlı v e m ü srif. fa k a t sa h te p r e n s ip le r ve o p o r tü n is tik p o litik a. Arthur Shelby. c e s u r b ir köle. Tom Loker: Bir köle av cısı. “o ld u k ç a iyi b ir in ­ s a n ı. n a z ik . fa k a t ısla h o la b ile c e k b ir ad a m . T o m ’u n . Eliza Harris: Sevim li. k e n d i çıkarı p e ş in d e g id e n o rtağ ı. Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) Yazan Harrlet Beecher Stowe (1 8 1 1 -1 8 9 6 ) Başlıca Karakterler Tom Amca: Z enci b ir köle. o n a y a rd ım e d e m e y e c e k k a d a r g ü ç sü z . Emily Shelby: K arısı fe v k a lâ d e b ir h a n ım . fa k a t T o m ’u n k e n d is in e en fa z la ih tiy a ç h iss e ttiğ i b ir z a m a n d a . George Harris: E liza’n ın g u ru rlu ve zek i kocası. m ü te v a z ı. sâ d ık . Dan Haley: H içbir b e ş e rî y ö n ü b u lu n m a y a n b ir köle taciri. . K en tu ck y ’deki e fe n d isi. Marks: O n u n k u rn a z . k e n d isin i fe d â e d e n k arısı. Harry: Son d e re c e se v im li ço cu k ları.

C ana y ak ın . Clare: T o m ’u n New O rlean s'd ak i e fe n d isi. Kölelere. Clare: V erm o n t e y a le tin d e k i k u zen i: Yeni İn g ilte re d e n e n b u b ö lg e h a lk ın ın iyi v e k ö tü ta ra fla rın ı te c e s s ü m e ttire n b ir kad ın . cana yakın ve nazik bir gençtir. bir eşya muamelesi değil. Kentucky'deki Shelby çiftliği. z â h ire n k u r ­ n a z . Dorcas Teyze: T o m L oker’in d a d ısı. C a ssy ’n in y e rin e k o y m ak için o n u s a tın a lm ıştır. Simoen Halliday: R ach el'in kocası. a s lın d a id e a lis t ve ıs tıra p iç in ­ d e k ıv ra n a n biri. Shelby'nin mutemet ada­ mıdır. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 171 Rachel Halliday. Emmeline: G üzel. Clare: Bencil k arısı. sadece mükemmel bir aşçı değil. kansı Emily. oğullan George ise. C lare’n in evini k a rm a k a rış ık b ir şe k le so k a n y a ra m a z k ü ç ü k b ir ze n c i kızı. Kansı Chole Teyze. k e n d is in i h a re k e te g e ti­ re n sâ ik le r s a d e c e in sa n la ra o lan se v g isi. ş e fk a t ve fa z ile tin i m u h a fa z a e d er. in a n ışı ve iy ilik sev erliğ i d e ğ ild ir. Mr. cömert ve iyi tabiatlı bir insandır. duimbo ve Sambo: L egree’n in d e je n e re le ş tird iğ i iki ze n c i kölesi. C lare’n in m e le k gibi kızı. Ophella St. o n u iyi e d e r ve İn sa n î v a s ıfla rın ın geri g elm e sin e h iz m e t e d e r. âdeta bir insan muamelesi yapılır. çiftlikteki herkes kendisini sever. müşfik ve samimî bir dindardır. Evangeline (Eva): St. v icd an lı. T o m ’u n k a h ra m a n lık ö rn eğ i. iyi h u y lu b ir k a d ın . Cassy: T a lih s iz b ir m elez. fa k a t ü m its iz ve d e h ş e t iç in d e b ir köle. Phineas Flecber: M ücadeleci b ir k ad ın . mutlu bir yer olarak görünür. . s a d is tik ve h ay v an ı. Legree. Marie St. Augustine St. Simon Legree: T o m 'u n so n e fe n d isi. Çiftliğin sahibi Arthur Shelby. sa m im i. o n la rı k u rta rır. Topsy: Eva’n ın se v g isi ile re fo rm d a n g eç e n e k a d a r St. Hikâye Amerikan Dahilî Harbi'nden önce. k e n d is in e e n â d i b ir ta r z d a h iz m e t e t ­ m esi İçin o n u z o rla rs a d a. d in d a r. sin ik al (şü p h eci) b ir a d a m ise d e. L egree. Dindar ve sâdık bir Zenci olan Tom Amca. a n ti-k ö le lik ak ım ın ı y ü rü tü r.

Harry. diğerlerinin de . onun mülkiyetindeki güzel bir melez. "prensipleri"nin mahkûmu olmuş iyi bir insandır. zavallı Eliza ve Harry'yi g ö ­ rünce. Tom ile birlikte. borçlarından ötürü. ebeveynleri gibi sağlam insanlar olarak yetişecekleri ümi­ dini verir Fakat Mr. Güneyden gelmiş bir çiftçiye götürür Bu çiftçi. yer yer buz tutmuş nehir üzerinden karşı tarafa götürecek oir vapur bekler. ardından bir diğerine ve başka bir buz parçasına. hissiz köle sahibinin malı bir diğer mele. Eliza onu görür Çılgıncasına. Eliza'nın beş yaşındaki oğlunu ve George Harris'i de satmak mecburi­ yetindedir. Kaçak kölelere yardım edilmesinin yasaklanmasını isteyen ka­ nun lehinde rey vermesine rağmen. Ve çocukların da. düşerek. maamafih kendisine refakat eden Shelby kölelerinin yanlış yoldan götürmeleri neticesinde gecikir.zdir. kendi kölelerini serbest bıraktığı gibi. temkinli ve tutumlu bir adam değildir. Kana- da'ya kaçmaya ve hürriyetine kavuşmaya karar verir. Fakat sefil Haley kadını takip etmiştir. sıçrayarak. Senatör Bird. köleliğin günah olduğuna inandı­ ğından. nehrin kenanndaki par­ maklıktan. kanayarak. kendisine. Harry'yi de satmayı kabul ettiğini öğrenir ve böyle bir hâle tahammül ede­ meyeceğini düşünerek. Shelby. Böylece. mucizevî bir şekilde O hio eyaleti tarafına geçer O rada. George Harris de. ka­ yarak. Tom Amca'yı. Senatör Bird'in evine gitmesini söylerler. Gözyaş­ larını tutamayarak. su üzerindeki bir buzun üzerine atlar. O nun ay- niışından kısa bir müddet sonra. Missi- sippi Nehri'ndeki köle pazannda satılmaktan korkan ve artık efendisine tahammül edemeyecek hale gelen George. şefkat duyguları ayaklanır ve onlan. o da kaçmaya hazırlanır Çocuğunu kucağına-alarak yola çıkan Eliza. Dan Haley adında kaba bir köle tâcirine satmaya mecbur kalır. kadın Shelby'nin. O hio Neh- ri'nin kıyılannda bir köye geldiği zaman yorgunluktan düşecek gib idir Burada bir hana iner ve kenHisJni. karısından ve çocuğundan aynlır.1 7 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Shelby ailesinin hemen hemen bir mensubudur.

göçmenlerin izlerini takip ederler. Tom'u Mississippi Nehri'ndeki vapurlardan biriyle New Orleans'a götürün Va­ purda köleliğin dehşet saçıcı manzaralanyla karşılaşır. Hürriyete âşık biri olan Geor- ge. Eliza ve kocası Geor- ge'ın da buluşmasını sağlarlar. Clare'yi ziyaret eder ve onu St. ümit­ sizlik içindedir. Halliday'lar. Clare. dar bir geçitte onlan kuşatırlarsa da. korkunç ve tiksindirici fa rtia r altında yaşayan insanlar. kölelikten nefret ederler. C la ­ re malikânesine çeki düzen vermesi için beraberinde getirir . bu hâdiseden sonra. İlâhiler söyler. O rada evlen­ memiş kuzeni Ophelia St. bu ev­ de ümitlenir. kahramanca mücadele eder ve Phineas da. 100 büyük Rom an » 1 7 3 kaçmalarına yardım eder. Eliza. birbirlerine ta­ hammül edemeyen kadının kendisini denize atarak intihar edi- şi. Vermont eyaletinden dönmektedir. Incil'ini okur. yamana silâh almış ve kendisini bir İspanyol diye tanıtmış­ tır. yolculuk yapan Evangeline (Eva) adında küçük bir kızla birlikte arkadaşlık kurar. Haley bu arada. gözyaşlarını tutamayarak ağlaşırlar. aile efradını kedere boğar: Chole Teyze. Eliza ve Harry yeniden kaçarlar. kayıkla hür bir ülke olan Kanada'ya geçerler Tom Amca'nın hayatı böyle iyi değildir. iki köle avcısını hizmetine almıştır. Eliza ve Harry'yi G uakeradlı dinî bir grubun yerleşim bölgesindeki Rachel ve Simoen Hallidayların evine götürür Karı koca. Phineas Fletcher adında bir diğer cesur Guaker kadınının refakatinde George. G eor­ ge. âdeta bir çılgına dönen George Shelby. Eva vapurdan düştüğü zaman. Tom. Tom Loker'i uçuumdan aşağı atar Göçmenler. şefkat görür. Tom nehre atlayarak onu kurtanr. Kız. Loker ve adamlan. büyüdüğü zaman Tom Amca'yı geri alacağına yemin eder Haley. vahşî Loker ve onun gaddar yardımcısı Marks. O nun Shelby çiftli­ ğinden aynlışı. babası St. Clare'ye tesir ederek Tom'u satın aldınn St. çocuklar. Al­ tın saçlı babası ile birlikte. ama yine de ümitsizdir.

Eva'nın sev­ gisi rol oynar. kızı. Marie bi­ le. Clare. onu Eva'nın ısrarlcn karşısında serbest bırakacağına söz vermiştir Eva'nın günlerinin sayılı olduğunu bilir. bütün kölelerin serbest bırakılmasını vasiyet eder Maamafih karısı Marie. kendi kendisine acıma ve bencillik duyguları arasında kaybolmuş biri. Topsy. fakat ruhî ışık hâlâ kendisini terketmiş değildir. onun Allah'a yükselişidir Eva'nın ölümünden sonra. İlahî gayeler uğrunda dinî inanışlara bağlanmak isterse de. azad gününü mütema­ diyen erteler. Fakat ö l­ meden önce. Maamafih.1 7 4 • 1 0 0 B ü yük R o m a n Malikânenin işlerine bakan adam tembeldir. Eva'ya perestiş edercesine bağla­ nır ve kız da ona son derece sevgi ile muamele eder. Tom'u bir gün azad etmeyi düşünebiliyorsa da. Bir gün. artık kendi kendisine acımaktan vazgeçer. kendi şahsî zevkleri için kullanır. karısı da. Eva. Simon Legree adındaki hayvanî bir çiftlik sahibi satın alır. "kimsenin benim dünyaya gelmemi istediğini sanmıyo­ rum. her gün bir adım daha ölüme yaklaşır. O phelia'nın haşin­ liği ve ahlakî ölçülerinden çok daha fazla olarak. bir hayvan gibi çalıştırır Emmeline'yi. başanlı olamaz. melez metresi Cassy'nin yerine kor. bunda Bn. Bir köle de­ posundaki açık artırma sonunda Tom'u ve on beş yaşındaki güzel bir kız olan Emmeline'yi. Eva'nın ölüşü. aile perişan o iu r Fazlasıyla sep­ tik (şüpheci) bir adam olan St." Topsy sonunda uslulaşır. Kızın te­ mel özelliği sevgidir ve herkesle sevgiye dayanan ilişki kurar Eva. Tom ıstırap içindedir. yalan söylediğinden ve çaldığından ötürü zaman zaman dövülen Topsy adındaki küçük Zenci kızına bile sevgi ile mu­ amele eder. dinî inanışı kendisini ayakta . Tom'un oradaki mevcudiyeti olduk­ ça rahat geçer Tom Amca. Tom ki St. Clare. kocasının vasiyetini hiçe sayarak. bir kahvehanede kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışırken. köle­ leri satmaya karar verir. Tom da onlar arasındadır. Gittikçe solar. Tom'dan nefret eder ve ona zalimce muamele eder. saranr. "Ben. kendiliğimden yetiştim. ağır bir şekilde yaralanır ve ölür. Legree. büyüdüm. hipo- kondria." der.

ölürken. hattâ hasta bir kadını kamçılamak istemediğinden Leg- ree'nin. on­ lann bataklığa kaçtığı hissini yaratarak. biraz olsun tatmin o lu r Mutsuz bir halde. onlann bu plânlan uygulamalarını önler Sonunda. tavan arasında saklanırlar. kendisini Ken- tucky'ye götürecek vapura biner Vapurda. 1 0 0 Büyük R o m a n • 175 tutar. İki çocuğunun kendi­ sinden alınarak satıldığı Cassy. Q uim bo ve Sambo adlı iki soysuz köleye. çiftlikteki heyecan sırasında kaçan Emmeltne ve Cassy'i görür ve onlan korur Yolculuk sırasında Madam de Thoux adında bir Fransız hanımı ile tanışırlar Kendisinin Kentuckyli olduğunu öğrenince. G eor­ ge Harris hakkında ısrarla bilgi edinmek ister George Harris. Tom Amca. Fransız hanımın erkek kardeşidir. George'm kansının adının Eliza olduğunu ve onun . Tom. Kaçmayı düşünürlerse de. Emmeline'i. kızlann saklandıkları yeri söylemez. Legree'yi de affeder George. bu işkenceler sonunda ö lü r Ö lüm yatağında iken. G eorge'a minnettar kaldığı­ nı söyler. Legree'nin hay- vanîliğinden korumak ister. hiç olmazsa Legree'yi dövmekle ve Tom'u gör­ mekle. onun peşlerinden gelmeye cesaret edemeyeceğini bildiklerin­ den. Cassy bir plân düşünür Legree'nin cehaleti ve hurafelerle ilgili korkuları üzerinde durur. (barbarca icraatını yürüttüğü) tavan arasının hayaletler tarafından ziyaret edildiğine inandınn Adından. Legree'nin ken­ disine işkence yapmasını ve onun iki uşağı tarafından dövül­ mesine rağmen. artık bir delikanlı olan George Shelby ziyaret eder Fakat Tom'un fidyesini verip kurtarmak için vakit çok geçmiştin Tom. Emmeline ve Cassy arkadaş olurlar. onlann nerede olduklannı bilir. hemen he­ men öldürünceye kadar kendisini kamçılatmasına dahi taham ­ mül eder. Cassy ve Emmeline. derin dinî ina­ nışını hâlâ terketmeyen Tom'u. çocuk yaşlannda birbirinden aynlmışlardır Kadının West Indies âdasındaki zengin çiftlik sa­ hibi kocası ölmüştür ve şimdi de George'ı aramakla meşgul­ dür Cassy. Leg­ ree'nin kaçak köleleri yakalamak için yetiştirilmiş köpekleri.

George Shelby. Clare ile birlikte Vermant'a döner. geçirdikleri tecrübelerin kendile­ rine imkân verdiği ölçüde mutlu bir hayata kavuşurlar. m ilyonlarca n ü s­ h a sattı. C um hurbaşkanı Lincoln. Q uim bo ve Sambo. yoğun bir aram a­ dan sonra bulunur ve yakında o da Nijerya'ya annesinin yanı­ na gidecektir. Aiken tarafından sahneye kondu ve yüz sene m üddetle oynadı. George Harris. G e­ orge ve ablası sevinç gözyaşlan içinde kucaklaşırlar. Gerçekte. H arriet Beecher Stow e’ı.1 7 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n hayatını öğrenince. H arriet Beecher Stowe. Elinden alınan öteki çocuğu. oğlu. Cassy de onlarla bera­ ber gelir.” dedi. George L. Genç Shelby hariç. arzu ederlerse. hiç de harp davulu çalm ak niyetinde değildi ve onun bu rom anı yayım lanm a­ m ış dahi olsa idi. Nihayet. Tabiî. Eleştiri Tom Amca’nın Kulübesi’nin yayım lanm asından. Köleliğin ya­ . fakat rahat bir hayat içinde bulurlar Anası ve kızı. Legree. Eliza'nın senelerce önce kendisinden alı­ nan kızı olduğunu anlar. kendi ırkına yardım etmek için Eliza ve Harry ile birlikte Nijerya'ya gider. onlan. Tom'un kahra­ manca ölüşünün etkisi altında yeniden Hıristiyan dinini benim­ serler. D üzinelerle yabancı dille tercüm e edildi. “dünya rom an tarihinin en sansasyonel hâdisesi” diye bahsedildi. vaftiz olur ve misyoner olarak Afrika'ya gider. onlann ücretli işçiler olarak çalışabileceklerini söyler. O phelia St. Topsy. çiftliğine döner ve bütün kölelerini serbest bırakır. A m erika dahilî harbi sırasında kendisiyle tanıştığı zam an. mü­ tevazı. çıldırarak ölür Maamatih. “D em ek bu büyük harbe sebe­ biyet veren küçük hanım sizsiniz. A m eri­ ka’nın en çok sevilen ve en çok nefret edilen kadını yaptı. acı ve ıstırapla geçen bir ha­ yattan sonra nispeten mesut. beraberce Kana- da'ya giderek George ve Elizo'yı ararlar. Simon Legree dışında hepsi. harp yine de patlayacaktı.

rom anın ya­ rattığı derin izi silemez. o da papaz olacaktı. Amerika’nın kuzeydoğusunda New England diye adlandırılan bölgenin Connecticut eyaletinde doğdu. Ailevî ve dinî görevlerine rağmen Harri­ et yazmaya başladı ve çocukluğundan beri başka sahalara yöneltilen ta­ hayyül gücünü serbest bıraktı. Fakat bunların hiçbiri. dehşet içinde kalm am asına. Fakat bu büyük kitabının kendi iradesi dışında olduğunu söyledi. tahayyülî bir tarzda gösterm ek suretiyle. basm akalıp tiplerine herkesçe söylenen klişeleş­ m iş hâdiseler üzerinde durm asına rağm en. Yazar Harriet Beecher. kitabı bugün okuyan birinin dahi. Calvin E. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 7 7 rattığı zulm ü. Kitap. papazlıktan sonra. Harriet Beecher’in. çağın İncil üzerindeki tanınmış ilim adamlarından Prof. 1851'de VVashington’daki kölelik aleyhtarı The National Era adındaki bir gazetede tefrika etmeye . Papaz Lyman Beec- her’in yedinci çocuğu idi ve derin bir dinî inanışla yetiştirildi. “Ben sadece onun söylediklerini kay­ d ettim . Beecher. Henry Ward Beecher adındaki erkek kardeşi.” dedi. ilkin. Babası bu kolejin de­ kanı idi. Tom Amca'nın Kulübestni. in­ sanları. “O nu A llah yazdı. Rom an kötü bir tarzda bina edilm iş ve karakterler de daha kötü seçilmiştir. aşikârlık- la ilgili yüz tan e hatâsı var. Eğer bir er­ kek olarak dünyaya gelmiş olsa idi. Harriet'in yedi çocuğu oldu. Kitap. Bn. şüphesiz altı erkek kardeşi. Yirmi dört yaşında iken. yirmi bir yaşına gelince. Amerikan tarihinin en tanınmış papazlarından biridir. hislerle. yapabileceği şeyi yaptı. ailesiyle birlikte Cincinati şeh­ rine taşındı ve bir ara bir kolejde ilâhiyat dersi verdi. ihtiraslı ve güçlü. Fakat bu saha ona kapandığından. sunilikle. gibi. M elod­ ram ına. Stowe ile evlendi. o insan­ lara acım am asına im kân yok. kölelikten nefret ettirm eye çalıştı. Harfite. On dört yaşında iken öğretmen oldu.” Tom Amca’mn Kulübesi’nin. h atâ ve tahrifle dolu.

Harriet Beecher Stovve. on- >:*an iyi olduğunu söyledikleri diğer kitapları üzerine gölge düşürdü.” . pek çok eleştiricinin. büyük bir yazarın olgun eserlerini gösterircesine sevimli ve komiktirler. Romanın büyük bir başarı sağlaması.178 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n başladı. on altı eser verdi. fakat diğerleri. öldüğü 1896’ya kadar elli yıl yazdı. “gerçek olmak­ tan başka. Bazılarının “zamanı geçmiştir”.

fa k a t m a lik â n e n in y ö n e tim i k o n u s u n d a k u rn a z . Selifah ve Petrushka: C h ich ik o v 'u n h iz m e tç ile ri: v u rd u m d u y m a z . h e rk e s te g ü v e n y a ­ ra ta n se v im li b ir m aceracı. k u m a rb a z v e m ü z m in b ir y alan cı. cim riliğ i h a s ta lık h a lin e g e tire n b iri. p o lis m ü d ü rü . e tk isiz ve b e lirli ö z e llik le ri b u lu n m a y a n biri. k ab a. . Diğerleri: Vali. Manilov: C h ich ik o v ’u n iş y a p tığ ı b ir to p r a k sa h ib i. Korobochka Anne: Bir d iğ e r to p ra k sa h ib i. p o s ta m ü d ü rü . ö lü Canlar Yazan Nikolai Gogol (Nikolai Vassilievich Gogol Janovsky) (1 8 0 9 -1 8 5 2 ) Başlıca Karakterler Pavel İvanovich Chichikov: H ik ây en in k a h ra m a n ı. isim ­ leri v e rilm e y e n iki h an ım . ayı gibi b ir in sa n . v a lin in k ızı. a p ­ ta l v e y ık an m ay ı se v m e y e n p is kızlar. e k s e ri k o ­ n u la rd a a p ta l. ço k içen ve c o şk u n . Nozdryev: Ü çüncü b ir to p ra k sa h ib i. k a b a d a y ı. se v im li. h âk im . k e n d in i ö v en . Plevvshkin: B eşinci b ir to p r a k sa h ib i. sa ğ lam yap ılı. ih tiy a r b ir kad ın . Sobakevich: D ö rd ü n c ü b ir to p r a k sa h ib i.

malikânelere biçtikleri fiyat da o derecede düşük olacaktır. Bu maha­ reti. Bu arada. ölümlerin. Toprak sahiple­ ri. Kendisinin. kanlan ve kızları da Ç içikov'a kur yapariar. evlerine davet eder. Çiçikov. Çağın Rus kanunlanna göre. Her nüfus sayımında tespit edilen bu rakam. bir kasabaya gelir ve kasabanın ekonomik durumunu. alanı bu belgeleri -ki hukukî bel­ gelerdir. Çiçikov. Kendisi de. Alışveriş mahallî mahkemede koy­ da geçtiği zaman. böyle bir alışverişten memnundur. son nüfus sayımından itibaren ölen "ölü canlar"ın ölüm belgelerini satın alır. bellibaşlı toprak sahiplerinin adlannı. M ahallî eşraf.1 8 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Hikâye Pavel İvanovich Chichikov (ivanoviç Çiçikov) maharetleri ile yaıayan biri. devlet memurlannın karakterierini ve serflerin sayısını iyice öğrenir. toprak sahipleri. Çiçikov'un efsanevî zenginliğe sahip biri o l­ duğu şâyialan yayılır. Kendisini eğlencelere. Gerçekte ise. Başlıca özelliği övücü sözlerie. Ukrayna'da bir çiftliği bulun­ duğunu ve serfleri orada çalıştıracağını söyler. gümrük dairesinde çalışmış ve kaçakçılarla işbiHiği yoptığı için koyulmuştur. zira vergi memurlanna. onların. kendi mallonnın satıldığını gösteren belgeleri takdim ettikleri takdirde. ülkede dolaşarak. hemen hemen doğumlan dengeleyeceği düşüncesi ile bir son­ raki nüfus sayımına kadar değiştirilmezdi. zengin ve nüfuzlu kimselerin güvenini kazanmasıdır. . Ç içikov'un. onu önemli ve sevimli bir kimse sa­ narak aralanna alırlar. malikânele­ rinde çalışan "canlar"ın yâni serflerin sayısına göre vergi ödü­ yordu. ustaca tertiplenen çabucak zengin olma plânının uygulan­ masında kendisine yardım eder. Romanın birinci bölümünde. "üniversite danışmanı" olduğunu söy­ ler. satın alabildiği kodar ölü can belgesi toplar ve tabiî bu alışve­ rişin mahiyetini de gizli tutar.toplam ak ve mevcut olmayan mülkiyeti rehine koya­ rak para almaktır.

Çiçikov'un. bir casus. O nların etkileri altında. Fakat kendisi öylesine müzmin bir yalancıdır ki. nasıl bir ülke olabilirdi? Eleştiriciler. atlı araba­ sı içinde hızla gitmektedir. böylece yeniden doğum un bir hikâyesi ve -bundan çıkarılan benzetişler- Rusya’nm bir hikâyesi olacaktı: Rusya. Çiçikov. rom anın nasıl olacağını gösteriyor. alelacele kasabadan ayrılır Ve kendisini en son gördüğümüz zaman. kendisini reform dan geçirecek. Çiçikov. birinci kısm ı olacaktı. G ünüm üze kadar gelen bazı bölüm ler. sözlerine kimse inanamaz. araların­ da şerefli bir tüccar. rom anın bitm em iş şekli sanat tarihi için büyük bir kayıp sayılmaz. ideal bir toprak sahibi ve m ükem m el bir kadının da bulunduğu. işin içyüzü meydana çıkar. daha sonraki m aceralarında. Valinin balosunda bir diğer toprak sahibi. ölmüş serflerin piyasadaki fiyotlannın ne o l­ duğunu sorar. onu üç kısım dan tam am lam ak istedi ve elim izdeki kitap. tam am landığı takdirde. valinin kızı ile evlenmek istediğini söylen Diğerleri­ ne göre ise. adil bir vali. inandırıcı olm adığını söylediler. bir rom anın sadece küçük bir parçasıdır. Gogol. M aamafıh. kom ik can­ lılıkta insanlardır ve bu yüzden birçok A m erikalı’ya Huck- leberry Fmn’deki bazı sayfaları hatırlatır. onun ta- . Çiçikov. sar­ hoş olur ve Çiçikov'un yaptığını anlatır. kendisinin alda­ tıldığını anlayarak. hatta kılık değiştirmiş Napoleon Bona- part'tır. Şu halde. Toprak sahibi bir kadın. Bazılan. tam am lanm am ış bölüm leri su n ’i bu ld u ­ lar. bir sonraki macerası için. biz onun ıslah olm asını istem eyiz ve kitaptaki faziletli karakterler de zinde değil. m uhtem elen. 1 0 0 Büyük R o m a n « 1 8 1 Çiçikov'un i| yaptığı kimselerin tedbirsizliği yüzünden. gerçekten faziletli insanlarla karşılaşacaktı. rom an. öylesine se­ vimli bir sahtekârdır ki. Çiçikov. nasıl bir ülke idi. Eleştiri Ölü Canlar.

h er şeyden şüphelenen Korobocka A nne. kendisine em eklilik hakkı verilm esi veya tazm inat ödenm esi için günlerce ve günlerce devlet dairelerinin ka­ pılarını aşındırır. okuyucunun o zam ana kadar hiçbir şey bilmediği. bir köy so­ kağının m im arî tarzm dan. Burad^. Yüzbaşıya artık taham m ül edem eyen h ü küm et. Rusya’nın bu m anzarası­ nın gerçek olduğunu kabul etm esi kolay. en küçük teferruatı ile olduğu gibi anlattığından. Çiçikov. Yüzbaşı Kopeikin’in başından ge­ çenlerle ilgilidir: N apoleon H arplerinde m alûl kalan Ko- peikin. okuyucunun. eğitim derecesi ve h ü k ü m et dairelerindeki işleri. Ölü Canlar. geriye dönerek. m üellifi. dükkân- . kahram anın. unutulm ayacak sahtekârların parlak bir ga­ lerisi. h ü k ü m eti bilhassa kızdırdı. Fakat hikâyeyi. Gogol. m alikâne sahibinin oturduğu evin üslûbundan. varlığı ile yokluğunun hiçbir tesiri olm ayan Manilov. beklenm eyen son bölüm . Çarlık hüküm eti. bir ayıyı andıran Sobakeviç. tam ahkâr Plevşkin ve bir sürü dejenere ve zorba devlet m em uru. plânm da başa­ rılı olam ayıp kasabayı terkettikten sonra. Rusya’da böyle bir şey olabileceğini ka­ bul etm iyordu. yalancı Nozd- ryev. yapıdaki bir anorm alliği gösteriyor. kilerde bulunan yiyeceklerden.1 8 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n m arnlanm am ış olu şu . Kitapta. Yazar. Teamül­ lere göre bu gerçeklerin rom anın başlangıcında anlatılm a­ sı gerekirdi. Kitap. dedikoducu kadınlar ve ayyaş serfler. bu "flashback" (geriye dönüp geçm işf aydınlatm a) ye- rindedir. günlük hayatı. Gogol’un gerçekleştirilm em iş büyük plânının perspektifi üzerine koyarak değerlendirir­ sek. Rom anın devlet m em urlarına hücum edişi. önceki yılları hakkında bilgi verir: Ailesi. sansür edilen parçalardan biri. elim izdeki şekli ile tam am lanm ış bir eser: On- dokuzuncu asrın başlarındaki Rus cem iyetini kıyasıya hic­ vediyor. on u hapseder ve o da sonunda eşkıyalığa başlar.

Zevksizliğin ve gösterişliliğin. kitabın ahlâkî tezini anlatm ası için titizlikle seçilm iştir: Rus hayatının bayağı­ lığı ve ru h î boşluğu. Gogol. h ü k ü m et san­ sürcülerini aldatm ak için böyle yaptığı sanılabilir. babalarının zenginlik ve mevki itibariyle ken­ dileriyle boy ölçüşecek derecede olm adığını söylem elerin­ den önce birbirini yeniden gören iki genç kız gibi haykır­ dılar. başlıca teşh ir eş­ yası Çiçikov’dur. bazı eleş­ tiriciler.çıkmayan cazibesi. sahtekârlığın bu yekne­ sak m anzarası ortasında. kendi ru h u n u n . akıl- dah . .” B ütün bu sahte değerler dünyasında. İki kadının kucaklaşarak öpüşm esi gibi basit bir teferru at bile. sevdiği ülkeyi acım aksızın tenkit edişi. Hanım lar. derin bir Rus milliyetçisi idi. ülkenin tabiî m anzaraları. Tolstoy gibi bir rom ancının eserlerinde bulunm ayan bu teferruatın bazıları hoş ve bazıları da inanılm azcasm a ko­ m ik. am a içinde. G örünenlere böylesine sadık kaldığından. hiç de. Gogol’un hikâye dışı­ n a çıkarak. alışveriş ettiği kim se- lerinki kadar ölü olduğunu bilmeyen. onu kapıda karşıla­ dı. Burada. köksüz veya değer hü k ü m sü z bir o portünist. öpüştüler ve yatılı m ektebi bitirdikten kısa bir m üddet sonra. Gogol’un. derhal aşağı inerek. anaları henüz kendilerine. ‘sevimli hanım ’ın geldi­ ği haber verilince. sosyal önem i haiz bir vakıa olarak gösterilir: “H er h u su sta sevimli hanım ’a. teferruat. gözle görünenleri zengin bir teferruatla anlatıyor. Rusya’yı tan ıtm ak istem esini hayretle karşılı- yçr: Rus dili. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 83 lan n tabelâlarındaki yazılardan ve kaldırım ların durum la­ rından uzun uzadıya bahseder. Gogol’un basit bir realistten başka bir şey olm a­ dığını söylediler. o n u n m illiyetçiliği şovenlik derecesine bile vardı. Böyle d ü şünm ek doğru değil. okuyucu. D iğerlerinden daha zeki ve tem iz olabi­ lir. boş. B unun neticesi olarak ki­ tap. büyüklüğü. Gerçekte. Fa­ kat yazarın. birbirinin elini tuttular.

küçük bir toprağa sahip bulunan bir ailede 1809 yılında doğdu. Rus­ ya’yı sevdiğini gösterir.184 • 100 B üvO k R o m a n on u n istikrarsız bir insan olduğunu değil.” Yazar Gogol’un kısa süren hayatı müşküller İçinde geçti. . Bu kitap yazılmadı. Hava. bilhassa bilgili ve çok okuyan biri değildi. bir kız mektebin­ de ders vererek ve özel öğretmenlik yaparak geçimini sağladı. derslerinin ekseri­ sine gitmedi ve on altı ay sonra da istifa etti. Ukrayna’da. Nikolai. R om anın son sayfasında. ona geniş bir okuyucu kitlesi kazandırdı. gerçekte. bir ara Saint Petersburg Üniversitesi’nde tarih dersleri vermesine yol aç­ tı. Sonraları. Ukrayna kır hayatını ve folklorunu anlatan bir kitabı. onu yal­ nız bırakm ak için geri çekiliyorlar. hızla gelip geçiyor ve endişeli göz­ lerle Rusya’ya bakıyor. Ecdadından bi­ ri. fakat ailesindeki bu yaban­ cı izi onu daima mahçup bıraktı. yeryüzündeki her şey. sanki parça parça yırtılm ıştır ve fırtına çıkar. allak bullak durum daki Çiçikov. hiçbir zaman. onun zamanının büyük Rus yazarları arasında en az eğitim gördüğü söy­ lendi. Yine. Fakat Go­ gol. sadece Gogol. Bir ara aktör olmayı düşündü ve kısa müddet için de devlet memu­ ru olarak çalıştı. hem öğretmen olarak yeteneksizdi. Gogol. A rabanın zilleri m elodik bir şekilde çalmaya başlar. ülkesini. fakat bu düşünceleri. Rusya nereye gidiyorsun? Cevap ver! Cevap vermiyor. On dokuz yaşında Nyezin lisesini bitiren Gogol. orta çağlardaki tarihi ile il­ gili bir kitap yazmayı düşündü. Polonyo dilini hatırlatan Gogol-Janovsky adını. Saint Petersburg'a gitti. Ukrayna’nın. Hem bir bilgin. olarak kul­ lanmaya başladı. Önemli ilk kitaplarının konuları Ukrayna hayatından alın­ mıştı. arabasında giderken. bilâkis. Polonya krallarının hizmetinde bulunmuştu. diğer m illetler ve ülkeler. bir dedi­ ğini iki etmeyen anası ondan daha uzun yaşadı. dünyanın bir ucundan ötekine giden bir atlı ara­ baya benzetir: "Ve sen. henüz on yaşlarında iken babası öldü. Hayatının oldukça erken bir çağında.

hakikî müfettişin beklenmedik bir anda gelmesiyle son bulur. güzel bir paltoya sahip olmanın hayali İçinde yaşayan bir devlet memurunu anlatır. yarattığı karak­ terlerde de görülür. Rusya’dan ayrıldı ve kısa ziyaretler dışında. Bir asır sonra. Bu ki­ tap. şüphesiz yasaklanırdı. Kendisini. son derece dindar birl idi. çikolata kutulan üzerindeki dokunulamaz mabüdelere benzeyen yaratıklar. dine sarıldı. Rus hikâyeciliğinde önemli bir kilometre taşıdr Hikâye. Onlar. bir ziyafetten diğerine davet eder. Roma’da yazıldı. Gogol derinden derine nörotik bir adamdı ve sık sık depresyon geçirirdi. hayata komikçe bakış tarzı gitgide söndü ve sonraları ken­ disini büyük terimlerle anlatan ahlâkî bir hoca ve bir peygamber gibi gör­ dü. Mûfettiş’lne bir sonuç yazarak. marazi denecek kadar şüp­ heleniyordu. arka- dâşlanna. Rusya hakkında her şeyi ve aslında birer Slav müesseseleri . hakkındaki kararsızlığı. Rus hayatı­ nın unutulmayacak manzaralarını önümüze seren Ölü Canlar. Kitabın (piyes) konusu. aralarındaki ilgi ta­ mamen ruhî kalacaktı. Elimizdeki delillere göre. Gogol. Gogol. Kadınlar. Müfettiş ad\\ kitabının (1836) tezi. Palto (1842). bir kıza evlenme teklifinde bulundu ise de. Pi­ yes büyük başarı sağladı ise de. ne de değiştirebiliyordu. Bir sürü yolsuz işlerle İştigal eden mahallî devlet görevlileri. Piyes. kendisinden. hükümet müfettişinin beklendiği bir kasabaya gelen sevimli bir sahtekârdır. ya Korobocka gibi kocakarılardır veya bir Rus tenkitçisinin söylediği üzere. Gogol’u sevilen biri yapmadı. Gogol’un başlıca meselesi seksüel idi. Doğru. roman. onu kıyafet değiştirmiş müfettiş sanır ve kim olduğu meydana çıkana kadar. Çiçikov’un. şahsına ıstırap verircesine.ıslah olduğu­ nu göstermek için Ölü Canlai’ı devam ettirdi ve Rusya dışından. Kadınlara hiç ilgi duyma­ dı. Piyes. ne olduğu gibi kabul ediyor. bu fevkalâde komediyi vicdan üzerine remizli ve kinayeli bir tarzda yorumladı. l^/y adındaki romanı (1835) grotesk folklora olan tutkusunu gösterir. birçok hususlarda Ölü Canlaı’ m temelini hazırladı. ama Çar kitabı okumuş ve sahnelenmesini emretmişti. devlet dairelerindeki soysuzlaşma­ dır. şeytanların ortadan kaldırdığı bir adamın hikâyesidir. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 8 5 Gogol’un Ukrayna’ya beslediği sevgi. Gençlik ve orta yaşlarında. nllıayet Kazaklar’ı konu alan ve Sir Walter Scot’un üslûbunda yazılan Taraş Bulba adındaki kabadayıca romanda kendini gösterdi. Aynı yıl. bir hüküm verecek olursak. realitelerle sağlam bir temas kurmasına imkân veren. hariçte yaşadı. eğlendirirler.

1 8 6 • 1 0 0 B üyük R o m an olan sertlik ve otokrasiyi de öven. Semyon’u öptü ve yatarak ağlamaya başladı. ken­ disini Gogol’un son yıllarında. Artık yaşa­ mak istemiyordu. “Bana merdiveni verin!” idi. {Arkadaşlarımla Yaptığım Mektuplaşmalardan Se­ çilmiş Pasajlar. Gogol. Avrupa libera­ lizmine yönelen entelektüellerin bir manifestosu oldu. önün­ de haç çıkardı. cehennem ateşlerinin tehdidi altında dehşet içinde tuttu. Derin bir depresyona daldı. hiçbir şey yemedi. Gogol'un kendisine olan itima­ dını kökünden sarstı. Arkadaşları onun bu mektuplarını iyi karşılamadı ve Byelinsky adındaki tenkitçinin yazdığı kızgın bir cevap. efendisinin durumunu görerek önünde diz çöktü ve yazılarını yakmaması için yalvardı. kendi benliğinden mazohistik bir tarzda vazgeçercesine onlara terketti. Ve Kont Alexander Tolstoy (meşhur Leo değil). İşlerine bakan Semyon adındaki çocuk. Papaz Matvey. 1847). Gogol’un son kelimeleri. hem de papaz. bu yıkım tamamlandı. fanatik Ortodoks Hıristiyan ve anti-liberaller ve Gogol kendisini. Gogol. . onun ruhî direktörü olacak Papaz Matvey Kontastinovski ile tanıştırdığı zaman. fakat kimse ne demek istedi­ ğini bilmiyordu. Nihayet bir gece 1852 Şubat’ında. her çeşit sanat ve edebiyatın aleyhinde idi ve mü­ ridini. Ölü Canlaı'm tamamlanmamış kısmını^ tahrip etti. Hem Tolstoy. Avrupa’nın hümanist kültürünü yeren mektuplar gönderdi. Arkadaşları tarafından reddedilmesi. nihaî fedakârlığı yaptı: On senedir üze­ rinde çalıştığı müsveddelerini. Dokuz gün sonra öldü. asık çehresiyle işe devam etti ve müsveddeler kül haline gelince. kendisi­ ni tedaviye gelen doktorlarla kavga etti.

s o n ra la rı a s k e r ve A rn a v u t­ lu k ’tak i a s k e rî b ir m aceracı. s o n u n d a . a rk a d a ş la rın a cö m e rt. s o n ra la rı V alen tin e de V illefo rt'a â ş ık o lu r. Haydee. Dantes’in kendisini tanıttığı diğer isimler: Abbe Busoni. M ondego ta r a fın d a n köle p a z a r ın d a s a tılır v e M onte K risto ta r a fın d a n k u rta rılır. Morrell: M arsilyalı b ir tü c c a r. C om te d e M orcerf u n v a n ı ile tü m g e n e ra l. d ü ş ­ m a n la rın a k a rşı kinci ve h e r z a m a n e s ra re n g iz b ir ad a m . M onte K risto K ontu o larak g ö ste riş li b ir şe k ild e z e n g in ve gü çlü . . Mazimilian Morrel: O ğlu. Gemici Sindebad. C en in eli Ali P aşa’n ın kızı. H aro ao n ad lı g e m in in sa h ib i. Louis Dantes: E d m o n d ’u n b a b a sı. M erced es'le n işa n lı. so n ra la rı F e rn a n d ’la ev len ir. fa k a t h a p is h a n e d e g eçird iğ i y ılla r s o ­ n u n d a in tik a m h iss i ile y a n ıp tu tu ş u r . M. İlkin s a m i­ m î v e g ü v e n ilir b ir in s a n d ır. Mercedes: K uzeni E d m o n d ’la n işa n lı. Fernand Mondego: K atalanyalı b ir balıkçı. Lord Wilmore. Monte Kristo Kontu Yazan Alexandre Dumas Pere (1 8 0 2 -1 8 7 0 ) Başhca Karakterler Edmond Dantes: M arsilyalı b ir d e n iz c i.

Eugenie Danglars: Kızı. ö n c e le ri V illefo rt'a âşık. Gerard de Vlllefort: O ğlu. . Noirtier: K ü stah v e az im li b ir B o n a p artçı fe sa tç ı. Debray. Marqis ve Marqüise de Saint Meran: Eski a ris to k ra s i m e n s u p la rı. te rz i. Valentine de Villeford: R e n ee'n in kızı. Barones Danglars: Karısı. Pepino: Bir ço b an . Baron Franz d’Epinay: O ğlu. M. Binbaşı Bartolomeo Cavalcanti: İtalyalı b ir m aceracı. Lauise d’Armilly: E u g en ie’n in a rk a d a ş ı ve m u sik î h o cası. g en ellik le v ic d a n lı biri o lm a sın a ra ğ ­ m en . Luigi Vampa. de V illefo rt’u n k a y ın p e d e ri ve k ay ın v alid esi. Château-Renaud D’Avrigny: De V illefo rt’u n d o k to ru . Renee de Saint-Meran: K ızları. s o n ra la rı Baron D an g lars. R om alı b ir eşkıya. Baptistin Ali. Albert de Morcerrin arkadaşları: Beauchamp. N o irtie r’le y a p tığ ı bir d ü e llo d a ö ld ü rü lü r. savcı. M axim ilian M orrel’e âşık. so n ra la rı h ancı.188 • 100 B ü yük R o m an Vicomte Albert de Morcerf: F e rn a n d ’m oğlu. b a ğ ım sız b ir kız. b an kacı. Heloise: V illefo rt’u n H elo ise’d e n o lan oğlu. k e n d i­ sin i B inbaşı A n d rea C a v alcan ti’n in oğlu o la ra k ta k d im e d e r. Benedotte: V illefo rd v e B arones D a n g la rs’ın g a y rim e şru çocuğu. Madelenine Caderousse (L acarcote d iy e çağırılır). a k tr is t o lm ak istS r. Karısı. so n ra la rı V am pa’n ın eşk ıy a g ru b u n d a y e r alır. Dagnlars: D a n te s’in g e m isin d e k arg o şefi. V iellefo rt'u n ilk karısı. Bertuccio. Abbe Faria: D’lf Ş a to su ’n d a k i b ir m ah k û m . Gaspard Caderousse: Louis D a n te s’in k o m şu su . Monte Kristo Kontu’nun hizmetçileri. General Flavin de Quesnel: Kralcı b ir g en eral. D a n te s’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n u eğ itir. k en d i ih tira s la rıy la çelişkili o ld u ğ u z a m a n la rd a v ic d a n s ız . E ugenie D a n g la rs’la n i­ şan lı o lm ak la b e r a b e r kızı se v m ez. V alen tin e ile n işa n lı.

Biri. Gelgelelim. Paketi Dantes götürür ve kendisine M. Bu iki kişi. Dagnlars. Dantes evlenmeden bir iki saat önce tevkif edilir. onunla evlen­ mek isteyen Fernand M ondega adlı yeğeni. N apoli'den Marsilya'ya gittiği sırada. Kargaşalı siyasî durumda onlara yardım eder. Dantes'in ihbar edildiği şahıs savcı M. Hikâye 1815'te boşlar: Paris'te Kral XVIII. Hikâyenin kahraman! Edmond Dantes. Geminin sahibi. Dan- tes'in bu mevkide devamlı kalmasını ister. Marsilyalı bir denizcidir.ve diğeri de. imparatorun mektubunu götürdüğü aynı N oirtier'in oğlu. geminin kap­ tanı âniden ölür ve Dantes kaptan olur. şimdi zor bir durumdadır. ölümünden kısa bir müddet önce. N apoleon'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir entrikaya ortak olduğunu bilmez. Pharaon gemisinin de ikinci kaptanı. Böy­ lece. hayatının başlıca iki hedefine erişmek üzeredir. Cade- rousse adlı ayyaş bir komşulannın yardımı ile Edmond'u ara­ dan çıkarmayı plânlar. de Villefort'tur: Dantes'in. Louis vardır. Dan- tes'in siyasî inanışlan yoktur. Pharaon'un kargo şefi -ki kaptan olm ak ister. olup bitenlerden haberdardır. Dantes'in. Monte Kristo Kontu'nun 118 bölümünün özetini vermek mümkün değil. Na- poleon da Elbe adasındadır. kamarotuna mü­ hürlü bir paket vererek^ Elbe adasındaki Napoleon'a götür­ mesini istemişti. Dan- tes'in düşmanları da vardır. Dantes. Bonapartçı olduğunu ihbar eder ve mek­ tubu de Fernand ile gönderir. henüz on dokuz yaşında olmasına rağmen. Mercedes'in. 100 büyük R o m an • 189 Hikâye Bu tür bir kitabın sayfalarında. Noirti- er adında bir Parisli'ye iletilmesi için bir mektup verirler. üstelik M er­ cedes adlı Katalanyalı güzel bir kızla evlenmek üzeredir. zira babası felâh bulmaz bir Bona- . Bourbon rejiminin bir kamu görevlisi olan de Villefort. M ahallî otoritelere bir mektup yazarak. Pharaon'un kaptanı. Bununla beraber. bu muhaberelerin muhtevasını ve böylece.

aralannda paylaşacaklannı söyler. zira onlara. Dantes oraya gider ve arkadaşının sözlerinin doğ­ ru olduğunu görür. imparatora yaptığı hizmetleri olduk­ ça mübalâğalı bir tarzda anlatarak serbest bırakılması için ça­ lışır. M orrel. Dantes'in. maruz kaldığı adaletsizlik kendisini derinden sarsar. Abbe Faria adındaki bir İtalyan pa­ pazıdır. rejim düşer ve Bourbon'lar yeniden iktidara gelirler.hâzinesi Tuscan ta ­ kım adalanndaki Monte Kristo adında. ölüm dar­ . Dantes'in getirdiği mektubu okurken. artık tehlikeli bir Bonapartçı olarak lekelenir ve d 'lf şatosu'nda on dört sene kalır. Dantes.1 9 0 • 1 0 0 Büyük R o m an partçıdır. Danglars. Dantes'in önünde şimdi kaçabilmek için bir tek yol vardır: Papazın cese­ dini kendi yatağına sürükler ve kendisini. meslek hayatının sona ereceğini anlar. Yüz gün süren Napoleon yönetiminin geri getirilmesi sıra­ sında. O toriteler papazı çılgın addederler. Papazın -onaltıncı asra kadar uzanan. intikam şa­ irane adaletin şaheser bir örneği olacaktır. Torba denize atılacağı zaman. Dantes artık. Kendisini hapseden dört kişiden intikam almaya yemin eder. Faria'nın gömülece­ ği torbanın içine kor. M am afih. bu arada bazı yabancı dilleri de öğretir İtalyan papazı. Caderousse ve de Villefort. Şa­ todaki bir diğer mahkûm. O nlara. muhtevası açıklandığı takdirde. Fakat plânı uygulamaya geçmeden önce papaz ölür. son derece ze­ ki bir insandır ve mahkûm arkadaşına birçok şey. bu hâzinenin mevcut olduğu hakkında Dantes'e garanti verir ve beraberce kaçtıklan takdirde. ipleri çözer ve yüzerek sahile çıkar. Fernanda M ondego. Bunun üzerine. mektubu yakar ve Dantes'i tehlikeli siyasî suç işleyenlerin tutulduklan Marsilya limanındaki d 'lt Şatosu'na gönderir. Dentes. Dantes serbest bırakılmadan. kimsenin yaşamadığı bir adadır. Dantes. Faria. bu papazla gizliden gizliye muhabere eder ve dostluk kurar. yerini ancak kendisinin bildiği gizli bir hâzineden pay vereceğini söy­ leyerek serbest bırakılmasını ister. tasavvur edilemeyecek kadar zengin ve her istediğini yapacak kadar da güçlüdür.

doğu sultan- lannı akla getirir. bir papaz veya İngiliz olarak dolaşır. Yolculuğa çıktığı za­ man. Sonralon kaçarsa da. Bu şeytanî plânını uygulamak için. küreğe mahkûm edilir. her tarafta odamlan vardır ve her şeyi bilir. Böylece. başka bir görünüm altında. Nihayet. esrarengiz bir yabancı görünür. hıyanet ve ihtiras. Her gittiği yerde bir sansasyon ve hiç olmazsa hanım­ lar arasında da hayranlık ve korkunun oluşturduğu bir ürperti yaratır Kont.kurbanı olacaklar­ dır. daimî uşağı da Nubiyalı bir dilsizdir. O nun. ona kıymetli bir elmas verir Caderousse ve kansı. önceki suç ortağı. 1838'de İtalya'da. Caderousse bu suçundan ötürü. de Villefort'un gayrimeşru çocuğuna şantaj yapar ve kendi ölümünü hazırlar. 100 B üyük R om an * 1 9 1 besini Dantes indirmeyecek. eski işyerine ve hâmisi M orrel'e olan borcunu öder. her biri. O nun ne kadar tam ahkâr olduğunu bilen Kont. kendisini bir İn­ giliz bankasının temsilcisi olarak tanıtın M orrel'in borçlannı öder. Adamın. kendisinin Monte Kristo Kontu olduğunu söyleyen. elması bir kuyumcuya satar ve adamı öldürerek de geri alırlar. neden öldürüldüklerini ve intikam alanın kim olduğunu bilmelidir. zira Dantes'in hapsedilmesinde pasif bir suç ortağı rolünü oynamıştır. Yaşayışı. korsan ve eşkıyalarla işbirliği yaptığı ve üç kıtada haremi bulunduğu söylenir. asla beklemedikleri bir zamanda önle­ rine gelen bu nimetle yetinmezler. M orrel'in güçlükler içinde çırpındığı bir sı­ rada vanr: M orrel'in şirketinin bütün gemileri denizde batmış­ tır ve borçlannı ödeyemez durumdadır. efsanevî zenginliğe sahip. Marsilya'ya. . Kont'un eski düşmanlan arasında en az suçlusu Cadero- usse'dir. bu habislerin her biri kendi kötü­ lüklerinin -tamahkârlık. Yunanistan'da bir gümüş madeni keşfettiği. Dantes'in görünüşünü değiştirmesine ve zamana ihtiyacı o la ­ caktır. Kont. Maltalı o l­ duğu. Yanında İstanbul'dan satın aldığı bir Yunan kızı vardır. onu intihar etmekten kurtanr ve kendisine ayrıca yeni bir gemi verir. ilkin. bir müddet sora.

Monte Kristo. Bu çocuk. Balkanlar'da bir askerî macerası olmuştur. Ali Paşa'ya yapılan hıyanet hakkında îmalı yazılar çıkar ve Lord- lar Meclisi meseleyi araştınr. Dantes'i mahkûm eden de Villefort. babasının hakikî karakteri hakkın­ da hiçbir şey bilmez ve Danglers'in kızı Eugenie ile istemeye istemeye nişanlanır. kısa bir zaman içinde. aslında canlı olan be­ beği gizlice bahçeye gömmüştür. üvey ebeveynlerini soyar ve küreğe mahkûm edilir. Caderousse'nin bir suç ortağı olarak gördüğümüz Benedotte'dir. Danglers'in karısından bir çocuğu olmuş ve bebeğin ölü doğduğu söylenmiştir. Aradan geçen yıllar zarfında.1 9 2 • 1 0 0 Büyük R o m an Kontun başlıca düşmanı Fernand M ondega'dır. Mazisi lekelidir. bir sürü ciddî suç işle­ mesine rağmen. Hâdisenin başlıca şahidi. Fakat hiç de muhtemel g ö ­ rülmeyen bir dizi hadiseler sonucu. çocuk ölmeden mezardan çıkanlır. şimdi baş savcıdır (Procureur de roi). M orcerf'in şerefli bir insan olan oğlu. Bu karışık hâdiseler yumağı çözülürken de Viilefort'un bi­ rinci kansından Valentine adlı meşru bir kızı ve ikinci kansın- dan da Edouard adında hiç de sevimli olmayan bir erkek ç o ­ cuğu olur. çünkü Dantes'in mahkûm edilmesinden istifade ederek Mercedes'le evlenmiştir. M orcerf ailesi­ nin dolabında bir iskelet bulunduğunu söyler. efendisini sultana ihbar etmiş. Monte Kristo'nun arkadaşı olan Haydee'dir ve Haydee'nin de Ali Pa- şa'nın kızı olduğu ve M orcerf'i gayet iyi hatırladığı ortaya çı­ kar. Seneler­ ce önce. De Viilefort'un ikinci karısı Heloise. Ardından. daha önce. suç işleme temayüllerini ortaya koyar. Danglers araştırır ve nişan bozulur. M orcerf'in karısı ve kızı kendisini ve servetini reddederek terkeder ve Morcerf intihar eder. Benedotte. De Villefort. yaşarrıası sağlanır ve Bertuccio adındaki bir kaçakçı tarafından yetiştirilir. gazetelerde. Comte de Morcerf olarak tanıtmaya başlamıştır. Fransız ordusunda hizmet görmüş ve ardından. Arnavut Ali Paşa'nın hizmetinde bulunduktan sonra. Fransa'ya zengin biri olarak dönmüş ve tümgeneral rütbesini de kazanarak kendisini. Danglers'e. sadece çocuğu .

ilkin. mütereddit bir tarzda Albert de M orcerf'la nişanlanmıştır. ölmez ise de. Danglers'in istediği bir da­ mattır Fakat nikâh kıyılacağı sırada. öldürülmekten kurtulması için intihar etmesini söyler Fakat onun bu teklifi kabul edip et­ mediğini beklemeden. Bunun takip eden aylar boyunca da Villetort ailesi men­ suplarından bazılan esrarengiz bir şekilde ölürler. . 1815'ten bu ya­ na. bir kaza olmadıkça. bu noktada. Danglers. Caderousse'yi ö l­ dürme suçu ile Benedotte'yi tevkif eder. Valentine'nin hakkıdır Monte Kristo Kontu. onu en hassas iki yönünden vurabilir: Sosyal ihtirası ve tam ahkârlı­ ğı. ardından efendisi için hazırlanan içki­ yi kazaen içen babasının uşağı.ülkenin baş savcısının kendi öz babası olduğunu ve be­ bek iken kendisini öldürmek istediğini söyler De Villefort. polis. hapishane kaçağı Benedotte'yi teklif eder Göz alıcı bir tarzda giyindiğinden. daha hafif bir ceza ile kurtulur. alelacele Caderousse'm katili olarak yargılanan Benedotte -ki artık ebeveynlerinin kimler olduğunu bilir. 1 0 0 Büyük R o m a n • 193 için yaşar ve kocasının birinci kansından elde ettiği servetin önüne dikilecek bütün vârislerini ortadan kaldırmak ister N or­ mal olarak bu miras tabiî. Heloise ve Edouard'm kendilerini öldürdüklerini ve Dantes'in de onlann cesetlerinin başucunda şeytanî bir kahkaha kopardığını g ö rür Baş savcı. kendisine daha iyi bir dam at a ra r Monte Kris­ to. birkaç daki­ ka sonra çıldınr Danglers. birin­ ci kansının ebeveynleri. Kadına. De Villefort. ağır bir şekilde hastalanır. kendisinin resmî görevidir. o da sosyal merdivende yükselmiş. yeterli parası bulunduğundan ve sahte bir şecere ile de göründüğünden. Heloise ailesiyle dostluk kurar. kendisine Baron unva­ nı verilmiştir Aristokratik bir kadınla evlidir Monte Kristo. Danglers'in kızı. ka­ tilin birinci karısı olduğunu anlar. Şimdi kadını tevkif etmek. fakat Ali Paşa skandali meydana çıktığından beri. daha sonra Vaientine de Vil- lefort. pe­ rişan bir halde evine döner. kadının güvenini kazanır ve kadının nefes darlı­ ğım'giderecek ilâçlar gelirmişçesine bir şişe zehir verir.

A uguste M acquet ve A. Eleştiri Monte Kristo. düşmanlannın çocuklanna götür­ mez. Fiorentino ile birlikte yazıldı. Danglers yıkılmıştır. onun ölece­ ğini tahmin etmişti. M onte Kristo adasından gelir. Valentine'ye gelince. Bir mağaraya götürülür ve bir tavuğa beş bin altın vermedikçe kendisini aç bırakırlar Bu. K itabın adı.P. derhal yakalarlar. gel­ diği gibi ayrılır. Danglars'ın yanındaki bütün para tükenene kadar haftalarca devam eder. Monte Kristo intikamını. Denglers'in bankasından beş milyon lira çekebileceğine dair kredi mektupları vardır. (Edouard'ın ölümü kaza idi. La Poliçe Devoile adlı küçük hikâyesinden gelir. Hikâyenin. ilkin İtalya’da geçmesi düşünülüyordu (XXXI. Pa­ rayı. esrarengiz bir şekilde. Roma'ya kaçar ve orada da. Sonunda. hâlâ kendisiyle bera­ berdir ve mutluluk ihtimalleri başgösterir Velentine ve Maxi- m ilian'a Allahaısmarladık diyerek. Monte Kristo. Monte Kristo onu serbest bırakır.. gerçekten sevdiği erkek­ le. P euchet’i. kendisinin eski hâmisi Maximilian M orrel'in oğlu ile evlen­ mesini mümkün kılar. birin­ ci bölüm gibi yazıldığına dikkat ediniz) ve kontun önceki . fakat daha da ıstırap çekme­ si gerek. Haydee. zehiri içerek hastalanan kızı kurtarır.194 • 100 B üyük R om an Danglers'in itibarı sarsılmıştır. Monte Kristo. fakat bu arada Danglars'ın saçlan bembeyaz olmuştur. Kont'un emirleriyle hareket eden eşkıyalar kendisini. Monte Kristo'nun yanında. bölüm ün. Esrarengiz yabancı da. Danglers'in normalin üstünde kredi verdiği bir zamanda çeker. Aşkın ve nefretin eski borçları artık ödendiğinden. Allah'ın intikam meleği rolünü oynamakta ileri gidip gitmediğini ken­ di kendisine sorar. vicdan azabı duyarak. M aam afih. D um as.) Albert de M orcerf'le arkadaşlık kurar ve Mercedes'i cezalandırmaktan vazgeçer. bu adaya ayak basm am ış sadece 1842’de vapur­ dan görm üştür.

G ünüm üzde bu kitabı bilhassa çocuklar. birbirle­ rine. Kitabın niye bu kadar p o ­ p ü ler olduğu üzerinde durm ak gerek. form a tefrika edildi ve "bir sonraki sayıda devam edecek hikâye” okuyucularının ilgisini çekebilm ek için. sadece tek heceli kelim elerle konuşan bir karak­ ter de araya koym ak istedi ise de. çünkü kendi tü rü n ­ de bir şaheser olm akla beraber. Marsilya. M acquet’in teklifi üze­ rine.hiç de derin bir şekilde ele alınam az. fakat bitirm eden bırakılam ayan kitap­ lardan biri. Böylece. (D um as. D um as’a satır hesabı ücret öden­ diğini hatırlayacağız. okuyucusunu hiçbir zam an d ü şü n ­ meye sevketm eyen. m uğlâk ve teferruatıyla ele alınm ış tesadüfler­ le dolu plânı. hiç ol­ mazsa. şâirane inanış için gereklidir. Rom a ve Paris. d ’If şatosundan kaçıp kaçmadığını sordu­ lar. Belki. yayımcılar. hikâye. D an tes’in m ahkûm iyeti ile ilgili ilk otuz bölüm . h er Parisli okudu ve sokaklarda. ço­ cuklar için düşünülm em işti. ilkin. K itabın u zunluğuna ve zam an zam an görünen uzun cüm lelere gelince. 1844’te on iki cilt olarak basıldı ve sekiz sene sonra. Balzac. h er bölüm de heyecanlı bir m acera anlatm ak zo­ rundaydı. D antes’in. 100 B ü y ü k R o m a n * 1 9 5 hayatı daha sonraları anlatılacaktı. Rom anın m uazzam . Monte Kristo Kontu. ekseri tenkitçilerin üze­ rinde duracakları tip te bir şaheser değil. H âdiselerin bu derece ü st üste yığılm asının sebebi şu idi ki. günüm üzden az sofistike (kültürlü) idiler. er­ genlik yaşındaki çocuklar okuyor. forma. rom an. Stevenson ve A ndrew Youn. üç bölüm de ele alınır. da­ ha sonra eklendi. inanılm azlığın verdiği istekli hayret dışında -ki Coleridge’e göre. zira tefrika edildiği zam an. Gautier. d ö rt ayrı piyes halinde sahne­ ye kondu. bu anlaşm adan istifade e t­ m ek için. yarım satır­ . B ununla beraber. Rom an. Monte Kristo Kontu’nda h atâ bulm ak kolay. kitabın bu sihirli yönünden bahsettiler. 1840’larm okuyucula­ rı.

son derece ve fevkalâde gayri hakiki ol­ duğundan. bu karakterden vazgeçildi. şüphesiz. Byron’un kahram anları sülâlesinden. kahram anlar. D antes bazı hallerde D um as’m kendine benziyor: Cöm ertliği. Bunun sebebi de. O ndokuzuncu asrın rom anlarında. onun diğerlerinden daha fazla hakikî olm asından değil. Bugün bile. O nun kahram anları gibi. okuyucunun hayallerinin istediği şekilde hareket etm ek m ecburiyetinde. yine orijinini gizleyen esrarengiz bir havası var ve m azideki aşk yaralarını örten. okuyanı öylesine te ­ . Jules Verne’nin N a u tilu s’un kaptanı M em o böy­ le biri. M onte Kris- to K ontu’nu küçüm sem ek saçm a bir hareket olur.) D um as’m karakterleri hakkm da da fazla bir şey söyle­ yemeyiz. H atırdan çıkmayacak tek yaratık M onte K risto’nun kendi­ si. D antes öylesine saf bir efsanedir ki. Bu­ gün bu tü r karakterler ikinci derecedeki film lerde veya ço­ cuklar için hazırlanan televizyon program larında bulunur. hanım hanım cık kadınlarla m uğlâklık veya derinlik yoktur. parlak bir hayat yaşamayı hayal eden herkesin tahayyül gücünü harekete geçirir. bu noktalar üzerinde durarak. saçları siyah ve solgun yüzlü. zengin ve güçlü olmayı. M aamafih. büyük babası bir "m arquis” ve büyük annesi ile köle olan fakir bir çocuğun hayallerini yansıtıyor. O nun kitabm daki habisler. onun kendi kanunları vardır. bir arzunun yerine ge­ tirilm esidir: Kahram an. Şüphesiz. Edebî şecere terim leriyle ele alınacak olursa. uzun boyludur. Kendisine zarar verenlerden aldığı dehşetli intikam . D um as’ın kendisinin de hayal ettiği ve hem en gerçekleştirdiği hayatı yaşar. M elodram ın sırrı. bonkörlüğü. M onte Kristo. M elod­ ram sanatı. bu tü r karakter­ ler fazla. H enry Jam es’in sanatı değildir. dünya görm üş insanlara m ahsus bir dav­ ranış. dram atik jestleri çok sevmesi ile adadaki m ağarasında.1 9 6 • 1 0 0 B üyük R o m a n dan az satırlar için ücret ödem ek istem ediklerinden. tutum suzluğu.

annesinin ma­ vi gözlerini ve beyaz tenini. Dumas. dramatik etkin­ liğin ne olduğunu biliyordu ve piyesleri tutuldu. kasvetli mahzenlerle. Dumas da. genellik­ . gizli odalarla ve cesetlerle dolu. Camille (La Da- me axu Camelies] operatik şekli. ihtilâlden önce. Fakat yerinde duramı­ yordu ve hükümet merkezinde aradığı heyecanı bulacağına inandı ve ba­ basının eski bir silâh arkadaşının yardımı ile Paris’te Duc'de Orleans’ın sekreteri oldu. Dumas'ın bundan sonra hayatına giren kadınların adları uzun bir liste oluşturmuştur. Paris civarındaki bir köye çekildi. bu başarısının tesiri altında Catherine Lebay adında bir ter­ zi ile metres hayatı yaşamaya başladı.tiyatro eserleri yazma­ ya karar verdi. Tek çocuğu Alexandre. bir er olarak or­ duya intisap etti ve Napoleon’un. edebî bir eğitimden geçmemiş olmasına veya böyle bir ihtirası da bulunmamasına rağmen. Alexandre Dumas Davy de la Pelleterie olarak gösterilir. başka hiçbir şey bilmiyorsa. mahallî bir kızla evlendi ve kırk dört yaşında. Bu piyeslerin en meşhuru. kadının sonraları. Eğer Dumas. yetenekli herkese ilerleme imkânı ve­ ren politikasından ötürü otuz yaşında bir korgeneral oldu. Başarısının büyük bir se­ bebi. la Traviata) adlı eseriyle ün kazanacak Alexandre Dumas adlı bir oğlu vardı. bilgisiz ve gör­ güsüz bir köylü çocuğundan başka bir şey değildi. Davy de la Pelleterie. Yazar 1802 tarihli nüfus kâğıdında Dumas'ın tam ismi. bugün bile. Uzun boylu ve yakışıklı bir melez olan babası. neo-klâsik trajedinin tantanalı. sansasyonel tezleri işledi. On altı yaşında iken. ilkel bir eğitimden geçti. Bu kadınlar. babasının sağlam vücudunu ve kıvırcık zen­ ci saçlarını tevarüs etti. gösterişli geleneklerinden sıyrılmış olmasına borçludur: Terbiyeli bir üslûpla ele alınmış klâsik tezler yerine. derin düşünceli ByronvarI kahramanlar ve diğer melodramatik vasıtalar kullandı. öldü. La Tour de Nesle (1832) adlı tarihî bir dramdı. Santo Do- mingo’da yerleşerek çiftçilik yapan bir Fransız markizi olan büyük baba­ sının adı idi. Dumas. onun m ahkûm tu tu ld u ğ u hücreyi gösterirler. bir zenci köle olan büyük annesinin adı idi. Gotik sahneleri. d ’If Şatosu’ndaki m uha­ fızlar. Şehirde böylece yerleştikten sonra. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 9 7 siri altında bırakır ki. tiyatrolara devam et­ meye başladı ve -daha önce. Napoleon’la kavga ettikten sonra.

IVlenken. piyeslerinden birini düzeltmek için kendisine yardım eden Mecquet adındaki bir öğretmenle arkadaşlık kurduğu za­ man başladı. . Du- mas’ın bütün eserlerini okuyan bir kimse gösterilemezdi. inanılmaz bir süratle. Yine unutmamak gerekir ki. 1845) Kraliçe Mar- got (La Reine Margot. işbirliği yaptığı kimselerin hiçbiri kendi başlarına. 1846). Dumas’ı bir “roman fabrikası” işlet­ mekle ve az ücret ödenen yazarlann sırtından zengin olmakla itham edenler vardır. bugün bilhassa bir romancı olarak hatırlanır. Bunlann çoğu. kendilerinin iyi ücret aldıklarını söylediler ve her za­ man cömert bir adam olan Dumas da. bir anda. Svvinbur- ne ve Dickens gibi edebiyatçılarla da ilişkiler kurmuştu. zira Macguet ve diğerleri. Muhtemelen. Bilginler. Dumas. onaltıncı. Monsoreaulu Hanım (La dame de Monsro- reau. evlilik kısa sürdü. iki veya üç kitap yayımlıyorlardı. 1849-1850). altı veya on cilt­ lik. Le VI- comte de Bragelonne (1848-1850). onların yardımlannı daima takdir etti. 1847'de de kendi eserlerini sahnelemek için bir tiyatro kurdu. Ûç Silâhşörler ile hemen hemen aynı zamanda yayımlandı ve onun kadar da tutundu. hatırlanacak bir eser vermedi. onyedinci ve onsekizinci asırlar­ da geçen aşk ve macera romanlarıydı. Kara Lâle (La Tulipe Noire. daha önce uzun müddet devam etti ise de. İkisi 1700’de basılan Memories de Monsieur r'artagnan ad- lı eski bir kitaba dayalı tarihî bir roman plânı hazırladılar. tarihî araştırmanın büyük bir kıs­ mını Macguet yaptı ve hikâyenin kabataslak bir plânını da hazırladı. Kraliçenin Gerdanlığı (La Collier de la Reine. onun ne kadarının Dumas. Öyle görülüyor ki. Metreslerinden biri ile bir ara evlendi: Ida Ferrier adındaki bu kadınla ilişkisi. Monte Kristo Kontu. Fakat bu suçlamalann yerinde olduğu söylenemez. ne kadarının Macquet tarafından yazıldığını uzun uzun tartıştılar. ata eyersiz binen Adah Menken adında bir Amerikan aktrisi idi. çünkü Du- mas’ın 1860 ile 1880 arasında yazdığı kitapların sayısı 277’dir! Birçokla­ rı sahneye kondu ve Dumas. Gautier. 1845). bu “roman fabrikası”nın sihiri Dumas’dı. Ûç Silâhşörler (Les Trois Mausquetaries) adı altında yayımlandı. Kırk Beş Muhafız (Les Quarente-Cing 1847-1848). 1850) ve OIympe de Cleves (1852). Yine iyi bilinen eserler arasında şunlar zikredebilir: Yirmi Sene Sonra (Vigt Ans Apres.198 • 100 B ü y ü k R o m an le aktrislerdi ve bunların onuncusu ve en meşlıuru da. Du­ mas ve mesai arkadaşı. Eser. Roman hayatın­ daki mesleği 1840’larda. bazılarında çağdaş vakıalar üze­ rinde duruldu ve diğerleri de dedektif hikâyeleri idiler.

parça­ lanmakta olan bir dağı andıran bu adam. Nihayet. hiçbir servet onun için. Prusya birlikleri şehre giriyorlardı. Dumas. merak peşinde gidenleri ve asalakları eğlen­ dirdi. Nihayet. 1 0 0 B üyük R om a n « 1 9 9 Bu romanlar. Hizmetçilerine verilecek şarap kalma­ yınca bir kasa şampanya açtı. tiyatro dünyası bilhassa Du- mas’ın tiyatrosu için felâket getirdi. bu işten bıkarak Paris’e döndü. fakat sonra­ ları. İki yıllık sıkı bir çalışma ve tu­ tumluluk devrinden sonra malî durumunu aşağı yukarı düzelterek Paris’e döndü. oğullarının yardımıyla yaşıyordu. babasının aşırılıklan- nı frenlemek istedi. Dumas’ın tavsiyesi olduğu söylenir. aktrisleri. villasında. Biyograficisi Andre Mauris’e göre. bir çocuk kadar kibirli bir şekilde de. son nefesini ver­ diği ana kadar. yüzündeki müşfik gülümseme eksik olmadı. Bir ara. Ölüm yatağında iken. çarçur edilmeyecel< kadar büyük değildi. arkadaşlarını. şimdi hayatının üçüncü mesleğine başladı: Gazetecilik. devrini ta­ mamlamış bir yazar olarak görünmeye başladı. Kendi müsrifliği yüzünden uçuruma giden yolda daha da fazla yol aldı. 1853’te bir gazete kurdu ve içindeki yazılardan çoğunu kendisi yazdı. ihtilâl. enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti ve 1860’da. Parisli okuyucuların zevkleri değişiyordu ve Dumas gitgide. villa satıldı ve 1851’de borçlandı­ ğı kimselerden kaçmak için Brüksel’e gitti. villa hakkında günümüze kadar gelen bilgiler. 1848 ihtilâli geldi. Garibaldi'nin Napoli’yi Bourbonlardan kurtarmasına yardımcı olabilmek için İtalya’ya gitti. akla ünlü sinema yapımcısı De Mille’nin filmlerinde­ ki krallan hatırlatıyor. enerjisi ve canlılığı azalmaya başladı. Hayatının son on senesini ekseriya istirahat ederek geçirdi. 1870’de. Dumas maamafih. Dumas. Ne var ki. bu haberi ona iletecek ce­ sarete sahip değildi. Dumas’ı zengin yaptı ise de. sefil ve kötürümdü: Adeta. fakat kimse. İtalyan birliğinin kurucusu Garibaldi’nin birliklerinin sırt- lanndaki meşhur kırmızı gömleklerin. Paris dışında kendisine “Mon­ te Kristo” adını verdiği büyük bir villa yaptırdı. Alexandre’nin Dieppe civarın­ daki villasında. . Ardından. Pompei’deki arkeolojik bir araştırmaya nezaret etti. Ahlâkî eserleri ile tutulan ve sayılan biri olan oğlu.

Bovary Senior: C h a rle s'in a n n e si. Madam Bovary Yazan Gustave Flaubert ( 1821 . Mme. z in d e . b a s it. Charles Deniş Bartholome Bovary: C h arle Bovary’n in b a b a sı. Bovary’lere y em eğ e d ev a m e d e r ve E m m a'ya iyi b ir h a y a tın n e o ld u ğ u n u g ö ste rir. se fa h a ta d a ­ lar. Berthe Bovary: C h a rle s v e E m m a’n ın y e g â n e ço cu k ları. r a h a tın a ve a i­ le sin e d ü ş k ü n b ir k ö ylü. k ısk an ç k a d ın .1880 ) Başlıca Karakterler Charles Bovary. e le a ld ığ ı h iç b ir şey i b a ş a rıy a u la ş tıra m a z . . iyi n iy etli u y sa l v e ih tira s s ız . em ek li b ir su b ay . Marquis d’Andervilliers: M ahallî b ir p o litik a c ı ve esk i b ir a ris to k ra tik a ile n in m e n s u b u . C h a rles B ovary'nin ikinci k arısı. d ırd ırc ı. v arlık lı. v a s a t b ir in sa n . Heloi se Dubuc: B irin ci Mme. ev in h âk im i. Bovary o rta yaşlı çirk in b ir d u l. g elin in i k ısk a n ır. A lelade. B ir k ö y lü n ü n k ızı o lm a sın a ra ğ m en . Emma Bovary: H ik â y e n in b a ş ro lü n ü o y n a y a n kad ın . sa m im î. Rouault: E m m a’n m b a b a sı. N o rm a n d iy a b ö lg e s in d e k i k ü ç ü k b ir k a s a b a n ın a s k e rî d o k to ru : E m m a B o v a ry 'n in sa d ık k o cası. h a y a tın ­ d a n m ü te m a d iy e n şik â y e t ed er. y e rin e g e tirilm e si m ü m k ü n o lm a y a n ro m a n tik ilh a m la r p e ş in d e g ittiğ in d e n .

k ad ın . Büyük bir yeteneği yoksa da. K en­ d isin i. o n u c a z ip b u lu r. s a th î. onu resimden çıkanrve Charles artık. kendisine başka zevkler bulur ve hostalanndan bi­ ri olan Rouault adında zengin bir çift ile dostluk kurar. Char­ les özerinde hâkimiyet kurar ve kıskançtır Charles. Kadın. ç ü n k ü k a d ın ın d a v ­ ra n ışın ı y a n s ıtır ve o n u n h isle rin i b e n im se r. E m m a'nın b ir d iğ e r se v g ilisi. Hikâye Yer. Adamın. H o u g leu rlu ta n ın m ış b ir h ek im . Normandiya. çağ ondokuzuncu asrın ikinci çeyreği. evlilik bir aşk oyunudur ve Charles. O n u n in d in d e b u ilişki v a k it g e ç irm e k te n b a ş k a b ir şe y d e ğ ild ir. Hippolyte: Seyis y a rd ım c ısı b ir çocuk. Rudolphe Boulanger: Bir kır c e n tilm e n i. okula gitmek üzere Rouen'e gelir. ta h a y y ü l g ü c ü n d e n m a h ru m biri. Dr. Bournisien: Bir k öy p a p a z ı çalışk an . eğitimini rahibelerin yönettiği bir mektepte tamamlayan. zevk sahibi nazik tavırlı biri olduğu iddiasında Emma adında güzel bir kızı vardır. Charles'in karısı kıskançtır. bir sağlık görevlisi olmayı başanr. 1 0 0 Büyük R om a n » 2 0 1 Leon Dupuis: Bir a v u k a t kâtibi. G üçlü v e y a d e ­ rin b ir k a ra k te ri y o k tu r. V o ltaire’n in g e le n e ğ in d e n b ir a n ti ru h b a n . a y d ın la n m a n ın ve g e lişm e n in k u v v e tle rin i ş a h s ın d a teces- sü m e ttire n b iri o la ra k g ö rü r ise de g erç e k te . Annesi. annesinin zoru ile nihayet. Leheureux: Emma’yı malî yıkıma sürükleyen vicdansız b ir esnaf. b e n c il v e şe h v a n î. onun Tostes adlı kü­ çük bir kasabada mesleğini yürütmesi imkânını sağlar ve hattâ evlendirir. m a ğ ru r. Onun indinde. GüiUoumiıı: Bir avukat. E m m a’n ın sev g ilisi o lu r. Lariviere. id d iacı v e k e n d i çık arın ı d ü ş ü n e n b irid ir. sakin gös­ terişsiz tavırlonyla tamamen mutlu biridir . bir müd­ det bekledikten sonra Emme ile evlenebilecek durumdadır. Charles'den çok daha yaşlı bir duldur. fakat bir kanama so­ nunda ölmesi.adında kır bölgesinde büyümüş bir çocuk. Homais: M ahallî ecza cı. çalışmakta istekli değildir ve tahayyül gücü zayıftır. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary -ki sağlam yapılı.

Artık moda dergileri okur. Fakat halayından sonra. yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Monsieur Homais adındaki eczacı ile Hemais'in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır. Rudolphe Boulanger adlı bir bekânn ilgisini çeker. her zamanki rutin yaşayışına baş­ larken Emma.2 0 2 • 100 B üyük R om an Öte yandan. bu gerçekleştirilmemiş veya hatta belirtilmemiş bir aşktır. Yonville. Gittikçe pervasızlaşan Emma. kendisinin Leon'a âşık olduğunu sanır. Pa­ ris'te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evine bir miktar za­ rafet vermeye çalışır. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı dahi. belirli bir özelliği bulunmayan bir yerdir. kadının sıhhati uğruna (şim­ di hamiledir). Hale Markis d'Anden/illiers'in yemek ve balosuna davet edildiği zaman huzursuzluğu artar. rüyalannda yaşattığı evlilik ola­ bileceğine inanmaz. Bovary. Yonville l'Abbaye adında küçük bir ticaret kasa­ basına taşınır. derin bir hissî bağlılık bulacağını umar. Bu hayata artık tahammül edemeyen Leon. Bovarylere hoş geldiniz diyenler arasında. bu vurdumduymaz. Bu iliş­ ki. Paris'e git­ mek üzere kasabadan aynlır. Emma'nın ro­ mantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir in­ tiba bırakmak ister. Emma. uyuşuk. hastalık arazı şeklinde görünür ve Charles. fakat Emma uzun zamandır hasretini çektiği gerçek bir aş­ kın ümidini taşır. her gün' biraz daha müsrifleşir ve kocasının haberi olmaksızın kasabadaki dükkân sahibi Monsieur Lheureux'a çok fazla borçlanır. zevklerini çağın hissî ronnan ve şiirle­ rinden almış bir romantiktir. Leon. bu hayal­ lerle yaşar. civarda yerleşen ve çağa ayak uyduran centilmen bir çiftçinin. Evlilikte. canı sıkılmaya başlar. . Bütün hislerini kaybeden Emma şimdi. Kadın onun metresi olur. Hostes'ten daha da fazla hoş­ nutsuzluk duyması için yeterlidir. ihtirassız adamla geçirdiği rutin hayatın. Nihayet çaresizlik ve can sıkıntısı. okuduğu kitaplardaki g i­ bi. Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değil­ dir.

Tefe­ cilere koşar. kocasının haberi olmadan hastalann öde­ yeceği ücretlerin kendisine verilmesinde ve hattâ emlâk satmak için kullanın Nihayet. yirmi dört saat zarfında 320 frank ödemesi gerektiği ile ilgili olarak mahkeme karan- nın kendisine iletildiğini görün Emma. Charles'i bir handa mahallî seyis yar­ dımcısı olan Hipolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayakla- nnın ameliyatla düzeltilmesine ikna eder Emma da. aralanndaki iliş­ kiyi kopardığını söyler. ameliyatı yapar. Hastanın haykı- rışlan kasabada yansırken. sarsılır. kocasının. tüm ümidini kaybeden ve mahcubi­ yetten sokağa çıkmayan Charles evinde oturmaya mecbur ka­ lır. şimdi Leon'la ilişki kurar ve musikî dersi bahanesiy­ le haftada bir defa Rouen'e giderek Leon ile buluşun Bu yolcu- luklan karşılamak için Lheureux'tan borç alır ve kocasını ikna ederek. kendi mesleğinde başanlı olması için eline fırsat geçtiğine inanır ve o da Charles'i zorlar. Rudolphe ise Emma'dan bıkar ve devamlı bir ilişki kur­ mak istemez. zinanın evlilik kadar bayağılaşabileceğini anlan Bir gün. Leon'u. Charles'in. zira adam. Artık kocasından tiksinen Emma. bir ara kendi­ sini dine verir ve daha önceleri nasıl şevk ve heyecanla kendi­ sini zinaya verdi ise. Leon'la kavga ettikten sonra. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 0 3 Bu arada Homais. şimdi ümitsizlik içinde yan çılgın bir haldedir. Kadına bir mektup göndererek. aynı şekilde dine sanlın Nihayet iyileşir ve kocası onu Rouen operasına götürür. zimmetine para geçirmeye ik­ . bu konu­ da gerekli mahareti yoksa da. O rada. Emma da. kendi meslekî hayatında yükselmesini engelleyeceğini gördüğü gibi. Paris'ten çok da­ ha fazla dünya görmüş ve sofistike davranışla dönen Leon'a te­ sadüf ederler Emma. Leon ile kurduğu ilişki de normal seyrini tam am lar. Emma. bu ilişkinin. nöbet geçirir. çırpınır ve aylarca hasta yatar Gayet yavaş iyileşen kadın. Rudolphe'la kaçmaya ka­ rar verir. Çocuk kangren olur ve bacağı kesmek için bir cerrah çağrılır. geri çevrilir. eve döndüğü zaman. onun malî işlerini de noter kanalı ile kendisine aktann Kadın. bu gücünü. nihayet.

Bunu yaparken. hayal­ ler dünyasındaki şahsiyeti öylesine m ükem m eldir ki. Nihayet. onun bu durumun­ dan istifade etmek ister Sonunda. Homais. karısının insafsızlığını ve sadâkatsizliğini öğrenir. ecza deposunun anahtannı ken­ disine vermeye zorlar. ve bir sürü hileli ve dolambaçlı ve kendi kendisini reklâm eden bayağı yollardan geçtikten sonra en büyük ihtirasına ka­ vuşur. Charles. Fransız diline yeni bir kelim e getirdi: Bovarisme. yardımcısını. beşer aptallıklarının açık ka­ . çılgıncasına. Rudolphe ve Leon'un mektuplannı da bularak.rom antizm hare­ ketinin prensip ve hislerini inceleyen ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felâkete sürüklendiğini gösterm ekti. felce uğraya­ cak kadar paniğe kapılır ve Honfleur'dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir. Kendisini. Cenazeden sonra Charles. Homais'in dükkânına girer. Emma'nın ken­ disini sevmemiş olduğunu anlar. evin işlerini bir düzene koymaya çalışır. kadın o yıl ölür ve Berthe ardından. kısa bir müddet sonra o da ölür ve kızı Berthe. çaresizlik içinde. zenginle­ şir. Kadının çırpınışları arttıkça. kendi içinden cinleri de çı­ karm ak istiyordu. diğer taraftan. karakterleri hakkında hüküm verm ek iste­ m ediğini söyledi. derin bir kedere boğulmuş o l­ masına rağmen. büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilirse de. huysuz.2 04 * 100 B üyük R om an na eder ve kendisine gayet soğuk muamele eden Rudolphe'a yalvanr. kızı. Flaubert. Tedri­ cen. kendisine Fransız devletinin şeref madalyası verilir Eleştiri D on K işot’un şövalyelik çağı için yaptığını Madam Bo- vary rom antik hareket için yapar. bir fabrikada işçi olarak çalıştıran fakir teyzesinin yanına gönderilir. F laubert’in gayesi -bir zam anlar kendisinin de geçerli saydığı. avuç dolusu arsenik yutar ve ölmek için evine gider. Yardım etmek için gittiği bir avukat. O nun. Tamamen perişan bir halde.

patates çalan biri sanır. yönetim kurulu başkanının. bayağı. Şuurlu bir realist olduğundan. ikinci derecedeki bazı karakterlerin hakikî kim seler ol­ dukları anlaşıldı ve kitapta kahredici bir tarzda karikatüri- ze edilen H om ais’e gelince. En acı alaylarını. Bunun en iyi bir örneği Em m a ve Rudolphe arasındaki aşk diyaloğu arası­ na sıkıştırdığı. E m m a’yı sevmiyor. hikâyesindeki h er teferruatı gerçeklerle yoğurm aya bilhassa dikkat etti. h attâ h ü rm etim i­ zi kazanıyor. fakat kendi şahsiyetinde de. ihtiyar köylü Rouault. F laubert’in. Yine. H onfleur yakınındaki Ry idi. . karakterleri hakkında kuvvetli kanaatlere sahip ve onların kim ler olduklarında da bizi şüphe içinde bırakm az. Gerçekten de. bu kadının şahsiyetinden bir parça bulunduğunu idrak et­ tiğinden.” İkinci derecedeki olay­ lar dahi istihzaî m aksatlara çevrilir: Ju tin adındaki çocuk. Ö te yandan. Flaubert. Em m a’nın m ezarında ağlarken. ziraî panayır­ daki. Fransız orta sınıfında nefret ettiği h er şeyi tecessüm ettiren eczacı H am ais’e saklam ış­ tır: Çıkarcı. Bes­ belli ki. zangoç. N orm andiya’daki her eczacı­ nın F laubert’e bu yüzden hakaret ettiği söylenir. Gerçekte. 100 b ü y ü k Rom an • 20 5 falı ve serinkanlı bir gözlemcisi olarak gördü. kendisini. kadına olan tu tu m u n u m uğlaklaştırıyor. Flaubert’in başlıca silâhı istihza ve kahram anlarına herkesin söylediği sözleri söyletm ektir. ölm ek istedi ve Paris’te yaşam ak istedi. bu hâl. en iyi beslenm iş dom uz ve iyi bir şekilde hazırlan­ m ış gübrelerin sahiplerine m ükâfat verdiği nutkudur. gösterişli ve aptal. karısının sadakatsizliği ile perişan bir halde ölen N orm andiyalı bir kasaba doktoru vardır: Yonville ka­ sabası ise gerçekte. şefkatim izi. E m m a’nın m üphem ve kö­ püklü hasreti kısa bir cüm le ile anlatılıyor: “Kadın. Ro­ m anın diğer bir sayfasında. sem pati duyularak ele alınıyor ve uyuşük ve sönük C harles Bovary de olduğundan başka bir şekilde görünm ek istem ediğinden.

Bilhassa sarıldığı yegâne zevki sanattı ve bunu da kendisini tama­ men adayarak yürüttü. orta-sınıf bir aileden 1821’de doğdu. fakat E m m a’nın ölüm ünü anlatan m anzarada olduğu gibi. kısacası. realizm hareketinin klasik bir rom anıdır. ister psikolojik sezgi gücünden. gerçekte. çiçeğin tu ttu ru ld u ğ u tele takar ve kendi­ sinin öldüğü zam an ne olabileceğini düşünür. sadece yerinde de­ ğil. bazı paragraf ve cüm ­ ledeki ritm ik ahenk de delil olarak gösterilebilir. sem boller oldular: Emma. Madam Bovary. parm ağını. tam am en yerinde kelim eleri. genellikle. Rouen’de. bu m anzarayı anlatm ak için kendisine arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışm aya verdiği ve bu yüzden h asta olduğu söylenir. realist teferruatı tam bir şekilde ele aldığı için. can sıkıcı. bu arada. Okuyucu m eselâ birçok bölüm lerin sonundaki kısa ve tam değerle­ riyle ifade edilm em iş cüm lelerin tesirlerine dikkat etm eli­ dir.) Diğer teferruat. istihzayı m ükem m el b ir tarzd a gösterdiği için veya üslû b u n u tam bir kontrol altında bulundurduğu için oku­ sun. şüphesiz. saplantı denecek bir şe­ kilde bulm aya çalışm asını. bugün dahi daha iyisinin b u ­ lunam adığı standartlar getirdi. kitabın dikkatli m im arisi derhal belli olur. hiç de haksız olmayarak. birinci M adam B ovary'nin gelinliğinde taktığı solm uş çiçeği gördüğü za­ m an. Yazar Gustave Flaubert’in hayatında pek az sayıda dramatik maceralar gö­ rüldü. Ü zerinde bilhassa hiç durulm adığı intibaını veren bu cümleler. kamçı gibi yakıyorlar.2 0 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Flaubert’in realizm i. onun kendi asrının en m ü ­ kem m el rom anlarından biri olduğunu söylediler. Bazı ten k it­ çiler. Zola’nın natüralizm ine öncülük eden korkunç veya tiksindirici teferruatın anlatıldığı za­ m anlar da vardır. O nun. . Tercüm ede dahi. (Flaubert’in. F laubert’in ünlü üslûbu. okuyucu. alelâde ob­ jeler üzerinde harcanır. en iyi anlayanlar Fransız okuyucularıdır.

Roman. hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini hatır­ ladı. bir gün içinde meşhur oldu. Flaubert.hükümetin. Bu arada. Türkiye ve Yunanis­ tan’ı gezdi. zaman zaman. Özelliği nörotik veya nörolojik olan kronik bir hasta­ lık. buna razı olmadı ve hükümet de kamunun ahlâk ve dinine ha karet ettiği gerekçesiyle dergi aleyhine davâ açtı. Kendisini Flaubert’e öylesine vermişti ki. hukuk tahsili için Paris’e gönderildi. kadını birdenbire terketti. bir gün. Yine 1858’de. Gençliğinde. Fakat Louise bundan memnun değildi. on sekiz yaşında iken. bilhassa bu romandan ötürü dergiyi kapatmak istiyordu. artık efsaneleşen yazı tarzını ge­ liştirdi. bir tek sayfayı günler­ ce. Schlesinger adında birine platonik aşkla bağlandı. Lariveire'nin örnek aldığı tanınmış bir dok­ tordu. Madam Bovary büyük güçlükler arasında yayımlandı. . bir eseri için malzeme toplamak üzere eski Kar- taca şehrinin bulunduğu yere gitti. 1844’te. onun yazılarını aksattığından. ailesiyle birlikte. Rouen civarında Croisset denen bir aile ma­ likânesine yerleşti. kendi istediği tarzda ahenkli olması yolundaki çalış­ maları bazen ona ıstırap veriyordu. radikal görüşleri savunduğun­ dan şüphelendikleri Revue de Paris dergisinde tefrika edildi. Nihayet. Arnoux olarak görünen Mme. sansürcülerin. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken çocukluğunda. 1849-1851’de bir arkadaşı ile birlikte Mısır. iki defa Fransa dışına çıktı. bu dergiyi kapatması için yeterli idi. Bir cümlenin. Suriye. Hissf Eğitim (L’education Sen- timantale) adlı kitabında Mme. İlkin. Sonraları. Gustave. defalarca yazdı. Nadiren Paris’e gidiyordu ve edebiyatçı arkadaşlarının kendisini ara sıra ziyaret etmeleri dışında. Louise Cilet adında üçüncü sınıf bir şair olan kadınla metres hayatı yaşadı. Romanın tezi - zina. fakat hukuku anlaşılmayacak bir konu olarak bulduğundan vazgeçti. Muhakeme (ki beraat- le neticelendi) ülke çapında bir hâdise yarattı. Madam Bovary'de Dr. Madam Bovary’i yazdığı sırada. Maamafih. çok defa mektupla haberleştiler. bu iliş­ ki. bir garın bekleme salonun­ dan bekçiler tarafından zorla dışarı çıkarıldı. ve herhangi bir zor­ lukla karşılaşmak istemeyen yayıncılar da bazı bölümleri atmak istedile Flaubert. çocukluğunu ailesinin yaşadığı hastanenin bahçelerinde geçirdi. 1 0 0 B üyük R o m a n • 2 0 7 Babası. Flaubert’in peşinden gittiği bir sırada. Flaubert hiç evlenmedi. ta­ mamen yalnız bir hayat sürdü. onu daha da fazla yalnızlığa itiyordu. Burada. günlerini. Hükümet. katı bir rutinlik ve hemen hemen manastırımsı bir yalnızlık içinde geçirdi.

şuurluca antiromantikti. Ardından. bir realist olma­ ya zorladı. kuru ve objektifliğe rağ­ men. şuurlu bir ob- jektivite ile yazılarına. Kendi romantik neslinin melankolik mizacını. Flaubert’in şaheseridir ve belki de realist roman tarzının en belirli bir ör­ neği. kendisini. burjuvaziyi sevmelerini. Bir eserinde. Flaubert’in talebelik hayatındaki hatıra- lanna dayanan Hissi Eğitim geldi. Öte yandan. Maamafih. ailesinin malî durumu kötüleşti ve sıhhati de gittikçe bozuluyordu. komedi de yazdı. mizacı itibariyle bir romantik idi. 1874). istihza zevkini. Flaubert. 1873’de. disiplinli üslûp ve yapının bir modelidir. Fakat bu komedi tutulmadı ve beşerî cemiyeti hicveden geniş kapsamlı bir romanı. Hastalık ve melankoliye rağmen. hikâye­ nin kahramanına beslenen şefkat ve anlayış görülür. kendi şahsiyetini katmamak için gösterdiği dikkat­ le ve alelâde hayatı titiz bir realizmle kaydetmesi ile disiplin altında aldı. kendi mahallî romantikliğini. Flaubert. Romantizm ve realizm arasındaki bu gerginlik.208 • 100 B üyük R om an Flaubert'in daha sonraki yıllan acı içinde geçti. Flaubert’in süslü doğuculuğunu tatmin eden Herodias’ın hikâyesi ile hayatı dar ve mânâsız bulan ve ça­ resizlik içindeki hislerini. Hıristiyanlık çağının ilk yıllarındaki azizlerin ıstırap ve coşkunluklannı (1847) anlatır. Mısır ve Kartaca gibi egzotik ülkelere duydukları sevgiyi paylaştı. Flaubert’in daha önceki eserlerinde görülmeyen bir şekilde. müellifi öldükten sonra yayımlandı. ar­ kadaşları ölüyor veya kendilerini cemiyete küskün ve yabancı hissediyor­ lardı. Madam Bovary. birl<aç ay Alman askerleri tarafından işgal edildi. mo­ dern Paris’te geçen ve genellikle. romanlarının tezlerindeki değişikliklerde kendini gösterir. her iki mizacı ele aldı: kitapta. Sa/ammbo geldi. Es­ ki Kartaca’nın ve onun kanlı medeniyetinin bir manzarası. Namzet {La Candidat. Üç Hii<âye (1877). ancak doldurulmuş bir papağana gösteren Nor- mandiyalı basit bir hizmetçi kadının hikâyesi de vardır. Bouvard et Pecuchet (1881). Croisset. Hikâyede. . İlk basılan belli başlı eseri Madam Bovary (1857). Fransa-Prusya Harbi sırasında. çalışmalannı sürdürdü ve 1880’de felce yakalandı ve öldü. Bu küçük hikâye. 1864’te.

k e n d is in i so sy a l fa a liy e tle re v e re n u şa ğ ı S udbins- ki: Bir d iğ e r a rk a d a ş ı. Olga Sergeyevna İiyinski: O b lo m o v ’u n se v d iğ i g en ç b ir kız. Penkin: E d eb iy atla u ğ ra ş a n b a ş k a b ir a rk a d a ş ı. Andrey İvaniç Stolz: O b lo m o v 'u n en y ak ın a rk a d a ş ı. Marya Mihailovna: O lga’n ın te y z e s i. fa k a t so ru m lu lu k h is s in d e n m a h ru m ve p a ­ to lo jik çe tem b el. Z ah ar’la evli. p is. g erç e k b ir iş a d a ­ m ı. İvan Geresimiç Alexeyev: Bir b a ş k a a rk a d a şı. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . . sa m im i ve se v im li. Sudbinski: Bir b a ş k a a rk a d a ş ı. Anisya: O b lo m o v ’u n aşçısı. h a y a tta h iç b ir am acı o lm a y a n b iri. h isle rin i d ışa rı v u rm a y a n b ir k ad ın . sa k in . Oblomov Yazan Ivan Alexandrovich Goncharov (1 8 1 2 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İlya İiyiç Oblomov: T o p ra ğ ın d a n k a z a n d ığ ı g elirle y a ş a y a n b ir c e n til­ m en. O b lo m o v ’u. te m b e lliğ in d e n k u rta rm a k ister. h u y s u z b ir asalak . Zeki ve h a re k e tli. O b lo m o v ’un a rk a d a ş ı o ld u ğ u n u sö y le r. kavgacı fa k a t s a d ık u şa ğ ı. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . Volkov: O b lo m o v ’u n . Zahar Trofimiç: O b lo m o v ’u n te m b e l. ra n d ım a n lı. Mihey Andreyiç Taranteyev: K üstah.

) Arkadaşlan. kör bir sadakat­ le bağlıdır. onun.2 1 0 • 1 0 0 Büyük R om an Baron von Langwagen: M arya M ihailovna’n ın esk i b ir a rk a d a ş ı. Hikâye Serfliğe dayalı bir cemiyetin sebep olduğu kötülüklerden bi­ ri -yarattığı adaletsizlik dışında. k ü ç ü k b ir d e v le t m e m u ru . ihmalkâr. O blom ov hoş. Saniçka. üç yüz ka­ dar serfin çalıştığı orta büyüklükteki çiftliğin sağladığı kazançla yaşar Evinde. zararsız ve bir şey talep etmeyen biri . kendisini ziyaret eden arkadaşlan vardır (Kendisi. Saint Petersburg'daki apartman dairesinde. böyle biridir. devlette bir iş almak için Oblom ovko adlı köyünden aynimış ve Saint Petersburg'a gelmiştir Fakat sorum­ luluğu bulunan rutin işten zevk almadığından işini bırakmış ve vaktini tembel tembel geçirmeye başlamıştır Öğle üzerine ka­ dar yatağında yatar. birbi­ ri ardına gelen sahtekâr veya beceriksiz müdürlerin yönettiği malikânesinin işlerine aldınş etmez. Agafya Matveyevna Pshenitsin: A gafya’n ın e rk e k k a rd e şi. Vanya: A g afy a'n ın oğiu. bir aşçısı ve Zahar adındaki valesi ile birlikte ya­ şar Ailesinin eski bir adamı olan Zdftar. d ü n y a g ö rm ü ş n a z ik b ir in sa n .oldu­ ğundan. Andrey: A gafya ve O b lo m o v ’u n oğlu. hayatında. arkadaşlanyla mektuplaşmayı ihmal eder. sıhhatinin. k u rn a z ve v ic d a n s ız . O lg a'n ın b ir a rk a d a ş ı. Otuz yaşlanndaki bu bekâr.sarf sahibi kimse üzerindeki de- moralize edici tesiridir: Başkalarının emekleriyle geçinmeye ah­ şan bu adam. İrina Penteleyevna: İvan M atyeviç’in k arısı. en basit kararlan bile verirken çaresizlik içinde bunalır. Uya lyliç. kavgacı ve gayrisamimi olmasına rağmen. çok tembel olduğundan onları ziyaret etmez. efendisine. kendisine faydalı olacak hiçbir iş öğ­ renmez. Masna: A g afy a'n ın kızı. Uya liyiç Oblom ov. mesleğinde yükselmesine. sosyal hayatının veya ka­ fasının gelişmesine yardım etmek isterlerse de. O blom ov'u az . pis.

avukatından malî durumu hakkında kesin rapor beklerken. derin aşk ilânları ardından tereddüt ve gözyaşlannın geldiği engebeli bir yol ta­ kip eder. romantik olmamak. böylece. gitgide daha da tembel bir insan olun (Evden atılacağı tehdidi altında) zorla kendini toparlayarak. sonunda Stolz ile ev­ lenir Bu arada. Olga'yı gerçekten sevemeyeceğini. O blom ov'un şahsiyeti üzerinde kendi üs­ tünlüğünü kurarak. Oblomov. mül­ kiyetindeki bir banliyö apartman dairesine taşınır. onun istediği gibi biri ola­ mayacağını düşünür. başlıca gayesi. O blom ov'un tatlı ve sevimli mizacını görür­ se de. Bu aşk ilişkisi. iyi bir ev ka­ dınıdır. metodiklik. yeğeni ile evlenmek is­ tediğini. iyi bir annedir ve iyi bir aşçıdır. O blom ov'dan da tembel olmakla beraber. hayatı saldır­ gan bir hisle ele almak vasıflannı tevarüs etti. zih­ nen. nişanı bozar Üzüntü ve kızgınlığını gizle­ mek için de. yeni bir ev için plânlar hazırlar. beklenmeyen bir aşk heyecanı yaratan O lga Sergeyevna adında genç bir ka­ dınla tanışır. Avrupa'da bir geziye çıkar. O lga. evlilik bir türlü gerçekleşmez. Andrey İvaniç Stolz adındaki çocukluk arkadaşıdır. Stolz vasıtası ile uyuşuk kalbinde. Oblomov. kendisini kadının hizmetine bırakır. on­ dan çalışkanlık. sanki anne­ sinin kollarında uyuyormuşcasına. Babası Alman olan Stolz. Oblom ov. zamanla servet ve zenginliğe kavuşacaktır. onu sorumlu ve yaratıcı faaliyete sürükle­ mek ve Stolz gibi biri hâline gelmesini sağlamaktır. çalışmak ve tembellik arasında ne yapacağına karor veremez. O lga'nın halasına. 100 B ü y ü k R om an *211 da olsa harekete geçirebilecek tek insan. Oblomov. Hâlen genç bir işadamıdır ve şüphesiz. ilişkisinin ciddî olduğunu gösterir. Oblomov. nihayet tembel nişanlısının hiçbir şey ya­ pamayacağını anlar. bu işte kendisine yardımcı olmasını. Agafya Matveyevna Pshenitsin adında bir genç bir dulun. Agafya'nın vicdansız erkek kardeşi onun bu halinden yararlanır ve O blom ov'a kendisine borçlu olduğuna dair kâğıt . Kadın. Oblom ov. O lga. hemen nişanlan­ mayı arzu ettiğini söylediği zaman.

m odern dünyanın tesirlerinden uzakta idi. O blo- movizmin gayet kötü tesirinden kurtulacaktır. onlar. Pickwick). serfliğin hüküm sürdüğü bir cem iyette. Stolz. Oblomov.2 1 2 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n imzalatır. di­ siplinli. Rus okuyucuları. Stolz. O blom ov’un rom anı yayım landığı zam an. bir gece uyurken kendisine felç gelir ve ölür. Rus edebiyatındaki yeni realizm ekolüne ve Babalar ve Oğullar’da da görülen sosyolojik yorum lara alı­ şıyorlardı. tevârüsle kazanılan im tiyazın nesiller üzerin­ deki soysuzlaştırıcı rolünün bir yorum u olarak ele alındı. Stolz'un. Ve öylece anlaşılıyor ki. Mr. Stolz.. böylece sanırız ki Andrey. genç Andrey'i evlâtlık edinir. Aşağı kadem e­ de ele aldığımız takdirde. bu hareketsiz hayatın neticesinde. sonunda Agafya ile evlenir ve on­ dan. O blom ov'un borcunu öder ve O blom ov- ka'nın yönetimini üzerine alarak. fakat ne yeniden Oblom ovka'ya gidecek ne de O lga ve Stolz'u ziyaret edebile­ cek canlılığı kendinde bulur. anti-rom antik ve ilerici olan h er şeyi A lm an- lar’ın tem sil ettiklerini farzediyordu. babası bir Alm an olduğundan. bir netice ve bir sem boldü. bu tü r karakterlerin ilk ö r­ neği olur ve artık bu isim lerle bilinirler. kendi şahsiyetlerinin tiplerini öylesine iyi bir şekilde ifade ederler ki. Şurası önem li ki. arkadaşı İlya’nın aristokra­ . Eleştiri Edebiyattaki bazı karakerler (Gargatua.. diğer bir Oblomov. Oblom ov. pratik. ihtiraslı orta-sm ıf âdetleri. Bu yan-ortaçağ hayatın­ da uşak Zahar. Andrey adını verdiği bir çocuğu olur. ilkin. o sadece yarı-Rus. pastoral cazibe­ sine rağm en. Don Kişot. Goncharov. Zamanla. Stolz’un hafifçe h is­ siz. Oblom ov da b u n ­ lardan biri. orasını. ülke­ yi bir istihaleden geçireceği ü m it edilen yeni nesle aitti. İlya İiyiç’in doğum yeri olan Oblom ovka. cem iyete yepyeni bir yön verm ek isteyenlerin kökünden değiştirm ek istedikleri bir yerdi. para getiren bir işye­ ri hâline koyar. İlmî. beklenmeyen bir sırada görünmesi. O blo- mov'u kurtanr.

kucaklarda gezdirildiği çocukluğu ile bir bakıma. 1 0 0 Büy ü k R o m a n » 2 1 3 tik uyuşukluğunu rahatsız eder. Gerçekte. O blom ov ve Stolz arasındaki m ücadelenin. ye­ nisi lehine sonuçlanm ası gerektiğini biliyoruz. m ağlûp etm ez. Hepim izde. sakin ve gayri-pratik hayatlarını devam ettir­ m ek istem elerine de gıpta ile bakıyoruz. Aynı şekilde. ana rahm indeki var­ lığının takribi bir şekli. onu harekete geçirebilecek bir kuvvettir. Evliliği sürüncem ede bırakm ası -ki O l­ ga ile nişanlılığının bozulm asına yol açar. fakat yazar. Oblomov. d o k triner tabiatını da zevksiz buluyoruz. İkisi arasındaki gerginlik. zira ne Olga’nın dil döküşleri ne de Stoiz’u n at si­ neğini h atırlatan yapışkanlığı O blom ov’a. O blom ov’u n uyuşukluğu. bir trajedi değil. Oblo- m ov’u. M odern eleştiriciler. sadece bir tek sı­ nıfın veya h attâ bir m illetin kötülüğü değildir. Bu ana rahm inde barış içinde h u zu r içinde geçen hayata dönülm ek istenm esini tem sil eder. kom edi­ dir. yani. O blom ov’un. bu sebepten ötürü. istihale hâlindeki b ü tü n cem iyetlerin özellikle­ ridir. Stolz’a h ü rm et besliyorsak da. okşandığı. Eski ve yeni hayat arasın­ daki. karanlık yatağı. Böylece Oblom ovko halkına gülü­ yoruz. yapm ak iste­ m ediği bir şeyi yaptırabilir. Fakat tam başarılı olacağı sırada. h er ikisi hakkındaki düşüncelerim izde bir ölçüde kararsız kalm am ızı da sağlıyor. onun psikolojik önem ini bilhassa idrak ederler. onların asırlardır devam et­ tirdikleri. O blom ov’u n sosyolojik tarafını küçüm sem ezlerse de. Sevildiği. am a gizliden gizliye de. Tam bir ataletle. trajedi. hayat üzerinde zafer ka­ zanır. Olga. sırtındaki eski bir geceliği ile sırt ü stü yattığı ılık. onun bu ta ­ rafı üzerinde zafer kazanır. b ü tü n varlığı ile kıza itiraz eder. göbeğinin kesilm e­ diğini gösteriyordu. Klâsik tarife göre. bir ölçüde Oblom ovizm vardır. onun h er şeye karışan. Bir bakım a hayat.şuurlu bir sa­ vunm a m ekanizm ası değildir. bir asilzadenin veya büyük .

O blom ov’da hiç de sinikallik yoktur. ahlâkî değerlerin nasıl olm ası gerektiğini onlardan daha iyi anladığını gösteriyor. Hikâyede anlatılm ak istenen şey. insanın sadık. O blom ov hiç de yıkılmış biri değildir. Bazı imajlar. kır ve şehir. bir hayalden başka bir şey değildir. Bilhassa. Oblomov. esas k onunun dışında kalır. onda bozulm am ış cezbedici bir saflık görür­ ler. aristok­ rat ve burjuva. Şüphesiz. kısım daki çocukluk hayalleridir: Safiyeti bozulm am ış bu kır bölgesinde. Z ahar ve Stolz. Fakat uyurken gelen sakin bir ölüm ü yıkım di­ ye kabul etm ediğim iz takdirde. Hikâye gayet ağır hareket eder. Agafya ve Olga. Yapı. onun "kum rununkini andıran nezake- ti”nden bahseder. kendi m izacındaki bazı ek­ siklikler tarafından ortadan kaldırılm asıdır: M eselâ. m uğlak değildir. kilisedeki ziyafetle­ re göre tesp it edilir. Ü st-sm ıf m ensubu arkadaşlarının yaşadığı hayatı su n ’i. Belki de bu tü r bir h a­ yat. Olga. sivil takvim e göre değil. . Oblomov. m im arî m aharet ve çelişkili tezler üzerinde ti­ tizlikle durularak hazırlanm ış: Rusya ve Avrupa. sem boller gibi tekrar ediliyor: Olga’nın kullandığı leylâk losyonu veya yatağında derin düşüncele­ re daldığı anlarda O blom ov’un vücudunu saran doğu kaf­ tanı. G argantua ve F lasstaff’la ve edebi­ yatın diğer kahram anlarıyla aynı kategoride. Belki de en önem li pasaj. Ol- ga’nın Stolz’la evlenm esi gibi ikinci derecedeki m alzem e. h u zursuz ve bencil olarak ten k it ettiği zam an. arkadaşları. para hem en hem en hiç kullanılm az ve h a ttâ günler. hiç de tiksindirici bir insan değil. Mac- b e th ’in ihtirası veya O thello’n u n herşeye kolayca inanan asil saflığı. plân basittir. b ü tü n bu m arazî tem belliğine rağm en. Fakat bu “m utlu cennet” m azidedir ve ancak bir hayalde düşünülebilir. saf ve h ürm et uyandırıcı faziletlere sahip bulunm ası gerektiğine inanır. O blom ov’un 9 ’uncu Bölüm I.2 1 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n potansiyel gücü olan birinin. D ünyada hiçbir şekilde yaşam adığından. hiçbir şeyin vuku bulm adığı olduğundan.

Maliye Vekaleti’ndeki işini bıraktı ve Eğitim Vekaletinde edebî sansür dairesinde çalışmaya başladı. 1812'de doğdu. Goncharov. hayatının büyük kısmında Maliye Vekaletinde ça­ lıştı. . Rusya dışındaki okuyucular kendisini. fakat bu gö­ revini. Kendi neslinin entelektüel liderlerinin ekserisi de aynı anda talebe idiler. Kitap. bu heyete katılmak için fazla düşünmeden müracaat etti. İlk romanı olan Alelâde Bir Hikâye. Volga nehri üzerindeki bir kasaba hayatını anlatan ro­ man. devlet gö­ revlisi olmaktı. Bir söylentiye göre. Söyleşine yorucu bir seyahat. ekseri sansürcülerden de az gayrı-liberal bir ruhla. sadece bir tek kitabı ile tanırlar. kitabın tezi. onların çevrelerine girmedi. kabul edildiği zaman da caymak istedi. zamanla ha­ yallerini kaybedişi ve sinikal bir oportünist oluşu ile ilgilidir. Zengin bir tüccar olan babası on yaşındaki oğlunu Moskova’daki bir liseye ve ardından üniversiteye gön­ derdi. fakat Goncharov. Goncharov’un üçüncü romanı. bellibaş- lı bir eser olarak kabul edildi. ancak altmış sene sonra İngilizce’ye çevrildi. Oblomovda aynı yıl yayımlandı ve hiç olmazsa Rusya’da. ticaret heyetinin sekreteri olarak Japonya’ya yaptığı seya­ hat idi. fakat iş işten geçmişti. Bazı hususlar­ da. Hayatının son yılları uzun ve yalnız geçen bir emeklilik oldu. Deniz yoluyla seyahat etti (o zaman Süveyş kanalı henüz açılma­ mıştı) ve Sibirya üzerinden döndü. Goncharov’un hayatında. onun bu şüphelerinin yaşlandığı zaman yakalandığı paronianın tesirinden doğduğu anlaşılıyor. (Sibirya demiryolu da o zaman yapıl­ mamıştı). Hiç evlenmedi. Bu seyahat hatıralarını 1857’de yazdı. hükümet merkezine gelen saf bir kasaba idalistinin. Volga bölgesinde­ ki bir kır kasabasında. şüphesiz sakin bir hayat yaşayan Goncharov’un mizacı ile bağdaşmıyordu. yayımlayıcıların baskısı altında yaşamadı. Dostoyevski gibi o da. gerçi nazik ve uysal kahramanından çok daha fazla huysuz ve şüpheci bir adam hâline geldi ise de. Gayesi. çok uzaktan da olsa bir tür macerayı andı­ ran tek hâdise. tutumla yürüt­ tü. Bu bilhassa. Hemen hemen aynı zamanda. Yazılarını boş vakitlerinde yazdı ve böylece. aynı şekilde bitmese de. onu bir çeşit Oblomov yaptı. Uçurum (1869) seneler süren çalış­ manın mahsulü idi. yaşlı ve müşfik bir babanın sağlam bir tarzda yönettiği aile etrafın­ da döner. böylece. bir romancı için sönük ve tatsız bir işti. 1 0 0 Büyük R o m a n » 2 1 5 Yazar Ivan Alexandrovich ağır ve zaman zaman yazdı. Oblomov’u hatırlatıyor. bu emek­ lilik yılları. Turgenev’in bu kitaptan aşırmalar yaptığı iddia etti ise de. Goncharov.

T am b ir a risto k ra t. b ilh a ss a ap ta llık . k e n d is in e g a y e t iyi b a k a r. Arkady Nikolayeviç Kirsanov: N ikolai’n in b ü y ü k oğlu. te k b a ş ın a y a ş a y a n b ir b ek âr. n â z ik ve m ü şfik : o ğ lu n u ço k se v e r. G en çliğ in d e. c e m iy e te k ü sk ü n ve d ü ş m a n a rk a d a ş ı B a zaro v ’u n ço k fa z la te s i­ ri a ltın d a d ır. d a v ra n ışla rı. Pavel Petroviç Kirsonov: N ikolai’n in e rk e k k a rd e şi. Fedosya Nikolayevna Savişna (Feniçka): N ik o lai'n in m e tre si. h e r şeyle. k o n u ş u ş u z a m a n z a m a n acı. . Vassily İvanoviç Bazarov: Y vgeny’n in b a b a s ı. m ü şfik . h a s s a s iy e t ve in s a n la ­ rın k e n d i k e n d ile rin i a ld a tm a la rıy la ala y e d e r. Em ekli b ir su b a y . b a s it ve sev im li b ir in sa n ise d e p a r ­ lak. A slında. e lb ise le ri te rte m iz . Yvgeny Vasiliç Bazarov: P arlak b ir tıp ta leb esi: A rk ad y 'n in b ir a rk a d a ­ şı. kır b ö lg e s in d e sa k in b ir h a y a t sü re r. ü n iv e r s ite d e n y en i m e z u n o lm u ş tu r. m u t­ s u z b ir a ş k m a c e ra sı g e ç ird iğ in d e n s o m u rtk a n ve h issi. Babalar ve Oğullar Yazan Ivan Sergeyevich Turgenev {1818-1883) Başlıca Karakterler Nikolai Petroviç Kirsanov: O rta yaşlı b ir k ır c e n tilm e n i. Bir n ih ilis ttir. u ta n g a ç v e g ü z e l b ir k ö y lü kızı. k im se ile sık ı fı­ kı d o s tlu k k u rm a k iste m e d iğ i in tib a ın ı y a ra tır.

hayattaki ihtiras veya hedeflerinden sı- . Katerina Sergeyevna Loktiv: Bn. şimdi Nikolai'nin yanında oturur Ateşi sön­ müş bir aşk hayatı onu. Rusya'nın kır bölgelerindeki ailelerinden biri ve kendi sınıflannm diğer mensuplanndan daha cazibeli insanlar­ dır. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 2 1 7 Arina Vlassyevna Bazarov: Y vgeny’n in a n n e s i. k u ra lla ra b ağ lı d e ğ ild ir. O d in tso v ’u n y a n n d a y a ş a y a n y aşlı b ir a k ra b a s ı. m a h ir b ir p o litik a c ı ve y ö ­ n etici. Pavel. Kansı öldüğünden. Feniçka adındaki bir köylü kızı ile metres hayatı yaşar. Piotr. Nikolai Petroviç. Sevim li b ir in sa n d ır. sadece kardeşi Pavel'in sınıflar hakkındaki peşin hükümlerine saygı gösterdiğinden onunla evlenmez. B azarov’u ta k lit e tm e y e ça lışa n ve o n u n y a ­ n ın d a n a y rılm a y a n b iri. Z engin b ir d u l. K o casın d an a y rılm ış z e n g in b ir k a d ın . m ü şfik ve a ile s in e sâdık. B azarov’u n âşığı. Ken­ d isin i k u rta rılm ış b ir k a d ın sa y ar. onun bir radikal olduğunu sanırlar. k u v v etli in a n ışla rı ve h is s î b a ğ la n ­ tıla rı y o k tu r. Mahhev İliç Kolyazin: Bir h ü k ü m e t g ö rev lisi. Viktor Stitnikov: Bir g en ç. Hikâye Kirsanovlar. emekli bir subaydır. A n ti-e n te lle k tü e l o lm a sın a ve h u ra fe le re b ağ lı b u lu n m a s ın a rağ m en . Açık gö­ rü ş lü d ü r.: Bn. A bla­ sın d a n d a h a sa k in ve d a h a gelen ek çi. K irsan o v ların a k ra b a sı. o rijin a l v e ­ y a k u rn a z b ir ad a m o lm a m a sın a ra ğ m e n . Avdotya Nikitişna Kukşin. e sk iy e b ağ lı n â z ik bir k ad ın . A v ru p a’d a b a s ıla n k ita p la rı o k u r ve k im y ay a çalışır. N ikolai’n in z ü p p e le ş m iş u şa ğ ı. Prenses K. Papaz Alexei: B azaro v ’u n k öy p a p a z ı. ileri fikirlere sahip iyi ni­ yetli bir insandır Kendisinin daha eskiye bağlı komşulan. Anna Sergeyevna Odintsov. zamanına göre. s o n d e ­ rece h u y su z . k e n d is in in ö n e m li o ld u ğ u n u sa n ır. O d in tso v 'u n k ü ç ü k kız k a rd e şi. Serfle'rini azat etmiştir ve şimdi malikânesinden kira toplamakta güçlüklerle karşılaşmaktadır.

yirmi yaşlarında neşeli iyi ta­ biatlı bir gençtir. Nikolai'nin oğlu Arkady. emekli bir ordu subayıdır. kendisi ile arkadaşı arasındaki mesafenin genişle­ diğini idrak eder. nihilistlik prensiplerine rağmen Anna'ya âşık olur. annesi de basit. Kalben. yanında. iki genç bir ara yumruk yumruğa kavga edecek hâle gelirlerse de. civardaki vi­ layet merkezine sık sık giderler. bu gençleri cazip bulur ve kendilerini davet eder. 1859 Mayısı'nda. ba­ basının çiftliğine döner. gerçekte. Rusya'daki bütün sosyal sınıflarla alay eder ve eski­ ye bağlı her şeyi gülünç bulur. daha sonra kır bölgesinde sakin bir ha­ yat yaşayan Bazarov'un ebeveynlerini ziyaret ederler Babası. kendisinin de Anna'ya âşık olduğunu sanır. kendisini cazibesine kaptırdı­ ğı Bazarov adında bir genç ve parlak bir tıp talebesi vardır. muhte­ lif şekillerde tesir eder Nikolai şaşırmıştır ve hayret içindedir. onun ya­ nında kendilerini rahat hissedenler. Arkady. Her ikisi de. oğuilanna perestiş ederler Bu ziyaret sırasın­ da. Arkady. eskiye bağlı bir ka­ dın. Bu ziyaretler sı­ rasında Bazarov. Bazarov. genç bir dul olan Anna Sergeyevna Odintsov ve onun kızkardeşi Katya ile tanışırlar Hızlı ve anti-gelenekçi bir kafaya sahip bulunan Anna. Ba- zarov. üniversiteyi bitirdikten sonra. hissiyatla ilgili değildir. Bu oturmamış genç. her şeyle alay eder. Pavel Amca ile alay edişine gücenir. Pavel hakarete uğramıştır Arkody ona perestiş eder. Anna âşık olmayacak bir kadındır Sebep olduğu aşk ate­ şi onu dehşete düşürür. ilkin. bir nihilisttir: Hiçbir şeye hürmet beslemez. ilişkiyi keser. zevkleri kendisininkine daha yakın olan Katya'ya tutulun Arkady ve Bazarov. Kirsanov- . fakat flörtü seven biri olduğu intibaını yaratmasına rağ­ men. orada. sadece Feniçka ve bebek­ tir Bazarov'un bu misafirliği sırasında. Hiçbir hayali bulunmadı­ ğını söyler. Her işte arkadaşının yap­ tığını yapmak isteyen Arkady. misafir gel­ diği bu evde uzun bir zaman kalır veya ev sahiplerine. iki genç.2 1 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yırmıştır. hiç de bir nihilist değildir ve Baza­ rov'un.

cemiyete karşı duyduğu acı hisleri ve küskünlüğü hâlâ terketmeden cesur bir şekilde. doktor babasının yardımcısı olarak çalışmaya başlar. Tur- . aynı hastalık­ tan ölür. hattâ An- na. 1 0 0 büy ük R om an * 2 1 9 lar'ın çiftliğine gitmeye karar verirler. kendisini. Bozarov'a hiçbir şey olmaz ve Pavel de sade­ ce bir yara ile kurtulur. gençliğinde sevdiği kadınla ilgili güçlü hatıralannı düşünür. Okuyu­ cu öyle hissediyor ki. Bununla beraber. sevmemekle beraber bir gün seveceğini umduğu biri ile evlenir. gevşek bir tarzda biraraya getirilm iştir. meşgul etmek için. Pavel. diğerleri için mutlu sona erer. so­ murtkan bir yüzle doğduğu köye giderek. aşağı yukan banşırlarve arala- nndaki anlaşmazlığı anlatmak için bir hikâye uydururlar.zorla çalınan bir öpücük dışında hiçbir şey olmaz. hikâye. iki kişi. canı sıkılır Bir gün. fakat Pavel bunu görür ve Bazarov'u düelloya davet eder. iyi bir vatandaş ve ileri görüşlere sahip olmakla beraber ih­ tilâlci değildir. tifüsten ölen bir kimsenin üzerine otopsi yapar Bıçak. Bu arada. elinden kayar ve elini keser Birkaç gün sonra. Bu Arkady'nin Ba- zarov'dan ve onun nihilizminden aynidığı son adımdır. Aşağı yukarı. Düelloda. Gerçekte. huzursuzdur. Arkady yaşlandıkça babasına daha fazla benzeyecek: Şuurlu bir toprak sahibi. Arkady ve Anna'ya elveda diyerek. M aamafih. yeşil ve huzur verici otlar yetişir. Eleştiri Babalar ve Oğullar’m plânı b asittir ve oldukça bağlantı­ sız. Niko- lai'nin metresi Feniçka ile flört etmek suretiyle Anna'yı unutmak ister. Acı ve ıstırap içinde kıvranan Bazarov'un mezan üze­ rinde. gerçekten sevdiği kadını terketmemesini ve Fenişka ile evlenmesini ister. Arkady. zira Kirsanov ailesinde ikili bir evlenme vardır. Bazarov orada. Bazarov'a gelince. Almanya'ya giderek boş hayatını orada sürdürür. Nikolai'ya yalvararak. nekahati sırasında. henüz. Katya'yı gerçekten sevmeye başlar Kıza ev­ lenme teklif eder ve derhal kabul edilir. kansına bağlı bir koca. Pavel.

2 2 0 * 1 0 0 Büy ü k R o m a n

genev’in rom anları, titizlikle hazırlanm ış plânlardan ziya­
de, her zam an hatırlanan küçük hikâyelerden ve karakter
skeçlerinden oluşurlar. Hikâyede iki aşk m acerası, bir d ü ­
ello ve bir ölüm vardır ki, başka bir yazar, bu malzemeyi
ro m an tik veya m elodram atik bir şekle sokabilirdi; Turge-
nev, bunları, gerçek değerlerinden daha az işledi. Gerçek­
te tez, kitabın adıdır: İki nesil arasında, genellikle m izaç­
lar ve fikirler etrafında dönen ve ifadelerini sadece konuş­
m alarda gösteren çatışm a.
Bu âşinâsı olduğum uz bir çatışm a. Babaların daha yaş­
lı nesli ya Pavel gibi açıktan açığa m uhafazakâr veya Niko-
lai gibi çekingen liberaldirler. Çocukları, babalarını, başla­
rını kum a göm m üş insanlar olarak görüyor ve onları
şaşkına çevirm ekten zevk alıyorlar. Nikolai, bu durum da,
yeni hiçbir şey bulunm adığını, kendi gençliğinde de ebe­
veynlerine, onların başka bir çağa ait olduklarını söyledi­
ğini hatırlatır. Şimdi ise kendi çocuğu isyancılar arasında­
dır. M aamafıh, çatışm a önceden tahm in edildiği şekilde
sona erer. A rkady’nin oldukça gelenekçi karısı ile yaşam a­
ya başladıktan sonra, kendi çağının m uhtevası içinde, ba-
basınınkine benzer bir hayat süreceği im a edilir.
H ikâyenin büyük m eselesi Bazarov, onun, yaşlandıkça
nasıl bir insan olarak gelişeceği hakkında bir şey söylem e­
yiz, zira genç yaşında ölür. Şüphesiz, Turgenev'in en m eş­
h u r karakteri o. Turgenev’in yarattığı insanlardan ekserisi
ya Pavel gibi nörotik m alûller veya Nikolai gibi, varlığı ile
yokluğu belli olm ayan nazik insanlar. Fakat Bazarov baş­
ka bir insan; İster Pavel gibi, kendisinden nefret etsinler,
ister Arkady gibi tap sınlar veyahut A nna gibi ondan uzak
durm aya çalışsınlar, karşılaştığı herkes üzerinde izini bı­
rakır. Gerçi diğerleri onu, kanatlarına göre değerlendirir­
lerse de, gerçekte, bir şahsiyet olarak kendi izini bırakır.
Ö lüm , anında cesur ve bilhassa aptallar hakkında h ü k ü m ­
lerinde şiddetli ve alaycı. Ve nihayet âşık olduğu zaman.

100 b ü y ü k R o m an • 221

kendisini bu aşka, A rkady’nin kur yapm ası gibi verm ez,
b ü tü n vücudunu sarsarcasm a derin bir ihtirasla bırakır.
H izm etçiler ve çocuklar dışında, herkes üzerinde h u şû ya­
ratır. Ö ldüğü zam an, beraberce sakin bir hayat yaşayacak
Arkady ve Katya’nm , bir zam anlar hayatlarında tesiri olan
bu garip kuvveti her zam an hatırlayacaklarına em iniz.
Bazarov, ilk nih ilisttir veya daha keskin olacaksak, ke­
limeyi bize ilk defa Turgenev, bu kitabında tan ıttı. Gerçek­
te kelime, m evcut olan h er şeyi reddeden, felsefî skeptik-
liği anlatm ak için 1836’da görüldü. Turgenev, nihilisti, ne
kadar h ü rm et edilirse edilsin, yerleşm iş prensip ve hiçbir
otorite tanım ayan birini anlatm ak için kullanır. Böylece
Bazarov, dinle, şiirle (bilhassa rom antik şair Puşkin), va-
tanseverlilikle, politikacılarla (bilhassa liberal parlam an-
terlerle) tabiatla (ki rom antik nesil tabiata tapm ıştı) ve
h a ttâ bir biyolojik olarak değil de his olarak ele alınan
aşkla dahi alay etti. M aamafıh, onun tanıdığı ve onun kar­
şısında kendi nihilizm inin dahi ikinci derecede kaldığı bir
genel prensip vardır: “H areketlerim izi yöneten ütilitedir
(yararlı olma, fayda sağlam a)” diyor. “G ünüm üzde en fay­
dalı şey, red d etm ek tir ve bizim yaptığım ız da b u .” Başka
bir ifade ile nihilizm , m evcut tarihî şartlar altında, onun
ütiliterciliğinin talep ettiği stratejidir. A lternatif yönden
bakıldığında, onun bir nom inalist (genellikle ilim diye bir
şey bulunm adığını, sadece faydalı sanatların m evcut ol­
duklarını söyleyen) veya pozitivist (bir kim yagerin otuz
şaire bedel olduğunu iddia eden) olduğunu söyleyebiliriz.
Söylemeye dahi gerek yoktur ki, İngilizce konuşan insan­
lar pozitivizm ve ü tiliterianizm ’in ne olduğunu bilirlerse
de aradaki fark şudur; Ekolün İngiliz tem silcileri genel­
likle Bazarov’un hareket teknik ve üslûbuna sahip olm a­
yan akadem ik kişilerdir. Gerçek Bazarovlar’m sayıları çok
azdır; fakat Arkady ve Sitinikov gibi taklitçilerinin, ü n i­
versite talebelerinin toplandıkları her yerde, düzinesi on

2 2 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

kuruş. M uhtem eldir ki, onların yaşlıları, gururlarını ve
entelektüel tem belliklerini devam ettirdikleri m üddetçe,
h er zam an bizim le beraber olacaklardır.
Turgenev’in kadınlarının, erkeklerinden daha fazla iz­
lenim bırakan kim seler oldukları sık sık işitilir. Bu rom an­
da, liberal entelijansiya ve Batı fikirlerinin dokunm adığı
hakiki R uslar arasında eşit bir tarzda yayılan m üteaddid
tanınm ış kadın vardır. Bn. Kukkin, entelektüel bir kadını
en gülünç bir şekli ile gösterir. Kimya ile m eşgul olur, m i­
m arlık yapm aya çalışır ve A m erikan edebiyatını okur.
E m erson’u George Sand’e tercih eder. Bu kadın s u n ’idir,
yapm acıktır, sinirlidir, tatm in olunm am ıştır. D aha orijinal
ve zeki bir kadın olan Bn. Odintsov, Bazarov’u n özellikle­
rini, hepsinden fazla takdir eder ve kitapta, peşin hü k ü m ­
lere kapılm aksızm ve sam im i bir şekilde, Bazarov’la eşit
şartlar altında konuşabilecek yegâne insan odur. Fakat yi­
ne de, kadının şahsiyetinin çekirdeğinde, kadının ciddî
bağlılıklar kurm asını engellem eyen nörotik bir yara var.
Kadın bazen huzu ra kavuşuyorsa da gerçekte hiçbir za­
m an m u tlu değildir.
Ö teki aşırı uçta da, Bazarov’un annesi yer alıyor: "Es­
ki ekole m ensup hakikî bir Rus hanım efendisi, M osko­
va’nın eski günlerinde, iki asır önce yaşam ış olabilirdi.”
A rina Vlassyevna, kehanetlere ve ruhlara inanır. Senede
azam î bir veya iki m ektup yazar; fakat hizm etçilerine kar­
şı m üşfiktir, dilencilere cöm ert ve oğlunu da sever. Bes­
belli ki, iyi bir kadın. Turgenev, böyle insanların sayıları­
nın çok azaldığına üzülür. Sonra utangaç, nazik ve sevim ­
li Feniçka vardır ki, A rina kadar halis bir Rus. O nun ses­
siz, kendisini belli etm eyen aşkı, Rus köylüsünün niha­
yetsiz ıstıraplara dayanabilm ek kapasitesinin bir neticesi.
Bu karakter Turgenev’de, Batı ve Slav idealleri arasın­
da bir gerginlik bulunduğu hissini uyandırır. Bazarov, ye­
ni tü rd e bir Rus; N e serf ne asil, Rusya’yı Doğu uyuşuklu­

100 büyük Rom an • 223

ğundan kurtarm ayı vaadeden bağım sız bir ruh. Feniçka,
karşı kutuptaki bir ideal; E ntelektüel olm aktan ziyade
sezgi gücü kuvvetli olan biri, sadeliğinden, kuvvetli ve
halkın hayatını yakından biliyor. Slav ruhunda. Batı Avru­
p a ru h u n d a m evcut olm ayan özel bir derinlik bulunduğu­
n u söyleyen eleştiriciler, b u n u n en iyi örneğini Feniçka’da
bulacaklar. Turgenev, Bazarov’u yarattığı zam an bir Batılı
olarak yazdı; Feniçka’yı yarattığı zam an da, bir Slavofil
olarak.

Yazar

İvan Sergeyeviç Turgenev, kendi neslinin Rus yazarları arasında,
davranışı ile Avrupa’ya en yakın olan ve bu yüzden Batı’nın hayranlık
duyduğu ilk Rus yazardır. Varlıklı bir çiftçi ailesinde dünyaya geldi. Anne­
si, onların beşerî yaratık olduklarını unutarak son derece haşin davranan
eski ekole mensup otokrat bir Rus kadını idi. Bn. Turgenev’in çocukluğu
ve evliliği son derece kötü şartlar altında geçtiğinden, çocukları da dahil,
herkese zalimce muamele etti. Böylece, ilkin Moskova’da, daha sonra
Saint Petersburg’da ve nihayet Berlin’de eğitim gören İvan, bu haşin at­
mosferden kendisini kurtarmış oldu. Rusya’ya 1841’de döndüğü zaman
yirmi üç yaşında idi; bir devlet dairesinde çalıştı; ardından annesinin iti­
razlarına rağmen, edebiyatçı olmaya karar verdi. Annesi ölünceye kadar,
yıllarca, bir tür bohem hayatı yaşadı. Daha sonra, rahat bir hayat sürecek
tarzda servet sahibi oldu.
Turgenev hiç evlenmedi. Gençliğinde -ki sonralan, köleliğin düşmanı
olarak şöhret kazanacaktı- kendi kuzeninden bir serf kızı satın aldı ve
onunla, kendi ailesinin malikânesinde metres hayatı yaşadı. Fakat birkaç
yıl kadar süren bu hayattan bıktı ise de gayrimeşru kızını, şuurlu bir şe­
kilde eğitti, evleninceye kadar baktı. Turgenev, maamafih en derin aşkını
sonraları Bn. Viardot adını alacak Pauline Garcia adında bir şarkıcıya
sakladı. Bu ilişki tamamen platonik kaldı (Turgenev, fizikî ihtiyaçlarını
başka yerlerde tatmin edebiliyordu). Bn. Viardot, Turgenev’e müsamaha
etti ve kocası da onu bir tehlike olarak görmedi. Bununla beraber Turge­
nev, bu kadına gerçekten âşık oldu. Avrupa’da her yerde onu takip etti.
Turgenev’i kozmopolit biri yapan özellik, kendi entelektüel yönü olduğu

Sa/c/n İnsanların Bir Yuvası. böylece adı. daha sonraki kitaplarında sosyal tezler üzerinde durdu. Kitabın bu saf başlığına rağmen. son derece cazibeli bir kadına tutulmuş zayıf iradeli bir adamın hikâyesini anlatan Duman adlı kitabı yayımlandı. hissî bir tarzda ele almadı. Kitabın. Turgenev. müellifin 1860’da Al­ manya’da tanıştığı bir Rus doktoru örnek tutularak işlendi. radikaller de. Avru­ pa’da bilhassa Flaubert. Sosyal protestonun önemli bir belgesi olarak ele alınan bu kitap Tom Amca’nın Kulübesi ile mukayese edildi. Bunun neticesinde de. yıkıcı buldular. kitap çok ilgi çekti. Bu beş kişi. Entelektüel olarak. Bazarov’la beraberdi. Alphonse Daudet ve Emile Zola gibi realistler takdir ettiler. Edmond de Goncourt. Alekxander olarak tahta ge­ çecek Tsareviç’in sertliği ortadan kaldırma yolundaki gayretlerinde yar­ dımcı olduğu söylenir. Turgenev’in kendi kahramanı hakkında ne düşündüğünü merak ediyor. 1867’de. Turgenev. Turgenev köylüleri. aynı yıl. onu öven bir yazı yazdığından kısa bir müddet için hapsedildi. fakat onun içgüdüsel sempatileri eski nesilden yana idi. Ölü Canlaı’m yazarı Nikolai Go- gol’un ölümü üzerine. ülkesine yaptığı kısa ziyaretler dışında Batı’da yaşadı. Bazarov’u kimse sevmedi. Turgenev’in en büyük romanı Babalar ve Oğullar’ın kahramanı Bazarov. bellibaşlı haricî macera veya hâdiseden yok­ sundu. daha sonraları II. Başlıca karakteri Lavretsky -ki Turgenev’in gayrikah- raman kahramanlanndan biridir. Bazarov’un karikatürize edildiğini söylediler. daha sonraki romanları. Muhafazakârlar. gerçek tez serf ve efendi­ si arasındaki ilişki idi. aris­ tokrasi içinde geçer. Turgenev’in Dostoyevski ile münasebetleri gayet kö­ tü idi. Turgenev’in belli başlı ilk kitabı. Maamafih. Öte yandan. fa­ kat onların da beşerî yaratıklar olduklarını anlattı. yemeklerini çok defa beraberce yediler ve bu anlara da “ıslıklanan yazarların yemeği” adını verdiler. Okuyucu. bu da. On sene sonra . Tolstoy ile de bir düello yaptı. Turgenev. Babalar ve Oğullaı’m tutulması neticesinde Turgenev Avrupa’da kal­ maya karar verdi. 1840’larda yazıldığı halde 1852’de basılan ve kır hayatından manzaralar anlatan Bir Sporcunun Hayatından Parçalar \d\. çağın anlayışı­ na çok yaklaşmış bulunduğundan. esaret ve zulmün bir düşmanı olarak yerleşti. 1856’dan 1883’e kadar. Turgenev’in son yılları.2 2 4 * 1 0 0 B üyük R o m a n kadar kadının cazibesi idi. günün realiteleri ile bağdaşmadığı söylenerek tenkit edildi. Bir ihtilâlciyi anlatan Rudln adlı romanına Turgenev’in Berlin’de tanıdığı Mi- keal Bakünin’i örnek tuttuğu söylenir.evlendiği kadın ile sevdiği kadın arasın­ da ne yapacağını bilemeyen tesirsiz bir adamdır.

Bununla beraber. Rusya’nın çok büyük yazarlarından biri olarak anıldı. Öldü­ ğü zaman. Rus köylüsünün adaletsizliği karşısındaki âciz durumunu ele al­ dı. Turgenev. Tolstoy’un hamasiliği veya Dostoyevski’nin ihtirası yoktur. genellikle Fransa’da ya­ şadı. ekseriya. Turge- nev’de. . gut hastalığına yakalanmış bir ihtiyar adam olarak ara sıra Rusya’yı ziyaret etti. halkın lideri olmak isteyen zayıf bir kahra­ manın. 100 büyük R om an • 225 Bakire Toprak aü\) romanında. Hayatının sonuna doğru. Rusya’da tutunmadı. Bu kitap da. bu eleştirici düşmanlık azaldı. bu üç Rus roman­ cısı arasında da en büyüğü Turgenev’dir. birçok eleştiricinin indinde. fazla üzerlerine varmadan ten­ kit eder. Roman­ larında. ölmekte olan bir sınıfı.

y aşı ile rle m iş. saf. h e rşe y i b ilm e k is te r ve m aceray ı se v er. Tracy Tupman: Pickvvick K u lü b ü 'n ü n şişm a n . o n u b ir d o k to rla e v le n d irm e k iste r. Augustus Snodgrass. Sam Waller: Mr. Pickwick’in Evrakı (The Pickwick Papers) Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler Sammuel Pickwick: İyi h u y lu . Pickvvick’in sa d ık u şa ğ ı. Wardle: R o c h e ste r c iv a rın d a k i M anor Ç iftliğ i’n in sa h ib i. Pickvvick’in. Pickw ick K u lü b ü ’n ü n ş a ir ru h lu ü y esi. se v im li. Bn. m a a m a fih k ız ın e rk e k k a r­ d eşi. Nathaniel Winkle: Pickvvick K ulübü’n ü n e n u ta n g a ç ü y esi. Emily Wardle. b ir “co ck n ey "d ir (L ondra’n ın k e n a r m a h a lle s in d e y e tiş e n b ir ad am ). Mr. k ısa te lg ra fv a ri cü m le le rle d u rm a k s ız ın k o n u şu r. a ş k m a c e ra la rı p e ş in d e g id e n b ir ü y esi. Rachael Wardle: Mr. . az im li ve e ş s iz b ir in sa n . iriy a rı ve c a n a y a k ın b iri. e v le n m e m iş k ız k a rd e ş. Bardell: Mr. Alfred Jingle: G ezici b ir a k tö r ve sırd a ş . VVinkle’in h a y a tın ın aşkı. W ardle’ın. Pickvvick’in L o n d ra’daki ev sa h ib e si. Mr. o rta y a şlı b ir ad am . k e n d i­ sin e â ş ık o ld u ğ u n u sa n ır. VVardle'm kızı. Arabella Ailen: Mr.

hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler. şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde on­ lara anlatır Yolda fıçılarla midye yedikten sonra. Mr. İngiltere'nin uzak bölgelerine giderek. gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu dâlm î başkanı Mr. D r Slammer'in uşağı M r VVinkle'i ziyaret ede­ rek. Bob Svvyer: A rab ella A llen’in re d d e ttiğ i g en ç ve se v im li b ir tıp ta le ­ b esi. Rochester'e geldikleri vakit. Alfred Jingle adında kibar. geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırla­ mayacak kadar sarhoştur. utangaç Tupman'ı balodaki. Mr. o akşam. Beraberce Rochester'e gider­ lerken. Natheniel VVinkle. zira elbisenin bulunduğu bavul çalınmıştır M r Jing­ le. B ardell’in v ic d a n s ız av u k atı. Samuel PickVVick. Henüz yola çıkmışlardır ki. Sanığın kendi elbiselerini giyinen M r Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickvvick'li korkudan tir tir tit­ . çabuk kı­ zan bu doktoru çileden çıkartır Ertesi sabah. bir dtlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar Kulüp üyeleri. efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler Zavallı M r Winkle ise. bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler M r Tupman. Hikâye Pickwick kulübünün kibar. handa bir balo tertiplendiğini öğre­ nirler M r Jingle. böylece M r VVinkle'in resmî elbisesini Alfred Jingle için "ödünç" a lır Alfred Jingle de. 100 B üyük R om an • 227 Mr. bir grup kabadayının hücumu­ na uğrarlar. beraberce. 13 Mayıs. balo için resmî elbisesi bulunmadığını üzüle­ rek anlatır. Serjean Buzfuz: Bn. 1827'de kulübünün üç üyesi ile birlikte (Mr. Augustus Snodgrass ve M r Tracy Tupman). Mr. dünya görmüş've maharetli biri kendilerini kurtarır. baloda D r Slam- m er'in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek. mahallî âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. Bu yan-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde. M r Tupman'a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu. zira şişman.

Bardell'in bu tutumu karşısında Londra'da yaşayama­ yacağını anlayan M r Pickwick ve arkadaşları. Wordle de gözyaşlanyla M anor Çiftliği'ne geti­ rilir Londralı bir arabacının oğlu olan Sam W aller'in zekâsına hayran kalan M r Pickvvick. M r Pickwic'in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır Kadın. onu kendisine uşak olarak tutar. be­ raberce Gosling Street'teki yerine gelirler Mn Pickvvick'in ev sahibesi Bn. derhal bu çiftin pe­ şine takılır. Eastanswill kasa­ basına giderler Kasabada "Blue"lar ve "B uff"lar arasında şid­ . PickvvickIiler. onu M r Tupman'dan soğuttuktan sonra. tüfeklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çı­ kar ve kazaen M r Tupman'ı elinden vurur Kriket maçı sırasında M r Pickwick. Pickv^/ick'in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an. W ardle'in zengin bir kadın olduğunu sanır. se- fil-perişan bir vaziyetten. Pickwick Kulübünün şa­ iri Mn Snodgrass'tır. Winkle'nin yanlış biri olduğunu kimse bilmez. Mr. kaldıklan handan on mil mesafedeki hana ulaşırlar. zavallı Bn. öğleden sonra. bera­ berce kaçarlar M r Wardle ve M r Pickvvick.2 2 8 * 1 0 0 B üy ü k R o m a n reyerek. zorlu bir yolculuk yaparak. tekrar Jingle'e rastlar Mr. Aynı gün. Yiğitliğini ispat etmek için. M r Winkle. PickvvickIiler. Slammer düello yerine geldiği zaman. zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı'nm akıllı uşağı Sam VValler'in yardımıyla Londra'da yakalarlar Jingle'e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna eder­ ler. garip düşünceler içindedir. şişman ve sevimli *M r W ardle'in iki kızı. M r Tupman. VVardle. şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Racha- el ile birlikte yaşadığı M anor çiftliğine davet edilirler Ertesi gü­ nü öğleden sonra. bu aktör ve şarlatanı M anor çiftliğine davet eder. bayılmış gibi hareket ederek kendisini M r Pickv»/ick'in kol­ larına bırakır Bn. düello yerine gelir. Bn. yaşlı Bn. Dr. Yordımosı. Daima bir fırsat kollayan Jingle. W ardle'e âşık olur ve M r Winkle de güzel Arabella Allen'e tutulur. Bardell.

M r Pickvvick'in. fakot ta ­ mamen beceriksiz M r VVinkle. Dodson ve Fogg hukukî fir­ masının avukatı Mr. . tekrar Jingle'i görür. Seçim he­ yecanı sırasında. Pickwick. Londra'ya döndüğü zaman Mr. Bn. 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyece­ ğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler. arkadaşı VVinkle ile Arabella Allen'in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Savvyer'i red­ dettiğini öğrenince. rakibi Horatio Fizkin'e karşı zafer kazanmıştır. Bath kasabasının kaplıcalannda bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. Mr. Borçiannı ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street Hapisha- nesi'ne yollanılmadan önce. Pickvvick. 100 büyük R om an • 229 detli seçim mücadelesi yapılmaktadır. M r VVinkle ile bu­ luşmasına aracılık eder. Bardell'in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine. Bn. Mr. pirzola yer ve şarap içer­ lerken. Mr. Adale­ tin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen M r Pick- wick. Londra'ya dönen Mr. VVardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve M r Winkle'nin Arabella Allen'la olan aşkı da­ ha da gelişir. vaadini yerine getirmedi­ ği için dâvâ açtığını hayretle öğrenir. fakat hâkim onun kurnaz zekâsının "cockney"lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler Fiâkimler. Mr. Sam VValler. hâkimi daha da kızdırmaktan başka birşey yapmaz. Serjean Buztuz'un oyunu ve sahtekârlıkla- nna karşı kendisini savunmalıdır Vicdansız avukat. Mr. pis bir seçim mücadelesi sonunda. Pickvvick'in suçlu olduğuna karar verir. jüri. "Buff". efendisini savunmak ister. Pickwick'in şahidi iyi niyetli. Pick- vvick'in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça is­ temek için gönderdiği yazının. gerçekte bir aşk mektubu oldu­ ğuna hâkimi inandırır. Bir "Blue" olan Muhte­ rem Scmuel Slumkey. Allen'in bir parkta. Fakat muhakeme boşla­ madan önce. M r Pickvvick. Pickvvick burada. Pickvvick. kendisinin yatılı bir okula giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle'nin plânını bozduğunu sanır.

Kadın. Pick- wick'in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşü­ nüyordu. Bu çitf. borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşi­ ni banştırmasını rica eder. Pickv/ick'in hijcresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar. Mr. Pickwick'i ziyaret eden M r Wardle. W inkle'in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu. Bu arada. Emily Wardle ile evlenir. mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Mr. . Pickwick'i hapishanede ziyaret ede­ rek.2 3 0 » 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Mr. Pickv\/ick. Pickvvick. Arabella. karısı ile birlikte Mr. Mr. Kadının dâvâsını ücretsiz üzerine alan Dodson ve Fogg adındaki hukuk bürosu. Mr. hattâ Sam Waller de. Arabella'yı erkek kardeşi ile banştınr. buna hayır diyemez. Pickwick. Bardelllere para verir ve hapisten kurtulmalan için yar­ dımcı olacağını vaodeder. Mr. mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir. Mr. efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce. fakat şim­ di Mr. Pickwick. Bardell'e tazminatı öder ve hapisten çıkar. Bardell ve oğlunun da Fleet Stre­ et Hapishanesi'ne atıldıklannı görür. Adam çok kötü bir durum dadır Mr. onlann ücretlerini ödemeyince.. bu güçlüklerin hepsini hâlleder. kardeşinin itirazlarına rağmen. Pickwick'in işlerini yapmaya devam eder . Snodgrass. Snodgrass'a derinden tutulduğunu söyler. Uşağı Sam da. adamın hâline acır. Pickwick (avukatının ve Sam W aller'in sözlerini. müvekkillerini hapsettirdiler. Mr. dinle­ meyerek). Pick­ vvick. hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. Bn. VVinkle'in babası. VVinkle ile evlenir. Pickvvick.Üç ay hapiste kaldıkton sonra. kızı Emily'nin fakir şair Mr. bir gön Bn. Cömertliğini hiçbir zaman terketmeyen Mr. oğlunu affe­ der. Mr. Üstelik. kendisine elbise alması ve karnı­ nı doyurması için para verir. bir hizmetçi ile evlenerek. Mr.

“Phiz” im zası ile D ickens’in ilk kitapla­ rından birçoklarını resim ledi. Bu iş için görüştüğü kim selerden biri. rom anın ortasında ressam - sız kaldı. o zam an bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens. Çok gevşek bir yapı üzerine kurulm uş olm asına rağ­ m en. Brov/ne’ye veril­ di. b ü ­ yük ressam George C ruiksahnk aldı. 100 büyük R o m a n • 231 Bütün bu yorucu maceralardan sonra. Mn Pickvvick. çocukluğunda okuduğu rom anlara. bu iş H ablot K. o n u n en m eşh u r rom anlarından biri oldu. Dickens dehasını gösterm eye başlam ıştı. Pickwick. A rtık cockney “sporcular”m gülünç m aceralarına bağlı kalm a­ yan Pickvvick. Bu arada Sey­ m o u r in tih ar etti ve Dickens. Fielding’in ve Sm ollet’in pitoresk rom anlarına döndü ve ondokuzuncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tını büyük bir panoram ik rom an halinde gösterdi. kulübü dağıtır ve W aller'le birlikte bir kır evine çekilerek Winklelerin ve Snodgrasslann çocuklarına manevî babalık eden Eleştiri 1836 yılında bir gün R obert Seym our adında bir sa­ natkâr. Başlangıçta halkın pek ilgisini çekm eyen bu seri. Cervan- te s ’in. M aamafıh. sonraları onun yerini. kitabı yazdığı sırada D ickens'in rom an konusunda pek az . . yirm i d ö rt yaşında D ickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi rom anın yazılarını yazm asını ister. bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi: Resimler. ikinci derecede kalacaktı. bir grup am atör sporcunun kom ik m ace­ ralarını gösteriyordu. Pickvvick’in Evrakı’m n oldukça basit orijinal plânı kaldırıldı. bu ressam da. Kitabın nasıl son bu­ lacağını bilm eksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilm eye başlandı. Resim ler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler rom anlarını hatırlatırcasına. araya Sarh W aller’in girm esiyle derhal tu tu n d u .

b u ­ gün de zevkle okunan bir kitap. D ickens’in bü­ yük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. çok sayıdaki karakterlerine rağm en.2 3 2 • 100 B üyük R o m a n tecrübesi vardı ve rom anı iyi yapan unsurların neler oldu­ ğunu da pek bilm iyordu. Gelişigüzel plânına. Pickvvick. Sanayileşm e çağından ö n ­ ceki İngiltere’nin hanları ve atı arabaları. rom an ilerledikçe. hareketlerin birbirlerine karışm a­ sına. tefrika edilen bir rom anın da resm î bir düzeni olm ası gerektiğini öğrendi. plânı da istediği gibi değiştirdi. Dic­ kens’in daha sonraları ele aldığı tezlerden ekserisi. Aylık tefrikalar hâlinde yazdığın­ dan. Ancak daha sonraları. ailelerin N oel’de biraraya gelm eleri. . ilkin Pickwick’in Evrakı’ndaki beşerî sayfalarda görüldü. borçlarını ödem eyenlerin atıldıkları hapis­ hanelerin dehşet saçıcı durum larıyla dengeleniyor. kanunun adaletsizli­ ği ve saçmalığı. yem ek sofraları.

Tommy Traddles: D av id ’in b ir d iğ e r okul a rk a d a ş ı. . Jane Murdstone: Mr. y e tim k u z e n i. M u rd s to n e ’in h a ş in kız k a rd e şi. David Copperfield Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler David Copperfield: H ikâyeyi a n la ta n genç. Küçük Emily: P e g g o tty ’n in saf. "şu v ey a bu ş e k ild e ” m u a z z a m b o rc u n u ö d e y e c e ğ in e in an ır. Mr. Murdstone: D av id ’in za lim ve a s ık y ü z lü ü v e y b a b a sı. Barkis: Sakin. Ham: P e g g o tty ’n in saf. Daniel Peggotty: P eg g o tty ’n in sa d ık . b a s it e rk e k k a rd e şi. Creakle: S alem H o u se o k u lu n u n h a ş in m ü d ü rü . sev im li d a d ısı. b ir gün. fa k a t ta m a m e n b en cil ç o c u k lu k a rk a d a ş ı. Mr. h a y a tm in iş ve ç ık ışla rı­ nı ta tm ış tır. James Steerforth: D av id ’in d e rin d e n ro m a n tik . Mr. Peggotty: D av id ’in şiş m a n . b a ş a rılı b ir ro m a n c ı o lm a ­ d a n ö n c e b a ş m d a n p e k çok h a d is e g eçm iş. iyi ta b ia tlı ve açık k alpli. Wilkins Micawber: E zelî nikbin. VVickfeld: B etsey T rotvvood’u n C a n te rb u ry li av u k atı. fa k a t iyi kalpli b ü y ü k h alası. y e tim y eğeni. için e k ap alı biri. Betsey Trotvvood: D av id 'in e g z a n trik .

aristokratik James Steerforth ve . Peggotty bir gün David'i Yarmouth li­ man şehrine gezmeye götürür. Mr. Dora: Mr. David. Fakat kadın öfke ile çıkar. Peggotty'nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır. Mr. bir dediğini iki etmez. Spenlow: Spenlovv v e J o rk in s h u k u k b ü ro s u n u n k u ru c u la rın d a n . D av id ’i. genç anne­ si. çün­ kü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir David'in ilk yıllan mutlu geçer. yeni arkodaşlandır. Spenlovv’u n g ü z e l. onun tarafın­ dan hırpalanmaya artık tahammül edemeyince. Uriah Heep: Mr. yakışıklı. her ikisi de yetim olan bu çocuklar Da- vid'le iyi arkadaş olurlar. Hikâye David Copperfield'in Suffolk şehrinin Blunderstone bölge­ sinde babası ölür ve genç dul kansıno ayda 105 Ingiliz lirası bir gelirle Peggoty adında sâdık bir hizmetçi bırakır. David. fy\urdstone dindar ve kasvetli kızkardeşi Jane'i onlar­ la yaşaması için getirmiştir ve Murdstoneler beraberce David'in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. David'in dünyaya geldiği gece. ç ırak o la ra k y a n la rın a alır. Çocuğun güzel. VVickfieId’in m u h a ta b ın ı ra h a ts ız e d e rc e s in e ta tlı dilli k âtib i. Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir David'i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey. g ü z e ) ve h is s î b ir kız. Yarmouth'dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı. hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. M r Murdsto- ne'm elini ısınr ve derhal Salem House okuluna gönderilin Okulun müdürü. se v im li ve a p ta l kızı. sahildeki rahat bir balıkçı ka- yığındo yaşar Daniel'in Ham adında bir yeğeni ve Emily adın­ da bir kuzeni vardır.2 3 4 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Agnes: A v u k atın kızı. onun büyük halası olan egzantrik Bayan Betsey Trotv^ood da odadodır.

David'e. Fakat M r Micawber. David'i yıkar ve kar­ nını doyurur Bn. borçlulannın mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen. "Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği"ni durumun iyileşeceğini söy­ ler. hafifçe kaçık kiracısı M r Dick'in tavsi­ yesi üzerine. büyük halası Betsey Trotvvood'un yaşadığı Dover'e gitmek üzere Londra'dan aynlır Yolda. eşkıyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David. 100 Büyük R om an • 235 her zaman neşeli Tommy Traddles. David. Lon­ dra'da M r VVilkins Micawber adında birinin yanında kalır Mr. Canterbury'deki M r Strong'un okuluna gönderilir O rada. bununla beraber. halasının evine geldiği zaman pe­ rişan bir haldedir David'in bir kız olmayışını hiçbir zaman haz­ medemeyen Bn. Fakat okul günleri. annesi­ nin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer Hattâ sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. M r W ickfield'in güzel kızı Anges'ten çok hoşlanır ve ona. Betsey. David. dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışın Islah olmaz bir iyimser olan M r Micavvber. Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan M icawber'lerden başka bir yerde oturmak istemediğinden. on yaşına geldiği zaman Londra'ya gönderilerek Murdstone ve Grinby ticarethanesinde çalışırsa da. Micav^ber. iğrenç Murdstone'lann da Dover'e gelerek David'i zorla götürmek istemelerinin de tesiri o lu r David bu defa M r Creakle'mkinden çok daha iyi bir okula. üvey babası da kendisiyle ilgilenmez. sonunda borçlannı ödemeyenlerin ha­ pishanesine gönderilir ve David'in de yatacak yeri kalmaz. çocuğu yanma almaya karar verir Kadının bu ha­ reketinde. Betsey.etiketlemektir Beraber çalıştığı kimseler alelâde in­ sanlar olan Mick VValker ile Mealy Potatoes'tır David. tujumsuz bir adamdır. âdeta kızkardeşi imişçesine muamele eder . David yalnız kalır. hemen he­ men aç kalır işi farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yı­ kamak ve . Da­ vid. bü­ yük halasının avukatı M r Wickfield'in yanında kalır ve M r VVickfieId'in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve ken­ disini hiç sevmez.

Daha da kötüsü. David. Yolda eski okul arkadaşı Ste- erforth'a rastlar. Spenlovv. onlann evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesin­ likle karşı çıkar. Steer­ forth ile kaçtığını öğrenir. M r W ickfield'in güzel kızı Agnes'le evlenmek istemesidir . sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles'i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler. Steerforth ve küçük Emily birbirleri­ ne âşık olurlar Emily. yeğenini aramaya koyulmuştur Halası artık David'in. Emily'nin. Mr. David ve Dora evlenirler ve David'in kazandığı çok az pa­ ra ile geçinmeye çclışıriar. Heep'i. Mr. da­ ha da üzen bir vakıa. fakat ilkin. şimdi nazik ve sevimli bir genç o l­ muştur David. Derin bir kedere boğulan. VVickfieId'in firmasına ortak olduğunu öğrenir. stenografi kâtipliği yapar Durumundaki değişikliğe rağmen. David. Ham ile nişanlıdır David. halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep'in. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlovv ölür. nişanlı olmasına rağmen. Dora'yı görmeye devam eder. Bir iş için Canterbury'ye giden David. Steerforth'u da davet eder ve Yarmouth'da ge­ çirdikleri iki hafta zarfında. Spenlovv'a çıraklık ücretini öde­ yemediğinden. güzel fakat randımansız ka­ rısının. Yarmouth'a gide­ rek Peggotty ailesini ziyaret eder. Londra'ya dönerek Spenlow ve Jorkins hukuk firm a­ sında pratisyen olarak çalışmaya başlar M r Spenlox'un güzel lâkin aptal kızı Dora'ya âşık o lu r Fakat kısa bir müddet sonra. O rada. yaşlı Da- niel Peggotty. M r VVickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır David'i. Strong'un okulundan çok iyi derecede ile mezun olan David. David. Barkins'in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmo­ uth'a gider. avukat olmaya karar verir. şimdi Uriah Heep'in yanında çalışan M r M icawber'i görün M r Heep. evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de. dalave­ reli yollarla. kansı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar Bununla beraber.236 • 100 Büyük R om an Mr. Steerforth. Micav^ber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. iğrenç Mr. Micav\/ber'in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle.

Eleştiri D ickens’in en çok sevilen rom anları arasında David Copperfıeld. orada. Yalnız kaldıkları bir sı­ rada. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bn. ilkin Yarmouth'a gider. geminin enkazı arasın­ da kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar. Bu kederli günlerde. müşfik ve temiz kalpli Daniel Peggotty. Do- ra öldüğü zaman.. Da- vid'e Uriah Heep'in Mr. D ickens’in kendisine m ahsus özellikleriyle . Bn. Gerçi David. Çok sayıda çocuklan olur. Halasının çöpça­ tanlık teşviki altında. Agnes'e her zaman bir kızkardeşi imişçe- sine muamele etmişse de. Trotwood'dan. Agnes. David. Ham Peggotty. Bir gemi dalgclann tesiri altında sahile vurmak üzeredir.tedricen bozulur. hissiz bir şekilde kendi­ ni terkettiği zaman. Mr. Trotwood. İngiltere'ye döndüğü za­ man. bu habere üzülür. David'in biraz seyahat ederek tesel­ li bulmasını tavsiye eder. Agnes'in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. "şu veya bu şekilde" durumunun düzeleceğine inanır Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily'nin amcası da vardır. Micawber. Steerforth. David de. henüz çocuk yaşındaki kansının sararıp solma­ sını derin bir üzüntü içinde seyreder. David. VVickfieId'den para sızdırdığını söyler. yegâne teselli Agnes'in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir. Micavvber'in Avustralya'ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. Micavvber. fazlasıy­ la başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar. Agnes'i ziyaret eder. Trotwood buna çok sevinir. üç sene Avrupa'da dolaşır. David ve Agnes evlenirler ve Bn. 100 B ü yük R o m a n • 2 3 7 Nihayet. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır. Agnes. Steerforth'u kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür. aslında samimî bir insan olan Mr. her zaman nazikti. kendisinden başka kimseyi sevmediğini David'e itiraf eder.ye­ ğenini atfeder ve şimdi İngiltere'nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar. Dora'nın sıhhati -ki gerçekte. sonunda.

yarı sevimli ve tu tu m su z kendi babasıdır. kendi evlili­ ğinden önce tanıdığı M aria Beadnell’e olan aşkı idi. fakat sevimli kız ile ev­ lenm iş olsa idi. onun için öylesine korkunç bir kâbus idi ki. David Copperfield’in sayfalarında. hislerini dışarı vurm a­ yan karısı yerine bu zayıf. Micawber. ken­ di kendini analiz etm em ek için birtakım itiraflarda bulun­ m ak yerine. fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe. daha sonraları. rom andaki D ora’dır. Fakat. Bu ka­ dın. David’in M urdstone ve Grindy şirketindeki çıraklı­ ğının kâbusunu yarattı. D ickens’in yarı tenkitçi. Dickens. b u n u n nasıl bir evlilik olacağını gayet can­ lı bir şekilde hatırlıyor.238 • 100 Büyük R o m an dolu büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. D ickens’in karakterleri arttıkça ve onlar birtakım tesa- . Bu ancak. L ondra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı m utsuz günle­ rinde. D ickens’in inam im azcasına velût m uhayyilesi ile m üm ­ kün oldu. David Copperfieid’de saf ve tem iz çocukluk yıllarını ve C en n etten Mr. Dickens artık. kitabın gerçek kuvveti. sadece sanatı vasıta­ sıyla belirtti. Dickens. rom anın plânını dokuyan m u h telif iplikleri birbirine bağlam akla m eşguldür. Genç yaşında evlenen David’in ha­ yatını anlatan kısım son derece dokunaklı. aptalca. Bu kâbusu. o n u n hakkında hiçbir şey hatırlam ak istem edi. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay. kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. D ickens’in kendi çocuk­ luk yıllarını heyecanlı bir sam im iyet ve kızgınlıkla anlat­ m ış olmasıdır. M urdstone tarafindan nasıl ko­ vulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi smifi halkının yaşadığı yerlere nasıl düştü ğ ü n ü anlatır. en yakın­ larına dahi bahsetm edi. bir hayalet gibi peşi­ m izi bırakm ayan bir diğer hatıra D ickens’in. Mr. Bu oto ­ biyografik u n su rlara şifi-eli cüm lelerle konuşan Barkis’ten kaygan ağızlı habis U riah H eep’e kadar çok sayıda egzan- trikleri ihtiva eden bir portre galerisi ekledi.

1 0 0 B üyük R o m a n • 2 3 9

düfî yollarla birbirlerine bağlandıkça rom anın plânı ina-
nılm azcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından
kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hâle geldikçe, rom an
m uazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerin­
de durur. Bu karakterler, Micavvber veya U riah H eep gibi,
geniş bir m uhayyile gücünün eseri olarak ortaya çıktıkla­
rı zam an rom an gayet canlı. Fakat Steerforth gibi Byron’u
h atırlatan stero-tipler veya Victoria çağının m elekvarî tip ­
leri veyahut'Em ily gibi terkedilm iş kadın üzerinde d u rd u ­
ğu zam an canlılığından kaybediyor.
David Copperfıeld, D ickens’in m eslekî hayatının ortala­
rında yazdığı rom anlara tipik bir örnek. Yüksek derecede­
ki h ü m o r ve şiddetli bir kızgınlık, plânın hem en hem en
kontrol edilm eyen m uğlaklığı, rom andaki karakterlerin
m uazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulm ası, Dic­
kens’in tan ıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekil­
de rom ancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zam an gö­
rülüyor.

iki Şehrin Hikâyesi
(A Tale of Two Cities)

Yazan
Charles Dlckens
(1 8 1 2 -1 8 7 0 )

Başlıca Karakterler

Dr. Alexandre Manette: Bir z a m a n la rın g ü çlü , p a rla k d o k to ru ; B astille
z in d a n ın d a g eçird iğ i o n se k iz se n e s o n u n d a h e m e n h e m e n y ık ılm ış­
tır.
Luice Manette: Dr. M a n ette’n in n a z ik a ltın saçlı kızı.
Jarvis Lorry: T ellso n b a n k a s ın ın b ir "iş adam ı"; a ld a tırc a s ın a h u y su z .
Charles Darnay: K endi k e n d is in i y ık a n fa k a t p a rla k b ir av u k at.
Madam Defarge: A risto k ra tla rd a n in tik am a lm a k ta n b a ş k a b ir şe y d ü ­
şü n m e y e n k ad ın .
Sydney Carton: K endi k e n d is in i y ıkan, fak at p a rla k b ir av u k at; C h arles
D a rn ay 'a b e n z e r.
Ernest Defarge: Bn. D efarg e’n in "esm er, k ızg ın , te h lik e li” kocası; Pa­
r is ’te ih tilâ lc ile rin sık sık b u lu ş tu k la rı b ir m e y h a n e n in sa h ib id ir.
Bn. Pross: L ucie’n in k ab a ve g ü çlü h iz m e tç isi ve a rk a d a ş ı.
Jerry Cruncher: E lin d en b in b ir tü r lü iş g elen, d ik b a şlı b ir ad am . T ell­
s o n b a n k a s ın d a ça lışır ve b o ş v a k itle rin d e "K urtarıcı A d am ”d ır v ey a
tıp ta le b e le rin e k a d a v ra te m in ed er.

1 0 0 Büyük R om a n * 2 4 1

Hikâye

1 775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, es­
ki ve hürmet edilen Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis
Lorry, bir posta arabası ile Dover şehrine gider. O rada son
günlerde, Londra'dan geri dönmesi için ülkesine çağnian Lucie
Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce
Paris'e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defargelerin
meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmekte­
dir. D r Manette, Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek ba­
şına on sekiz yıl hapis tutulmuştur Şimdi, aklî dengesi bozuldu­
ğundan, İngiltere'ye mülteci olarak götürülmektedir. Jerry
Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de re­
fakat eder
Defargelerin meyhanesi, Paris'teki ihtilâlcilerin merkezidir.
Eski rejimin boş düşmanlan olan Detargeier, tavan arasını D r
Manette'ye vermişlerdir ve Manette de her gün saatlerce mazi­
sini hatırlamaya çalışmıştır Bn. Defarge, bu arada, ihtilâl gel­
diği zaman ortadan kaldınimasını arzu ettiği bütün aristokrat-
lann isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
Lucie ve Jarvis Lorry'nin, yaşlı Dr. Manette'yi Londra'ya ge­
tirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry
Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere
aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adın­
daki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulu­
nurlar Manetteler, beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye dö­
nerlerken Darney'e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler Dar-
ney'i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtanr. Carton sa­
nığa o kadar benzer ki, diğer avukat M r Stryver, sanığı "tanı-
yanlar'ın ifadelerini altüst eder
Muhakemeden sonra, Darney ve Carton, Manettelerin
mütevazı evlerini sık sık ziyaret ederler Darney'in, St. Evremon-
de'ler denen soğukçasına bencil Fransız aristokratlannın vârisi
olduklan anlaşılır O nlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya az­

2 4 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n

meden Darney, bir Fransızca hocası olarak Londra'da yaşama­
ya karar vermiştir.
Parlak, fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver'in yük­
lendiği dâvâlann hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok de­
fa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki
genç de Lude'ye kur yaparlar. Kız Darney'i seçtiği zaman, C ar­
ton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie'nin seçtiği bir kim­
se için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
Darney ve Lücie evlenirler Fransa'da ihtilâl patlayıp ih­
tilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkum­
lan serbest bıraktıklan vakit küçük kızlan altı yaşındadır. Uzun
yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gaza­
ba getiren bir hâdise, Charles Darney'in amcası hissiz St. Ev-
remonde Markisi'nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu
öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası. Markisi mahkemeye ge­
tirdiği başaramayınca yatağında öldürmüş ve bunun neticesin­
de de asılmıştır.
Bir gün İngiltere'deki yeni St. Evremonde Markisi'ne bir
mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin
ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markis'e müdaha­
le ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği
zaman, Charles'in emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka
aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünce
ile Fransa'ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
Böylece, Paris'e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yü­
rütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez,
ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber,
İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manetta, yardım için Fran­
sa'ya gelirler Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr
Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı o la ­
cağını düşünür.
Manetteler Paris'e geldiği zaman, Terör Rejimi tam bir hâki­
miyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet
ediyorlarsa da, Defargelerin St. Evremonde ailesi mensuplan-

mahkeme önüne çıkanlır. Fransa'dan İngiltere'ye gitmesine müsaade edilmez. Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darney'in. 100 Büyük R om an • 243 rta besledikleri nefret öylesine derindir ki. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman. Bütün bu müddet zarfnda do. Evremon- deleri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkanr Adam. Manetta'yı da. Lucie'nin eski sadık hizmetçisi Bn. hücresinde teselli edilemez bir vaziyette. gerçekte ailenin ser­ vetinin yıllarca zarar verdikleri halka iade edilmesini emrettiği­ ni söyler Halkın hürmet ettiği Dr. halk düşmanlığı ile itham etmiştir. bir buçuk yıl hapsedilir. Darney yeniden tevkif edi­ lir. şeytanî atkısını örer ve Darney'in öldürülmesini ister Charles. ihtiyar doktor tarafından Bas- til'deki uzun hapis yıllan sırasında yazılmış ve ihtilâlciler bura­ sını ele geçirdikleri zaman. Darney. Detarge. daha önce İngiltere için ca­ susluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak. Lucie'nin. Pross. kendisini itham edenin kim olabileceği­ ni düşünürken. mahkeme salonunun ön sırasında oturur. Darney serbest bırakılır. Darney. Defrge. Bu önemli ve lanetleyici belge. ■ Şimdi. Defargeler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu. uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklannda görür. M. Defarge. kocasını görmesine müsaade edilmez. Dr. Bu senelerce önce İngiltere'deki muhakemede Darney aleyhine şahitlik eden hain John Barsad'dır. Manet- teler bu zaferi henüz kutlamışlardı ki. . ihtilâlcilerin bir casusu olan Barsad'la görüşün Kendisini. nihayet. mahkeme önüne çıkarılmadan önce. onunla gizli bir anlaşma yapar. Bn. Darney aleyhindeki şahitler arasında gösterir. belgeyi Dn Manette'nin hücresinde bulmuştur. St. Evremondelerle hiçbir alışverişi olmadığmı ısrarla anlatır. Darney'in yeni muhakemesinde. mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlar­ lar. St. Sydney Carton da Paris'tedir. Darney.

Defarge'nin onlan yakalama­ sını engeller İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdı­ ğına üzülen Defarge. çevri­ len oyunun farkına varmaz ve Darney ailesine kavuşur Bu arada. hâkimler üzerine tesiri o lu r Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen D r Manete'nin sözleri göz önüne alınmaz. kendi tabancasıy­ la kendini vurur Tabancanın patlaması. Defarge'in kızkarde- §i fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir Kız ölüm yatağında iken. St. mahkûmları öldüre- . Bn.2 4 4 » 1 0 0 Büy ü k R o m a n Belgede. Evremonde ailesini lânetlemektedir Uzun yıllardır unutulan bu belgenin. Lucie'nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette'nin evine gider Bn. Bn. onunla el­ biselerini değiştirir ve Barsad'ın arkadaşını hücreden çıkarma­ sını ister Mahkûma çok benzediğinden. kendisi gibi iriyan ve kuvvetli Bn. Carton. D r Manet- te'nin nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır Soylulann hukukuna '(le droit de seigneur") göre. Bn. Carton. Evremonde Markisi'nin suçsuz bir aile üzerin­ de işlediği dehşet saçıcr bir suçu öğrendiği için. Pross'u. Darney'in ye­ rine. St. Darney'in içkisine uyuşturucu madde katar. bütün St. şimdi sevdi­ ği kadjnın kocası namına hareket etmeye karar verir Şantaj yaptığı Barsad'ın yardımı ile Carton'un hücresine girmeye mu­ vaffak o lu r Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek. Pross'la çekişirken. bu belgede. giyotin altında öldürülm e­ sine koror verilir Fakat yıllardır kendini terkeden Sydney Carton. Markis. hayatı bo­ yunca sağır bırakır Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar. Bn. Defarge. Pross çıkar ve Dar- neylar Fransa'dan kaçarlarken. Defarge'nin karşısına. Darney'in. Dn Manette. Evremonde'nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille'e atılmıştır D r Manette. ecdadının işlediği suçlann cezasını çekmesi gerekti­ ği kanaatiyle yirmi dört saat içinde. giyotin altına yatacaktır Hapishane dışındaki halk.

o zam anın at­ m osferini bir hikâyede belirterek. bir defa d aha tarih î bir rom an yazm ak istedi. onun belki de en az tu tu la n rom anıdır. B ununla beraber. m uhtem elen. intikam peşinde giden mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır Giyotin düşmeden önce." Eleştiri M uğlak ve heyecanlı plânı. ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına em in olduğundan. tarih î rom an yazm akla kendisini hiçbir za­ m an rahatlık içinde hissetm edi. intikam . Cariyle. fakat Dickens. Carlyle’ın bu hâdiseler­ den çıkardığı ahlâkî dersi gösterm ek istedi: Yâni kan. sonunda kendisini suçlu m evki­ ine g ö tü rü r ve Fransız ihtilâlinin m eydana çıkardığı vahşî kan banyosunu. . Detarge'nin bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında bahsedilir. Cariyle’in m evcut şartlar altında. onların çoğunu okum adı. D aha sonraki kitabı gibi. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları. ihtilâlin tarihini yeniden yazm ak istem edi. B unun yerine. Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım. Barnaby Rudge de senelerce önce işlenen bir suçun intikam ı üze­ rinde durur. Tünnbrellerden birinde. 100 Büyük R om an • 245 çekleri yere götürürken. m üşfik ve bencil hislerden uzak beşerî kalpler durdurabilir. T hom as Cariyle’nin Fransız İhtilâli adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens. Dickens. Barnaby Rudge (1841). Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı. romancıya. sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır Ya­ nındaki. an­ cak kan getirir. anti- Katolik başkaldırm aları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir. araştırm a yapm ası için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi. İki Şehrin Hikâyesi’ni Dic- kens’in en popüler rom anlarından biri hâline getirm işse de. Bn. Carton der ki: "Şimdiye kadar yaptığım her işten çok çok daha iyi bir şey yapıyorum.

Sydney C arton. hızh hareket eden bir plân hazırlam aktı. İki Şehrin Hikâyesi’ni yaz­ dığı sırada.2 4 6 • 1 0 0 Büyük R om an Bu düşünce ile ortaya çıkaıj kitap aslında bir m elod­ ramdır. fakat gü­ ruh yönetim inin ve kana susam ışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürü­ lür. İki Şehrin Hikâyesi. Fakat ardından. beşeriyetin geleceğine ü m it ışığı tutacağını gösterm ek istiyor. Dickens rom anında. aslında iyi olan ta ­ raflarının. am atör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria m elodram ının etkisindedir. intikam ve vahşet hisle­ rine m ağlûp olan ihtilâlciler. Rom anın sonunda. D ickens’in öteki rom anlarındaki yüksek ölçüdeki hüm ordan m ahrum dur. Rom anın tezi. . Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. Dic­ kens’in buradaki başlıca düşüncesi. bir terö r rejimi yarattılar. yıllardır acı ve ıs­ tırap içinde kıvranan Fransız halkının. aslında. hiç kim seye bir zarar vermeyen. Pickwick’in Evrakı ve David Copperfîeld gibi önceki rom anlarından da­ ha yaygın ve rahatlıkla okunan bir rom an değildir. ancak kendi kendini feda etm esiy­ le günahlarından tem izlenen C arton’un. ihtilâlden önceki baskı reji­ mi gibi. Dickens. Bencil ve zalim aristokrasi. bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı.