A B R A H /\ 1 H .

L A
DÜNYA EDEBİYATININ ŞAHESER
^ EL' f' iHAÎLL' ^l *
- GURUR VI AŞK tPRİÛE AND P R E .JU liC :. ■K AFİf. , ■•. ■'
* * ^ ^ S İy A H 'P A f tM A H A N A İT ;S ..£ E F İL _ E = - M O ''P E Oi.’-if '■]
A N O C T'P E R E G C W lO fT->C «IO T B A B A )* M O H lıff.H L ic

J«»Y Û k :K - T O «A M C A 'N \i- - . jL'.':eES-'IJNCLE rC M 'i 'ıL '
4İÖHTIİ* ■■■İ'.,VAR Y• CH.O‘,‘f;V • BABü.j, iR vi ■ yiCK'lt
C 0 t* te ? te L O - -' :HRIh-i!^A-'Lii-3U-Ü^<. UMİTL^-. ■_____ :■
■ ■SVİ TR
$ y Ç V tC L ^ A • K A R A t/.ÎJ'.- KAPDCŞLLR- "O 'l SA Îİr'Ü R • HUCl : ■■:■■■'■ i ■
.U(îr;;1 8a7 DE.'JZC0a ı'LINiN GOR^^tnÜ^Ü • BİR hANIMiJJ POfi^RL.V '
HO(sâUıti..».R P ftN A V ISl' a lic e HARİK.ALAR Dİ’'AR1ND'’-• A\-'IA I A • H;;
b E f:fr- rR A L T iM £ )A ?o s '‘;r E 7 i- . ■■ - ciB M iriA L “ REv-,'!-:'.* a;
l « l P L L ! î * [ ) E f jN E A D A S ■ j:.:R İA ‘ , ^ - A '.T A fO l
K A ftD E ş ıır q ıq w fe ''; b ir '■■ ■■. - a :, a îİ • B ^ fıa n t ■arpq : h ■ , - ı ■t j
\ ÎÂ M ANW5 ■BI. NGA '■ ■e .R AY i, T HIH Â V E s I •OR MA h: ■
. ı; vJ •
'flDHNARD'iî^ CURMÜ 'P E M Ö jlM LE » İD A SI • OOSTA BERLİNG £^5Afv;‘;ı •B ..DL'T'
E Ö ’ SİK V Lİ D A Ç - I M « O f i A Ü S T - K . 'ı L ? A Z A . '< _ A S - ': 'j N E S C ^ ‘
fcfl1?SE^a«.IKÇI ‘aERİigljJfi Fr.iM. t;r^ vr nrkr. ır'.; ,<;Tnc. i.-ır.ı . ^
IS V ftH • A L L A H ' R
fG jK R - K A ^ fc l

TOMJON p , . . .
YKiVAKf'fis!
U R U ^ £UG£»JtE GR^
■t\0
BÜYÜK
U | I Y
I
K â
<i
»i
05-
r
ı IVL/IVI ROMAN
^?",SSY .'■-■L
* J İ* H A R P V ' "lii
¥1» ‘ ■"
V/t
TH-îJ! fî’roî'^-j.vv'-^'i iîî
■*1 ■■i’O lı:;''^jiî;X K /Jlf;?! ■■SİHÎRLİ D;
^ ; . '. ı î x: r a ^ inTifAfi e a l
r . G£lWİİOEKfl$¥A!'‘ m
■“ ».y •'"'•■••••■••■ ;< rm A H öNDf
>.'■.' ■■■ ;i'j ufujti
asHA!«‘^şlî<DF'
5; -C' ‘ ki “i.c;

OZET-TEKNIK-KRITIK
KARAKTER ANALİ ZLERİ
YAZAR BİYOGRAFİLERİ OTUKEN

■ i- ■ 1' 'i l - / ''' .: '!’;:**• - i " , ; Milıi'jn

■ ^ K L İ
B a tı E d eb iy atın ı iyi ö ğ re n e b ilm e k için bu e d e b iy a tı oluşturan
e s e rle r ve yazarlan h ak kın d a bilgi sah ibi o lm a k g erek ir, “ 1 0 0 DÜNYA
Büyük R o m a n ' b u ih tiy a c ı k a rş ıla m a k için h a z ırla n m ış ve EDEBİYATININ
d ö rt c ilt h a lin d e o k u y u c u y a su n u lm u ş tu r. ŞAHESERLERİ
A y rıc a , birinci cild in b a ş ın d a y a z a n n
- ! 1 r: , R om ancının realite görüşü,
■ L ' R o m a n c ın a s ılç a lış ır ? ,
R o m a n a b a k ış tarzı. H ik â y e , Ü s lû p
h a k k ın d a k i g iriş yazıs ın ın d a ro m a n k o n u s u y la ilg ile n e n le r BÜYÜK
için fa y d a lı o ld u ğ u n u b e lirtm e k isteriz.
B u kitabın h e rş e y d e n ö n c e ö ğ re tm e n ve ö ğ re n c ile rle rom an
ROMAN
m e ra k lıla rın a yararlı o la c a ğ ın a inanıyoruz.

ISBN 975-437-634 ,4

376340

Abraham H. Lass

Dünya Edebiyatının Şaheserleri

100
B ü yü k R om an

Çeviren:
Nejat Muallimoğlu

Özet-Teknik-Kritik
K arakter analizleri
Y azar biyografileri

M
ÖTÜKEN

YAYIN NU: 688
EDEBÎ ESERLER: 305

1. Basım: 1980
2. Basım: 1993
3. Basım: 1995
4. Basım: 1998
5. Basım: 2003

TC.
KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
SERTİFİKA NUMARASI
1206-34-003178

978-975-437-633-3 (Tk)
ISBN 978-975-437-634-0

Ö T Ü K E N N EŞR İY A T A .Ş ?
istiklâl Cad. Ankara Han 65/3 34433 Beyoğlu-İstanbul
Tel: (0212) 251 03 50 • (0212) 293 88 71 - Faks: (0212) 251 00 12
Ankara irtibat bürosu:
Yüksel Caddesi: 33/5 Yenişehir - Ankara
Tel: (0312) 431 96 49
İnternet: www.otuken.com.tr
E-posta: otuken@otuken.com.tr

Kapak Tasarımı: grataNONgrata
Dizgi - Tertip: Ötüken
Kapak Baskısı: Birlik Ofset
Baskı: Özener Matbaası
Cilt: Yedigün Mücellithanesi
İstanbul - 2007

İÇİNDEKİLER Takdim/ 7 Roman Nasıl Okunur? / 1 0 Don Kişot/ 23 Robinson Cmsoe / 35 Güliver’in Seyahatleri / 43 Candide / 53 Tom Jones / 64 Wakefield Papazı / 73 Gurur ve Aşk / 82 Kara Şövalye / 91 Kırmızı ve Siyah /1 0 0 Pârma Manastırı /1 0 9 S efiller/120 .

6 • 1 0 0 B üyük R o m an Nötre Dame’nın Kamburu / 1 2 9 Eugenie Grandet / 1 4 0 Pere Goriot / 1 4 4 Mohikanlar’ın Sonu / 1 5 4 Moby Dick / 1 6 2 Tom Amca’nın Kulübesi / 1 7 0 Ölü Canlar / 1 7 9 Monte Kristo Kontu / 1 8 7 Madam Bovary / 200 Oblomov / 209 Babalar ve Oğullar / 216 Picku/ick’in Evrakı / 226 David Copperfield / 233 İki Şehrin Hikâyesi / 240 .

120 Melville. Honore de / Eugenie Grandet / s. 233 Dickens. 140 Balzac. 109 Stowe. 35 Dickens. 154 Defoe. 53 . James Fenimore / Mohikanlar’ın Sonu / s. 43 Stendhal / Parma Manastın / s. 200 Gogol. Jane / Gurur ve Aşk / s. 179 Goldsmith. Ivan Alexandrovich / Oblomov / s. Jonathan / Güliver’in Seyahatleri / s. 91 Stendhal / Kırmızı ve Siyah/ s. Ivan Sergeyevich / Babalar ve Oğullar/ s. Henry / Tom Jones/ s. 144 Cervantes / Don Kişot / s. Charles / İki Şehrin Hikâyesi / s. Nikolai / Ölü Canlar / s. 23 Cooper. 216 Voltaire / Candide / s. Alexandre / Monte Kristo Kontu / s. 209 Hugo. 129 Hugo. Charles / David Copperfıeld / s. 170 Turgenev. Oliver / Wakefıeld Papazı/ s. 100 Swift. Harriet Beecher / Tom Amca’nın Kulübesi / s. 187 Fielding. 82 Balzac. 162 Scott. V iaor / Nötre Dame'nın Kamburu / s. Sir Walter / Kara Şövalye / s. Gustave / Madam Bovary / s. 226 Dumas Pere. 240 Dickens. Daniel / Robinson Crusoe / s. 100 büyük R om an ■ Y a z a r l a r a G ö r e A lfa b et İk Fİ h r İst Austin. 73 Goncharov. Honore de / Pere Goriot / s. Herman / Moby Dick / s. Charles / Pickvvick’in Evrakı/ s. 64 Flaubert. Victor / Sefiller / s.

Lass’ın üç cilt halinde birincisi 1966 yılında ya­ yımlanan bu kitabı. Lass. Mr. her şey­ den önce. Abraham H. eğitimle ilgili çeşitli kitapları vardır. şüphesiz bir kayıptı. edebiyat fakülteleri ve eğitim enstitüleri öğrencilerine. Amerika’da milyonlarca (evet milyonlarca) sat­ . Batı’daki bu çeşit kitapların da hâlâ tercüme edilmemesi. dört ciltten oluşacak 100 Bü- yü/c Roman adlı bu kitapta. Amerika’da. eleştiril­ mesi ve yazarları hakkında bilgi verilmesi olduğuna göre. TaKDİM Türkiye’de benzeri pek bulunm ayan bu tür bir kitapla. lise öğrencilerine faydalı olmak istiyoruz. bu edebiyatı oluşturan eserlerin tanıtılması. Lass. müdürlük ve yazarlık yaptı. yokluğu derin bir tarzda hissedilen bu boşluğu kapatm a yolunda esaslı bir adım attığımıza inanıyoruz. New York’un Bro- oklyn semtindeki Abraham Lincoln Lisesi’nin müdürlüğünü yürüten Abraham H. Ülkemizde bugüne kadar böyle bir eser y a­ zılmamış olduğu halde. Elinizdeki kitabın yazan Abraham H. New York Post. ayrıca gazete yazarlığı da yaptığı ve haftada bir gün yazdığı “Üni­ versite ve Siz” başlıklı yazıları senelerce. elinizdeki kitaba benzer bir kitabın niye şimdiye kadar yayınlanmadığına hay­ ret etmem ek elde değil. Türkçe öğretmenlerine. Mr. Senelerce. Lass’ın. öğret­ menlik. New York Herald Tribüne. Boston Traveler. The Detroit Free Press. The Phila- delphia Enquirer ve diğer gazetelerde yayınlandı. Eğitim programlarına giren Batı edebiyatını iyi öğrenebilmenin baş­ lıca yolunun. Biz.

nasıl insanlardır? 2. İkincisi: Bu rom an şölenindeki eserlerden çoğu­ nu tadan okuyucuya. berrak ve anlaşılır ifadelerle anlatılması. Hepsi. Başlıca karakterler kimlerdir. bu rom anlardan. Beızıları “tohum ” kitapları rolünü oyna­ dı. Romanlardaki başlıca hadise ve tezlerin özünün. lise vc üniversite öğrencilerinin bilhassa okuması gereken kitaplar arasına alındı. tezler. bu romanların tam am ı­ nın okum a aşkının yerleştirilmesi. Bu kitabın. Romanlann. günümüzdeki eleştirisiyle ilgili kısa bir yazı. . m em nun etmesi bekle­ nemez. Böy­ lece ele alınan eserin. şu şekilde ele alınıyor: 1. “Klâsikler ve ticarî kitaplar” var. onlar (karakter. kendi programlarını seçmeye teşvik edecektir. 4. Şüphesiz. üslûplar) hakkında çok şey öğrenecek.8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n tı. kendisi için bir hazine gömülü olduğunu bilmesine rağmen. O nun iştahını aiyaklandırmak için önüne geniş kapsamlı bir panoram a koyuyor. plânlar. rom anlan okum adan önce. rom an türünün geliştirilmesinde hangi mevkii işgal ettiği gösteriliyor. Göreceğiniz gibi. sadece öğrenciler için hazırlanmadığına da bilhassa dikkati çekmek isteriz. 3. hâlâ okunuyor ve tartışılıyor. her rom an. Her yazann hayatı hakkında bilgiler. Birincisi: Bu kitaplarda. kitapla­ rın sadece birkaç tanesini okuyabilenlerde. kilometre taşlan var. Biz bu tercümeyi. zeki ve anla­ yışlı okuyucuları. Hepsi m odern okuyucunun mirasının bir parçası. yeni rom anlar vc yeni fikirier çıktı. Okuyacağınız sayfalarda şaheserler var. Gerçekte Amerikalı yazar. onların gerçekten nefis eserler olduğunu bir defa d aha göstermek. inanıyoruz ki. büyük kitaplar ve hem en hem en büyük sayılan kitaplar var. Böylece. Biz. kitabın 1974’deki yedinci baskısın­ dan yaptık. burada tanıtılan romanlar. bu kitabı ile iki tür okuyucuya hitap etmek istediğini söylüyor. ele alınan kitapların herkesi. çağdaş okuyucu ve eleştiricilerin onları nasıl ele aldıkları anlatılıyor.

bu rom an­ ların hepsinde müşterek bir nokta var ise. değerlerini hiçbir zaman kaybetmeyecekle­ ri şeyler söylemeleri ve bunu sanatın gösterdiği yolla bize iletmiş ol- maları”dır. bir filozofun ve bir şairin üstünde görüyorum. sanatkâr olduğu için mazur görebileceğimiz mağrur bir davranışı ile ne dem ek istediğini anlamaktır: “Bir romancı olduğum için. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 Eğer aralarındaki yaş ve davranış farklarına rağmen. bize kendimiz hakkında. Bu romanları okumak ve yeniden okumak. hepsinin (Word- sworth’un kelimeleriyle). kendimi.” N ejat Muallimoglu . Roman. “İnsanların fânilikleri üzerinde durdukları. Lavvrence’in. D. bir ilim adamının. hayatın parlak bir kitabıdır. o da. bir velinin. H. ruhun. şaheser bir m acerasında yer almaktır.

Bir rom anda. Joseph C onrad’m Lord Jim adlı rom anı. Ç ünkü h er rom an. insanın bir yönü aydınlanır. b ir sayfa çe­ virir ve bir diğerinin dünyasm a gireriz. Jim ’in. dinle­ mek. Bir rom an ekseriya. kendim izi ru h en yüksel­ m iş buluyoruz. Penag’a. bize hem macera. hikâ­ ye. yazarın dünyasm a derin­ den bakm ak iyi olur. eğlenm em iz. nefes alm ak. Hangi rom an olursa olsun. M alaya’nm Patusan orm anlarına götürür. Gra- ham G reen’in dediği gibi. Bir diğer rom anda. tü m in­ sanların tecrübelerindeki bazı derin “psikolojik-ahlâkî” m uğlaklıkları anladığım ız için. Böylece. başkalarına dahi anlatm aktan zevk duyabiliriz. zevk alm am ız için gözlerim iz önüne se­ rilir. heyecanlı bir yolculuk boyunca Bom bay’a. Batavya’ya. Yi­ ne de kendi kendim izi anlam ak için bir vasıta. Bu yolcu­ luktan sonra evimize döndüğüm üz zam an. “bir eğlence” bulabiliriz. üzerinde d ü şü n d ü ğ ü ­ m üz bir k onunun bazı yönlerinin aydınlandığını görebili­ riz. İnsan tecrübesi hakkında bazı şüphelerim iz. H attâ okuduklarım ızı. sanatkârın ferdî . Roman Nasıl Okunur? Niye rom an okuyacağız? Bin bir güçlükle dolu dünya bizim için yeterli değil mi? A m a yine. bizi. R angun’a. başka şeyler keşfetm ek gerek. hem derin gö­ rüşler takdim eder. yazarın projektör ışıkları altında göz kam aştırırcasına doğrulanır. Kalkü- ta’ya. Patna adlı gemi ile A rabistan’a.

bana bu hayatın bir parçasını göster. Adam Bede’deki Broxton Pa­ pazı. bu hayatın ufkî kesim ini verir. Romancı A. bir daha rom an yazmadı. Düz. şöyle başlayan m eşh ur cüm lesi ile kızkardeşini savundu. George Eli- o t’un okuyucuları indinde. Lucy Lovela- ce ile tanışır. sonuna kadar gider ve durur. “p u tp erestten pek farklı değildi”. . kahram anının hayatı­ nın başladığı yerde başlar ve bu yolda. kendi pence­ resinden gördüğü dünyaya bakmalıyız. h üküm lerini” bize anlatm asına m üsaade etmeliyiz. kronolojik çizgide giden A. okula başlar.” Rom ancıya onun dünyasının yaşanmayacak bir dünya olduğunu söyleyerek şikâyet etm eden önce. kendi peşin hüküm lerim iz. Heatcliff. Peter Prentice doğar. O nun keşiflerini paylaşabilm ek için. rom ancı B de dikey. C harlotte Bronte. bu dünyanın “âdetlerini. yazar Jude the Obscure’ın karşılaştığı düşm anca m u ­ am eleden sonra. onun üzerinde bıraktığı direkt izle­ nimdir. Bu m etodu yakından incelem ek gerek. 1 0 0 Büyük R o m a n » İ l görüşüdür. Ölmeyen A şk’ın (W uthering H eights) ilk oyuncuları üzerinde öyle­ sine k ötü bir intiba bırakm ış olm alı ki. yazarla kendim iz ara­ sına giriyor. Şahsî kanaatim . bir sayıda ilgi çekici m uğ­ laklıklardan sonra) evlenir ve ölür. Thom as H ardy’nin okuyucularına öylesine hakaret e t­ ti ki. onun görüşünü engelliyor dem ektir. m eclislerini. (karakter ve saiklerle bağlantılı. Eğer h er durum bizi hem en huzursuzluğa sevkediyor ve herkes kötü görü­ nüyorsa. "H eatcliff gibi yaratıkların yaratılm asının doğru olup ol­ m adığını bilm iyorum . gözyaşlarını içine sindirerek harbe gider. realitenin. Tess ve }u- de. iklim ini. yaratılm ası gerek­ tiğidir. Romancının realite görüşü Okuyucu tevazu içinde. der. pekâlâ.

H akikînin. Peter. onun hatıralarından. özü görmüyorlar. Ge­ riye gidilerek Lady G rasm ere’nin garden partisinden bah­ sedilir. filo­ zoflar ve fizikçiler arasında olduğu kadar. sözlerine şöyle devam etti: Hayat. realiteyi kendi rom anlarının m obilyalarıyla nasıl ö rttü ğ ü n ü anlattı. Woolf. rom anına son vermeyecek. The Common Reader’deki “M odern R om an” başlıklı m eşh u r m akalesinde. rom ancılar ara­ sında da yarım asırdır süren bir tartışm a var. Dalloway. Wells. kahram anını (ki hiç de bir kahram an değildir). Eğer Rom ancı B oldukça m o­ dern biri ise. sim etrik bir şekilde konm uş sahne ışıkları değildir. Brovi^n’da ve Bn. ıstırap­ larından. realitenin m ahiyetinin m ânâsı üzerine.” diyen Bn. hayatın inkârı olarak görüyor­ du) arasında vuku buldu. şu u ru n u n baş­ langıcından sonuna kadar çevreleyen. kronolojiye sırt verir ve tam ince­ lem em izin o rtasm da P eter’i ikiye ayırır. Tabiî çevrenin. sos­ yal çevrenin donuk ve kasvetli yönleri. Lucy nezaketsiz Cyril G rasm er’e ilk defa bu p arti­ de rastlam ış. bu rom ancıların. istediği anda geriye veya ileriye gidebileceği tarzda.12 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Diğer taraftan B ise. bir şuur anının o r­ tasına bırakacaktır. N e zam an vuku bulduklarını gösterm eksizin. Bn. Swami V itrananda ile bu toplantıda garip bir konuşm a yapm ıştı. onların “m ateryalizm ’ini. "ışıklı bir hale. hayallerinden bahseder. W oolf (böylece Rom ancı A’yı yıkar). Mrs. H. John Golsw^orthy (Bn. insanı. Woolf. okuyucunun. Woolf. Bn. Brow n’da. “Şuur akım ı” üslûpçularının takip edeceği yolu gös­ terdi: "Hayat. Bu konuda­ ki en aydınlatıcı kavgalardan biri. "seziş inceliği”n e sahip rom ancıla­ rın. coşkunluklarından. To the Lighthouse ve The Wa- ves adlı rom anlarında "realite” hakikatinin yattığına inan­ dığı şu u r altındaki akım ları nazik ve ustaca işleyerek ken­ . G. yarı şeffaf bir zarf ”tır. Virginia W oolf ile Ar- nold B ennette. "B. öz yerine kum aş üzerinde o kadar fazla duruyorlar ki.

bırakın başkalarını. karakterleriyle ilgili ipuçlarını bir araya getirdiği zam an. zam an tan ı­ m ayan h âtıra ve izlenim lerin akışıdır. m uhayyile gücü. H eathcliff veya . “bu huzur içinde. bir şiir re­ alitesini ele alırcasm a hareket etm elidir. belki de başlıca sebebi. Romanlardaki karakter B. rom ancının dünyasında. W oolf’un karakterlerinden biri. hayat üzerinde galebe çalar. ro­ m anın başarılı olm asının ilk şartı. “Şuur akım ı”. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 3 dİ aydınlatıcı. onun ahengi. B unun. tanıdıkları arasında kendilerine benzeyenlerin bulunm am asına rağm en. To the Lighthouse’ daki Bn. Tabiî. hem en hem en lirik bir akarsu oldu. bir çok rom anlardakinden veya pek çok insa­ nın kendi tecrübelerinden çok farklı bir realite. h e ­ m en sınırsızca tecrübe yaşanacağı im â edilir. kendim izi pek anlayamayız. rom ancının. hayat bir ân b ü tü n m ânâsını kay­ bettiği ve hareket etm eğe gerek duyulm adığı bir anda. “karanlığın üçgen şeklindeki çekirdeği”nde. bir rom andaki karak­ terlerin. bunu. her şeyden önce bizi teselli etm eleridir. ki bu gayri-m ükem m el dünyada. hiç olm azsa bir noktada bir­ leşirler: rom ancının baş düşüncesi “k arakterler”dir. Ramsey için. "daha fazla an­ laşılabilen ve böylece daha fazla yoğrulabilen bir beşer ır­ kı” görür ve böylece. Okuyucu. insanlar hakkında gizli. Woolf. Kadın. bu. parlak ü slûbunu geliştirdi. onun ve Joyce’in ve birçok çağdaşlarım ızın eserlerinde. Bn. Biz. bu ebedîlik içinde” h er şey düzelir. O nun üzerinde duracağı taraf. görünm eyen hakikati anladığım ız hayaline kapılarak huzura kavuşu­ ruz. ken­ di kendisini bulm asının karanlığında. Bugün bu tü r realiteyi rom anda gören bir okuyucu. karakterlerin hakikî ol­ masıdır. B ennett ve Bn.

aynı soruları rom andaki kim seler hakkında da sorabilir: içinde bulundukları ortamın. karakterleri yaratan ro ­ m ancı değildir. kendisini âdeta h er şeyi bi­ len Yaratıcı gibi düşünür. E ustacia Vye’i tanıyabilm ek için. yazmaya başladığı zam an kendilerini. Sahnede görünen bo­ yalı yüzlü kim seler hakkında kendi kendisine gayri şuurî olarak nasıl sorular yöneltiyorsa. hikâyedeki rollerini oynayan insanı tanım alarıdır. Onlar. belirli bir tarzda konuşuyorlar veya konuşm uyorlar ve m eydanda bulunm adıkları zam an da. kendilerini. altern atif tu tu m lar arasında bir tercih yapıyorlar. bu insanlar üzerindeki tesirle­ ri nelerdir? Daha önce cereyan eden olaylar hakkında neler biliyo­ rum? Kendilerini harekete geçiren dürtülerin hangi işaretlerini sezebiliyorum? Çatışmanın (roman kahramanının içinde ve dışında) delil­ leri nelerdir? . rom ancının okuyucudan. bulunarak ortaya çıkarılır. diğer karakterler tarafından tartışılıyorlar. yapm asını istediği şey. H ardy’nin sayfalarını okuyanların. bir sahnede oynanan bir dram ı seyrettiklerini hissetm eleri gerekir. Buradaki “oynam a” kelim esinin dikkatli kullanılm adı­ ğını söyleyelim. onlar o n u n şu u ru n d a daha önceden m evcutturlar ve “loş bir tren kom partım anında karşı karşıya o tu ran yolcular gibi”. Rom ancının dünyasındaki insanlar. Onlar. Şu hâlde. o n u n sezgisiyle açıklarlar. her an çok m eşguldürler.14 • 1 0 0 Büyük R om an Philip Carey veya Pecksinff veyahut Becky Sharp hakkın­ daki gerçekleri sezdiği zaman. Fakat u sta bir rom ancı ve "Rom an Ü zerine” adlı yazı­ sı ile de en fazla aydınlatıcı bir tenkitçi olduğunu ortaya koyan Elizabeth Bowen’e göre.

bir m asada yem ek yiyor. sadece yem ek yiyorlar. bir n u tu k veya cinayet kadar delil sayılabileceğini belirtiyor.” di­ yen kom şusunun. bunları bilir ve işte b unun için de biz. piyes yazarı. bu da belirli bir olaydır diyor. bunun ortaya çıkması kaçınılmaz mıydı? Ve b u n lar gibi. kendisini nasıl görmelerini istiyor? Diğerleri. onu nasıl görüyor? Kendisini -jestleriyle.. sahnede olup bitenlerin m uğlak. H er okuyucu önem li hâdiseleri. Tabiî. am a yine günlük realitede vuku bulanlar kadar basit olm aları gerek­ tiğini söyler. m etroda karşısında o tu ran kim ­ senin yüzündeki ifadeleri okum aya çalışır (ıstırap dolu gözler. Ve Foster de. bu kom binezonların ne m ânâya geldiklerini anlam aya çalışır. okuyucunun h er gün oynadığı oyundan biraz farklı. kendisine söylenen bir şeyi nasıl baş­ kalarına aktardığını bilir. İpuçları bazen çok küçüktür.. . “M eselâ. insanlar. m ektupla­ rından birinde. yaygın bir ağız tıraş olurken çenesini kesm iş). D ram larında. çünkü ya­ zar böyle istiyor. “Ben dedikoduyu hiç sevm em . kullandığı kelimelerle- nasıl dışan vuruyor? Bu kimsenin içinde bulunduğu çatışmalar zirveye ne za­ man çıkar? Daha önce olup bitenler göz önünde tutuldu­ ğunda. Ve şayet okuyucunun sezgi gücü kuvvet­ li ise.” der. bir kadının ellerini m asaya koyarak ayağa kalkar ve size belirli bir tarzda bakarsa. hayata vücut veren bin ­ lerce küçük darbenin akisleri bulunan Çekov. belli başlı kararları anlar. m elodram değil. tesadüfen söylenen bir kelim e veya işaretin. Fakat H enry Jam es. Rom anlarda ise. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 5 Bu insan. rom an okuyucusundan. am a aynı zam anda ya daha m utlu oluyorlar veya hayatları parçalanıyor. mimikleriyle. karakterler izah edilebilir. her karakterin kalbindeki sırrı m eydana çıkarabilir. Bu. âdeta bir piyesi seyrediyor- m uş gibi hareket etm esini istiyoruz. kendisini nasıl görüyor? Diğerlerinin.

O kuyucunun rolü nedir? D iğerleri­ . D ickens’in karakterleri. nefret ederiz. o ıssız adada kendisini nasıl hissettiğini ve ne düşündüğünü biliyoruz.16 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Rom anlarda. insanın içinde bu­ lunduğu şartlar hakkında öğrenm ek istediğim iz bilgiyi bi­ ze verirler. evlendiği b ü tü n kocalarının n a­ sıl insanlar olduklarını öğreniyoruz. Joe G argery’nin Noel partisinde yem ek yiyen küçük Pip’in. Bu statik karakterler. gerçi h er zam an kaçınılm azcası­ n a hareket ederlerse de.”. tâbir caizse. Bu tü r karakterler karşısında yer alanlar ise “yuvarlak”tır. ıstırap çeker. kendilerini. O nlarla beraber âşık olur. Micawber. önceden belirlenm eyecek şekilde davranırlar. Bn. (Burada h em en belirtelim ki. dünyaya. kalplerini önüm üze sererler. Mr. dinam iktir. küstah bir snob olarak suçlanır. Biz R obinson C rusoe’nin. bizim hayatım ıza hayat katarlar. ideal rom anlardaki karak­ terlerin. kendilerine sakla­ m asını bilenlerdir. aynı zam anda gözyaşlarını kalbine akıttığını görü­ yoruz. sadece "yuvarlak” olm aları gerektiğini söyler. H er zam an aynı şekilde görünürler. kaç defa yem ek yenir? O nların h er biri bir “delil”dir. belirli davranış ve reaksiyonlarıyla kim ler olduk­ ları h em en bilinir. Elizabeth Bowen. hiç de karakter değil. U riah Heep h er zam an “m ütevazı. ağzından dökülen kelim elerle.) R om anların. bizi hiçbir zam an hayrete d ü şü r­ mezler. H âm isi Lady C atherine de Bourgh ile zevk­ le hazırlanm ış bir yem ek yiyen ve adı ağzına alınm ayan Mr. D ickens’in Büyük Ümitleri’nde. Onlar. gi­ diş gelişe bir yoldur. tam am en benim sediğim iz canlı karakter­ leri. F orster’in kelim esi ile "tatsız”dır. karikatürlerdir. önceden tahm in edildi­ ği üzere iyim serdir. “d ü m d ü z”dür. çok defa. K ahram anların hayatlarını paylaşm ak. Moll Flander’in ağzından. Hakikî insanlar. Collins. kitaplardaki karakterler. “düm düz”lerle de hareket getirebilir. Am a edebî nitelikten ö tü rü de D ickens’in karakterlerini kaybetm ek ne acı bir şey! Dehâ.

Aşağıda. Karakterlerin belirtilmesi Bir hikâyeyi anlatan insan bir ressam değildir. Sydney C arton. 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 7 nin dünyasını anlayabilm ek. kendi kendilerine arkadaşlık ederler. hayattan da büyük bir m ânâ ifade ederler. Çok derin edebî analize gir­ m eksizin. bu noktaya. b ü tü n o cana ya­ kın m ü srif ve âvârelerin ve kendi kendilerini feda eden ro ­ m antiklerin bir sem bolü olur. fakat okuyucunun kafasında im ajlar bırakmalıdır. beşer değerlerini kavrayabilme. ken­ dilerinden daha büyük b ir m ânâ. bu kontrol noktalarının kısa bir listesini b u ­ lacaksınız. Karakterler. bu işi niye yapm asın? Okuyucular. m uhtem elen. bizi eğlendirdiği m ü d ­ detçe. Romancı nasıl çalışır? George Eliot dedi ki: “Bir yazar. tahayyülî bir sem pati hissi. kendine has b ir tarz­ da ulaşır. T horeau’n u n Wal- d en ’de yaptığı gibi. onları okuyanlar kadar çeşitlidir. rom anlar. bilhassa kim senin ziyarete gelmediği sabahlar. H er rom ancı. bizim m u ­ hayyilem izde büyüdükçe ve sem patim izi kazandıkça. bizim hayat hakkındaki m erakım ızı tatm in edebilir. artık. bir hikâyeyi en gayri-m untazam bir şe­ kilde anlatm asını gerektiriyorsa. rom anını bizi zevklendirm ek için yazan rom an­ cı. hiç olm azsa. süratli bir parlaklıkla anlatılır: . eğer mizacı. çok defa kendi kafalarında esneklik b u lu n ­ m adığından canlarının sıkıldıklarını hatırlasınlar. Gurur ve A şk’da (Pride and Prejudice) Bay ve Bayan Ben- net. R om an okuyucuları.” Hiçbir rom ancı diğerine benzem ez. bir onsekizinci asır avukatı olm aktan çıkar.

bir yaban­ cı. bir gelin olarak da." Em m a W oodhouse’m H artfieid’deki bu dünyası -Jane A u sten ’in dünyası hakkında olduğu kadar.. "Emma Bn. onun par­ lak ve zarif bir tarafı olmadığını sandı. Huyu. tesellisi de. bil­ gisiz ve gayri-muayyen huylu biri idi. alaylı bir mizah hissi. Kendisini hoşnut his­ setmediği zaman. kendisinin sinirli olduğunu sanırdı. oldukça iyi.18 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n Mr. Eğer. her şeyi kötüye çeken. ilk defa nasıl gördüğünü şöyle anlatır. Gerçi Elton. El­ ton hakkında da çok şey anlatıyor. Kadın. üç yün yatak gibi kesmiş ve battaniyeler arasına tereyağı sürerek kapatmak üzere idi. kansı. M e­ selâ. Pip’in. E lton’u. yüzü. Büyük Ümitler'de (Great Expectations) Dickens. ne tavırlan. ağırbaşlılık ve kapris g i­ bi küçük parçalardan oluşan öylesine garip bir birleşimdi ki. insanı rahatlatıyor­ du. sanki onun icadı im iş gibi görünür. insanla­ rı. Emma’da. yazar Bn. rahatlatıcı fazla bir tarafı da bulun­ madığına hemen hemen emindi. yirmi üç senelik tecrübeden sonra dahi onun ka­ rakterini anlayamıyordu. m uhata­ bında derhal hatâ bulacak tiplerden değilse de. hiç de çirkin değildi. A usten ile işbirliği yaparsanız. kızlarını evlendirmek. Ha­ yatının bütün işi. ne ses tonu zarifti. öylesine zengin ve h issî bir teferruatla yeniden yaratır ki. ama ne vücudu. yeni bir elbise için ölçü aldırm ak üzere JVIr. A usten. Bennet. ama zarafeti yoktu ve hattâ genç bir kadın. sıcak ekmeğini. diğerle­ rini ziyaret etmek ve dedikodu idi. Trabb’m dükkânını ziyaret edişini şöyle anlatır: "Mr. b ü tü n dünya. Ben içeri girdiğim zaman (Trabb'ın işçisi çocuk) dükkânı süpürüyordu ve çöpleri onun üzerine doğru süpürerek . Trabb. daha fazla zevklenm ez m isiniz? Bn.. Em- m a’nm Bn. Elton'u hiç de sevmedi.zavallı Bn.

Balzac’a m ektubunda diyordu ki: “Ben sade­ ce bir tek kural görüyorum . fotoğraf m akinesi. hikâyeyi anla­ tanın hikâye ile olan ilgisi m eselesi etrafında döner. Froster.gözlerini nasıl kullandığı­ nın pek önem i yoktur. Bizim için.. oldukça iyi bir tarzda. Görüş noktası Percy Lubbock şunları yazıyor: “Rom ancılık m esleğin­ deki nazik m etod m eselesi. havada uçuyormuşçasına masa üzerine yaydıktan sonra. O nun bize gösterecekleri. rom ancı­ nın şevk ve heyecanını anlam aya çalışmaktır. berrak olmak.” . Yine diğerlerini harekete geçiren saikleri bilm eyen bir karakterin görüş noktasından hareket edebi­ lir. Gerçi H arry Jam es. görüş noktası. Trabb. O kuyucunun yapacağı ilk şey. tarafsız veya taraflı bir m üşahit olarak dışarıdan veya m uhtem elen.” Lubbock. Raftan bir top kumaş indiren Mr. rom ancının ahlakî adeselerine bağlıdır. Stendhal. rom ancının. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 19 emeğini tatlılaştırdı.. bir defadan fazla yer değiştirdiği hâlleri göste­ rdi: dehâ. hem devam lı olan bir dünya getirebilsin. h er şeyi bilen bir kuvvet olarak içeri­ den anlatabilir. Rom ancılık M esleği’nde rom ancının.. rom ancının. rom ancının. bizim gözlerim iz önüne hem m uhtem el. karak­ terlerini. yeter ki. kumaşın parlaklığını bana gösterdi. h er zam an. Eğer berrak olam azsam . b ü tü n dünyam parça parça olur." Ve bunlar gibi.. hikâyede bir görüş no k tasına sadık kalm asını ve keyfî olarak yer değiştirm e­ m esini tavsiye etti ise de. kendi kurallarını getirir.

2 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Plân. Bu. rom anı değer­ lendirecek bazı tarifler. ondokuzuncu asırda. . üslûp m eselesine getiriyor. Fakat ders kitabı terim lerinin kötü ve hoyratçasına kullanıldığına dikkat etti iseniz. Tez Bunlar. Ve bu da bizi. Tez. hikâye ve tez. “Kral öldü ve ardından Kraliçe de kederinden öldü. The Princess Casamassima’ya yazdığı takdim yazısında Lionel Triling. sosyeteye nasıl girdiği­ nin hikâyesi. şu veya bu şekilde. rom an­ cının şahsî görüşü. B ununla bera­ ber. (Bunun için henüz bir tezim iz yok. Hikâye. Plânı. "Ve ardından ne oldu?" sorusunun cevabıdır.) H er şey. H enry Jam es’in. m u h telif ülkelerde yazılan bir hikâyenin plânını anlatır: Bir vilâyetin m ütevazı h a ttâ esrarengiz bir ailesin­ de dünyaya gelen bir delikanlının.” hikâyedir. hem en hem en h er şey. Eğer yazar onları iyi kul­ lanırsa. Kır­ mızı ve Siyah’m . sebebinin gösterilm e­ sine bağlı. m antık dışındaki ifadeleri veya sebep­ leri olm aksızın hiçbir şey ifade etm ez. oynanacak kelimeler. buyurun. Büyük Ümitler’in. Veya F o rster’in zevklendirici basitleştirm esi ile: “Kral öldü ve sonra Kraliçe de öldü. hepsinin özü olan bir şey. Muhteşem Gatsby’nin çatısı.” plândır. niye öyle olduğunu anlatır. yazann niye anlatmak istediğini belirtir. okuyucu onlara dikkat etm ek m ecburiyetinde de­ ğil. plân. m evcut olduğu için. bu belirli hikâyeyi. Hikâye. kendisinden başka bir m azeret tanım ayan şairâne bir ifade.

okum a­ m ız için. basitçe. yaşadığı dakika­ dan başka bir şey görmeyen. kalemi mürekkep hokkasına batırdığı zaman. çaresizlik içinde der ki: "Bir kimse. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 21 Üslûp Leo Tolstoy’un Tolstoy ile Konuşmaları’nda. A rnold B ennette." Söylenecekleri söylemeye çalıştık: Romancı. R uslar böyle d ü şü n ü r!” dem em eniz için. kendisine sordum: 'Ivan Sergeevich. Şimdi yaşlandım ve artık âşık olamam ve işte bunun için de yazmayı bıraktım . her zaman biraz âşık olmam gerek. bir yazarın m esleğini nasıl ele aldığı hakkında şunları okuyoruz: Sophie Andreevna dedi ki: "Turgenev. câhilce görme yeteneklerine dört elle sanimalı. kendi vücudundan bir parçasını hokkada bırakmadıkça yaz- m am alıdır" “Ah. Bu konudaki en eski söz. Journals’ında. . ölümünden uzun bir zaman önce Yasnayalarda kaldığı zaman. h er sayfayı bizim için im zaladı. niye artık yazmıyorsun?' Cevap verdi: 'Yaz­ mak için. olduğu gibi. mazi hakkında hiçbir şey ha­ tırlamayan bir bebek veya çılgın gibi görm eli.'" Ve kendisinden bahseden Tolstoy. şöyle der: "Romancı çevresini kabaca. Buffon’a ait olanı: “Ü slûp in san d ır” bugün hâlâ en doğru bir söz. rom an yazm anın ne dem ek olduğunu bir başkasının kalem inden okuyalım.

Bir rom anı nasıl okuyacağız? Bundan basit bir soru düşünülebilir mi? Sol tarafından iyi ışık gelen bir koltuğa göm ülecek ve kitabın sayfasını çevireceğiz. Lass . bir insanın dünyasına girdik. kitabın başında yönelttiğim iz soruya dönü­ yoruz.2 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Ve şimdi. Şimdi biz artık. Abraham H.

Dulcinea del Toboso: (Don Q u ix o te’ın A ld o n za L o ren zo ’ya v erd iğ i isim ) İriy arı b ir k ö y lü kızı: D on Q uixote.ta k m a adı) R om anın k a h ra m a n ıd ır. e fe n d is in in ro m a n tik id e a liz m in in k a rşı k u tb u n d a y e r alır. Maritornes: Köy o te lin d e g a rs o n lu k y a p a n b ir kız. k ad ın ı. se y ­ y a r s ila h ş ö rle rin s o n u n c u s u o ld u ğ u n a in a n a n b u y aşlı c e n tilm e n in â d e ta a ç lık ta n ve h a s ta lık ta n z a y ıfla m ış b ir g ö rü n ü m ü v a rd ır. D on Q u ix o te’u n a k lî b o ­ z u k lu ğ u n u d ü z e ltm e ğ e çalışır. a r is to k ra tik b ir a ile d e n d ü n y a y a g elm iş asil b ir h a n ım o la ra k g ö rü r. . Sancho Panza (P an za -k arın v e y a göbek-) D on Q u x io te'ın u şağı. b a s itlik ve k u rn a z lığ ın k a rışım ın d a n o lu şa n b ir k a ra k te ri v a rd ır. k e n d is in in . Master Nicholas: Köy b e rb e ri. Kitap Don Quixote (A lonso: Q u ija n o ’n u n -ki b u so y adı m u h te lif şe k ille rd e te lâ ffu z ed ilir. K itap ta k e n d is in d e n T e ra s a d iy e b a h s o lu n u r) S an ch o ’ n u n k a n s ı. Pero Perez: D on Q u ix o te’u n k ö y ü n ü n p a p a z ı. Juna Panza: (11. h a y a ta p ra tik a ç ıd a n b a k a n b u k ö ylü. y a p m a c ık n e d ir b ilm e y e n b ir k ad ın . Don Kişot Yazan: Miguel de Cervantes Saavedra (1 5 4 7 -1 6 1 6 ) Başlıca Karakterler I. k o cası g ibi b a s it. m u h a y y ile sin d e .

Zoroida: F aslı b ir kız. b ilg isin in k ay n ağ ı o la ra k g ö s te r ­ d iğ i ta h a y y ü l! b ir A rap tarih ç isi. Kitap Sanson Carrasco: S alam an ca Ü n iv e rsite s i'n in y irm i d ö r t y a şın d a k i b e k â r b ir ö ğ re n c isi. o ld u k ç a acı ve k ab a şa k a la r y a p ıy o rla r. K itap ta g ezici b ir k u k lacı o la ra k g ö rü n ü r. Luis: C lara’y a â ş ık g en ç b ir cen tilm e n . Don Diçgo de Mirando: Z engin b ir köy a ğ a sı. Ricote: M oriscolu b ir m ü lteci. Dorotea: (Don Q u ix o te ’ın P re n se s M icom icona d iy e b ildiği kız) F e rn a n ­ d o ta ra fın d a n a ld a tıld ı. D ü şe s’e re fa k a t e d e n d ad ı. Rozinante: D on Q u ix o te’u n zay ıf. s a rs a k atı. Doktor Pedro Recio Tirteafuera: S an ch o ’n u n B a rataria v aliliğ in i y a p ­ tığ ı sıra d a k i ö z e l d o k to ru . Don Lorenzo: D on D o eg o ’n u n oğlu. n. o n u n la C e z a y ir’d e a y rıld ı. Roque Guinart: K atalo n y alı b ir eşk ıy a. H ıris­ tiy a n o lm a k istiy o r. D on’a. Luscinda: C a rd e n io 'y u se v iy o r. . Aselmo. D on’a y a p ı­ lan b ü y ü k b ir o y u n d a rol alır. ü n iv e rs ite ta le b e s i. k e n d is in i b ir A lm an h acısı d iy e ta n ıtır. Q u ite ria 'y a â ş ık fak ir b ir köylü. b ü tü n em eli b ir ş a ir olm ak . Basilio. II.2 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Gines de Passamonte: D on Q u ix o te’u n k u rta rd ığ ı b ir k a d ırg a k ö lesi. “K endi Y ararını D ü ş ü n m e ­ y ec e k K adar M eraklı Bir A dam ın H ik ây esi”n d e k i k a ra k te rle r. Altisodora: D on Q u ix o te’a âş ık m ış gibi h a re k e t e d e n b ir kız. Dük ve Düşes: D o n ’u n ev sa h ip le ri. Cid Hamete Benengali: C e rv a n te s 'in . Lotairo ve Camila: C a rd e n io 'n u n . Fernando: K ad ın ların g ü v e n e m e y e c e k le ri g enç b ir a s ilz a d e . Cardenio: L u scin d a'y a â ş ık c e n tilm e n b ir d elik an lı. Clara: Ju a n 'ın kızı. Ruy P e re z ’e âşık. n a z ik ve sevim li. k a b a şa k a la rd a n h o şla n ır. Juan Perez de Viedna: Ş im di b ir h âkim o la n K ap tan ın e rk e k k a rd e şi. Dertli Duenna: D ü k 'ü n h iz m e tç ile rin d e n b irin in ta k m a adı. Camacho: Z en g in b ir k ö ylü. Quiteria: G am ach o ile n işa n lı b ir kız. fa k a t e b e v e y le rin in z o ru ile F ern an d o ' ile n işa n la n d ı. Dona Rodriguez de Frijalba.

Aynca. macera peşinde gitmeğe başlar. Macera peşinde yola çıkan Don Quixote. diğerleri üzerinde izlenim bırakıcı Dulcinea del Toboso adını verir. zararsız bir çılgın olduğunu sanan han sahibi. k e n d is in i b ir A rap k a p ta n ı d iy e ta n ıtır. 100 büyük R om an • 25 Don Antonia Moreno: B acelonalı z e n g in b ir c e n tilm e n . resmî bir merasimle şövalye yapmasını ister. başlıca zevki. Kitap Onaltıncı asır Ispanya'sında La Mancha bölgesindeki kü­ çük bir köyde. Anna Felix: R ico te'n in kızı. basit ve kaba bir köylü kızını seçer. bu rolünü. paslı bir kılıç. hanın diğer misafirlerini de eğlendire­ rek mükemmel bir şekilde yerine getirir Köyüne dönen yeni . Hikâye 1. Yolcunun. Kendisini. yâni. başka birinin yapması ge­ rekecektir. aristokratik bir ailede dünyaya gelmiş güzel ve faziletli bir hanım olarak canlandınr Kendisi için de Don Quixote (Don Kişot) ismini seçer. genç kız ve hanımlan. ona resmen şövaJye unvanının verilmesidir ki. Şimdi. hanın sahibinden kendisini. onu kendi muhayyilesinde. Böylece. muhayyilesinde büyük bir şato olarak canlandırdığı bir hana rastlar. önceki çağ- lann şövalyelik müessesesinin canlandırılması gerektiğine ina­ nır. O n a. bu­ nu da. kendisine eski bir zırhlı elbise. okuduğu hikâyelerdeki bütün seyyar şövalyeler aynı zamanda âşık olarak da gösterildiğinden. ba­ şına miğfer olarak geçirmek üzere bir berber tası alır. Lord'dan. kendisi yapamayacağından. karşılaştık- lan tehlikelerden kurtaran. bu tür edebiyata öylesine verir ki. devlerle çarpışan ve ejderhalon ö l­ düren eski romantik çağların seyyar şövalyelerinin hayat hikâ­ yelerini okunnak olan Alonso Q uijano adında bir centilmen yaşar. ken­ disine bir iki defadan fazla görmediği ve hakkında hiçbir şey bilm ediği. yapılması gere­ ken tek şey. Rozinan- te adındaki bitkin ve sarsak bir ata binerek.

Değirmenlere hücum eden Don Quixote ve Sancho. döner kollu devler sandığı. beraberinde güzel bir Faslı kızı da getirmesidir. Don Quixote şarap tu- lumlanndan damlayan şarapların kan olduğunu sanarak.sayıda macera geçer. Yine bir gün. Sancho Ponza adında bir köylüye rastlar. ikinci derecedeki bir diğer macera da. Bununla beraber. İkisinin başlanndan geçen maceralar. herkesin bildiği bu m aceralar atasözlerine ka­ dar geçmiştir. en gülünç durum larr bile. Don Quixote ve Sancho'nun maceralarında. bir dizi yeldeğirmenine mızrağı ile saldır­ masını hatırlatır.2 6 • 1 0 0 Büyük R om a n şövalye yolda. ama daha hücuma geçmeden. Karşısına çıkan devler. bu şarap tulumlarına hücum eder Hatâları kendisine gösterildiği vakit. imalâthanedeki makinelerin çıkardığını anlarlar. "Şato"ya hücum etmek için günün ağarm a­ sını beklerler. kimsenin aksini iddia edemeyeceği tarzda cevaplar verir. Meselâ. daha inandıncı. genellikle tuhaf ve gülünçtür ve kötü neticeler verir. Bu mace­ . Cezayir'deki Faslılar'ın elinden kaçan bir İspanyol harp esiri­ nin. çünkü kötü niyetli büyücüler. kahraman düşmanlarını (yani Don Q uixote'i) aldatmak için onların şekillerini değiştiri­ yorlar. günlük hayatta vukû bulabilecek olaylar olduklann- dan. burada bahsedilmeyecek kadar çök. Bu tür başlıca maceralardan biri. bazılan o kadar meşhurdur ki. değirmen veya şarap tulumlan şeklinde görünüy­ orlar. iki genç âşığın kilisede resmen evlenebilmeleri için karşılaştıklan engellerle ilgilidir. ikinci derece- dekiler. Yine. Don Quixote. "değirmene saldırmak" sözü. şato sandıkları ve içinden ürkütücü seslerin çıktığı bir binaya rastlarlar. onun kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister ve şövalyelikle büyük bir servet kozandıklan zaman Sancho'ya. kendisini haklı çıkarmak için. Başlarından. mükâfat o la ­ rak bir ada bahşedeceğini ve bu adanın valisi yapacağını vaadeder. geceki ürkütücü sesleri. yüksek ölçüde romantik bir m acera­ ya dönüştürür. bir handa kaldıklan sırada. Don Q uixote'in muhayyilesi.

tek­ rar yola çıkarlar. bu aldatışını pahalı bir şekilde öder. Sancho. evine dönmesini istediğini söyleyerek. sıhhatini yeniden kazanırsa da. hikâye içinde hikâyeler var­ dır Bu arada Don Quixote'ın ailesi ve dostlan. Kasaba berberi ve papazı. şimdi şaşkın ve halsizdir. II. hürmet edilecek. Don Quixote'ı bir kafese girmeye ikna eder ve bir öküz ara­ basıyla geri getirirler. romandaki karakterlerin birbirlerine anlattıkları eğlendi­ rici hikâyelerle genişletildiğinden. rastladıklan ilk köylü kızın Dulcinea olduğunu söyler. kı­ sacası. 1 0 0 Büy ü k R o m a n • 2 7 ralar. Don Quixote'ın söyledikleri gayet ciddiye alınacak kendisi Sir Lancelot veya Sir Rolan imişcesine eğlendirilecek. hanımı Dulciriea'nın. Don Quixote ve Sancho. Şövalye Don Quixote. onun güvenli­ ğinden endişe etmeye başlarlar. Dük'ün şa­ tosundaki delikanlılann ve hizmetçilerin de yer aldığı bu oyun­ . Dük'ün komik rolünü oynayacağı fakat Don Quixote için gayret ciddî görüneceği bir piyes sergilenecek. bir köylü kızını aristokratik bir hanımdan hâlâ ayırabildiğinden. aklı hâlâ ye­ rinde değildir. onun hayret uyan- dıncı maceralannı işiten ve kendisine kaba şakalar yapmaya karar veren Dük ve Düşesin şatosuna ulaşır. Daha sonraki bö­ lümlerde. Oynanacak oyu­ na göre. evindekiler ve yeğeni. muhayyi­ lesindeki hanımefendi ise. eğer bu köylü kızı. Don Quixote. Sancho'ya. Don Quixote bir sürü maceradan sonra. İlkin ne onun ne de Sancho'nun gördüğü. gü­ zel hanım Dulcinea'yı bulmak üzere Toboso'ya giderler. Kitap Don Quixote. Sanc­ ho. her şeye inanacak kadar çılgın olduğunu sandığından. Bir müddet sonra. sıkıntı ve ümitsizlik içindeki hanımlann dertle­ rine çare bulunması için Don Quixote'tan yardım istenecek. onu tekrar aralarında gör­ mekten sevinir ve iyileştirmeye çalışırlar. artık efendisinin. kötü niyetli büyücülerin ona büyü yaptıklannı ve şeklini değiştirdiklerini söyler.

Dulcinea'nın bü­ yüden kurtulacağı söylenir. Sancho'yu derhal kır­ baçlamaya hazırdır. Don Quixote'ın. Fakat hastalık. yeni "vali"lerine itaat etmeleri söylenir. . Don Quixote. Köy halkına. kendi kö­ yünden Sanson Carrasco adındaki bir genç sayesinde aklî durumunu düzeltir. sevdiği yemeklerden hiç birisini yemesine müsaade etmeyen resmî doktoru kendisine ıstırap çektirir Köye sahte bir hücum düzenlenir ve Sancho. na­ musluca yönettiğini ispat etmek için de. Don Quixote'u bir düelloya davet eder. bu projesini uygulamasına imkân vermez. fena halde dövülür. Sancho. görevini. mağlûp olan. üzülürse de sözünde durur ve hatta. kır hayatı ile ilgili şiirlerde an­ latıldığı tarzda bir hayat süreceğini söyler. dürüst ve akıllıca yürütün Bununla beraber. görevinden istifa eder. okuma yazması olmayan basit bir insan ise de. Don Quixote'a Sancho'nun poposuna üç bin üç yüz kırbaç vurulmasına müsaade ettiği takdirde. çevresindekileri hayrette bırakarak birdenbire tamamen normal bir insan halini alır Sancho efendisine beraberce ço­ banlık yapmalan ve Lady Dulcinea'nın tekrar peşinden gitmek için iyileşmesini söylerse de. kırbaçtan kurtulmasını bilir. Dük. on iki günlük yönetimden sonra. Düelloyu Sanson kazanır ve Don Q uixote'a evine dönerek bir sene silâh taşıma­ masını emreder Don Quixote. Sancho'ya yaptığı bir vaadi de ye­ rine getirerek. Sonunda. aptal değildir. Barata­ na denen bu "ada" Dük'ün malikânesinin sınırlan içinde bir köydür. valiliğe başlamadan önce cebinde beş parası bulunmadığını ve aynidığı zaman da meteliksiz olduğunu söyler Nihayet. Don Quixote artık hayallerini red­ deder. Don Quixote.2 8 • 1 0 0 B üyük R o m an da. Bir şövalye gibi giyinen Sanson. fevkalâde güzel periler ve korkunç cadılar da vardır. artık çobanlık yapacağını. için bir ada verir. bu ceza­ yı kendisinin uygulayacağını söyleyerek. Don Quixote. yatağa düşer. Sancho. Oyun sırasında. Sancho'ya yönetmesi. fakat Sancho zamanı geldiğinde. vasiyetini söyler ve aklı başında bir Hıristiyan olarak son nefesini verir. galip gelenin emirlerine riayet etmeye söz verdiği takdir­ de.

C ervantes’ten bazen. D on Q uixote. A riosto’nun. Böylece kendisinin hazırladığı oyunlarla kendisini gülünç d u rum lara soktuğu zam anlarda. Bu kitapları. C er­ van tes’in kendi karakterinde. B unlar arasın­ da en fazla okunanı. alayları ve hicivle­ riyle. okuyan pek bulunm adığından ve Kral A rth u r gibi bir kim se dahi artık çocukların m uhayyileleri­ ni harekete geçirm ediğinden. sadece gülünç bir insan. haçlı seferlerine katılan en son şövalyelerdendi. o rta çağların ideallerine ölüm darbesini indiren adam diye bahsolunur. karakteri eski idealle geliştirilen insanlar hâlâ görülüyordu veya kısa bir m ü d ­ det öncesine kadar vardı. Am a onaltıncı asırda. kahram anı karşısındaki m uğlak tu tu m u ­ nu anlam aya çalışırken. onun görüşünü çok basitleştirm ek olur. Tabiî. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 9 Eleştiri Don Kişot’un diğer özellikleri ne olursa olsun. Gerçi Don Q uixote. C ervantes’i bugün okuyan biri. fakat yine de. onun bu kararsızlığını da gözö- n ünde b u lu n d u rm ak m ecburiyetindeyiz. K itabın bazı bö­ lü m lerin d e. Fakat onu bu açıdan görm ek. C ervantes’in. yazarın ölm üş eşeği kam çıladığını sanabilir. “Le chevalier sans p eu r et sans reproche” (kusursuz ve korkusuz şövalye) diye bilinen Bayard 1524’de öldü ve C ervantes’in patron ve hâm isi AvusturyalI Don John da. bu tü r kitaplar popülerdi. 1532’de yayım lanan Or- lando Furiose (Öfkeli Orlando) adlı kitabı idi. şövalyeliğin ro m an tik gelenekleriyle alay ederse de. ona pek az sem pati d u ­ . günüm üzde bilginler ve uz­ m anlar dışında. şövalye­ lik artık kaybolm uştu. hiç de küçüm senm eyecek ölçüde şövalyelik vardı. C ervantes. şövalyelerin başların­ dan geçtiği söylenen m aceraların hakikatten son derece uzak olduğunu idrak etti ise de. onlara olan sem patisini de devam ettirdi. şöval­ yeliği alaylı bir tarzda hicveden bir eser olduğundan şüp­ he edilem ez.

şövalye­ lik taslam asına rağm en değil. Kitapta. D ük’ün şatosu­ n a geldiği sırada. kapıldığı hayallerden ö tü rü sevmeye başlıyoruz. böylece. b ü tü n çılgm lıklarm a rağm en. ahm ak ve ihtiyar bir adam dır ve başm a gelenlerden tam am en kendisi m esuldür.3 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yuyoruz. alayın. Bu gibi hallerde. kendi anlattığı hikâyelerin doğru ol­ d u ğuna okuyucuyu hem en hem en inandırıyor. D on Qu- ixote. diğer­ lerinin gerçek olm ayan hikâyelerine karşı bizi ikaz ederek. C ervantes. şu halde bir kom edi olm a­ sına rağm en. vakur ve h ü rm ete değer bir insan olarak yücelir. C ervantes. yaradılış­ tan vakur ve haysiyet sahibi bir insan olduğu anlaşılır. H er bölüm de bu m esele ile karşı karşıyayız. İlkin (kolaylıkla görm em ezliğe gelinecek). Don Q uixote’m. En ciddî bir noktadan ele alındığı takdirde. ağırbaşlı nazik. Don Qu- ixote hakkında. ta- hayyülî Arap tarihçisi Cid H em ata Benengeli m eselesi vardır ki. Avellaneda tarafından yazılm ış uydurm a hikâyeler var. Kısacası. ekseriya hikâyenin başlarm da rom an geliştikçe. kendi hikâyelerine bile tam am iyle güvenilem eyeceğini söylem esine rağm en. Bu bö­ lümler. aşağı seviyede bir kom edi veya sahtekârlık değil. Bu kitap. sevm iştir. hikâyenin kaynağı ola­ rak onu gösterir. kahram anın gerçek şaşaasını kıskançlıkla küçültm ek istem iş olabilir. Bil­ h assa II. şefkat ve anlayışla yum uşatıldığı. Benengeli’nin güvenilir bir tarihçi ol­ mayacağını ikaz etm esine rağm en. C ervantes. bize bunların m asal olarak red­ dedilm esi gerektiğini söylüyor. gayet İnsanî ve öğreti­ ci bir komedidir. m izahın sevgi ve m erham ete çok yaklaştığı. kendisine saygısı olan. Don Q uixote. Ö te yan­ dan. artık okuyucu kendisini tam am en be­ nim sem iş. Biz şim di bu eski şövalyeyi. . çevresindeki D ük ve D üşes gibi aklı başında insanlar zalim ve bayağı görünürler. Sonra. realite ve hayalin m ahiyetinin felsefî bir araştırılm a­ sı olarak düşünülebilir.

Üstelik. şöval­ yeler gibi düşünür. onun tek saplantısıyla ilişkili olm ayan b ü tü n konularda. Kendi yaşadığı soysuzlaşm ış çağda. zira böylece. Gayet k ötü bir şaka yapmayı düşünen Dük. Sancho’n u n bu hayali. Don Q uixote’un realitesinin. eğer fevkalâde şiirler yazabilirse. realite­ de de bir şövalye olacaklarını anlatıyor. Ken­ disinin bir şair olduğunu sanan bir kim se. Meselâ. psikiyatrik standartlara göre. Böylece Don Q uixote. görevini öylesine ciddiye alır ve "ada” . hisseder ve hareket ederlerse. onun belki bir rol yaptığını. bir adanın valiliği ile m ükâfatlandıracağı vaadini ele alalım. boşuna giden bir hareket de­ ğildir. Sancho. o da ne yaptığını tam am en bili­ yor. aklı başında bir insan. istedi­ ğini yapar ve diğerleri birer aptal rolünde görünürler. M ark Van D oren. 1 0 0 B ü y ü i İ R o m a n • 31 Realite ve hayal m eselesi. çevresin­ dekilere ve birkaç bin kişinin yaşadığı bir köy halkına. insanlar. D on Q uixote’ın şövalyelik karşısındaki tu tu m u bu. şüphe içinde. in­ sanların yaşadıkları hayal dünyasıdır. Don Q u ixote’ın çılgın hayalinin âdeta gerçekleşm işçesine hareket etm elerini em reder. A rdından. Sanc- h o ’yu. herkese kabul ettirm esi gerçekten hayret uyandırıyor. Realite. neyin realite olduğunu ayırm ak zorlaşıyor. şüphesiz. tıpkı Süperm en rolünü oynayan bir çocuğun kendi oyununun kendisini al­ datm adığını bildiği gibi. tem kinli ve zarif hareket ediyor. şövalyeliğin artık hem en h e ­ m en hiç kalm adığını söylem ekle beraber. Diğer zam anlarda. taklit ettiği şeyi yaratm ış oluyor. inanılm ayacak şekilde gerçekleşi­ yor. onun bu rolü. fakat gayet sam im î bir şekilde yapılan bir teklifi de red­ detm iyor. şu soruda daha da ısrarlı bir şekilde ortaya çıkıyor: D on Q uixote ne derece çılgın bir adam? G erçekten. Don Qu- ixote’un. Böylece. neyin h a ­ yal. kendisine sadakatle hizm et ettiği takdirde. pek inanmıyor. realite dünyasından sıyrılarak bir hayal dünyasına daldığı zam an­ lar var. Sancho’ya gelince. artık âdeta şairm iş gibi hareket etm ez. kendisini.

İşte. hepim izde m evcut olan akıl ve hayal ve­ ya pragm atizm ve idealizm arasındaki gerginliği tem sil eden insanlar olarak da ele alabiliriz. Ö lüm yatağındaki D on Quixote. birbirinden kutuplar kadar uzaktalar. son bö­ lüm lerde ortaya çıkıyor. tartışm aları da ortaçağların sonlarında. Başlangıçta.3 2 • 1 0 0 B üyük R om a n Sim o kadar iyi yönetir ki. şövalyeliğin gerektirdiği "saray” konuşm a tarzı­ nın bazı kısım larını öğrenirken. bu hikâyenin göz alıcı noktalarından biri. çürüm ekte olan bir m üessese ile alay . Aynı şekilde. uzun m ü d d et iyi bir insan olarak hatırlanır. oyuna devam etm esi için ona yalvarıyor. Sancho. debat de corps et coeur’u (ruh ve vücut arasındaki diyalog) akla getiriyor. biz bu iki kişiyi. A rtık oyun tam am en tersine dönm üş durum da. b ü tü n hayallerini reddediyor. uyum adan önce b ü tü n oyuncaklarını bir kenara koyan bir çocuk gibi. Aylarca aynı tecrübeleri paylaş­ tık tan sonra. Fakat şim ­ di Sancho. âdeta. Bazen kavga ederler. geliştirdikleridir. halk ağ­ zı ile atasözleri ile konuşm aya başlıyor. Gerçekte. Don Q uixote’un. bu iki insan. vücut ve ru h arasındaki bir ilişki gibi görülüyor. A rtık alay edilen insan D ük’tür. şahsiyetleri birbirininki ile karışıyor. şö­ valye ve u şak rollerini oynayanların. İyileş­ tiği takdirde. bir tek adam haline gelinceye kadar beraberce büyüdükleri. İkisinin ortaklığı. m evkiini terkettikten sonra da­ hi. onunla devamlı m ünakaşa eder veya n asihat etm eye çalı­ şır. h er bi­ ri diğerinin konuşm a üslû b u n u n bir kısm ını benim siyor. R om anın nihaî istihzası. asırlar boyunca sağladığı popü­ laritesinin ve ölm ezliğe hak kazanışının sırrını burada aramalıyız. Don Q uixote de. Efendisinin çılgın biri olduğuna inanan Sancho. Rom an. kim in akıllı adam ve kim in aptal oldu­ ğunu şim di bilem iyoruz. edebî türde sık sık başvurulan bir diyalog şeklini. Belki b ü tü n bu hayallerinin birer oyuncak olduğunu biliyordu. beraberce güzel D ulcinea’yı yeniden aram a­ ya koyulacaklarını söylüyor.

p ratik ve günlük hayata yönelik şahsiyeti. Don Carlos ve Kraliçe İsabelle’in ölümlerinden sonra yazdığı bir kaç şiir ilgi toplamıştı. bu kahram anlık n u m uneleri yanında bir antikahram an ya­ ratır ki. Cervantes’in hayatını oldukça karanlıklaştırdı ise de. Yanında. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 3 3 etmiyor. Babası. Ele aldığı tez. Sicilya’yı. onun. yaşadığı zaman. Bu. Cervantes. Amerika kıtasından ülkeye gelen zenginlik. daim î ve evrensel. Is­ panya’nın Altın Çağının başlangıcı idi. Böylece kendisinin tanınmış bir kimse olduğu anlaşıldı ve iade edil­ mesi için İspanyol hükümetinin büyük bir fidye ödemesi istendi. Prens H al'ın Falstaff’ı Sherlock H olm es’ın D oktor W altson’u vardır. insan hayalinin daim î ve ilk örneğidir. İnsan hayali. yirmi yaşlarında iken. Sardinya’yı. Parlak zırhlı el­ bisesi içinde dünyayı dolaşan ve kahram anca işler yapan şövalye. Cervan- . Bazen ona. Bur- gundy’yi ve Almanya’nın bazı kısımlarını içine alan Hapsburg İmparator- luğu’nun bir parçası idi. diğeri için gerekli ve h er biri kendi hayatım ızın bir parçasıdır. Davy Croc- k ett veya Süperm an ya da Batm an da denir. Ispanyol ordusuna er olarak girdi. sistematik bir eğitim yapamadı. Ispanya’nın papalıktaki temsilcisi ile İtalya’ya gitti. mesleğini yürütmek için. Cervantes. gemisi. sık sık bir şehirden diğerine gitmek zorunda kal­ dığından. Böy­ lece. Tunus’tan Ispanya’ya giderken. daha sonra 1570’de. Henüz tanınmış bir edebî şahsiyet olmamakla beraber. H erkül y ahut Perseus. H er biri. aynı zamanda. İspanya. ispanya. Ispanyol tarihinin heyecanlı bir çağı idi. Yazar Zaman ve efsane. Ceza­ yirli Türkler’in eline geçti ve Cervantes Cezayir’e getirildi. Avusturya'yı. Napoli’yi. onun subay olmasını isteyen bir mektup vardı. adaşında bulunm ayan yönleri ve parçaları tam am lar. esas çizgiler hâlâ açık ve kesin. Avus­ tralyalI general Don Juan’dan. Hiç de başarılı olmayan bir eczacı­ nın oğlu olan Cervantes. edebiyat ve güzel sanatların hızla gelişmesine hizmet ediyordu. Fakat 1575’te. günümü­ zün Belçika ve Hollanda’sını. büyük bir dünya impara­ torluğunun da merkezi idi. Cervantes’in. A m adis veya Roland. Alcala de Heneras’te 1547'de doğdu.

bu kitabın. İspanyol hükümeti. Kitabın son kısımlannda. bir şair olmadığını gösterdi ve La Galatea adlı pastoral romanı da artık okunmu­ yor. Cervantes. . derhal işe koyuldu ve ertesi yıl. 1597’de. Sadece. sadece bir kitabı. beş yüz düka altın ödemeyi kabul etti­ ğinden. bir kiliseye ait eşyayı aldı ve kısa bir müddet için aforoz edildi. Kitap. bir devlet memuriyeti peşinde gitti. Kitap’ı yazdı. Cervantes. Hayatının son yıllannda yazdıkları arasında. Onu ölmezliğe kavuşturan bu kitap (I. birbiri ile anlaşamadı ve çok defa bir­ birinden ayrı yaşadılar. kendisine şöhret sağladı. defalarca kaçmaya çalıştı.3 4 • 1 0 0 Büyük R om an tes. Şövalye ve uşağı şimdi atasözlerine geçti ve Don Kişotvari sıfatı İspanyolcaya ve ardından diğer dillere geçti. II. şöhretine hiçbir şey ilâve etmedi. kesin olarak bi­ linmiyor. Hatta Alonzo Fernandez de Avelaneda adlı (muhtemelen takma bir ad) biri. Birçok kitap yazdı ise de. yazarı kitabı ile zengin olmadı. uzun müddet. müteaddit baskı yaptı ise de. Don Quixote’un yazarına lâyık bir eser. Bu. No- velas exemplares (İbret Alınacak Hikâyeler). 1582’den itibaren kendisini edebiyata verdi. Cervantes’in şuurlu. 1584’te. bilhassa bir tanesi. 1590'da. kimsenin takdir etmediği zor bir işti. Gayrîmeşru dünyaya gelmiş bir kızı vardı. Don Quixote. kendisinden onsekiz yaş küçük olan Catalina Salazary Palacios adında bir kızla evlendi. devlet memurluğundan atıldı ve kısa bir süre için Seville’de hap­ sedildi. kitap) 1605’te basıldı ve devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinin kıskançlık ve nefret dolu yorumlarına rağmen. edebî çevrelerdeki düşmanlarına hücumlar da vardır. Cervantes. fakat düzensiz bir yönetici olduğu anlaşılıyor. İngiltere’yi istilâ etmeyi düşünen İspanya ordusunun ikmal şu­ besine tayin olundu. Mezarı. şiirleri. Nihayet. Çok sayıdaki piyesleri. son dere­ ce fakir bir hayat sürdü ve işte bu sıralarda da Don Qulxote’u yazdı. Fakat bu çift. Daha sonraki hayatı hakkında pek az bilgi var. kendisine verilen emirlere uyarak. 1614’de. Ispanya'nın Amerika’daki müstem­ lekelerinde bir iş almak istedi ise de. verilmedi. Cervantes. Hesapları o kadar kötü idi ki. yakalandı ve nerede İse öldürülmesine bile karar verilecekti. kız kendisine bir miktar başlık vermişti. Cervantes ülkesine döndü. fakat kızın annesinin kim olduğu bilinmiyor. 1616’da Madrit’te öldü. Cervantes hayatta iken. 1587’de. Cezayir’de beş sene kaldı. Kısa bir müddet Portekiz’de görev yaptıktan sonra. kendisine göre devamını da yaz­ mamış olsa idi belki kitabın ikinci kısmını da yazmayacaktı. Bir defasın­ da. der­ hal ülke çapında tutuldu.

Denizcilerin cesaretlerinin ve kendisine gösterdikleri ya­ kınlığın tesiri altında kalan Crusoe. şiddetli bir fırtına kopar ve genç Crusoe. eğer sağ salim bir limana vanrlarsa. Robinson Crusoe Yazan: Danlel Defoe (1 6 6 0 -1 7 3 1 ) Başlıca Karakterler Robinson Crusoe: K im sesiz b ir a d a y a bıralcılm asına rağ m en . anne ve babasına daima itaat edeceğine ve bir daha denize çıkmaya­ cağına söz verir. Hikâye Gerçi babası. m a h a re ti ve k e n d is in e o la n g ü v en i s a y e sin d e h a y a tın ı d ev a m e ttir e n b ir d e ­ n izci. 1 Eylül 1651'de Hull adındaki liman kasabasından Londra'ya hareket edecek bir gemiye binmeye karar verir. kendisinin bir avukat olmasını istiyorsa da genç Robinson Crusoe. Fakat deniz sakinleştiği zaman. Limandan aynlır aynimaz. gemici olarak macera pe­ şinde gitmeye karar verir. . Böylece on do­ kuz yaşındaki bu çocuk. bu sözünü unutur. o n u n s a d ık bir h iz m e tk â rı v e a rk a d a ş ı o lan b ir yam yam . denizci olmaya azimli. Friday: C ru so e ta r a fm d a n m e d e n ile ş tirild ik te n so n ra .

Ertesi gün. boşa gittiklerini dehşetle görür Yağmur sulannı muhafaza et­ mek için küp yapmanın son derece güç bir iş olduğunu anlar ve kulübesinin çevresine diktiği a ğ a çla rda bir türlü tutmaz. barut. En fazla canını sıkan şey. gemi. Dalgalar Crusoe'yi ıssız bir adaya sürükler. Crusoe. kayalar ara­ sındaki parçalanmış gemi ile sahil arasında gidip gelerek silah. kendisini beraberce Afrika'ya gidip köle getirmeye ikna eder. Ne var ki. derilerini dabaklar Gemiden getirdiği ar­ pa ve mısırın yansını eker.3 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Afrika'dan ticarî eşya taşıyan bir gennide çalışırken. devamlı olarak içinde yaşayacağı bir kulübe inşa et­ meye boşlar. bir balta ve bir çekiç getirir Yine gemide 36 İngiliz lirası bulunduğunu da görür Dünyadaki bütün altın- lann kendisine bu ıssız adada hiçbir faydası dokunmayacağını bilmesine rağmen parayı da alır. kendisini diğer adalara götürecek bir ka­ yık yapamamış olmasıdır Büyük bir sedir ağacının gövdesi üze­ rinde beş ay çalışır ve nihayet denize hazır bir tekne meydana . şeker ka­ mışı ziraati yapmaya başlar ve oldukça başanlı da o lu r Fakat çiftliğinde çalışmaları için kölelere ihtiyacı olduğunu anlar. Yiyecek ve giyecek için de adadaki yaban keçile­ rini vurur. korsanlann hücumuna uğrar ve Crusoe bir köle olarak satılır Hayatını tehlikeye atarak. Bir İngiliz şeker kamışı ekicisi. piposundan ve bir miktar tütününden başka hiçbir şey yoktur Geminin tamamen batmamış ve kayalar arasında par­ çalanmış olması Crusoe'yi sevindirir. fakat yanlış bir mevsimde ektiği için. Ba­ şından geçenleri ve düşüncelerini de günü gününe yazmaya başlar Bu dehşet verici hadisenin tesirinden kurtulduktan sonra. deniz sakinle­ şince. hayatını bağışladığı için Allah'a şükreder ve bu adada yaşayabileceğine inanır. etlerini yer. yanında bıça­ ğından. birkaç testere. küçük bir kayıkla kaçar ve Brezilya'ya giden bir Portekiz şilebi tarafından kurtanlır O rada. Crusoe. gemi Güney Afrika'nın ku­ zey doğu köşesindeki bilinmeyen bir ada açığında bator Cru- soe'den başka herkes ölür. kaba bir sal yapar ve on beş gün. Crusoe.

Crusoe. Köleyi cuma günü kurtardığından. kendi kulübesine getirir ve zamanla anlaşabilecek kadar İngilizce öğretir Aslında zeki bir insan olan ve bütün bir aşiret­ . ci­ van gözetlediği sırada. bu vahşî insanlar buraya bir daha geldik­ leri takdirde. Fri- day'i. on iki sene süren ve tamamen yalnız geçen bir hayattan sonra. Kurtardığı adam da bir yamyamdır. ilkin böyle bir vakıa karşısında ürperirse de. nihayet hububat ekmesini. küçük bir kale haline getirir Ve bir gün. Adada yirmi iki yıl yaşadıktan sonra Crusoe. diğerleri de. bir ateş önünde. Cru­ soe. otuz kadar vahşinin. ayak izlerinin civannda bir ma­ ğarada saklanır ve senelerce. fakat Crusoe. öylesi­ ne kızgınlık duyar ki. esir­ lerden birini pişirmişler ve diğer ikisini de öldürmeye hazırlan- m aktadırlar Crusoe. zira adada. kö­ lelerden birini geride bırakarak kaçarlar Yirmi dört yıl tek ba­ şına yaşadıktan sonra. tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür Crusoe. insana ait olduklan belli olan ayak izlerine rastlar onun kim olduğunu öğrenmeye azmeden Crusoe. insan kemikleri ve parçalanmış insan organ- lan da görür Güney Amerika kıtasındaki yamyamlann harp esirleriyle buraya geldiklerini ve onlan öldürdükten sonra ye­ diklerini sanır Crusoe. kum üzerinde. Crusoe'nın artık bir arkadaşı vardır. keçileri ehlileştirmesini öğrenir ve hatta kendisine arkadaşlık etmesi için bir papağanı bile eğitir. bir gün hayret uyandıncı bir vakıa ile karşılaşır: Kulübesin­ den çok uzaklardaki bir sohil boyunca. Adada hiçbir insan görmemesine rağmen. vahşiler. ona bu eski âdetlerinden nefret etmesini öğretir. 1 0 0 Büyük R o m a n » 3 7 çıktığı zaman da yapıldığı yerden sahile taşınmayacak kadar ağır olduğunu görür. birçok yamyamı öldürür. kendisini deh­ şete düşürücü bir şey daha keşfeder Daha önce ayak izleri gördüğü sahilde. üzerlerine hücum ederek onlan öldürmeye karar verir Bir mağarayı. ona Friday (Cuma) ismini verir Crusoe. kulübesi­ ni tahkim eder Böyle yapması iyi olmuştur. dolu iki si­ lah ve bir kılıçla üzerlerine hücum ettiği zaman. adanın bu kısmını araştınr.

Kurtardıklan beyaz adamın.000 Ingiliz lirası vardır.3 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n ten gelen Friday. kölelerden biri beyazdır. İspanyol'un ve Friday'ın babasının. diğer beyazlan kurtarmaları için. Crusoe. Crusoe. iki köleyi Crusoe'nun adasına getirirler. Crusoe ve Friday. Kansı öldüğü zaman. Friday'ın babası ile birlikte. Nâmına yatınlan parayı almak için. tekrar denize açılır . İngiltere'ye döner. kö­ leyi kurtanrlar. 10. Crusoe'nun her türlü yiyecek maddelerini depo­ ladığı adasında kalmayı tercih ederler Tayfalar geride bırakılır. biraz ileride demir atmış bir İngiliz gemisi görür. iki safdık gemici gönder­ miştir. Crusoe ve Friday ellerindeki ateşli silahlarla onlara hücum ederler. Crusoe onlan kurtarmaya karar verir. adasının duru­ munu görmek için. namuslu bir Portekizli kaptan. Friday ile birlikte. evlenir. Kurtarılan kölelerden biri Friday'ın babasıdır Baba ve oğul sevinç içinde kucaklaşırlar. gemilerini tekrar'ele geçirmeleri için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere'ye dönerler. kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduklannı Crusoe'ye söyler. yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür ve iki. onun Brezilya'daki tarlasını da onun nâmına işletmiştir ve şimdi Por­ tekiz'de. Crusoe artık zengin bir adamdın Bdtık İspanyol gemisin­ den aldığı paradan başka. bu defa hemen deniz kenarında. Geminin kaptanı. İngiltere'ye dönüp. Crusoe'ye minnettarlık besler ve onun güve­ nilir bir hizmetkân ve arkadaşı olur. Fakat ilkin. Crusoe. Ana ve babasının öldükle­ rini öğrenir. İsyan eden tayfalar. bu Ispanyol'u. Tam denize açılmak üzeredirler ki. Crusoe'nun senelerce önce parçalandığını gördüğü bir gemide bulunan yaşlı bir Ispanyol olduğu anlaşılır. bir gün onlan ziyaret etmeyi düşünür. çoluk ço­ cuk sahibi olur. muhakeme edilerek sonunda asılmaktansa. Friday. üç kayık dolusu vahşî. kendi yaptığı yeni tek­ ne ile adaya gönderir Bu arada. Portekiz'e bir seyahat yaptıktan sonra. sağ­ lam ve her türlü havaya dayanabilecek bir tekne yapar. Friday ile birlikte otuz iki sene sonra İngiltere'ye döner. Friday'ın adasındaki esir beyazlan kurtardıklannı öğrenince.

gemileri porçalanmış Ispanyollar ve asi İngiliz denizcileri el ele verirler. Selkirk’in m aceralarını hayalinde genişleterek bu m eşh u r kitabı. ürk ü tü rcesin e yalnız. birçok yazarlara tesir etti. basit ve kaba ü slûbuna rağm en H o m er’in Odyssey’ni h atırlatan esatirî özellikleri vardır. Ste- venson (Treasure Island-Define Adası) ve tabiî. Gem inin kaptanı ile kavga eden Selkirk. İngiltere’den ayrıldı ve Şili sa­ hillerindeki Ju an Ferdandez adasında. R obinson C rusoe. Bazı moceralardon sonra (Crusoe'nun sadık dostu Friday. yazılm ıştı ki. diğer bir adanın yerli ka- dınlanyla evlenirler ve hareketli bir topluluk kurarlar. öylesine sade ve açık bir üslûpta. Eleştiri A lexander Selkirk. Adada. Böy­ le bir edebî fırsatı kaçırm am ak isteyen Defoe. tek başına geçirdiği b u uzun yıllar boyunca. doğru olduğu sanıldı. denize elveda der. hayatının sonuna kadar tatmin edici bir hayat sürer. Wyss fSwıss Family Robinson-İsviçreli Robinson) da vardır. R obinson C rusoe’nun. Bir gemici olarak. sadece aklını başında tutm akla kalmaz. 1 7 H ’de. bu adaya bırakılm asını ister ve n iha­ yet Kaptan W oodes Rogers adlı biri tarafından kurtarılır. Selkirk’in tek başına bu adada yaşam ası. Bunlar arasında Swift (Gulliver’s Travels-Güliver’in Seyahatleri). tekrar İngilte­ re'ye döner. Vasat . İngiltere’de bir sansasyon yarattı. adadaki hayatı ile ilgili kitaplar yazıldı. 100 B ü y ü k R om an • 39 Daniel Detoe'nın Robinson Crusoe'nun Daha Sonraki M a­ ceraları adlı öteki kitabında. Kitap. kendisinin olan küçük bir m edeniyet de kurar. Ro- binson Crusoe’yu yazdı. Defoe’n u n şu n u söylem ek istediği anlaşılıyor. böyle bir çarpışnnada kahramanca ölür) Crusoe. bazen h asta ve ekseriya kor­ kulu b ir hayat süren C rusoe. halkın büyük ilgisini çekti. beş sene tek başına yaşadıktan sonra İngiltere'ye döndü. adasında.

Defoe. okuyucular üzerinde en fazla tesir bırakan yönlerinden biri. o n u n değerli bir arkadaşıdır. Çağdaş bir yazarı. efendisine olan sadakat ve m innettarlığını defalarca gösterir. o n u n bu yoldaki azim ve kararlılığıdır. kendisinin mensubu bulunduğu dinî grubun na­ sıl baskı altında tutulabileceğini istihzalı ve alaylı bir üslûpla anlattı. Kitabın. bir kim senin. muhtemelen 1660’da. çorap tüc­ carlığı yaptığı. Defoe’nin yaşadığı zam anda. C rusoe’n u n psikolojisi çok daha faz­ la ilgilendirirse de. adasını küçük bir İngiltere hali­ ne getirm ek için çalışır. h er tü rlü şartlar altında hayatını devam ettirebileceğine derinden inanıyorlardı. anne ve babasına itaat etm e­ diğinden ö tü rü vicdan azabı çeker. Onun. Robinson Cru­ soe’nun. taham m ül ve m aharet kaynaklarm a sa­ hiptir. hayatını bahşettiği için A llah’a şükıe- der. o n u n fizik faaliyetleri üzerinde durur. Fakat Friday aynı zam anda. şüphesiz. Defoe. M anzaraya Friday da katıldığı zam an. yirmi üç yaşında iken Mary TuffIey ile evlendiği. zam an zam an dehşet uyandırıcı bir yalnızlığın acılarını çeker. Crusoe.4 0 • 1 0 0 Büyü k R o m a n bir insan. Avrupa’da sık sık seyahat ettiği ve 1688’de III. İnsanlar. Londra’da doğdu. Yazar Bir kasabın oğlu olan Daniet Defoe. ahlâken ne kadar zayıf da olsa. “Muhalifleri ortadan kaldırmanın en kısa yoiu” adlı bir broşür yayımlayarak. Bro­ . gençlik yılları hakkında fazla bir şey bilinmi­ yor. 1702’de. Brezilya’d a köle sahibi olan C rusoe. Fakat adadaki ilk gün­ lerinden itibaren. on u kendisine bir uşak yapar ve iki ki­ şiden oluşan bir m üstem leke sistem i kurar. O andan itibaren de. Am erika kıtasının keşfedilm esine ve ehlileştirilm esine im kân veren bu inanış. h em en hem en h er sayfasında kendini h issettiri­ yor. VVilliam’ın ordusuna katıldığı dışında. bilinm eyen ve iş­ lenm em iş cesaret.

” Dinî bir muhalif ve son derece ikna edici partili bir yazar olarak De­ foe. her zaman hapsedilme veya daha kötü tehlikelerle karşı karşıya kal­ dı. Moll Flanders’in heyecanlı h a­ yatını anlatır. Ingiliz romanını derinden etkiledi. kendisine işkence yapıldı ve hapsedildi. 1665’te. Romanlarında. Defoe. The Review adU gaze­ tenin dokuz cildini o yazdı. bu eserinde. 26 Nisan 1731’de. Londra’daki evinde öldü.. Robinson Crusoe’nm yayımlanmasından (1719) sonraki beş yıl De­ foe’nun..” te ­ zi üzerine dayanan rom an. fakat genellikle düşmanlarından bir iki adım önde gitmesini bildi. realist bir yazar olarak. halbuki o yıl. Durmaksızın yazdı.. birincisinden fazla. müsamahasızlığı hicvedici olmasına rağmen. onu şöyle anlatır: “Sahtekâr. Defoe. İngiliz edebiyatında roman türü­ nün yerleşmesinde onun muazzam bir rolü oldu. Londra’da binlerce ki­ şinin ölümüne'sebep olan Büyük Taun’u. Çağdaşı büyük yazar Joseph Addison. gözleriyle görmüşçesine anlat­ tı. en iyi romanlanndan bazılannın yayımlandığı senelerdi. yete­ neklerini tam mânâsıyle gösterdi. Pek çok erkeğin peşinden gittiği. Diğer Eserleri Robinson Crusoe’den üç yıl sonra yazılan Moll Flan- ders’in. CezalandınIdı. Moll Flanders ve Roxano. Artık her şeyden şüphe eden biri oldu ve parasını daha dikkatli harcamaya baş­ ladı. “Sefalet kadar kötü bir şey yoktur. Bu sırada yayımlanan bir diğer eseri Journal of the Plague Yeariyeba Salgını) İdi. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 41 şürü. sık sık ev­ . Da- niel Defoe. realizm ve idealleştirilmiş hayaller yerine günlük hayattaki konuların işlenmesi. Defoe. yalancı bir çapkın. Hapishanenin. velûd bir gazeteci idi. ahlâken sağlam olmayan iki kadını konu alan klâsik kitaplardır. üç kâğıtçı. sadece beş yaşında İdi. çağdaşlarının indinde oldukça sahtekâr ve kurnaz bir adam ve siyasî bir oportünisttir. aynı zamanda. Defoe yanlış anlaşıl­ dı. yayımlanan broşür ve kitaplarının sayısı 250’den fazla ve bunların birçokları da politika ile ilgilidir.. Kitapta... İngiliz rom an tarihinde m uaz­ zam bir yeri vardır. Bir mahkemede şahitlik edemeyecek biri. Defoe’nun karakterine tesir ettiği anlaşılıyor. bu arada başka gazetelerde de yazıları ya­ yımlandı.

yeni arkadaşı bir eşkiya ile birlikte Virginia’ya (Am erika’ya) gitm esine m ü ­ saade edilir. Virginia’da. . Kadın.4 2 • 1 0 0 Büyük R o m an lenen Flanders. on iki çocuk anasıdır. onsekizinci asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tı m uazzam bir panoram a hâlinde önüm üze serilir. Flanders’in m aceralarının anlatıl­ dığı kitapta. b ü tü n haka­ re t ve istihzaları yener. İngiliz rom anının. h er güçlüğün altından kalkar ve yeni m aceralara başlar. N ew gate’e gönderi­ lir. Moll F landers şehvetli ve tehlikeli b ir hayat sürerse de. orta sınıfa m ensup in­ sanların özelliklerine sahipti. Robin- son C rusoe’m bastırılam ayacak ru h u n u akla getirircesine. Ekseriya. Ele geçtiği zam an pişm anlık duygusunu söyleyen ka­ dın polisleri ikna eder ve asılm ak yerine. hayati­ yetini kaybetm eyen kahram anlarından biridir. Defoe’nu n anladığı m ânâda. kadın böylece. Moll Flanders. bu dünyada kendisine bir yer yap­ m aya azmeder. bir fahişeden başka bir şey olm am asına rağm en Moll. artık h ü rm et edilen bir ana ve çiftlik sahibidir.

Flimnap: L ilip u t’u n . Liliput imparatoru: On b e ş s a n tim e tre b o y u n d a ve sa d ık u y ru k la rın ın . “K âin atın n eşe ve te rö rü " diye b a h s e ttik le ri kral. Lord Munodi: Evi a y a k ta d u rd u ğ u ve ta rla sı m a h s û l v e rd iğ i için Lapu- tia sa ra y ı ile a ra s ı iyi o lm a y a n ç a lışk an b ir L aputialı. k ü ç ü k b ir b e b e k m iş gibi şe fk a tle m u a m e le ed er. G ü liv er’in. Glumdalclitch: B ro b d in g n ag lı b ir ç iftç in in kızı. sa ra y d a b a ş d ü şm a n ı o lu r. ö lm e le rin e m ü sa a d e e d ilm e le ri o lan m u ts u z ö lü m s ü z le r d e n (lâ y e m u tla r) o lu şa n b ir ırk. G ü liv er’in a rk a d a ş ı. . h ilek âr. Reldresal: L ilip u t’u n Ö zel İşleri V ekili. in s a n lık ta n n e fre t e tm e s in d e n v a z g e ç ir­ m ey e ç a lış a n P o rte k iz li n â z ik b ir k a p ta n . Güliver’in Seyahatleri Yazan Jonathan Swlft (1 6 6 7 -1 7 4 5 ) Başlıca Karakterler Lemuel Gulliver: M acera tu tk u n lu ğ u n u n e tk isi a ltın d a u z a k ve e g z o tik ü lk e le re g id e n sa f ve b a s it b ir İngiliz c e rra h ı ve d e n iz c isi. k u rn a z ve k ısk a n ç h a z in e d a rı. k e n d is in d e n . Houyhynhnmler: (W hinnim o k u n u r) Y ahooları y ö n e te n m âk u l ve n â z ik a tla rd a n o lu ş a n b ir ırk. Yahoolar: G ü liv er’in k e n d ile rin d e n o ld u ğ u n u id d ia e d e n ve m a y m u n a b e n z e y e n p is b ir ırk. G ü liv er’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n a. Pedro de Mendez: G ü liv er’i. Strulbruglar: Y egâne a rz u la rı. Brobdingnag Kralı: B a rışsev er o lm a sın a ra ğ m en b ir o rd u y a s a h ip b ir dev.

Van Diemen ülkesinin kuzeybatısında çıkan bir fırtına neticesinde parçalanır. yüzerek karaya çıkar ve sahile ayak basar basmaz uykusu gelir. Güney Denizlerine gitmek üzere Bristol'dan aynlır Gemi. vücudu üzerinde oynaşan bu insanlar. tam a­ men kendileri gibi insanlann yaşadığı ve yine iç çatışmalan içinde bulunan Blefuscu adındaki bir ülke ile harp halindedir. ona Ouinbus Flestrin. basit ve dostça tavırlanndan ve onlann çok garip olan dil ve âdetlerini bilhassa öğrenmek istemesinden ötürü. yani Büyük İnsan Dağı adını verir­ ler Güliver. G üliver'in tarağı. kendisine Liliput dili öğretilir ve imparatorun huzuruna çıkarılır. Liliputlar arasında gayet iyi bir intiba yaratır. Güliver. High-Hecls (Yüksek Topuklular) ve Low Heels (Alçak Topuklular) adında iki siyasî parti ve yumurtanın en iyi hangisi tarafından kınlacağı üzerine şiddetli tartışmalar yürüten Büyük Endianlılar ve küçük Endianlılar adında iki dinî hizip vardır. 4 Mayıs. yüzlerindeki leke ve kusurlan göremez. fakat Güliver. Antelope adlı bir gem i­ nin doktoru o larak çalışmaya başlar. kendisinin binlerce incecik iplikle bağlandığını görür. ülkenin M il- dendo adındaki merkez şehrine getirilir. bir tür muğlak ve küçültücü ip dansını en iyi oy­ nayanlara siyasî çıkar sağlar. Uyandınidığı za­ man. Li­ liput sarayı. zamanla Liliputlar'ın güzel insanlar olduklannı ân­ lar. Güliver. şimdiye kadar kimsenin bilmediği ve boylan on beş santimetre olan Liliputlann esiridir. Liliputlar'ın hayretini uyandınr. G em i. M inik vücutlu olduklanndan mekanik işlerde gayet . Ülkede. tabancası ve saati Liliputlar arasında büyük ölçüde hayret ya­ ratır. 1688'de. yatar. zehirli mızraklanyla G üliver'i tehdit ederler. çok küçük olduklanndan. Güliver. Liliputlar. şimdiye kadar böy- lesine büyük bir insan görmemişlerdir. Londra'da yürüttüğü tıp mesleğin­ de başanlı olnnayon Lemuel Gultiver.4 4 • 1 0 0 Büyük R om a n Hikâye İyi ahlâklı olduğundan. Güliver.

birbirleri aleyhinde plânlar çevirenler. kendisine fırlotılon ok yağmuru oltmda. bu işi onların bilmediği bir yolla yaptığın­ dan daha da fazla suçlanır. yiyecek tedariki için bilinm e­ . başından geçenle­ ri ispat etmek için minik Liliput inekleri vardın Ingiltere'de kansına ve çocuklanna kavuşan Güliver. Güliver. fakat onlar orasında da küçük işler peşinde giden. aynca G üliver'in. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 4 5 ustadırlar. mahkemeye verileceğini ikaz eder. Liliputlar için yapacağı bir büyük hizmet bulun­ duğu söylenir. bu kayıkla denize açılır Bir gemi kendisini alır ve İngiltere'ye götürür G üliver'in yanında. çünkü.) G üliver'in yeni arkadaşı Reldresal. donanmalannı çekerek Liliputlar'a getirir Güliver. onlann do- nanmalannı tahrip etmesi istenir İki ada arasındaki mesafe. büyük bir kayık karaya vurur ve Ingiltere gözünde tüten Güliver. Blefusculular'a sığınır ve kendisine gayet iyi muamele edilir Bir gün. Kendi­ sine şerefli Nardac unvanı verilir ve Hazinedar Flimnap'ın baş düşmanı o lu r (Flimnap. Blefuscu adasındaki düşmanlar bir istilâ hazırlı­ ğı içindedirler Vücudunun büyüklüğünden ötürü. G üliver'e. Güliver. 800 metredir. tekrar göz­ den düşer Blefuscidialılar'm hürriyetlerini savunduğundan. yürüyerek Blefuscudialılar'ın adasına gider. Liliput'un yediğini Güliver tek başına yiyor. Güliver artık öldürülecek biridir Güliver öldürüleceğini öğre­ nince. bir müddet sonra yeniden yerinde duramaz ve bu defa Hindis­ tan'a giden Adventura (Macera) adındaki bir gemiye biner Gemi rotasını şaşınr Gemiciler. kendisinin. Blefuscudialılar'ı tamamen yıkmayı ve onlan Lili- putlar'ın köleleri haline getirmeyi reddettiğinden. Krali­ çenin sarayındaki bir yangını söndürmekle kendisini sevdire­ ceğini umarsa da. bu hareketleriyle bir an için sarayın gözünde yü­ celirse de. karısına göz koyduğunu da sanır. Böylece Güliver. fesat tohumlan saçanlar vardır. tedricen saray entrikalanna karışır. onu öldürm ek ister.

Güliver. erkekliğini ciddiye alm azlar . köylü onu. sıla hasreti çeken Güliver. bu acayip mahlûku. fırtına­ lı havalarda tenis topu büyüklüğünde dolu yağan Sarayda bi­ le. İngiltere'nin kazandığı büyük zaferler­ den gururla bahseder. dev gibi köylüler ekin biçmekle meşgullerdir. talih G üliver'e güler. Güliver'den servet kazanmak isteyen kızın babası. M am afih. böylesine küçük insanlann birbirlerine karşı harp ilân etmeleri kral üzerinde tiksinti yara­ tır Güliver. G ü li­ ver. her an teh­ likededir. Böylesine minik insanlardan oluşan bir ırk nasıl mevcut olabilir? Kral. köylü Güliver ölmeden çok daha fazla para kazanabilmek için. Muazzam büyüklükteki farelere karşı çarpışır. Sarayda.000 kilometre uzunluğunda ve 8 . "shov/"lann sayısını artırır. İngiltere hakkında ona bir sürü soru sorar. boylarının on üç metreye kadar yükseldiği bir buğday tarlası ortasında bu­ lur. Karaya çıktıkları vakit. Güliver. kendisinin 10. kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir kimse olduğunu ay­ naya baktığı zaman daha iyi anlan Sarayın hanımlan kendisi­ ne gayet kaba muamele eder. Bir tanesi. her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. dokuz met­ re boyundaki saray cücesi onu kıskanır ve süt güğümünün içi­ ne atar. onlar da o derece kaba ve çirkin devlerdir Glumdalclitchler. Bir gün. Küçüklüğünden ötürü. Kraliçeye satar. Lili- putlar ne kadar küçük ve nazik insanlarsa. filozoflar ve yaşlı akıllı insanlar G üliver'e güler­ ler. onu bir kafese koyarak.4 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n yen bir ülkeye doğru giderler. para karşılığında hal­ ka göstermek için köy köy dolaşır Söyleşine kaba muamele edilen G üliver hastalanınca. diğer gemicileri kaybeder ve bu defa kendisini.0 0 0 kilomet­ re genişliğinde Brobdingnag ülkesinde olduğunu öğrenir. ev hayvanıdır. kı­ zı G lum dalclitch'i eğlendirmesi için onu evine getirir. Brobdingnag'taki hayatı sırasında her gün dehşet verici hâdiselerle karşılaşır. G üliver'e bir ev hayvanı muamelesi ya­ parlar. Güliver zor zahmet boğulmaktan kurtulur. N i­ hayet. artık Kraliçe'nin bir oyuncağı. Güliver.

Lapu- talı ilim adamlan burada salatalıktan güneş ışığını çıkarmak veya insan dışkısından yiyecek yapmak gibi aptalca projeler üzerinde senelerce çalışır Akademide. evleri başaşağıdır. devamlı tehlikeler içinde yaşayan Güliver. normal büyüklükte insanlardır. Güliver tekrar denize çıkmak. Elbiseleri vücutlanna uymaz. fakat hayatta onlan ilgilendiren sadece iki şey vardır: Musikî ve matematik. körler. Laputalılar'ın ellerinden pratik hiçbir iş gel­ mez. Laputa adı veri­ len yüzen bir ada tarafından havadan yönetilen bir müstemle­ kedir. Lagodo'dan. Bu yolculuğun­ da. iki se­ ne sonra bu ülkeden kaçmayı başanr: Dev bir kuş. Laputalılar. Fakat bütün entelektüel yete­ neklerine rağmen. içinde yaşadığı kafesle birlikte gagasıyla kaldınr ve deniz üze­ rinde uçmaya başlar Fakat kuş. büyücü ve cadılann yaşadığı G lub- budrib adasına giden Adanın valisi. Sadece Lord M unodi adında birinin hakikî bir evi ve mahsûl veren tar­ lası vardır Fakat bu başanlanndan ötürü de. Anibal. Balnibardi müstemlekesi üzerine havadan koca koca kayalar bırakmak suretiyle burasını yönetir. Güliver. G üliver'i. 1 0 0 Büyük R om a n • 4 7 Böylece. kafesi düşürür: İngiltere'ye g i­ den bir gemi. Derin (soyut) düşünceler içinde kendilerinden geçen bu insan- lan normal düşünmeye sevketmek için uşaklar. yeni maceralar peşinde gitmek için yanıp tutuşur. elleriy­ le dokunarak tayin ederler Evlerin önce damları yapılın Güliver. sık sık onların yüzleri önünde çıngırak çalarlar. onlann ülkenin merkezi Lagodo şehrindeki projek­ tör akademisinden bilhassa gurur duyduklannı öğrenir. renkleri. böyle­ ce yerlilerin başkaldırmalannı önler. korsanlar gemiye saldınr ve Güliver küçük bir kayığa ko­ nularak denize bırakılır Güliver. diğer Laputalılar kendisini sevmezler Laputa Kralı. G ü live r'in önüne MakedonyalI İskender. Japonya'nın hemen doğu­ sundaki Balnibardi adasına çıkar. G üliver'i görür ve alın Brobdingnaglann ülkesinde başından geçenlerin tesirin­ den kurtulur kurtulmaz. Balnibardi. Sezar ve Pompey gibi tarihin .

Houyhnhnm denen atlann yaklaştık- lannı görünce dehşet içinde kaçarlar (Bu kelimelerin telâffu­ zu. tekrar denize açılır Bu defa geminin kaptanıdır G ü ­ ney Denizi'nde. tiksindi­ rici insanların yaşadıklan garip bir adaya çıkar Pisliklerini Gü- liver'e fırlatan Yahoolar. Güliver. onun bu eg- zantrikliğini. fizikî bünyesinin. tarihin resmî kayıtlarının bir sürü yalan olduklarını gösterir. G üliver de­ nize bırakılır Güliver. Japonya üzerinden İngiltere'ye döner Kısa bir müddet ailesiyle birlikte oturduktan sonra. yaşamak için bütün şevklerini kaybediyor ve ölmek istiyorlar Güliver. ne kadar vahşî ve mantıksız mahluklarsa. uzun bir kayık içinde. şifa verici bit­ kiler ve saman pastalanndan oluşan yiyeceklerini bile sever Güliver. Nihayet. fakat Houyhnhnm'lar. G üliver'in -daha nazik ve mâkul biri olsa da. atlar da o kadar nazik. zira bir attan ziyade bir Ya- hoo'ya benzemektedir Yahoolar. Güliver. akıllannm başlannda olmadığını ve hayata küskünlükle baktıklannı an­ la r Gerçi ölmüyorlar. G üliver'in sorularını cevaplandınr Her biri. medenî ve son derece makul yaratıklardır Onlar. bir Ho­ uyhnhnm ailesinin ahırına yerleşir ve onlann süt. atların kişnemesini andınr) Adanın yöneticileri bu atlardır Houyhnhnmler. ama gittikçe yaşlanıyor ve halsizleşiyor. onun çıplak dolaşmadığına hayret ederler M am afih. kendilerininkinden daha alt se­ viyede olmasına hamlederler. . gemiyi ele geçirir ve ken­ disini hapsederler. Güliver. önlerinde uzun bir zaman olduğundan.4 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n büyüklerinin hayallerini getirir Hepsi teker teker. bcşordıklan işler hakkında. sakin bir şekilde kabul ediyorlardı. G üliver'in tayfalan. Bu adada. lâyemut (ölümsüz) Struldbrug denen insanlar yaşar. G üiiver'i hayal kınklığına uğratan bir hâdise anlatır ve böyle­ ce.bir Yohoo olduğunu sanırlar. Kâinatın sırlarını öğrenebilmek için. kendi giyeceklerini yapar. maymun gibi. bu insanlann çok mutlu ve çok akıllı ol- duklannı sanın Fakat. 1710 Ağusto- su'nda. Luggnagg adasında da hayal kınklığına uğrar. Yahoo denen pis. onlan yakından tanıyınca. genetik kanunlanna göre evleniyor ve ölümü.

Hatta dişi Yahoolar. Güliver. onun kendi medeniyetleri için bir tehlike teş­ kil ettiğine karar verirler. hiç arzu etmemesine rağ­ men G üliver'in adayı terketmesi istenir. maymun ırkı sayılan m ahallî Yahoolardan daha medenî görünmesine rağmen. Avrupa'ya dönene kadar kabinesine çekilir Fakat Mendez. G üliver'in bu banş ülkesindeki mutluluğu uzun sürmez. zira onlann indinde. . kötü bir ırkın ger­ çekte Yahoolardan biraz daha iyi insanlar olm alanna rağmen kendilerini dünyanın hâkimi saymaları karşısında irkilir. G üliver'i cinsel bakım­ dan cazip bile görüyorlardı. G üliver'in zeki bir Yahoo olduğu­ nu düşünen atlar. Bir çeşit parlâmento olan Houyhnhnm Büyük M ecli­ si. sadece atlann arasında mut­ lu hisseder. Yahoolar kadar nefret edilecek kimseler olm adıkla- nnı göstermeye çalışır. Harbin dehşetlerinden bahset­ tiği sırada. M aam afih. G üliver'in. onlara tahammül ede­ mez. anlayışlı ve nazik bir kaptan olan Pedro de Mendez'in kumandasındaki bir Portekiz gemisi tarafından kurtanlır. Atlann İngiltere'de yük hayvanı olarak kullanılmasını hakaret sayarlar. kendi nazik davranış ve tutumlanyla. insa­ nın kötü ve şeytanî bir yaratık olduğunu kabul eder ve tama- miyle rasyonel olan (mantıkî) bu cemiyette. yaratıklann aralannda muhabere etmele­ ri için kullanılmalıdır. Houyhnhnmlere İngiliz hayatını anlatır. kendisine bir kayık yapar ve denize açılır. fakat (Bro- dingnag Kralı gibi. son seyahatinden sonra niha­ yet ailesinin yanına döndüğü zaman. kelimeler. Güliver. herkesin. yalan söyleme kavramanın ne mânâ ifade et­ tiğini anlayamaz. Güliver artık tam bir mizantrop (insanlardan nefret eden kimse) olur. atlarla birlikte ga­ yet mutlu bir hayat sürmeye başlar. Atlar. Güliver. hareketleriyle. onun gerçekte bir Yahoo oldu­ ğuna karar verir. uzun bir müddet kendisini. sonunda. 1 00 büyük R om an • 4 9 Güliver. Brobdingnag'da olduğundan daha tem­ kinli ve daha az vatanseverdir Houyhnhnm'lerle birlikte. onlar) böylesine huysuz. tiksin­ ti duyarlar. bir vakıayı gizlemek için değil. Böylece.

küçük işler peşinde giden. yeryüzünün sathına bırakm ak m ecburiyetinde kaldığı için büyük ıstırap duyduğu en iğrenç haşaratın oluşturduğu en habîs ırktır. Svvift’in.5 0 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n Eleştiri Hicvedici. İngiliz hüküm etindeki en tri­ kaları. sonunda.” Sadece birkaç kişi. Brobdingnag Kralı’nm bir sözünü benim ser: beşerî yaratıklar. kendi ism inin de im â ettiği gibi. Fakat. Dil üzerindeki saplantısı sayesinde. kendisinin dünyanın en büyük ülkesi. kendi insanlarının b ü tü n yaratıkların hâkim i olduklarına inanırlar. yobazlık. Güliver ziyaret ettiği b ü tü n yabancı ülkeler ve oralarda yaşam a­ yanlar için kelim e uydurur. Güliver’in Se­ yahatleri (sansür edilm iş şekli içinde) hem çocuklar için fevkalâde bir kitap. beşerî bencillik ve zulm ün h er şekli vardır. büyük bir İnsanî kusurdan m u sta­ rip olduklarını gösterirler. hepsi büyük veya k ü ­ çük. m aym un veya at. Liliput sarayındaki entrikalarla anlatm aya çalışır. Teorik ilm e olan güvensizliğini de. Lagado Yüksek İlim ­ ler A kadem isi’ni hicivli bir şekilde anlatm akla gösterir. Fakat se­ yahatleri sırasında. Tabiî. birbirleri . m enfaatçi. insanların. Güliver’in Seyahatleri. "tabiatın. Svvift’in m izahî dehasının en iyi tem silcisidir. beşer ırkını lânetleyişi dışında kalır. Güliver. hayalî bir seyahat kitabı olarak. Svvift’in. zulm edici yönlerine karşı girişilen çok ağır bir hücum dur. G üliver’in ziyaret ettiği h er ülke. h er tarafta aslında aynı ol­ duklarını görür. H erkesle kolaylıkla dostluk kurabilen bir iyim ser olarak başlayan Güliver. başlayıcı bir m izahî üslûpla ele aldığı konular arasında politika. h er şeye inanan saf ve tem iz biridir. fizikî ve kültürel farklarına rağm en. English Royal Society’dh. hem in san lan n bayağı. D ünyanın d ö rt köşe­ sine yaptığı geziler sırasında Güliver. saray entrikası. Svvift’in asıl anlatm ak istediği şey. m eşhur İngiliz İlim Akadem isi. kötü bencil.

Yine bu sırada Esther (Stella) Johnson’a âşık oldu. daha da tiksindirici oldu­ ğunu söyledi: İnsanın. kendile­ Kulübü adı altında bir yazarlar kulübü kurdu. Sonraları. Güliver. son derece bencil B robdingnaglarla soyutlaşm ış gayrîinsanî Laputa- lar’la ve pis.e Scriblerus onu. Güli- ver’i aralarından uzaklaştırm akla gösterdikleri şekilde çok m antıkî yaratıklardır. Gerçi bir liberal olarak başladı ise de. Swift. Bu tür kitapları arasında en fazla tanına­ nı A Modest Proposafdır (1729). düşünm e kapasitesi vardır. Dublin’deki Tri- nity Koleji’nde eğitim gördü. daha akıllı bir insan olur. politika ve ede­ biyat tartışmalarına dalıyordu. fakat bunu ya yanlış kullanır veya hiç kullanm az. Sir VVilliam Temple’in. insanların. Şair Jotın Deryden’in kuzeni olan Swift. daha sonra. Temple 1699’da öldüğü zaman. bir din adamı oldu ve İrlan­ da’da yaşamaya başladı. çünkü Swift. İrlanda'daki İngili2f yönetimini en kızgın bir şekilde hicvetmişti. Yazar İngiliz mizah yazarlarının en büyüğü sayılan Jonatlıan Swift. Seyahatlerinin sonunda. ilk hiciv kitaplarını yazdı: The Battie of the Books ve A Tale of a Tub. çünkü m ânâ- sızcasm a g u ru rlu d u r ve onun harpten. daha hüzünlü. St. Swift. Arbuthnot ve Gay ile birlikt. 1667’de Dublin’de doğdu. İnsan tabiatını acı bir şekilde tenkit eden görüşlere sahip de olsa. H attâ en fazla iyi niyetle ele alınan H ouyhnhnm ’ler bile. 1 0 0 Büyük R o m a n « 5 1 aleyhine entrikalar hazırlayan Liliputlarla. insan-altı Yahop’Iarla karşılaşır. sekreteri oldu ve onun hizmetinde iken. Popye. Bu kitaplar 1704’te basıldı. fakat kolejin disiplinine karşı geldiğinden sık sık cezalandınidı. işkenceden ve kan­ dan hoşlanm ası da. Swift. onunla gizlice evlenmiş olabilir. cana yakın bir insandı. . iğrenç. çağının önde giden edebiyatçılatjyja çok yakın dostluklar Sürdürdü. Patrick kated­ raline kardinal tayin edildi. İngiltere'yi sık sık ziyaret ediyor. İrlan d alIlard a rinin bir kahramanı saydılar. 1710’da Muhafazakârlar’a döndü ve üç sene sonra da. birbirlerine yaptıkları zulüm ve iş­ kencenin. şu sebeplerden ötürü. bu gururunu hiçbir zam an haklı gös­ terem ez.

mezanna. vahşî haksızlıklar karşısında kalbi parça parça olan biri yatıyor. gittikçe kötüleşen zihnî bir hastalı­ ğa yakalandı. Svvift’in karakterini.5 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Swift. hayatının sonlarına doğru. “Burada. kendisinin yazdırdığı kitabe­ sindeki şu sözler kadar hiçbir şey anlatamaz.” .

Candide: H ik ây en in k a h ram an ı: a d ı sa flık ve te m iz lik ifad e e d e n . “sa d e c e d il” d e m e k tir. k ısm e n İsp an y o l. . A d ın ın m â n âsı. ca n a y ak ın v e m a h a re tli b ir genç. k u r­ n a z . y a o n u n b ild ik le rin i v ey a lâf eb eliğ in i im â e d e rc e s in e . a z im li v e e fe n d isin e sadık. Cunegonde: T h u n d e rte n T ro n c k h ’n in kızı. D iğ erleri. Martin: C a n d id e ’n in d o s tlu k k u rd u ğ u fa k ir b ir ilim a d am ı. C a n d id e ’n in sevgilisi. Pangloss: C a n d id e ’n in h o cası. te s a d ü fi o la ra k b ir iki sa y fa d a g ö rü n ü rle r. H ay ata k a ­ ra m s a r b a k ış ı ile P an g lo ss’ın iy im se rliğ i k a rş ıs ın d a y e r alır. k ısm e n K ızılderili. b a z ı b ü y ü k ta lih siz lik le ri v e y a a ş ik â r a p ta l­ lık ları g ö s te rm e k için. Candide Yazan Voltalre (Françols Marle Arouet) (1 6 9 4 -1 7 7 8 ) Başbca Karakterler Not: C a n d id e ’d ek i d ü z in e le rle k a ra k te rd e n . Cacambo: C a n d id e ’n in u şa ğ ı. d a h a iy isin in m ü m k ü n o lm a d ığ ın a in a n ­ d ığı d ü n y a d a y a şa d ığ ın ı sö y le r. sa d e c e a ş a ğ ıd a k ile r d e v a m ­ lı ro l o y n a rla r.

Burada. kendisinin ırzı­ na geçtiklerini ve barsaklannm alındığını itiraf eder. bu doktrini. Pangloss. Candide. ikinci derecede olmakla beraber. mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına. hakikî hayata giren Candide. fakat bun- lann hiç de öldürücü bir şey olmadıklannı söyler. felsefî bir iyim­ serdir. sorgusuz sualsiz kabul eder. onsekizinci asırda.onun. Pangloss ve Candide. . derhal Abare denen bir ülke ile harp halinde bu­ lunan Bulgar ordusunda askere alınır Kanlı bir çatışmadan sonra. Kadın ölmemiştir. Por­ tekiz'e giderler ve denizde. cana yakın. Esrarengiz bir kadın. dehşet içinde kalan Candide. Candide harbin. sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun. Ardından. Cunegonde. Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda'ya sığınır. -son derece sevinç içinde. hemen hemen boğulacak kadar tehlikeler atlattıktan sonra Lizbon'u yıkan 1 755 depreminden biraz önce şehre gelirler. eski hocası Pangloss olduğunu anlar. din düşmanlannı bağnn- da banndıran bu şehre Allah'ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon. kaybettiği Cunegonde'si olduğunu görür.e aynı konakta otururlar. Böylece. beraberce. dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini. D r Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adın­ da. kendisini önemli addeden Thunderten Tronckh Baro­ nu. C an­ dide. kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar. Candide'ye bakar. bir gün baron kendisini Cunegonde'yi öperken yakalar ve şato­ sundan atar. Pangloss'u asar ve Candide'yi de kamçılar. Depremin. şişman kansı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşa­ maktadır. VVestphalia'yı tamamen yıktığını ve Cunegonde'nin ailesi ile birlikte öldüğünü anlar.5 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n Hikâye Westphalia'da. iyi eder ve Candi­ de. vuku bulabilecek en iyi şeyler olduğuna inanır. olup bitenlerin. samimî ve Baron'un gayrimeşru dünyaya gel­ miş yeğeni d.

fazilet ve kötülük. hâlâ Cunegonde'yi düşünür Nihayet. bütün halkın. askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide. Candide'nin kız kardeşini hâlâ sevdiğini öğre­ nince. bir Yahudi bankacı. kitap­ lar ve tenkitçiler. Paris sosyetesi. yanına kendisini. Paraguay'a kaçar. beraber­ ce Paris'e gelirler ve Candide. Eldorada adındaki m itolojik bir krallığı ziyaret eder Bu ülkede. kader ve hür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. devletin destek ve himayesi altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın dahi yüksek bir hayat standardı vardır Gerçi bu insanlar. bir gemiye binerek Arjantin'e kaçar. dış dünyanın standartlanna göre. Bu ülke. Pangloss'un iyimserliğinin tamamiyle karşı­ tıdır Yolculuk boyunca. kumar ve ilâhiyat hakkında fikirlerini geliştirir Başka bir maceralan onlan Venedik'e götürür Candide. Nihayet. İspanyol valisi Cunegonde'ya göz koyar ve Can­ dide. 1 00 B ü y ü k R om an • 55 Kadın. Daha hayret uyandıran tarafı. kum ve çakıl taşları ka­ dar çoktur. Cunegonde ile birlikte. Kumandan (ki hem bir albay. o zaman. tiyatrolan. başlanna başka talih­ sizlikler gelir. daha sonra. Candide tekrar kaçar. diğeri Engizisyon Baş hâkimi! Candide. Herkes âdil olduğundan. bura­ . her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak. inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır Candide ve Cacambo. Cu- negonde/yi geri vermesi için. hem de bir papazdır) Candide'yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde'nin kardeşi olduğunu açık­ lar Kumandan. Cacambo ile Buenos Aires'teki valiye rüşVet gönderir ve kendisi de Avrupa'ya giden bir gemi­ ye binen Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. avukat bu­ lunmaz ve herkes faziletli olduğundan. şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: biri. yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide. Surinam'a giderler Candide. aynimasına müsaade ederler Candide. O rada. Bu ada­ mın hayat görüşü. onu öldürmek ister. altın ve kıymetli taşlar. akıllı ve faziletli insanlar olmasıdır. rahip de yoktur Güzel sanatlar ve ilim. iyi ve kötü.

İstanbul'a giderler ve orada bir dizi mesut tesadüflerle Ca- cambo. huysuz bir kadındır. hattâ yemek pişirmesini bile öğrenir Hattâ tartışmak­ tan zevk alan bilgiç edâlı filozofluğunu hâlâ muhafaza eden Pangioss. mümkün olabilecek hayat tarzlan altında. Pangioss (ki Lizbon'da asılmıştır) ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırokmayan Cunegonde'nin kardeşi ile buluşurlar. bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur Ar­ tık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir.5 6 • 1 0 0 B üy ü k R o m a n da her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyor Pococuronte adlı asilzadeden ve §u veya bu şekilde ellerindeki krallıklan kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir Candide artık dünyada (Eldorada dışında). artık buruşuk yüzlü. mese­ leleri artık felsefî yönden ele almaz ve soyut olaylar. yeryüzündeki insanların müşterek kaderi olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimsenin bulunmadığına derinden inanın Şimdi. bir görev ve mesuli­ yet duygusu altında onunla evlenir Candide'nin. Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklanyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. akla geldiği gibi sözlerden oluşan bir şaheserdir ve titizlikle plânlanm ış bir rom an olarak ele . Cunegonde. en iyisinin şimdi yaşadıklan hayat olduğunu söyler. İstanbul şehri dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar Cacambo da. ama Candide. fakat Candide. ânında. yine de geride kalanlar­ la. münaka­ şalar artık onu ilgilendirmez. Eldorada'dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir." Eleştiri Candide. C u­ negonde. Hıristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve M ar­ tin. bu meyveleri pazarlarda satar Candide. nihayet. onu nazik bir şekilde kucaklar. Sadece şu cevabı verir: "Kendi bahçemizi işleyelim. Candide. Cunegonde.

d aha birinci sayfadan itibaren gördüğü lâtifeli. şerefli bir hanım ın ırzı­ na geçilebileceğini söylüyor. C unegonde. Dr. kom ik de­ ğil. onların iki boyutlu karak­ terler olm alarını gerektirir. nükteli vecizeler veya edebe aykırı. çok az devam lı­ lık vardır ve hikâyeye tesir etm eksizin. 1 0 0 büy ük R om an • 57 ■ılmmalıdır. m ü m kün olan en iyi bir dünyada yaşam akta olduğunda ıs­ . h er yeni ta­ lihsizlik karşısında. onları beklenm eyen veya h a tta açık saçık. kü stah ­ ça tonu bizi rahatsız ederdi. Pangloss’un aşk yapm asının tecrübî fiziğin bir dersi olarak anlatılm ası gibi. Açıkça görülü­ yor ki. Voltaire. bir fikri belirten veya bir kötülüğü anlatan karikatür­ lerdir. bir dizi akıl alm az tesadüflere bağlıdır. istihzalı. M eselâ. m eselâ C unegon- de. burada anlatılm ak iste­ nen şu ki. R om anın karakterleri de. Lizbon’daki engizisyonu anlatırken d er ki: “Salondaki yerim fevkalâde idi ve dinî tören ve idam lar arasında ka­ dınlara. istihzalı bir tarzda. m eşru b at verdiler. başlarına talihsizlikler. Ç ünkü onları. p ortreler de­ ğil. bağdaşm az fikir ve im ajları biraraya getirm ekten büyük zevk duyar. idam lar dahi dinleyicilerin hoppalığı ve saçm a­ lığı kadar şaşırtıcı değildir. eserin plânı. öylesine birbirine eklenm iştir ki. Hikâyede görülen devam lılık ise. cinaslı to n hâdiseleri dikkatli bir şekilde ele alm akla kurulur. hakikî insanlar olarak kabul edeceksek. aynı şekil­ de gelişigüzel ele alınm ıştır: Bu karakterler. Vbitaire. felsefenin teknik terim lerini. besbelli ki. plânı üzerinde ciddiyetle ıltırmadı veya okuyucularının da duracaklarını um m adı. Olaylar. Olayları anlatırken ele alınan bu tü r bir vasıta. Okuyucunun. m üstehcen m uhtevalar içinde göstererek alay etm ektir. insafsız para­ dokslar var. G erçekten. gülünç liir hicviye yazıyordu. d eh şet uyandırıcı olur ve kitabın düşüncesiz. Voltaire. bunlardan çoğu­ nun yerleri değiştirilebilir.” Tabiî. C andide’nin. Kitapta. bir m acera rom anı düşünm üyor. çünkü b u onun faziletini ar­ tırm aya yarar! Fakat sık sık başvurulan vasıta.

K itabın alay ettiği esas konu. büyük bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösteriyor. basit cüm leler ku­ rar. Bu tü r m ünakaşanın esası şu: kötülük. daha da per­ vasız bir şekilde belirtti: . bu kö tü ­ lükleri böylece b elirttikten sonra. yaşadığım ız dünya. D enem e) adlı şiirinde. A lm an filozofu G ottfried W ilhelm Leibniz (1646- 1716) ve İngiliz şairi A lexander Pope’ın (1688-1744) o r­ taya sürdükleri iyim ser felsefeyi gülünç bir tarzda göster­ m ektir.5 8 • 1 0 0 Büy ü k R o m an rar edişidir. sınırlı ve gayri m ükem m el kötülüklerdir). C andide ciddî bir eser. iyilik ve kö tü ­ lüğün bir tü r kom binezonunu yaşarız ve bundan böyle. bu d ü ­ şünceleri. çok sade kelim eler kullanır ve C andide’nin şahsiyeti gibi. (bunlar. h er birini teker teker ele alarak. Bütün bu şaka ve lâtifeye rağm en. Leibnitz. Böylece insanlar. Hiciv. Başka bir ifade ile biz. kelim e oyunlarıyla ifade ediliyor. ıstırapları ve ölüm leri ne ile izah edeceğiz?” Leibnitz. iyi olan İlâhî plânın ge­ rekli bir parçasıdır. ta­ ham m ül edeceğinden fazla bir nüfusa erişm em esi için öleceklerdir. hiç olm azsa. kendileri­ nin yakılm alarına m üsaade etm eyecekler ve dünyanın. H er ikisi de. acı ve ıstırap) ve ahlâkî kötülükler. daha da ileri götürdü ve An Essay O n M an {İn­ san Üzerine Bir Makale. m ü m k ü n olabilecek bir dünyanın en iyisidir. Eser boyunca. ateşin verdiği acıyı hissettiklerinden. tâ en eski zam anlardan kendi çağla­ rına (tabiî bizim de çağımıza) kadar gelen kötülükler üzerinde durdular: “H er şeye kaadir bir Allah tarafından yaratıldığı söylenen bir dünyadaki günahları. bunlardan kaçınılm ayacağını veya onların gerçekte daha büyük bir iyiliğe hizm et ettiklerini anlatır. bir b ü tü n olarak ele alındığı zam an. Pope. m ükem m el olm asa dahi. fakat o n u n bu sadelik ve basitliği. daha büyük bir iyiliğin ortaya çıkm asına zem in hazırlayan. fizikî kötülükler (baş­ lıca. üç çeşit kötülük bulunduğunu söyler: m etafizik kötülükler. fakat fikirle­ rin oyunu üzerine kurulm uştur. Voltaire.

Böyle­ ce. uydurm adığını söyleyebilirdi. tarih î şahsiyetlerdir. Senin görmediğin bütün tesadüfler. C andide’nin başka hiçbir sayfasında dışarı vurm az. daha pek çok şeye hücum eder. Lizbon’u yıkan ve o tuz bin kişinin enkaz altında kalarak ölm esine yol a:çan deprem dir. Bulgarlar ve A bereler arasındaki harp gerçekte. o kadar fazla acı ve istif . kahram anını. Yedi Sene Marbi’dir. Candide. Vol­ taire’in dediği gibi. senin bilemeyeceğin bir sanat eseridir. insan içgüdüsünün buna isyan ettiğini söyler.. ahenkler. Anlamadığın bütün dengesizlikler. görüşlerini desteklem ek için ileri sürdüğü de­ lilleri. hepsi doğru­ dur. daha b ü ­ yük bir iyiliğe katkıda bulunm asıyla izah edilem ezdi. Voltaire. Leibnitz ile bir tartışm aya girmez. ilh. H arp­ ten sonra. kaygan ağızlarla ifıâde edilem eyecek derecede pek çok ıstırap vardır. hiç olm azsa. Gurura. Bu öylesine büyük bir felâket idi ki. Bütün bu kısmî kötülükler. Candi- d e’deki olayların ekserisi. yönler. dinî . 100 büy ük R om an • 59 Bütün tabiat. dehşet kolek­ siyonundaki en değerli eser.. Abere köyünü "beynelm ilel kanunla­ ra göre yakan” B ulgarlar’ı anlatırken gösterdiği kızgınlığı.pîa karşı karşıya bırakır ki. gerçekte vuku bulm uştu. bilhassa Engizisyon ile ilgili sayfalarda. Fakat Voltaire’in. Lizbon’u görse idi. bu tü r iyimserliği reddetm eye teşebbüs ederek. Candide haykırır: “Eğer bu en iyisi ise. evrensel iyilikler. 1755’de. dünyada. Venedik’te bahsedilen. tahtlarından d ü şü ­ rülm üş altı kral. diğerlerinin de öldü­ rülm elerine yol açması için öldürülen İngiliz am irali. h er şey iyi” diyebilir miydi? Voltaire. "m üm kün olan dünyaların en iyisi” ibaresi bir alay olur. ta­ lihsiz John Byng’dir. aklın hatâlarına rağmen. “Eğer Pope. Başlıcası harp. Bir hakikat apaçıktır: N e oluyorsa olsun. diğerleri nasıldır?” Voltaire. iyim serlik dışında.

Fransız te n ­ kitçileri ve b ü tü n bir A lm an m illeti. çünkü herkes akıllı ve faziletlidir. hakikî dünyaya döner ve hayatın hiç olm azsa bazı kötülüklerine karşı kısm î bir hal çaresi b u ­ lur: çok çalışm ak ve teorilerinden kaçınm ak. Voltaire’in bil­ h assa bazı düşüncelerini aksettiriyor: İlim ve teknolojiye duyulan h ü rm et ve bu ülkede avukat bulunm adığı (Volta­ ire’in kendisi de b ir avukattı). herkesin zevkle okuyacağı bir kitap ve b ü tü n bu lâtife ve şakalar ge­ risinde. akıl ve vicdanla idrak olunan. h er çağda çok sayıda insanın görm em ezliğe geldiği bazı hakikatleri berrak bir tarzda görebilm e yetkisine sahip. Eldorada’nm m u h telif yönleri. Candide. on u klâsik Fransız nesrinin bir m odeli yaptı. C an­ dide. Candide. m üm kün olabilen dünyaların en iyisi olmayabilir. Dr. ayrıca. derin bir ahlâkî inanış gizli. T hunderten Tronckh Baronun şahsında.6 0 • 1 0 0 B üyük R om a n m üsam ahasızlık ve işkencelere hücum eder. m ukayese için ideal bir cem iyet takdim e t­ m ek suretiyle. Bu sefalet ve aptallık katalogunda. yani İlâhî tebliğ veya m ucizelerle değil. Bu ülkenin k itap ta­ ki fonksiyonu. C andide. Voltaire. dem ek istediği budur. Voltaire. Pangloss’a kendi bahçesi­ ni işlem esini söylediği zam an. hakikî dünyadaki kötülükleri daha iyi be­ lirtm ektir. Eldorada krallığının bir istisn a teşkil ettiği anlaşılıyor. Voltaire. D aha da önem lisi. Berrak ve zarif üslûbu. kahram anının Eldorado’d a kalm asına m ü sa­ ade etm ez. am a okuyucunun da böyle bir yerin m evcut olabileceğini düşüneceği beklenem ez. am a onu daha da geliştirm ek m üm kün. dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. zam an zam an kavga ettiği kim selere de hücum eder: H ollanda kitap yayımcıları. Yâni harp ve . bir m evkiin verdiği gururla. kendisine ibadet etm ek için kiliseye veya rahiplere ihtiyaç hissettirm eyen bir A llah’a inanırlar. zevkle okunacak bir kitap. halkın hepsi “d eist’tirler. Pangloss’un şahsında da bilgiçlik taslam akla alay edi­ lir. Bu.

tenkitçi. âdeta hakaret sayılacak kadar yumuşak geçmesine rağmen. Henry adlı şiirin birinci bölümünü yayınladı. babası onun avukat olmasını istiyordu. piyes yazarı. François Marle Arouet idi. filozof ve sosyal reformcu. Hapisten çıktıktan sora. öylesine parlak bir zekâya. fakat genç Arouet. hür düşünceli edebiyatçılarla geçirmeyi tercih etti. müstear adı idi ve orijini de bilinmiyor. Bunlar. Eğer Voltaire bugün yaşasaydı. Bu şiirlerden biri. Yazar Şair. Fransa’nın önde gi­ den yazarları arasına sokmuştu. asilzadenin uşakları Voltaire’i sokakta. C andide’yi yaz­ dığı tarih ten bugüne kadar geçen iki yüz sene zarfında pek bir şey değişm ediğini söyleyecekti. on yedi yaşında oku­ lu terk etti. Chevaierde Rohan adındaki genç bir asilzâde ile giriştiği bir kavga sonucu. zamanın sosyal adaletsizlikleri üzerine yazılmış bir şiir. putperest hurafelerine hücum ediyorsa da. Oedipe adlı bir piyes yazdı. cem iyet daha iyi bir şekle sokulmalıdır. meşhur Bastille hapishanesinde on bir ay geçirmesine sebep oldu. Paris’te burjuva bir ailede 1694’te doğdu. çağın en iyi hocaları. enaıjiye. zarafete sahipti ki. Volta­ ire bunların hepsi idi ve bunların hiçbirinde büyük olmamasına rağmen. henüz yirmi yaşların­ da olmasına rağmen. imtiyazın tek­ rar küstahçasına uygulanmasıyla karşı karşıya kaldı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 61 yobazlık k ötü şeylerdir. Bu arada sonraları Henriade olarak bilinecek esatirî IV. onların dindarlıkları kendisinde bir tesir bırakmadı ise de. Hakikî adı. herkesin gözü önünde fena halde dövdüler ve Voltaire yeniden Bastille’e atıldı. Kısa bir zaman içinde nüktedan. piyes. Fakat ardından. Böylece hapsedilme­ si. başka­ larının şiirlerini müstear adla yayımlamakla suçlandı. bilgileri ve yetişme tarzlarını benimsedi. Voltaire. Gerçekte. otorite­ nin keyfî bir tarzda kullanılmasına hayatı boyunca derin bir nefret besle­ mesine yol açtı. onu kralın gözünde yüceltmiş. şüphesiz. bütün çağların en evrensel dehası olarak kabul edilir. H ırs ve aptallık dünyanın h er ta­ rafında vardır. babası noterdi. Cizvit pa­ pazlarından aldı. vaktini. kendi çağının dinî inanışlarını konu almıştı. Eğitimini. o kadar başarılı oldu ki. Voltaire. Voltaire. Gerçi intikam histeriyle tutuşuyorsa da . radikal fikirlere sahip ve hicvî yazılarıyla ün kazanan bi­ ri olarak kendisine isim yaptı. romancı. gerçekte.

Bilhassa. Fa­ kat Voltaire. tarih ve felsefe eserleri yazdı. 6 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n Voltaire. hikâyeler. bilge biri olarak ■döndü. Dünyayı. Fransa’da olduğu gi­ bi Prusya’da da baskı altında tutulamayacağını gösterdi ve Frederick de dahil herkesle kavga etti. onun ufkunu genişletti. yeni bir edebiyatı inceledi ve tevkif edilmek korkusu altında kal­ maksızın istediğini söyleyebildi. İngiltere. Voltaire. fizikî ka­ nunlarla yönetilen düzenli ve mantıkî bir yapı olarak gören Nevvton’un fi­ ziğini. bu şehrin dinî bağnazlığı kendisini rahatsız etti. 1729’da Fransa’ya döndü ve parlak mesleğine başladı. Burada yeni bir dil öğ­ rendi. Ta­ lih kendisine yardım etti. rasyonalist ve amprisist (her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefe) filozof John Locke’in etkisinde kaldı. Fakat burada da. kralın resmî metresi Madam Pompadour hakkında. Potsdam. Voltaire. Voltaire piyesler. şiirler. kitaplara ve kiliseye ihtiyaç hissetmeksizin fazilet­ le olabileceklerini ve Allah’a ibadet edebileceklerini söyleyen Shaffesbury gibi deistlerin eserlerini inceledi. Voltaire’i de kendisinin edebî çevresine almakla gurur duydu. Voltaire. kadın edebî ve İlmî zevkleri olan. Nihayet 1760’da Fransa ve İsviçre arasında . “Şüphesiz. kitaplarından gelen para ve temkinli yatınıinlanyla zenginlik yolunda giden biri de olmuştu. altına bir araba verildi ve bir saray unvanı da takdim edildi. Fransa’yı bir şair olarak terketti. kollannı heyecanla Voltaire’e açtı: kendisine emeklilik bağlandı. 1734 ve 1749 arasında akıllı ve kurnaz bir kadın olan Marguese du Clatelet’in sevgilisi olarak. Kendi paralelinde yetenek ve düşüncele­ re sahip ve aralarında Swift ve Pope gibi çağın İngiltere’sinin tanınmış ya­ zarlarının da bulunduğu edebiyatçılarla dostluk kurdu. Bütün bu müddet zarfında. Nevvton ve Locke hakkında Voltaire’in duyduğu heyecanı benimseyen ve Paris sosyetesinin tanınmış bir sima­ sı idi. ilkin. çok sevdiği amatör tiyatro eserle­ rini dahi sahneye koyamadı. dini. hür müesseseler altında yaşamanın çok daha akıllıca bir hare­ ket olacağına karar verdi ve 1726’da İngiltere’ye giderek üç sene kaldı. Bir ara. Ken­ disini güzel sanatların hâmisi sayan kral. fakat deniz tutmasından korktuğundan vazgeçti ve Cenevre’ye gitti. ne krali­ çeyi. 1753’te tekrar yola çıktı. Ar­ tık. uzun bir zamandır Prusya’yı ziyaret etmesini is­ teyen Büyük Frederick’in davetini kabul etti. ne de kralı memnun eden bir şiir yazmak dikkatsizliğini gösterdi. Denilir ki: Voltaire. insanların. maamafih. onun evinde kaldı. 1746’da da Fransız Akademisi’ne seçildi. Voltaire. Nevvton’un fiziğini popülerleştirmeye çalıştı. en iyi hâmisi kraldı. Bir ara Penns- ylvania’ya (Amerika) göç etmeyi dahi düşündü.

adaletsizlik ve dinî müsamahasızlı­ ğa uğrayanların savunuculuğunu yüklendi. dünya­ nın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar. bazen günde otuz mektup yazıyordu. onu her zaman bir dinsizlik ucubesi olarak gördüler. onbinlerce Paris’linin çılgın nümayişleri arasında başına defne dalından çelenk kondu. Voltaire. yazılarına (piyesler. Şehre bir kahraman gibi girdi. Dindar Hıristiyanlar. sadece Fransa’da değil. Gerçekte ise. Fransız ihtilâlini bir iki sene ile kaçırdı. hislere pek yer ayırmadı. Maamafih. bir ülkenin bağnazlığından diğerine kaçabilirdi. derin olmaktan ziyade kolayca anlaşılan biri idi. eserlerinin birinin oynandığı Paris’i ziyaret etme­ ye ikna olundu. bir deist idi. dinden değil hurafeden ve bağnazlıktan nefret ediyordu. daha hafif olanlar. düşünür olarak. fakat her çağın en büyük felsefî yazarı idi. Bu heyecan ve yorgunluk. Ve bilhassa şu bakımdan hürmet görüyordu ki. Böylece. Avrupa’nın her ta­ rafından onu görmeye geliyorlardı. asrın faziletlerinin ekserisini ve kötülüklerinin de bazılannı gösterdi. öylesine zarif. yüzlerce tanınmış kimse kendisini ziyarete geldi. Bir yazar olarak nüktedan. . bilhassa Candide gibi felsefî eserleri öylesine nükteli. Kadınlar heyecandan bayıldılar. diğerle­ rinin fikirlerini popüleştirmekte kendini gösterdi. öy­ lesine düşünceli. Artık son derece zengin bir insandı ve sermayesini. Mantıkî ve şüpheci bir mizacı vardı. dünya­ nın her tarafındaki insanlar onları hâlâ zevkle okuyorlar. hikâyeler. Hiç de bir filozof değildi. Onun mahareti. devamlı surette mektuplaştı. seksen altı yaşındaki bir kimse için çok fazla idi ve aynı yılın mayıs ayında öldü. tarihî eserler. 1778’de. makaleler) ara vermek­ sizin devam etti. Yine de. öylesine medenîdir ki. hayatının herhangi bir çağı gibi büyük bir ça­ lışma içinde geçti. berrak. köyün gelişmesi için kullandı. Dünyaca da tanınıyordu. Kendisini görmeye gelemeyenlerle. Voltaire’in. 1 0 0 Büyü k R o m a n • 6 3 Ferney'de yerleşti. bilhassa Fransa’da- kiler. bu ihtilâlin aşırılıklan onu muhtemelen dehşet içinde bırakacaktı. Burası İsviçre sınırına o kadar yakındı ki. Onun trajik ve esatirî eserleri artık okunmuyorsa da. Ferney’deki son yıllan. fakat ihtilâle giden yolun hazırlanmasında bir ölçüde onun da rolü olmuştu. halkın sevgi tezahürlerinden öldüğünü söylemek yanlış bir şey olmaz. zarif ve zeki.

Sophia: S q u ire VVestern’in g ü z e l ve d ik b a ş h kızı. d ü ş ü n c e s iz h a re k e tle ri y ü z ü n d e n b ir sü rü m ü şk ü lle k a rşıla ş ır. a n a s ı ve b a b a s ı ta ra fın d a n te rk e d ilm iş . . m ü şfik k ız k a rd e şi. h iç b ir işe y a ra m a y a n aylak b ek çisi. Blifil: B rid g et’in . ç ılg ın c a sın a k ısk a n ç k o c a s ın d a n k a ­ çar. b a ş lıc a d ü ş ü n c e s i y e ­ m ek . ro m a n ın k a h ra m a n ı. g e rç e k te g a y rim e şru o la ra k d ü n y a y a g elm iş. Squire VVestern: K ırm ızı y ü z lü ve ç a b u k k ız a n . Fitzpatrick: S o p h ia’n ın k u z e n i. c ö m e rt ve iyi ta b ia tlı. sa f b ir ilk o k u l m ü d ü rü . . Tom Jones: D o ğ d u ğ u z a m a n . Thwackum v e Squire: R iyakâr iki p ed ag o g . içm ek v e a v la n m a k o lan b ir to p r a k ağ ası. m o d e l b ir İngiliz to p ­ ra k ağ ası. Bn. açık k alp li v e sa m im î. Black George: S q u ire A llvvorthy’n in s a rh o ş . Lady Bellaston: Bn. Bridget: S q u ire Allvvorthy’n in sa d e ve b a s it. Mr. F itz p a tric k 'in k ü ltü rlü ve g ö rg ü lü L ondralı b ir d o s ­ tu . m ü te m a d iy e n d o la p çev irm ek le m e şg u l o ğ lu . Partridge: Fakir. Tom Jones Yazan Henry Fielding (1 7 0 7 -1 7 5 4 ) Başlıca Karakterler Squire Allworthy: Z engin.

ken­ dini bir şey sanan. eğitimi de böylece so­ na erer Tom'un bir arkadaşı Allworthy'nin. ay­ lak bekçisi Black G eorge'dır Beraberce kırlarda avlanırlar. M ahallî dedikodudan korkan Squire Allvvorthy. açık kalpli. Allvvorthy'nin evinde kalmıştı. iyi mizacından ve zenginliğinden ötürü. tembel. her zaman. bü­ yükleri üzerinde nasıl bir izlenim bıraktığını düşünen ruhsuz bir ukalâdır Allvvorthy. çabuk kızan biridir Tom. bir müddet önce hasta olduğu zaman Jenny Jones. 1 0 0 büy ük R om an • 65 Hikâye Somersetshire'deki toprak sahipleri arasında. çocuğun annesinin mahallî ilkokul müdürü Partridge'in hizmetçisi Jenny Jones olabileceğini düşü­ nürler Bridget. servet peşinde koşan Yüz­ başı Blitil ile evlenir ve ondan bir erkek çocuğu o lu r İki çocuk bir arada büyütülür Squire Allv^^orthy'nin mirasına konmayı dü­ şünen Yüzbaşı Blifil'e inme iner ve oğlu küçük yaşta iken ö lü r Tom ve genç Blifll iyi geçinemezler. cömertliğin­ den. sa­ mimi ve oldukça yaramaz bir çocuk. vaktini sık sık VVestern ailesi ile geçirir. onun sert ve . başlanna bir dizi belâ gelir. Blifil ise. Jenny'yi kasabadan dışan gönderir O kul müdürü de aynlır Çocuğa Tom Jones adı verilir. bir gece evine döndüğü zaman. çünkü Squire Western. sümsük. Bridget. müte­ madiyen at koşturan. bütün bunlar Squire'i üzer Civardaki bir malikânede Squire Western adında bir toprak ağası ile güzel kızı Sophic yaşar Toprak ağası çok içen. zira Tom. çocuğu sık sık döverler Fakat Tom. Kısa bir müddet sonra. en fazla hürmet edilen toprak sahibi Squire Allw orthy'dir Bekâr kızkardeşi Brid- get ile beraber yaşar Londra'da birkaç ay kaldıktan sonra. bir erkek bebeğin kendi yatağın­ da yattığını görür ve şaşkına döner Çocuğu kilise bekçisinin ^kapısı önüne bırokmaktansa kendisi büyütmeye karar verir Çocuğun ana ve babasının kimler olduğu büyük bir sırdır Toprak ağası ve kızkardeşi. Thvvackum ve Square'den Tom'u yetiştirme­ lerini ister O n la r da. kibirli Square'i kasabanın sürtük kadını Molly Seagrim'le aşk yaparken yakalar.

Sophia'nın Londra'dan gelen teyzesi. avlan­ maya çıktıklan sırada. Allvvorthy'e tiksinti verici şekilde yaltaklık ettiğini görür Fakat Allworthy. Squire Allvvorthy'nin hasta olduğunu ve muhtemelen iyileşmeyeceğini öğrenince. beş parasız. Sophia ve Blifil'in evlene­ ceklerini sanır ve Squire VVestern'e. kadınlann gözdesi Blifil ile ilgilenmeye başlar. zil zurna sarhoş olur. Tom. mucizevî bir tarzda iyileşir ve Tom öyle­ sine sevinir ki. Tom'u seviyorsa da. Sophia. babası. özür dilerse de. orada Blifil'in. onu meşru yeğeninden daha fazla sevmesine rağ­ men. evlilik için hazırlık yapma­ sını söyler Fakat Sophia'nın teyzesi. Sophia'nın kaçan atını yakalamak isterken kolunu kırar Bu müddet zarfında VVesternler'in yanın­ da kalır Tom ve Sophia birbirlerine âşık olurlar Tom. gerçeği öğrendiği zaman.6 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n erkekçe tutumlarına ve ata binişine hayranlık beslerken. bir gece evden kaçar ve Londra'daki teyzesine gitmek üzere yola çıkar . hemen hâmisinin başucuna koşar. Tom'un bu tutumunu hakaret sayar Tom. hem o hem VVestern son derece hiddetlenirler Tilki avcısı VVestern. Bu arada Squire Allvvorthy de tamamen iyileşmiştir Blifil. kızı Sophia da onun samimiyetinin tesirinde kalır. Tom'a hiddetlenen ve hayal kırıklığına uğrayan Allvvorthy. Bir gün. onun çok hasta olduğu gece. Blifil. Annesini yeni kaybeden Bli- til. onun gayrimeşru olarak dünyaya geldiğini söyler ve iki genç kavga ederler Bu arada. ihtiyatsız Tom'a olan aşkını gizlemek için. Tom'un nasıl körkütük sarhoş o l­ duğunu. onu odasına kilitler Fakat kurnaz hizmetçisi sayesinde.ve evinden kovar Başının çaresine bakması için de Tom'a 500 Ingiliz lirası verir Tom parayı har vurup har­ man savurur Sophia da ailesine leke getirmiştir Hiçbir şart altında Blifil ile evlenmeyeceğini söyleyince. gayri meşru dünyaya gelen bir kimseyi kendisine dam at olarak düşünemez. Tom'un bir an önce vasiyeti okumak için sabırsızlan­ dığını söyler. fena halde azarlar -Tom kendisini sctvunamayacak kadar dehşet içindedir.

bu berber. Waters haykırır Adam. kendisine saldırmak isteyen askerlere karşı koymaya çalışan Bn. ona sadakatinden hiçbir şey kaybetmediğini ısrar­ la söyler ve tavrını düzelteceğine söz verin İki âşık banşırlan Partridge de. Fitzpat- rick'in yataklanna kabul edilin Tom bir gece. Tom. Par­ tridge değil. saf taşra kızına. el kürkünü kasten handa bırakır. Bn. Sophia'ya âşığının sadakatsizliğinden bahseder Sop­ hia. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n » 6 7 Tom. Tom kadını kurta- nr ve Upton kasabasında bir hana getirir. Bir ormanda. kuzeni Bn. Tom. kansı kaçan adam içeri girer. Londra'nın zevklerini tattıracak Bel- laston adında bir kadınla tanışın Tom ve Partridge. Tom'u kendi­ siyle aşk yapmaya ikna eder. Somersetshire'den kovulan Partridge'din Partridge. Londra'ya gitmekte olan Sophia ve hizmetçisi de Upton hanına gelirler Çok geçmeden handa. kızı Nancy'nin Partrid­ ge ile evlenmesine razı olmaya ikna eder. Londra'da Nancy Nightingaie adında bir kadına âşık olur. yolda bir sürü kabadayı ve sarhoş askere rastlar ve onlarla bir handa kavga eder. Wa- ters ile beraberdir. tiyatroda Sop- hia'yı görür. bu şehirde. kısa bir za­ man sonra Londra sosyetesine ve Lady Bellaston ile Bn. beraberce. buna sadece. Waters'in koca­ sı değildir Durum normale dönünce. Fitzpatrick kocasının Tom ile g i­ riştiği münakaşa sonucu handan kaçmıştır Sophia ve Bn. M iller de sevinin . sabahleyin kürkü görün Sophia. pa­ tırtı başlar: Kansının kendisini terkettiğini iddia eden gözü dön­ müş bir adama. dikkatsiz bir tu­ tumla. Sophia'nın peşinden Londra'ya giderler Miller adında bir kadının boş evinde kalırlar Tom. Yaralannı mahallî bir berber İyi­ leştirir. Waters adlı orta yaşlı bir kadın görürler. bo­ zulmamış. handan aynidıktan kısa bir müddet sonra. Tom'un odası gösterilir. içeride Bn. bir gürültü. Bn. şimdi Tom'un macera arkadaşı olur. Fitzpatrik adında biridir ve Bn. Londra'ya giderler Sophia. hiddetle handan aynlır. fakat kadının babası Partridge'i damat olarak iste­ mez. Kadın. Bu arada. Nancy'nin arkadaşı Bn. Tom araya girer. Fitzpatrick ile karşılaşır. Partridge. kadının babasını. Fitz­ patrick.

Bn. ona olan eski sev­ gisi canlanır Allvvorthy. ölmeden önce. kendi evine getirir. Allvvorthy'nin kendi kız kar­ deşi Bridget idi. Tom'un annesi olm adı­ ğını anlatır Tom'un hakikî annesi. Blifil. Blifil. adamın. Fitzpatrick'in kıskanç kocası Tom'u tanır ve kendi­ sini düelloya davet eder. yani Tom'un annesi olduğunu söyler Tom. fakat kötü talih burada da peşini bı­ rakmaz: Bn. ile evlenmesi için zorladığı Sop- hia'dan pzür diler ve Squire Western'e Tom'un kendisinin haki­ kî yeğeni ve vârisi olduğunu söyler Squire VVestern de. serbest bırakılır ve talih kendisi­ ne güler Squire Allvvorthy. Tom'un. Fitzpatrick'in. zarif bir hareketle. daha sonra bu kadının Jenny James. adamı yaralar ve hapsedilir Tom'un Upton'da bir gece geçirdiği Bn. Blifil. Tom. şaşkınlaşır ve artık gelişigüzel aşk hayatından vazgeçmeye ye­ min eder Bn. Partridge. Waters. Tom'un annesi oldu­ ğunu anlatan bir yazıyı Blifil'e verdi ise de. Tom ile yaptığı düelloda ölmemesi halinde. kızı­ nın kendisi ile evlenmesine hiçbir zaman razı olmayacağını bil­ diğinden. Fitzpatrick'in evine gider. tilki avını bırakır. onun Bn. Tom'u astırması için rüşvet de teklif et­ mişti. Sophia ile evlenecektir Tom yardım dilemek üzere. kızı Sophia He evlenebilecek biri olduğuna karar verir ve iki sevgili resmen birleşirler İğrenç Blifil dışında herkes şimdi . Waters. kendisini affeder. Böylece temize çıkan Tom. fakat Bn.6 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n Sophia'nın evden kaçtığını öğrenen Spuire Western. M iller Tom'u savunur. Tom'a yeniden kızar. hid­ detlenir. Tom'un suçu olmadığını söyler Squire Allvvorthy. hainlik ederek bu mesajı tahrip etti. kendisini hapishanede ziyaret eder. kedere boğulur Partridge. Waters ile macerasını öğrenir Bu iyi adam. Bridget. kızını bulmak için Londra'ya gider. Fitzpatrick ile yaptığı düel­ lodan sorumlu olmadığını Squire Allvvorthy'ye anlatır Yaralan iyileşmekte olan Fitzpatrick de. Tom'u affedeceği sırada. Tom. Tom'un kederini daha da artıran bir haber getirir Squire Allv^orthy de Londra'dadır ve Blifil. Allvvorthy'ye. Kızını Lady Bel- laston'un evinde bulur.

1 0 0 Büyük R o m a n • 69 memnundur. İngiliz rom anının daha em eklem e çağında iken yayım lanan bu eseri. Bu tü r yazıların da. İngiliz rom anına yapı. sade ve basit” bir tarzda. Bir piyes yazarı ola­ rak uzu n tecrübesine dayanan Fielding. Thackeray ve Trollope ü zerin­ de etkileri oldu. Tom Jones’deki panoram ik m anzara. K itaptaki bölüm lerin h er biri. o zam andan beri çok sayıda İngiliz yazarına tesir etti. fakat şatafatlı cüm lelerden. plânından aynlm aksızm . Yoldaki m aceralar ve onsekizinci asrın hanları ile ilgili kısımlar. h er zam an yararlı olm asa da. Allvvorthy ve W estern m alikânelerinin bulunduğu kırdaki hayat. kendisinin kom ik diye nitelenc^irdiği bir m ace­ rayı n esir halinde anlatm ak istedi. o zam ana kadar olup bi­ tenleri. Fielding böylece. kendisine yıllık maaş bağlanarak. D ickens’i etkiledi. düzgün ve eşit bir şekilde üç parçaya ayrıl­ m ıştır: Birincisi. kendi zam anındaki İngiliz hayatını tastam am önüm üze seriyor. akıllı ve m üşfik bir insan oldu­ ğunu gösteren bu yazıları ile kendi çağdaşlarına hitap edi­ yordu. saçm a hâdiselerden veya ahlâkî derslerden kaçınılacaktı. genişçe işlenecek. İkincisi. Tom ve Sophia. bilhassa. Tom ]ones. Tom Jones’m plânı­ nı ustalıkla uyguladı. Tom Jones’dâ da. son derece nükteli özetleyen bir yazı ile başlar. Eleştiri Fielding. başka yere gönderilir. . ro­ m anın karakterleri ve insan tabiatı hakkında gayet yerin­ de görüşler ileri sürülür. üçüncüsü Lon­ dra hayatı. Dickens. “sam im i bir insanın başına gelenler. Fielding. U pton’daki han m anza­ rası ile zirveye erişen yoldaki m aceralar. Bu eserde. Joseph Andrevvs adlı eserinde olduğu gibi. karakter ve to n standartları getirdi. Squire Allvvorthy'nin malikânesinde mutlu bir hayat sürmeye başlarlar.

1744'te karısı öldü ve üç sene sonra. Fielding’in. Fakat gerçekte. Fielding’in dünyası ahlâkî bir dünya olm akla beraber. Fielding. ge­ nellikle dikkatsiz. aslında iyi olduğunu ve kendi ahlâkî anlayışını geliştirm esi için yalnız bırakılm ası gerektiğini söylem ek istiyor. Halk için komedi ve müzikal piyesler yazarak geçimini temin etti. Ö te yandan. Blifıl. roman yolundaki ilk tecrübeleri Joseph Andrews (1742) ile vahşicesine istihzalı Jonathan M///d(1743) idi. D üşüncesizce hareket ettiğinden. geçimini temin için. tecrübesiz ve zevk peşinde giden beşer tabiatının. 1730’da yazdığı Tom Thumb \d\. 1739 ve 1741 arasında Champion adlı gazetenin editörlüğünü yürüttü. 1734’te Tom Jones’da Sophia ve son romanında Amelia için model olarak kullandığı söylenen Charlotte Cradocak ile evlendi. Avukatlığa başladı ve 1740’da baroya kabul edildi. gayet nazik bir insan ve dışarıdan bakıldığında da son derece hürm etk âr biri. hayatının bü­ yük bir kısmında mücadele etmek zorunda kaldı. tertem iz bir dünya da değildir. Squire A llw orthy’nin m i­ rasını konm ak için h er türlü hile ve ihanete başvurm aktan çekinm eyen tam bir riyakâr ve habis bir insan. Eton lisesine ve Leyden Üniversitesi’ne devam etti. Londra’da küçük bir tiyatronun menacerliğini ve gazete­ cilik yaptı. başını bir d ert­ ten diğerine sokan Tom.7 0 • 1 0 0 B üyük R om a n Tom Jones’in ana tezini. sırf para kazanmak için bu türde çok sayıda eser verdi: bunlann en meşhuru. hizmetçisi Mary Daniel ile evlendi. Bununla beraber ge­ çimini temin için. 1728 ile 1737 arasında. Fakat 1748’de Middile- sex ve VVestminester bölgeleri için hâkim tayin edildikten ve cemiyetin . Fielding 12 Nisan 1707’de dünyaya geldi. sonunda gerçekten doğru ve n a­ m uslu bir insan olduğunu gösterir. Yazar Desmond Dükü’nün torununun torunu olan Henry Fielding bir asilza­ de olarak dünyaya gelmekle beraber. h er türlü yolu yordam ı bilen. Blifıl’in karşısına Tom’u çıkaran Fielding. onsekizinci asrın iyimserliği teşkil eder.

bu son derece faziletli genci baştan çıkarm aya çalışır. Samuel Richardson. m u htem elen Wakefîeld Papazı’ndaki Dr. şehvete düşkün Lady Booby’ nin üniform alı uşağının (Pam ela’nın erkek kardeşi diye tanıtılır) m aceralarını anlatır. Cemiyeti Richardson’dan çok daha iyi bilen Fieldlng’in büyük romanı Tom Jones’a hâkim olan bir sağduyusu vardı. Böylece. son iki romanı (Tom Jo- nes. genellikle. B ununla beraber. zengin karakter ve hâdiselerle dolu romanlar yazdı. iyi huylu. geçimini temin için piyasa yazarlığı ve hâkimliği sırasında edindiği tecrübelerle. sahte ve riyakârca ahlâk hocalığı yap­ tığını iddia eden Fielding. 8 Ekim 1754’te Lizbon’da öldü. son derece müşfik bir insandı. Ölümünden sonra yayımlanan Lizbon’a Bir Seyahatin l-lil<âyesi adlı kitabında. ilk hakiki Ingiliz romanı sa­ yılan Pamela’y\ yazmıştı. Lady Booby. sıhhatini yeniden kazanmak için Lizbon'a gittiği­ ni. ■ başlayan Fielding. 1740'da. Fielding. Adaletsizlik dışında hiçbir beşerî özellik. 1749 ve Amelia. tipik bir şekilde canlı ve zinde. Kitap baştanbaşa ahlakî öğütlerle dolu idi. çok dahıa istihzalı ve alaylı bir tarzda inceledi. Fielding’in sıhhati 1754’te fena hâlde bozuldu ve şifa bulmak üzere Portekiz’e gitti. ahlakî düşünceleri tebessüm le karşılayan Fielding. Son derece popüler olan bu romanın. hem Josep h ’i hem de o nun gerçek sevgilisi Fanny Good- will’i yanından atar. Diğer Eserleri Joseph Andrews: R ichardson’un Pamela adlı kitabındaki tertem iz. . ülkede derin bir sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğünü gördü. “S/ıame/a" adında kısa bir mizahî eser yazdı ve ardından yayınlanan Joseph Andrews'de konuyu. Başaramayınca. Goodwill’i bu kötü dünyadan k urtaran Joseph değil. Fielding. 1751) meydana çıktı. onun yabancı­ sı değildi ve hem hâkimliği sırasında hem de 1752’de kurduğu Covent Garden Journal adlı gazetedeki makalelerinde adaletsizlikle ara vermek­ sizin mücadele etti. son derece basit ve se­ vimli bir kim se olan Parson A dam s’dır. Joseph Andrews’de. orta oyunu şeklinde mizahî roman- . içli bir şekilde anlatır. hissî. K itapta ü stü n lü k kuran Adams. 1 0 0 büy ük R o m a n * 7 1 bütün kesimleri hakl<ında bilgi edindikten sonra.

borcunu ödeyem ediğinden hapse atılır ve hapishanedeki bir m ahkûm arkadaşına.7 2 • 1 0 0 Büyük R om a n Prim rose’a örnek alınan kim sedir. Bu m ahkûm M iss M atthew s adında ka­ til bir kadındır ve W illiam ’ı iğfal eder. W illiam Booth adında. Bu arada. kom edi olarak başlar ve onşekizinci asırdaki İn­ giliz hayatının bir g ö rü n tü sü n ü önüm üze sererek bitirir. Am elia da bir sürü güçlüklerle karşılaşır. Joseph Andrews% bir or­ ta oyunu. zayıf iradeli ve m asum bir insan. . Gerçekte onşekizinci asrın m ahkem e ve h a­ pishanelerindeki adaletsizliği konu alan ciddî bir kitap. Amelia: Fielding’in hayatının sonlarına doğru y a z ıl^ bu eser önceki rom anlarındaki hareketli canlılığından m ahrum dur. ıstırap çeken A m elia’ya olan aş­ kından bahseder. N ihayet. son dakikada ya­ pılan bir m üdahale ile W illiam hapishaneden çıkarıhr ve A m elia ile evlenir. “C ervantes’i taklit ede­ rek" yazdığını söyleyen Fielding.

Olivia: P rim ro se la rın e n b ü y ü k k ızları. Wakefield Papazı Yazan Oliver Goldsmith (1 7 2 8 -1 7 7 4 ) Başlıca Karakterler Charles Primrose: VVakefieId’in m ü şfik . e ğ itim in i ev d e y a p tı. b a b a s ın d a n d a saf. h iç b ir m e s le k te b a ş a rılı o la ­ m a y ın c a a s k e re g id e r. n eşeli. flö rtü s e v e n bu k ız a ile n in y ü re k a cısı o lu r. Sophia: O livia’n ın k ız k a rd e şi. İş h a ­ y a tın a a tılm a k iste r. y akışıklı. . O livia’d a n d a h a c id d î v e d a h a a z h ercaî. Burchell: Başka b ir k isv e a ltın d a g ö rü n m e sin e ra ğ m e n . Deborah Primrose: P a p a z ın k a rısı. m e z iy e tle ri ö ğ re n i­ le n e k a d a r sa m im iy e ti ile P rim ro se la rı k ız d ırır. Moses: P rim ro se la rın d iğ e r e rk e k ço cu k ları. g e rç e k te S q u ire T h o rn h iU ’in am c a sı Sir VVilliam T ho rn h ilI. h a re k e tli. ta lih in in y a v e f g itm e sin i te v a z u . George: P rim ro se la rın e n b ü y ü k ç o cu k ları. k ö tü g itm e ­ sin i d e m e ta n e tle k a rşıla y a n p a p a z ı. n a zik . d ü n y e v î o lm ay an . sa flık ve b a ­ sitliğ i ço k d e fa b a ş m a z o rlu k la r ç ık a rırs a d a. Mr. b a z e n so s y e te h a y a tın a g irm e k is ­ te r s e d e. Squire ThornhilI: P rim ro se ’m ev sah ib i. k o cası ta ra fın d a n g erçeğ e d ö n d ü rü lü r. m ü te v a z ı. m ü şfik . k a d ın la ra d ü şk ü n .

dördüncü defa evlenmeye hazırlanıyordu. M r Burchell ile karşılaşırlar. onun bir diğer yolcuya cömertçe hareket etmesi. kendilerini her zaman ziyaret edebileceğini söylerler . George'la Arabelle arasın­ daki nişan da bozulur George. kansı öldükten sonra. yeni ev sahipleri Squire ThornhilI hakkında bilgi verir ThornhilI. Roman başladığı sırada. İngiltere'de hâlin­ den en hoşnut insanlardan biridir. Mr. yeni­ den evlenmesi gerekip gerekmeyeceği hakkında Arabella'nın babası ile şiddetli bir tartışma yapar (Primrose. hayatın ba­ sit yönlerinden zevk alır. Charles Primrose. İyi bir kadınla evlenen ve a l­ tı gürbüz ve güzel çocuğun babası olan Primrose. VVilmot ise. daha zor bir yaşayış içine girer Yeni evlerine g i­ derlerken. Burc- hell'in. onu kendilerine sevdirin Primroselar- la beraber yolculuk yapan Burchel. artık sadece papazlık maaşı ile kıt kanaat geçinmek zorundadır.7 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Arabella VVilmot: G eorge P rim ro se 'in n işa n lısı. hayatını kazanması için Londra'ya gönderilir. bir erkeğin bir kadından başka kadınla evlenmemesi gerektiğine inanır. kendisini Primroselara daha da sevdirin Primroselar. atından düşen Sophia'yı kurtararak. Hikâye VVakefield papazı Mr. Bir gün. büyük bir sevinç için­ de evlilik için hazırlanmaktadır. Primrose bir kimsenin. O xford'u he­ nüz bitiren en büyük oğlu George. büyük ve yüksek ruhlu Sir V/illiam ThornhiH'in yeğenidir. k u rb a n la rı ü z e rin d e d e rin b ir iz ­ len im b ırak ır.) Bu ara­ da Primrose'un bir komisyoncunun oyununa geldiği ve rahat hayatının bozulduğu görülür. vaktini kadınlar peşinde git­ mekle geçirin Bu arada. komşulanndan birinin kızı olan Arabella VVilmot'a âşıktır ve iki aile. Hayatındaki bu âni değişiklik ve VVilmot ile kavgasından ötürü. Ephraim Jenkinson: B irçok i<isve a ltın d a g ö rü n e n sa h te k â r: felsefe ve esk i d iller h a k k ın d a k i s a th î b ilg isi. Prim­ rose ailesi de.

gözalıcı bir tarzda giyinmiş iki ha­ nımla geldiği zaman Primrose ailesi heyecanlanır. Bn. Primrosela- rın. Londra'nın saf ve yeni yetişmiş hanım kızlar için iyi bir yer olmayacağını söyleye­ rek itiraz ederler. daha iyisini satın alması için kasabaya gönderilir. Primrose. Flamboough ile ocak başında bir aile oyunu oynadıkian sırada. Bn. ihtişamla içeri girerler. Primroselar yeni evlerine yerleştikten kısa bir müddet sonra. bir gün ev sahipleri Squire Thornhill'i. Primrose. artık evlerini sık s'ık ziyaret eden fakir BurchelI'den çok daha caziptir. Atı iyi bir fiyatla satar. Lady Blarney ve Miss Carolina VVilelmina Amelika Skeggs. Primrose'in ikinci oğlu Moses -ki iş hayatına girmeye hazırlanıyordu. Bn. ThornhiH'in zenginlik ve sosyal mev­ kiinin etkisi altında kalarak. Primrose ve Mr. Primrose onlann bu teklifini gayet iyi karşılar. büyük düşüncelere saplanır.bu atı satıp. Sophia ve O livia üzerinde derin bir iz bırakır ve Londra'ya gittiklerini söyleyen hanımlar. fakat bir at . fakat bölgedeki bütün güzel kızlan baştan çıkardığı söylenen ThornhiH'in "şöhret"i Primrose'ı rahatsız eder. Primroselann küçük çocuklan Dickve Bili için bisküvi ge­ tirir. ailenin hantal atının satılmasında. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 7 5 Sonbaharda. şayet iki genç kız kendileriyle beraber gelecek olurlarsa gayet memnun olacaklarını söylerler. elin­ deki parayı böyle harcamasına üzülür. zaten pek varlıklı olmayan Burchell'in. Mr. onun kızı ile evleneceğine inanır. Hanımlann kültürlü konuşmaları. Primroselann kızlan buna çok sevinirler. sakin Sophia'ya ilgi duyar ve her geli­ şinde. at üzerin­ de giderken görürler. bir müddet Londra'da kaldıklan takdirde tavırlannın kibarlaşaca­ ğını ve sosyal evlilikler için daha iyi bir durumda olacaklannı anlatır. kendilerini daha gösterişli bir şekilde her pazar kiliseye götürecek daha iyi bir atın satın alınmasında ıs­ rar eder Böylece. Kadının indinde. ciddî. Bunun­ la beraber. bir gün. Burchell. Primrose. Burchell. Fakat Mr. kaba ve samimi köylü komşulan Mr. Olivia bu yakışıklı toprak ağasına derhal âşık olur. ThornhilI. kızını kur yapmaya teşvik eder. Squire ThornhilI.

ders verdiğini ve musikî ile meşgul . Londralı hanımlara. Bn. şimdi gezici bir aktör grubu ile beraberdin George Avrupa'ya gittiğini. Primrose. satın aldığı atı. kızının oldukça ağır çalışmasına rağ­ men. yine de Primro- se'ın yarasını deşercesine. Mr. oğlunun. kederli bir hal­ de. eğer Squire ThornhilI. onun evlenmeyi pek düşünmediğin­ den. Olivia'yı. şüphelenir. bir araba içinde iki adamla giderken görün Primroseler. kızlan hakkında gayet kötü iftiralarda bulunulduğunu öğrenin Primroselar.7 6 • 1 0 0 Büyük R om a n cambazı kendisini aldatır ve önceki atlanndan daha kötü bir atı kendisine yutturur. Mr. Moses. gururla eve getirir ve "günnüş" diye yutturulan başlığının da bakır olduğu anlaşılır Mr. Olivia'ya evlenme teklifinde bulunmazsa. Squire Thornhill'i evli­ liğe zorlamak için. artık Primroselan daha sık ziyaret etmeye başlarsa da Bn. oğlu George'ı. VVilmot. VVilliams ile evlenmesinin iyi olacağını anlatır Fakat evlilik hakkındaki bütün bu düşünceler âniden kaybolur. aile kızlannı Londra'ya göndermeye hazırlanır. bir handa kaldığı sırada görür. Squire ThornhilI. Olivia'nın nerede olduğunu soran Primrose. Primrose ve O livia. fakat ThornhilI hiçbir suçu olmadığını söyler. tekrar yola koyulur ve Arabella VVilmot'a rastlar. suç M r Burchell'e yüklenir Mn Primrose. hayatını kazanmak için Londra'ya gittiğinden beri bir haber almadığını söylen Ş im d i' Squire ThornhilI. Primrose. Burchell olduğunu öğrenince papaz. O livia'nın. bu oyunu doğru bulmaz. Dick Primrose. zira "evlilik günü"ndeh dört gün önce. George. Burcheli'in itirazlanna rağmen. Şimdi. Arabella'ya göz koymuştur. George'ın nerede oldu­ ğunu soran Mn Primrose. bu iftirala- n yayanın Mr. gerçekte. ilkin kızlannı kaçıranın Spuire ThornhilI olduğu­ nu düşünürler. Primrose. evi terket- mesini ister Yaptıklanna pişmanlık duymayan Burchell evden aynlır. çünkü Bn. yakında Williams adındaki bir köylü ile evleneceğini söylerler. Fakat yolculuktan birdenbire vazgeçilir. evden kaçan kızını aramaya koyulun Kızını ararken hasta­ lanır ve bir handa üç hafta yatan İyileşince.

Hapishanede iken. Primrose. Papaz. ThornhilI. George'in ken­ disine bir engel olmamasını isteyen Squire ThornhilI. O gece evlerine ulaştıklan sırada. Burcheil ile değil Squire ThornhilI ile kaçmıştır. Primrosela- nn bütün. borçlannı ödeyemeyenlerin tutuklandığı hapishaneye götürülür. Olivia'yı her zaman görebilmesi için onun. 1 0 0 Büyük R om a n • 7 7 olduğunu söylerse de yanında. hapis­ hanede. Primrose. ThornhiH'i kolundan tutarak evden atar. O livia Mr. köyden bir kimse ile evlenmesini tavsiye eder. Squire Thornhill'in. Arabeila VVilmot ile evleneceği haberi. terkedilmiş ve sefil bir halde. Sahte bir papazın yerine getirdiği sahte bir nikâh töreninden sonra. yaptıklanna nedamet getiren kızını affeder ve evlerine dönmek üzere beraberce yola çıkarlar. babasının yanında kalırlar. gerçekte fahi- şedirler. dört aydır ödemediği kirasını ister Primrose'ın parası yoktur. Primrose'ı öylesine hiddetlendirir ki. Moses'e hiçbir işe yaramayan atı satan ve hattâ papazı dahi aldatan Ephraim Jenkinson'a rastlar. Londra'ya gitmek üzere evden aynidığı zamandakinden daha az para vardır. papaz evin alevler için­ de yandığını ve kansı Deborah'ı iki küçük çocuklan Dick ve Bill'in yangında kaybolduklannı haykınrken görür. onu hâlâ seven Olivia'yı daha da kedere boğar ThornhilI ise. W ilm ot'la nikâhını Primrose'ın kıymasını ister ve küstahlığını daha da ileri götürerek. bir han­ da bulur ve kız nasıl kaçınidığını anlatır. şimdi nerede yaşayacaklannı bilemezler. eşyalan yandığından. Hayatı sahtekârlık ve suç işlemekle geçen Jenkinson . O livia'dan kısa bir zaman içinde bıkar ve ken­ di başına evine dönmesi için onu Londra'da yalnız bırakır. ertesi günü. Müşfik komşulan. Primrose'dan. ThornhilI de. kasabada sefil bir yer bulur Primrose'ın iki çocuğu da. onlann kınk dökük bir eve taşm- malanna yardımcı olurlar. Papaz. rüşvetle onu orduya kaydettirir. kızı Olivia'yı. Da­ ha önce tanıştırdığı Londralı nazik iki hanım ise. ThornhilI kızı iğfal eder. halkın kızgın protestolan arasında. Thorn- hill'in küstahlığı. Ailesi.

Jenkin- son'un bir haberi ile felâket hâlini alır: Jenkinson. Kendi başına gelen bir sürü felâkete rağmen Primrose. kaçınlıp ter- kedildiğinden bu yana solup sararan O livia'nın öldüğünü söy­ ler. ilkin. Her tarafı yara bere içinde olan oğlu George da hapsedilir. şahsî faziletleri için sevip sevmediğini anlamak ga­ yesiyle kimliğini belirtmemiştin) Kızlan hakkında. Sophia ile birlikte kendisini ziyaret eder Se­ vinçten çılgına dönen Primrose. Sophia'yı kaçırdıklannı söyleyerek felâketi katmerleştirir. Mr. para­ sı için değil. asılarak öldürülecektir. onların eline düştüğü takdirde. iftira eden mektubu o yazmıştır. . Jenkinson'a ve diğer suçlu­ lara vaaz verir. eşkıyalann. meşru bir şekilde evlediklerini anlatın ThornhilI. Burchell'e Sophia ile evlenebi­ leceğini söylen O zaman.7 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n hapishanede kendisini ıslah etmeye çalışır. zengin ve yüksek ruhlu. Primrose. Burchell'in. yeğeninin ihanet ve zulmünden bahseder. gerçekte. zira kızlardan birine mâlik olmayan ThornhilI. çünkü kızlann. Burchell. Olivia ile ken­ disinin yalancıktan nikâhlannı kıymalan için. bütün faziletlerini kaybedeceklerini bil­ mektedir Sophia'yı kaçıranlar. Primrose'm başına gelen talihsizlikler. Mr. diğerini elde etmeye azmetmişti. Primrose için hayatın kapkaranlık göründüğü bir sırada. talih biraz yüzüne güler. parça parça olaylan bir araya getiren Sir VVilliam. Sir VVilliam ThornhiH'e bir mektup ya­ zarak. Bu arada. G eorge'a ölüm cezası verilir. kıyafet değiştirmiş Squire Thornhill'in amcası Sir VVilliam ThornhilI olduğu anlaşılır (Sophia'nın kendisini. yeğenine kızgınlık duyan Bu arada Ephraim Jenkinson. Squire Thornhill'in kızkardeşinin şatosuna giderek intikam a l­ mak ister Fakat Thornhill'in hizmetkârlan kendisini döverler. George de bu arada. Squire Thornhill'in adamlanydı- lar. Londralı ka­ dınlara. Jenkinson'dan. Olivia ve Squire Thornhill'in. Perişan bir hale düşen ve hastalanan Mr. Mn Primrose'm yardımıyla. kızı Sophia'yı eşkıyalardan kurta­ ran Mr. Primrose'm başına gelen felâketler bir türlü bitmek bilmez. felâketlere nasıl tahammül edebileceklerini an­ latır. Deborah Primrose da. onlardan birini yaralar.

Primrose'm ThornhilI ve Arabella W ilm ot'un evlenmelerini onaylaması için Olivia'nın öldüğü ha­ berini de Jenkinson yaydı. Fieldings’in. iyi talihinden ötürü daha da fazla minnettarlık" duyar. böylece. en k ü ltü r­ lü okuyucular.) İkincisi. şimdi Arabella W ilm ot'la evlenemez. Bunun sebebi açık. Jenkinson'un yeni arkadaşı hakkında takibat açtırmayacağını ummuştu. Prim rose. Primrose'm parasını alıp ka­ çan adamın Antwep'de yakalandığı ve paranın kendisine aide edileceği haberi gelir. onsekizinci asrın en çok sevilen ro ­ m anlarından biri idi. G oldsm ith’in hisler ve tesâdüfler üzerinde norm alden fazla durd uğunu sezerlerse de. Fakat Jenkinson. Mr. G oldsm ith zam anın en iyi bir üslûpla yazanlarından biri idi. pek tabiî. ThornhilI ve Olivia artık gerçekten evli olduklanndan. pek çok okuyucunun ilgisini çeke­ cek surette. Nihayet. 1 00 büyük R om an • 79 sahte bir papaz bulunmasını istedi. fakat gösteriş- . İlkin. en başarılı olanlarından biridir. Prim rose aile­ sinin başına gelenler. Joseph Adams’ındaki papaz A dam s’ dan başlayarak. Ve Primro- se'ın sevincine sevinç katarcasına. fakat "felâketleri nasıl metanetle karşılamışsa. Primrose. Thorn- hill. Eleştiri Wakefield Papazı. kendisini son derece sevindiren bir haber daha alır: Olivia ölmemiştir. ılımlı bir tarzda m izahî. m ütem adiyen kötü talihle karşılaştıktan sonra. sonunda talihin tekrar yüzü­ ne güldüğü adam ın hikâyesi hepim izi ilgilendirir. efendisi hakikî olarak evlendiği takdirde. sonraları ondan şantajla pa­ ra sızdırabileceğini düşünerek hakikî bir papaz getirmiştir. (Bilhassa h a­ pishane sahnelerinin anlatılışı. G oldsm ith’in iyi bir piyes yazarı olduğunu gösteriyor. Hayatın binbir tecrübesinden geçmiş pa­ paz için artık. hayatta arzu edebileceği bir şey yoktur. dram atik bir tarzda anlatılıyor. Mr. R ahat ve akıcı. ThornhiH'in.

hayatı boyunca. Dickens. nihayet 1749’da mezun ol­ du. . Bölümü’nde anlatılan. bu hayatı bir uzm anm ışçasına anlatıyor. muhtemelen Fransa. nükte ve ma­ haretlerine rağmen. O lgun bir okuyucu için. 10 Kasım. onsekizinci asır İngiltere’sinin m ütevazi kır hayatını anlatan ifadeleri em ­ salsizdir. Papaz olmak istedi. G oldsm ith’in. Jane A ustin ve George E lliot’u etkiledi. Sinikal biri onunla alay ederse de. Dublin’deki Trinity Koleji’ne gitti ve bir defa okuldan kaçmasına rağmen. Basit plânına ve tesadüflere bağlı kalm asına rağm en. İsviçre ve İtalya’da dolaşmaları sırasında da diplomasını aldı. Ardından Edinburg ve Leyden üniversitelerinde tıp tahsil etti. Hanları. Gold- sm ith. İngi­ liz rom anında m uazzam bir tesiri oldu. gerçekte oto-biyografik. G österişsiz b ü tü n cazibesine rağm en. bu rom a­ nı çok sevdi ve ondan çok şey öğrendi. yolları ve hapishaneleri. daima para sıkıntısı çekti.8 0 • 1 0 0 Büyük R om an S İ Z . karşılaştığı b ü tü n talihsizlik ve felâket­ lere rağm en. büyük m alikâneleri ve hepsinin ü stü n d e. neşeli bir m etanetle b ü tü n bunlara taham m ül eder. 1728’de doğdu. Bir İrlandalI papazın oğlu olan Oli- ver Goldsmith. gerçekte. stoik m etan et üzerine yazılm ış ciddî bir eserdir. Bilâkis. fakat reddedildi. ocak başında toplanan papaz ailesinin. A llah’a karşı gelmez. Mr. Prim rose. “Terkedilmiş köy" adlı şiirinde olduğu gibi. George Primrose’ın avare hayatı. sadelikleriyle klâsik­ leştiler. isyan etm ez. G oldsm ith’in kır hayatını cazip bir tarzda anlatışı. oku­ yanın ilgisini çekecek tarzda anlatm asını biliyor. Wakefield Papazı’ndaki cümleler. onun düşü n d ü ğ ü gibi tecelli eder. İngiliz rom anı tarihinde em salsiz bir yer ka­ zandı. Wakefield Papazı. Yazar Wakefield Papazfnm XX. Wake- field Papazı. zam anı­ m ızdan çok daha b asit ve sade zevk ve eğlencelerini. so­ n u n d a h er şeyin iyi olacağına inanır ve gerçek de.

Kulübün üyeleri arasında çağın en tanınmış şahsiyetleri. her zaman başkalarından borç alarak yaşadı. Goldsmith. Goldsmith’in odasında VVakefield Papazfnm müsveddelerini gördü ve hemen bir ya­ yımcıya götürerek 60 İngiliz lirasına sattı. Goldsmith. borcunu ödemediğinden hapishaneye gönderildi. İngiltere’nin en tanınmış kimselerinin gömülü bulunduğu VVestminister Abbey’de onun nâmına bir âbide dikti. siyasî gazetecilikten tarihe ka­ dar her sahada eser verdi. beceriksiz bir palyaço. 4 Nisan 1774’te öldü. . büyük şahsiyetlerin yanında ne söyleyeceğini bilmeyen biri olarak gördülerse de Johnson. tıp ve öğretnienlik mesleğini yürüterek hayatını kazannrıak istedi ise de. bir gün. hayatta iken tutulduğunu görmesi­ ne rağmen. Johnson. gayrıresmî fakat meşhur “Kulüp”ün üyesi oldu. Eserleri neşe. Goldsmith. cazibe ve sağduyu ile doludur. 1756’da Londra’ya döndü. bu arada Garrick. başarılı olamadı ve çeşitli mecmualarda yazılar yazmaya başladı. Goldsmith her zaman parasız. şiirden sahne eserlerine. VVakefield Papaz/’ndan sonra en iyi bilinen eserleri şunlar: “Terkedilmiş Köy (1770): “The Goodnatur’d M arf (1776) ve “She Stops to Conquef (1773) adlı iki gayet neşeli sahne eseri ve “Dünya Vatandaşf (1762) ad­ lı mizahî “Mektuplar” Bazı şiirlerinin ve sahne eserinin. 1761’de İngiliz edebî hayatının büyük diktatörü Samuel Johnson’la tanıştı ve böylece hayatının en büyük dostluğunu kurdu. “Kulüp”ün diğer üyeleri Goldsmith’i. Goldsmith’in edebî değerini takdir ediyordu. Johnson’un “Kulüp”ü. Oldukça gariptir ki. paniğe kapılarak Johnson’a acele mektup yazdı. kendi kendisini tedâvi etmeye ça­ lıştığı sırada. meşhur ressam Sir Joshua Reynolds (ki Goldsmith'in en iyi res­ mini o yaptı) vardı. Goldsmith’in borcunu ödedi. 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 81 Goldsmith. zayıf.

Fitzwilliam Darcey: B ingley’n in so n d e re c e z e n g in . z e n g in b ir d elik an lı. c e n tilm e n . Bennet: Mr. Bn. Elizabeth Bennet: B e n n etle rin ikinci kızı. Charles Bingley: C ana y ak ın . B en n et’in a p ta l karısı. m a ğ ru r a rk a d a ş ı. Charlotte Lucas: Sade g en ç b ir k ız E liz a b e th ’in a rk a d a ş ı. işi g ü cü d e d ik o d u ve ç ö p ç a ta n - hk. George Vickham: G ö ste rişli ve se fih b ir g en ç su b a y . Jane Bennet: E liz a b e th ’in e n b ü y ü k . H e rtfo rd sh i- r e ’d e m ü te v â z ı b ir m a lik â n e si v a rd ır. Caroline Bingley: B ingley’n in k ü ç ü k kız k a rd e şi D arcy ile e v le n m e k is ­ ter. n ü k te d a n ve h a re k e tli b ir kız ce m iy e ti g a y e t iyi m ü ş a h e d e e d e r. Papaz William Collins: K ibir ve ah m ak lığ ı h a y re t u y a n d ırıc ı b ir ta r z d a ş a h s ın d a b irle ş tirm iş biri. Gurur ve Aşk (Pride and Prejudice) Yazan Jan e Austin {1775-1817) Başlıca Karakterler Mr. B e n n etle­ rin y a n ın d a k i N eth erfie ld m a lik â n e s in i k iralar. k u ru b ir m iz a h h is s in e sa h ip . Bennet: Beş k ız b a b a sı. h â m isi Lady C a th e rin e de B ourgh’dir. . g ü z e l k ız k a rd e şi h a m a ra t ve nâzik .

h e rk e s in m u tla k b ir şe k ild e k e n d is in e ita a t e tm e s in i iste r. Bn. Baloda Bingley'in aristokratik arkadoşı Fitzvvilliam Dar- cey de vardır Darcey. Bing- ley'in bu konuda bir tercih hakkı olabileceğini söyler Nihayet. Netherfield Park'ı kiraladığı zaman. Bingley. Bingley'in küçük kız kardeşi. Bennet. . ona cephe alır. Netherfield Park'ını resmen ziyaret ederek. Darcey. Ne dediğini bilmeyen Bn. civardaki malikâneler­ den birini. Darcey'nin bu kır ce­ miyetini aşağılayan sözlerini. Bennet kocasını. Hikâye Zengin ve genç bekâr Mr. kızkardeşine bakmak için çamurlu yolda beş kilometre yürüyerek Bingley'in malikânesine gider Saçı başı dağınık. Elizabeth'e olan tutumunu yumuşatır ve ikisi garip bir şekilde nişanlanırlar Bir gün Bingleyleri yağmur yağdığı sırada ziyaret eden Ja­ ne hastalanır ve Netherfield Park'ta kalmaya mecbur kalır Eli­ zabeth. yakışıklılığına ve zenginliğine rağmen. Fakat kansından çok çeken Mr. 1 0 0 B üyük R om a n • 83 Lady Catherine de Bourgh: D arcy ’n in k ü s ta h te y z e s i. onun birisi ile yaptığı konuşma sı­ rasında duyan Darcey. iyi tabiatlı ve Elizabeth'in büyük bir bağlılık hissettiği abla­ sı Jane'dir Kısa bir zaman sonra Bingley ve onun kızkardeşi Ja- ne Bennet ile arkadaş olurlar ve Bingley'le Jane arasında aşk başlar Sonunda. Baloda daha başarılı olanlar. üs­ tü başı çamur içinde içeri girince. Elizabeth Bennet ile tanışmak istemeyin­ ce. birtakım plânlar hazırla­ maya başlar. Bingley'e hoş geldiniz demeye ikna eder. Bennet. Bennet ailesinin kızlan arasında en hareketli ve zeki olan Elizabeth Bennet. Elizabeth hakkında derhal bir sürü dedikodu yapar Fakat Bn. kız. Bennet'in kızları Merytone balosunda M r Bingley ile tanış­ mışlar. hiçbir şeyden şüphelenmeyen Bingley ile hangi kızını evlendireceğini düşünür. evlenme çağın­ da beş kızlan bulunan Bennet ailesi heyecanlanır. Bennet'in kabalığından tiksinir ve kızlanna da yüz vermez. cana yakın M r Bingley ile gü­ zel.

Reddedilmesine rağmen. onun bu teklifini derhal reddeder. genç bir subay George VVickham. bıktıracak kadar bahseder. hâmisi ve Darcey'in teyzesi zengin ve mağrur Lady Cathe- rine de Bourgh'dan. Mr. Elizabeth'in bir arkadaşı olan. bu hadiseyi.entrika peşinde koşan annesi ve Bennetlerin küçük kızlandır Hercaî subaylara âşık Lydia ile Kitty ve soğuk. Eliza­ beth hakkında bir sürü yatan söyleyerek. gü­ lünç bir mağrur eda ile Elizabeth'e evlilik teklif eder. babasının sözünü yerine getirmeyerek. Elizabeth'e Darcey'nin kötü niyet­ li. çapkın. mütemadiyen . soğuk kalpli bir insan olduğunu. VVickham'ın sözleri­ ni ve tutumunu yanlış değerlendiren Elizabeth. Bennet. Darcey. Darcey'e tutkundur. miras hakkından mahrum bıraktığını söyler Darcey ile yüz yüze gelmekten korktuğu için VVickham. Elizabeth. Bn. Bennet memnun olur. yüzü kızarmayan Collins. Bu arada Bennetlerin bir kuzeni. Bennet'ten sonra ma­ likânede miras hakkına sahip bulunacak Papaz VVilliam Col- lins. Elizabeth.8 4 • 1 0 0 Büyük R o m an Bennet. tekrar evlenme teklifinde bulunur. Balodan kısa bir müddet sonra. Kadın. Eliza- beth'in bayağı. Jane ve Bingiey arasındaki ilişkileri pekiş­ tirmek için büyük bir fırsat olarak görür. kızının bu tutu­ munu beğenmezse de. kızlan arasında en fazla Elizabeth'i se­ ven Mr. Bingiey ve kız kardeşleri. atılgan. . Darcey'den şüphelenmeye başlar. Bennetleri ziyaret eder Son derece kibirli biri olan Mr. uy­ sal ve basit Charlotte Lucas ile nişanlanır. kendisini. kız kardeşi­ ne baktığı sırada. Bingley'nin kızkardeşi Caroline. bunun üzerine. Col- lins. Darcey'nin de geleceği bir baloya gitmez. basit Mary. kendi­ sinden evlenmesini istediğinden (ve onun sözleri emirdir). Darcey'nin tanıdıklanndan biri olan. fakat sonunda mağlûbiyeti kabul eder Collins. Darcey'i ondan uzak­ laştırmaya çalışır Bu aşk yolundaki daha ciddî bir engel. Londra'ya gitmek üzere Netherfieid'den aynlırlar. Elizabeth. kompliman yapar ve bu da C aroline'nin fenia halde kıskançlığını çeker. ona daha fazla yaklaşır.

1 0 0 Büyük R o m a n • 85

kızkardeşlerinin Jane'i, Bingley'e lâyık görmediklerine, ağa­
beyleri ile evlenmesini önlemek istediklerine inanır. Jane, nişa­
nın böylece bozulmasını, zahiren üzüntü ile karşılamazsa da,
kısa bir müddet sonra, Bingley'e rastlayacağını umarak, Lon­
dra'daki teyzesi Bn. G ardner'i ziyarete gider Ardından Eliza-
beth de kızkardeşinin yanına Londra'ya gider. Elizabeth, Bing-
ley'in, Londra'da Jane'i hiç ziyaret etmediğini öğrenince, Dar-
cey'nin Jane'in şehirde bulunduğunu Bingley'den sakladığına
inanır
Mart ayında, Elizabeth, şimdi Collins ile evli olan Charlotte
Lucas'ı Kent şehrinde ziyaret eder Charlotte'e büyük sempati
duyan Elizabeth, yaşı ilerlemiş bu ev kızının, evde kalmaktan,,
yalnız ve sefalet içinde bir hayat geçirmekten korktuğu için, Mr.
Collins ile evlendiğini anlar.
Elizabeth, bu şehirde teyzesi Lady Catherine de Bourgh'u zi­
yaret eden Darcey'e rastlar. Darcey, Elizabeth'in tekrar peşine
düşer. Kıza öylesine mağrur bir edâ ile evlenme teklifinde bu­
lunur ki, Elizabeth, onun teklifini reddeder, kızkardeşine yaptığı
haksız muameleden ve talihsiz VVickham'a yaptıklanndan ötü­
rü onu azarlar. Darcey, bu ithamlan sessizce dinler Ertesi gü­
nü, Elizabeth'e bir mektup yazarak, Bennet ailesini, Bingley a i­
lesinden küçük gördüğünden, Bingley'i Jane'den uzaklaştırdı­
ğını itiraf eder. Maamafih Vickham'a, herhangi bir kötülük yap­
tığını şiddetle reddeder ve VVickham'ın, mirastan mahrum bıra­
kıldığı iddiasının doğru olmadığını ispat eder. Aynca Wick-
ham'ın, kızkardeşi Georgiana ile birlikte fesat plânı hazırlan­
dığını da Elizabeth'e anlatır.
Bennet ailesine tepeden bakmasına rağmen, bu mektup,
Elizabeth'in Darcey hakkındaki hükümlerini yumuşatır Dar-
cey'nin esasında samimî bir insan olduğuna inanmaya başlar.
Bu arada, uzun yıllardır Darcey ailesinin hizmetinde bulunan
yaşlı kimsenin Darcey hakkındaki sözleri de Elizabeth'i Dar­
cey'ye yaklaştınr. Elizabeth, zeki insanlar olan ve göz alacak
şekilde iyi giyinen amcası ve teyzesiyle yaptığı bir yolculuk sıra­
sında tekrar Darcey'e rastlar.

8 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

Lydia ise, daha önceleri, Elizabeth'in itirazlarına rağmen,
VVickham'ın birliğinin bulunduğu Brighton'a gitmekte ısrar
eder. Çok geçmeden, kızkardeşi Jane'den aldığı bir mektup,
Elizabeth'i şaşkın eder. Jöne, mektubunda, Lydia'nın Wick-
ham'a kaçtığını anlatır Elizabeth, olup bitenlerden Darcey'i
haberdar eder, sorumluluk hislerinden mahrum kızkardeşi hak­
kında endişe duyarak eve döner.
Bu arada, Elizabeth'in ıstıraplan deha da artar: Kız, artık
sevmeye başladığı Darcey'nin, kendisini sevmediğini anlar, zi­
ra kızkardeşi Lydia'nın tutumunun, Darcey'nin Bennet ailesi
hakkında söylediklerini, ailenin alelade bir aile olduğunu doğ­
ruladığına inanır. M amafih, Darcey, Elizabeth'i hayrete düşürür,
zira artık kızı sevmeye başlamıştır, gizlice Londra'ya giderek,
Lydia ve VVickham'ı bulur VVickham'ın bir sürü borcunu öder
ve Lydia'ya evlenmesi için, 100 Ingiliz lirası verir
M r Bennet, çitti aramak için Londra'ya giderse de bulam a­
dan dönen Lydia evine döndüğü zaman, Elizabeth'e, Dar­
cey'nin, düğünde bulunduğunu anlatır Elizabeth, bu evlenme­
de, Darcey'nin büyük bir rol oynadığına inanmaya başlar Bil­
hassa teyzesi Bn. G ardiner'den gelen bir mektup, bu inancını
sağlamlaştınr Darcey, olup bitenleri bu kadına anlatmış, fakat
kimseye söylememesine yemin ettirmişti.
Lydia ve Wickham aynidıktan sonra M r Bingley, Darcey ile
birlikte, Netherfield'e döner Çok geçmeden, Bingley, Bennet
ailesini sevindirir, Jane ile nişanlanır
Elizabeth ve Darcey'nin nişanlanacağı söylentilerini duyan
küstah Lady Catherine de Bourgh de hiddetlenir. (Lady Cathe-
rine, Darcey'nin, soğuk meziyetsiz, cazibesiz kendi kızı ile ev­
lenmesini istiyordu.) Elizabeth'den, küstahçasına, Darcey'den
vazgeçmesini talep eden Maamafih Elizabeth gereken cevabı
verin Sakin bir tavırla, kiminle evleneceğinin Lady Catherine'yi
ilgilendirmeyeceğini söylen Lady Catherine Elizabeth'in kendi­
sinden vazgeçmediğini Darcey'e anlatın Darcey de Elizabeth'in
artık kendisini reddetmeyeceğini uman

1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 8 7

Böylece cesaretlenen Darcey, Elizabeth'e tekrar ve bu defa
gayet mütevazı bir tavırla evlenme teklifi yapar. Elizabeth de
mutluluk içinde kabul eder. Uç kızını evlendiren Bn. Bennet se­
vinç içindedir Mr. Bennet, öteki kızlonnın kısmetlerinin de ya­
kında açılacağını inanır.

Eleştiri

Jane A ustin diyor ki: “Ben, Aşk ve Para hakkında yazı­
yorum. H aklarında yazılacak başka bir şey var m ıdır? Aşk
ve Gurur, aşk ve paranın karşılıklı etkileri üzerinde kurul­
m uş sosyal bir kom edinin m ükem m el bir örneği: Darcey,
Bingleyler ve B ennetler arasındaki sınıf farkları, Bingley
ve Jane, Darcey ve Elizabeth arasındaki aşkı şekillendiri­
yor. Bu farklar, İngiltere’de o rta sınıfın sosyal bir sınıf ola­
rak yükselm esini etkiliyor. O zam ana kadar, Darcey gibi
bir kim se ile Elizabeth gibi bir burjuva arasında bir evlilik
pek düşünülem ezdi. H attâ hikâyenin geçtiği zam anda bi­
le, çiftin evlenm esinden önce birçok engellerin aşılm ası
gerekiyordu.
Rom ana ism ini veren çatışm a, D arcey’nin soğuk aris­
tokratik g u ruru ve bir d an sta kendisine dudak büken, te ­
peden bakan bu adam a karşı Elizabeth’in içgüdüsel hid ­
deti etrafında toplanır. Ç atışm a neticelenm eden önce bu
anlaşm azlık, erkek ve kadın kahram an arasında fevkalâde
n ü kte oyunlarına sahne olur; kitabın bu kısım ları, Shakes-
p eare’nin Much Ado About Notfımg’indeki Beatrice ve Bene-
dick arasındaki karşılıklı istihzalı nükteleri hatırlatıyor.
Satıhdaki n ü k te ve hafifliğine rağm en. Aşk ve Gurur,
şefkat ve m erham et hislerinden m ahrum bir hikâye de de­
ğildi. Bunu da bilhassa, Jane’in, Bingley’in kayıtsızlığını
kabul edişinde ve evde kalm ak tehlikesi ile karşılaşan Eli­
zabeth’in arkadaşı C harlotte Lucas’m sırf evlenebilm ek
için ehveni şerre tercih etm ek zorunda kaldığını görüyo­

8 8 • 1 0 0 B üvüK R om an

ruz. Gerçi Elizabeth, Mr. CoIIins’e yakasını kaptırm aktan
kendisini ustaca kurtarm asını bilirse de kitabı kapadıktan
sonra, daha az talihli C harlotte’nin, kendisine nasıl bir
hayat seçtiği düşüncesinden kendim izi sıyıram ıyoruz. Ja-
ne A ustin’in, C h arlotte'e olan m uam elesinde, C harlot-
te ’in içinde b u lunduğu acıklı d u ru m u daha da dokunaklı
bir tarzda görüyoruz.
Jane A u stin’in sanatının em salsizliği şuradaki, son de­
rece yakından tanıdığı bu hayatın hissî derinliklerine ine­
biliyor. O n u n hayatı, kır kulüplerini ziyaretten, çaylardan,
danslardan ve diğer tâli sosyal fonksiyonlardan oluşm uş­
tu. Kitabında, hayatın şahsen tanıklık etm ediği hiçbir yö­
nün d en bahsetm ez. B unun içindiS" ki, rom anlarının hiçbi­
rinde, yanlarında kadın bulunm ayan iki erkek görülm ez.
B ütün bu sınırlara rağm en Jane A ustin, cem iyetin bilhas­
sa genç âşıklar üzerindeki baskısını em salsiz bir tarzda
analiz eder. Ferdin ihtiyaçları karşısında, sosyal tu tu m la­
rın em poze ettiklerine de sem pati besleyen Jane Austin,
bu ikisinin gerginliğinden bir kom edi çıkarır.

Yazar
Jane Austin, 16 Aralık, 1775’te doğdu; babası bir papazdı. Ailede, al­
tı erkek çocuğu ve aynca, Jane’in sevgili kızkardeşi Canssandra vardı.
Austinler eğitim görmüş bir aile olmalarına rağmen, hiç de varlıklı sayıl­
mazlardı. Kendi çağındaki kızların ekserisi gibi, Jane evde eğitim gördü,
henüz ondört yaşında iken, evlerde sahnelenecek piyesler yazmaya baş­
laması, onun diyalogları zaptetmekteki emsalsiz işitme hissini gösterir.
Yine, genç bir kız iken, aileler arasında oynanacak komik ve saçma pi­
yesler yazdı. Bu piyeslerde Austinlerin anlayabilecekleri şekilde, dostla­
rından ve komşulanndan bahsediliyordu.
Ailenin mutlu olduğu anlaşılıyor ve istikbalin romancısı için daha da
önemli olan yön Austinlerin. Jane’in kelimeleriyle “roman okumaktan son
derece zevk alan” bir aile olması idi.

Diğer Eserleri Sense and Sensibility (His ve Hassasiyet): Yazarlık haya­ tın ın ilk yıllarında yazdığı bu rom an. 1 0 0 Büyük R o m a n • 89 Babası 1801’de emekli olduğu zaman. En ihtiraslı romanı olan Mar)sfield Park\ 1811’de. Yayımcılann ve okuyucunun tutumundan ümitsizliğe düşen. bütün Avrupa’yı kapla­ yan Napoleon Harpleri dahi onun hayatını pek etkilemedi. Gerçekten de. on senelik bir sessizlik­ le ayrılan iki grupta toplanabilir. Rom an. Ne zaman ki. 18 Temmuz 1817’de öldü. aile Southampton’a gitti ve 1806’dan 1809'a ka­ dar orada kaldı. cemi­ yeti burada müşahede etti ve gördüklerini daha sonraki kitaplarında kul­ landı. datia sonraları Sense and Sensibility ve Northanger Abey adları altında yaymlanacak romanlarının ilk müsved­ delerini hazırladı. Maamafih. H er ikisinin başından m utsuz aşk m aceraları . Sağduyu tim sali Elinor ile ro ­ m antik duygular veya h iper duygularla dolu M arianne’nin hayatları. Böylece Jane Austin’in bellibaşlı altı romanı. yazmaya devam etti. Aşk ve Gürol’un ilk müsveddelerini (İlk İzlenimler altında) yazmıştı. birbirine zıt karakterlere sahip iki kız- kardeşin hayatlarını anlatır. Jane için. Jane’in sosyal perspektifi genişledi. Jane Austin. Mr. son romanlarına. Austinler. Mansfield Park ve Persu- asiortde. en yararlı seneler oldu. Bath’a hareketlerinden beş yıl önce Jane. Austin ölünce. daha öncesi kitaplarındaki neşe ve canlılık pek yoktur. Fakat Jane’in bu şehri sevmediği anlaşılıyor. Austinler o zaman zengin ai­ lelerinin oturdukları deniz kıyısındaki Bath kasabasına gittiler ve burada. ilk üçteki romanların­ dan daha ciddî bir hava verdi. Emma’yı 1814’te ve en son romanı olan ve normalin üstünde romantik Persuasion't da 1815’te yazdı. Halkın sezgi gücünün kuvvetli bir romancı olduğunu anlayamadığı Jane Austin. Jane yeniden yazmaya başladı. Jane’in doğduğu Stevenson kadar küçük bir kasaba olan Chavırton’a gittiler. İki er­ kek kardeşinin deniz askeri olmalanna rağmen. Jane Austin’in kendi zahirî hayatında hiçbir çatışma görülmedi. Kitabı yayınlayacak bir yayınevi bulamamasına rağ­ men. Bath’da geçirdikleri zaman. Jane A ustin'in daha sonra üzerinde duracağı tezlerin neler olacaklarını ilân ediyordu. 1797’de.

Gurur ve Aşfe'tan daha zengin ve m uğlak bir rom an ise de. iyi niyetli de olsa karışm ak istem esi.Mr. Emma: Em m a. K nightiy’i h er zam an arkadaş olarak görm üştü. Ferras. So­ nunda. kültürlü bir şekilde yetiştirm ek ve böylece m ahallî papazla evlenebilecek seviyeye eriştirm ek ister. E m m a ise -ki Mr. K nightiy’ye âşık olduğunu anlar. John K nightiy’nin k en d isin e âşık o ld u ğ u n u sanır. küçük bir İngiliz köyündeki sın ıf farkla­ rım ve aşkı. Yerinde duram ayacak kadar canlı bir kız olan Em m a W oodhouse. Jane A ustin’in daha önceki rom anlarındaki canlılıktan yoksun­ dur.9 0 • 1 0 0 B üyük R o m an geçer: Luq^ Steele’in bir tü r koltuk değneği hâlinde olan ve annesi tarafından reddedilen Edw ard F errar’a âşık olan Elinor ve gönlünü John W illiughby adında bir çapkına kaptıran M arianne. oldukça alelâde b ir kız olan Rarriet Smith’i h i­ m ayesine alır. E m m a’ya ev­ lenm e teklifinde bulunduğu ve H arriet de bir çiftçi ile ev­ lendiği zam an. yanlış bir düşünceye kapılarak. Har- riet. bu çapkın âşığının p eşinden Londra’ya gitm ekle. onu. Knightly. sonunda E linor’a döner. beklenm edik neticeler verir. hatâlar kom edisi sona erer. orta yaşlı iyi bir in­ sanla evlenir. nerede ise adını lekeler. kom ik ve fevkalâde bir tarzda ele alan b ir ro ­ m an. fakat M arianne. Emma. . Fakat Em m a’nın arkadaşının hayatına. rom antik hislerden kurtulur. Aşk ve Gurur’daki Lydia gibi.

Atheisane o f Coningsburgh: Rovvena’n ın asil b ir a ile d e n g elm e Saxon n işa n lısı. Rowena: C e d ric’in g ü z e l y eğ en i: C e d ric’in v e sâ y e ti a ltın d a d ır. Kral I. Sir Brian de Bois-Guillbert: N orm an K nights T e m p la r K alesi'nin m ağ ­ ru r k u m a n d a n ı. . Isaac of York: T a k ib a ta u ğ ra y a n b ir Y ahudi tefecisi. N o rm a n la r’a şid d e tle m u h alif. Lucas de Beaumanoir: K n ig h ts T e m p la r’ın b ü y ü k ü sta d ı. Richard: Haçlı S eferleri sıra s ın d a k i k a h ra m a n lık la rın d a n ö tü rü k e n d is in e A slan Y ürekli R ichard d en ir. Reginald Front de Boeuf: Z alim b ir N orm an şö v a ly esi. Kara Şövalye (Ivanhoe) Yazan: Sir Walter Scott (1 7 7 1 -1 8 3 2 ) Başlıca karakterler Cedric the Saxon: Rothervvood G range L ord’u. N o rm an Kralı A slan Y ürekli Ric- h a r d ’ın o r d u s u n d a Haçlı S eferleri’ne k atıld ığ ı için b a b a s ı ta ra fın d a n re d d e d ilm iş tir. Rebecca: Isaac 'ın g ü z e l v e ira d e li kızı. Wilfred o f Ivanhoe: C e d ric’in oğlu. u z u n y ıllar İn g ilte re ’d e n u z a k k alm ıştır.

mahcubiyetinden yüzünü örter. Sa- won kraliyet ailesinden gelen kız. Ced­ ric'in vesayetindeki güzel yeğeni Lady Rowena içeri girdiği za­ man. Bu hacı ise. Gerçi Cedric. Hikâye Domuz çobanı Gurth ve saray komedyeni VVomba. Saxon Cedric'in evinin Rotherwood'un neresinde bulunduğunu sorarlar. Hep beraber masa etrafında otururlarken. Kral Alfred'in sülâlesiriden At- helstane of Coninsburg'a nişanlıdır. halkın nefret ettiği Norm anlar'ı. bir ge­ ce ormanda sohbet ederlerken Jorvaux baş rahibi Aymer ve Knights Templar Locası'nın mağrur kumandanı Sir Brion de Bo- is-Guilbert. Cedric ve adamları büyük masada oturmaktadırlar. adamlanyla birlikte Ashby de la Zouche'deki kraliyet yarışmalannı seyretmeye gidi­ yorlardı. Ivenhoe'nin ondan daha fazla hizmet ettiğini söyler. Brian de Bois-Guilbert kıza şehvetli gözlerle bakar. ih tira s lı k a rd e şi. Wamba: G u rth ’u n a rk a d a ş ı. fakat geceyi Cedric'i malikânesinde geçirmeyi düşün­ müşlerdi. Bois-Guilbert. yoksa Saxonlar'ın mı Haçlı Seferleri'nde daha fazla hizmet ettikleri üzerinde tartışırlar. Onlar. Bu Saxonlu serfier. R ich a rd 'ın ü lk e d ı­ ş ın d a b u lu n d u ğ u y ılla rd a İn g ilte re ta h tın a v e k â le t e d e r. sa ra y k o m ed y en i. Gurth: N am u slu b ir Saxon d o m u z ço b an ı. misafirseverlik kurallanna hürmet eder ve onlara yer gösterir. Norm aniar geldikleri sırada. karınlannı doyurur. İngiltere'nin N orm aniar tarafından istilâ edil­ mesini hâlâ hazmedemedi ise de. Haçlı Seferle- ri'nden dönen ve Rotherwood'a gitmekte olan bir hacı. gerçekte Norman Kralı Richard'ın peşinde gittiği için evlâtlıktan çıkanlan İvan- . yaptıklanndan gurur­ la bahsettiği sırada. N orm anlar'm mı. beraber geldikleri hacı. Rovvena. onlara yol gösterir. gerçekte. kasten yanlış bir istikamete gönderirlerse de.9 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Prens John: R ich a rd ’ın k ö tü ru h lu .

Aslan Yürekli Richard ülke dışında bulunduğu sırada tahta vekâlet eden ve aslında tahtı ele geçirmeye çalışan kötü niyetli kardeşi Prens John da vardır Prens John. gider Ertesi günkü yanşma. durumu Isaac'a bildirir ve ertesi sabah. yanşmayı kazananın. ertesi günkü yanşmalara nezâret edecek Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin etme hakkını verir. yine başka bir kisve altındaki Ivanhoe'dur Ivanhoe. evlâtlıktan çıkanlan Ivanhoe. Bois-Guilbert ve adomlan arasındaki fısıltılı bir muhavereye kulak kabartır ve Knight Templar'ın Yahudi'nin parasına el koymak istediğini an­ la r Ivonhoe. 100 B üyük R om an • 93 hoe. Ivonhoe'nun gizlice İngiltere'ye döndüğünü ve şimdi masada karşısında oturduğu­ nu bilmemektedir. Babası dahi. daha önceki yarışmaya katılmadığı için halkın . Ivanhoe. "Evlâtlıktan çı- kanlan". Bois-Guilbert. düellolar başlar İlkin. O gece Rotherwood'da kalmak için gelenlerden biri de Yorklu bir Yahudi olan tajzci Isaac'tır.e'nin gerçekten kahra­ man biri olduğunu kabul ederse de. Aşk ve Güzellik Kraliçesi'ni tayin ede­ ceğini ilân eder. Ashby de la Zouche yanşmalanno katılması için Ivan- höe'ye bir at ve zırh verir Yanşmayı görmeye gelenler arasında. onunla korşı karşıya kav­ ga etmekten çekinmeyeceğini söyler. Bois-Guilbert ve diğer Norman şövalyelerine meydan okur ve hepsini mağlûp eder Bu galibiyet ona. o. Ivanhoe. Tabiî. sahaya yeni bir şampiyon çıkan O nun zırhında şu yazılıdır. bu kraliçenin Rovvena olduğunu söyler ve halkın kendisini alkışlamasına bile meydan vermeden uzaklaşır. kendile­ rine meydan okuyan herkesi yenerler Ardından. yani Cedric'in oğludur. müsabakayı seyretmek için gelen kalabalı­ ğa. diğerinin başında ise Bois-Guilbert vardır Üç kişi ile çarpışmak mecburiyetinde kalan Ivanhoe. Ivanho. Bois-Guilbert'in başkanlığındaki Normanlar. ellişer kişilik şövalyelerden oluşan iki grup arasındadır Birinin başında. onun giz­ lice evden çıkmasını sağlar Ivanhoe'ya minnettar kalan Yahu­ di de. çok müşkül bir duruma düşer Tam bu sırada.

9 4 • 1 0 0 Büyük R o m a n kendisine Kara Tembel adını verdiği. Bois-Guilbert de dahil. Rebecca'yı kaçınr. Kara Şövalye atını mahmuzlar ve uzaklaşır. karşılanna çıkanların hepsini mağlûp ederler. Kızını babasından ayıran Bois-Guil- bert. Yorklu Isaac'ın siyah saçlı güzel kızı. Fakat yolda karşılanna çıkan Bois-Guilbert ve aralannda Maurice de Bracy ve Geginald Front de Boeuf'un da bulundu­ ğu şövalyeler. kimyevi bir madde ile Bois-Guilbert'i öldürmek ister. Rov\^ena kendisini tanır ve heyecandan haykı- nr Ivanhoe. güvel Rebecca'yı ister. kendilerine katılan Athelstane ve Saxon Cedric'Ie birlikte -ki hâlâ bu şövalyenin kendi oğlu olduğunu bilmiyor. Front de Boeuf de. derhal Prens John'a giderek. Rovvena'ya göz koyar. Rowena'nın elini öperken. Isaac fidye vermeye ha­ zırlanır. Isaac. onlan Front de Boeuf'un şatosuna (Torguilsto- ne) götürürler De Bracy. bayılır. tiksinerek reddeder Bu arada. çünkü bir Sa- xon olmasına rağmen. çarpışmada aldığı ya- ralann tesiri ile düşer. Ivanhoe. Ivanhoe ve Rov^ena'yı kurtarmaya muvaffak olur.ayrılırlar. onunla evlenebilmek için Rebecca'nın Hıristiyanlığı kabul etmesini ister Rebecca. Bois-Gu- ilbert. Kara Şövalye'nin. gizlice . fakat bir kılıç darbesiyle yere dü­ şer ve öldüğü anlaşılır. Bu arada Bois- G uilbert'in atı yaralanır Rov/ena'nın önüne gelen Ivanhoe. domuz çobanı Gurth. Çatışma sırasında Athelstane. Ivanhoe'nun kendi evlerine getirilerek tedâvi edilmesini teklif eder. şatoya hücum eder ve binayı yakar. bazı köylülerden ve kanun dışı adamlardan oluşturduğu bir grupla şatoya hücum etmeye hazırlanır: G rup arasında Robin Hood ve adamlan da vardır Kara Şövalye'nin -ki gerçekte Aslan Yürekli Richard'dır. mükâfatını almak üzere başlığını çıkanr. fakat Bois-Guilbert. Beraberce. Rebecca. Ka­ ra Şövalye. Yangın arasından kaçmayı başaran De Bracy.baş­ kanlığındaki bu grup. bir kral sülâlesinden gelmiştir. onlan serbest bırakmak suretiyle Isaac'tan ve onun zengin arkadaşlanndan para koparmayı düşünür. siyah zırhlı bir şövalye Ivonhoe'nm yardımına gelir.

Bois-Guil- bert'in kılıç darbesiyle yere düştüğü zaman kendisini kaybetti­ . Isaac. Rowena'nın şatoda ölen nişanlısı Athelstane'nin ölümünden itibaren iki sene geçmesini emreder Tam bu sırada herkesi hayrette bırakırcasma Athelstane içe­ ri giren Bir hayalet gibi solgun yüzlü Athelstane. kendisinin Kral Richard olduğunu ifşa eder ve şimdi ne istediğini bilir. Knights TemjDİar'm büyük üstadı Lucas de Beauma- noir'e giderek kızı Rebecca'nın iade edilmesini ister. Templar Şövalyeleri'nin şampiyonu Bois-Guilbert. Kara Şövalyeyi Rotherv/ood'a davet eder. Ivanhoe ısrar edince. iki kişi öldürücü bir kavgaya başlarlar. Cedric. fakat Ivanhoe'nın. Ivanhoe. ilkin. kendisini müdafaa ede­ cek şampiyonu bekler. tam üzerine kılıçla gittiği sırada. Rebecca. dinî inanışlannı istedikleri gibi sürdüreceklerine inandıkları Ispanya'ya gitmeye karar verirler Bu arada Torv/uilstone şatosunda kendisini yanmaktan kur- tardıklanndan. Lucas. Richard'ı hapsetmeye az­ meder. Ivanhoe'yi atından düşürür. Richard. 1 0 0 Büyük R o m a n » 9 5 İngiltere'ye dönen ve tahtını geri isteyecek kardeşi Richard Plantegenet olduğunu söyler John. atı üzerinde görünür. onun bu davetini bir şartla kabul eden Kendisin­ den öyle bir şey isteyecek ki. kızın yakılarak öldürülmesini emreder. Rovvena'nın elinden tuta­ bilmesi için. yalvanr. Rebecca. Ivanhoe. Bois- Guilbert. kendisini savunacak bir şampi­ yon talep eder ve Lucas de Beaumannoir de kızın arzusunu ka­ bul eder. kendisini öldürür Rebecca serbest bırakılır Kız ve babası. Böyle bir kimsenin bulunup bulunmadı­ ğı üç defa ilân edildikten sonra. Kara Şövalye. kızın bir cadı oldu­ ğunu ve kendisine büyü yaptığından terkedemediğini söyler. bu Cedric'in davetinde ne kadar samimi olduğunu gösterecektin Ardından şatoda ölen Athels- tane'in ölümü münasebetiyle verilen yemek ziyafetinde. yaralı Ivanhoe ile çarpışmak istemez ise de. Bir müddet sonra. yakılmak üzere bağlanır. fakat o zaman­ daki âdetlere göre. Gururunu korumak isteyen Bois-Guilbert.

Düğünde. kendisinden de fazla Ivanhoe'yı sevdiğini kabul eden Athelstane. Ivanhoe’yı kendisinden daha fazla sevdiğini görünce. Onları.9 6 • 1 0 0 Büyük R o m an ğini ve . Aslan Yürekli R ichard ve Robin Hood. kendisini tekrar kral ilân eder Temple üzerinde tekrar krallığın bayrağı dalga- lannnaya başlar Robin Hood ve diğer kanun dışı Saxonlar. nişanlısını Ivanhoe'ye verir Kara Şövalye. N orm an A thelstane. hem Norm anlar'ın hem de Saxsoniar'ın ileri ge­ lenleri vardır Artık Richard. Scott’un 1819’da yakalandığı hastalıktan son­ raki kısa nekahet devresinde yazıldı. İngiltere'nin hukukî kralına karşı gelmekle suçlar Richard. Saxon Cedric. birbirine şövalye üslûbu ile hitap eder ve feodal çatışm a kurallarına göre çarpışırlar. bu eserinde. Gerçi Ka­ ra Şövalye. Bir­ birlerinin can düşm anları Ivanhoe ve Brian de Bois Guil- b ert bile. Rovvena’nın. yeniden bir banş devresinin başlayacağı ümit edilir Eleştiri Ivanhoe.ancak. N orm anlar'a beslediği b ü tü n nefrete rağm en. kendi rom an üslû b u n u olm asa da. Kights Templar'a gider ve onlan. en iyileri arasında yer almaz. o n u n en popüler rom anlarından biri ise de. Scott. Ivanhoe ve Rowena'nın düğününe katılan Richard'a sadakatle­ rini bildirirler. tekrar tahtını ele geçirdiğinden ve arkadaşı Ivanhoe da babası tarafından affedildiğinden. nişanlısını ona verir. Olayın geçtiği yer olarak İskoçya’dan ayrılan Scott. bölün­ müş. bir kilisedeki açık tabutta yatarken kendisine geldiğini anlatır Rowena'nın. İngiltere'de. İn­ giliz tarih ve efsânesinin iki gözde konusunu seçti. evine m isafir gelen Bois . olayların cereyan ettiği fonu derinleştirm eye ve ilk defa olarak İskoç kaynaklarına dayanm aksızın bir rom an yazmaya karar verdi. şövalyelik şerefi ve rekabet gibi m uğlak bir hikâyede bir araya getirir.

m acera rom anlarında bir ü stad d ır ve bu tü rü n b ü tü n cihazlarını da Ivanhoe’da gayet tesirli bir şekilde kullanır. G urth ve VVamba-hareketli ve neşeli gösterecek şekilde İnsanî tarafi da vardır. Rom andaki karakterlerin hepsi. Richard). aristokrasi dışındaki ka­ rakterleri de Isaac ve Rebecca. Öyle ise. Turqu- ilstone şato su n a baskın ve Rebecca’nın yakılarak öldürül­ m esinden kurtarılm ası) gösterişli ve iddialı rom anın “gü- n ah lar’’ını affettiriyor. M odern zevklere hi­ tap etm ek için tesâdüflere çok dayanan rom anın plânı faz­ lasıyla basitleştirilm iştir. Kara Şöval- ye’deki b ü tü n hareketlerin tem elini Scott için hayatta en önem li şey olan ve feodalizm in ölüm ünden yüz yıllarca sonra dahi titizlikle boyun eğilen feodal çağlann şeref ku­ ralları idi. Scott’un. 1803 yılında Iskoç halk şarkıları üzerine üç ciltlik bir eser yayımladı. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 9 7 G uilbert’i gayet nâzik bir şekilde karşılar. Bunların ilki. . Kara Şövalye’de bir sü rü kusur var. Ardından Marmi- on’u (1808) ve The Ladyofthe Lake'\ yazdı (1810). Yine. Çok sayıdaki b ü ­ yük m acera ve hareket (A shby'deki uzun yarışm a. Kitapta. 1771’de Edinburg’da doğdu. onikinci asrın İngiliz âdetleri hakkında pedantik davranm aktan da ken­ disini kurtaram az. 15 Ağustos. Yazar Sir Walter Scott. Fakat onun büyük aşkı folklor ve halk şarkıları idi. Lise ve üniversite tahsilini Edinburg’da yaptı ve 1892’de Edinburg barosuna l<a- bul edildi. Daha sonra efsâne ve folklarla kuvvetlendirdiği romantik şiirler yazdı. The Lay of the Last Minstrel (1805) son derece tutuldu. kim liği bilinm eyen b ir değil iki kahram an vardır (Ivanhoe ve I. H epsinin ü stünde. Scott. istisnasız tek boyutludur ve okum ayı zorlaştıran kesik ve gayritabiî bir tarzda konuşurlar. kitap popülaritesini niye sürdürdü? Bunun cevabı şurada: Scott.

Ha­ yatının sonlarına doğru yazdığı romanlar. şimdi insanüstü bir gayretle çalışıyor­ du (iki senede 40. fakat Scott. Tweed Nehri kıyısında bir yer satın alarak gotik mimarî tarzında büyük bir şato yaptırdı. önceki romanlardaki sağleımlık ve yüksek romantik ruhtan mahrumdur. bu borcunu ödemek istemeyebilirdi. İskoç tarihindeki hâdiselerden alındı ve Scott bu sahada bir uzman oldu.000 İngiliz lirası ödedi). konuştu ve sonunda ölümüne sebep olacak bir plân hazırlayarak. şimdi roma­ na döndü ve ilk adımını VVaverley (1814) ile attığı velüt çağını başlattı. iyi d a ­ madan döndü ve 21 Eylül. Fakat bütün bu çalışmalar. halk onları okudu ve Scott. Yine de. Ve ancak 1827’de. borcunu ödedi. Scott.9 8 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Lord Byron’un 1812'de yayımlanan Childe Harold adlı eseri büyük bir başarı sağladı. 1819’da yazdığı Kara Şövalye'ye (Ivanhoe) kadar Scott. o romanları kendisinin yazdığını itiraf etti. onu son derece yordu. roman ma­ teryali olarak İskoç kaynaklarından başka materyal kullanmıyordu. Scott. onun Iskoç folkloruna olan bağlılığı oluşturur. Guy Mannering (1815) Old Mortality (1816) ve ekseri eleştiriciler tarafından. Scott. bu gruptaki en iyi roman olarak kabul edilen The Heart of Midliothian'ı yazdı (1818). fakat bu romanının halk arasındaki popülaritesine ve Fransız tarihi fonu üze­ rinde yazılan Ouentin Dumarda (1823) rağmen. 130. 1812’de. Başka bir insan. kolayca yazı yazan biri olmasına rağmen. VVaverlefm ardından. borçlarını ödemeye başladı. bitirdi. 1826’da. Onun bu romanları. onun sadece fizikî bün­ yesine tesir etmekle kalmadı. eserlerinin edebî değerini de etkiledi. tarih aşkı ve aristokratik gururunun etkisi altında. Bu romantik şiir üslûbunda yazılmıştı. Söyleşine sıkı çalışma. . yedi yıl sonra.000 İngiliz lirası borçlandı. Scott. 1832’de öldü. Scott’un ilk romanlarının esâsını. Scott’un. Kitap yayımcılığı yolunda yaptığı yanlış bir yatırım ve İngil­ tere'deki büyük ekonomik kriz Scott için malî bir felâketle neticelendi. sanatının zirvesine eriştiğine inanılır. Onun zamanında roman hiç tutulmadığından. kendisine borç verenlerle oturdu. VVaverly ve­ ya Iskoç romanlarında. Sıhhatini kazanmak için İtalya’ya gitti ise de. kendisine baron unvanının verilme­ siyle. romanlarını anonim olarak yayımladı.

Quentin Durward da. Effîe D ean’ın. 1 0 0 Büyük R o m a n • 9 9 Diğer Eserleri Ouentin Durward: Kara Şövalye gibi. gayrim eşru çocuğunu öl­ dürdüğü için hapsedildiği Edinburg H apishanesi’nde ge­ çer. Louis çağının sonunda. ablasını bir ya­ lanla kurtarabilecek durum da ise de bir sürü m üşkül ve zorluklara rağm en norm al yollarla Effıe’yi kurtarm aya ça­ lışır. şaşırtıcı ka­ rakterlere yer verilm ediğinden. gerçek bir hâdiseyi konu alır. K ardeşine olan sevgisi ve şeref hissi arasında ne yapacağını bilm eyen Jaenie Deans. Rom an. M aamafih. Bir sürü dehşet uyandırıcı m aceradan sonra. Q u en tin ve Isabelle evlenirler. Jeanie D eans’i psikolojik açıdan inceleyen em salsiz bir eserdir. Waverly rom anları­ nın en iyisi olduğu söylenir. The Heart o f Midlothian. Waverly grubundaki rom anlardan biri değildir. Gerçi kadının üvey kız kardeşi Jeanie. hain W illiam de la M arck’ın güzel İsabell de Croye’yi ka­ çırm asını önler. XI. Hâdise. m uhtem elen. Plân üzerinde gerektiği kadar durulm adığından ve Scott’un birçok rom anında görüldüğü üzere. Fran­ sa’da yerleşen genç bir İskoçyalı’dır. . S cott’un rom anlarındaki en iyi karakterlerdir. M ensuplarının birbir­ lerinin kuyularını kazmaya çalıştıkları Fransız sarayında. rom anın kahram anı. The Heart o f Midlothian: Genellikle.

Valenod: R enal’ın. y a şa d ığ ı y e rd e n k ap ı d ı­ şa rı e d ilm iştir. Mm. ih tira s lı. Pere Sorel: J u lia n ’m b a b a sı. k u rn a z . k e re s te tic a re ti ile iştig a l ed e r. aslı köyü o la n g e n ç b ir a d a m zeki. k atı ve ta- m a h k â r b ir in sa n . Ju lia n ’a â ş ık o lu r. Elisa: R en al'ın e v in d e b ir h iz m e tç i. de Renal: V e rrie re s B elediye B aşkanı. m esle ğ i m a ra n g o z lu k .de R enal’ın k u z e n i ve a rk a d a ş ı. so n z a m a n la rd a . b ay ağ ı ve so n ra d a n g ö r­ m e k ü s ta h b ir ad am . sa d e. M. Kırmızı ve Siyah Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) (1 7 8 3 -1 8 4 2 ) Başlıca karakterler Julien Sorel: R o m an ın k a h ram an ı. k e n d is in e b ir asil m u a m e le s i y a p ılm a sın ı iste r. d ü n y a n im e tle rin d e g ö z ü o lm a y a n b ir k a d ın r ço­ c u k la rın a d e rin b ir sev g i ile b a ğ lıd ır. Foılque: J u lie n 'in b ir a rk a d a şı. k e n d i h e d e fin e u la ş m a sı için d e ğ e rle rin i k u lla n ­ m a k ta n çek in m e z . Cure Chelam: Yaşlı b ir p a p a z . Mme de Renal: B elediye b a ş k a n m m karısı. . m a ğ ru r. sa d ık ve g ö s te riş te n u z a k b ir g e n ç a d am . k e n d is in i ö n e m li b iri o la ra k g ö re n b ir im alatçı. b a s it. J u lie n ’in m e sle k î ve ru h î h a y a ­ tın ın g e lişm e s in i c a n d a n iste r. Derville: M m e. V e rrie re s’tek i b a ş lıc a rakibi. sa m im i. g e rç e k te iyi b ir in sa n . a r is to k r a tik b a ğ la n tıla rı b u ­ lu n an .

ca n a yak ın . Marquis de Croisenois: M a th ild e’n in n işa n lısı. y irm i y a şın d a. g u r u r ­ lu. P ira rd ’ın. k a d ın la n b a ş ta n çık a rm a s a n a tı h a k k ın d a d e rs v e rir. fe s a t p lâ n la rı h a z ırla y a n b ir p a p a z . n e ş e li v e s o n d e re c e n ü k te d a n . oldukça iyi bir eği­ tim görmüştür ve cemiyette. se v im li. de Frilair: B e san ço n 'd a b ir p a p a z . s iy a sî ve m e s le k î d ü ş ­ m an ı. 1820'lerde. Norbert de la Mole: M ath ild e’n in e rk e k k a rd e şi. o n d o k u z . J u lie n ’a. J u lie n ’e. on sekiz yaşında. zek i. büyük ölçüde siyasî nüfuz kazanmışlardı. papazlar. a le la d e ve sa d e b ir d e ­ likanlı. Julien. Ju lie n . Marquis de la Mole: J u lie n ’in P aris'tek i p a tro n u . Hikâye Fransa. Orduda ve hükümette. fa k a t b a ş k a b ir m e z iy e ti o lm a y a n b ir genç. 1 0 0 B üy ü k R o m a n • 101 Abbe de Pirard: B esan ço n ’d ak i se m in e rin d ire k tö rü : k atı ve sa ğ la m b ir Ja n se n ç i. Kral X. onlara hiçbir şey öğretmemişti. iyi y e tişm iş . Charles ülkeyi İlâhî haklarla yönetiyordu. Kilise de. zeki ve ihtiraslı bir gencin Babası bir köylü olmasına rağmen. F ra n sa ’y a göç e d e n bu asil. Birkaç sene öncesi. cemiyette yeni­ den nüfuz sahibi olmuş. Agde Piskoposu: Sağcı. yine asiller hâkimdi. Napole- on'un ordusuna girebilir. n ü fu z k a z a n m ış tır. iktidar dışında geçirdikleri yir­ mi yıl. b ü y ü k b ir n e z â k e t v e a n la y ış la m u a m e le e d e r. siyasî ve dinî bir kaynoşma içindeydi. Prens Krasoff: K en d isin i. g erç e k b ir d ü n y a a d a m ı o la ra k g ö re n b ir Rus. Mathilde de la Mole: M arquis’in kızı. ç e v re s in d e k i e rk e k le rd e n ço k d a h a k u v v etli v e ih tira s lı o ld u ğ u için J u lie n ’e y ak laşır. tıpkı Bernadotte gibi. M. erlikten krallığa . France-Comte'in küçük bir kasabası olan Verrieres'de otu­ ran Julien Sorel. Conte Altamira: D in d a r b ir d u l kad ın . M athilde'yi k ısk a n d ırm a k iç in b u k a d ın a a ş k ilân e d e r. a rtık z e n g in o lm u ş. The Cbevalier de Beauvosis: Z arif ve k ib ar g en ç b ir c e n tilm e n . kendi yeteneklerine göre bir mev­ ki kazanmak ihtirası içindedir. Juli- e n ’le b ir d ü e llo y a p a r.

Taraflar. Julien'i de bu oyunları ve entrikaları arasına almak isterler. Martin Luther adını verirler ve her fırsatta onunla alay ederler. haşin ve kendisini inandığı dâvâya adamış direktör Abbe Pirard'ın dikkatini çeker. Çok mahirce hareket eden Julien ve Mme de Renal. O n lar bu işi öylesine açıktan açığa yürütürler ki. bilâkis zeki ve çalışkan kimselere kızgınlık duyduk- lannı görür. diğer tarafta da direktör muavi­ ninin liderliğindeki Cizvit yanlısı hizip. Kısa bir za­ man sonra. elinden geldiği kadar tarafsız hareket etmeye çalışır. şüpheleri başka tarafa çevirmeyi başarırlarso da. Kitabın isminden anlaşıldı­ ğı üzere. Julien. Verriâres'i terketmeye mecbur kalır ve Besançon'daki seminere girer. fakir bir çocuk için iyi mevkilere giden yol kiliseden geçer. se­ minerde. Maamafih. patronunun karısı ile bir aşk hayatı yaşamaya baş­ lar. Bağımsız bir ruha sahip olduğundan kendisine. din adamlannın si­ yahını seçti. zalim ve entrika dolu siyasî ha­ yatı Julien'e tanıtır. Arkadaşlanndan daha fazla çalışarak. Fakat şimdi ülke barış içindedir ve ülkeyi yönetenler de Bourbonlardır. sadece erkekliğini. Seminer. Julien. kendisine. dünyevî hayattan uzaklaş­ mış bir hayat değildir. Onu bu yola sevkeden sâikler. du­ rum imzasız bir mektupla M. de Renal'a anlatılır. Sonunda. ne aşk ne de şehvet hislen­ dir. Julien. şiddetli bir iktidar mücadelesi yürütülmektedir: Bir ta­ rafta. Verrieres Beledi­ ye Başkanı M. Böylece. müca­ . on­ ların önüne geçmek ister. de Renal'ın çocuklanna özel öğretmen olması istenir. M aamafih. silâhlı kuvvetlerin kırmızısını değil. bir Jansenist olan Pirard.1 0 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n kadar yükselebilirdi. Sosyal mevkiinden ötürü bir aşağılık duygusu içinde bu­ lunan Julien. fakat talebelerin zekâya hürmet et­ mediklerini. ele geçirmek istediğine sahip çıkabile­ ceğini ve patronuna bir darbe vurabileceğini ispat etmek iste­ mesidir. seminerdeki hayat. Fakat onun yetenekleri. dinî seminere girmek için Lâtince ve ilâhiyat tahsili yaptı. alt tabakalardan gelen diğer insanla­ ra yapıldığı şekilde muamele ettirmemeye azmeder. Mektebi iyi bir derece ile bitiren Julien'in.

damadına. Sonunda. Mathilde. Marquis de ia Mole adlı zengin ve nüfuzlu bir asilzâdenin özel sekreteri olur. Julien'i sever. cemiyet tarafından biraz daha kolaylıkla kabul edilmesi için. Mathilde hâmile ka­ lır. sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömmüştü. Julien'de ecdadında hayranlık duyduğu bazı vasıflan görür. onun sekrete­ ri ile evleneceğini söyler. kendi irade gücünün sağlamlığının bir başansı olarak ele alır. 100 B ü y ü k R o m a n • 103 deleden bıkan ve ümitsizliğe düşen Pirard. bu adam. adamın on dokuz yaşındaki kızı Mathilda de Mole üzerinde de zafer kazanır Mathilde canlı. Bu iki gencin aşk yapması. onun evine girer. Bonifice'nin kafası kopanidıktan sonra. ordudon bir rüt­ be temin eder ve küçük bir de unvan sağlar. bu tür ölümün satın alınmayacak farklı bir ölüm olduğunu söyler. ilgi çekici olmayan kimseler olarak görür Kızın idealleştirdiği erkek tipi. her yönü ile kabul eder ve babasına. özel bir maaş bağlar. Julien. Pat­ ronu. Fakat evlilikten ön­ . hareketli bir kızdır. Bununla beraber onlann evlenmelerine razı olur ve Julien'in. Julien'i de yanma alarak Paris'e gider. Mathilde'yi kıskandırmak için. kendisini. De la Mole gazap içindedir. gizli ve siyasî görevlere gön­ derir. mevkiinden istifa eder. daima bir çeşit harbi andınr: Juli­ en. Kendisine ve­ rilen işleri fevkalâde bir şekilde yerine getiren Julien. çevre­ sindeki erkekleri uyuşuk. Fakat Julien. iki âşık birbi­ rinden ayrılır ve Julien. Mathilde. kraliçe. bir oyuna getirilmemesi veya kendisinin aptal yerine konul­ maması için her zaman tetikte bulunur. iyi giyinmeye başlar. Julien şimdi. zira kızını bir düke vermeyi dü­ şünmektedir. dul bir sosyete kadınına aşk ilân eder. köylü aslından gelmesine rağmen. de Croisenois de dahil. aynca şe­ hir hayatının inceliklerini öğrenir. Mathilde'yi böy­ lece ele geçirmesini. kendi resmî nişanlısı M. ona itimat eder. Bir ara. sosyal bir zafer. sık sık ti­ yatro ve operalara gider ve hatta biri ile düello bile yapar. Navarreli Marguerite'nin âşığı Bonifice de la M ole'dir. bir entrikada yer aldı­ ğı için 1574 'te öldürülmüştü. Julien'i. ölümün böylece yerine getirilmesine hayranlık du­ yar.

sosyetede yük­ selmekten başka hiçbir şey düşünmediği. bunun için zengin ai­ lelerin teveccühlerini kazanmaya çalıştığı ve bu ailelerdeki ka­ dınlan baştan çıkardığı anlatılır. Julien'i suçlu bulur. Verriâres'deki hayatı hakkında araştırma yapar Böylece Mme de Renal'dan Julien'in haysiyetini beş pa­ ralık eden bir nnektup alır. Julien'in. Fakat Mme de Renal'ün ger­ çek hislerini yansıtmayan bu mektup. kalp ağnsından ölün Mathilde de. Mektupta. Son derece hiddetlenen Marki. S tendhal’a. Derhal Verrieres'e gider. âdeta ölümü davet eder Jüriye nüfuz etmek için temaslar yapılır (bu soysuzlaşmadaki başrolü. yargılanması yapıldıktan sonra. Mme. Suçlu. Julien tevkif edilir. talihsiz ecdadı. kendisini savun­ maz. Mme de Renal'in aşk hayatını itiraf ettiği kimse tarafından ya­ zılmıştır. Navarreli Marguerite'nin sevgilisinin başını kendi elleriyle gömmesi gibi. bu hayalini gerçekleştir­ mek imkânını vermiştin Eleştiri G renoble’de 1828 Şubatı’nda bir kişinin idam edilm e­ si. Mathilde'ye. şim­ di intikam almak ister Jüri.1 0 4 • 1 0 0 B üyük R o m a n ce. öldürülmesine karar verilir. en fazla okunan bir rom anm m plânm ı ver­ di. de Renal'in. mahallî din adamlan oy­ nar) ve Julien'in beraat edebileceği ihtimalleri ortaya çıkar Fa­ kat. şimdi nisbî bir huzura kavuşmuştur Mahkemede. Mektup bir trajediyi hazırlar. onun tarafından değil. kafası kopanlır Kısa bir müddet sonra. hiç o l­ mazsa öldüğü zaman. jüridekilerden biri. iki tabanca alır ve Mme de Renal'dan kilisede dua ettiği sırada intikamını alır. Julien'in. sevgilisi Julien'in başını kendi elleriyle gömen Julien. aldığı yaralardan değil. daha önce peşinde gidenlerden biridir ve kadın kendisine yüz vermediğinden. kızgınlıktan ne ya­ pacağını bilemez. M arki. Mme de Renal. kızının hiçbir şort altında Ju- lien ile evlenemeyeceğini söyler Julien de. Julien. Fa­ kat bu yara kadını öldürmez. Stendhal’m bir arkadaşı M. M ichoud de la Tour .

hem ailenin ço­ cuklarını eğittiğini hem de kadının yeni âşığı olduğunu gördü. rom andaki karakterlerin. önce ya­ şadıkları gibi yaşatm ak istediklerini ve m utlak iktidarı ele geçirm ek için entrikalar hazırladıklarını görüyoruz. M ichould de la Tour'u baştan çıkardı veya kadın bu genci baştan çıkardı. Ve M me. G renoble’de. onun b ir papaz olacak ye­ teneklere sahip olm adığını söyledikleri zam an. yine İhtilâlden. fakat is­ tikrarsız bir gençti. B erthet. B erthet. B erthet’in hayatını o kadar andırıyor ki. giyotinde can verdi. M echoud de la Tour ailesi. asillik unvanla­ rını kabul ettiklerini görüyoruz. b ü tü n Fransa. Derville. ailenin yanın­ dan kovuldu ve bir Katolik sem inerine bırakıldı. kadını köyün kilisesinde ibadet ederken öldür­ m ek istedi. zam an zam an birbirine karıştırm am ak elde değil. bir diğer gencin. Valenod ve F ouque’n in kendilerinden bahsettiğini anlayan diğer in­ sanlar da m u h tem elen vardı. çünkü Stendhal. günün sosyal ve politik hareket­ lerinde yer alan kim seleri canlandırm asını bilhassa iste­ m işti. sadece yaralanm ıştı. A rtık başka bir yerde iş bulam ı­ yordu. M me. Papaz Pirardi. Bert- h e t’in öğretm enleri ve papazlar. Fakat. Julien Sorel’in başından geçenler. rom anın ikinci derecedeki şahsiyetleri olan Mme. Hâlâ im paratorluk hayali . Kırmızı ve Siyah’taki (Le Rouge et le Noir) portresi için. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 05 ailesinin çocuklarının özel öğretm eni olan D auphinoisli bir dem ircinin oğlu. C om te de C ordon ailesinde öğretm enlik buldu. Tica­ re t ve im alâtla zenginleşen burjuvazinin. Bu suçundan ö tü rü . Ya bu genç M. S tendhal’m önünde oturdu. A ntoine B erthet adında zeki. aristokrasinin. Abbe Chelan. yeniden m etresine döndü. Rom anda. bu rom an­ dan ö tü rü S tendhal’ı hiçbir zam an affetm edi. buradan da kovuldu. fakat kadın ölm em iş. M ichoud’a beslediği kızgınlık öylesine art­ m ıştı ki. Hâdise nasıl cereyan etm iş olu rsa olsun. Geniş bir açıdan bakıldığın­ da. ailenin kızı ile geçirdiği bir aşk m acerasından son­ ra. Gerçekte.

de Renal’la ilk defa görüştü­ ğü zam an. kadının kendisine hakaret ettiğini zanneder. halbuki kadın. her hareketi. elindeki bu gücü hiçbir vicdan azabı duym aksızın uyguladığını görüyoruz. h er adım ı. N apoleon çağın­ da dünyaya gelm eyen Sorel. Fakat çok defa. Beauvosis ile düello yapar. Sorel’deki sınıf şu uru bir saplantı hâlindedir. Böylece. İhtilâl ve im para­ to rluk kargaşası arasında. hedefine erişm ek için hiçbir vasıtayı kullanm aktan çekinm eyen. M athilde’nin yatak odasına girdiği zam an. Sorel. onun çocuklarına iyi davranacak. kaybetseler dahi hiçbir şey kaybetm iş olmayacak. yakışıklı bir çocuk olduğunu görm üştü. hiç de dostça olm ayan ve partizan hislerle gösteren sosyolo­ jik bir araştırm adır. çünkü o n u n uşaklarından biri kendisine kaba bir tarzda bakm ıştır. iradesinin. Mm. iğfal e t­ tiği kadından daha kuvvetli olduğunu gösterm ek. iradesinin. R obespierre veya Na- poleon gibi. im paratorun bir resm ini yatağında tu ta r ve Saint Helena Hatıralan’nı sık sık okur. gözlerini ihtiras bürüm üş.1 0 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n içinde yaşayan B onapartçılar’ı görüyoruz ve artık siyasî iktidarı da eline geçiren kilisenin. kendi­ sine hakaret edileceğini. kim ­ . gizliden gizliye N apoleon’a hayranlık besler. aristok­ ratlar arasında yaşayan bir köylü olduğunu hiçbir zaman u n u tm az ve kendisine dudak bükülm em esi. kendilerine birer mevki kapan insanları sem bolize ediyor: D anton. N apoleon efsânesi yoğurdu veya daha doğrusu dejenereleştirdi. diğerlerinin. bir nesil öncesi. kendisi­ ni tatm in etm ek için. fakat kazandıkları zam an çok şey kazanm ış olacak insanlar. zevksizce ve kabaca hareket eder. ekseri insanların aksine. O nun karakterini. Sevişirken dahi. hiçbir zam an b asit hislerle hareket etm ez. Ro­ m an. Sorel. son Bourbon kralının yönetim indeki Fransa’yı. Bu cem iyette. azm inin şuurlu bir şekilde uygula­ nan gücünü gösterir. hakaret edil­ m em esi için daim a tetik te bulunur. perestiş eder. kendisiyle alay e t­ tiklerini sanır.

m u h tem eldir ki. 100 B üyük R om an • 107 senin hiçbir şeyden şüphelenm em esine rağm en. bu işi M arki’nin değil de kendisinin yapm ış ol­ m asından acı bir h o şn u tlu k duyar. Sorel’i değil. rû h î direktörünün büyük baskısı altında. azimli M athilde kendinden geçerek Sorel’i Pa­ . Julien’in ıstırabı bilhassa şuradadır ki. B ütün bu hallerde. bu realite önünde boyun eğm ek zorunda kalacaktı. silâhlanm ıştır. Ama. inanm ak istediği için bu m ektuba inandı. hâdi­ seye adları karışan herkes. oldukları gibi gö­ remez. Böyle dahi olsa. Kitap böylece. belki onaltıncı asır için yerinde olabilirse de. sorup soruşturm aksızın derhal kabul etm esini ne ile izah edeceğiz? Kont. Sorel’in Mme. Mme. M athilde’yi kendisine b enzetti­ ği zam an. Eleştiricilerin ekserisi indinde. Din harpleriyle geçen yılların hayalini yaşar ve gerçekte. hâm ile idi ve on u n la evlenm ek istiyordu. sevdiği adam aleyhinde o m ektubu yazdı­ ğını kabul edelim . onun kendi kendisine acım asının. karakterleri dışında hareket ediyor gibi. Gerçekte. Şu halde. kitabın başhca m esele­ si. M athilde’ye gelince. kendi hayalleri­ nin esiridir. aşkı dahi bir sınıf harbi hareketi olarak görür. kont da er veya geç. o da aynı şekilde. ondokuzuncu aşıra hiçbir şekil­ de uym ayan bir tarzda m elodram atik bir jestle son bulur. Navar- re’nin M arguerite’sinin yaptığı gibi sevgilisinin kafasını kendi elleriyle gömer. N orbert veya C roisenois’in kendisine hücum edeceğini sanarak. kont gibi dünyayı görm üş bir kim senin. de Renal’m. okuyucu böyle bir hareket için hiçbir şekilde uyarılm am ıştır. M athilde. kendi kendisini aldat­ m asının örneklerini görüyoruz. Sorel’in ölüm ü ile bu hayalini gerçekleştirir. terkedilm iş bir m etresten gelen bir m ektubu. kendisini veya diğerlerini. güvenini kötüye kullanan bir adam a kar­ şı kullanacak bir silahı eline geçirdiğini sandı. Sorel’in d u ru m u hâlâ da kuvvetli idi. Renal’a hücum udur. Ve nihayet. bir kraliçenin sevgilisi olan ve sonunda idam edilen kendi ecdadı Boniface de la M ole’ı sever.

kendisini şerefsiz bir tu tu m la suçlandır- m ıştı. d ü şü n ü p tartışm adan hareket ettiği bir an dahi yoktu. am a Sorel alelâde bir insan değildi.J.1 0 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n ris’e çağırdı da. Bu üzerinde tartışılm ayacak kadar ağır bir itham . şim ­ di bir asilzâde. hislerinin en gergin olduğu bir sırada. Tekrar ele ge­ çirebileceği b ü tü n avantajları karısını. 1964) bü tü n bu sorular ve diğerleri üzerin­ de uzun uzadıya durdu. aristokrasinin altında gördü.W. Haya­ tında. Sorel’in. Ancak kesin bir hareketle. kendi kendisinin efendisi ol­ m uştur. kendisini. H em m ingis (Stendhal’ın Rom anları üzerinde bir inceleme. bir çılgın m ı olduğunu söyleyeceğiz? F. Verrieres’e yaptığı uzun yolculuk­ ta (o zam an dem iryolu yoktu) düşünm ek için vakti vardı. Sorel’in hareketini nasıl izah edeceğiz? Alelâde bir adam. H a­ yatı boyunca. Şu hâlde. bazı eleştiricilerin söyledikleri gibi onun. . kendi faziletini haklı çı­ karm ak için böyle hareket etm iş olabileceğini söyledi. Ve b u n u da. kendi çıkarı uğruna. bu şerefsiz lekeyi tem izleyebi­ lir. m ütem âdiyen entrikalar peşinde koşan bi­ ri olm adığını gösterm ek suretiyle yapabilir. ger­ çekte. önündeki im kânları ortadan kaldıran bir diğe­ rini öldürebilir. âdeta huzur içinde isteye­ rek giyotine gider: N ihayet. servetini m esleğini ve asaleti tekm eleyerek. Sorel. babasını kendi tarafına çekene kadar niye on u n la tartışm adı? N ihayet.

Marchesa del Dongo: G enç k arısı. K ontes P ie tra n e ra . kib irli ve kinci. d eli d o lu b ir genç. ih tira s lı. Margot: S avaş a la n ın d a k i a s k e rle re y iy e c e k ve içki sa ğ la y a n k a d ın . m u h te ­ m e le n F a b riz io ’n u n g erç e k b a b a sı. b a b a s ı k a d a r re a k siy o ­ n e r v e h ain . ta m a h k â r. Fabrizio Valserra. h o b isi a s tro lo jid ir. Clâlia Conti. te z can lı. Angelina Valserra (Gina). L iberal p a rti ü y esi. F ab­ riz io ile W aterlo o ’d a d o s tlu k k u ra r. Asconio del Dongo: M a rch e se’in e n b ü y ü k oğlu. Marcbesina del Dongo: R om anın k a h ra m a n ı. s o n ra la rı. y ak ışık lı. Kızı. Umercati. Z en g in b ir d elik an lı. . a z im li ve v ic ­ d a n s ız . b ir a ra G ina’n ın sev g ilisi. ca z ib e li. D ü şes Sanseve- rin e: M a rch e se'in k ız k a rd e şi. General Fabio Conti: P arm alı b ir g e n e ra l. Priore Blanes: Yaşlı ve m ü şfik b ir p a p a z . Parma Manastırı Yazan Stendhal (Marie-Henri Beyle) Başbca karakterler Teğmen Robert: N ap o leo n ’u n İta ly a ’d ak i o r d u s u n d a b ir su b a y . y a m y a s sı y ü z lü b ir re a k siy o n e r. n a z ik ve sevim li. Marchese del Dongo: A v u s tu ry a ta ra fın ı tu ta n M ilanolu b ir a silz a d e : şişm a n . p a ta v a ts ız . g ü z e l p arlak .

Conte M: K ıskanç. hiç d e tam a- m iyle a p ta l b ir in sa n değil. 1 1 0 • 1 0 0 Büyük R om a n Kont Mosca della Rovere: P arm a B aşvekili. k o c a sın ın b ir m e t­ resi o ld u ğ u v e k e n d is iy le k o n u şm a d ığ ı için m u ts u z b ir kad ın . Ferrante Palla: D o k to r. Lodovico: F a b riz io ’n u n sâ d ık uşağı. . ç e k in g e n b ir kad ın . F a b rizio ’ya âşık. Landriani: P arm a Baş P isk o p o su . Gilletti: M a rietta’n ın se v g ilisi. k u rn a z te c ­ rü b eli v e d ü n y a y ı g ö rm ü ş b ir politik acı. so n d e re c e ç e k in g e n b ir çocuk. La Mammacia: M a rietta’n ın a n n e s i o ld u ğ u n u sö y le y e n ta m a h k â r ve h a y s iy e tsiz y aşlı b ir k ad ın . fa k a t hiç d e esk i o lm a y a n u n v a n ın a a s â le t g e tire c e k itib a r ­ lı b ir m ev k i p e ş in d e d ir. Sanrino: F a b riz io ’n u n C lelia’d a n o lan kızı. ş a h s e n g ö ze b a ta n b ir ta ­ rafı yok. k e n d is in in ö ld ü rü le c e ğ i k o rk u su a ltın d a d e m o ra liz e o lm u ş ve ü lk e s in d e b ir te rö r e s tirm e y e b a ş la m ış tır. b o ş z a m a n la rın d a şiir y a z a r. Annetta Marini: Bir tü c c a rın kızı. General Fontana: P re n sin y av eri. h alk a r a s ın d a n y e tiş tiğ in d e n y ü k se k m ev k id ek i k im se le r k e n d isin i ko lay lık la y ıld ırırla r. Dük Sansevarina-Taxis: Yaşlı b ir a risto k ra t. şa ir ve ih tilâlci. k e n d in i b e ğ e n m iş b ir genç. çek in g en . Ranuccio Ernesto V: P arm a V eliahtı. Ranuccio-Ernesto IV: P arm a P rensi. m ah ç u p . b ilh a s s a ta m a h k â rlığ ı ile bilin ir. elli y a ş la rın d a . n a m u s lu b ir in sa n . ç irk in ve kinci. n e fre t e d ile n b ir re a k siy o n e r. ş ir r e t b ir k adın. Marietta Valserra: G üzel g en ç b ir a k tris. Kont Zurla: İçişleri Bakanı. k e n d is in in ilg isin i çek e n y e g â n e sa h a m in e ro lo ji (m ad en ilm i). m u tla k b ir h ü k ü m d a r. Don Cesare: G en eral C o n ti’n in k a rd e şi ve P arm a K alesi’n in p a p a z ı. Marchesa Raversi: M u h alif L iberal p a rtin in lid eri. sıska. Clara-Paolina: P re n sin a rk a d a ş ı. Marchese Crescenzi: C lelia ile n işa n la n m ış o lm a k ta n b a ş k a h içb ir ö zelliğ i o lm a y a n z e n g in b ir ad am . Fausta: T a n ın m ış b ir şark ıcı. Gonzo: M archese C re s c e n z i’n in y a n ın d a n a y rılm a y a n biri. Prenses Isotta: Ülkeyi y ö n e te n ailed ek i y aşlı ve ev d e k alm ış b ir p r e n ­ ses. F a u sta ’ya âşık. Marchesa Balbi: P re n sin m e tre si. Rassi: P arm a Baş H âkim i.

Kontes. Çocukluktan erişkinliğe geçtiği sırada Fabri- zio'nun başından donkişotvari bir macera geçen Napoleon. zâhi- ren. Kont Mosca. Napoleon çağının böylece nihaî olarak kapanmasından sonra. ülkeyi tam bir Matternich kurnazlığı ile yönetin Gina'yı Parma'da yerleştirmek için yaşlı ve zengin bir dükle evlendirir. Fabrizio'nun bir asker veya bir devlet adamı olarak. onun için öylesine şaşırtıcıdır ki. hemen he­ men ne olduğunu anlayamaz. en güzel. hiçbir zaman tamamen açı­ ğa vurulmaz. çocukluğu ıstıraplı geçer. Hikâyenin kahramanı. gerçekte. istikbali tehlikeye düşmüştün Teyzesi Gina şimdi. Ranuccio-Ernesto IV bile ona iştahlı gözlerle bakan G i­ na ve Kont. orduya katılmak için derhal Fransa'ya gider ve VVaterloo'ya ulaşın Bu tecrübe. Çocuğun. za­ manla aşka dönüşürse de bu aşk. Parma sarayında. 1 0 0 B üyük R om a n » İ l i Hikâye Parma Manastırı (La Chartreuse de Parma). ardından gelen reaksiyon devresine kadar uzanır. teyzesi G ina'dır (Kontes Pietranera). göz kamaştıncı nişan­ lar da verildiğinden dük. en kurnaz ve en nüfuzlu bir kadın olduğunu ispat eder. son derece yakışıklı ve câzibeli bir genç olur. teyzesinin. en zeki. kendisini yakın hissettiği kimse. reaksiyoner Avusturya hükümetinin sert bir şekilde yö­ nettiğini görün Ağabeyi kendisini polise haber verdiğinden. kendisine böylece boynuz takılmasın­ dan memnundun Gina. Napoleon ordusundaki bir su­ bayın oğlu olduğuna inanılın Kendisini anlamayan. Napoleon çağının son yıllarında başlar. Kuzey İtalya'da geçer. son za­ manlarda dul kalmıştın Büyüdükçe. sempati duymayan babası ve mağrur yaşlı ağabey Ascanio'dan ötürü. hattâ Prens. muhafazakâr bir asilzâde olan Marchese del Dongo'nun oğlu ise de çocuğun. El- ba'dan döndüğü zaman. imparatorluk hisleriyle dolu Fabrizio. İtalya'ya döner ve ül­ kesini. Fabrizio için plânlar hazırlarlar Yapacağı tek şey . bağımsız Parma Prensliğinin Başvekili Kont Mosco adında metresidir. ona karşı gösterdiği sevgi. Fabrizio.

öylesine yakışıklı bir genç olmuştur ki.1 1 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n kiliseye intisap etmektir. beraat ede­ bilirdi. prensi tehdit ederek. onun hakkında başka bir şey düşünmez. düş­ manlan Mosca'yı zor durumda düşürecek bir fırsat olarak kul­ lanırlar Gina'nın kendisinden vazgeçmesini hâlâ kabul ede­ meyen prens. bunu. artık dinî mesleği sona ermiştir Gina. Gina'ya sevgili yeğeni vasıtasıyla bir darbe indir­ mek ister Gıyaben yargılanan Fabrizio. Fabrizio serbest bırakılmadığı takdirde. mübalâğalı bir tarzda önemli gösteriyordu. polis genci ele geçirince. trajik bir kavga ile sona erer: Alelâde bir aktör olan rakibi Gilletti'yi. Böylece. kalede mutlu bir hapis hayatı geçirirken. bilgili veya seksüel bakımdan saf olması beklenmeyecektir. Kont dahi onu kıskanır Fabrizio. Parma'nm liberalleri. Kalenin kumandanı General Conti'nin. Genellikle. onun tekrar yar- gılanamayacağı ile ilgili maddeleri kaldırmaz. yüksek mevki- lerdeki bazılanna rüşvet verir ve Fabrizio. kendisini savunmak için öldürür ve polisi tek­ rar peşinde görür. Böylece. Gina. onun dindar. kendisine metres olarak Marietta adında genç bir aktristi seçer Gayet ağır başlayan bu macera. arkadaşı Mosca'yı da incitmek niyetinde değildir Böylece. hâdiseyi. Clelia adında güzel bir kızı vardır Fabrizio genç kızla tanışır ve haya­ tında ilk defa olarak ciddî bir tarzda âşık o lu r Fabrizio. ai­ le bağlan ve Mosca'nın nüfuzu onu. cür'etli bir tarzda ka­ . sonunda Parma'nm baş­ piskoposu yapacaktır. yirmi sene hapse mahkOm e dilir Mahkeme kendisini temize çıkarmadıkça. hıya­ net yoluna başvurur Fabrizio'yu atfederse de. onu Parma Kalesi'ne hapseder Fabrizio. fakat şimdi siyasî düşünceler. onu serbest bırakacak plânlar hazırlan Mosca. Parma'dan aynlacağmı söyler Hem Gina'ya malik olmak hem de onu küçültmek isteyen Ranuccio-Ernesto. Bir asilzâde olduğundan. teyzesine sadece minnettarlık duyar. pek üzülmez. ilâhiyat eğitimi için dört sene müddetle henüz kilise tarafından onaylanan bir papoz değil­ d ir Fabrizio. böyle bir durumda.

Parma'da bir cumhuriyetçi isyanı başla­ tırsa da. Gina. Prens. ga­ yet cazip bir kadın olarak görür. G ina. Fabrizio'yu serbest bırakacağını söyler. Baş Hâkim Rassi'nin kontrolü altında­ dır. tabiî bu da Fabrizio'nun teslim olmasını gerektirecektir. Fanatik bir cumhuriyetçi olan Palla. Kale. durumunu anlatır. Fakat kara sevdaya tutulan Fabrizio. burası onun kontrolü altındadır. ne Fabrizio'nun ve ne de Mosca'nın güven içinde olacağına inanır. mahkûmu zehirle­ yeceği anlaşılır. kendisine verilen talimatın ötesine çıkar. Prens. 100 Büyük R om a n *113 leden kaçırılır. Mosca bu ayaklanmayı kolayca bastınr. Fabrizio serbest olunca. Clelia'yı tekrar görebilmek ümidi ile kaleye teslim olur. mutlak iktidann zevkli bir şey olduğunu öğrenmiştir ve Gina'yı da. prens hayatta olduğu müddetçe. Ranuccio- Ernesto'yu öldürmek için plânlar hazırlar. hafitçe kafadan çatlak Palla adın­ da bir şair de vardır. Kendisine hayranlık duyan pek çokları arasında. Kadın. ne kendisinin. yine yeğenini kaçırmayı düşünür Prense giderek. Gina. kesinlikle beraat ettirildikten ve kilisedeki unvanla- nna bir daha geri alınmayacak şekilde sahip olduktan sonra. Fabrizio'nun temize çıkanlmasını isteyen Gina'nın ısrarlan karşısında dayanamaz. Gine şimdi. M ineroloji- den başka birşey düşünmeyen yeni prens. Rassi'nin de. teyzesini aklına dahi getirmez. yargılanması başlamadan. G i­ ne'nin öpücüklerine ve parasına dayanamaz. Mosca. Bununla beraber. Fabrizio. tıpkı babası gibi. Fabrizio'nun şehir hapishanesinde tu­ tulmasını ister ve güvenlik kuvvetleri vekili olarak da. prense olan borcunu mümkün olduğu kadar geciktirme­ ye çalışır. fakat kazandığı zafer uzun . prensi zehirleme­ yi kabul eder. Bu işi yerine getirdikten sonra. yeğeninin temize çıkaniması için onun yeniden muhake­ me edilmesini ister. Mosca'nın baş düşmanı. kendisinin bir hapishanesin­ de bir vatandaşın. Gina kendisini prense terket- tiği takdirde. bu oyuna gelmez. Clelia'dan başka birini düşünmez. bilhassa suçsuz bir vatandaşın zehirle öldü- rülemeyeceğine inanacak kadar saftır. kısa bir hükümdarlık devresinden sonra. Gina ve Mosca şimdi hedeflerine erişmişlerdir.

N apoli'de yerleşir. Sonunda. Bir müd­ det sonra yaşlı başpiskoposun yerini alacak Fabrizio. hüzünlü son günlerini geçirmek için Parma'daki manastıra çekilir Eleştiri Civitavecchia’daki konsolosluğu sırasında. cinsî ilişkiler kuramayacağına dair verdiği söz. Clelia ile evlenemez ve Clelia da. Gina'nın yatağından aynidıktan yarım saat sonra. onaltıncı ve onyedinci asırlarda. artık ül­ kenin en güçlü dinî adamıdır. Ro­ m a’da işlenen suç ve skandallar hakkında bilgi toplam ak­ . vicdanında. Kısa bir müddet sonra da Clelia ö lü r Fabrizio yıkılır. kendilerine lâyık olmayan bir piskopos tarafından lekelenmiş olmayacaktır Bir din adamı olarak işlediği bütün günahlara rağmen.1 1 4 * 1 0 0 B üyük R om a n sürmez. dindar halk. zengin ve mağrur bir "marchese" ile evlenmiştir. Stendhal’m hobilerinden biri. birbirini görmemezliğe gelirlerse de. ne Clelia'nın evli olması ne de Fabrizio'nun. dünyevî saadet ve başanya ulaşmaya kendisini adamış. Fabrizio'yu Parma'da bırakır. böylece. bu iki âşık ihtiraslarına boyun eğerler Clelia Fabrizio'yu hiç görmeyeceğine dair Meryem Ana üzerine yemin etmiştir Onu sadece geceleri görür. bir müddet. Kadın. sadık Mosca da sonun­ da yanına gelir. temizlenmesi gereken çok leke bulundu­ ğunu idrak eder. tatlı-acı son bir hareket katar Clelia evlendikten sonra. dünyadan elini ayağını çekmektir. Bu birleşmeden. Tabiî artık. daîmi bir engeldir. ka­ dın ülkeyi terkeder. hayatının. böyle­ ce yeminini çiğnemediğine inanır. Böylelikle. dindar bir kimse olduğu hakkında hak etmediği bir şöhret sağlar ve kiliselerdeki vaaz­ larını dinleyenlerin sayısı gitgide kabanr Âşıklar. Fabrizio ve Clelia arasındaki aşka. Stendhal bu noktada. hâlâ iyi bir Katolik olduğundan ve kendi kendisiyle samimi bir insan oldu­ ğundan. Sandrino adında bir çocuk doğar ve henüz iki yaşıncfa iken ölür. fakat her adımda fecî ta­ lihsizlikle karşılaşmıştır Şimdi onun yapacağı tek şey. Fabri- zio'nun bitkin ve soluk görünüşü ona.

100 bü y ü k R o m a n • 115 tı. yatm adan önce m uhtem el bir ka­ tilin saklanıp saklanm adığından em in olm ak için. en iyi bildi­ ği yeri seçti. R om anın atm osferi. çünkü III. zam anla Parm a D ükü oldu. Ülkeyi. h apishâneden kaçtı. kom şu M odena Dü- kalığmı idare eden IV. Stendhal. sanki Farnesi’nin yönetim i devam ediyorm uşçasm a anlattı. Bu m alzemeye göre. bu hânedanlık onsekizinci asırda son b u lm u ştu ve Stendhal’m zam anında Parm a’yı. Böylece. tem ­ kinli hareket ederek. onaltm cı asır İtalya’sını hatırlatır. Napole- o n ’un ikinci karısı olan ve kendi zam anı için oldukça libe­ ral bir h ü k ü m d ar sayılan AvusturyalI M arie Louise yöne­ tiyordu. Paul’un hayatı artık tari­ hin malı idi ve sanat düşünceleriyle iyi bir tarzda ele alı­ nam azdı. tiksindirici politik m ücadelelere ve entrikalara sahne olur. aynı aile arasındaki aşk ihtirasları ve çeşitli aşk m aceraları ile. Françis olabilir. ondokuzuncu asır İtalya’sından ziyâde. Prens. Gençliğinde. kilise hiyerarşisinde yükselm esini Kar­ dinal Rodrigo Borgia’nm m etresi olan teyzesine borçlu idi. M etresinin doğurduğu çocuk. Papa Paul olarak katolik kilisesinin başına geçecek ve Farnese m alî im paratorluğunu kuracak A lessandro Farnese adında genç bir İtalyan’ın da hayat hikâyesi vardı. A ptal veya korkak mizaçlı biri olm ası­ n a rağm en. Topladığı m alzem e arasında. küçük bir devlet olm asına rağm en. S tendhal’m despotik prensi. fesat ve nifak yönetir ve vekillerin kaderi. Gerçekte. daha sonraları III. teferruatı oldukça değiştirdi: Par- m a’yı. Parma Manastın’nın başlangıç noktası idi. Tabiî. fakat yine de kardinalliğe ve sonunda papalığa yükseldi. h er akşam. entrikalar ve zehirlem e hâdiseleri ile. A lessandro. karikatürleş- m iş bir otokrattır. Parma. başve­ . hikâyeyi m o­ dernleştirm ek istedi. JMateryalin aslında yedi yüz kelim eden oluşan bu ilk izah sayfası. yatak odalarında tayin edilir. diplom asiden ziyade. Kendi zam anının kuzey İtalya’sı. rom anın geçtiği yer olarak. asil bir kadını kaçırdığından hapsedildi.

iki du rum da ciddî birer m esele ile karşılaşıyoruz. kutsal b ir insan olm azsa bile. kendisini zevke ve dinî riyakârlığa kaptırır. Sonraları. hikâye­ nin sonunda. M uhale­ fet liderleri. canlı karakter Gina'dır. şaşaalı D üşes Sanseverina. ileri görüşlü bir insan olm akla beraber. Z âhiren bir anti kahram an olm asına rağm en içinde. Hikâyedeki kusurlardan biri şu: Fabrizio’nun m eslek hayatını son yılları ve kendisini bir m anastıra çekilmeye . Fakat. Çocuk iken.tem sil eden ihtilâlci Ferrante Palla. W aterloo’daki tu tu m u ile yüksek bir idealizm e de sahip olabileceğini gösterir. G eneraller ba­ ru ttan korkar. en iyileri Fabri- zio’dur. yatağının altına bakm asını em reder. En akıllıları M osca’dır ve ağzından çıkan keli­ m eler La Rochefocauld’un vecizelerini andırır. dünyevî değerlere bağlı M osca ve yakışıklı haylaz Fabri- zio. çok daha az liberal insanlardır. sevim liliklerinden. En h are­ ketli. hepsi am oral. tehlike karşı­ sında tasasız neşelerinden ö tü rü kendilerini sevm em ek elde değil. Hikâyeye. azim lerinden. politika değil de. des- p otik bir h ü k ü m eti yönetm eye m ecbur kalm ıştır. H epsinin ahlâkî inanışları zayıf. eski zam anların m elodram larından kalm a bir habistir ve bu insanların birbiijerine karşı giriştikleri m anevralar bir opera komik’i hatırlatm aktadır.1 1 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n kiline. m âzisini u n u t­ turacak bir seviyeye yücelm esini bilir. kahram anları oluşturan bir şey vardır. şaheser bir karakter üçlü­ sü canlılık getiriyor: Parlak. çünkü olgunlaşan veya karakteri yücelen yegâne insan odur. Sadece. fakat yine de. Bu. doğm akta olan yeni İtal­ ya’yı -Silvio Pellico ve M azzini’nin rüyâsını gördükleri İtalya’yı. eski hânedanlıkları silip süpüren ve İtalya’ya m odern bir h ü k ü m et getiren Napoleon. bayağı saray en ­ trikaları dışına sadece iki kişi çıkıyor: Kısa bir zam an için­ de. Fakat belki. M uhafazakâr lider Mosca. Baş hâkim Ras- si. askerlerin üniform alarındaki düğm elerin eksik olm am asına bilhassa dikkat ederler. kendisinin de bilm e­ diği tarzda.

edebî zevke sahip. B ütün bu kusurlarına rağm en. On üç yaşında. Ahlâkçı eleştiriciler. kendisini. Matematiği gayet iyi anlayan çocuğun. Napoleon’un çevresinde idi ve sonraları devlet bakanı olmuş­ . ülkenin imparatorluk gayelerine adadı. en azından üç rom anhk m alzem e var. Parma Manastın. Zaman zaman. şehvanî ve disiplinsiz bir kimse idi. Beyle’ye edebiyat aşkını. Âşık b ir başpis­ koposun hikâyesi. onun karakterini tümü ile babasına ve öğret­ menlerine olan reaksiyonu oluşturdu: Kavgacı. Şekilci eleştiriciler. bir hükümet darbesi ile Fransa’nın başına geçtiğinin ertesi gü­ nü Paris’e ayak bastı. Marie-Henri Bey’le idi. yayımlayı­ cınındır. büyük ölçüdeki canlılığından ö tü rü haysiyetini sürdürüyor. reybî (şüpheci) egoist. Grenoble’deki Ecoie Centra’e gönde­ rildi. Yedi yaşında iken anne­ si öldü ve çocuğu. rom anın yaygın plânını ten k it ediyor­ lar. o n un hangi noktalarda büyük bir ro ­ m an olduğunu pek söyleyem ezlerse de. tam bir burjuva idi. rom anın “am oralite”si ve ciddiyetten m ahrum oluşu karşısında hayret ve şaşkınlık duyuyorlar. Gerçekte. Parma Mamıstm. 1 0 0 büy ük R om an * 1 1 7 sevkeden hâdiseler oldukça hızlı geçilir. başlıbaşına bir rom an konusudur ve Clelia’nın ö lüm ünden sonra. ancal< Julien Sorel’den bekleneceği tarzda. din adamları tarafından eğitildi. imzasını Henri de Bey’le diye attı. bu düzeltm eleri yapm adan öldü. sahte bir asalete sahip imişçesine. haşin. Böylece 1799’da. Stendhal’in değil. Bir mühendis olmak için Paris’e geldiğini unutarak. kuru ve temkinli babası ile teyzesi Seraphie ye­ tiştirdi: Stendhal. daha sonraları ruhban sınıfına karşı cephe almasında. bu yılların büyük etkisi oldu. onun zihnî duru m u n u n analizi gereklidir. Bu kusur. Beyle. gerçekte. R om anın orijinal nüshasının kısıtlanm ası gereki­ yordu ve Stendhal. Bu hali ile dahi. bü tü n dünyanın büyük diye kabul ettiği bir rom an. Daru adında uzaktan bir akrabası. Gerçi okuyucular. ba­ bası da Grenoble’de bir avukattı. ilkin. Yazar Stendhal’in gerçek adı. her ikisinden de nefret etti. plânda. 1783’te doğdu. Na- poleon’un. Paris’teki Ecole Poiytecni- que’e devam ederek mühendis olacağına inanıldı. mesleği doktorluk olan büyük babası verdi.

Hepsinin başında. Maaş azdı. Treste’ye konsolos olarak gönderildi ise de. Charles . bir as­ teğmen olarak orduya katıldı ve İtalya’daki Fransız ordusuna gönderildi. Louis Philippe’nin gelişi. genellikle. ama çok sevdiği Roma hemen yakınında idi. Hükümetin 1830’da değişmesi. bilhassa Roma ve Milano. da­ ha kuvvetli ve (ondokuzuncu asırdaki burjuva anlamı ile) daha az medenî olan mizaçlarını çok cazip buldu. Fransa ve İngiltere’de kıt kanaat yaşadı. İtalyan kadınlarını çok sevdi. X. hayatının sonuna kadar bu mevkide kaldı. Kendisine hürmet duyulmasına rağmen. yaşadığı aşk maceralarının hikâyesidir. turistik Roma rehberi. onun ikinci ülkesi oldu. Ardından gelen seneler tam bir faaliyet yılları idi. Almanya ve Avusturya’ya uzun seyahatler yaptı. burası. Ertesi yıl. bu ülke hakkında hiçbir şey bilmiyor idi ise de. hükümet namına Viyana’ya gönderildi ve imparatorun ordusunun peşinden Rus­ ya’ya gitti. Milano” yazılmasını teklif etti. bu andan itibaren. Sıhhatinin kötü­ lüğünden ötürü. Fal<at bu iş. yeni­ den hükümet kapısını açtı. tahta bir burjuva hanedanının. Beyle. aşk üzerine bir inceleme. tekrar dev­ let hizmetine girdi ve o zaman Fransız işgalindeki Brunsvvick’te bir yöne­ ticilik mevkii ile görevlendirildi. biraz Almanca öğrendi. canı sıkılıyordu. artık hükümetten iş alamayacağını düşünerek Paris’ten ayrıldı. bellibaşlı romanlarına bu ülkeyi ko­ nu seçti. özel hayatı. Bu yıllarda (1820’lerde) çeşitli sahalarda yazılar yazdı: Meşhur kompozitör­ lerin bayatlan. Smolensk ve Borodino savaşlarında bulundu. 1806’da. Stendhal’a. Londra ve Paris mecmualarında çeşitli makaleler. İtalya. Ardından papalık devletlerinden Civitavecchia’ya gönderildi. Kırmızı ve Siyah. Paris düştüğü zaman da. İtalyan operasından büyük zevk duydu. Napoleon’un imparatorluğu çöküyordu. mezar taşına. onun şahsiyetinin öylesine bir parçası haline gelmişti ki bir defasında. Cimaraso’nun mûsikisi­ ni ve Correggio’nun tablolarını çok sevdi. İtalya'ya gittiği zaman. cemiyet­ te yükseldi.1 1 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n tu. Beyle edebiyata döndü. “Enrico Beyle. Daru. artık kendisinden. genç Henri için çok hafifti. Savunma Vekâleti’nde ona bir iş buldu. Moskova’nın ya­ nışını seyretti ve bu büyük yangının estetik bakımdan tatmin edici oldu­ ğunu söyledi. Ardından yine aynı vakarla. onu meşhur yapan Stendhal adı ile bahsedeceğiz. radikal bir insan olarak tanındığından AvusturyalIlar kendisini is­ temediler. uzun süreler boyunca işinin başında bulunamadı ise de. ordu ile birlikte Batı Avrupa’ya çekildi. İtalya. henüz on yedi yaşında olmasına rağmen. İtalyan resminin tarihi. Burada. Aynı yıl. Beyle. Da­ ha sonraları. İtalyanlar’ın daha ihtiraslı. Bourbonların yönetiminde idi. Şimdi Fransa.

Ancak bu adamlar. İtalya’da geçen mâcera ve entrikalarla İlgili olan bu roman. Stendhal. şöhrete yavaş erişti. Napoleon gibi bencil kahramanlara duyduğu sevgi. Stendhal’in hangi sahada büyük olduğunu görebiliriz: psikolojik realizm’in de. edebî ufuktan çekildikleri vakit. ama ro­ mantiklere de tam mânâsı ile benzemiyordu. . “Az sayıda mutlu insanlar'’ İçin yazdı­ ğını İddia etti ve 1880’e kadar da. Stendhal. kendisinin takdir edilmeyeceğini söyle­ di. 1 0 0 Büyük R o m a n « l i g devrinin son yılında yazıldı. (Kitapta Bourbonlara hücum eden par­ çalarından ötürü). Kitap yayımlandığı zaman (1831) zamanının dışında kalmış. onu onsekizinci asır insanlanndan uzak tuttu. modası geçmişti. kalp sektesinden Pa­ ris’te öldü (1842). Hugo’nun muhteşem mev­ kiinden mahrum olduğu gibi. 1839'da yayımlandı. Uzun bir hastalıktan sonra. Belki güçlük şurada idi ki. İkinci şaheseri. günün edebî ör­ neklerinden hiçbirine uymuyordu. Bu arada başka romanlar yazdı. Par­ ma Manastırı. Lamartine’in hissiliği de onda yoktu. Bunda haklı çıktı.

ü m its iz lik iç in d e ­ d ir.6 0 1 v e No: 9. Tholemy£s’in arkadaşları ve onların metresleri: Ustolier: D ahlia. b ir fa h işe o lm ay a z o rla r.4 3 0 . Petit Gervais: S av o y ard lı o n iki y a şın d a k i b ir la te rn a c ı. Charles François Bienvenu Myriel. P isk o p o s Mriel ve e v lâ t e d in d iğ i k ızı C o s e tte 'n in o rta y a k o y d u ­ ğ u iyi ö rn e k le rle ısla h o lu r. Feliz Tholomyes: B aşın d a k avak yelleri e s e n P arisli b ir taleb e. . Mm. ç a lışk a n b ir köylü. Urba- in Fable. Sefiller Yazan Victor Hugo (1 8 0 2 -1 8 8 5 ) Başbca karakterler Jean Va^ean: R o m an ın k a h ra m a n ı. Fameuil: Z ep h in e. g e rç e k b ir so sy a l a d a le te in an ır. P ere M adelenie. G: Millî İh tilâl K o n g resi'n in ö n cek i b ir ü y esi. M izacı itib a riy le m ü te v a z ı b ir kız ise d e. U ltu m u s F au ch elev en t. Fentine: T h o lo m y e s’in m e tre si. Şu ta k m a a d la rı v a rd ır. Mile. İlkin b a s it. No: 24 . h e rk e se iy ilik y a p m a y ı ço k se v er. Baptistine: K ızk ard eşi e v le n m e m iştir. c e m iy e tte y a ra rlı b ir in sa n h a lin e gelir. ş a rtla r k e n d isin i. Magloire: Evinin işle rin e b a k an k adın. s o n ­ ra la rı b ir m a h k û m o la ra k h a y a ta k ü sk ü n lü k d u y a r. D’nin Piskoposu (Mösyö Bien- venu): M elek gibi y a şlı b ir in sa n .

s e ­ v im li b ir kız. k iralık a tla rın b u lu n d u ğ u ta v la y a b a k a n ad am . . Mile. M. Bahorel: G ö z ü p e k . s o n d e re c e s â d ık v e sâ m im î. Euphrasie (Cosette): F e n tin e ’n in k ızı. h is s i ve ro m a n ­ tik. m ü srif. V aljean 'ın evlâtlığı. ö n c e le ri n o te rk e n s o n u n d a P etit P icpus r a h ib e m a n a s tırın d a b a h ç ıv a n o lu r. d iğ e r kızı. T ak m a isim leri: J o n d r e tte . Feuilly: K endi k e n d is in i y e tiş tirm iş biri. Rahibe Ana Innocent: P etit P ic p u s’u n b a ş râ h ib e si. k o n u şk a n . lâtife y i se v er. k e n d is in i çiçek y e tiş tirm e y e v e rir. h iç b ir şe k ild e s a tın a lın m a y a c a k k a d a r n a m u s lu . Javert: Polis m e m u ru . Bamatobois: P aris d ış ın d a n g e le n b ir z ü p p e . E^jolras: Yirmi iki y a ş ın d a m ilita n ih tilâlci. ay n ı ş e k ild e v ic d a n s ız . Mabeuf: P o n tm e rc y ’n in esk i b ir a rk a d a ş ı. Azelma: T h e n a rd ie r'in . evli d e ğ ild ir. M. Thenardier: K arısı. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 121 Blaheville: F avorite. Gavroche: B aşıboş d o la ş a n b ir çocuk: T h e n a rd ie r’in oğlu. Champmathieu: K en d isin in V aljean o ld u ğ u s a n ıla n b ir köylü. Albay Baron Georges Pantmercy: W aterlo o 'd a ç a p k ın b ir su b a y : y a ş ­ la n ın c a esk i h u y la rı k a lm a z . ç e k in g e n ve m ü şfik . Mm. Marifus Pontmercy: A lb ayın oğlu. d iğ e rle ri ü z e r in ­ d e h â k im iy e t k u rm a k iste y e n y aşlı b ir ad am . m ü şfik . y ak ışık lı ve cid d î. Fauchelevent: Yaşlı b ir ad am . k ita p b irik tirir. M arius’a âşık. se fil fa k a t g ü z e l kızı. Courfeyrac: Bir a s ilz â d e n in oğlu. Gillenormand: Eski re jim in b ir b u rju v a sı. Rahibe Simplice: C h a rty râ h ib e si. Comlteferre: G ru b u n filo z o fu . aç g ö z lü ve v ic d a n ­ s ız b ir a d a m . m e le k gibi b ir k im se. şak acı. v a n tila tö r y a p ıp sa tıy o r. 1832 is y a n ın d a rol a la n ta le b e le r ve k ışk ırtıc ıla r. Scaufflaire: M -sur M-de. d o la n d ırıc ı ve k rim in al. F ab o n to u . Thenardier: Ç av u ş. Teodule Gillenormand: G ille n o rm a n d 'ın y eğ en i: y ak ışık lı b ir g en ç s u ­ bay . Mere Plutarch: E vinin işle rin e b a k a n kad ın . h a n cı. F e n tin e'y e h a k a re t e d e r. Eponine: T h e n a rd ie r'in . iffetlilik ta s la y a n biri. h u y su z . n â z ik . Gillenormand: Kızı. k e n d is in i b a b a s ın ın h â tır a s ın a a d a ­ y a n m ü şfik b ir g en ç. kavgacı. b o ta n is t. Abbe Mabeuf: Erkek k a rd e şi. Prouvaire: Z en g in b ir a d a m ın oğlu. g en ç.

mahkûmiyet müddeti on dokuz seneye çıkarılır. Montparnasse: G enç. T ak m a adı: Le C abuc.” Magnon: G ille n o rm a n d ’ın b ir h iz m e tç isi. Joly: T ıp fa k ü lte si ta le b e si. Hikâye Sefiller'in plânı muazzam ve muğlaktır. şimdi kızgın. fakat merkez doku­ su Jean Valjeon adlı bir köylünün. ümidini yitirmiş bir adamdır.1 2 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n Lesgel (Laigle) de Meaux (Bossuet): N eşeli fa k a t ta lih siz . Po­ lis. M ire Httcheloup: Reu d e la C h a n v re ri’de hancı. z o rb a . Mere Bougon: G o rb eu a M alikânesi’n in ev sah ib i. Bir kürek mahkûmu olduğundan. niha­ yet. k u rn a z . Boulatruelle: M o n tferm ailli b ir yol işçisi. Defalarca kaçmak istediğinden. aç ailesini doyurmak için bir somun ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekme­ ye mahkûm edilmiştir. y ak ışık lı ve o ld u k ç a d a z ü p p e . yanı­ na alır ve ona gayet nazik davranır. k ü sta h . Toussaint: V aljean ’ın h iz m e tç isi. Valjean. Babet: S ıska. onun misafirsever- liğine. yemek takımını Vai- . k ab a. e s m e r ve v a n trlo g (k a rn ın d a n k o n u ­ şan). Valjean. h ip o k o n d ria k (vesv eseli. piskoposun yemek takımlannı çalmakla karşılık verir. kimse onu banndırmak istemez. Valjean. Grantaire: F izikî b a k ım d a n ç irk in b ir se p tik . Nihayet 1815'te serbest bırakılır. d a h a ö n c e le ri d iş çekici. kısa bir zaman sonra onu tevkif eder ve piskoposa getirir. evham lı). Patron-Menette’nin eşkıyaları: Gueulemer: İri y a n . Güney Fransa'da D-kasabasına gider. Thenardier’le işbirliği yapan diğer kriminaller: Bigrenaille. on dokuzuncu asnn ilk otuz senesindeki maceralarını anlatır. Claquesous: E srare n g iz b ir ad am . o n d a n iki e rk e k ço cu ğ u v a rd ır. Piskopos. “Deux Milliards. yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabonın piskoposu. Valjean'ı hayrete düşürürcesine. Brujon.

imalâtta. seneler sonra karşılaştığı bu müşfik hareket. onu derinden etkiler ve tavnnı. adının Valjean o l­ duğu bir diğer insanın. İlk işi. kızı evlâtlık alır ve ona derin bir sev­ gi ile bakmaya başlar. takma bir ad altında. daimî bir gü­ venlik içinde bulunduğunu hissederse de. Valjean'ı seneler sonra. belediye başkanından özür diler. Cosette adındaki küçük bir kızı aramak olur. bir zamanlar yanında çalışan Fentine'nin kızıdır. kapitalist olarak geçirdiği yılların mükâfatı olan parayı gömmüştür. ıslah olur. mümkün olduğu kadar fazi­ letli bir hayat sürmeye söz verir. Voiiean'm. ucuz mücevherat imalâtçısıdır. Valjean şimdi. pisko­ posun bu güvenine lâyık olmaya. Kahra­ manca bir hareketle mahkemeye gider. düşüncelerini değiştirir. bir hediye olduğunu söyler ve gümüş şamdan- lan niye almadığı için de Valjeon'ı azarlar. kendi ismini taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesi vicdanını rahatsız eder. Valjean. fakat istifası kabul edilmez. Kız. mahkûmiyet geçirmiş bir kimsenin hukukî olarak yapamayacağı bir iştir). onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır ve istifa etmek is­ ter. Kuzey Fransa'da bir kasabada gö­ rüyoruz. ona gayet kötü mu­ amele etmektedir. kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta be­ lediye başkanı dahi seçilmiştir (Bu. şimdi varlık­ lı bir insandır. Para. Kasabanın po­ lis müfettişi Javert. Ondan sonra. Fentine artık ölmüş­ tür ve kızı yetiştiren üvey ana ve babası. Valjean kaçar ve kuzeye gider. Valjean hâlâ ken- . onu rahatça geçindirebilecek ve çevresine yardım etmesine de imkân verecektir. 100 büyük R oman »123 jean'a verdiğini. bir iki basit gelişme gerçekleştirdiğinden. Beraberce Paris'e giderler Valjean. tam bir dedektiftir ve âmirinin kimliğinden şüphe eder Onu tam yakalattıracağı sırada. bir rahibe manastınnda bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve C o ­ sette da manastınn okuluna gider. kendisini tanıtır ve ken­ di isteği ile kürek mahkûmluğuna döner Birkaç sene sonra. başka bir suçtan yakalandığını ve tek­ rar bir kadırgaya gönderileceği haberini alır Çok mahçup bir duruma düşen polis müfettişi. Böylece. Fen- tine kızına bakmak için fahişelik yapmıştır.

kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşü­ nür. Gerçi bir tek kurşun. Napoleon'un kendisini baron yaptığı eski bir subay olan babasının hâtırası ile yaşar. Sosyalistler. bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete olan bağlılığından ötürü. Sokak çatışmalannın ortasında. Valjean'm bu âlicenaplığı. Hâdiseler. Marius'u eski bir bur­ juva olan büyük babası yetiştirmiştir. Cosette'nin. Hayatında ilk defa olarak. Kendisini tamamen kaybetmiş ve he­ men hemen ölü olan Marius. lâğım kanallanna götürür. Valjean. barikatlar ardına çekilen âsiler çevrilir. Paris'in Luxemburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean'm kendisini ve Cosette'yi gizli tutmasına rağmen. Cosette ve Marius. kim olduğunun meydana çıkmasına dahi aldırış etme­ yen Valjean da isyana katılır. Cosette büyüyünce. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Valjean'ı tevkif etmek yerine. yer altında. çatış­ ma sahnesinden uzaktır. intihar eder. eski düşmanı Javert ile karşılaşır. Yirmi yaşındaki Marius yoksul bir hayat sürer ve radi­ kallerle arkadaşlık eder. Valjean. Bu arada. hayatını. bir mahkûmun. fakat o. onun bütün hayatı şimdi elin­ dedir. ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında zirveye erişir. Marius'u sırtında taşıyarak. Marius. Marius'u sevdiğini ve onunla evlenmek iste­ . bütün hayatını. Parisli bir talebe olan Marius Pont Mercy adında bir genç onunla ilgilenir. Paris'te hanedanlığa karşı başansız ka­ lan bir başkaldırma hareketine girişirler. Marius ve arkadaşla- n. Karşı ta­ rafın kuvvetleri daha fazladır. büyük babasının evine getirilir. Javert'i ortadan kaldıracaksa da Valjean Javert'i serbest bırakır. sahte faraziyele- re göre yürütmüştür. kimin kurtardığını bilmemektedir. Burası hoş bir yer olmasa da. şimdi Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir. 1832'de.1 2 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n dişinin peşinden giden Javert'ten kurtulur ve senelerce güven­ lik içinde yaşar. Bir polis memuru olarak. gizliden gizliye mektupla­ şırlar. Ja- vert'in keskin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlâkî dünyasını altüst eder.

rom anda h er şey var. Valjean’ın ka­ pitalist olduğu M -sur M gerçekte M ontreuil S urm er’dir M arius. fakat hayatını kurtaranın Valjean oldu­ ğunu öğrenince. okuyucu­ nun. 1860’da G uernsey’de yeniden yazmaya başladı ve ertesi yıl tam am ladı. hem büyüklüğünden. Marius. rom anını. R om anın esa­ sını şüphesiz. M uhteviyatı ise daha da derin bir izlenim bırakıyor. Tabiî 1832 isyanı ise. ölüm yatağında. Sefiller. insanları. bir tezi olan rom an. son bir defa daha görmek için ihtiyar adamın başucuna giderler Karşılaşma hazin olu Her üçü de gözyaşlannı tutamaz. küçük suçlar için küreğe m ahkûm . Valjean. gerçekte. Piskopos Myriel. G üney Fransa’daki Digne Piskoposu Mi- ollis idi ve Valjean da kısm en. H ugo’n u n kendi gençliğidir ve Albay Ponmercy de. kısm en G eneral H ugo’dur. Eleştiri Yazılmasına 1840’ın ilk aylarında başlanan Sefiller. şimdi bir barones olan Cosette'yi mahçûp duruma sokacağını düşünerek inzivaya çekilir. Hugo. Cosette'ye büyük miktarda para verdikten sonra. inanılmaz bir jest le kedisine hediye ettiği ve böylece Valjean'ın ruhunu kazand ğı gümüş şamdanlan Cosette'ye hediye eder. H er biri bir rom an büyüklüğünde beş kitap. piskoposun kendisiyle d o stlu k kurduğu önceki kürek m ahkûm u (sonradan ser­ b est bırakıldı) Pierre M aurin adında biridir. aziz gibi biri olan piskoposun. Cosette ile birlikte. Jean Valjean’ın hayatı teşkil ediyor ve M ari­ u s ve C osette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. H ikâyenin büyük b ir kısm ı vakıalara dayanıyor. ham asî kelim esi ile anlatacağı bir eser. hem de m uhtevasından ötürü. eski bir kürek mahkûmunun. Hugo. Sefiller. ilkin bunu kabul eder. se nelerce önce. son zam anların tarihidir. 1 0 0 Büyü k R o m a n * 1 2 5 diğini anlar. da­ ha sonraki on sene zarfında H ugo’yu zam an zam an m eş­ gul etti. adaletsizliğe karşı bir h ü ­ cum .

ekonom ik sistem in işlem leriyle ilgi­ lendiğinin işaretleri de yok. tıpkı H ugo’nun geç­ tiği saflardan geçiyor. Valjean’a gelince. M aamafih. suçluyu ıslah etm ekten ziyade cezalandırm ak üze­ rinde duran hafifletici sebepler üzerinde durm ayan. Meselâ.1 2 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n eden. af­ . Sefiller. Burada biz sefaletin kokusunu. Piskopos Myriel. Şurası garip: Hugo. pratik politi­ ka hakkında bildiklerini anlatıyor. M amafih. sosyal m ese­ leler üzerinde derinden derine durm az. ardından Bonapartcı ve nihayet cum huriyetçi. Böylece anlatılan ahlâkî ders. göz hapsi altında tahliyeye im kân verm eyen barbarca bir h u ­ kuk ve ceza sistem ini ifşa ediyor. politikayı gerçekten bilerek anlatıyor. hepsinin üstünde. ilkin kralcı. ölm eleri için barikatlara gönderen siyasî hareketin m istisizm i hakkında şevk ve heyecan duyuyor. Hugo. bir cöm ertlik ve fedakârca sevgi m odeli. M arius’un siyasî düşünceleri. krim inallikten çıkarak iyi bir insan olm ası yolunda kesin bir rol oynuyor. anlattığı m anzara­ lara sem pati beslem ekle beraber uzaktan m üşahede eden biri intibaını yaratıyor. kutsallık üzerine ahlâkî ve dinî incelem edir ki. bu da bir rom ancı için belki en zor tezlerden biridir. o da diğerlerine tesir ediyor. ta­ dını ve hislerini veren Zola’nın Germinal’indeki realizm i görm ediğim iz gibi. aziz m ertebesinde bir adam ve o n u n Valjean üzerindeki ahlâkî nüfuzu onun. İm para­ torluk hakkındaki. son derece kötü bir insan bile. onların doğru yola girm e­ lerine im kân hazırlıyor. halkı im pa­ ratorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya on­ ları. Hugo. Bourbon restorasyonu hakkındaki ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri (bir ölçüde m ü ­ balağaya taham m ül edersek) okunm aya değer. Louis Philippe’nin karakterleri şaheser bir tarzda İncelen­ m ekte. senelerce Fran­ sız M illet M eclisi’nde bulunm asına rağm en. bu halleri yaratan ve taham m ül eden cemiyeti suçlar. Böyle­ ce. dinî kitaplardan çıkarılıyor. aziz m ertebesinde biri değilse de.

Fentine’nin bir fahişe olm asm a rağm en. Z ola’yı hazırlayan bir rea­ lizm ve sem bolizm kom binezonu. Pek az yazar. hayatının dayandığı ahlakî tem ellerin parçalandığını görür. bir şaheser. argonun tarihi. zam an zam an idealist his­ lerle hareket ettiği intibaını yaratıyorsa. B unların bazıları göz kam aştırıcı. Paris’in lâğım ları ve W aterloo savaşı hakkında âdeta bağım sız m a­ kaleler okuyoruz. m odern bir zevkin kolaylıkla kabul edemiye- ceği ölçüde m elodram ve tesadüflere dayanıyor. Böyle­ ce. Bu sosyal. Ve Hugo. 1 0 0 B üyük R o m a n • 1 2 7 fedilmekle. şehri. diğer kusurları var. Javert. m ahkûm M aurine’i hatırlayalım : Piskopos Miollis kendi­ sini kabul etm iş ve M aurine de. kendisine sevgi ile m uam ele edilm ekle. bir m ahkûm olm asm a rağm en. lağım ların anlatılışı. doğru yola girebilir. fazla düşünm eksizin ortaya sürülen anti-tezle- . Myriel. siyasî ve ahlakî tezlere ilâve olarak Hugo. Valjean hayatm ı bağışladı­ ğı zam an. yeni ve geniş yollar yapılıyor­ du ve H ugo’n u n bunlarla ilgili yazıları. m etabolizm a ve ölüm işlem leriyle yaşayan bir organizm a halinde görebile­ cek kadar böylesine derin hislere sahipti. A m a bu. W aterloo’da olup bi­ tenler şaheser bir tarzda anlatılıyor. nam uslu bir insan olarak bu dünyadan göçm üştü. Hugo bunları yazdığı sıra­ da. Valjean onunla tem asa geçm ekten yüksünm ez. Böyle­ ce m eselâ. Val- jean’ı kabul eder ve yem ek takım m ı çalm asm ı affeder. N ihayet H ugo’nun. hayat. rahibe m anastırlarında hayat. hikâye ile organik bir bağlantısı olm ayan m uazzam m ik­ tarda çeşitli bilgi ve yorum u da önüm üze koyuyor. ku­ surları yok dem ek değil. Valjean’ın orijini. Sefiller. hiç şüphe edilem ez. O nun yaygın. bu m ahalleler yıkılıyor. konudan konuya atlayan yapısını kabul etsek dahi. hızla kaybolm akta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi (has­ reti) yansıtıyor. Paris’in eski m ahalleleri hakkında sevgi dolu hikâye ve anekdotlarını da zikretm eliyiz. Ro­ m anın plânı. üslûp gösterişli.

ikin­ ci derecedeki kaynaklarının tam am en tükendiğinin farkı­ n a varm ayan ve h ü m o r hissinden m ahkûm bir yazarm ış gibi hareket ediyor. Bu kusurlara rağm en Valjean ve onun piskoposu. to n gösterişli. edebî lâyem utluğa (ölüm süzlük) eriştiler ve Sefiller’i okuyan herkes de onları unutam az. . âdeta. iddialı ve m übalâğalı.1 2 8 • 1 0 0 BÜYÜK R o m a n re dayalı.

Phoebus de Chateupers: E sm e ra ld a ’n ın sev d iğ i g en ç b ir y ü z b a ş ı. aynı z a m a n d a el-sim - y a ile u ğ ra şır. Y azıları h a k ­ k ın d ak i ta b iî k ib irliliğ i d ış ın d a . d e rh a l ö fk e le n e n b iri y a p m ıştır. k e n d is iy le ala y e d e n ­ lere v a h şîc e d a v ra n ır. Nötre Dame’nm Kamburu Yazan Victor Hugo Başlıca Karakterler Quasimodo: Sağır b ir k am b u r. in z iv a y a ç e k ilm iştir. iyi h u y lu ve b o h e m â d e tle re sa h ip an la y ış lı b iri. Arcdecon Claude Frollo: H aşin ve b ilgili p a p a z . La Esmeralda: G enç b ir çin g e n e d a n s ö z ü . h ü rm e t e d ile n b ir d u l k adın. Pierre Gringoire: İkinci d e re c e d e b ir şa ir ve p iy e s y a z a rı. Jean (Jehan) Frollo. n eşeli ve g ü z e lc e . b ir s ü r ü k a d ın la d ü ş ü p k alk ar. c e m iy e tin h em e n h e m e n d ış ın d a y a şa r. H ay at b o y u s ü re n b ek ârlığ ı ve k e n d is in i b ilg iy e a d a ­ m ası o n u . Dame Aloise de Gondelaurier: A nnesi. N ötre D am e K ilisesi’n in ça n ın ı çalm ak la g ö re v le n d irilm iş. K uvvetli ve ç irk in b ir ad am . kab ad ay ı. du Moulin: C lau d e’n in e rk e k k a rd e şi. m ü s rif ve h a y la z . Pâquetta-la Chantefleurie (Kız kardeş Gudule): Ç in g en e le rin k açır dığı ç o c u ğ u n u n m â te m in i tu ta n b ir k adın. . Fleur-de Lys de Gondelaurier: P h o e b u s’u n n işa n lısı. e fe n d isi C lau d e F rollo hariç.

ta m a h k â r ve zalim . şe y ta n î b ir e n ­ trik acı." Louis XI: Kral.1 3 0 • 1 0 0 B üyük R o m a n Jacques Charmoule: D inî m a h k e m e n in g ö rev lisi. Maamofih. Esmeralda. Guilleaume Rym: G h en t'in b ir v a ta n d a ş ı ve k ralın ajan ı. Paris dilencilerinin liderleri: Clopin Trouillefou: “T u n u s K ralı. Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir. bunlar hakkında hiçbir şey bilmez.” Mathias Hungyadi Spicali: “M ısır ve B ohem ya D ü k ü . kendi annesini bul­ masına yardım edeceğine inanın Esmeralda genç. Kralın en büyük oğlunun Burgundayli M argaret'le düğün törenlerinde bulunmak üzere Flannan vatandaşlarını temsil eden bir grup Paris'e gelmiştir.” Guilleume Rousseau: "Galile İm p arato ru . güzel ve bâkiredir. tam bir din adamı hayatı yaşamış. O nun bir gün. Kendi ma­ zisi ile olan yegâne bağlantısı. Zavallı kadın. E sm erald a'n m s o ­ r u ş tu r m a işle m in d e n m e s u ld ü r. Hikâye Sahne. çingeneler onu beşiğinden ka­ çırmış ve yerine çirkin ve sakat i>ir çocuk bırakmışlardı. Her çeşit hareket ve kargaşalı­ ğa müsaade edilen yıllık Aptallar Ziyafeti karnavalı devam et­ mektedir. Arcdecon Claude Frollo. h alk ta b a k a s ın d a n ve d e m o k ra t. 1842 O cak ayındaki Paris'tir. Frollo o zamana kadar. Sokaklardaki kalabalıklar arasında hayatını şarkı söylemekle. tabiî. F ra n sız s a ra y m d a d eleg e. Nötre Dame Ka­ tedrali civannda Place de Greve'de inziva hayatına çekilmiştir. Şehir heyecan içinde­ dir. çocuğunun çalınıp yendiğine inanmış. ş e y ta n c a s ın a k u rn a z y aşlı b ir ad am . on altı sene önce. boynuna astığı bir torba içinde sakladığı bir bebek patiğidir. Nötre Dame Katedra- li'ndeki bir papaz. kendisini bilgiye vermiş ve dünyevî arzulann- . şehvanî bakışlan- nı kızdan ayıramaz. Jacques Coppenole: G h en tli b ir ço rap çı. dans etmekle ve alıştınlmış küçük bir keçisi ile ba­ zı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kı­ zı da vardır.

1 0 0 Büyük R o m a n * 1 3 1

dan uzak duruşu tavırlarına tesir etmiştir Arzulanna gem vuru­
şu, kalçasından, sinirli dudaklarından, haşin yüzünden ve kız­
gınlık okunan gözlerinden bellidir. Gizliden gizliye el-simya ça­
lışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da söylenir.
Frollo'nun başlıca İnsanî hareketi, on altı yıl önce, merha­
metli bir insanın kendisine acıyarak evlât edineceği ümidi ile ki­
lisenin önünde bırakılan küçük bir çocuğu alıp yetiştirmesidir
Bu çocuk bugün yirmi yaşında ve tarife sığmaz derecede çirkin
ve kambur olan Guasimodo'dır. Besbelli ki, Esmaralda'yı ça­
lan çingenelerin, onun yerine bıraktığı çocuk budun Frollo'nun
kendisine gösterdiği şefkatten ötürü Guasim odo, ona bir kö­
pek sadakati ile bağlanmıştır; diğer insanlar, onunla alay veya
ona eziyet eder yohut tiksinti duyarak ondan kaçarlar. Katedra­
lin çanlannı çalmakla görevlendirilen Guasim odo, katedralde
yaşar Büyük çanların çıkardığı ses, onun kulaklarını da sağır-
laştırmıştır, fakat o bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildi­
ği yegâne yerdir.
Eğlentilerle ilgili olarak, Paris şehri, hânedanlık ailesinin dü­
ğünü münasebetiyle ahlâk üzerine bir piyes sahneler Piyesin
yazarı, Gringoire adlı bir bilgindir; Frollo kadar ihtiraslı olm a­
sa da, o da güzel Çingene dansöze göz koyar Piyesin sahne­
lenmesinden sonra, Gringoire -ki eseri için kendisine telif ücre­
ti ödenmemiştir- Paris'in karanlık sokaklannda dolaşırken, Es-
meralda'nın, iki kişinin hücumuna maruz kaldığını görür Fa­
kat, tesirli bir şekilde savunamaz, kendini koruyamaz; o anda,
muhafız bölüğü yüzbaşısı gelir ve kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve
polis, onun şeytanî papaz Frollo olduğunu bir türlü öğrenemez.
Esmeralda'ya saldıran diğer insan G uasim odo'dur ve bu su­
çundan ötürü de çarmıha gerilir. Guasim odo'nun sırtı yediği
kırbaçlardan ötürü kan içindedir ve halk kendisiyle alay eder
Bu anda G uasim odo yalvararak su ister ve Esmeralda da ona
su verecek kadar şefkat hislerine sahip bulunduğunu gösterir
G uasim odo'nun ağzına bir maşrapa su tutar Sadece yan be­

13 2 • 1 0 0 Büyük R om an

şerî bir yaratık sayılacak olan kambur, beklemediği bu hareket
karşısında gözyaşlannı tutamaz.
Bu arada G ringoire'nin, yatacak yeri yoktur. Ne yapacağı­
nı bilmeyerek yürürken, kendisini, namuslu hiçbir kimsenin bi­
lerek ve silâhsız giremeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hır­
sızlar, G ringoire'i ele geçirir ve parası olmadığını görünce ö l­
dürmek isterlerse de, bu esirin, çingene kadınlanndan biri ile
evlendirilebileceğini düşünürler Esmeralda, onun daha önce
kendisini kurtarmaya çalışan kimse olduğunu görerek G ringo­
ire'nin hayatını kurtarmak için, dört sene müddetle, çingene
usulü, onunla evleneceğini söyler Esmeralda, bunu sadece İn­
sanî hislerle yapmıştır; evlilik yerine getirilmez; çünkü Esmeral­
da, kendisini Frollo'dan kurtaran yakışıklı yüzbaşı Phoebus da
Chateaupers'e âşıktır Gringoire, böylece, çingeneler arasına
katılır ve elinden başka bir iş gelmediğinden sokaklarda cam ­
bazlık yapmaya başlar
Gerçi avını ilk teşebbüsünde elinden kaçırmış ise de, Arc-
decon Frollo, Esmeralda'yı bırakmış değildir. Kızı elde etmek
için, Yüzbaşı Phoebus'u kullanır Phoebus, iyi bir kadınla nişan­
lı olmasına rağmen, Esmeralda, Phoebus'un kendisiyle evle­
neceğini sanır ve onu kenar mahallelerdeki bir evin tavan ara­
sında bekler. Frollo, Phoebus'un peşinden gider, onlan gözet­
ler, kıskançlıkla üzerlerine saldınr Phoebus'u bıçaklar (öldür­
düğünü sanır) ve yine kaçar
Esmeralda, Phoebus'u öldürmeye teşebbüs etmekle suçla­
nır ve tevkif e dilir Gerçekte onun suçu sadece çingene olması
ve bundan başka, büyücülük yaptığından şüphe edilmesidir.
Hattâ onun keçisi bile o kadar zeki bir hyavandır ki, hayvana
bile büyü yapıldığına inanılır Esmeralda, işkence altında, ken­
disinin itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına
çarptınlır Phoebus, ölmemesine rağmen (sadece ağır yaralan­
mıştır), kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz; bu nâhoş hâdise­
ye j<anşmak istemez. Frollo da, tabiatiyle Esmeralda'nın suçsuz
olduğunu bilmektedir Kızı hapishanede ziyaret ederek kendisi­

• 1 0 0 b ü y ü k R o m a n • 13 3

ne teslim olduğu takdirde, serbest bırakacağını söyler. Kız,
dehşetle irkilir ve papazı kovar. Frollo, eğer kıza kendisi sahip
oinnazsa, kimsenin de olmamasını ister; kendi ıstıraplcnno son
vermek için, kızın ölmesini tercih eder.
Ö ldijrüleceği gön, zamanın âdetine göre, Esmeralda, N öt­
re Dame Kilisesi'nin önüne getirilir. Aralarında Frollo'nun da
bulunduğu papazlar, onun günahlarının of edilmesi için dua
edeceklerdir. Kız, papazlar önünde diz çöktüğü sırada, Quasi-
modo, âniden ve dramatik bir tarzda, kilisenin balkonundan
bir iple yere atlar ve Esmeralda'yı kiliseye kaçırır. Kız, burada
güvenlik içindedir, zira en dehşet saçıcı bir katil dahi, katedra­
lin içinde tevkif edilemez. Guasim odo, kendisinden geçmiş va­
ziyette Esmeralda'yı kilisenin kulesindeki bir odaya götürür, yi­
yecek ve giyecek getirir ve sâdıkçasına ona hizmet eder. G u ­
asimodo, çarmıha gerili olduğu zaman, Esmeralda'nın kendi­
sine su verdiğini unutmamıştır ve efendisi Frollo gibi, Esmeral-
da'ya prestij edercesine bakarsa da onun bakışında şehvanî
arzulardan ziyade hürmet vardır.
Esmeralda, tabiî, hâlâ kilisede esir durumdadır ve katedra­
li terkeder etmez tevkif edilecektir. Gringoire, Frollo'nun da kış­
kırtmasıyla, Esmeralda'yı kurtarmalan için Paris çingenelerinin
başkaldırmalannı teklif eder. G gece, çingeneler ve serseriler­
den oluşan bir grup sessiz bir şekilde Paris sokaklanndan ge­
çerek Nötre Dame'ın kilitli kapılan önünde toplanır. Kulesin­
den bakan Guasim odo, aşağıdakilerin, Esmeralda'yı kurtar­
mak için geldiklerini bilmez; bildiği tek şey kiliseye hücum edi­
leceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek
başına kahramanca bir savunmaya geçer; aşağıdakilere taş ve
odun fırlatır; kaçış merdivenlerini serbest bırakır, hücum eden­
lerin üzerlerine erimiş kurşun döker. Nihayet, Chateaupers'in
liderliğindeki kral muhafızlan yetişir ve grubu dağıtırlar.
Katedralin önündeki çatışmalar sürerken Frollo ve G ringo­
ire, kimseye belli etmeksizin katedrale girer ve Esmeralda'yı ka-
çınrlar. Peşlerinden gelenleri nihayet şaşırtmaya muvaffak olur

1 3 4 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n

ve Esmeralda'nın daha önce asılacağı Ploce de Greve'e gider­
ler. Frollo, tekrar Esmaraldc'ya aynı teklifi yapar; yo kendisini
Frollo'ya bırakacak veya idam edilecek! Kız yine reddeder. Se­
nelerce bütün çingenelere karşı fanatik bir nefret hissi besleyen
Hemşire G udule'nin hücresi de buradadır. Esmeralda'yı kadı­
nın hücresine sürükleye Frollo, hücrenin penceresine vurarak
bağırır: "Hemşire Gudulel işte bir Mısırlı! Gel intikamını al!"
Kocakan, Esmeralda'nın kızı olduğunu bilmeden vahşî bir hay­
van gibi üzerine saldınr. Fakat Esmeralda, boynuna asılı torba
içinde hâlâ bebeklik patiğini taşımaktadır. Mücadele sırasında,
ihtiyar kadın, kaybolmuş çocuğu için işlediği patiği tanır. Şimdi
kızı kurtarmak ister, fakat iş işten geçmiştir. Görevliler gelir ve
Esmeralda'yı orada asarlar.
Frollo ve Guosim odo, Nötre Dame'in kulesinden kızın
idam edilmesini seyrederler, ip, Esmeralda'nın boynuna geçiril­
diği sırada, Frollo şeytanî, zalimce, bir kahkaha kopanr. Q u-
asimodo, bunu işitmez, fakat görür ve âni bir kızgınlıkla efen­
disini, balkonun parmaklıklanndan aşağı iter. Frollo düşer, el­
leriyle bir boruya asılır; fakat boru, onun ağırlığı ile kınlır ve
Frollo kaldınma düşüp ölür. Guasim odo kaybolur Montfa-
ucon'daki idam edilenlerin atıldıklan çukura gider ve Esmeral-
da'nın vücuduna sanlarak ölür.

Eleştiri

Nötre Dame’in Kamburu (Nötre Dame de Paris) Victor Hu-
go tarafından yazılm asına rağm en, Sir W alter Scott’un
dehasına dikilm iş bir âbide. Bu, 1815 ve 1830 arasında,
halkı son derece zevklendiren Waverly rom anlarından
sonra, Fransa’da H ugo’nun zam anında başlayan tarihî ro ­
m an akım ının ilk örneğidir. Bu tü rü n karakteristikleri,
canlı bir plân ve kuvvetli hareketler, fazlasıyle pitoresk
izahat, m ahallî renklendirm e ve geçmiş asırlardaki haya­
tın canlı teferruatlarıyle anlatılm ası veya anlatıldığının id­

kiliseyi. R om anda görü­ len bu m uğlakhk veya hayret unsurları. O zam an. göz ahcı bir tarzda anlatılm asını gerek­ tirir. hakikî bir haya­ tın canlı bir m anzarasını verirler. kitapta. H ugo’nun. kendisinin m eşhur bir büyücü olduğu söylentileri ile A rcdecon Frollo. içinden hâin. belirli bir şahsiyete sahip ve m uazzam . onların hâdiselere göre şeytanî. o rta çağların Paris’i. belki. 100 büyük R om an • 135 dia edilm esi idi. K itabın diğer sayfalarında. bir eğlencede. karakterlerin. faziletli ve­ ya gülünç m ü olduklarını derhal anlarız. O ndokuzuncu asrın başların­ da. Kül gibi yüzü ve alev alev yanan gözleri ve kar­ şı gelinen şehvet hisleri. daha fazla ikna edici yön. Lewis’in Papaz adlı eserindeki A m brosio’dur. dikkatli tarih î araştır­ malarla. kasvetli şato­ lardan. yerine getirem ediği cinsî hisleri altında kıvranır. D aha az dram atik olarak belirtilm iş ise de. zevkle anlatılıyor. çirkin Q uasim odo. saf ve baki­ redir. Böylece. bir kim senin akla yatkın olm ayan hislerinin kom binezonundan çıkarılır. suç ve şid­ det arasında büyüm esine rağm en. Böyle bir rom an. O rta Çağ Fransası’nın G otik âbidelerinin yeniden sev­ . zâhiren m akul ve iyi. Hugo. hain papaz. k ötü niyetli erkeklerin kollarında bayılan nazik genç kızlardan bahseden ve onsekizinci asrın sonra­ ları ile ondokuzuncu asrın başlarında çok tu tu la n Gotik rom anı idi. şeytanî. H ugo’yu etkileyen bir diğer tesir de kuv­ vetli sansasyonel plânlara göre hazırlanan. ince ve ciddî yapısı ile o rta çağların ru h u n u sem bolize eden büyük N ötre D am e Katedralidir. an­ lata anlata bitirem ez ve tabiî katedralin kulesi ve m uaz­ zam çanları da Q uasim odo’dan ayrılamaz. istih- zalı anti-tez usûlünden. Esm eralda. birinin idam edilm esinde veya bir isyanda bir araya gelen alelâde insanlardan oluşan kalabalık kitleler bize. incelik ve ustalıkla be­ lirtilm esini değil. sevgi ve sadakat doludur ve C hateaupers de karşı tarafta yer alır. M aamafıh. başından sonuna kadar hâkim iyet kuran “k arak ter”.

m ükem m el sinem atografik bir m anzara. yirm inci asrın. pitoresk m anzaralar ve hayatın kendisi de­ ğilse de o n u n yerine konulan hayli su n ’i ilgi çekici . Hugo. şayet bir asır sonra yaşam ış olsa idi. geçmiş bir çağın pa­ noram ik bir g ö rü n tü sünü. Flam an ziyaretçileri. sa­ dece bir hikâye anlatm ak istem iyor. 1831’deki bir okuyucunun m uhtem elen okuduğu tarzda. rom anı en iyi bir tarzda okum anın yolu. hem en hem en aynı m anzaralar. Q u a sim o d o ’ya gelince. Hugo. uzun rom an olm am akla bera­ ber. Katedrale. kendisine sırt çevirm ekle h u zu ra kavuşacağı edebî devlerden biri. on d a tarih î bir rom anın b ü tü n güzelliklerini bulacaktır. Böylece. bin­ lerce film de g ö rü ld ü. geceleyin yapılan hücum un canlı bir şe­ kilde anlatılışı. heyecan. senaryo olarak ele alırdı. o devrin fıkra ve hikâyeleriyle önüm üze seriyor. dem okratik C oppenole arasındaki (ve sem bolik olarak Bastil zinda­ nında gösterilen) tartışm a (gerçi başlıbaşına ilgi çekici m alzem e iseler de) anlatılıyor. Böyle olduğu için de. şevk. sırf rom anın özelliklerinden ötü rü okuyan bir okuyucu. Yine de rom anı. Q uasim odo’nun m erdivenleri güruhun üzerine atm ış olm ası ve kaynar kurşun dökm esi ve kaldı­ rım üzerinde ölm eden önce yetm iş m etre yükseklikte h a­ vada asılı kalan Frollo. bu sayfaların büyük etkisi görüldü. bir zam anlar popüler ve hâlâ m eşh u r olan ve belirli bir çağın eseri olarak her zam an okunacak bir rom anın iyi bir örneği.1 3 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n gi ve takdirle ele alınm asında. âd eta 1923’ü n klâsik sessiz film inde oynayan Lon C haney için yazılmış. Nötre Dame’ın Kamburu. Frollo ve Esm eralda’nm kade­ riyle hiç ilgisi olm asa da. ya tam bir saflık­ la okum ak veya oldukça m odern bir okuyucu saflığıyla ele alm ak. nisbeten gevşek bir tarzda bina edilm iştir. Nötre Dame’tn Kamburu. bu hikâye­ yi m uhtem elen bir rom an olarak değil. Hugo. Gerçekte.

kâh babalarının yanında yaşadılar. . Ispanyol aristokratlan için özel olarak kurulan bir okula yazıldılar. Hugo’nun aristokrasi hakkında beslediği müphem hislerin bu okul­ dan sonra yerleştiğini yazar. Zihnî gıdasını. çocukluk yıllannda. onun daha az başarılı hayalî eserlerinden bi­ ridir. Ebeveynleri birbiri ile geçinemediklerinden ve genellikle birbirlerinden ayrı yaşadığından. Hugo’nun biyografisini kaleme alanlardan biri. aç sefil bir ha­ yat sürdü. özel olarak okuduğu kitaplardan aldı ve vaktinden önce gelişti. eğitimini. Hugo’nun çocuklarını son­ radan görme ve Fransız diye aralarına almadılar ve çocukların bu okul­ daki hayatları mutlu geçmedi. hiç de uzak olmayan ecdadı arasında köylü soyun­ dan gelenler vardır. Okulun talebeleri. Hugo’nun. kendisinin çok daha belirli bir soydan gel­ diğini göstermek istemesi. çocuklar kâh analannın. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 3 7 vak’alar. liberal-demokratik prensiplere bağlandı. Napoleon’un generallerinden birinin oğlu idi. Ailesi. Hugo ailesinin durumu da bozuldu. General. onların m üellifinin özel hayalle­ rini doğurdu. Napoleon düştüğü zaman. bir ara Mad- rit’te idi ve çocuğunun parlak bir istikbali olacağına inanıldı. genellikle. b ü tü n ülkeler ve ırklardaki okuyucular arasında. annesi öldü ve Victor beş parasız kaldı: Bir sene. esatiri m itolojinin ilkel şaşaası görülür ve bu dahilî hakikat de. Yazar Victor Hugo. maamafih. tekrar Paris’e döndü ve Victor. sistematik olmayan bir tarzda yü­ rüttü ve daha sonraki hayatında görülen bazı entelektüel sathiliklerin se­ bebi de belki bu gayri sistematik eğitimdi. Hugo. On dokuz yaşın­ da iken. Bir taraftan prestij ve unvanlara hasret du­ yarken. ülke dışın­ da görevli babasının yanında uzun zaman kaldı. kendilerinin olan bir hayata eriştiler. “Bu karakterler. Bu karak­ terler çevresinde. Çocukluğu kaotik geçti. Üç İspanyol vilâyetinin vâliliğini yürüten babasına bir İspanyol kontu unvanı da veril­ mişti ve çocukları da. yi­ ne onları savunuyor. öte yandan da. Aile. Daha çocuk yaşlarında iken muntazam bir şekilde yazmaya başladı. karakterlerin su n ’iliğini kabul etm ekle beraber. bur­ juva olmakla beraber. H ugo’n u n biyografilerini yazanlardan A ndre Ma- urois.

zenginlik ve Juliet Drout adında bir metres kazandırdı. Louis. kendisine. “yüce bir çocuk" dediği mâbudu Chateaubriand’ın dikkat ve ilgisini çek­ meye başladı. ertesi günü çıldırdı. Napoleon aleyhinde en şiddetli yazılarını yazdı. politika hayatında Fransızlar’ın ekserisinin düşüncelerini yan­ sıtma yeteneğine sahipti. Bu şiirlerindeki kesin kralcı hislerden ötürü.13 8 • 1 0 0 Büyük R om an Yirmi yaşında il<en ilk şiirlerini yayımladı. Nodier. Napoleon. bir çocukluk arkadaşı ile evlendi ise de. eleştirici Sainte-Beuve’nin metresi olan kendi karısı Adele’ye göstermedi. Hugo ülkeden aynidı ve İngiliz toprağı olmakla beraber Fransızca konuşulan Channel Adalan'nda yerleşti. Fakat romantizm akımı başlıyordu. Vlgny. kardeşi Eughe- ne’in davranışı bu evlilik üzerine gölge düşürdü: Karısı Adele’yi. Bu şu­ urlu ve dramatik mülteci hayatı sırasında.ona karşı cephe aldı. O yı­ lın aralık ayında Louis Napoleon cumhurbaşkanı olunca. artık şöhret ve şeref kazanmıştı: 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi ve 1845’te de. birbiri ardından şiir. aşk şiirlerinden çoğunu ithaf etmişti. bu hanedanlık mensuplarıyla aynı hakka sahip olduğunu gösteren bir unvan verildi. Hernani (1830) geldi. onu des­ tekledi ise de. Hugo. Cromwelt'\ yazdı ve böylece romantik hareketin manifestosunu hazırladı. Nötre Dame’in Kamburu-ki yayınlayıcı ile yaptığı bir muka­ veleyi yerine getirmek için altı ayda yazmıştı. Ardından. 1848 ihtilâlinden sonra. Hugo. Eugene’in de seviyordu ve kardeşi. çağın. Gautier ve Lamartine. İlkin poli­ tikada kralcı ve üslûpta da gelenekçi idi (gerçekte ikisinin beraber gitme­ si gerekiyordu). Sefiller’] de burada tamamladı. Bourbon’lardan Orleans hânedanlığına geçti ve kendisine. Bu eserin sahnelenmesi sırasında. Hugo’ya aylık bağladı. ye- ni-klâsizmin geleneklerinden tamamen koparak. daha sonra -belki kabinede bir sandalye teklif edilmeme­ sinden duyduğu kızgınlıktan ötürü. Durumunu böylece düzelten Hugo. aynı sadakat ve şefkati. Hugo. ilkin. Hugo’nun sahnedeki macerası kendisine şöhret. Ardından gelen seneler boyunca Hugo. Kısa bir zaman sonra da. (1862) . yükselmekte olan yazar­ ları arasındaki yerini aldı. XVIII. Böylece 1827’de. 1851’deki darbe ile kendisini imparator ilân ettiği zaman. Bununla be­ raber. piyes ve roman yazdı. Hugo.1831’de yayımlandı. burada hemen hemen yirmi sene kaldı. isyana yaklaşan tezahü­ rat yapıldı. otuz seneden fazla sa­ dık kaldığı bu kadına. kendisinin bir cumhuri­ yetçi olduğunu anladı ve cumhurbaşkanlığı için namzetliğini koydu. kendisinin af edilmesi yolunda­ ki teklifleri reddetti ve III. Hugo.

. ondokuzuncu asnn sırtına binmiş bu devin yıkıl­ ması gerekiyordu. Fransız edebiyatının. pratik bir politikacı olarak hiç nüfuzu yoktu. kendi nesli­ nin en nüfuzlü şâiri yaptı. Hugo. Ölçülerindeki mahareti. Hugo 1855’te öldü ve Pant- heon’da gömüldü. yirminci asırda rahat­ ça nefes alabilmesi için. Hugo. Fransa’da ise bir şair. vasat bir entelektüellikle kol kola giden teknik ustalık ve orta sınıf okuyuculannın müphem bir şekilde hisettiklerini kuvvetli bir tarzda anla­ tabilme yeteneği. kompleksli denilebilecek kadar gururlu bir insan­ dı ve bu yüzden zaman zaman kendisinden gösterişli. zevksiz ve hümor- suz bir mübalâğa ile bahsetti. genellikle bir romancı olarak bilinir. sesli armoni­ lerinin inceliği ve yeni klâsizmin teamüllerinden sıyrılışı onu. 1 0 0 B üyük R om a n * 1 3 9 Üçüncü Cumhuriyet’in kurulması ile Hugo. onun Fransız edebiyatında kazandığı mevkie yeni bir şey ilâve etmedi. Hugo. fakat son yıllarındaki kitaplarının kalitesi. Bu arada cilt cilt eserleri yayımlan­ dı. Fransızca’nın konuşulmadığı ülkelerde. bütün ülkenin hayranlığı altında Fransa’ya döndü. Tekrar Millet Meclisi’nde yer aldı ise de. kendi İngiliz çağdaşı Tennyson’un birçok iyi ve kötü taraflarını daha belirli bir tarzda ortaya koydu: Muazzam bir ve­ rim.

h iz m e tç isi. sa d ık ve ç a lış k a n b ir k ö y lü kızı. M adem e d e G ran ssin s. şarapçı ve önceki belediye başkanı. Nanon: G ra n d e tle rin . k u rn a z . ilk in y ap m acık lı ve z ü p p e bir genç. adamın tek ço­ . Eugenie Grandet: K ızları. in a tç ı ve cim ri. sağ lam . u y sa l k arısı. Ne kadar parası bulunduğunu söylemeyecek kadar kurnaz olan bu adamın servetinin. Bunun içindir ki. Saumur halkı: N o ter C ru sc h o t. Eugenie Grandet Yazan Honore de Balzac (1 7 9 9 -1 8 5 0 ) Başlıca Karakterler Grandet: S au m erli b ir fıçı im a lâ tç ısı ve şa ra p ç ı. Hikâye Bourbon restorasyonu sırasında Sounner'in en zengin ada­ mı yaşlı Grandet'tir: Fıçı imâlatçısı. b an k a c ı d e G ran ssin s. b ir p a p a z . d in d a r ve fe d ak âr. iri y a n . Charles Grandet: G ra n d e t'in y eğ en i. s o n ra la rı sin ik a l b ir o p o rtü n is t. saf. o ğ lu A d o lp h e de G ra n ssin s. Grandet: Ç ek in g en . A bbe C ru sc h o t. Mme. milyonlarca frank olduğunu da kasaba halkı tahmin eder. y eğ en i H âkim C ru se h o t ve B onfons.

kendisine seneler boyunca. Charles'i himayesine almasını ve ya­ nına yeterince sermâye vererek bir iş tutmasında yardımcı o l­ masını veya muhtemelen Indies Adalan'na gönderilmesini rica eder. kardeşi. çeyiz için altın paralar ver­ miştin Bunlann değeri fazlasıyla arttığından. babasının ölümünü öğrenince kederinden yüzü­ koyun düşer. bir anda kendinden geçen Eugenie. Cruschot ve de Granssins. aile­ . Bir gün. kardeşinin iflâs ve utancından intihar ettiğini öğrenir. Charles'in yanında. Böylece Grandet. Charles. dam at namzetlerini birbirine karşı kullanır. mektuptan. ye­ ğeni için hazırladığı bir plân vardın Charles'in. Charles Grandet de. birkaç hafta kalmak üzere amcasının evine ge­ lir. Eugenie için düşünülen muhtemel kocalar arasındadır. kasabada. Zarif bir Parisli olan Charles'in lüks zevkleri ve gardrobunun zenginliği herkesin gözünü kamaştırır. peşinde en fazla gidilen kız­ dır. Bunlar arasında bilhassa Hâkim Cruschot. Eugenie'ye kur yaparlarken. bunun gizli kalmasını isten Bu arada. Grandet'in avu­ katının oğlu ve bankacının oğlu Adolphe de Granssins vardır. kuzenine âşık olur. paralann toplam tutan altı bin franka yükselmiştin Kız. kendisine tevdi edilen bu mesuliyetten rahatsızlanın Eugenie ve annesi de Charles'e sempati duyarlan Bu anın verdiği hisler altında da Charles ve Eugenie. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 141 cuğu olan kızı Eugenie. en yakın bir li­ mana gidebilmesi için yol masrafını ödemeyi kabul eder. bilhassa tercih ettiği bir genç yoktur. Charles beklenme­ dik bir tarzda. Charles'in. Tam bir sat ve uysal kız olan Eugenie'nin. Grandet. nişanlısına yardım etmek için bir plânı vardın Babası. baba­ sından yaşlı Grandet'e muhteviyatını bilmediği bir mektup var­ dır Grandet. Grandet'in. fakat babasının ne diyeceğini bildiği için. birbirine aşk ilân eder ve kader kendilerini birleştirdiği zaman evlenme­ ye söz verirler Eugenie'nin. G randet'in de. senelerce önce Paris'e giden ve şarap tüccarlı­ ğı yaparak oldukça varlıklı bir adam haline gelen bir kardeşi vardın Bu kardeşinin oğlu. onlan borç olarak almasını söyler.

Charles döndüğü zaman. uzlaşmaya hazırdırlar ve Grandet. ken­ disine devretmeye onu ikna eder. kızının tarafını tutar. malikânedeki hakkını. bunlann çoğu. ağzına koyacağı kutsal ekmeğe değil de. papaz son bir defa odasına geldiği zaman. Charles. mala mül­ ke önem vermeyen kimselerin gururu içinde yapar. Kocasına. bir odaya kapatılır. şimdi. bütün borçlanyla birlikte. kızla tekrar ilgilenmeye başlar. Grandet. Köle ticareti ile büyük bir kontun . her zaman kendisinin say­ maktadır. kendine devretmesini ister. Grandet nihâyet ölür. Sadece malî ziyan olduğundan değil.1 4 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n nin mücevheratını. Kalan para ile de kardeşinin borçlonnm bir kısmını öder.^ "eğini anlayınca. bu paralan. böylece Eugenie'ye daha iyi muamele e tm t. kendisine sadece ekmek ve su verilir. babasının bu cezasına inatla karşı kor ve hiz­ metçileri Nanon da geceleri. G ran­ det öldükten sonra da. Eugenie. kendisine her çeşit yiyecek getirir. paralann tarihî de­ ğerlerine de üzülür ve kızının bu beklenmedik hareketi kendisi­ ni hayrete boğar. elde ettiği paranın bü­ yük bir kısmını kendisi için sermaye yapar. fakat ölmeden önce. babasının istediğini. böylece aradan çı­ kınca. tamamen bambaşka biridir. yedi sene­ dir kendisine mektup yazmamıştır. önceleri hiçbir zaman karşı gelmeyen Mme. on dokuz milyon frankı vardır. Kız. Zamanla. elindeki altın paralan Charles'e verdiğini öğ­ renir. Eugenie de. karar verir. Eugenie'nin şimdi. ekmeğin muhafaza edildiği altın kutu­ ya uzatır. onlann elindeki senetlerini hakikî değerlerinin çok altında bir fiyatla satın alır. G ran­ det. kendi kendini tebrik eder­ ken. kansının ö. kardeşinin. O . fa ­ kat kız. Grandet. bu başansından ötürü. mütebakisini de erteler. değerlerinden az fiyatla ondan satın alır ve babasının bıraktığı malikâneyi. elini papazın. fakat kocası ile yaptığı müna­ kaşalar ve kavgalar neticesinde hastalanır ve ölüm döşeğinde yatar. Mme. hâlâ Charles'i beklemektedir ve Charles de. Cruschot ve de Granssins. Eugenie'nin. Grandet. kızının. kızının annesinin miras hakkı üzerinde ısrar eJ-’ bileceğini düşünür. kardeşinin malını satar.

Eğer kız hiç­ bir şey yapmazsa -ki kanun onu zorlayamaz. Eugenie de. Charles. Fakat Eugenie. fakat artık iş işten geçmiştir. evlilik hayatı veya annelik bilmeden dul bir kadın olur. Fakat bu bir kolaylık evliliğidir. amcasının borçlarını fâizi ile birlikte öder. Kız. Zamanla Granssins de ölür ve Eugenie. 1 0 0 Büyük R o m a n » 1 4 3 çirkin bir kızı ile parlak bir sosyal evlilik için anlaşmak üzeredir. Eugenie'ye. kendisini dine verir ve babasının kasvetli eski evinde -cömertçe yürüttüğü hayır işleri dışında. soğuk bir mektup yazarak. Eugenie'nin yeniden evlenebileceğini imâ ederse de. Charles'ten tiksinti duyarcasına. nihayetinde Granssins ile evlenir. Sonunda. çünkü Eugenie. M aamatih. in­ zivaya çekilir. böylesine zengin bir kıza hayır demekle ne büyük bir hata işlediğini hay­ ret ve pişmanlık içinde idrak eder. Yazar. Charles'in evliliği de tehlike içindedir. borcunu ödemeyen bir adama vermekte mütereddittir. kızını. kan koca gibi yaşamayacaklanna önceden söz verirler. kendisiyle ev­ lenemeyeceğini söyler ve aldığı borcu gönderir. okuyucu bunu şüphe ile karşılayabilir.önceki sevgilisi evlenemez. . zira kont. isterse. çünkü amcasının malikânesi şimdi onundur. Charles'i daha da kötü bir duruma soka­ bilir. taraflar.son derece tu­ tumlu bir hayat sürmeye başlar. romanın son sayfasında.

Counture. ço k fak ir b ir genç. k e n d is in i m a h ç u p d u ru m la ra so k a rla r. b e n c il ve d ü z e n ­ siz k ız la rı ü z e rin e to p la n m ıştır. . a s ille r ta r a fın ­ d a n k ab u l e d ilm e sin i iste r. ih tira slı. p a rla k ve m a h a r e t­ li. Vauquer: U cuz b ir o te lin sa h ib e si: cim ri ve k ü çü k h e s a p la r p e ­ şin d e g id e n b ir k ad ın . g ü z e l. Baron de Nucingen: D e lp h in e ’n in kocası. Kont de Restaud: A n a s ta sie ’n in kocası. Pere Goriot (Goriot Baba) Yazan Honore de Balzac Başlıca Karakterler Pere Goriot: Em ekli o lm u ş b ir im alâtçı. Viscountess de Beauseant: E ugene’n in b ir k u z e n i. y ü k se lm e k için P aris’e gelir. te m iz . v ic d a n s ız b ir m aliyeci. Kontes Anastasie de Restaud: G o rio t'ın e n b ü y ü k kızı. Mme. iyi n iy etli am a rü şv e tle s a tın a lın a b ile c e k biri. Mme. n a z ik y e s e ­ vim li b ir kız. z a m a n a u y m a y a n k a y ın p e d e ri ve k a lp s iz k arısı. d ü ş ü n c e s iz h a re k e t e d er. Eugene de Rastignac: Asil b ir a ile d e n g elm ek le b e ra b e r. fa k a t ben cil. Barones de Nucingen (Delphine): G o rio t’ın ikinci kızı. V icto rin e’n in b ir a k ra b a s ı ve h âm isi. b ü tü n h a y a tı. Victorine Taillefer: M oison V au q u er’d e o tu ra n saf.

Horace Bianchon: M üşfik ve n a z ik b ir tıp ta leb esi. Mme. Vauquer'in Paris'in her türlü kötü­ lüklerin işlendiği bir mahallesindeki yıkık dökük. diğeri de barones. şimdi hayatı­ . eğlence ve sefahat âlemine dalar. Otelde kolanlann anlattıklarına göre. Paris'in gıpta edilen sosyetesine girmeyi başanr. Asil bir ailede dünyaya gelmekle beraber fa ­ kirdir ve Paris'te hem mesleğinde. hem sosyal sahada yüksele­ rek ailesinin servetini geri almayı ümit eder Yanında Viscoun­ tess de Beauseant'tan bir tavsiye mektubu vardır ve böylece. böylece. Bu hayatın ca­ zibesine kapılarak kendisinden geçen genç. Poiret: Em ekli b ir k âtip . Maison Vauquer'de kalanlardan biri. H ap isten k açm ış b ir m a h k û m : a z im li. önceleri epeyce zengin ve hürmet edilen biri olan G oriot. fakat iyi bir isinn bırakmış oteline Eugene de Rastignac adında genç bir hu­ kuk talebesi gelir. kızlanndan biri şimdi kontestir. tedri­ cen açığa çıkar. makarna imalâtçılı­ ğından emekli olmuş G oriot adında biridir. Mile. annesi ile kızkarde- şinin mücevherlerini satarak kendisine gönderdikleri parayı harcar. üniversiteyi unutur. zeki. İki güzel kızı asil ailelerin çocuklanyla evlen­ miştir. Michonneau: Evde k a lm ış k u p k u ru b ir kız. fakat kızlan kibirli ve müsrif insanlardır Kocalan. O nun başına gelenler. Kont Mazime de Trailles: K ontes d e R e sta u d ’u n sev g ilisi. kayınpederlerinin zenginliğinden memnun iseler de. Hikâye 1819 senesinde. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 4 5 Vautrin. Marquis d’Adjuda-Pinto: V isc o u n te ss d e B e a u se a n t’m sev g ilisi. şimdi en ucuz dairede kalır ve elbiseleri lime lime denecek kadar da eskimiştir. Sylvie ve Christophe: M aison V a u q u e r’d ek i h iz m e tç ile r. onu kendi evlerinde görmek istemezler Kızlannı şımartarak yetiştiren G oriot. z ü p p e ve ıs ­ lah o lm a z b ir k u m a rb a z . b e c e rik li ve b e ş e r ta b ia tı v e ce m iy e t h a k k m d a sin ik a l (şü p h eci). s o n ra la rı m e ş h u r b ir d o k to r.

ara sıra sokakta görür. Kız. Böyle bir durumda da. Victorine. Victorine'ye kur yapmasını söyler. onların kaprislerini yerine getirmekle geçirir. Eugene. babasının ailenin son bulmasını istemeyeceğini ve kı­ zı tanıyacağını söyler. kızın kocasının servete konacağını anlatır. bu genç arkada­ şını soysuzlaştırabileceğine innnır ve onu yoldan çıkarmak için her çareye başvurur. onu evine alır. bu iş için. Delphine'nin sevgilisi olmak. G oriot'm büyük kızı Countess de Restaund ile ta­ nışır ve onun kim olduğunu bilmeksizin delicesine tutulur. Maison Va- uquer'de. Eugene'ye. Vautrin de. babası onun kendi kızı olduğun­ dan şüphe ettiğinden. sefalet içinde yaşamaktadır Otelde zeki. Victorine'nin kocası olm ak­ tan daha şevklendiricidir Vautrin. rahat bir daire tutar. Kız aynı za­ manda. Viscontes tarafından kabul edilmek şartı ile kız. ilkin. Eugene'e Victorine'nin erkek kardeşi öldüğü takdirde. adamın kızlannı ziyaret etmesine müsaade edilmez ve onlan ancak.1 4 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n nı. Eugene. Burada iki âşık buluştuğu gibi. Eugene'nin. böyle bir teklif karşısında şaşkınlığa uğrar. babası G oriot'e. sonunda Victorine'yu muvakkat . Bu arada. G oriot da böylece. vicdansız ve oldukça şeytanî Vautrin adında biri de vardır Vautrin. maamafih. vazgeçer. Eugene. Eugene'nin sevgilisi olmayı kabul eder. fakat babasının arkadaşı olduğunu öğre­ nince. Victorine Taillefer adında bir kız yaşar Zengin bir adamın kızı olmakla beraber. sathî de olsa hürmetle muamele etmesini ister. sevgililerinin dahi borçlannı öder. kızını ve Eugene'yi zaman zaman ziyaret eder. Eugene'den. Vautrin. Eugene. bu arada başka işlerin de peşindedir. Viscountess de Beauseant tarafından kabul edilmek ve sosyetede yükselmek isteyen kızkardeşi Baroness de Nucin- gen'e kur yapmaya başlar. Eugene'den kânn sadece beşte birini isten Eugene. Fakat para suyunu çektikten sonra. onun için. sadece onların değil. o zaman kuzeni Viscontes'in tavsiye­ si üzerine. kızın erkek karde­ şini öldürecek ve kimse bunun bir cinayet olduğundan şüphe­ lenmeyecektir Vautrin. G oriot.

Delphine de Nu- cingen'le birlikte yemek yer. Victorine'nin kardeşi. Eugene ile Bianchon adında iyi kalpli bir tıp talebesinden başka kimse yoktun Gömm e masrofını onlar üzerlerine alırlar. kendi çağını öylesine fev­ . sevgilisinin kumar borçlannı ödemek için. Gerçi hâlâ bu cemiyet üzerinde zafer kazanmak isterse de. Eugene'nin. bir gece elbisesi için ödenmesi gereken bin frank meselesi vardır Delphine ise. kızla evlenemeyeceğini söyler. onun bir hapishane kaçağı olduğunu bilen iki kişi. onun bir yazar olarak başlıca rom antizm ve realizm akım larında bellibaşlı bir mevkii elinde b u lu n d u rd u ğ u nu ve kendi neslinin Fransız cemiye­ tini gayet başarılı bir tarzda anlattığından Fransız edebi­ yatındaki yerini gösterir. Bu m üphem sıfat. O zaman Vautrin tevkif edilir. asrının en gerekli yazarlarından biri olduğu söylenir. Ondan sonra. ölür ve o anda başucunda. Anas- tasie. bu insanlardan nefret eder. 10 0 Büyük R o m a n * 1 4 7 olarak kur yapmaya ve kızın kendisine âşık olmasına imkân hazırlamaya karar verir. Aynca. bu cemiyetle olan ilişkilerinde daha temkinli hareket etmeye karar verir. kedisini baloya götürmesin­ de ısrar eder. Babas: ölmek üzere bulun­ duğu bir sırada dahi. oyunun ikinci safhası ger­ çekleşir. sorumluluklannı ye­ rine getirmek için. Eleştiri Balzac’ın. polise ihbar ederler. Bu arada ihtiyar G oriot da ölmek üzeredir. Eugene vasıtasıyla davet edildiği Viskontes'in ba­ losundan başka bir şey düşünmez. Eugene. Kızlannın kap­ risleri yüzünden. Ardından. kocasının aile­ sinin mücevheratını satmıştır ve G oriot da. Kızlan cena­ zeye de katılmazlar. Balzac. yıllık tahsisatı ödemek zorundadır. G oriot. böyle olduğunu hiçbir şekilde tahayyül etmediği vicdansız ve sefil Paris sosyetesinden tiksinti duyar. Otelde. Şimdi. perişanlık içinde geçmiştir. fakat dehşet içinde kalan Eugene. son günleri. bir düelloda öldürülür.

d ü şünülen ve­ ya plânlanan elli rom anın daha isim leri var. beraberin­ de h ü k ü m et m erkezinin şaşaa ve soysuzluğunu getiren C harles G randet'in d u rum unda olduğu gibi. K itapların hepsi tam am lanm adı. bir b ü tü n olarak İnsanlık Komedisi (La Comedie Hu- maine) diye bilinen rom anlarını düşünün. herkes. belirli şartlar altında övdüklerini belir­ tir. Balzac. elim izde. XVIII. köylü­ n ün çiftçiden farklı olm ası kadar. Bu karakterlerin toplam sayısı iki bin ka­ dar ve hepsinin hayatları. Aynı zam anda. Fakat bu şartlarla anlatılm ak istenen ne olursa olsun. Louis Philippe çağı hakkında hiçbir şey bilm esine im kân yoktur. A ristokrasiden gang­ sterlere kadar. Balzac’m eserlerinin sjnıflandınlışı. Felsefî İncele­ m eler ve A nalitik İncelemeler. geniş bir başlık altında toplanabi­ lir: Özel H ayattan Manzaralar. S aum er’e yaptığı m u tsu z ziyarette. d ö rt Fransız h ü ­ küm darının. X. Balzac’m sırt çevrilmeyecek bir yazar olduğunda m üttefik. o n u n üslûbu. bir rom andan diğerine aktarılır. N apoleon. diğerleri rom anlarının plânı üzerinde duruyorlar. İlkin. Ekserisinin konulan. Önceki m evkilerini yeniden . R om anların ekserisi orada geçer ve Paris dışında geçenle­ rin de dahi. Bu zengin ve değişik cem iyetin sinir m erkezi Paris’tir.1 4 8 • 1 0 0 Büyük R o m a n kalâde bir tarzd a anlattı ki. ekseri eleş­ tiricilerin Balzac’ı. Rom anlardaki karakterler. beşeriyeti. “gerekli” sıfatı. onların hepsini anlatm a ve sınıflandırm a işini yüklendi. Toplam olarak doksan altı kitap. bir Parisliden farklıdır ve Balzac. Paris stan ­ dartları kendilerini hissettirir. birbirleriyle bağlantılı yaratıkların g ruplan olarak gördü: Paris dışında yaşayan biri. bazıları. ce­ m iyetteki her sınıf insanı kapsar. tabiî tarihi sınıf­ landırarak ele alan büyük bilgin Linnaeus’u hatırlatıyor. C harles ve Louis Philippe çağlarından alındı. Kır Hayatı. Balzac’m rom anları. Louis. onun eserlerini okum ayan bi­ rinin.

G oriot kızlarını sever. ister aşk. Para. şim di güçlü o rta sınıftadır ve N ucingen gibi şaibe­ li işadam ları da. daim a çıkar peşindedirler. Erkekler. aptalca bir şey olur. Bu çeşitli türdeki entrikalar birle­ şir. Saflık ve fazilet. kadının vereceği başlığı serm aye olarak kul­ lanacağından. bir tek ihtirasın pençesine düşm üşlerdir. sosyal tiplerden başka bir şey değil­ . Balzac’ın ba­ zı çağ d aşların ın y ap tık ları gibi. B ununla beraber. gerilerde kalm ışlardır. A m a Bal- zac. en trika hâkim dir. Diğerleri. asiller sınıfına girm ek üzere. G randet gibi önceleri köylü olan in­ sanlar. da­ h a az görgülü ve k ü ltürlü olabilirse de G randet ve kızları arasındaki dahilî m ücadelenin ortaya koyduğu gibi. G rantet altını sever ve D elphine. zira yeni in­ sanlar gelmişlerdir. Fakat Balzac’m faziletler­ den ziyade kötülüklerden şevkle bahsettiğini sanm am ak da elde değil. ister iş ve siyasette veya isterse cem iyet hayatında ol­ sun. N anon veya kız kardeşler Rastignaclarda olduğu gibi. ih­ tilâlde m aruz kaldıkları zorlukları telâfi etm eye çalışıyor­ lar. kır hayatı hakkındaki düşüncelerinde hissî değil. Balzac’ın ahlâkî h ü küm leri açık ve kesin. Bir erkek. Balzac’m cem iyet hakkındaki hüküm leri haşin. kendilerinin. o n lan n günleri sayılıdır. Eugene G randet. Onlar. 100 büyük R om an • 149 ele geçiren eski aristokrasinin sosyal liderleri şim di. Balzac’m pek çok karakterleri. belli belirsiz. O kuyucunun sönük ve yavan V ictorine’den fazla V autrin gibi güçlü bir karakteri hatırlam ası çok daha m uhtem el. onlar da tıpkı Parisliler kadar vicdansız olabilirler. h er şe­ yin hâkim idir. İnsanlık Komedisi’ni ahlâksızlıkla suçlam ak. vicdan­ sızdır ve aşağı yukarı cem iyetin to n u n u tayin eden karıla­ rı da. cem iyette­ ki m evkilerinin ne olduğunu veya ne iş yaptıklarını göste­ ren form üllere hem en hem en irca edilebilir. bir kadına kur yapabilir veya siyasî hayatta yükselm ek için o n u n m etresi ile ilişki kurar. onlardan d aha az çıkarcı değiller. sosyete tarafından tan ı­ m ak ister.

Balzac. küçük bir kâtip. iyi niyet ve heyecan dolu bir halde Paris’e gelir am a soysuzlaştırılır. güçlü şâirâne muhayyilesidir. Yine de. Ara sıra. statiktirler. m eşh u r dedektif Vidocq örnek tu tu lm u ş­ tur. Statik olm ayanları da sonunda bozulurlar. kırık dökük. ru h î bir durum . m anzara ve durum ları realistçesine gösterm e­ siyle m eşhur. . şüphesiz bir realist. hem en hem en oto­ m attırlar. Rastignac. hakikiden biraz daha fazla bir şey olduklarını hissediyorlar. Aynı şekilde Paris bir şehir değil. Bunun fevkalâde bir örneği. on parayı hesap eden b ir otel sahibesi ve Poiret de. önceden tahm in edileceği üzere. göz kam aştırıcı. ne önce­ den tahm in edilebilir. Mme. sadece m uhayyilenin yarattığı bir tip olduğu sanılan parlak zekâlı ve m eş’um biri. M me. ne de ikna edicidir. fakat okuyucularının ekserisi. realizm den çok daha başka bir şey. yı­ kık atm osferi ve h ü rm et duyulan sefaleti ile anlattığı Mai- son Vauquer. Okuyucu Balzac’ın bir otelden ziyade bir kafa yapısını. En fazla hay­ ret uyandıran karakter V autrin’dir. dejenere. Vauquer ve onun otelinde kalanların şahsiyetlerinin projektörü olduğunu görm ek istiyor.1 5 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n dir: N ucingen bankacıdır. m e­ selâ. N anon sadık bir hizm etçidir. B unların ekserisi. Baudelaire’in şiirlerinin şehri. C harles Gran- d et gibi dünya görm üş biri. Bu sosyal belgeleri hayata geti­ ren de. yazarın. rom anlarının. Vauquer de. Balzac. bir karakter. Gerçekte. kırılm ış üm itler ve yıkılm ış h a ­ yatlar üzerine kurulm uş şehir. Perdelerdeki h er leke ve resim çerçevelerin­ deki h er sinek pisliği belirtilm iştir. bu tü r anlatı­ lışın toplam tesiri. kı­ lıksız o tu rm a odasının. bir gece içinde sâdık bir sev­ gili haline gelem ez veya centilm enlikten köle tacirliğine ve tekrar centilm enliğe kolaylıkla geçemez.

1829’da. Bu iş. düzineler­ le roman ve küçük hikâye yazdı. daha sonra kitap yayımcılığına baş­ ladı ve bu sahada daha da az başarılı oldu. saat on ikiye kadar uyudu sonra uyandı. platonik taban üzerinde sürdürdü . üst üste yığılan borçlarını ödemek ve yanıp tutuştu­ ğu şöhrete erişmek için yeniden roman yazmaya başladı. Balzac’ın borçlarını so­ nunda annesi ödedi. ertesi günün öğle üze­ rine kadar yazdı. zengin de olabilirdi. fakat Honore. beyaz manastır kaftanını giydi -bu kaftan. daha muvakkat ve halk tabakalarına mah­ sus aşk hayatını da ihmal etmedi). Her biri aristokrat olan üç metresi. Balzac. Her akşam. bu ailenin bir mensubu değil. Bu konularda. Bir hukukçu olarak edindiği tecrübeler. avukatlık mesleğini bilfiil yürütmesini is­ tediği zaman. buna daha sonraları İnsanlık Komedisi adını vereceği çalışmaya ko­ yuldu. de Berny idi. içmedi. kendisi­ ni öldürürcesine. bu arada. bunların hiçbirinde. ekseriya. gece gündüz yazıyordu. Artık. iş hayatını yakından görmesine zemin hazırladı. Paris’te hukuk tahsil etti ve bir noterin yanında üç sene kaldı. Honore isyan etti. Tours’un kır bölgelerinde yaşayan bir avukattı. onları gevşek bir tarzda birleştirerek. Mafıallî okullara devam ettikten sonra. 1799’da burada doğdu. de R a s tiq n a c veya Charles Grandet kadar sosyal merdivende yükselen biri idi Metres­ lerinden birincisi. Balzac’ın hayatında önemli roller oynadılar (Balzac. Doğum l<ayıtları. bol bol kahveden başka bir şey yemedi. Fa­ kat Balzac’ın babası. daha ziyade anaerkil idi ve fizikî özelliğini kaybettikten uzun bir zaman sonra dahi. Honore. eski rejimin bir üyesi ve annesi olabiiecek yaşta Mme. Bu kitaplar ken­ disini meşhur yaptı ve tedavi edilemez bir müsrif olmasa idi. Balzac. Balzac’ın yaşında idi. 100 B ü y ü k R o m a n *1 5 1 Yazar Balzac adında asil bir Fransız ailesi vardır. Henüz yirmi yaşlarında iken. zamanının sosyal ta­ rihini anlatan muazzam bir eser yazmayı düşündü ve Dante’yi taklit ede­ rek. Hikâye­ ler yığıldıkça. Ya­ zarın babası. ailenin Bassa adındal^i i<öylülerden geldiğini gösteriyor ve tarif edatı “de” bir hileden başl<a bir şey değil. onun ça­ lışma üniforması idi. Balzac. oğlundan. is­ tikbal ümitleri göremediler.ve çılgın bir hızla. kadının oğullarından biri. Balzac'ıff ikinci . fakat eleştiriciler. Daha sonra matbaa harfi imalathanesi kurdu ve üç sene sonra iflâs etti. Balzac’ın büyük plânına göre tamamlanmadı ise de bu hâli ile bile hemen yüz başlık altında toplanan kitaplar yazdı. Aralarında­ ki ilişki.

Balzac. romanlarındaki birçok karakterlerde. bu gö­ rüşleri sistematik bir tarzda ileri sürer. kadının güzel olduğu. bu konuda olur olmaz yer­ lerde konuştuğundan. Mme. nihayet 1840’da evlendi ve Balzac ve karısı Paris’e döndüler. hiç de övgü- cü olmayan bir tarzda göstererek öc aldı. ha­ yatının sonuna kadar iş hayatında servet yapmak düşüncesini hiçbir za­ man terketmedi. Bu bağlar arasında en roman­ tik olanı. Balzac derhal ilgilendi. edebî aslan avına çıkan ve Balzac’a.1 5 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n macerası. Politikaya. Çift. Fakat Balzac. karısının sevgilisine itiraz etmedi ve birkaç sene sonra da öldü. Bonapartçı olarak baş­ ladı. ünlü bir yazar olduğu için bağlanan İVIarquise de Castries ile ilgili idi. Mektuplardan. kısmen çok çalışması. Balzac bu arada birtakım projeler üzerinde de duruyordu ve insanın bunlara nasıl vakit bulduğuna hayret etmemesi de elde değil. Kont. karısı için Paris’te bir ev yaptırmıştı ve İçini sanat eser­ leriyle doldurmuştu. mutsuz bir evlilik iıayatı yaşadı­ ğı ve son derece zengin olduğu imâ edildiğinden. Balzac’ın dinî görüşleri muğlaktı. Gerçi nişanlı idilerse de Çar’ın müsaadesini almak gerektiğinden ev­ lilik gecikiyordu. kanunların dışında tuttu ve 1835’te Millî Muhafızlar’da hizmet görmektense. fakat çocukluğun­ dan itibaren annesinin derin tesiri altında kaldı ve annesinin de Tabiat-üs- tü felsefesini. kısmen de. Balzac’ın ölümüne. Balzac. Kadın. evlenmeler^den kısa bir müddet sonra uçtu. Yine Sardin- ya’da Romanlılar’dan kalma bazı gümüş madenlerini yeniden işleterek madencilik yapmayı düşündü. İsviçre’de bir randevu hazırladı ve aralarındaki ilgi normal bir tabana oturtuldu. fakat belki de Mme. kadını. İsveçli Svvedenborgain adlı bir mistiğin eserierini ihtiva eden kitaplığı vardı. Balzac'a “yabancı" diye imzaladığı anonim mektuplar gönderiyor­ du. yazarın bu tür görüş­ lere sahip olduğunu düşünemezse de. Bourbon’ların ta­ rafını tuttu. Politikaya atıldı ve Fransız Millet Meclisi’ne seçildi. bir diğeri kendisinden önce davrandı. despotik bir hükümeti teorik olarak desteklemesi­ ne rağmen. kendisini genellikle. hapse girmeyi tercih etti. Maamafih. Seraphita adlı romanında. Eugânie Grandeü okuyan biri. gitti. de Berny’nin nüfuzu altında. İsmen Katolik’ti. Yayınlayıcılarıyla yaptığı muka­ velelerini yerine getiremediğinden aleyhine dâvâlar açıldı. Hans- ka’yı ziyaret etmek için kış aylarında Rusya’ya yaptığı seyahat sebep ol­ du. bir erkek olmasından zi­ yade. ikisini uzun yıllar birbirine yaklaştı­ ran aşk. çünkü konte­ . Hanska adındaki PolonyalI bir kontesle sürdürdüğü ilişki oldu. Balzac da. Bununla beraber.

Hayatının son saatlerinde. Kendisinin tahayyül ettiği dünyanın Balzac üzerindeki etki­ si öylesine derindi ki. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 53 sin serveti. sonunda. onun indinde tamamen gerçek­ leşti. daha sonraki romanlarında meşhur bir doktordur. kendisinin söylediği kadar az değildi. bu dünya. bir­ kaç ay sonra öldü. borçlan da. Bianchon’un getirilme­ sini istedi. onun. Bronşit ve kalp yetersizliğinden. . Bianchon. Balzac’ın tahmin ettiği kadar büyük olmadığı gibi. Dr. hayalî karakterlerinden biri idi. Goriot Ba­ ha’da bir tıp talebesi olan Bianchon.

b e y a z la rın en b e r b a t ta r a f ­ larım alm ıştır. k o rk u ve hile b ilm e y e n K ızılderili. şid d e tli b ir d ü şm a n ve sa d ık b ir a rk a d a ş. Uncas: Oğlu. H u ro n la rm (veya D elavvarelilerin d ilin d e M ingolar) e n k o rk u n ç t a ­ ra fla rın ı te v a rü s e tm iş ve ay n ı z a m a n d a . g ü z e l. d a h a d a asil b ir v ah şi. U zun b o y lu . canlı. Cora: A lbay’ın b ü y ü k kızı. Mohikanlar'ın Sonu (The Last of the Mohicans) Yazan Jam es Fenimore Cooper (1 7 8 9 -1 8 5 1 ) Başlıca Karakterler Natty Bumppo: (Aynı z a m a n d a . b a z e n de filo z o f gibi k o n u şu r. ç o c u k ­ ların ı se v en b ir b a b a . Chingachgook: Asil Vahşi: D elaw are a ile s in d e n b ir M ohikan. y irm i y a ş la rın d a . sağ lam yap ılı. a s k e rî ve ş a h sî ta lih s iz lik le ­ rin e ra ğ m e n h ü rm e t e d ile n y a şlı b ir ad am . b a z e n b ir o rm a n ad a m ı. A tm aca G özü. m ü k e m m e l b ir o rm a n a d a m ı ve ta b iî b ir ah lâk çı. az im li b ir ask er. o rijin in in “k a ra n lık ” ta ra fın ı o rta y a koyar. C ildi­ n in ren g i. G u ru rlu ve sadık. sa k in bir ad am . D eri Ç orap. "M ohikanlar’ın s o n u ”. o rm a n c ıla rın fo lk lo ­ r u n u n şe re fi ve efe n d ile ri. a z im li. Magua: K ötü R uhlu K ızılderili. U zun T üfek. Albay Munro: K u şatılm ış W illiam H enry K alesi'nin k u m a n d a n ı. G eyik Ö ld ü rü c ü ve İz S ü rü cü o la ra k d a bilinir). fa k a t h a ­ in. y akışıklı. . iyi ve g ü z e l k o n u şu r.

Cora ve Alice Munro. çalılar arasında gizlediği bir kayığa bindirerek. ölüme hazırdırlar. fa k a t u ta n ­ gaç. karşı sahildeki en cesur M ingo'yu seçer. Hikâye Sene 1 757. vahşî ve kurnaz Kızılderili rehber Magua da vardır. Chingachgook ve cesur oğlu. dehşet içinde kişne­ meye başlar ve M ingolar da. K ızıld erililer ve o n la rın n asıl ç a rp ıştık la rı h ak k ın d a bilg isi y o k tu r. M ingolar'ın. yolu kaybettiğini söyleyerek. Burada. nehirdeki bir adaya götürür. Fakat yolları. şe refli. Magua. Huron bölgesine götürür. h a y re t u y a n d ıra n b ir ta h a m m ü l g ü cü v a rd ır. Natty ve arkadaşlarının mermileri tükenir. cesur ormancı Natty Bumppo ve Kızılderili arkadaşı. babalonnm yanı­ na gitmek isterler. Fakat üzerlerine gelen kurtlan gören atlar. İki kız kardeşten daha canlı ve azimli . z a y ıf ve h a n ta l. Kendisine "Uzun Silâh" da denen Natty. C o ra’d a n d ö r t v e y a b e ş y a ş d a ­ h a k ü çü k . Onlar. "M ohikanlar'ın Sonu" Uncas'm yolu ile birleşir. diğerlerini. Kızılderili arka- daşlan atlan gizlerken. c e s u r. b a k a n ın g ö z ü n ü k a m a ş tıra c a k b ir g ü z e llik te . Yukarı New York'taki (Amerika). Champlain Gölü civarındaki ve Albay M unro'nun kumandasındaki Willi- am Henry Kalesi. grubu çevirdiklerini anlayan Natty. nisbe- ten güvenlik içinde istirahat edebilecekleri bir mağara vardır. Magua ormana kaçar. O zaman. b ira z m ağ ru r. Binbaşı Duncan Heyvrard: Bir s ö m ü rg e su b a y ı. Alice M u nro'ya âş ık tır. Fransızlar ve Huron Kızılderilileri (Mingolar) tarafından kuşatılmıştır. sa m im i. derhal Magua'yı yakalamak isterlerse de. şa rtla rın d e rh a l te s irin d e k alan b ir kız. Edward Kale- si'nden aynlarak Hudson nehri kıyılarından. David Gamut: U zu n . İlâh ile r o k u m a k ta n z e v k a la n b ir genç. Bu kanun kaçak­ ları. Grupta. karanlık çökünceye kadar beklemelerini ister. İlâhi söyleme öğretmeni olan han­ tal ve egzotik David Gamut. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 15 5 Alice: C o ra’n ın sa rış ın ü v e y k ız k a rd e şi. onları yanlış. istikamete. gösterişli ve nazik Binbaşı Duncan Heyward. düşmanlannm nerede olduklan- nı görerek hücum ederler.

maamafih. Natty. kaçmalarını teklif eder. kendi yerine Heyvvard'ı gönderir. VVebb'in mektubu­ nu alır ve Natty'yi serbest bırakın Şahsî bir mülâkat için Mun- ro'yu davet eden M unro. kendisinin ve Kızılderili arkadaşlannın. Hey- ward döndüğü zaman Munro. seni bununla öldürürüm dercesine baltasını gösterir. on­ lan takip ettiklerini anlatın Grup. görevi hakkındaki raporundan . bir dal parçası ile geçtikleri yollan işaret ederse de. Natty ve Heyvvard. Kızılderili­ ler yakalanın Natty. Binbaşı hleyvı/ard. elindeki baltasını Alice'e fırlatın Balta kızın başını sıyırarak geçer. kıza. Gazaba gelen M agua. Şiddetli bir çarpışma başlar ve Magua hariç. yardım istenmektedir VVebb'in cevabî mektubunu getiren Natty. Kızılderili. fakat o anda. Uncas ve Chingachgook kendilerini akıntıya bırakır ve orm a­ nın karşı tarafında kıyıya çıkarlar. Alice'i serbest bırakacağını söyler Cora tiksinerek redde­ der. W illiam Henry Kale­ si civannda yakalanın General Montcalm.1 5 6 • 1 0 0 Büyü k R o m a n olan Cora. bir mektup vererek Edvvard Kalesi kumandanı İngiliz VVebb'e götürmesini isten Mektupla. onlan kurtarmaya gelmiş­ lerdir. Montcalm'ın birlikleri tarafından kuşatılmıştın Fakat kale bir sis perdesi altındadır. gözyaşartıcı bir tarzda kucaklaşırlar Ama kale muhasara altında olduğundan. Heyv^ard. Cora kendi kansı olmayı kabul ettiği takdir­ de. fa ­ kat Heyvvard da Montcalm'dan tutarlı bir bilgi edinemez. bir silâh sesi duyulur ve Kızılderili vurularak ölür. onun elin­ den kurtulur ve bıçağını indirmek üzere kaldınr. Notty. iplerini çözer ve kendisini vahşilerden biri üzerine fırlatır. William Henry Kalesi'ne gitmek üzere tekrar yola ko­ yulun Kale. gerçi sis kaleyi düşmanlardan gizliyorsa da. Chingachgook ve Uncas. Huronlar. Kızılderililerden biri. kaleden fırlatılan bir topun kovanını yakar ve grubu sağ salim kaleye götürün Albay Munro ve kızlan. İstemeyerek de olsa. İstirahat sırasında M agua. David Gomut ve genç kızlan yakalarlar Cora. onlara da yollarını kaybettirin Keskin gözlü Un­ cas. kendi yollarında gitmek zorundadırlan Kale kumandanı Natty'ye.

şerefli bir şekilde teslim olmak imkânlannı verece­ ğini söyleyince. kendilerine. Kızılderililer. bu ayının mahallî bir sihirbaz . hislerini açıklamasını ister. Heyvvard. Alice'i sevdiğini itiraf eder. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 5 7 önce. Huronlar. bir ayı Heyvvard ve Huron Kızılderilisi'ni takip eder Huron. Fakat Natty ve Kızılderili arkadaşlan. Fakat melez ilk karısından olan Cora'nın reddedildiğini düşünen Munro. Heyward'ın Alice'e âşık olm a­ sını tasvip etmez. Huronlular'ın kampına geldikleri za­ man. kendisinin lideri olduğu Huronlar'ın kampına götü­ rür. Heyv/aH. M unro ve Heyward'la birlikte onlann peşindedir. (Magua. zerrece merhamet duymaksızın hepsini ö l­ dürürler. Munro kabul eder. Heyward'ın raporunu dinler ve onunla birlikte Montcalm'ın ya­ nına gitmeye karar verir. onlann lideri olmakla beraber. civardaki Delaware aşiretine götü­ rür. M ontcalm. ona ne yapacakla- n üzerinde bir toplantı yaparlar Hasta kadının yanına giderken. Heyvvord hiç de samimî olmayan bir tareda. Uncas yakalanır ve Huronlar. esirlerini. tekrar Cora ve Alice'i ve -kızlan ko­ rumak için elinden geleni yapan. kaleden ayrılan bir grup kadın ve çocuğa saldırır.) Alice'i onla­ ra bırakan M agua. Heyvvard. Cora'yı. kadının yanına götürül­ meden önce. Lâkin Montcalm. durumun kendi aleyhin­ de olmasına rağmen çarpışacağını söyler.G am ut'u yakalar. Liderleri M agua. kendisine lekeli bir kimse olarak bakarlar. Magua. onlara yardım gönderemeyeceğini ve bu yüz­ den teslim olmalannı tavsiye eden VVebb'in mektubunu göste­ rir Büyük bir ümitsizliğe düşen Albay. Fakat Montcalm. birlikler arasındaki Kızılderililer'in vahşeti­ ne mâni olamaz. viski içtiği için. Munro'nun düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyince Albay. hapisten kaçan G am ut'u görürler. hastalıktan tedavi eden bir kimse sıfatı ile Huron kampına girmeye karar verin Kızılde­ rililer muvakkaten kabul ederler ve hatta biri çocuğunun has­ ta kansına bakmasını ister. G am ut'un çılgın olduğunu sanmışlardır. o zaman. Hu- ronlar.

Uncas'ın avcılık gömleğini yırtar ve hayretle geri çekilir. fev­ kalâde bir şekilde işlenmiş küçük bir kurbağa vardır. kendisinin yerini alacağını söyler. Magua alaylı bir kahkaha kopanr ve aynlır. Uncas'ın da konuşmasını ister. bu da. kız onun esiridir Kartal gözlü. şimdi Uncas'a hürmetle muamele eder ve onun. iki kız kardeşin kendisine verilmesini ister ve Natty'yi şikâyet eder. kızın yerini almak isterse de. Heyvard. Çünkü. on­ lann peşindedir. Fakat M agua. Grup yeniden Delavvare kampına ulaşır. Natty kendisini zararsız hale getirir. ayının kafasını çıkardığını görür. Delav/areliler'in çıktıklan Mohikanlılar'ın totemleridir. fakat Cora. Delav^areliler'den biri. pe­ şinden geleceğini söyler. Savaşın Delavvareliler'in aleyhine gittiği bir anda civarda saklanan Albay ve Chingachgook meydana çıkarlar ve savaşın kaderini tayin ederler Huronlar mağlup edilir ve kaçarlar. maamafih. onlann karşısına çıkarsa da. Uncas'ın cesur tutumu Delawa- reliler'i hayran bırakırsa da. Hey- v^ard ve Natty Alice'i alarak Delaware kampına kaçarlar. Heyvvard. Magua'ya. M agua. Tamemund. Güneşin batmasıyla. M agua. Magua'nın peşine takılırlar Öldürücü bir çarpışma başlar. Tamemund. Natty. Uncas'ın göğsünde. altında Natty Bumppo vardır! Bero- berce Alice'in hapsedildiği mağaraya giderler. zira Delavvare kanunlarına göre. Yaşlı Delavvare aşiret başkanı Tame- mund. güneş batar batmaz. aralannda Heyv/ard ve Natty'nin bu­ lunduğu Delavvareliler. daha sonra tekrar H uronlar'a döner ve ayı elbisesi ile Uncas'ı kurtanr. bir nişancı olarak inanılmaz yeteneğini göstererek kim olduğunu belli eder. bütün İngiliz esirlerinin kendisine verilmesini isteyen Ma- gua'nın sözlerini dinler.1 58 • 1 0 0 Büyük R o m a n olduğunu bilirse de bunu bilmeyen Heyward heyecanlanır. Magua'nın isteği kabul edilir. Ka­ dını tedavi etmesi için yalnız bırakıldığı zaman. "Uzun Silâh" olduğunu söyle­ yince. onnu öldürülmesini talep eder. iki adamı ile birlikte Cora'yı . Uncas. Natty. Tamemund kabul eder. fakat M agua. Cora'yı talep eder.

büyük ve balta girm em iş orm anlar. N a tty ’nin otuz beş ve otuz dokuz yaşları arasın­ da yazılanlar. Öyle görülüyor ki. A m e­ rika’nın ilk çağlan hakkında güçlü bir efsâne yarattı. m aalesef fenâ halde tah rif edilm iş bir imaj. 100 büyük R om an • 159 yakalar ve kaçırır. C ooper’in. bu. bir kurşunla temizler. Eleştiri C ooper’in Deri Çorap Hikâyeleri. Uncas'ı öldürürken. tekrar tekrar başladığı yere gelm e­ . tedricen ve m ü tered d it kabul edilişi. m u h telif zam anlarda basılan rom anları. fakat Natty. Delaware kampı mateme bürünmüştür. Deri Çorap’m krono­ lojisine göre. asıl Chingachogook ve onun daha asil oğlu U ncas’ı heyecanla takipler sırasında. alba­ yın ve cesur kızının ölümü C hingachgook'u kedere boğar. A m erika’nın bâkir ve geniş panoram ası görülür. Mohikanlar’tn Sonu (1826) ve İz Sürücü (1840) N atty yetm işinde iken yazılan Öncüler (1823) ve seksenini aşkın bir ihtiyar iken yazılan Yayla’dıı. kova­ lam alar peşinde ve kurtarm alarda görüyoruz. Bu. bütün beyazlar kendi me­ deniyetlerine dönerler. Notty. Hü­ zünlü bir gömme töreninden sonra. bir diğer Kızılderili de Cora'yı öldürür. Bu kitapta. cesur ve inanılm azcasına m aharet sahibi öncüler. kayalar arasından kaçıp kaybolacağı sırado. tasavvur edilm eye­ cek hâdiseler. A m erikalılar ve Avru- palılar’ın kafalarında bir “Kızılderili” ve “A m erika’ya ilk yerleşen” im ajını derinden yerleştirdi. m edeniyetin. onun ölü­ mü olur. Asil oğlunun. M agua. Geyik Öldürücüsü (1841). C hingachgook'ia birlikte geride kalır. sadece inanılm az değil. artık onu silm ek de m üm kün değil. uzun yazarlık haya­ tı boyunca. Uncas peşlerinden giderse de. habis ve asil vahşiler. plânın. karakterlerin etkisiz konuşm aları. B ütün bu rom anlar arasında en cazip olanı Mohikan­ lar’tn Sonu’dur. M agua. N atty bir genç iken yazıldı.

burada büyük bir toprağı vardı (bugün Cooperstown. yani Cooper’in kasabasıdır). kam pların ve yerleşim bölgelerinin canlı m anzarası (D. İngiltere’de ge­ çen nazik ve ahlâkî ve hikâye üzerine Precaution adlı kitabını yazdı (1820). tabiatla başbaşa ge­ çen bu hayatında (Kızılderililer çok daha önce ayrılmışlardı). A m erikan edebiyatındaki en büyük m acera rom anlarından biridir. Bu aile. Karısı. babası New York eyaletinin güneyin­ de Otsego gölü civarında yerleşti.160 • 100 B ü y ü k R o m a n si. M ark Twain. Bir sene sonra yayınlanan ve Amerikan fonu üzerine Amerikan karakterleri ile işlenen The Spy (casus) çok daha önemli bir eserdi ve halk arasında muazzam bir tarzda tutundu. Yazar James Fenimore Cooper. aktif bir kır centilmeni olarak yetişti. 1789’da Amerika’nın New Jersey eyaletin­ de doğdu. baba­ sının tavsiyesi üzerine. pastoral görüntüleri. Amerikan istiklâl Harbi sırasında şiddet­ le İngilizler’in tarafını tutmuştu. C ooper’in bir hikâye anlatm aktan âciz oldu­ ğunu söyledi. Cooper 1811’de zengin bir toprak ağasının Susan Augusta Del Lancey adındaki kızı ile evlendi. Cooper 1806’da. yarat­ tığı devamlı heyecan. Cooper bir yaşında iken. Cooper. Amerikan Donanması’nda üç sene subay olarak hizmet gördü ve babasının ölümü üzerine. orm anların. Mohikanlar’ın Sonu’ndaki okuyucuyu soluksuz bırakan hareketler. . kan- sına. H. Özel olarak yetiştirildikten sonra Yale Koleji’ne girdi. büyük ve devamlı popülaritesini haklı çıkarıyor. Fakat Cooper. A m e­ rika’da ilk yerleşenlerin şâirane. bu sözünü yerine getirmesini istedi. ailenin malikânesini yürütme işini yüklendi. fakat daha sonraları. bir şilepte çalışarak İngiltere’ye gitti. Mohikanlar’ın Sonu. kendisini hâlâ okutuyor. “bütün edebiyattaki en güzel. Cooper’in romancı olacağını kimse sanmıyordu. beraberce okudukları bir romandan daha iyisini yazabileceğini söy­ ledi. Lawrence. fakat bir arkadaşının odasına patlayıcı madde koyarak küçük bir in- filâke sebep olduğundan üniversiteden kovuldu. ro ­ m anın. b ü tü n bu m enfî tenkitleri kom ik bir tarz­ da belirterek. Böylece. en parlak m anzaralar” diyor). Fakat 1819’da.

1851’de Coopers- tovvn’da öldüğü zaman. Canlı ve hareketli hikâyelerin yer aldı­ ğı bu kitaplarda. Pilot The Red Rover {^828) ve İki Amiral (1842) bilhassa tutundu. aristokratik sosyal prensiplerle demokratik siyasî prensiple­ rin savunulması mücadelesi uğrunda geçti. otuz bir yaşından ölümüne kadar. bütün dünya onun. Avrupa’da yaşadı. Amerika’nın ilk büyük roman­ cısı olduğunu kabul etmişti. denizcilik tarihinin gerçek vakıaları da anlatılır. Fakat ül­ kesine döndüğü zaman. sosyal kitaplar ve denizcilik tarihi ile ilgili eserler de yaz­ dı. ayrıca se­ yahat kitapları. Coo- per’in deniz hikâyeleri arasında. İz Sürücü (1840) ve Geyik Öldürücü (1841). kendi mülkiyetine de sık sık tecavüz ediliyordu (Cooper genel­ likle bu hücumlara başarı ile karşı koydu) Cooper. hem sıhhatini kazanmak hem de kitaplarının telif haklarını korumak için. Halkın ekseriyeti kitapta yazılanların doğru olduğunu ka­ bul etti. Tabiî bunlar arasında en önemli olanları. Amerika’yı haksız tenkitleri karşısında Amerikan milliyetçiliği­ nin tesiri altında Amerikan Inanışlan adlı kitabını yazdı (1828). Jackson demokrasinin Amerika’da yarattığı de­ ğişiklikleri tenkit etti. Avrupa’da iken. Cooper (1826’dan 1833'e kadar). Yayla (1827). 1 0 0 Büyük R o m a n * 1 6 1 Cooper. . Aleyhinde bir sürü dâvâ açıl­ dığı gibi. Bu tenkitlerini Amerikan Demokratı adlı kitabında topladı (1838). Cooper’in hayatının son on yedi senesi (düşmanlannın genellikle gö­ remedikleri). jngilizler’in. Natty Bumppo’nun hayatı ile ilgili olan ve Amerika’nın “vahşi” tabiatının “medenîleştirilmesi” üzerinde duran Deri Çorap Hikâyelerdir: Öncüler (1823) Mohikaniar'ın Sonu (1826). otuz üç roman.

k o rk u su z . ta b ia t ü s tü y e te n e k ­ lere s a h ip o ld u ğ u n a v e ş e y ta n î k u v v e tle rle de işb irliğ i y a p tığ ın a in a ­ nılır. Fedallah: E srare n g iz b ir Parsi. A hap’ın m ız ra k ç ısı. h a y a tta k i fo n k siy o n u b a lin a ö ld ü r ­ m e k te n b a ş k a b ir şe y o lm a d ığ ın d a n . b e ş e rî b ir y a ra tık ta n z iy a d e bir v a s ıta d ır. Stubb: P e q u o d ’u n ü ç ü n c ü k a p ta n ı. H ikâyeyi a n la ta n kim se. Tashtego: Gay H ead a ş ire tin d e n b ir k ızıld erili. d ik k a tsiz . c e s u r ve m ak u l b ir ad am . Daggoo: İri y arı b ir zen ci. İsm ail'in c e s u r ve m ü şfik y o ld a şı. M oby D ick a d m d a k i b ü y ü k b e y a z b a lin a n ın am a n v e rm e k s iz in p e ş in d e g ittiğ in d e n . A hab'ı b u s a p la n tıs ın d a n v a z g e ç irm e k is te r s e d e b a ş a rılı o lam az. F lask’ın m ız ra k ç ısı. b ü tü n b e ş e rî h is ve s e m p a ­ tile rin d e n a rın m ış m alû l b ir adam . Queequeg: V ü cu d u d ö v m eli b ir y am y am . . Flask: P e q u o d ’u n d ö rd ü n c ü k ap tan ı. S tu b b ’u n m ız ra k ç ısı. Ahab: P e q u o d ’u n k a p tan ı. k a ra d a k i h a y a tın d a n ü m itsiz liğ e d ü ş tü ­ ğ ü z a m a n d e n iz e aç ıla n b ir genç. Starbuck: P e q u o d ’u n ikinci k ap tan ı. Moby Dick Yazan Herman Melville (1 8 1 9 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İsmail. d ü ş ü n c e s iz . k a p ta n y a rd ım c ısı Star- b u c k ’u n m ız ra k ç ısı.

Fakat Queequeg ger­ çekten sevimli bir insandır. Hikâye Yanında pek az para kalan ve karadaki hayatı kasvetli bu­ lan İsmail. geminin sa­ hipleri İsmail'e çok küçük bir ücret vereceklerini de söylerler. nasıl asil bir insan olduğunu daha sonra anlayaca­ ğı Queequeg ile birlikte. Pe- quod'la gitmemelerini ikaz ederse de. Pequod gem i­ sini bulurlar ve Queequeg'in mızrağı büyük bir maharetle kul­ lanmasından ötürü. New York'un M anhat­ tan kasabasından ayrılarak." İsmail. kaptan Ahab görünür Adeta bronzdan yapılmış intibaını uyandıran uzun boylu. onlar bu sözlere aldınş- etmezler. malûl bir adam dır Güya şey­ . Nantucket'e geldikleri zaman. balina avına çıkan gemilerden birin­ de iş bulmak ümidi ile Nantucket'e gider. Ertesi sabah pazar o l­ duğundan İsmail Balinacıların Kilisesi'ne gider ve bir zamanlar balina avcılığı yapan Papaz M apple'in vaazını heyecanla din­ ler Papazın o günkü konuşmasının ana tezi şudur. kendi içimizden yükselen emirlere kar­ şı gelmeliyiz. Gerçi Elijah adlı güngörmüş ve tecrübeli bir denizci onlara. denize açılmaya karar verir. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 63 Papaz Mapple: New B ed ford lim a n ın d a k i B alinacılar K ilisesi'n in g ay et iyi k o n u şa n v aizi. kendisi ile alay eden kaba bir Amerikalı'yı önce ikaz eder. O gece aynı odada kaldıktan son­ ra. Queequeg ve İsmail arkadaş olurlar. fakat adam. Fakat aynı odada kaldığı kimsenin. atlaya­ rak onu kurtanr. geniş omuzlu Ahab. derhal işe alınırlar Maamafih. Adam bir Congo mâbuduna tapar ve balta olarak kullandığı âleti aynı zamanda tütün çubuğudur da. daha sonra denize düştüğü zaman. vücudu döv­ meli Queequeg adlı bir yamyam olduğunu dehşetle görür. Gemi ancak limandan iyice uzaklaştıktan sonra. "Eğer biz Al­ lah'a boyun eğeceksek. New Bedford'a gider ve Spouter hanında kalır. Yolda (gemide) Q u- eequeg.

hepsine. parayı ona vereceğini söyler. kor­ kusuz biridir. bu onun şeytanlarla muharebe halinde oldu­ ğunu göstermektedir. balina yağı ile dönen Bac- helor vardır Bu geminin mürettebatı. fakat mantıkî bir insan­ dır. balinaların öldürülmesinde beşerî bir vasıtadan başka bir şey değildir. Stubb'inki Gay Head Kızılderilisi'nden Tashte- go. Moby Dick. Her birinin. Ahab. geminin ana direğine. kumanda ettikleri balina kayıklannda. geminin bütün mürettebatını güvertede toplayarak. sözlerinin mürettebat üzerinde gerçekten derin bir iz bıraktığına emin olmak için. dikkatsiz. İkinci kaptan Starbuck cesur. Bir ayağı beyazdır. Nihayet. Ahab'ın manyakçasına saplantısına sadece o karşı gelir ise de. Pequod denizde seyrederken diğer gemilere rastlar ve ha­ ber alıp vermek için durur. büyük şişeler içinde rom (bir çeşit içki) verir. büyük bir balinanın dişlerinden yapılmıştır Dehşet saçıcı hikâyelerin kaynağı. mizaçlanna uygun birer mızrakçılan vardır: Starbuck'ın mızrak­ çısı Queequeg. Uç kaptan yardımcısının. Ardından. Flask'inki de iriyan bir zenci olan Daggoo. silâh çatarcasına çatmalarını ister ve her bir mızrağın ortasından tutar. Dördüncü kaptan Flask ise. altın bir İspanyol parası çiviler ve beyaz balinaya mızrağı ilk defa kim indirirse. Palinezya adalarında yer­ li k d a r h evlenmişlerdir. kısa bir müddet sonra. ellerindeki mız­ rakları.164 • 100 B ü y ü k R o m a n tanlarla yaptığı mücadele sonunda aldığı yara. mu­ azzam bir beyaz balina. Çok geçmeden Ahab'ın ne yapmak istediği anlaşılır: Her ne pahasına olursa olsun Moby Dick'i bulacak ve onu öldürecek­ tir. mızrakların oyuk kısımlarını içki ile doldurarak Moby Dick'in ölümü için iç­ melerini ister. Daha sonra. beyaz saçların­ dan yüzüne kadar iner. mızrakçılardan. Limana. düşüncesiz. sadece geçimi için balina avlar. şimdi onlan Amerika'ya götürmekte­ . iradesinin kuvveti ile yardımcılarından. onun bacağını koparmış­ tır. Üçüncü kaptan Stubb. Ahab'ın azim ve gücü­ ne sahip olmadığından başanlı olamaz. hayret uyandırıcı çelişkili özellikle­ ri vardır.

Alevim si'parlak yuvarlaklann geminin direk­ lerinin uçlarını yaladığı büyük bir fırtma sırasında Ahab. Ahab. içinde kapta­ nın on iki yaşındaki oğlunun da bulunduğu bir balina kayığını kaybetmiştir. Ahab. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 65 dirler. yelkenci iğnelerinden pusulalar yapar Fedallah. Ahab. yan-deli Pip adındaki kü­ çük bir Zenci çocuğudur. ondan mürettebatı düşünmesini isterse de. hiçbir netice alamaz. Starbuck. Kaptan. ümitsizlik içinde olduğu yüzünden anlaşılır. belki ay­ nı zamanda onun şeytanî ruhudur da. kaybolan çocuğun araştırılmasına katılmayı kabul etmez. Moby Dick ile yaptığı mücade­ lede yara almıştır ve gemide bulunan Gabriel adındaki çılgın bir kâhin. pusulalann yönünü değiştirince Ahab. küfreder. şimşeğe meydan okur Fırtına. ayağı­ nı Parsi'nin üzerine koyar ve bir eli ile de geminin ana direği­ ni tutarak. Ahab'm ne cenaze arabasına ne de bir tabuta konacağını söyler. beyaz balinanın Tann olduğunu söyler. geminin derinlik ölçen cihazını parçalar. geminin dem ir­ cisinin yaptığı mızrağı. kimseye göstermeden gemiye almıştır. garip kehanetler söyler Ahab bunlan anlam adı­ ğından iyiye hamleden Fedallah. Jereboam adlı gemi ise. kendisini beşerî durumlardan uzak­ laştırır Evinin. Ahab'm uzun yıllar arkadaşı olmasına rağmen. denizde boğulmaktan kurtanlan. Ahab. fa ­ kat Moby D ick'i hiçbir zaman unutmaz. piposunu denize atar. genç kansının ve çocuğunun verdiği zevkleri red­ dettiğini göstermek için. şeytanın adı­ nı söyler. Ahab'm insanlıktan gittikçe uzaklaşmasının sembolü Fedal- lah'tır Parsi (ateşe tapan Iranlılar) gruplarından birinin lideri olan bu adamı Ahab. Ahab'm biraz olsun İnsanî hislerle muamele ettiği tek kişi. ölümden önce iki cenaze . Suratı daima asıktır. Ve en üzücü olanı da Rachel'in başına gelenlerdir: Bu gemi. her geçen gün. Fedallah. Allah'ın adını değil. Parsi'nin gözü önünde. zaman za­ man. üç putperest mızrakçının kanlanyla vaf­ tiz eder ve bu işi yaparken de. Ahab'm mızrakçısı ve Ahab herhangi bir şeytanî ha­ reket yaptığı zaman daima yanında bulunduğundan.

mürettebat Moby D ick'i görür. Ertesi gün Moby Dick'in nefes verirken çıkardığı su sütunu. Ahab bir iple öldürülebilir ve Fedallah da. bir gün önce kendisine saplanan mızrağın ucunda Fedallah'ın vücudundan parçalar bulunduğu görülür. yerini belli eder Ahab. onun pilotu vazifesini görecek. Ahab'dan önce ölecektir. kayıkla­ rın aralarına girerek suyu karıştırır. Gemiye alınan Ahab. Hayvanın göz kamaştınrcasına parlak sırtı. Ahab'ı ve Par- si'yi denize fırlatır. kıran Bu dehşet uyandıncı hâdise sırasında Fedallah kaybolur. ikinci defa olarak Starbuck'un sözle­ rini dinlemez. bu defa dehşet saçar. Kehanetin ikinci kısmı da gerçekleşmek üzeredir: Pequod. Gazaba gelen balina. Balinanın çevre­ sinde yüzlerce deniz kuşu uçuşmaktadır. .166 • 1 0 0 Büyük R om a n arabası görecektir. hâdisenin kötüye alâmet olduğunu söylemek isteyen Starbuck'a istihza ile sırt çe­ virir. tekrar görülür ve kovalama yeniden başlar. beyaz balinanın yanına gelir ve elindeki mızrağı Moby Dick'in üzeri­ ne fırlatın M aamafih. hafif­ çe meydanda olan bafindan çok yüksektedir. Birincisini. Önceki iki gün aldığı mızrak yaralannın gazaba getirdiği balina. Aylarca süren yorucu bir takipten sonra. onları birbirinden uzaklaştı­ rır ve bu arada. Ame­ rika'da yetişen bir ağaçtan yapılmıştın Ahab'ın kayığı. kırık mızraklar görülür Balina kayıkları hemen denize indirilir Moby Dick. mızrak iplerini karıştınr ve Ahab'ın balina dişinden yapılmış ayağını parçolar. aniden Pequod'un kara gövdesini görür ve hızla üzeri­ ne giderek olanca kuvvetiyle gemiye çarpar Gemi derhal yan yatar ve yavaş yavaş batmaya başlar. Dev balina. Parsi'nin kehanetinin bir kısmı doğrulanmıştır: Fedallah. ikinci cenaze arabasıdır. mızrak hedefine isabet etmez ve Ahab. Ertesi gün Moby Dick. üç kayığı da devirir. Amerika'da yetişen bir ağacın kerestesinden yapıl­ mıştır Üstelik. fâni olmayan eller yapmıştır. yine balinanın peşindedir. Balinanın muazzam sırtında. balinanın peşinde gitmekten vazgeçmez. İkincisi de. Ahab'ın pilotu olm ak için ondan önce gitmiştir. peşinden gelenleri aldatır. Ahab.

küçük. balina avı hakkında bölümler araya sıkıştınimıştır. m aksadını değiştirdi. Yazı sahasındaki gelişme. sadece b ir balina gem isi değildir. Queequeg'in yaptığı bir tabutun içi­ ne girer. yirm i beş yaşım dan itibaren başlatırım . realist. “Ben hayatım ı. bir iple öldürülmüş­ tür. balinalann alış- kanlıklan hikâyede sık sık yer alıyor ve böylece. ancak o zam an kendisini belli etti. A rtık Pequ- od. Böylece kapalı tabutun içinde dalgalar üstünde kalan İsmail. Moby D ick’in. anlatılmak isteneni tak­ viye etmezlerse de. M elville. Parsi'nin keha­ neti şimdi tümü ile doğrulanmıştır. Ü slûp. Sadece İsmail kurtulur. balinanın vücudu. rom antik ve gerçek. Hikâyede. Pequod'dan denize düşmüştür. hüm orlu. k itap ta realist yaratıklar olarak gösteriliyorsa . ken­ disinde hiçbir gelişm e görm ediğini yazdı. yirm i beş yaşına kadar. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 1 6 7 kendisine çarpmaması için eğildiği zaman.” Öyle anlaşılıyor ki. canh bir hareket. yirm i ikinci bölüm den sonra. hikâyeyi de de­ rinleştiriyorlar. Gerçi bu hikâyeler. böylece şâirane. bir fon vazifesini görürler ve bir sembolizmi işaret ederler Balinalann nerelerde bulunduklan. balina çeşitleri. M oby D ick’i güçlü olduğu b ir zam anda kalem e aldı. “hayatını kurtarm ak için yüzm eye zorlayan” bir derinliği var. Bir m ektubunda. balina avı ile geçinenler. oldukça ko­ m ik bir balina avcılığı olarak ele alm ak istedi ise de. M oby Dick’i. M onom anyak kaptan ve peşinden gittiği m uaz­ zam balina. Tabut. heyecanlı m aceralar ve dram atik çatışm alar da var. insanı. Ahab. yüce ve derin bir kitap. sınırlı bir dünyadır. hâlâ kaptanın oğlunu arayan Rachel tarafından kurtanlır İsmail'in hikâyesi boyunca. Eleştiri M oby Dick. İp boynuna sanlır ve derhal kayıktan denize düşer ve hemen ölür.

Al­ lah ’a karşı çıkan veya kendisini bir Tanrı yerine koyan bi­ ri m idir? Ahab. on sekiz yaşında iken gemici ol­ du ve Liverpool’a giden şilepte kamarot yardımcısı olarak çalışmaya baş­ ladı. Dört se­ . bir gemicinin hayatındaki romantik bütün kavramları yıktı.1 6 8 • 1 0 0 Bü yü k R o m a n da. herkesçe kabul edilecek cevaplar da veri­ lem ezdi.” E ğerM oby Dick. Gemide gördüğü zulüm ve Liverpool’un kenar mahallelerindeki se­ falet. aynı zam anda. Çok borç bırakarak ölen babası ardından. aynı zam anda. İskoç-İngiliz ve Hollanda asıllı idi. öğretmenlik bile yaptı. Ü stelik bazı m eselelere. bazı eleştiricilerin de söylediği gibi. çılgın veya sorum suz veyahut hedefini yanlış seçen biri m idir? Bunlar. “en iyi bir deniz hikâyesi”. Beş sene müddetle kâtiplik. yaradılışın sırrını anlam aya çalışan bir kahram an mıdır. okuyucuyu “derine dalm aya” sevkeden bir kitap ise. Fakat bir eleştiricinin söylediği üzere. çeşitli işlerde çalıştı. sem bolik şekiller. okuyucunun düşüncesine m eydan okuyan. vakıaları olduğu gibi kabul etm esi gerektiğinden. ortaya sürülen ve “cevaplandırılan” sual­ lerden sadece bir tanesi. çok iddialı bir şey olur. Ahab. Belki daha iyi bir iş bulamadığından. Ve aynı zam anda. "cebirde olduğu gibi” herkesçe “kabul edilm iş bir cevap üzerinde durm ak. on üç yaşındaki ço­ cuk. ailesi New York eyaletinin Albany şehrine taşındı ve Herman da iki sene müddetle Albany Akademisi’ne devam etti. yoksa kâinatın kötülüğüne ve kötü ka­ dere karşı gelen biri m idir? Yoksa A hab sadece bir. b ü tü n sözlere kulak tıkayan bir adam ın da destanıdır. ırgatlık ve geniş bir eğitimi olmamasına rağmen. h er okuyucunun kendisinin yorum layacağı büyük ve m uğlak yaratıklar hâline gelirler. iyiyi ortadan kaldırm ak isteyen. “balina avcılığı destanı ve an- siklopedisi”dir de. Yazar New York şehrinde doğan Harman Melville (1819). deli. On bir yaşında iken.

Fakat yine. ve Birleşik Amerika’nın bir harp gemisindeki son yolculuğu üzerinde VVhite Jacket (1850). böylece bir arkadaşı ile birlikte Mar- quesas adalarında gemiyi terketti ve bir ay. . Tahiti'deki maceralannı anlatan Omoo (1847). onun tecrübesini zenginleştirdi ise de. okuyucuyu mem­ nun etmekle beraber. Fakat öldükten sonra. hem beğenmediler ve satış hiç de iyi değildi. 1891’de öldü. Tahiti civarında Eimeo’da gemiden ayrıldı. tahammül edilemeyecek derecede idi. Eleştiriciler. Liverpool’a yaptığı ilk yolculuğu anlatan Redburn (1849). biyografik romanları gibi hiç tutunmadı. Melville. Diğeri Mark Tvvain’dir. hem beğendiler. hikâyeleri ve romanları tekrar tekrar basıldı. {Mardi gibi). Typee adlı yamyam bir aşire­ tin misafiri oldu. Melvil- le’nin şiirleri. denizcilik hayatı da sona ermişti. ilk dört kitabında belirtti. romandan ziyade bir allegori (remiz ve kinayeli hikâye) fakat mizahî yorumlarında fevkalâde olmasına rağmen muğlâk ve bu yüzden. Ondokuzuncu asır Amerika’sının yazarları arasında kitapları en fazla okunan ve kendisin­ den en çok bahsedilen iki kişiden biri oldu. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 69 ne sonra Amerika’ya döndüğü zaman. balina avına çıkan bir AvustralyalI gemi kendisini kurtardığı zaman mem­ nun olmuştu. bir başkaldırmada yer aldıktan ve kısa bir müd­ det için hapsedildikten sonra. New York gümrüğünde müfettiş oldu ve 1886’ya kadar bu işte kaldı. Bir zamanlar sırt çevrilen Herman Melville. yazarının beğenmediği romantik yarı otobiyografik hikâye anlatış türünden uzaklaştı. yerliler arasında dolaştı. Gerçi bu hayat. 1866’da. Honolu- lu’da on dörtjıafta bir jimnastik salonunda çalıştı ve Amerika’ya giden bir askerî gemiye er olarak girdi. Güney Denizlerinde balina avcılığına çıkan Acush- nef adlı bir gemide çalışmaya başladı. 1847’de evlendi ve aile yükümlülüklerinden ötürü. Daha sonra kitapları da tu­ tulmadı ve yazarın verimi ondan sonra düştü. Hemen hemen tamamen unutulmuş olarak. mecmu­ alarda yazmaya. Melville yazmaya başladı ve denizde geçirdiği tecrübeleri. Güney Pasifik’te avlanan bir balina gemisi ile Havvaii’ye geldi. kitabı. şöhreti bir anda yükseldi. Melville’in büyük romanı Moby Dick. Gemideki hayat şartları. Yamyamlarla geçirdiği ha­ yatı anlatan Typee (1846). konferanslar vermeye başladı. Mardi (1849). Başka bir iş bulamadığından. Acushnet ile deniz çıkmasından üç sene sonra Boston’a geldiği zaman. Melville. kendisini karada tutacak iyi bir iş bulamadı ve bu defa. misyonerlerden ziyade onların yanında kaldı. bugün Amerika’nın en büyük romancılann- dan biri olarak kabul ediliyor. Nihayet.

Senatör John Bird: A slın d a iyi b ir in sa n . iyilik y a p m a k ta azim li. s â d ık b ir h iz m e tç i. T o m ’u n . Arthur Shelby. Emily Shelby: K arısı fe v k a lâ d e b ir h a n ım . Harry: Son d e re c e se v im li ço cu k ları. k e n d isin i fe d â e d e n k arısı. c e s u r b ir köle. Marks: O n u n k u rn a z . K en tu ck y ’deki e fe n d isi. fa k a t sa h te p r e n s ip le r ve o p o r tü n is tik p o litik a. sâ d ık . o n a y a rd ım e d e m e y e c e k k a d a r g ü ç sü z . k e n d i çıkarı p e ş in d e g id e n o rtağ ı.” iyi ta b ia tlı v e m ü srif. fa k a t T o m ’u n k e n d is in e en fa z la ih tiy a ç h iss e ttiğ i b ir z a m a n d a . m ü te v a z ı. . Chole Teyze: M eşh u r b ir aşçı. fa k a t ısla h o la b ile c e k b ir ad a m . Tom Loker: Bir köle av cısı. “o ld u k ç a iyi b ir in ­ s a n ı. George Harris: E liza’n ın g u ru rlu ve zek i kocası. Dan Haley: H içbir b e ş e rî y ö n ü b u lu n m a y a n b ir köle taciri. Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) Yazan Harrlet Beecher Stowe (1 8 1 1 -1 8 9 6 ) Başlıca Karakterler Tom Amca: Z enci b ir köle. Eliza Harris: Sevim li. n a z ik . o n u n İn sa n î s e m p a tile rin i k ısa b ir m ü d d e t için ö rte r. T o m ’u n.

duimbo ve Sambo: L egree’n in d e je n e re le ş tird iğ i iki ze n c i kölesi. Dorcas Teyze: T o m L oker’in d a d ısı. Clare: V erm o n t e y a le tin d e k i k u zen i: Yeni İn g ilte re d e n e n b u b ö lg e h a lk ın ın iyi v e k ö tü ta ra fla rın ı te c e s s ü m e ttire n b ir kad ın . iyi h u y lu b ir k a d ın . mutlu bir yer olarak görünür. Kansı Chole Teyze. Evangeline (Eva): St. sin ik al (şü p h eci) b ir a d a m ise d e. C a ssy ’n in y e rin e k o y m ak için o n u s a tın a lm ıştır. C lare’n in m e le k gibi kızı. C lare’n in evini k a rm a k a rış ık b ir şe k le so k a n y a ra m a z k ü ç ü k b ir ze n c i kızı. Clare: T o m ’u n New O rlean s'd ak i e fe n d isi. Dindar ve sâdık bir Zenci olan Tom Amca. Kentucky'deki Shelby çiftliği. bir eşya muamelesi değil. Emmeline: G üzel. çiftlikteki herkes kendisini sever. Topsy: Eva’n ın se v g isi ile re fo rm d a n g eç e n e k a d a r St. cömert ve iyi tabiatlı bir insandır. Simoen Halliday: R ach el'in kocası. T o m ’u n k a h ra m a n lık ö rn eğ i. fa k a t ü m its iz ve d e h ş e t iç in d e b ir köle. L egree. Ophella St. Cassy: T a lih s iz b ir m elez. Legree. âdeta bir insan muamelesi yapılır. Augustine St. ş e fk a t ve fa z ile tin i m u h a fa z a e d er. Çiftliğin sahibi Arthur Shelby. müşfik ve samimî bir dindardır. k e n d is in e e n â d i b ir ta r z d a h iz m e t e t ­ m esi İçin o n u z o rla rs a d a. Mr. s a d is tik ve h ay v an ı. Marie St. . a s lın d a id e a lis t ve ıs tıra p iç in ­ d e k ıv ra n a n biri. o n la rı k u rta rır. sadece mükemmel bir aşçı değil. Phineas Flecber: M ücadeleci b ir k ad ın . Shelby'nin mutemet ada­ mıdır. cana yakın ve nazik bir gençtir. o n u iyi e d e r ve İn sa n î v a s ıfla rın ın geri g elm e sin e h iz m e t e d e r. kansı Emily. C ana y ak ın . v icd an lı. k e n d is in i h a re k e te g e ti­ re n sâ ik le r s a d e c e in sa n la ra o lan se v g isi. Simon Legree: T o m 'u n so n e fe n d isi. Hikâye Amerikan Dahilî Harbi'nden önce. z â h ire n k u r ­ n a z . in a n ışı ve iy ilik sev erliğ i d e ğ ild ir. sa m im i. oğullan George ise. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 171 Rachel Halliday. Clare: Bencil k arısı. d in d a r. Kölelere. a n ti-k ö le lik ak ım ın ı y ü rü tü r.

Kaçak kölelere yardım edilmesinin yasaklanmasını isteyen ka­ nun lehinde rey vermesine rağmen. hissiz köle sahibinin malı bir diğer mele. Eliza onu görür Çılgıncasına.1 7 2 • 1 0 0 Büyük R o m a n Shelby ailesinin hemen hemen bir mensubudur. sıçrayarak. o da kaçmaya hazırlanır Çocuğunu kucağına-alarak yola çıkan Eliza. diğerlerinin de . kanayarak.zdir. ka­ yarak. kendi kölelerini serbest bıraktığı gibi. kendisine. Fakat sefil Haley kadını takip etmiştir. George Harris de. O nun ay- niışından kısa bir müddet sonra. Tom Amca'yı. Kana- da'ya kaçmaya ve hürriyetine kavuşmaya karar verir. su üzerindeki bir buzun üzerine atlar. ebeveynleri gibi sağlam insanlar olarak yetişecekleri ümi­ dini verir Fakat Mr. Eliza'nın beş yaşındaki oğlunu ve George Harris'i de satmak mecburi­ yetindedir. Harry. maamafih kendisine refakat eden Shelby kölelerinin yanlış yoldan götürmeleri neticesinde gecikir. zavallı Eliza ve Harry'yi g ö ­ rünce. Harry'yi de satmayı kabul ettiğini öğrenir ve böyle bir hâle tahammül ede­ meyeceğini düşünerek. "prensipleri"nin mahkûmu olmuş iyi bir insandır. şefkat duyguları ayaklanır ve onlan. nehrin kenanndaki par­ maklıktan. düşerek. Senatör Bird. Shelby. Böylece. Tom ile birlikte. karısından ve çocuğundan aynlır. borçlarından ötürü. onun mülkiyetindeki güzel bir melez. Gözyaş­ larını tutamayarak. ardından bir diğerine ve başka bir buz parçasına. köleliğin günah olduğuna inandı­ ğından. Ve çocukların da. O hio Neh- ri'nin kıyılannda bir köye geldiği zaman yorgunluktan düşecek gib idir Burada bir hana iner ve kenHisJni. Missi- sippi Nehri'ndeki köle pazannda satılmaktan korkan ve artık efendisine tahammül edemeyecek hale gelen George. temkinli ve tutumlu bir adam değildir. kadın Shelby'nin. Dan Haley adında kaba bir köle tâcirine satmaya mecbur kalır. yer yer buz tutmuş nehir üzerinden karşı tarafa götürecek oir vapur bekler. Senatör Bird'in evine gitmesini söylerler. mucizevî bir şekilde O hio eyaleti tarafına geçer O rada. Güneyden gelmiş bir çiftçiye götürür Bu çiftçi.

büyüdüğü zaman Tom Amca'yı geri alacağına yemin eder Haley. Al­ tın saçlı babası ile birlikte. Halliday'lar. korkunç ve tiksindirici fa rtia r altında yaşayan insanlar. O nun Shelby çiftli­ ğinden aynlışı. G eor­ ge. vahşî Loker ve onun gaddar yardımcısı Marks. çocuklar. ümit­ sizlik içindedir. âdeta bir çılgına dönen George Shelby. şefkat görür. 100 büyük Rom an » 1 7 3 kaçmalarına yardım eder. gözyaşlarını tutamayarak ağlaşırlar. İlâhiler söyler. Clare. Hürriyete âşık biri olan Geor- ge. dar bir geçitte onlan kuşatırlarsa da. Clare'ye tesir ederek Tom'u satın aldınn St. Eliza. iki köle avcısını hizmetine almıştır. Kız. Vermont eyaletinden dönmektedir. C la ­ re malikânesine çeki düzen vermesi için beraberinde getirir . O rada evlen­ memiş kuzeni Ophelia St. Incil'ini okur. Phineas Fletcher adında bir diğer cesur Guaker kadınının refakatinde George. aile efradını kedere boğar: Chole Teyze. Clare'yi ziyaret eder ve onu St. Haley bu arada. birbirlerine ta­ hammül edemeyen kadının kendisini denize atarak intihar edi- şi. Tom'u Mississippi Nehri'ndeki vapurlardan biriyle New Orleans'a götürün Va­ purda köleliğin dehşet saçıcı manzaralanyla karşılaşır. Tom. göçmenlerin izlerini takip ederler. kahramanca mücadele eder ve Phineas da. Tom Loker'i uçuumdan aşağı atar Göçmenler. Eliza ve Harry'yi G uakeradlı dinî bir grubun yerleşim bölgesindeki Rachel ve Simoen Hallidayların evine götürür Karı koca. kayıkla hür bir ülke olan Kanada'ya geçerler Tom Amca'nın hayatı böyle iyi değildir. Tom nehre atlayarak onu kurtanr. bu ev­ de ümitlenir. yamana silâh almış ve kendisini bir İspanyol diye tanıtmış­ tır. Eliza ve Harry yeniden kaçarlar. Eliza ve kocası Geor- ge'ın da buluşmasını sağlarlar. ama yine de ümitsizdir. babası St. Loker ve adamlan. bu hâdiseden sonra. kölelikten nefret ederler. Eva vapurdan düştüğü zaman. yolculuk yapan Evangeline (Eva) adında küçük bir kızla birlikte arkadaşlık kurar.

Simon Legree adındaki hayvanî bir çiftlik sahibi satın alır. hipo- kondria. saranr." der. Tom'u bir gün azad etmeyi düşünebiliyorsa da. bütün kölelerin serbest bırakılmasını vasiyet eder Maamafih karısı Marie. Tom ki St. Eva'ya perestiş edercesine bağla­ nır ve kız da ona son derece sevgi ile muamele eder. "Ben. aile perişan o iu r Fazlasıyla sep­ tik (şüpheci) bir adam olan St. Clare. onu Eva'nın ısrarlcn karşısında serbest bırakacağına söz vermiştir Eva'nın günlerinin sayılı olduğunu bilir. Eva. Maamafih. her gün bir adım daha ölüme yaklaşır. dinî inanışı kendisini ayakta . kendi kendisine acıma ve bencillik duyguları arasında kaybolmuş biri. Tom'dan nefret eder ve ona zalimce muamele eder. yalan söylediğinden ve çaldığından ötürü zaman zaman dövülen Topsy adındaki küçük Zenci kızına bile sevgi ile mu­ amele eder. Topsy. başanlı olamaz. Tom ıstırap içindedir. kendi şahsî zevkleri için kullanır. Kızın te­ mel özelliği sevgidir ve herkesle sevgiye dayanan ilişki kurar Eva. Tom da onlar arasındadır.1 7 4 • 1 0 0 B ü yük R o m a n Malikânenin işlerine bakan adam tembeldir. fakat ruhî ışık hâlâ kendisini terketmiş değildir. Bir köle de­ posundaki açık artırma sonunda Tom'u ve on beş yaşındaki güzel bir kız olan Emmeline'yi. bir kahvehanede kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışırken. kocasının vasiyetini hiçe sayarak. karısı da. Eva'nın ölüşü. Eva'nın sev­ gisi rol oynar. artık kendi kendisine acımaktan vazgeçer. melez metresi Cassy'nin yerine kor. "kimsenin benim dünyaya gelmemi istediğini sanmıyo­ rum. kendiliğimden yetiştim. Legree. Marie bi­ le. azad gününü mütema­ diyen erteler. Tom'un oradaki mevcudiyeti olduk­ ça rahat geçer Tom Amca." Topsy sonunda uslulaşır. kızı. Bir gün. bir hayvan gibi çalıştırır Emmeline'yi. köle­ leri satmaya karar verir. Clare. büyüdüm. O phelia'nın haşin­ liği ve ahlakî ölçülerinden çok daha fazla olarak. Gittikçe solar. Fakat ö l­ meden önce. onun Allah'a yükselişidir Eva'nın ölümünden sonra. bunda Bn. İlahî gayeler uğrunda dinî inanışlara bağlanmak isterse de. ağır bir şekilde yaralanır ve ölür.

Leg­ ree'nin kaçak köleleri yakalamak için yetiştirilmiş köpekleri. Tom Amca. Emmeline'i. G eorge'a minnettar kaldığı­ nı söyler. bu işkenceler sonunda ö lü r Ö lüm yatağında iken. on­ lann bataklığa kaçtığı hissini yaratarak. biraz olsun tatmin o lu r Mutsuz bir halde. Legree'nin ken­ disine işkence yapmasını ve onun iki uşağı tarafından dövül­ mesine rağmen. kendisini Ken- tucky'ye götürecek vapura biner Vapurda. (barbarca icraatını yürüttüğü) tavan arasının hayaletler tarafından ziyaret edildiğine inandınn Adından. Kaçmayı düşünürlerse de. kızlann saklandıkları yeri söylemez. Legree'yi de affeder George. Q uim bo ve Sambo adlı iki soysuz köleye. George'm kansının adının Eliza olduğunu ve onun . çiftlikteki heyecan sırasında kaçan Emmeltne ve Cassy'i görür ve onlan korur Yolculuk sırasında Madam de Thoux adında bir Fransız hanımı ile tanışırlar Kendisinin Kentuckyli olduğunu öğrenince. hiç olmazsa Legree'yi dövmekle ve Tom'u gör­ mekle. tavan arasında saklanırlar. Emmeline ve Cassy arkadaş olurlar. hattâ hasta bir kadını kamçılamak istemediğinden Leg- ree'nin. onlann nerede olduklannı bilir. G eor­ ge Harris hakkında ısrarla bilgi edinmek ister George Harris. Tom. Legree'nin hay- vanîliğinden korumak ister. onlann bu plânlan uygulamalarını önler Sonunda. artık bir delikanlı olan George Shelby ziyaret eder Fakat Tom'un fidyesini verip kurtarmak için vakit çok geçmiştin Tom. ölürken. derin dinî ina­ nışını hâlâ terketmeyen Tom'u. İki çocuğunun kendi­ sinden alınarak satıldığı Cassy. Fransız hanımın erkek kardeşidir. çocuk yaşlannda birbirinden aynlmışlardır Kadının West Indies âdasındaki zengin çiftlik sa­ hibi kocası ölmüştür ve şimdi de George'ı aramakla meşgul­ dür Cassy. onun peşlerinden gelmeye cesaret edemeyeceğini bildiklerin­ den. Cassy ve Emmeline. hemen he­ men öldürünceye kadar kendisini kamçılatmasına dahi taham ­ mül eder. 1 0 0 Büyük R o m a n • 175 tutar. Cassy bir plân düşünür Legree'nin cehaleti ve hurafelerle ilgili korkuları üzerinde durur.

George L. hiç de harp davulu çalm ak niyetinde değildi ve onun bu rom anı yayım lanm a­ m ış dahi olsa idi. H arriet Beecher Stow e’ı. Nihayet. onlann ücretli işçiler olarak çalışabileceklerini söyler. beraberce Kana- da'ya giderek George ve Elizo'yı ararlar. fakat rahat bir hayat içinde bulurlar Anası ve kızı. Eleştiri Tom Amca’nın Kulübesi’nin yayım lanm asından. çiftliğine döner ve bütün kölelerini serbest bırakır. A m erika dahilî harbi sırasında kendisiyle tanıştığı zam an. oğlu. “D em ek bu büyük harbe sebe­ biyet veren küçük hanım sizsiniz. Q uim bo ve Sambo. Cassy de onlarla bera­ ber gelir. O phelia St. A m eri­ ka’nın en çok sevilen ve en çok nefret edilen kadını yaptı. çıldırarak ölür Maamatih. Clare ile birlikte Vermant'a döner. Tom'un kahra­ manca ölüşünün etkisi altında yeniden Hıristiyan dinini benim­ serler. mü­ tevazı. Topsy. harp yine de patlayacaktı. geçirdikleri tecrübelerin kendile­ rine imkân verdiği ölçüde mutlu bir hayata kavuşurlar. Aiken tarafından sahneye kondu ve yüz sene m üddetle oynadı. G e­ orge ve ablası sevinç gözyaşlan içinde kucaklaşırlar. Tabiî. Gerçekte. C um hurbaşkanı Lincoln. arzu ederlerse.” dedi. H arriet Beecher Stowe. Elinden alınan öteki çocuğu. vaftiz olur ve misyoner olarak Afrika'ya gider. Genç Shelby hariç.1 7 6 • 1 0 0 Büyük R o m a n hayatını öğrenince. onlan. Simon Legree dışında hepsi. acı ve ıstırapla geçen bir ha­ yattan sonra nispeten mesut. D üzinelerle yabancı dille tercüm e edildi. George Harris. “dünya rom an tarihinin en sansasyonel hâdisesi” diye bahsedildi. Eliza'nın senelerce önce kendisinden alı­ nan kızı olduğunu anlar. yoğun bir aram a­ dan sonra bulunur ve yakında o da Nijerya'ya annesinin yanı­ na gidecektir. Legree. Köleliğin ya­ . George Shelby. kendi ırkına yardım etmek için Eliza ve Harry ile birlikte Nijerya'ya gider. m ilyonlarca n ü s­ h a sattı.

” dedi.” Tom Amca’mn Kulübesi’nin. sunilikle. Amerika’nın kuzeydoğusunda New England diye adlandırılan bölgenin Connecticut eyaletinde doğdu. Babası bu kolejin de­ kanı idi. Fakat bu büyük kitabının kendi iradesi dışında olduğunu söyledi. kölelikten nefret ettirm eye çalıştı. M elod­ ram ına. papazlıktan sonra. Eğer bir er­ kek olarak dünyaya gelmiş olsa idi. yirmi bir yaşına gelince. rom anın ya­ rattığı derin izi silemez. kitabı bugün okuyan birinin dahi. Stowe ile evlendi. dehşet içinde kalm am asına. şüphesiz altı erkek kardeşi. Henry Ward Beecher adındaki erkek kardeşi. ailesiyle birlikte Cincinati şeh­ rine taşındı ve bir ara bir kolejde ilâhiyat dersi verdi. On dört yaşında iken öğretmen oldu. Yazar Harriet Beecher. ihtiraslı ve güçlü. Harriet Beecher’in. 1 0 0 Büyük R om a n * 1 7 7 rattığı zulm ü. gibi. Fakat bunların hiçbiri. Rom an kötü bir tarzda bina edilm iş ve karakterler de daha kötü seçilmiştir. aşikârlık- la ilgili yüz tan e hatâsı var. “Ben sadece onun söylediklerini kay­ d ettim . basm akalıp tiplerine herkesçe söylenen klişeleş­ m iş hâdiseler üzerinde durm asına rağm en. tahayyülî bir tarzda gösterm ek suretiyle. Fakat bu saha ona kapandığından. Papaz Lyman Beec- her’in yedinci çocuğu idi ve derin bir dinî inanışla yetiştirildi. “O nu A llah yazdı. Tom Amca'nın Kulübestni. Beecher. Ailevî ve dinî görevlerine rağmen Harri­ et yazmaya başladı ve çocukluğundan beri başka sahalara yöneltilen ta­ hayyül gücünü serbest bıraktı. Kitap. in­ sanları. o da papaz olacaktı. h atâ ve tahrifle dolu. Harfite. Amerikan tarihinin en tanınmış papazlarından biridir. ilkin. Bn. hislerle. o insan­ lara acım am asına im kân yok. çağın İncil üzerindeki tanınmış ilim adamlarından Prof. yapabileceği şeyi yaptı. Kitap. Yirmi dört yaşında iken. Calvin E. Harriet'in yedi çocuğu oldu. 1851'de VVashington’daki kölelik aleyhtarı The National Era adındaki bir gazetede tefrika etmeye .

on- >:*an iyi olduğunu söyledikleri diğer kitapları üzerine gölge düşürdü. Bazılarının “zamanı geçmiştir”. büyük bir yazarın olgun eserlerini gösterircesine sevimli ve komiktirler. on altı eser verdi.” . “gerçek olmak­ tan başka. Romanın büyük bir başarı sağlaması. fakat diğerleri. Harriet Beecher Stovve. öldüğü 1896’ya kadar elli yıl yazdı. pek çok eleştiricinin.178 • 1 0 0 B ü y ü k R o m a n başladı.

a p ­ ta l v e y ık an m ay ı se v m e y e n p is kızlar. sa ğ lam yap ılı. ayı gibi b ir in sa n . ih tiy a r b ir kad ın . se v im li. . Manilov: C h ich ik o v ’u n iş y a p tığ ı b ir to p r a k sa h ib i. fa k a t m a lik â n e n in y ö n e tim i k o n u s u n d a k u rn a z . Selifah ve Petrushka: C h ich ik o v 'u n h iz m e tç ile ri: v u rd u m d u y m a z . e tk isiz ve b e lirli ö z e llik le ri b u lu n m a y a n biri. k u m a rb a z v e m ü z m in b ir y alan cı. h âk im . v a lin in k ızı. Nozdryev: Ü çüncü b ir to p ra k sa h ib i. isim ­ leri v e rilm e y e n iki h an ım . Diğerleri: Vali. k ab a. Sobakevich: D ö rd ü n c ü b ir to p r a k sa h ib i. h e rk e s te g ü v e n y a ­ ra ta n se v im li b ir m aceracı. ö lü Canlar Yazan Nikolai Gogol (Nikolai Vassilievich Gogol Janovsky) (1 8 0 9 -1 8 5 2 ) Başlıca Karakterler Pavel İvanovich Chichikov: H ik ây en in k a h ra m a n ı. p o s ta m ü d ü rü . Korobochka Anne: Bir d iğ e r to p ra k sa h ib i. e k s e ri k o ­ n u la rd a a p ta l. cim riliğ i h a s ta lık h a lin e g e tire n b iri. k e n d in i ö v en . k a b a d a y ı. p o lis m ü d ü rü . ço k içen ve c o şk u n . Plevvshkin: B eşinci b ir to p r a k sa h ib i.

Alışveriş mahallî mahkemede koy­ da geçtiği zaman. Gerçekte ise. Ukrayna'da bir çiftliği bulun­ duğunu ve serfleri orada çalıştıracağını söyler.1 8 0 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Hikâye Pavel İvanovich Chichikov (ivanoviç Çiçikov) maharetleri ile yaıayan biri. kendi mallonnın satıldığını gösteren belgeleri takdim ettikleri takdirde. alanı bu belgeleri -ki hukukî bel­ gelerdir. M ahallî eşraf. . bir kasabaya gelir ve kasabanın ekonomik durumunu. toprak sahipleri. onu önemli ve sevimli bir kimse sa­ narak aralanna alırlar. Ç içikov'un. Çağın Rus kanunlanna göre.toplam ak ve mevcut olmayan mülkiyeti rehine koya­ rak para almaktır. Bu arada. Kendisi de. Çiçikov. zengin ve nüfuzlu kimselerin güvenini kazanmasıdır. ülkede dolaşarak. hemen hemen doğumlan dengeleyeceği düşüncesi ile bir son­ raki nüfus sayımına kadar değiştirilmezdi. evlerine davet eder. ustaca tertiplenen çabucak zengin olma plânının uygulan­ masında kendisine yardım eder. Başlıca özelliği övücü sözlerie. Her nüfus sayımında tespit edilen bu rakam. Çiçikov. Çiçikov'un efsanevî zenginliğe sahip biri o l­ duğu şâyialan yayılır. ölümlerin. bellibaşlı toprak sahiplerinin adlannı. Kendisinin. Romanın birinci bölümünde. satın alabildiği kodar ölü can belgesi toplar ve tabiî bu alışve­ rişin mahiyetini de gizli tutar. Bu maha­ reti. gümrük dairesinde çalışmış ve kaçakçılarla işbiHiği yoptığı için koyulmuştur. onların. Toprak sahiple­ ri. "üniversite danışmanı" olduğunu söy­ ler. malikânele­ rinde çalışan "canlar"ın yâni serflerin sayısına göre vergi ödü­ yordu. Kendisini eğlencelere. kanlan ve kızları da Ç içikov'a kur yapariar. son nüfus sayımından itibaren ölen "ölü canlar"ın ölüm belgelerini satın alır. malikânelere biçtikleri fiyat da o derecede düşük olacaktır. devlet memurlannın karakterierini ve serflerin sayısını iyice öğrenir. zira vergi memurlanna. böyle bir alışverişten memnundur.

araların­ da şerefli bir tüccar. bir rom anın sadece küçük bir parçasıdır. atlı araba­ sı içinde hızla gitmektedir. onu üç kısım dan tam am lam ak istedi ve elim izdeki kitap. Eleştiri Ölü Canlar. rom an. böylece yeniden doğum un bir hikâyesi ve -bundan çıkarılan benzetişler- Rusya’nm bir hikâyesi olacaktı: Rusya. Çiçikov. Çiçikov. Çiçikov. Çiçikov'un. kom ik can­ lılıkta insanlardır ve bu yüzden birçok A m erikalı’ya Huck- leberry Fmn’deki bazı sayfaları hatırlatır. nasıl bir ülke olabilirdi? Eleştiriciler. kendisini reform dan geçirecek. hatta kılık değiştirmiş Napoleon Bona- part'tır. G ünüm üze kadar gelen bazı bölüm ler. rom anın nasıl olacağını gösteriyor. sar­ hoş olur ve Çiçikov'un yaptığını anlatır. tam am lanm am ış bölüm leri su n ’i bu ld u ­ lar. bir casus. nasıl bir ülke idi. Gogol. daha sonraki m aceralarında. ideal bir toprak sahibi ve m ükem m el bir kadının da bulunduğu. sözlerine kimse inanamaz. Çiçikov. Şu halde. rom anın bitm em iş şekli sanat tarihi için büyük bir kayıp sayılmaz. ölmüş serflerin piyasadaki fiyotlannın ne o l­ duğunu sorar. bir sonraki macerası için. onun ta- . M aamafıh. birinci kısm ı olacaktı. işin içyüzü meydana çıkar. Fakat kendisi öylesine müzmin bir yalancıdır ki. gerçekten faziletli insanlarla karşılaşacaktı. valinin kızı ile evlenmek istediğini söylen Diğerleri­ ne göre ise. m uhtem elen. kendisinin alda­ tıldığını anlayarak. inandırıcı olm adığını söylediler. Toprak sahibi bir kadın. tam am landığı takdirde. O nların etkileri altında. öylesine se­ vimli bir sahtekârdır ki. biz onun ıslah olm asını istem eyiz ve kitaptaki faziletli karakterler de zinde değil. Bazılan. adil bir vali. alelacele kasabadan ayrılır Ve kendisini en son gördüğümüz zaman. Valinin balosunda bir diğer toprak sahibi. 1 0 0 Büyük R o m a n « 1 8 1 Çiçikov'un i| yaptığı kimselerin tedbirsizliği yüzünden.

yalancı Nozd- ryev. kilerde bulunan yiyeceklerden. elim izdeki şekli ile tam am lanm ış bir eser: On- dokuzuncu asrın başlarındaki Rus cem iyetini kıyasıya hic­ vediyor. unutulm ayacak sahtekârların parlak bir ga­ lerisi. bir ayıyı andıran Sobakeviç. okuyucunun. Kitap. bir köy so­ kağının m im arî tarzm dan. Rusya’da böyle bir şey olabileceğini ka­ bul etm iyordu. m alikâne sahibinin oturduğu evin üslûbundan. plânm da başa­ rılı olam ayıp kasabayı terkettikten sonra. yapıdaki bir anorm alliği gösteriyor. Rom anın devlet m em urlarına hücum edişi. Çarlık hüküm eti. kendisine em eklilik hakkı verilm esi veya tazm inat ödenm esi için günlerce ve günlerce devlet dairelerinin ka­ pılarını aşındırır. varlığı ile yokluğunun hiçbir tesiri olm ayan Manilov. h ü k ü m eti bilhassa kızdırdı. Çiçikov. Yüzbaşıya artık taham m ül edem eyen h ü küm et. günlük hayatı. Gogol’un gerçekleştirilm em iş büyük plânının perspektifi üzerine koyarak değerlendirir­ sek. dedikoducu kadınlar ve ayyaş serfler. Ölü Canlar. Rusya’nın bu m anzarası­ nın gerçek olduğunu kabul etm esi kolay. Fakat hikâyeyi. Gogol. tam ahkâr Plevşkin ve bir sürü dejenere ve zorba devlet m em uru. h er şeyden şüphelenen Korobocka A nne. Kitapta.1 8 2 • 1 0 0 B üyük R o m a n m arnlanm am ış olu şu . en küçük teferruatı ile olduğu gibi anlattığından. Burad^. önceki yılları hakkında bilgi verir: Ailesi. dükkân- . bu "flashback" (geriye dönüp geçm işf aydınlatm a) ye- rindedir. on u hapseder ve o da sonunda eşkıyalığa başlar. Teamül­ lere göre bu gerçeklerin rom anın başlangıcında anlatılm a­ sı gerekirdi. beklenm eyen son bölüm . geriye dönerek. Yüzbaşı Kopeikin’in başından ge­ çenlerle ilgilidir: N apoleon H arplerinde m alûl kalan Ko- peikin. eğitim derecesi ve h ü k ü m et dairelerindeki işleri. m üellifi. kahram anın. Yazar. sansür edilen parçalardan biri. okuyucunun o zam ana kadar hiçbir şey bilmediği.

akıl- dah . Gogol’un basit bir realistten başka bir şey olm a­ dığını söylediler. Fa­ kat yazarın. köksüz veya değer hü k ü m sü z bir o portünist. başlıca teşh ir eş­ yası Çiçikov’dur. Böyle d ü şünm ek doğru değil. Tolstoy gibi bir rom ancının eserlerinde bulunm ayan bu teferruatın bazıları hoş ve bazıları da inanılm azcasm a ko­ m ik. h ü k ü m et san­ sürcülerini aldatm ak için böyle yaptığı sanılabilir. Rusya’yı tan ıtm ak istem esini hayretle karşılı- yçr: Rus dili. sevdiği ülkeyi acım aksızın tenkit edişi. Gerçekte. öpüştüler ve yatılı m ektebi bitirdikten kısa bir m üddet sonra. derhal aşağı inerek. sahtekârlığın bu yekne­ sak m anzarası ortasında. o n u n m illiyetçiliği şovenlik derecesine bile vardı. okuyucu. Gogol’un hikâye dışı­ n a çıkarak. Hanım lar. onu kapıda karşıla­ dı. Zevksizliğin ve gösterişliliğin. babalarının zenginlik ve mevki itibariyle ken­ dileriyle boy ölçüşecek derecede olm adığını söylem elerin­ den önce birbirini yeniden gören iki genç kız gibi haykır­ dılar. . kendi ru h u n u n . sosyal önem i haiz bir vakıa olarak gösterilir: “H er h u su sta sevimli hanım ’a. İki kadının kucaklaşarak öpüşm esi gibi basit bir teferru at bile. B unun neticesi olarak ki­ tap. ‘sevimli hanım ’ın geldi­ ği haber verilince. Burada. kitabın ahlâkî tezini anlatm ası için titizlikle seçilm iştir: Rus hayatının bayağı­ lığı ve ru h î boşluğu.çıkmayan cazibesi. derin bir Rus milliyetçisi idi. büyüklüğü. G örünenlere böylesine sadık kaldığından. alışveriş ettiği kim se- lerinki kadar ölü olduğunu bilmeyen. am a içinde. anaları henüz kendilerine. teferruat. boş.” B ütün bu sahte değerler dünyasında. Gogol. gözle görünenleri zengin bir teferruatla anlatıyor. birbirinin elini tuttular. 1 0 0 B ü y ü k R o m a n • 1 83 lan n tabelâlarındaki yazılardan ve kaldırım ların durum la­ rından uzun uzadıya bahseder. hiç de. ülkenin tabiî m anzaraları. Gogol’un. bazı eleş­ tiriciler. D iğerlerinden daha zeki ve tem iz olabi­ lir.

hiçbir zaman. ülkesini. Ukrayna kır hayatını ve folklorunu anlatan bir kitabı. A rabanın zilleri m elodik bir şekilde çalmaya başlar. dünyanın bir ucundan ötekine giden bir atlı ara­ baya benzetir: "Ve sen. Nikolai. yeryüzündeki her şey. Polonya krallarının hizmetinde bulunmuştu. bilâkis. R om anın son sayfasında. sadece Gogol. Polonyo dilini hatırlatan Gogol-Janovsky adını. Saint Petersburg'a gitti. diğer m illetler ve ülkeler. Ukrayna’nın. Bir ara aktör olmayı düşündü ve kısa müddet için de devlet memu­ ru olarak çalıştı. gerçekte. Yine. Hayatının oldukça erken bir çağında. Hava. fakat ailesindeki bu yaban­ cı izi onu daima mahçup bıraktı. bir dedi­ ğini iki etmeyen anası ondan daha uzun yaşadı. orta çağlardaki tarihi ile il­ gili bir kitap yazmayı düşündü. onu yal­ nız bırakm ak için geri çekiliyorlar. On dokuz yaşında Nyezin lisesini bitiren Gogol. henüz on yaşlarında iken babası öldü. bir ara Saint Petersburg Üniversitesi’nde tarih dersleri vermesine yol aç­ tı. bilhassa bilgili ve çok okuyan biri değildi. Rusya nereye gidiyorsun? Cevap ver! Cevap vermiyor. Fakat Go­ gol. fakat bu düşünceleri. Hem bir bilgin. hızla gelip geçiyor ve endişeli göz­ lerle Rusya’ya bakıyor. Sonraları.184 • 100 B üvO k R o m a n on u n istikrarsız bir insan olduğunu değil. . Rus­ ya’yı sevdiğini gösterir. bir kız mektebin­ de ders vererek ve özel öğretmenlik yaparak geçimini sağladı.” Yazar Gogol’un kısa süren hayatı müşküller İçinde geçti. Gogol. hem öğretmen olarak yeteneksizdi. sanki parça parça yırtılm ıştır ve fırtına çıkar. Önemli ilk kitaplarının konuları Ukrayna hayatından alın­ mıştı. Ecdadından bi­ ri. ona geniş bir okuyucu kitlesi kazandırdı. allak bullak durum daki Çiçikov. küçük bir toprağa sahip bulunan bir ailede 1809 yılında doğdu. arabasında giderken. Ukrayna’da. onun zamanının büyük Rus yazarları arasında en az eğitim gördüğü söy­ lendi. olarak kul­ lanmaya başladı. derslerinin ekseri­ sine gitmedi ve on altı ay sonra da istifa etti. Bu kitap yazılmadı.

Roma’da yazıldı. Gogol. nllıayet Kazaklar’ı konu alan ve Sir Walter Scot’un üslûbunda yazılan Taraş Bulba adındaki kabadayıca romanda kendini gösterdi. arka- dâşlanna. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 8 5 Gogol’un Ukrayna’ya beslediği sevgi. Mûfettiş’lne bir sonuç yazarak. güzel bir paltoya sahip olmanın hayali İçinde yaşayan bir devlet memurunu anlatır. ama Çar kitabı okumuş ve sahnelenmesini emretmişti. Rus hayatı­ nın unutulmayacak manzaralarını önümüze seren Ölü Canlar. hayata komikçe bakış tarzı gitgide söndü ve sonraları ken­ disini büyük terimlerle anlatan ahlâkî bir hoca ve bir peygamber gibi gör­ dü. hakkındaki kararsızlığı. Onlar. şeytanların ortadan kaldırdığı bir adamın hikâyesidir. Piyes. Doğru. onu kıyafet değiştirmiş müfettiş sanır ve kim olduğu meydana çıkana kadar. dine sarıldı. hükümet müfettişinin beklendiği bir kasabaya gelen sevimli bir sahtekârdır. Palto (1842). bir ziyafetten diğerine davet eder. l^/y adındaki romanı (1835) grotesk folklora olan tutkusunu gösterir. bir hüküm verecek olursak. Kendisini. Bu ki­ tap. realitelerle sağlam bir temas kurmasına imkân veren. Pi­ yes büyük başarı sağladı ise de. Rusya hakkında her şeyi ve aslında birer Slav müesseseleri . Rusya’dan ayrıldı ve kısa ziyaretler dışında. Çiçikov’un. Aynı yıl. ne olduğu gibi kabul ediyor. bir kıza evlenme teklifinde bulundu ise de. Gogol derinden derine nörotik bir adamdı ve sık sık depresyon geçirirdi. Bir asır sonra. şahsına ıstırap verircesine. hakikî müfettişin beklenmedik bir anda gelmesiyle son bulur. son derece dindar birl idi. bu fevkalâde komediyi vicdan üzerine remizli ve kinayeli bir tarzda yorumladı. şüphesiz yasaklanırdı. ya Korobocka gibi kocakarılardır veya bir Rus tenkitçisinin söylediği üzere. kendisinden. hariçte yaşadı. Kadınlara hiç ilgi duyma­ dı. devlet dairelerindeki soysuzlaşma­ dır. yarattığı karak­ terlerde de görülür. çikolata kutulan üzerindeki dokunulamaz mabüdelere benzeyen yaratıklar. eğlendirirler. Gogol’u sevilen biri yapmadı. Gogol’un başlıca meselesi seksüel idi. Gençlik ve orta yaşlarında. marazi denecek kadar şüp­ heleniyordu. Bir sürü yolsuz işlerle İştigal eden mahallî devlet görevlileri. aralarındaki ilgi ta­ mamen ruhî kalacaktı. Piyes. Kadınlar. birçok hususlarda Ölü Canlaı’ m temelini hazırladı. roman.ıslah olduğu­ nu göstermek için Ölü Canlai’ı devam ettirdi ve Rusya dışından. Elimizdeki delillere göre. ne de değiştirebiliyordu. Kitabın (piyes) konusu. Müfettiş ad\\ kitabının (1836) tezi. Rus hikâyeciliğinde önemli bir kilometre taşıdr Hikâye. Gogol.

{Arkadaşlarımla Yaptığım Mektuplaşmalardan Se­ çilmiş Pasajlar. Avrupa’nın hümanist kültürünü yeren mektuplar gönderdi. asık çehresiyle işe devam etti ve müsveddeler kül haline gelince. önün­ de haç çıkardı. Gogol. Gogol’un son kelimeleri. Arkadaşları tarafından reddedilmesi. fanatik Ortodoks Hıristiyan ve anti-liberaller ve Gogol kendisini. Papaz Matvey. Avrupa libera­ lizmine yönelen entelektüellerin bir manifestosu oldu. Derin bir depresyona daldı. hiçbir şey yemedi. Ve Kont Alexander Tolstoy (meşhur Leo değil). Hem Tolstoy. nihaî fedakârlığı yaptı: On senedir üze­ rinde çalıştığı müsveddelerini. kendisi­ ni tedaviye gelen doktorlarla kavga etti. fakat kimse ne demek istedi­ ğini bilmiyordu. hem de papaz. ken­ disini Gogol’un son yıllarında. Gogol'un kendisine olan itima­ dını kökünden sarstı. Dokuz gün sonra öldü. kendi benliğinden mazohistik bir tarzda vazgeçercesine onlara terketti. “Bana merdiveni verin!” idi. Artık yaşa­ mak istemiyordu. İşlerine bakan Semyon adındaki çocuk. 1847). bu yıkım tamamlandı. . Nihayet bir gece 1852 Şubat’ında. her çeşit sanat ve edebiyatın aleyhinde idi ve mü­ ridini. Ölü Canlaı'm tamamlanmamış kısmını^ tahrip etti. Semyon’u öptü ve yatarak ağlamaya başladı. Gogol. cehennem ateşlerinin tehdidi altında dehşet içinde tuttu. efendisinin durumunu görerek önünde diz çöktü ve yazılarını yakmaması için yalvardı.1 8 6 • 1 0 0 B üyük R o m an olan sertlik ve otokrasiyi de öven. Arkadaşları onun bu mektuplarını iyi karşılamadı ve Byelinsky adındaki tenkitçinin yazdığı kızgın bir cevap. onun ruhî direktörü olacak Papaz Matvey Kontastinovski ile tanıştırdığı zaman.

fa k a t h a p is h a n e d e g eçird iğ i y ılla r s o ­ n u n d a in tik a m h iss i ile y a n ıp tu tu ş u r . Haydee. so n ra la rı F e rn a n d ’la ev len ir. C om te d e M orcerf u n v a n ı ile tü m g e n e ra l. . H aro ao n ad lı g e m in in sa h ib i. M. M ondego ta r a fın d a n köle p a z a r ın d a s a tılır v e M onte K risto ta r a fın d a n k u rta rılır. Lord Wilmore. Morrell: M arsilyalı b ir tü c c a r. Dantes’in kendisini tanıttığı diğer isimler: Abbe Busoni. Louis Dantes: E d m o n d ’u n b a b a sı. s o n ra la rı V alen tin e de V illefo rt'a â ş ık o lu r. s o n ra la rı a s k e r ve A rn a v u t­ lu k ’tak i a s k e rî b ir m aceracı. Monte Kristo Kontu Yazan Alexandre Dumas Pere (1 8 0 2 -1 8 7 0 ) Başhca Karakterler Edmond Dantes: M arsilyalı b ir d e n iz c i. a rk a d a ş la rın a cö m e rt. s o n u n d a . Gemici Sindebad. İlkin s a m i­ m î v e g ü v e n ilir b ir in s a n d ır. Mercedes: K uzeni E d m o n d ’la n işa n lı. M onte K risto K ontu o larak g ö ste riş li b ir şe k ild e z e n g in ve gü çlü . Fernand Mondego: K atalanyalı b ir balıkçı. M erced es'le n işa n lı. d ü ş ­ m a n la rın a k a rşı kinci ve h e r z a m a n e s ra re n g iz b ir ad a m . C en in eli Ali P aşa’n ın kızı. Mazimilian Morrel: O ğlu.

Luigi Vampa. V iellefo rt'u n ilk karısı. b an kacı. Château-Renaud D’Avrigny: De V illefo rt’u n d o k to ru . Barones Danglars: Karısı. te rz i. M. a k tr is t o lm ak istS r. Lauise d’Armilly: E u g en ie’n in a rk a d a ş ı ve m u sik î h o cası. R om alı b ir eşkıya. Noirtier: K ü stah v e az im li b ir B o n a p artçı fe sa tç ı. Pepino: Bir ço b an . Bertuccio. Renee de Saint-Meran: K ızları. so n ra la rı h ancı. E ugenie D a n g la rs’la n i­ şan lı o lm ak la b e r a b e r kızı se v m ez. Dagnlars: D a n te s’in g e m isin d e k arg o şefi. D a n te s’le a rk a d a ş lık k u ra r v e o n u eğ itir. Monte Kristo Kontu’nun hizmetçileri. b a ğ ım sız b ir kız. Gaspard Caderousse: Louis D a n te s’in k o m şu su . g en ellik le v ic d a n lı biri o lm a sın a ra ğ ­ m en . s o n ra la rı Baron D an g lars. . V alen tin e ile n işa n lı. k en d i ih tira s la rıy la çelişkili o ld u ğ u z a m a n la rd a v ic d a n s ız . k e n d i­ sin i B inbaşı A n d rea C a v alcan ti’n in oğlu o la ra k ta k d im e d e r. so n ra la rı V am pa’n ın eşk ıy a g ru b u n d a y e r alır. savcı. Heloise: V illefo rt’u n H elo ise’d e n o lan oğlu. Benedotte: V illefo rd v e B arones D a n g la rs’ın g a y rim e şru çocuğu. Binbaşı Bartolomeo Cavalcanti: İtalyalı b ir m aceracı. Marqis ve Marqüise de Saint Meran: Eski a ris to k ra s i m e n s u p la rı. Abbe Faria: D’lf Ş a to su ’n d a k i b ir m ah k û m . Valentine de Villeford: R e n ee'n in kızı. Baron Franz d’Epinay: O ğlu. Madelenine Caderousse (L acarcote d iy e çağırılır). Debray.188 • 100 B ü yük R o m an Vicomte Albert de Morcerf: F e rn a n d ’m oğlu. Baptistin Ali. Eugenie Danglars: Kızı. Karısı. Gerard de Vlllefort: O ğlu. N o irtie r’le y a p tığ ı bir d ü e llo d a ö ld ü rü lü r. de V illefo rt’u n k a y ın p e d e ri ve k ay ın v alid esi. General Flavin de Quesnel: Kralcı b ir g en eral. Albert de Morcerrin arkadaşları: Beauchamp. M axim ilian M orrel’e âşık. ö n c e le ri V illefo rt'a âşık.

Geminin sahibi. Dantes'in ihbar edildiği şahıs savcı M. kamarotuna mü­ hürlü bir paket vererek^ Elbe adasındaki Napoleon'a götür­ mesini istemişti. Hikâyenin kahraman! Edmond Dantes. Pharaon'un kargo şefi -ki kaptan olm ak ister.ve diğeri de. Cade- rousse adlı ayyaş bir komşulannın yardımı ile Edmond'u ara­ dan çıkarmayı plânlar. Bununla beraber. Dantes evlenmeden bir iki saat önce tevkif edilir. hayatının başlıca iki hedefine erişmek üzeredir. imparatorun mektubunu götürdüğü aynı N oirtier'in oğlu. M ahallî otoritelere bir mektup yazarak. olup bitenlerden haberdardır. Kargaşalı siyasî durumda onlara yardım eder. Dan- tes'in bu mevkide devamlı kalmasını ister. Louis vardır. Noirti- er adında bir Parisli'ye iletilmesi için bir mektup verirler. şimdi zor bir durumdadır. Dagnlars. Monte Kristo Kontu'nun 118 bölümünün özetini vermek mümkün değil. Gelgelelim. Na- poleon da Elbe adasındadır. Pharaon'un kaptanı. Böy­ lece. zira babası felâh bulmaz bir Bona- . bu muhaberelerin muhtevasını ve böylece. onunla evlen­ mek isteyen Fernand M ondega adlı yeğeni. 100 büyük R o m an • 189 Hikâye Bu tür bir kitabın sayfalarında. N apoli'den Marsilya'ya gittiği sırada. henüz on dokuz yaşında olmasına rağmen. Dantes'in. Bourbon rejiminin bir kamu görevlisi olan de Villefort. geminin kap­ tanı âniden ölür ve Dantes kaptan olur. Dantes. Mercedes'in. Marsilyalı bir denizcidir. Hikâye 1815'te boşlar: Paris'te Kral XVIII. Pharaon gemisinin de ikinci kaptanı. de Villefort'tur: Dantes'in. N apoleon'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir entrikaya ortak olduğunu bilmez. üstelik M er­ cedes adlı Katalanyalı güzel bir kızla evlenmek üzeredir. Dan- tes'in düşmanları da vardır. Bonapartçı olduğunu ihbar eder ve mek­ tubu de Fernand ile gönderir. Bu iki kişi. Biri. Dan- tes'in siyasî inanışlan yoktur. Paketi Dantes götürür ve kendisine M. ölümünden kısa bir müddet önce.

1 9 0 • 1 0 0 Büyük R o m an partçıdır. Papazın -onaltıncı asra kadar uzanan. ipleri çözer ve yüzerek sahile çıkar. Fernanda M ondego. Yüz gün süren Napoleon yönetiminin geri getirilmesi sıra­ sında. Dantes artık. intikam şa­ irane adaletin şaheser bir örneği olacaktır.hâzinesi Tuscan ta ­ kım adalanndaki Monte Kristo adında. M orrel. bu hâzinenin mevcut olduğu hakkında Dantes'e garanti verir ve beraberce kaçtıklan takdirde. Abbe Faria adındaki bir İtalyan pa­ pazıdır. maruz kaldığı adaletsizlik kendisini derinden sarsar. Caderousse ve de Villefort. bu arada bazı yabancı dilleri de öğretir İtalyan papazı. tasavvur edilemeyecek kadar zengin ve her istediğini yapacak kadar da güçlüdür. Torba denize atılacağı zaman. Dantes'in. Fakat plânı uygulamaya geçmeden önce papaz ölür. Dantes. son derece ze­ ki bir insandır ve mahkûm arkadaşına birçok şey. Faria'nın gömülece­ ği torbanın içine kor. O nlara. mektubu yakar ve Dantes'i tehlikeli siyasî suç işleyenlerin tutulduklan Marsilya limanındaki d 'lt Şatosu'na gönderir. bu papazla gizliden gizliye muhabere eder ve dostluk kurar. Dantes. meslek hayatının sona ereceğini anlar. kimsenin yaşamadığı bir adadır. rejim düşer ve Bourbon'lar yeniden iktidara gelirler. Dentes. imparatora yaptığı hizmetleri olduk­ ça mübalâğalı bir tarzda anlatarak serbest bırakılması için ça­ lışır. Dantes'in önünde şimdi kaçabilmek için bir tek yol vardır: Papazın cese­ dini kendi yatağına sürükler ve kendisini. zira onlara. M am afih. muhtevası açıklandığı takdirde. Dantes serbest bırakılmadan. artık tehlikeli bir Bonapartçı olarak lekelenir ve d 'lf şatosu'nda on dört sene kalır. ölüm dar­ . Danglars. Şa­ todaki bir diğer mahkûm. Bunun üzerine. Dantes oraya gider ve arkadaşının sözlerinin doğ­ ru olduğunu görür. Faria. aralannda paylaşacaklannı söyler. Kendisini hapseden dört kişiden intikam almaya yemin eder. Dantes'in getirdiği mektubu okurken. yerini ancak kendisinin bildiği gizli bir hâzineden pay vereceğini söy­ leyerek serbest bırakılmasını ister. O toriteler papazı çılgın addederler.

O nun ne kadar tam ahkâr olduğunu bilen Kont. de Villefort'un gayrimeşru çocuğuna şantaj yapar ve kendi ölümünü hazırlar. . Yolculuğa çıktığı za­ man. Kont.kurbanı olacaklar­ dır. başka bir görünüm altında. küreğe mahkûm edilir. her tarafta odamlan vardır ve her şeyi bilir. neden öldürüldüklerini ve intikam alanın kim olduğunu bilmelidir. onu intihar etmekten kurtanr ve kendisine ayrıca yeni bir gemi verir. 100 B üyük R om an * 1 9 1 besini Dantes indirmeyecek. eski işyerine ve hâmisi M orrel'e olan borcunu öder. bu habislerin her biri kendi kötü­ lüklerinin -tamahkârlık. kendisini bir İn­ giliz bankasının temsilcisi olarak tanıtın M orrel'in borçlannı öder. 1838'de İtalya'da. M orrel'in güçlükler içinde çırpındığı bir sı­ rada vanr: M orrel'in şirketinin bütün gemileri denizde batmış­ tır ve borçlannı ödeyemez durumdadır. hıyanet ve ihtiras. ilkin. Bu şeytanî plânını uygulamak için. Yunanistan'da bir gümüş madeni keşfettiği. korsan ve eşkıyalarla işbirliği yaptığı ve üç kıtada haremi bulunduğu söylenir. esrarengiz bir yabancı görünür. kendisinin Monte Kristo Kontu olduğunu söyleyen. önceki suç ortağı. Nihayet. Adamın. her biri. efsanevî zenginliğe sahip. Her gittiği yerde bir sansasyon ve hiç olmazsa hanım­ lar arasında da hayranlık ve korkunun oluşturduğu bir ürperti yaratır Kont. asla beklemedikleri bir zamanda önle­ rine gelen bu nimetle yetinmezler. doğu sultan- lannı akla getirir. bir papaz veya İngiliz olarak dolaşır. Caderousse bu suçundan ötürü. zira Dantes'in hapsedilmesinde pasif bir suç ortağı rolünü oynamıştır. Yanında İstanbul'dan satın aldığı bir Yunan kızı vardır. Marsilya'ya. bir müddet sora. daimî uşağı da Nubiyalı bir dilsizdir. elması bir kuyumcuya satar ve adamı öldürerek de geri alırlar. ona kıymetli bir elmas verir Caderousse ve kansı. Sonralon kaçarsa da. Böylece. Kont'un eski düşmanlan arasında en az suçlusu Cadero- usse'dir. Yaşayışı. Maltalı o l­ duğu. O nun. Dantes'in görünüşünü değiştirmesine ve zamana ihtiyacı o la ­ caktır.

Monte Kristo. üvey ebeveynlerini soyar ve küreğe mahkûm edilir. M orcerf ailesi­ nin dolabında bir iskelet bulunduğunu söyler. yaşarrıası sağlanır ve Bertuccio adındaki bir kaçakçı tarafından yetiştirilir. suç işleme temayüllerini ortaya koyar. Aradan geçen yıllar zarfında. Benedotte. sadece çocuğu . Danglers'e. Fransız ordusunda hizmet görmüş ve ardından. daha önce. çünkü Dantes'in mahkûm edilmesinden istifade ederek Mercedes'le evlenmiştir. Balkanlar'da bir askerî macerası olmuştur. De Villefort. De Viilefort'un ikinci karısı Heloise. M orcerf'in karısı ve kızı kendisini ve servetini reddederek terkeder ve Morcerf intihar eder. babasının hakikî karakteri hakkın­ da hiçbir şey bilmez ve Danglers'in kızı Eugenie ile istemeye istemeye nişanlanır. gazetelerde. şimdi baş savcıdır (Procureur de roi).1 9 2 • 1 0 0 Büyük R o m an Kontun başlıca düşmanı Fernand M ondega'dır. Danglers araştırır ve nişan bozulur. Ali Paşa'ya yapılan hıyanet hakkında îmalı yazılar çıkar ve Lord- lar Meclisi meseleyi araştınr. Comte de Morcerf olarak tanıtmaya başlamıştır. Hâdisenin başlıca şahidi. Mazisi lekelidir. Danglers'in karısından bir çocuğu olmuş ve bebeğin ölü doğduğu söylenmiştir. Dantes'i mahkûm eden de Villefort. Arnavut Ali Paşa'nın hizmetinde bulunduktan sonra. Fransa'ya zengin biri olarak dönmüş ve tümgeneral rütbesini de kazanarak kendisini. Ardından. M orcerf'in şerefli bir insan olan oğlu. Bu karışık hâdiseler yumağı çözülürken de Viilefort'un bi­ rinci kansından Valentine adlı meşru bir kızı ve ikinci kansın- dan da Edouard adında hiç de sevimli olmayan bir erkek ç o ­ cuğu olur. Seneler­ ce önce. Bu çocuk. Fakat hiç de muhtemel g ö ­ rülmeyen bir dizi hadiseler sonucu. bir sürü ciddî suç işle­ mesine rağmen. çocuk ölmeden mezardan çıkanlır. kısa bir zaman içinde. Monte Kristo'nun arkadaşı olan Haydee'dir ve Haydee'nin de Ali Pa- şa'nın kızı olduğu ve M orcerf'i gayet iyi hatırladığı ortaya çı­ kar. aslında canlı olan be­ beği gizlice bahçeye gömmüştür. Caderousse'nin bir suç ortağı olarak gördüğümüz Benedotte'dir. efendisini sultana ihbar etmiş.

hapishane kaçağı Benedotte'yi teklif eder Göz alıcı bir tarzda giyindiğinden. ağır bir şekilde hastalanır. ölmez ise de. birin­ ci kansının ebeveynleri. yeterli parası bulunduğundan ve sahte bir şecere ile de göründüğünden. ardından efendisi için hazırlanan içki­ yi kazaen içen babasının uşağı. kadının güvenini kazanır ve kadının nefes darlı­ ğım'giderecek ilâçlar gelirmişçesine bir şişe zehir verir. bu noktada. bir kaza olmadıkça. polis. Valentine'nin hakkıdır Monte Kristo Kontu. ka­ tilin birinci karısı olduğunu anlar. kendisinin resmî görevidir. 1815'ten bu ya­ na.ülkenin baş savcısının kendi öz babası olduğunu ve be­ bek iken kendisini öldürmek istediğini söyler De Villefort. De Villefort. öldürülmekten kurtulması için intihar etmesini söyler Fakat onun bu teklifi kabul edip et­ mediğini beklemeden. daha sonra Vaientine de Vil- lefort. Danglers'in kızı. . daha hafif bir ceza ile kurtulur. Bunun takip eden aylar boyunca da Villetort ailesi men­ suplarından bazılan esrarengiz bir şekilde ölürler. Heloise ve Edouard'm kendilerini öldürdüklerini ve Dantes'in de onlann cesetlerinin başucunda şeytanî bir kahkaha kopardığını g ö rür Baş savcı. pe­ rişan bir halde evine döner. alelacele Caderousse'm katili olarak yargılanan Benedotte -ki artık ebeveynlerinin kimler olduğunu bilir. Şimdi kadını tevkif etmek. 1 0 0 Büyük R o m a n • 193 için yaşar ve kocasının birinci kansından elde ettiği servetin önüne dikilecek bütün vârislerini ortadan kaldırmak ister N or­ mal olarak bu miras tabiî. kendisine daha iyi bir dam at a ra r Monte Kris­ to. kendisine Baron unva­ nı verilmiştir Aristokratik bir kadınla evlidir Monte Kristo. birkaç daki­ ka sonra çıldınr Danglers. onu en hassas iki yönünden vurabilir: Sosyal ihtirası ve tam ahkârlı­ ğı. mütereddit bir tarzda Albert de M orcerf'la nişanlanmıştır. ilkin. Kadına. Heloise ailesiyle dostluk kurar. Caderousse'yi ö l­ dürme suçu ile Benedotte'yi tevkif eder. Danglers. o da sosyal merdivende yükselmiş. Danglers'in istediği bir da­ mattır Fakat nikâh kıyılacağı sırada. fakat Ali Paşa skandali meydana çıktığından beri.

Bir mağaraya götürülür ve bir tavuğa beş bin altın vermedikçe kendisini aç bırakırlar Bu. Eleştiri Monte Kristo.) Albert de M orcerf'le arkadaşlık kurar ve Mercedes'i cezalandırmaktan vazgeçer. Allah'ın intikam meleği rolünü oynamakta ileri gidip gitmediğini ken­ di kendisine sorar. gerçekten sevdiği erkek­ le. M aam afih. Haydee. La Poliçe Devoile adlı küçük hikâyesinden gelir. Sonunda. hâlâ kendisiyle bera­ berdir ve mutluluk ihtimalleri başgösterir Velentine ve Maxi- m ilian'a Allahaısmarladık diyerek. Esrarengiz yabancı da.194 • 100 B üyük R om an Danglers'in itibarı sarsılmıştır. Pa­ rayı. Danglers yıkılmıştır. Danglers'in normalin üstünde kredi verdiği bir zamanda çeker. düşmanlannın çocuklanna götür­ mez.P. birin­ ci bölüm gibi yazıldığına dikkat ediniz) ve kontun önceki . fakat bu arada Danglars'ın saçlan bembeyaz olmuştur. A uguste M acquet ve A. Fiorentino ile birlikte yazıldı. P euchet’i. Denglers'in bankasından beş milyon lira çekebileceğine dair kredi mektupları vardır. zehiri içerek hastalanan kızı kurtarır. esrarengiz bir şekilde.. M onte Kristo adasından gelir. Danglars'ın yanındaki bütün para tükenene kadar haftalarca devam eder. derhal yakalarlar. K itabın adı. Hikâyenin. (Edouard'ın ölümü kaza idi. onun ölece­ ğini tahmin etmişti. kendisinin eski hâmisi Maximilian M orrel'in oğlu ile evlen­ mesini mümkün kılar. Aşkın ve nefretin eski borçları artık ödendiğinden. Monte Kristo intikamını. gel­ diği gibi ayrılır. Kont'un emirleriyle hareket eden eşkıyalar kendisini. fakat daha da ıstırap çekme­ si gerek. Monte Kristo'nun yanında. Monte Kristo. D um as. ilkin İtalya’da geçmesi düşünülüyordu (XXXI. Valentine'ye gelince. Monte Kristo onu serbest bırakır. Monte Kristo. vicdan azabı duyarak. bu adaya ayak basm am ış sadece 1842’de vapur­ dan görm üştür. Roma'ya kaçar ve orada da. bölüm ün.

d ’If şatosundan kaçıp kaçmadığını sordu­ lar. inanılm azlığın verdiği istekli hayret dışında -ki Coleridge’e göre. H âdiselerin bu derece ü st üste yığılm asının sebebi şu idi ki. Stevenson ve A ndrew Youn. D antes’in. G ünüm üzde bu kitabı bilhassa çocuklar. Kitabın niye bu kadar p o ­ p ü ler olduğu üzerinde durm ak gerek. M acquet’in teklifi üze­ rine. da­ ha sonra eklendi. zira tefrika edildiği zam an. m uğlâk ve teferruatıyla ele alınm ış tesadüfler­ le dolu plânı. ilkin. bu anlaşm adan istifade e t­ m ek için. 100 B ü y ü k R o m a n * 1 9 5 hayatı daha sonraları anlatılacaktı. (D um as. d ö rt ayrı piyes halinde sahne­ ye kondu. Rom anın m uazzam . rom an. Marsilya. Böylece. kitabın bu sihirli yönünden bahsettiler. 1844’te on iki cilt olarak basıldı ve sekiz sene sonra. B ununla beraber. hiç ol­ mazsa. Rom a ve Paris. Balzac. okuyucusunu hiçbir zam an d ü şü n ­ meye sevketm eyen. şâirane inanış için gereklidir. fakat bitirm eden bırakılam ayan kitap­ lardan biri. D an tes’in m ahkûm iyeti ile ilgili ilk otuz bölüm . yarım satır­ . h er bölüm de heyecanlı bir m acera anlatm ak zo­ rundaydı. ço­ cuklar için düşünülm em işti. sadece tek heceli kelim elerle konuşan bir karak­ ter de araya koym ak istedi ise de. Monte Kristo Kontu’nda h atâ bulm ak kolay. D um as’a satır hesabı ücret öden­ diğini hatırlayacağız. günüm üzden az sofistike (kültürlü) idiler. ekseri tenkitçilerin üze­ rinde duracakları tip te bir şaheser değil. hikâye. er­ genlik yaşındaki çocuklar okuyor. form a tefrika edildi ve "bir sonraki sayıda devam edecek hikâye” okuyucularının ilgisini çekebilm ek için. 1840’larm okuyucula­ rı.hiç de derin bir şekilde ele alınam az. h er Parisli okudu ve sokaklarda. birbirle­ rine. çünkü kendi tü rü n ­ de bir şaheser olm akla beraber. K itabın u zunluğuna ve zam an zam an görünen uzun cüm lelere gelince. Rom an. Monte Kristo Kontu. forma. Belki. yayımcılar. üç bölüm de ele alınır. Gautier.

dünya görm üş insanlara m ahsus bir dav­ ranış. Kendisine zarar verenlerden aldığı dehşetli intikam . M onte Kristo. H enry Jam es’in sanatı değildir. dram atik jestleri çok sevmesi ile adadaki m ağarasında. D antes bazı hallerde D um as’m kendine benziyor: Cöm ertliği. O ndokuzuncu asrın rom anlarında. bonkörlüğü. M elod­ ram sanatı. onun kendi kanunları vardır. bu tü r karakter­ ler fazla. son derece ve fevkalâde gayri hakiki ol­ duğundan. bu noktalar üzerinde durarak. Jules Verne’nin N a u tilu s’un kaptanı M em o böy­ le biri. uzun boyludur. parlak bir hayat yaşamayı hayal eden herkesin tahayyül gücünü harekete geçirir. Byron’un kahram anları sülâlesinden. okuyanı öylesine te ­ . Bunun sebebi de. Şüphesiz. hanım hanım cık kadınlarla m uğlâklık veya derinlik yoktur.1 9 6 • 1 0 0 B üyük R o m a n dan az satırlar için ücret ödem ek istem ediklerinden. büyük babası bir "m arquis” ve büyük annesi ile köle olan fakir bir çocuğun hayallerini yansıtıyor. O nun kitabm daki habisler. Edebî şecere terim leriyle ele alınacak olursa. Bu­ gün bu tü r karakterler ikinci derecedeki film lerde veya ço­ cuklar için hazırlanan televizyon program larında bulunur. Bugün bile. O nun kahram anları gibi. bu karakterden vazgeçildi. saçları siyah ve solgun yüzlü. şüphesiz. zengin ve güçlü olmayı.) D um as’m karakterleri hakkm da da fazla bir şey söyle­ yemeyiz. kahram anlar. M onte Kris- to K ontu’nu küçüm sem ek saçm a bir hareket olur. M aamafih. bir arzunun yerine ge­ tirilm esidir: Kahram an. D um as’ın kendisinin de hayal ettiği ve hem en gerçekleştirdiği hayatı yaşar. yine orijinini gizleyen esrarengiz bir havası var ve m azideki aşk yaralarını örten. okuyucunun hayallerinin istediği şekilde hareket etm ek m ecburiyetinde. onun diğerlerinden daha fazla hakikî olm asından değil. D antes öylesine saf bir efsanedir ki. H atırdan çıkmayacak tek yaratık M onte K risto’nun kendi­ si. M elodram ın sırrı. tutum suzluğu.

Davy de la Pelleterie. d ’If Şatosu’ndaki m uha­ fızlar. Santo Do- mingo’da yerleşerek çiftçilik yapan bir Fransız markizi olan büyük baba­ sının adı idi. gizli odalarla ve cesetlerle dolu. neo-klâsik trajedinin tantanalı. derin düşünceli ByronvarI kahramanlar ve diğer melodramatik vasıtalar kullandı. genellik­ . babasının sağlam vücudunu ve kıvırcık zen­ ci saçlarını tevarüs etti. mahallî bir kızla evlendi ve kırk dört yaşında. kadının sonraları. edebî bir eğitimden geçmemiş olmasına veya böyle bir ihtirası da bulunmamasına rağmen. Fakat yerinde duramı­ yordu ve hükümet merkezinde aradığı heyecanı bulacağına inandı ve ba­ basının eski bir silâh arkadaşının yardımı ile Paris’te Duc'de Orleans’ın sekreteri oldu. Napoleon’la kavga ettikten sonra. dramatik etkin­ liğin ne olduğunu biliyordu ve piyesleri tutuldu. Camille (La Da- me axu Camelies] operatik şekli. tiyatrolara devam et­ meye başladı ve -daha önce. Paris civarındaki bir köye çekildi. başka hiçbir şey bilmiyorsa. öldü. ilkel bir eğitimden geçti. la Traviata) adlı eseriyle ün kazanacak Alexandre Dumas adlı bir oğlu vardı. Bu piyeslerin en meşhuru. Şehirde böylece yerleştikten sonra. sansasyonel tezleri işledi. Dumas. Tek çocuğu Alexandre. Eğer Dumas. Yazar 1802 tarihli nüfus kâğıdında Dumas'ın tam ismi. bilgisiz ve gör­ güsüz bir köylü çocuğundan başka bir şey değildi. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n • 1 9 7 siri altında bırakır ki. yetenekli herkese ilerleme imkânı ve­ ren politikasından ötürü otuz yaşında bir korgeneral oldu. Gotik sahneleri. Bu kadınlar. Alexandre Dumas Davy de la Pelleterie olarak gösterilir. kasvetli mahzenlerle. gösterişli geleneklerinden sıyrılmış olmasına borçludur: Terbiyeli bir üslûpla ele alınmış klâsik tezler yerine. Dumas'ın bundan sonra hayatına giren kadınların adları uzun bir liste oluşturmuştur. bir er olarak or­ duya intisap etti ve Napoleon’un. On altı yaşında iken. La Tour de Nesle (1832) adlı tarihî bir dramdı. annesinin ma­ vi gözlerini ve beyaz tenini. bu başarısının tesiri altında Catherine Lebay adında bir ter­ zi ile metres hayatı yaşamaya başladı.tiyatro eserleri yazma­ ya karar verdi. onun m ahkûm tu tu ld u ğ u hücreyi gösterirler. bugün bile. Uzun boylu ve yakışıklı bir melez olan babası. Dumas da. bir zenci köle olan büyük annesinin adı idi. Dumas. Başarısının büyük bir se­ bebi. ihtilâlden önce.

Du- mas’ın bütün eserlerini okuyan bir kimse gösterilemezdi. Metreslerinden biri ile bir ara evlendi: Ida Ferrier adındaki bu kadınla ilişkisi. Bunlann çoğu. piyeslerinden birini düzeltmek için kendisine yardım eden Mecquet adındaki bir öğretmenle arkadaşlık kurduğu za­ man başladı. ne kadarının Macquet tarafından yazıldığını uzun uzun tartıştılar. işbirliği yaptığı kimselerin hiçbiri kendi başlarına. Kara Lâle (La Tulipe Noire. inanılmaz bir süratle. Gautier. onun ne kadarının Dumas. Öyle görülüyor ki. Eser. evlilik kısa sürdü.198 • 100 B ü y ü k R o m an le aktrislerdi ve bunların onuncusu ve en meşlıuru da. Yine unutmamak gerekir ki. 1850) ve OIympe de Cleves (1852). Bilginler. zira Macguet ve diğerleri. İkisi 1700’de basılan Memories de Monsieur r'artagnan ad- lı eski bir kitaba dayalı tarihî bir roman plânı hazırladılar. iki veya üç kitap yayımlıyorlardı. bu “roman fabrikası”nın sihiri Dumas’dı. 1845). Monte Kristo Kontu. 1849-1850). tarihî araştırmanın büyük bir kıs­ mını Macguet yaptı ve hikâyenin kabataslak bir plânını da hazırladı. Roman hayatın­ daki mesleği 1840’larda. Ûç Silâhşörler ile hemen hemen aynı zamanda yayımlandı ve onun kadar da tutundu. Dumas’ı bir “roman fabrikası” işlet­ mekle ve az ücret ödenen yazarlann sırtından zengin olmakla itham edenler vardır. 1847'de de kendi eserlerini sahnelemek için bir tiyatro kurdu. Muhtemelen. Fakat bu suçlamalann yerinde olduğu söylenemez. 1846). Monsoreaulu Hanım (La dame de Monsro- reau. daha önce uzun müddet devam etti ise de. IVlenken. bugün bilhassa bir romancı olarak hatırlanır. bir anda. Du­ mas ve mesai arkadaşı. onların yardımlannı daima takdir etti. . 1845) Kraliçe Mar- got (La Reine Margot. onaltıncı. Kraliçenin Gerdanlığı (La Collier de la Reine. altı veya on cilt­ lik. Yine iyi bilinen eserler arasında şunlar zikredebilir: Yirmi Sene Sonra (Vigt Ans Apres. kendilerinin iyi ücret aldıklarını söylediler ve her za­ man cömert bir adam olan Dumas da. Kırk Beş Muhafız (Les Quarente-Cing 1847-1848). Le VI- comte de Bragelonne (1848-1850). Svvinbur- ne ve Dickens gibi edebiyatçılarla da ilişkiler kurmuştu. ata eyersiz binen Adah Menken adında bir Amerikan aktrisi idi. onyedinci ve onsekizinci asırlar­ da geçen aşk ve macera romanlarıydı. bazılarında çağdaş vakıalar üze­ rinde duruldu ve diğerleri de dedektif hikâyeleri idiler. çünkü Du- mas’ın 1860 ile 1880 arasında yazdığı kitapların sayısı 277’dir! Birçokla­ rı sahneye kondu ve Dumas. Ûç Silâhşörler (Les Trois Mausquetaries) adı altında yayımlandı. Dumas. hatırlanacak bir eser vermedi.

İtalyan birliğinin kurucusu Garibaldi’nin birliklerinin sırt- lanndaki meşhur kırmızı gömleklerin. Dumas. Bir ara. çarçur edilmeyecel< kadar büyük değildi. bu işten bıkarak Paris’e döndü. . devrini ta­ mamlamış bir yazar olarak görünmeye başladı. Nihayet. Hizmetçilerine verilecek şarap kalma­ yınca bir kasa şampanya açtı. Ardından. Dumas. Prusya birlikleri şehre giriyorlardı. 1848 ihtilâli geldi. fakat sonra­ ları. Paris dışında kendisine “Mon­ te Kristo” adını verdiği büyük bir villa yaptırdı. ihtilâl. Ahlâkî eserleri ile tutulan ve sayılan biri olan oğlu. bir çocuk kadar kibirli bir şekilde de. Nihayet. aktrisleri. enerjisinden hiçbir şey kaybetmemişti ve 1860’da. hiçbir servet onun için. Biyograficisi Andre Mauris’e göre. Dumas’ın tavsiyesi olduğu söylenir. tiyatro dünyası bilhassa Du- mas’ın tiyatrosu için felâket getirdi. Hayatının son on senesini ekseriya istirahat ederek geçirdi. arkadaşlarını. Ölüm yatağında iken. enerjisi ve canlılığı azalmaya başladı. 1853’te bir gazete kurdu ve içindeki yazılardan çoğunu kendisi yazdı. son nefesini ver­ diği ana kadar. Garibaldi'nin Napoli’yi Bourbonlardan kurtarmasına yardımcı olabilmek için İtalya’ya gitti. şimdi hayatının üçüncü mesleğine başladı: Gazetecilik. 1 0 0 B üyük R om a n « 1 9 9 Bu romanlar. sefil ve kötürümdü: Adeta. babasının aşırılıklan- nı frenlemek istedi. villa hakkında günümüze kadar gelen bilgiler. Alexandre’nin Dieppe civarın­ daki villasında. parça­ lanmakta olan bir dağı andıran bu adam. Pompei’deki arkeolojik bir araştırmaya nezaret etti. yüzündeki müşfik gülümseme eksik olmadı. bu haberi ona iletecek ce­ sarete sahip değildi. 1870’de. merak peşinde gidenleri ve asalakları eğlen­ dirdi. Ne var ki. Dumas’ı zengin yaptı ise de. fakat kimse. Parisli okuyucuların zevkleri değişiyordu ve Dumas gitgide. villa satıldı ve 1851’de borçlandı­ ğı kimselerden kaçmak için Brüksel’e gitti. İki yıllık sıkı bir çalışma ve tu­ tumluluk devrinden sonra malî durumunu aşağı yukarı düzelterek Paris’e döndü. akla ünlü sinema yapımcısı De Mille’nin filmlerinde­ ki krallan hatırlatıyor. villasında. oğullarının yardımıyla yaşıyordu. Dumas maamafih. Kendi müsrifliği yüzünden uçuruma giden yolda daha da fazla yol aldı.

Bovary’lere y em eğ e d ev a m e d e r ve E m m a'ya iyi b ir h a y a tın n e o ld u ğ u n u g ö ste rir. em ek li b ir su b ay . Bovary Senior: C h a rle s'in a n n e si. Madam Bovary Yazan Gustave Flaubert ( 1821 . r a h a tın a ve a i­ le sin e d ü ş k ü n b ir k ö ylü. Marquis d’Andervilliers: M ahallî b ir p o litik a c ı ve esk i b ir a ris to k ra tik a ile n in m e n s u b u . v arlık lı. . A lelade. Heloi se Dubuc: B irin ci Mme. v a s a t b ir in sa n . b a s it. Berthe Bovary: C h a rle s v e E m m a’n ın y e g â n e ço cu k ları. d ırd ırc ı. g elin in i k ısk a n ır. z in d e . B ir k ö y lü n ü n k ızı o lm a sın a ra ğ m en . Rouault: E m m a’n m b a b a sı. y e rin e g e tirilm e si m ü m k ü n o lm a y a n ro m a n tik ilh a m la r p e ş in d e g ittiğ in d e n . iyi n iy etli u y sa l v e ih tira s s ız . h a y a tın ­ d a n m ü te m a d iy e n şik â y e t ed er. C h a rles B ovary'nin ikinci k arısı. ev in h âk im i. Bovary o rta yaşlı çirk in b ir d u l. N o rm a n d iy a b ö lg e s in d e k i k ü ç ü k b ir k a s a b a n ın a s k e rî d o k to ru : E m m a B o v a ry 'n in sa d ık k o cası. Mme. e le a ld ığ ı h iç b ir şey i b a ş a rıy a u la ş tıra m a z . se fa h a ta d a ­ lar. Charles Deniş Bartholome Bovary: C h arle Bovary’n in b a b a sı. sa m im î. k ısk an ç k a d ın . Emma Bovary: H ik â y e n in b a ş ro lü n ü o y n a y a n kad ın .1880 ) Başlıca Karakterler Charles Bovary.

sakin gös­ terişsiz tavırlonyla tamamen mutlu biridir . k ad ın . Hikâye Yer. G üçlü v e y a d e ­ rin b ir k a ra k te ri y o k tu r. onu resimden çıkanrve Charles artık. Char­ les özerinde hâkimiyet kurar ve kıskançtır Charles. m a ğ ru r.adında kır bölgesinde büyümüş bir çocuk. o n u c a z ip b u lu r. E m m a'nın b ir d iğ e r se v g ilisi. çalışmakta istekli değildir ve tahayyül gücü zayıftır. ta h a y y ü l g ü c ü n d e n m a h ru m biri. zevk sahibi nazik tavırlı biri olduğu iddiasında Emma adında güzel bir kızı vardır. Homais: M ahallî ecza cı. bir müd­ det bekledikten sonra Emme ile evlenebilecek durumdadır. K en­ d isin i. Bournisien: Bir k öy p a p a z ı çalışk an . E m m a’n ın sev g ilisi o lu r. Büyük bir yeteneği yoksa da. Dr. GüiUoumiıı: Bir avukat. bir sağlık görevlisi olmayı başanr. ç ü n k ü k a d ın ın d a v ­ ra n ışın ı y a n s ıtır ve o n u n h isle rin i b e n im se r. fakat bir kanama so­ nunda ölmesi. çağ ondokuzuncu asrın ikinci çeyreği. evlilik bir aşk oyunudur ve Charles. Adamın. id d iacı v e k e n d i çık arın ı d ü ş ü n e n b irid ir. Charles'den çok daha yaşlı bir duldur. eğitimini rahibelerin yönettiği bir mektepte tamamlayan. Emekli bir subayın oğlu olan Charles Bovary -ki sağlam yapılı. okula gitmek üzere Rouen'e gelir. H o u g leu rlu ta n ın m ış b ir h ek im . b e n c il v e şe h v a n î. Annesi. a y d ın la n m a n ın ve g e lişm e n in k u v v e tle rin i ş a h s ın d a teces- sü m e ttire n b iri o la ra k g ö rü r ise de g erç e k te . 1 0 0 Büyük R om a n » 2 0 1 Leon Dupuis: Bir a v u k a t kâtibi. Charles'in karısı kıskançtır. Onun indinde. O n u n in d in d e b u ilişki v a k it g e ç irm e k te n b a ş k a b ir şe y d e ğ ild ir. s a th î. V o ltaire’n in g e le n e ğ in d e n b ir a n ti ru h b a n . Normandiya. annesinin zoru ile nihayet. Rudolphe Boulanger: Bir kır c e n tilm e n i. Kadın. Hippolyte: Seyis y a rd ım c ısı b ir çocuk. Leheureux: Emma’yı malî yıkıma sürükleyen vicdansız b ir esnaf. Lariviere. onun Tostes adlı kü­ çük bir kasabada mesleğini yürütmesi imkânını sağlar ve hattâ evlendirir. kendisine başka zevkler bulur ve hostalanndan bi­ ri olan Rouault adında zengin bir çift ile dostluk kurar.

2 0 2 • 100 B üyük R om an Öte yandan. okuduğu kitaplardaki g i­ bi. canı sıkılmaya başlar. Emma. Hale Markis d'Anden/illiers'in yemek ve balosuna davet edildiği zaman huzursuzluğu artar. Leon. Kadın onun metresi olur. Rudolphe Boulanger adlı bir bekânn ilgisini çeker. Bu hayata artık tahammül edemeyen Leon. Zengin ve lüks hayata şöylece bakışı dahi. civarda yerleşen ve çağa ayak uyduran centilmen bir çiftçinin. Paris'e git­ mek üzere kasabadan aynlır. yeni doktor üzerinde iyi bir izlenim bırakmak ve onun desteğini sağlamak isteyen Monsieur Homais adındaki eczacı ile Hemais'in kiracısı Leon Dupuis adında bir avukat kâtibi de vardır. belirli bir özelliği bulunmayan bir yerdir. bu hayal­ lerle yaşar. kendisinin Leon'a âşık olduğunu sanır. Emma'nın ro­ mantik hayallerini paylaşmak suretiyle onun üzerinde iyi bir in­ tiba bırakmak ister. Artık moda dergileri okur. uyuşuk. Gittikçe pervasızlaşan Emma. fakat Emma uzun zamandır hasretini çektiği gerçek bir aş­ kın ümidini taşır. . derin bir hissî bağlılık bulacağını umar. her zamanki rutin yaşayışına baş­ larken Emma. hastalık arazı şeklinde görünür ve Charles. Bovarylere hoş geldiniz diyenler arasında. Evlilikte. Bu iliş­ ki. Yonville l'Abbaye adında küçük bir ticaret kasa­ basına taşınır. Fakat halayından sonra. rüyalannda yaşattığı evlilik ola­ bileceğine inanmaz. bu vurdumduymaz. Boulanger için hoşça vakit geçirmekten başka bir şey değil­ dir. her gün' biraz daha müsrifleşir ve kocasının haberi olmaksızın kasabadaki dükkân sahibi Monsieur Lheureux'a çok fazla borçlanır. Bütün hislerini kaybeden Emma şimdi. bu gerçekleştirilmemiş veya hatta belirtilmemiş bir aşktır. zevklerini çağın hissî ronnan ve şiirle­ rinden almış bir romantiktir. Nihayet çaresizlik ve can sıkıntısı. ihtirassız adamla geçirdiği rutin hayatın. Pa­ ris'te yaşamanın hayalini görür ve burjuva evine bir miktar za­ rafet vermeye çalışır. Yonville. Hostes'ten daha da fazla hoş­ nutsuzluk duyması için yeterlidir. Bovary. kadının sıhhati uğruna (şim­ di hamiledir).

Paris'ten çok da­ ha fazla dünya görmüş ve sofistike davranışla dönen Leon'a te­ sadüf ederler Emma. geri çevrilir. Çocuk kangren olur ve bacağı kesmek için bir cerrah çağrılır. bu gücünü. bu ilişkinin. Emma. zira adam. 1 0 0 Büyük R o m a n • 2 0 3 Bu arada Homais. kendi meslekî hayatında yükselmesini engelleyeceğini gördüğü gibi. onun malî işlerini de noter kanalı ile kendisine aktann Kadın. Leon'la kavga ettikten sonra. Charles'in. eve döndüğü zaman. Rudolphe'la kaçmaya ka­ rar verir. Leon ile kurduğu ilişki de normal seyrini tam am lar. O rada. kocasının haberi olmadan hastalann öde­ yeceği ücretlerin kendisine verilmesinde ve hattâ emlâk satmak için kullanın Nihayet. Leon'u. Hastanın haykı- rışlan kasabada yansırken. Emma da. Artık kocasından tiksinen Emma. Kadına bir mektup göndererek. aynı şekilde dine sanlın Nihayet iyileşir ve kocası onu Rouen operasına götürür. kendi mesleğinde başanlı olması için eline fırsat geçtiğine inanır ve o da Charles'i zorlar. zinanın evlilik kadar bayağılaşabileceğini anlan Bir gün. zimmetine para geçirmeye ik­ . yirmi dört saat zarfında 320 frank ödemesi gerektiği ile ilgili olarak mahkeme karan- nın kendisine iletildiğini görün Emma. bu konu­ da gerekli mahareti yoksa da. bir ara kendi­ sini dine verir ve daha önceleri nasıl şevk ve heyecanla kendi­ sini zinaya verdi ise. şimdi ümitsizlik içinde yan çılgın bir haldedir. nihayet. aralanndaki iliş­ kiyi kopardığını söyler. ameliyatı yapar. Tefe­ cilere koşar. çırpınır ve aylarca hasta yatar Gayet yavaş iyileşen kadın. sarsılır. nöbet geçirir. Charles'i bir handa mahallî seyis yar­ dımcısı olan Hipolyte adındaki bir çocuğun düz taban ayakla- nnın ameliyatla düzeltilmesine ikna eder Emma da. Rudolphe ise Emma'dan bıkar ve devamlı bir ilişki kur­ mak istemez. şimdi Leon'la ilişki kurar ve musikî dersi bahanesiy­ le haftada bir defa Rouen'e giderek Leon ile buluşun Bu yolcu- luklan karşılamak için Lheureux'tan borç alır ve kocasını ikna ederek. tüm ümidini kaybeden ve mahcubi­ yetten sokağa çıkmayan Charles evinde oturmaya mecbur ka­ lır. kocasının.

Charles. kızı. evin işlerini bir düzene koymaya çalışır. bir fabrikada işçi olarak çalıştıran fakir teyzesinin yanına gönderilir. Flaubert. zenginle­ şir. büyütülmesi için büyük annesinin yanına gönderilirse de. huysuz. F laubert’in gayesi -bir zam anlar kendisinin de geçerli saydığı. Nihayet. ve bir sürü hileli ve dolambaçlı ve kendi kendisini reklâm eden bayağı yollardan geçtikten sonra en büyük ihtirasına ka­ vuşur. felce uğraya­ cak kadar paniğe kapılır ve Honfleur'dan çağrılan tanınmış doktor da iş işten geçtikten sonra gelir. ecza deposunun anahtannı ken­ disine vermeye zorlar. Kadının çırpınışları arttıkça. O nun. Cenazeden sonra Charles. beşer aptallıklarının açık ka­ . Rudolphe ve Leon'un mektuplannı da bularak. çaresizlik içinde. yardımcısını. karakterleri hakkında hüküm verm ek iste­ m ediğini söyledi. Tamamen perişan bir halde. kısa bir müddet sonra o da ölür ve kızı Berthe.2 04 * 100 B üyük R om an na eder ve kendisine gayet soğuk muamele eden Rudolphe'a yalvanr. Homais. Homais'in dükkânına girer. kendisine Fransız devletinin şeref madalyası verilir Eleştiri D on K işot’un şövalyelik çağı için yaptığını Madam Bo- vary rom antik hareket için yapar. Bunu yaparken. onun bu durumun­ dan istifade etmek ister Sonunda. karısının insafsızlığını ve sadâkatsizliğini öğrenir.rom antizm hare­ ketinin prensip ve hislerini inceleyen ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felâkete sürüklendiğini gösterm ekti. Tedri­ cen. Kendisini. kendi içinden cinleri de çı­ karm ak istiyordu. Fransız diline yeni bir kelim e getirdi: Bovarisme. Emma'nın ken­ disini sevmemiş olduğunu anlar. avuç dolusu arsenik yutar ve ölmek için evine gider. diğer taraftan. çılgıncasına. derin bir kedere boğulmuş o l­ masına rağmen. Yardım etmek için gittiği bir avukat. hayal­ ler dünyasındaki şahsiyeti öylesine m ükem m eldir ki. kadın o yıl ölür ve Berthe ardından.

bu kadının şahsiyetinden bir parça bulunduğunu idrak et­ tiğinden. bayağı. Em m a’nın m ezarında ağlarken. karakterleri hakkında kuvvetli kanaatlere sahip ve onların kim ler olduklarında da bizi şüphe içinde bırakm az. kadına olan tu tu m u n u m uğlaklaştırıyor. E m m a’yı sevmiyor. En acı alaylarını. Flaubert. patates çalan biri sanır. H onfleur yakınındaki Ry idi. . Gerçekten de. yönetim kurulu başkanının. Şuurlu bir realist olduğundan. ziraî panayır­ daki. Yine. Bes­ belli ki. en iyi beslenm iş dom uz ve iyi bir şekilde hazırlan­ m ış gübrelerin sahiplerine m ükâfat verdiği nutkudur. 100 b ü y ü k Rom an • 20 5 falı ve serinkanlı bir gözlemcisi olarak gördü. E m m a’nın m üphem ve kö­ püklü hasreti kısa bir cüm le ile anlatılıyor: “Kadın. Bunun en iyi bir örneği Em m a ve Rudolphe arasındaki aşk diyaloğu arası­ na sıkıştırdığı. Ro­ m anın diğer bir sayfasında. fakat kendi şahsiyetinde de. ölm ek istedi ve Paris’te yaşam ak istedi. bu hâl. şefkatim izi.” İkinci derecedeki olay­ lar dahi istihzaî m aksatlara çevrilir: Ju tin adındaki çocuk. F laubert’in. h attâ h ü rm etim i­ zi kazanıyor. hikâyesindeki h er teferruatı gerçeklerle yoğurm aya bilhassa dikkat etti. N orm andiya’daki her eczacı­ nın F laubert’e bu yüzden hakaret ettiği söylenir. Ö te yandan. kendisini. gösterişli ve aptal. ihtiyar köylü Rouault. karısının sadakatsizliği ile perişan bir halde ölen N orm andiyalı bir kasaba doktoru vardır: Yonville ka­ sabası ise gerçekte. zangoç. Gerçekte. Fransız orta sınıfında nefret ettiği h er şeyi tecessüm ettiren eczacı H am ais’e saklam ış­ tır: Çıkarcı. sem pati duyularak ele alınıyor ve uyuşük ve sönük C harles Bovary de olduğundan başka bir şekilde görünm ek istem ediğinden. ikinci derecedeki bazı karakterlerin hakikî kim seler ol­ dukları anlaşıldı ve kitapta kahredici bir tarzda karikatüri- ze edilen H om ais’e gelince. Flaubert’in başlıca silâhı istihza ve kahram anlarına herkesin söylediği sözleri söyletm ektir.

hiç de haksız olmayarak. sadece yerinde de­ ğil. O nun.) Diğer teferruat. onun kendi asrının en m ü ­ kem m el rom anlarından biri olduğunu söylediler. saplantı denecek bir şe­ kilde bulm aya çalışm asını. çiçeğin tu ttu ru ld u ğ u tele takar ve kendi­ sinin öldüğü zam an ne olabileceğini düşünür. Okuyucu m eselâ birçok bölüm lerin sonundaki kısa ve tam değerle­ riyle ifade edilm em iş cüm lelerin tesirlerine dikkat etm eli­ dir. bu m anzarayı anlatm ak için kendisine arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışm aya verdiği ve bu yüzden h asta olduğu söylenir. Tercüm ede dahi. can sıkıcı. F laubert’in ünlü üslûbu. sem boller oldular: Emma. realist teferruatı tam bir şekilde ele aldığı için. bugün dahi daha iyisinin b u ­ lunam adığı standartlar getirdi. bazı paragraf ve cüm ­ ledeki ritm ik ahenk de delil olarak gösterilebilir. ister psikolojik sezgi gücünden. Madam Bovary. kitabın dikkatli m im arisi derhal belli olur. orta-sınıf bir aileden 1821’de doğdu. (Flaubert’in. Bazı ten k it­ çiler. okuyucu. gerçekte. realizm hareketinin klasik bir rom anıdır. şüphesiz. bu arada. . Zola’nın natüralizm ine öncülük eden korkunç veya tiksindirici teferruatın anlatıldığı za­ m anlar da vardır.2 0 6 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Flaubert’in realizm i. tam am en yerinde kelim eleri. Rouen’de. alelâde ob­ jeler üzerinde harcanır. kamçı gibi yakıyorlar. fakat E m m a’nın ölüm ünü anlatan m anzarada olduğu gibi. kısacası. genellikle. parm ağını. Yazar Gustave Flaubert’in hayatında pek az sayıda dramatik maceralar gö­ rüldü. Ü zerinde bilhassa hiç durulm adığı intibaını veren bu cümleler. istihzayı m ükem m el b ir tarzd a gösterdiği için veya üslû b u n u tam bir kontrol altında bulundurduğu için oku­ sun. en iyi anlayanlar Fransız okuyucularıdır. birinci M adam B ovary'nin gelinliğinde taktığı solm uş çiçeği gördüğü za­ m an. Bilhassa sarıldığı yegâne zevki sanattı ve bunu da kendisini tama­ men adayarak yürüttü.

Hükümet. zaman zaman. katı bir rutinlik ve hemen hemen manastırımsı bir yalnızlık içinde geçirdi. 1849-1851’de bir arkadaşı ile birlikte Mısır. bu iliş­ ki. Kendisini Flaubert’e öylesine vermişti ki. ailesiyle birlikte. bir eseri için malzeme toplamak üzere eski Kar- taca şehrinin bulunduğu yere gitti. bir gün. Flaubert’in peşinden gittiği bir sırada. sansürcülerin. 1844’te. ve herhangi bir zor­ lukla karşılaşmak istemeyen yayıncılar da bazı bölümleri atmak istedile Flaubert. Flaubert hiç evlenmedi. 1 0 0 B üyük R o m a n • 2 0 7 Babası. çocukluğunu ailesinin yaşadığı hastanenin bahçelerinde geçirdi. Romanın tezi - zina. . Schlesinger adında birine platonik aşkla bağlandı. radikal görüşleri savunduğun­ dan şüphelendikleri Revue de Paris dergisinde tefrika edildi. on sekiz yaşında iken. onu daha da fazla yalnızlığa itiyordu. Gençliğinde. Louise Cilet adında üçüncü sınıf bir şair olan kadınla metres hayatı yaşadı. bu dergiyi kapatması için yeterli idi. buna razı olmadı ve hükümet de kamunun ahlâk ve dinine ha karet ettiği gerekçesiyle dergi aleyhine davâ açtı. Gustave. Madam Bovary büyük güçlükler arasında yayımlandı. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken çocukluğunda. Roman. Suriye. hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini hatır­ ladı. ta­ mamen yalnız bir hayat sürdü. fakat hukuku anlaşılmayacak bir konu olarak bulduğundan vazgeçti. İlkin. Rouen civarında Croisset denen bir aile ma­ likânesine yerleşti. onun yazılarını aksattığından. Nihayet. artık efsaneleşen yazı tarzını ge­ liştirdi. Muhakeme (ki beraat- le neticelendi) ülke çapında bir hâdise yarattı. Bir cümlenin. bir gün içinde meşhur oldu. iki defa Fransa dışına çıktı. Lariveire'nin örnek aldığı tanınmış bir dok­ tordu. defalarca yazdı. Flaubert. Sonraları. Bu arada. Özelliği nörotik veya nörolojik olan kronik bir hasta­ lık. çok defa mektupla haberleştiler. kadını birdenbire terketti. Madam Bovary’i yazdığı sırada. Madam Bovary'de Dr. bir garın bekleme salonun­ dan bekçiler tarafından zorla dışarı çıkarıldı. günlerini. Türkiye ve Yunanis­ tan’ı gezdi. Hissf Eğitim (L’education Sen- timantale) adlı kitabında Mme. bir tek sayfayı günler­ ce. bilhassa bu romandan ötürü dergiyi kapatmak istiyordu. Arnoux olarak görünen Mme. Yine 1858’de. kendi istediği tarzda ahenkli olması yolundaki çalış­ maları bazen ona ıstırap veriyordu.hükümetin. Fakat Louise bundan memnun değildi. Nadiren Paris’e gidiyordu ve edebiyatçı arkadaşlarının kendisini ara sıra ziyaret etmeleri dışında. Burada. hukuk tahsili için Paris’e gönderildi. Maamafih.

Sa/ammbo geldi. istihza zevkini. 1874). kuru ve objektifliğe rağ­ men. Flaubert. Flaubert’in süslü doğuculuğunu tatmin eden Herodias’ın hikâyesi ile hayatı dar ve mânâsız bulan ve ça­ resizlik içindeki hislerini. Flaubert’in şaheseridir ve belki de realist roman tarzının en belirli bir ör­ neği. Bir eserinde. ailesinin malî durumu kötüleşti ve sıhhati de gittikçe bozuluyordu. romanlarının tezlerindeki değişikliklerde kendini gösterir. disiplinli üslûp ve yapının bir modelidir. Bu küçük hikâye. İlk basılan belli başlı eseri Madam Bovary (1857). kendi şahsiyetini katmamak için gösterdiği dikkat­ le ve alelâde hayatı titiz bir realizmle kaydetmesi ile disiplin altında aldı.208 • 100 B üyük R om an Flaubert'in daha sonraki yıllan acı içinde geçti. Romantizm ve realizm arasındaki bu gerginlik. Fakat bu komedi tutulmadı ve beşerî cemiyeti hicveden geniş kapsamlı bir romanı. kendisini. Öte yandan. ar­ kadaşları ölüyor veya kendilerini cemiyete küskün ve yabancı hissediyor­ lardı. bir realist olma­ ya zorladı. Ardından. Mısır ve Kartaca gibi egzotik ülkelere duydukları sevgiyi paylaştı. birl<aç ay Alman askerleri tarafından işgal edildi. Croisset. . Maamafih. Kendi romantik neslinin melankolik mizacını. mo­ dern Paris’te geçen ve genellikle. şuurlu bir ob- jektivite ile yazılarına. her iki mizacı ele aldı: kitapta. Fransa-Prusya Harbi sırasında. kendi mahallî romantikliğini. Flaubert. Es­ ki Kartaca’nın ve onun kanlı medeniyetinin bir manzarası. Üç Hii<âye (1877). müellifi öldükten sonra yayımlandı. burjuvaziyi sevmelerini. Bouvard et Pecuchet (1881). ancak doldurulmuş bir papağana gösteren Nor- mandiyalı basit bir hizmetçi kadının hikâyesi de vardır. 1873’de. çalışmalannı sürdürdü ve 1880’de felce yakalandı ve öldü. Madam Bovary. Namzet {La Candidat. Hikâyede. 1864’te. Hıristiyanlık çağının ilk yıllarındaki azizlerin ıstırap ve coşkunluklannı (1847) anlatır. komedi de yazdı. Flaubert’in talebelik hayatındaki hatıra- lanna dayanan Hissi Eğitim geldi. Flaubert’in daha önceki eserlerinde görülmeyen bir şekilde. şuurluca antiromantikti. hikâye­ nin kahramanına beslenen şefkat ve anlayış görülür. Hastalık ve melankoliye rağmen. mizacı itibariyle bir romantik idi.

Marya Mihailovna: O lga’n ın te y z e s i. h a y a tta h iç b ir am acı o lm a y a n b iri. O b lo m o v ’u. p is. Z ah ar’la evli. sa m im i ve se v im li. kavgacı fa k a t s a d ık u şa ğ ı. Zeki ve h a re k e tli. Sudbinski: Bir b a ş k a a rk a d a ş ı. . h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . İvan Geresimiç Alexeyev: Bir b a ş k a a rk a d a şı. Anisya: O b lo m o v ’u n aşçısı. sa k in . te m b e lliğ in d e n k u rta rm a k ister. fa k a t so ru m lu lu k h is s in d e n m a h ru m ve p a ­ to lo jik çe tem b el. Penkin: E d eb iy atla u ğ ra ş a n b a ş k a b ir a rk a d a ş ı. Volkov: O b lo m o v ’u n . Andrey İvaniç Stolz: O b lo m o v 'u n en y ak ın a rk a d a ş ı. k e n d is in i so sy a l fa a liy e tle re v e re n u şa ğ ı S udbins- ki: Bir d iğ e r a rk a d a ş ı. Mihey Andreyiç Taranteyev: K üstah. Oblomov Yazan Ivan Alexandrovich Goncharov (1 8 1 2 -1 8 9 1 ) Başlıca Karakterler İlya İiyiç Oblomov: T o p ra ğ ın d a n k a z a n d ığ ı g elirle y a ş a y a n b ir c e n til­ m en. Zahar Trofimiç: O b lo m o v ’u n te m b e l. O b lo m o v ’un a rk a d a ş ı o ld u ğ u n u sö y le r. h ü k ü m e t y ö n e tic ile rin d e n . h isle rin i d ışa rı v u rm a y a n b ir k ad ın . Olga Sergeyevna İiyinski: O b lo m o v ’u n se v d iğ i g en ç b ir kız. g erç e k b ir iş a d a ­ m ı. h u y s u z b ir asalak . ra n d ım a n lı.

devlette bir iş almak için Oblom ovko adlı köyünden aynimış ve Saint Petersburg'a gelmiştir Fakat sorum­ luluğu bulunan rutin işten zevk almadığından işini bırakmış ve vaktini tembel tembel geçirmeye başlamıştır Öğle üzerine ka­ dar yatağında yatar. Andrey: A gafya ve O b lo m o v ’u n oğlu. arkadaşlanyla mektuplaşmayı ihmal eder. efendisine. üç yüz ka­ dar serfin çalıştığı orta büyüklükteki çiftliğin sağladığı kazançla yaşar Evinde. ihmalkâr. kendisine faydalı olacak hiçbir iş öğ­ renmez. Masna: A g afy a'n ın kızı. pis. çok tembel olduğundan onları ziyaret etmez. k u rn a z ve v ic d a n s ız . sıhhatinin. en basit kararlan bile verirken çaresizlik içinde bunalır. Uya lyliç. mesleğinde yükselmesine. birbi­ ri ardına gelen sahtekâr veya beceriksiz müdürlerin yönettiği malikânesinin işlerine aldınş etmez.) Arkadaşlan. bir aşçısı ve Zahar adındaki valesi ile birlikte ya­ şar Ailesinin eski bir adamı olan Zdftar. Saniçka. Agafya Matveyevna Pshenitsin: A gafya’n ın e rk e k k a rd e şi. Uya liyiç Oblom ov. O blom ov'u az . O blom ov hoş.2 1 0 • 1 0 0 Büyük R om an Baron von Langwagen: M arya M ihailovna’n ın esk i b ir a rk a d a ş ı. O lg a'n ın b ir a rk a d a ş ı. Saint Petersburg'daki apartman dairesinde. Vanya: A g afy a'n ın oğiu. onun. Hikâye Serfliğe dayalı bir cemiyetin sebep olduğu kötülüklerden bi­ ri -yarattığı adaletsizlik dışında. zararsız ve bir şey talep etmeyen biri . İrina Penteleyevna: İvan M atyeviç’in k arısı. böyle biridir. sosyal hayatının veya ka­ fasının gelişmesine yardım etmek isterlerse de. Otuz yaşlanndaki bu bekâr. kör bir sadakat­ le bağlıdır. kavgacı ve gayrisamimi olmasına rağmen.sarf sahibi kimse üzerindeki de- moralize edici tesiridir: Başkalarının emekleriyle geçinmeye ah­ şan bu adam. k ü ç ü k b ir d e v le t m e m u ru . d ü n y a g ö rm ü ş n a z ik b ir in sa n . hayatında. kendisini ziyaret eden arkadaşlan vardır (Kendisi.oldu­ ğundan.

nihayet tembel nişanlısının hiçbir şey ya­ pamayacağını anlar. gitgide daha da tembel bir insan olun (Evden atılacağı tehdidi altında) zorla kendini toparlayarak. Bu aşk ilişkisi. Stolz vasıtası ile uyuşuk kalbinde. Agafya'nın vicdansız erkek kardeşi onun bu halinden yararlanır ve O blom ov'a kendisine borçlu olduğuna dair kâğıt . nişanı bozar Üzüntü ve kızgınlığını gizle­ mek için de. romantik olmamak. O lga. mül­ kiyetindeki bir banliyö apartman dairesine taşınır. sanki anne­ sinin kollarında uyuyormuşcasına. iyi bir annedir ve iyi bir aşçıdır. çalışmak ve tembellik arasında ne yapacağına karor veremez. ilişkisinin ciddî olduğunu gösterir. zamanla servet ve zenginliğe kavuşacaktır. O blom ov'un şahsiyeti üzerinde kendi üs­ tünlüğünü kurarak. başlıca gayesi. Olga'yı gerçekten sevemeyeceğini. kendisini kadının hizmetine bırakır. iyi bir ev ka­ dınıdır. yeğeni ile evlenmek is­ tediğini. Oblomov. Oblom ov. yeni bir ev için plânlar hazırlar. böylece. hayatı saldır­ gan bir hisle ele almak vasıflannı tevarüs etti. hemen nişanlan­ mayı arzu ettiğini söylediği zaman. O blom ov'dan da tembel olmakla beraber. derin aşk ilânları ardından tereddüt ve gözyaşlannın geldiği engebeli bir yol ta­ kip eder. Oblomov. Oblom ov. metodiklik. avukatından malî durumu hakkında kesin rapor beklerken. bu işte kendisine yardımcı olmasını. Hâlen genç bir işadamıdır ve şüphesiz. 100 B ü y ü k R om an *211 da olsa harekete geçirebilecek tek insan. onun istediği gibi biri ola­ mayacağını düşünür. O lga. O lga'nın halasına. sonunda Stolz ile ev­ lenir Bu arada. Avrupa'da bir geziye çıkar. evlilik bir türlü gerçekleşmez. Agafya Matveyevna Pshenitsin adında bir genç bir dulun. beklenmeyen bir aşk heyecanı yaratan O lga Sergeyevna adında genç bir ka­ dınla tanışır. on­ dan çalışkanlık. Andrey İvaniç Stolz adındaki çocukluk arkadaşıdır. Oblomov. zih­ nen. Oblomov. O blom ov'un tatlı ve sevimli mizacını görür­ se de. onu sorumlu ve yaratıcı faaliyete sürükle­ mek ve Stolz gibi biri hâline gelmesini sağlamaktır. Kadın. Babası Alman olan Stolz.

orasını. Stolz. pratik. genç Andrey'i evlâtlık edinir. anti-rom antik ve ilerici olan h er şeyi A lm an- lar’ın tem sil ettiklerini farzediyordu. O blo- movizmin gayet kötü tesirinden kurtulacaktır. bu hareketsiz hayatın neticesinde. onlar. Goncharov. Mr. Stolz’un hafifçe h is­ siz. Oblom ov. O blo- mov'u kurtanr. diğer bir Oblomov. böylece sanırız ki Andrey. Rus edebiyatındaki yeni realizm ekolüne ve Babalar ve Oğullar’da da görülen sosyolojik yorum lara alı­ şıyorlardı. beklenmeyen bir sırada görünmesi. para getiren bir işye­ ri hâline koyar. m odern dünyanın tesirlerinden uzakta idi. bir gece uyurken kendisine felç gelir ve ölür.. bir netice ve bir sem boldü. cem iyete yepyeni bir yön verm ek isteyenlerin kökünden değiştirm ek istedikleri bir yerdi. Ve öylece anlaşılıyor ki. Stolz. Stolz. babası bir Alm an olduğundan.2 1 2 • 1 0 0 Bü y ü k R o m a n imzalatır. o sadece yarı-Rus. kendi şahsiyetlerinin tiplerini öylesine iyi bir şekilde ifade ederler ki. serfliğin hüküm sürdüğü bir cem iyette. Zamanla. Oblomov. Bu yan-ortaçağ hayatın­ da uşak Zahar. ilkin. fakat ne yeniden Oblom ovka'ya gidecek ne de O lga ve Stolz'u ziyaret edebile­ cek canlılığı kendinde bulur. tevârüsle kazanılan im tiyazın nesiller üzerin­ deki soysuzlaştırıcı rolünün bir yorum u olarak ele alındı. pastoral cazibe­ sine rağm en. Pickwick). Rus okuyucuları. sonunda Agafya ile evlenir ve on­ dan. Eleştiri Edebiyattaki bazı karakerler (Gargatua. Don Kişot. Aşağı kadem e­ de ele aldığımız takdirde. bu tü r karakterlerin ilk ö r­ neği olur ve artık bu isim lerle bilinirler. Stolz'un. Oblom ov da b u n ­ lardan biri. ihtiraslı orta-sm ıf âdetleri.. İlmî. di­ siplinli. arkadaşı İlya’nın aristokra­ . Şurası önem li ki. ülke­ yi bir istihaleden geçireceği ü m it edilen yeni nesle aitti. O blom ov'un borcunu öder ve O blom ov- ka'nın yönetimini üzerine alarak. O blom ov’un rom anı yayım landığı zam an. İlya İiyiç’in doğum yeri olan Oblom ovka. Andrey adını verdiği bir çocuğu olur.

okşandığı.şuurlu bir sa­ vunm a m ekanizm ası değildir. bir trajedi değil. Hepim izde. İkisi arasındaki gerginlik. m ağlûp etm ez. sakin ve gayri-pratik hayatlarını devam ettir­ m ek istem elerine de gıpta ile bakıyoruz. sadece bir tek sı­ nıfın veya h attâ bir m illetin kötülüğü değildir. Bir bakım a hayat. am a gizliden gizliye de. göbeğinin kesilm e­ diğini gösteriyordu. Klâsik tarife göre. onun h er şeye karışan. fakat yazar. sırtındaki eski bir geceliği ile sırt ü stü yattığı ılık. bir ölçüde Oblom ovizm vardır. Bu ana rahm inde barış içinde h u zu r içinde geçen hayata dönülm ek istenm esini tem sil eder. O blom ov’u n sosyolojik tarafını küçüm sem ezlerse de. O blom ov ve Stolz arasındaki m ücadelenin. zira ne Olga’nın dil döküşleri ne de Stoiz’u n at si­ neğini h atırlatan yapışkanlığı O blom ov’a. yani. 1 0 0 Büy ü k R o m a n » 2 1 3 tik uyuşukluğunu rahatsız eder. b ü tü n varlığı ile kıza itiraz eder. Olga. Stolz’a h ü rm et besliyorsak da. hayat üzerinde zafer ka­ zanır. O blom ov’un. onun bu ta ­ rafı üzerinde zafer kazanır. Fakat tam başarılı olacağı sırada. onu harekete geçirebilecek bir kuvvettir. kom edi­ dir. yapm ak iste­ m ediği bir şeyi yaptırabilir. Gerçekte. Sevildiği. trajedi. ye­ nisi lehine sonuçlanm ası gerektiğini biliyoruz. bu sebepten ötürü. istihale hâlindeki b ü tü n cem iyetlerin özellikle­ ridir. Oblomov. Oblo- m ov’u. onun psikolojik önem ini bilhassa idrak ederler. h er ikisi hakkındaki düşüncelerim izde bir ölçüde kararsız kalm am ızı da sağlıyor. O blom ov’u n uyuşukluğu. Aynı şekilde. Böylece Oblom ovko halkına gülü­ yoruz. karanlık yatağı. kucaklarda gezdirildiği çocukluğu ile bir bakıma. M odern eleştiriciler. d o k triner tabiatını da zevksiz buluyoruz. ana rahm indeki var­ lığının takribi bir şekli. Evliliği sürüncem ede bırakm ası -ki O l­ ga ile nişanlılığının bozulm asına yol açar. bir asilzadenin veya büyük . onların asırlardır devam et­ tirdikleri. Tam bir ataletle. Eski ve yeni hayat arasın­ daki.

Oblomov. Oblomov. kısım daki çocukluk hayalleridir: Safiyeti bozulm am ış bu kır bölgesinde. . onda bozulm am ış cezbedici bir saflık görür­ ler. Ol- ga’nın Stolz’la evlenm esi gibi ikinci derecedeki m alzem e. ahlâkî değerlerin nasıl olm ası gerektiğini onlardan daha iyi anladığını gösteriyor. Bilhassa. Fakat uyurken gelen sakin bir ölüm ü yıkım di­ ye kabul etm ediğim iz takdirde. Ü st-sm ıf m ensubu arkadaşlarının yaşadığı hayatı su n ’i. O blom ov’un 9 ’uncu Bölüm I. m uğlak değildir. O blom ov hiç de yıkılmış biri değildir. kır ve şehir. sivil takvim e göre değil. bir hayalden başka bir şey değildir.2 1 4 • 1 0 0 Büyü k R o m a n potansiyel gücü olan birinin. Yapı. saf ve h ürm et uyandırıcı faziletlere sahip bulunm ası gerektiğine inanır. Mac- b e th ’in ihtirası veya O thello’n u n herşeye kolayca inanan asil saflığı. kilisedeki ziyafetle­ re göre tesp it edilir. arkadaşları. h u zursuz ve bencil olarak ten k it ettiği zam an. kendi m izacındaki bazı ek­ siklikler tarafından ortadan kaldırılm asıdır: M eselâ. b ü tü n bu m arazî tem belliğine rağm en. Olga. Şüphesiz. G argantua ve F lasstaff’la ve edebi­ yatın diğer kahram anlarıyla aynı kategoride. O blom ov’da hiç de sinikallik yoktur. aristok­ rat ve burjuva. Z ahar ve Stolz. plân basittir. hiçbir şeyin vuku bulm adığı olduğundan. insanın sadık. Fakat bu “m utlu cennet” m azidedir ve ancak bir hayalde düşünülebilir. m im arî m aharet ve çelişkili tezler üzerinde ti­ tizlikle durularak hazırlanm ış: Rusya ve Avrupa. Hikâye gayet ağır hareket eder. para hem en hem en hiç kullanılm az ve h a ttâ günler. esas k onunun dışında kalır. Belki de bu tü r bir h a­ yat. Bazı imajlar. onun "kum rununkini andıran nezake- ti”nden bahseder. D ünyada hiçbir şekilde yaşam adığından. sem boller gibi tekrar ediliyor: Olga’nın kullandığı leylâk losyonu veya yatağında derin düşüncele­ re daldığı anlarda O blom ov’un vücudunu saran doğu kaf­ tanı. hiç de tiksindirici bir insan değil. Hikâyede anlatılm ak istenen şey. Agafya ve Olga. Belki de en önem li pasaj.

Oblomov’u hatırlatıyor. bu emek­ lilik yılları. sadece bir tek kitabı ile tanırlar. yaşlı ve müşfik bir babanın sağlam bir tarzda yönettiği aile etrafın­ da döner. Kendi neslinin entelektüel liderlerinin ekserisi de aynı anda talebe idiler. hayatının büyük kısmında Maliye Vekaletinde ça­ lıştı. onların çevrelerine girmedi. Bir söylentiye göre. Oblomovda aynı yıl yayımlandı ve hiç olmazsa Rusya’da. Dostoyevski gibi o da. Goncharov. Volga bölgesinde­ ki bir kır kasabasında. şüphesiz sakin bir hayat yaşayan Goncharov’un mizacı ile bağdaşmıyordu. kitabın tezi. onun bu şüphelerinin yaşlandığı zaman yakalandığı paronianın tesirinden doğduğu anlaşılıyor. Bu bilhassa. zamanla ha­ yallerini kaybedişi ve sinikal bir oportünist oluşu ile ilgilidir. onu bir çeşit Oblomov yaptı. Bazı hususlar­ da. 1 0 0 Büyük R o m a n » 2 1 5 Yazar Ivan Alexandrovich ağır ve zaman zaman yazdı. Kitap. yayımlayıcıların baskısı altında yaşamadı. ancak altmış sene sonra İngilizce’ye çevrildi. Zengin bir tüccar olan babası on yaşındaki oğlunu Moskova’daki bir liseye ve ardından üniversiteye gön­ derdi. fakat iş işten geçmişti. Goncharov’un hayatında. Yazılarını boş vakitlerinde yazdı ve böylece. Gayesi. Uçurum (1869) seneler süren çalış­ manın mahsulü idi. (Sibirya demiryolu da o zaman yapıl­ mamıştı). fakat bu gö­ revini. hükümet merkezine gelen saf bir kasaba idalistinin. 1812'de doğdu. fakat Goncharov. Hayatının son yılları uzun ve yalnız geçen bir emeklilik oldu. Rusya dışındaki okuyucular kendisini. Bu seyahat hatıralarını 1857’de yazdı. Volga nehri üzerindeki bir kasaba hayatını anlatan ro­ man. ekseri sansürcülerden de az gayrı-liberal bir ruhla. Hiç evlenmedi. ticaret heyetinin sekreteri olarak Japonya’ya yaptığı seya­ hat idi. kabul edildiği zaman da caymak istedi. böylece. Deniz yoluyla seyahat etti (o zaman Süveyş kanalı henüz açılma­ mıştı) ve Sibirya üzerinden döndü. Hemen hemen aynı zamanda. tutumla yürüt­ tü. Goncharov’un üçüncü romanı. bir romancı için sönük ve tatsız bir işti. bu heyete katılmak için fazla düşünmeden müracaat etti. Goncharov. Söyleşine yorucu bir seyahat. devlet gö­ revlisi olmaktı. Turgenev’in bu kitaptan aşırmalar yaptığı iddia etti ise de. . İlk romanı olan Alelâde Bir Hikâye. bellibaş- lı bir eser olarak kabul edildi. aynı şekilde bitmese de. Maliye Vekaleti’ndeki işini bıraktı ve Eğitim Vekaletinde edebî sansür dairesinde çalışmaya başladı. gerçi nazik ve uysal kahramanından çok daha fazla huysuz ve şüpheci bir adam hâline geldi ise de. çok uzaktan da olsa bir tür macerayı andı­ ran tek hâdise.

b a s it ve sev im li b ir in sa n ise d e p a r ­ lak. m u t­ s u z b ir a ş k m a c e ra sı g e ç ird iğ in d e n s o m u rtk a n ve h issi. kır b ö lg e s in d e sa k in b ir h a y a t sü re r. h a s s a s iy e t ve in s a n la ­ rın k e n d i k e n d ile rin i a ld a tm a la rıy la ala y e d e r. Bir n ih ilis ttir. u ta n g a ç v e g ü z e l b ir k ö y lü kızı. Arkady Nikolayeviç Kirsanov: N ikolai’n in b ü y ü k oğlu. e lb ise le ri te rte m iz . . k im se ile sık ı fı­ kı d o s tlu k k u rm a k iste m e d iğ i in tib a ın ı y a ra tır. A slında. Fedosya Nikolayevna Savişna (Feniçka): N ik o lai'n in m e tre si. Babalar ve Oğullar Yazan Ivan Sergeyevich Turgenev {1818-1883) Başlıca Karakterler Nikolai Petroviç Kirsanov: O rta yaşlı b ir k ır c e n tilm e n i. d a v ra n ışla rı. n â z ik ve m ü şfik : o ğ lu n u ço k se v e r. Pavel Petroviç Kirsonov: N ikolai’n in e rk e k k a rd e şi. k o n u ş u ş u z a m a n z a m a n acı. h e r şeyle. G en çliğ in d e. Em ekli b ir su b a y . ü n iv e r s ite d e n y en i m e z u n o lm u ş tu r. c e m iy e te k ü sk ü n ve d ü ş m a n a rk a d a ş ı B a zaro v ’u n ço k fa z la te s i­ ri a ltın d a d ır. te k b a ş ın a y a ş a y a n b ir b ek âr. Vassily İvanoviç Bazarov: Y vgeny’n in b a b a s ı. Yvgeny Vasiliç Bazarov: P arlak b ir tıp ta leb esi: A rk ad y 'n in b ir a rk a d a ­ şı. k e n d is in e g a y e t iyi b a k a r. m ü şfik . b ilh a ss a ap ta llık . T am b ir a risto k ra t.

sadece kardeşi Pavel'in sınıflar hakkındaki peşin hükümlerine saygı gösterdiğinden onunla evlenmez. Nikolai Petroviç. şimdi Nikolai'nin yanında oturur Ateşi sön­ müş bir aşk hayatı onu. Ken­ d isin i k u rta rılm ış b ir k a d ın sa y ar. hayattaki ihtiras veya hedeflerinden sı- . A bla­ sın d a n d a h a sa k in ve d a h a gelen ek çi. Sevim li b ir in sa n d ır. Viktor Stitnikov: Bir g en ç. Rusya'nın kır bölgelerindeki ailelerinden biri ve kendi sınıflannm diğer mensuplanndan daha cazibeli insanlar­ dır. s o n d e ­ rece h u y su z . Açık gö­ rü ş lü d ü r. Pavel. B azarov’u n âşığı. m a h ir b ir p o litik a c ı ve y ö ­ n etici. Piotr. Papaz Alexei: B azaro v ’u n k öy p a p a z ı. emekli bir subaydır. K o casın d an a y rılm ış z e n g in b ir k a d ın . O d in tso v ’u n y a n n d a y a ş a y a n y aşlı b ir a k ra b a s ı. ileri fikirlere sahip iyi ni­ yetli bir insandır Kendisinin daha eskiye bağlı komşulan. Mahhev İliç Kolyazin: Bir h ü k ü m e t g ö rev lisi. k e n d is in in ö n e m li o ld u ğ u n u sa n ır. N ikolai’n in z ü p p e le ş m iş u şa ğ ı. 1 0 0 Bü y ü k R o m a n * 2 1 7 Arina Vlassyevna Bazarov: Y vgeny’n in a n n e s i. O d in tso v 'u n k ü ç ü k kız k a rd e şi. onun bir radikal olduğunu sanırlar. Katerina Sergeyevna Loktiv: Bn. e sk iy e b ağ lı n â z ik bir k ad ın . B azarov’u ta k lit e tm e y e ça lışa n ve o n u n y a ­ n ın d a n a y rılm a y a n b iri. Hikâye Kirsanovlar. k u ra lla ra b ağ lı d e ğ ild ir. o rijin a l v e ­ y a k u rn a z b ir ad a m o lm a m a sın a ra ğ m e n . k u v v etli in a n ışla rı ve h is s î b a ğ la n ­ tıla rı y o k tu r. zamanına göre. Prenses K. Avdotya Nikitişna Kukşin.: Bn. A v ru p a’d a b a s ıla n k ita p la rı o k u r ve k im y ay a çalışır. A n ti-e n te lle k tü e l o lm a sın a ve h u ra fe le re b ağ lı b u lu n m a s ın a rağ m en . Serfle'rini azat etmiştir ve şimdi malikânesinden kira toplamakta güçlüklerle karşılaşmaktadır. Feniçka adındaki bir köylü kızı ile metres hayatı yaşar. Anna Sergeyevna Odintsov. Kansı öldüğünden. Z engin b ir d u l. K irsan o v ların a k ra b a sı. m ü şfik ve a ile s in e sâdık.

bu gençleri cazip bulur ve kendilerini davet eder.2 1 8 • 1 0 0 Büyü k R o m a n yırmıştır. eskiye bağlı bir ka­ dın. kendisini cazibesine kaptırdı­ ğı Bazarov adında bir genç ve parlak bir tıp talebesi vardır. hiç de bir nihilist değildir ve Baza­ rov'un. gerçekte. civardaki vi­ layet merkezine sık sık giderler. oğuilanna perestiş ederler Bu ziyaret sırasın­ da. ilkin. Arkady. Rusya'daki bütün sosyal sınıflarla alay eder ve eski­ ye bağlı her şeyi gülünç bulur. ba­ basının çiftliğine döner. fakat flörtü seven biri olduğu intibaını yaratmasına rağ­ men. üniversiteyi bitirdikten sonra. kendisi ile arkadaşı arasındaki mesafenin genişle­ diğini idrak eder. ilişkiyi keser. bir nihilisttir: Hiçbir şeye hürmet beslemez. daha sonra kır bölgesinde sakin bir ha­ yat yaşayan Bazarov'un ebeveynlerini ziyaret ederler Babası. Ba- zarov. sadece Feniçka ve bebek­ tir Bazarov'un bu misafirliği sırasında. iki genç bir ara yumruk yumruğa kavga edecek hâle gelirlerse de. Pavel Amca ile alay edişine gücenir. annesi de basit. Her işte arkadaşının yap­ tığını yapmak isteyen Arkady. hissiyatla ilgili değildir. Kirsanov- . onun ya­ nında kendilerini rahat hissedenler. yirmi yaşlarında neşeli iyi ta­ biatlı bir gençtir. Her ikisi de. kendisinin de Anna'ya âşık olduğunu sanır. her şeyle alay eder. 1859 Mayısı'nda. misafir gel­ diği bu evde uzun bir zaman kalır veya ev sahiplerine. Hiçbir hayali bulunmadı­ ğını söyler. zevkleri kendisininkine daha yakın olan Katya'ya tutulun Arkady ve Bazarov. Bazarov. Nikolai'nin oğlu Arkady. genç bir dul olan Anna Sergeyevna Odintsov ve onun kızkardeşi Katya ile tanışırlar Hızlı ve anti-gelenekçi bir kafaya sahip bulunan Anna. Anna âşık olmayacak bir kadındır Sebep olduğu aşk ate­ şi onu dehşete düşürür. nihilistlik prensiplerine rağmen Anna'ya âşık olur. orada. Pavel hakarete uğramıştır Arkody ona perestiş eder. muhte­ lif şekillerde tesir eder Nikolai şaşırmıştır ve hayret içindedir. iki genç. Bu ziyaretler sı­ rasında Bazarov. Bu oturmamış genç. emekli bir ordu subayıdır. Kalben. Arkady. yanında.

Bununla beraber. hikâye. elinden kayar ve elini keser Birkaç gün sonra. fakat Pavel bunu görür ve Bazarov'u düelloya davet eder. canı sıkılır Bir gün. Arkady yaşlandıkça babasına daha fazla benzeyecek: Şuurlu bir toprak sahibi. M aamafih. Katya'yı gerçekten sevmeye başlar Kıza ev­ lenme teklif eder ve derhal kabul edilir. Gerçekte. meşgul etmek için. gevşek bir tarzda biraraya getirilm iştir. Arkady.zorla çalınan bir öpücük dışında hiçbir şey olmaz. iyi bir vatandaş ve ileri görüşlere sahip olmakla beraber ih­ tilâlci değildir. Pavel. hattâ An- na. yeşil ve huzur verici otlar yetişir. Düelloda. Aşağı yukarı. gerçekten sevdiği kadını terketmemesini ve Fenişka ile evlenmesini ister. Tur- . henüz. Bozarov'a hiçbir şey olmaz ve Pavel de sade­ ce bir yara ile kurtulur. diğerleri için mutlu sona erer. Okuyu­ cu öyle hissediyor ki. nekahati sırasında. kendisini. Bu arada. sevmemekle beraber bir gün seveceğini umduğu biri ile evlenir. Almanya'ya giderek boş hayatını orada sürdürür. iki kişi. Nikolai'ya yalvararak. gençliğinde sevdiği kadınla ilgili güçlü hatıralannı düşünür. so­ murtkan bir yüzle doğduğu köye giderek. Acı ve ıstırap içinde kıvranan Bazarov'un mezan üze­ rinde. zira Kirsanov ailesinde ikili bir evlenme vardır. Pavel. Arkady ve Anna'ya elveda diyerek. tifüsten ölen bir kimsenin üzerine otopsi yapar Bıçak. kansına bağlı bir koca. Bazarov orada. aşağı yukan banşırlarve arala- nndaki anlaşmazlığı anlatmak için bir hikâye uydururlar. cemiyete karşı duyduğu acı hisleri ve küskünlüğü hâlâ terketmeden cesur bir şekilde. Bazarov'a gelince. aynı hastalık­ tan ölür. Bu Arkady'nin Ba- zarov'dan ve onun nihilizminden aynidığı son adımdır. huzursuzdur. Niko- lai'nin metresi Feniçka ile flört etmek suretiyle Anna'yı unutmak ister. Eleştiri Babalar ve Oğullar’m plânı b asittir ve oldukça bağlantı­ sız. 1 0 0 büy ük R om an * 2 1 9 lar'ın çiftliğine gitmeye karar verirler. doktor babasının yardımcısı olarak çalışmaya başlar.

2 2 0 * 1 0 0 Büy ü k R o m a n

genev’in rom anları, titizlikle hazırlanm ış plânlardan ziya­
de, her zam an hatırlanan küçük hikâyelerden ve karakter
skeçlerinden oluşurlar. Hikâyede iki aşk m acerası, bir d ü ­
ello ve bir ölüm vardır ki, başka bir yazar, bu malzemeyi
ro m an tik veya m elodram atik bir şekle sokabilirdi; Turge-
nev, bunları, gerçek değerlerinden daha az işledi. Gerçek­
te tez, kitabın adıdır: İki nesil arasında, genellikle m izaç­
lar ve fikirler etrafında dönen ve ifadelerini sadece konuş­
m alarda gösteren çatışm a.
Bu âşinâsı olduğum uz bir çatışm a. Babaların daha yaş­
lı nesli ya Pavel gibi açıktan açığa m uhafazakâr veya Niko-
lai gibi çekingen liberaldirler. Çocukları, babalarını, başla­
rını kum a göm m üş insanlar olarak görüyor ve onları
şaşkına çevirm ekten zevk alıyorlar. Nikolai, bu durum da,
yeni hiçbir şey bulunm adığını, kendi gençliğinde de ebe­
veynlerine, onların başka bir çağa ait olduklarını söyledi­
ğini hatırlatır. Şimdi ise kendi çocuğu isyancılar arasında­
dır. M aamafıh, çatışm a önceden tahm in edildiği şekilde
sona erer. A rkady’nin oldukça gelenekçi karısı ile yaşam a­
ya başladıktan sonra, kendi çağının m uhtevası içinde, ba-
basınınkine benzer bir hayat süreceği im a edilir.
H ikâyenin büyük m eselesi Bazarov, onun, yaşlandıkça
nasıl bir insan olarak gelişeceği hakkında bir şey söylem e­
yiz, zira genç yaşında ölür. Şüphesiz, Turgenev'in en m eş­
h u r karakteri o. Turgenev’in yarattığı insanlardan ekserisi
ya Pavel gibi nörotik m alûller veya Nikolai gibi, varlığı ile
yokluğu belli olm ayan nazik insanlar. Fakat Bazarov baş­
ka bir insan; İster Pavel gibi, kendisinden nefret etsinler,
ister Arkady gibi tap sınlar veyahut A nna gibi ondan uzak
durm aya çalışsınlar, karşılaştığı herkes üzerinde izini bı­
rakır. Gerçi diğerleri onu, kanatlarına göre değerlendirir­
lerse de, gerçekte, bir şahsiyet olarak kendi izini bırakır.
Ö lüm , anında cesur ve bilhassa aptallar hakkında h ü k ü m ­
lerinde şiddetli ve alaycı. Ve nihayet âşık olduğu zaman.

100 b ü y ü k R o m an • 221

kendisini bu aşka, A rkady’nin kur yapm ası gibi verm ez,
b ü tü n vücudunu sarsarcasm a derin bir ihtirasla bırakır.
H izm etçiler ve çocuklar dışında, herkes üzerinde h u şû ya­
ratır. Ö ldüğü zam an, beraberce sakin bir hayat yaşayacak
Arkady ve Katya’nm , bir zam anlar hayatlarında tesiri olan
bu garip kuvveti her zam an hatırlayacaklarına em iniz.
Bazarov, ilk nih ilisttir veya daha keskin olacaksak, ke­
limeyi bize ilk defa Turgenev, bu kitabında tan ıttı. Gerçek­
te kelime, m evcut olan h er şeyi reddeden, felsefî skeptik-
liği anlatm ak için 1836’da görüldü. Turgenev, nihilisti, ne
kadar h ü rm et edilirse edilsin, yerleşm iş prensip ve hiçbir
otorite tanım ayan birini anlatm ak için kullanır. Böylece
Bazarov, dinle, şiirle (bilhassa rom antik şair Puşkin), va-
tanseverlilikle, politikacılarla (bilhassa liberal parlam an-
terlerle) tabiatla (ki rom antik nesil tabiata tapm ıştı) ve
h a ttâ bir biyolojik olarak değil de his olarak ele alınan
aşkla dahi alay etti. M aamafıh, onun tanıdığı ve onun kar­
şısında kendi nihilizm inin dahi ikinci derecede kaldığı bir
genel prensip vardır: “H areketlerim izi yöneten ütilitedir
(yararlı olma, fayda sağlam a)” diyor. “G ünüm üzde en fay­
dalı şey, red d etm ek tir ve bizim yaptığım ız da b u .” Başka
bir ifade ile nihilizm , m evcut tarihî şartlar altında, onun
ütiliterciliğinin talep ettiği stratejidir. A lternatif yönden
bakıldığında, onun bir nom inalist (genellikle ilim diye bir
şey bulunm adığını, sadece faydalı sanatların m evcut ol­
duklarını söyleyen) veya pozitivist (bir kim yagerin otuz
şaire bedel olduğunu iddia eden) olduğunu söyleyebiliriz.
Söylemeye dahi gerek yoktur ki, İngilizce konuşan insan­
lar pozitivizm ve ü tiliterianizm ’in ne olduğunu bilirlerse
de aradaki fark şudur; Ekolün İngiliz tem silcileri genel­
likle Bazarov’un hareket teknik ve üslûbuna sahip olm a­
yan akadem ik kişilerdir. Gerçek Bazarovlar’m sayıları çok
azdır; fakat Arkady ve Sitinikov gibi taklitçilerinin, ü n i­
versite talebelerinin toplandıkları her yerde, düzinesi on

2 2 2 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n

kuruş. M uhtem eldir ki, onların yaşlıları, gururlarını ve
entelektüel tem belliklerini devam ettirdikleri m üddetçe,
h er zam an bizim le beraber olacaklardır.
Turgenev’in kadınlarının, erkeklerinden daha fazla iz­
lenim bırakan kim seler oldukları sık sık işitilir. Bu rom an­
da, liberal entelijansiya ve Batı fikirlerinin dokunm adığı
hakiki R uslar arasında eşit bir tarzda yayılan m üteaddid
tanınm ış kadın vardır. Bn. Kukkin, entelektüel bir kadını
en gülünç bir şekli ile gösterir. Kimya ile m eşgul olur, m i­
m arlık yapm aya çalışır ve A m erikan edebiyatını okur.
E m erson’u George Sand’e tercih eder. Bu kadın s u n ’idir,
yapm acıktır, sinirlidir, tatm in olunm am ıştır. D aha orijinal
ve zeki bir kadın olan Bn. Odintsov, Bazarov’u n özellikle­
rini, hepsinden fazla takdir eder ve kitapta, peşin hü k ü m ­
lere kapılm aksızm ve sam im i bir şekilde, Bazarov’la eşit
şartlar altında konuşabilecek yegâne insan odur. Fakat yi­
ne de, kadının şahsiyetinin çekirdeğinde, kadının ciddî
bağlılıklar kurm asını engellem eyen nörotik bir yara var.
Kadın bazen huzu ra kavuşuyorsa da gerçekte hiçbir za­
m an m u tlu değildir.
Ö teki aşırı uçta da, Bazarov’un annesi yer alıyor: "Es­
ki ekole m ensup hakikî bir Rus hanım efendisi, M osko­
va’nın eski günlerinde, iki asır önce yaşam ış olabilirdi.”
A rina Vlassyevna, kehanetlere ve ruhlara inanır. Senede
azam î bir veya iki m ektup yazar; fakat hizm etçilerine kar­
şı m üşfiktir, dilencilere cöm ert ve oğlunu da sever. Bes­
belli ki, iyi bir kadın. Turgenev, böyle insanların sayıları­
nın çok azaldığına üzülür. Sonra utangaç, nazik ve sevim ­
li Feniçka vardır ki, A rina kadar halis bir Rus. O nun ses­
siz, kendisini belli etm eyen aşkı, Rus köylüsünün niha­
yetsiz ıstıraplara dayanabilm ek kapasitesinin bir neticesi.
Bu karakter Turgenev’de, Batı ve Slav idealleri arasın­
da bir gerginlik bulunduğu hissini uyandırır. Bazarov, ye­
ni tü rd e bir Rus; N e serf ne asil, Rusya’yı Doğu uyuşuklu­

100 büyük Rom an • 223

ğundan kurtarm ayı vaadeden bağım sız bir ruh. Feniçka,
karşı kutuptaki bir ideal; E ntelektüel olm aktan ziyade
sezgi gücü kuvvetli olan biri, sadeliğinden, kuvvetli ve
halkın hayatını yakından biliyor. Slav ruhunda. Batı Avru­
p a ru h u n d a m evcut olm ayan özel bir derinlik bulunduğu­
n u söyleyen eleştiriciler, b u n u n en iyi örneğini Feniçka’da
bulacaklar. Turgenev, Bazarov’u yarattığı zam an bir Batılı
olarak yazdı; Feniçka’yı yarattığı zam an da, bir Slavofil
olarak.

Yazar

İvan Sergeyeviç Turgenev, kendi neslinin Rus yazarları arasında,
davranışı ile Avrupa’ya en yakın olan ve bu yüzden Batı’nın hayranlık
duyduğu ilk Rus yazardır. Varlıklı bir çiftçi ailesinde dünyaya geldi. Anne­
si, onların beşerî yaratık olduklarını unutarak son derece haşin davranan
eski ekole mensup otokrat bir Rus kadını idi. Bn. Turgenev’in çocukluğu
ve evliliği son derece kötü şartlar altında geçtiğinden, çocukları da dahil,
herkese zalimce muamele etti. Böylece, ilkin Moskova’da, daha sonra
Saint Petersburg’da ve nihayet Berlin’de eğitim gören İvan, bu haşin at­
mosferden kendisini kurtarmış oldu. Rusya’ya 1841’de döndüğü zaman
yirmi üç yaşında idi; bir devlet dairesinde çalıştı; ardından annesinin iti­
razlarına rağmen, edebiyatçı olmaya karar verdi. Annesi ölünceye kadar,
yıllarca, bir tür bohem hayatı yaşadı. Daha sonra, rahat bir hayat sürecek
tarzda servet sahibi oldu.
Turgenev hiç evlenmedi. Gençliğinde -ki sonralan, köleliğin düşmanı
olarak şöhret kazanacaktı- kendi kuzeninden bir serf kızı satın aldı ve
onunla, kendi ailesinin malikânesinde metres hayatı yaşadı. Fakat birkaç
yıl kadar süren bu hayattan bıktı ise de gayrimeşru kızını, şuurlu bir şe­
kilde eğitti, evleninceye kadar baktı. Turgenev, maamafih en derin aşkını
sonraları Bn. Viardot adını alacak Pauline Garcia adında bir şarkıcıya
sakladı. Bu ilişki tamamen platonik kaldı (Turgenev, fizikî ihtiyaçlarını
başka yerlerde tatmin edebiliyordu). Bn. Viardot, Turgenev’e müsamaha
etti ve kocası da onu bir tehlike olarak görmedi. Bununla beraber Turge­
nev, bu kadına gerçekten âşık oldu. Avrupa’da her yerde onu takip etti.
Turgenev’i kozmopolit biri yapan özellik, kendi entelektüel yönü olduğu

bu da. Muhafazakârlar. Okuyucu. daha sonraki romanları.evlendiği kadın ile sevdiği kadın arasın­ da ne yapacağını bilemeyen tesirsiz bir adamdır. Turgenev. Edmond de Goncourt. Bazarov’u kimse sevmedi. çağın anlayışı­ na çok yaklaşmış bulunduğundan. Ölü Canlaı’m yazarı Nikolai Go- gol’un ölümü üzerine. Sa/c/n İnsanların Bir Yuvası. Bazarov’la beraberdi. aris­ tokrasi içinde geçer. Turgenev köylüleri. yemeklerini çok defa beraberce yediler ve bu anlara da “ıslıklanan yazarların yemeği” adını verdiler. 1840’larda yazıldığı halde 1852’de basılan ve kır hayatından manzaralar anlatan Bir Sporcunun Hayatından Parçalar \d\. Sosyal protestonun önemli bir belgesi olarak ele alınan bu kitap Tom Amca’nın Kulübesi ile mukayese edildi. daha sonraları II. Bu beş kişi. daha sonraki kitaplarında sosyal tezler üzerinde durdu. Bunun neticesinde de. Babalar ve Oğullaı’m tutulması neticesinde Turgenev Avrupa’da kal­ maya karar verdi. gerçek tez serf ve efendi­ si arasındaki ilişki idi. Alphonse Daudet ve Emile Zola gibi realistler takdir ettiler. Turgenev. böylece adı. onu öven bir yazı yazdığından kısa bir müddet için hapsedildi. günün realiteleri ile bağdaşmadığı söylenerek tenkit edildi. bellibaşlı haricî macera veya hâdiseden yok­ sundu. 1867’de. kitap çok ilgi çekti. Başlıca karakteri Lavretsky -ki Turgenev’in gayrikah- raman kahramanlanndan biridir. Turgenev. radikaller de.2 2 4 * 1 0 0 B üyük R o m a n kadar kadının cazibesi idi. On sene sonra . fakat onun içgüdüsel sempatileri eski nesilden yana idi. Entelektüel olarak. esaret ve zulmün bir düşmanı olarak yerleşti. Kitabın. hissî bir tarzda ele almadı. Bazarov’un karikatürize edildiğini söylediler. son derece cazibeli bir kadına tutulmuş zayıf iradeli bir adamın hikâyesini anlatan Duman adlı kitabı yayımlandı. 1856’dan 1883’e kadar. ülkesine yaptığı kısa ziyaretler dışında Batı’da yaşadı. Turgenev’in kendi kahramanı hakkında ne düşündüğünü merak ediyor. Turgenev’in en büyük romanı Babalar ve Oğullar’ın kahramanı Bazarov. Alekxander olarak tahta ge­ çecek Tsareviç’in sertliği ortadan kaldırma yolundaki gayretlerinde yar­ dımcı olduğu söylenir. müellifin 1860’da Al­ manya’da tanıştığı bir Rus doktoru örnek tutularak işlendi. Avru­ pa’da bilhassa Flaubert. Maamafih. Tolstoy ile de bir düello yaptı. Öte yandan. yıkıcı buldular. Turgenev’in son yılları. Bir ihtilâlciyi anlatan Rudln adlı romanına Turgenev’in Berlin’de tanıdığı Mi- keal Bakünin’i örnek tuttuğu söylenir. Turgenev’in belli başlı ilk kitabı. Kitabın bu saf başlığına rağmen. fa­ kat onların da beşerî yaratıklar olduklarını anlattı. Turgenev’in Dostoyevski ile münasebetleri gayet kö­ tü idi. aynı yıl.

Roman­ larında. Hayatının sonuna doğru. bu eleştirici düşmanlık azaldı. Rusya’nın çok büyük yazarlarından biri olarak anıldı. ekseriya. birçok eleştiricinin indinde. Bu kitap da. Bununla beraber. gut hastalığına yakalanmış bir ihtiyar adam olarak ara sıra Rusya’yı ziyaret etti. halkın lideri olmak isteyen zayıf bir kahra­ manın. Rusya’da tutunmadı. bu üç Rus roman­ cısı arasında da en büyüğü Turgenev’dir. Öldü­ ğü zaman. . fazla üzerlerine varmadan ten­ kit eder. 100 büyük R om an • 225 Bakire Toprak aü\) romanında. ölmekte olan bir sınıfı. Turgenev. genellikle Fransa’da ya­ şadı. Rus köylüsünün adaletsizliği karşısındaki âciz durumunu ele al­ dı. Tolstoy’un hamasiliği veya Dostoyevski’nin ihtirası yoktur. Turge- nev’de.

a ş k m a c e ra la rı p e ş in d e g id e n b ir ü y esi. o rta y a şlı b ir ad am . Bn. Emily Wardle. Mr. Pickwick’in Evrakı (The Pickwick Papers) Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler Sammuel Pickwick: İyi h u y lu . Sam Waller: Mr. h e rşe y i b ilm e k is te r ve m aceray ı se v er. se v im li. Augustus Snodgrass. az im li ve e ş s iz b ir in sa n . Rachael Wardle: Mr. Nathaniel Winkle: Pickvvick K ulübü’n ü n e n u ta n g a ç ü y esi. Pickvvick’in sa d ık u şa ğ ı. k e n d i­ sin e â ş ık o ld u ğ u n u sa n ır. Arabella Ailen: Mr. e v le n m e m iş k ız k a rd e ş. iriy a rı ve c a n a y a k ın b iri. W ardle’ın. Pickvvick’in L o n d ra’daki ev sa h ib e si. saf. Wardle: R o c h e ste r c iv a rın d a k i M anor Ç iftliğ i’n in sa h ib i. Alfred Jingle: G ezici b ir a k tö r ve sırd a ş . Mr. VVinkle’in h a y a tın ın aşkı. m a a m a fih k ız ın e rk e k k a r­ d eşi. y aşı ile rle m iş. . Pickvvick’in. o n u b ir d o k to rla e v le n d irm e k iste r. Pickw ick K u lü b ü ’n ü n ş a ir ru h lu ü y esi. b ir “co ck n ey "d ir (L ondra’n ın k e n a r m a h a lle s in d e y e tiş e n b ir ad am ). k ısa te lg ra fv a ri cü m le le rle d u rm a k s ız ın k o n u şu r. VVardle'm kızı. Bardell: Mr. Tracy Tupman: Pickvvick K u lü b ü 'n ü n şişm a n .

Mr. gözlüklü kurucusu ve yönetim kurulu dâlm î başkanı Mr. Alfred Jingle adında kibar. bir grup kabadayının hücumu­ na uğrarlar. B ardell’in v ic d a n s ız av u k atı. İngiltere'nin uzak bölgelerine giderek. Sanığın kendi elbiselerini giyinen M r Jingle olduğunu bilmeyen ürkek Pickvvick'li korkudan tir tir tit­ . zira elbisenin bulunduğu bavul çalınmıştır M r Jing­ le. çabuk kı­ zan bu doktoru çileden çıkartır Ertesi sabah. geçen akşam doktora hakaret ettiğini hatırla­ mayacak kadar sarhoştur. efendisinin kendisini düelloya davet ettiğini söyler Zavallı M r Winkle ise. Natheniel VVinkle. Augustus Snodgrass ve M r Tracy Tupman). handa bir balo tertiplendiğini öğre­ nirler M r Jingle. D r Slammer'in uşağı M r VVinkle'i ziyaret ede­ rek. zira şişman. Serjean Buzfuz: Bn. Samuel PickVVick. baloda D r Slam- m er'in kur yaptığı orta yaşlı bir kadınla flört ederek. 1827'de kulübünün üç üyesi ile birlikte (Mr. Henüz yola çıkmışlardır ki. Rochester'e geldikleri vakit. hoşça vakit de geçirmeyi düşünürler. bütün güzel kızlarla tanıştırabileceğini söyler M r Tupman. 100 B üyük R om an • 227 Mr. utangaç Tupman'ı balodaki. M r Tupman'a baloya gidememesinin çok üzücü olduğunu. beraberce. Bob Svvyer: A rab ella A llen’in re d d e ttiğ i g en ç ve se v im li b ir tıp ta le ­ b esi. şimdiye kadar yaptığı birçok işleri zevkli bir şekilde on­ lara anlatır Yolda fıçılarla midye yedikten sonra. Mr. böylece M r VVinkle'in resmî elbisesini Alfred Jingle için "ödünç" a lır Alfred Jingle de. mahallî âdetleri tespit etmeyi teklif ederler. Beraberce Rochester'e gider­ lerken. Hikâye Pickwick kulübünün kibar. o akşam. Mr. bir dtlı araba ile kır bölgelerinde bir geziye çıkar Kulüp üyeleri. dünya görmüş've maharetli biri kendilerini kurtarır. 13 Mayıs. balo için resmî elbisesi bulunmadığını üzüle­ rek anlatır. Bu yan-ilmî gaye yolundaki gayretlerinde.

garip düşünceler içindedir. Daima bir fırsat kollayan Jingle. Slammer düello yerine geldiği zaman. Eastanswill kasa­ basına giderler Kasabada "Blue"lar ve "B uff"lar arasında şid­ . Wordle de gözyaşlanyla M anor Çiftliği'ne geti­ rilir Londralı bir arabacının oğlu olan Sam W aller'in zekâsına hayran kalan M r Pickvvick. onu kendisine uşak olarak tutar. Bardell. Bardell'in bu tutumu karşısında Londra'da yaşayama­ yacağını anlayan M r Pickwick ve arkadaşları. zavallı Bn. Yiğitliğini ispat etmek için. tekrar Jingle'e rastlar Mr. PickvvickIiler. Mr. VVardle. bu aktör ve şarlatanı M anor çiftliğine davet eder. Pickv^/ick'in üç arkadaşı kendisini ziyarete geldiği an. Dr. Aynı gün. yaşlı Bn. M r Tupman. kaldıklan handan on mil mesafedeki hana ulaşırlar. PickvvickIiler. zorlu bir takipten sonra White Hart Hanı'nm akıllı uşağı Sam VValler'in yardımıyla Londra'da yakalarlar Jingle'e oldukça yüklü bir para vererek bu işten vazgeçmeye ikna eder­ ler.2 2 8 * 1 0 0 B üy ü k R o m a n reyerek. se- fil-perişan bir vaziyetten. W ardle'in zengin bir kadın olduğunu sanır. bayılmış gibi hareket ederek kendisini M r Pickv»/ick'in kol­ larına bırakır Bn. Yordımosı. W ardle'e âşık olur ve M r Winkle de güzel Arabella Allen'e tutulur. Pickwick Kulübünün şa­ iri Mn Snodgrass'tır. şişman ve sevimli *M r W ardle'in iki kızı. öğleden sonra. Bn. Winkle'nin yanlış biri olduğunu kimse bilmez. tüfeklerle hiçbir alışverişi olmamasına rağmen ava çı­ kar ve kazaen M r Tupman'ı elinden vurur Kriket maçı sırasında M r Pickwick. be­ raberce Gosling Street'teki yerine gelirler Mn Pickvvick'in ev sahibesi Bn. M r Pickwic'in kendisine âşık olduğunu ve evlenme teklifinde bulunduğunu sanır Kadın. onu M r Tupman'dan soğuttuktan sonra. zorlu bir yolculuk yaparak. M r Winkle. şişman ve evlenmemiş kız kardeşi Racha- el ile birlikte yaşadığı M anor çiftliğine davet edilirler Ertesi gü­ nü öğleden sonra. düello yerine gelir. bera­ berce kaçarlar M r Wardle ve M r Pickvvick. derhal bu çiftin pe­ şine takılır.

Pickvvick'in suçlu olduğuna karar verir. Pickvvick burada. Mr. Fakat muhakeme boşla­ madan önce. rakibi Horatio Fizkin'e karşı zafer kazanmıştır. Bath kasabasının kaplıcalannda bir ay istirahat etmesine müsaade edilir. Seçim he­ yecanı sırasında. Serjean Buztuz'un oyunu ve sahtekârlıkla- nna karşı kendisini savunmalıdır Vicdansız avukat. vaadini yerine getirmedi­ ği için dâvâ açtığını hayretle öğrenir. Pickwick. . "Buff". Allen'in bir parkta. Pickvvick. M r Pickvvick'in. Bardell'in bir avukatlık firması vasıtasıyla aleyhine. Dodson ve Fogg hukukî fir­ masının avukatı Mr. VVardle ailesiyle birlikte mutlu bir Noel geçirir ve M r Winkle'nin Arabella Allen'la olan aşkı da­ ha da gelişir. hâkimi daha da kızdırmaktan başka birşey yapmaz. Borçiannı ödemeyenlerin gönderildiği Fleet Street Hapisha- nesi'ne yollanılmadan önce. pis bir seçim mücadelesi sonunda. Pickwick'in şahidi iyi niyetli. gerçekte bir aşk mektubu oldu­ ğuna hâkimi inandırır. jüri. arkadaşı VVinkle ile Arabella Allen'in erkek kardeşinin evlenmesini istediği tıp talebesi Bob Savvyer'i red­ dettiğini öğrenince. 100 büyük R om an • 229 detli seçim mücadelesi yapılmaktadır. Sam VValler. Pickvvick. pirzola yer ve şarap içer­ lerken. fakat hâkim onun kurnaz zekâsının "cockney"lere mahsus bir küstahlık olduğunu söyler Fiâkimler. efendisini savunmak ister. M r Pickvvick. Bir "Blue" olan Muhte­ rem Scmuel Slumkey. Londra'ya dönen Mr. 750 İngiliz lirası cezanın bir kuruşunu dahi ödemeyece­ ğini ve hapishaneye gitmeyi tercih edeceğini söyler. Mr. Mr. Bn. Mr. Adale­ tin böylece yanlış tecellisi karşısında gazaba gelen M r Pick- wick. Bn. kendisinin yatılı bir okula giden zengin bir kızı kaçırmak isteyen Jingle'nin plânını bozduğunu sanır. tekrar Jingle'i görür. M r VVinkle ile bu­ luşmasına aracılık eder. Pick- vvick'in ev sahibesinden akşam yemeği için pirzola ve salça is­ temek için gönderdiği yazının. Londra'ya döndüğü zaman Mr. Mr. fakot ta ­ mamen beceriksiz M r VVinkle.

VVinkle'in babası. Mr. Emily Wardle ile evlenir. Mr. Pickwick'in işlerini yapmaya devam eder . gelinin sevimli bir kız olduğunu görünce. Arabella'yı erkek kardeşi ile banştınr. kızı Emily'nin fakir şair Mr. Adam çok kötü bir durum dadır Mr. buna hayır diyemez. . Arabella. Mr. bir hizmetçi ile evlenerek. Uşağı Sam da. Snodgrass. Pick- wick'in ödeyeceği tazminattan kendilerine pay çıkarmayı düşü­ nüyordu. Mr. Pickwick'i hapishanede ziyaret ede­ rek. hapishanede artık ıslah olamayan Jingle ile bir defa daha karşılaşır. Pickwick (avukatının ve Sam W aller'in sözlerini. Snodgrass'a derinden tutulduğunu söyler. bir gön Bn. Mr. VVinkle ile evlenir. karısı ile birlikte Mr. Pickvvick. mahkemenin tayin ettiği tazminatı ödemek istemez ve hapishaneye gönderilir.Üç ay hapiste kaldıkton sonra. hattâ Sam Waller de. dinle­ meyerek). Pickwick. Pickwick. borcunu ödeyip serbest kalmasını ve Arabella ile kardeşi­ ni banştırmasını rica eder. Bu çitf. Pickvvick. kendisine elbise alması ve karnı­ nı doyurması için para verir. Bn. Üstelik. müvekkillerini hapsettirdiler. Bu arada. Bardell ve oğlunun da Fleet Stre­ et Hapishanesi'ne atıldıklannı görür. Pickwick'i ziyaret eden M r Wardle..2 3 0 » 1 0 0 Bü y ü k R o m a n Mr. Mr. Cömertliğini hiçbir zaman terketmeyen Mr. Pick­ vvick. onlann ücretlerini ödemeyince. mirastan mahrum bırakacağını söylediğini öğrenir. Pickv\/ick. Mr. kardeşinin itirazlarına rağmen. adamın hâline acır. Mr. Bardelllere para verir ve hapisten kurtulmalan için yar­ dımcı olacağını vaodeder. fakat şim­ di Mr. Kadının dâvâsını ücretsiz üzerine alan Dodson ve Fogg adındaki hukuk bürosu. oğlunu affe­ der. efendisine hizmet edebilmek için kendisini hapsettirir ve böylece Mr. Mr. W inkle'in babasının bu evliliğe itiraz ettiğini ve oğlunu. Bardell'e tazminatı öder ve hapisten çıkar. bu güçlüklerin hepsini hâlleder. Kadın. Pickv/ick'in hijcresini mümkün olduğu ölçüde rahat yaşanacak bir şekle sokar.

Brov/ne’ye veril­ di. A rtık cockney “sporcular”m gülünç m aceralarına bağlı kalm a­ yan Pickvvick. Bu arada Sey­ m o u r in tih ar etti ve Dickens. sonraları onun yerini. Dickens dehasını gösterm eye başlam ıştı. bir grup am atör sporcunun kom ik m ace­ ralarını gösteriyordu. çocukluğunda okuduğu rom anlara. o zam an bir ressam olarak kendisine bir yol çizmeye çalışan genç Thackeray idi. Kitabın nasıl son bu­ lacağını bilm eksizin Pickwick’in Evrakı adı altında tefrika edilm eye başlandı. M aamafıh. rom anın ortasında ressam - sız kaldı. Başlangıçta halkın pek ilgisini çekm eyen bu seri. “Phiz” im zası ile D ickens’in ilk kitapla­ rından birçoklarını resim ledi. Cervan- te s ’in. Pickwick. o n u n en m eşh u r rom anlarından biri oldu. . bir şartla bu işi yapabileceğini söyledi: Resimler. araya Sarh W aller’in girm esiyle derhal tu tu n d u . 100 büyük R o m a n • 231 Bütün bu yorucu maceralardan sonra. Fielding’in ve Sm ollet’in pitoresk rom anlarına döndü ve ondokuzuncu asrın ilk yıllarındaki İngiliz haya­ tını büyük bir panoram ik rom an halinde gösterdi. Çok gevşek bir yapı üzerine kurulm uş olm asına rağ­ m en. kitabı yazdığı sırada D ickens'in rom an konusunda pek az . bu iş H ablot K. Genç bir dehanın kendisine olan güveni ile Dickens. Bu iş için görüştüğü kim selerden biri. Resim ler Surtees’in halk tarafından beğenilen popüler rom anlarını hatırlatırcasına. yirm i d ö rt yaşında D ickens’e başvurarak avcılıkla ilgili bir çizgi rom anın yazılarını yazm asını ister. Mn Pickvvick. bu ressam da. kulübü dağıtır ve W aller'le birlikte bir kır evine çekilerek Winklelerin ve Snodgrasslann çocuklarına manevî babalık eden Eleştiri 1836 yılında bir gün R obert Seym our adında bir sa­ natkâr. Pickvvick’in Evrakı’m n oldukça basit orijinal plânı kaldırıldı. ikinci derecede kalacaktı. b ü ­ yük ressam George C ruiksahnk aldı.

Gelişigüzel plânına. kanunun adaletsizli­ ği ve saçmalığı. . rom an ilerledikçe. hareketlerin birbirlerine karışm a­ sına. tefrika edilen bir rom anın da resm î bir düzeni olm ası gerektiğini öğrendi. Aylık tefrikalar hâlinde yazdığın­ dan. yem ek sofraları. Pickvvick.2 3 2 • 100 B üyük R o m a n tecrübesi vardı ve rom anı iyi yapan unsurların neler oldu­ ğunu da pek bilm iyordu. borçlarını ödem eyenlerin atıldıkları hapis­ hanelerin dehşet saçıcı durum larıyla dengeleniyor. Dic­ kens’in daha sonraları ele aldığı tezlerden ekserisi. plânı da istediği gibi değiştirdi. Ancak daha sonraları. D ickens’in bü­ yük tahayyül gücü hiçbir zarar görmüyor. çok sayıdaki karakterlerine rağm en. Sanayileşm e çağından ö n ­ ceki İngiltere’nin hanları ve atı arabaları. ailelerin N oel’de biraraya gelm eleri. ilkin Pickwick’in Evrakı’ndaki beşerî sayfalarda görüldü. b u ­ gün de zevkle okunan bir kitap.

fa k a t iyi kalpli b ü y ü k h alası. . Küçük Emily: P e g g o tty ’n in saf. b a ş a rılı b ir ro m a n c ı o lm a ­ d a n ö n c e b a ş m d a n p e k çok h a d is e g eçm iş. VVickfeld: B etsey T rotvvood’u n C a n te rb u ry li av u k atı. David Copperfield Yazan Charles Dickens (1 8 1 2 -1 8 7 0 ) Başlıca Karakterler David Copperfield: H ikâyeyi a n la ta n genç. M u rd s to n e ’in h a ş in kız k a rd e şi. h a y a tm in iş ve ç ık ışla rı­ nı ta tm ış tır. Peggotty: D av id ’in şiş m a n . iyi ta b ia tlı ve açık k alpli. Wilkins Micawber: E zelî nikbin. b ir gün. için e k ap alı biri. Daniel Peggotty: P eg g o tty ’n in sa d ık . "şu v ey a bu ş e k ild e ” m u a z z a m b o rc u n u ö d e y e c e ğ in e in an ır. Barkis: Sakin. Jane Murdstone: Mr. b a s it e rk e k k a rd e şi. Mr. y e tim k u z e n i. y e tim y eğeni. Tommy Traddles: D av id ’in b ir d iğ e r okul a rk a d a ş ı. sev im li d a d ısı. Betsey Trotvvood: D av id 'in e g z a n trik . fa k a t ta m a m e n b en cil ç o c u k lu k a rk a d a ş ı. Murdstone: D av id ’in za lim ve a s ık y ü z lü ü v e y b a b a sı. Creakle: S alem H o u se o k u lu n u n h a ş in m ü d ü rü . Mr. James Steerforth: D av id ’in d e rin d e n ro m a n tik . Ham: P e g g o tty ’n in saf. Mr.

onun büyük halası olan egzantrik Bayan Betsey Trotv^ood da odadodır. David. David'in dünyaya geldiği gece. D av id ’i. Spenlovv’u n g ü z e l. onun tarafın­ dan hırpalanmaya artık tahammül edemeyince. genç anne­ si. fy\urdstone dindar ve kasvetli kızkardeşi Jane'i onlar­ la yaşaması için getirmiştir ve Murdstoneler beraberce David'in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. Peggotty'nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır. Peggotty bir gün David'i Yarmouth li­ man şehrine gezmeye götürür. M r Murdsto- ne'm elini ısınr ve derhal Salem House okuluna gönderilin Okulun müdürü. sahildeki rahat bir balıkçı ka- yığındo yaşar Daniel'in Ham adında bir yeğeni ve Emily adın­ da bir kuzeni vardır. hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. yeni arkodaşlandır.2 3 4 • 1 0 0 Büy ü k R o m a n Agnes: A v u k atın kızı. Çocuğun güzel. ç ırak o la ra k y a n la rın a alır. bir dediğini iki etmez. çün­ kü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir David'in ilk yıllan mutlu geçer. yakışıklı. Uriah Heep: Mr. Mr. Hikâye David Copperfield'in Suffolk şehrinin Blunderstone bölge­ sinde babası ölür ve genç dul kansıno ayda 105 Ingiliz lirası bir gelirle Peggoty adında sâdık bir hizmetçi bırakır. Mr. Dora: Mr. aristokratik James Steerforth ve . Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir David'i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey. David. Fakat kadın öfke ile çıkar. se v im li ve a p ta l kızı. her ikisi de yetim olan bu çocuklar Da- vid'le iyi arkadaş olurlar. g ü z e ) ve h is s î b ir kız. Spenlow: Spenlovv v e J o rk in s h u k u k b ü ro s u n u n k u ru c u la rın d a n . Yarmouth'dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı. VVickfieId’in m u h a ta b ın ı ra h a ts ız e d e rc e s in e ta tlı dilli k âtib i.

David. David'e. David yalnız kalır. hemen he­ men aç kalır işi farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yı­ kamak ve . bununla beraber. 100 Büyük R om an • 235 her zaman neşeli Tommy Traddles. halasının evine geldiği zaman pe­ rişan bir haldedir David'in bir kız olmayışını hiçbir zaman haz­ medemeyen Bn. eşkıyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David. borçlulannın mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen. dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışın Islah olmaz bir iyimser olan M r Micavvber. Canterbury'deki M r Strong'un okuluna gönderilir O rada. çocuğu yanma almaya karar verir Kadının bu ha­ reketinde. Betsey.etiketlemektir Beraber çalıştığı kimseler alelâde in­ sanlar olan Mick VValker ile Mealy Potatoes'tır David. "Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği"ni durumun iyileşeceğini söy­ ler. David'i yıkar ve kar­ nını doyurur Bn. Fakat okul günleri. bü­ yük halasının avukatı M r Wickfield'in yanında kalır ve M r VVickfieId'in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve ken­ disini hiç sevmez. büyük halası Betsey Trotvvood'un yaşadığı Dover'e gitmek üzere Londra'dan aynlır Yolda. hafifçe kaçık kiracısı M r Dick'in tavsi­ yesi üzerine. Da­ vid. Fakat M r Micawber. iğrenç Murdstone'lann da Dover'e gelerek David'i zorla götürmek istemelerinin de tesiri o lu r David bu defa M r Creakle'mkinden çok daha iyi bir okula. üvey babası da kendisiyle ilgilenmez. on yaşına geldiği zaman Londra'ya gönderilerek Murdstone ve Grinby ticarethanesinde çalışırsa da. Betsey. Lon­ dra'da M r VVilkins Micawber adında birinin yanında kalır Mr. annesi­ nin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer Hattâ sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. M r W ickfield'in güzel kızı Anges'ten çok hoşlanır ve ona. David. Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan M icawber'lerden başka bir yerde oturmak istemediğinden. tujumsuz bir adamdır. âdeta kızkardeşi imişçesine muamele eder . Micav^ber. sonunda borçlannı ödemeyenlerin ha­ pishanesine gönderilir ve David'in de yatacak yeri kalmaz.

avukat olmaya karar verir. Ham ile nişanlıdır David. Spenlovv'a çıraklık ücretini öde­ yemediğinden. Dora'yı görmeye devam eder. Yolda eski okul arkadaşı Ste- erforth'a rastlar. stenografi kâtipliği yapar Durumundaki değişikliğe rağmen. onlann evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesin­ likle karşı çıkar. şimdi nazik ve sevimli bir genç o l­ muştur David. Steerforth'u da davet eder ve Yarmouth'da ge­ çirdikleri iki hafta zarfında. O rada. dalave­ reli yollarla. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlovv ölür. Heep'i. David. Daha da kötüsü. Steerforth. Steer­ forth ile kaçtığını öğrenir. Mr. Spenlovv. Strong'un okulundan çok iyi derecede ile mezun olan David. Mr. halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep'in.236 • 100 Büyük R om an Mr. Micav\/ber'in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle. yeğenini aramaya koyulmuştur Halası artık David'in. sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles'i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler. yaşlı Da- niel Peggotty. şimdi Uriah Heep'in yanında çalışan M r M icawber'i görün M r Heep. David ve Dora evlenirler ve David'in kazandığı çok az pa­ ra ile geçinmeye çclışıriar. Derin bir kedere boğulan. kansı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar Bununla beraber. da­ ha da üzen bir vakıa. David. iğrenç Mr. Steerforth ve küçük Emily birbirleri­ ne âşık olurlar Emily. güzel fakat randımansız ka­ rısının. M r W ickfield'in güzel kızı Agnes'le evlenmek istemesidir . Emily'nin. nişanlı olmasına rağmen. Bir iş için Canterbury'ye giden David. Yarmouth'a gide­ rek Peggotty ailesini ziyaret eder. evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de. David. Micav^ber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. Londra'ya dönerek Spenlow ve Jorkins hukuk firm a­ sında pratisyen olarak çalışmaya başlar M r Spenlox'un güzel lâkin aptal kızı Dora'ya âşık o lu r Fakat kısa bir müddet sonra. Barkins'in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmo­ uth'a gider. M r VVickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır David'i. fakat ilkin. VVickfieId'in firmasına ortak olduğunu öğrenir.

Mr. Agnes. Bir gemi dalgclann tesiri altında sahile vurmak üzeredir. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır. Do- ra öldüğü zaman. "şu veya bu şekilde" durumunun düzeleceğine inanır Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily'nin amcası da vardır. İngiltere'ye döndüğü za­ man. müşfik ve temiz kalpli Daniel Peggotty. henüz çocuk yaşındaki kansının sararıp solma­ sını derin bir üzüntü içinde seyreder. Yalnız kaldıkları bir sı­ rada. Agnes'in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Da- vid'e Uriah Heep'in Mr. David. David ve Agnes evlenirler ve Bn. Micawber. Steerforth'u kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür. geminin enkazı arasın­ da kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar. ilkin Yarmouth'a gider. Micavvber'in Avustralya'ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. Agnes. David'in biraz seyahat ederek tesel­ li bulmasını tavsiye eder. Trotwood buna çok sevinir. kendisinden başka kimseyi sevmediğini David'e itiraf eder. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bn. Micavvber. VVickfieId'den para sızdırdığını söyler. Çok sayıda çocuklan olur. sonunda. her zaman nazikti.. Trotwood'dan. Agnes'e her zaman bir kızkardeşi imişçe- sine muamele etmişse de. Bn. Bu kederli günlerde. orada. aslında samimî bir insan olan Mr. Halasının çöpça­ tanlık teşviki altında. yegâne teselli Agnes'in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir.ye­ ğenini atfeder ve şimdi İngiltere'nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar. Trotwood. 100 B ü yük R o m a n • 2 3 7 Nihayet. Eleştiri D ickens’in en çok sevilen rom anları arasında David Copperfıeld. fazlasıy­ la başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar. Ham Peggotty. Gerçi David. üç sene Avrupa'da dolaşır. David. D ickens’in kendisine m ahsus özellikleriyle . bu habere üzülür. hissiz bir şekilde kendi­ ni terkettiği zaman.tedricen bozulur. Steerforth. David de. Agnes'i ziyaret eder. Dora'nın sıhhati -ki gerçekte.

bir hayalet gibi peşi­ m izi bırakm ayan bir diğer hatıra D ickens’in. David Copperfield’in sayfalarında. Bu oto ­ biyografik u n su rlara şifi-eli cüm lelerle konuşan Barkis’ten kaygan ağızlı habis U riah H eep’e kadar çok sayıda egzan- trikleri ihtiva eden bir portre galerisi ekledi. Bu ka­ dın. daha sonraları. onun için öylesine korkunç bir kâbus idi ki. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay. hislerini dışarı vurm a­ yan karısı yerine bu zayıf. David Copperfieid’de saf ve tem iz çocukluk yıllarını ve C en n etten Mr. Mr. L ondra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı m utsuz günle­ rinde. Dickens. Dickens artık. rom andaki D ora’dır. yarı sevimli ve tu tu m su z kendi babasıdır. kitabın gerçek kuvveti. o n u n hakkında hiçbir şey hatırlam ak istem edi. Bu ancak. Micawber. David’in M urdstone ve Grindy şirketindeki çıraklı­ ğının kâbusunu yarattı. rom anın plânını dokuyan m u h telif iplikleri birbirine bağlam akla m eşguldür. M urdstone tarafindan nasıl ko­ vulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi smifi halkının yaşadığı yerlere nasıl düştü ğ ü n ü anlatır. kendi evlili­ ğinden önce tanıdığı M aria Beadnell’e olan aşkı idi. D ickens’in kendi çocuk­ luk yıllarını heyecanlı bir sam im iyet ve kızgınlıkla anlat­ m ış olmasıdır. fakat sevimli kız ile ev­ lenm iş olsa idi. aptalca. Fakat. D ickens’in inam im azcasına velût m uhayyilesi ile m üm ­ kün oldu. en yakın­ larına dahi bahsetm edi. b u n u n nasıl bir evlilik olacağını gayet can­ lı bir şekilde hatırlıyor.238 • 100 Büyük R o m an dolu büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. Bu kâbusu. fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe. kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. sadece sanatı vasıta­ sıyla belirtti. Dickens. ken­ di kendini analiz etm em ek için birtakım itiraflarda bulun­ m ak yerine. Genç yaşında evlenen David’in ha­ yatını anlatan kısım son derece dokunaklı. D ickens’in karakterleri arttıkça ve onlar birtakım tesa- . D ickens’in yarı tenkitçi.

1 0 0 B üyük R o m a n • 2 3 9

düfî yollarla birbirlerine bağlandıkça rom anın plânı ina-
nılm azcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından
kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hâle geldikçe, rom an
m uazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerin­
de durur. Bu karakterler, Micavvber veya U riah H eep gibi,
geniş bir m uhayyile gücünün eseri olarak ortaya çıktıkla­
rı zam an rom an gayet canlı. Fakat Steerforth gibi Byron’u
h atırlatan stero-tipler veya Victoria çağının m elekvarî tip ­
leri veyahut'Em ily gibi terkedilm iş kadın üzerinde d u rd u ­
ğu zam an canlılığından kaybediyor.
David Copperfıeld, D ickens’in m eslekî hayatının ortala­
rında yazdığı rom anlara tipik bir örnek. Yüksek derecede­
ki h ü m o r ve şiddetli bir kızgınlık, plânın hem en hem en
kontrol edilm eyen m uğlaklığı, rom andaki karakterlerin
m uazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulm ası, Dic­
kens’in tan ıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekil­
de rom ancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zam an gö­
rülüyor.

iki Şehrin Hikâyesi
(A Tale of Two Cities)

Yazan
Charles Dlckens
(1 8 1 2 -1 8 7 0 )

Başlıca Karakterler

Dr. Alexandre Manette: Bir z a m a n la rın g ü çlü , p a rla k d o k to ru ; B astille
z in d a n ın d a g eçird iğ i o n se k iz se n e s o n u n d a h e m e n h e m e n y ık ılm ış­
tır.
Luice Manette: Dr. M a n ette’n in n a z ik a ltın saçlı kızı.
Jarvis Lorry: T ellso n b a n k a s ın ın b ir "iş adam ı"; a ld a tırc a s ın a h u y su z .
Charles Darnay: K endi k e n d is in i y ık a n fa k a t p a rla k b ir av u k at.
Madam Defarge: A risto k ra tla rd a n in tik am a lm a k ta n b a ş k a b ir şe y d ü ­
şü n m e y e n k ad ın .
Sydney Carton: K endi k e n d is in i y ıkan, fak at p a rla k b ir av u k at; C h arles
D a rn ay 'a b e n z e r.
Ernest Defarge: Bn. D efarg e’n in "esm er, k ızg ın , te h lik e li” kocası; Pa­
r is ’te ih tilâ lc ile rin sık sık b u lu ş tu k la rı b ir m e y h a n e n in sa h ib id ir.
Bn. Pross: L ucie’n in k ab a ve g ü çlü h iz m e tç isi ve a rk a d a ş ı.
Jerry Cruncher: E lin d en b in b ir tü r lü iş g elen, d ik b a şlı b ir ad am . T ell­
s o n b a n k a s ın d a ça lışır ve b o ş v a k itle rin d e "K urtarıcı A d am ”d ır v ey a
tıp ta le b e le rin e k a d a v ra te m in ed er.

1 0 0 Büyük R om a n * 2 4 1

Hikâye

1 775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, es­
ki ve hürmet edilen Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis
Lorry, bir posta arabası ile Dover şehrine gider. O rada son
günlerde, Londra'dan geri dönmesi için ülkesine çağnian Lucie
Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce
Paris'e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defargelerin
meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmekte­
dir. D r Manette, Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek ba­
şına on sekiz yıl hapis tutulmuştur Şimdi, aklî dengesi bozuldu­
ğundan, İngiltere'ye mülteci olarak götürülmektedir. Jerry
Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de re­
fakat eder
Defargelerin meyhanesi, Paris'teki ihtilâlcilerin merkezidir.
Eski rejimin boş düşmanlan olan Detargeier, tavan arasını D r
Manette'ye vermişlerdir ve Manette de her gün saatlerce mazi­
sini hatırlamaya çalışmıştır Bn. Defarge, bu arada, ihtilâl gel­
diği zaman ortadan kaldınimasını arzu ettiği bütün aristokrat-
lann isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
Lucie ve Jarvis Lorry'nin, yaşlı Dr. Manette'yi Londra'ya ge­
tirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry
Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere
aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adın­
daki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulu­
nurlar Manetteler, beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye dö­
nerlerken Darney'e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler Dar-
ney'i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtanr. Carton sa­
nığa o kadar benzer ki, diğer avukat M r Stryver, sanığı "tanı-
yanlar'ın ifadelerini altüst eder
Muhakemeden sonra, Darney ve Carton, Manettelerin
mütevazı evlerini sık sık ziyaret ederler Darney'in, St. Evremon-
de'ler denen soğukçasına bencil Fransız aristokratlannın vârisi
olduklan anlaşılır O nlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya az­

2 4 2 • 1 0 0 Büyü k R o m a n

meden Darney, bir Fransızca hocası olarak Londra'da yaşama­
ya karar vermiştir.
Parlak, fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver'in yük­
lendiği dâvâlann hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok de­
fa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki
genç de Lude'ye kur yaparlar. Kız Darney'i seçtiği zaman, C ar­
ton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie'nin seçtiği bir kim­
se için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
Darney ve Lücie evlenirler Fransa'da ihtilâl patlayıp ih­
tilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkum­
lan serbest bıraktıklan vakit küçük kızlan altı yaşındadır. Uzun
yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gaza­
ba getiren bir hâdise, Charles Darney'in amcası hissiz St. Ev-
remonde Markisi'nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu
öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası. Markisi mahkemeye ge­
tirdiği başaramayınca yatağında öldürmüş ve bunun neticesin­
de de asılmıştır.
Bir gün İngiltere'deki yeni St. Evremonde Markisi'ne bir
mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin
ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markis'e müdaha­
le ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği
zaman, Charles'in emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka
aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünce
ile Fransa'ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
Böylece, Paris'e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yü­
rütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez,
ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber,
İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manetta, yardım için Fran­
sa'ya gelirler Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr
Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı o la ­
cağını düşünür.
Manetteler Paris'e geldiği zaman, Terör Rejimi tam bir hâki­
miyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet
ediyorlarsa da, Defargelerin St. Evremonde ailesi mensuplan-

Manet- teler bu zaferi henüz kutlamışlardı ki. Manetta'yı da. bir buçuk yıl hapsedilir. daha önce İngiltere için ca­ susluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak. onunla gizli bir anlaşma yapar. ihtiyar doktor tarafından Bas- til'deki uzun hapis yıllan sırasında yazılmış ve ihtilâlciler bura­ sını ele geçirdikleri zaman. hücresinde teselli edilemez bir vaziyette. Defarge. Pross. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman. mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlar­ lar. gerçekte ailenin ser­ vetinin yıllarca zarar verdikleri halka iade edilmesini emrettiği­ ni söyler Halkın hürmet ettiği Dr. halk düşmanlığı ile itham etmiştir. Evremondelerle hiçbir alışverişi olmadığmı ısrarla anlatır. Darney aleyhindeki şahitler arasında gösterir. ihtilâlcilerin bir casusu olan Barsad'la görüşün Kendisini. ■ Şimdi. . belgeyi Dn Manette'nin hücresinde bulmuştur. Lucie'nin eski sadık hizmetçisi Bn. mahkeme önüne çıkarılmadan önce. kendisini itham edenin kim olabileceği­ ni düşünürken. Darney. St. Evremon- deleri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkanr Adam. M. Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darney'in. Darney serbest bırakılır. Bn. mahkeme salonunun ön sırasında oturur. uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklannda görür. Dr. Lucie'nin. Bütün bu müddet zarfnda do. Darney yeniden tevkif edi­ lir. St. nihayet. Bu senelerce önce İngiltere'deki muhakemede Darney aleyhine şahitlik eden hain John Barsad'dır. Darney. kocasını görmesine müsaade edilmez. mahkeme önüne çıkanlır. Sydney Carton da Paris'tedir. şeytanî atkısını örer ve Darney'in öldürülmesini ister Charles. Defargeler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu. 100 Büyük R om an • 243 rta besledikleri nefret öylesine derindir ki. Defrge. Fransa'dan İngiltere'ye gitmesine müsaade edilmez. Bu önemli ve lanetleyici belge. Darney'in yeni muhakemesinde. Detarge. Darney.

Evremonde Markisi'nin suçsuz bir aile üzerin­ de işlediği dehşet saçıcr bir suçu öğrendiği için. Defarge'in kızkarde- §i fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir Kız ölüm yatağında iken. St. Defarge'nin karşısına. Bn. giyotin altına yatacaktır Hapishane dışındaki halk. Markis. hayatı bo­ yunca sağır bırakır Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar. Pross'la çekişirken. Pross çıkar ve Dar- neylar Fransa'dan kaçarlarken. Darney'in içkisine uyuşturucu madde katar. Bn. hâkimler üzerine tesiri o lu r Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen D r Manete'nin sözleri göz önüne alınmaz. ecdadının işlediği suçlann cezasını çekmesi gerekti­ ği kanaatiyle yirmi dört saat içinde. kendisi gibi iriyan ve kuvvetli Bn. kendi tabancasıy­ la kendini vurur Tabancanın patlaması. Carton. Evremonde ailesini lânetlemektedir Uzun yıllardır unutulan bu belgenin. çevri­ len oyunun farkına varmaz ve Darney ailesine kavuşur Bu arada.2 4 4 » 1 0 0 Büy ü k R o m a n Belgede. D r Manet- te'nin nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır Soylulann hukukuna '(le droit de seigneur") göre. Darney'in. şimdi sevdi­ ği kadjnın kocası namına hareket etmeye karar verir Şantaj yaptığı Barsad'ın yardımı ile Carton'un hücresine girmeye mu­ vaffak o lu r Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek. Evremonde'nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille'e atılmıştır D r Manette. bu belgede. Bn. Dn Manette. Carton. mahkûmları öldüre- . Pross'u. bütün St. Defarge. Darney'in ye­ rine. Defarge'nin onlan yakalama­ sını engeller İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdı­ ğına üzülen Defarge. St. giyotin altında öldürülm e­ sine koror verilir Fakat yıllardır kendini terkeden Sydney Carton. onunla el­ biselerini değiştirir ve Barsad'ın arkadaşını hücreden çıkarma­ sını ister Mahkûma çok benzediğinden. Bn. Lucie'nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette'nin evine gider Bn.

B unun yerine. T hom as Cariyle’nin Fransız İhtilâli adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens. Barnaby Rudge de senelerce önce işlenen bir suçun intikam ı üze­ rinde durur. D aha sonraki kitabı gibi. intikam . Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı. intikam peşinde giden mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır Giyotin düşmeden önce. Cariyle. m uhtem elen. sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır Ya­ nındaki. . 100 Büyük R om an • 245 çekleri yere götürürken. bir defa d aha tarih î bir rom an yazm ak istedi. Bn. tarih î rom an yazm akla kendisini hiçbir za­ m an rahatlık içinde hissetm edi. İki Şehrin Hikâyesi’ni Dic- kens’in en popüler rom anlarından biri hâline getirm işse de. Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları. B ununla beraber. an­ cak kan getirir." Eleştiri M uğlak ve heyecanlı plânı. m üşfik ve bencil hislerden uzak beşerî kalpler durdurabilir. onun belki de en az tu tu la n rom anıdır. Dickens. Tünnbrellerden birinde. fakat Dickens. onların çoğunu okum adı. Detarge'nin bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında bahsedilir. o zam anın at­ m osferini bir hikâyede belirterek. Carlyle’ın bu hâdiseler­ den çıkardığı ahlâkî dersi gösterm ek istedi: Yâni kan. ihtilâlin tarihini yeniden yazm ak istem edi. araştırm a yapm ası için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi. Barnaby Rudge (1841). Carton der ki: "Şimdiye kadar yaptığım her işten çok çok daha iyi bir şey yapıyorum. Cariyle’in m evcut şartlar altında. sonunda kendisini suçlu m evki­ ine g ö tü rü r ve Fransız ihtilâlinin m eydana çıkardığı vahşî kan banyosunu. ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına em in olduğundan. anti- Katolik başkaldırm aları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir. romancıya.

Dickens rom anında. aslında iyi olan ta ­ raflarının. Rom anın sonunda. Pickwick’in Evrakı ve David Copperfîeld gibi önceki rom anlarından da­ ha yaygın ve rahatlıkla okunan bir rom an değildir. intikam ve vahşet hisle­ rine m ağlûp olan ihtilâlciler. hızh hareket eden bir plân hazırlam aktı. yıllardır acı ve ıs­ tırap içinde kıvranan Fransız halkının. Fakat ardından. ihtilâlden önceki baskı reji­ mi gibi. İki Şehrin Hikâyesi. Sydney C arton. İki Şehrin Hikâyesi’ni yaz­ dığı sırada. Rom anın tezi. . ancak kendi kendini feda etm esiy­ le günahlarından tem izlenen C arton’un. bir terö r rejimi yarattılar.2 4 6 • 1 0 0 Büyük R om an Bu düşünce ile ortaya çıkaıj kitap aslında bir m elod­ ramdır. Dic­ kens’in buradaki başlıca düşüncesi. Bencil ve zalim aristokrasi. beşeriyetin geleceğine ü m it ışığı tutacağını gösterm ek istiyor. D ickens’in öteki rom anlarındaki yüksek ölçüdeki hüm ordan m ahrum dur. fakat gü­ ruh yönetim inin ve kana susam ışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürü­ lür. Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. aslında. hiç kim seye bir zarar vermeyen. Dickens. am atör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria m elodram ının etkisindedir. bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful