A B R A H /\ 1 H .

L A
DÜNYA EDEBİYATININ ŞAHESER
^ EL' f' iHAÎLL' ^l *
- GURUR VI AŞK tPRİÛE AND P R E .JU liC :. ■K AFİf. , ■•. ■'
* * ^ ^ S İy A H 'P A f tM A H A N A İT ;S ..£ E F İL _ E = - M O ''P E Oi.’-if '■]
A N O C T'P E R E G C W lO fT->C «IO T B A B A )* M O H lıff.H L ic

J«»Y Û k :K - T O «A M C A 'N \i- - . jL'.':eES-'IJNCLE rC M 'i 'ıL '
4İÖHTIİ* ■■■İ'.,VAR Y• CH.O‘,‘f;V • BABü.j, iR vi ■ yiCK'lt
C 0 t* te ? te L O - -' :HRIh-i!^A-'Lii-3U-Ü^<. UMİTL^-. ■_____ :■
■ ■SVİ TR
$ y Ç V tC L ^ A • K A R A t/.ÎJ'.- KAPDCŞLLR- "O 'l SA Îİr'Ü R • HUCl : ■■:■■■'■ i ■
.U(îr;;1 8a7 DE.'JZC0a ı'LINiN GOR^^tnÜ^Ü • BİR hANIMiJJ POfi^RL.V '
HO(sâUıti..».R P ftN A V ISl' a lic e HARİK.ALAR Dİ’'AR1ND'’-• A\-'IA I A • H;;
b E f:fr- rR A L T iM £ )A ?o s '‘;r E 7 i- . ■■ - ciB M iriA L “ REv-,'!-:'.* a;
l « l P L L ! î * [ ) E f jN E A D A S ■ j:.:R İA ‘ , ^ - A '.T A fO l
K A ftD E ş ıır q ıq w fe ''; b ir '■■ ■■. - a :, a îİ • B ^ fıa n t ■arpq : h ■ , - ı ■t j
\ ÎÂ M ANW5 ■BI. NGA '■ ■e .R AY i, T HIH Â V E s I •OR MA h: ■
. ı; vJ •
'flDHNARD'iî^ CURMÜ 'P E M Ö jlM LE » İD A SI • OOSTA BERLİNG £^5Afv;‘;ı •B ..DL'T'
E Ö ’ SİK V Lİ D A Ç - I M « O f i A Ü S T - K . 'ı L ? A Z A . '< _ A S - ': 'j N E S C ^ ‘
fcfl1?SE^a«.IKÇI ‘aERİigljJfi Fr.iM. t;r^ vr nrkr. ır'.; ,<;Tnc. i.-ır.ı . ^
IS V ftH • A L L A H ' R
fG jK R - K A ^ fc l

TOMJON p , . . .
YKiVAKf'fis!
U R U ^ £UG£»JtE GR^
■t###BOT_TEXT###
BÜYÜK
U | I Y
I
K â
<i
»i
05-
r
ı IVL/IVI ROMAN
^?",SSY .'■-■L
* J İ* H A R P V ' "lii
¥1» ‘ ■"
V/t
TH-îJ! fî’roî'^-j.vv'-^'i iîî
■*1 ■■i’O lı:;''^jiî;X K /Jlf;?! ■■SİHÎRLİ D;
^ ; . '. ı î x: r a ^ inTifAfi e a l
r . G£lWİİOEKfl$¥A!'‘ m
■“ ».y •'"'•■••••■••■ ;< rm A H öNDf
>.'■.' ■■■ ;i'j ufujti
asHA!«‘^şlî<DF'
5; -C' ‘ ki “i.c;

OZET-TEKNIK-KRITIK
KARAKTER ANALİ ZLERİ
YAZAR BİYOGRAFİLERİ OTUKEN

■ i- ■ 1' 'i l - / ''' .: '!’;:**• - i " , ; Milıi'jn

■ ^ K L İ
B a tı E d eb iy atın ı iyi ö ğ re n e b ilm e k için bu e d e b iy a tı oluşturan
e s e rle r ve yazarlan h ak kın d a bilgi sah ibi o lm a k g erek ir, “ 1 0 0 DÜNYA
Büyük R o m a n ' b u ih tiy a c ı k a rş ıla m a k için h a z ırla n m ış ve EDEBİYATININ
d ö rt c ilt h a lin d e o k u y u c u y a su n u lm u ş tu r. ŞAHESERLERİ
A y rıc a , birinci cild in b a ş ın d a y a z a n n
- ! 1 r: , R om ancının realite görüşü,
■ L ' R o m a n c ın a s ılç a lış ır ? ,
R o m a n a b a k ış tarzı. H ik â y e , Ü s lû p
h a k k ın d a k i g iriş yazıs ın ın d a ro m a n k o n u s u y la ilg ile n e n le r BÜYÜK
için fa y d a lı o ld u ğ u n u b e lirtm e k isteriz.
B u kitabın h e rş e y d e n ö n c e ö ğ re tm e n ve ö ğ re n c ile rle rom an
ROMAN
m e ra k lıla rın a yararlı o la c a ğ ın a inanıyoruz.

ISBN 975-437-634 ,4

376340

Abraham H. Lass

Dünya Edebiyatının Şaheserleri

100
B ü yü k R om an

Çeviren:
Nejat Muallimoğlu

Özet-Teknik-Kritik
K arakter analizleri
Y azar biyografileri

M
ÖTÜKEN

YAYIN NU: 688
EDEBÎ ESERLER: 305

1. Basım: 1980
2. Basım: 1993
3. Basım: 1995
4. Basım: 1998
5. Basım: 2003

TC.
KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
SERTİFİKA NUMARASI
1206-34-003178

978-975-437-633-3 (Tk)
ISBN 978-975-437-634-0

Ö T Ü K E N N EŞR İY A T A .Ş ?
istiklâl Cad. Ankara Han 65/3 34433 Beyoğlu-İstanbul
Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12
Ankara irtibat bürosu:
Yüksel Caddesi: 33/5 Yenişehir - Ankara
Tel: (0312) 431 96 49
İnternet: www.otuken.com.tr
E-posta: otuken@otuken.com.tr

Kapak Tasarımı: grataNONgrata
Dizgi - Tertip: Ötüken
Kapak Baskısı: Birlik Ofset
Baskı: Özener Matbaası
Cilt: Yedigün Mücellithanesi
İstanbul - 2007

İÇİNDEKİLER Takdim/ 7 Roman Nasıl Okunur? / 1 0 Don Kişot/ 23 Robinson Cmsoe / 35 Güliver’in Seyahatleri / 43 Candide / 53 Tom Jones / 64 Wakefield Papazı / 73 Gurur ve Aşk / 82 Kara Şövalye / 91 Kırmızı ve Siyah /1 0 0 Pârma Manastırı /1 0 9 S efiller/120 .

6 • 1 0 0 B üyük R o m an Nötre Dame’nın Kamburu / 1 2 9 Eugenie Grandet / 1 4 0 Pere Goriot / 1 4 4 Mohikanlar’ın Sonu / 1 5 4 Moby Dick / 1 6 2 Tom Amca’nın Kulübesi / 1 7 0 Ölü Canlar / 1 7 9 Monte Kristo Kontu / 1 8 7 Madam Bovary / 200 Oblomov / 209 Babalar ve Oğullar / 216 Picku/ick’in Evrakı / 226 David Copperfield / 233 İki Şehrin Hikâyesi / 240 .

Herman / Moby Dick / s. 35 Dickens. V iaor / Nötre Dame'nın Kamburu / s. Daniel / Robinson Crusoe / s. 187 Fielding. Gustave / Madam Bovary / s. 240 Dickens. 73 Goncharov. Ivan Alexandrovich / Oblomov / s. Honore de / Pere Goriot / s. 100 büyük R om an ■ Y a z a r l a r a G ö r e A lfa b et İk Fİ h r İst Austin. 233 Dickens. 109 Stowe. Jonathan / Güliver’in Seyahatleri / s. 120 Melville. Charles / David Copperfıeld / s. Charles / İki Şehrin Hikâyesi / s. 162 Scott. 154 Defoe. 140 Balzac. 200 Gogol. Nikolai / Ölü Canlar / s. 226 Dumas Pere. 129 Hugo. Henry / Tom Jones/ s. Jane / Gurur ve Aşk / s. 216 Voltaire / Candide / s. 53 . Ivan Sergeyevich / Babalar ve Oğullar/ s. 82 Balzac. 43 Stendhal / Parma Manastın / s. Sir Walter / Kara Şövalye / s. Harriet Beecher / Tom Amca’nın Kulübesi / s. Charles / Pickvvick’in Evrakı/ s. 91 Stendhal / Kırmızı ve Siyah/ s. Oliver / Wakefıeld Papazı/ s. 170 Turgenev. Alexandre / Monte Kristo Kontu / s. James Fenimore / Mohikanlar’ın Sonu / s. Victor / Sefiller / s. Honore de / Eugenie Grandet / s. 64 Flaubert. 23 Cooper. 179 Goldsmith. 100 Swift. 144 Cervantes / Don Kişot / s. 209 Hugo.

Biz. New York Post. New York Herald Tribüne. TaKDİM Türkiye’de benzeri pek bulunm ayan bu tür bir kitapla. edebiyat fakülteleri ve eğitim enstitüleri öğrencilerine. eğitimle ilgili çeşitli kitapları vardır. Amerika’da. New York’un Bro- oklyn semtindeki Abraham Lincoln Lisesi’nin müdürlüğünü yürüten Abraham H. Boston Traveler. Türkçe öğretmenlerine. bu edebiyatı oluşturan eserlerin tanıtılması. Lass. eleştiril­ mesi ve yazarları hakkında bilgi verilmesi olduğuna göre. Eğitim programlarına giren Batı edebiyatını iyi öğrenebilmenin baş­ lıca yolunun. Mr. öğret­ menlik. Ülkemizde bugüne kadar böyle bir eser y a­ zılmamış olduğu halde. Lass’ın. yokluğu derin bir tarzda hissedilen bu boşluğu kapatm a yolunda esaslı bir adım attığımıza inanıyoruz. Lass. dört ciltten oluşacak 100 Bü- yü/c Roman adlı bu kitapta. her şey­ den önce. şüphesiz bir kayıptı. Mr. Senelerce. elinizdeki kitaba benzer bir kitabın niye şimdiye kadar yayınlanmadığına hay­ ret etmem ek elde değil. lise öğrencilerine faydalı olmak istiyoruz. The Phila- delphia Enquirer ve diğer gazetelerde yayınlandı. Lass’ın üç cilt halinde birincisi 1966 yılında ya­ yımlanan bu kitabı. müdürlük ve yazarlık yaptı. ayrıca gazete yazarlığı da yaptığı ve haftada bir gün yazdığı “Üni­ versite ve Siz” başlıklı yazıları senelerce. Amerika’da milyonlarca (evet milyonlarca) sat­ . Batı’daki bu çeşit kitapların da hâlâ tercüme edilmemesi. Abraham H. The Detroit Free Press. Elinizdeki kitabın yazan Abraham H.

bu kitabı ile iki tür okuyucuya hitap etmek istediğini söylüyor. m em nun etmesi bekle­ nemez. tezler. yeni rom anlar vc yeni fikirier çıktı. . Her yazann hayatı hakkında bilgiler. “Klâsikler ve ticarî kitaplar” var. Beızıları “tohum ” kitapları rolünü oyna­ dı. bu rom anlardan. günümüzdeki eleştirisiyle ilgili kısa bir yazı. Göreceğiniz gibi. hâlâ okunuyor ve tartışılıyor. Biz. kitapla­ rın sadece birkaç tanesini okuyabilenlerde. sadece öğrenciler için hazırlanmadığına da bilhassa dikkati çekmek isteriz. rom anlan okum adan önce. üslûplar) hakkında çok şey öğrenecek. O nun iştahını aiyaklandırmak için önüne geniş kapsamlı bir panoram a koyuyor. Böylece. büyük kitaplar ve hem en hem en büyük sayılan kitaplar var. nasıl insanlardır? 2. Hepsi. Romanlann.8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n tı. Gerçekte Amerikalı yazar. kilometre taşlan var. plânlar. her rom an. Böy­ lece ele alınan eserin. lise vc üniversite öğrencilerinin bilhassa okuması gereken kitaplar arasına alındı. ele alınan kitapların herkesi. onların gerçekten nefis eserler olduğunu bir defa d aha göstermek. kitabın 1974’deki yedinci baskısın­ dan yaptık. burada tanıtılan romanlar. bu romanların tam am ı­ nın okum a aşkının yerleştirilmesi. Başlıca karakterler kimlerdir. 4. kendi programlarını seçmeye teşvik edecektir. şu şekilde ele alınıyor: 1. onlar (karakter. Hepsi m odern okuyucunun mirasının bir parçası. Biz bu tercümeyi. zeki ve anla­ yışlı okuyucuları. çağdaş okuyucu ve eleştiricilerin onları nasıl ele aldıkları anlatılıyor. inanıyoruz ki. Romanlardaki başlıca hadise ve tezlerin özünün. 3. Okuyacağınız sayfalarda şaheserler var. rom an türünün geliştirilmesinde hangi mevkii işgal ettiği gösteriliyor. Bu kitabın. Birincisi: Bu kitaplarda. berrak ve anlaşılır ifadelerle anlatılması. İkincisi: Bu rom an şölenindeki eserlerden çoğu­ nu tadan okuyucuya. Şüphesiz. kendisi için bir hazine gömülü olduğunu bilmesine rağmen.

bu rom an­ ların hepsinde müşterek bir nokta var ise. “İnsanların fânilikleri üzerinde durdukları. bir ilim adamının. H. Lavvrence’in. bir filozofun ve bir şairin üstünde görüyorum. D. sanatkâr olduğu için mazur görebileceğimiz mağrur bir davranışı ile ne dem ek istediğini anlamaktır: “Bir romancı olduğum için. şaheser bir m acerasında yer almaktır. hepsinin (Word- sworth’un kelimeleriyle). bize kendimiz hakkında. Bu romanları okumak ve yeniden okumak. hayatın parlak bir kitabıdır.” N ejat Muallimoglu . değerlerini hiçbir zaman kaybetmeyecekle­ ri şeyler söylemeleri ve bunu sanatın gösterdiği yolla bize iletmiş ol- maları”dır. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 Eğer aralarındaki yaş ve davranış farklarına rağmen. ruhun. bir velinin. Roman. o da. kendimi.

eğlenm em iz. Jim ’in. nefes alm ak. H attâ okuduklarım ızı. “bir eğlence” bulabiliriz. sanatkârın ferdî . Bir rom an ekseriya. hem derin gö­ rüşler takdim eder. Kalkü- ta’ya. insanın bir yönü aydınlanır. dinle­ mek. R angun’a. Bir diğer rom anda. Joseph C onrad’m Lord Jim adlı rom anı. Ç ünkü h er rom an. Patna adlı gemi ile A rabistan’a. hikâ­ ye. Bu yolcu­ luktan sonra evimize döndüğüm üz zam an. yazarın dünyasm a derin­ den bakm ak iyi olur. üzerinde d ü şü n d ü ğ ü ­ m üz bir k onunun bazı yönlerinin aydınlandığını görebili­ riz. Roman Nasıl Okunur? Niye rom an okuyacağız? Bin bir güçlükle dolu dünya bizim için yeterli değil mi? A m a yine. zevk alm am ız için gözlerim iz önüne se­ rilir. M alaya’nm Patusan orm anlarına götürür. b ir sayfa çe­ virir ve bir diğerinin dünyasm a gireriz. heyecanlı bir yolculuk boyunca Bom bay’a. Hangi rom an olursa olsun. Bir rom anda. Gra- ham G reen’in dediği gibi. Yi­ ne de kendi kendim izi anlam ak için bir vasıta. başkalarına dahi anlatm aktan zevk duyabiliriz. başka şeyler keşfetm ek gerek. İnsan tecrübesi hakkında bazı şüphelerim iz. tü m in­ sanların tecrübelerindeki bazı derin “psikolojik-ahlâkî” m uğlaklıkları anladığım ız için. bize hem macera. Böylece. Batavya’ya. Penag’a. kendim izi ru h en yüksel­ m iş buluyoruz. bizi. yazarın projektör ışıkları altında göz kam aştırırcasına doğrulanır.

Thom as H ardy’nin okuyucularına öylesine hakaret e t­ ti ki. kahram anının hayatı­ nın başladığı yerde başlar ve bu yolda. Düz. Eğer h er durum bizi hem en huzursuzluğa sevkediyor ve herkes kötü görü­ nüyorsa. Ölmeyen A şk’ın (W uthering H eights) ilk oyuncuları üzerinde öyle­ sine k ötü bir intiba bırakm ış olm alı ki. Tess ve }u- de. Peter Prentice doğar. O nun keşiflerini paylaşabilm ek için. yaratılm ası gerek­ tiğidir. Bu m etodu yakından incelem ek gerek. Lucy Lovela- ce ile tanışır. bana bu hayatın bir parçasını göster. Romancı A. bir daha rom an yazmadı. onun üzerinde bıraktığı direkt izle­ nimdir. kendi pence­ resinden gördüğü dünyaya bakmalıyız. Heatcliff. Şahsî kanaatim . onun görüşünü engelliyor dem ektir. “p u tp erestten pek farklı değildi”. . realitenin. (karakter ve saiklerle bağlantılı. C harlotte Bronte. rom ancı B de dikey. "H eatcliff gibi yaratıkların yaratılm asının doğru olup ol­ m adığını bilm iyorum . bu dünyanın “âdetlerini. yazarla kendim iz ara­ sına giriyor. sonuna kadar gider ve durur. gözyaşlarını içine sindirerek harbe gider. yazar Jude the Obscure’ın karşılaştığı düşm anca m u ­ am eleden sonra. bu hayatın ufkî kesim ini verir. şöyle başlayan m eşh ur cüm lesi ile kızkardeşini savundu. 1 0 0 Büyük R o m a n » İ l görüşüdür. Adam Bede’deki Broxton Pa­ pazı. kronolojik çizgide giden A. kendi peşin hüküm lerim iz. Romancının realite görüşü Okuyucu tevazu içinde. okula başlar. m eclislerini. George Eli- o t’un okuyucuları indinde. pekâlâ. bir sayıda ilgi çekici m uğ­ laklıklardan sonra) evlenir ve ölür.” Rom ancıya onun dünyasının yaşanmayacak bir dünya olduğunu söyleyerek şikâyet etm eden önce. h üküm lerini” bize anlatm asına m üsaade etmeliyiz. iklim ini. der.

"seziş inceliği”n e sahip rom ancıla­ rın. Swami V itrananda ile bu toplantıda garip bir konuşm a yapm ıştı. realitenin m ahiyetinin m ânâsı üzerine. The Common Reader’deki “M odern R om an” başlıklı m eşh u r m akalesinde. rom anına son vermeyecek. sos­ yal çevrenin donuk ve kasvetli yönleri. okuyucunun. insanı.” diyen Bn. sim etrik bir şekilde konm uş sahne ışıkları değildir. coşkunluklarından. Bn. Virginia W oolf ile Ar- nold B ennette. Woolf. John Golsw^orthy (Bn. Brow n’da. Mrs. kronolojiye sırt verir ve tam ince­ lem em izin o rtasm da P eter’i ikiye ayırır. istediği anda geriye veya ileriye gidebileceği tarzda. Dalloway.12 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Diğer taraftan B ise. kahram anını (ki hiç de bir kahram an değildir). öz yerine kum aş üzerinde o kadar fazla duruyorlar ki. onların “m ateryalizm ’ini. Eğer Rom ancı B oldukça m o­ dern biri ise. Ge­ riye gidilerek Lady G rasm ere’nin garden partisinden bah­ sedilir. hayallerinden bahseder. Bn. ıstırap­ larından. H akikînin. Brovi^n’da ve Bn. Peter. özü görmüyorlar. realiteyi kendi rom anlarının m obilyalarıyla nasıl ö rttü ğ ü n ü anlattı. H. Tabiî çevrenin. G. To the Lighthouse ve The Wa- ves adlı rom anlarında "realite” hakikatinin yattığına inan­ dığı şu u r altındaki akım ları nazik ve ustaca işleyerek ken­ . yarı şeffaf bir zarf ”tır. Bu konuda­ ki en aydınlatıcı kavgalardan biri. sözlerine şöyle devam etti: Hayat. Wells. “Şuur akım ı” üslûpçularının takip edeceği yolu gös­ terdi: "Hayat. Woolf. bu rom ancıların. bir şuur anının o r­ tasına bırakacaktır. W oolf (böylece Rom ancı A’yı yıkar). N e zam an vuku bulduklarını gösterm eksizin. şu u ru n u n baş­ langıcından sonuna kadar çevreleyen. Woolf. rom ancılar ara­ sında da yarım asırdır süren bir tartışm a var. hayatın inkârı olarak görüyor­ du) arasında vuku buldu. onun hatıralarından. filo­ zoflar ve fizikçiler arasında olduğu kadar. Lucy nezaketsiz Cyril G rasm er’e ilk defa bu p arti­ de rastlam ış. "ışıklı bir hale. "B.

Woolf. hiç olm azsa bir noktada bir­ leşirler: rom ancının baş düşüncesi “k arakterler”dir. H eathcliff veya . B ennett ve Bn. Tabiî. bu. “Şuur akım ı”. Bugün bu tü r realiteyi rom anda gören bir okuyucu. kendim izi pek anlayamayız. W oolf’un karakterlerinden biri. belki de başlıca sebebi. Okuyucu. bunu. her şeyden önce bizi teselli etm eleridir. bir şiir re­ alitesini ele alırcasm a hareket etm elidir. To the Lighthouse’ daki Bn. bu ebedîlik içinde” h er şey düzelir. onun ve Joyce’in ve birçok çağdaşlarım ızın eserlerinde. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 3 dİ aydınlatıcı. bırakın başkalarını. bir rom andaki karak­ terlerin. Ramsey için. Bn. ken­ di kendisini bulm asının karanlığında. Romanlardaki karakter B. hayat bir ân b ü tü n m ânâsını kay­ bettiği ve hareket etm eğe gerek duyulm adığı bir anda. B unun. bir çok rom anlardakinden veya pek çok insa­ nın kendi tecrübelerinden çok farklı bir realite. m uhayyile gücü. hem en hem en lirik bir akarsu oldu. “bu huzur içinde. ki bu gayri-m ükem m el dünyada. onun ahengi. h e ­ m en sınırsızca tecrübe yaşanacağı im â edilir. Biz. zam an tan ı­ m ayan h âtıra ve izlenim lerin akışıdır. insanlar hakkında gizli. parlak ü slûbunu geliştirdi. rom ancının dünyasında. "daha fazla an­ laşılabilen ve böylece daha fazla yoğrulabilen bir beşer ır­ kı” görür ve böylece. hayat üzerinde galebe çalar. rom ancının. O nun üzerinde duracağı taraf. Kadın. ro­ m anın başarılı olm asının ilk şartı. “karanlığın üçgen şeklindeki çekirdeği”nde. karakterlerin hakikî ol­ masıdır. karakterleriyle ilgili ipuçlarını bir araya getirdiği zam an. tanıdıkları arasında kendilerine benzeyenlerin bulunm am asına rağm en. görünm eyen hakikati anladığım ız hayaline kapılarak huzura kavuşu­ ruz.

H ardy’nin sayfalarını okuyanların. aynı soruları rom andaki kim seler hakkında da sorabilir: içinde bulundukları ortamın. diğer karakterler tarafından tartışılıyorlar. bir sahnede oynanan bir dram ı seyrettiklerini hissetm eleri gerekir. rom ancının okuyucudan. yapm asını istediği şey. hikâyedeki rollerini oynayan insanı tanım alarıdır. E ustacia Vye’i tanıyabilm ek için. altern atif tu tu m lar arasında bir tercih yapıyorlar. Onlar. o n u n sezgisiyle açıklarlar. kendisini âdeta h er şeyi bi­ len Yaratıcı gibi düşünür. her an çok m eşguldürler. karakterleri yaratan ro ­ m ancı değildir. Şu hâlde. Fakat u sta bir rom ancı ve "Rom an Ü zerine” adlı yazı­ sı ile de en fazla aydınlatıcı bir tenkitçi olduğunu ortaya koyan Elizabeth Bowen’e göre. Buradaki “oynam a” kelim esinin dikkatli kullanılm adı­ ğını söyleyelim. yazmaya başladığı zam an kendilerini. belirli bir tarzda konuşuyorlar veya konuşm uyorlar ve m eydanda bulunm adıkları zam an da. bulunarak ortaya çıkarılır. bu insanlar üzerindeki tesirle­ ri nelerdir? Daha önce cereyan eden olaylar hakkında neler biliyo­ rum? Kendilerini harekete geçiren dürtülerin hangi işaretlerini sezebiliyorum? Çatışmanın (roman kahramanının içinde ve dışında) delil­ leri nelerdir? . Sahnede görünen bo­ yalı yüzlü kim seler hakkında kendi kendisine gayri şuurî olarak nasıl sorular yöneltiyorsa. Rom ancının dünyasındaki insanlar. onlar o n u n şu u ru n d a daha önceden m evcutturlar ve “loş bir tren kom partım anında karşı karşıya o tu ran yolcular gibi”. Onlar. kendilerini.14 • 1 0 0 Büyük R om an Philip Carey veya Pecksinff veyahut Becky Sharp hakkın­ daki gerçekleri sezdiği zaman.

m etroda karşısında o tu ran kim ­ senin yüzündeki ifadeleri okum aya çalışır (ıstırap dolu gözler. bunun ortaya çıkması kaçınılmaz mıydı? Ve b u n lar gibi. bu kom binezonların ne m ânâya geldiklerini anlam aya çalışır. kendisini nasıl görüyor? Diğerlerinin. D ram larında. am a aynı zam anda ya daha m utlu oluyorlar veya hayatları parçalanıyor.. bu da belirli bir olaydır diyor.. her karakterin kalbindeki sırrı m eydana çıkarabilir. . piyes yazarı. m elodram değil. İpuçları bazen çok küçüktür. m ektupla­ rından birinde. karakterler izah edilebilir. rom an okuyucusundan. sahnede olup bitenlerin m uğlak. tesadüfen söylenen bir kelim e veya işaretin. hayata vücut veren bin ­ lerce küçük darbenin akisleri bulunan Çekov. “M eselâ. H er okuyucu önem li hâdiseleri. Fakat H enry Jam es. bunları bilir ve işte b unun için de biz. onu nasıl görüyor? Kendisini -jestleriyle. insanlar. mimikleriyle. “Ben dedikoduyu hiç sevm em . âdeta bir piyesi seyrediyor- m uş gibi hareket etm esini istiyoruz. Bu. bir n u tu k veya cinayet kadar delil sayılabileceğini belirtiyor. bir m asada yem ek yiyor. yaygın bir ağız tıraş olurken çenesini kesm iş). çünkü ya­ zar böyle istiyor.” di­ yen kom şusunun. bir kadının ellerini m asaya koyarak ayağa kalkar ve size belirli bir tarzda bakarsa.” der. am a yine günlük realitede vuku bulanlar kadar basit olm aları gerek­ tiğini söyler. kendisine söylenen bir şeyi nasıl baş­ kalarına aktardığını bilir. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 5 Bu insan. Tabiî. kullandığı kelimelerle- nasıl dışan vuruyor? Bu kimsenin içinde bulunduğu çatışmalar zirveye ne za­ man çıkar? Daha önce olup bitenler göz önünde tutuldu­ ğunda. okuyucunun h er gün oynadığı oyundan biraz farklı. sadece yem ek yiyorlar. belli başlı kararları anlar. Rom anlarda ise. Ve Foster de. kendisini nasıl görmelerini istiyor? Diğerleri. Ve şayet okuyucunun sezgi gücü kuvvet­ li ise.

F orster’in kelim esi ile "tatsız”dır. ıstırap çeker. önceden belirlenm eyecek şekilde davranırlar. nefret ederiz. küstah bir snob olarak suçlanır.16 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Rom anlarda. (Burada h em en belirtelim ki. tam am en benim sediğim iz canlı karakter­ leri. “d ü m d ü z”dür. Onlar. ağzından dökülen kelim elerle. Am a edebî nitelikten ö tü rü de D ickens’in karakterlerini kaybetm ek ne acı bir şey! Dehâ. sadece "yuvarlak” olm aları gerektiğini söyler. o ıssız adada kendisini nasıl hissettiğini ve ne düşündüğünü biliyoruz. U riah Heep h er zam an “m ütevazı. “düm düz”lerle de hareket getirebilir. O nlarla beraber âşık olur. D ickens’in karakterleri. Micawber. Hakikî insanlar. Bu statik karakterler. hiç de karakter değil. önceden tahm in edildi­ ği üzere iyim serdir. O kuyucunun rolü nedir? D iğerleri­ . D ickens’in Büyük Ümitleri’nde. kalplerini önüm üze sererler. kendilerine sakla­ m asını bilenlerdir. gerçi h er zam an kaçınılm azcası­ n a hareket ederlerse de. evlendiği b ü tü n kocalarının n a­ sıl insanlar olduklarını öğreniyoruz. Collins. kendilerini. dinam iktir. Joe G argery’nin Noel partisinde yem ek yiyen küçük Pip’in. tâbir caizse. aynı zam anda gözyaşlarını kalbine akıttığını görü­ yoruz. gi­ diş gelişe bir yoldur. kaç defa yem ek yenir? O nların h er biri bir “delil”dir. belirli davranış ve reaksiyonlarıyla kim ler olduk­ ları h em en bilinir. kitaplardaki karakterler. H âm isi Lady C atherine de Bourgh ile zevk­ le hazırlanm ış bir yem ek yiyen ve adı ağzına alınm ayan Mr. Moll Flander’in ağzından. H er zam an aynı şekilde görünürler. çok defa. bizi hiçbir zam an hayrete d ü şü r­ mezler. Biz R obinson C rusoe’nin. Bu tü r karakterler karşısında yer alanlar ise “yuvarlak”tır. Mr. K ahram anların hayatlarını paylaşm ak. insanın içinde bu­ lunduğu şartlar hakkında öğrenm ek istediğim iz bilgiyi bi­ ze verirler. Elizabeth Bowen. karikatürlerdir.) R om anların. ideal rom anlardaki karak­ terlerin. Bn. dünyaya.”. bizim hayatım ıza hayat katarlar.

artık. rom anlar. Karakterler. bizim m u ­ hayyilem izde büyüdükçe ve sem patim izi kazandıkça. beşer değerlerini kavrayabilme. Sydney C arton. b ü tü n o cana ya­ kın m ü srif ve âvârelerin ve kendi kendilerini feda eden ro ­ m antiklerin bir sem bolü olur. m uhtem elen.” Hiçbir rom ancı diğerine benzem ez. eğer mizacı. Karakterlerin belirtilmesi Bir hikâyeyi anlatan insan bir ressam değildir. bu işi niye yapm asın? Okuyucular. bizim hayat hakkındaki m erakım ızı tatm in edebilir. T horeau’n u n Wal- d en ’de yaptığı gibi. rom anını bizi zevklendirm ek için yazan rom an­ cı. kendine has b ir tarz­ da ulaşır. süratli bir parlaklıkla anlatılır: . Aşağıda. Çok derin edebî analize gir­ m eksizin. ken­ dilerinden daha büyük b ir m ânâ. bu kontrol noktalarının kısa bir listesini b u ­ lacaksınız. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 7 nin dünyasını anlayabilm ek. kendi kendilerine arkadaşlık ederler. hiç olm azsa. bu noktaya. Romancı nasıl çalışır? George Eliot dedi ki: “Bir yazar. tahayyülî bir sem pati hissi. bizi eğlendirdiği m ü d ­ detçe. bir hikâyeyi en gayri-m untazam bir şe­ kilde anlatm asını gerektiriyorsa. H er rom ancı. hayattan da büyük bir m ânâ ifade ederler. bir onsekizinci asır avukatı olm aktan çıkar. bilhassa kim senin ziyarete gelmediği sabahlar. fakat okuyucunun kafasında im ajlar bırakmalıdır. çok defa kendi kafalarında esneklik b u lu n ­ m adığından canlarının sıkıldıklarını hatırlasınlar. onları okuyanlar kadar çeşitlidir. R om an okuyucuları. Gurur ve A şk’da (Pride and Prejudice) Bay ve Bayan Ben- net.

ama ne vücudu.zavallı Bn. diğerle­ rini ziyaret etmek ve dedikodu idi. ne tavırlan.18 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Mr. Trabb. Trabb’m dükkânını ziyaret edişini şöyle anlatır: "Mr. Eğer. ama zarafeti yoktu ve hattâ genç bir kadın.. Gerçi Elton. oldukça iyi. yüzü. bir gelin olarak da. bir yaban­ cı. Kadın. Kendisini hoşnut his­ setmediği zaman. E lton’u.. bil­ gisiz ve gayri-muayyen huylu biri idi. Pip’in. Bennet. b ü tü n dünya. kendisinin sinirli olduğunu sanırdı. kansı. yazar Bn. sıcak ekmeğini. m uhata­ bında derhal hatâ bulacak tiplerden değilse de. Ha­ yatının bütün işi. daha fazla zevklenm ez m isiniz? Bn. rahatlatıcı fazla bir tarafı da bulun­ madığına hemen hemen emindi. Emma’da. insanı rahatlatıyor­ du. yeni bir elbise için ölçü aldırm ak üzere JVIr. A usten ile işbirliği yaparsanız. Huyu. ne ses tonu zarifti. her şeyi kötüye çeken. üç yün yatak gibi kesmiş ve battaniyeler arasına tereyağı sürerek kapatmak üzere idi. "Emma Bn. El­ ton hakkında da çok şey anlatıyor. Büyük Ümitler'de (Great Expectations) Dickens. sanki onun icadı im iş gibi görünür. Em- m a’nm Bn. A usten. kızlarını evlendirmek. onun par­ lak ve zarif bir tarafı olmadığını sandı. tesellisi de. ilk defa nasıl gördüğünü şöyle anlatır. Ben içeri girdiğim zaman (Trabb'ın işçisi çocuk) dükkânı süpürüyordu ve çöpleri onun üzerine doğru süpürerek . alaylı bir mizah hissi. hiç de çirkin değildi." Em m a W oodhouse’m H artfieid’deki bu dünyası -Jane A u sten ’in dünyası hakkında olduğu kadar. yirmi üç senelik tecrübeden sonra dahi onun ka­ rakterini anlayamıyordu. M e­ selâ. Elton'u hiç de sevmedi. ağırbaşlılık ve kapris g i­ bi küçük parçalardan oluşan öylesine garip bir birleşimdi ki. öylesine zengin ve h issî bir teferruatla yeniden yaratır ki. insanla­ rı.

Raftan bir top kumaş indiren Mr. Eğer berrak olam azsam . bir defadan fazla yer değiştirdiği hâlleri göste­ rdi: dehâ. Balzac’a m ektubunda diyordu ki: “Ben sade­ ce bir tek kural görüyorum .” Lubbock. h er zam an. rom ancının ahlakî adeselerine bağlıdır. Rom ancılık M esleği’nde rom ancının. hem devam lı olan bir dünya getirebilsin." Ve bunlar gibi. Görüş noktası Percy Lubbock şunları yazıyor: “Rom ancılık m esleğin­ deki nazik m etod m eselesi. karak­ terlerini. oldukça iyi bir tarzda.. Trabb. yeter ki. Stendhal.. havada uçuyormuşçasına masa üzerine yaydıktan sonra.” . rom ancı­ nın şevk ve heyecanını anlam aya çalışmaktır. Yine diğerlerini harekete geçiren saikleri bilm eyen bir karakterin görüş noktasından hareket edebi­ lir. kendi kurallarını getirir.. rom ancının. fotoğraf m akinesi. hikâyeyi anla­ tanın hikâye ile olan ilgisi m eselesi etrafında döner. tarafsız veya taraflı bir m üşahit olarak dışarıdan veya m uhtem elen. Froster.. Gerçi H arry Jam es. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 19 emeğini tatlılaştırdı. b ü tü n dünyam parça parça olur.gözlerini nasıl kullandığı­ nın pek önem i yoktur. rom ancının. rom ancının. kumaşın parlaklığını bana gösterdi. O nun bize gösterecekleri. h er şeyi bilen bir kuvvet olarak içeri­ den anlatabilir. görüş noktası. Bizim için. berrak olmak. hikâyede bir görüş no k tasına sadık kalm asını ve keyfî olarak yer değiştirm e­ m esini tavsiye etti ise de. O kuyucunun yapacağı ilk şey. bizim gözlerim iz önüne hem m uhtem el.

2 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Plân. Kır­ mızı ve Siyah’m . The Princess Casamassima’ya yazdığı takdim yazısında Lionel Triling. niye öyle olduğunu anlatır. Veya F o rster’in zevklendirici basitleştirm esi ile: “Kral öldü ve sonra Kraliçe de öldü. Ve bu da bizi. kendisinden başka bir m azeret tanım ayan şairâne bir ifade. Muhteşem Gatsby’nin çatısı. m evcut olduğu için. Fakat ders kitabı terim lerinin kötü ve hoyratçasına kullanıldığına dikkat etti iseniz.) H er şey. “Kral öldü ve ardından Kraliçe de kederinden öldü. rom anı değer­ lendirecek bazı tarifler. sebebinin gösterilm e­ sine bağlı. m u h telif ülkelerde yazılan bir hikâyenin plânını anlatır: Bir vilâyetin m ütevazı h a ttâ esrarengiz bir ailesin­ de dünyaya gelen bir delikanlının. üslûp m eselesine getiriyor. .” plândır. H enry Jam es’in. hikâye ve tez. Eğer yazar onları iyi kul­ lanırsa. Hikâye. buyurun. hem en hem en h er şey. Plânı. B ununla bera­ ber. şu veya bu şekilde. Büyük Ümitler’in. oynanacak kelimeler. Tez. okuyucu onlara dikkat etm ek m ecburiyetinde de­ ğil. Tez Bunlar. m antık dışındaki ifadeleri veya sebep­ leri olm aksızın hiçbir şey ifade etm ez. hepsinin özü olan bir şey. rom an­ cının şahsî görüşü. bu belirli hikâyeyi.” hikâyedir. ondokuzuncu asırda. yazann niye anlatmak istediğini belirtir. plân. (Bunun için henüz bir tezim iz yok. Bu. Hikâye. "Ve ardından ne oldu?" sorusunun cevabıdır. sosyeteye nasıl girdiği­ nin hikâyesi.

kendisine sordum: 'Ivan Sergeevich. . Bu konudaki en eski söz. her zaman biraz âşık olmam gerek. Journals’ında. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 21 Üslûp Leo Tolstoy’un Tolstoy ile Konuşmaları’nda. rom an yazm anın ne dem ek olduğunu bir başkasının kalem inden okuyalım. mazi hakkında hiçbir şey ha­ tırlamayan bir bebek veya çılgın gibi görm eli. ölümünden uzun bir zaman önce Yasnayalarda kaldığı zaman. şöyle der: "Romancı çevresini kabaca. R uslar böyle d ü şü n ü r!” dem em eniz için. câhilce görme yeteneklerine dört elle sanimalı.'" Ve kendisinden bahseden Tolstoy. kendi vücudundan bir parçasını hokkada bırakmadıkça yaz- m am alıdır" “Ah. olduğu gibi. h er sayfayı bizim için im zaladı. A rnold B ennette. basitçe. niye artık yazmıyorsun?' Cevap verdi: 'Yaz­ mak için. kalemi mürekkep hokkasına batırdığı zaman. Buffon’a ait olanı: “Ü slûp in san d ır” bugün hâlâ en doğru bir söz." Söylenecekleri söylemeye çalıştık: Romancı. okum a­ m ız için. çaresizlik içinde der ki: "Bir kimse. yaşadığı dakika­ dan başka bir şey görmeyen. Şimdi yaşlandım ve artık âşık olamam ve işte bunun için de yazmayı bıraktım . bir yazarın m esleğini nasıl ele aldığı hakkında şunları okuyoruz: Sophie Andreevna dedi ki: "Turgenev.

kitabın başında yönelttiğim iz soruya dönü­ yoruz. Bir rom anı nasıl okuyacağız? Bundan basit bir soru düşünülebilir mi? Sol tarafından iyi ışık gelen bir koltuğa göm ülecek ve kitabın sayfasını çevireceğiz.2 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Ve şimdi. bir insanın dünyasına girdik. Lass . Şimdi biz artık. Abraham H.

k e n d is in in . b a s itlik ve k u rn a z lığ ın k a rışım ın d a n o lu şa n b ir k a ra k te ri v a rd ır. Pero Perez: D on Q u ix o te’u n k ö y ü n ü n p a p a z ı. . D on Q u ix o te’u n a k lî b o ­ z u k lu ğ u n u d ü z e ltm e ğ e çalışır. m u h a y y ile sin d e . Dulcinea del Toboso: (Don Q u ix o te’ın A ld o n za L o ren zo ’ya v erd iğ i isim ) İriy arı b ir k ö y lü kızı: D on Q uixote. Kitap Don Quixote (A lonso: Q u ija n o ’n u n -ki b u so y adı m u h te lif şe k ille rd e te lâ ffu z ed ilir.ta k m a adı) R om anın k a h ra m a n ıd ır. k ad ın ı. Maritornes: Köy o te lin d e g a rs o n lu k y a p a n b ir kız. a r is to k ra tik b ir a ile d e n d ü n y a y a g elm iş asil b ir h a n ım o la ra k g ö rü r. k o cası g ibi b a s it. y a p m a c ık n e d ir b ilm e y e n b ir k ad ın . Sancho Panza (P an za -k arın v e y a göbek-) D on Q u x io te'ın u şağı. h a y a ta p ra tik a ç ıd a n b a k a n b u k ö ylü. e fe n d is in in ro m a n tik id e a liz m in in k a rşı k u tb u n d a y e r alır. K itap ta k e n d is in d e n T e ra s a d iy e b a h s o lu n u r) S an ch o ’ n u n k a n s ı. Don Kişot Yazan: Miguel de Cervantes Saavedra (1 5 4 7 -1 6 1 6 ) Başlıca Karakterler I. Master Nicholas: Köy b e rb e ri. se y ­ y a r s ila h ş ö rle rin s o n u n c u s u o ld u ğ u n a in a n a n b u y aşlı c e n tilm e n in â d e ta a ç lık ta n ve h a s ta lık ta n z a y ıfla m ış b ir g ö rü n ü m ü v a rd ır. Juna Panza: (11.

Rozinante: D on Q u ix o te’u n zay ıf. Altisodora: D on Q u ix o te’a âş ık m ış gibi h a re k e t e d e n b ir kız. Quiteria: G am ach o ile n işa n lı b ir kız. b ilg isin in k ay n ağ ı o la ra k g ö s te r ­ d iğ i ta h a y y ü l! b ir A rap tarih ç isi. Roque Guinart: K atalo n y alı b ir eşk ıy a. K itap ta g ezici b ir k u k lacı o la ra k g ö rü n ü r. o ld u k ç a acı ve k ab a şa k a la r y a p ıy o rla r. Doktor Pedro Recio Tirteafuera: S an ch o ’n u n B a rataria v aliliğ in i y a p ­ tığ ı sıra d a k i ö z e l d o k to ru . H ıris­ tiy a n o lm a k istiy o r. Don Lorenzo: D on D o eg o ’n u n oğlu. Q u ite ria 'y a â ş ık fak ir b ir köylü. Dorotea: (Don Q u ix o te ’ın P re n se s M icom icona d iy e b ildiği kız) F e rn a n ­ d o ta ra fın d a n a ld a tıld ı. II. Don Diçgo de Mirando: Z engin b ir köy a ğ a sı. Ricote: M oriscolu b ir m ü lteci. k e n d is in i b ir A lm an h acısı d iy e ta n ıtır. D ü şe s’e re fa k a t e d e n d ad ı. Camacho: Z en g in b ir k ö ylü. o n u n la C e z a y ir’d e a y rıld ı. Zoroida: F aslı b ir kız. Ruy P e re z ’e âşık. ü n iv e rs ite ta le b e s i. Juan Perez de Viedna: Ş im di b ir h âkim o la n K ap tan ın e rk e k k a rd e şi. n a z ik ve sevim li. D on’a y a p ı­ lan b ü y ü k b ir o y u n d a rol alır. Dertli Duenna: D ü k 'ü n h iz m e tç ile rin d e n b irin in ta k m a adı. s a rs a k atı. b ü tü n em eli b ir ş a ir olm ak . n.2 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Gines de Passamonte: D on Q u ix o te’u n k u rta rd ığ ı b ir k a d ırg a k ö lesi. Lotairo ve Camila: C a rd e n io 'n u n . “K endi Y ararını D ü ş ü n m e ­ y ec e k K adar M eraklı Bir A dam ın H ik ây esi”n d e k i k a ra k te rle r. Luscinda: C a rd e n io 'y u se v iy o r. fa k a t e b e v e y le rin in z o ru ile F ern an d o ' ile n işa n la n d ı. Kitap Sanson Carrasco: S alam an ca Ü n iv e rsite s i'n in y irm i d ö r t y a şın d a k i b e k â r b ir ö ğ re n c isi. Dona Rodriguez de Frijalba. Cid Hamete Benengali: C e rv a n te s 'in . D on’a. Basilio. k a b a şa k a la rd a n h o şla n ır. . Dük ve Düşes: D o n ’u n ev sa h ip le ri. Fernando: K ad ın ların g ü v e n e m e y e c e k le ri g enç b ir a s ilz a d e . Clara: Ju a n 'ın kızı. Aselmo. Luis: C lara’y a â ş ık g en ç b ir cen tilm e n . Cardenio: L u scin d a'y a â ş ık c e n tilm e n b ir d elik an lı.

Macera peşinde yola çıkan Don Quixote. Böylece. bu tür edebiyata öylesine verir ki. Hikâye 1. devlerle çarpışan ve ejderhalon ö l­ düren eski romantik çağların seyyar şövalyelerinin hayat hikâ­ yelerini okunnak olan Alonso Q uijano adında bir centilmen yaşar. Yolcunun. Kitap Onaltıncı asır Ispanya'sında La Mancha bölgesindeki kü­ çük bir köyde. genç kız ve hanımlan. karşılaştık- lan tehlikelerden kurtaran. hanın sahibinden kendisini. paslı bir kılıç. zararsız bir çılgın olduğunu sanan han sahibi. resmî bir merasimle şövalye yapmasını ister. bu rolünü. kendisine eski bir zırhlı elbise. kendisi yapamayacağından. başka birinin yapması ge­ rekecektir. diğerleri üzerinde izlenim bırakıcı Dulcinea del Toboso adını verir. yapılması gere­ ken tek şey. Rozinan- te adındaki bitkin ve sarsak bir ata binerek. aristokratik bir ailede dünyaya gelmiş güzel ve faziletli bir hanım olarak canlandınr Kendisi için de Don Quixote (Don Kişot) ismini seçer. ba­ şına miğfer olarak geçirmek üzere bir berber tası alır. Şimdi. basit ve kaba bir köylü kızını seçer. Kendisini. ona resmen şövaJye unvanının verilmesidir ki. O n a. Anna Felix: R ico te'n in kızı. bu­ nu da. ken­ disine bir iki defadan fazla görmediği ve hakkında hiçbir şey bilm ediği. Aynca. onu kendi muhayyilesinde. başlıca zevki. Lord'dan. hanın diğer misafirlerini de eğlendire­ rek mükemmel bir şekilde yerine getirir Köyüne dönen yeni . 100 büyük R om an • 25 Don Antonia Moreno: B acelonalı z e n g in b ir c e n tilm e n . yâni. okuduğu hikâyelerdeki bütün seyyar şövalyeler aynı zamanda âşık olarak da gösterildiğinden. k e n d is in i b ir A rap k a p ta n ı d iy e ta n ıtır. macera peşinde gitmeğe başlar. muhayyilesinde büyük bir şato olarak canlandırdığı bir hana rastlar. önceki çağ- lann şövalyelik müessesesinin canlandırılması gerektiğine ina­ nır.

kimsenin aksini iddia edemeyeceği tarzda cevaplar verir. bu şarap tulumlarına hücum eder Hatâları kendisine gösterildiği vakit. Meselâ. Don Quixote şarap tu- lumlanndan damlayan şarapların kan olduğunu sanarak. Bu mace­ . ikinci derece- dekiler. Başlarından. daha inandıncı. bir handa kaldıklan sırada. yüksek ölçüde romantik bir m acera­ ya dönüştürür. çünkü kötü niyetli büyücüler. mükâfat o la ­ rak bir ada bahşedeceğini ve bu adanın valisi yapacağını vaadeder. bazılan o kadar meşhurdur ki.sayıda macera geçer. en gülünç durum larr bile. Yine. İkisinin başlanndan geçen maceralar. şato sandıkları ve içinden ürkütücü seslerin çıktığı bir binaya rastlarlar. imalâthanedeki makinelerin çıkardığını anlarlar. geceki ürkütücü sesleri. Değirmenlere hücum eden Don Quixote ve Sancho. Sancho Ponza adında bir köylüye rastlar. Don Quixote ve Sancho'nun maceralarında. ama daha hücuma geçmeden. Cezayir'deki Faslılar'ın elinden kaçan bir İspanyol harp esiri­ nin. kahraman düşmanlarını (yani Don Q uixote'i) aldatmak için onların şekillerini değiştiri­ yorlar. genellikle tuhaf ve gülünçtür ve kötü neticeler verir. Yine bir gün. Karşısına çıkan devler. Don Quixote. "değirmene saldırmak" sözü. burada bahsedilmeyecek kadar çök. Don Q uixote'in muhayyilesi. ikinci derecedeki bir diğer macera da. iki genç âşığın kilisede resmen evlenebilmeleri için karşılaştıklan engellerle ilgilidir. bir dizi yeldeğirmenine mızrağı ile saldır­ masını hatırlatır. Bununla beraber.2 6 • 1 0 0 Büyük R om a n şövalye yolda. herkesin bildiği bu m aceralar atasözlerine ka­ dar geçmiştir. onun kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister ve şövalyelikle büyük bir servet kozandıklan zaman Sancho'ya. günlük hayatta vukû bulabilecek olaylar olduklann- dan. Bu tür başlıca maceralardan biri. beraberinde güzel bir Faslı kızı da getirmesidir. "Şato"ya hücum etmek için günün ağarm a­ sını beklerler. değirmen veya şarap tulumlan şeklinde görünüy­ orlar. kendisini haklı çıkarmak için. döner kollu devler sandığı.

onu tekrar aralarında gör­ mekten sevinir ve iyileştirmeye çalışırlar. gü­ zel hanım Dulcinea'yı bulmak üzere Toboso'ya giderler. Daha sonraki bö­ lümlerde. sıhhatini yeniden kazanırsa da. aklı hâlâ ye­ rinde değildir. evindekiler ve yeğeni. her şeye inanacak kadar çılgın olduğunu sandığından. hikâye içinde hikâyeler var­ dır Bu arada Don Quixote'ın ailesi ve dostlan. eğer bu köylü kızı. Bir müddet sonra. Don Quixote. onun hayret uyan- dıncı maceralannı işiten ve kendisine kaba şakalar yapmaya karar veren Dük ve Düşesin şatosuna ulaşır. onun güvenli­ ğinden endişe etmeye başlarlar. Dük'ün şa­ tosundaki delikanlılann ve hizmetçilerin de yer aldığı bu oyun­ . II. romandaki karakterlerin birbirlerine anlattıkları eğlendi­ rici hikâyelerle genişletildiğinden. Don Quixote ve Sancho. Kasaba berberi ve papazı. 1 0 0 Büy ü k R o m a n • 2 7 ralar. şimdi şaşkın ve halsizdir. muhayyi­ lesindeki hanımefendi ise. rastladıklan ilk köylü kızın Dulcinea olduğunu söyler. bir köylü kızını aristokratik bir hanımdan hâlâ ayırabildiğinden. hürmet edilecek. Oynanacak oyu­ na göre. Sanc­ ho. Don Quixote'ı bir kafese girmeye ikna eder ve bir öküz ara­ basıyla geri getirirler. Sancho'ya. artık efendisinin. Sancho. kı­ sacası. sıkıntı ve ümitsizlik içindeki hanımlann dertle­ rine çare bulunması için Don Quixote'tan yardım istenecek. Don Quixote'ın söyledikleri gayet ciddiye alınacak kendisi Sir Lancelot veya Sir Rolan imişcesine eğlendirilecek. Dük'ün komik rolünü oynayacağı fakat Don Quixote için gayret ciddî görüneceği bir piyes sergilenecek. Şövalye Don Quixote. İlkin ne onun ne de Sancho'nun gördüğü. evine dönmesini istediğini söyleyerek. Don Quixote bir sürü maceradan sonra. hanımı Dulciriea'nın. bu aldatışını pahalı bir şekilde öder. Kitap Don Quixote. tek­ rar yola çıkarlar. kötü niyetli büyücülerin ona büyü yaptıklannı ve şeklini değiştirdiklerini söyler.

Don Quixote'ın. Don Quixote'a Sancho'nun poposuna üç bin üç yüz kırbaç vurulmasına müsaade ettiği takdirde. fevkalâde güzel periler ve korkunç cadılar da vardır. bu projesini uygulamasına imkân vermez. Don Quixote'u bir düelloya davet eder. mağlûp olan. bu ceza­ yı kendisinin uygulayacağını söyleyerek. na­ musluca yönettiğini ispat etmek için de. aptal değildir. yeni "vali"lerine itaat etmeleri söylenir. valiliğe başlamadan önce cebinde beş parası bulunmadığını ve aynidığı zaman da meteliksiz olduğunu söyler Nihayet. Bir şövalye gibi giyinen Sanson. Dük. görevinden istifa eder. Sancho'ya yaptığı bir vaadi de ye­ rine getirerek. artık çobanlık yapacağını. Köy halkına. Don Quixote artık hayallerini red­ deder. Düelloyu Sanson kazanır ve Don Q uixote'a evine dönerek bir sene silâh taşıma­ masını emreder Don Quixote. dürüst ve akıllıca yürütün Bununla beraber. Fakat hastalık. için bir ada verir. yatağa düşer. kırbaçtan kurtulmasını bilir. Sonunda. kır hayatı ile ilgili şiirlerde an­ latıldığı tarzda bir hayat süreceğini söyler. Sancho. . fakat Sancho zamanı geldiğinde. üzülürse de sözünde durur ve hatta. Oyun sırasında. görevini.2 8 • 1 0 0 B üyük R o m an da. Barata­ na denen bu "ada" Dük'ün malikânesinin sınırlan içinde bir köydür. Don Quixote. Sancho'ya yönetmesi. Dulcinea'nın bü­ yüden kurtulacağı söylenir. okuma yazması olmayan basit bir insan ise de. Sancho'yu derhal kır­ baçlamaya hazırdır. Sancho. on iki günlük yönetimden sonra. kendi kö­ yünden Sanson Carrasco adındaki bir genç sayesinde aklî durumunu düzeltir. fena halde dövülür. galip gelenin emirlerine riayet etmeye söz verdiği takdir­ de. Don Quixote. sevdiği yemeklerden hiç birisini yemesine müsaade etmeyen resmî doktoru kendisine ıstırap çektirir Köye sahte bir hücum düzenlenir ve Sancho. çevresindekileri hayrette bırakarak birdenbire tamamen normal bir insan halini alır Sancho efendisine beraberce ço­ banlık yapmalan ve Lady Dulcinea'nın tekrar peşinden gitmek için iyileşmesini söylerse de. Don Quixote. vasiyetini söyler ve aklı başında bir Hıristiyan olarak son nefesini verir.

Gerçi Don Q uixote. Bu kitapları. o rta çağların ideallerine ölüm darbesini indiren adam diye bahsolunur. şövalye­ lik artık kaybolm uştu. günüm üzde bilginler ve uz­ m anlar dışında. yazarın ölm üş eşeği kam çıladığını sanabilir. alayları ve hicivle­ riyle. Fakat onu bu açıdan görm ek. C ervantes’in. hiç de küçüm senm eyecek ölçüde şövalyelik vardı. sadece gülünç bir insan. “Le chevalier sans p eu r et sans reproche” (kusursuz ve korkusuz şövalye) diye bilinen Bayard 1524’de öldü ve C ervantes’in patron ve hâm isi AvusturyalI Don John da. bu tü r kitaplar popülerdi. K itabın bazı bö­ lü m lerin d e. C ervantes’ten bazen. şövalyelerin başların­ dan geçtiği söylenen m aceraların hakikatten son derece uzak olduğunu idrak etti ise de. Böylece kendisinin hazırladığı oyunlarla kendisini gülünç d u rum lara soktuğu zam anlarda. haçlı seferlerine katılan en son şövalyelerdendi. C ervantes. şövalyeliğin ro m an tik gelenekleriyle alay ederse de. karakteri eski idealle geliştirilen insanlar hâlâ görülüyordu veya kısa bir m ü d ­ det öncesine kadar vardı. A riosto’nun. C ervantes’i bugün okuyan biri. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 9 Eleştiri Don Kişot’un diğer özellikleri ne olursa olsun. onun bu kararsızlığını da gözö- n ünde b u lu n d u rm ak m ecburiyetindeyiz. Am a onaltıncı asırda. B unlar arasın­ da en fazla okunanı. onun görüşünü çok basitleştirm ek olur. fakat yine de. onlara olan sem patisini de devam ettirdi. 1532’de yayım lanan Or- lando Furiose (Öfkeli Orlando) adlı kitabı idi. C er­ van tes’in kendi karakterinde. Tabiî. D on Q uixote. ona pek az sem pati d u ­ . kahram anı karşısındaki m uğlak tu tu m u ­ nu anlam aya çalışırken. şöval­ yeliği alaylı bir tarzda hicveden bir eser olduğundan şüp­ he edilem ez. okuyan pek bulunm adığından ve Kral A rth u r gibi bir kim se dahi artık çocukların m uhayyileleri­ ni harekete geçirm ediğinden.

Bu gibi hallerde. şu halde bir kom edi olm a­ sına rağm en. Kısacası. İlkin (kolaylıkla görm em ezliğe gelinecek). gayet İnsanî ve öğreti­ ci bir komedidir. vakur ve h ü rm ete değer bir insan olarak yücelir. bize bunların m asal olarak red­ dedilm esi gerektiğini söylüyor. Don Qu- ixote hakkında. şefkat ve anlayışla yum uşatıldığı. C ervantes. şövalye­ lik taslam asına rağm en değil. yaradılış­ tan vakur ve haysiyet sahibi bir insan olduğu anlaşılır. D on Qu- ixote. C ervantes. Benengeli’nin güvenilir bir tarihçi ol­ mayacağını ikaz etm esine rağm en. realite ve hayalin m ahiyetinin felsefî bir araştırılm a­ sı olarak düşünülebilir. Kitapta. aşağı seviyede bir kom edi veya sahtekârlık değil. Bu bö­ lümler. En ciddî bir noktadan ele alındığı takdirde. çevresindeki D ük ve D üşes gibi aklı başında insanlar zalim ve bayağı görünürler. Don Q uixote’m. ağırbaşlı nazik. diğer­ lerinin gerçek olm ayan hikâyelerine karşı bizi ikaz ederek. D ük’ün şatosu­ n a geldiği sırada. Bu kitap. ekseriya hikâyenin başlarm da rom an geliştikçe. Don Q uixote. Ö te yan­ dan.3 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yuyoruz. Sonra. b ü tü n çılgm lıklarm a rağm en. m izahın sevgi ve m erham ete çok yaklaştığı. kendisine saygısı olan. kahram anın gerçek şaşaasını kıskançlıkla küçültm ek istem iş olabilir. hikâyenin kaynağı ola­ rak onu gösterir. Avellaneda tarafından yazılm ış uydurm a hikâyeler var. kendi hikâyelerine bile tam am iyle güvenilem eyeceğini söylem esine rağm en. alayın. sevm iştir. . kapıldığı hayallerden ö tü rü sevmeye başlıyoruz. ta- hayyülî Arap tarihçisi Cid H em ata Benengeli m eselesi vardır ki. böylece. artık okuyucu kendisini tam am en be­ nim sem iş. kendi anlattığı hikâyelerin doğru ol­ d u ğuna okuyucuyu hem en hem en inandırıyor. Bil­ h assa II. C ervantes. ahm ak ve ihtiyar bir adam dır ve başm a gelenlerden tam am en kendisi m esuldür. H er bölüm de bu m esele ile karşı karşıyayız. Biz şim di bu eski şövalyeyi.

realite­ de de bir şövalye olacaklarını anlatıyor. zira böylece. aklı başında bir insan. şüphe içinde. neyin realite olduğunu ayırm ak zorlaşıyor. o da ne yaptığını tam am en bili­ yor. çevresin­ dekilere ve birkaç bin kişinin yaşadığı bir köy halkına. Sancho’ya gelince. artık âdeta şairm iş gibi hareket etm ez. Sancho’n u n bu hayali. eğer fevkalâde şiirler yazabilirse. şövalyeliğin artık hem en h e ­ m en hiç kalm adığını söylem ekle beraber. Ken­ disinin bir şair olduğunu sanan bir kim se. 1 0 0 B ü y ü i İ R o m a n • 31 Realite ve hayal m eselesi. Üstelik. Diğer zam anlarda. istedi­ ğini yapar ve diğerleri birer aptal rolünde görünürler. in­ sanların yaşadıkları hayal dünyasıdır. A rdından. kendisine sadakatle hizm et ettiği takdirde. onun bu rolü. şüphesiz. onun belki bir rol yaptığını. Böylece. taklit ettiği şeyi yaratm ış oluyor. hisseder ve hareket ederlerse. görevini öylesine ciddiye alır ve "ada” . boşuna giden bir hareket de­ ğildir. D on Q uixote’ın şövalyelik karşısındaki tu tu m u bu. onun tek saplantısıyla ilişkili olm ayan b ü tü n konularda. herkese kabul ettirm esi gerçekten hayret uyandırıyor. neyin h a ­ yal. M ark Van D oren. Sancho. bir adanın valiliği ile m ükâfatlandıracağı vaadini ele alalım. Sanc- h o ’yu. inanılm ayacak şekilde gerçekleşi­ yor. Kendi yaşadığı soysuzlaşm ış çağda. şöval­ yeler gibi düşünür. psikiyatrik standartlara göre. insanlar. Meselâ. pek inanmıyor. şu soruda daha da ısrarlı bir şekilde ortaya çıkıyor: D on Q uixote ne derece çılgın bir adam? G erçekten. tem kinli ve zarif hareket ediyor. Böylece Don Q uixote. Realite. kendisini. Don Q u ixote’ın çılgın hayalinin âdeta gerçekleşm işçesine hareket etm elerini em reder. Don Qu- ixote’un. tıpkı Süperm en rolünü oynayan bir çocuğun kendi oyununun kendisini al­ datm adığını bildiği gibi. fakat gayet sam im î bir şekilde yapılan bir teklifi de red­ detm iyor. Don Q uixote’un realitesinin. Gayet k ötü bir şaka yapmayı düşünen Dük. realite dünyasından sıyrılarak bir hayal dünyasına daldığı zam an­ lar var.

Belki b ü tü n bu hayallerinin birer oyuncak olduğunu biliyordu. Rom an. edebî türde sık sık başvurulan bir diyalog şeklini. Don Q uixote’un. bu hikâyenin göz alıcı noktalarından biri. A rtık oyun tam am en tersine dönm üş durum da. İkisinin ortaklığı. Fakat şim ­ di Sancho. âdeta. tartışm aları da ortaçağların sonlarında. debat de corps et coeur’u (ruh ve vücut arasındaki diyalog) akla getiriyor. Efendisinin çılgın biri olduğuna inanan Sancho. birbirinden kutuplar kadar uzaktalar. biz bu iki kişiyi. Bazen kavga ederler. halk ağ­ zı ile atasözleri ile konuşm aya başlıyor. asırlar boyunca sağladığı popü­ laritesinin ve ölm ezliğe hak kazanışının sırrını burada aramalıyız. hepim izde m evcut olan akıl ve hayal ve­ ya pragm atizm ve idealizm arasındaki gerginliği tem sil eden insanlar olarak da ele alabiliriz. son bö­ lüm lerde ortaya çıkıyor. Ö lüm yatağındaki D on Quixote. beraberce güzel D ulcinea’yı yeniden aram a­ ya koyulacaklarını söylüyor. Gerçekte. şahsiyetleri birbirininki ile karışıyor. A rtık alay edilen insan D ük’tür. uyum adan önce b ü tü n oyuncaklarını bir kenara koyan bir çocuk gibi. şövalyeliğin gerektirdiği "saray” konuşm a tarzı­ nın bazı kısım larını öğrenirken. geliştirdikleridir. İşte. Başlangıçta.3 2 • 1 0 0 B üyük R om a n Sim o kadar iyi yönetir ki. bir tek adam haline gelinceye kadar beraberce büyüdükleri. Sancho. çürüm ekte olan bir m üessese ile alay . uzun m ü d d et iyi bir insan olarak hatırlanır. şö­ valye ve u şak rollerini oynayanların. Aylarca aynı tecrübeleri paylaş­ tık tan sonra. m evkiini terkettikten sonra da­ hi. bu iki insan. h er bi­ ri diğerinin konuşm a üslû b u n u n bir kısm ını benim siyor. b ü tü n hayallerini reddediyor. Aynı şekilde. kim in akıllı adam ve kim in aptal oldu­ ğunu şim di bilem iyoruz. İyileş­ tiği takdirde. onunla devamlı m ünakaşa eder veya n asihat etm eye çalı­ şır. oyuna devam etm esi için ona yalvarıyor. vücut ve ru h arasındaki bir ilişki gibi görülüyor. Don Q uixote de. R om anın nihaî istihzası.

onun subay olmasını isteyen bir mektup vardı. Bazen ona. Bu. insan hayalinin daim î ve ilk örneğidir. diğeri için gerekli ve h er biri kendi hayatım ızın bir parçasıdır. esas çizgiler hâlâ açık ve kesin. daha sonra 1570’de. Sardinya’yı. mesleğini yürütmek için. Ispanyol tarihinin heyecanlı bir çağı idi. adaşında bulunm ayan yönleri ve parçaları tam am lar. yirmi yaşlarında iken. onun. sık sık bir şehirden diğerine gitmek zorunda kal­ dığından. Babası. Ceza­ yirli Türkler’in eline geçti ve Cervantes Cezayir’e getirildi. Avusturya'yı. Cervantes’in. Cervantes. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 3 3 etmiyor. Bur- gundy’yi ve Almanya’nın bazı kısımlarını içine alan Hapsburg İmparator- luğu’nun bir parçası idi. Cervantes’in hayatını oldukça karanlıklaştırdı ise de. yaşadığı zaman. Don Carlos ve Kraliçe İsabelle’in ölümlerinden sonra yazdığı bir kaç şiir ilgi toplamıştı. H erkül y ahut Perseus. p ratik ve günlük hayata yönelik şahsiyeti. Is­ panya’nın Altın Çağının başlangıcı idi. daim î ve evrensel. Ele aldığı tez. gemisi. Amerika kıtasından ülkeye gelen zenginlik. Davy Croc- k ett veya Süperm an ya da Batm an da denir. ispanya. Henüz tanınmış bir edebî şahsiyet olmamakla beraber. Yazar Zaman ve efsane. Alcala de Heneras’te 1547'de doğdu. Ispanya’nın papalıktaki temsilcisi ile İtalya’ya gitti. Yanında. Prens H al'ın Falstaff’ı Sherlock H olm es’ın D oktor W altson’u vardır. İspanya. Fakat 1575’te. H er biri. Parlak zırhlı el­ bisesi içinde dünyayı dolaşan ve kahram anca işler yapan şövalye. bu kahram anlık n u m uneleri yanında bir antikahram an ya­ ratır ki. Avus­ tralyalI general Don Juan’dan. Cervan- . sistematik bir eğitim yapamadı. İnsan hayali. büyük bir dünya impara­ torluğunun da merkezi idi. günümü­ zün Belçika ve Hollanda’sını. Ispanyol ordusuna er olarak girdi. Napoli’yi. A m adis veya Roland. Sicilya’yı. Tunus’tan Ispanya’ya giderken. aynı zamanda. Böy­ lece. Hiç de başarılı olmayan bir eczacı­ nın oğlu olan Cervantes. Cervantes. edebiyat ve güzel sanatların hızla gelişmesine hizmet ediyordu. Böylece kendisinin tanınmış bir kimse olduğu anlaşıldı ve iade edil­ mesi için İspanyol hükümetinin büyük bir fidye ödemesi istendi.

beş yüz düka altın ödemeyi kabul etti­ ğinden. kesin olarak bi­ linmiyor. bir şair olmadığını gösterdi ve La Galatea adlı pastoral romanı da artık okunmu­ yor. Birçok kitap yazdı ise de. kitap) 1605’te basıldı ve devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinin kıskançlık ve nefret dolu yorumlarına rağmen. Şövalye ve uşağı şimdi atasözlerine geçti ve Don Kişotvari sıfatı İspanyolcaya ve ardından diğer dillere geçti. Hatta Alonzo Fernandez de Avelaneda adlı (muhtemelen takma bir ad) biri. Cervantes. II. Cervantes. devlet memurluğundan atıldı ve kısa bir süre için Seville’de hap­ sedildi. sadece bir kitabı. fakat düzensiz bir yönetici olduğu anlaşılıyor. Cervantes hayatta iken. İspanyol hükümeti. bir devlet memuriyeti peşinde gitti. Sadece. Onu ölmezliğe kavuşturan bu kitap (I. derhal işe koyuldu ve ertesi yıl. Don Quixote. şöhretine hiçbir şey ilâve etmedi. 1587’de. yazarı kitabı ile zengin olmadı. No- velas exemplares (İbret Alınacak Hikâyeler). defalarca kaçmaya çalıştı. Gayrîmeşru dünyaya gelmiş bir kızı vardı. 1584’te. uzun müddet. kimsenin takdir etmediği zor bir işti. . yakalandı ve nerede İse öldürülmesine bile karar verilecekti. Kitap. son dere­ ce fakir bir hayat sürdü ve işte bu sıralarda da Don Qulxote’u yazdı. Mezarı. Çok sayıdaki piyesleri. Cervantes. Cervantes’in şuurlu. 1614’de. kendisine verilen emirlere uyarak. kız kendisine bir miktar başlık vermişti. fakat kızın annesinin kim olduğu bilinmiyor. bilhassa bir tanesi. Fakat bu çift. Bir defasın­ da. 1582’den itibaren kendisini edebiyata verdi. Cervantes.3 4 • 1 0 0 Büyük R om an tes. 1590'da. Ispanya'nın Amerika’daki müstem­ lekelerinde bir iş almak istedi ise de. Cervantes ülkesine döndü. birbiri ile anlaşamadı ve çok defa bir­ birinden ayrı yaşadılar. Kitap’ı yazdı. müteaddit baskı yaptı ise de. Bu. der­ hal ülke çapında tutuldu. İngiltere’yi istilâ etmeyi düşünen İspanya ordusunun ikmal şu­ besine tayin olundu. kendisine şöhret sağladı. Kısa bir müddet Portekiz’de görev yaptıktan sonra. kendisine göre devamını da yaz­ mamış olsa idi belki kitabın ikinci kısmını da yazmayacaktı. bir kiliseye ait eşyayı aldı ve kısa bir müddet için aforoz edildi. Hesapları o kadar kötü idi ki. Nihayet. Don Quixote’un yazarına lâyık bir eser. bu kitabın. Daha sonraki hayatı hakkında pek az bilgi var. 1597’de. edebî çevrelerdeki düşmanlarına hücumlar da vardır. kendisinden onsekiz yaş küçük olan Catalina Salazary Palacios adında bir kızla evlendi. Kitabın son kısımlannda. verilmedi. 1616’da Madrit’te öldü. Cezayir’de beş sene kaldı. şiirleri. Hayatının son yıllannda yazdıkları arasında.

Robinson Crusoe Yazan: Danlel Defoe (1 6 6 0 -1 7 3 1 ) Başlıca Karakterler Robinson Crusoe: K im sesiz b ir a d a y a bıralcılm asına rağ m en . eğer sağ salim bir limana vanrlarsa. Böylece on do­ kuz yaşındaki bu çocuk. kendisinin bir avukat olmasını istiyorsa da genç Robinson Crusoe. Fakat deniz sakinleştiği zaman. bu sözünü unutur. m a h a re ti ve k e n d is in e o la n g ü v en i s a y e sin d e h a y a tın ı d ev a m e ttir e n b ir d e ­ n izci. gemici olarak macera pe­ şinde gitmeye karar verir. Friday: C ru so e ta r a fm d a n m e d e n ile ş tirild ik te n so n ra . 1 Eylül 1651'de Hull adındaki liman kasabasından Londra'ya hareket edecek bir gemiye binmeye karar verir. o n u n s a d ık bir h iz m e tk â rı v e a rk a d a ş ı o lan b ir yam yam . . Limandan aynlır aynimaz. anne ve babasına daima itaat edeceğine ve bir daha denize çıkmaya­ cağına söz verir. Hikâye Gerçi babası. Denizcilerin cesaretlerinin ve kendisine gösterdikleri ya­ kınlığın tesiri altında kalan Crusoe. şiddetli bir fırtına kopar ve genç Crusoe. denizci olmaya azimli.

şeker ka­ mışı ziraati yapmaya başlar ve oldukça başanlı da o lu r Fakat çiftliğinde çalışmaları için kölelere ihtiyacı olduğunu anlar. kendisini beraberce Afrika'ya gidip köle getirmeye ikna eder. gemi Güney Afrika'nın ku­ zey doğu köşesindeki bilinmeyen bir ada açığında bator Cru- soe'den başka herkes ölür. Crusoe. kayalar ara­ sındaki parçalanmış gemi ile sahil arasında gidip gelerek silah. Ertesi gün. yanında bıça­ ğından. birkaç testere. boşa gittiklerini dehşetle görür Yağmur sulannı muhafaza et­ mek için küp yapmanın son derece güç bir iş olduğunu anlar ve kulübesinin çevresine diktiği a ğ a çla rda bir türlü tutmaz.3 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Afrika'dan ticarî eşya taşıyan bir gennide çalışırken. Crusoe. Ne var ki. kendisini diğer adalara götürecek bir ka­ yık yapamamış olmasıdır Büyük bir sedir ağacının gövdesi üze­ rinde beş ay çalışır ve nihayet denize hazır bir tekne meydana . küçük bir kayıkla kaçar ve Brezilya'ya giden bir Portekiz şilebi tarafından kurtanlır O rada. derilerini dabaklar Gemiden getirdiği ar­ pa ve mısırın yansını eker. kaba bir sal yapar ve on beş gün. bir balta ve bir çekiç getirir Yine gemide 36 İngiliz lirası bulunduğunu da görür Dünyadaki bütün altın- lann kendisine bu ıssız adada hiçbir faydası dokunmayacağını bilmesine rağmen parayı da alır. Bir İngiliz şeker kamışı ekicisi. devamlı olarak içinde yaşayacağı bir kulübe inşa et­ meye boşlar. fakat yanlış bir mevsimde ektiği için. Crusoe. barut. En fazla canını sıkan şey. korsanlann hücumuna uğrar ve Crusoe bir köle olarak satılır Hayatını tehlikeye atarak. deniz sakinle­ şince. hayatını bağışladığı için Allah'a şükreder ve bu adada yaşayabileceğine inanır. Dalgalar Crusoe'yi ıssız bir adaya sürükler. Yiyecek ve giyecek için de adadaki yaban keçile­ rini vurur. gemi. etlerini yer. piposundan ve bir miktar tütününden başka hiçbir şey yoktur Geminin tamamen batmamış ve kayalar arasında par­ çalanmış olması Crusoe'yi sevindirir. Ba­ şından geçenleri ve düşüncelerini de günü gününe yazmaya başlar Bu dehşet verici hadisenin tesirinden kurtulduktan sonra.

birçok yamyamı öldürür. Crusoe. nihayet hububat ekmesini. kendi kulübesine getirir ve zamanla anlaşabilecek kadar İngilizce öğretir Aslında zeki bir insan olan ve bütün bir aşiret­ . insana ait olduklan belli olan ayak izlerine rastlar onun kim olduğunu öğrenmeye azmeden Crusoe. kulübesi­ ni tahkim eder Böyle yapması iyi olmuştur. 1 0 0 Büyük R o m a n » 3 7 çıktığı zaman da yapıldığı yerden sahile taşınmayacak kadar ağır olduğunu görür. küçük bir kale haline getirir Ve bir gün. on iki sene süren ve tamamen yalnız geçen bir hayattan sonra. Kurtardığı adam da bir yamyamdır. fakat Crusoe. keçileri ehlileştirmesini öğrenir ve hatta kendisine arkadaşlık etmesi için bir papağanı bile eğitir. kendisini deh­ şete düşürücü bir şey daha keşfeder Daha önce ayak izleri gördüğü sahilde. Köleyi cuma günü kurtardığından. dolu iki si­ lah ve bir kılıçla üzerlerine hücum ettiği zaman. tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür Crusoe. ci­ van gözetlediği sırada. Fri- day'i. Crusoe'nın artık bir arkadaşı vardır. esir­ lerden birini pişirmişler ve diğer ikisini de öldürmeye hazırlan- m aktadırlar Crusoe. Adada yirmi iki yıl yaşadıktan sonra Crusoe. kum üzerinde. bir gün hayret uyandıncı bir vakıa ile karşılaşır: Kulübesin­ den çok uzaklardaki bir sohil boyunca. Adada hiçbir insan görmemesine rağmen. ona bu eski âdetlerinden nefret etmesini öğretir. bu vahşî insanlar buraya bir daha geldik­ leri takdirde. Cru­ soe. ona Friday (Cuma) ismini verir Crusoe. ilkin böyle bir vakıa karşısında ürperirse de. insan kemikleri ve parçalanmış insan organ- lan da görür Güney Amerika kıtasındaki yamyamlann harp esirleriyle buraya geldiklerini ve onlan öldürdükten sonra ye­ diklerini sanır Crusoe. vahşiler. ayak izlerinin civannda bir ma­ ğarada saklanır ve senelerce. adanın bu kısmını araştınr. bir ateş önünde. öylesi­ ne kızgınlık duyar ki. otuz kadar vahşinin. kö­ lelerden birini geride bırakarak kaçarlar Yirmi dört yıl tek ba­ şına yaşadıktan sonra. diğerleri de. üzerlerine hücum ederek onlan öldürmeye karar verir Bir mağarayı. zira adada.

İngiltere'ye döner. Friday ile birlikte. Crusoe onlan kurtarmaya karar verir. tekrar denize açılır . Kansı öldüğü zaman. Portekiz'e bir seyahat yaptıktan sonra. Nâmına yatınlan parayı almak için. Friday ile birlikte otuz iki sene sonra İngiltere'ye döner. Fakat ilkin. yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür ve iki. iki köleyi Crusoe'nun adasına getirirler. Friday'ın babası ile birlikte. sağ­ lam ve her türlü havaya dayanabilecek bir tekne yapar. iki safdık gemici gönder­ miştir. Geminin kaptanı.000 Ingiliz lirası vardır. Crusoe'nun her türlü yiyecek maddelerini depo­ ladığı adasında kalmayı tercih ederler Tayfalar geride bırakılır. İngiltere'ye dönüp. İsyan eden tayfalar. Crusoe'nun senelerce önce parçalandığını gördüğü bir gemide bulunan yaşlı bir Ispanyol olduğu anlaşılır. Crusoe. çoluk ço­ cuk sahibi olur. kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduklannı Crusoe'ye söyler. bu defa hemen deniz kenarında. Crusoe. biraz ileride demir atmış bir İngiliz gemisi görür. Crusoe'ye minnettarlık besler ve onun güve­ nilir bir hizmetkân ve arkadaşı olur. Tam denize açılmak üzeredirler ki. Crusoe ve Friday. namuslu bir Portekizli kaptan. diğer beyazlan kurtarmaları için. kendi yaptığı yeni tek­ ne ile adaya gönderir Bu arada. evlenir. üç kayık dolusu vahşî. Friday'ın adasındaki esir beyazlan kurtardıklannı öğrenince. Crusoe artık zengin bir adamdın Bdtık İspanyol gemisin­ den aldığı paradan başka. kö­ leyi kurtanrlar. bu Ispanyol'u. onun Brezilya'daki tarlasını da onun nâmına işletmiştir ve şimdi Por­ tekiz'de. kölelerden biri beyazdır. Kurtardıklan beyaz adamın. gemilerini tekrar'ele geçirmeleri için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere'ye dönerler. 10. Friday. Crusoe.3 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n ten gelen Friday. bir gün onlan ziyaret etmeyi düşünür. muhakeme edilerek sonunda asılmaktansa. adasının duru­ munu görmek için. Crusoe ve Friday ellerindeki ateşli silahlarla onlara hücum ederler. Ana ve babasının öldükle­ rini öğrenir. Kurtarılan kölelerden biri Friday'ın babasıdır Baba ve oğul sevinç içinde kucaklaşırlar. İspanyol'un ve Friday'ın babasının.

Selkirk’in m aceralarını hayalinde genişleterek bu m eşh u r kitabı. tek başına geçirdiği b u uzun yıllar boyunca. denize elveda der. ürk ü tü rcesin e yalnız. 100 B ü y ü k R om an • 39 Daniel Detoe'nın Robinson Crusoe'nun Daha Sonraki M a­ ceraları adlı öteki kitabında. Böy­ le bir edebî fırsatı kaçırm am ak isteyen Defoe. kendisinin olan küçük bir m edeniyet de kurar. Selkirk’in tek başına bu adada yaşam ası. Ro- binson Crusoe’yu yazdı. Adada. İngiltere’den ayrıldı ve Şili sa­ hillerindeki Ju an Ferdandez adasında. 1 7 H ’de. sadece aklını başında tutm akla kalmaz. R obinson C rusoe’nun. Bir gemici olarak. tekrar İngilte­ re'ye döner. bazen h asta ve ekseriya kor­ kulu b ir hayat süren C rusoe. İngiltere’de bir sansasyon yarattı. Wyss fSwıss Family Robinson-İsviçreli Robinson) da vardır. basit ve kaba ü slûbuna rağm en H o m er’in Odyssey’ni h atırlatan esatirî özellikleri vardır. R obinson C rusoe. gemileri porçalanmış Ispanyollar ve asi İngiliz denizcileri el ele verirler. öylesine sade ve açık bir üslûpta. halkın büyük ilgisini çekti. beş sene tek başına yaşadıktan sonra İngiltere'ye döndü. hayatının sonuna kadar tatmin edici bir hayat sürer. Defoe’n u n şu n u söylem ek istediği anlaşılıyor. doğru olduğu sanıldı. Bunlar arasında Swift (Gulliver’s Travels-Güliver’in Seyahatleri). diğer bir adanın yerli ka- dınlanyla evlenirler ve hareketli bir topluluk kurarlar. birçok yazarlara tesir etti. Kitap. Ste- venson (Treasure Island-Define Adası) ve tabiî. yazılm ıştı ki. adasında. Vasat . Gem inin kaptanı ile kavga eden Selkirk. Bazı moceralardon sonra (Crusoe'nun sadık dostu Friday. adadaki hayatı ile ilgili kitaplar yazıldı. bu adaya bırakılm asını ister ve n iha­ yet Kaptan W oodes Rogers adlı biri tarafından kurtarılır. Eleştiri A lexander Selkirk. böyle bir çarpışnnada kahramanca ölür) Crusoe.

Crusoe. şüphesiz. taham m ül ve m aharet kaynaklarm a sa­ hiptir. Bro­ . okuyucular üzerinde en fazla tesir bırakan yönlerinden biri. Avrupa’da sık sık seyahat ettiği ve 1688’de III. Fakat Friday aynı zam anda. “Muhalifleri ortadan kaldırmanın en kısa yoiu” adlı bir broşür yayımlayarak. yirmi üç yaşında iken Mary TuffIey ile evlendiği. VVilliam’ın ordusuna katıldığı dışında. Fakat adadaki ilk gün­ lerinden itibaren. o n u n bu yoldaki azim ve kararlılığıdır. h em en hem en h er sayfasında kendini h issettiri­ yor. Am erika kıtasının keşfedilm esine ve ehlileştirilm esine im kân veren bu inanış. Defoe’nin yaşadığı zam anda. çorap tüc­ carlığı yaptığı. Onun. M anzaraya Friday da katıldığı zam an. İnsanlar. bilinm eyen ve iş­ lenm em iş cesaret. Robinson Cru­ soe’nun.4 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n bir insan. efendisine olan sadakat ve m innettarlığını defalarca gösterir. O andan itibaren de. Yazar Bir kasabın oğlu olan Daniet Defoe. h er tü rlü şartlar altında hayatını devam ettirebileceğine derinden inanıyorlardı. Kitabın. bir kim senin. 1702’de. o n u n değerli bir arkadaşıdır. Defoe. muhtemelen 1660’da. zam an zam an dehşet uyandırıcı bir yalnızlığın acılarını çeker. gençlik yılları hakkında fazla bir şey bilinmi­ yor. Brezilya’d a köle sahibi olan C rusoe. Defoe. o n u n fizik faaliyetleri üzerinde durur. ahlâken ne kadar zayıf da olsa. hayatını bahşettiği için A llah’a şükıe- der. Londra’da doğdu. C rusoe’n u n psikolojisi çok daha faz­ la ilgilendirirse de. adasını küçük bir İngiltere hali­ ne getirm ek için çalışır. Çağdaş bir yazarı. on u kendisine bir uşak yapar ve iki ki­ şiden oluşan bir m üstem leke sistem i kurar. anne ve babasına itaat etm e­ diğinden ö tü rü vicdan azabı çeker. kendisinin mensubu bulunduğu dinî grubun na­ sıl baskı altında tutulabileceğini istihzalı ve alaylı bir üslûpla anlattı.

The Review adU gaze­ tenin dokuz cildini o yazdı. Hapishanenin. yete­ neklerini tam mânâsıyle gösterdi. Defoe.” Dinî bir muhalif ve son derece ikna edici partili bir yazar olarak De­ foe. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 41 şürü. Romanlarında.. Diğer Eserleri Robinson Crusoe’den üç yıl sonra yazılan Moll Flan- ders’in. müsamahasızlığı hicvedici olmasına rağmen. yalancı bir çapkın. İngiliz edebiyatında roman türü­ nün yerleşmesinde onun muazzam bir rolü oldu. 26 Nisan 1731’de. her zaman hapsedilme veya daha kötü tehlikelerle karşı karşıya kal­ dı. bu arada başka gazetelerde de yazıları ya­ yımlandı. bu eserinde. Robinson Crusoe’nm yayımlanmasından (1719) sonraki beş yıl De­ foe’nun. realizm ve idealleştirilmiş hayaller yerine günlük hayattaki konuların işlenmesi. sadece beş yaşında İdi. velûd bir gazeteci idi. 1665’te... sık sık ev­ . halbuki o yıl.. Kitapta. gözleriyle görmüşçesine anlat­ tı. onu şöyle anlatır: “Sahtekâr. Londra’da binlerce ki­ şinin ölümüne'sebep olan Büyük Taun’u. kendisine işkence yapıldı ve hapsedildi. Durmaksızın yazdı. Da- niel Defoe. İngiliz rom an tarihinde m uaz­ zam bir yeri vardır. aynı zamanda. Ingiliz romanını derinden etkiledi. ahlâken sağlam olmayan iki kadını konu alan klâsik kitaplardır. birincisinden fazla. fakat genellikle düşmanlarından bir iki adım önde gitmesini bildi. realist bir yazar olarak. Pek çok erkeğin peşinden gittiği.. Bu sırada yayımlanan bir diğer eseri Journal of the Plague Yeariyeba Salgını) İdi. Moll Flanders ve Roxano. en iyi romanlanndan bazılannın yayımlandığı senelerdi. Artık her şeyden şüphe eden biri oldu ve parasını daha dikkatli harcamaya baş­ ladı. yayımlanan broşür ve kitaplarının sayısı 250’den fazla ve bunların birçokları da politika ile ilgilidir. CezalandınIdı. Çağdaşı büyük yazar Joseph Addison.” te ­ zi üzerine dayanan rom an. üç kâğıtçı. Defoe yanlış anlaşıl­ dı. Londra’daki evinde öldü. Defoe.. çağdaşlarının indinde oldukça sahtekâr ve kurnaz bir adam ve siyasî bir oportünisttir. Bir mahkemede şahitlik edemeyecek biri. Moll Flanders’in heyecanlı h a­ yatını anlatır. Defoe’nun karakterine tesir ettiği anlaşılıyor. Defoe. “Sefalet kadar kötü bir şey yoktur.

Virginia’da. kadın böylece. orta sınıfa m ensup in­ sanların özelliklerine sahipti. Moll F landers şehvetli ve tehlikeli b ir hayat sürerse de. Defoe’nu n anladığı m ânâda. hayati­ yetini kaybetm eyen kahram anlarından biridir. Ele geçtiği zam an pişm anlık duygusunu söyleyen ka­ dın polisleri ikna eder ve asılm ak yerine. . bir fahişeden başka bir şey olm am asına rağm en Moll. bu dünyada kendisine bir yer yap­ m aya azmeder. Flanders’in m aceralarının anlatıl­ dığı kitapta. Robin- son C rusoe’m bastırılam ayacak ru h u n u akla getirircesine. on iki çocuk anasıdır. onsekizinci asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tı m uazzam bir panoram a hâlinde önüm üze serilir. artık h ü rm et edilen bir ana ve çiftlik sahibidir. N ew gate’e gönderi­ lir. b ü tü n haka­ re t ve istihzaları yener. yeni arkadaşı bir eşkiya ile birlikte Virginia’ya (Am erika’ya) gitm esine m ü ­ saade edilir.4 2 • 1 0 0 Büyük R o m an lenen Flanders. Moll Flanders. İngiliz rom anının. Kadın. h er güçlüğün altından kalkar ve yeni m aceralara başlar. Ekseriya.

h ilek âr. G ü liv er’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n a. Yahoolar: G ü liv er’in k e n d ile rin d e n o ld u ğ u n u id d ia e d e n ve m a y m u n a b e n z e y e n p is b ir ırk. G ü liv er’in. k ü ç ü k b ir b e b e k m iş gibi şe fk a tle m u a m e le ed er. Flimnap: L ilip u t’u n . Liliput imparatoru: On b e ş s a n tim e tre b o y u n d a ve sa d ık u y ru k la rın ın . sa ra y d a b a ş d ü şm a n ı o lu r. Güliver’in Seyahatleri Yazan Jonathan Swlft (1 6 6 7 -1 7 4 5 ) Başlıca Karakterler Lemuel Gulliver: M acera tu tk u n lu ğ u n u n e tk isi a ltın d a u z a k ve e g z o tik ü lk e le re g id e n sa f ve b a s it b ir İngiliz c e rra h ı ve d e n iz c isi. in s a n lık ta n n e fre t e tm e s in d e n v a z g e ç ir­ m ey e ç a lış a n P o rte k iz li n â z ik b ir k a p ta n . “K âin atın n eşe ve te rö rü " diye b a h s e ttik le ri kral. Pedro de Mendez: G ü liv er’i. ö lm e le rin e m ü sa a d e e d ilm e le ri o lan m u ts u z ö lü m s ü z le r d e n (lâ y e m u tla r) o lu şa n b ir ırk. Glumdalclitch: B ro b d in g n ag lı b ir ç iftç in in kızı. . Strulbruglar: Y egâne a rz u la rı. Reldresal: L ilip u t’u n Ö zel İşleri V ekili. Brobdingnag Kralı: B a rışsev er o lm a sın a ra ğ m en b ir o rd u y a s a h ip b ir dev. k e n d is in d e n . Houyhynhnmler: (W hinnim o k u n u r) Y ahooları y ö n e te n m âk u l ve n â z ik a tla rd a n o lu ş a n b ir ırk. G ü liv er’in a rk a d a ş ı. Lord Munodi: Evi a y a k ta d u rd u ğ u ve ta rla sı m a h s û l v e rd iğ i için Lapu- tia sa ra y ı ile a ra s ı iyi o lm a y a n ç a lışk an b ir L aputialı. k u rn a z ve k ısk a n ç h a z in e d a rı.

Ülkede. ülkenin M il- dendo adındaki merkez şehrine getirilir. yatar. şimdiye kadar kimsenin bilmediği ve boylan on beş santimetre olan Liliputlann esiridir. vücudu üzerinde oynaşan bu insanlar. Güliver. fakat Güliver. yani Büyük İnsan Dağı adını verir­ ler Güliver. Liliputlar. kendisine Liliput dili öğretilir ve imparatorun huzuruna çıkarılır. zehirli mızraklanyla G üliver'i tehdit ederler. tam a­ men kendileri gibi insanlann yaşadığı ve yine iç çatışmalan içinde bulunan Blefuscu adındaki bir ülke ile harp halindedir. Londra'da yürüttüğü tıp mesleğin­ de başanlı olnnayon Lemuel Gultiver. Güliver. çok küçük olduklanndan. Güliver. tabancası ve saati Liliputlar arasında büyük ölçüde hayret ya­ ratır. Liliputlar arasında gayet iyi bir intiba yaratır. bir tür muğlak ve küçültücü ip dansını en iyi oy­ nayanlara siyasî çıkar sağlar. Uyandınidığı za­ man. Güney Denizlerine gitmek üzere Bristol'dan aynlır Gemi. G üliver'in tarağı. Güliver. kendisinin binlerce incecik iplikle bağlandığını görür.4 4 • 1 0 0 Büyük R om a n Hikâye İyi ahlâklı olduğundan. G em i. Antelope adlı bir gem i­ nin doktoru o larak çalışmaya başlar. şimdiye kadar böy- lesine büyük bir insan görmemişlerdir. Van Diemen ülkesinin kuzeybatısında çıkan bir fırtına neticesinde parçalanır. zamanla Liliputlar'ın güzel insanlar olduklannı ân­ lar. 1688'de. Liliputlar'ın hayretini uyandınr. M inik vücutlu olduklanndan mekanik işlerde gayet . yüzerek karaya çıkar ve sahile ayak basar basmaz uykusu gelir. 4 Mayıs. ona Ouinbus Flestrin. yüzlerindeki leke ve kusurlan göremez. basit ve dostça tavırlanndan ve onlann çok garip olan dil ve âdetlerini bilhassa öğrenmek istemesinden ötürü. Li­ liput sarayı. High-Hecls (Yüksek Topuklular) ve Low Heels (Alçak Topuklular) adında iki siyasî parti ve yumurtanın en iyi hangisi tarafından kınlacağı üzerine şiddetli tartışmalar yürüten Büyük Endianlılar ve küçük Endianlılar adında iki dinî hizip vardır.

bir müddet sonra yeniden yerinde duramaz ve bu defa Hindis­ tan'a giden Adventura (Macera) adındaki bir gemiye biner Gemi rotasını şaşınr Gemiciler. onlann do- nanmalannı tahrip etmesi istenir İki ada arasındaki mesafe. Liliputlar için yapacağı bir büyük hizmet bulun­ duğu söylenir. aynca G üliver'in. tekrar göz­ den düşer Blefuscidialılar'm hürriyetlerini savunduğundan. Liliput'un yediğini Güliver tek başına yiyor. büyük bir kayık karaya vurur ve Ingiltere gözünde tüten Güliver. 800 metredir. bu kayıkla denize açılır Bir gemi kendisini alır ve İngiltere'ye götürür G üliver'in yanında.) G üliver'in yeni arkadaşı Reldresal. Blefuscudialılar'ı tamamen yıkmayı ve onlan Lili- putlar'ın köleleri haline getirmeyi reddettiğinden. yürüyerek Blefuscudialılar'ın adasına gider. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 4 5 ustadırlar. donanmalannı çekerek Liliputlar'a getirir Güliver. Kendi­ sine şerefli Nardac unvanı verilir ve Hazinedar Flimnap'ın baş düşmanı o lu r (Flimnap. Blefuscu adasındaki düşmanlar bir istilâ hazırlı­ ğı içindedirler Vücudunun büyüklüğünden ötürü. Böylece Güliver. Krali­ çenin sarayındaki bir yangını söndürmekle kendisini sevdire­ ceğini umarsa da. yiyecek tedariki için bilinm e­ . Blefusculular'a sığınır ve kendisine gayet iyi muamele edilir Bir gün. Güliver. bu hareketleriyle bir an için sarayın gözünde yü­ celirse de. kendisine fırlotılon ok yağmuru oltmda. mahkemeye verileceğini ikaz eder. başından geçenle­ ri ispat etmek için minik Liliput inekleri vardın Ingiltere'de kansına ve çocuklanna kavuşan Güliver. karısına göz koyduğunu da sanır. kendisinin. birbirleri aleyhinde plânlar çevirenler. Güliver artık öldürülecek biridir Güliver öldürüleceğini öğre­ nince. Güliver. tedricen saray entrikalanna karışır. fakat onlar orasında da küçük işler peşinde giden. çünkü. fesat tohumlan saçanlar vardır. onu öldürm ek ister. bu işi onların bilmediği bir yolla yaptığın­ dan daha da fazla suçlanır. G üliver'e.

köylü onu. "shov/"lann sayısını artırır. erkekliğini ciddiye alm azlar . filozoflar ve yaşlı akıllı insanlar G üliver'e güler­ ler. kendisinin 10.0 0 0 kilomet­ re genişliğinde Brobdingnag ülkesinde olduğunu öğrenir. Böylesine minik insanlardan oluşan bir ırk nasıl mevcut olabilir? Kral. kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir kimse olduğunu ay­ naya baktığı zaman daha iyi anlan Sarayın hanımlan kendisi­ ne gayet kaba muamele eder. bu acayip mahlûku. dev gibi köylüler ekin biçmekle meşgullerdir. Bir gün. İngiltere hakkında ona bir sürü soru sorar. Kraliçeye satar. talih G üliver'e güler. her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. kı­ zı G lum dalclitch'i eğlendirmesi için onu evine getirir. Güliver. Brobdingnag'taki hayatı sırasında her gün dehşet verici hâdiselerle karşılaşır.4 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n yen bir ülkeye doğru giderler. Karaya çıktıkları vakit. böylesine küçük insanlann birbirlerine karşı harp ilân etmeleri kral üzerinde tiksinti yara­ tır Güliver. sıla hasreti çeken Güliver. fırtına­ lı havalarda tenis topu büyüklüğünde dolu yağan Sarayda bi­ le. Güliver. İngiltere'nin kazandığı büyük zaferler­ den gururla bahseder. G ü li­ ver. para karşılığında hal­ ka göstermek için köy köy dolaşır Söyleşine kaba muamele edilen G üliver hastalanınca. köylü Güliver ölmeden çok daha fazla para kazanabilmek için.000 kilometre uzunluğunda ve 8 . Sarayda. her an teh­ likededir. onu bir kafese koyarak. Güliver'den servet kazanmak isteyen kızın babası. onlar da o derece kaba ve çirkin devlerdir Glumdalclitchler. ev hayvanıdır. Bir tanesi. artık Kraliçe'nin bir oyuncağı. Lili- putlar ne kadar küçük ve nazik insanlarsa. N i­ hayet. boylarının on üç metreye kadar yükseldiği bir buğday tarlası ortasında bu­ lur. diğer gemicileri kaybeder ve bu defa kendisini. Muazzam büyüklükteki farelere karşı çarpışır. Güliver. Küçüklüğünden ötürü. G üliver'e bir ev hayvanı muamelesi ya­ parlar. Güliver zor zahmet boğulmaktan kurtulur. dokuz met­ re boyundaki saray cücesi onu kıskanır ve süt güğümünün içi­ ne atar. M am afih.

diğer Laputalılar kendisini sevmezler Laputa Kralı. 1 0 0 Büyük R om a n • 4 7 Böylece. Derin (soyut) düşünceler içinde kendilerinden geçen bu insan- lan normal düşünmeye sevketmek için uşaklar. kafesi düşürür: İngiltere'ye g i­ den bir gemi. körler. Japonya'nın hemen doğu­ sundaki Balnibardi adasına çıkar. Lapu- talı ilim adamlan burada salatalıktan güneş ışığını çıkarmak veya insan dışkısından yiyecek yapmak gibi aptalca projeler üzerinde senelerce çalışır Akademide. G ü live r'in önüne MakedonyalI İskender. sık sık onların yüzleri önünde çıngırak çalarlar. büyücü ve cadılann yaşadığı G lub- budrib adasına giden Adanın valisi. Sadece Lord M unodi adında birinin hakikî bir evi ve mahsûl veren tar­ lası vardır Fakat bu başanlanndan ötürü de. G üliver'i görür ve alın Brobdingnaglann ülkesinde başından geçenlerin tesirin­ den kurtulur kurtulmaz. böyle­ ce yerlilerin başkaldırmalannı önler. Elbiseleri vücutlanna uymaz. fakat hayatta onlan ilgilendiren sadece iki şey vardır: Musikî ve matematik. elleriy­ le dokunarak tayin ederler Evlerin önce damları yapılın Güliver. iki se­ ne sonra bu ülkeden kaçmayı başanr: Dev bir kuş. Bu yolculuğun­ da. Laputalılar'ın ellerinden pratik hiçbir iş gel­ mez. Balnibardi müstemlekesi üzerine havadan koca koca kayalar bırakmak suretiyle burasını yönetir. içinde yaşadığı kafesle birlikte gagasıyla kaldınr ve deniz üze­ rinde uçmaya başlar Fakat kuş. Lagodo'dan. renkleri. yeni maceralar peşinde gitmek için yanıp tutuşur. devamlı tehlikeler içinde yaşayan Güliver. onlann ülkenin merkezi Lagodo şehrindeki projek­ tör akademisinden bilhassa gurur duyduklannı öğrenir. G üliver'i. Fakat bütün entelektüel yete­ neklerine rağmen. Sezar ve Pompey gibi tarihin . Anibal. korsanlar gemiye saldınr ve Güliver küçük bir kayığa ko­ nularak denize bırakılır Güliver. Laputa adı veri­ len yüzen bir ada tarafından havadan yönetilen bir müstemle­ kedir. normal büyüklükte insanlardır. evleri başaşağıdır. Balnibardi. Laputalılar. Güliver. Güliver tekrar denize çıkmak.

fakat Houyhnhnm'lar. kendilerininkinden daha alt se­ viyede olmasına hamlederler. uzun bir kayık içinde. Kâinatın sırlarını öğrenebilmek için. genetik kanunlanna göre evleniyor ve ölümü. gemiyi ele geçirir ve ken­ disini hapsederler. onun çıplak dolaşmadığına hayret ederler M am afih. tarihin resmî kayıtlarının bir sürü yalan olduklarını gösterir.bir Yohoo olduğunu sanırlar. . tekrar denize açılır Bu defa geminin kaptanıdır G ü ­ ney Denizi'nde. G üliver'in sorularını cevaplandınr Her biri. maymun gibi.4 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n büyüklerinin hayallerini getirir Hepsi teker teker. bir Ho­ uyhnhnm ailesinin ahırına yerleşir ve onlann süt. akıllannm başlannda olmadığını ve hayata küskünlükle baktıklannı an­ la r Gerçi ölmüyorlar. ne kadar vahşî ve mantıksız mahluklarsa. atlar da o kadar nazik. onlan yakından tanıyınca. G üliver de­ nize bırakılır Güliver. Güliver. onun bu eg- zantrikliğini. G üliver'in -daha nazik ve mâkul biri olsa da. 1710 Ağusto- su'nda. Yahoo denen pis. Nihayet. Luggnagg adasında da hayal kınklığına uğrar. Güliver. bcşordıklan işler hakkında. kendi giyeceklerini yapar. Houyhnhnm denen atlann yaklaştık- lannı görünce dehşet içinde kaçarlar (Bu kelimelerin telâffu­ zu. tiksindi­ rici insanların yaşadıklan garip bir adaya çıkar Pisliklerini Gü- liver'e fırlatan Yahoolar. zira bir attan ziyade bir Ya- hoo'ya benzemektedir Yahoolar. şifa verici bit­ kiler ve saman pastalanndan oluşan yiyeceklerini bile sever Güliver. G üiiver'i hayal kınklığına uğratan bir hâdise anlatır ve böyle­ ce. önlerinde uzun bir zaman olduğundan. lâyemut (ölümsüz) Struldbrug denen insanlar yaşar. sakin bir şekilde kabul ediyorlardı. bu insanlann çok mutlu ve çok akıllı ol- duklannı sanın Fakat. yaşamak için bütün şevklerini kaybediyor ve ölmek istiyorlar Güliver. Japonya üzerinden İngiltere'ye döner Kısa bir müddet ailesiyle birlikte oturduktan sonra. Güliver. medenî ve son derece makul yaratıklardır Onlar. G üliver'in tayfalan. atların kişnemesini andınr) Adanın yöneticileri bu atlardır Houyhnhnmler. Bu adada. fizikî bünyesinin. ama gittikçe yaşlanıyor ve halsizleşiyor.

Yahoolar kadar nefret edilecek kimseler olm adıkla- nnı göstermeye çalışır. kelimeler. kendi nazik davranış ve tutumlanyla. sonunda. onlar) böylesine huysuz. Avrupa'ya dönene kadar kabinesine çekilir Fakat Mendez. G üliver'in zeki bir Yahoo olduğu­ nu düşünen atlar. kötü bir ırkın ger­ çekte Yahoolardan biraz daha iyi insanlar olm alanna rağmen kendilerini dünyanın hâkimi saymaları karşısında irkilir. G üliver'in. kendisine bir kayık yapar ve denize açılır. onun kendi medeniyetleri için bir tehlike teş­ kil ettiğine karar verirler. 1 00 büyük R om an • 4 9 Güliver. herkesin. Güliver. atlarla birlikte ga­ yet mutlu bir hayat sürmeye başlar. onlara tahammül ede­ mez. Atlar. zira onlann indinde. Brobdingnag'da olduğundan daha tem­ kinli ve daha az vatanseverdir Houyhnhnm'lerle birlikte. insa­ nın kötü ve şeytanî bir yaratık olduğunu kabul eder ve tama- miyle rasyonel olan (mantıkî) bu cemiyette. hiç arzu etmemesine rağ­ men G üliver'in adayı terketmesi istenir. M aam afih. Böylece. yalan söyleme kavramanın ne mânâ ifade et­ tiğini anlayamaz. Hatta dişi Yahoolar. Güliver. son seyahatinden sonra niha­ yet ailesinin yanına döndüğü zaman. Houyhnhnmlere İngiliz hayatını anlatır. uzun bir müddet kendisini. G üliver'in bu banş ülkesindeki mutluluğu uzun sürmez. bir vakıayı gizlemek için değil. tiksin­ ti duyarlar. hareketleriyle. G üliver'i cinsel bakım­ dan cazip bile görüyorlardı. Güliver. sadece atlann arasında mut­ lu hisseder. Güliver artık tam bir mizantrop (insanlardan nefret eden kimse) olur. . anlayışlı ve nazik bir kaptan olan Pedro de Mendez'in kumandasındaki bir Portekiz gemisi tarafından kurtanlır. onun gerçekte bir Yahoo oldu­ ğuna karar verir. fakat (Bro- dingnag Kralı gibi. Harbin dehşetlerinden bahset­ tiği sırada. maymun ırkı sayılan m ahallî Yahoolardan daha medenî görünmesine rağmen. Bir çeşit parlâmento olan Houyhnhnm Büyük M ecli­ si. Atlann İngiltere'de yük hayvanı olarak kullanılmasını hakaret sayarlar. yaratıklann aralannda muhabere etmele­ ri için kullanılmalıdır.

D ünyanın d ö rt köşe­ sine yaptığı geziler sırasında Güliver. yobazlık. saray entrikası. Güliver. Fakat se­ yahatleri sırasında. G üliver’in ziyaret ettiği h er ülke. fizikî ve kültürel farklarına rağm en. insanların. büyük bir İnsanî kusurdan m u sta­ rip olduklarını gösterirler. zulm edici yönlerine karşı girişilen çok ağır bir hücum dur. yeryüzünün sathına bırakm ak m ecburiyetinde kaldığı için büyük ıstırap duyduğu en iğrenç haşaratın oluşturduğu en habîs ırktır. Tabiî. kötü bencil. birbirleri . h er şeye inanan saf ve tem iz biridir. küçük işler peşinde giden. Liliput sarayındaki entrikalarla anlatm aya çalışır. m eşhur İngiliz İlim Akadem isi. kendi ism inin de im â ettiği gibi. Güliver ziyaret ettiği b ü tü n yabancı ülkeler ve oralarda yaşam a­ yanlar için kelim e uydurur.5 0 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n Eleştiri Hicvedici. Güliver’in Seyahatleri. Güliver’in Se­ yahatleri (sansür edilm iş şekli içinde) hem çocuklar için fevkalâde bir kitap.” Sadece birkaç kişi. "tabiatın. kendisinin dünyanın en büyük ülkesi. Fakat. hayalî bir seyahat kitabı olarak. Dil üzerindeki saplantısı sayesinde. başlayıcı bir m izahî üslûpla ele aldığı konular arasında politika. English Royal Society’dh. h er tarafta aslında aynı ol­ duklarını görür. Svvift’in m izahî dehasının en iyi tem silcisidir. Svvift’in asıl anlatm ak istediği şey. hem in san lan n bayağı. Brobdingnag Kralı’nm bir sözünü benim ser: beşerî yaratıklar. m aym un veya at. Svvift’in. kendi insanlarının b ü tü n yaratıkların hâkim i olduklarına inanırlar. beşer ırkını lânetleyişi dışında kalır. hepsi büyük veya k ü ­ çük. Lagado Yüksek İlim ­ ler A kadem isi’ni hicivli bir şekilde anlatm akla gösterir. Teorik ilm e olan güvensizliğini de. Svvift’in. H erkesle kolaylıkla dostluk kurabilen bir iyim ser olarak başlayan Güliver. sonunda. m enfaatçi. İngiliz hüküm etindeki en tri­ kaları. beşerî bencillik ve zulm ün h er şekli vardır.

son derece bencil B robdingnaglarla soyutlaşm ış gayrîinsanî Laputa- lar’la ve pis. Sonraları. çünkü m ânâ- sızcasm a g u ru rlu d u r ve onun harpten. Güliver. daha da tiksindirici oldu­ ğunu söyledi: İnsanın. bu gururunu hiçbir zam an haklı gös­ terem ez. Güli- ver’i aralarından uzaklaştırm akla gösterdikleri şekilde çok m antıkî yaratıklardır. İrlan d alIlard a rinin bir kahramanı saydılar. Swift. iğrenç. 1710’da Muhafazakârlar’a döndü ve üç sene sonra da. bir din adamı oldu ve İrlan­ da’da yaşamaya başladı. daha akıllı bir insan olur. insanların. St. onunla gizlice evlenmiş olabilir. cana yakın bir insandı. Bu kitaplar 1704’te basıldı. Swift. çünkü Swift. işkenceden ve kan­ dan hoşlanm ası da. Popye. insan-altı Yahop’Iarla karşılaşır. sekreteri oldu ve onun hizmetinde iken. İngiltere'yi sık sık ziyaret ediyor. Bu tür kitapları arasında en fazla tanına­ nı A Modest Proposafdır (1729). . 1667’de Dublin’de doğdu. Yazar İngiliz mizah yazarlarının en büyüğü sayılan Jonatlıan Swift. politika ve ede­ biyat tartışmalarına dalıyordu. Sir VVilliam Temple’in. Dublin’deki Tri- nity Koleji’nde eğitim gördü. çağının önde giden edebiyatçılatjyja çok yakın dostluklar Sürdürdü. şu sebeplerden ötürü. H attâ en fazla iyi niyetle ele alınan H ouyhnhnm ’ler bile. 1 0 0 Büyük R o m a n « 5 1 aleyhine entrikalar hazırlayan Liliputlarla. Seyahatlerinin sonunda. Yine bu sırada Esther (Stella) Johnson’a âşık oldu.e Scriblerus onu. Şair Jotın Deryden’in kuzeni olan Swift. daha hüzünlü. düşünm e kapasitesi vardır. Patrick kated­ raline kardinal tayin edildi. Gerçi bir liberal olarak başladı ise de. Temple 1699’da öldüğü zaman. İnsan tabiatını acı bir şekilde tenkit eden görüşlere sahip de olsa. Arbuthnot ve Gay ile birlikt. fakat bunu ya yanlış kullanır veya hiç kullanm az. kendile­ Kulübü adı altında bir yazarlar kulübü kurdu. birbirlerine yaptıkları zulüm ve iş­ kencenin. İrlanda'daki İngili2f yönetimini en kızgın bir şekilde hicvetmişti. Swift. ilk hiciv kitaplarını yazdı: The Battie of the Books ve A Tale of a Tub. fakat kolejin disiplinine karşı geldiğinden sık sık cezalandınidı. daha sonra.

Svvift’in karakterini. kendisinin yazdırdığı kitabe­ sindeki şu sözler kadar hiçbir şey anlatamaz. gittikçe kötüleşen zihnî bir hastalı­ ğa yakalandı.” . “Burada. hayatının sonlarına doğru. vahşî haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan biri yatıyor. mezanna.5 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Swift.

“sa d e c e d il” d e m e k tir. k u r­ n a z . Martin: C a n d id e ’n in d o s tlu k k u rd u ğ u fa k ir b ir ilim a d am ı. d a h a iy isin in m ü m k ü n o lm a d ığ ın a in a n ­ d ığı d ü n y a d a y a şa d ığ ın ı sö y le r. Pangloss: C a n d id e ’n in h o cası. Candide: H ik ây en in k a h ram an ı: a d ı sa flık ve te m iz lik ifad e e d e n . k ısm e n K ızılderili. y a o n u n b ild ik le rin i v ey a lâf eb eliğ in i im â e d e rc e s in e . Candide Yazan Voltalre (Françols Marle Arouet) (1 6 9 4 -1 7 7 8 ) Başbca Karakterler Not: C a n d id e ’d ek i d ü z in e le rle k a ra k te rd e n . A d ın ın m â n âsı. Cunegonde: T h u n d e rte n T ro n c k h ’n in kızı. Cacambo: C a n d id e ’n in u şa ğ ı. a z im li v e e fe n d isin e sadık. ca n a y ak ın v e m a h a re tli b ir genç. k ısm e n İsp an y o l. te s a d ü fi o la ra k b ir iki sa y fa d a g ö rü n ü rle r. . H ay ata k a ­ ra m s a r b a k ış ı ile P an g lo ss’ın iy im se rliğ i k a rş ıs ın d a y e r alır. b a z ı b ü y ü k ta lih siz lik le ri v e y a a ş ik â r a p ta l­ lık ları g ö s te rm e k için. C a n d id e ’n in sevgilisi. sa d e c e a ş a ğ ıd a k ile r d e v a m ­ lı ro l o y n a rla r. D iğ erleri.

bu doktrini. sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun. eski hocası Pangloss olduğunu anlar. Candide. kendisini önemli addeden Thunderten Tronckh Baro­ nu. sorgusuz sualsiz kabul eder. cana yakın. Burada.onun. Pangloss ve Candide. bir gün baron kendisini Cunegonde'yi öperken yakalar ve şato­ sundan atar. vuku bulabilecek en iyi şeyler olduğuna inanır. Pangloss. beraberce.e aynı konakta otururlar. derhal Abare denen bir ülke ile harp halinde bu­ lunan Bulgar ordusunda askere alınır Kanlı bir çatışmadan sonra. hakikî hayata giren Candide.5 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n Hikâye Westphalia'da. Candide'ye bakar. Esrarengiz bir kadın. dehşet içinde kalan Candide. kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar. VVestphalia'yı tamamen yıktığını ve Cunegonde'nin ailesi ile birlikte öldüğünü anlar. Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda'ya sığınır. şişman kansı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşa­ maktadır. Por­ tekiz'e giderler ve denizde. Ardından. dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini. felsefî bir iyim­ serdir. Pangloss'u asar ve Candide'yi de kamçılar. hemen hemen boğulacak kadar tehlikeler atlattıktan sonra Lizbon'u yıkan 1 755 depreminden biraz önce şehre gelirler. kaybettiği Cunegonde'si olduğunu görür. Candide harbin. fakat bun- lann hiç de öldürücü bir şey olmadıklannı söyler. -son derece sevinç içinde. kendisinin ırzı­ na geçtiklerini ve barsaklannm alındığını itiraf eder. samimî ve Baron'un gayrimeşru dünyaya gel­ miş yeğeni d. Böylece. Kadın ölmemiştir. mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına. din düşmanlannı bağnn- da banndıran bu şehre Allah'ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon. D r Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adın­ da. Depremin. onsekizinci asırda. . C an­ dide. ikinci derecede olmakla beraber. iyi eder ve Candi­ de. olup bitenlerin. Cunegonde.

Cu- negonde/yi geri vermesi için. akıllı ve faziletli insanlar olmasıdır. İspanyol valisi Cunegonde'ya göz koyar ve Can­ dide. fazilet ve kötülük. yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide. askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. bir Yahudi bankacı. iyi ve kötü. o zaman. Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide. şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: biri. Cunegonde ile birlikte. bütün halkın. bir gemiye binerek Arjantin'e kaçar. her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak. Paraguay'a kaçar. Eldorada adındaki m itolojik bir krallığı ziyaret eder Bu ülkede. kumar ve ilâhiyat hakkında fikirlerini geliştirir Başka bir maceralan onlan Venedik'e götürür Candide. devletin destek ve himayesi altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın dahi yüksek bir hayat standardı vardır Gerçi bu insanlar. Daha hayret uyandıran tarafı. beraber­ ce Paris'e gelirler ve Candide. Paris sosyetesi. diğeri Engizisyon Baş hâkimi! Candide. 1 00 B ü y ü k R om an • 55 Kadın. bura­ . Candide tekrar kaçar. Cacambo ile Buenos Aires'teki valiye rüşVet gönderir ve kendisi de Avrupa'ya giden bir gemi­ ye binen Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. tiyatrolan. başlanna başka talih­ sizlikler gelir. kader ve hür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. O rada. Candide'nin kız kardeşini hâlâ sevdiğini öğre­ nince. dış dünyanın standartlanna göre. rahip de yoktur Güzel sanatlar ve ilim. hem de bir papazdır) Candide'yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde'nin kardeşi olduğunu açık­ lar Kumandan. altın ve kıymetli taşlar. onu öldürmek ister. hâlâ Cunegonde'yi düşünür Nihayet. Bu ada­ mın hayat görüşü. inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır Candide ve Cacambo. kum ve çakıl taşları ka­ dar çoktur. yanına kendisini. aynimasına müsaade ederler Candide. Pangloss'un iyimserliğinin tamamiyle karşı­ tıdır Yolculuk boyunca. Nihayet. daha sonra. Kumandan (ki hem bir albay. Surinam'a giderler Candide. kitap­ lar ve tenkitçiler. avukat bu­ lunmaz ve herkes faziletli olduğundan. Herkes âdil olduğundan. Bu ülke.

Candide. akla geldiği gibi sözlerden oluşan bir şaheserdir ve titizlikle plânlanm ış bir rom an olarak ele . Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklanyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. bir görev ve mesuli­ yet duygusu altında onunla evlenir Candide'nin. mümkün olabilecek hayat tarzlan altında. nihayet. yine de geride kalanlar­ la. İstanbul'a giderler ve orada bir dizi mesut tesadüflerle Ca- cambo. İstanbul şehri dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar Cacambo da. ânında. onu nazik bir şekilde kucaklar. en iyisinin şimdi yaşadıklan hayat olduğunu söyler." Eleştiri Candide. C u­ negonde. Cunegonde. huysuz bir kadındır. Pangioss (ki Lizbon'da asılmıştır) ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırokmayan Cunegonde'nin kardeşi ile buluşurlar. yeryüzündeki insanların müşterek kaderi olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimsenin bulunmadığına derinden inanın Şimdi. bu meyveleri pazarlarda satar Candide. fakat Candide. Cunegonde. Hıristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve M ar­ tin. ama Candide. Eldorada'dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir. Sadece şu cevabı verir: "Kendi bahçemizi işleyelim. mese­ leleri artık felsefî yönden ele almaz ve soyut olaylar. bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur Ar­ tık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir. hattâ yemek pişirmesini bile öğrenir Hattâ tartışmak­ tan zevk alan bilgiç edâlı filozofluğunu hâlâ muhafaza eden Pangioss. artık buruşuk yüzlü. münaka­ şalar artık onu ilgilendirmez.5 6 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n da her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyor Pococuronte adlı asilzadeden ve §u veya bu şekilde ellerindeki krallıklan kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir Candide artık dünyada (Eldorada dışında).

m ü m kün olan en iyi bir dünyada yaşam akta olduğunda ıs­ . istihzalı bir tarzda. Pangloss’un aşk yapm asının tecrübî fiziğin bir dersi olarak anlatılm ası gibi. kü stah ­ ça tonu bizi rahatsız ederdi. Hikâyede görülen devam lılık ise. plânı üzerinde ciddiyetle ıltırmadı veya okuyucularının da duracaklarını um m adı. şerefli bir hanım ın ırzı­ na geçilebileceğini söylüyor. bir fikri belirten veya bir kötülüğü anlatan karikatür­ lerdir. onların iki boyutlu karak­ terler olm alarını gerektirir. bir m acera rom anı düşünm üyor. cinaslı to n hâdiseleri dikkatli bir şekilde ele alm akla kurulur. burada anlatılm ak iste­ nen şu ki. nükteli vecizeler veya edebe aykırı. onları beklenm eyen veya h a tta açık saçık. C unegonde. besbelli ki. p ortreler de­ ğil. eserin plânı. Olayları anlatırken ele alınan bu tü r bir vasıta. idam lar dahi dinleyicilerin hoppalığı ve saçm a­ lığı kadar şaşırtıcı değildir. kom ik de­ ğil. bunlardan çoğu­ nun yerleri değiştirilebilir. başlarına talihsizlikler. çünkü b u onun faziletini ar­ tırm aya yarar! Fakat sık sık başvurulan vasıta. Ç ünkü onları. felsefenin teknik terim lerini. bağdaşm az fikir ve im ajları biraraya getirm ekten büyük zevk duyar. insafsız para­ dokslar var. gülünç liir hicviye yazıyordu. G erçekten. Açıkça görülü­ yor ki. öylesine birbirine eklenm iştir ki. m üstehcen m uhtevalar içinde göstererek alay etm ektir. Okuyucunun. Olaylar. m eşru b at verdiler. istihzalı. Kitapta. d eh şet uyandırıcı olur ve kitabın düşüncesiz. Voltaire. R om anın karakterleri de. çok az devam lı­ lık vardır ve hikâyeye tesir etm eksizin. aynı şekil­ de gelişigüzel ele alınm ıştır: Bu karakterler. Lizbon’daki engizisyonu anlatırken d er ki: “Salondaki yerim fevkalâde idi ve dinî tören ve idam lar arasında ka­ dınlara.” Tabiî. C andide’nin. m eselâ C unegon- de. 1 0 0 büy ük R om an • 57 ■ılmmalıdır. h er yeni ta­ lihsizlik karşısında. Voltaire. d aha birinci sayfadan itibaren gördüğü lâtifeli. Dr. hakikî insanlar olarak kabul edeceksek. M eselâ. bir dizi akıl alm az tesadüflere bağlıdır. Vbitaire.

bu kö tü ­ lükleri böylece b elirttikten sonra. hiç olm azsa. Bütün bu şaka ve lâtifeye rağm en. A lm an filozofu G ottfried W ilhelm Leibniz (1646- 1716) ve İngiliz şairi A lexander Pope’ın (1688-1744) o r­ taya sürdükleri iyim ser felsefeyi gülünç bir tarzda göster­ m ektir. ateşin verdiği acıyı hissettiklerinden. Eser boyunca. basit cüm leler ku­ rar. Bu tü r m ünakaşanın esası şu: kötülük. daha büyük bir iyiliğin ortaya çıkm asına zem in hazırlayan. Böylece insanlar.5 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m an rar edişidir. bunlardan kaçınılm ayacağını veya onların gerçekte daha büyük bir iyiliğe hizm et ettiklerini anlatır. daha da ileri götürdü ve An Essay O n M an {İn­ san Üzerine Bir Makale. bir b ü tü n olarak ele alındığı zam an. m ü m k ü n olabilecek bir dünyanın en iyisidir. Pope. yaşadığım ız dünya. iyi olan İlâhî plânın ge­ rekli bir parçasıdır. ta­ ham m ül edeceğinden fazla bir nüfusa erişm em esi için öleceklerdir. bu d ü ­ şünceleri. acı ve ıstırap) ve ahlâkî kötülükler. m ükem m el olm asa dahi. tâ en eski zam anlardan kendi çağla­ rına (tabiî bizim de çağımıza) kadar gelen kötülükler üzerinde durdular: “H er şeye kaadir bir Allah tarafından yaratıldığı söylenen bir dünyadaki günahları. üç çeşit kötülük bulunduğunu söyler: m etafizik kötülükler. C andide ciddî bir eser. D enem e) adlı şiirinde. h er birini teker teker ele alarak. iyilik ve kö tü ­ lüğün bir tü r kom binezonunu yaşarız ve bundan böyle. Voltaire. daha da per­ vasız bir şekilde belirtti: . (bunlar. H er ikisi de. ıstırapları ve ölüm leri ne ile izah edeceğiz?” Leibnitz. K itabın alay ettiği esas konu. kendileri­ nin yakılm alarına m üsaade etm eyecekler ve dünyanın. Başka bir ifade ile biz. çok sade kelim eler kullanır ve C andide’nin şahsiyeti gibi. sınırlı ve gayri m ükem m el kötülüklerdir). fizikî kötülükler (baş­ lıca. büyük bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösteriyor. fakat fikirle­ rin oyunu üzerine kurulm uştur. fakat o n u n bu sadelik ve basitliği. Leibnitz. Hiciv. kelim e oyunlarıyla ifade ediliyor.

C andide’nin başka hiçbir sayfasında dışarı vurm az. dinî . Candide. bu tü r iyimserliği reddetm eye teşebbüs ederek. Venedik’te bahsedilen. 100 büy ük R om an • 59 Bütün tabiat. Anlamadığın bütün dengesizlikler. H arp­ ten sonra. diğerlerinin de öldü­ rülm elerine yol açması için öldürülen İngiliz am irali. Bu öylesine büyük bir felâket idi ki. iyim serlik dışında.pîa karşı karşıya bırakır ki. Böyle­ ce. daha pek çok şeye hücum eder. Candide haykırır: “Eğer bu en iyisi ise.. senin bilemeyeceğin bir sanat eseridir. Bulgarlar ve A bereler arasındaki harp gerçekte. Bütün bu kısmî kötülükler. ilh. Bir hakikat apaçıktır: N e oluyorsa olsun. Candi- d e’deki olayların ekserisi. tarih î şahsiyetlerdir. Lizbon’u görse idi. kahram anını. Leibnitz ile bir tartışm aya girmez. Yedi Sene Marbi’dir. Lizbon’u yıkan ve o tuz bin kişinin enkaz altında kalarak ölm esine yol a:çan deprem dir. Vol­ taire’in dediği gibi. "m üm kün olan dünyaların en iyisi” ibaresi bir alay olur. Fakat Voltaire’in. hiç olm azsa. ta­ lihsiz John Byng’dir. aklın hatâlarına rağmen. daha b ü ­ yük bir iyiliğe katkıda bulunm asıyla izah edilem ezdi. Başlıcası harp. diğerleri nasıldır?” Voltaire. ahenkler. “Eğer Pope. Senin görmediğin bütün tesadüfler. gerçekte vuku bulm uştu. 1755’de. görüşlerini desteklem ek için ileri sürdüğü de­ lilleri. tahtlarından d ü şü ­ rülm üş altı kral. Abere köyünü "beynelm ilel kanunla­ ra göre yakan” B ulgarlar’ı anlatırken gösterdiği kızgınlığı.. kaygan ağızlarla ifıâde edilem eyecek derecede pek çok ıstırap vardır. hepsi doğru­ dur. Voltaire. Gurura. evrensel iyilikler. dünyada. yönler. insan içgüdüsünün buna isyan ettiğini söyler. dehşet kolek­ siyonundaki en değerli eser. bilhassa Engizisyon ile ilgili sayfalarda. uydurm adığını söyleyebilirdi. o kadar fazla acı ve istif . h er şey iyi” diyebilir miydi? Voltaire.

m ukayese için ideal bir cem iyet takdim e t­ m ek suretiyle. dem ek istediği budur. Voltaire. Bu. D aha da önem lisi.6 0 • 1 0 0 B üyük R om a n m üsam ahasızlık ve işkencelere hücum eder. Pangloss’a kendi bahçesi­ ni işlem esini söylediği zam an. Dr. Candide. Yâni harp ve . hakikî dünyadaki kötülükleri daha iyi be­ lirtm ektir. h er çağda çok sayıda insanın görm em ezliğe geldiği bazı hakikatleri berrak bir tarzda görebilm e yetkisine sahip. Fransız te n ­ kitçileri ve b ü tü n bir A lm an m illeti. derin bir ahlâkî inanış gizli. zevkle okunacak bir kitap. on u klâsik Fransız nesrinin bir m odeli yaptı. Bu ülkenin k itap ta­ ki fonksiyonu. akıl ve vicdanla idrak olunan. Eldorada krallığının bir istisn a teşkil ettiği anlaşılıyor. C andide. C an­ dide. Berrak ve zarif üslûbu. bir m evkiin verdiği gururla. Pangloss’un şahsında da bilgiçlik taslam akla alay edi­ lir. çünkü herkes akıllı ve faziletlidir. m üm kün olabilen dünyaların en iyisi olmayabilir. am a onu daha da geliştirm ek m üm kün. Voltaire’in bil­ h assa bazı düşüncelerini aksettiriyor: İlim ve teknolojiye duyulan h ü rm et ve bu ülkede avukat bulunm adığı (Volta­ ire’in kendisi de b ir avukattı). Voltaire. Eldorada’nm m u h telif yönleri. Bu sefalet ve aptallık katalogunda. T hunderten Tronckh Baronun şahsında. ayrıca. am a okuyucunun da böyle bir yerin m evcut olabileceğini düşüneceği beklenem ez. halkın hepsi “d eist’tirler. zam an zam an kavga ettiği kim selere de hücum eder: H ollanda kitap yayımcıları. kendisine ibadet etm ek için kiliseye veya rahiplere ihtiyaç hissettirm eyen bir A llah’a inanırlar. Voltaire. yani İlâhî tebliğ veya m ucizelerle değil. Candide. hakikî dünyaya döner ve hayatın hiç olm azsa bazı kötülüklerine karşı kısm î bir hal çaresi b u ­ lur: çok çalışm ak ve teorilerinden kaçınm ak. dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. herkesin zevkle okuyacağı bir kitap ve b ü tü n bu lâtife ve şakalar ge­ risinde. kahram anının Eldorado’d a kalm asına m ü sa­ ade etm ez.

Cizvit pa­ pazlarından aldı. zarafete sahipti ki. tenkitçi. François Marle Arouet idi. Voltaire. herkesin gözü önünde fena halde dövdüler ve Voltaire yeniden Bastille’e atıldı. fakat genç Arouet. C andide’yi yaz­ dığı tarih ten bugüne kadar geçen iki yüz sene zarfında pek bir şey değişm ediğini söyleyecekti. bilgileri ve yetişme tarzlarını benimsedi. Bu şiirlerden biri. asilzadenin uşakları Voltaire’i sokakta. kendi çağının dinî inanışlarını konu almıştı. çağın en iyi hocaları. öylesine parlak bir zekâya. H ırs ve aptallık dünyanın h er ta­ rafında vardır. Fakat ardından. radikal fikirlere sahip ve hicvî yazılarıyla ün kazanan bi­ ri olarak kendisine isim yaptı. bütün çağların en evrensel dehası olarak kabul edilir. başka­ larının şiirlerini müstear adla yayımlamakla suçlandı. romancı. Paris’te burjuva bir ailede 1694’te doğdu. onların dindarlıkları kendisinde bir tesir bırakmadı ise de. Bunlar. enaıjiye. gerçekte. cem iyet daha iyi bir şekle sokulmalıdır. Bu arada sonraları Henriade olarak bilinecek esatirî IV. vaktini. otorite­ nin keyfî bir tarzda kullanılmasına hayatı boyunca derin bir nefret besle­ mesine yol açtı. Chevaierde Rohan adındaki genç bir asilzâde ile giriştiği bir kavga sonucu. piyes yazarı. müstear adı idi ve orijini de bilinmiyor. Eğer Voltaire bugün yaşasaydı. âdeta hakaret sayılacak kadar yumuşak geçmesine rağmen. putperest hurafelerine hücum ediyorsa da. Voltaire. Gerçi intikam histeriyle tutuşuyorsa da . Hakikî adı. babası noterdi. meşhur Bastille hapishanesinde on bir ay geçirmesine sebep oldu. Böylece hapsedilme­ si. hür düşünceli edebiyatçılarla geçirmeyi tercih etti. filozof ve sosyal reformcu. Gerçekte. zamanın sosyal adaletsizlikleri üzerine yazılmış bir şiir. o kadar başarılı oldu ki. imtiyazın tek­ rar küstahçasına uygulanmasıyla karşı karşıya kaldı. on yedi yaşında oku­ lu terk etti. Yazar Şair. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 61 yobazlık k ötü şeylerdir. babası onun avukat olmasını istiyordu. Kısa bir zaman içinde nüktedan. Henry adlı şiirin birinci bölümünü yayınladı. piyes. Volta­ ire bunların hepsi idi ve bunların hiçbirinde büyük olmamasına rağmen. Hapisten çıktıktan sora. henüz yirmi yaşların­ da olmasına rağmen. Oedipe adlı bir piyes yazdı. şüphesiz. Eğitimini. onu kralın gözünde yüceltmiş. Fransa’nın önde gi­ den yazarları arasına sokmuştu. Voltaire.

şiirler. Dünyayı. Voltaire. ne krali­ çeyi. Ken­ disini güzel sanatların hâmisi sayan kral. fakat deniz tutmasından korktuğundan vazgeçti ve Cenevre’ye gitti. dini. maamafih. İngiltere. kitaplarından gelen para ve temkinli yatınıinlanyla zenginlik yolunda giden biri de olmuştu. Voltaire’i de kendisinin edebî çevresine almakla gurur duydu. onun ufkunu genişletti. Voltaire. 6 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n Voltaire. 1746’da da Fransız Akademisi’ne seçildi. Voltaire. onun evinde kaldı. bilge biri olarak ■döndü. Kendi paralelinde yetenek ve düşüncele­ re sahip ve aralarında Swift ve Pope gibi çağın İngiltere’sinin tanınmış ya­ zarlarının da bulunduğu edebiyatçılarla dostluk kurdu. bu şehrin dinî bağnazlığı kendisini rahatsız etti. Potsdam. Fakat burada da. Nihayet 1760’da Fransa ve İsviçre arasında . ilkin. Bütün bu müddet zarfında. hür müesseseler altında yaşamanın çok daha akıllıca bir hare­ ket olacağına karar verdi ve 1726’da İngiltere’ye giderek üç sene kaldı. Bir ara. kralın resmî metresi Madam Pompadour hakkında. Voltaire piyesler. “Şüphesiz. Fa­ kat Voltaire. insanların. Ar­ tık. en iyi hâmisi kraldı. hikâyeler. Fransa’da olduğu gi­ bi Prusya’da da baskı altında tutulamayacağını gösterdi ve Frederick de dahil herkesle kavga etti. uzun bir zamandır Prusya’yı ziyaret etmesini is­ teyen Büyük Frederick’in davetini kabul etti. Bilhassa. kadın edebî ve İlmî zevkleri olan. Bir ara Penns- ylvania’ya (Amerika) göç etmeyi dahi düşündü. Nevvton’un fiziğini popülerleştirmeye çalıştı. Nevvton ve Locke hakkında Voltaire’in duyduğu heyecanı benimseyen ve Paris sosyetesinin tanınmış bir sima­ sı idi. 1753’te tekrar yola çıktı. Denilir ki: Voltaire. kitaplara ve kiliseye ihtiyaç hissetmeksizin fazilet­ le olabileceklerini ve Allah’a ibadet edebileceklerini söyleyen Shaffesbury gibi deistlerin eserlerini inceledi. fizikî ka­ nunlarla yönetilen düzenli ve mantıkî bir yapı olarak gören Nevvton’un fi­ ziğini. tarih ve felsefe eserleri yazdı. 1729’da Fransa’ya döndü ve parlak mesleğine başladı. yeni bir edebiyatı inceledi ve tevkif edilmek korkusu altında kal­ maksızın istediğini söyleyebildi. ne de kralı memnun eden bir şiir yazmak dikkatsizliğini gösterdi. rasyonalist ve amprisist (her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefe) filozof John Locke’in etkisinde kaldı. Ta­ lih kendisine yardım etti. Fransa’yı bir şair olarak terketti. Burada yeni bir dil öğ­ rendi. 1734 ve 1749 arasında akıllı ve kurnaz bir kadın olan Marguese du Clatelet’in sevgilisi olarak. Voltaire. kollannı heyecanla Voltaire’e açtı: kendisine emeklilik bağlandı. çok sevdiği amatör tiyatro eserle­ rini dahi sahneye koyamadı. altına bir araba verildi ve bir saray unvanı da takdim edildi.

makaleler) ara vermek­ sizin devam etti. asrın faziletlerinin ekserisini ve kötülüklerinin de bazılannı gösterdi. köyün gelişmesi için kullandı. Avrupa’nın her ta­ rafından onu görmeye geliyorlardı. hayatının herhangi bir çağı gibi büyük bir ça­ lışma içinde geçti. onu her zaman bir dinsizlik ucubesi olarak gördüler. Bir yazar olarak nüktedan. Böylece. berrak. Dünyaca da tanınıyordu. Onun mahareti. Burası İsviçre sınırına o kadar yakındı ki. zarif ve zeki. Onun trajik ve esatirî eserleri artık okunmuyorsa da. dinden değil hurafeden ve bağnazlıktan nefret ediyordu. öylesine zarif. öy­ lesine düşünceli. daha hafif olanlar. Mantıkî ve şüpheci bir mizacı vardı. hislere pek yer ayırmadı. Artık son derece zengin bir insandı ve sermayesini. bu ihtilâlin aşırılıklan onu muhtemelen dehşet içinde bırakacaktı. Ferney’deki son yıllan. fakat ihtilâle giden yolun hazırlanmasında bir ölçüde onun da rolü olmuştu. sadece Fransa’da değil. 1 0 0 Büyü k R o m a n • 6 3 Ferney'de yerleşti. bilhassa Candide gibi felsefî eserleri öylesine nükteli. dünya­ nın her tarafındaki insanlar onları hâlâ zevkle okuyorlar. Gerçekte ise. düşünür olarak. Yine de. bir ülkenin bağnazlığından diğerine kaçabilirdi. Ve bilhassa şu bakımdan hürmet görüyordu ki. Şehre bir kahraman gibi girdi. öylesine medenîdir ki. bazen günde otuz mektup yazıyordu. adaletsizlik ve dinî müsamahasızlı­ ğa uğrayanların savunuculuğunu yüklendi. eserlerinin birinin oynandığı Paris’i ziyaret etme­ ye ikna olundu. Hiç de bir filozof değildi. Maamafih. bir deist idi. Dindar Hıristiyanlar. yüzlerce tanınmış kimse kendisini ziyarete geldi. devamlı surette mektuplaştı. tarihî eserler. derin olmaktan ziyade kolayca anlaşılan biri idi. onbinlerce Paris’linin çılgın nümayişleri arasında başına defne dalından çelenk kondu. fakat her çağın en büyük felsefî yazarı idi. halkın sevgi tezahürlerinden öldüğünü söylemek yanlış bir şey olmaz. Kendisini görmeye gelemeyenlerle. Fransız ihtilâlini bir iki sene ile kaçırdı. bilhassa Fransa’da- kiler. yazılarına (piyesler. Voltaire’in. . dünya­ nın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. Kadınlar heyecandan bayıldılar. seksen altı yaşındaki bir kimse için çok fazla idi ve aynı yılın mayıs ayında öldü. diğerle­ rinin fikirlerini popüleştirmekte kendini gösterdi. hikâyeler. 1778’de. Voltaire. Bu heyecan ve yorgunluk.

h iç b ir işe y a ra m a y a n aylak b ek çisi. Bn. Blifil: B rid g et’in . Squire VVestern: K ırm ızı y ü z lü ve ç a b u k k ız a n . Tom Jones Yazan Henry Fielding (1 7 0 7 -1 7 5 4 ) Başlıca Karakterler Squire Allworthy: Z engin. sa f b ir ilk o k u l m ü d ü rü . m o d e l b ir İngiliz to p ­ ra k ağ ası. Fitzpatrick: S o p h ia’n ın k u z e n i. Bridget: S q u ire Allvvorthy’n in sa d e ve b a s it. ro m a n ın k a h ra m a n ı. Thwackum v e Squire: R iyakâr iki p ed ag o g . Mr. m ü te m a d iy e n d o la p çev irm ek le m e şg u l o ğ lu . ç ılg ın c a sın a k ısk a n ç k o c a s ın d a n k a ­ çar. Partridge: Fakir. içm ek v e a v la n m a k o lan b ir to p r a k ağ ası. . d ü ş ü n c e s iz h a re k e tle ri y ü z ü n d e n b ir sü rü m ü şk ü lle k a rşıla ş ır. g e rç e k te g a y rim e şru o la ra k d ü n y a y a g elm iş. c ö m e rt ve iyi ta b ia tlı. Black George: S q u ire A llvvorthy’n in s a rh o ş . m ü şfik k ız k a rd e şi. b a ş lıc a d ü ş ü n c e s i y e ­ m ek . F itz p a tric k 'in k ü ltü rlü ve g ö rg ü lü L ondralı b ir d o s ­ tu . Sophia: S q u ire VVestern’in g ü z e l ve d ik b a ş h kızı. a n a s ı ve b a b a s ı ta ra fın d a n te rk e d ilm iş . Lady Bellaston: Bn. Tom Jones: D o ğ d u ğ u z a m a n . açık k alp li v e sa m im î. .

Jenny'yi kasabadan dışan gönderir O kul müdürü de aynlır Çocuğa Tom Jones adı verilir. Bridget. M ahallî dedikodudan korkan Squire Allvvorthy. başlanna bir dizi belâ gelir. müte­ madiyen at koşturan. Kısa bir müddet sonra. sa­ mimi ve oldukça yaramaz bir çocuk. tembel. Allvvorthy'nin evinde kalmıştı. ken­ dini bir şey sanan. çabuk kızan biridir Tom. sümsük. bir gece evine döndüğü zaman. çocuğun annesinin mahallî ilkokul müdürü Partridge'in hizmetçisi Jenny Jones olabileceğini düşü­ nürler Bridget. bü­ yükleri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını düşünen ruhsuz bir ukalâdır Allvvorthy. zira Tom. vaktini sık sık VVestern ailesi ile geçirir. cömertliğin­ den. bir erkek bebeğin kendi yatağın­ da yattığını görür ve şaşkına döner Çocuğu kilise bekçisinin ^kapısı önüne bırokmaktansa kendisi büyütmeye karar verir Çocuğun ana ve babasının kimler olduğu büyük bir sırdır Toprak ağası ve kızkardeşi. bütün bunlar Squire'i üzer Civardaki bir malikânede Squire Western adında bir toprak ağası ile güzel kızı Sophic yaşar Toprak ağası çok içen. kibirli Square'i kasabanın sürtük kadını Molly Seagrim'le aşk yaparken yakalar. eğitimi de böylece so­ na erer Tom'un bir arkadaşı Allworthy'nin. her zaman. 1 0 0 büy ük R om an • 65 Hikâye Somersetshire'deki toprak sahipleri arasında. iyi mizacından ve zenginliğinden ötürü. çocuğu sık sık döverler Fakat Tom. en fazla hürmet edilen toprak sahibi Squire Allw orthy'dir Bekâr kızkardeşi Brid- get ile beraber yaşar Londra'da birkaç ay kaldıktan sonra. onun sert ve . servet peşinde koşan Yüz­ başı Blitil ile evlenir ve ondan bir erkek çocuğu o lu r İki çocuk bir arada büyütülür Squire Allv^^orthy'nin mirasına konmayı dü­ şünen Yüzbaşı Blifil'e inme iner ve oğlu küçük yaşta iken ö lü r Tom ve genç Blifll iyi geçinemezler. ay­ lak bekçisi Black G eorge'dır Beraberce kırlarda avlanırlar. bir müddet önce hasta olduğu zaman Jenny Jones. Blifil ise. çünkü Squire Western. Thvvackum ve Square'den Tom'u yetiştirme­ lerini ister O n la r da. açık kalpli.

Tom. Sophia. Sophia ve Blifil'in evlene­ ceklerini sanır ve Squire VVestern'e. avlan­ maya çıktıklan sırada. Squire Allvvorthy'nin hasta olduğunu ve muhtemelen iyileşmeyeceğini öğrenince. mucizevî bir tarzda iyileşir ve Tom öyle­ sine sevinir ki. onu meşru yeğeninden daha fazla sevmesine rağ­ men. evlilik için hazırlık yapma­ sını söyler Fakat Sophia'nın teyzesi. Tom'un bu tutumunu hakaret sayar Tom. zil zurna sarhoş olur. babası. bir gece evden kaçar ve Londra'daki teyzesine gitmek üzere yola çıkar . Annesini yeni kaybeden Bli- til. orada Blifil'in. onu odasına kilitler Fakat kurnaz hizmetçisi sayesinde. fena halde azarlar -Tom kendisini sctvunamayacak kadar dehşet içindedir. hem o hem VVestern son derece hiddetlenirler Tilki avcısı VVestern. Tom'un nasıl körkütük sarhoş o l­ duğunu. özür dilerse de. Bu arada Squire Allvvorthy de tamamen iyileşmiştir Blifil. ihtiyatsız Tom'a olan aşkını gizlemek için.ve evinden kovar Başının çaresine bakması için de Tom'a 500 Ingiliz lirası verir Tom parayı har vurup har­ man savurur Sophia da ailesine leke getirmiştir Hiçbir şart altında Blifil ile evlenmeyeceğini söyleyince. onun çok hasta olduğu gece. gerçeği öğrendiği zaman. hemen hâmisinin başucuna koşar. Tom'un bir an önce vasiyeti okumak için sabırsızlan­ dığını söyler.6 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n erkekçe tutumlarına ve ata binişine hayranlık beslerken. kızı Sophia da onun samimiyetinin tesirinde kalır. Sophia'nın Londra'dan gelen teyzesi. onun gayrimeşru olarak dünyaya geldiğini söyler ve iki genç kavga ederler Bu arada. Allvvorthy'e tiksinti verici şekilde yaltaklık ettiğini görür Fakat Allworthy. Blifil. Bir gün. Tom'a hiddetlenen ve hayal kırıklığına uğrayan Allvvorthy. gayri meşru dünyaya gelen bir kimseyi kendisine dam at olarak düşünemez. Tom'u seviyorsa da. kadınlann gözdesi Blifil ile ilgilenmeye başlar. beş parasız. Sophia'nın kaçan atını yakalamak isterken kolunu kırar Bu müddet zarfında VVesternler'in yanın­ da kalır Tom ve Sophia birbirlerine âşık olurlar Tom.

tiyatroda Sop- hia'yı görür. bu berber. sabahleyin kürkü görün Sophia. kadının babasını. içeride Bn. pa­ tırtı başlar: Kansının kendisini terkettiğini iddia eden gözü dön­ müş bir adama. ona sadakatinden hiçbir şey kaybetmediğini ısrar­ la söyler ve tavrını düzelteceğine söz verin İki âşık banşırlan Partridge de. bir gürültü. Fitzpatrick ile karşılaşır. şimdi Tom'un macera arkadaşı olur. Fitzpat- rick'in yataklanna kabul edilin Tom bir gece. Tom. buna sadece. kansı kaçan adam içeri girer. Somersetshire'den kovulan Partridge'din Partridge. Yaralannı mahallî bir berber İyi­ leştirir. Wa- ters ile beraberdir. Londra'da Nancy Nightingaie adında bir kadına âşık olur. Partridge. Sophia'nın peşinden Londra'ya giderler Miller adında bir kadının boş evinde kalırlar Tom. Bu arada. Tom araya girer. M iller de sevinin . kısa bir za­ man sonra Londra sosyetesine ve Lady Bellaston ile Bn. Nancy'nin arkadaşı Bn. Fitzpatrik adında biridir ve Bn. handan aynidıktan kısa bir müddet sonra. bu şehirde. dikkatsiz bir tu­ tumla. Londra'ya giderler Sophia. Tom'u kendi­ siyle aşk yapmaya ikna eder. Tom. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n » 6 7 Tom. saf taşra kızına. kendisine saldırmak isteyen askerlere karşı koymaya çalışan Bn. Kadın. Par­ tridge değil. Bir ormanda. Londra'ya gitmekte olan Sophia ve hizmetçisi de Upton hanına gelirler Çok geçmeden handa. Londra'nın zevklerini tattıracak Bel- laston adında bir kadınla tanışın Tom ve Partridge. Tom'un odası gösterilir. fakat kadının babası Partridge'i damat olarak iste­ mez. beraberce. Waters'in koca­ sı değildir Durum normale dönünce. Sophia'ya âşığının sadakatsizliğinden bahseder Sop­ hia. Tom kadını kurta- nr ve Upton kasabasında bir hana getirir. yolda bir sürü kabadayı ve sarhoş askere rastlar ve onlarla bir handa kavga eder. Waters haykırır Adam. el kürkünü kasten handa bırakır. Fitzpatrick kocasının Tom ile g i­ riştiği münakaşa sonucu handan kaçmıştır Sophia ve Bn. Bn. kızı Nancy'nin Partrid­ ge ile evlenmesine razı olmaya ikna eder. Bn. Fitz­ patrick. kuzeni Bn. bo­ zulmamış. Waters adlı orta yaşlı bir kadın görürler. hiddetle handan aynlır.

adamı yaralar ve hapsedilir Tom'un Upton'da bir gece geçirdiği Bn. serbest bırakılır ve talih kendisi­ ne güler Squire Allvvorthy. Tom. fakat Bn. Tom'u affedeceği sırada. Tom'un annesi oldu­ ğunu anlatan bir yazıyı Blifil'e verdi ise de. Tom'un suçu olmadığını söyler Squire Allvvorthy. Allvvorthy'nin kendi kız kar­ deşi Bridget idi. Fitzpatrick ile yaptığı düel­ lodan sorumlu olmadığını Squire Allvvorthy'ye anlatır Yaralan iyileşmekte olan Fitzpatrick de. kızı Sophia He evlenebilecek biri olduğuna karar verir ve iki sevgili resmen birleşirler İğrenç Blifil dışında herkes şimdi . fakat kötü talih burada da peşini bı­ rakmaz: Bn. zarif bir hareketle. Tom ile yaptığı düelloda ölmemesi halinde. ile evlenmesi için zorladığı Sop- hia'dan pzür diler ve Squire Western'e Tom'un kendisinin haki­ kî yeğeni ve vârisi olduğunu söyler Squire VVestern de. Sophia ile evlenecektir Tom yardım dilemek üzere. Fitzpatrick'in kıskanç kocası Tom'u tanır ve kendi­ sini düelloya davet eder. Waters. ölmeden önce. Tom'u astırması için rüşvet de teklif et­ mişti. Blifil.6 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n Sophia'nın evden kaçtığını öğrenen Spuire Western. Bridget. Partridge. kendisini affeder. tilki avını bırakır. kedere boğulur Partridge. Fitzpatrick'in evine gider. Tom'un kederini daha da artıran bir haber getirir Squire Allv^orthy de Londra'dadır ve Blifil. Allvvorthy'ye. kızını bulmak için Londra'ya gider. ona olan eski sev­ gisi canlanır Allvvorthy. Tom. adamın. Waters ile macerasını öğrenir Bu iyi adam. Tom'un. Waters. Blifil. kendi evine getirir. şaşkınlaşır ve artık gelişigüzel aşk hayatından vazgeçmeye ye­ min eder Bn. onun Bn. hid­ detlenir. Kızını Lady Bel- laston'un evinde bulur. kızı­ nın kendisi ile evlenmesine hiçbir zaman razı olmayacağını bil­ diğinden. Tom'un annesi olm adı­ ğını anlatır Tom'un hakikî annesi. M iller Tom'u savunur. daha sonra bu kadının Jenny James. Tom'a yeniden kızar. kendisini hapishanede ziyaret eder. Bn. yani Tom'un annesi olduğunu söyler Tom. hainlik ederek bu mesajı tahrip etti. Blifil. Böylece temize çıkan Tom. Fitzpatrick'in.

kendi zam anındaki İngiliz hayatını tastam am önüm üze seriyor. son derece nükteli özetleyen bir yazı ile başlar. plânından aynlm aksızm . İkincisi. Tom Jones’m plânı­ nı ustalıkla uyguladı. Allvvorthy ve W estern m alikânelerinin bulunduğu kırdaki hayat. Tom Jones’deki panoram ik m anzara. düzgün ve eşit bir şekilde üç parçaya ayrıl­ m ıştır: Birincisi. kendisinin kom ik diye nitelenc^irdiği bir m ace­ rayı n esir halinde anlatm ak istedi. Bu tü r yazıların da. üçüncüsü Lon­ dra hayatı. bilhassa. Yoldaki m aceralar ve onsekizinci asrın hanları ile ilgili kısımlar. U pton’daki han m anza­ rası ile zirveye erişen yoldaki m aceralar. o zam ana kadar olup bi­ tenleri. Fielding böylece. . Fielding. akıllı ve m üşfik bir insan oldu­ ğunu gösteren bu yazıları ile kendi çağdaşlarına hitap edi­ yordu. h er zam an yararlı olm asa da. o zam andan beri çok sayıda İngiliz yazarına tesir etti. fakat şatafatlı cüm lelerden. başka yere gönderilir. saçm a hâdiselerden veya ahlâkî derslerden kaçınılacaktı. Bir piyes yazarı ola­ rak uzu n tecrübesine dayanan Fielding. genişçe işlenecek. Bu eserde. Tom Jones’dâ da. 1 0 0 Büyük R o m a n • 69 memnundur. İngiliz rom anına yapı. sade ve basit” bir tarzda. karakter ve to n standartları getirdi. Thackeray ve Trollope ü zerin­ de etkileri oldu. K itaptaki bölüm lerin h er biri. kendisine yıllık maaş bağlanarak. Tom ve Sophia. Dickens. Tom ]ones. İngiliz rom anının daha em eklem e çağında iken yayım lanan bu eseri. Eleştiri Fielding. D ickens’i etkiledi. ro­ m anın karakterleri ve insan tabiatı hakkında gayet yerin­ de görüşler ileri sürülür. Joseph Andrevvs adlı eserinde olduğu gibi. “sam im i bir insanın başına gelenler. Squire Allvvorthy'nin malikânesinde mutlu bir hayat sürmeye başlarlar.

1728 ile 1737 arasında. Fakat 1748’de Middile- sex ve VVestminester bölgeleri için hâkim tayin edildikten ve cemiyetin . hayatının bü­ yük bir kısmında mücadele etmek zorunda kaldı. 1739 ve 1741 arasında Champion adlı gazetenin editörlüğünü yürüttü. h er türlü yolu yordam ı bilen. Fakat gerçekte. Blifıl. tertem iz bir dünya da değildir. Bununla beraber ge­ çimini temin için. tecrübesiz ve zevk peşinde giden beşer tabiatının.7 0 • 1 0 0 B üyük R om a n Tom Jones’in ana tezini. Squire A llw orthy’nin m i­ rasını konm ak için h er türlü hile ve ihanete başvurm aktan çekinm eyen tam bir riyakâr ve habis bir insan. sonunda gerçekten doğru ve n a­ m uslu bir insan olduğunu gösterir. aslında iyi olduğunu ve kendi ahlâkî anlayışını geliştirm esi için yalnız bırakılm ası gerektiğini söylem ek istiyor. ge­ nellikle dikkatsiz. Eton lisesine ve Leyden Üniversitesi’ne devam etti. başını bir d ert­ ten diğerine sokan Tom. Londra’da küçük bir tiyatronun menacerliğini ve gazete­ cilik yaptı. 1744'te karısı öldü ve üç sene sonra. Blifıl’in karşısına Tom’u çıkaran Fielding. D üşüncesizce hareket ettiğinden. Fielding’in dünyası ahlâkî bir dünya olm akla beraber. sırf para kazanmak için bu türde çok sayıda eser verdi: bunlann en meşhuru. Fielding. gayet nazik bir insan ve dışarıdan bakıldığında da son derece hürm etk âr biri. Avukatlığa başladı ve 1740’da baroya kabul edildi. Halk için komedi ve müzikal piyesler yazarak geçimini temin etti. geçimini temin için. onsekizinci asrın iyimserliği teşkil eder. Fielding 12 Nisan 1707’de dünyaya geldi. roman yolundaki ilk tecrübeleri Joseph Andrews (1742) ile vahşicesine istihzalı Jonathan M///d(1743) idi. Ö te yandan. hizmetçisi Mary Daniel ile evlendi. Yazar Desmond Dükü’nün torununun torunu olan Henry Fielding bir asilza­ de olarak dünyaya gelmekle beraber. 1734’te Tom Jones’da Sophia ve son romanında Amelia için model olarak kullandığı söylenen Charlotte Cradocak ile evlendi. 1730’da yazdığı Tom Thumb \d\. Fielding’in.

1 0 0 büy ük R o m a n * 7 1 bütün kesimleri hakl<ında bilgi edindikten sonra. Lady Booby. 1740'da. Diğer Eserleri Joseph Andrews: R ichardson’un Pamela adlı kitabındaki tertem iz. B ununla beraber. onun yabancı­ sı değildi ve hem hâkimliği sırasında hem de 1752’de kurduğu Covent Garden Journal adlı gazetedeki makalelerinde adaletsizlikle ara vermek­ sizin mücadele etti. sıhhatini yeniden kazanmak için Lizbon'a gittiği­ ni. Joseph Andrews’de. Böylece. . hissî. Adaletsizlik dışında hiçbir beşerî özellik. tipik bir şekilde canlı ve zinde. ülkede derin bir sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğünü gördü. 8 Ekim 1754’te Lizbon’da öldü. Son derece popüler olan bu romanın. şehvete düşkün Lady Booby’ nin üniform alı uşağının (Pam ela’nın erkek kardeşi diye tanıtılır) m aceralarını anlatır. hem Josep h ’i hem de o nun gerçek sevgilisi Fanny Good- will’i yanından atar. son derece basit ve se­ vimli bir kim se olan Parson A dam s’dır. Başaramayınca. Fielding’in sıhhati 1754’te fena hâlde bozuldu ve şifa bulmak üzere Portekiz’e gitti. Cemiyeti Richardson’dan çok daha iyi bilen Fieldlng’in büyük romanı Tom Jones’a hâkim olan bir sağduyusu vardı. Fielding. 1749 ve Amelia. geçimini temin için piyasa yazarlığı ve hâkimliği sırasında edindiği tecrübelerle. sahte ve riyakârca ahlâk hocalığı yap­ tığını iddia eden Fielding. bu son derece faziletli genci baştan çıkarm aya çalışır. Samuel Richardson. son derece müşfik bir insandı. içli bir şekilde anlatır. ahlakî düşünceleri tebessüm le karşılayan Fielding. zengin karakter ve hâdiselerle dolu romanlar yazdı. Fielding. “S/ıame/a" adında kısa bir mizahî eser yazdı ve ardından yayınlanan Joseph Andrews'de konuyu. Ölümünden sonra yayımlanan Lizbon’a Bir Seyahatin l-lil<âyesi adlı kitabında. çok dahıa istihzalı ve alaylı bir tarzda inceledi. genellikle. iyi huylu. Goodwill’i bu kötü dünyadan k urtaran Joseph değil. m u htem elen Wakefîeld Papazı’ndaki Dr. K itapta ü stü n lü k kuran Adams. orta oyunu şeklinde mizahî roman- . 1751) meydana çıktı. ■ başlayan Fielding. Kitap baştanbaşa ahlakî öğütlerle dolu idi. ilk hakiki Ingiliz romanı sa­ yılan Pamela’y\ yazmıştı. son iki romanı (Tom Jo- nes.

Gerçekte onşekizinci asrın m ahkem e ve h a­ pishanelerindeki adaletsizliği konu alan ciddî bir kitap. “C ervantes’i taklit ede­ rek" yazdığını söyleyen Fielding.7 2 • 1 0 0 Büyük R om a n Prim rose’a örnek alınan kim sedir. . borcunu ödeyem ediğinden hapse atılır ve hapishanedeki bir m ahkûm arkadaşına. N ihayet. ıstırap çeken A m elia’ya olan aş­ kından bahseder. Amelia: Fielding’in hayatının sonlarına doğru y a z ıl^ bu eser önceki rom anlarındaki hareketli canlılığından m ahrum dur. Bu arada. kom edi olarak başlar ve onşekizinci asırdaki İn­ giliz hayatının bir g ö rü n tü sü n ü önüm üze sererek bitirir. Bu m ahkûm M iss M atthew s adında ka­ til bir kadındır ve W illiam ’ı iğfal eder. zayıf iradeli ve m asum bir insan. Joseph Andrews% bir or­ ta oyunu. son dakikada ya­ pılan bir m üdahale ile W illiam hapishaneden çıkarıhr ve A m elia ile evlenir. Am elia da bir sürü güçlüklerle karşılaşır. W illiam Booth adında.

Deborah Primrose: P a p a z ın k a rısı. h iç b ir m e s le k te b a ş a rılı o la ­ m a y ın c a a s k e re g id e r. Burchell: Başka b ir k isv e a ltın d a g ö rü n m e sin e ra ğ m e n . Mr. n eşeli. g e rç e k te S q u ire T h o rn h iU ’in am c a sı Sir VVilliam T ho rn h ilI. Olivia: P rim ro se la rın e n b ü y ü k k ızları. Sophia: O livia’n ın k ız k a rd e şi. k a d ın la ra d ü şk ü n . h a re k e tli. e ğ itim in i ev d e y a p tı. k o cası ta ra fın d a n g erçeğ e d ö n d ü rü lü r. sa flık ve b a ­ sitliğ i ço k d e fa b a ş m a z o rlu k la r ç ık a rırs a d a. b a z e n so s y e te h a y a tın a g irm e k is ­ te r s e d e. İş h a ­ y a tın a a tılm a k iste r. b a b a s ın d a n d a saf. y akışıklı. ta lih in in y a v e f g itm e sin i te v a z u . Moses: P rim ro se la rın d iğ e r e rk e k ço cu k ları. George: P rim ro se la rın e n b ü y ü k ç o cu k ları. m ü te v a z ı. d ü n y e v î o lm ay an . Squire ThornhilI: P rim ro se ’m ev sah ib i. n a zik . m ü şfik . flö rtü s e v e n bu k ız a ile n in y ü re k a cısı o lu r. Wakefield Papazı Yazan Oliver Goldsmith (1 7 2 8 -1 7 7 4 ) Başlıca Karakterler Charles Primrose: VVakefieId’in m ü şfik . . m e z iy e tle ri ö ğ re n i­ le n e k a d a r sa m im iy e ti ile P rim ro se la rı k ız d ırır. k ö tü g itm e ­ sin i d e m e ta n e tle k a rşıla y a n p a p a z ı. O livia’d a n d a h a c id d î v e d a h a a z h ercaî.

İyi bir kadınla evlenen ve a l­ tı gürbüz ve güzel çocuğun babası olan Primrose. daha zor bir yaşayış içine girer Yeni evlerine g i­ derlerken.) Bu ara­ da Primrose'un bir komisyoncunun oyununa geldiği ve rahat hayatının bozulduğu görülür. kansı öldükten sonra. Mr. atından düşen Sophia'yı kurtararak. Bir gün. Prim­ rose ailesi de. kendisini Primroselara daha da sevdirin Primroselar. Burc- hell'in. büyük ve yüksek ruhlu Sir V/illiam ThornhiH'in yeğenidir. yeni ev sahipleri Squire ThornhilI hakkında bilgi verir ThornhilI. Hayatındaki bu âni değişiklik ve VVilmot ile kavgasından ötürü. Primrose bir kimsenin. komşulanndan birinin kızı olan Arabella VVilmot'a âşıktır ve iki aile. artık sadece papazlık maaşı ile kıt kanaat geçinmek zorundadır. kendilerini her zaman ziyaret edebileceğini söylerler . hayatını kazanması için Londra'ya gönderilir. vaktini kadınlar peşinde git­ mekle geçirin Bu arada. Hikâye VVakefield papazı Mr. Roman başladığı sırada. Ephraim Jenkinson: B irçok i<isve a ltın d a g ö rü n e n sa h te k â r: felsefe ve esk i d iller h a k k ın d a k i s a th î b ilg isi. M r Burchell ile karşılaşırlar. dördüncü defa evlenmeye hazırlanıyordu. onu kendilerine sevdirin Primroselar- la beraber yolculuk yapan Burchel. George'la Arabelle arasın­ daki nişan da bozulur George. yeni­ den evlenmesi gerekip gerekmeyeceği hakkında Arabella'nın babası ile şiddetli bir tartışma yapar (Primrose. VVilmot ise. onun bir diğer yolcuya cömertçe hareket etmesi. bir erkeğin bir kadından başka kadınla evlenmemesi gerektiğine inanır. hayatın ba­ sit yönlerinden zevk alır.7 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Arabella VVilmot: G eorge P rim ro se 'in n işa n lısı. O xford'u he­ nüz bitiren en büyük oğlu George. İngiltere'de hâlin­ den en hoşnut insanlardan biridir. büyük bir sevinç için­ de evlilik için hazırlanmaktadır. Charles Primrose. k u rb a n la rı ü z e rin d e d e rin b ir iz ­ len im b ırak ır.

ciddî. bir gün ev sahipleri Squire Thornhill'i. Primrose ve Mr. Londra'nın saf ve yeni yetişmiş hanım kızlar için iyi bir yer olmayacağını söyleye­ rek itiraz ederler. Squire ThornhilI. ailenin hantal atının satılmasında. şayet iki genç kız kendileriyle beraber gelecek olurlarsa gayet memnun olacaklarını söylerler. Flamboough ile ocak başında bir aile oyunu oynadıkian sırada. ThornhilI. kendilerini daha gösterişli bir şekilde her pazar kiliseye götürecek daha iyi bir atın satın alınmasında ıs­ rar eder Böylece. Primroselann kızlan buna çok sevinirler. at üzerin­ de giderken görürler. bir müddet Londra'da kaldıklan takdirde tavırlannın kibarlaşaca­ ğını ve sosyal evlilikler için daha iyi bir durumda olacaklannı anlatır. Bn. Olivia bu yakışıklı toprak ağasına derhal âşık olur. fakat bölgedeki bütün güzel kızlan baştan çıkardığı söylenen ThornhiH'in "şöhret"i Primrose'ı rahatsız eder. artık evlerini sık s'ık ziyaret eden fakir BurchelI'den çok daha caziptir. Primrose onlann bu teklifini gayet iyi karşılar. ThornhiH'in zenginlik ve sosyal mev­ kiinin etkisi altında kalarak. elin­ deki parayı böyle harcamasına üzülür. fakat bir at . sakin Sophia'ya ilgi duyar ve her geli­ şinde. Primroselann küçük çocuklan Dickve Bili için bisküvi ge­ tirir. Atı iyi bir fiyatla satar. Mr. Primrosela- rın. Bn. daha iyisini satın alması için kasabaya gönderilir. Primrose. Primrose'in ikinci oğlu Moses -ki iş hayatına girmeye hazırlanıyordu. Lady Blarney ve Miss Carolina VVilelmina Amelika Skeggs. Primrose. kızını kur yapmaya teşvik eder. gözalıcı bir tarzda giyinmiş iki ha­ nımla geldiği zaman Primrose ailesi heyecanlanır. Burchell. Kadının indinde. Sophia ve O livia üzerinde derin bir iz bırakır ve Londra'ya gittiklerini söyleyen hanımlar. Primrose. kaba ve samimi köylü komşulan Mr. büyük düşüncelere saplanır. Hanımlann kültürlü konuşmaları. Bunun­ la beraber. ihtişamla içeri girerler. Fakat Mr. Burchell. onun kızı ile evleneceğine inanır. zaten pek varlıklı olmayan Burchell'in. Bn.bu atı satıp. Primroselar yeni evlerine yerleştikten kısa bir müddet sonra. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 7 5 Sonbaharda. bir gün.

oğlu George'ı. VVilliams ile evlenmesinin iyi olacağını anlatır Fakat evlilik hakkındaki bütün bu düşünceler âniden kaybolur. Olivia'nın nerede olduğunu soran Primrose. Dick Primrose. satın aldığı atı. kızlan hakkında gayet kötü iftiralarda bulunulduğunu öğrenin Primroselar. bu oyunu doğru bulmaz. şüphelenir. Şimdi. George. Fakat yolculuktan birdenbire vazgeçilir. bir araba içinde iki adamla giderken görün Primroseler. Squire ThornhilI.7 6 • 1 0 0 Büyük R om a n cambazı kendisini aldatır ve önceki atlanndan daha kötü bir atı kendisine yutturur. hayatını kazanmak için Londra'ya gittiğinden beri bir haber almadığını söylen Ş im d i' Squire ThornhilI. fakat ThornhilI hiçbir suçu olmadığını söyler. eğer Squire ThornhilI. şimdi gezici bir aktör grubu ile beraberdin George Avrupa'ya gittiğini. suç M r Burchell'e yüklenir Mn Primrose. ilkin kızlannı kaçıranın Spuire ThornhilI olduğu­ nu düşünürler. Mr. zira "evlilik günü"ndeh dört gün önce. Olivia'ya evlenme teklifinde bulunmazsa. Burchell olduğunu öğrenince papaz. Londralı hanımlara. Olivia'yı. çünkü Bn. artık Primroselan daha sık ziyaret etmeye başlarsa da Bn. Moses. evden kaçan kızını aramaya koyulun Kızını ararken hasta­ lanır ve bir handa üç hafta yatan İyileşince. gururla eve getirir ve "günnüş" diye yutturulan başlığının da bakır olduğu anlaşılır Mr. aile kızlannı Londra'ya göndermeye hazırlanır. gerçekte. Primrose. ders verdiğini ve musikî ile meşgul . Primrose. Primrose. onun evlenmeyi pek düşünmediğin­ den. Burcheli'in itirazlanna rağmen. VVilmot. Primrose ve O livia. yakında Williams adındaki bir köylü ile evleneceğini söylerler. bir handa kaldığı sırada görür. bu iftirala- n yayanın Mr. kızının oldukça ağır çalışmasına rağ­ men. Arabella'ya göz koymuştur. George'ın nerede oldu­ ğunu soran Mn Primrose. Mr. evi terket- mesini ister Yaptıklanna pişmanlık duymayan Burchell evden aynlır. Squire Thornhill'i evli­ liğe zorlamak için. Bn. oğlunun. yine de Primro- se'ın yarasını deşercesine. kederli bir hal­ de. O livia'nın. tekrar yola koyulur ve Arabella VVilmot'a rastlar.

Papaz. papaz evin alevler için­ de yandığını ve kansı Deborah'ı iki küçük çocuklan Dick ve Bill'in yangında kaybolduklannı haykınrken görür. halkın kızgın protestolan arasında. O livia'dan kısa bir zaman içinde bıkar ve ken­ di başına evine dönmesi için onu Londra'da yalnız bırakır. yaptıklanna nedamet getiren kızını affeder ve evlerine dönmek üzere beraberce yola çıkarlar. şimdi nerede yaşayacaklannı bilemezler. Primrosela- nn bütün. O gece evlerine ulaştıklan sırada. hapis­ hanede. ThornhilI kızı iğfal eder. onlann kınk dökük bir eve taşm- malanna yardımcı olurlar. Moses'e hiçbir işe yaramayan atı satan ve hattâ papazı dahi aldatan Ephraim Jenkinson'a rastlar. kasabada sefil bir yer bulur Primrose'ın iki çocuğu da. Papaz. rüşvetle onu orduya kaydettirir. dört aydır ödemediği kirasını ister Primrose'ın parası yoktur. gerçekte fahi- şedirler. bir han­ da bulur ve kız nasıl kaçınidığını anlatır. W ilm ot'la nikâhını Primrose'ın kıymasını ister ve küstahlığını daha da ileri götürerek. terkedilmiş ve sefil bir halde. babasının yanında kalırlar. borçlannı ödeyemeyenlerin tutuklandığı hapishaneye götürülür. Da­ ha önce tanıştırdığı Londralı nazik iki hanım ise. 1 0 0 Büyük R om a n • 7 7 olduğunu söylerse de yanında. ThornhilI de. Primrose'ı öylesine hiddetlendirir ki. Ailesi. Primrose'dan. Burcheil ile değil Squire ThornhilI ile kaçmıştır. eşyalan yandığından. köyden bir kimse ile evlenmesini tavsiye eder. onu hâlâ seven Olivia'yı daha da kedere boğar ThornhilI ise. Olivia'yı her zaman görebilmesi için onun. Squire Thornhill'in. Primrose. Müşfik komşulan. O livia Mr. Londra'ya gitmek üzere evden aynidığı zamandakinden daha az para vardır. Sahte bir papazın yerine getirdiği sahte bir nikâh töreninden sonra. kızı Olivia'yı. ThornhilI. Primrose. ertesi günü. Hapishanede iken. George'in ken­ disine bir engel olmamasını isteyen Squire ThornhilI. Arabeila VVilmot ile evleneceği haberi. Thorn- hill'in küstahlığı. ThornhiH'i kolundan tutarak evden atar. Hayatı sahtekârlık ve suç işlemekle geçen Jenkinson .

Olivia ve Squire Thornhill'in. çünkü kızlann. asılarak öldürülecektir. kaçınlıp ter- kedildiğinden bu yana solup sararan O livia'nın öldüğünü söy­ ler. Mr. . Burchell. iftira eden mektubu o yazmıştır. Sophia'yı kaçırdıklannı söyleyerek felâketi katmerleştirir. para­ sı için değil. Perişan bir hale düşen ve hastalanan Mr. Jenkinson'dan. Londralı ka­ dınlara. Her tarafı yara bere içinde olan oğlu George da hapsedilir. onlardan birini yaralar. meşru bir şekilde evlediklerini anlatın ThornhilI. zengin ve yüksek ruhlu. Primrose. Bu arada. gerçekte. bütün faziletlerini kaybedeceklerini bil­ mektedir Sophia'yı kaçıranlar. George de bu arada. talih biraz yüzüne güler. Sir VVilliam ThornhiH'e bir mektup ya­ zarak. Jenkinson'a ve diğer suçlu­ lara vaaz verir. Primrose'm başına gelen talihsizlikler. Squire Thornhill'in kızkardeşinin şatosuna giderek intikam a l­ mak ister Fakat Thornhill'in hizmetkârlan kendisini döverler. Squire Thornhill'in adamlanydı- lar. şahsî faziletleri için sevip sevmediğini anlamak ga­ yesiyle kimliğini belirtmemiştin) Kızlan hakkında. diğerini elde etmeye azmetmişti. eşkıyalann. yeğeninin ihanet ve zulmünden bahseder. felâketlere nasıl tahammül edebileceklerini an­ latır. Deborah Primrose da. yeğenine kızgınlık duyan Bu arada Ephraim Jenkinson. Primrose için hayatın kapkaranlık göründüğü bir sırada. Sophia ile birlikte kendisini ziyaret eder Se­ vinçten çılgına dönen Primrose. parça parça olaylan bir araya getiren Sir VVilliam. Burchell'in. Mn Primrose'm yardımıyla. Jenkin- son'un bir haberi ile felâket hâlini alır: Jenkinson. Kendi başına gelen bir sürü felâkete rağmen Primrose. zira kızlardan birine mâlik olmayan ThornhilI. onların eline düştüğü takdirde. kızı Sophia'yı eşkıyalardan kurta­ ran Mr. Burchell'e Sophia ile evlenebi­ leceğini söylen O zaman. Primrose'm başına gelen felâketler bir türlü bitmek bilmez. G eorge'a ölüm cezası verilir. ilkin.7 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n hapishanede kendisini ıslah etmeye çalışır. Mr. Olivia ile ken­ disinin yalancıktan nikâhlannı kıymalan için. kıyafet değiştirmiş Squire Thornhill'in amcası Sir VVilliam ThornhilI olduğu anlaşılır (Sophia'nın kendisini.

Eleştiri Wakefield Papazı. ThornhiH'in. Joseph Adams’ındaki papaz A dam s’ dan başlayarak. efendisi hakikî olarak evlendiği takdirde. Primrose'm ThornhilI ve Arabella W ilm ot'un evlenmelerini onaylaması için Olivia'nın öldüğü ha­ berini de Jenkinson yaydı. G oldsm ith’in hisler ve tesâdüfler üzerinde norm alden fazla durd uğunu sezerlerse de. böylece. Fieldings’in. Hayatın binbir tecrübesinden geçmiş pa­ paz için artık. Mr. 1 00 büyük R om an • 79 sahte bir papaz bulunmasını istedi. fakat "felâketleri nasıl metanetle karşılamışsa. Nihayet. kendisini son derece sevindiren bir haber daha alır: Olivia ölmemiştir. dram atik bir tarzda anlatılıyor.) İkincisi. sonraları ondan şantajla pa­ ra sızdırabileceğini düşünerek hakikî bir papaz getirmiştir. hayatta arzu edebileceği bir şey yoktur. (Bilhassa h a­ pishane sahnelerinin anlatılışı. G oldsm ith zam anın en iyi bir üslûpla yazanlarından biri idi. R ahat ve akıcı. fakat gösteriş- . Thorn- hill. iyi talihinden ötürü daha da fazla minnettarlık" duyar. pek tabiî. Ve Primro- se'ın sevincine sevinç katarcasına. Primrose'm parasını alıp ka­ çan adamın Antwep'de yakalandığı ve paranın kendisine aide edileceği haberi gelir. Jenkinson'un yeni arkadaşı hakkında takibat açtırmayacağını ummuştu. şimdi Arabella W ilm ot'la evlenemez. en başarılı olanlarından biridir. İlkin. ılımlı bir tarzda m izahî. G oldsm ith’in iyi bir piyes yazarı olduğunu gösteriyor. en k ü ltü r­ lü okuyucular. Bunun sebebi açık. pek çok okuyucunun ilgisini çeke­ cek surette. m ütem adiyen kötü talihle karşılaştıktan sonra. Prim rose. Mr. Primrose. onsekizinci asrın en çok sevilen ro ­ m anlarından biri idi. sonunda talihin tekrar yüzü­ ne güldüğü adam ın hikâyesi hepim izi ilgilendirir. ThornhilI ve Olivia artık gerçekten evli olduklanndan. Prim rose aile­ sinin başına gelenler. Fakat Jenkinson.

gerçekte. Sinikal biri onunla alay ederse de. stoik m etan et üzerine yazılm ış ciddî bir eserdir. bu rom a­ nı çok sevdi ve ondan çok şey öğrendi. hayatı boyunca. karşılaştığı b ü tü n talihsizlik ve felâket­ lere rağm en. Mr. G oldsm ith’in kır hayatını cazip bir tarzda anlatışı. George Primrose’ın avare hayatı. A llah’a karşı gelmez. büyük m alikâneleri ve hepsinin ü stü n d e. . Papaz olmak istedi. Hanları. Jane A ustin ve George E lliot’u etkiledi. Prim rose. Dickens. gerçekte oto-biyografik. O lgun bir okuyucu için. daima para sıkıntısı çekti. 10 Kasım. neşeli bir m etanetle b ü tü n bunlara taham m ül eder. Bilâkis. İngiliz rom anı tarihinde em salsiz bir yer ka­ zandı. oku­ yanın ilgisini çekecek tarzda anlatm asını biliyor. Wakefield Papazı’ndaki cümleler. isyan etm ez. fakat reddedildi. bu hayatı bir uzm anm ışçasına anlatıyor. sadelikleriyle klâsik­ leştiler. onun düşü n d ü ğ ü gibi tecelli eder. Ardından Edinburg ve Leyden üniversitelerinde tıp tahsil etti. zam anı­ m ızdan çok daha b asit ve sade zevk ve eğlencelerini. Basit plânına ve tesadüflere bağlı kalm asına rağm en. Gold- sm ith. “Terkedilmiş köy" adlı şiirinde olduğu gibi. G österişsiz b ü tü n cazibesine rağm en. 1728’de doğdu. İngi­ liz rom anında m uazzam bir tesiri oldu. G oldsm ith’in. Yazar Wakefield Papazfnm XX. Bir İrlandalI papazın oğlu olan Oli- ver Goldsmith. Bölümü’nde anlatılan. nihayet 1749’da mezun ol­ du. onsekizinci asır İngiltere’sinin m ütevazi kır hayatını anlatan ifadeleri em ­ salsizdir. ocak başında toplanan papaz ailesinin. Wakefield Papazı. Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti ve bir defa okuldan kaçmasına rağmen. nükte ve ma­ haretlerine rağmen. yolları ve hapishaneleri.8 0 • 1 0 0 Büyük R om an S İ Z . so­ n u n d a h er şeyin iyi olacağına inanır ve gerçek de. Wake- field Papazı. muhtemelen Fransa. İsviçre ve İtalya’da dolaşmaları sırasında da diplomasını aldı.

şiirden sahne eserlerine. kendi kendisini tedâvi etmeye ça­ lıştığı sırada. Goldsmith. Oldukça gariptir ki. Goldsmith’in odasında VVakefield Papazfnm müsveddelerini gördü ve hemen bir ya­ yımcıya götürerek 60 İngiliz lirasına sattı. başarılı olamadı ve çeşitli mecmualarda yazılar yazmaya başladı. siyasî gazetecilikten tarihe ka­ dar her sahada eser verdi. Goldsmith. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 81 Goldsmith. “Kulüp”ün diğer üyeleri Goldsmith’i. cazibe ve sağduyu ile doludur. Goldsmith. borcunu ödemediğinden hapishaneye gönderildi. büyük şahsiyetlerin yanında ne söyleyeceğini bilmeyen biri olarak gördülerse de Johnson. VVakefield Papaz/’ndan sonra en iyi bilinen eserleri şunlar: “Terkedilmiş Köy (1770): “The Goodnatur’d M arf (1776) ve “She Stops to Conquef (1773) adlı iki gayet neşeli sahne eseri ve “Dünya Vatandaşf (1762) ad­ lı mizahî “Mektuplar” Bazı şiirlerinin ve sahne eserinin. gayrıresmî fakat meşhur “Kulüp”ün üyesi oldu. 1761’de İngiliz edebî hayatının büyük diktatörü Samuel Johnson’la tanıştı ve böylece hayatının en büyük dostluğunu kurdu. beceriksiz bir palyaço. Johnson. Goldsmith her zaman parasız. Goldsmith’in edebî değerini takdir ediyordu. Eserleri neşe. Kulübün üyeleri arasında çağın en tanınmış şahsiyetleri. Johnson’un “Kulüp”ü. zayıf. hayatta iken tutulduğunu görmesi­ ne rağmen. paniğe kapılarak Johnson’a acele mektup yazdı. Goldsmith’in borcunu ödedi. 1756’da Londra’ya döndü. 4 Nisan 1774’te öldü. bu arada Garrick. bir gün. her zaman başkalarından borç alarak yaşadı. İngiltere’nin en tanınmış kimselerinin gömülü bulunduğu VVestminister Abbey’de onun nâmına bir âbide dikti. . tıp ve öğretnienlik mesleğini yürüterek hayatını kazannrıak istedi ise de. meşhur ressam Sir Joshua Reynolds (ki Goldsmith'in en iyi res­ mini o yaptı) vardı.

c e n tilm e n . Bennet: Mr. k u ru b ir m iz a h h is s in e sa h ip . h â m isi Lady C a th e rin e de B ourgh’dir. B e n n etle­ rin y a n ın d a k i N eth erfie ld m a lik â n e s in i k iralar. Elizabeth Bennet: B e n n etle rin ikinci kızı. Gurur ve Aşk (Pride and Prejudice) Yazan Jan e Austin {1775-1817) Başlıca Karakterler Mr. Bn. . B en n et’in a p ta l karısı. Caroline Bingley: B ingley’n in k ü ç ü k kız k a rd e şi D arcy ile e v le n m e k is ­ ter. g ü z e l k ız k a rd e şi h a m a ra t ve nâzik . işi g ü cü d e d ik o d u ve ç ö p ç a ta n - hk. Fitzwilliam Darcey: B ingley’n in so n d e re c e z e n g in . George Vickham: G ö ste rişli ve se fih b ir g en ç su b a y . Bennet: Beş k ız b a b a sı. H e rtfo rd sh i- r e ’d e m ü te v â z ı b ir m a lik â n e si v a rd ır. Papaz William Collins: K ibir ve ah m ak lığ ı h a y re t u y a n d ırıc ı b ir ta r z d a ş a h s ın d a b irle ş tirm iş biri. z e n g in b ir d elik an lı. Jane Bennet: E liz a b e th ’in e n b ü y ü k . Charles Bingley: C ana y ak ın . m a ğ ru r a rk a d a ş ı. n ü k te d a n ve h a re k e tli b ir kız ce m iy e ti g a y e t iyi m ü ş a h e d e e d e r. Charlotte Lucas: Sade g en ç b ir k ız E liz a b e th ’in a rk a d a ş ı.

evlenme çağın­ da beş kızlan bulunan Bennet ailesi heyecanlanır. hiçbir şeyden şüphelenmeyen Bingley ile hangi kızını evlendireceğini düşünür. yakışıklılığına ve zenginliğine rağmen. üs­ tü başı çamur içinde içeri girince. Elizabeth hakkında derhal bir sürü dedikodu yapar Fakat Bn. Darcey. Bennet'in kabalığından tiksinir ve kızlanna da yüz vermez. 1 0 0 B üyük R om a n • 83 Lady Catherine de Bourgh: D arcy ’n in k ü s ta h te y z e s i. Bingley'e hoş geldiniz demeye ikna eder. Bennet kocasını. Elizabeth'e olan tutumunu yumuşatır ve ikisi garip bir şekilde nişanlanırlar Bir gün Bingleyleri yağmur yağdığı sırada ziyaret eden Ja­ ne hastalanır ve Netherfield Park'ta kalmaya mecbur kalır Eli­ zabeth. ona cephe alır. Bingley'in küçük kız kardeşi. Baloda daha başarılı olanlar. birtakım plânlar hazırla­ maya başlar. Bennet. Bennet ailesinin kızlan arasında en hareketli ve zeki olan Elizabeth Bennet. Baloda Bingley'in aristokratik arkadoşı Fitzvvilliam Dar- cey de vardır Darcey. Netherfield Park'ını resmen ziyaret ederek. Hikâye Zengin ve genç bekâr Mr. kız. onun birisi ile yaptığı konuşma sı­ rasında duyan Darcey. . civardaki malikâneler­ den birini. Ne dediğini bilmeyen Bn. Bingley. h e rk e s in m u tla k b ir şe k ild e k e n d is in e ita a t e tm e s in i iste r. Fakat kansından çok çeken Mr. Bennet. cana yakın M r Bingley ile gü­ zel. Bennet'in kızları Merytone balosunda M r Bingley ile tanış­ mışlar. Darcey'nin bu kır ce­ miyetini aşağılayan sözlerini. kızkardeşine bakmak için çamurlu yolda beş kilometre yürüyerek Bingley'in malikânesine gider Saçı başı dağınık. Elizabeth Bennet ile tanışmak istemeyin­ ce. Netherfield Park'ı kiraladığı zaman. Bing- ley'in bu konuda bir tercih hakkı olabileceğini söyler Nihayet. Bn. iyi tabiatlı ve Elizabeth'in büyük bir bağlılık hissettiği abla­ sı Jane'dir Kısa bir zaman sonra Bingley ve onun kızkardeşi Ja- ne Bennet ile arkadaş olurlar ve Bingley'le Jane arasında aşk başlar Sonunda.

miras hakkından mahrum bıraktığını söyler Darcey ile yüz yüze gelmekten korktuğu için VVickham. Darcey'nin tanıdıklanndan biri olan. Bennet memnun olur. çapkın. fakat sonunda mağlûbiyeti kabul eder Collins. Bu arada Bennetlerin bir kuzeni. ona daha fazla yaklaşır. uy­ sal ve basit Charlotte Lucas ile nişanlanır. yüzü kızarmayan Collins. genç bir subay George VVickham. Eliza- beth'in bayağı. Elizabeth. basit Mary. Bennet. Elizabeth'in bir arkadaşı olan. bunun üzerine. Elizabeth. hâmisi ve Darcey'in teyzesi zengin ve mağrur Lady Cathe- rine de Bourgh'dan. Elizabeth. . onun bu teklifini derhal reddeder. Darcey'den şüphelenmeye başlar. tekrar evlenme teklifinde bulunur. kızlan arasında en fazla Elizabeth'i se­ ven Mr. bu hadiseyi. Bn. kendi­ sinden evlenmesini istediğinden (ve onun sözleri emirdir). kompliman yapar ve bu da C aroline'nin fenia halde kıskançlığını çeker. kendisini.entrika peşinde koşan annesi ve Bennetlerin küçük kızlandır Hercaî subaylara âşık Lydia ile Kitty ve soğuk. bıktıracak kadar bahseder. Londra'ya gitmek üzere Netherfieid'den aynlırlar. Mr. Balodan kısa bir müddet sonra. babasının sözünü yerine getirmeyerek. Bingley'nin kızkardeşi Caroline. mütemadiyen . Bingiey ve kız kardeşleri. Col- lins. VVickham'ın sözleri­ ni ve tutumunu yanlış değerlendiren Elizabeth. Eliza­ beth hakkında bir sürü yatan söyleyerek. atılgan. Bennetleri ziyaret eder Son derece kibirli biri olan Mr.8 4 • 1 0 0 Büyük R o m an Bennet. Jane ve Bingiey arasındaki ilişkileri pekiş­ tirmek için büyük bir fırsat olarak görür. Bennet'ten sonra ma­ likânede miras hakkına sahip bulunacak Papaz VVilliam Col- lins. kız kardeşi­ ne baktığı sırada. Reddedilmesine rağmen. kızının bu tutu­ munu beğenmezse de. soğuk kalpli bir insan olduğunu. Darcey. Elizabeth'e Darcey'nin kötü niyet­ li. gü­ lünç bir mağrur eda ile Elizabeth'e evlilik teklif eder. Darcey'i ondan uzak­ laştırmaya çalışır Bu aşk yolundaki daha ciddî bir engel. Darcey'nin de geleceği bir baloya gitmez. Darcey'e tutkundur. Kadın.

1 0 0 Büyük R o m a n • 85

kızkardeşlerinin Jane'i, Bingley'e lâyık görmediklerine, ağa­
beyleri ile evlenmesini önlemek istediklerine inanır. Jane, nişa­
nın böylece bozulmasını, zahiren üzüntü ile karşılamazsa da,
kısa bir müddet sonra, Bingley'e rastlayacağını umarak, Lon­
dra'daki teyzesi Bn. G ardner'i ziyarete gider Ardından Eliza-
beth de kızkardeşinin yanına Londra'ya gider. Elizabeth, Bing-
ley'in, Londra'da Jane'i hiç ziyaret etmediğini öğrenince, Dar-
cey'nin Jane'in şehirde bulunduğunu Bingley'den sakladığına
inanır
Mart ayında, Elizabeth, şimdi Collins ile evli olan Charlotte
Lucas'ı Kent şehrinde ziyaret eder Charlotte'e büyük sempati
duyan Elizabeth, yaşı ilerlemiş bu ev kızının, evde kalmaktan,,
yalnız ve sefalet içinde bir hayat geçirmekten korktuğu için, Mr.
Collins ile evlendiğini anlar.
Elizabeth, bu şehirde teyzesi Lady Catherine de Bourgh'u zi­
yaret eden Darcey'e rastlar. Darcey, Elizabeth'in tekrar peşine
düşer. Kıza öylesine mağrur bir edâ ile evlenme teklifinde bu­
lunur ki, Elizabeth, onun teklifini reddeder, kızkardeşine yaptığı
haksız muameleden ve talihsiz VVickham'a yaptıklanndan ötü­
rü onu azarlar. Darcey, bu ithamlan sessizce dinler Ertesi gü­
nü, Elizabeth'e bir mektup yazarak, Bennet ailesini, Bingley a i­
lesinden küçük gördüğünden, Bingley'i Jane'den uzaklaştırdı­
ğını itiraf eder. Maamafih Vickham'a, herhangi bir kötülük yap­
tığını şiddetle reddeder ve VVickham'ın, mirastan mahrum bıra­
kıldığı iddiasının doğru olmadığını ispat eder. Aynca Wick-
ham'ın, kızkardeşi Georgiana ile birlikte fesat plânı hazırlan­
dığını da Elizabeth'e anlatır.
Bennet ailesine tepeden bakmasına rağmen, bu mektup,
Elizabeth'in Darcey hakkındaki hükümlerini yumuşatır Dar-
cey'nin esasında samimî bir insan olduğuna inanmaya başlar.
Bu arada, uzun yıllardır Darcey ailesinin hizmetinde bulunan
yaşlı kimsenin Darcey hakkındaki sözleri de Elizabeth'i Dar­
cey'ye yaklaştınr. Elizabeth, zeki insanlar olan ve göz alacak
şekilde iyi giyinen amcası ve teyzesiyle yaptığı bir yolculuk sıra­
sında tekrar Darcey'e rastlar.

8 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

Lydia ise, daha önceleri, Elizabeth'in itirazlarına rağmen,
VVickham'ın birliğinin bulunduğu Brighton'a gitmekte ısrar
eder. Çok geçmeden, kızkardeşi Jane'den aldığı bir mektup,
Elizabeth'i şaşkın eder. Jöne, mektubunda, Lydia'nın Wick-
ham'a kaçtığını anlatır Elizabeth, olup bitenlerden Darcey'i
haberdar eder, sorumluluk hislerinden mahrum kızkardeşi hak­
kında endişe duyarak eve döner.
Bu arada, Elizabeth'in ıstıraplan deha da artar: Kız, artık
sevmeye başladığı Darcey'nin, kendisini sevmediğini anlar, zi­
ra kızkardeşi Lydia'nın tutumunun, Darcey'nin Bennet ailesi
hakkında söylediklerini, ailenin alelade bir aile olduğunu doğ­
ruladığına inanır. M amafih, Darcey, Elizabeth'i hayrete düşürür,
zira artık kızı sevmeye başlamıştır, gizlice Londra'ya giderek,
Lydia ve VVickham'ı bulur VVickham'ın bir sürü borcunu öder
ve Lydia'ya evlenmesi için, 100 Ingiliz lirası verir
M r Bennet, çitti aramak için Londra'ya giderse de bulam a­
dan dönen Lydia evine döndüğü zaman, Elizabeth'e, Dar­
cey'nin, düğünde bulunduğunu anlatır Elizabeth, bu evlenme­
de, Darcey'nin büyük bir rol oynadığına inanmaya başlar Bil­
hassa teyzesi Bn. G ardiner'den gelen bir mektup, bu inancını
sağlamlaştınr Darcey, olup bitenleri bu kadına anlatmış, fakat
kimseye söylememesine yemin ettirmişti.
Lydia ve Wickham aynidıktan sonra M r Bingley, Darcey ile
birlikte, Netherfield'e döner Çok geçmeden, Bingley, Bennet
ailesini sevindirir, Jane ile nişanlanır
Elizabeth ve Darcey'nin nişanlanacağı söylentilerini duyan
küstah Lady Catherine de Bourgh de hiddetlenir. (Lady Cathe-
rine, Darcey'nin, soğuk meziyetsiz, cazibesiz kendi kızı ile ev­
lenmesini istiyordu.) Elizabeth'den, küstahçasına, Darcey'den
vazgeçmesini talep eden Maamafih Elizabeth gereken cevabı
verin Sakin bir tavırla, kiminle evleneceğinin Lady Catherine'yi
ilgilendirmeyeceğini söylen Lady Catherine Elizabeth'in kendi­
sinden vazgeçmediğini Darcey'e anlatın Darcey de Elizabeth'in
artık kendisini reddetmeyeceğini uman

1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 8 7

Böylece cesaretlenen Darcey, Elizabeth'e tekrar ve bu defa
gayet mütevazı bir tavırla evlenme teklifi yapar. Elizabeth de
mutluluk içinde kabul eder. Uç kızını evlendiren Bn. Bennet se­
vinç içindedir Mr. Bennet, öteki kızlonnın kısmetlerinin de ya­
kında açılacağını inanır.

Eleştiri

Jane A ustin diyor ki: “Ben, Aşk ve Para hakkında yazı­
yorum. H aklarında yazılacak başka bir şey var m ıdır? Aşk
ve Gurur, aşk ve paranın karşılıklı etkileri üzerinde kurul­
m uş sosyal bir kom edinin m ükem m el bir örneği: Darcey,
Bingleyler ve B ennetler arasındaki sınıf farkları, Bingley
ve Jane, Darcey ve Elizabeth arasındaki aşkı şekillendiri­
yor. Bu farklar, İngiltere’de o rta sınıfın sosyal bir sınıf ola­
rak yükselm esini etkiliyor. O zam ana kadar, Darcey gibi
bir kim se ile Elizabeth gibi bir burjuva arasında bir evlilik
pek düşünülem ezdi. H attâ hikâyenin geçtiği zam anda bi­
le, çiftin evlenm esinden önce birçok engellerin aşılm ası
gerekiyordu.
Rom ana ism ini veren çatışm a, D arcey’nin soğuk aris­
tokratik g u ruru ve bir d an sta kendisine dudak büken, te ­
peden bakan bu adam a karşı Elizabeth’in içgüdüsel hid ­
deti etrafında toplanır. Ç atışm a neticelenm eden önce bu
anlaşm azlık, erkek ve kadın kahram an arasında fevkalâde
n ü kte oyunlarına sahne olur; kitabın bu kısım ları, Shakes-
p eare’nin Much Ado About Notfımg’indeki Beatrice ve Bene-
dick arasındaki karşılıklı istihzalı nükteleri hatırlatıyor.
Satıhdaki n ü k te ve hafifliğine rağm en. Aşk ve Gurur,
şefkat ve m erham et hislerinden m ahrum bir hikâye de de­
ğildi. Bunu da bilhassa, Jane’in, Bingley’in kayıtsızlığını
kabul edişinde ve evde kalm ak tehlikesi ile karşılaşan Eli­
zabeth’in arkadaşı C harlotte Lucas’m sırf evlenebilm ek
için ehveni şerre tercih etm ek zorunda kaldığını görüyo­

8 8 • 1 0 0 B üvüK R om an

ruz. Gerçi Elizabeth, Mr. CoIIins’e yakasını kaptırm aktan
kendisini ustaca kurtarm asını bilirse de kitabı kapadıktan
sonra, daha az talihli C harlotte’nin, kendisine nasıl bir
hayat seçtiği düşüncesinden kendim izi sıyıram ıyoruz. Ja-
ne A ustin’in, C h arlotte'e olan m uam elesinde, C harlot-
te ’in içinde b u lunduğu acıklı d u ru m u daha da dokunaklı
bir tarzda görüyoruz.
Jane A u stin’in sanatının em salsizliği şuradaki, son de­
rece yakından tanıdığı bu hayatın hissî derinliklerine ine­
biliyor. O n u n hayatı, kır kulüplerini ziyaretten, çaylardan,
danslardan ve diğer tâli sosyal fonksiyonlardan oluşm uş­
tu. Kitabında, hayatın şahsen tanıklık etm ediği hiçbir yö­
nün d en bahsetm ez. B unun içindiS" ki, rom anlarının hiçbi­
rinde, yanlarında kadın bulunm ayan iki erkek görülm ez.
B ütün bu sınırlara rağm en Jane A ustin, cem iyetin bilhas­
sa genç âşıklar üzerindeki baskısını em salsiz bir tarzda
analiz eder. Ferdin ihtiyaçları karşısında, sosyal tu tu m la­
rın em poze ettiklerine de sem pati besleyen Jane Austin,
bu ikisinin gerginliğinden bir kom edi çıkarır.

Yazar
Jane Austin, 16 Aralık, 1775’te doğdu; babası bir papazdı. Ailede, al­
tı erkek çocuğu ve aynca, Jane’in sevgili kızkardeşi Canssandra vardı.
Austinler eğitim görmüş bir aile olmalarına rağmen, hiç de varlıklı sayıl­
mazlardı. Kendi çağındaki kızların ekserisi gibi, Jane evde eğitim gördü,
henüz ondört yaşında iken, evlerde sahnelenecek piyesler yazmaya baş­
laması, onun diyalogları zaptetmekteki emsalsiz işitme hissini gösterir.
Yine, genç bir kız iken, aileler arasında oynanacak komik ve saçma pi­
yesler yazdı. Bu piyeslerde Austinlerin anlayabilecekleri şekilde, dostla­
rından ve komşulanndan bahsediliyordu.
Ailenin mutlu olduğu anlaşılıyor ve istikbalin romancısı için daha da
önemli olan yön Austinlerin. Jane’in kelimeleriyle “roman okumaktan son
derece zevk alan” bir aile olması idi.

Austinler o zaman zengin ai­ lelerinin oturdukları deniz kıyısındaki Bath kasabasına gittiler ve burada. on senelik bir sessizlik­ le ayrılan iki grupta toplanabilir. Jane A ustin'in daha sonra üzerinde duracağı tezlerin neler olacaklarını ilân ediyordu. Kitabı yayınlayacak bir yayınevi bulamamasına rağ­ men. yazmaya devam etti. en yararlı seneler oldu. Diğer Eserleri Sense and Sensibility (His ve Hassasiyet): Yazarlık haya­ tın ın ilk yıllarında yazdığı bu rom an. Mansfield Park ve Persu- asiortde. datia sonraları Sense and Sensibility ve Northanger Abey adları altında yaymlanacak romanlarının ilk müsved­ delerini hazırladı. Maamafih. son romanlarına. Mr. En ihtiraslı romanı olan Mar)sfield Park\ 1811’de. Fakat Jane’in bu şehri sevmediği anlaşılıyor. Austin ölünce. Yayımcılann ve okuyucunun tutumundan ümitsizliğe düşen. Ne zaman ki. Gerçekten de. Jane Austin. Jane için. Bath’da geçirdikleri zaman. Aşk ve Gürol’un ilk müsveddelerini (İlk İzlenimler altında) yazmıştı. Rom an. Bath’a hareketlerinden beş yıl önce Jane. Jane Austin’in kendi zahirî hayatında hiçbir çatışma görülmedi. Jane’in sosyal perspektifi genişledi. Jane’in doğduğu Stevenson kadar küçük bir kasaba olan Chavırton’a gittiler. Austinler. bütün Avrupa’yı kapla­ yan Napoleon Harpleri dahi onun hayatını pek etkilemedi. İki er­ kek kardeşinin deniz askeri olmalanna rağmen. 18 Temmuz 1817’de öldü. daha öncesi kitaplarındaki neşe ve canlılık pek yoktur. 1797’de. Emma’yı 1814’te ve en son romanı olan ve normalin üstünde romantik Persuasion't da 1815’te yazdı. Jane yeniden yazmaya başladı. Halkın sezgi gücünün kuvvetli bir romancı olduğunu anlayamadığı Jane Austin. birbirine zıt karakterlere sahip iki kız- kardeşin hayatlarını anlatır. ilk üçteki romanların­ dan daha ciddî bir hava verdi. 1 0 0 Büyük R o m a n • 89 Babası 1801’de emekli olduğu zaman. aile Southampton’a gitti ve 1806’dan 1809'a ka­ dar orada kaldı. Böylece Jane Austin’in bellibaşlı altı romanı. H er ikisinin başından m utsuz aşk m aceraları . Sağduyu tim sali Elinor ile ro ­ m antik duygular veya h iper duygularla dolu M arianne’nin hayatları. cemi­ yeti burada müşahede etti ve gördüklerini daha sonraki kitaplarında kul­ landı.

9 0 • 1 0 0 B üyük R o m an geçer: Luq^ Steele’in bir tü r koltuk değneği hâlinde olan ve annesi tarafından reddedilen Edw ard F errar’a âşık olan Elinor ve gönlünü John W illiughby adında bir çapkına kaptıran M arianne. E m m a’ya ev­ lenm e teklifinde bulunduğu ve H arriet de bir çiftçi ile ev­ lendiği zam an. küçük bir İngiliz köyündeki sın ıf farkla­ rım ve aşkı. Emma. E m m a ise -ki Mr. K nightiy’ye âşık olduğunu anlar. Har- riet. Knightly.Mr. iyi niyetli de olsa karışm ak istem esi. hatâlar kom edisi sona erer. oldukça alelâde b ir kız olan Rarriet Smith’i h i­ m ayesine alır. John K nightiy’nin k en d isin e âşık o ld u ğ u n u sanır. Fakat Em m a’nın arkadaşının hayatına. K nightiy’i h er zam an arkadaş olarak görm üştü. So­ nunda. kültürlü bir şekilde yetiştirm ek ve böylece m ahallî papazla evlenebilecek seviyeye eriştirm ek ister. Yerinde duram ayacak kadar canlı bir kız olan Em m a W oodhouse. bu çapkın âşığının p eşinden Londra’ya gitm ekle. Gurur ve Aşfe'tan daha zengin ve m uğlak bir rom an ise de. Emma: Em m a. nerede ise adını lekeler. orta yaşlı iyi bir in­ sanla evlenir. rom antik hislerden kurtulur. Ferras. kom ik ve fevkalâde bir tarzda ele alan b ir ro ­ m an. . fakat M arianne. Aşk ve Gurur’daki Lydia gibi. beklenm edik neticeler verir. sonunda E linor’a döner. onu. Jane A ustin’in daha önceki rom anlarındaki canlılıktan yoksun­ dur. yanlış bir düşünceye kapılarak.

Atheisane o f Coningsburgh: Rovvena’n ın asil b ir a ile d e n g elm e Saxon n işa n lısı. Isaac of York: T a k ib a ta u ğ ra y a n b ir Y ahudi tefecisi. Lucas de Beaumanoir: K n ig h ts T e m p la r’ın b ü y ü k ü sta d ı. Rebecca: Isaac 'ın g ü z e l v e ira d e li kızı. Wilfred o f Ivanhoe: C e d ric’in oğlu. Kral I. Rowena: C e d ric’in g ü z e l y eğ en i: C e d ric’in v e sâ y e ti a ltın d a d ır. N o rm an Kralı A slan Y ürekli Ric- h a r d ’ın o r d u s u n d a Haçlı S eferleri’ne k atıld ığ ı için b a b a s ı ta ra fın d a n re d d e d ilm iş tir. . Reginald Front de Boeuf: Z alim b ir N orm an şö v a ly esi. Richard: Haçlı S eferleri sıra s ın d a k i k a h ra m a n lık la rın d a n ö tü rü k e n d is in e A slan Y ürekli R ichard d en ir. Kara Şövalye (Ivanhoe) Yazan: Sir Walter Scott (1 7 7 1 -1 8 3 2 ) Başlıca karakterler Cedric the Saxon: Rothervvood G range L ord’u. u z u n y ıllar İn g ilte re ’d e n u z a k k alm ıştır. Sir Brian de Bois-Guillbert: N orm an K nights T e m p la r K alesi'nin m ağ ­ ru r k u m a n d a n ı. N o rm a n la r’a şid d e tle m u h alif.

Ivenhoe'nin ondan daha fazla hizmet ettiğini söyler. Bu Saxonlu serfier. bir ge­ ce ormanda sohbet ederlerken Jorvaux baş rahibi Aymer ve Knights Templar Locası'nın mağrur kumandanı Sir Brion de Bo- is-Guilbert. Brian de Bois-Guilbert kıza şehvetli gözlerle bakar. Cedric ve adamları büyük masada oturmaktadırlar. gerçekte. fakat geceyi Cedric'i malikânesinde geçirmeyi düşün­ müşlerdi.9 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Prens John: R ich a rd ’ın k ö tü ru h lu . İngiltere'nin N orm aniar tarafından istilâ edil­ mesini hâlâ hazmedemedi ise de. Onlar. Kral Alfred'in sülâlesiriden At- helstane of Coninsburg'a nişanlıdır. kasten yanlış bir istikamete gönderirlerse de. Ced­ ric'in vesayetindeki güzel yeğeni Lady Rowena içeri girdiği za­ man. Saxon Cedric'in evinin Rotherwood'un neresinde bulunduğunu sorarlar. Bu hacı ise. gerçekte Norman Kralı Richard'ın peşinde gittiği için evlâtlıktan çıkanlan İvan- . yaptıklanndan gurur­ la bahsettiği sırada. Norm aniar geldikleri sırada. Gerçi Cedric. yoksa Saxonlar'ın mı Haçlı Seferleri'nde daha fazla hizmet ettikleri üzerinde tartışırlar. Hikâye Domuz çobanı Gurth ve saray komedyeni VVomba. misafirseverlik kurallanna hürmet eder ve onlara yer gösterir. sa ra y k o m ed y en i. beraber geldikleri hacı. R ich a rd 'ın ü lk e d ı­ ş ın d a b u lu n d u ğ u y ılla rd a İn g ilte re ta h tın a v e k â le t e d e r. onlara yol gösterir. Rovvena. Sa- won kraliyet ailesinden gelen kız. Haçlı Seferle- ri'nden dönen ve Rotherwood'a gitmekte olan bir hacı. halkın nefret ettiği Norm anlar'ı. ih tira s lı k a rd e şi. karınlannı doyurur. Gurth: N am u slu b ir Saxon d o m u z ço b an ı. Hep beraber masa etrafında otururlarken. Bois-Guilbert. Wamba: G u rth ’u n a rk a d a ş ı. N orm anlar'm mı. mahcubiyetinden yüzünü örter. adamlanyla birlikte Ashby de la Zouche'deki kraliyet yarışmalannı seyretmeye gidi­ yorlardı.

Ivanhoe. o. O gece Rotherwood'da kalmak için gelenlerden biri de Yorklu bir Yahudi olan tajzci Isaac'tır. yanşmayı kazananın. yani Cedric'in oğludur. sahaya yeni bir şampiyon çıkan O nun zırhında şu yazılıdır. evlâtlıktan çıkanlan Ivanhoe. düellolar başlar İlkin. yine başka bir kisve altındaki Ivanhoe'dur Ivanhoe. ertesi günkü yanşmalara nezâret edecek Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin etme hakkını verir. Bois-Guilbert ve adomlan arasındaki fısıltılı bir muhavereye kulak kabartır ve Knight Templar'ın Yahudi'nin parasına el koymak istediğini an­ la r Ivonhoe.e'nin gerçekten kahra­ man biri olduğunu kabul ederse de. durumu Isaac'a bildirir ve ertesi sabah. Bois-Guilbert. onun giz­ lice evden çıkmasını sağlar Ivanhoe'ya minnettar kalan Yahu­ di de. Ivanho. Babası dahi. Bois-Guilbert'in başkanlığındaki Normanlar. Aslan Yürekli Richard ülke dışında bulunduğu sırada tahta vekâlet eden ve aslında tahtı ele geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşi Prens John da vardır Prens John. ellişer kişilik şövalyelerden oluşan iki grup arasındadır Birinin başında. Ivonhoe'nun gizlice İngiltere'ye döndüğünü ve şimdi masada karşısında oturduğu­ nu bilmemektedir. gider Ertesi günkü yanşma. çok müşkül bir duruma düşer Tam bu sırada. daha önceki yarışmaya katılmadığı için halkın . Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin ede­ ceğini ilân eder. "Evlâtlıktan çı- kanlan". Ivanhoe. kendile­ rine meydan okuyan herkesi yenerler Ardından. onunla korşı karşıya kav­ ga etmekten çekinmeyeceğini söyler. Tabiî. bu kraliçenin Rovvena olduğunu söyler ve halkın kendisini alkışlamasına bile meydan vermeden uzaklaşır. Ashby de la Zouche yanşmalanno katılması için Ivan- höe'ye bir at ve zırh verir Yanşmayı görmeye gelenler arasında. müsabakayı seyretmek için gelen kalabalı­ ğa. diğerinin başında ise Bois-Guilbert vardır Üç kişi ile çarpışmak mecburiyetinde kalan Ivanhoe. Bois-Guilbert ve diğer Norman şövalyelerine meydan okur ve hepsini mağlûp eder Bu galibiyet ona. 100 B üyük R om an • 93 hoe.

karşılanna çıkanların hepsini mağlûp ederler. bir kral sülâlesinden gelmiştir. Ivanhoe ve Rov^ena'yı kurtarmaya muvaffak olur. kimyevi bir madde ile Bois-Guilbert'i öldürmek ister. onunla evlenebilmek için Rebecca'nın Hıristiyanlığı kabul etmesini ister Rebecca. fakat bir kılıç darbesiyle yere dü­ şer ve öldüğü anlaşılır. Rovvena'ya göz koyar. Rowena'nın elini öperken. Rebecca'yı kaçınr. Bois-Gu- ilbert. güvel Rebecca'yı ister. Isaac fidye vermeye ha­ zırlanır. şatoya hücum eder ve binayı yakar. Ivanhoe. mükâfatını almak üzere başlığını çıkanr. Bois-Guilbert de dahil.ayrılırlar. tiksinerek reddeder Bu arada. bazı köylülerden ve kanun dışı adamlardan oluşturduğu bir grupla şatoya hücum etmeye hazırlanır: G rup arasında Robin Hood ve adamlan da vardır Kara Şövalye'nin -ki gerçekte Aslan Yürekli Richard'dır. domuz çobanı Gurth. Kara Şövalye'nin. Rebecca. Kara Şövalye atını mahmuzlar ve uzaklaşır. Yangın arasından kaçmayı başaran De Bracy. Kızını babasından ayıran Bois-Guil- bert. Yorklu Isaac'ın siyah saçlı güzel kızı. Bu arada Bois- G uilbert'in atı yaralanır Rov/ena'nın önüne gelen Ivanhoe.baş­ kanlığındaki bu grup. çünkü bir Sa- xon olmasına rağmen. Ka­ ra Şövalye. Front de Boeuf de. Beraberce. fakat Bois-Guilbert. bayılır. Ivanhoe'nun kendi evlerine getirilerek tedâvi edilmesini teklif eder. derhal Prens John'a giderek.9 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n kendisine Kara Tembel adını verdiği. çarpışmada aldığı ya- ralann tesiri ile düşer. Isaac. kendilerine katılan Athelstane ve Saxon Cedric'Ie birlikte -ki hâlâ bu şövalyenin kendi oğlu olduğunu bilmiyor. Rov\^ena kendisini tanır ve heyecandan haykı- nr Ivanhoe. Fakat yolda karşılanna çıkan Bois-Guilbert ve aralannda Maurice de Bracy ve Geginald Front de Boeuf'un da bulundu­ ğu şövalyeler. Çatışma sırasında Athelstane. onlan Front de Boeuf'un şatosuna (Torguilsto- ne) götürürler De Bracy. onlan serbest bırakmak suretiyle Isaac'tan ve onun zengin arkadaşlanndan para koparmayı düşünür. siyah zırhlı bir şövalye Ivonhoe'nm yardımına gelir. gizlice .

atı üzerinde görünür. Templar Şövalyeleri'nin şampiyonu Bois-Guilbert. Rebecca. 1 0 0 Büyük R o m a n » 9 5 İngiltere'ye dönen ve tahtını geri isteyecek kardeşi Richard Plantegenet olduğunu söyler John. fakat o zaman­ daki âdetlere göre. kendisini müdafaa ede­ cek şampiyonu bekler. dinî inanışlannı istedikleri gibi sürdüreceklerine inandıkları Ispanya'ya gitmeye karar verirler Bu arada Torv/uilstone şatosunda kendisini yanmaktan kur- tardıklanndan. Rebecca. kendisini savunacak bir şampi­ yon talep eder ve Lucas de Beaumannoir de kızın arzusunu ka­ bul eder. Cedric. Isaac. Richard'ı hapsetmeye az­ meder. yalvanr. Richard. Bois- Guilbert. Gururunu korumak isteyen Bois-Guilbert. Kara Şövalyeyi Rotherv/ood'a davet eder. Knights TemjDİar'm büyük üstadı Lucas de Beauma- noir'e giderek kızı Rebecca'nın iade edilmesini ister. Bir müddet sonra. tam üzerine kılıçla gittiği sırada. Kara Şövalye. fakat Ivanhoe'nın. yakılmak üzere bağlanır. kızın yakılarak öldürülmesini emreder. Rowena'nın şatoda ölen nişanlısı Athelstane'nin ölümünden itibaren iki sene geçmesini emreder Tam bu sırada herkesi hayrette bırakırcasma Athelstane içe­ ri giren Bir hayalet gibi solgun yüzlü Athelstane. kendisini öldürür Rebecca serbest bırakılır Kız ve babası. iki kişi öldürücü bir kavgaya başlarlar. Rovvena'nın elinden tuta­ bilmesi için. Bois-Guil- bert'in kılıç darbesiyle yere düştüğü zaman kendisini kaybetti­ . Ivanhoe ısrar edince. Böyle bir kimsenin bulunup bulunmadı­ ğı üç defa ilân edildikten sonra. kızın bir cadı oldu­ ğunu ve kendisine büyü yaptığından terkedemediğini söyler. Ivanhoe'yi atından düşürür. ilkin. Lucas. yaralı Ivanhoe ile çarpışmak istemez ise de. Ivanhoe. onun bu davetini bir şartla kabul eden Kendisin­ den öyle bir şey isteyecek ki. kendisinin Kral Richard olduğunu ifşa eder ve şimdi ne istediğini bilir. bu Cedric'in davetinde ne kadar samimi olduğunu gösterecektin Ardından şatoda ölen Athels- tane'in ölümü münasebetiyle verilen yemek ziyafetinde. Ivanhoe.

İngiltere'nin hukukî kralına karşı gelmekle suçlar Richard. bir kilisedeki açık tabutta yatarken kendisine geldiğini anlatır Rowena'nın. birbirine şövalye üslûbu ile hitap eder ve feodal çatışm a kurallarına göre çarpışırlar. Ivanhoe’yı kendisinden daha fazla sevdiğini görünce. nişanlısını Ivanhoe'ye verir Kara Şövalye. Aslan Yürekli R ichard ve Robin Hood. Gerçi Ka­ ra Şövalye. kendisini tekrar kral ilân eder Temple üzerinde tekrar krallığın bayrağı dalga- lannnaya başlar Robin Hood ve diğer kanun dışı Saxonlar. evine m isafir gelen Bois . nişanlısını ona verir. en iyileri arasında yer almaz. Saxon Cedric. kendi rom an üslû b u n u olm asa da. bölün­ müş. Kights Templar'a gider ve onlan. İn­ giliz tarih ve efsânesinin iki gözde konusunu seçti. Scott’un 1819’da yakalandığı hastalıktan son­ raki kısa nekahet devresinde yazıldı. hem Norm anlar'ın hem de Saxsoniar'ın ileri ge­ lenleri vardır Artık Richard. İngiltere'de. Scott.ancak. yeniden bir banş devresinin başlayacağı ümit edilir Eleştiri Ivanhoe. Ivanhoe ve Rowena'nın düğününe katılan Richard'a sadakatle­ rini bildirirler. o n u n en popüler rom anlarından biri ise de. olayların cereyan ettiği fonu derinleştirm eye ve ilk defa olarak İskoç kaynaklarına dayanm aksızın bir rom an yazmaya karar verdi. Bir­ birlerinin can düşm anları Ivanhoe ve Brian de Bois Guil- b ert bile. Onları.9 6 • 1 0 0 Büyük R o m an ğini ve . bu eserinde. N orm an A thelstane. tekrar tahtını ele geçirdiğinden ve arkadaşı Ivanhoe da babası tarafından affedildiğinden. N orm anlar'a beslediği b ü tü n nefrete rağm en. Olayın geçtiği yer olarak İskoçya’dan ayrılan Scott. şövalyelik şerefi ve rekabet gibi m uğlak bir hikâyede bir araya getirir. kendisinden de fazla Ivanhoe'yı sevdiğini kabul eden Athelstane. Rovvena’nın. Düğünde.

Turqu- ilstone şato su n a baskın ve Rebecca’nın yakılarak öldürül­ m esinden kurtarılm ası) gösterişli ve iddialı rom anın “gü- n ah lar’’ını affettiriyor. The Lay of the Last Minstrel (1805) son derece tutuldu. Rom andaki karakterlerin hepsi. G urth ve VVamba-hareketli ve neşeli gösterecek şekilde İnsanî tarafi da vardır. H epsinin ü stünde. kitap popülaritesini niye sürdürdü? Bunun cevabı şurada: Scott. Scott’un. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 9 7 G uilbert’i gayet nâzik bir şekilde karşılar. . 1771’de Edinburg’da doğdu. Kara Şöval- ye’deki b ü tü n hareketlerin tem elini Scott için hayatta en önem li şey olan ve feodalizm in ölüm ünden yüz yıllarca sonra dahi titizlikle boyun eğilen feodal çağlann şeref ku­ ralları idi. Ardından Marmi- on’u (1808) ve The Ladyofthe Lake'\ yazdı (1810). Bunların ilki. 1803 yılında Iskoç halk şarkıları üzerine üç ciltlik bir eser yayımladı. istisnasız tek boyutludur ve okum ayı zorlaştıran kesik ve gayritabiî bir tarzda konuşurlar. onikinci asrın İngiliz âdetleri hakkında pedantik davranm aktan da ken­ disini kurtaram az. kim liği bilinm eyen b ir değil iki kahram an vardır (Ivanhoe ve I. Richard). 15 Ağustos. Scott. M odern zevklere hi­ tap etm ek için tesâdüflere çok dayanan rom anın plânı faz­ lasıyla basitleştirilm iştir. Yazar Sir Walter Scott. Yine. Lise ve üniversite tahsilini Edinburg’da yaptı ve 1892’de Edinburg barosuna l<a- bul edildi. Daha sonra efsâne ve folklarla kuvvetlendirdiği romantik şiirler yazdı. Kitapta. aristokrasi dışındaki ka­ rakterleri de Isaac ve Rebecca. Çok sayıdaki b ü ­ yük m acera ve hareket (A shby'deki uzun yarışm a. Fakat onun büyük aşkı folklor ve halk şarkıları idi. Kara Şövalye’de bir sü rü kusur var. Öyle ise. m acera rom anlarında bir ü stad d ır ve bu tü rü n b ü tü n cihazlarını da Ivanhoe’da gayet tesirli bir şekilde kullanır.

Kitap yayımcılığı yolunda yaptığı yanlış bir yatırım ve İngil­ tere'deki büyük ekonomik kriz Scott için malî bir felâketle neticelendi. tarih aşkı ve aristokratik gururunun etkisi altında. İskoç tarihindeki hâdiselerden alındı ve Scott bu sahada bir uzman oldu.9 8 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Lord Byron’un 1812'de yayımlanan Childe Harold adlı eseri büyük bir başarı sağladı. Yine de.000 İngiliz lirası borçlandı. Scott. fakat Scott. eserlerinin edebî değerini de etkiledi. romanlarını anonim olarak yayımladı. Sıhhatini kazanmak için İtalya’ya gitti ise de. 1812’de. Söyleşine sıkı çalışma. 130. Ve ancak 1827’de. . Onun zamanında roman hiç tutulmadığından. bitirdi. halk onları okudu ve Scott. borcunu ödedi. yedi yıl sonra. sanatının zirvesine eriştiğine inanılır. VVaverly ve­ ya Iskoç romanlarında. borçlarını ödemeye başladı. kendisine baron unvanının verilme­ siyle. Guy Mannering (1815) Old Mortality (1816) ve ekseri eleştiriciler tarafından. Scott’un. onun sadece fizikî bün­ yesine tesir etmekle kalmadı. Fakat bütün bu çalışmalar.000 İngiliz lirası ödedi). 1819’da yazdığı Kara Şövalye'ye (Ivanhoe) kadar Scott. o romanları kendisinin yazdığını itiraf etti. önceki romanlardaki sağleımlık ve yüksek romantik ruhtan mahrumdur. Başka bir insan. Scott. konuştu ve sonunda ölümüne sebep olacak bir plân hazırlayarak. şimdi insanüstü bir gayretle çalışıyor­ du (iki senede 40. fakat bu romanının halk arasındaki popülaritesine ve Fransız tarihi fonu üze­ rinde yazılan Ouentin Dumarda (1823) rağmen. roman ma­ teryali olarak İskoç kaynaklarından başka materyal kullanmıyordu. Scott. Onun bu romanları. Ha­ yatının sonlarına doğru yazdığı romanlar. bu gruptaki en iyi roman olarak kabul edilen The Heart of Midliothian'ı yazdı (1818). onun Iskoç folkloruna olan bağlılığı oluşturur. Tweed Nehri kıyısında bir yer satın alarak gotik mimarî tarzında büyük bir şato yaptırdı. kendisine borç verenlerle oturdu. VVaverlefm ardından. Bu romantik şiir üslûbunda yazılmıştı. onu son derece yordu. Scott’un ilk romanlarının esâsını. 1826’da. Scott. bu borcunu ödemek istemeyebilirdi. iyi d a ­ madan döndü ve 21 Eylül. 1832’de öldü. kolayca yazı yazan biri olmasına rağmen. şimdi roma­ na döndü ve ilk adımını VVaverley (1814) ile attığı velüt çağını başlattı.

1 0 0 Büyük R o m a n • 9 9 Diğer Eserleri Ouentin Durward: Kara Şövalye gibi. Rom an. rom anın kahram anı. ablasını bir ya­ lanla kurtarabilecek durum da ise de bir sürü m üşkül ve zorluklara rağm en norm al yollarla Effıe’yi kurtarm aya ça­ lışır. Effîe D ean’ın. The Heart o f Midlothian. gayrim eşru çocuğunu öl­ dürdüğü için hapsedildiği Edinburg H apishanesi’nde ge­ çer. The Heart o f Midlothian: Genellikle. XI. K ardeşine olan sevgisi ve şeref hissi arasında ne yapacağını bilm eyen Jaenie Deans. Louis çağının sonunda. Hâdise. hain W illiam de la M arck’ın güzel İsabell de Croye’yi ka­ çırm asını önler. Q u en tin ve Isabelle evlenirler. m uhtem elen. M aamafih. . S cott’un rom anlarındaki en iyi karakterlerdir. Fran­ sa’da yerleşen genç bir İskoçyalı’dır. Plân üzerinde gerektiği kadar durulm adığından ve Scott’un birçok rom anında görüldüğü üzere. Gerçi kadının üvey kız kardeşi Jeanie. Quentin Durward da. M ensuplarının birbir­ lerinin kuyularını kazmaya çalıştıkları Fransız sarayında. Bir sürü dehşet uyandırıcı m aceradan sonra. Jeanie D eans’i psikolojik açıdan inceleyen em salsiz bir eserdir. gerçek bir hâdiseyi konu alır. şaşırtıcı ka­ rakterlere yer verilm ediğinden. Waverly rom anları­ nın en iyisi olduğu söylenir. Waverly grubundaki rom anlardan biri değildir.

aslı köyü o la n g e n ç b ir a d a m zeki. k e n d i h e d e fin e u la ş m a sı için d e ğ e rle rin i k u lla n ­ m a k ta n çek in m e z . m esle ğ i m a ra n g o z lu k . Foılque: J u lie n 'in b ir a rk a d a şı. sa d ık ve g ö s te riş te n u z a k b ir g e n ç a d am .de R enal’ın k u z e n i ve a rk a d a ş ı. Mme de Renal: B elediye b a ş k a n m m karısı. k u rn a z . Mm. b a s it. V e rrie re s’tek i b a ş lıc a rakibi. Cure Chelam: Yaşlı b ir p a p a z . g e rç e k te iyi b ir in sa n . d ü n y a n im e tle rin d e g ö z ü o lm a y a n b ir k a d ın r ço­ c u k la rın a d e rin b ir sev g i ile b a ğ lıd ır. ih tira s lı. Kırmızı ve Siyah Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) (1 7 8 3 -1 8 4 2 ) Başlıca karakterler Julien Sorel: R o m an ın k a h ram an ı. sa d e. Elisa: R en al'ın e v in d e b ir h iz m e tç i. J u lie n ’in m e sle k î ve ru h î h a y a ­ tın ın g e lişm e s in i c a n d a n iste r. . Pere Sorel: J u lia n ’m b a b a sı. Valenod: R enal’ın. M. b ay ağ ı ve so n ra d a n g ö r­ m e k ü s ta h b ir ad am . sa m im i. Ju lia n ’a â ş ık o lu r. m a ğ ru r. k e n d is in i ö n e m li b iri o la ra k g ö re n b ir im alatçı. k atı ve ta- m a h k â r b ir in sa n . de Renal: V e rrie re s B elediye B aşkanı. so n z a m a n la rd a . k e re s te tic a re ti ile iştig a l ed e r. a r is to k r a tik b a ğ la n tıla rı b u ­ lu n an . y a şa d ığ ı y e rd e n k ap ı d ı­ şa rı e d ilm iştir. Derville: M m e. k e n d is in e b ir asil m u a m e le s i y a p ılm a sın ı iste r.

P ira rd ’ın. Conte Altamira: D in d a r b ir d u l kad ın . cemiyette yeni­ den nüfuz sahibi olmuş. Marquis de Croisenois: M a th ild e’n in n işa n lısı. 1820'lerde. a rtık z e n g in o lm u ş. büyük ölçüde siyasî nüfuz kazanmışlardı. M. 1 0 0 B üy ü k R o m a n • 101 Abbe de Pirard: B esan ço n ’d ak i se m in e rin d ire k tö rü : k atı ve sa ğ la m b ir Ja n se n ç i. papazlar. g erç e k b ir d ü n y a a d a m ı o la ra k g ö re n b ir Rus. n ü fu z k a z a n m ış tır. Mathilde de la Mole: M arquis’in kızı. Birkaç sene öncesi. se v im li. J u lie n ’a. k a d ın la n b a ş ta n çık a rm a s a n a tı h a k k ın d a d e rs v e rir. oldukça iyi bir eği­ tim görmüştür ve cemiyette. de Frilair: B e san ço n 'd a b ir p a p a z . n e ş e li v e s o n d e re c e n ü k te d a n . fe s a t p lâ n la rı h a z ırla y a n b ir p a p a z . yine asiller hâkimdi. b ü y ü k b ir n e z â k e t v e a n la y ış la m u a m e le e d e r. o n d o k u z . Ju lie n . The Cbevalier de Beauvosis: Z arif ve k ib ar g en ç b ir c e n tilm e n . Prens Krasoff: K en d isin i. fa k a t b a ş k a b ir m e z iy e ti o lm a y a n b ir genç. Charles ülkeyi İlâhî haklarla yönetiyordu. onlara hiçbir şey öğretmemişti. Kral X. France-Comte'in küçük bir kasabası olan Verrieres'de otu­ ran Julien Sorel. F ra n sa ’y a göç e d e n bu asil. Agde Piskoposu: Sağcı. erlikten krallığa . ç e v re s in d e k i e rk e k le rd e n ço k d a h a k u v v etli v e ih tira s lı o ld u ğ u için J u lie n ’e y ak laşır. Juli- e n ’le b ir d ü e llo y a p a r. Hikâye Fransa. on sekiz yaşında. iyi y e tişm iş . s iy a sî ve m e s le k î d ü ş ­ m an ı. M athilde'yi k ısk a n d ırm a k iç in b u k a d ın a a ş k ilân e d e r. zek i. tıpkı Bernadotte gibi. kendi yeteneklerine göre bir mev­ ki kazanmak ihtirası içindedir. Julien. J u lie n ’e. a le la d e ve sa d e b ir d e ­ likanlı. Orduda ve hükümette. Marquis de la Mole: J u lie n ’in P aris'tek i p a tro n u . Kilise de. iktidar dışında geçirdikleri yir­ mi yıl. y irm i y a şın d a. siyasî ve dinî bir kaynoşma içindeydi. Norbert de la Mole: M ath ild e’n in e rk e k k a rd e şi. ca n a yak ın . g u r u r ­ lu. zeki ve ihtiraslı bir gencin Babası bir köylü olmasına rağmen. Napole- on'un ordusuna girebilir.

din adamlannın si­ yahını seçti. Çok mahirce hareket eden Julien ve Mme de Renal. Kısa bir za­ man sonra. du­ rum imzasız bir mektupla M. Kitabın isminden anlaşıldı­ ğı üzere. diğer tarafta da direktör muavi­ ninin liderliğindeki Cizvit yanlısı hizip. Seminer. Böylece. se­ minerde.1 0 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n kadar yükselebilirdi. M aamafih. de Renal'ın çocuklanna özel öğretmen olması istenir. ne aşk ne de şehvet hislen­ dir. fakir bir çocuk için iyi mevkilere giden yol kiliseden geçer. Fakat şimdi ülke barış içindedir ve ülkeyi yönetenler de Bourbonlardır. Martin Luther adını verirler ve her fırsatta onunla alay ederler. O n lar bu işi öylesine açıktan açığa yürütürler ki. sadece erkekliğini. Maamafih. elinden geldiği kadar tarafsız hareket etmeye çalışır. haşin ve kendisini inandığı dâvâya adamış direktör Abbe Pirard'ın dikkatini çeker. fakat talebelerin zekâya hürmet et­ mediklerini. silâhlı kuvvetlerin kırmızısını değil. Sosyal mevkiinden ötürü bir aşağılık duygusu içinde bu­ lunan Julien. de Renal'a anlatılır. ele geçirmek istediğine sahip çıkabile­ ceğini ve patronuna bir darbe vurabileceğini ispat etmek iste­ mesidir. Julien. Fakat onun yetenekleri. Julien. şiddetli bir iktidar mücadelesi yürütülmektedir: Bir ta­ rafta. Julien'i de bu oyunları ve entrikaları arasına almak isterler. kendisine. Taraflar. Arkadaşlanndan daha fazla çalışarak. Verriâres'i terketmeye mecbur kalır ve Besançon'daki seminere girer. Julien. seminerdeki hayat. bir Jansenist olan Pirard. Verrieres Beledi­ ye Başkanı M. zalim ve entrika dolu siyasî ha­ yatı Julien'e tanıtır. alt tabakalardan gelen diğer insanla­ ra yapıldığı şekilde muamele ettirmemeye azmeder. Onu bu yola sevkeden sâikler. Mektebi iyi bir derece ile bitiren Julien'in. şüpheleri başka tarafa çevirmeyi başarırlarso da. patronunun karısı ile bir aşk hayatı yaşamaya baş­ lar. dünyevî hayattan uzaklaş­ mış bir hayat değildir. Sonunda. bilâkis zeki ve çalışkan kimselere kızgınlık duyduk- lannı görür. on­ ların önüne geçmek ister. dinî seminere girmek için Lâtince ve ilâhiyat tahsili yaptı. müca­ . Bağımsız bir ruha sahip olduğundan kendisine.

sosyal bir zafer. Bonifice'nin kafası kopanidıktan sonra. kendi resmî nişanlısı M. Bir ara. iki âşık birbi­ rinden ayrılır ve Julien. Julien'i de yanma alarak Paris'e gider. kraliçe. Mathilde. Navarreli Marguerite'nin âşığı Bonifice de la M ole'dir. Mathilde. Sonunda. zira kızını bir düke vermeyi dü­ şünmektedir. sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömmüştü. gizli ve siyasî görevlere gön­ derir. bir entrikada yer aldı­ ğı için 1574 'te öldürülmüştü. iyi giyinmeye başlar. Kendisine ve­ rilen işleri fevkalâde bir şekilde yerine getiren Julien. Julien'i sever. Fakat evlilikten ön­ . 100 B ü y ü k R o m a n • 103 deleden bıkan ve ümitsizliğe düşen Pirard. De la Mole gazap içindedir. Julien şimdi. bu tür ölümün satın alınmayacak farklı bir ölüm olduğunu söyler. Julien. Mathilde hâmile ka­ lır. bu adam. cemiyet tarafından biraz daha kolaylıkla kabul edilmesi için. Marquis de ia Mole adlı zengin ve nüfuzlu bir asilzâdenin özel sekreteri olur. bir oyuna getirilmemesi veya kendisinin aptal yerine konul­ maması için her zaman tetikte bulunur. köylü aslından gelmesine rağmen. aynca şe­ hir hayatının inceliklerini öğrenir. ordudon bir rüt­ be temin eder ve küçük bir de unvan sağlar. Mathilde'yi kıskandırmak için. ölümün böylece yerine getirilmesine hayranlık du­ yar. onun sekrete­ ri ile evleneceğini söyler. Mathilde'yi böy­ lece ele geçirmesini. Bu iki gencin aşk yapması. sık sık ti­ yatro ve operalara gider ve hatta biri ile düello bile yapar. hareketli bir kızdır. özel bir maaş bağlar. her yönü ile kabul eder ve babasına. onun evine girer. Julien'de ecdadında hayranlık duyduğu bazı vasıflan görür. Bununla beraber onlann evlenmelerine razı olur ve Julien'in. damadına. Pat­ ronu. de Croisenois de dahil. çevre­ sindeki erkekleri uyuşuk. ona itimat eder. ilgi çekici olmayan kimseler olarak görür Kızın idealleştirdiği erkek tipi. dul bir sosyete kadınına aşk ilân eder. daima bir çeşit harbi andınr: Juli­ en. Fakat Julien. Julien'i. kendi irade gücünün sağlamlığının bir başansı olarak ele alır. adamın on dokuz yaşındaki kızı Mathilda de Mole üzerinde de zafer kazanır Mathilde canlı. kendisini. mevkiinden istifa eder.

Mme de Renal'in aşk hayatını itiraf ettiği kimse tarafından ya­ zılmıştır. M arki. Julien'i suçlu bulur. kızgınlıktan ne ya­ pacağını bilemez. jüridekilerden biri. şim­ di intikam almak ister Jüri. sevgilisi Julien'in başını kendi elleriyle gömen Julien. iki tabanca alır ve Mme de Renal'dan kilisede dua ettiği sırada intikamını alır. sosyetede yük­ selmekten başka hiçbir şey düşünmediği. en fazla okunan bir rom anm m plânm ı ver­ di. Fakat Mme de Renal'ün ger­ çek hislerini yansıtmayan bu mektup. Stendhal’m bir arkadaşı M. Julien'in. yargılanması yapıldıktan sonra. Julien. kızının hiçbir şort altında Ju- lien ile evlenemeyeceğini söyler Julien de. S tendhal’a. Mme. Mektupta. Mme de Renal. kendisini savun­ maz. Mektup bir trajediyi hazırlar. Son derece hiddetlenen Marki. de Renal'in.1 0 4 • 1 0 0 B üyük R o m a n ce. Suçlu. kalp ağnsından ölün Mathilde de. öldürülmesine karar verilir. onun tarafından değil. bunun için zengin ai­ lelerin teveccühlerini kazanmaya çalıştığı ve bu ailelerdeki ka­ dınlan baştan çıkardığı anlatılır. şimdi nisbî bir huzura kavuşmuştur Mahkemede. Navarreli Marguerite'nin sevgilisinin başını kendi elleriyle gömmesi gibi. Verriâres'deki hayatı hakkında araştırma yapar Böylece Mme de Renal'dan Julien'in haysiyetini beş pa­ ralık eden bir nnektup alır. kafası kopanlır Kısa bir müddet sonra. Fa­ kat bu yara kadını öldürmez. Julien tevkif edilir. mahallî din adamlan oy­ nar) ve Julien'in beraat edebileceği ihtimalleri ortaya çıkar Fa­ kat. âdeta ölümü davet eder Jüriye nüfuz etmek için temaslar yapılır (bu soysuzlaşmadaki başrolü. M ichoud de la Tour . Derhal Verrieres'e gider. Mathilde'ye. hiç o l­ mazsa öldüğü zaman. bu hayalini gerçekleştir­ mek imkânını vermiştin Eleştiri G renoble’de 1828 Şubatı’nda bir kişinin idam edilm e­ si. talihsiz ecdadı. daha önce peşinde gidenlerden biridir ve kadın kendisine yüz vermediğinden. aldığı yaralardan değil. Julien'in.

Julien Sorel’in başından geçenler. asillik unvanla­ rını kabul ettiklerini görüyoruz. bir diğer gencin. yeniden m etresine döndü. Abbe Chelan. ailenin yanın­ dan kovuldu ve bir Katolik sem inerine bırakıldı. aristokrasinin. Tica­ re t ve im alâtla zenginleşen burjuvazinin. onun b ir papaz olacak ye­ teneklere sahip olm adığını söyledikleri zam an. rom anın ikinci derecedeki şahsiyetleri olan Mme. fakat kadın ölm em iş. Ve M me. Bu suçundan ö tü rü . M echoud de la Tour ailesi. M ichoud’a beslediği kızgınlık öylesine art­ m ıştı ki. b ü tü n Fransa. Rom anda. Fakat. fakat is­ tikrarsız bir gençti. B erthet’in hayatını o kadar andırıyor ki. G renoble’de. B erthet. Kırmızı ve Siyah’taki (Le Rouge et le Noir) portresi için. kadını köyün kilisesinde ibadet ederken öldür­ m ek istedi. Derville. A rtık başka bir yerde iş bulam ı­ yordu. giyotinde can verdi. Hâdise nasıl cereyan etm iş olu rsa olsun. A ntoine B erthet adında zeki. sadece yaralanm ıştı. M me. yine İhtilâlden. önce ya­ şadıkları gibi yaşatm ak istediklerini ve m utlak iktidarı ele geçirm ek için entrikalar hazırladıklarını görüyoruz. S tendhal’m önünde oturdu. Papaz Pirardi. Geniş bir açıdan bakıldığın­ da. Ya bu genç M. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 05 ailesinin çocuklarının özel öğretm eni olan D auphinoisli bir dem ircinin oğlu. hem ailenin ço­ cuklarını eğittiğini hem de kadının yeni âşığı olduğunu gördü. B erthet. Hâlâ im paratorluk hayali . buradan da kovuldu. rom andaki karakterlerin. Gerçekte. günün sosyal ve politik hareket­ lerinde yer alan kim seleri canlandırm asını bilhassa iste­ m işti. bu rom an­ dan ö tü rü S tendhal’ı hiçbir zam an affetm edi. C om te de C ordon ailesinde öğretm enlik buldu. Valenod ve F ouque’n in kendilerinden bahsettiğini anlayan diğer in­ sanlar da m u h tem elen vardı. ailenin kızı ile geçirdiği bir aşk m acerasından son­ ra. zam an zam an birbirine karıştırm am ak elde değil. çünkü Stendhal. Bert- h e t’in öğretm enleri ve papazlar. M ichould de la Tour'u baştan çıkardı veya kadın bu genci baştan çıkardı.

Sevişirken dahi. kim ­ . M athilde’nin yatak odasına girdiği zam an. Ro­ m an. İhtilâl ve im para­ to rluk kargaşası arasında. Sorel. Fakat çok defa. hedefine erişm ek için hiçbir vasıtayı kullanm aktan çekinm eyen. diğerlerinin. gizliden gizliye N apoleon’a hayranlık besler. elindeki bu gücü hiçbir vicdan azabı duym aksızın uyguladığını görüyoruz. halbuki kadın. hakaret edil­ m em esi için daim a tetik te bulunur. kendisiyle alay e t­ tiklerini sanır. onun çocuklarına iyi davranacak. N apoleon efsânesi yoğurdu veya daha doğrusu dejenereleştirdi. zevksizce ve kabaca hareket eder. her hareketi. kendilerine birer mevki kapan insanları sem bolize ediyor: D anton. aristok­ ratlar arasında yaşayan bir köylü olduğunu hiçbir zaman u n u tm az ve kendisine dudak bükülm em esi. iradesinin. azm inin şuurlu bir şekilde uygula­ nan gücünü gösterir. yakışıklı bir çocuk olduğunu görm üştü. Mm. gözlerini ihtiras bürüm üş. Sorel’deki sınıf şu uru bir saplantı hâlindedir. iradesinin. de Renal’la ilk defa görüştü­ ğü zam an. hiç de dostça olm ayan ve partizan hislerle gösteren sosyolo­ jik bir araştırm adır. ekseri insanların aksine. Beauvosis ile düello yapar. N apoleon çağın­ da dünyaya gelm eyen Sorel. kendi­ sine hakaret edileceğini. Bu cem iyette. R obespierre veya Na- poleon gibi. perestiş eder. Sorel. im paratorun bir resm ini yatağında tu ta r ve Saint Helena Hatıralan’nı sık sık okur. iğfal e t­ tiği kadından daha kuvvetli olduğunu gösterm ek. kadının kendisine hakaret ettiğini zanneder. kaybetseler dahi hiçbir şey kaybetm iş olmayacak. h er adım ı. son Bourbon kralının yönetim indeki Fransa’yı. O nun karakterini. kendisi­ ni tatm in etm ek için. çünkü o n u n uşaklarından biri kendisine kaba bir tarzda bakm ıştır. hiçbir zam an b asit hislerle hareket etm ez. bir nesil öncesi.1 0 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n içinde yaşayan B onapartçılar’ı görüyoruz ve artık siyasî iktidarı da eline geçiren kilisenin. Böylece. fakat kazandıkları zam an çok şey kazanm ış olacak insanlar.

de Renal’m. kendi hayalleri­ nin esiridir. kont da er veya geç. o da aynı şekilde. azimli M athilde kendinden geçerek Sorel’i Pa­ . okuyucu böyle bir hareket için hiçbir şekilde uyarılm am ıştır. silâhlanm ıştır. Gerçekte. belki onaltıncı asır için yerinde olabilirse de. Şu halde. kendi kendisini aldat­ m asının örneklerini görüyoruz. Sorel’in Mme. Renal’a hücum udur. aşkı dahi bir sınıf harbi hareketi olarak görür. Sorel’i değil. Sorel’in d u ru m u hâlâ da kuvvetli idi. M athilde’ye gelince. Böyle dahi olsa. bu işi M arki’nin değil de kendisinin yapm ış ol­ m asından acı bir h o şn u tlu k duyar. 100 B üyük R om an • 107 senin hiçbir şeyden şüphelenm em esine rağm en. onun kendi kendisine acım asının. kitabın başhca m esele­ si. inanm ak istediği için bu m ektuba inandı. B ütün bu hallerde. bu realite önünde boyun eğm ek zorunda kalacaktı. ondokuzuncu aşıra hiçbir şekil­ de uym ayan bir tarzda m elodram atik bir jestle son bulur. güvenini kötüye kullanan bir adam a kar­ şı kullanacak bir silahı eline geçirdiğini sandı. m u h tem eldir ki. Ama. sorup soruşturm aksızın derhal kabul etm esini ne ile izah edeceğiz? Kont. terkedilm iş bir m etresten gelen bir m ektubu. kendisini veya diğerlerini. Din harpleriyle geçen yılların hayalini yaşar ve gerçekte. M athilde. sevdiği adam aleyhinde o m ektubu yazdı­ ğını kabul edelim . Navar- re’nin M arguerite’sinin yaptığı gibi sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömer. rû h î direktörünün büyük baskısı altında. Ve nihayet. bir kraliçenin sevgilisi olan ve sonunda idam edilen kendi ecdadı Boniface de la M ole’ı sever. N orbert veya C roisenois’in kendisine hücum edeceğini sanarak. kont gibi dünyayı görm üş bir kim senin. Julien’in ıstırabı bilhassa şuradadır ki. oldukları gibi gö­ remez. Sorel’in ölüm ü ile bu hayalini gerçekleştirir. Eleştiricilerin ekserisi indinde. Kitap böylece. hâdi­ seye adları karışan herkes. karakterleri dışında hareket ediyor gibi. M athilde’yi kendisine b enzetti­ ği zam an. hâm ile idi ve on u n la evlenm ek istiyordu. Mme.

kendi faziletini haklı çı­ karm ak için böyle hareket etm iş olabileceğini söyledi. 1964) bü tü n bu sorular ve diğerleri üzerin­ de uzun uzadıya durdu. âdeta huzur içinde isteye­ rek giyotine gider: N ihayet. bir çılgın m ı olduğunu söyleyeceğiz? F. d ü şü n ü p tartışm adan hareket ettiği bir an dahi yoktu. Haya­ tında. Sorel’in. babasını kendi tarafına çekene kadar niye on u n la tartışm adı? N ihayet. şim ­ di bir asilzâde. bazı eleştiricilerin söyledikleri gibi onun. aristokrasinin altında gördü. H em m ingis (Stendhal’ın Rom anları üzerinde bir inceleme. hislerinin en gergin olduğu bir sırada. Şu hâlde.W. am a Sorel alelâde bir insan değildi. Bu üzerinde tartışılm ayacak kadar ağır bir itham . bu şerefsiz lekeyi tem izleyebi­ lir. Tekrar ele ge­ çirebileceği b ü tü n avantajları karısını. kendisini. Ve b u n u da. kendi kendisinin efendisi ol­ m uştur. . H a­ yatı boyunca. Sorel’in hareketini nasıl izah edeceğiz? Alelâde bir adam. m ütem âdiyen entrikalar peşinde koşan bi­ ri olm adığını gösterm ek suretiyle yapabilir. Sorel. servetini m esleğini ve asaleti tekm eleyerek. kendi çıkarı uğruna.1 0 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n ris’e çağırdı da. kendisini şerefsiz bir tu tu m la suçlandır- m ıştı.J. Verrieres’e yaptığı uzun yolculuk­ ta (o zam an dem iryolu yoktu) düşünm ek için vakti vardı. Ancak kesin bir hareketle. ger­ çekte. önündeki im kânları ortadan kaldıran bir diğe­ rini öldürebilir.

ih tira s lı. . Kızı. d eli d o lu b ir genç. ta m a h k â r. General Fabio Conti: P arm alı b ir g e n e ra l. K ontes P ie tra n e ra . Asconio del Dongo: M a rch e se’in e n b ü y ü k oğlu. L iberal p a rti ü y esi. kib irli ve kinci. g ü z e l p arlak . Z en g in b ir d elik an lı. p a ta v a ts ız . D ü şes Sanseve- rin e: M a rch e se'in k ız k a rd e şi. a z im li ve v ic ­ d a n s ız . Marchese del Dongo: A v u s tu ry a ta ra fın ı tu ta n M ilanolu b ir a silz a d e : şişm a n . y ak ışık lı. b ir a ra G ina’n ın sev g ilisi. h o b isi a s tro lo jid ir. te z can lı. Umercati. Fabrizio Valserra. Priore Blanes: Yaşlı ve m ü şfik b ir p a p a z . F ab­ riz io ile W aterlo o ’d a d o s tlu k k u ra r. Marchesa del Dongo: G enç k arısı. y a m y a s sı y ü z lü b ir re a k siy o n e r. m u h te ­ m e le n F a b riz io ’n u n g erç e k b a b a sı. Angelina Valserra (Gina). s o n ra la rı. n a z ik ve sevim li. Marcbesina del Dongo: R om anın k a h ra m a n ı. Margot: S avaş a la n ın d a k i a s k e rle re y iy e c e k ve içki sa ğ la y a n k a d ın . Clâlia Conti. Parma Manastırı Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) Başbca karakterler Teğmen Robert: N ap o leo n ’u n İta ly a ’d ak i o r d u s u n d a b ir su b a y . ca z ib e li. b a b a s ı k a d a r re a k siy o ­ n e r v e h ain .

. Ferrante Palla: D o k to r. k e n d is in in ilg isin i çek e n y e g â n e sa h a m in e ro lo ji (m ad en ilm i). Ranuccio Ernesto V: P arm a V eliahtı. k o c a sın ın b ir m e t­ resi o ld u ğ u v e k e n d is iy le k o n u şm a d ığ ı için m u ts u z b ir kad ın . ç irk in ve kinci. F a b rizio ’ya âşık. Lodovico: F a b riz io ’n u n sâ d ık uşağı. Marietta Valserra: G üzel g en ç b ir a k tris. ş a h s e n g ö ze b a ta n b ir ta ­ rafı yok. Sanrino: F a b riz io ’n u n C lelia’d a n o lan kızı. so n d e re c e ç e k in g e n b ir çocuk. k u rn a z te c ­ rü b eli v e d ü n y a y ı g ö rm ü ş b ir politik acı. Annetta Marini: Bir tü c c a rın kızı. Gonzo: M archese C re s c e n z i’n in y a n ın d a n a y rılm a y a n biri. Dük Sansevarina-Taxis: Yaşlı b ir a risto k ra t. Clara-Paolina: P re n sin a rk a d a ş ı. Marchesa Raversi: M u h alif L iberal p a rtin in lid eri. m ah ç u p . Ranuccio-Ernesto IV: P arm a P rensi. Marchesa Balbi: P re n sin m e tre si. F a u sta ’ya âşık. sıska. Marchese Crescenzi: C lelia ile n işa n la n m ış o lm a k ta n b a ş k a h içb ir ö zelliğ i o lm a y a n z e n g in b ir ad am . hiç d e tam a- m iyle a p ta l b ir in sa n değil. b ilh a s s a ta m a h k â rlığ ı ile bilin ir. çek in g en . k e n d is in in ö ld ü rü le c e ğ i k o rk u su a ltın d a d e m o ra liz e o lm u ş ve ü lk e s in d e b ir te rö r e s tirm e y e b a ş la m ış tır. m u tla k b ir h ü k ü m d a r. Rassi: P arm a Baş H âkim i. Don Cesare: G en eral C o n ti’n in k a rd e şi ve P arm a K alesi’n in p a p a z ı. Fausta: T a n ın m ış b ir şark ıcı. 1 1 0 • 1 0 0 Büyük R om a n Kont Mosca della Rovere: P arm a B aşvekili. Kont Zurla: İçişleri Bakanı. Conte M: K ıskanç. ç e k in g e n b ir kad ın . fa k a t hiç d e esk i o lm a y a n u n v a n ın a a s â le t g e tire c e k itib a r ­ lı b ir m ev k i p e ş in d e d ir. Gilletti: M a rietta’n ın se v g ilisi. h alk a r a s ın d a n y e tiş tiğ in d e n y ü k se k m ev k id ek i k im se le r k e n d isin i ko lay lık la y ıld ırırla r. ş ir r e t b ir k adın. n e fre t e d ile n b ir re a k siy o n e r. b o ş z a m a n la rın d a şiir y a z a r. elli y a ş la rın d a . Prenses Isotta: Ülkeyi y ö n e te n ailed ek i y aşlı ve ev d e k alm ış b ir p r e n ­ ses. k e n d in i b e ğ e n m iş b ir genç. General Fontana: P re n sin y av eri. n a m u s lu b ir in sa n . La Mammacia: M a rietta’n ın a n n e s i o ld u ğ u n u sö y le y e n ta m a h k â r ve h a y s iy e tsiz y aşlı b ir k ad ın . Landriani: P arm a Baş P isk o p o su . şa ir ve ih tilâlci.

ona karşı gösterdiği sevgi. en güzel. teyzesinin. kendisini yakın hissettiği kimse. Fabrizio. Napoleon ordusundaki bir su­ bayın oğlu olduğuna inanılın Kendisini anlamayan. kendisine böylece boynuz takılmasın­ dan memnundun Gina. zâhi- ren. istikbali tehlikeye düşmüştün Teyzesi Gina şimdi. çocukluğu ıstıraplı geçer. Napoleon çağının böylece nihaî olarak kapanmasından sonra. orduya katılmak için derhal Fransa'ya gider ve VVaterloo'ya ulaşın Bu tecrübe. teyzesi G ina'dır (Kontes Pietranera). göz kamaştıncı nişan­ lar da verildiğinden dük. son za­ manlarda dul kalmıştın Büyüdükçe. hemen he­ men ne olduğunu anlayamaz. onun için öylesine şaşırtıcıdır ki. El- ba'dan döndüğü zaman. gerçekte. Fabrizio için plânlar hazırlarlar Yapacağı tek şey . za­ manla aşka dönüşürse de bu aşk. sempati duymayan babası ve mağrur yaşlı ağabey Ascanio'dan ötürü. imparatorluk hisleriyle dolu Fabrizio. Çocuğun. hiçbir zaman tamamen açı­ ğa vurulmaz. Çocukluktan erişkinliğe geçtiği sırada Fabri- zio'nun başından donkişotvari bir macera geçen Napoleon. hattâ Prens. reaksiyoner Avusturya hükümetinin sert bir şekilde yö­ nettiğini görün Ağabeyi kendisini polise haber verdiğinden. Parma sarayında. bağımsız Parma Prensliğinin Başvekili Kont Mosco adında metresidir. Hikâyenin kahramanı. en kurnaz ve en nüfuzlu bir kadın olduğunu ispat eder. ardından gelen reaksiyon devresine kadar uzanır. ülkeyi tam bir Matternich kurnazlığı ile yönetin Gina'yı Parma'da yerleştirmek için yaşlı ve zengin bir dükle evlendirir. Fabrizio'nun bir asker veya bir devlet adamı olarak. Kuzey İtalya'da geçer. Napoleon çağının son yıllarında başlar. son derece yakışıklı ve câzibeli bir genç olur. en zeki. Kontes. Kont Mosca. 1 0 0 B üyük R om a n » İ l i Hikâye Parma Manastırı (La Chartreuse de Parma). İtalya'ya döner ve ül­ kesini. muhafazakâr bir asilzâde olan Marchese del Dongo'nun oğlu ise de çocuğun. Ranuccio-Ernesto IV bile ona iştahlı gözlerle bakan G i­ na ve Kont.

Gina. Böylece. fakat şimdi siyasî düşünceler. kalede mutlu bir hapis hayatı geçirirken. polis genci ele geçirince. arkadaşı Mosca'yı da incitmek niyetinde değildir Böylece. Kalenin kumandanı General Conti'nin. ai­ le bağlan ve Mosca'nın nüfuzu onu. onun tekrar yar- gılanamayacağı ile ilgili maddeleri kaldırmaz. Böylece. onu serbest bırakacak plânlar hazırlan Mosca. hâdiseyi. böyle bir durumda. kendisine metres olarak Marietta adında genç bir aktristi seçer Gayet ağır başlayan bu macera. bunu. Genellikle. pek üzülmez. kendisini savunmak için öldürür ve polisi tek­ rar peşinde görür. Clelia adında güzel bir kızı vardır Fabrizio genç kızla tanışır ve haya­ tında ilk defa olarak ciddî bir tarzda âşık o lu r Fabrizio. Parma'nm liberalleri. Parma'dan aynlacağmı söyler Hem Gina'ya malik olmak hem de onu küçültmek isteyen Ranuccio-Ernesto. beraat ede­ bilirdi. hıya­ net yoluna başvurur Fabrizio'yu atfederse de. sonunda Parma'nm baş­ piskoposu yapacaktır. teyzesine sadece minnettarlık duyar.1 1 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n kiliseye intisap etmektir. bilgili veya seksüel bakımdan saf olması beklenmeyecektir. düş­ manlan Mosca'yı zor durumda düşürecek bir fırsat olarak kul­ lanırlar Gina'nın kendisinden vazgeçmesini hâlâ kabul ede­ meyen prens. onun hakkında başka bir şey düşünmez. Gina'ya sevgili yeğeni vasıtasıyla bir darbe indir­ mek ister Gıyaben yargılanan Fabrizio. Fabrizio serbest bırakılmadığı takdirde. onu Parma Kalesi'ne hapseder Fabrizio. yüksek mevki- lerdeki bazılanna rüşvet verir ve Fabrizio. cür'etli bir tarzda ka­ . onun dindar. yirmi sene hapse mahkOm e dilir Mahkeme kendisini temize çıkarmadıkça. trajik bir kavga ile sona erer: Alelâde bir aktör olan rakibi Gilletti'yi. Kont dahi onu kıskanır Fabrizio. artık dinî mesleği sona ermiştir Gina. öylesine yakışıklı bir genç olmuştur ki. ilâhiyat eğitimi için dört sene müddetle henüz kilise tarafından onaylanan bir papoz değil­ d ir Fabrizio. prensi tehdit ederek. mübalâğalı bir tarzda önemli gösteriyordu. Bir asilzâde olduğundan.

Parma'da bir cumhuriyetçi isyanı başla­ tırsa da. Kadın. Fabrizio serbest olunca. bu oyuna gelmez. Mosca bu ayaklanmayı kolayca bastınr. mutlak iktidann zevkli bir şey olduğunu öğrenmiştir ve Gina'yı da. Gina. ga­ yet cazip bir kadın olarak görür. prensi zehirleme­ yi kabul eder. Mosca'nın baş düşmanı. teyzesini aklına dahi getirmez. Fabrizio'nun şehir hapishanesinde tu­ tulmasını ister ve güvenlik kuvvetleri vekili olarak da. prense olan borcunu mümkün olduğu kadar geciktirme­ ye çalışır. Bununla beraber. M ineroloji- den başka birşey düşünmeyen yeni prens. Bu işi yerine getirdikten sonra. Gina ve Mosca şimdi hedeflerine erişmişlerdir. kendisine verilen talimatın ötesine çıkar. durumunu anlatır. tabiî bu da Fabrizio'nun teslim olmasını gerektirecektir. Prens. kısa bir hükümdarlık devresinden sonra. Ranuccio- Ernesto'yu öldürmek için plânlar hazırlar. G i­ ne'nin öpücüklerine ve parasına dayanamaz. Fabrizio'yu serbest bırakacağını söyler. ne Fabrizio'nun ve ne de Mosca'nın güven içinde olacağına inanır. kesinlikle beraat ettirildikten ve kilisedeki unvanla- nna bir daha geri alınmayacak şekilde sahip olduktan sonra. Gina. bilhassa suçsuz bir vatandaşın zehirle öldü- rülemeyeceğine inanacak kadar saftır. Baş Hâkim Rassi'nin kontrolü altında­ dır. prens hayatta olduğu müddetçe. Fabrizio. Prens. Clelia'dan başka birini düşünmez. kendisinin bir hapishanesin­ de bir vatandaşın. Kale. Rassi'nin de. Fanatik bir cumhuriyetçi olan Palla. Fabrizio'nun temize çıkanlmasını isteyen Gina'nın ısrarlan karşısında dayanamaz. burası onun kontrolü altındadır. Clelia'yı tekrar görebilmek ümidi ile kaleye teslim olur. yeğeninin temize çıkaniması için onun yeniden muhake­ me edilmesini ister. fakat kazandığı zafer uzun . hafitçe kafadan çatlak Palla adın­ da bir şair de vardır. Kendisine hayranlık duyan pek çokları arasında. Fakat kara sevdaya tutulan Fabrizio. yine yeğenini kaçırmayı düşünür Prense giderek. 100 Büyük R om a n *113 leden kaçırılır. Mosca. Gine şimdi. G ina. ne kendisinin. Gina kendisini prense terket- tiği takdirde. mahkûmu zehirle­ yeceği anlaşılır. tıpkı babası gibi. yargılanması başlamadan.

Bu birleşmeden. hayatının. vicdanında. hüzünlü son günlerini geçirmek için Parma'daki manastıra çekilir Eleştiri Civitavecchia’daki konsolosluğu sırasında. dindar bir kimse olduğu hakkında hak etmediği bir şöhret sağlar ve kiliselerdeki vaaz­ larını dinleyenlerin sayısı gitgide kabanr Âşıklar. hâlâ iyi bir Katolik olduğundan ve kendi kendisiyle samimi bir insan oldu­ ğundan. Clelia ile evlenemez ve Clelia da. Ro­ m a’da işlenen suç ve skandallar hakkında bilgi toplam ak­ . Tabiî artık. sadık Mosca da sonun­ da yanına gelir. kendilerine lâyık olmayan bir piskopos tarafından lekelenmiş olmayacaktır Bir din adamı olarak işlediği bütün günahlara rağmen. dünyadan elini ayağını çekmektir. artık ül­ kenin en güçlü dinî adamıdır. Gina'nın yatağından aynidıktan yarım saat sonra. birbirini görmemezliğe gelirlerse de. bir müddet. böyle­ ce yeminini çiğnemediğine inanır. cinsî ilişkiler kuramayacağına dair verdiği söz. dindar halk. zengin ve mağrur bir "marchese" ile evlenmiştir. tatlı-acı son bir hareket katar Clelia evlendikten sonra. Fabri- zio'nun bitkin ve soluk görünüşü ona. Sandrino adında bir çocuk doğar ve henüz iki yaşıncfa iken ölür. Fabrizio'yu Parma'da bırakır. bu iki âşık ihtiraslarına boyun eğerler Clelia Fabrizio'yu hiç görmeyeceğine dair Meryem Ana üzerine yemin etmiştir Onu sadece geceleri görür. böylece. Sonunda. dünyevî saadet ve başanya ulaşmaya kendisini adamış. ne Clelia'nın evli olması ne de Fabrizio'nun. daîmi bir engeldir. Kadın. temizlenmesi gereken çok leke bulundu­ ğunu idrak eder. Böylelikle. Kısa bir müddet sonra da Clelia ö lü r Fabrizio yıkılır. Fabrizio ve Clelia arasındaki aşka. fakat her adımda fecî ta­ lihsizlikle karşılaşmıştır Şimdi onun yapacağı tek şey. Stendhal bu noktada. N apoli'de yerleşir. Bir müd­ det sonra yaşlı başpiskoposun yerini alacak Fabrizio.1 1 4 * 1 0 0 B üyük R om a n sürmez. Stendhal’m hobilerinden biri. ka­ dın ülkeyi terkeder. onaltıncı ve onyedinci asırlarda.

hikâyeyi m o­ dernleştirm ek istedi. fakat yine de kardinalliğe ve sonunda papalığa yükseldi. Bu m alzemeye göre. Parma Manastın’nın başlangıç noktası idi. aynı aile arasındaki aşk ihtirasları ve çeşitli aşk m aceraları ile. Stendhal. zam anla Parm a D ükü oldu. Gençliğinde. A lessandro. karikatürleş- m iş bir otokrattır. Gerçekte. yatak odalarında tayin edilir. tem ­ kinli hareket ederek. ondokuzuncu asır İtalya’sından ziyâde. Napole- o n ’un ikinci karısı olan ve kendi zam anı için oldukça libe­ ral bir h ü k ü m d ar sayılan AvusturyalI M arie Louise yöne­ tiyordu. S tendhal’m despotik prensi. asil bir kadını kaçırdığından hapsedildi. R om anın atm osferi. JMateryalin aslında yedi yüz kelim eden oluşan bu ilk izah sayfası. küçük bir devlet olm asına rağm en. kom şu M odena Dü- kalığmı idare eden IV. diplom asiden ziyade. h er akşam. rom anın geçtiği yer olarak. Prens. Papa Paul olarak katolik kilisesinin başına geçecek ve Farnese m alî im paratorluğunu kuracak A lessandro Farnese adında genç bir İtalyan’ın da hayat hikâyesi vardı. kilise hiyerarşisinde yükselm esini Kar­ dinal Rodrigo Borgia’nm m etresi olan teyzesine borçlu idi. Parma. Kendi zam anının kuzey İtalya’sı. teferruatı oldukça değiştirdi: Par- m a’yı. Paul’un hayatı artık tari­ hin malı idi ve sanat düşünceleriyle iyi bir tarzda ele alı­ nam azdı. A ptal veya korkak mizaçlı biri olm ası­ n a rağm en. 100 bü y ü k R o m a n • 115 tı. Böylece. bu hânedanlık onsekizinci asırda son b u lm u ştu ve Stendhal’m zam anında Parm a’yı. Françis olabilir. h apishâneden kaçtı. tiksindirici politik m ücadelelere ve entrikalara sahne olur. yatm adan önce m uhtem el bir ka­ tilin saklanıp saklanm adığından em in olm ak için. en iyi bildi­ ği yeri seçti. daha sonraları III. başve­ . Tabiî. sanki Farnesi’nin yönetim i devam ediyorm uşçasm a anlattı. onaltm cı asır İtalya’sını hatırlatır. entrikalar ve zehirlem e hâdiseleri ile. fesat ve nifak yönetir ve vekillerin kaderi. çünkü III. Topladığı m alzem e arasında. Ülkeyi. M etresinin doğurduğu çocuk.

Bu. canlı karakter Gina'dır. tehlike karşı­ sında tasasız neşelerinden ö tü rü kendilerini sevm em ek elde değil. Z âhiren bir anti kahram an olm asına rağm en içinde. Hikâyedeki kusurlardan biri şu: Fabrizio’nun m eslek hayatını son yılları ve kendisini bir m anastıra çekilmeye . fakat yine de. politika değil de. yatağının altına bakm asını em reder. des- p otik bir h ü k ü m eti yönetm eye m ecbur kalm ıştır. şaheser bir karakter üçlü­ sü canlılık getiriyor: Parlak. kendisinin de bilm e­ diği tarzda. En akıllıları M osca’dır ve ağzından çıkan keli­ m eler La Rochefocauld’un vecizelerini andırır. hikâye­ nin sonunda. En h are­ ketli. Baş hâkim Ras- si. eski hânedanlıkları silip süpüren ve İtalya’ya m odern bir h ü k ü m et getiren Napoleon. azim lerinden. en iyileri Fabri- zio’dur. H epsinin ahlâkî inanışları zayıf. Fakat belki.tem sil eden ihtilâlci Ferrante Palla. eski zam anların m elodram larından kalm a bir habistir ve bu insanların birbiijerine karşı giriştikleri m anevralar bir opera komik’i hatırlatm aktadır. askerlerin üniform alarındaki düğm elerin eksik olm am asına bilhassa dikkat ederler. Fakat.1 1 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n kiline. kahram anları oluşturan bir şey vardır. çünkü olgunlaşan veya karakteri yücelen yegâne insan odur. kendisini zevke ve dinî riyakârlığa kaptırır. bayağı saray en ­ trikaları dışına sadece iki kişi çıkıyor: Kısa bir zam an için­ de. şaşaalı D üşes Sanseverina. M uhafazakâr lider Mosca. hepsi am oral. çok daha az liberal insanlardır. Çocuk iken. G eneraller ba­ ru ttan korkar. dünyevî değerlere bağlı M osca ve yakışıklı haylaz Fabri- zio. M uhale­ fet liderleri. iki du rum da ciddî birer m esele ile karşılaşıyoruz. doğm akta olan yeni İtal­ ya’yı -Silvio Pellico ve M azzini’nin rüyâsını gördükleri İtalya’yı. Hikâyeye. sevim liliklerinden. m âzisini u n u t­ turacak bir seviyeye yücelm esini bilir. Sonraları. kutsal b ir insan olm azsa bile. W aterloo’daki tu tu m u ile yüksek bir idealizm e de sahip olabileceğini gösterir. Sadece. ileri görüşlü bir insan olm akla beraber.

Böylece 1799’da. bu düzeltm eleri yapm adan öldü. daha sonraları ruhban sınıfına karşı cephe almasında. gerçekte. Gerçi okuyucular. sahte bir asalete sahip imişçesine. edebî zevke sahip. Na- poleon’un. 1783’te doğdu. B ütün bu kusurlarına rağm en. Ahlâkçı eleştiriciler. ilkin. rom anın “am oralite”si ve ciddiyetten m ahrum oluşu karşısında hayret ve şaşkınlık duyuyorlar. reybî (şüpheci) egoist. Bir mühendis olmak için Paris’e geldiğini unutarak. Yedi yaşında iken anne­ si öldü ve çocuğu. kendisini. Bu hali ile dahi. kuru ve temkinli babası ile teyzesi Seraphie ye­ tiştirdi: Stendhal. Zaman zaman. On üç yaşında. bir hükümet darbesi ile Fransa’nın başına geçtiğinin ertesi gü­ nü Paris’e ayak bastı. Şekilci eleştiriciler. Beyle’ye edebiyat aşkını. Daru adında uzaktan bir akrabası. her ikisinden de nefret etti. imzasını Henri de Bey’le diye attı. Yazar Stendhal’in gerçek adı. başlıbaşına bir rom an konusudur ve Clelia’nın ö lüm ünden sonra. Paris’teki Ecole Poiytecni- que’e devam ederek mühendis olacağına inanıldı. mesleği doktorluk olan büyük babası verdi. Parma Mamıstm. şehvanî ve disiplinsiz bir kimse idi. Bu kusur. bu yılların büyük etkisi oldu. Parma Manastın. en azından üç rom anhk m alzem e var. Marie-Henri Bey’le idi. tam bir burjuva idi. Beyle. onun zihnî duru m u n u n analizi gereklidir. Stendhal’in değil. Gerçekte. rom anın yaygın plânını ten k it ediyor­ lar. büyük ölçüdeki canlılığından ö tü rü haysiyetini sürdürüyor. haşin. ba­ bası da Grenoble’de bir avukattı. plânda. Matematiği gayet iyi anlayan çocuğun. ülkenin imparatorluk gayelerine adadı. o n un hangi noktalarda büyük bir ro ­ m an olduğunu pek söyleyem ezlerse de. ancal< Julien Sorel’den bekleneceği tarzda. 1 0 0 büy ük R om an * 1 1 7 sevkeden hâdiseler oldukça hızlı geçilir. onun karakterini tümü ile babasına ve öğret­ menlerine olan reaksiyonu oluşturdu: Kavgacı. yayımlayı­ cınındır. bü tü n dünyanın büyük diye kabul ettiği bir rom an. din adamları tarafından eğitildi. Âşık b ir başpis­ koposun hikâyesi. Grenoble’deki Ecoie Centra’e gönde­ rildi. Napoleon’un çevresinde idi ve sonraları devlet bakanı olmuş­ . R om anın orijinal nüshasının kısıtlanm ası gereki­ yordu ve Stendhal.

ordu ile birlikte Batı Avrupa’ya çekildi. İtalyan operasından büyük zevk duydu. Aynı yıl. Bourbonların yönetiminde idi. Hepsinin başında. Şimdi Fransa. uzun süreler boyunca işinin başında bulunamadı ise de. Almanya ve Avusturya’ya uzun seyahatler yaptı. aşk üzerine bir inceleme. artık hükümetten iş alamayacağını düşünerek Paris’ten ayrıldı. hükümet namına Viyana’ya gönderildi ve imparatorun ordusunun peşinden Rus­ ya’ya gitti. Ertesi yıl. Fransa ve İngiltere’de kıt kanaat yaşadı. Daru. Louis Philippe’nin gelişi. İtalya. Beyle edebiyata döndü. Savunma Vekâleti’nde ona bir iş buldu. Paris düştüğü zaman da. Sıhhatinin kötü­ lüğünden ötürü. turistik Roma rehberi. Ardından yine aynı vakarla. Londra ve Paris mecmualarında çeşitli makaleler. Maaş azdı. Burada. İtalyan kadınlarını çok sevdi. Cimaraso’nun mûsikisi­ ni ve Correggio’nun tablolarını çok sevdi. tahta bir burjuva hanedanının. radikal bir insan olarak tanındığından AvusturyalIlar kendisini is­ temediler. Kırmızı ve Siyah. hayatının sonuna kadar bu mevkide kaldı. Kendisine hürmet duyulmasına rağmen. bu ülke hakkında hiçbir şey bilmiyor idi ise de.1 1 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n tu. onun ikinci ülkesi oldu. bu andan itibaren. burası. Napoleon’un imparatorluğu çöküyordu. İtalyanlar’ın daha ihtiraslı. Moskova’nın ya­ nışını seyretti ve bu büyük yangının estetik bakımdan tatmin edici oldu­ ğunu söyledi. Ardından papalık devletlerinden Civitavecchia’ya gönderildi. özel hayatı. “Enrico Beyle. da­ ha kuvvetli ve (ondokuzuncu asırdaki burjuva anlamı ile) daha az medenî olan mizaçlarını çok cazip buldu. genellikle. Ardından gelen seneler tam bir faaliyet yılları idi. İtalyan resminin tarihi. Beyle. Da­ ha sonraları. Fal<at bu iş. bilhassa Roma ve Milano. biraz Almanca öğrendi. yaşadığı aşk maceralarının hikâyesidir. tekrar dev­ let hizmetine girdi ve o zaman Fransız işgalindeki Brunsvvick’te bir yöne­ ticilik mevkii ile görevlendirildi. Charles . bellibaşlı romanlarına bu ülkeyi ko­ nu seçti. bir as­ teğmen olarak orduya katıldı ve İtalya’daki Fransız ordusuna gönderildi. mezar taşına. artık kendisinden. ama çok sevdiği Roma hemen yakınında idi. İtalya'ya gittiği zaman. cemiyet­ te yükseldi. Milano” yazılmasını teklif etti. Hükümetin 1830’da değişmesi. genç Henri için çok hafifti. Beyle. X. Bu yıllarda (1820’lerde) çeşitli sahalarda yazılar yazdı: Meşhur kompozitör­ lerin bayatlan. 1806’da. Treste’ye konsolos olarak gönderildi ise de. henüz on yedi yaşında olmasına rağmen. onu meşhur yapan Stendhal adı ile bahsedeceğiz. Smolensk ve Borodino savaşlarında bulundu. İtalya. onun şahsiyetinin öylesine bir parçası haline gelmişti ki bir defasında. canı sıkılıyordu. Stendhal’a. yeni­ den hükümet kapısını açtı.

modası geçmişti. ama ro­ mantiklere de tam mânâsı ile benzemiyordu. Napoleon gibi bencil kahramanlara duyduğu sevgi. edebî ufuktan çekildikleri vakit. “Az sayıda mutlu insanlar'’ İçin yazdı­ ğını İddia etti ve 1880’e kadar da. 1 0 0 Büyük R o m a n « l i g devrinin son yılında yazıldı. Kitap yayımlandığı zaman (1831) zamanının dışında kalmış. kendisinin takdir edilmeyeceğini söyle­ di. Bu arada başka romanlar yazdı. Par­ ma Manastırı. İtalya’da geçen mâcera ve entrikalarla İlgili olan bu roman. Ancak bu adamlar. kalp sektesinden Pa­ ris’te öldü (1842). (Kitapta Bourbonlara hücum eden par­ çalarından ötürü). Stendhal’in hangi sahada büyük olduğunu görebiliriz: psikolojik realizm’in de. Hugo’nun muhteşem mev­ kiinden mahrum olduğu gibi. Lamartine’in hissiliği de onda yoktu. 1839'da yayımlandı. onu onsekizinci asır insanlanndan uzak tuttu. Bunda haklı çıktı. Uzun bir hastalıktan sonra. günün edebî ör­ neklerinden hiçbirine uymuyordu. Stendhal. Belki güçlük şurada idi ki. Stendhal. İkinci şaheseri. şöhrete yavaş erişti. .

Şu ta k m a a d la rı v a rd ır. M izacı itib a riy le m ü te v a z ı b ir kız ise d e.4 3 0 . b ir fa h işe o lm ay a z o rla r. G: Millî İh tilâl K o n g resi'n in ö n cek i b ir ü y esi. . No: 24 . Feliz Tholomyes: B aşın d a k avak yelleri e s e n P arisli b ir taleb e. ş a rtla r k e n d isin i. ç a lışk a n b ir köylü. Petit Gervais: S av o y ard lı o n iki y a şın d a k i b ir la te rn a c ı. P isk o p o s Mriel ve e v lâ t e d in d iğ i k ızı C o s e tte 'n in o rta y a k o y d u ­ ğ u iyi ö rn e k le rle ısla h o lu r. Fentine: T h o lo m y e s’in m e tre si. U ltu m u s F au ch elev en t. Sefiller Yazan Victor Hugo (1 8 0 2 -1 8 8 5 ) Başbca karakterler Jean Va^ean: R o m an ın k a h ra m a n ı. h e rk e se iy ilik y a p m a y ı ço k se v er. Tholemy£s’in arkadaşları ve onların metresleri: Ustolier: D ahlia. D’nin Piskoposu (Mösyö Bien- venu): M elek gibi y a şlı b ir in sa n .6 0 1 v e No: 9. ü m its iz lik iç in d e ­ d ir. s o n ­ ra la rı b ir m a h k û m o la ra k h a y a ta k ü sk ü n lü k d u y a r. Baptistine: K ızk ard eşi e v le n m e m iştir. Magloire: Evinin işle rin e b a k an k adın. c e m iy e tte y a ra rlı b ir in sa n h a lin e gelir. Charles François Bienvenu Myriel. Mm. Urba- in Fable. Fameuil: Z ep h in e. Mile. P ere M adelenie. g e rç e k b ir so sy a l a d a le te in an ır. İlkin b a s it.

m ü srif. ç e k in g e n ve m ü şfik . Mm. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 121 Blaheville: F avorite. Teodule Gillenormand: G ille n o rm a n d 'ın y eğ en i: y ak ışık lı b ir g en ç s u ­ bay . Mabeuf: P o n tm e rc y ’n in esk i b ir a rk a d a ş ı. lâtife y i se v er. k e n d is in i b a b a s ın ın h â tır a s ın a a d a ­ y a n m ü şfik b ir g en ç. s o n d e re c e s â d ık v e sâ m im î. h is s i ve ro m a n ­ tik. Bahorel: G ö z ü p e k . 1832 is y a n ın d a rol a la n ta le b e le r ve k ışk ırtıc ıla r. h a n cı. Feuilly: K endi k e n d is in i y e tiş tirm iş biri. Champmathieu: K en d isin in V aljean o ld u ğ u s a n ıla n b ir köylü. T ak m a isim leri: J o n d r e tte . Rahibe Ana Innocent: P etit P ic p u s’u n b a ş râ h ib e si. se fil fa k a t g ü z e l kızı. Bamatobois: P aris d ış ın d a n g e le n b ir z ü p p e . k e n d is in i çiçek y e tiş tirm e y e v e rir. Prouvaire: Z en g in b ir a d a m ın oğlu. Javert: Polis m e m u ru . Gavroche: B aşıboş d o la ş a n b ir çocuk: T h e n a rd ie r’in oğlu. ö n c e le ri n o te rk e n s o n u n d a P etit P icpus r a h ib e m a n a s tırın d a b a h ç ıv a n o lu r. Rahibe Simplice: C h a rty râ h ib e si. Thenardier: Ç av u ş. Comlteferre: G ru b u n filo z o fu . M arius’a âşık. F e n tin e'y e h a k a re t e d e r. şak acı. s e ­ v im li b ir kız. evli d e ğ ild ir. d iğ e rle ri ü z e r in ­ d e h â k im iy e t k u rm a k iste y e n y aşlı b ir ad am . d iğ e r kızı. Abbe Mabeuf: Erkek k a rd e şi. . Eponine: T h e n a rd ie r'in . y ak ışık lı ve cid d î. Albay Baron Georges Pantmercy: W aterlo o 'd a ç a p k ın b ir su b a y : y a ş ­ la n ın c a esk i h u y la rı k a lm a z . Thenardier: K arısı. Gillenormand: Eski re jim in b ir b u rju v a sı. k o n u şk a n . E^jolras: Yirmi iki y a ş ın d a m ilita n ih tilâlci. h iç b ir şe k ild e s a tın a lın m a y a c a k k a d a r n a m u s lu . Mere Plutarch: E vinin işle rin e b a k a n kad ın . d o la n d ırıc ı ve k rim in al. V aljean 'ın evlâtlığı. Gillenormand: Kızı. m e le k gibi b ir k im se. k iralık a tla rın b u lu n d u ğ u ta v la y a b a k a n ad am . Euphrasie (Cosette): F e n tin e ’n in k ızı. aç g ö z lü ve v ic d a n ­ s ız b ir a d a m . F ab o n to u . kavgacı. Marifus Pontmercy: A lb ayın oğlu. iffetlilik ta s la y a n biri. g en ç. M. k ita p b irik tirir. ay n ı ş e k ild e v ic d a n s ız . Scaufflaire: M -sur M-de. M. v a n tila tö r y a p ıp sa tıy o r. Courfeyrac: Bir a s ilz â d e n in oğlu. m ü şfik . n â z ik . Fauchelevent: Yaşlı b ir ad am . h u y su z . b o ta n is t. Mile. Azelma: T h e n a rd ie r'in .

Nihayet 1815'te serbest bırakılır. e s m e r ve v a n trlo g (k a rn ın d a n k o n u ­ şan). k ü sta h . Defalarca kaçmak istediğinden. mahkûmiyet müddeti on dokuz seneye çıkarılır. d a h a ö n c e le ri d iş çekici. y ak ışık lı ve o ld u k ç a d a z ü p p e . k u rn a z . Hikâye Sefiller'in plânı muazzam ve muğlaktır. Mere Bougon: G o rb eu a M alikânesi’n in ev sah ib i. Valjean'ı hayrete düşürürcesine. Valjean. Babet: S ıska. yemek takımını Vai- . o n d a n iki e rk e k ço cu ğ u v a rd ır. on dokuzuncu asnn ilk otuz senesindeki maceralarını anlatır. evham lı). Patron-Menette’nin eşkıyaları: Gueulemer: İri y a n . aç ailesini doyurmak için bir somun ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekme­ ye mahkûm edilmiştir. Piskopos. Güney Fransa'da D-kasabasına gider. piskoposun yemek takımlannı çalmakla karşılık verir. h ip o k o n d ria k (vesv eseli. şimdi kızgın. yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabonın piskoposu. Boulatruelle: M o n tferm ailli b ir yol işçisi.” Magnon: G ille n o rm a n d ’ın b ir h iz m e tç isi. kısa bir zaman sonra onu tevkif eder ve piskoposa getirir. fakat merkez doku­ su Jean Valjeon adlı bir köylünün. Thenardier’le işbirliği yapan diğer kriminaller: Bigrenaille. Grantaire: F izikî b a k ım d a n ç irk in b ir se p tik . niha­ yet. Claquesous: E srare n g iz b ir ad am . z o rb a . ümidini yitirmiş bir adamdır. M ire Httcheloup: Reu d e la C h a n v re ri’de hancı. Po­ lis. yanı­ na alır ve ona gayet nazik davranır. Toussaint: V aljean ’ın h iz m e tç isi. Joly: T ıp fa k ü lte si ta le b e si. k ab a. Valjean. kimse onu banndırmak istemez. Montparnasse: G enç. T ak m a adı: Le C abuc. Brujon. “Deux Milliards. Valjean. Bir kürek mahkûmu olduğundan. onun misafirsever- liğine.1 2 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Lesgel (Laigle) de Meaux (Bossuet): N eşeli fa k a t ta lih siz .

adının Valjean o l­ duğu bir diğer insanın. Kahra­ manca bir hareketle mahkemeye gider. Cosette adındaki küçük bir kızı aramak olur. bir iki basit gelişme gerçekleştirdiğinden. seneler sonra karşılaştığı bu müşfik hareket. ıslah olur. onu derinden etkiler ve tavnnı. ona gayet kötü mu­ amele etmektedir. başka bir suçtan yakalandığını ve tek­ rar bir kadırgaya gönderileceği haberini alır Çok mahçup bir duruma düşen polis müfettişi. Valjean kaçar ve kuzeye gider. Kasabanın po­ lis müfettişi Javert. Para. Valjean. belediye başkanından özür diler. mahkûmiyet geçirmiş bir kimsenin hukukî olarak yapamayacağı bir iştir). şimdi varlık­ lı bir insandır. pisko­ posun bu güvenine lâyık olmaya. fakat istifası kabul edilmez. İlk işi. Valjean hâlâ ken- . daimî bir gü­ venlik içinde bulunduğunu hissederse de. kendisini tanıtır ve ken­ di isteği ile kürek mahkûmluğuna döner Birkaç sene sonra. tam bir dedektiftir ve âmirinin kimliğinden şüphe eder Onu tam yakalattıracağı sırada. Ondan sonra. 100 büyük R oman »123 jean'a verdiğini. Böylece. takma bir ad altında. düşüncelerini değiştirir. Fen- tine kızına bakmak için fahişelik yapmıştır. Valjean şimdi. Kız. Voiiean'm. bir zamanlar yanında çalışan Fentine'nin kızıdır. bir rahibe manastınnda bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve C o ­ sette da manastınn okuluna gider. kendi ismini taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesi vicdanını rahatsız eder. mümkün olduğu kadar fazi­ letli bir hayat sürmeye söz verir. kapitalist olarak geçirdiği yılların mükâfatı olan parayı gömmüştür. bir hediye olduğunu söyler ve gümüş şamdan- lan niye almadığı için de Valjeon'ı azarlar. ucuz mücevherat imalâtçısıdır. Fentine artık ölmüş­ tür ve kızı yetiştiren üvey ana ve babası. Valjean'ı seneler sonra. onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır ve istifa etmek is­ ter. Beraberce Paris'e giderler Valjean. kızı evlâtlık alır ve ona derin bir sev­ gi ile bakmaya başlar. onu rahatça geçindirebilecek ve çevresine yardım etmesine de imkân verecektir. imalâtta. Kuzey Fransa'da bir kasabada gö­ rüyoruz. kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta be­ lediye başkanı dahi seçilmiştir (Bu.

kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşü­ nür. Karşı ta­ rafın kuvvetleri daha fazladır. büyük babasının evine getirilir. Yirmi yaşındaki Marius yoksul bir hayat sürer ve radi­ kallerle arkadaşlık eder. hayatını. Paris'te hanedanlığa karşı başansız ka­ lan bir başkaldırma hareketine girişirler. Marius'u sırtında taşıyarak. Napoleon'un kendisini baron yaptığı eski bir subay olan babasının hâtırası ile yaşar. Bu arada. fakat o. Sosyalistler. Cosette ve Marius. eski düşmanı Javert ile karşılaşır. barikatlar ardına çekilen âsiler çevrilir. bir mahkûmun. Paris'in Luxemburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean'm kendisini ve Cosette'yi gizli tutmasına rağmen. Valjean. Ja- vert'in keskin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlâkî dünyasını altüst eder. onun bütün hayatı şimdi elin­ dedir. Marius'u eski bir bur­ juva olan büyük babası yetiştirmiştir. çatış­ ma sahnesinden uzaktır. kim olduğunun meydana çıkmasına dahi aldırış etme­ yen Valjean da isyana katılır. Kendisini tamamen kaybetmiş ve he­ men hemen ölü olan Marius. Burası hoş bir yer olmasa da. bütün hayatını. Sokak çatışmalannın ortasında. Cosette büyüyünce. sahte faraziyele- re göre yürütmüştür. Valjean'ı tevkif etmek yerine.1 2 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n dişinin peşinden giden Javert'ten kurtulur ve senelerce güven­ lik içinde yaşar. şimdi Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir. Bir polis memuru olarak. kimin kurtardığını bilmemektedir. 1832'de. Marius'u sevdiğini ve onunla evlenmek iste­ . gizliden gizliye mektupla­ şırlar. Javert'i ortadan kaldıracaksa da Valjean Javert'i serbest bırakır. intihar eder. Hayatında ilk defa olarak. Cosette'nin. Valjean. bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete olan bağlılığından ötürü. Marius. ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında zirveye erişir. Valjean'm bu âlicenaplığı. Hâdiseler. Parisli bir talebe olan Marius Pont Mercy adında bir genç onunla ilgilenir. yer altında. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Gerçi bir tek kurşun. Marius ve arkadaşla- n. lâğım kanallanna götürür.

son bir defa daha görmek için ihtiyar adamın başucuna giderler Karşılaşma hazin olu Her üçü de gözyaşlannı tutamaz. H ikâyenin büyük b ir kısm ı vakıalara dayanıyor. fakat hayatını kurtaranın Valjean oldu­ ğunu öğrenince. şimdi bir barones olan Cosette'yi mahçûp duruma sokacağını düşünerek inzivaya çekilir. Sefiller. Piskopos Myriel. Valjean’ın ka­ pitalist olduğu M -sur M gerçekte M ontreuil S urm er’dir M arius. Cosette ile birlikte. rom anını. 1860’da G uernsey’de yeniden yazmaya başladı ve ertesi yıl tam am ladı. insanları. Sefiller. rom anda h er şey var. hem de m uhtevasından ötürü. okuyucu­ nun. Cosette'ye büyük miktarda para verdikten sonra. G üney Fransa’daki Digne Piskoposu Mi- ollis idi ve Valjean da kısm en. Tabiî 1832 isyanı ise. piskoposun kendisiyle d o stlu k kurduğu önceki kürek m ahkûm u (sonradan ser­ b est bırakıldı) Pierre M aurin adında biridir. ham asî kelim esi ile anlatacağı bir eser. Eleştiri Yazılmasına 1840’ın ilk aylarında başlanan Sefiller. Hugo. da­ ha sonraki on sene zarfında H ugo’yu zam an zam an m eş­ gul etti. hem büyüklüğünden. H er biri bir rom an büyüklüğünde beş kitap. Valjean. gerçekte. bir tezi olan rom an. eski bir kürek mahkûmunun. ilkin bunu kabul eder. adaletsizliğe karşı bir h ü ­ cum . 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 2 5 diğini anlar. küçük suçlar için küreğe m ahkûm . Marius. se nelerce önce. R om anın esa­ sını şüphesiz. Hugo. kısm en G eneral H ugo’dur. M uhteviyatı ise daha da derin bir izlenim bırakıyor. Jean Valjean’ın hayatı teşkil ediyor ve M ari­ u s ve C osette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. son zam anların tarihidir. inanılmaz bir jest le kedisine hediye ettiği ve böylece Valjean'ın ruhunu kazand ğı gümüş şamdanlan Cosette'ye hediye eder. ölüm yatağında. H ugo’n u n kendi gençliğidir ve Albay Ponmercy de. aziz gibi biri olan piskoposun.

hepsinin üstünde. M arius’un siyasî düşünceleri. sosyal m ese­ leler üzerinde derinden derine durm az. Bourbon restorasyonu hakkındaki ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri (bir ölçüde m ü ­ balağaya taham m ül edersek) okunm aya değer. dinî kitaplardan çıkarılıyor. af­ . ölm eleri için barikatlara gönderen siyasî hareketin m istisizm i hakkında şevk ve heyecan duyuyor. bu da bir rom ancı için belki en zor tezlerden biridir. İm para­ torluk hakkındaki. halkı im pa­ ratorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya on­ ları. Böylece anlatılan ahlâkî ders. kutsallık üzerine ahlâkî ve dinî incelem edir ki. Meselâ. M aamafih. Piskopos Myriel. krim inallikten çıkarak iyi bir insan olm ası yolunda kesin bir rol oynuyor. Şurası garip: Hugo. o da diğerlerine tesir ediyor.1 2 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n eden. Sefiller. anlattığı m anzara­ lara sem pati beslem ekle beraber uzaktan m üşahede eden biri intibaını yaratıyor. ilkin kralcı. suçluyu ıslah etm ekten ziyade cezalandırm ak üze­ rinde duran hafifletici sebepler üzerinde durm ayan. Böyle­ ce. tıpkı H ugo’nun geç­ tiği saflardan geçiyor. ta­ dını ve hislerini veren Zola’nın Germinal’indeki realizm i görm ediğim iz gibi. Hugo. ekonom ik sistem in işlem leriyle ilgi­ lendiğinin işaretleri de yok. M amafih. bu halleri yaratan ve taham m ül eden cemiyeti suçlar. onların doğru yola girm e­ lerine im kân hazırlıyor. pratik politi­ ka hakkında bildiklerini anlatıyor. Louis Philippe’nin karakterleri şaheser bir tarzda İncelen­ m ekte. bir cöm ertlik ve fedakârca sevgi m odeli. Burada biz sefaletin kokusunu. politikayı gerçekten bilerek anlatıyor. aziz m ertebesinde biri değilse de. son derece kötü bir insan bile. aziz m ertebesinde bir adam ve o n u n Valjean üzerindeki ahlâkî nüfuzu onun. göz hapsi altında tahliyeye im kân verm eyen barbarca bir h u ­ kuk ve ceza sistem ini ifşa ediyor. senelerce Fran­ sız M illet M eclisi’nde bulunm asına rağm en. Hugo. ardından Bonapartcı ve nihayet cum huriyetçi. Valjean’a gelince.

yeni ve geniş yollar yapılıyor­ du ve H ugo’n u n bunlarla ilgili yazıları. 1 0 0 B üyük R o m a n • 1 2 7 fedilmekle. ku­ surları yok dem ek değil. A m a bu. Valjean onunla tem asa geçm ekten yüksünm ez. hayat. argonun tarihi. fazla düşünm eksizin ortaya sürülen anti-tezle- . m etabolizm a ve ölüm işlem leriyle yaşayan bir organizm a halinde görebile­ cek kadar böylesine derin hislere sahipti. Böyle­ ce. Paris’in eski m ahalleleri hakkında sevgi dolu hikâye ve anekdotlarını da zikretm eliyiz. hiç şüphe edilem ez. bir şaheser. Valjean’ın orijini. hızla kaybolm akta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi (has­ reti) yansıtıyor. hayatının dayandığı ahlakî tem ellerin parçalandığını görür. m odern bir zevkin kolaylıkla kabul edemiye- ceği ölçüde m elodram ve tesadüflere dayanıyor. m ahkûm M aurine’i hatırlayalım : Piskopos Miollis kendi­ sini kabul etm iş ve M aurine de. Ve Hugo. hikâye ile organik bir bağlantısı olm ayan m uazzam m ik­ tarda çeşitli bilgi ve yorum u da önüm üze koyuyor. Valjean hayatm ı bağışladı­ ğı zam an. Val- jean’ı kabul eder ve yem ek takım m ı çalm asm ı affeder. Fentine’nin bir fahişe olm asm a rağm en. doğru yola girebilir. zam an zam an idealist his­ lerle hareket ettiği intibaını yaratıyorsa. Hugo bunları yazdığı sıra­ da. lağım ların anlatılışı. Z ola’yı hazırlayan bir rea­ lizm ve sem bolizm kom binezonu. W aterloo’da olup bi­ tenler şaheser bir tarzda anlatılıyor. O nun yaygın. Myriel. kendisine sevgi ile m uam ele edilm ekle. şehri. N ihayet H ugo’nun. konudan konuya atlayan yapısını kabul etsek dahi. Bu sosyal. Paris’in lâğım ları ve W aterloo savaşı hakkında âdeta bağım sız m a­ kaleler okuyoruz. Böyle­ ce m eselâ. Ro­ m anın plânı. siyasî ve ahlakî tezlere ilâve olarak Hugo. Sefiller. Javert. diğer kusurları var. B unların bazıları göz kam aştırıcı. bu m ahalleler yıkılıyor. Pek az yazar. nam uslu bir insan olarak bu dünyadan göçm üştü. rahibe m anastırlarında hayat. üslûp gösterişli. bir m ahkûm olm asm a rağm en.

âdeta. Bu kusurlara rağm en Valjean ve onun piskoposu. ikin­ ci derecedeki kaynaklarının tam am en tükendiğinin farkı­ n a varm ayan ve h ü m o r hissinden m ahkûm bir yazarm ış gibi hareket ediyor. to n gösterişli. edebî lâyem utluğa (ölüm süzlük) eriştiler ve Sefiller’i okuyan herkes de onları unutam az.1 2 8 • 1 0 0 BÜYÜK R o m a n re dayalı. . iddialı ve m übalâğalı.

Fleur-de Lys de Gondelaurier: P h o e b u s’u n n işa n lısı. Phoebus de Chateupers: E sm e ra ld a ’n ın sev d iğ i g en ç b ir y ü z b a ş ı. Pierre Gringoire: İkinci d e re c e d e b ir şa ir ve p iy e s y a z a rı. kab ad ay ı. d e rh a l ö fk e le n e n b iri y a p m ıştır. c e m iy e tin h em e n h e m e n d ış ın d a y a şa r. k e n d is iy le ala y e d e n ­ lere v a h şîc e d a v ra n ır. . N ötre D am e K ilisesi’n in ça n ın ı çalm ak la g ö re v le n d irilm iş. Arcdecon Claude Frollo: H aşin ve b ilgili p a p a z . K uvvetli ve ç irk in b ir ad am . du Moulin: C lau d e’n in e rk e k k a rd e şi. Jean (Jehan) Frollo. n eşeli ve g ü z e lc e . La Esmeralda: G enç b ir çin g e n e d a n s ö z ü . m ü s rif ve h a y la z . Nötre Dame’nm Kamburu Yazan Victor Hugo Başlıca Karakterler Quasimodo: Sağır b ir k am b u r. b ir s ü r ü k a d ın la d ü ş ü p k alk ar. aynı z a m a n d a el-sim - y a ile u ğ ra şır. in z iv a y a ç e k ilm iştir. h ü rm e t e d ile n b ir d u l k adın. H ay at b o y u s ü re n b ek ârlığ ı ve k e n d is in i b ilg iy e a d a ­ m ası o n u . e fe n d isi C lau d e F rollo hariç. Dame Aloise de Gondelaurier: A nnesi. Y azıları h a k ­ k ın d ak i ta b iî k ib irliliğ i d ış ın d a . iyi h u y lu ve b o h e m â d e tle re sa h ip an la y ış lı b iri. Pâquetta-la Chantefleurie (Kız kardeş Gudule): Ç in g en e le rin k açır dığı ç o c u ğ u n u n m â te m in i tu ta n b ir k adın.

” Mathias Hungyadi Spicali: “M ısır ve B ohem ya D ü k ü . Esmeralda. Maamofih. O nun bir gün. Her çeşit hareket ve kargaşalı­ ğa müsaade edilen yıllık Aptallar Ziyafeti karnavalı devam et­ mektedir. h alk ta b a k a s ın d a n ve d e m o k ra t. güzel ve bâkiredir. Sokaklardaki kalabalıklar arasında hayatını şarkı söylemekle. Nötre Dame Ka­ tedrali civannda Place de Greve'de inziva hayatına çekilmiştir. bunlar hakkında hiçbir şey bilmez. Paris dilencilerinin liderleri: Clopin Trouillefou: “T u n u s K ralı. Hikâye Sahne. on altı sene önce. tabiî. tam bir din adamı hayatı yaşamış. E sm erald a'n m s o ­ r u ş tu r m a işle m in d e n m e s u ld ü r. kendisini bilgiye vermiş ve dünyevî arzulann- . Frollo o zamana kadar. şe y ta n î b ir e n ­ trik acı. şehvanî bakışlan- nı kızdan ayıramaz. Şehir heyecan içinde­ dir. Arcdecon Claude Frollo. Jacques Coppenole: G h en tli b ir ço rap çı. ta m a h k â r ve zalim . Kralın en büyük oğlunun Burgundayli M argaret'le düğün törenlerinde bulunmak üzere Flannan vatandaşlarını temsil eden bir grup Paris'e gelmiştir.” Guilleume Rousseau: "Galile İm p arato ru . boynuna astığı bir torba içinde sakladığı bir bebek patiğidir. Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir. Guilleaume Rym: G h en t'in b ir v a ta n d a ş ı ve k ralın ajan ı.1 3 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Jacques Charmoule: D inî m a h k e m e n in g ö rev lisi. çocuğunun çalınıp yendiğine inanmış. çingeneler onu beşiğinden ka­ çırmış ve yerine çirkin ve sakat i>ir çocuk bırakmışlardı. ş e y ta n c a s ın a k u rn a z y aşlı b ir ad am . Kendi ma­ zisi ile olan yegâne bağlantısı. dans etmekle ve alıştınlmış küçük bir keçisi ile ba­ zı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kı­ zı da vardır. Nötre Dame Katedra- li'ndeki bir papaz. 1842 O cak ayındaki Paris'tir. Zavallı kadın. kendi annesini bul­ masına yardım edeceğine inanın Esmeralda genç." Louis XI: Kral. F ra n sız s a ra y m d a d eleg e.

1 0 0 Büyük R o m a n * 1 3 1

dan uzak duruşu tavırlarına tesir etmiştir Arzulanna gem vuru­
şu, kalçasından, sinirli dudaklarından, haşin yüzünden ve kız­
gınlık okunan gözlerinden bellidir. Gizliden gizliye el-simya ça­
lışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da söylenir.
Frollo'nun başlıca İnsanî hareketi, on altı yıl önce, merha­
metli bir insanın kendisine acıyarak evlât edineceği ümidi ile ki­
lisenin önünde bırakılan küçük bir çocuğu alıp yetiştirmesidir
Bu çocuk bugün yirmi yaşında ve tarife sığmaz derecede çirkin
ve kambur olan Guasimodo'dır. Besbelli ki, Esmaralda'yı ça­
lan çingenelerin, onun yerine bıraktığı çocuk budun Frollo'nun
kendisine gösterdiği şefkatten ötürü Guasim odo, ona bir kö­
pek sadakati ile bağlanmıştır; diğer insanlar, onunla alay veya
ona eziyet eder yohut tiksinti duyarak ondan kaçarlar. Katedra­
lin çanlannı çalmakla görevlendirilen Guasim odo, katedralde
yaşar Büyük çanların çıkardığı ses, onun kulaklarını da sağır-
laştırmıştır, fakat o bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildi­
ği yegâne yerdir.
Eğlentilerle ilgili olarak, Paris şehri, hânedanlık ailesinin dü­
ğünü münasebetiyle ahlâk üzerine bir piyes sahneler Piyesin
yazarı, Gringoire adlı bir bilgindir; Frollo kadar ihtiraslı olm a­
sa da, o da güzel Çingene dansöze göz koyar Piyesin sahne­
lenmesinden sonra, Gringoire -ki eseri için kendisine telif ücre­
ti ödenmemiştir- Paris'in karanlık sokaklannda dolaşırken, Es-
meralda'nın, iki kişinin hücumuna maruz kaldığını görür Fa­
kat, tesirli bir şekilde savunamaz, kendini koruyamaz; o anda,
muhafız bölüğü yüzbaşısı gelir ve kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve
polis, onun şeytanî papaz Frollo olduğunu bir türlü öğrenemez.
Esmeralda'ya saldıran diğer insan G uasim odo'dur ve bu su­
çundan ötürü de çarmıha gerilir. Guasim odo'nun sırtı yediği
kırbaçlardan ötürü kan içindedir ve halk kendisiyle alay eder
Bu anda G uasim odo yalvararak su ister ve Esmeralda da ona
su verecek kadar şefkat hislerine sahip bulunduğunu gösterir
G uasim odo'nun ağzına bir maşrapa su tutar Sadece yan be­

13 2 • 1 0 0 Büyük R om an

şerî bir yaratık sayılacak olan kambur, beklemediği bu hareket
karşısında gözyaşlannı tutamaz.
Bu arada G ringoire'nin, yatacak yeri yoktur. Ne yapacağı­
nı bilmeyerek yürürken, kendisini, namuslu hiçbir kimsenin bi­
lerek ve silâhsız giremeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hır­
sızlar, G ringoire'i ele geçirir ve parası olmadığını görünce ö l­
dürmek isterlerse de, bu esirin, çingene kadınlanndan biri ile
evlendirilebileceğini düşünürler Esmeralda, onun daha önce
kendisini kurtarmaya çalışan kimse olduğunu görerek G ringo­
ire'nin hayatını kurtarmak için, dört sene müddetle, çingene
usulü, onunla evleneceğini söyler Esmeralda, bunu sadece İn­
sanî hislerle yapmıştır; evlilik yerine getirilmez; çünkü Esmeral­
da, kendisini Frollo'dan kurtaran yakışıklı yüzbaşı Phoebus da
Chateaupers'e âşıktır Gringoire, böylece, çingeneler arasına
katılır ve elinden başka bir iş gelmediğinden sokaklarda cam ­
bazlık yapmaya başlar
Gerçi avını ilk teşebbüsünde elinden kaçırmış ise de, Arc-
decon Frollo, Esmeralda'yı bırakmış değildir. Kızı elde etmek
için, Yüzbaşı Phoebus'u kullanır Phoebus, iyi bir kadınla nişan­
lı olmasına rağmen, Esmeralda, Phoebus'un kendisiyle evle­
neceğini sanır ve onu kenar mahallelerdeki bir evin tavan ara­
sında bekler. Frollo, Phoebus'un peşinden gider, onlan gözet­
ler, kıskançlıkla üzerlerine saldınr Phoebus'u bıçaklar (öldür­
düğünü sanır) ve yine kaçar
Esmeralda, Phoebus'u öldürmeye teşebbüs etmekle suçla­
nır ve tevkif e dilir Gerçekte onun suçu sadece çingene olması
ve bundan başka, büyücülük yaptığından şüphe edilmesidir.
Hattâ onun keçisi bile o kadar zeki bir hyavandır ki, hayvana
bile büyü yapıldığına inanılır Esmeralda, işkence altında, ken­
disinin itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına
çarptınlır Phoebus, ölmemesine rağmen (sadece ağır yaralan­
mıştır), kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz; bu nâhoş hâdise­
ye j<anşmak istemez. Frollo da, tabiatiyle Esmeralda'nın suçsuz
olduğunu bilmektedir Kızı hapishanede ziyaret ederek kendisi­

• 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 13 3

ne teslim olduğu takdirde, serbest bırakacağını söyler. Kız,
dehşetle irkilir ve papazı kovar. Frollo, eğer kıza kendisi sahip
oinnazsa, kimsenin de olmamasını ister; kendi ıstıraplcnno son
vermek için, kızın ölmesini tercih eder.
Ö ldijrüleceği gön, zamanın âdetine göre, Esmeralda, N öt­
re Dame Kilisesi'nin önüne getirilir. Aralarında Frollo'nun da
bulunduğu papazlar, onun günahlarının of edilmesi için dua
edeceklerdir. Kız, papazlar önünde diz çöktüğü sırada, Quasi-
modo, âniden ve dramatik bir tarzda, kilisenin balkonundan
bir iple yere atlar ve Esmeralda'yı kiliseye kaçırır. Kız, burada
güvenlik içindedir, zira en dehşet saçıcı bir katil dahi, katedra­
lin içinde tevkif edilemez. Guasim odo, kendisinden geçmiş va­
ziyette Esmeralda'yı kilisenin kulesindeki bir odaya götürür, yi­
yecek ve giyecek getirir ve sâdıkçasına ona hizmet eder. G u ­
asimodo, çarmıha gerili olduğu zaman, Esmeralda'nın kendi­
sine su verdiğini unutmamıştır ve efendisi Frollo gibi, Esmeral-
da'ya prestij edercesine bakarsa da onun bakışında şehvanî
arzulardan ziyade hürmet vardır.
Esmeralda, tabiî, hâlâ kilisede esir durumdadır ve katedra­
li terkeder etmez tevkif edilecektir. Gringoire, Frollo'nun da kış­
kırtmasıyla, Esmeralda'yı kurtarmalan için Paris çingenelerinin
başkaldırmalannı teklif eder. G gece, çingeneler ve serseriler­
den oluşan bir grup sessiz bir şekilde Paris sokaklanndan ge­
çerek Nötre Dame'ın kilitli kapılan önünde toplanır. Kulesin­
den bakan Guasim odo, aşağıdakilerin, Esmeralda'yı kurtar­
mak için geldiklerini bilmez; bildiği tek şey kiliseye hücum edi­
leceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek
başına kahramanca bir savunmaya geçer; aşağıdakilere taş ve
odun fırlatır; kaçış merdivenlerini serbest bırakır, hücum eden­
lerin üzerlerine erimiş kurşun döker. Nihayet, Chateaupers'in
liderliğindeki kral muhafızlan yetişir ve grubu dağıtırlar.
Katedralin önündeki çatışmalar sürerken Frollo ve G ringo­
ire, kimseye belli etmeksizin katedrale girer ve Esmeralda'yı ka-
çınrlar. Peşlerinden gelenleri nihayet şaşırtmaya muvaffak olur

1 3 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n

ve Esmeralda'nın daha önce asılacağı Ploce de Greve'e gider­
ler. Frollo, tekrar Esmaraldc'ya aynı teklifi yapar; yo kendisini
Frollo'ya bırakacak veya idam edilecek! Kız yine reddeder. Se­
nelerce bütün çingenelere karşı fanatik bir nefret hissi besleyen
Hemşire G udule'nin hücresi de buradadır. Esmeralda'yı kadı­
nın hücresine sürükleye Frollo, hücrenin penceresine vurarak
bağırır: "Hemşire Gudulel işte bir Mısırlı! Gel intikamını al!"
Kocakan, Esmeralda'nın kızı olduğunu bilmeden vahşî bir hay­
van gibi üzerine saldınr. Fakat Esmeralda, boynuna asılı torba
içinde hâlâ bebeklik patiğini taşımaktadır. Mücadele sırasında,
ihtiyar kadın, kaybolmuş çocuğu için işlediği patiği tanır. Şimdi
kızı kurtarmak ister, fakat iş işten geçmiştir. Görevliler gelir ve
Esmeralda'yı orada asarlar.
Frollo ve Guosim odo, Nötre Dame'in kulesinden kızın
idam edilmesini seyrederler, ip, Esmeralda'nın boynuna geçiril­
diği sırada, Frollo şeytanî, zalimce, bir kahkaha kopanr. Q u-
asimodo, bunu işitmez, fakat görür ve âni bir kızgınlıkla efen­
disini, balkonun parmaklıklanndan aşağı iter. Frollo düşer, el­
leriyle bir boruya asılır; fakat boru, onun ağırlığı ile kınlır ve
Frollo kaldınma düşüp ölür. Guasim odo kaybolur Montfa-
ucon'daki idam edilenlerin atıldıklan çukura gider ve Esmeral-
da'nın vücuduna sanlarak ölür.

Eleştiri

Nötre Dame’in Kamburu (Nötre Dame de Paris) Victor Hu-
go tarafından yazılm asına rağm en, Sir W alter Scott’un
dehasına dikilm iş bir âbide. Bu, 1815 ve 1830 arasında,
halkı son derece zevklendiren Waverly rom anlarından
sonra, Fransa’da H ugo’nun zam anında başlayan tarihî ro ­
m an akım ının ilk örneğidir. Bu tü rü n karakteristikleri,
canlı bir plân ve kuvvetli hareketler, fazlasıyle pitoresk
izahat, m ahallî renklendirm e ve geçmiş asırlardaki haya­
tın canlı teferruatlarıyle anlatılm ası veya anlatıldığının id­

zâhiren m akul ve iyi. istih- zalı anti-tez usûlünden. kitapta. H ugo’nun. M aamafıh. göz ahcı bir tarzda anlatılm asını gerek­ tirir. yerine getirem ediği cinsî hisleri altında kıvranır. Hugo. Böylece. o rta çağların Paris’i. 100 büyük R om an • 135 dia edilm esi idi. dikkatli tarih î araştır­ malarla. hakikî bir haya­ tın canlı bir m anzarasını verirler. O ndokuzuncu asrın başların­ da. incelik ve ustalıkla be­ lirtilm esini değil. faziletli ve­ ya gülünç m ü olduklarını derhal anlarız. Lewis’in Papaz adlı eserindeki A m brosio’dur. belki. şeytanî. an­ lata anlata bitirem ez ve tabiî katedralin kulesi ve m uaz­ zam çanları da Q uasim odo’dan ayrılamaz. kiliseyi. belirli bir şahsiyete sahip ve m uazzam . bir eğlencede. Böyle bir rom an. onların hâdiselere göre şeytanî. R om anda görü­ len bu m uğlakhk veya hayret unsurları. k ötü niyetli erkeklerin kollarında bayılan nazik genç kızlardan bahseden ve onsekizinci asrın sonra­ ları ile ondokuzuncu asrın başlarında çok tu tu la n Gotik rom anı idi. kasvetli şato­ lardan. birinin idam edilm esinde veya bir isyanda bir araya gelen alelâde insanlardan oluşan kalabalık kitleler bize. başından sonuna kadar hâkim iyet kuran “k arak ter”. çirkin Q uasim odo. hain papaz. saf ve baki­ redir. bir kim senin akla yatkın olm ayan hislerinin kom binezonundan çıkarılır. K itabın diğer sayfalarında. daha fazla ikna edici yön. Kül gibi yüzü ve alev alev yanan gözleri ve kar­ şı gelinen şehvet hisleri. O rta Çağ Fransası’nın G otik âbidelerinin yeniden sev­ . O zam an. kendisinin m eşhur bir büyücü olduğu söylentileri ile A rcdecon Frollo. Esm eralda. suç ve şid­ det arasında büyüm esine rağm en. karakterlerin. sevgi ve sadakat doludur ve C hateaupers de karşı tarafta yer alır. ince ve ciddî yapısı ile o rta çağların ru h u n u sem bolize eden büyük N ötre D am e Katedralidir. D aha az dram atik olarak belirtilm iş ise de. H ugo’yu etkileyen bir diğer tesir de kuv­ vetli sansasyonel plânlara göre hazırlanan. zevkle anlatılıyor. içinden hâin.

geçmiş bir çağın pa­ noram ik bir g ö rü n tü sünü. Hugo. pitoresk m anzaralar ve hayatın kendisi de­ ğilse de o n u n yerine konulan hayli su n ’i ilgi çekici . Flam an ziyaretçileri. sa­ dece bir hikâye anlatm ak istem iyor. bu hikâye­ yi m uhtem elen bir rom an olarak değil. ya tam bir saflık­ la okum ak veya oldukça m odern bir okuyucu saflığıyla ele alm ak. on d a tarih î bir rom anın b ü tü n güzelliklerini bulacaktır. Nötre Dame’ın Kamburu. heyecan. Katedrale. kendisine sırt çevirm ekle h u zu ra kavuşacağı edebî devlerden biri. Hugo. Yine de rom anı. âd eta 1923’ü n klâsik sessiz film inde oynayan Lon C haney için yazılmış.1 3 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n gi ve takdirle ele alınm asında. hem en hem en aynı m anzaralar. uzun rom an olm am akla bera­ ber. Böylece. şevk. Q uasim odo’nun m erdivenleri güruhun üzerine atm ış olm ası ve kaynar kurşun dökm esi ve kaldı­ rım üzerinde ölm eden önce yetm iş m etre yükseklikte h a­ vada asılı kalan Frollo. rom anı en iyi bir tarzda okum anın yolu. Frollo ve Esm eralda’nm kade­ riyle hiç ilgisi olm asa da. nisbeten gevşek bir tarzda bina edilm iştir. 1831’deki bir okuyucunun m uhtem elen okuduğu tarzda. bin­ lerce film de g ö rü ld ü. geceleyin yapılan hücum un canlı bir şe­ kilde anlatılışı. bu sayfaların büyük etkisi görüldü. Q u a sim o d o ’ya gelince. bir zam anlar popüler ve hâlâ m eşh u r olan ve belirli bir çağın eseri olarak her zam an okunacak bir rom anın iyi bir örneği. sırf rom anın özelliklerinden ötü rü okuyan bir okuyucu. Böyle olduğu için de. senaryo olarak ele alırdı. o devrin fıkra ve hikâyeleriyle önüm üze seriyor. dem okratik C oppenole arasındaki (ve sem bolik olarak Bastil zinda­ nında gösterilen) tartışm a (gerçi başlıbaşına ilgi çekici m alzem e iseler de) anlatılıyor. Hugo. m ükem m el sinem atografik bir m anzara. Gerçekte. Nötre Dame’tn Kamburu. şayet bir asır sonra yaşam ış olsa idi. yirm inci asrın.

Zihnî gıdasını. Bir taraftan prestij ve unvanlara hasret du­ yarken. bur­ juva olmakla beraber. Okulun talebeleri. Ebeveynleri birbiri ile geçinemediklerinden ve genellikle birbirlerinden ayrı yaşadığından. Napoleon’un generallerinden birinin oğlu idi. kâh babalarının yanında yaşadılar. Ispanyol aristokratlan için özel olarak kurulan bir okula yazıldılar. aç sefil bir ha­ yat sürdü. liberal-demokratik prensiplere bağlandı. esatiri m itolojinin ilkel şaşaası görülür ve bu dahilî hakikat de. onların m üellifinin özel hayalle­ rini doğurdu. öte yandan da. Ailesi. General. özel olarak okuduğu kitaplardan aldı ve vaktinden önce gelişti. b ü tü n ülkeler ve ırklardaki okuyucular arasında. annesi öldü ve Victor beş parasız kaldı: Bir sene. ülke dışın­ da görevli babasının yanında uzun zaman kaldı. Hugo ailesinin durumu da bozuldu. çocukluk yıllannda. Hugo. karakterlerin su n ’iliğini kabul etm ekle beraber. genellikle. bir ara Mad- rit’te idi ve çocuğunun parlak bir istikbali olacağına inanıldı. “Bu karakterler. sistematik olmayan bir tarzda yü­ rüttü ve daha sonraki hayatında görülen bazı entelektüel sathiliklerin se­ bebi de belki bu gayri sistematik eğitimdi. Yazar Victor Hugo. Bu karak­ terler çevresinde. maamafih. eğitimini. hiç de uzak olmayan ecdadı arasında köylü soyun­ dan gelenler vardır. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 3 7 vak’alar. Üç İspanyol vilâyetinin vâliliğini yürüten babasına bir İspanyol kontu unvanı da veril­ mişti ve çocukları da. On dokuz yaşın­ da iken. Hugo’nun aristokrasi hakkında beslediği müphem hislerin bu okul­ dan sonra yerleştiğini yazar. kendisinin çok daha belirli bir soydan gel­ diğini göstermek istemesi. onun daha az başarılı hayalî eserlerinden bi­ ridir. kendilerinin olan bir hayata eriştiler. H ugo’n u n biyografilerini yazanlardan A ndre Ma- urois. Daha çocuk yaşlarında iken muntazam bir şekilde yazmaya başladı. Napoleon düştüğü zaman. tekrar Paris’e döndü ve Victor. Hugo’nun çocuklarını son­ radan görme ve Fransız diye aralarına almadılar ve çocukların bu okul­ daki hayatları mutlu geçmedi. Aile. çocuklar kâh analannın. Çocukluğu kaotik geçti. Hugo’nun. yi­ ne onları savunuyor. . Hugo’nun biyografisini kaleme alanlardan biri.

isyana yaklaşan tezahü­ rat yapıldı. Bu şiirlerindeki kesin kralcı hislerden ötürü.1831’de yayımlandı. Bourbon’lardan Orleans hânedanlığına geçti ve kendisine. “yüce bir çocuk" dediği mâbudu Chateaubriand’ın dikkat ve ilgisini çek­ meye başladı. Hugo ülkeden aynidı ve İngiliz toprağı olmakla beraber Fransızca konuşulan Channel Adalan'nda yerleşti. çağın. Ardından gelen seneler boyunca Hugo.ona karşı cephe aldı. kendisine. Hernani (1830) geldi. bir çocukluk arkadaşı ile evlendi ise de. 1851’deki darbe ile kendisini imparator ilân ettiği zaman. birbiri ardından şiir. otuz seneden fazla sa­ dık kaldığı bu kadına. piyes ve roman yazdı. Nötre Dame’in Kamburu-ki yayınlayıcı ile yaptığı bir muka­ veleyi yerine getirmek için altı ayda yazmıştı. İlkin poli­ tikada kralcı ve üslûpta da gelenekçi idi (gerçekte ikisinin beraber gitme­ si gerekiyordu). artık şöhret ve şeref kazanmıştı: 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi ve 1845’te de. Hugo. Bununla be­ raber. ye- ni-klâsizmin geleneklerinden tamamen koparak. Kısa bir zaman sonra da. Louis. Böylece 1827’de. politika hayatında Fransızlar’ın ekserisinin düşüncelerini yan­ sıtma yeteneğine sahipti. Hugo. XVIII. ertesi günü çıldırdı. kardeşi Eughe- ne’in davranışı bu evlilik üzerine gölge düşürdü: Karısı Adele’yi. Cromwelt'\ yazdı ve böylece romantik hareketin manifestosunu hazırladı. Bu eserin sahnelenmesi sırasında. yükselmekte olan yazar­ ları arasındaki yerini aldı. burada hemen hemen yirmi sene kaldı. (1862) . eleştirici Sainte-Beuve’nin metresi olan kendi karısı Adele’ye göstermedi. Nodier. aşk şiirlerinden çoğunu ithaf etmişti.13 8 • 1 0 0 Büyük R om an Yirmi yaşında il<en ilk şiirlerini yayımladı. 1848 ihtilâlinden sonra. bu hanedanlık mensuplarıyla aynı hakka sahip olduğunu gösteren bir unvan verildi. Hugo. kendisinin af edilmesi yolunda­ ki teklifleri reddetti ve III. Hugo. kendisinin bir cumhuri­ yetçi olduğunu anladı ve cumhurbaşkanlığı için namzetliğini koydu. Hugo’nun sahnedeki macerası kendisine şöhret. ilkin. Gautier ve Lamartine. onu des­ tekledi ise de. Hugo’ya aylık bağladı. zenginlik ve Juliet Drout adında bir metres kazandırdı. Eugene’in de seviyordu ve kardeşi. aynı sadakat ve şefkati. Bu şu­ urlu ve dramatik mülteci hayatı sırasında. Fakat romantizm akımı başlıyordu. Durumunu böylece düzelten Hugo. Napoleon aleyhinde en şiddetli yazılarını yazdı. daha sonra -belki kabinede bir sandalye teklif edilmeme­ sinden duyduğu kızgınlıktan ötürü. Napoleon. O yı­ lın aralık ayında Louis Napoleon cumhurbaşkanı olunca. Hugo. Sefiller’] de burada tamamladı. Vlgny. Ardından.

onun Fransız edebiyatında kazandığı mevkie yeni bir şey ilâve etmedi. zevksiz ve hümor- suz bir mübalâğa ile bahsetti. Hugo. kendi nesli­ nin en nüfuzlü şâiri yaptı. Ölçülerindeki mahareti. yirminci asırda rahat­ ça nefes alabilmesi için. kendi İngiliz çağdaşı Tennyson’un birçok iyi ve kötü taraflarını daha belirli bir tarzda ortaya koydu: Muazzam bir ve­ rim. Hugo. sesli armoni­ lerinin inceliği ve yeni klâsizmin teamüllerinden sıyrılışı onu. fakat son yıllarındaki kitaplarının kalitesi. kompleksli denilebilecek kadar gururlu bir insan­ dı ve bu yüzden zaman zaman kendisinden gösterişli. Fransa’da ise bir şair. Bu arada cilt cilt eserleri yayımlan­ dı. bütün ülkenin hayranlığı altında Fransa’ya döndü. . pratik bir politikacı olarak hiç nüfuzu yoktu. 1 0 0 B üyük R om a n * 1 3 9 Üçüncü Cumhuriyet’in kurulması ile Hugo. vasat bir entelektüellikle kol kola giden teknik ustalık ve orta sınıf okuyuculannın müphem bir şekilde hisettiklerini kuvvetli bir tarzda anla­ tabilme yeteneği. Fransızca’nın konuşulmadığı ülkelerde. Tekrar Millet Meclisi’nde yer aldı ise de. Hugo 1855’te öldü ve Pant- heon’da gömüldü. Hugo. genellikle bir romancı olarak bilinir. Fransız edebiyatının. ondokuzuncu asnn sırtına binmiş bu devin yıkıl­ ması gerekiyordu.

k u rn a z . ilk in y ap m acık lı ve z ü p p e bir genç. Grandet: Ç ek in g en . Hikâye Bourbon restorasyonu sırasında Sounner'in en zengin ada­ mı yaşlı Grandet'tir: Fıçı imâlatçısı. o ğ lu A d o lp h e de G ra n ssin s. A bbe C ru sc h o t. Nanon: G ra n d e tle rin . Bunun içindir ki. b ir p a p a z . y eğ en i H âkim C ru se h o t ve B onfons. Charles Grandet: G ra n d e t'in y eğ en i. saf. in a tç ı ve cim ri. u y sa l k arısı. Ne kadar parası bulunduğunu söylemeyecek kadar kurnaz olan bu adamın servetinin. Mme. şarapçı ve önceki belediye başkanı. Eugenie Grandet: K ızları. d in d a r ve fe d ak âr. M adem e d e G ran ssin s. s o n ra la rı sin ik a l b ir o p o rtü n is t. sağ lam . Saumur halkı: N o ter C ru sc h o t. milyonlarca frank olduğunu da kasaba halkı tahmin eder. h iz m e tç isi. Eugenie Grandet Yazan Honore de Balzac (1 7 9 9 -1 8 5 0 ) Başlıca Karakterler Grandet: S au m erli b ir fıçı im a lâ tç ısı ve şa ra p ç ı. adamın tek ço­ . sa d ık ve ç a lış k a n b ir k ö y lü kızı. b an k a c ı d e G ran ssin s. iri y a n .

kardeşi. senelerce önce Paris'e giden ve şarap tüccarlı­ ğı yaparak oldukça varlıklı bir adam haline gelen bir kardeşi vardın Bu kardeşinin oğlu. ye­ ğeni için hazırladığı bir plân vardın Charles'in. Bir gün. kasabada. kardeşinin iflâs ve utancından intihar ettiğini öğrenir. Charles'in yanında. Böylece Grandet. paralann toplam tutan altı bin franka yükselmiştin Kız. Charles. bilhassa tercih ettiği bir genç yoktur. Bunlar arasında bilhassa Hâkim Cruschot. kendisine tevdi edilen bu mesuliyetten rahatsızlanın Eugenie ve annesi de Charles'e sempati duyarlan Bu anın verdiği hisler altında da Charles ve Eugenie. Charles'in. Charles'i himayesine almasını ve ya­ nına yeterince sermâye vererek bir iş tutmasında yardımcı o l­ masını veya muhtemelen Indies Adalan'na gönderilmesini rica eder. kuzenine âşık olur. çeyiz için altın paralar ver­ miştin Bunlann değeri fazlasıyla arttığından. onlan borç olarak almasını söyler. birbirine aşk ilân eder ve kader kendilerini birleştirdiği zaman evlenme­ ye söz verirler Eugenie'nin. Eugenie için düşünülen muhtemel kocalar arasındadır. Grandet. Tam bir sat ve uysal kız olan Eugenie'nin. Grandet'in avu­ katının oğlu ve bankacının oğlu Adolphe de Granssins vardır. peşinde en fazla gidilen kız­ dır. Zarif bir Parisli olan Charles'in lüks zevkleri ve gardrobunun zenginliği herkesin gözünü kamaştırır. G randet'in de. Charles beklenme­ dik bir tarzda. bunun gizli kalmasını isten Bu arada. aile­ . Cruschot ve de Granssins. mektuptan. Charles Grandet de. dam at namzetlerini birbirine karşı kullanır. Eugenie'ye kur yaparlarken. en yakın bir li­ mana gidebilmesi için yol masrafını ödemeyi kabul eder. nişanlısına yardım etmek için bir plânı vardın Babası. Grandet'in. fakat babasının ne diyeceğini bildiği için. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 141 cuğu olan kızı Eugenie. birkaç hafta kalmak üzere amcasının evine ge­ lir. babasının ölümünü öğrenince kederinden yüzü­ koyun düşer. bir anda kendinden geçen Eugenie. baba­ sından yaşlı Grandet'e muhteviyatını bilmediği bir mektup var­ dır Grandet. kendisine seneler boyunca.

kardeşinin. hâlâ Charles'i beklemektedir ve Charles de. Zamanla. şimdi. kansının ö. Charles. babasının bu cezasına inatla karşı kor ve hiz­ metçileri Nanon da geceleri. karar verir. kendisine her çeşit yiyecek getirir. Kız. papaz son bir defa odasına geldiği zaman. kızının annesinin miras hakkı üzerinde ısrar eJ-’ bileceğini düşünür. değerlerinden az fiyatla ondan satın alır ve babasının bıraktığı malikâneyi. Grandet. her zaman kendisinin say­ maktadır. O . kardeşinin malını satar. kızının tarafını tutar. Grandet. Grandet. uzlaşmaya hazırdırlar ve Grandet. paralann tarihî de­ ğerlerine de üzülür ve kızının bu beklenmedik hareketi kendisi­ ni hayrete boğar. Kocasına. Sadece malî ziyan olduğundan değil. Mme. G ran­ det öldükten sonra da. ağzına koyacağı kutsal ekmeğe değil de. elde ettiği paranın bü­ yük bir kısmını kendisi için sermaye yapar. fakat kocası ile yaptığı müna­ kaşalar ve kavgalar neticesinde hastalanır ve ölüm döşeğinde yatar. Eugenie'nin.1 4 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n nin mücevheratını. onlann elindeki senetlerini hakikî değerlerinin çok altında bir fiyatla satın alır. böylece aradan çı­ kınca. Kalan para ile de kardeşinin borçlonnm bir kısmını öder. malikânedeki hakkını. ken­ disine devretmeye onu ikna eder. elindeki altın paralan Charles'e verdiğini öğ­ renir. kendisine sadece ekmek ve su verilir. kendine devretmesini ister. kızının. bütün borçlanyla birlikte. ekmeğin muhafaza edildiği altın kutu­ ya uzatır. bunlann çoğu. fa ­ kat kız. Köle ticareti ile büyük bir kontun . Charles döndüğü zaman. fakat ölmeden önce. yedi sene­ dir kendisine mektup yazmamıştır. mala mül­ ke önem vermeyen kimselerin gururu içinde yapar. Cruschot ve de Granssins. böylece Eugenie'ye daha iyi muamele e tm t. Eugenie de. bir odaya kapatılır. kızla tekrar ilgilenmeye başlar. bu paralan. tamamen bambaşka biridir. babasının istediğini. elini papazın. bu başansından ötürü. mütebakisini de erteler.^ "eğini anlayınca. G ran­ det. Eugenie'nin şimdi. Eugenie. on dokuz milyon frankı vardır. önceleri hiçbir zaman karşı gelmeyen Mme. Grandet nihâyet ölür. kendi kendini tebrik eder­ ken.

kızını. Sonunda. Charles'i daha da kötü bir duruma soka­ bilir. Fakat bu bir kolaylık evliliğidir. kendisiyle ev­ lenemeyeceğini söyler ve aldığı borcu gönderir. Yazar. nihayetinde Granssins ile evlenir. çünkü amcasının malikânesi şimdi onundur. Eugenie'nin yeniden evlenebileceğini imâ ederse de. Fakat Eugenie. Zamanla Granssins de ölür ve Eugenie. in­ zivaya çekilir. kendisini dine verir ve babasının kasvetli eski evinde -cömertçe yürüttüğü hayır işleri dışında. Charles. Charles'ten tiksinti duyarcasına.son derece tu­ tumlu bir hayat sürmeye başlar. romanın son sayfasında. böylesine zengin bir kıza hayır demekle ne büyük bir hata işlediğini hay­ ret ve pişmanlık içinde idrak eder. . Kız. kan koca gibi yaşamayacaklanna önceden söz verirler. fakat artık iş işten geçmiştir. okuyucu bunu şüphe ile karşılayabilir. evlilik hayatı veya annelik bilmeden dul bir kadın olur. 1 0 0 Büyük R o m a n » 1 4 3 çirkin bir kızı ile parlak bir sosyal evlilik için anlaşmak üzeredir. soğuk bir mektup yazarak. zira kont. Eugenie'ye. Eğer kız hiç­ bir şey yapmazsa -ki kanun onu zorlayamaz. çünkü Eugenie. borcunu ödemeyen bir adama vermekte mütereddittir. taraflar. M aamatih. Eugenie de. amcasının borçlarını fâizi ile birlikte öder.önceki sevgilisi evlenemez. isterse. Charles'in evliliği de tehlike içindedir.

Vauquer: U cuz b ir o te lin sa h ib e si: cim ri ve k ü çü k h e s a p la r p e ­ şin d e g id e n b ir k ad ın . k e n d is in i m a h ç u p d u ru m la ra so k a rla r. Pere Goriot (Goriot Baba) Yazan Honore de Balzac Başlıca Karakterler Pere Goriot: Em ekli o lm u ş b ir im alâtçı. p a rla k ve m a h a r e t­ li. Eugene de Rastignac: Asil b ir a ile d e n g elm ek le b e ra b e r. iyi n iy etli am a rü şv e tle s a tın a lın a b ile c e k biri. fa k a t ben cil. v ic d a n s ız b ir m aliyeci. Kontes Anastasie de Restaud: G o rio t'ın e n b ü y ü k kızı. n a z ik y e s e ­ vim li b ir kız. Mme. d ü ş ü n c e s iz h a re k e t e d er. Viscountess de Beauseant: E ugene’n in b ir k u z e n i. g ü z e l. Kont de Restaud: A n a s ta sie ’n in kocası. z a m a n a u y m a y a n k a y ın p e d e ri ve k a lp s iz k arısı. b ü tü n h a y a tı. y ü k se lm e k için P aris’e gelir. Victorine Taillefer: M oison V au q u er’d e o tu ra n saf. ih tira slı. Counture. Mme. Barones de Nucingen (Delphine): G o rio t’ın ikinci kızı. ço k fak ir b ir genç. a s ille r ta r a fın ­ d a n k ab u l e d ilm e sin i iste r. b e n c il ve d ü z e n ­ siz k ız la rı ü z e rin e to p la n m ıştır. V icto rin e’n in b ir a k ra b a s ı ve h âm isi. . te m iz . Baron de Nucingen: D e lp h in e ’n in kocası.

zeki. Otelde kolanlann anlattıklarına göre. O nun başına gelenler. Mme. H ap isten k açm ış b ir m a h k û m : a z im li. kızlanndan biri şimdi kontestir. diğeri de barones. eğlence ve sefahat âlemine dalar. Kont Mazime de Trailles: K ontes d e R e sta u d ’u n sev g ilisi. Asil bir ailede dünyaya gelmekle beraber fa ­ kirdir ve Paris'te hem mesleğinde. Bu hayatın ca­ zibesine kapılarak kendisinden geçen genç. Hikâye 1819 senesinde. s o n ra la rı m e ş h u r b ir d o k to r. makarna imalâtçılı­ ğından emekli olmuş G oriot adında biridir. şimdi hayatı­ . önceleri epeyce zengin ve hürmet edilen biri olan G oriot. hem sosyal sahada yüksele­ rek ailesinin servetini geri almayı ümit eder Yanında Viscoun­ tess de Beauseant'tan bir tavsiye mektubu vardır ve böylece. annesi ile kızkarde- şinin mücevherlerini satarak kendisine gönderdikleri parayı harcar. İki güzel kızı asil ailelerin çocuklanyla evlen­ miştir. Mile. kayınpederlerinin zenginliğinden memnun iseler de. Marquis d’Adjuda-Pinto: V isc o u n te ss d e B e a u se a n t’m sev g ilisi. fakat iyi bir isinn bırakmış oteline Eugene de Rastignac adında genç bir hu­ kuk talebesi gelir. b e c e rik li ve b e ş e r ta b ia tı v e ce m iy e t h a k k m d a sin ik a l (şü p h eci). Poiret: Em ekli b ir k âtip . Vauquer'in Paris'in her türlü kötü­ lüklerin işlendiği bir mahallesindeki yıkık dökük. z ü p p e ve ıs ­ lah o lm a z b ir k u m a rb a z . Paris'in gıpta edilen sosyetesine girmeyi başanr. şimdi en ucuz dairede kalır ve elbiseleri lime lime denecek kadar da eskimiştir. üniversiteyi unutur. Sylvie ve Christophe: M aison V a u q u e r’d ek i h iz m e tç ile r. tedri­ cen açığa çıkar. fakat kızlan kibirli ve müsrif insanlardır Kocalan. onu kendi evlerinde görmek istemezler Kızlannı şımartarak yetiştiren G oriot. böylece. Maison Vauquer'de kalanlardan biri. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 4 5 Vautrin. Michonneau: Evde k a lm ış k u p k u ru b ir kız. Horace Bianchon: M üşfik ve n a z ik b ir tıp ta leb esi.

sefalet içinde yaşamaktadır Otelde zeki. böyle bir teklif karşısında şaşkınlığa uğrar. fakat babasının arkadaşı olduğunu öğre­ nince. G oriot'm büyük kızı Countess de Restaund ile ta­ nışır ve onun kim olduğunu bilmeksizin delicesine tutulur. Eugene'e Victorine'nin erkek kardeşi öldüğü takdirde. babası onun kendi kızı olduğun­ dan şüphe ettiğinden. Viscontes tarafından kabul edilmek şartı ile kız. ara sıra sokakta görür. kızın kocasının servete konacağını anlatır. sadece onların değil. maamafih. Eugene. onu evine alır. bu genç arkada­ şını soysuzlaştırabileceğine innnır ve onu yoldan çıkarmak için her çareye başvurur. kızın erkek karde­ şini öldürecek ve kimse bunun bir cinayet olduğundan şüphe­ lenmeyecektir Vautrin. sonunda Victorine'yu muvakkat . babası G oriot'e. Eugene. babasının ailenin son bulmasını istemeyeceğini ve kı­ zı tanıyacağını söyler. Eugene. Kız aynı za­ manda. Delphine'nin sevgilisi olmak. Fakat para suyunu çektikten sonra. Victorine'nin kocası olm ak­ tan daha şevklendiricidir Vautrin. Eugene'nin sevgilisi olmayı kabul eder. Victorine'ye kur yapmasını söyler. kızını ve Eugene'yi zaman zaman ziyaret eder. Eugene'den. bu iş için. Böyle bir durumda da.1 4 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n nı. Vautrin. ilkin. Burada iki âşık buluştuğu gibi. bu arada başka işlerin de peşindedir. vazgeçer. vicdansız ve oldukça şeytanî Vautrin adında biri de vardır Vautrin. o zaman kuzeni Viscontes'in tavsiye­ si üzerine. Maison Va- uquer'de. Bu arada. Viscountess de Beauseant tarafından kabul edilmek ve sosyetede yükselmek isteyen kızkardeşi Baroness de Nucin- gen'e kur yapmaya başlar. Kız. onların kaprislerini yerine getirmekle geçirir. Eugene. Eugene'ye. adamın kızlannı ziyaret etmesine müsaade edilmez ve onlan ancak. G oriot. Victorine Taillefer adında bir kız yaşar Zengin bir adamın kızı olmakla beraber. onun için. Eugene'den kânn sadece beşte birini isten Eugene. rahat bir daire tutar. sevgililerinin dahi borçlannı öder. Vautrin de. Eugene'nin. sathî de olsa hürmetle muamele etmesini ister. G oriot da böylece. Victorine.

Victorine'nin kardeşi. Eugene ile Bianchon adında iyi kalpli bir tıp talebesinden başka kimse yoktun Gömm e masrofını onlar üzerlerine alırlar. fakat dehşet içinde kalan Eugene. Kızlannın kap­ risleri yüzünden. Balzac. son günleri. kocasının aile­ sinin mücevheratını satmıştır ve G oriot da. Eugene'nin. sevgilisinin kumar borçlannı ödemek için. Ardından. Ondan sonra. 10 0 Büyük R o m a n * 1 4 7 olarak kur yapmaya ve kızın kendisine âşık olmasına imkân hazırlamaya karar verir. O zaman Vautrin tevkif edilir. Aynca. oyunun ikinci safhası ger­ çekleşir. Eleştiri Balzac’ın. onun bir hapishane kaçağı olduğunu bilen iki kişi. yıllık tahsisatı ödemek zorundadır. Eugene vasıtasıyla davet edildiği Viskontes'in ba­ losundan başka bir şey düşünmez. Gerçi hâlâ bu cemiyet üzerinde zafer kazanmak isterse de. Eugene. Şimdi. bir düelloda öldürülür. Bu m üphem sıfat. Delphine de Nu- cingen'le birlikte yemek yer. polise ihbar ederler. onun bir yazar olarak başlıca rom antizm ve realizm akım larında bellibaşlı bir mevkii elinde b u lu n d u rd u ğ u nu ve kendi neslinin Fransız cemiye­ tini gayet başarılı bir tarzda anlattığından Fransız edebi­ yatındaki yerini gösterir. kedisini baloya götürmesin­ de ısrar eder. Bu arada ihtiyar G oriot da ölmek üzeredir. G oriot. Babas: ölmek üzere bulun­ duğu bir sırada dahi. perişanlık içinde geçmiştir. sorumluluklannı ye­ rine getirmek için. kendi çağını öylesine fev­ . ölür ve o anda başucunda. asrının en gerekli yazarlarından biri olduğu söylenir. Kızlan cena­ zeye de katılmazlar. bu cemiyetle olan ilişkilerinde daha temkinli hareket etmeye karar verir. kızla evlenemeyeceğini söyler. Otelde. bu insanlardan nefret eder. Anas- tasie. böyle olduğunu hiçbir şekilde tahayyül etmediği vicdansız ve sefil Paris sosyetesinden tiksinti duyar. bir gece elbisesi için ödenmesi gereken bin frank meselesi vardır Delphine ise.

N apoleon. Balzac’m sırt çevrilmeyecek bir yazar olduğunda m üttefik. geniş bir başlık altında toplanabi­ lir: Özel H ayattan Manzaralar. Fakat bu şartlarla anlatılm ak istenen ne olursa olsun. XVIII. onların hepsini anlatm a ve sınıflandırm a işini yüklendi. köylü­ n ün çiftçiden farklı olm ası kadar. Paris stan ­ dartları kendilerini hissettirir. belirli şartlar altında övdüklerini belir­ tir. diğerleri rom anlarının plânı üzerinde duruyorlar. ce­ m iyetteki her sınıf insanı kapsar. Balzac. birbirleriyle bağlantılı yaratıkların g ruplan olarak gördü: Paris dışında yaşayan biri. C harles ve Louis Philippe çağlarından alındı. bazıları. Rom anlardaki karakterler. ekseri eleş­ tiricilerin Balzac’ı. Ekserisinin konulan. Aynı zam anda. Önceki m evkilerini yeniden . X. bir b ü tü n olarak İnsanlık Komedisi (La Comedie Hu- maine) diye bilinen rom anlarını düşünün. Toplam olarak doksan altı kitap. K itapların hepsi tam am lanm adı. Louis Philippe çağı hakkında hiçbir şey bilm esine im kân yoktur. Louis. herkes. A ristokrasiden gang­ sterlere kadar. Kır Hayatı. elim izde. Balzac’m eserlerinin sjnıflandınlışı. tabiî tarihi sınıf­ landırarak ele alan büyük bilgin Linnaeus’u hatırlatıyor. onun eserlerini okum ayan bi­ rinin. R om anların ekserisi orada geçer ve Paris dışında geçenle­ rin de dahi. bir rom andan diğerine aktarılır. beraberin­ de h ü k ü m et m erkezinin şaşaa ve soysuzluğunu getiren C harles G randet'in d u rum unda olduğu gibi. d ö rt Fransız h ü ­ küm darının. Bu zengin ve değişik cem iyetin sinir m erkezi Paris’tir. “gerekli” sıfatı. beşeriyeti. bir Parisliden farklıdır ve Balzac.1 4 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n kalâde bir tarzd a anlattı ki. Bu karakterlerin toplam sayısı iki bin ka­ dar ve hepsinin hayatları. d ü şünülen ve­ ya plânlanan elli rom anın daha isim leri var. Felsefî İncele­ m eler ve A nalitik İncelemeler. İlkin. o n u n üslûbu. S aum er’e yaptığı m u tsu z ziyarette. Balzac’m rom anları.

şim di güçlü o rta sınıftadır ve N ucingen gibi şaibe­ li işadam ları da. N anon veya kız kardeşler Rastignaclarda olduğu gibi. Saflık ve fazilet. O kuyucunun sönük ve yavan V ictorine’den fazla V autrin gibi güçlü bir karakteri hatırlam ası çok daha m uhtem el. onlar da tıpkı Parisliler kadar vicdansız olabilirler. Erkekler. B ununla beraber. daim a çıkar peşindedirler. Bu çeşitli türdeki entrikalar birle­ şir. Eugene G randet. da­ h a az görgülü ve k ü ltürlü olabilirse de G randet ve kızları arasındaki dahilî m ücadelenin ortaya koyduğu gibi. 100 büyük R om an • 149 ele geçiren eski aristokrasinin sosyal liderleri şim di. Balzac’m pek çok karakterleri. o n lan n günleri sayılıdır. G rantet altını sever ve D elphine. sosyal tiplerden başka bir şey değil­ . vicdan­ sızdır ve aşağı yukarı cem iyetin to n u n u tayin eden karıla­ rı da. onlardan d aha az çıkarcı değiller. Balzac’ın ba­ zı çağ d aşların ın y ap tık ları gibi. A m a Bal- zac. ih­ tilâlde m aruz kaldıkları zorlukları telâfi etm eye çalışıyor­ lar. Onlar. zira yeni in­ sanlar gelmişlerdir. h er şe­ yin hâkim idir. gerilerde kalm ışlardır. ister aşk. ister iş ve siyasette veya isterse cem iyet hayatında ol­ sun. Diğerleri. bir tek ihtirasın pençesine düşm üşlerdir. G oriot kızlarını sever. Balzac’ın ahlâkî h ü küm leri açık ve kesin. belli belirsiz. aptalca bir şey olur. Para. en trika hâkim dir. asiller sınıfına girm ek üzere. Fakat Balzac’m faziletler­ den ziyade kötülüklerden şevkle bahsettiğini sanm am ak da elde değil. cem iyette­ ki m evkilerinin ne olduğunu veya ne iş yaptıklarını göste­ ren form üllere hem en hem en irca edilebilir. kadının vereceği başlığı serm aye olarak kul­ lanacağından. kır hayatı hakkındaki düşüncelerinde hissî değil. sosyete tarafından tan ı­ m ak ister. Balzac’m cem iyet hakkındaki hüküm leri haşin. İnsanlık Komedisi’ni ahlâksızlıkla suçlam ak. G randet gibi önceleri köylü olan in­ sanlar. Bir erkek. bir kadına kur yapabilir veya siyasî hayatta yükselm ek için o n u n m etresi ile ilişki kurar. kendilerinin.

sadece m uhayyilenin yarattığı bir tip olduğu sanılan parlak zekâlı ve m eş’um biri.1 5 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n dir: N ucingen bankacıdır. Rastignac. ne de ikna edicidir. Okuyucu Balzac’ın bir otelden ziyade bir kafa yapısını. rom anlarının. göz kam aştırıcı. En fazla hay­ ret uyandıran karakter V autrin’dir. Vauquer de. kırık dökük. Ara sıra. Balzac. hem en hem en oto­ m attırlar. m e­ selâ. Balzac. Mme. kı­ lıksız o tu rm a odasının. M me. . küçük bir kâtip. hakikiden biraz daha fazla bir şey olduklarını hissediyorlar. şüphesiz bir realist. C harles Gran- d et gibi dünya görm üş biri. realizm den çok daha başka bir şey. B unların ekserisi. dejenere. on parayı hesap eden b ir otel sahibesi ve Poiret de. Vauquer ve onun otelinde kalanların şahsiyetlerinin projektörü olduğunu görm ek istiyor. iyi niyet ve heyecan dolu bir halde Paris’e gelir am a soysuzlaştırılır. Bu sosyal belgeleri hayata geti­ ren de. Baudelaire’in şiirlerinin şehri. kırılm ış üm itler ve yıkılm ış h a ­ yatlar üzerine kurulm uş şehir. bu tü r anlatı­ lışın toplam tesiri. m eşh u r dedektif Vidocq örnek tu tu lm u ş­ tur. önceden tahm in edileceği üzere. bir gece içinde sâdık bir sev­ gili haline gelem ez veya centilm enlikten köle tacirliğine ve tekrar centilm enliğe kolaylıkla geçemez. N anon sadık bir hizm etçidir. Yine de. fakat okuyucularının ekserisi. yazarın. statiktirler. Gerçekte. Bunun fevkalâde bir örneği. Perdelerdeki h er leke ve resim çerçevelerin­ deki h er sinek pisliği belirtilm iştir. ne önce­ den tahm in edilebilir. m anzara ve durum ları realistçesine gösterm e­ siyle m eşhur. yı­ kık atm osferi ve h ü rm et duyulan sefaleti ile anlattığı Mai- son Vauquer. Aynı şekilde Paris bir şehir değil. bir karakter. ru h î bir durum . güçlü şâirâne muhayyilesidir. Statik olm ayanları da sonunda bozulurlar.

üst üste yığılan borçlarını ödemek ve yanıp tutuştu­ ğu şöhrete erişmek için yeniden roman yazmaya başladı. içmedi. Artık. Tours’un kır bölgelerinde yaşayan bir avukattı. zengin de olabilirdi. fakat eleştiriciler. ailenin Bassa adındal^i i<öylülerden geldiğini gösteriyor ve tarif edatı “de” bir hileden başl<a bir şey değil. Balzac'ıff ikinci . daha ziyade anaerkil idi ve fizikî özelliğini kaybettikten uzun bir zaman sonra dahi. Bu kitaplar ken­ disini meşhur yaptı ve tedavi edilemez bir müsrif olmasa idi. Balzac. Balzac’ın borçlarını so­ nunda annesi ödedi.ve çılgın bir hızla. bunların hiçbirinde. saat on ikiye kadar uyudu sonra uyandı. Aralarında­ ki ilişki. bu ailenin bir mensubu değil. kendisi­ ni öldürürcesine. Henüz yirmi yaşlarında iken. bol bol kahveden başka bir şey yemedi. Balzac’ın yaşında idi. Balzac. gece gündüz yazıyordu. beyaz manastır kaftanını giydi -bu kaftan. ekseriya. fakat Honore. de R a s tiq n a c veya Charles Grandet kadar sosyal merdivende yükselen biri idi Metres­ lerinden birincisi. 1829’da. daha muvakkat ve halk tabakalarına mah­ sus aşk hayatını da ihmal etmedi). Mafıallî okullara devam ettikten sonra. Her akşam. Bu iş. Balzac’ın hayatında önemli roller oynadılar (Balzac. Bu konularda. daha sonra kitap yayımcılığına baş­ ladı ve bu sahada daha da az başarılı oldu. düzineler­ le roman ve küçük hikâye yazdı. avukatlık mesleğini bilfiil yürütmesini is­ tediği zaman. Bir hukukçu olarak edindiği tecrübeler. Honore. Balzac. 1799’da burada doğdu. platonik taban üzerinde sürdürdü . buna daha sonraları İnsanlık Komedisi adını vereceği çalışmaya ko­ yuldu. Hikâye­ ler yığıldıkça. Honore isyan etti. bu arada. onun ça­ lışma üniforması idi. oğlundan. is­ tikbal ümitleri göremediler. Fa­ kat Balzac’ın babası. Balzac’ın büyük plânına göre tamamlanmadı ise de bu hâli ile bile hemen yüz başlık altında toplanan kitaplar yazdı. Her biri aristokrat olan üç metresi. Doğum l<ayıtları. eski rejimin bir üyesi ve annesi olabiiecek yaşta Mme. Daha sonra matbaa harfi imalathanesi kurdu ve üç sene sonra iflâs etti. 100 B ü y ü k R o m a n *1 5 1 Yazar Balzac adında asil bir Fransız ailesi vardır. onları gevşek bir tarzda birleştirerek. iş hayatını yakından görmesine zemin hazırladı. Ya­ zarın babası. Paris’te hukuk tahsil etti ve bir noterin yanında üç sene kaldı. kadının oğullarından biri. zamanının sosyal ta­ rihini anlatan muazzam bir eser yazmayı düşündü ve Dante’yi taklit ede­ rek. ertesi günün öğle üze­ rine kadar yazdı. de Berny idi.

ünlü bir yazar olduğu için bağlanan İVIarquise de Castries ile ilgili idi. Politikaya. kadını. Çift. Balzac'a “yabancı" diye imzaladığı anonim mektuplar gönderiyor­ du. Eugânie Grandeü okuyan biri. İsmen Katolik’ti. hiç de övgü- cü olmayan bir tarzda göstererek öc aldı. gitti. Seraphita adlı romanında. Hanska adındaki PolonyalI bir kontesle sürdürdüğü ilişki oldu. Yayınlayıcılarıyla yaptığı muka­ velelerini yerine getiremediğinden aleyhine dâvâlar açıldı. bir diğeri kendisinden önce davrandı. fakat belki de Mme. Bununla beraber. ikisini uzun yıllar birbirine yaklaştı­ ran aşk. ha­ yatının sonuna kadar iş hayatında servet yapmak düşüncesini hiçbir za­ man terketmedi. Bonapartçı olarak baş­ ladı. Bu bağlar arasında en roman­ tik olanı. kendisini genellikle. karısının sevgilisine itiraz etmedi ve birkaç sene sonra da öldü. Mektuplardan. fakat çocukluğun­ dan itibaren annesinin derin tesiri altında kaldı ve annesinin de Tabiat-üs- tü felsefesini. İsveçli Svvedenborgain adlı bir mistiğin eserierini ihtiva eden kitaplığı vardı. Balzac. Kadın. Gerçi nişanlı idilerse de Çar’ın müsaadesini almak gerektiğinden ev­ lilik gecikiyordu. bu konuda olur olmaz yer­ lerde konuştuğundan. Kont. Yine Sardin- ya’da Romanlılar’dan kalma bazı gümüş madenlerini yeniden işleterek madencilik yapmayı düşündü.1 5 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n macerası. kadının güzel olduğu. Balzac’ın ölümüne. Balzac da. Politikaya atıldı ve Fransız Millet Meclisi’ne seçildi. kanunların dışında tuttu ve 1835’te Millî Muhafızlar’da hizmet görmektense. kısmen de. de Berny’nin nüfuzu altında. evlenmeler^den kısa bir müddet sonra uçtu. nihayet 1840’da evlendi ve Balzac ve karısı Paris’e döndüler. yazarın bu tür görüş­ lere sahip olduğunu düşünemezse de. Balzac bu arada birtakım projeler üzerinde de duruyordu ve insanın bunlara nasıl vakit bulduğuna hayret etmemesi de elde değil. Bourbon’ların ta­ rafını tuttu. romanlarındaki birçok karakterlerde. kısmen çok çalışması. Fakat Balzac. Balzac derhal ilgilendi. Mme. mutsuz bir evlilik iıayatı yaşadı­ ğı ve son derece zengin olduğu imâ edildiğinden. Hans- ka’yı ziyaret etmek için kış aylarında Rusya’ya yaptığı seyahat sebep ol­ du. Balzac’ın dinî görüşleri muğlaktı. Maamafih. çünkü konte­ . edebî aslan avına çıkan ve Balzac’a. despotik bir hükümeti teorik olarak desteklemesi­ ne rağmen. hapse girmeyi tercih etti. Balzac. bir erkek olmasından zi­ yade. İsviçre’de bir randevu hazırladı ve aralarındaki ilgi normal bir tabana oturtuldu. bu gö­ rüşleri sistematik bir tarzda ileri sürer. karısı için Paris’te bir ev yaptırmıştı ve İçini sanat eser­ leriyle doldurmuştu.

Bianchon’un getirilme­ sini istedi. Kendisinin tahayyül ettiği dünyanın Balzac üzerindeki etki­ si öylesine derindi ki. Goriot Ba­ ha’da bir tıp talebesi olan Bianchon. sonunda. borçlan da. hayalî karakterlerinden biri idi. bir­ kaç ay sonra öldü. bu dünya. Dr. onun. . Balzac’ın tahmin ettiği kadar büyük olmadığı gibi. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 53 sin serveti. Hayatının son saatlerinde. onun indinde tamamen gerçek­ leşti. Bronşit ve kalp yetersizliğinden. kendisinin söylediği kadar az değildi. Bianchon. daha sonraki romanlarında meşhur bir doktordur.

sa k in bir ad am . m ü k e m m e l b ir o rm a n a d a m ı ve ta b iî b ir ah lâk çı. Mohikanlar'ın Sonu (The Last of the Mohicans) Yazan Jam es Fenimore Cooper (1 7 8 9 -1 8 5 1 ) Başlıca Karakterler Natty Bumppo: (Aynı z a m a n d a . "M ohikanlar’ın s o n u ”. b a z e n de filo z o f gibi k o n u şu r. G u ru rlu ve sadık. Albay Munro: K u şatılm ış W illiam H enry K alesi'nin k u m a n d a n ı. ç o c u k ­ ların ı se v en b ir b a b a . Magua: K ötü R uhlu K ızılderili. C ildi­ n in ren g i. fa k a t h a ­ in. Cora: A lbay’ın b ü y ü k kızı. a s k e rî ve ş a h sî ta lih s iz lik le ­ rin e ra ğ m e n h ü rm e t e d ile n y a şlı b ir ad am . k o rk u ve hile b ilm e y e n K ızılderili. U zun b o y lu . az im li b ir ask er. G eyik Ö ld ü rü c ü ve İz S ü rü cü o la ra k d a bilinir). o rijin in in “k a ra n lık ” ta ra fın ı o rta y a koyar. H u ro n la rm (veya D elavvarelilerin d ilin d e M ingolar) e n k o rk u n ç t a ­ ra fla rın ı te v a rü s e tm iş ve ay n ı z a m a n d a . y akışıklı. o rm a n c ıla rın fo lk lo ­ r u n u n şe re fi ve efe n d ile ri. b a z e n b ir o rm a n ad a m ı. Uncas: Oğlu. A tm aca G özü. şid d e tli b ir d ü şm a n ve sa d ık b ir a rk a d a ş. Chingachgook: Asil Vahşi: D elaw are a ile s in d e n b ir M ohikan. canlı. b e y a z la rın en b e r b a t ta r a f ­ larım alm ıştır. D eri Ç orap. iyi ve g ü z e l k o n u şu r. y irm i y a ş la rın d a . d a h a d a asil b ir v ah şi. . a z im li. g ü z e l. U zun T üfek. sağ lam yap ılı.

K ızıld erililer ve o n la rın n asıl ç a rp ıştık la rı h ak k ın d a bilg isi y o k tu r. Cora ve Alice Munro. vahşî ve kurnaz Kızılderili rehber Magua da vardır. O zaman. babalonnm yanı­ na gitmek isterler. nisbe- ten güvenlik içinde istirahat edebilecekleri bir mağara vardır. Huron bölgesine götürür. Fransızlar ve Huron Kızılderilileri (Mingolar) tarafından kuşatılmıştır. Fakat yolları. Natty ve arkadaşlarının mermileri tükenir. fa k a t u ta n ­ gaç. c e s u r. karşı sahildeki en cesur M ingo'yu seçer. karanlık çökünceye kadar beklemelerini ister. z a y ıf ve h a n ta l. derhal Magua'yı yakalamak isterlerse de. b ira z m ağ ru r. Magua ormana kaçar. C o ra’d a n d ö r t v e y a b e ş y a ş d a ­ h a k ü çü k . dehşet içinde kişne­ meye başlar ve M ingolar da. Onlar. çalılar arasında gizlediği bir kayığa bindirerek. şa rtla rın d e rh a l te s irin d e k alan b ir kız. Burada. şe refli. Yukarı New York'taki (Amerika). İlâhi söyleme öğretmeni olan han­ tal ve egzotik David Gamut. grubu çevirdiklerini anlayan Natty. cesur ormancı Natty Bumppo ve Kızılderili arkadaşı. gösterişli ve nazik Binbaşı Duncan Heyward. M ingolar'ın. Edward Kale- si'nden aynlarak Hudson nehri kıyılarından. Fakat üzerlerine gelen kurtlan gören atlar. h a y re t u y a n d ıra n b ir ta h a m m ü l g ü cü v a rd ır. yolu kaybettiğini söyleyerek. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 15 5 Alice: C o ra’n ın sa rış ın ü v e y k ız k a rd e şi. David Gamut: U zu n . Bu kanun kaçak­ ları. nehirdeki bir adaya götürür. b a k a n ın g ö z ü n ü k a m a ş tıra c a k b ir g ü z e llik te . Alice M u nro'ya âş ık tır. sa m im i. Kızılderili arka- daşlan atlan gizlerken. Hikâye Sene 1 757. ölüme hazırdırlar. Kendisine "Uzun Silâh" da denen Natty. İlâh ile r o k u m a k ta n z e v k a la n b ir genç. düşmanlannm nerede olduklan- nı görerek hücum ederler. Magua. "M ohikanlar'ın Sonu" Uncas'm yolu ile birleşir. onları yanlış. diğerlerini. Grupta. Chingachgook ve cesur oğlu. İki kız kardeşten daha canlı ve azimli . Binbaşı Duncan Heyvrard: Bir s ö m ü rg e su b a y ı. Champlain Gölü civarındaki ve Albay M unro'nun kumandasındaki Willi- am Henry Kalesi. istikamete.

Hey- ward döndüğü zaman Munro. William Henry Kalesi'ne gitmek üzere tekrar yola ko­ yulun Kale. Gazaba gelen M agua. Natty. Kızılderililerden biri. iplerini çözer ve kendisini vahşilerden biri üzerine fırlatır. İstemeyerek de olsa.1 5 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n olan Cora. Şiddetli bir çarpışma başlar ve Magua hariç. Huronlar. İstirahat sırasında M agua. bir dal parçası ile geçtikleri yollan işaret ederse de. Alice'i serbest bırakacağını söyler Cora tiksinerek redde­ der. onlara da yollarını kaybettirin Keskin gözlü Un­ cas. Kızılderili­ ler yakalanın Natty. VVebb'in mektubu­ nu alır ve Natty'yi serbest bırakın Şahsî bir mülâkat için Mun- ro'yu davet eden M unro. fa ­ kat Heyvvard da Montcalm'dan tutarlı bir bilgi edinemez. Kızılderili. Heyv^ard. kendi yollarında gitmek zorundadırlan Kale kumandanı Natty'ye. kaleden fırlatılan bir topun kovanını yakar ve grubu sağ salim kaleye götürün Albay Munro ve kızlan. gözyaşartıcı bir tarzda kucaklaşırlar Ama kale muhasara altında olduğundan. maamafih. gerçi sis kaleyi düşmanlardan gizliyorsa da. onlan kurtarmaya gelmiş­ lerdir. Chingachgook ve Uncas. yardım istenmektedir VVebb'in cevabî mektubunu getiren Natty. David Gomut ve genç kızlan yakalarlar Cora. Notty. Cora kendi kansı olmayı kabul ettiği takdir­ de. görevi hakkındaki raporundan . W illiam Henry Kale­ si civannda yakalanın General Montcalm. kaçmalarını teklif eder. Natty ve Heyvvard. kendi yerine Heyvvard'ı gönderir. onun elin­ den kurtulur ve bıçağını indirmek üzere kaldınr. kıza. bir mektup vererek Edvvard Kalesi kumandanı İngiliz VVebb'e götürmesini isten Mektupla. on­ lan takip ettiklerini anlatın Grup. Montcalm'ın birlikleri tarafından kuşatılmıştın Fakat kale bir sis perdesi altındadır. kendisinin ve Kızılderili arkadaşlannın. Uncas ve Chingachgook kendilerini akıntıya bırakır ve orm a­ nın karşı tarafında kıyıya çıkarlar. fakat o anda. bir silâh sesi duyulur ve Kızılderili vurularak ölür. Binbaşı hleyvı/ard. elindeki baltasını Alice'e fırlatın Balta kızın başını sıyırarak geçer. seni bununla öldürürüm dercesine baltasını gösterir.

hislerini açıklamasını ister. bu ayının mahallî bir sihirbaz . Hu- ronlar. Cora'yı. viski içtiği için. birlikler arasındaki Kızılderililer'in vahşeti­ ne mâni olamaz. hastalıktan tedavi eden bir kimse sıfatı ile Huron kampına girmeye karar verin Kızılde­ rililer muvakkaten kabul ederler ve hatta biri çocuğunun has­ ta kansına bakmasını ister. civardaki Delaware aşiretine götü­ rür. Heyvvard. Fakat Natty ve Kızılderili arkadaşlan. onlann lideri olmakla beraber. şerefli bir şekilde teslim olmak imkânlannı verece­ ğini söyleyince. Kızılderililer. Huronlar. G am ut'un çılgın olduğunu sanmışlardır. zerrece merhamet duymaksızın hepsini ö l­ dürürler. M ontcalm. Magua. Munro'nun düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyince Albay. hapisten kaçan G am ut'u görürler. Lâkin Montcalm. Uncas yakalanır ve Huronlar. o zaman. Heyvvard. Huronlular'ın kampına geldikleri za­ man. Heyvvord hiç de samimî olmayan bir tareda.) Alice'i onla­ ra bırakan M agua. Heyward'ın Alice'e âşık olm a­ sını tasvip etmez. bir ayı Heyvvard ve Huron Kızılderilisi'ni takip eder Huron. Fakat Montcalm. kendisine lekeli bir kimse olarak bakarlar. Munro kabul eder. ona ne yapacakla- n üzerinde bir toplantı yaparlar Hasta kadının yanına giderken.G am ut'u yakalar. durumun kendi aleyhin­ de olmasına rağmen çarpışacağını söyler. tekrar Cora ve Alice'i ve -kızlan ko­ rumak için elinden geleni yapan. kendilerine. onlara yardım gönderemeyeceğini ve bu yüz­ den teslim olmalannı tavsiye eden VVebb'in mektubunu göste­ rir Büyük bir ümitsizliğe düşen Albay. kaleden ayrılan bir grup kadın ve çocuğa saldırır. Heyv/aH. Heyward'ın raporunu dinler ve onunla birlikte Montcalm'ın ya­ nına gitmeye karar verir. kadının yanına götürül­ meden önce. M unro ve Heyward'la birlikte onlann peşindedir. esirlerini. Fakat melez ilk karısından olan Cora'nın reddedildiğini düşünen Munro. Liderleri M agua. kendisinin lideri olduğu Huronlar'ın kampına götü­ rür. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 5 7 önce. Alice'i sevdiğini itiraf eder. (Magua.

Grup yeniden Delavvare kampına ulaşır. Tamemund kabul eder. Delav/areliler'in çıktıklan Mohikanlılar'ın totemleridir. Natty. Ka­ dını tedavi etmesi için yalnız bırakıldığı zaman. Hey- v^ard ve Natty Alice'i alarak Delaware kampına kaçarlar. Uncas'ın göğsünde. Uncas'ın avcılık gömleğini yırtar ve hayretle geri çekilir. M agua. onnu öldürülmesini talep eder. bir nişancı olarak inanılmaz yeteneğini göstererek kim olduğunu belli eder. aralannda Heyv/ard ve Natty'nin bu­ lunduğu Delavvareliler. Natty. iki kız kardeşin kendisine verilmesini ister ve Natty'yi şikâyet eder. Uncas. M agua. bu da. Güneşin batmasıyla. kızın yerini almak isterse de. Heyvard. şimdi Uncas'a hürmetle muamele eder ve onun. fev­ kalâde bir şekilde işlenmiş küçük bir kurbağa vardır. Magua'nın isteği kabul edilir. pe­ şinden geleceğini söyler. fakat Cora. kendisinin yerini alacağını söyler. Fakat M agua. Uncas'ın da konuşmasını ister. Heyvvard. "Uzun Silâh" olduğunu söyle­ yince. Tamemund. ayının kafasını çıkardığını görür. daha sonra tekrar H uronlar'a döner ve ayı elbisesi ile Uncas'ı kurtanr. Magua'nın peşine takılırlar Öldürücü bir çarpışma başlar. güneş batar batmaz. Cora'yı talep eder. iki adamı ile birlikte Cora'yı . Delav^areliler'den biri.1 58 • 1 0 0 Büyük R o m a n olduğunu bilirse de bunu bilmeyen Heyward heyecanlanır. Yaşlı Delavvare aşiret başkanı Tame- mund. Uncas'ın cesur tutumu Delawa- reliler'i hayran bırakırsa da. altında Natty Bumppo vardır! Bero- berce Alice'in hapsedildiği mağaraya giderler. onlann karşısına çıkarsa da. Savaşın Delavvareliler'in aleyhine gittiği bir anda civarda saklanan Albay ve Chingachgook meydana çıkarlar ve savaşın kaderini tayin ederler Huronlar mağlup edilir ve kaçarlar. zira Delavvare kanunlarına göre. on­ lann peşindedir. bütün İngiliz esirlerinin kendisine verilmesini isteyen Ma- gua'nın sözlerini dinler. fakat M agua. kız onun esiridir Kartal gözlü. maamafih. Natty kendisini zararsız hale getirir. Magua alaylı bir kahkaha kopanr ve aynlır. Magua'ya. Çünkü. Tamemund.

Geyik Öldürücüsü (1841). Uncas peşlerinden giderse de. B ütün bu rom anlar arasında en cazip olanı Mohikan­ lar’tn Sonu’dur. sadece inanılm az değil. Uncas'ı öldürürken. C ooper’in. M agua. fakat Natty. tedricen ve m ü tered d it kabul edilişi. Deri Çorap’m krono­ lojisine göre. Eleştiri C ooper’in Deri Çorap Hikâyeleri. C hingachgook'ia birlikte geride kalır. Hü­ zünlü bir gömme töreninden sonra. A m erika’nın bâkir ve geniş panoram ası görülür. 100 büyük R om an • 159 yakalar ve kaçırır. N atty bir genç iken yazıldı. kova­ lam alar peşinde ve kurtarm alarda görüyoruz. Öyle görülüyor ki. A m e­ rika’nın ilk çağlan hakkında güçlü bir efsâne yarattı. m aalesef fenâ halde tah rif edilm iş bir imaj. kayalar arasından kaçıp kaybolacağı sırado. Bu. karakterlerin etkisiz konuşm aları. alba­ yın ve cesur kızının ölümü C hingachgook'u kedere boğar. cesur ve inanılm azcasına m aharet sahibi öncüler. M agua. tasavvur edilm eye­ cek hâdiseler. A m erikalılar ve Avru- palılar’ın kafalarında bir “Kızılderili” ve “A m erika’ya ilk yerleşen” im ajını derinden yerleştirdi. Notty. artık onu silm ek de m üm kün değil. habis ve asil vahşiler. bir diğer Kızılderili de Cora'yı öldürür. asıl Chingachogook ve onun daha asil oğlu U ncas’ı heyecanla takipler sırasında. Asil oğlunun. uzun yazarlık haya­ tı boyunca. bütün beyazlar kendi me­ deniyetlerine dönerler. Delaware kampı mateme bürünmüştür. bir kurşunla temizler. N a tty ’nin otuz beş ve otuz dokuz yaşları arasın­ da yazılanlar. bu. Mohikanlar’tn Sonu (1826) ve İz Sürücü (1840) N atty yetm işinde iken yazılan Öncüler (1823) ve seksenini aşkın bir ihtiyar iken yazılan Yayla’dıı. onun ölü­ mü olur. Bu kitapta. m u h telif zam anlarda basılan rom anları. m edeniyetin. tekrar tekrar başladığı yere gelm e­ . büyük ve balta girm em iş orm anlar. plânın.

ailenin malikânesini yürütme işini yüklendi. en parlak m anzaralar” diyor). Cooper 1806’da. Cooper 1811’de zengin bir toprak ağasının Susan Augusta Del Lancey adındaki kızı ile evlendi. Mohikanlar’ın Sonu. b ü tü n bu m enfî tenkitleri kom ik bir tarz­ da belirterek. Yazar James Fenimore Cooper. bu sözünü yerine getirmesini istedi. kam pların ve yerleşim bölgelerinin canlı m anzarası (D. büyük ve devamlı popülaritesini haklı çıkarıyor. Amerikan Donanması’nda üç sene subay olarak hizmet gördü ve babasının ölümü üzerine. Cooper’in romancı olacağını kimse sanmıyordu. baba­ sının tavsiyesi üzerine. Amerikan istiklâl Harbi sırasında şiddet­ le İngilizler’in tarafını tutmuştu. pastoral görüntüleri. fakat bir arkadaşının odasına patlayıcı madde koyarak küçük bir in- filâke sebep olduğundan üniversiteden kovuldu. İngiltere’de ge­ çen nazik ve ahlâkî ve hikâye üzerine Precaution adlı kitabını yazdı (1820). yani Cooper’in kasabasıdır). beraberce okudukları bir romandan daha iyisini yazabileceğini söy­ ledi. Bu aile. A m erikan edebiyatındaki en büyük m acera rom anlarından biridir. Lawrence. Karısı. M ark Twain. tabiatla başbaşa ge­ çen bu hayatında (Kızılderililer çok daha önce ayrılmışlardı). babası New York eyaletinin güneyin­ de Otsego gölü civarında yerleşti. . Cooper. Cooper bir yaşında iken. bir şilepte çalışarak İngiltere’ye gitti. Fakat 1819’da. burada büyük bir toprağı vardı (bugün Cooperstown. Böylece. Bir sene sonra yayınlanan ve Amerikan fonu üzerine Amerikan karakterleri ile işlenen The Spy (casus) çok daha önemli bir eserdi ve halk arasında muazzam bir tarzda tutundu. Fakat Cooper. orm anların. yarat­ tığı devamlı heyecan. A m e­ rika’da ilk yerleşenlerin şâirane. aktif bir kır centilmeni olarak yetişti. ro ­ m anın. C ooper’in bir hikâye anlatm aktan âciz oldu­ ğunu söyledi. Mohikanlar’ın Sonu’ndaki okuyucuyu soluksuz bırakan hareketler.160 • 100 B ü y ü k R o m a n si. kendisini hâlâ okutuyor. Özel olarak yetiştirildikten sonra Yale Koleji’ne girdi. “bütün edebiyattaki en güzel. H. 1789’da Amerika’nın New Jersey eyaletin­ de doğdu. fakat daha sonraları. kan- sına.

kendi mülkiyetine de sık sık tecavüz ediliyordu (Cooper genel­ likle bu hücumlara başarı ile karşı koydu) Cooper. 1851’de Coopers- tovvn’da öldüğü zaman. Tabiî bunlar arasında en önemli olanları. Yayla (1827). Coo- per’in deniz hikâyeleri arasında. ayrıca se­ yahat kitapları. aristokratik sosyal prensiplerle demokratik siyasî prensiple­ rin savunulması mücadelesi uğrunda geçti. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 6 1 Cooper. otuz üç roman. İz Sürücü (1840) ve Geyik Öldürücü (1841). bütün dünya onun. sosyal kitaplar ve denizcilik tarihi ile ilgili eserler de yaz­ dı. Canlı ve hareketli hikâyelerin yer aldı­ ğı bu kitaplarda. . Jackson demokrasinin Amerika’da yarattığı de­ ğişiklikleri tenkit etti. Amerika’yı haksız tenkitleri karşısında Amerikan milliyetçiliği­ nin tesiri altında Amerikan Inanışlan adlı kitabını yazdı (1828). jngilizler’in. Avrupa’da iken. Fakat ül­ kesine döndüğü zaman. Bu tenkitlerini Amerikan Demokratı adlı kitabında topladı (1838). Cooper (1826’dan 1833'e kadar). Cooper’in hayatının son on yedi senesi (düşmanlannın genellikle gö­ remedikleri). Amerika’nın ilk büyük roman­ cısı olduğunu kabul etmişti. Avrupa’da yaşadı. Halkın ekseriyeti kitapta yazılanların doğru olduğunu ka­ bul etti. Pilot The Red Rover {^828) ve İki Amiral (1842) bilhassa tutundu. Aleyhinde bir sürü dâvâ açıl­ dığı gibi. hem sıhhatini kazanmak hem de kitaplarının telif haklarını korumak için. denizcilik tarihinin gerçek vakıaları da anlatılır. Natty Bumppo’nun hayatı ile ilgili olan ve Amerika’nın “vahşi” tabiatının “medenîleştirilmesi” üzerinde duran Deri Çorap Hikâyelerdir: Öncüler (1823) Mohikaniar'ın Sonu (1826). otuz bir yaşından ölümüne kadar.

Moby Dick Yazan Herman Melville (1 8 1 9 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İsmail. c e s u r ve m ak u l b ir ad am . Starbuck: P e q u o d ’u n ikinci k ap tan ı. b e ş e rî b ir y a ra tık ta n z iy a d e bir v a s ıta d ır. k o rk u su z . d ik k a tsiz . Stubb: P e q u o d ’u n ü ç ü n c ü k a p ta n ı. F lask’ın m ız ra k ç ısı. Queequeg: V ü cu d u d ö v m eli b ir y am y am . k a p ta n y a rd ım c ısı Star- b u c k ’u n m ız ra k ç ısı. Fedallah: E srare n g iz b ir Parsi. M oby D ick a d m d a k i b ü y ü k b e y a z b a lin a n ın am a n v e rm e k s iz in p e ş in d e g ittiğ in d e n . Flask: P e q u o d ’u n d ö rd ü n c ü k ap tan ı. b ü tü n b e ş e rî h is ve s e m p a ­ tile rin d e n a rın m ış m alû l b ir adam . d ü ş ü n c e s iz . A hap’ın m ız ra k ç ısı. S tu b b ’u n m ız ra k ç ısı. Daggoo: İri y arı b ir zen ci. k a ra d a k i h a y a tın d a n ü m itsiz liğ e d ü ş tü ­ ğ ü z a m a n d e n iz e aç ıla n b ir genç. . A hab'ı b u s a p la n tıs ın d a n v a z g e ç irm e k is te r s e d e b a ş a rılı o lam az. h a y a tta k i fo n k siy o n u b a lin a ö ld ü r ­ m e k te n b a ş k a b ir şe y o lm a d ığ ın d a n . H ikâyeyi a n la ta n kim se. İsm ail'in c e s u r ve m ü şfik y o ld a şı. ta b ia t ü s tü y e te n e k ­ lere s a h ip o ld u ğ u n a v e ş e y ta n î k u v v e tle rle de işb irliğ i y a p tığ ın a in a ­ nılır. Ahab: P e q u o d ’u n k a p tan ı. Tashtego: Gay H ead a ş ire tin d e n b ir k ızıld erili.

Pequod gem i­ sini bulurlar ve Queequeg'in mızrağı büyük bir maharetle kul­ lanmasından ötürü. Gerçi Elijah adlı güngörmüş ve tecrübeli bir denizci onlara. malûl bir adam dır Güya şey­ . denize açılmaya karar verir. New York'un M anhat­ tan kasabasından ayrılarak." İsmail. onlar bu sözlere aldınş- etmezler. daha sonra denize düştüğü zaman. Adam bir Congo mâbuduna tapar ve balta olarak kullandığı âleti aynı zamanda tütün çubuğudur da. kaptan Ahab görünür Adeta bronzdan yapılmış intibaını uyandıran uzun boylu. kendisi ile alay eden kaba bir Amerikalı'yı önce ikaz eder. balina avına çıkan gemilerden birin­ de iş bulmak ümidi ile Nantucket'e gider. "Eğer biz Al­ lah'a boyun eğeceksek. vücudu döv­ meli Queequeg adlı bir yamyam olduğunu dehşetle görür. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 63 Papaz Mapple: New B ed ford lim a n ın d a k i B alinacılar K ilisesi'n in g ay et iyi k o n u şa n v aizi. O gece aynı odada kaldıktan son­ ra. derhal işe alınırlar Maamafih. geminin sa­ hipleri İsmail'e çok küçük bir ücret vereceklerini de söylerler. Yolda (gemide) Q u- eequeg. atlaya­ rak onu kurtanr. Ertesi sabah pazar o l­ duğundan İsmail Balinacıların Kilisesi'ne gider ve bir zamanlar balina avcılığı yapan Papaz M apple'in vaazını heyecanla din­ ler Papazın o günkü konuşmasının ana tezi şudur. kendi içimizden yükselen emirlere kar­ şı gelmeliyiz. Hikâye Yanında pek az para kalan ve karadaki hayatı kasvetli bu­ lan İsmail. New Bedford'a gider ve Spouter hanında kalır. Fakat Queequeg ger­ çekten sevimli bir insandır. Queequeg ve İsmail arkadaş olurlar. Nantucket'e geldikleri zaman. geniş omuzlu Ahab. Pe- quod'la gitmemelerini ikaz ederse de. Gemi ancak limandan iyice uzaklaştıktan sonra. nasıl asil bir insan olduğunu daha sonra anlayaca­ ğı Queequeg ile birlikte. fakat adam. Fakat aynı odada kaldığı kimsenin.

kumanda ettikleri balina kayıklannda. Ahab'ın manyakçasına saplantısına sadece o karşı gelir ise de. ellerindeki mız­ rakları. Bir ayağı beyazdır. Nihayet. Limana. Moby Dick. Dördüncü kaptan Flask ise. Ahab'ın azim ve gücü­ ne sahip olmadığından başanlı olamaz.164 • 100 B ü y ü k R o m a n tanlarla yaptığı mücadele sonunda aldığı yara. Ardından. altın bir İspanyol parası çiviler ve beyaz balinaya mızrağı ilk defa kim indirirse. mızrakçılardan. düşüncesiz. Üçüncü kaptan Stubb. İkinci kaptan Starbuck cesur. Pequod denizde seyrederken diğer gemilere rastlar ve ha­ ber alıp vermek için durur. kısa bir müddet sonra. Ahab. onun bacağını koparmış­ tır. Uç kaptan yardımcısının. kor­ kusuz biridir. bu onun şeytanlarla muharebe halinde oldu­ ğunu göstermektedir. balinaların öldürülmesinde beşerî bir vasıtadan başka bir şey değildir. Flask'inki de iriyan bir zenci olan Daggoo. hayret uyandırıcı çelişkili özellikle­ ri vardır. mu­ azzam bir beyaz balina. Çok geçmeden Ahab'ın ne yapmak istediği anlaşılır: Her ne pahasına olursa olsun Moby Dick'i bulacak ve onu öldürecek­ tir. iradesinin kuvveti ile yardımcılarından. geminin bütün mürettebatını güvertede toplayarak. şimdi onlan Amerika'ya götürmekte­ . parayı ona vereceğini söyler. hepsine. Daha sonra. sadece geçimi için balina avlar. büyük bir balinanın dişlerinden yapılmıştır Dehşet saçıcı hikâyelerin kaynağı. beyaz saçların­ dan yüzüne kadar iner. silâh çatarcasına çatmalarını ister ve her bir mızrağın ortasından tutar. balina yağı ile dönen Bac- helor vardır Bu geminin mürettebatı. sözlerinin mürettebat üzerinde gerçekten derin bir iz bıraktığına emin olmak için. Her birinin. dikkatsiz. Stubb'inki Gay Head Kızılderilisi'nden Tashte- go. Palinezya adalarında yer­ li k d a r h evlenmişlerdir. fakat mantıkî bir insan­ dır. geminin ana direğine. mizaçlanna uygun birer mızrakçılan vardır: Starbuck'ın mızrak­ çısı Queequeg. büyük şişeler içinde rom (bir çeşit içki) verir. mızrakların oyuk kısımlarını içki ile doldurarak Moby Dick'in ölümü için iç­ melerini ister.

Ahab'm mızrakçısı ve Ahab herhangi bir şeytanî ha­ reket yaptığı zaman daima yanında bulunduğundan. kendisini beşerî durumlardan uzak­ laştırır Evinin. Parsi'nin gözü önünde. üç putperest mızrakçının kanlanyla vaf­ tiz eder ve bu işi yaparken de. Ahab'm biraz olsun İnsanî hislerle muamele ettiği tek kişi. genç kansının ve çocuğunun verdiği zevkleri red­ dettiğini göstermek için. Allah'ın adını değil. Kaptan. Jereboam adlı gemi ise. ölümden önce iki cenaze . yan-deli Pip adındaki kü­ çük bir Zenci çocuğudur. pusulalann yönünü değiştirince Ahab. şeytanın adı­ nı söyler. garip kehanetler söyler Ahab bunlan anlam adı­ ğından iyiye hamleden Fedallah. Suratı daima asıktır. geminin derinlik ölçen cihazını parçalar. fa ­ kat Moby D ick'i hiçbir zaman unutmaz. Ve en üzücü olanı da Rachel'in başına gelenlerdir: Bu gemi. Moby Dick ile yaptığı mücade­ lede yara almıştır ve gemide bulunan Gabriel adındaki çılgın bir kâhin. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 65 dirler. ümitsizlik içinde olduğu yüzünden anlaşılır. belki ay­ nı zamanda onun şeytanî ruhudur da. şimşeğe meydan okur Fırtına. piposunu denize atar. küfreder. denizde boğulmaktan kurtanlan. ayağı­ nı Parsi'nin üzerine koyar ve bir eli ile de geminin ana direği­ ni tutarak. Ahab. Alevim si'parlak yuvarlaklann geminin direk­ lerinin uçlarını yaladığı büyük bir fırtma sırasında Ahab. Starbuck. Ahab. kimseye göstermeden gemiye almıştır. Ahab'm ne cenaze arabasına ne de bir tabuta konacağını söyler. yelkenci iğnelerinden pusulalar yapar Fedallah. Ahab'm uzun yıllar arkadaşı olmasına rağmen. kaybolan çocuğun araştırılmasına katılmayı kabul etmez. hiçbir netice alamaz. Fedallah. geminin dem ir­ cisinin yaptığı mızrağı. her geçen gün. zaman za­ man. beyaz balinanın Tann olduğunu söyler. Ahab. ondan mürettebatı düşünmesini isterse de. Ahab'm insanlıktan gittikçe uzaklaşmasının sembolü Fedal- lah'tır Parsi (ateşe tapan Iranlılar) gruplarından birinin lideri olan bu adamı Ahab. Ahab. içinde kapta­ nın on iki yaşındaki oğlunun da bulunduğu bir balina kayığını kaybetmiştir.

İkincisi de. bir gün önce kendisine saplanan mızrağın ucunda Fedallah'ın vücudundan parçalar bulunduğu görülür. Balinanın çevre­ sinde yüzlerce deniz kuşu uçuşmaktadır. ikinci defa olarak Starbuck'un sözle­ rini dinlemez. bu defa dehşet saçar. ikinci cenaze arabasıdır. Ertesi gün Moby Dick.166 • 1 0 0 Büyük R om a n arabası görecektir. yerini belli eder Ahab. . Ahab bir iple öldürülebilir ve Fedallah da. yine balinanın peşindedir. Hayvanın göz kamaştınrcasına parlak sırtı. Ame­ rika'da yetişen bir ağaçtan yapılmıştın Ahab'ın kayığı. onları birbirinden uzaklaştı­ rır ve bu arada. kayıkla­ rın aralarına girerek suyu karıştırır. Kehanetin ikinci kısmı da gerçekleşmek üzeredir: Pequod. beyaz balinanın yanına gelir ve elindeki mızrağı Moby Dick'in üzeri­ ne fırlatın M aamafih. mızrak hedefine isabet etmez ve Ahab. aniden Pequod'un kara gövdesini görür ve hızla üzeri­ ne giderek olanca kuvvetiyle gemiye çarpar Gemi derhal yan yatar ve yavaş yavaş batmaya başlar. Önceki iki gün aldığı mızrak yaralannın gazaba getirdiği balina. fâni olmayan eller yapmıştır. üç kayığı da devirir. tekrar görülür ve kovalama yeniden başlar. balinanın peşinde gitmekten vazgeçmez. mürettebat Moby D ick'i görür. kırık mızraklar görülür Balina kayıkları hemen denize indirilir Moby Dick. Balinanın muazzam sırtında. Dev balina. Parsi'nin kehanetinin bir kısmı doğrulanmıştır: Fedallah. Gemiye alınan Ahab. kıran Bu dehşet uyandıncı hâdise sırasında Fedallah kaybolur. Gazaba gelen balina. Ahab. Ahab'ı ve Par- si'yi denize fırlatır. onun pilotu vazifesini görecek. hâdisenin kötüye alâmet olduğunu söylemek isteyen Starbuck'a istihza ile sırt çe­ virir. peşinden gelenleri aldatır. Birincisini. hafif­ çe meydanda olan bafindan çok yüksektedir. Amerika'da yetişen bir ağacın kerestesinden yapıl­ mıştır Üstelik. Aylarca süren yorucu bir takipten sonra. Ertesi gün Moby Dick'in nefes verirken çıkardığı su sütunu. Ahab'ın pilotu olm ak için ondan önce gitmiştir. mızrak iplerini karıştınr ve Ahab'ın balina dişinden yapılmış ayağını parçolar. Ahab'dan önce ölecektir.

balina avı ile geçinenler. Ü slûp. M oby D ick’i güçlü olduğu b ir zam anda kalem e aldı. Ahab. oldukça ko­ m ik bir balina avcılığı olarak ele alm ak istedi ise de. İp boynuna sanlır ve derhal kayıktan denize düşer ve hemen ölür. m aksadını değiştirdi. bir iple öldürülmüş­ tür. “Ben hayatım ı. “hayatını kurtarm ak için yüzm eye zorlayan” bir derinliği var. yirm i ikinci bölüm den sonra. Tabut. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 1 6 7 kendisine çarpmaması için eğildiği zaman. ancak o zam an kendisini belli etti. küçük. hikâyeyi de de­ rinleştiriyorlar. balina avı hakkında bölümler araya sıkıştınimıştır. bir fon vazifesini görürler ve bir sembolizmi işaret ederler Balinalann nerelerde bulunduklan. A rtık Pequ- od. Moby D ick’in. M elville. Pequod'dan denize düşmüştür. M onom anyak kaptan ve peşinden gittiği m uaz­ zam balina. balinalann alış- kanlıklan hikâyede sık sık yer alıyor ve böylece. yirm i beş yaşım dan itibaren başlatırım . realist. sadece b ir balina gem isi değildir. Gerçi bu hikâyeler. Sadece İsmail kurtulur.” Öyle anlaşılıyor ki. ken­ disinde hiçbir gelişm e görm ediğini yazdı. yüce ve derin bir kitap. canh bir hareket. Eleştiri M oby Dick. böylece şâirane. Bir m ektubunda. anlatılmak isteneni tak­ viye etmezlerse de. yirm i beş yaşına kadar. insanı. sınırlı bir dünyadır. rom antik ve gerçek. Queequeg'in yaptığı bir tabutun içi­ ne girer. heyecanlı m aceralar ve dram atik çatışm alar da var. k itap ta realist yaratıklar olarak gösteriliyorsa . balinanın vücudu. M oby Dick’i. balina çeşitleri. Parsi'nin keha­ neti şimdi tümü ile doğrulanmıştır. hüm orlu. Hikâyede. hâlâ kaptanın oğlunu arayan Rachel tarafından kurtanlır İsmail'in hikâyesi boyunca. Yazı sahasındaki gelişme. Böylece kapalı tabutun içinde dalgalar üstünde kalan İsmail.

vakıaları olduğu gibi kabul etm esi gerektiğinden. Yazar New York şehrinde doğan Harman Melville (1819). aynı zam anda. çılgın veya sorum suz veyahut hedefini yanlış seçen biri m idir? Bunlar. “en iyi bir deniz hikâyesi”. çeşitli işlerde çalıştı. ırgatlık ve geniş bir eğitimi olmamasına rağmen. Beş sene müddetle kâtiplik. Çok borç bırakarak ölen babası ardından. Belki daha iyi bir iş bulamadığından. bazı eleştiricilerin de söylediği gibi. on üç yaşındaki ço­ cuk. Al­ lah ’a karşı çıkan veya kendisini bir Tanrı yerine koyan bi­ ri m idir? Ahab. b ü tü n sözlere kulak tıkayan bir adam ın da destanıdır. İskoç-İngiliz ve Hollanda asıllı idi. çok iddialı bir şey olur. deli. ailesi New York eyaletinin Albany şehrine taşındı ve Herman da iki sene müddetle Albany Akademisi’ne devam etti.” E ğerM oby Dick. Ve aynı zam anda. sem bolik şekiller. On bir yaşında iken. on sekiz yaşında iken gemici ol­ du ve Liverpool’a giden şilepte kamarot yardımcısı olarak çalışmaya baş­ ladı. okuyucuyu “derine dalm aya” sevkeden bir kitap ise. iyiyi ortadan kaldırm ak isteyen. okuyucunun düşüncesine m eydan okuyan. “balina avcılığı destanı ve an- siklopedisi”dir de. herkesçe kabul edilecek cevaplar da veri­ lem ezdi. bir gemicinin hayatındaki romantik bütün kavramları yıktı. yaradılışın sırrını anlam aya çalışan bir kahram an mıdır. aynı zam anda. Fakat bir eleştiricinin söylediği üzere. öğretmenlik bile yaptı. Ü stelik bazı m eselelere. Gemide gördüğü zulüm ve Liverpool’un kenar mahallelerindeki se­ falet. yoksa kâinatın kötülüğüne ve kötü ka­ dere karşı gelen biri m idir? Yoksa A hab sadece bir. ortaya sürülen ve “cevaplandırılan” sual­ lerden sadece bir tanesi. Ahab. h er okuyucunun kendisinin yorum layacağı büyük ve m uğlak yaratıklar hâline gelirler. "cebirde olduğu gibi” herkesçe “kabul edilm iş bir cevap üzerinde durm ak. Dört se­ .1 6 8 • 1 0 0 Bü yü k R o m a n da.

Gemideki hayat şartları. 1847’de evlendi ve aile yükümlülüklerinden ötürü. denizcilik hayatı da sona ermişti. Nihayet. Güney Pasifik’te avlanan bir balina gemisi ile Havvaii’ye geldi. Ondokuzuncu asır Amerika’sının yazarları arasında kitapları en fazla okunan ve kendisin­ den en çok bahsedilen iki kişiden biri oldu. New York gümrüğünde müfettiş oldu ve 1886’ya kadar bu işte kaldı. bir başkaldırmada yer aldıktan ve kısa bir müd­ det için hapsedildikten sonra. hem beğenmediler ve satış hiç de iyi değildi. Eleştiriciler. böylece bir arkadaşı ile birlikte Mar- quesas adalarında gemiyi terketti ve bir ay. Acushnet ile deniz çıkmasından üç sene sonra Boston’a geldiği zaman. {Mardi gibi). Melville’in büyük romanı Moby Dick. ve Birleşik Amerika’nın bir harp gemisindeki son yolculuğu üzerinde VVhite Jacket (1850). yerliler arasında dolaştı. Melville. Melvil- le’nin şiirleri. hem beğendiler. . Diğeri Mark Tvvain’dir. şöhreti bir anda yükseldi. kitabı. Melville. okuyucuyu mem­ nun etmekle beraber. Güney Denizlerinde balina avcılığına çıkan Acush- nef adlı bir gemide çalışmaya başladı. Fakat yine. misyonerlerden ziyade onların yanında kaldı. romandan ziyade bir allegori (remiz ve kinayeli hikâye) fakat mizahî yorumlarında fevkalâde olmasına rağmen muğlâk ve bu yüzden. Yamyamlarla geçirdiği ha­ yatı anlatan Typee (1846). kendisini karada tutacak iyi bir iş bulamadı ve bu defa. Melville yazmaya başladı ve denizde geçirdiği tecrübeleri. Tahiti'deki maceralannı anlatan Omoo (1847). Başka bir iş bulamadığından. ilk dört kitabında belirtti. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 69 ne sonra Amerika’ya döndüğü zaman. Tahiti civarında Eimeo’da gemiden ayrıldı. Fakat öldükten sonra. mecmu­ alarda yazmaya. bugün Amerika’nın en büyük romancılann- dan biri olarak kabul ediliyor. 1891’de öldü. Gerçi bu hayat. tahammül edilemeyecek derecede idi. balina avına çıkan bir AvustralyalI gemi kendisini kurtardığı zaman mem­ nun olmuştu. Hemen hemen tamamen unutulmuş olarak. biyografik romanları gibi hiç tutunmadı. Daha sonra kitapları da tu­ tulmadı ve yazarın verimi ondan sonra düştü. Typee adlı yamyam bir aşire­ tin misafiri oldu. yazarının beğenmediği romantik yarı otobiyografik hikâye anlatış türünden uzaklaştı. Bir zamanlar sırt çevrilen Herman Melville. konferanslar vermeye başladı. 1866’da. hikâyeleri ve romanları tekrar tekrar basıldı. onun tecrübesini zenginleştirdi ise de. Mardi (1849). Liverpool’a yaptığı ilk yolculuğu anlatan Redburn (1849). Honolu- lu’da on dörtjıafta bir jimnastik salonunda çalıştı ve Amerika’ya giden bir askerî gemiye er olarak girdi.

fa k a t T o m ’u n k e n d is in e en fa z la ih tiy a ç h iss e ttiğ i b ir z a m a n d a . Eliza Harris: Sevim li. n a z ik . Chole Teyze: M eşh u r b ir aşçı. m ü te v a z ı. Tom Loker: Bir köle av cısı. Emily Shelby: K arısı fe v k a lâ d e b ir h a n ım . T o m ’u n. fa k a t ısla h o la b ile c e k b ir ad a m . k e n d i çıkarı p e ş in d e g id e n o rtağ ı. “o ld u k ç a iyi b ir in ­ s a n ı. George Harris: E liza’n ın g u ru rlu ve zek i kocası.” iyi ta b ia tlı v e m ü srif. T o m ’u n . K en tu ck y ’deki e fe n d isi. . s â d ık b ir h iz m e tç i. iyilik y a p m a k ta azim li. c e s u r b ir köle. sâ d ık . k e n d isin i fe d â e d e n k arısı. o n a y a rd ım e d e m e y e c e k k a d a r g ü ç sü z . Harry: Son d e re c e se v im li ço cu k ları. Arthur Shelby. Dan Haley: H içbir b e ş e rî y ö n ü b u lu n m a y a n b ir köle taciri. o n u n İn sa n î s e m p a tile rin i k ısa b ir m ü d d e t için ö rte r. fa k a t sa h te p r e n s ip le r ve o p o r tü n is tik p o litik a. Marks: O n u n k u rn a z . Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) Yazan Harrlet Beecher Stowe (1 8 1 1 -1 8 9 6 ) Başlıca Karakterler Tom Amca: Z enci b ir köle. Senatör John Bird: A slın d a iyi b ir in sa n .

T o m ’u n k a h ra m a n lık ö rn eğ i. iyi h u y lu b ir k a d ın . C lare’n in evini k a rm a k a rış ık b ir şe k le so k a n y a ra m a z k ü ç ü k b ir ze n c i kızı. Legree. mutlu bir yer olarak görünür. ş e fk a t ve fa z ile tin i m u h a fa z a e d er. sa m im i. sin ik al (şü p h eci) b ir a d a m ise d e. kansı Emily. Evangeline (Eva): St. Marie St. z â h ire n k u r ­ n a z . Clare: V erm o n t e y a le tin d e k i k u zen i: Yeni İn g ilte re d e n e n b u b ö lg e h a lk ın ın iyi v e k ö tü ta ra fla rın ı te c e s s ü m e ttire n b ir kad ın . Kölelere. Dindar ve sâdık bir Zenci olan Tom Amca. fa k a t ü m its iz ve d e h ş e t iç in d e b ir köle. Mr. in a n ışı ve iy ilik sev erliğ i d e ğ ild ir. Clare: T o m ’u n New O rlean s'd ak i e fe n d isi. bir eşya muamelesi değil. Emmeline: G üzel. âdeta bir insan muamelesi yapılır. Clare: Bencil k arısı. cana yakın ve nazik bir gençtir. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 171 Rachel Halliday. L egree. k e n d is in i h a re k e te g e ti­ re n sâ ik le r s a d e c e in sa n la ra o lan se v g isi. Simoen Halliday: R ach el'in kocası. Ophella St. Topsy: Eva’n ın se v g isi ile re fo rm d a n g eç e n e k a d a r St. a s lın d a id e a lis t ve ıs tıra p iç in ­ d e k ıv ra n a n biri. cömert ve iyi tabiatlı bir insandır. a n ti-k ö le lik ak ım ın ı y ü rü tü r. C lare’n in m e le k gibi kızı. k e n d is in e e n â d i b ir ta r z d a h iz m e t e t ­ m esi İçin o n u z o rla rs a d a. Kansı Chole Teyze. s a d is tik ve h ay v an ı. Phineas Flecber: M ücadeleci b ir k ad ın . Hikâye Amerikan Dahilî Harbi'nden önce. çiftlikteki herkes kendisini sever. Shelby'nin mutemet ada­ mıdır. sadece mükemmel bir aşçı değil. o n u iyi e d e r ve İn sa n î v a s ıfla rın ın geri g elm e sin e h iz m e t e d e r. müşfik ve samimî bir dindardır. Çiftliğin sahibi Arthur Shelby. Dorcas Teyze: T o m L oker’in d a d ısı. d in d a r. Augustine St. . oğullan George ise. duimbo ve Sambo: L egree’n in d e je n e re le ş tird iğ i iki ze n c i kölesi. Cassy: T a lih s iz b ir m elez. Kentucky'deki Shelby çiftliği. C a ssy ’n in y e rin e k o y m ak için o n u s a tın a lm ıştır. o n la rı k u rta rır. v icd an lı. Simon Legree: T o m 'u n so n e fe n d isi. C ana y ak ın .

kadın Shelby'nin. su üzerindeki bir buzun üzerine atlar. düşerek. Gözyaş­ larını tutamayarak.zdir. Kaçak kölelere yardım edilmesinin yasaklanmasını isteyen ka­ nun lehinde rey vermesine rağmen. yer yer buz tutmuş nehir üzerinden karşı tarafa götürecek oir vapur bekler. maamafih kendisine refakat eden Shelby kölelerinin yanlış yoldan götürmeleri neticesinde gecikir. Harry'yi de satmayı kabul ettiğini öğrenir ve böyle bir hâle tahammül ede­ meyeceğini düşünerek. Harry. Kana- da'ya kaçmaya ve hürriyetine kavuşmaya karar verir. ebeveynleri gibi sağlam insanlar olarak yetişecekleri ümi­ dini verir Fakat Mr. Böylece.1 7 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Shelby ailesinin hemen hemen bir mensubudur. Senatör Bird. Güneyden gelmiş bir çiftçiye götürür Bu çiftçi. O nun ay- niışından kısa bir müddet sonra. kendi kölelerini serbest bıraktığı gibi. Eliza onu görür Çılgıncasına. mucizevî bir şekilde O hio eyaleti tarafına geçer O rada. Eliza'nın beş yaşındaki oğlunu ve George Harris'i de satmak mecburi­ yetindedir. ka­ yarak. diğerlerinin de . Dan Haley adında kaba bir köle tâcirine satmaya mecbur kalır. onun mülkiyetindeki güzel bir melez. kanayarak. Missi- sippi Nehri'ndeki köle pazannda satılmaktan korkan ve artık efendisine tahammül edemeyecek hale gelen George. sıçrayarak. kendisine. karısından ve çocuğundan aynlır. temkinli ve tutumlu bir adam değildir. Fakat sefil Haley kadını takip etmiştir. ardından bir diğerine ve başka bir buz parçasına. borçlarından ötürü. Tom Amca'yı. O hio Neh- ri'nin kıyılannda bir köye geldiği zaman yorgunluktan düşecek gib idir Burada bir hana iner ve kenHisJni. köleliğin günah olduğuna inandı­ ğından. Ve çocukların da. o da kaçmaya hazırlanır Çocuğunu kucağına-alarak yola çıkan Eliza. şefkat duyguları ayaklanır ve onlan. Tom ile birlikte. nehrin kenanndaki par­ maklıktan. George Harris de. Shelby. Senatör Bird'in evine gitmesini söylerler. zavallı Eliza ve Harry'yi g ö ­ rünce. "prensipleri"nin mahkûmu olmuş iyi bir insandır. hissiz köle sahibinin malı bir diğer mele.

kahramanca mücadele eder ve Phineas da. İlâhiler söyler. Haley bu arada. iki köle avcısını hizmetine almıştır. vahşî Loker ve onun gaddar yardımcısı Marks. bu ev­ de ümitlenir. Tom'u Mississippi Nehri'ndeki vapurlardan biriyle New Orleans'a götürün Va­ purda köleliğin dehşet saçıcı manzaralanyla karşılaşır. Clare. korkunç ve tiksindirici fa rtia r altında yaşayan insanlar. 100 büyük Rom an » 1 7 3 kaçmalarına yardım eder. babası St. Eliza ve Harry yeniden kaçarlar. kayıkla hür bir ülke olan Kanada'ya geçerler Tom Amca'nın hayatı böyle iyi değildir. Phineas Fletcher adında bir diğer cesur Guaker kadınının refakatinde George. şefkat görür. Al­ tın saçlı babası ile birlikte. C la ­ re malikânesine çeki düzen vermesi için beraberinde getirir . O rada evlen­ memiş kuzeni Ophelia St. bu hâdiseden sonra. Incil'ini okur. Hürriyete âşık biri olan Geor- ge. Kız. Eva vapurdan düştüğü zaman. ama yine de ümitsizdir. âdeta bir çılgına dönen George Shelby. Loker ve adamlan. gözyaşlarını tutamayarak ağlaşırlar. G eor­ ge. dar bir geçitte onlan kuşatırlarsa da. Tom. Tom Loker'i uçuumdan aşağı atar Göçmenler. Halliday'lar. aile efradını kedere boğar: Chole Teyze. Eliza. Clare'ye tesir ederek Tom'u satın aldınn St. O nun Shelby çiftli­ ğinden aynlışı. yolculuk yapan Evangeline (Eva) adında küçük bir kızla birlikte arkadaşlık kurar. çocuklar. büyüdüğü zaman Tom Amca'yı geri alacağına yemin eder Haley. Eliza ve kocası Geor- ge'ın da buluşmasını sağlarlar. Vermont eyaletinden dönmektedir. Clare'yi ziyaret eder ve onu St. Eliza ve Harry'yi G uakeradlı dinî bir grubun yerleşim bölgesindeki Rachel ve Simoen Hallidayların evine götürür Karı koca. kölelikten nefret ederler. göçmenlerin izlerini takip ederler. yamana silâh almış ve kendisini bir İspanyol diye tanıtmış­ tır. ümit­ sizlik içindedir. Tom nehre atlayarak onu kurtanr. birbirlerine ta­ hammül edemeyen kadının kendisini denize atarak intihar edi- şi.

Tom ıstırap içindedir." Topsy sonunda uslulaşır. "kimsenin benim dünyaya gelmemi istediğini sanmıyo­ rum. yalan söylediğinden ve çaldığından ötürü zaman zaman dövülen Topsy adındaki küçük Zenci kızına bile sevgi ile mu­ amele eder. Eva'ya perestiş edercesine bağla­ nır ve kız da ona son derece sevgi ile muamele eder. İlahî gayeler uğrunda dinî inanışlara bağlanmak isterse de. melez metresi Cassy'nin yerine kor. Tom'un oradaki mevcudiyeti olduk­ ça rahat geçer Tom Amca. onu Eva'nın ısrarlcn karşısında serbest bırakacağına söz vermiştir Eva'nın günlerinin sayılı olduğunu bilir. Gittikçe solar. Maamafih. Eva'nın ölüşü. Clare. köle­ leri satmaya karar verir. bir kahvehanede kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışırken. onun Allah'a yükselişidir Eva'nın ölümünden sonra. büyüdüm. bir hayvan gibi çalıştırır Emmeline'yi. fakat ruhî ışık hâlâ kendisini terketmiş değildir. Eva'nın sev­ gisi rol oynar. her gün bir adım daha ölüme yaklaşır. saranr. Clare. artık kendi kendisine acımaktan vazgeçer." der. bütün kölelerin serbest bırakılmasını vasiyet eder Maamafih karısı Marie. Tom ki St. Bir gün. kocasının vasiyetini hiçe sayarak. Topsy. Legree. hipo- kondria. kendi kendisine acıma ve bencillik duyguları arasında kaybolmuş biri. dinî inanışı kendisini ayakta . Simon Legree adındaki hayvanî bir çiftlik sahibi satın alır. O phelia'nın haşin­ liği ve ahlakî ölçülerinden çok daha fazla olarak. "Ben. ağır bir şekilde yaralanır ve ölür. Fakat ö l­ meden önce. Tom da onlar arasındadır. kendiliğimden yetiştim.1 7 4 • 1 0 0 B ü yük R o m a n Malikânenin işlerine bakan adam tembeldir. Eva. başanlı olamaz. Tom'u bir gün azad etmeyi düşünebiliyorsa da. aile perişan o iu r Fazlasıyla sep­ tik (şüpheci) bir adam olan St. Marie bi­ le. kendi şahsî zevkleri için kullanır. karısı da. kızı. bunda Bn. Tom'dan nefret eder ve ona zalimce muamele eder. Kızın te­ mel özelliği sevgidir ve herkesle sevgiye dayanan ilişki kurar Eva. azad gününü mütema­ diyen erteler. Bir köle de­ posundaki açık artırma sonunda Tom'u ve on beş yaşındaki güzel bir kız olan Emmeline'yi.

(barbarca icraatını yürüttüğü) tavan arasının hayaletler tarafından ziyaret edildiğine inandınn Adından. bu işkenceler sonunda ö lü r Ö lüm yatağında iken. Legree'yi de affeder George. onlann bu plânlan uygulamalarını önler Sonunda. Tom. George'm kansının adının Eliza olduğunu ve onun . çocuk yaşlannda birbirinden aynlmışlardır Kadının West Indies âdasındaki zengin çiftlik sa­ hibi kocası ölmüştür ve şimdi de George'ı aramakla meşgul­ dür Cassy. İki çocuğunun kendi­ sinden alınarak satıldığı Cassy. Tom Amca. derin dinî ina­ nışını hâlâ terketmeyen Tom'u. 1 0 0 Büyük R o m a n • 175 tutar. hattâ hasta bir kadını kamçılamak istemediğinden Leg- ree'nin. Kaçmayı düşünürlerse de. hemen he­ men öldürünceye kadar kendisini kamçılatmasına dahi taham ­ mül eder. G eorge'a minnettar kaldığı­ nı söyler. on­ lann bataklığa kaçtığı hissini yaratarak. kızlann saklandıkları yeri söylemez. Emmeline ve Cassy arkadaş olurlar. G eor­ ge Harris hakkında ısrarla bilgi edinmek ister George Harris. Q uim bo ve Sambo adlı iki soysuz köleye. Legree'nin hay- vanîliğinden korumak ister. ölürken. Leg­ ree'nin kaçak köleleri yakalamak için yetiştirilmiş köpekleri. Cassy ve Emmeline. Legree'nin ken­ disine işkence yapmasını ve onun iki uşağı tarafından dövül­ mesine rağmen. kendisini Ken- tucky'ye götürecek vapura biner Vapurda. Cassy bir plân düşünür Legree'nin cehaleti ve hurafelerle ilgili korkuları üzerinde durur. onun peşlerinden gelmeye cesaret edemeyeceğini bildiklerin­ den. hiç olmazsa Legree'yi dövmekle ve Tom'u gör­ mekle. Fransız hanımın erkek kardeşidir. çiftlikteki heyecan sırasında kaçan Emmeltne ve Cassy'i görür ve onlan korur Yolculuk sırasında Madam de Thoux adında bir Fransız hanımı ile tanışırlar Kendisinin Kentuckyli olduğunu öğrenince. tavan arasında saklanırlar. onlann nerede olduklannı bilir. biraz olsun tatmin o lu r Mutsuz bir halde. Emmeline'i. artık bir delikanlı olan George Shelby ziyaret eder Fakat Tom'un fidyesini verip kurtarmak için vakit çok geçmiştin Tom.

A m erika dahilî harbi sırasında kendisiyle tanıştığı zam an. m ilyonlarca n ü s­ h a sattı. vaftiz olur ve misyoner olarak Afrika'ya gider. “D em ek bu büyük harbe sebe­ biyet veren küçük hanım sizsiniz. G e­ orge ve ablası sevinç gözyaşlan içinde kucaklaşırlar. Tom'un kahra­ manca ölüşünün etkisi altında yeniden Hıristiyan dinini benim­ serler. hiç de harp davulu çalm ak niyetinde değildi ve onun bu rom anı yayım lanm a­ m ış dahi olsa idi. oğlu. çiftliğine döner ve bütün kölelerini serbest bırakır. H arriet Beecher Stowe. Nihayet. D üzinelerle yabancı dille tercüm e edildi. Köleliğin ya­ . Elinden alınan öteki çocuğu. George L. fakat rahat bir hayat içinde bulurlar Anası ve kızı. mü­ tevazı. George Shelby.” dedi. Simon Legree dışında hepsi. arzu ederlerse. acı ve ıstırapla geçen bir ha­ yattan sonra nispeten mesut. Cassy de onlarla bera­ ber gelir. Aiken tarafından sahneye kondu ve yüz sene m üddetle oynadı. geçirdikleri tecrübelerin kendile­ rine imkân verdiği ölçüde mutlu bir hayata kavuşurlar. Q uim bo ve Sambo. Gerçekte. harp yine de patlayacaktı.1 7 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n hayatını öğrenince. çıldırarak ölür Maamatih. Clare ile birlikte Vermant'a döner. O phelia St. Genç Shelby hariç. beraberce Kana- da'ya giderek George ve Elizo'yı ararlar. Eleştiri Tom Amca’nın Kulübesi’nin yayım lanm asından. A m eri­ ka’nın en çok sevilen ve en çok nefret edilen kadını yaptı. H arriet Beecher Stow e’ı. Topsy. Tabiî. C um hurbaşkanı Lincoln. Legree. yoğun bir aram a­ dan sonra bulunur ve yakında o da Nijerya'ya annesinin yanı­ na gidecektir. “dünya rom an tarihinin en sansasyonel hâdisesi” diye bahsedildi. onlan. kendi ırkına yardım etmek için Eliza ve Harry ile birlikte Nijerya'ya gider. George Harris. Eliza'nın senelerce önce kendisinden alı­ nan kızı olduğunu anlar. onlann ücretli işçiler olarak çalışabileceklerini söyler.

Harriet Beecher’in. tahayyülî bir tarzda gösterm ek suretiyle.” dedi. Harriet'in yedi çocuğu oldu. “O nu A llah yazdı. sunilikle. h atâ ve tahrifle dolu. şüphesiz altı erkek kardeşi. papazlıktan sonra. Ailevî ve dinî görevlerine rağmen Harri­ et yazmaya başladı ve çocukluğundan beri başka sahalara yöneltilen ta­ hayyül gücünü serbest bıraktı. hislerle. Papaz Lyman Beec- her’in yedinci çocuğu idi ve derin bir dinî inanışla yetiştirildi. On dört yaşında iken öğretmen oldu. çağın İncil üzerindeki tanınmış ilim adamlarından Prof. Fakat bunların hiçbiri. M elod­ ram ına. Fakat bu büyük kitabının kendi iradesi dışında olduğunu söyledi. Yirmi dört yaşında iken. yirmi bir yaşına gelince. dehşet içinde kalm am asına. ailesiyle birlikte Cincinati şeh­ rine taşındı ve bir ara bir kolejde ilâhiyat dersi verdi. Fakat bu saha ona kapandığından. Harfite. o da papaz olacaktı. Bn. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 7 7 rattığı zulm ü. Tom Amca'nın Kulübestni. “Ben sadece onun söylediklerini kay­ d ettim . ilkin. Amerikan tarihinin en tanınmış papazlarından biridir. 1851'de VVashington’daki kölelik aleyhtarı The National Era adındaki bir gazetede tefrika etmeye . kölelikten nefret ettirm eye çalıştı. gibi. Kitap. aşikârlık- la ilgili yüz tan e hatâsı var. kitabı bugün okuyan birinin dahi. rom anın ya­ rattığı derin izi silemez. in­ sanları. Rom an kötü bir tarzda bina edilm iş ve karakterler de daha kötü seçilmiştir. Yazar Harriet Beecher. Babası bu kolejin de­ kanı idi. yapabileceği şeyi yaptı. basm akalıp tiplerine herkesçe söylenen klişeleş­ m iş hâdiseler üzerinde durm asına rağm en. o insan­ lara acım am asına im kân yok. Stowe ile evlendi. Henry Ward Beecher adındaki erkek kardeşi.” Tom Amca’mn Kulübesi’nin. Eğer bir er­ kek olarak dünyaya gelmiş olsa idi. Calvin E. ihtiraslı ve güçlü. Kitap. Beecher. Amerika’nın kuzeydoğusunda New England diye adlandırılan bölgenin Connecticut eyaletinde doğdu.

öldüğü 1896’ya kadar elli yıl yazdı. Romanın büyük bir başarı sağlaması. “gerçek olmak­ tan başka. on altı eser verdi. Bazılarının “zamanı geçmiştir”. fakat diğerleri. Harriet Beecher Stovve. on- >:*an iyi olduğunu söyledikleri diğer kitapları üzerine gölge düşürdü.178 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n başladı. pek çok eleştiricinin. büyük bir yazarın olgun eserlerini gösterircesine sevimli ve komiktirler.” .

cim riliğ i h a s ta lık h a lin e g e tire n b iri. a p ­ ta l v e y ık an m ay ı se v m e y e n p is kızlar. ih tiy a r b ir kad ın . Plevvshkin: B eşinci b ir to p r a k sa h ib i. fa k a t m a lik â n e n in y ö n e tim i k o n u s u n d a k u rn a z . sa ğ lam yap ılı. ayı gibi b ir in sa n . se v im li. ço k içen ve c o şk u n . h e rk e s te g ü v e n y a ­ ra ta n se v im li b ir m aceracı. Manilov: C h ich ik o v ’u n iş y a p tığ ı b ir to p r a k sa h ib i. Sobakevich: D ö rd ü n c ü b ir to p r a k sa h ib i. k u m a rb a z v e m ü z m in b ir y alan cı. k ab a. e tk isiz ve b e lirli ö z e llik le ri b u lu n m a y a n biri. v a lin in k ızı. Nozdryev: Ü çüncü b ir to p ra k sa h ib i. isim ­ leri v e rilm e y e n iki h an ım . Korobochka Anne: Bir d iğ e r to p ra k sa h ib i. p o lis m ü d ü rü . k e n d in i ö v en . h âk im . Diğerleri: Vali. ö lü Canlar Yazan Nikolai Gogol (Nikolai Vassilievich Gogol Janovsky) (1 8 0 9 -1 8 5 2 ) Başlıca Karakterler Pavel İvanovich Chichikov: H ik ây en in k a h ra m a n ı. Selifah ve Petrushka: C h ich ik o v 'u n h iz m e tç ile ri: v u rd u m d u y m a z . e k s e ri k o ­ n u la rd a a p ta l. p o s ta m ü d ü rü . k a b a d a y ı. .

onların. toprak sahipleri. kendi mallonnın satıldığını gösteren belgeleri takdim ettikleri takdirde. ustaca tertiplenen çabucak zengin olma plânının uygulan­ masında kendisine yardım eder. ölümlerin. alanı bu belgeleri -ki hukukî bel­ gelerdir. ülkede dolaşarak. devlet memurlannın karakterierini ve serflerin sayısını iyice öğrenir. Kendisini eğlencelere. Alışveriş mahallî mahkemede koy­ da geçtiği zaman. bellibaşlı toprak sahiplerinin adlannı. Kendisinin. zengin ve nüfuzlu kimselerin güvenini kazanmasıdır. "üniversite danışmanı" olduğunu söy­ ler. evlerine davet eder. M ahallî eşraf. Bu arada. bir kasabaya gelir ve kasabanın ekonomik durumunu. Çiçikov. Her nüfus sayımında tespit edilen bu rakam. satın alabildiği kodar ölü can belgesi toplar ve tabiî bu alışve­ rişin mahiyetini de gizli tutar.toplam ak ve mevcut olmayan mülkiyeti rehine koya­ rak para almaktır. . Çiçikov'un efsanevî zenginliğe sahip biri o l­ duğu şâyialan yayılır.1 8 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Hikâye Pavel İvanovich Chichikov (ivanoviç Çiçikov) maharetleri ile yaıayan biri. onu önemli ve sevimli bir kimse sa­ narak aralanna alırlar. Kendisi de. Gerçekte ise. Toprak sahiple­ ri. gümrük dairesinde çalışmış ve kaçakçılarla işbiHiği yoptığı için koyulmuştur. Ukrayna'da bir çiftliği bulun­ duğunu ve serfleri orada çalıştıracağını söyler. Bu maha­ reti. malikânelere biçtikleri fiyat da o derecede düşük olacaktır. Çağın Rus kanunlanna göre. Romanın birinci bölümünde. Çiçikov. Başlıca özelliği övücü sözlerie. kanlan ve kızları da Ç içikov'a kur yapariar. böyle bir alışverişten memnundur. hemen hemen doğumlan dengeleyeceği düşüncesi ile bir son­ raki nüfus sayımına kadar değiştirilmezdi. malikânele­ rinde çalışan "canlar"ın yâni serflerin sayısına göre vergi ödü­ yordu. zira vergi memurlanna. son nüfus sayımından itibaren ölen "ölü canlar"ın ölüm belgelerini satın alır. Ç içikov'un.

M aamafıh. rom anın bitm em iş şekli sanat tarihi için büyük bir kayıp sayılmaz. Çiçikov. araların­ da şerefli bir tüccar. Toprak sahibi bir kadın. atlı araba­ sı içinde hızla gitmektedir. Valinin balosunda bir diğer toprak sahibi. Çiçikov. nasıl bir ülke olabilirdi? Eleştiriciler. bir sonraki macerası için. gerçekten faziletli insanlarla karşılaşacaktı. alelacele kasabadan ayrılır Ve kendisini en son gördüğümüz zaman. G ünüm üze kadar gelen bazı bölüm ler. sar­ hoş olur ve Çiçikov'un yaptığını anlatır. Şu halde. Fakat kendisi öylesine müzmin bir yalancıdır ki. adil bir vali. Bazılan. rom an. O nların etkileri altında. 1 0 0 Büyük R o m a n « 1 8 1 Çiçikov'un i| yaptığı kimselerin tedbirsizliği yüzünden. kom ik can­ lılıkta insanlardır ve bu yüzden birçok A m erikalı’ya Huck- leberry Fmn’deki bazı sayfaları hatırlatır. inandırıcı olm adığını söylediler. Çiçikov. valinin kızı ile evlenmek istediğini söylen Diğerleri­ ne göre ise. onu üç kısım dan tam am lam ak istedi ve elim izdeki kitap. ölmüş serflerin piyasadaki fiyotlannın ne o l­ duğunu sorar. biz onun ıslah olm asını istem eyiz ve kitaptaki faziletli karakterler de zinde değil. ideal bir toprak sahibi ve m ükem m el bir kadının da bulunduğu. tam am landığı takdirde. kendisini reform dan geçirecek. birinci kısm ı olacaktı. öylesine se­ vimli bir sahtekârdır ki. bir rom anın sadece küçük bir parçasıdır. onun ta- . böylece yeniden doğum un bir hikâyesi ve -bundan çıkarılan benzetişler- Rusya’nm bir hikâyesi olacaktı: Rusya. işin içyüzü meydana çıkar. rom anın nasıl olacağını gösteriyor. Çiçikov. Eleştiri Ölü Canlar. nasıl bir ülke idi. tam am lanm am ış bölüm leri su n ’i bu ld u ­ lar. Çiçikov'un. bir casus. kendisinin alda­ tıldığını anlayarak. hatta kılık değiştirmiş Napoleon Bona- part'tır. sözlerine kimse inanamaz. m uhtem elen. daha sonraki m aceralarında. Gogol.

on u hapseder ve o da sonunda eşkıyalığa başlar. önceki yılları hakkında bilgi verir: Ailesi. sansür edilen parçalardan biri. Gogol. okuyucunun. Yazar. en küçük teferruatı ile olduğu gibi anlattığından. dedikoducu kadınlar ve ayyaş serfler. h er şeyden şüphelenen Korobocka A nne. bu "flashback" (geriye dönüp geçm işf aydınlatm a) ye- rindedir. kahram anın. h ü k ü m eti bilhassa kızdırdı.1 8 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n m arnlanm am ış olu şu . Çiçikov. Fakat hikâyeyi. kilerde bulunan yiyeceklerden. Çarlık hüküm eti. okuyucunun o zam ana kadar hiçbir şey bilmediği. Yüzbaşı Kopeikin’in başından ge­ çenlerle ilgilidir: N apoleon H arplerinde m alûl kalan Ko- peikin. Kitap. plânm da başa­ rılı olam ayıp kasabayı terkettikten sonra. dükkân- . bir ayıyı andıran Sobakeviç. geriye dönerek. tam ahkâr Plevşkin ve bir sürü dejenere ve zorba devlet m em uru. Rusya’da böyle bir şey olabileceğini ka­ bul etm iyordu. günlük hayatı. Gogol’un gerçekleştirilm em iş büyük plânının perspektifi üzerine koyarak değerlendirir­ sek. Yüzbaşıya artık taham m ül edem eyen h ü küm et. elim izdeki şekli ile tam am lanm ış bir eser: On- dokuzuncu asrın başlarındaki Rus cem iyetini kıyasıya hic­ vediyor. bir köy so­ kağının m im arî tarzm dan. yapıdaki bir anorm alliği gösteriyor. Rom anın devlet m em urlarına hücum edişi. yalancı Nozd- ryev. Teamül­ lere göre bu gerçeklerin rom anın başlangıcında anlatılm a­ sı gerekirdi. m üellifi. beklenm eyen son bölüm . Kitapta. unutulm ayacak sahtekârların parlak bir ga­ lerisi. Rusya’nın bu m anzarası­ nın gerçek olduğunu kabul etm esi kolay. eğitim derecesi ve h ü k ü m et dairelerindeki işleri. Ölü Canlar. kendisine em eklilik hakkı verilm esi veya tazm inat ödenm esi için günlerce ve günlerce devlet dairelerinin ka­ pılarını aşındırır. varlığı ile yokluğunun hiçbir tesiri olm ayan Manilov. m alikâne sahibinin oturduğu evin üslûbundan. Burad^.

ülkenin tabiî m anzaraları. ‘sevimli hanım ’ın geldi­ ği haber verilince. B unun neticesi olarak ki­ tap. Böyle d ü şünm ek doğru değil. babalarının zenginlik ve mevki itibariyle ken­ dileriyle boy ölçüşecek derecede olm adığını söylem elerin­ den önce birbirini yeniden gören iki genç kız gibi haykır­ dılar. sosyal önem i haiz bir vakıa olarak gösterilir: “H er h u su sta sevimli hanım ’a. okuyucu. birbirinin elini tuttular. G örünenlere böylesine sadık kaldığından. öpüştüler ve yatılı m ektebi bitirdikten kısa bir m üddet sonra. Rusya’yı tan ıtm ak istem esini hayretle karşılı- yçr: Rus dili. Gogol’un. am a içinde. derhal aşağı inerek.çıkmayan cazibesi. sahtekârlığın bu yekne­ sak m anzarası ortasında. D iğerlerinden daha zeki ve tem iz olabi­ lir. Gogol. akıl- dah . hiç de. Gogol’un hikâye dışı­ n a çıkarak. başlıca teşh ir eş­ yası Çiçikov’dur.” B ütün bu sahte değerler dünyasında. gözle görünenleri zengin bir teferruatla anlatıyor. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 83 lan n tabelâlarındaki yazılardan ve kaldırım ların durum la­ rından uzun uzadıya bahseder. köksüz veya değer hü k ü m sü z bir o portünist. onu kapıda karşıla­ dı. anaları henüz kendilerine. h ü k ü m et san­ sürcülerini aldatm ak için böyle yaptığı sanılabilir. Burada. Gerçekte. sevdiği ülkeyi acım aksızın tenkit edişi. Fa­ kat yazarın. boş. o n u n m illiyetçiliği şovenlik derecesine bile vardı. bazı eleş­ tiriciler. alışveriş ettiği kim se- lerinki kadar ölü olduğunu bilmeyen. Tolstoy gibi bir rom ancının eserlerinde bulunm ayan bu teferruatın bazıları hoş ve bazıları da inanılm azcasm a ko­ m ik. büyüklüğü. . kitabın ahlâkî tezini anlatm ası için titizlikle seçilm iştir: Rus hayatının bayağı­ lığı ve ru h î boşluğu. Hanım lar. İki kadının kucaklaşarak öpüşm esi gibi basit bir teferru at bile. derin bir Rus milliyetçisi idi. kendi ru h u n u n . teferruat. Gogol’un basit bir realistten başka bir şey olm a­ dığını söylediler. Zevksizliğin ve gösterişliliğin.

Ecdadından bi­ ri. hem öğretmen olarak yeteneksizdi. küçük bir toprağa sahip bulunan bir ailede 1809 yılında doğdu. bilâkis. Yine. hızla gelip geçiyor ve endişeli göz­ lerle Rusya’ya bakıyor. diğer m illetler ve ülkeler. Önemli ilk kitaplarının konuları Ukrayna hayatından alın­ mıştı. Polonya krallarının hizmetinde bulunmuştu. olarak kul­ lanmaya başladı. Polonyo dilini hatırlatan Gogol-Janovsky adını. ülkesini. dünyanın bir ucundan ötekine giden bir atlı ara­ baya benzetir: "Ve sen. bir dedi­ ğini iki etmeyen anası ondan daha uzun yaşadı. allak bullak durum daki Çiçikov. bir ara Saint Petersburg Üniversitesi’nde tarih dersleri vermesine yol aç­ tı. gerçekte. . hiçbir zaman. orta çağlardaki tarihi ile il­ gili bir kitap yazmayı düşündü. fakat bu düşünceleri. yeryüzündeki her şey. bilhassa bilgili ve çok okuyan biri değildi. arabasında giderken. R om anın son sayfasında. Ukrayna’nın. onu yal­ nız bırakm ak için geri çekiliyorlar. henüz on yaşlarında iken babası öldü. sanki parça parça yırtılm ıştır ve fırtına çıkar. Nikolai. Saint Petersburg'a gitti. Gogol. ona geniş bir okuyucu kitlesi kazandırdı. Ukrayna’da. Rus­ ya’yı sevdiğini gösterir. A rabanın zilleri m elodik bir şekilde çalmaya başlar. onun zamanının büyük Rus yazarları arasında en az eğitim gördüğü söy­ lendi. Fakat Go­ gol. Hem bir bilgin. Bu kitap yazılmadı.184 • 100 B üvO k R o m a n on u n istikrarsız bir insan olduğunu değil. Hava.” Yazar Gogol’un kısa süren hayatı müşküller İçinde geçti. sadece Gogol. On dokuz yaşında Nyezin lisesini bitiren Gogol. derslerinin ekseri­ sine gitmedi ve on altı ay sonra da istifa etti. bir kız mektebin­ de ders vererek ve özel öğretmenlik yaparak geçimini sağladı. Hayatının oldukça erken bir çağında. Sonraları. fakat ailesindeki bu yaban­ cı izi onu daima mahçup bıraktı. Ukrayna kır hayatını ve folklorunu anlatan bir kitabı. Bir ara aktör olmayı düşündü ve kısa müddet için de devlet memu­ ru olarak çalıştı. Rusya nereye gidiyorsun? Cevap ver! Cevap vermiyor.

Rus hayatı­ nın unutulmayacak manzaralarını önümüze seren Ölü Canlar. Müfettiş ad\ kitabının (1836) tezi. ya Korobocka gibi kocakarılardır veya bir Rus tenkitçisinin söylediği üzere. Rusya’dan ayrıldı ve kısa ziyaretler dışında. Rus hikâyeciliğinde önemli bir kilometre taşıdr Hikâye.ıslah olduğu­ nu göstermek için Ölü Canlai’ı devam ettirdi ve Rusya dışından. Bir asır sonra. marazi denecek kadar şüp­ heleniyordu. onu kıyafet değiştirmiş müfettiş sanır ve kim olduğu meydana çıkana kadar. eğlendirirler. güzel bir paltoya sahip olmanın hayali İçinde yaşayan bir devlet memurunu anlatır. Onlar. l^/y adındaki romanı (1835) grotesk folklora olan tutkusunu gösterir. şahsına ıstırap verircesine. Çiçikov’un. Pi­ yes büyük başarı sağladı ise de. bir ziyafetten diğerine davet eder. şüphesiz yasaklanırdı. birçok hususlarda Ölü Canlaı’ m temelini hazırladı. nllıayet Kazaklar’ı konu alan ve Sir Walter Scot’un üslûbunda yazılan Taraş Bulba adındaki kabadayıca romanda kendini gösterdi. Kitabın (piyes) konusu. Piyes. Gençlik ve orta yaşlarında. bir hüküm verecek olursak. Gogol derinden derine nörotik bir adamdı ve sık sık depresyon geçirirdi. hakkındaki kararsızlığı. Bir sürü yolsuz işlerle İştigal eden mahallî devlet görevlileri. hariçte yaşadı. hayata komikçe bakış tarzı gitgide söndü ve sonraları ken­ disini büyük terimlerle anlatan ahlâkî bir hoca ve bir peygamber gibi gör­ dü. Gogol’un başlıca meselesi seksüel idi. Palto (1842). yarattığı karak­ terlerde de görülür. ne olduğu gibi kabul ediyor. Kadınlar. aralarındaki ilgi ta­ mamen ruhî kalacaktı. kendisinden. Kendisini. realitelerle sağlam bir temas kurmasına imkân veren. devlet dairelerindeki soysuzlaşma­ dır. Elimizdeki delillere göre. hükümet müfettişinin beklendiği bir kasabaya gelen sevimli bir sahtekârdır. ne de değiştirebiliyordu. roman. Mûfettiş’lne bir sonuç yazarak. ama Çar kitabı okumuş ve sahnelenmesini emretmişti. Kadınlara hiç ilgi duyma­ dı. bu fevkalâde komediyi vicdan üzerine remizli ve kinayeli bir tarzda yorumladı. arka- dâşlanna. Roma’da yazıldı. Piyes. Aynı yıl. Rusya hakkında her şeyi ve aslında birer Slav müesseseleri . Gogol. şeytanların ortadan kaldırdığı bir adamın hikâyesidir. Doğru. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 8 5 Gogol’un Ukrayna’ya beslediği sevgi. dine sarıldı. Bu ki­ tap. son derece dindar birl idi. hakikî müfettişin beklenmedik bir anda gelmesiyle son bulur. çikolata kutulan üzerindeki dokunulamaz mabüdelere benzeyen yaratıklar. Gogol’u sevilen biri yapmadı. bir kıza evlenme teklifinde bulundu ise de. Gogol.

Avrupa libera­ lizmine yönelen entelektüellerin bir manifestosu oldu. Ölü Canlaı'm tamamlanmamış kısmını^ tahrip etti. önün­ de haç çıkardı. nihaî fedakârlığı yaptı: On senedir üze­ rinde çalıştığı müsveddelerini. Artık yaşa­ mak istemiyordu. Ve Kont Alexander Tolstoy (meşhur Leo değil). asık çehresiyle işe devam etti ve müsveddeler kül haline gelince. . Nihayet bir gece 1852 Şubat’ında. Semyon’u öptü ve yatarak ağlamaya başladı. Arkadaşları onun bu mektuplarını iyi karşılamadı ve Byelinsky adındaki tenkitçinin yazdığı kızgın bir cevap. Gogol. {Arkadaşlarımla Yaptığım Mektuplaşmalardan Se­ çilmiş Pasajlar. kendisi­ ni tedaviye gelen doktorlarla kavga etti. fanatik Ortodoks Hıristiyan ve anti-liberaller ve Gogol kendisini. “Bana merdiveni verin!” idi. İşlerine bakan Semyon adındaki çocuk. kendi benliğinden mazohistik bir tarzda vazgeçercesine onlara terketti. efendisinin durumunu görerek önünde diz çöktü ve yazılarını yakmaması için yalvardı. bu yıkım tamamlandı. ken­ disini Gogol’un son yıllarında. Avrupa’nın hümanist kültürünü yeren mektuplar gönderdi.1 8 6 • 1 0 0 B üyük R o m an olan sertlik ve otokrasiyi de öven. Gogol'un kendisine olan itima­ dını kökünden sarstı. cehennem ateşlerinin tehdidi altında dehşet içinde tuttu. Derin bir depresyona daldı. fakat kimse ne demek istedi­ ğini bilmiyordu. Papaz Matvey. her çeşit sanat ve edebiyatın aleyhinde idi ve mü­ ridini. Hem Tolstoy. Gogol. Dokuz gün sonra öldü. hiçbir şey yemedi. onun ruhî direktörü olacak Papaz Matvey Kontastinovski ile tanıştırdığı zaman. Arkadaşları tarafından reddedilmesi. hem de papaz. 1847). Gogol’un son kelimeleri.

Haydee. s o n u n d a . a rk a d a ş la rın a cö m e rt. H aro ao n ad lı g e m in in sa h ib i. s o n ra la rı a s k e r ve A rn a v u t­ lu k ’tak i a s k e rî b ir m aceracı. M. Gemici Sindebad. İlkin s a m i­ m î v e g ü v e n ilir b ir in s a n d ır. so n ra la rı F e rn a n d ’la ev len ir. C om te d e M orcerf u n v a n ı ile tü m g e n e ra l. Lord Wilmore. fa k a t h a p is h a n e d e g eçird iğ i y ılla r s o ­ n u n d a in tik a m h iss i ile y a n ıp tu tu ş u r . s o n ra la rı V alen tin e de V illefo rt'a â ş ık o lu r. Mercedes: K uzeni E d m o n d ’la n işa n lı. M ondego ta r a fın d a n köle p a z a r ın d a s a tılır v e M onte K risto ta r a fın d a n k u rta rılır. . Morrell: M arsilyalı b ir tü c c a r. C en in eli Ali P aşa’n ın kızı. d ü ş ­ m a n la rın a k a rşı kinci ve h e r z a m a n e s ra re n g iz b ir ad a m . Dantes’in kendisini tanıttığı diğer isimler: Abbe Busoni. M erced es'le n işa n lı. M onte K risto K ontu o larak g ö ste riş li b ir şe k ild e z e n g in ve gü çlü . Mazimilian Morrel: O ğlu. Louis Dantes: E d m o n d ’u n b a b a sı. Fernand Mondego: K atalanyalı b ir balıkçı. Monte Kristo Kontu Yazan Alexandre Dumas Pere (1 8 0 2 -1 8 7 0 ) Başhca Karakterler Edmond Dantes: M arsilyalı b ir d e n iz c i.

N o irtie r’le y a p tığ ı bir d ü e llo d a ö ld ü rü lü r. savcı. R om alı b ir eşkıya. Baron Franz d’Epinay: O ğlu. Madelenine Caderousse (L acarcote d iy e çağırılır). Valentine de Villeford: R e n ee'n in kızı. Pepino: Bir ço b an . Albert de Morcerrin arkadaşları: Beauchamp. so n ra la rı V am pa’n ın eşk ıy a g ru b u n d a y e r alır. s o n ra la rı Baron D an g lars. Château-Renaud D’Avrigny: De V illefo rt’u n d o k to ru . D a n te s’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n u eğ itir. de V illefo rt’u n k a y ın p e d e ri ve k ay ın v alid esi. E ugenie D a n g la rs’la n i­ şan lı o lm ak la b e r a b e r kızı se v m ez. Monte Kristo Kontu’nun hizmetçileri. General Flavin de Quesnel: Kralcı b ir g en eral. Renee de Saint-Meran: K ızları. k en d i ih tira s la rıy la çelişkili o ld u ğ u z a m a n la rd a v ic d a n s ız . Noirtier: K ü stah v e az im li b ir B o n a p artçı fe sa tç ı. Baptistin Ali. M. Eugenie Danglars: Kızı. M axim ilian M orrel’e âşık. Debray. Karısı. so n ra la rı h ancı. Gerard de Vlllefort: O ğlu. b a ğ ım sız b ir kız. k e n d i­ sin i B inbaşı A n d rea C a v alcan ti’n in oğlu o la ra k ta k d im e d e r. Lauise d’Armilly: E u g en ie’n in a rk a d a ş ı ve m u sik î h o cası. V iellefo rt'u n ilk karısı. a k tr is t o lm ak istS r. te rz i. Barones Danglars: Karısı. V alen tin e ile n işa n lı. Bertuccio. b an kacı. ö n c e le ri V illefo rt'a âşık. Abbe Faria: D’lf Ş a to su ’n d a k i b ir m ah k û m . Heloise: V illefo rt’u n H elo ise’d e n o lan oğlu. Marqis ve Marqüise de Saint Meran: Eski a ris to k ra s i m e n s u p la rı. Dagnlars: D a n te s’in g e m isin d e k arg o şefi. Binbaşı Bartolomeo Cavalcanti: İtalyalı b ir m aceracı.188 • 100 B ü yük R o m an Vicomte Albert de Morcerf: F e rn a n d ’m oğlu. g en ellik le v ic d a n lı biri o lm a sın a ra ğ ­ m en . . Benedotte: V illefo rd v e B arones D a n g la rs’ın g a y rim e şru çocuğu. Luigi Vampa. Gaspard Caderousse: Louis D a n te s’in k o m şu su .

Hikâyenin kahraman! Edmond Dantes. Bununla beraber. Geminin sahibi. geminin kap­ tanı âniden ölür ve Dantes kaptan olur. Dan- tes'in düşmanları da vardır. Bu iki kişi. Louis vardır. kamarotuna mü­ hürlü bir paket vererek^ Elbe adasındaki Napoleon'a götür­ mesini istemişti. 100 büyük R o m an • 189 Hikâye Bu tür bir kitabın sayfalarında. Pharaon'un kargo şefi -ki kaptan olm ak ister. üstelik M er­ cedes adlı Katalanyalı güzel bir kızla evlenmek üzeredir. Mercedes'in. Pharaon gemisinin de ikinci kaptanı. Noirti- er adında bir Parisli'ye iletilmesi için bir mektup verirler. imparatorun mektubunu götürdüğü aynı N oirtier'in oğlu. Biri. ölümünden kısa bir müddet önce. hayatının başlıca iki hedefine erişmek üzeredir. şimdi zor bir durumdadır.ve diğeri de. Pharaon'un kaptanı. N apoli'den Marsilya'ya gittiği sırada. Dantes'in ihbar edildiği şahıs savcı M. Monte Kristo Kontu'nun 118 bölümünün özetini vermek mümkün değil. Bourbon rejiminin bir kamu görevlisi olan de Villefort. Dantes'in. Dan- tes'in siyasî inanışlan yoktur. Dantes. Kargaşalı siyasî durumda onlara yardım eder. Gelgelelim. Hikâye 1815'te boşlar: Paris'te Kral XVIII. onunla evlen­ mek isteyen Fernand M ondega adlı yeğeni. Na- poleon da Elbe adasındadır. bu muhaberelerin muhtevasını ve böylece. Paketi Dantes götürür ve kendisine M. Böy­ lece. Dan- tes'in bu mevkide devamlı kalmasını ister. M ahallî otoritelere bir mektup yazarak. Marsilyalı bir denizcidir. olup bitenlerden haberdardır. Dagnlars. Dantes evlenmeden bir iki saat önce tevkif edilir. zira babası felâh bulmaz bir Bona- . N apoleon'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir entrikaya ortak olduğunu bilmez. de Villefort'tur: Dantes'in. Cade- rousse adlı ayyaş bir komşulannın yardımı ile Edmond'u ara­ dan çıkarmayı plânlar. Bonapartçı olduğunu ihbar eder ve mek­ tubu de Fernand ile gönderir. henüz on dokuz yaşında olmasına rağmen.

Dantes serbest bırakılmadan. yerini ancak kendisinin bildiği gizli bir hâzineden pay vereceğini söy­ leyerek serbest bırakılmasını ister. imparatora yaptığı hizmetleri olduk­ ça mübalâğalı bir tarzda anlatarak serbest bırakılması için ça­ lışır. bu arada bazı yabancı dilleri de öğretir İtalyan papazı. meslek hayatının sona ereceğini anlar. kimsenin yaşamadığı bir adadır. zira onlara. ölüm dar­ . intikam şa­ irane adaletin şaheser bir örneği olacaktır. Papazın -onaltıncı asra kadar uzanan. rejim düşer ve Bourbon'lar yeniden iktidara gelirler.1 9 0 • 1 0 0 Büyük R o m an partçıdır. Dantes artık. Dantes. Dantes'in getirdiği mektubu okurken. Bunun üzerine. bu hâzinenin mevcut olduğu hakkında Dantes'e garanti verir ve beraberce kaçtıklan takdirde. Caderousse ve de Villefort. aralannda paylaşacaklannı söyler. M orrel. Dantes'in.hâzinesi Tuscan ta ­ kım adalanndaki Monte Kristo adında. Fakat plânı uygulamaya geçmeden önce papaz ölür. O toriteler papazı çılgın addederler. mektubu yakar ve Dantes'i tehlikeli siyasî suç işleyenlerin tutulduklan Marsilya limanındaki d 'lt Şatosu'na gönderir. Dantes. maruz kaldığı adaletsizlik kendisini derinden sarsar. Dentes. Dantes'in önünde şimdi kaçabilmek için bir tek yol vardır: Papazın cese­ dini kendi yatağına sürükler ve kendisini. artık tehlikeli bir Bonapartçı olarak lekelenir ve d 'lf şatosu'nda on dört sene kalır. Kendisini hapseden dört kişiden intikam almaya yemin eder. Abbe Faria adındaki bir İtalyan pa­ pazıdır. O nlara. Danglars. Fernanda M ondego. ipleri çözer ve yüzerek sahile çıkar. son derece ze­ ki bir insandır ve mahkûm arkadaşına birçok şey. M am afih. Şa­ todaki bir diğer mahkûm. Torba denize atılacağı zaman. Dantes oraya gider ve arkadaşının sözlerinin doğ­ ru olduğunu görür. Yüz gün süren Napoleon yönetiminin geri getirilmesi sıra­ sında. Faria. Faria'nın gömülece­ ği torbanın içine kor. tasavvur edilemeyecek kadar zengin ve her istediğini yapacak kadar da güçlüdür. muhtevası açıklandığı takdirde. bu papazla gizliden gizliye muhabere eder ve dostluk kurar.

100 B üyük R om an * 1 9 1 besini Dantes indirmeyecek. Her gittiği yerde bir sansasyon ve hiç olmazsa hanım­ lar arasında da hayranlık ve korkunun oluşturduğu bir ürperti yaratır Kont. Yaşayışı. elması bir kuyumcuya satar ve adamı öldürerek de geri alırlar.kurbanı olacaklar­ dır. onu intihar etmekten kurtanr ve kendisine ayrıca yeni bir gemi verir. O nun. her biri. Nihayet. kendisini bir İn­ giliz bankasının temsilcisi olarak tanıtın M orrel'in borçlannı öder. korsan ve eşkıyalarla işbirliği yaptığı ve üç kıtada haremi bulunduğu söylenir. efsanevî zenginliğe sahip. ilkin. Adamın. daimî uşağı da Nubiyalı bir dilsizdir. . kendisinin Monte Kristo Kontu olduğunu söyleyen. Bu şeytanî plânını uygulamak için. hıyanet ve ihtiras. Yanında İstanbul'dan satın aldığı bir Yunan kızı vardır. başka bir görünüm altında. 1838'de İtalya'da. Maltalı o l­ duğu. bu habislerin her biri kendi kötü­ lüklerinin -tamahkârlık. bir müddet sora. önceki suç ortağı. doğu sultan- lannı akla getirir. asla beklemedikleri bir zamanda önle­ rine gelen bu nimetle yetinmezler. O nun ne kadar tam ahkâr olduğunu bilen Kont. Marsilya'ya. bir papaz veya İngiliz olarak dolaşır. eski işyerine ve hâmisi M orrel'e olan borcunu öder. de Villefort'un gayrimeşru çocuğuna şantaj yapar ve kendi ölümünü hazırlar. Yolculuğa çıktığı za­ man. Kont. Sonralon kaçarsa da. ona kıymetli bir elmas verir Caderousse ve kansı. M orrel'in güçlükler içinde çırpındığı bir sı­ rada vanr: M orrel'in şirketinin bütün gemileri denizde batmış­ tır ve borçlannı ödeyemez durumdadır. Dantes'in görünüşünü değiştirmesine ve zamana ihtiyacı o la ­ caktır. esrarengiz bir yabancı görünür. neden öldürüldüklerini ve intikam alanın kim olduğunu bilmelidir. zira Dantes'in hapsedilmesinde pasif bir suç ortağı rolünü oynamıştır. Kont'un eski düşmanlan arasında en az suçlusu Cadero- usse'dir. küreğe mahkûm edilir. Caderousse bu suçundan ötürü. her tarafta odamlan vardır ve her şeyi bilir. Yunanistan'da bir gümüş madeni keşfettiği. Böylece.

şimdi baş savcıdır (Procureur de roi). kısa bir zaman içinde. Comte de Morcerf olarak tanıtmaya başlamıştır. Dantes'i mahkûm eden de Villefort. sadece çocuğu . Monte Kristo'nun arkadaşı olan Haydee'dir ve Haydee'nin de Ali Pa- şa'nın kızı olduğu ve M orcerf'i gayet iyi hatırladığı ortaya çı­ kar. Fransa'ya zengin biri olarak dönmüş ve tümgeneral rütbesini de kazanarak kendisini. Ali Paşa'ya yapılan hıyanet hakkında îmalı yazılar çıkar ve Lord- lar Meclisi meseleyi araştınr. daha önce. yaşarrıası sağlanır ve Bertuccio adındaki bir kaçakçı tarafından yetiştirilir. Bu çocuk. çünkü Dantes'in mahkûm edilmesinden istifade ederek Mercedes'le evlenmiştir. Fakat hiç de muhtemel g ö ­ rülmeyen bir dizi hadiseler sonucu. Danglers araştırır ve nişan bozulur. Aradan geçen yıllar zarfında. bir sürü ciddî suç işle­ mesine rağmen. M orcerf'in şerefli bir insan olan oğlu. De Villefort. Arnavut Ali Paşa'nın hizmetinde bulunduktan sonra. babasının hakikî karakteri hakkın­ da hiçbir şey bilmez ve Danglers'in kızı Eugenie ile istemeye istemeye nişanlanır. çocuk ölmeden mezardan çıkanlır. M orcerf ailesi­ nin dolabında bir iskelet bulunduğunu söyler. Danglers'e. Danglers'in karısından bir çocuğu olmuş ve bebeğin ölü doğduğu söylenmiştir. suç işleme temayüllerini ortaya koyar. Fransız ordusunda hizmet görmüş ve ardından. Monte Kristo. Seneler­ ce önce. üvey ebeveynlerini soyar ve küreğe mahkûm edilir. Benedotte. Balkanlar'da bir askerî macerası olmuştur. Hâdisenin başlıca şahidi. efendisini sultana ihbar etmiş. gazetelerde. Bu karışık hâdiseler yumağı çözülürken de Viilefort'un bi­ rinci kansından Valentine adlı meşru bir kızı ve ikinci kansın- dan da Edouard adında hiç de sevimli olmayan bir erkek ç o ­ cuğu olur.1 9 2 • 1 0 0 Büyük R o m an Kontun başlıca düşmanı Fernand M ondega'dır. aslında canlı olan be­ beği gizlice bahçeye gömmüştür. Mazisi lekelidir. Caderousse'nin bir suç ortağı olarak gördüğümüz Benedotte'dir. Ardından. De Viilefort'un ikinci karısı Heloise. M orcerf'in karısı ve kızı kendisini ve servetini reddederek terkeder ve Morcerf intihar eder.

mütereddit bir tarzda Albert de M orcerf'la nişanlanmıştır. ölmez ise de.ülkenin baş savcısının kendi öz babası olduğunu ve be­ bek iken kendisini öldürmek istediğini söyler De Villefort. daha sonra Vaientine de Vil- lefort. fakat Ali Paşa skandali meydana çıktığından beri. hapishane kaçağı Benedotte'yi teklif eder Göz alıcı bir tarzda giyindiğinden. 1 0 0 Büyük R o m a n • 193 için yaşar ve kocasının birinci kansından elde ettiği servetin önüne dikilecek bütün vârislerini ortadan kaldırmak ister N or­ mal olarak bu miras tabiî. Heloise ailesiyle dostluk kurar. daha hafif bir ceza ile kurtulur. alelacele Caderousse'm katili olarak yargılanan Benedotte -ki artık ebeveynlerinin kimler olduğunu bilir. kendisine daha iyi bir dam at a ra r Monte Kris­ to. ağır bir şekilde hastalanır. pe­ rişan bir halde evine döner. ardından efendisi için hazırlanan içki­ yi kazaen içen babasının uşağı. 1815'ten bu ya­ na. De Villefort. birin­ ci kansının ebeveynleri. Kadına. Danglers'in istediği bir da­ mattır Fakat nikâh kıyılacağı sırada. kendisine Baron unva­ nı verilmiştir Aristokratik bir kadınla evlidir Monte Kristo. bu noktada. Bunun takip eden aylar boyunca da Villetort ailesi men­ suplarından bazılan esrarengiz bir şekilde ölürler. bir kaza olmadıkça. polis. Danglers'in kızı. ilkin. öldürülmekten kurtulması için intihar etmesini söyler Fakat onun bu teklifi kabul edip et­ mediğini beklemeden. onu en hassas iki yönünden vurabilir: Sosyal ihtirası ve tam ahkârlı­ ğı. Valentine'nin hakkıdır Monte Kristo Kontu. ka­ tilin birinci karısı olduğunu anlar. Şimdi kadını tevkif etmek. Heloise ve Edouard'm kendilerini öldürdüklerini ve Dantes'in de onlann cesetlerinin başucunda şeytanî bir kahkaha kopardığını g ö rür Baş savcı. o da sosyal merdivende yükselmiş. Caderousse'yi ö l­ dürme suçu ile Benedotte'yi tevkif eder. . yeterli parası bulunduğundan ve sahte bir şecere ile de göründüğünden. kadının güvenini kazanır ve kadının nefes darlı­ ğım'giderecek ilâçlar gelirmişçesine bir şişe zehir verir. kendisinin resmî görevidir. Danglers. birkaç daki­ ka sonra çıldınr Danglers.

fakat bu arada Danglars'ın saçlan bembeyaz olmuştur. K itabın adı. ilkin İtalya’da geçmesi düşünülüyordu (XXXI. Monte Kristo'nun yanında.) Albert de M orcerf'le arkadaşlık kurar ve Mercedes'i cezalandırmaktan vazgeçer.. Aşkın ve nefretin eski borçları artık ödendiğinden. vicdan azabı duyarak. bu adaya ayak basm am ış sadece 1842’de vapur­ dan görm üştür. Esrarengiz yabancı da. La Poliçe Devoile adlı küçük hikâyesinden gelir. Monte Kristo intikamını. Monte Kristo onu serbest bırakır. esrarengiz bir şekilde. Roma'ya kaçar ve orada da. Danglars'ın yanındaki bütün para tükenene kadar haftalarca devam eder. bölüm ün. Monte Kristo. Bir mağaraya götürülür ve bir tavuğa beş bin altın vermedikçe kendisini aç bırakırlar Bu. Denglers'in bankasından beş milyon lira çekebileceğine dair kredi mektupları vardır.P. Haydee. kendisinin eski hâmisi Maximilian M orrel'in oğlu ile evlen­ mesini mümkün kılar. (Edouard'ın ölümü kaza idi. gel­ diği gibi ayrılır. Valentine'ye gelince.194 • 100 B üyük R om an Danglers'in itibarı sarsılmıştır. gerçekten sevdiği erkek­ le. birin­ ci bölüm gibi yazıldığına dikkat ediniz) ve kontun önceki . Fiorentino ile birlikte yazıldı. Allah'ın intikam meleği rolünü oynamakta ileri gidip gitmediğini ken­ di kendisine sorar. zehiri içerek hastalanan kızı kurtarır. Pa­ rayı. Hikâyenin. düşmanlannın çocuklanna götür­ mez. Danglers yıkılmıştır. onun ölece­ ğini tahmin etmişti. M aam afih. Kont'un emirleriyle hareket eden eşkıyalar kendisini. Eleştiri Monte Kristo. D um as. Sonunda. A uguste M acquet ve A. M onte Kristo adasından gelir. Monte Kristo. P euchet’i. hâlâ kendisiyle bera­ berdir ve mutluluk ihtimalleri başgösterir Velentine ve Maxi- m ilian'a Allahaısmarladık diyerek. Danglers'in normalin üstünde kredi verdiği bir zamanda çeker. derhal yakalarlar. fakat daha da ıstırap çekme­ si gerek.

d ö rt ayrı piyes halinde sahne­ ye kondu. H âdiselerin bu derece ü st üste yığılm asının sebebi şu idi ki. hikâye. m uğlâk ve teferruatıyla ele alınm ış tesadüfler­ le dolu plânı. Rom an. D um as’a satır hesabı ücret öden­ diğini hatırlayacağız. ço­ cuklar için düşünülm em işti. rom an. birbirle­ rine. da­ ha sonra eklendi. d ’If şatosundan kaçıp kaçmadığını sordu­ lar. Stevenson ve A ndrew Youn. G ünüm üzde bu kitabı bilhassa çocuklar. çünkü kendi tü rü n ­ de bir şaheser olm akla beraber. bu anlaşm adan istifade e t­ m ek için. (D um as. Marsilya. K itabın u zunluğuna ve zam an zam an görünen uzun cüm lelere gelince. D an tes’in m ahkûm iyeti ile ilgili ilk otuz bölüm . 1840’larm okuyucula­ rı. Böylece. Monte Kristo Kontu’nda h atâ bulm ak kolay. form a tefrika edildi ve "bir sonraki sayıda devam edecek hikâye” okuyucularının ilgisini çekebilm ek için. inanılm azlığın verdiği istekli hayret dışında -ki Coleridge’e göre. okuyucusunu hiçbir zam an d ü şü n ­ meye sevketm eyen. 100 B ü y ü k R o m a n * 1 9 5 hayatı daha sonraları anlatılacaktı. Gautier. er­ genlik yaşındaki çocuklar okuyor. günüm üzden az sofistike (kültürlü) idiler. ilkin. zira tefrika edildiği zam an. 1844’te on iki cilt olarak basıldı ve sekiz sene sonra. kitabın bu sihirli yönünden bahsettiler. üç bölüm de ele alınır. D antes’in. h er Parisli okudu ve sokaklarda. sadece tek heceli kelim elerle konuşan bir karak­ ter de araya koym ak istedi ise de.hiç de derin bir şekilde ele alınam az. Balzac. şâirane inanış için gereklidir. ekseri tenkitçilerin üze­ rinde duracakları tip te bir şaheser değil. Belki. Rom a ve Paris. hiç ol­ mazsa. yayımcılar. h er bölüm de heyecanlı bir m acera anlatm ak zo­ rundaydı. forma. Monte Kristo Kontu. M acquet’in teklifi üze­ rine. yarım satır­ . Rom anın m uazzam . Kitabın niye bu kadar p o ­ p ü ler olduğu üzerinde durm ak gerek. fakat bitirm eden bırakılam ayan kitap­ lardan biri. B ununla beraber.

tutum suzluğu. onun diğerlerinden daha fazla hakikî olm asından değil. H atırdan çıkmayacak tek yaratık M onte K risto’nun kendi­ si. Kendisine zarar verenlerden aldığı dehşetli intikam . H enry Jam es’in sanatı değildir. M onte Kristo. D antes öylesine saf bir efsanedir ki. M aamafih. O ndokuzuncu asrın rom anlarında. Bu­ gün bu tü r karakterler ikinci derecedeki film lerde veya ço­ cuklar için hazırlanan televizyon program larında bulunur. O nun kahram anları gibi. okuyucunun hayallerinin istediği şekilde hareket etm ek m ecburiyetinde. Bunun sebebi de. D um as’ın kendisinin de hayal ettiği ve hem en gerçekleştirdiği hayatı yaşar. Şüphesiz. bu tü r karakter­ ler fazla. son derece ve fevkalâde gayri hakiki ol­ duğundan. O nun kitabm daki habisler. dram atik jestleri çok sevmesi ile adadaki m ağarasında. okuyanı öylesine te ­ . zengin ve güçlü olmayı.1 9 6 • 1 0 0 B üyük R o m a n dan az satırlar için ücret ödem ek istem ediklerinden. M elod­ ram sanatı. Jules Verne’nin N a u tilu s’un kaptanı M em o böy­ le biri. şüphesiz. yine orijinini gizleyen esrarengiz bir havası var ve m azideki aşk yaralarını örten. bu karakterden vazgeçildi. büyük babası bir "m arquis” ve büyük annesi ile köle olan fakir bir çocuğun hayallerini yansıtıyor. hanım hanım cık kadınlarla m uğlâklık veya derinlik yoktur. bir arzunun yerine ge­ tirilm esidir: Kahram an. bonkörlüğü. uzun boyludur.) D um as’m karakterleri hakkm da da fazla bir şey söyle­ yemeyiz. M elodram ın sırrı. parlak bir hayat yaşamayı hayal eden herkesin tahayyül gücünü harekete geçirir. kahram anlar. D antes bazı hallerde D um as’m kendine benziyor: Cöm ertliği. bu noktalar üzerinde durarak. M onte Kris- to K ontu’nu küçüm sem ek saçm a bir hareket olur. Byron’un kahram anları sülâlesinden. saçları siyah ve solgun yüzlü. onun kendi kanunları vardır. Bugün bile. Edebî şecere terim leriyle ele alınacak olursa. dünya görm üş insanlara m ahsus bir dav­ ranış.

mahallî bir kızla evlendi ve kırk dört yaşında. Dumas da. babasının sağlam vücudunu ve kıvırcık zen­ ci saçlarını tevarüs etti. d ’If Şatosu’ndaki m uha­ fızlar. Yazar 1802 tarihli nüfus kâğıdında Dumas'ın tam ismi. Uzun boylu ve yakışıklı bir melez olan babası. kadının sonraları. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 9 7 siri altında bırakır ki. dramatik etkin­ liğin ne olduğunu biliyordu ve piyesleri tutuldu. Başarısının büyük bir se­ bebi. Dumas. edebî bir eğitimden geçmemiş olmasına veya böyle bir ihtirası da bulunmamasına rağmen. Alexandre Dumas Davy de la Pelleterie olarak gösterilir. genellik­ . Dumas'ın bundan sonra hayatına giren kadınların adları uzun bir liste oluşturmuştur. bilgisiz ve gör­ güsüz bir köylü çocuğundan başka bir şey değildi. tiyatrolara devam et­ meye başladı ve -daha önce. sansasyonel tezleri işledi. onun m ahkûm tu tu ld u ğ u hücreyi gösterirler. Eğer Dumas. Bu kadınlar. Tek çocuğu Alexandre. Bu piyeslerin en meşhuru. On altı yaşında iken. gizli odalarla ve cesetlerle dolu. yetenekli herkese ilerleme imkânı ve­ ren politikasından ötürü otuz yaşında bir korgeneral oldu. ilkel bir eğitimden geçti. başka hiçbir şey bilmiyorsa. Fakat yerinde duramı­ yordu ve hükümet merkezinde aradığı heyecanı bulacağına inandı ve ba­ basının eski bir silâh arkadaşının yardımı ile Paris’te Duc'de Orleans’ın sekreteri oldu. Dumas. öldü. Santo Do- mingo’da yerleşerek çiftçilik yapan bir Fransız markizi olan büyük baba­ sının adı idi. kasvetli mahzenlerle. la Traviata) adlı eseriyle ün kazanacak Alexandre Dumas adlı bir oğlu vardı.tiyatro eserleri yazma­ ya karar verdi. neo-klâsik trajedinin tantanalı. annesinin ma­ vi gözlerini ve beyaz tenini. bir zenci köle olan büyük annesinin adı idi. bu başarısının tesiri altında Catherine Lebay adında bir ter­ zi ile metres hayatı yaşamaya başladı. Napoleon’la kavga ettikten sonra. Camille (La Da- me axu Camelies] operatik şekli. Davy de la Pelleterie. Gotik sahneleri. Şehirde böylece yerleştikten sonra. ihtilâlden önce. La Tour de Nesle (1832) adlı tarihî bir dramdı. gösterişli geleneklerinden sıyrılmış olmasına borçludur: Terbiyeli bir üslûpla ele alınmış klâsik tezler yerine. bugün bile. Paris civarındaki bir köye çekildi. derin düşünceli ByronvarI kahramanlar ve diğer melodramatik vasıtalar kullandı. bir er olarak or­ duya intisap etti ve Napoleon’un.

hatırlanacak bir eser vermedi. ata eyersiz binen Adah Menken adında bir Amerikan aktrisi idi. 1845). zira Macguet ve diğerleri. Muhtemelen. kendilerinin iyi ücret aldıklarını söylediler ve her za­ man cömert bir adam olan Dumas da. çünkü Du- mas’ın 1860 ile 1880 arasında yazdığı kitapların sayısı 277’dir! Birçokla­ rı sahneye kondu ve Dumas. Kraliçenin Gerdanlığı (La Collier de la Reine. Eser. Le VI- comte de Bragelonne (1848-1850). onyedinci ve onsekizinci asırlar­ da geçen aşk ve macera romanlarıydı. 1847'de de kendi eserlerini sahnelemek için bir tiyatro kurdu. IVlenken. Roman hayatın­ daki mesleği 1840’larda. ne kadarının Macquet tarafından yazıldığını uzun uzun tartıştılar. onun ne kadarının Dumas. Gautier. . Du- mas’ın bütün eserlerini okuyan bir kimse gösterilemezdi. 1845) Kraliçe Mar- got (La Reine Margot.198 • 100 B ü y ü k R o m an le aktrislerdi ve bunların onuncusu ve en meşlıuru da. onaltıncı. iki veya üç kitap yayımlıyorlardı. bazılarında çağdaş vakıalar üze­ rinde duruldu ve diğerleri de dedektif hikâyeleri idiler. tarihî araştırmanın büyük bir kıs­ mını Macguet yaptı ve hikâyenin kabataslak bir plânını da hazırladı. Monte Kristo Kontu. Öyle görülüyor ki. daha önce uzun müddet devam etti ise de. Kırk Beş Muhafız (Les Quarente-Cing 1847-1848). Ûç Silâhşörler (Les Trois Mausquetaries) adı altında yayımlandı. Bunlann çoğu. altı veya on cilt­ lik. Du­ mas ve mesai arkadaşı. Metreslerinden biri ile bir ara evlendi: Ida Ferrier adındaki bu kadınla ilişkisi. bugün bilhassa bir romancı olarak hatırlanır. işbirliği yaptığı kimselerin hiçbiri kendi başlarına. İkisi 1700’de basılan Memories de Monsieur r'artagnan ad- lı eski bir kitaba dayalı tarihî bir roman plânı hazırladılar. 1850) ve OIympe de Cleves (1852). 1849-1850). inanılmaz bir süratle. Fakat bu suçlamalann yerinde olduğu söylenemez. Dumas’ı bir “roman fabrikası” işlet­ mekle ve az ücret ödenen yazarlann sırtından zengin olmakla itham edenler vardır. Ûç Silâhşörler ile hemen hemen aynı zamanda yayımlandı ve onun kadar da tutundu. Kara Lâle (La Tulipe Noire. Bilginler. onların yardımlannı daima takdir etti. bu “roman fabrikası”nın sihiri Dumas’dı. Yine iyi bilinen eserler arasında şunlar zikredebilir: Yirmi Sene Sonra (Vigt Ans Apres. Dumas. Svvinbur- ne ve Dickens gibi edebiyatçılarla da ilişkiler kurmuştu. piyeslerinden birini düzeltmek için kendisine yardım eden Mecquet adındaki bir öğretmenle arkadaşlık kurduğu za­ man başladı. evlilik kısa sürdü. Monsoreaulu Hanım (La dame de Monsro- reau. bir anda. Yine unutmamak gerekir ki. 1846).

çarçur edilmeyecel< kadar büyük değildi. Pompei’deki arkeolojik bir araştırmaya nezaret etti. son nefesini ver­ diği ana kadar. Hayatının son on senesini ekseriya istirahat ederek geçirdi. villa hakkında günümüze kadar gelen bilgiler. arkadaşlarını. sefil ve kötürümdü: Adeta. 1848 ihtilâli geldi. Prusya birlikleri şehre giriyorlardı. enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti ve 1860’da. enerjisi ve canlılığı azalmaya başladı. parça­ lanmakta olan bir dağı andıran bu adam. Parisli okuyucuların zevkleri değişiyordu ve Dumas gitgide. tiyatro dünyası bilhassa Du- mas’ın tiyatrosu için felâket getirdi. . 1 0 0 B üyük R om a n « 1 9 9 Bu romanlar. yüzündeki müşfik gülümseme eksik olmadı. hiçbir servet onun için. bu işten bıkarak Paris’e döndü. merak peşinde gidenleri ve asalakları eğlen­ dirdi. Nihayet. 1853’te bir gazete kurdu ve içindeki yazılardan çoğunu kendisi yazdı. Ölüm yatağında iken. Dumas. 1870’de. devrini ta­ mamlamış bir yazar olarak görünmeye başladı. villa satıldı ve 1851’de borçlandı­ ğı kimselerden kaçmak için Brüksel’e gitti. fakat kimse. Bir ara. Alexandre’nin Dieppe civarın­ daki villasında. şimdi hayatının üçüncü mesleğine başladı: Gazetecilik. bu haberi ona iletecek ce­ sarete sahip değildi. Kendi müsrifliği yüzünden uçuruma giden yolda daha da fazla yol aldı. Hizmetçilerine verilecek şarap kalma­ yınca bir kasa şampanya açtı. Dumas’ın tavsiyesi olduğu söylenir. akla ünlü sinema yapımcısı De Mille’nin filmlerinde­ ki krallan hatırlatıyor. babasının aşırılıklan- nı frenlemek istedi. oğullarının yardımıyla yaşıyordu. aktrisleri. Garibaldi'nin Napoli’yi Bourbonlardan kurtarmasına yardımcı olabilmek için İtalya’ya gitti. ihtilâl. Dumas maamafih. Ahlâkî eserleri ile tutulan ve sayılan biri olan oğlu. Paris dışında kendisine “Mon­ te Kristo” adını verdiği büyük bir villa yaptırdı. İtalyan birliğinin kurucusu Garibaldi’nin birliklerinin sırt- lanndaki meşhur kırmızı gömleklerin. İki yıllık sıkı bir çalışma ve tu­ tumluluk devrinden sonra malî durumunu aşağı yukarı düzelterek Paris’e döndü. Nihayet. Dumas’ı zengin yaptı ise de. bir çocuk kadar kibirli bir şekilde de. fakat sonra­ ları. Biyograficisi Andre Mauris’e göre. villasında. Ardından. Dumas. Ne var ki.

ev in h âk im i. . Emma Bovary: H ik â y e n in b a ş ro lü n ü o y n a y a n kad ın . iyi n iy etli u y sa l v e ih tira s s ız .1880 ) Başlıca Karakterler Charles Bovary. sa m im î. A lelade. Bovary’lere y em eğ e d ev a m e d e r ve E m m a'ya iyi b ir h a y a tın n e o ld u ğ u n u g ö ste rir. d ırd ırc ı. Mme. Bovary o rta yaşlı çirk in b ir d u l. se fa h a ta d a ­ lar. em ek li b ir su b ay . g elin in i k ısk a n ır. Bovary Senior: C h a rle s'in a n n e si. B ir k ö y lü n ü n k ızı o lm a sın a ra ğ m en . y e rin e g e tirilm e si m ü m k ü n o lm a y a n ro m a n tik ilh a m la r p e ş in d e g ittiğ in d e n . Heloi se Dubuc: B irin ci Mme. Madam Bovary Yazan Gustave Flaubert ( 1821 . Marquis d’Andervilliers: M ahallî b ir p o litik a c ı ve esk i b ir a ris to k ra tik a ile n in m e n s u b u . Berthe Bovary: C h a rle s v e E m m a’n ın y e g â n e ço cu k ları. Rouault: E m m a’n m b a b a sı. v arlık lı. e le a ld ığ ı h iç b ir şey i b a ş a rıy a u la ş tıra m a z . v a s a t b ir in sa n . N o rm a n d iy a b ö lg e s in d e k i k ü ç ü k b ir k a s a b a n ın a s k e rî d o k to ru : E m m a B o v a ry 'n in sa d ık k o cası. h a y a tın ­ d a n m ü te m a d iy e n şik â y e t ed er. r a h a tın a ve a i­ le sin e d ü ş k ü n b ir k ö ylü. Charles Deniş Bartholome Bovary: C h arle Bovary’n in b a b a sı. b a s it. k ısk an ç k a d ın . C h a rles B ovary'nin ikinci k arısı. z in d e .

annesinin zoru ile nihayet. Kadın. k ad ın . Rudolphe Boulanger: Bir kır c e n tilm e n i. çağ ondokuzuncu asrın ikinci çeyreği. ç ü n k ü k a d ın ın d a v ­ ra n ışın ı y a n s ıtır ve o n u n h isle rin i b e n im se r. Hippolyte: Seyis y a rd ım c ısı b ir çocuk. H o u g leu rlu ta n ın m ış b ir h ek im . Leheureux: Emma’yı malî yıkıma sürükleyen vicdansız b ir esnaf. Onun indinde. a y d ın la n m a n ın ve g e lişm e n in k u v v e tle rin i ş a h s ın d a teces- sü m e ttire n b iri o la ra k g ö rü r ise de g erç e k te . bir müd­ det bekledikten sonra Emme ile evlenebilecek durumdadır. Homais: M ahallî ecza cı. Annesi. Dr. b e n c il v e şe h v a n î. G üçlü v e y a d e ­ rin b ir k a ra k te ri y o k tu r. E m m a’n ın sev g ilisi o lu r. Normandiya. o n u c a z ip b u lu r. V o ltaire’n in g e le n e ğ in d e n b ir a n ti ru h b a n . s a th î. evlilik bir aşk oyunudur ve Charles. ta h a y y ü l g ü c ü n d e n m a h ru m biri. 1 0 0 Büyük R om a n » 2 0 1 Leon Dupuis: Bir a v u k a t kâtibi. O n u n in d in d e b u ilişki v a k it g e ç irm e k te n b a ş k a b ir şe y d e ğ ild ir. Charles'in karısı kıskançtır. E m m a'nın b ir d iğ e r se v g ilisi. m a ğ ru r. onun Tostes adlı kü­ çük bir kasabada mesleğini yürütmesi imkânını sağlar ve hattâ evlendirir. zevk sahibi nazik tavırlı biri olduğu iddiasında Emma adında güzel bir kızı vardır. Büyük bir yeteneği yoksa da. Hikâye Yer. Adamın. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary -ki sağlam yapılı. Char­ les özerinde hâkimiyet kurar ve kıskançtır Charles. Lariviere. eğitimini rahibelerin yönettiği bir mektepte tamamlayan. K en­ d isin i. onu resimden çıkanrve Charles artık. sakin gös­ terişsiz tavırlonyla tamamen mutlu biridir . Charles'den çok daha yaşlı bir duldur. id d iacı v e k e n d i çık arın ı d ü ş ü n e n b irid ir. çalışmakta istekli değildir ve tahayyül gücü zayıftır. kendisine başka zevkler bulur ve hostalanndan bi­ ri olan Rouault adında zengin bir çift ile dostluk kurar. bir sağlık görevlisi olmayı başanr. okula gitmek üzere Rouen'e gelir. GüiUoumiıı: Bir avukat. Bournisien: Bir k öy p a p a z ı çalışk an . fakat bir kanama so­ nunda ölmesi.adında kır bölgesinde büyümüş bir çocuk.

Gittikçe pervasızlaşan Emma. Bovary. uyuşuk. rüyalannda yaşattığı evlilik ola­ bileceğine inanmaz. Emma'nın ro­ mantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir in­ tiba bırakmak ister. her zamanki rutin yaşayışına baş­ larken Emma. Bu hayata artık tahammül edemeyen Leon. fakat Emma uzun zamandır hasretini çektiği gerçek bir aş­ kın ümidini taşır. Kadın onun metresi olur.2 0 2 • 100 B üyük R om an Öte yandan. civarda yerleşen ve çağa ayak uyduran centilmen bir çiftçinin. Emma. hastalık arazı şeklinde görünür ve Charles. Artık moda dergileri okur. bu gerçekleştirilmemiş veya hatta belirtilmemiş bir aşktır. Leon. Paris'e git­ mek üzere kasabadan aynlır. Nihayet çaresizlik ve can sıkıntısı. derin bir hissî bağlılık bulacağını umar. Bovarylere hoş geldiniz diyenler arasında. Pa­ ris'te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evine bir miktar za­ rafet vermeye çalışır. ihtirassız adamla geçirdiği rutin hayatın. Yonville l'Abbaye adında küçük bir ticaret kasa­ basına taşınır. kendisinin Leon'a âşık olduğunu sanır. . yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Monsieur Homais adındaki eczacı ile Hemais'in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır. Yonville. Evlilikte. kadının sıhhati uğruna (şim­ di hamiledir). belirli bir özelliği bulunmayan bir yerdir. okuduğu kitaplardaki g i­ bi. her gün' biraz daha müsrifleşir ve kocasının haberi olmaksızın kasabadaki dükkân sahibi Monsieur Lheureux'a çok fazla borçlanır. canı sıkılmaya başlar. Fakat halayından sonra. Bütün hislerini kaybeden Emma şimdi. zevklerini çağın hissî ronnan ve şiirle­ rinden almış bir romantiktir. Hostes'ten daha da fazla hoş­ nutsuzluk duyması için yeterlidir. Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değil­ dir. Rudolphe Boulanger adlı bir bekânn ilgisini çeker. Hale Markis d'Anden/illiers'in yemek ve balosuna davet edildiği zaman huzursuzluğu artar. bu hayal­ lerle yaşar. Bu iliş­ ki. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı dahi. bu vurdumduymaz.

kocasının haberi olmadan hastalann öde­ yeceği ücretlerin kendisine verilmesinde ve hattâ emlâk satmak için kullanın Nihayet. Leon'la kavga ettikten sonra. ameliyatı yapar. kocasının. şimdi ümitsizlik içinde yan çılgın bir haldedir. kendi mesleğinde başanlı olması için eline fırsat geçtiğine inanır ve o da Charles'i zorlar. eve döndüğü zaman. bu konu­ da gerekli mahareti yoksa da. Charles'in. Emma da. zira adam. şimdi Leon'la ilişki kurar ve musikî dersi bahanesiy­ le haftada bir defa Rouen'e giderek Leon ile buluşun Bu yolcu- luklan karşılamak için Lheureux'tan borç alır ve kocasını ikna ederek. Rudolphe'la kaçmaya ka­ rar verir. Emma. nöbet geçirir. kendi meslekî hayatında yükselmesini engelleyeceğini gördüğü gibi. bu gücünü. Charles'i bir handa mahallî seyis yar­ dımcısı olan Hipolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayakla- nnın ameliyatla düzeltilmesine ikna eder Emma da. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 0 3 Bu arada Homais. bir ara kendi­ sini dine verir ve daha önceleri nasıl şevk ve heyecanla kendi­ sini zinaya verdi ise. aralanndaki iliş­ kiyi kopardığını söyler. nihayet. Leon ile kurduğu ilişki de normal seyrini tam am lar. geri çevrilir. Tefe­ cilere koşar. sarsılır. Rudolphe ise Emma'dan bıkar ve devamlı bir ilişki kur­ mak istemez. zinanın evlilik kadar bayağılaşabileceğini anlan Bir gün. onun malî işlerini de noter kanalı ile kendisine aktann Kadın. Kadına bir mektup göndererek. Hastanın haykı- rışlan kasabada yansırken. Leon'u. Paris'ten çok da­ ha fazla dünya görmüş ve sofistike davranışla dönen Leon'a te­ sadüf ederler Emma. aynı şekilde dine sanlın Nihayet iyileşir ve kocası onu Rouen operasına götürür. O rada. zimmetine para geçirmeye ik­ . çırpınır ve aylarca hasta yatar Gayet yavaş iyileşen kadın. Artık kocasından tiksinen Emma. yirmi dört saat zarfında 320 frank ödemesi gerektiği ile ilgili olarak mahkeme karan- nın kendisine iletildiğini görün Emma. bu ilişkinin. Çocuk kangren olur ve bacağı kesmek için bir cerrah çağrılır. tüm ümidini kaybeden ve mahcubi­ yetten sokağa çıkmayan Charles evinde oturmaya mecbur ka­ lır.

karısının insafsızlığını ve sadâkatsizliğini öğrenir. kızı. F laubert’in gayesi -bir zam anlar kendisinin de geçerli saydığı. Cenazeden sonra Charles. Rudolphe ve Leon'un mektuplannı da bularak.rom antizm hare­ ketinin prensip ve hislerini inceleyen ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felâkete sürüklendiğini gösterm ekti. kadın o yıl ölür ve Berthe ardından. ecza deposunun anahtannı ken­ disine vermeye zorlar. karakterleri hakkında hüküm verm ek iste­ m ediğini söyledi. Bunu yaparken. yardımcısını. Emma'nın ken­ disini sevmemiş olduğunu anlar. felce uğraya­ cak kadar paniğe kapılır ve Honfleur'dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir. çılgıncasına. Tamamen perişan bir halde. çaresizlik içinde. Kendisini. onun bu durumun­ dan istifade etmek ister Sonunda. kendisine Fransız devletinin şeref madalyası verilir Eleştiri D on K işot’un şövalyelik çağı için yaptığını Madam Bo- vary rom antik hareket için yapar. Nihayet. avuç dolusu arsenik yutar ve ölmek için evine gider. Yardım etmek için gittiği bir avukat. Tedri­ cen.2 04 * 100 B üyük R om an na eder ve kendisine gayet soğuk muamele eden Rudolphe'a yalvanr. Homais'in dükkânına girer. kendi içinden cinleri de çı­ karm ak istiyordu. Fransız diline yeni bir kelim e getirdi: Bovarisme. beşer aptallıklarının açık ka­ . evin işlerini bir düzene koymaya çalışır. Kadının çırpınışları arttıkça. bir fabrikada işçi olarak çalıştıran fakir teyzesinin yanına gönderilir. O nun. zenginle­ şir. Flaubert. Homais. huysuz. büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilirse de. Charles. kısa bir müddet sonra o da ölür ve kızı Berthe. derin bir kedere boğulmuş o l­ masına rağmen. hayal­ ler dünyasındaki şahsiyeti öylesine m ükem m eldir ki. diğer taraftan. ve bir sürü hileli ve dolambaçlı ve kendi kendisini reklâm eden bayağı yollardan geçtikten sonra en büyük ihtirasına ka­ vuşur.

Ö te yandan. H onfleur yakınındaki Ry idi. şefkatim izi. 100 b ü y ü k Rom an • 20 5 falı ve serinkanlı bir gözlemcisi olarak gördü. E m m a’nın m üphem ve kö­ püklü hasreti kısa bir cüm le ile anlatılıyor: “Kadın. Yine. en iyi beslenm iş dom uz ve iyi bir şekilde hazırlan­ m ış gübrelerin sahiplerine m ükâfat verdiği nutkudur. Bes­ belli ki. Fransız orta sınıfında nefret ettiği h er şeyi tecessüm ettiren eczacı H am ais’e saklam ış­ tır: Çıkarcı. Ro­ m anın diğer bir sayfasında. ölm ek istedi ve Paris’te yaşam ak istedi. Flaubert’in başlıca silâhı istihza ve kahram anlarına herkesin söylediği sözleri söyletm ektir. . F laubert’in. Şuurlu bir realist olduğundan. h attâ h ü rm etim i­ zi kazanıyor. Gerçekten de. karısının sadakatsizliği ile perişan bir halde ölen N orm andiyalı bir kasaba doktoru vardır: Yonville ka­ sabası ise gerçekte. ihtiyar köylü Rouault. ikinci derecedeki bazı karakterlerin hakikî kim seler ol­ dukları anlaşıldı ve kitapta kahredici bir tarzda karikatüri- ze edilen H om ais’e gelince. sem pati duyularak ele alınıyor ve uyuşük ve sönük C harles Bovary de olduğundan başka bir şekilde görünm ek istem ediğinden.” İkinci derecedeki olay­ lar dahi istihzaî m aksatlara çevrilir: Ju tin adındaki çocuk. zangoç. Em m a’nın m ezarında ağlarken. En acı alaylarını. karakterleri hakkında kuvvetli kanaatlere sahip ve onların kim ler olduklarında da bizi şüphe içinde bırakm az. bayağı. fakat kendi şahsiyetinde de. Flaubert. patates çalan biri sanır. bu kadının şahsiyetinden bir parça bulunduğunu idrak et­ tiğinden. N orm andiya’daki her eczacı­ nın F laubert’e bu yüzden hakaret ettiği söylenir. hikâyesindeki h er teferruatı gerçeklerle yoğurm aya bilhassa dikkat etti. bu hâl. kadına olan tu tu m u n u m uğlaklaştırıyor. Gerçekte. kendisini. ziraî panayır­ daki. Bunun en iyi bir örneği Em m a ve Rudolphe arasındaki aşk diyaloğu arası­ na sıkıştırdığı. E m m a’yı sevmiyor. gösterişli ve aptal. yönetim kurulu başkanının.

realizm hareketinin klasik bir rom anıdır. bugün dahi daha iyisinin b u ­ lunam adığı standartlar getirdi. kamçı gibi yakıyorlar. Okuyucu m eselâ birçok bölüm lerin sonundaki kısa ve tam değerle­ riyle ifade edilm em iş cüm lelerin tesirlerine dikkat etm eli­ dir. . alelâde ob­ jeler üzerinde harcanır. Ü zerinde bilhassa hiç durulm adığı intibaını veren bu cümleler.) Diğer teferruat. Madam Bovary. Tercüm ede dahi. saplantı denecek bir şe­ kilde bulm aya çalışm asını. Bilhassa sarıldığı yegâne zevki sanattı ve bunu da kendisini tama­ men adayarak yürüttü. sadece yerinde de­ ğil. Yazar Gustave Flaubert’in hayatında pek az sayıda dramatik maceralar gö­ rüldü. onun kendi asrının en m ü ­ kem m el rom anlarından biri olduğunu söylediler. orta-sınıf bir aileden 1821’de doğdu. O nun. şüphesiz. gerçekte. bazı paragraf ve cüm ­ ledeki ritm ik ahenk de delil olarak gösterilebilir. bu arada. F laubert’in ünlü üslûbu. okuyucu. kısacası. Zola’nın natüralizm ine öncülük eden korkunç veya tiksindirici teferruatın anlatıldığı za­ m anlar da vardır. ister psikolojik sezgi gücünden. parm ağını. en iyi anlayanlar Fransız okuyucularıdır. sem boller oldular: Emma. (Flaubert’in. Bazı ten k it­ çiler. hiç de haksız olmayarak. birinci M adam B ovary'nin gelinliğinde taktığı solm uş çiçeği gördüğü za­ m an. realist teferruatı tam bir şekilde ele aldığı için. Rouen’de. genellikle. tam am en yerinde kelim eleri. fakat E m m a’nın ölüm ünü anlatan m anzarada olduğu gibi.2 0 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Flaubert’in realizm i. istihzayı m ükem m el b ir tarzd a gösterdiği için veya üslû b u n u tam bir kontrol altında bulundurduğu için oku­ sun. bu m anzarayı anlatm ak için kendisine arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışm aya verdiği ve bu yüzden h asta olduğu söylenir. kitabın dikkatli m im arisi derhal belli olur. çiçeğin tu ttu ru ld u ğ u tele takar ve kendi­ sinin öldüğü zam an ne olabileceğini düşünür. can sıkıcı.

zaman zaman. artık efsaneleşen yazı tarzını ge­ liştirdi. Nadiren Paris’e gidiyordu ve edebiyatçı arkadaşlarının kendisini ara sıra ziyaret etmeleri dışında. Fakat Louise bundan memnun değildi.hükümetin. Sonraları. Hissf Eğitim (L’education Sen- timantale) adlı kitabında Mme. Flaubert’in peşinden gittiği bir sırada. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken çocukluğunda. Madam Bovary büyük güçlükler arasında yayımlandı. Schlesinger adında birine platonik aşkla bağlandı. sansürcülerin. bir eseri için malzeme toplamak üzere eski Kar- taca şehrinin bulunduğu yere gitti. Roman. hukuk tahsili için Paris’e gönderildi. çocukluğunu ailesinin yaşadığı hastanenin bahçelerinde geçirdi. katı bir rutinlik ve hemen hemen manastırımsı bir yalnızlık içinde geçirdi. kendi istediği tarzda ahenkli olması yolundaki çalış­ maları bazen ona ıstırap veriyordu. ailesiyle birlikte. fakat hukuku anlaşılmayacak bir konu olarak bulduğundan vazgeçti. onu daha da fazla yalnızlığa itiyordu. Flaubert hiç evlenmedi. Rouen civarında Croisset denen bir aile ma­ likânesine yerleşti. İlkin. Romanın tezi - zina. Kendisini Flaubert’e öylesine vermişti ki. bu dergiyi kapatması için yeterli idi. Lariveire'nin örnek aldığı tanınmış bir dok­ tordu. Arnoux olarak görünen Mme. Yine 1858’de. hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini hatır­ ladı. bilhassa bu romandan ötürü dergiyi kapatmak istiyordu. bir garın bekleme salonun­ dan bekçiler tarafından zorla dışarı çıkarıldı. Bir cümlenin. bir tek sayfayı günler­ ce. Hükümet. bir gün. Madam Bovary’i yazdığı sırada. Gustave. Nihayet. . 1 0 0 B üyük R o m a n • 2 0 7 Babası. onun yazılarını aksattığından. on sekiz yaşında iken. Madam Bovary'de Dr. çok defa mektupla haberleştiler. Louise Cilet adında üçüncü sınıf bir şair olan kadınla metres hayatı yaşadı. günlerini. Flaubert. 1844’te. Bu arada. ve herhangi bir zor­ lukla karşılaşmak istemeyen yayıncılar da bazı bölümleri atmak istedile Flaubert. defalarca yazdı. Suriye. radikal görüşleri savunduğun­ dan şüphelendikleri Revue de Paris dergisinde tefrika edildi. kadını birdenbire terketti. buna razı olmadı ve hükümet de kamunun ahlâk ve dinine ha karet ettiği gerekçesiyle dergi aleyhine davâ açtı. Burada. Maamafih. Muhakeme (ki beraat- le neticelendi) ülke çapında bir hâdise yarattı. Türkiye ve Yunanis­ tan’ı gezdi. ta­ mamen yalnız bir hayat sürdü. Özelliği nörotik veya nörolojik olan kronik bir hasta­ lık. iki defa Fransa dışına çıktı. bir gün içinde meşhur oldu. Gençliğinde. bu iliş­ ki. 1849-1851’de bir arkadaşı ile birlikte Mısır.

disiplinli üslûp ve yapının bir modelidir. ancak doldurulmuş bir papağana gösteren Nor- mandiyalı basit bir hizmetçi kadının hikâyesi de vardır. kendi şahsiyetini katmamak için gösterdiği dikkat­ le ve alelâde hayatı titiz bir realizmle kaydetmesi ile disiplin altında aldı. Romantizm ve realizm arasındaki bu gerginlik. Flaubert’in süslü doğuculuğunu tatmin eden Herodias’ın hikâyesi ile hayatı dar ve mânâsız bulan ve ça­ resizlik içindeki hislerini. Flaubert’in daha önceki eserlerinde görülmeyen bir şekilde. Flaubert’in şaheseridir ve belki de realist roman tarzının en belirli bir ör­ neği. her iki mizacı ele aldı: kitapta. Croisset. Fransa-Prusya Harbi sırasında. Maamafih. müellifi öldükten sonra yayımlandı. burjuvaziyi sevmelerini. 1874). Bu küçük hikâye. şuurlu bir ob- jektivite ile yazılarına. mizacı itibariyle bir romantik idi. Öte yandan. Ardından. Hastalık ve melankoliye rağmen. 1873’de. Flaubert’in talebelik hayatındaki hatıra- lanna dayanan Hissi Eğitim geldi. ailesinin malî durumu kötüleşti ve sıhhati de gittikçe bozuluyordu. Fakat bu komedi tutulmadı ve beşerî cemiyeti hicveden geniş kapsamlı bir romanı. Bouvard et Pecuchet (1881). kendisini. Namzet {La Candidat. Flaubert.208 • 100 B üyük R om an Flaubert'in daha sonraki yıllan acı içinde geçti. Sa/ammbo geldi. Üç Hii<âye (1877). Madam Bovary. İlk basılan belli başlı eseri Madam Bovary (1857). Mısır ve Kartaca gibi egzotik ülkelere duydukları sevgiyi paylaştı. çalışmalannı sürdürdü ve 1880’de felce yakalandı ve öldü. Flaubert. şuurluca antiromantikti. Es­ ki Kartaca’nın ve onun kanlı medeniyetinin bir manzarası. istihza zevkini. kendi mahallî romantikliğini. hikâye­ nin kahramanına beslenen şefkat ve anlayış görülür. komedi de yazdı. mo­ dern Paris’te geçen ve genellikle. birl<aç ay Alman askerleri tarafından işgal edildi. kuru ve objektifliğe rağ­ men. Kendi romantik neslinin melankolik mizacını. . Hıristiyanlık çağının ilk yıllarındaki azizlerin ıstırap ve coşkunluklannı (1847) anlatır. bir realist olma­ ya zorladı. Bir eserinde. ar­ kadaşları ölüyor veya kendilerini cemiyete küskün ve yabancı hissediyor­ lardı. 1864’te. Hikâyede. romanlarının tezlerindeki değişikliklerde kendini gösterir.

h a y a tta h iç b ir am acı o lm a y a n b iri. Z ah ar’la evli. . Anisya: O b lo m o v ’u n aşçısı. İvan Geresimiç Alexeyev: Bir b a ş k a a rk a d a şı. Zeki ve h a re k e tli. Oblomov Yazan Ivan Alexandrovich Goncharov (1 8 1 2 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İlya İiyiç Oblomov: T o p ra ğ ın d a n k a z a n d ığ ı g elirle y a ş a y a n b ir c e n til­ m en. Sudbinski: Bir b a ş k a a rk a d a ş ı. Andrey İvaniç Stolz: O b lo m o v 'u n en y ak ın a rk a d a ş ı. g erç e k b ir iş a d a ­ m ı. h isle rin i d ışa rı v u rm a y a n b ir k ad ın . h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . O b lo m o v ’un a rk a d a ş ı o ld u ğ u n u sö y le r. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . Penkin: E d eb iy atla u ğ ra ş a n b a ş k a b ir a rk a d a ş ı. kavgacı fa k a t s a d ık u şa ğ ı. Mihey Andreyiç Taranteyev: K üstah. O b lo m o v ’u. Marya Mihailovna: O lga’n ın te y z e s i. Volkov: O b lo m o v ’u n . k e n d is in i so sy a l fa a liy e tle re v e re n u şa ğ ı S udbins- ki: Bir d iğ e r a rk a d a ş ı. fa k a t so ru m lu lu k h is s in d e n m a h ru m ve p a ­ to lo jik çe tem b el. h u y s u z b ir asalak . sa k in . Zahar Trofimiç: O b lo m o v ’u n te m b e l. p is. te m b e lliğ in d e n k u rta rm a k ister. ra n d ım a n lı. sa m im i ve se v im li. Olga Sergeyevna İiyinski: O b lo m o v ’u n se v d iğ i g en ç b ir kız.

sıhhatinin. O blom ov'u az . O lg a'n ın b ir a rk a d a ş ı. en basit kararlan bile verirken çaresizlik içinde bunalır. Uya lyliç. kör bir sadakat­ le bağlıdır. birbi­ ri ardına gelen sahtekâr veya beceriksiz müdürlerin yönettiği malikânesinin işlerine aldınş etmez. çok tembel olduğundan onları ziyaret etmez. d ü n y a g ö rm ü ş n a z ik b ir in sa n . Agafya Matveyevna Pshenitsin: A gafya’n ın e rk e k k a rd e şi.sarf sahibi kimse üzerindeki de- moralize edici tesiridir: Başkalarının emekleriyle geçinmeye ah­ şan bu adam. Vanya: A g afy a'n ın oğiu. arkadaşlanyla mektuplaşmayı ihmal eder. böyle biridir. Hikâye Serfliğe dayalı bir cemiyetin sebep olduğu kötülüklerden bi­ ri -yarattığı adaletsizlik dışında.) Arkadaşlan. kendisini ziyaret eden arkadaşlan vardır (Kendisi. pis. üç yüz ka­ dar serfin çalıştığı orta büyüklükteki çiftliğin sağladığı kazançla yaşar Evinde. kendisine faydalı olacak hiçbir iş öğ­ renmez. sosyal hayatının veya ka­ fasının gelişmesine yardım etmek isterlerse de. zararsız ve bir şey talep etmeyen biri .oldu­ ğundan. İrina Penteleyevna: İvan M atyeviç’in k arısı. ihmalkâr. bir aşçısı ve Zahar adındaki valesi ile birlikte ya­ şar Ailesinin eski bir adamı olan Zdftar. Masna: A g afy a'n ın kızı. kavgacı ve gayrisamimi olmasına rağmen. Andrey: A gafya ve O b lo m o v ’u n oğlu. Otuz yaşlanndaki bu bekâr. k ü ç ü k b ir d e v le t m e m u ru . onun. Uya liyiç Oblom ov. O blom ov hoş. devlette bir iş almak için Oblom ovko adlı köyünden aynimış ve Saint Petersburg'a gelmiştir Fakat sorum­ luluğu bulunan rutin işten zevk almadığından işini bırakmış ve vaktini tembel tembel geçirmeye başlamıştır Öğle üzerine ka­ dar yatağında yatar. k u rn a z ve v ic d a n s ız . mesleğinde yükselmesine.2 1 0 • 1 0 0 Büyük R om an Baron von Langwagen: M arya M ihailovna’n ın esk i b ir a rk a d a ş ı. hayatında. Saniçka. efendisine. Saint Petersburg'daki apartman dairesinde.

Oblomov. 100 B ü y ü k R om an *211 da olsa harekete geçirebilecek tek insan. Oblom ov. kendisini kadının hizmetine bırakır. yeğeni ile evlenmek is­ tediğini. nişanı bozar Üzüntü ve kızgınlığını gizle­ mek için de. böylece. mül­ kiyetindeki bir banliyö apartman dairesine taşınır. O lga. hayatı saldır­ gan bir hisle ele almak vasıflannı tevarüs etti. Oblomov. zih­ nen. O blom ov'un tatlı ve sevimli mizacını görür­ se de. sonunda Stolz ile ev­ lenir Bu arada. iyi bir annedir ve iyi bir aşçıdır. gitgide daha da tembel bir insan olun (Evden atılacağı tehdidi altında) zorla kendini toparlayarak. yeni bir ev için plânlar hazırlar. sanki anne­ sinin kollarında uyuyormuşcasına. Oblom ov. Kadın. metodiklik. çalışmak ve tembellik arasında ne yapacağına karor veremez. beklenmeyen bir aşk heyecanı yaratan O lga Sergeyevna adında genç bir ka­ dınla tanışır. on­ dan çalışkanlık. Agafya Matveyevna Pshenitsin adında bir genç bir dulun. derin aşk ilânları ardından tereddüt ve gözyaşlannın geldiği engebeli bir yol ta­ kip eder. nihayet tembel nişanlısının hiçbir şey ya­ pamayacağını anlar. onun istediği gibi biri ola­ mayacağını düşünür. O blom ov'dan da tembel olmakla beraber. Oblomov. Oblomov. O blom ov'un şahsiyeti üzerinde kendi üs­ tünlüğünü kurarak. bu işte kendisine yardımcı olmasını. O lga. onu sorumlu ve yaratıcı faaliyete sürükle­ mek ve Stolz gibi biri hâline gelmesini sağlamaktır. hemen nişanlan­ mayı arzu ettiğini söylediği zaman. O lga'nın halasına. Hâlen genç bir işadamıdır ve şüphesiz. Andrey İvaniç Stolz adındaki çocukluk arkadaşıdır. Bu aşk ilişkisi. zamanla servet ve zenginliğe kavuşacaktır. iyi bir ev ka­ dınıdır. başlıca gayesi. Stolz vasıtası ile uyuşuk kalbinde. Avrupa'da bir geziye çıkar. ilişkisinin ciddî olduğunu gösterir. Agafya'nın vicdansız erkek kardeşi onun bu halinden yararlanır ve O blom ov'a kendisine borçlu olduğuna dair kâğıt . Olga'yı gerçekten sevemeyeceğini. Babası Alman olan Stolz. avukatından malî durumu hakkında kesin rapor beklerken. evlilik bir türlü gerçekleşmez. romantik olmamak.

Stolz. Rus okuyucuları. Oblom ov da b u n ­ lardan biri. böylece sanırız ki Andrey.. pastoral cazibe­ sine rağm en. onlar. Şurası önem li ki. Ve öylece anlaşılıyor ki. genç Andrey'i evlâtlık edinir. babası bir Alm an olduğundan. tevârüsle kazanılan im tiyazın nesiller üzerin­ deki soysuzlaştırıcı rolünün bir yorum u olarak ele alındı. Stolz'un. Stolz. Eleştiri Edebiyattaki bazı karakerler (Gargatua. orasını. ülke­ yi bir istihaleden geçireceği ü m it edilen yeni nesle aitti. Aşağı kadem e­ de ele aldığımız takdirde.. m odern dünyanın tesirlerinden uzakta idi. O blom ov’un rom anı yayım landığı zam an. para getiren bir işye­ ri hâline koyar. beklenmeyen bir sırada görünmesi. serfliğin hüküm sürdüğü bir cem iyette. bu tü r karakterlerin ilk ö r­ neği olur ve artık bu isim lerle bilinirler. Zamanla. Goncharov. O blo- mov'u kurtanr. sonunda Agafya ile evlenir ve on­ dan.2 1 2 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n imzalatır. diğer bir Oblomov. Rus edebiyatındaki yeni realizm ekolüne ve Babalar ve Oğullar’da da görülen sosyolojik yorum lara alı­ şıyorlardı. bu hareketsiz hayatın neticesinde. fakat ne yeniden Oblom ovka'ya gidecek ne de O lga ve Stolz'u ziyaret edebile­ cek canlılığı kendinde bulur. Andrey adını verdiği bir çocuğu olur. Stolz. O blo- movizmin gayet kötü tesirinden kurtulacaktır. kendi şahsiyetlerinin tiplerini öylesine iyi bir şekilde ifade ederler ki. İlya İiyiç’in doğum yeri olan Oblom ovka. Mr. pratik. Stolz’un hafifçe h is­ siz. o sadece yarı-Rus. Oblom ov. O blom ov'un borcunu öder ve O blom ov- ka'nın yönetimini üzerine alarak. di­ siplinli. bir netice ve bir sem boldü. Bu yan-ortaçağ hayatın­ da uşak Zahar. arkadaşı İlya’nın aristokra­ . anti-rom antik ve ilerici olan h er şeyi A lm an- lar’ın tem sil ettiklerini farzediyordu. İlmî. Oblomov. cem iyete yepyeni bir yön verm ek isteyenlerin kökünden değiştirm ek istedikleri bir yerdi. Don Kişot. bir gece uyurken kendisine felç gelir ve ölür. Pickwick). ilkin. ihtiraslı orta-sm ıf âdetleri.

sadece bir tek sı­ nıfın veya h attâ bir m illetin kötülüğü değildir. ana rahm indeki var­ lığının takribi bir şekli. Stolz’a h ü rm et besliyorsak da. Sevildiği. Evliliği sürüncem ede bırakm ası -ki O l­ ga ile nişanlılığının bozulm asına yol açar. sırtındaki eski bir geceliği ile sırt ü stü yattığı ılık. onu harekete geçirebilecek bir kuvvettir. zira ne Olga’nın dil döküşleri ne de Stoiz’u n at si­ neğini h atırlatan yapışkanlığı O blom ov’a. yani. Eski ve yeni hayat arasın­ daki. Fakat tam başarılı olacağı sırada. onun psikolojik önem ini bilhassa idrak ederler. okşandığı. bir asilzadenin veya büyük . fakat yazar. sakin ve gayri-pratik hayatlarını devam ettir­ m ek istem elerine de gıpta ile bakıyoruz. O blom ov’u n uyuşukluğu. yapm ak iste­ m ediği bir şeyi yaptırabilir. kucaklarda gezdirildiği çocukluğu ile bir bakıma. Bir bakım a hayat. trajedi. Hepim izde. bir ölçüde Oblom ovizm vardır. d o k triner tabiatını da zevksiz buluyoruz.şuurlu bir sa­ vunm a m ekanizm ası değildir. İkisi arasındaki gerginlik. istihale hâlindeki b ü tü n cem iyetlerin özellikle­ ridir. Oblo- m ov’u. Böylece Oblom ovko halkına gülü­ yoruz. b ü tü n varlığı ile kıza itiraz eder. bu sebepten ötürü. Klâsik tarife göre. am a gizliden gizliye de. Olga. onun bu ta ­ rafı üzerinde zafer kazanır. O blom ov ve Stolz arasındaki m ücadelenin. karanlık yatağı. Oblomov. Aynı şekilde. hayat üzerinde zafer ka­ zanır. 1 0 0 Büy ü k R o m a n » 2 1 3 tik uyuşukluğunu rahatsız eder. Gerçekte. Bu ana rahm inde barış içinde h u zu r içinde geçen hayata dönülm ek istenm esini tem sil eder. göbeğinin kesilm e­ diğini gösteriyordu. Tam bir ataletle. h er ikisi hakkındaki düşüncelerim izde bir ölçüde kararsız kalm am ızı da sağlıyor. ye­ nisi lehine sonuçlanm ası gerektiğini biliyoruz. M odern eleştiriciler. kom edi­ dir. O blom ov’un. O blom ov’u n sosyolojik tarafını küçüm sem ezlerse de. onların asırlardır devam et­ tirdikleri. m ağlûp etm ez. onun h er şeye karışan. bir trajedi değil.

h u zursuz ve bencil olarak ten k it ettiği zam an. para hem en hem en hiç kullanılm az ve h a ttâ günler. kısım daki çocukluk hayalleridir: Safiyeti bozulm am ış bu kır bölgesinde. O blom ov hiç de yıkılmış biri değildir. saf ve h ürm et uyandırıcı faziletlere sahip bulunm ası gerektiğine inanır. insanın sadık. G argantua ve F lasstaff’la ve edebi­ yatın diğer kahram anlarıyla aynı kategoride. Z ahar ve Stolz. onda bozulm am ış cezbedici bir saflık görür­ ler. aristok­ rat ve burjuva. D ünyada hiçbir şekilde yaşam adığından. b ü tü n bu m arazî tem belliğine rağm en. Olga. O blom ov’da hiç de sinikallik yoktur. Oblomov. plân basittir. Bazı imajlar. hiçbir şeyin vuku bulm adığı olduğundan.2 1 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n potansiyel gücü olan birinin. Bilhassa. . kilisedeki ziyafetle­ re göre tesp it edilir. hiç de tiksindirici bir insan değil. Yapı. kır ve şehir. sivil takvim e göre değil. Fakat bu “m utlu cennet” m azidedir ve ancak bir hayalde düşünülebilir. Ü st-sm ıf m ensubu arkadaşlarının yaşadığı hayatı su n ’i. esas k onunun dışında kalır. O blom ov’un 9 ’uncu Bölüm I. Belki de bu tü r bir h a­ yat. bir hayalden başka bir şey değildir. Agafya ve Olga. onun "kum rununkini andıran nezake- ti”nden bahseder. arkadaşları. Belki de en önem li pasaj. Hikâye gayet ağır hareket eder. Oblomov. Şüphesiz. sem boller gibi tekrar ediliyor: Olga’nın kullandığı leylâk losyonu veya yatağında derin düşüncele­ re daldığı anlarda O blom ov’un vücudunu saran doğu kaf­ tanı. Hikâyede anlatılm ak istenen şey. Ol- ga’nın Stolz’la evlenm esi gibi ikinci derecedeki m alzem e. Fakat uyurken gelen sakin bir ölüm ü yıkım di­ ye kabul etm ediğim iz takdirde. m im arî m aharet ve çelişkili tezler üzerinde ti­ tizlikle durularak hazırlanm ış: Rusya ve Avrupa. kendi m izacındaki bazı ek­ siklikler tarafından ortadan kaldırılm asıdır: M eselâ. ahlâkî değerlerin nasıl olm ası gerektiğini onlardan daha iyi anladığını gösteriyor. Mac- b e th ’in ihtirası veya O thello’n u n herşeye kolayca inanan asil saflığı. m uğlak değildir.

Bu bilhassa. Goncharov’un üçüncü romanı. onun bu şüphelerinin yaşlandığı zaman yakalandığı paronianın tesirinden doğduğu anlaşılıyor. Deniz yoluyla seyahat etti (o zaman Süveyş kanalı henüz açılma­ mıştı) ve Sibirya üzerinden döndü. yaşlı ve müşfik bir babanın sağlam bir tarzda yönettiği aile etrafın­ da döner. Söyleşine yorucu bir seyahat. Uçurum (1869) seneler süren çalış­ manın mahsulü idi. Hiç evlenmedi. fakat iş işten geçmişti. bir romancı için sönük ve tatsız bir işti. Bu seyahat hatıralarını 1857’de yazdı. Gayesi. fakat Goncharov. Goncharov’un hayatında. bu emek­ lilik yılları. yayımlayıcıların baskısı altında yaşamadı. sadece bir tek kitabı ile tanırlar. (Sibirya demiryolu da o zaman yapıl­ mamıştı). şüphesiz sakin bir hayat yaşayan Goncharov’un mizacı ile bağdaşmıyordu. kitabın tezi. Volga nehri üzerindeki bir kasaba hayatını anlatan ro­ man. Bazı hususlar­ da. Volga bölgesinde­ ki bir kır kasabasında. onu bir çeşit Oblomov yaptı. onların çevrelerine girmedi. ticaret heyetinin sekreteri olarak Japonya’ya yaptığı seya­ hat idi. gerçi nazik ve uysal kahramanından çok daha fazla huysuz ve şüpheci bir adam hâline geldi ise de. aynı şekilde bitmese de. Maliye Vekaleti’ndeki işini bıraktı ve Eğitim Vekaletinde edebî sansür dairesinde çalışmaya başladı. devlet gö­ revlisi olmaktı. Kitap. Oblomovda aynı yıl yayımlandı ve hiç olmazsa Rusya’da. Dostoyevski gibi o da. 1 0 0 Büyük R o m a n » 2 1 5 Yazar Ivan Alexandrovich ağır ve zaman zaman yazdı. 1812'de doğdu. Yazılarını boş vakitlerinde yazdı ve böylece. böylece. Turgenev’in bu kitaptan aşırmalar yaptığı iddia etti ise de. fakat bu gö­ revini. . Bir söylentiye göre. hayatının büyük kısmında Maliye Vekaletinde ça­ lıştı. ekseri sansürcülerden de az gayrı-liberal bir ruhla. Hemen hemen aynı zamanda. çok uzaktan da olsa bir tür macerayı andı­ ran tek hâdise. Hayatının son yılları uzun ve yalnız geçen bir emeklilik oldu. İlk romanı olan Alelâde Bir Hikâye. Goncharov. Oblomov’u hatırlatıyor. tutumla yürüt­ tü. ancak altmış sene sonra İngilizce’ye çevrildi. Zengin bir tüccar olan babası on yaşındaki oğlunu Moskova’daki bir liseye ve ardından üniversiteye gön­ derdi. kabul edildiği zaman da caymak istedi. Rusya dışındaki okuyucular kendisini. zamanla ha­ yallerini kaybedişi ve sinikal bir oportünist oluşu ile ilgilidir. Kendi neslinin entelektüel liderlerinin ekserisi de aynı anda talebe idiler. hükümet merkezine gelen saf bir kasaba idalistinin. Goncharov. bellibaş- lı bir eser olarak kabul edildi. bu heyete katılmak için fazla düşünmeden müracaat etti.

. m u t­ s u z b ir a ş k m a c e ra sı g e ç ird iğ in d e n s o m u rtk a n ve h issi. c e m iy e te k ü sk ü n ve d ü ş m a n a rk a d a ş ı B a zaro v ’u n ço k fa z la te s i­ ri a ltın d a d ır. n â z ik ve m ü şfik : o ğ lu n u ço k se v e r. Bir n ih ilis ttir. ü n iv e r s ite d e n y en i m e z u n o lm u ş tu r. h a s s a s iy e t ve in s a n la ­ rın k e n d i k e n d ile rin i a ld a tm a la rıy la ala y e d e r. G en çliğ in d e. kır b ö lg e s in d e sa k in b ir h a y a t sü re r. k o n u ş u ş u z a m a n z a m a n acı. T am b ir a risto k ra t. m ü şfik . Vassily İvanoviç Bazarov: Y vgeny’n in b a b a s ı. A slında. b ilh a ss a ap ta llık . b a s it ve sev im li b ir in sa n ise d e p a r ­ lak. u ta n g a ç v e g ü z e l b ir k ö y lü kızı. Em ekli b ir su b a y . Fedosya Nikolayevna Savişna (Feniçka): N ik o lai'n in m e tre si. Pavel Petroviç Kirsonov: N ikolai’n in e rk e k k a rd e şi. k im se ile sık ı fı­ kı d o s tlu k k u rm a k iste m e d iğ i in tib a ın ı y a ra tır. Babalar ve Oğullar Yazan Ivan Sergeyevich Turgenev {1818-1883) Başlıca Karakterler Nikolai Petroviç Kirsanov: O rta yaşlı b ir k ır c e n tilm e n i. te k b a ş ın a y a ş a y a n b ir b ek âr. Yvgeny Vasiliç Bazarov: P arlak b ir tıp ta leb esi: A rk ad y 'n in b ir a rk a d a ­ şı. h e r şeyle. e lb ise le ri te rte m iz . Arkady Nikolayeviç Kirsanov: N ikolai’n in b ü y ü k oğlu. k e n d is in e g a y e t iyi b a k a r. d a v ra n ışla rı.

Nikolai Petroviç. Katerina Sergeyevna Loktiv: Bn. s o n d e ­ rece h u y su z . K o casın d an a y rılm ış z e n g in b ir k a d ın . A v ru p a’d a b a s ıla n k ita p la rı o k u r ve k im y ay a çalışır. Açık gö­ rü ş lü d ü r. B azarov’u ta k lit e tm e y e ça lışa n ve o n u n y a ­ n ın d a n a y rılm a y a n b iri. k e n d is in in ö n e m li o ld u ğ u n u sa n ır. Prenses K. sadece kardeşi Pavel'in sınıflar hakkındaki peşin hükümlerine saygı gösterdiğinden onunla evlenmez. Piotr. Pavel. ileri fikirlere sahip iyi ni­ yetli bir insandır Kendisinin daha eskiye bağlı komşulan. emekli bir subaydır. zamanına göre. O d in tso v ’u n y a n n d a y a ş a y a n y aşlı b ir a k ra b a s ı. o rijin a l v e ­ y a k u rn a z b ir ad a m o lm a m a sın a ra ğ m e n . Feniçka adındaki bir köylü kızı ile metres hayatı yaşar. Papaz Alexei: B azaro v ’u n k öy p a p a z ı. Kansı öldüğünden. Ken­ d isin i k u rta rılm ış b ir k a d ın sa y ar. N ikolai’n in z ü p p e le ş m iş u şa ğ ı. A bla­ sın d a n d a h a sa k in ve d a h a gelen ek çi. Avdotya Nikitişna Kukşin. Mahhev İliç Kolyazin: Bir h ü k ü m e t g ö rev lisi. K irsan o v ların a k ra b a sı. m ü şfik ve a ile s in e sâdık. e sk iy e b ağ lı n â z ik bir k ad ın .: Bn. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 2 1 7 Arina Vlassyevna Bazarov: Y vgeny’n in a n n e s i. k u v v etli in a n ışla rı ve h is s î b a ğ la n ­ tıla rı y o k tu r. onun bir radikal olduğunu sanırlar. Sevim li b ir in sa n d ır. hayattaki ihtiras veya hedeflerinden sı- . k u ra lla ra b ağ lı d e ğ ild ir. Hikâye Kirsanovlar. B azarov’u n âşığı. Anna Sergeyevna Odintsov. m a h ir b ir p o litik a c ı ve y ö ­ n etici. Rusya'nın kır bölgelerindeki ailelerinden biri ve kendi sınıflannm diğer mensuplanndan daha cazibeli insanlar­ dır. Z engin b ir d u l. Viktor Stitnikov: Bir g en ç. O d in tso v 'u n k ü ç ü k kız k a rd e şi. Serfle'rini azat etmiştir ve şimdi malikânesinden kira toplamakta güçlüklerle karşılaşmaktadır. şimdi Nikolai'nin yanında oturur Ateşi sön­ müş bir aşk hayatı onu. A n ti-e n te lle k tü e l o lm a sın a ve h u ra fe le re b ağ lı b u lu n m a s ın a rağ m en .

Her işte arkadaşının yap­ tığını yapmak isteyen Arkady. emekli bir ordu subayıdır. her şeyle alay eder. iki genç. kendisini cazibesine kaptırdı­ ğı Bazarov adında bir genç ve parlak bir tıp talebesi vardır. Hiçbir hayali bulunmadı­ ğını söyler. iki genç bir ara yumruk yumruğa kavga edecek hâle gelirlerse de. üniversiteyi bitirdikten sonra. oğuilanna perestiş ederler Bu ziyaret sırasın­ da. eskiye bağlı bir ka­ dın. nihilistlik prensiplerine rağmen Anna'ya âşık olur. muhte­ lif şekillerde tesir eder Nikolai şaşırmıştır ve hayret içindedir. misafir gel­ diği bu evde uzun bir zaman kalır veya ev sahiplerine. Pavel hakarete uğramıştır Arkody ona perestiş eder. ba­ basının çiftliğine döner. onun ya­ nında kendilerini rahat hissedenler. Bu oturmamış genç. sadece Feniçka ve bebek­ tir Bazarov'un bu misafirliği sırasında. Nikolai'nin oğlu Arkady. Rusya'daki bütün sosyal sınıflarla alay eder ve eski­ ye bağlı her şeyi gülünç bulur.2 1 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yırmıştır. Ba- zarov. Kalben. Arkady. fakat flörtü seven biri olduğu intibaını yaratmasına rağ­ men. yirmi yaşlarında neşeli iyi ta­ biatlı bir gençtir. Her ikisi de. bu gençleri cazip bulur ve kendilerini davet eder. hissiyatla ilgili değildir. orada. zevkleri kendisininkine daha yakın olan Katya'ya tutulun Arkady ve Bazarov. annesi de basit. ilişkiyi keser. daha sonra kır bölgesinde sakin bir ha­ yat yaşayan Bazarov'un ebeveynlerini ziyaret ederler Babası. gerçekte. bir nihilisttir: Hiçbir şeye hürmet beslemez. civardaki vi­ layet merkezine sık sık giderler. Bu ziyaretler sı­ rasında Bazarov. Kirsanov- . ilkin. hiç de bir nihilist değildir ve Baza­ rov'un. 1859 Mayısı'nda. kendisi ile arkadaşı arasındaki mesafenin genişle­ diğini idrak eder. Pavel Amca ile alay edişine gücenir. kendisinin de Anna'ya âşık olduğunu sanır. yanında. Arkady. Anna âşık olmayacak bir kadındır Sebep olduğu aşk ate­ şi onu dehşete düşürür. Bazarov. genç bir dul olan Anna Sergeyevna Odintsov ve onun kızkardeşi Katya ile tanışırlar Hızlı ve anti-gelenekçi bir kafaya sahip bulunan Anna.

Pavel. huzursuzdur. Arkady ve Anna'ya elveda diyerek. Bu arada. Acı ve ıstırap içinde kıvranan Bazarov'un mezan üze­ rinde. diğerleri için mutlu sona erer. kansına bağlı bir koca. aşağı yukan banşırlarve arala- nndaki anlaşmazlığı anlatmak için bir hikâye uydururlar. Bozarov'a hiçbir şey olmaz ve Pavel de sade­ ce bir yara ile kurtulur. gerçekten sevdiği kadını terketmemesini ve Fenişka ile evlenmesini ister. iyi bir vatandaş ve ileri görüşlere sahip olmakla beraber ih­ tilâlci değildir. Gerçekte. Pavel. hattâ An- na. M aamafih. fakat Pavel bunu görür ve Bazarov'u düelloya davet eder. gençliğinde sevdiği kadınla ilgili güçlü hatıralannı düşünür. Bununla beraber. hikâye. Tur- . so­ murtkan bir yüzle doğduğu köye giderek. Arkady. Arkady yaşlandıkça babasına daha fazla benzeyecek: Şuurlu bir toprak sahibi. kendisini. Bazarov'a gelince. Almanya'ya giderek boş hayatını orada sürdürür. zira Kirsanov ailesinde ikili bir evlenme vardır. Düelloda. nekahati sırasında. Bazarov orada. Aşağı yukarı. Katya'yı gerçekten sevmeye başlar Kıza ev­ lenme teklif eder ve derhal kabul edilir.zorla çalınan bir öpücük dışında hiçbir şey olmaz. cemiyete karşı duyduğu acı hisleri ve küskünlüğü hâlâ terketmeden cesur bir şekilde. Eleştiri Babalar ve Oğullar’m plânı b asittir ve oldukça bağlantı­ sız. sevmemekle beraber bir gün seveceğini umduğu biri ile evlenir. tifüsten ölen bir kimsenin üzerine otopsi yapar Bıçak. henüz. elinden kayar ve elini keser Birkaç gün sonra. Nikolai'ya yalvararak. iki kişi. aynı hastalık­ tan ölür. gevşek bir tarzda biraraya getirilm iştir. yeşil ve huzur verici otlar yetişir. Niko- lai'nin metresi Feniçka ile flört etmek suretiyle Anna'yı unutmak ister. Okuyu­ cu öyle hissediyor ki. canı sıkılır Bir gün. 1 0 0 büy ük R om an * 2 1 9 lar'ın çiftliğine gitmeye karar verirler. meşgul etmek için. doktor babasının yardımcısı olarak çalışmaya başlar. Bu Arkady'nin Ba- zarov'dan ve onun nihilizminden aynidığı son adımdır.

2 2 0 * 1 0 0 Büy ü k R o m a n

genev’in rom anları, titizlikle hazırlanm ış plânlardan ziya­
de, her zam an hatırlanan küçük hikâyelerden ve karakter
skeçlerinden oluşurlar. Hikâyede iki aşk m acerası, bir d ü ­
ello ve bir ölüm vardır ki, başka bir yazar, bu malzemeyi
ro m an tik veya m elodram atik bir şekle sokabilirdi; Turge-
nev, bunları, gerçek değerlerinden daha az işledi. Gerçek­
te tez, kitabın adıdır: İki nesil arasında, genellikle m izaç­
lar ve fikirler etrafında dönen ve ifadelerini sadece konuş­
m alarda gösteren çatışm a.
Bu âşinâsı olduğum uz bir çatışm a. Babaların daha yaş­
lı nesli ya Pavel gibi açıktan açığa m uhafazakâr veya Niko-
lai gibi çekingen liberaldirler. Çocukları, babalarını, başla­
rını kum a göm m üş insanlar olarak görüyor ve onları
şaşkına çevirm ekten zevk alıyorlar. Nikolai, bu durum da,
yeni hiçbir şey bulunm adığını, kendi gençliğinde de ebe­
veynlerine, onların başka bir çağa ait olduklarını söyledi­
ğini hatırlatır. Şimdi ise kendi çocuğu isyancılar arasında­
dır. M aamafıh, çatışm a önceden tahm in edildiği şekilde
sona erer. A rkady’nin oldukça gelenekçi karısı ile yaşam a­
ya başladıktan sonra, kendi çağının m uhtevası içinde, ba-
basınınkine benzer bir hayat süreceği im a edilir.
H ikâyenin büyük m eselesi Bazarov, onun, yaşlandıkça
nasıl bir insan olarak gelişeceği hakkında bir şey söylem e­
yiz, zira genç yaşında ölür. Şüphesiz, Turgenev'in en m eş­
h u r karakteri o. Turgenev’in yarattığı insanlardan ekserisi
ya Pavel gibi nörotik m alûller veya Nikolai gibi, varlığı ile
yokluğu belli olm ayan nazik insanlar. Fakat Bazarov baş­
ka bir insan; İster Pavel gibi, kendisinden nefret etsinler,
ister Arkady gibi tap sınlar veyahut A nna gibi ondan uzak
durm aya çalışsınlar, karşılaştığı herkes üzerinde izini bı­
rakır. Gerçi diğerleri onu, kanatlarına göre değerlendirir­
lerse de, gerçekte, bir şahsiyet olarak kendi izini bırakır.
Ö lüm , anında cesur ve bilhassa aptallar hakkında h ü k ü m ­
lerinde şiddetli ve alaycı. Ve nihayet âşık olduğu zaman.

100 b ü y ü k R o m an • 221

kendisini bu aşka, A rkady’nin kur yapm ası gibi verm ez,
b ü tü n vücudunu sarsarcasm a derin bir ihtirasla bırakır.
H izm etçiler ve çocuklar dışında, herkes üzerinde h u şû ya­
ratır. Ö ldüğü zam an, beraberce sakin bir hayat yaşayacak
Arkady ve Katya’nm , bir zam anlar hayatlarında tesiri olan
bu garip kuvveti her zam an hatırlayacaklarına em iniz.
Bazarov, ilk nih ilisttir veya daha keskin olacaksak, ke­
limeyi bize ilk defa Turgenev, bu kitabında tan ıttı. Gerçek­
te kelime, m evcut olan h er şeyi reddeden, felsefî skeptik-
liği anlatm ak için 1836’da görüldü. Turgenev, nihilisti, ne
kadar h ü rm et edilirse edilsin, yerleşm iş prensip ve hiçbir
otorite tanım ayan birini anlatm ak için kullanır. Böylece
Bazarov, dinle, şiirle (bilhassa rom antik şair Puşkin), va-
tanseverlilikle, politikacılarla (bilhassa liberal parlam an-
terlerle) tabiatla (ki rom antik nesil tabiata tapm ıştı) ve
h a ttâ bir biyolojik olarak değil de his olarak ele alınan
aşkla dahi alay etti. M aamafıh, onun tanıdığı ve onun kar­
şısında kendi nihilizm inin dahi ikinci derecede kaldığı bir
genel prensip vardır: “H areketlerim izi yöneten ütilitedir
(yararlı olma, fayda sağlam a)” diyor. “G ünüm üzde en fay­
dalı şey, red d etm ek tir ve bizim yaptığım ız da b u .” Başka
bir ifade ile nihilizm , m evcut tarihî şartlar altında, onun
ütiliterciliğinin talep ettiği stratejidir. A lternatif yönden
bakıldığında, onun bir nom inalist (genellikle ilim diye bir
şey bulunm adığını, sadece faydalı sanatların m evcut ol­
duklarını söyleyen) veya pozitivist (bir kim yagerin otuz
şaire bedel olduğunu iddia eden) olduğunu söyleyebiliriz.
Söylemeye dahi gerek yoktur ki, İngilizce konuşan insan­
lar pozitivizm ve ü tiliterianizm ’in ne olduğunu bilirlerse
de aradaki fark şudur; Ekolün İngiliz tem silcileri genel­
likle Bazarov’un hareket teknik ve üslûbuna sahip olm a­
yan akadem ik kişilerdir. Gerçek Bazarovlar’m sayıları çok
azdır; fakat Arkady ve Sitinikov gibi taklitçilerinin, ü n i­
versite talebelerinin toplandıkları her yerde, düzinesi on

2 2 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

kuruş. M uhtem eldir ki, onların yaşlıları, gururlarını ve
entelektüel tem belliklerini devam ettirdikleri m üddetçe,
h er zam an bizim le beraber olacaklardır.
Turgenev’in kadınlarının, erkeklerinden daha fazla iz­
lenim bırakan kim seler oldukları sık sık işitilir. Bu rom an­
da, liberal entelijansiya ve Batı fikirlerinin dokunm adığı
hakiki R uslar arasında eşit bir tarzda yayılan m üteaddid
tanınm ış kadın vardır. Bn. Kukkin, entelektüel bir kadını
en gülünç bir şekli ile gösterir. Kimya ile m eşgul olur, m i­
m arlık yapm aya çalışır ve A m erikan edebiyatını okur.
E m erson’u George Sand’e tercih eder. Bu kadın s u n ’idir,
yapm acıktır, sinirlidir, tatm in olunm am ıştır. D aha orijinal
ve zeki bir kadın olan Bn. Odintsov, Bazarov’u n özellikle­
rini, hepsinden fazla takdir eder ve kitapta, peşin hü k ü m ­
lere kapılm aksızm ve sam im i bir şekilde, Bazarov’la eşit
şartlar altında konuşabilecek yegâne insan odur. Fakat yi­
ne de, kadının şahsiyetinin çekirdeğinde, kadının ciddî
bağlılıklar kurm asını engellem eyen nörotik bir yara var.
Kadın bazen huzu ra kavuşuyorsa da gerçekte hiçbir za­
m an m u tlu değildir.
Ö teki aşırı uçta da, Bazarov’un annesi yer alıyor: "Es­
ki ekole m ensup hakikî bir Rus hanım efendisi, M osko­
va’nın eski günlerinde, iki asır önce yaşam ış olabilirdi.”
A rina Vlassyevna, kehanetlere ve ruhlara inanır. Senede
azam î bir veya iki m ektup yazar; fakat hizm etçilerine kar­
şı m üşfiktir, dilencilere cöm ert ve oğlunu da sever. Bes­
belli ki, iyi bir kadın. Turgenev, böyle insanların sayıları­
nın çok azaldığına üzülür. Sonra utangaç, nazik ve sevim ­
li Feniçka vardır ki, A rina kadar halis bir Rus. O nun ses­
siz, kendisini belli etm eyen aşkı, Rus köylüsünün niha­
yetsiz ıstıraplara dayanabilm ek kapasitesinin bir neticesi.
Bu karakter Turgenev’de, Batı ve Slav idealleri arasın­
da bir gerginlik bulunduğu hissini uyandırır. Bazarov, ye­
ni tü rd e bir Rus; N e serf ne asil, Rusya’yı Doğu uyuşuklu­

100 büyük Rom an • 223

ğundan kurtarm ayı vaadeden bağım sız bir ruh. Feniçka,
karşı kutuptaki bir ideal; E ntelektüel olm aktan ziyade
sezgi gücü kuvvetli olan biri, sadeliğinden, kuvvetli ve
halkın hayatını yakından biliyor. Slav ruhunda. Batı Avru­
p a ru h u n d a m evcut olm ayan özel bir derinlik bulunduğu­
n u söyleyen eleştiriciler, b u n u n en iyi örneğini Feniçka’da
bulacaklar. Turgenev, Bazarov’u yarattığı zam an bir Batılı
olarak yazdı; Feniçka’yı yarattığı zam an da, bir Slavofil
olarak.

Yazar

İvan Sergeyeviç Turgenev, kendi neslinin Rus yazarları arasında,
davranışı ile Avrupa’ya en yakın olan ve bu yüzden Batı’nın hayranlık
duyduğu ilk Rus yazardır. Varlıklı bir çiftçi ailesinde dünyaya geldi. Anne­
si, onların beşerî yaratık olduklarını unutarak son derece haşin davranan
eski ekole mensup otokrat bir Rus kadını idi. Bn. Turgenev’in çocukluğu
ve evliliği son derece kötü şartlar altında geçtiğinden, çocukları da dahil,
herkese zalimce muamele etti. Böylece, ilkin Moskova’da, daha sonra
Saint Petersburg’da ve nihayet Berlin’de eğitim gören İvan, bu haşin at­
mosferden kendisini kurtarmış oldu. Rusya’ya 1841’de döndüğü zaman
yirmi üç yaşında idi; bir devlet dairesinde çalıştı; ardından annesinin iti­
razlarına rağmen, edebiyatçı olmaya karar verdi. Annesi ölünceye kadar,
yıllarca, bir tür bohem hayatı yaşadı. Daha sonra, rahat bir hayat sürecek
tarzda servet sahibi oldu.
Turgenev hiç evlenmedi. Gençliğinde -ki sonralan, köleliğin düşmanı
olarak şöhret kazanacaktı- kendi kuzeninden bir serf kızı satın aldı ve
onunla, kendi ailesinin malikânesinde metres hayatı yaşadı. Fakat birkaç
yıl kadar süren bu hayattan bıktı ise de gayrimeşru kızını, şuurlu bir şe­
kilde eğitti, evleninceye kadar baktı. Turgenev, maamafih en derin aşkını
sonraları Bn. Viardot adını alacak Pauline Garcia adında bir şarkıcıya
sakladı. Bu ilişki tamamen platonik kaldı (Turgenev, fizikî ihtiyaçlarını
başka yerlerde tatmin edebiliyordu). Bn. Viardot, Turgenev’e müsamaha
etti ve kocası da onu bir tehlike olarak görmedi. Bununla beraber Turge­
nev, bu kadına gerçekten âşık oldu. Avrupa’da her yerde onu takip etti.
Turgenev’i kozmopolit biri yapan özellik, kendi entelektüel yönü olduğu

Turgenev’in son yılları. Bazarov’un karikatürize edildiğini söylediler. hissî bir tarzda ele almadı. Bir ihtilâlciyi anlatan Rudln adlı romanına Turgenev’in Berlin’de tanıdığı Mi- keal Bakünin’i örnek tuttuğu söylenir. daha sonraki kitaplarında sosyal tezler üzerinde durdu. Bazarov’la beraberdi. fakat onun içgüdüsel sempatileri eski nesilden yana idi. Turgenev’in kendi kahramanı hakkında ne düşündüğünü merak ediyor. aris­ tokrasi içinde geçer. Edmond de Goncourt. 1867’de. Bunun neticesinde de. esaret ve zulmün bir düşmanı olarak yerleşti. yıkıcı buldular. çağın anlayışı­ na çok yaklaşmış bulunduğundan. bellibaşlı haricî macera veya hâdiseden yok­ sundu. 1856’dan 1883’e kadar. Öte yandan. Muhafazakârlar. Kitabın bu saf başlığına rağmen. Tolstoy ile de bir düello yaptı. Okuyucu. onu öven bir yazı yazdığından kısa bir müddet için hapsedildi. Turgenev. Sosyal protestonun önemli bir belgesi olarak ele alınan bu kitap Tom Amca’nın Kulübesi ile mukayese edildi. daha sonraki romanları. Başlıca karakteri Lavretsky -ki Turgenev’in gayrikah- raman kahramanlanndan biridir. gerçek tez serf ve efendi­ si arasındaki ilişki idi. müellifin 1860’da Al­ manya’da tanıştığı bir Rus doktoru örnek tutularak işlendi. Maamafih. Sa/c/n İnsanların Bir Yuvası. Bazarov’u kimse sevmedi. yemeklerini çok defa beraberce yediler ve bu anlara da “ıslıklanan yazarların yemeği” adını verdiler. Turgenev. Turgenev’in en büyük romanı Babalar ve Oğullar’ın kahramanı Bazarov. daha sonraları II. Entelektüel olarak. bu da. Turgenev’in belli başlı ilk kitabı.evlendiği kadın ile sevdiği kadın arasın­ da ne yapacağını bilemeyen tesirsiz bir adamdır. Ölü Canlaı’m yazarı Nikolai Go- gol’un ölümü üzerine. günün realiteleri ile bağdaşmadığı söylenerek tenkit edildi. 1840’larda yazıldığı halde 1852’de basılan ve kır hayatından manzaralar anlatan Bir Sporcunun Hayatından Parçalar \d\.2 2 4 * 1 0 0 B üyük R o m a n kadar kadının cazibesi idi. kitap çok ilgi çekti. Alekxander olarak tahta ge­ çecek Tsareviç’in sertliği ortadan kaldırma yolundaki gayretlerinde yar­ dımcı olduğu söylenir. aynı yıl. Babalar ve Oğullaı’m tutulması neticesinde Turgenev Avrupa’da kal­ maya karar verdi. On sene sonra . Kitabın. Turgenev. böylece adı. Alphonse Daudet ve Emile Zola gibi realistler takdir ettiler. Bu beş kişi. Avru­ pa’da bilhassa Flaubert. fa­ kat onların da beşerî yaratıklar olduklarını anlattı. radikaller de. ülkesine yaptığı kısa ziyaretler dışında Batı’da yaşadı. Turgenev köylüleri. son derece cazibeli bir kadına tutulmuş zayıf iradeli bir adamın hikâyesini anlatan Duman adlı kitabı yayımlandı. Turgenev’in Dostoyevski ile münasebetleri gayet kö­ tü idi.

. halkın lideri olmak isteyen zayıf bir kahra­ manın. Öldü­ ğü zaman. fazla üzerlerine varmadan ten­ kit eder. bu eleştirici düşmanlık azaldı. birçok eleştiricinin indinde. ekseriya. Rus köylüsünün adaletsizliği karşısındaki âciz durumunu ele al­ dı. Bununla beraber. bu üç Rus roman­ cısı arasında da en büyüğü Turgenev’dir. Roman­ larında. genellikle Fransa’da ya­ şadı. Bu kitap da. gut hastalığına yakalanmış bir ihtiyar adam olarak ara sıra Rusya’yı ziyaret etti. Turge- nev’de. Hayatının sonuna doğru. 100 büyük R om an • 225 Bakire Toprak aü\) romanında. Rusya’nın çok büyük yazarlarından biri olarak anıldı. Turgenev. Rusya’da tutunmadı. Tolstoy’un hamasiliği veya Dostoyevski’nin ihtirası yoktur. ölmekte olan bir sınıfı.

Arabella Ailen: Mr. Augustus Snodgrass. Alfred Jingle: G ezici b ir a k tö r ve sırd a ş . Mr. a ş k m a c e ra la rı p e ş in d e g id e n b ir ü y esi. Rachael Wardle: Mr. W ardle’ın. h e rşe y i b ilm e k is te r ve m aceray ı se v er. Pickw ick K u lü b ü ’n ü n ş a ir ru h lu ü y esi. Mr. Pickvvick’in. Tracy Tupman: Pickvvick K u lü b ü 'n ü n şişm a n . saf. Bn. iriy a rı ve c a n a y a k ın b iri. VVardle'm kızı. Pickvvick’in L o n d ra’daki ev sa h ib e si. Nathaniel Winkle: Pickvvick K ulübü’n ü n e n u ta n g a ç ü y esi. b ir “co ck n ey "d ir (L ondra’n ın k e n a r m a h a lle s in d e y e tiş e n b ir ad am ). k e n d i­ sin e â ş ık o ld u ğ u n u sa n ır. az im li ve e ş s iz b ir in sa n . Emily Wardle. . e v le n m e m iş k ız k a rd e ş. Pickvvick’in sa d ık u şa ğ ı. Wardle: R o c h e ste r c iv a rın d a k i M anor Ç iftliğ i’n in sa h ib i. o n u b ir d o k to rla e v le n d irm e k iste r. se v im li. VVinkle’in h a y a tın ın aşkı. y aşı ile rle m iş. Bardell: Mr. o rta y a şlı b ir ad am . k ısa te lg ra fv a ri cü m le le rle d u rm a k s ız ın k o n u şu r. Sam Waller: Mr. Pickwick’in Evrakı (The Pickwick Papers) Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler Sammuel Pickwick: İyi h u y lu . m a a m a fih k ız ın e rk e k k a r­ d eşi.

çabuk kı­ zan bu doktoru çileden çıkartır Ertesi sabah. balo için resmî elbisesi bulunmadığını üzüle­ rek anlatır. geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırla­ mayacak kadar sarhoştur. M r Tupman'a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu. zira elbisenin bulunduğu bavul çalınmıştır M r Jing­ le. Bob Svvyer: A rab ella A llen’in re d d e ttiğ i g en ç ve se v im li b ir tıp ta le ­ b esi. 100 B üyük R om an • 227 Mr. Rochester'e geldikleri vakit. Mr. B ardell’in v ic d a n s ız av u k atı. Samuel PickVVick. Mr. Bu yan-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde. D r Slammer'in uşağı M r VVinkle'i ziyaret ede­ rek. Natheniel VVinkle. Augustus Snodgrass ve M r Tracy Tupman). utangaç Tupman'ı balodaki. böylece M r VVinkle'in resmî elbisesini Alfred Jingle için "ödünç" a lır Alfred Jingle de. Beraberce Rochester'e gider­ lerken. 13 Mayıs. baloda D r Slam- m er'in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek. bir grup kabadayının hücumu­ na uğrarlar. efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler Zavallı M r Winkle ise. handa bir balo tertiplendiğini öğre­ nirler M r Jingle. zira şişman. şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde on­ lara anlatır Yolda fıçılarla midye yedikten sonra. o akşam. gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu dâlm î başkanı Mr. Hikâye Pickwick kulübünün kibar. 1827'de kulübünün üç üyesi ile birlikte (Mr. Mr. bir dtlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar Kulüp üyeleri. mahallî âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. Alfred Jingle adında kibar. bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler M r Tupman. Henüz yola çıkmışlardır ki. dünya görmüş've maharetli biri kendilerini kurtarır. hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler. beraberce. Serjean Buzfuz: Bn. Sanığın kendi elbiselerini giyinen M r Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickvvick'li korkudan tir tir tit­ . İngiltere'nin uzak bölgelerine giderek.

Mr. bu aktör ve şarlatanı M anor çiftliğine davet eder. Yordımosı. yaşlı Bn. tüfeklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çı­ kar ve kazaen M r Tupman'ı elinden vurur Kriket maçı sırasında M r Pickwick. Bardell'in bu tutumu karşısında Londra'da yaşayama­ yacağını anlayan M r Pickwick ve arkadaşları. zavallı Bn. Bardell. Dr. zorlu bir yolculuk yaparak. tekrar Jingle'e rastlar Mr. zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı'nm akıllı uşağı Sam VValler'in yardımıyla Londra'da yakalarlar Jingle'e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna eder­ ler. şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Racha- el ile birlikte yaşadığı M anor çiftliğine davet edilirler Ertesi gü­ nü öğleden sonra. PickvvickIiler. derhal bu çiftin pe­ şine takılır. Pickv^/ick'in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an. onu kendisine uşak olarak tutar. PickvvickIiler. şişman ve sevimli *M r W ardle'in iki kızı. M r Winkle. Winkle'nin yanlış biri olduğunu kimse bilmez. Pickwick Kulübünün şa­ iri Mn Snodgrass'tır. Eastanswill kasa­ basına giderler Kasabada "Blue"lar ve "B uff"lar arasında şid­ . Yiğitliğini ispat etmek için. garip düşünceler içindedir. W ardle'in zengin bir kadın olduğunu sanır. onu M r Tupman'dan soğuttuktan sonra. be­ raberce Gosling Street'teki yerine gelirler Mn Pickvvick'in ev sahibesi Bn. öğleden sonra. düello yerine gelir. VVardle. Daima bir fırsat kollayan Jingle. bayılmış gibi hareket ederek kendisini M r Pickv»/ick'in kol­ larına bırakır Bn. bera­ berce kaçarlar M r Wardle ve M r Pickvvick. M r Tupman. W ardle'e âşık olur ve M r Winkle de güzel Arabella Allen'e tutulur. Bn. Slammer düello yerine geldiği zaman.2 2 8 * 1 0 0 B üy ü k R o m a n reyerek. kaldıklan handan on mil mesafedeki hana ulaşırlar. Aynı gün. M r Pickwic'in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır Kadın. se- fil-perişan bir vaziyetten. Wordle de gözyaşlanyla M anor Çiftliği'ne geti­ rilir Londralı bir arabacının oğlu olan Sam W aller'in zekâsına hayran kalan M r Pickvvick.

. arkadaşı VVinkle ile Arabella Allen'in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Savvyer'i red­ dettiğini öğrenince. Allen'in bir parkta. kendisinin yatılı bir okula giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle'nin plânını bozduğunu sanır. Bir "Blue" olan Muhte­ rem Scmuel Slumkey. jüri. gerçekte bir aşk mektubu oldu­ ğuna hâkimi inandırır. "Buff". efendisini savunmak ister. Adale­ tin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen M r Pick- wick. Pickwick'in şahidi iyi niyetli. Mr. hâkimi daha da kızdırmaktan başka birşey yapmaz. M r Pickvvick. Pickvvick. VVardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve M r Winkle'nin Arabella Allen'la olan aşkı da­ ha da gelişir. 100 büyük R om an • 229 detli seçim mücadelesi yapılmaktadır. Mr. pirzola yer ve şarap içer­ lerken. Sam VValler. fakot ta ­ mamen beceriksiz M r VVinkle. Fakat muhakeme boşla­ madan önce. Dodson ve Fogg hukukî fir­ masının avukatı Mr. M r Pickvvick'in. Bardell'in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine. Pickvvick. Borçiannı ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street Hapisha- nesi'ne yollanılmadan önce. Seçim he­ yecanı sırasında. Serjean Buztuz'un oyunu ve sahtekârlıkla- nna karşı kendisini savunmalıdır Vicdansız avukat. vaadini yerine getirmedi­ ği için dâvâ açtığını hayretle öğrenir. Mr. tekrar Jingle'i görür. pis bir seçim mücadelesi sonunda. Pickwick. Londra'ya döndüğü zaman Mr. Mr. Bath kasabasının kaplıcalannda bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. Pick- vvick'in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça is­ temek için gönderdiği yazının. Mr. fakat hâkim onun kurnaz zekâsının "cockney"lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler Fiâkimler. Bn. Londra'ya dönen Mr. rakibi Horatio Fizkin'e karşı zafer kazanmıştır. M r VVinkle ile bu­ luşmasına aracılık eder. Bn. 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyece­ ğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler. Pickvvick burada. Pickvvick'in suçlu olduğuna karar verir.

bu güçlüklerin hepsini hâlleder. buna hayır diyemez. Bardelllere para verir ve hapisten kurtulmalan için yar­ dımcı olacağını vaodeder. Uşağı Sam da. Arabella'yı erkek kardeşi ile banştınr. Mr. hattâ Sam Waller de. adamın hâline acır. Pickv/ick'in hijcresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar. karısı ile birlikte Mr. Bu çitf. Pickvvick. onlann ücretlerini ödemeyince. dinle­ meyerek). kızı Emily'nin fakir şair Mr. Mr. Pick­ vvick. fakat şim­ di Mr. Bardell'e tazminatı öder ve hapisten çıkar. bir gön Bn. Pickwick'i hapishanede ziyaret ede­ rek. W inkle'in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu. Mr. oğlunu affe­ der. Bu arada.. hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Pickwick. Mr. Mr. Pickwick'i ziyaret eden M r Wardle. müvekkillerini hapsettirdiler. Mr. Mr. bir hizmetçi ile evlenerek. gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce. kardeşinin itirazlarına rağmen. borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşi­ ni banştırmasını rica eder. efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. Arabella. Cömertliğini hiçbir zaman terketmeyen Mr. mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir. Adam çok kötü bir durum dadır Mr. Pickvvick. VVinkle ile evlenir. Snodgrass. Pickwick'in işlerini yapmaya devam eder . Pickwick. Emily Wardle ile evlenir.Üç ay hapiste kaldıkton sonra. Snodgrass'a derinden tutulduğunu söyler. Üstelik. Mr. VVinkle'in babası.2 3 0 » 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Mr. kendisine elbise alması ve karnı­ nı doyurması için para verir. Pickwick (avukatının ve Sam W aller'in sözlerini. Pick- wick'in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşü­ nüyordu. Pickv\/ick. Kadının dâvâsını ücretsiz üzerine alan Dodson ve Fogg adındaki hukuk bürosu. Mr. Bardell ve oğlunun da Fleet Stre­ et Hapishanesi'ne atıldıklannı görür. . Bn. Kadın.

ikinci derecede kalacaktı. Brov/ne’ye veril­ di. Başlangıçta halkın pek ilgisini çekm eyen bu seri. kulübü dağıtır ve W aller'le birlikte bir kır evine çekilerek Winklelerin ve Snodgrasslann çocuklarına manevî babalık eden Eleştiri 1836 yılında bir gün R obert Seym our adında bir sa­ natkâr. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens. Fielding’in ve Sm ollet’in pitoresk rom anlarına döndü ve ondokuzuncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tını büyük bir panoram ik rom an halinde gösterdi. bir grup am atör sporcunun kom ik m ace­ ralarını gösteriyordu. Dickens dehasını gösterm eye başlam ıştı. Kitabın nasıl son bu­ lacağını bilm eksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilm eye başlandı. çocukluğunda okuduğu rom anlara. Pickvvick’in Evrakı’m n oldukça basit orijinal plânı kaldırıldı. Pickwick. Çok gevşek bir yapı üzerine kurulm uş olm asına rağ­ m en. o zam an bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi. bu iş H ablot K. M aamafıh. o n u n en m eşh u r rom anlarından biri oldu. b ü ­ yük ressam George C ruiksahnk aldı. Resim ler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler rom anlarını hatırlatırcasına. yirm i d ö rt yaşında D ickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi rom anın yazılarını yazm asını ister. bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi: Resimler. Bu iş için görüştüğü kim selerden biri. bu ressam da. A rtık cockney “sporcular”m gülünç m aceralarına bağlı kalm a­ yan Pickvvick. . Bu arada Sey­ m o u r in tih ar etti ve Dickens. rom anın ortasında ressam - sız kaldı. sonraları onun yerini. Cervan- te s ’in. “Phiz” im zası ile D ickens’in ilk kitapla­ rından birçoklarını resim ledi. araya Sarh W aller’in girm esiyle derhal tu tu n d u . 100 büyük R o m a n • 231 Bütün bu yorucu maceralardan sonra. Mn Pickvvick. kitabı yazdığı sırada D ickens'in rom an konusunda pek az .

Sanayileşm e çağından ö n ­ ceki İngiltere’nin hanları ve atı arabaları. yem ek sofraları. Gelişigüzel plânına. çok sayıdaki karakterlerine rağm en.2 3 2 • 100 B üyük R o m a n tecrübesi vardı ve rom anı iyi yapan unsurların neler oldu­ ğunu da pek bilm iyordu. plânı da istediği gibi değiştirdi. . ailelerin N oel’de biraraya gelm eleri. borçlarını ödem eyenlerin atıldıkları hapis­ hanelerin dehşet saçıcı durum larıyla dengeleniyor. rom an ilerledikçe. D ickens’in bü­ yük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. ilkin Pickwick’in Evrakı’ndaki beşerî sayfalarda görüldü. Aylık tefrikalar hâlinde yazdığın­ dan. tefrika edilen bir rom anın da resm î bir düzeni olm ası gerektiğini öğrendi. Pickvvick. Dic­ kens’in daha sonraları ele aldığı tezlerden ekserisi. Ancak daha sonraları. hareketlerin birbirlerine karışm a­ sına. b u ­ gün de zevkle okunan bir kitap. kanunun adaletsizli­ ği ve saçmalığı.

Mr. David Copperfield Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler David Copperfield: H ikâyeyi a n la ta n genç. Mr. b a ş a rılı b ir ro m a n c ı o lm a ­ d a n ö n c e b a ş m d a n p e k çok h a d is e g eçm iş. "şu v ey a bu ş e k ild e ” m u a z z a m b o rc u n u ö d e y e c e ğ in e in an ır. VVickfeld: B etsey T rotvvood’u n C a n te rb u ry li av u k atı. James Steerforth: D av id ’in d e rin d e n ro m a n tik . b a s it e rk e k k a rd e şi. Mr. M u rd s to n e ’in h a ş in kız k a rd e şi. Wilkins Micawber: E zelî nikbin. Tommy Traddles: D av id ’in b ir d iğ e r okul a rk a d a ş ı. . h a y a tm in iş ve ç ık ışla rı­ nı ta tm ış tır. y e tim y eğeni. Ham: P e g g o tty ’n in saf. b ir gün. y e tim k u z e n i. fa k a t ta m a m e n b en cil ç o c u k lu k a rk a d a ş ı. fa k a t iyi kalpli b ü y ü k h alası. Daniel Peggotty: P eg g o tty ’n in sa d ık . Creakle: S alem H o u se o k u lu n u n h a ş in m ü d ü rü . Murdstone: D av id ’in za lim ve a s ık y ü z lü ü v e y b a b a sı. iyi ta b ia tlı ve açık k alpli. Peggotty: D av id ’in şiş m a n . Barkis: Sakin. sev im li d a d ısı. Betsey Trotvvood: D av id 'in e g z a n trik . Jane Murdstone: Mr. Küçük Emily: P e g g o tty ’n in saf. için e k ap alı biri.

hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. sahildeki rahat bir balıkçı ka- yığındo yaşar Daniel'in Ham adında bir yeğeni ve Emily adın­ da bir kuzeni vardır. Fakat kadın öfke ile çıkar. Spenlovv’u n g ü z e l. her ikisi de yetim olan bu çocuklar Da- vid'le iyi arkadaş olurlar. Peggotty'nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır. David. ç ırak o la ra k y a n la rın a alır. Mr. onun tarafın­ dan hırpalanmaya artık tahammül edemeyince. D av id ’i. David. Hikâye David Copperfield'in Suffolk şehrinin Blunderstone bölge­ sinde babası ölür ve genç dul kansıno ayda 105 Ingiliz lirası bir gelirle Peggoty adında sâdık bir hizmetçi bırakır.2 3 4 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Agnes: A v u k atın kızı. Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir David'i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey. VVickfieId’in m u h a ta b ın ı ra h a ts ız e d e rc e s in e ta tlı dilli k âtib i. yeni arkodaşlandır. yakışıklı. g ü z e ) ve h is s î b ir kız. M r Murdsto- ne'm elini ısınr ve derhal Salem House okuluna gönderilin Okulun müdürü. çün­ kü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir David'in ilk yıllan mutlu geçer. Çocuğun güzel. se v im li ve a p ta l kızı. Uriah Heep: Mr. fy\urdstone dindar ve kasvetli kızkardeşi Jane'i onlar­ la yaşaması için getirmiştir ve Murdstoneler beraberce David'in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. Yarmouth'dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı. genç anne­ si. Dora: Mr. aristokratik James Steerforth ve . bir dediğini iki etmez. Spenlow: Spenlovv v e J o rk in s h u k u k b ü ro s u n u n k u ru c u la rın d a n . onun büyük halası olan egzantrik Bayan Betsey Trotv^ood da odadodır. Mr. Peggotty bir gün David'i Yarmouth li­ man şehrine gezmeye götürür. David'in dünyaya geldiği gece.

M r W ickfield'in güzel kızı Anges'ten çok hoşlanır ve ona. tujumsuz bir adamdır. Micav^ber. eşkıyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David. Fakat okul günleri. David'i yıkar ve kar­ nını doyurur Bn. Fakat M r Micawber. borçlulannın mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen. David'e. çocuğu yanma almaya karar verir Kadının bu ha­ reketinde. âdeta kızkardeşi imişçesine muamele eder . iğrenç Murdstone'lann da Dover'e gelerek David'i zorla götürmek istemelerinin de tesiri o lu r David bu defa M r Creakle'mkinden çok daha iyi bir okula. David yalnız kalır. Lon­ dra'da M r VVilkins Micawber adında birinin yanında kalır Mr. annesi­ nin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer Hattâ sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışın Islah olmaz bir iyimser olan M r Micavvber. sonunda borçlannı ödemeyenlerin ha­ pishanesine gönderilir ve David'in de yatacak yeri kalmaz. Canterbury'deki M r Strong'un okuluna gönderilir O rada. bununla beraber. David. hemen he­ men aç kalır işi farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yı­ kamak ve . hafifçe kaçık kiracısı M r Dick'in tavsi­ yesi üzerine. Betsey. Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan M icawber'lerden başka bir yerde oturmak istemediğinden. üvey babası da kendisiyle ilgilenmez. David. "Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği"ni durumun iyileşeceğini söy­ ler. Da­ vid. on yaşına geldiği zaman Londra'ya gönderilerek Murdstone ve Grinby ticarethanesinde çalışırsa da.etiketlemektir Beraber çalıştığı kimseler alelâde in­ sanlar olan Mick VValker ile Mealy Potatoes'tır David. Betsey. bü­ yük halasının avukatı M r Wickfield'in yanında kalır ve M r VVickfieId'in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve ken­ disini hiç sevmez. halasının evine geldiği zaman pe­ rişan bir haldedir David'in bir kız olmayışını hiçbir zaman haz­ medemeyen Bn. büyük halası Betsey Trotvvood'un yaşadığı Dover'e gitmek üzere Londra'dan aynlır Yolda. 100 Büyük R om an • 235 her zaman neşeli Tommy Traddles.

M r W ickfield'in güzel kızı Agnes'le evlenmek istemesidir . Micav\/ber'in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle. Steerforth. Yolda eski okul arkadaşı Ste- erforth'a rastlar. Barkins'in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmo­ uth'a gider. Spenlovv'a çıraklık ücretini öde­ yemediğinden. Yarmouth'a gide­ rek Peggotty ailesini ziyaret eder. Daha da kötüsü. onlann evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesin­ likle karşı çıkar. avukat olmaya karar verir. dalave­ reli yollarla. yaşlı Da- niel Peggotty. iğrenç Mr. Micav^ber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. Steer­ forth ile kaçtığını öğrenir. Spenlovv. Ham ile nişanlıdır David. M r VVickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır David'i. Emily'nin. da­ ha da üzen bir vakıa. Bir iş için Canterbury'ye giden David. VVickfieId'in firmasına ortak olduğunu öğrenir. sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles'i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler. Steerforth'u da davet eder ve Yarmouth'da ge­ çirdikleri iki hafta zarfında. nişanlı olmasına rağmen. güzel fakat randımansız ka­ rısının. O rada. David. evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de. Londra'ya dönerek Spenlow ve Jorkins hukuk firm a­ sında pratisyen olarak çalışmaya başlar M r Spenlox'un güzel lâkin aptal kızı Dora'ya âşık o lu r Fakat kısa bir müddet sonra. stenografi kâtipliği yapar Durumundaki değişikliğe rağmen. Steerforth ve küçük Emily birbirleri­ ne âşık olurlar Emily. David ve Dora evlenirler ve David'in kazandığı çok az pa­ ra ile geçinmeye çclışıriar. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlovv ölür. Strong'un okulundan çok iyi derecede ile mezun olan David. Mr. Heep'i. David. halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep'in. Derin bir kedere boğulan. Mr. fakat ilkin. yeğenini aramaya koyulmuştur Halası artık David'in. şimdi Uriah Heep'in yanında çalışan M r M icawber'i görün M r Heep. şimdi nazik ve sevimli bir genç o l­ muştur David. kansı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar Bununla beraber. David. Dora'yı görmeye devam eder.236 • 100 Büyük R om an Mr.

ilkin Yarmouth'a gider. Agnes. İngiltere'ye döndüğü za­ man. üç sene Avrupa'da dolaşır. Bn. orada. Trotwood. Dora'nın sıhhati -ki gerçekte. Agnes'in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Bir gemi dalgclann tesiri altında sahile vurmak üzeredir. Bu kederli günlerde. Trotwood'dan. Agnes'e her zaman bir kızkardeşi imişçe- sine muamele etmişse de. Agnes. aslında samimî bir insan olan Mr. Halasının çöpça­ tanlık teşviki altında. "şu veya bu şekilde" durumunun düzeleceğine inanır Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily'nin amcası da vardır. her zaman nazikti. David. David'in biraz seyahat ederek tesel­ li bulmasını tavsiye eder. David. Çok sayıda çocuklan olur. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır. sonunda. Trotwood buna çok sevinir. Do- ra öldüğü zaman. D ickens’in kendisine m ahsus özellikleriyle . VVickfieId'den para sızdırdığını söyler. geminin enkazı arasın­ da kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar. Eleştiri D ickens’in en çok sevilen rom anları arasında David Copperfıeld. hissiz bir şekilde kendi­ ni terkettiği zaman. David de. Yalnız kaldıkları bir sı­ rada.tedricen bozulur. Micavvber. henüz çocuk yaşındaki kansının sararıp solma­ sını derin bir üzüntü içinde seyreder. Gerçi David.ye­ ğenini atfeder ve şimdi İngiltere'nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar. Da- vid'e Uriah Heep'in Mr. Ham Peggotty. 100 B ü yük R o m a n • 2 3 7 Nihayet. bu habere üzülür. David ve Agnes evlenirler ve Bn. Mr. müşfik ve temiz kalpli Daniel Peggotty. Steerforth. Micavvber'in Avustralya'ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. yegâne teselli Agnes'in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir. Steerforth'u kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür. fazlasıy­ la başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar. Micawber.. Agnes'i ziyaret eder. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bn. kendisinden başka kimseyi sevmediğini David'e itiraf eder.

Dickens. hislerini dışarı vurm a­ yan karısı yerine bu zayıf. David Copperfieid’de saf ve tem iz çocukluk yıllarını ve C en n etten Mr. L ondra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı m utsuz günle­ rinde. rom andaki D ora’dır. D ickens’in kendi çocuk­ luk yıllarını heyecanlı bir sam im iyet ve kızgınlıkla anlat­ m ış olmasıdır. aptalca. Micawber. en yakın­ larına dahi bahsetm edi. Dickens. Bu ancak. David Copperfield’in sayfalarında. o n u n hakkında hiçbir şey hatırlam ak istem edi. fakat sevimli kız ile ev­ lenm iş olsa idi. daha sonraları. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay. kendi evlili­ ğinden önce tanıdığı M aria Beadnell’e olan aşkı idi. sadece sanatı vasıta­ sıyla belirtti. Genç yaşında evlenen David’in ha­ yatını anlatan kısım son derece dokunaklı. D ickens’in karakterleri arttıkça ve onlar birtakım tesa- . kitabın gerçek kuvveti.238 • 100 Büyük R o m an dolu büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. Bu kâbusu. Bu ka­ dın. Bu oto ­ biyografik u n su rlara şifi-eli cüm lelerle konuşan Barkis’ten kaygan ağızlı habis U riah H eep’e kadar çok sayıda egzan- trikleri ihtiva eden bir portre galerisi ekledi. Dickens artık. fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe. D ickens’in yarı tenkitçi. ken­ di kendini analiz etm em ek için birtakım itiraflarda bulun­ m ak yerine. bir hayalet gibi peşi­ m izi bırakm ayan bir diğer hatıra D ickens’in. yarı sevimli ve tu tu m su z kendi babasıdır. M urdstone tarafindan nasıl ko­ vulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi smifi halkının yaşadığı yerlere nasıl düştü ğ ü n ü anlatır. rom anın plânını dokuyan m u h telif iplikleri birbirine bağlam akla m eşguldür. kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. David’in M urdstone ve Grindy şirketindeki çıraklı­ ğının kâbusunu yarattı. D ickens’in inam im azcasına velût m uhayyilesi ile m üm ­ kün oldu. Mr. Fakat. b u n u n nasıl bir evlilik olacağını gayet can­ lı bir şekilde hatırlıyor. onun için öylesine korkunç bir kâbus idi ki.

1 0 0 B üyük R o m a n • 2 3 9

düfî yollarla birbirlerine bağlandıkça rom anın plânı ina-
nılm azcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından
kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hâle geldikçe, rom an
m uazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerin­
de durur. Bu karakterler, Micavvber veya U riah H eep gibi,
geniş bir m uhayyile gücünün eseri olarak ortaya çıktıkla­
rı zam an rom an gayet canlı. Fakat Steerforth gibi Byron’u
h atırlatan stero-tipler veya Victoria çağının m elekvarî tip ­
leri veyahut'Em ily gibi terkedilm iş kadın üzerinde d u rd u ­
ğu zam an canlılığından kaybediyor.
David Copperfıeld, D ickens’in m eslekî hayatının ortala­
rında yazdığı rom anlara tipik bir örnek. Yüksek derecede­
ki h ü m o r ve şiddetli bir kızgınlık, plânın hem en hem en
kontrol edilm eyen m uğlaklığı, rom andaki karakterlerin
m uazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulm ası, Dic­
kens’in tan ıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekil­
de rom ancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zam an gö­
rülüyor.

iki Şehrin Hikâyesi
(A Tale of Two Cities)

Yazan
Charles Dlckens
(1 8 1 2 -1 8 7 0 )

Başlıca Karakterler

Dr. Alexandre Manette: Bir z a m a n la rın g ü çlü , p a rla k d o k to ru ; B astille
z in d a n ın d a g eçird iğ i o n se k iz se n e s o n u n d a h e m e n h e m e n y ık ılm ış­
tır.
Luice Manette: Dr. M a n ette’n in n a z ik a ltın saçlı kızı.
Jarvis Lorry: T ellso n b a n k a s ın ın b ir "iş adam ı"; a ld a tırc a s ın a h u y su z .
Charles Darnay: K endi k e n d is in i y ık a n fa k a t p a rla k b ir av u k at.
Madam Defarge: A risto k ra tla rd a n in tik am a lm a k ta n b a ş k a b ir şe y d ü ­
şü n m e y e n k ad ın .
Sydney Carton: K endi k e n d is in i y ıkan, fak at p a rla k b ir av u k at; C h arles
D a rn ay 'a b e n z e r.
Ernest Defarge: Bn. D efarg e’n in "esm er, k ızg ın , te h lik e li” kocası; Pa­
r is ’te ih tilâ lc ile rin sık sık b u lu ş tu k la rı b ir m e y h a n e n in sa h ib id ir.
Bn. Pross: L ucie’n in k ab a ve g ü çlü h iz m e tç isi ve a rk a d a ş ı.
Jerry Cruncher: E lin d en b in b ir tü r lü iş g elen, d ik b a şlı b ir ad am . T ell­
s o n b a n k a s ın d a ça lışır ve b o ş v a k itle rin d e "K urtarıcı A d am ”d ır v ey a
tıp ta le b e le rin e k a d a v ra te m in ed er.

1 0 0 Büyük R om a n * 2 4 1

Hikâye

1 775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, es­
ki ve hürmet edilen Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis
Lorry, bir posta arabası ile Dover şehrine gider. O rada son
günlerde, Londra'dan geri dönmesi için ülkesine çağnian Lucie
Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce
Paris'e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defargelerin
meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmekte­
dir. D r Manette, Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek ba­
şına on sekiz yıl hapis tutulmuştur Şimdi, aklî dengesi bozuldu­
ğundan, İngiltere'ye mülteci olarak götürülmektedir. Jerry
Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de re­
fakat eder
Defargelerin meyhanesi, Paris'teki ihtilâlcilerin merkezidir.
Eski rejimin boş düşmanlan olan Detargeier, tavan arasını D r
Manette'ye vermişlerdir ve Manette de her gün saatlerce mazi­
sini hatırlamaya çalışmıştır Bn. Defarge, bu arada, ihtilâl gel­
diği zaman ortadan kaldınimasını arzu ettiği bütün aristokrat-
lann isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
Lucie ve Jarvis Lorry'nin, yaşlı Dr. Manette'yi Londra'ya ge­
tirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry
Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere
aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adın­
daki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulu­
nurlar Manetteler, beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye dö­
nerlerken Darney'e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler Dar-
ney'i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtanr. Carton sa­
nığa o kadar benzer ki, diğer avukat M r Stryver, sanığı "tanı-
yanlar'ın ifadelerini altüst eder
Muhakemeden sonra, Darney ve Carton, Manettelerin
mütevazı evlerini sık sık ziyaret ederler Darney'in, St. Evremon-
de'ler denen soğukçasına bencil Fransız aristokratlannın vârisi
olduklan anlaşılır O nlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya az­

2 4 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n

meden Darney, bir Fransızca hocası olarak Londra'da yaşama­
ya karar vermiştir.
Parlak, fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver'in yük­
lendiği dâvâlann hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok de­
fa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki
genç de Lude'ye kur yaparlar. Kız Darney'i seçtiği zaman, C ar­
ton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie'nin seçtiği bir kim­
se için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
Darney ve Lücie evlenirler Fransa'da ihtilâl patlayıp ih­
tilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkum­
lan serbest bıraktıklan vakit küçük kızlan altı yaşındadır. Uzun
yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gaza­
ba getiren bir hâdise, Charles Darney'in amcası hissiz St. Ev-
remonde Markisi'nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu
öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası. Markisi mahkemeye ge­
tirdiği başaramayınca yatağında öldürmüş ve bunun neticesin­
de de asılmıştır.
Bir gün İngiltere'deki yeni St. Evremonde Markisi'ne bir
mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin
ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markis'e müdaha­
le ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği
zaman, Charles'in emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka
aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünce
ile Fransa'ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
Böylece, Paris'e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yü­
rütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez,
ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber,
İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manetta, yardım için Fran­
sa'ya gelirler Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr
Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı o la ­
cağını düşünür.
Manetteler Paris'e geldiği zaman, Terör Rejimi tam bir hâki­
miyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet
ediyorlarsa da, Defargelerin St. Evremonde ailesi mensuplan-

ihtiyar doktor tarafından Bas- til'deki uzun hapis yıllan sırasında yazılmış ve ihtilâlciler bura­ sını ele geçirdikleri zaman. kocasını görmesine müsaade edilmez. Fransa'dan İngiltere'ye gitmesine müsaade edilmez. M. Darney serbest bırakılır. belgeyi Dn Manette'nin hücresinde bulmuştur. Darney yeniden tevkif edi­ lir. ihtilâlcilerin bir casusu olan Barsad'la görüşün Kendisini. Bütün bu müddet zarfnda do. gerçekte ailenin ser­ vetinin yıllarca zarar verdikleri halka iade edilmesini emrettiği­ ni söyler Halkın hürmet ettiği Dr. Bn. Darney aleyhindeki şahitler arasında gösterir. mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlar­ lar. Defargeler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu. mahkeme önüne çıkarılmadan önce. Darney. Defrge. St. Darney. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman. . Evremondelerle hiçbir alışverişi olmadığmı ısrarla anlatır. Detarge. Darney. Manet- teler bu zaferi henüz kutlamışlardı ki. Sydney Carton da Paris'tedir. Defarge. bir buçuk yıl hapsedilir. Lucie'nin. Bu önemli ve lanetleyici belge. Manetta'yı da. daha önce İngiltere için ca­ susluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak. mahkeme önüne çıkanlır. Pross. hücresinde teselli edilemez bir vaziyette. 100 Büyük R om an • 243 rta besledikleri nefret öylesine derindir ki. halk düşmanlığı ile itham etmiştir. Dr. Lucie'nin eski sadık hizmetçisi Bn. şeytanî atkısını örer ve Darney'in öldürülmesini ister Charles. Bu senelerce önce İngiltere'deki muhakemede Darney aleyhine şahitlik eden hain John Barsad'dır. Evremon- deleri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkanr Adam. nihayet. Darney'in yeni muhakemesinde. St. mahkeme salonunun ön sırasında oturur. Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darney'in. kendisini itham edenin kim olabileceği­ ni düşünürken. uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklannda görür. ■ Şimdi. onunla gizli bir anlaşma yapar.

St. Carton. Defarge'nin onlan yakalama­ sını engeller İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdı­ ğına üzülen Defarge. Evremonde ailesini lânetlemektedir Uzun yıllardır unutulan bu belgenin. onunla el­ biselerini değiştirir ve Barsad'ın arkadaşını hücreden çıkarma­ sını ister Mahkûma çok benzediğinden. Dn Manette. Bn. giyotin altında öldürülm e­ sine koror verilir Fakat yıllardır kendini terkeden Sydney Carton. çevri­ len oyunun farkına varmaz ve Darney ailesine kavuşur Bu arada. mahkûmları öldüre- . Defarge'in kızkarde- §i fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir Kız ölüm yatağında iken. Darney'in ye­ rine. Bn. ecdadının işlediği suçlann cezasını çekmesi gerekti­ ği kanaatiyle yirmi dört saat içinde.2 4 4 » 1 0 0 Büy ü k R o m a n Belgede. kendi tabancasıy­ la kendini vurur Tabancanın patlaması. giyotin altına yatacaktır Hapishane dışındaki halk. bütün St. Defarge. şimdi sevdi­ ği kadjnın kocası namına hareket etmeye karar verir Şantaj yaptığı Barsad'ın yardımı ile Carton'un hücresine girmeye mu­ vaffak o lu r Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek. Evremonde Markisi'nin suçsuz bir aile üzerin­ de işlediği dehşet saçıcr bir suçu öğrendiği için. Pross'la çekişirken. hayatı bo­ yunca sağır bırakır Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar. Darney'in içkisine uyuşturucu madde katar. kendisi gibi iriyan ve kuvvetli Bn. hâkimler üzerine tesiri o lu r Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen D r Manete'nin sözleri göz önüne alınmaz. Markis. Evremonde'nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille'e atılmıştır D r Manette. Pross'u. bu belgede. Lucie'nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette'nin evine gider Bn. Defarge'nin karşısına. Carton. Bn. Bn. Pross çıkar ve Dar- neylar Fransa'dan kaçarlarken. Darney'in. St. D r Manet- te'nin nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır Soylulann hukukuna '(le droit de seigneur") göre.

Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım. onun belki de en az tu tu la n rom anıdır." Eleştiri M uğlak ve heyecanlı plânı. ihtilâlin tarihini yeniden yazm ak istem edi. Cariyle. Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı. araştırm a yapm ası için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi. D aha sonraki kitabı gibi. B unun yerine. an­ cak kan getirir. 100 Büyük R om an • 245 çekleri yere götürürken. romancıya. intikam peşinde giden mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır Giyotin düşmeden önce. onların çoğunu okum adı. Barnaby Rudge de senelerce önce işlenen bir suçun intikam ı üze­ rinde durur. . sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır Ya­ nındaki. intikam . Carlyle’ın bu hâdiseler­ den çıkardığı ahlâkî dersi gösterm ek istedi: Yâni kan. tarih î rom an yazm akla kendisini hiçbir za­ m an rahatlık içinde hissetm edi. fakat Dickens. Dickens. İki Şehrin Hikâyesi’ni Dic- kens’in en popüler rom anlarından biri hâline getirm işse de. bir defa d aha tarih î bir rom an yazm ak istedi. Carton der ki: "Şimdiye kadar yaptığım her işten çok çok daha iyi bir şey yapıyorum. Bn. ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına em in olduğundan. anti- Katolik başkaldırm aları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir. o zam anın at­ m osferini bir hikâyede belirterek. Cariyle’in m evcut şartlar altında. m uhtem elen. sonunda kendisini suçlu m evki­ ine g ö tü rü r ve Fransız ihtilâlinin m eydana çıkardığı vahşî kan banyosunu. Barnaby Rudge (1841). Detarge'nin bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında bahsedilir. B ununla beraber. m üşfik ve bencil hislerden uzak beşerî kalpler durdurabilir. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları. T hom as Cariyle’nin Fransız İhtilâli adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens. Tünnbrellerden birinde.

hızh hareket eden bir plân hazırlam aktı. ihtilâlden önceki baskı reji­ mi gibi. hiç kim seye bir zarar vermeyen. Bencil ve zalim aristokrasi. Dic­ kens’in buradaki başlıca düşüncesi. D ickens’in öteki rom anlarındaki yüksek ölçüdeki hüm ordan m ahrum dur. fakat gü­ ruh yönetim inin ve kana susam ışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürü­ lür. İki Şehrin Hikâyesi’ni yaz­ dığı sırada. Pickwick’in Evrakı ve David Copperfîeld gibi önceki rom anlarından da­ ha yaygın ve rahatlıkla okunan bir rom an değildir. Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. yıllardır acı ve ıs­ tırap içinde kıvranan Fransız halkının. İki Şehrin Hikâyesi. Sydney C arton. ancak kendi kendini feda etm esiy­ le günahlarından tem izlenen C arton’un. intikam ve vahşet hisle­ rine m ağlûp olan ihtilâlciler. Rom anın sonunda. bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı. beşeriyetin geleceğine ü m it ışığı tutacağını gösterm ek istiyor. . Fakat ardından. Dickens. aslında. aslında iyi olan ta ­ raflarının. bir terö r rejimi yarattılar. Dickens rom anında.2 4 6 • 1 0 0 Büyük R om an Bu düşünce ile ortaya çıkaıj kitap aslında bir m elod­ ramdır. Rom anın tezi. am atör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria m elodram ının etkisindedir.

Centres d'intérêt liés